Yozgat’ta 2011 yılından kurulan ve bugüne kadar birçok projeye destek veren Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanlığı (TKDK), IPARD II Programı 11’inci Çağrı Dönemi 29’uncu Grup Desteklenmelerinde 23 proje kabul edilirken, bu projelerden 6’sı Yozgat’tan
TKDK Yozgat İl Koordinatörlüğü tarafından, 2011 yılından itibaren alınan projeler kapsamında tarım ve hayvancılık başta olmak üzere kırsalda 16 sektördeki yatırımlara yüzde 40 ve yüzde 70 arasında hibe destek vermeye devam ediliyor. TKDK tarafından 2022 yılı sonu itibariyle Yozgat’tan toplam 564 projeye 322,40 milyon hibe sağlanırken, 606.70 milyon liralık yatırım yapıldı. TKDK, IPARD II Programı 11’inci Çağrı Dönemi 29’uncu Grup Desteklenmek üzere seçilen başvurular listesinden 23 projeyi uygun buldu. Bu projelerden 6’sının Yozgat’ta yatırıma dönüştürülmesi için mali destek verileceği açıklandı. 11’inci çağrı döneminde, çiftlik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi ve iş geliştirme tedbirinden 29. grup desteklenmek üzere seçilen başvurular listesinde yer alan ve Yozgat’ta yatırıma dönüşmesi için mali destek alacak projeler şu şekilde sıralandı, Zanaatkarlık ve Katma Değerli Ürünler
Özkafkas Karo Mermer Turizm Tekstil Tarım Hayvancılık İnşaat Malzemeleri ve Orman Ürünleri Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi, Makine Parkları Hüseyin Karagöz, Sınırlı Sorumlu Çalatlı Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Koçak Yeşilvadi Et ve Süt Ürünleri Üretim Çiftliği Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, Özbulutlar Tarım Hayvancılık Akaryakıt Nakliyat İnşaat Otomotiv Dayanaklı Tüketim Malları Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi, Simka Toprak Sanayi İnşaat Taahhüt Turizm Hayvancılık ve Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi. Haber Merkezi
Kategori: Ekonomi
-

6 projeye mali destek
-

Mevlit şekerlerine rağbet arttı
Ramazan ayının gelmesi ile birlikte Kura’-ı Kerim Tilavetleri, mevlitler, dini sohbet programları da yoğun bir şekilde düzenlenmeye başladı. Dini içerikli programlarda daha önce çikolata dağıtımı yapılırken, çikolata fiyatlarının 5 lira ve üzeri olması nedeniyle vatandaşlar daha uygun fiyat olan mevlit şekerine yöneldi. Bir kilosu 65 ila 75 lira aralığında satılan mevlit şekerinin içerisinde 20 paket çıkması, çikolataya göre fiyatının daha uygun olması ramazan ayında vatandaşları mevlit şekerine yönlendirdi. 22 yıldır Yozgat’ta bankalar caddesinde kuruyemişçi dükkanı içerisinde mevlit şekeri üretimi yapan Mesut Aydın, ramazan ayının gelmesi ile birlikte mevlit şekerlerine de rağbetin arttığını söyledi. Günlük ortalama 25-30 kilo mevlit şekeri satışı yaptıklarının altını çizen Aydın, ‘’Ramazan ayının gelmesi ile birlikte Kur’an Kurslarında mukabeleler yapılıyor, Kur’an-ı Kerim tilavetinden sonra kadınlar arasında mevlit yapılıyor ve bu mevlitte de mevlit şekeri dağıtılıyor. Bu sene mevlit şekerine daha çok rağbet var. Çünkü en ucuz çikolatanın tanesi 4,5-5 lira olmasından dolayı vatandaş daha ucuz olan mevlit şekerini tercih ediyor. Bir kilo mevlit şekeri, 65, 70 ve 75 liradan satışı yapılıyor. Kiloya 20 tane düşüyor ve tanesi 3 lira civarında oluyor bu nedenle de mevlit şekeri daha çok ilgi görüyor’’ İhsan Çelikkaya
-

Fuat Oktay OSB’nin ilk etabı doldu
Belediye Başkanı Gökhan Coşar, yaptığı açıklamada Fuat Oktay OSB’nin durumunu değerlendirdi. Başkan Coşar, “İlk fabrikamızın açılışını yapacağız. İlk üretimine yaklaşık 100-110 kişiyle başlayıp 250 kişiye kadar çıkacak. Aynı zamanda 14 tane temelimiz devam ediyor ve şuanda proje aşamasında 9 tanesi yapı denetiminde 3 tanesinin yapı ruhsatını kestik. İnşallah yine 10 gün içerisinde 6-7 fabrikamızın temelini atacağız. Organize Sanayi Bölgemiz tamamıyla dolu şuanda. Toplam 39 firmamız var. İlk etabımız bitti ve yerimiz yok. OSB’mizin alanını genişletiyoruz toplam 1071 dekar alandan oluşuyordu ve şuanda 3650 dekara çıkacak. Oldukça da aşırı bir talep var.”dedi. Haber Merkezi
-

Enflasyon, gelir adaletsizliğine neden oluyor
TÜİK’in Mart ayı enflasyonunu açıkladığını ve enflasyonun Mart ayında da 2.29 oranında artış gösterdiğini söyleyen Taşkın, Tüketici fiyatlarındaki (TÜFE) değişimin 2023 yılı Mart ayında bir önceki aya göre %2,29, bir önceki yılın Aralık ayına göre %12,52, bir önceki yılın aynı ayına göre %50,51 ve on iki aylık ortalamalara göre %70,20 arttığına dikkat çekerek, memur ve emeklinin her geçen yoksullaştığına vurgu yaptı. Enflasyon yükseldikçe zenginin daha zengin, dar ve sabit gelirli kamu çalışanlarının ve emeklilerin ise yoksullaştığını belirten Taşkın, şu ifadeleri kullandı:
“Enflasyonun yükselmesi dar ve sabit gelirli kamu çalışanları ile emeklileri yoksullaştırıyor. Gelir adaletsizliğine neden oluyor. Yapılan araştırmalara göre zengin daha zenginleşirken yoksul daha da yoksullaşıyor. Dar ve sabit gelirli vatandaşların toplam gelirden aldığı pay iyice düşmüş durumda. Böyle olumsuz verilerin ortaya çıktığı toplumlarda mutsuzluk artar, barış ortamı bozulur ve temel toplumsal sorunlara yol açar. Gelir dağılımı adaletsizliğini önlemek için toplumun her alanında ve her konuda adalet, eşitlik ve hak kavramları yer almalı ve sağlanmalı, gelir dağılımı adaletsizliği önlenmelidir.
Sendika olarak, gelir dağılımındaki adaletsizliğin önlenmesini ısrarla istiyoruz. Enflasyon hız kesmeden artıyor ve iğneden ipliğe her şeye zam geliyor. Dar ve sabit gelirli memure ve emekli maaşıyla geçinemiyor. Enflasyon yükseldikçe cebinden gidiyor. Bu da adaletsizliğe neden oluyor. Kamu çalışanları ile emeklilerin maaşlarına yapılan zam adaletsizliği, kamu çalışanları arasında 3600 ek göstergenin uygulanmasında yaşanan adaletsizlik, enflasyonun maaşla birlikte her ay verilmesi yerine 6 ayda bir verilmesi, dar ve sabit gelirli kamu çalışanları ile emeklilerin vergi dilimi ve vergi oranındaki adaletsizlik vb. pek çok konuda yaşanan adaletsizlik toplumda hoşnutsuzluğa ve mutsuzluğa neden olurken, çalışanlar arasında meydana gelen gelir adaletsizliği çalışma barışını bozuyor. Bu nedenlerle tekrarlıyoruz; memur ve emekliye 3.000 lira seyyanen zam yapılmalı, memura 3000 lira bayram ikramiyesi verilmeli, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınacak şekilde adil bir ücret ve vergi politikası uygulanmalıdır.” / Yusuf BAĞCI
-

