Bakan Soylu ve Bakan Koca, Hassa’da Vali Ziya Polat’ın da katılımıyla muhtarlarla, Afet Koordinasyon ve değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Vali Ziya Polat, deprem sonrası bölgede yapılan çalışmalar hakkında Bakan Süleyman Soylu ve Bakan Fahrettin Koca’ya bilgi verdi. Cemil MERMERTAŞ
Etiket: aydıncık
-

Sobalar deprem bölgesinde
Depremin ilk gününden itibaren seferber olan Yozgat halkı önce gıda, kıyafet, bebem maması, bebek bezi gibi depremzedelerin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonar şimdi de deprem bölgesinin en büyük sıkıntılarından biri olan ısınma problemini çözmek için seferber oldular. Yozgat’ın Çekerek ilçesinde belediye öncülüğünde temin edilen Sobalar ile yakacaklar deprem bölgesine gönderilmeye başlandı. Çekerek Belediye Başkanı Eyüp Çakır, ‘’Bu milletin küllerine üflesen, altından iman çıkar, fedakarlık çıkar, samimiyet çıkar. Hatay ilimize bağlı Hassa İlçemizdeki depremzede kardeşlerimize ulaştırmak üzere,
yardım kampanyamız kapsamında Odun sobaları ve Yakacak Odunların yüklü olduğu araçlarımızı gece gündüz demeden özveriyle çalışan personelimiz, Resmi kurumlarımız ve hemşehrimizin yardımıyla gönderdik’’ dedi. Haber Merkezi -

Gıyabi cenaze namazı kılındı
Kahramanmaraş merkezli 10 ili vuran depremlerde hayatını kaybedenler için Yozgat’ta dün il genelinde Cuma namazı sonrası gıyabi cenaze namazı kılındı. Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde saat 04.17’de 7,7, Elbistan ilçesinde ise saat 13.24’te 7,6 büyüklüğünde meydana gelen depremler sonrasında enkaz altında kalan vatandaşlarımız için ülke genelinde camilerde Cuma namazı sonrasında gıyabi cenaze namazı kılındı. Kur’an-ı Kerim okunup gıyabi cenaze namazı kılınan depremde hayatını kaybedenler ile depremden yaralı olarak kurtulan için dualar edildi. Haber Merkezi
-

Siyasi zihniyet göçük altında kalmıştır
Yeniden Refah Partisi Yozgat İl Başkanı Nihat Kayhan, yazılı olarak yaptığı açıklamada, ‘’Bugün, ısrarla ve özellikle şunun altını çiziyorum, meydana gelen depremde sadece binlerce insanımız göçük altında kalmamıştır. Bu depremle beraber, mücahit(!) iken müteahhit olan siyasi zihniyet de göçük altında kalmıştır. Milletin kaya gibi sağlam değerleri üzerine değil de, kibirli, küstah, riyakar bir zemin üzerine siyaset bina eden her türlü zihniyet bu depremde yıkılmış ve moloz yığını haline gelmiştir’’ dedi. Haber Merkezi
-

Depremzedelere ziyaret
Kahramanmaraş merkezli 10 ilimizi etkileyen deprem felaketi sonrasında evlerini kaybeden, yaralı olarak kurtulup Yozgat’a gelen depremzedeleri AK Parti Yozgat İl Başkanı Yusuf Başer, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte kaldıkları yerlerde ziyaret ederek geçmiş olsun dileğinde bulundu. Yozgat Şehir Hastanesi’nde tedavi gören depremzedeler ile Diyanet Eğitim Merkezi ve KYK Yurtlarında kalan depremzedeleri Ziyaret eden İl Başkanı Başer, ‘’Ülkemizde yaşanan yüzyılın en büyük afeti sonrası ilimize gelen depremzede ailelerimizi ziyaret ettik, geçmiş olsun dileklerimizi ilettik. Her zaman yanlarında olacağız ve bu yaraları birlikte saracağız inşallah’’ dedi. Haber Merkezi
-

Vali Polat, yoğun mesaisini sürdürüyor
Bir yandan Hassa’da depremin yol açtığı enkaz çalışmalarını takip eden Vali Polat, bir yandan da köyleri ziyaret ederek vatandaşların acısını paylaşarak destek oluyor. Vali Ziya Polat, başkanlığında; Yozgat Belediye Başkanı Celal Köse ve ilgili kurum müdürlerinin katılımıyla Hassa’da yürütülen çalışmalarla ilgili sağlık, teknik, güvenlik ve idari personelin katılımıyla Afet Koordinasyon ve değerlendirme toplantısı yapıldı. Nazife EKİCİ
-

Destek ödemelerine başlandı
AFAD’dan yapılan yazılı açıklamada, hasar tespit çalışmalarının sahada devam ettiğini, çalışmalar sonuçlandıkça Hane Başı Destek Ödemeleri’nin yapılacağı belirtildi. Ödemelerin AFAD, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü iş birliği ile kesinleşmemiş hasar tespit verileri üzerinden alınan ikametgah verisi dikkate alınarak gerçekleştirildiği belirtilirken, şu ana kadar 337 bin 933 hanede hasar tespitin tamamlanarak ödemelere başlandığı ifade edildi. Ödemeler için e-Devlet’ten başvuru şartı aranmamakta olup, destek ödemelerinin Ziraat Bankası’nda hesabı bulunan vatandaşların doğrudan hesabına, hesabı bulunmayanların ise TC kimlik numaralarına yapılacağı ifade edildi. Haber Merkezi
-

İşletme cetveli uyarısı
Yozgat Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü’nden yazılı olarak yapılan açıklamada, ‘’Sanayi Sicil Belgesi olan işletmeler 2022 yılına ait Yıllık İşletme Cetvellerini 2 Mayıs 2023 tarihi saat 24.00’e kadar https://sanayisicil.sanayi.gov.tr adresinden e-devlet ile giriş yaparak elektronik ortamda vermeleri gerekmektedir. Yıllık İşletme Cetvelleri zorunlu hallerde taahhütlü posta, kargo ve elden İl Müdürlüğüne iletmek suretiyle de verebilmektedir. Zamanında ve doğru girişlerin sağlanması için son günlere bırakılmaması önem arz etmektedir. Sistem 7 gün 24 saat açık olduğundan dolayı mesai saatleri dışında ve hafta sonları da girişler yapılabilmektedir. 2022 yılı için 2 Mayıs 2023 tarihi saat 24.00’e kadar Yıllık İşletme Cetvelini vermeyen firmalara 5 bin 252 lira idari para cezası uygulanacaktır. İşletmelerimizin mağdur olmaması ve ülkemiz kalkınmasına yön veren sanayi sicilinin sağlıklı verilerle işleyebilmesi için kanun maddeleri hakkında bilgi sahibi olunması ve ilgililerin yetkililerin bu doğrultuda işlemleri yürütmesi önem arz etmektedir’’ denildi. Yusuf Bağcı
-

Kapı kapı dolaşıp destek oluyorlar
Sorgun Şefkat Eli İnsanı Yardım Derneği Başkanı Pınar Ünal, ‘’Gün birlik günü, kardeşlik günü, el eleyiz. Türkiye’nin her yerinde Maraş’tan, Adıyaman’a, Malatya’ya, Hatay’a, Sorgun’a kadar birlikte kardeşçe şefkatle depremzedelerimizin yaraları sarıyoruz. Dernek yönetimimizle gönüllü ekibimizle gece gündüz durmadan Sorgun’a gelen depremde evini kaybeden kardeşlerimizin her türlü temel ihtiyaçlarına el uzatıyoruz. Aynı zamanda deprem bölgesindeki ihtiyaçlarını yerinde gidermeye çalışıyoruz. Bu konuda maddi manevi bizleri destekleyen kıymetli dostlarımızdan da Allah bin kere razı olsun inşallah’’ dedi. Haber Merkezi
-

Depremzedeler için hazırlık
Yozgat’ın Sorgun ilçesinde faaliyet gösteren Sorgun Gençlik Derneği gönüllü gençleri, evlerde temizlik ve bakım çalışması yaparak depremzedelerin rahat bir ortamda kalmalarına katkıda bulunuyorlar. Kahramanmaraş merkezli 10 ilimizi etkileyen yüz yılın en büyük deprem felaketi sonrasında, depremden dolayı evlerini kaybeden, kapıda kalan depremzedeler Yozgat’ta misafir ediliyorlar. Birçok kurum, birçok otel, birçok aile kapılarını depremzedeler için açarken, Yozgat’ın Sorgun ilçesinde depremzede aileler için ayrılan evlerde temizlik çalışmaları yapılıyor. Sorgun Gençlik Derneği gönüllü ekipleri, Sorguna gelen depremzede ailelerin evlerini temizleyerek hazır hale getirmeye devam ediyor. Haber Merkezi
-

Psikolojik destek eğitimleri başlandı
6 Şubat tarihinde Kahramanmaraş merkezli 10 ilimizde meydana gelen deprem felaketi neticesinde mağdur olan ve Yozgat’a gelen depremzede öğrencilere yönelik 78 kişilik gönüllü Birim Amirleri ve Rehber Öğretmen Psikolojik Danışmanlardan oluşan Psikososyal Koruma, Önleme ve Krize Müdahale ekipleri tarafından Psikolojik ilk yardım olmak üzere; Deprem ve Kayıp-Yas Psikoeğitim Programları, Zorlayıcı Yaşam Olayları Sonrası Öğretmen Psikoeğitim Programı ve Çalışana Destek-Afet-Acil Durumlarda Psikososyal Destek Hizmeti konularında eğitimler verildiği bildirildi. Aynı zamanda deprem konusunda toplum bilinci oluşturmak amacıyla bu eğitimler çevrimiçi il geneli rehber öğretmenlere ve diğer branş öğretmenleri ile velilere yönelik eğitimlerde verildiği kaydedildi. Cemil Mermertaş
-

