AK Parti Ar-Ge Başkan Yardımcısı Dr. Osman Coşkun’un merhum eşinin kardeşi Mehmet Çankaya, kısa bir süre önce yakalandığı kanser hastalığı sonucu yaşamını yitirdi. Ankara’da vefat eden üç çocuk babası Çankaya için Yozgat’ın Çayıralan İlçesi Aşağı Tekke Köyü’nde cenaze töreni düzenlendi. Merhum Mehmet Çankaya için Cuma namazına müteakip cenaze namazına kılındı. Coşkun, son yolculuğunda kayınbiraderi Mehmet Çankaya’ya olan vefa görevini yerine getirdi.
Coşkun’u bu acılı gününde Çayıralan Kaymakamı Şahin Demir, Belediye Başkanı Yasin Şahiner, AK Parti İlçe Başkanı Arif Akpınar, Yozgat Belediye Meclis Üyesi Zafer Özışık, İşadamı Hasan Doğruyol, daire müdürleri, ilçe ve köy halkı yalnız bırakmadı. Kılınan cenaze namazının ardından merhum Mehmet Çankaya, köy mezarlığına dualar eşliğinde defnedildi.
Kategori: Gündem
-

Coşkun’un acı günü
-

3 Mart Dünya işitme ve kulak günü
3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yapan Odyometrsit Harun Yılmaz, 3 Mart’ın tüm dünyada Kulak ve İşitme Günü olarak kutlandığını hatırlatarak, işitme problemi yaşayanların böylece duyarlı, bilgili her bireyin çözümün bir parçası olmasını sağladığını söyledi.
3 Mart’ın işitme dünyasındaki önemine işaret eden Yılmaz, şunları aktardı:
“Neden 3 Mart? Graham Bell’in annesi işitme engelliydi. Dedesi ve babası yıllarca işitme engellilerin iletişim kurmaları için çabalamışlardı. Babasının çalışmalarını devam ettiren Graham Bell’in amacıda işitme engellilerin iletişim kurmalarını sağlamaktı. Bu çabası sırasında telefonu icat etmiş oldu. İşitme engelliler için yaptığı çalışmalarından dolayı doğum günü olan 3 Mart kulak hastalıklarına ve işitme engellilere dikkat çekmek için kutlanmaya başlandı.
Tüm canlılar, yaşamlarını sürdürebilmek için diğer canlılar ve yaşadıkları biyolojik çevrelerle iletişim kurmak zorundadır. Arı, karınca gibi küçük canlıların kolonileri birbirleriyle iletişim kuramasalar o bilinen üretkenlikleri, hayran olunan işbirlikleri mümkün olmazdı. İnsanoğlu da bilinen tarihin ilk anlarından itibaren küçük ya da büyük gruplar halinde birbirleriyle iletişim içinde olmuşlardır. Böylece doğanın zor şartlarına rağmen yaşamlarını sürdürdükleri gibi her açıdan gelişerek bugünkü çağdaş toplumları oluşturmayı başarmışlardır. Çok daha kısa söylemek gerekirse iletişim yoksa yaşamda yok denebilir.”
İnsanoğlunun çeşitli iletişim yolları kullandığını hatırlatan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Ama hepimizin bildiği gibi insanlar için en etkili iletişim yöntemi konuşmayla olanıdır. Doğan her sağlıklı bebek ait olduğu, içinde yaşadığı toplumun dilini konuşmayı öğrenir. Peki nasıl? Dil öğrenmenin, konuşmanın ilk koşulu duymaktır. İşitmek, duymak için de sağlıklı kulağa gereksinim vardır. Sağlıklı doğan ve işitmesi iyi olan her bebek anadilini sorunsuzca öğrenir ve konuşur. Bu nedenle ülkemizde de 2004 yılında başlayan ve 2008 yılında tüm ülkeye yaygınlaşan yenidoğan işitme taraması programı üniversiteler, devlet hastaneleri ve özel hastaneler tarafından uygulanmaktadır. Doğumdan 12 saat sonrasında daha bebek hastanede iken ilk işitme taraması yapılmaktadır. 3. ayın sonuna kadar gereken tüm testler bitirilmeye çalışılır. Eğer bebekte işitme kaybı saptanırsa 6.ayını geçirmeden işitme rehabilitasyonuna başlanır. Böyle erken tanı ve yardım alan bebekler işitmesi normal olan yaşıtları gibi anadillerini sorunsuz öğrenir ve konuşurlar. 2 yaştan sonra saptanan işitme engellerinde rehabilitasyon yapılsa bile konuşma doğal olmayacaktır.
Olayı sadece işitme ve devamında konuşmanın sorunlu olması gibi dar düşünmemek gerekir.Bu çocuklarda iletişimin kötü olması nedeniyle psikolojik, sosyal gelişme de bozulmaktadır. Çocuk iletişimden kaçınmaya yaşıtlarından ve diğer insanlardan uzak durmaya, öğrenme sorunları yaşamaya başlamaktadır. Toplumun çekirdeği olan ailelere düşen sorumluluk çocuklarının kulak ve işitme sağlıklarını önemsemek, uygun tanı ve tedavi almalarını sağlamaktır. Sağlıklı iletişim içinde olabilen bireyler sağlıklı ve mutlu toplumları oluşturur.’’ -

Bozdağ, Kaldırımlar’dan Sakarya’ya Necip Fazıl Sempozyumu’na katıldı
Yozgat Valiliği, Yozgat Belediyesi, Bozok Üniversitesi ve Türkiye Yazarlar Birliği tarafından ortaklaşa düzenlenen “Kaldırımlar’dan Sakarya’ya Necip Fazıl Sempozyumu” sona erdi.
Yozgat Belediyesi Büyük Sinema Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen sempozyumun son gününe Adalet Bakanı Bekir Bozdağ başta olmak üzere Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, Yozgat Belediye Başkanı Dr. Kazım Arslan, Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey, fakülte dekanları ve çok sayıda akademisyen ile öğrenci katıldı. Kaldırımlardan Sakarya’ya Necip Fazıl Sempozyumu’nda üstadı tanıma imkanı bulduklarını söyleyen Bakan Bozdağ, “Necip Fazıl bizim medeniyet pınarımızın sürekli akacak büyük bir çeşmesidir. Bu çeşmeden kana kana içmek evlatlarımıza, çocuklarımıza, kana kana içirmek hepimiz için, ülkemiz ve milletimiz için büyük bir bereket olacaktır. Necip Fazıl’ları iyi tanıdığımızda geleceğimizi hem millet olarak hem de devlet olarak daha güçlü bir biçimde inşa edeceğimize yürekten inanıyorum. İstiklal Marşımızın ilk kelimesi ‘Korkma’dır. Neden ‘korkma’ diye başlar. Başka bir kelime ile neden başlamadı. Ona baktığımızda Türk toplumunun İstiklal Marşının yazıldığı yıllarda ve bu marşı yazan büyük fikir ve edebiyat insanının dava adamının yaşadığı hayatta ve bu hayatın öğrettiklerinde aramak lazım” dedi.
Adalet Bakanı Bozdağ, sempozyumun sonunda Nida Tüfekçi Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri tarafından hazırlanan Necip Fazıl Kısakürek resim sergisini gezdi. -

Bozdağ: Türkiye’nin bu sistemi değiştirmesi şarttır
Cumhurbaşkanlığı sistemini vatandaşa anlatan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “İnşallah atacağımız evet adımları ile ülkemiz daha güçlü bir geleceğe yürüyecek. Milletin, devletin bekası, evlatlarımızın bizden sonra gelecek torunlarımızın bu ülkede hür, bağımsız, güçlü, müreffeh içerisinde yaşamaları için Türkiye’nin bu sistemi değiştirmesi şarttır. Biz kendimiz için değil gelecek nesiller için bunu yapmak zorundayız. Bu tarihi bir adım, tarihi bir dönemeçtir. Onun için hep beraber siyasi istikrar, güçlü iktidar için ve yeni Türkiye’nin temellerini atmak için hep birlikte evet demeliyiz” dedi. Cumhurbaşkanlığı sisteminin ülkeye kazandıracakları hakkında açıklamalarda bulunan Bozdağ, “Bu sistem diyor ki, bundan sonra meclisteki milletvekillerini yine seçeceksin ama bunun yanında da ayrıca doğrudan Türkiye’nin hükümetini de siz seçeceksiniz. Bu referandumun özü budur. Millete sorulan ana soru, ‘Ey Türk milleti Türkiye’yi yönetecek hükümeti doğrudan seçmek istiyor musun, istemiyor musun?’ Hükümeti ben seçmek istiyorum diyorsak o zaman evet diyeceğiz, yok hükümeti ben seçmek istemiyorum, benim seçtiğim vekiller bunu belirlesin diyorsan o zaman hayır diyeceksin. Milletin önüne bir imkan konuluyor, millete yeni bir hak veriliyor, yeni bir yetki veriliyor, yeni bir güç veriliyor. Demokrasiye inanan herkes demokrasiyi kabul eden herkes millete tanınan hakkı milletin kabul etmesi için uğraşır, bu senin lehinedir diye uğraşır. Şimdi millete güç aktarılıyor, millete hak veriliyor, millete yetki veriliyor. Partiler çıkmış aman biz bu hakkı almayız, aman bu yetkiyi istemeyiz, aman bu gücü istemeyiz diyerek millete aktarılan gücün millet tarafından reddedilmesini istiyorlar. Anlaşılır gibi bir şey değil. Sevdiklerinize, saydıklarımıza, komşularınıza, kardeşlerinize, arkadaşlarınıza gideceğiz ve beraber Yozgat’tan güçlü bir eveti Ankara’ya da Avrupa’ya da, Amerika’ya da göndereceğiz. Milletimiz ve devletimiz için, yarınlarımız için, istikrarımız için, istikbalimiz için hür bir sesle evet diyeceğiz. Tek Türkiye için, tek devlet için, tek bayrak için, tek vatan için, demokrasi için, milli irade için, cumhuriyet için, büyük Türk milleti için, güçlü yasama için, güçlü yürütme için, daima istikrar için, daima millet iktidarı için evet mi, evet mi? Allah hepinizden razı olsun” şeklinde konuştu.
-

