Kategori: Raziye ZEYTİN

  • YOZGAT GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜKLERİ GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ

    YOZGAT GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜKLERİ GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ

    2022 YILI ÖZEL GÜVENLİK, TEMİZLİK, İKLİMLENDİRME, ŞOFÖR, AŞÇI VE BAKIM ONARIM PERSONELLERİNE KIYAFET ALIMI

    YOZGAT GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜKLERİ GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ

    2022 yılı Özel Güvenlik, Temizlik, İklimlendirme, Şoför, Aşçı ve Bakım Onarım Personellerine Kıyafet Alımı mal alımı 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edilecek olup, teklifler sadece elektronik ortamda EKAP üzerinden alınacaktır.  İhaleye ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır:

    İKN : 2022/1092017

     

    1-İdarenin
    a) Adı : YOZGAT GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜKLERİ GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ
    b) Adresi : Karatepe Mah. Hoca Ahmet YESEVİ Cad. Yeni Hükümet Konağı No: 57 Kat 3 Yozgat Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü 66100 YOZGAT MERKEZ/YOZGAT
    c) Telefon ve faks numarası : 3542128723 – 3542128721
    ç) İhale dokümanının görülebileceği ve e-imza kullanılarak indirilebileceği internet sayfası : https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/

    2-İhale konusu mal alımın

    a) Adı : 2022 yılı Özel Güvenlik, Temizlik, İklimlendirme, Şoför, Aşçı ve Bakım Onarım Personellerine Kıyafet Alımı
    b) Niteliği, türü ve miktarı : TEKNİK ŞARTNAMEDE BELİRTİLEN 36 KALEM İŞÇİ PERSONEL KIYAFETİ ALIMI
    Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.
    c) Yapılacağı/teslim edileceği yer : Karatepe Mah. Hoca Ahmet YESEVİ Cad. Yeni Hükümet Konağı No: 57 Kat 3 Yozgat Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü
    ç) Süresi/teslim tarihi : Sözleşmenin imzalanmasına müteakip 30 gün içinde giyim eşyaları, üzerine beden yazılacak şekilde ambalajlanarak İl Müdürlüğümüze teslim edilecek. Ayakkabılar numaralarına göre tasnif edilerek ambalajlanarak üzerine numara yazılacaktır. Her numara ayrı istiflenip İl Müdürlüğümüze teslim edilecektir.
    d) İşe başlama tarihi : Sözleşmenin imzalandığı tarih

    3-İhalenin

    a) İhale (son teklif verme) tarih ve saati : 04.11.2022 – 10:30
    b) İhale komisyonunun toplantı yeri (e-tekliflerin açılacağı adres) : Karatepe Mah. Hoca Ahmet YESEVİ Cad. Yeni Hükümet Konağı No: 57 Kat 3 Yozgat Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü İhale Ve Satın Alma Birimi
    1. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak kriterler:
      4.1.İsteklilerin ihaleye katılabilmeleri için aşağıda sayılan belgeler ve yeterlik kriterleri ile fiyat dışı unsurlara ilişkin bilgileri e-teklifleri kapsamında beyan etmeleri gerekmektedir.
      4.1.2.Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren bilgiler;
      4.1.2.1. Tüzel kişilerde; isteklilerin yönetimindeki görevliler ile ilgisine göre, ortaklar ve ortaklık oranlarına (halka arz edilen hisseler hariç)/üyelerine/kurucularına ilişkin bilgiler idarece EKAP’tan alınır.
      4.1.3. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
      4.1.4. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat bilgileri.
      4.1.5 İhale konusu alımın tamamı veya bir kısmı alt yüklenicilere yaptırılamaz.
    4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
    İdare tarafından ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir.

     

    4.3. Mesleki ve teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
    İdare tarafından mesleki ve teknik yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir.
    1. Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.

      6.İhaleye sadece yerli istekliler katılabilecektir.

      7. İhale dokümanı EKAP üzerinden bedelsiz olarak görülebilir. Ancak, ihaleye teklif verecek olanların, e-imza kullanarak EKAP üzerinden ihale dokümanını indirmeleri zorunludur.

      8. Teklifler, EKAP üzerinden elektronik ortamda hazırlandıktan sonra, e-imza ile imzalanarak, teklife ilişkin e-anahtar ile birlikte ihale tarih ve saatine kadar EKAP üzerinden gönderilecektir.

      9. İstekliler tekliflerini, her bir iş kaleminin miktarı ile bu iş kalemleri için teklif edilen birim fiyatların çarpımı sonucu bulunan toplam bedel üzerinden teklif birim fiyat şeklinde verilecektir. İhale sonucunda, üzerine ihale yapılan istekli ile birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.

      10. Bu ihalede, işin tamamı için teklif verilecektir.

      11. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçici teminat vereceklerdir.

      12. Bu ihalede elektronik eksiltme yapılmayacaktır.

      13. Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 60 (Altmış) takvim günüdür.

      14.Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.

      15. Diğer hususlar:

    Teklif fiyatı ihale komisyonu tarafından aşırı düşük olarak tespit edilen isteklilerden Kanunun 38 inci maddesine göre açıklama istenecektir.

  • T.C. YOZGAT İCRA DAİRESİ

    T.C. YOZGAT İCRA DAİRESİ

    T.C. YOZGAT İCRA DAİRESİ

    2021/6294 ESAS
    TAŞINIRIN AÇIK ARTIRMA İLANI
    Aşağıda cins, miktar ve değerleri yazılı mallar satışa çıkarılmış olup:
    Birinci artırmanın aşağıda belirtilen gün, saat ve yerde yapılacağı ve o gün kıymetlerinin %50’sine istekli bulunmadığı taktirde, yine aşağıda belirtilen gün, saat ve aynı yerde 2. artırmanın yapılarak satılacağı; şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen değerinin %50’sini bulmasının ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olmasının ve bundan başka paraya çevirme ve payların paylaştırma giderlerini geçmesinin şart olduğu; birinci artırmadan on gün önce başlamak üzere artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebileceği, birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden başlamak üzere ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebileceği, mahcuzun satış bedeli üzerinden aşağıda belirtilen oranda KDV.’nin alıcıya ait olacağı ve satış şartnamesinin icra dosyasından görülebileceği; gideri verildiği takdirde şartnamenin bir örneğinin isteyene gönderilebileceği; fazla bilgi almak isteyenlerin yukarıda yazılı dosya numarasıyla dairemize başvurmaları ilan olunur. 21/09/2022
    1.İhale Tarihi : 03/11/2022 günü, saat 11:00 – 11:10 arası.
    2.İhale Tarihi : 18/11/2022 günü, saat 11:00 – 11:10 arası.
    İhale Yeri : SÜRMELİ YEDİEMİN OTOPARKI MERKEZ/YOZGAT

    No Takdir Edilen Değeri TL. Adedi KDV Cinsi (Mahiyeti ve Önemli Nitelikleri)
    1 103.000,00 1 %1 Aşağıda Gösterilmiştir. *

    (*) BİLİRKİŞİ RAPORUNA GÖRE:
    Bilirkişi İncelemesi Ve Tespit Edilen Hususlar: Mahkeme nezaretinde yapılan keşif anında, yediemin otoparkında park halinde görülen davaya konu araç üzerinde yapılan incelemede, aracın genel olarak yaşına göre çok temiz ve bakımlı olduğu, bununla birlikte aracın çalışır ve yürür durumda olduğu bilgisi alınmasına rağmen, anahtarının bulunamaması nedeniyle aracın çalıştırılamadığı, Davaya konu aracın Renault marka, Broadway 1,4 RN ticari adında, 1998 model, 1390 cm3 motor ve silindir hacminde, VF1L42B05TR623681 şasi ve E7JDA43669 motor numarasına sahip, benzinle çalışabilir, 58,8 KW motor gücünde, sedan tipi bir binek aracı olduğu, Aracın kilometre sayacının keşif anında 259.648 Km’yi gösterdiği (ilk tescilinden, keşif anma kadar 259.648 K yol kat etmiş olduğu), Davaya konu aracın gerek motor kısmında ve gerekse kaporta kısmında aracın çalışmasına ve yürümesine engel herhangi bir husus bulunmadığı, aracın kaporta boyasının muhtelif yerlerinde çok hafif güneş kavrulmaları bulunmasına rağmen genelde aracın boya ve kaportasının iyi durumda olduğu, Genel olarak bakıldığında koltuk ve iç döşemelerinin iyi durumda olduğu, lastiklerin diş derinliklerinin ise % 70-80 civarında olduğu, Yapılan tramer sorgulamasında aracın Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kayıtlarına geçmiş herhangi bir hasar kaydının bulunmadığı Elektronik ortamda davaya konu araçla aynı cins, marka, versiyon ve modelde yaklaşık 200 araç üzerinde yapılan fiyat araştırması neticesinde, bu araçların fiyatlarının 38.500 TL ile 165.000 TL arasında değiştiği, TÜİK verilerine göre, raporun tanzim tarihi olan Temmuz 2022 tarihi itibarıyla, en son yayınlanan (Haziran 2022) Üretici Fiyat Endeksinin 1.652,75 olduğu, dava tarihi olan 10/06/2022 tarihinde yayınlanmış en son Üretici Fiyat Endeksinin ise (Mayıs 2022) 1.548,01 olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi Değerlendirmesi: Araçların iç kısmında bulunan ve sürücüler tarafından daha çok kullanılan direksiyon simidi, vites kolu, el freni ve debriyaj-fren-gaz pedalları gibi bazı parçalar, aracın kullanım süresine bağlı olarak daha fazla yıpranır. Davaya konu araçta yapıları incelemede aracın direksiyon simidi, vites kolu, el freni ve debriyaj-fren-gaz pedalları pabuçlarının, kapı döşemelerinin ve gösterge panelinin aracın yaşına göre çok iyi durumda ve bakımlı olduğu görülmüştür. İkinci el araç piyasasında aracın değerine etki eden unsurlar arasında aracın geçmiş hasar durumu, aracın kat ettiği kilometre ve aracın yıpranmış olup olmadığı gelmektedir. Yapılan tramer sorgulamasında davaya konu aracın herhangi bir hasar kaydının bulunmaması, aracın görsel olarak oldukça iyi durumda ve bakımlı olması, iç kısımlarının ve döşemelerinin yıpranmamış olması ve kilometresinin aracın yaşına göre düşük olması nedeniyle, davaya konu aracın piyasa değerini belirleyebilmek için halen satıştaki araçlardan üst sınıra yakın olanların ağırlıklı ortalamasının alınmasının en uygun yöntem olacağı düşünülmektedir. Genel olarak günümüzde internet ortamındaki ilan edilen bu türden ikinci el araç fiyatlarında ortalama % 5-7 civarında pazarlık payı veya ya tutarsa şeklinde abartı bulunduğu düşünüldüğünde, davaya konu araçla aynı cins, marka ve modeldeki araçların gerçek satış değerlerinin, aracın temizlik ve hasar geçmişine bağlı olarak yaklaşık 37.000 TL ile 153.500 TL arasında değişeceği değerlendirilmektedir. Yukarıdaki açıklama ile birlikte, dava konusu aracın hem sedan tipinde, hem de hatchback tipinde imal edildiği, bu tür arabaların serbest piyasada özellikle hatchback tipinin daha çok tercih edildiği, bu nedenle de sedan tipinin hatchback tipine nazaran daha zor satıldığı bu durumun da araç fiyatlarına yansıdığı görülmektedir. Tarafımca yapılan değerlendirmelerde bir aracın günümüz değerinden yola çıkarak, geçmiş tarihteki değerini hesaplayabilmek için enflasyon verilerinden faydalanılmaktadır. Bu doğrultuda, söz konusu aracın dava tarihindeki değerinin bulmak için gerekli olan güncelleme katsayısı (Gk1), rapor tarihinde yayınlanmış en son Üretici Fiyat Endeksinin dava tarihinde yayınlanmış en son Üretici Fiyat Endeksine bölünmesiyle; Gkl =1.652,75 / 1.548,01 = 1,06766 olarak bulunur.
    Sonuç ve Kanaat: Aracın dava tarihi itibarıyla değeri; Aracın dava tarihindeki değeri = Aracın rapor tanzim tarihi itibarıyla değeri / Güncelleme Katsayısı (Gk1) Aracın dava tarihindeki değeri =110.000 / 1,06766 Aracın dava tarihindeki değeri = 103.029,05 TL olarak bulunur. Burada yapılacak küçük bir yuvarlama ile; Aracın dava tarihindeki değeri = 103.000,00 TL olabileceği, kanaati oluşmuştur.
    (İİK m.114/1, 114/3)

    * : Bu örnek, bu Yönetmelikten önceki uygulamada kullanılan Örnek 63’e karşılık gelmektedir.

