Yozgat Belediye Başkan Yardımcısı Murat Tanışman, yaz dönemi ve okulların tatil olmasıyla birlikte aşırı sıcaklardan bunalan çocukların baraj ve göletlerde yüzerek serinlemek isteyeceğini belirterek, üzücü durumların yaşanmaması için ailelerin çocuklarını baraj ve göletlere girmemeleri konusunda uyarmalarını istedi.
Başkan Yardımcısı Tanışman, çocukların baraj ve göletlere girmemeleri için Belediye Zabıta ekiplerinin ildeki baraj ve gölet çevresinde denetimlerini artırdığını ifade etti.
Tanışman, “Özellikle bu aylarda televizyonlarda boğulma vakaları haberleri ile karşılaşıyoruz. Hava sıcaklıklarının artması sebebiyle çocuklar ailelerinden habersiz barajlara, göletlere giderek tehlikenin farkında olmadan yüzmeye çalışıyor. Ancak serinlemek isterken dikkate alınmayan uyarılar boğulmalara neden olabilir. Kirazlı ve Cevdet Dündar göletlerinde serinlemek için giren çocuklar, göletin içindeki bataklığın farkına vardığında Allah korusun ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir. Bu yüzden özelikle bu mevsimde ailelerimizin daha duyarlı olması gerekmektedir. Bizler belediye olarak gerekli tedbirlerimizi alıyoruz. Belediye zabıta ekiplerimiz sürekli gölet ve çevresinde denetimlerini sürdürüyor. Bu denetimler yaz boyunca devam edecek. Vatandaşlarımızın da bu konuya hassasiyet göstermelerini istiyoruz.”diye konuştu. Cemil MERMERTAŞ
Etiket: yozgat
-

Tanışman’dan uyarı
-

9 ilde FETÖ Operasyonu:14 gözaltı
Aralarında Yozgat’ında bulunduğu İstanbul merkezli 9 ilde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’nın (FETÖ/PDY) emniyet içindeki örgütlenmesine ilişkin operasyon düzenlendi. Operasyonda ‘Emniyet Mahrem Yapılanması’ içerisinde olduğu şüphesiyle 14 kişi gözaltına alındı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın FETÖ/PDY mensuplarına yönelik başlattığı soruşturma kapsamında, örgütün emniyet yapılanması içerisinde olduğu tespit edilen kişiler hakkında yakalama kararı çıkarıldı.
Kararla birlikte İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul, Yozgat, Amasya, Samsun, Bursa, Kahramanmaraş, Kocaeli, Sakarya ve Düzce’de şüphelilerin adreslerine eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyonda 14 kişi gözaltına alındı. Haber Merkezi -

Beşizler, 5. sınıfa teşekkürle geçti
Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesinde yaşayan Özlem ve İbrahim Bulut çiftinin prematüre beşiz çocukları Yunus Kerem, Zeynep Muteber, Davut Ege, Ömer Faruk ve Muhammed Emin kardeşler 5’inci sınıfa teşekkür belgesi ile geçti.
Akdağmadeni 75. Yıl Cumhuriyet İlköğretim Okulu’nda aynı sınıfta okuyan beşiz kardeşler, karne almanın mutluluğunu yaşadı. Başarılı bir ilkokul dönemini geride bırakan beşiz kardeşler, evlerine teşekkür belgesiyle döndü.
Karneleri ve teşekkür belgelerini sınıf öğretmenleri Mesut Şafak’ın elinden alan Yozgatlı beşiz kardeşler, sınıf arkadaşlarıyla da vedalaştı.
Ortaokula geçmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyleyen beşiz kardeşlerden Zeynep Muteber Bulut, 5. sınıfa geçtiği için çok mutlu olduğunu söyledi. Bulut,“İlkokulu bitirdik ortaokula geçtik. Karnemizi aldık. Yaz tatilinde kitap okuyacağız oyun oynayıp eğleneceğiz. Ortaokula geçtiğimiz için çok mutluyum” diye konuştu.
Haber Merkezi -

Bozok’ta mezuniyet heyecanı
Bozok Üniversitesi 2021-2022 eğitim-öğretim döneminde lisans ve ön lisans eğitimlerini başarıyla tamamlayan öğrenciler düzenlenen mezuniyet töreniyle diplomalarını aldı.
Üniversitenin Erdoğan Akdağ Kongre ve Kültür Merkezi bahçesinde düzenlenen mezuniyet törenine Yozgat Valisi Ziya Polat, Yozgat Belediye Başkanı Celal Köse, Rektör Prof. Dr. Ahmet Karadağ, İl Jandarma Komutanı Albay Halil Başer, Polis Eğitim Merkezi Müdürü Zafer Kişi, İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Şenol Akın, Prof. Dr. Güngör Yılmaz, Prof. Dr. Yücel Güney, Genel Sekreter Prof. Dr. Uğur Kölemen, Aydıncık Belediye Başkanı Ahmet Koçak, daire müdürleri, fakülte dekanları, siyasi parti ve sivil toplum kuruluş temsilcileri, öğretim elemanları, öğrenci aileleri ve öğrenciler katıldı.
Tören; saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından üniversitenin halk oyunları ekibinin gösterisi ile başladı.
Program, 2021-2022 eğitim-öğretim dönemi Fakülte ve Yüksekokullar birincisi Bilal Şahin İlahiyat Fakültesi öğrencisi Rabiya Ayar’ın mezun öğrenciler adına yaptığı konuşma ile devam etti.
Üniversite Birincisi Rabia Ayar: “Yozgat Bozok Üniversitesi’nden ilimle donanmış, mana ile bütünleşmiş, yetişmiş birer fert olarak çıkıyoruz. Büyük hayaller ve umutlarla çıktığımız bu zorlu ve bir o kadar da anlamlı olan ilim yolculuğunun bir aşamasını daha bugün burada sonlandırıyor ve çok sevdiğimiz okulumuza sayısız anılarımızla veda ediyoruz. Ancak hepimizin bildiği gibi her veda yeni, güzel ve umutlu başlangıçlara açılan bir kapıdır. Yozgat Bozok Üniversitesi’nin bize sağladığı nitelikli eğitim ve güzel imkânlar sayesinde 2017 yılında girdiğimiz bu fakülte kapısından şimdi ilimle donanmış, mana ile bütünleşmiş, yetişmiş birer fert olarak çıkıyoruz. Bundan sonraki hayatımızı, Bilal Şahin İlahiyat Fakültemizin bizlere aşıladığı değer ve ilkelerle donanmış olarak, dinimizin emir ve yasaklarına riayet ederek yaşamaya gayret edeceğiz. İlmi birikimlerini bizlere aktaran, amaçları, hakikatleri gözler önüne sermek olan, ahlaki değerleri ve ilkeleri önder olma vasfıyla bizlere ulaştıran, gece-gündüz bu doğrultuda çalışan, üzerimizde sonsuz hak ve emek sahibi hocalarım, mezun olan tüm arkadaşlarım adına hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.
Rektör Prof. Dr. Ahmet Karadağ’da Yozgat Bozok Üniversitesi olarak bugün tarihi günlerden birini yaşadıklarını söyledi. 2021-2022 eğitim-öğretim yılının bugün itibari ile sevincini, mutluluğunu ve de hüznünü birlikte yaşandığını belirten Rektör Prof. Dr. Ahmet Karadağ, “ Hayat boyu öğrenme yolculuğunun önemli bir basamağına noktayı koyarken, aynı zamanda yeni bir döneme bir başlangıç yapma süreci de başlamış bulunuyor. Bu açıdan, bugün hepimiz için mutlu ve anlamlı bir gün. Toprağa bir fidan ektik, o fidan yeşerdi, dal budak oldu ve bugün meyvesini veriyor. Yozgat Bozok Üniversitesi ailesi olarak bunun haklı onurunu, gururunu ve sevincini yaşıyoruz ”dedi.
Yozgat Belediye Başkanı Celal Köse’de, Yozgat Bozok Üniversitesi’nin çok genç bir üniversite olmasına rağmen 14 fakülte, 22 bin öğrencisi ve endüstriyel kenevir alanında ihtisas üniversitesi olma özelliği ile gücüne güç katarak yoluna devam ettiğini görmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi.
Başkan Köse,: “Yozgat Bozok Üniversitesi’nde 4 ve 2 yıllık eğitim öğretim görmek üzere Yozgat’a gelen ve bizlerin misafiri olan öğrencilerimiz artık bizim birer fahri hemşerimizdir. Öğrencilerimizi Yozgat’ta kaldıkları süre içerisinde onlara her zaman sahip çıkmaya çalışarak her türlü ihtiyaçlarını gidermeye çalıştık ve Yozgat’tan mutlu ve memnun bir şekilde ayrılmanız içinde elimizden gelen çaba ve gayreti gösterdik. Yozgat Bozok Üniversitesi’nden aldığınız eğitim ile birlikte bundan sonraki hayatınızda bir meslek sahibi olmanız içinde var gücünüz ile çalışacağınızdan eminim. Vatana, millete ve devlete faydalı birer olarak hizmet edeceğinize inancım tamdır. Yozgat’ımızın milli manevi ve unutmayınız. Bu duygularla üniversitemizden mezun olan öğrencilerimizi tebrik ediyor, 2021-2022 mezuniyet töreninin hayırlı olmasını ve uğurlu olmasını temenni ediyorum.” şeklinde konuştu.
Yozgat Valisi Ziya Polat ise “Yozgat’ın her daim kapısının da gönlünün de öğrencilere açık olduğunu belirterek, Bozok Üniversitesi’nin mezuniyet coşkusuna ortak olmanın sevincini yaşadıklarını ifade etti.
Vali Polat, “Yiğitler şehri Yozgat sizi seviyor. Sizin de yiğitler şehri Yozgat’ı sevdiğinizi akapısı da gönlü de sizlere açık olduğunu belirtmek isterim. Biz üniversitemizi her daim yanımızda gördük ve görmeye de devam edeceğiz. Yozgat Bozok Üniversitesi bölgenin en önemli marklarından biri ve bu marka üniversitede eğitim alan öğrencilerinde şanslı olduğunu düşünüyorum. Devlet üniversiteleri arasında 11. sırada yer alan bir üniversitenin öğrencilerisiniz. Bu sizin için büyük bir övünç kaynağı. Bugün hayatınızın en güzel ve en önemli anını yaşıyorsunuz. Çünkü mezun olmanın halkı gururu ve sevincini üniversite camiası ve ailelileriniz ile birlikte yaşıyorsunuz. Yolunuz bahtınız açık olsun. Yozgat Bozok Üniversitesi’nden mezun oluyorsunuz. Aldığınız eğitim ile hem kalben hem vicdanen ve aklen bu memleketin, devletin ve milletin sizden beklentisi çok büyük. Artık bu devlete hizmet etmekle yükümlüsünüz. Yeni bir hayata atılıyorsunuz. Bu devletin ve bu milletin yarınları ile ilgili sorumluluk alma ve hizmet etme zamanı geldi. Bu devlet ve millete hizmet etme yolunda birbirinizle yarışırsınız. Umarım yolunuz ve bahtınız her daim açık olur. Bu duygularla mezuniyetiniz hayırlı, yolunuz bahtınız açık olsun.”diye konuştu.
Konuşmaların ardından fakülte ve yüksekokullarında birinci olan öğrenciler yaş kütüklerine isim plakalarını çaktı. Dereceye giren öğrencilerin ödüllerinin takdiminden sonra mezun öğrenciler kep fırlatarak mezuniyetlerini coşkuyla kutladı. Üniversiteden 2021-2022 eğitim-öğretim döneminde lisans ve ön lisans eğitimlerini başarıyla tamamlayan 4 bin öğrenci mezuniyet coşkusu yaşadı.
Yusuf BAĞCI -

