Ticaret ve Sanayi Odası’nın (TSO) katkılarıyla, KOBİ Fuarcılık tarafından düzenlenen ve 3 gün sürecek olan 11. Tarım Gıda ve Hayvancılık Fuarı 26-29 Ağustos tarihinde açılacak.
Yozgat ekonomisine önemli katkı sağlayan ve 89 firma ve 624 markanın katılacağı Yozgat Tarım Gıda ve Hayvancılık Fuarı’nda önemli bir ticari hacmin oluşması bekleniyor.
KOBİ Fuarcılık tarafından organize edilen ve Yozgat Valiliği, Yozgat Belediyesi ve Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası tarafından desteklenen 9. Yozgat Tarım Gıda ve Hayvancılık Fuarı’nın açılışı saat 11.00’de yapılacak. Yozgat ekonomisine önemli katkı sağlayan birçok firma ve markanın katılacağı 11. Yozgat Tarım Gıda ve Hayvancılık Fuarı’nda önemli bir ticari hacmin oluşması bekleniyor.
Yozgat’ın tarım sektörünün tanıtımı açısından büyük önem taşıyan ve fuar sektöründe Türkiye’de büyük prestij sahibi olan 11. Yozgat Tarım Gıda ve Hayvancılık Fuarı’nda tarım makinaları ön plana çıkacak. Tarım ve hayvancılık üzerine alet ve ekipmanların ağırlıklı olarak sergileneceği fuarda teknolojik donanımlara sahip traktörler yer alacak.
BÖLGESEL OLMA YOLUNDA İLERLİYOR
KOBİ Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Tokat, Türkiye genelinde fuar için tanıtım çalışması yaptıklarını ve tarım sektörünü davet ettiklerini söyledi. Fuarın bölgesel olma yolunda ilerlediğini açıklayan Tokat, günümüzde üretilen mal veya hizmetleri tanıtmanın en etkili yollarından birisinin fuar organizasyonları olduğunu belirterek, ülkemizle ticaret yapmak isteyen ülkelerden gelen binlerce ziyaretçinin yanı sıra halkımızın da yoğun ilgisiyle açılan fuarlar sayesinde, birçok firma ürünlerini doğrudan hedef kitlesine ulaştırabilmekte olduğunu aktardı.
ZİYARETÇİ REKORU BEKLENİYOR
Gıda, Tarım ve Hayvancılık fuarını çiftçi paydaşları ile ortak düzenlediklerini belirten Tokat, “Ticaret ve Sanayi Odası, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, Ziraat Odaları, Ticaret Borsası gibi çiftçi paydaşları ile ortaklaşa düzenliyoruz. Onlar üç gün boyunca üyelerini fuara getirip, fuarı görme imkanı sunuyorlar. Fuarımızın geçmişe göre çok daha fazla ilgi göreceğini ve ziyaretçi rekoru kıracağını düşünüyoruz” diye konuştu. (Yusuf Bağcı)
Kategori: Yaşam
-

Tarım fuarı açılıyor
-

Servis sayısı artırıldı
Yozgat Şehir Hastanesi, ilde artan Kovid-19 vaka sayıları nedeniyle hastanede Kovid-19 servis sayısını artırdı.
Yozgat Şehir Hastanesi Pandemi Kurul Toplantısı Hastane Başhekimi Uz. Dr. Mustafa Kozan Başkanlığında yapıldı.
Başhekim Kozan Başkanlığında; idari ekip ve hekimlerin katılımıyla gerçekleştirilen kurul toplantısında; Hastanede Covid-19 verileri incelenerek servislerde ve yoğun bakımlarda yatan hasta sayılarında artış olduğu gözlemlendi. Artan kovid-19 vakaları nedeniyle hastanede servis sayısı da artırıldı.
Başhekim Kozan, “Covid- 19 yatan hasta sayımızdaki artış sebebiyle D yoğun bakım salonu Covid-19 hastalarına hizmet vermek için tekrar aktif hale getirilerek hekim ve sağlık personeli planlaması yapıldı. Poliklinik sayılarımız hekim başı 50 hasta olarak tekrar düzenlenmiştir.
Günübirlik ameliyatlar ileri bir tarihe kadar ertelendi. Hastanemizde Elektif Cerrahiler bir sonraki Pandemi Kurulunda görüşülmek üzere ertelenmiştir. Buna yönelik almış olduğumuz tedbir ve çalışmalara devam ediyoruz.”diye konuştu. (Ferhat Özer) -

Sorgun’un çehresi değişiyor
Başkanlık görevini devraldığı günden bu yana önemli projeleri hayata geçiren Belediye Başkanı M Erkut Ekinci, yaptığı çalışmalarla ilçenin çehresini değiştirmeye devam ediyor.
Göreve geldiği günden itibaren yaptığı çalışmalar içerisinde takdir topladığı en önemli hizmet olan asfalt yenileme ve tüm peyzaj işlemlerini aralıksız sürdüren Başkan Ekinci, belediye olarak çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.
Yozgat’ın nüfus olarak en büyük ilçesi olan Sorgun’da uzun yıllardır, ‘yol medeniyettir’ kavramı telaffuz dahi edilemiyordu.
Ticari hacim olarak ise Sorgun yine Yozgat’ın ilçeleri arasında özellikle başı çekmesine rağmen, çevre yolundan ayrılıp şehrin içerisine girildiğinde dar, düzensiz ve bakımsız yollarıyla eleştiri oklarına hedef oluyordu.
Sorgun’un alt ve üst yapı hizmetleri yıllardır ömrünü doldurmuş olmasına rağmen meşakkatli bir hizmet olması sebebiyle geçmiş dönemlerin belediye ekiplerince görev edinilip bu büyük işe girişilmiyordu.
Ancak 31 Mart 2019 yerel seçimleriyle Sorgun Belediyesine Milliyetçi Hareket Partisinden göreve gelen Mustafa Erkut Ekinci, uzun ve sıkıntılı bir süreç olacak olmasına rağmen bu meşakkatli görevi üstlendi.
Başkan M. Erkut Ekinci, çarşı esnafı ve tüm ilçe halkını bir sürede olsa sıkıntıya sokacak bu çalışmalarda vatandaşlardan gelecek her türlü tepkiyi göğüsledi ve ilçe merkezini cadde, sokak baştan aşağı yeniledi.
Bu sürecin sonunda ise Sorgun gibi büyük bir ilçede, iki aracın yan yana rahatla geçemediği caddelerin yerini, birbirinden ayrılmış konforlu yollar aldı.
Sorgunlu vatandaşlar kaldırım düzensizliği sebebiyle artık kendini araç yolunda yürümek zorunda hissetmiyor ve geniş kaldırımlarına kavuştu.
Eskimiş alt yapı su boruları ise günümüz çağına uygun hale getirilerek uzun yıllar boyunca kullanılabilecek kaliteye ulaştırıldı.
Çalışmalara aralıksız olarak devam eden Başkan Ekinci, ‘Yol medeniyettir’ düsturuyla hizmette dur durak bilmiyor.
Son olarak yine ilçede devam eden çalışmaları sosyal medya hesabından paylaşan Başkan Ekinci şu açıklamalarda bulundu: ”Değerli hemşehrilerim; Sorgun’un yollarını halı serer gibi asfaltlıyoruz. Merkezden başlayıp kenarlara doğru ilerleyen yol çalışmalarımız ile şehrimize değer katmaya devam ediyoruz. Şehrimize ve hemşehrilerimize yakışan konforlu ulaşımı ile örnek olacak yollarımız;Cengiz Topel Caddesi, Müftüoğlu Caddesi, Belediye Caddesi, Şehit Fırat Yılmaz Çakıroğlu Caddesi. Kısa süre içerisinde gerekli çevre düzenlemelerini yaparak Sorgun’a yakışır cadde ve sokaklarımıza yenilerini eklemeye devam edeceğiz.” -

Jandarma’dan köylerde bilgilendirme
Yozgat Valiliğince desteklenen “Güçlü Aile, Güvenli Gelecek” projesi kapsamında; Yozgat İl Jandarma Komutanlığı Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Çocuk Kısım Amirliği personeli tarafından Yozgat’a bağlı Musabeyli, Dereboymul ve Güneşli köylerinde vatandaşlara Ailenin Önemi, Aile İçi Şiddet, Aile İlişkileri Nasıl Olmalı, “KADES” Uygulaması, En İyi Narkotik Polisi: ANNE “UYUMA” projeleri hakkında bilgilendirme yapıldı.
Proje kapsamında Musabeyli, Dereboymul ve Güneşli köylerinde 103) kadın, 137 erkek olmak üzere toplam 240 vatandaş bilgilendirildi.
Projenin başladığı tarihten itibaren (530) kadın, (530) erkek olmak üzere toplam (1060) vatandaşa bilgilendirme yapılarak, (113) kadının telefonuna KADES uygulaması yüklendiği belirtildi.
Yapılan faaliyette ayrıca Covid-19 salgın hastalığına karşı alınması gereken tedbirler kapsamında temizlik, maske ve mesafe kuralları tekrar hatırlatılarak proje kapsamında broşür, maske, dezenfektan ile çeşitli hediyeler dağıtıldı. -

