Diyanet İşleri Başkanlığı’nca,camiler ve din görevlileri haftası münasebetiyle ülke genelinde her yıl düzenlenen “Ezanı Güzel Okuma” bölge yarışması tarihi Yozgat Çapanoğlu Camii”nde yapıldı.
Yozgat’ın ev sahipliği yaptığı yarışmaya, Konya, Niğde, Sivas, Kayseri, Nevşehir, Aksaray ve Kırşehir ilini temsil eden din görevlileri katıldı.
Yozgat İl Müftüsü Salih SEZİK başkanlığında oluşan jürinin; üslup-tavır, nefes-mimik-tecvit, ses güzelliği ve makam tatbiki hususlarını baz alarak yaptığı değerlendirme sonunda en yüksek puanı Yozgat’ı temsil eden imam hatip Rasul Tekin bölge birincisi oldu. Konya ilinden Yasin Bışkıcı ikinci olurken, Niğde’den Hüseyin Göktaş ise üçüncülüğe layık görüldü.
Etkileyici sesi ve icra ettiği makam başta olmak üzere tüm kriterlerde dinleyicilerin de dikkatlerini celbeden Rasul Tekin, Türkiye birincisiolmak için Bitlis’te tekrar ezan okuyacak. Rasul Tekin’in; aynı zamanda, Çapanoğlu camii din görevlilerinden dinleyicileri etkileyen sesi ve okuduğu ilahi, kaside ve naatlarla bilinen Murat Tekin’in kardeşi olduğu öğrenildi.
Yarışmaya katılan din görevlileri, tarihi camii’de öğle namazını müteakiben cami cemaati huzurunda, uşşak, hicaz, rast ve saba makamında 10 dakika içerisinde ezanı en güzel okumak için te döktüler.
Yarışmada ezanı en güzel şekilde okuyarak jüriden en yüksek puanı alan İlahiyat Fakültesi Bilal Şahin Tatbikat Cami İmam Hatibi Rasul TEKİN, 10 bölge birincisinin katılacağı ve Eylül ayında yapılacak Türkiye finalinde Bitlis’te Yozgat’ı temsil edecek.
İl Müftüsü Sezik açılamasında “Diyanet işleri başkanlığınca, Ekim ayında kutlanan camiler ve din görevlileri haftası etkinlikleri kapsamında, din görevlilerinin moral ve motivasyonlarını artırmak amacıyla ezanı güzel okuma, hafızlık ve hutbe hazırlama gibi bir dizi etkinlikler yapılmaktadır. Bugün ezanı güzel okuma yarışmasının bölge finali sekiz ilin katılımıyla ilimizde yapılmaktadır” diye konuştu.
Kategori: Gündem
-

“Ezanı Güzel Okuma” bölge yarışması yapıldı
-

Eryılmaz, ihraç edildi
OHAL kapsamında çıkartılan 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Yozgat Vali Yardımcısı Duran Eryılmaz, meslekten ihraç edildi.
2016 yılı Aralık ayı sonunda İçişleri Bakanlığınca hazırlanan kararname ile Van Edremit Kaymakamlığından Yozgat Vali Yardımcılığı görevine atanan Duran Eryılmaz, son çıkan Kanun Hükmünde Kararname ile meslekten ihraç edildi.
Duran Eryılmaz, 2017 yılı Mart ayı başında Yozgat Valiliği görevinin başında iken Olağanüstü Hal Kapsamında alınan tedbirlere ilişkin KHK kapsamında FETÖ ile irtibatı olabileceği değerlendirilmiş ve yürütülen soruşturmaların selameti açısından açığa alınarak görevinden uzaklaştırılmıştı. -

Bozdağ, tarihe geçti
Yozgat Milletvekili Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, parlamenter sistemin son hükümet sözcüsü olarak tarihe geçti. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesi ile birlikte hükümet sözcülüğü sistemi de sona erdi. Bakanlar Kurulu başbakan başkanlığında toplanırken, açıklamaları da hükümet sözcüleri yapıyordu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesi ile birlikte ise açıklamaların Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü tarafından yapılması bekleniyor.
Bakanlar Kurulunun tarihe karışması ile birlikte de Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ bu görevi son yerine getiren isim olarak tarihe geçti. Bozdağ, 24 Temmuz 2017 tarihinden beri hükümet sözcülüğü görevini yerine getiriyordu. AK Parti hükümetleri döneminde hükümet sözcülüğü görevlerini Numan Kurtulmuş, Bülent Arınç ve Cemil Çiçek gibi isimler yerine getirdi. -

Kalp krizi yaz aylarında artıyor
Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte kalp hastalıkları riskinin de arttığına dikkat çeken Uzmanlar “Bu durumunda, sıvı kaybıyla birlikte kanın pıhtılaşma oranındaki artışa bağlı olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle sağlıklı kişilerin dahi yaz aylarında sıvı alımına özen göstermesi gerekir” dedi.
Sıcakların iyiden iyiye kendini hissettirdiği şu günlerde uzmanlar, yeterli miktarda sıvı alınması için uyarılarını yaparken, aksi takdirde sağlıklı kişilerin bile kalp krizi riskiyle karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekiyor.
Yüksek tansiyon, kalp yetersizliği ve kalp damarlarında tıkanıklık olan kişilerin yaz aylarında kalp sağlığı açısından risk grubunda olduklarını söyleyen Uzmanlar daha önce kalp damarlarına stent uygulanan veya geçirilmiş by-pass öyküsü bulunan kişileri de aşırı sıcak ve nemden kaynaklanan terlemenin yaratacağı sıvı ve tuz kayıplarına bağlı olarak kalp hızında artış gelişebilmesi nedeniyle özellikle dikkatli olmaları için uyardı.
“YAZIN YETERİNCE SU TÜKETMEYENLERDE KALP KRİZİ RİSKİ ARTIYOR”
Sıcak havaların kalp hastaları üzerindeki etkilerine de değinen Uzmanlar, aşırı sıcak ve nemli havanın, özellikle kalp damar hastaları, hipertansiyon ile kalp yetersizliği olan hastalar için risk artışı meydana getirdiğini söyledi. Uzmanlar, Vücudun sıcağa karşı aldığı en etkili yöntemin terleme olduğunu, terleme ile birlikte sıvı ve elektrolit denilen tuz ve minerallerin kaybedildiğini, damarlarda dolaşan kan hacmindeki azalmanın, böbreklere giden kan hacminde azalmaya, dolayısıyla da böbrek fonksiyonlarında bozulmaya yol açabildiğini ifade etti.
Uzmanlar şöyle devam etti: “Yine terlemeyle birlikte vücuttan atılan potasyum, magnezyum gibi minerallerin vücutta azalması, özellikle kalp hastalarında, çarpıntı ve hayatı tehdit eden ritm bozukluklarının tetikleyicisi olabilmektedir. Hipertansiyonu veya kalp yetmezliği olan, bu nedenle idrar söktürücü ilaç kullanan hastaların yeterli miktarda sıvı tüketimine dikkat etmeleri gerekmektedir. Aksi halde halsizlik, yorgunluk gibi şikayetler ve böbrek fonksiyonlarında bozulma meydana gelebilir. Bu gibi şikayetleri olan kişilerin doktorlarına danışarak ilaç dozlarının yeniden düzenlenmesi gerekebilir. Bunun yanında kalsiyum kanal blokeri grubu tansiyon ilacı kullanan hastalarda ilaç yan etkisi olarak ayak bileği ve bacak şişliği de yaz aylarında daha fazla olmaktadır.”
SICAKTA KALP
SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN NELER
YAPILMALI?
Kalp sağlığını korumak için sağlıklı kişilerin dahi alması gereken önlemler olduğunu belirten Uzmanlar, alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı; “Açık renk, terlemeyi artırmayan kumaştan giysiler tercih edilmeli. Meyve ve sebze tüketiminin ön planda olduğu Akdeniz diyetine uygun beslenilmeli. Günlük sıvı ihtiyacının arttığı göz önünde bulundurularak, günlük 2-2.5 lt. civarında sıvı tüketilmeli. Kontrolsüz soda ve maden suyu tüketiminin tansiyonu yükseltebileceği, kalp yetersizliği şikayetlerini artırabileceği göz önünde bulundurularak fazla tüketimden kaçınılmalı. Güneş ışınlarının dik olduğu saatlerde dışarı çıkılmamalı, denize sabah ve akşam saatlerinde aç karnına girilmeli. Egzersizler sabah ve akşam saatlerinde yapılmalı. Çok soğuk su damarlarda spazm yaparak kan akışını bozabildiğinden çok soğuk deniz, havuz ve duşlara girilmemeli. Göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, baygınlık hissi gibi şikayetler olduğunda en yakın sağlık kurumuna başvurulmalı.
“MÜMKÜN OLDUĞU KADAR SERİN
YERLERDE VAKİT
GEÇİRİN”
Hava sıcaklıklarının artmasıyla, kalp damar hastalığı öyküsü bulunan kişilere, kalp sağlığını korumaya yönelik tavsiyelerde de bulunan Uzmanlar, mümkün olduğu kadar serin yerlerde zaman geçirmelerini, yoğun alkol ve kafein tüketiminden kaçınmalarını, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı gibi şikayetlerin başlaması durumunda ise vakit kaybetmeden bir sağlık kurumuna başvurmalarını önerdi.
Uzmanlar, Tansiyon hastalarının ise sıkı tansiyon takibi yaptırmaları gerektiğini belirterek “Tansiyon değerlerinde düzensizlik olması halinde doktorlarına başvurarak ilaç dozlarının yeniden düzenlenmesini sağlamalılar. Günlük sıvı tüketimine dikkat etmeli, gereği halinde idrar söktürücü ilaç dozlarının da doktor tavsiyesiyle yeniden düzenlenmesi gerekmektedir”dedi. -

