Yozgat Belediyesi tarafından ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına kırtasiye yardımı yapıldı.
Belediye Başkanı Kazım Arslan Her yıl okullar başladığında ihtiyaç sahibi öğrencilere yönelik olarak bir kırtasiye yardımı programı düzenlediklerini söyledi.
Başkan Arslan, “Bu sene de böyle bir şey yaptık. Yaklaşık 100 öğrencimize yardım yapıyoruz. Çocuklarımızı öğretim yılımız başlarken sevindirmek istiyoruz. Bunu da diğer sosyal yardımlarda olduğu gibi rencide etmeden yapmaya çalışıyoruz. Sene içerisinde de ihtiyaç sahiplerinin talep etmeleri durumunda bu yardımlarımız devam ediyor. Bu sene sosyal marketi faaliyete geçirmeyi düşünüyoruz. Sosyal marketin faaliyete geçmesi halinde daha organize bir şekilde insanlar ihtiyaçlarını burada görebilecekler. Tabi vatandaşlarımızdan yardım amaçlı buraya giyim malzemesidir ihtiyaç malzemesidir bırakan olursa burada onu da kabul edebileceğiz” diye konuştu.
Yazar: admin
-

İhtiyaç sahibi çocuklara kırtasiye yardımı yapıldı
-

Beşizlerin okul heyecanı
Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesinde İbrahim ve Özlem Bulut çiftinin 2012 yılında dünyaya gelen beşiz çocukları ilkokula başladı.
Tüm yurtta olduğu gibi Yozgat’ta da öğrenciler yeni eğitim öğretim yılına başladı. Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesinde Özlem ve İbrahim Bulut çiftinin prematüre beşiz çocukları da okula başlamanın heyecanını yaşadı. Akdağmadeni 75. Yıl Cumhuriyet ilköğretim Okulu 1/ A sınıfında eğitim görecek Yunus Kerem, Zeynep Muteber, Davut Ege, Ömer Faruk ve Muhammed Emin kardeşlerin ilk gün okul heyecanını anne ve babası da yaşadı.
Okul bahçesinde toplanan öğrenciler İstiklal Marşını okuyarak öğretmenleri ile birlikte sınıflara geçti. İlköğretim birinci sınıfa başlayan beşizler, önlü arkalı aynı sıralara oturarak birbirlerinden ayrılmadı.
Kendisi için heyecanlı bir eğitim öğretim yılı olacağını söyleyen Sınıf Öğretmeni Mesut Şafak, ilk kez beşiz öğrenci okutacağını kendisi içinde ayrı bir tecrübe olacağını ifade etti.
Beşizlerin babası İbrahim Bulut’da çocukları ile birlikte okul heyecanını yaşadığını belirterek “Onlarla birlikte ayın heyecanı yaşıyoruz büyüdüler okula başladılar.
İnşallah başarılı bir eğitim öğretim dönemi geçirirler. Vatana millete hayırlı birer evlat olarak yetişirler” dedi.
Okula başlamanın heyecanını yaşayan beşiz kardeşler ise okulu çok sevdiklerini belirterek mutluluklarını ifade ettiler. -

Öğrenciler için ders zili çaldı
Yozgat’ta 2018-2019 eğitim-öğretim yılının başlaması nedeniyle tören düzenlendi.
İl yöneticileri ise farklı okullardaki törenlere katılarak, öğrenci, öğretmen ve velilerine başarı dileklerini sundu. Okulların açılmasıyla birlikte öğrencilere Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gönderilen ders kitapları da dağıtıldı. Yeni okula başlayan çocuklar, arkadaşlarına kavuşmanın mutluluğunu yaşadı.
Yozgat Vali Yardımcısı Salih Altun yaptığı açıklamada,”Bugün gerçekten çok mutlu bir gün çünkü insanın bulunmak isteyeceği en güzel mekan okuldur. Velilerimiz çocuklarını bizlere öğretmenlerine emanet ediyorlar bizlerde onların emanetlerine en güzel bir şekilde sahip çıkacağız gerçekten okul dönemi boyunca öğrencilerimiz burada sadece bilgi öğrenmekle kalmayacaklar sosyalleşecekler arkadaşlık ilişkilerini geliştirecekler Ülkelerini tanıyacaklar ilini tanıyacaklar tam olarak hayata hazırlanmak için çok önemli merhaleleri burada yaşayacaklar. En unutulmaz arkadaşlıklar okulda kurulur en güzel tecrübeler yine okulda edilir burada sizlerde öğretmenlerinizin sizlere verdiği eğitimi öğretimi öğretmenlerinizin sizlere gösterdiği yola güzel bir şekilde uyum sağlayarak en güzel eğitim alarak mezun olacaksınız. Biz Türk Milleti olarak vatanımızı bayrağımızı ülkemizi bağımsızlığımızın değerlerini en iyi bilen milletlerden biriyiz 2 bin yıllık geçmişimizden yakın tarihimize kadar baktığımızda kurtuluş savaşında Çanakkale savaşında ve daha sonra birçok ağır saldırılarla ve en yakın zamanda Ülkemizi işgal etmeye çalışan 15 Temmuz’da ülkemizi işgal etmek bağımsızlığımıza darbe vurmaya çalışan hainler karşısında da yine bu okullardan yetişmiş vatanını milletini seven bayrağını seven ulusunu seven sizler gibi idealist gençlerle başa çıkmıştır. Başka Gazi Mustafa Kemal olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti devletine kuruluşunda canını vermiş bütün şehitlerimizi rahmetle anarken hayatta olan gazilerimize sağlık ve mutluluklar dilerim. Yeni eğitim öğretim yılı hayırlı uğurlu olsun.” -