E- Tebligat ile 1 Milyar TL tasarruf sağlandı
Yargısal süreçlerin hızlanmasını, kağıt tasarrufu ve çevrenin korunmasını sağlayan e-tebligat ile bugüne kadar 72 milyon 580 binden fazla ileti muhataplarına elektronik ortamda ulaştırılması ile yaklaşık 1 milyar lira tasarruf sağlanırken, 43 bin 188 ağaç da korunmuş oldu.
Adalet Bakanlığının hizmete sunduğu e-tebligat uygulaması, yargısal süreçlerin hızlanmasını, kağıt ve emek tasarrufu sağlıyor. Kağıt tasarrufu sayesinde de binlerce ağaç korunuyor.
KAĞIT TASARRUFU İLE 43 BİN AĞAÇ KORUNDU
Uygulamanın başladığı günden bu yana 72 milyon 584 bin 256 tebligat, elektronik ortamda muhataplarına gönderildi. Böylece 961 milyon 748 bin 298 lira tasarruf edildi. Tebligatların elektronik ortamda gönderilmeye başlanmasıyla birlikte 2 bin 540 ton kağıt tasarrufu da sağlandı. Kağıt kullanımının önlenmesiyle ayrıca 43 bin 188 ağaç kesilmekten kurtarılarak, korunmuş oldu. Elektronik ortamda yapılan tebligatların anlık olarak gerçekleşmesi, yargılamaların hızlandırılmasını katkı sağladı.
E-TEBLİGAT 2019’DAN İTİBAREN BAZI TÜZEL KİŞİLER İÇİN ZORUNLU HALE GETİRİLDİ
Adalet Bakanlığı e-tebligat uygulamasını 2015 yılında ihtiyari olarak hizmete sundu. Uygulamanın sağladığı faydaları gözlemleyen Bakanlık, uygulamayı 1 Ocak 2019’dan itibaren tüm kamu kurum ve kuruluşlarına, özel hukuk tüzel kişilerine, noterlere, avukatlara, arabulucu ve bilirkişilere zorunlu hale getirdi. Zorunluluk dışında kalan gerçek ve tüzel kişiler ise elektronik tebligatı ihtiyari olarak kullanabiliyor.
POSTADAN KAYNAKLI GECİKMELER ORTADAN KALKTI
Uygulamadan önce fiziki tebligatlar ceza mahkemelerinde ortalama 14 gün, hukuk mahkemelerinde ortalama 11 gün içinde alıcıya ulaşırken, e-tebligatın yaygınlaşmasıyla yargılamalarda postadan kaynaklı gecikmeler de ortadan kalktı. Böylece saniyeler içerisinde alıcının adresine ulaşan e-tebligatlar zaman kaybının önüne geçti.
Elektronik tebligat adresi almak için başvurular PTT’ye yapılıyor. Oluşturulan elektronik tebligat adresleri Ulusal Elektronik Tebligat Sistemine (UETS) kaydediliyor. Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen 5. günün sonunda yapılmış sayılıyor. -

Yozgat’tan Nevşehir’e “Kardeş Şehir” Projesi
Yozgat ve Nevşehir illeri arasında ekonomik ve sosyal bağları güçlendirmek bölge turizm ve ekonomisine katkıda bulunmak amacıyla DUYKON Kadın Kolları Genel Başkanı Aysel Arslan öncülüğünde ve ORAN Ajansı Danışmanı Kamil Duman ile birlikte Yozgat’tan Nevşehir’e Kardeş Şehir projesi çalışması başlatıldı.
DUYKON Kadın Kolları Genel Başkanı Aysel Arslan, yaptığı açıklamada; 31 Ağustos tarihinde Kapodokya’ya yönelik bir program düzenlediklerini belirterek, amaçlarının iki kardeş şehrin tarihi ve kültürel değerlerinin tanıtılması olduğunu söyledi.
Arslan, “ Yozgat ve Nevşehir illerimiz arasındaki bağları güçlendirerek bölge turizm ve ekonomisine katkıda bulunmak maksadıyla başlatmış olduğumuz Kardeş Şehir Projesi kapsamında yapılacak olan faaliyetlerimizin kamuoyu tarafından tanıtımı için iki şehrimizde görev yapan gazetecileri bir araya getirerek Yozgat’ımızın tarihi ve kültürel değerlerini, turizm cenneti olan Nevşehir’in destek ve tecrübelerinden de faydalanarak en iyi şekilde tanıtmak istiyoruz. Aynı zamanda sosyal, kültürel, sportif, ekonomik v.b alanlardaki ilişkileri güçlendirmeyi hedefliyoruz.”diye konuştu. (Yusuf Bağcı) -

Minikler Futbol Şenliği tamamlandı
Yozgat Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu tarafından projelendirilen ve Yozgat Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından desteklenen “Hepimiz Şampiyonuz Geleneksel 66 U13 Minikler Futbol Şenliği” tamamlandı.
21-23 Ağustos 2021 tarihleri arasında Yozgat dış sahada düzenlenen şenliğe, Yozgat Spor Futbol Okulu, Şefaatli Futbol Okulu, İlhan Özbay Futbol Okulu, Sorgun Belediyespor, Yozgat Belediyesi Bozokspor, Akdağmadeni Kayseri Futbol Okulu, ve Yurdum Gençlik ve Spor takımları olmak üzere toplam 7 futbol okulu ve kulübü katıldı.
Normalleşme süreci ile birlikte uzun süredir sahalarda olmayan, müsabakaya oynayamayan minikler yeniden sahalara dönmenin heyecanını yaşadı.
U13 takımlarının mücadele ettiği müsabakalarda geleceğin yıldız futbolcuları performansları ile göz doldurdu.
Hepimiz Şampiyonuz Geleneksel 66 Minikler Futbol Şenliği adı altında düzenlenen etkinlikte şenliğe katılan bütün takımlar şampiyon olarak ilan edildi.
Düzenlenen minikler futbol şenliği ile geleceğin yıldızı minik futbolcu adaylarının maç tecrübeleri kazanmalarına olanak sağlanmış oldu.
Müsabaka sonrası düzenlenen tören ile şenliğe katılan takımlara kupaları verildi.
Yozgat dış sahada düzenlenen kupa törenine Yozgat Valisi Ziya Polat, Yozgat Belediye Başkan Yardımcısı Murat Tanışman, Yozgat Gençlik ve Spor İl Müdürü Rasim Parlak, Yozgat Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı Hakan Bektaş ve Yönetim Kurulu üyeleri katıldı.
Şenliğin önümüzdeki yıllarda takım ve futbolcu sayısının artırılarak devam ettirilmesi ve geleneksel hale getirilmesi hedefleniyor.
Yozgat Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı Hakan Bektaş, Yozgat’ta ilk kez “Hepimiz Şampiyonuz Geleneksel 66 U13 Minikler Futbol Şenliği” düzenlediklerini söyledi. Uzun bir aradan sonra çocukların yeşil sahalarda futbol oynamanın coşkusunu yaşadığını belirten Bektaş, “Yozgat Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu ile Yozgat Gençlik ve Spor İl Müdürlüğümüzce düzenlediğimiz futbol şenliği ile birçok sporcu ilk kez resmi bir maça çıkmanın heyecanını yaşadı.Yüzlerce minik kramponunun yeşil sahadaki tatlı rekabetine Şahit olduk. Şenliğimiz, minik yeteneklerin müsabaka deneyimi kazanması ve spor yoluyla sosyalleşmelerinde de büyük rol oynadı. Şenliğin kazananı tüm takımlarımız oldu. Bu yıl ilk kez düzenlediğimiz şenliğimizi ilerleyen dönemlerde takım ve futbolcu sayısını artırarak geleneksel hale getirmek istiyoruz.”dedi.
Yozgat Valisi Ziya Polat ise çocukları sahalarda, kütüphanelerde sosyal ve kültürel faaliyetler içerisinde görmek istediklerini vurguladı.
Vali Polat, “Bu konuda Yozgat Amatör Spor Kulüpleri Federasyonumuz, Yozgat Belediyemiz, Yozgatsporumuz, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğümüz ve tüm amatör kulüplerin desteği var. Biz bunu hep beraber kurum kuruluş ayrımı gözetmeden Yozgatlı yavrularımıza her türlü imkanı nasıl verebilirizin çabası içerisindeyiz. Devletimiz çocuklarımız ve ailelerin emrindedir. Seneye daha büyük organizasyonlarda ve tüm çocuklarımızın katılacağı sportif ve kültürel faaliyetler de bir araya geleceğimizi umut ediyorum.”diye konuştu. (Cemil Mermertaş)
-

