Uzman ve Başöğretmenlik konularında Egitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Latif Selvi’nin açıklamalarını dile getiren Şerefli, konuya ilişkin sosyal medya hesabından şu paylaşımda bulundu:
“1-Öğretmenlerimizin kariyer sistemi ile ilgili sendikamızı söylemediği sözler üzerinden itham etmeye, bazı açıklamaları bağlamından kopararak çarpıtmaya, savunmadığı bir görüşü sanki savunuyormuş gibi göstermeye çalışan bir güruh olduğunun farkındayız.
2-Ne yazık ki dertleri öğretmenlerin geleceği değil kendi siyasi ve sendikal kariyeri olan ve bunun içinde gündemin sıcaklığından nemalanmaya çalışan, fırsatçı şarlatanlar var. Bunlar her gün yeni herzeler bularak güya süreç yönetiyorlar, bize de zarar verebileceklerini sanıyorlar.
3-Eğitim-Bir-Sen olarak 6. Dönem Toplu Sözleşme masasında da ifade ettiğimiz gibi uzmanlık öğretmenlik için 8, başöğretmenlik için 12 yıllık görev sürelerine göre SINAVSIZ olarak bu ünvanların verilmesini istedik, bugün de aynı şeyi istiyoruz.
4-Sicili bozuk kişi ve kurumlarca her geçen gün bir gayya kuyusuna dönüştürülmeye çalışılan bu sürecin herkesin sınavı olması yerine hiç kimsenin sınavı olmadan neticelendirilmesi için MEB ve TBMM’yi gerekli adımları atmaya davet ediyoruz.” / Nazife EKİCİ
Etiket: kenan şerefli
-

Eğitim videoları yeterli görülsün
-

Şerefli okul ziyaretlerini sürdürüyor
Samimi bir ortamda gerçekleşen ziyarette Şerefli, Dıvrak ve Ateş’e yeni görev yerlerinde başarı dileklerinde bulundu. Bir süre eğitim üzerine sohbet eden Şerefli, “Bizler sadece eğitimcilerimizin değil eğitimde yaşanan sorun ve sıkıntıların giderilmesine yönelikte faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bu vesile ile sayın müdürlerimize bir kez daha başarılar diliyoruz.”dedi. / Haber Merkezi
-

Şerefli’den, ‘banka promosyonları güncellenmeli’ çağrısı
Memur-Sen Yozgat İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Yozgat Şube Başkanı Kenan Şerefli, kamu görevlilerine ödenen banka promosyon ücretlerinin güncellenmesi gerektiğini söyledi.
Eğitim-Bir-Sen Yozgat Şube Başkanı Kenan Şerefli, kamu görevlilerine ödenen banka promosyonlarıyla ilgili yaptığı açıklamada; “Bilindiği üzere Toplu Görüşme dönemindeki teklifimiz ile, kamu görevlilerinin maaşlarının/ücretlerinin bankalar aracılığıyla ödenmesinden kaynaklı olarak kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar arasında protokol yapılması ve “promosyon” adı altında kamu görevlilerine ek mali imkanların sağlanmasına yönelik çabalarımız karşılık bulmuş ve düzenleme 26588 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2007/21 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile yürürlüğe girmiştir.”dedi.
PROMOSYON ÖDEMELERİ DÜŞÜK KALMIŞTIR
Promosyon ödemelerinin düşük kaldığını vurgulayan Şerefli, “Kamu görevlileri için bankalara yatırılan parasal miktar büyük oranda artmasına rağmen geçmiş dönem itibariyle yapılan anlaşmalar gereği kamu görevlilerine verilen promosyon ödemeleri düşük kalmıştır. Bu çerçevede, yeni yapılan anlaşmalarda ödenen promosyon ödemeleri ile geçmiş dönem promosyon ödemeleri arasında uçurum oluştuğu gerçeği görülmeli, promosyon ödemelerinin kamu görevlilerinin emek ve ücretlerinden kaynaklanan bir hak olduğu unutulmamalıdır.” dedi.
