Belediyelerin asli görevleri arasında yer alan ulaşım, en az kentin altyapısı ve üstyapısı kadar önemlidir. Bir şehirde ulaşım sıkıntılıysa, sağlıklı işlemiyorsa, geriye kalan her şey dört dörtlük de olsa bir kıymeti kalmaz.
Hatta bir kentte ulaşım unsurunun öneminin farkında olan, tüm sorunları aşmış belediyeler, ulaşım ücretlerini düşük tutmaya özen gösterir. Zarar eder ama hakın gönlünü alır. Zararını başka kaynaklardan sübvanse ederek karşılar.
Bazı belediyelerde de meclis üyeleri meclis toplantılarında ikiye bölünür, dolmuş ücretlerine zammı seçimden önce mi yoksa sonra mı yapılacağına karar veremez.
* * *
Baştan söyleyeyim Yozgat’ta ulaşım hizmetleri genel olarak sorunlu. Haftada bir-iki defa dolmuşa biniyorum ve dolmuş sohbetlerinin konusu Yozgat Belediyesi’nin ulaşım konusunda sınıfta kalmışlığı oluyor.
* * *
Bu durumun tek sebebi dolmuş hattı ve araç sahiplerinin (istisnalar hariç) bu işi yapmaması. Yani araçları dolmuş hattı sahibinin değil maaşlı şoförlerin kullanıyor olması olarak görüyorum. Çünkü hattın ve aracının sahibi dolmuş şoförlerinin aracına ve müşterisine nasıl davrandığını bilecek kadar Yozgat dışında uzun süre kaldım.
Hal böyle olunca da, araç ve hat sahibinin araçta akşama kadar yolcu – şoför arasında yaşananlardan haberi olmuyor. Haberi olsa da zerre kadar umurunda olacağını sanmıyorum. Çünkü hat ve araç sahibi gelen paraya bakıyor. Araçlar desen Allah’a emanet. Araç sahibi en az masrafla en fazla kazanç peşinde.
Şoför dersen, yolcu da araç da umurunda değil. Umurunda olan seferini yapıp ay sonunu beklemek. Yolcu binmiş mi, binememiş mi, yolda mı kalmış umrunda değil.
Öte yandan araçların büyük bir kısmı temiz değil. Yaz kış farketmiyor, kapılar açılıp kapandığında yerden kalkan toz öylece boğazınıza doluyor.
* * *
Sadede gelecek olursak;
Önceki gün yaşanmaması gereken bir olay yaşandı. Yozgat Bozok Özel Halk Otobüsleri Kooperatifi’ne ait ve üniversite hattında çalışan bir otobüsün şoförü, bir üniversite öğrencisini darp etti.
İddiaya göre otobüs, durağa yanaşmamış, öğrenci de bu duruma sitem etmiş.
Sebebi her ne olursa olsun böyle bir olay yaşanmamalıydı.
* * *
Olayla ilgili bir soruşturmanın başlatılıp başlatılmadığını henüz bilmiyoruz. Çünkü Yozgat Valiliği’nden şu ana kadar herhangi resmi bir açıklama yapılmadı.
* * *
Kaç defa şikayet edildi. Ya şikayetler yerine ulaşmıyor ya da ulaşıyor ve bir şekilde sümen altı ediliyor.
Durağa yaklaşmayıp, yolcuyu şeridin ortasına kadar yürüten dolmuş şoförü var.
Özellikle akşam 21:00’den sonra çok hızlı olduğu için, “en masum bahaneyle” duraktaki yolcuyu göremeyip transit giden dolmuş şoförü var.
Anayol kenarında bekleyen yolcuyu, ‘sırf iyi niyet uğruna’ dolmuştakilerin hayatını tehlikeye atarak durup alıp, sonrada “Burada durmak yasak” diyen dolmuş şoförü var.
Aceleyle önündeki numaraya bakmadan dolmuşa binip, dolmuş şoförüne “Kaç numara” diye soran müşteriye ‘ısrarla’ “Dolmuşun önünde yazıyor” diyen dolmuş şoförü var.
Durakta, otobüsün içinde telefonla oynayıp, sırf otobüsün kalkmasına 20 dakika var diye kapıları açmayıp vatandaşı soğukta bekleten dolmuş şoförü var.
