Kaymakam Nevzat Şengök, 15 Temmuz FETÖ Darbe girişiminin ülke ve dünya tarihine kara bir leke olarak geçtiğini ve hiçbir zaman unutulmayacağını söyledi. Şengök, “Ülkemiz geçen yıl 15 Temmuz gecesi büyük bir felaketin eşiğinden döndü. Milletimiz canları pahasına demokrasiye sahip çıkarak hainlerin, fırsatçıların emellerine ulaşmasına engel oldu. Bizde daire müdürlerimizle bu anlamlı günlerde şehitliğimizi ziyaret ederek dualar ettik ve 15 Temmuz Darbe girişiminde vatanını korumak için kendisini tanklara sper eden ve yaralanan gazilerimizi de ziyaret ettik. Kahraman şehtilerimizin ve gazilerimizin haklarını asla ödeyemeyiz. Bu vesile ile bir kez daha şehtilerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize şifalar diliyoruz.”diye konuştu.
Kategori: Gündem
-

Şehit Aileleri Unutulmadı
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Vali Kemal Yurtnaç, Milletvekili Yusuf Başer, Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Ataman, Vali Yardımcısı Şükrü Çakır ve Vali Yardımcısı Vekili Mustafa Altınpınar ile birlikte Gülyayla köyünde ikamet eden 15 Temmuz şehidi Mustafa Koçak’ın ailesini ziyaret etti.
Aileyi evinde ziyaret eden Bakan Bozdağ ve beraberindekiler daha sonra şehit Mustafa Koçak’ın kabrini ziyaret edip karanfil bırakarak dua etti. -

Bakan Bozdağ: Hızlı ve fazla yürümek siyasette değil, sporda başarı kriteridir
Sosyal medya Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada hızlı ve fazla yürümenin sadece bazı spor dallarında başarı kriteri olduğunu belirten Bakan Bozdağ, şunları kaydetti:
“Siyasette başarının tek ölçüsü seçim kazanmaktır. Hızlı, fazla yürümek, siyasette değil; sadece sporda bazı branşların başarı kriteridir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yönetiminde CHP, 2 halk oylaması, 2 milletvekili, 1 mahalli ve 1 de Cumhurbaşkanlığı, toplam 6 seçim kaybetmiştir. Buna rağmen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 6 seçim kaybettikten sonra lider vasfını kazandığı ilan edilmiş dünyada tek siyasetçidir.”
Lider vasfı taşıyan kişinin herkesle istişare ettikten sonra yolunu ve yönünü tayin eden kişi olduğu belirten Bakan Bozdağ, “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tabana kuvvet yürüdükten sonra genel başkanlıktan liderliğe terfi ettirilen dünyadaki tek siyasetçidir.
Artık lider olmak, genel başkanlıktan liderliğe terfi etmek çok kolay.
Bir yerden diğer bir yere belli bir amaçla yürüdünüz mü işlem tamam!? Lider, herkesle istişare eder ve yönünü, yolunu kendi tayin eder. Herkesin kendisine yön, yol tarif ettiğinden lider olmaz. Tarifçiler, dikkat!” ifadelerini kullandı. -

Bozdağ: Başıma bomba atıldı konuşurken
Adalet Bakanı Bozdağ, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünde BYEGM’nin 15 Temmuz anma etkinlikleri kapsamında Türkiye’de ağırladığı yabancı basın mensupları ve ulusal basınla bir araya geldi. Burada yaptığı konuşmada Bozdağ, Türkiye’nin planlı, programlı, kirli bir algı operasyonuyla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Yalanlar, iftiralar daha çok kabul görüyor. Biz, doğru olan şeyi anlatmakta zorlanıyoruz. Ben, Meclis’te bomba yemiş birisiyim. Başıma bomba atıldı konuşurken. Ben, bunu anlatamıyorum ama bombayı atan alçaklar ‘O bombayı biz atmadık’ diye anlatabiliyor ve inandırabiliyor. Benim bulunduğum yerle bombanın düştüğü yer arası 15-20 metre, 15-20 metre bu tarafa düşmüş olsa bugün sizin huzurunuzda belki olmayabilirdim. 80 milyon yaşadı bunu. Bu kirli algı operasyonu konusunda, bütün dostlarımızın dikkatini çekmek istiyorum. Türkiye’ye karşı adil ve objektif olun. Bizim istediğimiz tek şey bu. Bütün dünyadan, yönetimlerden, parlamentolardan, uluslararası örgütlerden, medyadan. Biz ‘Bizden yana taraf olun’ demiyoruz. Türkiye’ye karşı adil, objektif, Türkiye’de olup bitenlere karşı işin gerçeği neyse onun üzerinden konuşalım. Algı operasyonları üzerinden konuşursak gerçeklerin yerine iftiraları ikame etmemiz gerekiyor” diye konuştu.
“Türkiye’ye atanan raportörler Türkiye düşmanlığında PKK terör örgütünden daha ileri gidiyor”
Bozdağ, “Türkiye’ye atanan raportörler Türkiye düşmanlığında PKK terör örgütünden daha ileri gidiyor. Hazırladıkları raporlarla Avrupa Parlamentosu’nu, Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu’nu aldatıyorlar. Gerçek olmayan şeyleri gerçekmiş gibi yazıyorlar. Bize karşı adil ve objektif olunmadığını ve raportörlerin adlarına rapor hazırladıkları uluslararası örgütleri ve kurumları yanılttıkları ve onların yanlış kararlar almalarına neden oldukları çok açıktır. Onun için de Türkiye’ye atanacak raportörlerle ilgili gerçekten Türkiye ile Avrupa Konseyi ve başka örgütler arasındaki ilişkilerin sağlıklı işlemesine yapıcı katkıda bulunacak kişilerin atanması Türkiye ile olan kanaatlerin değişmesine çok olumlu katkı sağlayacak. Ama maalesef olmadı” ifadelerini kullandı.
“Amerika ve Avrupa halkları için Usame Bin Ladin ne anlam ifade ediyorsa Türkiye ve Türk halkı için Fetullah Gülen aynı anlam ifade etmektedir”
Darbecilerin iadesi konusunda da Türkiye’nin yaşadığı çok ciddi sıkıntılar olduğunu bildiren Bozdağ, “Almanya’da darbeye kim karışmışsa el üstünde tutuluyor, mülteci hakkı veriliyor. Amerika’da darbenin planlayıcısı bir numaralı faili ve yöneticisi Pensilvanya’da oturuyor Türkiye’nin bütün taleplerine Amerikan yönetimi bugüne kadar tek bir adım atmamıştır. Yunanistan hiçbirisini Türkiye’ye iade etmemiştir. Amerika ve Avrupa halkları için Usame Bin Ladin ne anlam ifade ediyorsa Türkiye ve Türk halkı için Fetullah Gülen aynı anlam ifade etmektedir. Ben herkesin empati yapmasını rica ediyorum” şeklinde konuştu. Bozdağ, FETÖ’nün Türkiye için bir ulusal güvenlik tehdidi olduğunu belirterek, sadece Türkiye için değil, faaliyette bulunduğu bütün ülkeler içinde bir ulusal güvenlik tehdidi olduğunu anlattı.
Bozdağ, “Şimdi isimlerini değiştiriyorlar. Avrupa’da Amerika’da Hristiyan isimleri alıyorlar. Bazı tarikatlara mezheplere giriyorlar. Onlardan gözüküyorlar. Sadece onlardan görünüp, onların himayesini desteğini alıp kendileri için yeni kapılar açma arayışı ve kendilerini koruma arayışı içerisindeler” açıklamasında bulundu. -

