Etiket: adalet bakanlığı

  • Adalet Bakanlığı personeline 25 bin TL promosyon

    Adalet Bakanlığı personeline 25 bin TL promosyon

    Bakanlıktan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Adalet Bakanlığı personelinin banka promosyon anlaşması rekor bir rakamla protokole bağlanmıştır. Adalet Bakanlığı merkez ve merkez dışı birimleri ile adalet teşkilatında görev yapan personelin maaş, ücret ve diğer ödemelerinin yapılacağı bankanın tespit edilmesi amacıyla gerçekleştirilen ihalenin ilk oturumu 19.08.2022 tarihinde yapılmıştır.
    İhalenin ilk oturumunda en yüksek teklif 20.100 TL olarak Vakıfbank tarafından verilmiştir. Diğer bankalar ise ihaleden çekilmiştir. Bakanlığımız temsilcileri ve Büro Memur Sen ile Koop İş Sen yetkililerinin katılımıyla 22.08.2022 tarihinde yapılan ihalenin son oturumunda Vakıfbank peşin ödenmek üzere 25.000 TL olarak teklifini revize etmiştir. Bu teklif üzerine ihale bu rakam üzerinden sonuçlandırılmıştır. İhale sonucunda 3 yıllık promosyon bedeli olarak belirlenen 25.000 TL, 01.09.2022 – 01.10.2022 arasında tek seferde, peşin ve eşit olarak hiçbir kesinti yapılmaksızın ilgili personellere ayrı ayrı ödenecektir. Sürece katkılarından dolayı Büro Memur Sendikası ile Koop-İş Sendikalarına ve Vakıfbank Genel Müdürü başta olmak üzere banka temsilcilerine teşekkür ediyoruz. Milletimize adalet hizmetlerini sunmak için faaliyetlerini özveriyle sürdüren her bir personelimize banka promosyon anlaşmasıyla ödenecek olan rekor miktarın hayırlı olmasını dileriz.” / Nazife Ekici

  • Başkan Coşar’dan Adalet Bakanı Bozdağ’a ziyaret

    Başkan Coşar’dan Adalet Bakanı Bozdağ’a ziyaret

    Boğazlıyan Belediye Başkanı Gökhan Coşar, ilçenin önemli projeleri ile alakalı Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ı ziyaret etti.

    Ankara’da bazı temaslarda bulunan Boğazlıyan Belediye Başkanı Gökhan Coşar, ilçenin geleceğine yönelik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Başkan Coşar, beraberinde AK Parti Boğazlıyan İlçe Başkanı Osman Düğenci ile birlikte Ankara’da Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ı ziyaret etti. Boğazlıyan’ın yatırımlarını, hizmetlerini ve projelerini görüşen Başkan Coşar, Bakan Bozdağ’a ilçenin vizyon projelerde gelinen son durumu paylaştı. Boğazlıyan’ın sorunlarının çözümünde ve hedeflenen proje ve yatırımlara desteklerinden dolayı Bozdağ’a teşekkür etti.

    Gerek milletvekilliği, gerek Başbakan Yardımcılığı ve gerekse Adalet Bakanlıkları görevi süresince ülke ile birlikte Boğazlıyan’a ve bölgeye hizmet ve yatırımlarda imzası bulunan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın makamında gerçekleşen ziyarette Boğazlıyan’da yapılan çalışmalar ve yeni yapılması planlanan projelerle ilgili bilgi paylaşımında bulunuldu.

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın Eylül ayında Boğazlıyan’da bir dizi açılış ve ziyaretlerde bulunacağı ve Boğazlıyan’a müjdeleri olacağı ifade edildi. Nazife EKİCİ

     

     

  • Çocuk Görüşme Merkezi’nin sayısı 50’ye çıkıyor

    Çocuk Görüşme Merkezi’nin sayısı 50’ye çıkıyor

    Velayet altındaki çocukların ebeveynlerine teslim işlemleriyle ilgili icra sürecine son veren yeni uygulama, ülke genelinde hızla yaygınlaştırılıyor. Teslimin yapıldığı merkez sayısı yarın açılacak 25 merkezle birlikte 50’ye ulaşacak.  Hizmetin yılsonuna kadar ülke genelinde yaygınlaştırılması hedefleniyor.

    İcra yolu ile çocuk teslimine son veren ilk pilot Çocuk Görüşme Merkezleri de Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın Uşak’ta katıldığı törenle Haziran ayı içinde hizmete açılmıştı.

    13 İL VE 12 İLÇEDE AÇILIYOR

    1 Ağustos tarihinde 13 il, 12 ilçede hizmete girecek merkezler ile birlikte Türkiye’de 25 olan teslim merkezi sayısı, 50’ye ulaşacak. Afyonkarahisar, Ardahan, Artvin, Batman, Diyarbakır, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kırklareli, Muş, Nevşehir, Sakarya, Trabzon illeri ile Akhisar, Akşehir, Çorlu, Ermenek, İnegöl, Karadeniz Ereğli, Kızıltepe, Nizip, Salihli,  Serik, Viranşehir ve Zile ilçelerinde çocuk teslim merkezleri yarın hizmete açılacak.

    2 BİN 302 ÇOCUK VE AİLESİ YARARLANDI

    Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulması işlemlerinin icra müdürlükleri tarafından yerine getirilmesine ilişkin uygulama yerine, bu işlemlerin Adalet Bakanlığınca kurulan adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri tarafından yerine getirilmesine yönelik uygulama 4 Nisan 2022’de 11 il merkezinde başlamıştı. Nisan ayı içinde 11 ilde ve daha sonra Haziran ayında da 7 il ve 7 ilçede başlatılan pilot uygulamadan bu güne kadar 2 bin 302 çocuk ve ailesi yararlandı.

