Uzman Psikolog Aybüke Kılıçarslan Yozgat ve İlçeler dahil tek şube hakkı bulunan Yozgat Neuro Psikoloji Merkezi’nin hizmete girdiğini söyledi.
İki ay önce Aşağı nohutlu mahallesi, Vali Konağı yanı Kılıçarslan Apartmanı birinci katında hizmet vermeye başlayan Neuro psikoloji merkezi hakkında bilgiler veren Uzman Psikolog Aybüke Kılıçarslan, “Neurosound, düşük ve yüksek frekanslı sesleri çeşitli şekillerde işleyerek nöral sistemi uyaran ve birçok bilişsel, psikolojik ve davranışsal problemin çözümüne etki eden ses modilasyon sistemidir. Sağ ve sol kulağa farklı frekanslarda uygulama yapılır. Çünkü sağ kulak ile sol beyin. Sol kulak ile sağ beyin arasındaki ilişki frekanslar üzerinden aktive edilir. Dikkat eksikliği, hiperaktivite, disleksi, öğrenme güçlüğü, işitel-görsel ve motor algı gelişimi, zihinsel ve bilişsel gelişim, duyu ve duygu gelişimi, davranış bozukluğu gibi problemlerle çalıştığımız çok kapsamlı bir programlar bütünüdür. Neurosound programları çocukların beyin gelişimini destekleyen eşsiz bir programlar bütünüdür. Dünyada bu alandaki en kapsamlı programları içermektedir. Çünkü bilişsel gelişimin her alanı ile ilgili programları bir bütün olarak sunmaktadır. Gelişimin her safhasını ölçme değerlendirme sistemiyle raporlayan eşsiz bir sistemdir” diye konuştu. (Alpaslan Demir)
Kategori: Sağlık
-

Yozgat Neuro psikoloji merkezi açıldı
-

Demirer: Aşılamada geç kaldık!
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji, Hematoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı, Türkiye Bilimler Akademisi ve Avrupa Bilimler Akademisi asil üyesi İYİ Parti AR-GE Başkanı Prof. Dr. Taner Demirer, aşılamada Türkiye’nin istenilen düzeyde olmadığını söyledi.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji, Hematoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı, Türkiye Bilimler Akademisi ve Avrupa Bilimler Akademisi asil üyesi İYİ Parti AR-GE Başkanı Prof. Dr. Taner Demirer, pandemi dönemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. iktidarın önemli sağlık kuruluşlarını kapatmasının yanlışlığına değinen, aşılamada geç kalındığına dikkat çeken Demirer, ”Aşılama programı oldukça yavaş gidiyor. Bir de mutasyona uğramış virüsler olduğuna göre, onlar tabi Hindistan’da 1,5 milyona yakın insan öldü. Böyle mutantlı bir virüs buraya geldiği zaman bizim ülkemizdeki tahribat daha yüksek olur, o nedenle biran önce aşılanmanın yapılması hatta tereddüt gösteren vatandaşlarımızın da aşılarının yapılmasının ben önemli olduğunu aşı karşıtlığının yanlış olduğunu düşünüyorum” dedi.
Prof. Dr. Taner Demirer, ziyaret için geldiği Yozgat’ta pandemi döneminde izlenen politikalar ve aşılama çalışmalarının geldiği noktaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aşılamanın ağır gittiğine dikkat çeken Demirer, maske, mesafe ve temizlik kurallarına ayrıca riayet etmenin önemine değindi.
Sağlık Bakanlığı’nın aşı siparişlerinde geç kaldığını belirten Demirer, ‘’Geçen yıl itibariyle aşı yokken bütün dünyada ülkeler tedbirler aldı. Ama bizim Sağlık Bakanlığımızın en büyük hatası aşılar ile ilgili siparişlerde geç kaldı. Sadece yumurtaları tek bir sepete koydu içine daldırdı. Çin 2 milyar nüfusa sahip bir ülke, Çin kendi nüfusunu aşılamaya başlayınca bize aşı gelmedi. Şuan itibariyle bizim ülkemizde insanların en az yüzde 60-65’inin aşılanmış olması gerekiyor. Hala biz yüzde 22’lerdeyiz. Dolayısıyla Türkiye aşılamada geri kaldı. Dünyada şuanda 13-14’üncü sıralardayız. Biran önce insanlarımızın günde 1 milyona aşı yaparak hiç olmazsa temmuzun ortasına kadar yüzde 65’i aşılamak lazım. Ben hep diyorum 100 milyon buradan gelecek, 50 milyon şuradan gelecek, 80 milyon Almanya’dan gelecek vesaire, bu gün 1 milyon insanımız dediğini ben duymadım. Aşılama programı oldukça yavaş gidiyor. Bir de mutasyona uğramış virüsler olduğuna göre, onlar tabi Hindistan’da 1,5 milyona yakın insan öldü. Böyle mutantlı bir virüs buraya geldiği zaman bizim ülkemizdeki tahribat daha yüksek olur.
O nedenle biran önce aşılanmanın yapılması hatta tereddüt gösteren vatandaşlarımızın da aşılarının yapılmasının ben önemli olduğunu aşı karşıtlığının yanlış olduğunu, bu aşıların önemli bir yan etkisi yok. Dolayısıyla herkesin aşılarını yaptırması lazım. Hatta bir çok ülkede Amerika’da bu gün yüzde 70’lerde, İngiltere yüzde 70, İsrail tamamını aşıladı. Bazı ülkeler yüzde 70’leri buldu, biz geriden gidiyoruz. O nedenle biran önce aşılamak lazım. Bahsettiğim ülkeler artık çocuklara döndü, 12-18 yaş arasına aşı yapıyorlar. Buradaki en büyük sıkıntı sipariş sisteminde geç kalınmış olması, yumurtaların tek sepete konmuş olması, farklı aşılardan da sipariş edip zamanında alınıp vatandaşlarımıza yapılması gerekiyor. Eğer bu programda gecikme olursa günde 1 milyon insan aşılanmazsa bir müddet sonda tekrar yeni bir dalgayla karşılaşabiliriz. Bu da Türkiye’ye çok büyük zarar verir. Türkiye ekonomik sıkıntılar içerisinde 2019 yılında turizm gelirimiz 35 milyar dolar yıllık. Pademi ile birlikte bu 12 milyar dolara düştü. Şimdi aşılama yapamazsanız ve yeni bir dalga gelirde Türkiye tekrar kırmızı listeye girerse o zaman turizm gelirlerimiz 5 milyar doların altına düştüğü an Türkiye son baharda ciddi bir ekonomik krize girer.
Bence tek çare aşıların yapılması ve vatandaşlarımızın maskelerini takması. Maskenin ihmal edilmemesi gerekiyor. Ankara’da İstanbul’da restoranlara bakıyorsunuz yüzde 50 kuralına uyulmuyor. Yani bu kurala uymak lazım ve mümkün oldukça da çok fazla riskli bölgelere gitmemek gerekiyor. Aşılama eğer yapılır yüzde 70’leri bulursa Türkiye’nin son baharda önü açılır. İnşallah yerli aşılar etkili olur da kendi aşımızı kullanmaya başlayabiliriz. AKP iktidarının en büyük hatası 2011 yılında kanun hükmünde kararname ile 1928 yılında Ulu Önder Atatürk’ün kurduğu Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsünü kapatmış olması. Çok büyük bir hata. Şuanda refik saydam açık olsaydı, biz aşımızı daha çabuk yapardık. Bu Enstitü kolera salgınında 1933’lerde Çin’e bedava kolera aşısı gönderiyordu. Çin’de o zamanlar aşı teknolojileri yoktu. O zan çok büyük bir başarı. Şimdi Çin’den aşı bekliyoruz. Çin’den şu kadar aşı gelirse başarılı sayılıyoruz, nereden nereye. Bu çok büyük bir hataydı. Özellikle bizim sağlık politikalarımızda en büyük hedefimiz İYİ Parti İktidara Geldiğinde bu Enstitüyü yeniden açacak. Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ni de tekrar açacağız. Son derece önemli asgari akademiler bir anlamda kozmik akademilerdir. Bir ülke nükleer savaşta ne yapacağını, nükleer savaş atıklarını nereye göndereceğini, savaşta yaralılar nasıl transfer edilecek, sonra savaş teknolojileri, harp cerrahisinde bu kadar önemli bir hastanenin kapatılması çok büyük bir yanlışlık. Zamanında oradan siyasi nedenlerle atılmış insanların intikamı için orası kapatıldı. Askeri Tıp Akademisi bu ülkenin olmazsa olmazıdır. İYİ Parti iktidarında mutlaka kadrosuyla, alet edavatıyla, teçhizatıyla, personeliyle güçlendirilerek Gülhane Tıp Akademisi yeniden açılacak. 2011 yılında Avrupa’da Kore’nin Seul Askeri Tıp Akademisi geldi bize konferans verdi. Eğer bir nükleer saldırı olursa acaba ne gibi tedbirler alınmalı, kaza zedeler hangi taraftar uzaklaştırılmalı gibi. Bunlar ülkenin kozmik sırları dolayısıyla Gülhane Tıp Akademisinin yeniden açılması gerekiyor.
Çin bunu Bio terörizm için hazırlıyordu. Diğer saldırılarda aracı hayvan bulunduruluyordu. Ama bu salgında aracı hayvan bulunamadı. Bu da neyi gösteriyor Wuhan’daki laboratuvardan bu virüs sızdırıldı. Ya kazara, yada orada çalışanlardan birisi hasta oldu, çünkü o kişinin ismi falan sonradan kaydedildi. O kişinin hasta olması hızla virüsü her tarafa yaydı. Çarşı pazardan değil laboratuvardan sızdı dolayısıyla Bio terörizm çok büyük bir tehdit. Bu tür pandemiler ile de ileride karşılaşabiliriz. O nedenle Türkiye’nin Bio terörizme karşı da hazırlıklı olması gerekiyor.”
(Haber Merkezi) -