Ekonomide yaşanan dalgalanmalar ve yüksek enflasyon rakamları, kamu görevlileri adına bankalara yatırılan paraların hacmini de artırdığını söyleyen Şerefli, “Maaş promosyonlarının tamamının kamu görevlilerine ödenmesi yönündeki ısrarımızla promosyon ödemeleri, 2010 yılında yeniden düzenlenerek maaş promosyonlarının tamamının kamu görevlilerimize ödenmesi uygulamasının hayata geçirilmesi sağlanmıştır. Kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar arasında, ekonomik veriler ve hedefler dikkate alınarak promosyon anlaşması yapılmakta ve kamu görevlilerine ek mali imkan sağlanmaktadır. Bu itibarla geçmiş dönemlerde yapılan promosyon sözleşmeleri; bazı kurumlarda yapılan yeni promosyon sözleşmeleri ile uyumlu hale getirilerek güncellenmeli, ekonomik koşullar ve enflasyon durumu gözetilmeli, kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri kamu görevlilerinin hakkını ve hukukunu koruyacak şekilde harekete geçerek sendika temsilcileri ve bankalar ile tekrar bir araya gelmeli, değişen durum ve şartları dikkate alarak promosyon tutarlarını revize etmelidir.”diye konuştu. Nazife EKİCİ
-

Şerefli: Mücadelemiz bir serbestliğin daha yolunu açtı
Memur Sen ve Eğitim Bir Sen Yozgat Şube Başkanı Kenan Şerefli, Memur-Sen Konfederasyonu olarak “Özgürlük İçin On Milyon İmza” sloganıyla başlattıkları mücadelelerinin bir serbestliğin daha yolunu açtığını söyledi.
Memur Sen ve Eğitim Birsen Yozgat Şube Başkanı Kenan Şerefli, yaptığı açıklamada; “12 Milyon 300 bin imzayla da çalışanların haklı talebi ve milletin güçlü iradesi olduğu yönünde kamuoyunun desteğini elde ettiğimiz “kamuda kılık-kıyafet özgürlüğü” hedefli “sivil itaatsizliğimiz”, önce kamuda başörtüsü yasağının kaldırılmasının, bugün de Danıştay 12. Dairesince verilen kararla kamu kurumlarında erkek memurların sakal kesme zorunluluğunun ortadan kaldırılmasının önünü açtı.”dedi.
Memur-Sen geçmişten bugüne, 1980 darbe Anayasası’nın birçok daraltıcı ve dayatıcı uygulamasıyla mücadele ederek başörtüsü yasağının kaldırılmasından kılık-kıyafet serbestliğinin gerçekten hayata geçmesi için kararlılığını sürdürdüğünü vurgulayan Şerefli, “Ülkemizin demokratikleştirilmesi ve özgürleştirilmesi, kamu görevlilerinin tektipleştirilmekten kurtarılması; mali, sosyal, özlük haklarının geliştirmesi noktasında öncü olmayı ve çözüm üretmeyi görev bilmiştir. Değerlerimize aykırı, insanlarımızı ayrıştırıcı, nihayetinde baskıcı, dayatmacı ve yasaklarla dolu darbeci zihniyetin ürünü olan “Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelik”, kamu görevlilerinin hangi kılıkta olacağını, hangi kıyafeti giyeceğini ve giymeyeceğini, nasıl gözükmesi gerektiğini sınırlayarak ve yasaklayarak özgür Türkiye idealinin önünde engel olarak durmuştur. Yönetmeliğin 5’inci maddesinde yer alan kravat zorunluluğu, saç ve favori uzunluğu, sakal bırakma yasağı, bıyık şekli gibi sınırlama ve yasaklara son verilmesi yönünde düzenleme yapılması için kamuoyu baskısı oluşturmak amacıyla Memur-Sen Konfederasyonu ve bağlı sendikaları olarak 8 Ekim 2013 Salı gününden bu yana, erkek kamu görevlilerinin kamu hizmetlerini bu sınırlama ve yasaklara uymaksızın belirleyecekleri kılık-kıyafetle yerine getirmesine yönelik sivil itaatsizliğe devam kararımız bugün bir başka serbestliğin yargı yoluyla da olsa yolunu açmıştır.
