Kategori: Gündem

  • Şaşmaz’dan “İtfaiye Haftası” mesajı

    Şaşmaz’dan “İtfaiye Haftası” mesajı

    Başkan Şaşmaz, yaptığı yazılı açıklamada, “Bu yıl, İtfaiye teşkilatının kuruluşunun 303. yıl dönümünü kutluyoruz. Ortaçağ’dan itibaren basit düzeyde teşkilatlanmaya başlayan itfaiye kurumları, günümüzde modern halini alarak ülkelerin en kritik kurumlarından biri haline gelmiştir. Türkiye’de belediye yönetimlerinin bir birimi olarak faaliyetini sürdüren itfaiye teşkilatlarımız, son teknolojiyle donatılmış yangın müdahale araçları ve uzman personeliyle hem şehirlerde hem de kırsalda hayati önemde görevler icra etmektedir. İtfaiye teşkilatlarımızın müdahale alanları zaman ve şartlara göre genişleyerek, başta trafik kazaları olmak üzere deprem, toprak kayması, sel, kasırga gibi doğal afetleri de içine alan bir yapıya ulaşmıştır. Zorlu şartlar altında görev yapan itfaiye personellerimiz, bir canlıyı kurtarmak için kendi canını ortaya koyan bir özveriyle milletimize hizmet etmektedir. İtfaiye teşkilatlarımız; bir yandan modern teknoloji araçlarıyla kapasite ve kabiliyetini artırırken, öte yandan da halkımızın yangın ve diğer afetlere karşı bilinçlenmesi için çeşitli eğitim faaliyetleri yürütmektedir. Zira yangın ve afetlerle mücadelede toplumsal bilinç ve eğitim düzeyi son derece önemlidir. Bütün itfaiye teşkilatlarımız, “Hakk’a hizmet, halka hizmettir” anlayışıyla görev yapmaktadır. İtfaiyecilerimiz, “Bir canı kurtarmak, bütün insanlığı kurtarmak gibidir” düsturuyla hareket etmekte, şartları zorlayarak kendi canlarını tehlikeye atma pahasına insanımızın canını kurtarmak için büyük fedakarlıklar yapmaktadırlar. Yangın ve afete maruz kalan insanlarımızın imdadına yetişen kahraman itfaiye çalışanlarımız, aldıkları her kuruşun hakkını sonuna kadar hak etmektedirler. İtfaiye teşkilatlarını bünyesinde bulunduran yerel yönetimlerimizden, itfaiye çalışanlarımızın zor şartlar altında yaptıkları fedakarca hizmetin takdirinde olmalarını, itfaiye personellerimizin özlük haklarına yönelik iyileştirmeler konusunda cömert davranmalarını bekliyoruz. Bem-Bir-Sen olarak; İtfaiye teşkilatımızın 303. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle görev esnasında hayatını kaybetmiş itfaiye çalışanı şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralı ve gazilerimize sağlık dolu bir ömür diliyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Yozgat’ta soğan hasadı başladı

    Yozgat’ta soğan hasadı başladı

    İlçede Mikoriza Mantarı kullanımı ile ekimi yapılan yapılan demonstrasyonda verimde yüzde 10 artış sağlandı.
    Aydıncık’taki soğan hasadını yerinde inceleyen Yozgat Vali Yardımcısı Adem Yılmaz, İl Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Ziyaattin Özdemir ve şube müdüreleri çiftçilerden bilgi aldı.
    Fikret Erdoğan, isimli çiftçi kendi tarlasında mikoriza mantarı ile ekim yaptığını ve verimin daha iyi olduğunu belirterek, Yozgat İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü ve personeline ilgilerinden dolayı teşekkür etti. Erdoğan, “Soğan, bu bölgede çok ekilen bir ürünümüzdür. İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ile birlikte denediğimiz mikoriza mantarı ile ; soğanın veriminin arttığını, mikoriza mantarı ile ekilen soğanın daha iri olduğunu, hem de soğanın su ihtiyacına dayanıklılığını artırdığını gözlemledik. Bütün çiftçilerimize tavsiye ediyorum.” dedi.
    İl Gıda ve Hayvancılık İl Müdürü Ziyaattin Özdemir’de çiftçilerin daha kaliteli ürün elde etmesi için gerekli çalışmaları zaman zaman birlikte yaptıklarını belirterek, örnek olarak ekimi yapılan soğan tarlasının hasadında kaliteli bol verim elde edildiğini söyledi.
    Özdemir, “Toprağı ve bitkiyi koruyan, doğada tabii bir şekilde bulunan ve üretimi dünyada yeni geliştirilmiş olan mikoriza mantarının çiftçi şartlarında kullanılarak verimi artırmak ve çevreye faydalı tarım yöntemlerini yaygınlaştırmak amacıyla daha önce Domates ve Şeker Pancarı demonstrasyonlarında sağlamış olduğumuz başarıyı Soğanda da ilk defa deneyerek başarı sağladık. Mikoriza Mantarı; doğada tabii bir şekilde bulunan faydalı toprak mikroorganizmaları olup bitki köklerine yapışıp bitkinin kökleri üzerinde ayrıca kendi kök uzantılarını oluşturmaktadır. Böylece bitki ile birlikte yaşayan kök sisteminin gerçek bir uzantısı gibi daha fazla kök salmasını sağlayarak köklerin giremedikleri ve uzanamadıkları yerlere girmekte ve orada bulunan bitki besin elementlerinin ve suyun bitki tarafından daha iyi alınabilmesini sağlamaktadır. Böylelikle üretim ve verim artışı sağlamaktadır. Küresel ısınma ve iklim değişikliklerin gündemde olduğu bu dönemde daha az gübre ve su kullanımının sağlanması hem ülke ekonomimiz açısından hem de çevresel olarak ülkemiz ve dünyamız açısından büyük önem taşımaktadır.”dedi.
    AYDINCIK’TA 10 BİN DEKAR ALANDA
    SOĞAN ÜRETİMİ
    YAPILMAKTADIR
    Aydıncık’ta her yıl 10 bin dekar alanda soğan üretimi yapıldığını kaydeden Özdemir, “ Soğan Aydıncık ilçemizde çok yaygın olarak ekilen bir ürünümüzdür. Özellikle Kümbet Ovası soğan üretimi yönüyle önemli bir üretim sahası oluşturmaktadır. Her yıl burada 10.000 dekar alanda üretim yapılmaktadır. Ayrıca bu bölgede üretilen soğanlar tat ve aroma yönüyle tüketici tarafında daha fazla beğenilmektedir. Özellikle Kazankaya soğanı meşhurdur. Hatta bazı soğan satıcıları soğan satışını artırmak için Aydıncık veya Kazankaya soğanı olduğunu özellikle belirterek satmaktadırlar. Mikoriza mantarı ile ilgili demonstrasyon çalışmalarında geçen yıllarda ki çalışmalarda sağlanan başarıdan sonra bu yılda Aydıncık İlçemizin Kazankaya köyünde yapılan Soğanda mikoriza mantarının verime etkilerini çiftçimize göstermek amacıyla Fikret Erdoğan isimli çiftimize ait 6 dekar alanda Mikoriza Mantarı ile ekim yapılmıştı. Bu demonstrasyonlarda ekimden sonra yaşanan aşırı soğuk hava, dolu yağmasından dolayı dolu zararı ve de bölgedeki su sıkıntı yaşanmasına rağmen mikoriza ile ekilen parselden normal ekilen parsele göre başarı sağlanarak yüzde 10 verim artışı sağlanmıştır. Sonuçlar tüm çiftçilerimize duyurularak mikoriza mantarı ile kaplanmış soğan üretimini tavsiye ediyoruz.” diye konuştu.
    Vali Yardımcısı Adem Yılmaz ise soğan hasadındaki verim artışı ile ilgili olarak şunları söyledi: “Yozgat’ımız genelde tarımsal üretim yönünden Buğday, Arpa, Nohut ve Mercimek ile anılmaktadır. İlimizde elbette bu ürünler önemli bir üretim sahası oluşturmaktadır. Oysa İlimizde ekonomik anlamda Aydıncık İlçemizde Soğan, Yerköy İlçemizde kavun, Akdağmadeni ilçemizde salep üretimi önemli bir yere sahiptir ve önemli üretim alanları bulunmaktadır. Bu nedenle önemli bir üretim alanı bulunan bu ürünlerin gerekli tanıtımını yapmamız gereklidir. Bu ürünlerin tanıtımını yaptığımız takdirde bu ürünlere talep artacak olup buna bağlı olarak üretim artacak, ve çiftçimiz daha fazla kazanacaktır. İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü burada üretimi daha da artırmak gayesiyle yapılan mikoriza mantarıyla üretimi yüzde 10 artırdıklarını belirmektedirler.
    Bu tür çalışmalar üretimimizin artırılması ve çiftçilerimizin daha çok kazanmaları açısından çok önemli bir çalışmadır. İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürümüz ve teknik personellerine çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum.”

