Kategori: Gündem

  • Lekesiz: Çanakkale, bin yıllık  tarihimizin teyit edildiği yerdir

    Lekesiz: Çanakkale, bin yıllık tarihimizin teyit edildiği yerdir

    AK Parti Yozgat İl Başkanı Harun Lekesiz, 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferinin 102.nci yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada Çanakkale Zaferinin anlam ve önemine değindi.
    Lekesiz, “Bir milletin kaderini belirleyen şey, onun yaşadığı tarihi tecrübeler ve etkide bulunduğu geniş coğrafyadır. Yine bir milletin tarihte bıraktığı iz, o milletin kazandığı büyük zaferler kadar yaşadığı derin acılarla ilgilidir. Aziz milletimiz asırlardır çok engin ve derin bir coğrafyada çok köklü tarihi tecrübelerle bütün insanlara ışık saçan idealler uğruna birçok şehidimizi toprağa vermiştir. Çanakkale, bin yıllık tarihimizin her anına damga vuran istiklal ve istikbalimiz konusundaki kararlılığımızın, iman gücünün, çok büyük fedakarlıklarla bir kez daha teyit edildiği yerdir. Azmin ve imanın teknolojiye galebe çaldığı tarihte eşine çok az rastlanan bu büyük destan, namusu bildiği vatanının ve milletinin bekası için gözlerini kırpmadan canlarını vermeyi göze alan yüzbinlerce kahramanın eseridir.”dedi.
    ÇANAKKALE
    GEÇİLMEZ SÖZÜ
    TARİHE KANLA
    KAZINDI
    Çanakkale sözünün tarihe kanla kazıldığını vurgulayan Lekesiz, ““Bir gül bahçesine girercesine” toprağa düşen kınalı kuzular, dünyayı kendilerine hayran bırakan mücadeleleriyle, “Çanakkale Geçilmez” sözünü, daha doğrusu bu sözün gerisindeki inancı ve kararlılığı, tarihe kanlarıyla kazımışlardır.
    Aynı zamanda Çanakkale Zaferi, binlerce yıllık şanlı tarihe sahip milletimizin, son 2 asırdır yaşadığı hüsrandan silkinişinin, adeta kendi küllerinden yeniden dirilişinin sembolüdür. Milletimizin en seçkin, en yetişmiş, en verimli nesillerini feda etme pahasına Çanakkale’de fitilini tutuşturduğu ateş, kendimizde Kurtuluş Savaşını verecek gücü bulmamız ve yeni devletimizi kurmamızla sonuçlanmıştır. Çanakkale Zaferi, Türkiye’nin kararlı ve onurlu medeniyet yürüyüşünün en önemli ilham kaynaklarından biridir.
    Bu vatan parçasını canı ve kanı pahasına koruyan Seyit Onbaşıları, Kınalı Hasanları, Saka Hüseyinleri ve vatan toprağı için gözünü kırpmadan kendini siper eden tüm şehitlerimizi, Adalet ve Kalkınma Partisi Yozgat İl Teşkilatı olarak, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere aziz şehitlerimizi, rahmetle, kahraman gazilerimizi bir kez daha saygı ve şükranla anıyor şanlı zaferimizin yıl dönümünü minnetle kutluyorum” diye konuştu.

  • Bakan Bozdağ: Barolar Birliğinin levhasını  değiştirsin Feyzioğlu, Alternatif CHP yazsın

    Bakan Bozdağ: Barolar Birliğinin levhasını değiştirsin Feyzioğlu, Alternatif CHP yazsın

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 16 Nisan’da yapılacak olan referandum öncesinde Kocaeli’nde görev yapan yerel ve ulusal basının temsilcileri ile bir araya geldi. Ramada Otel’de düzenlenen programa Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Ali Kurt, İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan da katıldı.
    “Cahilliğin dışa vurumundan başka bir şey değil”
    Deniz Baykal’ın bir programda söylediği sözlerle ilgili değerlendirmede bulunan Bakan Bekir Bozdağ, “Deniz Baykal’ın yapmış olduğu açıklamayı talihsiz bir açıklama olarak görüyorum. İslam literatüründe açıklama yapacaksak veya siyasette bazı kavramlar kullanırken siyasetçilerimizin çok dikkatli olması lazım. Toplumun hassasiyetlerine, dinin değerlerine dikkat etmesi lazım. Maalesef sayın Baykal’ın yaptığı açıklama İslamın ve Müslümanların kabul ettiği peygamberlik yaklaşımıyla bağdaşmıyor. Keşke bir ilahiyatçıya sorsa, söylediği sözün ne anlama geldiğini bir müftüye sorsa, ona doğru cevapları verirlerdi. Bunun bir saygısızlık olduğunu Peygambere bir hadsizlik olduğunu kendilerine söylerler. Geçenlerde de İzmir Barosu bir video hazırladı. Orda da Hz Adem ve Hz Havva üzerinden bir anlatım yapıldı. Buda cahilliğin dışa vurumundan başka bir şey değil. Daha sonra sayın Kılıçdaroğlu’da ‘bu İslam’da da caiz değildir’ diye bir şeyler söyledi. CHP sistem değiştiriyor ama bilgi ile değiştirmesi daha temenni ettiğimiz bir şey. Din hakkında ki yanlış bilgiler ve bilgisizlikler ile bir değişiklikle ortaya kötü görüntüler çıkıyor. Sayın Baykal’a tavsiyem, CHP’ye tavsiyem, dinle ilgili konuşurken uzmanlara sorup konuşsalar, hem kendileri zarar görmez hem de yapmak istemedikleri bir saygısızlığın fotoğrafı ile karşı karşıya kalmazlar” dedi.
    “Hollanda başbakanının yaptığı esasında bir çocukluk”
    Hollanda başbakanının yaptığının bir çocukluk olduğunu ifade eden Bakan Bozdağ, “Kabul edilebilir bir şey değil. Bir ülkenin başbakanı kendi ülkesini ve kendi vatandaşını bu kadar küçük düşüren, itibarsızlaştıran, hem kendi halkı nezdinde hem de dünya milletleri nezdinde itibarsızlaştıran bir uygulamanın altına imza atmaması lazım.
    Hollanda başbakanı böyle bir uygulamanın altına imza attı. Hem Hollanda Anayasasında, hem insan hakları sözleşmelerinin, hem demokrasiyi hem hukukun evrensel ilkelerini, hem de uluslararası ilişkilere dahil Viyana sözleşmesini ayaklar altına alan bir uygulama yapıldı. İfade özgürlüğü, seyahat özgürlüğü, toplanma hakkı bunların tamamı çiğnendi. Avrupa ülkeleri bu hak ihlali karşısında, insan haklarının ayaklar altına alınması karşısında maalesef sessiz kaldılar. Ben, “Hollanda Başbakanı yanlış yapmıştır, Hollanda hükümetinin uygulaması yanlıştır. Bu yanlışlıktan derhal dönülmeli’ diye açıklamalar beklerdim. Böyle bir açıklama olmadı. Avrupa’da yükselen ciddi bir ırkçılık var, ayrımcılık var, yabancı düşmanlığı, İslamafobi ve Türkiye karşıtlığı var. Bu bir hastalık. Bunlar sağlıklı insanların yapabileceği bir şey değil. Hasta insanlar yapar. Bu hastalıklara karşı Avrupalıların mücadele etmesi lazım. Almanya, Avusturya, Holllanda dahil bir çok ülke ırkçılık, ayrımcılık, yabancı düşmanlığı gibi hastalıklara prim veren açıklamalar yapıyor. Böyle devam ederse Hollanda başbakanı günü gelecek kendi de konuşamayacak. Bu hastalıkların olduğu yerlerde huzur barış hiçbir şey uzun ömür olmaz. Hollanda vatandaşlarına çağrıda bulunuyorum, sesini yükseltemeyen başbakan değil, sesini yükselten idareciler bulun ve sizde sesinizi yükseltin” diye konuştu.
    Almanya’nın mektubu
    Almanya’nın gönderdiği mektupları değerlendiren Bakan Bekir Bozdağ, “Almanya Adalet Bakanı darbe teşebbüsünden sonra bana bir mektup gönderdi. Arkasından bir başka mektubu daha geçenlerde gönderdi. Biz birinci mektubu kaale almadık ama ikinci mektup gelince iki mektuba birlikte cevap vermek zaruretinde kaldık. Her iki mektupta da diplomatik nezaketten uzak Türkiye’yi haksız yere suçlayan, terör örgütlerinden etkilenerek kaynak alınan mektuplar. Bu mesnetsiz yaklaşımlara ve diplomatik nezaketten uzak üsluba cevap verdik. Türkiye hakkında karar alanlar, Türkiye’yi terör örgütlerinin PKK’nın, DHKPC’nin, FETÖ’nün yada başka terör örgütlerinin ortaya koydukları çerçeveden bakarlarsa, onların anlatımları üzerinden Türkiye’yi değerlendirip kanaat oluştururlarsa, Türkiye hakkında doğru kanaat oluşturamazlar. Şuan birçok ülkede terör örgütlerinin oluşturdukları algı üzerinden Türkiye’yi değerlendiriyorlar. Türkiye gerçekleri ile bağdaşlaşmayan, terör örgütlerinin anlattıklarını Türkiye’nin gerçekleriymiş gibi aktaranlara karşı bizim tutumumuz nettir. Türk yargısı bağımsız bir yargıdır. ‘Deniz Yücel’i serbest bırakmazsanız adil yargılama olduğuna inanmayız.’ diyor, bir yandan da, ‘Bağımsız yargı’ diyor. Bir yandan da Türkiye’nin Adalet Bakanına, ‘Yargıya müdahale edin, müdahale etmezseniz serbest bırakmazsanız biz sizin yargınızın bağımsız olduğuna inanmayız’ diyorlar. Türkiye yargısı Alman yargısından daha tarafsız, daha adil daha bağısız bir yargıdır. 2016 yılında camilere 92 saldırı oldu, bunların neredeyse yüzde 90’ı hala aydınlatılamadı. Almaya’da terör örgütü üyeleri ve darbeciler geziyor. Her türlü terör faaliyetlerini özgürce yapıyorlar. Sonra kalkıp Türkiye’ye onların dilinde mektup yazıyorlar. Bu kabul edilebilir değildir” şeklinde konuştu.
    “Barolar Birliğinin levhasını değiştirsin Feyzioğlu. Alternatif CHP yazsın”
    Baroların avukatlarla ilgili temsil örgütleri olduğunu hatırlatan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Türkiye’de Barolar birliği, hekimler birliği gibi örgütler temsil ettiği görevi sunmuyorlar. Barolar birliği başkanı avukatların haklarını temsil eden bir başkan değil. Barolar CHP’den daha çok siyasetin içinde. Diğer partilerden daha çok politikanın içerisinde. Barolar birliği başkanı, CHP genel başkanı havasında. Genel başkan olmak istiyorsan girersin partide yarışırsın olursun. Kılıçdaroğlu’nun işi zor. Ben buradan sayın Feyzioğlu’na şunu hatırlatmak istiyorum. Ya barolar birliği, yada CHP genel başkanlığına aday olun. Bugün barolar birliği, avukatların hakkını bırakmış siyasete düşmüş. Sadece halk oylaması konusunda değil. Gündemin politikanın her zaman içerisindeler. Ne hikmetse hep CHP’nin yanında. CHP’nin tarafında. Hep aynı istikamette.
    Onun dışında doğru yok. Hep beraber aynı istikamete koşuyorlar. Avukatlara sesleniyorum, sizin hakkınızı savunması gereken örgütünüz sizin hakkınızı savunarak ne yaptı. Türkiye İnsan Hakları Derneği sadece teröristlerin hakkı için koşuyor. Başka insanlar yok mu? Niye onların hakkı için koşmuyorsun. Nerede bir PKK’lı, DHKP-C’li var onların hakları için koşuyor. Kocaeli’de sıradan bir çiftçinin başına olumsuz bir şey gelmiştir. Bir günde çiftçinin hakkı için koştular mı? STK’lar ideolojilerin esirleri olurlarsa, o zaman o ideolojilerin dışındaki insanların hiçbirisine sahip çıkmazlar. Barolar Birliğinin levhasını değiştirsin Feyzioğlu. CHP alternatif genel merkezi yazsınlar. Zaten Kılıçdaroğlu, tek başlı yönetime karşı çıkıyor. CHP’de bir eş başkanlık sistemi gelmiş olur. O genel merkezi Söğütlü’de idare eder, Feyzioğlu’da barolar birliğinde yapar. Geçinip giderler. İdeolojik kamplaşmanın gruplaşmanın içindeler. Siyaset peşindeler. O zaman git aday ol. Baro başkanlıkları partilerin genel başkanlığına atlama taşı değil. Bu rüyanızın peşinden koşun, ilk seçimde CHP kongresinden aday olun”

