Etiket: Yozgat il sağlık müdürlüğü

  • Dr Şahin: Kronik rahatsızlıkları olanlar aşırı sıcaklardan kaçınmalıdır

    Dr Şahin: Kronik rahatsızlıkları olanlar aşırı sıcaklardan kaçınmalıdır

    Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr.Fatih Şahin, aşırı sıcaklarda alınması gereken önlemlere değinerek, özellikle kronik rahatsızlıkları bulunan vatandaşların aşırı sıcaklardan korunması gerektiğini söyledi.

    İl Sağlık Müdürü Dr Fatih Şahin, yaptığı açıklamada aşırı sıcaklıkların sağlık sorunlarına sebep olacağını belirterek vatandaşlara uyarlılarda bulundu.

    Dr Şahin, “Aşırı sıcaklar çeşitli sağlık problemlerini de beraberinde getirmektedir. Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Normalde terleme ile vücut ısısı dengede tutulmaya çalışılır. Ancak aşırı sıcaklarda sadece terleyerek vücut ısısı dengede tutulamaz. Yaşlılar, bebekler ve kronik hastalığı olanlarda terleme mekanizması ile vücut ısısının dengede tutulması her zaman mümkün olmayabilir. Yine ortamdaki nem oranı yüksekse terleme suretiyle vücut ısısı yeterli düzeyde düşmeyebilir. Ayrıca şişmanlık, herhangi bir hastalığa bağlı yüksek ateş, aşırı sıvı kaybı (dehidratasyon), kalp hastalığı, ruh ve sinir hastalığı, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı ile tedavi amaçlıbazı ilaçların (tansiyon düşürücüler, idrar söktürücüler vb.) kullanımı da sıcak havalarda terlemeyi etkileyen diğer faktörlerdendir. Bu gibi durumlarda yükselen vücut ısısı beyin ve diğer hayati organlarda hasara yol açabilir. Aşırı sıcaklardan en çok etkilenen gruplar:

    Yalnız yaşayan 65 yaş ve üzerindeki yaşlılar, Dört yaşından küçük çocuklar, Bakıma ihtiyacı olanlar, Hamileler, Açık alanda çalışanlar, Aşırı kilolular, Kronik hastalığı (şeker hastalığı, kalp-damar hastalıkları, beyin-damar hastalıkları, psikolojik hastalıklar, kronik solunum sistemi hastalıkları, karaciğer hastalıkları, böbrek hastalıkları) olanlar. Sürekli ilaç (özellikle tansiyon düşürücü, idrar söktürücü, depresyon ve uyku ilaçları) kullanan kişiler, Sokak çocukları ve evsizlerdir. Özellikle kronik hastalığı bulunan ve yalnız yaşayan yaşlılar en çok risk taşıyan gruptur.”dedi.

    KORUNMAK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ ?

    Dr Şahin aşırı sıcaklardan korunmak için şu önerilerde bulundu: “Günün en sıcak saatlerinde (10.00-16.00) mecbur kalınmadıkça dışarı çıkılmamalıdır. Dışarıda çalışması gerekenler mümkün oldukça güneş altında korunmasız kalmamaya, aşırı hareketlerden kaçınmaya, sık sık tuz içeren sulu gıdalar almaya dikkat etmelidirler.• Dışarıda bulunulduğunda açık renkli, hafif, bol ve sıkı dokunmuş kumaşlardan yapılan giysiler tercih edilmeli; geniş kenarlı ve hava delikleri olan şapka giyilmeli ve güneşin zararlı ışınlarından koruyan güneş gözlüğü kullanılmalıdır.

    Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde (10.00-16.00) denize girilmemeli ve güneşlenilmemelidir. Bu saatlerin dışında denize girmek isteyenler güneşten koruyucu krem(en az 15 koruma faktörlü) kullanmalı, şapka ve gözlük gibi gerekli koruyucu önlemleri almalı ve uzun süre kesintisiz güneşlenmemelidir. Susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) sıvı tüketilmelidir. Kahvaltıda az yağlı peynirler, zeytin ve taze sebzeler bulunmalı, kafein içeren içecekler yerine de süt, meyve suyu, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir. Yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı; yemeklerde bitkisel sıvı yağlar kullanılmalıdır. Yemekleri pişirirken kızartma ve kavurma yerinehaşlama, ızgara, kendi suyunda veya az suda pişirme gibi sağlıklı pişirme yöntemleri uygulanmalıdır. Vücut direncini artırmak ve vücudun yeterli miktarda vitamin ve mineral almasını sağlamak için bol miktarda sebze ve meyve tüketilmelidir. Terleme ile artan sıvı ve mineral kaybının önlenmesi için her zamankinden daha fazla miktarlarda sıvı alınmalıdır.

    Sıvı alımında su içmek esas olmakla beraber, su dışı sıvı alımında kahve, çay ve gazlı içecekler yerine süt, ayran ve meyve suyu gibi içecekler tercih edilmelidir.”ifadelerini kullandı. Alpaslan DEMİR

  • Dr. Şahin: Anne sütünün önemine değindi

    Dr. Şahin: Anne sütünün önemine değindi

    Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr Fatih Şahin, anne sütünün ilk 2 yılda bebeğin sağ kalımının güvencesi olduğunu söyledi.

    İl Sağlık Müdürü Dr Fatih Şahin, 1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada anne sütünün önemine değindi.

    Dr Şahin, “Anne sütüyle beslenme en güvenli (doğal, hazır, hijyenik), en çevreci beslenme yöntemidir. Sağlık harcamalarını, iş gücü kaybını ve bebek beslenmesine ilişkin harcamaları azaltarak aile ve ulusal düzeyde ekonomiye katkı sağlar. Anne sütü bebeklerin enerji ve besin ögeleri gereksinimlerinin ilk 6 ayda tamamını, 6-12. ayda yarısını, 13-24 aylar arasında ise üçte birini karşılar. “Sadece anne sütü ile besleme” su dahil her hangi bir yiyecek ve içecek verilmeksizin, bebeğin sadece anne sütü ile beslenmesi olarak tanımlanmaktadır.

    Anne sütü; bebek beslenmesinde yeri doldurulamayan ideal, özgün ve yaşayan doğal bir besindir. Bebeğin sağlıklı büyüme ve gelişmesi için gerekli olan tüm enerji ve besin öğelerini içerir. Biyoyararlılığı yüksektir ve sindirimi kolaydır. Başta beslenme olmak üzere bebek ve anneye sağlık, bağışıklık, gelişimsel, psikolojik, sosyal ve ekonomik yönden pek çok yarar sağlar.

    Bebek açısından yararları Bebeklerde duyusal ve bilişsel gelişimi destekler,

    İshal, pnömoni, otitis media, idrar yolu vb. enfeksiyon hastalıklarından korur,

    Sadece anne sütüyle beslenme, ishal ve pnömoni kaynaklı bebek ölümlerini azaltır,

    Hastalıklardan iyileşmeyi hızlandırır, Ani bebek ölüm sendrom riskini azaltır,

    Astım, egzama ve alerjik hastalıklardan korur, Çocukluk çağı yüksek tansiyon riskini azaltır,

    Çocukluk, adolesan ve erişkin dönem obezite riskini azaltır, İleri yaşlarda görülen tip II diyabet, kalp damar hastalıkları ve inme riskini azaltır.” ifadelerini kullandı. Nazife EKİCİ

  • Dr. Şahin: Dünyada 325 Milyon kişi Hepatit B ve Hpetit C ile yaşıyor

    Dr. Şahin: Dünyada 325 Milyon kişi Hepatit B ve Hpetit C ile yaşıyor

    Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin, dünyada Dünyada 325 milyon kişinin Hepatit B ve Hepatit C ile yaşadığını söyledi.

     

    İl Müdürü Fatih Şahin, Dünya Hepatit Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada; Hepatit’in  karaciğerin iltihaplanması olduğunu ifade etti.