“Dokunuş” İlçe ziyaretlerine başladı
Dokunuş ekibi önceki gün Sarıkaya, Akdağmadeni ve Kadışehri Belediye başkanları ile bir araya gelerek kırmızı siyahlı takım için destek aldılar.
İlçe Belediye Başkanları Yozagatspor’un profosyonel ligde mücadele etmesinin tüm şehir çok önemli olduğu konusunda hemfikir olurken, kırmızı siyahlılar için gereken bütün desteği verecekleri yönünde açıklamalr yaptılar.
“YOZAGATSPOR’UN HER ZAMAN DESTEKCİSİYİZ”
Sarıkaya Belediye Başkanı Ömer Açıkel geçmiş yıllarda olduğu gibi hala sıkı bir Yozgatspor taraftarı olduğunu dile getidi. Kırmızı siyahlı takımın üst liglere çıkması için Sarıkaya Belediyesi olarak gerekli bütün desteği sağlayacaklarını belirten Açıkel ilk adım olarak dokunuş ekibinin ziyaretinde “Vefa kartı” alarak kampanyaya destek oldu.
“ESKİ GÜNLERİ ÖZLEMLE BEKLİYORUZ”
Öğrencilik yıllarında İstanbul’da bulunduğunu fakat bu yıllar içerisinde Yozgatspor’un ne bir deplasman nede Yozgat’ta oynadığı karşılaşmaları kaçırmadığını dile getriren Açıkel, “Kırmızı siyahlı forma ve o şanlı arma her Yozgatlının vazgeçilmez sevdasıdır. Öğrencilik yıllarımda dahi bu sevdadan vazgeçemedim. Yozagatspor nerede biz oradaydık. O zamanlarda Yozgatspor için kenetlenmiş bir şehir vardı. Bu günlerde bu ruhu tekrar yakalarsak bulunduğumuz ligden üst liglere çıkmanın en büyük adımını atmış oluruz” dedi. -

FETÖ’cülerin bu vatanda yaşamaya hakları yok
Yozgat’ta 15 Temmuz şehitleri için düzlenen programda Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz’daki hain darbe girişiminde, şehit olan özel harekat polisi Mustafa Arslan’ın annesi Şenol Arslan, “Allah hainlerin yanına koymasın başımız dik alnımız açık” diyerek oğlunun kabri başında göz yaşı döktü. Özel harekat polisi şehit Mustafa Arslan’ın annesi ve eşi, şehit polisin mezarına karanfil bırakırken duygu dolu anlar yaşadılar. Şehit polisin eşi İlkay Arslan, suçluların hala cezalarını çekmediğini ve bu duruma çok üzüldüğünü söyleyerek “İsteğimiz idam edilsinler, onların bu vatanda yaşamaya hakları yok” dedi. Anne Şenol Arslan ise “Yaşamadı bizim yavrularımız, onlarda yaşamasınlar. Yavrularımın boynunu bükük koydular. Allah’ta onların boynunu büksün. Bir yıldır yediğimiz içtiğimiz zehir oldu. Ahımız kalmasın, ekmeğinin peşindeydi kuzum benim. Başka bir şeyi yoktu. Yavrularının rızkını peşindeydi” şeklinde konuştu.
Yapılanların darbecilerin yanına kalmayacağını söyleyen anne Arslan, ‘Başımız dik alnımız açık’ diyerek şehit polis Mustafa Arslan’ın çocuklarının da polis ve asker olup babalarının tabancasını bellerine takacağını dile getirdi. -

Aydıncık’ta 15 Temmuz etkinlikleri şehitlik ziyareti programıyla başladı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan himayelerinde 81 ilde aynı anda başlatılan etkinlikler kapsamında ilk program ilçedeki şehitlikte düzenlendi.
Düzenlenen programın ardından şehitlerin mezarları tek tek ziyaret edildi, karanfil bırakılarak dualar edildi. Daha sonra şehitlerin aileleri ziyaret edildi.
Programa İlçe Kaymakamı Yavuz Akyol, Belediye Başkanı Ahmet Koçak,daire müdürleri siyasi ve sivil toplum temsilcileri katıldı. -

TESKOMB’tan Bir Buçuk Milyon esnafa “15 Temmuz Afişi”
Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Merkezi Birliği (TESKOMB) tarafından Türkiye genelinde esnaflara dağıtılması için TESKOMB’a bağlı bin 500 kooperatif aracılığıyla1,5 milyon ‘15 Temmuz Milli İradenin Zaferi’ adlı afişesnafların dükkânlarını süslemeye başladı. Türkiye’nin dört bir yanında esnafların iş yeri camlarına asılan afişler Yozgat’ta da asılmaya başladı. Ülke genelinde olduğu gibi Yozgat’ta da esnaflar, TESKOMB’un bu özel çalışmasıyla 15 Temmuz Milli İradenin zaferidir farkındalığı oluşturdu. TESKOMB tarafından hazırlanan 1.5 milyon ‘15 Temmuz Milli İradenin zaferidir’ adlı afişler, Yozgat’ta Bozok Esnaf ve Sanatkârları Kredi Kefalet Kooperatifi tarafından dağıtılmaya başladı.
ESNAFIMIZ MİLLİ
İRADENİN YANINDA
Milletvekili ve TESKOMB Başkanı Abdulkadir Akgül, 15 Temmuz’da canları pahasına vatanını savunan aziz şehitleri rahmetle minnetle andıklarını ve gazilere bir kez da şifa dileklerinde bulunduklarını belirten Akgül, “15 Temmuz Milli İradenin zaferidir’ yazılı afişte ‘Alın terimizdir vatan toprağını sulayan, bileğimizin gücüdür bayrağımızı dalgalandıran, sinemizdir bombalara kurşunlara siper olan, inancımızdır Esnaf ve Sanatkarımızı ayakta tutan.
Bizler TESKOMB olarak hamuru ahlak ve erdem ile yoğurulan ahilik geleneğinden geliyoruz. Millet, Bayrak, Vatan ve devlet müdafaasında bizlerde varız. 15 Temmuz destanını yazan kahraman şehit ve gazilerimizi minnet ile anıyoruz.”ifadelerini kullandı. -