Söylem değişikliği çözüm odaklı eylemlerle desteklenmelidir
Eğitim-Bir-Sen Yozgat Şube Başkanı Kenan Şerefli, Söylem değişikliği çözüm odaklı eylemlerle desteklenmesi gerektiğini belirterek, “Eğitim çalışanlarının saygınlığı artırılmalıdır” dedi
Şerefli, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında bütün öğrencilerimize ve eğitim çalışanlarına başarılar diledi.
2018-2019 eğitim-öğretim yılı, yaklaşık 18 milyon öğrencimiz ve 1 milyona yaklaşan öğretmenlerimiz açısından yeni bir heyecan, yoğun bir çalışma dönemi ve özverilerle dolu bir süreç olarak başlıyor. Bütün öğrencilerimize ve eğitim çalışanlarına başarılar diliyoruz.
Bir eğitim sisteminin uzun vadede verimli olabilmesi, bütünü oluşturan parçaların birbiriyle uyumuna bağlıdır. Sistemden ve bütünlükten yoksun bir organizmada çelişkiler, hatalar, istikrarsızlıklar ortaya çıkacak; hedefi olmayan, günübirlik değişime giden ama asla köklü adımlar atamayan devasa bir yapı elimizde kalacaktır.
Okullaşma oranlarının artmasına, okulların fizikî ve teknolojik kapasitesinin gelişmesine, öğretmen sayısında artış yaşanmasına, eğitime ayrılan kaynağın artmasına rağmen hâlâ istenilen seviyede olunmamasının temel sebebi, organizasyonsuzluk, sistemsizlik ve bulma arayışlarının bitmemesidir.
Eğitimde başarı, hangi yol, yöntem ve tekniklerin kullanılacağına, nasıl bir yol haritası izleneceğine ilişkin pratik, ancak kapsamlı bir teorik arka planla mümkündür. Eğitim sisteminin inşası, eğitime ilişkin ezberlerin gözden geçirilmesi ve mevcut paradigmanın sorgulanmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Aksi takdirde müfredat, öğretmen, öğrenci ve okul üzerinden yürütülen bütün tartışmalar yüzeysel kalacaktır. Bu bağlamda yapılması gereken, insan odaklı bir ekol inşa etmektir. Daha sonra bunu referans alan eğitim politikaları, öğretim programları, eğitim kurumları oluşturulup eğitimci kadrolar yetiştirilebilir. Bu, uzun soluklu, sabır ve azim gerektiren bir süreçtir. Ama bu süreçte adım atılması gereken alanlar, çözüme kavuşturulması gereken pek çok sorun bulunmaktadır.
Eğitim çalışanlarının sorunlarına çözüm bulmadan eğitimde yol almak, başarıyı yakalamak pek mümkün görünmemektedir. Bu çerçevede, sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının yeniden hayata geçirilmesi, atamaların hâlâ mülakatla yapılması, erkek kamu görevlilerine dayatılan darbe ürünü kılık ve kıyafet yönetmeliğinin varlığı, kariyer basamaklarına ilişkin belirsizlik, ek ders esaslarındaki adaletsizlikler, atama ve yer değiştirme süreçlerindeki istikrarsızlık, yönetici görevlendirme süreçlerinde mahkeme kararlarının doğurduğu sıkıntılar, vadedilen 3600 ek gösterge konusunda halen adım atılmamış olması, eğitimcilerin şiddete maruz kalması, okullara bütçe gibi, çözüme kavuşturulması gereken sorunların yeni eğitim-öğretim yılı içerisinde aşılmasını bekliyoruz.
Eğitim çalışanlarının saygınlığı artırılmalıdır
Öğretmenliği diğer mesleklerden ayıran en önemli özellik, mesleğin moral ve motivasyonla icra ediliyor olmasıdır. Son yıllarda inatlaşarak dayatılan birtakım uygulamalarla öğretmenler moral ve motivasyon açısından çökmüş, eğitim sisteminin köküne dinamit koymakla eş değer adımlar atılmıştır. Yeni dönemde, sorunlu uygulamalar yerine, eğitim çalışanlarının eğitim-öğretim faaliyetlerinin en önemli ve vazgeçilmez unsuru görülüp saygınlığının artırılmasının hedeflenmesini istiyoruz. Nitekim öğretmen şikâyet hattına dönüşen Alo 147 sorununun çözümü, öğretmen performans değerlendirmesi taslağı ve Öğretmen Strateji Belgesi’nin uygulanmayacağının açıklanması gibi somut adımlar, öğretmenlerin eğitim-öğretime odaklanmalarını sağlamıştır. Beklenti ve talebimiz, eğitim çalışanlarını umutlandıran söylem değişikliğinin çözüm odaklı eylemlerle desteklenmesi ve sürdürülmesidir.
Öğretmen atama ve yer değiştirme süreci tutarlı ve sürdürülebilir olmalıdır
Öğretmen sayısı her geçen yıl artmasına rağmen halen yaklaşık 100 bin öğretmen ihtiyacı bulunmaktadır. Öğretmen eksikliğinin uzun vadede bir milletin kaderini etkileyebileceği düşünülerek, öğretmensiz bir sınıf bile kalmayacak şekilde eğitim kadrosu tam olmalıdır. Ücretli öğretmenlik uygulamasıyla öğretmen ihtiyacının giderilmeye çalışılması ucuz çözüm yoludur.
2016’da çıkarılan KHK ile birlikte sözleşmeli öğretmen uygulamasına tekrar dönülmesi büyük sorunlara kapı aralamıştır. Farklı istihdam şekilleri, sorunları çeşitlendirmiş, yeni sorunlar ortaya çıkarmış, öğretmenlerin aile bütünlüğünü bozmuş, insani mazeretleri ortadan kaldırmış, temel insan haklarına aykırı, cebri bir model olmuştur.
Kadrolu ya da sözleşmeli ayırımı yapılmaksızın öğretmenlerin yer değişikliği talepleri karşılanmalı, öğretmen açığının kapatılması ve bölgesel farklılıkların giderilmesi hedefleri bir arada yürütülmelidir. Bakanlık, anayasal hak olan mazerete bağlı yer değişiklikleri ve isteğe bağlı yer değişikliği ile yaşa ve tecrübeye dayalı bölgeler arası adil bir öğretmen istihdamını birlikte yürütmek zorundadır. Zorunlu hizmet, sözleşmeli öğretmenlik vb. cebri uygulamalardan istenilen sonucun alınamadığı ve bunların yeni sorun alanları hâline geldiği bilinmektedir. Bu nedenle, Bakanlık, maddi teşvikler ile norm kadro esaslarının bölge/okul bazlı esnek hâle getirilmesi, kariyer basamaklarında pozitif ayrımcılık gibi uygulamaları bir arada yürütmek suretiyle esnek çözümler geliştirmelidir.
Farklı istihdam biçimleri son bulmalı, sözleşmeli öğretmenler kadroya alınmalıdır
Eğitim kurumlarında öğretmenler arasında kadrolu/sözleşmeli şeklinde ortaya çıkan ayırım kurum içi çalışma barışını bozmaktadır. Bu durum öğretmenlerin verimliliğini düşürmekte, aynı niteliklere sahip ve aynı görevi yapan insanlar arasında bir nevi kast sistemi oluşturmaktadır.
İstihdamda güçlük çekilen illerde öğretmen ihtiyacının karşılanması amacıyla getirilen sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına son verilmeli ve sözleşmeli öğretmenler kadroya geçirilmelidir.
Mülakatla öğretmen atama yönteminden vazgeçilmelidir
Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasıyla birlikte Türkiye’deki öğretmen istihdamı süreçlerine sözlü sınav aşaması da ilk kez dâhil edilmiştir. Özellikle, çok sayıda sözlü sınav komisyonu olması, sınav komisyonunda bulunanların yeterlilikleri, sınavlarda sorulan sorular vb. konular kamuoyunda sıklıkla gündeme gelmektedir. Tek başına sözleşmeli öğretmenlik uygulaması çok ciddi bir problem iken, atanacak öğretmen seçiminin mülakatla yapılması, yapılan mülakatlar çerçevesinde adayların kazanma ya da kaybetme nedeninin objektif bir şekilde izah edilememesi, yıllarca emek vererek okumuş ve birçok yazılı sınavdan geçmiş öğretmen adaylarının farklı komisyonlarca bir kaç dakikalık mülakatla elenmesi adalet duygusunun zedelenmesine neden olmaktadır. Mülakatla öğretmen atama yönteminden vazgeçilmeli, toplum vicdanında karşılığı olan kadrolu istihdam modeli tercih edilmelidir.
3600 ek gösterge konusunda verilen sözün gereği yerine getirilmelidir
Öğretmenlere 3600 ek gösterge verilmesi başta olmak üzere, seçim sürecinde kamu görevlilerine verilen vaatler ivedilikle yerine getirilmeli; tüm kamu görevlilerinin ek gösterge rakamları 600 puan artırılmalı, yardımcı hizmetleri sınıfı çalışanlarına da (Genel İdare Hizmetleri Sınıfı kadroları için öngörülen en düşük rakamdan aşağı olmamak üzere) ek gösterge hakkı verilmelidir.
İstihdamda zorluk çekilen bölgelerde teşviki yöntemler uygulanmalıdır
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri başta olmak üzere, istihdamda güçlük çekilen yörelerde en büyük eğitim sorunu, kalıcı öğretmen istihdamının sağlanamamış olmasıdır. Bugün söz konusu bölgelerde bir öğretmenin ortalama görevde kalma süresi 1,5 yıldır. Bu durum, ilkokul dönemi başta olmak üzere, eğitim ve öğretimde ciddi sıkıntılara yol açmaktadır. Öğretmen açığının kapatılması amacıyla zorunlu hizmet yükümlülüğü getirilmiş olsa da bunun soruna kalıcı bir çözüm getirmediği görülmektedir. Biz, eğitim çalışanlarına yönelik zorunlu hizmet bölgelerinde görev yapmaları hâlinde illerin mahrumiyet durumlarına göre ilave özel hizmet tazminatı ödenmesini istiyoruz. Bu durum, hem bölgenin eğitim çalışanı açığının kapatılması bakımından hem de bölgenin zorluğuna göre eğitim çalışanının yaşamış olduğu mağduriyeti gidermesi bakımından zaruret arz etmektedir. Toplu sözleşme taleplerimiz arasında da yer alan ‘ilave özel hizmet tazminatı’nın hayata geçirilmesi öğretmen açığı sorununu büyük oranda çözecektir.
Eğitimcilere şiddete seyirci kalınmamalıdır
Son yıllarda, eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun hâline gelmiş ve ülkemizin geleceği açısından vazgeçilmez olan eğitim-öğretim hizmetinin yürütülmesini sekteye uğratacak dereceye varmıştır. Bu şiddet eylemlerinde, mevcut yasal düzenlemelerin bu fiillere karşı caydırıcı nitelikte ceza öngörmemesi ile şiddet uygulayan kişilerin bu eylemlerinin adli ve idari makamlarca önemsenmeyeceği ve ciddi bir ceza yaptırımıyla karşılaşmayacakları inancı önemli bir rol oynamaktadır. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olaylarına karşı caydırıcılık, şiddete uğrayan çalışana da hukuki koruma sağlayacak nitelikte yasal düzenlemeler acilen yapılmalıdır.
Okulların ödenek ihtiyacı karşılanmalıdır
İlkokul ve ortaokullara doğrudan ödenek verilmemesi, bu okulları il özel idaresinin kaynak aktarımına ve okul aile birliğinden sağlanacak gelire bağımlı kılmaktadır. Okulların zaruri harcamaları için okul aile birlikleri tarafından üretilmeye çalışılan çözümler, başvurulan yollar yetersiz kalmaktadır. Okul yöneticilerinin eğitim liderliği yapmalarının önündeki en büyük engel olan ödenek sorunu; öğretmeni, yöneticiyi ve veliyi karşı karşıya getirmekte, bundan da en fazla zararı yine öğrenciler ve okul yönetimleri görmektedir. Velilerden para talep etme dönemi sona erdirilmeli; öğrenci sayısı, okulun büyüklüğü, donanım ihtiyacı gibi faktörler esas alınarak öğrenci başına belirlenecek tutarda doğrudan ödenek aktarımı yapılmalıdır.
Eğitimcileri motive eden bir kariyer sistemi oluşturulmalıdır
Anayasa Mahkemesi’nin Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında Yükselme uygulamasına yönelik olarak verdiği iptal kararı ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun, mahkeme kararıyla kariyer basamağı unvanı elde edilemeyeceğine ilişkin içtihadı sonrasında kariyer basamakları sürecinin adeta unutulmaya terk edilmesi, pek çok hak kaybına sebep olmuştur.
Kariyer basamakları uygulamasının yürürlükte olduğu zaman diliminde yapılan bilimsel çalışmalar, öğretmenlik kariyer basamakları uygulamasının öğretmenleri sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere teşvik etmenin yanı sıra kendilerini geliştirmelerine ve kariyer basamaklarında ilerlemek için lisansüstü eğitim yapmaya teşvik etmiş; öğretmenlerin kendini yenilemesi, alanındaki gelişmeleri takip etmesi bakımından olumlu sonuçlar doğurduğunu ortaya koymuştur. Eğitimin paydaşlarının görüş ve talepleri doğrultusunda herkesin yararlanmasına açık, özgün, sadece sınav odaklı olmayan, süreç ve bireysel çaba odaklı, maddi ve manevi açıdan tatminkâr bir kariyer sistemi ivedilikle hayata geçirilmelidir.
Eğitim yöneticiliği profesyonel bir kariyer mesleği haline getirilmelidir
Eğitim yöneticiliği ve okul yöneticiliği, ikincil bir görev olmaktan çıkarılarak meslekleşmeyi sağlayacak çalışmalar yapılmalı, bununla ilgili olarak yetiştirme programları hazırlanmalıdır. Eğitim kurumu yöneticiliğinin eğitim liderliğine dönüştürülmesi, yöneticiliğin profesyonel bir meslek olarak ele alınarak kadro unvanlı bir uzmanlık mesleği hâline getirilmesiyle mümkündür. Eğitim yöneticilerinin bir eğitim ve okul lideri olarak inisiyatif alanları genişletilmeli, eğitim-öğretimle ilgili rolleri öne çıkarılmalıdır.
Memur, hizmetli ve diğer çalışanların emeği görmezden gelinmemeli, mali ve sosyal hakları iyileştirilmelidir
Millî Eğitim Bakanlığı kadrolarında Genel İdare Hizmetleri Sınıfı, Teknik Hizmetler Sınıfı, Yardımcı Hizmetler Sınıfı ve diğer hizmet sınıflarında çalışanların da eğitim öğretim hizmetinin aksamadan en etkin şekilde yürütülmesi için emek sarf ettiği gerçeği unutulmamalıdır. Şef, memur ve hizmetlilere öğretim yılına hazırlık ödeneğinin ödenmemesi, eğitim ve öğretim için aynı hedeflere ulaşmak için aynı amaç birliği içinde aynı konuda çalışan kamu görevlileri arasında eşitsizlik ve adaletsizlik kaynağıdır. Öğretim yılına hazırlık ödeneği, öğretmenlerle birlikte eğitim-öğretim hizmetlerinin yürütülmesinde emek sarf eden Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında görevli tüm hizmet sınıflarındaki eğitim çalışanlarına da ödenmelidir.
Eğitim kurumlarında çalışan personelin haftalık 40 saati aşan çalışmalarının karşılığı fazla çalışma ücreti ödenmesi ya da personel yetersizliği gerekçesine sığınılmadan fazla çalışma karşılığı izin hakkından faydalanmalarının sağlanması yönünde düzenleme yapılmalıdır.
Memur ve hizmetliler başta olmak üzere, eğitim çalışanlarına yönelik görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları belli bir takvim dâhilinde periyodik olarak gerçekleştirilmelidir.
Darbe ürünü kılık ve kıyafet yönetmeliği bir an evvel değiştirilmelidir
Darbe ürünü kılık ve kıyafet yönetmeliği, kamu görevlilerinin, milletimizin değerlerine ve genel kabul görmüş kılık ve kıyafet şekillerine uygun olmak, herkesin bu kapsamda tercihlerine azami saygı gösterilmesi kaydıyla tercihleri doğrultusuna belirleyecekleri kılık ve kıyafetle görevlerine gitmelerini ve görev mahallinde bulunmalarını temin edecek şekilde değiştirilmelidir.
Eğitim-Bir-Sen olarak, yeni eğitim-öğretim yılının tüm eğitim çalışanlarına, öğrencilerimize, velilerimize ve milletimize hayırlı olmasını; eğitimin en kısa sürede sorunlardan arındırılmasını diliyor, Bakanlığın güçlü ve büyük Türkiye idealine erişmemizi sağlayacak eğitim politikaları geliştirmesini ve uygulamasını bekliyoruz. -

