Diyanet İşleri Başkanlığı, Taşra Teşkilatında vekil imam-hatip ve vekil müezzinkayyım olarak görev yapan personelden 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un geçici 20 nci maddesinde belirtilen şartları taşıyanların kadroya geçirilmesi için sözlü sınav yapılacağını duyurdu.
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yapılan duyuruda başvuru işlemleri şu şekilde yapılacak:
“1. Müracaatlar, başvuru şartlarını taşıyan adayların bizzat kendileri tarafından 13.03.2023 – 27.03.2023 (saat 16:30) tarihleri arasında “sinav.diyanet.gov.tr” adresi üzerinden yapılacaktır. 2. Yükseköğrenim mezunu adayların lisans ve ön lisans öğrenim durumları elektronik ortamda tespit edilecektir. Yükseköğrenim bilgileri elektronik ortamda bulunmayan adaylar, başvuru işlemlerinden önce mezuniyet bilgilerini ilgili kurumlar (üniversiteler) aracılığıyla elektronik ortama kaydettireceklerdir.
3. Elektronik ortamdaki başvuru ekranına öğrenim bilgileri gelen adayların başvuruları otomatik olarak onaylanacaktır.
4. Ortaöğrenim bilgileri, ilgili kurumların elektronik ortamlarında bulunmayan adaylar ortaöğrenim bilgilerini başvuru ekranındaki alanlara manuel olarak girecek ve öğrenimine ilişkin belgeyi başvuru ekranındaki ilgili bölüme PDF formatında yükleyeceklerdir. Bu durumda olan adayların başvuru onay işlemleri gerekli kontrollerin ardından Başkanlığımız İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü Personel Sistemleri Eğitim ve Sınavlar Daire Başkanlığınca yapılacaktır.
5. Sınav şartlarına ilişkin bilgi ve belgelerin kontrolünde DİBBYS/İKYS verileri dikkate alınacağından adayların, başvuru yapmadan önce İKYS bilgilerini kontrol ederek eksik bilgi ve belgelerini İKYS’ye işletmeleri/tanımlatmaları gerekmektedir. Başvuru sırasında adaylardan ayrıca bir belge talep edilmeyecektir.
6. Başvuru işlemlerinin hatasız, eksiksiz ve duyuruda belirtilen hususlara uygun olarak yapılmasından adayların kendisi sorumlu olacaktır.
1/3 EK 7. Adaylar, başvuru ekranındaki ilgili alana 1000 karakteri aşmayacak şekilde öz geçmişlerini yazacaklardır.
8. Müracaatların sona ermesinden sonra adayların başvuru bilgilerinde hangi nedenle olursa olsun kesinlikle değişiklik yapılmayacaktır.
9. Bu duyuruda belirlenen esaslara uygun olmayan başvurular kabul edilmeyecektir.” Nazife EKİCİ
Kategori: Yaşam
-

Vekillikten kadroya geçiş duyurusu
-

Kahramanmaraş’ta mescit yapımı
Kahramanmaraş’a koordinatör müftü olarak görevlendirilen Yozgat İl Müfütüsü Ali Gülden, Kahramanmaraş il merkezi ve ilçesindeni personeli ile birlikte depremzedelerin yaralarını sarabilmek için var gücü ile çalışıyor. Kahramanmaraş merkez ve ilçelerindeki camilerin hasar görmesi veya güvenlik sebebiyle girilememesi nedeniyle vatandaşların ibadetlerini güven içerisinde yapabilecekleri için geçici çadır mescitler Din görevlileri tarafından hızla tamamlandı. Diyanet çocuk çadır sayıları hayırseverlerin destekleri ile artarak devam ediyor. Kahramanmaraş merkez ve ilçelerindeki pek çok noktada okul öncesi çağda bulunan çocuklara yönelik Din eğitimi vermek için 4-6 yaş çocuk çadırları hayırsever vatandaşların destekleriyle kuruldu. Çocuk çadırlarında Diyanet mensubu görevliler rehberliğinde bölgedeki çocuklar için birbirinden güzel aktiviteler yapılarak çocukların içinde bulunduğu zor süreci sağlıklı bir şekilde geçirebilmelerine katkı sağlanıyor. Haber Merkezi
-

Genel Müdürler Kahramanmaraş’ta
Genel Müdürler Kahramanmaraş koordinatörü olarak görevlendirilen Yozgat İl Müftüsü Ali Gülden tarafından ağırlandı. Diyanet Lojistik ve Koordinasyon merkezinde incelemelerde bulunan Genel Müdürler İl Müftüsü Ali Gülden’in rehberliğinde bölgedeki aşevlerini, çadır mescitleri ve Diyanet çocuk çadırlarını da ziyaret ettiler. Daha sonra bölgede görev yapan Diyanet görevlileri ve Vakf gönüllüleri ile bir araya gelerek yapılan çalışmalardaki gayretlerinden dolayı Müftü Gülden’e ve Din Görevlilerine teşekkür ettiler. Haber Merkezi
-

