“Buraya gelen yabancılar bize hep şunu sordu: Yav siz burda nasıl yaşıyorsunuz, buranın nesini seviyorsunuz?
Buna cevap vermek çok zor.
İnsan memleketini niye sever? Başka çaresi yoktur da ondan.
Ama biz biliriz ki; bir yerde mutlu, mesut olmanın ilk şartı orayı sevmektir.
Burayı seversen; burası dünyanın en güzel yeridir.
Amma dünyanın en güzel yerini sevmezsen; orası dünyanın en güzel yeri değildir!
Buraya gazeteler 2 gün sonra geliyor. Biz duyduğumuz bir havadise şaşırdığımız zaman, büyükşehirdeki insanlar çoktaaan unutmuş oluyor. İşte vizontele buna son verecek. İstanbul’daki bir hadiseyi aynı anda gözlerimizle göreceğiz.
Yani vizontele uzağı yakın edecek. Ve burası artık o kadar uzak olmayacak.” (Vizontele)
“İnsan bu boz toprakları niye sever? Sadece memleketi olduğu için mi? Değil! İnsan, memleketini sever. Çünkü kendi olabildiği tek yerdir burası; sırt sırta verebildiği, omuz omuza durabildiği tek yerdir.” (Gönül Dağı)
Yozgat bozkırın ortasında bir garip (kimsesiz) memlekettir.
Bu garip (dokunaklı, hüzün veren) hali her aklı başında ve bu toprakların özü ile ruhunu bütünleştirmiş kişiye hüzün vermektedir.
Yüzlerce yıllık tarihi geçmişine rağmen bu mirasına sahip çıkamamış, şehirliliğin gereği olan fikri üretim, kültür, sanat faaliyetleri ve birlikte yaşama kültüründen uzaklaşmış olmanın getirdiği ben merkezli yaşam tarzı ile hızla kendini tüketmektedir.
Bu tükenmişlik nedeniyledir ki; Yozgat’ı konu alan Gönül Dağı dizisini Yozgat’ta çekemezsiniz. Çünkü Çapanoğlu Sarayı ve Tarihi Han önerimize tepki verecek kadar dahi tarih bilincimiz yoktur. Konu ne kadar Yozgat olursa olsun, şehirli olmanın gereği olan tarih bilincinden yoksun şekilde tarihi değerlerini yok etmekte yarışan bir şehirde kim neden dizi platosu kursun ki!
İlimizde 40 bin engellimiz vardır ama engelliler gününde ve arada bir dostlar alışverişte görsün niteliğini aşmayan tekerlekli sandalye kampanyalarında hatırlarız. Ha bir de seçim zamanlarında. Diğer zamanlarda engellilerin yaşamları ilgimizi çekmez. Çoğu zaman basına yansıyacak bir fotoğraf karesinin figüranları niteliğindedirler. Engelli olmak, engelli bireyle hayatını idame ettirmek nedir bilmeyiz, yitirmişizdir empati yeteneğimizi ve diğerkâmlık kültürümüzü. Aksi olsaydı bir vicdan sahibinin dikkatini çekerdi Engelli Eğitim, Rehabilitasyon ve Yaşam Merkezi önerimiz. 
Çamlık ve Nohutlu arasına sıkışmış, imarı şaibelere konu olmuş, arsa ve inşaat maliyetleri yüksek, her başkan döneminde yapboza döndürülmüş, dikine mimari ile şehir slüeti Amerikan modernleşmesini andıran Yozgat’ta, onlarca yıla sair şehircilik vizyonu ortaya konamamıştır. Lise Caddesi, Cumhuriyet Meydanı ve Büyük Cami belediyeciliğinden bir türlü sıyrılamadık. Şehre vizyon katabilecek projeleri eş-dost-partili-akraba rantlarına kurban verdik. Şehre vizyon katsaydınız da tek, kime rant sağlayacaksınız ordaki arsaları onlar alsalardı yine onlar kazansaydı. Vallahi itiraz etmezdik. Ama yetmez mi artık küçük olsun benim olsun anlayışı ile tükete tükete kasabaya çevirdiğimiz koca bir ili. Anlaşılan yetmiyor ki; Hafif Raylı Sistem ve Yeni Bir Şehir İnşa Etmek başlıklı, Çamlık merkezli yeni bir imar planlaması ile bir Yeni Yozgat vizyonu haberimiz kimsenin umurunda olmadı. 
Büyük umutlarla 15 yıl üniversitemiz olmasını arzuladık. Kampanyalar düzenledik. Marketlerimizin alışveriş poşetlerinde dahi bu istediğimizi dile getirdik. Nihayetinde müstakil bir üniversiteye kavuştuk. Kavuştuk kavuşmasına da; heyhat pek de memnun olmadık. Bir açılıp bir kapanan bölümleri, bir ayrılıp bir birleştirilen okulları, sanayi ve Yozgat eğitim, kültür, sosyal yaşantısı ile iletişim kuramaması, Yozgat’ın hemen hiçbir sorununa dair sözlerinin olmaması vb bizi pek de memnun etmiyor. Üniversite bir şehre katkısı söz konusu olduğunda sadece öğrenci sayısı ile ifade edilecek bir unsur değildir. Umarım bunun farkında olan bir tek biz değilizdir. Bu umudu Bozok Üniversitesi’ne rağmen koruyoruz ve inanıyoruz ki, 1 yılı aşkındır bütün dünyayı etkileyen Covid 19 salgını nedeniyle önerdiğimiz Salgın Enstitüsü ve Aşı Üretim Merkezi’nin kıymetini anlayacak yöneticiler ve akademik kadrolarla Yozgat da buluşacak. Ve diliyoruz ki Sayın Cumhurbaşkanımız ve Cumhurbaşkanı Yardımcımız ülkemizin önerimize konu merkezlere ihtiyacı olduğunu ve üniversitelerin bu konuda çalışma yapması gerektiğini dile getirsinler. İşte o zaman Bozok, kenevir örneği gibi birinci meselesi haline getirecektir konuyu. Tek duamız budur. 
Çamlık. Öve öve bitiremediğimiz Çamlık. İlk milli parktır deriz. Çamlık’ta yapılan pikniklerin, yürüyüşlerin tadından bahsederiz. Bir misafirimiz geldi mi hemen alır çıkarırız, demleriz semaverde çayımızı, dalarız Yozgat’ı seyre. Yozgat’tan Çamlık, Çamlık’tan Yozgat güzel görünür. Bir de gel; işsize, evine ekmek götürmekte zorlanana, akraba desteği olmadan yaşamını devam ettiremeyene, her geçen gün müşterisi azalan esnafa sor Çamlık’ın nasıl göründüğünü. Onların cevabı zorlarsa; gel spor
kulüplerine soralım, turizm firmalarına soralım, doğa sporlarını sevenlere, kampçılara soralım. Yormadık sizi, biliyoruz işiniz başınızdan aşkın. Biz sorduk ve aldık cevabımızı. Bu cevap üzerine de Çamlık Kamp, Spor ve Eko Turizm Merkezi önerimizi yaptık. Yaptık yapmasına da sesimiz yankılanmadı bu şehirde. İki dağın ortasındaki Yozgat’ta dağlara ses verdiğinde yankılanır diye biliyorduk. Olmadı; sesimiz, sözümüz aksi seda bulamadan gazete arşivlerinde yerini aldı. 
Durmadık, duramadık. Bu memleket bizimdir, yılmak yok, küsmek, darılmak yok dedik. Madem yerelde sesimize ses olanı bulamadık o halde bir de Ankara’ya ulaşalım dedik. Öyle ya onlarca yıldır Ankara’nın yatırımları dışında Yozgat merkezli bir yatırım fikri, projesi oluşturamamıştık. Öyle de bir kaygı olmadı ama neyse burayı geçelim. Yozgat madem merkezden yatırımlarla kabuğunu kırabilecekti o halde bir merkezi yatırıma ışık olalım istedik. “Bacasız fabrika” olarak tanımlanan T Tipi Cezaevinin gerçekten bir fabrika gibi ile katkılarını rakamlarla ortaya koyduk. Sincan Yenikent Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünü inceledik ve hatta gittik yerinde gördük, bir öneri oluşturduk. T Tipi; Cezaevleri Yerleşkesine Dönüştürülmelidir başlığı ile önerdik, talep edilmesini istedik. Gördük ki Yozgat’tan Yozgat adına çıkan her ses Yozgat’ta da Ankara’da da kaybolmakta.
Oysa her önerimiz, şehre nüfus artışı sağlayacak, istihdam oluşturarak işsizlik sorununun çözümüne katkı sunacak, şehir ekonomisine giren nakdi artıracak, başta inşaat emlak olmak üzere hemen her sektörün gelişmesine pozitif katkı sunacak, beraberinde şehirde üretimi destekleyecek önerilerdi. Bu önerileri sahiplenecek her kurum ve yöneticisini bir sonraki dönem ya da bürokraside bir üst makam için ön plana çıkaracak çalışmalardı. Her biri Vizontele’de olduğu gibi “Yozgat’ı uzak olmaktan çıkaracak” sancılardı. 
Sözümüz elbette Yozgat’ı yönetmek iddiasında olan herkesedir. Ama öncelikle de yerel yöneticilere, STK’laradır. Bürokrasi bugün var yarın yok. Tayini çıkar gider, Yozgat özgeçmişinde küçük bir detay olarak kalır. Ama şehr-i emin olmakla adlandırılan yerel yöneticiler öncelikle bu konuda sorumluluk sahibidirler. Yürünecek yol, dinlenilecek parktan daha az önemli değildir, sofralara giren ekmek.
Yılmayacağız, bıkmayacağız, küsmeyeceğiz, kırılmayacağız. Yozgat için söz biriktirmeye devam edeceğiz.
Yozgat paydasında buluşabileceğimiz, ortak kader ve gelecek anlayışına sahip kişilerle mutlaka bir araya gelecek ve “huzurlu, güvenli” bir şehri nasıl inşa edeceğimizi konuşacağız bir gün.
İnanıyoruz ve biliyoruz ki, bugün sesimize ses veremeseler de bir gün bu şehrin her bir ferdini kendi evladı gibi bilen, işsizliğini, eğitimini, sağlığını, ulaşımını, sofrasındaki ekmeğini dert edinen ve onların yaşamına dokunmak isteyen vicdan sahipleri; bu garipliğe (dokunaklı, hüzün veren) son vereceklerdir.
“Bazan gendi gendime diyom ki, napacan Ciritçi Abdullah başka bir yol var da, oraya mı gidecen. Başka bir kapı var da, o kapıyı mı çalacan. Madem varmaya değil, yolda olmaya garar verdin. Bu yolun azığı, inanmak. Gatığı umut. Sulamaya devam edecez. Belki bir gün bir ağaç değil de koskoca bir bozkır yeşerir.” Gönül Dağı
Savaş UYAR / Bekir ÇAYLAK
Kategori: Ekonomi
-