Halk Eğitim Merkezleri uyku tulumu üretiyor
6 Şubat tarihinde Kahramanmaraş merkezli 10 ilimizde meydana gelen deprem sonrasında mağdur olan depremzede vatandaşlarımıza gönderilmek üzere Milli Eğitim Bakanlığı destek ve koordinesiyle Yozgat il genelinde faaliyet gösteren Halk Eğitim Merkezlerinde kıyafet, bebek elbisesi, atkı ve bere dikiminin yanı sıra uyku tulumu dikimine de başlanıldı. Yozgat İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, depremzedelerin acılarını hafifletmek, onlara destek olmak adına İl Milli Eğitim Müdürlüğü olarak yoğun bir şekilde çalıştıklarını söyledi. Yazıcı, Halk Eğitim Merkezleri bünyesinde atkı, bere, bebek elbisesi, kıyafet gibi giyim malzemelerinin üretimini yaparken, meslek liseleri aracılığı ile de deprem bölgesinde ihtiyaç duyulan soba üretimini yaptıklarını vurguladı. Şu anda ise deprem bölgelerinde en çok ihtiyaç duyulan malzemeler arasında yer alan uyku tulumlarının üretimine Halk Eğitim Merkezleri aracılığı ile il genelinde başladıklarının altını çizen Yazıcı, ‘’Bu büyük felakette hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralı olarak kurtulanlara acil şifalar ve depremzede kardeşlerimize de sabırlar diliyorum. Bizler her zaman onların yanındayız ve üzerimize düşen ne varsa yapmaya devam edeceğiz. Milli Eğitim Bakanlığımıza, emek veren ve katkı sağlayan arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.” dedi. Yusuf BAĞCI
-

Ülkü Ocaklarından Hatay’a çadır kent
Yozgat Ülkü Ocakları İl Başkanı İrfan Şahbaz, her zaman devletin ve milletin yanında olduklarını belirterek, acılarını paylaştıklarını söyledi. Başkan Şahbaz, “Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendinin talimatlarıyla, depremin ilk saatlerinden itibaren milletimize elimizi uzatmaya devam ediyoruz. Bölgedeki barınma ihtiyacı için üretilen çadırlar ve sobalar ile AFAD koordinasyonunda Hatay’da Çadır Kentlerimizin kurulumu tamamladık, Yönetim kurulu üyelerimizle birlikte depremzede vatandaşlarımıza yemek ikramlarında bulunduk. Devletimizin ve Milletimizin her daim yanında ve emrindeyiz.” dedi. Ferhat ÖZER
-

“Tehdit edilmedik kimse kalmadı”
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Aydıncık ilçesinde gerçekleştirilen toplu açılış töreninde Malazgirt Zaferi’nin 951. yılını tebrik ederek, şehitleri rahmetle andı. Son 20 yılda sağlıktan eğitime, ulaşımdan güvenliğe birçok alanda yapılan yenilikleri anlatan Bakan Bozdağ, Türkiye’de yaratılmak istenen ayrımcılığa asla izin veremeyeceklerini söyledi.
Bakan Bozdağ, “Hakimlerimizi, savcılarımızı tehdit ettiler. Kendi lehlerine karar verenleri Cumhuriyetin hakimi, savcısı, kendi aleyhlerine karar verenleri, “Sarayın hakimi, savcısı. Biz gelince kendi lehimize karar verenleri şöyle ödüllendireceğiz” aleyhine olanları da “Şöyle keseceğiz, biçeceğiz” imalı laflar ettiler. Sadece onunla da kaldılar mı? Valileri en son tehdit ettiler. Onunla da kaldılar mı? Müteahhitleri, “Şu ihalelere girerseniz başınıza şu gelir, bu gelir” diye tehdit ettiler. Öğretmenleri, “Hala bu iktidarın peşinden giden öğretmen varsa ben ona öğretmen demem. Öğretmen iradesini pazarlayan kişi değildir.” Öğretmenleri tehdit ediyor. Çiftçilerimizi “Siz hala gidip oy verirseniz elim iki yakanızda olur” diye AK Parti’ye oy veren çiftçilere böyle hitap ediyor. Memurlara tarihte vererek diyor ki, “Şu tarihten itibaren siz eğer iktidarın işlerini yapar, şöyle eder, böyle ederseniz başınıza gelmedik şey kalmaz. ”Bakanlara, memurlara herkese gelince “Hepinizi yargının önüne çıkaracağız.”diye konuştu.
BÜYÜK BİR SAYGISIZLIK, AYRIMCILIK, NEFRET, HAKARETTİR
Şarkıcı Gülşen’in tutuklanmasına ilişkin Bozdağ, “Geçenlerde imam hatip liselerinden mezun olan gençlerle ilgili ve imam hatiplerle ilgili çok çirkin sözler sarf edildi. ‘İmam hatipten mezun olmuş sapıklığı oradan geliyor’ ifadesini kullananlar çıktı. Ne demek imam hatipler sapıklığı öğretiyor, oradan çıkanlar da sapıklığı oradan öğreniyor. Bu bütün imam hatip okullarına, imam hatip liselerinin öğrencilerine, oradaki öğretmenlere, yöneticilere, onların velilerine karşı büyük bir saygısızlık, büyük bir ayrımcılık büyük, bir nefret büyük bir hakarettir. Türkiye’de şu anda 1 milyon 300 bin civarında imam hatipte okuyan öğrencimiz var. Mezunlarıyla beraber onların anneleri, babaları, büyükanneleri, büyükbabaları, çocukları torunlarıyla beraber diğer yakın çevresiyle beraber değerlendirdiğiniz zaman milyonlarca vatandaşımıza karşı çok büyük bir saygısızlığı, büyük bir hadsizliği içerir bu cümle.” dedi.
AYRIMCILIK YAPMAK, BU MİLLETE, BU DEVLETE YAPILMIŞ EN BÜYÜK KÖTÜLÜKLERDEN BİRİSİDİR
Ayrımcılık yapmanın bu millete, devlete yapılmış en büyük kötülük olduğunu vurgulayan Bozdağ, “Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanı ve bu 6’lı masanın etrafında toplananlardan, kaç gündür bu milletin milyonlarca insanına karşı hakaret, saygısızlık, ayrımcılık, nefret, kin tutan bu sözler karşısında tek bir tane cümle doğru dürüst duydunuz mu? Ya biri de çıkın deyin, tutuklamayı eleştiriyorsunuz, eleştirin, o hakim kararıdır, eleştirilebilir ama öte yandan onu eleştirirken bile deyin ki bunun yaptığı da yenilir yutulur bir şey değildir. Bu milletin evlatlarına böylesi bir saygısızlığı, ayrımcılığı, nefreti kini diline dolayıp konuşamaz. Bir de bunu deyin. İmam hatip okulları da bu ülkenin diğer okulları gibi devletin okullarıdır, saygın okullardır. Burada okuyan öğrenciler mezunlar da diğer okullarda okuyan öğrenciler ve mezunlar gibi bu milletin kıymetli evlatlarıdır. Hepimizin derdi bütün okullarımızın ve bu okullarda okuyan öğrencilerimizin başarıdan başarıya koşmasıdır. Bunların arasında okullar arasında, okulların mezun ve öğrencileri arasında ayrımcılık yapmak, bu millete, bu devlete yapılmış en büyük kötülüklerden birisidir. Sayın Kılıçdaroğlu helalleşmeden bahsediyor. Bu ayrımcılığı bu kini bu nefreti kusanlara iftirayı atanlara tek cümle söylediğini Sayın Kılıçdaroğlu’nun bugüne kadar duydunuz mu? Ben duymadım, duyan varsa “yanlışsın, falan yerde söyledi” deyin.”şeklinde konuştu.
HAKİMLERE TEHDİT EDEN, TALİMAT VEREN BUYURMACI TAVIR ORTAYA KOYDU
“Hakimleri tehdit eden ve hakimlere talimat verip derhal serbest bırakın diyen bir üstten buyurmacı tavır ortaya koydu.” diyen Bozdağ, “Benim anladığım ‘helalleşme’ diye çıktığı bu yolda Sayın Kılıçdaroğlu’nun helalleşmeden anladığı şey, imam hatipliler ile imam hatip lisesi, öğrenci ve velileriyle, mezunlarıyla helalleşmesi samimi değildir. Seçime dönük stratejik bir projedir. Eğer samimiysen aynı gözle bakıyorsan niye çıkıp, “Bu söylenen lafları biz kabul etmeyiz. Bu milletin evlatlarına bu saygısızlığı biz reddederiz. Okullar arası mezunlar, öğrenciler arası ayrımcılığı biz kabul etmeyiz” demedi. Böyle bir açıklaması var mı? Yok. Yeri gelince helalleşelim muhafazakârla. Buradan ben 6’lı masanın oturan hadi diyelim altı artı bir altında mı, başka yerde mi kayıp olan ortağın CHP ile zihniyeti aynı ama diğerlerine soruyorum siz dilinizi mi yuttunuz? İmam hatip okullarından, bu okulların öğrenci ve mezunlarından böyle bahsedilirken sizin buna karşı söyleyecek bir kelimeniz, bir cümleniz yok mu? Sonra kalkıp biz muhafazakârlar endişe duymasınlar CHP, Millet İttifakı gelince her şey bugünkü gibi kazanımlar korunacak ve her şey daha iyi olacak. Ağızlarından laf yok.”ifadelerini kullandı.
KENDİLERİNİN GELECEĞİ HESABIYLA ÖNÜNE GELENİ TEHDİT EDİYOR
Kendilerinin geleceği hesabıyla önüne geleni tehdit ettiklerini vurgulayan Bozdağ, “Ya hesaplaşmak mı bunun adı helalleşmek mi?. Herkese meydan okuyor. Herkese sahte anketlere, kurgulanan şeylere itibar ederek kendilerinin geleceği hesabıyla önüne geleni tehdit ediyor. Allah vermesin, bunların eline güç ve imkan verilse daha güç sahibi değilken önüne gelen herkesi Cumhurbaşkanından çiftçisine kadar tehdit eden bu zihniyet güç kudret sahibi olursa neler yapar? Bunun hesabını hepimiz yapmamız lazım. Bu CHP zihniyeti bildik bir zihniyet, zorba bir zihniyet, büyüklerimiz dedelerimiz bu zihniyeti çok iyi bilirler. Ama biz de bu zihniyeti doksanlı yıllarda tecrübe ettik, yaşadık. 80 öncesinde olup bitenler ortada. Daha önceki yıllara da tarih kitaplarından okudu. Onun için de aziz millet. 1950’den bu yana bu zihniyete tek başına asla iktidar yüzü vermemiştir. İnşallah bundan sonra da böyle bir yüz vermeyecektir.”dedi.
28 ŞUBAT ZİHNİYETİNİN KÖHNE MANTIĞININ YENİDEN HORTLATILMAK İSTEDİĞİNİ GÖRÜYORUZ
Bozdağ, “Daha önce bir bilim insanı diye geçinen biri de çıktı. Başörtülü psikoloğa gidilmez, şöyle olur, böyle olur diye açıklama yaptı. Yarın bu güç sahibi olduğu zaman başörtülülere eğitim yasağının istihdam yasağının yeniden avdet edeceğinin işaretleridir. Bunlar yıllar yılı imam hatip okullarına katsayı, zulmünü reva görmediler mi? Üniversiteye girişlerini engellemek istemediler mi? İstediler. Orta kısımlarını kapattılar. Başörtülü kadınlarımız arasında ayrımcılık yaparak başörtülü başı açık diye kadınlarımızı ayrı tasnif ettiler, başörtülü kadınlara ortaöğretim, ilköğretimde yasak koydukları gibi lisede de eğitim hakkını Anayasaya rağmen elinden almadılar mı? Kamuda başörtülü bir çalışan kadın hiç gördünüz mü? Çalışanı da hemen iş akdini feshedip kapının önüne koydular. Şimdi bu 28 Şubat zihniyetinin köhne mantığının yeniden hortlatılmak istediğini görüyoruz.” ifadelerini kullandı. / Cemil MERMERTAŞ -