Kronik yara bakım birimi hizmete girdi
Yozgat Şehir Hastanesinde Kronik Yara Bakımı Birimi hizmet vermeye başladı.
Yozgat Şehir Hastanesi Başhekimi Uzman Doktor Mustafa Kozan, Kronik (uzun süredir) yarası olan hastalar için Kronik Yara Bakımı Birimi ile hizmet vermeye başladığını söyledi.
Kozan yaptığı açıklamada “Yatak yarası gibi uzun süredir yarası olan hastalarımızın daha konforlu ve kaliteli hizmet vermek adına açılan birimimizde yaranın özelliklerine göre bakım ve pansumanlarının yapılmasının yanı sıra yaranın özelliklerine göre Plastik Cerrahi ve Genel Cerrahi bölümleri de hastayı yakından takip ederek, uzman hekimlerimiz hastanın durumuna ve ihtiyaçlarına göre kontrol sürelerini belirleyerek gerekli işlemleri yapılacaktır.
Kronik yara biriminde yara bakımda tecrübeli hemşiremiz Gülten Eyibil ile birlikte kronik yaraların ilk pansuman ve bakımları yapılarak kontrollü ve detaylı bakım için olanak sağlayacaktır” diye konuştu. (Alpaslan Demir) -

Diyabet Hastaları iğne uçlarını çöpe atmak zorunda kalmayacak
Yozgat’ta diyabet hastaları, tedavilerinde kullandıkları ilaçların iğne uçlarını kendilerine ücretsiz dağıtılan atık kutularında biriktirecek ve iğneler tıbbi atık sterilizasyon tesisinde bertaraf edilecek.
Yozgat Diyabet Derneği ve Yaşanabilir Çevre Derneği’nin ortaklaşa gerçekleştirdiği projede kesici delici atık kutularının, insülin kullanan diyabet hastalarına dağıtımına başlandı. Bu sayede kullanılan iğne uçları, ne çöpü atan kişilere ne toplayan belediye görevlilerine ne de çöpte yiyecek arayan sokak hayvanlarına zarar verecek.
Diyabet hastaları tarafından kullanılan iğne uçları, dağıtılan kutularda biriktirilecek ve dolduğunda dernek üyeleri kesici delici atık kutularını toplayarak sterilizasyon tesislerinde bertaraf edilmesini sağlayacak.
Proje ile diyabet hastalarının kullandıkları iğne uçlarının uygun bir şekilde toplanacağı bilgisini veren Yozgat Diyabet Derneği Başkanı Meltem Yılmaz, “Hep içimde kalan bir uygulamaydı, birkaç kez çöpü evin önüne bırakırken iğne uçları elime battı. Her ne kadar koruyucu kapağı taksak da çıkabiliyor. Elime battığında dedim ki, bu çöpü toplayan personele de batabilir, çöpü yiyecek için karıştıran sokak hayvanlarına da batabilir, hem canımız yanıyor hem de enfeksiyon riski taşıyor. Toplamak kolaydı, ancak onları imha etmek bir süreç ve tek başımıza yapabileceğimiz bir durum değildi. Yaşanabilir Çevre Derneği ile görüşme sağladık. Sağ olsunlar bir araya geldik ve projeyi hayata geçirdik. Şimdi iğne uçları daha uygun ve kimseye zarar vermeyecek bir şekilde toplanıyor ve bertaraf ediliyor” dedi.
Yaşanabilir Çevre Derneği Başkanı Ahmet Fidan ise “Böylesine bir çevre duyarlılığı olan konuda kayıtsız kalmamız mümkün değildi. Doğa ve canlıların sağlıklı yaşam sürecine katkıda bulunmak için biz de bu projeye ortak olduk. Uygun kutularda toplanan iğne uçlarının yine uygun şartlarda imhası yaparak diyabet hastalarımıza ücretsiz olarak hizmet vereceğiz” diye konuştu.
(Ferhat Özer) -