Ben yaptım oldu
Yıllardır söylüyoruz, Yozgatlıymış değilmiş fark etmiyor.
Yozgat, fikirlerini iki tepenin arasından kurtaramayanlar sayesinde iki tepe arasına sıkışıp kalmıştır.
İlimiz ve ülkemiz uzun bir süreden bu yana “Ben yaptım oldu” zihniyetiyle yönetiliyor. Gücü eline geçiren istediği gibi kullanıp, bir yerleri, bir şeyleri kafasına göre şekillendiriyor.Spor Vadisi mesela;
2015 yılında vizyona giren tanıtım filmini izleyenler hatırlayacaktır. Göletinde tek direkli milyonluk yatların, milyonluk yelkenlilerin yüzdüğü yatırım 3 etaptan oluşacaktı. İlk etap tamamlandı. Kapalı ve açık spor alanları ile “dört mevsim” spor ve kültür faaliyetlerine imkân sağlayacaktı. Ancak herhangi bir sanat veya spor etkinliğine vesile olmadı. Bir de sporcu fabrikası vardı. Fabrika faal mi? İstihdam ne durumda? Sporcu üretimi başladı mı? Bilemiyoruz. Ama ikinci etap daha başlamadan ilk etap çürüdü, dökülmeye başladı.Kadın Termal Aquapark mesela;
“Yozgat için erken, gereksiz, ölü yatırım” dedik, “Termal potansiyeli daha yüksek, ancak yatırım açısından fakir ilçelerimiz var, oralara yapılsa daha verimli olur” dedik ama dinletemedik. Hatta Yozgat’ı iki tepe arasında kalan mevkiden ibaret zanneden basınımızın güzide temsilcilerinden birileri “Olur mu? Varsın yapılsın. Sonuçta memleketimize yapılıyor, işe yaramasa da yatırımdır.” dedi. Yapıldı. Test yüzüşü yapan dönemin valisi ile basın camiamız ulusal basına manşet oldu. Muhalif basın, “Kadın Termal Aquaparkı erkekler test etti” diye manşetten dalga geçerken, yandaş basın sayın valinin “Burada Roma Hamamını resmedeceğiz” şeklinde başlayan ‘tarihi’ açıklamasına yer vermişti. Sayın valiye göre bu tesis “Yozgat’a sınıf atlatacak, hızlı tren ile birlikte Ankara’dan Kayseri’den günü birlik müşterilerle dolup taşacak”tı.Ancak ne hızlı tren ne de tesis konusunda hesaplar tutmadı. 2009’da temeli atılırken en kötü ihtimalle 2012’de yolcu taşınacağı belirtilen hızlı tren açılışı, geçen yıla kadar 7 defa ertelendi ve gazetelerimiz 10 sene boyunca “Hızlı tren seneye” manşeti atmaktan vazgeçmedi.
Eski devlet hastanesi binası mesela;
Hem Yozgatlı vatandaş hem basın camiası, yıkım söylenti halindeyken bile adeta feryat etmiştik. “Yıkmak kolay yapmak zor” demiştik. “Ata’mızdan hediye, dede yadigârı” demiştik. Ama koskoca bir tarih, giderayak “Ben yaptım oldu” zihniyetine kurban gitti. Kaşla göz arasında, sanki ‘düşman’ malıymış gibi yerle bir edildi. Böyle bir zulmü Yozgat’ta kilise binası bile görmedi. Yerine 32 derslikli okul ve kapalı spor salonu yapıldı. Çünkü şehirde okul, spor salonu yapılacak başka yer yoktu.Şehir stadı mesela;
2018 yılında açıklanan 100 günlük eylem planında da yer alan Yozgat şehir stadyumu için Cumhurbaşkanı Erdoğan; mevcut stadyumun yıkılacağı, yeni yapılacak 20 bin kişilik stadın da Yozgat – Sorgun arasına yapılacağı müjdesini vermişti.
Alkışlanacak (bana göre), Yozgat’ın iki tepe arasından kurtulması noktasında sonraki projelere de örnek olacak, Yozgat’a önemli kazanımlar sağlayacak 10 numara bir müjde idi.
Devletin en tepesinden gelen bu müjde, açık ve net olasına rağmen, “Ben yaptım oldu” zihniyetine kurban gitti. Yozgat şehir stadyumu için önce yenilenecek dendi, ardından yıkılacak dendi. Yeri yok boş kalacaktı yok millet bahçesi olacaktı yatıp yuvarlanacaktık derken, millet bahçesinin yeri değişti. O ara bir de baktık ki stadyum yerle bir edildi.
Habercilikte ulusala örnek olacak basınımızın güzide temsilcileri, haberlerinde “Yeni stadyumun proje fotoğrafı” derken, bir sonraki cümleye “Mevcut stadyumda yapılacak olan yenileme çalışması” diye devam ediyordu. Haberin devamında Sayın Fuat Oktay’ın açıklamasını verip: “Biz yeni bir stadyum istedik ama Gençlik ve Spor Bakanımız bize öyle bir stat yapacağız ki, yenisini aratmayacak dedi. Bakanımız bize söz verdi, öyle bir şey yapacağız ki yeni stadyumu aratmayacak” dedikten sonra; “Öte yandan bazı taraftar grupları da sosyal medya hesabından yeni stadyum projesine tepki gösterdi. Taraftarlar, komşu illere yapılan stadyumları örnek göstererek, modernizasyonu eleştirdi.” diyordu. Haber sonuna kadar stadyum yıkılacak mı yoksa revize / modernizasyon mu geçirecek, belli olmadığı gibi 5-6 defa ters köşe olmaktan feleği şaşan okuyucuya mı yanarsın, yoksa Sayın Fuat Oktay’a bile, stadyumun akıbeti konusunda kesin bir bilgi verilmediğine mi yanarsın, orasını sen düşün.
Sonuçta stadyum, yerin 1-1,5 metre altındaki sulama drenajlarına kadar yıkıldı. Yerine ne yapılıyor? Proje resimlerine göre, eklenen birkaç dükkân hariç aynısı. Madem aynı yere yapacaktınız, madem aynısı olacaktı eskisi neden yıkıldı?
Projeyi gören bir Allah’ın kulu “1960 yılında temel atılırken burası şehir dışındaydı, ancak günümüzde şehrin merkezinde kalıyor. Stadyumun şehrin dışında daha uygun bir yere yapılması gerekiyor. Yeni stadyum yapılacak en son yer burası.” demedi mi?
“Yozgat kış memleketi, sadece 3 ay yaz olur. Geri kalan 9 ayda rüzgâr, soğuk, fırtına insanın iliğine işler. Hiç değilse biraz daha kapalı olsun.” demek kimsenin aklına gelmedi mi?
Bırak çevre illeri, Çorum’a yapılan stadyuma da mı bakılmadı?Nasıl başlarsa öyle devam ediyor, yanlış üzerine yanlış. Kentlerin, şehirlerin planlaması işinin ehli olmayanlara bırakılmayacak kadar önemlidir. Çünkü ciddi bir eğitim ve uzmanlık gerektirir. Çünkü şehir plancısı bir ilin gelişmesinde büyümesinde proje hazırlar, yol haritasını çizer. Şehir ile ilgili her detayı, yeraltı-yerüstü zenginliklerini, sosyopolitik / jeopolitik konumunu, ekonomisini, sosyolojisini, psikolojisini, eğitim düzeyini bilmek zorundadır. O sebeple ki, milletvekilinden, belediye başkanından hatta yeri geldiğinde validen bile önemlidir. Milletvekili, belediye başkanı, vali geçicidir ama şehir plancısı kalıcıdır.
Bu şehir geçmişten bu yana geçici olanların keyfine göre şekillendiği için her yeni gelen işe taa en başından başlar.
Valilik, İl Özel İdaresi veya belediye kadrolarında şehir plancısı yok mu? Eğer yok ise şehir plancısı kadrolarını kimler işgal ediyor?
Yazının başında da yazdım. Yozgat, beynini, fikirlerini iki tepenin arasından kurtaramayanlar yüzünden iki tepe arasına sıkışıp kalmıştır. Yozgat, “Ben yaptım oldu” zihniyeti ile yönetildiği için bugün bu durumdadır.
Bu gidişata bir son verilmelidir. Eğer böyle giderse, gençlik merkezi binası yıkılır yerine yenisi yapılır. Çamlık yolu üzerindeki eski doğum hastanesi binası yıkılır yerine öğretmenevi yapılır.
Dağ başına öğretmenevi mi olur demeyin, iki tepenin arasında kaldıktan sonra bal gibi de olur. -

Vali Polat, sorunları yerinde tespit ediyor
Yozgat Valisi Ziya Polat, ilçe ziyaretleri kapsamında düzenlediği muhtarlar toplantısı ile sorunları yerinde tespit ederek çözüme kavuşturulması için çalışma başlatıyor.
Sorgun İlçesini ziyaret eden Vali Polat, düzenlenen toplantıda kurum müdürleri ve muhtarlarla bir araya geldi.
Kurum müdürlerinin ilçe ve köylerde yapılan çalışmalar hakkında bilgi vermesinin ardından muhtarlarda istek ve taleplerini Vali Polat’a iletti.
Muhtarların taleplerini dinleyen Vali Polat, gerekli notları alarak çözümü noktasında çalışma başlattı. Vali Polat, devletin her zaman vatandaşının yanında olduğunu belirterek, aşılamayacak hiçbir sorunun olamayacağını ifade etti.
Vali Polat’a toplantıda İlçe Kaymakamı Halil İbrahim Kazar ve Belediye Başkanı M Erkut Ekinci’de eşlik etti. Ferhat ÖZER
-

Çiftçiye 300 Bin Biber Fidesi Dağıtıldı
Çekerek İlçe Belediye Başkanı Eyüp Çakır, Bir devlet için savunma ve yerli silah sanayii ne kadar önemliyse, tarımda da Tohum ve fide üretimi o kadar önemli olduğunu belirtti.
Çekerek İlçesinde Çiftçilerin katılımı ile düzenlenen Biber Fidesi dağıtım programında konuşan Başkan Çakır, “Bir milletin tarım ve hayvancılıkta kendi kendine yeter olması son derece önemli olup, tarımsal üretimi, tarımda çeşitliliği ve verimliliği artırma çalışmalarının yanı sıra üretimi teşvik ve üreticiyi güçlendirme uygulamalarını da hayata geçirmeye devam ediyoruz. Çiftçilerimizin her zaman yanında oluyoruz” dedi.
Belediye Başkanı Çakır açıklamasında şunları söyledi: “Belediyemize ait Fide Üretim tesisinde başlattığımız çalışmalarla düzenli olarak Fide üretimini destekleyecek ve şehrimizin üretimiyle kendi kendine yeten aynı zamanda üreten şehirlerle rekabet edecek hale getirmeyi hedefliyoruz.
Bugün burada Çiftçi kardeşlerimize 300 Bin Biber Fidesini ücretsiz dağıttık. İnşallah bu projelerin karşılığında Şehrimizi Üretim Üssü haline getireceğiz. Yerelde Kalkınma Modeliyle çiftçimizin üretimi artacak, Kooperatifleşmeyle üretilen ürünlerin işlenerek Son Mamül olarak satışa sunulmasına da destek olacağız.”
-

Gelecek Partisi Yozgat’ta yola Aydoğmuş ile devam edecek
Türk siyasetçi, uluslararası ilişkiler uzmanı, akademisyen, eski dışişleri bakanı, eski başbakan vekili ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 26. dönem başbakanı Ahmet Davutoğlu tarafından 12 Aralık 2019’da kurulan Gelecek Partisi, yurt genelinde teşkilatlanma çalışmalarını sürdürüyor. Bu çalışmalar kapsamında Yozgat Kurucu il başkanlığına Ömer Aydoğmuş atandı.
Atanma sonrası yazılı bir açıklama yapan ve hiçbir menfaat gözetmeden Yozgat için çalışacaklarını dile getiren Aydoğmuş açıklamasında; “Çok Kıymetli hemşerilerim, şahsımı bu ulvi göreve layık gören Başbakanımız Genel Başkanımız Sayın Ahmet Davutoğlu başta olmak üzere Teşkilat Başkanımız Sayın Selim Temurci beye teşekkür ediyorum. Ayrıca desteğini hiçbir zaman esirgemeyen, Gelecek partisi kurucular kurulu üyesi Adalet Politikaları İzleme Kurulu Başkanımız, bir dönem Kayseri Baro Başkanlığı ve HSYK üyeliği yapmış Yozgatlı hemşerimiz Av. Ali Aydın abime ve çok kıymetli Gelecek Partisi yöneticilerine şükranlarımı sunuyorum.
Değerli hemşerilerim; her ne şart altında olursa olsun, elini taşına altına koymuş, Yozgat’ımıza hizmet etmiş büyüklerimiz gibi bizler de, çıkmış olduğumuz bu kadim yolda, inandığımız değerler dahilinde elimizden geldiği kadarıyla, hiçbir ayrım yapmadan ülkemize ve Yozgat’ımıza aynı şevk ve heyecanla hizmet etmek için gece demeden gündüz demeden çalışacağımızı belirtmek istiyorum.
Saygıdeğer hemşerilerim; hiç bir siyasi ikbal peşinde koşmadık, Allah’ım neyi takdir ederse o olur, takdirin ötesinde hiç bir şey olmaz. Sizlerle birlikte Yozgat için varız, Yozgat için çalışacağız. Allah’ın izniyle Yozgat Merkezimiz başta olmak üzere tüm ilçelerimizde, beldelerimizde, mahalle ve köylerimizde teşkilatlanma çalışmalarımıza hız kazandıracağız.
Rabbim utandırmasın, Rabbim doğruluktan ayırmasın diyor saygı sevgi ve muhabbetle selamlıyorum.
Ömer Aydoğmuş kimdir?
1979 Akdağmadeni doğumluyum. İşletme yüksek lisan mezunuyum. Serbest Muhasebeci Mali Müşavir olarak çalışmaktayım. Kızılay Şube başkanlığı görevinde bulundum, Yeşilay temsilciliği görevini sürdürmekteyim. Evli 1 çocuk sahibiyim.
Siyasi mücadeleye 1996 Yılında Üniversitede okurken Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun yanında başladım. Üniversite sonrası BBP de ilçe başkanlığı MKYK ve Disiplin kurulu üyeliklerinde bulundum. Muhsin Yazıcıoğlu ülke menfaatleri doğrultusunda karar alırdı. Bizde 2014 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde BBP’nin Ekmelettin İhsanoğlu’nu destekleme kararına karşı gelerek o gün o şartlarda Recep Tayyip Erdoğan’ın desteklemesi gerektiğini beyan ederek partimizden istifa ettik.
Daha sonra Başbakanımız ve dönemin Ak Parti Genel başkanı Davutoğlu ile birlikte %49.5 ile en yüksek oyu alırken bizlerde destekledik. O gün nasıl Cumhurbaşkanlığı seçiminde ülke menfaati için Recep Tayyip Erdoğan’ı ve yine Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nun genel başkanlığı döneminde Ak Partiyi desteklediysek bugünde aynı duygu ve düşünceyle hiç bir menfaat gözetmeden Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nun yanındayız. Neden yanındayız biliyor musunuz; ben AK parti içinde siyaset yapan biri değildim, BBP’de siyaset yapıyordum. Biz ülke menfaati dedik partimizden istifa ettik ancak AK parti %49.5 la tarihi oyu alan bir başbakanı görevden aldı. O günden sonra ülke hiç iyiye gitmedi. Belki proje yatırım ilerledi lakin devlet fakirleşti halk, fakirleşti, bugün gelin durum ortada, mutlaka güzel şeyler var lakin hiç bir şey eskisi gibi değil, ekonomik kriz içten içe milletimizi sömürüyor fakat kimse farkında değil. Bu sebeple, bugün ülke ve millet menfaati söz konusu dur, Türkiye Cumhuriyeti alternatifsiz değildir. Alternatifsiz tek yer Suriye’dir. Ülkemizi İran olmayacaktır, Suriye olmasına da biz izin vermeyiz. Kimse baki değildir, tek baki olan Allah’tır. Allah yar ve yardımcımız olsun diyorum” ifadelerini kullandı. -

Yozgat için projelerimiz var
Yozgat’ta göçü tersine çevirecek, istihdam ve ekonomik girdiyi artıracak, başta inşaat ve emlak olmak üzere hemen her sektörde gelişime pozitif katkı sunacak, beraberinde şehirde üretimi destekleyecek önerilerimiz var.
Anadolu’nun ortasında başkentin yanı başında olmasına rağmen geri kalmışlık, işsizlik ve göç konularında başı çeken ilimiz, yaşana bilirlik endeksinde son sıralarda yer almaktadır.
Yeniufuk Gazetesi olarak; basının habercilik yapmak olan görevinin yanı sıra içinde bulunduğu toplumun faydasına çalışan ve gerektiğinde kamu kurumları ve yerel yönetimlere ışı tutan öneriler de getirmesinin bir sorumluluk olduğu bilincindeyiz.
Sizler gibi biz de, ilimizin içinde bulunduğu bu “sahipsizlik” ortamından son derece rahatsızız. İlimizin yer altı ve yer üstü birçok kaynağı olduğu bilincindeyiz. Ancak bu kaynakların istihdam oluşturmada, ilimize ekonomik girdi sağlamada, göçü durdurmada ve ilimize nitelikli nüfus çekmede yeterince hatta hiç değerlendirilmediği kanaatindeyiz.
İyi değerlendirildiğinde Yozgat için her biri bir sıçrama tahtası olabilecek bu kaynakların ulusal ve uluslararası finansal kaynaklarla buluşturan projeler eliyle artı değer üretebileceğini görmekteyiz.
Bu nedenledir ki; bu bölümün devamındaki haberler içerisinde Yozgat için geliştirdiğimiz projelerin bir kısmını göreceksiniz. Zaman ve şartlar el verdikçe ve proje önerilerimize kamu, stk ve yerel yönetimlerce iltifat edildikçe yeni önerilerimizi paylaşmaya devam edeceğiz.
Proje önerilerimizden bazı başlıklar ve bu önerilere bürokrasi, siyaset, stk ve yerel yönetimlerden bugüne kadar tek bir aksi seda gelmemesi üzerine kaleme aldığımız “sitemimiz”.
-Çapanoğlu Sarayı ve Tarihi Han önerimiz,
-Engelli Eğitim, Rehabilitasyon ve Yaşam Merkezi önerimiz,
-Hafif Raylı Sistem ve Yeni Bir şehir İnşa Etmek önerimiz,
-Salgın Enstitüsü ve Aşı Üretim Merkezi önerimiz,
-Çamlık Spor, Eko Turizm ve Kamp Merkezi önerimiz,
-T Tipi, Cezaevleri Yerleşkesine Öncülük Etmelidir önerimiz,
-Gül Şehri Yozgat Hayal Değil önerimiz,
-Yozgat İçin Söz Biriktirmeye Devam Edeceğiz.
-