Yozgat için söz biriktirmeye devam edeceğiz
-

T Tipi; Cezaevleri Yerleşkesi’ne öncülük etmelidir
Önümüzdeki aylar içerisinde açılışı gerçekleşecek olan Yozgat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun yapım süreci, ulusal basına da konu olan açıklamalarla gündemimizde yerini halen korumaktadır. Önerimiz; T Tipi Cezaevinin bulunduğu bölgenin bir Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ne dönüştürülmesidir.
Teşvikte 5. Bölge desteklerinden faydalanıyor olmamız da yatırımlarda istenilen ivmeyi kazandırmadı. 25 yıllık Saray OSB’nin hala 1.750 işçi istihdam ediyor olması dikkate değerdir.
Bir yatırımın yapılabilmesi için 10’un üzerinde kıstas vardır. Her bir yatırımcı riske atacağı sermayesini, bölgedeki kazancını bu kıstasların tamamı ile değerlendirir. Hepsini karşılamak mümkün değildir lakin olmazsa olmazlar vardır. Yozgat birçok alanda bu olmazsa olmazları karşılamakta zorlanmaktadır. Bunları sıralayacak değiliz. Konuya ilgi duyanlar hatırlayacaklardır.
Önümüzdeki aylar içerisinde Yozgat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun açılışı gerçekleşecek. Cezaevinin yapımı ve inşa süreci zaman zaman ulusal basına da konu olan açıklamalarla gündemimizde yerini korumaktadır.
AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer’in cezaevi için “bacasız fabrika” tabiri yerelde ve ulusal basında çokça eleştirildi. Bu cümle üzerinden Sayın Başer’e hiç de hak etmediği şekilde yüklenildi. Şöyle ki;
Nüfusu istenilen düzeyde artmayan, bu artışı hizmet sektöründe çeşitliliği getirmeyen, nüfus azlığı nedeni ile pazar olma şartlarını taşımayan, birçok sanayi kuruluşu için hammadde, yarı mamul temini mümkün olmayan, hammadde/yarı mamul ve pazara uzak, nitelikli iş gücü temininin ciddi problem olduğu, bir arsa tahsisinin dahi 1 yıla yakın sürdüğü, bürokrasinin yavaş işlediği şehirlerde yatırımcı bulmak /getirmek zordur. Yeterli kaynak var ise yatırımcı zaten kapınızı çalar. Geriye hatır gönül ilişkileri kalır ki, hatır için yapılan yatırımın karşılığı da bir başka bölgedeki yatırımın kazancı ile telafi edilir. Hatır kalkınca yatırım da sonlandırılır. Örnekleri vardır.
Elimizde tek seçenek olarak şehre nakit girdisi ve açılacak kurum ve kuruluşlarla hizmet sektöründe çeşitlilik sağlayarak geliri ve buralarda istihdam edilecek personel üzerinden nüfusu artırmak kalmaktadır. Yozgat gibi illerde; tarım ve hayvancılığın, yer altı ve yer üstü kaynaklarının, tarihi ve kültürel değerlerin organize yapılarla bir taraftan istihdam ve gelir artışına katkı sağlarken, diğer taraftan sanayi alt yapısı oluşturma düzeyine gelene kadar bu seçenek gayet makul ve isabetli olacaktır.Üniversitenin kurulması ve Şehir Hastanesi ile ivme kazanan bu süreç son dönemde Diyanet ve Adalet Eğitim Merkezleriyle hızlanmıştır. Cezaevi ile devam edecektir.
Yozgat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu açıldığında yaklaşık 2.700 personel istihdam edecek. Saray OSB’nin 1,5 (bir buçuk) katı bir istihdam. Yüzde 90’ı Yozgat dışından yani 2.500’ün üzerinde personel ve ailesi Yozgat nüfusuna dâhil olacaktır.
Ortalama maaşları 5.000,00 TL civarındadır. OSB ortalamasının 2 katına yakın bir rakam. Aylık 13 milyon TL doğrudan il ekonomisine katkı. Cezaevinde 4.000 tutuklu/hükümlü bulunacaktır. Bu tutukluların her biri cezaevi kantininden ortalama 500,00 TL. aylık harcama yapacak ve bu kantinde satılan her bir ürün Yozgat’tan temin edilecektir. Katkısı aylık minimum 1,5 milyon TL. Yine tutuklu ve hükümlülerin kıyafet ihtiyaçlarının en az yüzde 50’si ilimiz esnafından karşılanacaktır.
Personel ve tutuklu/hükümlü toplamı 6.700 olacak ve her gün yemekhanede bu sayının ihtiyacını karşılayacak üretim yapılacak, yemekhanenin her bir ihtiyaç kalemi Yozgat’tan temin edilecektir. Minimum 3 milyon TL. değerinde bir hacim.
Tutuklu ve hükümlülerin aylık görüşleri nedeniyle yakınları Yozgat’a gelecek, görüş takvimine göre hafta içi her gün Yozgat’ta otobüsünden dolmuşuna, otelinden lokantasına, çay ocağından kuaförüne, giyim mağazasına, büfesine kadar pek çok esnaf için girdi sağlayacak bir müşteri potansiyeli oluşacaktır.
Rakamlara tekrar bakalım;
Saray OSB 25 yılda 1.750 istihdam, Kabalı Projesi 600 istihdam (hedef), Cezaevi 2.700 istihdam.
OSB aylık işçi maaşları girdisi ortalama 5 milyon, Cezaevi personel maaş katkısı aylık 13 milyon.
Gıda, giyim, yemekhane, nakliye, ziyaretçi katkılarıyla 20 milyon TL’nin üzerinde bir aylık girdi.
Bu cümlelerden ve kıyaslamadan OSB’yi, oradaki yatırım ve istihdamları, Kabalı ve benzeri projeleri küçümsediğimiz algısı çıkmasın. Öyle bir kastımız yoktur.
Kastımız şudur; cezaevinin Yozgat ekonomisine, nüfusuna, sosyal yaşantısına ve hizmet sektörüne yapacağı katkılar gerçek bir “fabrika” düzeyindedir. Dolayısıyla Milletvekili Yusuf Başer “Bacasız fabrika” benzetmesi yaparken hiç de haksız değildir.
Bir milletvekilinin temel vazifesi yasama faaliyetlerinde bulunmak, meclisteki yasama ve araştırma komisyonlarında yer almaktır. Siyasi kimlik taşımalarından dolayı da parti faaliyetlerinde bulunmaktır. Temel düzeyde yatırımcı bulmak, getirmek gibi bir vazifeleri yoktur. Bu konuda Yozgat milletvekillerine gereksiz yüklenildiğini düşünmekteyiz. İlin ilgili kurum ve STK’ları yatırımcı için gerekli şartların oluşturulmasında ve ilin kalkınmasına katkı yapacak projelerin hükümetçe kabul edilmesinde çalışırlar ve milletvekillerinden öncülük ve destek isterler, onlar da projelerin kabul edilmesi ile Yozgat’ta yatırımcıya sağlanan teşviklerin artırılması, yatırımcının önündeki engellerin kaldırılması noktasında hükümet ve bakanlıklar nezdinde çalışmalar yaparlar, Yozgat halkının sorunlarını ilgili kurumlar nezdinde dile getirip çözümünü isterler. Bu kadar. Fazlasını istemek ve beklemek üretim ve çalışma hayatının içinden gelmeyen, iktidarından muhalefetine vekillerimize haksızlık olur.
Gerisinde hükümet yatırımlarından Yozgat’ın pay almasını sağlamak kalır. Üniversite, şehir hastanesi, Diyanet ve Adalet Eğitim Merkezleri, Adli Tıp Kurumu, İdare Mahkemesi vb gibi yatırımlardan Yozgat da payını almıştır. Bunun en son halkası T Tipi Cezaevidir. Özetle iktidar partisi vekillerimiz sanayici getirmemişlerdir ancak hükümetin her yatırımından Yozgat’ın da bir pay almasını sağlamışlardır.
Buradan hareketle önerimiz; T Tipi Cezaevinin bulunduğu bölgenin bir Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesine dönüştürülmesidir.
Ankara Sincan Yenikent’te bulunan 2.500 dönüm üzerine kurulu 10’dan fazla ceza infaz kurumu, hastane, hakim evi, avm, spor ve sosyal yaşam alanı barındıran Ceza İnfaz Kurumları Kampusu benzeri bir yerleşke kurulmalı, Yozgat T Tipi Cezaevinin ilimize yapacağı katkı çarpan etkisiyle katlanmalıdır.
Yozgat Cezaevine öncülük eden Sayın Başer eleştirilere kulağını tıkamalı, Adalet bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunarak bu yerleşkenin Yozgat’a kazandırılmasını sağlamalıdır.
T Tipinin yanına yapılacak her bir yeni cezaevi ve lojman, hastane, okul vb yapılar, ilin nüfusunu ve il ekonomisine nakit girdisini artıracak, sosyal yaşantıda çeşitliliği getirecektir (bu sayede Yozgat’ta kazanılan paranın yine burada ekonomiye dâhil olması mümkün olacaktır). Bu girdiler genel hizmet sektörü ile birlikte sağlık, eğitim ve inşaat sektöründe de canlılığı getirecektir. Yerleşkenin ihtiyacı olan yüksek miktardaki gıda ürünlerinin üretimi için yeni tesislerin açılmasını hızlandıracaktır.
Nüfusu 100 binin üzerine çıkmış, nakit akışı artmış, hizmet, inşaat ve gıda üretim sektöründe gelişme kaydetmeye, bu gelişmelerle işsizlik oranı azalmaya başlamış, eğitim-sağlık-eğlence-sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilen Yozgat; havaalanı ve yüksek hızlı tren, Sorgun Hayvancılık İhtisas OSB, Adalet ve Diyanet Eğitim Merkezlerinin tam kapasite ile faaliyete geçmesi ve yatırımcılara sağlanan teşviklerin yeniden gözden geçirilmesi ile birlikte yatırımcıların dikkatini daha da çekmeye başlayacak, daha yaşanılır bir şehir olacaktır.Bekir ÇAYLAK/Savaş UYAR
-