  • Coşkun: Çanakkale ruhu nesilden  nesile aktarılmaya devam edecek

    Coşkun: Çanakkale ruhu nesilden nesile aktarılmaya devam edecek

    AR-GE Başkan Yardımcısı Dr. Osman Coşkun, Çanakkale Zaferi’nin 102’nci yıl dönümü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada önemli mesajlar verdi.
    “Onlar ki kahramanca vatanı uğruna kahramanca şahadete yol alan cennet mekan şehitlerimiz. Bizler onları kalbimize gömdük. İhanet kurşunlarını sıkanlar Allah’ın izni, devletimizin kudreti, milletimizin sağduyusu sayesinde kahrıbelasını bulacaktır” ifadeleri ile başladığı açıklamasında Coşkun; “Tarihte olduğu gibi bu gün de bu zor günleri hep birlikte aşacağız. Allah’ın izni ile bu acıların üstesinden gelecek huzura ve sükuna hep birlikte kavuşacağız” dedi.
    Bu günlerde millet olarak üzerimize düşen en önemli görevin muazzam Çanakkale Ruhunu iyici idrak etmek ve nesilden nesile aktarmak olduğunu vurgulayan Coşkun, şunları kaydetti:
    “Bugün bizlere düşen asıl görev, Çanakkale’nin o muazzam ruhunu iyice idrak etmektir. Geçmişten günümüze nice hain teşebbüse rağmen yok olmayan bu ruhu nesilden nesile aktarmaktır. Toprak altında medfun bulunan, lakin hala diri olan aziz şehitlerimizin hatıralarına sahip çıkmaktır. Onların uğruna canlarını feda ettikleri yüce değerlere sımsıkı sarılmaktır. Zira cennet kokulu bedenlerini göremesek de, seslerini işitemesek de şehitlerimiz, bizden bunu istemektedir.
    Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir devlettir. Ve hainler her zaman cezasını elbette bulacaktır. Memleketi karıştırmaya çalışan hainlere, bölücülere verilecek olan en iyi cevap Türk bayrağıdır. Kalplerimize astığımız Türk bayraklarını evlerimize, iş yerlerimize, sokağımıza da asarak duruşumuzu en net şekilde ortaya koyalım. Yozgat’ımız milli duyguları hassas vatandaşlarımızın şehridir. Bu günlerde ortaya konulacak, birlik ve beraberliğin tesisi, dün olduğu gibi yine şanlı bayrağımızın gölgesi olacaktır. Bu vesile ile tüm şehitlerimize ve ebediyete intikal etmiş gazilerimize Allah’tan rahmet, yaralılara şifa diliyorum, ailelerine hürmetlerimi sunuyorum.”

  • Koordinasyon toplantısı yapıldı

    Koordinasyon toplantısı yapıldı

    Ülke genelinde Şeker İş Sendikasına bağlı olarak kamuya ait 25 Şeker fabrikasında toplam 8 bin 628 çalışan, özel şeker fabrikalarında 3 bin 846 çalışan olmak üzere toplamda 12 bin 474 üyesi bulunan Şeker İş Sendikasının, bin 230 üye ile en çok üye kaydı olan şube özelliğini elinde bulunduran Şeker-İş Kayseri Şubesi İbrahim Dayı başkanlığında koordinasyon toplantısı düzenledi.
    Kayseri ve Boğazlıyan Şeker Fabrikalarındaki Yönetim kurulu, denetim kurulu üyeleri ve iş yeri temsilcilerinin de katılımıyla yapılan koordinasyon toplantısında konuşan Kayseri Şube Başkanı İbrahim Dayı; Şeker işçisi sahip olduğu bilinç ve kararlılıkla hem iş yerini ve üretimini, ekmek teknesini, en az işvereni kadar koruyacak ve geliştirecek hem de örgütlenme bilinciyle sendikasını da daha güçlü bir şekilde geleceğe taşıyacağını belirtti.

  • ‘Bursluluk Sınavına’ yoğun ilgi

    ‘Bursluluk Sınavına’ yoğun ilgi

    Bursluluk sınavına hem devlet okullarında hem de özel okullarda eğitim gören yaklaşık 4 bin öğrenci katıldı.
    Yozgat Çözüm Koleji’nde burslu okumak isteyen öğrenciler sınava yoğun ilgi gösterirken sınavda öğrenciler kadar velilerde büyük heyecan yaşadı.
    Sınav başvurusunun üst düzeyde olduğunu belirten Çözüm Koleji Müdürü Fatih Yılmaz, sınava katılım sağlayan tüm öğrencilere teşekkür etti.
    Yılmaz, “Başarılı bir sınav maratonu geçirdik ve yoğun ilgi için Yozgat halkına teşekkür ediyorum.
    Kısa zaman sonra sınav sonuçlarımız açıklanacak ve bu sınav sonuçlarına göre burslu öğrenci kabulüne başlayacağız” dedi.
    Eğitimde gösterdikleri başarının yanı sıra soysal ve kültürel faaliyetlere de önem verdiklerini belirten Yılmaz, amaçlarının başarılı bireyler yetiştirmek olduğunu söyledi.

  • 2016’da en yüksek elektrik tüketimi demokrasi nöbetlerinde gerçekleşti

    2016’da en yüksek elektrik tüketimi demokrasi nöbetlerinde gerçekleşti

    Sivas, Tokat ve Yozgat’ta 920 bin aboneye elektrik dağıtım hizmet veren Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş. (ÇEDAŞ), elektrik tüketiminde 2016 yılının ‘en’lerini içeren bir çalışma hazırladı. ÇEDAŞ’ın verilerine göre 2016 yılında üç ilde toplam elektrik tüketimi 2015’e göre yüzde 3,61artarak 2 milyar 297 milyon kilovatsaatten (kWh), 2 milyar 380 milyon kWh’ye çıktı. 2016 yılında tüketim rekoru 7 milyon 989 bin kWh ile 19 Temmuz gününde kırılırken, en fazla elektrik tüketiminin bu tarihte gerçekleşmesinde 15 Temmuz darbe girişimi sonrasıtüm Türkiye’de olduğu gibi Sivas, Tokat ve Yozgat’ta da tutulan demokrasi nöbetleri ve bu süreçte yaşanan hareketlilik etkili oldu. 19 Temmuz’da elektrik tüketiminin tavan yapmasınısağlayan bir diğer etken ise yaz aylarında tarımsal sulamalardaki artış oldu.
    EN DÜŞÜK TÜKETİM RAMAZAN
    BAYRAMI’NIN
    2. GÜNÜ
    ÇEDAŞ’ın hizmet verdiği 52 bin kilometrekarelik bölgede en düşük tüketim ise Ramazan Bayramı’nın ikinci günü yaşandı. Bayram tatilinin 9 güne çıkması nedeniyle çok sayıda kişi şehir dışına çıkarken, sanayi ve ticarethanelerin de kapalı olması tüketimi düşürdü. Ramazan Bayramı’nın ikinci gününde elektrik tüketimi 6 milyon 77 bin kWh ile yılın en düşük rakamını gördü. Rekor kırılan 19 Temmuz tarihindeki tüketim ile kıyaslandığında 6 Temmuz Çarşamba günü tüketim zirveye göre yüzde 23,9 daha düşük bir seviyede gerçekleşti.
    2016 YILINDA 19.3 BİN YENİ ABONE GELDİ
    Abonelerine kesintisiz ve kaliteli elektrik vermek üzere aralıksız çalışmalarını sürdüren ÇEDAŞ, 2016 yılında 19,3 bin yeni aboneye daha hizmet vermeye başladı. Yeni abonelerin 8 bin 811’i Sivas, 6 bin 26’sı Tokat, 4 bin 795’i ise Yozgat’tan geldi.
    KIRSALA 780 MİLYON YATRIM YAPILACAK
    Abonelerin tüketim alışkanlıkları ve yeni bağlantıların yapıldığı bölgeleri dikkatle takip ettiklerini dile getiren ÇEDAŞ Genel Müdürü Ahmet Sait Akboğa, “Bu bilgiler bizim için çok değerli. Bu veriler sayesinde hangi aylarda tüketim artıyor, hangi bölgeler büyüyor takip edip iş planlarımızı ve yatırımlarımızı bunlara göre şekillendiriyoruz.2016’yı 100 milyon liralık yatırımla tamamladık. Bu yıl ise bölgemize toplam 105 milyon lira daha yatırım yapacağız. Bu dönemde kırsalda bir yatırım atağı başlatıyoruz. 2017-2023 dönemi arasında Sivas, Tokat ve Yozgat’a toplam 780 milyon liralık yatırım yapmış olacağız. Müşteri memnuniyeti en yüksek, en az kesintinin olduğu bölge olarak bundan sonraki dönemde de öncülüğümüzü kurmayı hedefliyoruz” ifadesini kullandı.

  • Dernek yöneticileri bilgilendirildi

    Dernek yöneticileri bilgilendirildi

    Dernek iş ve işlemleri kapsamında hem teorik hem de pratik bilgi paylaşımının yapıldığı programdan katılımcılar memnuniyetini dile getirdiler.
    İl genelinde kurulu ve faaliyet gösteren 407 dernek, 35 dernek şubesi ve 1 federasyon temsilerinin katıldığı program “Büyük Sinema Kültür ve Sanat Merkezi’n de gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan programda katılımcılara kısa bir DERBİS tanıtım filmi izletildi ve müteakiben de slayt sunumu eşliğinde programa geçildi. Dernek yöneticilerine, dernekler mevzuatı kapsamında, Dernekler Kanunu, Türk Medeni Kanunu, Yardım Toplama Kanunu ve yürürlükte bulunan diğer ilgili kanunlalar ve uygulamaları hakkında bilgiler verildi. İl Dernekler Müdürü Hakkı Yurtlu tarafından yapılan bilgilendirilmede dernek yöneticileri teorik bilgilerinin yanı sıra, DERBİS Dernekler Bilgi Sistemi hakkında internet ortamında uygulamalı olarak bilgi paylaşımı yapıldı. Bu rehberlik eğitiminin her yıl yapıldığını vurgulayan Yozgat İl Dernekler Müdürü Hakkı Yurtlu, düzenlenen böylesi programların dernek yöneticilerine oldukça faydalı olduğunu söyledi. Yurtlu açıklamasında “ Derneklerin iş ve işlemleri elektronik ortamda yürütülmekte olup kırtasiyecilik ve bürokratik anlamda büyük kolaylıklar sağlanmaktadır. Biz de İl Müdürlüğü olarak, hem dernek yöneticileriyle bilgilerimizi paylaşmak hem de DERBİS yazılım sistemi hakkında uygulamalı bilgi vermek amacıyla bu tür etkinlikleri zaman zaman gerçekleştirmekteyiz. Bu çalışmamızın elbetteki olumlu sonucunu görmekteyiz.” diye konuştu.
    Dernek temsilcileri programın kendileri açısından oldukça faydalı geçtiğini belirterek İl Dernekler Müdürü Hakkı Yurtlu’ya teşekkür etti.

  • Barış Manço şarkılarıyla anıldı

    Barış Manço şarkılarıyla anıldı

    Bozok Üniversitesi Erdoğan Akdağ Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ve Grup Füzyon tarafından birbirinden muhteşem eserlerin seslendirildiği anma programına çok sayıda öğrenci katıldı. Barış Manço’nun 7’den 70’e milyonların gönlünde taht kuran birbirinden güzel parçalarını seslendiren gruba üniversite öğrencileri yoğun ilgi gösterdi.
    Barış Manço’nun şarkılarıyla hem hüzünlenen hem de eğlenen öğrenciler unutulmaz bir müzik ziyafeti yaşadı. Konser öncesinde öğrenciler tarafından Usta Sanatçı Barış Manço’nun “Adam Olacak Çocuk” programı canlandırıldı.