Bozdağ ve Başer Milletvekilliği kayıtlarını yaptırdılar
Türk halkının sandık başına gittiği 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimi’nde, AK Parti Yozgat Milletvekili seçilen Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ ile Yusuf Başer Meclise gelerek kayıt yaptırdı.
Mazbatalarını alan milletvekilleri TBMM Şeref Holü’nde kayıt işlemlerini yaptırmaya devam ediyor.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer ile Meclise gelerek, kayıt yaptırdı.
Bozdağ ve Başer’e kayıt sırasında AK Parti İl Başkanı Celal Köse’de eşlik etti.
AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer, Yozgat ve Türkiye için kolları sıvadıkların söyledi.
Başer, “Şimdi, oyunun rengi ne olursa olsun, al bayrağın gölgesinde varlık ve huzur bulan tüm vatandaşlarımızla birlikte daha güzel günlere yürüme vaktidir.
Bozok Yaylasının milletvekili olmak, hamuru bu topraklarda yoğrulan herkes için hem büyük bir gurur, hem de büyük bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun gereklerini yerine getirirken hemşehrilerimizle birlikte yürüyeceğiz. Birlikte düşüneceğiz. Birlikte üreteceğiz. AK Parti, bütün renkleri, bütün sesleriyle bir Türkiye partisidir.
Farklılıklar zenginliğimiz, siyasetimiz ahenk siyasetidir. Bizi biz yapan, bu toprakları vatan kılan değerlere, bu milletin her bir ferdine saygıyla ve sadakatle hizmete devam edeceğiz. Mutlu, müreffeh ve güçlü Türkiye’yi 81 milyon el ele, birlikte inşa edeceğiz” açıklamasını yaptı. -

Yaz aylarında su tüketimi hayati önem taşıyor
Uzmanlar, kavurucu yaz günlerinde sıvı tüketimine dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Yaz aylarında hava sıcaklıklarının artması ile birlikte vücudun sıvı ihtiyacı da değişiyor. Havaların ısınmasıyla artan sıvı kaybını karşılamak için günde ortalama 2-3 litre su tüketilmesi öneriliyor. Bazı vatandaşlar ise vücudun sıvı ihtiyacını su yerine çay, meyve suyu gibi içeceklerden karşılamaya çalışıyor. Gün içinde yeteri kadar sıvı tüketilmediğinde ise ciltte nem kaybedildiğinden dolayı kaşıntı, kızarma, yanma ve egzama şikayetleri artıyor. Uzmanlar, tüketilen çeşitli içeceklerin suyun yerini tutmadığını ifade etti.
“Çay içtiğimizde vücudumuzdaki sudan kaybetmiş oluyoruz”
Su yerine en çok tercih edilen sıvı olan çayın vücutta su kaybına neden olduğunu vurgulayan Uzmanlar, “Yaz aylarında sıvı ve özellikle su tüketimi hem genel sağlığımız açısından hem de cilt sağlığımız açısından çok önemli. Bilhassa küçük yaş grubunda olanlar ve yaşı ileri olanlar; tansiyon hastaları, şeker hastaları gibi kronik hastalığı bulunanların özellikle dikkat etmesi gerekli. Sıvı tüketimi derken genellikle halkımızda su tüketmek yerine çay içmek gibi bir alışkanlık var. Bunu çok tavsiye etmiyoruz. Bilhassa konsantre meyve suları, hazır aldığımız içecekler ve çay, suyun yerine geçmiyor. Çay aslında bizim diüretik dediğimiz idrar söktürücü etkisi olan bir bitkisel çaydır. Onu içtiğimizde vücudumuzdaki sudan kaybetmiş oluyoruz. Bu nedenle genellikle 30 kiloya 1 litre olacak şekilde ve yaz aylarında terlemeyi de hesaba katarak, biraz daha artırarak suyu özellikle tüketmelerini öneririm” dedi.
“Su içmediğimiz zaman kaşıntı, kızarma, yanma ve egzama şikayetlerinde artış olmaktadır”
Ciltte sıvı kaybı olduğu takdirde çeşitli sağlık sorunlarının görülebileceğini bildiren Uzmanlar, “Genellikle 2 litre ile 3 litre arasında bir su tüketimi yaz ayları için çok gerekli ve önemli. Bu hem genel sağlığımız için önemli hem de cilt sağlığı için. Cildimizde de sıvı kaybına bağlı olarak kaşıntı, kızarıklıklar oluşabilir. Terleme ve terleyememekle ilgili isilik döküntüleri, kaşıntı, yanma, batma şeklinde şikayetler ortaya çıkabilir. Su tüketimi özellikle kuru ciltlerde, egzama yatkınlığı olanlarda daha da ön plana çıkıyor. Su içmediğimiz zaman cildimiz nem kaybettiği için kaşıntı, kızarma, yanma ve egzama şikayetlerinde artış olmaktadır. Su ihtiyacını kişi kendisi belirleyebilir. Çok terlediğimiz günlerde spor yaptığımızda sıvı ihtiyacı vücudun artar ve kişinin de buna göre su tüketimini artırması gerekir” diye konuştu.
Son olarak yeterince sıvı tüketimi olmadığında vücutta bazı belirtilerin görüldüğüne dikkat çeken Uzmanlar, şunları söyledi:
“Aslında idrara çıktığımızda yeterince su içip içmediğimizi anlayabiliriz. Kişi idrar yaptığında açık sarı renkli olması gerekiyor. Sık idrara gidememek, gittiğinde de çok sarı renkli, kötü kokulu idrar yapmak yeterince sıvı, su tüketilmediğini gösteren bir bulgudur. Aşırı güneş ve sıcağa maruz kaldığımızda çocuklarda ve yaşlılarda, güneş yanığı haricinde sıcak çarpması; güneş çarpması dediğimiz rahatsızlık görülebilmektedir. Bu güneş çarpması, sıcak çarpması da sıvı tüketimiyle ancak düzeltilebilir. Halsizlik, baş ağrısı, vücut ısısının yükselmesi, ateş, kas ağrısı; çocuklarda bulantı, kusma şeklinde bulgularla ortaya çıkar.” -

