Yozgatspor 1959 Kulüp Başkanı Kazım Arslan haftasonu oynanan Yozgatspor Ünye 1957 Spor karşılaşması sonrası açıklamalarda bulundu.
Yozgatspor 1959 FK Kulüp Başkanı Kazım Arslan Geçen sene de güçlü bir ekiptik bu sene de güçlü bir ekip olduğunu söyledi.
Başkan Arslan yaptığı açıklamada şunları söyledi; “29 maçta tek bir mağlubiyeti olan bir takımız.Geçen seneden bu zamana devam eden bir istikrarımız var. Geçen sene bir şanssızlıkla şampiyonluğu kaçırdık. Bu sene şampiyon olacağımıza benim inancım tam. İlk 5 hafta da şampiyonluk yolunda rakibimiz olacak takımlarla oynadık. Kayıpsız olarak yolumuza devam ediyoruz. Bundan sonrası için ise sezon sonuna kadar puan kaybetmeyeceğimiz kanaatindeyim. Bu sene şampiyonluğu göğüsleyeceğiz. Ünye 1957 Spor maçında takımımız geriye düştüğünde de kötü bir futbol oynamıyordu. Maçın ilk dakikasından sonuna kadar maçı hiç bırakmadı takımımız. Futbol bu, iki gol yedik. Takım maçı kazanmaya azmetti ve kazanan taraf biz olduk. Takımımızın Ünyespor karşısında aldığı galibiyet kesinlikle tesadüf değil. Hak edilmiş bir galibiyeti aldık. Bugüne gelmemizde tabi şehirde ki uyumunda büyük bir payı var. Yönetimiyle, taraftarıyla, vatandaşla, futbolcularıyla, teknik heyeti ile çok güzel bir uyum yakalandı. Geçen senekilerden daha farklı bir uyum yakalandı. Bu uyumda Yozgatspor’a başarıyı getirecek.Yozgatspor iyi yönetilen bir takım. Takımda huzuru bozmak isteyenlere karşı taviz vermeden akıllı bir yönetimle bugünlere geldik. Bu günlere gelmemizde katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Yazar: admin
-

ARSLAN: GÜÇLÜ BİR EKİBİZ
-

Vali Yurtnaç veda etti
Valiler Kararnamesi ile Mülkiye Başmüfettişi olarak atanan Vali Kemal Yurtnaç veda etti.
Valilik Fuaye salonunda Türkiye Cumhuriyeti’nin 95. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla verilen resepsiyon sonrası yaptığı konuşma ile katılımcılara ve Yozgatlılara veda eden Vali Yurtnaç, Yozgat’ı unutmayacağını söyledi.
Vali Yurtnaç konuşmasını şu şekilde sürdürdü;
“Hayat bir yolculuk, bu yolculukta ara ara bazı limanlarda durur nefeslenir, başka bir yolculuk için hazırlık yaparız. 2016 yılında başladığım Yozgat yolculuğu, 27 Ekim 2018 tarihli cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kuruluna Başmüfettiş olarak atanmam nedeniyle sona eriyor.
Milletçe, dilimize yer etmiş bazı güzel kelimeler vardır. Onlardan bir tanesi, ‘’hayırlısı olsun’’, geleceğe yönelik olarak planladığımız şeylerde de ‘’İnşallah…’’ burada iki kelimede yerine oturuyor, atama kararı için, olanda hayır vardır derken, geleceğe yönelik olarak ta bu vatana hizmet yolunda Allah’ın izni ve yardımıyla çalışacağız diyoruz.
Çalışmak zorundayız, zira biz millet olarak beklenenleriz. Masumların, boynu büküklerin, fakir fukara, garip gurebanın, zalimlerin zulmü altında yaşayanların, ümidiyiz. Kimse bu milletin bu vizyoner bakışını daraltmasın, işin gerçeği budur…
Bu millet görevlidir. Heva ve hevese, günübirlik yaşamaya, dedikodulara, idealsiz bir hayat sürmeye ve günübirlik yaşamaya devam ettirmeye kimsenin hakkı yoktur ve buna müsaade de edemeyiz.
Yeryüzünde hakkı anlatıp, zulme karşı çıkacak, belki zarar görecek ama bu yolda hayatına yön veren bir şuurda olmak zorundayız. Bu bir ütopya değil, aksine milletimizin gerçeğidir.
Buradan hareketle bizim serüvenimizde, Yozgat yolculuğu bitmiş, yeni ufuklara doğru bir hareket başlamıştır. Hareket diyorum zira ideali, hedefi olan dava insanlarının emeklilikleri ya da boş boş oturmaları diye bir şey olamaz. Bu insanların emekliliği son nefeslerindedir. Bu açıdan vatana millete hizmet etme heyecanımız süreklidir. Yavuz Sultan Selim Han, son nefesinde ‘’attan inmeyesüz…’’ diyerek hizmet etme yarışının devam etmesi gerektiğini açıkça ifade etmiştir.
Yozgat’taki görev sürem içerisinde, klasik rutin; okul altyapı, yol gibi hizmetlerin dışında, Yozgat’a güç vereceğine inandığım, Yozgat Diasporası diye adlandırdığım yurtiçi ve yurtdışındaki Yozgatlıları harekete geçirmeyi planlayarak istişarelerde bulunduk.
Termal kaynakların kullanımı, ekonomiye kazandırılması ile uğraşlar verdik. Bu arada bürokrasi ile mücadele ederek, ona karşı yöntem arayışında bulunduk. Şurası da bir gerçektir ki, bu çalışmalar dünden bu güne sonuç alınacak bir çalışma değildir. Bir hedeftir ve sürekliliği esastır.
Yozgat’ın 2023 yılına kadarki yol haritasını, Yozgat Vizyoner Hedefleri adı altında yazılı hale getirerek, idarenin yol haritasını oluşturduk. Bu çalışma, sürekliliğin sağlanması açısından, yeni valimize de takdim edilmek üzere ilgililer talimatlandırılmıştır.
Görev sürem içerisinde, pozitif ayrımcılık yapacağımız dediğimiz, engelliler, şehit yakınları, gazilere destek vererek, basın mensuplarını yanımıza almadan ziyaret ettiğimiz şehrin garip gurebasına sahip çıkmaya gayreti içerisinde oldum.
Tabi ki her şehirde sesi çok çıkan, kendisini eşitler arasında daha eşit gören, kimsenin düşünemediğini düşündüğü zehabına kapılıp ve hayata öyle bakan, oturduğu yerden devlet kurup devlet yıkan, sosyal medyayla idareye yön verme gayreti içerisinde olanların da olması olağan bir durumdur. Bir idareci bunları yok saymamalı ama bu ortamdan uzak durmalıdır. Aksi takdirde üretemez, heyecanını yitirir.
Herkesin memnun olduğu bir yönetim şekli dünya kurulalı oluşturulamamışken, bunun peşinde koşup, soyut kalabalıkları memnun etme gayreti yolunu benimsemedim. Zira o alan kaos getirir. İşte asıl Yozgat’a zarar verecek davranış, bu ortama ayak uydurmakla olurdu. Bu bir zaman kaybıdır. Bizimse koşturmaya ihtiyacımız vardı. Yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı da web sayfamız kanalıyla kamuoyuyla paylaşarak bilgilendirme yolunu seçtik.
Tanıtım, algı yönetimine önem vererek, üreten Yozgat’ı oluşturmayı hedefledim. O maksatla iş adamları zirveleri, fuarlara katılım, yatırımcıları Yozgat’a çekmek için, yatırımcıya kırmızı halı, roma hamamı tanıtımı gibi çalışmaları öne aldım.
Geldiğimde kaderine terkedilmiş, aidatları toplanamayan 1400 kişinin zoraki çalıştığı bir organize sanayi bölgesinden, üzerindeki ölü toprağını atmış, 1755 istihdama ulaşmış ve yapılan yeni yer tahsisleri ile iki yıl içinde 3000 istihdama ulaşacak bir organize bölgesini ileri çıkardık. Aslında Yozgat’a ilave 1600 kişilik istihdam sağlayarak yeni fabrikalar açmış olduk. Organize sanayi bölgeleri bir şehrin istihdam ve üretim deposu olmakla birlikte, devleti işveren olarak görme algısını yıkan ve özel sektörü ileri çıkaran bir yapılanmadır.
Devlette masa kovalayan bir toplumdan, üretimin bir parçası olma heyecanını yaşayan insanları ortaya çıkarmak gerektiğine inanarak bunları hedefleyerek çalıştım. İşin doğrusu da algı yönetimi de budur.
Tabi ki bir ihanet kalkışması ve ülkemizi işgalin planı olan, 15 Temmuzu da Yozgat’ta yaşamış olmak ve Yozgatlının kahramanca duruşunu görmekte benim için ayrı bir tecrübe ve onurdur.
O gece Yozgat; valisiyle, halkıyla sağına soluna bakınmadan sokağa çıkan ilk şehirdir.
Bu mücadelemiz sürecektir. Bu, ülkemizin varlık ve beka sorunudur. Bunların hala uzantıları vardır, duruşumuzdan kaynaklanan rahatsızlıklarını ve buradan ayrılacak olmam nedeniyle sevinç çığlıkları attıklarını da biliyorum. Ama bilsinler ki, devlette ve devletin duruşunda süreklilik vardır ve onlar içinse ihanet duygusundan başka bir gelecek yoktur.
Bu yazılanları uzatabiliriz. Ancak bir gerçek var ki o da ayrılık vaktinin geldiğidir. Örfümüz; gidene güle güle; gelene hoşça bakın demektir.
Siz değerli Yozgatlılara hoşçakalın derken, yeni valimiz Kadir Çakır’a başarılar diliyor; başta Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve ekip arkadaşlarına, milletvekillerimize, Yozgat için birlikte emek vererek ürettiğimiz çalışma arkadaşlarıma ve halkımıza takdirlerinden ve desteklerinden dolayı teşekkür ediyor, sağlıklı mutlu başarılı yarınlar diliyorum” diye konuştu.
Vali Kemal Yurtnaç bugün Yozgat’tan ayrılacağını sözlerine ekledi.
Konuşmanın ardından bazı kurum ve kuruluş temsilcileri Vali Yurtnaç’a Yozgat hatırası olarak hediy verdi.
Daha sonra Vali Yurtnaç ve Eşik Dilek Yurnaç katılımcılarla tek tek tokalaşarak helallik isteyip vedalaştı. -