Yerli mercimek ekimleri yapıldı
İl Tarım ve Orman Müdürü Tanju Özkaya, yaptığı açıklamada; Yozgat’ın yeşil mercimek üretimi bakımından Türkiye’de 1.sırada olduğunu söyledi.
Özkaya, ““İl Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak İlimizde bitkisel üretimi artırmak için değişik ürün gruplarında Araştırma Enstitüleriyle birlikte çalışmalar yapmaktayız. Bunlardan biride Yeşil mercimektir. Yeşil mercimek üretiminde İlimiz Ülkemizde 1. Durumdadır. Bu üretimi daha da artırmak ve yerli çeşitlerimizi yaygınlaştırmak amacıyla demonstrasyon ekimleri yapıyoruz. İlimizde çiftçilerimiz, yeşil mercimekte genelde kendi aralarında değişimle ve piyasadan aldıkları tohumluklarla ekim yapmaktadırlar. Oysa Bakanlığımızın araştırma kuruluşlarınca geliştirilmiş olan daha çok verim veren çeşitlerimiz mevcuttur. Bu çeşitleri İlimiz çiftçilerine tanıtarak yaygınlaştırmak ve mercimekte verimi artırarak üretim miktarını daha da artırmak için İlimizde yeşil mercimek ekimini en çok yapıldığı Sorgun ve Sarıkaya ilçelerimizde 4 köyde 5 önder çiftçimizle birlikte 50 dekar alanda demonstrasyon ekimleri yapıldı. Bu ekimlerde Bakanlığımıza bağlı Ankara Tarla bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsünce geliştirilerek tescil edilmiş olan çeşitlerden Bozok – Karagül – Meyveci2001 ve Gümrah çeşitleriyle Eskişehir Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsünce geliştirilmiş olan Çiftçi çeşitleri Yeşil Mercimek çeşitlerinin ekimlerini yapıldı. Ayrıca bu ekimlerle birlikte doğayla dost tamamen organik olarak üretimi yapılan Bakanlığımıza bağlı Toprak Gübre ve Su Kaynakları Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafında üretilerek satışı yapılan Rhizobium bakterisi içeren mikrobiyal gübre kullanımı yapıldı. Bu gübrenin uygulanışı da çiftçilerimize gösterildi. Yapılan bu deneme ekimi üretim sezonu boyunca İl ve ilçe teknik personelimiz tarafından takibi yapılacak olup hasatları çiftçilerimizle birlikte yapılarak sonuçlar çiftçilerimize ve kamuoyuna duyurulacaktır.”ifadelerini kullandı. Nazife EKİCİ
-