Bakan Bozdağ, Gazetecilerin sorun ve isteklerini dinledi
Bakan Bozdağ burada gazetecilerin sorun ve isteklerini dinledi. Hayri İnal Konağında düzenlenen programa Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, Belediye Başkanı Kazım Arslan, İl Jandarma Komutanı Albay Selçuk Yıldırım, Yozgat Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Ataman’da hazır bulunurken, Adalet Bakanlığı Basın Müşaviri Bilal Çetin’de toplantıda Bozdağ’a eşlik etti. Oldukça samimi bir ortamda gerçekleşen ziyarette Bakan Bozdağ, her ne kadar konuşulanların yazılıp çizilmesini istemese de gazetecilerin sorunlarını ve isteklerini dikkate alarak Vali Kemal Yurtnaç’tan da takip etmesini istedi. İlgili kurum başkanları ile telefonda görüşen Bakan Bozdağ, yerel gazetelerin sorunlarını ileterek, ilan ve reklam gelirleri konusunda ilçelerinde kanunda belirtilen esaslar doğrultusunda faydalanması gerektiğini belirtti.
YOZGAT AK PARTİ İKTİDARIYLA
YATIRIM VE
HİZMETLERE
KAVUŞTU
AK Parti iktidarı döneminde Yozgat’ın yatırım ve hizmetlere kavuştuğunu vurgulayan Bakan Bozdağ, “limize yapılan yatırımlar asla küçümsenemeyecek çok büyük yatırımlardır. Eğitimden sağlığa, tarımdan sanayiye pek çok alanda Yozgat’ımız hizmetlere kavuşmuştur. Eğer ülkemizde 2 şehirde bir yatırım yapılacaksa bunun mutlaka biri Yozgat’a da yapılmıştır. Üç ilde ya da beş ilde bir yatırım yapıldı ise bunun mutlaka biri de Yozgat’ımıza yapılmıştır.”dedi.
HAYAL EDİLEMEYEN PROJELERİ
GERÇEKLEŞTİRDİK
Yozgat’ta hayal bile edilemeyen projeleri gerçekleştirdiklerini kaydeden Bakan Bozdağ, “Şehrimiz Bozok Üniversitesine bizim dönemimizle kavuştu. Adeta bacasız fabrika olan üniversitemizin gelişimini hep birlikte sağlıyoruz. Yine Yozgat’ımıza fiziki ve genel durumu bakımından son derece modern bir hastaneyi hizmete soktuk. Avrupa standartlarının üzerinde olan hastanemizde insanlarımız artık hizmet standardının daha iyi en iyisi olmasını istiyor. Hızlı tren konusunda hiçbir sıkıntı yok. Güzergahlarda çalışmalar devam ediyor. Tarım ve hayvancılık konusunda bölgemize önemli yatırımlar yapıldı ve yapılmakta. 2005 yılında kurulan Devecipınar Damızlık Üretim Çiftliği ülkemizde damızlık düve piyasasını belirler hale geldi. Et Süt kurumu tesisi bölgemiz hayvancılığının gelişmesinde büyük önem taşıyor. Yine 3 bin kişilik cezaevi projesinde sona gelindi. Yerköy ve Boğazlıyan İlçemizde yapılacak olan cezaevi, yine Yerköy İlçemize yapılması planlanan yeni hastanemiz önemli hizmetlerdir. Elbette cezaevi yapılmasıyla övünmüyoruz ama buraya yapılan cezaevinde en az bin kişi istihdam edilecek.
Diğer unsurları da düşündüğümüzde ekonomik anlamda şehrimize büyük katkı sağlayacak. Diyanet eğitim merkezimiz, adli tıp kurumuzda önemli yatırımlardır. Hava alanı ve 2 Organize Sanayi Bölgemizin faaliyete geçmesiyle Yozgat ekonomik ve sosyal anlamda büyük bir ivme kazanacaktır. ”diye konuştu.
HİÇ BİR PROJEMİZ YARIM KALMAMIŞTIR
Eskiden başlanılan ve çürümeye terk edilen projelerin AK Parti iktidarları döneminde tamamlandığını söyleyen Bakan Bozdağ,”1990’lı yıllarda temeli atılan yarım kalan ve çürümeye terk edilen pek çok projeler bizim iktidarımız döneminde tamamlanmıştır. Rehabilitasyon Merkezi, Emniyet Müdürlüğü binası, Yozgat Kadın Doğum Hastanesi ve daha sayamadığımız pek çok projeyi AK Parti iktidarı döneminde tamamlanarak hizmete açılmıştır. Yapılan hizmetleri kimse görmezden gelemez. Yozgat gazetelerinde yapılan hizmetler yeterince yer almadığı için vatandaşlarımız tam anlamıyla vakıf olamıyor. Ama bir gerçek var oda Yozgat’ımız her alanda yatırım ve hizmetlere AK Parti iktidarları döneminde kavuştu.”ifadelerini kullandı. -

