Kategori: Gündem

  • Rönesans Holding Yöneticileri Göreve Başladı

    Rönesans Holding Yöneticileri Göreve Başladı

    Yozgat Şehir Hastanesine Rönesans Holding adına göreve başlayan İşletme Müdürü Mehmet Karakuş ‘un yanı sıra, Medikal Hizmetler, Teknik Hizmetler, Kalite, Bilgi İşlem, İdari-Mali İşler Müdürleri ve birim sorumluları da göreve başladı.
    Yozgat Şehir Hastanesi Rönesans İşletme Müdürü Mehmet Karakuş yaptığı açıklamada şunları söyledi;” Kamu Özel Ortaklığı Modelinde şehir hastanesinde; kamu hizmetlerinin devlet tarafından karşılandığı, destek hizmetlerinin özel sektör tarafından yapıldığı, örneğin, temizlik, güvenlik, yemek, çamaşır, resepsiyon, hasta yönlendirme, refakat, bilgi işlem, taşıma, bahçe bakımı gibi hizmetleri üstlendiği bir modeldir. Ayrıca Rönesans Holding olarak destek hizmetlerinin yanı sıra medikal hizmetlerden Laboratuvar, Görüntüleme Hizmetleri, Sterilizasyon ve Dezenfeksiyon Hizmetleri, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hizmetleri, Tıbbi Mühendislik Hizmetlerini de vereceğiz. Özel sektörün vermiş olduğu hizmetin denetimini kamu yapmasına karşın, verdiğimiz hizmetinin kaliteli, ölçülebilir, takip edilebilir, ulaşılabilir olabilmesi adına sözleşme gereği belirlenen 25 yıl sürecinde Rönesans Holding yöneticileri de görevlerine devam edecektir.
    Rönesans Holding olarak biz Türkiye’de yapılan şehir hastaneleri yatırımlılarının %30’undan fazlasına sahip bir firma olarak, Yozgat, İstanbul, Bursa, Elazığ, Adana illerimizdeki hastanelerimiz bitiğinde toplam 9500 yataklı sağlık hizmeti sunmuş olacağız” dedi.

  • Köylü pazarı esnafı ‘Kapalı  Pazar’ heyecanı yaşıyor

    Köylü pazarı esnafı ‘Kapalı Pazar’ heyecanı yaşıyor

    Yozgat Belediyesi tarafından yaptırılan ve yarın açılışı gerçekleştirilecek olan kapalı pazar yerinin heyecanını yaşayan köylü pazarı esnafı, soğuk kış günlerinde artık sıkıntı yaşamayacaklarını söyledi. Köylü pazarında peynir satıcılığı yapan Ömer Metin isimli pazarcı esnafı, yarın açılacak olan kapalı pazar yerini kullanacakları için mutlu olduğunu dile getirdi. Metin, “Köylü pazarı ilerleyen günlerde buradan kalkacak. Yarından itibaren Yozgat Belediyesi’nin pazarcı esnafına tahsis ettiği kapalı pazar yerini kullanacağız. Yeni pazar yeri kurulacağı için mutluyum, yenilik her zaman iyidir. Daha düzenli ve kaliteli bir ortamda çalışacağız. Ayrıca işlerimiz çok iyi peynirin kilosunu 10-15 liradan müşterilerimizin hizmetine sunuyoruz” dedi.
    Köylü pazarında zeytin ve kuruyemiş sattığını belirten Adem Alıtez isimli esnaf ise “Siyah ve yeşil zeytini vatandaşlarımızın hizmetine sunuyoruz. Zeytinlerimiz Balıkesir ve Mersin’den geliyor. Kilo fiyatları 10-15 lira arasında değişiyor. İşlerimiz iyi, memnunuz. Yarından itibaren kapalı pazar yerine geçeceğiz ve satışlarımızı orada gerçekleştireceğiz” şeklinde konuştu.
    Mehmet Şahin isimli esnaf ise, “Karadeniz’den getirdiğimiz kestane, ceviz ve fındığı Yozgat’ta satıyoruz. Çarşamba gününden itibaren kapalı pazar yerimize geçeceğiz. Orada Yozgat halkına hizmet vereceğiz. Daha iyi şartlarda işimizi yapacağımız için mutluyuz” ifadelerine yer verdi.

  • FETÖ/PDY operasyonları devam ediyor

    FETÖ/PDY operasyonları devam ediyor

    Yozgat Valiliği tarafından yapılan yazılı açıklamada “15 Temmuz 2016 tarihinde Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) tarafından gerçekleştirilmeye çalışılan hain darbe girişimi sonrasında bu terör örgütü ile ilimizde mücadele son hızıyla devam etmektedir. Bu kapsamda 22/11/2016 tarihi itibariyle ilimizde kamuda görev yapan personellerden 1102 kişi hakkında işlem yapılmış olup bunlardan, 706’sı kamu görevinden çıkarılmış, 16’sının sözleşmesi feshedilmiş ve 214’ü hakkında ise görevden uzaklaştırma kararı uygulanmıştır. Ayrıca açığa alınan 166 personel ise görevine iade edilmiştir. Bilindiği üzere 15 Temmuz darbe girişiminde sokağa inen ilk il olan Yozgat Halkı konu vatansa gerisi, teferruattır anlayışıyla hareket ederek kuvvetli bir şekilde birlik mesajı vermiştir. Bu çerçevede tüm ülke genelinde yürütülen mücadeleye Yozgat’ta da devam edilmektedir.” ifadelerine yer verildi.

  • Bulut: Öğretmenler sevgi dağıtır dünyamızı aydınlatır

    Bulut: Öğretmenler sevgi dağıtır dünyamızı aydınlatır

    SMMMO Başkanı Ahmet Bulut, yaptığı açıklamada 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla öğretmenlerin gününü kutladı. Bulut, “Türkiye gelecekteki hedeflerine, dünyadaki değişime bigane kalmayan, kendini yenileyen, genç nesilleri yarının şartlarına göre geleceğe hazırlayabilecek öğretmenlerle ulaşacaktır. Öğretmenler, dün ve bugün olduğu gibi, yarın da geleceğin mimarı olmaya devam edeceklerdir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Toplumun düşmanı cehalet, cehaletin düşmanı öğretmenlerdir” diyerek bu gerçeği en güzel biçimde ifade etmiştir. Tüm toplumumuzu aydınlatarak karanlığa meydan okuyan gayretli, fedakar ve bilgeliğinizin karşılığı hiçbir bedelle ölçülmeyen değerli öğretmenlerimiz; tüm neslin yetiştiricisi ve geleceğimizin mimarlarısınız. 24 Kasım öğretmenler gününü kutladığımız bugün bir bakıma kendimizi sorguladığımız gün olmalıdır.
    Sadece bu vesile ile öğretmenlerimizi hatırlamak her şeyden önce onların emeğine saygısızlık olur. Öğretmenlerimizin ve yaptıkları mesleğin önemi açıktır”dedi.
    Toplumdaki her bireyin öğretmenlerin öneminin farkında olması gerektiğini vurgulayan Bulut, “ Önderimiz Mustafa Kemal’in belirttiği “Bir millet, irfan ordusuna sahip olmadıkça savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferin köklü sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla mümkündür.“ Cümlesinde de açıkça görüldüğü gibi çok büyük mücadeleler ve çok büyük acılar ile kazandığımız ulusal Kurtuluş Savaşı’nın kazanımları ancak ve ancak fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ile korunabilir. Takvim yaprağındaki hergünü bu günkü duygu ve düşüncelerle yaşamak dileğiyle dünyanın en değerli varlıkları olan öğretmenler! Bugün, Türk öğretmeninin şeref günüdür.
    Ona olan saygıyı yenileme, onun yüceliğini anma günüdür. Böyle anlamlı bir günde öğretmenlerin gününü kutluyorum.”diye konuştu.

  • Yozgat’lı çiftçiler Milli Tarım Projesi”  ile Cumhurbaşkanı Erdoğan ile buluştu

