Toplantıda, 2024 yılına yönelik ticaretin gelişmesi ve yerel ekonominin güçlendirilmesi amacıyla yapılan çalışmalar ele alındı.
LİSANSLI DEPOCULUĞUN ROLÜ VURGULANDI
Başkan Erkekli, Sarıkaya’da faaliyet gösteren ve Yozgat Ticaret Borsası’nın ortak olduğu TMO-TOBB Lisanslı Depoculuk tesisi hakkında açıklamalarda bulundu. 60.000 ton kapasiteli bu tesisin, bölgenin tarımsal altyapısını güçlendirdiğini belirten Erkekli, lisanslı depoculuğun lojistik kolaylıklar sağlayarak üreticilerin ürün kayıplarını azalttığını ve piyasalarda fiyat istikrarını sağladığını ifade etti. Lisanslı depoculuğun, Sarıkaya ve çevresi için tarımsal üretimin modernizasyonunda büyük bir rol oynadığını vurgulayan Erkekli, bu tesisin bölgedeki üreticilere önemli bir avantaj sunduğunu söyledi.
YEŞİL MERCİMEK ÜRETİMİNDE BAŞARI VE İHRACAT POTANSİYELİ
Başkan Erkekli, Sarıkaya’nın yeşil mercimek üretimindeki başarısını da gündeme getirerek, bu alandaki üretim ve ihracat potansiyelinin artırılması adına desteklerin devam edeceğini belirtti. Sarıkaya’nın tarımsal üretimdeki güçlü yanlarından biri olarak öne çıkan yeşil mercimek, bölge ekonomisine katkı sağlamakta ve daha fazla ihracat fırsatı yaratmaktadır. Erkekli, bu alanda yapılacak çalışmalarla üretimin artırılması ve dış pazarlara daha fazla ürün sunulması gerektiğini ifade etti.
ROMA HAMAMI VE TURİZM POTANSİYELİ
Ziyaret sırasında, Sarıkaya’nın önemli turistik değerlerinden Roma Hamamı’nın da altı çizildi. Başkan Erkekli, bu tarihi yapının, bölge ekonomisi ve turizmi açısından büyük fırsatlar sunduğunu belirterek, turizmin gelişmesi için atılacak adımların yerel ekonomiye önemli katkılar sağlayacağını vurguladı.
Başkan Erkekli, 2025 yılının tüm üyeler için bereketli ve kazançlı geçmesi temennisinde bulunarak, Sarıkaya ve çevresindeki tüm iş insanlarına ve bölge ekonomisinin kalkınmasında katkı sağlayan herkese teşekkür etti. Bölge ekonomisinin güçlendirilmesi, tarımda modernizasyon ve turizmde atılacak adımlar ile Sarıkaya’nın daha da kalkınacağına olan inancını dile getiren Erkekli, yerel ekonominin her alanda daha sürdürülebilir bir hale getirilmesi için çalışmaların hız kesmeden devam edeceğini belirtti.
/Haber Merkezi
Kategori: Ekonomi
-

Başkan Erkekli Sarıkaya’da üyeleriyle buluştu
-

“Uygulamalar arasında çelişki var”
Akdemir, esnafın, sigara satışından alınan komisyonlar nedeniyle cezalandırılma endişesi yaşadığını ifade etti. Özellikle kredi kartı ile yapılan sigara satışlarında alınan komisyonların yarattığı belirsizliğin, esnafın mağduriyetine yol açtığını belirtti.
Başkan Akdemir, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Esnafımız, tercih ile ceza arasında kalmak zorunda bırakılıyor. Kredi kartı komisyonları ve sigara firmalarının aldığı ek ücretler, bakkal esnafının sigara satışında yaşadığı zorlukları artırıyor. Bu durum, esnafımızı zor bir duruma sokuyor.”
Akdemir, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından yapılan açıklamada tekel ürünleri veya sigaradan komisyon alınmaması gerektiğine dair bir ifadenin yer almadığını hatırlatarak, bu konuda netlik sağlanması gerektiğini vurguladı.
“UYGULAMALAR ARASINDA ÇELİŞKİ VAR”
Başkan Akdemir, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’na göre, üye işyerlerinin kart sahiplerinden ek bir ücret talep edemeyeceğini belirtti. Ancak, bazı sigara firmalarının esnaflardan kredi kartı ile satış yapmamalarını veya yüzde 1 ile yüzde 3 arasında değişen komisyonlar talep ettiklerini söyledi. Akdemir, firmalara tanınan bu esnekliğin esnafa yasaklanmasının haksız bir uygulama olduğunu ifade etti.
“EKONOMİK ZORLUKLAR ESNAFI YORUYOR”
Ekonomik sıkıntılarla mücadele eden esnafın daha fazla yük altına girmemesi gerektiğini vurgulayan Başkan Akdemir, komisyon uygulamalarında adil bir düzenleme yapılmasını istedi. Firmalara tanınan hakların esnafa da sağlanması gerektiğini belirten Akdemir, bu düzenlemenin esnafın cezalandırılma endişesini ortadan kaldıracağını ifade etti.
/Osman Tolga YILMAZ -

Mali Yardım Protokolleri imzalandı
Daha önce iki derneğe sağlanan mali desteklerin ardından, iki dernek daha destek almaya hak kazanarak toplamda dört dernek proje desteği almış oldu.
Valilik toplantı salonunda gerçekleştirilen protokol imza törenine Yozgat Vali Yardımcısı Adnan Kayık, İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürü Hakkı Yurtlu ve proje hazırlayan dernek başkanları Doç. Dr. Kamil Büyüker ile Mümtaz Başkan katıldı.
Törende, Yozgat Musiki ve Edebiyat Derneği tarafından hazırlanan “YOMED Yozgat Musiki ve Edebiyat Günleri” projesi ile Çekerek ilçesindeki BAYGEDER Bayındırhüyük Gelişim Derneği tarafından hazırlanan “Sanala Bağımlı Değil, Yaşama Bağımlıyız” adlı projeler, İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan değerlendirme sonucunda mali destek almaya hak kazandı.
İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürü Hakkı Yurtlu, PRODES Proje Destek Sistemi üzerinden yürütülecek projeler ve uygulama takvimi hakkında dernek başkanları ve proje koordinatörlerine kısa bir bilgilendirme yaptı.
Vali Yardımcısı Adnan Kayık, bakanlıkça sağlanan mali desteklerin önemine vurgu yaparak, 2024 yılı itibarıyla Yozgat’tan beş derneğin projesinin İçişleri Bakanlığı’na sunulduğunu belirtti. Kayık, dört projenin kabul edilerek mali destek sağlanmasının önemli bir adım olduğunu söyledi ve dernek başkanlarını tebrik ederek başarılar diledi.
Törenin sonunda, Vali Yardımcısı Adnan Kayık ve dernek başkanları arasında protokoller imzalanarak, projelere başlanması için resmi adımlar atıldı.
/Haber Merkezi -