Babacan: Allah memleketi böyle iktisatçılardan korusun
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Şu anda Merkez Bankası’nın faizi yüzde 19. Niye düşürmüyor? Yüksek değil mi? Faiz yüzde 8-9 iken tertemiz bürokratlara ‘vatan haini’ diyordu. Daha iki gün önce TRT’de ‘Ben iktisatçıyım’ diyor. Böyle iktisatçılardan Allah memleket korusun. Aslında Erdoğan sebep; yüksek faiz, yüksek enflasyon ve yüksek kur sonuç.”dedi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yozgat’ta partisinin Yerköy İlçe Binası açılışında konuştu.
Babacan şu ifadeleri kullandı: ’15 metrekare dükkânı yönetmeyi bilmeden ülke ekonomisi yönetmeye çalışıyorlar’ “TÜİK enflasyonu açıklıyor; yüzde 16,5. Bu hangi enflasyonsa biz anlamıyoruz. Vatandaş yüzde 30’u, 50’yi, 100’ü görüyor. Enflasyonla mücadele zor değil. Bunu başardık. Buraya gelirken esnaf kardeşime ‘Ülkeyi yönetenler gelse senin dükkanını çevirebilir mi?’ diye sordum. ‘Bir ay yönetemezler, batırırlar’ dedi. 15-20 metrekarelik bir dükkânı yönetme bilgisinden, becerisinden uzak olan insanlar maalesef koskoca ülkenin ekonomisini yönetmeye çalışıyorlar.”
‘CUMHURBAŞKANI NASIL OLURDA 5 AY TELEFON KUYRUĞU BEKLER
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı, ABD ile görüşmesini ‘eleştiren Ali Babacan, “Ülkemin Cumhurbaşkanı nasıl olur da beş ay telefon kuyruğunda bekler?’ ABD’de seçim oldu. Aradan 5 ay geçmiş. Bir kere kısa bir telefon görüşmesi yapabildiler. Aylarca telefon kuyruğunda beklediler ya. Ben ülkem adına hicap duyuyorum. Benim ülkemin cumhurbaşkanı nasıl olur da beş ay telefon kuyruğunda bekler? Böyle bir şey olur mu? ‘Dışişleri Bakanlığım döneminde seçilen ABD Başkanı ilk Türkiye’ye geldi’ “Önümüzdeki hafta NATO Zirvesi’nin yapılacağı salonun yanındaki küçük bir odada şöyle bir yüz yüze görüşecekler. O da özel görüşme değil. Ben Dışişleri Bakanı’yken o dönem seçilen ABD Başkanı ilk Türkiye’yi ziyaret etti. İtibarlı, onurlu ülke böyle olur. Her türlü hakareti yaptıktan sonra ‘Ne olur barışalım’ diye Sisi’nin peşine düşmezsin.”diye konuştu.
GÜÇLÜ SAYGIN BİR ÜLKEYSENİZ ONLAR SİZE GELİR
“Güçlü ve saygın bir ülkeyseniz onlar size gelir” diyen Babacan, “Başka ülkelerin iç meselelerinde taraf tutarsan, ‘zalim, diktatör’ diye ilan ettiğin Sisi’nin peşine düşersin. Mısır’a heyet arkasına heyet gönderiyorlar. İlişkileri niye bozdun? Zamanında Mısır’ın Doğu Akdeniz’deki haklarımız açısından önemli bir ülke olduğunu bilmiyor muydun? Güçlü ve saygın bir ülkeyseniz onlar size gelir. Ekonomi sağlam, itibar güçlüyken ‘one minute’ diyebiliyordu’
Şu anda Filistin davası sahipsiz. Telefon diplomasisi diyorlar. Al telefonu eline, onar dakika Orta Doğu’daki başbakanları, cumhurbaşkanlarını ara. Konuştuğun zaman İsrail üzerinde etkili olabiliyor musun? Ondan haber ver. ‘One minute’ vardı hatırlıyorsunuz. Benim dışişleri bakanlığım dönemindeydi. Türkiye’nin ekonomisi sapasağlam, itibarı güçlüydü. ‘One minute’ dediğinizde, insanlar susuyordu ve saygı gösteriyordu. Şimdi ne oldu? İstersen ‘one minute’, istersen ‘bir dakika’, ‘beş saat’, ‘bir gün’ Kimsenin umurunda değil.”
‘Beraat eden KHK’lıların özlük haklarının aynen iade edilmesi gerektiğini söyleyen Babacan, “Darbe teşebbüsünün tortularını atmak için büyük bir mücadele gerekiyordu. Belli ölçülerde verildi, daha iyisi yapılabilirdi. Ancak o dönemde 3 aylığına ilan edilen OHAL tam iki sene sürdü. Bir KHK dönemi yaşadık. Çok sayıda vatandaşımız mağdur oldu. Tarafsız ve bağımsız bir yargı sürecinden geçmedikten sonra tek bir idari tedbirle insanların işine son verilmesi doğru bir uygulama değil. Yargı süreci mutlaka işlemeli. Beraat eden vatandaşlarımızın özlük hakları aynen iade edilmeli.”ifadelerini kullandı. (Cemil Mermertaş) -

Yozgat Şehir Hastanesinde bir ilk
Açıldığı günden bu yana fiziki ve genel durumu bakımından gelişimini sürdüren Yozgat Şehir Hastanesinde “Nöronavigasyon Yöntemi” ile beyin tümörü ameliyatı gerçekleştirildi.
Yozgat Şehir Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mustafa Kozan, yaptığı açıklamada; Tüm dünyada beyin tümörü cerrahisinde en ileri yöntem olarak kullanılan nöronavigasyon yönteminin hastanelerinde kullanılmaya başlanmasıyla vatandaşların hizmetine sunulduğunu söyledi.
Başhekim Kozan, “Sol vücut yarısında felçlik ile hastanemize başvuran ve yapılan tetkiklerinde beynin sağ tarafında vücudun sol tarafının kuvvetini kontrol eden alanda dev kitle saptanan hastamız, hastanemizde Op. Dr. Celil Gökçek tarafından “Nöronavigasyon Yöntemi” ile ameliyat edilmiştir. Kitle tamamen çıkarılarak hastamızın ameliyattan sonra kuvvet kazanımı olmuş ve yürümeye başlamıştır.”dedi.
NÖRONAVİGASYON YÖNTEMİ
Başhekim Kozan, Nöronavigasyon yöntemi hakkında şu bilgileri verdi: “Cerrahi alanında tıbbi teknolojinin sunmuş olduğu en gelişmiş tekniklerden bir tanesi olan Nöronavigasyon sistemi, operasyonlar sırasında kitlelerin sınırlarının net bir şekilde belirlenmesine yardımcı olan ve bu sayede ameliyat başarısını önemli ölçüde artıran bir uygulamadır. Nöronavigasyon, tek başına bir ameliyat türü olmayıp beyin ameliyatlarında güvenlik ve konfor sağlayan, başarıyı artıran cerrahiye ek bir sistemdir. Bu sistem, tıpkı cep telefonlarında ve otomobillerde kullanılan navigasyon uygulamalarının yaptığı gibi hedefin yerinin belirlenmesini ve bu hedefe en az hasarla ve en kısa yoldan ulaşılabilmesini sağlar. Sadece yüksek teknoloji gerektiren tıbbi uygulamalar yapan sağlık kuruluşlarında mevcut olan sistem, bu teknik hakkında eğitim almış cerrahi dal uzmanları tarafından uygulanır. Milimetrik yanlışlıkların büyük olumsuzluklar doğurabildiği, hayati önem arz eden beyin ameliyatlarında Nöronavigasyon Tekniğinin kullanılması, tıbbi açıdan oldukça büyük kolaylık ve başarı sağlamaktadır. Beyin ameliyatları, oldukça risklidir ve tümörün yerinin tam olarak saptanması çok önemlidir. Bu ameliyatlarda nöronavigasyon kullanımı hem beyin tümörü çıkarılırken sağlam dokuların zarar görmesinin önlenmesine hem de ameliyatın daha küçük bir cilt kesisinden yapılabilmesine ve tümöre daha hızlı bir şekilde ulaşılabilmesine imkan tanır. Nöronavigasyon sistemlerinin cerrahi operasyonlarda kullanılması, ameliyatlar esnasındaki hata paylarının en aza indirgenmesini sağlar.”
Kozan, “Yozgat Şehir Hastanesi olarak hastamıza acil şifalar diler, “Nöronavigasyon Yöntemi” ile Beyin Tümörü Ameliyatı Gerçekleştiren Op. Dr. Celil Gökçek ve ekibine teşekkür ederiz.”diye konuştu. (Ferhat Özer) -