    ÜCRETSİZ OLARAK BAŞVURULUYOR

    Adalet Bakanlığı çocukların üstün yararını gözeterek hayata geçirdiği yeni uygulamayla velayet hakkı kendisine verilmeyen ancak belirlenen takvime göre çocuğunu görme hakkı tanınan ebeveynler artık İcra dairelerine başvurmak zorunda kalmıyor. Bu ebeveynler adliyelerde kurulan adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerine ücretsiz olarak başvurarak, belirlenen çocuk görüşme merkezlerinde çocukları ile görüşebiliyor. Adli süreçte çocuk haklarının gözetilmesini ve çocuklara yönelik koruyucu, destekleyici tedbirlerin alınması amacıyla hazırlanan çocuk görüşme merkezleri, çocukların ihtiyaçlarına yanıt veriyor.

    ÖZEL ALANLAR OLUŞTURULUYOR

    Çocuk görüşme merkezleri çocukların ebeveynleri ile kaliteli zaman geçirmesine imkan sağlayacak parklara, bahçelere, içerisinde sosyal, sportif ve kültürel faaliyetlerin yürütüldüğü yerler içerisinde ya da bu yerlere yakın konumlandırılıyor. Ayrıca bu merkezlerde içerisinde kitapların, dergilerin, her yaş grubuna uygun oyuncakların bulunduğu çocuk bekleme ve oyun alanı, yetişkin bekleme odası, görüşme odası, bebek bakım odası gibi bölümler yer alıyor. Çocuk görüşme merkezleri oluşturulurken; gençlik merkezleri, aile yaşam merkezleri, sosyal hizmet merkezleri, millet bahçe ve odaları, kreş ve anaokulları gibi alanlar değerlendiriliyor.

    ÇOCUKLARIN İKİNCİL ÖRSELENMESİNİN ÖNÜNE GEÇİLDİ

    Mahkemelerce verilen çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişkiye dair kararlar bu merkezlerde, çocuğun üstün yararı gözetilerek ve çocuk merkezli bir yaklaşımla yerine getiriliyor. Bugüne kadar İcra Daireleri tarafından yerine getirilen bu işlemler, çocuk dostu dizayn edilen uygun teslim mekanlarında uzmanlar tarafından, zorla değil, öncelikle taraflarla ve çocuklarla iletişim kurularak, daha çok rızaya dayalı olarak yerine getiriliyor. Taraflara doğru ebeveynlik rolleri ve bu süreçte nasıl davranmaları gerektiği konusunda danışmanlık verilebiliyor. Uygulamayla birlikte, boşanma süreci ve sonrasında çocukların ikincil örselenmelerine mahal verilmemesi amaçlanıyor. Haber Merkezi

  • Yargıda yapay zeka  kullanımı çalışması

    Yargıda yapay zeka kullanımı çalışması

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, yargıda yapay zekanın kullanımı hususunda çalışmalar yapıldığını vurgulayarak, “Yapay zekayı yargıda kullanma konusunda kararlı adımlar atıyor ve bu konuda bakanlık olarak ciddi çalışmalar yürütüyoruz. Dünyada öncü olan ve en önce teknolojiyi yargının hizmetine sunan, milletimizin beklentilerine cevap veren bir hale getirme konusunda kararlıyız” dedi.
    Türkiye Adalet Akademisi’nin Mesleki Uygulama Yarışması Ödül Töreni’nde konuşan Adalet Bakanı Bozdağ, hakim savcı adaylarına mesleğe başladıklarında verecekleri kararın hakka, hukuka uygun olmasının, kendilerinin de adil ve tarafsız olmalarının önemini anlattı.
    Hakim ve savcıların her alanda adil, tarafsız, dürüst olarak Anayasa, kanun, hukuka uygun vicdani kanaatleri ile hakkı tespit edip, gerçek sahibine teslim etmekle görevli olduklarını belirten Bakan Bozdağ, “Bizim inancımıza göre adalet ve adaletle hükmetmek hem Yüce Allah’ın hem kültürümüzün hem medeniyetimizin hem de Anayasa ve yasalarımızın bize emridir. Biz hayatımız boyunca bu emirlere uygun hareket ederek milletimize, devletimize ve adalet gibi yüce bir değere hizmet etmekle vazifelenmiş insanlarız.” dedi. Haber Merkezi

  • Hükümlü ve tutuklular meslek ve sanat öğreniyor

    Hükümlü ve tutuklular meslek ve sanat öğreniyor

    Bakan Bozdağ, Kars Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda Et Entegre Tesisi’nin açılışına katıldı.

    Bozdağ, burada yaptığı konuşmada; Türkiye’deki cezaevlerinde işkence ve kötü muamele iddialarının her yönüyle araştırıldığını vurguladı.  Bakan Bozdağ “Türkiye cezaevlerinde ve Türkiye’de işkence yoktur, somut tek bir örnek kimse gösteremez, hem adli yönden hem idari yönden böyle bir vaka olduğu zaman biz üzerine kararlılıkla gidiyoruz, gitmekte de kararlıyız” dedi.

    Bakan Bozdağ, hasta tutuklu ve hükümlülerle ilgili yeni çalışmalar yapma kararı alındığını da açıkladı.

    HER TUTUKLU VE HÜKÜMLÜ DEVLETE EMANETTİR

    Bozdağ, “Türkiye’de cezaevlerinde bulunan her tutuklu ve hükümlü devlete emanettir. Devlet onların cezalarını infaz ederken, her türlü halinden sorumludur ve bu büyük bir sorumluluktur. Ailelerinin devlete emaneti olan tutuklu ve hükümlüleri, sağlık içinde cezalarını infaz edildikten sonra ailelerine dönmeleri, topluma karışmaları ve hayatına kaldıkları yerden devam etmeleri son derece önem arz etmektedir. Ceza infaz sisteminin bir amacı da, ıslah edildiği kabul edilen hükümlülerin topluma yeniden kazandırılması için altyapı oluşturmaktır.