Başkan Arslan: Projeyi yıl sonunda ihale edeceğiz
Odun Pazarı Meydan Yeri ve Otopark Projesi’nin, Yozgat Belediyesi’nin yapacağı en pahalı ve en önemli projelerden biri olduğunu söyleyen Belediye Başkanı Kazım Arslan, cami etrafında bulunan iş yerlerinin yıkım çalışmalarını yerinde inceledi.
Cami etrafında başlatılacak proje hakkında bilgiler veren Başkan Arslan,”Büyük Caminin tamamını Ankara Caddesi’ne kadar temizleyip yer altına 250 araçlık bir otopark üzerine de yaklaşık 30 dükkanlık küçük bir çarşı yapacağız. Geri kalan kısmını da tamamen yeşil alan olarak düşündüğümüz bir proje. Bu proje Yozgat’ın Büyük Camisini görsel olarak güzel bir hale getirecek. Hem otopark ihtiyacına önemli bir katkı sunacak hem de Yozgat’ın şehirleşme noktasında görsellik noktasında önemli bir kazanımı olacak” şeklinde konuştu.
Büyük Cami etrafını yılsonuna kadar inşaata hazır hale getireceklerini de hatırlatan Arslan,”Projeyi yıl sonunda ihale edeceğiz ve önümüzdeki sene de projeye başlayacağız. Çünkü belediye olarak ekonomik dengeleri gözetmek için böyle davranıyoruz. Bu sene ki ağırlığımızı hal ve otopark inşaatında kullanacağız. Önümüzdeki sene de bütçemizin ağırlığını Odun Pazarı Meydan Yeri ve Otopark Projesi için kullanacağız” ifadelerine yer verdi. -

Televizyon tamiratıda unutulmaya yüz tutan meslekler arasına girdi
Son meslek erbabları olarak adlandırılan televizyon tamircileri yanlarında çalıştıracak çırak bulamadıklarını ve televizyon tamirciliği mesleğininde yok olmaya yüz tuttuğunu ifade ediyor.
Yozgat’ta 30 yıldır televizyon tamirciliği yaparak evinin geçimini sağlayan Hakan Katlan (48) teknolojinin gelişmesinin diğer sektörlerde olduğu gibi televizyon tamirci esnafını da etkilediğini söyledi. Katlan, “Teknolojinin gelişmesi yeni LCD televizyonların piyasada yerini alması, tüplü televizyonlara olan ilgiyi tamamen bitirdi. Eskiden vatandaşlarımız televizyonlarını tamire getirerek yaptırır uzun yıllar kullanırlardı. Fakat şimdi televizyon fiyatlarının ucuzlaması ve LCD televizyonların piyasalarda yerini almasıyla eski tip televizyonlara rağbet kalmadı. Hal böyle olunca bizim işlerde de düşüş meydana geldi.”dedi.
Tamirat yerine, uydu anteni ve kamera sistemleri işine yöneldiklerini söyleyen Katlan,” “Vatandaşlar evlerindeki bozulan televizyonu tamir ettirmek yerine yenisini almayı tercih ediyor. Biz de iş yerimizde farklı ürünlere yönelerek faaliyetimizi sürdürmeye çalışıyoruz. Bu kapsamda en fazla uydu anten ayarlama işlerimiz oluyor. Güvenlik kamera sistemleri işlerine de yöneldik.”diye konuştu.
Sinan Katlan’da benzer ifadeler kullanarak, şunları kaydetti: “Teknoloji gelişiyor ve buda bütün ürünlere yansıyor. İmkanı olan vatandaş bozulan televizyonu tamir ettirmek yerine LCD TV alarak bu ihtiyacını gideriyor. Şuan ilimizde hemen hemen bütün evlerde eski monitör tarzı büyük televizyonların yerini LCD tvleri almış durumda. Bu tür tv’lerde yeni olduğu için tamir gerektirecek bir durum söz konusu olmuyor. Ayrıca mesleğin devamını sağlayacak çıraklarda bulamıyoruz. Ben yıllardır çırak olarak çalıştım ve kendi mesleğimi sürdürüyorum. Bu mesleğinde son kuşağı biziz çünkü devam ettirecek çırak olmadığı için yorgancılık, ayakkabı tamirciliği, kalaycılık gibi bu mesleğimizde yakın gelecekte unutulmaya yüz tutmuş meslekler arasındaki yerini alacak.”diye konuştu. -

Bozdağ: Kılıçdaroğlu 2019 seçimine dönük yatırım yapıyor
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Yozgat’ta düzenlenen 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Şehitleri Anma programına katıldı. Şehitlik programının ardından Yozgat Valiliği tarafından düzenlenen Milli İradenin Yükselişi Sergisini gezdi.
Burada açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “15 Temmuz 2016 gecesi CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun evinde televizyon izlediği ortaya çıktı bunu nasıl değerlendiriyorsunuz” sorunu cevap verdi.
“Televizyondan olup bitenleri seyretmiş onu gördük” diyen Bozdağ, “Yani havaalanından oradan hemen sıvışıp eve gittiğine dair bilgiler vardı. Şimdi evdeki haline dair de görüntüler çıktı. Bu ne yaptığını gösteriyor. Keşke o gün Türkiye’nin cumhurbaşkanının, başbakanının yaptığı gibi halkı ile birlikte olsa halkın arasında olsaydı. Daha büyük bir iş yapmış olurdu. Ama maalesef onu yapmadı. Darbeye karşı, darbecilere karşı evden darbeyi ve darbecileri ve süreci izlemeyi tercih ettiğini görüyoruz. Ben ana muhalefet adına, Türkiye adına üzüldüm” dedi.
CHP’nin adalet yürüyüşü ve Kılıçdaroğlu’nun Maltepe konuşması hakkında açıklamalarda bulunan Bakan Bozdağ, “Bu adalet yürüyüşü esasında adaleti istismar yürüyüşüdür, bir hakkın kötüye kullanılmasıdır. Sayın Kılıçdaroğlu burada yeni bir şey söylememiştir. Bu güne kadar söylediklerini toplu bir şekilde tekrar etmiştir” ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu’nun Türk milletinin 16 Nisan’da ortaya koyduğu iradeyi tanımadığını o konuşmasında da ortaya koyduğunu dile getiren Bozdağ, “Esasında milleti tanımadığını ifade ediyor. Bütün hedefi 2019 seçimidir. Bir yandan seçimi gayrimeşru ilan ederken bir yandan 2019 seçimine dönük yatırım yapıyor. Bana göre Maltepe’de yaptığı miting 2019 seçim kampanyasını başlatma mitingidir. Çok erken başladı. Onu söyleyelim. Millet onu çok iyi görecek ve değerlendirecektir. Yürüyüşten ve mitingden, PKK çok mutlu olmuştur. FETÖ’cüler mutlu olmuştur. Türkiye’ye karşı hareket eden çevreler çok mutlu olmuştur. Geziyi destekleyenler çok mutlu olmuştur. Türkiye’de demokrasinin ve sağlıklı yürüyüşün devamından rahatsız olanların hepsi çok ama çok mutlu olmuşlardır” diye konuştu.
Bakan Bozdağ, konuşmalarını şu sözlerle tamamladı:
“Bakıyorum ben. Ne kadar FETÖ’cü varsa, şimdi lider oldu diyor. Yani yürüyerek lider oluna biliniyormuş şimdi onu öğrendik. Performansı çok iyi 69 yaşında, şöyle yürüdü, böyle yürüdü diyorlar. Siyasette performansı halk ölçer. Verdikleri oylarla vatandaş bunu ölçer. Hakem vatandaştır. Kazandığınız seçime göre başarı ölçülür. Şimdi düşünün, Sayın Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP altı seçime girmiş. 2 halk oylaması, 2 milletvekili seçimi, bir Cumhurbaşkanı seçimi, birde mahalli idareler seçimine girmiş. Altısını da kaybetmiş. Altı seçime girip, altısını da kaybedip nasıl başarılı olunur anlamıyorum. Lider olmak için de başarılı olmak lazım siyasette. Lider olmuş olsa millet onu ödüllendirir. Ama bakıyorsunuz, yok. Şimdi liderliğin kıstası değişti CHP’ye göre, hatta FETÖ’ye göre, PKK’ya göre, bunları destekleyenlere göre. Yani belli bir amaçla belli bir yerden belli bir yere yürüdüğünüz zaman siz lider oluyorsunuz. Onun için lider olmak isteyenlerin işi kolaylaştı artık. Lider olmak kolay. Yürüdünüz mü iş tamam” -

