Şahan, anneliğin kutsal bir görev olduğu kadar, toplumsal hayatın en önemli yapı taşlarından biri olduğunu belirterek, tüm annelerin Anneler Günü’nü kutladı.
Milletvekili Şahan, mesajında şu ifadelere yer verdi: “Anneler; karşılıksız sevginin, fedakârlığın, sabrın ve merhametin sembolüdür. Bir çocuğun hayata ilk adımı annesinin sevgisiyle olur, bir toplumun şekillenişi de annelerin elinde başlar. Bu yönüyle anneler, sadece aile bireyleri üzerinde değil; toplumun bütününde etkili olan manevi mimarlardır.”
“ANNELER, BİR MEDENİYETİN RUHUNU TAŞIR”
Toplumların değerlerini nesilden nesile taşıyan en güçlü rolün annelere ait olduğunu belirten Şahan, sözlerine şöyle devam etti: “Bir milletin ahlakı, merhameti, vicdanı ve inancı; en çok annelerin çocuklarına verdiği terbiye ile şekillenir. Geçmişte olduğu gibi bugün de geleceğimizi sağlam temellere oturtmak istiyorsak, annelerin sesine kulak vermeli, onları hak ettikleri değerde yüceltmeliyiz. Çünkü anneler, bir medeniyetin ruhunu taşır.”
“ANNELERİMİZE MİNNET VE VEFA BORÇLUYUZ”
Annelere olan minnetin yalnızca Anneler Günü’nde değil, her zaman ve hayatın her anında hissedilmesi gerektiğini vurgulayan Şahan, özellikle zorluklara rağmen dimdik duran kadınların taşıdığı sorumluluğun altını çizdi.
Şahan, “Hayatını çocuklarına, ailesine ve vatanına adamış annelerimizin gösterdiği sabır ve metanet karşısında her zaman saygıyla eğiliyoruz. Bugün ülkemizde birçok kadın; hem anne hem de çalışan, üreten, toplumun her kademesinde var olan güçlü bireyler olarak görev alıyor. Bu mücadeleye destek olmak, kadınlarımızın ve annelerimizin yanında durmak hepimizin görevidir.”dedi.
“BAŞTA ŞEHİT ANNELERİ OLMAK ÜZERE TÜM ANNELERİN GÜNÜ KUTLU OLSUN”
Milletvekili Şahan, mesajının sonunda başta şehit anneleri olmak üzere tüm annelere selam ve dua göndererek, sözlerini şu cümlelerle tamamladı:“Evlatlarını vatanımız uğruna toprağa vermiş şehit annelerimizin ellerinden öpüyor, sabır ve metanetleri önünde hürmetle eğiliyorum. Hayatını ailesine, ülkesine, insanlığa hizmete adamış, kalbi evladı için çarpan tüm annelerin Anneler Günü’nü kutluyor; sağlık, huzur ve mutluluk diliyorum.” / Haber Merkezi
Kategori: Siyaset
-

Anneler, toplumun manevi mimarlarıdır
-

Aydoğmuş:“Annelerin sesi, bu milletin vicdanıdır”
“Anne sevgisi sadece bireyi değil, toplumu da ayakta tutar,” diyen Aydoğmuş, mesajında şu ifadelere yer verdi:“Bir annenin çocuğuna sabırla aktardığı değerler; toplumsal huzurun temelidir. Adalet duygusunu, merhameti, paylaşmayı önce anneler öğretir. İşte bu yüzden annelerin sesini duymayan bir toplumda sağlıklı bir gelecek inşa edilemez.”
“YOZGATLI KADINLARIN YÜKÜ BÜYÜK, SORUNLARI GÖRÜNÜR OLMALI”
Mesajında Yozgat’taki kadınların ve özellikle kırsalda yaşayan annelerin yaşadığı sorunlara dikkat çeken Aydoğmuş, bölgesel adaletsizliklerin altını çizdi: “Yozgat’ta sabahın ilk ışığıyla uyanıp hem tarlasında emek veren hem ailesini ayakta tutan kadınlarımızın yükü büyüktür. Burada annelik, bir unvan değil, bir yaşam biçimidir. Ancak ne yazık ki bu emek uzun yıllardır görünmüyor. Sosyal güvence, sağlık ve eğitim gibi temel haklara erişimde hâlâ ciddi eşitsizlikler yaşanıyor.”
Aydoğmuş, bu yapısal sorunların çözümüne yönelik kararlı olduklarını belirtti ve Gelecek Partisi’nin sosyal politikalarını şöyle özetledi: “Annelerimizin yalnızca özel günlerde değil, yaşamlarının her anında yanında olmalıyız. Doğum sonrası desteklerden kırsalda üretici annelere verilecek teşviklere kadar birçok alanda atılacak adımlar bir lütuf değil, sosyal devletin asli sorumluluğudur. Biz bu sorumluluğun bilincindeyiz ve bu alanda samimi, uygulanabilir politikalar üretmeyi sürdüreceğiz. Bu vesile ile başta evladını toprağa vermiş şehit annelerimiz olmak üzere koşulda sabırla, sevgiyle ve onurla anneliği sürdüren tüm kadınların önünde saygıyla eğiliyor günlerini kutluyorum.”/Haber Merkezi -

Yaşar: “Annelerimiz fedakârlığın ve sevginin simgesidir”
İl Başkanı Yaşar, Anneler Günü dolayısıyla bir mesaj yayımlayarak tüm annelerin gününü kutladı. Yaşar, mesajında annelerin sadece bir gün değil, her gün hatırlanması ve değer görmesi gerektiğine dikkat çekti. “Hayatın her anında bizlere yol gösteren, sevgisiyle saran, fedakârlıklarıyla bizleri büyüten annelerimiz; toplumumuzun en kıymetli yapı taşlarıdır,” ifadelerini kullanan Abdullah Yaşar, annelerin yaşamın her alanında baş tacı edilmesi gerektiğini vurguladı.
Kadınların toplumda daha güçlü bir şekilde yer alabilmesi için mücadele verdiklerinin altını çizen Yaşar, “Annelerimize olan borcumuzu ancak onların hayatlarını kolaylaştırarak, özgürlüklerini güvence altına alarak ödeyebiliriz. Kadınlara ve annelere yönelik her türlü şiddete karşı hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
Yaşar, “Başta şehit anneleri olmak üzere, evladını kaybetmiş tüm anneleri saygı ve rahmetle anıyorum. Bugün hayatta olmayan annelerimizi ise özlem ve dua ile yad ediyorum.
Tüm annelerimizin Anneler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor, sağlık ve mutluluk dolu bir ömür diliyorum” diye konuştu. / Haber Merkezi -