Gül Şehri Yozgat! Hayal Değil
Yozgatlı, Hollandalı ve Özbek yatırımcıyı bir kez ıskaladık. Bu sefer ıskalamaya, konuyu görmezden gelmeye; ne Yerköy’ün ekonomisi, ne Sorgun’un işsizliği ne de diğer ilçelerin geri kalmışlığı müsaade etmelidir. Unutulmamalı ki; bugün Yozgat coğrafyasında işsizliği, göçü, geri kalmışlığı konuşuyor olmamızın tek sebebi bu konuları kimsenin üzerine alınmıyor olmasıdır.
Gül, dünya pazarlarında en çok alıcısı ve talebi bulunan çiçek türüdür. Bugün çiçek yetiştiriciliği dendiğinde ilk akla Hollanda gelir.
Hollanda Çiçek Borsası dünyanın her tarafından çiçeğin geldiği, online alış ve satışların yapıldığı büyük bir pazardır. Bu özelliği nedeniyle dünya çiçek piyasasının en etkili aktörüdür.
Bir taraftan dünyanın her yerinden üreticiler ve çiçekler Hollanda’ya ulaşırken, diğer taraftan Hollandalı çiçekçiler üretimde Hollanda toprakları ile yetinmemişler kendilerine özellikle gül yetiştirmek için başka ülkelerde arazi arayışlarına girmişlerdir.
Bunun iki sebebi vardır. Birincisi çiçek üretim maliyetlerini düşürmek, ikincisi yılın 12 ayı üretim yapmak istemeleridir. Zira Hollanda iklim yapısı itibariyle sadece yazın gül yetiştirmeye uygundur. Bu bağlamda son 15 yıldır kış aylarında çiçek yetiştirebilmek için kışın sera iklimine sahip Afrika’yı yoğun şekilde tercih eder olmuşlardır.
Konunun Yozgat’la Bağı Yozgat kış aylarının soğuk olması nedeni ile kaliteli gül, şakayık ve dağ lalesi yetiştirmek için gerekli iklim şartlarını taşımaktadır. Çünkü gülün kışın uyuması ve bu uyuma sürecinde iklimin soğuk olması gerekir. Bu konuda şunu söylersek abartmış olmayız; Yozgat gül yetiştiriciliği için Avrupa’nın en uygun iklim koşullarına sahiptir. Bu cümlenin nedeni ileriki paragraflarda netleşecektir. Bu iklim yapısı nedeniyledir ki, Hollandalı iş insanlarının dikkatini çekecek bir potansiyeli barındırmaktadır.
Yozgat’ın gül yetiştiricilerinin dikkatini çeken bir diğer özelliği ise şudur: Hollanda sadece yazları, Afrika sadece kış aylarında gül yetiştirmek için uygundur. Yozgat ise; soğuk iklimi nedeni ile yazın, termal kaynakları kullanılarak da kışın seralarda gül, şakayık ve dağ lalesi yetiştirmeye uygundur. Bu özelliği ile çiçek yetiştiricileri için bulunmaz imkânları barındırmaktadır.
Nereden Çıktı Bu Konu?
Buraya şuradan geldik. Sene 2007-08. Almanya’da çiçekçilik yapan Yozgatlı kardeşler, Hollandalı ve Özbek ortakları ile canlı gül üretimi yapmak için Yozgat’a geldiler.
İlin iklim yapısını ve kaynaklarını incelediler. İklim değerlerinin gül, şakayık ve dağ lalesi için çok uygun şartları barındırdığını görmelerinin yanında termal kaynakların sera üretimine imkân vermesi nedeni ile karar verdiler; başlangıçta en az 100 kişinin çalışacağı 10 dönümlük bir alanda açık ve sera olmak üzere üretim yapmaya. Bürokrasi ile temaslar kurup, fizibilite (yapılabilirlik) çalışmalarına başladılar. Bürokrasi 3 ilçeyi önerdi; Saraykent, Sorgun ve Yerköy. Belediyeler ile temasa geçildi bölgeler incelendi.
SARAYKENT HENÜZ HAZIR DEĞİLDİ
O dönemde Saraykent’teki termal kaynakların toprak yüzeyine tam çıkarılmış olmaması ve ulaşım maliyetleri nedeni ile olmadı.
SORGUN’DA HÜSRAN
Çiçek üretimi için arazi gösterirken, sera için ihtiyaç duyulan minimum 60 derece sıcaklıktaki suyu veremedikleri, konut ısınmasından dönüş yapan 40 dereceye düşmüş suyun kullanımını önerdikleri için kabul görmedi.
YERKÖY’DE BÜYÜK ŞOK
Uyuz Hamamı’na giden güzergâh üzerinde uygun arazi bulundu. Bölgeden geçen termal kaynağın sıcaklık derecesinin üretim için uygun olması ile birlikte yatırım kararı verildi. Ancak belediyenin istediği ve siyasetin onayladığı şartlarda! iletişim sağlanamayınca yatırım bir Yozgat klasiği olan, siyaset, bürokrasi ve yerel yönetimlerin yeterince sahiplenememesi sonucu başlamadan bitti.
Bu yazıyı kaleme alırken o dönemki yatırımcı ile yeniden görüştük ve bilgilerimizi tazeledik.
Yozgat iklimi değişmedi, hala gül üretimi için uygun soğukluğa sahip. Termal kaynaklarımız kurumadı, serada çiçek üretme imkânımız mevcuttur. Şu anda termal 12 ilçemizde aktif olarak kullanılmakta veya kaynak tespiti yapılmış durumdadır. Çiçek pazarı daralmadı büyüdü. Talep, her geçen gün artmaktadır.
Çiçek üretimi; toprak üretiminden, çiçek üretimine, paketlemeden nakliyeye kadar birçok alanda direkt ve dolaylı istihdam ve gelir oluşturacak bir üretim çeşididir. İklim koşullarımızın termal kaynaklarımız ile birleştirilmesi durumunda yılın 12 ayı boyunca üretim yapma imkânı oluşacak, aynı zamanda termal kaynakların kullanımı ile üretim maliyetleri düşeceği için pazardaki rekabeti lehe çevirecek bir unsurdur. İç pazarda tüketimi yapılabileceği gibi doğrudan Hollanda Çiçek Borsası’na satışı gerçekleştirilerek ihracat imkânı sunan, büyüme ve gelişme potansiyeline sahip bir yatırım olacaktır.
PEKİ, NE YAPMAMIZ LAZIM?
Yozgat Merkez (Çatakboğazı), Yerköy, Sorgun, Sarıkaya, Boğazlıyan, Saraykent, Aydıncık (Toraman Köyü), Çayıralan (Söbeçimer ve Bağlar mevki), Çekerek (Bayırhöyük ve Gönülyurdu Köyleri), Kadışehri (Hamampınarı), Şefaatli (Armağan Köyü), Yenifakılı ve Akdağmadeni (Karadikmen Mevkii) ilçelerinde 29 ila 85 derece arasında kaynaklar / kuyular bulunmaktadır. Bu ilçe belediyelerinin, Bozok Üniversitesi’nin, TKDK ve Or-An’ın bu konuyu ciddiye alıp, öncelikli gündem maddesine dönüştürmeleri gerekiyor.
Yozgatlı, Hollandalı ve Özbek yatırımcıyı bir kez ıskaladık. Bu sefer ıskalamaya, konuyu görmezden gelmeye; ne Yerköy’ün ekonomisi, ne Sorgun’un işsizliği ne de diğer ilçelerin geri kalmışlığı müsaade etmelidir.
Unutulmamalı ki; bugün Yozgat coğrafyasında işsizliği, göçü, geri kalmışlığı konuşuyor olmamızın tek sebebi bu konuları kimsenin üzerine alınmıyor olmasıdır.
Yozgat’ta canlı çiçek üretimini çağrı ve proje kapsamında TKDK destekliyor. Ancak bu detay pek bilinen bir gerçek değil. Zira bu detayı destekleyecek, Yozgat’ta çiçek üretiminin gerçekleşebileceğini gösteren bir rapor ve bir yapılabilirlik (fizibilite) raporu bulunmuyor. Bunlar olmayınca Yozgat’ta yapılabilecek yatırımlar arasında gül yetiştiriciliğini zikredemiyor, yatırımcılardan talep oluşturamıyoruz.
O halde yapılması gereken gayet açıktır: Termal kaynaklara sahip belediyelerimiz; Yozgat Bozok Üniversitesi ve Or-An Kalkınma Ajansı ile Ticaret ve Sanayi Odaları’ndan Yozgat’ta gül yetiştiriciliğinin araştırılması ve bir rapor oluşturulmasını, Or-An Kalkınma Ajansı’ndan minimum 10 + 10 dönümlük alanda açık ve sera olmak üzere gül yetiştiriciliğinin fizibilite raporunun hazırlanmasını talep etmelidirler.
Bu raporların akabinde ilin siyasetçisi, bürokratı, STK’sı ve yerel yönetimlerine yatırımcı ziyaret ve davet etme imkânı oluşacağı gibi, yerelden de bu yatırımı gerçekleştirme gücüne sahip kişileri teşvik etmek kalacaktır. Savaş UYAR/ Bekir ÇAYLAK
-