Çamlık Spor, Eko Turizm ve Kamp Merkezi
Geçmiş dönemlerde yaptığımız görüşmeler sonucunda “Kongre ve Spor Merkezi Yozgat” başlıklı çalışmalar yapıldı ancak, bu çalışmalar bir Yozgat klasiği olarak, asla fiiliyata dökülemedi. Üzerinden geçen onca yıla rağmen henüz bu konuda ayakları yere basan çalışmalar yapılamaması bizi bir kez daha bu konuya eğilmeye, yeniden Yozgat gündemine taşımaya mecbur bıraktı.
İl merkezinde 267 hektar alan üzerinde bulunan Çamlık Milli Parkı 212 bitki ve 20’nin üzerinde hayvan türüne ev sahipliği yapmaktadır.
Ortalama 1.350 olan rakımı ve 10’un üzerindeki ağaç çeşidi ile kendine has bir havası vardır. Bu özellikleri ile sporcular için yüksek rakım antrenmanları, eko turizm ve çadır kampları için oldukça uygundur. Temel gereklilikleri barındırmaktadır. Gerisi, Çamlık’ı tanımaya, tanıtmaya ve gerekli tesisleşmeleri ve organizasyonları gerçekleştirmeye kalmaktadır.
Geçmiş dönemlerde mülki amirlerle yaptığımız görüşmelerde Çamlık’ın bir piknik alanı olmanın ötesinde ilin ekonomisine, sosyal ve kültürel değişimine olası katkılarını dile getirmiş idik. O dönemlerde bürokrasi ile iletişim kurmak, bir nebze de olsa Yozgat paydasında buluşmak mümkün idi.
Bu görüşmelerde Çamlık Milli Parkı merkezli bir spor merkezi inşa edilmesi, bu merkezin Çamlık’taki konaklama ve antrenman saha sayılarının artırılması ile desteklenerek, spor turizminden Yozgat’ın pay alması hususunda fikir birliğine varabilmiştik.
Bu çalışmaların sonucunda “Kongre ve Spor Merkezi Yozgat” başlıklı çalışmalar yapıldı ancak, bu çalışmalar bir Yozgat klasiği olarak asla fiiliyata dökülemedi.
Üzerinden geçen onca yıla rağmen henüz bu konuda ayakları yere basan çalışmalar yapılamaması bizi bir kez daha bu konuya eğilmeye, yeniden Yozgat gündemine taşımaya mecbur bıraktı.Onlarca spor branşında; profesyonel ve amatör olmak üzere, erkek, kadın, yıldız, engelli, milli vb binlerce takım mevcuttur.
Her branştan sporcuların, farklı iklim ve rakım koşullarında müsabakaya çıkmalarından dolayı; yüksek oksijen deposu ve farklı rakımdaki alanlarda antrenman yapma ihtiyaçları vardır.
Bolu ve Kızılcahamam bu konuda en bilinen bölgelerdir. Çamlık kendine has bitki örtüsü nedeniyle bir adım öne çıkarken, bir spor kulübünün konaklaması için yeterli düzeyde hizmetin sunulamaması ve tesisleşmedeki sorunlar nedeniyle salon sporları için dahi tercih edilmemektedir.
Keşke o dönemde birazcık olsun akıl ve vicdan sahiplerine denk gelebilseydik de, bu önerimizin temelini oluşturma ve spor merkezi olma yolunda hızlı yol almamıza vesile olabilecek “Spor Vadisi” tesislerini ve “yeni stadyumu” böyle bir proje bütünlüğü içerisinde değerlendirip daha doğru yerlere daha doğru bir planlama ile yapabilseydik.
Spor Merkezi dediğimiz anda ilk akla gelenin futbol olması yeterli bir algı değildir. Tüm spor branşları bahsimize konudur. Bu açıdan bakılınca futbolun kamp dönemlerine sıkışacak bir algıdan sıyrılmalı, 12 aya yayılan bir spor turizmine doğru ufkumuzu genişletmeliyiz.
Yine, Çamlık’ın zengin orman varlıkları, bitki çeşitliliği ile doğa dostu bir turizm hareketliliği yaratma, doğa ve çadır kampları oluşturma imkânımız vardır.
Eksiğimiz konaklama tesisidir. Eksiğimiz antrenman yapılmasına imkan tanıyacak, en az bir voleybol sahası büyüklüğünde kapalı salonlardır. Eksiğimiz çim veya sentetik antrenman sahalarıdır. Eksiğimiz en az 5 (beş) takımı aynı anda ağırlayacak ve hazırlık maçları yapmalarına imkan tanıyacak turnuvalardır. Eksiğimiz Avrupa, Dünya ve Olimpiyat şampiyonları çıkardığımız güreş sporunda dahi Yozgat’ın tercih edilmesini sağlayacak organizasyonu kuramamaktır.
Eksiğimiz Çamlık’ın sporla birleşiminden ortaya çıkacak olan sinerjiyi görememektir.
Eksiğimiz doğal değerlerin turizme entegrasyonu ile doğa dostu turizm uygulamalarının yaygınlaştırılabileceğini ve doğaseverlerin Çamlık’ı gözde bir doğa turizmi rotası olarak görmesini hedefleyememektir.
Bolu, Bursa ve Karadeniz için kalkınma ajanslarınca eko turizm ve çadır turizmi için çalışmalar yapması ve uygun alanları belirlemesi benzeri bir çalışmayı yapamamaktır. Eksiğimiz Kastamonu Üniversitesi gibi Uluslar arası Turizm Sempozyumları düzenleyerek, ilimizin turizm varlıklarını ve nasıl değerlendirileceklerini ortaya koyamamaktır.
Bu önerileri; bir saha çalışması, bir organizasyon ve farklı spor branşlarından amatöründen millisine, erkekten engelliye kadar onlarca yetkili ve takımın beklentileri, aynı zamanda TURSAB’a kayıtlı 450 A sınıfı acentenin görüşleri ışığında, Bolu, Bursa, Karadeniz, Kızılcahamam, Antalya örneklerini inceleyerek olgunlaştırdık. Ve olgunlaştırdığımız bu fikrin ana hatlarını sizlerle paylaşıyoruz.
Bu olgunlaşma neticesinde şunu gördük; Çamlık tek başına spor, eko turizm ve çadır kampları için yeterli özelliklere sahip olmasına rağmen, Çamlık ile beraber Aydıncık ve Akdağmadeni ormanlarına kadar bir eko turizm potansiyeli, Esenli ve Çekerek barajları başta olmak üzere su sporu organizasyonları potansiyeli termal kaynaklarımızla birleştirildiğinde aslında bu pastadan Yozgat’ın büyükçe bir pay alması işten bile değil.
Oysa ne güzel olurdu; lojman, misafirhane, kamu binası yapma yetki ve iradesini birazcık da Yozgat için fayda üretecek tesis inşa etmede kullanabilseydik.
Bekir ÇAYLAK/ Savaş UYAR -

Salgın Enstitüsü ve Aşı Üretim Merkezi
Dünya üzerinde var olmuş bilinen tüm salgınlara dair geniş bir bilgi havuzu oluşturmalıyız. Salgınların çıkış şartları, mutasyonları, alınan tedbirler, üretilen aşılar vb birçok bilgiye sahip olmalı, analiz etmeli, olası salgınlara/mutasyonlara karşı öngörülerde bulunabilmeliyiz. (Salgın Enstitüsü) Aşı üretim merkezleri kurmalı, salgınlara dair elde ettiğimiz bilgiler ışığında aşı çalışmaları yürütmeli, olası salgınlarda sürece hızla adapte olup kısa zamanda aşı üretecek yeteneği kazanmalıyız.
Bozok Üniversitesi, 1 yılı aşkın süredir hayatımızı etkileyen Covid 19 salgınını fırsat bilip, üniversitenin bir salgın enstitüsüne ve aşı üretim merkezine kavuşmasını sağlamalıdır.
Üniversite, ülkemizin salgınlar konusunda gerek hazırlıklarının (tedbirlerin) planlanması gerekse salgınla mücadele (tepki) etkinliğinin artırılması adına aşı üretimi de dahil çalışmalar yapmalıdır.
Bilindiği üzere koronavirüs salgını 2019 yılı sonlarından başlayarak Covid 19 olarak bilinen bir hastalıkla bir yılı aşkın bir süredir yaşam alanımızı tehdit etmektedir.
Bu salgına karşı aşılama çalışmaları başlamıştır ancak salgın değişime uğramaya devam etmekte, adeta insanlığın aklı ile mücadele etmektedir.
Yapılan çalışmalardan anladığımız insanlık tarihinde yer alan birçok salgın gibi bu salgını da yeneceğimizdir.
Ancak Covid 19 salgını göstermiştir ki; bütün dünyanın virüs salgınlarına karşı tedbirlerinde ve tepkisinde zayıflıklar vardır. Belki de bu salgının bize öğreteceği en önemli ders budur.
Tarih boyunca ortaya çıkmış veba, çiçek, kolera, İspanyol gribi, Hong Kong gribi, HIV / AIDS, SARS, domuz Gribi, ebola, kızamık, sarıhumma, grip, sıtma, tifüs, menenjit vs. salgınların bir kısmı alınan tedbirlerin ve yürütülen aşı çalışmalarının neticesinde yok olup gitmişken etkisini kaybetmiş olsa da varlığını devam ettirmekte olanları da vardır.
Bir makaleye göre Dünya Sağlık Örgütü’nün salgınlar ile ilgili raporlarında her zaman iki anahtar kavram ön plana çıkıyormuş;
1) Bir salgın öngörülemez.
2) Bir salgının tekrarlanması her zaman olasıdır.
1-Tarih boyunca yaşanan ve bugün varlığını çok sert hissettiren Covid 19 gibi salgınların bize öğrettiği ana öğreti olan tedbir ve salgın halinde doğru tepkiyi verme konusunda, devletlerin yönetmelikler, yönergeler çıkartıp, bu yönergeleri de sürekli güncellenmesi gerekir. Bu çerçevede alınacak tedbirler için de fonlar (bütçe) oluşturulmalıdır. Bu bütçeler salgınların araştırılması, öngörülmesi (kesin öngörü mümkün değildir), salgınla mücadele ve salgına karşı aşı üretimleri konusunda kullanılmalıdır.
Dünyanın ve özellikle ülkemizin yeni bir salgını bu derece hazırlıksız karşılama gibi bir durumu söz konusu olamaz.
Salgın hastalık öngörülemez, o salgına yol açan mikroorganizmanın niteliği hakkında %100 doğru bilgiye sahip olunamaz hele de virüslerin mutasyonu buna engeldir. Lakin virüs nedir bilirsiniz.2- Bir salgın hastalık her zaman her koşulda olasıdır, eskisi tekrarlanabilir ya da mutasyona uğramış hali yeni bir salgın türü oluşturabilir.
Ne yapmalı;
– Bir salgın hastalıkta birinci kademede hangi hastaneler salgın (pandemi) hastanesine çevrilecek, salgının hangi kademesinde ne gibi tedbirler devreye alınacak, sahra hastaneleri nerelere kurulacak ve uygun yolcu gemilerini tam bir karantina hastanesine çevirme planlarına kadar sıkı hazırlanmalıyız. Sonra kimler nerede göreve çağrılacak, kimleri seferber edeceğiz (yani Tıp Fakültesinden, Sağlık Meslek Liselerine kadar daha birinci sınıfında “salgın hastalıklar karşısında davranışı” öğretmiş olmalıyız ki olası bir yaygın salgında öğrencileri dahi seferberliğe katabilelim.)
– Her salgın anında önce tüm sağlık çalışanlarını (doktorundan hastane temizlik görevlisine kadar) 1 yıl süreyle koruyabilecek maske, teçhizat yani donanım deponuzda olmalı. Bunun için bir bütçe oluşturmalı, bu bütçe çerçevesinde de tıbbi malzemelerin gelişmesine paralel yeni donanımlar sağlanmalı. Çünkü;
Önce sağlık görevlilerini koruyacağız ki onlardan sağlık hizmetini sürekli alabilelim.
– Bu konuda gerekli malzemeyi üretmek ve üretilenleri test edebilecek laboratuarı kurmak şart. Ayrıca standartları da güncellemek gerekiyor.
– Dünya üzerinde var olmuş bilinen tüm salgınlara dair geniş bir bilgi havuzu oluşturmalıyız. Salgınların çıkış şartları, mutasyonları, alınan tedbirler, üretilen aşılar vb birçok bilgiye sahip olmalı, analiz etmeli, olası salgınlara/mutasyonlara karşı öngörülerde bulunabilmeliyiz. (Salgın Enstitüsü)
– Aşı üretim merkezleri kurmalı, salgınlara dair elde ettiğimiz bilgiler ışığında aşı çalışmaları yürütmeli, olası salgınlarda sürece hızla adapte olup kısa zamanda aşı üretecek yeteneği kazanmalıyız.
Özetle yeni bir salgına karşı Covid 19’a olduğundan çok daha hazırlıklı ve kısa zamanda güçlü tepkiler verecek düzeyde çalışmalar yapmak zorunluluğumuz kaçınılmazdır. İşte bu konunun Yozgat’ı ilgilendiren tarafı da budur.
Bozok Üniversitemiz ve bağlı Tıp Fakültesi yukarıda sıraladığımız tedbirlerin alınması, çalışmaların yapılması hususunda devreye girmelidir. Konu üzerinde ciddi bir çalışma yapacak, salgınlar ve salgınlara karşı tedbirler konusunda öneriler geliştirecek bilgi ve yetişmiş kadroya sahiptirler.
Bizim bir makaleden yola çıkarak ortaya koyduğumuz sonuçları, onlarca yıla sari akademik bilgi ve saha tecrübesi ile olgunlaştırmalı; Bozok Üniversitesi olarak devletin ilgili makamlarına konunun hassasiyetini ve önemini iletmeli, salgınlarla mücadele ve olası salgınlarda müdahalenin hayatiyeti vurgulanmalı, alınması gereken ulusal tedbirler ve bütçelenmesi hususunda ciddi bir hazırlık dosyasını sunmalı, hatta birinci kademe salgın (pandemi) hastanesi olmak için talepkâr olmalıdır. Buna ilaveten bir Salgın Enstitüsü kurmalı, buradan elde edilecek bilgiler ışığında aşı üretimini gerçekleştirecek Aşı Üretim Merkezini de faaliyete geçirmelidir. Kendi imkânları ile tek başına Bozok Üniversitesi’nin bunu başarması beklenemez. Lakin, makale ışığında ortaya koyduğumuz salgın tedbirlerinin ulusal düzeyde bir eylem planı olarak kabul edilmesine, bir eylem planının parçası olmasına veya bir eylem planı hazırlığının ilk ışığını yakmaya katkı sunabilirler. Bunu başarmak için yeterli kadro, bilgi ve deneyim vardır. Üniversitemizin bu konuda sorumluluk alması siyasilerimizi ve özellikle Cumhurbaşkanı Yardımcımız Fuat Oktay Bey’i de ciddi manada memnun edecek ve desteğini de alacaktır kanaatindeyiz. Covid 19’a bütün dünya gibi Türkiye’nin de tedbirsiz yakalandığının ve güçlü tepkiler vermekte de geciktiğimiz gerçeğinin, bundan sonra olası salgınlar karşısında bir eylem planı yapılması gerekliliğinin kabul edilmesi ile birlikte bu taleplerin bütçesi de hükümet tarafından pekâlâ karşılanabilir.
Sağlanacak devlet desteğiyle beraber yürünülecek yolun sonunda Bozok Üniversitesi; var olan salgınlar ve olası salgınlarda Tıp Fakültesi, Salgın Enstitüsü ve Aşı Üretim Merkezi ile tedbir ve tepki konusunda Türkiye’de öncü bir kurum olacaktır. Ve elbette ki; bu süreç üniversitemize, eğitim şartlarının iyileştirilmesi ve geliştirilmesi, ar-ge çalışmalarının yapılabilmesi imkânını sağlayacak, sürekliliği olan ciddi bir maddi getiri ve ulusal-uluslararası bilim dünyasında itibar da kazandıracaktır. Bekir ÇAYLAK / Savaş UYAR -