  • Pazarda satılan turşuluk  ürünleri yoğun ilgi görüyor

    Pazarda satılan turşuluk ürünleri yoğun ilgi görüyor

    Pazarda turşuluk salatalık ve keleğin kilogram fiyatı 2 ile 4 TL arasında satılırken, acı biber 3, domates 1,5 TL’den ve turşunun olmazsa olmazı olan sarımsağın kilosu ise 7 ile 15 TL arasında değişen fiyatlarda satılıyor.
    Yozgat’ta her hafta kurulan semt pazarlarında turşuluk ürünler tezgahlardaki yerini aldı. Yerköy’den geldiğini belirten İdris Aslan, son iki üç haftadır turşuluk satışlarının arttığını belirterek, “Kendi tarlamıza ektiğimiz turşuluk ürünlerini getiriyoruz. Yaklaşık 20 dönüm tarlama kelek ve salatalık ektim. Bu mevsimde de hasadını yaparak Yozgat ve Yerköy’de satışını yapıyoruz. Vatandaşımız özellikle salatalık turşusunu tercih ediyor. Kornişon salatalık boyutuna göre üç ayrı fiyatta satıyoruz. En küçük boy olan salatalık 4 TL’den orta boy 3 TL’den biraz daha büyük olan ise 4 TL’den satıyoruz. Yozgat’ta insanlar genelde kendi turşusunu kendi kurar. Bu sebeple de turşuluk satışlarımız çok iyi” dedi.
    Sarımsak satışı yapan Davut Uymaz da sarımsak fiyatlarının yüksek olduğunu ifade ederek, “Vatandaşımız turşusunu kurmak için sarımsak alıyor. Fakat fiyatlar yüksek. Biz de mecburen sarımsağı aldığımız yerden yüksek fiyata aldığımız için biz de yüksek satıyoruz. İnsanlar sarımsak almakta zorlanıyor. Fiyatlar 7 ile 15 TL değişiyor. Yozgat çevresinde yerli sarımsak üretimi çok az. Sarımsak üretiminin artması gerekiyor. Üretim artarsa fiyatlar da düşecektir. ” diye konuştu.
    Pazarcı esnafı, diğer turşu malzemesi fiyatlarının da 3 ile 7 lira arasında değiştiğini belirterek,turşuluk ürünleri satışından memnun olduklarını ifade etti.

  • Bağrıbütün kavunu incelendi

    Bağrıbütün kavunu incelendi

    Aydıncık İlçesi’nde yetiştirildiğinde kendine özgü yoğun kokusu ve tadı olan, içerisindeki çekirdeği birbirine yapışık, bütün olarak çıktığı için Bağrıbütün olarak adlandırılan kavun, coğrafi işaretleme ile Aydıncık ilçesinin ürünü olarak tanınacaktır.
    Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile Aydıncık Belediyesinin ortak yürüteceği proje kapsamında tohum ekiminden hasadına kadar takip edilecektir. Bozok Üniversitesi Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaşar Karadağ,Kavun’da erkek ve dişi çiçekler aynı bitki üzerinde fakat ayrı yerlerde teşekkül etmektedir ve döllenme arı ve diğer böceklerle olmaktadır. Yabancı döllenme gösteren kavunda Bağrıbütün kavununun kendine has özellikte meydana gelmesini sağlamak için bitkinin çiçeklenme dönemi öncesinde tül ile izolasyonu yapılacak,çiçekler açtığında tozlama tül içerisinde el ile yapay olarak gerçekleştirilecektir.
    Elde edilen meyvelerde pomolojik analizler ve morfolojik karakterizasyonÜniversitemizde hocalarımız tarafından yapılacaktır dedi. Ayrıca, Aydıncık ilçesinde belediye tarafından tahsis edilecek arazide yapılan incelemeler ve istişare sonucunda proje planlaması yapılmış, 2018 yılı sonunda coğrafi işaretleme için gerekli tüm veriler alınmış olacağını ifade etti.

  • Yozgat SMMMO Başkan ve  üyelerinden gazetemize ziyaret

    Yozgat SMMMO Başkan ve üyelerinden gazetemize ziyaret

    Başkan Bulut, ilde esnafları ve mükellefleri ziyaret ederek ticaret kanununda yapılan değişiklikler hakkında bilglendirklerini belirterek, “Mali müşavrilerimizin son yıllarda iş yükü giderek artmaktadır.
    Bunu zaman zaman yaptığımız açıklamalarla da dile getiriyoruz. Kanunda yapılan değişiklikler hakkında da gerek mükelleflerimizi ziyaret ederek gerekse basınımız yoluyla bu değişiklikleri duyurmaya çalışıyoruz.
    Gazetelerin bu anlamda katkısı tartışılmazdır. Bu vesile ile gazete emekçilerimize ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.”diye konuştu.