Yozgat için söz biriktirmeye devam edeceğiz
“Buraya gelen yabancılar bize hep şunu sordu: Yav siz burda nasıl yaşıyorsunuz, buranın nesini seviyorsunuz?
Buna cevap vermek çok zor.
İnsan memleketini niye sever? Başka çaresi yoktur da ondan.
Ama biz biliriz ki; bir yerde mutlu, mesut olmanın ilk şartı orayı sevmektir.
Burayı seversen; burası dünyanın en güzel yeridir.
Amma dünyanın en güzel yerini sevmezsen; orası dünyanın en güzel yeri değildir!
Buraya gazeteler 2 gün sonra geliyor. Biz duyduğumuz bir havadise şaşırdığımız zaman, büyükşehirdeki insanlar çoktaaan unutmuş oluyor. İşte vizontele buna son verecek. İstanbul’daki bir hadiseyi aynı anda gözlerimizle göreceğiz.
Yani vizontele uzağı yakın edecek. Ve burası artık o kadar uzak olmayacak.” (Vizontele)
“İnsan bu boz toprakları niye sever? Sadece memleketi olduğu için mi? Değil! İnsan, memleketini sever. Çünkü kendi olabildiği tek yerdir burası; sırt sırta verebildiği, omuz omuza durabildiği tek yerdir.” (Gönül Dağı)
Yozgat bozkırın ortasında bir garip (kimsesiz) memlekettir.
Bu garip (dokunaklı, hüzün veren) hali her aklı başında ve bu toprakların özü ile ruhunu bütünleştirmiş kişiye hüzün vermektedir.
Yüzlerce yıllık tarihi geçmişine rağmen bu mirasına sahip çıkamamış, şehirliliğin gereği olan fikri üretim, kültür, sanat faaliyetleri ve birlikte yaşama kültüründen uzaklaşmış olmanın getirdiği ben merkezli yaşam tarzı ile hızla kendini tüketmektedir.
Bu tükenmişlik nedeniyledir ki; Yozgat’ı konu alan Gönül Dağı dizisini Yozgat’ta çekemezsiniz. Çünkü Çapanoğlu Sarayı ve Tarihi Han önerimize tepki verecek kadar dahi tarih bilincimiz yoktur. Konu ne kadar Yozgat olursa olsun, şehirli olmanın gereği olan tarih bilincinden yoksun şekilde tarihi değerlerini yok etmekte yarışan bir şehirde kim neden dizi platosu kursun ki!
İlimizde 40 bin engellimiz vardır ama engelliler gününde ve arada bir dostlar alışverişte görsün niteliğini aşmayan tekerlekli sandalye kampanyalarında hatırlarız. Ha bir de seçim zamanlarında. Diğer zamanlarda engellilerin yaşamları ilgimizi çekmez. Çoğu zaman basına yansıyacak bir fotoğraf karesinin figüranları niteliğindedirler. Engelli olmak, engelli bireyle hayatını idame ettirmek nedir bilmeyiz, yitirmişizdir empati yeteneğimizi ve diğerkâmlık kültürümüzü. Aksi olsaydı bir vicdan sahibinin dikkatini çekerdi Engelli Eğitim, Rehabilitasyon ve Yaşam Merkezi önerimiz.
Çamlık ve Nohutlu arasına sıkışmış, imarı şaibelere konu olmuş, arsa ve inşaat maliyetleri yüksek, her başkan döneminde yapboza döndürülmüş, dikine mimari ile şehir slüeti Amerikan modernleşmesini andıran Yozgat’ta, onlarca yıla sair şehircilik vizyonu ortaya konamamıştır. Lise Caddesi, Cumhuriyet Meydanı ve Büyük Cami belediyeciliğinden bir türlü sıyrılamadık. Şehre vizyon katabilecek projeleri eş-dost-partili-akraba rantlarına kurban verdik. Şehre vizyon katsaydınız da tek, kime rant sağlayacaksınız ordaki arsaları onlar alsalardı yine onlar kazansaydı. Vallahi itiraz etmezdik. Ama yetmez mi artık küçük olsun benim olsun anlayışı ile tükete tükete kasabaya çevirdiğimiz koca bir ili. Anlaşılan yetmiyor ki; Hafif Raylı Sistem ve Yeni Bir Şehir İnşa Etmek başlıklı, Çamlık merkezli yeni bir imar planlaması ile bir Yeni Yozgat vizyonu haberimiz kimsenin umurunda olmadı.
Büyük umutlarla 15 yıl üniversitemiz olmasını arzuladık. Kampanyalar düzenledik. Marketlerimizin alışveriş poşetlerinde dahi bu istediğimizi dile getirdik. Nihayetinde müstakil bir üniversiteye kavuştuk. Kavuştuk kavuşmasına da; heyhat pek de memnun olmadık. Bir açılıp bir kapanan bölümleri, bir ayrılıp bir birleştirilen okulları, sanayi ve Yozgat eğitim, kültür, sosyal yaşantısı ile iletişim kuramaması, Yozgat’ın hemen hiçbir sorununa dair sözlerinin olmaması vb bizi pek de memnun etmiyor. Üniversite bir şehre katkısı söz konusu olduğunda sadece öğrenci sayısı ile ifade edilecek bir unsur değildir. Umarım bunun farkında olan bir tek biz değilizdir. Bu umudu Bozok Üniversitesi’ne rağmen koruyoruz ve inanıyoruz ki, 1 yılı aşkındır bütün dünyayı etkileyen Covid 19 salgını nedeniyle önerdiğimiz Salgın Enstitüsü ve Aşı Üretim Merkezi’nin kıymetini anlayacak yöneticiler ve akademik kadrolarla Yozgat da buluşacak. Ve diliyoruz ki Sayın Cumhurbaşkanımız ve Cumhurbaşkanı Yardımcımız ülkemizin önerimize konu merkezlere ihtiyacı olduğunu ve üniversitelerin bu konuda çalışma yapması gerektiğini dile getirsinler. İşte o zaman Bozok, kenevir örneği gibi birinci meselesi haline getirecektir konuyu. Tek duamız budur.
Çamlık. Öve öve bitiremediğimiz Çamlık. İlk milli parktır deriz. Çamlık’ta yapılan pikniklerin, yürüyüşlerin tadından bahsederiz. Bir misafirimiz geldi mi hemen alır çıkarırız, demleriz semaverde çayımızı, dalarız Yozgat’ı seyre. Yozgat’tan Çamlık, Çamlık’tan Yozgat güzel görünür. Bir de gel; işsize, evine ekmek götürmekte zorlanana, akraba desteği olmadan yaşamını devam ettiremeyene, her geçen gün müşterisi azalan esnafa sor Çamlık’ın nasıl göründüğünü. Onların cevabı zorlarsa; gel spor
kulüplerine soralım, turizm firmalarına soralım, doğa sporlarını sevenlere, kampçılara soralım. Yormadık sizi, biliyoruz işiniz başınızdan aşkın. Biz sorduk ve aldık cevabımızı. Bu cevap üzerine de Çamlık Kamp, Spor ve Eko Turizm Merkezi önerimizi yaptık. Yaptık yapmasına da sesimiz yankılanmadı bu şehirde. İki dağın ortasındaki Yozgat’ta dağlara ses verdiğinde yankılanır diye biliyorduk. Olmadı; sesimiz, sözümüz aksi seda bulamadan gazete arşivlerinde yerini aldı.
Durmadık, duramadık. Bu memleket bizimdir, yılmak yok, küsmek, darılmak yok dedik. Madem yerelde sesimize ses olanı bulamadık o halde bir de Ankara’ya ulaşalım dedik. Öyle ya onlarca yıldır Ankara’nın yatırımları dışında Yozgat merkezli bir yatırım fikri, projesi oluşturamamıştık. Öyle de bir kaygı olmadı ama neyse burayı geçelim. Yozgat madem merkezden yatırımlarla kabuğunu kırabilecekti o halde bir merkezi yatırıma ışık olalım istedik. “Bacasız fabrika” olarak tanımlanan T Tipi Cezaevinin gerçekten bir fabrika gibi ile katkılarını rakamlarla ortaya koyduk. Sincan Yenikent Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünü inceledik ve hatta gittik yerinde gördük, bir öneri oluşturduk. T Tipi; Cezaevleri Yerleşkesine Dönüştürülmelidir başlığı ile önerdik, talep edilmesini istedik. Gördük ki Yozgat’tan Yozgat adına çıkan her ses Yozgat’ta da Ankara’da da kaybolmakta.
Oysa her önerimiz, şehre nüfus artışı sağlayacak, istihdam oluşturarak işsizlik sorununun çözümüne katkı sunacak, şehir ekonomisine giren nakdi artıracak, başta inşaat emlak olmak üzere hemen her sektörün gelişmesine pozitif katkı sunacak, beraberinde şehirde üretimi destekleyecek önerilerdi. Bu önerileri sahiplenecek her kurum ve yöneticisini bir sonraki dönem ya da bürokraside bir üst makam için ön plana çıkaracak çalışmalardı. Her biri Vizontele’de olduğu gibi “Yozgat’ı uzak olmaktan çıkaracak” sancılardı.
Sözümüz elbette Yozgat’ı yönetmek iddiasında olan herkesedir. Ama öncelikle de yerel yöneticilere, STK’laradır. Bürokrasi bugün var yarın yok. Tayini çıkar gider, Yozgat özgeçmişinde küçük bir detay olarak kalır. Ama şehr-i emin olmakla adlandırılan yerel yöneticiler öncelikle bu konuda sorumluluk sahibidirler. Yürünecek yol, dinlenilecek parktan daha az önemli değildir, sofralara giren ekmek.
Yılmayacağız, bıkmayacağız, küsmeyeceğiz, kırılmayacağız. Yozgat için söz biriktirmeye devam edeceğiz.
Yozgat paydasında buluşabileceğimiz, ortak kader ve gelecek anlayışına sahip kişilerle mutlaka bir araya gelecek ve “huzurlu, güvenli” bir şehri nasıl inşa edeceğimizi konuşacağız bir gün.
İnanıyoruz ve biliyoruz ki, bugün sesimize ses veremeseler de bir gün bu şehrin her bir ferdini kendi evladı gibi bilen, işsizliğini, eğitimini, sağlığını, ulaşımını, sofrasındaki ekmeğini dert edinen ve onların yaşamına dokunmak isteyen vicdan sahipleri; bu garipliğe (dokunaklı, hüzün veren) son vereceklerdir.
“Bazan gendi gendime diyom ki, napacan Ciritçi Abdullah başka bir yol var da, oraya mı gidecen. Başka bir kapı var da, o kapıyı mı çalacan. Madem varmaya değil, yolda olmaya garar verdin. Bu yolun azığı, inanmak. Gatığı umut. Sulamaya devam edecez. Belki bir gün bir ağaç değil de koskoca bir bozkır yeşerir.” Gönül Dağı
Savaş UYAR / Bekir ÇAYLAK -

T Tipi; Cezaevleri Yerleşkesi’ne öncülük etmelidir
Önümüzdeki aylar içerisinde açılışı gerçekleşecek olan Yozgat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun yapım süreci, ulusal basına da konu olan açıklamalarla gündemimizde yerini halen korumaktadır. Önerimiz; T Tipi Cezaevinin bulunduğu bölgenin bir Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ne dönüştürülmesidir.
Teşvikte 5. Bölge desteklerinden faydalanıyor olmamız da yatırımlarda istenilen ivmeyi kazandırmadı. 25 yıllık Saray OSB’nin hala 1.750 işçi istihdam ediyor olması dikkate değerdir.
Bir yatırımın yapılabilmesi için 10’un üzerinde kıstas vardır. Her bir yatırımcı riske atacağı sermayesini, bölgedeki kazancını bu kıstasların tamamı ile değerlendirir. Hepsini karşılamak mümkün değildir lakin olmazsa olmazlar vardır. Yozgat birçok alanda bu olmazsa olmazları karşılamakta zorlanmaktadır. Bunları sıralayacak değiliz. Konuya ilgi duyanlar hatırlayacaklardır.
Önümüzdeki aylar içerisinde Yozgat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun açılışı gerçekleşecek. Cezaevinin yapımı ve inşa süreci zaman zaman ulusal basına da konu olan açıklamalarla gündemimizde yerini korumaktadır.
AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer’in cezaevi için “bacasız fabrika” tabiri yerelde ve ulusal basında çokça eleştirildi. Bu cümle üzerinden Sayın Başer’e hiç de hak etmediği şekilde yüklenildi. Şöyle ki;
Nüfusu istenilen düzeyde artmayan, bu artışı hizmet sektöründe çeşitliliği getirmeyen, nüfus azlığı nedeni ile pazar olma şartlarını taşımayan, birçok sanayi kuruluşu için hammadde, yarı mamul temini mümkün olmayan, hammadde/yarı mamul ve pazara uzak, nitelikli iş gücü temininin ciddi problem olduğu, bir arsa tahsisinin dahi 1 yıla yakın sürdüğü, bürokrasinin yavaş işlediği şehirlerde yatırımcı bulmak /getirmek zordur. Yeterli kaynak var ise yatırımcı zaten kapınızı çalar. Geriye hatır gönül ilişkileri kalır ki, hatır için yapılan yatırımın karşılığı da bir başka bölgedeki yatırımın kazancı ile telafi edilir. Hatır kalkınca yatırım da sonlandırılır. Örnekleri vardır.
Elimizde tek seçenek olarak şehre nakit girdisi ve açılacak kurum ve kuruluşlarla hizmet sektöründe çeşitlilik sağlayarak geliri ve buralarda istihdam edilecek personel üzerinden nüfusu artırmak kalmaktadır. Yozgat gibi illerde; tarım ve hayvancılığın, yer altı ve yer üstü kaynaklarının, tarihi ve kültürel değerlerin organize yapılarla bir taraftan istihdam ve gelir artışına katkı sağlarken, diğer taraftan sanayi alt yapısı oluşturma düzeyine gelene kadar bu seçenek gayet makul ve isabetli olacaktır.Üniversitenin kurulması ve Şehir Hastanesi ile ivme kazanan bu süreç son dönemde Diyanet ve Adalet Eğitim Merkezleriyle hızlanmıştır. Cezaevi ile devam edecektir.
Yozgat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu açıldığında yaklaşık 2.700 personel istihdam edecek. Saray OSB’nin 1,5 (bir buçuk) katı bir istihdam. Yüzde 90’ı Yozgat dışından yani 2.500’ün üzerinde personel ve ailesi Yozgat nüfusuna dâhil olacaktır.
Ortalama maaşları 5.000,00 TL civarındadır. OSB ortalamasının 2 katına yakın bir rakam. Aylık 13 milyon TL doğrudan il ekonomisine katkı. Cezaevinde 4.000 tutuklu/hükümlü bulunacaktır. Bu tutukluların her biri cezaevi kantininden ortalama 500,00 TL. aylık harcama yapacak ve bu kantinde satılan her bir ürün Yozgat’tan temin edilecektir. Katkısı aylık minimum 1,5 milyon TL. Yine tutuklu ve hükümlülerin kıyafet ihtiyaçlarının en az yüzde 50’si ilimiz esnafından karşılanacaktır.
Personel ve tutuklu/hükümlü toplamı 6.700 olacak ve her gün yemekhanede bu sayının ihtiyacını karşılayacak üretim yapılacak, yemekhanenin her bir ihtiyaç kalemi Yozgat’tan temin edilecektir. Minimum 3 milyon TL. değerinde bir hacim.
Tutuklu ve hükümlülerin aylık görüşleri nedeniyle yakınları Yozgat’a gelecek, görüş takvimine göre hafta içi her gün Yozgat’ta otobüsünden dolmuşuna, otelinden lokantasına, çay ocağından kuaförüne, giyim mağazasına, büfesine kadar pek çok esnaf için girdi sağlayacak bir müşteri potansiyeli oluşacaktır.
Rakamlara tekrar bakalım;
Saray OSB 25 yılda 1.750 istihdam, Kabalı Projesi 600 istihdam (hedef), Cezaevi 2.700 istihdam.
OSB aylık işçi maaşları girdisi ortalama 5 milyon, Cezaevi personel maaş katkısı aylık 13 milyon.
Gıda, giyim, yemekhane, nakliye, ziyaretçi katkılarıyla 20 milyon TL’nin üzerinde bir aylık girdi.
Bu cümlelerden ve kıyaslamadan OSB’yi, oradaki yatırım ve istihdamları, Kabalı ve benzeri projeleri küçümsediğimiz algısı çıkmasın. Öyle bir kastımız yoktur.
Kastımız şudur; cezaevinin Yozgat ekonomisine, nüfusuna, sosyal yaşantısına ve hizmet sektörüne yapacağı katkılar gerçek bir “fabrika” düzeyindedir. Dolayısıyla Milletvekili Yusuf Başer “Bacasız fabrika” benzetmesi yaparken hiç de haksız değildir.
Bir milletvekilinin temel vazifesi yasama faaliyetlerinde bulunmak, meclisteki yasama ve araştırma komisyonlarında yer almaktır. Siyasi kimlik taşımalarından dolayı da parti faaliyetlerinde bulunmaktır. Temel düzeyde yatırımcı bulmak, getirmek gibi bir vazifeleri yoktur. Bu konuda Yozgat milletvekillerine gereksiz yüklenildiğini düşünmekteyiz. İlin ilgili kurum ve STK’ları yatırımcı için gerekli şartların oluşturulmasında ve ilin kalkınmasına katkı yapacak projelerin hükümetçe kabul edilmesinde çalışırlar ve milletvekillerinden öncülük ve destek isterler, onlar da projelerin kabul edilmesi ile Yozgat’ta yatırımcıya sağlanan teşviklerin artırılması, yatırımcının önündeki engellerin kaldırılması noktasında hükümet ve bakanlıklar nezdinde çalışmalar yaparlar, Yozgat halkının sorunlarını ilgili kurumlar nezdinde dile getirip çözümünü isterler. Bu kadar. Fazlasını istemek ve beklemek üretim ve çalışma hayatının içinden gelmeyen, iktidarından muhalefetine vekillerimize haksızlık olur.
Gerisinde hükümet yatırımlarından Yozgat’ın pay almasını sağlamak kalır. Üniversite, şehir hastanesi, Diyanet ve Adalet Eğitim Merkezleri, Adli Tıp Kurumu, İdare Mahkemesi vb gibi yatırımlardan Yozgat da payını almıştır. Bunun en son halkası T Tipi Cezaevidir. Özetle iktidar partisi vekillerimiz sanayici getirmemişlerdir ancak hükümetin her yatırımından Yozgat’ın da bir pay almasını sağlamışlardır.
Buradan hareketle önerimiz; T Tipi Cezaevinin bulunduğu bölgenin bir Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesine dönüştürülmesidir.
Ankara Sincan Yenikent’te bulunan 2.500 dönüm üzerine kurulu 10’dan fazla ceza infaz kurumu, hastane, hakim evi, avm, spor ve sosyal yaşam alanı barındıran Ceza İnfaz Kurumları Kampusu benzeri bir yerleşke kurulmalı, Yozgat T Tipi Cezaevinin ilimize yapacağı katkı çarpan etkisiyle katlanmalıdır.
Yozgat Cezaevine öncülük eden Sayın Başer eleştirilere kulağını tıkamalı, Adalet bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunarak bu yerleşkenin Yozgat’a kazandırılmasını sağlamalıdır.
T Tipinin yanına yapılacak her bir yeni cezaevi ve lojman, hastane, okul vb yapılar, ilin nüfusunu ve il ekonomisine nakit girdisini artıracak, sosyal yaşantıda çeşitliliği getirecektir (bu sayede Yozgat’ta kazanılan paranın yine burada ekonomiye dâhil olması mümkün olacaktır). Bu girdiler genel hizmet sektörü ile birlikte sağlık, eğitim ve inşaat sektöründe de canlılığı getirecektir. Yerleşkenin ihtiyacı olan yüksek miktardaki gıda ürünlerinin üretimi için yeni tesislerin açılmasını hızlandıracaktır.
Nüfusu 100 binin üzerine çıkmış, nakit akışı artmış, hizmet, inşaat ve gıda üretim sektöründe gelişme kaydetmeye, bu gelişmelerle işsizlik oranı azalmaya başlamış, eğitim-sağlık-eğlence-sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilen Yozgat; havaalanı ve yüksek hızlı tren, Sorgun Hayvancılık İhtisas OSB, Adalet ve Diyanet Eğitim Merkezlerinin tam kapasite ile faaliyete geçmesi ve yatırımcılara sağlanan teşviklerin yeniden gözden geçirilmesi ile birlikte yatırımcıların dikkatini daha da çekmeye başlayacak, daha yaşanılır bir şehir olacaktır.Bekir ÇAYLAK/Savaş UYAR
-

