Yazar: Cemil MERMERTAŞ

  • KENDİ GELEN YATIRIMCI

    KENDİ GELEN YATIRIMCI

    Yozgat, dışarıdaki yerli ya da yabancı fark etmeksizin bütün yabancılara gelin Yozgat’a, memleketinize yatırım yapın çağrısında bulunarak, her türlü yolu denedi.

    Valimiz Kemal Yurtnaç’ın bu konudaki gayretlerini görüyorsunuz, yurt dışı ve yurt içi yaptığı çalışmalar ortada.

    Ne oldu?

    Davetin bilinen her türlüsünü yaptı, henüz olmadı, beklenen karşılık maalesef şimdilik görülmüş değil…

    Ama daha birçok kimsenin bilmediği memleketini düşünen, hesabı iyi yapan yatırımcılar herhangi bir davet beklemeksizin geliyor, tesis kuruyor, üretime başlıyor.

    Bu konuda size çok önemli bir örnek vereceğim; İstanbul’da ikamet eden işadamı İbrahim Kırımlı, doğum yeri olan Akdağmadeni’ne gelerek, Arap uyruklu ortaklarıyla kurduğu tavuk çiftliğinde hem ilçe ekonomisine hem de il ekonomisine katkı sağlıyor. Katkı sağlamakla da kalmayıp işadamı olan hemşerilerine  adeta  Yozgat’a dönün diye haykırıyor.

    Yozgatlı genç müteşebbislerden İbrahim Kırımlı, Akdağmadeni ilçesinde,  yirmi üç bin metrekare alanda kurduğu  iki adet gezen tavuk çiftliğinde, günlük olarak dört bin yediyüz adet yumurta üretiyor ve ürettiği yumurtaları Tokat ve Ankara’ya satıyor.

    Kurduğu,  Gezen tavuk yetiştirme çiftliğinde Ataks ve tindet ırkı tavuk yetiştiren işadamı Kırımlı,  çiftlik alanında yetişen yonca ve organik yemlerle beslenen gezen tavukların yumurtasının köy tavuğu yumurtasına yakın kalitede olduğunu söyledi.

    İşadamı Kırımlı “ Aslen Akdağmadeni’liyiz  ama İstanbul’da doğup büyüdük. Şimdi ise memlekete dönüş yaparak yumurta üretimine başladık.  Bu çiftlikte köy yumurtası kalitesinde yumurta üretiyoruz. Artaks ve tindet cinsi gezen tavuklarımız, on altı bin metre kare alana ektiğimiz yonca ve organik yemlerle besleniyor.  Arap uyruklu iki ortağımızla birlikte bu ilçeyi tercih ettik.  Şu an itibariyle kurduğumuz iki adet çiftlikte 3 kişi istihdam ediyor ve  üretilen gezen tavuk yumurtalarını Tokat ve ankara2daki firmalara toptan olarak pazarlıyoruz” diye konuştu.

    Memleketine gezen tavuk çiftliği kurarak ekonomiye katkı sağlayan işadamı İbrahim Kıırmlı, bir de aynı amaca yönelik dernek kurdu.  Sivil toplumun önemine de değinen Kırımlı, “Yozgat ve Çevresi Gezen Tavuk  Yumurta Üreticileri ve Satıcıları Derneği” adındaki STK ile de sivil alanda faaliyet gösterip, mesleki alandaki gelişmeleri takip edip, üreticiler arasında köprü kuracak.

  • SIKINTI BÜYÜK

    SIKINTI BÜYÜK

    Dikkat etmek lazım…

    Sıkıntı büyük olmasa hemen her gün bir açıklama var…

    Kamu Kurumlarından sonra şimdide gençlerin bir araya geldiği kuruluşlar açıklama yapmaya devam ediyor…

    Uyuşturucu konusundan bahsediyorum.

    Daha öncede yazdım, toplum olarak mücadeleye katılmak durumundayız. Bu konuda son açıklamayı Yurt Sendikaları Genel Başkanı Hakan Çeliksoy yaptı.

    Ülke genelinde özellikle gençler arasında hızla büyüyen bir tehlike haline gelen uyuşturucu madde bağımlılığı konusunda sosyal sorumluluk bilinci ile hareket eden Yurt Ay Sendikaları, Yozgat SHÇEK Spor-Sorgun Belediyespor karşılaşmasında “Uyuşturucu ve Madde Bağımlılığına Hayır” pankartı açtı.
    Yurt Sendikaları Genel Başkanı Hakan Çeliksoy, yaptığı açıklamada, Yurt Ay ailesi olarak insanlığın belası, dünyanın en büyük sorunlarından biri olan uyuşturucu konusunda hassasiyetlerini dile getirmek ve uyuşturucuya karşı farkındalık oluşturmak üzere pankart açtıklarını ifade etti.
    İnsanlığın karşı karşıya kaldığı bu tehlikenin gün geçtikçe daha da yaygınlaştığına ve çeşitlendiğine dikkat çeken Çeliksoy, “Yurt Sendikaları olarak sosyal sorumluluk projelerine tam destek veriyoruz. Yozgat SHÇEK Spor – Sorgun Belediyespor karşılaşmasında “Uyuşturucu ve Madde Bağımlılığına Hayır” pankartı açtık. Ayrıca yine bu konuda diğer alanlarda devam eden çalışmalarımız var. Uyuşturucu madde bağımlılığı, ülkemiz ve özellikle gençlerimiz açısından büyük bir sorun teşkil etmektedir. Her gün gözlerimizin önünde onlarca gencimiz bu lanet tehlikeye kurban gitmektedir. Uyuşturucu kullanma, madde bağımlığı yaşı ilköğretim yaşlarına kadar düşmekle birlikte, gelecek nesillerin sağlığı ve devamı açısından da düşündürücü hale gelmiştir. Uyuşturucu maddeler devletleri de milletleri de esir almıştır. Buradan bir daha tekrar etmek istiyoruz; Ey Türk Gençliği damarlarındaki asil kanı kirletme” dedi.

  • KAN BAĞIŞI VE ORGAN BAĞIŞI

    KAN BAĞIŞI VE ORGAN BAĞIŞI

    Hayat kurtarmak her kula kısmet olmaz…

    Çok değil bir süre öncesine kadar “organ bağışında bulunmak günah” sayılırdı…

    Vatandaş verilen fetvalardan korktuğu için organ bağışında bulunmak istemezdi… Yetkililer, organ bağışında bulunmanın günah olmadığını söyleseler de fetvalara inanan vatandaş, yıllarca söylenenleri kulak ardı etti.

    Organ Bağışı bir tarafa daha yakın zamana kadar toplum olarak kan bağışı dahi yapmaktan kaçınmadık mı?

    Neyse ki, bu tür inanışlar, düşünceler, söylemler atık gerilerde kaldı. “Organ bağışında bulunmayın, günah işliyorsunuz” diyen de artık yok…

    Bu tür yaklaşımların yerinde şimdi Yozgat Kızılay Kan Bağışı Merkezine en çok kan bağışı yapan bağışçılar ödüllendirilir oldu.

    Nerden nere geldik. Törenler yapıyoruz, vatandaşlarımızı kan bağışı yapmaları için ve organ bağışında bulunmaları için teşvik etmenin gayretindeyiz.

    Bu anlamda güzel çalışmalara kapı aralanıyor. Evvelsi gün Kızılay Yozgat Şubesi ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün ortaklaşa düzenlediği törende Kızılay’a düzenli olarak kan bağışında bulunan bağışçılara madalya ve teşekkür belgesi verildi.
    Programın açılış konuşmasını yapan Kızılay Yozgat Şube Başkanı Ekrem İlker Kızılay’ın insanı yaşat ki devlet yaşasın düsturu ile 149 yıldır mazlum ve mağdurların yanında olduğunu söyledi.
    Kızılay’ın din, dil, ırk, renk ayrımı yapmadan devletin şefkat eli olmaya devam ettiğini belirten İlker, dünyanın neresinde mazlum varsa Türk Kızılay’ının orada olduğunu kaydetti.
    Kızılay Kan Bağışı Merkezi Doktoru Selçuk Cansız ise Kızılay’ın faaliyetleri hakkında bilgi vererek, “Türk Kızılay’ı Kan Merkezi Genel Müdürlüğü 18 bölge kan merkezi ve 65 kan bağışı merkezi ile gönüllü bağışlardan aldığı kanları ihtiyaç sahiplerine hastaneler vasıtasıyla ulaştırıyor. Sağlık bakanlığı ile 2005 yılında başlatılan güvenli kan temini projesi tüm hızıyla devam etmektedir. Her geçen gün bir önceki yıla göre kan bağışı sayıları artmaktadır. 2005 yılında 400 bin civarında olan yıllık kan bağışı sayısı 2016 yılsonu itibari ile 2 milyon 200 bin olarak gerçekleşmiştir. Yozgat kan bağışı merkezimiz ise kan tedarik sistemi içerisinde 2011 yılında yerini almış ve 6 buçuk yıldır hizmet vermektedir. Kurulduğu yıldan itibaren her yıl bir önceki yıla göre kan bağışı sayılarını artırmış, 2011 yılında 3 bin ünite olan kan bağışı sayımız 2016 yılında 12 bin üniteye ulaşması 2017 ilk 10 ayında ise 11 bin 900 ünite olan bağış sayısı yılsonunda 13 bini hedeflemektedir. Günlük kan bağışı sayısında da çoğunlukta Türkiye birincisi olduk” dedi.
    Vali Kemal Yurtnaç ise burada yaptığı konuşmada, Kızılay Kan Bağışı Merkezine kan bağışında bulunan bağışçıların her türlü övgü ve saygıya layık insanlar olduğunu söyledi.

  • ÜRETİMİ VE ÜRETCİYİ BEKLEYEN TEHLİKE

    ÜRETİMİ VE ÜRETCİYİ BEKLEYEN TEHLİKE

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nejat Gamzeli, Yozgat’ı ziyaret etti. Ziraat Odası’nın düzenlediği toplantıya katılarak, burada tarımın daha fazla desteklenmesi gerektiğini söyleyerek ithalatın bir an önce önlenmesi gerektiğini vurguladı.
    Yeterli destek sağlanamadığı takdirde çiftçilerin üretimi sürdüremeyeceği uyarısını yapan Gamzeli, yapısal sorunların devam ettiğini açıkladı.
    Yozgat, bilindiği üzere tarım ve hayvancılıkta ülkenin önemli İl’lerinden birisi konumundadır. Her ne kadar bu önemli konum şimdiye kadar kendini ortaya koymamış olsa da resmi rakamlar böyle göstermektedir.