Hafif Raylı Sistem ve Yeni Bir Şehir İnşa Etmek
Arsa yetersizliği ve maksimum kazanç anlayışı, hızla Yozgat’ı tüketmiştir. Bu tüketimden tarihimiz, kültürümüz, ortak kader anlayışımız gibi bizi biz eden ve bir arada tutan değerlerimiz de nasibini almıştır. Her bir yatırım onlarca yıllık vizyonda şehre katkısı ile değerlendirilmeli, tek başına bir yatırım olmaktan çıkarılıp; beraberinde ve devamında yapılacak diğer yatırımlarla uyumlu, entegre olmalıdır ki Yozgat şehircilik manasında kabuğunu kırabilsin.
Coğrafi yapısı ve yüzlerce yıllık genetik kodlardan gelen alışkanlıklarla Yozgat tepelerin arasına sıkışmış, şehirleşme hususunda kabuğunu kıramamış bir şehirdir.
Çanağı andıran coğrafi yapısı nedeniyle ve atalardan miras savunma mantığı içerisinde, Çamlık ve Nohutlu eteklerinde bir şehir yaşamı kolay, basit ve yönetilebilir görülmüştür. Bu şehirleşme/şehirleşememe anlayışı merkez etrafında kısa paslaşmaları andıran çalışmaların şehre reva görülmesine yol açmış, şehrin ufkunu açacak çalışmalar yapılmamıştır.
Tepeler arasına sıkışıp kalmanın getirdiği arsa sıkıntısı kendini imar düzenlemelerinde düzensizlik, mimaride çarpıklık, konut üretiminde yüksek maliyet ve pahalılık olarak kendini göstermiştir. Diğer yandan, Meydan yeri ve Lise Caddesi’nde bitmek bilmeyen çalışmalara ve yerel yönetimlerin kaynak israflarına sebebiyet vermiştir. Çapanoğlu Camii’nden terminale kadarki alanın her dönemde nasıl ve ne şekilde değiştirildiğine hep birlikte şahitlik ettik/ediyoruz, sonuçlarını birlikte yaşıyoruz. Şehirdeki “Cumhuriyet Meydanı’nın altında altın var.” inanışı dahi bizzat yerel yönetimce Cumhuriyet Meydanı kazılarak merak giderilmiştir. İmar planları her dönem “revizyon”a tabi tutulmuş, arsa dışı alanları arsaya dönüştüren 18 uygulamaları mahkemelere konu olmuştur. Şehrimizin bir kez yapılıp bir daha olağanüstü şartlar olmadıkça değiştirilmemesi gereken bir imar planı olmamış, plan bizzat revizyona tabi tutanlarca bozulmuştur/bozulmaktadır. Sonuç; kısıtlı arsa ile dikine mimari döngüsü içerisinde sıkışarak, şehir olmaktan uzak, gözü yoran, estetikten yoksun, park, bahçe oyun alanı bulunmayan ve yaşam sunmaktan ziyade betonlar içerisine mahkum eden bir anlayış ortaya çıkmıştır.Arsa yetersizliği ve maksimum kazanç anlayışı, hızla Yozgat’ı tüketmiştir. Bu tüketimden tarihimiz, kültürümüz, ortak kader anlayışımız gibi bizi biz eden ve bir arada tutan değerlerimiz de nasibini almıştır.
Başlıkta belirttiğimiz üzere bu şehirde planlanacak her yatırım şehrin gelişmesine katkı yapmalıdır. Her bir yatırım onlarca yıllık vizyonda şehre katkısı ile değerlendirilmeli, tek başına bir yatırım olmaktan çıkarılıp; beraberinde ve devamında yapılacak diğer yatırımlarla uyumlu, entegre olmalıdır ki Yozgat şehircilik manasında kabuğunu kırabilsin.
Bilindiği üzere belediyemiz 3 köyü mahalle olarak merkez ilçeye bağlamıştır. Yine Yozgat Belediyesi’nce bir harita çalışması yapılmaktadır. Buna ek olarak hızlı tren ve havayolunun açılışı yaklaşmıştır. Çevre yolunun yapımına dair kanaat birliği oluşmuş ve talep düzeyini aşmıştır.
Belediyemizin çalışmalarını yürüttüğü harita çalışmaları içerisine çevre yolu ve hafif raylı sistem en azından 100 binlik planlara işlenmelidir. Bu sayede şehre resmi bir evrak üzerinde bir ufuk ve sonraki dönem yöneticilerine bir hedef konmuş olacaktır: Hafif Raylı Sistem.
İlk defa Kemal Yurtnaç Bey’in valiliği döneminde dile getirdiğimiz kendisinin de Sayın Cumhurbaşkanımızdan 2018 yılında talep ettiği hafif raylı sistem, şehrimizin gelişmesi, şehirleşmesi adına önemli bir yatırım olacaktır. O dönemde basına yansıyan Yozgat için raylı sistem verimli ve gerçekleştirilebilir olmadığına dair çalışmalar bugünün Yozgat’ı esas alınarak yapılmıştır. Oysa bizim kastımız 10-25 yıllık bir Yozgat vizyon ve geleceğidir.
Hafif raylı sistemi kısa vadede hayata geçirmek gerek teknik gerekse finanse edilmesi açısından mümkün değildir. Uzun zamanlı çalışmalar gerekmektedir. İmar planlarına işlenmeli, ulaşım ana planı hazırlanmalı, güzergâh üzerinde topoğrafik ve jeolojik incelemeler tamamlanmalı, yeraltı ve yerüstü kaynaklara olası etkileri ve maliyetler hesaplanmalı, finans kaynakları üzerinde çalışmalar ve görüşmeler yapılmalıdır. Bu çalışmaları yapmak dahi birkaç yılımızı alacaktır. Ancak bu çalışmalar sonrasında hükümetten, iyi hazırlanmış bir dosya ve doğru bir sunum yöntemi ile talepte bulunulmalıdır. Bir diğer önemli husus ise; hafif raylı sistemin yapımı ile ne amaçlandığıdır!
Amacımız şehrimizin gelişmesine katkı yapmak, yeni bir şehir vizyonu sunmaktır. 2017 yılından bu tarafa önerdiğimiz hafif raylı sistem; şehir hastanesinden Divanlı’ya oradan Bozok Üniversitesi’ne, üniversiteden Atatürk yolu güzergâhı üzerinden şehir merkezine ve nihayet Esentepe veya eski sanayi sitesi bölgesi üzerinden kent park ve nihayet şehir hastanesine ulaşan yaklaşık 30 km’lik bir hattır. Köçekkömü, Recepli, Bozlar, Güdülelmahacılı, Divanlı, Azizli ve Azizli Bağları, Sarıhacılı köy ve mahallelerinin sınırları içerisinden geçecek bu hat, Çamlık etrafında bir daire çizerek şehri çanaktan çıkarıp Çamlık merkezli genişçe bir coğrafyaya taşıyacaktır.
Önerimizin faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz;
1-Yozgat orta uzun vadede tepeler arasında bir şehir olmaktan çıkıp Çamlık merkezli geniş bir şehirleşme coğrafyasına kavuşacaktır.
2-Şehir merkezinde başaramadığımız yatay yapılaşmayı gerçekleştirme ve yollarından, parkına, spor tesislerinden konut alanlarına, resmi dairelerinden kültür sanat alanlarına kadar her şeyiyle gerçek bir şehir inşa etme şansını yakalamış olacağız.
3-Arsa sıkıntısı aşılacak, inşaat ve konut maliyetleri düşecektir.
4-Hızlı tren, havayolu ile şehre ulaşım kolaylaşırken değişken hava şartlarında şehir içerisinde ulaşım da kolaylaşacaktır.
5-Raylı sistemin varlığı şehir içi yaşamı ve faaliyetleri hızlandıracaktır.
6-Üniversite, hızlı tren garı, mahalleler ve şehir arasındaki ulaşım hızlı, konforlu ve kesintisiz olarak sağlanabilecektir.
Bu katkıları çoğaltmak mümkündür.
Ancak, bu önerinin şehrin ihtiyacı olduğu hususunda fikir birliğine varmak ve kabul görmesi en öncelikli meselemizdir. İkinci aşamada bahse konu köylerden henüz mahalle olmayanlar merkez ilçeye mahalle olarak bağlanmalıdır. Akabinde belediyemizin imar ana paftalarına raylı sistem işlenmeli ve planları hazırlanmalıdır.
Belediye Başkanı Celal Köse ve ekibinin önünde Yozgat’a yeni bir vizyon koyma ve şehircilik alanında Yozgat’ın değişimine katkı yapma açısından bir fırsat bulunmaktadır. Hâlihazırda yürütülen harita çalışmalarında Hafif Raylı Sistemin ana ulaşım planlarına işlenmesini sağlamalıdır. Belediye, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın müdürlükleri ve Bozok Üniversitesi’nden oluşturulacak bir ekiple Hafif Raylı Sistem araştırma, planlama çalışmalarına başlanmalıdır. İyi hazırlanmış bir dosya ile hükümetten bu konuda talepte bulunulmalı ve en azından önümüzdeki 5-10 yıllık yatırım planları içerisine alınması sağlanmalıdır. Hükümet partisinden olma gücü ve Cumhurbaşkanı yardımcısı Fuat Oktay Bey’in varlığı Yozgat adına doğru projelerle talepkar olunduğunda müspet cevap almaya yeterlidir.
Özetle; şehrimizi doğu-güney ve batı yönlerinde büyütme işi sadece TOKİ’ye, günübirlik ve popülist kararlar veren siyaset ve bürokrasiye bırakılamaz. Yerel yönetim bu konuda iradeyi ve yetkiyi elinde bulundurandır. İrade ve yetkinin gereği, şehir adına inisiyatif koyarak yapılmalıdır. Yapboza dönen imar ve şaibeli 18 uygulamalarına son verilerek, şehre vizyon koyma, orta uzun vadede yeni bir şehir inşa etme fırsatı hükümet olma gücü ve Fuat Oktay Bey’in etkinliği ile birleştirilerek gerçekleştirilmelidir. Bekir Çaylak / Savaş Uyar -