Bozdağ: Alman Siyasetçiler,Tavır Geliştirmezse Sayın Merkel Bile Konuşacak Yer Bulmakta zorlanabilir
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, memleketi Yozgat’ta, geçtiğimiz günlerde Almanya’nın Gaggenau kentinde katılacağı ve konuşma yapacağı toplantının iptal edilmesine ilişkinaçıklamalarda bulundu. Türkiye’nin Adalet Bakanı’nın Almanya’da konuşturulmamasının, Alman demokrasisine ve insan haklarına aykırı olduğunu vurgulayan Bozdağ, “Çok açık bir biçimde Alman hükümeti, bu belediyenin yaptığı, eğer öyle kabul ediyorlarsa, tavrı kınamamıştır. Yanlış bulduğunu ifade etmemiştir. Ben buradan Almanya’ya çağrıda bulunuyorum. Eğer Türkiye’de toplantı yapmak isteyen bir Alman siyasetçi varsa buyursun, gelsin. Türkiye’de dilediği gibi toplantı yapsın. Türkiye’nin neresinde istiyorlarsa gelsinler, burada diledikleri şekilde toplantı yapsınlar. Aynı şeyi onlar söyleyebiliyorlar mı? Söyleyemiyorlar. Söyleyebileceklerini ben, zannetmiyorum” diye konuştu.
“DEMOKRASİNİN DÜŞMANI OLAN
HASTALIKLAR
ALMANYA’DA HIZLA YAYILMAKTADIR”
Almanya’da katılacağı etkinliğin iptal edilmesinin, faşist ve demokratik değerlerin çiğnendiği bir uygulama olduğunu dile getiren Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, şunları söyledi: “Irkçılık, yabancı düşmanlığı, ayrımcılık gibi AB’nin üzerinde yükseldiği değerlerin düşmanı olan hastalıkları, demokrasinin düşmanı olan hastalıklar Almanya’da hızla yayılmaktadır. Bugün Türk Adalet Bakanı’na yapılan haksızlık karşısında susan Alman siyasetçiler, ülkelerinde sürekli artan aşırıcılık karşısında tavır geliştirmezlerse bu anlayış, Almanya’nın her bir tarafını tuttuğu zaman Sayın Merkel, bile konuşacak yer bulmakta zorlanabilir. Aşırılıklara karşı demokrasiyi, insan haklarını, hukuku korumak hepimizin görevidir. Bize yapılan uygulama; faşist ve demokratik değerlerin çiğnendiği bir uygulamadır. Alman anayasasının, Almanya’nın taraf olduğu İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ayaklar altına alınması demektir. Hukuk devletinin çiğnenmesidir. Türk toplumunun toplanma hakkının, engellenmesidir. Orada bulunan Türk toplumu ve Adalet Bakanının kendini ifade edebilmesinin engellenmesidir. Almanya’nın geçmişindeki hastalıkların yeniden depreştiğini görmekten büyük üzüntü duyduğumuzu burada ifade etmek isterim” dedi.
Hollanda’nın tutumu hakkında da açıklamalarda bulunan Bakan Bozdağ, ‘Bu aşırıcılık her yerde yayılıyor.Hollanda’da yayılıyor, Almanya’da da var başka yerlerde de yayılıyor. Bu hukuk devletinin, demokrasinin ve Avrupa Birliği ile Avrupa Konseyinin üzerinde yükseldiği değerlerin düşmanıdır. Aşırıcılığa karşı ortak tutumu, hepimizin geliştirmesi lazım.Avrupa’nın pek çok ülkesinde seçimler var. Seçimlerde maalesef Türkiye aleyhtarlığı üzerinden, aşırıcılara şirin gelecek açıklamalar yapıyorlar. Türkiye karşıtlığı üzerinden oy devşirmeye çalışıyorlar. Bu şekilde seçim çalışması yürütenler büyük bir hata işliyorlar. Oradaki seçimlerde Türkler oy kullanmayacak. Kendi vatandaşları oy kullanacak, kendi vatandaşlarını seçecekler. Türkiye’yi bu seçimlere alet etmeleri onlara hiçbir fayda vermez, vermeyecektir de. Türkiye’de ki referandum sürecini etkilemek için Almanya’da ve yurt dışında bulunan vatandaşlarımızın evet oyu kullanmalarını engellemek için çaba gösterenlere, boşuna çaba gösteriyorsunuz. Türk milleti oy verirken yabancı devletlerin iradelerine bakmaz.16 Nisan’da bu millet onlara cevabını verecektir.”dedi.
BAYKAL’IN
PROGRAMININ
ENGELLENECEĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM
Bozdağ, CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal’ın da Almanya’da Hayır propagandasıyla ilgili katılacağı programla ilgili şunları söyledi: “İnşallah iptal etmezler, Sayın Baykal bir siyaset devlet adamı, Türkiye’de siyaset yapan, Anayasal ve yasal düzene bağlı, meşru siyaset yapan herkesin, her yerde propaganda yapması konuşması, demokratik bir haktır. Sayın Baykal’ın konuşması da öyledir. Umarız Sayın Baykal’ın konuşmasını engellemezler. Ben engelleyeceklerini de düşünmüyorum, çünkü geçenlerde HDP’li bir vekil ile CHP’li bir vekil Almanya’da bir toplantı yaptı, onların toplantısına izin verdiler. ‘Hayır’ çalışması yapanların toplantılarına, onların toplantılarını organize edenlerin çalışmalarına ve bu ‘hayır’ toplantılarında konuşanların kendilerini ifade etmelerine bugüne kadar bir engel çıkarılmadı, bundan sonra da çıkarılacağını da zannetmiyorum. Çıkarılmamasını da doğru buluyorum, bunu açıklıkla da ifade etmek istiyorum.”
TERÖRİSTLER
ALMANYA’DA
CİRİT ATIYOR
Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu Almanya’nın Türkiye’deki referandum sürecine nereden baktığını ve bu olayların nereden görmek bakımından önemli, Almanya ayrıca Türkiye aleyhine çalışan herkesi himaye eden bir tutum içerisinde. PKK terör örgütü mensupları Almanya’da cirit atıyorlar, FETÖ mensupları Almanya’da cirit atıyorlar, darbe yapan askerlerden ve darbecilerden bazıları Almanya’nın himayesi altında, şöyle bir fotoğraf çıkıyor ortaya kim Türkiye devletine düşmanlık ediyorsa, kim Türkiye devletine terör dahil darbe dahil yasaların suç saydığı eylemleri yapıyorsa Almanya’da himaye görüyor. Bunu çok net bir şekilde hep görüyoruz, ifade de ediyoruz. Bundan sonra da ifade etmeye devam edeceğiz.
SUÇLULARI HİMAYE ETMEK ZARAR VERİR
Suçluları himaye etmek, sadece bir devletin aleyhine suç işliyorlar diye onlara kucak açmak hukuk devletine, demokrasiye, insan haklarına yakışmaz. Almanya ile Türkiye’nin kadim ilişkileri ve dostluğuna da yakışmaz. BuAlmanya’ya bir fayda da vermez. Onlara da zarar verir.” -

Bozdağ: Baykal’ın kararını önemsiyorum
Sorgun’da Sağlık-Sen Yozgat Şubesi İl Divan toplantısına katılan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, toplantı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bozdağ, bir gazetecinin eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın Almanya’daki “Referanduma Hayır” toplantısını iptal ettiğini hatırlatması üzerine, “Sayın Baykal’ın iptal gerekçesi, tabi nedir tam bilemiyorum. Ama Türkiye Adalet Bakanına yapılan bu haksız ve keyif uygulamaya karşı bir tutumsa takdire şayan bir tutumdur. Şuanda Almanya’da ve başka ülkelerde referandum sürecinde ‘Hayır’ çalışması yapanlara dönük herhangi bir kısıt söz konusu değildir. Bildiğiniz gibi daha önce CHP’li bazı milletvekilleri, HDP’li bazı milletvekilleri birlikte bazı programlar yaptılar. Değişikli yerlerde şuanda ‘Hayır’ etkinlikleri yapılıyor. Bunların herhangi birinde bugüne kadar yaşanmış bir engelleme söz konusu değildir. Sayın Baykal’ın da programında engelleme söz konusu değildir. Buna rağmen Sayın Baykal’ın iptal etmesini ben önemsiyorum” dedi.
“İptal kararı belediyenin doğrudan iradesi ile aldığı bir karar değildir”
Almanya Belediyeler Birliğinin aldığı kararı da değerlendiren Bakan Bozdağ, “Almanya’daki yapacağımız buluşmanın bilgilendirilmesi 27 Şubat Pazartesi günü yapıldı. Belediye o gün biliyor, polis biliyor. Ve buna göre ilanlar yapılmış, davetler yapılmış. Herkes olayın farkında. Çarşamba günüde belediye yetkilisi, bir polis yetkilisi, bir de organizasyonu yapanlarından birisi ortak tutanak imzalıyorlar. Toplantının ne kadar süreceği, kaç kişi geleceği, sorumluluklarını içeren bir tutanak imzalıyorlar. Ve ertesi günü saat 19.00’da toplantı yapılacak. Bütün programdan önceki bu gelişmeler, belediyenin toplantıyı engellemek gibi bir iradeye sahip olmadığını gösteriyor. Aksine toplantının yapılması için gerekli çalışmaları yapıyor. Ancak toplantının yapılacağı gün, belediye o güne kadar tutumundan farklı bir tutum sergiliyor ve toplantıyı iptal ediyor. Bu şunu gösteriyor. Belediyeyi aşan bir karar belediyeye toplantıyı iptal ettirmiştir. İptal kararı belediyenin doğrudan iradesi ile aldığı bir karar değildir. Belediyeye aldırılmış bir karardır. Benim gördüğüm belediyenin iradesi ile iptal edilmediğidir. O iradeyi etkileyen başka bir irade olduğudur. Burada tartışma yok. Nitekim Sayın Merkel’in ‘Bizim etkimiz yok, bu konuda belediyeler yetkilidir.’ Dün Belediyeler Birliği bir açıklama yaptı, ki bu da tam beni doğruluyor. Benim Almanya’da gördüğün şey şu; Evet’e dönük çalışmalara büyük engel çıkartıyor. Çalışma yaptırılmıyor. Ben Türkiye’nin Adalet Bakanı olarak Türk toplumunun yaptığı bir organizasyona katılamıyorum. Orada hitap edemiyorum. Evet lehine propaganda yapamıyorum. Başka bakanlar için de söz konusu. Bakın bir bomba ihbarı yapıldı. Bu tamamen senaryo. Benim toplantımı yapanların terörle, şiddetle uzaktan yakından bir alakası yok. Aksine teröristleri himaye eden Almanya hükümetidir” dedi.
Bir gazetecinin “Kılıçdaroğlu’nun ’82 Anayasası’na hayır dedik, bu anayasaya da hayır diyeceğiz’ sözünün nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna Bozdağ, “ 82 Anayasası’na hayır dedi mi demedi mi bilemiyorum. Beyan esastır. Kendisi öyle diyorsa ona itibar etmemiz lazımdır. Ama bugün söylediği ile o gün yaptığı tam çelişiyor. Yani o gün 82 Anayasası’na hayır dediyse Sayın Kılıçdaroğlu, bugün 82 Anayasası’nda en köklü değişikliği yapan bu reforma, anayasa değişikliğine neden hayır diyor. Evet demesi lazım.
Çünkü şuanda hayır demek 82 Anayasası’nın değişmemesine direnmektir.
O zaman hayır diyen Kılıçdaroğlu, bugün bütün parti teşkilatları ile gecesini gündüze katarak 82 darbe anayasası değişmesin, değiştirilmesin, aman darbeciler yerinde dursun diye mücadele diyor. Bu büyük bir çelişkidir. Bu bir akıl tutulmasıdır. Sayın Kılıçdaroğlu hayırını izah ederken, 82 Anayasası’na hayır diyen irade, 82 Anayasası’nın noktasına, virgülüne değiştirilmesin diye mücadele ediyor. Bu samimiyetsiz bir yaklaşımdır” cevabını verdi. -