  • Bakan Özlü: Hedefimiz 301 OSB’ye teknik kolej açmak

    Bakan Özlü: Hedefimiz 301 OSB’ye teknik kolej açmak

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü ile Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) tarafından düzenlenen 3’üncü Mesleki ve Teknik Eğitim Zirvesi programına katılmak üzere Türk Hava Kurumu’na ait uçakla Sivas’a geldi. Kentteki bir otelde düzenlenen programa Bakan Özlü ve Yılmaz’ın yanı sıra Sivas Valisi Davut Gül, Belediye Başkanı Sami Aydın, İl Emniyet Müdürü Kenan Aydoğan, İl Jandarma Komutanı Albay Sinan Şen, OSBÜK ve Konya Sanayi Odası Başkanı Memiş Kütükcü ve iş adamları katıldı.
    Programda konuşan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü ekonomik kalkınmanın sırrının becerilerde saklı olduğunu belirterek, “Bizim bütün gayretimiz; becerikli ve donanımlı insan sermayesini, ekonominin, sanayinin ve teknolojinin hizmetine sunmak olmalıdır. Bu nedenle, sanayinin gelişmesinde Mesleki ve Teknik Eğitim’in sistemdeki etkinliğinin artması, bir zaruret olarak ele alınmalıdır. Bu açıdan bakıldığında; Mesleki ve Teknik Eğitim, bizler için vazgeçilmez bir misyonu yerine getirmektedir. Hızla kalkınan ve sanayileşen ülkemizde, kalkınmanın en etkili ve en temel aracı, hiç şüphesiz Mesleki ve Teknik Eğitim olacaktır. Toplumun, ekonominin ve sanayinin ihtiyaçlarına göre teşekkül etmeyen bir eğitim sistemiyle, geleceğin güçlü Türkiye’sini kuramayız. Sadece okula bağımlı bir eğitim sistemiyle, kalifiye eleman yetiştiremeyiz. Bu nedenle, okul ve iş yeri, ortaklaşa görev ve sorumluluk almalıdır. Bu anlamda, Milli Eğitim Bakanlığımızın, OSB’ler içinde veya dışındaki okullara verdiği desteği çok önemli bir adım olarak görmekteyim. Bu destek; milli eğitim politikalarıyla sanayi politikalarının eş güdümü açısından da büyük önem arz etmektedir. Bilgi üreten, teknoloji geliştiren, sanayinin nitelikli istihdam ihtiyacını karşılayan bir milli eğitim politikasını, hayata geçirmek durumundayız” dedi.
    Mart ayında, Milli Eğitim Bakanlığı ile imzalanan protokolü hatırlatan Özlü,”Bu protokole göre; OSB içinde açılacak Teknik Kolejlere, hiçbir alan ayrımı yapmadan, 4 bin 270 lira eğitim-öğretim desteği veriyoruz. Bir diğer sevindirici uygulama ise, devletimizin özel sektörde staj yapan öğrencilere verdiği maaş desteğidir. Staj yapan, 1 milyon 165 bin meslek lisesi öğrencisi, aylık 421 lira maaş almaktadır. Bunun 280 lirasını devlet, 140 lirasını işletme karşılamaktadır. Devletimiz bu öğrencilere, son 6 ayda 196 milyon lira maaş, 86 milyon lira sağlık primi ödemesi yapmıştır. Biz bakanlık olarak, Milli Eğitim Bakanlığımızla koordinasyon içinde çalışmaya devam edeceğiz. Hedefimiz, 301 Organize Sanayi Bölgemizin tamamında, Mesleki ve teknik eğitim veren kolejler açmaktır. Bu okulları kurarken, sanayicilerimizle ve OSB yönetimleriyle uyum içinde olacağız. Atölye ve laboratuvar öğretmenlerimize, işbaşı eğitimleri vereceğiz. OSB’lerde çalışanlara, meslek geliştirme ve uyum kursları açacağız. Yine OSB’lerde açılacak teknik kolejlerin bina yapım işlerini, kredilerle destekleyeceğiz” diye konuştu.
    “Her gencimizin koluna ‘altın bilezik’ takmamız gerekiyor”
    Her gencin bileğine, ‘en az bir tane altın bilezik’ takmak gerektiğinini altını çizen Bakan Özlü, “Bu da ancak mesleki eğitimle, meslek okullarıyla ve teknik kolejlerle mümkün olabilir.
    Bizim bu noktada en temel çabamız, ‘zekayı ürüne dönüştürmek’ olmalıdır. Hepimiz, farklı özelliklerle, farklı yeteneklerle dünyaya geliyoruz. Eğitim sistemimizin; bu farklılıkları desteklemesi, bu farklılıklardan bir sinerji üretmesi gerekiyor. Farklılıkları destekleme sürecinde, Teknik Kolejlere çok önemli bir misyon düşmektedir.
    Türkiye’de mesleki eğitim ile istihdam arasındaki fonksiyonel ilişkiyi güçlendirmek zorundayız. Bunun için, işgücü piyasasındaki arz ve talep uyumsuzluğunu gidermemiz gerekmektedir. Kalite odaklı çözümlerle, bu sorunun üstesinden gelebiliriz. Teknolojideki hızlı değişimle birlikte ortaya çıkan bilimsel ve teknik alanlar, kaliteli bir mesleki eğitimini zorunlu kılmaktadır.
    Bundan sonra en büyük gayretimiz, mesleki eğitimde kalite olacaktır. Diğer yandan, meslek liselerinin imajını da olumlu yönde pekiştirmemiz şarttır.
    Mesleki eğitimin toplumsal algısını düzeltecek her türlü düzenlemeyi, vakit kaybetmeden hayata geçirmeliyiz. Okul ve sanayi işbirliğinin kanallarını sonuna kadar açık tutmalıyız” ifadelerini kulladı.
    “Yıllarca ‘Ali topu tut’ fişleriyle büyüdük”
    Türk sanayisinin iyi yetişmiş, işinin ehli, donanım sahibi elemanlar talep ettiğini aktaran Özlü, “Bu ihtiyacı karşılamak ve sanayinin hizmetine sunmak, bizlerin boynunun borcudur. Biz bakanlık olarak tüm OSB’lerde, Teknik Kolejler açmak için, bütün kaynaklarımızı sonuna kadar seferber edeceğiz. Milli Eğitim Bakanlığımızla eş güdüm halinde olacağız. Teknik liseler seferberliğinde birlikte, uyum içinde hareket edeceğiz. Tüm bunları yaparken, işe çocuklarımızdan başlamak, bilimi ve teknolojiyi onlara sevdirmek, benimsetmek durumundayız. Biz yıllarca ‘Ali topu tut’, ‘Ayşe ip atla’ fişleriyle büyüdük. Tamam, Ali topu tutsun, ama Ali aynı zamanda robot yapsın. Tamam, Ayşe ip atlasın, ama aynı zamanda yazılım da üretsin” dedi.
    Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz ise meslek eğitiminin memleket meselesi olduğunu söyledi. Mesleki eğitimin ülkenin hedeflerine ulaşması için şart olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Mutlaka mesleki eğitim olacak ama nitelikli olacak. Ülkenin sürdürülebilir kalkınması için de olması için mesleki eğitim olmazsa olmaz” dedi.

  • Hem sanatını icra ediyor  hem evinin geçimini sağlıyor

    Hem sanatını icra ediyor hem evinin geçimini sağlıyor

    4 yıl önce çalıştığı iş yerinden epilepsi hastası eşine bakmak için ayrılmak zorunda kaldığını anlatan Ersin Yaylı, o günden bu yana def çalıp ilahi söyleyerek kendi mesleğini icra ediyor. Yaz kış sürekli kendi sanatı üzerine çalıştığını kaydeden Yaylı, “Eskiden vatandaşlarımız beni görünce şaşırırlardı, şimdilerde ise alıştılar ve söylediğim ilahilere eşlik edenler bile oluyor. İşimi seviyorum. Sokak müzisyenliği genelde metropollerde ve büyük şehirlerde görmek mümkün. Ama Yozgat’ta belki de ilk defa ben yapıyorum. Beni defle ilahi söylerken gören vatandaşlar önce durup biraz izliyor. Acaba mülteci mi diye merakla dinledikten sonra bahşiş veriyor. Allah’a şükür sağlığım yerinde dilenmiyorum ve yanlış bir şey de yapmıyorum sadece eşim ve çocuğumun geçimini sağlama adına kendi sanatımı icra ediyorum.
    Vatandaşlarımıza göstermiş oldukları duyarlılıklarından dolayı teşekkür ediyorum.” dedi. Müzisyenlik konusunda oldukça iddialı olduğunu belirten Yaylı, bir albüm çıkarmak istediğini bu yönde de çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.

  • Sular çekildi köy  ORTAYA ÇIKTI

    Sular çekildi köy ORTAYA ÇIKTI

    1994 yılının sonunda taşan Gelingüllü Sulama Barajı, 2 ay içerisinde Esenli köyünü sular altında bıraktı. 1987 yılında yapımı tamamlanan Gelingüllü Sulama Barajı’nda, su tutulmaya başlanmasıyla birlikte baraj suları altında kalan yerleşim yerlerinde yaşayan vatandaşlar, yüksek kesimlere yerleşmek zorunda kaldı. Evini ve bahçesini sular altında bırakan Esenli köyü sakinleri, şimdilerde baraj sularının çekilmesiyle ortaya çıkan yerleşim kalıntılarında anılarını yaşıyor. Suların çekilmesiyle birlikte taşkının üzerinden 23 yıl gibi bir süre geçmesine rağmen köyün camilerinin, okul binalarının, mezarlarının ve belediye binasının ayakta durması ise köy sakinlerinin anılarının tazelemesini sağlıyor.
    1994 yılında köylerinin su altında kaldığını söyleyen 64 yaşındaki İsmail Ataman, “1987 yılında Gelingüllü Barajı’nın temeli atıldı. Esenli Köyü o zamanlar 600 haneydi. Esenli’de demircisi, kömürcüsü, marangozcusu, değirmencisi şehirde olan her meslek gurubu burada da vardı. Biz çocuktuk o zaman baraj gelecek diyorlardı. Biz 50 yaşlarına geldik baraj geldi ve en sonunda 1994 yılında köyümüz sular içerisinde kaldı. Milyarlarca maddiyatımız da bu suyun içinde kaldı. Çoğunun evi, bahçesi, eşyası kaldı alamadık. Su geldi köyü bastı” dedi.
    Suların çekilmesiyle birlikte köyün çıkan kalıntıları hakkında bilgiler veren Ataman, Esenli’nin 200 yıllık geçmişinin suyun içerisinde yattığını söyleyerek, “Bu köyün içerisinde sanat okulu var. İlköğretim okulu var. Sağlık ocağımız var, camilerimiz var, kalemiz var. Belediye binamız var. Fırınımız var, betonarme evler var. Ahşap yapılar suyun içinde kaldı. İki tarafta mezarlarımız var. Geçenlerde karşı tarafa gittim. Su altında açılan yerleri gezdim. Benim evim de orada. İçime hançer sokuldu, duygulandım. Fazla da gezmedim, anılarım canlandı. Benim 50 senem orada geçti. Amcam, dayım dedem, ecdadım hep orada yaşadılar” şeklinde konuştu.
    Bu sene suyun çekilmesiyle sular altında kalan yerleşim yerinin büyük bir kısmının gün yüzüne çıktığını dile getiren Ataman, “Sular sulama mevsiminde Nisan ve Mayıs ayları itibariyle çekilmeye başlıyor. Sular çekilince binalar çıkıyor. Her sene bu kadar olmuyordu ama bu sene köyün büyük bir kısmı gün yüzüne çıktı. Seneye su olmazsa baraj boşalır ve Esenli Köyü’nün tamamı gün yüzüne çıkar” ifadelerini kullandı.
    Baraj altında kalan Esenli köyünü görmek için Ankara’dan Yozgat’a gelen Ahmet Songur ise, “Şefaatli ilçemizin Halaçlı köyünden bir dostumuza ziyaret için geldiğimizde Esenli köyünün suların altında kaldığından bahsetti. Bir köyün suların altında kalması belki telaffuz itibariyle çok basit ve kolay olabilir ama orada insanların hatıraları, tarihi, geçmişi, anıları hepsi onunla birlikte suların altında kalıyor. Sular çekildiği zaman belki hatıraları suyun üstüne çıkıyor. Ama baraj tekrar dolduğu zaman tekrar hatıralar suyun altında kalıyor. Televizyonlardan, belgesellerden gördüğümüz gibi olmuyor buralara gelip o duyguyu yaşamak gerekiyor” diye konuştu.