Gelecek Partisi’nden Kıbrıs tepkisi
Aydoğmuş, “Kıbrıs’ta siyaset değil, biat kültürü hâkim kılındı. Bu anlayış, orada da burada da demokrasiyi boğuyor” ifadelerini kullandı. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun grup toplantısında yaptığı sert çıkışa destek veren Aydoğmuş, Türkiye’nin KKTC’ye yönelik politikalarının, içerideki demokratik zaafların dışa vurumu olduğunu söyledi.
“KIBRIS GÖLGE ALANINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”
Aydoğmuş, KKTC’de devlet kurumlarının itibarsızlaştırıldığını, yargı bağımsızlığının zedelendiğini ve yolsuzluk iddialarının sistematik hale geldiğini belirtti. “Kıbrıs artık bir dış politika konusu değil; Türkiye’deki merkezî iktidarın gölge alanı haline getirildi” diyen Aydoğmuş, demokratik denge ve denetim mekanizmalarının yok edildiğini, seçilmişler yerine atanmışların belirleyici hale geldiğini kaydetti.
Kıbrıs’taki yönetim yapısının şeffaflıktan, hesap verebilirlikten ve liyakatten uzaklaştığını belirten Aydoğmuş, “KKTC’nin demokratik meşruiyeti içeriden çürütülmektedir” dedi. Türkiye’deki adalet sisteminin zedelendiği, yolsuzlukların cezasız kaldığı bir ortamın, Kıbrıs’ta da benzer sorunları doğurduğuna dikkat çekti.
“KIBRIS’TA ÖZGÜR İRADE ESAS ALINMALI”
Gelecek Partisi’nin Kıbrıs vizyonunun yalnızca dış politikayla sınırlı olmadığını vurgulayan Aydoğmuş, “Biz, Kıbrıs’ta kendi iradesini özgürce ortaya koyabilen bir yönetim yapısı istiyoruz. Bunun yolu, barış, şeffaf yönetim ve hukukun üstünlüğünü esas alan bir sistem kurmaktan geçer” diye konuştu.
“YIKIM TÜM COĞRAFYAYI ETKİLER”
Açıklamasının sonunda, Genel Başkan Davutoğlu’nun sözlerine atıfta bulunan Aydoğmuş, “Kıbrıs’ta yaşanan çürüme tesadüf değildir. Bu, Ankara’daki yönetim anlayışının dışa yansıyan bir kopyasıdır. Demokrasi, hesap verebilirlik ve kurum kültürü yok sayıldığında sonuç yalnızca Türkiye’yi değil, ona bağlı tüm coğrafyaları etkiler. Biz Gelecek Partisi olarak hem burada hem Kıbrıs’ta halkın iradesine dayalı bir sistem için mücadele ediyoruz” ifadelerini kullandı. / Haber Merkezi -

Aydoğmuş’tan anma ve adalet vurgusu
Başkan Aydoğmuş, “6 Mayıs’ı sadece geçmişin yasını tutmak değil, bugünün adalet arayışıyla birleştirmek zorundayız” ifadelerini kullandı.
Başkan Aydoğmuş, 6 Mayıs’ın Türkiye’nin yakın tarihinde yalnızca bir trajedi değil, aynı zamanda bir direnişin ve hak arayışının sembolü olduğunu vurguladı. Aydoğmuş, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının emperyalizme karşı bağımsız bir Türkiye hayali kurarak darağacına yürüdüğünü belirterek şunları söyledi:
“Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, emperyalizme karşı bağımsız bir Türkiye hayali kurarak darağacına yürüdüler. Onların idealleri bir dönemin gençliğinde olduğu kadar, bugün adalet ve özgürlük için mücadele eden yeni kuşaklarda da yaşamaktadır.”
2025 yılında da aynı adalet arayışının sürdüğüne dikkat çeken İl Başkanı Aydoğmuş, bugün yüzlerce üniversite öğrencisinin yalnızca düşüncelerini ifade ettikleri ve adalet talep ettikleri için tutuklu olduğunu dile getirdi. Aydoğmuş, “O gün darağaçlarında asılanlar ne kadar haklıysa, bugün demir parmaklıklar ardına konan gençler de o kadar haklı” şeklinde konuştu.
Aydoğmuş, 6 Mayıs’ın yalnızca bir anma günü değil, aynı zamanda bir yüzleşme ve çağrı olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Unutmadık, unutturmayacağız. Adaletin ve özgürlüğün yalnızca geçmişte değil, bugün de ne kadar hayati olduğunu biliyoruz. Bu yüzden geçmişin darağaçlarına, bugünün parmaklıklarına hapsedilen gençliğe birlikte ses olmalıyız. Özgürlük, sadece bir geçmiş ideali değil, bugünün de acil ihtiyacıdır. Ve biz, her zaman adaleti savunacağız.” / Haber Merkezi -