AK Partili Soysal: Ülkemizin geleceği için “evet” diyoruz
Milletvekili olduğu günden bu yana hafta sonlarını sürekli memleketi Yozgat’ta geçiren AK Parti Yozgat Milletvekili Ertuğrul Soysal, Yerköy İlçesi ve Sekili köyünde işletme ve fabrikaları ziyaret ederek işçi ve işletme sahiplerinin sorun ve isteklerini dinledi.
16 Nisan’da yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı Sistemi ve Anayasa Değişikliği Referandumunda neden “evet” demeleri gerektiği hakkında bilgi veren Milletvekili Soysal, şunları kaydetti: “Ülkemiz AK Parti İktidarı döneminde Cumhuriyet tarihinde görülmemiş yatırım ve hizmetleri gördü. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye her alanda olduğu gibi ekonomik ve sosyal alanda da Avrupa standartlarını yakalayarak üzerinde bir konuma geldi. Tabi bu durumu çekemeyen iç ve dış güçler ülkemizin bu kalkınmasını ve bu gelişmesini durdurmak için şer odakları ile ittifak halinde akla hayale gelemeyecek eylemlerde bulundu. 17-25 Aralık Darbe girişimi bunun için bir başlangıç oldu. bu emellerinde başarılı olamayan FETÖ ve diğer yandaş örgütler hepsi birlikte hareket ederek ülkemizde bir kaos ortamı oluşturmaya çalıştı. İşte bu durumların bir daha yaşanmaması için Referandumda “evet” demeliyiz.” dedi.
15 TEMMUZ FETÖ DARBESİ ÖNCEKİ DARBELERDEN
FARKLIDIR
15 Temmuz FETÖ Darbesinin diğer darbelerden farklı olduğunu vurgulayan Soysal, darbenin hedefinde hükümet ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan olduğunu ve haince saldırı düzenlendiğini ifade etti. 15 Temmuzun bir demokrasi zaferi olduğunu kaydeden Soysal, “ Bu zafer, herhangi bir kesimin veya partinin değil, tüm milletindir. Hepimizindir. Tarihimizde yaşanan darbeler hepimizin malumudur ve istisnasız hepsi ülkemize büyük zarar vermiştir. Ancak 15 Temmuzda yaşanan başarısız darbe girişimi, önceki darbelerden ve darbe girişimlerinden çok ötede bir farklılık göstermiştir. Milli bütçeden maaş alan, silah ve teçhizat tedarik eden bir grup üniformalı FETÖ’cüterörist, düşmanca bir tavırla silahlarını milletimize doğrultmuştur. Hain ve alçak saldırılarda 300’e yakın vatandaşımız şehit oldu, 2 Bin 185 vatandaşımız ise yaralandı. Hain darbe girişimi başarılı olsaydı bugün ülkemizin durumu içler acısı bir durumda olurdu. O yüzden ülkemizde bu gibi durumların yaşanmaması için ve istikrarın devam etmesi için “evet”demeliyiz.”diye konuştu.
YOZGAT AK PARTİ İLE YATIRIMLARA,
HİZMETLERE
KAVUŞTU
Yozgat’ın AK Parti iktidarları döneminde yatırım ve hizmetlere kavuştuğunu söyleyen Soysal, ”AK Parti ile ilimiz yatırımlara kavuştu. Bozok Üniversitemizle başlayan, adliye sarayımızla devam eden yatırımlar, hızlı tren, 475 yataklı şehir hastanemiz, adli tıp kurumu, yaklaşık 3 Bin 800 kişilik cezaevi, diyanet eğitim merkezi, havaalanı ve daha sayamadığımız pek çok projemiz AK Parti iktidarları döneminde gerçekleşti ve gerçekleşmeye devam ediyor. Bu projeler sadece Yozgat’ımıza değil ülkemizin dört bir tarafında da devam ediyor. Yatırımların, hizmetlerin devam etmesi için, gerçek demokrasi için istikrar için 16 Nisan Referandum seçiminde “evet” demeliyiz.”ifadelerini kullandı. -

Fidanlar toprakla buluştu
Vergi Haftası etkinlikleri kapsamında Yerköy Vergi Dairesi Müdürlüğü fidan dikimi gerçekleştirdi. Vergi Dairesi Müdürü Hakan Albaklı, Vergi Dairesi Personeli, 80 Yıl Ortaokulu Öğretmen ve Öğrencileri ile birlikte Okulu’nun bahçesindeki alana çam fidanı dikimi gerçekleştirdi.
Yerköy Vergi Dairesi Müdürü Hakan Albaklı vergi vermenin ve ağaç dikmenin kutsal olduğunu söyledi. Albaklı, kurum çalışanlarının ve öğrencilerin fidan dikimine katılmasının mutluluk verici olduğunu dile getirdi.
Gelecek nesillere yeşil ve yaşanabilir bir çevre bırakmak için fidan dikimini gerçekleştirdiklerine dikkat çeken Albaklı, Vergi ödemenin ve fidan dikiminin kutsallığına inanmış bir medeniyetin, kültürün üyeleri olarak, okulumuzun bahçesine çam fidanı diktik.
Personelimiz, Öğretmenlerimiz ve Öğrencilerimizle birlikte toprakla fidanları buluşturduk” dedi. -

“Kaldırımlar’dan Sakarya’ya Necip Fazıl Sempozyumu”
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan sempozyum üstadın kendisinin seslendirdiği Gençliğe Hitabe dinletisiyle devam etti. Daha sonra konuşan Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç eğitimde kaliteyi artıracaklarını belirterek,”Eğitimde kalite dediğimizde ilk aklımıza gelen, fiziki olarak binaların güzelliğidir. Diğer taraftan öğrencilerimizin okuldaki başarısının artması, güzel lise ve üniversitelere kayıt olmasıdır. Ancak bir şeyi ihmal ettiğimizi düşünüyorum, gençliğimizin kimlik ve kişiliklerinin inşası. Bu düşünce ve bu dert sempozyumun oluşmasına vesile olmuştur. Bu maksatla 2017 yılını Yozgat genelinde Necip Fazıl Kısakürek yılı ilan ettik”dedi.
Necip Fazıl’ı konuşmanın, yazmanın hatta düşünceleri bile ifade etmenin zor olduğu karanlık bir dönemde konuşmalarıyla söyledikleriyle ve kalemiyle, bir nesile ışık tutan büyük bir isim olduğunu dile getiren Yozgat Belediye Başkanı Kazım Arslan ise,”Bugün dava adına ve Türkiye’nin aydınlık geleceği adına bir şeyler konuşulabiliyorsa bunda Necip Fazıl Kısakürek ve aynı dönemde bu mücadeleyi veren yazarların, düşünce, fikir ve edebiyat adamlarının büyük bir önemi vardır.” ifadelerini kullandı.
47 üniversiteden 100’e yakın akademisyenin katıldığı sempozyumda 24 ayrı oturumda 96 bildiri ile Necip Fazıl’ın düşünce dünyası, mirası, kavgası, edebiyatı ve davası ele alınacak. -