Cumhuriyet Bayramı Bahçeşehir Kolejinde coşkuyla kutlandı
Sorgun Bahçeşehir Koleji tarafından 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı coşkuyla kutlandı.
Cumhuriyet’in Kuruluşunun 95. Yıldönümü kapsamında gerçekleştirilen etkinlikler ilkokul ve ortaokul öğrencileri tarafından çeşitli etkinliklerle kutlandı. İstiklal Marşı ve saygı duruşu ile başlayan etkinlikte, şiir ve öğrenci gösterileriyle devam etti.
Programda; Cumhuriyet Bayramı konulu resim yarışmasında dereceye giren öğrencilere başarı ödülleri protokol üyeleri tarafından verildi.
Etkinliğe Sorgun Kaymakamı Mustafa Altınpınar, Sarıkaya Kaymakamı Yasin Özcan, Sorgun Belediye Başkanı Murat Gürbüz, Cumhuriyet Savcısı Gül Göçmen, İlçe Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Ekinci, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Üzeyir Arslan ve Yozgat KOSGEP Müdürü Mustafa Işık, katıldı. -

Sosyal yaşam alanı çalışmaları sürüyor
Kadışehri ilçesinde vatandaşların daha huzurlu ve kaliteli zaman geçirmeleri için Kadışehri Belediyesi tarafından oluşturulan sosyal ve kültürel çalışmalar devam ediyor.
Kadışehri ilçesinde 2016 yılında yapımına başlanılan ve geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın da katılımıyla açılışı yapılan 15 Temmuz Şehitler Kulesi’nin çevresinde vatandaşların istifadesine sunulmak üzere sosyal alan çalışmaları aralıksız devam ediyor.
Kadışehri Belediye Başkanı Davut Karadavut, ilçenin daha yaşanılabilir hale gelmesi ve vatandaşların keyifle zaman geçirebilmeleri için sosyal ve kültürel alanları artırmaya devam ettiklerini söyledi. Karadavut, Kadışehri’nde yapımı tamamlanan 15 Temmuz Şehitler Kulesi, Şehr-i Kadın Konağı ile yapımı devam eden kültür merkezi ve düğün salonu, merkez cami, mesire alanı, yürüyüş yolu gibi çalışmalar hakkında bilgiler verdi.
Vatandaşların hizmetine sunulan 15 Temmuz Şehitler Kulesi ve Şehr-i Kadın Konağı hakkında açıklamalarda bulunan Başkan Karadavut,”15 Temmuz Şehitler Kulesi’nin yapımına 2016 yılında başladık. İlçemizde kalıcı bir simge bırakmak, aynı zamanda halkımız, burada ilçeyi rahatlıkla seyredebilecekler ve sakinliği ile rahat bir zaman geçirecekler. Şehr-i Kadın Konağı, kadınlarımızın beraber oturabilecekleri, etkinliklerini daha sosyal bir ortamda gerçekleştirecekleri aynı zamanda çocuklarımızın da güvenli bir ortamda rahat hareket edip oynayabilecekleri bir proje çalışması oldu ve o da ilçemize kazandırıldı” dedi.
Şu an yürüyüş yolu çalışmalarının tüm hızla devam ettiğini hatırlatan Başkan Karadavut, ilçeye 2 bin 500 kişilik bir cami yaptıklarını caminin altında ise 50 işyeri ve 500 kişilik bir konferans salonunun bulunduğunu aktardı. Düğün salonu ve kültür merkezi yapımının halen sürdüğünü vurgulayan Karadavut,”Kültür merkezi bölümünde 250 kişilik konferans salonumuz, atölyemiz ve kütüphanemiz bulunacak. Düğün salonumuz ise 500 kişilik olup burayı da tamamladığımız da Kadışehri halkının hizmetine sunacağız” şeklinde konuştu.
Başkan Karadavut, şuan alt yapı çalışmasına başlanılan, park, piknik alanı ve çocuk eğlence merkezi yapım çalışmalarının da kısa süre içerisinde Kadışehri’ne kazandırılacağını söyledi. -

29 Ekim resepsiyonu düzenlendi
Cumhuriyetimizin kuruluşunun 95. Yıl dönümü münasebeti ile Vali Kemal Yurtnaç ve Eşi Dilek Yurtnaç’ın ev sahipliğinde 29 Ekim Resepsiyonu düzenlendi. Cumhuriyetimizin kuruluşunun yıl dönümü münasebeti ile pasta kesilerek davetlilere ikramda bulunuldu.
Valilik Fuaye Alanında düzenlenen resepsiyonda konuşan Vali Kemal Yurtnaç, Cumhuriyetimizin 95. Kuruluş yıl dönümünü kutlayarak, Gazi Mustafa Kamal Atatürk, silah arkadaşları ve ebediyete intihal etmiş gazi ve şehitleri rahmetle andığını söyledi.
Cumhuriyetin tüm nesiller için önemli olduğunu belirten Vali Yurtnaç, “Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, ‘Cumhuriyeti biz kurduk yaşatacak olan sizlersiniz’ diyor. Tabi bizim binlerce yıllık bir tarihimiz var. Bu tarihimizde dünyaya her zaman adaletle hükmetmiş, mazlumun yanında olmuş, dik durmuş bir milletiz. Bunu padişahlık zamanında da yapmışız Cumhuriyet zamanında da yapmışız. Her milletin bir refleksi var ve bunu her zaman devam ettiriyor. Bizim milletimizin kumaşında kahramanlık, cesaret, fedakarlık ve adalet vardır. Milletimizle, tarihimizle gurur duymalıyız” dedi.
Cumhuriyetimizi kuran Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını saygı ve rahmetle andığını ifade eden Vali Yurtnaç, “Şehitlerimizi ve ebediyete irtihal etmiş gazilerimizi rahmetle anıyorum. Hayatta olan gazilerimizi de şükranla yad ediyorum. Onlar bizim değerlerimizdir. Onların bu toplumda her zaman yeri var. Cumhuriyet cumhurdur, halktır, halksız bir demokrasi, halksız bir cumhuriyet düşünülemez.
O maksatla davetimize katıldığınız için teşekkür ediyorum. İlelebet milletimiz, devletimiz payidar olsun. Cumhuriyet Bayramımızı tekrardan kutluyor herkese saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı. -

Türk Kızılayı 150 yaşında
Türk Kızılayı Yozgat Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem İlker, Kızılay’ın 150. Yıl dönümünü kutladı.
Her yıl 29 Ekim – 4 Kasım günlerinin Kızılay Haftası olarak kutlandığını söyleyen Türk Kızılayı Yozgat Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem İlker, “Bu hafta içerisinde şube başkanlığı olarak okullarımızda yapacağımız Kızılaycılık eğitimleriyle, resmi kurumlarımızda düzenlediğimiz kan bağışı organizasyonlarıyla ve kurum ziyaretlerimizle Kızılay Haftasını kutlayacağız” dedi.
İlker, “Kızılay Haftası, Kızılaycılık bilincinin oluşturulmasında, Kızılay’ın milletimiz açısından önemini vurgulamak ve Kızılay’ın karşılıksız sunduğu hizmetlere kamuoyu desteğini sağlamak açısından büyük önem taşımaktadır. Tüm okullarımızda çeşitli etkinliklerle kutlanan Kızılay Haftası, Kızılaycılık felsefesi ve temel ilkelerini tanıtmak ve benimsetmek, gerçekleştirdiği yenilikleri ve hedefleri konusunda kamuoyunu bilinçlendirme imkânı sunması açısından önemlidir. Türk Kızılay gönüllü olarak yürüttüğü tüm çalışmalarında vatandaşların desteğine ihtiyaç duymaktadır. Gerçekleştirilen çalışmaların doğru araçlar ile halkımıza aktarılması bu çalışmaların devamlılığına büyük katkı sağlamaktadır” şeklinde konuştu.
Türk Kızılay’ın çalışmalarının zamanla sınırlı olmadığını belirten İlker, “Yılın 365 günü Kızılaycılar ihtiyaç sahiplerini yalnız bırakmamaktadır. Bu sebeple Kızılay’a gösterilen ilgi de bir hafta ile sınırlı kalmamalıdır. Unutulmaması gereken Kızılay’ın hepimizin Kızılay’ı olduğu, hepimizin bir gün Kızılay’a ihtiyacı olabileceği gerçeğidir. Türk Kızılayı, yardımseverlerin ve gönüllülerinin desteği ile dünyanın neresinde olursa olsun insan onurunun korunması doğrultusunda tüm gücüyle iyilik yolculuğuna devam edecektir. Türk Kızılay Yozgat Şube Başkanlığı olarak tüm milletimizin, üye ve gönüllülerimizin Kızılay Haftası’nı kutluyor 150 yıllık iyilik hareketinin başarılarla dolu nice yıllara ulaşmasını temenni ediyorum” açıklamasında bulundu. -

Vali Yurtnaç, veda ziyaretlerinde bulundu
Son Valiler Kararnamesi ile Mülkiye Başmüfettişliği görevine atanan Vali Kemal Yurtnaç, ilde kurum müdürlerine veda ziyaretlerinde bulundu.
Vali Yurtnaç, veda ziyaretleri kapsamında Yozgat Belediyesi, İl Jandarma Komutanlığı, Cumhuriyet Başsavcılığı, Emniyet Müdürlüğü, Bozok Üniversitesi Rektörlüğünü ziyaret etti.
Vali Yurtnaç, görev süresi içerisinde kurum müdürleri ile birlikte uyumlu bir çalışma içerisinde olduklarını belirterek, hizmetlerinden dolayı teşekkür etti.
Kurum müdürleri de ziyaretlerinden dolayı Vali Yurtnaç’a teşekkür ederek, Mülkiye Başmüfettişliği görevinde başarılar diledi. -