Sulamada üretim ve gelir artışı istihdama yönelik projelere KOP desteği
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bağlı Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, finansman desteği sağladığı sulama projeleri ile çiftçilerin tarımsal faaliyetlerinin sürdürülebilirliğinin yanında bitki deseninin genişletilmesinden üretim artışına, istihdam oluşturmadan gelir artışına kadar pek çok alanda bölge ekonomisini güçlendiriyor.
KOP İdaresinin, Küçük Ölçekli Sulama İşleri Programı KOP KÖSİP kapsamında desteklediği Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen projelerle Konya’nın Beyşehir ilçesi Karadiken Göleti ve Damlama Sulama Projesinde sona gelindi. Finansmanını KOP İdaresinin yaptığı proje yürütücülüğünü ise Konya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığının üstlendiği Beyşehir Karadiken Göleti ve Damlama Sulama Projesinin hayata geçmesi ile birlikte 250 hektarlık alan sulu tarıma açılmış olacak.
Dünya üzerinde kendi kendine yetebilen 7 tarım ülkesi bulunduğunu ve Türkiye’nin bu ülkeler arasında ilk sıralarda geldiğini belirten KOP İdaresi Başkanı İhsan Bostancı, bu kendi kendine yetebilirlik durumunun devam etmesi için İdare olarak tarım sulama projelerine büyük önem verdiklerini ifade ederek; gelişmiş tarımı ve tarımsal sulama altyapısı olan ülkelerin kendi gıda güvenliğini kontrol altında tutabilen ülkeler olduğunu söyledi.
“Bitki Deseni Çeşitliliğine ve Üretimden İstihdama Yönelik Projeler”
Sulama projelerinin su kısıtı nedeniyle KOP Bölgesi için ayrı bir önem taşıdığına değinen Başkan Bostancı, “KOP İdaresi olarak bizim ağırlık verdiğimiz projelerin başında katma değeri yüksek sulama projeleri gelmektedir. Başkanlığımızın tahsis ettiği 3 milyon 910 bin TL kaynakla, Konya Büyükşehir Belediyesinin Beyşehir’de yürüttüğü Beyşehir Karadiken Göleti ve Damlama Sulama Projesi ile gölet alanında depolanacak 600 bin metreküp su, uzunluğu 18 kilometreye ulaşan borular ile taşınarak 250 Hektar büyüklüğünde bir alanın sulu tarıma geçmesini sağlayacak. Sadece 250 hektarlık alanda yapılacak tarımsal faaliyetlerle ekilen bitki desenine bağlı olmak üzere hektar başı 4 bin TL ile 10 bin TL arasında bir gelir artışı yaşanacak. Bu oranı ortalama 5 bin TL olarak kabul ettiğimiz zaman çiftçilerimiz yıllık net gelir artışı 1 milyon 250 bin TL olacaktır. Öte yandan yine hektar başına 2 kişilik istihdam artışı ile birlikte tarım mevsimi müddetince toplamda 500 kişilik yeni istihdam yaşanacak ve projemiz 3 yıl içerisinde kendi kendini amorti etmiş olacaktır. Örnek bir işbirliği ile yürüttüğümüz özellikle KOP KÖSİP projelerine emeği geçen başta Valilerimize, Büyükşehir Belediye Başkanımıza, Özel İdarelerimize teşekkür ediyor; çiftçilerimize bereketli günler diliyorum.” dedi. -