    Yozgat’lı çiftçiler Milli Tarım Projesi” ile Cumhurbaşkanı Erdoğan ile buluştu

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Milli Tarım Projesi”nin hayırlı olmasını dileyerek “Sadık yârimiz olan toprağa hak ettiği değeri vermezsek sadece kendimizin, kendi neslimizin değil, topyekûn insanlığın geleceğini tehdit altına sokmuş oluruz. Toprağa sırtını dönen insan en büyük ihaneti kendisine yapmış olur; çünkü Rabbim bizlere topraktan yaratıldığımızı ve yine toprağa döneceğimizi haber veriyor.” diye konuştu.
    Türkiye genelindeki çiftçiler, Milli Tarım Projesi kapsamında “Cumhurbaşkanımız ile Milli Tarım Buluşması” adlı programda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara’da bir araya geldiler.
    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Milli Tarım Projesi buluşmasında yaptığı konuşmaya, misafirleri, salon ve salon dışında dev ekranlardan programı takip eden vatandaşları selamlayarak başladı.
    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından geliştirilerek uygulamaya sokulan “Milli Tarım Projesi”nin hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, Aşık Veysel’in “Dost, dost diye nicesine sarıldım / Benim sadık yârim kara topraktır / Beyhude dolandım, boşa yoruldum / Benim sadık yârim kara topraktır” dizelerini okuyarak, “Sadık yârimiz olan toprağa hak ettiği değeri vermezsek sadece kendimizin, kendi neslimizin değil, topyekûn insanlığın geleceğini tehdit altına sokmuş oluruz. Toprağa sırtını dönen insan en büyük ihaneti kendisine yapmış olur; çünkü Rabbim bizlere topraktan yaratıldığımızı ve yine toprağa döneceğimizi haber veriyor.” diye konuştu.
    Hazreti Adem’den bu yana insanoğlunun hayatta kalmasını ve gelişmesini sağlayan hususların başında tarım ve hayvancılıktaki başarısının geldiğini dile getiren Erdoğan, “Şayet insanoğlu tarımı ve hayvancılığı, daha doğrusu bunların endüstriyel üretimini beceremiyor olsaydı medeniyetler kuramazdı. Çünkü tarım ve hayvancılık, bu işle meşgul olan kişilerin ürünlerini sadece kendi şahsi ihtiyaçlarını karşılamak için değil tüm insanlığa sunmak için yürüttükleri faaliyetlerdir. Hayatımızı sürdürmek için ihtiyaç duyduğumuz ürünlerin, hizmetlerin belli meslek grupları tarafından yürütülmesi, bizlere başka alanlara yönelme ve oralarda derinleşme imkânını sağladı. Tarım konusu diğer tüm işlerden farklı olarak insanlığın varlığını sürdürebilmesi için olmazsa olmazdır.” değerlendirmesinde bulundu.
    “Milli Tarım Projesine hep birlikte sahip çıkmalıyız”
    Bu hususları tekrarlamasının sebebinin Türkiye’de tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi konusundaki projelerin önemine dikkati çekmek olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce Başbakan Binali Yıldırım’ın vatandaşlarla paylaştığı “Milli Tarım Projesi”nin her türlü takdiri ve desteği hak ettiğinin altını çizdi.
    Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
    “Havza Bazlı Üretimi Destekleme ve Hayvancılıkta Yerli Üretimi Destekleme adıyla iki başlık altında hayata geçirilmekte olan bu projeye hep birlikte sahip çıkmalıyız. Anadolu, dünyanın en kadim tarım ve hayvancılık coğrafyası olmasına rağmen maalesef bugün her iki konuda da olmamız gereken yerin epeyce uzağındayız. Topraklarımız var ama doğru planlama yaparak, yeterli teknik destek sağlayarak hakkıyla değerlendiremiyoruz. Meralarımız var ama et fiyatları almış başını gidiyor, ihtiyacımızı karşılayabilmek için ithalat yapmak zorunda kalıyoruz. Bu kabul edilebilir bir manzara değildir. Özellikle topraklarımız noktasında, şu azotlu gübreyle topraklarımızı mahvettik ve topraklarımız suyla buluştuğu zaman ne yazık ki çamur olup, akıp gidiyor. Doğallıktan uzak, tüm hastalıkların temelinde de ne yatıyor? O gübreleme yatıyor.”
    Bu reformla birlikte Türkiye’nin doğal gübreye dönmek durumunda olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Doğal gübreye dönerken de yapmamız gereken işlerin başında bana göre hani bu ‘çöp atıkları’ diyoruz ya bunları biz kompost gübreye çevirmek suretiyle gübrelemede rahatlıkla kullanabiliriz ve bunları kullanmak suretiyle de bu kimyevi azotun tehdidinden bütün bu tarımsal gıdalarımızı kurtarabiliriz, bunun üzerinde çalışmamızda büyük fayda var diye düşünüyorum. Şu anda sadece 30 büyükşehir belediyesi bu konularla ilgili adımını atsa, kompost gübre üretimini şu anda hızlandırsa buradan çok büyük nimet elde ederiz ve bunları biz kendimiz üretiriz.” diye konuştu.
    “Milli Tarım Projesi ile sorunlarımızın çözümünde önemli bir adım atmış olacağız”
    Türkiye’nin ithalatı ve ihracatının 4 kat artarken tarımsal ürünlerde ihracat artışının bu rakamın altında kaldığını ama ithalat artışının bunun üzerine çıktığını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
    “Tabii ki bugün tarımsal hasılada Avrupa’da bir numara olmamız, gerçek potansiyelimizi kullanabildiğimiz anlamına gelmiyor. Bölgesini ve hatta tüm dünyayı doyuruyor olması gereken Türkiye’nin gıda ve et ithalatı yapıyor olması ortada bir sorun olduğunun ifadesidir. İnşallah, Milli Tarım Projesi ile bu sorunların çözümü konusunda önemli bir adım atmış oluyoruz. Ülke olarak aslında imkânlarımız yeterli olduğu halde plansız programsız iş yapılması sebebiyle sık sık karşılaştığımız arz açığı veya arz fazlası… Yeni destekleme modeliyle bu sıkıntının geride bırakılacağına inanıyorum. Aynı şekilde hayvancılıkta illerimize ve hayvan türlerine göre belirlenen teşvik modelinin de, fiyatların dengelenmesi ve ithalatın önlenmesi noktasında beklentilerimizi karşılayacağımıza da bu noktada inanıyorum ve bunu temenni ediyorum.
    Enflasyon hedeflerimize ulaşamamamızın en önemli sebebi gıda fiyatlarıdır. Enflasyon rakamları açıklandığı zaman, domates, biber bunlar söylendiği zaman gerçekten ağırıma gidiyor. Biz bu noktada domatesten, biberden dolayı enflasyonda olumsuz etkilenmememiz gerekir. Bunu rahatlıkla aşmamız gerekir. Bu topraklar, bu kadar verimli, bereketli olacak ve biz hala enflasyonda domates, biber, bunların fiyatından dolayı enflasyonda sıkıntı yaşayacağız. Olmaz. Bunu aşacağız.”
    “Envaiçeşit peynir üreteceğiz ve dünyaya pazarlayacağız”
    Cumhurbaşkanı Erdoğan, sebzede çeşitlerin de çok artması gerektiğini bildirdi. “19 tane sebze çeşidi nedir?” sorusunu yönelten Erdoğan, bunu artıracaklarını belirtti.
    Bu topraklardan daha çok sebze üretileceğine işaret eden Erdoğan, “Bunları artırmamız lazım. Meyve çeşitlerimizi artırmamız lazım. Ne ararsan bulunur, derde devadan gayrı değil ha, derde deva. İnşallah bu olacak.” dedi.
    “Adamlara gidiyorsun bakıyorsun masaya peynirlerin envaiçeşidini getiriyorlar. Bizde niye olmuyor? Bacılarım bizde de olur mu? İstediğimiz peyniri yapar mıyız?” diye soran Erdoğan, “Yaparız. Bunların çeşidini artıracağız. Envaiçeşit peynir üreteceğiz ve ondan sonra da dünyaya pazarlayacağız.” ifadesini kullandı.
    Osmanlı’yı yıllarca güçlü bir şekilde ayakta tutan unsurlardan birinin de halkın bol ve hesaplı gıdaya erişimini sağlayacak iaşecilik sistemi olduğunu, Osmanlı’nın bunu başardığını vurgulayan Erdoğan, “Bizim de günümüz şartlarına uygun bir anlayışla vatandaşımızın gıda konusunda eksiklik yaşamasının önüne geçecek, fiyatları dengede tutacak bir sistemi kurmamız gerekiyor.” diye konuştu.
    Başbakan Binali Yıldırım’ın konuşmasında teşvikleri açıkladığına değinen Erdoğan, “Şimdi böyle teşvikler olduğuna göre bundan sonra ne kalıyor? Çalışmak.” dedi.
    “Biz, sadece Allah’ın huzurunda rükûda eğiliriz”
    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu görüşlere yer verdi:
    “Peygamberlerin mesleği olan çiftçiliği ve çobanlığı teknolojinin tüm imkânları ile destekleyerek doğru planlama ile yönlendirme ile bilgilendirme ile teşvik ederek ülkemizde hak ettikleri konuma getirmeliyiz.
    Çobanlık deyip hafife almayın. Alan alsın. Çobanlığın felsefesini anlamayan, onun psikolojisini yaşamayan insan yönetemez. Ben de bir çobanım. Sevgililer sevgilisi hadis-i şerifte şöyle buyuruyor; ‘Hepiniz çobansınız, hepiniz güttüklerinizden mes’ulsünüz.’ Mesele bu. Bunu anlayan anlar, anlamayan anlamaz. Anlamayanların geldiği durum belli zaten. Biz işimize bakalım.”
    Erdoğan, salondaki vatandaşların sloganları üzerine, “Bize eğilmek yaraşmaz. Biz, sadece Allah’ın huzurunda rükuda eğiliriz, başka hiçbir yerde hiçbir gücün karşısında eğilmeyiz.” dedi. “Gönül köprüleri kurmanın çabası içindeyiz”
    Tohumun toprağa düşmeden can bulmadığını anlatan Erdoğan, toprağa düşen tohumdan kaliteli ürün için gübresinden suyuna kadar tüm ihtiyaçlarını karşılamak gerektiğini vurguladı.
    Aynı sürecin devletlerin, milletlerin hayatlarında da geçerli olduğunun altını çizen Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
    “Anadolu Selçuklu, Büyük Selçuklu’nun Sultan Alparslan ile bu topraklara attığı tohumların üzerine inşa edilmiştir. Osmanlı, Anadolu Selçuklu’nun bu topraklarda besleyip güçlendirdiği tohumların izi takip edilerek kurulmuş bir devlettir. Cumhuriyet de Osmanlı’nın geniş bir coğrafyaya yaydığı zengin tohum varlığından elimizde kalan bakiye üzerinde vücut bulmuştur.
    Ecdadımız her dönemde gittiği her yerde toprağın altını bereketli kılmanın, üzerini de mamur etmenin çabası içinde olmuştur. Bu şekilde geniş bir coğrafyada atılan o sevgi, dostluk, kardeşlik tohumları aradan asırlar geçse de canlılığını sürdürmektedir. Sadece biraz suya, biraz gübreye, biraz emeğe velhasıl sevgi, dostluk, kardeşlik tohumlarının yeniden yeşertilmesine ihtiyaç vardır. Biz 14 yıldır Balkanlar’dan Orta Asya’ya Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar kadim tarihi ve kültürel bağlarımızın olduğu her yerde işte bu anlayışla gönül köprüleri kurmanın çabası içindeyiz.”
    Belarus’ta Minsk Camii’nin açılışını yaptıklarını aktaran Erdoğan, “Eksi 8 derecede. Oradaki kardeşlerimizle kucaklaştık. Ülke yetkilileri ile resmi temaslarda bulunduk. Hamdolsun, tarihinde asla sömürgecilik utancı bulunmayan bir millet olarak gittiğimiz her yerdeki kardeşlerimize gücümüzün yettiğince yardım elimizi uzatıyor, birlikte kazanabileceğimiz projeler teklif ediyoruz.” diye konuştu.
    Türkiye’nin içinde de birliği, beraberliği güçlendirecek adımları attıklarına işaret eden Erdoğan, bunun için her türlü riski göze aldıklarını, her türlü fedakârlığı yaptıklarını bildirdi.
    Erdoğan, şunları kaydetti:
    “Biz hem kendimiz hem de tüm mağdurlar ve mazlumlar için bu gayretleri gösterirken birileri de ısrarla ülkemizi terörün, çatışmanın istikrarsızlığın ateşi ile yakmak için uğraşıyor. Terör örgütlerinin her biri, başka bir koldan ama aynı amaç için saldırıyor. Kimi silahı ile kimi fitnesi ile kimi propaganda gücü ile ülkemize verebilecekleri en büyük zararı vermeye çalışıyor. Her birinin arkasında farklı güçlerin, farklı ülkelerin silüetleri olduğunu elbette biliyoruz. Tabii masa başında bu hesapları yapanlar milletimizi tanımadıkları için başka yerlerde tıkır tıkır işleyen planlarının Türkiye’de niçin boşa çıktığını anlayamıyorlar. Bilmiyorlar ki bu millet, aziz bir millet. Bilmiyorlar ki bu millet yüce bir millet. Bilmiyorlar ki bu millet tarihiyle, kültürüyle, dirayetiyle, cesaretiyle, kahramanlığıyla farklı bir millet. Türkiye’yi devletlerden bir devlet sananlara, Türk milletini milletlerden bir millet gibi görenlere yanıldıklarını en son 15 Temmuz’da hep birlikte bir kez daha ispatladık.”
    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, 2023 hedefi doğrultusunda açıklanan Milli Tarım Projesinin önemli bir ayağını oluşturan havza bazlı üretim desteği ile üretimi planlamayı, kaynakları verimli kullanmayı ve çiftçinin hakkını almasını sağlamayı amaçladıklarının altını çizerek, “Türkiye toprakları 79 milyonun. Tapusu bizde olabilir ama toprakların tapusu, üretmek için bizdedir. Eğer üretmiyorsa orada kişisel mülkiyetten ziyade, 79 milyonun hakkı önemlidir. Onun için 1 karış boş arazi bırakmayacağız, ekeceğiz.” ifadelerini kullandı.