Yozgat Şehir Hastanesi’nde obezite psikolojik destekle tedavi ediliyor
Dünyanın sorunu olan obeziteye karşı çeşitli yöntemler uygulanırken, Yozgat Şehir Hastanesi’nde de diyet listelerinin yanı sıra grup terapisi ile hastalara psikolojik destek sağlanarak tedavi gerçekleştiriliyor.
Yozgat Şehir Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nihan Coşkun, yapılan araştırmalara göre, 21. yüzyılın en önemli sağlık sorunu olan obezitenin halk sağlığını tehdit ettiğini, dünyada gelişmiş ülkelerde yaşayan her 4 çocuk ve ergenden birinin, gelişmekte olan ülkelerde ise her 7 çocuk ve ergenden birinin fazla kilolu ya da obez olduğunu vurguladı.
GRUP TERAPİSİ
Uyguladıkları grup terapisi programı ile obezite sorunu yaşayan hastalara psikolojik destek sağladıklarını belirten Dr. Coşkun, “Çünkü, tedavide sadece diyet listeleri ile başarı elde etmek mümkün olmayabiliyor. Hastalarımız bu programı tamamladığında, seçilen herhangi bir diyete rahatça uyum sağlayabilecek düzeye gelmektedirler” dedi.
KİLO VERME EĞİTİMİ
Hastanede verdikleri kilo verme eğitimi programının 6 ile 8 haftalık süreyi kapsadığını, grupların ise 8 ile 10 kişi arasında değiştiğini belirten Dr. Coşkun, katılım öncesinde tüm hastaların endokrinoloji muayenelerinin yapıldığını ifade ederek, şöyle devam etti;
“Program dahilinde uzman diyetisyenlerle görüşme sağlanmanın ve kişinin kilosuna ve metobolizmasına uygun diyet listesinin hazırlanmasının ardından psikolojik destek de sağlanmaktadır. Programa katılanlar eğitim sonunda seçilen herhangi bir diyete uyum sağlayabilmekte ve aşırı yeme isteği ile nasıl başa çıkacağınızı öğrenmektedir.
Hastalarımız, bu program sayesinde özel günler, doğum günleri, bayramlar, altın günleri, aile ziyaretleri gibi toplantılarda da diyeti bozmamaktadır.”
PSİKOLOJİK AÇILIK VE FİZİKSEL AÇLIK ARASINDAKİ FARK
Dr. Nihal Coşkun, birçok insanın duygusal açlık sonucu aşırı yeme eğiliminde olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“Fizyolojik olarak meydana gelen açlık bedenin bir tepkisidir. Duygusal açlık ise olumsuz duygu durumlarıyla tetiklenen ve kişi tarafından oluşturulan açlıktır.
Fiziksel açlık, yemek yedikten birkaç saat sonra yavaş yavaş ortaya çıkar ve yemek yendiğinde doygunluk hissine ulaşılır. Duygusal açlık ise, açlık ve tokluk kavramlarından oldukça uzaktır. Kişi yemekten yeni kalkmış olsa bile olumsuz duygularıyla başa çıkabilmek için farkında olmadan yeme eylemini sürdürür.
Uyguladığımız grup terapisi programında katılımcılar, psikolojik açlık ile fiziksel açlık arasındaki ayrım ile can sıkıntısı, mutsuzluk ve öfke gibi duygularla yemek yemeden baş etmeyi öğrenebilmektedirler. Böylece yememeleri gereken bir şey ile karşılaştıklarında huzursuzluk, kısıtlanmışlık hissi gibi olumsuz duygulara kapılmadan verilen ikramı red edebilmektedirler.”
OBEZİTE
HASTALARINA
TAVSİYELER
DR. Coşkun, obeziteden kurtulmak için diyet listesinin tek başına yeterli olmadığı düşüncesinden yola çıkarak gerçekleştirdikleri psikolojik destekli tedavi yönteminden başarılı sonuçlar alındığını belirterek, bu sorunu yaşayanlara şu tavsiyelerde bulundu:
“Eğer siz de daha sağlıklı olmak, tansiyon, şeker, kolesterol gibi hastalıklarınızdan uzaklaşmak, daha güzel görünmek, daha özgüvenli olmak ve yeme konusunda daha kontrollü hissetmek istiyorsanız, bunun için yardım alabilirsiniz. Daha önce diyet yapmış ve başarısız olmuş olabilirsiniz. Bunun nedeni iradesiz ya da başarısız olmanız değil, daha önce bunun nasıl yapılacağını kimsenin size göstermemiş olmasıdır.”
DİYETİ BALTALAYAN DÜŞÜNCELER
Dr. Nihal Coşkun, diyet yapan birçok insanın, “Bunu hak ediyorum”, “Yemezsem annem üzülür”, “Bir kereden bir şey olmaz” gibi diyeti baltalayıcı düşüncelerle nasıl başa çıkabileceklerini bu programda katılımcılara anlattıklarını söyledi.
Coşkun, obezitenin sadece fiziksel rahatsızlık veren bir sorun olmadığını aynı zamanda çeşitli kronik rahatsızlıkları da tetiklediğini, hastalığın tedavisinin bu açıdan büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi. -

Akdağmadeni’nde Cumhuriyet Bayramı Coşkuyla Kutlandı
Cumhuriyetimizin 95.Yıl dönümü Yozgat’ın Akdağmadeni İlçesinde coşku ile kutlandı.
Akdağmadeni Belediye Meydanında düzenlenen, törene İlçe Kaymakamı Alp Eren Yılmaz, Garnizon Komutanı Asteğmen Erdem Tezoldu, Belediye Başkanı İrfan Coşgun, daire müdürleri, siyasi parti ve sivil toplum örgüt temsilcileri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.
Törende bir konuşma yapan Kaymakam Alp Eren Yılmaz, beşbin yılılık Türk devlet geleneğinin idare şeklinin en medeni şekli Cumhuriyettir. İşte bu sayede ülkemiz gelişmiş ilerlemiş ve dünya medeniyetler ailesi arasında en saygın noktaya gelmiştir.Bulunduğu coğrafyaya ışık tutan zorda kalmış halklara yardım eli uzatan insanlığa ve dünyamıza her türlü katkıyı sunmayı kendisine şiar edinmiş bir ulusa dönüşmüştür.Sevgili öğrencilerimiz kıymetli gençlerimiz elbette bugünün şartlarında elde edilen başarılar gelecekte yeterli gelmeyecektir.Bu nedenle ufkunuzu ve vizyonunuzu genişletmek zorundasınız. Milli ve manevi değerlerimize sımsıkı sarılırken aynı zamanda saygın bir dünya vatandaşı olarak kendinizi yetiştirmeli ve bu doğrultuda kainatta vuku bulunan gelişmeleri yakından takip etmelisiniz. Yeni teknolojileri takip etmek bir milleti ileri götüremez ve yeterli gelmez.İşte bu nedenle sizler yeni teknolojilerin yeni siyasal akımların yeni felsefi düşüncelerin mucitleri düşünürleri olacaksınız ve olmak zorundasınız.Cumhuriyet değerlerimize sarılarak yorulmaksızın çalışmaya devam etmeliyiz diye konuştu.
Kutlamalar, öğrencilerin şiir okunması, halk oyunları gösterilerinin ardından tören geçişi ile son buldu. -

Vali Çakır, bürokrasiyi çalıştırabilecek mi?
Valiler Kararnamesi ile Yozgat’a atanan Vali Kadir Çakır, birkaç gün içerisinde Yozgat’a gelerek görevine başlayacak.
Eminim Vali Çakır, kendi adının açıklanmasıyla birlikte; şimdiden Yozgat’ın ekonomik ve sosyal durumuyla ilgili bilgileri toplamaya başlamıştır. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var. Sayın Vali, şehrin gelişmesi ve kalkınmasına yönelik yapacağı çalışmaları pratikte uygulamaya koyabilecek mi? Bunda ne kadar başarılı olabilecek. Bunu zamanla hep birlikte göreceğiz.
Sayın Çakır’ın görevde bulunduğu süre içerisinde gerçekten başarılı olabilmesi, kentin sorun ve beklentilerine cevap verebilmesi elbette kurumlarında çalışmasıyla alakalıdır. Aslında, siyasetin bürokrasiyle iç içe olmasının dezavantajını Vali Çakır’da yaşayacaktır. Çünkü onun, bunun adamından çok liyakat sahibi bürokratların olması Sayın Çakır’ın Yozgat’ta ki başarısında belirleyici rol oynayacaktır.
Geçmişte olduğu gibi günümüzde de elbette iktidarlar kendi bürokrasisini oluşturur ve buna yönelik çalışma yapar. Kendi atadığı bürokrattan da başarılı olmasını ister. Başarısına sahiplendiği gibi başarısızlığı da iktidarın karnesine yazılır. Bu durumda da ilin mülki amiri Vali olduğu için bir kurumda yaşanan aksaklıklarda ister istemez Sayın Vali’ye fatura edilecektir.
Vali Çakır, öncelikle kurumları ve başındaki yöneticilerin verimli olup olmadığına bakarak, bir değerlendirme yapması lazım. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın “makamlarda oturan bürokratlarımız, makamın hakkını vererek çalışacak. Eğer ki istenilen derecede verimli çalışmıyor ise kusura bakmasın, kimse o koltuğu işgal edemez” sözünden de hareketle liyakat sahibi, işin ehli kişileri tercih ederek çalışma içerisine girmeli. Aynı şekilde Cumhurbaşkanı Yardımcımız Hemşerimiz Sayın Fuat Oktay’ın da Yozgat’la ilgili fikirleri ve düşünceleri oldukça önem arz ediyor. Vali Çakır’ın da buradan esinlenerek, yeni ve kapsamlı bir çalışma yapması ve bunu da uygulaması şehrimize her alanda büyük katkı sağlayacaktır. Aksi takdirde bir yerlerde eksiklikler, aksaklıklar dün olduğu gibi bundan sonrada devam eder.
Günümüzde özellikle bürokrasidekiler işine geldiği gibi Yozgat menfaatini değil kendi çıkarlarını düşünerek hareket eder duruma geldi. Koltuğunu koruma adına kendisini başarılı gibi sunmaya çalışması ve tribünlere oynaması bunun bir göstergesidir. Yapıcı eleştirilere bile tahammül edemeyen kişilerden de zaten makamın hakkını vermesi beklenemez.
-