Yolcuyu “Duracak” butonuna bastığı, “duracak” ışığı yandığı, hem sesli hem de görsel olarak uyarı verdiği halde, basmamakla suçlayıp, azarlayan dolmuş şoförü var.
Dönüşlerde aracın kontrolünü kaybeden, yoldan çıkan, şoförlük yapamayacak kadar yaşlı, dolmuş şoförlüğü yapamayacak kadar genç dolmuş şoförü var.
Dikkatsiz araç kullanan, trafik kurallarına uymayan, korna ile kendisini uyaran araçları sıkıştırarak taciz eden dolmuş şoförü var.
“Üniversite Hattı” güzergahında benzinlikler kavşağından Cemil Çiçek Bulvarı’na 15 metrelik otobüsle kışın “drift” yaparak dönen “otobüs” şoförüne bile denk geldim.
* * *
Dolmuş mağdurları olarak Yozgat Valiliği’nin bu sorunlara bir çözüm getirmesini bekliyoruz. En azından araç yeterliliği konusunda okul servislerinde olduğu gibi halk otobüslerini de emniyet denetleyebilir.
Şoförlük başkadır, dolmuş şoförlüğü çok daha başkadır. Herkes şoför olur ama dolmuş şoförü olamaz.
Kategori: Yusuf BAĞCI
-
YOZGAT’IN ULAŞIM SORUNU
-

Ben yaptım oldu
Yıllardır söylüyoruz, Yozgatlıymış değilmiş fark etmiyor.
Yozgat, fikirlerini iki tepenin arasından kurtaramayanlar sayesinde iki tepe arasına sıkışıp kalmıştır.
İlimiz ve ülkemiz uzun bir süreden bu yana “Ben yaptım oldu” zihniyetiyle yönetiliyor. Gücü eline geçiren istediği gibi kullanıp, bir yerleri, bir şeyleri kafasına göre şekillendiriyor.Spor Vadisi mesela;
2015 yılında vizyona giren tanıtım filmini izleyenler hatırlayacaktır. Göletinde tek direkli milyonluk yatların, milyonluk yelkenlilerin yüzdüğü yatırım 3 etaptan oluşacaktı. İlk etap tamamlandı. Kapalı ve açık spor alanları ile “dört mevsim” spor ve kültür faaliyetlerine imkân sağlayacaktı. Ancak herhangi bir sanat veya spor etkinliğine vesile olmadı. Bir de sporcu fabrikası vardı. Fabrika faal mi? İstihdam ne durumda? Sporcu üretimi başladı mı? Bilemiyoruz. Ama ikinci etap daha başlamadan ilk etap çürüdü, dökülmeye başladı.Kadın Termal Aquapark mesela;
“Yozgat için erken, gereksiz, ölü yatırım” dedik, “Termal potansiyeli daha yüksek, ancak yatırım açısından fakir ilçelerimiz var, oralara yapılsa daha verimli olur” dedik ama dinletemedik. Hatta Yozgat’ı iki tepe arasında kalan mevkiden ibaret zanneden basınımızın güzide temsilcilerinden birileri “Olur mu? Varsın yapılsın. Sonuçta memleketimize yapılıyor, işe yaramasa da yatırımdır.” dedi. Yapıldı. Test yüzüşü yapan dönemin valisi ile basın camiamız ulusal basına manşet oldu. Muhalif basın, “Kadın Termal Aquaparkı erkekler test etti” diye manşetten dalga geçerken, yandaş basın sayın valinin “Burada Roma Hamamını resmedeceğiz” şeklinde başlayan ‘tarihi’ açıklamasına yer vermişti. Sayın valiye göre bu tesis “Yozgat’a sınıf atlatacak, hızlı tren ile birlikte Ankara’dan Kayseri’den günü birlik müşterilerle dolup taşacak”tı.Ancak ne hızlı tren ne de tesis konusunda hesaplar tutmadı. 2009’da temeli atılırken en kötü ihtimalle 2012’de yolcu taşınacağı belirtilen hızlı tren açılışı, geçen yıla kadar 7 defa ertelendi ve gazetelerimiz 10 sene boyunca “Hızlı tren seneye” manşeti atmaktan vazgeçmedi.