Bozdağ, Aydıncık’ta toplu açılış törenine katılacak
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, bugün Aydıncık’ta düzenlenecek toplu açılış törenine katılacak. akan Bozdağ, Aydıncık İlçesi 15 Temmuz Meydanında Saat 14:30’da düzenlenecek toplu açılış töreninde Aydıncık’lılara da hitap edecek. /Cemil MERMERTAŞ
-

Asırlık Çınar 112 yaşında vefat etti
Aydıncık ilçesinde yaşayan 112 yaşındaki asırlık çınar Adile Türksoy vefat etti.
Ak Parti Yozgat İl Başkanı Yusuf Başer, 10 Temmuz tarihinde Aydıncık Belediye Başkanı Ahmet Koçak, Ak Parti Yozgat milletvekili Yusuf Başer, Kadın Kolları Başkanı Erva Kevser Yurtlu, İlim yayma Cemiyeti Başkanı Nurullah Nurdoğan ile birlikte ziyaret ettikleri Adile Türksoy’un vefat ettiğini duyurdu.
Başer sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Geçenlerde ziyaretine gittiğimiz Aydıncık İlçesi sakinlerimizden, asırlık çınarımız Adile Türksoy teyzemizin vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım. Merhumeye Allah’tan rahmet ailesine ve yakınlarına başsağlığı dilerim.”dedi.Ak Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer’de Adile Türksoy ziyaretinde şu ifadelere yer verdi: “Asırlık Adile Teyze. O koca bir çınar… O Osmanlı’yı görmüş, Cumhuriyetin kuruluşuna tanıklık etmiş yaşayan bir tarih… O Asırlık Adile teyze… Aydıncık ilçemizde yaşayan ve 112 yaşında olan Adile teyzemizi ziyaret ettik. Ellerini öptük. Hatırını sorduk. Bayramını kutladık. Rabbim, Adile Türksoy teyzemizin ömrüne bereket versin” Yusuf BAĞCI
-

Yozgat için projelerimiz var
Yozgat’ta göçü tersine çevirecek, istihdam ve ekonomik girdiyi artıracak, başta inşaat ve emlak olmak üzere hemen her sektörde gelişime pozitif katkı sunacak, beraberinde şehirde üretimi destekleyecek önerilerimiz var.
Anadolu’nun ortasında başkentin yanı başında olmasına rağmen geri kalmışlık, işsizlik ve göç konularında başı çeken ilimiz, yaşana bilirlik endeksinde son sıralarda yer almaktadır.
Yeniufuk Gazetesi olarak; basının habercilik yapmak olan görevinin yanı sıra içinde bulunduğu toplumun faydasına çalışan ve gerektiğinde kamu kurumları ve yerel yönetimlere ışı tutan öneriler de getirmesinin bir sorumluluk olduğu bilincindeyiz.
Sizler gibi biz de, ilimizin içinde bulunduğu bu “sahipsizlik” ortamından son derece rahatsızız. İlimizin yer altı ve yer üstü birçok kaynağı olduğu bilincindeyiz. Ancak bu kaynakların istihdam oluşturmada, ilimize ekonomik girdi sağlamada, göçü durdurmada ve ilimize nitelikli nüfus çekmede yeterince hatta hiç değerlendirilmediği kanaatindeyiz.
İyi değerlendirildiğinde Yozgat için her biri bir sıçrama tahtası olabilecek bu kaynakların ulusal ve uluslararası finansal kaynaklarla buluşturan projeler eliyle artı değer üretebileceğini görmekteyiz.
Bu nedenledir ki; bu bölümün devamındaki haberler içerisinde Yozgat için geliştirdiğimiz projelerin bir kısmını göreceksiniz. Zaman ve şartlar el verdikçe ve proje önerilerimize kamu, stk ve yerel yönetimlerce iltifat edildikçe yeni önerilerimizi paylaşmaya devam edeceğiz.
Proje önerilerimizden bazı başlıklar ve bu önerilere bürokrasi, siyaset, stk ve yerel yönetimlerden bugüne kadar tek bir aksi seda gelmemesi üzerine kaleme aldığımız “sitemimiz”.
-Çapanoğlu Sarayı ve Tarihi Han önerimiz,
-Engelli Eğitim, Rehabilitasyon ve Yaşam Merkezi önerimiz,
-Hafif Raylı Sistem ve Yeni Bir şehir İnşa Etmek önerimiz,
-Salgın Enstitüsü ve Aşı Üretim Merkezi önerimiz,
-Çamlık Spor, Eko Turizm ve Kamp Merkezi önerimiz,
-T Tipi, Cezaevleri Yerleşkesine Öncülük Etmelidir önerimiz,
-Gül Şehri Yozgat Hayal Değil önerimiz,
-Yozgat İçin Söz Biriktirmeye Devam Edeceğiz.
-