MİLLİ GÜREŞÇİ TOPRAK SLOVAKYA’YA GİTTİ
Greko-Romen genç Milli Takımında ülkemizi 63 Kiloda Kayseri Şekersporlu Milli Güreşçi Abdullah Toprak temsil edecek.
Bu yıl Slovakya’da düzenlenen Dünya Gençler güreş şampiyonasında mücadele edecek Grekoromen Genç Güreş Milli takımı Slovakya’ya gitti.
Greko-Romen genç milli Takım Kafile başkanlığını Cebrail Uludağ , Antrenörlük görevini ise Mustafa Berber yapacak. Dünya şampiyonasında mücadele edecek Kadın milli takımımızın 17 Eylül, serbest güreş takımının ise 19 Eylül tarihinde Slovakya’ya hareket edeceği belirtildi. -

Halı yıkamacılar iş yoğunluğu yaşıyor
Yozgat’ta son bahar aylarının yaklaşmasıyla birlikte vatandaşlar yıl boyunca kirlenen halılarını halı yıkamacıları tercih etmesi halı yıkamacıların iş yoğunluğu arttırdı.
İlde 100. Yıl Sanayi Sitesinde 10 yıldır Deniz Halı Yıkama olarak faaliyetini sürdüren Sadık ve Mehmet Çelikaslan, yaz dönemiyle başlayan yoğunluklarının son bahar aylarında da artarak devam ettiğini söyledi.
Sadık Çelikaslan, halıları vatandaşların evlerinden alarak 3 gün içerisinde tekrar evlerine teslim ettiklerini belirterek, halıların metrekaresini 5 liradan yıkadıklarını söyledi.Halıların zedelenmemesi için bitkisel şampuan kullandıklarını vurgulayan Çelikaslan, “Vatandaşımız güvenerek halılarını bizlere teslim edebilirler. Bizler yanımızda çalışan personellerimiz vatandaşımızın halılarını itina ile yıkayarak, kurutup adreslerine teslim ediyoruz. Yaz mevsimi ile başlayan iş yoğunlumuz sonbahar ayıyla birlikte aratarak devam ediyor. Bazı vatandaşlarımız halılarını yıkamak için bin bir zahmete giriyor. Uygun bir çeşme arayışının yanı sıra deterjanı ve halıları temizlemek için verdikleri uğraşta cabası.
Bu işlerle uğraşmak istemeyen vatandaşlarımız ise biz halı yıkamacıları tercih ediyor. İşletmemizde sadece halı değil, yorgan ve oturma gruplarını da temizliğini yapıyoruz. İşlerimizin yoğunluğu bizleri de mutlu ediyor.”diye konuştu. -

SORGED üyeleri temizlik yaptılar
Sorgun Gençlik Derneği (SORGED) ’15 Eylül Dünya Temizlik Günü’ nedeniyle Ahmet Uslu Dutluk Parkında temizlik yaptılar. Dernek üyeleri yaptıkları bu etkinlikle çevre temizliğini dikkat çektiler.
Sorgun Gençlik Derneği Başkanı Halil Uslu, yaptıkları etkinlikle insanların çevreye duyarlılığını arttırmak istediklerini söyledi.
Uslu, yaptıkları etkinliğe gönüllü katılanlara teşekkür etti.
Uslu, “Ahmet Uslu Dutluk parkında çöpleri toplarken parkı kirleten yediklerini içtiklerini yerlere atan maalesef yine gençlerdi. Sorunlar söz konusu olunca herkes ağız dolusu konuşuyor. Çözüm için bir şeyler yapmaya gelince kimse yanaşmıyor. Kurban bayramından sonra televizyonda yayınlanan haberlerde ülkemize gelen Japon turistlerin pek çok bölgemizde çöp topladıklarına şahit olmuşsunuzdur. Bu görüntüler o kadar içimizi acıttı ki. Kelimelerle anlatılacak gibi değil. Bizler utanmadan, sıkılmadan kirletelim onlar kilometrelerce öteden okyanuslar aşıp gelsin ve bizim çöpümüzü temizlesin. Olacak iş mi?. Oldu maalesef. Umarım çevre temizliği ve tabiatı koruma konusunda toplum olarak daha duyarlı hale gelebiliriz” dedi.
OLUMLU
DÖNÜŞLER ALDIK
Yaptıkları farkındalık etkinliği ile olumlu dönüşler aldıklarını anlatan Dernek Başkanı Halil Uslu, “Amacımız çevre temizliğine daha çok önem gösterilmesini sağlamak ve bu konuda insanlar arasında farkındalık oluşturmaktı.
Öyle de oldu. Yeni evlenen bir çiftimiz, düğün töreni öncesi gelinlik ve damatlıkla bizimle birlikte çöp topladı. Bilinçli ebeveynler bizlerden çöp poşeti alarak çocukları ile birlikte bu güzel etkinliğe ortak olmak istediler. Mesajımız net: “Çöpünü sokağa atma, çöp kovasına at.” Unutmayalım ki bizler bu dünyanın sahibi değiliz. Sadece onun bir parçasıyız” diye konuştu. -

Okulun ilk haftasında ailelere öneriler
Yeni eğitim öğretim yılı başlarken, okula ilk kez adım atacak olan çocuklar zorluklar yaşayabiliyor. Uzmanlar, “Oyun döneminden henüz çıkamamış çocuklar için okulun ilk günleri ürkütücü olabilir. Bu dönemi atlatmak için yeni öğrencilere zaman tanınmalı” dedi.
Okula ilk kez adım atan öğrenciler için ilk ders zili ürkütücü olabiliyor. Ailesinden ayrılmak istemeyen çocuklar zorluklar yaşayabiliyor, okulun ilk günleri zorlayıcı olabiliyor. Çocukların önce ailede, ardından okulda sosyalleştiğini ifade eden Uzmanlar, “Çocuğun okula alışması sürecinde ebeveynlerine ve çevresindekilere oldukça önemli görevler düşüyor. Aileden çıkıp farklı sosyal çevreye adım atmak ve o çevrenin bir parçası haline gelmek henüz oyun döneminden çıkmamış bir çocuk için zorlayıcı olabilir. Bu ilk gün krizlerinin çözümü olayı doğal karşılamak ve sabırla beklemekten geçiyor. Bu dönemde çocuğunuza zaman tanıyın” ifadesini kullandı.
Uzmanlar: Anne ve baba soğukkanlı yaklaşmalı
Uzmanlar, çocuğun okula alışması sırasında dikkat edilecek noktaları şöyle sıraladı:
Okulun ilk günlerinde anne-baba sakin ve soğukkanlı olmalı. Çocuğun da bu tepkilere bakarak aynı kaygıyı ve paniği yaşayabileceği unutulmamalı.
Çocuğu en iyi tanıyan ebeveynleridir. Bu yüzden anne ve baba, çocuğu sakinleştirici yollar denemeli.
Çocuk okulda ilk kez başka yetişkinler ve yaşıtlarıyla karşılaşabilir. Aileler, okul başlamadan önce çocuklarına okulu anlatmalı, mümkünse öncesinde birkaç küçük ziyarette bulunmalı.
Aile tutarlı davranmalı, çocuk cesaretlendirilmeli
Çocuğun okula gitmesi konusunda ailenin her üyesi tutarlı bir tutum takınmalı ve çocuğu cesaretlendirmeli.
Çocukla her zaman açık ve anlaşılır konuşulmalı; korkuyorsa nedenleri ve endişeleri üzerinde yoğunlaşılmalı. Konuşmada kesinlikle aşağılayıcı ve küçük düşürücü bir tavır takınılmamalı.
Çocuklar anne-babadan, evden ayrılma ve bilinmezliğin verdiği kaygı sebebiyle korkar. Çocuğa, “Seni anlıyorum ve sana bunun için kızmıyorum” mesajının verilmesi gerekir.
Çocuklara güven verilmeli, öğretmenle iş birliği yapılmalı
Çocuklar için en önemli şey güvendir. Anne ve babaların da çocuğa güven vermesi gerekir. “Buradayım”, “Çıkışta seni alacağım”, “Beni göreceksin”, “Kapıda olacağım” gibi cümleler, çocuğu sakinleştirebilir.
Başka çocukların “İyi örnek” olarak gösterilmesi olumlu sonuçlar doğurmaz. Anne ve babalar karşılaştırıcı bir tutum içinde olmamalıdır.
Okulun ilk günlerinde ve sonrasında okul ve öğretmenle iş birliği içinde olunması önemlidir.
Bunların dışında hala çocuk aşırı bir korku yaşıyorsa mutlaka profesyonel yardım alınmalıdır. -