Dr. Şahin: Mantar zehirlenmelerine dikkat
Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin, mantar zehirlenmelerine karşı vatandaşları uyararak “Vatandaşlarımızın doğal alanlarda yetişen mantarlar yerine bandrollü kültür mantarları tercih edilmelidir” dedi.
Türkiye genelinde yağışların artmasıyla doğada yetişen mantarların artması ve buna bağlı olarak tüketimin de artmasına bağlı olarak zehirlenme vakaları görülmeye başladı. Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin mantar zehirlenmelerine karşı vatandaşları bilgilendirecek bir açıklama yaptı.
Dr. Şahin, doğal ortamlarda yetişen ve yapısında zehir bulunan mantarların taze, kurutulmuş veya konserve şeklinde çiğ veya pişirilmiş olarak yenilmesi neticesinde ölümle sonuçlanabilen ciddi zehirlenmeler görülebileceğini belirterek “Ülkemizde doğal ortamlarda zehirli mantarlar yetişiyor ve vatandaşın da bu mantarlara çokça rağbet ediyor. Mantar zehirlenmeleri, özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında yağışların bol olduğu mevsimlerde görülüyor. Etinin rengi, kokusu ve tadı ile bir mantarın zehirli olup olmadığı anlaşılamaz. Bölgemizde de doğal alanlarda yetişen zehirli mantarların da bulunduğu unutulmamalıdır” dedi.
Sağlık Müdürü Dr. Şahin, zehirlenme belirtileri olarak mantarda bulunan zehrin niteliğine göre 2 ile 6 saat içinde ortaya çıkabildiğini ve çeşitlilik gösterebildiğini bildirerek “Mantarın yenmesini takiben 2 saat içinde sersemlik, uyku hali, tansiyon düşüklüğü, bulanık görme, yüzde ve boyunda kızarma, ağızda metal tat duyusu, bulantı, kusma, terleme; bazı türlerin yenmesinden 6 saat sonra ise bulantı, kusma, ishal, ateş, çarpıntı, karın ağrısı, karaciğer, böbrek fonksiyon bozuklukları ve ölümle sonuçlanan zehirlenme belirtileri görülebiliyor.
Vatandaşlarımızın doğada yetişen mantarları kesinlikle tüketmemeli, doğal alanlarda yetişen mantarlar yerine bandrollü kültür mantarları tercih edilmelidir. Kültür mantarları bünyelerinde zehirli maddeleri bulundurmadığından bir zehirlenme görülmesi söz konusu değildir. Ancak, bu mantarların yetiştiği ortam itibarıyla, bazı mikroorganizmalar mantarların üzerinde bulunabilir. Bu mikroorganizmayla bulaşmış mantarların çiğ olarak yenmesi sonucunda çok hafif mide ve bağırsak şikayetlerinin gelişebileceği de unutulmamalıdır. Ayrıca mantar alırken ambalajlı olan mantarlar tercih edilmeli ve ambalajında tüketiciyi bilgilendirmeye yönelik bilgilerin yer aldığı etiketlerin olup olmadığına da dikkat edilmelidir” ifadelerinde bulundu.
(Cemil Mermertaş) -

Şahin: ‘Aşı sıkıntımız yok’
Yozgat Sağlık İl Müdürü Dr Fatih Şahin, Kovid-19 aşısı ile ilgili aşılama çalışmalarının devam ettiğini belirterek, Yozgat’ta bir sıkıntının söz konusu olmadığını söyledi.
Ülke genelinde bir yıldan fazla bir zamandır devam eden Kovid-19 salgın hastalıkla ilgili çalışmaların ve bu çalışmalara bağlı olarak aşılama işlemlerinin devam ettiğini söyleyen İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin, ülke genelinde olduğu gibi Yozgat’ta da aşı sıkıntısının olmadığını ifade etti.
YOZGAT İL GENELİNDE 155 BİN 761 KİŞİ AŞI OLDU
Yozgat’ta İl genelinde 155 bin 761 kişinin aşı olduğunu vurgulayan Şahin, 93 bin 800 kişinin birinci, 73 bin 908 kişinin de ikinci doz aşı olduğunu kaydetti.
En az birinci doz aşı olanların oranın yüzde 66.54 olduğunu vurgulayan İl Müdürü Şahin, İkinci doz aşı olma oranında da yüzde 52.43 seviyesine ulaşıldığını ifade etti.
Şahin, aşılama oranları ile ilgili şu bilgileri verdi: “Hedef nüfus dikkate alındığında “Ortalama oran yüzde 92.01.,Yozgat merkez ve ilçelerde aşılama çalışmalarında merkez nüfus olarak, yüzde 71.37’, İlçelerde ise Sorgun’da yüzde 63.60, Akdağmadeni’nde yüzde 59.08, Yerköy’de 69.98, Sarıkaya’da 62.32, Boğazlıyan’da 66.26, Çekerek’te 64.11, Şefaatli’de 75.94, Çayıralan’da 66. 44, Saraykent’te 60.72, Kadışehri’nde 61.26, Aydıncık 67.72, Yenifakılı 72.78, Çandır 64.74 oranında aşılama çalışması tamamlandı.” (Cemil Mermertaş) -

Mesane büyütme ameliyatı yapıldı
Modern tıbbın bütün imkânları kullanılarak bölge halkına kaliteli sağlık hizmeti sunmayı amaçlayan Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde başarılı cerrahi operasyonlara bir yenisi daha eklendi.
Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde ilk kez mesane büyütme ameliyatı başarı ile yapıldı.
Çorum’un Alaca ilçesinde omurgasındaki tümörel kitlesinden dolayı mesane kapasitesi küçülen ve idrar tutamama şikayeti ile hayatını sondayla yaşamaya devam eden 18 yaşındaki Muhammed Kablan, Yozgat Bozok Üniversitemiz Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Üroloji polikliniğine başvurdu. Hastanede yapılan tetkikler sonucunda hastanın ameliyat olmasına karar verildi.
Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri-Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Işıkay, Üroloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi. Sercan Sarı ve Arş. Gör. Mehmet Şakir Taşpınar’dan oluşan ekip tarafından gerçekleştirilen başarılı bir operasyonla hastanın küçük olan mesanesi büyütüldü.
Ameliyatı gerçekleştiren Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri-Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Işıkay “18 Yaşındaki hastamız polikliniğimize başvurduğunda yaptığımız tetkiklerde idrar tutamama ve böbreklerine idrar kaçırdığını, buna bağlı olarak sonda kullandığını ve mesanesinin küçük olduğunu tespit ettik. Biz hastaya mesane büyütücü bir operasyon yaptık. Yaptığımız operasyonla mesane kapasitesini artırdık. Beraberinde böbreklerine idrar kaçırma durumuna vardı. Biz buna reflu diyoruz. Çok başarılı bir ameliyat oldu ve mesane kapasitesi 3 ila 5 katına çıkarttık. Hastamız bundan sonra zaman içerisinde mesane ile sondasız yaşayabilecek. Yapılan operasyon mesane kasına yönelik bir ameliyat olduğu için her hangi bir bağırsak kullanmadık ve temiz bir ameliyat gerçekleştirdik. Bu ameliyat Türkiye’de sayılı merkezlerde yapılan bir ameliyat. Yozgat’ta ilk kez tarafımızca yapıldı. 11 yıldır sonda ile yaşamını sürdüren hastamız ameliyat olmasa idi mesanesi daha da küçülecek ve böbrek fonksiyonlarını kaybedecek ve belki diyalize mahkum kalacaktı. Yaptığımız başarılı operasyon sonrası hastamız sondadan kurtuldu ve mesanesi büyütüldü. İdrar kaçırma sorunu da ortadan kalkarak sağlığına kavuşmuş oldu.
Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde ilk defa gerçekleştirilen mesane büyütme ameliyatından dolayı bir açıklama yapan Rektör Prof. Dr. Ahmet Karadağ, operasyonu gerçekleştiren Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Işıkay ve ekibine teşekkür ederek, Anadolu insanının artık kendi şehirlerinde şifa bulduğunu, sağlık konusunda ülkemizde yaşanan değişim ve dönüşüme bağlantılı olarak Araştırma ve Uygulama Hastanesin de her geçen gün farklı yeniliklere imza attıklarını belirtti.
(Ferhat Özer) -

Yozgat Şehir Hastanesinde 22 Bin 590 kişi aşı oldu
Pandemi sürecinde hizmet kalitesiyle adından söz ettiren Yozgat Şehir Hastanesi aşılama çalışmalarının başlamasıyla birlikte bugüne kadar 22 Bin 590 kişi Kovid-19 aşısı oldu.
Yozgat Şehir Hastanesi Başhekimi Uzm Dr. Mustafa Kozan, aşı çalışmalarının devam ettiğini belirterek, her zaman olduğu gibi pandemi sürecinde de hastane personelinin görevini en iyi şekilde yerinde getirdiğini söyledi.
Başhekim Kozan, “Kovid-19 salgının çıktığı ilk günden itibaren hastane olarak aldığımız tüm tedbir ve uygulamaları hayata geçirerek vatandaşlarımıza en iyi şekilde hizmet etmenin gayreti içerisinde olduk. Bu süreçte temizlik personelimizden güvenliğimize, hemşiremizden, hekimlerimize ve idari personelimize herkes fedakarca ve özverili bir şekilde görevlerini yerine getirmiştir. Bu vesile ile tüm hastane çalışanlarımıza bir kez daha teşekkür ediyorum. Hastanemizde şuana kadar 22 Bin 590 vatandaşımıza Kovid-19 aşısı yapıldı ve aşı çalışmaları devam ediyor. Nisan ve Mayıs aylarında Biontek aşısı olanların sayısı 11 Bin 370, Sinovak aşısı olanların sayısı ise Ocak ayından bugüne kadar 11 Bin 220 kişidir. Buna yönelik çalışmalarımız devam ediyor.”diye konuştu. / Cemil MERMERTAŞ -