Girişimci kadınlar işbaşında
Yozgat’ta yerelden kalkınma modeline kadın girişimciler de katılarak, kurdukları kooperatif bünyesinde istiridye mantar üretimi ile hem istihdam sağlayacak, hem de üretimde çeşitliliği artırmayı hedefliyorlar.
Yozgat’ta üretimde gelişme ve kalkınmayı artırmak amacıyla kadın girişimciler bir araya gelerek, S.S. Sürmeli Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi projesini hayata geçirdi.
Yozgat’ta kamu kurumlarının yanı sıra basın kuruluşlarını da bilgilendirmek maksatlı ziyaretlerde bulunan Kooperatif Başkanı Gülsen Işıksal, Proje Koordinatörü Merve Türker ve Yönetim kurulu üyesi Dilara Karakoç, şuana kadar yapılan ve bundan sonra yapılacak çalışmalar hakkında bilgiler aktardı.
Gazetemiz sahibi Bekir Çaylak ile karşılıklı yapılan bilgilendirme sohbetinde Kooperatif Başkanı Gülsen Işıksal, Proje Koordinatörü Merve Türker ve Yönetim kurulu üyesi Dilara Karakoç, “Kadın girişimciler olarak, kurduğumuz kooperatif çatısı altında hazırlıklarını tamamladığımız projelerimizi hayata geçireceğiz. Belediyemiz ile işbirliği yaparak, ilk iş olarak Yozgat’ta istiridye mantar üretimi ile ilimizde hem üretimi artırmayı hem de kadın istihdamı artırmayı hedefliyoruz” dediler.
Kooperatif Başkanı Gülsen ışıksal, Yozgat’ın çok sayıda kadın girişimci yönünden önemli bir gücü olduğunu belirterek, “Hazırladığımız ilk projemizi Oran Kalkınma Ajansına sunduk, onaylanmasını bekliyoruz. İstiridye mantarından sonra hazırlık aşamasında olduğumuz bir kaç projemiz daha var, bunları da ilerleyen zaman içinde hayata geçireceğiz” dedi.
(Cemil Mermertaş) -

Vali Polat Aşure programına katıldı
Yozgat Valisi Ziya Polat, Büyükmahal köyünde düzenlenen aşure programına katılarak,vatandaşlarla sohbet etti ve sorunlarını dinledi.
Köy muhtarlı tarafından hazırlanan programda vatandaşlara aşure dağıtan Vali Polat, muharrem ayının hayırlı ve bereketli olması temennisinde bulundu.
Vali Polat, vatandaşlara yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerine uyulması konusunda uyarılarda bulunarak, “Hastalıktan korunmak için mutlaka aşımızı olmalıyız. Maske, mesafe ve temizlik konusunda hassas davranmalıyız.” dedi. -

Oktay’dan Sakarya Meydan Muharebesi’nin 100. yılı mesajı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Sakarya Meydan Muharebesi’nin 100. yıl dönümü dolayısıyla başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanları saygı ve rahmetle andı.
Oktay, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “22 gün 22 gece süren, tarihimizin en şanlı zaferlerinden Sakarya Meydan Muharebesi’nin 100’üncü yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlarımızı saygı ve rahmetle anıyorum.” ifadelerini kullandı. -

Yazıcı incelemelerde bulundu
Yozgat İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, yapımı tamamlanan 300 öğrenci kapasiteli Sarıkaya Şehit Hasan Hüseyin Aksoy Anadolu Lisesi pansiyonunu ziyaret ederek yetkililerden bilgi aldı.
Pansiyonun yeni eğitim öğretim yılında öğrencilerin hizmetine hazır olduğunu dile getiren Yazıcı, eğitim yuvasının Ülkemize, Yozgat’a ve eğitim camisına hayırlı olmasını, başta devlet ricali olmak üzere emek ve katkı sağlayan herkese teşekkür etti.
Yazıcı’nın pansiyon ziyaretine Şube Müdürü Yılmaz Karaalp ve Sarıkaya İlçe Milli Eğitim Müdürü Abdullah Arıkan eşlik etti. -

Kaya’dan yapılandırma uyarısı
Boğazlıyan Vergi Dairesi Müdür vekili Hüseyin Kaya, vergi ve ceza borçlarına yönelik yapılandırma fırsatının 31 Ağustos 2021 tarihinde sona ereceğini belirtti, tüm esnaf ve sanatkarları 7326 sayılı Yapılandırma Kanunundan yararlanmaya davet etti.
7326 sayılı Yapılandırma Kanunundan yararlanarak borçlarını yapılandırmak isteyenlerin 31 Ağustos tarihine kadar başvuruda bulunması gerektiğini hatırlatan Boğazlıyan Vergi Dairesi Müdür vekili Hüseyin Kaya, başvuruların Gelir İdaresi Başkanlığı internet sitesi ve e-devlet üzerinden yapılabildiği gibi, şahsen veya posta yoluyla yapılan başvuruların kabul edileceğini bildirdi.
Konu ile ilgili bir açıklama yapan Kaya, “Yapılandırma Kanunuyla; Vatandaşlarımızın kamuya olan borç yükü azalacak, Borçlar taksitler halinde ödenebilecek, Vergiler, vergi cezaları, idari para cezaları ve ecrimisillerle ilgili ihtilaflar sonlandırılacak, Devam eden vergi incelemeleri ve takdir işlemleri için Kanundan yararlanılabilecek,
Beyan edilmemiş veya eksik beyan edilmiş vergiler için pişmanlıkla veya kendiliğinden beyan yapılabilecek,
Geçmiş yıl beyanları artırılarak vergi incelemesine muhatap olunmayacak, İşletme kayıtları gerçek duruma uygun hale getirilebilecektir.
Ayrıca; 2020 yılı Kasım ayında yayımlanan 7256 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan veya 6183 sayılı Kanun kapsamında taksitlendirilen borçlardan 326 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödemeleri devam edenler talep edilmesi halinde Kanun kapsamında yapılandırılabilecektir.
Yapılandırılan borçların tamamının peşin veya ilk iki taksit ödeme süresi içinde ödenmesi halinde Yİ-ÜFE tutarları üzerinden ayrıca indirim yapılacaktır.
Ayrıca, COVİD-19 pandemisi nedeniyle başvurularınızın (www.gib.gov.tr) adresinde yer alan İnteraktif Vergi Dairesi uygulaması üzerinden elektronik ortamda ya da posta yoluyla yapılması ve ödemelerde de kredi kartı veya banka kartı ile İnteraktif Vergi Dairesi üzerinden veya anlaşmalı bankalar aracılığı ile ödeme yöntemlerinin tercih edilmesi hususunu tekrar hatırlatmak isteriz.” -

Boğazlıyan Kaymakamlığı’na Recep Aydın atandı
Kaymakam ve vali yardımcıları kararnamesi yayımlandı. Kararnameye göre, Boğazlıyan Kaymakamlığına Mardin Vali Yardımcısı Recep Aydın’ın ataması yapıldı.
Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararnamesi ile 624 mülki idare amirinin görev yerleri değiştirildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan Mülki İdare Amirleri Atama Kararnamesi ile bulundukları yerlerde görev sürelerini tamamlayan veya hizmet ve mazeretleri gereğince kararname kapsamına alınan 624 mülki idare amirinin görev yerleri liyakat ve kıdemleri dikkate alınarak değiştirildi. Atamalar, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2. ve 3. maddeleri gereğince yapıldı.
Boğazlıyan Kaymakamlığına ise Mardin Vali Yardımcısı Recep Aydın’ın ataması yapıldı. -