e-defter zorunlu hale geliyor
Başkan Evcimen, kağıt defterlerin tarih olacağını ve yevmiye defteri ile defteri kebir gibi ticari defterlerin elektronik ortamda tutulmaması durumunda, idari işlemler ve cezai müeyyidelerin uygulanacağına yönelik uyarılarda bulundu.
E-DEFTER UYGULAMASI ZORUNLU HALE GELİYOR
8 Kasım 2024 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğle, ticari defterlerin çoğunun 1 Ocak 2025’ten itibaren elektronik ortamda tutulmaya başlanacağı duyuruldu. Başkan Evcimen, envanter, karar defteri ve ortaklar pay defteri hariç, birçok defterin elektronik ortamda tutulmaya başlanacağını belirterek, e-defter tutmayan mükelleflerin cezai duruma düşebileceğini söyledi.
Evcimen, özellikle tüzel kişiliğe sahip vergi mükelleflerinin mali mühür temin sürecinin uzun sürdüğünü hatırlatarak, bu süreçte gecikmeye mahal vermemek için başvuruların bir an önce tamamlanması gerektiğine dikkat çekti. Ayrıca, bazı işletmelerin bilanço esasına göre defter tutmak zorunda oldukları halde, kazanç elde etmeyen ve mali yükümlülükleri olmayan mükelleflerin durumu ile ilgili bazı soru işaretlerinin gündemde olduğunu belirtti.
MÜKELLEFLER İÇİN YENİ DÖNEMDE DAHA FAZLA DİKKAT GEREKECEK
Evcimen, yeni dönemde vergi mükelleflerinin çok daha dikkatli olmaları gerektiğini belirterek, 1 Ocak 2025’ten itibaren, muhasebe işlemlerinin zamanında ve doğru şekilde yapılabilmesi için banka, çek, senet gibi tüm işlemlerin düzenli olarak mali müşavirlere iletilmesi gerektiğini söyledi.
KAĞIT FATURA DÖNEMİ SONA ERİYOR
Yozgat SMMMO Başkanı Evcimen, 12 Kasım 2024 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan yeni tebliğle birlikte kağıt faturaların da tarih olacağını duyurdu. 1 Ocak 2025’ten itibaren, e-fatura mükellefi olmayan işletmelerin düzenleyeceği e-arşiv fatura sınırının 3.000 TL’ye düşeceğini, 2026’dan itibaren ise tüm faturaların e-arşiv olarak düzenlenmesi zorunlu hale geleceğini vurguladı.
YIL SONU ÖNCESİ SON UYARILAR
Evcimen, vergi mükelleflerinin yıl sonu öncesi, iş ve işlemlerini ay sonuna bırakmadan, cezalı duruma düşmeden işlemlerini tamamlamaları gerektiğini ifade etti. Mükelleflerin, Mali Müşavirleriyle daha sık bir araya gelerek, gerekli başvuruları ve işlemleri zamanında yapmaları gerektiğini belirten Evcimen, “Bu yıl sonu, diğer yıllara benzemeyecek. Mükellefler, cezalarla karşılaşmamak için başvurularını bir an önce yapmalıdır” dedi.
Evcimen, teknolojik yeniliklerin getirdiği bu dönüşümle birlikte, mükelleflerin işlerini daha sağlıklı ve zamanında yapabilmesi için Mali Müşavirlerle işbirliği içinde olmalarının önemine vurgu yaptı.
/Haber Merkezi -

857 işletme, 6534 ürün denetledi
2024 yılı içinde toplam 857 işletme ve 6534 ürün üzerinde yapılan denetimlerde, fiyat etiketlerindeki uygunsuzluklar, haksız fiyat artışları ve gramaj eksiklikleri gibi sorunlar tespit edilerek, birçok işletmeye işlem uygulandı.
Yozgat Ticaret İl Müdürlüğü, vatandaşların haklarını korumak ve ticaretin adil bir şekilde yapılmasını sağlamak için yıl boyunca titiz bir şekilde denetimlerini sürdürdü. 2025 yılında da benzer denetimlerin devam edeceği ve tüketicilerin haklarının korunmasına yönelik çalışmaların aralıksız süreceği bildirildi.
Ticaret İl Müdürlüğünden yapılan açıklamada, halkın sağlıklı ve güvenli ürünlere erişimini sağlamak adına 2025 yılı için de kararlı bir şekilde çalışmaların devam edeceği vurgulandı.
/Nazife EKİCİ -

500 kişiye istihdam sağlayacak
Yaklaşık 500 kişiye istihdam sağlayacak olan fabrikanın sahipleriyle birlikte yapılan inceleme sırasında, hafriyat alım çalışmalarının devam ettiği alan üzerinde değerlendirmelerde bulunuldu.
Başkan Coşar, yaptığı açıklamada, “Daha fazla hizmet, daha fazla istihdam, yatırım, ihracat ve üretim için sıkı bir şekilde çalışmaya devam ediyoruz. Bahane üretmeden elimizi, gövdemizi taşın altına koymaya devam edeceğiz” dedi.
Boğazlıyan’a yeni yatırımlar kazandırmak ve yerel ekonomiyi güçlendirmek adına atılacak adımların hız kesmeden devam edeceğini belirten Coşar, ilçenin sanayi ve istihdam alanında önemli bir ivme kazandığını vurguladı.
/Nazife EKİCİ -

“Enflasyon maaşları eritiyor”
Kabayel, yaptığı açıklamada; Kasım ayında mal ve hizmet fiyatlarının ortalama %2,24 oranında arttığını belirten Kabayel, yıllık Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) oranının ise %47,09 olarak gerçekleştiğini ve Haziran ayından bu yana enflasyonun resmi olarak %14,56 arttığını vurguladı.
“TEMMUZ ARTIŞI ENFLASYONA YENİK DÜŞTÜ”
Özellikle Temmuz ayında memur ve emeklilere yapılan %10’luk maaş artışının, açıklanan enflasyon oranları karşısında yetersiz kaldığını ifade eden Kabayel, “Kasım ayı itibarıyla maaşlar reel olarak %4,56 eridi” dedi. Kabayel, enflasyonun daha da arttığı göz önüne alındığında, vatandaşların zorunlu harcamalarının enflasyon oranından daha fazla arttığını, bu nedenle çalışanların alım gücündeki düşüşün çok daha yüksek seviyelere ulaştığını belirtti.
“2024’TE MAAŞLAR YİNE ERİMEYE DEVAM EDECEK”
Açıklanan enflasyon rakamlarının, mal ve hizmet fiyatlarındaki hızlı artışın bir süre daha devam edeceğini gösterdiğini söyleyen Kabayel, Aralık ayında açıklanacak enflasyonla birlikte memur ve emekli maaşlarının bir kez daha eriyeceğini ve kamu çalışanlarının 2024 yılını da zararla kapatacaklarını dile getirdi. “Bir tarafta zorlaşan geçim şartları, diğer tarafta eriyen maaşlar kamu çalışanlarını ve emeklileri ekonomik bir çıkmazla karşı karşıya bırakıyor” şeklinde konuşan Kabayel, bu duruma mutlaka bir çözüm bulunması gerektiğini belirtti.
“ADALETLİ BİR MAAŞ ARTIŞI SAĞLANMALI”
2023 yılında yapılan toplu sözleşme görüşmelerinde, 2025 yılı Ocak ayında memur ve emekli maaşlarına %6’lık bir artış yapılmasının öngörüldüğünü hatırlatan Kabayel, bu oranla çalışan ve emeklilerin gelecek için umutlu olamayacaklarını ifade etti. Kabayel, “Kamu, kendi alacaklarına %43,93 zam yapmayı kararlaştırırken, memur ve emeklilere sadece %6 artış yapmak adaletli değildir” dedi.
“TBMM’DEN BEKLENTİMİZ ADALETİN SAĞLANMASIDIR”
Kabayel, TBMM’deki bütçe görüşmeleri sırasında, memur ve emekli maaşlarına yapılacak zamların sadece planlanan rakamlarla değil, gerçek enflasyon rakamları üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kabayel, Ocak ayında yapılacak maaş artışının, en azından kamunun alacaklarına uygulanan %43,93’lük yeniden değerleme oranına çekilmesi ve üzerine bir refah payı eklenmesi gerektiğini ifade etti. Bu şekilde adaletin sağlanabileceğini söyleyen Kabayel, TBMM’den, maaşları enflasyon karşısında sürekli eriyen kamu çalışanları için adaletli bir karar alınmasını talep etti.
Kabayel, kamu çalışanlarının ve emeklilerin bütçelerindeki yükün hafifletilmesi gerektiğini ve bu konuda gerekli adımların bir an önce atılması gerektiğini ifade etti.
/Haber Merkezi -