Yaz ortasında rahatlama sonbaharda ferahlama
Türkiye’nin koronavirüsle mücadelesinde üçüncü dalga kontrol altına alındı. Son 6 ayın en düşük rakamları görülürken, ayda 30 milyon aşılamayla toplumsal bağışıklığın yakalanması hedefleniyor.
Nüfusun 18 milyona yakın bölümünün bağışıklık kazandığı öngörülürken, haziranda gelecek 30 milyon doz BioNTech aşısının hepsi yapılacak ve böylece hastalanan ile aşılanan sayısı 50 milyonu bulacak. Sürecin devamıyla Türkiye’de yaz ortasında rahatlama, sonbaharda ise ferahlama olacak.
Türkiye’de, arka arkaya alınan kararlar ve 20 güne yakın tam kapanma ile salgının üçüncü dalgası kontrol altına alındı. Son 6 ayın en düşük rakamlarına ulaşıldı. Günlük testlerdeki pozitiflik oranı yüzde 4’lere geriledi. En son ocak ayında bu rakam yüzde 5 olarak hesaplanmıştı. Ağır hasta sayıları yüzde 50 düştü. Aktif hasta sayıları 120 bine, salgının yayılma hızı 0.9’a geriledi.
AŞILAMA KAMPANYASI
Türkiye, önümüzdeki aylarda enerjisini salgınla mücadelede bağışıklığı artırıp sonbahara rahat girilmesine harcayacak. Bunun için maske, mesafe ve tüm denetimler sıkı bir şekilde devam ederken önümüzdeki haftayla birlikte aşılama konusunda tam bir seferberlik başlatılacak. Uğur Şahin’in verdiği söze paralel olarak yarından itibaren 14.5 milyon doz BioNTech aşısının (tamamı önümüzdeki ayın ilk iki haftasında gelmiş olacak) sevkiyatı başlayacak.
GÜNDE 1 MİLYON, AYDA 30 MİLYON
Sağlık Bakanlığı günde en az 1 milyon doz aşının yapılabilmesi için gerekli hazırlıklara başladı. Bin 500 devlet ve özel hastanenin yanı sıra aile sağlık merkezleri de devreye sokulacak. Sabah’ın haberine göre hedef ise “Bir günde 1 milyon bir ayda 30 milyon” olacak. BioNTech aşısının saklama koşullarındaki olumlu gelişmeler bunu mümkün kılacak.
BAĞIŞIKLIK BÖYLE SAĞLANACAK
Şu ana kadar 28 milyon doz (11 milyon kişi iki doz oldu) aşı yapıldı. Bu da nüfusun yüzde 14, yetişkin nüfusun ise yüzde 20’lik bölümünün aşılandığı anlamına geliyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, nüfusun 5 milyon 200 bine yakını hastalığı geçirmiş durumda. Bu da dikkate alınırsa nüfusun 18 milyona yakın bölümü bağışıklık kazanmış görünüyor. Haziranda gelecek 30 milyon doz BioNTech aşısının hepsi yapılacak. Böylece hastalanan ve aşılanan sayısı 50 milyonu bulacak. Aşılama temmuz ve ağustos aylarında da sürecek ve toplumsal bağışıklık kazanılacak.
YAZ ORTASINDA RAHATLAMA, SONBAHARDA FERAHLAMA
BioNTech’in birinci dozunun vurulmasından iki hafta sonra bile yüzde 70-80’lik bir koruma oluştuğu için 30 milyon kişiye ilk doz aşı yapıldığında toplum bağışıklığı yüzde 55-56’ya ulaşacak. İsrail ve İngiltere örnekleri dikkate alındığında Türkiye’de de bu kapsamda yaz ortasında rahatlama, sonbaharda ise ferahlama olacak.
AŞIYA POZİTİF AYRIMCILIK
Türkiye’nin rahatlaması için toplumsal bağışıklık aşılama oranının yüzde 70’i bulması gerekiyor. 65 yaş üstünde bu oran yüzde 85’e ulaştı. Ancak araştırmalar yaş grupları düştükçe aşıya ilginin de azaldığını gösteriyor.Yapılacak kampanyalar ile gençlerin aşıya olan ilgisinin artması sağlanacak. Bunun için 65 yaş üstüne yapıldığı gibi aşıya teşvik için bazı “pozitif ayrımcılıklar” gündeme gelecek. Örneğin konser, sinema ve tiyatro gibi etkinliklere aşı yaptıranlar alınırken, maske zorunluluğu da esnetilebilecek. -

Ak Parti’lilerden Başkan Coşgun’a ziyaret
AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer, beraberinde Belediye Başkanı Celal Köse, AK Parti Yozgat İl Başkanı Yusuf Başer, İl Genel Meclis Başkanı İskender Nazlı ve Merkez İlçe Başkanı Kürşat Kılıç, Başkan yardımcıları Murat Güneşer, Murat Coşgun ve Veysel Keseroğlu ile birlikte Yozgat Kahveciler ve Lokantacılar Odası Başkanı Eyüp Coşgun’u ziyaret etti.
Samimi bir ortamda gerçekleşen ziyarette; Oda Başkanı Coşgun, pandemi sürecinde esnafın içinde bulunduğu durum hakkında Milletvekili Başer ve beraberindekilere bilgiler verdi.
Milletvekili Başer, AK Parti olarak her zaman esnafın yanında olduklarını belirterek, “Pandemi süreci boyunca esnafımıza ve vatandaşlarımıza elimizden geldiğince destek olduk ve olmaya devam ediyoruz. Pandemi, sadece bizim ülkemizde yada Yozgat’ta değil, bütün dünya ülkelerinde ekonomik anlamda büyük sıkıntılar meydana getirdi. Ama hamdolsun ülkemizde ve ilimizde Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamış olduğu destekler sayesinde biz bu sorunun da üstesinden geleceğiz.”diye konuştu.
Ziyaretlerinden dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren Coşgun, Milletvekili Başer ve beraberindekilere teşekkür etti. (Ferhat Özer) -

Pandemi nedeni ile maske ve ıslak mendil kirliliği
Çevre sorunlarına dikkat çekmeyi ve bu sorunları el ele verip hep birlikte çözmeyi amaç edinen Yaşanabilir Çevre Derneği etkinliklerine pandemi sürecinde çevrim içi seminerlerle devam ediyor.
YAÇEV geçtiğimiz günlerde Niğde Ömer Halis Demir Üniversitesinden Doç. Dr. Ece Ümmü Deveci ile “Pandemi ile hayatımıza giren maske ve ıslak mendil kirliliği” konusunda dernek yönetim kurulu başkanı Ahmet Fidan moderatörlüğünde çevrim içi seminer düzenlendi.
Tekrar kullanılabilen bez maske kullanmanın önemine dikkat çeken Doç. Dr. Ece Ümmü Deveci tek kullanımlık maskelerin ve ıslak mendillerin çevre sağlığı için tehdit oluşturan mikroplastik kirliliğine yol açtığını eğer kullanılması gerekiyorsa da kullanıldıktan sonra yerlere atılmaması gerektiğini doğru şekilde atık yönetimi yapılması gerektiğini ifade etti.
Herkes için yaşanabilir bir çevre oluşturmayı hedeflediklerini ifade eden dernek yönetim kurulu üyesi Nurdan Taşarsu “Yaşanabilir Çevre Derneği” olarak bilinçlendirme faaliyetlerine ve etkinliklerine devam edeceklerini belirtirken, “Bu konuda hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız, çevreyi bizler kirlettik bizler temizleyip gelecek nesillere yaşanabilir çevre bırakmalıyız.” şeklinde açıklamada bulundu.
Herkesi Yaşanabilir Çevre Derneğini sosyal medya hesapları üzerinden takip etmeye ve bu konuda duyarlılık gösterilerek etkinliklere katılmaya davet etti. (Alpaslan Demir) -

Yozgat’ta yetki yine Sağlık Sen’de
Sağlık Sen Yozgat Şube Başkanı Atakan Erciyas, yaptığı açıklamada; Yozgat’ta gerçekleştirilen ve yetkili sendikanın belirlendiği üye sayımı neticesinde üyelerin güvenini boşa çıkarmadıklarını vurgulayarak, Sağlık Bakanlığına bağlı Tüm kurumlarda,Bozok Üniversitesi Araştırma Hastanesinde ve Aile Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı Tüm Kurumlarda yeniden yetkiyi aldıklarını söyledi.