Adıgözel: Vaatle seçim kazanma dönemi bitti
İktidarın kendi sorumluluğunu muhalefet gibi davranarak perdelemeye çalıştığını belirten Adıgözel, “Muhalefetmiş gibi şikayet eden bir iktidarla karşı karşıyayız. Açlık sınırının altında asgari ücret ve emekli maaşı ile yaşayan milyonlar, yoksulluğa mahkum edilmiş durumda. Bugün halkın yüzde 45’i açlık sınırının altında yaşıyor, %80’i ise yoksul” dedi.
Borç yükünün de giderek arttığına dikkat çeken Adıgözel, “85 milyon vatandaşın bankalara olan borcu 4,2 trilyon TL’ye ulaştı. Çiftçilerin 1 trilyon TL, KOBİ’lerin ise 3,6 trilyon TL borcu bulunuyor. İcra dosyaları 23 milyona dayanmış durumda” diye konuştu.
Sosyal yardıma muhtaç hale gelen toplumun her yıl 18 milyon kişiyle destek almaya mecbur bırakıldığını ifade eden Adıgözel, enflasyon ve milli gelir gibi ekonomik göstergelerin de vaat edilen noktaya gelemediğini söyledi. Adıgözel, “2011’de enflasyon tek haneli olacak denmişti. Şimdi oranları konuşmaya gerek yok, en iyi vatandaş biliyor. Kişi başına düşen milli gelir 25 bin dolar olacaktı, 2011’de 10 bin dolardı, bugün yine aynı seviyelerde. Asgari ücretlinin maaşı ise 500 dolara kadar geriledi.”dedi.
Toplumsal çöküşe de dikkat çeken Adıgözel, “Parçalanmış aile yapısı, uyuşturucu bağımlısı gençler, inançsızlıkla yüzleşen bir nesil ve yaşlanan bir nüfusla karşı karşıyayız. Tüm bu sorunların sorumlusu olan iktidar, hiçbirini üzerine almıyor” ifadelerini kullandı.
Hem mevcut iktidarın hem de ana muhalefet partisi CHP’nin Türkiye’yi içinde bulunduğu maddi ve manevi krizden çıkaramayacağını savunan Adıgözel, çözümün Yeniden Refah Partisi’nde olduğunu vurguladı.
Adıgözel, “Ne bu iktidarla ne de CHP ile kurtuluş mümkün değildir. CHP’nin iktidarda olduğu dönemlerde de ekonomik kriz ve yokluk yaşanmıştır. Türkiye’yi bu darboğazdan ancak Milli Görüş’ün temsilcisi olan Yeniden Refah Partisi çıkarabilir.”ifadelerini kullandı. / Haber Merkezi -

Başkan Kıra: Şiddet siyasetin parçası olamaz
Fikri Kıra açıklamasında, “Sayın Özgür Özel’e yapılan saldırı, yalnızca şahsına değil; Türkiye’nin demokratik birikimine, siyasal muhalefetin varlığına ve toplumsal huzura yönelmiş açık bir tehdit niteliğindedir. Siyasi görüşü ne olursa olsun, hiç kimsenin şiddetle sindirilmeye çalışılması kabul edilemez. Bu tür saldırılar, ülkemizi kutuplaşmaya sürükler ve halkın siyasete olan güvenini zedeler,” ifadelerine yer verdi.
Saldırıyı gerçekleştirenlerin adalet önünde hesap vermesi gerektiğini belirten Kıra, tüm siyasi partilere ve vatandaşlara sağduyu çağrısında bulundu. “Hangi siyasi düşünceye sahip olursa olsun, tüm liderler bu ülkenin ortak değeridir. Fikirlerin özgürce ifade edilmesi gereken bir ortamda, şiddetin gölgesi altında siyaset yapılması asla doğru değildir,” diyen Kıra, demokrasinin ancak karşılıklı saygı, hoşgörü ve diyalogla güçleneceğini belirtti.
İYİ Parti olarak şiddetin her türlüsüne karşı olduklarını yineleyen Kıra, “Sayın Özgür Özel’e geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, kendisine ve CHP camiasına geçmiş olsun temennilerimizi sunuyoruz. Siyasetin dili sertleşmemeli, aksine toplumu birleştiren bir dille yeniden inşa edilmelidir. Herkesin bu hassasiyetle hareket etmesi gerektiğini hatırlatmak isterim” ifadelerini kullandı. / Nazife EKİCİ -

Anahtar Parti’den su krizine 5 maddelik çözüm
Özellikle sosyal medyada paylaşılan kuraklık haritalarının çiftçilerde kaygı ve çaresizlik yarattığını vurgulayan Karaca, “Artık laf değil, icraat zamanı” dedi.
“DAMLAMA SULAMA HER TARLADA ZORUNLU HALE GELMELİ”
Karaca, Türkiye’de su kullanımının %77’sinin tarım sektöründe gerçekleştiğini hatırlatarak, tarımsal sulamada verimliliğin artık bir “milli öncelik” haline getirilmesi gerektiğini söyledi. Tüm tarla ve bahçelerde damlama sulama sistemine geçilmesinin şart olduğunu belirten Karaca, bu konuda verilen sıfır faizli kredilerin bürokratik engellerden arındırılması gerektiğini ifade etti.
“Mevcut destek uygulamaları çoğu zaman ithalatçı firmalara kazanç sağlarken, çiftçinin sisteme erişimi sınırlı kalıyor” diyen Karaca, doğrudan çiftçiye yönelik ayni destek uygulamalarının başlatılması gerektiğini savundu.
AYNİ DESTEK VE YERLİ ÜRETİCİYLE İŞBİRLİĞİ ÖNERİSİ
Anahtar Parti İl Başkanı, damlama sulama sistemlerinin doğrudan Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından dağıtılması gerektiğini vurguladı. Yerli üretici firmalarla yapılacak toplu anlaşmalarla %50’ye varan maliyet avantajı sağlanabileceğini kaydeden Karaca, “Çiftçi kandırılmayacak, sistem kamu kontrolünde olacak, aynı zamanda hazine üzerindeki yük de azalacaktır” dedi.
“TARIMDA SU VERİMLİLİĞİ %90’A ÇIKMALI”
Türkiye’de mevcut tarımsal sulama sistemlerinde verimliliğin %50 seviyelerinde olduğunu aktaran Karaca, bu oranın damlama sulama ile %90’a çıkarılabileceğini belirtti. Böylece %40 daha az suyla aynı üretimin yapılabileceğini, bunun da sanayi ve hanelerin yıllık tüketiminden fazla su tasarrufu anlamına geleceğini ifade etti.
“KURAK BÖLGELERDE ALIM GARANTİLİ ÜRÜN ÜRETİMİ ŞART”
Kuraklıkla mücadelenin yalnızca sulama teknikleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Karaca, ürün deseninin de yeniden planlanmasını önerdi. Su kıtlığı yaşanan bölgelerde az su tüketen ürünlerin teşvik edilmesi gerektiğini belirten Karaca, bu ürünlerin alım garantili ve sözleşmeli üretim modeliyle çiftçiye ektirilmesi gerektiğini ifade etti.
SULAMA BİRLİKLERİNE STRATEJİK ROL ÇAĞRISI
Sulama birliklerinin pasif dağıtım kurumu olmaktan çıkarılması gerektiğini savunan Karaca, “Bu yapılar, yönettiği suyun etkisini ölçen ve kamuoyuna açıklayan şeffaf kurumlara dönüşmeli” dedi. Sulama birliklerinin, ürün desenine göre su planlaması yapması ve sahada denetim görevini üstlenmesi gerektiğini belirtti.
“ÇÖZÜM GETİREN BİR SİYASİ ANLAYIŞA SAHİBİZ”
Basın açıklamasının sonunda Karaca, Anahtar Parti’nin yalnızca eleştiren değil, çözüm üreten bir siyasi anlayışla hareket ettiğini vurguladı. “Felaket senaryoları değil, planlı ve uygulanabilir politikalarla tarımda sürdürülebilir bir gelecek kurabiliriz. Tarımın sorunlarına ağlayan değil, çözüm getiren bir iradeyiz” dedi. / Haber Merkezi -