Okullar eğitim-öğretime hazırlanıyor
1-3 Eylül tarihide okul öncesi, ilkokul birinci sınıf, ile ortaokul 5. sınıflar için uyum eğitimi 6 Eylül’de ise tüm kademelerde yüz yüze eğitim başlayacak.
Okulların eğitim-öğretime hazırlanması konusunda yapılan çalışmalar ve salgınla ilgili alınan tedbirleri yerinde incelemek üzere İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı okulları ziyaret etti.
Milli Eğitim Müdürü Yazıcı ziyaretle alakalı yaptığı açıklamada “Okullarımızın her biriminde salgından korunmak maksadıyla dezenfektan malzemeleri bulundurulması için gerekli hazırlıklar yapılmış ve müdürlüğümüz tarafından okullarımıza dağıtılmıştır.
1 Eylüle kadar tüm sınıflar ve okullarımızda dezenfekte ve temizlik işlemleri tamamlanarak, öğretmenlerimiz ve çocuklarımız için hazır hale getirilecektir. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından gönderilen ücretsiz ders kitaplarının dağıtımının büyük bir bölümü tamamlanmış olup, 6 eylülde öğrencilerimizin sıralarının üzerinde hazır bulunacaktır. Meslektaşlarımıza, çalışanlarımıza, veli ve öğrencilerimize sağlık ve esenlik dileğiyle hayırlı bir ders yılı dileriz” diye konuştu. (Yusuf Bağcı) -

Yüz yüze eğitim için yeni genelge gönderildi
Millî Eğitim Bakanlığı 1-3 Eylül arasında uygulanacak uyum eğitimlerinin çerçevesini belirledi. Yozgat’ın da içinde bulunduğu 81 ile yazı gönderildi.
Milli Eğitim Bakanlığınca gönderilen genelgede; “Öğretmenlerin mesleki çalışmalarının 31 Ağustos Salı günü başlayacağı, eğitim öğretim yılı hazırlıkları ile uyum eğitimine yönelik planlamalar sebebiyle okula uyum eğitimlerinin de 1-3 Eylül’de yapılacağı belirtildi.
Eğitim ve öğretim yılının başladığı 6 Eylül itibari ile ortaokul ve imam hatip ortaokulu 5’inci sınıf öğrencilerinin eğitim ortamına uyumlarının sağlanması için gerekli rehberlik çalışmaları yapılacak. Uyum etkinlikleri, oyun temelli ve öğrencilerin okula aidiyet duygusunu artıran faaliyetler içerecek. Öğrencilerin; oyun, drama, sosyal ve sportif etkinlikler yoluyla öğrenme ortamını, okulunu, sınıfını, arkadaşlarını tanıması ve okul kurallarını öğrenmesi sağlanacak.
Öğrencilere ve velilere salgın tedbirleri kapsamında maske, mesafe, temizlik, sağlıklı beslenme, uyku düzeni, öz bakım gibi konularda bilgilendirmeler yapılacak. Okul rehber öğretmen/psikolojik danışmanları uyum çalışma süreç ve etkinliklerine aktif olarak katılacak. Taşımalı eğitim öğrencileri de yerel imkanlar ölçüsünde uyum eğitiminden faydalanacak” denildi. -

Aslan: Mevsimlik orman işçileri kadro müjdesi bekliyor
Öz Orman-İş Sendikası Genel Başkanı Settar Aslan, 9 bin orman işçisinin 9 ay 29 gün çalıştırıldığını belirterek, bu işçiler için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan kadro müjdesi beklediklerini dile getirdi.
Aslan, yaklaşık 3’te biri ormanlarla kaplı Türkiye’nin toplam orman alanın 23 milyon hektar düzeyinde olduğunu söyledi.
Akdeniz kuşağında orman varlığına sahip ülkelerdeki yangın riskinin yüksekliğine dikkati çeken Aslan, “Burada bize düşen, bu yangınlara karşı neler yaptığımız ve yapmamız gerektiğidir. Son dönemdeki Antalya ve Muğla yangınlarını afet olarak değerlendirmek gerekiyor. Bunların rutin bir yangın olma ihtimali düşük. Aynı yerde ve aynı zamanda 7-8 noktada yangın çıkması kundaklama ihtimalini güçlendiriyor. Böyle bir yangınla mücadele de kolay olmuyor.” ifadelerini kullandı.
“Kahraman orman işçilerimiz kadro güvencesine sahip değil”
Orman yangınlarıyla mücadelede hava unsurları kadar yer ekiplerinin de büyük önem taşıdığını vurgulayan Aslan, orman işçilerinin yangınları söndürmek için canı pahasına kahramanca mücadele ettiğini belirtti.
Aslan, son yangınlarda iki orman işçisini şehit verdiklerini anımsatarak, şunları kaydetti:
“Böyle kahramanca mücadele eden orman işçilerimiz maalesef kadro güvencesine sahip değil. 2019 yılı öncesi bu işçiler 5 ay 29 gün çalışıyorlardı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla çalışma süreleri 4 ay daha uzatarak 9 ay 29 güne çıkarıldı. Ormanlarda iş yılın tamamında devam ediyor, ormanlarımız 2 aylık sürede korumasız kalmamalı. Sayıları 9 bini bulan orman işçisinin 9 ay 29 gün olan çalışma süresi yılın tamamını kapsamalı. Ormanlarımız bizim ‘Yeşil Vatan’ımız, Sayın Cumhurbaşkanımızdan kadro müjdesi bekliyoruz.”
Orman Genel Müdürlüğünde ikili vardiya sistemine geçilmesi gerektiğini savunan Aslan, “Bunun için de 10 bin yeni işçiye ihtiyaç var. Orman Genel Müdürlüğünün istihdam biçimi geçici-mevsimlikten çıkarılmalı. Bir norm kadro belirlenmeli. Bu norm kadroya göre istihdam tekrar yapılandırılmalı. Bu şekilde orman teşkilatımız güçlendirilmeli.” dedi.
“Bugün eksikleri tartışma günü değil, yaraları sarma günü”
Orman Genel Müdürlüğünün 182 yıllık, alanında uzman bir kurum olduğunu belirten Aslan, bu kurumu yıpratmanın kimseye fayda sağlamayacağını söyledi.
“Kurumun bazı eksikleri olabilir ama bugün eksikleri tartışma günü değil, yaraları sarma günü. Yaraları sardıktan sonra eksikleri konuşuruz.” diyen Aslan, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü teşkilatlarının görevlerini fedakarca yaptığını vurguladı.
Türkiye’nin güçlü ve büyük bir ülke olduğunu, yanan orman alanlarının kısa zamanda tekrar yeşillendirileceğini dile getiren Aslan, yanan sahaların birçoğunda temizlik çalışmalarının başladığını bildirdi. -

Yol çalışmaları devam ediyor
Yozgat Belediyesi Bahçeşehir Mahallesi 2’nci Selimiye Caddesi’nde bulunan bozuk yolda genişletme ve iyileştirme çalışmalarını sürdürüyor.
Belediye Başkanı Celal Köse, Dar ve kullanışsız olan caddenin genişliğini 12 metreye çıkarıp, bölgenin yoğunluğunu alacak konforlu bir cadde inşa ettiklerini söyledi.
Köse “Halka hizmet hakka hizmet düsturu ile sosyal belediyecilik anlayışının bir gereği olarak halkımıza en iyi hizmeti sunmanın gayreti içerisindeyiz. Yozgat’ımıza değer katacak projeleri bir bir hayata geçiriyoruz. Bu kapsamda; belediye ekiplerimiz ve iş makinelerimiz yoğun bir tempoyla çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.”dedi. (Alpaslan Demir) -

İftar programı düzenlendi
Akdağmadeni Kaymakamlığı tarafından Muharrem ayında oruç ibadetlerini yerine getiren vatandaşlara iftar programı düzenlendi. Bozhüyük Köyünde yapılan iftar programına Kaymakam İrem Yağan’da katıldı.
İftar programında kardeşlik, birlik ve beraberlik mesajları veren Kaymakam Yağan “ Muharrem ayının faziletlerinin çok olduğunu biliyoruz nitekim Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.s) bu ay içinde tutulan orucun faziletini bizlere haber vermiştir. Aşure günü aynı zamanda hatırladıkça yüreklerimizi dağlayan büyük bir hüznün Kerbela hadisesinin de yaşandığı bir gündür. Yeni Kerbela’ lar yaşamamak için, birlik ve beraberliğimize sahip çıkmak, hakkın yanında hakikatin yanında olmak, fitne zamanlarında basiretle ve ferasetle hakikati görebilmek, tıpkı Hz. Hüseyin gibi zulme ve haksızlığa karşı çıkmaktır. Bu vesileyle Seyidi Şüheda Hz. Hüseyin efendimiz başta olmak üzere mukaddesat uğruna canını feda eden bütün Şehitlerimize Cenabı Haktan rahmet diliyorum” dedi. -