“Benim Kulübüm Yeşilay” Projesi
Yeşilay Şube Başkanı Halil İbrahim Coşkun, “Benim Kulübüm Yeşilay” Projesi kapsamında Toki Şehit Adem Cankurtaran Ortaokulu 7. Sınıf öğrencilerine 6 saat boyunca uygulanan proje amacına ulaşmış ve çok güzel sonuçların alındığını söyledi.
Coşkun, Projesi önleyici ve koruyucu hizmetler kapsamında ilk ve ortaokullarda uygulanan, yapılandırılmış çeşitli etkinliklerle Yeşilay’ı tanıtan ve TBM1 kazanımları temelinde öğrencilerde bilinç ve farkındalık oluşturan bir projedir. Okullardaki Yeşilay kulüplerinin prestijlerini ve etkinliğini yükseltmek, bu çerçevede Yeşilay şubelerinin organizasyon yeteneklerini artırmak ve genç Yeşilay gönüllülerini harekete geçirmek amacıyla bir Tip Proje oluşturulmuştur” dedi.
Projenin Amaçları hakkında bilgi veren Coşkun, Öğrenciler nezdinde Yeşilay’ın tanınırlığını ve bilinirliğini arttırmak, Yeşilaycılık mesajlarını ve gönüllülüğünü yaygınlaştırmak, Önleme çalışmalarında akran eğitim metodunu işlevsel bir araç haline getirmek ve öğrencilere doğru rol modeller sunmak, Öğrencilerde özgüven ve sorumluluk duygusu geliştirmek ve yeni ilgi alanları oluşturmaktır.
Beklenen Sonuçlar ise Çocukların çeşitli sempatisi kazanmaları, Kendi okullarında Yeşilay kulübü kurmaları/aktif hale getirmeleri hedeflenmektedir. İlimizde 3. Okulumuzda projeyi uygulamış bulunmaktayız. Merkez Toki Şehit Adem Cankurtaran Ortaokulu 7. Sınıf öğrencilerine 26.10.2018 Cuma günü 6 saat boyunca uygulanan proje amacına ulaşmış ve çok güzel sonuçlar alınmıştır. Toki Şehit Adem Cankurtaran Ortaokul Müdürü , müdür yardımcıları, öğretmenler ve öğrencilerine teşekkür ediyorum” diye konuştu. -

Kitap okuyana çay ve kahve ücretsiz
Sorgun’un Bahadın Beldesi’nde kurulan halk kütüphanesinde en az 1 saatini kitap okuyarak geçiren yetişkinler, çay ve kahveye ücret ödemiyor. Çocuklar ise gün boyu bisiklet sürme şansı yakalıyor.
Bahadın Beldesi’nde vatandaşların okuma alışkanlığı kazandırmalarını sağlamak isteyen Belediye Başkanı Dilaver Özcan’ın, girişimleriyle kurulan halk kütüphanesi vatandaşlar tarafından yoğun ilgi görüyor. Kütüphaneye gelerek istedikleri kitabı alıp en az 1 saat süreyle okuyan vatandaşlar, gün boyu içtikleri çay ve kahveye ücret ödemiyor. Öğrenciler ise okullarından arda kalan vakitlerini halk kütüphanesine gelip ders çalışarak ve kitap okuyarak geçiriyor. Öğrenciler burada en az 1 saat kitap okudukları takdirde ise gün boyu belediye önünde bulunan bisikletleri kullanma hakkı kazanıyor. Ayrıca yıl boyu en fazla kitap okuduğu yetkililer tarafından belirlenen 5 öğrenciye ise TÜBİTAK’ın bilim teknik dergisinin yıllık aboneliği de hediye edilecek.
Bahadın Belediye Başkanı Dilaver Özcan Bahadın halkının okumayı seven bir halk olduğunu belirterek,”Eksikliklerimiz vardı. Bunların giderilmesi anlamında girişimde bulunduk. Kasaba halkından ve çeşitli kurumlardan destek alarak bu halk kütüphanesini oluşturduk. Kütüphanemiz insanların özellikle de öğrencilerin önemli bir ihtiyacını gideriyor. Ama bizim asıl hedefimiz her yaştan insanın buraya gelmesi ve faydalanmasıydı. Dolayısıyla bunu yaparken de istedik ki insanlara da cazip gelsin. Bu nedenle burada kitap okuyan tüm vatandaşlara çayı ve kahveyi ücretsiz yaptık. Öğrencilere de bir ödül koyalım dedik en azından teşvik anlamında. Öğrencilerimizde burada bir saat kitap okuduklarında kütüphane memuru arkadaşımızın verdiği bilgi yazısıyla gün boyu ücretsiz belediyemizin önüne koyduğumuz bisikletlere rahatlıkla kullanabilecekler. Eğer insanlarımız kahvede geçirecekleri vakitleri kütüphanemizde geçirirlerse bir katkımız olur mu diye düşündük ve olduğunu da gördük. Memnununuz. Özellikle öğrencilerimiz tarafından ilgi var. Biz istiyoruz ki belli bir yaştaki insanlarda buraya gelsinler. Kahvede vakit öldürmek yerine kütüphanede vakitlerini geçirsinler” dedi.
“Kitap okuyan hediyeyi kapıyor”
Kitap okuyanın ikram ve hediyeyi kaptığını ifade eden Özcan,”Burada düzenli kitap okuyan öğrencilerimize de TÜBİTAK’ın bilim teknik dergisinin yıllık aboneliğini de hediye edeceğiz. Onun kayıtlarını da kütüphane memurumuz tutuyor. En çok kitap okuyan ve uzun süreli kitap okuyan 5 çocuğumuza yıllık bilim teknik dergisinin aboneliğini hediye edeceğiz” diye konuştu.
Boş vakitlerini halk kütüphanesine gelip kitap okuyarak geçiren Yosma Özcan ise,”Belediyemiz bizim için halk kütüphanesi açtı. Buraya insanlar geliyor, kitap okuyor ve 1 saat kitap okuduktan sonra çay, kahve ikramları oluyor. Kitap okumayı seviyorum. Evde de kitap okurum, mutluyum” dedi. Leyla Bedir isimli vatandaş ise “Kütüphaneye kitap okumaya geliyoruz, boş zamanlarımızı burada değerlendiriyoruz. Burada kitabımızı okuyoruz, çayımızı ve kahvemizi içiyoruz. Zamanımızı böyle geçiriyoruz. Kitap okumayı çok seviyorum” şeklinde konuştu.
7’nci sınıf öğrencisi Emine Gül Köşeklioğlu da,”Biz burada kitap okudukça hem sınavlarımıza daha iyi hazırlanıyoruz hem de iyi sonuçlar alıyoruz. Bir de 1 saat kitap okuyunca tüm gün bisiklet sürme hakkımız oluyor. Burada hem boş zamanlarımızda ödevlerimizi yapıyoruz sonrada çıktı alabiliyoruz. Burada kitap okumak hem zevkli hem de güzel oluyor. Ucunda ödül olduğunda daha bir merak sarıyoruz” ifadelerine yer verdi.
Ahmet Önsoy isimli öğrenci ise kütüphanenin açılmasının tüm öğrencilere ve büyüklere faydalı olduğunu söyleyerek “Kütüphane açılınca biz buraya gelip 1 saat kitap okuduğumuzda ödül olarak gün boyu bisiklet sürüyoruz. Büyükler evde boş zamanları olduğunda gelip burada kitap okuyabiliyorlar. Kitap okuduğumuz için mutluyuz” ifadelerini kullandı. -

Cumhuriyet Bayramı coşkuyla kutlandı
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tüm yurtta olduğu gibi Yozgat’ta da düzenlenen etkinliklerle kutlandı.
28 Ekim Pazar günü Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtına çelenklerin sunulması ile başlayan Cumhuriyet Bayramı coşkusu, 29 Ekim Pazartesi günü düzenlenen etkinliklerle devam etti. Vali Kemal Yurtnaç’ın makamda tebrikleri kabulü ile başlayan bayram programı, Cumhuriyet Meydanı’nda devam etti. Tören alanında Vali Kemal Yurtnaç ve Belediye Başkanı Kazım Arslan, halkın, öğrencilerin, askerin, polis okulu öğrencilerinin ve protokolün bayramını kutladı. Vali Yurtnaç, törende günün anlam ve önemine dair yaptığı konuşmada, Cumhuriyetin kuruluşunun 95’inci yılını büyük bir coşkuyla kutlamanın onur ve gururunu yaşadıklarını söyledi.
Vali Yurtnaç’ın konuşmalarının ardından çeşitli dallarda dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi. Program öğrencilerin şiir okuması, okulların, askerlerin ve polis okulu öğrencilerinin tören geçişi ile sona erdi. -