İslam Hukuku Çalıştayı Başladı
Bozok Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen çalıştayın açılış programına, Rektör Prof. Dr. Salih Karacabey, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kadir Özköse, Yozgat Müftüsü Salih Sezik, üniversite öğretim elemanları ve öğrenciler katıldı.
Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan çalıştayın açılış konuşmasını, Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Orhan Çeker yaptı. Muamelatın fıkıh bölümleri içerisinde en çok zihni faaliyet ve muhakeme isteyen en zor bölümü olduğunu belirten Prof. Dr. Çeker; “İslam, sadece iman ve ibadetlerden ibaret bir hayat değildir. O iman ve ibadetlere ilaveten, muamelat, ahlak ve bilhassa hak ve hukuka riayet gibi, hayatın her alanını inceden inceye tanzim eden, son derece hassas ölçüler manzumesidir.” dedi.
Rektör Karacabey konuşmasında böyle anlamlı bir çalıştayın Bozok Üniversitesi ev sahipliğinde yapılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek şunları söyledi: “Peygamberimiz, Allah insanların kalbinden ilmi çekip almaz; ancak âlimler gider. Alimlerin gitmesi ile iş cahillere kalır. Cahiller de bilgisizce fetva vererek hem kendileri sapar hem de halkı saptırır buyuruyor. İlim sahibi insanlar aramızda iken öğrenelim. Bunu ihmal etmeyelim. Öğretecek kişi bulduğumuz zaman da hemen öğretelim; çünkü bir gün gelir öğretecek ve öğrenecek insan bulamayabiliriz.
Allah’ın yeryüzüne indirdiği andan itibaren bu din kıyamete kadar devam edecektir. O zaman bu şerefe bizler de nail olmaya çalışalım. Peygamberimiz gıpta edilecek iki şeyi şöyle belirtiyor: Bunlardan biri Allah’ın zenginlik verdiği zenginliğini hak yolunda harcayan kimse, ikincisi ise Allah’ın ilim nasip ettiği ilmi ile amel eden ve onu öğreten kimse buyuruyor. Bu şu demektir, bu iki insandan biri olmaya çalışın. Zenginliğinizi ihtiyaç sahibi Allah’ın kullarına yardım için kullanan bir zengin olmaya, ikincisi de ilim sahibi olmaya ama ilmi ile bazı makamlara gelip o makamlarda insanların başına bela olmaya değil, insanlara hizmet etmeye, Allah’ın dinini yaşamaya ve yaşatmaya hizmet eden bir ilim adamı olun.
Ben inanıyorumki sizler bu yoldasınız. İlim sahibi olan ilmiyle amel eden ve onu öğreten kimse olmak çok daha önemli. Allah’ın yeryüzünde önemli olarak seçtiği insanlar arasındayız. Allah bunun kıymetini bilmeyi ve buna göre çalışmalar yapmayı nasip etsin. Bu vesileyle üniversitemiz bünyesinde gerçekleştirilen “Muamelat” konulu İslam Hukuku Çalıştayı’nı önemsiyor, çalıştayın verimli geçmesini temenni ediyorum.”
Çalıştayda, kişinin diğer fertlerle ve cemiyetle münasebetlerini tanzim eden fıkıh kaideleri olan muamelat konusunda detaylı bilgiler verildi. -

200 kg kaçak tütün ele geçirildi
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince şehirlerarası kargo taşımacılığı yapan bir kargo aracında yapılan arama sonucu araçta 5 çuval içerisinde TAPDK bandrolü bulunmayan 200 kilogram kıyılmış tütün ele geçirildi.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. -