    HÜKÜMLÜ VE TUTUKLULAR MESLEK VE SANAT ÖĞRENİYOR

    Cezaevlerinde bulunan mahkumların, değişik meslek ve sanatları öğrenmesi, bunlarla ilgili aranan yasal belge ve sertifikalara sahip olması, tahliye olduktan sonra bu meslek ve sanatlarda iş bulmasını elbette kolaylaştıracaktır. Onların hayatlarını helal yoldan kazanmalarına, alın teriyle elde ettikleri kazancı ailelerine götürmelerine vesile olacaktır. Bu açıdan İş Yurtları Kurumu, Adalet Bakanlığı bünyesinde son derece önemli ve büyük bir faydayı yerine getirmektedir. Bir yandan ülke ekonomimize katkı sağlarken öte yandan da insanımızı, hükmü cezasının infazından sonraki hayatına hazırlayan önemli bir fonksiyonu icra etmektedir. Ekonomik değerlendirmeler bizim için bu konuda hiçbir zaman birinci sırada olmamıştır. Bizim bu tesisleri oluştururken hedeflediğimiz yegane amaç içeride bulunan vatandaşlarımızın, hükümlülerin bir meslek ve sanat sahibi olması ve onların geliştirilmesi, yetiştirilmesi, topluma kazandırılması, cezalarının infazından sonra hayatlarını sağlıklı bir şekilde iyi bir meslek icra ederek, geçirmelerini temin etmektir. Burada şunu ifade etmekte fayda görüyorum, cezaevlerinde cezası infaz olunan hükümlüler, çıktıktan sonra bizim infaz sistemimizin ana felsefesi gereği cezasını çekmiştir. Bunlar toplumun içinde saygın ve şerefli bir insan olarak yaşamayı hak etmiş ve bu saygınlığın gereği hayatını devam ettirmekle mükelleftir ve toplumun her bir bireyi de cezası infaz edilmiş insana, kapısını, yolunu, iş yerini, her şeyi açması icap eder. Ama maalesef uygulamaya baktığımızda burada çok ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu ifade etmek isterim. Buradan biraz da aziz milletimizin, iş insanlarımızın ve herkesin vicdanına bu seslenişi yapmak istiyorum.

    İşyurtları, bünyesinde değişik iş kollarında 400 civarında bir işletme var ve burada çalışan insanlar bir mesleğin, bir sanatın sahibi oluyor. Tahliye olduktan sonra kendi işini kuranlar olduğu gibi çok kolay iş bulan kişiler de bulunmaktadır. Bizim amacımız bunları toplumun içerisinde bir daha suça karışmadan, sağlıklı ve mutlu bir birey olarak yaşamalarını sağlayacak bir altyapı oluşturmak onun gayreti içerisinde olmak, onun çabası içerisinde olmak. Şimdi Milli Eğitim Bakanlığımızla da ortak çalışmalar çerçevesinde buralardan meslek sahibi olan ve ayrıca eğitimlere katılanlara meslek lisesi ve diğer sertifikalar gibi hukuk anlamında da kıymet kazanacak ve onların lehine sonuçlar doğuracak belgeler verme konusunda adımlar atıyoruz ve bunların getirisi de eminim ki çok çok faydalı olacaktır.”ifadelerini kullandı. Haber Merkezi

  • Taraflar 1 Milyor 253 bin dosyada uzlaştı

    Taraflar 1 Milyor 253 bin dosyada uzlaştı

    Adalet Bakanlığı’nın ceza uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak uygulamaya koyduğu uzlaştırma ile bugüne kadar çözüme ulaşan dosya sayısı 1 milyon 252 bin 980’e ulaştı.
    Ceza hukuku uyuşmazlıklarında ilk kez 1 Haziran 2005’te uygulanan ve 2016’da gözden geçirilerek yeniden revize edilen uzlaştırma, 1 Ocak 2017’den itibaren Türkiye genelinde etkin ve yaygın bir şekilde uygulanmaya başladı. Mağdurların haklarının korunması ve kamuya yararlı edimlerle suç faillerinin topluma kazandırılmasını amaçlayan uzlaştırma yöntemi ülke genelinde başarı ile uygulanıyor.
    UYUŞMAZLIKLAR DAHA KISA SÜREDE ÇÖZÜME
    KAVUŞUYOR
    Ceza muhakemesi alanında alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olan uzlaştırma müessesi ile soruşturma ve kovuşturma dosyaları daha az masrafla ve daha kısa sürede çözüme kavuşuyor. Uzlaştırma süreci, mağdur ve şüphelinin kabulüyle başlayıp, tarafların özgür iradesiyle devam ediyor. Taraflar uzlaşma teklifini kabul ederlerse müzakere aşamasına geçiliyor. Anlaşma konusu edimi taraflar belirliyor. Süreçte, mağdur ve fail görüşmeleri uzlaştırmacılar eşliğinde yapılıyor.
    Suç faillerinin topluma kazandırılmasını, mağdurların da haklarının korunmasını amaçlayan uzlaştırmayla taraflar, bağış, yoksullara yardım, fidan dikme gibi edimlerle uzlaşabiliyor. Uzlaşmanın gerçekleşmesiyle şüphelilerin edimleri yerine getirmesi halinde, uyuşmazlık konusu dosyanın dava konusu olmadan çözüme kavuşması sağlanıyor.
    BAŞARI ORANI YÜZDE 83
    Uzlaştırmaya tabi suçlar kapsamında çözüme kavuşan dosya sayısı bugün itibariyle 1 milyon 252 bin 980’e ulaştı. Müzakeresi tamamlanan dosyalarda uzlaşma başarı oranı yüzde 83 oldu. Hem mağdur ve müşteki hem de şüphelilerin memnuniyetini en üst düzeye çeken ve toplumsal uzlaşma kültürüne katkı sağlayan uygulama sayesinde mağdurlar suç nedeniyle uğramış oldukları zararları maddi ya da manevi olarak hızlı bir şekilde telafi ediyor.
    Haber Merkezi

