İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Tekin beraberinde Şube Müdürü Yener Yıldırım ildeki yıkımı ve yapımı devam eden okul inşaat alanlarını gezerek çalışmalar hakkında bilgi baldı. İnşaat alanları incelemesinin ardından okulları ziyaret eden Tekin, idareciler ve öğretmenlerle bir araya gelerek eğitim üzerine sohbet etti.
OKULLAR BİZİM EVİMİZDİR
Okul müdürleri ve öğretmenlere hitaben konuşmasını sürdüren Tekin, okulların kendilerinin evi olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Okullar biz idareci ve öğretmenlerimizin evidir. Ev idaresindeki gösterdiğimiz hassasiyeti okullarda da göstermemiz gerekir. İdareciler olarak sizler ne kadar adaletli davranırsanız yaşamınızın her alanında adalet sizinle olur. Eğitim öğretim yılının başında sayılırız. Geleceğimiz olan çocuklarımız önce Allah’a sonra siz sayın öğretmenlerimize emanettir. Eğer sizler, öğrencilerimize kendi çocuklarınızı eğittiğiniz gibi eğitim verirseniz sizlerin çocukları da öğretmenlerinden aynı şekilde eğitim alacaklardır. Bu bir empati meselesidir.”
“Bir doktor yaşlı bir bayanı muayene ederken o hastasına annesi gözüyle bakıp öyle muayene ederse eminim ki ülkemizde çok şeyler değişecektir.” diyen Tekin, “Eğitim meselesi de böyle bir meseledir. Şunu unutmayınız ki biz tüm imkanlarımızla siz değerli eğitimcilerin yanındayız, kapımız sizlere her zaman açık ve her zaman sizlere ikram edeceğimiz çayımız hazır’’dedi.
Daha sonra sınıfları gezen İl Milli Eğitim Müdürü Tekin, öğrencilerle sohbet ederek gelecekle ilgili hedefleri hakkında sorular sordu. Öğrencilere hitaben konuşan Tekin, “Sevgili gençler sizler geleceğimizin teminatı yavrularımızsınız. Ülkemizin sizlerden beklentisi çok. Son yaşanan olayları da medyadan takip ediyorsanız bütün ülkelerin ülkemiz üzerinden çeşitli oyunlar planladığını anlıyorsunuzdur. Sizler de bu olayların bilincinde olup çok çalışarak bu ülkeye hizmet etmelisiniz ki düşmanlar hiçbir zaman fırsat bulamasınlar. Benim sizden özel bir isteğim var; Çok çalışacaksınız ve çok okuyacaksınız. Bizim çok çalışmaktan başka çaremiz yok. Yaşamınızın ilerleyen yıllarında hangi meslek erbabı olursanız olun tamirci, öğretmen, savcı, doktor, temizlikçi hiç fark etmez işinizi en iyi şekilde ve hakkaniyet gözeterek yapacaksınız. Bu vesile ile size çok güveniyor ve hayatınızda başarılar diliyorum.”temennisinde bulundu.
Yazar: admin
-

Tekin’den öğretmenlere: Kendi çocuklarınıza öğretiyor gibi eğitim verin
-

ÇEDAŞ’a ‘Altın Voltaj’ ödülü
Sivas, Tokat ve Yozgat’ta 930 bin aboneye elektrik dağıtım hizmeti veren, bir yandan hizmet kalitesini dünya standartlarına taşırken diğer yandan sosyal sorumluluk projeleri ile fark yaratan Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş. (ÇEDAŞ), 8. Enerji Zirvesi’nin yıldızı oldu.Gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakma hedefiyle sosyal sorumluluk projelerine ağırlık veren ÇEDAŞ’ın çalışmaları ‘ödülle taçlandı’.
10-11 Ekim tarihleri arasında enerji sektörünü Antalya’da buluşturan zirve kapsamına verilen ‘Altın Voltaj’ ödülünü, ÇEDAŞ tarafından yürütülen “Göçmen Kuşlar Ölmesin’ projesi aldı.Ödül töreni sonrasında değerlendirmede bulunan ÇEDAŞ Genel Müdürü Ahmet Sait Akboğa, “Tüketicilere birebir dokunan elektrik dağıtım sektöründe yer alan bir şirket olarak dünya standartlarının üzerinde hizmet vermeyi kendimize ilke edindik. Bu sırada doğaya ve çevreye dost, eğitime destek veren, sosyal sorumluluk bilinci yüksek bir kurum olarak sektörde öne çıkma hedefi ile yürüyoruz. Hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olan elektrik enerjisini en yüksek kalitede abonelerimizle buluştururken sosyal sorumluluk projelerimizle bundan önce olduğu gibi bundan sonra da farkındalık yaratmaya devam edeceğiz. Bu yolda ilerlerken Türkiye enerji sektörünü buluşturan bu organizasyonda emeği geçen ve bizi bu ödüle layık görenlere sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.
ANADOLU DAĞ
TURNALARI VE ŞAH KARTALLARINA
KORUMA
ÇEDAŞ’ın ödül aldığı ‘Göçmen Kuşlar Ölmesin’ projesi 2015 yılında başladı. Elektrik dağıtım kalitesini iyileştirirken çevreyi ve hayvanları korumak üzere özel çalışmalar yapan ÇEDAŞ bu kapsamda Sivas, Tokat ve Yozgat’ta kuşların göç güzergâhları üzerinde olan bölgelerde, elektrik dağıtım hatlarında izolasyona giderken aynı zamanda kuş koruma aparatları monte etti. Bu sayede nesli tükenmekte tehdidi altında olan Anadolu Dağ Turnaları, Şah Kartalları ve diğer kuşların doğal yaşam alanlarında enerji nakil hatlarından zarar görmeden hayatlarının devamı sağlandı.
PROJEYE 4 MİLYON TL HARCANDI
Projeye bugüne kadar 4 milyon TL harcayan ÇEDAŞ, bir yandan enerji nakil hatlarına konan kuşların elektrik çarpması sonucu yaralanmalarını ve ölmelerini engellerken, enerji nakil hatlarında bu nedenle meydana gelen arızaların da önüne geçti. Proje kapsamında kuş popülasyonunun yoğun olduğu bölgelerdeki 2 bin 800 elektrik direği, 6 bin 900 izolatör ve1.452 trafonun izolasyonu sağlandı. Proje sonrasında kuş çarpılması ve sonucunda meydana gelen elektrik arızalarında büyük düşüş yaşandı.
TASARRUF
EDİYORUM VE
ZENGİN KÜTÜPHANE DEVAM EDİYOR
ÇEDAŞ’ın göçmen kuşlara yönelik projesinin yanı sıra eğitime ve tasarrufa destek veren başka projeleri de bulunuyor. 2016’da ilk adımları atılan ‘Tasarruf Ediyorum’ projesi kapsamında Sivas, Tokat ve Yozgat illerinde bulunan abonelerin enerjiyi etkin ve verimli kullanımına yönelik LED ampul hediye edilirkenEnerji Tasarrufu Haftası öncesi okullarda öğrencilerin bilinçlendirilmesine yönelik eğitimler düzenlendi. Sürecin daha iyi ilerlemesine yönelik olarak 2017 yılı içerisinde enerjisini verimli kullanarak tasarruf sağlayan ailelere ortalama 20 ay boyunca ücretsiz elektrik sağlanmasını hedefleyen özel bir yarışma da başlatıldı.
ÇEDAŞ’ın 2014 yılından itibaren çalışmalarına başladığı ZenginleştirilmişKütüphane (Z Kütüphane) projesinde ise yaklaşık 4 yıldır öğrencileri hayat boyu öğrenme ve bilgi okuryazarlığı becerileri ile donatma hedefi çerçevesinde çalışmalar yapılıyor. Bu kapsamda Sivas Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne ZKütüphane kuruldu. 73 bin TL kaynak aktarılan proje ile geleneksel ve modern yöntemler bir arada buluştu. Kütüphaneye yıllık kitap desteği sağlandı. -

Laz Hoca 68 yılda binin üzerinde hafız yetiştirdi
Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Yeşilalan köyünde 11 yaşındayken hafızlık eğitimini tamamlayan ve daha sonra Reisül Kurra Mehmet Rüştü Aşıkkutlu’dan ders alan Köksal, ilerleyen yaşına rağmen gönüllü olarak Kur’an-ı Kerim öğretmeye devam ediyor.
Birçok ilde Kur’an kursu öğreticiliği ve imamlık yapan ve 65 yaşında emekli olan Köksal, yaşının ilerlemesine rağmen gönüllü olarak Kur’an kurslarında birlikte kaldığı öğrencilerine hafızlık, siyer, fıkıh ve din dersleri veriyor.
BU YIL 22 HAFIZ YETİŞTİRDİ
Yetiştirdiği öğrencileri arasında ”laz hoca” olarak anılan ve 4 yıl önce geldiği Yozgat’ta Bilal Şahin Hafız Kur’an Kursu’nda hafızlık eğitimi vermeye başlayan Köksal, bu yıl ise 22 hafız yetiştirdi.
Hafızlık eğitiminin kolay olmadığını, birçok zorluk çektiğini belirten Köksal, o dönemin zorlukları arasında yasaklar nedeniyle gizli saklı eğitim aldığını anlattı.
Köydeki işlerin aksayacağı endişesiyle babasının okumasını istemediğini dile getiren Köksal, ”Babam marangoz olduğu için beni de yanında çalıştırırdı. Ben ise hafız olmak istiyordum. Babam ‘Sen hafız olamazsın’ derdi bana. Ben de ‘olacağım’ diye ağlardım. Kendisini dinlemeden hocaya gittim, teslim oldum ve hafızlık eğitimine başladım. Bu arada babam gelir beni götürür çalıştırır, dersimi yapamazdım ve hocamdan dayak yerdim. Bir gün artık babam bana öyle kızdı ki, elimden Kur’an’ı Kerimi aldı ve odada yüksek bir yere koydu. Oraya yetişemiyordum. Fasulye sırıklarından bir sırık elime aldım. Yüksek yerden Kur’an’ı onunla düşürdüm ve tuttum, aldım okumaya başladım. Şimdi bu hadise köyümde anlatılan bir hikaye oldu” dedi.
Köksal, 1950 yılında köyünde meşhur Reisül Kurra Mehmet Rüştü Aşıkkutlu hocadan talim, terbiye dersi aldığını, daha sonra Kur’an-ı Kerim’in tashihi okuduğunu ifade etti.
Maddi sıkıntılar çektiğini, bu nedenle gurbet gurbet dolaştığını kaydeden Köksal, “17 yaşındayken komşumuz olan bir hocamız yanına beni alarak Yozgat’a getirdi. Bir kaç sene Yozgat’ta kaldık. Daha sonra 1950’de Çorum Alaca’ya gittik ve orada da 8 sene kaldık. Orada hafız yetiştirmeye başladık. İşte o sene bu sene Kur’an kurslarından ayrılmadım. Kur’an kurslarında hafız yetiştirmeye gayret ettik. 1956’da resmi göreve başladım. 8 sene Alaca’da Merkez Cami’de imamlık yaptım. Oradan Tokat’a tayin oldum. Tokat’taki meşhur Ali Paşa Camisi’nin 22 sene imamlığını yaptım. Ama Kur’an kursuyla alakalı görevimden hiç ayrılmadım. Hem imamlık yaptım hem Kur’an kursu görevini yürüttüm. Tam 42 sene resmi Kur’an kursunda öğreticilik yaptım” diye konuştu
BİNDEN FAZLA HAFIZ YETİŞTİRDİ
Muhammet Köksal hoca, her yıl en az 15 hafız olmak üzere bugüne dek bini aşkın hafız yetiştirdiğini ifade etti.
65 yaşında emekli olduğunu ancak gönüllü olarak hafız eğitimine devam ettiğini söyleyen Köksal, “Allahım, ben Kur’an’a hizmet edeceğim, sen de bana sıhhat ver ve benim canımı talebelerimin içinde al’ diye yalvardım. Allah’tan bu duamı kabul ettiğine kanaatim var, ümidim var. İnşallah bu çocuklarımın içinde iman ile göçmeyi nasip edecektir” ifadelerini kullandı.
Köksal, babasından öğrendiği marangozluk mesleğinin yanında hocasından saat tamirini, askerde ise sıhhıyeliği öğrendiğini ancak hafızlığı unutacağı gerekçesiyle hiçbirini yapmadığını dile getirdi.
Hafız yetiştirebilmek için öğrendiği sanatları mesleğe dönüştürmediğini, en büyük amacının insanlara hizmet etmek olduğunu anlatan Köksal, sözlerini şöyle tamamladı:
“Her şeyi unuttum ama 85 yaşındayım şimdi ezbere Kur’an’ı Kerimi biliyorum. Kur’an-ı Kerim’i hiç elime almadan talebelerimi dinleyebiliyorum. Öğrencilerimin her sorunuyla yakından ilgilenmeye çalışıyorum. Ailemle ara sıra görüşme fırsatı buluyorum. Görev yaptığım süre içinde hep öğrencilerimle beraber kaldım. Talebelerimin hepsi benim evladım. Onların her sorunu benim de sorunum. Ben onlara ‘bakın yavrum, siz benden ne istiyorsanız elimden gelirse onu yerine getireceğim. Ama benim sizden istediğimi de siz bana vereceksiniz. Ben sizden önce ahlak sonra ders istiyorum. Siz de benden gerektiğinde giyimde, gerek izinde, gerek taltifte her şeyde kapım açık’ diyorum” ifadelerini kullandı. -