  • Jandarmadan tarihi eser operasyonu

    Jandarmadan tarihi eser operasyonu

    İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, yaptıkları araştırma neticesinde Sorgun İlçesinde bağlı Karalık Köyünde N.A., isimli şahsa ait evde tarihi eser olduğu bilgisine ulaştı. Jandarma ekipleri köyde N.A.,isimli şahsın evine düzenledikleri operasyonda 34 parça tarihi eser ele geçirirken, evde 2 adet ruhsatsız av tüfeği ve tüfeğe ait 12 adet fişek ele geçirdi.
    Ekipler, tarihi eser olduğu değerlendirilen malzemeleri Yozgat Müze Müdürlüğüne teslim etmek üzere el koyarken, N.A., isimli şahıs jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
    AKDAĞMADENİ İLÇESİNDE DE TARİHİ ESER ELE GEÇİRİLDİ
    Yozgat İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Akdağmadeni İlçesine bağlıBelekçahan Köyünde E.S., isimli şahsın üzerinde yaptığı aramada (7) adet çeşitli hayvan figürleri olan ve tarihi dönemlere ait olduğu değerlendirilen eserler ele geçirdi. Ekipler tarihi eserleri Yozgat Müze Müdürlüğüne teslim ederken, E.S., isimli şahsı işlemlerinin ardından adliyeye sevk etti.

  • İyi klinik uygulamaları eğitimi verildi

    İyi klinik uygulamaları eğitimi verildi

    Erdoğan Akdağ Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirilen ve TUCRİN (Ulusal Klinik Araştırma Altyapı Ağı) Klinik Araştırma Eğitimi Çalışma Grubu tarafından verilen eğitime Bozok Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hikmet Şelli Aybar, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Ferit Çiçekoğlu, Yrd. Doç. Dr. Züleyha Doğanyiğit ve Üniversite Araştırma ve Uygulama Hastanesi sağlık çalışanları katıldı.
    Etik kurullarda görevli olan ya da olmayı planlayan sağlık çalışanlarına ve diğer klinik araştırma taraflarına klinik araştırmalar ve klinik araştırma dosyalarının bilimsel ve etik açıdan incelenmesi amacıyla gerçekleştirilen eğitim programının açılış konuşmasını Yrd. Doç. Dr. Ayça Çakmak yaptı. Çakmak konuşmasında üniversitemizde böyle bir eğitim programına çok ihtiyaç olduğunu belirterek; “bu eğitim programının gerçekleşmesinde desteklerini esirgemeyen Rektörümüz Prof. Dr. Salih Karacabey’e çok teşekkür ediyorum” dedi. Yönetmelik gereği etik kurul üyesi olabilmek için bu eğitimin alınması gerektiğine değinen Yrd. Doç. Dr. Ayça Çakmak, “Uluslararası klinik araştırmalarda bu eğitim belgesine sahip olan araştırmacılar tercih nedeni olmaktadır. Bu eğitim ile tüm klinik araştırmalar daha bilinçli bir şekilde ve en güncel bilgiler ile yürütülebilmektedir” dedi.
    Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yeşim Tunçok konuşmasında Bozok Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen Temel Klinik Araştırma Eğitimi ile , İyi Klinik Uygulamaları kılavuzuna göre iyi araştırmanın taraflarına temel bir bilgi ve becerileri edindirmeyi hedeflediklerinin altını çizdi. Teorik derslerin yanı sıra uygulamaların yapılacağı eğitim programı kapsamında katılımcılarla interaktif bir eğitim sürdüreceklerini belirten Prof. Dr. Yeşim Tunçok, programın sonunda 70 katılımcıya sertifika verileceğini sözlerine ekledi.
    Üniversitelerin en önemli görevlerinden birinin bilgi üretmek olduğunu belirten Rektör Vekili Prof. Dr. Hikmet Şelli Aybar, “ bilgi üretirken, araştırma yaparken dikkatli olmakta yarar var. Laboratuvar ve teorik çalışmalarda bazen hatalar yapılıyor ve yanlış bilgi üretiliyor. O yüzden bilgiyi üretirken dikkatli olmak gerekiyor. Ben üniversitemizde düzenlenen Temel Klinik Araştırma (İyi Klinik Uygulama) Eğitimi’nin çok faydalı olacağına ve amacına ulaşacağını inanıyor, eğitimin düzenlenmesinde emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum” dedi.
    Bir gün süren Temel Klinik Araştırma (İyi Klinik Uygulamaları ) Eğitimi sonunda başarılı olan kursiyerlere sertifikaları takdim edildi.

  • SGK’dan borç uyarısı

    SGK’dan borç uyarısı

    Keskin yaptığı açıklamada, “7020 Sayılı Kanun kapsamında prim borcunu yapılandırıp peşin ödemeyi tercih ettiği halde son ödeme tarihi olan 5 Eylül 2017 tarihine kadar ödeme yükümlülüğünü yerine getiremeyen vatandaşlarımız için önemli bir fırsat doğmuştur.
    Bu itibarla yapılan yeni bir değişik ile 2 Ekim 2017 tarihine kadar 7020 sayılı kanun ile borç ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiği takdirde, yapılandırma hakkını kazanmış olacaklar. Bu aynı zaman da peşin ödemeyi seçip de borcu yüzünden emekli olamayan vatandaşlarımız için büyük bir fırsat.
    Ödeme yükümlüğünü yerine getirdiği takdirde emekli olabileceklerdir. Bu nedenle Sosyal Güvenlik Kurumu olarak tüm vatandaşlarımıza bu son fırsatı kaçırmayarak 2 Ekim 2017 tarihine kadar borçlarını ödemeleri için son derece önem arz etmektedir” dedi.

  • Halil İpek Hocaefendi  dualarla anıldı

    Halil İpek Hocaefendi dualarla anıldı

    Ahmet Şevki Ergin Kültür Vakfı Başkanı ve Şeyhzade Ahmet Efendinin oğlu Dr. Ali Şakir Ergin, tarafından Şeyh Hacı Ahmet Efendi Camiinde öğle namazı öncesi okutulan Mevlid-İ Şerif’e İpek ailesisinin yanı sıra sevenleri ve vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Daha sonra Ahmet Şevki Ergin Kültür Vakfı Başkanı Dr. Ali Şakir Ergin, tarafından vatandaşlara yemek verildi.
    Vakıf Başkanı Dr. Ali Şakir Ergin, yemek sonrası yaptığı konuşmada, Merhum Halil İpek Hocaefendinin büyük bir değer, büyük bir kıymet olduğunu belirterek, hatırlarının yaşatılması gerektiğini söyledi.
    Ergin, “Halil İpek Hocaefendi, 90 küsur yıllık ömrünün bütün senelerini Cenab-ı Hakkın ‘oku yaradan Rabbinin adı ile oku ‘ emrine uyarak, Peygamberimiz (sav)’in, ‘İlmi beşikten mezara kadar talep ediniz’ hadisi şerifine tabi olarak, ömrünün 80 yılını Allah’ın rızasına uygun şekilde ilim tahsili, terbiyesi, tedrisi, talimi ile uğraşmış bir hocaefendidir. Kendisi küçük yaşta hıfzını tamamlamış, ulumu dininiyeyi ve arabiyeyi tamamlamış, müftülük ve vaizlik icazeti almış. Devletin müftülük dairesinde 25 seneden fazla hizmet etmiş. Yozgat’ın manevi sahasında fetva emini olarak şöhret bulmuş ve fiilen fetva emini olarak görev yapmış çok muhterem bir zattır. Yozgat insanı ile haşır, neşir olarak yaşadı.
    Herkesle hüsnü kabul olarak görüştü, konuştu. Herkesin maddi, manevi problemlerine çare olmaya çalıştı. Kendisini saygıyla, rahmetle anıyoruz.”diye konuştu. Öte yandan İpek ailesi tarafından Merhum İpek Hocaefedi, vefatının 52. nci gününde Büyük Camide Mevlid-i Şerif okutularak dualarla anılacak.