Kayseri Şeker’den sosyal sorumluluk projelerine destek
Çiftçi kuruluşu olan Kayseri Şeker, Şeker sektöründeki rol model uygulamalarını sosyal sorumluluk projeleri ile de destekliyor.
Kayseri Şeker Çiftçi Hizmetleri ve Halkla İlişkiler birimi olarak kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına, Şeker Pancarının önemi, Şeker Pancarının tarladan Şeker’e olan yolculuğu, gerçek şeker nedir ne değildir, Nişasta Bazlı Şeker’in gerçek Şeker’in alternatifi olamayacağı konularında çalışmalarını sürdürüyor.
Yaz tatilinde tüketicilerin yoğunlukla tercih ettiği AVM’ ler ve benzeri alanlarda bilgilendirme stantları kurmak suretiyle bilinçli tüketici, bilinçli toplum oluşturmak için çocuklara yönelik şekerpancarının tarladan çıkıp, şekere dönüşme yolculuğu yanı sıra çocukların beraberinde geldikleri ebeveynleri için de şeker pancarının yolculuğu gibi belgesellerin izlenmesi yanı sıra Kayseri Şeker tarafından çiftçilerden alımı yapılan temel besin maddelerimiz den mercimek, nohut, fasulye ve çerezlik ay çekirdeği, kabak çekirdeği, gibi ürünlerin besin değerini ve sağlığımız açısından önemi de anlatılmaktadır.
Ayrıca; AR-GE birimi tarafından yürütülmekte olan proje kapsamında doğal şeker ile ilgili farkındalık anketi yapılmış olup etkinliğe katılan ziyaretçiler, bu etkinliğin çok doğru, faydalı ve gerekli olduğunu, çocukların gerçek şeker hakkında bilgi sahibi olduğunu söyleyerek memnuniyetlerini dile getirirken, kamuoyunda nişasta bazlı şeker olarak bilinen NBŞ’nin insan sağlığına olan olumsuz etkilerine yönelik olarak kaygılarını dile getirmelerinin de toplumda oluşan bilincin bir göstergesi olarak değerlendirildi.
Bazı velilerin de Sağlık Bakanlığı’nın raporunda nişasta bazlı şekerlerin (NBŞ) obeziteye sebep olduğu ve kalp damar hastalıkları, şeker hastalığının ortaya çıkmasında rol oynadığı, doğrudan veya şişmanlık nedeniyle çeşitli kanserlere yol açtığı yönünde çeşitli görsel ve yazılı basında haberler zaman zaman yer aldığına dikkat çekilerek, “Nişasta Bazlı Şekerlerin çikolatalar, gofret, şekerlemeler, bisküviler, hazır baklava, yaş pasta, kurabiyeler, meyve suları, gazlı içeceklerden ketçaplara kadar geniş bir yiyecek içecek yelpazesinde kullanılması nedeniyle yasaklanması ve/veya üretim kotasının düşürülmesi yönünde talepleri bulunduğu belirtildi. -

Sadef Milletvekilliği kayıtını yaptırdı
24 Haziran seçimlerinde Yozgat’tan Milletvekili seçilen Ethem Sadef, Meclis’e gelerek kayıt yaptırdı.
Sedef’in Milletvekili rozetini ise MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Sadir Durmaz taktı.
MHP Yozgat Milletvekili Ethem Sadef, “Meclis Kaydımızı yaptırarak Hemşehrilerimizin vekalet görevini teslim aldık Çok çalışacağız. Meclisin ilk günü kayıt işlemlerinde manevi desteğini esirgemeyen Genel Başkan Yardımcımız ve Ankara milletvekili Sayın Sadir Durmaz beyefendiye teşekkür ederim” dedi. -

Vergi Borcu yapılandırılması anlatıldı
Sorgun Ticaret ve Sanayi Odasının Sahipliğinde Yozgat Vergi Dairesi Müdürü Özcan Cerrah ve Sorgun Vergi Dairesi Müdürü Kadir Kahraman’ın katılımıyla 7143 Sayılı Kanun Kapsamında Vergi Borçlarının Yapılandırması anlatıldı. “7143 sayılı Vergi ve Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması” kanunu hakkında bilgiler vererek katılımcılar bilgilendirdi. Sorgun Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonunda düzenlenen toplantın açılış konuşmasını yapan Sorgun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Üzeyir Arslan; “Bu kanunun üyelerimiz için ve iş dünyası için bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Alacakların yeniden yapılandırması ile ilgili nelerden yararlanabileceğimiz hakkında müdürümüz bizlere bilgilendirmede bulunacaktır. Toplantıya katılım sağlayan üyelerimize ve vergi dairesi müdürlerimize teşekkür ediyorum” dedi.
18 Mayıs 20108 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 7143 sayılı kanun kapsamında bilgi veren Yozgat Vergi Dairesi Müdürü Özcan Cerrah; 7143 Sayılı yasamız ile mükelleflerimize büyük kolaylık getirildi. Bu kanun ile kısacası birikmiş borçların cazip bir şekilde yapılandırılarak peşin veya taksitle ödeme fırsatı tanınıyor dedi. Peşin ödeme yapıldığı takdirde de çok büyük avantaj sağlıyor. Pişmanlıkla veya kendiliğinden verilecek beyanlar ile ilgili cazip koşullarımız vardır. Kanunun getirdiği önemli imkanlardan bir tanesinde matrah ve vergi artırımı. Vatandaşlarımız ilgisinin yüksek olması çok güzel. Yapılandırmalarını yapan tüm mükelleflerimize teşekkür ediyoruz, yapılandırma yapacak mükelleflerimize de kanunun son başvuru tarihi olan 31 Temmuz tarihine kadar bu avantajlı imkanlardan yararlanmaya davet ediyoruz. Salonu tahsis eden Sorgun TSO Başkanımıza ve yönetimine bu toplantının düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederim” şeklinde konuştu. -

LGS 2018 Yozgat İl birincisi
Yozgat Çözüm Koleji 8.sınıf öğrencisi Yavuz Selim Çakır, 2 Haziran 2018 tarihinde yapılan Liselere Giriş Sınavında (LGS) derece yaparak Yozgat 1.si oldu.
Yozgat’ta LGS’ye katılan öğrenciler arasında en yüksek puanı alarak 461. 8238 ile il birincisi olan Yavuz Selim Çakır, Yozgat Çözüm Kolejinin haklı gururu oldu. Çakır, ailesine, okul yönetimine ve kendisiyle dersleri konusunda yakından ilgilenen tüm öğretmenlerine teşekkür etti.
Çözüm Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yılmaz ise okullarının başarı geleneğini sürdürdüğünü ifade ederek “Çocuklarımız bu yıl düzenlenen sınav sistemiyle ilk kez karşı karşıya kaldılar. Sınav sisteminin değişeceği haberini alır almaz genel merkezimiz ve kolejimizdeki sınav komisyonumuzla birlikte yapmış olduğumuz değerlendirmeler sonucunda tüm 8. sınıf velilerimizi yapmış olduğunuz toplantıyla bilgilendirdik. Ön görülerimize binaen sınavın zor olacağı TEOG tarzında değil daha çok yorum ve görsel yeteneğe dayalı mantık sorularıyla öğrencilerin zorlanacağını, velilerimize ve çocuklarımıza aktardık. Bu yönde yıl boyu yaptığımız tüm çalışmalarda bizi haklı çıkardı. Şükürler olsun ki her yıl olduğu gibi bu yılda il birincisinin kolejimizden çıkmış olmasının haklı gururunu yaşamaktayız. 59 öğrencimiz içerisinde %10’luk dilimde 30 öğrenci nitelikli okullara girmeye hak kazanmıştır. Bu başarıda emeği geçen başta değerli öğretmenlerim sonrasında da değerli öğrencilerimiz ve ailelerine teşekkürlerimi sunuyorum”
Yılmaz açıklamalarının ardından Yavuz Selim Çakır’ı başarısından dolayı tebrik ederek çeşitli hediyeler ve madalya ile ödüllendirdi. -

Çocuklar esnafın yanında hayata hazırlanmalı
Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Vatandaşlarımız ilkokul çağındaki çocuklarını yaz tatillerinde mahalledeki ve çevredeki güvenilir esnafa gönül rahatlığı ile emanet edebilir. Böylece çocuklarımız emin ellerde kısa süreli tecrübe edinip sorumluluk bilinci edinir. Ayrıca tatil dönemlerindeki kısa süreli iş tecrübeleri çocuklara girişimci olma yolunda büyük katkı sağlamaktadır” dedi.
İlkokul çağındaki çocukların yaz tatilinde ailelerinin bildiği ve güvendiği esnafın yanında çalışarak sorumluluk kazanması gerektiğini belirten TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “İlköğretimde okuyan 10 milyonu aşkın çocuğun sorumluluk bilinci kazanarak hayata hazırlanmasındaki en etkili yöntemlerden biri onları güvenilir ve bilinir esnafın yanına teslim etmektir. Çünkü çocukların yalnızca okul dersleriyle ve bilgisayarlarla haşır neşir olması yeteneklerinin körelmesine, hayatın zorluklarıyla başa çıkamamaya ve gerçek dünyadan kopmalarına sebep oluyor. Bu yüzden yaz tatillerinde çocuklar ailelerinin bilip güvendiği berber, kahveci, pastacı ve ayakkabıcı gibi esnafın yanında kısa süreli çalışarak birey olduğunu kavramalı” ifadelerini kullandı.
Girişimcilik bilincinin erken yaşlarda edinilmesi gerektiğini ifade eden Palandöken, şunları kaydetti:
“Çocuklarımızın esnafın yanında kısa süreli tecrübe edinmesi çocuk işçiliği değil onların hayata hazırlanmasıdır. Çocuk işçiliği konusunda TESK olarak gösterdiğimiz hassasiyet ve yürüttüğümüz çalışmalar ortadadır. Çocuklarımızın hayallerini ve ilgi alanlarını yanlış sektörlerde harcamamak için girişimciliği erken yaşlarda öğretmeliyiz. Çocuklarımız derslerden geri kalan vakitlerini sadece televizyon izleyerek ya da bilgisayarda oyun oynayarak geçirmemeli.Onların sanal dünyadan kopup gerçek dünya ile tanışmaları için bu yaz esnafa emanet etmeliyiz. Çocuklar iş disiplinini, iş bölümünü, para kazanmanın zorluğunu ve girişimci olmayı erken yaşta öğrenmeli. Çocukların esnaftan edindiği her tecrübe onları hayata hazırladığı gibi ileriki yaşları için de güzel bir anı olarak kalacaktır.” -