DÖN GEL ARTIK BE SEVGİLİ
Kara gözlerimin battığı yerden, sen çık gel be sevgili.
Savrulmuş umutlarımın bittiği yerden, sen çık gel be sevgili.
Aşk yolunun geçtiği yerden,
Çekilmez çilelerin tak ettiği yerden, Sen çık gel be sevgili.Hasretlerin yanardağ gibi bittiği yerden,
Özlemlerin buram buram tüttüğü yerden, sen çık gel be sevgili.Yaralı düzlerimin çöktüğü yerden,
Mecnun misali ellerimi açtığım yerden, sen çık gel be sevgili.Boynu bükük ay çiçeklerinin baktığı yerden,
Kızıl güneşin battığı yerden, sen çık gel be sevgili.Aşk namelerinin duyulduğu yerden,
Aşktan kör olmuş gözlerin ötelerin ötesini gördüğü yerden, sen çık gel be sevgili.Güle hasret bülbülün, güle;
Bülbüle hasret gülün, bülbüle baktığı yerden, sen çık gel be sevgili.Ayrılık ateşinin kor gibi düştüğü yerden,
Gönül bağlarımızın parça parça koptuğu yerden,
Kaderin keskin çizgisini çektiği yerden, sen çık gel be sevgili.Gözyaşlarımın aktığı yerden ,
Çiğ damlasını düştüğü yerden,
Edilecek duaların bittiği yerden, sen çık gel be sevgili.Dönmez artık şu dağları aştı dendiği yerden,
Kavuşmaz denen dağların başına,
Kara bulutların düştüğü yerden, sen çık gel be sevgili.Kum fırtınalarının çıktığı yerden,
Çıplak ayaklı Kervanları geçtiği yerden,
Diz çökmüş sevgilinin dönecek diye baktığı yerden, sen çık gel be sevgili.Kurumuş sonbahar yaprağının düştüğü yerden,
Cemreyi görmüş filizilerin can bulduğu yerden,
Nemlenmiş tohumların çıktığı yerden, sen çık gel be sevgili.Kırık dalların düştüğü yerden,
Deli poyrazların estiği yerden,
Kara gemilerin dumanın yittiği yerden sen çık gel be sevgili.Sevgilisine giden ırmakları aktığı yerden,
Karanlık geceleri aydınlatan ayla, güneşin birleştiği yerden
Okyanusla, karaların çarpıştığı yerden, sen çık gel be sevgili.Herkesin sevgilisi ayrı ayrıdır, kiminin işi, kiminin aşı, kiminin anası, kiminin babası, kiminin özgürlüğe doğacak güneşi yada ….. gibi hiç dönmeyecek eşi.
-

Yozgat Şehir Hastanesi çalışanları İstiklal Marşı’nı işaret dili ile okudu
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tüm yurtta çeşitli etkinliklerle kutlanırken, Yozgat Şehir Hastanesi personelleri, işaret diliyle İstiklal Marşı’nı seslendirerek, farklı bir kutlamaya imza attı.
Hastane çalışanlarının aynı anda işaret dili hareketleriyle İstiklal Marşı’nı okuması büyük ilgi çekti. Gerek sağlık hizmetlerindeki kalite gerekse sosyal anlamda hayata geçirdiği faaliyetler ve aldığı kalite ödülleriyle adından söz ettiren Yozgat Şehir Hastanesi, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda anlamlı bir çalışmaya daha imza attı. İşitme engelli vatandaşlara daha iyi hizmet verebilmek ve sağlıklı diyalog kurabilmek amacıyla eğitim alan Yozgat Şehir Hastanesi personellerinin ilk faaliyetleri, İstiklal Marşı’nı işaret dili ile okumak oldu. Hastane çalışanları üzerilerine giydikleri Mustafa Kemal Atatürk ve ay-yıldızlı tişört ile İstiklal Marşı’nı büyük bir heyecan ve coşkuyla okudu. Hastane çalışanlarının bu anlamlı etkinliği vatandaşlar tarafından da büyük bir beğeni ile izlendi.
İstiklal Marşı’nı işaret dili ile okuyan Yozgat Şehir Hastanesi çalışanları ardından hep birlikte ’29 Ekim Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun’ diyerek Cumhuriyet Bayramı coşkusunu yaşarken izleyenlerde de aynı coşkuyu hissettirdiler. -

Başkan Bulut’tan Cumhuriyet Bayramı mesajı
Yozgat Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası (SMMMO) Başkanı Ahmet Bulut, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yayınladığı mesajında ; “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde başlattığı ve büyük fedakârlıklarla kazandığı eşsiz zafer neticesinde kurulan Cumhuriyetimizin 95. kuruluş yıl dönümünü kutlamanın gururunu yaşıyoruz.”dedi.
SMMMO Başkanı Bulut, mesajında şu açıklamayı yaptı: “Tarihi boyunca büyük kahramanlıklar gösteren Türk milletinin kendi vatanı üzerinde hür ve bağımsız yaşama iradesinin vücut bulduğu bir eser olan Cumhuriyetimiz, muasır medeniyet seviyesine ulaşmak için attığımız adımların en önemlisidir. Cumhuriyetimizin bize kazandırdıkları, modern bir devlete dönüşmesi ve bugünkü seviyeye ulaşması, tüm dünyanın örnek aldığı bir başarı ve onur tablosudur. Türk Milleti, Cumhuriyet ile çağdaş olmanın haklı onurunu tatmış; gelişen ve kalkınan bir “dünya devleti” olmanın onuruna erişmiştir. Cumhuriyetimiz, hukukun üstünlüğüne dayalı, hak ve özgürlüklerle ilgili sıkıntıların ortadan kalktığı, bireyin odakta olduğu birinci sınıf bir demokrasi olma yolunda çok ciddi mesafeler kaydetmiştir. İnsani değerlere önem veren, milletin kendi kendini yönettiği, hukukun üstünlüğüne dayalı, demokratik, laik bir yönetim şekli olan Cumhuriyetle birlikte her alanda büyük gelişmeler sağlanarak çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma yolunda hızla ilerlenmektedir.”
Ülkenin birlik ve beraberliğine vurgu yapan Bulut, “Bütün millet olarak el birliği ve gönül birliğiyle çalışmayı sürdürecek olursak, çok daha güçlü ve çok daha müreffeh bir ülke haline gelmemizin önünde hiçbir engel kalmayacaktır. Farklı dil, inanç ve kültürleri bir arada yaşatan, gönüllerimizi kaynaştıran büyük bir adalet ve barış medeniyetinin mirasçıları olarak, kardeşçe birbirimizi kucaklayarak, birbirimize sımsıkı kenetlenerek aydınlık yarınlarımızı hep birlikte kuracağız. Bu duygu ve düşüncelerle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, kahraman silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, gazilerimizi ve ülkemize, milletimize hizmeti geçenleri rahmet, minnet ve şükranla anıyor; milletimizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyoruz.”ifadelerini kullandı. -

Şimşek: 29 Ekim, milli gayret ve azminin bir eseridir
Yozgat Barosu Başkanı Mehmet Şimşek, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramının; milletin var oluş mücadelesinin en önemli kazanımı olduğunu belirterek, 29 Ekim’in milli gayret ve azminin bir eseri olduğunu söyledi.
Baro Başkanı Mehmet Şimşek, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, “Bugün; imkansız gibi görünen çetin bir mücadelenin ardından kazanılmış ve millete armağan edilen en büyük hediyelerden birisi olan Cumhuriyetin ilan edilişinin 95. yıldönümünü milletçe gurur ve coşku içerisinde kutluyoruz.” dedi.
TÜRK MİLLETİ
ZALİMLERE KARŞI SESSİZ KALAN BİR MİLLET OLMAMIŞTIR
Türk milletinin tarih boyunca hiçbir zaman zulmeden zalimlere karşı sessiz kalmadığını vurgulayan Şimşek, “ Cumhuriyet’in temelinde yatan olgu, Türk milletini, tüm kurum ve kurallarıyla çağdaş bir yönetime, hak ettiği bir yaşam düzeyine kavuşturmaktır. Türk insanının ufkunu açmış, yaratıcı gücünü ortaya çıkarmış; onu, uygar dünyanın kavram ve değerleri ile tanıştırmıştır. Cumhuriyet ile çağdaş olmanın haklı onurunu tatmış; gelişen ve kalkınan bir “dünya devleti” olmanın gururuna erişmiştir. Türk milleti tarih boyunca hiçbir zaman zulmeden, zalimlere karşı sessiz kalan bir millet olmamıştır. Türk Milleti, Cumhuriyetin şanlı geçmişini bilerek onu koruyup aydınlık geleceğine sımsıkı sarılacaktır. İçten ve dıştan gelen yıkıcı tehlikelere karşı Ulusumuz her zaman Cumhuriyeti korumuştur ve korumaya devam edecektir. Cumhuriyet her şeyden önce barışın ve huzurun gölgesinde büyüyen demokrasi ağacıdır. Bu millet sahip olduğu değerlere her ne koşul altında olursa olsun sahip çıkan, kardeşliği din, dil, ırk, mezhep gibi bölücü unsurlara feda etmemeye yeminli bir millettir. 95 yıl önce yaşananlar, bizlere bugünümüzü armağan edenlerin zaferidir. Hem bizden öncekilere hem de bizden sonrakilere karşı taşıdığımız sorumluluk ağır ancak, bir o kadar da gurur vericidir. Bu bilinçle her gün bir basamak daha yükselmek için neler yapabileceğimizin hesabını yapmalı, emanetçisi olduğumuz mirası bizden sonrakilere çok daha iyi koşullar altında teslim etmeliyiz.”diye konuştu.
CUMHURİYET
YENİDEN VAR
OLUŞUMUZUN
SEMBOLÜ OLMUŞTUR
Cumhuriyet’in Türk milletinin yeniden var oluşunun sembolü olduğunu kaydeden Şimşek, “Bugün, bizi millet yapan yüksek değerlerimizin daha gür sesle yüceltileceği, geçmişte olduğu gibi tek yürek olarak haykırılacağı, el ele, gönül gönüle geleceğe daha bir güvenle bakılacağı gündür.Kurtuluş savaşı milletimizin var olma mücadelesi, Cumhuriyet ise yeniden var oluşumuzun sembolü olmuştur.
Kuruluşunun 95. yıldönümünü kutladığımız bu büyük günde Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk`ü, kahraman silah arkadaşlarını, kanlarıyla, canlarıyla bu toprakları vatan yapan aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi ,sonsuz minnet, şükran ve rahmetle anıyor, saygı ve selamlarımı sunuyorum .”ifadelerini kullandı. -