Yazıcı: İlimizde 716 Bin 857 kitap dağıtımı yapıldı
Yozgat İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından öğrencilere ücretsiz verilen ders kitaplarının okullara dağıtımının tamamlandığını belirterek, il genelinde 716 Bin 857 adet kitabın öğrencilerin sınıflarındaki sıralarının üzerine bırakıldığını söyledi.
İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, her yıl olduğu gibi bu yıl da Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ücretsiz verilen kitapların dağıtımının sorunsuz bir şekilde tamamlandığını belirtti.
Yazıcı, 2018- 2019 eğitim ve öğretim döneminin ilk günü olan Pazartesi (bugün) kitapların öğrencilerin sırasında hazır olduğunu vurguladı.
Yazıcı, “Sosyal devlet olmanın bir gereği olarak devletimiz ücretsiz kitap dağıtımı uygulamasına önceki yıllarda olduğu gibi bu yılda devam ediyor. İlimizde 716 bin 857 kitap dağıtılmıştır.
Çocuklarımızın eğitimine katkı sunan ve onların yetişmesinde büyük öneme sahip kaynaklarımız sorunsuz bir şekilde dağıtılmaktadır.
Bu hakikaten devletimizin büyüklüğü ve vatandaşa olan hizmet olarak baktığımızda takdire şayan bir uygulamadır.
Bütün öğrencilerimize, eğitim camiamıza ve ülkemize, ilimize hayırlı bir eğitim yılı diliyorum.”temennisinde bulundu.
Cumhuriyet Ortaokulu Müdürü Selim Yaman, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gönderilen ücretsiz ders kitaplarının İl Milli Eğitim Müdürlüğünce okullarına getirildiğini belirterek, “Yeni eğitim öğretim yılı Pazartesi günü başlayacak.
Bu kapsamda bir haftadır birinci sınıflar için uyum eğitimi vermekteyiz.
Devletimiz her yıl olduğu gibi bu yılda kitapları göndererek öğrencilerimizin ilk derslerine girdiklerinde sıralarının üzerinde kitaplarının hazır olduğunu görecekler.
Şuan itibari ile okulumuzdaki bütün öğrencilerimizin kitapları sıralarının üzerine yerleştirilmiş ve öğrencilerimizi beklemekteyiz.
Onların heyecan ve mutluluklarına bizlerde bugün ortak olacağız.”diye konuştu. -

Tarihi Sarı Karabıyık köprüsü AK KÖPRÜ OLDU
Osmanlı padişahlarından Yavuz Selim tarafından 1516 yılında Mısır seferine giderken yaptırıldığı bilinen Atatürk yolu üzerindeki tarihi Karabıyık Köprüsündeki yenilenme işlemlerinde sona yaklaşıldı.
Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından tarihi köprülerin restore ettirilerek gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla başlatılan çalışmalarını yakından takip eden vatandaşlar, Köprünün orijinal yapı taşları yerine Şefaatli bölgesinde bulunan Kayraktaşı diye bilinen mermer tarzı beyaz taşların kullanılmasını, bunun adı tarihle adeta dalga geçmektir diyerek, tepkilerini bu şekilde dile getirdiler.
Yozgat’ta Atatürk yolu üzerinde 5 asırdan daha fazla zaman yıkılmadan ayakta dimdik duran Karabıyık Köprüsü’nün tarihin önemli yapı taşlarından olduğunu hatırlatan vatandaşlar, bugün restore adı altında yapılan çalışmaları hayretle takip ettiklerini, tarihi bir güzelliğin bu çalışmalar yüzünden yok olmakla karşı karşıya kaldığını ifade ettiler.
Tarihi Karabıyık Köprüsünün yapımında kullanılan asıl orijinal sarı taşların sökülerek, sular altında kalmasını çıplak gözle hayretle izlemek durumunda kaldıkları için son derece üzüldüklerini dile getiren vatandaşlar, yetkilileri uyararak, şuan restore için kullanılan taşların hem uygun olmadığını hem de dayanıklı bir malzeme vasfını taşımadığını belirttiler.
Atatürk yolu bölgesinde Karabıyık köprüsü çevresindeki köylerde yaşayan vatandaşlar, “Bizlerden önce atalarımız bu köprüyü asırlar boyu kullanmışlar, şimdi, bizde kullanıyoruz, ancak restore çalışmalarını yaparken, orijinal sarı taş kullanmak dururken, Şefaatli bölgesinde bulunan Kayraktaşı adı verilen beyaz mermer renginde kireç gibi eriyip giden bu taşı kullanmak bunca harcanan paraya değmez” diye konuştular. -

Başer’e önemli bir görev daha verildi
AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oluruyla AK Parti Yozgat Milletevkili Yusuf Başer’e önemi bir görev daha verildi. Önceki dönemlerde olduğu gibi Milletvekili Başer, Seçim İşleri Başkan Yardımcılığı görevine atandı. Başer, en geniş seçmen kitlesi bulunan Marmara Bölgesi’nden sorumlu olacak.
“Millet Bir, Hedef Bir” sloganıyla 6. Olağan Kongresi’ni yapan Ak Parti’de görevlendirme ve yeniden yapılandırma çalışmaları devam ediyor.
Şölen havasında geçen ve büyük bir katılımla yapılan kongre sonrasında partinin yönetim kadrosu yeniden şekillendi.
Seçim İşleri Başkanlığına Sakarya Milletvekili Ali İhsan Yavuz’un atanmasının ardından Seçim İşleri Başkan Yardımcılıklarına da atamalar yapıldı.
AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Olur”uyla Seçim İşleri Başkan Yardımcılığı görevine getirildi. Başer, Türkiye’de en geniş seçmen kitlesine sahip ve yerel seçimlerde kritik öneme haiz Marmara Bölgesi’nden sorumlu oldu.
Görevlendirme sonrası açıklamada bulunan Milletvekili Başer, “AK Parti’nin bir neferi olarak dava şuuru, hizmet aşkı ve mücadele azmiyle ve ilk günkü aşkla çalışmalarına devam ettiğini vurguladı.
Başer, “ Türkiye’nin kritik eşikten geçtiği, yedi düvele karşı mücadele verdiği bir dönemde beni bu göreve layık gören başta Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Genel Başkan Yardımcımız ve Seçim İşleri Başkanımız Sayın Ali İhsan Yavuz’a ve partimin yetkili organlarına teşekkür ediyorum” dedi.
17 yıl önce AK Parti kurulurken “Türkiye’de hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak” diyerek yola çıktıklarını vurgulayan Başer “İrade, Erdem ve Cesaretle, 16 yıllık iktidarları döneminde Büyük Türkiye hayalini gerçekleştirmek için mücadele verdiklerini belirterek yıllarca millete tepeden bakan, hükmeden vesayet odaklarını yerle yeksan ettiklerini, Devlet- Millet kucaklaşmasını sağladıklarını” ifade etti.
Partisinin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine tevdi ettiği görevin mesuliyetinin farkında olduğunu söyleyen Başer, Yerel seçimlerin yaklaşmakta olduğunu hatırlatarak,Büyük Türkiye hayalini gerçekleştirmek ve 2023, 2053 2071 hedeflerine Türkiye’yi taşımak için gece, gündüz demeden çalışacaklarını ifade etti. Başer, AK Parti’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde milletin teveccüh edeceği en doğru adayları seçerek yerel seçimlere katılacağını vurgulayarak ferasetine güvendikleri Türk Milletinin oylarıyla yerel seçimlerde büyük başarılar el edeceklerine inancının tam olduğunu sözlerine ekledi. -