  • BOZDAĞ: KADINA KARŞI ŞİDDET KONUSUNDA BİZ KADINDAN YANA TARAFIZ

    BOZDAĞ: KADINA KARŞI ŞİDDET KONUSUNDA BİZ KADINDAN YANA TARAFIZ

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Türkiye’nin en ciddi ve en önemli sorunlarının başında kadına karşı şiddet ve kadınlara karşı işlenen cinayetler geliyor. Kadına karşı şiddet, kadına karşı cinayet konusunda biz kadından yana tarafız. Bu konu bizim her gün değişmez ve değiştirilemez ana gündemimizdir.” dedi.

    Tvnet canlı yayınında soruları yanıtlayan Bakan Bozdağ, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kadına karşı şiddet hususunda atılan adımlarla ilgili detayları paylaşan Bakan Bozdağ, yargının faillere verdiği cezaların arttırıldığını ve haksız tahrik indirimi hususunda gerekli düzenlemelerin yapıldığını kaydetti.

    FETÖ ile mücadelede gelinen son durumu da aktaran Bakan Bozdağ’ın konuşmasından bazı bölümler şu şekilde:

    KADINA KARŞI ŞİDDET DEĞİŞMEZ GÜNDEMİMİZ

    Şimdi Türkiye’nin en ciddi ve en önemli sorunlarının başında kadına karşı şiddet ve kadınlara karşı işlenen cinayetler geliyor. AK Parti hükümetleri işbaşına geldiği ilk günden beri kadın konusunda, kadına karşı şiddet, cinayet konusunda taraf olduğunu ilan etti. Ben Adalet Bakanı olunca da açık açık ifade ettim. Kadına karşı şiddet, kadın ve kadına karşı cinayet konusunda biz kadından yana tarafız. Bu konu bizim her gün değişmez ve değiştirilemez ana gündemimizdir. Hükümete geldiğimizde Türkiye’de kadınlarla ilgili çok dezavantajlı durumlar vardı.

    YARGIDAN MEMNUNİYETİ DİĞER HİZMETLERDEN MEMNUNİYETLE AYNI KONUMA KOYAMAYIZ

    Yargıda devam eden konularla ilgili kamuoyunun algısı son derece önemli. Yargıdan memnuniyet ve yargıya güven konusunu tartışırken şuna dikkat etmekte fayda var. Yargıda işi olan kişi, ya davacı ya davalı, ya müşteki, müdahil ya da sanık. Sonuçta biri kaybediyor, biri kazanıyor. Yüzde 50’sinin kaybettiği, yüzde 50’sinin kazandığı bir durum. Kazanan da istediği gibi kazanamıyor. 10 yıl hapis cezası almasını istemiş müdahil, beş yıl almış. Ya da 100 bin lira tazminat istemiş davacı, 10 bin lira vermiş. Dolayısıyla kazananın da tam memnun olmadığı bir oranda yargıdan memnuniyeti, diğer hizmetlerden memnuniyet gibi aynı konuma koyarsak haksızlık olmuş olur. İşin doğası buna izin vermiyor. İkincisi yargıya güvense yargıya işi düşsün düşmesin tüm Türk vatandaşlarının yargıdan sahip olduğu algıyı ifade eder. Genel algıyı ifade eder. O, genel algı da tabi demin söylediğim yargıya işi düşenlerin doğurduğu algıdan beslenen bir algı. O yüzden burada bir değerlendirmeyi vicdan terazisinde doğru yapmakta fayda var.

    İŞİN ASLINI BİLMEDEN BİR KANAAT OLUŞTURMAK FEVKALADE YANLIŞTIR

    İkincisi, dava konuları gündeme geldiğinde herkes konuşuyor, diyor ki, “İşte böyledir şöyledir.” Dosyadan haberi yok, delilden haberi yok, iddiadan haberi yok, savunmadan haberi yok, kanundan haberi yok, yargılamadan haberi yok. Kamuoyunda bir haber çıkıyor o habere göre yazanlara güveni tamsa, onlara itimat ederek bir kanaat belirliyor. Bu kanaate göre bir yargıya varıyor, karar o yargıya uygun olursa ne güzel, uygun olmazsa ne kadar kötü bir karar olarak algılanıyor. Onun içinde bu gibi konularda işin aslını bilmeden sadece değerlendirme yapanlara itibar ederek bir kanaat oluşturmak fevkalade yanlıştır. Bunun da altını çizmek isterim, özellikle kadına karşı işlenen şiddet ve cinayet olaylarında hem takdiri indirim nedenleri, hem haksız tahrik konuları çok tartışıldı.