Kurbanlık fiyatları netleşmeye başladı
Tarım ve hayvancılık açısından büyük bir öneme sahip Yozgat’ta besiciler, yaklaşan kurban bayramı öncesi, kurbanlık hayvan fiyatlarını belirlemeye başladı. Büyükbaş kurbanlıklar 6 bin ile 15 Bin TL, küçükbaş kurbanlıklar ise Bin ile Bin 500 TL arasında değişen fiyattan satışa sunulacağı ifade ediliyor.
Yozgat Merkeze bağlı Örencik Köyünde uzun yıllar hayvancılık üzerine faaliyetini sürdüren Harun Emrebaş, kurban bayramının yaklaşmasıyla kurbanlık fiyatlarının da netleşmeye başladığını söyledi.
Yerköy ve Ankara’da da farklı sektörlerde faaliyetini sürdüren Harun Emrebaş, Örencik köyündeki çiftliklerinde yaklaşık 100 adet büyükbaş ve 150 adette küçükbaş kurbanlık hayvanlarının olduğunu söyledi.
Emrebaş, bu yıl kurbanlık fiyatlarının geçen yıla oranla biraz daha yüksek olacağına işaret ederek, nedenini hayvanları beslemek için kullandıkları yem fiyatlarının pahalı olmasına bağladı. Emrebaş, “Hayvancılık, bizlerinde geçim kaynağı. Köyde sonradan büyüttüğümüz işletmemizde hem küçükbaş hem de büyükbaş üretimi yapıyoruz. yaklaşık 3 ay öncesinde büyükbaş hayvanlarımızı ağıla ağıla çekerek besiye aldık.
Kurban Bayramına kadar hiç dışarı çıkarmadan burada besliyoruz.
Geçen yıla oranla bu yıl kurbanlık fiyatlarının biraz daha yüksek olacağını tahmin ediyoruz. Sebebi ise hayvan yem girdi maliyetlerinin yüksek olmasından kaynaklanıyor. Bir torba yemin fiyatı 70 küsür lira aynı şekilde saman fiyatlarının da yüksek olması ister istemez biz üreticilerin maliyetini yükseltiyor.
Biz bu açıdan hayvanımızın ucuz gittiğini düşünürken vatandaşımız da kurban fiyatının pahalı olduğundan yakınıyor. Devlet yetkililerimiz özellikle Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız, biz üreticileri köylüleri düşünerek ithal konusuna yönelmesi gerekir. Girdi maliyetleri düşmeli ki üretici köylü hayvancılığa daha ağırlık versin. Hal böyle olunca çiftçide, üreticide hayvancılıktan elini ayağını çeker hale geldi. Yetkililerimiz bizim gibi besicilik yapan çiftçileri yeterince desteklenmesi gerekir. “diye konuştu.
VATANDAŞIMIZ
ÇAYINI
YUDUMLARKEN KURBANINI KESİP KENDİSİNE ÇİFTLİKTE TESLİM EDİYORUZ
Kurbanlık hayvanların kesimlerini de istenildiği takdirde kendilerinin yaptığını söyleyen Emrebaş, “Ayrıca köyümüze gelerek kurbanlıklarını alan vatandaşımızın aldığı hayvana kurbana kadar bakıyor ve kesimini yine istedikleri takdirde onlar çaylarını yudumlarken kendimiz kesimini yapıp parçalayıp teslim ediyoruz.
Dileyen vatandaşlarımız şimdiden kurbanlıklarını seçip alabilir kurbana kadar da bakımını yine biz yaparız”diye konuştu.
Yozgat Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hacı Selvi, yaptığı açıklamada Yozgat’ın konumu itibariyle tarım ve hayvancılığa dayandığını, tarım ve hayvancılığın bölgede önemli bir geçim kaynağı olduğunu söyledi. Devletin kırsal kalkınmaya yönelik destekleri ile hayvancılığın daha da geliştiğini vurgulayan Selvi, “Önceki yıllara göre bu yıl kurbanlık hayvan varlığı sayısının daha az olacağını düşünüyorum.
Hayvan girdi maliyetlerinin yüksek olması hayvancılıkla uğraşanları zor duruma düşüyor. Her yıl kurban bayramında hayvan üreticileri kendi hayvanlarının ucuz gittiğini düşünürken kurban alıcıları da fiyatların yüksek olduğunu ifade ediyor. İşte bunun sebebi de hayvan yem fiyatlarının pahalı olması fiyatlara yansıyor. Buda elbette vatandaşımızın cebine yansıyor.
Bu yıl yine büyükbaş kurbanlıklar 6 Bin ile 15 Bin TL, küçükbaş ise bin ile Bin 500 TL arasında olacağını tahmin ediyorum. Tabi bu fiyatlar hayvanın büyüklüğüne ağırlığına göre değişir. İnşallah hem hayvan üreticilerimiz hem de vatandaşlarımız açısından hayırlı ve bereketli bir kurban geçiririz.”temennisinde bulundu. -

Yozgatlı besiciler saman teminine başladı
Türkiye’nin önemli tarım bölgelerinden biri olan Yozgat’ta hububat hasat döneminin başlamasıyla birlikte bölge çiftçisi, hayvanların yem ihtiyacını temini için tarlasındaki sapları balya ve saman yaptırarak depoluyor.
Yerköy’ün Orhan Köyü çiftçilerinden Hakan Özer, bölgelerinde özellikle herk diye tabir edilen tarlalarda hasat sonrası fazlaca sap olduğunu belirterek, kendi hayvanlarının yem ihtiyaçlarını rahatlıkla karşıladıklarını söyledi.
Özer, “Köyümüzde hububat hasat dönemi bir hafta önce başladı. Arpa hasadının tamamlanmasıyla şuan buğdaylarımızın hasadı devam ediyor.
Önceki yıllarda kuraklıktan dolayı hasat sonrası saman sıkıntısı yaşardık. Bu yüzden biçilen tarlalarımıza tekrar tırmık çekerek hayvanlarımızın saman ihtiyacını karşılamaya çalışırdık.
Bu yıl ise kendi köyümüzde böyle bir sıkıntı yaşamayacağız. Yaklaşık 30 sal saman ve bunun yanı sırada birkaç römork balya yaptırdım. Bu şekilde hayvanlarımızın yiyeceği samanın teminini yaptım.”dedi.
Nihat İnan’da benzer ifadeler kullanarak şunları kaydetti: “Bu yıl bölgemizde son yağışlarla birlikte sıkıntı yaşamadan hasat dönemine girdik. Bazı anız olan ekili alanlarda kuraklık sebebiyle yangın söz konusu oldu. Herk’e ekilen buğdaylarda verim normal ve üzerinde olurken anız diye tabir edilen yani üst üste ekilen tarlalarda yangın dolayısıyla hem verim düştü hem de fazla sap çıkmadı. Yine de şükrediyoruz.
Çünkü köyümüz ve yakın çevre köylerimiz kendi hububat alanlarından çıkan sapla kendi hayvanlarının ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar.”diye konuştu.
Yerköy Ziraat Odası Başkanı Bahri Yılmaz’da samana olan ihtiyaç dolayısıyla anız yangınlarında ciddi derecede azalma olduğunu söyledi.
Çiftçinin kendi ihtiyacını karşıladıktan sonra ihtiyaç fazlasını ise sattığını belirten Başkan Yılmaz, “Samana olan ihtiyaç dolayısıyla anız yangınlarına karşı duyarlılığı da arttırdı. Ayrıca çiftçimiz anız yakılmasının toprağa verdiği zararın da farkına vardı. Bu konuda hem bizler hem de tarım müdürlüklerimiz gerekli bilgilendirmeyi çiftçimize sürekli yapıyoruz. Bu vesile ile hasat döneminin ilçemize ve bölgemize hayırlı uğurlu olmasını dileriz.”diye konuştu.
Yaklaşık 3 Buçuk Milyon dekar alanda arpa ve buğday hasadı yapılacak olan Yozgat genelinde saman kilosu 14- 15 kuruştan satışa sunulduğu belirtilirken, balyanın tanesi ise 1 lira ile bir 2 buçuk lira arasında satışa sunulduğu belirtildi. -

