Kategori: Yaşam

  • Yılmaz, Jandarma teşkilatının 182. Yılını kutladı

    Yılmaz, Jandarma teşkilatının 182. Yılını kutladı

    Jandarma Teşkilatının zaman mefhumu gözetmeksizin, fedakârca çalışan ve canlarını hiçe sayarak görevlerini üstlendiğini ifade eden Başkan Ferhat Yılmaz, ayrı ayrı minnet ve şükran duyduklarını belirtti.
    Jandarma Teşkilatı’nın 182. kuruluş yılını kutlayan Başkan Yılmaz, yayınladığı mesajda şu ifadeler yer verdi:
    “Ülkemiz ve milletimizin huzurunu, can ve mal güvenliğini, zaman mefhumu gözetmeksizin görevini büyük bir özveriyle yerine getiren Jandarma Teşkilatımızın 182. kuruluş yıl dönümünü kutlamanın gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Jandarma teşkilatı, vatan sevgisi, iyi eğitimli personeli, modern donanımı, disiplini, kabiliyeti ve görev anlayışıyla daima takdiri hak etmiş ve aynı zamanda hukuka, adalete, insan haklarına ve demokratik değerlere her geçen gün daha da bağlılık göstererek milletimizin gönlünde özel bir yere sahip olmayı başarmıştır. Bu duygu ve düşünce ile bugüne kadar vatan, bayrak ve yüce dinimiz uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun. Gazilerimize de sağlıklı, huzurlu bir yaşam temenni ediyorum.” dedi.

  • Sorgun, yaya üst geçidine kavuşuyor

    Sorgun, yaya üst geçidine kavuşuyor

    Şehirler arası ulaşımda da kullanılan Ankara Sivas Karayolu üzerinde bulunan Şehirlerarası Otobüs Terminali kavşağına yapılması planlanan yaya üst geçidi projesinin kısa sürece içerisinde kurulumu yapılacağını bildiren Sorgun Belediye Başkanı M. Erkut Ekinci yaptığı açıklamada, “Karayolları Genel Müdürlüğü ve 6. Bölge Müdürlüğü ile yaptığımız görüşmeler neticesinde Ankara-Sivas Karayolu üzerinde araç ve yaya trafiğinin yoğun olduğu Terminal-Sağlık Ocağı önüne, trafik ve can güvenliği için yaya üst geçidi yapımı işi ihale edilerek yüklenici firma ile sözleşme imzalanmış olup önümüzdeki günlerde üst geçidin kurulum çalışmalarına başlanacaktır.  Şehrimize hayırlı olsun ”dedi.

  • Başkan Yılmaz, mesire alanında incelemelerde bulundu

    Başkan Yılmaz, mesire alanında incelemelerde bulundu

    Başkan Yılmaz, çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte ilçenin modern bir mesire alanına sahip olacağını söyledi.
    Belediye ekiplerince, mesire alanında çalışmaların tüm hızıyla devam ettiğini ifade eden Başkan Yılmaz, şu açıklamalarda bulundu:
    “İlçemiz sınırları içerisinde bulunan Kale mahallesinde yapımına başladığımız 15 dönüm alana sahip mesire alanımızda yapılan çalışmalarımız sona yaklaşmış bulunmaktadır. Mesire alanımız içerisinde ailelerin rahatça otura bilecekleri oturacakları ve piknik yapacakları alanlar, çocuklar için oyun grupları, mescid, tuvalet alanı olacaktır. Bunların yanı sıra mesire alanımızın içerisinde 24 saat güvenlik sağlayacağız. Mesire alanımız belediyemiz tarafından işletilecektir. İnşallah ilçemiz doğayla iç içe, vatandaşımızın ailesiyle birlikte şehir gürültüsünden uzak kalarak dinlenebileceği bir yer olacaktır.” dedi.
    Başkan Yılmaz, mesire alanın en kıza zamanda ilçe halkının hizmetine açılacağının altını çizdi.

  • ‘Dev Satranç Tahtası’na Sorgunlu gençlerden yoğun ilgi

    ‘Dev Satranç Tahtası’na Sorgunlu gençlerden yoğun ilgi

    Satranç severlere, satrancı dev sahada oynama imkânını sunan Sorgun Belediyesi, kente görsel olarak da ayrı bir zenginlik katan dev satranç sahasıyla; Sorgunlu çocuklara satrancı sevdirmeyi, gençlerin sosyal faaliyetlerine katkı sunmayı ve 7’den 70’e her yaştan vatandaşa keyifli zaman geçirtmeyi hedefliyor.

    Oluşturulan satranç oyun alanında gençlerin yanı sıra zaman zaman büyüklerde dev sahada satranç oynamanın keyfini çıkartıyor. Satranç severlerin dilediği zaman kullanabileceği sahada taşlar 24 saat hazır bulunduruluyor. Gençlere hızlı düşünmenin yanı sıra sabrı, disiplini ve stratejiyi öğreten satranç sporunu Sorgun’da her fırsatta oynanabilen bir oyun haline getirmek istediklerini belirten Sorgun Belediye Başkanı M. Erkut Ekinci, “Özellikle gençlerimiz için dizayn ettiğimiz bu dev satranç sahası ile gençlerimize satranç sporunu sevdirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca gençlerimizi kötü alışkanlıklardan uzaklaştıracak bu tür spor faaliyetlerini yaygınlaştırmayı da kendimize görev olarak görüyoruz ”dedi.

  • Sorgun Belediyesi yol çalışmalarına devam ediyor

    Sorgun Belediyesi yol çalışmalarına devam ediyor

    Sorgun Belediye Başkanı M. Erkut Ekinci,” Şu ana kadar en işlek caddelerin altyapı ve üstyapı çalışmalarını tamamladık şimdi bu caddelerimize bağlantılı yollarda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ekiplerimiz bu hafta Muhsin Yazıcıoğlu Caddesindeler altyapı çalışmalarını tamamlayarak üstyapı çalışmalarına başladık, şuana kadar asfalt serimini ve yol çizgi çalışmalarını bitirdik, kaldırım ve aydınlatmaları da kısa sürece içerisinde tamamlandığında estetik görünümü ile görsel şölen haline dönüşen yollarımıza bir yenisini daha ekleyeceğiz. Oluşturmaya çalıştığımız modern şehir görünümünün parçaları olan cadde ve sokaklarımız ile ihtiyaca yönelik hizmet vermeye devam edeceğiz ”dedi.

  • Hızlı Tren Temmuz’da

    Hızlı Tren Temmuz’da

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile hızlı trenle geldikleri Yozgat’ta Sorgun Hızlı Tren İstasyonu’nda incelemede bulundu.
    İncelemeler sonrası açıklamalarda bulunan Karaismailoğlu, demiryolunun, güvenli ve konforlu olduğuna dikkati çekti. Son 19 yıldır bu alanda önemli yatırımların yapıldığını ifade eden Karaismailoğlu, “Çin’den Avrupa’ya hakim olan demir İpek Yolu’na hakim bir ülkeyiz.”dedi. Demiryollarının yük ve insan taşımacılığında daha yaygın kullanımını sağlamak üzere milli seferberlik ilan edildiğini hatırlatan Karaismailoğlu, Bin 213 kilometrelik yüksek hızlı tren hattı inşa edildiğini, konvansiyonel hat uzunluğunun 11 bin 590 kilometreye yükseltildiğini, tüm hatların rehabilite edildiğini ifade etti.
    Karaismailoğlu, “Toplam demiryolu ağımızı 12 bin 803 kilometreye çıkarttık. Hızlı tren işletmesi bakımından dünyada 8’inci, Avrupa’da 6’ncı olduk. 2020’de bu çalışmaları bir üst safhaya çıkararak demiryolu reformunu başlattık. 2023’te demiryolu yatırımlarını yüzde 60’a, demiryolu ağını da 16 bin 775 kilometreye çıkarmayı hedefledik. Demiryolu modernizasyonu için yerli ve milli teknolojileri üretmek için çaba harcıyoruz..”diye konuştu.
    ANKARA-SİVAS ARASI 2 SAATE İNECEK
    Ankara-Sivas arası seyahat süresinin, projenin tamamlanmasıyla ilk etapta 4 saate, daha sonra da 2 saate ineceğini vurgulayan Karaismailoğlu, çalışmalarına başlanan Yozgat Yüksek Hızlı Tren Garı’nın bu yazdan itibaren hizmete gireceğini kaydetti.
    Karaismailoğlu, “İnsan, yük ve veri ulaştırmada geleceğin Türkiyesi’nin altyapısını tamamlamaya her gün bir adım daha yaklaşıyoruz. Yaptığımız her yol ülkemizi her köşesinde dünya ile bağlarken küresel ticaretteki iddiamızı da artırıyoruz. Sanayicimizin işini büyütüyor, turizmcimizin önünü açıyor, çiftçimize ürününü dünya pazarında satabilme vizyonu kazandırıyoruz. Türkiye Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olma yolunda ilerlerken işte bu altyapı en büyük dayanaklarımızdan biri olacak. Bölgesel kalkınma sayesinde her bir ilimiz güçlü bir merkeze dönüşürken istihdam artacaktır. Hedeflediğimiz bütünsel kalkınmaya hep beraber ulaşacağız.”şeklinde konuştu.