    TAKDİRİ İNDİRİMDE SINIRSIZLIĞI ORTADAN KALDIRDIK

    Ben Adalet Bakanı olunca yeni dönemde hemen ilk işim dedim ki; “Biz bu konuda tarafız ve bu takdiri indirim nedenleri konusunda da bir adım atma kararındayız. Kravat taktı, boyun büktü, efendim güzel giyindi vesaire diye indirim yapılmamalı.” Bu konuda kanuna baktık, gördük ki bizim kanunun 62. maddesi takdiri indirim nedenlerini düzenliyor. Ama burada bir sayma usulü değil ve benzeri diyor,  3-5 tane işte failin geçmişi ve benzeri şeyleri sayıyor devamında da diyor ki ve benzeri haller. Yani sınırsız bir takdiri indirim nedenini hakime, mahkemeye veriyor. Bu sınırsızlığı ortadan kaldırdık, artık sayma usulünü getirdik sadece bunlarda takdiri indirim nedeni yapılabilir. Onlar da nedir? Failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiili işledikten sonra ve yargılama sürecinde pişmanlığı gösteren davranışları, bir de onun bundan sonraki hayatına eğer indirim yapılırsa etki edip etmeyeceği ve pişmanlığı gösteren davranışları ifadesini de koyduk. Eskiden bu yoktu. Yani sadece yargılama sırasındaki davranışları vardı. Onu da pişmanlığı gösteren davranışları diye değiştirdik, arkasından salt, hakimi, mahkemeyi etkilemek için yapılan tutum ve davranışların takdiri indirim nedeni sayılamayacağına dair de yasaya bir yasa koyduk. Kravat takmak, traş olmak, saçlarını taramak veya düzgün bir lisan ile hitap etmek gibi şeylerden şeklen dolayı indirim yapamazsınız diye bir yasak da koyduk ve indirim yapacaksanız, yapmayacaksanız bunun gerekçesini de açıkça yazın dedik. Bu önemli bir değişiklik oldu, ben eminim ki yeni uygulamalarda bunun yansımaları görülecektir.

    UYGULAMADA BİZİM HAKSIZ TAHRİK İNDİRİMİNİ TARTIŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR

    Pınar Gültekin davasına gelince bu davanın tabi yargılama süreci devam ediyor, devam ettiği için burada bir şey yargılamanın içeriğine dair bir şey demem Adalet Bakanı olarak doğru olmaz, ama şunu davadan bağımsız olarak ifade etmekte fayda görüyorum. Bu haksız tahrik uygulaması binlerce yıldır sadece Türk hukukunda değil, dünyanın her hukuk sisteminde olan bir uygulama, ihtiyaç olan bir uygulama. Çünkü bazı şartlar, durumlar olduğunda bu uygulama adalet terazisinin doğru tartması, verilen cezasının hakkaniyete uygun olması bakımından gerekebilir. Bunu mahkeme elbette takdir edecektir ama bizim bunu kim takdir ediyor? Mahkeme takdir ediyor. O zaman uygulamada bizim bu konuyu tartışmaya ihtiyacımız var. Onun için ben bunu hem de Yargıtay’da tartışmaya açtım. Dedim ki; bu haksız tahriki bir tartışalım, tasarlayarak adam öldürmek veyahut da canavarca hisle ve eziyet çektirerek birini öldürme fiillerinde haksız tahrik olur mu? Olmaz mı? Olursa bunun ceza skalası nasıl olur? Öbürleriyle eşit mi olmalı? Yoksa kademeli mi olmalı? Bunu bir tartışalım.

    KANUNA HAYAT VEREN, HAKİMLERİMİZİN KARARLARIDIR

    Biz bakanlık olarak bu konuyu kendi açımızdan inceleme ve araştırmaya aldık. Mukayeseli hukuku arkadaşlarımız inceliyorlar. Yargıtay’ımızın içtihatlarına bakıyorlar. Ayrıca ceza hukukçularımız da bu konunun uzmanlarıyla, hukukçularımızla bu konu konuşuluyor, tartışılıyor ve biz bu tartışmaların sonucunda haksız tahrik uygulamasına ilişkin bir değişiklik ihtiyacı ortaya çıkarsa bu değişiklik konusunda adım atma hususunda kararlıyız. Ben, Yargıtay’daki konuşmamda da söyledim. Esasında bu konuda yol gösterici içtihat oluşturma konusu Yargıtay’ımızın elindedir. Yargıtay’ımız bu konuda yol gösterici bir içtihat ortaya koyduğunda o günkü madde de pek çok haksızlığı ortadan kaldırmaya yetiyor. Yani orada bir içtihat geliştirdiğinde, eski klasik içtihatlarını tekrarlama yerine yeni bir bakış açısı ortaya koyduğunda, ben sorunun önemli bir kısmının çözüleceğine yürekten inanıyorum. Çünkü kanun ne yazarsa yazsın sonuçta iş uygulamada bitiyor. O kanuna hayat veren ilk derece, istinaf ve Yargıtay’da görev yapan hakimlerimizin kararlarıdır. O kararlar kanunu doğru anlar doğru uygularlarsa ebetteki buradaki sorunların önemli bir kısmı önemli ölçüde aşılmış olur.

    KADINA KARŞI ŞİDDETİN İNFAZI TERÖRLE EŞİT

    Ben kendi kendime tasarlama, tahrik altında tasarlama çok soğukkanlı bir iş.  Canavarca hisle yani bu tahrikle canavarca bir hisle işlenen suç arasında nasıl bir bağlantı var? Yani canavarlık ayrı bir şey. Tarih ani bir şey oldu. Süresi ne kadardı? Bir ay mı, iki ay mı, üç ay mı, beş ay mı, tasarlamakta bir zaman alıyor. Adalet Bakanlığı bu konu üzerine çalışıyoruz. Bu konuyu dünyayı da inceliyoruz. Türkiye’yi de inceliyoruz. Hukukçularımızla, Yargıtayımızla, cezacılarımızla istişare halindeyiz. Zaten cezalar bizde çok ağır. Kadına karşı cinayetin cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis, İnfazı da terörle eşit. Yani 3/4. Kadına karşı şiddetin infazı terörle eşit. Aldığı cezanın 4’te 3’ünü içeride geçirmesi gerekiyor. Bir de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alıyor. Yani çok büyük bir ceza alıyorlar bunlar. Ve süreli hapiste 4’te 3’ünü geçiriyor. Ağırlaştırılmış müebbette ise tabii 30 yıl içeride kalması gerekiyor. Çok ağır bir ceza, en ağır ceza. Şu anda bizim hukuk sistemimizdeki en ağır ceza, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası. Kadınlara karşı işlenen cinayette de biz en ağır cezayı veriyoruz. Kasten yaralamada, eziyette, işkencede, kötü muamelede hep nitelikli hal saydık ve bunların hepsini de tutuklama sınırının üzerinde bir cezai yaptırıma bağladık. Kasten yaralamanın ve diğerlerinin tutuklamayla ilgili CMK’nın katalog suçları kapsamına alarak burada hakim veya mahkeme isterse tutuklama nedenini varsayıp tutuklama kararı verebilir imkanını da onların önüne koyduk ve bu konuda tavizsiz bir yasal düzenleme hayata geçirdik.