Çelik: Medeniyet kural, düzen, nezâket üçlüsüyle kurulur
BEYDER (Bozok Eğitim, Kültür, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği)’in “Cuma Sohbeti”nin misafiri Bozok Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji Bölümü, Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Ejder Çelik oldu.
Ejder Çelik “Düşüncenin Temelleri ve Bir Uygarlık Kurmak” başlıklı sohbetiyle katılımcılara hafızalarda kalacak bir ufuk turu gerçekleştirdi.
Çelik sohbetine “Batının ilmî seviyesinin abartılacak bir durum olmadığını, Batı’da var olan değerlerin tamamının bizim medeniyet köklerimizde de bulunduğunu, Batı’nın bugünkü ilmî seviyesine gelmesinde Türk-İslam Medeniyeti’nin katkısının yadsınamayacağını söyledi.
Çelik “Medeniyetin üç temel saç ayağı üzerine oturduğunu, bunların Nomos (Kural), Ethos (Düzen) ve Estetik (Nezaket)’ten oluştuğunu; bu üç anlayışının olması gerektiği gibi işletilemediği toplumlarda kaosun hâkim olduğunu” vurgulayan Çelik “Medeniyetin kurucu unsurları olan bu üçlü yapının (Epistemos) teknoloji (Technos) ile bütünleştirilmesi halinde emsal bir toplum haline gelinebileceğini ve kafası karıştırılmış toplumumuzun bu değerlerle tekrar buluşması halinde kendi medeniyetimizin ihya edilebileceğini ifade ederek” sözlerini tamamladı. Program sonrasında BEYDER Genel Başkanı Aydoğan Bilir, Ejder Çelik’e sohbetinden dolayı teşekkür etti ve üzerinde isminin hat yazısıyla yazıldığı bir tabağı hatıra olarak takdim etti. -

Vali Çakır’ı nasıl bir Yozgat bekliyor
vet, bundan tam iki buçuk yıl önce 1 Haziran 2016 yılında heyecan ve şevkle göreve başlamıştı Vali Kemal Yurtnaç, aradan geçen 28 ay gibi bir süre sonra Valiler Kararnamesi ile merkez Mülkiye Başmüfettişliği görevine alındı. Vali Yurtnaç, görevde bulunduğu süre içerisinde kimine göre başarılı, kimine göre ise vasat bir görünüm sergiledi.
Cumartesi sabahı sosyal medya da Vali Yurtnaç’ın Merkeze alınması en fazla paylaşım yapılan konulardan birisi oldu. Sosyal medyayı aktif kullanan vatandaşlar Yurtnaç’ın merkeze alınmasını sayfalarında paylaşırken, yine Yurtnaç’la ilgili yapılan paylaşımların altına yorumlar yaparak eleştirilerini sıralamaktan kaçınmadı. Demek ki bir yerlerde eksiklikler vardı ki; Yozgatlılar bu denli eleştiri yapma ihtiyacı duydu. Paylaşımlarda dikkatimi çeken örneğin 15 kişinin eleştiri yapmasına ancak bir iki kişinin Vali Yurtnaç’a iltifatta bulunması oldu. Genelleme yapacak olursak diğer sayfalardaki paylaşımlarda da eleştiriler oldukça fazla olması göze çarpıyordu.
Vali Yurtnaç’ın çalışmaları gazete sayfalarında fazlaca yer alsa da anlaşılan Yozgatlılar ve hükümet tarafından bu çalışmalar pek kabul ve gerçekçi görülmemiş olacak ki Valiler Kararnamesi ile merkeze alınmasına engel teşkil etmedi. Üstelik efsane Vali olarak anılan merhum Recep Yazıcıoğlu ile de mesai yapan birisinin bu duruma düşmesi kendi adına üzücü bir durum ve oldukça düşündürücüdür.
Eğer ki, Yurtnaç, Yozgat’ta göreve başladığında sadece kendisine yakın gördüğü ya da referans verilen kişiler üzerinden değil de başkaca kişilerin fikir ve görüşlerini alarak bir ekip kurmuş olsaydı belki bugün özellikle sosyal medyada bu kadar eleştirilere maruz kalmayacaktı. Son kararname ile yine merkeze alınsa da en azından Yozgatlılar üzerinde güzel bir izlenim, üzüntü bırakarak hasletle anılır olarak ayrılacaktı. Yurtnaç’ın Yozgat’la ilgili yapılan yanlışları ve doğrularına girmek istemiyorum. Herkes yapılan ve yapılamayan icraatları görüyor ve buna göre karar mercii de halkın iradesi ve isteği üzerine bu atamayı gerçekleştiriyor.
Yozgat’ın yeni Valisi Sayın Kadir Çakır’a öncelikle Valilik görevinin hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum. Ülkemizin pek çok ilçesinde kaymakamlık görevi yapması tecrübe, bilgi ve birikim açısından Yozgat adına bir şans olarak görüyorum. Ayrıca , Vali Çakır’ın Yozgat’ın yakın komşusu Kırşehirli olması; aynı kültür ve geleneklere sahip bir ilde görev yapacağı içinde bu anlamda kendisine avantaj sağlayacaktır.
Yozgat’ı yeniden keşfetmeye gerek yok. Şehrin öncelikli sorunları zaten belli fakat bu sorunların aşılmasına yönelik bugüne kadar maalesef ciddi bir çalışma içerisine girilmedi. Bazı çalışmalar yapılsa da adet yerini bulsun, dostlar alışverişte görsün misali “gittik, gezdik ve gördük” mantığında hareketle bir arpa boyu yol alınmadı. Eğitim’den sağlığa, ekonomiden sosyal alana kadar bir türlü istenen gelişim sağlanamadı. Tarım ve hayvancılık şehri olarak anılan Yozgat’ta tarım ve hayvancılık can çekişiyor. Jeotermal kaynakları bakımından oldukça zengin potansiyele sahip Sorgun’da, Yerköy’de ve Sarıkaya’da yıllardır kaynaklar değerlendirilemedi. Buna benzer örnekleri çoğaltabiliriz. İşte bu tür etkenlerden dolayı da Yozgat göç veren iller sıralamasında maalesef ilk sıralarda yer alıyor.
Umarım Vali Çakır, yukarıda kısmen sıraladığım bu sorunların aşılmasında “sözde değil özde” kapsamlı bir çalışma yaparak çözüme kavuşmasını sağlar.
-