Gebelere “Annelik Hüznü” eğitimi
Kamu-Özel iş birliği modelini uluslararası standartlara uygun bir şekilde Türkiye sağlık sektörüne taşıyan yönetim anlayışı ile işletilen Yozgat Şehir Hastanesi bünyesindeki Gebe Okulunda bu kez ders konusu “Annelik Hüznü” oldu.
Uzmanlara göre; her kadının özlemi olan ve bunu tadanlar için “dünyanın en güzel duygusu” diye tanımlanan annelik; “hüzne” dönüşebilirken, doğumdan sonraki 42 günlük süreyi ifade eden lohusalık dönemi ise çeşitli psikolojik sorunlara yol açabiliyor. Türkiye’nin ilk şehir hastanesi olarak sağlık hizmetleri tarihine adını yazdıran hastanenin otel konforundaki Gebe Okulu’nda, doktor, psikolog, ergoterapist (iş ve uğraş terapisti), fizyoterapist (fizik tedavi uzmanı), ebe ve hemşirelerden oluşan ekiple verilen eğitimlerin bu haftaki bölümü yoğun katılımla gerçekleşti. Ebe Habibe Başaran ve hemşire Medine Apaydın, huzursuzluk, sinirlilik, duygusal değişimler ve ağlamaklı olma şeklinde görülen annelik hüznü ile başa çıkmanın yollarını katılımcılara örnekleriyle anlattı.
Habibe Başaran, mutsuzluk, uykusuzluk, beslenme sorunları, kızgınlık, endişe ve kaygının eşlik ettiği bu durumun önlem alınmadığı takdirde ilerde telafisi güç sonuçlar doğurabileceğini ancak, bu dönemin kişinin çabası ve aile desteği ile atlatmasının mümkün olduğunu vurguladı.
42 günlük kritik süreç
Anne olmanın kadınların yaşadığı en güzel duygu olmakla birlikte zorlu bir süreci ifade ettiğinin altını çizen Habibe Başaran, çoğunluğu ilk doğumunu yapan kadınlar olmak üzere annelerin yüzde 50- 80’inde “Annelik Hüznü” diye adlandırılan sorunun yaşandığını bildirdi. Annelik hüznünün doğumla birlikte başlayıp, “lohusalık” diye tabir edilen 42 gün boyunca devam ettiğini anlatan Habibe Başaran, bazı annelerin bu dönemde bebeğini emzirmeyi bile reddettiğini vurgulayıp, “Doğumdan hemen sonra başlaması gereken emzirme, anne ve bebek arasındaki bağı kuran ve güçlendiren en önemli dönemdir. Eğer anne emzirmeyi uzun süre ısrarla geri çevirirse bu kez bebek bir daha anneyi istemez. Bu durumdaki bir anneye eşinin ya da diğer yakınlarının ‘emzireceksin, bu senin görevin’ gibi azarlar tarzdaki ifadeleri sorunu daha da güçleştirmektedir. Bu nedenle lohusalık döneminde anneye sabırla, anlayışla ve şefkatle yaklaşılması sıkıntılı dönemin atlatılmasında önemli rol oynuyor” dedi.
Annelik hüznünün nedenleri
Birçok kocanın eşinin doğum yaptıktan sonra huyunun değişmesinden, hırçınlaşmasından ve duygusal çöküntü yaşamasından yakındığını ifade eden Medine Apaydın ise, annelik hüznünün nedenlerine dikkati çekerek, şunları söyledi:
“Annelik hüznünün birden fazla nedeni olabiliyor. Anne adayı çalışıyorsa kariyer yolunun sekteye uğrayacağından, çocuğunu kime teslim edeceğinden, sorumluluğunu üstlenip üstlenemeyeceğinden endişe yaşayabiliyor. Kimi anneler de yaşadığı biyolojik ve fizyolojik değişimlerden rahatsızlık duyabiliyor.
Anne, eşinin yanında artık sevdiği kadından çok sadece çocuğunun ya da çocuklarının annesi olarak değer göreceğini düşünüp kaygıya kapılabiliyor. Bu endişeler ileri yaş hamileliklerinde daha sık yaşanıyor.”
Stresten uzak durun
Anne adaylarına, doğum sonrasındaki sıkıntılı dönemin mutlaka atlatıldığı anlatan Medine Apaydın, bu nedenle paniğe kapılmamaları önerisinde bulunarak, “Gebelikte olduğu gibi lohusalık döneminde de doğum ve çocuk doktorunuzla irtibatı koparmayın. Sakin bir ortamda, mümkün olduğunca stresten uzak dinlenmeye özen gösterin. Tıpkı gebelikte olduğu gibi demir ve kalsiyum yönünden zengin gıdalarla beslenmeyi tercih edin” dedi.
“Mutlu anne mutlu toplum demektir”
Yozgat Şehir Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Aziz Ahmet Surel, “Mutlu gebelik, mutlu anne, mutlu aile, mutlu toplum demektir” anlayışından hareketle hizmet veren Gebe Okuluna gösterilen ilginin kendilerini memnun ettiğini bildirdi.
Neden gebe okulu?
Eşlerin anne-baba olmaya karar verdiği zaman birbirlerine olan güven duygusunu çocuklarına da aktardıklarını ifade eden Başhekim Surel, “Aile, çocuğun ilk sosyal deneyimini edindiği yerdir. Yani anne-baba rol model olur ve onlar arasındaki iletişim çocukların sosyal kimliğini ortaya çıkarır. Aile içerisinde güven ortamında, sağlıklı bir iletişimle, sevgi ve saygı ortamında büyüyen çocuklar, ilk deneyimlerini bilinçaltında canlı tutarak ileriki yaşlarına taşırlar.
Bu da sağlıklı bir toplumun oluşmasını sağlar. Gebe okulumuzun çıkış amacı budur” diye konuştu.
Başhekim Surel, “Hastanemizde hafta içi her gün danışmanlık ve eğitim verilmekle birlikte kapalı grup eğitimi haftanın her çarşamba günü öğleden sonra 3 saattir. 4 ya da 5 hafta süren eğitimlerimizden anne adaylarımızın mutlu ayrılması hizmetimizin amacına ulaştığını gösterdiğinden bizleri de mutlu ediyor” dedi. -

Sağlık çocuk dergisi okurlarını bekliyor
Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan ‘sağlık çocuk’ dergisi okurlarını bekliyor.
Ücretsiz olan dergi, tüm Türkiye’ye ücretsiz olarak gönderiliyor.
İl Sağlık Müdürlüğü, vatandaşların dergiye ücretsiz olarak abone olup, ulaşabileceğini duyurdu. Vatandaşlar dergiye ‘http://www.saglikcocuk.saglik.gov.tr’ adresinden yada 0 549 242 79 18 telefon numarasını arayarak ücretsiz abone olabilecekler. Abonelik sonrasında dergi aileleri ücretsiz olarak gönderiliyor.İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan bilgilendirme notunda, “Sağlık Çocuk Dergisine ücretsiz abone olmak için; http://www.saglikcocuk.saglik.gov.tr/ sitesindeki formu doldurmanız yeterli. Dergi dağıtımı ile ilgili sorularınız için 0 549 242 79 18 numaralı destek hattını arayabilirsiniz” ifadelerine yer verildi. -