Yaşar: “Üç Fidan’ın mücadelesi geleceğe ışık tutuyor”
Başkan Yaşar, “Üç Fidan” olarak anılan devrimcilerin Türkiye’nin bağımsızlığı ve halkın özgürlüğü için verdikleri mücadelenin bugün de yol gösterici olmaya devam ettiğini vurguladı.
Yazılı açıklamasında 6 Mayıs’ın yalnızca bir yas günü değil, aynı zamanda bir direniş ve bağımsızlık simgesi olduğunu belirten Yaşar, şu ifadeleri kullandı: “Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, bu ülkenin gençleri olarak, emperyalizme ve sömürüye karşı onurlu bir duruş sergilediler. Genç yaşta idam edilseler de, fikirleri ve mücadeleleri hâlâ yaşıyor. Bugün, Türkiye’nin dört bir yanındaki gençler onların izinden yürümeye devam ediyor.”
CHP’nin demokrasi, özgürlük ve halkın hak mücadelesi konusundaki kararlılığını da vurgulayan İl Başkanı Yaşar, Üç Fidan’ın bıraktığı mirasın yalnızca geçmişin değil, geleceğin de yol haritası olduğunu ifade etti.
Yaşar, “CHP olarak, halkın hak mücadelesini, adalet arayışını ve özgürlük talebini her koşulda savunmaya devam edeceğiz. Üç Fidan’ın inancı, cesareti ve idealleri, bu ülkenin vicdanında ve gençliğinde yaşamaya devam ediyor. Onları saygı, minnet ve özlemle anıyorum.”/Haber Merkezi -

Sedef: “Bu dava, milletin varoluş mücadelesidir”
Milletvekili Sedef, açıklamasında 3 Mayıs 1944’te yaşananların, Türk milletinin haksızlıklara karşı sergilediği onurlu duruşun simgesi olduğunu belirterek, “Bugün, Türk milliyetçiliği fikrinin imanla, irfanla ve ülküyle buluştuğu 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’dür. Bu kutlu gün, Türk milletinin istikbali için mücadele eden yüce gönüllerin, milliyetçi duruşun ve ülkücü iradenin tarihe mühür vurduğu bir dönüm noktasıdır” ifadelerini kullandı.
“MİLLİYETÇİLİK BİRLEŞTİREN VE KUCAKLAYAN BİR DURUŞTUR”
Sedef, 3 Mayıs 1944’te Başbuğ Alparslan Türkeş ve dava arkadaşlarının sergilediği direnişin sadece bir tepki değil, Türk milletinin var oluş mücadelesinin şahlanışı olduğuna dikkat çekerek, “O gün, milliyetçiliğin suç olmadığını; aksine milletine sevdalı yüreklerin taşıdığı bir şeref nişanı olduğunu haykırdılar” dedi.
Milliyetçiliğin ayrıştıran değil, birleştiren bir değer olduğunun altını çizen Sedef, “Türk milletini bir bayrak altında birleştiren ülkü, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Ne mutlu Türküm diyene!’ veciz ifadesinde hayat bulmuş; Başbuğumuzun izinde, Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin ferasetiyle bugünlere ulaşmıştır” sözleriyle açıklamasını sürdürdü.
“BU DURUŞ, DEVLETE SADAKATTİR, MİLLETE HİZMETTİR”
Milliyetçilik anlayışlarının imanla, ahlakla ve adaletle yoğrulmuş bir gönül hareketi olduğunu belirten Sedef, “Bizim milliyetçiliğimiz bölücülüğe karşı bir duruştur. Bu anlayış; devlete sadakat, millete hizmettir. 3 Mayıs’ta yanan meşale, bugün Milliyetçi Hareket Partisi çatısı altında milyonların yolunu aydınlatmaktadır” dedi.
Açıklamasının sonunda Türk milliyetçiliği davası uğruna mücadele veren tüm ülkücüleri rahmetle anan Milletvekili Sedef, “Başta Başbuğ Alparslan Türkeş olmak üzere, tüm aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. 3 Mayıs Milliyetçiler Günü kutlu olsun. Yaşasın Türk milleti, yaşasın Ülkücü Hareket!” ifadelerine yer verdi./Haber Merkezi -

Eski MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ekici hayatını kaybetti
MHP’de uzun yıllar üst düzey görevlerde bulunan ve aynı zamanda siyasetçi Dr. Sinan Oğan’ın kayınpederi olan Mehmet Ekici, geçirdiği kalp krizi sonrası Ankara Özel Koru Hastanesi’nde tedavi altına alınmıştı. Ekici’nin vefat haberi, ailesi, yakınları ve siyasi camiada büyük üzüntüye yol açtı.
Merhum Mehmet Ekici ikindi namazına müteakip Ankara’da kılınan cenaze namazı sonrası İncek Mezarlığı’nda toprağa verildi. Defin sonrası taziye, Ankara Grand Mercure Otel’de kabul edildi.
Yeniufuk Gazetesi ve Yozgat Olay olarak merhuma Allah’tan rahmet, ailesi ve sevenlerine başsağlığı dileriz. / Haber Merkezi -