  • Coşkun: Öğretmenler gerçek  ilmin nurlu yüzü oldular

    Coşkun: Öğretmenler gerçek ilmin nurlu yüzü oldular

    Coşkun, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla yayınladığı mesajında, tüm öğretmenlerin öğretmenler gününü kutlarken, ebediyete intikal etmiş öğretmenlere de Allah’tan rahmet diledi.
    Öğretmenlerin bir milleti karanlık, virajlı, engebeli yollardan çekip, aydınlık güzergahlara yol aldıran önemli bir kılavuz, yol gösterici, ilim güneşi olduklarını belirten Coşkun, 15 Temmuz darbe kalkışmasının yaşandığı ihanet gecesini hatırlatarak, önemli mesajlar verdi.
    Coşkun; “15 Temmuz’da milletimizin üzerine çökmeye çalışan kara bulutları dağıtan milletin feraseti, sarsılmaz inancı ve vatan aşkıdır. Bir milletin yalnızca doğrunun ışığında yol almasını sağlayan en önemli yol gösterici ilmin ışığıdır. O ilimdir ki, dininin hakikatlerini, vatan aşkının önemini, millet olmanın bilincini öğreten. 15 Temmuz gecesi ihanetin karanlık yüzüne hizmet edenlere karşı dik duran bu milletin temelinde gerçeklerin nurlu yüzü yer almaktadır. Ki, bu nurlu yolculuğa götürün de hakikati ilimle buluşturan kıymetli öğretmenlerimizdir. 15 Temmuz gecesi şehit olan, gazilik mertebesine ulaşan kıymetli öğretmenlerimiz olduğu gibi, onların yetiştirdiği vatanperver bir millet ihanet set olmuş, dik durmuştur. Böylesine kutsal bir vazifenin mensubu olan kıymetli öğretmenlerimizin bu önemli gününü tebrik ediyor, aydınlık, nurlu yarınlara götürecek vatanperver bir nesil yetişmesinde yol gösterici olan kıymetli ilim erbaplarına sağlık ve mutluluklar diliyorum” ifadelerine yer verdi.

  • Öztürk, odalar ve  borsaları ziyaret etti

    Öztürk, odalar ve borsaları ziyaret etti

    TOBB’u temsilen oda ve borsa yönetimleriyle istişarelerde bulunmak amacıyla gerçekleştirilen ziyaret programında Öztürk, Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası, Yozgat Ticaret Borsası, Sorgun Ticaret ve Sanayi Odası, Yerköy Ticaret ve Sanayi Odası, Şefaatli Ticaret ve Sanayi Odası, Boğazlıyan Ticaret ve Sanayi Odası, Boğazlıyan Ticaret Borsası, Sivas Ticaret ve Sanayi Odası, Sivas Ticaret Borsası, Karaman Ticaret ve Sanayi Odası, Karaman Ticaret Borsası, Niğde Ticaret ve Sanayi Odası, Niğde Ticaret Borsası, Bor Ticaret ve Sanayi Odası ile Konya bölgesinde Beyşehir Ticaret Odası, Çumra Ticaret Odası, Ereğli Ticaret ve Sanayi Odası, Ereğli Ticaret Borsası, Karapınar Ticaret ve Sanayi Odası, Karapınar Ticaret Borsası, Seydişehir Ticaret ve Sanayi Odası başkan ve yönetim kurulu üyeleriyle bir araya geldi. Ziyaretlerde oda ve borsaların birlik ve beraberliğe önem verilmesi gerektiği vurgulanarak ekonomik ve sosyal konularda istişare edildi.
    Türkiye’deki 1,5 milyon işletmenin temsilcisi olan TOBB’un, 365 oda ve borsayla büyük bir aile olduğunu söyleyen KTO Başkanı Selçuk Öztürk, “Oda ve borsaların birlik ve beraberliği ülkemizin hedeflediği ekonomik büyüklükte Türk özel sektörünün katkısı için önem taşımaktadır. TOBB yönetimi olarak tüm oda ve borsalarımızla istişarelerle talep ve önerilerini dinleyerek verdikleri hizmetin kalitesini artırmaya çalışıyoruz. TOBB Yönetim Kurulu Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu da odalar ve borsaların birlik ve beraberliğine hassasiyetle önem vermektedir. Gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerde oda ve borsalarımızın hizmet üretme noktasında kararlı ve azimli olduğunu görmek bizleri mutlu etmiştir” dedi.
    Başkan Öztürk’le bir araya gelen oda ve borsa başkanları da ziyaretten duydukları mutluluğu dile getirerek verdikleri destekten dolayı TOBB yönetimine teşekkür ettiler.