Köylerde yol standardı yükseliyor
Yozgat’ta geçtiğimiz yıl başlanılan köy yollarına asfalt serimi bu yılda tüm hızıyla devam ediyor.
Sezonla birlikte yapımına başlanılan Akdağmadeni Belekcehan, Akdağmadeni Kırlar, Çayıralan Aşağı Tekke ve Yamaçlı-Sırçalı yollarının asfalt serimi tamamlanarak vatandaşların istifadesine sunuldu.
43 kilometrelik yol ağının 26 kilometresinin tamamlandığını belirten Vali Kemal Yurtnaç, “İki yıldır köy grup yollarımızın asfaltlanması ile alakalı çalışmalarımız hızlı bir şekilde devam ediyor. Bu yıl içerisinde alt yapısını tamamladığımız 26 kilometrelik yolumuzu asfalt ile buluşturup vatandaşlarımızın hizmetine açtık. Asfalt serim çalışmalarımız son sürat devam ediyor” dedi.
Hedefin 500 kilometre olduğunu ifade eden Vali Yurtnaç, “Bu yıl 6 ila 9 kilometrelik yollarımızı asfaltladık. 5 yıl içerisinde ki hedefimiz ise toplamda 500 kilometrelik köy yolumuzu BSK asfalt ile kaplamak. Bu çalışmalarımız köylerimizde yaşayan vatandaşlarımızın hayatına olumlu yönde yansıyacaktır” diye konuştu. -

İl Genel Meclis Üyelerinden başarılı Yozgatlılara ziyaret
İl Genel Meclisi Üyelerinin yaz programı çerçevesinde Antalya’da bulunan tarıma ve turizme yönelik tesisler gezilerek incelemelerde bulunuldu.
15 MİLYON EUROLUK İHRACATLA ANTALYA BİRİNCİSİ OLDULAR
Serik bölgesinde tarım ürünleri ihracatçısı ve 2017 yılında Antalya’da 15 milyon Euro ile ihracat birincisi olan Sarıkayalı hemşerimiz Hatipoğlu Tarım Ürünlerinin tesisleri gezilerek Kadim Hatipoğlu’ndan yaptığı işler konusunda bilgiler alındı.
Gezilen işletmedeki devasa çalışmalar karşısında Yozgatlı bir hemşerilerinin ulaştığı seviye ile gururlandıklarını ifade eden İl Genel Meclisi Üyeleri, Yozgatlılar olarak Yozgat için daha çok çalışmaları gerektiğini, böyle bir ziyaretin ufuk açıcı olduğu bahsiyle heyecanlarını dile getirdiler.
Tesis sahibi Kasım Hatipoğlu ise böyle bir ziyareti ilk defa yaşadıklarını, Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç ve İl Genel Meclisi Üyelerinin ziyaretinden duyduğu memnuniyetini ifade ederek çalışmaları hakkında bilgi verdi.
-

İstifası kabul edilmedi
Ataması yapılan il başkanlarından 34’ü mevcut isimlerden seçilirken, 20 atama ise yeni isimlerden oluştu.
İYİ Parti Teşkilat İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Koray Aydın, Genel Merkez’in çağrısı ile başlayan istifaların tamamlandığını duyurdu. Yazılı bir basın açıklaması yapan Koray Aydın, “Yoğun ve titiz çalışmalar kapsamında 54 il başkanımızın ataması Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in takdir ve başarı dilekleriyle onaylanmıştır” dedi.
İYİ Parti İl Başkanı Metin Özışık ve yönetim kurulunun istifası genel merkez tarafından kabul edilmedi. Özışık ile yönetim ve denetim kurulu tekrardan genel merkez tarafından il yönetimine atandı. -

Başkan Arslan: Kapalı otoparkımızı yılsonuna kadar hizmete açacağız
Yozgat Belediye Başkanı Kazım Arslan, önceki yıl yapımına başlanılan 350 araçlık kapalı otopark inşaatında sona gelindiğini belirterek, yılsonuna kadar kapalı otoparkı hizmete açacaklarını söyledi.
Yozgat’ın otopark sorununun yeni olmadığını vurgulayan Başkan Arslan, şehrin otopark sorununun 30- 40 yıldır devam ettiğini ve bu zamana kadar ilk defa kendilerinin ciddi bir çalışma içerisine girdiklerini belirtti.
Arslan, “Geçmiş dönemlerden kaynaklı çarpık yapılaşma ve imar sorunlarından dolayı şehrimiz plansız bir şekilde gelişti.
Göreve geldiğimiz günden bu yana önemli projeleri hayata geçirdik ve yapmaya da devam ediyoruz. Metruk binalar, hem tehlike arz ediyordu, hem de görüntü kirliliğine neden oluyordu. Biz bunları yıkarak ve yeni yollar açarak kentimizin adeta nefes almasını sağladık. İlimizin bugün otopark sorunu varsa bu yeni bir sorun değil. Yıllardır artarak devam eden bir sorundu. Biz bu sorunu çözmek için bugüne kadar kimsenin yapamadığı yer altı katlı otopark inşaatına başladık. Şuan kaba inşaatı tamamlanmak üzere ve inşallah yılsonuna kadar en kısa sürede hizmete açmış olacağız.”dedi.
Çalışmalar yapılırken zaman zaman haklı olarak sıkıntıların yaşandığını kaydeden Arslan, “Elbette bir çalışma yapıyorsunuz ve bu çalışma merkezde ve şehrin yoğunluğu olan bölgelerde olunca haliyle hepimiz etkileniyoruz.
Bizim amacımız şehrimize kalıcı hizmetler eserleri üretmektir. Yapılan yatırımlar basit, küçük yatırımlar değil büyük projelerdir. Tabi bitince yatırımın hizmetin değeri daha iyi anlaşılıyor. Bunun örneklerini bütün mahallelerimizde görebiliriz.”diye konuştu. -

Pakdemirli: “Bitkisel orman atıkları enerji ve gübreye dönüşecek”
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Eskişehir Orman Fidanlığı ve yerleşkesindeki Biyoyakıt Tesisi, Toprak ve Ekoloji Enstitüsü ile Kayaç Parkı’nda incelemede bulundu.
Dr. Pakdemirli, incelemenin ardından yaptığı açıklamada, Eskişehir Orman Fidanlığı’na özellikle Biyoyakıt Tesisi’nde inceleme yapmak üzere geldiğini belirtti.
Biyoyakıt tesisinin daha önce üzerinde çalıştığı bir projeyle ilgili olduğunu anlatan Dr. Pakdemirli, şöyle konuştu:
“Bakan olur olmaz hemen bakan yardımcımıza ve orman genel müdürümüze konuyu ilettim. Birkaç ayda proje ayağa kalktı. Proje basit haliyle şu: Orman atıklarını alıyorsunuz, bu atıkların arasına boruları döşüyorsunuz, bir taraftan soğuk su veriyorsunuz, bir taraftan da sıcak su alıyorsunuz. Buradaki amaç ısıtma. Serayı, bir evi ısıtabilirsiniz. Orman köyleri bunları kullanabilir. Nihayetinde 18 ay sonra bu atıklar tamamen torf ve gübre haline geliyor. Her açıdan kullanılabilir yönü var. En kısa zamanda orman köylerimizden birinde de uygulamaya aldık. Orayı da ziyaret edeceğiz. Bununla birlikte bir eko köy projesi… Kerpiçten, samandan yapılan evler… Bunların hepsini inceliyor olacağız. O köye Cumhurbaşkanımızı ve Hanımefendi’yi de davet edeceğiz.”
“Bitkisel orman atıkları enerji ve gübreye dönüşecek”
Bakan Dr. Pakdemirli, tesisteki atıklardan 61,5 derece su elde edildiğini vurgulayarak, “Herhangi bir ısıtma yok. Orman atıkları kendi kendine, içinde kızışmasından dolayı 60 derecelik bir ısıya erişiyor. Bu tesisten elde edilen enerjiyle ısıtılan bir binayı inceledik. Binanın içi 30 dereceydi. 50 tonluk bir yığınla aşağı yukarı 200 metrekarelik bir evi ısıtmak mümkün. 18 ay sonunda atıklar tamamen torf, gübre ve kaliteli bir toprak olarak geri geliyor. Biyoyakıt tesisimiz, güzel bir permakültür uygulaması. Her atığın bir şekilde tekrar kullanılması ve çevreye zarar vermeden bundan kurtulmak amaçlanıyor. Özellikle geliri düşük orman köylerinde, gelir getirici projelerimize ek olarak bu projeleri uygulamak istiyoruz.” diye konuştu.
Bakan Dr. Pakdemirli’ye inceleme sırasında Eskişehir Valisi Özdemir Çakacak, AK Parti Eskişehir milletvekilleri Nabi Avcı, Harun Karacan ve Emine Nur Günay, Eskişehir Orman Bölge Müdürü Recep Temel eşlik etti. -