Sosyal Hizmet Değerlendirme Programı düzenlendi
Yozgat Sevgi Evleri Müdürlüğünde gerçekleştirilen toplantıya Yozgat Vali Yardımcısı Adem Yılmaz, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Abdullah Neşeli, İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Öner Tikilo ve çok sayıda rehber öğretmen katıldı. Öğrencilere milli, manevi, ahlaki ve insani değerlerin okul dışında da kazandırılması bakımından öğretmenlere düşen görevler sunum eşliğinde izlettirildi.
Amaçlarının sorunları yaşamadan önce tedbir almak olduğunu söyleyen Yozgat Vali Yardımcısı Adem Yılmaz,”Bizlere düşen görev, hepimizin rahatsızlık duyduğu her gün beynimizi yorduğumuz eğitimini vermeye çalıştığımız, içinde bulunduğumuz sorunları yaşamadan önce tedbirleri alabilmektir. Kolay mı değil ama imkanız da değil. Zor da olsa başarmak zorundayız. Hepimiz birer yönetici birer anne baba birer psikolojik danışman adına ne derseniz deyin bir bütün olarak kavramların hepsini uhdemizde toplayıp, karşımızdakileri problemlerden uzaklaştırmak adına ne yapabiliriz en iyi şekilde bulmak ve bunu topluma sunmak zorundayız. İşiniz kolay değil. Sizler öğretmen olarak memuriyetin insanlara ve çocuklara en yakın iki unsurundan birisiniz. Yoruluyoruz, bir şey olmuyor diye sakın düşünmeyin. Çocuklarımızı ne kadar koruyabilir ne kadar bir şeyler kazandırabilirsek bizim için o kadar avantajlıdır. Mücadelemizi devam ettireceğiz. Bu hayat mücadelesinde hep beraber yoğun bir tempo ile gelecek nesillerimizi kurtarmak adına yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalışalım” dedi.
Eğitimcilerle birlikte çocukları Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü olarak desteklemek istediklerini anlatan İl Müdürü Abdullah Neşeli ise,”Öğrencilerimize eğitim öğretim saatleri dışında da sahip çıkarak kamu ve insani görevimizi yerine getireceğimize inanıyorum. Çocuklarımızın esenlik ve güvenliklerini beraber sağlayalım. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın kişisel ve ruhsal gelişimine bizler de katkı sağlayalım. Öğretmenlerimiz eğitim camiası olarak akademik gelişimlerine zaten katkıda bulunuyor. Okul dışında da çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmamız gerekiyor. Bu noktada sorun hepimizin sorunu. Bizlerde üzerimize düşen görevi yapıp geleceğimize katkı sunmak istiyoruz” şeklinde konuştu. -

Bağışıklığı beslenme ile güçlendirmenin yolları
Bağışıklığı beslenme ile güçlendirmenin formüllerini açıklayan Uzmanlar, “Antioksidandan zengin beslenin. Özellikle koyu, kırmızı-mor sebze meyvelerin antioksidan miktarı yüksektir. Sarı-turuncu sebzeler ise karotenden zengin antioksidan kaynaklarıdır. Bunların yanı sıra yeşil çay ve beyaz çaydan da antioksidan alabilirsiniz. Günde 3 fincan yeşil veya beyaz çay içebilirsiniz” dedi.
“Günde mutlaka 2 ara öğünde meyve tüketin”
Meyve yemenin bağışıklığa iyi geldiğini ifade eden Uzmanlar, “Ara öğünlerimiz genellikle daha atıştırma hatta belki abur cubur odaklıdır. Meyve yemek arka planda kalmaktadır. İşte olunan saatlerde yanımızda meyve taşınması fikri veya farklı yiyeceklerin daha cazip gelmesi meyve tüketimini engellemektir. Daha sağlıklı beslenmek istiyorsanız çantanızda 1 porsiyon kolay yenebilen yani elma, mandalina, muz gibi meyveler olsun. Evdeki akşam yemeği sonrasındaki ara öğününüzde de mutlaka 1 meyve bulunsun. Sebze yemeyi ihmal etmeyin. Vücudun vitamin mineral kaynaklarının başında sebze meyveler gelir. Sebze yemeyi çok sevmem diyenlerdenseniz, sebzeleri çorba olarak veya az pişirilmiş halleriyle yoğurtlu baharatlı salatalara dönüştürerek keyifle tüketebilirsiniz. Çiğ ve taze olarak tüketilmelerinin daha faydalı olduğunu unutmayın. Yemek masanızda bolca salatalara yer verin” diye konuştu.
Bol soğan veya sarımsak tüketin
Yemeklerde bol sarımsak ve soğan kullanımı bireyleri hastalıklardan koruyacağının altını çizen Uzmanlar, “Midede yanma problemi yoksa salatalarda taze soğanlara yer verebilirsiniz. Ayrıca yemek ve salatalarınızda baharatlara yer vererek hem yemeklerinizi lezzetlendirin hem de bağışıklık güçlendirin” şeklinde konuştu.
“Güçlü bağışıklık için sağlıklı bağırsak”
Uzmanlar şu bilgileri verdi: “Son zamanlarda önemine tüm uzmanların özellikle değindiği bağırsaklar için faydalı bakteri olan probiyotik tüketimine daha özen göstermemiz gerekiyor. Güçlü bir bağışıklık sistemi için ilk şart sağlıklı bağırsaktır. Bunu da probiyotik veya doğal olarak probiyotik içeren yiyeceklerle sağlarız. Probiyotik içeriği yüksek olan yiyeceklere ev yapımı yoğurt, kefir, peynir, turşu örneklerini verebiliriz. Bağışıklığı düşük olan bireyler ise mevsim geçişlerinin yaşandığı aylarda ek olarak probiyotik takviyesi alırlarsa daha iyi olacaktır.”
Son olarak uykunun önemine değinen Uzmanlar, “Düzenli ve yeterli uyuyun. Bağışıklığı en kolay düşüren etmen yetersiz ve kalitesiz uyumaktır. Uyku düzeninizin sizin için en önemli sırada olduğuna emin olun” ifadelerini kullandı. -

TYP kuraları çekildi
Kura’da adı okunlar büyük sevinç yaşadı. Daha güvenli bir eğitim ortamı için Bakanlıklar arasında imzalanan protokol kapsamında tüm Türkiye’de olduğu gibi Yozgat’ta da okullar çalıştırılmak üzere Toplum Yararına Program kapsamında personel alındı. İl genelinde alınacak olan 421 kişilik kadroya 2 bin 600 kişi müracaat etti.
Alınacak personeller, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından noter huzurunda çekilen kura ile belirlendi. Kapalı spor salonunda çekilen kura da ismi okunan kişiler büyük sevinç yaşadı.
Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Taner Yıldız, aynı anda tüm ilçelerde TYP kurasının çekildiğini söyledi.Yıldız, 35 yaş üstü, kadın, engelli ve terör mağdurlarının öncelikli olduğunu kaydetti.
Yıldız, alınan personelin İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullarda çalışacağını belirtti.Kura ile belirlenen kişilerin okullar kapatılana kadar çalışacağını aktaran Taner Yıldız, “Personeller okulların çevre düzenlemesi, temizlik ve bakım onarımlar da çalışacaklar. Bu aldığımız personeller okulların kapatılacağı tarihe kadar çalışacaklar” dedi.
TYP kapsamında yeniden personel alım ilanına çıkılacağını vurgulayan Taner Yıldız, okullarda görevlendirilmek üzere 59 personelin daha alınacağını kaydetti.Yıldız, “Yine okullarda görevlendirmek üzere 70 tane de güvenlik görevlisi alımı için ilana çıkacağız. Daha sonra başvuruları alıp onların da kuralarını çekip işe başlatacağız. TYP kapsamında 129 kişiyi daha istihdam etmiş olacağız” diye konuştu. Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü bünyesinde değişik kurumlarda Toplum Yararına Program kapsamında istihdam edilen işçilerin iş süreleri 3 ay daha uzatıldı. -