     

  • Yozgat’ta kurbanlık satışları başladı

    Yozgat’ta kurbanlık satışları başladı

    Girdi maliyetlerinin yüksek olması kurbanlık fiyatlarına yansısa da geçen yıla oranla fiyatlarda aşırı bir artış olmadığı belirtiliyor.
    Bu yıl kurbanlıklar; büyükbaşta 7 Bin ile 20 Bin TL, küçükbaş kurbanlıklar da ise Bin 500 ile İkin Bin 500 TL arasında satışa sunulacağı ifade ediliyor.
    Yozgat Ankara Karayolu, Organize Sanayi Bölgesinin karşında kurdukları 500 başlık büyükbaş besi çiftliğinde hayvancılık üzerine faaliyetini sürdüren Nazmi Ünsür, kurban bayramının yaklaşmasıyla kurbanlıkların da satışına başladıklarını söyledi.
    Çiftlikte büyükbaş hayvanlardan düve ve tosun satışlarının başladığını kaydeden Ünsür, her bütçeye uygun kurbanlıkların bulunduğunu söyledi.
    Çiftliğin Yozgat- Yerköy arasında OSB’nin tam karşısında ve yolun kenarında olmasından dolayı ulaşım sorunu olmadan kolaylıkla gelinebileceğini kaydeden Ünsür, “Çiftliğimiz Yozgat OSB’nin karşısında asfalta sıfır sayılacak bir noktada olduğu için isteyen herkes rahatlıkla ulaşım sağlayabilir. Kurban Bayramının yaklaşmasıyla birlikte kurbanlık satışlarımızda yoğun bir şekilde devam ediyor. Özellikle Yozgat Merkezden vatandaşlarımız geliyor.” dedi.
    Kurbanlık fiyatlarının geçen yılla kıyaslandığında aynı oranda olduğunu vurgulayan Ünsür, buna rağmen girdi maliyetlerinin artmasının hayvan üreticilerini sıkıntıya soktuğunu belirtti.
    Ünsür, “Yıllardır köyümüzde hayvancılık yapıyoruz. Sonra bu işi profesyonel yapmak için yaklaşık 7 yıl önce Tarım Kırsal Kalkınmadan aldığımız hibe destekle modern bir tesis kurduk ve köyde yaptığımız hayvancılığı Yozgat Yerköy OSB karşısında sürdürüyoruz. Hayvanlarımız veteriner hekim kontrolünde sağlık kontrolleri periyodik olarak yapılmaktadır. Doğal yemle beslenen kurbanlıklarımızın eti de bir o kadar lezzetlidir.”dedi.

    HER BÜTÇEYE UYGUN BÜYÜK VE KÜÇÜKBAŞ KURBANLIKLARIMIZ MEVCUTTUR
    Çiftlikte her bütçeye uygun kurbanlıkların bulunduğunu vurgulayan Ünsür, “Çiftliğimizde her bütçeye uygun büyük ve küçükbaş hayvanlarımız bulunmaktadır. Bazı vatandaşlarımız ortak girmediği için hisse olarak kurbanının almak istiyor. Bu konuda bizlerde kendilerine yardımcı olmak adına tesisimizde keserek adreslerine hisselerini teslim ediyoruz. Canlı olarak ta kilo hesabı 30 TL olarakta kurbanlıklarını alabilirler. Bizler vatandaşlarımıza her türlü kolaylığı da sağlamaktayız. Vatandaşımız dilerse burada çayını kahvaltısını yaparken kurbanını uzman kasaplar eşliğinde kurbanını keserek hissesini takdim ediyoruz, dilerse de evlerine teslim ediyoruz.”diye konuştu.

    KURBANLIKLAR PROFESYONEL KASAPLAR TARAFINDAN KESİMİ YAPILMAKTADIR
    Kurbanlık hayvanların kesimlerinin profesyonel kasaplar tarafından yaptırıldığını vurgulayan Ünsür, “Tesisimizden kurbanlıklarını alan vatandaşımızın aldığı hayvana kurbana kadar bakıyor ve kesimini yine burada kurmuş olduğumuz kesimhanemizde profesyonel kasaplarımız tarafından yapılmaktadır. Kurbanını bizlerden alan vatandaşımız tesisimizde çaylarını yudumlarken kesimini yapıp parçalayıp teslim ediyoruz.
    Dileyen vatandaşlarımız şimdiden kurbanlıklarını seçip alabilir kurbana kadar da bakımını yine biz yaparız” şeklinde konuştu.
    Nazmi Ünsür, kurban almak isteyen vatandaşların kendisine (0 542 315 43 50) nolu telefondan ulaşabileceklerini ifade etti.

  • İHH Yozgat Şubesi çocukları sevindirdi

    İHH Yozgat Şubesi çocukları sevindirdi

    İHH Kadın Kolları ve Genç İHH, Yetim Birimi Başkanlığı ile ortak bir program düzenledi. Yozgat Kent Park’ta, 60’a yakın yetim çocuğun buluştuğu etkinlikte; çocuklar kendilerine yönelik aktiviteler eşliğinde doyasıya eğlendi ve güzel havanın tadını çıkardı. Etkinlik sonrası çocuklara; döner ve dondurma ikram edildi. Çocuklar, kısıtlamalardan dolayı uzun zaman sonra temiz ve açık havada piknik yapabilmenin heyecanını yaşadı.

    Kadın Kolları Genç İHH Başkanı Nüseybe Esved Kutlu, yaptığı açıklamada, çocukların heyecanına ortak olduklarını belirterek, “İHH olarak kısıtlamaların ardından 60 yakın yetim çocuğumuzla Kent Park’ta buluştuk, onların mutluluğuna ve heyecanına bizlerde ortak olduk. Yetim çocuklarımızla ilgilenmek, onları mutlu etmek dinimizin de bir gereğidir. İHH olarak bundan sonra da bu tür faaliyetlerimizi sürdüreceğiz.”diye konuştu.

  • Eşini bıçaklayarak öldüren zanlı tutuklandı

    Eşini bıçaklayarak öldüren zanlı tutuklandı

    Yozgat merkeze bağlı Kavurgalı köyünde önceki gün meydana gelen olayda Salih Talas ile 5 çocuğunun annesi Nazife Talas arasında tartışma çıktı. Salih Talas, tartışma sırasında eşini bıçakladı. Ağır yaralanan Talas, yakınları tarafından Yozgat Şehit Hastanesi’ne kaldırıldı. Nazife Talas, doktorların tüm müdahalesine rağmen hayatını kaybetti. Salih Talas ise jandarma ekiplerince gözaltına alındı. Talas, ifadesinde, kısa süre önce yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle psikolojisinin bozulduğunu öne sürerken, aile içinde huzursuzluk yaşadıklarını, olay öncesi de yine eşiyle tartıştıklarını, olayın büyümesiyle de bıçakladığını söyledi. Talas, jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Salih Talas, savcılık sorgusunun ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

     

  • Akdağmadeni Şairleri Antolojisi çıktı

    Akdağmadeni Şairleri Antolojisi çıktı

    Akdağmadeni Kültürünü yansıtan, içerisinde birçok değerli halk şairinin bulunduğu anlamlı çalışmanın basılı bir eser haline getirilerek vatandaşlarımıza ulaştırılması ve Akdağmadeni Kültür arşivlerine eklenmesi noktasında belediye olarak sonsuz destek verildiğini belirten Akdağmadeni Belediye Başkanı Nezih Yalçın yaptığı açıklamada; “Akdağmadeni Belediyesi olarak hedeflerimizden bir tanesi de derin bir tarihi geçmişe sahip olan ilçemizin kültür arşivini sağlam bir şekilde oluşturmaktır. Bu hedeflerimiz doğrultusunda ilçemizin tarihi, doğal güzellikleri ve kültürünü yansıtan değerlendirilebilir tüm kaynakları toplayıp Akdağmadeni Belediyesi Kültür Yayınları adı altına bir bilgi arşivi ortaya çıkarmak istiyoruz. Murat Baha Erbil tarafından toparlanarak içerikleri hazırlanan Akdağmadeni Şairleri Antolojisi eserine tasarımından basımına kadar destek olduk. Bundan sonraki süreçte de kent arşivimizi böylesine değerli eserleri ortaya çıkararak geliştireceğiz. Tarihimiz ve doğal güzelliklerimizden ilham alarak insanın gönlüne hitap eden bu çalışmanın ortaya çıkmasında emeği geçen tüm şairlerimize teşekkür ediyorum.” diye konuştu.
    Kitabın oluşturulmasında büyük emeği bulunan Murat Baha Erbil ise “Akdağmadeni, Kültürü, Sanatı ve Edebiyatıyla adından sıkça söz ettiren bir ilçe konumundadır. Bizleri hiçbir zaman yalnız bırakmayarak bu yola ilk çıktığımız günden itibaren çok büyük destek veren, Antolojinin ortaya çıkmasında, yayımlanmasında ve tanıtımında büyük katkılar sağlayan Belediye Başkanımız Nezih Yalçın‘a çok teşekkür ediyorum” ifdelerine yer verdi.