  • Şehitlerin isimleri yaşatılıyor

    Şehitlerin isimleri yaşatılıyor

    Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında Diyarbakır’ın Lice ilçesinde teröristlerin kurduğu hain tuzak sonucu şehit olan uzman Çavuş Mehmet Koçak şehit düşmüştü. Koçak’ın ismi 4. Etap Toki’de bu yıl eğitime başlayan ilk ve ortaokula verildi.Konu ile ilgili açıklama yapan İl Milli Eğitim Müdürü Saim Kuş, “Şehitlerimize bu vatan toprağında yaşayan her bireyin olduğu gibi minnet borcumuz vardı. Bu borcumuzu az da olsa bu şekilde ödemeye çalışıyoruz. Geçtiğimiz yıl hain terör örgütünün saldırısı sonucu şehit düşen Mehmet Koçak’ın adını 4’üncü Etap Toki’de bulunan İlk ve ortaokulumuza verdik. Bu sayede şehitlerimizin isimlerini yaşatmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.
    Bugün ve yarın yapılacak olan Temel Eğitimden Orta öğretime Geçiş (TEOG) Sınavı’nın ardından Şehit Koçak’ın ailesinin ziyaret edileceğini kaydeden Kuş, “Şehidimizin ailesini ziyaret edeceğiz. Ayrıca önümüzdeki hafta da okulumuzun resmi açılışını ailemizin katılımı ile gerçekleştirmeyi düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

  • Gazeteciler Cemiyeti Çengeloğlu’nu ziyaret etti

    Gazeteciler Cemiyeti Çengeloğlu’nu ziyaret etti

    Ziyarette yiğidin harman olduğu kahraman Yozgat’a gelerek görev yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Yozgat İl Emniyet Müdürü Seçkin Çengeloğlu, emniyet teşkilatı olarak daha fazla gayret ve çaba ile Yozgat halkına gereken hizmeti sunacaklarını söyledi.
    Göreve geldiği günden beri Fetullahçı Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapılanması’nda Yozgat’ta 80 şahsa işlem yapıldığını da vurgulayan Çengeloğlu, 38 şahsın tutuklandığını söyledi. 16 şahsın işlemlerinin devam ettiğini açıklayan Çengeloğlu, 26 kişiye de adli kontrol hükümleri uygulandığını aktardı.
    Çengeloğlu, Yozgat Gazeteciler Cemiyeti ve üyelerinin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirirken Yozgat Gazeteciler Cemiyeti’de Çengeloğlu’na görevinde başarı dileklerinde bulundu.

  • Başkan Arslan: Kapalı sebze ve  meyve pazarı ilimize hayırlı olsun

    Başkan Arslan: Kapalı sebze ve meyve pazarı ilimize hayırlı olsun

    Belediye Başkanı Kazım Arslan, bugün açılışı yapılacak olan kapalı hal pazarının hizmete girmesiyle Yozgat’ın önemli bir sorununun daha çözüme kavuşturulduğunu kaydetti.
    Başkan Arslan, “İçerisinde Hal Müdürlüğü, İdari Bölümler, Pazarcılar Derneği Bürosu, Mescit, Lokanta Çay Evi gibi bölümlerin yer aldığı Kapalı Pazar Yeri açılışı bugün saat 10.00’da Adalet Bakanımız Sayın Bakan Bekir Bozdağ ve milletvekillerimizin katılımı ile yapılacak. Başkan adaylığımız sürecinde hazırladığımız seçim beyannamesinde; halkımızın ve pazarcı esnafımızın 40 yıllık beklentisi olan Kapalı Pazar Yeri ve Sosyal tesislerin yapılması için verdiğimiz bir sözü daha yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz.
    Vatandaşlarımızı ve çocuklarımızı düşünerek, yapımı tamamlanan, içerisinde Hal Müdürlüğü, İdari Bölümler, Pazarcılar Derneği Bürosu, Mescit, Lokanta Çay Evi gibi bölümlerin yer aldığı Kapalı Pazar Yeri tesisimiz mimari yapısı ile de şehrimize ayrı bir renk katacak.”dedi. Kapalı Pazar Yeri üzerinde yapılan sosyal amaçlı tesislerinde bölgenin önemli bir eksikliğini giderdiğini vurgulayan Belediye Başkanı Kazım Arslan, “Seçimlerde verdiğimiz bir sözün gereğini yetine getirmiş oluyoruz. Söyleyecek çok sözümüz, yapacak çok işimiz var. Yozgat’ımızın beklentilerini vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını biliyoruz. Bu doğrultuda çalışmalarımıza devam ediyoruz.
    Bugün hizmete girecek tesisimizin açılışında Yozgat halkımızı da yanımızda görmek istiyoruz. Bu vesile ile tesisimizin pazarcı esnafımıza ve ilimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.”diye konuştu.

  • Sarıkaya’nın “Hayat” şarkısı  albümü müzik marketlerde

    Sarıkaya’nın “Hayat” şarkısı albümü müzik marketlerde

    Uzun bir uğraş sonucu ilk albümünü sevenleri ile buluşturan Sarıkaya, albümünü Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç’a hediye etti.
    Albümle aynı adı taşıyan, “Ben Yoruldum Hayat” ve daha önce single olarak yayınladığı “Al Başımdan Bu Dertleri” şarkısının da bulunduğu albümde 10 eser yer alıyor. Albümde 6 şarkının söz ve müziği Mümin Sarıkaya’ya ait. Ayrıca Neşet Ertaş, Ali Osman Nebioğlu, Nurullah Akçayır gibi ustaların eserlerini yorumlayan Mümin Sarıkaya, albüm düzenlemelerinde Göksun Çavdar, Cihan Sezer, Alper Atakan gibi önemli müzisyenlerle çalıştı. Mümin Sarıkaya’yı tebrik eden Vali Kemal Yurtnaç, Yozgat’tan böylesine nadide bir sanatçının çıkmış olmasından dolayı mutlu olduğunu söyledi. Mümin Sarıkaya’nın çıktığı bu yolda kendisini yalnız bırakmayacaklarını söyleyen Vali Yurtnaç, “Ben yoruldum hayat şarkısını ilk dinlediğimde hem sözlerinden hem de yorumdan çok etkilendim. Şarkıyı yazan ve söyleyenin Yozgatlı olduğunu öğrendiğim de ise çok da şaşırmadım. Çünkü Yozgat, Nida Tüfekçi gibi büyük bir sanatçıyı Türkiye’ye kazandırmış bir şehir. Bu gün baktığımız zaman ilimizden yine kaliteli sanatçılar çıktığını görüyoruz. Bunlardan bir tanesi de Mümin Sarıkaya kardeşimiz ve nihayet ilk albümünü de çıkardı. Yazdığı bir şarkıyla bir anda tüm Türkiye’nin gündemine oturdu. Bu yolda Yozgat Valiliği olarak elimizden gelen tüm desteği kendisine vermeye hazırız. Ülke gündeminde olan bu tür değerlerimizi hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız. Ben kendisini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi. Mümin Sarıkaya’da yıllar sonra bile dinlenecek ve unutulmayacak şarkılar yapacağını belirterek, “Ben yoruldum hayat” şarkısının bu kadar tutulacağını ve bir anda Türkiye’de ses getireceğini hiç tahmin etmiyordum. Şarkımın bu kadar sevilmesi ve tutulmasından dolayı çok mutluyum. Bu süreçte gerek Yozgat Valiliği gerek Yozgat halkı hep benim yanımda oldu. Biz öyle şarkılar yapacağız ki 20 yıl sonra da dinlenecek.” diye konuştu.
    Sarıkaya, albümünün hazırlanmasında ve çıkmasında emeği geçen herkese teşekkür etti.
    Öte yandan, bir çok sanatçının seslendirdiği, her mekanda tekrar tekrar istek alan ve reyting rekorları kıran dizilerde de sıklıkla kullanılan ‘Ben yoruldum hayat’ şarkısı internet üzerinde de 105 milyondan fazla kişiye ulaşmış durumda.

  • ORAKAP Toplantısı yapıldı

    ORAKAP Toplantısı yapıldı

    Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç’ın da katıldığı Orta Anadolu Kalkınma Birliği toplantısı Yozgat Valiliğinde yapıldı. ORAKAP Toplantısının uzun süre sonra Yozgat’ta yapılmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, ORAKAP tarafından yapılan Avrupa Birliği projelerinin Yozgat’a katkı sağlayacağını söyledi.
    ORAKAP’ın Kayseri ve Yozgat Kalkınma Ajanslarının 2004 yılında kurmuş olduğu bir birlik olduğunu hatırlatan Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, “Bu birlik bölgenin kalkınması açısından yeni ek kaynaklar oluşturmak için çok önemli. Avrupa birliği projelerine ilave olarak devletin kaynaklarıyla birlikte verilen projelerin dışında bu tür yurt dışındaki kaynakların Yozgat ve Kayseri illerine kazandırılması için oluşturulmuş bir birlik.” dedi.
    ORAKAP tarafından yapılan Avrupa Birliği Projeleri’nin Yozgat’a katkısı olacağını söyleyen Vali Yurtnaç, “Bu birliğin uzun zamandan sonra Yozgat’ta toplantısını yapıyoruz. Tabi bu birlik aynı zamanda yine Avrupa birliğinden bir proje aldı. Özellikle Kayseri’deki mobilya sanayini destekleme açısından. Kayseri bizim komşu vilayetimiz. Çevremizde güçlü ve hareketli illerin olması bizim için bir fırsattır. Hiçbir zaman olumsuz bir durum değildir. Bu güçlü illerin, lojistiğini sağlamak onlara çeşitli konularda destek vermek hizmet sektörüyle buraya katılmak Yozgat’ı kalkındıracak. Daha hareketli hale getirecektir. Yanımızda güçlü bir ilin olması bizim için geleceğimiz için fırsattır diye düşünüyorum. Bu maksatla da ORAKAP tarafından yapılan Avrupa Birliği Projesi’nin bize de yardımı olacağını düşünüyorum. Biz bu birliğe gereken desteği vereceğiz.
    Kayseri’yi bu konu da yalnız bırakmayacağız ve onun karşılığında da Avrupa birliği projeleri yapacağız. Hem Kayseri hem Yozgat hep birlikte bu projelerden faydalanacak.” şeklinde konuştu.