Bakan Bozdağ: 15 Temmuz darbenin de darbecilerin de defterinin dürüldüğü tarihtir
Şehitlik ziyaretinin ardından Meydan Yeri Caddesi’nde açılan “Milli İradenin Yükselişi” sergisini ziyaret eden Bozdağ, daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İlk olarak 15 Temmuz Darbe Teşebbüsü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 15 Temmuz’un darbenin de darbecilerin de defterinin dürüldüğü bir tarih olduğunu söyledi. 15 Temmuzların bir daha Türkiye’de yaşanmamasını dileyen Bakan Bozdağ, “15 Temmuz’da şehadete ulaşan bütün şehitlerimizi dua ile yad ediyorum. Ayrıca bu vatanı bize emanet eden bütün şehitlerimizi de rahmet ve minnetle yad ediyorum. Gazilerimize sıhhatli uzun ömür diliyorum. 15 Temmuz 2016’da FETÖ kurucusu, yöneticisi, terörist ele başı Fetullah Gülen’in onayladığı, plan ve program dahilinde onun talimatıyla Türk Silahlı Kuvvetler içerisindeki FETÖ’cü teröristler ve onlara eklemlenen bazı unsurlarca başlatılan ve icraya konulan darbe teşebbüsü, aziz milletimizin ölümüne demokrasiye, insan haklarına, cumhuriyete ve anayasal düzene, seçilmiş cumhurbaşkanına ve hükümetine, meclisine sahip çıkması sonucu başarısız kılınmıştır. Türkiye’de milletimiz Kurtuluş Savası yıllarında Atatürk’ün arkasında birlik olarak nasıl Anadolu’nun 4 bir yanını işgal etmiş olan İngilizlere Fransızlara, Yunanlılara, Ruslara bu toprakları dar edip düşmanı Anadolu’dan çıkarıp yeni bir devlet kurmuşlarsa büyük Türkiye’yi oluşturmuşlarsa millet o gün Atatürk’ün arkasında bütün imkansızlıklara rağmen ölümü göze alarak bir olmuş, beraber olmuş ve düşmanı yenmeyi başarmışsa aradan geçen 100 yıl sonra bu kez de Türkiye’nin lideri cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ben milleti üzerine güç tanımıyorum. Halkımı meydanlara çağırıyorum, gelin oraya onlara da tanklarıyla toplarıyla meydanlara gelsinler. Ne yapacaklarsa orada yapsınlar çağrısına uymuş liderinin arkasında bütün görüş farklılıklarını bir tarafa bırakarak yekvücut olmuş. Ölmeyi şehadet mertebesine ulaşmayı göze almış ve bu nedenle de o gün birlikte olan Türk halkı darbecileri yendiği gibi o darbecileri yemleyen, onlara görev veren ve Türk milletinin üzerine salan onların arkasındaki uluslararası karanlık güçleri onların tasmasını tutanları yenmiştir” dedi.
15 Temmuz akşamı halkın darbecileri yendiğini söyleyen Bakan Bozdağ, “O gün halk kazanmıştır, darbeciler kaybetmiştir. Türk milleti kazanmıştır. Türk milletinin bağımsızlığı, iradesini yok etmek isteyen güçler kaybetmiştir. 15 Temmuz milletin demokrasiye, milli iradeye, hukuk devletine ve seçilmişlere ölümüne sahip çıkma iradesinin somut bir göstergesidir. Türkiye’de ilk defa bir darbe teşebbüsü halkın iradesiyle yenilmiştir. Halkın gücü tankın, topun, silahın ve dış güçlerin ve bunları kullanan hepsinin gücünün üzerine çıkmıştır. Halk darbeyi alt etmiştir. Artık bir şey kesindir. Türkiye’de bundan sonra kim ne maksatla olursa olsun millete rağmen bir icraat yapabilme imkanı yoktur. Türkiye’de 15 temmuz bir milat olmuştur. Neyin miladı. Cumhuriyet ve demokrasinin, milli iradenin hukuk devletinin ortak değerleri arasında yer aldığının miladı olmuştur. Zaman zaman kendilerini cumhuriyetin, demokrasinin hamisi muhafızı gören çevreler var. Başkalarını da cumhuriyet düşmanı olmakla itham edenler var. 15 Temmuz göstermiştir ki artık cumhuriyette, demokrasi de, hukuk devletinin de herhangi bir azınlığın malı değildir. Herhangi bir gurubun muhafızlığına veya bir kişinin ihtiyacı yoktur. Çünkü demokrasinin cumhuriyetin ve hukuk devletinin sahibi 80 milyon aziz Türk milletidir. Muhafızda bekçisi de aziz Türk milletidir. O nedenle bundan sonra Türkiye’de demokrasiye, cumhuriyete, milli iradeye kastedenler bir yeri TRT’yi, genel kurmayı, meclisi ele geçirerek veya bir şehirde güç sahibi olarak Türkiye’de bunları yok etme imkanı bulamayacaktır. 80 milyon insanı tek tek ele geçirmeden Türkiye’nin ne organları kurumları ne de anayasal düzeni ne de milletin sahip olduğu ortak değerleri kimse yok edemeyecektir. 15 Temmuz bu anlamda darbenin de darbecilerin de defterinin dürüldüğü tarih olmuştur” şeklinde konuştu.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 15 Temmuz Darbe Kalkışması’nın yıl dönümü dolayısıyla gurbetçi Türklerle bir araya gelmek isteyen Bakanlara izin vermeyen Avrupa ülkelerine de tepki göstererek, “Avrupa Birliği üyesi ülkeler; demokrasi, ifade hürriyeti, insan hakları gibi konularda her zaman kendilerini daha yukarıda gösteriyorlar ve Türkiye’yi ve Türkiye gibi ülkeleri sürekli itham ediyorlar. Türkiye’de şuanda olağanüstü hal doğru mu? Ana muhalefet lideri Ankara’dan İstanbul’a adaleti istismar yürüyüşü yaptı bir hakkı kötüye kullandı. Ama Türk hükümeti, Türkiye’nin güvenlik güçleri olağan üstü hal olmasına rağmen ne yaptı, bütün bu sürecin demokrasinin içerisine işlemesi için ve güvenlik içinde yürümesi için her türlü güvenlik tedbirini aldı. Ben şimdi onlara sesleniyorum; Türkiye’de OHAL var ve Türkiye’deki uygulama bu. Siz Türkiye’yi gazeteciler, falanlar, filanlar işledikleri suçlar nedeni ile yargılanıyor diye suçluyorsunuz. Demokrasimizi, hukuk devletimizi, yargımızı itham ediyorsunuz. Ama Almanya’da Türkiye’nin cumhurbaşkanını, sayın cumhurbaşkanımızın Türk toplumu ile bir araya gelmesine izin vermediniz” açıklamasında bulundu. Türk bakanların son dönemde Avusturya, Hollanda gibi ülkelerde de Türk toplumu ile bir araya gelmesine izin verilmediğini hatırlatan Bozdağ, “Şimdi bunlar güya demokrat, bunlar güya insan haklarının zirvede olduğu ülkeler, bunlar güya ifade özgürlüğünün Türkiye’den daha ileride olduğunu iddia edilen ülkeler. Ben soruyorum işlenmiş bir suç var mı, yok, işlenen bir suç var mı yok. Peki ne olacak gittiğinde bir bakan kendi topluluğu ile bir araya gelip onlarla konuşup hasbihal edecek, onlara mesajlarını iletecek” ifadelerini kullandı.
“Almanya’sı, Avusturya’sı, Hollanda’sı, Türk bakanların oradaki Türk toplumundan bir araya gelmesinden niye korkuyorlar” diyen Bozdağ, korkunun nedenini şöyle açıkladı:
“Benim kanaatim şu; esasında korkmalarının ana nedeni Türk toplumunun Türkiye’ye olan muhabbetlerinin güçlenmesidir. Yani Türk liderler, bakanlar, siyasetçiler Avusturya, Hollanda, Almanya gibi yerlerde Türk toplumu ile bir araya gelirse biz buradaki Türkleri asimile edemeyiz, Türkiye’ye olan muhabbetlerini yok edemeyiz diye endişe ediyorlar. Onun için Avrupa Parlamentosunun kararına dayanak teşkil eden raporda da orada hiç çekinmeden Türkiye’nin Avrupa’daki Türk diasporasından ilgilenmesinden rahatsız olduğunu beyefendiler raporlara geçiriyorlar. Yani Türkiye’nin yurt dışında yaşayan soydaşları ile akrabaları ile vatandaşları ile ilgilenmesi bütün uluslararası hukuk tarafından teminat altına alınmış Türkiye’ye bir ödevdir. Başka ülkelerde kendi soydaşları ile akraba toplulukları ile ilgileniyorlar. Önemli olan bu ilginin uluslararası hukukun çizdiği çerçeve içerisinde yürümesi ve sağlıklı bir şekilde işlemesidir. Bu güne kadar Almanya’ya veya Avusturya, Hollanda gibi Türk toplumuna karşı düşmanlığı körükleyen ve Türk toplumunu temsilcilerinin orada kendilerini ifade etmesine izin vermeyen yönetimler hangi olumsuzluğu görmüşlerdir.”
“Hamburg’da düzenlenen G-20 zirvesinde çıkan olaylara dikkat çeken Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Yakanlar, yıkanlar Türkler mi? Yakanlar yıkanlar kimler, onlar kendileri daha iyi biliyor. Terör örgütlerine, teröristlere her türlü kucağı açıyorlar, meşru hükümete ve meşru hükümetin temsilcilerine uluslararası hukuka rağmen kapıları kapatıyorlar. Onların hükümranlık hakları olabilir ama herkesin riayet etmesi gerekin de bir diplomatik nezaket var, diplomatik teamül var, kurallar bunlara uymaları gerekiyor. Maalesef Avrupa’da yükselen Türk düşmanlığı, İslam düşmanlığı, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve ayrımcılık gibi hastalıklar o ülkelerin yönetimlerini de etkilemiş görünüyor. Benim tavsiyem Türk düşmanlığına, İslam düşmanlığına, yabancı düşmanlığına, ırkçılığa ve bu hastalığa yakalanmış olan herkese karşı ortak mücadele şarttır. Ve bu mücadeleyi yapmazlarsa onlar kaybeder, biz kaybetmeyiz” diye konuştu. -

