Yazar: Cemil MERMERTAŞ

  • Köylerimizde Kilit Parke Meselesini Çözmüş Olacağız

    Köylerimizde Kilit Parke Meselesini Çözmüş Olacağız

    Bu yıl seçim seslerinin her geçen gün biraz daha yaklaştığını duyacağımız günlerdir. Bu konuda özellikle AK Parti hükümeti iktidarda bulunduğu dönem içinde yapılan hizmetleri her fırsat bulduklarında vatandaşa anlatmaya devam ediyor.

    AK Parti hükümetini en çok destekleyen İl’lerden olan Yozgat’ta Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, geçtiğimiz günlerde katıldığı toplantı da yapılan ve yapılacak olan hizmetlerden bahsetti.

    Şehirlere yapılan hizmetlerin bir benzerinin kırsa bölgelerde de yapılacağını anlatırken, köylerinde planlanan hizmetlerle yaşam kalitesinin yükseleceğini vurgu yaptı.

    Yapılması planlanan bazı çalışmalar konusuna da açıklık getiren Bozdağ, “Şuanda 30 milyon TL, İller Bankası’ndan kredi talebimiz de var, oradan da kaynak aktaracağız, 30 milyon da gelecek sene kaynak aktaracağız ve iki yıl içerisinde kilit parke meselesini köylerimizde çözmüş olacağız. Köyün içine asfalt doğru bir şey değil, akan sular, bazı atıklar, oradaki hayvanın atıkları, oradaki asfaltı çabuk yiyor, çabuk tüketiyor. Onun için orayı kilit parke yapmak köylü için daha kalıcı bir formül olacaktır” dedi.

    Vatandaşımız köylerimizin pırıl pırıl olduğunu görecek… Bu cümlelerin devamında ise, Köylerde çöp alım hizmetleriyle ilgili tarihi bir adım attıklarına vurgu yapan Başbakan Yardımcısı Bozdağ, bütün köylere çöp toplama araçları geldiğini söyledi. Konteynır eksikliği olduğunu dile getiren Bozdağ, şunları aktardı:
    “Bizim 559 köyümüz var, dağıttığımız konteynıra baktığımızda bizim o konteynırın dağıttığımızın 3-4 katı daha fazlasını dağıtmamız lazım. Vali Bey ve Genel Sekterimiz çalışıyor, bu sene içerisinde konteynırları herkesin kolay ulaşacağı bir mesafeye koyarak her yerde köyün büyüklüğüne göre, bazısında 5 tane, bazısında 10 tane, bazısında 20 tane nüfusun mesafesi ve büyüklüğüne göre bunların adımını atacağız. Burada aksi takdirde bu çöp toplamanın bir anlamı yok. 2 tane konteynır koyup ondan sonra çöp topluyorum demek doğru değil. Biz aldanmayacağız, kimseyi de aldatmayacağız. Onun için bu sene konteynır meselesine Özel İdaremiz ayrı bir önem verecek kadınlarımız köyde şehirdeki kadınlar gibi çöpünün alındığını ve köylerimizin de pırıl pırıl olduğunu görecek, erkekler de bunu görecekler ve bu noktada da bundan sonra daha iyi bir adım atacak.”
    Hayvancılıkla Hem Devlet Kazanacak Hem de Millet
    Kazanacak
    AK Parti hükümetleri döneminde 5 tane, 10 tane, 1 tane, 3 tane, değişik şekillerde hayvan dağıtımı olduğunu anlatan Bozdağ, “Bizden önceki hükümetler döneminde de hayvancılığı desteklemek için çok değişik tedbirler alındı. Ama gördük ki, bu tedbirlerin az sayıda hayvan vererek aldığımız bu tedbirler başarılı olmadı. Yani bizim yaptığımız işin ticaretini biraz yapacağız. Hiç hayvanı olmayan verdiğimizde veya hiç para koymayan siz onu verdiğinizde adam satıyor düğün yapıyor, satıyor borç ödüyor, satıyor başka bir şey yapıyor hayvancılığı yapmıyor. Vatandaş hayvancılık yapmak istiyorsa, kendi de taşın altına elini biraz koysun, 10 lira devlet verecekse 10 lira da o koysun.
    Zarar ettiği zaman sadece devletten aldığı parayı kaybetmesin, kendi koyduğu parayı da kaybedecek olsun. Onun için bu işe ciddiyetle sahip çıksın. Ama her şeyi devlet verdiği zaman olmuyor. Bak şu anda hükümetimizin başlattığı projelerden bir tanesi, 500 büyükbaş hayvan projesi yapanların 250 büyükbaş hayvanını devlet hibe olarak veriyor. Muhtarlarımıza onun için diyorum ki, bizim Yozgat’ın köylerinde gerçekten hayvancılık için çok uygun imkanlar var, devlet de bu kadar destek veriyor, bu desteklerden Allah için istifade edin. Yozgat da kazansın, siz de kazanın ülkemiz de kazansın.” dedi.

  • Bugünün küçükleri, yarının büyükleri

    Bugünün küçükleri, yarının büyükleri

    Bu söz Atasözlerimiz arasında önemli bir yere sahip olduğu muhakkaktır… Dolayısıyla bugünün küçükleri aynı zamanda geleceğimizin teminatıdır. Bu cümleden hareket ile Türkiye Cumhuriyeti Devletimizi sağlam nesillere teslim etmenin gayretini gösteren bir çalışmayla sohbeti sürdürelim…

    Şimdi sizlerle paylaşacağım bu çalışma Yozgat’ın en uzak İlçelerinden Çekerek ilçesine bağlı Beyyurdu köyü Şehit Ferhat Değerli İlk ve Ortaokulu Müdürlüğü tarafından yapılmaktadır. Bu okulumuzda eğitim gören çocuklarımız; okulun koridorlarına, sınıf kapılarına, “geleceğin cumhurbaşkanı, valileri, savcıları, hakimleri bu sınıfta” yazısı asılarak, öğrenciler gelecek için motive ediliyor.

    Beyyurdu İlk ve Ortaokulu yönetici ve öğretmenleri, “Bugünün küçükleri, yarının büyükleri” atasözü ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, ikbal nurusunuz. Yurdu asıl nura gark edecek sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim ve kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şeyler bekliyoruz.” sözünün mesajını öğrencilere aşılıyor.

    Okul yönetimi ve öğretmenler, koridorlara, sınıf kapılarına, “Bu sınıfta geleceğin cumhurbaşkanı, valileri, savcıları var”, servis minibüs camlarına ise “Bu serviste geleceğin valileri, kaymakamları var.” afişlerini asarak öğrencileri motive edip, farkındalık oluşturuyor.

    Bu konuda Beyyurdu Okul Müdürü Adem Şahin’in yaptığı açıklamayı aynen paylaşarak, dikkatleri çekmek istiyorum:

    Sınıf kapılarına, okul koridorlarına, hem meslekleri tanıtmak hem de öğrencilerin hedef belirlemelerini sağlamak amacıyla meslek isimlerini yazıp astıklarını anlatan Şahin, “Köyümüze 7 köyden taşımalı öğrenciler gelmekte. Minibüslere, bu afişleri asmak suretiyle de dikkat çekmek istiyoruz. Biz, geleceğin mimarları, doktorları, idarecileri, cumhurbaşkanlarının bu sınıflardan, bu köyden, bu öğrenciler arasından çıkacağına inanıyoruz” dedi.

    Burada bir başka önemli noktayı daha şu sözlerle vurguluyor: “Şu anda genel denemelerde Çekerek birincisi bizim okulumuz, Türkiye genelinde sınava giren 45 bin öğrenci arasında Türkiye üçüncüsü, Yozgat birincisi, Sorgun birincisi bizim okulumuzda eğitim görmektedir. Bu da öğrencilerimizin yapılan motive sonucu bilgilerinin arttığını göstermektedir.”

    Öğretmenlerden Tayfun Aplak da öğrencilerin motivasyonunu artırmayı, onlara umut vermeyi amaçladıklarını belirtti.

    Aplak, “Servis araçları olsun, okulumuzun duvar ve köşeleri olsun, kapıları olsun öğrencileri motive edici cümlelerle onlara verdiğimiz değeri gösterdik. Öğrencileri motive edici bir çalışma yaptık.” diye konuştu.

    Öğrencilerden Duygu Kaygusuz da uygulamanın, meslek seçiminde etkili olduğunu anlatarak, “Sınıfımızın kapısında ‘savcı’ yazıyor ama ben avukat olmak istiyorum. İkisi de hukuk olduğu için fark etmiyor.” dedi.

    Yazıları ilk gördüğünde çok hoşuna gittiğini anlatan öğrencilerden Melike Parlak da “Bizim sınıfımızda savcı yazıyor. Sınıfımızda savcı, hakim gibi meslekleri seçmek isteyenler var. Ben öğretmen olmak istiyorum. Bu, bize motive oldu, hedef belirliyoruz, hedefimize ulaşmak için de çok çalışıyoruz.”

    Öğrencilerden Bünyamin Demir de okul idarecilerinin bunun yanında hakim, savcı gibi meslek sahiplerini okula getirip, meslekleri tanımalarını sağladıklarını söyledi.

    Servis şoförü ve öğrenci velisi Ali Arslan ise minibüslerde bu şekilde yazıların bulunmasından gurur duyduğunu kaydederek, “Köylerde de var mı böyle bir gelecek diyorlar, inşallah vali de hakim de savcı da polis de çıkar, çocuklarımıza güveniyoruz. Vali de olurlar kaymakam da olurlar.” dedi.

    Yakup Aksoy da çocukların bu yazılardan çok etkilendiğini, çalışıp ileride, vali, kaymakam, polis, başbakan, cumhurbaşkanı olacaklarına inandığını dile getirdi.

     

  • Nişasta bazlı şekerin kotası şimdiye kadar daraltılmalıydı

    Nişasta bazlı şekerin kotası şimdiye kadar daraltılmalıydı

    Gündemin önemli konusu Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesi olmaya devam ediyor, bu durum bir süre daha devam edecek, geçmişte yaşadığımız benzer konular gibi sonra gündemden düşecektir.

    Çünkü Türkiye’de gündem olmayı bekleyen sırada o kadar çok mevzu varki, bunların hepsi vakti saati geldiğinde bilerek bir numaraya çekiliyor sonra çöpe atılıyor

    Hafta sonu Yozgat bu konularla ulusal bazlı gündeme geldi… Ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun şeker fabrikalarının özelleştirilmesi kararı ile ‘nişasta bazlı şekerin kotasının artıracağı’ iddiası üzerine Yozgat’ta katıldığı toplantıda açıklama yapan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, “Ben buradan söylüyorum biz tam tersini yapacağız. Nişasta bazlı şekerin kotasını daraltan adımlar atacağız. Özelleştirme bitmeden önce bunu yapacağız” dedi.

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Yozgat’ta partisinin 5’inci İl Kadın Kolları Kongresi’ne katıldı. Bozdağ kongrede yaptığı konuşmada özelleştirme kapsamına alınan şeker fabrikalarıyla ilgili açıklamalarda bulundu.
    Şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle ilgili hükümetin karar aldığını hatırlatan Bozdağ, “Yozgat Şeker Fabrikası özelleştirilme kapsamında. 14 tane şeker fabrikasını da hükümetimiz özelleştirme kararı aldı. Herkes bunu konuşuyor, tartışıyor. Eminim ki Yozgat’ta da bu konuşmalar ve tartışmalar yapılıyor. Bizim şeker fabrikalarını özelleştirirken hedefimiz bu fabrikaların daha verimli bir şekilde işletilmesini, bulundukları illere ülkemize ve çiftçimize daha faydalı hale getirilmesini sağlama hedefini taşımaktadır. Şeker fabrikalarının özelleştirilmeyeceğini AK Parti hükümetleri hiçbir zaman söylemedi.

    Biz her zaman özelleştirmeden yana olduğumuzu söyledik. Yozgat’ta da Sorgun Şeker Fabrikası’na gittiğimizde de biz işçilerimizin yüzüne de bunu söyledik, kimseyi aldatmadık, kimseyi kandırmadık. Biz ne yapacağımızı söyleyerek milletimizin arasında siyaset yapıyoruz, bundan sonra da öyle yapacağız” dedi.