    Yozgat’ın önemli bir İl olmasından dolayı bazı önemli açıklamalarda buradan yapılmaktadır. Bu anlamda Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nejat Gamzeli, ihracat desteklenirken ithalata da dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizerek, tarımda yerli üretimin desteklenmesi, üretim açığı olan ürünlere ağırlık verilmesi ve ithalatın önlenmesi gerektiğini söyledi.

    Satılan ürün kadar ithalat yapılıyorsa döviz gelirleri açısından bir anlamı olmadığına işaret eden Gamzeli, “Tarımda yerli üretim desteklenmeli ve ithalat önlenmeli” ifadesini kullandı. Gamzeli, “2014’te 5,6 milyar dolara kadar çıkan tarım ve gıdada dış ticaret fazlası, 2016’da 5,2 milyar dolara düştü. 2016’nın Ocak-Eylül döneminde tarım ve gıdada 3,2 milyar dolar olan dış ticaret fazlası, 2017 yılının aynı döneminde 2,65 milyar dolara indi. İthalat ile ihracat arasındaki makas kapanıyor. Önlem alınmalı, rekabet koşulları sağlanmalı, ihracat desteklenmelidir” dedi. Gamzeli, çiftçilerin geçim sıkıntısı yaşadığını dile getirdi.

    Tarımın daha fazla desteklenmesi gerektiğini, yeterli destek sağlanmadığı takdirde çiftçilerin üretimi sürdüremeyeceğini söyleyen Gamzeli, şöyle devam etti: “Çünkü yapısal sorunlarımız var. Arazilerimiz çok parçalı, işletmelerimiz verimli üretim yapacak büyüklükte değil. Çok sayıda küçük parsele sulama altyapısı kurmak maliyeti inanılmaz şekilde artırıyor. Küçük parsellerde etkin şekilde tarım makine ve ekipmanı kullanılamaz. Parselleri birleştirip işletme büyüklüklerini artırmamız lazım.

    Arazi toplulaştırması bu açıdan çok önemli. Arazilerinin parçalanmasını önleyecek miras hukukunu değiştiren Arazi Kullanımı ve Toprak Koruma Kanunu hayati bir kanun.”

    Gamzeli, sulama altyapısıyla ilgili sorunlara değinirken de “Hala sulama altyapısını tamamlayamadık. Teknik ve ekonomik olarak sulanabilir alanlarımızın dörtte birini sulayamıyoruz.

    Sulama altyapısı tamamlanmış olan alanları ise yüzde 60’a varan oranda su tasarrufu sağlayan basınçlı sulama sistemlerine geçirmemiz, eskimiş altyapıyı değiştirmemiz gerekiyor” diye konuştu.

  • SİNİR BOZUCU PROJE!

    SİNİR BOZUCU PROJE!

    Tarihe baktığımızda karşımıza şöyle bir tablo çıkar! Eğitim sistemi ile hemen her yıl birden fazla uğraşılmış, yeni düzenlemelerin hiçbirisi faydalı olmamıştır.

    Anlaşılan O ki, şuan ki değişikliklerinde pek bir faydası olmayacağı için çeşitli kuruluşlardan sesler yükselmeye başladı.

    Geçenlerde Eğitim Bir Sen Genel Başkanı Ali Yalçın Yozgat’ta geldi… Yeni eğitim sistemini doğru bulmadıklarını, sakıncalı taraflarını açık açık anlattı.

    Eğitim Bir Sendikası, başından beri hükümetin tam destekçisi bir sendikadır. Yaptığı bütün icraatlara destek vermekle birlikte birçok çalışmanın da içinde yer alır.

    Fakat bir süreden beri bazı konularda ayrışmalar yaşanıyor. En son ayrışma ise Cumhurbaşkanı talimatı ile yapılan Eğitimdeki yeni düzenlemeler oldu.

    TEOG ve Öğretmenler için uygulanması kararlaştırılan performans değerlendirmesiyle ilgili yöntemin tam bir zihni sinir projesi olduğunu anlattı.

    Eğitim Bir Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın açıklaması şöyle:  Öğretmeni kum torbasına çevirip öğretmeni şamar oğlanına döndürüp öğrencinin öğretmene parmak sallamasını velinin öğretmene parmak sallamasını öğretmenin yan yana durduğu arkadaşıyla karşı karşıya gelmesini ya da okul idaresinin performans notu üzerinden öğretmene baskı yapmasını bu anlamda çok doğru bulmuyoruz. Onun için buna kesinlikle karşıyız.
    Eğitim Bir Sen olarak bu konudaki kararlarını daha önce kamuoyuna paylaştık. Pilot uygulamaya ilişkin bütün kamu görevlilerine, bütün öğretmenlere meslektaşıma notum yüzdür diyerek herkesin birbirine yüz vermesini ve böyle bir uygulamanın hakim kalmasını istedik. Ve bu konuda bakanlık bu uygulamayı derhal geri çekmeli.
    Bu tip zihni sinir projeleriyle öğretmenleri germekten de uzak durmalıdır. Öğretmene değer veren, öğretmeni merkez alan gayretlendiren ve yüreklendiren ödül eksenli çalışmaların tamamını konuşmaya tartışmaya varız. Ama öğretmenlik mesleğini hırpalayacak ayaklar altına alacak bir yaklaşıma kesinlikle taraf olmayız.
    Eğitim Bir Sen olarak biz, aksayan yönlerini 2016 Eylül ayında eğitime bakış raporuyla 16 yıllık eğitimin izlenmesi ve değerlendirmesini konu alan biri akademik bakış açısıyla kamuoyuyla paylaştık TEOG konusunda orada ifade ettiğimiz konu çok net. Biz diyoruz ki TEOG’ta, TEOG’un okul içi etkinlik boyutuyla doğru bir yöntem olduğunu, öğrenciye stres yaşatmayan sınavları zamana yayarak normal sınavları yerine koyarak bu anlamda herkesin kabul ettiği bir seviyeyi az çok yakaladığını ifade etmiştik. Ama yerleştirme kısmına ilişkin neşter vurulmazsa bir restorasyon yapılmazsa bunun ileri de TEOG’un kendisini götürebileceğini çok net olarak belirtmiştik. Öyleyse bu konu da adım atılması gerekirdi. O adım atılmadığı için bir müdahale geldi ve bunun mağdur ürettiği konusunda Cumhurbaşkanımızın devreye girmesiyle TEOG yeniden tartışılmaya başlandı.
    MEB, alternatifler geliştirdiklerini kamuoyu ile paylaştı. Ama bütün tartışmaları dikkate alarak en uygununu kamuoyu ile paylaşmalarını ve eleştirileri de dikkate aldıktan sonra son şeklini vermelerinin doğru olacağını düşünüyorum. Ama bunda da gecikmemeleri gerekiyor. Biran önce bu işin noktalanması gerekiyor. Çünkü 8. sınıflarda süreç işliyor. TEOG’tan sonra çocuklarda bir ara boşluk oluştu. Bu da çok net olarak eğitimciler olarak gözlemlediğimiz bir sorun dedi.

  • YOL ÇALIŞMALARI UZAKDIKÇA UZADI

    YOL ÇALIŞMALARI UZAKDIKÇA UZADI

    Bu kadar uzun yol çalışmasının yapıldığını hiçbir yerde görmedim. Fakat Yozgat il sınırları içerisindeki bölünmüş yol çalışmaları biter mi ya da ne zaman bitecek?

    Bu sorunun maalesef doğru şekilde verilmiş bir cevabına henüz rastlamadım. Özellikle son yıllarda Yozgat il sınırları içerisindeki yol ağlarının kalitesinin düşük olmasından kaynaklanan kazalarda hayatını kaybeden vatandaş sayısı her geçen gün artıyor.

    Bu konuda gazetelere yansıyan en son haberde bölgede yaşayan insanların artık bu olaya karşı tepkileri yol kesmeye kadar vardı.

    Birkaç gün evvel Ankara Karayolu Sekili Köyü mevkiinde yol yapımı nedeniyle bölünmüş yolda son 3 günde meydana gelen trafik kazalarında 23 yaşındaki Ahmet Aydın adındaki bir kişinin ölümü, 2 kişinin de yaralanması sonucu köy halkı E-88 Karayolunu trafiğe kapattı.

    Konu ile ilgili yapılan haber şöyle idi; Yozgat- Ankara E-88 Karayolu, Yerköy İlçesi Sekili Köyü girişinde devam eden yol çalışması nedeniyle trafik akışı bir süredir tek şeritten sağlanıyor. Sekili Köyü’nde yaşayan vatandaşların yolun yeni akışına alışamaması nedeniyle sağdan gelen araçlara dikkat etmeden yolun karşısına ani olarak geçmeye çalışmaları sırasında ve sürücülerinde hız sınırına uymaması sonucu 3 günde bölgede meydana gelen kazalarda Ahmet Aydın hayatını kaybetti 32 yaşındaki Kadir Keskin ağır yaralanırken, adı öğrenilemeyen bir kişide yaralandı.
    Dün akşam saat 21.30’da yine aynı yolun karşısına geçmek isteyen Kadir Keskin’in bir aracın çarpması sonucu ağır yaralanması sonucu köylüler E-88 Karayolunun Sekili Köyü girişini çöp konteynırları ve taşları koyarak ulaşıma kapattı. Yaklaşık 2 saat ulaşıma kapanan karayolu, trafik ekiplerinin yoğun çabası ve köylülerle diyalogları sonrası tekrar ulaşıma açıldı.
    Sekili Köyü Muhtarı Sabit Avcı, yol çalışmasının devam ettiğini ve insanların yolun bu haline alışamadıklarını söyledi. Avcı, ‘Yol çalışmasının devam ettiği bölgede aşırı sürat yapan otomobiller nedeniyle kazalar oluyor. Son 3 günde 3 ayrı kaza oldu. Biran evvel bu çalışmanın tamamlanması gerekiyor dedi.

    Yetkililerin gerçekten bu konuda artık bir şeyler yapması gerekiyor. Çünkü hızla yaklaşma olan bir Kış mevsimi var.

    Kışın trafik kazaları yaz mevsimindeki gibi olmaz, yollar daha tehlikeli olacağı için bir de işin içine dikkatsizlik ve tedbirsizlik girdiğinde faturanın bedeli daha ağır olacaktır.

    Bu bakımdan Yozgat İl sınırları içindeki yol yapım çalışmalarının biran evvel tamamlanması gerekmektedir.

    Son bir hatırlatma yapmak isterim ki, yol yapım çalışmaları ne kadar uzatılırsa uzatılsın kalite bakımından yine beklendiği gibi değildir.