Kamu hizmetinin sunumuna engel ya da kamu hizmetinin kalitesini düşürecek bir nitelik taşımamasına rağmen kamu görevlilerimizin saç tarama şekline, ayakkabı modeline, etek boyuna, kıyafet rengine, gömlek yakasına, kravatına, bıyığına, sakalına ve favorisine kadar her şeyi mevzuat hükmü haline getiren, memuruna güvenmeyen devlet algısını üreten mevzuat ve uygulamaların yürürlükten kaldırılması, temel hak ve özgürlüklere uygun hale getirilmesi, ayrımcılığın sonlandırılması ve evrensel hukukun temel ilkelerine uyarlanması için düzenlediğimiz imza kampanyaları, basın açıklamaları, hukuki ve fiili süreç yönetimleri gibi gayretli çalışmalar ve duruşumuz nihayetinde sonuç vermiştir.
Memur-Sen’in uhdesinde barındırdığı erdemli duruşa sahip her bir ferdinin bu duruşu sayesinde Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmeliğin 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “Hergün sakal tıraşı olunur ve sakal bırakılmaz.” ibaresi Danıştay 12. Dairesinin 20/4/2022 tarihli ve 2021/7000 2022/2247 K. sayılı kararı ile iptal edilerek kamu kurumlarında erkek memurların sakal kesme zorunluluğu ortadan kaldırılmış ve iptal kararı Yönetmelik metninde yer almıştır. Memur-Sen olarak; kamu görevlilerimizin özgürleşmesi, darbeci zihniyetin kalıntılarından kurtulmaları kılık-kıyafet serbestisini gerçek anlamda yaşamaları noktasında mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğimizi ifade ediyor, büyüyen, gelişen ve özgürleşen Türkiye’nin hukuki süreçlerle yasaklardan tek tek kurtulmak yerine Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelik’in tamamen kaldırılmasını sağlayacak iradeye sahip olduğunu bir kez daha yineliyoruz.”şeklinde konuştu. Yusuf BAĞCI -

Şerefli: 15 Temmuz imanla yazılan bir destandır
Eğitim Sen Yozgat Şube Başkanı Kenan Şerefli, 15 Temmuz’un imanla yazılan bir destan olduğunu söyledi.
Eğitim Sen Yozgat Şube Başkanı Kenan Şerefli, 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada; “Ezelden beridir hür yaşamış’ milletimiz, 15 Temmuz 2016 gecesi, ülkemizin geleceğini karanlığa mahkûm etmek isteyen küresel emperyalist güçlerin iş birlikçisi Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) hainlerinin giriştiği kanlı işgal ve darbe kalkışmasını, destansı bir direnişle bozguna uğratmış, özgürlük ve millî irade adına tarihî bir zafer elde etmiştir.”dedi.
Başkan Şerefli, “15 Temmuz, tarihin tozlu sayfalarına hapsedilecek, dar bir siyasi bakış veya ideolojik yorumlarla geçiştirilecek bir hadise değildir. 15 Temmuz, yıllardır ülkemiz üzerinde oynanan işgal oyunlarına karşı teyakkuz hâlinde olmamızı gösteren önemli bir uyarı, tarihten ders almamızı net bir şekilde ortaya koyan büyük bir olay, vatansever herkes için millî bir davadır.