    * * * *
    Şeker fabrikasındaki işçilerin tamamının kadroya geçeceğini ve mağdur olmayacağını ifade eden Bozdağ, “Hiçbir işçimizin mağduriyeti söz konusu olmayacak. Yozgat pancar üretiminde Türkiye’de en başta yer alan ilimizdir. Pancar üreticimiz mağdur olmayacaktır. Üretim alanlarında bir daralma yaşamayacak, azaltılmaya gidilmeyecek. Kotasını kullanmayan fabrika olduğu zaman o fabrikanın kotası iptal edilecek başkalarına verilecektir. Kim ki çiftçimizi mağdur edecek bir şeye giderse ona verdiğimiz hakkı alacağız. Çiftçimizin hizmet bedeline yansıtacağız. Çiftçilerimizin herhangi bir mağduriyeti kesinlikle olmayacak” dedi.
    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘nişasta bazlı şekerin kotasının artıracağı’ iddiasına cevap veren Bozdağ şunları söyledi:
    “Ana muhalefetin lideri geçen dile getirdi. ‘Nişasta bazlı şekerin kotasını artıracaklar, milletimizin sağlığıyla oynayacaklar. Anlaşmayı açıklayın’ böyle bir anlaşma yok. Nişasta bazlı şekerin kotasını artırmak diye bir şey yok. Ben buradan diyorum ki Kılıçdaroğlu, kiminle anlaştıysak lütfen anlaştığımız kişinin devlet varsa devletin, şirket varsa şirketin adını açıkla. Biz de öğrenelim. Bütün Türkiye’de öğrensin. Ben buradan söylüyorum. Başbakanımız da söyledi.
    Biz tam tersini yapacağız. Nişasta bazlı şekerin kotasını daraltan adımlar atacağız. Özelleştirme bitmeden önce bunu yapacağız. Bunun sebebi de şeker pancarı üretiminden şeker üretiminin daha fazla yapılmasını sağlamak. Şeker fabrikalarının saygın bir şekilde çalışmasını temin etmek ve pancar üreten çiftçimizi korumak ve halkımızın sağlığına daha büyük önem vermek maksadıyla bunu yapacağız ve bu adımı da atacağız.
    Ben merak ediyorum bu kotayı azalttığımızda milletin gözüne baka baka yalan söyleyenler hangi açıklamayı yapacaklar. Onun için biz ne yaptığımızı biliyor ve hangi adımlar atacağımızı çok iyi biliyoruz. Fabrikaların özelleştirilmesi hem bulundukları illere hem çiftçilere hem de ülkemize büyük yararlar sağlayacaktır. Onun için adımlar atacağız ve Yozgat’taki Sorgun Şeker Fabrikamızda özelleştirilenler arasında yer alacak ve çiftçilerimiz pancar üretimini artırarak devam edecek.”

     

     

  • EĞİTİMLİ GENÇLİK İÇİN PROJE YAPILDI

    EĞİTİMLİ GENÇLİK İÇİN PROJE YAPILDI

    Yozgat’ın genel sorunlarından birisi hatta bana göre en önemlisi hiç şüphesiz eğitim geldiğini düşünüyorum…

    Kaliteli ve iyi bir eğitimli toplumun bir kimseye zararı olmazken, eğitimli toplum aynı zamanda gelişmenin ve kalkınmanın anahtarıdır.

    Bu anlamda son dönemde Yozgat Milli Eğitim Müdürlüğünün ciddi çalışmaları olduğunu biliyorum… Şuan bu kurumun başında görev yapan İl Müdürü sayın Yusuf Yazıcı ile ilk geldiği günlerde yaptığımız sırasında sahip olduğumuz gençliğin aklı başında bir nesil olduğunu, küçük dokunuşlarla eğitimli ve kaliteli bir nesil yetişeceğini konuşmuştuk.

    Sayın Yazıcı, Bu konuda çalışmalarımız devam ediyor, düşündüğümüz projeleri hayata geçirdiğimizde faydasını göreceğiz demişti.

    Bu konuda İlçelerimizde başlayan ve devam eden çalışmalar olduğunu yakinen görüyorum. İşte bu çalışmalardan birisini örnek vereceğim…

    Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesinde öğrencilere okuma alışkanlığı kazandırmak için Anadolu İmam Hatip Lisesi tarafından ’kitap okuma alışkanlığı kazandırma’ projesi düzenleniyor.
    Akdağmadeni Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü Ahmet Özen, projedeki amaçlarının ortaokul ve ortaöğretimde eğitim gören öğrencilere kitap okuma alışkanlığı kazandırmak olduğunu söyleyerek,”öğrencilerin algılama, muhakeme etme, analiz ve kritik yapabilme, kendi tarihini tanıma ve güzel Türkçeyi inceliklerine göre kullanma yeteneklerini geliştirmeyi amaçlıyoruz.” dedi.
    Proje hakkında bilgi veren Özen,”projede görevli öğretmenler okul kitap okuma izleme ekibi olarak görev alacak. Projede öğrencilere okuma grupları oluşturulacak. Okunacak eser ve yazar olarak, Mehmet Akif Ersoy, Cengiz Aytmatov, Ekrem Şama, Murat Yeşil, İlhan Kurt ve Hasan Uzun gibi yazarlar tercih ediliyor. Öğrenciler güne kitap okuyarak başlayıp okul idarelerinin uygun görecekleri saatlerde ’kitap okuma saati’ olacak ve bu süre tüm öğrencilerin öğretmenleriyle beraber ferdi kitap okumalarına ayrılacak. Öğretmenler, öğrencilerin kitap okumaya isteklendirilmesi için eğitici konuşmalar ve davranışlar sergileyecekler. Okullarda, beşer kişilik okuma grupları oluşturulacak. Her gruptan sorumlu üst sınıflardan bir öğrenci başkanı seçilecek, her üç gruptan sorumlu bir öğretmen belirlenecek, her üç öğretmenden sorumlu bir idareci belirlenecek. Ayrıca öğrenciler, okudukları kitapları dönüşüm ve değişim yoluyla birbirlerinin yararına sunabileceklerdir. Kitap okuma alışkanlığını yaygınlaştırmak için veli toplantılarında veliler aydınlatılacak ve böylece öğrenci-öğretmen-veli işbirliği sağlanacaktır” dedi.

  • KADINLAR VE OLUMSUZLUKLAR

    KADINLAR VE OLUMSUZLUKLAR

    Yaşadığımız gezegene bakarmısınız ne tuhaf bir dünya oldu… Evvelsi gün Kadınlar Günü idi, çeşitli etkinlikler, yapıldı…

    Toplantılar düzenlendi, kadın profili yeniden tarif edilmeye çalışıldı… Kadına dair iyi ya da kötü her ne varsa hepsi bir bir ortaya geldi…

    Dikkat ettiniz mi? Ya da şöyle bir soru ile devam edelim… Kadınlar daha çok olumsuz olaylarla neden gündeme getirilir?

    Kadına yönelik bir şiddetin olduğunu görüyoruz, zaman zaman karşımıza çıkıyor… Fakat iyi şeylerde olmuyor değil, bunlar neden gündeme taşınmaz, konuşulmaz?

    Hâlbuki bugün birçok başarılı erkeğin arkasında muhakkak bir kadın vardır. Bu gerçekten yola çıktığımızda hayatta başarılı çok sayıda iş kadını olduğu görülecektir.

    Konuyu daha fazla uzatmayacağım ama dün gazetelere yansıyan bir örnekle bitirelim. Bakınız Yozgat’ın Sorgun ilçesinde girişimci üniversite öğrencisi Merve Akgül, Aşağıcumafakılı köyünde kurulan tam otomasyonlu mantar üretme çiftliği, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde hizmete girerek, 16 kadına istihdam sağladı.

    Mantar üretimine karşı bir ilgisi olduğunu, bunun için de araştırma yaparken TKDK’nın hibe desteğini duyduğunu belirten Akgül “Ben çiftçi çocuğuyum. Babam köyümüzde çiftçilikle uğraşır. Mantar üretimine karşı büyük bir ilgim vardı. Güzel ve modern bir tesis kurmak için önce bir proje hazırlatıp TKDK’ya sunduk. Projemiz kabul edildi. Uzun suren bir kurulum aşamasının ardından ilk ürünümüzü bu gün alacağız ve tesisimizin açılışını yapacağız. Şu anda 16 kadın işçimiz var. İlerleyen zaman içerisinde alacağımız erkek işçilerle bu sayı 30’a çıkacak. Günde 600 kilo civarında bir mantar üretimi gerçekleştiriyoruz. Pazarlama ve istihdam konusunda sıkıntımız yok. İşçilerimizi genellikle tesisimizin kurulmuş olduğu köyden temin ediyoruz” dedi.Akgül, tesisin hizmete girmesinin ardından iş için başvuruların arttığını ve çalışan işçilere kendi mutfaklarında pişirdikleri değişik mantar menülü yemekler verdiklerini de sözlerine ekledi.
    Tesis 200 bin ton kapasiteye sahip.
    Tesisin özellikleri konusunda açıklamalarda bulunan TKDK Yozgat İl Koordinatörü Selim Türker de, Yozgat’ta ilk kez bilgisayarlı tam otomasyon sistemiyle donatılmış bir tesisin açıldığını, yaklaşık 200 ton kapasiteli bu tesisin hizmete girmesinden büyük memnunluk duyduklarına işaret ederek “Kurulan bu tesiste hangi odadaki hangi bölümün ne kadar ısıya, karbondioksite, neme ihtiyacı var belirleniyor ve buna göre ısı ve nem veriliyor. Birer hafta arayla hazırlanan kompostlarımızda 60 ar gün mantar üretimi yapılabilecek. Bu da demek oluyor ki, burada sürekli üretim yapılacak.
    Tesisin diğer bir özelliği ise çoğu tesislerde kullanılamayan küçük parçaların, burada ki kurutma ve paketleme tesislerinde kurutularak otel, motel, lokantalarda satılabilecek olması. Kısacası oldukça modern bir tesis ve burada mantarın en küçük bir parçası bile ekonomiye kazandırılacak” dedi.
    Türker, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle çalışan kadınlara çiçek takdim etti. Bir milyon 600 bin liraya maal olan tesiste toplam 30 kişiye istihdam sağlayacağını belirten Akgül, toplam maliyetin bir milyon lirasını hazırladığı proje ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’ dan (TKDK) aldığını, 600 bin lirasını ise kendisinin karşıladığını  söyledi.

     

  • Tüketici Bir Türlü Yakasını Kurtaramıyor…

    Tüketici Bir Türlü Yakasını Kurtaramıyor…

    Tüketici bir türlü yakasını kurtaramıyor… Vatandaş, yakasını neden ve nelerden kurtaramadığını birazdan anlatacağım hep unuttuğum bir mevzu ile başlayayım, bu konuda asıl anlatacaklarımıza kapı aralamış olsun… Şehrin birinde müteahhit hiç olmayacak bir yerden kılıfına uydurup bir şekilde aldığı arsaya planlandığı binayı yapmaya başlar…

    Belediyenin bu duruma müdahale etmesi beklenirken, ilgililer bırakın yapsın, o bize nasıl olsa gelecek derler… Bina biter, müteahhit belediyenin ilgili biriminin kapısını çalar, binayı bitirdiğini oturma ruhsatı alması gerektiğini anlatır…

    Müteahhit anlatır ama kimse dinlemez. Sonra bir yetkili; “bak müteahhit efendi, sen buraya yapılmayacak bir şey yaptın, bildiğimiz halde bir şey demedik, nasıl olsa bu müteahhit yanımıza gelecek, bizde geldiğinde konuşuruz dedik, şimdi sen buradan bize yani Belediyemize bir şeyler vermezsen ne ruhsat alırsın ne de başka bir şey” Müteahhit biraz düşündükten sonra “tamam ne istiyorsunuz” der…

    Bir süre devam eden pazarlıktan sonra müteahhit bir şeyler verir, mesele çözülür ama memleketin çarpık düzeni bozulmaya devam eder.

    Gelelim asıl konumuza… Bankalar bir yandan, Telefon operatörleri diğer yandan, İnternet şirketleri başka bir yandan, Hastaneler başka bir koldan… Derken daha neler sayabiliriz…

    Öyle bir sistem var ki birileri hata yapsın, bu hatalar da birilerince paraya döndürülsün isteniyor… Ne kadar çok zaaf varsa, O kadar çok tuzak kuruluyor…

    Tuzaklara düşen, hata yapan tüketici bedel üstüne bedel ödüyor… Biraz önce anlattım ya da bakın çevrenize bana hak vereceksiniz…

    Sizin de, çevrenizdeki onlarca insanın da karşılaştığı durum bu… Mevzuatta boşluk bulan tuzağı kuruyor…

    Devlet mevzuatı değiştiriyor bu kez de yeni tuzaklar hemen hazırlanıyor… Ticari zeka ile şark kurnazlığı karıştırılınca Ahlak da eksilince her şey mubah kabul ediliyor…

    Haksız yere alınan milyonlar artık ekonomide çok büyük bir paydayı oluşturuyor… Bunlarla karşılaşan tüketici de başka yollara sapmayı kendinde hak görüyor… Bakınız bu konudaki bir başka çarpıcı ve en iyi örnek elektrik faturalarındaki kayıp kaçak bedeli…

    O da ayrı bir ahlaksızlık örneğinin sonucu… Birileri hırsızlık yapıyor… Hırsızı yakalayamayan firmalar, Bedeli dürüst tüketiciden tahsil ediyor…

    Böyle bir ülkede dürüst kalabilen vatandaşların kıymetini bilelim… Dürüstlük artık ödüllendirilmeli… İyi örnekler gösterilmeli halka ki, bulaşıcı bir hastalık gibi hayatımızı saran bu illetlerden kurtulalım…

    Elektrik faturası dedim de konuyu tamamlamadım kısaca bir dip not düşeyim… Bu kurum geçenler tasarruf edenleri ödüllendirmiş, ayni şey doğru insanlar içinde pekala yapılabilir.