  • Borsa’dan öğrencilere kırtasiye yardımı

    Borsa’dan öğrencilere kırtasiye yardımı

    Yozgat Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erkekli ihtiyaç sahibi öğrencilere verilmek üzere içerisinde çeşitli ebatlarda defter, kalem, boyama kalemi, silgi ve kalem tıraş gibi ürünlerin yer aldığı kırtasiye malzemelerinin bulunduğu kolilerin bir bölümünü okul müdürlerine teslim ederken bir bölümünü de bizzat ihtiyaç sahibi öğrencilere ulaştırdı. Konuya ilişkin açıklama yapan Erkekli ; “Borsamız her yıl olduğu gibi bu yılda geleneksel hale getirmiş olduğu ihtiyaç sahibi öğrencilere yönelik kırtasiye yardımlarını sürdürüyor. Bugün de 700 ihtiyaç sahibi öğrenciye verilmek üzere Borsamız tarafından kırtasiye malzemeleri hazırlanarak öğrencilere ulaştırıldı. Eğitim bizim için her şeyden önemlidir. Tüm öğretmenlerimizin, öğrencilerimizin ve velilerimizin yeni eğitim öğretim yılı hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerine yer verdi.

  • Kayseri Şeker, ayçiçeği  çiftçisinin yüzünü güldürdü

    Kayseri Şeker, ayçiçeği çiftçisinin yüzünü güldürdü

    Kayseri, Sivas, Yozgat ve Nevşehir illerinde yaklaşık on bin çiftçiyle sözleşmeli olarak pancar ekimi yaptıran Kayseri Şeker’in yine aynı bölgede pancar dışında çiftçinin üretimi olan hububat ve bakliyat sektörüne de girmesi bölgede tarım sektörünün gelişmesi yanında çiftçilerin gelirine can suyu katıyor.
    2017 yılı ayçiçeği hasat döneminin başlamasıyla birlikte Kayseri Şeker’in ayçiçeği alımlarını başlatması sektörde oluşanrahatlamanın ayçiçeği tarımına olan rağbeti artırması bekleniyor.
    2017 yılında ayçiçeği hasat döneminde, iklim şartları nedeniyle ayçiçeği dane doluluğu ve parlaklığı bakımından Kayseri Bölgesinde yetişen ürünlerin ilk sırayı alması bölgedeki üreticileri mutlu etmişti. Ayçiçeği üreticilerin elde ettikleri ürünlerinin Kayseri Şeker’in iştiraklerinden olan “Pan Pazarlama Şirketi” aracılığı ile hem de peşin para ile piyasa da en yüksek fiyattan alım başlatması çiftçinin yüzünü bir kez daha güldürmeye vesile oldu.
    Sektörde oluşturduğu karşılıklı güven ortamı ve ürünlerin değerini bulmasına katkılarından dolayı ayçiçeği eken çiftçilerin ürünlerini Kayseri Şeker’e vermek istemelerinden oluşan yoğunluk üzerine Kayseri Şeker, Develi Bölgesindeki lisanslı depoların 8 silosunu da ayçiçeğinin depolamasına tahsis etti.
    Develi Bölgesindeki lisanslı depolara 3 bin 500 ton ayçiçeği alındığı belirtildi.
    Son alımlarla 2017 yılında Develi-Şarkışla ve Boğazlıyan Bölgelerindeki lisanslı depolardaki doluluğun ise yüz 100 oranına ulaşması bekleniyor. Develi Lisanslı depoya ürününü teslim eden Yozgat- Çandır Bölgesi ayçiçeği eken çiftçilerden Hasan Ünal, “Kayseri Şeker, şeker pancarından sonra ikinci bir ürün olarak ayçiçeği ile de bizim yüzümüzü güldürdü. Bu sene verim biraz düşük ama şeker şirketi iyi fiyat vererek alım yaptı.
    Sayın Başkanımız Hüseyin Akay’ın gayretleri ile Kayseri Şeker çekirdek almasaydı çiftçinin sonu iyi olmazdı. Çandır bölgesinde en iyi çekirdeği yetiştirdim. Sulu alana ektiğim çekirdeğimi 5 bin 150 TL’ye alım yaptılar. Diğer çekirdeklerimizi de 4 bin 600-4 bin 800 TL ye alım yaptılar. Şirketimizden Allah razı olsun” dedi.
    Ayçiçeği nakliyesinde taleplerin artması üzerine kamyonuna özel ayçiçeği taşımaya uygun kasa yaptıran Yeşilhisar Taşıyıcılar Kooperatifi üyelerinden Lütfi Ersin Bedirhanoğlu ise, “Benim aracım özel çekirdek için yapılmış bir araçtır. Büyük ilaveli 25 ton mal almaktadır. Benim işim sadece çekirdektir. Kayseri Şeker’in almış olduğu çekirdek bize de ister istemez hareket sağladı. Kendilerine çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu.