  • MUHTELİF PROJE ÇALIŞMALARI DANIŞMANLIĞI

    MUHTELİF PROJE ÇALIŞMALARI DANIŞMANLIĞI

    MUHTELİF PROJE ÇALIŞMALARI DANIŞMANLIĞI

    TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI 9. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ YOZGAT ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ

    Muhtelif Proje Çalışmaları Danışmanlığı hizmet alımı 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edilecek olup, teklifler sadece elektronik ortamda EKAP üzerinden alınacaktır.  İhaleye ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır:

    İKN : 2022/227486

     

    1-İdarenin
    a) Adı : TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI 9. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ YOZGAT ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ
    b) Adresi : DEVELIK MAHALLESI ÇAMLIK CADDESI 70 66200 YOZGAT MERKEZ/YOZGAT
    c) Telefon ve faks numarası : 3542174610 – 3542121897
    ç) İhale dokümanının görülebileceği ve e-imza kullanılarak indirilebileceği internet sayfası : https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/

    2-İhale konusu hizmet alımın

    a) Adı : Muhtelif Proje Çalışmaları Danışmanlığı
    b) Niteliği, türü ve miktarı : Biyolog: 1 Adet

    Veteriner Hekim: 1 Adet

    Orman Mühendisi: 2 Adet
    Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.

    c) Yapılacağı/teslim edileceği yer : Yozgat
    ç) Süresi/teslim tarihi : İşe başlama tarihinden itibaren 8 (Sekiz) aydır
    d) İşe başlama tarihi : Sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 3 gün içinde işe başlanacaktır.

    3-İhalenin

    a) İhale (son teklif verme) tarih ve saati : 05.04.2022 – 14:00
    b) İhale komisyonunun toplantı yeri (e-tekliflerin açılacağı adres) : Tarım ve Orman Bakanlığı 9. Bölge Müdürlüğü Yozgat Şube Müdürlüğü İhale Birimi
    1. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak kriterler:
      4,1.İsteklilerin ihaleye katılabilmeleri için aşağıda sayılan belgeler ve yeterlik kriterleri ile fiyat dışı unsurlara ilişkin bilgileri e-teklifleri kapsamında beyan etmeleri gerekmektedir.
      4.1.2.Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren bilgiler;
      4.1.2.1. Tüzel kişilerde; isteklilerin yönetimindeki görevliler ile ilgisine göre, ortaklar ve ortaklık oranlarına (halka arz edilen hisseler hariç)/üyelerine/kurucularına ilişkin bilgiler idarece EKAP’tan alınır.
      4.1.3. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
      4.1.4. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat bilgileri.
      4.1.5 İhale konusu alımın tamamı veya bir kısmı alt yüklenicilere yaptırılamaz.
      4.1.6 Tüzel kişi tarafından iş deneyimini göstermek üzere sunulan belgenin, tüzel kişiliğin yarısından fazla hissesine sahip ortağına ait olması halinde, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği veya yeminli mali müşavir ya da serbest muhasebeci mali müşavir veya noter tarafından ilk ilan tarihinden sonra düzenlenen ve düzenlendiği tarihten geriye doğru son bir yıldır kesintisiz olarak bu şartın korunduğunu gösteren belgeye ilişkin bilgiler,
    4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
    İdare tarafından ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir.

     

    4.3. Mesleki ve teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
    4.3.1. İş deneyimini gösteren belgelere ilişkin bilgiler:
    Son beş yıl içinde bedel içeren bir sözleşme kapsamında kabul işlemleri tamamlanan ve teklif edilen bedelin % 50 oranından az olmamak üzere, ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin iş deneyimini gösteren belgeler.

     

    4.4. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler:
    4.4.1.

    Orman Mühendisliği Teknik Denetim ve Kontrolörlük Hizmet alım işleri faaliyet konuları kapsamında yapılan her türlü proje hizmetleri kabul edilecektir.

    1. Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.

      6.İhaleye sadece yerli istekliler katılabilecektir.

      7. İhale dokümanı EKAP üzerinden bedelsiz olarak görülebilir. Ancak, ihaleye teklif verecek olanların, e-imza kullanarak EKAP üzerinden ihale dokümanını indirmeleri zorunludur.

      8. Teklifler, EKAP üzerinden elektronik ortamda hazırlandıktan sonra, e-imza ile imzalanarak, teklife ilişkin e-anahtar ile birlikte ihale tarih ve saatine kadar EKAP üzerinden gönderilecektir.

      9. İstekliler tekliflerini, her bir iş kaleminin miktarı ile bu iş kalemleri için teklif edilen birim fiyatların çarpımı sonucu bulunan toplam bedel üzerinden teklif birim fiyat şeklinde verilecektir. İhale sonucunda, üzerine ihale yapılan istekli ile birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.

      10. Bu ihalede, işin tamamı için teklif verilecektir.

      11. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçici teminat vereceklerdir.

      12. Bu ihalede elektronik eksiltme yapılmayacaktır.

      13. Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 60 (Altmış) takvim günüdür.

      14.Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.

      15. Diğer hususlar:

    Aşırı düşük teklif değerlendirme yöntemi : Sınır değerin altında teklif sunan isteklilerin teklifleri açıklama istenilmeksizin reddedilecektir.

     

  • ORMAN İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ-YOZGAT DİĞER ÖZEL BÜTÇELİ KURULUŞLAR ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

    ORMAN İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ-YOZGAT DİĞER ÖZEL BÜTÇELİ KURULUŞLAR ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

    YOZGAT ORMAN İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜNE BAĞLI AYDINCIK ORMAN İŞLETME ŞEFLİĞİ 717 VE KADIŞEHRİ ORMAN İŞLETME ŞEFLİĞİ 865 KOD NOLU B TİPİ YENİ ORMAN YOLU YAPIMI

    ORMAN İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ-YOZGAT DİĞER ÖZEL BÜTÇELİ KURULUŞLAR ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

    Yozgat Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı Aydıncık Orman İşletme Şefliği 717 ve Kadışehri Orman İşletme Şefliği 865 Kod Nolu B Tipi Yeni Orman Yolu Yapımı yapım işi 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edilecek olup, teklifler sadece elektronik ortamda EKAP üzerinden alınacaktır.  İhaleye ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır:

    İKN : 2021/235226

     

    1-İdarenin
    a) Adı : ORMAN İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ-YOZGAT DİĞER ÖZEL BÜTÇELİ KURULUŞLAR ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
    b) Adresi : Develik Mah. Çamlık Caddesi No:68 66100 YOZGAT MERKEZ/YOZGAT
    c) Telefon ve faks numarası : 3542129218 – 3542124994
    ç) İhale dokümanının görülebileceği ve e-imza kullanılarak indirilebileceği internet sayfası : https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/

    2-İhale konusu yapım işinin

    a) Adı : Yozgat Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı Aydıncık Orman İşletme Şefliği 717 ve Kadışehri Orman İşletme Şefliği 865 Kod Nolu B Tipi Yeni Orman Yolu Yapımı
    b) Niteliği, türü ve miktarı : Yozgat Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı Aydıncık Orman İşletme Şefliği 2,500 Km ve Kadışehri Orman İşletme Şefliği 2,500 Km Yeni Orman Yolu Yapımı
    Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.
    c) Yapılacağı/teslim edileceği yer : Yozgat Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı Aydıncık Orman İşletme Şefliği ve Kadışehri Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde yapılacaktır.
    ç) Süresi/teslim tarihi : Yer tesliminden itibaren 60 (Altmış) takvim günüdür.
    d) İşe başlama tarihi : Sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 5 gün içinde
    yer teslimi yapılarak işe başlanacaktır.

    3-İhalenin

    a) İhale (son teklif verme) tarih ve saati : 29.04.2021 – 11:30
    b) İhale komisyonunun toplantı yeri (e-tekliflerin açılacağı adres) : Yozgat Orman İşletme Müdürlüğü ihale odası
    1. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak kriterler:
      4.1.İsteklilerin ihaleye katılabilmeleri için aşağıda sayılan belgeler ve yeterlik kriterleri ile fiyat dışı unsurlara ilişkin bilgileri e-teklifleri kapsamında beyan etmeleri gerekmektedir.
      4.1.2.Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren İmza Beyannamesi veya İmza Sirküleri.
      4.1.2.1. Gerçek kişi olması halinde, noter tasdikli imza beyannamesi.
      4.1.2.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgisine göre tüzel kişiliğin ortakları, üyeleri veya kurucuları ile tüzel kişiliğin yönetimindeki görevlileri belirten son durumu gösterir Ticaret Sicil Gazetesi, bu bilgilerin tamamının bir Ticaret Sicil Gazetesinde bulunmaması halinde, bu bilgilerin tümünü göstermek üzere ilgili Ticaret Sicil Gazeteleri veya bu hususları gösteren belgeler (anonim şirketler tarafından her durumda bu bilgileri gösterir pay defteri) ile tüzel kişiliğin noter tasdikli imza sirküleri,
      4.1.3. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
      4.1.4. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat.
      4.1.5İhale konusu işte idarenin onayı ile alt yüklenici çalıştırılabilir. Ancak işin tamamı alt yüklenicilere yaptırılamaz.
      4.1.6 Tüzel kişi tarafından iş deneyimi göstermek üzere sunulan belgenin, tüzel kişiliğin yarısından fazla hissesine sahip ortağına ait olması halinde, ticaret ve sanayi odası/ticaret odası bünyesinde bulunan ticaret sicil memurlukları veya yeminli mali müşavir ya da serbest muhasebeci mali müşavir tarafından ilk ilan tarihinden sonra düzenlenen ve düzenlendiği tarihten geriye doğru son bir yıldır kesintisiz olarak bu şartın korunduğunu gösteren belge.
    4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
    İdare tarafından ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir.

     

    4.3. Mesleki ve Teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
    4.3.1. İş deneyim belgeleri:
    Son on beş yıl içinde bedel içeren bir sözleşme kapsamında taahhüt edilen ve teklif edilen bedelin % 80 oranından az olmamak üzere ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin iş deneyimini gösteren belgeler.

     

    4.4.Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler ve benzer işlere denk sayılacak mühendislik ve mimarlık bölümleri:
    4.4.1. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler:
    Benzer İş Grupları Tebliğindeki Alt Yapı işleri içinde yer alan Benzer iş gruplarından (A) altyapı işlerden V.grup karayolu işleri(altyapı,üstyapı) benzer iş olarak kabul edilecektir.
    4.4.2. Benzer işe denk sayılacak mühendislik veya mimarlık bölümleri:
    İnşaat Mühendisliği veya Orman Mühendisliği
    1. Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.6.İhaleye sadece yerli istekliler katılabilecektir.

      7. İhale dokümanı EKAP üzerinden bedelsiz olarak görülebilir. Ancak, ihaleye teklif verecek olanların, e-imza kullanarak EKAP üzerinden ihale dokümanını indirmeleri zorunludur.

      8. Teklifler, EKAP üzerinden elektronik ortamda hazırlandıktan sonra, e-imza ile imzalanarak, teklife ilişkin e-anahtar ile birlikte ihale tarih ve saatine kadar EKAP üzerinden gönderilecektir.

      9. İstekliler tekliflerini, her bir iş kaleminin miktarı ile bu iş kalemleri için teklif edilen birim fiyatların çarpımı sonucu bulunan toplam bedel üzerinden teklif birim fiyat şeklinde verilecektir. İhale sonucunda, üzerine ihale yapılan istekli ile birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.

      10. Bu ihalede, işin tamamı için teklif verilecektir.

      11. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçici teminat vereceklerdir.

      12. Bu ihalede elektronik eksiltme yapılmayacaktır.

      13. Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 60 (Altmış) takvim günüdür.

      14.Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.

      15. Diğer hususlar:

    İhalede Uygulanacak Sınır Değer Katsayısı (N) : 1,2
    Aşırı düşük teklif değerlendirme yöntemi: İhale, Kanunun 38 inci maddesinde öngörülen açıklama istenmeksizin ekonomik açıdan en avantajlı teklif üzerinde bırakılacaktır.

  • VATAN SEVERLİK

    VATAN SEVERLİK

    Neye göre vatan sevilmeli? Vatan severlik neye göre olur? Hangi insana vatan sever denir? Bundan bir sene önce okuduğum yabancı bir yazar şöyle diyordu. Avrupa’nın vatan severliği ile Doğu’nun vatan severliği aynı değildir. Bu sözler benim daha önce hiç bu şekilde adlandırmadığım ama yıllardır farklı şekillerde üzerinde durduğum bir sorun ya da düşüncedir.