Kuraklığa dayanaklı çeşitler geliştirilecek
‘Tarımsal Kuraklıkla Mücadele Stratejisi ve Eylem Planı’ hazırlıklarını sürdüren Bakanlık, ayrıca Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’nün (TAGEM) bünyesinde ülkenin dört bir yanında faaliyet gösteren Enstitülerince değişen iklim ve toprak koşullarına uygun abiyotik (ekstrem sıcaklık, kuraklık, tuzluluk vb.) ve biyotik (hastalık ve zararlı) stres koşullarına dayanıklı hem de bu koşullarda bile yüksek verimli ve kaliteli tohum ıslah çalışmalarına uzun süredir devam ediyor.
Bu kapsamda Araştırma Enstitüsü Müdürlüklerince kuraklığa tolerantlı 30 ekmeklik buğday, 12 makarnalık buğday ve 19 arpa çeşidi geliştirilerek üreticinin hizmetine sunuldu.
Konya Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal araştırma Enstitüsüne bağlı olarak 2010 yılında kurulan ve dünyada üçüncü olan Kuraklık Test Merkezinde on binlerce materyal morfolojik, fenolojik ve fizyolojik olarak testten geçiriliyor. Merkezde bugüne kadar 19 çeşit testlerden başarıyla geçerek tescil edildi.
Tescil edilen çeşitler son yıllarda özel sektöre ve TİGEM’e devredilerek tohum çoğaltma çalışmaları yapılıyor. Bu çeşitlerden Taner ve Bozkır kuraklık dayanımı ve yüksek su kullanım etkinliği özellikleri ile mevcut kuruda ekilen çeşitlere göre verimde yüzde 15-20 artış sağlamışken kalitede ise Taner yüzde 250, Bozkır ise yüzde 200 artış kaydedildi. Her iki çeşit de iklim değişimine uyum konusunda umut veriyor. TİGEM’e devredilen Selçuklu ise daha yüksek verim ve kalite değerlerine sahip özellikleri ile piyasaya sunulacak.
ÜLKE GENELİNE YAYILMASI BEKLENİYOR
Kuraklığa dayanıklı çeşitler aralarında Yozgat’ın da olduğu, Konya, Karaman, Aksaray, Niğde, Nevşehir, Sivas, Tokat, Kayseri, Çorum, Çankırı, Kütahya, Afyonkarahisar, Erzurum, Kars, Kastamonu, Mersin, Ardahan, Gaziantep, Eskişehir, Denizli, Burdur ve Kırşehir başta olmak üzere tüm Türkiye’ye yaygınlaştırılması hedefleniyor. Bu yayılma hızı dikkate alındığında geliştirilen çeşitlerin kullanım oranının, yakın zamanda ekmeklik buğday ekiliş alanlarında önemli bir düzeye ulaşması bekleniyor.
Kuraklıkla mücadelede çeşit geliştirme yanında koruyucu toprak işleme ve doğrudan ekim uygulamalarının yaygınlaştırılması için ise ülke genelinde TAGEM ve FAO destekli projeler yürütülüyor. Bu çalışmalar ile üreticilerin toprak hazırlama masraflarını azaltarak girdileri düşürülüyor. Ayrıca toprak işleyip parçalamadığından topraktaki nemi muhafaza ederek kuraklığın etkisi azaltılıyor. Yapılan çalışmalarla bu sistemi kullanan üretici sayısında ve doğrudan ekilen alanlarda artış gözleniyor.
KURAKLIĞA DAYANIKLI NOHUT
2022 yılında teklif edilen ve TAGEM – Doğu Akdeniz Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nün 2023-2027 yılları arasında yürüteceği “Kuraklık Stresine Dayanıklı Nohut Genotiplerinin Geliştirilmesi” projesi ile kuraklığa dayanıklı, üreticilerin ve pazarın isteklerine uygun yeni nohut çeşitleri geliştirilmeye çalışılıyor. Bu amaçla kuraklığa dayanıklı ebeveyn hatlar belirlenecek ve ıslah programı oluşturulacak. Geliştirilecek olan yeni çeşitlerle üreticilerin kuraklıkla yaşadığı kayıplar azaltılarak hem üreticiler hem de ülke ekonomisine daha fazla katkıda bulunulmuş olacak.
Sıcak İklim Tahılları Araştırmaları kapsamında TAGEM’e bağlı enstitülerde konu uzmanı araştırıcılar tarafından olası küresel iklim değişikliği senaryoları değerlendirilerek öncelikle kuraklığa dayanıklı çeşit geliştirme çalışmaları yürütülmeye başlanmış ve bu çalışmalar halen devam ediyor. Bununla birlikte alternatif kültür bitkileri araştırmaları ve diğer agronomik çalışmalara önem verilerek, ulusal ve uluslararası projeler hâlihazırda yürütülüyor.
MISIRDA PROJELER DEVAM EDİYOR
“Mısırda Kuraklık Stresine Toleranslı Çeşit Islahı” adlı TAGEM tarafından finanse edilen 2017-2021 yılları arasında yürütülen proje kapsamında; kuraklığa toleranslılık ıslahı için oluşturulan popülasyonlardan ileri kademede nitelikli hatlar elde edilmiş ve önceki dönemlerde başarılı olan saf hatlar birbirleri ile melezlenerek aday çeşitler geliştirildi. Bu proje Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü (BATEM) liderliğinde yürütülmekte olup, diğer mısır çalışan enstitülerimizde lokasyonlar şeklinde gerçekleştiriliyor. Projenin 5 yıllık ikinci dilimi 2022’de başlatılarak çalışmalar planlanmalar kapsamında sürdürülüyor.
HAYVANCILIĞA KABA YEM
Kaba yem ihtiyacının giderilmesine yönelik olarak, kurağa tolerant yem bitkisi (macar fiğ, otlak ayrığı, kılçıksız brom, korunga gibi) çeşit geliştirme çalışmaları da devam ediyor.
Orta Anadolu ve Geçit bölgelerine uygun kurak koşullara dayanıklı iki adet çeşit Aksoyak ve Özcan macar fiğ çeşitleri 2020’de geliştirildi.
Kuru şartlarda yürütülen yonca çalışmaları, yonca ıslah projesi çerçevesinde sürdürülüyor. 2020 yılı çalışma sonuçlarına göre kuru koşullarda iki adet çeşit adayı materyal bölge verim denemelerinde olumlu sonuçlar alınarak tescil başvurusu yapıldı.
TARIMSAL KURAKLIKLA MÜCADELE STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI
Tarım ve Orman Bakanlığının “Tarımsal Kuraklıkla Mücadele Stratejisi ve Eylem Planı” kapsamında çalışmaları devam ediyor. Planda yer alan bazı hedefler ise şöyle:
İklim değişikliği ve kuraklıkla mücadele adına kuraklığa dayanıklı-tolerant ve iklime uyumlu hububat çeşitleri geliştirilerek bunların kullanımının yaygınlaştırılması,
Daha az su tüketen, su kullanım etkinliği yüksek endüstri bitkileri geliştirilmesi,
Kuraklığa dayanıklı-tolerant çayır-mera yem bitkilerinin geliştirilmesi,
Toprak sağlığının korunması ve topraktaki suyun muhafaza edilmesi adına Toprak İşlemesiz Tarım, Azaltılmış Toprak İşleme ve Doğrudan Ekim Sistemlerinin tanıtılması ve yaygınlaştırılması,
Çayır ve meralara kuraklığa dayanıklı bitki tohumlarının doğrudan ekim sistemi ile ekilmesi,
Orta Anadolu’da küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması (Merinos ve Akkaraman geliştirme projeleri),
Orta Anadolu’da büyükbaş hayvancılıkta iklim değişikliğine uyumlu hayvan varlığının arttırılması ve gerekli dönüşümün sağlanması (Anadolu Esmeri Geliştirme Projesi),
Kuraklık algısının belirlenmesi ve buna uygun stratejiler geliştirilmesi,
Bitki genetik kaynaklarının belirlenmesi, toplanması, karakterizasyonu ve ıslah programlarına entegrasyonu.
KİRİŞCİ: KURAKLIĞA DAYANIKLI ÇEŞİTLERİN GELİŞTİRİLMESİNE ÖNEM VERİYORUZ
Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, tüm dünyayı tehdit eden kuraklığa karşı duyarlı olduklarını ve tedbirler aldıklarını belirtti.
Bakanlık olarak tarım politikasında tarımsal üretimi planlarken iklim değişikliğinin sebep olduğu kuraklık ve özellikle tarımsal kuraklığı göz ardı etmeden çiftçi odaklı projeler yürüttüklerini vurgulayan Kirişci, bu bağlamda 2008’den bu yana Tarımsal Kuraklıkla Mücadele Stratejisi Eylem Planları uyguladıklarını anlattı.
Kirişci, 2023-2027 dönemine ait planı açıkladıklarına dikkati çekerek, “Hem sulu hem de kuru tarım için çalışmalar yapıyoruz ve bu çalışmaları yaygınlaştırıyoruz. Bu çalışmaların sürdürülebilir olması ve sürekliliği çok önemli. Tüm kurum ve kuruluşlarımızla kuraklık tehlikesine karşı teyakkuzdayız” ifadelerini kullandı.
Haber Merkezi -

Yerköy’de Ramazan pidesi 8 lira
Başkan Yılmaz, Yerköy Belediyesine ait ekmek fırınında 400 gram ramazan pidesinin 8 liradan satıldığını söyledi. Yılmaz, ‘’Belediyemize ait ekmek fırınında 400 gram sade ramazan pidesi 8 liradan, susamlı pide 10 lira, tekli ekmek ise 3,5 liradan satılmaktadır. Bu zorlu dönemde vatandaşımızın bütçesine katkıda bulunmak için böyle bir karar aldık. Halkımıza sağlıklı ve bütçe dostu ekmeği sunmaya devam edeceğiz’’ dedi.
Yerköy Belediyesi’nin ekmek fırınında üretilen pidelerin, hijyenik ve sağlıklı koşullarda üretildiğini anlatan Başkan Yılmaz, halkın sağlığına önem verdiklerini ve bu nedenle üretilen tüm ürünlerin kalite standartlarına uygun olduğunun altını çizdi. Haber Merkezi -

İlk ürünler deprem bölgesine
Akdağmadeni topraklarında yetiştirilen kuru bakliyat çeşitleri başta olmak üzere, marmelat, reçel, Akdağmadeni Salebi ile birlikte kadın kooperatifi tarafından üretilen ürünler, baharat çeşitleri, şeker ve toplamda 78 farklı ürünün paketlenmesi bu tesiste yapılacak. Paketlemesi yapılan ürünler kısa süre önce tescil işlemleri tamamlanan “Akdağlardan Gelen Lezzet” sloganıyla duyurusunu yapılan “GUPSE” markasıyla birlikte raflardaki yerini alacak.