  • Soysal: Türkiye- Hollanda  Dostluk grubu lağvedildi

    Soysal: Türkiye- Hollanda Dostluk grubu lağvedildi

    AK Parti Yozgat Milletvekili ve Türkiye-Hollanda Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Ertuğrul Soysal, yaptığı açıklamada, Bakanlar Kurulunda alınan karar ve yapılan istişareler sonrası “TBMM ile Hollanda Parlamentosu arasındaki dostluk grubunun lağvedildiğini ifade etti.
    Soysal, şunları kaydetti: “Teamüllere aykırıdır. Sayın Bakan’ın ziyareti sırasında, Rotterdam Başkonsolosluğumuzun önünde toplanan vatandaşlarımıza ve Hollanda’da yaşayan Türk toplumunun mensuplarına karşı Hollanda polisince orantısız güç kullanılmıştır.
    Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Sayın Fatma Betül Sayan Kaya ve heyetine Hollanda hükümetinin yaptığı muamele, başta 1961 ve 1963 tarihli diplomatik ve konsolosluk ilişkiler hakkında Viyana sözleşmesi olmak üzere uluslararası hukuk düzenlemelerine ve diplomatik Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına yönelik bu kötü muamele temel insan haklarının ihlali olduğu kadar, Hollanda’nın Avrupa insan hakları sözleşmesi’nden kaynaklanan yükümlülükleriyle diplomatik teamüllerin ve Hollanda’nın diplomatik ve konsüler ilişkiler hakkındaki uluslararası sorumluluklarının da ağır bir şekilde ihlalidir.”
    AB HUKUKU
    İHLAL EDEN
    ÜLKELER YERİNE
    ÜLKEMİZE
    SÖYLEMLERDE
    BULUNMASI TÜRK KARŞITLIĞIDIR
    AB’yi yaşanan olaylara sebep olan ülkelere sessiz kalmak ve gerekli uyarıları yapmamakla suçlayan Soysal, “Diplomatik nezaket ve uluslararası teamüle uymayan sözkonusu muameleler AB’nin, yaşanan gerilimin daha fazla tırmandırılmaması için, diplomatik sözleşmeleri ve hukuku ihlal ederek bu duruma sebep olan ülkeler yerine, ülkemize aşırı söylemlerden ve adımlardan kaçınılması çağrısında bulunan açıklamasının, esasen yabancı düşmanlığı ve Türk karşıtlığı gibi aşırı uçlara prim verdiğinin bilinmesi gerekmektedir.Hollanda güvenlik makamlarının geçtiğimiz hafta sonu yaşanan olaylarda barışçıl toplantı hakkını kullanan kişilere ve olayları takip etmekte olan basın mensuplarımıza orantısız müdahalede bulunduğu, insanlık dışı ve aşağılayıcı yöntemler kullandığı, Türk toplumu ile vatandaşlarımızı kötü muameleye maruz bıraktığı. Bu uygulamaların temel insan haklarının, Avrupa insan hakları sözleşmesi’nden kaynaklanan yükümlülüklerin ve ilgili sözleşmelerde tanımlanan uluslararası sorumlulukların ağır ihlalini oluşturmaktadır.”diye konuştu.
    HOLLANDA SERT BİR ŞEKİLDE
    KINANMIŞTIR
    Hollanda hükümetinin özür dilemesi ve sorumluların adalet önüne çıkarılmasının istendiğini vurgulayan Soysal, “Hollanda, bahsekonu gelişmeler neticesinde, dışişleri bakanlığımız tarafından sert bir şekilde kınanmış, Hollanda hükümetinden yazılı özür dilemesi, sorumluları adalet önüne çıkararak sonucundan bilgi vermesi ve Viyana sözleşmelerinden kaynaklanan yükümlülüklerine tam anlamıyla riayet etmesi istenmiştir. Yine bu kapsamda TBMMTürkiye-Hollanda parlamentolar arası dostluk grubunun lağvedilmesi de kararlaştırılmıştır.Hollanda makamlarının dost ve müttefik bir ülkenin bakanlarına, diplomatik ve konsüler temsilcilerine, vatandaşlarına ve Hollanda’da yaşayan Türk toplumuna yaptığı bu çirkin ve kabul edilemez muameleyi en sert şekilde kınıyoruz. Bununla birlikte, Hollanda halkıyla dostluğumuzun baki olduğunu da belirtiyor saygılarımızı sunuyoruz.”ifadelerini kullandı.

  • Halk oylaması güvenlik toplantısı yapıldı

    Halk oylaması güvenlik toplantısı yapıldı

    16 Nisan Pazar günü gerçekleşecek olan referandum oylaması öncesi Yerköy mahalle ve köy muhtarları, kurum müdürleri, Kaymakam Şengök başkanlığında toplandı. Toplantıda referandum öncesi ve referandum günü mahalle ve köylerde alınacak olan güvenlik tedbirleri detaylı olarak görüşüldü.
    Kaymakam Şengök yaptığı açıklamada,”16 Nisan Pazar günü yapılacak olan anayasa değişikliği referandumunda, halkımızın güvenli bir şekilde oyunu kullanabilmesi için herhangi bir aksaklığa meydan vermeden gereken önlemleri almalıyız. Yapılacak olan referandumun ülkemize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
    Şengök, köy muhtarlarını dinleyerek eksikliklerin en kısa sürede tamamlanması için hazırlıkların yapılmasını istedi.

  • Sokak hayvanlarına sıcak yuva

    Sokak hayvanlarına sıcak yuva

    Soğuk kış günlerinde kedi ve köpeklerin sığınabilecekleri bir yuva olması için yaptırılan yaklaşık 60 kadar kedi ve köpek evi, Yozgat Belediyesi ekipleri tarafından park ve bahçeler başta olmak üzere şehrin belirli yerlerine yerleştirildi. Belediyenin sosyal sorumluluk çerçevesinde başlattığı çalışma hakkında açıklamalarda bulunan Yozgat Belediyesi Başkan Yardımcısı Şahin Kılınçaslan, soğuk kış günlerinde sokak hayvanlarının zor bir yaşam mücadelesi verdiğini hatırlatarak, “Belediyemizin bir takım sosyal sorumlulukları var. Sokak hayvanlarımıza sokakta yaşayan kedi ve köpeklere bakmak belediyelerin sorumluluğu altındadır. Biz bunlara dayanarak Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile birlikte Yozgat Belediyesi olarak beslenme odaklarından, kedi ve köpek evlerini birçok alanda park ve bahçelerimize yerleştirdik. Kış şartlarında soğukta insanlarımızın barınmaya yemeye içmeye ihtiyacı oluğu gibi bu hayvanlarımızın da bu ihtiyaçlarını gidermek amaçlı çalışmalara imza atıyoruz. Şu anda 40 tane köpek evi, 20 tane de kedi evi hazırlattık. Bunların yanı sıra da çeşitli boy ve ebatlarda suluklar ve beslenme odaklarını şehrin belirli yerlerine yerleştirdik” dedi.
    Kedi ve köpek evleriyle ilgili çalışmanın çok güzel olduğunu söyleyen Satılmış Peksert ise, “Çok güzel yerinde bir uygulama, onlar da can taşıyorlar. Belediye zaten onlara yiyecek koyuyor. Hayvanların soğuktan korunmaları için iyi bir hizmet olmuş” diye konuştu. Sokak hayvanlarına böyle imkan sağladıkları için yetkililere teşekkür eden Murat Asil de, “Belediyemizin sokak hayvanlarına bu havalarda bu imkanları sağladıkları için vatandaş olarak çok teşekkür ediyoruz. Çalışmalarının devamını bekliyoruz. Bu soğuk havalarda yiyecek ve barıma sıkıntısı çeken sokak hayvanlarımız için çok iyi bir çalışma olmuş. Gerek yuva olsun gerek yiyecek olsun sokak hayvanlarına güzel imkanlar sağlanıyor” şeklinde konuştu.

  • Bozdağ: Bu millet tanklardan, silahlardan  korkmadı, Hollanda’nın itlerinden mi korkacak

    Bozdağ: Bu millet tanklardan, silahlardan korkmadı, Hollanda’nın itlerinden mi korkacak

    AK Parti Yozgat İl Teşkilatı tarafından düzenlenen bir dizi toplantı ve ziyaretlere katılmak üzere Yozgat’tan sonra Sorgun’a giden Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, vatandaşlarla buluştu. Sorgun Belediyesi düğün salonunda konuşan Bozdağ, PKK, DEAŞ, FETÖ terör örgütü dahil 10 civarında terör örgütünün Türk devletine ve Türk milletine saldırdığını belirterek, “Türkiye ve Türk milleti bu saldırılara karşı etkin bir mücadele ediyor. Sanmayın biz sadece bu terör örgütleriyle biz mücadele ediyoruz. Bu örgütlerin yularını tutan devlet ve güçlerle de aynı zamanda mücadele ediyoruz. Esasında biz dünya ile mücadele ediyoruz. Biz Anadolu’da bin yıldır varız. Ama bin yıldır bizim sözümü kazımak isteyen buna yeminli güçler, buna yeminli çevreler var. Anadolu’da bin yıl değil binlerce yıl yaşamak için daha çok çalışacağız. Devletimiz daha güçlü kılabilmek için doğru adımlar ve doğru kararlar almak zorundayız” dedi.
    “Almanya, Hollanda korku içinde”
    Avrupa ülkelerinin korku içinde olduğunu ifade eden Bozdağ, “Almanya bir yandan, Avusturya bir yandan, Hollanda bir yandan, İsviçre bir yandan, Belçika bir yandan sanki herkes kendi ülkesinden hükümet sistemi değişiyormuş gibi telaş içinde, korku içinde. Hollanda en son affedersiniz itlerini vatandaşlarımızın üzerine saldı.
    Demokrasi nerede. İnsan hakları nerede. Hukuk nerede. İnsan hakları sözleşmesi nerede. Avrupa Birliğinin değerleri nerede. Hepsi mefta. Avrupa değerlerini ve hukuksal değerlerini yok etti. Avrupa Birliği susuyor. Avrupa Konseyi susuyor. Sizin bu yaptığınız ayıptır. Avrupa değerlerini ve hukuksal değerleri çiğnemektir. Türkiye’de terör örgütlerinin propagandasıyla, teröristlerin himayesine girerken konuşmayan başbakan kalmıyor. Çifte standart. Her şeyi kendileri için istiyorlar. Ben buradan diyorum ki biz kendi ülkemizin hükümet sistemini değiştiriyoruz. Hollanda’nın, Avusturya’nın Almanya’nın hükümet sistemini değiştirmiyoruz. Bizim hükümet sistemimizden size ne” diye konuştu.
    “HDP ‘Hayır’ kampanyasında CHP ile anlaştı”
    Bozdağ milletin onuruyla, istikbaliyle hiç kimsenin oynayamayacağını kaydederek,”Hollanda itlerini salıyor vatandaşlarımızın üzerine. Zannediyorlar ki korkarlar. Bu millet tankın altına yattı. Jetlerden bomba yağarken jetlerden korkmadı, otomatik silahlardan korkmadı. Hollanda’nın itlerinden korkacak zannediyorlar. Bunlara en büyük cevabı hep birlikte vereceğiz.
    Onun için diyoruz ki 16 Nisan Almanya’ya, Hollanda’ya, İsviçre’ye, Belçika’ya, ismini sayamadığım ülkelere, ve PKK terör örgütüne, FETÖ terör örgütüne, DAEŞ terör örgütüne verilecek en büyük cevap olacaktır. Bu terör örgütlerinin hepside güçlü bir Türkiye istemiyorlar. Güçlü iktidarın olduğu yerde mikroplar yaşam hakkı bulamazlar. Nasıl ki gençken insanlar kolay hastalanmıyor. Mikroplar vücudu teslim alamıyor. Ama yaşlandıkça mikroplar daha tesirli hale geliyor. Onlarda Türkiye’nin zayıf düşmesini istiyorlar.
    HDP’yi siz ‘Hayır’ kampanyasında görüyor musunuz? Neden CHP ile anlaştılar. Benim tabanım senin çalışmandan rahatsız, onun için gizliden çalışın. Görünür propaganda yapmayın. Neden halktan korktuğu için bunun yapıyor. Onun için bu sistem siyasetçiyi halka mecbur kılan, halka mahkum eden bir sistem” şeklinde konuştu.