     

  • EKONOMİK DEĞERİ OLAN KURUMLARIMIZ

    EKONOMİK DEĞERİ OLAN KURUMLARIMIZ

    Bir şehrin sosyal ve kültürel yönden gelişmesine paralel olarak ekonomik yönden de kalkınmasına öncülük eden ve lokomotif görevi üstlenen kurum ya da kuruluşlar vardır…

    Yozgat aslında bu konuda oldukça şanslı olsa da, her ne sebepten dolayıdır bahsettiğim kurumlardan yeteri kadar faydalanamamaktadır.

    Tabi bunun sebepleri tek taraflı olarak düşünmüyorum… Yozgat’ta gerek hizmet sektörlerinde gerek ürünlerin fiyatları bakımından gerekse davranış yönünden bir takım sebepler öne çıkabilir…

    Ancak bu tür sorunların zaman içinde karşılıklı diyalog ve iletişim neticesinde olumlu yönde sonuç alınacağına inanıyorum. Burada önemli olan tarafların karşılıklı olarak birbirlerini anlamaları ve dinlemeleri önemlidir.

    Bu konuda Yozgat’ın ekonomisine katkısı oldukça fazla (!) olduğunu düşündüğüm Polis Meslek Eğitim Merkezi yeni dönem eğitim öğretimi başladı. Bu haberden devam edelim istiyorum…

    Yozgat Polis Meslek Eğitim Merkezi’nde polislik eğitimi alacak bin 40 öğrenci için intibak eğitimi başladı.

    Yozgat POMEM 21. Dönem eğitim öğretim yılında 4.5 aylık eğitim sonrası göreve başlayacak olan bin 40 öğrencinin 550’si bayandan oluşuyor.
    4 Mart itibariyle eğitimlere başladıklarını söyleyen Yozgat POMEM Müdürü Şaban Kütükoğlu, 21. Dönem eğitim öğretim yılını 15 Temmuz’da tamamlayacaklarını belirterek “4 Mart’ta öğrencilerimiz okulumuza geldiler. Yozgat Polis Eğitim Merkezi’ne bu yıl bin 40 öğrenci planlandı. Bunların 550’si bayan öğrenciden oluşuyor. Allah nasip ederse Temmuzun 15’inde 21. dönem eğitim öğretim yılını sonlandıracağız. Süre çok kısa ve hızlı bir şekilde eğitimlere başladık. İnşallah kazasız belasız bu dönemi atlatacağız” dedi.
    4.5 ay gibi kısa sürede POMEM öğrencilerine polislik mesleğini en ince ayrıntılarına kadar öğreteceklerini anlatan Kütükoğlu, “Öğrencilerimize 6-7 ayda görecekleri dersleri 4.5 ay gibi kısa bir zaman diliminde teorik ve pratikte hepsini vereceğiz. Her öğrencimiz burada bu zaman diliminde 800 mermi kullanacak. Dolayısıyla süre anlamında bir sıkıntımız yok. Eskiden olduğu gibi müfredat neyse tamamını alacaklar” şeklinde konuştu.
    21. Dönem POMEM’de ilk defa ön lisans mezunu öğrenci aldıklarını da belirten Kütükoğlu, Türkiye genelinde kontenjanın yüzde 20’sini ön lisans mezunu öğrencilerin oluşturduğunu de sözlerine ekledi.

    Bir diğer önemli kurum Bozok Üniversitesidir. Yozgat bu konuda kabuğunu kırdı… Her yıl belli oranda öğrenci artışı ile yeni birimlerin açılmasıyla ekonomik yön başta olmak üzere sosyal ve kültürel bakımından ciddi katkısı bulunmaktadır.

    Bundan sonra İlçelerimizde açılan ve açılacak olan Fakülte ve Yüksek Okullarla Bozok Üniversitesinin Yozgat’ı bütün yönleriyle kuşatacağını düşünüyorum…

     

  • GÜVEN VE BİRLİKTELİĞİ SAĞLAYAN BAŞKAN!

    GÜVEN VE BİRLİKTELİĞİ SAĞLAYAN BAŞKAN!

    Kimmiş bu Başkan? Diyenlere özetle anlatayım… Tabii ki Ömer Açıkel.

    Genç, dinamik, mütevazı, sevgi ve saygıyı her zaman ön planda tuttuğu gibi yaptığı hizmetlerle de bütün dikkatleri üzerine çeken Sarıkaya İlçe Belediye Başkanı Ömer Açıkel adam gibi duruşuyla örnek oldu.

    En İyi Başkan Ödül’üne layık görüldü… Hayatımızda O kadar çok kötü örnek var ki; bunları ortadan kaldırmak için Ömer Başkanın aldığı ödül teşvik edici olsun istiyorum…

    Yoksa Bir Belediye Başkanı sonuçta hepimiz gibi insandır. İnsani görevlerini yerine getirdiği için ödüllendirilmesi bence de tuhaf ama dediğim gibi bir tarafta kendi insanına sahip çıkmayan, esnafa olmadık sıkıntı verenler varken, bir tarafta da böyle güzelliklerin ödüllendirilmesi kadar doğry bir şey olamaz.

    Bu yarışmada birçok İlçe Belediye Başkanını geride bırakan Sayın Açıkel, çok sayıda İl Belediye Başkanlarını da geride bırakmasını bildi…

    Dolayısıyla Belediye Başkanları Birliği’nce sosyal medya üzerinden yapılan halk oylaması sonucunda seçilen “Türkiye’nin en beğenilen belediye başkanları” ödül töreninde Sarıkaya Belediye Başkanı Ömer Açıkel, Türkiye’nin en başarılı, en beğenilen ilçe belediye başkanı seçildi.

    Belediye Başkanları Birliği tarafından düzenlenen ‘1. Geleneksel Belediye Başkanları Ödülleri’ töreni ile Türkiye’nin en iyi belediye başkanları ödüllerini aldı. Ankara’daki MEB Şura Salonu’nda yapılan ve çok sayıda davetlinin katıldığı törende 61 belediye başkanı ödüle layık görüldü. Salonu dolduran yüzlerce vatandaş Başkan Ömer Açıkel lehine tezahüratlarda bulundu.

    Çanakkale, Ölümsüzler Platosunun açılışı ve Kur’an tilaveti ile başlayan programda Sarıkaya Belediye Başkanı Ömer Açıkel, ödülünü MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz’dan aldı. Sarıkaya Belediye Başkanı Ömer Açıkel, Türkiye Belediyeler Birliği’nin düzenlediği en başarılı belediye başkanları ödül töreninde Türkiye’nin en başarılı, en beğenilen ilçe belediye başkanı seçildi.

    Törende açıklamalarda bulunan Açıkel “Türkiye’nin en beğenilen İlçe Belediye Başkanı ödülünü, gerçek sahipleri olan Sarıkaya halkına armağan ediyorum. İyi ki varsınız, iyi ki benimlesiniz. Bu ödülde bütün Yozgat halkının emeği var. Halkımızla aramızda mesafe yok. Şeffaf belediyeciliği önemsiyoruz. Benim onlara vermiş olduğum sevgi burada da karşıma çıktı. Yapmış olduğumuz bütün yatırımları halk odaklı olarak düşünüyoruz. İlçemiz daha geçen ay büyük mücadele sonucu doğalgazına kavuştu” ifadelerini kullandı.

    Açıkel, “Geçen günlerde uzun mücadelemiz sonuç verdi. Kalkınma Bakanlığı ve Oran Kalkınma Ajansı, Sarıkaya’mızı “Bölgesel Kalkınma Noktası” olarak belirledi. Turizmin geliştirilmesinden altyapı hizmetlerine kadar birçok alanda Sarıkaya projeler demeti ile desteklenerek, Orta Anadolu’da kalkınma modeli olacak. Bu uzun mücadelede destek veren Valiliğimize, ilçe Kaymakamımıza, Ajans yetkililerine, Bakanlık uzmanlarına ve Sayın vekillerimize bir kez daha teşekkür ederim. Bu vesile ile kısa orta ve uzun vadede hayata geçirilmesi planlanan projelerimiz için finans desteğimiz sağlanmış olacak. Belki de Sarıkaya’nın Merkezi Hükümet ve fonlardan bugüne kadar aldığı desteği tek bir senede alacağız. Devletimiz Sarıkaya’mıza sahip çıkıyor. Tüm Sarıkaya’ya ve hatta Yozgat’a hayırlı olsun” dedi.

     

  • HER ZAMAN SÖYLEMEDİK Mİ?

    HER ZAMAN SÖYLEMEDİK Mİ?

    Her fırsatta “Üniversite Yozgat için olmazsa olmaz” dedik… Bozok Üniversitesini Toplum olarak Yozgat’ın umudu, ümidi, geleceği olarak gördük, bundan sonra da görmeye devam edeceğiz…

    Çünkü Yozgat’ın elinde başka şansı yok. Ayrıca Üniversite bulunduğu yörenin sosyo-ekonomik olarak gelişmesini, kalkınmasını sağlayan en önemli değerdir.

    Bu konuda geçtiğimiz günlerde Yozgat’ta bulunan eğitim kurumlarında eğitim niteliği ile ilgili çalışmalar yapmak, yönetici, öğretmen ve öğrencilerin başarı seviyelerini yükseltecek eğitim hizmetlerinin niteliğini arttırmak amacıyla Bozok Üniversitesi ve Milli Eğitim Müdürlüğü arasında protokol düzenlendi.

    Bu Yozgat adına son günlerde atılan en önemli ve olumlu bir adım olduğunu baştan söylemiş olayım…

    Dolayısıyla Yozgat Valiliği Toplantı Salonu’nda düzenlenen protokolde konuşan Vali Kemal Yurtnaç, üniversitelerin bir şehir için şans olduğunu belirterek, “Hem ticaretin gelişmesi, hem sanayinin gelişmesi hem de eğitimdeki kalitenin artırılması ile alakalı bir şanstır. Bu çerçevede biz Bozok Üniversitesi ve Milli Eğitim Müdürlüğü arasında eğitimin daha kaliteli hale gelmesi, bir tecrübe paylaşımı olması açısından protokol hazırladık. Bu protokol çerçevesinde üniversitemizin öğretim üyeleri, öğretim görevlileri, alanda görev yapan milli eğitimdeki öğretmen arkadaşlarımızla beraber Yozgat’ta ki eğitim seviyesinin daha da artırılmasına yönelik çalışmalar yapacaklar. Her iki tarafta görev ve sorumluluklarını bilsinler ve bu çalışmaları devam ettirelim” dedi. “Üniversite bulunduğu şehre katkıda bulunur” Bozok Üniversitesi Rektörü Prof Dr. Salih Karacabey ise, “Üniversite bulunduğu şehre birçok açıdan katkıda bulunan kurumların başında gelir. Üniversite olarak şehrin birçok alanında, tarım, sanayi, hayvancılık gibi alanlarda şehre katkıda bulunabilecek birçok birimimiz var. Bununla beraber şehirle en fazla irtibatı bulunan kurumumuz eğitim. İlahiyat, eğitim ve mühendislik fakültelerimizle özellikle eğitimin birçok alanına katkıda bulunabilecek bir durumdayız. Öğretmenlerimizin hizmet içi eğitiminde özellikle katkıda bulunabileceğimizi düşünüyoruz. Ayrıca milli eğitimin okulları bizim okullarımıza öğrenci yetiştiren birer laboratuardır. Dolayısı ile biz öğretmenlerimize bu manada katkıda bulunurken öğrencilerimizin alan uygulamasında da milli eğitimin okullarından istifade etme imkanımız olacaktır.
    Bu noktada bizim milli eğitim müdürlüğümüzle birçok alanda işbirliğimiz olacaktır. Bunu bir protokole bağlamak suretiyle il ve ilçelerdeki birçok okulla işbirliği yapma imkanımız olacak. Hem üniversitemiz hem de milli eğitim camiası için hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu. “Eğitim bir bölgenin en önemli alanlarından biridir” İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı da, “Eğitimin niteliğinin arttırılması yönündeki her türlü arayış ve uğraş, her düzeyde toplumsal ve ulusal bir sorumluluk olarak dile getirilebilir.
    Bu amaçla, eğitim alanında hizmet veren tüm kurumlar ile yükseköğretim kurumlarının işbirliği yapması, her iki düzeyde ortaya çıkan eğitim sorunlarının paylaşılması, bu iki eğitim kademesi arasında, karşılıklı işbirliği anlayışının gelişmesine imkân sağlayacağından; okullarımızdaki eğitimin niteliğini arttırıcı önemli bir stratejik girişim olarak düşünülebilir. Bu perspektifle, Yozgat ilinde eğitimin niteliğini daha da ileri bir noktaya taşımak, eğitim hizmet kalitesini geliştirmek ve yaygınlaştırmak amacıyla, Yozgat İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Bozok Üniversitesi Rektörlüğü işbirliği ile ilgili çalışmaların planlı ve koordineli bir şekilde yürütülmesi amaçlanmıştır” dedi.