Allah’ın rızasına ulaştıran salih ameller
Yozgat Müftülüğü tarafından vatandaşları bilgilendirmek amacıyla ‘Allah’ın rızasına ulaştıran salih ameller’ başlıklı konuya değinildi.
Cuma Hutbesinde şunlar söylendi; Resûlullah Efendimiz (s.a.s), bir gün ashâbıyla sohbet ederken ‘Bugün hanginiz oruç tuttu?’ diye sordu. Hz. Ebu Bekir ‘Ben’ diye cevap verdi. Ardından Peygamberimiz tek tek şu soruları sıraladı: Bugün hanginiz bir kardeşinizin cenazesine katıldı? Bugün hanginiz bir fakirin karnını doyurdu? Bugün hanginiz bir hasta ziyaretinde bulundu?’
Bu soruların her birine Hz. Ebû Bekir Sıddîk (r.a.) ‘Ben’ diyerek olumlu cevap vermişti. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz ashabı nezdinde bizlere şu müjdeyi verdi: ‘Bu güzel davranışlar kimde bulunursa, o mutlaka cennete girer.’
Yaratılış sebebimiz; her şeyden önce Cenab-ı Hakkı layıkıyla tanımak, O’na yürekten bağlanmak, O’nun emir ve yasaklarına uygun davranmaktır. Varlığımızın gayesi imanı ve salih ameli, iyiliği ve güzel ahlakı hayata hâkim kılmaktır. Bunun yolu ise Kur’an ve sünnete samimiyetle uymaktan geçer. Zira Kur’an ve sünnet hayat yolculuğumuzun en sağlam, en güvenilir, en esaslı rehberleridir. Bu yolculuğun sonunda rızasını kazanan kullarına Rabbimizin bir lütfu ve mükâfatı olan cennet vardır.
Bizi cennete götürecek hidayet yolunun ilk adımında iman vardır. Allah’ın varlığına ve birliğine iman edenler cennete ulaşacaktır. İman esaslarına gönülden bağlı kalanlar ebedi nimetlere kavuşacaktır. Bize düşen son nefesimize kadar imanımıza sadakat göstermek ve Rabbimize verdiğimiz kulluk sözüne sahip çıkmaktır. İmanımızı söz ve davranışlarımıza yansıtmak ve güzel amellerimizle diri tutmaktır. Nitekim Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur: ‘Şüphesiz, iman edip, salih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratılanların en hayırlısıdır. Rableri katında onların mükâfatı, altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu mükafat Rabbine derin saygı duyanlara mahsustur.’
Cennete giden yolun ikinci adımı ise salih amellerdir. Bize Rabbimizin rızasını kazandırmasını ümit ettiğimiz salih amellerin, yani iyi ve güzel davranışların, doğru ve anlamlı adımların sınırı yoktur. Kul olma bilinciyle söylenen her hayırlı söz, insan olma şerefine layık her güzel eylem, Allah’ın hoşnutluğunu amaçlayan her iyi niyet birer salih ameldir. Yeter ki samimiyet elden bırakılmasın. Yeter ki Allah rızası başka bir gayeye, beklentiye kurban edilmesin.
İbadetlerimizin her biri birer salih ameldir. Ancak cennete götürecek olan ibadet aynı zamanda bize güzel vasıflar kazandıran ibadettir. Namazımız bizi günah ve çirkin işlerden alıkoymalıdır. Orucumuz dilimizi kem sözlerden, elimizi, zihnimizi ve gönlümüzü kötülüklerden korumalıdır. Haccımız, teslimiyetimizi ve ümmet bilincimizi pekiştirmelidir. Zekâtımız, infakımız, kurbanımız dünya nimetlerinin esiri olmamak gerektiğini bize hatırlatmalıdır.
İmanı kemale eriştiren ve mümini cennete ulaştıran en etkili yol ise güzel ahlaktır. Mümin, anne-babasına, eşine, evladına, komşu ve akrabalarına, can taşıyan her bir varlığa şefkat ve merhamet gösterir. Eliyle, diliyle hiç kimseye zarar vermez. Çevresine güven telkin eder. Rabbimizin emrettiği şekilde dosdoğru olur; istikametten asla ayrılmaz. Zarar göreceğini bilse dahi yalan söylemez. Ahde vefa gösterir. Boş ve faydasız işlerle ömrünü israf etmez. Cennet yolunun yolcusu, hayatının her anında, her işinde sadece Allah’ın rızasını gözetir.
Bu Cuma vakti, kurtuluşa ermeyi, cennet ehli olmayı niyaz ederken her birimiz kendimizi hesaba çekelim. Şu soruları samimiyetle kendimize soralım: Rabbimizin emaneti olan ömrümüzü hangi yolda tüketiyoruz? Acaba yürüdüğümüz yol bizi cennete mi götürecektir? Yoksa cennetten mi uzaklaştıracaktır? Yaşantımızla bizi cennete götürecek bir köprü mü kuruyoruz? Yoksa cennetle aramıza duvarlar mı örüyoruz? Söz ve davranışlarımız, birer samimiyet eseri mi? Yoksa yapıp ettiklerimizi riya ve gösterişle heba mı ediyoruz?
Hutbemi Sevgili Peygamberimiz’in şu hadis-i şerifiyle bitiriyorum:
‘Siz bana altı şey hususunda garanti verin, ben de size cennetin garantisini vereyim: Konuştuğunuzda doğru söyleyin. Söz verdiğinizde sözünüzü tutun. Size bir şey emanet edildiğinde ona riayet edin. İffet ve haysiyetinizi koruyun. Gözlerinizi haramdan sakının. Elinizi kötülüklere uzatmayın.’ -

Engelli vatandaşlar 50 Bin TL hibe desteği almaya başladı
İş Kur’un engelli vatandaşlara yönelik verdiği 50 Bin TL’lik hibe desteğine başvuran engelli vatandaşlar hibelerini almaya başladı.
Sarıkaya’da yaşayan Mahmut Efe isimli engelli vatandaşın, arıcılık üzerine verdiği proje Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan komisyonca kabul edilerek hibe desteği almaya hak kazandı.
İş Kur İl Müdürü Taner Yıldız, Sarıkaya İlçesine bağlı köyde oturan Mahmut Efe adlı engelli vatandaşı ziyaret etti. Yıldız, “Engelli vatandaşımız aldığı bu hibe desteği ile bal arısı satın alarak faaliyetine başladı. Hibe desteği alan bu vatandaşımız İş Kur’u engellilere sağladığı bu imkânı bir umut kaynağı olarak gördü ve faaliyetine başladı. Kurumumuzun sağladığı bu destek ile engelli vatandaşlarımızın iş kurma hayallerini gereceğe dönüştürmeye devam edeceğiz. Kendi işinin patronu olmak isteyen engelli vatandaşlarımızı İş Kur’un hibe desteğinden faydalanmaya davet ediyoruz. Tabi ki öncelikle Girişimcilik Belgesi almaları gerekir. Açılacak Girişimcilik kurslarına katılıp belgelerini alan engelli vatandaşlarımız projelerini hazırlayarak başvuru dönemlerinde İl Müdürlüğümüze teslim etmeleri gerekir.” diye konuştu. -

Denetimli Serbestlik binası açılışı yapıldı
Uzun süredir Adalet Sarayı içerisinde hizmet verirken yaklaşık bir yıl önce Halk Eğitim Merkezi eski binasına taşınan Denetimli Serbestlik Müdürlüğü hizmet binası Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ve il protokolü tarafından açıldı.
Yozgat’ta adaletin tesisi noktasında şuana kadar önemli işlerin altına imza atan Denetimli Serbestlik Müdürlüğü binası açılışına Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Milletvekili Yusuf Başer, Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, Yozgat Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Ataman, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Turgay Çorak ve il protokolünün de yer aldığı açılış sonrası heyet bina içerisini gezerek kurum müdürü Cihat Çanak’tan bilgi aldı. -