Vali Polat: Amacımız en kısa sürede hizmet sunmaktır
Yozgat Valisi Ziya Polat, KÖYDES ödemelerinin ilçelerin nüfus oranlarına göre aktarıldığını belirterek, amaçlarının en kısa sürede belirlenen konu ve çalışmaları yaparak köylünün hizmetine sunmak olduğunu söyledi. KÖYDES Toplantısı Valilik Salonunda Vali Ziya Polat Başkanlığında yapıldı.
Toplantıya; Vali Ziya Polat, İl Genel Meclis Başkanı İskender Nazlı, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Nazif Yılmaz ve İlçe kaymakamları katıldı.
Toplantıda İl Özel İdare Sekreteri Nazif Yılmaz, yapılacak çalışmalar hakkında sunum yaparak katılımcıları bilgilendirdi.
Vali Polat, yaptığı açıklamada; 2021 yılında Köylerin Altyapısının Desteklenmesi (KÖYDES) Projesi için Yozgat’a 30 milyon 552 bin lira ödenek tahsisi yapıldığını söyledi.
Polat, “Kaymakam arkadaşlarımız il genel meclis başkanımız ve il özel idare personelimiz ile son değerlendirmeleri yapıyoruz. Ödenekler ilçelerimize nüfusuna göre aktarıldı. Amacımız en kısa sürede belirlenen konu ve çalışmaları yapıp köylümüzün hizmetine sunmaktır.Bazı ilçelerimizde hizmetlerin ihaleleri yapıldı, bazıları da ihale aşamasında İlimize ayrılan bu ödeneğin kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarımızın emrine sunulması için çalışmalarımız bitmek üzeredir. Yeni sezonumuzun kazasız belasız geçmesini diliyorum.”diye konuştu. / Cemil MERMERTAŞ -

Yozgat İŞKUR’dan Kurs ve Program Ziyaretleri
Sorgun’da Ercansa firması ile İstihdam Garantili Örtü Altı Sebze Yetiştiriciliği mesleğindeki kurs, Çandır’da Kahyaoğlu Yerel Ürünler firması ile Yufka Ustası mesleğinde ve Yozgat OSB’nde Öztürk Konfeksiyon ile Makineci (Dikişi) mesleğinde düzenlenen İşbası Eğitim Programları ziyaret edildi.

Teşvikler ve destekler hakkında önemli açıklamalarda bulunan Yozgat Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Taner Yıldız, İşverenlerimize sağladığımız önemli desteklerden biri İşbaşı Eğitim Programlarımızdır. Bu desteğimiz ile nitelikli işgücü temin etmekte zorlanan işverenlerimize işe alacakları kişileri işyerinde belli bir süre gözlemleyerek ve eğitim vererek kişiler hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olma ve işe alma konusunda isabetli bir karar verme imkânı sunuyoruz. Bu sayede işverenler ihtiyaç duydukları işgücünü herhangi bir maliyete katlanma zorunluluğu bulunmadan kendileri yetiştirme imkânına kavuşmaktadır dedi.
İstihdam Garantili Mesleki Eğitim Kursları hakkında bilgi veren Yıldız, İşverenlerimizin eleman ihtiyaçlarını hızlı ve etkin bir şekilde karşılayabilmek amacıyla düzenlenen mesleki eğitim kurslarımız, talep edilen mesleklerde nitelikli işgücünün yetiştirilmesini sağlamaktadır. Böylece işverenlerimiz nitelikli işgücü ihtiyacını, herhangi bir maliyete katlanmalarına gerek kalmadan karşılamaktadır dedi.
Yıldız, İşbaşı Eğitim Programı katılımcılara program süresince günlük 108.68 TL, İstihdam Garantili Mesleki Eğitim Kursu katılımcılarına günlük 70 TL ödenmekte olup ayrıca genel sağlık sigortası, iş kazası ve meslek hastalığı primleri İŞKUR tarafından ödendiğini ve program sonunda mezun olan katılımcılara sertifika verildiğini ifade etti. -

Yozgat’ta 196 projeye 89 milyon lira destek sağladı
Konya Ovası Projesi (KOP)’un Yozgat’ta 2016-2021 yılları arasında 196 projeye 89 milyon 650 bin 793 lira destek sağladığı belirtildi.
KOP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı ile Yozgat Valiliği arasında Küçük Ölçekli Sulama İşleri Programı destek protokolü Yozgat Valisi Ziya Polat ve KOP Başkanı Mahmut Sami Şahin’in katılımıyla imzalandı.
Projeler arasında en büyük desteği ise 59 milyon 443 bin 117 lira ile 36 Küçük Ölçekli Sulama İşleri projesi aldı.
Yozgat Valisi Ziya Polat, burada yaptığı konuşmada; sulama projesinde Özel İdarenin yapacağı projelerden 3 sulama projesine 7 milyon 240 lira destek sağlanacağını söyledi.
Vali Polat, “Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma Ajansı Başkanlığımızın 2021 yılı geçen projeler ve İl Özel İdaresi küçük ölçekli projelerimizin imzaları atıldı. 2021 yılında KOP Projelerinde 15’i kabul edildi 15 projenin maliyeti 11 Milyon 338 TL. Küçük ölçekli sulama işleri programında KÖSİP kapsamında Özel İdarenin yapacağı projeler 3 tane 7 milyon 240 Tl. KOP Tarımsal Eğitim ve Yayım Projesi kapsamında 7 projemize 1 Milyon 580 TL. KOP Bölgesinin Hayvancılık Altyapısının Geliştirilmesi 2 projemize 1 Milyon 350 TL. Kırsal Dezavantajlı Alanlar Kalkınma Programı 1 Projemize 690 Bin lira. KOP Bölgesinde Okuma Kültürünün Geliştirilmesi kapsamında 214 Bin Lira. Konya Ovası Projesi Sosyal Gelişim Programı (KOPSOGEP) kapsamında da 264 Bin olmak üzere toplam 11 Milyon 338 Bin liralık projemiz kabul oldu.”dedi.
YOZGAT TARIM VE HAYVANCILIK BÖLGESİ
Yozgat’ın Tarım ve Hayvancılık bölgesi olduğunu vurgulayan Vali Polat, “Bu konuda KOP’un büyük destekleri var. Son 5 yılda sadece sulamaya aldığımız para 59 Milyon civarında bu seneyi de kattığımız zaman 65 Milyon. Mağlubunuz kurak bir yıl geçiriyoruz. Suyun çok önemli bir güç olduğu ve suyun kullanmanın da çok önem arz ettiği bu zamanda bu sene kuraklık bakımından ilk 10’na giriyoruz. Bizim mevcut sularımızı en azından vahşi sulamadan vazgeçip hem tarım müdürlüğümüzün İl Özel İdaremizin Kop’un Oran’ın destekleri ile mevcut sularımızı koruma altına almamız en azından kapalı devre sulamaya ve saatli sulamaya geçmemiz gerekiyor yaptığımız tesislerde zaten artık saatte koymaya başladık. ” diye konuştu.
KOP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Mahmut Sami Şahin ise şunları kaydetti:“ 2016 yılında Yozgat KOP bölgesine dâhil edildi son 5 yılda 196 projede toplamda 9 milyon TL değerinde bir destek sağlanmış oldu. Bu yılda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın mali destek kapsamında KOP Bölge idaresi tarafından bölgemizde 15 projeye toplamda 11 Milyon 380 Bin liralık bir proje desteği sağlamış olacağız. Bu projelerin hazırlanmasında emeği geçen bütün kurum yöneticilerine idarecilerimize çok teşekkür ediyorum. Yozgat hem tarım hem hayvancılık alanında önde olan illerimizin başında geliyor bizim de şuanda yaklaşık 7 milyon 200 bin TL civarında sulamayla alakalı küçük ölçekli sulama projelerine bir bölge desteğimiz olacak sadece sulama değil bunun haricinde eğitim, sağlık, kültür ve turizmle alakalı bölgemizden gelecek olan projelere de değerlendirme kapsamına alıp bölgeye mali destek vermeye çalışacağız”
(Alpaslan Demir) -

Ak Parti’lilerden Başkan Coşgun’a ziyaret
AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer, beraberinde Belediye Başkanı Celal Köse, AK Parti Yozgat İl Başkanı Yusuf Başer, İl Genel Meclis Başkanı İskender Nazlı ve Merkez İlçe Başkanı Kürşat Kılıç, Başkan yardımcıları Murat Güneşer, Murat Coşgun ve Veysel Keseroğlu ile birlikte Yozgat Kahveciler ve Lokantacılar Odası Başkanı Eyüp Coşgun’u ziyaret etti.
Samimi bir ortamda gerçekleşen ziyarette; Oda Başkanı Coşgun, pandemi sürecinde esnafın içinde bulunduğu durum hakkında Milletvekili Başer ve beraberindekilere bilgiler verdi.
Milletvekili Başer, AK Parti olarak her zaman esnafın yanında olduklarını belirterek, “Pandemi süreci boyunca esnafımıza ve vatandaşlarımıza elimizden geldiğince destek olduk ve olmaya devam ediyoruz. Pandemi, sadece bizim ülkemizde yada Yozgat’ta değil, bütün dünya ülkelerinde ekonomik anlamda büyük sıkıntılar meydana getirdi. Ama hamdolsun ülkemizde ve ilimizde Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamış olduğu destekler sayesinde biz bu sorunun da üstesinden geleceğiz.”diye konuştu.
Ziyaretlerinden dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren Coşgun, Milletvekili Başer ve beraberindekilere teşekkür etti. (Ferhat Özer) -

Kuraklıktan yanan ekinlerini biçerek hayvan yemi yapıyor
Yozgat’ta çiftçiler, kuraklıktan dolayı yanan hububat ekili tarlalarını biçtirerek hayvanlarının saman ihtiyacını karşılamaya çalışıyor.
Yozgat ve bölgesinde kuraklık nedeniyle ekili tarım alanlarında büyük ölçüde zarar meydana geldi. bazı çiftçiler tarlalarını şimdiden sürümünü yaparken bazıları ise biçtirerek hayvanlarının yem ihtiyacı olan saman teminine gidiyor.
Musabeyli köyünde geçimini çiftçilikle sağlayan Harun Çalışkan, yaklaşık 300 dekar hububat alanın yandığını belirterek, yanan tarlaları traktöre bağladığı makine ile biçtirerek hayvanlarının saman ihtiyacını karşılamaya çalıştığını söyledi.
50 YILDIR İLK DEFA ARAZİLERİMİZDE BU DERECE YANGIN OLDU
50 yıldır bölgelerinde ilk defa bu derece yangın meydana geldiğini vurgulayan Çalışkan, “Bu sene çok kurak geçti, bahardan beri yağmur yağmadı. Büyükbaş hayvancılık yaptığımızdan dolayı 300 dönüm alanı ektik, hepsini biçmek zorundayız. Çünkü saman sıkıntımız var. Samanı nereden bulacağız diye bu şekilde biçiyoruz ama bu da yeterli değil. Masraflarımızı da kurtaracak gibi değil”dedi.
DEVLETİMİZDEN TOHUM DESTEĞİ BEKLİYORUZ
Ekecek tohum bulmanın zor olduğunu vurgulayan Harun Çalışkan, tohum desteği verilmesini beklediklerini söyledi.
Çalışkan, “Bizim Cemil Çiçek Musabeyli Barajı havzasında olduğu için barajımızdan içme suyu veriliyor sulamaya su verilemiyor. Onun için de 300 bin liralık yatırım yaparak sulama malzemesi aldık. Onların borçları var, kooperatiflere, bankalara borçlarımız var. 300 dekar ekili alanımız kuraklıktan dolayı yandı. Yaklaşık 250 Bin lira masraf etmiştik. Hiç tohumumuz da yok. Ekim için devlet büyüklerimize güveniyoruz. Çiftçiliğin devam edebilmesi için devletin tohumluk desteği vermesini bekliyoruz. Ekinlerimiz bir karış boyunda 10-15 santimi geçmedi. Başak da vermedi ve o şekilde kuruyor. Hayvancılık yaptığımız için biçmek zorundayız. Samanı karşılayabilir ümidiyle biçiyoruz. Balya yapmaya çalışacağız. Hiç olmazsa hayvanların samanını temin edebiliriz diye düşünüyoruz. Dönüme 3-4 balya alabilirsek samanın bir kısmını karşılayacağız. Kooperatiflere ve bankalara borucumuz ertelendi ama ekim ayında yeniden ekim yapılacak, tohum ve gübre desteği bekliyoruz. 56 yaşındayım ben böyle bir kuraklık görmedim. Az da olsa biçer giriyordu, dönüme 300 kilo alıyorsak 100 kilo alıyorduk, bu seneki gibi hiç kuraklık olmadı. Kışın kar da yamadı yağmur da yağmadı.”diye konuştu.
Musabeyli Boğazı köyünden Yunus Taşdemir isimli çiftçide benzer ifadeler kullanarak şunları söyledi: “15 dönüm sertifikalı tohum almıştım, gübresini atmıştım, hayvanların saman sorunu var, onun için burayı biçip saman yapacağız. Her yıl biçip masrafımız çıkıyordu, bu sene masrafımız da çıkmadı. Şimdi hem saman için biçiyoruz, hem de tarlayı temizlemiş oluyoruz. Yeni ekim için devlet büyüklerimizden yardım bekliyoruz.”
Yozgat Ziraat Odası Başkanı İsmail Açıkgöz, İç Anadolu bölgesinde büyük bir kuraklık yaşandığını söyledi.
Ekinlerin kuruduğunu vurgulayan Başkan Açıkgöz, “Yetkililerimizden siyasilerimizden bölgemize destek bekliyoruz. Dekar başına primi mi verecek, dekar başına masrafımızı karşılanacak, belirlenmesi lazım. Sonuçta 9. ayda tekrar ekim yapacağız. Bu tarladan mahsul almadan diğer tarlaları ekme şansımız yok. Son 3-4 yıldır yüzde 50 kuraklık vardı. Bu yıl yüzde 80-90 oranında kuraklık var biçerdöver tarlaya giremeyecek. Çiftçimiz tarlasını sürmüş, ekmiş, gübresini, ilacını atmış ama bir kilo buğday alma şansı yok. Bu masraflar çiftçimizin cebinden çıktı. Bunu devlet büyüklerimiz görerek çiftçimize destek vermesi lazım. Destek verilmezse üretimi bir daha yapma şansımız yok. Her yıl yük geliyordu bu yıl daha fazla yük bindi.” diye konuştu.
Açıkgöz, ekin olmayınca saman ve yem konusunda da sıkıntı yaşanacağını anlatarak, İç Anadolu Türkiye’nin ambarı olduğunu, bu yıl Konya da Kırşehir de Yozgat’ta kuraklık yaşandığını ifade etti.
(Ferhat Özer) -