“Sosyal Girişimcilik Eğitimi” düzenlendi
Gençlik Projeleri Destek Programı kapsamında Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından desteklenen ve Sorgun Gençlik Merkezi işbirliğinde yürütülen “Genç Değişim, Genç Gelişim” başlıklı proje kapsamında “Sosyal Girişimcilik Eğitimi” 21-22 Ağustos 2021 tarihlerinde düzenlendi.
Sorgun Gençlik Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Halil Uğuz Eğitimle alakalı yaptığı açıklamada “Eğitim programı ile gençler “Sosyal Girişimcilik” eğitiminde, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve devlet sektörünün kesişim noktasında bulunan sosyal girişimcilik dünyasını daha yakından tanıma fırsatı bulacaklar. Eğitimin sonunda gençler sosyal girişimcilik felsefesiyle tanışmış ve Dünya’daki iyi örnekleri incelemiş, sosyal girişim düşünce yapısını ve yöntemlerini kişisel yaşamında kullanabilecek ve hayalindeki sosyal fayda fikrini hayata geçirmek için gerekli teknik becerileri kazanmış olacaktır” diye konuştu.
Eğitimin katılımcılara kazanımları hakkında da bilgiler veren Başkan Uğuz, Sosyal girişimcilik nedir ve ne işe yarar?, Sosyal girişimciliğin ana felsefesi nedir?, Sosyal girişimci hangi yöntemleri kullanır?, Dünyada ve Türkiye’de örnekleri nelerdir?, Sosyal girişim firmalarının normal firmalardan farkları nelerdir?, Sosyal girişimcilerinin normal girişimcilerden farkları nelerdir?, Kimler sosyal girişimci olabilir?
Eğitimin sonunda gençler; sosyal girişimcilik felsefesiyle tanışacak ve Dünya’daki iyi örnekleri inceleyecek, sosyal girişim düşünce yapısını ve yöntemlerini kişisel yaşamında veya firmasında kullanabilecek ve hayalin sosyal fayda fikrini hayata geçirmek için gerekli teknik becerileri kazanacaktır.
Eğitmenimiz Selahattin Ciritci, Maliye ve Uluslararası İlişkiler bölümlerinden mezun olmuştur. Hali hazırda girişimcilik alanında yüksek lisansı yapmaktadır. 2000’li yılların başında bu yana başladığı sivil toplum ve gençlik alanındaki çalışmalara profesyonel eğitmen olarak devam etmektedir. Ciritci, Türkiye Ulusal Ajansı ve Avrupa Komisyonunun eğitmen havuzlarında bulunmaktadır. 2011 yılında katıldığı Young America Young Turkey Young Armenia programına katılarak Amerika Birleşik Devletleri’nde ki sivil toplum kuruluşlarını yerinde inceleme şansı bulmuş ve bir ALUMNI olarak çalışmalarına devam etmektedir. Son yıllarda özellikle girişimcilik, sosyal girişimcilik, sosyal uyum ve gençlik istihdamı konularında çalışmalar yapmaktadır.
(Cemil Mermertaş) -

Kompost Üretim Tesisi faaliyete geçti
Sorgun Belediye Başkanı M. Erkut Ekinci, ilçede bir ilke daha imza attığımız Kompost Üretim Tesisini faaliyete geçirdiklerini söyledi.
Başkan Ekinci yaptığı açıklamada; “Şehrimiz için kurduğumuz hayallerimizi birer birer gerçekleştiriyoruz. Günlük 2 ton organik atık işlenerek 900 kg civarında organik gübre elde ettiğimiz tesisimizde pazar, park ve bahçe atıklarını dönüştürerek tamamen organik gübre ile topraklarımızı zenginleştiriyoruz. Birlikte yeniden inşa ettiğimiz Sorgun, toprakları zengin, , katı ve sıvı atıklarını arıtarak çöpünü dönüştüren geri dönüşümü tam anlamıyla başarmış, üretime yönelik istihdamı ön planda tutan Sorgundur artık” diye konuştu. (Alpaslan Demir) -

Çandır ilçesinde su sorunu çözüldü
Kuraklık sebebiyle uzun süredir Çandır’da su sıkıntısı çekilirken, Belediye tarafından açılan 183 metrelik derin kuyuda saniyede 47 litre suya kavuşan Çandır’da su sorunu çözüldü.
İç Anadolu Bölgemizde bu yaşanan kuraklıktan Çandır ilçemizde nasibi aldı.
Kuyulardan ilçenin su ihtiyacı karşılanırken, yaşanan kuraklık nedeniyle ilçede kısıtlı olarak su veriliyor, ilçe sakinlerinden Gıyasettin Turhan’a ait özel bir kuyudan Çandır Şebeke kuyularına takviye yapılıyor, bu sayede ilçenin su ihtiyacı karşılanmaya çalışılıyordu.
22 gündür devam eden aramalar ve sondaj sayesinde Çandır halkı özlemini duyduğu saniyede 47 litre suya kavuştu.
Konuyla ilgili olarak açıklamada bulunan Çandır Belediye Başkanı Mustafa Ertan Örgün; Çandır adalar mevkiinde iki adet kuyularının olduğunu ve bu kuyuların Çandır ilçesi Kılıçlar, Bahçelievler, Atatürk, Hanioğlu, Eşrefpaşa mahallelerini beslediğini ancak yaşanan kuraklık nedeniyle su kuyularındaki debinin düştüğünü, kuyallarda suyun azalması sonucu ilçenin yarısına su veremediklerini söyledi.
“Acilen sondaj kuyusu açmaya karar verdik” diyen Başkan Örgün; “Bayramdan bugüne kadar yeni sondaj kuyusu açmak için acilen çalışmaya başladık. Bu sıkıntıyı hemşehrilerimize fazla yaşatmamak adına eski kuyularımızın yakınında şu kuyusu olan sayın Giyasettin Turhan arkadaşımızın su kuyusundan pancar boruları ile kuruyan kuyumuza 150 gün boyunca gece gündüz su basarak kendi kuyularımızı besledik.
Bu anlamda belediyemize ve halkımıza desteğinden dolayı Giyasettin Turhan Kardeşimize teşekkürlerimizi ve saygılarımızı sunuyoruz” dedi.
Şimdiki kuyumuzun yer tespitini yaparken DSİ Kayseri Bölge Müdürlüğü ve İller Bankası Kayseri Bölge Müdürlüğü yetkililerinin tavsiye ve destekleri ile yer tespitini yaptırdıklarını dile getiren Çandır Belediye Başkanı Mustafa Ertan Örgün; “Ayrıca Kayseriden jeoloji mühendisi ile de katman ve nokta tespiti yaptırdık. 22 günlük bir çalışma sonucunda yeni kuyumuzun derinliğini 183 metreye kadar indik. Bu yeni sondaj kuyumuzun ilk 60 metresi kum, çakıl geçerek devam ettik. 60. Metre ile 120.metreye kadar taş ve çatlaklar şeklinde geçtik. 120 . metrede mermer zemine ulaştık.
120. metreden 183. metreye kadar mermer zemin geçerken 174.metre ile 183. Metreler arasında büyük bir çatlak yakalayıp su yatağına ulaşabildik. Kılıflarımızı atarak etrafını çakılladık. 75 beygir pompanızı 60.metreye attık.
Saniyede 47 litre suyu Çandırımıza vererek ilçemizdeki mahallelerde yaşanan su sorunumuzu çözmüş olduk” dedi.
TÜM MASRAFLAR
GES’TEN KARŞILANDI
Sondaj kuyusunun maliyeti hakkında da bilgi veren Başkan Örgün; “kuyumuz 283 Bin Tl’ye mal oldu. Dışarıdan borçlanmadan tamamen belediyemiz gelirleri ile karşıladık. GES’lerimizin geçen ay toplam karı ise 288 Bin TL olmuştu. Yani kuyunun maliyetini bir aylık GES paramızdan ödemiş olduk” dedi.
Suya kavuştuğunda duygulu anlar yaşayan Çandır Belediye Başkanı Mustafa Ertan Örgün; “Rabbime hamdü senalar olsun. Sonsuz şükürler olsun ki insanımızın yaşam kaynağı olan su ihtiyacını karşılamış olmanın mutluluğunu yüreğimizde hissediyoruz. Çandırlı hemşehrilerimize hayırlı olsun inşallah” dedi. -