Çamlık Spor, Eko Turizm ve Kamp Merkezi
Geçmiş dönemlerde yaptığımız görüşmeler sonucunda “Kongre ve Spor Merkezi Yozgat” başlıklı çalışmalar yapıldı ancak, bu çalışmalar bir Yozgat klasiği olarak, asla fiiliyata dökülemedi. Üzerinden geçen onca yıla rağmen henüz bu konuda ayakları yere basan çalışmalar yapılamaması bizi bir kez daha bu konuya eğilmeye, yeniden Yozgat gündemine taşımaya mecbur bıraktı.
İl merkezinde 267 hektar alan üzerinde bulunan Çamlık Milli Parkı 212 bitki ve 20’nin üzerinde hayvan türüne ev sahipliği yapmaktadır.
Ortalama 1.350 olan rakımı ve 10’un üzerindeki ağaç çeşidi ile kendine has bir havası vardır. Bu özellikleri ile sporcular için yüksek rakım antrenmanları, eko turizm ve çadır kampları için oldukça uygundur. Temel gereklilikleri barındırmaktadır. Gerisi, Çamlık’ı tanımaya, tanıtmaya ve gerekli tesisleşmeleri ve organizasyonları gerçekleştirmeye kalmaktadır.
Geçmiş dönemlerde mülki amirlerle yaptığımız görüşmelerde Çamlık’ın bir piknik alanı olmanın ötesinde ilin ekonomisine, sosyal ve kültürel değişimine olası katkılarını dile getirmiş idik. O dönemlerde bürokrasi ile iletişim kurmak, bir nebze de olsa Yozgat paydasında buluşmak mümkün idi.
Bu görüşmelerde Çamlık Milli Parkı merkezli bir spor merkezi inşa edilmesi, bu merkezin Çamlık’taki konaklama ve antrenman saha sayılarının artırılması ile desteklenerek, spor turizminden Yozgat’ın pay alması hususunda fikir birliğine varabilmiştik.
Bu çalışmaların sonucunda “Kongre ve Spor Merkezi Yozgat” başlıklı çalışmalar yapıldı ancak, bu çalışmalar bir Yozgat klasiği olarak asla fiiliyata dökülemedi.
Üzerinden geçen onca yıla rağmen henüz bu konuda ayakları yere basan çalışmalar yapılamaması bizi bir kez daha bu konuya eğilmeye, yeniden Yozgat gündemine taşımaya mecbur bıraktı.Onlarca spor branşında; profesyonel ve amatör olmak üzere, erkek, kadın, yıldız, engelli, milli vb binlerce takım mevcuttur.
Her branştan sporcuların, farklı iklim ve rakım koşullarında müsabakaya çıkmalarından dolayı; yüksek oksijen deposu ve farklı rakımdaki alanlarda antrenman yapma ihtiyaçları vardır.
Bolu ve Kızılcahamam bu konuda en bilinen bölgelerdir. Çamlık kendine has bitki örtüsü nedeniyle bir adım öne çıkarken, bir spor kulübünün konaklaması için yeterli düzeyde hizmetin sunulamaması ve tesisleşmedeki sorunlar nedeniyle salon sporları için dahi tercih edilmemektedir.
Keşke o dönemde birazcık olsun akıl ve vicdan sahiplerine denk gelebilseydik de, bu önerimizin temelini oluşturma ve spor merkezi olma yolunda hızlı yol almamıza vesile olabilecek “Spor Vadisi” tesislerini ve “yeni stadyumu” böyle bir proje bütünlüğü içerisinde değerlendirip daha doğru yerlere daha doğru bir planlama ile yapabilseydik.
Spor Merkezi dediğimiz anda ilk akla gelenin futbol olması yeterli bir algı değildir. Tüm spor branşları bahsimize konudur. Bu açıdan bakılınca futbolun kamp dönemlerine sıkışacak bir algıdan sıyrılmalı, 12 aya yayılan bir spor turizmine doğru ufkumuzu genişletmeliyiz.
Yine, Çamlık’ın zengin orman varlıkları, bitki çeşitliliği ile doğa dostu bir turizm hareketliliği yaratma, doğa ve çadır kampları oluşturma imkânımız vardır.
Eksiğimiz konaklama tesisidir. Eksiğimiz antrenman yapılmasına imkan tanıyacak, en az bir voleybol sahası büyüklüğünde kapalı salonlardır. Eksiğimiz çim veya sentetik antrenman sahalarıdır. Eksiğimiz en az 5 (beş) takımı aynı anda ağırlayacak ve hazırlık maçları yapmalarına imkan tanıyacak turnuvalardır. Eksiğimiz Avrupa, Dünya ve Olimpiyat şampiyonları çıkardığımız güreş sporunda dahi Yozgat’ın tercih edilmesini sağlayacak organizasyonu kuramamaktır.
Eksiğimiz Çamlık’ın sporla birleşiminden ortaya çıkacak olan sinerjiyi görememektir.
Eksiğimiz doğal değerlerin turizme entegrasyonu ile doğa dostu turizm uygulamalarının yaygınlaştırılabileceğini ve doğaseverlerin Çamlık’ı gözde bir doğa turizmi rotası olarak görmesini hedefleyememektir.
Bolu, Bursa ve Karadeniz için kalkınma ajanslarınca eko turizm ve çadır turizmi için çalışmalar yapması ve uygun alanları belirlemesi benzeri bir çalışmayı yapamamaktır. Eksiğimiz Kastamonu Üniversitesi gibi Uluslar arası Turizm Sempozyumları düzenleyerek, ilimizin turizm varlıklarını ve nasıl değerlendirileceklerini ortaya koyamamaktır.
Bu önerileri; bir saha çalışması, bir organizasyon ve farklı spor branşlarından amatöründen millisine, erkekten engelliye kadar onlarca yetkili ve takımın beklentileri, aynı zamanda TURSAB’a kayıtlı 450 A sınıfı acentenin görüşleri ışığında, Bolu, Bursa, Karadeniz, Kızılcahamam, Antalya örneklerini inceleyerek olgunlaştırdık. Ve olgunlaştırdığımız bu fikrin ana hatlarını sizlerle paylaşıyoruz.
Bu olgunlaşma neticesinde şunu gördük; Çamlık tek başına spor, eko turizm ve çadır kampları için yeterli özelliklere sahip olmasına rağmen, Çamlık ile beraber Aydıncık ve Akdağmadeni ormanlarına kadar bir eko turizm potansiyeli, Esenli ve Çekerek barajları başta olmak üzere su sporu organizasyonları potansiyeli termal kaynaklarımızla birleştirildiğinde aslında bu pastadan Yozgat’ın büyükçe bir pay alması işten bile değil.
Oysa ne güzel olurdu; lojman, misafirhane, kamu binası yapma yetki ve iradesini birazcık da Yozgat için fayda üretecek tesis inşa etmede kullanabilseydik.
Bekir ÇAYLAK/ Savaş UYAR -

Salgın Enstitüsü ve Aşı Üretim Merkezi
Dünya üzerinde var olmuş bilinen tüm salgınlara dair geniş bir bilgi havuzu oluşturmalıyız. Salgınların çıkış şartları, mutasyonları, alınan tedbirler, üretilen aşılar vb birçok bilgiye sahip olmalı, analiz etmeli, olası salgınlara/mutasyonlara karşı öngörülerde bulunabilmeliyiz. (Salgın Enstitüsü) Aşı üretim merkezleri kurmalı, salgınlara dair elde ettiğimiz bilgiler ışığında aşı çalışmaları yürütmeli, olası salgınlarda sürece hızla adapte olup kısa zamanda aşı üretecek yeteneği kazanmalıyız.
Bozok Üniversitesi, 1 yılı aşkın süredir hayatımızı etkileyen Covid 19 salgınını fırsat bilip, üniversitenin bir salgın enstitüsüne ve aşı üretim merkezine kavuşmasını sağlamalıdır.
Üniversite, ülkemizin salgınlar konusunda gerek hazırlıklarının (tedbirlerin) planlanması gerekse salgınla mücadele (tepki) etkinliğinin artırılması adına aşı üretimi de dahil çalışmalar yapmalıdır.
Bilindiği üzere koronavirüs salgını 2019 yılı sonlarından başlayarak Covid 19 olarak bilinen bir hastalıkla bir yılı aşkın bir süredir yaşam alanımızı tehdit etmektedir.
Bu salgına karşı aşılama çalışmaları başlamıştır ancak salgın değişime uğramaya devam etmekte, adeta insanlığın aklı ile mücadele etmektedir.
Yapılan çalışmalardan anladığımız insanlık tarihinde yer alan birçok salgın gibi bu salgını da yeneceğimizdir.
Ancak Covid 19 salgını göstermiştir ki; bütün dünyanın virüs salgınlarına karşı tedbirlerinde ve tepkisinde zayıflıklar vardır. Belki de bu salgının bize öğreteceği en önemli ders budur.
Tarih boyunca ortaya çıkmış veba, çiçek, kolera, İspanyol gribi, Hong Kong gribi, HIV / AIDS, SARS, domuz Gribi, ebola, kızamık, sarıhumma, grip, sıtma, tifüs, menenjit vs. salgınların bir kısmı alınan tedbirlerin ve yürütülen aşı çalışmalarının neticesinde yok olup gitmişken etkisini kaybetmiş olsa da varlığını devam ettirmekte olanları da vardır.
Bir makaleye göre Dünya Sağlık Örgütü’nün salgınlar ile ilgili raporlarında her zaman iki anahtar kavram ön plana çıkıyormuş;
1) Bir salgın öngörülemez.
2) Bir salgının tekrarlanması her zaman olasıdır.
1-Tarih boyunca yaşanan ve bugün varlığını çok sert hissettiren Covid 19 gibi salgınların bize öğrettiği ana öğreti olan tedbir ve salgın halinde doğru tepkiyi verme konusunda, devletlerin yönetmelikler, yönergeler çıkartıp, bu yönergeleri de sürekli güncellenmesi gerekir. Bu çerçevede alınacak tedbirler için de fonlar (bütçe) oluşturulmalıdır. Bu bütçeler salgınların araştırılması, öngörülmesi (kesin öngörü mümkün değildir), salgınla mücadele ve salgına karşı aşı üretimleri konusunda kullanılmalıdır.
Dünyanın ve özellikle ülkemizin yeni bir salgını bu derece hazırlıksız karşılama gibi bir durumu söz konusu olamaz.
Salgın hastalık öngörülemez, o salgına yol açan mikroorganizmanın niteliği hakkında %100 doğru bilgiye sahip olunamaz hele de virüslerin mutasyonu buna engeldir. Lakin virüs nedir bilirsiniz.2- Bir salgın hastalık her zaman her koşulda olasıdır, eskisi tekrarlanabilir ya da mutasyona uğramış hali yeni bir salgın türü oluşturabilir.
Ne yapmalı;
– Bir salgın hastalıkta birinci kademede hangi hastaneler salgın (pandemi) hastanesine çevrilecek, salgının hangi kademesinde ne gibi tedbirler devreye alınacak, sahra hastaneleri nerelere kurulacak ve uygun yolcu gemilerini tam bir karantina hastanesine çevirme planlarına kadar sıkı hazırlanmalıyız. Sonra kimler nerede göreve çağrılacak, kimleri seferber edeceğiz (yani Tıp Fakültesinden, Sağlık Meslek Liselerine kadar daha birinci sınıfında “salgın hastalıklar karşısında davranışı” öğretmiş olmalıyız ki olası bir yaygın salgında öğrencileri dahi seferberliğe katabilelim.)
– Her salgın anında önce tüm sağlık çalışanlarını (doktorundan hastane temizlik görevlisine kadar) 1 yıl süreyle koruyabilecek maske, teçhizat yani donanım deponuzda olmalı. Bunun için bir bütçe oluşturmalı, bu bütçe çerçevesinde de tıbbi malzemelerin gelişmesine paralel yeni donanımlar sağlanmalı. Çünkü;
Önce sağlık görevlilerini koruyacağız ki onlardan sağlık hizmetini sürekli alabilelim.
– Bu konuda gerekli malzemeyi üretmek ve üretilenleri test edebilecek laboratuarı kurmak şart. Ayrıca standartları da güncellemek gerekiyor.
– Dünya üzerinde var olmuş bilinen tüm salgınlara dair geniş bir bilgi havuzu oluşturmalıyız. Salgınların çıkış şartları, mutasyonları, alınan tedbirler, üretilen aşılar vb birçok bilgiye sahip olmalı, analiz etmeli, olası salgınlara/mutasyonlara karşı öngörülerde bulunabilmeliyiz. (Salgın Enstitüsü)
– Aşı üretim merkezleri kurmalı, salgınlara dair elde ettiğimiz bilgiler ışığında aşı çalışmaları yürütmeli, olası salgınlarda sürece hızla adapte olup kısa zamanda aşı üretecek yeteneği kazanmalıyız.
Özetle yeni bir salgına karşı Covid 19’a olduğundan çok daha hazırlıklı ve kısa zamanda güçlü tepkiler verecek düzeyde çalışmalar yapmak zorunluluğumuz kaçınılmazdır. İşte bu konunun Yozgat’ı ilgilendiren tarafı da budur.
Bozok Üniversitemiz ve bağlı Tıp Fakültesi yukarıda sıraladığımız tedbirlerin alınması, çalışmaların yapılması hususunda devreye girmelidir. Konu üzerinde ciddi bir çalışma yapacak, salgınlar ve salgınlara karşı tedbirler konusunda öneriler geliştirecek bilgi ve yetişmiş kadroya sahiptirler.
Bizim bir makaleden yola çıkarak ortaya koyduğumuz sonuçları, onlarca yıla sari akademik bilgi ve saha tecrübesi ile olgunlaştırmalı; Bozok Üniversitesi olarak devletin ilgili makamlarına konunun hassasiyetini ve önemini iletmeli, salgınlarla mücadele ve olası salgınlarda müdahalenin hayatiyeti vurgulanmalı, alınması gereken ulusal tedbirler ve bütçelenmesi hususunda ciddi bir hazırlık dosyasını sunmalı, hatta birinci kademe salgın (pandemi) hastanesi olmak için talepkâr olmalıdır. Buna ilaveten bir Salgın Enstitüsü kurmalı, buradan elde edilecek bilgiler ışığında aşı üretimini gerçekleştirecek Aşı Üretim Merkezini de faaliyete geçirmelidir. Kendi imkânları ile tek başına Bozok Üniversitesi’nin bunu başarması beklenemez. Lakin, makale ışığında ortaya koyduğumuz salgın tedbirlerinin ulusal düzeyde bir eylem planı olarak kabul edilmesine, bir eylem planının parçası olmasına veya bir eylem planı hazırlığının ilk ışığını yakmaya katkı sunabilirler. Bunu başarmak için yeterli kadro, bilgi ve deneyim vardır. Üniversitemizin bu konuda sorumluluk alması siyasilerimizi ve özellikle Cumhurbaşkanı Yardımcımız Fuat Oktay Bey’i de ciddi manada memnun edecek ve desteğini de alacaktır kanaatindeyiz. Covid 19’a bütün dünya gibi Türkiye’nin de tedbirsiz yakalandığının ve güçlü tepkiler vermekte de geciktiğimiz gerçeğinin, bundan sonra olası salgınlar karşısında bir eylem planı yapılması gerekliliğinin kabul edilmesi ile birlikte bu taleplerin bütçesi de hükümet tarafından pekâlâ karşılanabilir.
Sağlanacak devlet desteğiyle beraber yürünülecek yolun sonunda Bozok Üniversitesi; var olan salgınlar ve olası salgınlarda Tıp Fakültesi, Salgın Enstitüsü ve Aşı Üretim Merkezi ile tedbir ve tepki konusunda Türkiye’de öncü bir kurum olacaktır. Ve elbette ki; bu süreç üniversitemize, eğitim şartlarının iyileştirilmesi ve geliştirilmesi, ar-ge çalışmalarının yapılabilmesi imkânını sağlayacak, sürekliliği olan ciddi bir maddi getiri ve ulusal-uluslararası bilim dünyasında itibar da kazandıracaktır. Bekir ÇAYLAK / Savaş UYAR -