Esnafa hibe desteği netleşti
Koronavirüs döneminde alınan tedbirler nedeniyle zor günler geçiren esnafın yaralarını saracak destek için, Ticaret Bakanı Mehmet Muş’tan açıklama geldi. Muş, Twitter hesabın yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan, koronavirüs salgını nedeniyle ticari faaliyetleri olumsuz etkilenen esnaf ve sanatkârlar ile gerçek kişi tacirlerimize verilecek hibe destek programına ilişkin uygulama esaslarını belirledik. Tek seferde, iki ayrı grup halinde vereceğimiz 5.000 Türk lirası ve 3.000 Türk lirası hibe desteğinden 17/05/2021 tarihinden önce (bu tarih dâhil) vergi mükellefiyetini tesis ettirmiş, esnaf ve sanatkârlar ve gerçek kişi tacirler faydalanacak.
BAŞVURULAR 1 AY BOYUNCA YAPILABİLECEK
Esnafımıza yapacağımız destek başvuruları 25 Mayıs 2021 tarihinden itibaren 1 ay boyunca e-Devlet üzerinden yapılabilecek. Esnafımıza hayırlı olsun…”
BİRİNCİ GRUBA 5 BİN LİRA DESTEK
Açıklanan destek paketine göre; 1 milyon 384 binden fazla esnaf ve sanatkara iki ayrı grup halinde 4 milyar 622 milyon liralık destek verilecek. Birinci grupta kahvehane, kafe, çay bahçesi gibi yerler ile okul ve personel servisleri, düğün salonları, öğrenci yurtları, kantinler, kırtasiyeler, internet kafeler, hamamlar, lunaparklar gibi işletmeler yer alıyor. Sayıları toplamda 235 bine ulaşan bu işletmelere bir defaya mahsus 5 bin liralık hibe ödemesi yapılacak.
İKİNCİ GRUBA 3 BİN LİRA DESTEK
İkinci grupta bakım, onarım, tamirat, kaporta işleri ile uğraşanlar, seyyar satıcılar, sıhhi tesisatçılar, hırdavatçılar, müzisyenler, oto yıkamacılar, kuru temizlemeciler, oyuncak, kozmetik ve hediyelik eşya satıcıları, camcılar, çilingirler, bakırcılar, kalaycılar, ayakkabıcılar, konfeksiyoncular, tuhafiyeciler, zücaciyeler, kurs işletmecileri yer alıyor. İkinci gruba daha önceki destek ödemelerinden yararlanan lokantalar, pastaneler, dondurmacılar, terziler, berberler, taksici, minibüsçü, otobüsçü ve pazarcılar da dahil olmak üzere toplamda 1 milyon 150 bini aşkın işletmeyi kapsayan bu gruptaki vatandaşlara bir defaya mahsus 3 bin lira hibe ödemesi yapılacak. -

Süne ile mücadele devam ediyor
İl Tarım ve Orman Müdürü Tanju Özkaya yaptığı açıklamada ‘’Buğdayın ve süne mücadelesinin önemine bir kez daha değinerek herhangi bir aksaklığa meydan vermeden süne kıymetlendirme ve buğday alanlarındaki fenolojik gözlemlerde yapılarak çiftçiler bilgilendirilmiş olup aynı özen ve itina ile çalışmalarımız devam etmektedir. Bu çalışmalar sünenin biyolojik yaşam dönemince ve mücadele alanlarının tesbiti yapılana kadar devam edilecektir’’dedi. (Cemil Mermertaş)
-

Çiftçiye kaz desteği
Hayata geçirilen projelerle kente göç eden bireylerin geri dönmesinin sağlanması, kırsalda yaşayan halkın ekonomik, refah seviyesini yükseltmek amaçlanıyor.

Vali Ziya Polat, Şefaatli ziyareti kapsamında; Şefaatli Kazı ORAN’la Yetişiyor imza töreni, 3 bin 300 adet kaz palazı dağıtım töreni, Çilek ekim töreni, Karanlıkdere üzüm bağları incelemesinde bulundu.
Şefaatli ile Yerköy arasında vadi içerisinde yer alan Karanlıkdere, birçok meyve ağacı ve bitki türünü içerisinde barındırıyor.
Vali Polat, meşhur üzüm ve ayvaları ile bilinen Karanlıkdere mevkiinde üzüm bağlarında incelemelerde bulunarak yetkililerden bilgi aldı.
Polat, Karanlıkdere mevkiinde üzüm bağlarında çalışan çiftçiler ile bir süre sohbet edip kolaylıklar dileyerek bereketli hasat yapmaları temennisinde bulundu.
Vali Polat “ Oran Kalkınma Ajansı ile Şefaatli Kaymakamlığının ortaklaşa yürüttüğü Şefaatli’nin Kazı Oran’la yetişiyor projesinin imza töreni yapıldı.İlçemize hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu.
(Alpaslan Demir) -

SGK’dan teşekkür plaketi
SGK Yozgat İl Müdürü Bilal Keskin ve Yozgat İlçe Müdürü Sezai Turhal, Kayseri Şeker’in Boğazlıyan Fabrikası’na gelerek, Genel Müdür İsmail Gedik’e, Kayseri Şeker’in istihdama olan katkısı nedeniyle bir teşekkür plaketi takdim ettiler.

Genel Müdür Yardımcıları Kazım Duygulu, Sırrı Doğanlı, İnsan Kaynakları Müdürü Hasan Apaydın, Kayseri Şeker İşletme Koordinatörü Ümit Almak ve Boğazlıyan Ziraat Koordinatörü Mesut Karabulut’un da hazır bulunduğu ziyarette söz alan SGK Yozgat İl Müdürü Bilal Keskin, 50 ve üzeri çalışan bulunduran şirketler için hazırladıkları plaketin en anlamlısını Kayseri Şeker’e vermekten mutluluk duyduklarını belirterek, Kayseri Şeker’in Yozgat’ta 932 kişi ile en çok sigortalı işçi çalıştıran ve istihdama en büyük katkıyı sağlayan şirket olma özelliğini taşıdığını söyledi.
Genel Müdür İsmail Gedik ise bu anlamlı plaketi alacak olmaktan dolayı büyük onur duyduklarını belirterek, “Başkanımız Sayın Hüseyin Akay adına teslim aldığımız bu teşekkür plaketine Kayseri Şeker ailesi olarak layık olmaktan dolayı büyük onur duyuyoruz. Fabrikalarımız, dün olduğu gibi bugün de istihdama en büyük katkıyı sağlamaya devam edecektir” şeklinde konuştu.
Ziyaretin sonunda SGK Kayseri Yozgat İl Müdürü Bilal Keskin, hazırlanan teşekkür plaketini Başkan Akay adına Genel Müdür İsmail Gedik’e takdim etti. (Alpaslan Demir) -

Benzin ve motorine dev vergi zammı
Benzin, motorin ve LPG ile bazı akaryakıt ürünlerinden alınan özel tüketim vergisi (ÖTV) yüzde 54, yüzde 78 ve yüzde 189 oranında artırıldı.
Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yer alan Cumhurbaşkanı kararına göre ÖTV miktarı 95 oktan benzinde litre başına 0.8652 TL’den 1.3313 TL’ye, 98 oktan benzinde 1.0283 TL’den 1.5836 TL’ye çıkarıldı.
ÖTV miktarı litre başına motorinde 0.7253 TL’den 1.2931 TL’ye çıkarılırken bütan, propan ve motorlu taşıtlarda yakıt olarak kullanılan LPG’de 0.2810 TL’den 0.8107 TL’ye yükseltildi. Karar bugünden itibaren geçerli olacak. -