CHP’den kadınlar günü açıklaması
8 Mart 1857’yi tarihinde New York’ta 40 bin dokuma işçisi kadın eşit işe eşit ücret ve insanca çalışma koşulları talebiyle grev başlattığını söyleyen Boztepe, ‘’İşverenin işçileri fabrikaya kilitlemesinin ardından çıkan yangında, 129 kız kardeşimiz hayatını kaybetti. Bu ölümler bir son değil, başlangıç oldu. Kadınların haklı direnişi tarihe geçti. Bu mücadele asla unutulmadı. 1910 yılında, 8 Mart tarihi, yangında yaşamını yitiren işçi kadınların anısına, “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak ilan edildi. Bugün, insan onuruna yakışır bir yaşam mücadelesi verirken yitirdiğimiz bu kızkardeşlerimizi anma günüdür. Bu sene 8 Mart’ta içimizde hem bir burukluk hem de büyük bir umut var. Üzgünüz çünkü ‘sesimi duyan var mı?’ diye seslenirken enkaz altında yaşamını kaybeden canların yüreğimizde acısı var. Umutluyuz çünkü beceriksiz ve liyakatsiz kadrolar tarafından yönetilen ülkemizin kaderini değiştirecek olan örgütlü gücümüz ve kararlılığımız var. Gücümüze güç katan Millet İttifakımız var. Yol arkadaşı olmaktan onur duyduğumuz Genel Başkanımız ve 13’üncü Cumhurbaşkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu var. Üzerinden bir ay geçen bu deprem hiç kuşkusuz ki herkesi, ama en çok da kadınları, çocukları, engellileri ve yaşlıları etkiledi. İktidarın eşitsizliği besleyen zihniyeti nedeniyle, bakım yükü afet bölgesinde de kadının sırtında. Derin bir acı yaşayan kadınlar, yüreğine taş basıp yemek yapmak, ailedeki çocuğa, yaşlıya, engelliye bakmak, çadıra su taşımak, çamaşır yıkamak gibi işleri de üstlendi. Halen barınma, tuvalet ve banyo sorunu çözülmemiş olan insanlar var. Bu koşulsuzluklar en çok da kadınları zorluyor. Evsiz kalan yüz binlerce yurttaşımız sırtlarına bütün bu zorlukları yüklenerek farklı illere göç etti. Çocuklar en temel ihtiyaçları olan eğitimden mahrum kaldı. Ülkemizde her üç kadından sadece biri kayıtlı ve tam zamanlı istihdamda yer alıyor. Tablo bu kadar ürkütücü iken, yaşanan deprem binlerce kadını işsizlik kıskacına hapsetti. Depremde kadınlar, kanından, canından, malından olduğu yetmezmiş gibi, bir de işsiz kaldı. Geleceksiz kaldı. Gaziantep’te genç bir kadın, “Depremin ilk üç günü kimse gelmedi. Ellerimle annemi enkazın altından çıkarmaya çalıştım. Günler sonra annemin cansız bedeni çıkarıldı. Öyle bir hale getirdiler ki bizi, annemin cansız bedenine tek parça halinde ulaştığımız için seviniyoruz. Bize dilenci muamelesi yapılıyor. Yapılmasın. 6 Şubat öncesinde bizim de her şeyimiz vardı. Evimiz vardı, işimiz vardı, sevdiklerimiz hayattaydı. Bir gecede her şeyimizi yitirdik” diyerek yaşananlara isyan etti.
Adıyaman’da iki haftanın sonunda zar zor çadıra erişebilen bir kız kardeşimiz ise yaşadıklarını şöyle anlattı: Mülteci kampında bile koşullar daha iyidir. Depremin 15. gününde çadırımız oldu diye sevindik! Çadırda iki aile kalıyoruz. Beş çocuk var, yarı aç yarı tok yatıyoruz. Yatıyoruz dediğime bakmayın, yatağın altında ısıyı tutacak bir korunağımız yok. Ne bulduysak yere serdik, üzerine de yatak koyduk. Sadece iki tane yatağımız var. Resmen sırayla uyuyoruz. Havalar çok soğuk. Üşüyoruz. Çocuklarımız hastalandı. Vücut dirençleri düştü. Kahvaltı tanımımız değişti. Kahvaltıda çorba, akşam bulgur pilavı ve nohut yiyoruz. Koskoca günde sadece iki öğün yemek var. Buna da seviniyoruz çünkü diğer çadırlarda kalan akrabalarımızın bunu da bulamadığını biliyoruz. Meyve sebze lüks oldu. Deprem günü sokağa ayağım çıplak fırlamışım, çocuğuma zar zor bir ayakkabı bulduk. Oğlumun terliğini ben giyiyorum. Yardım TIRları geldi haberlerini görüyoruz. Bize ulaşmadı. İçme suyunu sayıyla veriyorlar. Gün içinde ekmek için, su için, bir tabak çorba için sürekli kuyruktayız. Canımıza taketti! Yaşananlar öylesine ağır ki. Bu nedenle çok öfkeliyiz. Ağzını her açtığında “üç çocuk, beş çocuk” diye dayatanlar, bu süreçte hamile kadınlar için ne yaptı? Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun verilerine göre, deprem bölgelerinde 226 bin hamile kadın bulunuyor. Bu kadınların gebe takibi bir yana resmen unutuldular, yok sayıldılar. Hamile kadınlar, stres nedeniyle düşük tehlikesiyle karşı karşıya bırakıldı. Beslenemeyen lohusa kadınlar sütten kesildi. Küçücük bebekler karda kışta sokakta kaldı. İktidar ne yaptı? Koskocaman bir hiç! Depremde AFAD afetin ta kendisi oldu. Çadır dağıtması gereken Kızılay, parayla çadır sattı. Kayıp çocukların peşine düşmesi gereken Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, hesap soruyoruz diye bizim peşimize düştü. Ne yaparlarsa yapsınlar, bizi susturamayacaklar! Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: deprem sonrası açığa çıkan refakatsiz ve kayıp çocuklarımızın peşini asla bırakmadık, bırakmayacağız. Biz bu yaşananlara göz yummadık, yummayacağız. Depremin ilk gününden bu yana Genel Başkanımız ve 13. Cumhurbaşkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde, bütün parti yöneticilerimizle, belediyelerimizle, örgütlü gücümüzle deprem bölgesindeyiz. Depremzedelere bütün gücümüzle destek oluyoruz. Bu süreçte, betona insan hayatından daha çok değer veren zihniyetin, fay hattı üzerine sil baştan kentler kurmaya çalıştığını görüyoruz. Bizler, yeniden ölüme davetiye çıkaranların rant hırsına halkımızı kurban etmeyeceğiz. Yaşattıkları acılar yanlarına kar kalmayacak. Gözyaşımızı kurutanlardan hukuk önünde hesap soracağız. Eşitsizliğe başkaldırıyoruz. Depremin ilk gününden bu yana dayanışmayı yükseltiyoruz. Ülkemizi yeniden ayağa kaldıracak politikalarımızı hayata geçiriyoruz. Kadınlar ve çocuklar için bir seferberlik başlattık. Cumhuriyet Halk Partisi olarak afet bölgelerindeki depremzede kadın ve çocuklar için Kadın Danışma Merkezleri kurduk. Bugün bu merkezleri depremden etkilenen illerimizde halkımızın hizmetine açıyoruz. Yaşam Hak Kadın Danışma Merkezlerimizde kadın kolları üyelerimiz görev alacak. Burada psikolojik destekten hukuki danışmanlığa, kadınlara özel ihtiyaç malzemelerinin temininden sağlık hizmetlerine her türlü desteğin verilmesini sağlayacağız. Kadın Danışma Merkezlerimizde kadına yönelik şiddete ve çocuk istismarına karşı da bilinçlendirme çalışması yürüteceğiz. Genel Merkezimiz bünyesinde 7/24 hizmet sunan 444 82 85 hattımızı arayan kadınlara tek tek çözüm üreteceğiz. Depremin yaralarını birlikte saracağız. Yaşanan bu enkazın altında kalan iktidarı, tarihin tozlu raflarına kaldıracağız. Cumhuriyetimiz, 100. yılında yeniden kimsesizlerin kimsesi olacak. Önümüzde bir seçim var. Millet İttifakı olarak, ülkemizin kurucusu ve kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün laik, çağdaş ve demokratik Türkiye anlayışını bu topraklarda yeniden hâkim kılacağız. Bu seçim biz kadınlar için ölümle yaşam arasındaki ince çizgidir. Yaşamımız ya pamuk ipliğine bağlı ya da güvenli olacak. Ya kadını eşya gibi gören zihniyete teslim olacağız ya da eşit yurttaş olarak insan onuruna yakışır şekilde yaşayacağız. Ya emeğimiz gasp edilecek ya da emeğimizin karşılığını aldığımız güvenceli işlerde, güven içinde çalışacağız. Ya afetler karşısında çaresiz kalacağız ya da bilimin ışığında tedbirler alacağız. Ya çocuklarımızı geleceksizliğe mahkûm edileceğiz ya da çocuklarımıza aydınlık yarınlar inşa edeceğiz. Buradan ülkemizin bütün kadınlarına çağrı yapıyoruz:
Ayağa kalkın! Gelin! Halil İbrahim sofrasına birlikte oturalım. Bizim yolumuz da yapacaklarımız da belli. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği, hakkın, hukukun ve adaletin sağlandığı, hepimizin eşit, hepimizin tok, hepimizin güvende, hepimizin özgür olduğu bir düzen kurmak için geliyoruz. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun’’ dedi. Haber Merkezi -