  • BU KEZ YAN YANALAR

    BU KEZ YAN YANALAR

    Televizyon ekranlarından…

    Gazete sayfalarından…

    Kısaca günlük yaşama konu olan haberlerden sık sık karşımıza çıkan ve her çıktıklarında yeni bir tartışmanın fitilini ateşleyen iki kesimden bahsedeceğim bugünkü yazımda…

    Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri ve Yozgat’ta hizmet veren okul servis şoförlerinin yan yana gelmesini konuşacağız…

    Her ne kadar daha birkaç gün önce okul servis aracında unutulan küçük yavru ile ilgili düşüncelerimi daha sonra yazacağım.

    Bugün Yozgat İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri kentte hizmet veren okul servis şoförleri ile halı sahada yaptıkları dostluk maçından bahsedelim.

    2017-2018 eğitim öğretim yılı başlamadan taşımalı eğitim kapsamında öğrenci servisi hizmeti yapan servis şoförleriyle düzenlenen seminerde bir araya gelen ve şoförlerin trafikte uymaları gereken konuları anlatan Yozgat İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri, şimdi de halı sahada, dostluk maçında servis şoförleriyle bir araya geldiler.

    Maçın başından itibaren dostluk havasında geçen karşılaşmayı emniyet ekipleri 12-8 kazandı. Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekiplerinin sosyal etkinlikler kapsamında, bu tür faaliyetleri diğer esnaflarla da ilerleyen günlerde birlik, beraberlik ve kaynaşma amacıyla devam ettirecekleri öğrenildi.

    Bu konuyu önemli olduğunu düşündüğüm için yazmak istedim. Çünkü bu tür etkinlikler öncelikle tarafların birbirlerini daha yakından tanımalarına vesile olmuştur.

    Dolayısıyla birbirlerini daha yakından tanıyan taraflar daha az hata yaparlar ve en önemlisi hata yapmamak için gayret gösterirler.

    Bu bakımdan konuya dikkat çekecek olursak, bu tür etkinliklerin toplum karşısında faydaları saymakla tükenmez.

    Hatanın ve yanlışın olmadığı her yerde doğru ve güzellikler bulunmaktadır. Bu tür etkinliklerin örnek alınmasını arzu ederim.

    Yozgat İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekiplerinin örnek davranışının bütün kamu kurumlarında da örnek alınarak devam ettirilmesi özellikle hizmet sektöründeki çalışmaların kalitesini daha da yükseltecektir.

  • ISIRALA DEVAM ETTİRİYOR

    ISIRALA DEVAM ETTİRİYOR

    ISIRALA DEVAM ETTİRİYOR

    Vatandaşı dinlemek, vatandaşın sorunlarıyla ilgilenmek, dertleriyle dertlenmek kolay bir iş değildir.

    Bu konuda birçok demeler yapıldı…

    Valiler,

    Milletvekilleri,

    Belediye Başkanları…

    Birçokları vatandaşı bir süre dinledikten sonra önce “dinlemeye ara verdiler” sonra “yoruldular”, en sonunda da “pes” ettiler…

    Fakat Sorgun Belediye Başkanı Ahmet Şimşek’in geleneksel hale getirdiği “Halk Günü” buluşmaları aralıksız halen devam ediyor…

    Her Pazartesi günü düzenlenen Halk Günü buluşmalarında vatandaşlarla bir araya gelen Başkan Şimşek, “Halkla buluşmak bizleri çok mutlu ediyor. Görevimiz vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gidermek, dertlerine derman olmak, taleplerini karşılamak” dedi.
    Göreve geldiği günden itibaren başlayan ve aralıksız devam eden Halk Günü buluşmalarında koşulsuz ve randevusuz bir şekilde vatandaşları dinleyen Sorgun Belediye Başkanı Ahmet Şimşek, oldukça yoğun katılımın olduğu Halk Günü buluşmalarında da halkın istek, sorun, görüş ve önerilerini dinleyerek çözüm bulmayı amaçladıklarını belirtti.

    Dile kolay kimileri 3 ay, kimileri 3 yıl ancak sürdüren bu toplantıları Sorgun Belediye Başkanı Ahmet Şimşek tam tamına 3 dönemdir, yani 15 yıla yakındır devam ettiriyor.

    Bu konuda Başkan Şimşek yaptığı açıklamada, “Halkla buluşmak bizleri çok mutlu ediyor. Görevimiz vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gidermek, dertlerine derman olmak, taleplerini karşılamak. Bu noktada artık Sorgun’da oturan ve bilinen bir sistem var. Her Pazartesi günü tam gün buradayım. Vatandaşlarımız randevu almaksızın burada dertlerini ve taleplerini iletebilme imkânı buluyor. Ben de birinci ağızdan halkın sıkıntı ve beklentilerini duyup, imkânlarımız el verdiğince çözüm üretmeye çalışıyorum” dedi.
    Her Halk Gününü yoğun bir katılımla gerçekleştirdiklerini belirten Başkan Şimşek, “Her zaman olduğu gibi dertlere derman olmaya gayret gösteriyoruz. Bunun dışında başka günler gelen vatandaşlarımız da eğer yerimizdeysek, şehir dışında veya toplantı gibi iş başında değilsek bizimle görüşebiliyor. Tabi Halk Günü dışında ‘Başkan yerinde mi? Görüşebilecek miyim?’ gibi soru işaretleri oluyor. Ama Halk Gününde o soru işareti yok. Buradayım ve herkesle tek tek görüştüğünü” belirtti.

    Başkan Ahmet Şimşek, halkla daima iç içe olduklarını kaydederek şöyle devam etti: “Vatandaşlarımız değişik vesilelerle bize ulaşabiliyorlar. Halk Günü noktasında ise bir günümüzü tamamen vatandaşlarımıza ayırıyoruz. İyi ki başlamışız ve devam ediyoruz. Bir kişinin dahi rahat etmesine vesile olmak bizleri mutlu ediyor, bizim asıl işimiz vatandaşa hizmettir ve bunun için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.”

  • DENETİMLER DAHA SIKI YAPILACAK

    DENETİMLER DAHA SIKI YAPILACAK

     

     

    Yozgat Çevre ve Şehircilik İl Müdürü İbrahim Tamer, kış mevsiminde ortaya çıkan hava kirliliğinin önüne geçilmesi amacıyla etkin denetimler yapılacağını söyledi.

    Bu konuda birkaç yazı kaleme aldığımı öncelikle hatırlatmakta fayda görüyorum…

    Her ne kadar Hava Kirliliği Yozgat’ın derdi gibi görünse de bu sorun ülkemizin, hatta dünyanın sorunu haline gelmiştir.

    Daha öncede ifade ettiğim üzere Dünya Sağlık Örgütü bu konuda ciddi çalışmalar yapmaktadır.

    Uzmanlar tarafından Dünya’da her yıl 7 milyondan fazla insanın hava kirliliği nedeniyle hayatını kaybettiği açıklanırken, hava kirliliğinin Avrupa’da da her yıl yaklaşık 400 bin kişinin erken ölümüne yol açıyor.

    Bu konuda Dünya Sağlık Örgütü verilerinde yer alan bilgilere göre, Türkiye genelinde Çankırı hava kirliliği limitinin altında değerlere sahip olduğu görülüyor.

    Hava kirliliğine sebep olan etkenlere bakıldığında ise, en fazla ulaşım, tarım, enerji santralleri, endüstri ve evlerdeki günlük kullanımların sebep olmaktadır.

    Dünya Sağlık Örgütü’nün çapı 2,5 mikron ve altında olan partikül madde hesabına dayanarak yaptığı çalışmaya göre dünyanın en kirli şehirleri Hindistan ve Çin’de yer alırken Avrupa’da hava kirliliği dendiğinde ise Türkiye’deki şehirlerin ön plana çıkması tehlikenin giderek arttığını göstermektedir.

    Avrupa’da hava kirliliğinin en çok yaşandığı ilk 10 şehirden sekizinin Türkiye’de yer almaktadır.

    Bu çerçevede Yozgat Çevre ve Şehircilik İl Müdürü İbrahim Tamer, kış mevsiminde ortaya çıkan hava kirliliğinin önüne geçmek için etkin denetimler yapılacağını hatırlattı.

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ısınmadan kaynaklanan hava kirliliğinin kontrolü için yaptırımlar uygulayacak. Sıkı denetim planlayan Bakanlık İl Müdürlüklerini uyararak, hava kirliliğine karşı kontrollerini artırmalarını istedi.
    Yozgat Çevre ve Şehircilik İl Müdürü İbrahim Tamer, ısınmadan kaynaklanan hava kirliliğinin kontrolüne yönelik düzenlemeleri hatırlatarak, “konut, toplu konut, kooperatif, site, okul, üniversite, hastane, resmi daireler, işyerleri, sosyal dinlenme tesisleri, sanayi ve benzeri yerlerde ısınma amaçlı kullanılan yakma tesislerinden kaynaklanan is, duman, toz, gaz, buhar ve aerosol halinde dış havaya atılan kirleticilerin hava kalitesi üzerindeki olumsuz etkileri azaltılacak ve etkin şekilde denetlenecek ”dedi.
    Bu amaç doğrultusunda, özellikle ısınmada kullanılan katı yakıtların özellikleri ile yakıtların üretimi, torbalanması, dağıtımı, satışı ve bu yakıtların kullanıldığı yakma tesisleri ile ilgili esaslar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından belirleniyor.
    İl Müdürü Tamer, “Kritik meteorolojik şartların oluştuğu veya hava kirliliğinin artış gösterdiği bölgelerde, il mahalli çevre kurullarınca insan ve çevresi üzerinde meydana gelecek zararlara karşı; ısınma amaçlı katı, sıvı ve gaz yakıtlı yakma tesislerinin çalışma saatlerini düzenleyebilir, daha kaliteli katı ve sıvı yakıtların kullanılması yönünde yeni düzenlemeler yapabiliyor” dedi.

  • DAVET ÜSTÜNE DAVET!

    DAVET ÜSTÜNE DAVET!

     

    Adet olduğu üzere ortada bir sorun yoksa yapılan davete her zaman icabet etmek farzdır. Örf, adet, gelenek ve göreneklerimiz bunu tavsiye eder…

    Fakat günümüz şartlarında davetler ya yerini bulmuyor ya da karşılık görmüyor ama istesek de, istemesek de hepimizin bir şekilde kapısını çalmak durumunda kaldığımız bir Kurum var ki; davet bu kurumdan yapılmaktadır…

    Medyayı takip edenler anlatmak istediğimi tahmin etmişlerdir ama yine de anlatmak bize gereğini yapmak ya da yapmamak size kalmış…

    Elektrik dağıtım kurumundan bahsediyorum kısa adı ÇEDAŞ, elektrik dağıtım hizmeti verdiği Yozgat, Sivas ve Tokat’taki abonelerine ‘Bilginizi güncelleyin, sahip olduğunuz hak ve fırsatları kaçırmayın’ çağrısında bulundu.