Başkan Erciyas, “Bizler, Büyük Sağlık Sen ailesi olarak bu davaya inandık ve gönül bağı ile bağlandık. Bu davada yanımızda yürüyen, yola birlikte çıktığımız ya da yolda karşılaştığımız güzel insanların sesi olmak için gece gündüz demeden çalıştık. Pandemi dönemi başta olmak üzere, her zaman Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanlarının yanında dik duruş sergileyerek, haklı mücadelelerinin destekçisi olduk. Yılmadık. Yorulmadık. Bir insan bedenine sığan o koskocaman yüreklere dokunmaya çalıştık.”dedi.
MÜCADELEMİZE YILMADAN DEVAM EDECEĞİZ
Dün olduğu gibi bugünde yanlışa haksızlığa ve haksıza karşı seslerini daha gür bir şekilde yükselterek mücadeleye devam edeceklerini vurgulayan Baksan Erciyas, “Biliyoruz ki, yolumuz uzun, yükümüz ağır, sorumluluğumuz fazla. Yüklemiş olduğumuz sorumluluk bilinciyle, yükümüz ağır olsa da sizlerin bize olan bu inancı gücümüze güç katacak ve sizler için her platformda mücadele etme azmimize ivme kazandıracaktır. Sağlık Sen Yozgat Şubesi Yönetim Kurulu olarak; bizlere göstermiş olduğunuz bu teveccühe teşekkür eder, bizlere inandığınız için minnettar olduğumuzu da bilmenizi isteriz. Bu yolda bizimle birlikte yürüyen Sağlık Sen Yozgat Şubesi Yönetim Kurulumuza, İlçe temsilcilerimize davamızın uç beyleri İşyeri temsilcisi arkadaşlarımıza, Genç Sağlık-sen teşkilatımıza, Kadın kollarımıza ve Bize inanan çok kıymetli Üyelerimize teşekkür eder, çalışmalarında başarılar dilerim. İyi ki varsınız ve biz büyük bir aileyiz..”ifadelerini kullandı. -

Şahin: ‘Yüksek tansiyon bomba gibidir’
Hipertansiyonun, hayati riske yol açan en önemli sağlık sorunları arasında yer aldığını ifade eden Dr. Şahin, “Hipertansiyon; damarlar içerisinde bulunan kanın, damar duvarına yaptığı basınçtır. Bu kan basıncının belirli bir seviyenin üzerinde olmasına da hipertansiyon, yani yüksek tansiyon diyoruz. Kolumuzdan basitçe ölçtüğümüz tansiyonun 140/ 90 mm üzerine çıkması hipertansiyon olarak adlandırılır. Yüksek tansiyon, çok sık rastlanan bir durumdur ve belirtileri çok değişken olabilmektedir. Çok yüksek tansiyona sahip birisinin şikâyetinin olmayacağı gibi, tansiyonu kısmen veya hafif yükselmiş insanlarda çok fazla şekilde şikâyet de olabilir. En sık karşılaştığımız şikâyet ise baş ağrısıdır. Enseden başlayan ve tepeye doğru vuran şiddetli baş ağrısı, yüzde kızarma hissi, genel bir halsizlik ve yorgunluk, efor kapasitesinde azalma, yüksek tansiyonu olan bir kişide en sık rastladığımız şikayetlerdir. Tansiyon hastalarının yüzde 90’ından neden olabilen bir hastalık yoktur ve hipertansiyonun tam olarak nedeni bilinmemektedir” açıklamasında bulundu.
“Hipertansiyon her yaşın hastalığıdır”
Hipertansiyonun, yaşla doğru orantılı olarak arttığına dikkat çeken Dr. Şahin, “Hipertansiyon, her yaşın hastalığıdır. Fakat hipertansiyon görülme sıklığı, yaşla beraber artan bir hastalıktır. Türk Hipertansiyon Derneği’nin saha çalışmalarına göre; Türkiye’de hipertansiyon görülme sıklığı, yüzde 16- 17 civarındadır ve yaşla beraber bu oran çok ileri düzeye ulaşmaktadır. 60’lı yaşlardan sonra yüzde 50’lere, 70’li yaşlardan sonra yüzde 65- 70’lere ulaşmaktadır. Nadir de olsa hipertansiyon, gençlerde de görülebilir” dedi.
“Yüksek tansiyon bomba gibidir”
Hipertansiyona karşı alınabilecek önlemlerden söz eden Dr. Şahin, “Yüksek tansiyon, vücudumuzda taşıdığımız bir bomba gibidir. Ne zaman, nerede, hangi şartlarda ve hangi şekilde patlayacağı belli değildir. Hipertansiyonun; hem akut komplikasyonları, hem de kronik sonuçları olabilir. Önemli bir sağlık sorunu olan hipertansiyonu engellemek ve mücadele etmek mümkündür. Şuanda modern tıbbın elinde; hem hipertansiyon gelişimini engellemek, hem de hipertansiyon geliştikten sonra ortaya çıkabilecek sorunları kontrol etmek için çok sayıda ilaç mevcuttur. Hipertansiyona karşı mutlaka; düzenli spor yapın, kan basıncınızı ölçtürün, düzenli beslenin, aşırı yağlı ve kızartma türü yemeklerden uzak durun, tuz tüketimini minimuma indirin, sigaradan uzak durun. Tüm bu değişikliklere rağmen kontrol altına alınamayan tansiyon hastalarına uygun tedaviler düzenliyoruz. Unutulmamalıdır ki hipertansiyon, önemli bir halk sağlığı sorunudur. Tüm bu gerekçelerle ve yarattığı sonuçlar nedeniyle mutlaka uzman hekimler tarafından takibi yapılması ve çok ciddiye alınması gerekmektedir” dedi. (Haber Merkezi)
-