İmar barışı başvuruları 31 Ekim’de sona erecek
Yozgat Çevre ve Şehircilik İl Müdürü İbrahim Tamer, imar barışı başvurularının 31 Ekim’de sona ereceğini söyledi.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca uygulamaya konulan “İmar Barışı” veya “İmar Affı” olarak yer alan düzenlemeyle ilgili Çevre ve Şehircilik İl Müdürü İbrahim Tamer bilgi verdi.
Tamer, “Ülkemizde imara aykırı yapılardan kaynaklanan sorunlar uzun yıllardır Türkiye’nin gündemini işgal eden en önemli konuların başında gelmektedir. Bakanlığımız olarak İmar Barışı ile amaçlanan hedefimiz vatandaşlarımızın imara aykırı, ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı olan yapıların kayıt altına alınması yoluyla bu yapılara yasallık kazandırmaktır. 31 Aralık 2017 tarihinden önce ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı yapılmış kırsal ve kentsel alandaki tüm yapılar imar barışı kapsamındadır. Başkasına ait taşınmazlar üzerinde yapılan yapılar ve sosyal donatı için tahsisli arazi üzerindeki yapılara yapı kayıt belgesi düzenlenemez. Hazine üzerindeki yapılara da yapı kayıt belgesi verilebilecektir. Bu taşınmazlardan özel kanunlar kapsamında kalan ve bu kanunlara göre değerlendirilmesi gerekenler dışında kalanlar Bakanlığımıza tahsis edilmiştir. Tahsis işleminden sonra Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden satılacaktır. İskan alınamadığından kat mülkiyeti kurulamayan yapılarda yapı kayıt belgesi alındıktan sonra maliklerin tümünün muvafakat etmeleri ve varsa umumi hizmete ayrılan yerlere denk gelen alanların terk edilmesi şartıyla yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın tapuda bu yapıyla ilgili cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilecektir.
Vatandaşların kendi rızası ile müracaatı kendi beyanı esas olacak şekilde eDevlet üzerinden yapılacaktır. Yapı Kayıt Belgesi için 31 Ekim 2018 tarihine kadar başvurular eDevlet üzerinden devam edecektir. 31 Aralık 2018 tarihine kadar ödemeler yapılacaktır. Yapı Kayıt Belgesi başvuru bedeli; arsa emlak değeri ile yapı yaklaşık maliyeti toplamı üzerinden konutlarda yüzde 3 ticari kullanımlarda ise yüzde 5 olacak şekilde hesaplanır. Kat mülkiyeti için yapı kayıt belgesi bedeli olarak ödenen bedel kadar bir bedel daha ödenecektir. Alınacak yapı kayıt belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm çalışmalarında kullanılmak üzere bütçeye gelir olarak kaydedilecektir” ifadelerine yer verdi. -

Görme kusuru okul başarısına yansımasın
Çocukların herhangi bir sorunu ya da şikayeti olmasa bile göz muayenelerinin düzenli olarak yaptırılması gerekiyor.
Bu rutin uygulama, erken dönemde belirti vermeyen bazı göz hastalıklarının erken tanısına yardımcı oluyor. Özellikle okul çağındaki çocuklarda görülen görme kusurları; okul başarısını negatif etkiliyor, konsantrasyon güçlüğüne neden oluyor, okuma zorluğu ve öğrenmede isteksizliğe yol açabiliyor. Uzmanlar, çocuklarda düzenli göz muayenesi ve okul öncesi göz kontrollerinin önemi hakkında bilgi verdi.
İlk göz muayenesi 6 ay içinde yapılmalı
Çocuklarda erken dönemde tespit edilmeyen göz kusurları, ileride tedavisi mümkün olmayan ve kalıcı görme kaybına neden olan göz tembelliğiyle sonuçlanabilmektedir. Yapılan çalışmalarda, çocuklardaki görme gelişimiyle ilgili olarak kontrast hassasiyeti, üç boyutlu görme ve derinlik algılama gibi fonksiyonların, ilk 6 ayda çok hızlı bir şekilde geliştiği belirlenmiştir. Yine bu dönemde oluşabilecek sorunların bu fonksiyonları da olumsuz etkileyebileceği gösterilmiştir. Bu nedenle özellikle bu dönemde çocukların göz muayenesi oldukça önemlidir. Yenidoğan döneminde yapılacak ilk muayenenin ardından, bebeğin 3 ve 6’ncı ayında, 1 ve 3 yaşında kontrol edilmesi gerekir. Okula başlamadan önce de ayrıntılı bir göz taraması yapılmalıdır.
Muayenede farklı yöntemler kullanılıyor
Üç yaşından büyük çocuklarda klasik görme muayene yöntemleri kullanılırken, daha küçük yaş gruplarında farklı testler ve muayene yöntemleri uygulanır. İlk 6 yaş grubu çocuklarda hipermetropi (yakını görememe), astigmatizma (net ve duru görememe) ve şaşılık en sık görülen göz kusurları arasındayken, özellikle okul öncesi dönemdeki çocuklarda miyopinin (uzağı görememe) görülme sıklığı giderek artmaktadır. Yüksek numaralı hipermetrop veya astigmat nedeniyle çocuklarda göz tembelliği ortaya çıkmaktadır. İki göz arasındaki numara farkı da yüksek numaralı gözü tembelleştirmektedir. Göz tembelliğinin tedavisi 9-10 yaşına kadar yapılabilmektedir. Okul öncesi kontrollerde Yani okula başlamadan önce çocukların göz muayenelerinin yapılması okul başarısı için son derece önem kazanmaktadır.
Göz kusurlarının tedavisi mümkün
Çocuklarda her yaşta tespit edilebilen hipermetropi, miyopi ve astigmatik göz kusurlarının uygun gözlüklerle tedavisi mümkündür. Özellikle tek gözde olan görme bozukluklarında, iyi gören göz kapatılarak az gören gözün görme kapasitesi artırılmaktadır.
Ayrıca erken çocukluk döneminde tespit edilen doğumsal kataraktın, doğumsal göz kapağı düşüklüğünün erken cerrahi ile tedavi edilmesi göz tembelliğinin önlenmesi açısından oldukça önemlidir. Çocuklarda her yaş grubunda görülebilen şaşılık vakalarının bir kısmı uygun gözlük kullanımıyla tedavi edilebilir. Ancak bir kısım şaşılık vakalarında cerrahi müdahale gerekmektedir. Deneyimli çocuk göz cerrahları tarafından yapılan operasyonların başarısı oldukça yüksektir.
Detaylı göz taraması gerektiren sorunlara dikkat!
Telkinlere rağmen çocuğunuz televizyonu çok yakın mesafeden izliyorsa, görmeyle ilgili bir sorunu olabilir.
Gözlerini çok sık ovuşturan ve bir noktaya dikkatli bakarken gözlerini kısan çocukların göz muayenesinin yapılması gerekir.
Gözlerden çok sık gözyaşı akıyor ve kızarıklık oluyorsa altında yatan bir görme problemi olabilmektedir.
Bazı çocuklarda belli belirsiz bile olsa içe ya da dışa kayma sorunu ortaya çıkabilmektedir. Anne ve babaların çocukları gözlemlemesi önemlidir.
Çocuklar ödevlerini yaparken ve kitap okurken isteksizlik gösteriyorsa, altında yatan neden görmeyle ilgili olabilir. -

Bylock’tan 1 Kişi Adliyeye Sevk Edildi
Samsun polisinin Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında Yozgat’ta düzenlenen operasyonla yakalayarak Samsun’a getirdiği ve ByLock kullandığı tespit edilen bir kişi, adliyeye sevk edildi.
Samsun Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekipleri, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında örgütün gizli haberleşme ağı olan ‘ByLock’u kullandığı gerekçesiyle Bayram A.H.’yi Yozgat’ta yakalayarak Samsun’a getirdi. Örgüte ait kapatılan Sakarya Dershanesi eski çalışanı olduğu öğrenilen Bayram A.H., KOM Şube Müdürlüğündeki sorgusunun ardından “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan bugün Samsun Adliyesine sevk edildi. -

Kaymakam Ada’ya veda yemeği düzenlendi
Yozgat’ın Yerköy ilçesine atanan Sapanca Kaymakamı Ali Ada için veda yemeği düzenlendi.
İlçedeki bir restoranda düzenlenen yemekte konuşan Kaymakam Ada, Sapanca’da görev yapmaktan büyük mutluluk duyduğunu ve ilçeden unutamayacağı anılarla ayrıldığını söyledi.
Çocuğunun Sakarya’daki bir Fen Lisesinde okuyacağını belirten Ada, “Bu bir veda değil. Kızım buradaki bir fen lisesinde okumaya devam edecek bizler de bol bol gelip gideceğiz.” diye konuştu.
Yaklaşık 2 yıldır Sapanca’da görev yaptığını anımsatan Ada, şunları kaydetti:
“Mesleğimiz böyle. Bayrağımızın dalgalandığı güzel yurdumuzun her yerinde her zaman görev yapmaya hazırız. Görev yaptığımız her yeri kendi evimiz, memleketimiz olarak benimsiyoruz. Sapanca’yı da öyle bildik. Her başlangıcın bir sonu olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak her sonun da bir başlangıcı var. Görev yaptığım süre içerisinde iyi ve kötü zamanlarımız oldu. Bilmeden kalbini kırdığım insanlar varsa haklarını helal etsinler. Ben de Sapanca halkının tümüne varsa hakkım helal ediyorum. Bundan sonra görev yapacağım her yerde bir evinizin olduğunu bilmenizi istiyorum.” -