  • Bitlis’teki Şehit ateşi Yozgat’a düştü

    Bitlis’teki Şehit ateşi Yozgat’a düştü

    Yozgat’ın Sarıkaya ilçesi Söylemez köyünde yaşayan Şevket Koçak ve Keziban Koçak çiftinin 4 çocuğundan biri olan Jandarma Teğmen Baki Koçak (28) , bugün sabah saatlerinde Bitlis’in Tatvan ilçesi Anadere köyü kırsalında sürdürülen ‘Eren-11 Şehit J. Asb. Kd. Üçvş. Hakan Toydemir 2021-63’ operasyonu esnasında çıkan çatışmada şehit oldu.
    Evli olduğu öğrenilen şehit Teğmen Baki Koçak için bugün saat 10.00’da Bitlis İl Jandarma Komutanlığında uğurlama töreni düzenlenecek. Şehit Koçak bugün ikindi namazına müteakip memleketi Yozgat’ın Sarıkaya ilçesi Söylemez köyünde düzenlenecek törenin ardından son yolculuğuna uğurlanacak.

  • Krizden etkilenmedi, iş yoğunluğu arttı

    Krizden etkilenmedi, iş yoğunluğu arttı

    Yozgat Merkez’de 2, Sorgun, Sarıkaya, Çayıralan ve Kadışehri’ndeki şubeleri ile bölge çiftçisi ve üreticilerine hizmet veren Temiz-İş firması; bünyesinde bulundurduğu; Hyundaı, Kaan, Stıhl, Taral gibi dünya markaların bayiliğinin yanı sıra her marka hızar motorları, çim biçme makinesi, jenaratör, su motorları, çapa makineleri, bayiliği ve servisini yapıyor.
    Temiz-İş Firma sahibi Ercan Savacı, yaptığı açıklamada; yaklaşık 40 yıldır Yozgat’ta her marka hızar motorları, çim biçme makinesi, jeneratör, su motorları, süt sağım makinesi, çapa makineleri bayiliği ve servisini yaptığını söyledi.
    KRİZDEN ETKİLENMEYEN SEKTÖRLERDEN BİRİSİYİZ
    Pandemi dolaysısıyla yaşanan ekonomik olumsuzlukların kendilerini etkilemediğini vurgulayan Savacı, bahar aylarından itibaren iş yoğunluğunun iki katına çıktığını belirtti.
    Savacı, “Yozgat Merkez ve ilçelerimizle birlikte toplam 6 şubemizde vatandaşlarımıza hizmet veriyoruz. Pandemi sürecinde tarım ve hayvancılık üzerine faaliyetini sürdüren firmaların kısıtlamalardan muaf tutulması bizlerin işlerini pek fazla etkilemedi. Hızar motorların, çapa makinelerinin ve diğer benzer tarım makinelerinin tamir, bakım ve satışını yapıyoruz. Yaz kış işlerimizde bir etkilenme olmadı. Bahar ayıyla birlikte tarla, bağ, bahçe işlerinin artması bizlerinde iş yoğunluğunu iki katına çıkardı. Şubemizin olmadığı ilçelerden ve köylerden vatandaşlarımız gelerek, ihtiyacına göre sıfır yada ikinci el tarım aleti alıyor yada elindeki makinelerin tamiratını yaptırıyor.”dedi.
    YENİ ŞUBE AÇMA ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ
    İlçelere yeni şubeler açarak Yozgat ekonomisine ve istihdamına katkı sağlamayı sürdüreceklerini söyleyen Firma sahibi Ercan Savacı, “Şuan için Yozgat Merkezde 2 ve 4 ilçemizdeki şubelerimizde 10 kişiyi istihdam ediyoruz. Amacımız diğer ilçelerimize de şubeler açarak hem ilimiz ekonomisine hem de istihdamına katkı sağlamak. Buna yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”diye konuştu.

     

     

  • Yozgat için projelerimiz var

    Yozgat için projelerimiz var

    Yozgat’ta göçü tersine çevirecek, istihdam ve ekonomik girdiyi artıracak, başta inşaat ve emlak olmak üzere hemen her sektörde gelişime pozitif katkı sunacak, beraberinde şehirde üretimi destekleyecek önerilerimiz var.

    Anadolu’nun ortasında başkentin yanı başında olmasına rağmen geri kalmışlık, işsizlik ve göç konularında başı çeken ilimiz, yaşana bilirlik endeksinde son sıralarda yer almaktadır.

    Yeniufuk Gazetesi olarak; basının habercilik yapmak olan görevinin yanı sıra içinde bulunduğu toplumun faydasına çalışan ve gerektiğinde kamu kurumları ve yerel yönetimlere ışı tutan öneriler de getirmesinin bir sorumluluk olduğu bilincindeyiz.

    Sizler gibi biz de, ilimizin içinde bulunduğu bu “sahipsizlik” ortamından son derece rahatsızız. İlimizin yer altı ve yer üstü birçok kaynağı olduğu bilincindeyiz. Ancak bu kaynakların istihdam oluşturmada, ilimize ekonomik girdi sağlamada, göçü durdurmada ve ilimize nitelikli nüfus çekmede yeterince hatta hiç değerlendirilmediği kanaatindeyiz.

    İyi değerlendirildiğinde Yozgat için her biri bir sıçrama tahtası olabilecek bu kaynakların ulusal ve uluslararası finansal kaynaklarla buluşturan projeler eliyle artı değer üretebileceğini görmekteyiz.

    Bu nedenledir ki; bu bölümün devamındaki haberler içerisinde Yozgat için geliştirdiğimiz projelerin bir kısmını göreceksiniz. Zaman ve şartlar el verdikçe ve proje önerilerimize kamu, stk ve yerel yönetimlerce iltifat edildikçe yeni önerilerimizi paylaşmaya devam edeceğiz.

    Proje önerilerimizden bazı başlıklar ve bu önerilere bürokrasi, siyaset, stk ve yerel yönetimlerden bugüne kadar tek bir aksi seda gelmemesi üzerine kaleme aldığımız “sitemimiz”.

    -Çapanoğlu Sarayı ve Tarihi Han önerimiz,

    -Engelli Eğitim, Rehabilitasyon ve Yaşam Merkezi önerimiz,

    -Hafif Raylı Sistem ve Yeni Bir şehir İnşa Etmek önerimiz,

    -Salgın Enstitüsü ve Aşı Üretim Merkezi önerimiz,

    -Çamlık Spor, Eko Turizm ve Kamp Merkezi önerimiz,

    -T Tipi, Cezaevleri Yerleşkesine Öncülük Etmelidir önerimiz,

    -Gül Şehri Yozgat Hayal Değil önerimiz,

    -Yozgat İçin Söz Biriktirmeye Devam Edeceğiz.

  • Gül Şehri Yozgat! Hayal Değil

    Gül Şehri Yozgat! Hayal Değil

    Yozgatlı, Hollandalı ve Özbek yatırımcıyı bir kez ıskaladık. Bu sefer ıskalamaya, konuyu görmezden gelmeye; ne Yerköy’ün ekonomisi, ne Sorgun’un işsizliği ne de diğer ilçelerin geri kalmışlığı müsaade etmelidir. Unutulmamalı ki; bugün Yozgat coğrafyasında işsizliği, göçü, geri kalmışlığı konuşuyor olmamızın tek sebebi bu konuları kimsenin üzerine alınmıyor olmasıdır.

    Gül, dünya pazarlarında en çok alıcısı ve talebi bulunan çiçek türüdür. Bugün çiçek yetiştiriciliği dendiğinde ilk akla Hollanda gelir.

    Hollanda Çiçek Borsası dünyanın her tarafından çiçeğin geldiği, online alış ve satışların yapıldığı büyük bir pazardır. Bu özelliği nedeniyle dünya çiçek piyasasının en etkili aktörüdür.

    Bir taraftan dünyanın her yerinden üreticiler ve çiçekler Hollanda’ya ulaşırken, diğer taraftan Hollandalı çiçekçiler üretimde Hollanda toprakları ile yetinmemişler kendilerine özellikle gül yetiştirmek için başka ülkelerde arazi arayışlarına girmişlerdir.

    Bunun iki sebebi vardır. Birincisi çiçek üretim maliyetlerini düşürmek, ikincisi yılın 12 ayı üretim yapmak istemeleridir. Zira Hollanda iklim yapısı itibariyle sadece yazın gül yetiştirmeye uygundur. Bu bağlamda son 15 yıldır kış aylarında çiçek yetiştirebilmek için kışın sera iklimine sahip Afrika’yı yoğun şekilde tercih eder olmuşlardır.

    Konunun Yozgat’la Bağı Yozgat kış aylarının soğuk olması nedeni ile kaliteli gül, şakayık ve dağ lalesi yetiştirmek için gerekli iklim şartlarını taşımaktadır. Çünkü gülün kışın uyuması ve bu uyuma sürecinde iklimin soğuk olması gerekir. Bu konuda şunu söylersek abartmış olmayız; Yozgat gül yetiştiriciliği için Avrupa’nın en uygun iklim koşullarına sahiptir. Bu cümlenin nedeni ileriki paragraflarda netleşecektir. Bu iklim yapısı nedeniyledir ki, Hollandalı iş insanlarının dikkatini çekecek bir potansiyeli barındırmaktadır.