    Dr Şahin, “ Dünyada 325 milyon kişi Hepatit B ve Hepatit C ile yaşıyor. Hepatit virüsleri nedeniyle her yıl milyonlarca insan kronik karaciğer hastalıkları,kanser ya da ölüm riskiyle karşı karşıya kalıyor. Hepatit B ve C her yıl 1.3 milyon kişinin ölümüne neden oluyor. Hepatit virüsünün 5 çeşidi bulunuyor. Hepatit A; daha çok hijyen koşullarının yetersiz olduğu düşük gelirli bölgelerde öne çıkıyor. Aşısı; çocuklara 18. ve 24. aylarda, risk grubundaki kişilere de en az 6 ay ara ile 2 doz halinde sağlık kuruluşlarımızda ücretsiz uygulanmaktadır. Hepatit B ve Hepatit C; Kontrol edilmemiş kan ve kan ürünlerinin transfüzyonuyla,uygun şekilde steril edilmemiş cerrahi malzemelerin kullanıldığı tıbbi girişimler ya da diş hekimliği müdahaleleriyle,kullanılmış enjektör paylaşımıyla, traş bıçağı, diş fırçası gibi eşyaların paylaşımıyla, uygun şekilde steril edilmemiş araçlarla yapılan dövme, akupunktur ya da vücut takılarının uygulanmasıyla,Hepatit B ve C taşıyıcılarının aile içi temasıyla, anneden bebeğe doğumda ve sonrasında, korunmasız cinsel ilişkiyle bulaşmaktadır. Hepatit B aşısı; bebeklere,ilk dozu doğumda,2. ve 3. dozları ise 1 ve 6 aylıkken, riskli grubundaki kişilere ise 0,1 ve 6 ay takvimi ile 3 doz olarak ücretsiz uygulanmaktadır. Hepatit C virüsüne karşı henüz aşı bulunmamaktadır ancak kullanılmaya başlayan yeni ilaçlarla tedavide yüzde 95’in üzerinde iyileşme sağlanmaktadır.

    Hepatit D virüsü, Hepatit B virüs enfeksiyonu olan kişilerde hastalığa yol açar. Hepatit E virüsünün spesifik bir tedavisi ve aşısı yoktur.”ifadelerini kullandı. Alpaslan DEMİR

  • Yoğun Bakım Hizmetleri toplantısı yapıldı

    Yoğun Bakım Hizmetleri toplantısı yapıldı

    Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü tarafından üç ayda bir düzenli olarak yapılan Yoğun Bakım Hizmetleri Değerlendirme 2022 Komisyon Toplantısı, İl Sağlık Müdürlüğü toplantı salonunda yapıldı.
    Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uz. Dr. Cahit Bekir Kayhan başkanlığında düzenlenen toplantı; Yozgat Merkez ve ilçelerindeki hastanelerdeki yoğun bakım sorumlu hekimlerinin katılımlarıyla gerçekleştirildi. Toplantıda Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uz. Dr. Cahit Bekir Kayhan’ ın sunumu ile birlikte, yoğun bakımlarla ilgili sorunlar karşılıklı görüşülerek çözüm odaklı değerlendirmeler yapıldı.
    Cemil MERMERTAŞ

  • İnceleme kurul toplantısı yapıldı

    İnceleme kurul toplantısı yapıldı

    Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Başkanlığı Çocuk Ergen, Kadın ve Üreme Sağlığı Hizmetleri Birimi tarafından Bebek Ölümleri İl İnceleme Komisyonu toplantısı yapıldı.
    Toplantıya; Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Mehmet Parlak, Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Programlar ve Kanser Biriminde görevli Bebek Ölümleri İl Sorumlusu Uzm. Dr. Hanife Ece Erik, Yozgat Şehir Hastanesinde görevli Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Kübra Memnune Gündoğan, Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Zeynep Çilsal, Merkez 3 Nolu Aile Sağlığı Merkezinde görevli Dr. Kaya Şen, Sağlık Hizmetleri Başkanlığında görevli Uzman Yusuf Yiğitsoy, Kamu Hastaneleri Hizmetlerinde görevli Uzman Emre Oktay, Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Programlar ve Kanser Birim Sorumlusu Uzman Filiz Kabayel katıldı.
    Toplantıda; 5 dosya incelenerek, ölüm nedeni, temel, ara ve son ölüm nedenleri, önlenebilirliği ve ölümle ilgili komisyon görüş ve önerilerinden oluşan değerlendirmeler ele alındı.