Soğan torbasından taş çıktı
Boğazlıyan’da geçimini küçük aracıyla yaptığı pazarcılıkla sağlayan Harun Birinci’nin kazancı taşa gitti. Kayseri’den aldığı soğan torbasını açarak tezgaha dizmek isteyen Birinci, soğan içerisinden çıkan sarı taşlar sonrasında isyan etti. “Ben ekmeğimi taştan çıkarmak için mücadele ederken, ekmeğim taşa gitti. Böylesini ilk defa görüyorum” dedi.Boğazlıyan ilçesinde çarşı içerisinde küçücük aracına yüklediği ürünleri satarak geçimini sağlayan Harun Birinci, dün adeta şoku yaşadı. Ekmeğini taştan çıkarmak için gecesini gündüzüne katarak çalışan, ilkbaharda bağ ve bahçe çapalayarak, diğer günlerde ise pazarcılık yaparak geçimini temin eden Birinci’nin bir kazancı bu kez taşa gitti.
Kayseri’den aldığı soğan torbalarını büyük bir hevesle aracına yükleyerek Boğazlıyan’a gelen Harun Birinci, torbaları açıp tezgaha dizerken, torbanın içinden çıkan taşlarla büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Rengi soğanı andıran ve soğan kadar büyüklükte olan taşların çıkması sonrası ürünü satana isyan eden Birinci, “Helal kazancıma göz diktiler. Ben zaten günlük ekmeğimi ancak kazanıyordum. Görünen o ki, bu haftalık kazancımı taşa vermiş olacağım” dedi.20 kg’lık torbalardan yaklaşık 3-4 kg. taş çıkartan Harun Birinci, “Soğan göz yaşartıyor derlerdi. Gerçekten öyleymiş. Torbanın çıkan taşlar benim de gözlerimi yaşarttı” diyerek serzenişlerini dile getirdi.Pazarcı Harun Birinci, torbalardan çıkan taşları tartmanın yanında, soğanların yanına koyarak sergiledi. -

Şahin, Şarbon hastalığı ile ilgili vatandaşları uyardı
Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin, Yozgat’ta son günlerde gündemde olan şarbon hastalığı ile ilgili vatandaşları uyardı. Şahin, vatandaşların hastalığı basite almamalarını ve tüketilen hayvansal gıdalara dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.
Yozgat’ta son günlerde sıkça konuşulan ve bazı ilçelerde görüldüğü iddia edilen şarbon hastalığına karşı Şahin, hastalığın belirtileri, tüketilen etlerin nasıl olması gerektiği ve belirtiler ortaya çıktıktan sonra yapılması gerekenler konusunda uyarılarda bulundu.
Şarbon hastalığına yakalanan hastaların oluşan kızarıklıkları hafif böcek ısırıkları sandığını ve bu yüzden sağlık kurumlarına başvurmadığını belirten Şahin, “Şarbon hastalığı hayvanlardan bulaşan bir hastalıktır. Şarbon mikrobu, genellikle toprakta suda bulunan, 60 yıl boyunca yaşayabilen bir mikroptur. Bunlar hayvanlara enfekte ederler hayvanlara enfekte ettikten sonraki süreçte insanların bir şekilde temasıyla insanlara da bulaşır. Bunlar vakaya temas yoluyla geçtikleri için eğer kişi mikroplu yani şarbon hastalığına yakalanmış hayvanlarla cilt teması yaparsa 1 ile 3 gün arasında ciltte kabarık koyu renkli lezyon şeklinde ortaya çıkar ve hastalar bunu küçük kızarıklık şeklinde algıladıkları için böcek ısırığı sanırlar. Daha sonra siyah renkli ülseratif ağrısız lezyonlar oluşur. Bu deri şarbonudur, hasta bize genellikle bu aşamada gelir” dedi.
Deri şarbonunun tedavi edilmediği takdirde yüzde 10 oranında ölümle sonuçlanabildiğini aktaran Şahin, “Bir de daha ağır olan akciğer şarbonu var. Akciğer şarbonu da bu mikropla enfekte olmuş hayvanların tüylerinden kıllarından akciğere solunum yoluyla giren basiller ile ortaya çıkar. Bu biraz daha ağır bir tablodur, bunun daha hızlı tedavi edilmesi lazım. Cilt şarbonunda kaşıntı kızarıklık gibi lezyonlar ortaya çıkar ama akciğer şarbonunda ateş, boğaz ağrısı, kanlı balgam nefes darlığı gibi şikayetler olur.
Bir de sindirim sistemi şarbonu vardır. Sindirim sistemi şarbonunda enfekte etlerin yenilmesiyle ortaya çıkan bir şarbon şeklidir. Bunda da gastrointestinal sistem şikayetleri, şişkinlik, kabızlık, ishal, ateş gibi belirtiler ortaya çıkar” diye konuştu.
Hastalıklı et gören veya temas eden vatandaşların hemen sağlık kurumuna başvurmaları gerektiğini vurgulayan Şahin, “Şarbonun bulaşma şekli çok önemlidir. Vatandaşlarımızın bu konuda çok uyanık olmaları gerekiyor. Şarbonlu et yememek lazım, şarbonlu eti nasıl tanıyacaklar? Şarbonlu et genellikle kötü kokuludur, kesim yapılmış hayvanın deri kısmından akan kan çok koyu renklidir, ette kabarıklık eti bir böcek ısırmış gibi o bölgesinde koyu renkli kabarıklıklar olabilir. Bu şekilde etleri gördükleri, temas ettikleri zaman hemen sağlık kurumuna başvurmaları gerekir. Şarbon hastalığı ilk başlarda hastalıklı hayvanla temas ettikten 1 ile 3 gün içinde deri şarbonu ortaya çıkıyor, 1 ile 7 gün arasında sindirim sistemi ve akciğerler şarbonu ortaya çıkıyor. Şüpheli hayvanla temas ettiklerini düşündükleri anda mutlaka sağlık kurumuna başvurmaları lazım” dedi. -

YANGINLAR KORKUTUYOR
Yozgat’ta merkeze bağlı Esenli köyünde çıkan anız yangını, köyde bulunan saman balyalarına sıçradı, 8 bin saman balyası küle dönerken Akdağmadeni ilçesinde çıkan orman yangınında yaklaşık 10 hektarlık alan zarar gördü.
Edinilen bilgiye göre önceki gün Yozgat’ın Esenli köyünde bir tarlada anız yangını çıktı. Tarladaki yangın rüzgarın da etkisiyle köyde bulunan evlere kadar sıçradı. Yangının sıçradığı yerde evi bulunan İbrahim Acer ve Köy Muhtarı Habib Avşar’ın evlerinin önünde istifledikleri yaklaşık 8 bin saman balyası şiddetli rüzgarın da etkisiyle alev aldı. Alevlerin biranda büyümesiyle saman balyalarının yanında bulunan İbrahim Acer’e ait kamyonun tekerlekleri de yandı. İhbar üzerine bölgeye itfaiye ekipleri geldi. İtfaiye ekipleri gelene kadar İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri ve köy halkı yangına müdahalede bulundu. İtfaiye ekiplerinin yaklaşık 3 saattir süren çalışması sonunda yangın güçlükle kontrol altına alındı. Yangına çevre ilçelerden de itfaiye ekipleri müdahale etti.
ORMAN
YANGININDA
YAKLAŞIK
10 HEKTARLIK
ALAN ZARAR
GÖRDÜ
Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesinde çıkan orman yangınında yaklaşık 10 hektarlık alan zarar gördü.
Edinilen bilgiye göre, Peynirlik mevkisinde öğle saatlerinde çıkan orman yangını rüzgarın da etkisiyle kısa sürede yayıldı. Kayseri ve Yozgat Orman ekiplerinin müdahale ettiği yangın akşam saatlerinde kontrol altına alındı. Soğutma çalışmalarının sürdüğü yangında yaklaşık 10 hektar alan içerisindeki çam ve meşe ağaçları yandı.