Kabalı’da kiraz hasadı başladı
.
Kabalı köyü sakinleri, uygulamaya koydukları Deveci Havzası Meyvecilik Entegrasyon Projesi kapsamında tarlalarını birleştirerek 10 bin 920 dekar tarım alanı ortaya çıkardı. 5 bin dönümlük kısmında meyve üretimi yapılan bahçede, elma, armut, şeftali ve kiraz yetiştiriliyor.
Arazilerini kiraya veren köylülerin maaş alarak çalıştığı meyve bahçesi, yöre halkından yüzlerce kişiye iş imkanı sağlıyor.
Meyve bahçesinde incelemelerde bulunan Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, bu tür uygulamaları desteklediklerini söyleyerek, “Yıllar önce Kadışehri ilçemizin Kabalı köyünde 5 bin dönümlük bir arazide çeşitli meyveler dikilmiş. Yeni bir toplulaştırma projesi gibi yapılmış. Bunun sonucunda bir firma gelmiş buradaki tüm hasadı alıp götürüyor. Bu da Yozgat’ta üretimin bir merkez haline gelmesi demektir” dedi.
Bu proje ile Kabalı köyünde göçün tersine döndüğünü vurgulayan Vali Yurtnaç, Kabalı’dan başka illere çalışmaya gidenlerin artık hem kendi köylerinde hem de sigortalı olarak belli bir ücret dahilinde çalışacaklarını da söyledi.
Vali Yurtnaç, Kabalı projesi gibi üç köyde daha çalışma yaptıklarına değinerek şu ifadelere yer verdi:
“Bunların kimisinde vişne olacak, kimisinde ayva, kimisinde ise üzüm olacak. Yozgat’ı özellikle ihracatçılar için bir merkez haline getirmeye çalışıyoruz.
Bu sadece Yozgat için değil tüm Türkiye için örnek olması gereken bir proje. Biz bu projeyi yaygınlaştıracağız, destekleyeceğiz daha büyütmeye gayret edeceğiz. Türkiye’de tarımdaki gelişmenin yolu toplu üretimlerdir, toplu üretim olunca toplu satış da oluyor. Burası bir pazar merkezi haline geliyor. Yozgat’ı bu manada tarım ve hayvancılıkta pazar yeri haline getirmeye gayret ediyoruz” -

Yozgat meraları incelendi
KOP (Konya Ovası Projesi) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının desteklediği Konya Toprak Su ve Çölleşme İle Mücadele Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile Yozgat İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü işbirliği ile yürülüecek olan “Mera Islahında Farklı Formasyon ve Tekniklerin Araştırılması” projesi ve Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesi tarafından yürtülecek olan “Ekstansif Koyunculuk ve Mera Amenajmanında GPS Kullanımı” projesi için mera alanlarında incelemerde bulunuldu.
Yozgat Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaşar Karadağ ve Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Orhan Ermetin, Yozgat Merkez Başıbüyüklü Köyü’nde 100 dekarlık mera alanlarında ve Merkez Köseyusuflu Köyü’nde 6000 dekarlık merasında, 300 ve 160 baş Akkaraman koyun ırkında yapılacak olan bilimsel araştırmalar için yerinde incelemelerde bulundu.
Dekan Prof. Dr. Yaşar Karadağ; “Yapılacak bu çalışmalarla kaba yem kaynaklarımızın vazgeçilmez ana unsuru olan meralarda erozyonun önüne geçilmesi ve hayvancılığımızın en önemli kaba yem kaynağı olan meralarımızın verimini ve kalitesini yükseltilmesi amaçlanmaktadır.” dedi. -

Mahkumların sergisi ilgi gördü
Yozgat’ta bu yıl 2.si düzenlenen ve Türkiye’nin 39 farklı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü ve tutuklular tarafından üretilen ahşap oymacılığından bakırcılığa, gıdadan tekstile kadar yüzlerce çeşit ürünün sergilenip satışa sunulduğu fuar, vatandaştan yoğun ilgi görüyor.
Zonguldak Devrek Açık Ceza İnfaz Kurumu baston atölyesinde hükümlü ve tutuklular tarafından 1 haftada yapılan ve 200 TL değerindeki yılan figürlü bastonu Amerika’daki arkadaşı için alan Erol Öztemir, fuarda için özellikle İstanbul’dan Yozgat’a alış veriş için geldiğini söyledi.
Kastamonu E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan 60 civarı hükümlü ve tutuklu tarafından ahşap oymacılık atölyesinde üretilen bin 500 TL değerindeki çeyiz sandığı vatandaşlar tarafından büyük ilgi görürken ahşap rahle, tablo ve anahtarlıklarda Yozgat halkının ilgisini çeken ürünler arasında yer aldı.
Kahraman Maraş E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan ve bakırdan yapılan cezve, tava ve bin 500 TL değerindeki Osmanlı Saray Mangalı da vatandaşlar tarafından ilgi gördü.
Ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlü vatandaşlar tarafından kendi emekleri ile gerçekleştirilen mesleki eğitim çalışmalarının kamuoyu ile buluşturulmasının esas alındığı Yozgat fuarı bugün sona erecek. -

Başkan Zararsız: 15 Temmuz Türkiye’nin demokrasi bayramıdır
Sendika Başkanı Ferman Zararsız, yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti: “ 15 Temmuz’da darbe teşebbüsünde gördük: Meclisi bombalıyorlardı, halkın üzerine ateş açıyorlardı, Emniyet Müdürlüğü binalarını bombalayıp, polislerimizi şehit ediyorlardı, tankları vatandaşların üzerine sürüp paletlerin altında her şeyi ezip paramparça ediyorlardı. İşte bu güruh Irak, Suriye, Mısır’da yapılanları gölgede bırakırdı. Allah-u Teâlâ tuzaklarını başlarına geçirdi.”
Darbe girişimi gecesi ülkenin her yerinde olduğu gibi Yozgat’ta da demokrasi nöbetine başladıklarını ifade eden Zararsız, “Hizmet-İş Sendikası Yozgat Şube Başkanlığı ve Hak-İş Başkanlığı olarak, 15 Temmuz gecesi ülkemizin her yerinde olduğu gibi, vatan hainlerinin, hain planlarını devreye soktuğu gece, Cumhurbaşkanımızın meydanlara inin talimatıyla, Yozgat Cumhuriyet Meydanına indik, çadırımızı kurduk ve demokrasi nöbetimize başladık. Halkımıza sendikamız üyesi tüm işçilere, demokrasi nöbetleri süresince ikramlarda bulunduk. Halkımızın ve sendikamız üyesi işçilerin kendi el yazıları ile, 15 Temmuz gecesi yaşananlar hakkındaki anılarını kaleme aldıkları, 15 Temmuz Demokrasi Zaferi adı altında kitap bastırdık. Cumhurbaşkanımız evlerinize döne bilirsiniz diyene kadar demokrasi nöbetimize devam ettik. 15 Temmuz Demokrasi Bayramında, Hizmet-İş Sendikası Yozgat Şube Başkanlığı ve Hak-İş İl Başkanlığı olarak, 15 Temmuz 2017 tarihi Cumartesi akşamı Yozgat Cumhuriyet Meydanında çadır kurup Demokrasi nöbeti tutacağız. Yozgat halkımıza ve sendikamız üyesi işçilere ikramlarda bulunacağız. Bu nedenle Yozgat halkımızı ve sendikamız üyesi işçileri 15 Temmuz 2017 tarihi akşamı Yozgat Cumhuriyet Meydanına davet ediyoruz.”diye konuştu.
“HAK-İŞ’in Türkiye’deki emsal konfederasyonlar içerisinde 15 Temmuz gecesi en ağır kaybı veren örgüttür.” diyen Zararsız, “ HAK-İŞ olarak 15 Temmuz gecesi Türksat’ta Ali Karslı ve Ahmet Özsoy’u, Külliyede eniştesi ve abisiyle beraber bulunan Hakan Döşen’i, Genelkurmay karargahı önünde şehit düşen Celalettin İbiş’i şehit verdik.
HAK-İŞ şehitlerimiz ve tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Milletimiz gibi biz de bir an evvel bu teröristlerin en kısa zamanda en ağır şekilde cezalandırılacağı mahkeme kararlarının verilmesini istemekteyiz, “Onun için milletimizin talepleri doğrultusunda ve hukuk çerçevesi içerisinde adaletin bir an evvel tecelli etmesi konusunda her türlü çabayı ve gayreti göstermeye devam edeceğiz. HAK-İŞ Konfederasyonu olarak bu davanın sonuna kadar tarafı ve takipçisi olacağız. Hainlerin, teröristlerin, millete ihanet eden alçakların en ağır şekilde cezalandırılmaları için elimizden gelen bütün çabayı hep birlikte göstereceğiz.”ifadelerini kullandı. -