Paketleme tesisi ve üretimi yapılarak sofralara ulaştırılacak doğal ürün çeşitleri hakkında bilgiler veren Akdağmadeni Belediye BaşkanıNezih Yalçın“6500 metrekare açık alan, 3 blok olarak toplam 1200 metrekare kapalı alandan oluşan tesisimiz Türk Standartlar Enstitüsü tarafından incelenmiş, TSE-İSO-EN 9001, TSE-İSO-EN 14001,TSE-İSO-EN 22000 ve TSE-İSO-EN 45001 belgelerini almıştır. 78 farklı ürünün paketleneceği tesisimizin “helal” gıda denetimleri de tamamlanmıştır. Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretini aldığımız Akdağmadeni Salebimiz artık bu tesiste öğütülerek paketlenecektir. Tesisimizde sıvı, jel, marmelat dolum bölümü, toz ürünler dolum bölümü, bakliyat dolum bölümü ile birlikte sebze ve meyve kurutma ünitesi bulunmaktadır.” dedi.
Tesiste paketlenerek hazır duruma getirilen ilk ürünlerin deprem bölgelerinde ulaştırılacağını ifade eden Başkan Yalçın, üretimden çıkarak paketleme bandından inen bakliyat ve marmelat guruplarından oluşan ilk ürünlerin deprem bölgesindeki vatandaşlara ulaştırılacağını, bu sebeple tesiste yoğun bir çalışmanın olduğunu belirtti.
ÜRETİP PAKETLENEN İLK ÜRÜNLER DEPREM BÖLGESİNE GÖNDERİLECEK
6 Şubat tarihinde ülkemizin son bin yılın en büyük felaketlerinden birini yaşadığını belirten Belediye Başkanı Nezih Yalçın ‘’ Ülkemizin her bir ferdi gibi Akdağmadeni halkı da deprem bölgesine ulaştırılacak yardımlar için seferber oldu. Akdağmadeni’nden ve köylerimizden topladığımız özellikle kuru bakliyat çeşitlerini Belediye olarak paketleme tesisimizde paketleyip deprem bölgesindeki kardeşlerimize göndereceğiz. Üretip paketlediğimiz ilk ürünlerin deprem bölgelerine gidecek olması da bizler için ayrı bir gurur vesilesi olmuştur.
Bundan sonraki süreçte de ‘’Üretken Belediyecilik, Üreten Akdağmadeni’’ sloganıyla ilçemize değer katacak eserleri hayata geçirmeye gayret edeceğiz. Akdağlardan Gelen Lezzet sofralarımıza hayırlı uğurlu ve bereketli olsun” dedi. Yusuf BAĞCI -

733 Projenin başvurusu onaylandı
Tarım ve Orman Bakanlığını ilgili kuruluşu Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK), kırsal kalkınma programlarını etkin bir şekilde uygulayarak, ülke genelinde sürdürülebilir kırsal kalkınmaya katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.
TKDK bu kapsamda, 1 Ocak 2023 tarihinden bugüne kadar değerlendirmesi tamamlanan aralarında Yozgat’ın da yer aldığı toplam 733 projenin başvurusuna onay verdi.
Bu projelere toplam 791 milyon lira destek sağlanacağı, destek verilen bu projelerin yatırım süreçleri tamamlandığında ülke ekonomisine toplamda 1,3 milyar liralık yatırım kazandırılmış olacağı bildirildi. / Haber Merkezi -

İş yükleri kamu ortalamasının çok üzerinde
Başkal 2 milyon 250 bin vatandaşımızı ilgilendiren, kamuoyunda EYT olarak bilinen emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili Kanunun TBMM’den geçerek kanunlaştığını hatırlattı. Uygulamada kadrosu 38 bin olmasına rağmen fiilen 23 bin personel ile rutin iş yükü kamu ortalamasının üzerinde olan SGK çalışanlarıyla 2 milyon 250 bin vatandaşımıza 1-2 ayda aylık bağlanması istendiğini hatırlatan Başkal, ‘’Yıllık ortalama aylık bağlama kapasitesi 400 bin olan kurumda olması gereken personelin yaklaşık yüzde 50 eksiğiyle hizmet veren kurumda 6 yıllık işin 1-2 ayda yapılması istenilmektedir. Böyle bir iş yükünün, hiçbir karşılığı olmadan SGK çalışanlarından istenmesi, beklenmesi Dünyanın her yerinde angaryadır. Angarya da Anayasamıza göre suçtur.
Sendikamız Türk Büro Sen bu kadar ağır iş yüküne karşın SGK çalışanları için, 666 sayılı KHK ile kaldırılan ikramiyelerin yeniden müktesep hak olarak düzenlenmesi, Kurum İçi Uzmanlık hakkı verilmesi, Sosyal Güvenlik Hizmetleri Sınıfı oluşturulması ve buna bağlı Sosyal Güvenlik Tazminatı ödenmesi, 666 sayılı KHK ile kaldırılan fazla mesai ücretlerinin tekrar ödenmesi” hususları Sayın Bakanımıza hazırladığımız rapor ile sunulmuştur. Şartları tutan herkese de 3600 ek göstergenin verilmesi talebimizdir. Sendikamız Türk Büro Sen kurulduğu günden bu güne, ‘bizim ilkemiz önce ülkemiz’ diyen, sorumlu sendikacılığı kendine yol ve yöntem olarak belirlemiş Türkiye sevdalılarının meydana getirdiği bir sivil toplum kuruluşudur. Ancak, Sendikamız ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ ülküsüne de sıkı sıkıya inanmış bir sendikadır. Bu nedenle, SGK çalışanlarının kendilerine yüklenen iş yükünün karşılığı dahi olmayan; 3 ayda bir yapılması öngörülen ödemeye ilişkin yasal düzenlemenin ivedilikle TBMM’den geçmesini, ayrıca belirtmiş olduğumuz diğer taleplerimizin karşılık bulması için Türk Büro Sen olarak her platformda çalışmalarımız özveri ile devam etmektedir. Bugün SGK çalışanlarının özlük haklarının bu durumda olmasının sorumlusu 12 senedir Toplu Sözleşme masasında memurların ve SGK çalışanlarının haklarını aramayan yetkili etkisiz sendikadır. SGK çalışanlarını içinde bulundukları düşük ücret ve maaşlardan kurtaracak yer toplu sözleşme masasıdır. Bugün ‘pireye kızıp yorgan yakma’ zamanı değildir. Gün yetkiye en yakın sendika Türk Büro Sen’e destek verme Türk Büro Sen’i yetkili kılma zamanıdır. SGK çalışanlarının bugün de yarın da yanında olacak olan ve SGK çalışanları düştükleri durumdan kurtaracak olan Türk Büro Sen’dir. SGK çalışanlarının mağduriyetlerinin ivedilikle giderilmesi amacıyla, haklı ve ısrarlı taleplerimizin takipçisi olacağımızı ve somut adım atılmasına yönelik görüşmelerimizin devam edeceği kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız’’ dedi. Haber Merkezi -

69 yıl sonra üretime başlandı
Yerköy ilçesinde tarımsal üretim amaçlı kurulan o dönemki adı Midiliç Çiftliği olan tesis 1954 yılında kapatılmasının ardından Bulgaristan’dan gelen vatandaşlar bu bölgeye yerleşti. Midiliç olarak bilinen köy daha sonra Aydıngün olarak ismi değiştirilirken, köyde geçmiş tarihlerde kendilerine özgü midiliç olarak bilinen peynir üretimi yapılıyordu. Köylülerin şehre göç etmeleriyle birlikte unutulmaya yüz tutan midiliç peyniri bir gurup kadın tarafından kurulan kooperatif ile yeniden üretilmeye başlandı. Girişimci kadınlar tarafından kurulan kooperatif aracılığıyla yöreye özgü salamura ve çömlek peyniri üretimi yapılıyor. Bozkırın Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi bünyesinde bir araya gelen ev kadınları, Yozgat’ın unutulmaya yüz tutmuş yöresel lezzetlerinden Midiliç peynirini üretme kararı aldıktan sonra Yerköy ilçesine bağlı Midiliç olarak bilinen Aydıngün köyünde tamamen kendi imkanlarıyla peynir evini kurdular. Köy halkından istihdam ederek 6 çalışan ile geleneksel yöntemlerle salamura ve çömlek peyniri üretimine başlanırken, Türk Patent ve Marka Kurumuna başvuran kadın girişimciler, Midiliç yöresine özgü peynirin bir buçuk yılda marka tescil ve patentini almayı başardılar. Herhangi bir koruyucu ve katkı maddesi olmadan üretilen salamura peynir ile çömlek peyniri yaklaşık 3 ay toprakta bekletildikten sonra satışa sunuluyor. Ayda 20 ton sütün işletildiği peynir evinde, üretilen 2 ton peynirin satışı ülke genelinde internet ve kargo üzerinden yapılıyor.