    Alpaslan DEMİR

     

  • Dünya otizm farkındalık günü

    Dünya otizm farkındalık günü

    Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin “Dünya Otizm Farkındalık Ayı” ve 2 Nisan günü ise “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan edildiğini bildirdi.

    İl Müdürü Dr. Şahin, yaptığı yazılı basın açıklamasında, Birleşmiş Milletler tarafından Nisan ayı “Dünya Otizm Farkındalık Ayı” ve 2 Nisan günü ise “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan edilmiştir. Bu kapsamda tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de her yıl nisan ayında çeşitli etkinliklerle farkındalık faaliyetleri yürütülmekte, otizmin önemine dikkat çekti.

    Otizm Spektrum Bozukluğu ile ilgili bilgiler veren Şahin, Sosyal iletişim ve etkileşimdeki kalıcı yetersizlikler, sınırlı/yinelenen davranış örüntüleri, aynılıkta ısrarcılık, rutinlere bağlılık ve duyusal uyaranlara aşırı duyarlılık ya da duyarsızlıkla kendini gösteren ve belirtileri yoğun olarak 24 ay ve sonrasında ortaya çıkan bir gelişimsel yetersizlik olduğunu vurguladı.

    Dr. Şahin Belirtileri ile ilgili ise şunları söyledi; Her çocukta farklı belirtiler gözlenmekle birlikte genel çerçevede sosyal-iletişimsel yetersizlikler ve tekrarlayıcı davranışlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Farklı yaş gruplarına yönelik belirtileri inceleyecek olursak;

    1-3yaş arasında;

    – Karşılıklı gülümsemenin olmaması,

    – Göz kontağı kurmama ya da kısa süreli bakma(1-2 sn.)

    – İstediği nesneyi işaret parmağıyla göstermeme ya da sizin işaret ettiğiniz nesneye bakmama,

    – İsmiyle seslendiğinizde bakmama,

    – Gecikmiş konuşma, (örn:2 yaşında 2 kelimeden oluşan cümle kuramama)

    – Taklit gerektiren oyunlarda yetersizlik (cee-e, telefonla konuşuyormuş gibi yapma vb.),

    – Takıntılı ve tekrarlayıcı davranışlar sergileme (el çırpma, dönme, sallanma, parmak ucunda yürüme vb.),

    – Dönen nesnelere, ışıklı ve parlak cisimlere ilgi gösterme,

    – Oyuncaklarla amacına uygun olarak oynamama (oyun kurmak, -mış gibi yapmak yerine sıraya dizme, döndürme gibi sürekli ve kısıtlı şekillerde oynama),

    – Yalnız başına oynamak isteme, yaşıtlarına karşı ilgisizlik,

    – Ağrıya karşı duyarsızlık gibi belirtiler gözleniyorsa;

    Çocuğunuzda OSB Olduğundan Şüpheleniyorsanız Ne Yapmalısınız?

    Eğer çocuğunuzun Otizm Spektrum Bozukluğu belirtileri gösterdiğini düşünüyorsanız bu durumu zaman kaybetmeden aile hekiminizle paylaşmalısınız. Aile hekiminiz “Çocuğun Psikososyal Gelişimini Destekleme (ÇPGD) Programı” dahilinde çocuğunuzu otizmin risk faktörleri bakımından değerlendirebilecek ya da bulunduğunuz yerdeki en yakın Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanına başvurmanız konusunda sizi bilgilendirecektir

    Unutmayın; Erken tanı ve müdahale, çocuğunuzun var olan potansiyelinin en yüksek düzeyde değerlendirilmesi ve gelişimsel destek programlarının etkin bir şekilde uygulanabilmesi bakımından oldukça önemlidir! Erken müdahale programları çocuğun ihtiyaçlarına uygun, sürekli ve nitelikli olduğunda toplumsal uyum becerilerinde ve diğer gelişim alanlarında ilerlemeler görülebilmektedir” ifadelerini kullandı.