Ekili tarlada çıkan yangın söndürüldü
Sorgun ilçesine bağlı Mehmetbeyli köyünde yaklaşık 3 dönümlük hububat ekili alanda henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Köylülerin durumu itfaiye ekiplerine bildirmesi üzerine olay yerine gelen Sorgun Belediye İtfaiye Müdürlüğüne bağlı ekipler 2 itfaiye aracı ve iş makineleri ile yangına müdahale etti. Köylüler de traktör arkasına bağladıkları pulluklar ile söndürme çalışmalarına yardım etti. Yaklaşık bir saatlik bir çalışmanın ardından yangın söndürüldü. Yangının çıkış sebebiyle ile ilgili inceleme başlatıldı.
-

Susuzluk gergin ve sinirli yapıyor
Uzmanlar, “Az su içmek vücudun tüm dengesini alt üst edebilir. Az su içenlerde yorgunluk, dikkat güçlüğü ve hafıza bozuklukları görülebilir. Ayrıca susuzluk kişiyi gergin ve sinirli yapar konsantrasyonunu da azaltır” dedi.Özellikle kimi için bir bardak suyu bitirmenin eziyet olduğuna dikkat çeken Uzmanlar, “Ancak sağlığın korunması ve canlılığın sürdürülebilmesi için gerekli bir numaralı madde sudur. Vücudumuzun yüzde 55-75’ lik kısmını oluşturur. Su; metabolizmanın düzenlenmesinde ve vücudumuzdaki tüm reaksiyonlarda görevlidir. Suyun zayıflama üzerine olan etkisi göz ardı edilemeyecek kadar fazla. Midede yarattığı hacimden dolayı daha az yemeyi ve metabolizmayı çalıştırıp günlük harcanan enerjiyi arttırıyor. Tüm bunlar düşünüldüğünde su içmek eziyet olmamalı, aksine keyif vermeli” diye konuştu.
Uzmanlar, suyun faydalarını şöyle sıraladı:
“Hücrelere oksijen ve besin öğelerinin taşınmasını, ayrıca atık ürünlerin taşınarak böbreklerden atılmasını sağlar. Ağız, göz ve burun gibi vücut dokularının nemlenmesini sağlar. Vücuttaki kan, gastrik sıvı, tükürük, amniyotik sıvı (gebelikte) ve idrar gibi vücut sıvılarının büyük bir kısmı sudur.
Dışkının yumuşamasını sağlayarak kabızlığın önlenmesine katkıda bulunur. Cilt sağlığında, bağışıklık sisteminde, vücut ısısının denetiminde, ödemin atımında rolü vardır. Tükürük ve mide salgısında besinlerin sindirilmesinde görev alır. Kilo alıp vermeden dolayı oluşan sarkmaları sporla birlikte önler. Vücudun ihtiyaç duyduğu iz minerallerin pek çoğunu sağlar. Soğuk algınlığı, idrar yolu enfeksiyonları, böbrek taşları ve mesane kanseri riskini düşürür.
Zayıflama diyetlerinde metabolizmayı çalıştırmanın yanında, midede hacim oluşturarak tokluk hissi vermede işe yarar. Su yaşamın vazgeçilmezleri arasında olmasına rağmen asıl problem su içme kültürünün geliştirilememesidir. Hiçbir sıvı içeceğin suyun yerini tam anlamıyla tutmadığını unutmamak gerekir.”
Su içmenin zamanı ve miktarının erkeklerde 3,7 lt, kadınlarda 2,7 lt sıvı alımı olması gerekmekte olduğunu kaydeden Uzmanlar, “Su dışındaki pek çok sıvı hayatımızda ciddi ölçüde yer alıyor. Çalışma hayatının vazgeçilmez ikramları çay, kahve, neskafe, meyve suları, bitki ve meyve çayları vb. içecekler. Bu içeceklerden bazılarının diüretik etkisi olduğundan vücudun ihtiyacı olan sıvıyı karşılamayacağı ve hatta vücuttan sıvı atımını arttıracağı için suyu su olarak içmek gerekir. Öğünlerden 30 veya 15 dakika önce alınan suyun metabolizmayı hızlandırma üzerine ve midede hacim oluşturarak öğünde fazla besin alımı engellemek adına göz ardı edilemeyecek faydaları bulunuyor” açıklamalarında bulundu. -

Otomobil önce minibüse sonra elektrik direğine çarptı
Edinilen bilgiye göre kaza, akşam saatlerinde Sorgun ilçesi Karakaya Kavşağında meydana geldi. Kazada Sivas istikametinden Yozgat istikametine gitmekte olan Sedat Yıldız (46) yönetimindeki 66 LG 662 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu önce önünde seyreden Mehmet Öçalan (24) yönetimindeki 66 LR 489 plakalı minibüse arkadan çarptı.
Daha sonra otomobil orta refüje savrularak elektrik direğine çarparak durabildi. Kazada otomobil sürücüsü Sedat Yıldız (46) ve aynı araçta bulunan eşi Gülsen Yıldız (40) yaralandı. Yaralılar olay yerine gelen ambulansla Sorgun Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Kaza ile ilgili inceleme başlatıldı. -

Kaymakam Akyol’dan Kur’an Kurslarına ziyaret
Baydiğin fatih camii ve merkez camii ziyaret edilerek açılan kurslar yerinde incelendi. Kurs eğiticileri ve öğrencilerle sohbet edildi.
Kaymakam Akyol konuşmasında kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’i öğrenmenin önemine vurgu yaparak ‘ İyi, güzel ve doğru bir hayat yaşayıp huzurlu olmanın yolu, Allah’ın insanlara mesajı olan Kur’an-ı Kerim’de gösterilen ilkelerin ışığında bir hayat sürmekle mümkündür.
Çocuklarımızın örnek insanlar olması, Kur’an-ı Kerim’le tanışmaları, onu öğrenmeleri ve anlamaları ile sağlanacaktır” dedi. Kursiyerlere meyve suyu ve kek ikram edildi. -