     

     

  • İYİ BİR EĞİTİM BÜTÜN SORUNLARI ÇÖZER

    İYİ BİR EĞİTİM BÜTÜN SORUNLARI ÇÖZER

    Eğitim önemli… En önemlisi ise aile içi eğitim olduğunu kabul edenlerdenim. Çünkü aileden başlayan eğitim toplumun her katmanını kuşattığını düşünürüm…

    Bu bakımdan temelden başlayan kaliteli bir eğitim insan hayatını yönlendirdiği gibi toplumu da yönlendirmektedir.

    Bu konuda geçtiğimiz hafta iki önemli haber dikkatimi çekti… Bu haberlerden birisi Boğazlıyan Cumhuriyet İlkokulu ve Ortaokulu’nda Okul Rehberlik Öğretmeni Gülbahar Bıyıklı tarafından öğrenci velilerine yönelik olarak “Aile İçi İletişim” konulu seminerdir.

    Bir diğer ise Sorgun’da “Bir oyuncak, bir gülümseme” sloganı üzerinden verilen eğitim çalışmasıdır…

    Önce Boğazlıyan’dan başlayalım, burada düzenlenen semineri öğrenci velileri tarafından ilgiyle dinlendi. Gülbahar Bıyıklı tarafından velilere aile içi iletişimin nasıl sağlıklı hale getirilebileceği anlatıldı. Bıyıklı için aile bireylerine düşen görevler, fertlerin birbirlerini daha iyi anlamaları için neler yapılması gerektiğini dile getirdi. Samimi bir ortamda gerçekleştirilen programda veliler kendi yaşantılarındaki örnekleri de anlatarak bunlarla ilgili sorularına cevap buldular.
    Rehberlik Öğretmesi Gülbahar Bıyıklı öğrencinin eğitiminde ailenin önemini bildikleri için bu çalışmayı başlattıklarını ifade etti. Bıyıklı,”Bireyler olarak aile kıymetini bilmeliyiz. Evlatların baba ve anne ile iletişimi çok zayıf. Bireyler eve gidince uzanıp saatlerce televizyon izliyorlar. Aile iletişimi bu yüzden çok zayıf kalıyor. Bireyler olarak televizyon ile çok zaman geçiriyoruz, internetle çok zaman öldürüyoruz. Bundan dolayı sohbete zaman kalmıyor.” dedi.

    Sorgun’da ise Agahefendi İlkokulu öğrencileri tarafından başlatılan ‘Bir Oyuncak Bir Gülümseme’ projesi kapsamında Ahmetfakılı İlkokulunda eğitim gören öğrencilere oyuncak hediye edildi. Öğrencilerin birbirleriyle hediyeleşme anında büyük mutluluk yaşandı.

    Okul Müdürü Ömer Kahramanoğlu amaçlarının öğrencilerin paylaşma, yardımlaşma kültürünü geliştirmek olduğunu belirterek,”Bir Oyuncak Bir Gülümseme projesi kapsamında 2/A sınıfı öğrencilerinin satın aldıkları ya da en sevdikleri kendi oyuncaklarını Ahmetfakılı İlköğretim Okulu öğrencilerine hediye ettiler. Öğrencilerin hediyeleşme anında yaşadıkları mutluluk görülmeye değerdi. Hem oyuncak hediye eden öğrenciler, hem de hediye alan öğrenciler, büyük mutluluk yaşadı. Çocuklarımıza bu yaşta öğretmemiz gereken en önemli şey paylaşım olduğunu, paylaşmanın insana huzur ve mutluluk verdiğini öğretmemiz gerekiyor. Bu yapılan uygulamada öğrencilerimiz arasındaki kardeşlik bağları güçlendirilerek, onların birbirleriyle kaynaştırmalarını sağladık.
    Biz eğer bugün çocuklarımıza bu ruhu, bu düşünceyi kazandırmazsak, bundan sonraki hayatında bir daha kazandıramayız.” dedi.
    Kahramanoğlu konuşmasının devamında şunları söyledi:
    “Özellikle 2/A sınıfı öncülüğünde gerçekleştirilen bu etkinlikte paylaşım ve hediyeleşme noktasında, çocuklarımıza daha iyi bir kazanım vermiş olduğumuza inanıyoruz.
    Öğrenciler arasında tanışma ve hediyeleşmeden sonra öğrenciler okul bahçesinde hep birlikte oyun oynayıp daha sonra köy tandırında yapılan gözlemelerin tadına baktılar. Ahmetfakılı İlköğretim Okulunda yapılan çeşitli etkinliklerle programımız bu şekilde sona erdi.”

     

  • MESLEK SAHİBİ OLMAK VE MEMLEKET MESELESİ

    MESLEK SAHİBİ OLMAK VE MEMLEKET MESELESİ

    Milli Eğitim Bakanlığı, Okul-İşletme eşleştirme modeli üzerine daha önce İş dünyası ile ortak bir çalışma yaptı…

    Faydalı bir çalışma olduğunu biliyorum. Bu konudan daha önce bahsettim, ülkemizin ve meslek gruplarının yaşaması ve ekonomik olarak gelişmesi ve kalkınması bakımından sanat ve zanaatkarların sayısının çoğalması gerekmektedir.

    Proje kapsamında, şirketler ile alanlarında eğitim veren meslek liseleri arasında eşleştirme sağlanarak, bir yandan gençlerin istihdam edilebilirliğinin artırılması, diğer yandan da işletmelerin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesine katkıda bulunulması amaçlandı.

    Gerçekleştirilen eşleştirmeler, zaman içerisinde okullar ve işletmelerin ihtiyaç ve olanaklarına bağlı olarak meslek lisesi öğrencilerine burs, staj ve gönüllü koçluk desteği sağlanmasından okullarda eğitimin altyapısı ve içeriğinin iyileştirilip günümüz teknolojileri ile uyumlu hale getirilmeleri için müfredat, malzeme ve laboratuar desteğine kadar geniş bir alana yayıldı.

    Şimdide benzer bir çalışmanın Yozgat İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından başlatılan çalışma ile ildeki Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinden Organize Sanayi Bölgesi ve küçük sanayi işletmelerinin en fazla ihtiyaç duyulan bölümlerine göre personel yetiştirileceği belirtilirken, ihtiyaç duyulmayan alanların kapatılacağı ifade edildi.

    İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Danyal Kocabeyoğlu Başkanlığında, Mesleki Eğitim’den sorumlu Şube Müdürü Ayşe Yaşar ve meslek liseleri müdürlerİ, İşkur ve ilgili oda temsilcilerinin katılımı ile Milli Eğitim Müdürlüğü Salonunda toplantı düzenlendi. Toplantıda, Yozgat OSB ve Küçük Sanayi Bölgelerindeki işletmelerin Mesleki Eğitimle ilgili talepleri ve alanlara ara göre 2018-2023 yılları arasındaki personel ihtiyacının belirlenmesi ve buna göre saha çalışmasının yapılması planlandı.
    İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Danyal Kocabeyoğlu, toplantıda yaptığı konuşmasına meslek liselerinden mezun olmuş, önemli işletmelerde müdür ve yönetici olarak görev yapan tanıdığı kişilerden örnekler vererek başladı.
    Meslek liselerinin önemine değinen Kocabeyoğlu, “Eskiden Meslek Liselerine girmek için yüksek puanlamalar olurdu. Günümüzde ise durum çok farklı bir duruma geldi. Ailelerimiz çocuklarının eğitimde başarılı olamayacağı kanısına vararak çocuklarını meslek liselerine yönlendiriyor. Bizde bu doğrultuda geniş kapsamlı bir çalışma içerisine girerek ilimiz OSB ve küçük sanayi sitelerinde faaliyet gösteren işletmelerin ihtiyaç alanlarına göre tespitler yaparak, 2018-2023 yılları arasında iş alanlarında personel ihtiyacı belirleme, eğitim alacak personelde aranacak özellikleri, Yozgat’ımızın mevcut ihtiyaç duyduğu fakat il dışındaki hizmet alanlarının belirlenmesini sahada çalışarak belirleyeceğiz.
    Bu doğrultuda meslek liselerimizdeki alanlar belirlenecek, ihtiyaç duyulmayan alanlar ise kapatılacaktır.”diye konuştu.
    İl Milli Eğitim Müdürlüğü Mesleki Eğitim’den sorumlu Şube Müdürü Ayşe Yaşar’da meslek liselerinde okuyan öğrencilerin mezun olduklarında bir meslek sahibi olmalarını sağlayacak ciddi bir çalışma içerisine girdiklerini belirtti. İlgili oda ve okul müdürlerinden fikir ve görüş aldıklarını sahada yapılacak çalışma ile birkaç yıl içerisinde bu konuda önemli gelişmenin sağlanacağını ifade etti.
    Yaşar, Bu tür toplantılarının yapılan çalışmalar doğrultusunda belirli günlerde geniş katılımla devam edeceğini sözlerine ekledi.

     

  • ENGELİ VE ENGELİNİ SANATLA AŞIYOR

    ENGELİ VE ENGELİNİ SANATLA AŞIYOR

    Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nin adeta sanata açılan yüzünü temsil ediyor… Zaman zaman yaptığı çalışmalarla kamuoyunun gündeminden düşmeyen sanatçımız yine güzel ve örnek bir çalışma yaparak kendini gündemde tutmayı başardı.

    Sanırım kimden bahsettiğimi tahmin etmişsinizdir.

    Bilindiği üzere Yozgat Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde kalan 54 yaşındaki Narin Işık, ellerini kullanamadığı için ağzıyla yaptığı yağlı boya tablolarından oluşan bir sergi açtı. Açılan sergide 5 bin lira gelir elde eden Işık bu parayı Mehmetçiğe bağışladı.

    Konu ile ilgili haberimizi önce okuyalım…Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gerçekleştirdiği Zeytin Dalı Harekatı’na destek vermek amacıyla açılan ve 15 gün süren sergide tablolarını satışa sunan Işık, sergiden 5 bin lira gelir elde etti. Narin Işık, Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç’ı ziyaret ederek sergiden elde ettiği geliri Türk Silahları Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı’na bağışlanması için Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç’a teslim etti.

    Narin Işık’a gösterdiği özverili davranış dolayısıyla teşekkür eden Vali Yurtnaç, “İlimizde yaşayan Narin Işık hanım, bedensel engelli olmasına rağmen tablo yapıyor. Bu tablolardan bir sergi açtı. Bu sergiden elde ettiği 5 bin liralık geliri Türk Silahları Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı’na teslim edilmek üzere valiliğimize verdi. Burada önemli olan şey ordumuza Mehmetçiğe verilen destektir. Ülkenin engellisinden sağlam insanına kadar herkesin ordumuzun Mehmetçiğimizin yanında olduğunu ifade ediyor.” dedi. Narin Işık ise,”Ben ordumuzun başarılı olmasını istiyorum. Bu bağışı yaparken şöyle düşündüm. Bir kurşunda bir mermi de benden gitsin. Vatanım için bedenimle çalışamıyorum ama yüreğimle çalışmak istedim. Yaptığım tablolarımı Mehmetçiklerimize bağışlamak istedim. 30 tablo vardı sergide 5 bin lira topladım. Bana bu katkıyı sağlayıp destek oldukları için herkese teşekkür ediyorum. Afrin’deki askerlerimize başarılar diliyorum. Yüreğim kalbim onlarla” dedi.

    TİYATROYA DOYAMADIK

    Sosyal faaliyet içerikli etkinliklerin yetersiz olduğundan zaman zaman yakınırız… Daha çok faaliyet yapılmasını isteriz. Fakat az diye dertlendiğimiz etkinliklerin ne kadar takipçisi olduğumuzu ya da olmadığımızı hiç sorgulayana rastlamadım.

    Geçtiğimiz günlerde güzel bir etkinlik sahne aldı… İlgi çok yüksek olmasa da sahnede görev alanların alkışı yüzleri güldürecek kadar vardı…

    Gençlik ve Spor Bakanlığı-İl Gençlik Merkezlerinin düzenlemiş olduğu Hayallerini Sahneye Taşı Tiyatro Yarışmasına ‘’Tank Paletlerine Çomak Sokmak ‘’adlı oyunla katılıp, İl Birincisi olan Sorgun Osman Çavuş Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmen ve öğrencileri, İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı’yı makamında ziyaret etti.