    Neden Avrupalılar bir başka medeniyeti öğrenip açıklığa kavuşturmak uğruna, ömürlerini başka memleketlerde toz toprak içinde geçirirler? Neden Osmanlı devletinin kültürünü, sosyal yapısını, ekonomisini, osunu busunu öğrenmek için bizim bile değerinin farkında olmadığımız Osmanlıcayı öğrenirler, ya da İbraniceyi, Arapçayı, Aramiceyi hatta Hitit, Akad, Sümer dillerini ilk ve son bilen ve Orhun Abidelerinin üzerindeki Türkçeyi okuyup bize haber veren neden hep onlar olur? Ve yine neden öldürülmekten kurtulduktan sonra, bir coğrafyayı keşfetmek için yine aynı coğrafyaya gidip öldürülürler? Neden dinlerini, kültürlerini, dillerini yaymak için yine ölümü pahasına Japonya’ya Çin’e ve dünyanın her yerine giderler. Neden ülkelerini ve itibarlarını yükseltmek için bilim insanları ömürlerini bodrum katlarında geçirirler? Neden üç kutsal kitapları bile yine en iyi onlar bilirler?

    Bütün bunları neden yapıyorlar acaba şahsi gelirleri için mi? Prestijleri için mi? İçlerindeki tarif edilemez öğrenme şevkleri için mi? Ya da Orta çağın yoksulluğunu çektikleri için mi? Vebalarla uğraştıkları ya da yıllarca hükmedilen bir yer olup tarihte en çok kargaşaların, savaşların yaşandığı bir bölge olarak tarihten ders aldıkları için mi? Neden?

    (Alıntı) Neden bir Alman, Boerlere yardım için hayatından vazgeçer ve karısı ve çocuklarını terk eder? Neden bir bilim adamı iyi yaşamaya ve dünyanın zevklerine arkasını döner ve sorunları çözmek ve sebeplerini anlamak için çalışmayı tercih eder? Neden yüksek dereceli ve büyük varlık sahibi bir devlet adam, zamanını milletinin itibarını yükseltmek için yollara düşmeye harcar ve bunun uğruna kendini rahattan mahrum eder? Ailesinden ve evinden uzak sözgelimi Nil’in kaynaklarını keşfetmek için aylar ve yıllar harcayan seyyahı; rahibi zorluklar ve tehlikeler ile donanmış vahşiler arasında yaşamaya uyumlu klan duygular nelerdir? Zengin adamın bir hayır derneğine ya da kazancı milletine ya da insanlığa giden bir işe binlerce pound vermesine sebep olan duygu nedir. (Kaynak: Albert Houranı; Çağdaş Arap Düşüncesi, İnsan Yayınları, s.193-194)

    (Alıntı) Denemeye 1769 yılında yazdığı girişte dile getirir. Ona göre tarihte olup biten her şeyi Tanrıya bağlayan kilise tarihçilerinden beklenecek bir şey yoktur. Bunun yerine bir “akılcı tarihçiliğe” yani tarihsel olayların “doğal açıklaması”nı verecek olan bir tarihçiliğe gerek vardır. Tarihçi artık teolog gibi davranmayacağı gibi masalcı ya da fabl yazan biri gibi de davranamaz Tarih kilise tarihçilerinin yapa geldikleri gibi artık, Yahudilerin tarihi ile başlatılamaz; tersine, tarih Voltaire’e göre, Batılıların bundan sonra kendilerinden çok şey öğrenmeleri gereken Uzakdoğu toplumlarından ve özellikle Çin’den başlatılmalıdır. Böyle bir tarih yazıcılığı, Voltaire’e göre tek tek olaylar içinde boğulmaz. Tam tersine tarih yazıcılığı, bu olaylar çokluğunu anlamlı olarak kavramamızı sağlayacak “genel nitelikler”e yönelecektir. (Kaynak: Doğan Özlem; Tarih Felsefesi,Yayın Notos Kitap, s.66.)

     

    Türkler için diyebiliriz ki, askeri yönden vatanseverliği dünyada tartışılmaz bir gerçektir. Vatan dediğin zaman canını vermeye hazır bir millettir. Tarihte Atilla’ları Alparslan’ları Fatih’leri ve daha birçok destan yazmış vatanseverleri vardır. Daha da Doğu’ya gidersek Müslüman Araplar için diyebiliriz ki cihat uğruna can vermek ve ölmek onlar için en büyük şereftir. Halit Bin Velid’in yatağında öldüğü için üzüntüsünü herkes bilir ve İspanya’da savaşı kazanmaktan başka çare olmadığını göstermek için Tarık bin Ziyad’ın “Ey mücahidler! arkanızda düşman gibi bir deniz önünde deniz gibi bir düşman var, nereye kaçacaksınız? diyerek gemilerini yaptığını herkes bilir.

    Peki sadece can vermek yeterli mi! Bu asla vazgeçilmemesi gereken değerin yanında, bugün her anlamda var olmamızı sağlayan ülkemizi kalkındırmak için acaba herkes üzerine düşeni yapıyor mu?  Burada sadece vergi vermek, askerlik görevini yapmak gibi mecburi şeylerden söz etmiyorum. Burada tüm şahıslar için tüm meslekler için bir kriter koyabiliriz. Oda yaptığımız işin daha iyisini yapabilir miydim? Ya da hala yapabilir miyim? Hayvancılık, ziraat, fabrikada işçilik, memuriyet, okul hayatı gibi birçok işin içinde bulunan biri olarak az çok bütün işlevlerin nasıl yürüdüğünü biliyorum. Tabi ki istisnaların yanı sıra çoğunluk olarak şahsi kazancımıza bakıyoruz. Bu kadarı bize yeter mi yeter. Bu meslek benim çocuğumun hayatını idame ettirir mi ettirir. Tam bilgi ve tecrübe yaşına gelmişiz ve artık emeklilik parası bana yeter mi yeter, hadi o zaman üretebilecek yaşta da olsam da emekli olayım. Halbuki bir kendimizi düşünürken bir de ülkemizi düşünseydik. Örneğin fabrika da ki işçi bir parça kendisi için üretirken bir parçada ülkesi için üretseydi. Okuyan ya da okuyacak çocuklarımız kendi hayat garantilerini düşünürken ülkelerinin geleceği için de idealist bir meslek seçselerdi. Bu düşünceyi onlara aşılayabilsek. Keşke vatan severliğimizi birazda güncel hayatımıza taşıyabilseydik. Ömrünün büyük bir bölümünde boşa zaman harcayarak vaktini kaybeden biri olarak bende bu konuda çok üzgünüm.

  • Benim pencerem

    Benim pencerem

    Aynı pencereden bakıp ta o, tek geçek olan gerçekte buluşmak dileğiyle.
    Evren ne kadar büyük bilmiyorum ama insanın dünyası baktığı pencere kadar büyüktür.
    Hayatı onun algıladığı kadar renklidir. Her oluş, her davranış, her yok oluş, kainata ve dünyada olup biten her şey bir kitaptır okumasını bilene tıpkı Peygamberimize gelen ilk vahiy gibi (İKRA).
    Herkes kendi gördüğünce, bildiğince algılamaya çalışır dünyayı ve herkesin kendisine ait doğruları vardır ama gerçek ise bir tanedir. Bana göre başka, sana göre başka, ona göre başka, algılanır ve anlaşılır ama gerçek tektir ve o tek gerçeğin üzerinden düşünülmesi gerekmektedir.
    Önemli olan gerçeği gördüğümüz zaman veya gösterildiği zaman kendi bildiğimiz yanlış doğrularımızda, ısrar etmemektir asıl olan .
    Dünyaya gelir gelmez sürekli bir öğrenme süreci başlar insanoğlunda ve sonra devam eder gider ta ki belirli bir yaşa, belirli bir döneme gelene kadar. Bu dönemden sonra ön yargılarımız, hırslarımız ve ideallerimiz başlar işte bu yargılar bizim gerçeği görmemizi engeller.
    İlk başta ki çocukluğumuzda ki gibi ön yargılarımız olmadan olaylara, durumlara bakabilseydik belki de gerçekleri görebilmemiz daha net ve daha gerçekçi olacaktı belki de.
    Ne kadar sevseler de insanlar birbirlerini!
    Bütün dostlukları bozan, bütün sevgilileri ayıran sonunda aynı pencereden bakamamak değil mi ? Bütün cehaletler bütün üzüntüler bakıp ta görmemekten görmek istememekten değil mi sonuçta?
    Hz Mevlana’nın dediği gibi “Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır” veya karşımızda ki de, ne kadar doğru söylerse söylesin bizim anladığımız kadar veya anlamak istediğimiz kadardır öyle değil mi?
    Hz. Mevlana
    “ İnsanlar seni yanlış dert etme duydukları senin sesin fakat; aklından geçirdikleri kendi düşünceleridir. “
    Jimm M. Power
    “Hepimiz aynı gök kubbenin altıda yaşıyoruz; ama hepimiz aynı ufka sahip değiliz”.
    Konrad Adenauer
    “Doğru bir kürek suda eğri görünür, önemli olan bir şeyin görülmesi değildir yalnız, nasıl görüldüğü de (bakıldığı) önemlidir.”
    Oscar Wilde
    “Buradan bir kova su gibi görünüyor; ama bir karıncanın bakış açısından engin bir okyanus, bir filin bakış açısından sadece soğuk bir içecek, bir balığın açısından ise elbette onun yurdudur”

  • Bana kainatı sorsalar?

    Bana kainatı sorsalar?

     Önce “Evren”

    sonra “Dünya”

    sonra “Annem”

    derdim.

    Bana dünyayı sorsalar annem derdim, bana aşiyan’ı sorsalar annem derdim, et ve kemik olarak geldiğin bu dünyada ilk rehberin kimdir deseler annem derdim, bu acımasız dünyada kalkanın kimdir deseler annem derdim, sana bu dünyada almadan veren bir tek kişiyi söyle deseler annem derdim, kaçıp sığınacağın son çaren deseler annem derdim, sana yar ve diyar olacak, canından geçecek, engin bakışlı  kimin var deseler annem derdim, sana emek veren şey nedir deseler annemin kitap gibi okunası elleri derdim, seni var eden, seni sen eden, şey nedir deseler annemin inci gibi benim için atan yüreği derdim, bana doğruluğu dürüstlüğü anlat deseler annem derdim, bana şefkati tarif et deseler annem derdim, bana ilk sözcüğünü söyle deseler annem derim, bana ilk adımını anlat deseler annem derdim. Derim evet derdim!

    Bana toprağın suyunu sorsalar annem derdim.

    Bana filizin alını sorsalar annem derdim.

    Bana denizin ırmağını sorsalar annem derdim.

    Bana dünyanın güneşini sorsalar annem derdim.

    Bana gülün dikenini sorsalar annem derdim.

    Bana kuşların kanadını sorsalar annem derdim.

    Bana kelebeğin hassasiyetini sorsalar annem derdim.

    Bana yakupçuğun endamını sorsalar annem derdim

    Bana okyanusu sorsalar annemi bana bakan merhametli gözleri derdim.

    Bana cenneti sorsalar anemin ayaklarının altı derdim.

    Bana kainatı sorsalar önce evren sonra dünya sonra annem derdim…

    Bana annen deseler iki damla gözyaşı, hasret, dua ve umut derdim.

    Anneler günün kutlu olsun anneciğim.

    Anne bir sanatçıdır, en güzel eseri de yavrusudur.

    Gençlik geçer, aşk söner, arkadaşlık yaprakları dökülür; fakat bir annenin  gizli ümitleri baki kalır. ( Oliver Wendell Holmes)

  • HAYAT

    HAYAT

    Söyle bana ey kebir  hayat bir çınar ağacı gibi dimdik durmak
    Rüzgara soğuğa aldırmadan öylece ayakta kalmak mı?

    Bir buz parçası gibi damla damla eriyip akmak
    Yada yanık  çalan bir keman gibi için için yanmak mı?

    Söyle bana ey kebir hayat uzaklarda yanan bir kulübenin ışığı mı?
    Son baharda kopan bir yaprak mı?

    Hayat  bir kuşun kanadın da nefes nefese uçmak mı?
    Hayat  suyun yüzeyin de batmadan koşmak mı?

    Söyle bana ey kebir hayat bir yaz meltemi mi?
    Yasemin bahçesi mi? Sarı çiçeğin benzi mi?

    Hayat hırçın dalgaların eline kendini bırakıp kıyılara vurmak  mı?
    Yoksa karlı dağlara meydan okuyan bir kardelencik olmak mı?

    Söyle bana ey kebir hayat mehtabın altında nazlı nazlı oynayan nilüfer olmak mı?
    Yoksa çöl ortasında seraptan aniden  uyanmak mı?

    Pembe bir rüya mı? Yoksa siyah beyaz bir gerçek mi?
    göz açıp kapayana kadar sürecek anlık bir hesap mı?

    Söyle bana ey kebir hayat çalışmaktan elleri çatlak çatlak olan  ana olmak mı?
    Helalimle nasıl geçinirim diye düşünmekten yüzü kırış kırış olan baba olmak mı?