    BUGÜNE KADAR, 3 İADE TALEBİMİZ KABUL EDİLMİŞ

    1 Temmuz itibari ile bugüne kadar FETÖ ile ilgili 676 bin 411 kişi hakkında adli işlem yapıldığını görüyoruz. Bunlardan şu anda 69 bin 688 derdest dosya var, devam ediyor. Öte yandan adli işlem bugüne kadar yapılan kişilerden yukarıda verdiğim toplam rakamdan 117 bin 208 kişi hakkında mahkumiyet kararı verilmiş. 87 bin 519 kişi hakkında beraat kararı verilmiş,  322 bin 187 kişi hakkında ise soruşturma aşamasında takipsizlik kararı verilmiş. Cezaevlerinde şu anda 19 bin 30 FETÖ üyeliğinden yatan bulunmaktadır. Bunlardan 3 bin 901’i hüküm özlü, yani hakkında hüküm verilmiş ama kesinleşmeyi bekliyor. 13 bin 970’i hükümlü, 1159 da tutuklu var, ayrıca şuana kadar 181 bin 450 kişi hakkında da adli kontrol kararı verilmiş, tutuklama yerine adli kontrol tedbiri uygulanmakta, 29 bin 455 kişi hakkında da yakalama kararı var, bunlar şu anda yakalanmamış. Bizim Amerika Birleşik Devletleri dahil pek çok ülkeden istediğimiz FETÖ’cü teröristler var. 110 ülkeye 1133 dosya FETÖ mensubu hakkında 1234 iade talebinde bulunmuşuz bugüne kadar, 3 iade talebimiz kabul edilmiş. İkincisi Romanya tarafından bir tanesi de Cezayir tarafından kabul edilmiş. Şu ana kadar bazı ülkelerde İçişleri Bakanlığı’ndan aldığım verilere göre 121 FETÖ mensubunu Türkiye’ye iade etmiş, 28 ülkeden iade var. Bunların toplamını koyduğumuzda 28 ülkeden bugüne kadar 124 FETÖ’cü Türkiye’ye iade edilmiş durumda.

    TÜRKİYE’YE DÜŞMANLIK EDEN HERKESİ BESLEDİKLERİ GİBİ BUNLARI DA BESLİYORLAR

    Sadece İnterpol’den değil Amerika Birleşik Devletleri bugüne kadar Türkiye’nin terörist başı Gülen dahil, hiçbir FETÖ’cü ile ilgili iade talebine olumsuz ya da olumlu bir cevap vermemiştir. Hatta ben en son daha önceki bakanlığım döneminde gittiğimde, dedim ki: “Bizim dosyamız yeterli delille dolu, eğer bu dosyada iade olmayacaksa dünyada hiçbir dosyada iade olmaz.” O da dedi ki: “Biz, bunu adli makamlara göndeririz ama sizin aleyhinize karar çıkar o yüzden göndermiyoruz.” Ben de dedim ki: “Siz gönderin Amerikan adli makamlarına biz onlara güveniyoruz kararı aleyhimize çıkarsa biz Amerikan hukuku çerçevesinde itirazlarımızı yapar, hakkımızı savunuruz siz gönderin.” Bizim için endişe etmeyin gönderin adli makamlara, Amerikan Adalet Bakanlığı adli makamlara dosyayı göndermeye cesaret edemedi, çünkü göndermiş olsaydı adli makamlar ben eminim ki böyle bir dosyada iade kararı verilmezse, hiçbir dosyada verilmeyeceğini düşünecek iade kararı verecekti ve göndermediler. Şu anda Almanya, Fransa, İngiltere pek çok ülke. Şu anda FETÖ’cüleri iade etmemekle kalmayıp bizzat himaye ediyorlar, destekliyorlar ve onlara ülkelerinin pek çok imkanlarını açıyorlar. Türkiye’ye düşmanlık eden herkesi besledikleri gibi bunları da besliyorlar.

    YARGI, ÖNÜNE GELEN HER OLAYI, KILI KIRK YARARCASINA BİR TERAZİDE TARTIYOR

    Toplumdaki bütün tepkileri bakanlık olarak biz de dikkate alıyoruz. Demin verdiğim rakamlara bakarsanız 676 bin kişi küsur 411 kişi hakkında adli süreç başlatılmış. Bunlardan şuana kadar bunlara bakarsanız 322 bin 187 kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş, bir defa hiç dava açılmamış. Öte yandan baktığınızda 87 bin 519 kişi beraat etmiş. 117 bin 208 kişi hakkında mahkumiyet kararı verilmiş. Şu ana kadar mahkumiyet kararı kesinleşen 13 bin 970 kişi var. 181 bin 450 kişi hakkında adli kontrol kararı verilmiş. Yargı önüne gelen her olayı kılı kırk yararcasına bir terazide tartıyor. Ancak şunu ifade etmek lazım, şu anda FETÖ terör örgütü dışarıda içeride bütün uzantılarıyla bu yargılama süreçlerini karalamak ve kötülemek için pek çok şey yapıyor ve çarpıtarak yalan yanlış haberler yayarak, haklı olan bir şeyi haksız gösteriyor ve sonra bize gelen itirazlar oluyor. Bize gelen sizin gibi değerli tanıdıklarımız oluyor. Onların önüne biz bu konuyu koyunca, zaten pek çok konuda açıklama yapıyoruz bunlarla ilgili de yapıyoruz, koyuncaya onlar diyorlar ki iş böyleyse burada bir hassasiyet terazisi var. Çünkü karar verenlerde Anayasa, kanun ve hukuka uygun vicdani kanaatlerine göre karar veriyorlar. Hem hukukla bağlılar, hem vicdanlarıyla bağlılar. Vicdanları da hukukla bağlı. Herkes bu işin sorumluluğunun bilincinde karar veriyor. Bizde bakanlık olarak bu işlerde yanlış olmaması için eğer yasadan kaynaklı bir şey varsa yasal değişikliklere gitmekte hiç tereddüt etmedik.