    Yapılan çağrıyı bir de buradan sizlerle paylaşayım istedim: ÇEDAŞ, elektrik dağıtım hizmeti verdiği Sivas, Tokat ve Yozgat’taki abonelerine ‘Bilginizi güncelleyin, sahip olduğunuz hak ve fırsatları kaçırmayın’ çağrısında bulundu
    ÇEDAŞ, elektrik dağıtım hizmeti verdiği Sivas, Tokat ve Yozgat’taki abonelerine ‘Bilginizi güncelleyin, sahip olduğunuz hak ve fırsatları kaçırmayın’ çağrısında bulundu.
    Çamlıbel Elektrik Dağıtım AŞ (ÇEDAŞ), elektrik aboneliği kendi üzerinde bulunmayan ya da bilgileri eksik ve eski olan tüketicilerine, sahip oldukları hak ve fırsatlardan yararlanabilmeleri için ‘bilgi güncelleme kampanyası’ başlattı. Sivas, Tokat ve Yozgat’ta 930 bin aboneye elektrik dağıtım hizmeti veren ÇEDAŞ, bilgi güncelleme için tüm kanalları ile tüketicilerin hizmetinde olduğunu duyurdu. Elektrik aboneliğini kendi üzerine almak ve bilgilerini güncellemek için tüketicilerin, ÇEDAŞ’ın Genel Müdürlük binasında bulunan Enerji Masası’na, ALO 186 ve 0 552 186 0 186 numaralı WhatsApp Destek Hattı’na başvurabilecekleri belirtildi.

    Konuyla ilgili olarak açıklama yapan ÇEDAŞ Genel Müdürü Ahmet Sait Akboğa, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) çıkardığı yönetmeliklerle elektrik abonelerine bir takım hak ve fırsatların sağlandığına işaret ederek, “Ancak burada en önemli şart, aboneliğin kullanıcının kendi üzerinde olması. Yine şirketimiz tarafından sunulan fırsatlar, arıza, planlı ve plansız kesintilerden haberdar olması için de abonemiz bilgilerini güncellemeli. Müşteri memnuniyeti odaklı çalışan bir şirket olarak, abonelerimizin mağduriyet yaşamaması, kendisine sunulan fırsatlardan haberdar olması için bölgemizde bir kampanya başlattık. Gelin bilginizi güncelleyin, güncel bilgilerden haberiniz olsun diyoruz” dedi.

    Tavsiyem odur ki; Böyle bir daveti aslında geri çevirmemek gerekir çünkü zaman zaman bazı şikayetler kulağımıza kadar geliyor, bu şikayetlerin asıl muhatabı şimdi bir davet yapmış, gidip her şeyi açık açık konuşmak vakti değil midir?

     

  • ÇEVRE TEMİZLİĞİ  ÜZERİNE…

    ÇEVRE TEMİZLİĞİ ÜZERİNE…

    Yozgat daha önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da kış mevsimi yaklaşamaya başlarken, çevre temizliği yine problem olacak gibi görünüyor…
    Henüz kar yağmamış, yollar kapanmamış, ortalık ne yaş, ne çamur olmamışken, Belediye Temizlik İşleri Müdürü Ömer Duyar, ilde bazı mahallelerde soba küllerinin söndürülmeden çöp konteynırlarına döküldüğünü belirterek, konteynırın içerisinde diğer atıklar olduğu için yanarak konteynıra zarar verdiğini söyledi.
    Vatandaş olarak bu konuda artık daha duyarlı davranmak gerekmez mi? Her yıl aynı sorunu yaşamak zorunda mıyız?
    Merak ediyorum toplum olarak çevremize bu kadar vurdumduymaz davranmaktan ne zaman vazgeçeceğiz… Hatırlatmak isterim yapılan yanlışların veya kirletilen çevremizin temizlenmesi için bir bedel ödenmektedir. Hiç düşündünüz mü? Bu bedelin faturasını kim ya da kimler ödüyor?
    Belediye Temizlik İşleri Müdürü Ömer Duyar, yaptığı açıklamada Yozgat’ın 26 mahallesinde zaman zaman soba atıklarının çöp konteynırının içine değil dışına döküldüğünü, sıkça rastlanan çöp konteynır dibine dökülen soba küllerinin hem hava hem de çevre kirliliğine de neden olduğunu ifade etti.
    Konteynırın en düşük maliyetinin 500 lira olduğunu vurgulayan Duyar, “Özellikle kenar mahallelerimizde oturan vatandaşlarımız evlerinde soba kullanıyor. Yozgat’ımızın iklim bakımından kışın soğuk ve sert geçiyor. Havaların soğumasıyla birlikte evlerimizde mecburen doğalgaz ya da soba kullanımı da başladı. Vatandaşımız soba külünü söndürmeden konteynıra atmamasını öneriyoruz.
    Çünkü sönmeden çöp konteynırına atılan küller içerideki plastik ya da diğer maddelerinde yanmasına neden oluyor ve konteynıra zarar veriyor ve kullanım süresi daha çabuk bitiyor. Bu da milli servete zarar vermek oluyor ve yine bizlerin cebinden çıkıyor,duyarlı davranmamız gerekir.”dedi.
    Konteynırın dışına dökülen soba küllerini ayrı yerde toplandığını kaydeden Duyar, “ Soba külleriyle diğer atıkları farklı yerlerde topluyoruz. Genelde ev hanımlarımız soba atıklarını dökmekle meşgul, biz yaptığımız tespitlerimizde hep bayanlara rastlıyoruz. Temizlik özellikle kışın daha meşakkatli oluyor.
    İşçilerimiz karla mücadelenin yanında birde söndürülmeyen soba külleriyle uğraşması zaman kaybına yol açtığını söyledi.
    Geçtiğimiz günlerde hava kirliliği konusunda bir yazı okumuştum… Bu yazıda uzmanlar tarafından Dünya’da her yıl 7 milyondan fazla insanın hava kirliliği nedeniyle hayatını kaybettiği açıklanırken, hava kirliliğinin Avrupa’da da her yıl yaklaşık 400 bin kişinin erken ölümüne yol açıyor.
    Avrupa’da hava kirliliğinin en çok yaşandığı ilk 10 şehirden sekizi Türkiye’de yer almaktadır.
    Konuyu toparlayacak olursak, hava kirliliği dünyanın sorunu haline gelirken, teknolojinin yaygınlaşmasıyla büyük şehirlerin en büyük sorunu görüldüğü gibi hava kirliliğidir.

  • SENDİKALI  EĞİTİMCİLER NE DEMEK İSTEDİ

    SENDİKALI EĞİTİMCİLER NE DEMEK İSTEDİ

    Dün gazeteler de bir haber vardı… Konu TEOG, bu konuda Eğitim Bir Sen ve Memur Sen Yozgat Şube Başkanı Kenan Şerefli, Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG), Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı (YGS) ve Lisans Yerleştirme Sınavı’nın (LYS) yerine getirilecek sınav sistemlerinin istişareyle belirlenmesi gerektiğini belirterek, sistemli, planlı ve istişareye dayanmayan hiçbir projenin başarılı olmadığını söyledi.
    Cumhurbaşkanı TEOG sınavını doğru bulmuyorum dedi. Hatta Üniversitelere giriş sisteminin yanlış olduğuna işaret etmişti…
    Bu mesajı alan Başbakan ve Bakanlar oturup, düşünmeye başladı, konuyu tartıştı, yeni bir çalışma yapılması için harekete geçti…
    TEOG kalktı, sistemde değişiklikler oldu. Öğrencinin ve Velilerin kafası karıştı ama emir büyük yerden olunca vatandaşa boyun eğmek kaldı.
    Şimdi yeni bir tartışma konusu ile karşı karşıyayız. Kafaları karıştıran açıklamayı Eğitim Bir Sen Yozgat Şube Başkanı Kenan Şerefli, beraberinde yönetim kurulu üyeleri ile birlikte Sendika Binasında düzenlediği basın toplantısında yeni sistemi değerlendirerek yaptı.Sistemin eksikliklerinin ne olduğunu paylaşmadan, yerine getirilecek olanı kararlaştırıp olgunlaştırmadan, tüm bunları yaparken de paydaşlarla tartışıp istişare etmeden kurulan sınav sistemlerinin birçok sıkıntıyı da beraber getirdiğini vurgulayan Şerefli, “YKS tatminden TEOG tahminden uzak görünüyor. Eğitim, ülkelerin geleceklerinin şekillenmesinde önemli bir fonksiyona sahiptir” dedi.
    Şerefli daha sonra şunları dedi: “Bilimde, teknolojide, sanatta, edebiyatta gelişen, öncü olan ülkeler incelendiğinde, nitelikli bir eğitim sistemine sahip oldukları görülecektir. İyi bir eğitim, gelişmenin, gelişmiş ülke olmanın, medeniyet kurmanın anahtarıdır. Bunun farkında olan ülkelerin önceliği eğitim olmakta, başarılı insanların yetiştirilmesi için en büyük değer her zaman bu alana verilmektedir.Sistemsiz, plansız ve istişareye dayanmayan hiçbir proje, başarılı olmamıştır, olmaz da. Ülke olarak, yıllardır sancısını, sıkıntısını, stresini yaşadığımız nokta burasıdır.
    Yerel değerlere dayanan evrensel bir eğitim sistemini kuramayışımızın temel sebebi bundan kaynaklanmaktadır. Öğrencileri sürekli başka yönlere kanalize eden, velileri tedirgin eden ve sık sık değiştirilmek zorunda kalınan sınav sistemleri de böyle bir anlayışın ürünüdür. Geçmişte LGS, OKS, SBS, ÖSS, ÖYS, LYS gibi, nice harfleri değişen ama kaderleri değişmeyen sistemler aynı mantığın kısır tezahürüdür.

  • FABRİKALAR KURULACAK

    FABRİKALAR KURULACAK

     

    Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, özel sektör tarafından iki yıl içerisinde Yozgat’a 10’a yakın fabrikanın kurulacağını söyledi.
    İl İstihdam Kurulu Toplantısında konuşan Yurtnaç, özel sektör tarafından iki yıl içerisinde Yozgat’a 10’a yakın fabrikanın kurulacağını belirterek, fabrikaların yurt içinde ve yurt dışında faaliyet gösteren iş adamlarınca yapılacağını belirtti.

    Yozgat’a yatırım yapacak iş adamlarına bürokratik kolaylık sağlayacaklarını dile getiren Yurtnaç, “Devletin ve hükümetin işadamlarına vereceği teşvik ve fırsatları biz kendilerine anlattık. Tüm bunlar ülkedeki ve bu şehirdeki işsizliği önlemek için yönelik gayretlerdir” dedi.

    Konuşmanın son bölümünde önemli bir hatırlatma yapan Vali Kemal Yurtnaç, İlde 13 bin kayıtlı işsiz olduğunu söyledi.