Başkan Yaşar vatandaşlarla buluştu
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yozgat İl Başkanı Abdullah Yaşar, geçtiğimiz günlerde Yozgat il merkezinde düzenlenen ve köylerden de yoğun katılımın olduğu mitingin ardından teşekkür ziyaretlerini sürdürüyor. Yaşar, il merkezindeki köylüleri ziyaret ettikten sonra, şimdi de Yozgat’ın ilçelerine giderek hem partililerle buluşuyor hem de vatandaşların sorunlarını dinliyor.
CHP Yozgat İl Örgütü ile birlikte sahaya inen Yaşar, Yerköy, Şefaatli ve Yenifakılı ilçelerinde yoğun ilgiyle karşılandı. Vatandaşların sıkıntılarını birebir dinleyen Yaşar, mitinge katılım gösteren herkese teşekkür etti ve miting süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
İl Başkanı Abdullah Yaşar, vatandaşların CHP’ye olan ilgisinin ve mitinge gösterdiği yoğun katılımın kendilerini motive ettiğini vurguladı. Yaşar, “Yozgatlı hemşehrilerimizin bu coşkulu katılımı, değişim isteğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Halk artık çözüm arıyor, adalet istiyor, ekonomik refah istiyor. Biz de bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.
Ziyaretler sırasında vatandaşlarla çay içip sohbet eden Yaşar, tarım, hayvancılık, işsizlik ve geçim sıkıntısı gibi temel sorunların gündeme geldiğini ifade etti. Yaşar, “Yozgat’ta köylümüz toprağını ekemiyor, gençlerimiz işsiz, esnafımız borç içinde. Bu düzen değişmeli. CHP olarak iktidara geldiğimizde halkımızın her kesimini rahatlatacak adımlar atacağız” diye konuştu.
İl Başkanı Yaşar’ın ziyaretlerine CHP il ve ilçe örgütü de eşlik etti.
CHP Yozgat İl Başkanı Abdullah Yaşar, ziyaretlerin ardından yaptığı genel değerlendirmede şu ifadelere yer verdi:
“Bizler sadece seçimden seçime halkın karşısına çıkan bir parti değiliz. Halkın her zaman yanında olan bir partiyiz. Miting sonrası teşekkür ziyaretlerimizi sürdürüyoruz ama asıl önemli olan, bu ziyaretlerle halkın gerçek gündemini yerinde görüp anlamaktır. Yozgatlı hemşehrilerim umutlu olsun. CHP iktidarında Yozgat’ın da Türkiye’nin de çehresi değişecek.” / Haber Merkezi -

Aydoğmuş’tan Türkçülük günü mesajı
Aydoğmuş açıklamasında, “Türkçülük; ırka değil, ortak hafızaya, ortak duygulara ve tarihsel yolculuğumuza dayanır” diyerek, bu anlayışın toplumsal kardeşliği güçlendirdiğini ve genç kuşaklara güçlü bir kimlik sunduğunu vurguladı.
“BİR FİKİR DAVASI OLARAK 3 MAYIS, TARİHE MÜHRÜNÜ VURMUŞTUR”
Başkan Aydoğmuş, 3 Mayıs’ın sıradan bir anma günü olmadığını belirterek, “Bu gün; Türk milletinin fikirle, inançla ve kararlılıkla ayağa kalkışının adıdır. Milliyetçilik, ayrıştıran değil, toparlayan bir çimentodur” dedi.
“YARINLARIMIZI SAĞLAM TEMELLER ÜZERİNE İNŞA EDECEĞİZ”
Aydoğmuş konuşmasının devamında, Türk kimliğinin eğitimde, kültürde, sanatta ve sosyal hayatta daha çok yer bulması gerektiğini ifade ederek şöyle konuştu:
“Gençlerimizin kimliklerine sahip çıkmaları, milletimizin bağımsızlığı ve birliği için temel koşuldur. 3 Mayıs, işte bu şuuru yeniden kazandırmalıdır.”
Sözlerini milli birlik vurgusuyla tamamlayan Ömer Aydoğmuş, “3 Mayıs Türkçülük Günü vesilesiyle, başta gençlerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımızı kökleriyle gurur duymaya, geleceği bu ruhla inşa etmeye davet ediyorum. Ne mutlu Türk’üm diyene!” ifadelerini kullandı. / Haber Merkezi -

Cemil Çiçek’ten Yerköy Belediyesi’ne Ziyaret
Ziyarette Başkan Arslan, ilçede devam eden belediye çalışmaları ve önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan projeler hakkında konuklarına kapsamlı bilgiler verdi. İlçenin gelişimi adına atılan adımlar ve projelerin detaylarını paylaşan Arslan, yapılan görüşmenin oldukça verimli geçtiğini ifade etti.
Nazik ziyaretlerinden dolayı memnuniyetini dile getiren Başkan Arslan, Cemil Çiçek ve Hayrullah Başer’e teşekkür ederek, bu tür temasların yerel yönetimlere moral ve motivasyon kazandırdığını vurguladı.
Ziyaretin sonunda Cemil Çiçek ve Hayrullah Başer, Başkan Arslan’a çalışmalarında başarılar diledi. Ziyarete AK Parti Yerköy İlçe Başkanı Selahattin Atalay ile belediye meclis üyeleri de katılım sağladı.
Başkan Arslan, günün anısına Cemil Çiçek’e çeşitli hediyeler takdim etti. / Haber Merkezi -