Demir’den gazetemize ziyaret
Türkiye Futbol Federasyonu Futbol İl Temsilciliği’nin Cumartesi Günü yapılacak seçimler öncesinde adaylığını açıklayan Alpaslan Demir gazetemizi ziyaret etti. Demir ziyaretinde Futbol İl Temsilciliği görevi hakkında bilgiler verdi.
Demir yaptığı açıklamada; “ Futbol il temsilcisi İllerdeki futbol faaliyetlerini, Türkiye birinciliğine varan müsabakaların illerinde düzenlenen faaliyetlerini organize etmek, futbol tertip komitelerine başkanlık etmek, illerinde futbolla ilgili kişi, kurum ve kuruluşlarla uyumlu çalışmak üzere federasyona karşı sorumlu olarak görev yapan kişidir. Futbol il tertip komitelerine başkanlık etmek futbol federasyonunca çıkartılan talimat, genelge ve emirleri, futbolla ilgili yenilik veya değişiklikleri kulüplere ve kuruluşlara zamanında duyurmak, takip ve kontrolünü yapmak. Futbol müsabakalarını tertip ve tanzim etmek üzere her sezon başında kulüpler tarafından tertip komitelerine seçilecek üyelerin tespiti için belirlenecek tarihte kulüp yöneticilerini veya temsilcilerini toplantıya çağrılmasını sağlamak. Tertip komitelerini haftanın belirli günlerinde veya gerektiğinde olağanüstü toplantıya çağırmak. Saha komiserleri derneği şubesi ile işbirliği yaparak, aday saha komiserleri listesi iye sezon başında görev yapacak saha komiserlerinin listesini Futbol Federasyonunun ilgili bölge müdürlüğüne göndermek. İlinde düzenlenen müsabakalarda görev verilecek saha komiserlerinin atamasını saha komiserleri derneği şubesi ile birlikte yapmak. İlinde düzenlenen amatör futbol müsabakalarında görev verilecek federasyon temsilcilerinin atanması ASKF ile birlikte yapmak.
Federasyonca düzenlenen kurs, seminer ve toplantılara çağrıldığında katılmak. İlinde teknik çalıştırıcı, masör ve hakem gereksinimi olduğunda Federasyonun ilgili birimlerine iletmek. İlindeki futbol organizasyonunu tertip komiteleri ile birlikte başarıyla yürütülmesini sağlamak. Futbol kulüpleri arasında çıkacak anlaşmazlıkları çözüme bağlamak ve yerel liglerle ilgili tüm kayıtları tutmak. Amatör futbol liglerinde müsabaka sonrası futbolcu, antrenör ve yöneticilerin birbirlerine, hakemlere ve teşkilat mensuplarına karşı işledikleri fiili tecavüz ve diğer olayların gerçekleşmesi halinde bu disiplin suçunu işleyenler hakkında idari tedbir koymak.
Federasyonca ilinde düzenlenen Türkiye Birinciliklerine varan müsabakaların organizasyonlarını yapmak. İlinde yeni tescil edilecek futbol kulüplerinin uygunluğuna diğer ilgililerle birlikte onay vermek. Futbol federasyonunun kendi organizasyonları dışında ilinde düzenlenen okullar, engelliler, futbol okulları v.b. diğer özel futbol müsabaka organizasyonlarına TFF’nin izniyle onay vermek” (Alpaslan Demir) -

Bu merkez Yozgat’ta ilk ve tek
Çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu sorunlarının ilaçsız tedavisi üzerine Yozgat’ta bir eksiği tamamlayan Özel Psikolojik Danışmanlık Merkezi hizmet vermeye başladı.
Psikolojik danışmanlık merkezi sahibi Uzman Psikolog Dilek Özel; “Kullandığımız tedavi yöntemi, çocuklarda dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, okuduğunu anlamada ve derslere odaklanma konusunda zorlanma, otizm, disleksi gibi rahatsızlıklarda öğrencilere yardımcı olma amacıyla oluşturulmuş ve ilaçsız tedaviyi mümkün kılan bir sistemdir” dedi.
Kısaca kendini tanıtan ve Yozgat ve çevre illerde bu tedavi yönteminin uygulandığı bir klinik bulunmadığını ifade eden Uzman Psikolog Dilek Özel; “Uzman klinik psikoloğum ve Çorumluyum. Uzmanlık alanım, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun ilaçsız tedavisi üzerine. Yozgat’ta yakın çevre illerde Amasya ve Tokat’ta bu alanda çalışan hiçbir psikolog olmadığını tespit ettim. Merkez ofisimizi Çorum’a açtıktan iki yıl sonra Yozgat’a bir şube açmayı düşündüm. Sonrasında yaptığımız araştırmalarda da Yozgat’ta buna çok fazla ihtiyaç olduğunu ve Yozgat’tan Çoruma gelen danışanlarımızdan da özellikle böyle bir talepler alınca Yozgat’a ikinci şubemizi açmaya karar verdik ve açtık” ifadelerini kullandı.
“YAŞ GRUPLARI
BİZİM İÇİN ÖNEMLİ”
Tedavi noktasında yaş gruplarının büyük önem taşıdığını ifade eden Dilek Özel şöyle konuştu; “4 yaş ve üzerinde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile alakalı çalışma yapabiliyoruz. 6 yaş ve sonrasında da mokso dikkat testi yapıyoruz. Mokso dikkat testi her yerde uygulanabilen bir test değildir. Özellikle bunun için Amerika’dan lisans alınması gerekmektedir. bunu alabilmek içinde kesinlikle lisans psikoloji ve psikolojik danışmanlık diplomaları olması zorundadır. Bu cihazı uygulamamızın asıl sebebi çocuklarda ilacın yan etkilerini gören aileler bu durumdan aşırı derecede rahatsız oluyorlar ve çocuklarını ileriki hayatında sorun yaşamama adına bu yöntem uygulamak istiyorlar”.
“DİKKAT EKSİKLİĞİ
BELİRTİLERİ NELERDİR?”
Çocuklarda dikkat eksikliğinin belirtileri olduğuna ve derslere odaklanma ve başarıyı olumsuz etkilediğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Dilek Özel; “Dikkat eksikliği belirtilerinde çocuk ders çalışmak istemez kesinlikle masa başında oturup saatlerce ders çalışmak onları için zulümdür. Örnek vermek gerekirse, çocuk ders çalışırken bir anda su içmek istediğini söyler. Masa başından kalkar bir anda tuvaletim geldi der. Bunu sınıf ortamında düşünürsek sınıfta öğretmen ders anlatırken çocuk bir anda sağına bakar bir şey dikkatini çeker. Sonra sol tarafta arkadaşının kaleminin çıkardığı sese odaklanır. Öğretmeninin tahtada anlattığına odaklanamaz ve doğal olarak akademik başarısı düşer. Çocuğun dikkat eksikliğini tedavi ettiğimizde, odaklanmasını arttırdığımızda, bu durum doğal olarak ders başarısına yansıyor ve okuduğunu anlamasını da etkiliyor. Anlama ve başarıda arttırdığımız zaman çocuk hem akademik hayatta hem de sosyal hayatta daha sakin daha uyumlu bir çocuk haline geliyor ve daha başarılı oluyor” dedi.
“AİLELER İLAÇSIZ TEDAVİYİ TERCİH EDİYOR”
Ailelerin, çocuklarına ilaç verilmesini tercih etmemesi nedeniyle ilaçsız tedavinin tercih edildiğini ifade eden Özel açıklamasını şöyle sonlandırdı; “ Tedavilerimiz genellikle 40 seans sürüyor. Danışanlarımız 40 hafta boyunca gelmek zorundalar. İlaçsız tedavi olduğu için beyin eğitim programı beyin eğitiyoruz ve danışanlarımız her hafta sabit bir saat belirliyoruz. her hafta aynı gün aynı saatte geliyorlar. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun ilaçsız tedavisinde kullandığımız lorofik cihazı, Amerika’da astronotlar üzerinde kullanılan bir cihaz. Uzayda yoğunlaştırılmış ve daha odaklı bir şekilde ilerlemesi üzerine yola çıkılmış. Daha sonrasında bu eğitim üzerinde denenmeye başlamış. Eğitim üzerinde başarısı yüzde 90’ları bulunca Hollanda tarafından üretime geçiliyor ve bu tüm dünyada yayılmaya başlanıyor.
Lörfikbek tedavisini ailelerin tercih etmesinin sebebi çocukların küçük yaşta ilaç vermek istememeleridir. İlaca başlayan çocukların yavaş yavaş dozları artıyor ve aileler bundan çok fazla rahatsız oldukları için ve ilerleyen süreçlerde karşılarına bu akademik olarak devlet nezdinde de olumsuz karşılandığı için aileler bu ilaçları kullanmayı tercih etmiyor. İlaçsız tedavi yöntemine başvuruyorlar.” Danışanlarımız tarafımıza Onur Kaytan Plaza- Kat 1 daire 5 Tel: 05373847806 Nolu iletişim hattından ulaşabilirler. (Alpaslan Demir) -