Bozkırın Kadını Girişimi Üretim ve İşleme Kooperatifi Başkanı Ebru Örmüş Midiliç peynirinin, geçmişte efsaneleşmiş, çok aranan, pahalı fiyatlarla alınan bir peynir olduğunu söyledi. Kendisinin de bu peyniri çanaklara bastığını dile getiren Örmüş, ‘’Peynir işini düşündüğümüzde Midiliç’e ulaştık. Midiliç’te köylüler sütlerini toplama merkezine veriyordu. Köylüler ile görüşüp, ürettikleri sütler ile Midiliç peynirini tekrar gün yüzüne çıkarmak istediğimizi söyledik. Onlarda kabul etti ve üretime başladık. Bu aşamada kıymetli ortaklarım Semra Hanım, Sevgi Hanım ve Fatma Hanım’la hiçbir hibe, destek almadan tamamen kendi öz sermayelerimizle, sıfırdan işletmemizi kurduk. Köyde de üretim için köy halkı ile süt alımı için sözleşme yaptık. Şu anda tonlarca süt alıp tonlarca peynir işliyoruz. İşletmemizde 6 arkadaşımız istihdam oldu, sigortalarıyla birlikte çalışıyor. Geleneksellikten, yöresellikten vazgeçmedik, makineleşmeden tamamen kendine özgü değerleri ile peynirin üretimini gerçekleştiriyoruz’’ dedi.
ATATÜRK’ÜN TALIMATI İLE KURULDU
Örmüş, ‘’1924 yıllarında, Mustafa Kemal Atatürk’ün de talimatıyla, tıpkı Atatürk Orman Çiftliği gibi, Dalaman gibi, Ceylanpınar gibi kurulan çiftliklerden bir tanesi de Yozgat’ta Yerköy’de Aydıngün köyünde Midiliçoğlu Çiftliği olarak kurulmuş. O dönem, 1950’li yıllara kadar üretim gerçekleşmiş. Hatta o dönemlerde de peynir evinin olduğu söyleniliyor, halkı dinlediğimiz zaman. Bu Midiliçoğlu Çiftliği kapatılıyor, 1950’li yıllarda Bulgaristan göçmeni, şu anki çalıştığım arkadaşlarımın aileleri burada iskan ediliyorlar. Aslında geçmişte, sadece Yozgat değil, Yozgat’ın çevre şehirlerinden bu köye gelip teneke teneke bu peynir alıyorlardı. Hatta daha pahalı fiyatlarda alıyorlardı. Unutulmaya yüz tutmuştu. Çünkü o dönemlerde makina peynirleri çıkmıştı. Yöresel peynir olduğu için, pahalı olduğu için, insanların alım gücüne zor geldiği için artık köylü de üretimi durmuştu. Ben, ekip arkadaşlarımla birlikte böyle bir efsaneleşmiş peynir lezzetini, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurdu böyle bir kültürün, çiftliğin, peynirin lezzetinin unutulmasını istemedik, üretimi artırdık. Midiliç peyniri bizim için çok değerli. Midiliç peynirini analize gönderdik. Araştırmalar sonucunda, hiçbir içerisinde koruyucu ve katkı maddesi olmadan 6 ay boyunca kendini koruma özelliği belirlendi. Midiliç peynirinin, katıldığımız fuarlarda, yöresel peynirler arasında yapılışını farklı olduğunu fark ettik, marka tescilini aldık, patentini aldık. Peynirimizi inşallah hem Aydıngün köyü halkı için hem arkadaşlarımla birlikte, gelmesi gereken noktaya getireceğiz. Burada aynı zamanda köy halkının sütünü alarak da bir katkı sağladık. Günlük yaklaşık olarak 400 kilo bir süt alımı gerçekleştiriyoruz, aylık yaklaşık 1,5 ton peynir üretimi gerçekleştiriyoruz. Böylece hem köy halkının da sütünü alarak onlara da katkı sağlamış olduk’’ dedi. Haber Merkezi -

Ramazan pidesi 5 lira
Yozgat‘ta sade ramazan pidesi bu yıl 5 liradan satılacağı bildirildi. Tekli yumurtalı susamlı ramazan pidesi 7,5 liradan, çiftlisi ise 15 liradan satılacak. Geçtiğimiz ramazan ayında 2 lira 75 kuruştan satılan 200 gramlık ramazan pidesini bu sene Yozgatlılar 5 liradan alacak.
Yozgat’ta fırın işletmecisi Hakan Sönmez, girdi maliyetlerindeki artışlar nedeniyle ramazan pidesinin fiyatlarının da arttığını söyledi. Yumurta fiyatlarına bağlı olarak ramazan pidesinin 5 liradan halka sunulacağını dile getiren Sönmez, ‘’Tekli yumurtalı-susamlı ramazan pidesinin 7,5 lira, çiftli pidenin de 15 liradan satılacak’’ dedi.
Sönmez, ‘’Ekmeklerimiz Standart 200 gram boş bir ekmeğiz 5 lira. Yozgat özel bir fiyat uygulanmıyor. Sadece yumurta ve susam uygulanıyor, o da şu andaki hesaplara göre 7,5 liradan gider. Yumurtada falan olası bir artış olmaz ise 7,5 lira, çiftlisi ise 15 lira olarak halkımıza vereceğiz. İşlerimiz çok şükür idare etmeye çalışıyoruz, un fiyatları, odun fiyatları maliyetler girdilere devletimiz yardımcı olmaya çalışıyor ama sadece bununla bitmediği için, sigorta primleri, dükkan kiraları, elektrik, su falan derken çok şükür ayakta kalmaya çalışıyoruz. Yani elimizden geldiği kadar ekmeğimizi ucuza satmaya çalışıyoruz ama inanınki biz de zor durumdayız. Çok şükür yine de elimizden geleni yapıyoruz’’ dedi. / İhsan Çelikkaya -

A101, 22’nci mağazasını Çubukçu Çıkmazı’na açtı
Mağazanın açılışını, Yozgat Emlakçılar Odası Derneği Başkanı ve Yaşam Emlak sahibi Asım Çelikel ve mağaza müdürü Mesut Kiremitçi dualarla yaptı. Açılış sonrası konuşan Asım Çelikel, “Bugün burada yaptığımız açılış ile ilimizde istihdama katkıda bulunan A101 firmasına teşekkür ediyor, Yozgat’ımıza hayırlı olmasını ve hayırlı kazançlar diliyorum. Esnaf gezilerimiz devam ediyor.” İfadelerini kullandı.
Mağaza hakkında bilgi veren Mağaza Müdürü Mesut Kiremitçi ise, “A101 olarak Yozgat il merkezinde 22’nci şubemizi açtık. Yozgat’ta en büyük mağazalardan biri olan yeni konsept XL mağazamız ve güler yüzlü personelimiz ile 650 metrekare alanda müşterilerimize hizmet vereceğiz. Ürünlerimizin tamamına yakını, öz sermaye ile üretilen yerli ürünler. Bu mağazamız ile birlikte Yozgat il merkezinde istihdam sayımızı 105’e yükselttik. Yozgat’a hayırlı olmasını diliyorum.” şeklinde konuştu. / Yusuf BAĞCI
-