Hafif Raylı Sistem ve Yeni Bir Şehir İnşa Etmek
Arsa yetersizliği ve maksimum kazanç anlayışı, hızla Yozgat’ı tüketmiştir. Bu tüketimden tarihimiz, kültürümüz, ortak kader anlayışımız gibi bizi biz eden ve bir arada tutan değerlerimiz de nasibini almıştır. Her bir yatırım onlarca yıllık vizyonda şehre katkısı ile değerlendirilmeli, tek başına bir yatırım olmaktan çıkarılıp; beraberinde ve devamında yapılacak diğer yatırımlarla uyumlu, entegre olmalıdır ki Yozgat şehircilik manasında kabuğunu kırabilsin.
Coğrafi yapısı ve yüzlerce yıllık genetik kodlardan gelen alışkanlıklarla Yozgat tepelerin arasına sıkışmış, şehirleşme hususunda kabuğunu kıramamış bir şehirdir.
Çanağı andıran coğrafi yapısı nedeniyle ve atalardan miras savunma mantığı içerisinde, Çamlık ve Nohutlu eteklerinde bir şehir yaşamı kolay, basit ve yönetilebilir görülmüştür. Bu şehirleşme/şehirleşememe anlayışı merkez etrafında kısa paslaşmaları andıran çalışmaların şehre reva görülmesine yol açmış, şehrin ufkunu açacak çalışmalar yapılmamıştır.
Tepeler arasına sıkışıp kalmanın getirdiği arsa sıkıntısı kendini imar düzenlemelerinde düzensizlik, mimaride çarpıklık, konut üretiminde yüksek maliyet ve pahalılık olarak kendini göstermiştir. Diğer yandan, Meydan yeri ve Lise Caddesi’nde bitmek bilmeyen çalışmalara ve yerel yönetimlerin kaynak israflarına sebebiyet vermiştir. Çapanoğlu Camii’nden terminale kadarki alanın her dönemde nasıl ve ne şekilde değiştirildiğine hep birlikte şahitlik ettik/ediyoruz, sonuçlarını birlikte yaşıyoruz. Şehirdeki “Cumhuriyet Meydanı’nın altında altın var.” inanışı dahi bizzat yerel yönetimce Cumhuriyet Meydanı kazılarak merak giderilmiştir. İmar planları her dönem “revizyon”a tabi tutulmuş, arsa dışı alanları arsaya dönüştüren 18 uygulamaları mahkemelere konu olmuştur. Şehrimizin bir kez yapılıp bir daha olağanüstü şartlar olmadıkça değiştirilmemesi gereken bir imar planı olmamış, plan bizzat revizyona tabi tutanlarca bozulmuştur/bozulmaktadır. Sonuç; kısıtlı arsa ile dikine mimari döngüsü içerisinde sıkışarak, şehir olmaktan uzak, gözü yoran, estetikten yoksun, park, bahçe oyun alanı bulunmayan ve yaşam sunmaktan ziyade betonlar içerisine mahkum eden bir anlayış ortaya çıkmıştır.Arsa yetersizliği ve maksimum kazanç anlayışı, hızla Yozgat’ı tüketmiştir. Bu tüketimden tarihimiz, kültürümüz, ortak kader anlayışımız gibi bizi biz eden ve bir arada tutan değerlerimiz de nasibini almıştır.
Başlıkta belirttiğimiz üzere bu şehirde planlanacak her yatırım şehrin gelişmesine katkı yapmalıdır. Her bir yatırım onlarca yıllık vizyonda şehre katkısı ile değerlendirilmeli, tek başına bir yatırım olmaktan çıkarılıp; beraberinde ve devamında yapılacak diğer yatırımlarla uyumlu, entegre olmalıdır ki Yozgat şehircilik manasında kabuğunu kırabilsin.
Bilindiği üzere belediyemiz 3 köyü mahalle olarak merkez ilçeye bağlamıştır. Yine Yozgat Belediyesi’nce bir harita çalışması yapılmaktadır. Buna ek olarak hızlı tren ve havayolunun açılışı yaklaşmıştır. Çevre yolunun yapımına dair kanaat birliği oluşmuş ve talep düzeyini aşmıştır.
Belediyemizin çalışmalarını yürüttüğü harita çalışmaları içerisine çevre yolu ve hafif raylı sistem en azından 100 binlik planlara işlenmelidir. Bu sayede şehre resmi bir evrak üzerinde bir ufuk ve sonraki dönem yöneticilerine bir hedef konmuş olacaktır: Hafif Raylı Sistem.
İlk defa Kemal Yurtnaç Bey’in valiliği döneminde dile getirdiğimiz kendisinin de Sayın Cumhurbaşkanımızdan 2018 yılında talep ettiği hafif raylı sistem, şehrimizin gelişmesi, şehirleşmesi adına önemli bir yatırım olacaktır. O dönemde basına yansıyan Yozgat için raylı sistem verimli ve gerçekleştirilebilir olmadığına dair çalışmalar bugünün Yozgat’ı esas alınarak yapılmıştır. Oysa bizim kastımız 10-25 yıllık bir Yozgat vizyon ve geleceğidir.
Hafif raylı sistemi kısa vadede hayata geçirmek gerek teknik gerekse finanse edilmesi açısından mümkün değildir. Uzun zamanlı çalışmalar gerekmektedir. İmar planlarına işlenmeli, ulaşım ana planı hazırlanmalı, güzergâh üzerinde topoğrafik ve jeolojik incelemeler tamamlanmalı, yeraltı ve yerüstü kaynaklara olası etkileri ve maliyetler hesaplanmalı, finans kaynakları üzerinde çalışmalar ve görüşmeler yapılmalıdır. Bu çalışmaları yapmak dahi birkaç yılımızı alacaktır. Ancak bu çalışmalar sonrasında hükümetten, iyi hazırlanmış bir dosya ve doğru bir sunum yöntemi ile talepte bulunulmalıdır. Bir diğer önemli husus ise; hafif raylı sistemin yapımı ile ne amaçlandığıdır!
Amacımız şehrimizin gelişmesine katkı yapmak, yeni bir şehir vizyonu sunmaktır. 2017 yılından bu tarafa önerdiğimiz hafif raylı sistem; şehir hastanesinden Divanlı’ya oradan Bozok Üniversitesi’ne, üniversiteden Atatürk yolu güzergâhı üzerinden şehir merkezine ve nihayet Esentepe veya eski sanayi sitesi bölgesi üzerinden kent park ve nihayet şehir hastanesine ulaşan yaklaşık 30 km’lik bir hattır. Köçekkömü, Recepli, Bozlar, Güdülelmahacılı, Divanlı, Azizli ve Azizli Bağları, Sarıhacılı köy ve mahallelerinin sınırları içerisinden geçecek bu hat, Çamlık etrafında bir daire çizerek şehri çanaktan çıkarıp Çamlık merkezli genişçe bir coğrafyaya taşıyacaktır.
Önerimizin faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz;
1-Yozgat orta uzun vadede tepeler arasında bir şehir olmaktan çıkıp Çamlık merkezli geniş bir şehirleşme coğrafyasına kavuşacaktır.
2-Şehir merkezinde başaramadığımız yatay yapılaşmayı gerçekleştirme ve yollarından, parkına, spor tesislerinden konut alanlarına, resmi dairelerinden kültür sanat alanlarına kadar her şeyiyle gerçek bir şehir inşa etme şansını yakalamış olacağız.
3-Arsa sıkıntısı aşılacak, inşaat ve konut maliyetleri düşecektir.
4-Hızlı tren, havayolu ile şehre ulaşım kolaylaşırken değişken hava şartlarında şehir içerisinde ulaşım da kolaylaşacaktır.
5-Raylı sistemin varlığı şehir içi yaşamı ve faaliyetleri hızlandıracaktır.
6-Üniversite, hızlı tren garı, mahalleler ve şehir arasındaki ulaşım hızlı, konforlu ve kesintisiz olarak sağlanabilecektir.
Bu katkıları çoğaltmak mümkündür.
Ancak, bu önerinin şehrin ihtiyacı olduğu hususunda fikir birliğine varmak ve kabul görmesi en öncelikli meselemizdir. İkinci aşamada bahse konu köylerden henüz mahalle olmayanlar merkez ilçeye mahalle olarak bağlanmalıdır. Akabinde belediyemizin imar ana paftalarına raylı sistem işlenmeli ve planları hazırlanmalıdır.
Belediye Başkanı Celal Köse ve ekibinin önünde Yozgat’a yeni bir vizyon koyma ve şehircilik alanında Yozgat’ın değişimine katkı yapma açısından bir fırsat bulunmaktadır. Hâlihazırda yürütülen harita çalışmalarında Hafif Raylı Sistemin ana ulaşım planlarına işlenmesini sağlamalıdır. Belediye, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın müdürlükleri ve Bozok Üniversitesi’nden oluşturulacak bir ekiple Hafif Raylı Sistem araştırma, planlama çalışmalarına başlanmalıdır. İyi hazırlanmış bir dosya ile hükümetten bu konuda talepte bulunulmalı ve en azından önümüzdeki 5-10 yıllık yatırım planları içerisine alınması sağlanmalıdır. Hükümet partisinden olma gücü ve Cumhurbaşkanı yardımcısı Fuat Oktay Bey’in varlığı Yozgat adına doğru projelerle talepkar olunduğunda müspet cevap almaya yeterlidir.
Özetle; şehrimizi doğu-güney ve batı yönlerinde büyütme işi sadece TOKİ’ye, günübirlik ve popülist kararlar veren siyaset ve bürokrasiye bırakılamaz. Yerel yönetim bu konuda iradeyi ve yetkiyi elinde bulundurandır. İrade ve yetkinin gereği, şehir adına inisiyatif koyarak yapılmalıdır. Yapboza dönen imar ve şaibeli 18 uygulamalarına son verilerek, şehre vizyon koyma, orta uzun vadede yeni bir şehir inşa etme fırsatı hükümet olma gücü ve Fuat Oktay Bey’in etkinliği ile birleştirilerek gerçekleştirilmelidir. Bekir Çaylak / Savaş Uyar -