Eski devlet hastanesi binası mesela;
Hem Yozgatlı vatandaş hem basın camiası, yıkım söylenti halindeyken bile adeta feryat etmiştik. “Yıkmak kolay yapmak zor” demiştik. “Ata’mızdan hediye, dede yadigârı” demiştik. Ama koskoca bir tarih, giderayak “Ben yaptım oldu” zihniyetine kurban gitti. Kaşla göz arasında, sanki ‘düşman’ malıymış gibi yerle bir edildi. Böyle bir zulmü Yozgat’ta kilise binası bile görmedi. Yerine 32 derslikli okul ve kapalı spor salonu yapıldı. Çünkü şehirde okul, spor salonu yapılacak başka yer yoktu.Şehir stadı mesela;
2018 yılında açıklanan 100 günlük eylem planında da yer alan Yozgat şehir stadyumu için Cumhurbaşkanı Erdoğan; mevcut stadyumun yıkılacağı, yeni yapılacak 20 bin kişilik stadın da Yozgat – Sorgun arasına yapılacağı müjdesini vermişti.
Alkışlanacak (bana göre), Yozgat’ın iki tepe arasından kurtulması noktasında sonraki projelere de örnek olacak, Yozgat’a önemli kazanımlar sağlayacak 10 numara bir müjde idi.
Devletin en tepesinden gelen bu müjde, açık ve net olasına rağmen, “Ben yaptım oldu” zihniyetine kurban gitti. Yozgat şehir stadyumu için önce yenilenecek dendi, ardından yıkılacak dendi. Yeri yok boş kalacaktı yok millet bahçesi olacaktı yatıp yuvarlanacaktık derken, millet bahçesinin yeri değişti. O ara bir de baktık ki stadyum yerle bir edildi.
Habercilikte ulusala örnek olacak basınımızın güzide temsilcileri, haberlerinde “Yeni stadyumun proje fotoğrafı” derken, bir sonraki cümleye “Mevcut stadyumda yapılacak olan yenileme çalışması” diye devam ediyordu. Haberin devamında Sayın Fuat Oktay’ın açıklamasını verip: “Biz yeni bir stadyum istedik ama Gençlik ve Spor Bakanımız bize öyle bir stat yapacağız ki, yenisini aratmayacak dedi. Bakanımız bize söz verdi, öyle bir şey yapacağız ki yeni stadyumu aratmayacak” dedikten sonra; “Öte yandan bazı taraftar grupları da sosyal medya hesabından yeni stadyum projesine tepki gösterdi. Taraftarlar, komşu illere yapılan stadyumları örnek göstererek, modernizasyonu eleştirdi.” diyordu. Haber sonuna kadar stadyum yıkılacak mı yoksa revize / modernizasyon mu geçirecek, belli olmadığı gibi 5-6 defa ters köşe olmaktan feleği şaşan okuyucuya mı yanarsın, yoksa Sayın Fuat Oktay’a bile, stadyumun akıbeti konusunda kesin bir bilgi verilmediğine mi yanarsın, orasını sen düşün.
Sonuçta stadyum, yerin 1-1,5 metre altındaki sulama drenajlarına kadar yıkıldı. Yerine ne yapılıyor? Proje resimlerine göre, eklenen birkaç dükkân hariç aynısı. Madem aynı yere yapacaktınız, madem aynısı olacaktı eskisi neden yıkıldı?
Projeyi gören bir Allah’ın kulu “1960 yılında temel atılırken burası şehir dışındaydı, ancak günümüzde şehrin merkezinde kalıyor. Stadyumun şehrin dışında daha uygun bir yere yapılması gerekiyor. Yeni stadyum yapılacak en son yer burası.” demedi mi?
“Yozgat kış memleketi, sadece 3 ay yaz olur. Geri kalan 9 ayda rüzgâr, soğuk, fırtına insanın iliğine işler. Hiç değilse biraz daha kapalı olsun.” demek kimsenin aklına gelmedi mi?