Gül Şehri Yozgat! Hayal Değil
Yozgatlı, Hollandalı ve Özbek yatırımcıyı bir kez ıskaladık. Bu sefer ıskalamaya, konuyu görmezden gelmeye; ne Yerköy’ün ekonomisi, ne Sorgun’un işsizliği ne de diğer ilçelerin geri kalmışlığı müsaade etmelidir. Unutulmamalı ki; bugün Yozgat coğrafyasında işsizliği, göçü, geri kalmışlığı konuşuyor olmamızın tek sebebi bu konuları kimsenin üzerine alınmıyor olmasıdır.
Gül, dünya pazarlarında en çok alıcısı ve talebi bulunan çiçek türüdür. Bugün çiçek yetiştiriciliği dendiğinde ilk akla Hollanda gelir.
Hollanda Çiçek Borsası dünyanın her tarafından çiçeğin geldiği, online alış ve satışların yapıldığı büyük bir pazardır. Bu özelliği nedeniyle dünya çiçek piyasasının en etkili aktörüdür.
Bir taraftan dünyanın her yerinden üreticiler ve çiçekler Hollanda’ya ulaşırken, diğer taraftan Hollandalı çiçekçiler üretimde Hollanda toprakları ile yetinmemişler kendilerine özellikle gül yetiştirmek için başka ülkelerde arazi arayışlarına girmişlerdir.
Bunun iki sebebi vardır. Birincisi çiçek üretim maliyetlerini düşürmek, ikincisi yılın 12 ayı üretim yapmak istemeleridir. Zira Hollanda iklim yapısı itibariyle sadece yazın gül yetiştirmeye uygundur. Bu bağlamda son 15 yıldır kış aylarında çiçek yetiştirebilmek için kışın sera iklimine sahip Afrika’yı yoğun şekilde tercih eder olmuşlardır.
Konunun Yozgat’la Bağı Yozgat kış aylarının soğuk olması nedeni ile kaliteli gül, şakayık ve dağ lalesi yetiştirmek için gerekli iklim şartlarını taşımaktadır. Çünkü gülün kışın uyuması ve bu uyuma sürecinde iklimin soğuk olması gerekir. Bu konuda şunu söylersek abartmış olmayız; Yozgat gül yetiştiriciliği için Avrupa’nın en uygun iklim koşullarına sahiptir. Bu cümlenin nedeni ileriki paragraflarda netleşecektir. Bu iklim yapısı nedeniyledir ki, Hollandalı iş insanlarının dikkatini çekecek bir potansiyeli barındırmaktadır.
Yozgat’ın gül yetiştiricilerinin dikkatini çeken bir diğer özelliği ise şudur: Hollanda sadece yazları, Afrika sadece kış aylarında gül yetiştirmek için uygundur. Yozgat ise; soğuk iklimi nedeni ile yazın, termal kaynakları kullanılarak da kışın seralarda gül, şakayık ve dağ lalesi yetiştirmeye uygundur. Bu özelliği ile çiçek yetiştiricileri için bulunmaz imkânları barındırmaktadır.
Nereden Çıktı Bu Konu?
Buraya şuradan geldik. Sene 2007-08. Almanya’da çiçekçilik yapan Yozgatlı kardeşler, Hollandalı ve Özbek ortakları ile canlı gül üretimi yapmak için Yozgat’a geldiler.
İlin iklim yapısını ve kaynaklarını incelediler. İklim değerlerinin gül, şakayık ve dağ lalesi için çok uygun şartları barındırdığını görmelerinin yanında termal kaynakların sera üretimine imkân vermesi nedeni ile karar verdiler; başlangıçta en az 100 kişinin çalışacağı 10 dönümlük bir alanda açık ve sera olmak üzere üretim yapmaya. Bürokrasi ile temaslar kurup, fizibilite (yapılabilirlik) çalışmalarına başladılar. Bürokrasi 3 ilçeyi önerdi; Saraykent, Sorgun ve Yerköy. Belediyeler ile temasa geçildi bölgeler incelendi.
SARAYKENT HENÜZ HAZIR DEĞİLDİ
O dönemde Saraykent’teki termal kaynakların toprak yüzeyine tam çıkarılmış olmaması ve ulaşım maliyetleri nedeni ile olmadı.
SORGUN’DA HÜSRAN
Çiçek üretimi için arazi gösterirken, sera için ihtiyaç duyulan minimum 60 derece sıcaklıktaki suyu veremedikleri, konut ısınmasından dönüş yapan 40 dereceye düşmüş suyun kullanımını önerdikleri için kabul görmedi.
YERKÖY’DE BÜYÜK ŞOK
Uyuz Hamamı’na giden güzergâh üzerinde uygun arazi bulundu. Bölgeden geçen termal kaynağın sıcaklık derecesinin üretim için uygun olması ile birlikte yatırım kararı verildi. Ancak belediyenin istediği ve siyasetin onayladığı şartlarda! iletişim sağlanamayınca yatırım bir Yozgat klasiği olan, siyaset, bürokrasi ve yerel yönetimlerin yeterince sahiplenememesi sonucu başlamadan bitti.
Bu yazıyı kaleme alırken o dönemki yatırımcı ile yeniden görüştük ve bilgilerimizi tazeledik.
Yozgat iklimi değişmedi, hala gül üretimi için uygun soğukluğa sahip. Termal kaynaklarımız kurumadı, serada çiçek üretme imkânımız mevcuttur. Şu anda termal 12 ilçemizde aktif olarak kullanılmakta veya kaynak tespiti yapılmış durumdadır. Çiçek pazarı daralmadı büyüdü. Talep, her geçen gün artmaktadır.
Çiçek üretimi; toprak üretiminden, çiçek üretimine, paketlemeden nakliyeye kadar birçok alanda direkt ve dolaylı istihdam ve gelir oluşturacak bir üretim çeşididir. İklim koşullarımızın termal kaynaklarımız ile birleştirilmesi durumunda yılın 12 ayı boyunca üretim yapma imkânı oluşacak, aynı zamanda termal kaynakların kullanımı ile üretim maliyetleri düşeceği için pazardaki rekabeti lehe çevirecek bir unsurdur. İç pazarda tüketimi yapılabileceği gibi doğrudan Hollanda Çiçek Borsası’na satışı gerçekleştirilerek ihracat imkânı sunan, büyüme ve gelişme potansiyeline sahip bir yatırım olacaktır.
PEKİ, NE YAPMAMIZ LAZIM?
Yozgat Merkez (Çatakboğazı), Yerköy, Sorgun, Sarıkaya, Boğazlıyan, Saraykent, Aydıncık (Toraman Köyü), Çayıralan (Söbeçimer ve Bağlar mevki), Çekerek (Bayırhöyük ve Gönülyurdu Köyleri), Kadışehri (Hamampınarı), Şefaatli (Armağan Köyü), Yenifakılı ve Akdağmadeni (Karadikmen Mevkii) ilçelerinde 29 ila 85 derece arasında kaynaklar / kuyular bulunmaktadır. Bu ilçe belediyelerinin, Bozok Üniversitesi’nin, TKDK ve Or-An’ın bu konuyu ciddiye alıp, öncelikli gündem maddesine dönüştürmeleri gerekiyor.
Yozgatlı, Hollandalı ve Özbek yatırımcıyı bir kez ıskaladık. Bu sefer ıskalamaya, konuyu görmezden gelmeye; ne Yerköy’ün ekonomisi, ne Sorgun’un işsizliği ne de diğer ilçelerin geri kalmışlığı müsaade etmelidir.
Unutulmamalı ki; bugün Yozgat coğrafyasında işsizliği, göçü, geri kalmışlığı konuşuyor olmamızın tek sebebi bu konuları kimsenin üzerine alınmıyor olmasıdır.
Yozgat’ta canlı çiçek üretimini çağrı ve proje kapsamında TKDK destekliyor. Ancak bu detay pek bilinen bir gerçek değil. Zira bu detayı destekleyecek, Yozgat’ta çiçek üretiminin gerçekleşebileceğini gösteren bir rapor ve bir yapılabilirlik (fizibilite) raporu bulunmuyor. Bunlar olmayınca Yozgat’ta yapılabilecek yatırımlar arasında gül yetiştiriciliğini zikredemiyor, yatırımcılardan talep oluşturamıyoruz.
O halde yapılması gereken gayet açıktır: Termal kaynaklara sahip belediyelerimiz; Yozgat Bozok Üniversitesi ve Or-An Kalkınma Ajansı ile Ticaret ve Sanayi Odaları’ndan Yozgat’ta gül yetiştiriciliğinin araştırılması ve bir rapor oluşturulmasını, Or-An Kalkınma Ajansı’ndan minimum 10 + 10 dönümlük alanda açık ve sera olmak üzere gül yetiştiriciliğinin fizibilite raporunun hazırlanmasını talep etmelidirler.
Bu raporların akabinde ilin siyasetçisi, bürokratı, STK’sı ve yerel yönetimlerine yatırımcı ziyaret ve davet etme imkânı oluşacağı gibi, yerelden de bu yatırımı gerçekleştirme gücüne sahip kişileri teşvik etmek kalacaktır. Savaş UYAR/ Bekir ÇAYLAK
-

Yozgat için söz biriktirmeye devam edeceğiz
“Buraya gelen yabancılar bize hep şunu sordu: Yav siz burda nasıl yaşıyorsunuz, buranın nesini seviyorsunuz?
Buna cevap vermek çok zor.
İnsan memleketini niye sever? Başka çaresi yoktur da ondan.
Ama biz biliriz ki; bir yerde mutlu, mesut olmanın ilk şartı orayı sevmektir.
Burayı seversen; burası dünyanın en güzel yeridir.
Amma dünyanın en güzel yerini sevmezsen; orası dünyanın en güzel yeri değildir!
Buraya gazeteler 2 gün sonra geliyor. Biz duyduğumuz bir havadise şaşırdığımız zaman, büyükşehirdeki insanlar çoktaaan unutmuş oluyor. İşte vizontele buna son verecek. İstanbul’daki bir hadiseyi aynı anda gözlerimizle göreceğiz.
Yani vizontele uzağı yakın edecek. Ve burası artık o kadar uzak olmayacak.” (Vizontele)
“İnsan bu boz toprakları niye sever? Sadece memleketi olduğu için mi? Değil! İnsan, memleketini sever. Çünkü kendi olabildiği tek yerdir burası; sırt sırta verebildiği, omuz omuza durabildiği tek yerdir.” (Gönül Dağı)
Yozgat bozkırın ortasında bir garip (kimsesiz) memlekettir.
Bu garip (dokunaklı, hüzün veren) hali her aklı başında ve bu toprakların özü ile ruhunu bütünleştirmiş kişiye hüzün vermektedir.
Yüzlerce yıllık tarihi geçmişine rağmen bu mirasına sahip çıkamamış, şehirliliğin gereği olan fikri üretim, kültür, sanat faaliyetleri ve birlikte yaşama kültüründen uzaklaşmış olmanın getirdiği ben merkezli yaşam tarzı ile hızla kendini tüketmektedir.
Bu tükenmişlik nedeniyledir ki; Yozgat’ı konu alan Gönül Dağı dizisini Yozgat’ta çekemezsiniz. Çünkü Çapanoğlu Sarayı ve Tarihi Han önerimize tepki verecek kadar dahi tarih bilincimiz yoktur. Konu ne kadar Yozgat olursa olsun, şehirli olmanın gereği olan tarih bilincinden yoksun şekilde tarihi değerlerini yok etmekte yarışan bir şehirde kim neden dizi platosu kursun ki!
İlimizde 40 bin engellimiz vardır ama engelliler gününde ve arada bir dostlar alışverişte görsün niteliğini aşmayan tekerlekli sandalye kampanyalarında hatırlarız. Ha bir de seçim zamanlarında. Diğer zamanlarda engellilerin yaşamları ilgimizi çekmez. Çoğu zaman basına yansıyacak bir fotoğraf karesinin figüranları niteliğindedirler. Engelli olmak, engelli bireyle hayatını idame ettirmek nedir bilmeyiz, yitirmişizdir empati yeteneğimizi ve diğerkâmlık kültürümüzü. Aksi olsaydı bir vicdan sahibinin dikkatini çekerdi Engelli Eğitim, Rehabilitasyon ve Yaşam Merkezi önerimiz.
Çamlık ve Nohutlu arasına sıkışmış, imarı şaibelere konu olmuş, arsa ve inşaat maliyetleri yüksek, her başkan döneminde yapboza döndürülmüş, dikine mimari ile şehir slüeti Amerikan modernleşmesini andıran Yozgat’ta, onlarca yıla sair şehircilik vizyonu ortaya konamamıştır. Lise Caddesi, Cumhuriyet Meydanı ve Büyük Cami belediyeciliğinden bir türlü sıyrılamadık. Şehre vizyon katabilecek projeleri eş-dost-partili-akraba rantlarına kurban verdik. Şehre vizyon katsaydınız da tek, kime rant sağlayacaksınız ordaki arsaları onlar alsalardı yine onlar kazansaydı. Vallahi itiraz etmezdik. Ama yetmez mi artık küçük olsun benim olsun anlayışı ile tükete tükete kasabaya çevirdiğimiz koca bir ili. Anlaşılan yetmiyor ki; Hafif Raylı Sistem ve Yeni Bir Şehir İnşa Etmek başlıklı, Çamlık merkezli yeni bir imar planlaması ile bir Yeni Yozgat vizyonu haberimiz kimsenin umurunda olmadı.
Büyük umutlarla 15 yıl üniversitemiz olmasını arzuladık. Kampanyalar düzenledik. Marketlerimizin alışveriş poşetlerinde dahi bu istediğimizi dile getirdik. Nihayetinde müstakil bir üniversiteye kavuştuk. Kavuştuk kavuşmasına da; heyhat pek de memnun olmadık. Bir açılıp bir kapanan bölümleri, bir ayrılıp bir birleştirilen okulları, sanayi ve Yozgat eğitim, kültür, sosyal yaşantısı ile iletişim kuramaması, Yozgat’ın hemen hiçbir sorununa dair sözlerinin olmaması vb bizi pek de memnun etmiyor. Üniversite bir şehre katkısı söz konusu olduğunda sadece öğrenci sayısı ile ifade edilecek bir unsur değildir. Umarım bunun farkında olan bir tek biz değilizdir. Bu umudu Bozok Üniversitesi’ne rağmen koruyoruz ve inanıyoruz ki, 1 yılı aşkındır bütün dünyayı etkileyen Covid 19 salgını nedeniyle önerdiğimiz Salgın Enstitüsü ve Aşı Üretim Merkezi’nin kıymetini anlayacak yöneticiler ve akademik kadrolarla Yozgat da buluşacak. Ve diliyoruz ki Sayın Cumhurbaşkanımız ve Cumhurbaşkanı Yardımcımız ülkemizin önerimize konu merkezlere ihtiyacı olduğunu ve üniversitelerin bu konuda çalışma yapması gerektiğini dile getirsinler. İşte o zaman Bozok, kenevir örneği gibi birinci meselesi haline getirecektir konuyu. Tek duamız budur.
Çamlık. Öve öve bitiremediğimiz Çamlık. İlk milli parktır deriz. Çamlık’ta yapılan pikniklerin, yürüyüşlerin tadından bahsederiz. Bir misafirimiz geldi mi hemen alır çıkarırız, demleriz semaverde çayımızı, dalarız Yozgat’ı seyre. Yozgat’tan Çamlık, Çamlık’tan Yozgat güzel görünür. Bir de gel; işsize, evine ekmek götürmekte zorlanana, akraba desteği olmadan yaşamını devam ettiremeyene, her geçen gün müşterisi azalan esnafa sor Çamlık’ın nasıl göründüğünü. Onların cevabı zorlarsa; gel spor
kulüplerine soralım, turizm firmalarına soralım, doğa sporlarını sevenlere, kampçılara soralım. Yormadık sizi, biliyoruz işiniz başınızdan aşkın. Biz sorduk ve aldık cevabımızı. Bu cevap üzerine de Çamlık Kamp, Spor ve Eko Turizm Merkezi önerimizi yaptık. Yaptık yapmasına da sesimiz yankılanmadı bu şehirde. İki dağın ortasındaki Yozgat’ta dağlara ses verdiğinde yankılanır diye biliyorduk. Olmadı; sesimiz, sözümüz aksi seda bulamadan gazete arşivlerinde yerini aldı.
Durmadık, duramadık. Bu memleket bizimdir, yılmak yok, küsmek, darılmak yok dedik. Madem yerelde sesimize ses olanı bulamadık o halde bir de Ankara’ya ulaşalım dedik. Öyle ya onlarca yıldır Ankara’nın yatırımları dışında Yozgat merkezli bir yatırım fikri, projesi oluşturamamıştık. Öyle de bir kaygı olmadı ama neyse burayı geçelim. Yozgat madem merkezden yatırımlarla kabuğunu kırabilecekti o halde bir merkezi yatırıma ışık olalım istedik. “Bacasız fabrika” olarak tanımlanan T Tipi Cezaevinin gerçekten bir fabrika gibi ile katkılarını rakamlarla ortaya koyduk. Sincan Yenikent Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünü inceledik ve hatta gittik yerinde gördük, bir öneri oluşturduk. T Tipi; Cezaevleri Yerleşkesine Dönüştürülmelidir başlığı ile önerdik, talep edilmesini istedik. Gördük ki Yozgat’tan Yozgat adına çıkan her ses Yozgat’ta da Ankara’da da kaybolmakta.
Oysa her önerimiz, şehre nüfus artışı sağlayacak, istihdam oluşturarak işsizlik sorununun çözümüne katkı sunacak, şehir ekonomisine giren nakdi artıracak, başta inşaat emlak olmak üzere hemen her sektörün gelişmesine pozitif katkı sunacak, beraberinde şehirde üretimi destekleyecek önerilerdi. Bu önerileri sahiplenecek her kurum ve yöneticisini bir sonraki dönem ya da bürokraside bir üst makam için ön plana çıkaracak çalışmalardı. Her biri Vizontele’de olduğu gibi “Yozgat’ı uzak olmaktan çıkaracak” sancılardı.
Sözümüz elbette Yozgat’ı yönetmek iddiasında olan herkesedir. Ama öncelikle de yerel yöneticilere, STK’laradır. Bürokrasi bugün var yarın yok. Tayini çıkar gider, Yozgat özgeçmişinde küçük bir detay olarak kalır. Ama şehr-i emin olmakla adlandırılan yerel yöneticiler öncelikle bu konuda sorumluluk sahibidirler. Yürünecek yol, dinlenilecek parktan daha az önemli değildir, sofralara giren ekmek.
Yılmayacağız, bıkmayacağız, küsmeyeceğiz, kırılmayacağız. Yozgat için söz biriktirmeye devam edeceğiz.
Yozgat paydasında buluşabileceğimiz, ortak kader ve gelecek anlayışına sahip kişilerle mutlaka bir araya gelecek ve “huzurlu, güvenli” bir şehri nasıl inşa edeceğimizi konuşacağız bir gün.
İnanıyoruz ve biliyoruz ki, bugün sesimize ses veremeseler de bir gün bu şehrin her bir ferdini kendi evladı gibi bilen, işsizliğini, eğitimini, sağlığını, ulaşımını, sofrasındaki ekmeğini dert edinen ve onların yaşamına dokunmak isteyen vicdan sahipleri; bu garipliğe (dokunaklı, hüzün veren) son vereceklerdir.
“Bazan gendi gendime diyom ki, napacan Ciritçi Abdullah başka bir yol var da, oraya mı gidecen. Başka bir kapı var da, o kapıyı mı çalacan. Madem varmaya değil, yolda olmaya garar verdin. Bu yolun azığı, inanmak. Gatığı umut. Sulamaya devam edecez. Belki bir gün bir ağaç değil de koskoca bir bozkır yeşerir.” Gönül Dağı
Savaş UYAR / Bekir ÇAYLAK -