H. Aslan Nurdoğdu ‘Kral çıplak’
Yozgatlı tarım sevdalısı ve gübre üreticisi Hasan Aslan Nurdoğdu, Ulusal Kanal’da canlı olarak yayınlanan ve gazeteci Cenk Özdemir’in hazırlayıp sunduğu Üreten Türkiye programına konuk oldu.
Programa Hasan Aslan Nurdoğdu ile birlikte Şereflikoçhisar Ziraat Odası Başkanı ve tohum üreticisi Hikmet Bozkurt da katıldı.
Gazeteci Cenk Özdemir yönetiminde gerçekleşen ve canlı olarak yayımlanan Üreten Türkiye programında; kuraklık ve sebepleri, tarım sektörünün kuraklıktan nasıl etkilendiği, kuraklığa bağlı bir tahıl krizinin yaşanıp yaşanmayacağı, olası bir tohum krizi ve tüm bu krizlerin Türk halkının temel besini konumunda bulunan ekmek fiyatlarına nasıl yansıyacağı masaya yatırıldı. Programın açılış konuşmasını yapan moderatör Cenk Özdemir, Türkiye’de son aylarda yaşanan kuraklık, ardından gelen yangın ve sonrasında Doğu Karadeniz’de yaşanan sel felaketlerinin ülkenin gündeminde olması sebebiyle, tarım sektöründe yaşanan ciddi ürün kaybı ve buna bağlı olarak yaşanması muhtemel tohum ve diğer krizlerin gündem dışında kaldığını ifade etti.
Özdemir’den sonra söz alan Hasan Aslan Nurdoğdu; “Ben şu anda gübre imalatı ile ilgili uğraşıyorum. Daha önce zahirecilik yaptım ve sertifikalı tohum üretmenin ne olduğunu bilen, tarım sevdalısı bir insanım. Tarımın genel durumu ile ilgili tehlikeyi gördüğüm için kral çıplak demek mecburiyetinde olan bir yurtsever edası ve bilgisi ile konuşuyorum. Tarım konusunda sıkıntımız büyük kral çıplak” ifadelerini kullandı.
“DEVLET ADAMLIĞI LİYAKAT İSTER”
Devlet adamlığının liyakat gerektirdiğini, bu liyakatin de tarih, coğrafya, sosyoloji ve ekonomi bilmeyi gerektirdiğini ifade eden Nurdoğdu, sözlerine şöyle devam etti; “ Efendim siyaset, devlet adamlığı liyakat ister. Tarih bilmeyi, coğrafya, sosyoloji ve ekonomi bilmeyi gerektirir. Tarımı muhakkak bilmesi gerekir. Ve tarih tekerrür eder. Biz Anadolu’da kuraklığın yoğun yaşandığı bir coğrafyadayız. Bizde bir atasözü vardır, “İki yağmurun açı üçüncü yağmurun tokuyuz” deriz. Bu söz şu anlama gelir; kuru tarım yapanlar “Allah ne verirse” der, dekar başına 100 en fazla 150 kilo alır. Sulu tarım ise aynı yerden 400-500 kilo almak demektir. Bu da sulamayla çalışma ve emekle olacak iştir.
Maalesef ülkeyi yöneten insanların, farzın sünnetten önce olduğunu unuttukları görülüyor. Farz yani öncelik tarımdır. Tarım hayattır ve insanlara beslemekten geçer. Bugün ülkemiz her yıl ortalama 20 milyon ton buğday üretir. Bu rakam yağış durumuna bağlı olarak 2 milyon eksik ya da fazla olabilir. Ama bu sene yaşanan genel kuraklık hem ülkemizde hem dünyada etkili oldu.
Araştırmalarıma göre Türkiye’deki bu yıllık buğday üretimi, geçen senenin yaklaşık üçte biri kadar oldu. Yani buğday 7 – 8 milyon ton, arpa üretiminin ise 3 – 4 milyon ton düzeyinde olduğunu bilgim, hesaplarım ve zahireci piyasasında yaptığım araştırmalarda gördüm. Burada ciddi bir sorun var.
Her yıl buğday hasadı Mayıs’ın 20’sinde Çukurova’da başlar, Ağustos’un ortalarında da Erzurum’da biter. Hasat 20 Mayıs’ta Çukurova’da başladı. Haziran ve Temmuz geçti. Şu anda Ağustosun 17’sindeyiz. Tamı tamına 2 ay geçti. An itibariyle tarımda kaybettik.”
“PİYASADA TOHUM OLACAK BUĞDAY YOK”
Piyasada tohum olacak niteliklere sahip buğday bulmanın zor olacağını ifade eden Nurdoğdu, konuşmasını şöyle sürdürdü; “Önceden yıllık üretilen yaklaşık 20 milyon ton buğdayın 2 milyon tona denk gelen yüzde onluk kısmı tohum olarak ayrılırdı. Devlet ve özel sektörde sertifikalı tohum üretimi yapanlar 300 bin ton, TİGEM 400-500 bin ton üretirdi. Yani kamu ve özel sektör üretimi toplam 800 bin tona yaklaşır, kalan bin 200 tonu da vatandaş kendi imkânlarıyla karşılar, tohum olabilecek buğdayı alır selekte ederek ekerdi.
Bugün, gelecek yılın ekimini yapabilmek için 2 milyon ton tohuma ihtiyacımız var. Piyasayı görüyorum geziyorum araştırıyorum. Ciddi anlamda en büyük sorun, piyasada tohum olacak buğday yok. Sadece sulu tarım yapan üreticilerimizde mevcut. Onun da sertifikalı olması mümkün değil.
Ne yapılabilirdi diye sorarsanız, ben şunu söyleyeyim; Bezostaja cinsi buğday Rusya’da bol miktarda ekiliyor. Rusya’dan 1 milyon ton buğday getirir Mersin’de silolara koyarlardı. Mersin’de 50 tane elemeci var. Bu elemecilere 200’er, 300’er bin ton verir eletirlerdi. Ayrıca Mersin’de sertifikasyon merkezi var. Tahlil sonrası 90-95 çimlenme oranındaki buğdaylar bugünlerde vatandaşa dağıtılırdı. Her geçen gün bizim aleyhimize işliyor ancak ortada daha bir şey yok.
Yapılabilecek bir başka şey ise; Mayısın 20’sinden itibaren 81 vilayet ve 930 ilçedeki Tarım Müdürlüğü teşkilatlarına “İlinizde tohum olacak buğdayları belirleyin. Devlet 50 kuruş daha fazlaya alacak, bunu tohum yapacak” diyebilirlerdi. Maalesef bu da akıllarına gelmedi. Bunu gördük ve yaşadık. Bu saatten sonra telafisi olmayan bir noktadayız. Üzülüyorum. Yangınlar ciğerimizi yaktı. Yanan ormanlarımızın yanında bir de ülkemizde ekonomik yangın var. Üzerine sel Allah’tan geldi ona bir şey diyemiyorum. Ama bu yangınlar. Ankara’ya traktörle gelecek olan köylüler “Ekecek tohum yok” derlerse o yangın daha büyük olacak gibi geliyor.
Devletin tarım ve tahılla ilgili alacağı tedbirler için maalesef çok geç. Tarımı yöneten insanlar Mayıs’ın 20 sinden itibaren hasat sezonunun başladığını biliyorlar. Sonucun ne olacağını da biliyorlardı. İnanın ilgilenmediklerini görüyorum. İlgisiz kaldıklarını, liyakatsiz olduklarını görüyorum. Çünkü bu durum önemsenmeyecek bir olay değil. Geldiğimiz noktada piyasada ciddi bir tohum açığımız var.
Öte yandan, önümüzdeki yıl ki verimin de düşük olacağı şimdiden görünüyor. Bugün ülkemizde sanayide gıda sektöründe un başta olmak üzere irmik, makarna ve bulgur satan bir ülkeyiz. Özellikle de Ortadoğu Gaziantep, Mardin ve Urfa’dan beslenir. Orada da ciddi anlamda ihracat eksiğimiz ortaya çıkacak.
Buğday aldığımız ülkeler Kanada ve Rusya idi. Bir de en son üçüncü ihtimal Amerika. İşin Amerika ayağını pek bilmiyoruz, ama Kanada ve Rusya’da da kuraklıktan dolayı üretim düşüklüğü mevcut. Yani bu kuraklık aynı zamanda tohumu vuracak. Ekmeği, unu, makarnayı, bulguru da vuracak. Bugün yaz mevsiminin vermiş olduğu bir rehavet içerisinde yaşıyoruz ama sonbaharda ve kışın ciddi anlamda sıkıntılar yaşayacağımızı öngörüyorum.”