Engelli Eğitim Rehabilitasyon ve Yaşam Merkezi
Şehrin gerçekleri dikkate alınmadan, döneminin ötesinde bir şehir kurgusuna ve ufkuna sahip olunmadan yapılan yatırımlar; kısa vadede karar vericilerin hanesine kâr olarak yazılırken şehrin önünü tıkaması, kaynakların verimsiz kullanımı ve yapılan yanlışların düzeltilmesi için yeniden maliyetlere katlanılması gibi telafisi zor sonuçlar doğurmaktadır.
Yozgat, eksik ve günü birlik planlanmış yatırımların ardı ardına atıl ve şehrin ihtiyaçlarına cevap vermede yetersiz kalma gerçeği ile yüzleşmeye devam etmektedir.
Şehrin gerçeklikleri dikkate alınmadan, döneminin ötesinde bir şehir kurgusuna ve ufkuna sahip olunmadan yapılan yatırımlar; kısa vadede karar vericilerin hanesine kar olarak yazılırken şehrin önünü tıkaması, kaynakların verimsiz kullanımı ve yapılan yanlışların düzeltilmesi için yeniden maliyetlere katlanılması gibi telafisi zor sonuçlar doğurmaktadır.
Son 40 yılda yapılan ve bugün yapımına başlanılmış pek çok “proje” için benzer cümleleri kurabilir ve üst cümlemiz için de örnekleyebiliriz. Lakin bugünkü konumuz bunlardan biri olan Termal Aqua Park ve Spor Merkezi’dir.
“Sosyal ve sportif alanlar noktasında zayıf” olduğu düşünülen “şehrimizde yaşayan her bir ferdin yaşam kalitesini artırmayı” amaçlayan aynı zamanda da “ilçelerde yaşayan kadınlarımızın da Yozgat’a gelmesine bir vesile olacağı, bu sayede merkez ve ilçeler arasında yokluğu hissedilen kaynaşmayı sağlayacağı” düşünülerek yapımı gerçekleştirilen Termal Aqua Park ve Spor Merkezi yapımı için 10 milyon TL harcanarak 2017 yılı Mart ayında hizmete açıldı. Yıllar içerisinde farklı işletmecilere kiralanan tesis 4’üncü yılını tamamlamadan atıl duruma geçti.
Yeniufuk Gazetesi olarak, Termal Aqua Parkın çok daha işlevsel, şehrin sosyal ve ekonomik hayatına katkı yapacak şekilde kullanılabileceği kanaatindeyiz. İşte bugün bu faydayı sağlayacak önerimizi siz Yozgat kamuoyu ile paylaşıyoruz.TÜİK verilerine göre ilimizde yaşayan her 10 kişiden 1’i engellidir. Yozgat nüfusu baz alındığında bu rakam yaklaşık 40 bindir. Görme, duyma, dil ve konuşma, zihinsel, ortopedik, spastik engelliler, ruh ve duygusal hastalığı, süreğen hastalığı, dikkat ve hiperaktivite bozukluğu olanlar ve özgül öğrenme güçlüğü ana başlıkları ile ifade edilebilecek olan engel türlerinden biri ya da bir kaçına sahip kişiler engelli tanımına girmektedirler.
Bu tanıma giren her bir bireyin bireysel yaşantısını devam ettirebilmesi, sosyal hayata uyum sağlaması, iş hayatında tutunabilmesi için kendi özel şatlarına uygun bir takım eğitimleri almaları gerekmektedir. Bu eğitimlerle elde edecekleri bilgi, beceri ve kazanımlarla bir başkasına ihtiyaç duymadan yaşayabilmelerinin yolu açılacaktır. İlimizin ekonomik ve sosyal şartları itibariyle de binlerce engellimiz hayatını başkasının desteğine muhtaç şekilde ve hayattan kopuk devam ettirmektedir.
Önerimiz; Termal Aqua Park ve Spor Merkezi yanında bulunan ve Hazineye ait olan 8.791 m2 alanın Engelli Yaşam Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi olarak planlanmasıdır. Bu, öncelikle ilimizde yaşayan 40 bin engelliye karşı bir sorumluluğumuzdur diğer tarafı ile de engelli bir bireyle yaşama, onun ihtiyaçlarını giderme ve sosyal hayatla buluşturma imkânından yoksun/yetersiz olan hemşerilerimize karşı da borcumuzdur.
Yaptığımız araştırmalara göre ülkemiz genelinde kompleks yapıda çok az rehabilitasyon merkezi bulunmaktadır ve bunlar ağırlıklı olarak batı illerindedir. Devlet ve özel olmak üzere var olan merkezler de önerimizin gerisinde kalmaktadır. Şöyle ki;
Önerimize konu Engelli Yaşam Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi teorik eğitim sınıfları, beceri ve meslek atölyeleri, fizyoterapi ve spor merkezi (kapalı ve açık bireysel ve takım spor alanları dahil), sebze bahçesi, ev ve bahçe bitkileri yetiştirme alanları, kümes, evcil ve küçükbaş hayvan bakım alanları, atlı terapi alanı, oyun-eğlence havuz ve alanları, ev yaşamı ve sosyal yaşam eğitim sınıf, alan ve parkurları, misafirhane vb. imkanları barındıran yukarıda sıraladığımız tüm engelli türlerinin ihtiyacına cevap verebilecek bir tesistir. Termal Aqua Parkın imkânları ile birleştirildiğinde emsalsiz bir tesisin meydana gelmesi kaçınılmazdır.
Özetle; engelli bir bireyin bir başkasının yardımına ihtiyaç duymadan yaşamını idame ettirebilmesinin yolunu açacak bilgi, beceri ve gelişimi kazandırabileceğimiz her türlü imkânın sunulacağı bir merkezdir.
Bu merkezin bir diğer özelliği ise yatılı olmasıdır. Engelli bireyler 1’er haftalık periyodlarla bu merkezde yatılı olarak kalacaklar bu süre içerisinde eğitim ve rehabilitasyon süreçlerinde süreklilik sağlanıp gelişmeleri yakından takip edilebileceği gibi sosyalleşmeleri de hızlandırılmış olacaktır. Bir diğer önemli faydası ise şudur; engelli bireylerin ailelerine bu bir haftalık yatılılık sürecinde nefes alma, dinlenme imkânı tanınmış olacaktır. Burada öğrenecekleri meslekler üzerinden istihdam edilebileceklerdir. Ayrıca bu merkezde engelli ailelerine de eğitimler vermek, onların da engelli bireyle yaşarken karşılaştıkları ruhsal ve duygusal sıkıntılarına çözüm olmak mümkündür. Yine bu merkez aracılığı ile ailelere verilebilecek eğitimler ve beceri kursları ile engellilere burada kazandırılan becerilerin sürdürülebilmesi sağlanacak hem de engelli bireyle yaşamaya dair manevi güçleri artmış olacaktır.
Üstelik Termal Aqua Park’ın inşa amacına uygun faaliyetleri kısıtlamadan bu hizmetleri sunmak mümkündür.
Burada şu soruya da cevap verelim. “Bu bize ne kazandıracak?”
1- 40 bin engellinin “kimsesi” olacaksınız.
2- Engelli bir bireyle yaşama, onun ihtiyaçlarını giderme ve sosyal hayatla buluşturma imkânından yoksun/yetersiz olan binlerce hemşerinizi bu imkânla buluşturacaksınız. Onların sevgilerini, dualarını alacaksınız. 40 bin engelli ailesinin derdine ortak ve çözüm olacaksınız.
3- Termal Aqua Parkı atıl olmaktan çıkarıp, daha işlevsel bir şekilde şehrin faydasına sunacaksınız.
4- Merkezin kapasitesine göre 150 ila 300 kişinin istihdam edilmesinin yolunu açmış olacaksınız.
5- Bu yapıdaki bir merkezin sunduğu hizmetler sayesinde ile göç alma imkânı oluşacaktır.
6- Türkiye’de çok az sayıda bulunan belki de gerçekleşmesi ile birlikte ilk 5’e girecek bu tesis Yozgat’ın prestij değerine katkı yapacaktır.
Bu katkıları çoğaltmak mümkündür.
Neredeyse tamamı, projelendirecek kurumdan bir kuruş dahi çıkmadan yapılabilecek ve işletme maliyetleri konusunda da yük getirmeyecek bilakis iyi işletildiğinde kazanç sağlayacak bu tesisi; projelendirmek ve yapmak Yozgat Belediyesi’ne yakışır.
Kamu kurumları içerisinde halkla iç içe ve halka en yakın kurumdur belediye. Belediye başkanları diğer kamu görevlileri gibi tayinci değildir. Bu şehrin insanlarıdırlar ve bu şehirde yaşayacaklardır. Elbette ki, bu şehrin insanlarının dertlerine ortak olanlar da onlardır. Belki ailelerinde engelli yoktur ama çarşıda, pazarda, mahallede karşılaştıkları her bir engelliyi tanırlar ve engelli ailelerinin neler yaşadıklarına birebir şahittirler. Bu şehrin insanı ile ağlar yine onlarla gülerler. Sevinçlerimiz ve acılarımız ortaktır.
Dolayısıyla, atıl bir tesisi şehrin hizmetine sunmak, on binlerce engelli ve ailelerine kol kanat germek, gerek engellilerin gerekse ailelerinin moral güçlerini arttırıp hayata tutunmalarını sağlamak, bilgi, beceri ve kazanımlarını arttırıp hayatın için çeken el olmak, yüzlerce insana istihdam ve şehre yeni bir gelir kapısı açmak, Yozgat’ı bu alanda Türkiye’de sayılı iller arasına sokmak gibi bir fırsatı Yozgat’ın kazanç hanesine yazmak belediyenin hakkıdır. Bazı belediyelerin hayvanlar için dahi fizik tedavi ve terapi merkezleri kurdukları çağımızda insanımıza karşı bu sorumluluk bir an önce üstlenilmeli, insan öncelikli belediyecilik anlayışı sorumluluğunu yerine getirmelidir.
Gerçekleştiği taktirde projelendiren kurum ve şehre prestij katacak bu önerimiz, ortak bir akılla detaylandırılıp, tanımı ve hedefleri doğru belirlendiğinde şehrimize uzun yıllar katkı yapacak ve adından söz ettirecek bir proje olacaktır.
Bu, içinde yaşadığımız topluma ve şehrimize karşı bir borcumuzdur/borcunuzdur.
Bekir Çaylak/Savaş Uyar -

Çapanoğlu Sarayı ve Tarihi Han
Eski Belediye ve Milli Eğitim binalarının yıkılmasıyla ortaya çıkan toplam 4.700 m2’lik alanın, Yozgat’ın tarihi, kültürü, mimarisiyle buluşma ve buradan turizm, üretim, istihdam oluşturma imkanı vermektedir. Yeniufuk Gazetesi olarak, Yozgat’ın gelişme sürecinde önemli yapıtaşlarından biri olacak bu fırsatın, şehrimizin sosyo-ekonomik kalkınmasına olumlu katkı sağlayacak şekilde değerlendirilmesi adına, diğer projelere alternatif olabilecek çözüm önerisini şehrimiz kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.
Yozgat il merkezinde Saat Kulesi, Hayri İnal Konağı, Çapanoğlu Camii ve müze dışında gezilecek yer tarifi yapmamız çok zor. Yıllardır beton ekonomisine teslim olmuş Yozgat’ta tarihi değerler bir bir yıkılmış, o güzelim geniş bahçeli ve kendine has mimari özelliklere sahıp konaklardan geriye bir tane bile kalmamıştır.
Bununla birlikte Çapanoğullarınca yaptırılan Tol Çarşı yıkılmış yerine bir ucube dikilmiştir. Çapanoğlu Camii (Büyük camii) etrafında tarihi değer ifade eden çarşı hamamından başkaca bu toprakların kimliğini ifade edecek eser kalmamıştır.
Çapanoğulları tarafından kullanılan saray da bu yağma ve kıymet bilmezlikten nasibini almıştır.
Geldiğimiz nokta itibariyle Yozgat merkezde yarım saat içerisinde tüm tarihi, turistik alanları gezmek mümkündür lakin gelen ziyaretçilerin şehirde konaklamasını, bu şehrin kimliği ile buluşmasını ve il ekonomisine katkı yapmasını sağlayacak hiçbir eserimiz yoktur.BURADA DURALIM VE İKİ ÖRNEK VERELİM
Birincisi, Yunanistan’ın Santorini Adası’nın güney tarafında Akrotiri denilen küçük bir bölge vardır. Burası ziyaretçilere milattan önceki Roma dönemine ait olarak anlatılır. Akrotiri aynı zamanda yarı açık yarı kapalı bir müzedir. 2019 yılında 5.5 milyon turist bu bölgeyi ziyaret etmiştir. Buradaki müzenin giriş ücreti kişi başı 5 Euro’dur, bu para da direk Santorini Belediyesi’ne gelir olmaktadır.
Peki, neden bu gelir belediyeye kalmaktadır?
Şu yüzden, Akrotiri tarihi değeri olan bir bölge değildir aslında, yani orayı koruma alanı (sit alanı) ilan eden bakanlık değil adanın kendi belediyesidir.
Bu ada son 500 yıl içinde onlarca volkanik patlamayla bugünkü haline gelmiştir ve en son 1882’deki büyük volkanik patlamayla adada taş üzerinde taş kalmamış, yanardağın külleri İzmir şehrimizin üstünü dahi kaplamıştır. 1951’deki patlamada ise adada canlı kalmamıştır. 20 yıl öncesine kadar Yunanistan Hükümeti anakaradaki insanların bu adalara yerleşmesi için hem bedava ev hem de 1.300 Euro hane başına para veriyordu. Kısacası Santorini en son 1951’deki volkanik patlamayla şimdiki şeklini almış ve insanlar daha sonra yerleşmeye başlamıştır. Şimdi soruyorum size; Daha dün oluşmuş bir adada 2.500 yıllık Roma tarihinden bahsedebilir misiniz?
Ama her yıl milyonlarca insan buraya Roma tarihini öğrenmek amacıyla kültür turlarıyla geliyor. Müzenin kapalı alanındaki o 2.000 yıllık kaplar, çanaklar, çömlekler ise farklı yerlerden bulunarak oraya getirilmiş ve sergilenmiştir. Yani Santorini ile hiçbir alakası yoktur. Akrotiri olarak bilinen antik kent ise aslında 19.Yüzyıl sonundaki volkanik patlamada lavların ve küllerin altında kalarak sonradan temizlenen eski bir balıkçı kasabasıdır. Tarihi Antik Roma dönemine değil 118 yıl öncesine dayanır.
İkincisi, Vietnam’da bulunan ve bir Fransız yatırımcı tarafından Orta Çağ Fransız mimarisi ile inşa edilen Ba Na Hill Kasabası.
Dev taş eller tarafından tutulan köprüsü ile sosyal medya kullanıcıları arasında hızla tanınan bu şehir, ülkenin doğu kıyısındaki en büyük dördüncü şehri Da Nang’ın arkasında deniz seviyesinden 1.400 metre yükseklikte tasarlanmıştır. Orta Çağ Fransız mimarisi tarzında inşa edilen bu kasaba şimdiden yılda 1 buçuk milyon turiste ev sahipliği yapmaktadır. Burada, ziyaretçilerin konaklamasından, yemeğine, eğlencesine kadar her ihtiyacı düşünülerek, evler, iş yerleri, kilise, Fransız bahçelerinden ilham alan park, köprüsü, raylı sistemi ile yeni bir şehir inşa edilmiştir.
Bu iki örneğin ortak noktası ve bizi ilgilendiren tarafı şudur; her iki proje de sıfırdan ekonomi yaratan zekice kurgulardır. Hiçbir şeyin olmadığı yerde; turizmin algılardan ibaret olduğu gerçeğini ve mimarinin bölgeye turist çekmede ne kadar önemli bir faktör olduğunu idrak ederek algıları iyi yönetmişler ve sıfırdan milyonlarca turistin finanse ettiği bir ekonomi yaratmışlardır.
Tekrar Yozgat’a dönelim. Adeta sıfır noktasındayız. O halde yukarıdaki örneklerden de alacağımız ilhamla ‘ne yapabiliriz’e odaklanalım.
Bildiğiniz üzere eski belediye binasının yıkılması ile 1.700 m2, eski hükümet konağının yıkılması ile 3.000 m2 iki büyük alan il merkezinde boşa çıkmıştır.
Bu iki alanın birincisinde; Beypazarı-Suluhan, Amasya-Taş Han, Edirne ve Erzurum Rüstem Paşa kervansarayları vb. bir taş yapı veya 2 katlı tarihi konak görüntüsüne sahip büyük bir bina inşa edebiliriz. Minimum iki katlı olacak bu yapının birinci katının dışa bakan yüzünde dükkanlar, tek kapı ile girilen iç kısmında lokanta, cafe, toplantı salonu vb, ikinci katında ise butik bir otel faaliyete geçirebiliriz. Sunulacak hizmetlerin çeşitliliği ve ziyaretçilerin beklentilerine cevap veriyor olmasının yanı sıra, dükkanlarda, geçen hafta gündeme getirdiğimiz üzere halk eğitim merkezinde eğitim almış kursiyerlere yer tahsisi yapılarak ve finansal destek verilerek, gümüş, bakır, çini, keçe, kilim ve şal, ametis taşı, Yasin Ali Er dostumuzca imal edilen çam kozalağı reçeli ve sirkeler, Tol Çarşı’da faaliyet gösteren Çamlık Ev Yapımı işletmesinin sahibi Yunus Bey’in ev yapımı ürünleri ve dahasının imal ve satışının yapılması ile bir cazibe alanı olacaktır.
Bu alanların ikincisine ise 1920 yılında Çerkez Ethem tarafından yakılan Çapanoğlu Konağı’nı inşa edebiliriz. Bu konağın son haline dair fotoğraflar vardır ancak daha da önemlisi Çapanoğlu Süleyman Bey zamanında Yozgat’a gelen seyyahların anılarında detaylı bilgiler vardır ve bu bilgilere de ulaşabilmekteyiz. Uzmanlarınca yapılacak çalışmalar ve aile fertlerinden alınacak bilgiler ışığında aslına yakın bir konağı meydana getirmek imkanımız vardır.
Şimdi örnekleri hatırlayalım ve bu iki önerimizin kabul gördüğünü Çapanoğlu Konağı’nın ve bir hanın inşa edildiğini düşünelim. Turizmin tamamen algıları yönetmek ve mimarinin bölgeye turist çekmedeki en önemli faktörlerden birisi olduğu gerçeğini de hatırlayarak; üniversite ve Polis okuluna ek olarak Adalet ve Diyanet Eğitim Merkezlerinin de faaliyete geçmesi ile birlikte, Yozgat’a ziyaretçi akını hızlanacaktır. Doğal olarak gelen bu ziyaretçilerin dikkatini çekecek, yöreye ait ürünleri satın alabilecekleri, aileleri ile konaklayabilecekleri, Yozgat tarihine dair somut değerleri görüp yaşayabilecekleri bu alanların tanıtımı kısa zamanda sağlanacaktır. Bir biz bileceğiz 2020’lerde inşa edildiklerini ama çok sürmeyecek Santorini ve Ba Na Hill’de olduğu gibi yıllar içerisinde ne zaman yapıldığından ziyade buralarda sunulacak hizmet ve ürünlerin kalite ve çeşitliliği ile birlikte, saraydaki tarih, mimari özellikler, Yozgat tarihi ve Çapanoğulları konuşulur olacaktır.
Bu sayede Yozgat kültür ve tarihini yerinde yaşama, Yozgat topraklarının özünü hissetme imkanı yakalayacak ziyaretçiler, ilden ayrılırken de buraya ait değerlerin taşıyıcılığını ve tanıtımını yapacaklardır. Elbette ki bunun maddi bedelini de ödeyeceklerdir.
Buradan tarih çıkar, kültür çıkar. Buradan iş, aş çıkar, istihdam çıkar. Buradan 100 yıldır yok edilen şehrin kimliği küllerinden doğabilir. Belki bu sayede, iradesi ortadan kalktıktan sonra tüm tarih ve kültürünü yağmaladığımız ama dini eserler dışında neredeyse tüm izlerini silercesine asıl soyguncusu kendimiz olduğumuz Yozgat ve Çapanoğulları ile yeniden barışır, bir şehir tarihle, kültürle, sanatla, mimari ile nasıl var edilir ve nasıl yaşatılırı da öğrenmiş oluruz. Belki bu sayede klasik ve eskimiş yol, kaldırım belediyeciliği anlayışını bir adım öteye taşıyarak; bir taraftan şehre kimlik kazandıran diğer taraftan istihdam sağlayan ve il ekonomisinin gelişmesine katkı sunan projelerin önemini kavramış oluruz. Bekir ÇAYLAK / Savaş UYAR -