  • Nüfusumuz hızla yaşlanıyor

    Nüfusumuz hızla yaşlanıyor

    Yaşlı nüfus (65 ve daha yukarı yaş) 2012 yılında 5 milyon 682 bin 3 kişi iken son beş yılda %17,1 artarak 2016 yılında 6 milyon 651 bin 503 kişi oldu. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise 2012 yılında %7,5 iken, 2016 yılında %8,3’e yükseldi. Yaşlı nüfusun %43,9’unu erkek nüfus, %56,1’ini kadın nüfus oluşturdu.
    Yaşlı nüfusun 2012 yılında %60,3’ü 65-74 yaş grubunda, %32,5’i 75-84 yaş grubunda ve %7,1’i 85 ve daha yukarı yaş grubunda iken, 2016 yılında %61,5’i 65-74 yaş grubunda, %30,2’si 75-84 yaş grubunda ve %8,2’si 85 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldı. Dünya nüfusunun 2016 yılında %8,7’sini yaşlı nüfus oluşturdu. En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilk üç ülke sırasıyla %31,3 ile Monako, %27,3 ile Japonya ve %21,8 ile Almanya oldu. Türkiye bu sıralamada 167 ülke arasında 66. sırada yer aldı.
    Beklenen ömür uzadı
    Hayat tabloları, 2015 yılı sonuçlarına göre, doğuşta beklenen yaşam süresi, Türkiye geneli için 78 yıl, erkekler için 75,3 yıl ve kadınlar için 80,7 yıl oldu. Genel olarak kadınlar erkeklerden daha uzun süre yaşamakta olup, doğuşta beklenen yaşam süresi farkı 5,4 yıl oldu.
    Ülkemizde 65 yaşında olan bir kişinin kalan yaşam süresi ise ortalama 17,8 yıl oldu. Erkekler için bu sürenin 16,1 yıl, kadınlar için 19,4 yıl olduğu gözlendi. Diğer bir ifade ile 65 yaşına ulaşan kadınların erkeklerden ortalama 3,3 yıl daha fazla yaşayacağı tahmin edildi.
    Yaşlı bağımlılık oranı 2016 yılında %12,3 oldu
    Çalışma çağındaki yüz kişiye düşen yaşlı sayısını ifade eden yaşlı bağımlılık oranı, 2012 yılında %11,1 iken bu oran 2016 yılında %12,3’e yükseldi.
    Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il Sinop oldu
    Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il, 2016 yılında %18,1 ile Sinop oldu. Bu ili %16,5 ile Kastamonu ve %15,4 ile Çankırı izledi. Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu il ise %3,2 ile Şırnak oldu. Bu ili %3,3 ile Hakkari ve %3,6 ile Van izledi.
    Türkiye’de 100 yaş ve üzerinde 5 bin 232 yaşlı olduğu görüldü
    Yaşlı nüfusun %0,1’ini oluşturan 100 yaş ve üzerindeki yaşlı kişi sayısı, 2016 yılında 5 bin 232 oldu. Türkiye’de 100 yaşın üzerinde en fazla yaşlıya sahip ilk üç il sırasıyla 680 kişi ile İstanbul, 237 kişi ile Şanlıurfa ve 219 kişi ile Ankara iken en az yaşlıya sahip ilk üç il sırasıyla 2 kişi ile Ardahan, 4 kişi ile Bilecik ve 7 kişi ile Bayburt oldu.
    Eğitimli yaşlı nüfus oranı arttı
    Okuma yazma bilmeyen yaşlı nüfus oranı, 2011 yılında %29,2 iken 2015 yılında %21,9’a düştü. Okuma yazma bilmeyen yaşlı kadınların oranının, 2015 yılında yaşlı erkeklerin oranından 4 kat fazla olduğu görüldü. Okuma yazma bilmeyen yaşlı kadınların oranı, 2015 yılında %32,6 iken yaşlı erkeklerin oranı ise %8,2 oldu.
    Eğitim durumuna göre yaşlı nüfus incelendiğinde, 2011 yılında yaşlı nüfusun %39,4’ü ilkokul mezunu, %4,1’i ortaokul veya dengi okul/ilköğretim mezunu, %4,5’i lise veya dengi okul mezunu, %4,1’i yükseköğretim mezunu iken 2015 yılında ilkokul mezunu olanların oranı %43’e, ortaokul veya dengi okul/ilköğretim mezunu olanların oranı %5,2’ye, lise veya dengi okul mezunu olanların oranı %5,6’ya, yükseköğretim mezunu olanların oranı ise %5,4’e yükseldi.
    Yaşlı nüfusun eğitim durumu cinsiyete göre incelendiğinde, cinsiyetler arasında önemli farklılıklar olduğu gözlendi. Tüm eğitim düzeylerinde yaşlı erkek nüfus oranının yaşlı kadın nüfus oranından daha yüksek olduğu görüldü. Eşi ölmüş yaşlı erkeklerin oranı %12,7 iken yaşlı kadınların oranı %50,4 oldu
    Yaşlı nüfus yasal medeni duruma göre incelendiğinde, cinsiyetler arasında önemli farklılıklar olduğu görüldü. Yaşlı erkek nüfusun 2016 yılında %1,1’inin hiç evlenmemiş, %83,3’ünün resmi nikahla evli, %2,9’unun boşanmış, %12,7’sinin eşi ölmüş olduğu görülürken yaşlı kadın nüfusun %2,4’ünün hiç evlenmemiş, %44’ünün resmi nikahla evli, %3,3’ünün boşanmış, %50,4’ünün ise eşi ölmüş olduğu görüldü.
    Yalnız yaşayan yaşlı nüfusun %76,7’sini kadınlar oluşturdu
    Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, 2016 yılı sonuçlarına göre, toplam hanehalklarının %5,4’ünü, toplam tek kişilik hanehalklarının ise %36’sını tek kişilik yaşlı hanehalkları oluşturdu. Toplam hanehalklarının %22,5’inde ise en az bir yaşlı fert bulundu. Yalnız yaşayan yaşlı nüfusun %23,3’ünü erkekler, %76,7’sini ise kadınlar oluşturdu.
    Tek kişilik yaşlı hanehalklarının toplam hanehalkları içindeki oranının en yüksek olduğu il, 2016 yılında %11,1 ile Sinop oldu. Bu ili %10,7 ile Burdur, %10,4 ile Çankırı izledi. Tek kişilik yaşlı hanehalkı oranının en düşük olduğu il ise %1,2 ile Hakkari oldu. Bu ili %1,8 ile Van, %1,9 ile Şırnak izledi.
    Yaşlı nüfusun yoksulluk oranı arttı
    Gelir ve yaşam koşulları araştırması sonuçlarına göre, eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin %60’ına göre hesaplanan yoksulluk oranı, 2011 yılında Türkiye geneli için %22,6 iken 2015 yılında %21,9 oldu. Bu oran, yaşlı nüfus için 2011 yılında %17 iken 2015 yılında %18,3’e yükseldi.
    Yaşlı nüfusun yoksulluğu cinsiyet bazında incelendiğinde, yoksul yaşlı erkek nüfus oranı 2011 yılında %15,9 iken bu oran 2015 yılında %17,8’e yükseldi. Yoksul yaşlı kadın nüfus oranı ise 2011 yılında %17,9 iken bu oran 2015 yılında %18,6’ya yükseldi.
    Yaşlı nüfusun işgücüne katılma oranı %11,9 oldu
    Hane halkı işgücü araştırması sonuçlarına göre, 15 ve daha yukarı yaşta işgücüne katılma oranı, 2015 yılında %51,3 iken yaşlı nüfusun işgücüne katılma oranı %11,9 olarak gerçekleşti. Yaşlı erkek nüfusta bu oran, %19,9 iken yaşlı kadın nüfusta %5,8 oldu. Yaşlı nüfustaki işsizlik oranının ise %2,4 olduğu görüldü.
    Çalışan yaşlı nüfusun %72,8’i tarım sektöründe yer aldı
    Hane halkı işgücü araştırması sonuçlarına göre, istihdam edilen yaşlı nüfusun sektörel dağılımı incelendiğinde, 2015 yılında yaşlı nüfusun %72,8’inin tarım sektöründe, %20,4’ünün ise hizmet sektöründe yer aldığı görüldü.
    Yaşlılık yardımından faydalanan yaşlıların sayısı 620 bin 19 oldu
    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kayıtlarına göre, 2022 Sayılı “65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun” gereğince, muhtaç olduğu tespit edilen yaşlılara yapılan ödemelerden faydalanan yaşlıların sayısı 2016 yılında 620 bin 19 kişi olup toplam yaşlı nüfus içindeki oranı %9,3 oldu. Yaşlı başına yapılan yıllık ortalama yardım tutarı ise 2 bin 548 TL oldu.
    Her iki yaşlıdan biri genel sağlık durumundan memnun
    Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre, genel sağlık durumundan memnun olduğunu beyan eden yaşlı bireylerin oranı, 2012 yılında %43,1 iken 2016 yılında %45,3’e yükseldi. Genel sağlık durumundan memnun olduğunu beyan eden yaşlı erkeklerin oranı, 2016 yılında %53 iken yaşlı kadınlarda bu oran %39,4 oldu.
    Yaşlılar en fazla dolaşım sistemi hastalıklarından hayatını kaybetti
    Ölüm nedeni istatistiklerine göre, 2015 yılında ölen yaşlıların %46,3’ü dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetti. Bu hastalığı ikinci sırada %16,5 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler, üçüncü sırada ise %13 ile solunum sistemi hastalıkları takip etti.
    Ölüm nedenleri cinsiyete göre incelendiğinde, cinsiyetler arası en önemli farkın iyi huylu ve kötü huylu tümörlerde olduğu görüldü. İyi ve kötü huylu tümörler nedeniyle hayatını kaybeden yaşlı erkeklerin oranı yaşlı kadınların oranının yaklaşık iki katı oldu. İyi ve kötü huylu tümörler nedeniyle hayatını kaybeden yaşlı erkeklerin oranı, %21,5 iken yaşlı kadınlarda bu oranın %11,6 olduğu görüldü.
    Alzheimer hastalığından ölen yaşlıların sayısı 2 kat arttı
    Ölüm nedeni istatistiklerine göre, Alzheimer hastalığından hayatını kaybeden yaşlıların sayısı, 2011 yılında 6 bin 155 iken 2015 yılında 11 bin 997’ye yükseldi. Alzheimer hastalığından ölen yaşlıların oranı 2011 yılında %2,9 iken bu oran 2015 yılında %4,3’e yükseldi.
    Alzheimer hastalığından ölen yaşlıların oranı cinsiyet bazında incelendiğinde, her iki cinsiyette de artış olduğu görüldü. Alzheimer hastalığından ölen yaşlıların oranı, 2011 yılında erkeklerde %2,4, kadınlarda %3,4 iken bu oranlar 2015 yılında erkeklerde %3,5’e, kadınlarda ise %5,2’ye yükseldi.
    Çocukları tarafından her zaman veya sıklıkla ziyaret edilme oranı %71,7 oldu
    Aile yapısı araştırması sonuçlarına göre, 2016 yılında çocukları ile aynı evde yaşamayan yaşlı bireylerin, çocukları tarafından her zaman veya sıklıkla ziyaret edilme oranının %71,7, bazen ziyaret edilme oranının %20, nadiren ziyaret edilme ya da hiç ziyaret edilmeme oranının ise %8,3 olduğu görüldü.
    Yaşlıların %40,2’si çocuklarının yanında yaşamak istediğini ifade etti
    Aile yapısı araştırması sonuçlarına göre, 2016 yılında kendilerine bakamayacak kadar yaşlandıklarında çocuklarının yanında yaşamak isteyen yaşlı bireylerin oranı %40,2, evde bakım hizmeti almak isteyenlerin oranı %38,6, huzurevine gitmek isteyenlerin oranı ise %7,7 olarak gerçekleşti. Fikri olmayan yaşlı bireylerin oranının ise %12,9 olduğu görüldü.
    Huzurevinde kalma isteğinin en önemli nedeni çocuklarına yük olmamak oldu
    Aile yapısı araştırması sonuçlarına göre, 2016 yılında yaşlı bireylerin kendilerine bakamayacak kadar yaşlandıklarında huzurevinde kalmayı istemelerinin en önemli nedeni %48,9 ile çocuklarına yük olmayı istememeleri oldu. İkinci en önemli neden %20,2 ile huzurevlerindeki imkanların daha rahat olması, üçüncü en önemli neden ise %11,2 ile çocuklarının kendileriyle birlikte yaşamayı istememeleri oldu.
    Mutlu olduğunu beyan eden yaşlı bireylerin oranı arttı
    Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre, mutlu olduğunu beyan eden yaşlı bireylerin oranı 2015 yılında %56,8 iken bu oran 2016 yılında %64,5’e yükseldi. Genel mutluluk düzeyi cinsiyet bazında incelendiğinde, 2016 yılında yaşlı erkeklerin %66,2’si, yaşlı kadınların ise %63,2’si mutlu olduğunu beyan etti.
    Yaşlılık döneminde bireylerin mutluluk kaynağı %64,2 ile aileleri oldu
    Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre, yaşlı bireylerin 2016 yılında en önemli mutluluk kaynağı %64,2 ile aileleri oldu. İkinci sırada gelen mutluluk kaynağı ise %18,1 ile çocukları oldu. İnternet kullanan yaşlı bireylerin oranı 2,5 kat arttı
    Hane halkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması sonuçlarına göre, İnternet kullanan 65-74 yaş grubundaki yaşlı bireylerin oranı 2012 yılı Nisan ayında %3,6 iken bu oran 2016 yılının aynı ayında %8,8’e yükseldi.
    İnternet kullanan yaşlı bireyler cinsiyet bazında incelendiğinde, erkeklerin kadınlardan daha fazla İnternet kullandığı görüldü. İnternet kullanan yaşlı erkeklerin oranı 2016 yılında %12,5 iken yaşlı kadınların oranı %5,8 oldu.