    Bir dağın kainatı sırtlandığı gibi sırtlanıp ta hayatı
    Günü gelince ömrü bir günlük kelebek gibi uçup gitmek mi?

    Söyle bana ey kebir hayat akıp giden zaman için de aynı yörüngede dönmek mi?
    Sonunda aynı sokağa çıkıp,  bir  yıldız gibi kayıp gitmek mi?

    Hayat Medineli  Musap gibi hayatla savaşmak mı ?
    Yadda bir duvar gibi susup susup ta sonra büyük bir gürültüyle çökmek mi?

    Söyle bana ey kebir nedir bu hayatın amacı
    yaratmak mı , öldürmek mi? Kazanmak mı, kaybetmek mi?

    Seçmek mi, seçilmek mi? Sormak mı, sorulara cevap bulmak mı?
    Yada yolunu şaşırmadan, kızgın çölleri geçmek mi?

  • Öyle Bir Geçer ki Zaman

    Öyle Bir Geçer ki Zaman

    Öyle bir geçer ki ömür!
    Turnaların uçtuğu gibi
    Doğan güneşin battığı gibi.
    Kara köpüklü sellerin dağ taş demeden akıp gittiği gibi.
    Öyle bir geçer ki ömür!

    Öyle bir geçer ki zaman!
    Kelebeğin bir günlük ömrünün bitip gittiği gibi.
    Sarı çiçeği boynunu büküp yere düştüğü gibi,
    Kara toprakların, gün gelip insanı kendine çektiği gibi.
    Kader denen yazgının son sayfanın koptuğu gibi .
    Öyle bir geçer ki zaman!

    Öyle bir geçer ki ömür!
    Kara taşlı duvarların büyük bir gürültüyle çöktüğü gibi
    Tam bir sınav arifesindeki ömrün yitip gittiği gibi
    Hayalle gerçek arsındaki perdelerin artık kendini yırttığı gibi
    Çiğ damlasının vatanı olan torağa düştüğü gibi
    Öyle bir geçer ki ömür!

    Öyle bir geçer ki zaman!
    Kirpiğin ucundaki gözyaşlarını omuzlara düştüğü gibi
    Hasret denen kor ateşin son melodisini vurup gittiği gibi
    İki kapılı handaki yolcunun dönüp son defa baktığı gibi
    Kara treni uğurlayan ellerin son defa kalktığı gibi
    Öyle bir geçer ki zaman! O zaman neden? Neden?

    Neden hala yürekler kul kardeşlerinin elinde yanmakta?
    Neden hala sokak çocukları sokaklarda üşümekte?
    Neden hala kirpiklerin ucundan göz yaları düşmekte?
    Neden hala insanların yarısı açlıktan yarısı, oburluktan ölmekte?
    Neden hala çocuklar silahların önünde şaşkın şaşkın bakmakta?…

  • Tarihi Bilmek

    Tarihi Bilmek

    Tarih bilmek; evimizin yolu, kapımızın kolu kadar gereklidir. Çünkü bunları bize tarih sağlamıştır. Tarihi bilmek evimizin yolunda daha anlayarak yürümek, kapımızın kolunun değerini bilerek tutmak anlamına gelir Çünkü bütün bunları bize sunan bir geçmiş, bir tarih vardır. Tarihe konu olmuş sesli sessiz kahramanlar vardır. Çileler vardır özveriler vardır. Geçmişle gelecek arasındaki köprüyü kuran, geçmişin idealcileri vardır. Basıp üzerinden geçtiğimiz bizi o ana getiren hayatlar vardır. Bize tepsinin içinde sunulan bir yaşam biçimi vardır. Tarihi bilmek, bilinçli bir nefes almaktır. Etrafına gerçekçi gözlerle bakmaktır. Tarihi bilmek yaşadığın anın içindeki andan kurtulup geçmişe bakmak geleceği hissetmektir görmedir. Tarihi bilmek tarihe tarih filozofu  gibi bakmak gerçekleri sadece gerçekleri görmektir. Tarihi bilmek kendini bilmektir, tarihi bilmek, dününü bilmektir, tarihi bilmek geleceği görmektir, tarihi bilmek insanlığın ruhunu ve ihtiraslarını okumaktır. Tarihi bilmek insanların bir arı kovanı gibi toplumların dinin dayanağından medet umduklarını dönem dönem görmektir. Tarihi bilmek filozof Kant’ın dediği gibi insan oğlunu kendi hümanitasını (yaşam biçimini kolaylaştırmak) gerçekleştirmek için harcadığı çabayı görmektir. Yontma taşlarla hayatını kolaylaştırmaya çalışan ilk insandan günümüzdeki uzayda yer arayan insanlara kadar insanlığın evrelerini anlayabilmektir. İnsan aklının geçirdiği evrelerin kesitlerini görmese dahi anlamaya çalışmaktır. tarihi bilmek insanı, insanın getirdiği yaşımı okuyabilmek ve bütün dünya ya evrene maddeye insanlığın gözünden yeniden bakabilmektir… Devamı var.

  • HACI DAYIM

    HACI DAYIM

    Günlükler( yer adı) sesiz, Günlük Dereleri sensiz, Günlükler Dereleri  şenliksiz kaldı be dayım. Günlükler Elif Hanımsız Günlüler Hüseyin Beysiz kaldı be dayım.

    Ekininden, hayvanına, meyvesinden sebzesine bitmek tükenmek bilmez üretkenliğine, zeytin ağaçların, ceviz bahçelerin, toprağa ektiğin el emeklerin, Günlükteki ömrünü verdiğin şenlikli yurtların, şenliksiz, insansız, kaldı be dayım.

    Kara murat adlı atın, şahinleri avladığın bir o kadar da tutkunu olduğun silahın, dağlarda geçen hayatın efsane oldu be dayım. Seccade kokan evinlerin, herkese açık sofraların,  doğrulara yönelten dillerin, hacılarda geçen hatıraların, yalan oldu be dayım.

    Kekik  kokan kır çiçekli dağların, sarı pınardan gelen suların, kuş kurt içsin diye yaptırdığın çeşmelerin, vakıf ettiğin  camilerin, hayırların, hayatın boyunca hep hep ürettiklerin, duacın oldu be dayım.

    Dağları yurt, yokları var ettin, hem yokluğu  hem varlığı tattın, yetimlikten beyliğe geçtin, benim bildiğim unutmadan Allah’ı hep hep üretin, ve sonra gelince veda zamanın yaz Iraz yaz varlığı da yokluğu da  tadan, sonunda her şeyi bırakıp giden bir dayım var diye yaz dedin.

    Yedisinden yetmişine ayrım gözetmeden insan sevginden, daima her konuda  üretken olan hayat felsefenden,  hayat dolu neşeyle konuşmalarından, bir asa gibi daima yüreğinde tuttuğun ibadet şevkinden sonra,  sonra gidişin sesiz oldu  be dayım.

     

    (İnsanlar dünyada hem davranışlarıyla hem ürettikleriyle unutulmaz olabilmeli.

    İşte budur asıl hayat. Asıl kalıcılık asıl yaşam bu olmalı yoksa bir ömür bir hayal gibi gelip, geçip, yok olup gidiyor.

    Bu insanlar böyle olmak için böyle davranmıyorlar  aslında sadece ve sadece  hissederek yaşıyorlar.

    Hayat görüşleri bu oluyor hayatı böyle yaşıyorlar üretiyorlar, paylaşıyorlar seviyorlar, özveride bulunuyorlar, hepsinden önemlisi kaliteli zaman geçiriyorlar ve öldükten sonra yaptıkları ve bıraktıkları ile yeniden hiç ölmeyecek şekilde yeniden doğuyorlar. İnsanların gönüllerinde.

    İşte Hüseyin dayımda böyle bir insandı. baktığı, kolladığı yetimler ona dua edecek, evlendirdiği insanlar yuva bulacak, diktiği meyvelerden kuşlar kurtlar insanlar yiyecek, müminler vakıf ettiği  camide insanlar Allah’a dua edecek, yaptırdığı çeşmeler dağ başın da susuzların dermanı olacak, diktiği kara selviler mezarlara gölge olacak yani Hüseyin dayım bir gün gelip isim olarak unutulacak belki ama ürettikleriyle ve insanlara verdiği değerlerle hep yaşayacak.)

  • DEĞİŞEN ZAMAN KAYBOLAN AN        

    DEĞİŞEN ZAMAN KAYBOLAN AN        

    Değişen zaman mı kaybolan an mı nedir değişen? Hep aynı mı kalmak zorun da zaman? Kabullenemediğimiz değişim nedir?  Anda hep aradığımız?  Geçmiş mi bizimkisi, yoksa şuan mı? Yada bize neyi getireceği belli olmayan gelecek mi asıl olan?

    Geçen sene bütün yaz mırıldadığım bir mısra vardı hep içimde ” bir an önce olabilseydim, bir gün önce olabilseydim, bir yıl önce olabilseydim”  Çünkü geçen yaz, bir dağın gölgesi gibi beni güneşten koruyan hep orda yanımda yanı başımda  hissettiğim ve hep orada kalacağını zanettiğim annemin çok hasta olduğunu öğrendim  ve sonra İzmir hastanelerinin uzun koridorlarında o bilindik koşuşturmalar başladı.

    Ve ben içimden hep bir an önce olabilseydim, bir gün önce olabilseydim  bir yıl önce olabilseydim, diyerek mırıldanmaya devam ettim içimden hastanenin çok sesli sessizliğinde. O bir an öyle uzun. öyle aşılmaz, öyle değişmez, bir şey ki asla değiştiremez ve geri alamazsınız.

    Bunlar her insanın başına gelebilecek şeyler, sağlıkta bizim için hastalıkta, önemli olan sabır ve selametle bu günleri aşabilmek aslında.

    Burada asıl belirtmek istediğim şey, hani derler ya hep uzmanlar sevdiklerimizle önemli olan vakit geçirmek değil; kaliteli vakit geçirmek diye. İşte bende tam bundan söz etmek istiyorum.

    Dönüp baktığımızda gerçekten yaşadığımıza deydi, şu anlar diyebilmeli insan. Acıda olsa yüzünde bir tebessüm oluşabilmeli geçmiş hatıralarını düşünüldüğünde. Ah keşke demeden hem arkasına bakabilmeli, hem de önünü görebilmeli insan.  Otuz yılı üç günün içine sığdırmaya çalışmayıp, üç günü otuz yıl gibi yaşayabilmeli. Çünkü her şey gibi bir gün gelip bu değerli anlar, günler de bitebiliyor maalesef.

    Annem hep hayatı boyunca hayat mücadelesi ile geçirmiş çocuklarına kendini adamış bir insandı. Evet bu erdemli ve çaba dolu hayattan sonra bir tek gitmek istediği yer vardı. Oda umreye gitmekti. Annem bana biraz çalışıp para kazanalım da seninle umreye gidelim kızım diyordu hep.

    Çok istememe rağmen diğer meşgalelerden dolayı hep geri kaldı bizim umre çalışması ve gezisi. Şimdiyse artık içimizde hep  bir ukde olarak kalacak. Demek istediğim hayatta hep kaptırıp gittiğimiz mücahitliğin yanında, sevdiklerimizle biraz daha çok ilgilenmek, daha çok sevgimizi belli etmek,  daha çok değerli zamanlar geçirmek, yapacak olduklarımızı için vakit kaybetmemek gerekiyor.

    Benim gibi ” bir an önce olabilseydim, bir gün önce olabilseydim, bir yıl önce olabilseydim” mısralarını söylemeye başlamadan önce!!!