Yönel: Yaralarımızı birlikte saracağız
Yönel, yaptığı açıklamada şunları kaydetti: Yaşadıkları bütün acılara ve içinde bulundukları zorluklara karşın hastanelerde, belediyelerde, fabrikalarda, kamu ve özel pek çok işyerinde işinin başında olan üyelerimizi İl Başkanlarımız ve Kadın Komite temsilcilerimiz ziyaret ederek, ‘Yaralarımızı Birlikte Saracağız’ “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle Hak-İş İl Başkanlığı olarak bu yıl Kadın Komitemizin koordinatörlüğünde, , 8 Mart’ta da deprem bölgesinden gelen depremzede kadın üyelerimize özel malzemelerden oluşan yardımları ve temel gıda ve giyimden oluşan paketlerimizi dağıttık. “HAK-İŞ Konfederasyonu olarak, Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremlerde kaybettiğimiz canlarımızın acısını yaşarken, yaralarımızı birlikte sarmak için bütün gücümüzle ve sendikalarımızla üyelerimizin ve milletimizin yanında olmaya devam ediyoruz. HAK-İŞ olarak, bütün gücümüzle ve sendikalarımızla birlikte milletimizin yanındayız. Gün yardımlaşma ve dayanışma günüdür, birlik olma günüdür. Bu gün hep beraber yaralarımızı sarıp ayağa kalkma günüdür. Devletimizin ve Milletimizin dayanışmasına güveniyoruz. Türkiye bu zorluğun da üstesinden gelecektir. Bir kez daha depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Cenabı Allah’tan Rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır, yaralananlara acil şifalar diliyoruz. Allah, ülkemizi ve milletimizi deprem ve benzer afetlerden korusun.” Haber Merkezi
-

Kadınları unutmadılar
Kaymakam Fatih Topuz, 8 Mart Kadınlar Günü nedeniyle Belekcehan Beldesinde Belediye Başkanı Şahin Arısoy ve kurum amirleri eşliğinde depremzede aileleri ziyaret etti. Ardından Kaymakam Topuz Arpalık Köyünde ikamet eden Şehit Uzman Çavuş Hasan Hüseyin Özdemir’in ailesini ziyaret ederek, şehit annesinin 8 Mart Dünya kadınlar Gününü kutladı. Kaymakam Topuz, ‘’Şehit ailelerimiz bize şehitlerimizin emanetidir. Bizler de bu anlamlı günde şehit ailelerimizin ve depremde zarar gören vatandaşlarımızın yalnız olmadığını, devletimizin her zaman onların yanlarında olduğunu göstermek istedik. Şehit anne ve eşleri başta olmak üzere tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun’’ dedi. Haber Merkezi
-

Dinimizde kadının önemi anlatıldı
Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Değerler Eğitimi kapsamında 8 Mart Dünya kadınlar günü nedeniyle İl Müftü Yardımcısı Aybala Tuğba Uzuner tarafından “Dinimizde kadının yeri ve önemi” konulu bir sohbet gerçekleştirildi. Müftü Yardımcısı, dinimizde kadının önemini anlatırken, katılımcıların da sorularını yanıtladı. Uzuner, ‘’ Allah-u Teala insanoğlunu kadın ve erkekten yaratmıştır. Erkek ve kadın olarak yaratılan insanoğlunun bu dünyaya gelişinde hangi gruptan meydana gelmek istediği kendi tercihine bırakılmış bir durum değildir. Allah-u Teala insanların erkek veya kız olarak dünyaya gelişinde kendi tercihlerin olmadığını, erkek veya kız çocuğunun dünyaya gelişinde Yaratanın iradesinin olduğunu bizlere bildirmektedir’’ dedi. Haber Merkezi
-

Şahin ve Kocakaya’dan kadınlar günü ziyareti
8 Mart Dünya Kadınlar Günü Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Şahin ve Boğazlıyan Meslek Yüksekokulu Müdürü Mustafa Kocakaya Boğazlıyan Sosyal Hizmet Merkezi’ni ziyaret etti. Görevli kadın personlen ile sohbet eden Şahin ve Kocakaya, kadınların günlerini kutladı. Boğazlıyan Sosyal Hizmet Merkezinde görev yapan kadın personel ise kendilerini ziyarete gelen Şahin ve Kocakaya’ya teşekkür ettiler. Haber Merkezi.
-

Depremin yaralarını hep birlikte saracağız
Başkan Mesut Kaya, büyük deprem felaketinin ardından Başkentteki Yozgatlı Dernekler Federasyonu olarak ciddi çalışma içerisine girdiklerini belirterek, başlattıkları kampanya döneminde toplanan gıda ve yardım malzemelerini deprem bölgesine ulaştırdıklarını ifade etti.
Bölgede en fazla ihtiyaç duyulan çadır konusunda da destek olmaya çalıştıklarını vurgulayan Başkan Kaya, bu konuda da aldıkları çadırı deprem bölgesinde kurarak depremzedelere verdiklerini kaydetti.
Türk toplumunu diğer toplumlardan ayıran en büyük özelliğin paylaşma ve dayanışma duygusu olduğunu vurgulayan Kaya, “Öncelikle depremde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. Milletimize baş sağlığı diliyorum. Deprem felaketinin yol açtığı yaraların sarılması için ülke genelinde olduğu gibi bizlerde yoğun bir çalışma içerisine girdik. Başkentteki Yozgatlı Dernekler Federasyonu ailesi olarak, Kahramanmaraş ve Hatay’ın Dörtyol, Erzin, Samandağ, Payas ve İskenderun ilçelerine; Genel Başkan Yardımcımız Ferhat Işık ve Başkentteki Yerköylüler Derneği Başkan Yardımcısı İsa Kaya ile birlikte gittik. Topladığımız yardımları depremzede vatandaşlarımıza ulaştırdık. Acılarını paylaştık. O bölgede devletimizin gücünü ve her ilimizden gelen desteği yerinde gördük. Çadır konusunda büyük desteğini gördüğümüz Varol Çadır Ailesi’ne ayrıca teşekkür ediyorum. Birlik beraberlik ve kardeşlik duygusuna en fazla ihtiyaç duyduğumuz günlerden geçiyoruz. Mutluluk ve sevinçlerimiz nasıl paylaştıkça artıyorsa, hüzün ve acılarda paylaşıldıkça azalır. Bu bakımdan bizler Başkentteki Yozgatlı Dernekler Federasyonu olarak depremzede ailelerimizin yanında ve destek olmaya devam edeceğiz.”diye konuştu. Ferhat ÖZER -