Kenevir tohumları toprakla buluştu
Kenevir ekimine, Yozgat Valisi Ziya Polat, Yozgat Belediye Başkanı Celal Köse, Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Karadağ, Boğazlıyan Kaymakamı Fatih Gülnar, Boğazlıyan Belediye Başkanı Gökhan Coşar, Yozgat İl Emniyet Müdürü Murat Esertürk, Yozgat İl Jandarma Alay Komutanı Albay Ali Sefa Yılmaz, Yozgat İl Genel Meclis Başkanı İskender Nazlı, Yozgat İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Nazif Yılmaz, Yozgat Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Özgür Memiş, Rektör Yardımcısı ve Kenevir Araştırmaları Koordinatörü Prof. Dr. Güngör Yılmaz, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Şenol Akın ve Üniversite Genel Sekreteri Prof. Dr. Uğur Kölemen katıldı.
Birim alanında bitki sıklığının etkilerini ve kenevirde su tutucu olarak geliştirilen materyalin sulamadaki etkinliğini, su tasarrufunu ve su ekonomisine etkisini incelemek amacıyla iki çeşit kenevir tohumu toprakla buluşturuldu.
Ekimi yapılan kenevirler, Kenevir Araştırma Enstitüsü bünyesindeki araştırma gruplarının akademik çalışmaları, kısa, orta ve uzun vadede hedeflenen projelere ilişkin saha çalışmalarına da hammadde imkânı sağlıyor.
Kenevir ekimi sonrası konuşan Rektör Yardımcısı ve Kenevir Araştırmaları Koordinatörü Prof. Dr. Güngör Yılmaz, Yozgat Bozok Üniversitesi Boğazlıyan Meslek Yüksekokulu arazisinde birim alanındaki bitki sayısının verim ve kaliteye etkisini irdelemek amacıyla iki çeşit kenevir ekiminin yapıldığını söyledi.
Deneme ekimi yapılan kenevir çeşitlerinin bir tanesinin Türkiye’nin yerli, diğerinin ise Avrupa’da üretimi yapılan endüstriyel kenevir çeşidi olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Yılmaz, “Küresel ısınma ve özellikle kuraklığın çok hissedilebilir olduğu dönemde su ekonomisi, su tasarrufu ve suyun daha etkin kullanımı son derece önemli. Bununla ilgili geliştirilen su tutucu materyalini tohum yatağına tohumla beraber ekiyoruz. Bu materyal topraktaki suyu kök bölgesinde tutuyor ve su kaybını azaltıyor. Suyun daha etkin bir şekilde bitki tarafından kullanmasını sağlıyor. Bu teorik bir bilgi. Bununla ilgili araştırmayı da ilk defa Yozgat’ta Boğazlıyan ilçemizde gerçekleştiriyoruz. Hedefimiz daha az su ile daha fazla verim ve nitelikli ürün elde edebilmek. Bu amaçla Anadolu’nun öz evlatlarından bir tanesi olan kenevirin tohumlarını toprakla buluşturuyoruz” dedi.
Boğazlıyan Belediye Başkanı Gökhan Coşar da bir çok sektörde kullanımı bulunan endüstriyel bir bitki olan kenevirin deneme ekimlerinden başarılı sonuçlar alınmasını temenni ederek hayırlı olması dileklerinde bulundu.
Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Karadağ da, Yozgat Bozok Üniversitesi’nin endüstriyel kenevir alanında ihtisas üniversitesi olması nedeni ile kenevirin biyokütlesini ekonomiye kazandırmak hedeflerinin olduğunu söyledi.
YÖK aracılığı ile devletin Yozgat Bozok Üniversitesi’ne bir misyon yüklediğine dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Ahmet Karadağ, “Bu çerçevede bizim kısa, orta ve uzun vadede çalışmalarımızın uzantısı olarak hem kenevir ıslahı hem de kenevir tohumunun geleceğe aktarılması çalışmalarını yaparak bir farkındalık oluşturmak üzere deneme ekimleri yapıyoruz. Amacımız bu zamana kadar farklı zeminde değerlendirilen kenevirin ekonomiye kazandırılması süreçlerinde sektörü buraya çekmek ve sektörle buluşmak. Geçen yıl yaptığımız çalışmalarla geniş yelpazede kenevir alanında sektörlerle bir araya gelerek çok önemli mesafeler kat ettik. Sayın Valimiz ve Belediye Başkanlarımızın da destekleriyle Yozgat Bozok Üniversitesi özelinde Yozgat ilimiz kenevirin ekonomiye kazandırıldığı bir üs olacak” dedi.
Yozgat Belediye Başkanı Celal Köse de yaptığı konuşmada: “Yozgat Bozok Üniversitemiz endüstriyel kenevir konusunda ihtisas üniversitesi ilan edilmesinin ardından rektörümüzün önderliğinde çalışmalar başlatıldı ve belirli bir noktaya gelindi. Yozgat merkez ve ilçelerimizde kenevir ekimlerine başlandı. Kenevir pek çok sektörde olduğu gibi savunma sanayi başta olmak üzere kozmetik ve daha sayamayacağımız bir çok sektörde kullanılan bir ürün. Biz de Yozgat Belediyesi ve ilçe belediye başkanları olarak Üniversitemizin bu faaliyetlerine maddi ve manevi yönde katkı vererek her zaman yanında olacağız” dedi.
Türkiye’de kenevir konusunda ihtisaslaşan tek üniversitenin Yozgat Bozok Üniversitesi olduğunu vurgulayan Yozgat Valisi Ziya Polat, “Üniversitemizin ihtisas üniversitesi olması çok önemli. Bunu avantajlı duruma getirmemiz lazım. Kenevir ile ilgili ilimize daha büyük yatırımların geleceğini düşünüyor ve bunun içinde hazırlıklı olmamız gerektiğini biliyoruz, dedi. Vali Polat konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Burada kenevir ekimi yapıyoruz. Ektiğimiz kenevirleri ekonomiye kazandırmamız gerekiyor. Yozgat’ın kenevirin başkenti ve merkez üssü olmasını sağlamak için hepimiz buradayız. Mucizevi bitki kenevir, ilaç, kozmetik, tekstil ve savunma sanayi gibi bir çok alanda kullanılıyor. Kenevir Yozgat ilimizde alternatif ve ekonomik anlamda çok daha kıymetli olan ülke ekonomisine çok büyük katma değer kazandıracak bir bitki. İnşallah deneme ekimleri ile tohumları toprakla buluşturduk. Buluşturmaya da devam edeceğiz. Üniversitemiz ile Yozgat’a çok artı değer katacak bir projemiz var. Orta Anadolu Kalkınma Ajansı ve Konya Ovası Projesi yöneticileri ve sektör temsilcileri ile bir araya gelerek ne yapabiliriz, neredeyiz, bunları önümüzdeki günlerde düzenleyeceğimiz toplantı ile masaya yatıracağız. Biz her zaman üniversitemizin ve mucizevi bitki kenevirin yanında yer almaya devam edeceğiz.”
(Haber Merkezi) -

Vali Polat, 3. OSB’de incelemelerde bulundu
Yozgat Valisi Ziya Polat, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın isminin verildiği ve Yozgat’ın 3’üncü OSB’si olacak olan Boğazlıyan Fuat Oktay (OSB) alanında incelemelerde bulundu.
İncelemelerde İlçe Kaymakamı Fatih Gülnar ve Belediye Başkanı Gökhan Coşar’dan bilgi alan Vali Polat, Organize Sanayi Bölgelerinin Ankara, Kayseri ve Çorum yol güzergahlarında olmasının OSB’ye büyük bir avantaj olduğunu kaydetti.
Vali Polat, “OSB’nin kurulmasında emeği olan başta Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay olmak üzere, Boğazlıyan Belediye Başkanı Gökhan Coşar’a ve emek veren, destek veren herkese teşekkür ediyorum. Kurulum aşaması bittikten sonra yatırımcı çekeceğini düşünüyoruz. Biz yatırımcının önünü açmak için devlet olarak her türlü imkanımızı veriyoruz. Umarım en kısa zamanda altyapımızı ve OSB’mizi hazır hale getiririz ve yatırımcılarımızı burada ağırlarız.” diye konuştu.
Vali Polat’a incelemelerde; Boğazlıyan Kaymakamı Fatih Gülnar, İl Jandarma Komutanı Albay Ali Sefa Yılmaz, İl Emniyet Müdürü Murat Esertürk, AK Parti İlçe Başkanı Osman Düğenci ve İl Genel Meclis Başkanı İskender Nazlı’da eşlik etti.
-

‘Yozgat Havzası Rehabilitasyon Projesi’ hayat buluyor
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay riyasetinde yürütülen ve bölgedeki sosyo – ekonomik iyileştirmeyi hedefleyen “Yozgat Havzası Rehabilitasyon Projesi” hayata geçiyor.
2021 yılı yatırım programına alınan ve 2021- 2027 yılları arasında uygulanacak olan projenin toplam tutarı 507,9 milyon TL olacak.
Projenin, Yozgat, Çorum, Tokat ve Sivas illeri ile 14 İlçe, 480 köy ve 8,77 milyon dönüm alanda planlanan, Yozgat’ın 8 ilçesi (Merkez, Sorgun, Aydıncık, Çekerek, Kadışehri, Akdağmadeni, Saraykent, Çayıralan) 204 orman köyü ve 68 orman dışı köyde dahil olmak üzere toplam 272 köyü kapsayan entegre bir çalışma olacak.
Bu kapsamda, kırsal kesimi destekleme yatırımları, odun tüketimini azaltıcı faaliyetlerden, kat kaloriferi, güneş enerjisi ile su ısıtma, bina izolasyonu, güneş enerjisi ile elektrik üretimi vb. faaliyetler içeren projeler ile hayvancılık, seracılık, arıcılık vb. ticari faaliyetleri içeren alt projeler desteklenecek.
Projeyle, bölgede bitki örtüsü, toprak ve su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı, vatandaşların muhtelif gelir getirici faaliyetlerle refahının artmasının yanı sıra tarım ve hayvancılığa katma değer, ülke ekonomisine de katkı sağlaması planlanıyor.
Yatırım programı Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından 2021 yılında kesin proje – etüt çalışmalara başlanacak. (Haber Merkezi) -

KOP’tan destek
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, 2021 yılı KOP Mali Destek Programına girmeye hak kazanan projeleri onayladı. KOP Bölgesindeki illerden gelen 132 proje yaklaşık 111 milyon TL kaynak aktarılacak.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bağlı Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının 2021 yılı Mali Destek Çağrı Programı Bakan Mustafa Varank tarafından onaylandı. KOP Kırsal Kalkınma (KOP KIRSAL), KOP Tarımsal Eğitim ve Yayım Projesi (KOP TEYAP), KOP Bölgesinde Okuma Kültürünün Geliştirilmesi Projesi (KOP Okuyor), KOP Sosyal Gelişim Programı (KOPSOGEP), KOP Küçük Ölçekli Sulama İşleri Programı (KOP KÖSİP) ile Hayvancılık, YAS’da Su ve Enerji Revizyonu ve Tarımsal Araştırma başlıkları kapsamında 132 projenin yer aldığı 2021 Yılı Mali Destek Programı ile Aksaray, Karaman, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde ve Yozgat illerine toplamda 110 milyon 864 bin TL finansman desteği sağlanacak.
Bölgenin tarım, modern ve akıllı tarımsal sulama ve hayvancılık alanlarındaki dönüşümünü tamamlayıcı, istihdam artışını özendirici ve yeni iş alanlarının oluşmasına öncülük eden projelerin yer aldığı 2021 yılı KOP Mali Destek Programının tüm bölgeye ve ülke ekonomisine çok önemli katkı sunacağına inandığını ifade eden KOP İdaresi Başkanı Mahmut Sami Şahin, 2020 yılında baş gösteren ve tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını sürecinin ülke ekonomisine olan etkilerinin, yerindelik ilkesiyle etkin ve verimli üretim destekleriyle aşılacağını belirterek; “Tüm dünya ekonomilerinin darboğaza girdiği bu günlerde Bakanımız Sayın Mustafa Varank tarafından gerçekleştirilen proje onayları hem üreticimizin hem de vatandaşlarımızın devletine olan inancını artırmaktadır. İdare olarak sorumluluk sahamızdaki bölgelerde, su kaynaklarının verimli kullanımı için sulama sistemlerinin rehabilitasyonu ve yaygınlaştırılması, hayvancılık ve bitkisel üretim altyapısı alanlarındaki projeleri destekliyoruz, güncel bir konu olan iklim değişikliği ile mücadele için yenilenebilir enerji, enerji dönüşümü, enerji verimliliği ve çevre uygulamaları, bunlara ilaveten toprak ve su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı, akıllı tarım teknolojilerinin yaygınlaştırılması ve kırsal kalkınma alanlarında hazırlanan projelere de mali destek sağlayacağız.” dedi.
“Üretimi ve İstihdamı Önceleyen Projeleri Önemsiyoruz”
Valilikler, Kaymakamlıklar, Belediyeler, Kamu Üniversiteleri, Yükseköğretim Kurumları, İl Özel İdareleri, Tarım ve Orman İl ve İlçe Müdürlükleri, Orman Bölge/Şube Müdürlükleri, Kamu adına faaliyet yürüten Araştırma Kuruluşları, İl Kültür ve Turizm Müdürlükleri, Milli Eğitim İl ve İlçe Müdürlükleri gibi tüm kamu kurum ve kuruluşları tarafından sunulan projeler için protokol imzalarının atılmaya başlanacağını kaydeden Başkan Şahin şunları söyledi:
“KOP Bölgesinin ekonomik yapı içerisindeki payının artırılması ve geliştirilmesine yönelik projelerin yürütülmesi ve teknoloji düzeyi yüksek üretim faaliyetleri payının artırılması öncelikli hedeflerimiz arasında yer almaktadır. Sadece ekonomik faaliyetlerle kalmayıp, sosyal bakımdan da Bölge’nin geliştirilmesi ve özellikle kırsal alanda göçü azaltacak yerinde istihdamı özendirecek ekonomik ve sosyal faaliyetlerin gerçekleştirilmesi de bizim için çok önemli. Bölgenin en önemli dinamiği elbette ki tarımdır. Bu nedenle yağış ve su varlığı bakımından Türkiye’nin en yetersiz bölgelerinin başında gelen KOP Bölgesinin çok geniş tarım alanlarının doğru ve etkin kullanımı için proje üretimini her aşamasında destekliyoruz. Bu vesile ile 2021 Yılı Mali Destek Programında onaylanan projelerin hazırlanmasından emekleri olan tüm kamu kurum ve kuruluşlarımızın ilgili personeline, proje fikirlerinin oluşmasındaki katkılarından dolayı sayın Valilerimize ve bizlere bu projeleri uygulama imkânı sağlayan Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mustafa Varank’a, Kalkınma Ajansları Genel Müdürümüze ve personelimize teşekkür ediyorum. Projelerimiz hem bölgemize hem ülkemize hem de geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum” diye konuştu. (Haber Merkezi) -