“Sağlıkçıların memnuniyeti de dikkate alınmalı”
Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliği 4. Maddenin n fıkrasına dayanılarak hazırlanan “Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Tesislerinin Kurum Hedef Katsayısının Hesaplanmasına İlişkin Yönerge” nin 1 Nisan’dan itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdiğini belirten Necip Taşkın şunları söyledi:
“Sağlık tesislerinin kurum hedef katsayıları Genel Müdürlük tarafından hesaplanacak. Bu katsayı, Bakanlıkça sağlık tesislerinin dağıtımına karar verilen ek ödeme miktarının tesis başına belirlenmesinde çarpan olarak kullanılacak olan Kurum Hedef Katsayısı; 4/n fıkrasında belirtildiği üzere, Bakanlıkça sağlık tesislerinde dağıtımına karar verilen ek ödeme miktarının tesis başına belirlenmesinde çarpan olarak kullanılan ve ilgili birimin sağlık hizmet sunumu, finansal sürdürülebilirlik, çalışan ve hasta memnuniyeti gibi kriterler çerçevesinde düzenlenen 1,0 ile 1,3 arasında değişen katsayıyı elde edebilmesi için sağlık tesisinin o dönemde mali açıdan bağımsız olarak hizmet sunumu yapmış olması ve hizmet verilerinin oluşması şartına bağlanmıştır.
Yönergeye göre sağlık tesislerinin 1,0’in üzerinde bir kurum hedef katsayısı ile değerlendirilebilmesi için sağlık tesisinin sorumlu olduğu Ayaktan Sağlık Hizmetleri, Ameliyathane Hizmetleri, Görüntüleme Hizmetleri, Memnuniyet Göstergeleri bölümlerinin her birinden aldığı toplam puan, ilgili bölüm puanının en az %50’si olmalıdır.
Puan toplamı 50’den küçük değer alan sağlık tesislerine verilecek katsayı 1.0, puan toplamı 50’ye eşit ya da büyük ve 70’den küçük değer alan sağlık tesislerine verilecek katsayı 1,1, puan toplamı 70’ e eşit ya da büyük ve 90 ‘dan küçük değer alan sağlık tesislerine verilecek katsayı 1,2, puan toplamı 90’a eşit ya da büyük değer alan sağlık tesislerine verilecek katsayı 1,3 olarak tespit edilecek ve ek ödeme bu puanlara göre yapılacak.
Bu yönergeye göre hangi hastanenin hangi gerçekleşme puanına göre alacağı miktarı şimdiden tespit etmek mümkün değil. Nisan ayından sonra kimin ne kadar alacağı ortaya çıkacak. Anadolu Sağlık Sen olarak değerlendirmemiz şöyledir; mevcut sistemde hekimlerin hastaya ayırdığı zamanın kısıtlı ve yetersiz olduğu yönünde yoğun şikâyetler varken, sağlık tesislerinde en yüksek katsayıya ulaşabilmek için poliklinik sayısını artırmaya zorlayan bu yönerge ile hekimin hastasına ayıracağı zaman daha da kısıtlanacaktır. Öte yandan bu yönergenin alt kadrolarda çalışanlara sağlayacağı artı değeri de kestirmek zor. Bu nedenle sendika olarak önerimiz şudur; gruplandırılan sağlık tesislerinin aylık en az ve en çok dağıtacağı miktara göre çalışanların idari, mali ve hukuki sorumluluk dereceleri dikkate alınarak miktarı yönetmelikte net olarak belirlenecek oranlarda bir ek ödeme sistemi getirilmelidir. Yayımlanan yönergeyi de bu bakış açısıyla değerlendiriyoruz. Sağlık Bakanlığı sadece hasta memnuniyetini değil, çalışanların memnuniyetini de önceleyerek adil bir sistemi yürürlüğe koymalıdır.” / Yusuf BAĞCI
-

Depremzede vatandaş istihdam edildi
Kahramanmaraş’ta ikamet eden ve depremler sonrasında Çayıralan ilçesine gelen bir depremzede maske fabrikasında istihdam edildi. Belediye Başkanı Ömer Codar’ın girişimleri ile istihdam edilen depremzede vatandaş yeni işine başladı. Çayıralan Belediye Başkanı Ömer Codar, ‘’Kahramanmaraşlı depremzede matbaa ustası Mustafa bey kardeşimizi maske fabrikasında istihdamını sağladık. İşadamımız Aytaç Salmanlı kardeşimizle fabrikanın üretim konusunda incelemelerde bulunarak bilgi aldık. İlçemize istihdam konusunda destek sağlayan Atilla Aknur, Mehmet Aknur, Bülent Hızır Ekinci dostlarımıza teşekkür ediyorum’’ dedi. Haber Merkezi
-

ÇEKOOP PTTAVM’de
Çayıralan Belediyesi öncülüğünde kurulan Çayıralan Emekçi Kadınlar Kooperatifi (ÇEKOOP), ilçenin köylerinde temin ettiği doğal ürünü satın alarak veya kooperatife ait bahçe ve tarlalardan yetiştirerek yurt içinde ve yurt dışında satışlarını gerçekleştirirken şimdi de internet üzerinden satış platformu olan PTTAVM’de ürünler satışa sunuldu.
Kadın istihdamının desteklendiği kooperatifin işlediği bal, pekmez, pezik, kuşburnu, kaysı, erik, alıç, madımak, erişte, nohut, mercimek, fasulye, bulgur, kekik, gilaburu gibi birçok tamamen il işçiliği ile üretilen ürünler PTTAVM’de satılmaya başlandı. Çayıralan Belediye Başkanı Ömer Codar, Çayıralan ilçesinde bahçelerden ve köylerde yetiştirilen ürünler alınarak yöresel ürün haline getirilen birçok organik ürünlerin satışının artın internet üzerinden de gerçekleştirilmeye başlandığını söyledi. Codar, ‘’Köylerimizden ve üreticiden ürün temin ederek veya kendi bahçe ve tarlalarında yetiştirdiği ürünleri kadın işgücü ile mamüle dönüştürerek, sadece ve sadece kadına yönelik istihdam sağlayan ilçemizin milli değeri ÇEKOOP-Çayıralan Emekçi Kadınlar Kooperatifinin yöresel ve doğal ürünleri PTT AVM’de satışa sunulmuştur. PTTAVM üzerinden yapılacak olan siparişlerde kapıda ödeme seçeneği de bulunuyor’’ dedi. İhsan Çelikkaya -

İcmaller askıya çıkmaya başladı
2022 yılı destek ödemelerinde bir mağduriyet yaşanmaması için çiftçilerin, askıya çıkarılan icmalleri kontrol etmesi gerektiği kaydedildi. Edinilen bilgiye göre, ‘’Bitkisel Üretime Destekleme Ödemesi Yapılmasına Dair Tebliğ (2022/37) çerçevesinde 2022 yılı Hububat-Baklagil, Dane Mısır (1.) Fark Ödemesi Desteğinden yararlanmak üzere destek almaya hak kazanan üreticilerin ve destek miktarlarının listelendiği 2022 yılına ait İl Merkez ve İlçeler askı icmalleri yayınlanmıştır’’ denildi. Haber Merkezi
-