    Kurumuş yaprakların estiği gibi, bir kervanın karşı dağdan geçtiği gibi, kırlangıçların güz aylarında göçtüğü gibi, değişen zaman kaybolan an…

     

     

     

  • YOZGAT İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI BAKAN YARDIMCILIKLARI

    12 AY İLAÇLAMA HİZMET ALIMI

    YOZGAT İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI BAKAN YARDIMCILIKLARI
    12 Ay İlaçlama Hizmet Alımı hizmet alımı 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edilecektir.  İhaleye ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır:

    İhale Kayıt Numarası : 2019/2424

    1-İdarenin

    a) Adresi : Tekke Mah. Şehit Kınalı Hasan Cad.No42/A Merkez/YOZGAT 66200 YOZGAT MERKEZ/YOZGAT
    b) Telefon ve faks numarası : 3542175070-2176633 – 3542176671
    c) Elektronik Posta Adresi : merkezisatinalma@hotmail.com
    ç) İhale dokümanının görülebileceği internet adresi : https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/

    2-İhale konusu hizmetin

    a) Niteliği, türü ve miktarı : Bağlı sağlık tesisleri Sorgun Dh, Yerköy Dh, Boğazlıyan Dh, Şefaatli Dh, Sarıkaya Dh, Saraykent Dh, Akdağmadeni Dh, Çayıralan Dh, Çekerek Dh, Adsm, Aydıncık Dh, Çandır Dh , KadışehriDh, Yenifakılı Dh için 14 kalem ilaçlama hizmet alımı 
    Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.
    b) Yapılacağı yer : Sorgun Dh Yerköy Dh Boğazlıyan Dh Şefaatli Dh Sarıkaya Dh Saraykent Dh Akdağmadeni Dh Çayıralan Dh Çekerek DhAdsm Aydıncık Dh Çandır Dh Kadışehri Dh Yenifakılı Dh
    c) Süresi : İşe başlama tarihinden itibaren 12(on iki) aydır

    3- İhalenin

    a) Yapılacağı yer : Tekke Mah. Şehit Kınalı Hasan Cad. 42/A Merkez YOZGAT
    b) Tarihi ve saati : 23.01.2019 – 10:00

    4. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak kriterler:
    4.1. İhaleye katılma şartları ve istenilen belgeler:
    4.1.1.3. İhale konusu işin yerine getirilmesi için alınması zorunlu olan ve ilgili mevzuatında o iş için özel olarak düzenlenen sicil, izin, ruhsat vb. belgeler,

    Biyosidal Ürün Uygulama izin belgesi

    4.1.2. Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren İmza Beyannamesi veya İmza Sirküleri;
    4.1.2.1. Gerçek kişi olması halinde, noter tasdikli imza beyannamesi,
    4.1.2.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgisine göre tüzel kişiliğinin ortakları, üyeleri veya kurucuları ile tüzel kişiliğin yönetimdeki görevlileri belirten son durumu gösterir Ticaret Sicil Gazetesi, bu bilgilerin tamamının bir Ticaret Sicil Gazetesinde bulunmaması halinde, bu bilgilerin tümünü göstermek üzere ilgili Ticaret Sicil Gazeteleri veya bu hususları gösteren belgeler ile tüzel kişiliğin noter tasdikli imza sirküleri,
    4.1.3. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
    4.1.4. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat.
    4.1.5 İhale konusu işin tamamı veya bir kısmı alt yüklenicilere yaptırılamaz.

    4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
    İdare tarafından ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir.

     

    4.3. Mesleki ve Teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
    İdare tarafından mesleki ve teknik yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir.

    5.Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.

    6. İhaleye sadece yerli istekliler katılabilecektir.
    7. İhale dokümanının görülmesi ve satın alınması:
    7.1. İhale dokümanı, idarenin adresinde görülebilir ve 50 TRY (Türk Lirası) karşılığı Tekke Mah. Şehit Kınalı Hasan Cad. 42/A Merkez Yozgat Satın Alma ve İhale Uygulamaları Birimiadresinden satın alınabilir.
    7.2. İhaleye teklif verecek olanların ihale dokümanını satın almaları veya EKAP üzerinden e-imza kullanarak indirmeleri zorunludur.
    8. Teklifler, ihale tarih ve saatine kadar Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü İhale Salonu adresine elden teslim edilebileceği gibi, aynı adrese iadeli taahhütlü posta vasıtasıyla da gönderilebilir.
    9. İstekliler tekliflerini, Birim fiyatlar üzerinden vereceklerdir. İhale sonucu üzerine ihale yapılan istekliyle, her bir iş kaleminin miktarı ile bu kalemler için teklif edilen birim fiyatların çarpımı sonucu bulunan toplam bedel üzerinden birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.
    Bu ihalede, işin tamamı için teklif verilecektir.
    10. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçici teminat vereceklerdir.
    11. Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 60 (altmış) takvim günüdür.
    12. Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.
    13.Diğer hususlar:

    İhale, Kanunun 38 inci maddesinde öngörülen açıklama istenmeksizin ekonomik açıdan en avantajlı teklif üzerinde bırakılacaktır.

    Bu ihalede elektronik eksiltme yapılmayacaktır.

     

  • EY SEVGİLİ

    EY SEVGİLİ

    Şems misali yollara düşmek, Mevlana gibi bir elin yerde bir elin gökte yıllarca dönmek, Yunus gibi yolarına yatmaktı, seni sevmek ey sevgili.

    Kara kapaklı defterlerden sayfa sayfa kopmak, Züleyha gibi dillere düşmek, anı gelince  adem (yok) olup gitmekti, seni sevmek ey sevgili.

    İnsanlık defterimden tek tek sevdiklerimi silmek, var olanı yıkıp geçmek, çıplak ayaklarla yollarına düşmekti, seni sevmek ey sevgili.

    Suların deryaya koştuğu gibi koşmak, çiğ damlısının yere düştüğü gibi düşmek, elimde kalan kırık dallara bakmak ve sonra yine bir elif gibi yeniden ayağa kalkmaktı, seni sevmek ey sevgili.

    Göçmen kuşlar gibi uçmak, açılmayacak kapıları tek tek çalmak, kızıl toprakların ortasındaki Kabe’mi bulmak ve oradan tüm dünyayı görmekti, seni sevmek ey sevgili.

    Büyümeden mürit olmak, savaşmayı bilmeden seyyid olmak, bilinmezliklerin içinde savrulup giden seyyah olmak, meğer hepsi senin uğruna hazırlanmaktı, Seni sevmek ey sevgili.

    Seraptan seraba savrulmak, hayat denen efsanede mayalanmak, her düştüğüm yerden daha büyük daha büyük kalmak, ve sonra yine Elif gibi dimdik ayakta durmaktı, seni sevmek ey sevgili.

    Bazen ah çekip yanmak,  bazen gülüp geçmek, bazen eğilip bükülmek, bazen bazen de Elif gibi yeniden ayağa kalkıp dimdik durmaktı, seni sevmek ey sevgili.

    Bazen göz yaşlarına boğulmak, bazen telefonda ki o küçük müridin sesinden medet ummak, hiçbir zaman kavuşamayacağımı bilsem dahi yine yine senin yoluna dönmekti, seni sevmek ey sevgili.

    Ölmeden önce ölmek, perdelerin arkasını görmek, akıp giden ırmakların kökenini bilmek, bulmaktı, seni sevmek ey sevgili.

    Babil kulelerini adım adım çıkmak, ve sonra yine senin için en başa düşmekti, seni sevmek, hiçbir zaman ulaşamayacağımı bilsem de, yine senin uğuna yürümeye kalkmaktı, seni sevmek ey sevgili.

    Ömrümün sonuna kadar senin için açtığım şiir defterine, her gün güzel bir şeyler yazabilmek, senin uğruna şiir gibi yaşayabilmek, sessiz şarkıları söyleyerek içinden, her defasında ben iyiyim! ben iyiyim! diyebilmekti, seni sevmek ey sevgili.

    Herkes “sahipçi” olmak için koşarken sana, benimkisi sahip olduklarımı silip geçmekti, çıplak ayaklarla yollara düşmekti, yolların getirdiklerine katlanmaktı, ve yine yine senin uğruna elif gibi dimdik ayakta durmaktı, seni sevmek ey sevgili.

    Uçan halılara binip öz denen limanlara gitmek, okunası kitapları okumak, türlü türlü pencerelerden bakmak, asırlar öncesine gitmek, yada anı görebilmekti seni sevmek, O ağlamadan, yanmak; O anlatmadan, anlamak; türlü türlü kitapları okuyup,  o söylenmeden söylemek; gözlerin ötesindeki okyanusları (dünyaları) görüp, konuşmadan konuşmaktı seni sevmek ey sevgili.

    Bazen dünyanın çekirdeğine inmek, bazen gök yüzünün katmanlarını saymak, bazen asırlar öncesine gitmek, bazen atomları hücrelerin içine girmek, yada oturup var olanın üzerine felsefe yapmak ve hep hep ilk insanın merak ettiği gibi merak etmekti, seni sevmek ey sevgili.

    Her seferinde dünyadan biraz daha uzaklaşıp dünyaya daha geniş açıdan bakmaktı, Seni sevmek ey sevgili, yaradılışın gayesini bulmaktı seni sevmek ey sevgili, Anlamların anlamını bulmak, bulamasam dahi aramaktı benimkisi, ey sevgili, akşam karanlığında ölmek, gün ışığında doğmak ve sonra yine yine anlayabilmek için seni hayat denen seyranında koşmaktı, benimkisi ey sevgili…

    DEVAMI VAR…

  • AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER İL MÜDÜRLÜĞÜ AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI BAKAN YARDIMCILIKLARI

    4+1 KİŞİLİK PİCK-UP TİPİ ARAÇ KİRALAMA (ŞOFÖR DAHİL)

    AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER İL MÜDÜRLÜĞÜ AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI BAKAN YARDIMCILIKLARI

    4+1 Kişilik Pick-Up tipi Araç Kiralama (Şoför Dahil) hizmet alımı 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edilecektir.  İhaleye ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır:

    İhale Kayıt Numarası : 2018/650239

    1-İdarenin

    a) Adresi : Karatepi Mahallesi Hoca Ahmet Yesevi Cad. Yeni Valilik Binası 66100 YOZGAT MERKEZ/YOZGAT
    b) Telefon ve faks numarası : 3542121047 – 3542125505
    c) Elektronik Posta Adresi : yozgat@aile.gov.tr
    ç) İhale dokümanının görülebileceği internet adresi : https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/

    2-İhale konusu hizmetin

    a) Niteliği, türü ve miktarı : 2019 yılı 12 Ay Süreli Şoför Dahil 1 adet 4+1 kişilik pick-up tipi araç kiralama hizmet alımı
    Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.
    b) Yapılacağı yer : Yozgat Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü
    c) Süresi : İşe başlama tarihi 01.01.2019, işin bitiş tarihi 31.12.2019

    3- İhalenin

    a) Yapılacağı yer : Yozgat Valiliği Hizmet Binası Kat: 4 Merkez Yozgat
    b) Tarihi ve saati : 21.12.2018 – 10:00

    4. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak kriterler:
    4.1. İhaleye katılma şartları ve istenilen belgeler:
    4.1.2. Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren İmza Beyannamesi veya İmza Sirküleri;
    4.1.2.1. Gerçek kişi olması halinde, noter tasdikli imza beyannamesi,
    4.1.2.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgisine göre tüzel kişiliğinin ortakları, üyeleri veya kurucuları ile tüzel kişiliğin yönetimdeki görevlileri belirten son durumu gösterir Ticaret Sicil Gazetesi, bu bilgilerin tamamının bir Ticaret Sicil Gazetesinde bulunmaması halinde, bu bilgilerin tümünü göstermek üzere ilgili Ticaret Sicil Gazeteleri veya bu hususları gösteren belgeler ile tüzel kişiliğin noter tasdikli imza sirküleri,
    4.1.3. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
    4.1.4. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat.
    4.1.5 İhale konusu işin tamamı veya bir kısmı alt yüklenicilere yaptırılamaz.
    4.1.6 Tüzel kişi tarafından iş deneyimini göstermek üzere sunulan belgenin, tüzel kişiliğin yarısından fazla hissesine sahip ortağına ait olması halinde, ticaret ve sanayi odası/ticaret odası bünyesinde bulunan ticaret sicil memurlukları veya serbest muhasebeci, yeminli mali müşavir ya da serbest muhasebeci mali müşavir tarafından ilk ilan tarihinden sonra düzenlenen ve düzenlendiği tarihten geriye doğru son bir yıldır kesintisiz olarak bu şartın korunduğunu gösteren, standart forma uygun belge,

    4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
    İdare tarafından ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir.

     

    4.3. Mesleki ve Teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
    4.3.1. İş deneyimini gösteren belgeler:
    Son beş yıl içinde bedel içeren bir sözleşme kapsamında kabul işlemleri tamamlanan ve teklif edilen bedelin % 30 oranından az olmamak üzere, ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin iş deneyimini gösteren belgeler veya teknolojik ürün deneyim belgesi.

     

    4.4. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler:
    4.4.1.

    Kamuda veya özel sektörde yapılan sürücülü araç kiralama işleri benzer iş olarak kabul edilecektir.

    5.Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.

    6. İhaleye sadece yerli istekliler katılabilecektir.

    7. İhale dokümanının görülmesi ve satın alınması:
    7.1. İhale dokümanı, idarenin adresinde görülebilir ve 50 TRY (Türk Lirası) karşılığı Yozgat Deftardarlığı Muhasebe Müdürlüğü adresinden satın alınabilir.
    7.2. İhaleye teklif verecek olanların ihale dokümanını satın almaları veya EKAP üzerinden e-imza kullanarak indirmeleri zorunludur.

    8. Teklifler, ihale tarih ve saatine kadar Yozgat Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü adresine elden teslim edilebileceği gibi, aynı adrese iadeli taahhütlü posta vasıtasıyla da gönderilebilir.