373 milyon 182 bin lira harcandı
Sağlık hizmetlerinden, milli eğitim yatırımlarına, kırsal alt yapıdan proje ve üst yapı çalışmalarına kadar bir çok yatırım gerçekleştirdiklerinin altını çizen Yılmaz, Yozgat İl Genel Meclisi üyelerini yapılan faaliyetler hakkında bilgilendirdi.
MECLİSTE FAALİYET RAPORU ONAYLANDI
Yozgat İl Genel Meclisi Meclis Başkanı İskender Nazlı Başkanlığında toplanarak İl Özel İdaresi 2022 Yılı faaliyet raporunu oy birliği ile onayladı. Yozgat Vali Vekili Adnan Kayık ve İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Nazif Yılmaz’ın da katıldığı toplantıda Genel Sekreter Yılmaz 2022 yılında il genelinde yapılan çalışmalar hakkında sunum yaptı. Oylamaya sunulan 2022 yılı faaliyet raporu İl Genel Meclisi üyelerinin oylarıyla oy birliğiyle kabul edildi. Yozgat Vali Vekili Kayık toplantıda yaptığı konuşmada, ‘’2022 yılı faaliyet raporunu hep beraber görseller eşliğinde gördük. Çok güzel yatırımların ilimize dolayısıyla ülkemize hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bunlar Atatürk’ün ifadesiyle muasır medeniyetler yapılaşmasının birer tuğla taşlarıdır. Bu tuğla taşlarında emeği geçen sizlere ve sizlerin şahsında bütün çalışanlara teşekkür ediyorum’’ dedi.
Yozgat İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Yılmaz ise, Yozgat İl Özel İdaresi olarak 2022 yılında 7,4 kilometre BSK sıcak asfalt, sıkıştırılmış beton yol olarak 22,8 kilometre yol yaptıklarını söyledi. Sathi kaplama asfalt olarak 24,5 kilometre 1’inci kat, 142,2 kilometre 2’inci kat ve 2 kilometre de yama yaptıklarını dile getiren Yılmaz, ‘’Reglaj, Stabilize ve köy alt üst yapıları kapsamında 4,565 kilometre greyderli bakım, 1,204 kilometre malzemeli bakım, 3 adet kutu menfez çalışması yaptık. 169,910 metrekare kilitli parke ve 34.285 metrede bordür çalışmaları yaptık. Karla mücadele kapsamında 558 köy 8 bin 906 kilometre yolda karla mücadele çalışması gerçekleştirdik. Kanalizasyon çalışmaları kapsamında ise 12 proje çalışması yaptık. İçme suyu kapsamında ise 88 adet proje çalışması gerçekleştirirken, 44 adette elektrik ve motopomp çalışmaları yaptık. Program haricinde içme suyu ve kanalizasyon çalışması olarak 800 adet yenileme çalışması, yaptık. Yozgat tarımına da önemli katkılar sağladık. Tarımsal sulama kapsamında 10 adet tarımsal sulama projesini hayata geçirdik. Ayrıca Kilitli parke, bordür ve hazır beton tesisimiz faaliyetini sürdürürken, hayvan hastanemiz ve hayvan borsamız ise bu yıl içerisinde faaliyete geçecektir. Sağlık hizmetleri kapsamında ise 1 adet ASM-TSM hizmet binası, yaptık. Milli Eğitim yatırımlarımız kapsamında ise 3 tane Anaokulu, 4 tane İlköğretim okulu, 4 tane Orta okul, 2 tane Lise, 1 adet Spor Salonu, 1 adet Bilim Sanat Merkezi, 1 tane Halk Eğitim Merkezi, 1 tane kütüphane ve 1 tanede de özel eğitim merkezi yaptık. Kırsal alt yapı çalışmaları kapsamında 249 proje için 205 milyon 127 bin lira, proje ve üst yapı çalışmaları kapsamında 20 proje için 152 milyon 120 bin lira, idaremiz tarafından hazırlanıp hibeye layık görülen çalışmalar kapsamında 7 proje için 15 milyon 935 bin lira olmak üzere toplam 268 proje için 373 milyon 182 bin lira harcama yaptık’’ dedi. İhsan Çelikkaya -

TIRlar dualarla uğurlandı
Yozgat İl Müftülüğü ve Vakıf Şubesinin organizesinde Sorgun ve Çandır İlçe Müftülüklerinden de birer TIR insani yardım malzemesi desteğiyle, depremlerden olumsuz yönde etkilenen vatandaşlara destek olmak amacıyla, hayırseverlerin yardımlarıyla hazırlanan 3 yardım TIR’ı Yozgat İl Müftü Vekili Mustafa Balcıoğlu tarafından yapılan dua ile uğurlandı.
Yapılan uğurlama programına İl Müftü Yardımcısı Aybala Tuğba Uzuner, Din Görevlileri ve Vakıf gönüllüleri katıldı. Haber Merkezi -

“İlkbahar yağışlarına muhtacız”
Yozgat’ın İç Anadolu bölgesini temsil eden, geniş üretim alanları ile üretim deseni ile iklim parametreleriyle önemli bir bölge olduğunu belirten Güngör, Yozgat’ın şu an itibari ile kuraklıktan orta derecede etkilendiğini, kuraklıktan etkilenmesinin asıl düzeyini ilkbaharda alacağı yağışlarla göreceklerini vurguladı.
Son yılların en kurak kış mevsiminin yaşandığı Türkiye’nin önemli tarım bölgelerinden Yozgat’ın önümüzdeki üç aylık zaman diliminde beklenilen yağışları almaması durumunda ciddi sıkıntıların beklediği bildirildi. Geçtiğimiz yıl tam manasıyla yaşanılan kışın ardından bu senenin kurak geçmesi Yozgat çiftçisini de olumsuz etkiledi. Önümüzdeki günlerde beklenen yağışın gelmemesi durumunda ekinlerde ciddi sıkıntıların olacağı öngörülürken, Yozgat Bozok Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güngör Yılmaz, hem kuraklığı değerlendirdi hem de çiftçilere yapmaları gerekenleri anlattı. Güngör, yaptığı açıklamada, ‘’Tarımsal kuraklık, sosyoekonomik yönden baktığımızda ürün çeşitliliğinin azalmasına, üretim miktarının azalmasına, pazarlarda ürünlerin fiyatının yüksek olmasına, daha pahalıya ürün tüketilmesine sebebiyet verecek. Yani gıda güvenliği ve güvencesinin yeterince karşılanamaması gibi bir olumsuzlukla karşılaşacağız. Barajlarda su seviyesinin azalması ya da olması gereken seviyenin altına düşmesi tarım alanlarını tehdit edecektir. Kuraklık tarımsal sulama için gerekli suyun yetersizliğini, içme sularının azalmasını, biyolojik çeşitliliğin azalmasını tehdit edecektir. Diğer yandan da elektrik enerjisi yönünden de bize sorun yaşatacaktır. Dolayısıyla beklenilen yağış olmadığı takdirde noksanlıklar yaşanabileceğini ifade edebilirim. Yozgat ve civarında İç Anadolu bölgesinde Mart-Nisan ve Mayısa yağışlarına umut bağladık. Uzun yıllar ortalamalarına baktığımızda yağış gözüküyor ama bu yıl ne kadar gerçekleşir, onu önümüzdeki süreçlerde göreceğiz. Dolayısıyla Yozgat ve İç Anadolu bölgesinin kuraklıktan etkilenmesi düzeyi Mart-Nisan ve Mayıs’ta alabileceğimiz yağışlarla ilişkili. Kar yeterince yağmadı. Toprak gerçekten yeterince bir su rezervine ulaşamadı. Olası yağmurlar inşallah bizi korkulu olmaktan çıkartacaktır. Bir defa iyi bir üretim planlaması, ürün deseninin dağıtılarak sadece sulayarak yetiştireceği tek bir bitki değil başka bitkileri de dikkate alarak, olası bir riskin dağıtılması lazım. Adamın bin dekarlık alanı var, bunun tamamına ürününü ekerseniz, o da kuraklıktan etkilenirse kaybeder. O yüzden onun dağıtılması lazım. Sulanmadan yetiştiren bitkileri de ürün deseninde bulundurmamız lazım. Daha az su ile yetişebilen bitkileri de, farklı dönemlerde suya ihtiyaç duyan bitkileri de böyle bir çeşitlilik yapması lazım. Gübre verirken su konusuna dikkat etmesi lazım’’ dedi.
BİTKİLER GELİŞMEZ
Yağışların olmaması durumunda ya da yetersiz olması durumunda bitkilerin yeterince gelişemeyeceğinin altını çizen Güngör, ‘’Gübre olarak verdiğimiz besin maddelerini toprak yeterince almayacak belki de ürünler zarar görecektir. İlerleyen süreçte bazı zararlılar bitkileri tehdit edecektir. Bütün bunlar hem verimin azalmasına hem de şu an gelişen ürünlerde stres faktörlerinin artmasına neden olacaktır. Ekonomik olarak çiftçiye de, tüketiciye de kaybettirecektir. Belki de nihai olarak ülkemizin tarım ürünleri ihracatına ya da bazı tarım ürünlerine dayalı sanayi sektöründe hammadde tedarikinde bazı problemlere yol açacağını tahmin ediyoruz’’ diye konuştu. Haber Merkezi -