Artçı sarsıntılarıyla birlikte olumsuz etkileri hâlâ devam etmekte olan, canlı hatıralarını teessürle ama bir o kadar da onurla yaşadığımız, daha 6 yıl önce vuku bulmuş kanlı darbe kalkışmasının hedefi, vatanı işgal, milleti esir etmek; devleti yıkmak, bayrağı indirmek, ezanı susturmaktı. Milletimizin kahraman evlatları derin ferasetiyle boyutlarını gördüğü tehlikenin üzerine cesaretle yürümüştür. Kadını erkeği, yaşlısı genci, yediden yetmişe caddelere, alanlara, meydanlara sel gibi akarak imanından ve özgürlük aşkından aldığı güçle, ölüm kusan tanklara, uçaklara, ağır silahlara göğsünü siper ederek bir kez daha canı pahasına istiklal ve istikbali için muhteşem bir diriliş ve direniş destanı yazmıştır. 251 vatan evladı o gece şehit edilmiş, 2 binden fazla insanımız gazi olmuştur. Maruz kaldığımız ihanet ve saldırıya mukabil kazanılan zafer de o ölçüde muhteşem olmuştur. 15 Temmuz’la yeni umutların, başarıların, güvenin, tam bağımsızlığın, yeni, güçlü, kararlı Türkiye’nin kapısı ardına kadar açılmıştır.”diye konuştu.
KOYUN POSTUNA BÜRÜNMÜŞ MANKURT SÜRÜSÜ
İHANETİNİN BEDELİNİ
ADALETE ÖDEYECEK
“Yıllarca koyun postuna bürünmüş ‘mankurt’ sürüsü; devletin kurum ve kuruluşlarına sızarak paralel bir yapı oluşturan, milleti sömürmeye çalışan bu şebeke, ihanetinin bedelini adalete ödüyor, ödeyecek.” diyen Şerefli, “Yargılanma süreci mahkemelerde devam ediyor. Sona eren davalarda, 3 bini ömür boyu olmak üzere, 4 bin 891 sanık hakkında mahkûmiyete hükmedilmiştir. Eğitim-Bir-Sen olarak, başkanlarımızdan ilçe ve işyeri temsilcilerimize ve üyelerimize, o gece hiçbir dünyalık hesap yapmadan, beklemeden, sağına soluna bakmadan, tereddüt etmeden bir sipere atılır gibi milletimizle birlikte meydanlara akmış, korkusuz yürekleri, çıplak elleri, yumruklarıyla, silahlı, gözü dönmüş hainlerin karşısına dikildik. O gece, milletimizle birlikte, bizi içimizden, arkamızdan vurmak isteyen ihaneti tam alnından vurduk. O gece, hatıralarını tazim, hürmet ve iftiharla yâd edeceğimiz şehitlerimiz olmuştur. Hepsine Allah rahmet etsin, mekânları cennet olsun. Gazilerimize de uzun, sağlıklı ömürler diliyoruz. Onların hiçbirini unutmadık, unutmayacağız. Dinî, manevi değerlerimiz başta olmak üzere, en saf, en nezih duyguları istismar etmekten çekinmeyen alçakları asla unutmayacak, muhtemel yeni biçim ve tezgâhlarına karşı hep teyakkuzda olacağız. 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nde canlarını vatanımızın bekasına, milletimizin geleceğine feda eden bütün şehitlerimizi bir defa daha rahmetle yâd ediyor, gazilerimize sağlıklı ömürler diliyoruz.”ifadelerini kullandı. Yusuf BAĞCI -

Milli irade Platformu’ndan tepki
Yozgat Milli İrade Platformu 104 amiralin açıklamasına ilişkin bir basın açıklaması yaptı.
Yozgat Adalet Sarayı önünde düzenlenen basın toplantısında Yozgat Milli İrade Platformu adına Memur-Sen Yozgat şube Başkanı Kenan Şerefli yaptığı açıklamada “Kendisini millet iradesinin üzerinde gören bir grup emekli amiral vesayet dönemlerine özlem duyan bir açıklama yayınladılar. Millete muhtıra verilen dönemlerden kalmış köhne bir zihniyetin hazırladığı bu açıklamayla, Silahlı Kuvvetler dâhil olmak üzere devletin kurumlarının milletin hizmetinde olmasından duyulan rahatsızlık açık edildi.