“BU SORUN MİLLİ GÜVENLİK SORUNU CİDDİYETİ İLE ELE ALINMALIDIR”
Buğday ve buğday ürünleri konusunda önümüzdeki süreç içerisinde yaşanabilecek sıkıntıya karşı acilen önlem alınması gerektiğini savunan Nurdoğdu konuşmasını şöyle sürdürdü; “Devletin, buğday ve buğday ürünleri ile ilgili olarak Milli Güvenlik sorunu ciddiyetinde acil tedbirler alması gerektiğini düşünüyor ve söylüyorum.
“AMACIM KIYAMET TELLALLIĞI YAPMAK DEĞİL”
Kıyamet tellallığı da yapmak istemiyorum ama kral çıplak. Sorun büyük, buradan uyarı yapıyorum, inşallah ben yanılıyorumdur ama hayatın içinde olan, köy köy gezen bir insanım. Tarımla çok yakından ilgilenen, yurtsever bir insanım. Yozgatlıyım. Sıkıntının büyüklüğünü görüyorum ve iki aydır feryat ediyorum” ifadelerini kullandı.
“ORTA ANADOLU’YU SULAMAMIZ GEREKİYOR”
Programın devamında ülke genelinde acilen sulu tarıma geçilmesi gerektiğini ifade eden Nurdoğdu, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Pahalı ürün yetiştiren Türkiye’de yaklaşık 65 vilayetin hepsinde Trakya’dan tut Ağrı’ya kadar her yer ekili. Karadeniz hariç. Ege’de sebze ve ağaç deseni var. Oralar hariç ağırlıkla İç Anadolu’da 30 vilayetin koordinatları yaklaşık şöyledir; Tokat’tan Bilecik’e bir çizgi çizin. Oradan güneye, Antalya, Elmalı, Korkuteli. Oradan da Adıyaman’a geçin. Bu arada kalan kesim, tahıl üretiminde, pancar üretiminde ve bakliyat üretiminde memba burasıdır. Buranın sulanabilmesi konusunda ciddi anlamda olumsuzluklar var. Coğrafi olarak olumsuzluk var. Karadeniz’in tüm suları kuzeye akıyor. Akdeniz’e çıkan nehirlerimiz güneye akıyor. Dolayısıyla 30 vilayetimizde susuzluktan kaynaklanan büyük sorun var.
Bunu nasıl çözeceğiz, ne yapacağız? Barajlar, göletler ve sulama kanalları yapacağız. Yani Kanal İstanbul sevdası ile hayal kurmak yerine, Yeşilırmak’ın suyunu Bilecik’e, Kızılırmak’ın suyunu Uşak’a, Fırat’ın suyunu Afyon’a, Denizli’ye, Batı Anadolu eşiğine kadar götürebilir ve buraları sulayabilirsek, bizim tarımda hiç bir sıkıntımız kalmaz. Tahıl eksikliği ve yem hammaddesi ile ilgili hiçbir sorunumuz olmaz.
Şu var; biz aya çıkalım, uzaya gidelim demiyoruz. Yaptığımız işler ve örnekler ortada. Yani Manavgat’ın suyunu 250-300 kilometre denizin altından götürüp Kıbrıs’ı sulayan akıl beceri devletimizde var. Bir İç Anadolu’yu sulamıyoruz. Güneydoğu’da su var ama kanallarla ilgili eksik var. İç Anadolu’da Konya, Ankara, Aksaray, Yozgat buralarda sulu tarım oranını artırmamız lazım.
“YOZGAT’TA 750 BİN HEKTAR EKİLEBİLİR ARAZİ VAR”
Benim şehrimde Yozgat’ta 750 bin hektar ekilebilecek arazi var. Devasa bir coğrafya ama sulu tarım oranı sadece %2. O da pancar amaçlı kullanılıyor. Çok nadir olarak da buğdayda. Yani biz kuru tarım Allah ne verirse. Sulu tarım bunun 4 katı 5 katı. Bu gerçekliği hala anlayamamış yöneticilerimiz var. Bizim bundan kurtulmamız lazım. Ve bugün bakın yayınınız tarihi bir belgedir. Tohumla ilgili buğdayla ilgili bir seferberlik şart olmuştur. Yetkililer dinlesinler biz kral çıplak diyoruz.
“MİLLİ OTOMOBİLDEN ÖNCE MİLLİ GÜBRE”
Tarım hayatın olmazsa olmazıdır. Tarımın olmazsa olmazı da gübredir. Milli otomobille ilgili iddiamızı bırakalım demiyorum ama önce keşke milli gübremiz olsa. Bugün ben 30 senedir gübre sektörünün içindeyim. Gübre üretiminde kullanılan amonyum, fosfat ve potasyum maddelerini %90 dışardan alan bir ülkeyiz. Gübre üretiminde Rusya ve Ukrayna’ya bağlıyız. Bugün İran ve Rusya’dan gelen doğalgazdan üreyi üretmemiz lazım.
İnsan hayatı tarıma bağlıdır. Tarım olmazsa hiçbir şey olmaz. Ama gübre üretemiyoruz. Mardin Mazıdağı’nda bugün yerli bir üretici DAP gübresini üretti. Ama miktarını artırması lazım. Milli otomotiv gerekli ama az önce de söylediğim gibi önceliğimiz milli gübre olmalı. Milli tarım için seferberlik ilan edilmeli. Mesela 100 kişini yaşadığı bir köyde tüm arazileri ya 3 kişi ekiyor ya 5 kişi ekiyor. Önemli olan bu insanları tespit edip onların sulu tarıma geçmelerini sağlayacak projeler geliştirmek gerekiyor.
Çiftçiden kesilen stopaj vergisinden Türkiye Odalar Borsalar Birliği’ne aktarılan pay haramdır. Bugün devlet tarımda 2.2 stopaj vergisi alıyor. Sulu tarıma geçelim kardeşim deyip bu oranı 5.2 ye çıkarması ve sarayın birini Türkiye’nin sulu tarıma geçmesini sağlaması gerekmektedir. Bu işle ilgili profesörleri de bir araya getirerek milli seferberlik ilan edilmesi lazım. Bu işler şaka değil. Bugün böyle, gelecek sene başka bir dert. Hatırlayın 3 ay öncesinde de patates sorunu ile uğraşıyorduk. Şimdi geldik buğdaya. Ekmekle ilgili ciddi sorunlar çıkabilir. İnşallah ben yanılıyorumdur.
“EKMEKLE İLGİLİ CİDDİ SORUNLAR ÇIKABİLİR”
1950 yılında Demokrat Parti, ekmek karnesi sayesinde iktidar oldu. Buradan tarihi iyi bilen bir insan olarak söylüyorum ve uyarıyorum; kral çıplak. Çok ciddi anlamda tedbirlerin alınması gerektiğini haykırıyorum. Köylü perişan, kara kara düşünüyor. Sayın başkanın dediği gibi; eğer çiftçi eline tohum olacak bir buğday geçip selekte ederek gübresiz atabilirse ne mutlu ona. Köylünün bugünkü derdi bu. Çiftçinin bu şartlar altında gübre veya sertifikalı tohum alması hayalden öteye gidemez. Bu noktada devlete acil tedbirler gerekiyor. Ben bunu söylüyorum.
“BAKLİYATTA DA DURUM KRİTİK”
Devlet Mayıs ayının ortalarında nohut ve yeşil mercimek için 4.05 lira ve kırmızı mercimek için 5 lira fiyat verdi. Bugün piyasada nohut 7-8 lira bandında, yeşil mercimek 8 – 9 bandında, kırmızı mercimek 10 lira bandında. Daha yazın ortasındayız sonbaharda ve kışın fakirin eti kuru fasulyede, nohutta ve yeşil mercimek de ciddi sorunlar yaşayabiliriz. Devletin bu fiyatları revize ederek en azından büyük şehirlerde insanların tüketimi kadar bir malı mubayaa etmesinde büyük fayda var. Elbette parası olan insana şu işi yapma diyemezsiniz. Ama mesleği olmayan insanların bile bakliyat stokladığını görüyorum duyuyorum, üzülüyorum.” (Yusuf BAĞCI)

