    Vali Yurtnaç’ın da söylediği gibi, bu işsizlerin bir bölümü İŞKUR’un Toplum Yararına Program kapsamında kurumlarda istihdam edilmektedir.

    Fakat yeterli sayıda istihdam alanı olmadığı için işsizlerin büyük bir kısmı yaşamak durumunda olduğu kaderi ile baş başadır.

    İşsizlik meselesi aslında sadece Yozgat’ın sorunu değil, bu konu Türkiye genelinde sorun olmaya devam etmektedir.

    İşsizlikle ilgili rakamlara bakıldığında tek ve çift hane arasında dar bir makas gibi durmuş gibi görünse de aslında sıkıntı daha büyüktür.

    Yaşanan istihdam alanlarındaki sorunlardan kaynaklı olarak her geçen gün biraz daha artan işsizlik konusu Yozgat gibi İl’lerin verdiği göç nedeniyle daha büyük sorunların ortaya çıkmasına sebep teşkil etmektedir.

    Bu konuda Devlet Doğu ve Güney Doğu İl’lerindeki terör olaylarının önünü kesmek amacıyla cazibe merkezi İl’ler oluşturdu.

    Bu İl’lerde fabrikalar kurarak, bölge insanına imkân sağladı. Fabrikalardaki ürünleri de kendisi almak kaydıyla Pazar sorunu yaşanmayacağını garanti altına aldı.

    Mantıklı bir çalışma gibi görünse de, yıllardır ihmal edilmiş bir bölgede bir anda sorunların ortadan kalkacağını beklemek elbette mümkün değil.

    Peki, aynı devlet teröre karşı yapmış olduğu bu çalışmanın bir benzerini terör kadar tehlikeli olan, Yozgat gibi İl’lerin yok olmasına sebep olan GÖÇ’e karşı neden yapmıyor bir türlü anlamış değilim.

    Yozgat’ı temsil eden Milletvekillerinin, memleketin sivil toplum örgütlerinin, şehrin ileri gelenlerinin bu konuda daha duyarlı olması gerekiyor, siyasetçi, sivil toplum sorumlu davranmalı diye düşünüyorum, siz ne dersiniz?

     

  • GÜZEL OLAN HERŞEY  ÇOCUKLAR İÇİN

    GÜZEL OLAN HERŞEY ÇOCUKLAR İÇİN

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı son dönemler de yaptığı çalışmalar ve hazırladığı projelerle toplumun dikkatini çekmeye devam ediyor.
    Geleceğimizin teminatı çocuklar ve gençlerimiz için bütün imkanların sefer edildiğini bir kez daha buradan hatırlatmakta fayda görüyorum.
    Çünkü toplumun desteği, hükümetin katkısı neticesinde bütçenin önemli bir kısmı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının çalışmalarına tahsis edilmektedir.
    Sağlanan imkanlarla Yozgat’ta da Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü bünyesindeki kurumların suç mağduru, suça sürüklenen ve sokakta yaşayan çocuklara, akıl ve bilimin rehberliğinde uluslararası standartlarda ve ülkemizin gerçeklerine uygun hizmet sunuluyor.
    Bu konuda yapılan çalışmaları anlatan İl Müdürü Abdullah Neşeli; “Temel gereksinimlerini karşılamak, fiziksel, duygusal, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını belirleyerek gerekli müdahaleleri gerçekleştirmek, aile ve yakın çevrelerine dönmelerini veya diğer sosyal hizmet modellerine hazır hale gelmelerini sağlamak üzere hizmet vermeyi önemsemekteyiz” dedi.
    Yozgat’ta koruma veya bakım altındaki 148 çocuğun rehabilitasyonun nihai amaç olduğunu ifade eden Neşeli; “Kurumda kaldığı süre içerisinde çocuğun yaşamını normal bir şekilde sürdürebilecek şekilde rehabilite olması ve toplumla bütünleşmesi temel amaçlarımızdandır” dedi.
    Bu amaçların kurumda çalışan sosyal çalışma görevlisinden, bakım personeline şoföründen temizlik alım personellerinin görevlerini önemsemesi ve bilerek davranması, eğitici yaklaşması ile mümkün olacağının altını çizen Neşeli, şunları kaydetti:
    “Biz İl Müdürlüğü olarak çocuklarla birlikte bulunana personellerin eğitiminin gerekli olduğunu Bakanlığımızla istişare ettik ve eğitim düzenlenmesini istedik. Bakanlığımızda İlimizde ilk defa 16 -19 Ekim tarihleri arası İzmir, Hatay ve Urfa dan 4 eğitici ile personelin bilgi ve beceri düzeylerini artıran ANKA Çocuk Destek Programı eğitimlerini düzenledi.
    Bu eğitim programı ile kuruluşlarımızdaki çocukların bireysel farklılıkları ve ihtiyaçları dikkate alınarak hazırlanan ve çocuklarda olumlu tutum ve davranış değişikliği oluşturmayı, olumsuz yaşam deneyimlerinden kaynaklanan örselenme ve davranış bozukluklarını azaltmayı, aile ve sosyal çevreleriyle uyum sağlamalarını amaçlayan psiko-sosyal destek ve müdahale programı dört gündür personelimize anlatıldı. İnşallah bugün bu sertifika programı ile eğitim son bulacak.
    Yozgat’ımızın bilmesini isterim ki çocuk kuruluşlarında çalışan personele yönelik bu eğitimle çocuklar hakkında erken, doğru ve güvenilir risk ve ihtiyaç değerlendirmesi yapılması sağlanacak. Dolayısıyla personelin çocuklara doğru yaklaşması sağlanarak yarın komşumuz veya çalışma arkadaşlarımız olan bu çocukların bulundukları ortama güven ve mutluluk katması örnek kişiler olarak gösterilmesine olanak sağlanacaktır. Sayın Valimiz Kemal Yurtnaç’ın çocuklarımızın hayata çok daha sıkı tutunmaları, bundan sonraki hayatlarını kendi başlarına organize edebilme becerisini kazanmaları, ahlaklı ve başarılı bireyler olarak topluma kazandırılmaları yönündeki emir ve talimatları hassasiyetle yerine getirilecektir.”

  • JEOTERMAL KAYNAKLAR ÜZERİNE…

    JEOTERMAL KAYNAKLAR ÜZERİNE…

     

    Sorgun Belediye Başkanı Ahmet Şimşek’in ev sahibi olarak üstlendiği “Jeotermal Kaynaklı Belediyeler Birliğinin Ekim ayı olağan meclis toplantısı” geçen hafta yapıldı…

    Birliğin 20. kuruluş yıl dönümü olmasının da toplantıya ayrı bir önem kattığı konuşmacılar tarafından özellikle belirtildi.

    Yoğun bir katılımın olduğunu özellikle söylemeliyim. Sorgun Belediyesi, katılımcılardan birçokları Büyük Şehir Belediye Başkanı olmak üzere 113 Belediye Başkanını misafir etti. “Akdağmadeni ve Yerköy İlçe başkanlıkları da bu toplantı da Jeotermal Kaynaklı Belediyeler Birliği üyesi” oldu.

    İlçe Merkezli yapılan toplantının teknik gezi kırımlarında Yozgat Merkez ve Sarıkaya ilçeleri de yer aldı. Ev sahibi Belediye Başkanı olarak bir konuşma yapan Ahmet Şimşek, Jeotermal Kaynaklı Belediyeler Birliği olarak her yıl 4 meclis toplantısı yapıldığını ve 2017’nin 3’üncü toplantısının Sorgun’da yapılmasına karar verildiğini söyledi.
    Birliğin 20. kuruluş yıl dönümü olmasının da toplantıya ayrı bir önem kattığını vurgulayan Şimşek, “Bugün ilçemizde birliğimize üye 113 belediye başkanını konuk ediyoruz. Bu yıl birliğimize yeni üye olacak Akdağmadeni Belediyesi ile Yerköy Belediyesinin de burada üyeliğe kabul işlemleri yapılacak” dedi.
    Başkan Şimşek konuşmasında Sorgun’da bulunan jeotermal kaynak ve tesisler ile yer altı kaynakları hakkında katılımcılara bilgi verdi.
    Vali Kemal Yurtnaç da Belediye başkanlarına Yozgat’ta yapılan çalışmalarla ilgili ayrıntılı açıklamalarda bulundu.

    Yozgat’ın tarım ve hayvancılığın ileride olduğu bir şehir olduğunu kaydederek, “Tarım ve hayvancılığı desteklememiz lazım. Bunun yanı sıra her sektöre ilave bir sektör de oluşması gerekiyor.

    Yozgat’a ilk geldiğimde baktım ki burada termal kaynaklar var ve bir hedef cümle koyduk. Termal kongre ve spor turizmi için yeni bir şehir oluşturalım dedik. Yozgat’ı bu konuda destekleyelim ve tecrübe paylaşımı konusunda da sizin bu yaptığınız toplantı bizim için çok değerli. Zira Yozgat’ta 7 tane termal kaynağımız var. Biz burada 7 kaynağı artırarak 5-6 tane otel yapıp burayı kongre turizmi şehri haline getirmek istiyoruz.
    Hatta biraz mübalağa ediyoruz, Türkiye’nin Davos’u yapacağız burayı diyoruz. Termalimiz var, ormanımız var, oksijenimiz var. Biz bu fırsatları hem ilimizin hem de halkımızın yararına kullanmak istiyoruz.
    Yozgat nüfus itibari ile Türkiye’de 46. büyük il, yüzölçümü itibari ile 14. büyük ili. Yani doğu, batı, kuzey, güney istikametlerinde 8 tane şehirle komşuyuz. Burayı hareketli bir hale getiriyor bu. En önemlisi de son yıllarda hükümetimizin verdiği desteklerle orta vadenin parlayan yıldızı bir şehir olacak Yozgat. Hızlı trenle 50 dakikaya Ankara’ya gideceğiz. Yozgat’ın fırsatlarını çevreye sunacağız ve Yozgat’ı daha hareketli bir hale getireceğiz. Diğer taraftan 475 yataklı şehir hastanesi ki bunu sağlık turizmine açacağız. Yurt dışında ki sağlık sigorta şirketleri ile irtibata geçip buranın yeni fırsatlara kapı araladığını hep birlikte göreceğiz. Termaldir, tarımdır derken Yozgat orta vadenin hareketli bir şehri haline gelecek dedi.