Kadın, hakları için savaş vermek zorunda kaldı
Demirel, yazılı olarak yaptığı açıklamada ‘’Tüm dünyada 8 Mart 1857 tarihinde New York şehrinde 15 bin dokuma işçisinin çalışma koşullarının, saatlerinin ve ücretlerinin insan onuruna yaraşır şekilde olmasını istemeleri üzerine kadın işçilerin greve başlaması ve polis tarafından fabrikaya kapatılması sonucu çıkan yangında 120 kadın işçinin hayatını kaybetmesi ile başlamış bir eşitlik arayışı mevcut olmuştur. ‘Emekçi kadın’, ‘kadın hakları’ ‘eşitlik’ ‘özgürlük’ gibi kavramlar bugünde tüm dünyada ön plana çıkmaktadır. Kadın, tarih boyunca her zaman hakları için savaş vermek zorunda kalmış; emeklerinin ve çabalarının karşılığını hakkıyla alabilmek için bir uğraş içinde bırakılmıştır. Toplumsal eşitlik, cinsiyet ayrımı yapılmaksızın her bir bireyin aynı haklara sahip olması demektir. Fakat, dünyanın her yerinde bu durum maalesef sağlanamamakta, kadınlar haklarına ve özgürlüklerine ulaşmakta güçlük çekmektedir.
Ülkemizde, geçtiğimiz yıl 334 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 245 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Avrupa ve OECD ülkeleri arasında erkeklerden fiziksel veya cinsel şiddet gören kadın oranının en yüksek olduğu ülke Türkiye. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) 2019 yılı verilerine göre Türkiye’de kadına şiddet oranı yüzde 38. Neredeyse 10 kadından 4’ü hayatında erkek şiddetine maruz kalıyor. OECD verileri “hayatlarından en az bir kere eşi veya sevgilisinin fiziksel ve/veya cinsel şiddetine maruz kalan kadınların oranını” gösteriyor. Resmi verilere göre gerek Avrupa ve OECD ülkeleri gerekse G20 üyeleri arasında kadına şiddetin en yüksek olduğu ülke Türkiye. Şiddet mağduru olan kadınlar, kağıt üzerindeki verilerde yalnızca rakam olarak görünse de, her biri yaşanamamış birer hayat, yarım kalmış hayaller ve umutlar. Ülkemizde, kadınların haklarının gözetilmesi ve şiddet mağduru kadınların korunması adına son yıllarda hukuki anlamda bir çok gelişme kaydedilmişse de, maalesef hala kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi, kadınların cinsel, fiziksel yahut psikolojik olarak erkek şiddetine maruz kalması gibi durumların önüne tam olarak geçilememektedir. Bu hususta, toplumun bilinçlenmesi; kadının toplumdaki yerinin ve öneminin ön plana çıkarılması çok büyük önem arz etmektedir. Erkek egemen bir toplumda yaşamak, kadınları her zaman bir adım geriye götürmektedir. Kadının ileri taşınması demek, aslında toplumun ileri taşınması demektir. Kadın, bir adım öne geldiğinde, içinde yaşadığı toplumu on adım ileri götürmektedir. Kadın, annedir; kadın, eştir; kadın, işçidir; kadın, emekçidir; kadın, halktır; kadın, toplumdur. Kadınların daha eşit ve daha özgür olduğu; kadın haklarının öneminin anlaşıldığı ve tüm kadınların haklara ulaşabildiği güzel bir dünya oluşturabilmek dileğiyle. Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun’’ dedi. Haber Merkezi -

Deprem ve afet bilinci anlatıldı
Yozgat Şehir Hastanesi Konferans salonunda Hastane çalışanlarına ve stajyer öğrencilere yönelik düzenlenen konferansta “Deprem ve Afet Bilinci” anlatıldı.
Yozgat Şehir Hastanesi Eğitim Birimi ve Yozgat Şehir Hastanesi Sivil Savunma sorumlusu Ercan Korkmaz tarafından sunumu yapılan konferans 2 gün sürdü. Çalışanların afetin ilk anından itibaren ne yapması gerektiği konusu üzerinde durulurken afet bilinci hakkında bilgiler verildi. Ayrıca geçtiğimiz ay yaşanan ve 11 İl’i etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremde Yozgat Şehir Hastanesinin deprem sonrasında afet bölgesinde yaptığı faaliyetler de anlatıldı.
Yozgat Şehir Hastanesi Başhekimi Uz.Dr.Mustafa Kozan konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi :
“Deprem, maalesef ülkemizin bir gerçeği. Depreme karşı almamız gereken önlemlerin başında. Hastanemiz tüm idari birimleri, deprem bölgeleri ve depremzede misafirlerimiz için seferber edildi. Çalışmalarımız ve psikososyal desteklerimiz aralıksız sürüyor.. Bu konuda yapılacak araştırma, geliştirme çalışmaları büyük önem arz ediyor. Bu çerçevede Hastanemiz çalışanları, şehrimize ve ülkemize her türlü katkıyı yapmaya açıktır.” Haber Merkezi -

Yozgat, deprem üretme potansiyeline sahip mi?
Hürriyet gazetesinde yer alan habere göre, Türkiye’de hem denizde hem de karada deprem üretme potansiyeline sahip 500’den fazla aktif fay bulunduğu kaydedildi. Bu fayların konumları 1945’ten itibaren belli aralıklarda yapılan araştırmalarla güncellenen ‘Türkiye Deprem Tehlike Haritası’ üzerinde görülebildiği, haritanın son olarak 2018’de yapılan çalışmalarla güncellendiği ve en yeni halnin isei 1 Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe girdiği ifade edildi.
Düşük riskli alanlar ise haritada sarı ve sarının tonlarıyla belirtiliyor. Ancak “düşük riskli” ifadesi bu bölgelerde hiç deprem olmayacağı anlamına gelmiyor. Nitekim, zaman zaman bu alanlarda da sarsıntıların yaşandığı vurgulandı. Haritada Yozgat, Ankara ve Nevşehir de sarı ve sarının tonlarıyla işaretleği belirtildi. Konya Teknik Üniversitesi Jeoloji Bölümü Başkanı ve Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şubesi Başkanı Prof. Dr. Fetullah Arık, ‘’Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) Diri Fay Haritası’na göre Yozgat, Ankara ve Kırşehir’de özellikle il merkezi yakınlarında deprem üretecek faylar bulunmuyor. Bununla birlikte söz konusu illerimizin çevresinde çeşitli boyutlarda diri faylarda yer alıyor. Örneğin Ankara’nın doğusunda Kırıkkale’nin güneyinde aktif Karakeçili Fay Zonu ve bunun biraz güneybatısında Bala Fayı ile daha güneyde Tuzgölü Fayı bulunuyor. Aynı bölgede Kırşehir’in kuzeyinde Akpınar Fayı ile Yozgat’ın güneyinde Boğazlıyan Fayı suskun olan diri faylar. Bu bölgede aletsel dönemde yaşanan büyük deprem kaydı bulunmuyor. Sadece Ankara’nın kuzeyinde 2000’de meydana gelen Çankırı-Orta depremi Çankırı’nın batısındaki Dodurga Fayı’na bağlı olarak oluşmuştu ama can kaybı ve hasara neden olmadı’’ dedi. Haber Merkezi -