  • Zararsız: Kadronun kamudaki bütün  taşeron işçileri kapsamasını istiyoruz

    Zararsız: Kadronun kamudaki bütün taşeron işçileri kapsamasını istiyoruz

    Hizmet-İş Sendikası 2. Genişletilmiş Başkanlar Kurulu Toplantısı Van’da yapıldı. Toplantıda taşeron işçilere kadro verilmesi konusu görüşüldü.
    Hizmet İş Yozgat Şube Başkanı Ferman Zararsız, toplantıya ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’de taşeron örgütlenmesini ilk başlatan ve bu konuda önemli aşamaları geçen bir örgüt olduklarına dikkat çekti.
    ÖZEL SÖZLEŞMELİ PERSONEL ÇÖZÜMÜNÜ ASLA KABUL ETMEYECEĞİZ
    Özel sözleşmeli personel çözümünü asla kabul etmeyeceklerini daha öncede belirttiklerini kaydeden Zararsız, “ Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, döneminde açıklanan çözüme karşı çıktık, söz konusu düzenlemenin Meclis’ten geçmemesi için mücadele ettik ve bunu başardık. Getirilecek yeni çözümümün bütün taşeron işçileri kamuda istihdam edecek bir model olmasını talep ediyoruz. Özel Sözleşmeli Personel (ÖSP) ve benzeri çözümlere hak-İş Olarak baştan itibaren karşı çıkacağımızı ifade ediyoruz. Sayın çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanını çok temkinli ve çok dikkatli ciddi bir çalışma yaptığını biliyoruz. Bu çalışmalara Hak-İş olarak bizde katkı vermeye her zaman hazırız. Bizim itirazlarımızı taleplerimizi Sayın Bakanımız biliyor.”dedi.
    Taşeron işçilere kadro verilmesi hakkında son son noktayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın koyduğunu söyleyen Başkan Zararsız “Cumhurbaşkanımız referandumdan sonra bazı konuların üzerine gidilmediğini ve bunun da kanayan bir yara olduğunu görünce taşeron arkadaşlarımızın kadronun artık elzem olduğu talimatlarını verdi” diye konuştu.
    KAMUDA 720 BİN TAŞERON İŞÇİ ÇALIŞIYOR
    Kamunun çeşitli kurumlarında 720 bin taşeron işçinin çalıştığını söyleyen Zararsız, “Hastaneler, karayolları, bakanlıklar, devlet hastaneleri ve belediyeler başta olmak üzere kamuda 720 bin civarında taşeron işçi çalışıyor. Uzun zamandan bu yana bir müjde bekleyen bu işçilerin gözü kulağı hala hükümetten gelecek bir açıklamada. Ancak Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın taşeronlarla ilgili açıklaması olan, “Bu konu tamamen hükümetimizin gündeminde, kısa bir süre içerisinde Sayın Başbakanımız gelinen noktayı açıklayacaktır diye düşünüyorum” sözleri taşeron işçileri tekrar umutlandırdı.”dedi.
    TAŞERON İŞÇİLERİN SESİNİ TÜRKİYE’YE DUYURDUK
    Taşeronların Türkiye’deki varlığını Hak-İş’in ortaya çıkardığını ifade eden Başkan Zararsız, şunları ifade etti: “Son noktayı Cumhurbaşkanımız koydu. Siz de takdir edersiniz ki, bir açıklamasında, ‘artık bu taşeron düzenlemesinin gerçekleşmesi lazım’ diye konuya ağırlık verileceğini ifade ettiler ve ‘bunu bitirin artık’ şeklinde bakanlıklara talimat verdiler. Taşeron işçilerin kadroya alınması yönünde çok ciddi bir hazırlık yapıldığını biz biliyoruz.
    Hak-İş olarak şunun mutluluğunu yaşıyoruz: Taşeronların Türkiye’deki varlığını Hak-İş Sendikası ortaya çıkardı. 2014-2015 yılları arasında Ankara’da bir üniversitede taşeronların sesini Türkiye’ye duyurduk. 6552 sayılı Taşeron Yasası ortaya çıktı.
    Ve bununla beraber toplu sözleşmeler yapılmaya başlandı ve artık taşeronların Türkiye’deki varlığı ortaya çıktı. Sendikalı olmaları, kadrosuz olmaları, artık bunların da asıl ve yardımcı işlerde aynı kamu çalışanları adı altında kadro almalarının önemli olduğunu ve yasada da bu konuda engel olmadığını sesimiz çıktığı kadarıyla Türkiye’de çalışan tüm taşeron arkadaşlara anlattık. Bu arkadaşlarımız da Hak-İş’e güvendiler.”
    TAŞERON İŞÇİLERİN KADRO HAYALİ İNŞALLAH GERÇEKLEŞİR
    Taşeron işçilerin tek hayallerinin kendilerine kadro verilmesi olduğunu vurgulayan Zararsız, “Şu anda Hak-İş taşeron üyesi yaklaşık 550 bin civarında. Allah’a çok şükür şunun mutluluğunu yaşıyoruz. Toplu sözleşme dedik, sendika dedik, taşeron arkadaşlara kadro dedik, inşallah bu da gerçekleşir. Bizim için önemli olan şu: Sayın Cumhurbaşkanımızın ağzından çıkması bir talimattır. Şimdiye kadar dikkat ederseniz son 2-3 yıldır Sayın Cumhurbaşkanımız bu konuyla ilgili net bir açıklama yapmamıştı. Bundan önceki Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nun bir açıklaması olmuştu. Hatta onun üzerinden bile Sayın Cumhurbaşkanımızın bir sözü olmamıştı. Fakat artık şunu görüyoruz.
    Cumhurbaşkanımız referandumdan sonra bazı konuların üzerine gidilmediğini ve bunun da kanayan bir yara olduğunu görünce taşeron arkadaşlarımızın kadro konusun artık elzem olduğu talimatlarını verdi. Biz bunu Hak-İş olarak yakinen takip ediyoruz.”ifadelerini kullandı.

  • Yozgat’ta eğitim atağı okullar yenileniyor

    Yozgat’ta eğitim atağı okullar yenileniyor

    Yozgat İl Milli Eğitim Müdür Vekili Mehmet Tekin, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Tekin, il genelinde fiziki şartları iyi olmayan okulların yıkılarak yerine modern okulların yapılacağını belirtti.
    Eski okullarda yenileme çalışmalarının başladığını ifade eden Tekin, “Sayın Valimiz Kemal Yurtnaç’ın öncülüğünde başlatılan çalışma kapsamında birçok okulumuzda inşaat başladı. Bu çalışmalar sadece merkez değil ilçelerimizde de yapılmaktadır.”diye konuştu.
    MODERN OKULLARDA EĞİTİM ÖĞRETİM YAPILACAK
    Yeni yapılan okullarda derslik sayılarının fazla ve binaların daha modern olacağını vurgulayan İl Milli Eğitim Müdürü Tekin, “Amacımız, çocuklarımıza en iyi ortamda, sosyal donatıları bulunan okullarda eğitim vermektir. Atatürk İlk ve Ortaokulu yıkılarak yerine 24 derslikli ilk ve ortaokul yapılacak. Yine Ziya Gökalp İlkokulu yerine 24 derslikli bir okul yapacağız. 12 derslikli yeni bir Güzel Sanatlar Lisesi, 2 yeni anaokulu yapıyoruz. Eski devlet hastanesi yerine okul ve spor salonu yapılması planlandı. Bu şekilde 10’a yakın okulumuzda yenileme çalışması yapılmaktadır. Yozgat’ın Ankara yönünden girişine hayırsever bir iş adamımız tarafından yapılacak olan Endüstri Meslek Lisesi için de proje çalışmaları sürüyor. Binayı yapacak ilgili firma ile görüşme yapıldı.
    Binanın arsaya yerleşimi konusunda bir değişiklik yapılıyor. İnşallah bu yıl içerisinde bu lisemizin de temeli atılacaktır. Sayın Valimiz Kemal Yurtnaç, eğitim konusuna ayrı bir önem veriyor. Yüklenici firma ile yapılan görüşmelerde inisiyatif kullanarak belirtilen süre ve öncesi itibariyle okulların tamamlanarak eğitime başlaması yönünde talimat vererek takibini bizzat kendisi yapıyor.” şeklinde konuştu.

  • Kaymakam Dursun görevine başladı

    Kaymakam Dursun görevine başladı

    Yerköy Kaymakamlığına atanan Tuncay Dursun ; Anadolu’muzun bu güzel İlçesi Yerköy’de göreve başlamanın ve buradaki vatandaşlarımıza hizmet etme fırsatına sahip olmanın onur ve heyecanını yaşıyorum.
    İlçemizde; kamu, özel sektör, yüksekokul, sivil toplum ve vatandaş işbirliği ile yerel kaynakları ve potansiyeli harekete geçirerek İlçemizi her alanda bir adım daha ileriye taşımanın gayreti içinde olacak, Kamu hizmetlerini toplumun bütün kesimlerini kucaklayan adil bir yönetim anlayışı içerisinde yürüteceğiz.
    Bu duygu ve düşüncelerle bu güne kadar bu güzel ilçemize hizmet eden ve başarılı çalışmalarda bulunan tüm Mülki İdare Amirlerine şükranlarımı sunuyorum.
    Yerköy’e hizmet edecek olmanın onur ve heyecanını yaşadığımı bir kez daha ifade etmek isterim” dedi.

  • Rektör Yarılgaç’tan  Karacabey’e ziyaret

    Rektör Yarılgaç’tan Karacabey’e ziyaret

    Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey ile makamında bir araya gelen Prof. Dr. Yarılgaç, karşılıklı fikir alışverişinde bulundu. 2000 yılından sonra kurulan yeni nesil üniversitelere bu tür ziyaretler yaptıklarını belirten Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tarık Yarılgaç; “Ziyaretimizin ana çerçevesi hem kampüslerin gelişimini ve üniversitelerin neler yaptığını öğrenmek ortak işbirliğini sürdürmek. Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey hocamızın başarılarını hep görüyoruz ve takdir ediyoruz. Kendisi ile çalışmaları hakkında bilgi almak ve istişarelerde bulunmak amacıyla bugün buradayız. Yeni eğitim öğretim yılının Bozok Üniversitesine hayırlı olması dileklerimle başarılar diliyorum” dedi.
    Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tarık Yarılgaç’ın ziyaretinden duyduğu memnuniyeti ifade eden Rektör Prof. Dr. Salih Karacabey; “ Hocamız rektörlük makamında çok tecrübeli ve çok çalışkan birisi. Kendisinin tecrübelerinden istifade etmek ve üniversitemizin gelişimi noktasında fikirlerinden faydalanmak bizim için çok önemli diye” konuştu.