T Tipi; Cezaevleri Yerleşkesi’ne öncülük etmelidir
Önümüzdeki aylar içerisinde açılışı gerçekleşecek olan Yozgat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun yapım süreci, ulusal basına da konu olan açıklamalarla gündemimizde yerini halen korumaktadır. Önerimiz; T Tipi Cezaevinin bulunduğu bölgenin bir Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ne dönüştürülmesidir.
Teşvikte 5. Bölge desteklerinden faydalanıyor olmamız da yatırımlarda istenilen ivmeyi kazandırmadı. 25 yıllık Saray OSB’nin hala 1.750 işçi istihdam ediyor olması dikkate değerdir.
Bir yatırımın yapılabilmesi için 10’un üzerinde kıstas vardır. Her bir yatırımcı riske atacağı sermayesini, bölgedeki kazancını bu kıstasların tamamı ile değerlendirir. Hepsini karşılamak mümkün değildir lakin olmazsa olmazlar vardır. Yozgat birçok alanda bu olmazsa olmazları karşılamakta zorlanmaktadır. Bunları sıralayacak değiliz. Konuya ilgi duyanlar hatırlayacaklardır.
Önümüzdeki aylar içerisinde Yozgat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun açılışı gerçekleşecek. Cezaevinin yapımı ve inşa süreci zaman zaman ulusal basına da konu olan açıklamalarla gündemimizde yerini korumaktadır.
AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer’in cezaevi için “bacasız fabrika” tabiri yerelde ve ulusal basında çokça eleştirildi. Bu cümle üzerinden Sayın Başer’e hiç de hak etmediği şekilde yüklenildi. Şöyle ki;
Nüfusu istenilen düzeyde artmayan, bu artışı hizmet sektöründe çeşitliliği getirmeyen, nüfus azlığı nedeni ile pazar olma şartlarını taşımayan, birçok sanayi kuruluşu için hammadde, yarı mamul temini mümkün olmayan, hammadde/yarı mamul ve pazara uzak, nitelikli iş gücü temininin ciddi problem olduğu, bir arsa tahsisinin dahi 1 yıla yakın sürdüğü, bürokrasinin yavaş işlediği şehirlerde yatırımcı bulmak /getirmek zordur. Yeterli kaynak var ise yatırımcı zaten kapınızı çalar. Geriye hatır gönül ilişkileri kalır ki, hatır için yapılan yatırımın karşılığı da bir başka bölgedeki yatırımın kazancı ile telafi edilir. Hatır kalkınca yatırım da sonlandırılır. Örnekleri vardır.
Elimizde tek seçenek olarak şehre nakit girdisi ve açılacak kurum ve kuruluşlarla hizmet sektöründe çeşitlilik sağlayarak geliri ve buralarda istihdam edilecek personel üzerinden nüfusu artırmak kalmaktadır. Yozgat gibi illerde; tarım ve hayvancılığın, yer altı ve yer üstü kaynaklarının, tarihi ve kültürel değerlerin organize yapılarla bir taraftan istihdam ve gelir artışına katkı sağlarken, diğer taraftan sanayi alt yapısı oluşturma düzeyine gelene kadar bu seçenek gayet makul ve isabetli olacaktır.Üniversitenin kurulması ve Şehir Hastanesi ile ivme kazanan bu süreç son dönemde Diyanet ve Adalet Eğitim Merkezleriyle hızlanmıştır. Cezaevi ile devam edecektir.
Yozgat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu açıldığında yaklaşık 2.700 personel istihdam edecek. Saray OSB’nin 1,5 (bir buçuk) katı bir istihdam. Yüzde 90’ı Yozgat dışından yani 2.500’ün üzerinde personel ve ailesi Yozgat nüfusuna dâhil olacaktır.
Ortalama maaşları 5.000,00 TL civarındadır. OSB ortalamasının 2 katına yakın bir rakam. Aylık 13 milyon TL doğrudan il ekonomisine katkı. Cezaevinde 4.000 tutuklu/hükümlü bulunacaktır. Bu tutukluların her biri cezaevi kantininden ortalama 500,00 TL. aylık harcama yapacak ve bu kantinde satılan her bir ürün Yozgat’tan temin edilecektir. Katkısı aylık minimum 1,5 milyon TL. Yine tutuklu ve hükümlülerin kıyafet ihtiyaçlarının en az yüzde 50’si ilimiz esnafından karşılanacaktır.
Personel ve tutuklu/hükümlü toplamı 6.700 olacak ve her gün yemekhanede bu sayının ihtiyacını karşılayacak üretim yapılacak, yemekhanenin her bir ihtiyaç kalemi Yozgat’tan temin edilecektir. Minimum 3 milyon TL. değerinde bir hacim.
Tutuklu ve hükümlülerin aylık görüşleri nedeniyle yakınları Yozgat’a gelecek, görüş takvimine göre hafta içi her gün Yozgat’ta otobüsünden dolmuşuna, otelinden lokantasına, çay ocağından kuaförüne, giyim mağazasına, büfesine kadar pek çok esnaf için girdi sağlayacak bir müşteri potansiyeli oluşacaktır.
Rakamlara tekrar bakalım;
Saray OSB 25 yılda 1.750 istihdam, Kabalı Projesi 600 istihdam (hedef), Cezaevi 2.700 istihdam.
OSB aylık işçi maaşları girdisi ortalama 5 milyon, Cezaevi personel maaş katkısı aylık 13 milyon.
Gıda, giyim, yemekhane, nakliye, ziyaretçi katkılarıyla 20 milyon TL’nin üzerinde bir aylık girdi.
Bu cümlelerden ve kıyaslamadan OSB’yi, oradaki yatırım ve istihdamları, Kabalı ve benzeri projeleri küçümsediğimiz algısı çıkmasın. Öyle bir kastımız yoktur.
Kastımız şudur; cezaevinin Yozgat ekonomisine, nüfusuna, sosyal yaşantısına ve hizmet sektörüne yapacağı katkılar gerçek bir “fabrika” düzeyindedir. Dolayısıyla Milletvekili Yusuf Başer “Bacasız fabrika” benzetmesi yaparken hiç de haksız değildir.
Bir milletvekilinin temel vazifesi yasama faaliyetlerinde bulunmak, meclisteki yasama ve araştırma komisyonlarında yer almaktır. Siyasi kimlik taşımalarından dolayı da parti faaliyetlerinde bulunmaktır. Temel düzeyde yatırımcı bulmak, getirmek gibi bir vazifeleri yoktur. Bu konuda Yozgat milletvekillerine gereksiz yüklenildiğini düşünmekteyiz. İlin ilgili kurum ve STK’ları yatırımcı için gerekli şartların oluşturulmasında ve ilin kalkınmasına katkı yapacak projelerin hükümetçe kabul edilmesinde çalışırlar ve milletvekillerinden öncülük ve destek isterler, onlar da projelerin kabul edilmesi ile Yozgat’ta yatırımcıya sağlanan teşviklerin artırılması, yatırımcının önündeki engellerin kaldırılması noktasında hükümet ve bakanlıklar nezdinde çalışmalar yaparlar, Yozgat halkının sorunlarını ilgili kurumlar nezdinde dile getirip çözümünü isterler. Bu kadar. Fazlasını istemek ve beklemek üretim ve çalışma hayatının içinden gelmeyen, iktidarından muhalefetine vekillerimize haksızlık olur.
Gerisinde hükümet yatırımlarından Yozgat’ın pay almasını sağlamak kalır. Üniversite, şehir hastanesi, Diyanet ve Adalet Eğitim Merkezleri, Adli Tıp Kurumu, İdare Mahkemesi vb gibi yatırımlardan Yozgat da payını almıştır. Bunun en son halkası T Tipi Cezaevidir. Özetle iktidar partisi vekillerimiz sanayici getirmemişlerdir ancak hükümetin her yatırımından Yozgat’ın da bir pay almasını sağlamışlardır.
Buradan hareketle önerimiz; T Tipi Cezaevinin bulunduğu bölgenin bir Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesine dönüştürülmesidir.
Ankara Sincan Yenikent’te bulunan 2.500 dönüm üzerine kurulu 10’dan fazla ceza infaz kurumu, hastane, hakim evi, avm, spor ve sosyal yaşam alanı barındıran Ceza İnfaz Kurumları Kampusu benzeri bir yerleşke kurulmalı, Yozgat T Tipi Cezaevinin ilimize yapacağı katkı çarpan etkisiyle katlanmalıdır.
Yozgat Cezaevine öncülük eden Sayın Başer eleştirilere kulağını tıkamalı, Adalet bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunarak bu yerleşkenin Yozgat’a kazandırılmasını sağlamalıdır.
T Tipinin yanına yapılacak her bir yeni cezaevi ve lojman, hastane, okul vb yapılar, ilin nüfusunu ve il ekonomisine nakit girdisini artıracak, sosyal yaşantıda çeşitliliği getirecektir (bu sayede Yozgat’ta kazanılan paranın yine burada ekonomiye dâhil olması mümkün olacaktır). Bu girdiler genel hizmet sektörü ile birlikte sağlık, eğitim ve inşaat sektöründe de canlılığı getirecektir. Yerleşkenin ihtiyacı olan yüksek miktardaki gıda ürünlerinin üretimi için yeni tesislerin açılmasını hızlandıracaktır.
Nüfusu 100 binin üzerine çıkmış, nakit akışı artmış, hizmet, inşaat ve gıda üretim sektöründe gelişme kaydetmeye, bu gelişmelerle işsizlik oranı azalmaya başlamış, eğitim-sağlık-eğlence-sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilen Yozgat; havaalanı ve yüksek hızlı tren, Sorgun Hayvancılık İhtisas OSB, Adalet ve Diyanet Eğitim Merkezlerinin tam kapasite ile faaliyete geçmesi ve yatırımcılara sağlanan teşviklerin yeniden gözden geçirilmesi ile birlikte yatırımcıların dikkatini daha da çekmeye başlayacak, daha yaşanılır bir şehir olacaktır.Bekir ÇAYLAK/Savaş UYAR
-