    9. İstekliler tekliflerini, Birim fiyatlar üzerinden vereceklerdir. İhale sonucu üzerine ihale yapılan istekliyle, her bir iş kaleminin miktarı ile bu kalemler için teklif edilen birim fiyatların çarpımı sonucu bulunan toplam bedel üzerinden birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.
    Bu ihalede, işin tamamı için teklif verilecektir.

    10. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçici teminat vereceklerdir.

    11. Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 120 (yüz yirmi) takvim günüdür.

    12. Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.

    13.Diğer hususlar:

    Teklifi sınır değerin altında olduğu tespit edilen isteklilerin teklifleri, Kanunun 38 inci maddesinde öngörülen açıklama istenmeksizin reddedilecektir.

    Bu ihalede elektronik eksiltme yapılmayacaktır.

     

  • AŞIK OLANIN AŞKINA HEDİYESİ

    AŞIK OLANIN AŞKINA HEDİYESİ

    Süleyman’ın aşkını  Belkıs’a şakıyan kuşlar gibi
    Sevginin sevgiliye gözlerden gözlere  akışı   gibi
    Dua eden dillerin hakta alaya  yalvarışı gibi
    İnleyen tamburumun haykırırcasına çalışı  gibi
    Şelalelerin kendini çarparcasına çağlayan sesi gibi
    Bülbülün gülü mest edişi gibi. Yalvarsam sana ey sevgili !

    Hatice’nin kimsesiz kalan Muhammed’in yanında duruşu gibi
    Hacer’in,  İbrahim’e sorgusuz sualsiz teslim oluşu gibi
    Zeynep’in, Ebul-As’ın sevgisi için sabır edişi gibi
    Havva ile Ademin kavuşmak için yalvarışı gibi
    Rahime’nin, Eyyüb’e düşkün oluşu  gibi sevsem seni ey sevgili!

    Babil bahçeleri gibi önüne bahçeler sersem
    Süleyman’ın Sarayları gibi incili köşkler yaptırsam
    Ferhat gibi dağları delip suları akıtsam
    Mecnun gibi çölleri geçip  sana el uzatsam
    Cengiz gibi uğruna dünyaları yıksam
    Kavuşsam kavuşsam Arafat’larda kavuşsam  sana ey sevgili!

    Sana kavuşmak değil seni sensiz sevmekti sevmek
    Hasretinle yanmaktı marifet
    Kara gözlerinde kaybolmak, göz yaşlarında boğulmaktı
    Ve sonra o nur yüzünde tekrar hayat bulmaktı seni sevmek
    Kapında eşik yolunda beşik
    ve sonra yine uzaklarda bir aşık olmaktı seni sevmek, ey sevgili!

    Bıraksınlar beni seninle  sensiz  yanayım
    inleyen nağmelerde her an seni anayım
    Bıraksınlar beni hasretinle günler sayayım
    Mezar taşlarıma adını meramımdı diye yazayım
    Bıraksınlar beni seni sensiz yaşayayım
    Herkes terk ederken seni ben senin aşkınla avunayım

    Bulutların sisli dağlara başını yasladığı gibi sana yaslasam
    Yağmur damlasının, deryaya koştuğu gibi sana koşsam
    Turnaların yuvaya uçtuğu gibi, karıncanın çölü geçtiği gibi
    Eceli gelen ömrün yittiği gibi yitsem senin uğruna ey sevgili
    Her doğan güneşin battığı gibi batsam senin uğruna ey sevgili

  • SENİ BENDEN AYIRAN NEYDİ KARDEŞİM

    SENİ BENDEN AYIRAN NEYDİ KARDEŞİM

    Ne fark vardı ? Habil ile Kabil arasında kardeş katlin tattırdılar bize ?
    İkisi  de  Ademin  oğulları  ikisi de  onun  göz  bebeği  değil miydi ?
    Ne Fark vardı? Nuh’un oğulları arasın da itaat etmeyenler kalıpta
    İmanlılar gemiye binmemiş miydi? Biz onların soyundan değil miydik ?
    Dünya  tamamen  sular  altında  kalırken , biz  o  ayrılığa  gidenlerin
    helak oluşunu görmemiş miydik?
    Beraberce kırk yıl o gemide dolaşıp, sonra kardeşçe ayrılmamış mıydık?

    Ne fark vardı? Hazreti  Hüseyin ile Yezidin arasında  Kerbela destanını
    yazdırdılar bize? İkisi de İslam şehitlerinin soyundan değil miydi ?
    Ebu Süfyan,  cihat  ederken  gözünü  kaybetmemiş  miydi ?
    Hazreti Ali, er meydanlarında kendini ortaya atmamış mıydı ?
    İkisi de İbrahim’in,  İsmail’in,  Kusay’ın   soyundan  gelmiyor  muydu ?

    Ne fark vardı ? Doğu ile batının arasında, ikisini de Allah yaratmamış mıydı?
    Seni benden ayıran neydi zenci kardeşim, sarışın kardeşim, beyaz kardeşim,
    dünya malı mı yoksa, uzun süredir birbirimizden haberdar olmamak mı ?
    Asırlar mı girdi aramıza, kültürler mi girdi, isimler mi girdi, soylu sınıfı mı girdi,
    mesafeler mi girdi? Seni benden ayıran neydi? Yoksa dinler mi girdi ?
    Müslüman   kardeşim, Hristiyan  kardeşim,  Yahudi,  Çin ,Hint  bütün
    dinlerdeki  kardeşim…

    Beni özene bezene yaratan Allah, seni  de yaratmadı mı, bana verdiği ayrıcalığı
    sana vermedi mi, bütün aranışlar Allah’a değil mi, yanlış ta olsa doğruda olsa?
    Benim üzerime titreyen Allah senin üzerine titremiyor mu, beni koruyan melekler seni korumuyor mu,  öyleyse neden bu ayrılık?

    Neden, Allahın bize kendisinden verdiği bir parça sevgide birleşmeyip de,
    şu dünya malında ayrılığı tercih ediyoruz? Neden kainatın en üstün yaratığı
    noktasında birleşmiyoruz da, birbirimizi  eften püften sebeplerle ayırıyoruz?
    O yaratıcı ki ! Bizi mağfireti  bol meleklerden üstün tutmadı mı ,cinlerden üstün tutmadı mı, bizi bilinen bilinmeyen  bütün mahlukattan üstün tutmadı mı?
    Neden biz birbirimizi ayrı tutuyoruz?

    Hepimiz etten, kemikten, ruhtan, bedenden değil miyiz? Bizi ülkelerin sınırları mı ayırdı, bizi ırk -cins denen saçmalık mı ayırdı, bizi taptığımız o  makamlar mı ayırdı, hani  hangisi ayakta o makamların? Hazreti Süleyman’ın makamı mı, Karunların, Harunların makamı mı,  yoksa  Firavunların akamı mı, en güzel makam olan Peygamberimiz’in (S.A.V) makamı bile bitmedi mi, göz yaşları içinde veda etmedik mi ?

    Ne kadar güzel ve tatlı da  olsa bir gün gelip bitmiyor mu, ne kadar acıda olsa
    bir gün gelip  sona ermiyor mu,  işte  bu yüzden değer mi,  Allahın  özene  bezene yarattığı  insana ayrılığı reva görmek ?

    Allah  diyor ki “Her  şeyi affederim ama kul hakkını  affedemem”

    Muhammet (S.A.V) diyor ki “Sizin artık puta tapacağınızdan korkum yok, ama dünya malına aldanıp ta kardeş kanı dökmenizden korkuyorum ”

    Mevlana diyor ki “Gel ne olursan ol yine gel, ister kafir ol ister mecusi, ister puta tapan  ol  yine  gel, bizim dergahımız ümitsizlik kapısı değildir.

    Neden bizde demiyoruz, seni Allah yarattığı için, kendimi sende gördüğüm için, gelmiş  geçmiş yaşanmışlıkların hatırı için,  seni olduğun gibi kabul ediyorum. Seni olduğun gibi seviyorum.

    Ben seviyorum yanı başımdaki insanı sevdiğim kadar, dünyanın öbür
    ucundaki  insanı  da.
    Ben seviyorum din kardeşimi sevdiğim kadar, dinimden olmayan kardeşimi de.
    Ben seviyorum beyaz kardeşimi sevdiğim kadar, esmer kardeşimi de.
    Ben  seviyorum  zengin  kardeşimi sevdiğim kadar, fakir kardeşimi de .
    Ben  seviyorum  iyi  kardeşimi  sevdiğim  kadar, kötü  kardeşimi  de.
    Çünkü   ben  yaratılanı  seviyorum,  yaratandan ötürü seviyorum.

    Seviyorum çünkü ben, insanın yüzündeki  nuru gördüm,  gözlerindeki
    manayı  gördüm,  Hazreti  İbrahim’in  melekleri arkada  bırakıp,
    ateşin içine dalışını gördüm. Şehitlerin vatanı için vuruluşunu gördüm,
    çünkü ben başkaları için örtüyü, bebeği yerine o buz gibi mermiyi örten anayı gördüm.
    Servetini  İslam  için  eriten  Hatice’yi  gördüm .  Ebu Bekir’i  gördüm.
    Evet bunlar, hep başkaları içindi, kendisi için değil. İşte bu yüzden insanlar ;
    saygı  duymaya  değer, işte bu yüzden insanlar  sevilmeye  değer!

    Sınırlar ayırmasın bizi, fikirler ayırmasın bizi, isimler ayırmasın bizi, Nuh’un gemisi nasıl aldıysa  bütün alemi,  bu dünyada bizi alır.  Gelin Adem olalım,
    gelin, gelin hep Havva olalım, gelin hep Nuh olalım, gelin hep gemi olalım,
    gelin hep Allahın ayrıcalıklarla yarattığı insan olalım, kul olalım, kul olmanın
    ne demek olduğunu bilelim.

    Ben dediğin nedir ki elli senelik ömür mü, hiç doymayan nefis mi, bir karınca
    kadar aciz olan beden mi, kan pıhtısı mı, isim mi, yoksa  o çok ağzına baktığımız
    gurur mu? Allahtan başka neyimiz var ki bizim, dön, dolaş onda değil mi çarelerimiz?

    Ne kaybederiz  kendimizi  sevdiğimiz kadar, başkalarını da  sevmekten?
    Ne kaybederiz kendimize gösterdiğimiz özeni, başkalarına da göstermekten?
    Ne kaybederiz şu elli altmış yılı, kardeşlik içinde geçirmekten?

    Nasıl olsa bir gün gelip, gözlerimiz kapanmayacak mı ?
    Nasıl olsa bir gün gelip,  o koltuktan inmeyecek miyiz?
    Nasıl olsa bir gün biriktirdiklerimiz, başkasına kalmayacak mı?
    Nasıl olsa bir gün, mahşerde aynı teraziye konmayacak mıyız?
    Nasıl olsa sevdiklerimiz, bir gün bizim mezarımızdan hızla ayrılmayacaklar mı?

    Neden yaşarken birbirimizden uzak  olalım, neden yaşarken ayrılığa düşelim, neden  yaşarken sevgiyi, iyiliği, güzelliği, sonuna  kadar  yaşamayalım,
    neden bizde başkaları için yaşamayalım, neden bir iken, bin olmayalım?

  • Raziye Zeytinin Yazılarından Bölümler

    Raziye Zeytinin Yazılarından Bölümler

    …Susmakta coşkuyu buldum, şükürde bereketi buldum, aramakta dermanı buldum, saygıda sevgiyi buldum, anlamada uzlaşmayı buldum, sabırda dostluğu buldum, amaçta heyecanı, yaşamın kokusunu duydum, doğrulukta huzuru, zamanda şifayı buldum, sevgide maneviyatı, iyilikte özümü ruhumu buldum,  insanlarda  yoldaşlığı, gerçekte hakkı buldum, dünyada akıp giden zamanı, sürekli değişen anı buldum, bazen acı bazen tatlı, bazen huzurlu bazen huzursuz, kendimi ilginç bir sınavın tam ortasında buldum.

    …Dostluğun adi sadece sevgiye muhtaç  olmalı, kahırsız, beklentisiz, bağlantısız, sadece kalabalıkların içinde gülümsenecek bir yüze muhtaç olmalı dostluk. Tıpkı İrem’le benim dostluğum gibi.