  • YOZGAT TARIM VE HAYVANCILIKTA SöZ SAHiBi OLMA YOLUNDA

    YOZGAT TARIM VE HAYVANCILIKTA SöZ SAHiBi OLMA YOLUNDA

    Bakan Bozdağ, kurulda yaptığı konuşmada, Saraykent Süt Üreticileri Birliğinin kurulduğu günden bu yana çok önemli mesafeler almış bir birlik olduğunu söyledi.
    Binasının yapıldığını ve süt toplama aracı alındığını belirten Bakan Bozdağ, “Demek ki çalışılınca, emek verince hem kazanıyorsunuz hem de çevrenizde ki insanlara hizmet ettiğiniz sürece kazandırma imkanı buluyorsunuz. O nedenle ben Saraykent’te süt üreticileri birliğinin aldığı yolu çok önemli görüyorum ve bunu sağlayan başkanımıza ve ekibine teşekkür ediyorum. Yeni bir tanka ihtiyaçları olduğunu söylediler ve bizde inşallah Valimizle birlikte bu tankı kendilerine hediye edeceğiz” dedi.
    TARIM VE
    HAYVANCILIK
    KONUSUNDA
    YOZGAT’A ÖNEM
    VERİLİYOR
    Yozgat’ta tarım ve hayvancılığa hükümet olarak çok önem verdiklerini ifade eden Bakan Bozdağ, “Bozok üniversitemiz kurulduğu günden bu güne büyüyen bir üniversite. Ziraat fakültemiz vardı ama öğrenci almıyordu şimdi almaya başladı. Eğitime başladı, akademisyenler var, uzmanlar var, Yozgat’ın tarımına ve Türkiye’nin tarımına büyük bir katkı sağlayacaktır. En büyük katkıyı da Yozgat’ta ki çiftçi ve tarıma sağlayacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bu Yozgat’ta yeni bir dönemin sayfasını açtı. Yozgat’a Veteriner Fakültemizde kurulmuş durumda. Şimdi pek bir yansıması yok ama bakanlar kurulu tarafından imzaladık biz. İnşallah veteriner fakültemizde Yozgat’ta hayvancılığın gelişmesine büyük bir katkı sağlayacaktır. Akademik kadrosuyla, laboratuvarlarıyla ve yapacağı diğer çalışmalarıyla veteriner fakültesi Yozgat’ta hayvan yetiştiricisi, besicisi, her vatandaşımızın yanında olacak. Eğitim, bilim, fen boyutuyla Yozgat’ta hayvan üretici ve besicisiyle tarım işi yapan bütün vatandaşlarımız bundan istifade ederek yarınlarımızın daha iyi olması bakımından çok büyük bir katkı sağlayacaktır” diye konuştu.
    ÇOK BÜYÜK
    REFORMLARA İMZA ATTIK
    Yozgat’a tarım ve hayvancılık alanında çok büyük reformlara, değişikliklere imza attıklarını kaydeden Bakan Bozdağ, “Boğazlıyan Devecipınar’da damızlık düve üretim çiftliğimiz var. Kapatılma kararı alınmış ve çiftlik neredeyse fonksiyonlarının yüzde 90’ını yitirmişti. Hükümet olarak bu işi yeniden ele aldık. Oraya ciddi yatırımlar yaptık ve şu anda orası damızlık düve üretim konusunda borsanın ana merkezlerinden biri oldu. Gerçekten çok büyük bir katkı sağladık. Şu anda hayvan üreticileri Yozgat’ta ki çiftlikte ki hayvanların doğumunu yakından takip ediyor ve borsaya bildiriyor. Türkiye’de Yozgat bu açıdan önemli bir merkez oldu. Yine Yerköy’de bir çiftlik vardı ve orası da kapatılmıştı. Orasını da ele alarak özelleştirdik. Şimdi İlci Çiftliği diye modern bir çiftlik var. Binlerce küçük ve büyük baş hayvan var, mandıra var, kendi elektriğini üretiyor, kendi yemini üretiyor ve orada Türkiye’nin en modern hayvan yetiştiriciliği ve üretim tesisi var. Süt ve süt ürünleri konusunda da Türkiye’nin enlerinden birisi oldu. Bu da Yozgat’a büyük bir katkı sağladı” ifadelerini kullandı.
    ET ve SÜT KURUMU BÜYÜK BİR KAZANIM OLDU
    Yozgat’ta büyük bir tesisin olduğunu ve bu tesisin çok kısık bir kapasite ile işletildiğini hatırlatan Bakan Bozdağ, “Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla biz orayı Et ve Süt Kurumuna verdik. Şu anda Et ve Süt Kurumunun Ankara dışında tesisi bulunan birkaç ilinden bir tanesi Yozgat. Özelleştirmeler yapılırken biz burayı devletin himayesinde faaliyete geçirdik ve et bölümü şu anda çalışıyor, sözleşmeli hayvancılık yapılabiliyor, Yozgat Kavurması adı altında bir de kavurma çıkardı ve Yozgat’ı da bir markaya çevirme çabası içerisinde. Yozgat’ta hayvan besicisi bu açıdan da büyük bir şansa kavuştu. Hayvanını kesmek istediğinde bu hizmeti alabileceği devletin bir tesisine kavuşmuş oldu. Oranın birde süt bölümü var ve şu anda faaliyete geçiremedik. İnşallah önümüzde ki süreçte süt bölümünü de faaliyete geçirebildiğimiz takdirde Yozgatımız kendi sütünü de işleyebilir bir hale gelecektir. Bunun içinde büyük bir gayretin içerisindeyiz. İnşallah bununda nasıl bir netice alacağını hep beraber göreceğiz. Önümüzdeki günlerde Tarım Bakanımız Yozgat’ta olacak. O da bu tesisi gezip görecek. Onunla da konuşuyoruz. Bu konuda ilerleme kaydedeceğimizi düşünüyorum. Henüz alınmış bir netice yok ama biz bu işin peşini bırakmadık” şeklinde konuştu.
    BOŞA AKAN SULAR TARIMA
    KAZANDIRILDI
    Tarım alanında Yozgat’ta su konusunda ciddi sıkıntıların olduğuna değinin Bakan Bozdağ, “Yozgat esasında su fakiri olan bir il. Bizim büyük ırmaklarımız, büyük göllerimiz, barajlarımız yok.
    Suyun önünü tutarak ve orada su toplayarak oradan Yozgat’a bir fayda sağlamaya gayret ediyoruz. Hükümetlerimiz döneminde Yozgatımızın boşa akan sularının tamamını Yozgatlının arazisine döndürmek ve hayrına çevirmek için önemli adımlar attık” dedi.
    Yozgat’ta yapılan ve yapımı devam eden barajlara değinen Bakan Bozdağ şu şekilde devam etti;
    UZUNLU BARAJI
    Boğazlıyan’da Uzunlu Barajı var. Boğazlıyan ovasının bereket kaynağı. Bu barajın tabanı yarıldı ve su kayboldu. Çünkü yanlış bir zemine baraj oturtulmuştu. Çok ciddi kaynak aktarımı yaparak buraya müdahale ettik. Uzunlu Barajı gibi iki baraj yapacak kadar para harcadık. Şimdi bu barajımız adeta yeniden yapılmış oldu ve Boğazlıyan ovasının bereket kaynağı haline geldi, sulama devam ediyor.
    OĞULCUK BARAJI
    Yine Boğazlıyan’da Oğulcuk Barajımız var. Temelini attık ve inşası sürüyor. İnşallah yakın zamanda bittiğinde Oğulcuk Barajı Boğazlıyan ovasının geri kalan kısmını sulayacak ve oradaki bereketi artıracaktır.
    GELİNGÜLLÜ BARAJI
    Yozgat merkezde Gelingüllü barajımız var. Bizden önce başlanmış, baraj kısmı bitirilmiş ama suyun isale hatlarıyla araziye ulaşması tamamlanmamıştı. Biz kalan kısımları kapalı devre sulama sistemine geçirmek suretiyle Yerköy, Şefaatli ve Kırşehir istikametinde diğer alanları suyla buluşturan tarihi bir adımı attık. O da çok büyük bir imkan sağladı.
    CEMİL ÇİÇEK BARAJI
    Yozgat merkezde Cemil Çiçek barajı adıyla büyük bir baraj yaptık. Bu baraj Yozgat, Yerköy ve Çiçekdağ’ın içme suyu ihtiyacını karşılayacak. Aynı zamanda Yozgat merkez ve Yerköy’de ki tarım arazilerinin önemli bir kısmını da sulayacaktır. Yani suyla buraları buluşturan bir adım attık.
    İNANDIK BARAJI
    Yerköy’de 41 yıldır yapılmayı bekleyen, baraj olabilecek niteliğe sahip İnandık Barajını 2017 yatırım programı içerisine aldık. İnandık Barajı ile de Yerköy ovası suya kavuşacak. Suyla buluşan topraklarımızda inşallah bereketlenecektir.
    SÜREYYABEY BARAJI
    Çekerek ilçemizde Süreyyebey Barajı var. Bizden önce temeli atıldı ancak bir harcama yapılmadı. Biz Süreyyabey Barajını bitirdik. Bu baraj maalesef Çekerek ovasını sulamıyor, Amasya’da ki tarım arazilerini suluyor ama bu barajdan Aydıncık’ta çok bereketli olan Kümbet Ovasını sulayacak bir imkan oluşturuluyor ve şimdi Süreyyabey Barajının sularını Kümbet ovasına aktaracak projeyi hayata geçiriyoruz. Kümbet Ovası bu suyla birlikte adete bir Bursa, bir Antalya olacak. Toprağı çok uygun, iklimi çok uygun bir bölge.
    AKDAĞMADENİ
    BARAJI
    Akdağmadeni ilçemizde büyük bir barajın temeli atıldı. Bu barajdan Akdağmadeni’nin çok az bir kısmı sulanacak. Aslında bu Kadışehri’nin mevcut ovasının tamamını bu suyla sulamış olacağız. Kadışehri ovası ve Saraykent’in bazı bölgeleri, gelen bu sudan istifade etme imkanı bulacak. Oralarda çok kıymetli ve bereketli alanlara dönüşmüş olacak.
    BARAJ YAPILMAYAN, İNŞAASINA
    BAŞLANILMAYAN
    SUYUMUZ KALMADI
    Yozgat toprakları içerisinde baraj yapılabilecek suların tamamını ya baraj yaptıklarını yada baraj yapmak üzere inşasına başladıklarını aktaran Bakan Bozdağ, “Baraj yapılmayan, inşaatına başlanılmayan suyumuz kalmadı. Hepsi yüzlerce milyon liralık eserlerden oluşuyor. Küçük göletlerimiz var. Göletlerinde önemli bir kısmını tamamladık. Bir kısmının inşaatı devam ediyor ama önemli bir kısmı da özel idare kapsamında sulanan yerler. Şu anda özel idare kapsamında gölet yapılabilecek 20 tane yeri DSİ özel idareden alma kararı aldı. Bunun anlamı şu, artık köylerimizde ufak tefek olan yerlerin tamamını da inşallah gölete dönüştüreceğiz ve oradan da araziyi suyla buluşturacağız.
    DSİ’nin imkanları daha fazla olduğu için sulama işinde de alacağımız mesafe artacaktır” diye konuştu.
    Bakan Bozdağ konuşmasını şu şekilde tamamladı;
    “Hem hayvancılıkta, hem tarım alanında ve diğer alanlarda pek çok işi bu dönemde hayata geçirdik.
    Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakanımız söz konusu Yozgat olduğunda en güzel desteği Allah’ın izniyle ilimize hep yaptılar. Bizde bu yatırımları Yozgat’a aktarmanın gayreti içerisinde olduk. Yozgat’ın yarını inşallah daha iyi olacaktır.”