Prof. Dr Demirer: Mutlaka aşı olalım
Türkiye’de aşı kabul oranının yüzde 55 dolayında olması nedeniyle Aşı tartışmaları kamuoyu tarafından gündemdeki yerini koruyor. Kök hücrenin kansere karşı kullanımı konusunda yaptığı çalışmaları ile uluslararası arenada yakından takip edilen Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Taner Demirer, yaptığı açıklamada aşı konusunda tereddüt içerisinde olan vatandaşların gönüllerini rahatlattı.
Prof. Dr. Taner Demirer , “Alman, ABD ve İngiliz aşılarının güvenli olduğu görüldü. Çin aşısı ölü bir aşı. Böyle aşılardan bir yan etki beklemiyoruz. Çin aşısı ile ilgili Endonezya’da yüzde 97 etkili raporu geldi. Önemli bir yan etki yok. Brezilya’da da önemli bir yan etki rapor edilmedi. Çin, Alman, İngiliz, Amerika olsun aşı mutlaka yapılmalı. Neden derseniz? ‘Büyükannemizi büyükbabamızı koruyalım, eski günlerimize dönelim, pandeminin şiddetini azaltalım’ diyorsak aşılanmamız lazım. Toplum bağışıklığının yapılabilmesi için en az yüzde 60′ nın bir ülkede aşılanması gerekiyor. İnsanların bulduğu aşıyı yaptırması önem arz ediyor.”dedi.
ABD’de aşı kabul oranı yüzde 64, İngiltere’de yüzde 79.olduğunu kaydeden Prof. Dr. Demirer, “Yüksek rakamlar. İngiltere bir slogan geliştirdi. Bu aşı kabul oranını artırdı. Toplum önderlerinin fikir önderlerinin aşı olması da önemli. Sağlık Bakanlığı’nın bir kampanya yapması, kamu spotları oluşturması lazım. Bir slogan da belirlemesi gerekiyor. Çünkü bizde aşı kabul oranı yüzde 55 dolayında. Yüzde 70’leri bulmamız lazım. Bizde Cumhurbaşkanımızın ve siyasetteki liderlerin de aşı olup motivasyon yaratmaları lazım. Uzun vadeli yan etkileri olabilir mi? Böyle aşılarda bunların olmayacağını biliyoruz. mRNA aşılarında uzun vadeli yan etkileri olacak mı onu ilerde göreceğiz, onu kimse bilmiyor daha. Fakat güvenli. Eğer Çin aşısı yeteri kadar gelmezse B planımız bizim yerli aşımız. Yerli aşıda faz 2 faz 3 çalışması başlıyor. Bunu bir an önce hızlı olarak bitirmemiz lazım. Çünkü aşılar Türkiye’ye girerse gönüllü denek bulamazsınız. Kendi aşımızı da hızlıca piyasaya sürmemiz lazım. Hatta Endonezya’nın yaptığı gibi belki aşının hammaddesini Çin’den alıp Tekirdağ’da aşı üretimine geçmek lazım.”diye konuştu. -

“Çalışma barışını bozan ek ödeme yönetmeliği istemiyoruz”
Sağlık teşkilatlarında çalışanların mevcut yönetmelik nedeniyle mağdur olacağına dikkat çeken Taşkın, bu yönetmeliğin birinci basamak sağlık teşkilatlarında çalışanları yok saydığını ve ek ödemenin idarecilerin inisiyatifine bırakılması nedeniyle haksızlığa yol açacağını belirterek kabul edilmesinin vicdanen mümkün olmadığını söyledi. Yayınlanan ek ödeme yönetmeliğinin Aile Sağlığı Merkezlerini (ASM) ve üniversite hastanelerini kapsam dışında bıraktığını, Yardımcı Hizmetler Sınıfı ile İdari Hizmetleri Sınıfını adeta yok saydığını belirten Taşkın, sağlık teşkilatlarında çalışanların adil ve hakkaniyet ölçüsünde bir ödeme sistemi beklemelerine rağmen yeni yönetmeliğin bunlardan uzak olduğunu ve sorunların üzerine yeni sorunlar eklediğini belirterek şunları söyledi:
“Sağlık teşkilatlarında döner sermaye ek ödeme yönetmeliği kangren halini aldı. Sorunlar çözülmüyor, taleplerimizi dikkate almıyorlar. Bu nedenle sorunların üstüne yeni sorunlar ekleniyor. Sağlık teşkilatlarında çalışanların sorunları nedense göz ardı ediliyor. 04.03.2020 tarihli ve 31058 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Tesislerinde Görevli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ e geçici bir madde eklenerek 01.04.2021 tarihinden itibaren 4 ay süreyle tavandan ödenmesine karar verildi. Ancak yönetmeliği incelediğimiz zaman yeni sorunların ortaya çıktığını görüyoruz. Diğer bir husus ise ek ödemenin Ocak ayından itibaren değil de 1 Nisan’dan itibaren başlatılıyor olmasıdır! Çünkü yaz mevsiminin başlamış olması nedeniyle sağlık teşkilatlarında çalışanların hem izin dönemi hem de vergiye girdiği dönemdir! Burada sağlık çalışanlarının ek ödemelerinden kesinti yapılacak olması mı düşünülmektedir?
Anadolu Sağlık Sen olarak Sağlık Bakanlığından açıkça talep ediyoruz ki bu yönetmelik haksızlığa neden olacaktır. Adaletli dağıtımı engelleyecek istisnalar mevcuttur! Sağlık teşkilatlarında çalışanların tamamının memnuniyetini sağlayacak adil bir dağıtım sisteminden yanayız.”
(Haber Merkezi) -

Denetimler aralıksız devam ediyor
İlçede Emniyet Müdürlüğü ve Jandarma Komutanlığınca yapılan denetimlerde kişilerin görev bildirim belge kontrolleri yapıldı.

Sarıkaya Kaymakamı Selami Işık koronavirüs salgınını kontrol altına alarak yaz aylarına güvenli bir şekilde ulaşabilmemiz için uygulanan 17 günlük tam kapanma döneminde Sarıkaya’da açık bulunarak faaliyet gösteren esnafları denetledi ve ana caddelerinde yapılan denetimlere katıldı.
Kaymakam Işık, kurallara uyan, mücadeleye destek veren vatandaşlara teşekkür ederek Vatandaşların ihtiyaç harici keyfi davranışlar ile dışarı çıkılmamasını istedi. Tam kapanma döneminde her gün denetimlerin devam edeceğini ifade etti.
Kaymakam Selami Işık’a denetimlerde Belediye Başkanı Av. Ömer Açıkel, Sağlık Müdürü Dr. Muhammed İkbal Altındağ, Emniyet Müdürü Murat Kundakçı ve Jandarma Komutanı Teğmen Mustafa Kızıl eşlik etti. (Yusuf Bağcı) -

Keneye karşı uyardı
Halk arasında zehirli kene olarak bilinen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına karşı vatandaşları dikkatli olmaya çağırdı. Kene tutunması vakasıyla karşılaşan vatandaşların anında sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini vurgulayan Fatih Şahin, hastalıkla ilgili verdiği rakamsal bilgilerle de sağlık kuruluşuna başvurunun önemine dikkat çekti. Doktor Fatih Şahin, kene tutunması vakasıyla karşılayan vatandaşların yüzde 95’inin sağlık kuruluşuna uğramadığını, sağlık kuruluşuna müracaat eden yüzde 5’lik kısmın ise sağlık kuruluşunda yüzde 95’inin sağlığına kavuştuğunu anlattı.

İl Müdürü Fatih Şahin, “Bize başvurmadan sigara basmak, keneyi vücuttan çekip koparmak, sivri bir cisimle vücuttan atmaya çalışmak sonucu kene virüsü hastanın vücuduna bırakıyor. Oysa bize başvuran yüzde 5’lik dilimdeki vatandaşımız ise vücuduna virüs bulaşmadan keneden kurtuluyor ve sağlığına kavuşuyor” dedi. Özellikle kırsal kesimde yaşayan vatandaşları önce önleme davet eden Fatih Şahin, vakalarda ilk yapılacak işin sağlık kuruluşuna başvuru olduğunu da bir kez daha vurguladı.
Kırım Kongo Kanamalı Ateşinden korunmak için;
Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken, kenelerin vücuda girmesini engellemek maksadıyla mümkün olduğu kadar vücudu örten giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorapların içerisine sokulmalı ve ayrıca kenelerin elbise üzerinde rahat görülebilmesi için açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir.
Kene yönünden riskli alanlardan dönüldüğünde kişi kendisinin ve çocuklarının vücudunda (kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkası dâhil) kene olup olmadığını kontrol etmeli, kene tutunmuş ise hiç vakit kaybetmeden çıplak el ile dokunmamak şartıyla vücuda tutunduğu en yakın yerden tutarak uygun bir malzeme ile (bez, naylon poşet, eldiven gibi) çıkarmalıdır.
Kişi keneyi kendisi çıkaramadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Kene ne kadar erken çıkarılırsa hastalığın bulaşma riskinin de o kadar azalacağı unutulmamalıdır.
Hastalık hayvanlarda belirti göstermeden seyrettiğinden hastalığın sık olarak görüldüğü bölgelerde bulunan hayvanlar sağlıklı görünse bile hastalığı bulaştırabilirler. Bu sebeple hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya dokularına çıplak el ile temas edilmemelidir.
Hastalığa yakalanan kişilerin kan, vücut sıvıları ve çıkartıları ile hastalık bulaşabildiğinden, hasta ile temas eden kişiler gerekli korunma önlemlerini (eldiven, önlük, maske v.b.) almalıdır.
Kene tutunan kişiler, kendilerini 10 gün süreyle halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma veya ishal gibi belirtiler yönünden izlemeli ve bu belirtilerden bir veya bir kaçının ortaya çıkması halinde derhal en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmelidirler.
Hastalığa sebep olan mikrobun taşıyıcısı, saklayıcısı ve bulaştırıcısı olan keneler uçmayan, zıplamayan, yerden yürüyerek vücuda tırmanan eklem bacaklı hayvanlardır. Vücuda tutunan veya hayvanların üzerinde bulunan keneler kesinlikle çıplak el ile öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır. Keneler üzerine sigara basmak, kolonya, gaz yağı gibi maddeler dökmek kenenin kasılmasına sebep olarak vücut içeriğini kan emdiği kişiye aktarmasına sebep olacağı için yapılmamalıdır.
(Alpaslan Demir) -