Ayçiçeği ve nohuta yüzde 50 hibe
Ayçiçeği ve nohut tohumu hibe desteği ile ilgili yapılan duyuruda, ‘’Tarım arazilerinin kullanımının etkinleştirilmesi projesi kapsamında kuru tarım alanlarında yüzde 50 hibeli ‘Ayçiçeği ve Nohut Tohumu’ desteği verilecek. Hibe desteğine müracaatlar 8-14 Mart tarihleri arasında il-ilçe tarım ve Orman müdürlüklerine ÇKS belgesi veya tapu fotokopisi ile şahsen yapılacak’’ denildi. Haber Merkezi
-

Sahte gübrelere dikkat
Sarıkaya ilçe Tarım ve Orman Müdürlüğü sosyal medya hesabında yapılan açıklamada, yazlık ekim sezonunun ve üst gübrelemenin devam ettiği bu aylarda tarımsal faaliyetlerin yoğunlaşması ve dolayısıyla gübre piyasasının hareketlenmesiyle, son zamanlarda köylerde gezici surette araç üzerinden satış yapan veya piyasada tanınmış gübre üreticisi firmaların torbalarını taklit ve tahşiş etmek suretiyle sahte gübre satışlarının arttığının gözlemlendiği bildirildi. Bunun sonucunda bu ürünleri alarak kullanan çiftçiler ile gübre firmalarının mağdur olduğunun vurgulandığı açıklamada şu şekilde devam etti: ‘’İl Müdürlüğümüzün yaptığı denetimlerde Yozgat ili ve ilçelerinde sahte gübreler tespit edilerek, bu sahte gübrelerin içermesi gereken bitki besin maddeleri değerlerinin sıfıra yakın olduğu yapılan analizlerde tespit edilmiştir. Tarımın en önemli girdilerinden biri gübredir. Gübre bitkisel verimliliğin artmasını sağlamakla beraber ürünün kalitesini de etkilemektedir. Sahte gübreyle hem paranız boşa gider, hem de tartanız ve ürününüz zarar görür. Sahte gübrenin içindeki tuz oranının yüksekliğinden dolayı topraktaki olumsuz etkisi uzun yıllar sürmektedir. Gübreyi tanıdığınız, güvendiğiniz bayiden alın. Gezginci olarak kamyon üzerinde gübre satanlardan gübre almayın. Piyasadaki muadillerine oranla dikkati çekecek ölçüde ucuz gübrelere itibar etmeyin. Etiket bilgileri Türkçe olmayan ve ambalajı açılmış veya bozulmuş olan gübreleri almayın, Gübre ambalajında üretici ve ithalatçının açık adresi ayrıca bitki besin elementlerinin yüzde oranlarının açık bir şekilde ifade edilmesi gerekmektedir. Bu bilgilerin net olarak ifade edilmediği gübreleri almayın. Aldığınız gübrenin mutlaka faturasını alın. Gübre alacağınız bayinin İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne kayıtlı olduğunu belgeleyen Gübre dağıtıcılık Belgesi’ni görmeden gübre satın almayınız. Piyasada satılan gübrelerle ilgili herhangi bir olumsuzluk gördüğünüzde mutlaka içe Tarım ve Orman Müdürlüğümüze bilgi veriniz.’’ Haber Merkezi
-

“İlkbahar yağışlarına muhtacız”
Yozgat’ın İç Anadolu bölgesini temsil eden, geniş üretim alanları ile üretim deseni ile iklim parametreleriyle önemli bir bölge olduğunu belirten Güngör, Yozgat’ın şu an itibari ile kuraklıktan orta derecede etkilendiğini, kuraklıktan etkilenmesinin asıl düzeyini ilkbaharda alacağı yağışlarla göreceklerini vurguladı.
Son yılların en kurak kış mevsiminin yaşandığı Türkiye’nin önemli tarım bölgelerinden Yozgat’ın önümüzdeki üç aylık zaman diliminde beklenilen yağışları almaması durumunda ciddi sıkıntıların beklediği bildirildi. Geçtiğimiz yıl tam manasıyla yaşanılan kışın ardından bu senenin kurak geçmesi Yozgat çiftçisini de olumsuz etkiledi. Önümüzdeki günlerde beklenen yağışın gelmemesi durumunda ekinlerde ciddi sıkıntıların olacağı öngörülürken, Yozgat Bozok Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güngör Yılmaz, hem kuraklığı değerlendirdi hem de çiftçilere yapmaları gerekenleri anlattı. Güngör, yaptığı açıklamada, ‘’Tarımsal kuraklık, sosyoekonomik yönden baktığımızda ürün çeşitliliğinin azalmasına, üretim miktarının azalmasına, pazarlarda ürünlerin fiyatının yüksek olmasına, daha pahalıya ürün tüketilmesine sebebiyet verecek. Yani gıda güvenliği ve güvencesinin yeterince karşılanamaması gibi bir olumsuzlukla karşılaşacağız. Barajlarda su seviyesinin azalması ya da olması gereken seviyenin altına düşmesi tarım alanlarını tehdit edecektir. Kuraklık tarımsal sulama için gerekli suyun yetersizliğini, içme sularının azalmasını, biyolojik çeşitliliğin azalmasını tehdit edecektir. Diğer yandan da elektrik enerjisi yönünden de bize sorun yaşatacaktır. Dolayısıyla beklenilen yağış olmadığı takdirde noksanlıklar yaşanabileceğini ifade edebilirim. Yozgat ve civarında İç Anadolu bölgesinde Mart-Nisan ve Mayısa yağışlarına umut bağladık. Uzun yıllar ortalamalarına baktığımızda yağış gözüküyor ama bu yıl ne kadar gerçekleşir, onu önümüzdeki süreçlerde göreceğiz. Dolayısıyla Yozgat ve İç Anadolu bölgesinin kuraklıktan etkilenmesi düzeyi Mart-Nisan ve Mayıs’ta alabileceğimiz yağışlarla ilişkili. Kar yeterince yağmadı. Toprak gerçekten yeterince bir su rezervine ulaşamadı. Olası yağmurlar inşallah bizi korkulu olmaktan çıkartacaktır. Bir defa iyi bir üretim planlaması, ürün deseninin dağıtılarak sadece sulayarak yetiştireceği tek bir bitki değil başka bitkileri de dikkate alarak, olası bir riskin dağıtılması lazım. Adamın bin dekarlık alanı var, bunun tamamına ürününü ekerseniz, o da kuraklıktan etkilenirse kaybeder. O yüzden onun dağıtılması lazım. Sulanmadan yetiştiren bitkileri de ürün deseninde bulundurmamız lazım. Daha az su ile yetişebilen bitkileri de, farklı dönemlerde suya ihtiyaç duyan bitkileri de böyle bir çeşitlilik yapması lazım. Gübre verirken su konusuna dikkat etmesi lazım’’ dedi.
BİTKİLER GELİŞMEZ
Yağışların olmaması durumunda ya da yetersiz olması durumunda bitkilerin yeterince gelişemeyeceğinin altını çizen Güngör, ‘’Gübre olarak verdiğimiz besin maddelerini toprak yeterince almayacak belki de ürünler zarar görecektir. İlerleyen süreçte bazı zararlılar bitkileri tehdit edecektir. Bütün bunlar hem verimin azalmasına hem de şu an gelişen ürünlerde stres faktörlerinin artmasına neden olacaktır. Ekonomik olarak çiftçiye de, tüketiciye de kaybettirecektir. Belki de nihai olarak ülkemizin tarım ürünleri ihracatına ya da bazı tarım ürünlerine dayalı sanayi sektöründe hammadde tedarikinde bazı problemlere yol açacağını tahmin ediyoruz’’ diye konuştu. Haber Merkezi -