  • Gençler sabah  namazında buluştu

    Gençler sabah namazında buluştu

     

    Gençlik ve Spor Bakanlığı Sorgun Gençlik Merkezi tarafından düzenlen ‘Gençler Sabah Namazında buluşuyor’ programı kapsamında Sorgun Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri bir araya geldi. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından 81 ilde gerçekleştirilen ‘Gençler Sabah Namazında buluşuyor’ programında buluşuyor kampanyasına Sorgunlu gençler yoğun ilgi gösterdiler. Sorgun Gençlik Merkezi tarafından organize edilen programda Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri Garajlar Yeni Cami’de sabah namazında buluştu. Anadolu İmam Hatip Lisesi pansiyonunda kalan 100’e yakın öğrenci sabah servisle camiye getirildi. Sabah namazını eda eden gençlere Sorgun İlçe Müftüsü Hasan Görer, Sorgun Gençlik Spor İlçe Müdürü Levent Tunçer, Gençlik Merkezi Müdürü Yusuf Ünal ve çok sayıda cami cemaati eşlik etti.
    Sabah namazının ardından gençlere kahvaltı ikramında bulunuldu. Kahvaltının ardından ise öğrenciler birlikte dua etti. Ye dair bilgi veren Sorgun Gençlik Merkezi Müdürü Yusuf Ünal, “2 Eylül’de başlayan ‘Gençler Sabah Namazında Buluşuyor’ projesi çerçevesinde 18.11.2016 tarihinde Garajlar Yeni Camimizde gençlerimizi bir araya getirdik. Bu etkinlik Türkiye genelinde de aynı şekilde icra edildi. Türkiye’de bulunan 100’ün üzerinde Gençlik Merkezi aracılığıyla bütün gençlerimiz bugün sabah namazında cami de buluştular. Buluşma sonrası da gençlerimizle kahvaltıda sohbet ettik. Gençlerimizle daha çok bir araya gelip milli ve manevi değerlerimizi onlara aktarmak istedik. Bu vesile ile tüm gençlerimizi Sorgun Gençlik Hizmetleri Spor İlçe Müdürlüğü ve Gençlik Merkezimizin sportif ve gençlik faaliyetlerine bekliyoruz.
    Ülkemiz bu günlerde zor dönemlerden geçiyor. Bu zor günleri gençlerimizle el ele verip inşallah daha güzel günlere ulaşmak için çalışmalarımız devam ediyor.” dedi.
    Programa katılan öğrenciler, camide hep birlikte namaz kılmanın çok güzel olduğunu söyleyerek manevi tat aldıklarını dile getirdiler. Gençler bu buluşmaların her hafta devam etmesini temenni ederek ülkede birlik ve beraberlik için dua ettiklerini ifade etti.

  • Kış çayına ilgi artıyor

    Kış çayına ilgi artıyor

    Bitkisel çayların tüketildiğinde vücudun kış hastalıklarına karşı daha dirençli olduğunu söyleyen Ursavaşlar Baharat sahibi Murat Ursavaş, kış çayının düzenli tüketildiği takdirde grip ve nezle başta olmak üzere solunum yollarına da ciddi fayda sağladığını ifade etti.
    Antioksidan madde içeriği yüksek olan bitkisel çayların bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğini söyleyen Ursavaş, “Zencefil, havlıcan, karanfil, tarçın, hatmi çiçeği ve kuşburnu ile yapılan bitkisel çay, vücudu başta grip ve nezle olmak üzere birçok hastalığa karşı koruyor. Bu bitkileri paketler halinde vatandaşların hizmetine sunuyoruz. Vatandaşlar kışın bu karışımı kaynatarak içmeye devam etmeliler. Bu karışımın düzenli tüketilmesi halinde kışın vücudun direnci artıyor. Havaların soğuması ve kış mevsiminin gelmesiyle bu vatandaşlarında bitkisel ürünlere ilgisi artıyor” şeklinde konuştu.

  • Demirel, araç sahiplerini uyardı

    Demirel, araç sahiplerini uyardı

    Demirel, konuya ilişkin açıklamasında şunları söyledi : “Yozgat iklim bakımından kışın oldukça soğuk geçen bir ilimizdir. Bu bakımdan araçların kışlık bakımlarının mutlaka yapılması gerekmektedir. Soğuk, sisli, yağmurlu ve karlı havalarda araç kullanımı her zamankinden daha riskli olduğundan araçların da buna göre hazırlanması gerekiyor. Motorun sağlıklı çalışabilmesi için soğutma suyuna antifriz konulmalı. Antifriz miktarının azalmaması için her zaman için özel sıvılar kullanılmalı. Araçlara özel sıvılar yerine su kullanmak, sudan kaynaklı kireçlenmelere, kireçlenmeler de su kaçaklarına ve hararet problemine yol açar. Bu aylarda özellikle dikkat edilmesi gereken yer motor soğutma suyunun antifriz miktarı. Motordaki su miktarı doğru ayarlanmazsa motor suyu donar ve motor bloğuna zarar verir. Özellikle LPG’li araçlarda motorun sabahları çalışması zorlaşacağından akü kontrol edilmeli. Yeterli değilse yenisi ile değiştirilmelidir.
    Seyir güvenliği için silecek lastikleri ve silecek suyuda gözden geçirilmeli. Silecek suyunu mutlaka donmayan katkılı olan sudan seçmeliyiz.”dedi.
    Kışlık lastiklerin kar yağışını beklemeden takılması gerektiğini vurgulayan Demirel, “Sürüş güvenliğinin bozulmaması için mutlaka kışlık lastiklerimizi taktırmalıyız ki; aracımız karlı ve soğuk havalarda yola daha iyi tutunabilsin.
    Kış seyahatlerinde aracın lastik çapına uygun zincir bulundurulmalı. Mevsim şartlarının ağır olduğu yerlerde arabada bir buz kazıyıcının bulundurması gerekir.”uyarısında bulundu.

  • SORGED EĞİTİMLERİNE DEVAM EDİYOR

    SORGED EĞİTİMLERİNE DEVAM EDİYOR

    SORGED kurulduğu tarihten itibaren gençlere eğitimler düzenlemeye devam ediyor. Sorgun Gençlik Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Halil Uğuz, “Bu faaliyetlerle Yozgat gençliğine yeni vizyon kazandırmaya çalışıyoruz” dedi.
    SORGED olarak hazırladıkları çok sayıda uluslar arası projelerle Yozgat gençliğini sınırların ötesine taşıdıklarına işaret eden Uğuz, “ Dünyanın pek çok ülkesine Yozgatlı gençleri çok sayıda aktiviteye dahil eden dernek, aynı şekilde farklı ülkelerden çok sayıda genci Yozgat’a getirmeyi başardı” diye konuştu.
    SORGED hakkında kısaca bilgi veren Uğuz, şunları kaydetti;
    “ SORGED; gençlerin; sosyal, kültürel, eğitim, sağlık ve spor alanlarında çalışmalar yürütmek, gençlik politikalarının iyileştirilmesinde katkıda bulunmak, gençlik arasında yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamak, girişimcilik ruhlarını teşvik etmek, bilgi, beceri ve yeterlilik kazanmalarına yardımcı olmak, engelli gençler başta olmak üzere tüm dezavantajlı gençlerin içinde bulundukları topluma uyumlarına katkı sağlamaya yönelik çalışmaları desteklemek amacı ile 28/11/2014 yılında kurulmuştur. 2013 yılından önce Yozgat’ta Gençlik Çalışmaları yok denecek kadar azdı. 2013 yılında Gençlik çalışmaları başlamış olup, bu kapsamda Derneğimiz 9 Projenin Koordinatörlüğünü ve 10 Projenin de ortaklığını yürütmüştür. Yaptığımız bilgilendirme toplantılarıyla Yozgat bölgesinde yaşayan yaklaşık 5 Bin Gence ulaşılmış ve Bin’e yakın Genç bu projelerden yararlanmıştır.”
    Uğuz, derneğin ortak olduğu, Avusturya Ulusal Ajansı tarafından finanse edilen Erasmus+ KA1 Gençlik Çalışanlarının Hareketliliği Programı kapsamında 06-13 Kasım 2016 tarihleri arasında projeden 4 genç arkadaşımız geri döndü. Projede savaş nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan mültecilerin sorunlarının ele alındığını bildiren Uğuz, “Proje kapsamında mültecilerin yaşadıklarını sorunları daha iyi anlamak için çeşitli atölye çalışmaları ve drama çalışmaları yapıldı” dedi.
    Projeye Sorgundan katılan Şeyma Sungur, “Üniversite arkadaşım bir gün beni aradı ve bana Sorgun Gençlik Derneği diye bir dernek olduğunu ve gençleri projeye gönderdiğini söyledi. Ben de : “Yok canıım o bizim Sorgun değildir başka Sorgun’dur.’’ dedim ve gülüştük.
    Ama o Sorgun benim doğup büyüdüğüm Yozgat’ın Sorgunuymuş. O günden sonra SORGED’i takip ettim ve bu projeye başvuru yaparak kabul edildim.
    Proje kapsamında mülteciler üzerine farklı faaliyetler yaptık. Projeye Münjid adında Iraklı bir arkadaşımız katıldı. Bir mültecinin yaşayabileceği en acı ve zor durumları yaşamıştı. Bunları onun ağzından dinlemek benim için çok başkaydı ve çok etkilendim.
    Başka ülkelerden gelen insanların da mülteciler için çaba sarf ettiklerini, onları önemsediklerini görmek beni çok duygulandırdı. Ayrıca yabancı katılımcılar arasında Türk dizisi izleyenler ve Türkçe kelimeler bilenler hatta biraz anlayanlarda vardı.
    O zaman ne kadar büyük bir ülke olduğumuzu anladım” dedi.