Bozdağ: Almanya’nın bu skandal kararı bir faşist uygulamadır
Malatya Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği ‘Gençlerin gözüyle Yeni Cumhurbaşkanlığı Sistemi ve Anayasadaki değişikleri sempozyumuna katılan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Almanya’nın Gaggenau kentinde iptal edilen programı ile konuştu. Avrupa gezisi sırasında Türk toplumu ile buluşmak üzere Almanya’ya geçeceği sırada programın iptal edildiğini öğrendiğini belirten Bakan Bozdağ, “Zira bölgede yaşayan Türk toplumunun oluşturduğu organizasyon heyeti belediyeye toplantı için bildirimde bulunmuş. 27 Şubat’ta yer tutulmuş gerekli hazırlıklar yapılmış hatta perşembe belediye yetkilisi ile polis ve organizasyon adına ortak bir tutanağa da imza atmışlar. Ama maalesef toplantıya saatler kala bütün bunları yapan belediye otopark yetersizliği gibi sudan bir bahane ile buluşmayı engelleyen bir kararı almıştır” diye konuştu.
“Bu belediyeyi aşan skandal bir karardır”
Otopark sorununu bahane eden Alman yetkililerinin bir gün önce toplantı yeri için tutanak imzaladığını belirten Bozdağ, “Toplantıya kimlerin, kaç kişinin katılacağı günler öncesinde belliydi. Ama buna rağmen saatler kala belediye aldığı bir kararla toplantıyı iptal etti. Çok net bir şekilde görülüyor ki bu belediyeyi de aşan skandal bir karardır. Diplomatik nezakete aykırı bir karardır. Her daim demokrasi, hukuk devleti hukukun üstünlüğü diyen ve kendisi dışındaki herkesi demokrasi özürlü insan haklarına riayet etmemekle suçlayan Almanya yetkilileri, Türk toplumunun insan hakları sözleşmesinin evrensel hukukun temel ilkesi olan toplanma hakkını ihlal etmiştir. Toplanma hakkına engel olmuştur. İnsan haklarının, hukuk devletinin en önemli unsurlarından birisi ifade özgürlüğüdür” diye konuştu.
Türk toplumunun çağırdığı bir hatibin kendisini demokratik bir ülkede özgürce ifade etme hakkı olduğunu bununda hem Almanya Anayasası hem de Türkiye ve Almanya’nın da taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle de teminat altına alındığını belirten Bakan Bozdağ, “Ama ne oldu? ifade hürriyeti engellendi. Siz hani demokrattınız, hani siz insan hakları denildiği zaman onu başımızın üstünde taşıyoruz diyordunuz. Hani siz ifade özgürlüğü diye diye her gün Türkiye’yi suçluyorsunuz. Peki bu yaptığınız demokrasinin hangi kuralına uyar” ifadelerine yer verdi.
“Suç işleyen kim varsa Almanya bugün onların sığınağı olmuştur”
Teröristlerin her türlü ifade hürriyeti özgürlüğünün Almanya’da var olduğunu kaydeden Bozdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“PKK, FETÖ, DHKP-C terör örgütü üyeleri Türkiye’nin aleyhine suç işleyen kim varsa Almanya bugün onların sığınağı olmuştur. Darbeyi yapanlar oraya kaçıyor. Türkiye’nin aleyhine suç işleyen herkes oraya kaçıyor. Demokrat nasıl olunur 15 Temmuz’da Türk milleti bütün dünyaya gösterdi. Demokrasi nasıl müdafaa edilir gösterdi. Dünyada pek çok demokratik ülke var. Malatya’dan soruyorum, hangi ülkenin demokrasisine, hukukuna, milli iradesine seçilmiş Cumhurbaşkanına, meclisine silahlı han bir darbe girişimi olduğunda helikopterlere savaş uçaklarına otomatik silahlara göğsünü gerip demokrasiye öylesine sahip çıkar? Türk Milleti hukukun üstünlüğüne, Cumhuriyete ölümüne sahip çıkmıştır. Eğer başka bir millet demokrasiye ve hukuka yapılan saldırı karşısında Türk milletinin verdiği destansı mücadeleyi vermiş olsaydı başka ülkeler parlementoları, Birleşmiş Milletler dahil insan hakları örgütleri yöneticileri bu millete ne kadar nişan ne kadar varsa hepsini vermede sıraya girerdi. Peki Türk milletini takdir ettiler mi, etmediler. Etseniz ne yazar etmeseniz ne yazar. Bu millet demokrasisine her şeye rağmen bundan sonrada da sahip çıkmaya devam edecektir.”
“Almanya’da hala bazı zihinlerde ideolojik Berlin duvarı var”
Almanya’nın bu skandal uygulamasının tam anlamıyla bir faşist uygulama olduğunu belirten Bakan Bozdağ, “Biz Berlin duvarının yıkılalı çok olduğunu biliyorduk ama görüyoruz ki Almanya’da hala bazı zihinlerde ideolojik Berlin duvarları var, yeniden inşa ediliyor. İslamofobi, ayrımcılık, yabancı düşmanlığı, ırkçılık büyüyen büyük hastalıklardır. Bu Avrupa Birliğinin de Avrupa Konseyinin de üzerinde yükseldiği değerlerin reddi inkarı anlamına gelir. Bugün Almanya’da, Avrupa’nın birçok yerinde değer olarak görülen yabancı düşmanlığı bütün demokratik değerlerin düşmanıdır. Demokrasiyi yok edecek büyük hastalıktır. Ben Almanya’da demokrasiye inanç hürriyetine, ifade özgürlüğüne sonuna kadar inanan, ayrımcılığa hayır diyen, İslamofobiye karşı çıkan aklıselim büyük bir kesimin, büyük bir demokrat grubun da olduğuna yürekten inanıyorum. Ve onlara da sesleniyorum. Oradaki siyasetçilere de sesleniyorum. Irkçılık, ayrımcılık, İslamofobi, yabancı düşmanlığı gibi huzurun, barışın, kardeşliğin, birliğin, insan haklarının, hukukun düşmanı olan bu hastalıklara karşı ses yükseltilmezse, tavır konulmazsa bu hastalık serpici bir hastalıktır sessiz kalanları da hasta eder. Bugün aykırı seslere karşı sesini yükseltmeyenler doğru şeyleri söyleme konusunda kendi doğrularını ifade konusunda dahi ses veremez hale gelirler. Bütün herkesi bu gibi konularda demokrasinin hukuk devletinin yanında yer almaya davet ediyorum” dedi.
Almanya’da teröristlere ifade özgürlüğü tanındığının altını çizen Bozdağ, “Türkiye’nin adalet bakanının ifade hakkı yok mu? Teröristlerin ifade hakkı var, onların hürriyeti var, onlara ifade hakkı verilmediği zaman bütün insan haklarına ilişkin örgütler, uluslararası raportörler hepsi açıklama yapıyor. Peki şimdi var mı konuşan? Yok. O zaman başka şeyler var işin arkasında ama her ne olursa olsun Türkiye yoluna devam edecektir” şeklinde konuştu.
“Türk yargısı Alman yargısından daha bağımsız bir yargıdır”
Türkiye’de yargının bağımsız olduğunu ifade eden Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Milletin yargısıdır görevini Anayasa ve kanunlarına uygun vicdani bir kanaatle yerine getirir. Türkiye’de suç işlediği iddia edilen birisi ister Türk vatandaşı olsun ister Alman vatandaşı olsun ister başka bir ülke vatandaşı olsun kanun önünde eşitlik ilkesi neyi gerektiriyorsa, dosya ve delil durumu neyi gerektiriyorsa Türk yargısı ona göre karar verir. Türkiye’de herhangi biri tutuklandığı zaman yargı bağımsız değil, yargı siyasi karar veriyor, yargı hükümetin emrinde diye açıklama yapıyorlar. Almanya’da katiller geziyor teröristler geziyor, darbeciler geziyor bunları bize iade eden bakın suçları da sabit dediğimiz zaman bizde yargı bağımsız. Türkiye’ye gelince yargı bağımsız değil kusura bakmayın Türk yargısı Alman yargısından daha bağımsız bir yargıdır” dedi.
Türkiye’de verilen kararların hukuki kararlar olduğunu kaydeden Bakan Bozdağ şöyle devam etti:
“Terör örgütü propagandası, üyeliği, Türkiye aleyhine suçlanan suçlar varsa, buna dair deliler varsa yargının yapacağı bir şey yok, kanuna uymaktan ve kanunu uygulamaktan başka yağacağı hiç bir şey yok. Kimse Türkiye’nin yargısına emir ve talimat vermez, vermesi de mümkün değildir. Almanya’da masum Türk vatandaşlarına casus muamelesi yapılıyor. Hiçbir suçu yok. Böyle bir şey olabilir mi? Sayın Cumhurbaşkanını sevdiğini söyleyenlere dönüp gelin bakalım diyorlar, siz Tayyip’in adamısınız diyerek nerede hukuk demokrasi. Böyle bir şey olabilir mi, bunların hepsi gerçek.
Türkiye’ye demokrasi ve hukuk dersi vermeye kalkanlar dönüp kendilerine bakması lazım. Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Almanya’daki vatandaşlarına video konferans aracılığı ile hitap etmek istediği zaman buna izin verilmedi. Kandil’deki eli kanlı terörist oradaki taraftarlarına hitap etmek istediği zaman Almanya’nın hukuku ve yöneticileri bunan engel olmadı izin verdi. Nasıl bir demokrasi bu ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanının konuşmasını engelliyorlar ama bir teröristin konuşmasına engel koymuyorlar bunun adına da demokrasi diyorlar. Türkiye’nin Almanya’da alacağı demokrasi dersi yoktur. Dönüp tarihlerine baksınlar. Eski hastalıkların hortladığını görüp bu hastalıkların tedavisi ile uğraşsınlar. Eğer bu hastalıkları tedavi etmezler ise korkarım ki bugün Türkiye’nin adalet bakanını Almanya’da konuşturmayanlar kendi topraklarında kendileri de konuşamayacak hale gelecekler.”
Bakan Bozdağ ayrıca bir çok ülkede Türkiye’nin iç seçim malzemesi haline getirildiğini de sözlerine ekleyerek, “Türkiye’nin başka ülkelerin iç politika malzemesi haline getirilmesini doğru bulmuyoruz” dedi. Türkiye’ye karşı adil ve objektif olunmasını istediklerini kaydeden Bozdağ, “Bize karşı diplomatik nezaketle bağdaşmayan bu uygulama karşısında daha önceden Alman Adalet Bakanı ile planlanan görüşmeyi iptal ettik bu saygısızlık karşısında. Almanya’nın Ankara büyükelçisi dışişleri bakanlığına çağrıldı sözlü ve yazılı nota verildi. Buradan söylüyorum Türkiye eski Türkiye değildir, halen anlamadıysanız anlatmaya devam ederiz” dedi. -