Bozkurt ailesinin acı günü
Lök Köyünden merhum Ömer Bozkurt’un eşi olan Emine Bozkurt, Çapanoğlu Büyükcamiinde öğle namazına müteakip son yolculuğuna uğurlandı.
Cenaze namazına, Eski Belediye Başkanı Yusuf Başer, Belediye Başkan Yardımcısı Serdar Açıkgöz, ailese ve sevenleri katıldı.
Kılınan cenaze namazı sonrasında Emine Bozkurt, sarı topraklık mezarlığında toprağa verildi.
Bizde Yeniufuk Gazetesi olarak merhuma Allah’tan rahmet ailesi ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz. -

Karacabey: Üniversitemizde huzur ve güven hakimdir
Rektör Prof. Dr. Salih Karacabey, Rektörlük binasında düzenlediği basın toplantısında üniversitenin gelişim sürecini ve geleceğe dönük hedeflerini anlattı. Toplantıya Rektör Yrd. Prof Dr. Hikmet Şenli Aybar, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayip Duman, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Taha Niyazi Karaca’da katıldı.
“ÜNİVERSİTEMİZİ GELECEĞE
HAZIRLIYORUZ”
Üniversiteyi geleceğe hazırladıklarını vurgulayan Rektör Karacabey, “Kuruluşundan bugüne kadar önemli atılımlar yaparak Türkiye’nin saygın üniversiteleri arasında yer almayı başaran üniversitemizi geleceğe taşıyacak fiziki ve beşeri altyapıyı şimdiden oluşturuyoruz.” dedi.
Yeni akademik yılın açılışını gerçekleştirdiklerini ve eğitim öğretim faaliyetlerinin sorunsuz devam ettiğini ifade eden Karacabey, “Üniversitemize huzur ve güven hakimdir. Yozgat ilimizin huzurlu olduğu için biz de bu ortamda huzur içerisinde görev yapıyoruz. Verdiğimiz eğitimi planlarken, mezunlarının rahatlıkla iş bulacağı bir yapıdan ziyade, mezunlarının iş üreteceği bir yapıyı meydana getirmek istiyoruz” diye konuştu.
DEVAMLI OLARAK GELİŞEN,
KENDİNİ
YENİLEYEN BİR
DÜŞÜNCE YAPISIYLA HAREKET EDİYORUZ
Devamlı olarak gelişen, kendini yenileyen bir düşünce yapısıyla hareket ettiklerini vurgulayan Karacabey, Bozok Üniversitesinin Türkiye’de kurulmuş bulunan birçok üniversiteye göre çok yeni sayıldığını hatırlatarak, şunları söyledi: “Üniversitemiz, uzun bir geçmişinin olmaması ve diğer bazı dezavantajlara rağmen, önemli sayılabilecek bir büyüme trendi yakalamış, çok önemli atılımlar yapmış, dolayısıyla ülkemizin saygın üniversiteleri arasındaki yerini almıştır. Bugünlere gelmemizde emeği geçen tüm idareci ve personele, desteğini esirgemeyen siyasetçi ve işadamlarına bir kez daha teşekkür ediyorum. Elbette biz bulunduğumuz yeri hiçbir zaman yeterli görmüyor, çok daha büyük hedeflerin peşinde koşuyoruz. Gelişime ayak uyduramayan ve 1 gün bile olsa yerinde duran, geride kalmış olur. Devamlı olarak gelişen, kendini yenileyen bir düşünce yapısıyla hareket ediyoruz. Bu nedenle göreve geldiğimiz ilk günden itibaren üniversitemiz için bir vizyon ortaya koyduk ve bu amaç doğrultusunda planlı, programlı çalışmalar başlattık. Yönetim olarak çok büyük önem verdiğimiz iki ana faaliyet sahamız bulunmaktadır. Bunlardan ilki; eğitim ve öğretim faaliyetlerinin nitelikli ve sorunsuz yürütülmesidir. Üniversitemizdeki eğitim ve öğretim faaliyetlerinin daha nitelikli hale gelmesi için devamlı olarak kendimizi yeniliyoruz. Hem fiziki hem de beşeri altyapımızı geliştirerek, öğrencilerimize çağdaş eğitim sisteminin gereklerine uygun içerikler sunuyoruz. Çok büyük önem verdiğimiz diğer faaliyet alanımız ise bilimsel üretimin artırılması ve bulunduğumuz coğrafyanın ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına öncülük etmektir. Bu amaçları gerçekleştirmek ve üniversitemizin gelişimini sürdürülebilir kılmak için ben ve ekip arkadaşlarım, geceli gündüzlü çalışıyor, tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz. Bu konuda da önemli bir mesafe kat ettiğimizi de belirtmek istiyorum. Üniversite bünyemizde 1 araştırma ve uygulama hastanesi, 13 araştırma merkezi, 4 araştırma destek birimi ve rektörlüğe bağlı 5 birim ile birlikte bilimsel çalışmaları aralıksız olarak sürdürüyoruz. Bilimsel yayın sayımız her sene artarken, Bilim ve Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezimiz de çok önemli çalışmalar ortaya koymaktadır.”
ÖĞRENCİ SAYIMIZ 18 BİN’İ AŞTI
Üniversitenin gelişimini her geçen gün artırarak sürdürdüğünü vurgulayan Karacabey, öğrenci sayısının 18 Bin’i aştığını söyledi. Rektör Karacabey şunları kaydetti: “Türkiye’nin yükseköğretim konusunda 2000’li yıllardan sonra olumlu yönde çok büyük bir değişim yaşadığını ve 81 ile üniversite kurulduğunu anlatan Prof. Karacabey, bu nedenle birçok üniversitenin öğretim üyesi temini konusunda bazı sorunlarla karşılaştığını kaydetti. YÖK’ün bu sorunu çözmek için büyük çaba sarf ettiğini anlatan Prof. Dr. Karacabey, “Biz de Bozok Üniversitesi olarak bu konuda sıkıntılar yaşıyoruz. Bu nedenle bazı bölümlerimizi henüz açamadık. İçinde bulunduğumuz şartları bilmek durumundayız. Ne yazık ki bulunduğumuz coğrafyadan ve bazı üniversitelerin daha iyi şartları sunmasından dolayı bazı dezavantajlarımız var. Bu dezavantajlara rağmen büyümemizi sürdürüyoruz. Göreve geldiğimiz 2015 yılında 12 bin öğrencimiz bulunurken, bugün öğrenci sayımız 18 bini aşmış durumdadır. Öğrenci sayımızda 2 yıl içerisinde yüzde 35 oranında bir artış söz konusu olmuştur. Yine bu dönemde akademik personel sayımızda önemli artış meydana geldi. 27 olan profesör sayımız 35’e, 33 olan doçent sayımız, 45’ye, 180 olan yardımcı doçent sayımız ise 245’e yükseldi. Toplam akademisyen sayısı hain darbe girişiminden sonraki ihraçlara rağmen, 694’ten 785’e çıktı. Bu rakamlar yılsonuna kadar daha da artacak. İdari personel sayımız hizmet alımlarıyla birlikte 800’ü aşmıştır.”
FAKÜLTE SAYIMIZI 11’E YÜKSEKOKUL SAYIMIZI 15’E
YÜKSELTTİK
Göreve geldiği günden bu yana fakülte ve yüksekokul sayısını artırdıklarını kaydeden Karacabey, “2015 yılında 8 olan fakülte sayımız 11’e, 11 olan yüksekokul ve meslek yüksekokulu sayımız 15’e yükseldi. Yeni bölümler eklediğimiz Sağlık Yüksekokulu’nun Sağlık Bilimleri Fakültesi’ne dönüştürülmesi ile ilgili talebimiz YÖK tarafından kabul edildi. Bakanlar Kurulu ve Sayın Cumhurbaşkanımızın onayından sonra fakülte sayımız 12’ye çıkacak. Bu dönemde açılan bölüm ve program sayısında da önemli artışlar sağladık. Bu yıl; Lisans olarak Arkeoloji, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, Radyo Televizyon ve Sinema, İş Sağlığı ve Güvenliği, Spor Yöneticiliği, Ebelik bölümleri; önlisans olarak Bahçe Tarımı, Elektronik Teknolojisi, Laborant ve Veteriner Sağlık, Tıbbı Dokümantasyon ve Sekreterlik, Optisyenlik, Otomotiv Teknolojisi, Ceza İnfaz ve Güvenlik Hizmetleri programlarına öğrenci almış bulunuyoruz. Gelecek dönemlerde ise Fen-Edebiyat Fakültesi bünyesinde Sanat Tarihi Bölümü, Yabancı Diller bünyesinde İngilizce Bölümü, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi bünyesinde Uluslararası İlişkiler, Maliye ve Sağlık Yönetimi Bölümü, Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu bünyesinde ise Radyo Televizyon Yayımcılığı programını açmayı planlıyoruz. Akademik personel teminini sağladığımız takdirdeİletişim Fakültesi’nin Halkla İlişkiler ve Gazetecilik bölümlerine de gelecek yıl öğrenci almak için gayret gösteriyoruz. 13. fakülte olarak da Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’nu düşünüyoruz. Açmış olduğumuz program ve bölümleri geleceğin şartlarına göre şekillendiriyoruz. Geleceğin mesleki ve toplumsal ihtiyaçlarına göre kendimizi konumlandırıyoruz. Tercih edilmeyen bölümleri kapatıp, yerine daha çok rağbet görecek bölüm ve programları açıyoruz. Ekip arkadaşlarım, bu konuda titiz bir çalışma yürütüyorlar.”diye konuştu.
ÜNİVERSİTEMİZ
YOZGAT
EKONOMİSİNE
SOSYAL VE
KÜLTÜREL
ANLAMDA BÜYÜK KATKI SAĞLIYOR
Üniversitenin Yozgat’a ekonomik, sosyal ve kültürel olarak büyük katkı sağladığını vurgulayan Rektör Prof. Dr. Salih Karacabey, “Bozok Üniversitesi, Yozgat ili başta olmak üzere bulunduğu coğrafyanın ve ülkemizin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmişliğine katkı sunmayı önemli bir görev olarak görmektedir. Bulunduğu şehirle bütünleşmiş, şehir tarafından benimsenmiş bir kurum olarak, Yozgat’ın ekonomik, tarihi ve kültürel değerlerini ortaya çıkaran, geliştiren, tanıtan ve bunu ekonomik değere dönüştüren bir yapı oluşturuyoruz. İlimizin tarihi ve doğal güzelliklerinin keşfedilmesi ve tanıtılıp ekonomik değere dönüştürülmesine yönelik araştırmalarımız devam ediyor. Üniversitemizde iki yıl üst üste Uluslararası Bozok Sempozyumu düzenledik. Her yıl farklı ülkelerden 250’yi aşkın bilim adamı Yozgat’a gelerek bilimsel faaliyetlerini icra ettiler. Burada Yozgat’ın turizm potansiyeli ve sorunlarını etraflı bir biçimde ele aldık. Yozgat’ın enerji altyapısı ve potansiyeli ile ilgili çalışmaları ortaya koyduk.” dedi.
Üniversitenin Yozgat için çok büyük bir nimet olduğunu ve herkesin bu bakış açısıyla üniversiteyi sahiplenmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Karacabey, sözlerini şöyle sürdürdü: “ Şu hususun altını özellikle çizmek istiyorum. 18 bin öğrenci, 2 bine yakın personelimizin ilimize doğrudan ekonomik katkısının yıllık 300-400 Milyon lira civarında olduğunu tahmin ediyoruz.Yıl içerinde düzenlenen çok sayıda bilimsel etkinliğin yanında sosyal ve kültürel etkinliklerle de şehrimizin sosyal ve kültürel hayatına önemli ölçüde canlılık katıyoruz. İlimizin tanıtılması noktasında da 18 bin gönüllü elçimiz var. 81 ilden öğrencilerimiz var. Biz bu öğrencileri memnun edersek, hoşgörü çerçevesinde misafirperverliğimizi gösterirsek, ilimizin tanıtılması ve imajının doğru anlaşılmasına da önemli katkı sağlamış oluruz. Bu noktada hepimize çok önemli görevler düşmektedir.”
Rektör Prof. Dr. Salih Karacabey, devam eden yatırımlarla ilgili ise şu bilgileri verdi: “Hâlihazırda tamamlanan projelerimizin yanında devam eden önemli yatırımlarımız da bulunmaktadır. Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulumuzun yeni binasının projesi tamamlanmış olup, ihale aşamasına gelmiş bulunmaktadır.
Akdağmadeni Meslek Yüksekokulu’nun temelini attık, inşaat çalışmaları hızla devam ediyor. İlahiyat Fakültesi ikinci binasının yer teslimi yapılmış olup temel atma aşamasına gelinmiştir. Tıp fakültemizin morfoloji binası ve 280 yatak kapasiteli Araştırma ve Uygulama Hastanemizi de tamamlayarak hizmete sunacağız. Burada modern tıbbın tüm imkanlarını halkımız için seferber edeceğiz. Üniversite kampusumuzun ağaçlandırma çalışmalarını aralıksız devam ettirirken, kampusumuzdaki sosyal hayatı canlandırma adına da iki yeni kafeteryanın yapımına başlamış bulunuyoruz. Ayrıca üniversitemizin 50 yıllık su ihtiyacını karşılayacak olan bir gölet yapılması için girişimlerimiz sonuç verdi. DSİ tarafından üniversitemizin kuzey doğusuna 500 bin ton su kapasiteli bir gölet inşa edilecektir.
DÜNYADAKİ 63 BİN ÜNİVERSİTE
ARASINDA BOZOK İLK 2 BİN ARASINDA YER ALMAKTADIR
Dünyadaki 63 bin üniversite arasında yapılan sıralamada Bozok Üniversitesi ilk 2000 üniversite arasında yer almaktadır. Türkiye’den bu sıralamaya sadece 71 üniversite girebiliyor. Günümüz dünyasında artık ülkeler arasındaki rekabet şehirler ve üniversiteler arası rekabete dönüşmüş durumdadır. Şehirlerin gelişmişlik düzeyi, üniversitelerin başarıları ile doğru orantılı olarak ilerlemektedir. Biz de bu gerçeğin bilincinde olarak, ülkemiz ve diğer dünya üniversiteleri ile rekabet edebilecek bir üniversite olmayı arzu ediyor, bütün çalışmalarımızı, planlamalarımızı bu doğrultuda sürdürüyoruz.
Mevcut potansiyelimizi harekete geçirerek, en iyi yere gelmeyi arzu ediyoruz. Bugün çalışmalarımızı sürdürürken, bundan 10 yıl sonrasını, 50 yıl sonrasını, 100 yıl sonrasını da düşünüyoruz. Bozok Üniversitesi’nin daha çok başarılı olması, daha çok büyümesi ve daha çok ilerlemesi için herkesin azami derecede gayret göstermesi gerektiğine inanıyoruz.”
Rektör Prof. Dr. Karacabey, Yozgat ve bölge açısından; eğitim başta olmak üzere, sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan çok büyük bir değer olan Bozok Üniversitesi’ni el birliği ile geleceğe taşımaya devam edeceklerini sözlerine ekledi. -