  • Soysal, Şehir Hastanesi’nde  incelemelerde bulundu

    Soysal, Şehir Hastanesi’nde incelemelerde bulundu

    Yapımı devam eden Yozgat Şehir Hastanesi’nde incelemelerde bulunan Milletvekili Soysal, Yozgat’ın tarihinde yapılacak en hayırlı yatırımın da Şehir Hastanesi olduğunu belirtti. Kamu özel ortaklığı ile yapılan 475 yataklı Yozgat Şehir Hastanesi’nde bir dizi incelemelerde bulunan AK Parti Yozgat Milletvekili Ertuğrul Soysal, Yozgat Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Op. Dr. İsmail Kurca’dan hastanenin son durumu ile ilgili bilgiler aldı. Soysal’a, AK Parti Yozgat İl Başkanı Harun Lekesiz ve Rönesans Holding çalışanları eşlik etti.
    Yozgat Şehir Hastanesi’ni gezen ve hastane hakkında bilgiler alan Soysal, hastanenin yaklaşık 1.5 ay sonra hizmete açılacağını söyleyerek, “İlk olarak bugünlere nasıl geldiğimizi hatırlamak lazım. Şehir hastanesi fikri Cumhurbaşkanımızın, başbakanlığı döneminde hayal ettiği bir projeydi. Bizler milletvekili olarak hastanenin alt yapılarını yapıp ilk uygulama alanını da Yozgat’ta başlatmış olduk. Kamu özel ortaklığı ile yapılan şehir hastanesinin ilk temeli Yozgat’ta atıldı. Nasip olursa açılışını da Yozgat’ta yapacağız. Şu anda şehir hastanemiz kıyas kabul edilmeyecek bir halde. Bir kere proje yapım farklılığı var. Kamu özel işbirliği ile yapılan bir hastane burası. Yani kiralama yöntemiyle yapılan bir hastane. 24 yıllığına yüklenici firmanın yapıp işletip bize devredeceği bir proje. Gördüğünüz gibi hiçbir şeyi esirgememişler. Bizler de siyasiler olarak buradaki ekibi, doktor kadrosunu ve diğer bütün teçhizatlarını tam manasıyla tamamladıktan sonra belki 1- 1.5 ay sonra Yozgat halkının hizmetine alırız diye tahmin ediyorum” şeklinde konuştu.
    Yozgat’a tarihinde yapılabilecek en hayırlı yatırımın şehir hastanesi olduğunu söyleyen Soysal, “Yozgat küçük bir şehir. İlk olarak şehir hastanesini planlarken büyük şehirlerde yapılmak üzere planlamıştık. Ama bakanımız, bizler Yozgat’ı bu büyük şehirler arasına aldırdık. Biraz zorlandık ama Cumhurbaşkanımız da onay verdi. Yozgat’a belki de tarihinde yapılacak en hayırlı yatırım, şehir hastanesi oldu. Civar illere baktığımızda hiçbirinde şehir hastanesi yok sadece Yozgat’ta var. Bu da Yozgat’ın ne derece öncelendiğinin bence ispatıdır. Yozgatlı daha iyi yatırımlara layık. Yozgatlı her zaman devletini, hükümetini destekledi. Bunun karşılığında da siyasiler olarak böyle bir yatırımın Yozgat’a kazandırılması için büyük gayretler gösterdik. Şehir hastanemiz Yozgat’ımıza hayırlı olsun.”dedi.
    Yozgat’a yapılan en hayırlı hizmetin şehir hastanei olduğunu vurgulayan Soysal, “Bundan önceki atama döneminde 21 tane doktorumuzun ataması yapıldı. Yine eksikliklerle ilgili çalışmalarımız var. Yozgat’a ne yapıldı ki diyenleri getirip bu hastaneyi gezdirmek lazım. Başlı başına bu eser, o sorunun tek cevabıdır. Biz bu soruyla çok karşılaşıyoruz. Yozgat son 10 sene içerisinde büyük gelişme kat etti. Kamu yatırımı olarak Yozgat’a kazandırılmayan hiçbir eserimiz kalmadı. O kadar çok devam eden yatırımlarımız var ki iki sene sonra Yozgatlı Yozgat’ı tanıyamayacak. Yozgat daha iyi olacak. Kısacası şehir hastanemizin hayırlı olmasını diliyorum. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.” ifadelerine yer verdi.
    Soysal son olarak ise şehir hastanesinin Yozgat’a getireceği artıları sayarak şu ifadelere yer verdi: “Bİr kere doktor sayımız ve çalışan sayımız artacak. Burada ticari, sosyal alanlarımız var. Şehir hastanesini sadece hastane olarak görmeyin. Dışarıdan bölge hastanesi vasfı var. Diğer illerden de hastaları kabul edeceğiz. Burasını sağlık üssü haline getirebiliriz.”

  • Bahardan kalma günler yaşanıyor

    Bahardan kalma günler yaşanıyor

    Hafta sonundan itibaren güneşin sıcağını hisseden vatandaşlar, Cumhuriyet Meydanı’na akın ettiler.
    Bahardan kalma günlerini yaşayan Yozgat’ta vatandaşlar sokağa döküldü. Özellikle Cumhuriyet Meydanı’nda vatandaşlar, sohbet eşliğinde güneşin keyfini çıkartırken bazı vatandaşlar da çay bahçelerinde vakit geçiriyorlar. Kış mevsiminde havaların iyi olmasını fırsat bilen çoklar ise oyun parklarında oyun oynayarak zaman geçiriyorlar.
    Mevsimlerin çok değiştiğini ve eskiden bu zamanlarda Yozgat’ta kardan dışarıya çıkmanın mümkün olmadığını söyleyen Haydar Doğan, soğuk kış günlerinde güneşin tadını çıkardıklarını dile getirdi.
    Kendisinin emekli olduğunu ve arkadaşlarıyla Cumhuriyet Meydanı’na gelerek zaman geçirdiklerini belirten Doğan, “Gündüzleri güneş çıkıyor ama geceleri ayaz oluyor. Kar yağsa geceleri bu kadar soğuk olmaz” dedi.

  • Kırtasiye malzemeleri ihtiyaç  sahibi öğrencilere dağıtılacak

    Kırtasiye malzemeleri ihtiyaç sahibi öğrencilere dağıtılacak

    Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın ‘Genç Dönüşüm’ projesi kapsamında bugün yapılan KPSS Ortaöğretim sınavında, ÖSYM tarafından adaylara dağıtılan kalem setleri, Yozgat Gençlik Merkezi çalışanları ve gönüllü gençler tarafından köy okullarında eğitim gören öğrenciler için toplandı. Yozgat Gençlik Merkezi Müdürü Ali Sapmaz, “Gençlik ve Spor Bakanlığı ile ÖSYM arasında gerçekleştirilen ‘Geri Dönüşüm’ projesi doğrultusunda Yozgat Gençlik Merkezi olarak sınavda dağıtılan kırtasiye setlerini topladık. Bu kırtasiye setlerini merkezdeki dezavantajlı öğrencilerimize ve köy okullarındaki öğrencilerimize ulaştırıyoruz. Burada amacımız israfın önüne geçmek. KPSS ortaöğretim sınavına bu yıl rekor denecek sayıda yaklaşık 3.5 milyon aday katıldı. Bu dağıtılan kırtasiye setlerinin tanesi nereden bakarsanız bakın 5 lira. Hadi onu geçelim. 1 TL olduğunu düşünürsek bile bugün devletimizi geri dönüşüm sayesinde 3.5 milyon lira zarardan kurtarmış olduk.” dedi.
    Amaçlarının farkındalık yaratmak olduğunu söyleyen Sapmaz, “Gençlik merkezimizde çalışan gençlerimizin yanı sıra üniversiteden ve diğer okullardan gönüllü gençlerimiz de bize, bu proje kapsamında destek verdiler. Gençlerimiz daha da sosyalleşmesini sağlamak için bu tür faaliyetleri gerçekleştiriyoruz. Bir bakıma farkındalık oluşturuyoruz. Bizim kalem topladığımızı gören adaylarda biz istemeden kendileri geri dönüşüm kutusuna dağıtılan kırtasiye malzemelerini atıyorlar. Onlara da bu iyi niyetlerinden ötürü teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

  • Orman yangını  büyümeden söndürüldü

    Orman yangını büyümeden söndürüldü

    Edinilen bilgiye göre, Recepli mevkiinde geçici hayvan barınağı arkasında bulunan ormanlık alanda akşam saatlerinde henüz belirlenemeyen bir sebepten dolayı yangın çıktı. Vatandaşların ihbarı üzerine Yozgat Belediyesi itfaiye ekipleri ve Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. 5 dekarlık alanın küle döndüğü orman yangınına itfaiye ekipleri hemen müdahale etti. Yangının büyümesine engel olan ekipler kısa sürede yangını söndürmeyi başardılar. Ardından ise itfaiye ekipleri soğutma işlemine geçti. İtfaiye ekiplerinin olası bir yangının tekrardan baş göstermemesi için sabahın erken saatlerine kadar soğutma işlemi gerçekleştirecekleri öğrenildi.