    Bakın hükümet olarak bunlarla ilgili konuda çok biz hassas davrandık. Özellikle ihraçlarla ilgili konuda Türkiye Cumhuriyeti Devleti çok net davranmıştır. KHK’lar çıkarıldı. Olağanüstü hal ilan ettik, biz biliyorsunuz ilan edince Uluslararası Sözleşmeler askıya alındı. İşin doğası gereği ve bütün bunlar yargı denetimine kapalı olan işler ve biz hepsini resmi gazetede yayınladık.  Sonra Sayın Cumhurbaşkanımız “Bunları Meclis’e sevk edelim” dedi. Biz Meclis’in denetimine açtık. Orada görüşülmeyebilirdi sonra gene dedi ki görüşelim, görüştük. Anayasa Mahkemesinin denetimine açtık. Anayasa Mahkemesi’nin bütün bu KHK’ların hepsi denetiminden geçti. Daha sonra haksızlık iddiaları artınca çoğalınca ihraçlarla ilgili Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu adı altında komisyon kurduk ve bu komisyona itiraz eden herkesin müracaat etmesi söylendi ve bu komisyon şuana kadar görev süresi zannedersem bu ayın içinde bitiyor. Yaklaşık 20 bin civarında iade kararı verildi.

    TÜRKİYE, AİHM KARARLARINA EN YÜKSEK ORANDA UYMUŞ ÜLKEDİR

    Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uymayı taahhüt eden ülkeler içerisinde en yüksek oranda AİHM kararlarına uymuş ülkedir. Şu ana kadar üye ülkelerin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyma oranı yüzde 80,20. Türkiye’nin uyma oranı yüzde 87,98. Osman Kavala konusunda Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin verdiği ihlal kararına 10 Aralık 2019’da uymuş ve uygulamıştır. Bu uygulamadan sonra Kavala’nın avukatları konuyu Anayasa Mahkemesine taşımışlar, tutukluluğu başka dosyadan, suçtan devam ettiği için ‘Uymadı’ diye. Türk Anayasa Mahkemesi de bu ayrı dosya, ayrı bir suç, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına Türk mahkemesi uymuştur diye karar vermiştir. Şimdi Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine konu gitti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin önünde şu anda 72 binden fazla dosya var. Avrupa Konseyi’nden gelen işleri denetleyen ‘Büyük Daire’ denilen üst yerde ise 22 dosya var. Bu, 22’nci dosya, en son giden dosya. Bu dosyalardan en erken geleninin bekleme süresi 1,5 yıl.  Yunanistan’da spor, gençlik derneklerinin isminde ‘Türk’ kelimesi geçiyor diye idari makamlar bu dernekleri kapattı. Yargı, idareyi haklı buldu. AİHM’e götürdüler. AİHM, ‘hak ihlali’ var dedi. Yunanistan 2008’den beri bu kararlara uymuyor ve uygulamıyor. Büyük Dairenin önünde bekliyor. Büyük Daire bu kararı AİHM’e götürüp görüş daha sormadı. Fransa’nın, Almanya’nın, pek çok ülkenin kararı var. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de konu Türkiye olduğu zaman kesinlikle adil davranmıyorlar, taraf davranıyorlar. Leyla Şahin, Merve Kavakçı olayında gördük, Refah Partisi, Fazilet Partisi davalarında gördük. Bir sürü olay var, insan hakkıysa ben de insanım, benim de hakkım var. Bana da diğer insan gibi davranması lazım. Türkiye de bu hakları talep eden bir ülke. Türkiye’ye de eşit davranması lazım. Adil davranmadığını, tarafsız olmadığını düşünüyorum.