Milletvekili Keven: Çiftçi ithalata kurban edildi
CHP Yozgat Milletvekili Ali Keven, hükümetin tarım politikasını eleştirdi. Keven, “16 yıllık AKP İktidarı ülke tarımını ithalata boğdu. Kendi kendine yeten nadir ülkelerden olan ülkemizin çiftçisini mahvetti. Sadece 2017 yılında 5 milyon ton buğday ithal edildi. Yani yerli üreticimiz ithale kurban verildi”
Düzenlediği basın toplantısında “Ülke tarımının sorunlarını, Yozgat çiftçisinin sorunlarını bir kez daha dile getirmek için bir araya geldik” diyen Ali Keven, “Üretici mağdur, çiftçi mağdur, esnaf mağdur. Diğer taraftan siyasi iktidar yastık altındaki dolarınızı bozdurun diyor ancak esnafın, çiftçinin yastık altında ne yazık ki sadece Esnaf Kefalet borçları, Ziraat Bankası kredi borçları ve Tarım Kredi borç senetleri bulunmaktadır. Gece gündüz bu borçları nasıl ödeyeceklerinin hesabını yapmaktadırlar” dedi.
Siyasi iktidarın hesapsız kitapsız iş yaptığını belirten Keven, “Siyasi iktidarın işçi, çiftçi, emekçi umurunda değil. Özelleştirmeleri bir kurtuluş gibi gören ve gösteren bu siyasi anlayış ülkeyi bir krize sürükledi. Ve bu kriz artarak devam ediyor. Bu üreten fabrikaları sorun yumağı haline getirirseniz kimi üretim yapan fabrikayı yıkıp yerine AVM yaparsanız kriz elbette kaçınılmaz olur. Bu ülkenin işçisini çiftçisini köylüsünü sorunlarıyla baş başa bırakan bir anlayış var karşımızda. Bu sorunları çözün diyoruz açıklama yapan yok. Bu işçileri bir dinleyin diyoruz muhatap yok. Son olarak bu ülkenin gözbebeği şeker fabrikalarını özelleştirdiler, 4 fabrikanın devrini yapamıyorlar hala!” dedi.
Keven, “Örneğin; Doğuş Gıda 275 milyon lira teklif ile Yozgat Sorgun Şeker Fabrikası´nı satın aldı. İhale 9 Haziran da açıklandığı halde aradan geçen 4 ay da hiç bir işlem yapılmadı. Devir işlemi olmadı. Şimdi ise usulsüz bir şekilde devir işlemini Ocak ayına kadar uzattılar. Bu fabrikamız yılda 450 bin ton pancar işliyor. Ve önümüzde bir pancar hasat dönemi başladı. Fabrikada müdür yoktu hepsi başka kurumlara geçmişti. İşçiler fabrikayı terk etmediler aylarca fabrikaya sahip çıktılar ve şimdi kampanya dönemi başladı yine kamu eliyle üretime devam etmek zorunda kaldılar. Özelleştirme balonu ellerinde patladı. Diğer yanda fabrikada çalışan mevsimlik işçiler ise kadro yalanından sonra birde bu özelleştirmeyle iş güvenceleri olmadığı için mağdur oldular, işsiz mi kalacaklar çalışmaya devam mı edecekler belirsiz. Ekonomik sıkıntıların had safhada olduğu bu dönemde pancar üreticisi çiftçiler küspe ve şeker istihkaklarıyla ilgili de sorun yaşadıklarını söyledi.
Üreticilerimiz bizi arayıp sorunlarını ilettiklerini belirten Keven, “Çünkü iktidar partisine ulaşamıyorlar ve bu sorunları da zaten bu siyasi anlayış oluşturduğu için belki arama gereği bile duymuyorlar. Ancak biz çiftçilerimiz hangi sorunu iletirse seslerini duyurmaya ve çözüm bulmaya çalışıyoruz. Pancar üreticisi bir çiftçimiz normalde her yıl eylül ayının ilk 10 gününde aldığı küspe istihkakının 2000 ton kotasına karşılık yüzde20 yani 400 ton küspe alması gerekirken 87 ton verildiğini bunun geri kalanıyla ilgili de bir açıklama yapılmadığını belirtti. Bu konu çok önemli çünkü çiftçiler bu küspeyi satıp borçlarını ödeyecek. Pancar çiftçisinin normalde bu ay üçüncü avansını almış olması gerekiyordu hala avansını alabilmiş değil. Bu mağduriyetlerle ilgili hem özelleştirmeyi yapan bakanlık hem de firma bir açıklama yapmak zorundadır. Çiftçileri sahipsiz sanıyorlarsa yanılıyorlar. Bu sorunların çözümüne yönelik kamuoyu bir açıklama bekliyor. Üretici mağdur, çiftçi mağdur, esnaf mağdur. Diğer taraftan siyasi iktidar yastık altındaki dolarınızı bozdurun diyor ancak esnafın, çiftçinin yastık altında ne yazık ki sadece Esnaf Kefalet borçları, Ziraat Bankası kredi borçları ve Tarım Kredi borç senetleri bulunmaktadır. Gece gündüz bu borçları nasıl ödeyeceklerinin hesabını yapmaktadırlar. Siyasi iktidar tarafından ekonomi her ne kadar yolunda diye söylense de ülke gerçekleri bundan epey uzak. Tarımda girdi maliyetlerine, gübreye ve mazota yapılan zamlar çiftçimizin belini bükmüştür. Mazotun litre fiyatı 6 Lira 30 Kuruş, gübrenin tonu ise 3600 liradan satılmaktaydı, Sn. Tarım Bakanı gübrede yüzde15 indirim yaptık diyor. Ancak gübreye yüzde 120 zam yapıldığını söylemiyor. Mazota yüzde 40 zam geldiğini söylemiyor. Buğdayın 3 yıldır neredeyse aynı fiyata alındığını söylemiyor. Geçen yıl üretici nohudun kilosunu 5-6 liradan satarken bu yıl 3 liradan satmak zorunda kaldığını söylemiyor.”
16 yıllık AKP İktidarı ülke tarımını ithalata boğduğunu ifade eden Keven, “ Kendi kendine yeten nadir ülkelerden olan ülkemizin çiftçisini mahvetti. Sadece 2017 yılında 5 milyon ton buğday ithal edildi. Yani yerli üreticimiz ithale kurban verildi. Tarım Bakanlığı adeta İthalat Bakanlığı oldu! Son olarak ay çekirdeği üreticilerinin ürünleri ellerinde kaldı. Harmanda çürümeye terk edildi. Çünkü bu iktidar bu sene Çin´den 60 bin ton çerezlik ay çekirdeği ithal etti. Çerezlik ay çekirdeğinin ne gibi bir stratejik yönü vardı da 60 bin ton ithal ürün getirildi. Bu iktidarın tarım politikası iflas etmiştir. Aracıya, tüccara, ithalatçıya kazandıran AKP iktidarı çiftçiyi yoksullaştırmış ve göç etmeye zorlamıştır. Çünkü saray için çiftçinin emeği bir anlam ifade etmiyor. Çünkü sarayın sofrasında “liçi meyvesi, ejder meyveli smooti” var çiftçinin sofrasında ise “kuru peynir, kuru ekmek, soğan” var. Ülkemiz hayvancılığı da her geçen gün daha çok ithalata mahkûm hale getiriliyor. 2010 yılından bu yana 6 milyon 600 bin baş hayvan ithal edildi. Yerli üretici ithalat ile baş etmeye çalışırken halkımızda ithal hayvanlardan bulaşan hastalıklarla mücadele ediyor. Son olarak Kurban Bayramı öncesinde getirilen hayvanlarda şarbona rastlanıldı. İlgili bakanlıklarda infial olması gerekirken sorumsuzca günü geçiştirme ve gerçekleri gizleme yönünde bir politika izliyorlar. Halkımızı ucuz et alacaksınız diye kandırdılar ama hayvancılık politikasını şarbona bulaştırdılar. Rant uğruna halk sağlığını tehlikeye attılar. Süt üreticileri de büyük sıkıntı içerisinde. Üretici 1 litre süt karşılığında 1,5 kilo yem alması gerekiyor ama yaklaşık 1 kilo yem alabiliyorlar. Girdi maliyetleri her gün artıyor ancak üreticinin cebine giren azalıyor. Bunun sonucunda da damızlık süt inekleri maalesef kesime gidiyor. Bunun önüne geçecek önlemler derhal alınmalıdır. Aile işletmelerine finansman desteği ve faizsiz kredi sunulmalıdır. Üreticiye ödenen tarımsal desteklemeler Tarım Kanununda da belirtildiği üzere milli hasılanın en az yüzde 1’i olmalıdır. Siyasi iktidardan kimse ulufe istemiyor. Vatandaşın Tarım Kanunu ile belirlenmiş hakkını vermeleri gerekiyor. 2006´dan beri çiftçiye ödenmeyen tarımsal destekleme 120 milyar lira. Yani çiftçinin cebinden alıp sarayın cebine aktardılar. Saraydan bakınca ülke güllük gülistan görünüyor ama esnafın çiftçinin emekçinin tarafından bakınca artan enflasyon ve yoksullaşan bir toplum görünüyor. Parayı betona gömen fabrika yerine AVM açılışı yapan bu siyasi anlayış ülkeyi maalesef bu hale getirdi. Ancak hep birlikte dayanışmayla bu ülkeyi bu ülke insanının ekonomisini düzelteceğiz. Nasıl yapacağız tüketim değil üretim ekonomisiyle, eğitimle ve tarımın güçlendirilmesiyle yapacağız. Nasıl yapacağız üreten bir Türkiye oluşturarak yapacağız. Çiftçiyi üretime teşvik ederek, kırsalı güçlendirerek yapacağız. Tarımsal desteklemeleri artırarak yapacağız. Çiftçiye mazotu ÖTV´ siz vererek yapacağız” ifadelerini kullandı. -

SMMMO’dan Konkordato Komiserliği eğitimi
Yozgat Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası (SMMMO) Başkanı Ahmet Bulut, ekonomik sıkıntılardan dolayı kongordato ilan eden şirketlere atanacak kongordato Komiserleri için odalarında iki günlük eğitim verileceğini söyledi.
SMMMO Başkanı Bulut, yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Son günlerde yaşanan ekonomik kriz nedeniyle bazı şirketlerin konkordato ilan etmesinden dolayı Bu şirketlere konkordato komiseri atanacağından TÜRMOB-TESMER ile ortaklaşa hafta sonu 2 gün odamızda eğitim verilecektir. 15.03.2018 tarihinde 7101 Sayılı İcra iflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 30361 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanması ile iflasın ertelenmesi kurumu kaldırılmış, konkordatoya ilişkin hükümler değişmiş ve daha etkin, işlevsel hale getirilmiştir. Bu kapsamda 02.06.2018 tarihli 30439 Sayılı Resmi Gazete ile Konkordato Komiserinin Niteliklerine ve Alacaklılar Kurulunun Zorunlu Olarak Oluşturulmasına Dair Yönetmelik yayınlanmıştır. Konkordato ile ilgili hukuki ve mali bilgiler, başvurunun yapılması, sürecin işleyişi, borçlu ve alacaklılar için hukuki sonuçlar gibi konulara ilişkin bilgilerin; konkordato komiseri olarak görev almak isteyen ve konkordato süreçlerinde borçlu yada alacaklı yönünden danışmanlık görevi yürütecek meslek mensuplarımıza aktarılabilmesi amacıyla Odalarımızda yüz yüze eğitim yöntemiyle “Konkordato Komiserliği Eğitimi” yapılacaktır. Eğitim, en az 30 katılımcının oluşumu ile yapılacak olup katılımcılar başvurularını yazı eki Ön Başvuru Formu’nda yer alan bilgilere göre Odalarımıza yapacaklardır. Odalarımızın 30 katılımcıya ulaşmalarını takiben eğitim verilecektir.
Bulut, konkordato eğitimine başvuracak kişilerin şu şartları taşıması gerektiğini belirtti:
“ (1) Konkordato komiseri olarak görevlendirilecek kişilerde aşağıdaki nitelikler aranır:
a) Türk vatandaşı olmak.
b) Tam ehliyetli olmak.
c) En az dört yıllık lisans eğitimi veren fakültelerden veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurtiçindeki veya yurtdışındaki öğretim kurumlarından mezun olmak ve beş yıldan az olmamak üzere mesleki tecrübeye sahip bulunmak.
ç) İflas etmemiş olmak.
d) Son üç yıl içinde görevin gerektirdiği özen yükümlülüğüne uymadığından dolayı konkordato komiserliği görevine son verilmemiş olmak.
e) Görevlendirildiği tarih itibarıyla disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten yasaklanmamış olmak.
f) Kamu hizmetinden yasaklı olmamak.
g) Fiilen yürütmekte olduğu mesleğinin ilgili mevzuatında, konkordato komiserliğini yürütmesine engel bir hüküm bulunmamak.
ğ) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak.
h) Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak.
(2) Konkordato komiseri olarak üç kişinin görevlendirilmesi halinde, seçilecek komiserlerden birinin hukukçu ve birinin de yeminli mali müşavir olması tercih edilir.
(3) Bir kişi eş zamanlı olarak beşten fazla dosyada geçici komiser ve komiser olarak görev yapamaz.”
Bulut,”Belirtilen şartları taşıyan meslektaşlarımızın ve hukukçularımızın 12 Kasım 2018 tarihine kadar Türkiye İş Bankası Dikmen Şubesi Şube Kodu : 4248Hesap No: 487299IBAN : TR30 0006 4000 0014 2480 4872 99 Hesap numarasına KDV dahil 885 Tl ücret yatırarak Eğitim bedelinin ödendiğine ilişkin banka dekontunu odamıza teslim etmeleri gerekir.” diye konuştu. -