  • Soysal’dan Karacabey’i ziyaret

    Soysal’dan Karacabey’i ziyaret

    Ziyarette üniversitemizin gelişimi ve son durumu hakkında fikir alışverişinde bulunuldu. Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey, Milletvekili Soysal’ın gerçekleştirdiği ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Milletvekili Soysal’a teşekkür etti.

  • Sabah namazı sonrası  Çorbalar Belediye’den

    Sabah namazı sonrası Çorbalar Belediye’den

    Yozgat Belediyesi, soğuk kış günlerinde Çapanoğlu Büyük Camii’ne sabah namazı için gelen vatandaşlara çorba ikramında bulunuyor.
    Her Cuma günü sabah namazı çıkışı cami cemaatine çorba ikram ettiklerini belirten Yozgat Belediye Başkanı Kazım Arslan, son senelerde üniversite öğrencilerine verdikleri bu hizmeti şimdi de cami cemaatine sunarak devam ettiklerini söyledi.
    Cami cemaatinin bu uygulamadan memnun kaldığını dile getiren Başkan Arslan, soğuk kış günlerinde hem vatandaşların içinin ısınmasına vesile olduklarını hem de onlarla gönül bağı kurduklarını açıkladı. Başkan Arslan ayrıca cami cemaatine haftada bir gün olan çorba ikramını ilerleyen zamanlarda ihtiyaca göre her gün dağıtabileceklerine de değindi.
    Yozgat Belediyesi’nin bu hizmetinden duydukları memnuniyeti dile getiren cami cemaati ise, soğuk kış günlerinde sıcak çorba sayesinde içlerinin ısındığını söyleyerek Yozgat Belediyesi’ne teşekkür etti.

  • Bozdağ: Tecavüzcüye  af yok, ceza artışı var

    Bozdağ: Tecavüzcüye af yok, ceza artışı var

    Bakan Bozdağ, tartışılan ‘cinsel istismar’ düzenlemesi ile ilgili açıklamalarda bulundu. “Haksızlık yapılıyor” diyen Bozdağ, TGRT Haber’de ‘Gençlerle Büyük Buluşma’ programında, 2005’teki kanun değişikliğini hatırlattı; geçen 11 yıllık sürede toplumun ‘erken evlilik’ gibi kültürel alışkanlıklarını aşamadığına dikkat çekti. Bozdağ, “Burada geçmişe dönük mağduriyetleri kaldırmak için bir defaya mahsus düzenleme yapılıyor. Geleceğe yönelik olarak ise kanun aynı yasaklarla işletilecek. Cinsel istismar suçunu işleyen kişi, halk tabiriyle tecavüzcü mağdurla evlense dahi; bu düzenlemeden yararlanamaz. Bu öneri tamamıyla; cinsel istismar, halktaki ifadesiyle tecavüz fiiline muhatap olmayan aileleri kapsıyor” ifadelerini kullandı.
    2005’ten önceki ‘erken evlilikler’ bahsindeki ceza ve hukuk mevzuatının yetersizliğini anlatan Bekir Bozdağ, “Aslında eski hukuk alışkanlıklarımızda; yani 2005’ten önceki uygulamalarda, ‘evlilik’ vaadiyle birlikte olan kişiler, daha sonra bundan vazgeçtiklerinde ‘ceza tehdidi’ ile karşılaştığında; evlenince cezası ortadan kalkıyordu. Bunu zaten biz yürürlükten kaldırdık. Eski kanunlara göre; tecavüzcüler evlendikleri zaman dava ve cezası belli bir süre erteleniyordu. Bunu biz kaldırdık. Hatta eski kanunlar, ‘kamuoyu baskısını’ dikkate alarak, gayrimeşru ilişkiden doğan çocuğu öldürmeyi teşvik ediyordu. Bu utancı biz, AK Parti kaldırdı. Başka hayati düzenlemeler de yaptık. Çok önemli zihniyet değişim ve dönüşümü gerçekleştirdik” dedi.
    “Cinsel istismar suçunu 8 yıldan 18 yıla çıkardık”
    Bozdağ, çocukların cinsel istismarı konusunda çok ciddi yaptırımlar getirdiklerinin altını çizerek, “8 yıl olan hapis cezasını 2004’te 16 yıla çıkardık. Parlamentoda kabul edilen bu son düzenleme ile de, esasında 12 yaşındaki çocuklara karşı cinsel istismar suçu işlenmesi halinde, ceza 18 yıla çıkarıldı. Biz bunları önlemek için çok önemli tedbirler aldık. Önemli yasal düzenlemeler yaptık. En önemlisi de hem kadınlar hem erkekler bakımından zorunlu eğitimi 12 yıla çıkardık. Bu da erken evlilikleri önlemek, evlilik yaşını daha yükseltmeyi amaçlayan bir yasa düzenlemesiydi” değerlendirmesinde bulundu.
    “Vatandaş kanun değişikliğini anlamadı”
    Toplumun bir kesiminde 100’lerce yıldır yürüyen ‘erken evlilik’ kültür ve geleneklerini hatırlatan Bozdağ, “Şu andaki kanuni düzenleme ile; 17 yaşından gün almış birisi ancak mahkeme kararıyla evlenebiliyor. 18 yaşından gün almış birisi ise velisinin muvaffakati ile evlenebiliyor. 17 yaşından gün almamışsa eğer, 16 yıl hapis cezası ile karşı karşıya kalıyor.
    Dahası; erkek ve kız tarafının anne ile babası da azmettirmek, suça yardım, yataklıktan dolayı hapis cezası alıyor. Damat 16 yıl ile cezaevinde, anne, baba hükümlü… Yani ‘aile baskısı’ ile genç yaşta evlenmek durumunda kalan kız bir anda hem eş hem anne, babasından olarak mağduriyet yaşıyordu. Bu arada bazı kadınların çocuğu da olabiliyor. Büyük bir dram ile karşı karşıya kalıyoruz. Yaklaşık 3 bin civarında mağdur aile var. Anayasa Mahkemesi bir kararında ‘bunu düzeltin’ dedi. Meclis, aile ile ilgili araştırma komisyonu kurdu; o da ‘bunu düzeltin’ dedi. Raporları var. Başbakanlık İletişim Merkezi BİMER’den Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi CİMER’den bakanlığımıza gelen 100’lerce vatandaş mektupları var. Öyle acıklı hikayeler var ki… 2004’te değiştirdiğimiz, 2005 haziran ayında yürürlüğe giren kanun vatandaşlar tarafından tam anlaşılamadı, fark edilmedi. Bir farkındalık oluşturamadık. ‘Eski kanun var’ diye geçen 11 yıl boyunca; Türkiye’nin birçok il, ilçe, köy, mahallesinde bu suçlardan 3 bin civarında aile mağdur oldu, ceza alanlar ve içeri girenler oldu. İnsanlar bunun caydırıcılığını artık gördü; bir farkındalık oluştu. Çünkü eski kanunlar, ‘evlilik’ ile meseleyi düzeltiyor. Biz onları kaldırdık. Şimdi bir kereliğe mahsus olarak geçmişe dönük mağduriyeti ortadan kaldıran böyle bir düzenleme içeriyor” diye konuştu.
    ‘Cinsel istismar suçunu işleyenlere kesinlikle, tecavüzcülere asla af getirilmedi’ diyen Bozdağ, “Kim bunu söylüyorsa; milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyordur. Cinsel istismar suçunun vasfı değişmemektedir. Cezasında indirim de yapılmamaktadır. Aksine bu pakette, cezaları daha da katlanmış, artırılmıştır.
    Cinsel istismar suçunu işleyen kişi, halk tabiriyle tecavüzcü mağdurla evlense dahi; bu düzenlemeden yararlanamaz. Bu düzenleme tamamıyla; cinsel istismar, halktaki ifadesiyle tecavüz fiiline muhatap olmayan aileleri kapsıyor. Bir kısım tamamıyla bunu çarpıtıyor, bir kısım mecrasından saptırıyor, bir kısmı da sadece AK Parti Hükümeti’ne zarar vermek istiyor. İşin aslı, tecavüzcüye af değil; annelerinin babalarının ve geleneklerin, yerleşik kültürün kurbanı olmuş kadın ile erkekleri bir defaya mahsus yaşadıkları mağduriyete son veren düzenlemedir” dedi.
    Bekir Bozdağ, cinsel istismar düzenlemesinin, geçmişe dönük ve bir kerelik olduğuna dikkat çekerek, “Düzenleme sadece aile baskısı ile evlendirilenlerin yaşadığı mağduriyetler nedeniyle… 16.11.2016’dan önce işlenmiş suçlara ilişkin düzenlemedir. Gelecekte bu uygulanmayacaktır. Yargılamalar yine yapılacaktır. İkinci defa tekrarı da yoktur. Kimseye af yok” diye sözlerini tamamladı. Bekir Bozdağ, tecavüzcünün cezasının 18 yıla çıkarıldığını belirterek, “Af diye bir şey yok” dedi.
    Bakan Bozdağ, tartışılan ‘cinsel istismar’ düzenlemesi ile ilgili açıklamalarda bulundu. “Haksızlık yapılıyor” diyen Bozdağ, TGRT Haber’de ‘Gençlerle Büyük Buluşma’ programında, 2005’teki kanun değişikliğini hatırlattı; geçen 11 yıllık sürede toplumun ‘erken evlilik’ gibi kültürel alışkanlıklarını aşamadığına dikkat çekti. Bozdağ, “Burada geçmişe dönük mağduriyetleri kaldırmak için bir defaya mahsus düzenleme yapılıyor.
    Geleceğe yönelik olarak ise kanun aynı yasaklarla işletilecek. Cinsel istismar suçunu işleyen kişi, halk tabiriyle tecavüzcü mağdurla evlense dahi; bu düzenlemeden yararlanamaz. Bu öneri tamamıyla; cinsel istismar, halktaki ifadesiyle tecavüz fiiline muhatap olmayan aileleri kapsıyor” ifadelerini kullandı.
    2005’ten önceki ‘erken evlilikler’ bahsindeki ceza ve hukuk mevzuatının yetersizliğini anlatan Bekir Bozdağ, “Aslında eski hukuk alışkanlıklarımızda; yani 2005’ten önceki uygulamalarda, ‘evlilik’ vaadiyle birlikte olan kişiler, daha sonra bundan vazgeçtiklerinde ‘ceza tehdidi’ ile karşılaştığında; evlenince cezası ortadan kalkıyordu. Bunu zaten biz yürürlükten kaldırdık. Eski kanunlara göre; tecavüzcüler evlendikleri zaman dava ve cezası belli bir süre erteleniyordu. Bunu biz kaldırdık. Hatta eski kanunlar, ‘kamuoyu baskısını’ dikkate alarak, gayrimeşru ilişkiden doğan çocuğu öldürmeyi teşvik ediyordu. Bu utancı biz, AK Parti kaldırdı. Başka hayati düzenlemeler de yaptık. Çok önemli zihniyet değişim ve dönüşümü gerçekleştirdik” dedi.
    “Cinsel istismar suçunu 8 yıldan 18 yıla çıkardık”
    Bozdağ, çocukların cinsel istismarı konusunda çok ciddi yaptırımlar getirdiklerinin altını çizerek, “8 yıl olan hapis cezasını 2004’te 16 yıla çıkardık. Parlamentoda kabul edilen bu son düzenleme ile de, esasında 12 yaşındaki çocuklara karşı cinsel istismar suçu işlenmesi halinde, ceza 18 yıla çıkarıldı. Biz bunları önlemek için çok önemli tedbirler aldık.
    Önemli yasal düzenlemeler yaptık. En önemlisi de hem kadınlar hem erkekler bakımından zorunlu eğitimi 12 yıla çıkardık. Bu da erken evlilikleri önlemek, evlilik yaşını daha yükseltmeyi amaçlayan bir yasa düzenlemesiydi” değerlendirmesinde bulundu.
    “Vatandaş kanun değişikliğini anlamadı”
    Toplumun bir kesiminde 100’lerce yıldır yürüyen ‘erken evlilik’ kültür ve geleneklerini hatırlatan Bozdağ, “Şu andaki kanuni düzenleme ile; 17 yaşından gün almış birisi ancak mahkeme kararıyla evlenebiliyor. 18 yaşından gün almış birisi ise velisinin muvaffakati ile evlenebiliyor. 17 yaşından gün almamışsa eğer, 16 yıl hapis cezası ile karşı karşıya kalıyor. Dahası; erkek ve kız tarafının anne ile babası da azmettirmek, suça yardım, yataklıktan dolayı hapis cezası alıyor. Damat 16 yıl ile cezaevinde, anne, baba hükümlü… Yani ‘aile baskısı’ ile genç yaşta evlenmek durumunda kalan kız bir anda hem eş hem anne, babasından olarak mağduriyet yaşıyordu. Bu arada bazı kadınların çocuğu da olabiliyor. Büyük bir dram ile karşı karşıya kalıyoruz. Yaklaşık 3 bin civarında mağdur aile var. Anayasa Mahkemesi bir kararında ‘bunu düzeltin’ dedi. Meclis, aile ile ilgili araştırma komisyonu kurdu; o da ‘bunu düzeltin’ dedi. Raporları var. Başbakanlık İletişim Merkezi BİMER’den Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi CİMER’den bakanlığımıza gelen 100’lerce vatandaş mektupları var. Öyle acıklı hikayeler var ki… 2004’te değiştirdiğimiz, 2005 haziran ayında yürürlüğe giren kanun vatandaşlar tarafından tam anlaşılamadı, fark edilmedi. Bir farkındalık oluşturamadık. ‘Eski kanun var’ diye geçen 11 yıl boyunca; Türkiye’nin birçok il, ilçe, köy, mahallesinde bu suçlardan 3 bin civarında aile mağdur oldu, ceza alanlar ve içeri girenler oldu. İnsanlar bunun caydırıcılığını artık gördü; bir farkındalık oluştu. Çünkü eski kanunlar, ‘evlilik’ ile meseleyi düzeltiyor. Biz onları kaldırdık. Şimdi bir kereliğe mahsus olarak geçmişe dönük mağduriyeti ortadan kaldıran böyle bir düzenleme içeriyor” diye konuştu.
    ‘Cinsel istismar suçunu işleyenlere kesinlikle, tecavüzcülere asla af getirilmedi’ diyen Bozdağ, “Kim bunu söylüyorsa; milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyordur. Cinsel istismar suçunun vasfı değişmemektedir. Cezasında indirim de yapılmamaktadır. Aksine bu pakette, cezaları daha da katlanmış, artırılmıştır. Cinsel istismar suçunu işleyen kişi, halk tabiriyle tecavüzcü mağdurla evlense dahi; bu düzenlemeden yararlanamaz. Bu düzenleme tamamıyla; cinsel istismar, halktaki ifadesiyle tecavüz fiiline muhatap olmayan aileleri kapsıyor. Bir kısım tamamıyla bunu çarpıtıyor, bir kısım mecrasından saptırıyor, bir kısmı da sadece AK Parti Hükümeti’ne zarar vermek istiyor. İşin aslı, tecavüzcüye af değil; annelerinin babalarının ve geleneklerin, yerleşik kültürün kurbanı olmuş kadın ile erkekleri bir defaya mahsus yaşadıkları mağduriyete son veren düzenlemedir” dedi.
    Bekir Bozdağ, cinsel istismar düzenlemesinin, geçmişe dönük ve bir kerelik olduğuna dikkat çekerek, “Düzenleme sadece aile baskısı ile evlendirilenlerin yaşadığı mağduriyetler nedeniyle… 16.11.2016’dan önce işlenmiş suçlara ilişkin düzenlemedir. Gelecekte bu uygulanmayacaktır. Yargılamalar yine yapılacaktır. İkinci defa tekrarı da yoktur. Kimseye af yok” diye sözlerini tamamladı.