  • Şahin’den maske, mesafe  ve temizlik uyarısı

    Şahin’den maske, mesafe ve temizlik uyarısı

    Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin, Türkiye’de devam eden aşılanma ile birlikte Korona virüs (Covid-19) pandemi sürecinde yeni normalleşme dönemini yaşarken, aşılanmayla birlikte maske, mesafe ve temizliğin önemini tekrar hatırlattı.
    Sağlık Bakanlığı’nca planlanan aşı takvimi sürecinde sağlık personellerinin ardından, 1’inci aşamada yer alan vatandaşların da aşılanmasıyla Covid-19’a karşı önemli yol kat edilirken, Şahin aşılanma sürecinde yer alan kişiler ve takvimde yer almayan 18 yaş altı çocukların bu süreçteki durumları hakkında bilgi verdi.
    Koronavirüs enfeksiyonu ve buna bağlı gelişen pandemi sürecini ele alan Şahin, virüs bulaştıktan sonra vücudun ve bağışıklık sisteminin verdiği tepkilerden bahsetti.
    Şahin, “Koronavirüs ve benzeri patojenler vücuda girdiğinde bağışıklık sistemimiz birkaç saat içinde patojenleri yok etmek üzere harekete geçer. Yaklaşık 10-14 günlük bir sürede oluşan bağışıklık yanıtı virüse karşı ilk antikorlarını üretmeye başlar. Sonraki aşamada oluşan T hücreleri ise enfekte olmuş hücreleri tanıyıp ortadan kaldırarak hücresel bağışıklık sağlar. Antikorlar ve T hücreleri sayesinde kazanılan bağışıklık ile vücut virüsten arındırılabilir. Yeterince güçlü bir bağışıklık yanıtı oluşması durumunda ise aynı virüsün kişiyi tekrar enfekte etmesinin önüne geçilebilir. Aşılar bağışıklık sistemimizin virüs ve bakterileri ve onların zararlı ürünlerini tanımasını sağlar. Böylece gerçek tehlike ile karşılaşınca daha etkili bir savunma mümkün olur. Aşıların sağladığı koruma ile aşının etkili olduğu hastalıklar tamamen önlenebilir veya daha hafif seyredebilir” diye konuştu.
    Aşılanma takviminin önemini vurgulayan Şahin şunları söyledi: “Covid-19 geçirenlerde belli bir antikor seviyesi yani koruyucu yapılar oluşuyor ama bu koruyucu yapılar zamanla giderek azalır. Antikorun ne zaman azalacağı konusunda belirli bir zaman öngörülmemektedir. Bakanlığımızın önerileri doğrultusunda Covid-19 geçirenlerinde aşılanmasını bizde tavsiye ediyoruz. Başlangıçta bu konuda aşılanma yapılmayabilir denmişti ama sonradan bu süreç belli olmadığı için aktif Covid-19 hastaları ve son 10 gün içinde doğrulanmış bir Covid-19 hastasına temas etmiş olanlar hariç diğer bireylerin aşılanma zamanları geldiği zaman aşılarını olmaları gerekir. Aşılanan vatandaşların aşı sonrasında hastalığın artık kendisine bulaşmayacağı algısında olmaları, Halkımızda aşılanma sonrası yanılgılar ortaya çıkıyor bunlar ‘Aşıyı oldum artık benim sistemim bağışıklık sağladı’ ‘Ben artık maskeyi çıkartabilirim ve mesafeyi daraltabilirim’ ‘Sosyal hayatıma eski günlerde ki gibi devam edebilirim’ tarzında düşünceler var. Bu çok yanlış bir algı, biz aşılamanın sonrası antikor ölçümünü de işte bu yüzden öneriyoruz. Bağışıklık sistemimiz aktif olmaya başladı mı başlamadı mı kontrol etmek için antikor testi yapılmasını tavsiye ediyoruz. Antikor bakıldıktan sonra belirli bir seviyeye ulaşsa da bu antikorun bizi ne kadar süre koruyacağı, sistemimizde ne kadar süre kalacağı konusu bir soru işareti. Dolayısıyla aşılanmış olsak bile toplumun belirli bir oranının aşılanmadığı müddetçe yine maske, mesafe ve temizliğe azami özeni göstermemiz gerekiyor” dedi. (Seher Çaylak)