    …Acelem var benim Hz İbrahim gibi ateşleri geçmeye
    Acelem var benim Hz Eyyup gibi şükretmeye
    Acelem var benim Hz Muhammet gibi zikretmeye
    Acelem var benim Hz Mevlana gibi gönülleri fethetmeye
    Acelem var benim bende hakkı olanları, benden razı etmeye
    Ah, acelem var benim gideceğim yeri hak etmeye…

    … Şu bereketin yağışına, şu kuru tohumun dev bir ağaç oluşuna, dallarında da  meyve oluşuna  bak
    Şu lavların taş oluşuna, taşların toprak oluşuna, toprağın da nimet oluşuna bak
    Şu kaşınla gözün arasında kirpiğinin oluşuna, güneşle dünyanın arasında ayın oluşuna bak
    Şu” insanların sabah dört, öğlen iki, akşamda üç  ayaklı oluşuna, ve sora yine yaratana dönüşüne bak
    Bak ta gör,  gör de anla.  Sokrates’in dediği gibi ” kainatta tesadüfe, tesadüf edilemez”

    …Bir dost arıyorum kendime Hz Mevlana’nın dediği gibi Merhamette, şefkatte güneş gibi olacak, ayıpları ötmekte gece gibi olacak, keremde, cömertlikte akar su gibi olacak, öfkede, asabiyette ölü gibi olacak, tevazuda, mahviyette toprak gibi olacak; Ya olduğu gibi görünecek, ya göründüğü gibi olacak; Bir dost arıyorum kendime her daim örnek alınacak…

    …Şu uzayıp giden  yollara bak, acaba sonu nereye varıyor
    Şu yeni açmış çiçeğin rengine bak, acaba Ressam bize neyi anlatıyor
    Şu insanların gözlerine bak, sanki okyanusu ayağımıza getiriyor
    Şu bebeğin masumiyetine bak, saki cenneti içinde taşıyor

    Şu masmavi gök yüzüne bak, sanki bizi korurcasına kol kanat geriyor
    Şu evrenin sessizliğine bak,  saki bize fırtınalar öncesi sessizliği anlatıyor
    Şu yıldızların hikayesine bak, sanki bizi her şeyin sonlu olduğunu bildiriyor
    Şu denizdeki dalgalara bak, sanki bize çırpınırcasına bir şeyler söylemek istiyor

    Bak şu karlı dağların zirvesine, sanki bize sabrı öğretiyor
    Bak şu turnaların uçuşuna, sanki bize geçip giden hayatı gösteriyor
    Bak şu sararmış resimlere, sanki bize anın hiçliğini anlatıyor
    Bak şu  yüzlerdeki çizgilere, sanki  hepsi birer hatırayı  sayıklıyor…

    …Hayat hırçın dalgaların eline kendini bırakıp kıyılara vurmak  mı?
    Yoksa karlı dağlara meydan okuyan bir kardelencik olmak mı?

    Söyle bana ey kebir hayat mehtabın altında nazlı nazlı oynayan nilüfer olmak mı?
    Yoksa çöl ortasında seraptan aniden  uyanmak mı?

    Söyle bana ey kebir nedir bu hayatın amacı
    yaratmak mı , öldürmek mi? Kazanmak mı, kaybetmek mi?

    Seçmek mi, seçilmek mi?  Sormak mı, sorulara cevap bulmak mı?
    Yada yolunu şaşırmadan,  kızgın çölleri geçmek mi?

    …Yorgun, hayat nakışlı yokuşlar benim
    değerini hiç anlamadan inişler sizin olsun.

    İnsanı bir gemi misali alıp götüren kalemler benim,
    her söylenen gönül sözünde mana arayan, diller sizin olsun…

    …Görmez olmuşum anneannem, gök yüzündeki bulutları.
    Duymaz olmuşum yol kenarında öten kuşları .
    Fark etmez  olmuşum şu dünyada ki renkleri.
    Hissetmez olmuşum yuvamda ki sıcaklıkları.
    Anlamaz olmuşum  dünyanın her yerinden yükselen feryatları.
    Umursamaz olmuşum anneannem gözümün önündeki çarpıklıkları

    Oysa ki çocuklar ne kadar güzel gülermiş .
    Güneş her akşam batarken nasıl güzel renkler saçarmış.
    Günbatımında  deniz nasıl ağlarmış.
    Rüzgar görevi aşkına  nasıl da hızlı koşarmış.
    Seven sevdiğinin gözlerine nede güzel bakarmış.
    Barışın, sevginin, merhametin olduğu yerde,dünya nasılda Cennetsi kokarmış.

    Ey İnsan Oğlu Kendini ve Değerinin Farkına Var
    Kaşınla gözün arasına düşecek, yağmur tanesi düşünülüp de kirpiğin  yaratılmadı mı?
    Yedi kat gökler yedi günde senin uğruna yaratılmadı mı?
    Güneş ay senin hizmetine sunulmadı mı?
    Gece gündüz birbiri ardına sıralanmadı mı?
    O melekler senin içi sessizce görevlendirilmedi mi?
    Bütün hayvan alemleri hizmetine sunulmadı mı?
    Sen rızıklanasın  diye dünya alemi bin bir türlü  nimetlerle süslenmedi mi?

    Seni için miraçlar divana getirilmedi mi?
    Bağışlanasın diye namazlar hediye edilmedi mi?
    Senin için kitaplar gökten indirilmedi mi? Denizler ikiye ayrılmadı mı?
    Senin için gökten  koçlar indirilip, İsmail’in ayağının altından sular çıkarılmadı mı?
    Senin için ateşler suya, korlar balığa çevrilmedi mi?
    Senin için alemler bir gemiye sığdırılıp, suların üzeride yüzdürülmedi mi?
    Daha ne bekliyorsun değerini anlamak için perdelerin açılmasını mı?…

    …Herkes gülerken bana, sen ağlamayacaksan
    Herkes terk ederken beni, sen hep yanımda kalmayacaksan
    Hiç yaşanmasın bu dostluk, dillerde susup gözlerde konuşmayacaksan

    Unutulup gidince bir köşe de, beni tek hatırlayan sen olmayacaksan
    Medet umarken tanrımdan sen kapımı aralamayacaksan
    Gönülden gönüle akıp, ruhlarda bir olmayacaksan
    Yılar sonra beni iki damla göz yaşı ile hatırlayıp anmayacaksan
    Hiç yaşanmasın bu dostluk, beni ömür boyu saymayacaksan

    Gecemi aydınlatan, yıldızım olmayacaksan
    Yan yana oturup, benimle ağlaşmayacaksan
    Güzel günleri ararken beni de, yanında taşımayacaksan
    Beni öz kardeşinden bile, üstün tutup sevmeyeceksen
    Hiç yaşanmasın bu dostluk, bana ahrette şefaatçi olmayacaksan

    Sevgi benden önce gelseydi, sevgi tam olsaydı Firaun Asiye’yi ateşlere atmazdı, sevgi tam olsaydı Kabil Habil’i kıskanmazdı, sevgi tam olsaydı düşmanın yoksa kardeşinde mi yok denmezdi, sevgi tam olsaydı sokak çocukları sokaklarda üşümezdi, sevgi tam olsaydı hapishaneler yapılmaz,  marifetmiş gibi er meydanları kurulmazdı, sevgi tam olsaydı üstünde en fazla elli sene yaşayacağı topraklar için insanlar susup silahlar konuşmaz, et et üstüne yığılmazdı, sevgi tam olsaydı bir elmanın iki yarısı olan eşler ayrılıp ta, gücü başkasına yemeyen çocuklar boynu bükük, çaresiz, korunmasız, her türlü acıya maruz kalmazdı, sevgi tam olsaydı İnsanların yarısı açlıktan, yarısı da oburluktan ölmezdi!

    … İster bir garip ol kendi aşına yapan, istersen saraylarda bakan, ister sırtında küfeyle rızkının peşinden dolaşan, ister alim ol yaradılışın peşinden koşan, ister seyyah ol sonu gelmez yollara düşen; Ay gibi parlarsın yeter ki fikrin güzel olsun.

    İster kul ol gözleri uzaklara dalan, ister medeni ol şehrin ışıklarında koşuşturan, ister bedevi ol çöllerin ayazlarında üşüyen, İster çoban ol kavalıyla dağlarda  raks eden, ister hükümdar ol dünyalara hükmeden, istersen de yoldaş ol  şu yalan dünyada ki yolculara eşlik eden; Ay gibi parlarsın yeter ki fikrin güzel olsun

  • Göç

    Göç

    Göç ediyorduk yine yer yüzünde biz, gök yüzünde turnalar.

    Hiç kimse kimsenin yüzüne bakmıyordu, sadece uzaklara atılan adımların sessiz çıtırtısı geliyordu kulaklarımıza göç müydü bunun adı?

    Yoksa özgürlüğe olan tutkumu, doğaya olan sevgimi neydi?

    Kimsenin konuşacak bir sözü yoktu sadece bir merakla kilitlenmiş diller ve gönüller vardı sessiz sabahın gün ışıklarında.

    Bedenimizin yükü değil, bırakılan yerlerin acısı, gidilecek yerlerin merakı, beynimizi çınlatan düşüncelerin ağırlıkları vardı sırtımızda.

    Gün ışıkları bulutların arasından süzülen ebrulu renkleriyle sanki yol gösteriyorlardı bize bu biraz garip biraz hüzünlü biraz meraklı göç denen yolculukta.

    Göç mü dedim? Evet göç sadece üç harften oluşuyor ama yaşanmıyor.

    Kelimeler anlatamaz göçü, diller söyleyemez göçü, kalemler yazamaz göçü, göçmeyenler bilemez göçü.

    Üç yüz yetmiş beşten beri bir hilal gibi, duruyor alnımızda göç. Göç biz, biz göç olduk.

    İnce uzun patika yolların yokuşuydu göç. Kır çiçeklerinin içimi yakan kokusuydu göç. Terk edilen yerlerin yüreğimi sızlatan acısıydı göç.

    Ufuklarda açılan yıldızların parıltısıydı göç.  Özgürlüğün, tutkunun, doğaya olan aşkın garip bir bedeliydi göç.

    Çadırların her an gitmeye hazır duruşuydu göç, hayvanlarla , insanların tuhaf yoldaşlığıydı göç.

    Sınırların, dünyaların bitmez tükenmez uzaklıkların kat edilip aşılışıydı göç.

    Asırlara rest çektiren, yollara ırmaklara diz çöktüren, tarih diye tutulan kalemler bel büktüren, nice yıkılmaz denilen devletler,imparatorluklara ah çektiren,  garip bir tutkunun garip adıydı göç…

     

  • DÖN GEL ARTIK BE SEVGİLİ

    DÖN GEL ARTIK BE SEVGİLİ

    Kara gözlerimin battığı yerden, sen çık gel be sevgili.

    Savrulmuş umutlarımın bittiği yerden, sen çık gel be sevgili.

    Aşk yolunun geçtiği yerden,
    Çekilmez çilelerin tak ettiği yerden, Sen çık gel be sevgili.

    Hasretlerin yanardağ gibi bittiği yerden,
    Özlemlerin buram buram tüttüğü yerden, sen çık gel be sevgili.

    Yaralı düzlerimin çöktüğü yerden,
    Mecnun misali ellerimi açtığım yerden, sen çık gel be sevgili.

    Boynu bükük ay çiçeklerinin baktığı yerden,
    Kızıl güneşin battığı yerden, sen çık gel be sevgili.

    Aşk namelerinin duyulduğu yerden,
    Aşktan kör olmuş gözlerin ötelerin ötesini gördüğü yerden, sen çık gel be sevgili.

    Güle hasret bülbülün, güle;
    Bülbüle hasret gülün, bülbüle baktığı yerden, sen çık gel be sevgili.

    Ayrılık ateşinin kor gibi düştüğü yerden,
    Gönül bağlarımızın parça parça koptuğu yerden,
    Kaderin keskin çizgisini çektiği yerden, sen çık gel be sevgili.

    Gözyaşlarımın aktığı yerden ,
    Çiğ damlasını düştüğü yerden,
    Edilecek duaların bittiği yerden, sen çık gel be sevgili.

    Dönmez artık şu dağları aştı dendiği yerden,
    Kavuşmaz denen  dağların başına,
    Kara bulutların düştüğü yerden, sen çık gel be sevgili.

    Kum fırtınalarının çıktığı yerden,
    Çıplak ayaklı Kervanları geçtiği yerden,
    Diz çökmüş sevgilinin dönecek diye baktığı yerden, sen çık gel be sevgili.

    Kurumuş sonbahar yaprağının düştüğü yerden,
    Cemreyi görmüş filizilerin can bulduğu yerden,
    Nemlenmiş tohumların  çıktığı yerden, sen çık gel be sevgili.

    Kırık dalların düştüğü yerden,
    Deli poyrazların estiği yerden,
    Kara gemilerin dumanın yittiği yerden sen çık gel be sevgili.

    Sevgilisine giden ırmakları aktığı yerden,
    Karanlık geceleri aydınlatan ayla, güneşin birleştiği yerden
    Okyanusla, karaların çarpıştığı yerden, sen çık gel be sevgili.

    Herkesin sevgilisi ayrı ayrıdır, kiminin işi, kiminin aşı, kiminin anası, kiminin babası, kiminin özgürlüğe doğacak güneşi yada ….. gibi hiç dönmeyecek eşi.