    Tiyatro oyununa katılım sağlanması ve başarılı olmasından dolayı öğretmen ve öğrencileri tebrik eden Yazıcı: “Her bir öğrencimizin bireysel farklılıkları eğitimde zenginlik demektir. Sizlerde bu zenginliklerden biri olan tiyatro yeteneğine sahipsiniz. Bizler her öğrencimizin bu çeşit kültürel ve sosyal alanlarda kendilerini göstermelerini destekliyor ve arzuluyoruz. Tiyatrolar, geçmişten günümüze öğrencilerin eğitiminde ve kişisel gelişimlerinde çok önemli ve güvenilir bir yere sahip olmuştur. Birkaç saatlik zaman dilimi içerisinde ,  farklı dünyaların kapılarını açıp , eleştirel düşünme becerisi ,özgüven duygusu, kendini ifade edebilme, uyum sağlama  ve cesaret gibi konularda kendilerini geliştirmeye yardımcı olur.

    Sizler de oynadığınız tiyatro oyunuyla haince yapılan 15 temmuz saldırısını konu alan bir oyunu  sahnede seyircilere sundunuz. Bu sayede izleyenlerde Vatan ve Millet bilincinin önemini vurgulayıp, Milletimizin Vatanına, Bayrağına ve kök değerlerine kendini tankın altına atarcasına sahip çıktığını ortaya serdiniz. Öncelikle böylesine anlamlı bir konuyu kaleme alıp sahnelediğiniz için emeği geçen herkese teşekkür eder. Bölge finallerinde başarılarınızın devamını dilerim.” dedi.

     

  • Akılcı Eğitimlerin Topluma yansıması olacak mı?

    Akılcı Eğitimlerin Topluma yansıması olacak mı?

    Türkiye genelinde sağlık kurumlarının fiziki yapısı daha güçlü hale getirilirken, bu haberleri okuduğumda ne yalan söyleyeyim aklıma sürekli çalışan sağlık personellerinin  hizmet içi eğitimde ihmal edildiğini düşünürdüm…

    Söz konusu sağlık olunca bir birey olarak bütün çalışmalara dikkat kesilirim… Çünkü insanı en yakından ilgilendiren kurumların en başında geldiğini bilirim.

    Bu bakımdan Sağlık Bakanlığı son yıllarda yaptığı çalışmaları uygulamaya dönüştürürken, pilot il projesi kapsamında bu çalışmaları yürütmektedir.

    Dolayısıyla Sağlık Bakanlığınca başlatılan Akılcı İlaç Kullanımıyla ilgili çalışmalar Yozgat’ta başladığını öğrendiğimde sevindim.

    Konu ile ilgili hazırlanan bu haberi tekrar okuyalım üzerine sonra konuşalım: Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü antibiyotik kullanımıyla ilgili vatandaşların dikkatini çekmek için birçok projeyi hayata geçirerek çeşitli çalışmalar ile akılcı ilaç kullanımı konusunda farkındalık oluşturuyor. Billboardlara asılan afişlerin yanı sıra, halkın ulaşabileceği yerlerde de stantlar açılarak bilgilendirme yapılıyor. Akılcı İlaç Kullanımı kapsamında vatandaşlarımızın bilgilendirilmesiyle birlikte hız kesmeden devam eden çalışmalarımıza bir yenisini daha ekleyerek aile hekimlerine de Akılcı İlaç Eğitimi düzenlendi. Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü Akılcı İlaç Kullanımı İl Koordinatörlüğü Ekibi tarafından düzenlenen eğitim, İl Sağlık Müdürlüğü Konferans Salonunda gerçekleşti. Bozok Üniversitesinde görev yapan Doç. Dr. Çiğdem Kader tarafından, aile hekimlerine verilen eğitim beş gün sürdü.
    Geçtiğimiz günlerde Sağlık Bakanlığı tarafından Antalya’da düzenlenen 2018 Yılı Değerlendirme Toplantısına katılan Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin, toplantıda akılcı ilaç çalışmalarının gündemde olduğunu, Bakanlığın bu çalışmaları önemsediğini belirtirken şunları söyledi; “ Yozgat’ta Akılcı İlaç çalışmalarımız hızla devam ediyor. Her zaman gündemimizde olan konu, Bakanlık yıl değerlendirme toplantısında da vurgulanarak, hedefler belirlenmiştir. 2022 yılına kadar Türkiye’de antibiyotik bulunan reçete yüzdesi %20’ye kadar düşürülmesi planlanmaktadır.
    İlaçların nasıl kullanıldığı, hangi dozda, hangi sıklıkta ne kadar süre ve saklama koşulları hakkında hasta bilinçlendirilmelidir. Doğru uygulamada ise aç veya tok kullanımı, kullanım süresi, kullanım zamanı, doz değişikliği önem kazanmaktadır. Ayrıca her ilacın dozaj şekli kullanım yolu aynı değildir. Kimi ilaçlar kırma, çiğneme yoluyla kimileri de suda ya da başka bir sıvıda eritme şeklinde olabilir. Bunlara dikkat ederek ilacın alımı sağlanmalıdır. Uygun şekilde kullanılmayan ilaçlarda etkinlik azalabilir, istenmeyen bozulma ürünleri oluşabilir, zehirlenme meydana gelebilir, yan etki görülme sıklığı veya şiddeti artabilir. Halk arasında yapılmakta olan en büyük hatalardan bir tanesi de kişinin kendi tedavisi için kullandığı ilacı yakınlarına tavsiye etmesidir.
    İlaçların yararları olduğu gibi pek çok da zararları var. Gereksiz ilaç kullanımı ilerleyen zamanlarda iç organlarımızı tahrip edebilir. Unutmayalım ki hiç bir ilaç masum değildir. Hekim yazmadığı sürece antibiyotik kullanmamak gerekir.
    Hekim yazdıktan sonra eczacılarımızın, ilaç kullanımı ile ilgili verdikleri bilgiler doğrultusunda ilaçlarımızı almalıyız. En çok yapılan hatalardan bir tanesi de, üç gün ilaç kullandıktan sonra, doktorun söylediği gün sayısı kadar kullanmayıp, ilacı kullanmayı bırakmaktır” dedi.

     

  • ÖZELLEŞTİRME HANGİ SORUNU ÇÖZECEK!

    ÖZELLEŞTİRME HANGİ SORUNU ÇÖZECEK!

    Cumhuriyetin kuruluşu ile sosyal hayata ve ekonomiye yön veren hükümetler, özel sektörün daha çok önünü açmak için uyguladığı bir takım politikalardan zaman içinde vazgeçti…

    Özellikle 80’li yıllardan sonra hızla artan özelleştirme çalışmaları hükümetlerin uyguladığı politikalar arasında adeta birinci öncelik haline geldi…

    Enerji, Toplu Ulaşım araçları arasında en başı çeken köprüler, iletişim ve Tekel gibi önemli işletmelerin özelleştirilmesi ile devam eden süreç şimdide Şeker Fabrikalarının üzerinde uygulanmaktadır…

    Hükümet dışında bütün kesimlerin karşı olduğu bu politikadan hükümet vazgeçer mi bilemiyorum ama başlayan süreç hızla işliyor…

    Yozgat’ta da son günlerin en önemli konusu Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesidir… Bu konuda İşçi Sendikaları, İşçiler, bu işin yanlış olduğunu söylemeye devam ediyor.

    Dolayısıyla 4 bin 500 işçinin işsizler ordusuna katıldığı Şeker Fabrikaları’nın özelleştirilmesi, bu sektörden nemalanan yaklaşık 50 bin kişinin de hayatını alt üst etmiştir.

    Enflasyon hedeflerinin tutturulamaması gerçeğini ekonomiyi idare eden kurmaylarda itiraf etmiştir.

    Cumhurbaşkanı ve Başbakan  enflasyonun tek hanelere indirilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Ancak enflasyon özelleştirmeler ile değil ancak üretmek ile hedeflenen rakamlara inecektir.

    Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi sadece ekonomik perspektifle değerlendirilmemelidir. Nişastalı şeker insanlarda kanser riskini artıracaktır.

    Ülkemizdeki özelleştirmelerin arkasında yatan gerçekler ülkenin içinde bulunduğu ekonomik yetersizliklerden ziyade uluslararası kartellerin baskılarının had safhada olduğu bilinmelidir.

    Bu görüşler çerçevesinde sağlıksız özelleştirmeler ki arlarında kar eden kuruluşlarda vardır, geleceğimizi satmak anlamını taşır.

    Büyümede rekor kırdık ama cari açığımız yükseldi. Borcu olan insan arabasını evini satarak borcunu öder. Borçsuz insan ne evini ne de aracını satar.

    Devlet de mallarını sattığına göre borçludur. Yani açıklamaların aksine dünyada şu sıralardayız. Ekonomide güçlüyüz gibi açıklamalar tamamen iç siyasete dönüktür. Reel değildir.

     

  • AÇIKEL BİR DAHA BAŞKAN OLMALI…

    AÇIKEL BİR DAHA BAŞKAN OLMALI…

    Şehirler, İlçeler, Beldeler ve Köyler için önemli olan hizmettir. Hizmetin nereden ya da kimden geldiğine bakmadan düşünmek ve değerlendirmek gerektiğine inanlardanım. Dolayısıyla Yozgat bugün ne kaybettiyse “benim adamım olsun” ya da “senin adamın olmasın” düşüncesini ön plana çıkardığı için kaybetti.

    Zira Yozgat bugün göç veriyorsa, işsizlik ve istihdam alanlarında sorun yaşıyorsa, gelişme ve kalkınma gibi konularsa gerekli adımlar atılamamışsa sebebi biraz önce söylediğimden kaynaklıdır…

    Dün yerel gazeteler yine Sarıkaya Belediye Başkanı Ömer Açıkel’den bahsettiler… “Sarıkaya’yı hizmetle tanıştırdı” başlıklı haberde şunlar anlatıldı:

    Göreve geldiği ilk günden itibaren hummalı çalışmalar yürüten Sarıkaya Belediye Başkanı Av. Ömer Açıkel ilçede gerçekleştirilen hizmetleri ve inşaatı süren terminal hakkında bilgi verdi.

    Açıkel, ilçenin en büyük eksikliklerinden biri olan terminal inşaatının devam ettiğini ilçeye bambaşka bir hava kazandıracağını söyleyerek: “İlçemiz için her geçen gün daha çok çalışmaya devam ediyoruz. Gece gündüz demeden elimizden geldiğinin daha fazlasını yapabilmek için çalışıyoruz. Her anlamda Sarıkaya’nın eksiğini kapatmaya çalışıyoruz. İlçe halkına söz verdiğimiz gibi doğalgazı getirdik. Halkımız bu durumdan oldukça memnun. Onların destekleri sayesinde Sarıkaya her geçen gün adından daha fazla söz ettirmeye başladı.” dedi.

    Sarıkaya’nın Yozgat’a turizm anlamında da büyük katkısı olması için Roma Hamamı’nın ününü her yere duyurmak için çalıştıklarını söyleyen Açıkel: “Roma Hamamı bizim için çok değerli bir miras. En az 2.000 yıl öncesine dayanan banyodaki doğal sıcak su ile dünyadaki iki yapıdan bir tanesi dir. Roma hamamının önünde yarı olimpik havuzlar var. Burası geçmişte kapatıldı ve üzerinde binalar vardı. Ancak kazı havuzları ortaya çıkardı. Antik çağlardan beri biçimini koruyor. Su sıcaklığı yaklaşık 50-51 derece Celsius “diye ekledi.

    Son olarak terminal inşaatı hakkında bilgi veren Açıkel: “Terminal ilçemiz için büyük bir eksiklikti. Bizde bu büyük eksikliği gidermek için kolları sıvadık. İlçemize bambaşka bir hava kazandıracak. İlçemizin girişinde böyle bir şey olması ziyaretçileri çekeceğinden eminim. İlçemiz her şeyin en güzeline layık destekleri sayesinde daha güzel olacak. Şimdiden de hayırlı uğurlu olsun.”

    Sonuç olarak Sayın Açıkel daha bir dönemi tam manasıyla tamamlamış değil… Sarıkaya’da iktidar partisine karşı girdiği mücadeleyi açık ara kazanarak, oturduğu Belediye Başkanı görevinde 4 yıl tamamlanırken, yapmış olduğu birçok hizmet saymakla tükenmeyecek kadar fazladır.

    Sarıkaya halkı Başkan Açıkel’i sevdiği gibi Ömer Başkan’da Sarıkaya’yı sevmeye devam ediyor, küçük çaplı daha önce yaptığım araştırmada Sarıkaya halkı Ömer Bey’i tekrar başkan görmek istiyor, devam eden hizmetlerin artarak devamından yanalar. Sözle başlarken dediğim gibi önemli olan İl, İlçe, Belde ve Köylerin aldığı hizmettir, bu hizmetlerin kimden ya da nereden geldiği pek önemli değildir.

     

  • SORGUN’DA İŞÇİ İSTİHDAM SAYISI ARTACAK

    SORGUN’DA İŞÇİ İSTİHDAM SAYISI ARTACAK

    İşsizlik ve istihdam sorunu her İl’de olduğu gibi potansiyeli zayıf İlçelerde de yaşanan sorunların en başında gelmektedir.