Dualar depremzedeler için
Öğle Namazına müteakip Bilal Şahin Camii’nde yapılan programda; okunan Kur’an-ı Kerim’in ardından, tesbihatlar, salavatlar ve deprem bölgesinde hayatını kaybedenler için okunan hatimler İl Müftü Yardımcımız Aybala Tuğba Uzuner tarafından yapılan sohbet ve va’z-u nasihatin ardından yapılan dua ile bağışlandı. Haber Merkezi
-

Kadın sosyal olarak her alanda yer alıyor
Kadının yaşam hakkına saygı duymayan, kadın haklarını görmek istemeyen çağ dışı zihniyetin kadını adeta köle gibi gördüğüne dikkat çeken Taşkın, 8 Mart’ın kadın haklarına yönelik mücadele ve dayanışma günü olması nedeniyle önemine dikkat çekerek şunları söyledi:
‘’Tarihimizde kadının önemli bir yeri var. Kadın devlet yönetiminde söz sahibi olmuştur. Günümüzde de fırsat eşitliği sağlanmalıdır. Eğitimden yönetime kadar karar alma sürecine dahil olması doğal hakkıdır. Cinsiyet eşitsizliği gibi ayrımcılığa son verilmelidir. Dinimizde kadına verilen önem bilinmektedir. Bu açıdan bakıldığında kadının da insan olduğu ve haklarının bulunduğu anlaşılmalıdır. Kadının yaşama, eğitim, ekonomik vs. hakları vardır. Ülkemizde kadın cinayetleri ne yazık ki artmıştır. Kadınlarımızın korunamaması ve cinayetlere kurban verilmesi günümüz Türkiye’sinde Müslüman bir ülkeye yakışmıyor. Kadının yaşam hakkına saygı duyulmalıdır. Kadın, sosyal ve siyasal ortamda ve kamusal alanda olmalıdır. Bu hakları önleyici, ayrımcılığa ve eşitsizliğe neden olan sosyal, siyasal, ekonomik her türlü olumsuzluklar önlenmelidir. Birey olarak kadın haklarına saygı duyulmalı, kadın haklarını koruyup kollayacak politikalar geliştirilmelidir. Özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında cinsiyet eşitsizliğini çağrıştıracak söylemler ve uygulamalar önlenmelidir. Kadın haklarının kaybına neden olabilecek, kadın haklarını ikinci plana atacak, özgürlüğünü engelleyecek her türlü girişim ve söylem ile buna yönelik politikaların karşısında olmak zorundayız. Bu duygu ve düşüncelerle, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Hz. Peygamber Efendimizin “Cennet anaların ayakları altındadır” diyerek kadının önemine işaret eden hadisi çerçevesinde kadınlarımızın yaşam hakkına saygı duyulacağı, kadına yönelik insan hakları ihlallerinin son bulacağı; kadın haklarını koruyan, gözeten ve kadının eşit olarak tüm haklardan yararlandığı bir gelecek temennisiyle sağlıklı ve huzurlu bir yaşam temenni ediyorum.” Haber Merkezi -

Kadını Türk milletindeki rolü önemlidir
Tuğrul, ‘’Büyük Türk milletinin şanlı tarihi boyunca hayatın her alanında var olan kadınlarımız, Türk devletlerinin kurulmasında ve milli mücadelede önemli rol oynamıştır. Tomris Hatun, Altuncan Hatun, Halide Edip, Nezahat Onbaşı ve niceleri. Türk kadının şerefli karakteri geçmişten bugüne erozyona uğramadan yükselmeye devam etmiştir. Mücadelenin simgesi olan ve bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak anılan özel günde, başta şehitlerimizin, gazilerimizin anne ve eşleri şerefli Türk Kadınları olmak üzere tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyoruz. Ayrıca; 6 Şubat günü yaşanan deprem felaketinde yitirdiğimiz, kadınlarımızı ve tüm vatandaşlarımızı anıyor, Allah’tan rahmet diliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun’’ dedi. Haber Merkezi
-

Köse: Toplumumuzda kadın annedir
Başkan Köse, mesajında şu ifadelere yer verdi: “Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)’in, “Cennet annelerin ayaklarının altındadır” hadisine mazhar olan, yaşamımızın her anında yanımızda yer eden, yüreklerindeki sevgi ve şefkati bizlere karşılıksız sunan değerli hanım kardeşlerimiz; Bizler sizlere yönelik her türlü ayrımcılığı ve istismarı red eden bir geleneğin, kadını her zaman baş tacı eden bir medeniyetin mensuplarıyız. Toplumumuzda kadın annedir. Kadın, fedakâr ve cefakârdır. Kadınlarımız; bizlerin en iyi şekilde yetişmesini sağlayan, gelecek nesillerin mimarlarıdırlar. Kadınlarımız toplumsal yaşamın her kademesinde ve her zaman önemli sorumluluklar yüklenmişlerdir. Kısacası kadın elinin değdiği yerde, kadının olduğu her alanda emek vardır, sağduyu vardır, fedakârlık ve sabır vardır. Yozgat Belediyesi olarak şehrimiz için yaptığımız projelerimizde hanım kardeşlerimizi de düşünerek hareket ediyoruz. Hanım kardeşlerimizin üretime katılmalarını ve istihdamlarını önemseyerek adımlar atıyoruz. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük değer verdiği Türk Kadını, 1934 yılında seçme ve seçilme hakkı kazanarak, siyasi ve toplumsal hayatta birçok dünya devleti kadınından önce söz sahibi olmuştur. Bundan sonra da başımızın tacı olan kadınlarımızı her alanda daha ileriye taşımakta kararlıyız.
Bu vesile ile fedakârlığın, emeğin, karşılıksız sevgi olan anneliğin ve insanlığın umudunu yeşerten, aile ve toplum yapımızın temel direği olan tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyorum.” Cemil MERMERTAŞ -