     

     

     

     

  • Çıkarlarınıza  Partiyi Alet  Etmeyeceksiniz

    Çıkarlarınıza Partiyi Alet Etmeyeceksiniz

    Bir kurum düşünün ve o kurumun başındaki kişi bugüne kadar hep birilerini kafalayarak vurdum duymaz tavırla bağlı olduğu üst makamları takmayacak kadar cesarete ve güvene nasıl sahip olabiliyor. Bağlı olduğu müdürlüğün bilgisi olmadan kafasına göre (babasının çiftliği) etkinlikler programlar düzenleyerek hep kendini ön planda tutmaya çalışması işin özünde gerçek emekçilerin başarılarını hep gölgelemektedir.
    Kusura bakmayın ama böyle idarecinin ne çalıştığı kuruma ne hizmet ettiği kitleye ne de şehre bir katkısı asla olmaz. Geçmişten süre gelen şeyleri sanki yeni bir şey gibi göstererek öne sürmek malesef şişirilmiş bir balondan farklı değildir ve o kişi kendini yüksekte zannettiği anda büyük bir gürültü ile patlar ve yapılanların hepsinin boş olduğu da bu sayede ortaya çıkar.
    Herkes görevini en iyi şekilde hakkaniyet içerisinde yapmalıdır. Benim birileriyle aram çok iyi parti yönetiminde de yakınım var gibi bir düşünceyle hareket edenler kusura bakmayın yanlışın yanında menfaatiniz icabı duruyor gibi gözüktüğünüz hatta oy bile vermediğiniz parti durmaz ve kimse sahip çıkmaz. Kimse de yanlışı affetmez.Yapılan şişirilen, öne sürülen göstermelik şeyler maalesef zamanla kaybolup silinip gider.
    Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç’ı ilimizde göreve başladığı günlerde kendisini gazete ekibimizle ziyarete gitmiştik. Vali Beyle samimi bir şekilde geçen sohbetimizde bu gibi konuları kendisine hatırlattığımız da asla kimsenin gözünün yaşına bakmayız demişti. Herkes işini yapacak ve işini yapamayan kusura bakmasın o makamda oturamaz, bir yerlere (siyasileri kastetmişti) sırtını dayayarak iş yapmayan ya da yapıyor gibi davranan her kim olursa olsun gözünün yaşına bakmayız o makamı meşgul edemez. ( Tıpkı şu an Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yapmaya çalıştığı gibi…)Kim hak ediyorsa o makama oturur ve onla devam ederiz demişti. Ama buna rağmen bazılarının hala bir yerlere sırtını dayayarak hareket etmesi en büyük zararı önce kendisine, sonra çalıştığı kuruma ve bulunduğu şehre verir.
    O halde ilimizde bütün kurumların başındakiler hepsi bir siyasetçinin, bir sendikanın adamıyım diyerek hareket ederse kurumlarda işler nasıl yürüyecek. Kendi kişisel çıkarı için kullanacağı bir etkinliği dahi kurumunun bağlı olduğu üst makam izin vermedi diye saygısızca o makamları eleştirme hakkını nasıl kendinde bulabiliyor.
    Eğer bir makam birine layık görülmüşse bu kişinin öncelikli hedefi ona bu makamı layık görenlere hürmeten işini yapabildiğinin en iyisini yapmak sonra da bu makam sayesinde kazandığını helal ettirmeye çalışmak olmalıdır.

  • TİCARET ODASI ARTIK FARKINI ORTAYA KOYMALI

    TİCARET ODASI ARTIK FARKINI ORTAYA KOYMALI

    Ticaret Odası, deyim yerindeyse şimdiye kadar üyelerine karşı “Muhtarlık” görevi dışında hizmet vermedi…

    Muhtarlığın ne anlama geldiğini uzun uzun anlatmaya gerek görmüyorum. Bu tespiti yapmaktaki niyetim, kuruluş ile siyaset arasında ciddi bir kopukluk yaşandı. Belki herkes kendine göre haklı olabilirdi ama bu durumdan üyelerde zarar gördü. Sonuç itibariyle geçmişte her ne olduysa, en çokta iletişim de kopukluk yaşandı.

    Şimdi Ticaret ve Sanayi Odasında yönetim kademesinde bir değişim oldu. Bu bağlamda Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Metin Özışık’ın, başkanlık görevinden istifa ettiğini öğrendim.
    Bu konuda evvelsi gün Yozgat TSO’dan yapılan yazılı açıklamada, Özışık’ın dün yapılan yönetim kurulu toplantısında başkanlık görevinden ayrıldığı bildirildi.
    Açıklamanın devamında ise, bu görevi şimdi işadamı Taylan Alakoç devam ettirecek.

    Ayrıca TSO’dan yapılan açıklamada şu bilgiler yer aldı: TSO Başkanı Metin Özışık’ın 18 Ekim 2017 tarihinde yapılan Yönetim Kurulu toplantısında, 8 yıldır yürüttüğü Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden ayrıldığı ve ayrılma gerekçesi olarak, bundan sonraki süreçte Yozgat’a hizmet etmeye devam etmek amacıyla aktif siyasetin içerisinde yer alacağı, aynı anda iki görevi birden yürütmesinin etik olmayacağı dolayısıyla başkanlık görevinden ayrıldığı ifade edildi.
    Açıklamada şunlar kaydedildi: “ Yönetim Kurulu Üyelerimizin 5174 Sayılı TOBB Kanunu 18.ci ve 19.cu maddeleri gereğince yapmış olduğu seçim neticesinde, Başkanlık görevini Taylan Alakoç devralmıştır. Başkan vekili görevine Bekir Tufan ve Sayman Yönetim Kurulu üyeliğine Ekrem Hakan Alımlı geçmiştir.”
    Görevi devral TSO Başkanı Taylan Alakoç’ta Yozgat’a en iyi şekilde hizmet edeceğini belirterek, “Bundan sonra ilimize ve üyelerimize aynı şevk ve heyecan ile hizmet vermeye devam edeceğim. Bu vesile ile Metin Özışık’a bugüne kadar yapmış olduğu hizmetlerden dolayı teşekkür ediyorum.”dedi.

    Şunu özellikle ifade etmeliyim ki; aslında Yozgat’ta STK’lar çok güçlü, fakat bu gücü birlik ve beraberlik olmadığı için bir türlü İl’in lehine kullanılamadı.

    Şimdi Ticaret ve Sanayi Odasında bir değişim olduğuna göre, her zaman kan değişimleri kurumların, kuruluşların yararına olmuştur. Bu kan değişiminin de hem Ticaret ve Sanayi Odası adına hem de bundan böyle Yozgat adına daha faydalı hizmetlere vesile olacağını düşünüyorum.

    Ayrıca Taylan Alakoç, yaşının genç olmasının yanında Ticarette yaptığı işlerle de başarı grafiğini her zaman yükselterek dikkat çeken bir arkadaşım olması bu hususta herkesi gelecek adına umutlandırmıştır.

    Kendisine yeni görevinde başarılar diliyor, Yozgat için hayırlı hizmetlerini bekliyorum.

     

  • KAHVALTI EVİ HAYIRLI OLSUN

    KAHVALTI EVİ HAYIRLI OLSUN

    Yozgat Çamlık Milli Pakı’na yapılan kahvaltı evi hizmete açıldığını dün öğrendim…
    İşletmesi Yozgat Belediyesince yapılan kahvaltı evinde Başkan Kazım Bey gazetecilere sabah kahvaltısı ikram etti.

    Kahvaltı Evi ile ilgili bilgiler veren Belediye Başkanı Kazım Arslan, Çamlık Milli Parkı’nın Yozgat için çok önemli bir mekan olduğunu, çamlıksız bir Yozgat’ı düşünmenin mümkün olmadığını söyledi.
    Milli parkın uzun süredir tesis yönünden fakir bir yer olduğunu ifade eden Arslan, “İnsanların burada oturup vakit geçirebileceği mekânlar yoktu. Bugün bu kahvaltı evi ile bu mekân eksikliğini de tamamlamış olacağız. İnsanlarımız hem Yozgat’a özgü yiyecekleri burada tatmış, hem de çok ekonomik bir şekilde hizmetten istifade etmiş olacaklar” dedi.

    Açıklamanın sonunda ise, kahvaltı evinin önemli bir özelliği olduğundan bahsederek, şu bilgileri verdi: “Burada tamamen kadın çalışanlarımızın yaptığı ev yapımı ürünler sunulacak. Dışarıdan hiçbir ürün satmayacağız. Yozgat insanı ve dışarıdan gelen misafirlere şehrimize özgü yöresel tadlarımızı sunacağız.”

    Söz konusu Çamlık olunca hepimizin az ya da çok dağarcığında söyleyecek bir şeyleri vardır. Şimdi Kazım Başkanın dediği gibi gerçekten de Çamlıksız bir Yozgat düşünmek mümkün değildir. Zira Çamlığı Yozgat’tan çekip aldığınızda geri de çok bir şey kalmayacaktır.

    Dolayısıyla Çamlık Yozgat için gerçekten de önemli değerlerin en başında geldiği hepimizce bilinmektedir.

    Yani Yozgatsız Çamlık olmayacağı gibi, Çamlıksız da Yozgat’ı düşünmek mümkün değildir. Bu bağlamda Yozgat’ın gündeminden Çamlık hiç düşmedi. Daha çok Çamlığa girişlerde alınan ücretler tartışma konusu olurken, bu konuda halen net bir adım atılmış değil.

    Fakat burada önemli olduğunu düşündüğüm bir husustan bahsedip, konuya noktalayacağım. Hani hep Yozgat’ın sahipsiz olduğundan bahsederken, gerekli yatırımları almadığını söyleriz ya. Şimdi dikkat ederseniz aynı durum Çamlık içinde geçerlidir.

    Çünkü Çamlığın içi her zaman boş kaldı. Hiçbir zaman Bolu Abant gibi veya Kızılcahamam gibi bir türlü yatırımlar yapılamadı.

    Çamlıkla ilgili şimdiye kadar herkes birçok şey söyledi, vaatlerde bulundu ama şuanda yapılan biri Et Lokantası diğer Kahvaltı Evi oldu.

    Bakalım bundan sonra bir şeyler yapılacak mı? Bekleyip göreceğiz.

     

     

     

  • DAMIZLIK KAZ ÜRETİM TESİSLERİ TAMAMLANDI

    DAMIZLIK KAZ ÜRETİM TESİSLERİ TAMAMLANDI

    Yozgat için son derece önemli bir proje olduğunu düşünüyorum. Bu konuda Üniversite tarafından yapılan çalışmaları fırsat buldukça takip ediyorum.

    Evvelsi gün gazetelerde çıkan bir haber dikkatimi çekti. Haber de Ziraat Fakültesi Yerköy Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezi Damızlık Kaz Üretim Tesisleri tamamlandığı bilgisi yer alırken, Yozgat’ın kaz üretiminde ülkede merkez haline geleceği ifade edildi.