“Uzman Eller” desteklenecek
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kırsal alanda yaşayan/yaşamayı taahhüt eden; meslek yüksekokulları ile üniversitelerin tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda, su ürünleri eğitimi veren bölümlerinden mezun olanların mahallinde uygulayacağı bitkisel üretim, hayvansal üretim, su ürünleri üretimi, yöresel ürünlerle tıbbi- aromatik bitki üretimi ile bu ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik projelere KDV hariç 250 bin TL’ye kadar hibe desteği verilecek.
NELERİ KAPSIYOR?
Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında, Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projelerinin Desteklenmesine Yönelik Yatırım Konuları:
1) Hayvansal üretime yönelik projeler: Büyükbaş hayvan yetiştiriciliği, Süt ve besi sığırı yetiştiriciliği, Manda yetiştiriciliği, Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği, Süt ve besi için keçi ve koyun yetiştiriciliği, Arı yetiştiriciliği ve bal üretimi, Ana arı yetiştiriciliği, arı sütü, polen ve benzeri arı ürünleri üretimi, İpekböceği yetiştiriciliği ve tesis yapımı.
2)Bitkisel üretime yönelik projeler: Kapama meyve bahçesi tesisi, Fide, fidan yetiştiriciliği, İç ve dış mekân süs bitkisi yetiştiriciliği, Kontrollü örtü altı yetiştiriciliği, Kültür mantarı üretimi ve tesis yapımı, Organik ve organomineral gübre üretim tesisleri, Bitkisel üretimde zararlı organizmalar ile mücadelede kullanılan biyolojik veya biyoteknik mücadele ürünlerine yönelik üretim projeleri.
3)Su ürünleri üretimine yönelik projeler (Maksimum üretim kapasitesi 29 ton/yılı aşmaması koşuluyla): Alabalık, yayın balığı, sazan, mersin balığı, tilapia, karabalık entansif üretim tesisleri ve/veya kuluçkahaneleri, Midye, ıstakoz ve kara salyangozu entansif üretim tesisi.
4) Coğrafi işaretli ürün ve geleneksel ürün üretimine yönelik projeler
5) Yukarıda belirtilen ve üretimi yapılan ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanmasına yönelik projeler
8 MAYIS SON GÜN
Başvurular 1 Mart-8 Mayıs 2023 tarihleri arasında e-Devlet girişi ile uzmaneller.tarimorman.gov.tr web sitesi üzerinden istenen bilgi girişi ve belgelerin yüklenmesi ile yapılacak.
İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Kırsal Kalkınma ve Örgütlenme Şube Müdürlüğü, İl Proje Yürütme Biriminden teknik destek ve detaylı bilgi alınabiliyor. / Yusuf BAĞCI -

Destek alarak işini daha da büyütmek istiyor
3 yıl önce devlet destekli projelere katılıp eğitimler aldığını hatırlatan Selvi, “Köyümde Yaşamak için Bir Sürü Nedenim Var” projeleriyle koyunculuğa başladı.
Ülkede hayvancılığın desteklenmesi üzerine yapılan teşvikler sebebiyle bu mesleğe başlayan Selvi, 3 yıllık süre zarfında 80 konun ile başladığı küçükbaş hayvancılıkta bu sayıyı 175’e çıkardı.
“HEM YETİŞTİRİP HEM ÇOBANLIK YAPABİLİRİM”
Şuan elinde 90 koyunu olduğunu ve elindeki ahır imkanı ile ancak bu kadara bakabildiğini ifade eden Çoban Selvi; ”Koyunlarımın çoğunu sattım, yine başladığım noktaya 95 koyun sayısına düştüm. Bu yılım tamamen boşa gitti. Ben bu peygamber mesleği işimi bırakmak istemiyorum. İhtiyacım olan ise sadece hayvanlarımı koyabileceğim bir çadır. Sıfır ya da ikinci el fark etmez. Hayvanlarımı barındırabileceğim büyük bir çadırım olursa yüzlerce koyuna bakar, hepsinin de çobanlığını yaparım. Yetkililerden destek bekliyorum” diye konuştu. Cemil MERMERTAŞ -

Teknopark’ta görev değişimi
Başkanlığı ve Genel Müdürlük görevini yürüten Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şenol Akın, Bozok Teknopark yönetim ofisinde gerçekleştirilen törenle Genel Müdürlük görevini Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim elemanlarından Dr. Öğr. Üyesi Emrah Çetin’e devretti.

Devir teslim töreni, sonrası bir açıklama yapan Rektör Prof. Dr. Ahmet Karadağ, ‘’Bozok Teknopark hem sanayicilerimiz hem de akademisyenlerimiz için çok önemli bir merkez. Akademisyenlerimizin yaptığı bilimsel çalışmaların ürüne dönüşmesi açısından Bozok Teknopark ‘ta çok önemli projeler hayata geçirildi ve başarılı bir çok çalışmaya imza atıldı. Bozok Teknopark A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Genel Müdür görevini uzun yıllar yürüten Prof. Dr. Şenol Akın hocamıza bu zamana kadar yapmış olduğu katkılar ve çalışmalardan dolayı çok teşekkür ediyorum. Genel Müdürlük görevine atanan Dr. Öğr. Üyesi Emrah Çetin’e hocamıza da yeni görevinde başarılar diliyorum. Emrah Çetin hocamız aldığı bu emaneti ve bayrağı daha ileri noktalara taşıyacağına inanıyorum. Bu vesile ile başarılar diliyorum ”dedi. Haber Merkezi -

Memur ve emekliye ek zam yapılmalıdır
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’nun 2023 yılı Şubat ayı enflasyon rakamlarını açıkladığını belirten Taşkın,TÜİK’e göre yıllık bazda enflasyonun düşüş eğiliminde olduğunu, ancak dar ve sabit gelirle yaşamaya çalışan memur ve emeklinin enflasyonunun hiç düşmediğini dile getirdi. TÜİK’in, Şubat ayı enflasyonunu yüzde 3,15, yıllık enflasyonu ise yüzde 55,18 olarak açıkladığına dikkat çeken Taşkın, aylık bazda tüketici fiyatları endeksinin Şubat ayı ile birlikte üst üste 50’inci ayda da arttığına vurgu yaparak şunları ifade etti:
‘’Enflasyonun yükselmesi sosyal ve ekonomik olarak halkın zararına olan bir unsurdur. TÜİK’in açıkladığı Şubat ayı enflasyon rakamı ile dar ve sabit gelirli memur ve emeklinin cebinden giden para 10 bin lirada 315 liradır. Enflasyon yükseldikçe memur ve emekli daha da yoksullaşıyor. Satın alma gücü her geçen düşüyor. En temel ihtiyaç maddelerini karşılayamayacak kadar zor şartlarda yaşamaya çalışan dar ve sabit gelirli vatandaşın geçim endişesi sağlığını da olumsuz etkiliyor. TÜİK’in enflasyon açıklamasına göre Şubat ayında gıdadaki artış 7.36’dır, bu demektir ki memur ve emeklinin en temel ihtiyacı olan gıdaya ulaşımı da zorlaşmaktadır.
Dar ve sabit gelirli memur ve memur emeklisine yapılan %30’luk zam yetersizdir. En azından temel ihtiyaç maddelerine erişimin sağlanabilmesi amacıyla %20 ek zam yapılmalıdır. Bunun yanı sıra vergi diliminin yükseltilmesi ve gelir vergisi oranının %15’te sabitlenmesi için acil bir düzenleme yapılmalı ve enflasyon aylık olarak maaşa yansıtılmalıdır.’’ Haber Merkezi





