    Yozgat’ın gül yetiştiricilerinin dikkatini çeken bir diğer özelliği ise şudur: Hollanda sadece yazları, Afrika sadece kış aylarında gül yetiştirmek için uygundur. Yozgat ise; soğuk iklimi nedeni ile yazın, termal kaynakları kullanılarak da kışın seralarda gül, şakayık ve dağ lalesi yetiştirmeye uygundur. Bu özelliği ile çiçek yetiştiricileri için bulunmaz imkânları barındırmaktadır.

    Nereden Çıktı Bu Konu?

    Buraya şuradan geldik. Sene 2007-08. Almanya’da çiçekçilik yapan Yozgatlı kardeşler, Hollandalı ve Özbek ortakları ile canlı gül üretimi yapmak için Yozgat’a geldiler.

    İlin iklim yapısını ve kaynaklarını incelediler. İklim değerlerinin gül, şakayık ve dağ lalesi için çok uygun şartları barındırdığını görmelerinin yanında termal kaynakların sera üretimine imkân vermesi nedeni ile karar verdiler; başlangıçta en az 100 kişinin çalışacağı 10 dönümlük bir alanda açık ve sera olmak üzere üretim yapmaya. Bürokrasi ile temaslar kurup, fizibilite (yapılabilirlik) çalışmalarına başladılar. Bürokrasi 3 ilçeyi önerdi; Saraykent, Sorgun ve Yerköy. Belediyeler ile temasa geçildi bölgeler incelendi.

    SARAYKENT HENÜZ HAZIR DEĞİLDİ

    O dönemde Saraykent’teki termal kaynakların toprak yüzeyine tam çıkarılmış olmaması ve ulaşım maliyetleri nedeni ile olmadı.

    SORGUN’DA HÜSRAN

    Çiçek üretimi için arazi gösterirken, sera için ihtiyaç duyulan minimum 60 derece sıcaklıktaki suyu veremedikleri, konut ısınmasından dönüş yapan 40 dereceye düşmüş suyun kullanımını önerdikleri için kabul görmedi.

    YERKÖY’DE BÜYÜK ŞOK

    Uyuz Hamamı’na giden güzergâh üzerinde uygun arazi bulundu. Bölgeden geçen termal kaynağın sıcaklık derecesinin üretim için uygun olması ile birlikte yatırım kararı verildi. Ancak belediyenin istediği ve siyasetin onayladığı şartlarda! iletişim sağlanamayınca yatırım bir Yozgat klasiği olan, siyaset, bürokrasi ve yerel yönetimlerin yeterince sahiplenememesi sonucu başlamadan bitti.

    Bu yazıyı kaleme alırken o dönemki yatırımcı ile yeniden görüştük ve bilgilerimizi tazeledik.

    Yozgat iklimi değişmedi, hala gül üretimi için uygun soğukluğa sahip. Termal kaynaklarımız kurumadı, serada çiçek üretme imkânımız mevcuttur. Şu anda termal 12 ilçemizde aktif olarak kullanılmakta veya kaynak tespiti yapılmış durumdadır. Çiçek pazarı daralmadı büyüdü. Talep, her geçen gün artmaktadır.

    Çiçek üretimi; toprak üretiminden, çiçek üretimine, paketlemeden nakliyeye kadar birçok alanda direkt ve dolaylı istihdam ve gelir oluşturacak bir üretim çeşididir. İklim koşullarımızın termal kaynaklarımız ile birleştirilmesi durumunda yılın 12 ayı boyunca üretim yapma imkânı oluşacak, aynı zamanda termal kaynakların kullanımı ile üretim maliyetleri düşeceği için pazardaki rekabeti lehe çevirecek bir unsurdur. İç pazarda tüketimi yapılabileceği gibi doğrudan Hollanda Çiçek Borsası’na satışı gerçekleştirilerek ihracat imkânı sunan, büyüme ve gelişme potansiyeline sahip bir yatırım olacaktır.

    PEKİ, NE YAPMAMIZ LAZIM?

    Yozgat Merkez (Çatakboğazı), Yerköy, Sorgun, Sarıkaya, Boğazlıyan, Saraykent, Aydıncık (Toraman Köyü), Çayıralan (Söbeçimer ve Bağlar mevki), Çekerek (Bayırhöyük ve Gönülyurdu Köyleri), Kadışehri (Hamampınarı), Şefaatli (Armağan Köyü), Yenifakılı ve Akdağmadeni (Karadikmen Mevkii) ilçelerinde 29 ila 85 derece arasında kaynaklar / kuyular bulunmaktadır. Bu ilçe belediyelerinin, Bozok Üniversitesi’nin, TKDK ve Or-An’ın bu konuyu ciddiye alıp, öncelikli gündem maddesine dönüştürmeleri gerekiyor.

    Yozgatlı, Hollandalı ve Özbek yatırımcıyı bir kez ıskaladık. Bu sefer ıskalamaya, konuyu görmezden gelmeye; ne Yerköy’ün ekonomisi, ne Sorgun’un işsizliği ne de diğer ilçelerin geri kalmışlığı müsaade etmelidir.

    Unutulmamalı ki; bugün Yozgat coğrafyasında işsizliği, göçü, geri kalmışlığı konuşuyor olmamızın tek sebebi bu konuları kimsenin üzerine alınmıyor olmasıdır.

    Yozgat’ta canlı çiçek üretimini çağrı ve proje kapsamında TKDK destekliyor. Ancak bu detay pek bilinen bir gerçek değil. Zira bu detayı destekleyecek, Yozgat’ta çiçek üretiminin gerçekleşebileceğini gösteren bir rapor ve bir yapılabilirlik (fizibilite) raporu bulunmuyor. Bunlar olmayınca Yozgat’ta yapılabilecek yatırımlar arasında gül yetiştiriciliğini zikredemiyor, yatırımcılardan talep oluşturamıyoruz.

    O halde yapılması gereken gayet açıktır: Termal kaynaklara sahip belediyelerimiz; Yozgat Bozok Üniversitesi ve Or-An Kalkınma Ajansı ile Ticaret ve Sanayi Odaları’ndan Yozgat’ta gül yetiştiriciliğinin araştırılması ve bir rapor oluşturulmasını, Or-An Kalkınma Ajansı’ndan minimum 10 + 10 dönümlük alanda açık ve sera olmak üzere gül yetiştiriciliğinin fizibilite raporunun hazırlanmasını talep etmelidirler.

    Bu raporların akabinde ilin siyasetçisi, bürokratı, STK’sı ve yerel yönetimlerine yatırımcı ziyaret ve davet etme imkânı oluşacağı gibi, yerelden de bu yatırımı gerçekleştirme gücüne sahip kişileri teşvik etmek kalacaktır. Savaş UYAR/ Bekir ÇAYLAK

     