  • Ortaöğretim Çalıştayı’nın finali yapıldı

    Ortaöğretim Çalıştayı’nın finali yapıldı

    İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Tekin, başkanlığında Fatih Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’nde Bozok Üniversitesi Öğretim görevlileri, İlçe Milli Eğitim Müdürleri, Şube Müdürleri, Sivil Toplum Kuruluşları, yönetici, öğretmen, öğrenci, veli, gazeteciler ve eğitim gönüllülerinin katılımı ile gerçekleştirildi.
    İlkini Boğazlıyan ve Yenifakılı ilçeleride gerçekleştirilen çalıştay’a bugüne kadar 13 ilçenin katılımı sağlandı. Çalıştay’da, eğitim kalitesinin artırılması ve öğrencilerin geleceğe yön verecek bireyler haline dönüşmesi gayesiyle eğitim öğretimi direkt etkileyen bir çok alanda yaşanan sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri, alanında uzman ve deneyimli katılımcılar tarafından tespit edildi.

  • Bakan Bozdağ: Venedik Komisyonunun  raporunun itibarı yoktur

    Bakan Bozdağ: Venedik Komisyonunun raporunun itibarı yoktur

    Bakan Bozdağ, Alman basınında ve bazı basın yayın organlarında yer alan Venedik Komisyonunun anayasa değişikliğine ilişkin raporunu değerlendirdi. Venedik Komisyonu raporunun adil ve tarafsız olmadığına işaret eden Bakan Bozdağ,”Venedik Komisyonu Cuma günü Türkiye aleyhinde bir rapor kabul etti. Venedik Komisyonu teknik bir komisyondur, uzman görüşü verir sadece. Ancak Türkiye hakkında Venedik Komisyonunun kabul ettiği rapor teknik bir rapor değildir. Tamamen siyasi bir rapordur. Venedik komisyonu Türkiye’deki anayasanın, halk oylaması sürecinde ortaya koyduğu raporla hayırdan yana çokta net bir şekilde taraf olmuştur. Çünkü Venedik Komisyonu raporu adil değildir, objektif değildir. Subjektiftir, siyasidir. Tamamen baştan sona CHP ve HDP’nin anayasa ve anayasa komisyonu ve genel kurul görüşmeleri sırasında söylediklerinin kendi internet sitelerinde yayınladıkları görüşlerin derli toplu bir arada ifade edilmesinden ibaret bir rapordur” dedi.
    “CHP ve HDP’nin siyasi görüşleriyle rapor hazırlanmıştır”
    Venedik Komisyonunun teknik bir komisyon olduğunu belirten Bozdağ,”Ancak Türkiye’nin muhalefet bir partisi dili ve üslubuyla bir rapor alınmıştır. Komisyon bu raporuyla Venedik Komisyonunun saygınlığına çok büyük bir leke sürmüştür. Bizim açımızdan Türkiye’deki olup bitenleri objektif yansıtmayan teknik ve uzman görüşü içermeyen tamamen CHP ve HDP’nin siyasi görüşlerini Venedik Komisyonu görüşüne dönüştüren bu raporun bir itibarı yoktur.
    Buradan bu raporu referans gibi gören ve göstermek isteyen çevrelere de seslenmek istiyorum. Kim ki bu raporu referans alarak Türkiye’deki anayasa değişiklikleri hakkında bir kanaat ve karar oluşturursa kesinlikle yanlış bir kanaat oluşturmuş olur ve yanlış bir karar vermiş olur çünkü gerçeklere dayanmayan bir rapor üzerinden kanaat oluşturulamaz” şeklinde konuştu.

  • Tüketiciler günü kutlandı

    Tüketiciler günü kutlandı

    Yerköy Tüketicileri Koruma Derneği Başkanı Hüseyin Erdoğan yaptığı açıklamada; Geleceğimiz olan genç nesilleri çok önemsediklerini, önemsenen bu nesil için de bir sorumluluk gereği Dernek olarak Bilinçli Tüketicinin büyük önem taşıdığına inandıklarını, bu amaç doğrultusunda da Yerköy Kaymakamlığı ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile işbirliği içerisinde Yerköy Genelindeki Tüm Okullarımızda Öğrencilere yönelik Konferanslar düzenlediklerini belirterek büyük faydalar sağlayacaklarını umut ettiklerini söyledi.
    Hüseyin Erdoğan; “Yerköy genelinde, 06/03/2017—20-03/2017 tarihleri arasında, 24 Okulumuzda öğrenim gören öğrencilerimizin büyük çoğunluğunu Bilinçli Tüketici konusunda eğitimle bilgilendirmeye çalıştıklarını“ söyleyerek , bu bilinçlendirme konferanslarının geçmiş yıllarda da yapıldığını, yapılan bu çalışmaların geri dönüşüm ürününü de Tüketici Sorunları Hakem Heyetinde gördüklerini açıkladı.
    Hüseyin Erdoğan, 15 Mart Dünya Tüketiciler Günü ve takip eden Tüketiciler Haftası Münasebetiyle yapılan faaliyetlerden biri olan Konferanslardan sonra, İlçe genelinde farkındalık yaratmak amacıyla Çeşitli kategorilerde Tüketici Ödülleri vereceklerini belirterek tüm Tüketicilerin, 15 Mart Dünya Tüketiciler gününü kutladı.

  • Bü Tıp Bayramını kokteylle kutladı

    Bü Tıp Bayramını kokteylle kutladı

    Üniversite Konukevi ve Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen programa Rektör Prof. Dr. Salih Karacabey, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Hikmet Şelli Aybar, Prof. Dr. Kadir Özköse, Prof. Dr. Şenol Akın, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yalvaç, Üniversite Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimi Yrd. Doç. Dr. Mesut Sipahi, çok sayıda öğretim üyesi ve sağlık çalışanları katıldı.
    Programda Üniversite Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yalvaç, Tıp Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Fatma İnci Arıkan, Prof. Dr. Ferit Çiçekçioğlu ve Tıp Fakültesi’nden Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hikmet Şelli Aybar yaptıkları konuşmalarda özveriyle mesleğini icra eden tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayan mesajlar verdi.
    Rektör Prof. Dr. Salih Karacabey’de konuşmasında meslek ahlakını gözeterek yapılan her işin değerli olduğunu belirterek insanlar arasında adil olmak ve adaletle hükmetmek için seçilen her mesleğin kutsal olduğunu kaydetti.
    Her mesleğin dolaylı olarak geri dönüşümünün yine insanın kendisi olduğuna dikkat çeken Rektör Karacabey, doktorluk mesleğinin doğrudan insan merkezli olması nedeniyle diğer mesleklerden ayrıldığını ifade etti. Karacabey, şöyle devam etti: “Her kim olursa olsun tedavi ihtiyacı olan kişi düşmanımız da olsa her halükarda insana dönük ve insanı kurtarmak içindir. Bu yönüyle yeryüzündeki meslekler içinde yapılabilecek en faziletli işi yapmaktasınız.” Sağlık çalışanlarına yönelik yapılan şiddet girişimlerini kınayan Rektör Karacabey bu problemin insanının iyi yetişmemesinden dolayı cehalet ve bencillikten kaynaklanan bir ahlak meselesi olduğuna dikkat çekti. Karacabey, Tıp Fakültesinde görev yapan akademisyenlere gösterdikleri emeklerinden dolayı teşekkür ederek, sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladı. Program Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yalçın Aral’a profesörlük beratı ve cübbe, Doç. Dr. Emine Çölgeçen, Doç. Dr. Çiğdem Kader’e doçentlik cübbelerinin giydirilmesi ve müzik dinletisi ile sona erdi.