30 bin dekara can suyu
Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından yapımı tamamlanan İnandık Barajı’nın açılışı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın video konferansla katıldığı ve Türkiye genelindeki 564 tesisin toplu açılışının yapıldığı törenle gerçekleştirildi. Açılış törenine Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ahmet Bağcı, AK Parti Yozgat milletvekilleri Abdulkadir Akgül ve Süleyman Şahan, Yerköy Kaymakamı Muharrem Coşgun, Yerköy Belediye Başkanı Fatih Arslan, AK Parti İl Başkanı Çelebi Altuntaş, Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Evren Yaşar, İl Genel Meclis Başkanı Adnan Ünal, MHP İl Başkanı Tekin Irgatoğlu, AK Parti Yerköy İlçe Başkanı Selahattin Atalay, Tarım ve Orman İl Müdürü Tanju Özkaya ve çok sayıda vatandaş katıldı.

İnandık Barajı, 31.1 milyon metreküp su tutma kapasitesine sahip olup, bölgenin su ihtiyacını karşılayarak, 28 bin 750 dekarlık arazinin sulanmasını sağlayacak. Baraj, sulama alanında büyük bir dönüşüm yaratacak. Kapalı sistem sulama ile daha verimli ve suyu daha etkin kullanan bir tarım yapılması hedefleniyor. Bu sistem, toprakta su kaybını en aza indirerek çiftçilere daha verimli üretim yapma imkânı sunacak. Barajın, özellikle bölgedeki tarımsal üretimi artırarak Yozgat’ın tarım sektörüne büyük katkı sağlaması bekleniyor.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN SU KAYNAKLARI VURGUSU
Cumhurbaşkanı Erdoğan, video konferans yoluyla katıldığı açılış töreninde, su kaynaklarının stratejik önemine değindi. “Temiz su kaynaklarına erişim bir beka meselesidir. Pek çok alanda gecikme telafi edilebilir, ama su konusunda yaşanacak en ufak bir gecikme telafisi imkânsız sonuçlar doğuracaktır” şeklinde konuşan Erdoğan, suyun sürdürülebilir yönetiminin ve kullanımı ile ilgili kritik adımlar atıldığını belirtti. İklim değişikliği ile mücadelede Türkiye’nin önemli adımlar attığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Akdeniz havzasındaki ülkelerin iklim krizinden en fazla etkilenen bölgeler arasında olduğunu ifade etti.
Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan, barajın bölge tarımına olan katkılarından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bu tür projelerin devam edeceğini ve bölgenin tarım potansiyelinin daha da artırılacağını belirtti. Vali Özkan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Bakan, Milletvekilleri ve emeği geçen herkese teşekkür etti.
/Haber Merkezi -

Konferans konusu kenevir
Konferans öncesinde, Prof. Dr. Güngör Yılmaz, endüstriyel kenevir alanında bölgesel kalkınma odaklı olarak faaliyet gösteren üniversitelerindeki projeler ve çalışmalar hakkında katılımcılara bilgi verdi. Yılmaz, Kenevir Araştırmaları Enstitüsü bünyesinde gerçekleştirilen konferanslar dizisinin, belirli aralıklarla düzenli olarak yapılacağı bilgisini paylaştı.
Prof. Dr. Yılmaz, “Dünya ve Türkiye’de Kenevirle İlgili Gelişmeler” başlıklı konferansında, kenevirin kullanım alanları, tarımının ülkemizde ve dünyada nasıl ilerlediği, kenevire dayalı sanayinin güncel durumu ve kenevir sektörünün çeşitli verileri, mevzuatları ve yasal prosedürleri hakkında katılımcıları bilgilendirdi.
/Haber Merkezi -

Ticari araçlar dikkat!
Ticari araç sürücüleri, kış koşullarında güvenli bir yolculuk için araçlarına kış lastiği taktırmak zorunda. Özel otomobillerde ise yasal bir zorunluluk bulunmamakla birlikte, uzmanlar tarafından kış lastiği kullanımı tavsiye ediliyor.
Kış lastiği takmayan araç sahiplerine uygulanan ceza tutarı, 2024 yılı boyunca 4 bin 69 lira olarak belirlenirken, bu miktar 2025 yılının başında yeniden değerleme oranına göre güncellenecek.
YOZGAT’TA LASTİKÇİLERDE HAREKETLİLİK
Kış lastiği uygulamasının başlamasıyla birlikte Yozgat’taki oto lastikçilerde yoğunluk yaşanıyor. Lastik sökme ve takma işlemi, aracın markasına ve jant boyutlarına göre 500 ila 750 lira arasında değişiyor. Öte yandan, lastik saklama hizmeti olarak bilinen “lastik otel” ücretleri de sökme takma maliyetinin yaklaşık yarısı kadar bir bedelle sunuluyor.
Trafik güvenliğini artırmak için kritik bir öneme sahip olan kış lastikleri, soğuk hava şartlarında daha güçlü bir yol tutuşu sağlıyor. Uzmanlar, sadece ticari araçların değil, tüm sürücülerin kış lastiği kullanmasını önererek, hem güvenlik hem de kazaları önleme açısından bu tedbirin hayati olduğunu vurguluyor./Osman Tolga YILMAZ
-

Ehliyet yaşına yeni düzenleme
Yeni düzenlemeye göre, M, A1 ve B1 sınıfı ehliyet almak isteyenlerin minimum yaş sınırı 16’ya indirildi. Bu değişiklik, motorlu taşıt ve hafif araç ehliyeti almak isteyen gençler için büyük bir fırsat sunuyor. Ayrıca, ticari taşımacılık yapanlar için önemli olan D sınıfı ehliyetlerde ise yaş sınırı, 26’dan 24’e çekildi. Bu sayede, ticari sürücülerin erken yaşta ehliyet alarak sektöre katılmalarının önü açılmış oldu.
GENÇLERİN TRAFİKTE DENEYİM KAZANMASI HEDEFLENİYOR
Bu düzenleme ile gençlerin erken yaşta ehliyet alarak trafikte daha fazla deneyim kazanmaları ve buna bağlı olarak trafik güvenliğinin artırılması hedefleniyor. Ayrıca, gençlerin daha erken sorumluluk alması teşvik ediliyor. Yozgat’ta ehliyet hazırlığı yapan gençler, artık yaşı beklemek zorunda kalmadan hızlı bir şekilde ehliyetlerine kavuşabilecekler. Bu düzenleme, onların hem trafikte deneyim kazanmalarını hem de iş dünyasına adım atmalarını sağlayacak.
Yeni düzenlemenin, Yozgat gibi illerde de önemli etkileri olması bekleniyor. Yozgat’ta her geçen ay artan araç sayısı ile birlikte, trafik kazalarının da arttığı gözlemleniyor. Bilinçsiz sürüşler, özellikle gençler arasında büyük bir sorun oluşturuyor. Yeni yaş sınırı düzenlemesi ile birlikte, diksiyon eğitimi ve trafik bilinci kazanma sürecinin erken yaşta başlaması, bu kazaların önlenmesinde önemli bir adım olarak görülüyor./Cemil MERMERTAŞ.
-