Çamlık Spor, Eko Turizm ve Kamp Merkezi
Geçmiş dönemlerde yaptığımız görüşmeler sonucunda “Kongre ve Spor Merkezi Yozgat” başlıklı çalışmalar yapıldı ancak, bu çalışmalar bir Yozgat klasiği olarak, asla fiiliyata dökülemedi. Üzerinden geçen onca yıla rağmen henüz bu konuda ayakları yere basan çalışmalar yapılamaması bizi bir kez daha bu konuya eğilmeye, yeniden Yozgat gündemine taşımaya mecbur bıraktı.
İl merkezinde 267 hektar alan üzerinde bulunan Çamlık Milli Parkı 212 bitki ve 20’nin üzerinde hayvan türüne ev sahipliği yapmaktadır.
Ortalama 1.350 olan rakımı ve 10’un üzerindeki ağaç çeşidi ile kendine has bir havası vardır. Bu özellikleri ile sporcular için yüksek rakım antrenmanları, eko turizm ve çadır kampları için oldukça uygundur. Temel gereklilikleri barındırmaktadır. Gerisi, Çamlık’ı tanımaya, tanıtmaya ve gerekli tesisleşmeleri ve organizasyonları gerçekleştirmeye kalmaktadır.
Geçmiş dönemlerde mülki amirlerle yaptığımız görüşmelerde Çamlık’ın bir piknik alanı olmanın ötesinde ilin ekonomisine, sosyal ve kültürel değişimine olası katkılarını dile getirmiş idik. O dönemlerde bürokrasi ile iletişim kurmak, bir nebze de olsa Yozgat paydasında buluşmak mümkün idi.
Bu görüşmelerde Çamlık Milli Parkı merkezli bir spor merkezi inşa edilmesi, bu merkezin Çamlık’taki konaklama ve antrenman saha sayılarının artırılması ile desteklenerek, spor turizminden Yozgat’ın pay alması hususunda fikir birliğine varabilmiştik.
Bu çalışmaların sonucunda “Kongre ve Spor Merkezi Yozgat” başlıklı çalışmalar yapıldı ancak, bu çalışmalar bir Yozgat klasiği olarak asla fiiliyata dökülemedi.
Üzerinden geçen onca yıla rağmen henüz bu konuda ayakları yere basan çalışmalar yapılamaması bizi bir kez daha bu konuya eğilmeye, yeniden Yozgat gündemine taşımaya mecbur bıraktı.Onlarca spor branşında; profesyonel ve amatör olmak üzere, erkek, kadın, yıldız, engelli, milli vb binlerce takım mevcuttur.
Her branştan sporcuların, farklı iklim ve rakım koşullarında müsabakaya çıkmalarından dolayı; yüksek oksijen deposu ve farklı rakımdaki alanlarda antrenman yapma ihtiyaçları vardır.
Bolu ve Kızılcahamam bu konuda en bilinen bölgelerdir. Çamlık kendine has bitki örtüsü nedeniyle bir adım öne çıkarken, bir spor kulübünün konaklaması için yeterli düzeyde hizmetin sunulamaması ve tesisleşmedeki sorunlar nedeniyle salon sporları için dahi tercih edilmemektedir.
Keşke o dönemde birazcık olsun akıl ve vicdan sahiplerine denk gelebilseydik de, bu önerimizin temelini oluşturma ve spor merkezi olma yolunda hızlı yol almamıza vesile olabilecek “Spor Vadisi” tesislerini ve “yeni stadyumu” böyle bir proje bütünlüğü içerisinde değerlendirip daha doğru yerlere daha doğru bir planlama ile yapabilseydik.
Spor Merkezi dediğimiz anda ilk akla gelenin futbol olması yeterli bir algı değildir. Tüm spor branşları bahsimize konudur. Bu açıdan bakılınca futbolun kamp dönemlerine sıkışacak bir algıdan sıyrılmalı, 12 aya yayılan bir spor turizmine doğru ufkumuzu genişletmeliyiz.
Yine, Çamlık’ın zengin orman varlıkları, bitki çeşitliliği ile doğa dostu bir turizm hareketliliği yaratma, doğa ve çadır kampları oluşturma imkânımız vardır.
Eksiğimiz konaklama tesisidir. Eksiğimiz antrenman yapılmasına imkan tanıyacak, en az bir voleybol sahası büyüklüğünde kapalı salonlardır. Eksiğimiz çim veya sentetik antrenman sahalarıdır. Eksiğimiz en az 5 (beş) takımı aynı anda ağırlayacak ve hazırlık maçları yapmalarına imkan tanıyacak turnuvalardır. Eksiğimiz Avrupa, Dünya ve Olimpiyat şampiyonları çıkardığımız güreş sporunda dahi Yozgat’ın tercih edilmesini sağlayacak organizasyonu kuramamaktır.
Eksiğimiz Çamlık’ın sporla birleşiminden ortaya çıkacak olan sinerjiyi görememektir.
Eksiğimiz doğal değerlerin turizme entegrasyonu ile doğa dostu turizm uygulamalarının yaygınlaştırılabileceğini ve doğaseverlerin Çamlık’ı gözde bir doğa turizmi rotası olarak görmesini hedefleyememektir.
Bolu, Bursa ve Karadeniz için kalkınma ajanslarınca eko turizm ve çadır turizmi için çalışmalar yapması ve uygun alanları belirlemesi benzeri bir çalışmayı yapamamaktır. Eksiğimiz Kastamonu Üniversitesi gibi Uluslar arası Turizm Sempozyumları düzenleyerek, ilimizin turizm varlıklarını ve nasıl değerlendirileceklerini ortaya koyamamaktır.
Bu önerileri; bir saha çalışması, bir organizasyon ve farklı spor branşlarından amatöründen millisine, erkekten engelliye kadar onlarca yetkili ve takımın beklentileri, aynı zamanda TURSAB’a kayıtlı 450 A sınıfı acentenin görüşleri ışığında, Bolu, Bursa, Karadeniz, Kızılcahamam, Antalya örneklerini inceleyerek olgunlaştırdık. Ve olgunlaştırdığımız bu fikrin ana hatlarını sizlerle paylaşıyoruz.
Bu olgunlaşma neticesinde şunu gördük; Çamlık tek başına spor, eko turizm ve çadır kampları için yeterli özelliklere sahip olmasına rağmen, Çamlık ile beraber Aydıncık ve Akdağmadeni ormanlarına kadar bir eko turizm potansiyeli, Esenli ve Çekerek barajları başta olmak üzere su sporu organizasyonları potansiyeli termal kaynaklarımızla birleştirildiğinde aslında bu pastadan Yozgat’ın büyükçe bir pay alması işten bile değil.
Oysa ne güzel olurdu; lojman, misafirhane, kamu binası yapma yetki ve iradesini birazcık da Yozgat için fayda üretecek tesis inşa etmede kullanabilseydik.
Bekir ÇAYLAK/ Savaş UYAR -