Zafer Partisi’nden 1 Mayıs mesajı
Çorum, açıklamasında başta özel sektör çalışanları olmak üzere alın teriyle geçimini sağlayan tüm emekçilerin 1 Mayıs’ını kutlayarak, “Milyonlarca emekçi üretimin, hizmetin ve kalkınmanın belkemiğini oluşturmaktadır. Ancak bu büyük emeğin karşılığı çoğu zaman ne adil ücret, ne güvenceli istihdam, ne de sağlıklı çalışma koşulları olarak geri dönmektedir” dedi.
“ÇALIŞMA SÜRESİ UZUN, ÜCRETLER DÜŞÜK”
Türkiye’deki özel sektör çalışanlarının haftalık çalışma süresinin OECD ve Avrupa ülkeleri ortalamasının üzerinde olduğuna dikkat çeken Çorum, “45 saatin üzerinde çalışan milyonlarca işçi, aynı işi yapan Avrupa’daki meslektaşlarına göre daha uzun çalışıyor ama daha düşük ücret alıyor. Sosyal hakları da sınırlı. Örneğin Almanya’da saatlik asgari ücret yaklaşık 12,41 euro iken, Türkiye bu seviyenin oldukça gerisinde” ifadelerini kullandı.
Çorum, iş güvencesi, sendikal haklar ve toplu sözleşme gibi temel hakların kullanımında ciddi engeller olduğunu belirterek, bu durumun bireysel değil, toplumsal bir adaletsizlik sorununa dönüştüğünü vurguladı.
“1 MAYIS, MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜDÜR”
1 Mayıs’ın yalnızca bir kutlama günü olmadığını, emeğin hak ettiği değeri görmesi için seslerin yükseltildiği bir mücadele ve dayanışma günü olduğunu dile getiren İrem Gülşen Çorum, şöyle devam etti:“Tüm emekçiler; daha adil ücret politikaları, fazla mesai sömürüsüne karşı etkin denetim, iş güvencesi, mobbinge karşı koruma ve sendikal hakların önündeki engellerin kaldırılması talepleriyle seslerini yükseltiyor. Bizler de bu sesi duyuyor, dayanışmayı büyütüyor ve emeğin yanında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz.”
Açıklamasının sonunda tüm emekçilerin gününü kutlayan Çorum, “Emeğiyle var olan, üreten ve yarınları inşa eden tüm emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun” ifadelerine yer verdi. / Haber Merkezi -

Yılmaz: “Emek, alın teri ve adalet en yüce değerlerimizdir”
Yılmaz, mesajında emekçilerin haklarının korunmasının ve yaşam koşullarının iyileştirilmesinin demokratik bir toplumun vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu belirtti.
“Emeğiyle geçinen, alın teriyle hayatını sürdüren tüm işçi ve emekçilerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyorum” ifadelerini kullanan Yılmaz, adaletli bir çalışma hayatı için sendikal hakların korunması, iş güvenliğinin sağlanması ve insanca yaşam koşullarının oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Yılmaz, mesajında şunları kaydetti: “Toplumun üretim gücünü oluşturan işçilerimizin emeğine sahip çıkmak, sadece bir siyasi sorumluluk değil, aynı zamanda insani bir ödevdir. Emek en yüce değerdir. Adaletin, hakkaniyetin ve eşitliğin esas alındığı bir çalışma düzeni için mücadele etmeye devam edeceğiz.”
İsmail Yılmaz, tüm emekçilerin 1 Mayıs’ını kutlayarak, bu anlamlı günün daha adil bir gelecek için birlik ve dayanışma ruhunu pekiştirmesini temenni etti. / Osman Tolga YILMAZ -

Başkan Aydomuş’tan adalet vurgusu
Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ tarafından sunulan araştırma önergesinin; rüşvet, yolsuzluk, şantaj, tehdit, uyuşturucu kaçakçılığı ve kara para aklama gibi ciddi iddialarla anılan kamu görevlileri ile yakınlarının mal varlıklarının araştırılmasını amaçladığını hatırlatan Aydoğmuş, iktidar partisi ve ortağının bu çağrıya bir kez daha kulaklarını tıkadığını vurguladı.
Aydoğmuş, açıklamasında, “Bu önerge halk adına hesap sormayı, temiz toplum ve şeffaf yönetim idealini savunuyordu. Ancak ne yazık ki Meclis’in denetim görevini yerine getirmesine bir kez daha engel olundu” ifadelerine yer verdi.
“Milletin vicdanı ayakta, Meclis ise susturulmuş durumda” diyen Aydoğmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu tutum yalnızca Meclis’in denetim yetkisini yok saymak değil, aynı zamanda halkın adalet talebine sırt dönmektir. AK Parti ve MHP, yolsuzluk iddialarını araştırmamakta ısrar ederek, milletin değil belli çıkar çevrelerinin yanında saf tutmuştur.”
Gelecek Partisi olarak halkın hakkını ve hukukunu savunmaya devam edeceklerini vurgulayan Aydoğmuş, “Yeni Yol Grubu olarak karanlıkta kalan her iddianın üzerine gideceğiz. Çünkü biliyoruz ki; gerçek adalet, er ya da geç yerini bulacaktır” diye konuştu. / Haber Merkezi -

Anahtar Parti’den Şeker Fabrikası’na ziyaret
Fabrikanın Yozgat ekonomisine ve tarımsal üretime olan katkısının altını çizen Karaca, özellikle şeker pancarı üretiminin bölge çiftçisi için büyük önem taşıdığını belirtti. Karaca, alın teriyle üretime katkı sağlayan her işçinin yanında olduklarını ifade etti.
İl başkanlığından yapılan açıklamada, “Çalışan emekçi kardeşlerimizle bir araya geldik, öğle yemeğimizi hep birlikte yiyerek sohbet ettik. Alın teriyle bu memlekete değer katan tüm işçi kardeşlerimize teşekkür ediyor, kolaylıklar diliyoruz.” denildi. / Haber Merkezi -