Komisyon oranlarını yarıya düşürdü
Yozgat’ta uzun bir süreden bu yana emlak sektöründe faaliyet gösteren Yaşam Emlak bir ilk’e imza atarak gayrimenkul aracılık komisyonunu yarı yarıya düşürdü. Yaşam Emlak ortaklarından gayrimenkul satış temsilcisi Halil Satıcı, 1 ay sürecek kampanya ile ilgili bilgi verdi. Yılsonuna kadar tüm emlak aracılık hizmetlerinde komisyon oranını yarı yarıya düşürdüklerini ifade eden Satıcı;“Yozgat halkı genel olarak orta sınıf gelir düzeyine sahip bir ilimiz ve konut piyasası son aylarda oldukça durağan bir dönemden geçiyor. Konut ihtiyacı olan büyük bir kesim artan fiyatlar ve yüksek faiz oranları nedeniyle konuta ulaşmakta zorluk çekiyor.
İçinde bulunduğumuz ekonomik darboğazın en çok hissedildiği illerin başında gelen Yozgat’ta Yaşam Emlak olarak bu zor şartlar altında neler yapabileceğimizi değerlendirdik ve tüm emlak hizmetlerinden alacağımız komisyon oranlarını yarı yarıya düşürme kararı aldık.
Ev sahibi olmanın her geçen gün daha da zorlaştığı günümüzde bu hayali gerçekleştirmek isteyen vatandaşlarımıza destek olmak, bir omuz da biz vermek istedik. Müşterilerimizi yılsonuna kadar bir ay boyunca gayrimenkul sahipleri ile müşterilerimizi bir araya getirirken yüzde 2 yerine yüzde 1 komisyon alacağız.” ifadelerini kullandı.
Yürürlükte olan kanuna göre gayrimenkul satış işlemleri için emlakçı komisyonu, en fazla satış bedelinin %2’si + KDV olarak belirlenmiş olup, alıcıdan ve satıcıdan ayrı ayrı alınıyor. Öte yandan yazılı bir anlaşma yapılması şartıyla, toplam %4 olan emlakçı komisyonu sadece alıcı veya satıcı tarafından da ödenebiliyor. / Yusuf BAĞCI
-

EYT’liler için prim desteği sonlanıyor
Yeni teklifle birlikte, EYT’liler için işverenlere sağlanan yüzde 5’lik sigorta prim desteğinin kaldırılması öngörülüyor. Bu destek, işverenlerin maliyetlerini azaltma amacı taşıyordu ancak artık bu teşvikin sona erdirilmesiyle birlikte işverenlerin üzerinde ek bir yük oluşacak. Sosyal Güvenlik Uzmanı Okan Güray Bülbül’e göre, bu değişiklik EYT’lilerin işverenlerine sigorta yaptırma isteğini azaltabilir ve kayıt dışı istihdamı teşvik edebilir.
Bülbül, asgari ücretle çalışan bir emeklinin işverene maliyetinin teşvikli durumda 23,902.98 TL iken, teşviksiz durumda bu maliyetin 24,902.11 TL’ye yükseldiğini belirtiyor. Bu durum, işverenler açısından önemli bir maliyet artışı anlamına geliyor.
KISA VADELİ SİGORTA KOLLARI PRİM ORANINDA ARTIŞ
Yeni teklif ayrıca, işverenlerin ödediği kısa vadeli sigorta kolları prim oranını da yüzde 2’den yüzde 2,25’e yükseltmeyi öngörüyor. Bu değişiklik, iş kazası, meslek hastalığı, analık ve hastalık risklerine yönelik prim ödemelerini kapsıyor. Bu durum işverenlerin maliyetlerini artıracak ancak işçilerin eline geçen net rakamı değiştirmeyecek.
İŞVERENLERİN YENİ MALİYET HESAPLAMALARI
Eğer teklif yasalaşırsa, işverenlerin asgari ücret için ödeyecekleri maliyetin 23,552.94 TL olacağı belirtiliyor. Bu durumda, işverenlerin maliyet hesaplamalarını yeniden gözden geçirmeleri gerekecek ve iş piyasasında yeni düzenlemelere ayak uydurmaları bekleniyor./Haber Merkezi -

Başvuru yapmayan haklarını kaybedecek
Tapu sahipleri için son başvuru tarihine 90 gün kala yapılan bu uyarı, taşınmaz mal sahiplerini harekete geçirmeyi hedefliyor. Tapu belgeleri üzerindeki kayıtların düzenlenmesi ve güncellenmesi işlemleri, tapu ve kadastro hizmetleri çerçevesinde büyük önem taşıyor.
HİSSELİ TAPULARDA ÖNEMLİ DETAYLAR
Özellikle hisseli tapularda, hissedarların diğer hissedarlara haber vermeden gerçekleştirdiği satışlarda itiraz hakkı bulunuyor. Bu nedenle, hisseli tapu devirlerinde feragatname alınmaması durumunda ön alım talepli dava açılabilme süresi 2 yıl olarak belirlenmiş durumda.
ŞUFA HAKKI VE SÜRE SINIRLARI
Hisseli tapularda şufa hakkı bulunması, hissedarların diğer hissedarların paylarını öncelikli olarak satın alma hakkına sahip olduğunu belirtiyor. Üçüncü kişilere hisseli tapunun satılması durumunda noter aracılığıyla hissedarlara bildirim yapılması gerekiyor ve bu bildirim sonrası 3 ay içerisinde ön alım talepli dava açılabiliyor.
BAŞVURU YAPMAYAN HAKLARINI KAYBEDECEK
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, yasal süre içinde başvuru yapmayan tapu sahiplerinin haklarını kaybedeceği konusunda uyarıda bulundu. Taşınmaz mal sahiplerinin, hak ve yetkilerini koruma altına almak için belirtilen süre içerisinde başvurularını yapmaları büyük önem taşıyor.
Tapu sahiplerinin hak kaybına uğramamaları için son başvuru tarihine kadar gerekli işlemleri tamamlamaları gerekiyor. Bu kritik süreçte, tüm tapu sahiplerinin dikkatli olmaları ve haklarını koruma altına almaları için zamanında başvuru yapmaları önemle tavsiye ediliyor./Haber Merkezi -