  • Bozdağ: Dargınlıkları bir kenara bırakalım  hep birlikte “evet” için çalışalım

    Bozdağ: Dargınlıkları bir kenara bırakalım hep birlikte “evet” için çalışalım

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, memleketi Yozgat’ta AK Parti İl Başkanlığı tarafından düzenlenen “Geçmişten geleceğe teşkilat” programına katıldı. Bakan Bozdağ burada yaptığı konuşmada Yozgat ve ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Yozgat geçmişten geleceğe halk buluşması vesilesi ile bir arada olmaktan dolayı mutlu oldum. Bu günler tarihi günlerdir. 200 yüzyıllık bir süreçte sürekli tartışılan Türkiye daha iyi nasıl yönetilir? Türkiye için en iyi hükümet sistemi modeli nedir? Neler yaparsak milletimiz ve devletimiz için iyi olur sorularını uzun yıllar tartışma konusu oldu. Şimdi bu tartışmalarda milleti hakem yapma ve milletin kararıyla bu tartışmalara artık noktayı koyma vakit gelmiştir, beraber noktayı koyacağız.”diye konuştu.
    BİRLİKTE TER
    DÖKTÜĞÜMÜZDE HEP NETİCE ALDIK
    Birlikte omuz omuza çalıştıklarında hep netice aldıklarını kaydeden Bozdağ, “Ben AK Parti teşkilatlarında bulunduğum ilk günden beri, görev alan Yozgat’taki bütün dostlarıma, kardeşlerime diyorum ki bu yürüyüş sadece bugün aktif görevde bulunan arkadaşlarımın yaptığı bir yürüyüş değil. Aktif görevde olsun olmasın partimize üye olsun olmasın bütün Türk milletinin ortak yürüttüğü bir büyük dönüşüm hareketidir. Beraber olduğumuzda birlik olduğumuzda, aynı hedefler için omuz omuza verdiğimizde birlikte ter döktüğümüzde hep netice aldık.”dedi.
    AK PARTİ
    HÜKÜMETİNİ
    ÇALIŞTIRMAK
    İSTEMEYEN GÜÇ ODAKLARI VARDI
    AK Parti hükümetini çalıştırmak istemeyen güç odakları olduğunu vurgulayan Bozdağ, şöyle devam etti: “Genel başkanımızın liderimizin, milletvekili listesinden isminin silindiği günleri hatırlarsınız. Tam seçime gideceğiz, AK Partinin aleyhine açılmış kapatma davasını 3 Kasım 2002 öncesi bunu çoğu insan bilmez ama seçimin tamda arifesinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı o dönemde kapatma davası açtı. Ankara’da sizin sayenizde iktidar olduk. Ondan sonrada zorlu yıllar başladı. Ankara’da AK Parti hükümetini yürütmek istemeyen, çalıştırmak istemeyen, planlarını, programları uygulamasına engel olmak isteyen, görünen, görünmeyen güç odakları vardı. Hatta Yaşar Nuri Öztürk, anlatıyor; seçimden sonra iyi ki AK Parti geldi demiş. Ekonomi berbat biz gelseydik baya sıkıntı olacaktı, şimdi yük bunların üzerine kalır ve bunlar bunun altından kalkamazlar diye sevincini ifade etti diye bir basın açıklamasında anlattılar.”
    FETÖ’NÜN
    TALİMATIYLA
    OPERASYONLARLA KARŞI KARŞIYA
    KALDIK
    FETÖ’nün talimatıyla operasyonlarla karşı karşıya kaldıklarını kaydeden Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “2010 yılında Anayasa oylaması yaptık, milletle yeniden buluştuk ve büyük bir değişimi orada gerçekleştirdik. 7 Şubat’ta Pensilvaya’dakibedduacıFettullahçı Terör Örgütü (FÖTÖ)nün talimatları ile yargı içerisinde yuvalanmış teröristleri ve polisteki teröristlerin eli ile MİT Müsteşarına dönük bir operasyonla karşı karşıya kaldık. Arkasından gezi hadiseleri, 17/25 Aralık hukuk darbesi, MİT Tırları darbesi baktığınızda bir sürü olay yaşandı ve en nihayetinde bir darbe teşebbüsü ile karşı karşıya kaldık. Bütün bunları hafızamızda yoklayıp getirdiğimizde şunu net görüyoruz, bu dönem bizim büyük sınamalarla geçirdiğimiz bu dönem.”ifadelerini kullandı.
    TÜRKİYE’DE BU
    KADAR OLAY
    YAŞANIRKEN LİDER TAYYİP BEY
    OLMASAYDI
    ÜLKENİN İSTİKRARI NASIL OLURDU
    “Türkiye’de bu kadar olay yaşanırken lider Tayyip Bey olmasaydı ülkenin istikrarı nasıl olurdu”diyen Bakan Bozdağ, “Eğer bu kadar olay Türkiye içerisinde yaşanırken ve Irak’ta 2003’den bu yana 14 yıldır iç savaş varken, Suriye’de 2011’den bu yana 6 yıldır bir iç savaş varken, PKK, DEAŞ, FETÖ gibi pek çok terör örgütleri Türkiye’ye saldırırken canımızı acıtmaya devam ederken Türkiye’de bu terör saldırılarından ve iç çatışmalardan kaynaklı pek çok problem varken, eğer tek başına güçlü bir AK Parti iktidarı olmamış olsaydı Türkiye’nin lideri Tayyip Bey değil de başka biri olsaydı veya koalisyonlar olsaydı, acaba Türkiye’nin istikrarı nasıl olurdu. Türkiye yaşanan bütün bu hadiselerden nasıl etkilenirdi, ekonomisi bugün bulunduğu yerde olabilir miydi ve Yozgat üniversitesine, şehir hastanesine, bölünmüş yollarına, hızlı trenine, havaalanına, toplu konutlar, doğalgaza ve daha pek çok hizmete kavuştuğu gibi Türkiye’nin illeri, insanları böylesi devası eserleri etrafında yanı başında görebilir miydi. Hamd olsun bütün bunlar karşısında istikrarlı bir Türkiye güçlü bir AK Parti yönetimini bütün olumsuzluklarla mücadele ederek, milletin ve devletin hukukunu her türlü hukukun üstünde tuta tuta bugünlere geldik. Türkiye’de istikrarlı dönemler oldu mu oldu. Atatürk dönemi istikrarlı dönemdir. Menderes dönemi istikrar dönemdir. Özel dönemi istikrar dönemidir. Şimdi Tayyip Erdoğan dönemindeyiz o da istikrarlı dönemi. Nerden çıktı bu istikrar sandıktan çıktı. Halk oyunu gördü ve bu sistemde çıktı. Ama dikkat ederseniz bu istikrarlı dönemin arkasından hep istikrasızlıklar gelmiştir, krizler, kargaşalar gelmiştir. “şeklinde konuştu.
    TÜRKİYE’DEKİ HALK OYLAMASINDAN
    SİZE NE
    Almanya, Hollanda ve diğer Avrupa ülkelerinin Türkiye aleyhine aldıkları kararın insan haklarına ilişkin sözleşmelere, hukukun evrensel değerleriyle asla bağdaşmayacak uygulamalar yaptıklarını vurgulayan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Türkiye’deki halk oylamasından size ne” dedi.
    Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bakın sistem değişikliği tartışması yaparken, Almanya, Hollanda, Avusturya, Danimarka, İsviçre Türkiye’nin aleyhine kararlar aldı ve insan haklarıyla, Avrupa Birliğinin değerleri ile kendi anayasada taraf oldukları insan haklarına ilişkin sözleşmelerle, hukukla hukukun evrensel değerleriyle asla bağdaşmayacak uygulamalar yapıyorlar. Görülmemiş bir dayanışma içerisinde bunu yapıyorlar. Türkiye’den oraya giden bakanlara ve bu anayasa değişikliğini halka ve oradaki vatandaşlarına anlatmak isteyenlere engel üzerine engel çıkarıyorlar. Türk toplumuyla, Tüm bakanların buluşmasına engel üstüne engel çıkarıyorlar. Kendi değerlerini rezil etme pahasına bunu yapıyorlar. Şimdi Hollanda’nın yaptığı şey, kendi milletini dünyada çok küçük küçük düşürmektir. Kendi devletini de dünyada çok küçük düşürmektedir. Hollanda hükümeti devletini ve milletini dünyada küçük düşüren bu uygulamayı bilerek yaptı. Bu uygulamayı yapmaktan imtina etmedi. Diğerleri de aynısını yapıyorlar. Peki, ben soruyorum, Türkiye’deki halk oylamasından size ne. Sizi ne ilgilendiriyor Türkiye’deki halk oylaması süreci. Biz kendi hükümet sistemimizi değiştireceğiz veya değiştirmeyeceğiz bunun kararını vereceğiz. Türk milleti kendi kararlarını verecek yetkinliğe sahiptir. Türkiye bağımsız devlettir. Dışarıdan yapılacak müdahaleler ile Türk devleti ve Türk milleti asla bir karar almamıştır bundan sonrada almayacaktır.
    Onun için diyorum ki Türkiye’ye ve Türk milletine kazandıracak bu tarihi adımı birlikte atmalıyız ve bu tarihi adımın güçlü bir şekilde atılması için hep beraber koşmalı, hep beraber çalışmalıyız. Yozgat’taki bütün teşkilat mensubu arkadaşlarımdan, bugüne kadar görev almış herkesten bugünkü teşkilat mensuplarından daha fazla çalışma ve gayreti beklediğimi özellikle ifade etmek istiyorum. Ben kendim bu davanın görevlendirilmiş adamıyım deyip bu meseleye sahip çıkan bildiği kadar, anladığı kadar, hatırının, nazının geçtiği her yere koşan ve oralarda bu meseleyi anlatıp en büyük desteği sağlamak için çalışanların olması. Ben bunu her seçimde yaptığınız gibi bu halk oylamasında da yapacağınıza yürekten inanıyorum ve sizlere güveniyorum.”
    YOZGAT’I HALK
    OYLAMASINDA İLK 5’İN İÇERİSİNE
    SOKMALIYIZ
    “Yozgat’ı inşallah halk oylamasında Türkiye’de en fazla evet diyen illerin başında ilk 5’te hep beraber sokmamız lazım.” diyen Bakan Bozdağ, “Diyorum ki biz ilk 5’e girecek bir potansiyele sahibiz. Yozgat’ta MHP’de var, AK Parti var. Saadet var, Büyük Birlik var. MHP evet diyor, AK Parti evet diyor, Büyük Birlik Partisi evet diyor, Saadet Partisinin tabanı da evet diyor. Öyle ise bu kadar evet diyenlerin birlikte olduğu bir yerde bizi beraber güçlü bir sonucu ortaya koymamız olağanüstü bir başarı değil mi? Onun için de diyoruz ki bütün farklılıkları bir tarafa hep beraber koymamız lazım. 15 Temmuz 2016 hain darbe teşebbüsü sırasında Yozgat’ın meydanında, ilçelerinin meydanında, hatta Ankara, İstanbul diğer illerin meydanlarında Yozgatlılar ki 134 tane şehidimiz var nasıl bütün siyasi farklılıkları bir tarafa bırakıp, milletin ve devletin geleceği, demokrasi ve hukukumuz için canı pahasına nöbet tuttuysa şimdi de aynı şekilde farklılıkları bir tarafa bırakıp sandığa sahip çıkma ve 16 Nisan’da sandıkları Evet’lerle doldurma vaktidir. Çünkü bu mesele bir parti meselesi asla değildir. Bu bir Türkiye meselesidir, bu bir millet meselesidir. Bu milletimizin ve devletimizin bekası, istiklali, istikbali, siyasi istikrarı ve geleceğimizin aha güçlü olması içindir. Onun için diyoruz ki bu işe beraber çok ciddi bir şekilde sahip çıkmamız lazım. Yozgat’ta biz güçlüyüz diye çalışmamazlık yapmamalıyız, güvenip yatana Allah vermez, koşarsak ter dökersek, çok çalışırsak, milletimizin gönül kapılarını tıklatırsak milletimizde bize duasıyla, rızasıyla oyu ile destek verecektir. Onun içinde vakit çalışma vaktidir, koşma vaktidir, ter dökme vaktidir ve herkesi birlikte bu ter mücadelesine davet ediyorum.”diye konuştu.
    ŞAHSİ YADA
    ŞAHISLARLA
    ALAKALI
    KIRGINLIKLARIMIZ OLMAMIŞTIR
    Bakan Bozdağ, sözlerini şöyle tamamladı: “Aramızda tabi kırgınlıklarımız olabilir. Zaman zaman bizim kırdığımız döktüğümüz olabilir. Yani hepimiz insanız sonuçta insansak hata da yaparız, yanlışta yaparız. İş yapan hata da eder yanlışta eder. Önemli olan bu süreçlerde bizim kasıtlı birbirimizi kırmamamız. Bazen içtihat hatası yaparsın kasıtlıda yapabilirsin. Ama bilmemiz lazım ki bütün bunların hepsi biz aynı hedefe hizmet ederken, aynı yolda koşarken, daha iyiyi arayışla ilgili bir şeydir. Şahsi ya da şahıslarla alakalı kesinlikle bir kırgınlık, dargınlık veyahut ta incitme olmamıştır. İnşallah bundan sonra da daha iyi arayışı için mücadelemizi elbette beraber yapacağız.

  • İstiklal Marşının kabulü ve Milli Şair  Mehmet Akif Ersoy için anma töreni

    İstiklal Marşının kabulü ve Milli Şair Mehmet Akif Ersoy için anma töreni

    Aydıncık Öğretmenevi Toplantı salonunda düzenlenen programa İlçe Kaymakamı Yavuz Akyol, Belediye Başkanı Ahmet Koçak, İlçe müdürleri ve vatandaşlar katıldı. Aydıncık Ortaokulu tarafından hazırlanan programda; “M. Akif Ersoy’ un İstiklal Marşını yazma öyküsü” konulu sinevizyon gösterisi, tiyatro ve oratoryo gösterileri sergilendi. Anaokulu öğrencileri tarafından İstiklal Marşının 10 kıtası okundu. İlçe Kaymakamı Yavuz Akyol, İstiklal Marşının Kabulünün 96. Yıldönümü nedeniyle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Akyol, “Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy bu şiirle bu marşla günümüze de atıfta bulunmuştur. İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy o kadar vatanperver bir insan ki tek kuruşuna dahi tamah etmeyip onunla milli zaferlere milli başarılara koşabilmek için devlete bağışlamıştır.İstiklal marşı yalnızca o gün ki şartlar için yazılmış değil, bundan sonrada olabilecek tüm düşmanlarımıza tüm savaşlara ve maruz kalabileceğimiz tüm fitnelere bir reçete ve ilaç olmuştur. Bu vesile ile Milli şairimizi şükranla anıyorum, rahmetle anıyorum, Onun döneminde bu marşı kabul etmiş yüce meclisimizin üyelerini, başta ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmetle, şükranla anıyorum.” diye konuştu.

  • Vali Yurtnaç: Köylerimizin  sıkıntıları giderilecek

    Vali Yurtnaç: Köylerimizin sıkıntıları giderilecek

    Köy odasında vatandaşlarla buluşan Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç ve beraberindekiler, burada köy halkı ve köyün sıkıntılarını dinledi.
    Esenli köyünün daha önceden belde olduğunu ve daha sonradan köy statüsüne düştüğünü hatırlatan Vali Yurtnaç, belediyelikten köy statüsüne düşen 27 köyün alt yapı çalışmalarını bitireceklerini söyledi. Bunun yanı sıra il genelinde ki tüm köylerde çöplerin il özel idaresi ve köylere hizmet götürme birliği vasıtası ile toplanacağını belirten Vali Yurtnaç, tüm köylerin özellikle alt yapı sıkıntılarının olduğunu, bunu takip ettiklerini ve sıkıntıların giderilmesi için çalışmaların başlayacağını belirtti.
    Vatandaşlarla uzun uzun sohbet ederek sıkıntılarını dinleyen Vali Yurtnaç daha sonra Bilal Şahin İlk ve Orta Okulunu ziyaret etti. LYS’de 120 soruda 115 net yapan 8. Sınıf öğrencisi Habibe Aydın’ı tebrik eden Vali Yurtnaç, başarılarının devamını diledi. Daha sonra Esenli köyü sağlık evi ve Bilal Şahin Kız Kuran Kursunu ziyaret eden Vali Yurtnaç, burada kurs öğrencisi bayanlarla sohbet edip, anneleri ile birlikte Kuran Kursuna gelen çocuklarla ilgilenerek oyuncak hediye etti. Vali Yurtnaç’ın ziyaretinden oldukça memnun olan köy halkı ise, il yöneticisinin sorunları dinlemek için vatandaşın ayağına gitmesinden dolayı çok mutlu olduklarını söylediler.