Milletin inancından, iradesinden, medeniyet değerlerinden kopmuş, millete yabancılaşmış bir zihniyetin taşıyıcısı olan bu asker emeklilerinin aktif görevde oldukları dönemde neye hizmet ettikleri herkesçe bilenmektedir. “Deniz kuvvetleri emeklisi” sıfatıyla yayınladıkları bildiri içerik itibariyle göstermiştir ki bunlar olsa olsa “amiral eskisidir. Eski düzenin kafasını konuşturan bu 103 vesayet mankurtu; Kanal İstanbul ve Montrö anlaşmasına dair cümleler üzerinden “fikir beyanı” adı altında çeşitli iletişim kanallarından gece yarısı deklare ettikleri “muhtıra çağrışımlı” bir açıklamayla siyasete ve millet iradesine müdahale etme niyetlerini beyan etmişlerdir.
Kimi çevrelerin içeriğindeki darbe hevesini örtmeye, tahfif ederek masumlaştırmaya ve üstelik sahiplenmeye kalkıştığı bu açıklama, her ne kadar darbeci kafanın sefaletini gösterse de görmezden gelinebilecek bir durum değildir. Bu milletin bırakın açıktan darbe çağrısına, iradesine yönelik hiçbir vesayet imasına tahammülü yoktur. Bu nedenle emekli de olsalar siyasete müdahale etme hastalığı nüksedenlere milletin sessiz kalması düşünülemez. Milletimiz, açıklamayı yapanlar ve yazanlar kadar yazdıranların ve yayanların da farkındadır.
15 Temmuz’da kursaklarında kalan heveslerini FETÖ ayarlı açıklamanın satır aralarına gizlenmiş bir şekilde görüyor, kirli niyetlerini not ediyoruz. 15 Temmuz gecesi bütün vahşetiyle uygulanan ihanet planlarının milletimizin çelik göğsüne çarparak nasıl suya düştüğünü hatırlatıyor, bu açıklamayla aşikâr edilen kirli niyetlerin de aynı şekilde milletin maşeri vicdanında mahkûm edilerek tarihin kirli sepetine gönderildiğini, gönderileceğini ilan ediyoruz.
Amiral eskilerinin bu açıklaması, Silahlı Kuvvetler bünyesinden vesayetçileri ayıklama, hainleri temizleme politikasının doğruluğunu teyit ve te’kit etmiştir. Vesayet virüsünden kurtulamamış, ihanet zehrini damarlarından atamamış bir kısım mütekait askerin sözde beka endişesi kisvesiyle siyasete müdahale etme cüretleri; milletin gözünde ihanetin, akılsızlığın ve ahlaksızlığın göstergesidir. Hâlbuki ülkenin bekasını, milletin egemenliğini tehlikeye sokan şey 10 yılda bir yapılan darbelerdir. Bu darbelerle milletin kayaklarının nasıl sömürüldüğü, ülkenin dış mihrakların operasyon sahası haline nasıl getirildiği milletin malumudur.
Unutulmamalıdır ki 15 Temmuz gecesi darbeyi önleyen, darbecilere meydanları dar eden millet, Türkiye’nin tarihinden vesayetin izlerini, yarınından muhtıra ve darbe fikrini söküp atmıştır. Bütün darbe heveslileri, vesayet sevdalıları bilmelidir ki, 250 şehidimizin kanıyla 15 Temmuz gecesi darbecilere karşı yazılan manifesto bu ülke için sadece bir milat değil, kanla imzalanmış bir ahittir. Bizler, darbenin kendisi bir yana imasına dahi tahammülümüzün olmadığını; şehitlere verdiğimiz ahdimizin arkasında, millet iradesinin yanında, darbelerin ve ihanetin karşısında durmaya devam edeceğimizi herkese ilan ediyoruz.
Türkiye artık darbecilerden hesap sorulan bir ülkedir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 103 amiral eskisi ve açıklamaları hakkında soruşturma başlatmış olmasını yerinde buluyor, faillerle birlikte iştirakçileri ve azmettiricileri de ortaya çıkaracak bir hukuki sürecin işleyeceğine inanıyoruz.