  • KUR’ANIM

    KUR’ANIM

    Seni okuyabilseydik (gerçekten okuyup anlaya bilseydik)
    kütüphaneler dolusu kitap yazmazdık,
    çünkü sen bütün kitaplara değerdin.

    Senin kelamını bilseydik boşa söz söylemezdik,
    çünkü sen bütün kelamların hasısın, gerçeğisin .

    Seni çözebilseydik ilmin peşinden koşmazdık,
    çünkü bütün ilimler, bilimler  sende vardı.

    Seni anlaya bilseydik kaosları yaşamazdık,
    çünkü  bütün düzeni sen bize anlatıyordun.

    Seni takip edebilseydik yanlışlara düşmezdik,
    çünkü sen bize doğru yolu gösteriyordun.

    Seni sadece okumaya değil, çözmeye  çalışsaydık,
    tarihte karanlık safa kalmayacaktı,

    dermanı bulunmayan dert olmayacaktı,
    açılmayan yol, bilinmeyen mucize kalmayacaktı,
    bilinmeyen bir bilinmezlik olmayacaktı.

    Seni tam gösterebilseydik,
    bakıp ta görmeyen gözler kalmazdı.

    Seni tam anlatabilseydik,
    duyup ta anlamayan kulaklar kalmazdı.

    Seni tam  bildirebilseydik,
    imanı tatmamış gönüller kalmazdı.

    Seni tam uygulayabilseydik
    insanlar pişmanlık ateşinde yanmazdı.

    Seni tam görebilseydik, cehaletin karanlığında kaybolup ta,
    dünya hayalinin peşinden koşanlar olmazdı.

    Senden  ibret  alsaydık,
    helak olmuş  kavimleri okuduktan sonra  yine aynı hataları yapmazdık.

    Seni tam okuyabilseydik,
    toprağın, toprağı çürüttüğünü bilinirdi de, torak için savaşılmazdı.

     

    Senden öğüt alabilseydik,
    aynı şeyleri yaşayıp ta sonrada tarih tekerrürden ibarettir denmezdi.

    Senin kıymetini bilseydik,
    ezberlenmedik duan, anlaşılmadık ayetin, faydalanılmadık şifan kalmazdı.

    Çünkü sen Allahın kelamısın, Muhammed’in selamısın, müminlerin dermanısın,
    Resullerin meramısın, kaynakların kaynağı, bilinmezliklerin rehberisin,  yolların  yolu,  karanlıkların ışığısın, ilimlerin merkezi, unutulmuşların hatırlatıcısısın, hakkın adaletin  güzelliğin savunucusu, kötülüklerin vazgeçiricisi, insanlığın yol göstericisisin, cennetin kapısı, kudretin gölgesisin.

    Senin kapağın açılınca alemlere  açılır. Kadir gecesinde nurun saçılır. Hangi kul sana el uzatsa derdine derman geçilir, nedendir bilinmez nurun okundukça sezilir.

    Hani bazı konular vardır ya durmadan, hiç susmadan bir şeyler söylemek istersin ama bir süre sonra kelimeler dışına değil içine akmaya başlar. Yüreğine işte o zaman kelimeler yetmez  susarsın çünkü yüreğin dili yoktur. Bu konuda da daha söylenecek çok şey var ama bundan sonrasında  diller susar yürekler  konuşur.

    Diğer bilimleri de ihmal etmeden (çünkü hepside Allahtan gelen nimetler). Kur’anı gerçekten anlayarak, bilerek, okuyup, öğrenmemiz lazım.

     

  • NERGİS

    NERGİS

    Bundan sonra, sessiz karanlık gecelerin içindeki sesler benim,
    sesli gündüzlerin içindeki sessizlikler sizin olsun!

    Yalnızlığın içindeki  gerçek dünyaları keşifler benim,
    kalabalıkların içinde ki gülüşen yalan dünyalar sizin olsun!

    Lambamın ışığında ki miraçlar benim,
    şehirlerin ışıklarında ki seraplar sizin olsun!

    Beslendikçe huzur bulan ruhlar benim,
    yalan rüyaların elinde savrulan canlar sizin olsun!

    Gerçekle yalan arasındaki köprüler benim,
    yalanların arasındaki hayatlar sizin olsun!

    Namelerin elinde uçuşan ebrulu gün ışıkları benim,
    baktığı zaman göremeyen gözler sizin olsun!

    İnsanı bir gemi misali alıp götüren kalemler benim,
    her söylenen gönül sözünde mana arayan, diller sizin olsun!

    Meltemin elinde oyuncak olmuş büyülü buseler benim,
    yalan dünyanın elindeki gerçek aranışları sizin olsun!

    Baktığım zaman gören gözler benim,
    peşinden koştuğunuz şu yalan dünya sizin olsun!

    Kapı  kapı aranışlar benim,
    kapıyı kapatıp arkayı dönüşler sizin olsun!

    Köprüleri çileler içinde geçişler benim,
    köprüleri tek tek yıkışlar sizin olsun!

    Gök yüzüne açılmış gönüller ile dua eden, diller benim,
    hiç kaybetmeyecekmiş gibi dünya mallarını tutan, eller sizin olsun!

    Evrenden evrene koşan çılgın ruhlar  benim,
    bir bedene sıkışıp kalmış doymaz nefisler sizin olsun!

    Yaprakların arasından sızan ay ışıkları benim,
    ağaçların yerine dikilen taş binalar sizin olsun!

    Sazlıkların içinde çalan çılgın ıslık sesleri benim
    size aşkın bencilliğini sayıklayan, şarkılar sizin olsun!

    Kirpiklerimin ucunda biten, yalan dünyalardan sonrası benim,
    bir türlü bitmeyen, gerçek dünya, aranışları sizin olsun!

    Papatyaların üstündeki renkli kanatların ucundaki bir günlük hayatlar benim,
    asırlar boyu süren savaş dolu çekilmez ömürler  sizin olsun!

    Ağlayanla, parçalanan yürekler benim,
    Görmemek için önene bakan yüzler sizin olsun!

    Hiç bir yere konamayan göçmen kanatlar benim,
    bacalarından dumanlar tüten, sıcak yuvalar sizin olsun!

    Yorgun, hayat nakışlı yokuşlar benim
    değerini hiç anlamadan inişler sizin olsun!

    Aranış dolu keskin bakışlar benim,
    aman boş ver gitsin diyen gülüşler sizin olsun! olmasın.

  • UZUN BİR ARADAN SONRA MERHABA YOZGAT

    UZUN BİR ARADAN SONRA MERHABA YOZGAT

    Uzun bir aradan sonra merhaba Yozgat! Yozgat’ta  dört yıl Bozok Üniversitesinde tarih bölümünde okuduktan sonra geçen dönem okulumu bitirdim Allahın izniyle. Yozgat’ta geçirdiğim dört güzel yıldan sonran bana iyiliği dokunan güzel insanlara bir teşekkür yazısı yazıp öyle gitmek istedim İzmir’e. Ama bir türlü yazamadım nedense. Zaten  hayatım da o kadar çok vedalaşmak zorunda kaldım ki bazı şeylerden, kişilerden, sevdiklerimden artık son zamanlarda pek vedalaşmaz oldum. Aniden çekip gitmek daha olayıma geliyor artık nedense.

    Eğer etseydim kimlere mi veda ederdim tabi çoğunu sayamayacağım için diğerleri beni affetsin, ilk olarak beni Yozgat’a  alıştıran sevdiren yurdumuzun samimi, candan ve güler yüzlü görevlisi Melek Ablaya ve onun melek gibi kızına, sonra Egeli olduğum için bir karış karı görünce bile sarsılan beni, bir metre karın içinde hem bavulumu hem beni elleriyle yardım ederek garaja kadar götüren otobüs şoförüne, yine kara soğuğa dayanamayan benim, rüzgarda düşürdüğüm kağıtlarımı arabasından inerek toplayıp bana veren kardeşime, daha ilk Yozgat’a geldiğim gün garajda benim ona yumuşak yemesi  kolay olur diye poğaça verdiğim  ve onunda bana karşılık olarak bisküvilerinin hepsini veren ve hayat hikayesini anlatan yaşlı ve tatlı amcama, bana yazı yazmam konusunda destek veren Nursultan hocama eleştirimi yapan babasına, yarışmada bana ödül verip bana yazmaya devam et diyen  görevlilere ve bana yazılarımı yazıp yayınlamam konusunda her türlü desteğini esirgemeyen Bekir Çaylak Bey’e, birkaç kez de olsa oturup kitaplardan konuştuğumuz yazar Hamit Beye kısacası bana öyle yada böyle yardımlarını esirgemeyen Yozgat halkına teşekkür etmek isterdim evet Yozgat halkına  teşekkür ediyorum ama bir süreliğine daha veda etmiyorum.

    Çünkü yüksek lisansımı da Allah nasip ederse Yozgat’ta yapacağım ve ara arada olsa yazmaya devam edeceğim evet benim için zaten hayat bunlardan ibaret gerisi yalan bunlar varsa hayat vardır. Bunlar varsa nefes alırsın bunlar varsa güneşin ışıklarını görürsün, bunlar varsa aynanın karşısına geçtiğinde yüzünde bir tebessümü, dilinde şükürü, ruhunda huzuru bulursun, bunlar varsa hayatın anlamını düşünmeye başlarsın, bunlar varsa insan olduğunu ve insanlarla yaşadığını anlarsın, hem verirsin hem verilirsin (manen), unutma vermek hep madden değildir bir tebessüm bir samimiyet bir niyette vermektir.

  • OĞLUM

    OĞLUM

    Anneciğim bir çiçekle beraber açabiliyor isen, sen hayatin kokusunu duyuyorsun demektir.

    Anneciğim yüzlerdeki kederleri görüp için için yanabiliyor isen, sen yaşıyorsun dermektir.

    Anneciğim şu uçsuz bucaksız kainatı okuyabiliyor isen, sen görüyorsun demektir.

    Anneciğim siyah beyazdan olan gri  sorulara, gerek sabırla gerek sevinçle cevap verebiliyor isen, sen gayeni yerine getiriyorsun demektir.

    Anneciğim hep güneşi (vicdan) takip ederek gidiyor isen, sen yolunu biliyorsun demektir.

    Anneciğim hayvanların ve nesnelerin sessizliğindeki o okunası sesleri duyabiliyor isen, sen duyuyorsun demektir.

    Anneciğim yanlışı doğruyu ayırt edebiliyor ve ona göre yaşayabiliyor isen, sen biliyorsun demektir.

    Anneciğim sen insanlarla beraber ağlaya biliyor ve onların sevinçlerine gülebiliyor isen hissediyorsun demektir.

    Anneciğim nereden geldin nereye gideceğini biliyor isen, sen bu hayatin gayesini anlıyorsun demektir.

    Anneciğim yediğin lokmayı  paylaşabiliyor isen içtiğin suyu bir susuza uzatabiliyor isen, sen doyuyorsun demektir.

    Anneciğim kendine ettiğin duanın aynısını bütün kainat için  edebiliyor  isen, sen nefes alacak kadar genişsin demektir.

    Anneciğim yaşlılarla oturup konuşabiliyor isen, çocuklarla oynayıp gülebiliyor isen, çağdaşlarınla omuz omuza verip yasayabiliyor isen, bir insanın gözünün içine bakıp onu keşfedebiliyor isen, dilenci ile oturup avuç açabiliyor isen,  emekçinin alnındaki teri görebiliyor isen, sen varsın demektir.

    Anneciğim nimetteki bereketi görüp şükür ediyor isen, rızkının sadece Allahtan olduğunu, bereketinde çalışmaktan geldiğini biliyor ve ona göre elinden geleni yapıyor  isen, sen yaşadığın senelerin  hakkını veriyorsun  demektir.

    Anneciğim sen her anın hakkını veriyor isen, yaşamın tadına varıyor,  Allahlın rızasını buluyor, ecdadının  haklarını ödüyor,  gelecek neslinin hakkını veriyor, çağdaşlarının rızasını kazanıyorsan demektir.

    Anneciğim adaletten yana olup hakkı batıldan ayırabiliyor isen, batılda olanı nelerin oraya attığını görüp ona dahi merhamet edebiliyor isen, ,  kendinle beraber gemiye birilerini daha alabiliyor isen, sen merhamet duyuyorsun demektir.

    Anneciğim iki kişi yanında bir üçüncü kişi hakkında konuşur iken sen hakkını savunamayan o kişinin hakkını savuna biliyor isen, kemiği olmayan diline söz geçirip susturabiliyor isen, verdiğin sözün arkasında durup, duramayacağın sözü söylemiyor isen, sen dost diye yüzüne bakılmaya değiyorsun demektir.

    Anneciğim…