Berberlerde Bayram hareketliliği ‘YOK’
Geçtiğimiz yıllarda alışılan bayram yoğunluğu yaşanmazken maddi sıkıntı had safhaya ulaştı.
Yozgat’ta berberlik yapan Burak Fayda “Bu bayramda işyerlerimizi açıp vatandaşımıza hizmet veremedik. Bundan dolayı kaybımız büyük. ” dedi.
Tam kapanma uygulamasına geçilmesiyle beraber iş yapamayan berber ve kuaför esnafı 13-15 Mayıs tarihlerinde kutlanacak Ramazan Bayramı öncesinde personel gideri, kira, vergi ve kredi ödemelerini kara kara düşünüyor. Berber Fayda, “Berber ve kuaför arkadaşlarımızla birlikte bu bayramda bayram yapamayacağız. Kapanmadan en fazla etkilenen sektör olarak bizler işyerlerimizi bir an önce tam kapanmanın bitmesiyle açmak istiyoruz.” dedi.
(Cemil Mermertaş) -

İlk hasat gerçekleşti
Sorgun Belediye Başkanı M. Erkut Ekinci sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Belediyemizin üretiminden %8 payı olduğu serada, 110 bin fidenin dikimine eşlik eden Belediye Başkanımız M. Erkut Ekinci ilk hasadı gerçekleştirdi. Dikimi gerçekleştirilen fidelerden 90-100 gün içerisinde ürün alınarak sorgun sebzesi olarak pazara sunulmaya hazır” ifadelerini kullandı. (Haber Merkezi)
-

“Çalışma barışını bozan ek ödeme yönetmeliği istemiyoruz”
Sağlık teşkilatlarında çalışanların mevcut yönetmelik nedeniyle mağdur olacağına dikkat çeken Taşkın, bu yönetmeliğin birinci basamak sağlık teşkilatlarında çalışanları yok saydığını ve ek ödemenin idarecilerin inisiyatifine bırakılması nedeniyle haksızlığa yol açacağını belirterek kabul edilmesinin vicdanen mümkün olmadığını söyledi. Yayınlanan ek ödeme yönetmeliğinin Aile Sağlığı Merkezlerini (ASM) ve üniversite hastanelerini kapsam dışında bıraktığını, Yardımcı Hizmetler Sınıfı ile İdari Hizmetleri Sınıfını adeta yok saydığını belirten Taşkın, sağlık teşkilatlarında çalışanların adil ve hakkaniyet ölçüsünde bir ödeme sistemi beklemelerine rağmen yeni yönetmeliğin bunlardan uzak olduğunu ve sorunların üzerine yeni sorunlar eklediğini belirterek şunları söyledi:
“Sağlık teşkilatlarında döner sermaye ek ödeme yönetmeliği kangren halini aldı. Sorunlar çözülmüyor, taleplerimizi dikkate almıyorlar. Bu nedenle sorunların üstüne yeni sorunlar ekleniyor. Sağlık teşkilatlarında çalışanların sorunları nedense göz ardı ediliyor. 04.03.2020 tarihli ve 31058 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Tesislerinde Görevli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ e geçici bir madde eklenerek 01.04.2021 tarihinden itibaren 4 ay süreyle tavandan ödenmesine karar verildi. Ancak yönetmeliği incelediğimiz zaman yeni sorunların ortaya çıktığını görüyoruz. Diğer bir husus ise ek ödemenin Ocak ayından itibaren değil de 1 Nisan’dan itibaren başlatılıyor olmasıdır! Çünkü yaz mevsiminin başlamış olması nedeniyle sağlık teşkilatlarında çalışanların hem izin dönemi hem de vergiye girdiği dönemdir! Burada sağlık çalışanlarının ek ödemelerinden kesinti yapılacak olması mı düşünülmektedir?
Anadolu Sağlık Sen olarak Sağlık Bakanlığından açıkça talep ediyoruz ki bu yönetmelik haksızlığa neden olacaktır. Adaletli dağıtımı engelleyecek istisnalar mevcuttur! Sağlık teşkilatlarında çalışanların tamamının memnuniyetini sağlayacak adil bir dağıtım sisteminden yanayız.”
(Haber Merkezi) -

KOP’un Yenilikçi Projesi yüz güldürdü
KOP İdaresi tarafından desteklenen ve uygulayıcılarına hem zamandan hem de yakıttan önemli tasarruf sağlayacak olan Zebra/Şeritvari Sürüm Tekniğinin sonbahar deneme sürümleri yüz güldürdü.
Yaşanan kuraklığa rağmen zebra sürüm sayesinde yağış sularının toprakta biriktirilmesini amaçlayan su hasadı ile tohumların sulama yapmadan yüzde 80 oranında çıkışı sağlandı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bağlı Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının kısa adı KOP TEYAP olan KOP Bölgesi Tarımsal Eğitim ve Yayım Programı kapsamında 2018 yılında başlanan ve modern tarım uygulamalarına inovatif bir bakış açısı getiren Zebra/Şeritvari Sürüm Tekniğinin deneme sürümleri Konya’da devam ediyor. Yaklaşık yüzde 50 oranında yakıt tasarrufu sağlayacak olan yenilikçi sürüm tekniğinin sonbahar deneme sürümlerinde elde edilen sonuçlar yüz güldürdü. Ortak makine kullanımını teşvik eden yeni sistemle; kesme, süpürme, patlatma, gübre atma, düzleme işlerinin hepsi bir arada gerçekleştiriliyor.
Aksaray, Karaman, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde ve Yozgat’tan oluşan KOP Bölgesinde; zaten su kısıtı olan çiftçilerin birde kuraklıklar nedeniyle yaşadığı mağduriyetleri en aza indirmek amacıyla desteklenen Zebra/Şeritvari Sürüm Tekniğinin sonbahar denemelerini KOP Başkanı Mahmut Sami Şahin yerinde inceledi. Karatay ilçesi Ovakavağı mahallesinde önder çiftçiler Yüksel Ünlü, Tahir Özkaya, Nuh Özdemir, Mustafa Sarıkaya ve Mahmut Özkaya tarafından sonbaharda zebra sürüm makinasıyla tohum yatağı hazırlığı ilkbahar ayında da ekimi gerçekleştirilen dane mısır ve ayçiçeği bitkilerinin topraktan çıkışı ve yapılan çalışmalar hakkında bilgiler alan KOP Başkanı Şahin; aynı tarlanın bir yanında uygulanan ve kontrol parseli adı verilen pulluklu yöntemle; diğer yarısında uygulanan Zebra/Şeritvari Sürüm Tekniği arasında farkın üstelik kuraklık yaşanmasına rağmen son derece tatmin edici olduğunu söyledi.
“Zamandan, Yakıttan ve Sulamadan Tasarruf Dönemi Başlıyor”
“Her Eğitim ve Yayım projesi içinde araştırmayı barındırmaktadır” diyen Başkan Şahin, daha önceki deneme çalışmaları hakkında kamuoyu ile paylaşılan yakıt, işçilik, malzeme, su ve zaman tasarrufu sağlayan yenilikçi tohum yatağı hazırlığı yönteminin; güz döneminde hazırlığı yapılan topraklarda kurak geçen kış şartlarına rağmen ilkbahar ayında ekilen bitkilerin yüzde 80 oranında sulanmadan çimlenip çıkış sağlamasının bölge çiftçisi için önemli bir kazanım olacağına dikkat çekerek; “Zebra sürümle bir kere işlenip ardından ekilen parsellerde toprak neminin kontrol parsellerine göre yüksek olduğu, kuraklığın zebra sürüm parselinde de sıkıntı verdiği ancak yine de topraktaki tavın tohumların yüzde 80 gibi yüksek oranda sulamadan çıkmasını hep birlikte yerinde inceledik. Önder çiftçilerimizin de gözlemleriyle, geleneksel yöntemlerin kullanıldığı kontrol parselinde; pullukla, alaborayla, tırmıkla, tesviye küreği ile birçok kez karıştırılan tohum yatağında hiç nemin kalmadığı, neredeyse toprağın tohum yatağının tamamen kuruduğu gerçeği; İdaremiz tarafından uzun vadeli deneme sürümleri devam eden yenilikçi zebra sürüm toprak işleme sisteminin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Tam çıkışı sağlamak için her iki parselde de yapılan sulamada kontrol parseline 5, zebra sürüm parseline ise 2 saat su kullanılmış oldu. Böylece sulamadan da önemli ölçüde tasarruf sağlandığını tespit edildi. Kuraklığın etkin yaşandığı günümüzde sadece Konya’da dane mısır ve ayçiçeği ekili alanların ortalama 200 bin hektar alan olduğu düşünülürse, zebra sürüm yöntemi ile tohum yatağı hazırlığı yapılması halinde yaklaşık yıllık 100 milyon ton su tasarruf edilebileceği öngörülmektedir” dedi. -

Sorgun’a tekstil fabrikası kuruluyor
Sorgun Belediye Başkanı Erkut Ekinci, geçtiğimiz yıl Aralık ayı içerisinde Sorgun Belediyesi’ne ait sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Sorgun halkına istihdama yönelik büyük bir yatırım müjdesi vermiş, Sorgun ilçesinde yaklaşık bin kişinin çalışacağı bir tekstil fabrikasının 2021 yılında hizmete gireceğini açıklamıştı.
Bu müjdenin üzerinden geçen 4 aylık sürenin ardından yapılan yeni açıklama ile fabrikanın hayata geçirilmesi için beton firması ile sözleşmenin imzalandığı bildirildi. Sorgun Belediye Başkanı Erkut Ekinci, sosyal medya hesabından yaptığı açılamada şu ifadeleri kullandı; “İlçemizde faaliyet gösterecek 1000 kişilik istihdam sağlayacağımız tekstil fabrikası için yaptığımız anlaşma sürecinde bugün itibari ile fabrika binasının yapımı için Bilton Beton şirketi sahibi Samet Budak ile fabrika yapım işi sözleşmesini imzalamış bulunuyoruz. Sorgun’umuza hayırlı olmasını diliyorum. Göç veren değil göç alan bir şehir inşa etme çabalarımız sizlerin desteğiyle ve Allahı’ın izni ile gerçekleşecek.”
Fabrika binası Belediye tarafından inşa edilecek ve tamamlanmasının ardından imzalanacak protokol ile yatırımcı firmaya kira karşılığında teslim edilecek. Bina müştemilatı, bina içi donanım ve makinelerin tamamı yatırımcı firma tarafından karşılanacak.