    Bu sorunun daha fazla yaşanmaması ya da bir kriz haline dönüşmemesi için tedbir amaçlı çalışmalar devam ediyor…

    Üretimin olmadığı bir yerde en önemli sorun kabul etmek gerekir ki, tüketimdir. Tüketime bağlı olarak işsizlikten doğan istihdam sorunu bazen başkaca sorunları da tetiklemektedir.

    Bu bağlamda daha fazla sorun yaşanmaması için istihdam sorunu çözmek için Sorgun’da ciddi başlatılan çalışmalar dikkatleri çekiyor…

    Sorgun’da kurulduğu günden bu yana İlçenin sorunlarını çözmek, çözüm yolları bulmak için gereken her şeyi yapmayı kendine görev sayan Sorgun Ticaret ve Sanayi Odası 2013 yılından itibaren başladığı uygulamalı girişimcilik eğitimleri ile iş dünyasına yeni girişimciler kazandırmaya devam ediyor.

    Bu konuda zaman zaman kamuoyunu bilgilendiren Oda Başkanı Üzeyir Arslan, sorunların üstesinden gelen başka İl’lerle kurduğu iletişimlerden edindiği tecrübeleri İlçede hayata geçirerek, sorunlara çözüm yolu buluyor.

    İşte bunlardan birisi olan KOSGEB Yozgat Müdürlüğü ile ortaklaşa düzenlediği eğitim kurslarıyla bugüne kadar bir çok girişimciye iş imkanı sağlayan Sorgun Ticaret ve Sanayi Odası’nın girişimci adaylara yönelik olarak 32 saat sürecek olan Şubat ayı Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi başladı.

    Sorgun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Üzeyir Arslan, amaçlarının girişimcilik kültürünü yaygınlaştırarak, başarılı işletmelerin kurulmasını sağlamak olduğunu söyledi. Hedeflerinin daha çok istihdam olduğunu söyleyen Başkan Üzeyir Arslan, 2017 yılında Sorgun Ticaret ve Sanayi Odası olarak toplam 196 kişiye eğitim verildiğini ve 7 girişimci adayının iş planını yazarak KOSGEB desteğinden faydalanarak işletmesini kurduğunu belirtti.

    “Girişimci adaylarının her zaman desteklenmesi gerekiyor, verilen desteklerle iş dünyasına yeni  patronlar, yeni istihdamlar kazandırılmasının, üretim ve ekonominin canlanmasına katkı sağlayacaktır” diyen Arslan, 2018 yılı programı çerçevesinde planladığımız girişimcilik kurslarının ilkini Şubat ayında başlattık. Eğitmenlik yeterliliğine sahip olan Genel Sekreterimiz Sami Erdoğan tarafından verilen bu kurslarda girişimcilerimize; girişimcilik, girişimcinin özellikleri, iş fikri geliştirme süreci, yapılabilirlik (fizibilite), pazar araştırması, pazarlama planı geliştirme, üretim planı geliştirme, yönetim planı geliştirme, finansal plan geliştirme ve iş planı hazırlama konularında bilgiler verilmektedir” dedi.

    Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi ile;  girişimcilik kültürünü yaygınlaştırmak, girişimcileri iş planı kavramı ile tanıştırarak başarılı işletmelerin kurulmasını sağlamak, eğitim sonunda girişimci adaylarının kendi iş fikirlerine yönelik iş planlarını hazırlayabilecek bilgi ve deneyimi kazanmaları amaçlanıyor.

  • STK BAŞKANLARI NE DEDİ…

    STK BAŞKANLARI NE DEDİ…

    Geçmişten günümüze hükümetlerin en çok yaptığı yanlışların ya da hataların en başında alt yapısını tamamlamadan yapılan özelleştirmeler geliyor…

    Özelleştirme kapsamında kaybolan veya yok kurumların Yozgat’a verdiği zararın tarifi mümkün değildir.

    Şimdi yeniden gündeme gelen özelleştirme meselesi üzerine Sorgun Şeker Fabrikasını bekleyen tehlike karşısında Sivil Toplum Örgüt temsilcileri endişe dolu açıklamalarda bulundu.

    Gazetemizin dünkü sayısında geniş yer bulan bu haberi bir kez daha paylaşmak istedim…

    Hükümet tarafından aralarında Yozgat’ın da bulunduğu 14 Şeker Fabrikasının özelleştirilecek olması Yozgat’ta ki STK’ların da dikkatini çekti. STK temsilcileri yaptıkları açıklamalarda özelleştirmeye karşı olmadıklarını belirterek, özelleştirme sonrası fabrikanın kapatılabileceği endişesi taşıdıklarını dile getirdi.

    Yozgat Ziraat Odası Başkanı İsmail Açıkgöz, özellikle çiftçi açısından hayati önem taşıyan fabrikanın özelleştirme sonrası yine faaliyetini sürdürmesi gerektiğini vurguladı.
    Açıkgöz, “Sorgun ilçemizde bulunan Yozgat Şeker Fabrikasının özelleştirilecek olması çiftçilerimizi yakından ilgilendirmektedir. Sadece şeker pancarı üreticilerini değil bütün çiftçilerimizi de kapsamaktadır. Çünkü hayvan üreticilerinin de burada bulunan fabrikadan küspesini almakta nakliyeciler de buradan geçimini sağlamaktadır. Bizi en fazla endişelendiren özelleştirme sonrası fabrikanın durumu olacaktır. Eğer ki fabrika özelde de faaliyetini sürdürecekse bir itirazımız olamaz fakat özelleştirme sonrası tıpkı Yozgat Bira Fabrikası gibi kapatılacaksa işte o zaman hem şehrimiz hem de çiftçimiz ekonomik anlamda büyük sıkıntı çekmesine sebep olur. Ayrıca Türkiye’de üretilen şeker pancarının yüzde 12’sini Yozgat karşılamaktadır. Hal böyle iken fabrikanın özelleştirme sonrası kapatılması halinde hem ülke ekonomisi hem de Yozgat ekonomisi büyük zarar görür. ”diye konuştu.
    Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkanı Taylan Alakoç’ta benzer ifadeler kullanarak şunları kaydetti: “Yozgat ekonomisine ekonomik anlamda büyük katkısı olan Yozgat Şeker Fabrikasının özelleştirme sonrası faaliyetine devam edeceğini ümit ediyoruz. Aksi takdirde sadece çiftçimiz açısından değil ilimiz ve bölgemiz açısından büyük kayıp olarak değerlendirmek durumunda kalacağız. Şeker fabrikası, çiftçimiz, hayvan üreticilerimiz, nakliyecilerimiz ve çalışan personeli de kattığımız zaman ilimiz açısından önemini daha iyi kavrayabiliriz.”
    Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Latif Altın, Yozgat’ın tarım hayvancılık açısından büyük bir öneme sahip olduğunu belirtti. Altın, “Yozgat Şeker Fabrikası devletimizin ilimizdeki tek fabrikasıdır. Buranın özelleştirme sonrası da çalıştırılması garantisi ile faaliyetine devam etmesi gerekir. Aksi takdirde Yozgat çiftçisine ve bölgemize yazık olur. Biz Yozgat Şeker Fabrikasının kesinlikle kapatılmamasını faaliyetine devam etmesini istiyoruz.”dedi.
    Sorgun Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi Başkanı Erdoğan Kaygusuz’da Yozgat Şeker Fabrikasının özelleştirme sonrası Yozgat Tekel Bira Fabrikası gibi kapatılması endişesi taşıdığını söyledi.
    Özelleştirmeye karşı olmadıklarını anlatan Başkan Kaygusuz, “Yozgat Şeker Fabrikası, Çorum ve Turhal’a 120 kilometre, Boğazlıyan’a 80 kilometre mesafededir. Bu fabrikaların tam ortasında bulunan Yozgat Şeker Fabrikasının ben çalıştırılacağını düşünmüyorum. Eğer kapatılma gibi bir durum olursa Yozgat çiftçimize, nakliyecilerimize ve çalışanlarına yazık olur. Bugün bakıyorsunuz yıllık 33 Trilyon zarar eden fabrika özelleştirilmiyor ama Yozgat Şeker Fabrikası özelleştiriliyor. Bence özelleştirme işlemi zarar eden fabrikaları kapsaması gerekirdi.”diye konuştu.
    Yozgat Şeker İş Başkanı Turgut Gözübüyük ise Şeker Fabrikasının özelleştirilmesine karşı olduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: “İstihdam ve toplum sağlığı için önceliği üzerinden politika üretmesi gereken devletin şeker stratejik bir alanı özelleştirme çerçevesinde önceliği kar maksimizasyonu olan özel sektöre terk etme kararı, her şeyden önce toplumun sağlığını sermayenin vicdanına ısmarlanmasıdır. Yıllık Yozgat ekonomisine 157 Milyon TL katkı sağlayan 500 kişinin istihdam edildiği dolaylı yollardan 30 Bin kişiyi istihdam eden fabrikamızın özelleştirilmesi durumunda ilimizde göçün giderek artacağı istihdamın azalacağı, Yozgat ve Sorgun ekonomisinin felç olacağı yarınlarımız olan çocuklarımıza iş istihdamının kalmayacağı için fabrikamızın özelleştirilmemesine her kesim tarafından destek bekliyoruz.”şeklinde konuştu.
    Aralarında Yozgat Şeker Fabrikasının da bulunduğu ve bu hafta içinde çıkılacak ilanlarla, Afyon, Ağrı, Bor, Burdur, Çorum, Elbistan, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu, Kırşehir, Muş ve Turhal fabrikaları için ihale süreci başlayacak. Varlık satışı şeklinde yapılacak ihalelerin, iki ay gibi bir sürede tamamlanması hedefleniyor.

    Özelleştirme sürecindeki tartışmaları en aza indirmek için, ihale şartnamelerine bazı maddelerin konulması planlanıyor. Bu kapsamda fabrikaların özelleştirildikten sonra, bulundukları ilde üretime devam etmesine yönelik olarak, şartnamede hükümlerin yer alması bekleniyor.
    Ayrıca fabrikalara satış yapan çiftçiler, özelleştirmeden sonra, satış yapmaya devam edebilecek. Şartnamelerde çalışanların durumu da yer alacak. Buna ilişkin olarak, çalışanların fabrikada devam edebileceği veya 4B kadrosuna geçiş yapabileceği ifade ediliyor.

     

  • EĞİTİMDE REHBERLİK DESTEĞİ ÖNEMLİDİR

    EĞİTİMDE REHBERLİK DESTEĞİ ÖNEMLİDİR

    Rehberlik nedir, nasıl tanımlanır ve rehberlik ne değildir gibi sorulara bu yazıda cevap bulabilirsiniz. Rehberlik hizmeti, bireyin kendini gerçekleştirme sürecinde karar almada, sorunları çözmede, kendini tanımada yardım almasıdır.

    Bu aşamada özünü gerçekleştirebilmesi için bireyden kendini ve çevresini göz önünde bulundurarak kendisi için en doğru kararı vermesi beklenir.

    İnsanlar hayatı boyunca pek çok konuda her an karar verme içerisindedirler ve bazı kararlar vardır ki hayatımızı etkileyecek derecede önemlidir. Örneğin; meslek seçimi, eş seçimi vb. Böyle dönemlerde insanlar kaygı ve bunalım içinde olabilir ve psikolojik desteğe ihtiyaç duyabilirler. Rehberlik de bireylere bu desteği sağlamaya çalışır. Burada bir ayrıntıya da dikkat çekmek istiyorum.

    İnsanlar genelde rehberlik ve psikolojik danışma kavramlarını birbirinin yerine veya aynı kavrammış gibi kullanabilirler; oysa psikolojik danışma, rehberlik hizmetlerinin bir bölümünü oluşturur. Rehberlik hizmetleri verilirken psikolojik danışma anlayış ve yaklaşımı temel alınır, alınmalıdır.

    Rehberlik konusunun ne kadar önemli olduğunu öğrendiğimize göre, bu cümleden hareketle Yozgat’ta rehberlik eğitimleri ne durumda bir de bunu öğrenelim.

    Yozgat İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından öğrenci, veli ve öğretmen işbirliğinin artırılması ve sorunların daha kısa sürede çözüme kavuşturulması için rehberlik öğretmenlerine yönelik 5 günlük eğitim semineri düzenlendi.