Sağlık çalışanları maaşlarında iyileştirme bekliyor
TÜİK’in açıkladığı 2021 yılı Nisan ayı enflasyon rakamlarına göre Mart ayında yıllık %16,19 olan tüketici enflasyonunun Nisan ayında 1,68 arttığına vurgu yapan Taşkın, 2021 yılı için memura verilen yıllık maaş zam oranına dikkat çekerek şöyle konuştu:
“Memura, emekliye yıllık %6 zam verenlerin, 2 yıl içinde doğalgaza ve elektriğe gelen zamları ve gıdadaki artışları da dikkate almaları gerekir. Enflasyon %17’ye çıkmış, maaşları eriyerek ceplerinden zarar etmişler, hâl böyle iken emekliyi, memuru enflasyona ezdirmenin, ve komik maaş zamlarıyla yoksulluğa köle etmenin sosyal devlet ilkeleriyle bağdaşmadığını bütün ekonomistler söylüyor.
Doğalgaz ve elektrik bedellerini ödeyemediği için kesilen, kirasını ödeyemeyen ve zor şartlarda yaşamaya çalışan emekli ve memura yoksulluk sınırının üstünde insanca yaşayabileceği bir ücret politikası belirlenerek adil bir sisteme geçilmelidir.
Kamu çalışanlarına ve özellikle salgınla ön saflarda mücadele eden sağlık çalışanlarının ek ödeme ve nöbet ücretleri günün şartlarına göre iyileştirilmeli, pandemi sürecinde alamadıkları ya da kısıtlı aldıkları ek ödemelerin tam olarak ödenmesi ve tüm çalışanları memnun edecek adil bir ek ödeme sisteminin getirilmesi gerekiyor.
Tüm kamu çalışanlarına ve özellikle salgın sürecindeki üstün ve başarılı hizmetleri nedeniyle sağlık teşkilatlarında çalışan tüm personele seyyanen ek zam verilmesi ayrıca bayram ikramiyesi verilerek maaşlarında meydana gelen kayıpların telafi edilmesini istiyoruz. Sayın yetkililerin sesimizi duymasını ve bu sıkıntıların giderilmesi yönünde acil çalışma başlatılmasını istiyoruz.” -

Başhekim Kozan’dan teşekkür
Yozgat Şehir Hastanesi Başhekimi Uz. Dr. Mustafa Kozan, Hastane idari ekip ile birlikte hasta servislerini ziyaret etti.Ziyarette Başhekim Kozan üstün gayretlerinden dolayı personellere ayrı ayrı teşekkürlerini sunarak çalışanların istek ve arzuları sorularak her türlü desteğin sağlanacağını belirtti.Başhekim Uzm. Dr. Mustafa Kozan, hizmette ve fedakarlıkta sınır tanımayan personellere teşekkürlerini iletti. -

Şahdamar Operasyonu
19 yaşında, motosiklet kazası sonrası şah damarı tıkanıklığı gelişen hasta, kalp ve damar cerrahisi hocaları Op. Dr. Görkem Yiğit ve Op. Dr. Sinan Balçin tarafından gece acil operasyona alındı. Oldukça hayati risk teşkil eden bu operasyon sonucunda, hastanın şah damarında travmaya bağlı meydana gelen pıhtı çıkarıldı. Hasta sorunsuz bir şekilde yoğun bakım takibine alındı.
-

Şahin: Covid-19’suz bir Türkiye!
Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin, 1 yılı aşkın süredir devam eden Koronavirüs salgını ile mücadelenin, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada sürdürülebilmesi son derece önemli olduğunu belirtti.
İl Müdürü Dr. Şahin yaptığı yazılı basın açıklamasında, Salgın yönetiminin önemli unsurlarından birside muhakkak “iletişim” dir. Son dönemde tedbirlerin gevşemesi ve hızlı yayılan mutasyonlar sebebiyle vaka sayılarının artması nedeni ile Cumhurbaşkanlığımızca alınan kararlar doğrultusunda “İçinde bulunduğumuz hafta sonundan itibaren uygulanacak olan tam kapanma sürecinde vaka artışları, ağır hasta sayıları ve can kayıplarımız muhakkak azalacaktır. Bu hedeflenen azalmaların sağlanması tüm Türkiye olarak daha rahat daha güzel günler göreceğiz anlamına gelmektedir.
Hedeflenen bu güzel günler için; Pandemi sürecinin başından bu tarafa Sağlık camiamız çalışanları gibi 7/24 her şartta, zorlukta ve her yerde görev yapan Emniyet ve Jandarma kuvvetlerimiz içinde bulunduğumuz şu zor günlerde daha çok yorulmaktadır.
Biz Türk Milleti olarak her zaman Güvenlik güçlerimize karşı derin, kuvvetli ve içten bir Muhabbet duyarız, Bu zor zamanlarda Güvenlik Güçlerimizin yapmakta oldukları denetim ve uygulama faaliyetlerinde, onların işlerini kolaylaştırmak, onlara yardımcı olmak için vatandaş olarak her zamankinden daha fazla hoşgörü, anlayış ve iyi niyet göstermeliyiz. Bugüne kadar yaptığımız fedakârlıkları düşünerek, temizlik, maske ve mesafe tedbirlerimizi hassasiyetle uygulamaya devam etmek zorundayız. Unutmayalım ki koranavirüs salgınını tedbirlere ne kadar güçlü şekilde uyar isek o kadar kısa sürede ülke olarak daha hızlı yenebiliriz. Bu zorlu süreçte biz Sağlık camiasına, emniyet ve jandarma kuvvetlerimize yardımcı olan, kurallara uyan vatandaşlarımıza gösterdikleri sabır, fedakarlık ve özveriden dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum” İfadelerini kullandı. (Cemil Mermertaş) -

Sertifikalarını aldılar
Teorik ve pratik uygulamaların yapıldığı kurs sonunda eğitimini başarıyla tamamlayan 26 kursiyer için sertifika töreni düzenlendi.
Törende başarılı olan kursiyerlerlere sertifikalarıni Başhekim Uz. Dr. Mustafa Kozan, tarafından takdim edildi.
Başhekim Uz. Dr. Mustafa Kozan, “Dünyada artan covid salgını ile birlikte en çok önemi artan yoğun bakımlarımızdır. Yoğun bakımın temel taşlarıda yoğun bakım hemşireleridir. Kaliteli, nitelikli yoğun bakımlarımız için eğitim programlarımız devam edecektir. Eğitim programının hazırlanmasında ve yürütülmesinde emeği geçen tüm eğitimci ekibine ve kursiyerlerimize teşekkür ediyor meslek hayatınızda başarılar diliyorum” dedi.
(Cemil Mermertaş)