Başkan Akgün: Galibiyet serisini sürdürmek istiyoruz
Azatlıspor deplasmanından galibiyetle dönmeyi hedeflediklerini belirten Ahmet Akgün, yakalamış oldukları galibiyet serisini sürdürmek istediklerini ifade etti. Akgün, “Bay geçtiğimiz hafta da rakiplerimiz bize çalıştı. Nevşehir’in berabere bitmesi. Yine aynı şekilde Talasspor, Kayseri Şekerspor maçının berabere bitmesi bize yaradı. İnşallah biz namaglup bir şekilde yolumuza devam etmek istiyoruz.
Ama tabi önümüzde daha zor karşılaşmalar var. Rakiplerimize bağlı kalmadan. Biz maç maç gidiyoruz” dedi.
BAL liginde transfer döneminin Cuma günü sona ereceğini hatırlatan Ahmet Akgün, bir futbolcu ile görüştüklerini dile getirdi. Akgün, daha önce takıma üç takviye yaptıklarını vurguladı.
Savunmaya bir takviye yapmayı düşündüklerini kaydeden Ahmet Akgün, “Bir, iki oyuncu ile görüştük. Şuanda görüşmelerimiz. Ama bu transfer sona yaklaştık. Her an gerçekleşebilir. Tabi biz transfer yapmak için transfer yapmıyoruz. Biz nokta transfer yapıyoruz. Ama şartlarda anlaşabilirsek bugün transferini gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. Biz transferi ihtiyaç için değil, kadroyu güçlendirmek için yapıyoruz” diye konuştu.
Azatlıspor deplasmanı için taraftarlarına kendilerinden bir otobüs talebi olmadığını anlatan Ahmet Akgün, “Taraftarımız sadece sosyal medya üzerinden öyle bir arzu içerisindeler. Ama bizim kulübümüzün bir otobüs imkanı yok. Artık taraftarlarımız kendi imkanları veya sponsorlar bulup maçlara gelebilirler. Ligimizdeki diğer takımlarda aynı yöntem ile deplasman maçlarına gidiyorlar.
Biz takibi taraftarımız ile birlikte maç izlemek, o atmosferi ve coşkuyu yaşamak isteriz. İleri de imkanlarımız düzelirse neden olmasın. Ama Azatlıspor deplasmanında taraftarımızın bizi yalnız bırakmayacağını düşünüyoruz” şeklinde konuştu. -

Yozgat’ın kültür değerlerini işyerinde sergiliyor
Dedesinin ve babasının yıllarca antikacılık işiyle uğraştığını söyleyen Göktuğ Ertuğrul, babasıyla birlikte Yozgat yöresine ait kültürel dokuları ilçe ilçe dolaşarak topladığını ve işyerlerinde büyük bir kültürel birikime sahip olduklarını belirtti.
İş yerinde 400 yıllık terazi ve 100 yılın üzerinde el dokuma kilim, heybe ve çanak çömleğin bulunduğunu dile getiren Ertuğrul, Yozgat’ın kültür motiflerini bir araya getirerek iş yerinde sergilediğini ifade etti. Şark köşesi meraklıları için iş yerinde birçok malzemenin bulunduğunu aktaran Ertuğrul, bozuk para koleksiyonunun da müşteriler tarafından büyük ilgi gördüğünü vurguladı. Duyguları ve kültürleri içinde barındıran bu işin bir gönül işi olduğunu da aktaran Ertuğrul, “Bu iş bir sevda işi, gönül işidir.
Kendi kültürüne sahip çıkma işidir. Herkes kendi bütçesine göre sevdiği ve beğendiği antika eşyaları alıyor. Biz de geçimimizi bu işten sağlıyoruz” dedi. -

KOP’tan güneş pillerinin Ülkemizde üretilmesi için hamle
Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının desteği ileTÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezince (MAM) yürütülen, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve NiğdeÖmer Halisdemir Üniversitesi’nin katkı verdiği “Güneş Pillerinin Ülkemizde Üretilebilmesine Yönelik Etüt Çalışmaları Projesi”ninsonuçları Konya’da düzenlenecek bir panelle açıklanacak.
Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda,yerli ve milli üretim ilkesine uygun olarak kullanılacak teçhizat ve teknolojilerin ülkemizde üretilebilmesi, enerji maliyetlerinin düşürülebilmesi ve dışa bağımlılığın en aza indirilmesi için yürütülen proje kapsamında, Türkiye’deki güneş panelinin üretim süreçlerini ve yapılacak yatırımlar için gerekli ihtiyaçları araştırıldı. Bu amaçlaKOP İdaresi desteğiyle TÜBİTAKişbirliğinde OrtaDoğu Teknik ve Niğde Ömer Halisdemir Üniversitelerininde katkıları ile “Güneş Pillerinin Ülkemizde Üretilebilmesine Yönelik Etüt Çalışmaları Projesi”yürütüldü. Yaklaşık bir yıl süren fizibilite çalışmasının ardından elde edilen sonuçlar 12 Ekim Perşembe günü saat 10’da Dedeman Otel’de düzenlenecek panel ile kamuoyu ile paylaşılacak.
“KOP Bölgesi yenilenebilir enerji kaynakları için fırsatlar sunuyor”
Enerjide büyük ölçüde dışa bağımlı olan Türkiye’nin en önemli cari açığınınenerji ithalatından kaynaklandığını belirten KOP İdaresi Başkanı İhsan Bostancı, son 14 yılda dünya ortalamasının üzerinde bir büyüme performansı sergileyen ülkemizin enerji talebinin de yılda ortalama yüzde 7 oranında artmasına neden olduğunu söyledi.
Türkiye’nin 2023 yılı hedeflerine ulaşabilmek için enerji arz güvenliğini sağlamak ve enerji üretimini çeşitlendirmenin gerekliliğine değinen Başkan Bostancı proje ile ilgili şunları söyledi:
“Proje kapsamında; KOP Bölgesi illerinde yer alan Enerji İhtisas Endüstri Bölgeleri (EİEB) ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları(YEKA)arazilerinde planlanan büyük ölçekli Güneş Enerjisi Santralleri için uluslararası geçerliliği bulunan bir takım analizler yapıldı. Farklıkurulum kapasitelerindeuygun yazılımlar kullanılarak yapılan hesaplamalarda bölge illerinde yer alan EİEB ve YEKA arazilerinin geçmiş 15 yıla ait sıcaklık, yağış, rüzgâr hızı, rüzgâr yönü basınç gibi meteorolojik verileri ışığında bu arazilerde bilgisayar ortamında farklı güneş pili teknolojilerine ait kurulumlar yapılarak gelecek yıllarda üretebilecekleri elektrik enerjisinin büyüklüğü hesaplandı.
Bu bölgelerimize belirlenen hedeflere ulaşmak için gerekli ve uygun güneş paneli teknolojileri belirlendi. Ülkemizde güneş pillerinin verimli üretilebilmesi ve muhtemel yatırımcılara yol göstermesi için fotovoltaik değer zincirinde yer alan ingot, güneş pili, güneş paneli üretim tesislerinin farklı üretim kapasitelerinde yatırım ve işletme hesaplamaları çıkartıldı.
Yaklaşık bir yıldır süren proje ile elde edilen sonuçları, geniş katılımlı bir panel ile kamuoyuna açıklayacağız. Bu kapsamda başta Kalkınma Bakanlığımız olmak üzere projeyi yürüten TÜBİTAKMAM’a, işbirlikleri için ODTÜ, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitelerimize teşekkür ediyor, sonuçların bölgemize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”
“Dünya ve Türkiye fotovoltaik sektörünün durumu ve eğilimleri”, “KOP Bölgesindeki EİEB/YEKA arazileri ve özellikleri”, “KOP Bölgesinin fotovoltaik potansiyel analizi”, “Fotovoltaik güneş enerjisi değer zinciri yatırımve üretim fizibilitesi”, “YEKA arazileri için uygun fotovoltaik panel teknolojisinin belirlenmesi” ve “Büyük ölçekli GES yatırımları ile Geri Dönüş Süreleri”konu başlıklarının yer alacağı paneleulusal ölçekte geniş bir katılım gerçekleşmesi bekleniyor. -