Amacımız Yozgat’ı daha güzel bir kent haline dönüştürmek
6 Şubat’ta meydana gelen ve ülkenin en büyük deprem felaketi olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli depremin yaralarının sarılması için Hatay’ın Hassa ilçesinde görev yapan Belediye Başkanı Celal Köse, bir yandan Yozgat’ta devam eden projeleri takibini yaparken, bir yandan da deprem bölgesindeki depremzedelerin yaralarının sarılması ve hayatlarının kolaylaştırılması noktasında kendi ekibiyle bölgede çalışmalarını sürdürüyor.
Depremin ardından Hassa ilçesinde yoğun bir çalışma içerisinde olan Başkan Köse, hafta sonu geldiği Yozgat’ta belediyenin üzerinde durduğu çalışmaları takip ederek ilgili birimlere projelerin tamamlanması noktasında talimatlarda bulundu.
ALTYAPI ÇALIŞMALARINDA 50 KİLOMETRE SU BORUSU YENİLENMESİ YAPILDI
Büyük altyapı çalışmalarında şuana kadar 50 kilometre su borusu yenileme çalışmasının yapıldığını vurgulayan Başkan Köse, bunların 20 kilometresinin abone bağlantıları olduğunun altını çizdi.
Köse, “Biz Yozgat’ta bir hamle başlattık. Keşke önceki yıl başlasaydı şimdi bitme noktasına gelmişti. Şuan çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam ediyor. Müteahhit ile görüştük, şimdi üç ekibimiz çalışıyor, önümüzdeki hafta sonuna doğru bunu 10 ekibe çıkartıp devam edeceğiz. Biz 9’uncu ayın sonuna bu işi bitirmeyi planlıyoruz. 9’uncu, 10’uncu, 11’inci ay olur ama bu sene sonuna kadar inşallah alt yapımızı bitireceğiz ki hemen üst yapımızı yapalım. Şimdi yaptığımız yerlerde biz alt yapıya yaptıktan sonra üstüne asfaltını, kaldırımlarını ışıklandırmasını yapıp orayı sıfırdan yeniden inşa ediyoruz ki bundan sonra dönüp daha geriye bakmayalım. Hiç olmazsa 10 yıl 15 yıl o cadde öylece kalsın diye büyük mücadele veriyoruz. Hep yeni malzemelerle daha yaşanabilir daha güzel bir şehir inşa etmeye çalışıyoruz.”dedi.
BU YIL BÜYÜK PROJELERİMİZİ TAMAMLAYARAK HİZMETE AÇACAĞIZ
Bu yıl büyük projeleri tamamlayarak hizmete açacaklarını vurgulayan Başkan Köse, “
Hal iş merkezi müteahhidi ile de görüştük oda hemen bu hafta sonu işine başlayacak. Oradaki işimizi de kısa süre içerisinde bitirip hemen arkadaşlarımıza da teslim etmek istiyoruz. Gençlik Merkezi İnşaatımız başladı devam ediyoruz. Spor Vadisi’ndeki İnşaatımız devam ediyor, orada bir sıkıntımız yok. Şefkat evi projemiz şu anda mütahit’imiz başlamak üzere orada bir sıkıntımız yok. Konaklarımızın ihalesi oldu önümüzdeki hafta inşallah konaklarımızda da faaliyetler başlar. Bilim Merkezi İnşaatımız vardı, yerini ayırdık projeleri bitti yaklaşık 70-75 Milyon TL civarında da yatırım maliyetimiz var. Tabi bunun bir kısmını Sanayi Teknoloji Bakanlığı TÜBİTAK üzerinden geçen yıl 18 milyon liraydı. Bunu da muhtemelen iki veya üç katına çıkartacağız ek protokolü, bir kısmını da artık başka kurumlardan hibe yöntemiyle alabilirsek alacağız, yoksa belediye olarak biz üstleneceğiz. Bilim Merkezimizin de ihale dosyasını bu hafta proje etüt müdürlüğümüz ilgili birime iletecek, kamu ihale kurumuna ileteceğiz, bu ayın sonuna doğru muhtemelen de ihalesini yapmış olacağız. Oda geleceğimiz için büyük bir iş.”diye konuştu.
BÜYÜK CAMİ PROJEMİZİ BU YIL BİTİRECEĞİZ
Yozgat’ın vitrini konumundaki Büyük Cami Projesini de bu yıl sonuna kadar bitirmeyi planladıklarını vurgulayan Başkan Köse, “Aslında kanayan yaramız Büyük cami çevresi. İhalesini iki yıl önce vermemize ve geçen yıl teslim alacak olmamıza rağmen, Pandemi dönemiydi, fiyat geçişi derken müteahhit firmayla pek çok sıkıntı yaşadık. En son biz şunu talep ettik. Dedi ki bu iş hani cumhurbaşkanlığı seçimine yetişmeyi bırakın yerel seçimlere bile yetişmez ve lütfen bu ihaleyi iptal edin, yeniden bir müteahhide verin, yoksa parasını biz hibe yöntemiyle alalım kendimiz yapalım dedim. İlgili yazışmaları da yaptık bu hafta, önümüzdeki hafta veya ilgili firmayla fesih işlemleri başlayacak, ya tekrar ihale, ya da parasını biz alıp işe biz devam edeceğiz ki hiç olmazsa orada işin yüzde 70’i bitti yüzde 30 kaldı. Onu da bu yıl inşallah bitireceğiz.”şeklinde konuştu.
İKİNCİ ASFALT PLENTİMİZİ HİZMETE AÇACAĞIZ
Bir aya kadar ikinci asfalt plentisini hizmete açacaklarını söyleyen Köse, “Pazartesi günü asfalt plentimizi çalıştırdık, ikinci asfalt plentimizin alt yapısını yaptık bir ay içerisinde de ikinci asfalt plentimizi yapacağız. Yani saatte şu anda 120 ton civarında asfalt çıkartıyoruz. Bu rakamı saatte 350 tona çıkaracağız. Bu yıl malum 212 kilometre su ve kanalizasyon işimiz var ya bunu 10’uncu aya kadar bitirmeyi planlıyoruz. İlgili firma, biz de arkasından hemen asfaltlarını serip çıkacağız ki yetiştirmemiz ancak üç veya dört ekiple mümkün olacak. Bir taraftan alt yapı yapılacak, bir taraftan su verilecek, bir taraftan evlere bağlantı yapılacak, bir taraftan da üst yapı yapılacak. Bunun koordinesini ilgili birim müdürlerimizle yaptık. Nasip olursa tüm birim müdürlerimizle hem geçen sürenin değerlendirmesi hem de önümüzdeki bir aylık, üç aylık, sekiz aylık yapacakları iş şeması, iş planda hep birlikte yapacağız. Bu senenin sonunda hem alt yapıyı hem de asfalt işini tamamen bitirme hedefimiz var. Park ve bahçelerimizin üç tane projesi var. Onları ihale aşamasında getirdik.”dedi.
HİZMETLERİMİZİ EL BİRLİĞİ İLE TAMAMLAYACAĞIZ
Çalışmaların yoğun bir şekilde devam ettiğini vurgulayan Başkan Köse, el birliği ile bu yıl sonuna kadar hizmetleri tamamlayacaklarının altını çizdi.
Köse, “Sürecimizi iyi götürüyoruz. Tabi ilk zamanki o mali sıkıntıları hibe yöntemleri ile arsa satma yöntemleri ile aştık Allah nasip ederse zaten bu yılki bütçemiz bir 1 milyar 350 milyon. Belki de bu güneş enerjisi ile 150 milyon daha artacak, yani 1,5 milyar gibi bir bütçemiz oluyor bu sene. Sonuçta bir hizmet için geldik hizmetimiz Allah nasip ederse bu sene sonuna kadar da inşallah el birliği ile de bitirmiş olacağız ki şehrimizin kanayan yarasıydı altyapı. Yüzyıllar boyunca hiç el vurulmadan tertemiz borulardan içme suyu içeceğimiz, ve enerji maliyetini ve su maliyetleri düşürebileceğiniz bir projeydi asırlık bir proje evladiyelik bir proje.”ifadelerini kullandı. Haber Merkezi -