Yıllık Gelir Vergisi Beyanname Dönemi 1 Mart’ta başladı
SMMMO Başkanı Ahmet Bulut, yaptığı açıklamada Gelir Vergisi açısından Mart ayının önemli bir ay olduğunu belirtti. Bulut, “ Bu yüzden de halk arasında Mart için; “Mart ayı, dert ayı” deyimi kullanılır. Gelir Vergisi’ne tabi gelir elde edenler, bu gelirlerini izleyen yılda beyan edip vergilerini ödemek zorundalar. Beyan dönemi 1 Mart’ta başladı, 27 Mart’a kadar vaktiniz var. Ticari, zirai ve mesleki faaliyetinden dolayı gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri 2016 yılına ilişkin Yıllık Gelir Vergisi Beyannamelerini 27 Mart 2017 Pazartesi akşamına kadar elektronik ortamda göndereceklerdir”dedi.
KİMLER
BEYANNAME
VERECEKLER
2016 yılında ticari faaliyetinden ve kiraladığı konuttan 3 bin 800 TL’nin, iş yerinden ise 30 bin liranın üzerinde kira geliri olanların 27 Mart tarihine kadar beyan vermek zorunda olduğunu ifade eden Bulut, “ Gelir Vergisi mükellefleri 2016 yılı gelir vergisi beyannamelerini en geç 27 Mart 2017 tarihine kadar ilgili vergi dairesine verecekleridir 2016 yılı içerisinde toplam 3.800 TL üzerinde mesken kira geliri elde edenler beyanname vereceklerdir. Kira geliri beyanı verecek vatandaşların internette “www.gib.gov.tr” adresi üzerinden “Hazır Beyan Sistemi’ne giriş yapıp kendileri için hazırlanmış beyanlarını onaylayarak veya üzerinde gerekli değişiklikleri yaparak hızlı ve kolay bir şekilde kira beyanlarını verebileceklerdir. Gelir vergisinin 2017 yılının Mart ve Temmuz aylarında olmak üzere iki eşit taksitte ödenmesi gerekmektedir.”diye konuştu. -

Şüpheli hayvan ölümleri besicileri korkuttu
Geçtiğimiz pazar günü sabah saatlerinde koyunlarını sulamak için köy meydanındaki çeşmeye götüren Nazmi Ünsal, koyunlarını tekrar ahırına götürdü. Bir süre sonra tekrar ahıra giden Ünsal, koyunlarından 3 tanesinin telef olduğunu gördü. Koyunlarının telef olduğunu gören Ünsal, bunun üzerine durumu ailesine ve köylülere haber verdi. Ölmek üzere olan 3 koyun köylüler tarafından kesildi.
Ölen 3 koyununun ardından 3 gün sonra 10 koyunu daha öldüğünü söyleyen 65 yaşındaki Nazmi Ünsal, “20 yıldır hayvancılıkla uğraşıyorum. Bugüne kadar böyle bir şeyle daha önce hiç karşılaşmadım. Hayvanlar hastalandıktan 3 gün sonra ölüyorlar. Geçmişte de bu tür ölümler oldu. Ancak yılda 2-3 tane ölüm olurdu. Ben ilk kez böyle bir şeyle karşılaştım. Hayvan ölmeden önce keyfi kaşıyor. Ayakta duramıyor. Daha sonra komaya giriyor. Belli bir süre sonra da ölüyor. Şu anda gerçekten çok mağdur durumdayım. Bir koyunun maliyeti 850 TL. Yaklaşık 40 koyunum telef oldu. Bu da yaklaşık 35-40 bin TL arasında bir zarar gördüğümü gösteriyor. Yetkililerimizden biran önce bu hastalığa bir çare bulmalarını bekliyorum” dedi.
Nazmi Ünsal’ın oğlu 38 yaşındaki Uğur Ünsal ise çocukluktan bu yana hayvancılıkla uğraştıklarını belirterek, “Çeşmeden getirdikten sonra birkaç tane koyunumuz yere yıkıldı kalkamadı. Hemen veteriner hekim arkadaşları aradık. Daha önce hiç görmediğimiz bir durumdu. Veteriner hekimler daha sonra gerekli aşıları yaptılar. Tabi bu arada birkaç gün geçtikten sonra hasta sayısı arttı. Tabi bu arada ilk hastalanan 3 koyunumuz öldü. Daha sonra bu sayı 10, 20 derken sayısı 40’ı buldu” ifadelerini kullandı.
Ünsal, 200 baş anaç koyunları olduğunu, bunun 40 tanesinin telef olduğunu söyleyerek, “Şuanda komada olan koyunlarımız var. Komaya giren havyan en fazla 3 gün yaşıyor. 3 gün sonra telef oluyor. Bu sırada kuzuların bakımı da zorlaştı. Veteriner hekimlerin yaptıkları çalışmalarda her an gibi bir hastalık teşhisi koyamadılar. İç organlarına falan baktılar. İncelediler. Bir hastalık teşhisi koyamadılar. Yetkililerimizden yardım bekliyoruz” diye konuştu.
Sorgun İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yetkilileri ise olayın kendilerine intikal etmesinin ardından bütün hayvanlara gerekli karma aşı yapıldığını belirtip gerekli laboratuvarlarda yapılan incelemelerde hayvanlarda görülen hastalığın Veba Hastalığı olabileceği ihtimali üzerinde durulduğunu söyledi. -

Kısa dönem erler yemin etti
Celal Atik Spor Salonu’nda gerçekleştirilen tören saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşının okunmasıyla başladı. Eğitimlerinde başarılı olan askerlere ödül verilmesi ve yaş kütüğüne plaket çakılmasıyla devam eden törende 47 asker hep birlikte yemin etti.
Askerliğin Türk gençleri için önemli bir aşama olduğunu kaydeden Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç,”Askerlik gençlerin hayata atılmaları için ilk basamağıdır. Yozgat’ta bu çerçevede vatanını, milletini seven ve bu konuda Türkiye’de bedel ödeyen illerden biridir.
Her il vatan uğruna bedel ödüyor ama Yozgat’ın farklı bir duruşu var. Yiğidin harman olduğu yer olarak adlandırılır Yozgat. Bu tarzını vatan savunmasında verdiği mücadele ile ortaya koymuştur. Bu maksatla evlatlarınız Yozgatlının da evladıdır” şeklinde konuştu.
İl Jandarma Alay Komutanı Albay Selçuk Yıldırım ise,”Ettiğiniz and vatan ve millet sevgisi, vazife, namus ve şeref anlamında olup dürüstlüğün emirlere mutlak itaatin simgesi, kahraman Türk ordusuna mensup olduğunuzun kabul belgesidir. Şu andan itibaren vatan hizmeti görevini sizden öncekilerden devraldınız. Kutsal nöbeti yerine getirip sizden sonraki kardeşlerinize bayrağı devredeceksiniz. Andınızın yüce Türk ulusuna hayırlı olmasını dilerim” dedi.
Törenin ardından askerler aileleriyle hasret giderdi ve hatıra fotoğrafı çekindiler. Yemin töreninde zaman zaman duygusal anlar yaşandı. -

Uyuşturucudan 2 kişi tutuklandı
Yozgat İl Emniyet Müdürlüğü Uyuşturucuyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan istihbarat çalışmaları sonucunda, bir araç içerisinde Ankara’dan Yozgat’a uyuşturucu madde getirileceği bilgisine ulaşıldı.
Bilgi üzerine yapılan operasyonda durdurulan araçta arama yapıldı. Yapılan aramada 50 adet uyuşturucu hap, 1 kilo 96 gram esrar maddesi ele geçirildi. Konuyla ilgile olarak araçta bulunan A.Ö. ve M.P. isimli 2 şüpheli emniyetteki sorgulamalarının ardından Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildi. A.Ö ve M.P. mahkemece tutuklanarak cevaevine konuldu. -