Şerefli: Gelir vergisinde oran değil matrahlar artırılmalı
Memur-Sen Yozgat Şube Başkanı Kenan Şerefli, Gelir Vergisi esaslarına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada 2017 yılı gelir vergisi tarifesindeki parametrelerin sorunlarına değinildi. Şerefli oran ve oranın uygulanacağı matrahın ücretli çalışanlar aleyhine sonuçlar doğuracağı vurgulayarak oranın değil matrahın arttırılması gerektiğini söyledi.
Bilindiği üzere gelirini ücretle elde eden çalışanların kazançlarının vergilendirilmesinde ölçüt olarak kullanılan tarifelerin, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 103. maddesinde yer aldığını kaydeden Şerefli, maddede yer alan tarife tutarlarının ise her yıl güncellendiğini kaydetti.
Ücret gelirinin vergilendirilmesinde iki temel parametre olduğu görüldüğüne dikkat çeken Şerefli, “Birincisi oran, ikincisi ise oranın uygulanacağı matrahtır. İçinde bulunduğumuz süreçte her iki parametre açısından ücretli çalışanlar aleyhine sonuçlar doğuracak gelişmeler söz konusudur. Bunlardan birincisi oranla ilgilidir ki; yüzde 27 oranının uygulandığı ikinci dilimde oran yüzde 30’a çıkarılmak istenmektedir. İkinci sorun geçmişten bugüne gittikçe derinleşen matrah sorunudur ve bu sorun oran artışına denk gelecek mağduriyetler üretmiştir ve eğer gereken müdahale yapılmazsa üretmeye de devam edecektir” dedi.
Matrah sorunu ya da gelir vergisinde matrah oyunu
Verginin hesaplanmasına esas matrahın, her yıl güncellendiğine kaydeden Şerefli, şunları ifade etti:
“Bu güncelleme Vergi Usul Kanunu’nun 298 nci maddesine göre hesaplanan ’Yeniden Değerleme Oranı’ üzerinden yapılmaktadır. Yeniden Değerleme Oranı, ticari kazanç erbabının kazançlarının vergilendirilmesinde amortismana tabi olan kıymetlerin yıllar itibari ile kıymetlerini belirlemek için Maliye Bakanlığı’nca kullanılan bir katsayıdır.
Yeniden Değerleme Oranı’nın, hesaplanıp belirlenmesine ilişkin ayrıntılı bir açıklamaya girmeksizin, temel parametresinin üretici fiyat endeksi olduğunu belirtmekle yetinelim. Esasen gelir vergisi matrahlarının belirlenmesine ilişkin sıkıntı ya da bizim ifademizle matrah oyunu da burada başlamaktadır. Gelir vergisi matrahlarının belirlenmesine etki eden yeniden değerleme oranında, TÜFE (bir anlamda tüketici enflasyonu) değil ÜFE (üretici kesimin enflasyonu) esas alınmakta bu yolla, gelirleri üretici fiyatlarına göre vergilendirilen fakat giderleri TÜFE’ye göre artan çalışan-ücretli kesim tablosu ortaya çıkmaktadır. Bu tablonun özeti ise gelir vergisine esas matrahlarda cari enflasyondan daha düşük artış ve buna dayalı olarak da daha yüksek vergi ödeme yükümlülüğünün oluşmasıdır. Bu anlamda, gelir vergisi noktasında yapılacak ilk değişiklik ve mağduriyeti gidermeye dönük hamle, gelir vergisi matrahlarının, ÜFE’ye göre değil TÜFE esas alınarak belirlenecek yeniden değerleme oranıyla artırılmasıdır. Özellikle, ücret kazancına dayalı olarak gelir vergisi mükellefi olan kişiler için uygulanması gereken endeks tüketici fiyat endeksi olmalıdır.”
“Matrah oyununu ve matrahların TÜFE üzerinden güncellenmesi teklifimizi somutlaştırmak amacıyla; yıllık gelir vergisi tarifelerini güncellenme olayını belirli bir endekse tabi tutarak hesaplamak ve ortaya çıkan sonucu değerlendirmek yararlı olacaktır” diyen Yalçın, şöyle devam etti:
“Örneğin; 2010 yılını temel baz yıl olarak alırsak; yüzde 15 oranının uygulandığı vergi diliminde matrah 2010 yılında 8.800 TL idi. O tarihten bugüne yeniden değerleme oranı esas alınsaydı 2017 yılında yüzde 15’lik vergi dilimi matrahı 14.132 TL olacaktı. Oysaki 2017 yılı yüzde 15 e tekabül eden vergi dilimi matrahı 13.000 TL dir. Aynı dönemde yeniden değerleme oranı ÜFE yerine TÜFE üzerinden belirlenseydi 2017 yılında yüzde 15’lik dilimde uygulanacak matrah 15.062 TL olacaktı. Peki, yüzde 15 lik vergi diliminin 13.000 TL yerine 14.132 olsa ne olacaktı? Gelir vergisi artan oranlı olarak uygulandığından 13.000 TL den sonraki her kazanç için alınan yüzde 20 lik oran, eğer yıllık güncelleme yeniden değerleme oranına göre yapılmış olsa 14.132 olacak ve ücretli çalışan da 1.132 TL için yüzde 5 az vergi ödemiş olacaktı. Kısaca, Devlet geliri 2017 yılı içerisinde 14.132 TLolan herkesten 56.60 TL fazla vergi almış oldu. Aynı hesaplama birde tüketici fiyat endeksine tabi olarak yapılırsa; (15.062 – 13.000=2.062 TL) vergi dilimi 2.062 TL daha az hesaplanmış ve sonucunda da Devlet ücretli çalışandan aynı hesap ile 103,10 TL fazla vergi tahsil etmiştir. Sadece alınan bu fazla vergi ya da aleyhe düzenleme, sadece memur için mi geçerlidir? Tabi ki hayır, yıllık kazancı 15.000 TL olan her bir çalışanı kapsamaktadır. Yani neredeyse asgari ücret ile çalışan herkesi kapsamaktadır. Toplamda 3 milyon memur olduğu düşünülürse meselenin ciddiyeti anlaşılır.”
Kamu görevlisi noktasında ortak sıfata sahip olmalarına karşın farklı statülerde istihdam edilen kamu görevlilerinin varlığının, gelir vergisi uygulamasında da farklılıklara yol açtığına dikkat çeken Şerefli, “Aynı unvan altında ama farklı statülerde çalışan kamu görevlileri arasında, gelir vergisi matrahı ve dolayısıyla ödedikleri gelir vergisi tutarı yönüyle küçümsenmeyecek farklılıklar bulunmaktadır. 657 sayılı Kanuna tabi mühendis ile 399 sayılı KHK’ye tabi olarak KİT’lerde görev yapan mühendisin “eşit işe eşit ücret” anlayışıyla gelirleri eşitlenmeye çalışılırken “aynı unvana ya da eşit gelire eşit vergi” yaklaşımının ortaya konmasından ısrarla kaçınılmaktadır.
Herhangi bir kamu iktisadi teşekkülünde 399 sayılı KHK hükümlerine tabi bir mühendisin Ocak ayı vergiye tabi matrahı; 4.246,68 TL iken 657 sayılı Kanuna tabi olarak çalışan mühendisin ise 1.282,26 TL dir. Aralık ayında ise KİT personeli olan mühendisin kümülatif vergi matrahı 46.713,48 TL, dolayısıyla yıl bazında kendi kazancından kesilen vergi tutarı 8.472,46 TL dir. Ayrıca gelir vergisi oranında yüzde 27’lik olan oranın yüzde 30 olarak uygulanması durumunda da 399 sayılı KHK kapsamında çalışan mühendis için ayrıca 501,40 TL ek vergi yükü gelmektedir(Hesaplama 2017 yılı verilerine göre yapılmıştır). Aynı hesaplama 657 sayılı Kanuna tabi olan aynı şartlarda sahip mühendis için yapılsa aylık vergiye tabi matrahı 1.282,26 yıllık matrahı ise 15.919,46 TL olacaktır. 2017 yılı içerisinde ödediği gelir vergisi ise 1.903,90 TL olacaktır.
Aynı hesaplama büro memuru için yapılacak olsa; KİT personeli olan memurun aylık gelir vergisi matrahı, 3.116,64 ve yıllık matrahı ise 34.283,04 TL, 657 sayılı Kanuna tabi olan memurun ise aylık gelir vergisi matrahı 1.302,35 TL yıllık ise 16.168,92 TL dir. Yıl boyunca ödenen gelir vergisi ise sırasıyla, 3.991,50 ve 1.953,78 TL dir. KİT personeli olan memur vergi matrahına kazançlarının çoğunun dahil edilmesi nedeni ile ayrıca %27’lik dilimden vergilendirilmeye de başlanmıştır. Yeni düzenleme ile ayrıca 2017 yılı verileri esas alındığında 30.000 TL nin üzerindeki kazancı için ekstra %3 vergi daha ödeyecektir.
Bu örneklerden hareketle şunu ifade etmek gerekiyor; aynı unvanla farklı statülerde kamuda görev yapan ve kamu hizmeti sunan kamu görevlileri arasında vergi kaynaklı farklılığın, bir tarafın aleyhine gelir kaybının oluşturulmasının hukuki açıdan dayanağını bulmak ve üretmek de imkansızdır. Sosyal güvenlik hakkı yönüyle aynı ölçütlere, emekli maaşı ve ikramiyesi açısından yanı oran ve tutarlara, ek ödeme noktasında birbirlerine eşitlenmeye çalışılan bu kamu görevlilerinin konu vergi olduğunda farklı matrahlara tabi tutulması kesin bir adaletsizliktir. Bu adaletsizliğin de bir an önce giderilmesi gerekmektedir. Yöntemi çok basittir. Gelir vergisi matrahına dahil edilecek gelir kalemleri boyutuyla, KİT personelinin 657 sayılı Kanuna tabi kamu görevlileriyle aynı duruma getirilmeleri gerekmektedir. Daha açık bir ifadeyle, gelir vergisi matrahında KİT personelinin matrahı, 657 sayılı Kanuna tabi personelin tabi olduğu tutara göre belirlenmelidir. Tıpkı, ek ödemede olduğu gibi, tıpkı emekli maaşı ve ikramiyesinde olduğu gibi”değerlendirmesini yaptı.
Şerefli şöyle devam etti:
“Bu noktada, gelir vergisine ilişkin mevcut adaletsizliklerin giderilmesi yönünde adım atılmasını beklerken, aksi yönde bir irade ile yüzde 27’lik oranın yüzde 30’a yükseltilmesi yönünde düzenleme yapılması; adaletsizliğin sona ermesine değil derinleştirilmesine çaba sarf edildiği kanaati uyandırmaktadır.
Bu çerçeveve, gelir vergisine ilişkin düzenlemede oranların artırılması yönünde ortaya konan iradenin geri çekilmesi ve gelir vergisine esas matrahların özellikle %15’lik dilim açısından geçmiş dönem kayıplarını da telafi edecek şekilde yükseltilmesi gerekmektedir. Bu yöntemle, gelir vergisinin, kamu görevlileri başta olmak üzere emekleriyle gelir elde edenler açısından “gelir azaltıcı” vasfı önemli oranda sona erecektir.
“Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır” sloganının yanına “vergide adalet esastır” afişinin eklenmesi için içinde bulunduğumuz süreç iyi değerlendirilmeli; yüzde 27’lik oranın 3 puan artışla yüzde 30’a çıkarılması yanlışından vazgeçilmeli ve gelir vergisinde yeniden değerleme oranın da ÜFE yerine TÜFE’nin esas alındığı sistem hayata geçirilmeli tekliflerimizi karşılayacak düzenlemeler gerçekleştirilmelidir.” -