Salgın Enstitüsü ve Aşı Üretim Merkezi
Dünya üzerinde var olmuş bilinen tüm salgınlara dair geniş bir bilgi havuzu oluşturmalıyız. Salgınların çıkış şartları, mutasyonları, alınan tedbirler, üretilen aşılar vb birçok bilgiye sahip olmalı, analiz etmeli, olası salgınlara/mutasyonlara karşı öngörülerde bulunabilmeliyiz. (Salgın Enstitüsü) Aşı üretim merkezleri kurmalı, salgınlara dair elde ettiğimiz bilgiler ışığında aşı çalışmaları yürütmeli, olası salgınlarda sürece hızla adapte olup kısa zamanda aşı üretecek yeteneği kazanmalıyız.
Bozok Üniversitesi, 1 yılı aşkın süredir hayatımızı etkileyen Covid 19 salgınını fırsat bilip, üniversitenin bir salgın enstitüsüne ve aşı üretim merkezine kavuşmasını sağlamalıdır.
Üniversite, ülkemizin salgınlar konusunda gerek hazırlıklarının (tedbirlerin) planlanması gerekse salgınla mücadele (tepki) etkinliğinin artırılması adına aşı üretimi de dahil çalışmalar yapmalıdır.
Bilindiği üzere koronavirüs salgını 2019 yılı sonlarından başlayarak Covid 19 olarak bilinen bir hastalıkla bir yılı aşkın bir süredir yaşam alanımızı tehdit etmektedir.
Bu salgına karşı aşılama çalışmaları başlamıştır ancak salgın değişime uğramaya devam etmekte, adeta insanlığın aklı ile mücadele etmektedir.
Yapılan çalışmalardan anladığımız insanlık tarihinde yer alan birçok salgın gibi bu salgını da yeneceğimizdir.
Ancak Covid 19 salgını göstermiştir ki; bütün dünyanın virüs salgınlarına karşı tedbirlerinde ve tepkisinde zayıflıklar vardır. Belki de bu salgının bize öğreteceği en önemli ders budur.
Tarih boyunca ortaya çıkmış veba, çiçek, kolera, İspanyol gribi, Hong Kong gribi, HIV / AIDS, SARS, domuz Gribi, ebola, kızamık, sarıhumma, grip, sıtma, tifüs, menenjit vs. salgınların bir kısmı alınan tedbirlerin ve yürütülen aşı çalışmalarının neticesinde yok olup gitmişken etkisini kaybetmiş olsa da varlığını devam ettirmekte olanları da vardır.
Bir makaleye göre Dünya Sağlık Örgütü’nün salgınlar ile ilgili raporlarında her zaman iki anahtar kavram ön plana çıkıyormuş;
1) Bir salgın öngörülemez.
2) Bir salgının tekrarlanması her zaman olasıdır.
1-Tarih boyunca yaşanan ve bugün varlığını çok sert hissettiren Covid 19 gibi salgınların bize öğrettiği ana öğreti olan tedbir ve salgın halinde doğru tepkiyi verme konusunda, devletlerin yönetmelikler, yönergeler çıkartıp, bu yönergeleri de sürekli güncellenmesi gerekir. Bu çerçevede alınacak tedbirler için de fonlar (bütçe) oluşturulmalıdır. Bu bütçeler salgınların araştırılması, öngörülmesi (kesin öngörü mümkün değildir), salgınla mücadele ve salgına karşı aşı üretimleri konusunda kullanılmalıdır.
Dünyanın ve özellikle ülkemizin yeni bir salgını bu derece hazırlıksız karşılama gibi bir durumu söz konusu olamaz.
Salgın hastalık öngörülemez, o salgına yol açan mikroorganizmanın niteliği hakkında %100 doğru bilgiye sahip olunamaz hele de virüslerin mutasyonu buna engeldir. Lakin virüs nedir bilirsiniz.2- Bir salgın hastalık her zaman her koşulda olasıdır, eskisi tekrarlanabilir ya da mutasyona uğramış hali yeni bir salgın türü oluşturabilir.
Ne yapmalı;
– Bir salgın hastalıkta birinci kademede hangi hastaneler salgın (pandemi) hastanesine çevrilecek, salgının hangi kademesinde ne gibi tedbirler devreye alınacak, sahra hastaneleri nerelere kurulacak ve uygun yolcu gemilerini tam bir karantina hastanesine çevirme planlarına kadar sıkı hazırlanmalıyız. Sonra kimler nerede göreve çağrılacak, kimleri seferber edeceğiz (yani Tıp Fakültesinden, Sağlık Meslek Liselerine kadar daha birinci sınıfında “salgın hastalıklar karşısında davranışı” öğretmiş olmalıyız ki olası bir yaygın salgında öğrencileri dahi seferberliğe katabilelim.)
– Her salgın anında önce tüm sağlık çalışanlarını (doktorundan hastane temizlik görevlisine kadar) 1 yıl süreyle koruyabilecek maske, teçhizat yani donanım deponuzda olmalı. Bunun için bir bütçe oluşturmalı, bu bütçe çerçevesinde de tıbbi malzemelerin gelişmesine paralel yeni donanımlar sağlanmalı. Çünkü;
Önce sağlık görevlilerini koruyacağız ki onlardan sağlık hizmetini sürekli alabilelim.
– Bu konuda gerekli malzemeyi üretmek ve üretilenleri test edebilecek laboratuarı kurmak şart. Ayrıca standartları da güncellemek gerekiyor.
– Dünya üzerinde var olmuş bilinen tüm salgınlara dair geniş bir bilgi havuzu oluşturmalıyız. Salgınların çıkış şartları, mutasyonları, alınan tedbirler, üretilen aşılar vb birçok bilgiye sahip olmalı, analiz etmeli, olası salgınlara/mutasyonlara karşı öngörülerde bulunabilmeliyiz. (Salgın Enstitüsü)
– Aşı üretim merkezleri kurmalı, salgınlara dair elde ettiğimiz bilgiler ışığında aşı çalışmaları yürütmeli, olası salgınlarda sürece hızla adapte olup kısa zamanda aşı üretecek yeteneği kazanmalıyız.
Özetle yeni bir salgına karşı Covid 19’a olduğundan çok daha hazırlıklı ve kısa zamanda güçlü tepkiler verecek düzeyde çalışmalar yapmak zorunluluğumuz kaçınılmazdır. İşte bu konunun Yozgat’ı ilgilendiren tarafı da budur.
Bozok Üniversitemiz ve bağlı Tıp Fakültesi yukarıda sıraladığımız tedbirlerin alınması, çalışmaların yapılması hususunda devreye girmelidir. Konu üzerinde ciddi bir çalışma yapacak, salgınlar ve salgınlara karşı tedbirler konusunda öneriler geliştirecek bilgi ve yetişmiş kadroya sahiptirler.
Bizim bir makaleden yola çıkarak ortaya koyduğumuz sonuçları, onlarca yıla sari akademik bilgi ve saha tecrübesi ile olgunlaştırmalı; Bozok Üniversitesi olarak devletin ilgili makamlarına konunun hassasiyetini ve önemini iletmeli, salgınlarla mücadele ve olası salgınlarda müdahalenin hayatiyeti vurgulanmalı, alınması gereken ulusal tedbirler ve bütçelenmesi hususunda ciddi bir hazırlık dosyasını sunmalı, hatta birinci kademe salgın (pandemi) hastanesi olmak için talepkâr olmalıdır. Buna ilaveten bir Salgın Enstitüsü kurmalı, buradan elde edilecek bilgiler ışığında aşı üretimini gerçekleştirecek Aşı Üretim Merkezini de faaliyete geçirmelidir. Kendi imkânları ile tek başına Bozok Üniversitesi’nin bunu başarması beklenemez. Lakin, makale ışığında ortaya koyduğumuz salgın tedbirlerinin ulusal düzeyde bir eylem planı olarak kabul edilmesine, bir eylem planının parçası olmasına veya bir eylem planı hazırlığının ilk ışığını yakmaya katkı sunabilirler. Bunu başarmak için yeterli kadro, bilgi ve deneyim vardır. Üniversitemizin bu konuda sorumluluk alması siyasilerimizi ve özellikle Cumhurbaşkanı Yardımcımız Fuat Oktay Bey’i de ciddi manada memnun edecek ve desteğini de alacaktır kanaatindeyiz. Covid 19’a bütün dünya gibi Türkiye’nin de tedbirsiz yakalandığının ve güçlü tepkiler vermekte de geciktiğimiz gerçeğinin, bundan sonra olası salgınlar karşısında bir eylem planı yapılması gerekliliğinin kabul edilmesi ile birlikte bu taleplerin bütçesi de hükümet tarafından pekâlâ karşılanabilir.
Sağlanacak devlet desteğiyle beraber yürünülecek yolun sonunda Bozok Üniversitesi; var olan salgınlar ve olası salgınlarda Tıp Fakültesi, Salgın Enstitüsü ve Aşı Üretim Merkezi ile tedbir ve tepki konusunda Türkiye’de öncü bir kurum olacaktır. Ve elbette ki; bu süreç üniversitemize, eğitim şartlarının iyileştirilmesi ve geliştirilmesi, ar-ge çalışmalarının yapılabilmesi imkânını sağlayacak, sürekliliği olan ciddi bir maddi getiri ve ulusal-uluslararası bilim dünyasında itibar da kazandıracaktır. Bekir ÇAYLAK / Savaş UYAR -