    Programda MEB’e bağlı okullarda çalışan okul psikolojik danışmanlarına, sıklıkla karşılaştıkları problem alanları olan, sosyal kaygı, problemli internet kullanımı, kendini kabul ve kriz konularında bilişsel davranışçı terapi yaklaşımına dayalı müdahale teknik ve stratejilerinin, probleme dayalı öğrenme yaklaşımı ve yaşantısal tekniklerle kazandırılmasının amaçlandığı belirtilerek, Okul psikolojik danışmanları, öğrenci, veli ve diğer öğretmenler tarafından özellikle öğrencilerle ilgili ortaya çıkan sorunlar konusunda ilk sırada başvurulabilecek yardım kaynağı olarak görüldüğü ifade edildi.
    Yozgat Rehberlik ve Araştırma Merkezi (RAM)’da düzenlenen eğitim seminerde Anadolu Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aydoğan Aykut Ceyhan’ın yürütücülüğünü yaptığı, PDR Uzmanı Uzm. Psk. Danışman Ömer Özer’in koordinatörlüğünde gerçekleştirilen Proje 4004-Doğa Eğitimi ve Bilim Okulları Programı 20 rehberlik öğretmenin katılımı ile 5 gün sürdü.
    Program kapsamında ilk grup eğitimleri 12-16 Şubat 2018 tarihleri arasında Yozgat il merkezinde gerçekleştirildi.
    Proje Rehberlik Araştırma Merkezlerinin okul psikolojik danışmanlarının karşılaştıkları problemler ve ihtiyaç alanlarına ilişkin yapılan, bilgi almaya yönelik görüşmeler ve proje ekibinin önceki proje deneyimine dayanarak geliştirildi.
    Proje ile, bilişsel davranışçı terapi kapsamındaki müdahale becerilerinin geliştirilmesinin yanında kalabalık okullarda aynı anda birden çok öğrenciye yardım etme olanağı sağlayan grupla psikolojik danışma programlarını geliştirebilme, yürütebilme ve değerlendirebilme becerilerinin de geliştirilmesi hedeflendiği belirtildi.

     

  • SOSYAL FAALİYETLER VATANDAŞA NEFES ALDIRIYOR

    SOSYAL FAALİYETLER VATANDAŞA NEFES ALDIRIYOR

    Yozgat, örf adet, gelenek, görenek, sosyal ve kültürel faaliyetlerin son yıllarda dibe vurduğu yerin adı oldu. Fakat güzel olan şu ki, bu sorunlar tespit edilerek ortadan kaldırmak amacıyla öncelikli olarak kurumsal çalışmalar ışığında olumlu gelişmeler yaşanmaktadır…

    Her ne kadar sosyal amaçlı faaliyetlerin toplum ile paylaşılmasını sağlamak, sergilenmesine vesile olması bakımından yeterli ölçüde tesisler yok gibi görünse de, imkanlar ölçüsünde güzel gelişmeler yaşanmaktadır.

    Geçtiğimiz günlerde vatandaşın yoğun katılımı ile Ankara Devlet Türk Halk Müziği Gençlik Korosu tarafından sergilenen ‘Bekleyiş’ adlı müzikal drama gösterisi Yozgat İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nde sahnelendi.

    Ankara Seymenler Kulübü Derneği, Çınar Gençlik Kulübü Dansçıları ve Bozok Tiyatro Topluluğu sanatçılarından oluşan ekip izleyicilere duygu dolu anlar yaşattı. Şefliğini Hasan Basri Dumlupınar’ın oyun yönetmenliğini ise Habib Çoşkunsoy’un yaptığı gösteride, Yozgat’ın Battal Köyü’nden Çanakkale Savaşı’na ve ardından diğer cephelere katılan Hüseyin oğlu Abdurrahman’ın şahadet haberinin arkasından çocuğuyla ortada kalan hanımının çaresizlikten başka biriyle evlenmesi ve Kurtuluş Savaşı verildikten sonra çıkıp gelen Abdurrahman’ın ibretlik hikâyesi farklı bir sanatsal üslupla müzikal drama olarak anlatıldı. Yaşanmış bir hikayenin kurgusu olarak hazırlanan ‘Bekleyiş’ adlı müzikal drama izleyiciler tarafından büyük beğeni topladı. Gösteriye Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey, İl Jandarma Alay Komutanı Bilgihan Yeşilyurt ve çok sayıda davetli katıldı.
    Gösterinin ardından açıklamalarda bulunan Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, müzikal dramanın izleyicileri eski günlere götürdüğünü söyleyerek “Sanatçı arkadaşlara katılımları için teşekkür ediyoruz. Koro bizi tarihten aldı bugünlere getirdi. Önce hüzünlendik sonra eğlendik. Sonra düşündük dedik ki bu millete kahramanlık yakışıyor. Ordumuzun yüzde birlik kısmı bile değil. Sınırlarımızın dışındayız.
    Çünkü birileri kıpırdanmaya başladı. Bilsinler ki bu milletin 80 yaşındaki insanları bile askerlik için şubelere başvuruyor. İnsanların ülkesine devletine bayrağına nasıl sahip çıktığını hepimiz gördük. Kahramanlık bizim milletimizin genlerinde var. Yüce rabbim bize şahadet ve kahramanlık duygusunu vermiş. Yeri geldiğinde kadınıyla erkeğiyle çocuğuyla bir ve beraber olarak bu ülke için bu bayrak için hepimiz şahadet şerbeti içmeye hazırız” dedi.
    Yozgat’ın nüfusuna oranla en fazla şehit veren il olduğunu da söyleyen Vali Yurtnaç, “Bu maksatla tüm Türkiye olarak sağcısıyla, solcusuyla alevisi, sünnisiyle biz bir ve beraberiz. Ölüme şahadete yürekleriyle musikiyle giden milletin evlatlarıyız. Bu millet, bu devlet ilelebet payidar kalacaktır. Bu tür gösterileri Yozgat’ta daha fazla çok daha güzel bir şekilde sizlere göstereceğiz ve gençlerimizi ruhu dimdik bir şekilde hayata hazırlayacağız” şeklinde konuştu.

     

  • Tasarruflu Toplum Olmanın Faydaları

    Tasarruflu Toplum Olmanın Faydaları

     

    İnsan oğlu hayatını kolaylaştırmak ve yaşam biçimine dönüştürmek için her yola başvurmuştur…

    Tarihe bakıldığında birçok icatlar bu tespiti desteklemektedir. Öyle buluşlar var ki kimi gerçekten de insanlığın yararına. Evinizde var olan küçük eşyalarla siz de harikalar yaratabilir, günlük yaşantınızda kolaylık sağlayabilirsiniz. İşte gündelik sorunlarınıza en pratik çözümler…

    Bu konuda enerjinin ne kadar önemli olduğunu sanırım biliyorsunuzdur. Enerji, Su ve toprak insanlığın vazgeçilmezlerindendir.

    Toplum olarak bu konuda yeteri kadar bilgiye sahip olmadığımızı kabul etmesek de, günümüzde yapılan önemli çalışmalara katılım göstermeye başladığımızı söylemeliyim.

    Bugünkü sohbetimiz enerjide tasarruftur. Enerjiyi verimli kullanma konusunda tüketicilerde farkındalık yaratmayı hedefleyen CK Çamlıbel Elektrik’in ‘Tasarruf Ediyorum’ projesinin kazananları belli oldu. 2016 yılına göre 2017’de en çok tasarrufu sağlayan Sivas, Tokat ve Yozgat’taki ilk 10’ar aileye toplam 12 bin kWh bedava elektrik ödülü verildi.

    Sivas, Tokat ve Yozgat’ta ortaokul öğrencilerine yönelik ‘Enerjide Tasarruf ve Yöntemleri’ konulu eğitim seminerleri düzenleyerek enerji tasarrufu bilincini genç nesillerden başlatmayı amaçlayan CK Çamlıbel Elektrik’in aileleri de teşvik etmek ve enerjinin gereksiz yere kullanımını engellemek amacıyla başlattığı ‘Tasarruf Ediyorum’ projesinin ödül töreni düzenlendi. Proje kapsamında 2016 yılına oranla 2017 içerisinde konutlarında en fazla oranda elektrik tasarrufu yapan Sivas, Tokat ve Yozgat’taki toplam 30 öğrenci ailesine ödülleri takdim edildi. Proje kapsamında CK Çamlıbel Elektrik, 3 ilde 12 bin kWh ücretsiz elektrik dağıttı.
    Her ilin ilk 10’u arasında birincilere 1.000 kWh, ikincilere 750 kWh, üçüncülere 500 kWh, diğerlerine ise 250 kWh elektrik hediye edildi. ‘Tasarruf Ediyorum’ projesinin enerjiyi verimli kullanmak adına çok önemli bir çalışma olduğuna işaret eden CK Çamlıbel Elektrik Perakende Satış A.Ş. Genel Müdürü İbrahim Yalçın Tekin, enerji tasarrufunun mili ve sosyal bir sorumluluk olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Enerji tasarrufunun günlük yaşam konforundan ödün vermeden enerjiyi etkin ve verimli kullanmak anlamına geldiğini hatırlatan Tekin, “Enerji tasarrufuna yönelik çalışmalar ve projeler bir yandan kendi bütçemize katkı sağlarken diğer yandan ise milli ekonomimize destek olmakta. Projemize dâhil olarak tasarruf eden ailelerimi tebrik ediyoruz. Hem enerji faturalarını düşürdüler, hem de 2018 yılı için bizden ücretsiz elektrik alma hakkına sahip oldular” diye konuştu.
    CK Çamlıbel Elektrik tarafından enerji verimliliği konusunda tüketicilerde farkındalık yaratmak için başlatılan Tasarruf Ediyorum projesi çerçevesinde düzenlenen yarışmaya başvurular 1 Aralık 2017- 5 Ocak 2018 tarihleri arasında kabul edildi. Projeye katılan tüketiciler Nisan 2017 ayı dâhil olmak üzere Eylül 2017’ye kadar olan dönem içerisindeki 6 aylık elektrik tüketimlerini ibraz ederek başvuruda bulundular.

     

  • AFRİN’E DESTEK DEVAM EDİYOR

    AFRİN’E DESTEK DEVAM EDİYOR

    Türk Silahlı Kuvvetlerimizin Afrin için başlattığı “Zeytin Dalı” harekatının üzerinden neredeyse bir ay olacak…

    Bunun adı her ne kadar “savaş” değilse de, yıllardır olduğu gibi şimdide gizli devam eden bir savaşın içindeyiz. Millet olarak Afrin operasyonuna tam destek veriyoruz… Bu destekler maddi ve manevi şekilde devam ediyor.

    Bu konuda çeşitli kurum ve kuruluşların da devam eden destekleri var.  Bu konuda Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Mahmut Kabayel, her şart altında Mehmetçiğin yanında olduklarını söyledi.

    Türkiye Kamu Sen, sendika üyeleri ile birlikte Cumhuriyet Meydanında düzenledikleri basın açıklamasında Zeytin Dalı Harekatına destek açıklaması yaptı.
    Türk Eğitim Sen Yozgat Şube Başkanı Mahmut Kabayel, yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Zeytin Dalı harekatının 22. gününde operasyonlarda 9, düşen helikopterimizde ise 2 askerimizle birlikte toplam 11 şehit haberi yüreklerimizi yaktı. Şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet, Türk milletine baş sağlığı diliyoruz. “Türk milletinin bekası, birliği ve dirliği için Afrin’e yönelik olarak devam eden Zeytin Dalı operasyonu başarıyla sürerken bugün gelen şehit haberleri yüreklerimizi bir kez daha yakmıştır. Teröristlere yönelik operasyonlarda 9, düşen helikopterimizde ise 2 Mehmetçiğimiz bu vatan için şehadet şerbeti içmiş ve şehitlik makamına erişmişlerdir. Bütün dualarımızla, milletimizin bekası, ülkemize yönelik tehditlerin bertaraf edilmesi için cansiperane mücadele eden tüm Mehmetçiklerimizin yanında olduğumuzu bir kez daha kararlılıkla ifade ediyoruz. Türkiye Kamu-Sen olarak 400 bin üyemizle, duamızla, varlığımızla, ruhumuzla ve bütün benliğimizle askerimizin yanındayız. “Her şart altında Mehmetçik’le beraberiz. Acımız da, sevincimiz de bir” sloganıyla başlattığımız hareket,Yozgat’ta olduğu gibi tüm illerimizde deyapılacak basın açıklamasıyla devam edecektir. Birlik ve beraberliğimze nifak tohumları ekmek isteyenlere karşı gücümüzü bir kez daha göstermek için burdayız. Askeriyle, milletiyle bir ve bütün olarak devletimizin ve devlet büyüklerimizin yanında, alacakları her kararın sonuna kadar arkasında olduğumuzu dost düşmana göstermek için burdayız. 80 milyon Türk milleti tek yürek, tek bilek kahraman Mehmetçikle birlikte Afrin’e yürümeye hazırdır. Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemdeyiz. Yüce Türk halkının da destekleriyle yürütülen Afrin Harekatı için dualarımız Mehmetçiklerimizledir. Bu yüzden “Afrin Operasyonuna Destek, Şehide Saygı” amacıyla , Türkiye Kamu-Sen camiası adına, bu vatan için kara toprağa düşen tüm şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet, aileleri, yakınları ve necip Türk milletine baş sağlığı diliyorum. Şehitlerimiz yüreklerimizde ve dualarımızda ebediyyen yaşayacaktır. Mekanları cennet olsun. Ne Mutlu Türk’üm Diyene”

     

  • Kanser Hastaları İçin İyi Bir Gelişme

    Kanser Hastaları İçin İyi Bir Gelişme

    Hatırlarsınız Yozgat Şehir hastanesi hizmete girmesinin üzerinden tam tamına 1 yıl geçti… Kuruluşunun birinci yılını öğrendiğim kadarıyla geçtiğimiz günlerde pasta keserek kutlamışlardı…

    Açıldığı ilk günlerde çok şikayet vardı buranın hizmetlerinden deyim yerindeyse vatandaş kendi arasında “dağ fare doğurdu” demeye getirmişti mevzuyu… Ama çabuk toparladılar, eksik ya da noksanlar tez elden tamamlandı.