Göçük altında kalan 2 kişi hayatını kaybetti
Edinilen bilgiye göre, akşam saatlerinde içme suyu şebekesi için kazılan kanalda köy muhtarı Ahmet Alıcı ve Ali Bektaş toprak altında kaldı. Olay yerine gelen AFAD ekipleri göçük altında kalan çalışanları çıkarmak için kurtarma çalışması başlattı. 2 saat toprak altında kalan Alıcı ve Bektaş Akdağmadeni Devlet Hastanesine götürüldü. Burada yapılan tüm müdahalelere rağmen Alıcı ve Bektaş’ın hayatını kaybetti öğrenildi.
-

Başbakan Yıldırım 81 ilin valisiyle buluştu
Başbakan Binali Yıldırım, Çankaya Köşkü’nde 81 ilin valisi ile bir araya geldi. Son günlerde Amerika ile yaşanan vize krizinin gündemin sıcak konularından birisini olduğunu belirten Yıldırım, “Amerika, diplomatik misyonlarının güvenlik zafiyetini öne sürerek vize işlemlerini askıya aldığını duyurdu. Tabii ki biz de ülkemize yakışanı yaptık, mütekabiliyet esasına dayanarak aynı karşılığı verdik. Temennimiz iki müttefik arasındaki ilişkilerin kısa sürede normale dönmesidir. Bölgesel ve küresel gerilimlerin tırmanmakta olduğu bu süreçte Türkiye olarak sağduyuyu elden bırakmayacağız. Ülkemiz ve milletimiz, istikrarı bozmaya çalışan, e-muhtıra, Gezi olayları, 17-25 Aralık darbe girişimi, 15 Temmuz kanlı darbe girişimiyle birçok kez sindirilmeye çalışıldı. Ülkemiz, bölgede yaşanan terör olayları nedeniyle hedef ülke konumuna getiriliyor. Bütün bu gelişmeleri dikkate alarak özelikle terörle mücadelede olay sonrası operasyon yaklaşımını bırakıp kesintisiz operasyon yöntemine geçerek faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Başka bir deyişle müdafaa anlayışıyla değil, taarruz anlayışıyla terörle mücadeleye devam ediyoruz” dedi.
Son bir yılda toplam 42 bin 650 operasyonun başarıyla gerçekleştirildiğini kaydeden Yıldırım, “298 bin polis, jandarma, asker, güvenlik korucusu aktif görev aldı. Bu son iki yıl içerisinde terörle mücadelede muazzam bir uyum mevcuttur. Asker, polis, jandarma, bütün birimler birbiriyle dayanışma halinde ve uyumlu bir şekilde bu mücadeleyi başarıyla devam etmektedir. Şehirde ve kırsalda PKK bölücü terör örgütüne karşı net bir saha hakimiyeti tesis edilmiştir. Bölücü terör örgütünün yollara mayın döşemesini engellemek amacıyla güvenli yollar projesini başlatmış bulunuyoruz. Toplamda 2 bin kilometreyi aşan yolu güvenlik yolları kapsamında inşa ettik” ifadelerini kullandı.
Gençlerin dini duyguları istismar eden diğer terör örgütünün de DEAŞ olduğunu anlatan Yıldırım, DEAŞ’la da aynı kararlılıkla mücadelenin sürdüğüne dikkati çekti. Başbakan Yıldırım, badece bu sene başından itibaren bin DEAŞ mensubunun tutuklandığını kaydetti.
15 Temmuz’un faili olan FETÖ terör örgütüne de göz açtırılmadığını anlatan Yıldırım, FETÖ mensuplarının bugün yargı karşısında hesap verdiğini, FETÖ operasyonları kapsamında birçok zanlının tutuklandığını ifade etti. Örgütün finans kaynaklarına gerçekleştirilen operasyonlarla para akışının önemli ölçüde azaltıldığını vurgulayan Yıldırım, örgütün gizli haberleşme ağlarının da deşifre edildiğini kaydetti. Valilere önemli bir tavsiye ve uyarıda bulunmak istediğini belirten Yıldırım, “Gerek FETÖ, gerek PKK terör örgütüyle mücadele kapsamında gerçekleştirilen faaliyetlerde dikkatli, titiz bir şekilde, kılı kırk yararak işlem yapmanız büyük önem arzediyor. Unutmayın, bizim değerlerimizde zulüm etmek yoktur. Ne tek bir terör mensubunun devlet içinde barınmasına ne de tek bir mazlumun zarar görmesine asla rıza göstermeyiz. Bunlara, sizlere ve vicdanı muhakemelerinize güveniyoruz” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin kimsenin toprağında gözü olmadığını anlatan Yıldırım, “Bugün Suriye üzerinde oluşturulmak istenen terör koridorunun farkındayız. Bölgede terör değil, barış kuşağı oluşturmak istiyoruz” dedi.
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin gayrimeşru referandumuna işaret eden Yıldırım, “Biz, bölgede yaşayan farklı etnik ve dini gruplara ait insanların hukukunu geçmişte koruduğumuz gibi bundan sonra da korumaya özen göstereceğiz” diye konuştu.
Valilere tavsiyelerde bulundu
Başbakan Yıldırım, valilere tavsiyelerde de bulunarak, “Hem bize hem size düşen en önemli görev, devlet ile millet arasındaki mesafeyi kapatmaktır. Mesafe koymamaktır. Sizlerin zaten bu anlayışla görev yaptığınıza yürekten inanıyorum. Çünkü hepimiz milletin derdiyle dertlenmeyi hayat tarzı haline getiren yöneticilersiniz. 81 ilimizdeki bütün vatandaşlarımızın mutluluğunu, huzurunu, sevincini yüreğinizde hissederek görev yaptığınızı biliyorum. Gün bittiğinde eminim ki her bir arkadaşım başını yastığına koyduğunda o gün şehri için ne yaptığını düşünüyor. Fakat hayatın bir gereği olan sürekli yenilenmeye ihtiyaç var. Başarılarınızla övünerek değil, daima yeni başarılar, daha iyisini nasıl yapacağız düşüncesi ile çalışmak mecburiyetindeyiz. Türkiye’de çok uzun süreler, millet devleti yüceltmek için çalıştı. Şimdi artık ‘milleti yaşat ki devlet yaşasın, milleti yücelt ki devlet yücelsin’ prensibini hayata geçirmiş bulunuyoruz” açıklamasında bulundu. -
Silahlı kavgada 1 kişi yaralandı
Olay Akdağmadeni İstiklal Caddesinde saat:9:00 sıralarında meydana geldi.İstiklal Caddesinde arabasından inen Ferhat Vuralı Hayran Köyü Muhtarı Mehmet Tuğrul tarafından 9 el tabanca ile ateş açıldı.Ferhat Vural olay yerinde karın bölgesinden yaralandı.Akdağmadeni Develet hastanesine kaldırıldı
Olay sonrası Hayran Köyü Muhtarı Mehmet Tuğrul tabancasıyla Jandarmaya teslim oldu.
Olasyla İlgili savcılık soruşturma başlattı. -

Trafiğe kayıtlı araç sayısı arttı
Yozgat’ta da Ağustos ayında trafiğe kayıtlı araç sayısı 104 bin 999, bir önceki ay 104 bin 700, geçen yılın aynı ayında ise 100 bin 217 olarak gerçekleşti. Ağustos ayı sonu itibarıyla Yozgat’ta trafiğe kayıtlı toplam 104 bin 700 adet taşıtın yüzde 46,2’sini otomobil, yüzde 2,6’sını minibüs, yüzde 0,6’sını otobüs, yüzde 11,6’sını kamyonet, yüzde 5’ini kamyon, yüzde 3,1’ini motosiklet, yüzde 0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar, yüzde 30,7’sini ise traktörler oluşturdu.
Yozgat’ta Ağustos ayında trafiğe kayıtlı araç sayısı bir önceki aya göre yüzde 0,3, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 4,8 oranında arttı. -