  • Noterlik sistemi güçlendirildi

    Noterlik sistemi güçlendirildi

    Adalet Bakanlığı’nın yargıda dijital dönüşüm hedefleri kapsamında hayata geçirilen e-noterlik uygulamasından 71 bin 76 kişi yararlandı.
    Noterlik hizmetlerinde dijital çağa adım atan uygulama ile vatandaşlar noterliklere gitmeden internet üzerinden işlemlerini yaptı.
    E-noter uygulaması ile en çok ihtarname/ihbarname, araç satışı, mal rejimi, hisse devir sözleşmeleri gibi sözleşme ve vekaletname işlemleri yapıldı.
    NOTERE ULAŞAMAYAN
    KALMAYACAK
    Noterlik hizmetlerinde yaşanan dijital dönüşümün yanı sıra geçtiğimiz ay Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın imzasıyla noterin olmadığı 45 il merkezine bağlı 78 ilçede de noterlik ihdas edilmişti. Vatandaşın noterlik hizmetlerine yerinde, kolay ve hızlı ulaşmasını hedefiyle alınan karar doğrultusunda Türkiye’de noter bulunmayan ilçe kalmadı.
    GAYRİMENKUL
    SATIŞINDA YENİ DÖNEM
    Ayrıca 28 Haziran’da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren kanunla noterler, gayrimenkul alım satım işlemi yapabiliyor. Yeni uygulama ile noterler, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapabilecek, bu sözleşmeyi taraflardan birinin talep etmesi, harç ve giderleri ödemesi halinde tapu bilişim sistemi vasıtasıyla tapu siciline şerh verebilecek, taşınmaz satış sözleşmesi yapabilecek.
    5.8 MİLYARLIK
    GÜVENLİ İŞLEM
    Adalet Bakanlığı öncülüğünde Türkiye Noterler Birliğiyle, İçişleri Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığının ortak çalışması sonucunda 3 Şubat 2020’de uygulamaya konulan ‘Noterlik İşlemlerinde Güvenli Ödeme Sistemi ve Noter Ücretlerinin Kredi Kartı ile Ödenmesi’ uygulaması da başarılı bir şekilde devam ediyor.
    Uygulama ile birlikte vatandaşların nakit bulundurma zorunluluğu ortadan kalkarken böylece yüklü nakit taşımada karşılaşılabilecek riskler de sıfırlandı.
    Uygulamanın başladığı tarihten bu yana güvenli ödeme sistemiyle birlikte noterliklerde 20 bin 103 işlem yapıldı. Güvenli ödeme sistemiyle 5 milyar 877 milyon 921 bin 562 liralık işlem hacmi gerçekleşti.
    PARMAK İZİ DOĞRULAMA VE KREDİ KARTI İLE ÖDEME KOLAYLIĞI
    Noterliklerde kredi kartıyla 11 milyon 719 bin 14 işlem yapıldı. Toplam 3 milyar 627 milyon 563 bin 678 liralık da işlem hacmi sağlandı. Ayrıca 10 Eylül’den bu yana kullanımı yaygınlaştırılan parmak izi ile kimlik doğrulama sistemi ile 3 bin 750 işlem yapıldı. Güvenli ödeme, kredi kartıyla ödeme yöntemi ve parmak izi ile kimlik doğrulama işlemleri ile noterliklerde ödemeye dayalı sözleşmelerdeki dolandırıcılık olaylarının da önüne büyük ölçüde geçilmiş oldu.
    NÖBETÇİ NOTERLERE
    YOĞUN İLGİ
    Vatandaşlara hafta sonu noterlik işlemlerini yapma fırsatı sunan Nöbetçi Noterlik uygulaması da yoğun ilgi görüyor. 6 Nisan 2019’da başlatılan Nöbetçi Noterlik uygulamasına Kovid 19 salgını nedeniyle bir süre ara verildi. Normalleşme süreciyle birlikte 31 Temmuz 2021’den itibaren yeniden başlatılan uygulamaya ticari işletmeler ve hafta içi iş yoğunlukları nedeniyle noterlik işlemlerini yaptıramayan vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Nöbetçi Noterlerde bu güne kadar 1 milyon 418 bin 494 işlem yapıldı. Haber Merkezi

  • Stajyer avukatlara müjde

    Stajyer avukatlara müjde

    Adalet Bakanlığınca yürütülen çalışmalar doğrultusunda avukat stajyerlerinin staj süresince sigortalı olarak çalışabilmelerine ilişkin yapılan düzenlemeleri içeren ‘Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görev Yapanlar ile Sigortalı Olarak Çalışanların Avukatlık Stajı Hakkında Yönetmelik’ Resmi Gazete’de yayımlanarak, yürürlüğe girdi.
    DÜZENLEME İLE ENGEL ORTADAN KALIDIRILDI
    Yeni düzenlemeyle, avukatlık stajına fiilen engel olmamak şartıyla, kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapanlar ile herhangi bir işte sigortalı olarak çalışanlar avukatlık stajı yapabilecek. Değişiklik öncesi, sigortalı olarak çalışıyor olmak ya da kamu kurum ve kuruluşunda görev yapmak avukatlık stajına engel teşkil etmekteydi. Yapılan düzenleme ile değişiklik sonrasında bu durum engel olmaktan çıkarıldı.
    KAMU KURUMLARINDA SEÇENEKLİ İMKANLAR SAĞLANACAK
    Düzenleme ile kamu kurumlarında görev yapan stajyerlere, staj esnasında kurumlarınca gereken kolaylığın sağlanmasının önü açıldı. Stajyer avukatlar, kamuda yarı zamanlı, dönüşümlü, vardiyalı, nöbet usulü, uzaktan veya esnek çalışma gibi imkanlardan yararlandırılacak. Ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapanlar, stajlarının avukat yanındaki kısmını, staj yapılan baro levhasına kayıtlı ve meslekte en az beş yıl kıdeme sahip kamuda çalışan veya bağımsız bürosu olan bir avukat yanında yapabilecek. Böylelikle, kamuda görev yapanlar yönünden stajın ikinci altı aylık kısmını kamuda görev yapan avukat yanında yapılabilmelerine imkan sağlandı.
    11 HAZİRAN’DA KANUN DEĞİŞİKLİĞİ, 22 HAZİRAN’DA YÖNETMELİK YAYIMLANDI
    Resmi Gazete’de 11 Haziran’da yayımlanan 7409 sayılı Kanunla 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 16’ncı Maddesine eklenen ikinci fıkra ile sigortalı olarak çalışanlar ile kamu kurum ve kuruluşlarının kadro veya pozisyonlarında görev yapanların avukatlık stajı yapabileceği hükme bağlanmıştı. Kanun doğrultusunda Adalet Bakanlığınca hazırlanan ‘Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görev Yapanlar ile Sigortalı Olarak Çalışanların Avukatlık Stajı Hakkında Yönetmelik’ Resmi Gazete’de yayımlanarak, yürürlüğe girdi.
    Haber Merkezi