Settar Aslan: “Emekten tasarruf edilmez”
Öz Orman – İş Sendikası Genel Başkanı hemşerimiz Settar Aslan yaptığı yazılı açıklamada, memur maaşlarına uygulanan seyyanen zammın kamu işçileri için de uygulanması gerektiğini dile getirdiklerini vurguladı. Aslan, işçi maaşlarının tasarruf tedbirleri kapsamına dahil edilmesinin yanlış olduğunu ve bugün gelinen noktada işçi ve memur maaşları arasındaki makasın daha da açıldığını ifade etti.
Başkan Aslan yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Hatırlanacağı üzere 15 Aralık 2023 tarihinde bir medya buluşması yaptık. Bu buluşmada 66 medya organımız hazır bulundu. Orada yaptığımız konuşmada;
‘Memura verilen 8 bin liralık seyyanen zammın işçilere de verilmesini ve üzerine de enflasyon oranında zam yapılmasını talep etmiştik’
Yaptığımız programda aynı zamanda bütün konfederasyonlara çağrıda bulunarak, seyyanen zam uygulaması konusunda kendilerini de sorumluluk almaya davet etmiştik.
Bugün geldiğimiz noktada memura yapılan seyyanen zam talebini işçimize de istemekte ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha görmüş olduk.
Bize göre seyyanen zam ileride oluşacak olan makasın genişlemesine engel olacaktı.
Bize göre seyyanen zam ile enflasyon karşısında direnen işçimiz bir nebze olsun ayakta durabilecekti.
Bugün geldiğimiz noktada işçi ile memur arasındaki makas açılmış, işçi hem enflasyonist ortam karşısında hem de yüksek vergiler yüzünden nefes alamaz bir hale gelmiştir.
VERGİ DAĞILIMINDA ADALET İSTİYORUZ
Bugün gelinen noktada işçilerimiz yüzde 27’lik vergi dilimine girmiş, aldıkları maaşlar 25-29 bin seviyelerine kadar düşmüştür.
Mevcut vergi sistemi dilimlerinin başlangıcı düşük, ileriye doğru aralıklarının da dar olması sebebiyle alım gücü düşmüş, enflasyon daha net şekilde hissedilir hale gelmiştir.
Sendika olarak az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınması hususunun daha net bir söylemle sağlam bir zemine oturtulması gerektiğini düşünüyoruz.
Bu ne demektir az kazanandan kimleri, çok kazanandan da kimlerin kast edildiğinin netleştirilmesini istiyoruz.
Yaptığımız basın açıklamamızda işçi ile memur arasında oluşan makasın etkileri iş barışını bozar uyarısında bulunmuştuk.
Bugün geldiğimiz noktada aynı iş yerinde çalışan işçi ve memur arasında oluşan makas ciddi bir huzursuzluk olarak karşımıza çıkmıştır.
Peki bundan sonrası için ne yapılmalı;
Seyyanen zam talepleri karşılık bulmayan kamu işçilerine ek zam verilerek enflasyona karşı direnme desteği verilmeli ve kamu işçisinden kesilen vergi dilimi yüzde 10 olarak sabitlenmeli.
Ülkenin içinde bulunduğu durum, enflasyonist ortamın faturası sadece ve sadece işçiye kesilmemeli.
Bu ülkede eğer ki kemer sıkılacaksa, tasarruf tedbirleri alınacaksa bu tedbirler herkesi kapsamalı.
YANGINLA MÜCADELE DE TASARRUF OLMAZ
Burada şunu hatırlatmak istiyorum,
Resmî gazetede yayınlanan ‘Doğal afetlerde, salgın hastalıklarda ve orman yangınlarında acil olarak yapılması gereken mücadele ve müdahaleler, iç ve dış güvenlik ile istihbarat hizmetlerinin gerektirdiği zorunlu olan harcamalar bu genelgenin kapsamı dışındadır’ maddesi Orman Genel Müdürlüğümüz tarafından da uygulanmalı. Emeği ile, bedeni ile alevlerle mücadele eden işçilerimizin mesaileri tasarruf tedbirleri kapsamına takılmamalıdır.
Bu ülkede tasarruf edilecek tek adres orman mıdır?
Bu ülkede kemerini sık diyeceğiniz tek çalışan işçi midir?
Havaların ısınması ile birlikte her gün yangınla mücadele içerisinde olan yangından yangına koşan, gece gündüz uyumayan orman işçilerinden tasarruf etmeye kalkmak, ülkenin kazancından tasarruf etmek demektir.
Fazla olandan tasarruf etmek yerine zaten eksik işçi ile ayakta durmaya çalışan orman teşkilatına tasarruf et demek doğru bir yaklaşım değildir.
Yanan bir ağacın tekrar ekonomiye kazandırılması için elli yıl gerekmektedir.
Kısa vadede uygulanmak istenen kemer sıkma politikalarının uzun soluklu iş mensuplarına uygulanmak istenmesi kabul edilemez.
Alınan bu kararların faydadan çok zarar vereceğini.
Tasarruf tedbirleri karşısında topyekûn bir mücadele ile istenilen sonuçların elde edileceğini, emekten tasarruf edilemeyeceğinin altını çiziyoruz.” / Haber Merkezi -

Lavanta üreticinin gözdesi oldu
Dershanede uzun yıllar öğretmenlik yapmasının ardından tarıma yönelen Haliloğlu, Yozgat’ın iklim şartlarına uygun olarak lavanta yetiştiriciliğine karar vermiş ve bu alanda önemli bir üretim kapasitesi geliştirmiştir.
Üç yıl önce 8 dönüm arazide lavanta fidesi dikmeye başlayan Haliloğlu, şimdi 3. hasadına hazırlanıyor. Lavanta bitkilerinden elde ettiği ürünleri özellikle yağ olarak işleyen Haliloğlu, bu süreçte dış pazarlara erişimde yaşadığı zorluklara dikkat çekiyor. İhraç edemediği ürünlerini iç piyasada değerlendirmeye çalışan Haliloğlu, bu konuda devletin ve hükümet yetkililerinin uluslararası pazarlara erişim sağlaması için destek beklediğini ifade ediyor.
Bu yıl lavanta üretiminde yaşanan yağış azlığı nedeniyle %40’a yakın bir verim kaybı yaşadıklarını belirten Haliloğlu, yine de 8 dönüm alandan 2 bin kilogram verim elde edeceklerini söylüyor. Lavantanın hububata göre %50 daha karlı bir ürün olduğunu vurgulayan Haliloğlu, buğday veya arpa yerine lavanta yetiştirmenin ekonomik olarak daha kazançlı olduğunu dile getiriyor.
Lavanta üretiminin emek gerektiren bir iş olduğunu ancak bu emeğin karşılığının verimli bir şekilde alındığını belirten Haliloğlu, sulama imkanları olmadığı için yılda bir defa hasat yapabildiklerini ancak sulanan yerlerde bu sürenin iki katına çıkabileceğini ifade ediyor.
Sonuç olarak, Yozgat’ta lavanta üretimiyle tarımsal çeşitliliği artıran Harun Haliloğlu, katma değeri yüksek olan bu ürünle ilgili olarak iç piyasada faaliyet göstermeye devam ederken, uluslararası pazarlara açılabilmesi için destek beklediklerini vurguluyor./Haber Merkezi -