Hafif Raylı Sistem ve Yeni Bir Şehir İnşa Etmek
Arsa yetersizliği ve maksimum kazanç anlayışı, hızla Yozgat’ı tüketmiştir. Bu tüketimden tarihimiz, kültürümüz, ortak kader anlayışımız gibi bizi biz eden ve bir arada tutan değerlerimiz de nasibini almıştır. Her bir yatırım onlarca yıllık vizyonda şehre katkısı ile değerlendirilmeli, tek başına bir yatırım olmaktan çıkarılıp; beraberinde ve devamında yapılacak diğer yatırımlarla uyumlu, entegre olmalıdır ki Yozgat şehircilik manasında kabuğunu kırabilsin.
Coğrafi yapısı ve yüzlerce yıllık genetik kodlardan gelen alışkanlıklarla Yozgat tepelerin arasına sıkışmış, şehirleşme hususunda kabuğunu kıramamış bir şehirdir.
Çanağı andıran coğrafi yapısı nedeniyle ve atalardan miras savunma mantığı içerisinde, Çamlık ve Nohutlu eteklerinde bir şehir yaşamı kolay, basit ve yönetilebilir görülmüştür. Bu şehirleşme/şehirleşememe anlayışı merkez etrafında kısa paslaşmaları andıran çalışmaların şehre reva görülmesine yol açmış, şehrin ufkunu açacak çalışmalar yapılmamıştır.
Tepeler arasına sıkışıp kalmanın getirdiği arsa sıkıntısı kendini imar düzenlemelerinde düzensizlik, mimaride çarpıklık, konut üretiminde yüksek maliyet ve pahalılık olarak kendini göstermiştir. Diğer yandan, Meydan yeri ve Lise Caddesi’nde bitmek bilmeyen çalışmalara ve yerel yönetimlerin kaynak israflarına sebebiyet vermiştir. Çapanoğlu Camii’nden terminale kadarki alanın her dönemde nasıl ve ne şekilde değiştirildiğine hep birlikte şahitlik ettik/ediyoruz, sonuçlarını birlikte yaşıyoruz. Şehirdeki “Cumhuriyet Meydanı’nın altında altın var.” inanışı dahi bizzat yerel yönetimce Cumhuriyet Meydanı kazılarak merak giderilmiştir. İmar planları her dönem “revizyon”a tabi tutulmuş, arsa dışı alanları arsaya dönüştüren 18 uygulamaları mahkemelere konu olmuştur. Şehrimizin bir kez yapılıp bir daha olağanüstü şartlar olmadıkça değiştirilmemesi gereken bir imar planı olmamış, plan bizzat revizyona tabi tutanlarca bozulmuştur/bozulmaktadır. Sonuç; kısıtlı arsa ile dikine mimari döngüsü içerisinde sıkışarak, şehir olmaktan uzak, gözü yoran, estetikten yoksun, park, bahçe oyun alanı bulunmayan ve yaşam sunmaktan ziyade betonlar içerisine mahkum eden bir anlayış ortaya çıkmıştır.Arsa yetersizliği ve maksimum kazanç anlayışı, hızla Yozgat’ı tüketmiştir. Bu tüketimden tarihimiz, kültürümüz, ortak kader anlayışımız gibi bizi biz eden ve bir arada tutan değerlerimiz de nasibini almıştır.
Başlıkta belirttiğimiz üzere bu şehirde planlanacak her yatırım şehrin gelişmesine katkı yapmalıdır. Her bir yatırım onlarca yıllık vizyonda şehre katkısı ile değerlendirilmeli, tek başına bir yatırım olmaktan çıkarılıp; beraberinde ve devamında yapılacak diğer yatırımlarla uyumlu, entegre olmalıdır ki Yozgat şehircilik manasında kabuğunu kırabilsin.
Bilindiği üzere belediyemiz 3 köyü mahalle olarak merkez ilçeye bağlamıştır. Yine Yozgat Belediyesi’nce bir harita çalışması yapılmaktadır. Buna ek olarak hızlı tren ve havayolunun açılışı yaklaşmıştır. Çevre yolunun yapımına dair kanaat birliği oluşmuş ve talep düzeyini aşmıştır.
Belediyemizin çalışmalarını yürüttüğü harita çalışmaları içerisine çevre yolu ve hafif raylı sistem en azından 100 binlik planlara işlenmelidir. Bu sayede şehre resmi bir evrak üzerinde bir ufuk ve sonraki dönem yöneticilerine bir hedef konmuş olacaktır: Hafif Raylı Sistem.
İlk defa Kemal Yurtnaç Bey’in valiliği döneminde dile getirdiğimiz kendisinin de Sayın Cumhurbaşkanımızdan 2018 yılında talep ettiği hafif raylı sistem, şehrimizin gelişmesi, şehirleşmesi adına önemli bir yatırım olacaktır. O dönemde basına yansıyan Yozgat için raylı sistem verimli ve gerçekleştirilebilir olmadığına dair çalışmalar bugünün Yozgat’ı esas alınarak yapılmıştır. Oysa bizim kastımız 10-25 yıllık bir Yozgat vizyon ve geleceğidir.
Hafif raylı sistemi kısa vadede hayata geçirmek gerek teknik gerekse finanse edilmesi açısından mümkün değildir. Uzun zamanlı çalışmalar gerekmektedir. İmar planlarına işlenmeli, ulaşım ana planı hazırlanmalı, güzergâh üzerinde topoğrafik ve jeolojik incelemeler tamamlanmalı, yeraltı ve yerüstü kaynaklara olası etkileri ve maliyetler hesaplanmalı, finans kaynakları üzerinde çalışmalar ve görüşmeler yapılmalıdır. Bu çalışmaları yapmak dahi birkaç yılımızı alacaktır. Ancak bu çalışmalar sonrasında hükümetten, iyi hazırlanmış bir dosya ve doğru bir sunum yöntemi ile talepte bulunulmalıdır. Bir diğer önemli husus ise; hafif raylı sistemin yapımı ile ne amaçlandığıdır!
Amacımız şehrimizin gelişmesine katkı yapmak, yeni bir şehir vizyonu sunmaktır. 2017 yılından bu tarafa önerdiğimiz hafif raylı sistem; şehir hastanesinden Divanlı’ya oradan Bozok Üniversitesi’ne, üniversiteden Atatürk yolu güzergâhı üzerinden şehir merkezine ve nihayet Esentepe veya eski sanayi sitesi bölgesi üzerinden kent park ve nihayet şehir hastanesine ulaşan yaklaşık 30 km’lik bir hattır. Köçekkömü, Recepli, Bozlar, Güdülelmahacılı, Divanlı, Azizli ve Azizli Bağları, Sarıhacılı köy ve mahallelerinin sınırları içerisinden geçecek bu hat, Çamlık etrafında bir daire çizerek şehri çanaktan çıkarıp Çamlık merkezli genişçe bir coğrafyaya taşıyacaktır.
Önerimizin faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz;
1-Yozgat orta uzun vadede tepeler arasında bir şehir olmaktan çıkıp Çamlık merkezli geniş bir şehirleşme coğrafyasına kavuşacaktır.
2-Şehir merkezinde başaramadığımız yatay yapılaşmayı gerçekleştirme ve yollarından, parkına, spor tesislerinden konut alanlarına, resmi dairelerinden kültür sanat alanlarına kadar her şeyiyle gerçek bir şehir inşa etme şansını yakalamış olacağız.
3-Arsa sıkıntısı aşılacak, inşaat ve konut maliyetleri düşecektir.
4-Hızlı tren, havayolu ile şehre ulaşım kolaylaşırken değişken hava şartlarında şehir içerisinde ulaşım da kolaylaşacaktır.
5-Raylı sistemin varlığı şehir içi yaşamı ve faaliyetleri hızlandıracaktır.
6-Üniversite, hızlı tren garı, mahalleler ve şehir arasındaki ulaşım hızlı, konforlu ve kesintisiz olarak sağlanabilecektir.
Bu katkıları çoğaltmak mümkündür.
Ancak, bu önerinin şehrin ihtiyacı olduğu hususunda fikir birliğine varmak ve kabul görmesi en öncelikli meselemizdir. İkinci aşamada bahse konu köylerden henüz mahalle olmayanlar merkez ilçeye mahalle olarak bağlanmalıdır. Akabinde belediyemizin imar ana paftalarına raylı sistem işlenmeli ve planları hazırlanmalıdır.
Belediye Başkanı Celal Köse ve ekibinin önünde Yozgat’a yeni bir vizyon koyma ve şehircilik alanında Yozgat’ın değişimine katkı yapma açısından bir fırsat bulunmaktadır. Hâlihazırda yürütülen harita çalışmalarında Hafif Raylı Sistemin ana ulaşım planlarına işlenmesini sağlamalıdır. Belediye, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın müdürlükleri ve Bozok Üniversitesi’nden oluşturulacak bir ekiple Hafif Raylı Sistem araştırma, planlama çalışmalarına başlanmalıdır. İyi hazırlanmış bir dosya ile hükümetten bu konuda talepte bulunulmalı ve en azından önümüzdeki 5-10 yıllık yatırım planları içerisine alınması sağlanmalıdır. Hükümet partisinden olma gücü ve Cumhurbaşkanı yardımcısı Fuat Oktay Bey’in varlığı Yozgat adına doğru projelerle talepkar olunduğunda müspet cevap almaya yeterlidir.
Özetle; şehrimizi doğu-güney ve batı yönlerinde büyütme işi sadece TOKİ’ye, günübirlik ve popülist kararlar veren siyaset ve bürokrasiye bırakılamaz. Yerel yönetim bu konuda iradeyi ve yetkiyi elinde bulundurandır. İrade ve yetkinin gereği, şehir adına inisiyatif koyarak yapılmalıdır. Yapboza dönen imar ve şaibeli 18 uygulamalarına son verilerek, şehre vizyon koyma, orta uzun vadede yeni bir şehir inşa etme fırsatı hükümet olma gücü ve Fuat Oktay Bey’in etkinliği ile birleştirilerek gerçekleştirilmelidir. Bekir Çaylak / Savaş Uyar






