Benzin ve motorine dev vergi zammı
Benzin, motorin ve LPG ile bazı akaryakıt ürünlerinden alınan özel tüketim vergisi (ÖTV) yüzde 54, yüzde 78 ve yüzde 189 oranında artırıldı.
Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yer alan Cumhurbaşkanı kararına göre ÖTV miktarı 95 oktan benzinde litre başına 0.8652 TL’den 1.3313 TL’ye, 98 oktan benzinde 1.0283 TL’den 1.5836 TL’ye çıkarıldı.
ÖTV miktarı litre başına motorinde 0.7253 TL’den 1.2931 TL’ye çıkarılırken bütan, propan ve motorlu taşıtlarda yakıt olarak kullanılan LPG’de 0.2810 TL’den 0.8107 TL’ye yükseltildi. Karar bugünden itibaren geçerli olacak. -

Yerköy’de 19 Mayıs kutlandı
Tören Yerköy Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Köksal Suntay’ın Atatürk Anıtına çelenk bırakmasıyla başladı. Sonrasında saygı duruşunda bulunularak İstiklal Marşı okundu.

Daha sonra günün anlam ve önemini belirten konuşmayı Müdür Köksal Suntay yaptı.
Törene, Belediye Başkanı Ferhat Yılmaz, İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Eski Yerköy Belediye Başkanı Nafiz Faruk Erbaş, zabıta personeli ve vatandaşlar katıldı. -

Büyük dönüşüm devam ediyor
Başkan Ekinci sosyal medyadan yaptığı açıklamada, “Altyapı çalışmalarını geçtiğimiz yıl içerisinde tamamlayıp üstyapı çalışmalarına başlamış bulunmaktayız. Sorgun’umuz modern, düzenli, alt yapısı ve üst yapısıyla yenilenmiş, ferah ve kent estetiğine yakışır bir caddeye daha kavuşacak” ifadelerini kullandı. (Yusuf Bağcı)
-

Arslan: Yiğit düştüğü yerden kalkar
Başkan Arslan yaptığı açıklamada “ Yozgatspor yaklaşık 6 yıl önce amatör kümeye düşmüştü o dönemde geçmişin külfetlerinden kurtarabilmek için biz yeni bir Yozgatspor kurduk 6 yıl önce o zaman belediye başkanlığı görevi üzerimdeydi ve 4 yıllık bir çalışmanın ve gayret sonucunda Yozgatspor’u 2 yıl önce 3. Lige profesyonel lige ama maalesef 3. Ligde işler istediğimiz gibi gitmedi çok arzu etmemize rağmen başarılı olmayı daha üst liglere taşımak için uğraşmamıza rağmen maalesef başarılı olamadık ve bu sene tekrar Yozgatspor Bölgesel Amatör Lige düştü. Bu netice en çok beni üzdü ama netice itibariyle futbol takımlarının başına bu tür olaylar gelebiliyor yapacak bir şey yok şu saatten sonra Yozgatspor’u tekrar profesyonel liglerde yer alabilmesi için tekrar yeni şampiyonluklar kazanabilmesi için ne gerekiyorsa onu yapacağız ama öncelikli olarak da geçmişe dönük olarak bütün külfetleri temizleyerek Yozgatspor’u yeni sezona hazır hale getireceğiz bu noktada mutlaka yeni bir yapılanma gerekecek bir kongre yapmayı düşünüyoruz ve bu kongrede de daha bir geniş kitlelere kucaklaşabilecek şekilde daha başka insanların bu işe katılımını sağlayacak şekilde bir yapılanma içerisine gideceğiz ve inşallah kısa süre içerisinde Yozgatspor’u kendisine yakışmayan bu yerden tekrar profesyonel liglere taşımanın yoluna bakacağız. Bütün Yozgatlıların Yozgatspor’un başarısızlığı üzmüştür ama gecesini gündüzüne katan birisi olarak hem maddi hem manevi olarak yıpranan birisi olarak bu durum en çok beni üzdü. Yiğit düştüğü yerden kalkar yaşayacakmışız bunları görecekmişiz yapacak bir şey yok inşallah kısa süre içerisinde toparlayacağız. Belirsizlik ortamı da var bir çok ülkeler Covid salgını sebebi ile ligleri düşmeyi kaldırıyorlar iki sene boyunca üç sene boyunca beş sene boyunca Türkiye’de böyle bir karar alınacak mı bilmiyoruz şuanda bir belirsizlik var federasyon ligleri tescil ettikten sonra ve hangi statü ile nerde oynayacağımız belli olduktan sonra daha geniş bir yapılanmanın daha farklı bir yönetimlerin oluşması için gerekli adımları atacağız” ifadelerini kullandı.
(Alpaslan Demir) -

Emekliye zam müjdesi
Milyonlarca memur ve emeklinin alacağı zamda dün kritik enflasyon verisi açıklandı. Buna göre; SSK ve Bağkur emeklisi şimdiden yüzde 5.46’lık zammı garantiledi. Memur ve memur emeklisi için ise enflasyon ocaktaki yüzde 3’lük zammı geçtiği için yüzde 2.46’lık fark göründü. Emekliye ayrıca temmuzda zamlı ikramiye de ödenecek.
Posta Gazetesi’nin haberine göre emekli ve memur maaşları, yasa gereği ocak ve temmuz olmak üzere yılda iki kez artıyor. Bu artışta enflasyon belirleyici oluyor. Ancak memur ve memur emeklisi, bunun dışında 2 yılda bir toplu sözleşme masasında kararlaştırılan zammı alıyor. Toplu sözleşmede her dönemde yapılacak zam belirleniyor. Eğer zammın yapıldığı dönemde son 6 aylık enflasyon belirlenen rakamları aşıyorsa, aşan oranda bir de fark yansıtılıyor.
2 YILDA BİR SÖZLEŞME
Toplu sözleşme yapılmayan SSK ve Bağkur emeklileri ise ocak ve temmuzda açıklanan son 6 aylık enflasyon oranında zam alıyor. SSK ve Bağkur emeklisi ocak itibarıyla 6 aylık (temmuz-aralık) enflasyona göre yüzde 8.36 zam aldı. Memur ve memur emeklilerine toplu sözleşme gereği 2020’nin ikinci 6 ayı için yüzde 4 zam yapılmıştı. Ancak enflasyon yüzde 8.36 çıkınca yüzde 4.36’lık bir fark oluştu. Ocakta ise maaşta yüzde 3 toplu sözleşme artışı yapıldı ve yüzde 4.36’lık enflasyon farkıyla toplam zam yüzde 7.36 oldu.
4 AYDA YÜZDE 5.46
Zamların üzerinden 4 ay geçti ve dün Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), nisan enflasyonunu açıkladı. Ocakta yüzde 1.68, şubatta yüzde 0.91, martta yüzde 1.08 artan enflasyon, nisan ayında ise yüzde 1.68 olarak gerçekleşti. Böylece kümülatif artış yüzde 5.46 olarak hesaplandı. Bu durum SSK ve Bağkur emeklisi için şimdiden yani temmuza kadar 2 ay varken yüzde 5.46 zammın oluştuğunu gösteriyor. Memur ve emeklisi için de 4 aylık enflasyon yüzde 3’lük ocak zammını aştığından yüzde 2.46’lık fark oluştu. Mayıs ve haziran ayı enflasyonları, zammı ve fark oranını tayin edecek.
EN DÜŞÜK AYLIKLAR NE KADAR OLDU?
Toplu sözleşme gereği, temmuzda memur ve emeklisine yüzde 3 zam yapılacak. Enflasyon farkı da bu zamma eklenecek. Mevcut durumda 2.46’lık farkla zammın yüzde 5.46 olduğu görülüyor. Bir başka deyişle toplu sözleşme zammı kadar enflasyon farkı oluşmuş durumda. Ocakta en düşük memur emekli maaşı 207 liralık artışla 3.021 liraya çıkmıştı. Mayıs ve haziranda enflasyon yerinde saysa bile en düşük memur emekli maaşı 3.186 liraya çıkacak. Ocakta en düşük memur maaşı (15/1 hizmetli) 258 lira artışla 3.523 liradan 3.782 liraya yükselmişti. Dün oluşan farkla maaş 3.988 liraya çıkmış oldu.
İLK ÖDEME 6-7 MAYIS’TA YAPILACAK
Bayram ikramiyesi 1.000 liradan 1.100 liraya çıkarılmıştı. Ramazan Bayramı ikramiyesi 6-7 Mayıs’ta hesaba yatacak. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, SSK emeklilerinin 6 Mayıs’ta, memur emeklisi ile Bağkur emeklilerinin ise 7 Mayıs’ta bayram ikramiyesi alabileceklerini duyurdu. Emekliler tam kapanmada ikramiyelerini çekmek için kısıtlamadan muaf olacak. Kurban Bayramı ise 20 Temmuz’da başlıyor. Bu döneme ilişkin ikramiyelerin de 12-20 Temmuz arasında belirlenen tarihte yatması bekleniyor. Ödemeler yine 1.100 lira olacak. SSK ve Bağkur emeklileri de 17 Temmuz itibarıyla hem zamlı maaşlarını hem de zamlı ikramiyelerini almış olacak. -

Marketlerde sadece temel ihtiyaç maddeleri satılacak
Genelgede, sokağa çıkma kısıtlaması sırasında marketlerde oluşabilecek yoğunlukların önüne geçmek amacıyla ilgili bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, meslek odaları ve sektör temsilcileri ile yapılan görüşmeler sonucunda alınan yeni tedbirler açıklandı.
Yeni alınan kararlarla birlikte, marketlerde vatandaşların zorunlu temel ihtiyaçları kapsamındaki ürünlerin dışında herhangi bir ürün satışına izin verilmeyecek.
7 Mayıs 2021 Cuma gününden itibaren marketlerde temel gıda ve temizlik ürünlerinin yanı sıra sadece hayvan yemi, mamaları ile kozmetik ürünleri satılabilecek. Parfüm ve kozmetik ürünleri ise satılamayacak.
Daha önce getirilen alkollü ürün satışı kısıtlamasının yanı sıra marketlerde (zincir ve süper marketler dahil) elektronik eşya, oyuncak, kırtasiye, giyim ve aksesuar, ev tekstili, oto aksesuar, bahçe malzemeleri, hırdavat, zücaciye vb. ürünlerin satışına izin verilmeyecek.
Başta zabıta görevlileri ve kolluk kuvvetleri olmak üzere denetim ekiplerince bu hususa ilişkin tebliğler ve kontroller eksiksiz yerine getirilecek.
Yeni alınan tüm kararlara, süpermarket ve zincir marketlerin de uymak zorunda olduğu vurgulandı.
Bu esaslar doğrultusunda Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 27’nci ve 72’nci maddeleri uyarınca İl/İlçe Umumi Hıfzıssıhha Kurulları kararları ivedilikle alınacak.
