Algının Kıyılarında Bir Gezinti konulu söyleşi düzenlendi
Bozok Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinliğe Bozok Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şenol Akın, Fen-Edebiyat Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Mustafa Böyükata, öğretim elemanları ve öğrenciler katıldı. Söyleşiye konuşmacı olarak katılan Yönetmen Veysel Karani Önen iletişim çağında gerçek sorunun iletişememek olduğunu ve iletişimin aynı zamanda bir algı yönetim faaliyeti olduğunu belirterek: “Gerçek değer algılanan değerdir. Somut ve yalın gerçekten ziyade, algıladıklarımız ve inandıklarımız bizi yönetiyor.” dedi. Gençlere medya iletişim stratejileriyle ilgili tecrübelerini aktaran Önen, iletişim stratejilerinin nasıl kurulduğunu ve hedef kitle analizlerinin önemini anlattı.
Sinemanın mesaj veya öğüt vermesine ilişkin görüşlerini de açıklayan Önen, bu konuda şunları söyledi: “Sinema veya herhangi bir sanat kesinlikle ve asla bir öğüt veya bir mesaj vermek veyahut yol göstermek amacıyla yapılmaz. Özellikle sinema aslında bir eğlence aracıdır. İnsanlar sizin eserinizi izlediklerinde kendilerini ayrıcalıklı ve özel hissediyorlarsa, harcadıkları zamanın veya ödedikleri bedelin karşılığını aldıklarına inanıyorlarsa, başarılı olmuşsunuz demektir. Mesaj sinemanın amacı değildir ve fakat en önemli sonuçlarından biridir. Bugün sinema, emperyalizmin en önemli savaş araçlarından biri konumundadır. İzlediklerimiz ister reklam filmi olsun ister dramatik bir eser, isterse belgesel olsun bize mutlaka bir önermede bulunuyor. Bu eserler bir hayat tarzını veya yaşam biçimini bizim zihnimizde meşrulaştırıyor.”
Ayrıca Türk Dünyası ve Kültür Kulübü tarafından Fen-Edebiyat Fakültesi fuaye alanında “Eylül Karakalem” adlı resim sergisi de sanatseverlerin ilgisine sunuldu. -

İlahiyat Akademisinde “Medya ve din ilişkisi”semineri
Yrd. Doç. Dr. Ümit Harun Akkaya, toplumsal bir ürün olan medyanın, toplumun hemen her alanı ile derin bir ilişki ve etkileşim içerisinde olduğunu belirterek bu sürecin medya ve din arasında da farklı biçimlerde yaşanmakta olduğunu dolayısıyla medya ve din ilişkisinin araştırma alanı içerisine girmesinin kaçınılmaz hale geldiğini ifade etti.
Akkaya “Bu bağlamda ‘Sır Dizileri’ olarak adlandırılan programlar ekseninde medya ve din ilişkisi irdelenerek görünen ve gizli mesajlarının muhataplarına hangi yollarla nasıl iletildiği ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Sır Dizilerinin ağırlıklı olarak yayınlandığı FETÖ yapılanmasının topluma kapalı ezoterik yapısı ve geçmişte sahip olduğu büyük medya gücüyle kendi ideolojisini ‘hedefler uğruna her yol mubahtır’ anlayışı ile yaydığı düşünüldüğünde, ilgili medya grubunda sıkça yer bulan “Sır Dizileri”nin irdelenmesinin önemi ortadadır. İlaveten dizilerdeki bazı imajlar üzerinden okumalar yapılarak dizilerde yer bulan; özellikle ötekileştirme, kadının konumu, şiddet ve pasif dindarlık gibi kavramlar ekseninde bir kavramsallaştırma yapılmaya çalışıldığı tespit edilmiştir.”dedi. Seminer sonunda medya ve din ilişkisine yönelik ortaya konan sonuçlar, yorumlanarak tartışıldı. -

Sorgun’da okul servisleri denetlendi
Okulların güzergahlarında başlayan denetimlerde, çevre köylerden ilköğretim ve ortaöğretim okullarına taşımalı eğitim yapan yapan bulunduğu minibüsler durdurularak inceleme yapıldı. Sürücüler emniyet kemeri, araçların bakım ve temizliği, güvenlik sistemi ve araç muayeneleri gibi konularda uyarıldı.
Sorgun İlçe Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Ekinci,”Öğrencilerin evlerinden okullarına, okullarından evlerine, güvenli bir trafik ortamında gidip gelmelerini sağlamak üzere yoğun ve sürekli denetimler yapıyoruz ve herhangi bir aksama yaşamıyoruz” dedi. -

Şen: Türkiye Cumhurbaşkanlığı sistemiyle kendini geri kazanacak
Yozgat Belediyesi Büyük Sinema ve Kültür Merkezi Salonunda düzenlenen konferansa Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, Yozgat Belediye Başkanı Kazım Arslan, İl Jandarma Alay Komutanı Albay Selçuk Yıldırım, Yozgat POMEM 1. Sınıf Emniyet Müdürü Şaban Kütükoğlu, kurum müdürleri ve vatandaşlar katıldı.
Başbakan Danışmanı ve Cihannüma Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Mustafa Şen, “Yeni Türkiye Yolunda Cumhurbaşkanlığı Sistemi” konulu konferansta yaptığı konuşmada, sandıkta herkesin güçlü bir Türkiye’nin tarafında olacağına inandığını, cumhurbaşkanlığı sisteminin getirilmesiyle Türkiye’nin daha çok güçleneceğini ve dünyada daha çok söz sahibi bir ülke haline geleceğini belirtti. Türkiye’ye güçlü bir liderliğin gerektiğini söyleyen Şen, “Büyük Türkiye var, güçlü Türkiye var. Bu güçlü Türkiye’ye güçlü bir liderlik lazım. Bir üçgenimiz var, güçlü liderlik, büyük Türkiye ve yüksek milli duygular. Türkiye bu üçgende olacak. Türkiye’de, hızlı düşünebilen, hızlı kararlar alabilen, güçlü bir şekilde onu uygulayabilen liderliğe ihtiyaç var. Yani tek bir araba, tek direksiyon ve gaza basıp gideceğiz” dedi. Koalisyon hükümeti sistemini de eleştiren Şen, “Cumhurbaşkanlığı başkanlık sistemi koalisyonları ortadan kaldıracak. Vesayet anlayışını ortadan kaldıracak. Türkiye 15 Temmuz’a koalisyonla yakalansaydı ne olacaktı? Türkiye 17-25 Aralık darbesine koalisyon hükümeti ile yakalansaydı ne olacaktı? Bunları kimin, niye yaptığını da biliyoruz. 17-25 Aralık’a, 15 Temmuz’a, gezi sürecine koalisyon hükümeti ile yakalansaydık ne olacaktı? Ülke işgal altında olurdu, iç savaş çıkardı” şeklinde konuştu.
Referandum oylaması öncesinde bazı kesimlerin, güçlendirilmiş parlamenter sistem üzerinde direttiklerini de hatırlatan Şen, ülkeye krallık getirileceği söylemlerine ise şu cevabı verdi:
“Krallıkla yönetilen ülkelerin birkaç tanesi hariç geri kalan tamamı parlamenter sistemle yönetilir. Başkanlık sisteminden krallık çıkmaz. Çünkü başkan ya da bizim modelimizde Cumhurbaşkanlığı siteminde, cumhurbaşkanı en üstte. En üstün üzerine daha ne koyacaksın? Ama parlamenter sistemde öyle değil. Parlamenter sistemde başbakan var başbakanın üzerine sultan koyabilirsiniz, kral koyabilirsiniz, padişah koyabilirsiniz ya da cumhurbaşkanını koyabilirsiniz. Ama hakikat değişmez. Cumhurbaşkanlığı sisteminde krallık olmaz, yapı buna müsait değil.”
Şen, “Cumhurbaşkanlığı sistemiyle Türkiye kendini kazanacak. Türkiye bu sistemle yönetilmeye başlandığında kendini geri kazanacak. Bu vesayet odaklarını 15 Temmuz’da gömmüştük, 16 Nisan’da da mezar taşlarını dikelim, bu iş bitsin” dedi. -