  • Bozdağ: Avrupa Adalet Divanının  başörtüsü kararı tuzun koktuğu yerdir

    Bozdağ: Avrupa Adalet Divanının başörtüsü kararı tuzun koktuğu yerdir

    Bakan Bozdağ, AK Parti İl Teşkilatı tarafından düzenlenen bir dizi toplantı ve ziyaretlere katılmak üzere geldiği Yozgat’ta basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Bozdağ, “Avrupa Adalet Divanının başörtüsü ile ilgili aldığı kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine, “Avrupa Adalet Divanının aldığı karar din ve vicdan hürriyeti, çalışma hürriyeti, insan haklarına ilişkin bütün uluslararası düzenlemeler ve AB değerlerinin katledilmesinden ibarettir” dedi.
    Adalet Divanının adaleti, hukukun evrensel ilkelerini ayaklar altına aldığını söyleyen Bozdağ, verilen kararla Avrupa Birliği değerlerinin çiğnendiğini, insanları inancı ile işi arasında tercihe zorlamanın demokratik bir hukuk devletine yakışmayacağını vurgulayarak şunları söyledi:
    “Büyük bir ilkelliktir, büyük bir çağ dışılıktır, Orta Çağ zihniyetinin 21. yüzyılda mahkeme eliyle hortlatılmasından başka bir anlam taşımamaktadır. Bugün bildiğiniz gibi Avrupa ülkelerinde ayrımcılık, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, İslamafobi ve Türkiye karşıtlığı gibi çok ciddi hastalıklar var. Bu hastalıklar serpici nitelikte, toplumun tamamını etkisi altına almış durumda ve siyasi iktidarlar dahi bundan etkilenip bu hastalıklara karşı sesini yükseltmek ve bu hastalıkları tedavi ile uğraşmak yerine bu hastalıkların yaygınlaşmasına yol açan eylem ve söylemler içerisine girmişlerdir. Bu son derece üzücü bir gelişmedir. Avrupa’nın geleceğini, Avrupa ülkelerinde yaşayan insanların geleceğini, demokratik hak ve özgürlüklerini de tehdit eden gelişmelerdir. İnsanların bu tür yaklaşımlar içerisinde olması bir dereceye kadar izah edilebilir, bunların belki tedavisi vardır, bir şeyler yapılabilir ama ana görevi bütün bu hastalıklara rağmen ve her türlü olumsuzluğa rağmen insan haklarını, adaleti ve hakkı ayakta tutmak olan Avrupa Adalet Divanı veya Belçika mahkemesi gibi mahkemelerin bu aşırılıklara pirim vermesi ve onlardan daha ileri kararlar alarak adaleti ve hukuku yok etmesi kabul edilemez. Bu tuzun koktuğu bir yerdir.”
    “Bu tür kararlar din ve vicdan özgürlüklerini yok edemez”
    Avrupa Birliği değerleri içerisinde insanların din ve vicdan hürriyetini herhangi bir insanın iş yerinde alacağı karara bağlamak ve bu karara hapsetmenin kabul edilemez bir durum olduğunu ifade eden Bozdağ, insan haklarının şahısların, kurumların veya devletlerin aldıkları kararlarla yok edilebilecek haklar olmadığının altını çizdi. İnsan olmanın gereği olan hakların olduğunu, mahkeme kararları ile de bu hakların değiştirilemeyeceğini, yok edilemeyeceğini ve kaldırılamayacağını belirten Bozdağ, “Ben Avrupa adına üzülüyorum, Avrupa Birliği adına üzülüyorum. Avrupa ortak hukukunu korumakla görevli olan bir Adalet Divanının verdiği karar, bu hukuku bombalamıştır.
    Onlar adına çok üzgünüm. Yoksa bu tür kararlar insanların din ve vicdan özgürlüklerini yok edemez, bu kararların böyle bir gücü asla yoktur. Ama Türkiye’ye her defasında demokrasi, insan hakları hukuku üstünlüğü dersi verenlerin Avrupa’daki demokrasinin, insan haklarının, hukukun üstünlüğünün ırkçıların, ayrımcıların, İslam düşmanlarının ve başkalarının inanç hürriyetine saygı göstermeyen radikallerin kabul ettiği kadar olduğunu göstermiş oldu bu karar” dedi.

  • Bakan Bozdağ’dan AB’nin  başörtüsü yasağına tepki

    Bakan Bozdağ’dan AB’nin başörtüsü yasağına tepki

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Twitter hesabı üzerinden AB Adalet Divanının aldığı başörtüsü yasağı kararını sert dille eleştirdi. Bozdağ açıklamasında, “Avrupa Birliği Adalet Divanı, AİHS, tüm insan hakları sözleşmeleri, AB değerleri ve evrensel hukuku yok sayan/çiğneyen bir karar vermiştir. AB Adalet Divanı; inancı gereği başörtülü bir Müslüman’ı işten çıkaran şirketi haklı bulan Belçika mahkemesi kararını hukuka uygun bulmuştur. Adalet Divanı kararına göre Avrupa’da işverenler, ‘iş yeri kuralı’ olarak başörtüsü yasağı koyabilecek/yasağa uymayanı işten çıkarabilecektir. Bilinmeli ki yazılı iş yeri kuralı ile başörtüsü yasağı, insan haklarının, din ve vicdan hürriyetinin, çalışma hakkının tartışmasız ihlalidir. AB Adalet Divanının insan hakları, din ve vicdan hürriyeti ve çalışma hakkını yok sayan/çiğneyen kararı bu gerçeği değiştirmez/değiştiremez” ifadelerini kullandı.
    İnsanları inançları ile işleri arasında tercihe zorlamayı ilkellik, zulüm olarak değerlendiren Bakan Bozdağ, şunları kaydetti:
    “AB Adalet Divanının aldığı bu yasakçı karar, din ve vicdan hürriyetinin, insan haklarının ve AB değerlerinin mahkeme kararıyla imhasıdır. Irkçılık, ayrımcılık, İslamifobi, yabancı düşmanlığı gibi aşırılık hastalıklarına kimi insanlar yakalanabilir; ama bunların tedavisi olabilir. Fakat her şeye/şarta rağmen adaleti/hakkı ayakta tutmak ve yaşatmakla görevli mahkemelerin bu hastalıklara yakalanması adaletin kıyametidir. İnsanları dini inançları ile işi arasında tercihe zorlamak, insan haklarına, AB değerlerine, hukuka ve adalete uygun değildir. İnsanları, inançları ile işleri arasında tercihe zorlamak, ilkelliktir, zulümdür, hukuku ve insan haklarını katletmektir. Görülüyor ki; Belçika mahkemesi de, AB Adalet Divanı da aşırılık hastalığına yakalanmıştır; insan haklarından uzaklaşıp ilkelliğe saplanmıştır. Belçika mahkemesi ve AB Adalet Divanı, Avrupa’da yükselen aşırılık hastalığına tutulup, hak ve adaletten vazgeçmiştir. Yazık, hem de çok yazık.”

  • Vali Yurtnaç, Emirci Sultan türbesini ziyaret etti

    Vali Yurtnaç, Emirci Sultan türbesini ziyaret etti

    Hoca Ahmet Yesevi’nin öğrencilerinden olan, 1194 yılında hocasının vefatı üzerine Yozgat’a gelen ve Osmanpaşa köyünde türbesi bulunan Emirci Sultan ziyaretçilerini bekliyor.
    EMİRCİ SULTAN
    OSMANPAŞA’YI ÖNEMLİ BİR KÖY KILIYOR
    Daha önce yaptığı görev nedeniyle Orta Asya’yı, Balkanları ve Kafkasları iyi bildiğini belirten Vali Yurtnaç, “Burada ki cami ve türbeyi görünce oralar aklıma geldi. Hoca Ahmet Yesevi’nin talebelerinden Emirci Sultan buraya gelmiş. Anadolu’da İslam’ın yayılmasında önemli bir görevi olmuş. Kitabesine göre aynı zamanda seyyidmiş. Burada bulunan insanların diğer yerlerde yaşayan insanlara göre bir artısı vardır. O da mübarek bir zatın burada türbesinin bulunması. Burada da bol bol dua etmek lazım” dedi.
    OSMANPAŞA’YI İÇ TURİZME AÇMALIYIZ
    Osmanpaşa’da böylesine mübarek bir zatın türbesinin olduğunun bilinmesi gerektiğini ifade eden Vali Yurtnaç, “Buradan gelip geçenlerin köyde böyle mübarek bir zatın yattığını bilmesi için belirgin bir tabela yaptırmak lazım. Böylesine mübarek bir zatın burada olması bu köye ayrımcılık yapmamızı gerektiriyor. Burasını iç turizme açacağız. Hoca Ahmet Yesevi’nin bir dalının burada olması bu köyümüzü daha hareketli ve daha öncü bir hale getiriyor. Hem manevi olarak hem de buraya gelecek olan ziyaretçilerle burasını zenginleştirmemiz lazım. Gelecek olan ziyaretçilerimiz de burasını hareketlendirecektir” diye konuştu.
    EMİRCİ SULTAN
    KİMDİR?
    Şeyh AhmedYesevî Hazretleri’nin halifelerindendir. Lakabı Şerefüddin olup, babasının adı Muhammed’dir. Emirci Sultan adıyla anılmaktadır. Doğum tarihi bilinmemektedir. Ancak on ikinci asrın ortalarında doğduğu tahmin olunmaktadır.
    Kaynaklarda ecdadının Veysel Karani Hazretleri’nin sohbetiyle şereflendiği ve duasını aldıkları kaydedilmektedir.
    638 (m. 1240) yılında Yozgat ilinin Osman Paşa bucağında vefat etmiştir.
    Tasavvuf terbiyesini AhmedYesevî Hazretleri’nden alan Şeyh Osman Efendi, dereceler aşarak hilafet almaya hak kazandı.
    Günlerden birinde AhmedYesevî Hazretleri’nin dergahına Çin’den tüccarlar geldi. Şeyhin huzuruna çıkıp, memleketlerinde bir ejderha türediğinden ve herkesi korkutup ülkede huzur bırakmadığından bahsettiler. Hazretin bu hususta kendilerine yardım etmesini istediler.
    Çinlilerin perişan hallerine bir müddet bakan AhmedYesevî Hazretleri, talebelerine dönerek; “Ejderi öldürmeye hanginiz gider?” diye sordu.
    Hepsi de; “Emir sizindir” diye cevap verdilerse de, az da olsa çekindikleri belli oluyordu. Şeyh Hazretleri düşünceye daldığı sırada Osman Efendi ileri atılarak, izin verildiği takdirde bu iş için gitmek istediğini söyledi.
    Şeyh Hazretleri de Osman’ın beline bir tahta kılıç kuşandırarak; “Yüce Allah yardımcın ve uğrun açık olsun” diyerek dua ettikten sonra kendisini gelenlerle birlikte yolcu etti.
    Osman Efendi Çin’e varıp ejderhayı öldürdü. Tekrar Yesevî dergâhına döndü. Bunun üzerine AhmedYesevî Hazretleri ona “Emîr-i Çin” lakabını verdi. Daha sonra da himmet buyurarak yüce makamlara ulaştırdı.
    AhmedYesevî Hazretleri’nin 1194 yılında vefatı üzerine Emir-i Çin Osman Efendi Türkistan’da duramaz oldu. Gönlü mürşidinin ayrılığı ile yanıyordu. Bir süre sonra, yani 1204 yılında, hocasının meşhur talebelerinden Avşar Baba, Şeyh Nusrat, Gaygay Dedi, Pir Dede ve Pertev Sultan gibi o da İslamiyet’i yaymak amacıyla Rum diyarına doğru yola çıktı. Talebesi İmad Sultan’la birlikte günlerce yol alıp, Anadolu’ya geldi ve Keykavus kalesi yakınlarında konakladı. O gece rüyasında Şeyh AhmedYesevî Hazretleri’ni gördü.
    Şeyh Hazretleri ona; “Bu yakınlarda bir köy vardır, halkı gelip geçen misafir yolcuları öldürürler. Onların irşadını ve yetişmelerini sana görev olarak verdim” buyurdu.
    Ertesi günü İmad Sultan’la birlikte o köye varıp misafir oldular. Köyde gösterdiği kerametlerle kısa zamanda köy halkının sevgilisi haline geldiler. Keçikıran adındaki bu köye daha sonra yerleştiler. Yaptırdığı bir zaviyede köylülere ve çevreden gelenlere vaaz ve nasihatle bulunmaya başladı. O sırada civardan geçmekte olan ve Selçuklu Sultanı tarafından Sivas’a vali tayin edilen Osman Paşa adında bir zat Osman Efendi’nin o yörede olduğu öğrendi ve kendisiyle görüşmek isledi.
    Görüştüklerinde kendisine hayran kalarak valiliği bırakıp talebeleri arasına katıldı. Kısa zamanda orada bir tekke yapılmasını sağladı. Tekkenin adına da “Osman Paşa” tekkesi denildi. Tekkede yıllarca talebe yetiştiren Emir-i Çin Osman Efendi Hazretleri 638 (m. 1240) yılında vefat etti. Kabri, tekkenin yanında yer alan türbesindedir. Yozgat’a bağlı Keçikıran köyü, bugün Osmanpaşa olarak anılmaktadır.