TOKi, 26 ilde 108 arsayı satışa sundu
Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), Ağrı, Amasya, Ankara, Bitlis, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Elazığ, Erzincan, Eskişehir, Giresun, Hatay, İstanbul, İzmir, Karaman, Kayseri, Kırşehir, Kocaeli, Mardin, Nevşehir, Sivas, Şanlıurfa, Trabzon, Van, Yalova ve Yozgat illerinde 108 adet arsayı satışa sundu.
TOKİ, Ağrı, Amasya, Ankara, Bitlis, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Elazığ, Erzincan, Eskişehir, Giresun, Hatay, İstanbul, İzmir, Karaman, Kayseri, Kırşehir, Kocaeli, Mardin, Nevşehir, Sivas, Şanlıurfa, Trabzon, Van, Yalova ve Yozgat illerinde toplam 1 milyon 114 bin 187,98 metrekare büyüklüğünde 108 adet arsayı satışa sundu. Muhammen bedeli yaklaşık 734 milyon TL olan arsalar “açık artırma” yöntemi ile satılacak.
Müzayede 19 Temmuz 2018 tarihinde Perşembe günü saat 13:30’da TOKİ’nin Ankara Bilkent’teki merkezinde ve TOKİ İstanbul Hizmet Binası’nda gerçekleştirilecek. Ayrıca www.emlakyonetim.com.tr internet adresinden canlı yayın yapılacak.
Satışa sunulan arsalardan bazılarının özellikleri şöyle:
“İstanbul Başakşehir Kayabaşı’nda özel sağlık, İkitelli’de konut dışı kentsel çalışma, Büyükçekmece’de konut niteliğinde imarlı arsalar. Ankara Çankaya’da gelişme konut, Mamak’ta ticaret, akaryakıt istasyonu, Pursaklar’da konut, Yenimahalle’de küçük sanayi sitesi, konut, Kahramankazan’da konut, ticaret,Sincan’da konut ticaret niteliğinde imarlı arsalar. Kocaeli Gebze’de akaryakıt, Gölcük’te konut dışı kentsel çalışma niteliğinde imarlı arsalar. İzmir Narlıdere’de konut, ticaret, özel eğitim, cami, park niteliğinde imarlı arsa. Trabzon Ortahisar’da konut niteliğinde imarlı arsalar. Elazığ Merkezde konut, ticaret ve özel eğitim niteliğinde imarlı arsalar.
Erzincan Merkezde konut, Üzümlü’deticaret, konut niteliğinde imarlı arsalar.”
Satışa ilişkin detaylı bilgiye www.toki.gov.tr ve www.emlakyonetim.com.tr internet adreslerinden ve 444 86 54 numaralı telefondan ulaşılabilecek. -

Başkan Açıkel: Belediye olarak sosyal projelere büyük önem veriyoruz
Geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin ünlü haber spikerlerini ve program sunucularını ağırlayan Başkan Açıkel, kadına yönelik “sesim olur musun, kadın istihdamı ve kadına şiddet” söyleşi programı ile farklı bir etkinliğe daha imza attı.
İlçede toplumun her kesimine yönelik farklı programlar düzenleyen ve bu konuda farkındalık oluşturmayı başaran Belediye Başkanı Ömer Açıkel, yapılan sosyal etkinliklerle de ilçenin tanıtımına büyük katkı sağlıyor.
İlçede vatandaşların aileleri ile birlikte dinlenebilecekleri, hoşça vakit geçirebilecekleri alanların oluşmasına büyük önem veren Başkan Açıkel, “Belediye olarak sosyal alanların oluşmasına gücümüz nispetinde ve imkanlarımız ölçüsünde yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bu kapsamda insanlarımızın aileleri ile birlikte dinlenebilecekleri hoş vakit geçirebilecekleri aile parkları, çocuk oyun grupları ve spor aletlerinin bulunduğu parklar oluşturuyoruz. Yine ülkemizdeki çeşitli hafta ve etkinliklerde engelliler haftası, öğretmenler günü, polis haftası ve diğer hafta ve etkinliklerde farklı etnik gruplara dolsa dahi biz bu farklılıkların zenginliğimiz olduğunu biliyoruz. Acı ve mutlu günlerinde görüşleri ne olursa olsun yanlarında oluyoruz. Bu konuda farklılıklarımız bizi ayrıştıran değil beraber mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşanıldığını kanıtlamak istiyoruz.”diye konuştu.
PARKIMIZIN
KAMELYALARINI
MASALARINI KENDİ ATÖLYEMİZDE
ÜRETİYORUZ
İlçeye yapılan parkların kamelyalarını, masalarını belediyenin kendi atölyesinde yaptıklarını vurgulayan Başkan Açıkel, “ Belediye Makine İkmal Parkında kurduğumuz atölyede parklarımıza kurulacak kamelya, masa ve oturakları kendi personelimiz üretimini yaparak belediyemize büyük avantaj sağlıyoruz. Normal fiyatı yaklaşık 4 -5 Bin TL’ye mal olan bu üretimi kendi personelimizle bize sadece yaklaşık Bin liraya mal oluyor. Böylece belediyemize ekonomik anlamda da katkı sağlamış oluyoruz.
İLÇEMİZDE BUGÜNE KADAR HEP İLKLERİ GERÇEKLEŞTİRDİK
İlçenin tanıtımına büyük önem verdiklerini vurgulayan Açıkel, “ ilçemizde bugüne kadar hep ilkleri gerçekleştirdik. İlçemizin turizm sektöründeki paydan yeteri kadar alabilmesi çok önemlidir. Roma Hamamı eşi ve benzerine nadir rastlanır önemli bir değerdir. Sarıkaya ismi ile özdeşleşen Tarihi Roma Hamamının tanıtımı için ciddi çalışmalarımız oldu ve bu konuda çalışmalarımız devam ediyor. Yine ilçemiz için hayati önem taşıyan doğalgaz bu yıl başında ilçemizde kullanılmaya başlandı. Bugüne kadar belediyemiz halkımızın öncelikleri doğrultusunda çok büyük hizmetleri, projeleri hayata geçirdi. Fakat Şubat ayı açılışını gerçekleştirdiğimiz doğalgazın ilçemizde yanmaya başlaması en büyük hizmet olarak şimdiye kadar yaptığımız bütün çalışmaları bizlere unutturdu. İnşallah bundan sonra da Sarıkaya’mızda hep ilkleri gerçekleştirmenin mutluluğunu hep birlikte vatandaşlarımızla yaşayacağız.”diye konuştu. -

Ovakentli çiftçiler: Akay başımızın tacı
Ovakentli pancar üreticilerinden Mehmet ve Yakup Mert, Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay Liderliği’ndeki Kayseri Şeker Fabrikası’nın geldiği noktayı kendileri için de gurur verici olarak yorumladı. Mert, “Büyük sıkıntı içerisindeki fabrikalarımızı borç batağından kurtarıp, Turhal Şeker’i satın alarak bizleri de fabrikatör yapan Başkanımız sayın Hüseyin Akay, başımız tacıdır. Allah razı olsun” dedi.
Ömrünü ve geçimini pancar üretimi yaparak sağlayan Ovakent çiftçilerinden Mehmet ve Yakup Mert, Kayseri Şeker Fabrikası’nın, Başkan Hüseyin Akay döneminde adeta küllerinden yeniden doğduğunu söyledi.
Eskiden kışı nasıl geçireceğiz diye kara kara düşünürken, Akay’ın göreve başlamasıyla birlikte ceplerinin para ile dolduğunu dile getiren Mert, “Şimdi kafamız oldukça rahat. Pancar bedelimizi alır mıyız, alamaz mıyız diye bir düşüncemiz kalmadı. Neredeyse pancarımızı yatırıp paramızı alır hale geldik. Allah, Başkanımız Hüseyin Akay’dan razı olsun” diye konuştu.
Kayseri Şeker Fabrikası’nın son bir kaç yıldır Kayseri’nin Lider’i konumuna gelmesinden gurur duyduklarını ifade eden Mert, “Bu gurur hepimizin. Fabrikalarımız şimdi rekor üstüne rekor kırıyor. Biz pancar üreticileri de Türkiye’de ayrıcalıklı bir konuma geldi. Hep paramızı erkenden, hem de en yüksekten alıyoruz. Bir üretici daha ne isteyebilir ki” dedi.
Başkan Hüseyin Akay’ın göreve başlamasıyla birlikte, adaletin, hakkaniyetin tesis edildiğini, israfın önlendiğini, çiftçinin ve çalışanın yüzlerinin güler hale geldiğini anımsatan Mehmet ve Yakup Mert, Turhal Şeker Fabrikası’nın alınmasının da pancar üreticileri adına bir Milad olarak yorumladı.
Her geçen gün devleşen, Türkiye’de sektörün lideri ve modeli haline gelen Kayseri Şeker’in, Başkan Akay’la birlikte rekorlarla tanıştığını ifade eden Mert, “Kayseri ve Boğazlıyan Şeker Fabrikaların girdiği ekonomik darboğazdan dolayı kapanıp kapanmayacağı konuşulduğu günlerden hızla sıyrılıp hem yatırım yapan ve hem de bünyesine yeni şeker fabrikaları katan Kayseri Şeker, bizlere daha fazla güven ve umut vermektedir. Fabrikalarımızın bu noktaya gelmesi hem bizlerin hem de gelecek nesillerimiz için büyük önem arz etmektedir.
Başkanımız sayın Hüseyin Akay başta olmak üzere Yönetim Kurulu Üyelerimize, Kayseri Şeker Fabrikası Yönetim Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri’ne, Genel Müdür ve yardımcılarına, fabrika çalışanlarına teşekkür ediyor, şükranlarımızı sunuyoruz.
Öyle inanıyoruz ki, Başkanımız sayın Hüseyin Akay’ın yaptıkları, yapacaklarının teminatıdır. Allah ömrüne bereket versin. Allah ondan razı olsun. Teşekkürler sayın Başkan, bizlere böylesi bir gururu yaşattığınız için.” -