Öğrencilere sağlıklı beslenme uyarısı
Boğazlıyan Halk Sağlığı Müdürlüğü, Cumhuriyet İlk ve Ortaokulu’nda öğrencilere okul çağının, büyüme ve gelişmenin hızlı geliştiği bir dönem olduğunu belirterek dikkatli olmaları konusunda öğrencilere uyarıları da bulundu. Sağlık personelleri, sağlıklı beslenmenin, iyi bir şekilde büyüme ve gelişmelerin yanında okul başarısını da etkilediği belirterek yetersiz ve dengesiz beslenmenin, dikkat sürelerinde kısalmaya, algılarda azalmaya sebebiyet verdiğini vurguladı.Okul çağındaki çocukların temel besin gıdalarıyla düzenli bir şekilde beslenmesi gerektiğini ifade eden sağlık personelleri,”Sağlıklı beslenme için et ve ürünleri, yumurta ve kuru baklagiller ile sert kabuklu yemişler, tohumlar, sebzeler, meyveler, ekmek ve tahıllar eksik edilmemeli” dediler.
Kahvaltının en önemli öğün olduğunu vurgulayan sağlık personelleri,”Kahvaltı yapılmadığında veya uzun süreli açlıklarda dikkat dağınıklığı, yorgunluk, baş ağrısı ve zihinsel performansta azalma olmaktadır. Bu nedenle, güne yeterli ve dengeli yapılan bir kahvaltı ile başlamak okul başarısının artmasında son derece önemlidir. Gün boyu fiziksel ve zihinsel performansın en üst düzeyde tutulabilmesi, düzenli olarak ana ve ara öğünleri tüketmeniz ile mümkündür. Bu nedenle, öğün atlanmamalıdır” ifadelerini kullandılar. -

Genetiği bozulmamış sebze tohumlardan ürün elde etti
Kültür ve Turizm Bakanlığı Geleneksel El Sanatları ve Mağazalar İşletme Müdürü Soner Yalçın, Yozgat’ın Yenifakılı ilçesine 8-10 km uzaklıkta bulunan 3 bin 500 yıllık Damlalı Vadisi’nde, genetiği bozulmamış 50 yıllık domates, biber, salatalık ve turp gibi sebze tohumlarını bularak gün yüzüne çıkardı ve bu tohumları doğal bir ortamda yetiştirerek ürün elde etti.
Yozgat’ın Yenifakılı ilçesi sınırları içerisinde bulunan Damlalı Vadisi’nde ‘Atalık tohumları’ ismini verdiği; salatalık, domates, biber, turp gibi çok sayıda meyve ve sebze tohumuna ulaşan Yalçın, vadide ilk kez gerçekleştirdiği deneme ekiminden büyük verim elde etti.
İlçe halkının 40-50 yıllık özlemine son vermeyi düşündüğünü söyleyen Yalçın, “Amacımız insanların doğal beslenmelerini özendirmek ve bu sayede birçok hastalığın önüne geçmek” dedi.
Yüksek verim elde etti
Yenifakılı ilçesindeki kanser vakaları oranının büyük şehirlerden daha yüksek olduğuna ve bunun sebeplerinin birisinin de doğal ürünler olduğunu belirten Yalçın, ilçede tandır başlarında, ören yerlerde bulduğu domates, biber, salatalık, turp gibi sebzelere ait tohumları yine doğal bir ortamda yetiştirdiğini söyledi. Genetiği bozulmamış tohumların hem lezzet, hem de aroma olarak diğerlerinden çok farklı ve kaliteli olduğuna vurgu yapan Yalçın, “Bulduğumuz tohumları ilçenin gizli bahçesi olarak bilinen Damlalı Vadisi’nde yine doğal ortamlarda yetişmesini sağladık ve hiç beklemediğimiz kadar büyük verim elde ettik” şeklinde konuştu.
Geleneksel tohumlar korunacak
Yalçın, “Yaklaşık 50 yıldır kullanılmayan ve hiç ilaç barındırmayan alüvyon topraktaki yetişen ürünler, Ekim ayına girilmesine rağmen çiçek açtı. Tohum istasyonu kurduk ve bu tohumları tohum takas merkezine vereceğiz. Atalık tohumlar dediğimiz geleneksel tohumlarımızı korumayı düşünüyoruz. İlanlar verdik, arkadaşlara haber saldık. Sonuçta öğrendik ki, gizli tohum meraklıları varmış halk arasında. Hepsi kendisine has bir tohum bankası oluşturmuş. Bunların evlerine misafir olup, tohumların hikayelerini öğrendik. Sonuçta bulduklarımızı bir tohum istasyonu kurarak, bu yıl bir tohum almayı düşündük. Bu tohumu alırsak profesyonel tohum takas merkezleriyle görüşüp dağıtımını onlara yaptıracağız. Ve isimlerini koyacağız” ifadelerine yer verdi.
1970’li yılların sonunda üretimi sona eren bu vadide yeniden meyve sebze ekimini başlatmak istediklerini açıklayan Yalçın, “Bunu bir ölçüde halk kabullendi. Üç çeşit salatalık var.
Bunları hiç bir yerde görmedik. Aroması bir kaç saat sizde kalıyor. 5 çeşit domates, bize ait olanları tasnifleyeceğiz, tohumlarını aldık. Amacımız kaybettiğimiz değerleri yeniden kazanmaktır. Tohumlarımızda ilaç kullanmadım. Bu topraklar da ilaç görmedi. Elde ettiğimiz ürünler gayet bereketli oldu” dedi. -

Çekerek Toplu Açılış Törenine hazırlanıyor
Çekerek Belediye Başkanı Bedrettin Bozkurt, ilçede göreve geldikleri günden bu yana önemli hizmetleri ilçe halkının hizmetine sunduklarını söyledi. Başkan Bozkurt, “Bu kapsamda belediyemiz tarafından yapılan hizmetlerin toplu açılış törenini 14 Ekim Cumartesi günü yapmayı planlıyoruz. Açılışımıza Başbakan Yardımcımız Sayın Bekir Bozdağ, milletvekillerimizin yanı sıra İstanbul Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu’da katılacak. Bu vesile ile tüm halkımızı Cumhuriyet Meydanında yapılacak toplu açılış törenimize bekliyoruz.”diye konuştu.
-

Sorgun TSO’da e-belge dönemi başladı
Sorgun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Üzeyir Arslan, e- belge dönemiyle birlikte işlerin daha hızlı ve kolay yapıldığını söyledi. Arslan, “İş dünyasına büyük kolaylık sağlayan 7×24 e-belge sistemi odamızda hayata geçti. Oda üyelerimize kesintisiz hizmet verebilmek amacıyla, Elektronik Belge Dağıtım Sistemi Projesi (EBDS) Sorgun TSO’da hayata geçirildi. EBDS ile e-belge dönemine geçilmesi üyelerimiz için son derece güzel bir projedir. Elle atılan ıslak imza gibi kullanılabildiği için, internette her türlü resmi işlemin, hem zamandan hem de kâğıttan tasarruf edilerek ve elektronik ortamda arşivlenerek yürütülmesine olanak sağlar. Bugüne kadar vermiş olduğumuz hizmetlerimizde; Üyelerimiz kurumumuza gelerek ıslak imzalı belge almakta ve bunları çeşitli kurumlara işlem amacıyla sunmaktaydı. Bu süreçler, kurumumuzun yoğun olduğu dönemlerde üyelerimiz açısından istenmeyen zaman kaybına sebebiyet vermekteydi. 7×24 e-belge projesinde; Oda Kayıt Sureti, Sicil Kayıt Sureti, Faaliyet Belgesi, Ortaklık Durum Belgesi, Ticari İkametgâh Belgelerini, üyelerimize elektronik ortamda, elektronik imzalı olarak verebilmekteyiz. Belgenin güvenliği için belgenin altındaki karekod yardımı ile belgenin doğruluğu tespit edilebilmekte olup ayrıca belge taleplerinin ödemeleri Sanal POS üzerinden kredi kartı ile yapılabilmektedir” diye konuştu.
BİLGİLERİNİZİ GÜNCELLEYİN
Üyelerin İnterner üzerinden bilgilerini güncelleyebileceklerini söyleyen Arslan, “TOBB ve Odamız tarafından sağlanan hizmet odaklı bu proje, odamızın üyelerinin hizmetine açılmıştır. Bu proje tüm üyelerimize hayırlı ve uğurlu olsun. Üyelerimiz, Odamız internet (www.sorguntso.tobb.org.tr) sitesinden bu uygulamaya ait linkten https://ebelge.tobb.org.tr giriş yaparak belgelerini alabilir, https://ebelge.tobb.org.tr/hizliaidatodeme.php adresinden ise aidatlarını ödeyebilirler.
Odamızın Adını, Firmasının vergi numarasını, firmasının oda sicil kayıt numarasını ve Firma yetkili kişisinin T.C. Kimlik Numarasını girerek işleme devam etmekte ve doğrulama işlemi yapabilmektedir. Doğrulanan bu bilgilerden sonra yetkili kişinin Odamız Üyelik sisteminde tanımlı olan cep telefon numarası ve yetkili kişinin e-mail adresini de girerek sisteme kaydı tamamlamaktadır. E-belge ve online aidat ödeme işlemlerden faydalanmak isteyen üyelerimizin bilgilerini güncellemeleri rica olunur” şeklinde konuştu. -

Elbay: Kışın beslenme alışkanlığına önem verilmeli
Diyetisyen ve Beslenme Uzmanı Gökhan Elbay, kışa girerken sağlıklı beslenme konusunda önerilerde bulundu. Uzun yaz tatilinde beslenme alışkanlıklarının değişmesiyle alınan kiloların, tatil sonrası şok diyetlerle verilmeye çalışıldığını anlatan Elbay, “Kışa girerken yapılan en büyük yanlışlardan biri, kilo alan bireylerin öğün atlama veya tam gün aç kalma gibi yöntemlere başvurmasıdır.
Bu tür yanlış uygulamalar, metabolizmayı olumsuz etkiler. Vücut uzun süre aç kaldığı süre içerisinde, daha sonra aldığı besinler vücuda yağ olarak depolanır. Bu nedenle yazın alınan kilolardan kurtulmak için kışa girerken sağlıklı bir beslenme programı oluşturulmalıdır. Öncelikle öğün atlamadan 2-2.5 saatlik aralıklarla beslenmek gerekir. Ana öğünlere ek olarak ara öğünler de beslenmeye dahil edilmelidir. Aç kalmak ve öğün atlamak bir sonraki öğünde daha fazla besini daha hızlı bir şekilde tüketmeye neden olur. Tatlı tüketimini de sınırlandırmalıdır. Ancak tatlı yeme isteği bastırılamadığı zamanlarda, şerbetli tatlılar yerine daha hafif olan sütlü tatlılar tercih edilmelidir” dedi.
“Su tüketimine önem verin”
Sonbahar döneminde ve kışa girerken terlemenin nispeten azaldığı için direkt olarak bu durumdan sıvı alımının da etkilendiğini vurgulayan Elbay, “Bu durum uzun vadede halsizlik, yorgunluk, baş ağrısı gibi sorunlara yol açmaktadır.
Benzer bir etki de kış aylarından ilkbahara geçişte sıvı kaybının artmasına paralel olarak, kayıpların karşılanamaması ile birlikte ortaya çıkar. Her iki durumda da ‘bahar yorgunluğu’ şeklinde yorumlanan bu sürecin, vücuttaki sıvı dengesi ile yakından ilişkisi bulunmaktadır. Bu iki mevsimsel geçiş döneminde de günde 2-2.5 litre su tüketilmesi çok önemlidir” diye konuştu.
“Sofranızdan sebze ve meyveyi eksik etmeyin”
Mevsimsel geçiş dönemlerinde hastalıklardan korunmak ve savunma mekanizmasını güçlendirmek için beslenmeye gerekli oranlarda, sebze, meyve ve antioksidan içeriği yüksek besinler eklenilmesi gerektiğine dikkat çeken
Elbay, şunları kaydetti:
“Ayrıca beslenmede kuru baklagiller, kepekli tahıllar (esmer ekmek, kepekli makarna, bulgur vb.) gibi lifli besinlere de yer vermelidir. Lifli besinlerin tüketimi kabızlık sorununa da engel olacaktır. Havaların soğumaya başlaması ile fiziksel aktivite azalmaktadır. Yaşam şekli ve günlük aktivitelerde yapılacak küçük değişiklikler ile yakılan kalori miktarı artacaktır. Hareketsizliği önlemek için koruyucu önlemler alınarak, yağmurlu havalarda da uzun mesafeli yürüyüşler yapılabilir. Asansör yerine merdiven kullanmak, arabayı işyerinden uzak bir mesafeye park edip geri kalan mesafeyi yürümek, alışveriş merkezlerinde yürüyüşler, bahçe işleriyle uğraşmak ya da ev işleri ile kalori harcamak mümkün olacaktır.” -