Biz de Yozgat Milli İrade Platformu olarak milletin iradesine karşı bir müdahale hevesi olarak gördüğümüz bu meşum açıklama ve o açıklamaya imza atanlar hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz. Hazırladığımız dilekçeyi savcılığa teslim etmek için bir araya geldik. Millet olarak, irademize uzanmak isteyen elin ve arkasındakilerin ortaya çıkarılmasını, yargılanmasını, cezalandırılmasını istiyoruz. Vesayet sevdalılarına hadleri bildirilmeli, darbe heveslileri yargı önünde hesap vermelidir. Öte yandan bu bildiriye imza atanların siyasete müdahale aracı olarak kullandıkları rütbeleri ellerinden alınmalı, o rütbeler üzerinden elde ettikleri kazanç ve imtiyazlar sona erdirilmelidir” ifadeleri kullanıldı.
Basın açıklamasının ardından Yozgat Milli İrade Platformu 104 amiral hakkında suç duyurusunda bulundu. -

Şerefli: “Değişim iradesi engellenemez”
Eğitim Bir Sen ve Memur Sen Yozgat Şube Başkanı Kenan Şerefli, İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı (İLKSAN) temsilci seçimlerinde aday olan üyelerinin ortaya koydukları ‘değişim iradesinin’ engellenmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi.
Eğitim Bir Sen Yozgat Şubesi Başkanı Kenan Şerefli, yaptığı açıklamada; bu hafta sonu yapılması planlanan İLKSAN seçimlerinin Kovid-19 salgını sebep gösterilerek ertelenmesinin üye iradesinin hiçe sayılması, seçim sandığının şaibeli bir şekilde üyenin önünden kaçırılması anlamına geldiğini ifade etti.
Şerefli, “Eğitim-öğretim faaliyetleri devam ediyorken, tarihi önceden belirlenen etkinliklere izin veriliyorken, İçişleri Bakanlığı’nın son genelgesi bahane edilerek İLKSAN seçimlerinin ertelenmesi, üye iradesinin hiçe sayılması, seçim sandığının şaibeli bir şekilde üyenin önünden kaçırılması anlamına gelmektedir. Yetkisi ve görevi sona eren temsilcilerle genel kurul yapan, bu hukuksuz genel kurulca yeni bir yönetim seçen, bu yönetimin isteğiyle ana statüyü değiştiren İLKSAN ve buna göz yuman Bakanlık, bütün bu hukuksuzlarla yetinmeyip bir de üyenin seçme ve seçilme hakkını gasbetmiştir. Dayanak gösterilen İçişleri Bakanlığı genelgesi, kamu kurum ve kuruluşlarının toplantı ve etkinlikleri hakkında tek bir cümle kurmazken, üyeye hesap verme korkusu içindeki İLKSAN, seçimden kaçmak için genelgeyi can simidi olarak kullanmaktadır.
Hiç kimsenin endişesi olmasın; İLKSAN’ı da, seçim sürecini de kötü yönetenler, bunun sonuçlarıyla eninde sonunda yüzleşecektir. Yargıya taşıdığımız ‘seçimden kaçıran ana statü değişiklikleri’ de hukuksuzdu. Unutulmasın ki, sandık, üyenin önünden sonsuza kadar kaçırılamaz. Seçim sürecini yönetmekle mükellef olan Millî Eğitim Bakanlığı, üyelerin iradesinin yok sayılmasına fırsat vermemeli; salgın nedeniyle alınan tedbirler gerekçe gösterilerek tehir edilen İLKSAN temsilcilik seçimleri belirsizliğini gidermelidir. Bakanlık, eğitim çalışanlarının haklarının ihlaline seyirci kalmamalı, Sandığın kötü yönetiminin üstünün örtülmesine izin vermemeli; seçim tarihini ivedilikle belirlemeli ve sürecin nasıl işletileceğini kamuoyuna açıklamalıdır” ifadelerini kullandı.