  • KPSS heyecanı yaşandı

    KPSS heyecanı yaşandı

    Türkiye genelinde yaklaşık 3.5 milyon adayın girdiği KPSS Ortaöğretim sınavı, binlerce öğrencinin katılımıyla Yozgat’ta da gerçekleştirildi. Sınav sabah 10.00’da başladı. Adaylar sınavda ter dökerken aileler ise sınava giren yakınlarını okul bahçelerinde beklediler. Bazı aileler ise dua okuyarak zamanlarını değerlendirdiler.
    Sınav öncesi güvenlik kontrolünden geçen adaylar, görevliler tarafından didik didik aranırken adaylar bazı okullarda emanetçi olmamasından yakındılar. Üzerlerinde bulunan eşyaları koyacak emanetçi bulamayan adaylar, kendilerince çözüm yolu ürettiler. Vesikalık fotoğrafın dahi alınmadığı KPSS Ortaöğretim sınavında; saatten monta anahtarlıktan bozuk paraya, tokaya kadar birçok eşya okul bahçesinde öğrenciler tarafından farklı noktalara konuldu.
    Emanetçi olmadığı için mağdur olan Muhammed Emin Avcı isimli aday, “Burada sınav oluyorsa emanetçi gibi bir yer olması lazım. Ben Yerköy’den geldim. Telefonumla almadılar. Telefonunu bırak gel diyorlar bırakacak yer yok diyorum anlamak istemiyorlar. Sınava bile giremeyeceğim.” dedi.
    Hüseyin Ünal isimli bir aday ise “Anahtar dahi almadılar, arabamın anahtarının koyacak yerim olmadığı için montumu dışarıya bırakıyorum.” açıklamalarında bulundu.
    Bazı adaylar, emanetçi olmadığı için dışarıda bulunan bir vatandaşa eşyalarını emanet ettiler. Kızını sınava getiren Dursun Ayar isimli bir vatandaş, “Emniyette polis merkezinde çalışıyorum. Emanetçi olmadığı için öğrencilerin eşyalarını ben alıyorum. Kızımda sınava girdi hem onu bekliyorum hem de bazı öğrencilere yardımcı olmaya çalışıyorum. İsimlerini not alıyorum. Bir tane telefon, bir tane çakmak ve sigara, araba anahtarı aldım.
    Sınavdan sonra çocuklarımıza geri emanetlerini teslim edeceğim. Hiç yoktan yardımım dokunsun.” şeklinde konuştu.
    Sınavda çocuğunu bekleyen Mehmet Öncül isimli veli ise “Haklarında hayırlısı neyse o olsun, ben de çocuğumu bekliyorum. Çocuğum sınava çok çalıştı, bekliyoruz. Nasipten öteye köy yok.” dedi.