Yozgatspor Azaltı maçına hazırlanıyor
Kırmızı-siyahlılar da sakatlıkları düzelen Furkan ile Yener takımla çalıştı. Teknik Direktör Aydın Yavuz, mücadelenin sentetik sahada oynanacak olması nedeniyle özel önlem alacak. Yavuz, takımın Perşembe ve Cuma günü yapacağı idmanları Bozok Üniversitesinin sentetik sahasında gerçekleştirecek.
Yozgatspor Teknik Direktörü Aydın Yavuz, Azatlıspor maçının hazırlıklarını sürdürdüklerini söyledi.
Yavuz, yoğun bir antrenman programı uyguladıklarını belirtti.
Azatlıspor karşılaşmasının sentetik sahada oynanacağına dikkat çeken Aydın Yavuz, “Perşembe ve Cuma günü antrenmanlarımızı Bozok Üniversitesinin sentetik sahasında gerçekleştireceğiz. Cumartesi günü sabah Niğde’ye hareket edeceğiz” dedi.
Antrenmanların neşeli geçtiğini vurgulayan Aydın Yavuz, “Antrenmanlarda oyuncularımız topa sert girmiyor. Birbirlerine sert müdahale yapmıyor. Genel manada bunlardan kaçınarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu.
Sakat oyuncunun olmadığı kaydeden Aydın Yavuz, 22 oyuncunun formayı alıp, oynayacak durumda olduğunu ifade etti.
Yavuz, bazı futbolcuların takıma geç katıldığını, bunları da oynayanların arasına dahil etmeyi planladıklarını dile getirdi.
Yavuz, “Geç katılan futbolcuların bazılarına 15 günlük bir antrenman programı uyguladık. Onları Azatlıspor maçının kadrosuna alacağız. Zaman zaman oyuna da dahil edeceğiz. Bu çocukların hepsi bize lazım. Hemen Hemen her maçta diğer oyuncularımızı görmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
Takımın takviyeye ihtiyacı olduğuna değinen Aydın Yavuz, “Bir iki futbolcu ile görüşüyoruz. Yönetim ile de bunu paylaşıyoruz. Ama mevcut kadrodan oyuncu göndermeyi düşünmüyoruz. 22 oyuncumuz yeterli. Çok üst düzey, anormal bir şey olmadığı müddetçe bu kadro ile yola devam edeceğiz. Bir iki tane ciddi anlamda benim görüştüğüm, yönetim ile de görüştürdüğümüz oyuncular var. Onları almayı düşünüyoruz. Ama bu transferler gerçekleşmezse mevcut kadro ile en iyisini yapmaya çalışacağız” dedi. -

‘Başaramazsınız’ dediler, azimleriyle seslerini dünyaya duyurdular
Tekerlekli sandalyeye mahkum bir şekilde hayatlarını sürdüren 37 yaşındaki Kazım ve 28 yaşındaki Gülcan kardeşler, hayata küsmek yerine internet üzerinden kurdukları ‘Radyo Karabalı’ ile evlerinin bir odasında yayın yaparak yaşama olan bağlılıklarını gösteriyorlar. Engelli olan diğer vatandaşların kendilerini örnek alması gerektiğini de belirten Kasımoğulları kardeşler, ‘başaramazsınız’ diyenlere rağmen küçük bir odada büyük başarılara imza atarak azimleriyle dünyaya seslerini duyurduklarını söylediler.
2005 yılında ilk önce ‘Karabalı’nın Radyosu’ olarak yayın yaptıklarını belirten Kazım Kasımoğulları, dinleyici kapasitelerinin artmasının ardından ‘Radyo Karabalı’ olarak isim değişikliğine giderek lisanslı bir şekilde yayın hayatlarına devam ettiklerini dile getirdi. Her gün saat 10.30’dan 19.30’a kadar gelen isteklere cevap verdiğini söyleyen Kasımoğulları, radyonun kendilerini hayata bağladığını ve dinleyicilerden övgüler aldıklarını belirtti.
Kendisi gibi kardeşinin de engellinin bulunduğunu hatırlatan Kasımoğulları, “Ben sadece bilgisayar mouse kullanabiliyorum. Kardeşimin klavyesi çok iyidir. O da gelen isteklere hemen karşılık vererek bana çok yardımcı oluyor. Ben doğuştan engelliyim, motor neron diye kas erimesi hastalığım var. Kardeşimle hastalığımızı da fazla takmıyoruz. Kendimizi işimize veriyoruz, eğlenmeye bakıyoruz. Hastalığımızı o kadar düşünseydik zaten bu durumda olmazdık” dedi.
“Kimsenin başaracağımıza dair inancı yoktu”
Radyoyu kurmadan önce bazı tanıdıklarının başaracaklarına inancının olmadığını belirten Kasımoğulları, “Bu radyoyu kurmadan önce bize çoğu arkadaş ‘başaramazsınız’ dediler. Ama biz azimle çalıştık ve başardık. Çok gururluyuz. Şu anda radyomuzu herkes dinliyor. Japonya’dan Fransa’dan bizi dinleyenler var. Bu işi nasıl yaptığımızı merak edenler oluyor. Türkiye’de Avrupa’dan daha fazla dinleniyoruz. Evimizin bir odasında yayın yapıyoruz ancak daha iyi imkanlarımız olsa güzel işler yapacağımızı düşünüyor um. Tek hayalimizde Radyo Karabalı’yı yerel frekansta bir radyoya dönüştürmek” şeklinde konuştu.
Engelli vatandaşların kendilerini örnek alarak hedefleri doğrultusunda ilerlemeleri gerektiğini ifade eden Kasımoğulları, “Tüm engelli arkadaşlarımıza biz örnek olalım. Bizi örnek alsınlar. İsterlerse her şey yapabilirler. Biz köyde olmayacak işleri başardık tek odanın içerisinde büyük işler başarıyoruz ve gururlanıyoruz. Biz şuanda radyomuz sayesinde dünyaya açılıyoruz” diye konuştu.
Ağabeyinin radyoyu kurma fikrini ortaya koyduğunu ve elleriyle ona destek olduğunu söyleyen Gülcan Kasımoğulları ise, “Ağabeyim radyoyu kurduğunda ben de ona bir katkıda bulunmak istedim. Neler yapabilirim diye düşündüm. Ben ona göre daha biraz daha güçlü olduğum için onunda ellerinde fazla güç olmadığından yazılarında ve isteklerinde yardımcı olmaya başladım. Birlikte onun söylediği şeyleri yazıp istekler gelirse onlara cevap verip bu şekilde ağabeyime yardımcı olmaya çalışıyorum. Ayrıca bu radyoyla yaşama daha sıkı tutunuyoruz. Çünkü bir işimiz var diye her sabah uyandığımızda radyonun başına geçip oradaki istekleri yayınlıyoruz. Onlardan gelen ilgi bizi çok mutlu ediyor” dedi.
Anne: “Çocuklarımla gurur duyuyorum”
Çocuklarıyla gurur duyduğunu söyleyen anne Sevim Kasımoğulları da, “Gücüm yettiği kadar çocuklarımın ihtiyaçlarını gideriyorum. Radyoyla zamanlarını geçiriyorlar. Kızım daha çok ilgileniyor. Oğlumun elleri tutmadığı için günlük ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Kızım bana da çok yardımcı oluyor. Mutfağa geliyor yemek yaparken yardım ediyor. Diğer işlerimde de bana yardım ediyor, bana destek oluyor bize moral veriyor. Evimizin moral kaynağı” şeklinde konuştu. -

Organları 4 kişiye hayat verdi
Ailesi tarafından organları bağışlanan hasta, 4 kişiye hayat verdi. Yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması şikayeti ile Yozgat Şehir Hastanesine gelen bir hastanın beyin ölümü gerçekleşti. 53 yaşında ismi açıklanmayan hastanın organları ailesi tarafından bağışlandı. Bağışlanan organlar dört kişiye hayat verdi.
Ankara’dan organ nakli için Yozgat’a gelen 8 kişilik ekip, yaklaşık 3 saat süren operasyonla beyin ölümü gerçekleşen hastanın karaciğer, sağ böbrek, dalak ve korneasını aldı.
Başarılı geçen operasyon sonrasında bağışlanan organlar karayolu ile Ankara’ya götürüldü.
Yozgat İl Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Mehmet Duman, Yozgat’ta üçüncü kez organ bağışının yapıldığını söyledi.
Duman, “Yozgat Şehir Hastanesine taşındıktan sonra ilk kez beyin ölümü teşhisi konuldu. Yozgat Şehir Hastanesinde ilk, Yozgat’ta üçüncü kez beyin ölümü ile organ bağışı yapılarak, hayatlara hayat katılmış oldu. Beyin ölümü tanısı konulduktan sonra aile organ bağışında bulunmak istedi. Ailenin böyle karar alması gerçekten organ bekleyen hastalar için çok güzel bir karardı. Organ bağışının yaşı yoktur, 53 yaşında beyin ölümü gerçekleşen hastamız dört kişiye umut olmuş, hayat vermiş ve adını miras bırakmıştır. Sağlıklı olan her vatandaşın, gelecekte bir gün kendisi ya da bir yakını için organ gerekebileceğini göz önünde bulundurarak, organ bağışında bulunması ve farkındalığın artırılması önemlidir.Unutmayalım, bağışlanan her organ filizlenen bir hayattır” dedi.