Vali Yurtnaç: Şehit ve gazi ailelerimiz baştacımız
Sarıkaya Şehit Aileleri Derneği Başkanı Yakup Ergen’i ziyaret eden Vali Yurtnaç daha sonra, 15 Temmuz şehidi Yıldız Gürsoy’un ağabeyi Okay Gürsoy ve İstanbul Beşiktaş’ta ki bombalı terör saldırısında şehit olan polis memuru Mustafa Kemal Devrilmez’in ailesini evlerinde ziyaret etti.
HER ZAMAN
ONLARIN
YANINDAYIZ
Pozitif ayrımcılık yaptıkları gurupların başında gelen şehit ve gazi ailelerini evlerinde ziyaret ettiklerini belirten Vali Yurtnaç, “Vatanımızın bölünmez bütünlüğü, birliği ve dirliği için seve seve şehit ve gazi olan kardeşlerimize, onların ailelerine bizim her zaman bir minnet borcumuz var. Bu canların hiçbir şekilde karşılığı olmaz bunu biliyoruz. Biz her zaman onların yanındayız, onların hizmetindeyiz. Bir sıkıntıları olduğunda, bir dertleri olduğunda ilk olarak yanlarında bizi bulacaklar” dedi.
HER AY ZİYARET
EDİLECEKLER
İlçelerde kaymakamların her ay şehit ve gazi ailelerini ziyaret etmeleri hususunda genelge çıkardıklarını ifade eden Vali Yurtnaç, “Şehit ve gazi ailelerimiz bizim önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bu açıdan ilçelerde kaymakamlarımız her ay şehit ve gazi ailelerimiz ile ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızı ziyaret ederek bir ihtiyaçları var mı dertleri sıkıntıları var mı kontrol edip gecikmeden gerekeni yapacaklardır. Bizlerde bu insanların sıkıntılarını çözmek için gerekli her çalışmayı yapmakla yükümlüyüz” diye konuştu. -

Açıklama yapacak mekan bulamadı, çareyi şehitlikte buldu
İstanbul’dan ekibiyle Yozgat’a gelen Bekleviç, önce bir kafede açıklama yapmak istedi ve olumsuz yanıt aldı. Bekleviç ardından bir otelin toplantı salonunda açıklama yapmak istedi. Burada da yetkililerden olumsuz yanıt alan Bekleviç ve beraberindekilerin tercihi Yozgat Şehitliği oldu.
Önce Yozgat Şehitliğinde şehitler için dua eden Bekleviç daha sonra basın açıklaması yaptı.
Yaklaşık 10 gündür iç Anadaloyu gezerek hayır kampanyası düzenlediklerini söyleyen Bekleviç, “Bu programlarımız yaklaşan halk oylamamızın sükutunu kesinlikle bozmayacak şekilde devam ediyor. Her ne kadar vatandaşlarımızı hayır oyu vermeleri noktasında gayret etsek de evet diyen vatandaşlarımızı da kucaklamaya çalışıyoruz. Bizim için önemli olan 17 Nisan sabahı uyandığımızda hepimiz evetçilerle hayırcılarla beraber hep birlikte Türkiye olduğumuzu hatırlayabilmektir.” dedi.
Yozgat’ta engellemeyle karşı karşıya kaldıklarını dile getiren Bekleviç, “Yozgat’ta basın toplantısı düzenlemek noktasında bir takım engellemeler olduğunu gördük. Bu engellemeler çerçevesinde biz de şehitlerin huzurunda engelleyen zihniyeti, şehitlerimize şikayet ederek Yozgat programımıza devam ediyoruz” şeklinde konuştu.
Programları çerçevesinde şuna kadar hiçbir sorunla karşılaşmadıklarını da dile getiren Bekleviç, “Yozgat ta ilk oldu. Ben bu engelin çok üst düzeyde olduğunu düşünmüyorum. Bu büyük ihtimalle zaman içerisinde sertleşen referandum sürecinde toplumdaki bazı kesimlere baskı oluşturulması diye düşünüyorum.
Bastırılmış duyguları bu şekilde ifade ettiklerini görüyorum. Talihsiz bir durum herhalde evet kampanyası yapıyor olsaydık bu kadar ciddi zorluklarla karşılamayacak olurduk” ifadelerine yer verdi. -

Müftü Sezik’ten Huzurevi ziyareti
İl Müftüsü Sezik, ziyarette Huzurevi Müdürü İhsan Şahingöz’den huzurevi sakinleri ile ilgili sohbet ederek bilgi aldı.
Daha sonra yaşlılarla tek tek ilgilenen Müftü Sezik, sohbet ederek yaşlıların gönüllerini aldı. Ziyarette; kendi el emeği ve göz nuruyla ördüğü örgülerle biriktirdiği bir miktar parayı bağışlayan yaşlı kadın adına müftülüğe bağlı Kur’ an Kurslarından birinde 4-6 yaş grubu sınıfını tefriş sözü veren İl Müftüsü Sezik, duyarlı davranışından dolayı teşekkür etti.
Müftü Sezik, yaşlılara gereken önem ve değerin verilmesi gerektiğini belirterek, dinin emirlerinden de anlaşılacağı üzere anne, baba ve yaşlılara saygıda ve sevgide asla kusur edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Müftü Sezik, bu gibi ziyaretlerin belirli gün ve haftalarda değil her zaman yapılması gerektiğini ifade etti. -

Çocuk Koruma Kanunu İl Koordinasyon toplantısı yapıldı
Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne bağlı Çocuk Destek Merkezi salonunda gerçekleştirilen toplantıya, Yozgat Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Abdullah Neşeli ve ilgili kurum temsilcileri katıldı.
Toplantıda İl Müdürü Abdullah Neşeli, 2017 yılı Ocak ve Şubat aylarında 21 çocuğun kuruluşlara kabul edildiğini, 24 çocuğun aileye teslim edildiği, 25 çocuğa ise mahkemelerden koruyucu önleyici tedbir kararları alındığını iki ay süresince de 648 çocuğun ailelerine 849 Bin 583,38 TL sosyal ekonomik destek sağlandığını ifade etti. Neşeli, çocuklara yönelik yapılan çalışmalar hakkında kurul üyelerine bilgiler verdi.
Yapılan sunumların ardından toplantıda, mahkemelerin çocuklara yönelik vermiş olduğu koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının uygulanması, Yerel Yönetimler tarafından sosyal çalışma görevlileri istihdamın gerekliliği öncelik verilerek çocuk hakkında mahkemelerce verilen tedbir kararlarının uygulanmasında çocuk ve aileye ikamet yakınlığı fırsatı sağlanması ve ailelerin desteklenmesi,Kurumlarca uygulanmakta olan koruyucu ve destekleyici tedbirlere ait usül ve esaslara yönelik kararlar alınırken aileyi güçlendirme ve çocuğu koruma amaçlı kamu, özel sektör çalışanları ile halka yönelik Yozgat merkezde “Aile İletişim Semineri”. Öncelikli Sorgun ve Yerköy İlçeleri olmak üzere il genelinde çocukları koruma ve bilgilendirme amaçlı seminerler düzenlenmesine yönelik kararlar alındı
Toplantı,Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünce Ocak ve Şubat aylarında koruma ve bakım altında iken aileye teslim edilen çocukların anne ve babalarından iş ve istihdam sıkıntısı çekenlerin İş-Kur İl Müdürlüğüne bildirilmesi. İş-Kur Müdürlüğünce iş ve istihdama yönelik çalışmalar yürütülmesi. Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünce Ocak ve Şubat Aylarında koruma ve bakım altında iken aileye teslim edilen çocukların ailelerinden ekonomik yoksunluk yaşayanların İl veya İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına bildirilmesi.İl veya İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığı ile aileye ayni veya nakdi yardım sağlanması. İl veya İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu tarafından Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü tarafından bildirilen suça sürüklenen veya korunmaya muhtaç çocukların ailelerini destekleyici kurs düzenlenmesi. İl Özel İdare Genel Sekreterliği ve İlçe Özel İdarelerincetarafından aile ve çocuk konusunda kişisel gelişim uzmanları tarafından konferans ve seminerlerin düzenlenmesi. Yerel yönetimlerce çocukların istismarına açık metruk binaların yıkılması, sokak aydınlatmaların sağlanması ve çocuk oyun alanları ile parkların düzenlenmesine yönelik kararlar ile sona erdi. -

8 ilde ByLock operasyonu
Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığında sürdürülen FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında daha önce Yozgat’ta görevliyken, örgüt bağlantısı nedeniyle KHK ile meslekten ihraç edilen 2 emniyet müdürü, 3 komiser, 4 komiser yardımcısı ve 9 polis memuru hakkında, örgütün şifreli haberleşme sistemi ByLock kullandıklarının tespit edilmesi üzerine yakalama kararı çıkartıldı.
Yozgat Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube ekipleri tarafından Ankara, Çorum, Giresun, Hatay, İzmir, Kahramanmaraş, Sivas ve Tokat illerinde eş zamanlı operasyon düzenlendi.
Düzenlenen operasyonda 17 eski emniyet mensubu gözaltına alındı. Hastanede sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler ifadeleri alınmak üzere emniyete götürüldü. Firari olan 1 kişinin yakalanması için çalışmalar sürüyor.