Hastanelerin dijitalleşmesi hizmet standardını yükseltecek
Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu ile Medipol Üniversitesi’nin ortaklaşa düzenlediği, günümüz elektronik ve bilgisayar sistemlerini kullanarak sağlık hizmet standartlarının yükseltilmesini hedefleyen dijital hastane bölgesel değerlendirme toplantısı Tokat’ta yapıldı.
Toplantıya Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkan Yardımcısı Doç. Dr. İsmayil Yılmaz, GOÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr.ErtanBülbüloğlu, Ordu KHB Genel Sekreteri Op.Dr. Mithat Kıvrak, Giresun KHB Genel Sekreteri Op.Dr. Hasan Hüseyin Arslantürk, Amasya KHB Genel Sekreteri Yrd.Doç.Dr. Faruk Tonga, Çorum KHB Genel Sekreteri Uzm.Dr. Ömer Sobacı, Yozgat KHB Genel Sekreteri Op.Dr. İsmail Kurca, Sivas KHB Genel Sekreteri Op.Dr. Davut Vecdi Ersöz ve Medipol Üniversitesi TTO Direktörü Yrd.Doç.Dr. İlker Köse katıldı.
Toplantıda konuşan Kurum Başkan Yardımcısı Doç.Dr. İsmayil Yılmaz, “Hastanelerimizin dijitalleşerek kağıtsız hastaneye dönüştürülmesi ve hizmet standartlarının geliştirilmesinde Sayın Bakanımız bu yıl çıtayı yükselterek önümüze yeni hedefler koydu. Biz de bu hedefler doğrultusunda dünya standartlarında dijital hastane skorlaması yapan HIMSS kuruluşunun seviyelerinden olan 6. ve 7. seviye için tüm ülke genelinde çalışmalar yürütüyoruz. İnanıyorum ki sizlerin sayesinde hep birlikte bunu başaracağız” dedi.
Yozgat Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Op.Dr. İsmail Kurca ise yaptığı açıklamada; dijital hastaneye geçildiğinde zaman kaybının azalacağından, işlemlerin daha hızlı ve hastalarının bekleme süresinin azalacağını belirtti. Dr. Kurca, şunları söyledi; “Çeşitli yönetim ve hizmet alanlarını içinde toplayan sağlık kuruluşlarında süreçlere ve hastalara dair çok çeşitli veri toplanmaktadır.
Her türlü karar alma aşamasında bu verilerin kullanılabilir olması kritik bir öneme sahiptir. Özellikle, hasta ile ilgili verilerin ve istemlerin hasta başında sisteme girilmesi; hasta ile ilgili her türlü tıbbi bilgiye (laboratuvar sonuçları, radyolojik görüntüler, günlük tıbbi ölçümler vs.) hastane içinden veya dışından anlık erişilmesiyle iş süreçleri hızlanacak, tıbbi hatalar en aza inecektir. Dijital hastanelerde hekimlerimiz ve hemşirelerimiz hastalarına ait bilgilere zaman ve mekân kısıtlaması olmadan erişebileceğinden; vatandaşlarımızın hastanede bekleme ve yatış süreleri en aza inecek, hastaya ayrılan vakit artacaktır. Dijital hastanelerde kâğıt ve röntgen filmi kullanımı azalacağından film ve kırtasiye maliyetleri asgari seviyeye düşecektir. Ayrıca radyolojik görüntüler CD ve dijital ortamlar üzerinden verileceği için çevre de korunmuş olacaktır.
Dijital hastanelerde, hastanın herhangi bir ilaca alerjisi varsa bu ilacın uygulanması isteminde sistem uyarı vererek hastaya yanlış ilaç verilmesini engellemektedir. Dijital hastanelerde yöneticilerimiz performans izlemi ve değerlendirmesini daha kolay ve hızlı yapabileceklerdir. Böylece, finansal kaynakların etkin ve verimli kullanımı sağlanacak ve kayıt dışı giderler önlenecektir”. -

Doğu‘da hasadı Yozgat yapıyor, Urfa Adana ise Yozgat’ta saman yapıyor
Biçerdöverci Menderes Bulut, yıllardır doğu illerinde hububat hasadı yaptıklarını belirterek, şöyle dedi: “İlçemiz biçeröver sayısı bakımından Türkiye’de en fazla olan şehirdir. Her yıl doğu illerine giderek oraların hasadını yapıyoruz. Eskiden işlerimiz daha fazla olurdu, şimdilerde biçerdöver sayısı arttı bizlerinde işlerinde biraz azalma oldu. Şoför ve diğer masraflarımızı hesaplayınca eskisi gibi bir kazanç elde edemiyoruz. Yine de allah bereket versin idare ediyoruz. Ramazan bayramında geldik ve Yerköyümüzde hasada başladık. Doğu bitince İç Anadolu hasadı başlıyor. Biz orada hububat hasadı ediyoruz, oralardan da buraya samancılar gelerek tarlaların saplarını balya ve saman yapıyor.”
20 YILDIR
ADANA’DAN
YOZGAT’A GELEREK SAMAN YAPIYOR
Adana’dan Yerköy Orhan Köyüne yaklaşık 20 yıldır geldiğini belirten saman üreticisi Abdullah Arslan, kardeşleri ve yeğenleri ile birlikte 20 yıldır aynı bölgenin samanını yaptığını söyledi. Samanın, hububat hasadına göre biraz daha zor olduğunu belirten Arslan, “Çünkü biçerdöver ekinlerin saplarını biçiyor bizlerde o biçilen tarladaki sapları samana dönüştürüyoruz. Bazen makine arıza veriyor, kendimiz tarlada sorunu gidermeye çalışıyoruz, baktık olmadı hemen en yakın sanayiye giderek tamiratını yaptırıyoruz. Yozgat bölgesinde yaklaşık 2 ay çalışıyor tamamladıktan sonra Sivas’a doğru gidiyoruz. İşlerimizden memnunuz. Eskiden saman daha fazla tercih ediliyordu, şimdilerde ise saman kadar balya da tercih ediiyor. Sebebi ise Yozgat’ta hayvan tesisilerinin artmasından dolayı üreticiler balya yapılmasını istiyor.”dedi.
Yerköy Ziraat Odası Başkanı Bahri Yılmaz’da samana olan ihtiyaç dolayısıyla anız yangınlarında ciddi derecede azalma olduğunu ifade etti. Çiftçinin kendi ihtiyacını karşıladıktan sonra ihtiyaç fazlasını ise satttığını söyleyen Başkan Yılmaz, “Samana olan ihtiyaç dolayısıyla anız yangınlarına karşı duyarlılığı da arttırdı. Ayrıca çiftçimiz anız yakılmasının toprağa verdiği zararın da farkına vardı. Bizlerde oda olarak gerekli bilgilendirmeyi çiftçimize sürekli yapıyoruz. Bu vesile ile hasat döneminin ilçemize ve bölgemize hayırlı uğurlu olmasını dileriz.”diye konuştu.
Yaklaşık 3 Buçuk Milyon dekar alanda arpa ve buğday hasadı yapılacak olan Yozgat genelinde saman kilosu 14- 15 kuruştan satışa sunulduğu belirtilirken, balyanın tanesi ise 1 lira ile bir buçuk lira arasında satışa sunulduğu kaydedildi.