Depremden sonra talep arttı
6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında yıkılan ve hasar alan binlerce bina, sigortayı yeniden gündeme getirdi. Her ne kadar adı ‘Zorunlu Deprem Sigortası’ olsa da konutların yalnızca yüzde 54.7’si bu sigortaya sahipti. Yani her 100 konuttan yaklaşık 55’i depreme karşı sigortasını yaptırmıştı. İki büyük deprem sonrasında yaşanan acı durum, Zorunlu Deprem Sigortası’na talebi artırdı.
Yozgat’ta uzun yıllar Kadir Şahin Sigorta olarak faaliyetini sürdüren Kadir Şahin, yaşanan depremden dolayı Yozgat’ta da deprem sigortası yaptıranların sayısında büyük artış yaşandığını söyledi.
Büyük depremin yaşandığı 6 Şubat tarihi sonrası vatandaşların konutlarını zorunlu deprem sigortası yaptırmak için sigorta acentelerine yöneldiğini vurgulayan Şahin, “Deprem öncesi sadece konut satış ve kiralamalarda deprem sigortası yaptırılıyordu. Yaşanan büyük deprem felaketinin ardından ülke genelinde olduğu gibi ilimizde de vatandaşlarımız süresi biten konutlarının deprem sigortasını yaptırmak için sigorta acentelerine müracaat ediyor. deprem sonrası haftalarda daha fazla bir yoğunluk yaşandı. Şuan ise rutine yani normale döndü. Buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum. Allah korusun olası durumlara karşı vatandaşlarımız konutlarını yada lüks gruba giren araçlarını şimdiden sigorta yada kasko kapsamına almaları kendilerinin menfaatine olacaktır. Sadece konut için değil örneğin geçenlerde bir arkadaşımız Ankara’da basit bir kaza yapmış. Kaza basit fakat kaskosu olmadığı için 100 Bin TL ekstra para çıkacak. Elbette cana gelmesin mala gelsin fakat artık araçlarında kaskosunu yaptırmak büyük ölçüde önem arz ediyor. 10-15 Bin lira’yı belki önemsemiyoruz ama 150-200 Bin TL ile telafi etme durumunda kalıyoruz.”diye konuştu. Ferhat ÖZER -

Cemre’nin sonuncusu toprağa düştü
Kış mevsiminin bitişi ve bahar mevsiminin gelişinin habercisi olarak bilinen Cemrenin ilki 20 Şubat’ta havaya düşmüştü. Üç tane olan cemrenin ikincisi ise 27 Şubat’ta suya düştü. Üçüncü ve son Cemre ise 5-6 Mart tarihinde toprağa düştü.
CEMRE NEDİR?
Arapça kökenli bir kelime olan cemrenin sözlük anlamı kor, yani ateştir. Halk arasında ise sıcaklığın artması olarak bilinir. Cemrenin ilkbahar başlamadan hemen önce 7 gün arayla havaya, suya ve toprağa sırasıyla düştüğüne inanılır. Bu düşen cemreler sayesinde hava, su ve toprak ısınır. Cemre düşmesi Türk kültüründe de önemli bir yere sahiptir. Halk arasında cemre düşmesiyle birlikte Hıdırellez ve nevruz kutlamaları başlamaktadır. Cemre düşmesi Türk kültüründe de önemli bir yere sahiptir. Kültür ve edebiyat alanında kendine yer bulmuştur. Osmanlı zamanında Divan şairleri cemre zamanlarında önemli kişilere övgü şiirleri yazarlardı. Bu şiirlere ‘cemreviye’ denilmektedir. Nazife EKİCİ -

“Uzman Eller” desteklenecek
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kırsal alanda yaşayan/yaşamayı taahhüt eden; meslek yüksekokulları ile üniversitelerin tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda, su ürünleri eğitimi veren bölümlerinden mezun olanların mahallinde uygulayacağı bitkisel üretim, hayvansal üretim, su ürünleri üretimi, yöresel ürünlerle tıbbi- aromatik bitki üretimi ile bu ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik projelere KDV hariç 250 bin TL’ye kadar hibe desteği verilecek.
NELERİ KAPSIYOR?
Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında, Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projelerinin Desteklenmesine Yönelik Yatırım Konuları:
1) Hayvansal üretime yönelik projeler: Büyükbaş hayvan yetiştiriciliği, Süt ve besi sığırı yetiştiriciliği, Manda yetiştiriciliği, Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği, Süt ve besi için keçi ve koyun yetiştiriciliği, Arı yetiştiriciliği ve bal üretimi, Ana arı yetiştiriciliği, arı sütü, polen ve benzeri arı ürünleri üretimi, İpekböceği yetiştiriciliği ve tesis yapımı.
2)Bitkisel üretime yönelik projeler: Kapama meyve bahçesi tesisi, Fide, fidan yetiştiriciliği, İç ve dış mekân süs bitkisi yetiştiriciliği, Kontrollü örtü altı yetiştiriciliği, Kültür mantarı üretimi ve tesis yapımı, Organik ve organomineral gübre üretim tesisleri, Bitkisel üretimde zararlı organizmalar ile mücadelede kullanılan biyolojik veya biyoteknik mücadele ürünlerine yönelik üretim projeleri.
3)Su ürünleri üretimine yönelik projeler (Maksimum üretim kapasitesi 29 ton/yılı aşmaması koşuluyla): Alabalık, yayın balığı, sazan, mersin balığı, tilapia, karabalık entansif üretim tesisleri ve/veya kuluçkahaneleri, Midye, ıstakoz ve kara salyangozu entansif üretim tesisi.
4) Coğrafi işaretli ürün ve geleneksel ürün üretimine yönelik projeler
5) Yukarıda belirtilen ve üretimi yapılan ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanmasına yönelik projeler
8 MAYIS SON GÜN
Başvurular 1 Mart-8 Mayıs 2023 tarihleri arasında e-Devlet girişi ile uzmaneller.tarimorman.gov.tr web sitesi üzerinden istenen bilgi girişi ve belgelerin yüklenmesi ile yapılacak.
İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Kırsal Kalkınma ve Örgütlenme Şube Müdürlüğü, İl Proje Yürütme Biriminden teknik destek ve detaylı bilgi alınabiliyor. / Yusuf BAĞCI -

Destek alarak işini daha da büyütmek istiyor
3 yıl önce devlet destekli projelere katılıp eğitimler aldığını hatırlatan Selvi, “Köyümde Yaşamak için Bir Sürü Nedenim Var” projeleriyle koyunculuğa başladı.
Ülkede hayvancılığın desteklenmesi üzerine yapılan teşvikler sebebiyle bu mesleğe başlayan Selvi, 3 yıllık süre zarfında 80 konun ile başladığı küçükbaş hayvancılıkta bu sayıyı 175’e çıkardı.
“HEM YETİŞTİRİP HEM ÇOBANLIK YAPABİLİRİM”
Şuan elinde 90 koyunu olduğunu ve elindeki ahır imkanı ile ancak bu kadara bakabildiğini ifade eden Çoban Selvi; ”Koyunlarımın çoğunu sattım, yine başladığım noktaya 95 koyun sayısına düştüm. Bu yılım tamamen boşa gitti. Ben bu peygamber mesleği işimi bırakmak istemiyorum. İhtiyacım olan ise sadece hayvanlarımı koyabileceğim bir çadır. Sıfır ya da ikinci el fark etmez. Hayvanlarımı barındırabileceğim büyük bir çadırım olursa yüzlerce koyuna bakar, hepsinin de çobanlığını yaparım. Yetkililerden destek bekliyorum” diye konuştu. Cemil MERMERTAŞ