Mevzu bahis vatansa, gerisi teferruattır
“Terörsüz bir Türkiye yolunda elini taşın altına koyan tüm siyasetçilerimizi kutluyorum” diyen Adıgözel, ülkenin kritik bir süreçten geçtiğine dikkat çekerek, bu sürecin umutla ve başarıyla sonuçlanmasını temenni etti.
Türkiye siyasetinin çok hızlı değiştiğini ifade eden Adıgözel, geçmişte vatana ihanet edenlerin idam cezasına çarptırıldığını hatırlatarak, bugün yaşananların da düşük yoğunluklu bir savaş hali olduğunu belirtti. “İdamlık vatan hainleri çooook…” sözleriyle tepkisini dile getiren Adıgözel, özellikle çocuklara ve sivillere yönelik vahşi saldırıların ve vatana ihanetin caydırıcı cezalarla karşılık bulması gerektiğini söyledi.
Adıgözel, “Vatan hainliği, bilim ve sanat kisvesi altında gençlerin zihinlerini zehirlemekle de yapılabilir. Bu da bir başka tür hıyanet-i vataniyedir” diyerek, bu tür faaliyetlere karşı da toplumsal duyarlılık çağrısında bulundu.
“Sağcısı solcusu fark etmez, kim olursa olsun; hırsızlık, yolsuzluk ve vatana ihanet edenlerin kökü kazınmalıdır” diyen Adıgözel, kamuoyunu ve siyaset kurumunu bu konuda daha kararlı olmaya davet etti.
Sözlerinin devamında liderlik anlayışı üzerine de değerlendirmelerde bulunan Adıgözel, “Asıl sorgulamamız gereken, sistemi kendi çıkarına kullanan mı, yoksa ülkesini her şeyin önünde tutan bir lider mi istiyoruz?” diyerek toplumun dikkatini bu soruya çekti.
“Her zaman, her yerde hain haindir. Hainlerin bu milleti ve bu vatanı bölmeye gücü yetmeyecektir. Mevzu bahis vatansa, gerisi teferruattır” diyen Süleyman Adıgözel, Yeniden Refah Partisi olarak milli birlik ve beraberlikten taviz vermeyeceklerini belirtti. / Haber Merkezi -

İstanbul’un geleceği, Türkiye’nin beka meselesidir
Aydoğmuş, hem iktidara hem de ana muhalefet partisine yönelik sert eleştirilerde bulundu.
“Bir İstanbul değil, bir Türkiye gerçeğiyle yüzleşiyoruz” diyen Aydoğmuş, İstanbul’un yalnızca o şehirde yaşayanları değil, tüm Türkiye’yi ilgilendiren bir mesele olduğunu vurguladı. Aydoğmuş, “İstanbul’a sahip çıkmak, Yozgat’tan Edirne’ye kadar her vatandaşın tarihi görevidir” ifadelerini kullandı.
“SARSINTI SADECE ZEMİNİ DEĞİL, SİYASİ SORUMLULUĞU DA YERİNDEN OYNATTI”
Aydoğmuş, İstanbul’un yıllardır siyasi bir vitrin olarak kullanıldığını ve şehircilik politikalarının bilimden uzak, rant eksenli şekilde yürütüldüğünü belirtti. Kanal İstanbul projesine açıkça karşı çıkan Aydoğmuş, “Bu tür projeler, şehrin doğal yapısını ve afet riskini göz ardı ederek siyasi şovlara dönüştürülmüştür. Bu kabul edilemez” dedi.
Gelecek Partisi’nin 2015 yılında önerdiği İstanbul Yasası’nın hâlâ hayata geçirilmediğini hatırlatan Aydoğmuş, şehrin kalıcı bir koruma altına alınmasının elzem olduğunu belirtti.
“İLETİŞİM ALTYAPISI HEM PAHALI HEM YETERSİZ”
Deprem sırasında yaşanan GSM kesintilerine de sert tepki gösteren Aydoğmuş, “Evladına ulaşamayan bir baba, annesinin sesini duyamayan bir çocuk varsa burada sorumluluk yalnızca operatörlerde değil, onları yıllardır denetlemeyen iktidardadır” diyerek, iletişim altyapısındaki zaafiyetin teknik olduğu kadar siyasal bir sorun olduğunu savundu.
“İSTANBUL VEKÂLETEN YÖNETİLİYOR”
Yerel yönetim eleştirilerinde ise ana muhalefeti hedef alan Aydoğmuş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Cumhurbaşkanlığı hedefi doğrultusunda hareket ettiğini öne sürdü. “İstanbul şu an vekâleten yönetiliyor. Bu, 16 milyon insanın iradesine ve güvenliğine karşı açık bir sorumsuzluktur. Ana muhalefet, iktidarın hatalarını göstermekle yetinemez; kendi sorumluluk alanlarında ne yaptığına da hesap vermelidir” dedi.
“İSTANBUL VE ANADOLU’NUN GELECEĞİ ORTAK MÜCADELEYLE ŞEKİLLENECEK”
Açıklamasının sonunda birlik çağrısı yapan Aydoğmuş, “Bu ülkenin her şehri, her insanı değerlidir. İstanbul için verilen mücadele aynı zamanda Türkiye’nin beka meselesidir” dedi. Aydoğmuş, “Ne İstanbul ne Yozgat siyasi hesaplara kurban edilemez. Rantla değil, hakla yönetilen bir Türkiye için mücadelemizi sürdüreceğiz” sözleriyle açıklamasını tamamladı. / Haber Merkezi -

Başkan Karaca: “23 Nisan, Türk çocuğunun özgüvenle haykırdığı andır”
Karaca, TBMM’nin yalnızca bir yasama organı olmadığını belirterek, “İstiklâl Harbimizin kurmay karargâhı olan Meclis, milletimizin kaderini tayin ettiği en büyük siyasal ifadedir” dedi.
Anahtar Parti olarak Meclis’in kuruluş ruhunu siyasi pusula olarak benimsediklerini ifade eden Karaca, Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu’nun bu konudaki duruşunu da hatırlatarak, “Bugün TBMM’nin kuruluş ülküsünü koruma kararlılığında olan bir Anahtar Parti var” sözlerine yer verdi.
“23 NİSAN, ÇOCUKLARA EMANET EDİLEN BİR VİZYONDUR”
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın yalnızca bir bayram değil, aynı zamanda bir vizyon olduğunu vurgulayan Karaca, “Bu bayram, çocuklara bırakılan bir ülke hayalinin ifadesidir. Yarınların büyükleri olan çocuklarımızın yüreği ve zekâsı, ülkemizin ışığını parlatacaktır” ifadelerini kullandı.
Bugünün aynı zamanda bir sorumluluk günü olduğunu dile getiren Karaca, “Çocukların gözlerindeki ışık sönerse, milletlerin yolunu kaybetmesi kaçınılmaz olur. Adaletin, bilimin ve sevginin hâkim olduğu bir Türkiye bırakmak zorundayız” dedi.
Açıklamasının sonunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kosova ile ilişkilerin diplomatik hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çeken Karaca, “Bu özel günde, KKTC ve Kosova ile ilişkilerimizin, her türlü diplomatik ve tarihî hassasiyetin üstünde tutulması gerekmektedir. Bu, yalnızca kardeşlik değil, siyasi vefa meselesidir.” ifadelerini kullandı.
Karaca, sözlerini şu ifadeyle noktaladı: “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracaktır. Boz kalpaklı Kuvayı Milliyecilere, Millî Mücadele’nin kurmay kadrosuna ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e minnetle; 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.” / Haber Merkezi -