Şerefli: Cumhuriyet, millî irade kararlılığının en somut zaferidir
Eğitim Bir Sen ve Memur Sen Yozgat Şube Başkanı Kenan Şerefli, hür doğup hür yaşamaya hayatı pahasına ant içmiş bir milletin, 95 yıl önce en zorba işgal ve saldırılarını püskürttüğünü belirterek, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramının, millî irade kararlılığının en somut zaferi olduğunu söyledi.
Eğitim Bir Sen Yozgat Şube Başkanı Şerefli, yaptığı yazılı açıklamada 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını kutladı.
Şerefli, açıklamasında şunları kaydetti: “Hür doğup hür yaşamaya hayatı pahasına ant içmiş milletimiz, emperyalizmin en zalim, en zorba işgal ve saldırılarını, tek bayrak altında tek bir ülkü ve ilke için birleşerek püskürtmüş, eşsiz tarihî şahlanışını 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’le taçlandırmıştır. Milletimiz, 95 yıl önce, yaşlısı, genci, çocuğu, kadını ile yediden yetmişe, bütün dünyaya, istiklal ve istikbaline darbe vurulamayacağının dersini vermiştir. Zor şartlarda emperyalist devletlere karşı verilen İstiklal Harbi’nin neticesi olan Cumhuriyet, millî irade kararlılığının en somut zaferidir. Devlet de millet de asli kimlik ve karakterini bağımsızlıktan, özgür iradeye bağlılıktan alır, almaktadır. Özgür olmayan irade yok hükmündedir. İradesi olmayan özgürlük ise koca bir yalandır. Cumhuriyet, kayıtsız şartsız cumhurun, yani milletin egemen olması sebebiyle önemli ve anlamlıdır. Bu yüzden, Milli iradenin kazanımlarını, artan iman, heyecan ve yorulmak bilmez gayretle bugünden yarınlara taşımak, içeriden ve dışarıdan her türlü saldırıya karşı canımız pahasına korumak kadar önemlidir.”dedi.
İNSAN DEĞERLİ OLUNCA TOPLUM, TOPLUM DEĞERLİ OLUNCA İNSAN ÖNEMLİ OLUR
İnsanın değerli olması ile toplum, toplumun değerli olması ile insanın önemli olduğunu vurgulayan Şerefli, “ Bunun için de eğitimin kaliteli olması gerekir. Nitelikli sosyal ve kültürel sermaye için şart olan nitelikli insan ve toplum, ancak nitelikli bir eğitimle mümkündür. Çünkü güçlü bir Türkiye, her şeyden evvel bilgi, beceri, ahlak bakımından güçlü insan kaynağı ile mümkündür. Dahası, bir ülkenin sosyal, kültürel sermayesi güçlüyse yönetimi de demokrasisi de, ekonomisi de güçlü olur. Eğitim-Bir-Sen olarak, özgürlüklerin, kardeşliğin ve huzur ikliminin hâkim olduğu nice yıllar diliyoruz.”ifadelerini kullandı. -

Milletvekili Başer: Sevinç ve coşkuyla kutluyoruz
AK Parti Yozgat Milletvekili ve Seçim İşleri Başkan Yardımcısı Yusuf Başer, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada,” Büyük milletimizin tarihteki en parlak başarılarından biri olan Cumhuriyetin 95. yılını millet olarak sevinç ve coşkuyla kutladıklarını söyledi.
Başer, “Cumhuriyet’te egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Halk kendi kendisini yönetme yetkisini temsilcileri aracılığıyla kullanır. Bu yönetimde yurttaşların seçme ve seçilme hakkı vardır. Devlet yönetimi, sınıfların, kişilerin ailelerin, bir zümrenin eline bırakılamaz. Milletin bütün bireyleri yönetime katılabilir ve söz sahibi olabilir. Çünkü cumhuriyet yönetiminde bütün vatandaşlar eşit haklara sahiptir. Devlet halkın devletidir, üstün irade ve her türlü yönetim yetkisinin kaynağı millet iradesidir. Büyük Atatürk’ün ortaya koyduğu “Egemenlik, kayıtsız, şartsız milletindir” ilkesi, Devletin ve rejimin temelini oluşturmaktadır. Cumhuriyetin verdiği güç sayesinde Türkiye Cumhuriyeti; uluslararası camiada önemli bir yere sahip olmuş, bölgesindeki gelişmelerde aktif rol oynamış, “yurtta ve dünyada barış” düsturuyla iç ve dış tehditleri bertaraf etmesini bilmiştir. İleri medeniyet yolunda hızlı ve kararlı adımlarla ilerleyen ülkemiz, dünyanın sayılı ülkelerinden biri olmuştur. Cumhuriyetin başarıları, her türlü övgünün üzerindedir. Son 15 yılda Ak Parti iktidarıyla ülkemiz siyasi istikrar arayan bir durumdan çıkmıştır. Ekonomik istikrar sağlanmış, enflasyon kontrol altına alınmış; gelir dağılımının düzeltilmesi, halkın yaşam şartlarının kolaylaştırılması konularında çok önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Türkiye terör ve örgütlü suçlar gibi sorunları yenmiştir. Bunların hepsini hukuk devletinin meşru zeminleri ve yollarını kullanarak aşmıştır. Cumhuriyetimizin 95. yıldönümünde kalkınma çabalarımızı aynı hızla sürdürmeye; dünya ile rekabet gücümüzü her alanda daha da geliştirmeye milletçe kararlıyız. Cumhuriyetin bugün bizleri ulaştırdığı seviye, hepimize heyecan ve ümit vermeli, birlik ve beraberliğimizi pekiştirmeli, milletçe bağımsız yaşama azmimizi yenilemelidir.
Bu anlamlı günde, hep beraber el ele kenetlenelim. Bölünmez bütünlüğümüze, demokrasimize, Cumhuriyetimizin bizlere kazandırdığı değerlere sahip çıkalım. Bu duygu ve düşüncelerle; Cumhuriyetimizin 95. Kuruluş yıldönümünü kutluyor, Büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve canlarını bu uğurda feda eden şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnet ve şükranla anıyorum.” dedi. -

KUR’ANIM
Seni okuyabilseydik (gerçekten okuyup anlaya bilseydik)
kütüphaneler dolusu kitap yazmazdık,
çünkü sen bütün kitaplara değerdin.Senin kelamını bilseydik boşa söz söylemezdik,
çünkü sen bütün kelamların hasısın, gerçeğisin .Seni çözebilseydik ilmin peşinden koşmazdık,
çünkü bütün ilimler, bilimler sende vardı.Seni anlaya bilseydik kaosları yaşamazdık,
çünkü bütün düzeni sen bize anlatıyordun.Seni takip edebilseydik yanlışlara düşmezdik,
çünkü sen bize doğru yolu gösteriyordun.Seni sadece okumaya değil, çözmeye çalışsaydık,
tarihte karanlık safa kalmayacaktı,dermanı bulunmayan dert olmayacaktı,
açılmayan yol, bilinmeyen mucize kalmayacaktı,
bilinmeyen bir bilinmezlik olmayacaktı.Seni tam gösterebilseydik,
bakıp ta görmeyen gözler kalmazdı.Seni tam anlatabilseydik,
duyup ta anlamayan kulaklar kalmazdı.Seni tam bildirebilseydik,
imanı tatmamış gönüller kalmazdı.Seni tam uygulayabilseydik
insanlar pişmanlık ateşinde yanmazdı.Seni tam görebilseydik, cehaletin karanlığında kaybolup ta,
dünya hayalinin peşinden koşanlar olmazdı.Senden ibret alsaydık,
helak olmuş kavimleri okuduktan sonra yine aynı hataları yapmazdık.Seni tam okuyabilseydik,
toprağın, toprağı çürüttüğünü bilinirdi de, torak için savaşılmazdı.Senden öğüt alabilseydik,
aynı şeyleri yaşayıp ta sonrada tarih tekerrürden ibarettir denmezdi.Senin kıymetini bilseydik,
ezberlenmedik duan, anlaşılmadık ayetin, faydalanılmadık şifan kalmazdı.Çünkü sen Allahın kelamısın, Muhammed’in selamısın, müminlerin dermanısın,
Resullerin meramısın, kaynakların kaynağı, bilinmezliklerin rehberisin, yolların yolu, karanlıkların ışığısın, ilimlerin merkezi, unutulmuşların hatırlatıcısısın, hakkın adaletin güzelliğin savunucusu, kötülüklerin vazgeçiricisi, insanlığın yol göstericisisin, cennetin kapısı, kudretin gölgesisin.Senin kapağın açılınca alemlere açılır. Kadir gecesinde nurun saçılır. Hangi kul sana el uzatsa derdine derman geçilir, nedendir bilinmez nurun okundukça sezilir.
Hani bazı konular vardır ya durmadan, hiç susmadan bir şeyler söylemek istersin ama bir süre sonra kelimeler dışına değil içine akmaya başlar. Yüreğine işte o zaman kelimeler yetmez susarsın çünkü yüreğin dili yoktur. Bu konuda da daha söylenecek çok şey var ama bundan sonrasında diller susar yürekler konuşur.
Diğer bilimleri de ihmal etmeden (çünkü hepside Allahtan gelen nimetler). Kur’anı gerçekten anlayarak, bilerek, okuyup, öğrenmemiz lazım.