Yöresel Lezzetler Durağı 400 kişiye istihdam sağlayacak
Sorgun Belediyesi tarafından 660 metrekare alana kurulması planlanan Yöresel Lezzetler Durağı çalışmalarını yerinde inceleyen Sorgun Belediye Başkanı M. Erkut Ekinci, 2 ay gibi bir süre zarfında projeyi tamamlayarak Yöresel Lezzetler Durağını vatandaşın hizmetine sunacaklarını söyledi. Yöresel Lezzetler Durağının kente katma değer sağlayacağını belirten Sorgun Belediye Başkanı Mustafa Erkut Ekinci, projenin tamamlanmasıyla 400’e yakın kişinin istihdam edileceğini duyurdu. Yozgat yöresinde yetiştirilen ve üretilen ürünlerin satılması noktasında Yöresel Lezzetler Durağının aranan bir yer olacağını da aktaran Başkan Ekinci, “Toplamda 660 metrekare alanda çalışmalarımız sürüyor. Burada hem istihdamı artırmak adına hem de Milliyetçi Hareket Partisi’nin “Üretken Belediyecilik” vizyonuyla üretime katkı sağlamak için böyle bir çalışmayı başlattık. 2 ay gibi bir süremiz kaldı ve bu sürede burayı bitirmeyi hedefliyoruz. Bittiği zaman da hem istihdama hem de bu yörede yetiştirilen ürünlerin satılması noktasında burasının aranan bir nokta olacağını düşünüyorum” dedi.

default “400 KİŞİLİK İSTİHDAM HEDEFLİYORUZ”
Yöresel Lezzetler Durağında fabrikalar ve satış noktasında 400’e yakın kişinin istihdam edileceğini de aktaran Başkan Ekinci, “Fabrika binalarında 200-250 kişilik bir istihdam hedefliyoruz, yine ön tarafta bulunan satış noktalarında 100 civarı istihdam düşüyoruz. Toplamda 350-400 kişilik bir istihdam hedefliyoruz. Buranın doğrudan istihdamla beraber, dolaylı istihdama da faydası olacak. Yani Yozgat civarında yetiştirilen ürünlerin satılabileceği nokta olacağından dolayı aynı zamanda dolaylı bir istihdama da katkı sağlayacak.
Hem çiftçiye hem meyve üreticilerine hem de hububat üreticilerine satış noktası tesis etmiş olacağız. Kadınların evlerinde ürettikleri, erişte, marmelat, madımak, salça gibi ürünlerin de satılacağı bir nokta olacak. Yani dolaylı istihdamla beraber buranın binli rakamları bulacağını tahmin ediyoruz” şeklinde konuştu. / Haber Merkezi -

YHT bilet fiyatlarına yüzde 25 zam yapıldı
Yeni bilet fiyatları ise şu şekilde belirlendi:
Yozgat – Ankara güzergahı için bilet fiyatı 260 TL’den 325 TL’ye yükseltildi.
Yozgat – Kırıkkale güzergahı için bilet fiyatı 240 TL’den 300 TL’ye çıkarıldı.
Yozgat – Sivas güzergahı için bilet fiyatı 335 TL’den 420 TL’ye çıkarıldı.
Yozgat – İstanbul hattındaki bilet fiyatı ise 690 TL’den 865 TL’ye yükseltildi./Yusuf BAĞCI -

En düşük emekli maaşı 12.500 TL oldu
Temmuz ayının başında SSK ve Bağ-Kur emekli maaşlarına yapılan yüzde 24,73 oranındaki enflasyon farkının ardından en düşük emekli maaşı 10 bin TL seviyesine yükseltilmişti. Ancak bu maaşın, kök maaşı 10 bin liranın altında kalan emeklilere yansıtılmadığı veya çok düşük oranda artış sağlandığı biliniyor. Bu durum, 1 milyon 780 bin emekliyi etkiliyor.
AK Parti’nin aldığı bu karar doğrultusunda, en düşük emekli aylığının 12 bin 500 TL’ye çıkarılmasının bütçe imkanları göz önünde bulundurularak yapıldığı belirtildi. Bu düzenlemeyle toplam 16 milyon 180 bin civarındaki emekli sayısının içinde yer alan 3 milyon 703 bin 788 emeklinin etkileneceği ve bu durumun bütçeye 33 milyar 200 milyon TL maliyet getireceği hesaplandı.
Abdullah Güler, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, yapılan düzenlemenin “seyyanen zam” olmadığını vurgulayarak, 10 bin TL’nin altında emekli maaşı alanların maaşlarının 12 bin 500 TL’ye tamamlanacağını ifade etti. Ayrıca Güler, emeklilik sisteminde daha adil bir uygulamanın hayata geçirilmesi için çalışmaların devam ettiğini ve bu süreçte enflasyondaki düşüşün sabit gelirli vatandaşların gelirlerini artırma çabasında önemli bir rol oynadığını belirtti.
Son yıllarda kök maaşının düşüklüğünden dolayı gündeme gelen “en düşük maaş düzenlemesi” 2023 yılında başlatılmış, o tarihten itibaren en düşük emekli maaşı 3 bin 500 TL’den 7 bin 500 TL’ye yükseltilmişti. 25 Ocak 2024 tarihinde ise bu maaş miktarı 10 bin TL olarak güncellenmişti. Bugün yapılan duyuru ile birlikte en düşük emekli maaşı 12 bin 500 TL seviyesine çıkarılmış oldu./Haber Merkezi -