  • Yozgat için söz biriktirmeye devam edeceğiz

    Yozgat için söz biriktirmeye devam edeceğiz

    “Buraya gelen yabancılar bize hep şunu sordu: Yav siz burda nasıl yaşıyorsunuz, buranın nesini seviyorsunuz?
    Buna cevap vermek çok zor.
    İnsan memleketini niye sever? Başka çaresi yoktur da ondan.
    Ama biz biliriz ki; bir yerde mutlu, mesut olmanın ilk şartı orayı sevmektir.
    Burayı seversen; burası dünyanın en güzel yeridir.
    Amma dünyanın en güzel yerini sevmezsen; orası dünyanın en güzel yeri değildir!
    Buraya gazeteler 2 gün sonra geliyor. Biz duyduğumuz bir havadise şaşırdığımız zaman, büyükşehirdeki insanlar çoktaaan unutmuş oluyor. İşte vizontele buna son verecek. İstanbul’daki bir hadiseyi aynı anda gözlerimizle göreceğiz.
    Yani vizontele uzağı yakın edecek. Ve burası artık o kadar uzak olmayacak.” (Vizontele)
    “İnsan bu boz toprakları niye sever? Sadece memleketi olduğu için mi? Değil! İnsan, memleketini sever. Çünkü kendi olabildiği tek yerdir burası; sırt sırta verebildiği, omuz omuza durabildiği tek yerdir.” (Gönül Dağı)
    Yozgat bozkırın ortasında bir garip (kimsesiz) memlekettir.
    Bu garip (dokunaklı, hüzün veren) hali her aklı başında ve bu toprakların özü ile ruhunu bütünleştirmiş kişiye hüzün vermektedir.
    Yüzlerce yıllık tarihi geçmişine rağmen bu mirasına sahip çıkamamış, şehirliliğin gereği olan fikri üretim, kültür, sanat faaliyetleri ve birlikte yaşama kültüründen uzaklaşmış olmanın getirdiği ben merkezli yaşam tarzı ile hızla kendini tüketmektedir.
    Bu tükenmişlik nedeniyledir ki; Yozgat’ı konu alan Gönül Dağı dizisini Yozgat’ta çekemezsiniz. Çünkü Çapanoğlu Sarayı ve Tarihi Han önerimize tepki verecek kadar dahi tarih bilincimiz yoktur. Konu ne kadar Yozgat olursa olsun, şehirli olmanın gereği olan tarih bilincinden yoksun şekilde tarihi değerlerini yok etmekte yarışan bir şehirde kim neden dizi platosu kursun ki!
    İlimizde 40 bin engellimiz vardır ama engelliler gününde ve arada bir dostlar alışverişte görsün niteliğini aşmayan tekerlekli sandalye kampanyalarında hatırlarız. Ha bir de seçim zamanlarında. Diğer zamanlarda engellilerin yaşamları ilgimizi çekmez. Çoğu zaman basına yansıyacak bir fotoğraf karesinin figüranları niteliğindedirler. Engelli olmak, engelli bireyle hayatını idame ettirmek nedir bilmeyiz, yitirmişizdir empati yeteneğimizi ve diğerkâmlık kültürümüzü. Aksi olsaydı bir vicdan sahibinin dikkatini çekerdi Engelli Eğitim, Rehabilitasyon ve Yaşam Merkezi önerimiz. 
    Çamlık ve Nohutlu arasına sıkışmış, imarı şaibelere konu olmuş, arsa ve inşaat maliyetleri yüksek, her başkan döneminde yapboza döndürülmüş, dikine mimari ile şehir slüeti Amerikan modernleşmesini andıran Yozgat’ta, onlarca yıla sair şehircilik vizyonu ortaya konamamıştır. Lise Caddesi, Cumhuriyet Meydanı ve Büyük Cami belediyeciliğinden bir türlü sıyrılamadık. Şehre vizyon katabilecek projeleri eş-dost-partili-akraba rantlarına kurban verdik. Şehre vizyon katsaydınız da tek, kime rant sağlayacaksınız ordaki arsaları onlar alsalardı yine onlar kazansaydı. Vallahi itiraz etmezdik. Ama yetmez mi artık küçük olsun benim olsun anlayışı ile tükete tükete kasabaya çevirdiğimiz koca bir ili. Anlaşılan yetmiyor ki; Hafif Raylı Sistem ve Yeni Bir Şehir İnşa Etmek başlıklı, Çamlık merkezli yeni bir imar planlaması ile bir Yeni Yozgat vizyonu haberimiz kimsenin umurunda olmadı.
    Büyük umutlarla 15 yıl üniversitemiz olmasını arzuladık. Kampanyalar düzenledik. Marketlerimizin alışveriş poşetlerinde dahi bu istediğimizi dile getirdik. Nihayetinde müstakil bir üniversiteye kavuştuk. Kavuştuk kavuşmasına da; heyhat pek de memnun olmadık. Bir açılıp bir kapanan bölümleri, bir ayrılıp bir birleştirilen okulları, sanayi ve Yozgat eğitim, kültür, sosyal yaşantısı ile iletişim kuramaması, Yozgat’ın hemen hiçbir sorununa dair sözlerinin olmaması vb bizi pek de memnun etmiyor. Üniversite bir şehre katkısı söz konusu olduğunda sadece öğrenci sayısı ile ifade edilecek bir unsur değildir. Umarım bunun farkında olan bir tek biz değilizdir. Bu umudu Bozok Üniversitesi’ne rağmen koruyoruz ve inanıyoruz ki, 1 yılı aşkındır bütün dünyayı etkileyen Covid 19 salgını nedeniyle önerdiğimiz Salgın Enstitüsü ve Aşı Üretim Merkezi’nin kıymetini anlayacak yöneticiler ve akademik kadrolarla Yozgat da buluşacak. Ve diliyoruz ki Sayın Cumhurbaşkanımız ve Cumhurbaşkanı Yardımcımız ülkemizin önerimize konu merkezlere ihtiyacı olduğunu ve üniversitelerin bu konuda çalışma yapması gerektiğini dile getirsinler. İşte o zaman Bozok, kenevir örneği gibi birinci meselesi haline getirecektir konuyu. Tek duamız budur.
    Çamlık. Öve öve bitiremediğimiz Çamlık. İlk milli parktır deriz. Çamlık’ta yapılan pikniklerin, yürüyüşlerin tadından bahsederiz. Bir misafirimiz geldi mi hemen alır çıkarırız, demleriz semaverde çayımızı, dalarız Yozgat’ı seyre. Yozgat’tan Çamlık, Çamlık’tan Yozgat güzel görünür. Bir de gel; işsize, evine ekmek götürmekte zorlanana, akraba desteği olmadan yaşamını devam ettiremeyene, her geçen gün müşterisi azalan esnafa sor Çamlık’ın nasıl göründüğünü. Onların cevabı zorlarsa; gel spor
    kulüplerine soralım, turizm firmalarına soralım, doğa sporlarını sevenlere, kampçılara soralım. Yormadık sizi, biliyoruz işiniz başınızdan aşkın. Biz sorduk ve aldık cevabımızı. Bu cevap üzerine de Çamlık Kamp, Spor ve Eko Turizm Merkezi önerimizi yaptık. Yaptık yapmasına da sesimiz yankılanmadı bu şehirde. İki dağın ortasındaki Yozgat’ta dağlara ses verdiğinde yankılanır diye biliyorduk. Olmadı; sesimiz, sözümüz aksi seda bulamadan gazete arşivlerinde yerini aldı.
    Durmadık, duramadık. Bu memleket bizimdir, yılmak yok, küsmek, darılmak yok dedik. Madem yerelde sesimize ses olanı bulamadık o halde bir de Ankara’ya ulaşalım dedik. Öyle ya onlarca yıldır Ankara’nın yatırımları dışında Yozgat merkezli bir yatırım fikri, projesi oluşturamamıştık. Öyle de bir kaygı olmadı ama neyse burayı geçelim. Yozgat madem merkezden yatırımlarla kabuğunu kırabilecekti o halde bir merkezi yatırıma ışık olalım istedik. “Bacasız fabrika” olarak tanımlanan T Tipi Cezaevinin gerçekten bir fabrika gibi ile katkılarını rakamlarla ortaya koyduk. Sincan Yenikent Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünü inceledik ve hatta gittik yerinde gördük, bir öneri oluşturduk. T Tipi; Cezaevleri Yerleşkesine Dönüştürülmelidir başlığı ile önerdik, talep edilmesini istedik. Gördük ki Yozgat’tan Yozgat adına çıkan her ses Yozgat’ta da Ankara’da da kaybolmakta.
    Oysa her önerimiz, şehre nüfus artışı sağlayacak, istihdam oluşturarak işsizlik sorununun çözümüne katkı sunacak, şehir ekonomisine giren nakdi artıracak, başta inşaat emlak olmak üzere hemen her sektörün gelişmesine pozitif katkı sunacak, beraberinde şehirde üretimi destekleyecek önerilerdi. Bu önerileri sahiplenecek her kurum ve yöneticisini bir sonraki dönem ya da bürokraside bir üst makam için ön plana çıkaracak çalışmalardı. Her biri Vizontele’de olduğu gibi “Yozgat’ı uzak olmaktan çıkaracak” sancılardı.
    Sözümüz elbette Yozgat’ı yönetmek iddiasında olan herkesedir. Ama öncelikle de yerel yöneticilere, STK’laradır. Bürokrasi bugün var yarın yok. Tayini çıkar gider, Yozgat özgeçmişinde küçük bir detay olarak kalır. Ama şehr-i emin olmakla adlandırılan yerel yöneticiler öncelikle bu konuda sorumluluk sahibidirler. Yürünecek yol, dinlenilecek parktan daha az önemli değildir, sofralara giren ekmek.
    Yılmayacağız, bıkmayacağız, küsmeyeceğiz, kırılmayacağız. Yozgat için söz biriktirmeye devam edeceğiz.
    Yozgat paydasında buluşabileceğimiz, ortak kader ve gelecek anlayışına sahip kişilerle mutlaka bir araya gelecek ve “huzurlu, güvenli” bir şehri nasıl inşa edeceğimizi konuşacağız bir gün.
    İnanıyoruz ve biliyoruz ki, bugün sesimize ses veremeseler de bir gün bu şehrin her bir ferdini kendi evladı gibi bilen, işsizliğini, eğitimini, sağlığını, ulaşımını, sofrasındaki ekmeğini dert edinen ve onların yaşamına dokunmak isteyen vicdan sahipleri; bu garipliğe (dokunaklı, hüzün veren) son vereceklerdir.
    “Bazan gendi gendime diyom ki, napacan Ciritçi Abdullah başka bir yol var da, oraya mı gidecen. Başka bir kapı var da, o kapıyı mı çalacan. Madem varmaya değil, yolda olmaya garar verdin. Bu yolun azığı, inanmak. Gatığı umut. Sulamaya devam edecez. Belki bir gün bir ağaç değil de koskoca bir bozkır yeşerir.” Gönül Dağı
    Savaş UYAR / Bekir ÇAYLAK

  • T Tipi; Cezaevleri Yerleşkesi’ne  öncülük etmelidir

    T Tipi; Cezaevleri Yerleşkesi’ne öncülük etmelidir

    Önümüzdeki aylar içerisinde açılışı gerçekleşecek olan Yozgat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun yapım süreci, ulusal basına da konu olan açıklamalarla gündemimizde yerini halen korumaktadır. Önerimiz; T Tipi Cezaevinin bulunduğu bölgenin bir Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ne dönüştürülmesidir.