    Şimdi yine bir noksan daha tamamlandı… Vatandaş artık yaşadığı birçok sağlık sorunu için İl dışına gitmiyor, sevklerin zaman içinde hiç olmamasını temenni ediyorum.

    Bir noksanını daha tamamlayan bu kurumda Onkoloji Uzmanının başlamasıyla kemoterapi uygulamaları hız kazandı.

    Yozgat Şehir Hastanesinde, Onkoloji Uzmanının başlamasıyla kemoterapi uygulamaları hız kazandı. Hastalar, kemoterapi veyahut kontroller için il dışına gitmek zorunda kalmayacak.

    Yozgat Şehir Hastanesinde görevli Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Halis Yerlikaya yaptığı açıklamada kanserin yaşam tarzı değişiklikleri ve tarama yöntemlerinin etkin kullanılması ile önlenebilir ve erken teşhis edilebilir bir hastalık olduğunu, tedavi alanındaki birçok gelişme sayesinde kansere karşı çaresiz olunmadığını söyledi.

    Dr. Yerlikaya,”Tüm dünyada kalp damar hastalıkları sonrasında en önemli hastalıklardan biri olan kansere dünyada her yıl yaklaşık 14 milyon kişi yakalanıyor. Kanserin tek bir hastalık olmadığı gibi, 100 den fazla çeşidi mevcut ve birçok kanserde uygulanan tedaviler sonrasında ya tamamen kür sağlandığında ya da hastalarının yaşamlarına çok önemli katkılar ekleniyor. Tedavi süreci bir takım zorluklar içerse de en başta hastaların azim ve iradeleri, hekimler, sağlık çalışanları ve hasta yakını ve ailelerin desteği ile kanser hastalığının üstesinden gelmenin mümkün. Kanser hastalığı, halk arasında ürkütücü ve ölümcül bir hastalık olarak biliniyor, ama bu hastalığı karşı çaresiz olmadığımızı, korkuların yersiz olduğunu, ameliyat, radyoterapi ve kemoterapi ile bir çok kanser hastasının artık tamamen iyileşmesi mümkün olduğunu biliyoruz. Son yıllarda onkoloji alanında akıllı ilaçlar olarak bilinen hedefe yönelik tedaviler; geleneksel kemoterapi ilaçlarından farklı olarak vücudun bağışıklık sistemini harekete geçirip, kanserin üstesinden gelmemizi sağlayan İmmuno-onkoloik ilaçların uygulanması ile bir çok kansere karşı başarılıdır.” dedi.

    Kanserden değil tedaviye geç kalınmaktan korkulması gerektiğini vurgulayan Dr. Yerlikaya, şöyle devam etti:

    “Kanserde erken tanının hayat kurtardığını bunun için özellikle sık görülen kanserlerden Meme kanseri, kalın bağırsak kanseri ve rahim ağzı kanserleri için belirlenen yaşlarda önerilen taramaları yapmanın çok önemli olduğunu, böylelikle kanserin daha erken dönemde bir takım belirtileri ortaya çıkmadan ve vücutta yayılmadan saptamanın mümkün olacağını belirtmek isterim. Kanserin oluşmasında genetik bir takım faktörlerin yanı sıra; sigara, alkol, kötü beslenme, şişmanlık ve sedanter yaşam denilen hareketsiz kalmanın risk faktörlerini oluşturduğunun altını çizmek isterim. Özellikle başta akciğer kanseri olmak üzere birçok kanserin oluşmasına neden olan içerisinde 4000 den fazla vücuda zararlı zehirli maddenin bulunduğu sigaranın hiç içilmemesi gerekli, içenlerin de bir an önce bırakmalarının sağlıklı yaşam için çok önemli bir ilk adım olacaktır. Kanser tedavisi sürecinde etkinliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış, bu konuda uzun süre eğitim almış alanında uzman kişilerin uyguladıkları ve önerdikleri tedaviler dışındaki tedavilere rağbet edilmemesi gerektiği, bir takım ticari kaygılarla otlar gibi içerisinde ne olduğunu bilmediğimiz, vücutta zarar verme potansiyeli yüksek maddelerin kullanılmaması gerektiğini, bilimsel etkinliği kanıtlanmış, başarılı tedavilerin yerine içerisinde ne olduğunu ve nasıl elde edildiğini bilmediğimiz bir takım ürünlerin alınmasının fayda yerine zarar verdiğini bilmeliyiz.”

     

  • Afrin Şehitlerimizi uğurlarken…

    Afrin Şehitlerimizi uğurlarken…

    Afrin bundan 20 gün önce başlayan “Zeytin Dalı” harekatı tüm hızıyla devam ediyor… Devam eden operasyonlar sırasında şehitler verdik, Yozgat iki evladını Afrin için şehit verdi…

    Operasyon tüm hızıyla devam ederken, düşman kuvvetleri sinsi şekilde karşılık veriyor, bunlarında PKK’dan hiçbir farkı yok. Türk Milletinin kaderi bu, yıllarca karşımızda bir ülke olmadan savaştık, her ne kadar savaş kelimesi bir ülkeye karşı verilen mücadele gibi görünse de, şuan devam eden sinsi savaş sırasında yine şehitler verdik.

    Memleketin dört bir yanına acı haberler düştü…

    Düşen helikopterdeki Kara Pilot Yüzbaşı Mehmet İlker Karaman,

    Kara Pilot Üsteğmen Erdem Mut,

    Ayrıca çatışmalarda Piyade Astsubay Üstçavuş Hasan Kuş,

    Uzman çavuşlar Oğuzcan Ekiz,

    Enes Sarıaslan,

    Halis Koca,

    Burak Akalın,

    Serdar Ege,

    Hüseyin Şahin,

    Koray Karaca,

    Ve uzman onbaşı Hamza Karacaoğlu  şehit oldu.

    Ateş düştüğü yeri yakıyor… Birileri bu acıyı daha derinden yaşadı…

    Kimi babasını, kimi kardeşini…

    Birileri eşini, birileri oğlunu…

    Kimimiz arkadaşını, kimimiz komşusunu…

    Hepimiz birden vatan evlatlarını ebediyete uğurladı…

    Şehitlerimizin ardından ortaya çıkan vasiyetler… Aslında askerlerimizin ne kadar şehitliğe hazır olduğunu gösteriyor…

    Vatan için arkalarında sevdiklerini bırakırken, kelimelere döktükleri hepimiz için ders niteliğinde… Ama bu topraklarda yaşayan hainler ve satılmışlar ise, hiçbir fırsatı kaçırmıyorlar, en acı günümüzde bile bu millete, değerlerine saldırmaktan geri de durmuyorlar…

    Eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un Afrin tartışmaları üzerine söylediklerine bir daha bakalım… Ve kendimize çeki düzen verelim…  “Afrin’de Mehmetçik çatışıyor, askerimiz çatışıyor, şehit oluyor. Asker çatışırken, şehit olurken siyasidir falan gibi söylemlerin tartışılma zamanları değil” En acı günlerinde bile şehit yakınlarının ortaya koyduğu tavır ortadayken, Birileri durumu değerlendirme derdine düşmüş görünüyor… Ama bu devlet bizim ve bu millet de bu devletin kıymetini, hep bildi, hep  bilmeye de devam edecek…

     

  • SİGARAYI BIRAKTIM…

    SİGARAYI BIRAKTIM…

    Sigarayı bıraktım… İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin ve Yeşilay Yozgat Şube Başkanı Halil İbrahim Coşkun’un dediği gibi, içmeyeceğim, içmemek için gereken mücadeleyi vereceğim…

    Tesadüf ama bilindiği gibi, “9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü” sigarayı bırakmama vesile oldu. Bu konuda Yeşilay Yozgat Şube Başkanı Halil İbrahim Coşkun, sigara bağımlıları için 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü’nün bir dönüm noktası olabileceğini söyledi.
    Yeşilay Şube Başkanı Halil İbrahim Coşkun, “9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü”nü dolayısıyla yaptığı açıklamada sigaranın insan sağlığına verdiği zararlara değindi.
    Dünya genelinde 1,2 milyar insanın sigara kullandığını vurgulayan Coşkun, Tütünden hastalıklar sebebiyle her yıl 6 milyon insanın yaşamını yitirdiğini belirtti. Sigaranın hem kişiye hem çevresine verdiği zararlara dikkat çeken Yeşilay Yozgat Şube Başkanı Halil İbrahim Coşkun; sigara bağımlıları için 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü’nünbir dönüm noktası olabileceğini ifade etti.
    Coşkun, “Dünya Sağlık Örgütü, dünyada en büyük sağlık sorunun sigara olduğunu açıkladı. İstatistiklere göre sigara içmek dünya çapında bir problem ve tahminen her 3 yetişkinden biri sigara kullanıyor. Sigara, fiziksel, sosyal ve ekonomik bakımdan yıkıcı sonuçlara yol açan ciddi bir bağımlılıktır. Ülkemizde her yıl 100 binden fazla insanımızı sigardan dolayı kaybediyoruz. Bunun yanında pasif etkilenimden doğan hastalıklar ve zararlar da ayrı bir acı tablo. Önemli bir halk sağlığı sorunu olan sigara kullanımı aynı zamanda birey ve ülke ekonomisini olumsuz yönde etkileyen bir bağımlılık.” dedi.
    Sigaradan kurtulmanın mümkün olduğunu vurgulayan Coşkun; “Sigara size ve sevdiklerinize zarar veriyor. 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü bu anlamda bırakmak isteyenle riçin bir fırsat.Bu konuda tüm vatandaşlarımızdan hassasiyet rica ediyoruz. Kullananların bırakmasını, kullanmayanların da daha bilinçli olarak kendileri ve sevdikleri için model olmasını, çevreye karşı da uyarıcı olmasını istiyoruz” diye konuştu.
    Sigara ihlallerini kolay bir şekilde bildirmek amacıyla Yeşilay ve Sağlık Bakanlığının hayata geçirdiği Yeşil Dedektör, mobil uygulamasının 130 bin kullanıcıya ulaştığını ifade eden Coşkun, “ Yeşil Dedektör, kapalı mekânlarda tütün mamülleri kullanımını ihlal eden işletme ve müşterilerin ihlallerini azaltmayı amaçlıyor. Uygulama, 2008 yılında yürürlüğe giren kapalı mekânlarda tütün mamulleri kullanım yasağına uyulmasını sağlamak, ihlallere karşı toplumda farkındalık oluşturarak tütün mamulleri kullanmayan vatandaşlarımızın haklarını korumak ve yasal hakları konusunda bilinçlendirmek amacıyla geliştirildi. Uygulama ile kullanıcı ihlal bildirimini, tek tıkla konum belirleyerek ve mekân adı seçerek bildirebiliyor. İhlal bildirimi sonrasında bildirim, Sağlık Bakanlığı’nın Yeşil Dedektör için ayırmış olduğu sisteme düşüyor ve oradan de saha ekiplerine ulaşıyor. Saha denetim ekipleri ihlal bildiriminin yapıldığı mekâna ulaşarak ihlal olup olmadığını denetleyip ve gerekli işlemi yapıyor.
    Bu kapsamda tütün mamulleri kullanmayan müşterilerin hakkının korunması, yasağa uyumun sağlanması yoluyla ihlallerin asgariye indirilmesi sağlanıyor. Alanında tek uygulama olan bu çalışmayla tütün ürünleri kullanmayanların hakkının korunması, yasağa uyumun sağlanması, ihlallerin asgariye indirilmesi hedefleniyor. Uygulama Appstore ve Google Play platformlarından ücretsiz olarak indirilebiliyor.
    Yeşilay Sağlık Bakanlığıyla birlikte sigarayı bırakmaya yönelik olarak “Sigarayı Bırak, Hayatı Bırakma” kampanyasını hayata geçirdi. Bilimsel alt yapılı, uzman kadrolarla hazırlanan bu kampanyada bilhassa dijital medya kanalları ve kamu spotları kullanılarak sigara bağımlılığına yönelik bilinçlendirme çalışmaları yapılıyor. Sigarayı bırakmak isteyenlere özel programların hazırlandığı bırakabilirsin.org sitesi yanı sıra kamu spotları da sigara bağımlısı ve sigarasız yaşam üzerinden mesajlarını veriyor.”şeklinde konuştu.