‘Patates üreticisi de tüketicisi de dertli’
Yeşilyurt Köyü’nde yazlık patates üreticileri Mahir Beyazit ve hem üreten hemde alım yapan Alay köyünden Şenol Soylu ile görüşen Gürer, çiftçilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılar hakkında bilgi aldı. Mahir Beyazit, patatesin kilosunu 10 liraya mal etmelerine karşın 4 liraya satmak zorunda kaldıklarını ifade etti. Beyazit, üretimi bankaya borçlanarak gerçekleştirdiklerini ve bu sene zarar ettiklerini söyledi.
Üreticiler, tarımsal üretimde yaşanan maliyet artışlarının ve pazarlama sorunlarının kendilerini zor durumda bıraktığını vurgularken, Ömer Fethi Gürer, bu sorunların çözümü için gereken adımların acil bir şekilde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından atılması gerektiğini ve bir an önce tarımda planlama yapılması gerektiğini belirtti.
PATATES MALİYETİNİN YARISINA SATILIYOR
CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Altunhisar ilçesinde patates hasadının başladığını, ancak üreticilerin fiyatlardan memnun olmadığını belirtti. Gürer, üreticilerin, patates fiyatlarının üretim maliyetlerinin altında gerçekleştiğinden dolayı ciddi sıkıntılar yaşadıklarını ifade etti.
Patates üreticisi Mahir Beyazit, üretim maliyetlerindeki artışlara dikkat çekerek, “Tarla icarından tohum ve gübreye kadar bu yıl maliyetler çok yüksek. Patates fiyatı ise beklediğimizin çok altında gerçekleşti. Şu anda patatesin kilosu 4 lira, ancak üretim maliyeti 8-9 lira civarında. Gübrenin, tohumun, tarla icarının, suyun fiyatı arttı ve elektriğe de %38 oranında zam geldi. Geçen yıl patates fiyatları iyiydi ancak bu yıl maliyetlerin bile yarısı; şu anda yarı yarıya zarar ediyoruz,” dedi.
TARLADA 4 LİRA, BÜYÜKŞEHİRLERDE 40 LİRA
CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hem patates üreten hem de patates alım satımı ile uğraşan, üretim ve pazarlama sürecinin içinde olan Şenol Soylu ile görüştü. Gürer’in yaşanan durumu sorması üzerine, Soylu “Bu yıl üretim fazlalığı var, genel olarak üretim fazla olduğu için pazar bulunamıyor.” diye yanıt verdi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, patates üretimindeki dalgalanmalar ve pazarlama sorunlarına dikkat çekti.
Gürer, “Patates bir dönem para ediyor, herkes patates ekiyor. Bu sefer de patates ekince, alım olmuyor. Ayrıca burada gördüğünüz gibi yerdeki bu patatesler büyük şehirlerde 40 liraya satılıyor. Ancak burada çöp oluyor, hayvan yemi oluyor. Bu patatesler maliyeti nedeniyle tarlada kalıyor.” dedi.
Gürer, büyükşehirlerde 40 liraya satılan küçük boy patateslerin, üretim fazlalığı ve maliyetler nedeniyle tarlada gübre ve hayvan yemi olarak kaldığını belirtti. Yazlık patatesin depolanma olanağı olmadığı için hemen satılması gerektiğini ve bu durumun fiyatları daha da düşürdüğünü ifade etti. ” erkenci patates Çukurova’da 4 lira civarında bir fiyatla satılınca, bunun buraya yansıması daha sorunlu oluyor. Yazlık patates depolanamadığı için hemen satmak zorunda, piyasa şu anda düşük oluştu.” şeklinde konuştu.
PLANSIZ VE ÖNGÖRÜSÜZ TARIM POLİTİKALARININ YANSIMASI
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) ve Tarım Kredi Kooperatifinin doğrudan ve birinci elden çiftçiden alım yapması gerektiğini belirterek, bu sayede patatesle ilgili sorunların kısmen azalacağını ifade etti.
Ömer Fethi Gürer, “İşin garip tarafı şu: Her yıl ya patates konuşuyoruz ya soğan konuşuyoruz. Bu ülkede farklı illerde, hatta 71 ilde soğan yetişiyor, soğanla ilgili sorun var. Patates yetişiyor, sorun var. Planlama eksikliği, öngörü yetersizliği, programsız üretim buna neden oluyor. Nerede ne kadar ürün yetişecek? Hangisinden daha çok verim alınır? Bunlar önceden bir planlanacak. Tarım ve Orman Bakanlığına çağrıda bulunalım: Türkiye’nin ihtiyacı nedir? İhtiyacı ile ilgili bir yıl önceden planlayın. Buna göre de üreticiye bu yıl ‘Niğde bölgesi patates ek ama başka bir bölgeye sen patates ekme’ diyelim. Böylece dengeyi sağlayalım, üreten ürettiğinden para kazansın,” dedi.
Gürer, patatesin tarladan 5 liraya çıktığını, İstanbul’a ulaşana kadar nakliye ve diğer masraflarla birlikte 8 liraya yükseldiğini ve büyük marketlerde satış fiyatının 25-30-40 lirayı bulduğunu belirtti. “Vatandaş sanıyor ki çiftçi para kazanıyor. Oysa çiftçinin bu işten para kazandığı yok. Öyle olunca da çiftçi her yıl ürün desenini değiştiriyor. Bir buğday ekiyor, bir patates ekiyor, bir domates ekiyor, bir soğan ekiyor. Bu sefer de ürün çok oldu mu fiyat düşüyor. Onun için bu iş doğru planlanmalı,” dedi.
Gürer, patateslerin 5 liradan tarladan çıktığını ve büyük kentlerde vatandaşın bu patatesi 25 liranın altında alma şansının olmadığını belirterek, bu dengesizliğin ortadan kaldırılması gerektiğini ve üretimin ihtiyaca göre planlanması gerektiğini vurguladı.
1 SAAT SULAMA 300 LİRA
Niğde’nin Altunhisar ilçesindeki patates üreten Mahir Beyazit, şu anki koşulların sürdürülemez olduğunu belirtti. Beyazit, “Şu anda zarar ediyoruz. Seneye ekme gibi bir niyetim yok. Şimdi 5 liraya patates satıyoruz, 10 liraya maliyeti var. Zarar ediyoruz, borçlarımızı ödeyemeyiz ki seneye ekelim. Bankaya kredimiz var. Hangi çiftçinin yok ki kredisi? Sulamalar zaten hep hasat kartla, sulama fiyatları %38 oranında arttı. 300 liraya suyun saatini tutuyoruz, 1 saat 300 lira. Ekim boyunca her 5 günde bir sulama veriyoruz. Toplamda 10-12 sulama oluyor, dönümüne üç buçuk ton verim alıyoruz. Verim düşük değil, ortalama yani. Tarlayı icar tutuyoruz. Seneye bu tarlayı icar tutamayız, bu sene para kazanamadık ki nasıl tutacağız? Şu anda zarar ediyoruz,” dedi.
PATATES ÜRETİCİSİ KAYGILI
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticilerin mevcut durumunu değerlendirerek, “Üreticimizin içinde bulunduğu durum bu. Yerinde geliyoruz, tarlada sorunlarını dinliyoruz, yetkililere sesleniyoruz. Bu süreci doğru yönetmezseniz, önümüzdeki süreçte sorunlar olacak. Görünen o ki yazlık patateste bu sorun varsa, kışlık patateste sorun artarak devam edecek gibi görünüyor. Bir planlama yapılması gerekiyor,” dedi.
Üretici Şenol Soylu ise bu yıl Hatay ve Çukurova bölgelerinde de çiftçilerin zarar ettiğini belirtti. Soylu, “Bu sene Hatay’da da Çukurova’da da para kazanamadı, zarar etti. Çiftçi herkes zarar etti. Son bir aydır fiyat düşmesinden dolayı zarar etti. Herkes ürününü satamayacak. Şu anda yazlık patates depolanmasını için 3-4 günde çabuk satılması lazım. Depolanma şansı yok, ince kabuklu. Gittiği yerde de 3-4 günde satılması gerekir. Tarlada bekler ama gittiği yerde beklemez.” diye konuştu. / Haber Merkezi -
Tarım ürünlerinde fiyat artışı sürüyor
Tarım ÜFE verileri, Türkiye’de tarım sektörünün önemli göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. Yıllık bazda %54,58’lik artış, tarım ürünlerindeki fiyat istikrarının ne denli etkilendiğini gösteriyor. Özellikle tarım ve avcılık ürünleri ile ilgili hizmetlerde %1,99, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde %0,59, balıkçılık ürünleri ve balıkçılık için destekleyici hizmetlerde ise %2,17’lik artışlar dikkat çekiyor.
Alt gruplara bakıldığında ise, tek yıllık bitkisel ürünlerde %9,72’lik bir artış görülürken, çok yıllık bitkisel ürünlerde %4,23’lük bir azalış kaydedildi. Canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde ise %0,01 oranında bir artış yaşandı.
Verilerde öne çıkan detaylardan biri, yıllık bazda en yüksek artışın %156,24 ile yağlı meyveler grubunda gerçekleşmiş olmasıdır. Aylık bazda ise %22,70’lik bir azalışla yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler dikkat çeken bir diğer alt grup oldu.
Tarım ÜFE verileri, tarım ürünlerinin üreticiden çıkış fiyatlarında yaşanan değişimleri ve bu değişimlerin ekonomi üzerindeki etkilerini gözler önüne seriyor./Haber Merkezi -