    Teşvikte 5. Bölge desteklerinden faydalanıyor olmamız da yatırımlarda istenilen ivmeyi kazandırmadı. 25 yıllık Saray OSB’nin hala 1.750 işçi istihdam ediyor olması dikkate değerdir.
    Bir yatırımın yapılabilmesi için 10’un üzerinde kıstas vardır. Her bir yatırımcı riske atacağı sermayesini, bölgedeki kazancını bu kıstasların tamamı ile değerlendirir. Hepsini karşılamak mümkün değildir lakin olmazsa olmazlar vardır. Yozgat birçok alanda bu olmazsa olmazları karşılamakta zorlanmaktadır. Bunları sıralayacak değiliz. Konuya ilgi duyanlar hatırlayacaklardır.
    Önümüzdeki aylar içerisinde Yozgat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun açılışı gerçekleşecek. Cezaevinin yapımı ve inşa süreci zaman zaman ulusal basına da konu olan açıklamalarla gündemimizde yerini korumaktadır.
    AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer’in cezaevi için “bacasız fabrika” tabiri yerelde ve ulusal basında çokça eleştirildi. Bu cümle üzerinden Sayın Başer’e hiç de hak etmediği şekilde yüklenildi. Şöyle ki;
    Nüfusu istenilen düzeyde artmayan, bu artışı hizmet sektöründe çeşitliliği getirmeyen, nüfus azlığı nedeni ile pazar olma şartlarını taşımayan, birçok sanayi kuruluşu için hammadde, yarı mamul temini mümkün olmayan, hammadde/yarı mamul ve pazara uzak, nitelikli iş gücü temininin ciddi problem olduğu, bir arsa tahsisinin dahi 1 yıla yakın sürdüğü, bürokrasinin yavaş işlediği şehirlerde yatırımcı bulmak /getirmek zordur. Yeterli kaynak var ise yatırımcı zaten kapınızı çalar. Geriye hatır gönül ilişkileri kalır ki, hatır için yapılan yatırımın karşılığı da bir başka bölgedeki yatırımın kazancı ile telafi edilir. Hatır kalkınca yatırım da sonlandırılır. Örnekleri vardır.
    Elimizde tek seçenek olarak şehre nakit girdisi ve açılacak kurum ve kuruluşlarla hizmet sektöründe çeşitlilik sağlayarak geliri ve buralarda istihdam edilecek personel üzerinden nüfusu artırmak kalmaktadır. Yozgat gibi illerde; tarım ve hayvancılığın, yer altı ve yer üstü kaynaklarının, tarihi ve kültürel değerlerin organize yapılarla bir taraftan istihdam ve gelir artışına katkı sağlarken, diğer taraftan sanayi alt yapısı oluşturma düzeyine gelene kadar bu seçenek gayet makul ve isabetli olacaktır.

    Üniversitenin kurulması ve Şehir Hastanesi ile ivme kazanan bu süreç son dönemde Diyanet ve Adalet Eğitim Merkezleriyle hızlanmıştır. Cezaevi ile devam edecektir.
    Yozgat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu açıldığında yaklaşık 2.700 personel istihdam edecek. Saray OSB’nin 1,5 (bir buçuk) katı bir istihdam. Yüzde 90’ı Yozgat dışından yani 2.500’ün üzerinde personel ve ailesi Yozgat nüfusuna dâhil olacaktır.
    Ortalama maaşları 5.000,00 TL civarındadır. OSB ortalamasının 2 katına yakın bir rakam. Aylık 13 milyon TL doğrudan il ekonomisine katkı. Cezaevinde 4.000 tutuklu/hükümlü bulunacaktır. Bu tutukluların her biri cezaevi kantininden ortalama 500,00 TL. aylık harcama yapacak ve bu kantinde satılan her bir ürün Yozgat’tan temin edilecektir. Katkısı aylık minimum 1,5 milyon TL. Yine tutuklu ve hükümlülerin kıyafet ihtiyaçlarının en az yüzde 50’si ilimiz esnafından karşılanacaktır.
    Personel ve tutuklu/hükümlü toplamı 6.700 olacak ve her gün yemekhanede bu sayının ihtiyacını karşılayacak üretim yapılacak, yemekhanenin her bir ihtiyaç kalemi Yozgat’tan temin edilecektir. Minimum 3 milyon TL. değerinde bir hacim.
    Tutuklu ve hükümlülerin aylık görüşleri nedeniyle yakınları Yozgat’a gelecek, görüş takvimine göre hafta içi her gün Yozgat’ta otobüsünden dolmuşuna, otelinden lokantasına, çay ocağından kuaförüne, giyim mağazasına, büfesine kadar pek çok esnaf için girdi sağlayacak bir müşteri potansiyeli oluşacaktır.
    Rakamlara tekrar bakalım;
    Saray OSB 25 yılda 1.750 istihdam, Kabalı Projesi 600 istihdam (hedef), Cezaevi 2.700 istihdam.
    OSB aylık işçi maaşları girdisi ortalama 5 milyon, Cezaevi personel maaş katkısı aylık 13 milyon.
    Gıda, giyim, yemekhane, nakliye, ziyaretçi katkılarıyla 20 milyon TL’nin üzerinde bir aylık girdi.
    Bu cümlelerden ve kıyaslamadan OSB’yi, oradaki yatırım ve istihdamları, Kabalı ve benzeri projeleri küçümsediğimiz algısı çıkmasın. Öyle bir kastımız yoktur.
    Kastımız şudur; cezaevinin Yozgat ekonomisine, nüfusuna, sosyal yaşantısına ve hizmet sektörüne yapacağı katkılar gerçek bir “fabrika” düzeyindedir. Dolayısıyla Milletvekili Yusuf Başer “Bacasız fabrika” benzetmesi yaparken hiç de haksız değildir.
    Bir milletvekilinin temel vazifesi yasama faaliyetlerinde bulunmak, meclisteki yasama ve araştırma komisyonlarında yer almaktır. Siyasi kimlik taşımalarından dolayı da parti faaliyetlerinde bulunmaktır. Temel düzeyde yatırımcı bulmak, getirmek gibi bir vazifeleri yoktur. Bu konuda Yozgat milletvekillerine gereksiz yüklenildiğini düşünmekteyiz. İlin ilgili kurum ve STK’ları yatırımcı için gerekli şartların oluşturulmasında ve ilin kalkınmasına katkı yapacak projelerin hükümetçe kabul edilmesinde çalışırlar ve milletvekillerinden öncülük ve destek isterler, onlar da projelerin kabul edilmesi ile Yozgat’ta yatırımcıya sağlanan teşviklerin artırılması, yatırımcının önündeki engellerin kaldırılması noktasında hükümet ve bakanlıklar nezdinde çalışmalar yaparlar, Yozgat halkının sorunlarını ilgili kurumlar nezdinde dile getirip çözümünü isterler. Bu kadar. Fazlasını istemek ve beklemek üretim ve çalışma hayatının içinden gelmeyen, iktidarından muhalefetine vekillerimize haksızlık olur.
    Gerisinde hükümet yatırımlarından Yozgat’ın pay almasını sağlamak kalır. Üniversite, şehir hastanesi, Diyanet ve Adalet Eğitim Merkezleri, Adli Tıp Kurumu, İdare Mahkemesi vb gibi yatırımlardan Yozgat da payını almıştır. Bunun en son halkası T Tipi Cezaevidir. Özetle iktidar partisi vekillerimiz sanayici getirmemişlerdir ancak hükümetin her yatırımından Yozgat’ın da bir pay almasını sağlamışlardır.
    Buradan hareketle önerimiz; T Tipi Cezaevinin bulunduğu bölgenin bir Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesine dönüştürülmesidir.
    Ankara Sincan Yenikent’te bulunan 2.500 dönüm üzerine kurulu 10’dan fazla ceza infaz kurumu, hastane, hakim evi, avm, spor ve sosyal yaşam alanı barındıran Ceza İnfaz Kurumları Kampusu benzeri bir yerleşke kurulmalı, Yozgat T Tipi Cezaevinin ilimize yapacağı katkı çarpan etkisiyle katlanmalıdır.
    Yozgat Cezaevine öncülük eden Sayın Başer eleştirilere kulağını tıkamalı, Adalet bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunarak bu yerleşkenin Yozgat’a kazandırılmasını sağlamalıdır.
    T Tipinin yanına yapılacak her bir yeni cezaevi ve lojman, hastane, okul vb yapılar, ilin nüfusunu ve il ekonomisine nakit girdisini artıracak, sosyal yaşantıda çeşitliliği getirecektir (bu sayede Yozgat’ta kazanılan paranın yine burada ekonomiye dâhil olması mümkün olacaktır). Bu girdiler genel hizmet sektörü ile birlikte sağlık, eğitim ve inşaat sektöründe de canlılığı getirecektir. Yerleşkenin ihtiyacı olan yüksek miktardaki gıda ürünlerinin üretimi için yeni tesislerin açılmasını hızlandıracaktır.
    Nüfusu 100 binin üzerine çıkmış, nakit akışı artmış, hizmet, inşaat ve gıda üretim sektöründe gelişme kaydetmeye, bu gelişmelerle işsizlik oranı azalmaya başlamış, eğitim-sağlık-eğlence-sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilen Yozgat; havaalanı ve yüksek hızlı tren, Sorgun Hayvancılık İhtisas OSB, Adalet ve Diyanet Eğitim Merkezlerinin tam kapasite ile faaliyete geçmesi ve yatırımcılara sağlanan teşviklerin yeniden gözden geçirilmesi ile birlikte yatırımcıların dikkatini daha da çekmeye başlayacak, daha yaşanılır bir şehir olacaktır.