Milletvekili Keven, İl Teşkilatı ile birlikte mazbatasını aldı
24 Haziran seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’den Yozgat Milletvekili seçilen Ali Keven, İl Teşkilatı ile birlikte İl Seçim Kuruluna giderek mazbatasını aldı. CHP Milletvekili Ali Keven, beraberinde İl başkanı Abdullah Yaşar ve partililerle birlikte Yozgat İl Seçim Kurulu Başkanı Yozgat Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Turgay Çolak’ın makamına geçerek bir süre sohbet ettikten sonra mazbatasını aldı.
Mazbata takdim törenine seçim kurulu Hakimleri Gülizar Altındal Kaya ve Bilal Köksal’da katıldı. CHP İl Başkanı Abdullah Yaşar, mazbata takdimi öncesi yaptığı konuşmada, Milletvekili Ali Keven’e hayırlı uğurlu olsun dileklerinde bulunarak başarılar diledi.
CHP Milletvekili Ali Keven ise kendisine Yozgatlıların ciddi sorumluluk yüklediğini belirterek, “Yozgat adına bana önemli görevler düşüyor. Bana ciddi bir görev ve sorumluluk verildi. Görevimi hakkıyla yapacağıma inanıyorum. Ülkemiz sıkıntılı bir süreçte, Yozgat’ın ciddi sorunları var. Bu sorunları mecliste takip edeceğim. Yozgatlıya borcumu ödemek istiyorum. 40 yıldır mücadele veriyorum ve bugün mücadelemi taçlandırdım. Bana destek verenlere, vermeyenlere teşekkür ediyorum. Bu başarı Yozgatlının eseri” diye konuştu.
Konuşmaların ardından günün anısına hatıra fotoğrafı çekildi. -

Milletvekili Başer, mazbatasını aldı
AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ’la birlikte ilçe teşkilatlarına gerçekleştirdikleri teşekkür ziyaretlerinin ardından Yozgat İl Seçim Kuruluna giderek Milletvekilliği Mazbatasını aldı.
Milletvekili Yusuf Başer, İl Seçim Kurulu Başkanı Yozgat Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Turgay Çolak’ın makamında bir süre sohbet ettikten sonra mazbatasını alarak günün anısına hatıra fotoğrafı çektirdi.
Başer, yaptığı açıklamada, dün olduğu gibi bundan sonrada Yozgat’a hizmet için çalışacaklarını belirterek, “Amacımız Yozgat’a ve vatandaşlarımıza en iyi şekilde hizmet etmektir. Bizler, halkımızın vatandaşlarımızın temsilcisi olarak mecliste bulunuyoruz. Bunun için dün olduğu gibi bundan sonrada duramadan, usanmadan çalışacağız.”diye konuştu. -

Zararsız: Çocuk istismarı toplumsal bir utançtır
Hak İş ve Hizmet İş Yozgat Şube Başkanı Ferman Zararsız, son günlerde ülke gündemini meşgul eden çocuk istismarlarının bir utanç vesilesi olduğunu vurgulayarak, “Çocuk istismarı toplumsal bir utançtır, çocuk istismarı insanlık suçudur.” dedi.
Sendika Başkanı Ferman Zararsız, yaptığı açıklamada; “Ülkemizde son aylar ve günlerde sıklıkla gündeme gelen “kayıp çocuk”lar ve “çocuk istismarı”ndaki kaygılandıran artış yüreğimizi dağlamakta; çocuklarımızın geleceğine, sosyal dokumuza ve yarınlarımıza dair kaygılarımızı günden güne artırmaktadır.”diye konuştu.
ÇOCUK İSTİSMARI, BÜTÜN ÇOCUKLAR VE EBEVEYNLER İÇİN ENDİŞE VERİCİDİR
Çocuk istismarının çocuklar ve ebeveynler için endişe verici olduğunu vurgulayan Zararsız, “Son haftalarda yeni bir çocuğun kaybolması, cinsel istismara uğraması yahut canice öldürülmesi ya da şiddete maruz kalması vakaları giderek yaygın ve sistematik hale dönüşmekte; vakaların çokluğu endişe verici boyutlara ulaşmaktadır. Daha geçtiğimiz yıl Mersin’de 5 yaşındaki Muhammet Derviş’in bıçaklanarak öldürülmesinin acısı; Kahramanmaraş’ta küçük Ruhat Özkan Göreş’in eski bir otoparkta, Adana’da zihin engelli İsmail Kaplan’ın sulama kanalında bulunan cesedi ile Balıkesir’de bir menfeze bırakılan 10 yaşlarındaki Büşra Karabacak ve Tuğçe Yıldırım’ın cansız bedenlerinin acısı yüreğimizin bir köşesinde tazeliğini korurken, son günlerde Ankara’da cansız bedeni toprağa gömülü bulunan 8 yaşındaki Eylül’ün şokunu atlatamadan, Ağrı’nın Bezirhane Köyü’nde kaybolan 4 yaşındaki Leyla’mızın cesedinin bulunmasıyla bir kez daha kahrolduk. Adeta her gün yeni bir çocuk istismarı yahut kayıp çocuk haberiyle uyanıyoruz. Çocuk istismarında kaygılandıran artış, bütün çocuklarımız ve ebeveynler için endişe vericidir. Çocuk istismarı her şeyden daha önemli bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Bu, toplumun her kesimini ve herkesi ilgilendiren sosyal bir hastalıktır. Çocuklarımızın istismarla karşılaşmasına sessiz kalmak suça ortak olmaktır. Koruyamadığımız her çocuk bizim suçumuzdur. Çünkü Sorumlu çocuk değil, yetişkinlerdir. Şehirler, Sokaklar, parklar çocuklarımızı kaybettiğimiz suç mahalline dönüşmemelidir. Onların güvenilir bir ortamda büyümelerini sağlamak en öncelikli sorumluluğumuzdur.”ifadelerini kullandı.
ADALETİN
GECİKMEDEN
TECELLİ ETMESİNİ İSTİYORUZ
Adaletin gecikmeden tecelli etmesini istediklerini vurgulayan Zararsız, sözlerini şöyle tamamladı: “Hak-İş ve Hizmet İş Sendikası olarak çocuklara yönelik istismarı nefretle kınıyor, onların fiziksel ve cinsel istismara maruz kalmasını sindiremiyor, çocukların canına kıyan canilerin en ağır ve en hızlı şekilde cezalandırılmasını istiyoruz. Adaletin gecikmeden tecelli etmesini istiyoruz. Çocuk istismarına karşı etkin mücadele için gereken önlemlerin alınacağına, fail ile birlikte ihmali bulunanlara gereken cezaların verileceğine inanıyoruz. Ancak şunu da biliyoruz ki, hiç bir ceza cansız bedeni kör kuyulara terkedilen bir çocuğu geri getirmeyecek, toplum vicdanını rahatlatmayacaktır. Çocuklara yönelik her türlü istismar önlenmelidir. Çocuklarımızın istismar ve ihmalini önlemek hepimizin en temel görevi olmalıdır. Bu bağlamda, istismar edilerek çalıştırılan çocuklar ile “çocuk gelinler” sorunu da istismardan bağımsız değildir. Hiçbir çocuk ne istismar edilerek çalıştırılmayı, ne de çocuk yaşlarda gelin olmayı hak etmemektedir.
Bugün çocuklarımıza sahip çıkmazsak, yarın bizlere sahip çıkacak bir nesil olmayacaktır. Hiçbir çocuk istismar edilerek çalıştırılmayı çocuk yaşlarda gelin olmayı hak etmemektedir. Hak-İş ve Hizmet İş Sendikası çocuklarımızı her türlü ihmal ve istismardan korumaya kararlıyız. Yetkililerden çocuk istismarına karşı acil tedbirlerin bir an evvel alınmasını talep ediyor, başta sivil toplum örgütleri almak üzere tüm toplumu bu konuda inisiyatife davet ediyoruz.”