Bırak çevre illeri, Çorum’a yapılan stadyuma da mı bakılmadı?Nasıl başlarsa öyle devam ediyor, yanlış üzerine yanlış. Kentlerin, şehirlerin planlaması işinin ehli olmayanlara bırakılmayacak kadar önemlidir. Çünkü ciddi bir eğitim ve uzmanlık gerektirir. Çünkü şehir plancısı bir ilin gelişmesinde büyümesinde proje hazırlar, yol haritasını çizer. Şehir ile ilgili her detayı, yeraltı-yerüstü zenginliklerini, sosyopolitik / jeopolitik konumunu, ekonomisini, sosyolojisini, psikolojisini, eğitim düzeyini bilmek zorundadır. O sebeple ki, milletvekilinden, belediye başkanından hatta yeri geldiğinde validen bile önemlidir. Milletvekili, belediye başkanı, vali geçicidir ama şehir plancısı kalıcıdır.
Bu şehir geçmişten bu yana geçici olanların keyfine göre şekillendiği için her yeni gelen işe taa en başından başlar.
Valilik, İl Özel İdaresi veya belediye kadrolarında şehir plancısı yok mu? Eğer yok ise şehir plancısı kadrolarını kimler işgal ediyor?
Yazının başında da yazdım. Yozgat, beynini, fikirlerini iki tepenin arasından kurtaramayanlar yüzünden iki tepe arasına sıkışıp kalmıştır. Yozgat, “Ben yaptım oldu” zihniyeti ile yönetildiği için bugün bu durumdadır.
Bu gidişata bir son verilmelidir. Eğer böyle giderse, gençlik merkezi binası yıkılır yerine yenisi yapılır. Çamlık yolu üzerindeki eski doğum hastanesi binası yıkılır yerine öğretmenevi yapılır.
Dağ başına öğretmenevi mi olur demeyin, iki tepenin arasında kaldıktan sonra bal gibi de olur. -
Yozgat’a yatırım gelir mi?
İşadamlarından Yozgat’a yatırım sözü – Almanya’da kepçe ve vinç imalatı yapan Musa Kaya ve Fransa Lyon’da inşaat ve çelik inşaat iskelesi üretimi yapan Nuri Meriç, Yozgat’a yatırım yapma sözü verdi. (Kaynak: Yozgat Valiliği – www.yozgat.gov.tr – 12.09.2017)
* * *
Hedefimiz 10 fabrika kurdurmak – …Vali Yurtnaç, özel sektör tarafından iki yıl içerisinde Yozgat’a 10’a yakın fabrikanın kurulmasını hedeflediklerini söyledi. Vali Yurtnaç, fabrikaların yurt içinde ve yurt dışında faaliyet gösteren iş adamları tarafından kurulacağını belirtti. (Kaynak: Yozgat Valiliği – www.yozgat.gov.tr – 25.10.2017)
* * *
Dünyanın Mozzarellası Yozgat’ta üretilecek – Pizza yapımında kullanılan ve Türkiye’de üretimi henüz olmayan Mozzarella peynir üretimi yılsonunda Yozgat’ta üretilmeye başlanacak.
Yozgat OSB’de fabrika kurmak için çalışmalara başlayan firma ile valilik toplantı salonunda protokol imzalandı. (Kaynak: Yozgat Valiliği – www.yozgat.gov.tr – 11.05.2018)
* * *
Azerbaycan – Çin ortaklığı yatırım için Yozgat’ı tercih etti – Azerbaycan-Çin Ortaklığı, kombi üretiminde kullanılan eşanjör ve kombi bacası ile şofben üretimi için Yozgat Organize Sanayi Bölgesi’nde fabrika kuracak. Alan belirlendi, kısa sürede inşaat çalışmalarına başlanacak. (Kaynak: AA – 14.09.2019)
* * *
“Yozgat’a yatırım yapacak Azerbaycanlı ve Çinli iş insanlarıyla bir araya gelerek, yatırım ve istihdam alanlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunduk.” (Kaynak: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay – Twitter paylaşımı – 13.09.2019)
* * *
Buraya kadar verdiğim ve daha da çoğaltılabilecek örnekler, yakın zaman içerisinde Yozgat’a yapılmasına kesin gözüyle bakılan yatırımları müjdeliyordu. Bu yatırım haberlerinin akıbeti ne oldu?
Ben bilmiyorum, bilen varsa beri gelsin.
Daha önceki yazılarımda da zaman zaman ifade etmeye çalıştım. Bir kez daha deneyeceğim. İsterseniz taa en başa dönelim.
Sanayi kavramı 3’e ayrılır.
A- Endüstriyel faaliyetlerdir. Yani tarım, orman, maden ve hayvancılık gibi doğrudan doğadan yararlanılarak ortaya çıkan sanayi türüdür.