    Damızlık kaz yetiştiriciliğini geliştirmek için başlatılan proje kapsamında damızlık kümesler, kuluçkahane ve kesimhane yapımları Üniversite tarafından desteklenerek Ziraat Fakültesi öncülüğünde Yozgat’a kazandırıldığını bir kez daha hatırlatmak isterim.

    Haberin devamından bir bahsedelim istiyorum; Ziraat Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Yaşar Karadağ ve Ziraat Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Akif Boz tamamlanan işletmelerde incelemelerde bulundu. Fakülte Dekan Vekili Prof. Dr. Yaşar Karadağ, kaz yetiştiriciliği açısından Yozgat’ın oldukça iddialı bir konuma geleceğini belirterek, “Kaz yetiştiriciliği, Yozgat ve ülkemiz açısından rekabet gücü ve katma değeri yüksek bir üretim sektörüdür.
    Elde edilen ürünlerin geleneksel tüketim alışkanlığı içerisinde olması ise süreklilik ve sürdürülebilirlik açısından çok önemlidir. Bu avantajları ele alınarak yapılan çalışmaları sonucu iki adet kümes, bir adet kesimhane ve bir adet de kuluçkahanenin inşaatı tamamlanmış olup, ekipman alımına başlanan tesisin Yozgat yerelinde ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyoruz.” dedi.
    Türkiye’ye örnek olması amacıyla başlanan tesis yapımının yerelde Yozgat’ın ihtiyacını karşılayacak, ruhsatlandırma işlemlerinin ardından kapasite bakımından sadece şehre değil tüm Türkiye’ye hizmet vereceğini ifade eden Prof. Dr. Karadağ, “ Bu tesis üretici ve çiftçimizin yanında olup müteşebbislere yol gösterecek ilk entegre kamu tesisi oldu.
    Bu örnek modelden yola çıkarak özel sektörde üretime girebilir. Hali hazırda yerli ırk kazlar üzerine ıslah çalışmaları yapıldı, ruhsatlandırma işlemleri sonucunda ihtiyaç dahilinde kontrollü dış kaynaklı damızlık ithalatı projeler kapsamında çiftçilerimize ulaştırılabiliriz.”diye konuştu.
    Ziraat Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Yaşar Karadağ, Başlangıçta 1000 adet damızlık kaz kapasitesi ile üretime başlayacak olan tesisin, günlük 500 adet kaz kesimi gerçekleştirerek ve aylık 6 Bin adet yumurta kuluçka edecek. Bu bağlamda Bozok Üniversitesi sektörün gelişmesini sağlayarak, üretici, çiftçi ve müteşebbislerini devamlı olarak destekleyeceğinden bahsetti.

  • SAĞLIKLI VE GÜVENLİ BİR EĞİTİM

    SAĞLIKLI VE GÜVENLİ BİR EĞİTİM

    İl Milli Eğitim Müdürlüğünde geçen hafta önemli bir protokol imza töreni yapıldı…

    Bu protokolün tarafları Eğitim Bir Sen Yozgat Şube Başkanlığı ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü oldu. Protokol çerçevesinde lise ve dengi okullar ile tüm öğrenci pansiyonları alanında madde bağımlılığı konusunda öğrencilere seminerler verilmesi planlanıyor.

    İsterseniz önce bu konuda yapılan haberi bir kez daha okuyalım sonra üzerinde konuşalım: Seminerlerde öğrencilerin madde bağımlığına karşı bilinçlendirilmesi hedefleniyor. Öte yandan gençlerin madde bağımlılığı sonucunda karşılaşacakları tehlike ve felaketlerin farkına varmaları da amaçlanıyor. Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim Bir Sen) Yozgat Şube Başkanı Kenan Şerefli ile İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Tekin arasında imzalanan protokol ile Yozgat’ta Lise ve dengi okullar ile tüm öğrenci pansiyonlarında alanında yetkin öğretmenlerce madde bağımlılığı ve değerler eğitimi seminerleri düzenlenecek.

    Eğitim Bir-Sen İl Başkanı Kenan Şerefli, yaptığı açıklamada sendika olarak eğitimin yanı sıra sosyal projelere de büyük önem verdiklerini söyledi. Şerefli, “İl Mili Eğitim Müdürlüğümüzle yaptığımız protokol çerçevesinde her geçen yıl daha da artış gösteren madde bağımlılığı ile kapsamlı bir mücadele başlattık. Bu alanda eğitim almış ve kendisini geliştirmiş öğretmenlerimizle birlikte okullarımızda ve pansiyonlarda öncelikle lise öğrencilerimiz ile eğitimler düzenleyeceğiz.

    Bu kapsamda zararlı maddeler ve olumsuz etkileri düzenlenecek seminerlerde öğrencilerimize geniş bir şekilde anlatılacak. Bu vesile ile İl Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Mehmet Tekin Bey’e ilgilerinden dolayı ayrıca teşekkür ediyorum.”dedi.
    İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Tekin’de gençlere en büyük zarar veren madde bağımlılığı konusunda Eğitim Bir Sen’le yapılan işbirliği ile öğrencilerin daha da bilinçlendirilmesinin amaçlandığını belirterek, amaçlarının öğrencileri bu zararlı maddelerden korumak olduğunu ifade etti.

    Haberde de anlatıldığı gibi, madde bağımlılığı her geçen yıl artarak devam ediyor, bu konuda şimdiye kadar verilen mücadelede pek bir başarı sağlanmış değil, bu mücadeleyi herkesin vermesi gerekiyor.Daha fazla madde bağımlısı gençler olmasına müsaade etmemek için el ele verip, birlik ve beraberlik içinde bu konuda mücadelenin başarıya ulaşmasını sağlamalıyız. Bu konuda elbette en önemli unsur ailedir. Ailenin rolü büyüktür, aileden başlayan mücadeleyi çevre ile birlikte toplumun bütün kesimleri vermek durumundadır. Kurumların, kuruluşların ve sivil toplum kuruluşlarının da bu konuda gerekli desteği vermesi gerekmektedir.

  • TOPLUMUN GELECEĞİNE YATIRIM

    TOPLUMUN GELECEĞİNE YATIRIM

    İyi bir toplumu oluşturmanın yolu geleceğimizin teminatı çocuklarımıza yapılan yatırımdır. Bu konuda ilk vazife aileye düşüyor…

    Eğitim, öğretim, çevre, örf, adet, gelenek ve görenekler bu konuda elbette çok önemli ama kurumsal çalışmalar olmadan sağlam bir temel atmak mümkün değildir.

    Bu bağlamda Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü sorumluluk bilincinden hareketle son yıllarda attığı önemli adımlarla ülkeye ve topluma sağlam karakterli nesiller yetiştirmenin çabasını veriyor.

    Bu konuda önemli olduğunu düşündüğüm ve geçtiğimiz günlerde yapılan önemli bir toplantıdan kısaca bahsetmek istiyorum.

    Dolayısıyla Kurum tarafından okullarda görev yapan rehber ve psikolojik öğretmenlere ‘çocuklara yönelik sosyal hizmet değerlendirme’ toplantısı yapıldı.

    Bu toplantı Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne bağlı önemli görevler ifa eden Sevgi Evleri Müdürlüğünde gerçekleştirildi.

    Toplantıya katılan Vali Yardımcısı Adem Yılmaz, Öğretmenlerin çocukları çok yakın olduğunu belirterek, “Ne olursunuz. Yoruluyoruz, banane, önü yok, arkası yok, çaresiz bir şey yapamıyoruz, eninde sonunda bir şeyler oluyor diye düşünmeyin. Ne kadar koruyabilirsek, ne kadar kazandırabilirsek  bizim için o kadar avantajlıdır. Ne kadar yön verip geleceğini kurtarabilirsek bizim için avantajlıdır. Bunun pes etmesi, aması olmaz. Bunun bir tek şeyi var; yaşadığımız sürece mücadele etmeliyiz. Bunun için sizler çok önemlisiniz” dedi.

    Yılmaz konuşmasını şu sözlerle sürdürdü; “Benim de çocuklarım bende çocuklarımı korumaya çalışıyorum. Bir arkadaş mıyım, arkadaşım. Bir babamıyım, babayım, bir kardeş miyim, kardeşim. Bir sevgiliyim, sevgiliyim. Sevgili demem garip gelebilir. Ama onun duygusal doyum noktasını ben yakalamak zorundayım, yoksa kaçacak toparlayamazsınız. Ama kızımın sevgilisiyim ben. Neden? Bıraktığınız yerde kapan var. Boşluk bıraktığınız anında yerine dolduracak birileri var. Bizlere düşen görev, hepimizin rahatsızlık duyduğu her gün beynimizi yorduğumuz eğitimini vermeye çalıştığımız, içinde bulunduğumuz sorunları yaşamadan önce tedbirleri alabilmektir. Kolay mı değil ama imkanız da değil. Zor da olsa başarmak zorundayız. Hepimiz birer yönetici birer anne baba birer psikolojik danışman adına ne derseniz deyin bir bütün olarak kavramların hepsini uhdemizde toplayıp, karşımızdakileri problemlerden uzaklaştırmak adına ne yapabiliriz en iyi şekilde bulmak ve bunu topluma sunmak zorundayız. İşiniz kolay değil. Sizler öğretmen olarak memuriyetin insanlara ve çocuklara en yakın iki unsurundan birisiniz. Yoruluyoruz, bir şey olmuyor diye sakın düşünmeyin. Çocuklarımızı ne kadar koruyabilir ne kadar bir şeyler kazandırabilirsek bizim için o kadar avantajlıdır.

  • KOP YENİ BİR PROJEYE DESTEK VERİYOR

    KOP YENİ BİR PROJEYE DESTEK VERİYOR

    Kısa adı KOP olan Konya Ovası Projesi kuruluna Yozgat yeni katıldı. Buradan ciddi projelere destek almak zor değil, çünkü bu tür kuruluşların amacı faydalı projeleri destekleyerek, toplum yararına faydalı hale getirmektir.

    Yozgat’ın bu kuruluştan da faydalanacağını düşünüyorum. Şimdi KOP İdaresi tarafından yürütülen “Güneş Pillerinin Ülkemizde Üretilebilmesine Yönelik Etüt Çalışmaları Projesi”nde sona yaklaşıldı. Güneş Enerjisi, geleceği ve kullanımı Konya’da düzenlenecek olan ulusal ölçekli bir panelle masaya yatırılıyor.