Çocuklarımızın geleceği için var gücümüzle çalışıyoruz
AK Parti Yozgat İl Başkanı Hasan Kandemir mesajında, “Cumhuriyetimizin temel taşlarından biri olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 105.yıl dönümünde, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı milletçe büyük bir coşku ve gururla kutlamanın mutluluğu içerisindeyiz.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu tüm dünyaya ilan ettiği bu anlamlı gün, aynı zamanda çocuklara armağan edilen ilk ve tek bayram olarak, Türkiye’nin çocuklarına verdiği önemin en güçlü sembolüdür.
AK Parti olarak, yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımızın; güçlü, adil, müreffeh ve bağımsız bir Türkiye’de yaşamaları için var gücümüzle çalışıyor, onların daha aydınlık bir geleceğe yürüyebilmeleri adına her alanda kalıcı yatırımları hayata geçiriyoruz.
Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor; milletimizin ve tüm çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en kalbi duygularımızla kutluyoruz.” İfadelerine yer verdi. / Haber Merkezi -

Irgatoğlu: “Hiçbir güç bizi Türk Ülküsünden döndüremeyecek”
Başkan Irgatoğlu, mesajında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Gazi Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde verilen kurtuluş mücadelesinin en güçlü simgesi olduğunu belirterek, “TBMM, sürmekte olan bir mücadelenin içinde doğmuş, bu mücadeleyi başarıya ulaştırarak bizlere kutsal bir miras bırakmıştır” ifadelerine yer verdi.
Atatürk’ün bu anlamlı günü tüm dünya çocuklarına bayram olarak armağan etmesinin büyük bir anlam taşıdığına dikkat çeken Irgatoğlu, “Bizlere düşen görev, bu kutlu mirasın kıymetini bilmek, anlamak ve aynı şuurla gelecek nesillere aktarmaktır” dedi.
Mesajında birlik ve beraberlik vurgusu yapan Başkan Irgatoğlu, “105 yıl önce iç ve dış düşmanlara nasıl seslendiysek bugün de aynı kararlılıkla sesleniyoruz: Hiçbir güç bizi Türk Ülküsünden döndüremeyecektir. Tarihimizden aldığımız kutsal mirası, aynı azim ve kararlılıkla geleceğe taşıyacağız” dedi.
Devletin bekası ve milletin huzurunun her zaman öncelikleri olacağını belirten Irgatoğlu, mesajını şu sözlerle tamamladı:
“Bu vesileyle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı bizlere armağan eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhları şad, mekânları cennet olsun. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene.” / Haber Merkezi -

Adıgözel: Sevgili çocuklar, sizleri seviyor ve güveniyoruz
İl Başkanı Süleyman Adıgözel, mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Demokrasi tarihimizin en önemli kurumlarından olan Gazi Meclisimizin açılışının, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun ve 23 Nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramının bu yıl 105. Yılını kutluyoruz.
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, milletimizin istikbali olan, çocuklarımıza kutlu olsun.
Hepimizin bildiği gibi, emperyalist güçler, bütün insanlığı kendilerine köle yapmak istemişlerdi.
Onların bu planları yüzünden Trablus Cephesi’nde, Balkan Harbi’nde ve Birinci Dünya Savaşı’nda savaşmak mecburiyetinde kaldık.
Takriben on yıl süren bu savaşların arkasından önümüze Sevr Anlaşması konuldu, dış güçlerin marifetiyle. İşte o zaman milletimiz Ya istiklal, ya ölüm dedi.
23 Nisan 1920’de yokluklar ve sıkıntılar içerisinde, Atatürk’ün açtığı, milletin desteklediği Gazi Meclisimiz, tüm dünyaya karşı Milli Mücadeleyi yönetmiş ve muzaffer olmuştur.
Dün olduğu gibi bugünde Dünyanın dört bir yanındaki çocuklar her sabah okula gitmek için çantalarını hazırlarken, Gazze’deki çocuklar büyük patlamaların sesiyle uyanıyor. Gazze’deki on binlerce çocuk, annesini, babasını ya da her ikisini kaybederek öksüz kaldı.
Soykırımcı İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 20 bin çocuk öldürüldü. Hayatta kalabilen 26 bine yakın çocuk açlıkla mücadele ediyor.Ey soykırımcı israil seni lanetliyoruz.
Değerli Çocuklar; Sizler, bu milletin umudusunuz.
Bu bakımdan sizlerin sağlıklı, eğitimli ve mutlu bireyler olarak yetişmeniz ve yaşamınız en büyük arzumuzdur.
Sevgili çocuklar, Sizleri seviyor ve güveniyoruz.
Sizlerin özgürce düşünen, sorgulayan, yaşadığı toplumdan haberdar olan bireyler olacaksınız.
Devletine, bayrağına gönülden bağlı, gençler olacaksınız.
Bu duygu ve düşüncelerle; başta Cumhuriyetimizin kurucusu ve ilk Meclis Başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bizlere bağımsızlığımızı armağan eden Milli Mücadeleye emeği geçmiş tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
Aziz milletimizi ve çocuklarımızı, bu bayram vesilesi ile bir kez daha kutluyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.” / Haber Merkezi