    Bekir ÇAYLAK/Savaş UYAR

  • Çamlık Spor, Eko Turizm  ve Kamp Merkezi

    Çamlık Spor, Eko Turizm ve Kamp Merkezi

    Geçmiş dönemlerde yaptığımız görüşmeler sonucunda “Kongre ve Spor Merkezi Yozgat” başlıklı çalışmalar yapıldı ancak, bu çalışmalar bir Yozgat klasiği olarak, asla fiiliyata dökülemedi. Üzerinden geçen onca yıla rağmen henüz bu konuda ayakları yere basan çalışmalar yapılamaması bizi bir kez daha bu konuya eğilmeye, yeniden Yozgat gündemine taşımaya mecbur bıraktı.

    İl merkezinde 267 hektar alan üzerinde bulunan Çamlık Milli Parkı 212 bitki ve 20’nin üzerinde hayvan türüne ev sahipliği yapmaktadır.
    Ortalama 1.350 olan rakımı ve 10’un üzerindeki ağaç çeşidi ile kendine has bir havası vardır. Bu özellikleri ile sporcular için yüksek rakım antrenmanları, eko turizm ve çadır kampları için oldukça uygundur. Temel gereklilikleri barındırmaktadır. Gerisi, Çamlık’ı tanımaya, tanıtmaya ve gerekli tesisleşmeleri ve organizasyonları gerçekleştirmeye kalmaktadır.
    Geçmiş dönemlerde mülki amirlerle yaptığımız görüşmelerde Çamlık’ın bir piknik alanı olmanın ötesinde ilin ekonomisine, sosyal ve kültürel değişimine olası katkılarını dile getirmiş idik. O dönemlerde bürokrasi ile iletişim kurmak, bir nebze de olsa Yozgat paydasında buluşmak mümkün idi.
    Bu görüşmelerde Çamlık Milli Parkı merkezli bir spor merkezi inşa edilmesi, bu merkezin Çamlık’taki konaklama ve antrenman saha sayılarının artırılması ile desteklenerek, spor turizminden Yozgat’ın pay alması hususunda fikir birliğine varabilmiştik.
    Bu çalışmaların sonucunda “Kongre ve Spor Merkezi Yozgat” başlıklı çalışmalar yapıldı ancak, bu çalışmalar bir Yozgat klasiği olarak asla fiiliyata dökülemedi.
    Üzerinden geçen onca yıla rağmen henüz bu konuda ayakları yere basan çalışmalar yapılamaması bizi bir kez daha bu konuya eğilmeye, yeniden Yozgat gündemine taşımaya mecbur bıraktı.

    Onlarca spor branşında; profesyonel ve amatör olmak üzere, erkek, kadın, yıldız, engelli, milli vb binlerce takım mevcuttur.
    Her branştan sporcuların, farklı iklim ve rakım koşullarında müsabakaya çıkmalarından dolayı; yüksek oksijen deposu ve farklı rakımdaki alanlarda antrenman yapma ihtiyaçları vardır.
    Bolu ve Kızılcahamam bu konuda en bilinen bölgelerdir. Çamlık kendine has bitki örtüsü nedeniyle bir adım öne çıkarken, bir spor kulübünün konaklaması için yeterli düzeyde hizmetin sunulamaması ve tesisleşmedeki sorunlar nedeniyle salon sporları için dahi tercih edilmemektedir.
    Keşke o dönemde birazcık olsun akıl ve vicdan sahiplerine denk gelebilseydik de, bu önerimizin temelini oluşturma ve spor merkezi olma yolunda hızlı yol almamıza vesile olabilecek “Spor Vadisi” tesislerini ve “yeni stadyumu” böyle bir proje bütünlüğü içerisinde değerlendirip daha doğru yerlere daha doğru bir planlama ile yapabilseydik.
    Spor Merkezi dediğimiz anda ilk akla gelenin futbol olması yeterli bir algı değildir. Tüm spor branşları bahsimize konudur. Bu açıdan bakılınca futbolun kamp dönemlerine sıkışacak bir algıdan sıyrılmalı, 12 aya yayılan bir spor turizmine doğru ufkumuzu genişletmeliyiz.
    Yine, Çamlık’ın zengin orman varlıkları, bitki çeşitliliği ile doğa dostu bir turizm hareketliliği yaratma, doğa ve çadır kampları oluşturma imkânımız vardır.
    Eksiğimiz konaklama tesisidir. Eksiğimiz antrenman yapılmasına imkan tanıyacak, en az bir voleybol sahası büyüklüğünde kapalı salonlardır. Eksiğimiz çim veya sentetik antrenman sahalarıdır. Eksiğimiz en az 5 (beş) takımı aynı anda ağırlayacak ve hazırlık maçları yapmalarına imkan tanıyacak turnuvalardır. Eksiğimiz Avrupa, Dünya ve Olimpiyat şampiyonları çıkardığımız güreş sporunda dahi Yozgat’ın tercih edilmesini sağlayacak organizasyonu kuramamaktır.
    Eksiğimiz Çamlık’ın sporla birleşiminden ortaya çıkacak olan sinerjiyi görememektir.
    Eksiğimiz doğal değerlerin turizme entegrasyonu ile doğa dostu turizm uygulamalarının yaygınlaştırılabileceğini ve doğaseverlerin Çamlık’ı gözde bir doğa turizmi rotası olarak görmesini hedefleyememektir.
    Bolu, Bursa ve Karadeniz için kalkınma ajanslarınca eko turizm ve çadır turizmi için çalışmalar yapması ve uygun alanları belirlemesi benzeri bir çalışmayı yapamamaktır. Eksiğimiz Kastamonu Üniversitesi gibi Uluslar arası Turizm Sempozyumları düzenleyerek, ilimizin turizm varlıklarını ve nasıl değerlendirileceklerini ortaya koyamamaktır.
    Bu önerileri; bir saha çalışması, bir organizasyon ve farklı spor branşlarından amatöründen millisine, erkekten engelliye kadar onlarca yetkili ve takımın beklentileri, aynı zamanda TURSAB’a kayıtlı 450 A sınıfı acentenin görüşleri ışığında, Bolu, Bursa, Karadeniz, Kızılcahamam, Antalya örneklerini inceleyerek olgunlaştırdık. Ve olgunlaştırdığımız bu fikrin ana hatlarını sizlerle paylaşıyoruz.
    Bu olgunlaşma neticesinde şunu gördük; Çamlık tek başına spor, eko turizm ve çadır kampları için yeterli özelliklere sahip olmasına rağmen, Çamlık ile beraber Aydıncık ve Akdağmadeni ormanlarına kadar bir eko turizm potansiyeli, Esenli ve Çekerek barajları başta olmak üzere su sporu organizasyonları potansiyeli termal kaynaklarımızla birleştirildiğinde aslında bu pastadan Yozgat’ın büyükçe bir pay alması işten bile değil.
    Oysa ne güzel olurdu; lojman, misafirhane, kamu binası yapma yetki ve iradesini birazcık da Yozgat için fayda üretecek tesis inşa etmede kullanabilseydik.
    Bekir ÇAYLAK/ Savaş UYAR

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Salgın Enstitüsü ve Aşı Üretim Merkezi

    Salgın Enstitüsü ve Aşı Üretim Merkezi

    Dünya üzerinde var olmuş bilinen tüm salgınlara dair geniş bir bilgi havuzu oluşturmalıyız. Salgınların çıkış şartları, mutasyonları, alınan tedbirler, üretilen aşılar vb birçok bilgiye sahip olmalı, analiz etmeli, olası salgınlara/mutasyonlara karşı öngörülerde bulunabilmeliyiz. (Salgın Enstitüsü) Aşı üretim merkezleri kurmalı, salgınlara dair elde ettiğimiz bilgiler ışığında aşı çalışmaları yürütmeli, olası salgınlarda sürece hızla adapte olup kısa zamanda aşı üretecek yeteneği kazanmalıyız.