TSO Başkanı Alakoç esnaf ziyaretlerine devam ediyor
İl genelindeki ilçe ziyaretlerini büyük ölçüde tamamlayan Başkan Alakoç, Yozgat Merkez’deki üyeleriyle bir araya gelerek sektörel faaliyetleri, karşılaşılan sıkıntıları ve beklentileri masaya yatırdı. Esnafın günlük işleyişine dair fikir alışverişinde bulunan Alakoç, üyelerinin sorunlarını dinleyerek çözüm odaklı yaklaşımlarını sürdürdü.
Başkan Alakoç,ziyaretlerde yaptığı konuşmada odanın üyelerinin yanında olduklarını ve sorunlarına duyarlılıkla yaklaştıklarını vurgulayarak, bundan sonra da düzenli olarak bir araya gelerek istişarelerini sürdüreceklerini belirtti.
Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası olarak üyelerin ticari faaliyetlerini desteklemek ve ilin ekonomik potansiyelini artırmak adına çalışmalarını sürdüreceklerini ifade eden Alakoç, esnafın ve sanayicinin sesi olmaya devam edeceklerini ifade etti.
Esnafın ve sanayicinin beklenti ve taleplerine kulak veren Alakoç, Yozgat’ın ekonomik büyümesine katkı sağlamak adına yoğun çaba harcamaya devam edeceklerini dile getirdi./Nazife EKİCİ -

Sağlık çalışanlarına Bayram ikramiyesi verilmelidir
Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, sağlık çalışanlarının barışta, savaşta, salgın da ve doğal afetlerde çeşitli tehlikelere rağmen görevini aksatmadan yürüttüğüne vurgu yaparak, Anayasa’nın 5’nci maddesi; “Devletin temel amaç ve görevleri, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır” hükmüne dikkat çekerek, memura Bayram ikramiyesi verilmemesi ayrımcılıktır, dedi.
Memur emeklileri ile işçi emeklilerine yılda iki defa bayram ikramiyesi verilmesini desteklediklerini belirten Taşkın, Anayasa ve Sosyal Devlet ilkesi gereğince memurların hayat seviyesini yükseltmek, çalışanları korumak, güvenli ve sağlıklı yaşama koşullarını sağlamak, hayat şartlarını iyileştirmek ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak için Devletin memurlara da Bayram ikramiyesi vermesinin elzem olduğunu söyledi.
Necip Taşkın, Anayasa’ya göre, “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.” Yine Anayasa’nın 55’nci maddesindeki, “Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır”hükümlerine atıfta bulunarakDevletin, sağlık çalışanlarının yaptığı hizmete orantılı bir ücret vermesi, çalışmayı desteklemek ve ekonomik sorunlarının hafifletilmesi için gerekli önlemleri almak noktasında emeklilere ve işçilere verildiği gibi sağlık çalışanlarına da Bayram İkramiyesi verilmesi gerektiğinin altını çizerek şunları ifade etti:
“Anayasamız, çalışanlara adil bir ücret verilmesini, adil çalışma koşulları, güvenli ve sağlıklı yaşama, ayrımcılık yasağı, korunma hakkı gibi geniş bir yelpaze içerisinde hak ve etki kullanmayı öncelikle sıralamıştır. Memur, bugünkü ekonomik koşullarda geçinemiyor; özellikle büyük şehirlerde görev yapan memur evinin kirasını ödeyemiyor. Ulaşım ciddi sorun. Elektrik, doğalgaz ve gıda temininde güçlük çekiyor. Etiketlerin her gün değiştiği bir ülkede dar ve sabit gelirli ücretli çalışanların yaşamlarını sağlıklı bir şeklide sürdürebilmeleri ve insanca yaşayabilmeleri imkansızdır. Memurun içinde bulunduğu ekonomik koşullar dikkate alındığında, Anayasa’nın amir hükümleri gereğince, memurun hayat şartını tam olarak iyileştiremese bile Anayasa ve uluslararası sözleşme hükümleri gereğince ayrımcılığı ortadan kaldırmak ve çalışanlar arasında adil bir ücretlendirme yapmak için dini Bayramlar öncesinde memurun ihtiyaçlarını karşılayabilmesi açısından Bayram ikramiyesi verilmesi gerekmektedir.” / Haber Merkezi
-

‘Enflasyon memuru yaktı’
TÜİK’in Mayıs ayında tüketici fiyatları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde %75,45 artış kaydederken, Mayıs ayı enflasyonunun %3.37 olarak açıklandığına dikkat çeken Taşkın, “Ne yazık ki marketlerin, çarşının, pazarın fiyat artışlarıyla TÜİK’in fiyat artış oranları çelişkili!” sözleriyle şu ifadelere yer verdi:
“Enflasyonun düşmesini, memur ve emeklilerin yaşamlarının insanca yaşayabilecekleri seviyeye çıkmasını gönülden arzuluyoruz. Bunun içinde kamu çalışanları olarak özveriyi yine bizler yapıyoruz. Yüksek vergi oranlarıyla vergi altında ezilen kamu çalışanlarıdır. Ancak vergi istisna ve muafiyetlerinden yararlanan, vergi borçları silinen holdingler oluyor! Devlet, vatandaşları arasında sınıf ayrımcılığı yapmamalı; az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi almak suretiyle adaleti sağlamalıdır. Vergi adaletinin sağlanamadığı, gelir dağılımının adil biçimde yapılamadığı müddetçe dar ve sabit gelirli memur ve emeklilerin hiçbir şekilde yaşam şartlarının iyileştirilmesi mümkün olamayacaktır.
Enflasyon Ocak ayından itibaren yükselişini hiç kesmedi. Ocak’ta %6.7, Şubat’ta 4,53, Mart ayında %3.16, Nisan’da %3.18, Mayıs ayında %3.37 olan enflasyon memur ve emeklinin cebindeki parayı bu oranlarda alıp götürüyor. Kamu çalışanları ve emekliler her geçen gün yoksullaşıyor. Ancak maaş zamlarına gelince gerekli iyileştirme yapılmıyor. Maaş zamları gündeme geldiğinde TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranı dikkate alınırken, piyasaya vuran ENAĞ’ın açıkladığı enflasyon oluyor! 2023 yılında 5.950 olarak açıklanan kurban kesim bedelinin 2024 yılında 11.500 TL olarak açıklanması bile enflasyon karşılaştırması açısından önemlidir. Bu gösterge memur ve emeklilere yapılan maaş zamlarının enflasyonun altında olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Mayıs ayında açlık sınırı 18 bin 969 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 61 bin 788 TL’ye yükseldi. Bu veriler karşısında memur ve emekli aldığı maaşla nasıl geçinebilir? Bu nedenlerle her zaman ifade ettiğimiz gibi bir kez daha ifade etmek istiyoruz ki memur ve emeklinin yaşam şartlarının iyileştirilmesi için; vergi oranının %10-15 aralığında sabitlenmesi, vergi diliminin yükseltilmesi, enflasyon farklarının 6 ayda bir yerine her ay maaşa yansıtılması, refah payı verilmesi gereklidir ve artık bu şartlarda kaçınılmaz olmuştur.” / Haber Merkezi