    Bu konuda yapılan açıklamayı kısaca özetleyecek olursak, şöyle; Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının desteği ile TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezince (MAM) yürütülen, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi’nin katkı verdiği “Güneş Pillerinin Ülkemizde Üretilebilmesine Yönelik Etüt Çalışmaları Projesi”nin sonuçları Konya’da düzenlenecek bir panelle açıklanacak.
    Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda, yerli ve milli üretim ilkesine uygun olarak kullanılacak teçhizat ve teknolojilerin ülkemizde üretilebilmesi, enerji maliyetlerinin düşürülebilmesi ve dışa bağımlılığın en aza indirilmesi için yürütülen proje kapsamında, Türkiye’deki güneş panelinin üretim süreçlerini ve yapılacak yatırımlar için gerekli ihtiyaçları araştırıldı. Bu amaçla KOP İdaresi desteğiyle TÜBİTAK işbirliğinde Orta Doğu Teknik ve Niğde Ömer Halisdemir Üniversitelerinin de katkıları ile “Güneş Pillerinin Ülkemizde Üretilebilmesine Yönelik Etüt Çalışmaları Projesi” yürütüldü. Yaklaşık bir yıl süren fizibilite çalışmasının ardından elde edilen sonuçlar 12 Ekim Perşembe günü saat 10’da Dedeman Otel’de düzenlenecek panel ile kamuoyu ile paylaşılacak.
    Enerjide büyük ölçüde dışa bağımlı olan Türkiye’nin en önemli cari açığının enerji ithalatından kaynaklandığını belirten KOP İdaresi Başkanı İhsan Bostancı, son 14 yılda dünya ortalamasının üzerinde bir büyüme performansı sergileyen ülkemizin enerji talebinin de yılda ortalama yüzde 7 oranında artmasına neden olduğunu söyledi.
    Türkiye’nin 2023 yılı hedeflerine ulaşabilmek için enerji arz güvenliğini sağlamak ve enerji üretimini çeşitlendirmenin gerekliliğine değinen Başkan Bostancı proje ile ilgili şunları söyledi:
    “Proje kapsamında; KOP Bölgesi illerinde yer alan Enerji İhtisas Endüstri Bölgeleri (EİEB) ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları(YEKA)arazilerinde planlanan büyük ölçekli Güneş Enerjisi Santralleri için uluslararası geçerliliği bulunan bir takım analizler yapıldı. Farklı kurulum kapasitelerinde uygun yazılımlar kullanılarak yapılan hesaplamalarda bölge illerinde yer alan EİEB ve YEKA arazilerinin geçmiş 15 yıla ait sıcaklık, yağış, rüzgâr hızı, rüzgâr yönü basınç gibi meteorolojik verileri ışığında bu arazilerde bilgisayar ortamında farklı güneş pili teknolojilerine ait kurulumlar yapılarak gelecek yıllarda üretebilecekleri elektrik enerjisinin büyüklüğü hesaplandı.
    Bu bölgelerimize belirlenen hedeflere ulaşmak için gerekli ve uygun güneş paneli teknolojileri belirlendi. Ülkemizde güneş pillerinin verimli üretilebilmesi ve muhtemel yatırımcılara yol göstermesi için fotovoltaik değer zincirinde yer alan ingot, güneş pili, güneş paneli üretim tesislerinin farklı üretim kapasitelerinde yatırım ve işletme hesaplamaları çıkartıldı.
    Yaklaşık bir yıldır süren proje ile elde edilen sonuçları, geniş katılımlı bir panel ile kamuoyuna açıklanacak.

     

     

     

  • TARIM İL MÜDÜRÜ BU HABERİN PEŞİNE DÜŞMELİDİR

    TARIM İL MÜDÜRÜ BU HABERİN PEŞİNE DÜŞMELİDİR

    Gazeteler genetiği bozulmamış sebze üretimi yapıldığını duyurdu… Bu devirde genetiği bozulmamış bir şey kalmadığını düşünmekten yolduğumuz zamanda böyle bir haberin paylaşılmış olması büyük bir gelişmedir.

    Gazeteler bu haberi vereceği kadar verdi ama konu çok önemli, savsaklamamak gerektiğini düşünüyorum bu bakımdan ben yine de tekrar etmek isterim…

    Haberin girişi şöyle: Yozgat’ta bulunan 3 bin 500 yıllık Damlalı Vadisi’nde, genetiği bozulmamış 50 yıllık domates, biber, salatalık ve turp gibi sebze tohumları bulunarak gün yüzüne çıkartıldı. Bu tohumlardan ürün elde edildi.

    Haberin devamında ise şu bilgiler yer aldı: Kültür ve Turizm Bakanlığı Geleneksel El Sanatları ve Mağazalar İşletme Müdürü Soner Yalçın, Yozgat’ın Yenifakılı ilçesine 8-10 km uzaklıkta bulunan 3 bin 500 yıllık Damlalı Vadisi’nde, genetiği bozulmamış 50 yıllık domates, biber, salatalık ve turp gibi sebze tohumlarını bularak gün yüzüne çıkardı ve bu tohumları doğal bir ortamda yetiştirerek ürün elde etti.
    Yozgat’ın Yenifakılı ilçesi sınırları içerisinde bulunan Damlalı Vadisi’nde ‘Atalık tohumları’ ismini verdiği; salatalık, domates, biber, turp gibi çok sayıda meyve ve sebze tohumuna ulaşan Yalçın, vadide ilk kez gerçekleştirdiği deneme ekiminden büyük verim elde etti.
    İlçe halkının 40-50 yıllık özlemine son vermeyi düşündüğünü söyleyen Yalçın, “Amacımız insanların doğal beslenmelerini özendirmek ve bu sayede birçok hastalığın önüne geçmek” dedi.
    Yüksek verim elde etti
    Yenifakılı ilçesindeki kanser vakaları oranının büyük şehirlerden daha yüksek olduğuna ve bunun sebeplerinin birisinin de doğal ürünler olduğunu belirten Yalçın, ilçede tandır başlarında, ören yerlerde bulduğu domates, biber, salatalık, turp gibi sebzelere ait tohumları yine doğal bir ortamda yetiştirdiğini söyledi. Genetiği bozulmamış tohumların hem lezzet, hem de aroma olarak diğerlerinden çok farklı ve kaliteli olduğuna vurgu yapan Yalçın, “Bulduğumuz tohumları ilçenin gizli bahçesi olarak bilinen Damlalı Vadisi’nde yine doğal ortamlarda yetişmesini sağladık ve hiç beklemediğimiz kadar büyük verim elde ettik” şeklinde konuştu.
    Geleneksel tohumlar korunacak
    Yalçın, “Yaklaşık 50 yıldır kullanılmayan ve hiç ilaç barındırmayan alüvyon topraktaki yetişen ürünler, Ekim ayına girilmesine rağmen çiçek açtı. Tohum istasyonu kurduk ve bu tohumları tohum takas merkezine vereceğiz. Atalık tohumlar dediğimiz geleneksel tohumlarımızı korumayı düşünüyoruz. İlanlar verdik, arkadaşlara haber saldık. Sonuçta öğrendik ki, gizli tohum meraklıları varmış halk arasında. Hepsi kendisine has bir tohum bankası oluşturmuş. Bunların evlerine misafir olup, tohumların hikayelerini öğrendik. Sonuçta bulduklarımızı bir tohum istasyonu kurarak, bu yıl bir tohum almayı düşündük. Bu tohumu alırsak profesyonel tohum takas merkezleriyle görüşüp dağıtımını onlara yaptıracağız. Ve isimlerini koyacağız” ifadelerine yer verdi.
    1970’li yılların sonunda üretimi sona eren bu vadide yeniden meyve sebze ekimini başlatmak istediklerini açıklayan Yalçın, “Bunu bir ölçüde halk kabullendi. Üç çeşit salatalık var.
    Bunları hiç bir yerde görmedik. Aroması bir kaç saat sizde kalıyor. 5 çeşit domates, bize ait olanları tasnifleyeceğiz, tohumlarını aldık. Amacımız kaybettiğimiz değerleri yeniden kazanmaktır. Tohumlarımızda ilaç kullanmadım. Bu topraklar da ilaç görmedi. Elde ettiğimiz ürünler gayet bereketli oldu” dedi.

  • MÜFTÜLERİN NİKÂH KIYMA YETKİSİ!

    MÜFTÜLERİN NİKÂH KIYMA YETKİSİ!

    Türkiye’nin bir süreden beri gündemini meşgul eden bu konu üzerindeki tartışmalar halen devam ediyor…

    Hükümet tartışmaları sonlandırmak maksadıyla her ne kadar bir sorun yok, yapmış olduğumuz düzenleme bir şeyi alıp yerine başka bir şey koymak gibi algılanmasın dese de, ana muhalefet partisi mensupları hükümetle aynı düşünmüyor.

    Hükümet yapmış olduğumuz çalışma aslında laiklik ilkelerine ters düşmemektedir derken, ana muhalefet mensupları bu çalışmanın yapılmasının nedeni laiklik ilkeleri yok sayıldığını savunmaktadırlar.

    Bu konuya tekrar döneceğim ama bir hususa dikkatleri çekmek isterim. Dünya üzerindeki güçlü ülkeler, sistemini daha güçlü sürdürmenin uğraşı içinde değiller mi?

    Bu konuda hemfikir olduğumuzu tahmin ediyorum. Peki, dünya kurulduğu günden bu yana yaşayan milyarlarca insanın sorunu bitmiş mi? Sistem kuranlar, kanun koyucular, sorunları çözmüş mü?

    Bütün bunlar bir tarafa halen insanlık suçu işlenirken, kan ve gözyaşı devam ederken, iktidar ve ana muhalefet mensuplarının tartıştıkları konulara ne demeli?

    Türkiye’de sistem onarma işi her zaman sancılı olmuştur. Hükümetlerin sistemi doğru veya yanlış her zaman ana muhalefet ya da muhalefet kesimleri tartışılmasından yana olmuşlar.

    Bugünde aynı sorun devam ediyor. Asıl konumuza tekrar dönüyorum ve bu konuda evvelsi gün ana muhalefet partisinin yapmış olduğu basın açıklamasına kısaca yer vermek istiyorum.

    Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Gülay Aydın müftülere nikah kıyma yetkisi ile hukuk devleti olma ilkesi, kanun önünde eşitlik ilkesi, devrim yasalarının değiştirilmemesi ve laikliği koruma ilkesinin ihlal edildiğini savundu. Söz konusu tasarının kabulüyle anayasa suçu işlendiğini söyleyen Aydın, “Cumhuriyet bir hukuk devrimine dayanmaktadır. Cumhuriyetin kuruluşunun harcında hukuk vardır ve kadınların özgürlüğü, eşitliği, birey olmaları cumhuriyetle teminat altına alınmıştır” dedi. Cumhuriyet kadınlarının hukuku savunarak, devrim yasaları ve Mustafa Kemal Atatürk’ü savunup yollarına devam edeceklerini vurgulayan Gülay Aydın, “Ülkemize getirilmek istenen İslam devleti olma dayatmasına karşı, kadın yurttaş kimliğimiz ile mücadelemizi asıl iş olarak önümüze koyacağız” diye konuştu.