B- Hammaddenin işlenerek el değiştirmesini, yeni hammadde veya ürün elde edilmesini kapsayan sanayi türünü ifade eder. Yatırımın fabrika ve makine ağırlıklı kolu ağır sanayiyi, dayanıksız tüketim mallarına yönelik olanı ise hafif sanayiyi ifade eder.
C- Hizmet endüstrisini, yani somut mal üretmeyen sanayileri ifade eder. Turizm, bankacılık, eğitim, sağlık, ulaştırma, haberleşme vb. hizmetleri kapsamaktadır.
Bu endüstrinin birileri tarafından kamuoyuna “Bacasız fabrika” olarak tanıtılması komik ve son derece yanlıştır. Çünkü somut (elle tutulur) mal üretmeyen bir iştirak fabrika olarak sınıflandırılamaz. Bir başka deyişle fabrika, makine ve insan gücünün birleşmesi ile ortaya çıkar.
Yozgat Bozok Üniversitesi, Şehir Hastanesi ve Musabeyli köyü yolu üzerinde bulunan ancak henüz faaliyete geçmeyen T tipi cezaevi bacasız fabrika “değildir”.
Bu sanayi tipinin ekonomiye katkısı yok denecek kadar azdır. Katma değer üretmez.
Gelinen noktada Yozgat’ın acilen “katma değer” üretecek bir sanayileşmeye ihtiyacı vardır. Dolayısıyla C sınıflandırması Yozgat’ı hedefine ulaştırmayacaktır.
Merkezi İstanbul’da bulunan Yozgatlı Sanayici ve İş Adamları Derneği (YOSİAD) Genel Başkanı Erdal Öztürk dün sabah basın mensupları ile kahvaltıda buluştu. 21 Aralık 2019 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen ‘3’üncü Ticaret ve İşbirliği Buluşması’ndan bugüne kadar geçen sürede yaşanan gelişmelerden bahsetti.
Sayın başkan konuşması sırasında kurduğu bir cümlede, “Kolu kırılmış bir insanın sağlam bacağını alçıya almayalım” dedi. Kendisi de başarılı bir işadamı olan sayın Öztürk çok doğru bir tespitte bulundu.
Bugüne kadar, Yozgat’ın kırık kolu dururken, bacakları alçıya alınmaya çalışıldı.
Neden mi?
Almanya’da kepçe ve vinç imalatı yapan Musa Kaya’nın, Fransa’da inşaat ve çelik inşaat iskelesi üretimi yapan Nuri Meriç’in veya kombi parçası üretecek Azerbaycan – Çin ortaklığının Yozgat’a yatırım yapacağına inanmak gerçekten zor.
Çünkü Yozgat coğrafi konumu itibariyle hammadde, ucuz ulaşım ve pazardan yoksun bir konumdadır. Söz konusu sektörlerde (hammaddesi demir – çelik olan sektörlerde) yatırım yapsalar bile ürettikleri her ürünü daha pahalıya üretecek, dolayısıyla pazara daha pahalıya sürmek zorunda kalacak, her geçen gün pazar payını kaybedecek ve bir kaç yıl içerisinde tası tarağı toplayıp gideceklerdi.
Yukarıda verdiğim haber örneklerindeki işadamları bunu bildikleri için (haklı olarak) Yozgat’a yatırım yapmadılar. ne yazık ki verilen bu sözlerin amacı, yerel basında çarşaf çarşaf yer alan protokol imza haberleri ile devlet teşviki alıp bu teşvikleri farklı alanlarda değerlendirmekten öteye gidemedi.
Bu durum Yozgat’a yatırım yapılmayacağı anlamına tabi ki gelmez.
Tarım ve hayvancılık sektörlerinde yatırım yapılabilir. Üretilen hububat miktarı her geçen yıl düşse de Yozgat halen Türkiye’nin tahıl ambarı konumundadır. Yozgat’ın iklimi, Yozgat’ın coğrafyası tarım ve hayvancılığa uygundur. Dolayısıyla bu sektörlere hitap edecek sanayi yatırımları ve yılan hikayesine dönen Hızlı Tren projesinin hayata geçmesi ile birlikte Yozgat’ın kırık kolunu alçıya almayı başarabileceğimizi düşünüyorum.