  • Şerefli: Yeni sistem, paydaşların  görüşleri ile şekillenmeli

    Şerefli: Yeni sistem, paydaşların görüşleri ile şekillenmeli

    Eğitim Bir -Sen Yozgat Şube Başkanı Şerefli, yaptığı açıklamada, ortaöğretim kurumlarına yerleştirmenin merkezi olarak TEOG sınavı üzerinden yapılmasının, öğrencilerde puanı kaç olursa olsun hep daha iyi bir okula yerleşme beklentisi oluşturduğunu ve bu durum sürekli bir nakil arayışına sebep olduğunu vurguladı.
    Şerefli, şunları kaydetti: “ Eğitim-Bir-Sen olarak, TEOG’un olumlu ve olumsuz yanlarına 2016 yılında yayınladığımız Eğitime Bakış 2016: İzleme ve Değerlendirme Raporu’nda dikkat çekmiştik. Raporumuzda TEOG kapsamında yapılan sınavların, geçmiş dönemlerde yapılan sınavlara göre, derslerin bir parçası olarak tasarlanmış olması ve yerleştirmede tüm sınıfların yıl sonu başarı puanının hesaba katılması yönleriyle, okul içi eğitim-öğretim süreçleriyle daha fazla bütünleşmiş olduğunu belirtmiştik. Bu durumun öğretmenlerin ve okulun rolünü daha da etkin hale getirdiğini ve öğrencilerle velilerde sınav kaygısını azalttığını ifade etmiştik. Bu olumlu yanına rağmen TEOG’un, öğrencileri sınava girip girmediğine veya yerleştirme sürecinde tercihte bulunup bulunmadığına bakmaksızın merkezi olarak yerleştirmeyi hedeflemesinden kaynaklı olumsuz sonuçlarına da değinmiştik.Ortaöğretim kurumlarına yerleştirmenin merkezi olarak TEOG sınavı üzerinden yapılması, öğrencinin puanı kaç olursa olsun hep daha iyi bir okula yerleşme beklentisi oluşturdu ve bu durum sürekli bir nakil arayışına sebep oldu.”
    DAHA İYİ OKULA YERLEŞME BASKISI ZAMANLA
    VELİLERİNDE
    MEMNUNİYETSİZLİĞİNİ HAT SAYFAYA ÇIKARDI
    Daha iyi bir okula yerleşme baskısının zamanla velilerin memnuniyetsizliğini hat safhaya çıkardığını söyleyen Şerefli, “TEOG ile yerleşenlerin bu nakil arayışları istatistiklere şöyle yansıdı: 2015-2016 eğitim-öğretim yılı birinci döneminde 434 bin 615 öğrenci nakil başvurusunda bulundu, 101 bin 12’si nakille yer değiştirdi. Bu rakamlar ortalama 300 bin seviyesinde seyretti, yerleştirme oranı ise müracaat sayısının yaklaşık yüzde 20’sinde kaldı. Diğer taraftan, TEOG, sınav puanını merkezi yerleştirmede esas alarak okulu ve öğrenciyi etiketledi. Bu yaftalamalar üzerinden okullar ve öğrenciler başarılı-başarısız şekilde toplum nezdinde kategorize edildi. Bu durum, başarısız olarak addedilen okul ve öğrencilerin aleyhine işleyerek eğitimde fırsat eşitliğini bozdu. Diğer taraftan, merkezi yerleştirme okul mahalle ilişkisini bozarak okulların ve öğrencilerin bulundukları mahal ile bütünleşmelerine engel oldu. Bunun yanı sıra, bugün olumsuz örneklerini gördüğümüz, öğrenci açısından ulaşım güçlüğü, servis maliyeti gibi sonuçları doğurdu. Merkezi yerleştirmeden kaynaklı dolaylı ve dolaysız sonuçlar sınavın kendisini tartışmaya açtı.
    Tüm öğrencilerin TEOG sınav puanına göre merkezi olarak yerleştirilmesinin pedagojik boyutu zaman içinde zayıfladı. Merkezi yerleştirme yerine, TEOG’un yürürlüğe konulduğu süreçte vurgulandığı gibi izleme ve değerlendirme fonksiyonunu daha fazla üstlenecek bir sınavın ön plana çıkarılması gerekmektedir.Gelinen noktada, TEOG’da esas sorunun merkezi yerleştirmeden kaynaklandığı gerçeğinden hareketle, geçmiş tecrübelerden de istifade ederek rasyonel ve kalıcı çözümler için adımlar atılmalıdır. Millî Eğitim Bakanlığı’nı, Ortaöğretime Geçiş Sistemi konusunda eğitimin paydaşlarıyla istişare edilerek olgunlaştırılmış, sürdürülebilir bir model geliştirmeye davet ediyoruz.”ifadelerini kullandı.

  • Hastanede staj yapacak öğrencilere  uyum eğitimi verildi

    Hastanede staj yapacak öğrencilere uyum eğitimi verildi

    Hastanenin Konferans Salonunda verilen Eğitimde; hastaneye uyum sağlamaları, ortak bir dil oluşturulması, oluşabilecek kaza ve sorunlara mümkün mertebe mahal verilmemesi, öğrencilerin hastalarla ve personellerle olan iletişimlerini kuvvetlendirmesi, hastane içi oryantasyon, el hijyeni, eldiven kullanımı, hastane enfeksiyonları, kişisel koruyucu ekipman kullanımı, ulusal renkli kodlar, sigara ve zararları, güvenli ilaç uygulamaları, hasta hakları ve iletişimi, çalışan güvenliği, atık ayrıştırma, kesici delici alet yaralanmaları, hasta bilgilerinin güvenliği ve mahremiyeti, izolasyon figürleri ve önlemleri ele alındı.
    Yozgat Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Op. Dr. İsmail Kurca yaptığı açıklamada, sataj yapacak öğrencilerin hastane ortamı ve çalışma prensiplerini daha iyi kavramaları açısından uyum eğitiminin önemli olduğunu söyledi.
    Dr Kurca, “Yönlendirme, kılavuzluk etme anlamlarını taşıyanoryantasyon kelimesi; yeni başlayan çalışanların işin gerektirdiği tutum ve bilgileri edinmeleri, düşünsel ve/veya bedensel becerileri kazanmaları, bu şekilde en kısa zamanda kendilerini önemli hissederek kuruma aidiyet hissinin oluşması, işe ve kuruma uyumlarının sağlanması amaçlanır. Aynı zamanda çalışanın aktarılan bilgilere uyup uymadığı denetlenerek, sorular sorularak, hataları düzeltilerek hem işi öğrenmesi hem de eğitilmesi amaçlanır. İşletmelerde mevcut düzenin devamı, kurumsal hafızanın korunması ve gelişim için oryantasyon eğitimleri büyük önem taşır. Bizler sadece çalışanlarımıza değil staj yapan öğrencilerimize de oryantasyon eğitimleri vererek, staj yaptıkları birimleri gezdirip, hastaneye bir an önce uyum sağlamaları için çaba göstermekteyiz. 2017-2018 eğitim yılı stajyer öğrencilerimize hayırlı olsun, ilerde meslek hayatlarında şimdiden başarılar dilerim” dedi.

  • Yozgat ve Sivas’ta Ağustos’ta  bin 710 konut satıldı

    Yozgat ve Sivas’ta Ağustos’ta bin 710 konut satıldı

    TÜİK Kayseri Bölge Müdürlüğünden alınan bilgilere göre Sivas’ta 2017 Ağustos ayında konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 20.04 artarken bir önceki aya 956) göre ise yüzde 22.8 artarak bin 174 oldu. Sivas’taki toplam konut satışları içindeki ikinci el satışların payı yüzde 37.39, ilk satışların payı ise yüzde 62.61 oldu.
    Yozgat’ta ise 2017 Ağustos ayında konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10.37 azalırken, bir önceki aya göre ise yüzde 17.03 artarak 536 oldu. Toplam konut satışları içindeki ikinci el satışların payı yüzde 52.05, ilk satışların payı ise yüzde 47.95 oldu.

  • ÇEDAŞ, şebeke yenileme çalışmalarını sürdürüyor

    Sivas, Tokat ve Yozgat’ta 52 bin kilometrekarelik alanda 40 ilçe, 55 belde ve 3 bin 200 köydeki 930 bin abonesine daha kaliteli ve kesintisiz elektrik dağıtım hizmeti vermek için çalışmalarına hız kesmeden devam eden ÇEDAŞ kırsal bölgelerde başlattığı yatırım atağına ara vermeden devam ediyor. 2005-2010 Birinci Uygulama Dönemi ve 2011-2015 İkinci Uygulama Dönemi’nde Sivas, Tokat ve Yozgat şehir merkezlerindeki yatırımlarını büyük oranda tamamlayan ÇEDAŞ, 2017 yılı yatırım programı kapsamında hizmet bölgesindeki 373 köyün elektrik şebekesi yenileme çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. 2017 yılında Sivas’ta 82, Tokat’ta 24, Yozgat’ta ise 17 olmak üzere toplam 123 köyün elektrik şebekesini tamamen yenilemek için çalışmalarına devam eden ÇEDAŞ, 250 köyde ise kısmı şebeke yenileme çalışması yaparak 2017 yılı yatırım bütçesinin yarıdan fazlasını kırsala ayırdı.
    Kırsaldaki elektrik şebekelerini yenilemek için iki koldan çalışma yaptıklarını belirten ÇEDAŞ Genel Müdürü Ahmet Sait Akboğa,”Kırsal bölgelerde yaptığımız yatırımlara hız kesmeden devam ediyoruz. Bir yandan yüklenici firmalarımız aracılığıyla 1980’li yıllardan kalma köy şebekelerini yenilerken diğer yandan ise köylerdeki 30 yılını doldurmuş trafoları yeniliyoruz. 2017 yılı yatırım programı kapsamında şu an itibariyle 78 köyün elektrik şebekesi tamamen yenildi, 45 köyümüzde ise çalışmalar devam ediyor. 250 köyde ekonomik ömrünü tamamlayan trafo yenileme çalışmaları ile birlikte 2017 yılı sonuna kadar kırsalda 373 köyün şebeke yenileme çalışmasını tamamlamış olacağız” dedi.
    Kırsal şebekelerin yenilenmesi ile ilgili yoğun talep olduğunu ifade eden Akboğa, yatırımların bölgelerdeki arıza sayıları, nüfus yoğunluğu ve stratejik yapı gibi çeşitli teknik veriler doğrultusunda planlandığını söyledi. Kırsal bölgelerdeki elektrik şebekelerinin tamamını yenilemeyi hedeflediklerini dile getiren Akboğa, kırsala yapılan yatırımların artarak devam edeceğini vurguladı.

  • Karaaslan: Mevsimsel hastalıklara dikkat

    Karaaslan: Mevsimsel hastalıklara dikkat

    Mevsim geçişlerinde hastalıkların genellikle enfeksiyon kaynaklı hastalıklar olduğunu söyleyen Dr. Karaaslan, “Güneş ışınlarının bize az uğradığı bu dönemde hastalıkları hafife almamak gerekiyor. Bu hastalıklar genellikle enfeksiyon kaynaklı hastalıklar olmakla birlikte, alerjik hastalıkları ve depresyonu da unutmamak gerekir. Havaların aniden ısınıp soğumasıyla ortaya çıkan kısa süreli ısı değişimleri, vücudun adaptasyonunu da zorlaştırır. Vücudu strese sokarak savunma sisteminin zayıflamasına neden olur. Böylece enfeksiyonların bulaşma ihtimali de artar. Grip, nezle sinuzit, farenjit, bademcik iltihabı, orta kulak iltihabı, bronşit, zatürre ve astım, KOAH gibi hastalıkların enfeksiyon nedenli alevlenmesi kolaylaşır” dedi.
    “Nezle ve grip birbirinden farklıdır”
    “Nezle (soğuk algınlığı) ile çok karıştırılan grip, influenza virüslerinin yol açtığı akut solunum yolu hastalığıdır” diyen Dr. Karaaslan, “Belli dönemlerde salgınlar yapar. Ciddi akciğer hastalıklarına ve ölüme yol açabilmesi, ülkeler ve kıtalar arası yaygınlaşma özelliğine sahip olması nedeniyle soğuk algınlığından ve diğer solunum sistemi hastalıklarından farklıdır. Ateş, üşüme, titreme, terleme nöbetleri, öksürük, burun tıkanıklığı, baş ağrısı, boğaz ağrısı, halsizlik, kas ve eklem ağrıları ile seyreder. Bulgular soğuk algınlığına benzemekle birlikte gripte baş ağrısı, kas ağrıları ve özellikle 38 derecenin üstünde ateş daha ön plandadır. Grip genellikle 7-10 günde iyileşme ile sonuçlansa da sinüzit, bronşit veya zatürree gibi bazı ciddi enfeksiyonlara yol açabilme riski nedeni ile tedavi ve korunma önem taşır. Özellikle çocuklarda, yaşlılarda, bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde ve kronik hastalığı olanlarda (diyabet, koah, astım, böbrek yetmezliği, bağışıklık sistemini baskılayan hastalıklar vb) olanlarda ciddi seyredebilir” diye konuştu.
    “Grip tanısı konulduğunda tedavi için gecikmeyin”
    Dr. Karaaslan, “Enfeksiyon ortaya çıktığında, uygun tedaviye bir an önce başlamak gerekir. Uygunsuz antibiyotik kullanılmamasına özellikle dikkat edilmeli, eğer viral enfeksiyon varsa şikayetleri azaltıcı ilaçlarla ve istirahat ile şikayetler takip edilmelidir. 2-3 günü geçen şikayetlerde mutlaka doktora başvurarak muayene olmak ve yardım almak önem kazanmaktadır” şeklinde konuştu.

  • Pekmez yapımı başladı

    Pekmez yapımı başladı

    Yozgat’ta kış aylarında sofraların vazgeçilmezi olan pekmez, bağ bozumu ile birlikte kaynamaya başladı. Anadolu’da yoğun olarak tüketilen pekmez, üzüm üreticilerinin meşakkatli uğraşları sonucunda hazırlanıyor. Sabahın erken saatinde üzüm bağlarının yolunu tutan üreticiler, üzümün pekmeze olan yolculuğunu başlatıyor. Bağlardan toplanan salkım salkım üzümler, ilk olarak özel pekmez toprağıyla buluşuyor. Ardından toprakla karışması için ezilen üzümler, kıvama geldikten sonra kaynatılmak üzere büyük kazanlara konuyor. Meşe odunu ateşinde 2-3 saat sürekli karıştırılarak kaynatılan üzümler, kıvama geldikten sonra süzgeçten geçiriliyor. Bekleme süresinin ardından kavanozlara alınan pekmez, satılmak üzere tezgahlardaki yerini alıyor.
    Dayılı köyü Araplı çiftliğinde bulunan 85 dönüm bağda üzüm üreten gurbetçi kardeşler Mustafa Çınar ve Kenan Çınar da pekmez üretimine başladı. 7 yıldır pekmez ürettiklerini belirten Mustafa Çınar, bu süre içerisinde pekmez üretiminin en ince detaylarını öğrendiklerini söyledi.
    Kaliteli üzüm pekmezi üretiminde 3 faktörün öneminden bahseden Çınar, “Pekmezin kaynatılmasında meşe odunu kullanıyoruz. Pekmezin kıvamını ayarlamak çok önemli ve bir de pekmezin toprağını doğru seçmek kaliteli pekmez üretmenin ince ayrıntılarından” dedi.
    Bu yıl yaklaşık 2 ton pekmez üretimi yapacaklarını söyleyen Çınar, pekmezin kilosunu 25 TL’ye sattıklarını ifade etti. 85 dönümlük üzüm bağından normal şartlarda 400 ton üzüm elde etmeleri gerekirken Yozgat’ta hava şartları nedeniyle sadece 20 ton üzüm alabildiklerini dile getiren Çınar, Yozgat’ın aksine Manisa, Mersin ve Adana gibi yerlerde mevsim nedeniyle 400 ton ürün elde edildiğini de belirtti.
    Pekmez üretiminde çalışan Behçet Bal ise, “Yozgat’ta pekmez mevsimi olduğu için pekmez üretiyoruz. Toplamasından ezilmesinden her türlü işlemi kendimiz yapıyoruz. 10 gün boyunca pekmez yapıyoruz” dedi. Pekmez üreten işçilerden Hikmet Çınar da, “Pekmezin kıvamını biliyoruz, soğutuyoruz süzerek pekmezimizi hazırlıyoruz. Her sene yapıyoruz. Hem kışlık ihtiyacımızı çıkarıyoruz hem de kim isterse onlara da kiloyla satıyoruz” şeklinde konuştu.