    Bozok Üniversitesi, 1 yılı aşkın süredir hayatımızı etkileyen Covid 19 salgınını fırsat bilip, üniversitenin bir salgın enstitüsüne ve aşı üretim merkezine kavuşmasını sağlamalıdır.
    Üniversite, ülkemizin salgınlar konusunda gerek hazırlıklarının (tedbirlerin) planlanması gerekse salgınla mücadele (tepki) etkinliğinin artırılması adına aşı üretimi de dahil çalışmalar yapmalıdır.
    Bilindiği üzere koronavirüs salgını 2019 yılı sonlarından başlayarak Covid 19 olarak bilinen bir hastalıkla bir yılı aşkın bir süredir yaşam alanımızı tehdit etmektedir.
    Bu salgına karşı aşılama çalışmaları başlamıştır ancak salgın değişime uğramaya devam etmekte, adeta insanlığın aklı ile mücadele etmektedir.
    Yapılan çalışmalardan anladığımız insanlık tarihinde yer alan birçok salgın gibi bu salgını da yeneceğimizdir.
    Ancak Covid 19 salgını göstermiştir ki; bütün dünyanın virüs salgınlarına karşı tedbirlerinde ve tepkisinde zayıflıklar vardır. Belki de bu salgının bize öğreteceği en önemli ders budur.
    Tarih boyunca ortaya çıkmış veba, çiçek, kolera, İspanyol gribi, Hong Kong gribi, HIV / AIDS, SARS, domuz Gribi, ebola, kızamık, sarıhumma, grip, sıtma, tifüs, menenjit vs. salgınların bir kısmı alınan tedbirlerin ve yürütülen aşı çalışmalarının neticesinde yok olup gitmişken etkisini kaybetmiş olsa da varlığını devam ettirmekte olanları da vardır.
    Bir makaleye göre Dünya Sağlık Örgütü’nün salgınlar ile ilgili raporlarında her zaman iki anahtar kavram ön plana çıkıyormuş;
    1) Bir salgın öngörülemez.
    2) Bir salgının tekrarlanması her zaman olasıdır.
    1-Tarih boyunca yaşanan ve bugün varlığını çok sert hissettiren Covid 19 gibi salgınların bize öğrettiği ana öğreti olan tedbir ve salgın halinde doğru tepkiyi verme konusunda, devletlerin yönetmelikler, yönergeler çıkartıp, bu yönergeleri de sürekli güncellenmesi gerekir. Bu çerçevede alınacak tedbirler için de fonlar (bütçe) oluşturulmalıdır. Bu bütçeler salgınların araştırılması, öngörülmesi (kesin öngörü mümkün değildir), salgınla mücadele ve salgına karşı aşı üretimleri konusunda kullanılmalıdır.
    Dünyanın ve özellikle ülkemizin yeni bir salgını bu derece hazırlıksız karşılama gibi bir durumu söz konusu olamaz.
    Salgın hastalık öngörülemez, o salgına yol açan mikroorganizmanın niteliği hakkında %100 doğru bilgiye sahip olunamaz hele de virüslerin mutasyonu buna engeldir. Lakin virüs nedir bilirsiniz.

    2- Bir salgın hastalık her zaman her koşulda olasıdır, eskisi tekrarlanabilir ya da mutasyona uğramış hali yeni bir salgın türü oluşturabilir.
    Ne yapmalı;
    – Bir salgın hastalıkta birinci kademede hangi hastaneler salgın (pandemi) hastanesine çevrilecek, salgının hangi kademesinde ne gibi tedbirler devreye alınacak, sahra hastaneleri nerelere kurulacak ve uygun yolcu gemilerini tam bir karantina hastanesine çevirme planlarına kadar sıkı hazırlanmalıyız. Sonra kimler nerede göreve çağrılacak, kimleri seferber edeceğiz (yani Tıp Fakültesinden, Sağlık Meslek Liselerine kadar daha birinci sınıfında “salgın hastalıklar karşısında davranışı” öğretmiş olmalıyız ki olası bir yaygın salgında öğrencileri dahi seferberliğe katabilelim.)
    – Her salgın anında önce tüm sağlık çalışanlarını (doktorundan hastane temizlik görevlisine kadar) 1 yıl süreyle koruyabilecek maske, teçhizat yani donanım deponuzda olmalı. Bunun için bir bütçe oluşturmalı, bu bütçe çerçevesinde de tıbbi malzemelerin gelişmesine paralel yeni donanımlar sağlanmalı. Çünkü;
    Önce sağlık görevlilerini koruyacağız ki onlardan sağlık hizmetini sürekli alabilelim.
    – Bu konuda gerekli malzemeyi üretmek ve üretilenleri test edebilecek laboratuarı kurmak şart. Ayrıca standartları da güncellemek gerekiyor.
    – Dünya üzerinde var olmuş bilinen tüm salgınlara dair geniş bir bilgi havuzu oluşturmalıyız. Salgınların çıkış şartları, mutasyonları, alınan tedbirler, üretilen aşılar vb birçok bilgiye sahip olmalı, analiz etmeli, olası salgınlara/mutasyonlara karşı öngörülerde bulunabilmeliyiz. (Salgın Enstitüsü)
    – Aşı üretim merkezleri kurmalı, salgınlara dair elde ettiğimiz bilgiler ışığında aşı çalışmaları yürütmeli, olası salgınlarda sürece hızla adapte olup kısa zamanda aşı üretecek yeteneği kazanmalıyız.
    Özetle yeni bir salgına karşı Covid 19’a olduğundan çok daha hazırlıklı ve kısa zamanda güçlü tepkiler verecek düzeyde çalışmalar yapmak zorunluluğumuz kaçınılmazdır. İşte bu konunun Yozgat’ı ilgilendiren tarafı da budur.
    Bozok Üniversitemiz ve bağlı Tıp Fakültesi yukarıda sıraladığımız tedbirlerin alınması, çalışmaların yapılması hususunda devreye girmelidir. Konu üzerinde ciddi bir çalışma yapacak, salgınlar ve salgınlara karşı tedbirler konusunda öneriler geliştirecek bilgi ve yetişmiş kadroya sahiptirler.
    Bizim bir makaleden yola çıkarak ortaya koyduğumuz sonuçları, onlarca yıla sari akademik bilgi ve saha tecrübesi ile olgunlaştırmalı; Bozok Üniversitesi olarak devletin ilgili makamlarına konunun hassasiyetini ve önemini iletmeli, salgınlarla mücadele ve olası salgınlarda müdahalenin hayatiyeti vurgulanmalı, alınması gereken ulusal tedbirler ve bütçelenmesi hususunda ciddi bir hazırlık dosyasını sunmalı, hatta birinci kademe salgın (pandemi) hastanesi olmak için talepkâr olmalıdır. Buna ilaveten bir Salgın Enstitüsü kurmalı, buradan elde edilecek bilgiler ışığında aşı üretimini gerçekleştirecek Aşı Üretim Merkezini de faaliyete geçirmelidir. Kendi imkânları ile tek başına Bozok Üniversitesi’nin bunu başarması beklenemez. Lakin, makale ışığında ortaya koyduğumuz salgın tedbirlerinin ulusal düzeyde bir eylem planı olarak kabul edilmesine, bir eylem planının parçası olmasına veya bir eylem planı hazırlığının ilk ışığını yakmaya katkı sunabilirler. Bunu başarmak için yeterli kadro, bilgi ve deneyim vardır. Üniversitemizin bu konuda sorumluluk alması siyasilerimizi ve özellikle Cumhurbaşkanı Yardımcımız Fuat Oktay Bey’i de ciddi manada memnun edecek ve desteğini de alacaktır kanaatindeyiz. Covid 19’a bütün dünya gibi Türkiye’nin de tedbirsiz yakalandığının ve güçlü tepkiler vermekte de geciktiğimiz gerçeğinin, bundan sonra olası salgınlar karşısında bir eylem planı yapılması gerekliliğinin kabul edilmesi ile birlikte bu taleplerin bütçesi de hükümet tarafından pekâlâ karşılanabilir.
    Sağlanacak devlet desteğiyle beraber yürünülecek yolun sonunda Bozok Üniversitesi; var olan salgınlar ve olası salgınlarda Tıp Fakültesi, Salgın Enstitüsü ve Aşı Üretim Merkezi ile tedbir ve tepki konusunda Türkiye’de öncü bir kurum olacaktır. Ve elbette ki; bu süreç üniversitemize, eğitim şartlarının iyileştirilmesi ve geliştirilmesi, ar-ge çalışmalarının yapılabilmesi imkânını sağlayacak, sürekliliği olan ciddi bir maddi getiri ve ulusal-uluslararası bilim dünyasında itibar da kazandıracaktır. Bekir ÇAYLAK / Savaş UYAR

  • Hafif Raylı Sistem ve Yeni Bir Şehir İnşa Etmek

    Hafif Raylı Sistem ve Yeni Bir Şehir İnşa Etmek

    Arsa yetersizliği ve maksimum kazanç anlayışı, hızla Yozgat’ı tüketmiştir. Bu tüketimden tarihimiz, kültürümüz, ortak kader anlayışımız gibi bizi biz eden ve bir arada tutan değerlerimiz de nasibini almıştır. Her bir yatırım onlarca yıllık vizyonda şehre katkısı ile değerlendirilmeli, tek başına bir yatırım olmaktan çıkarılıp; beraberinde ve devamında yapılacak diğer yatırımlarla uyumlu, entegre olmalıdır ki Yozgat şehircilik manasında kabuğunu kırabilsin.

    Coğrafi yapısı ve yüzlerce yıllık genetik kodlardan gelen alışkanlıklarla Yozgat tepelerin arasına sıkışmış, şehirleşme hususunda kabuğunu kıramamış bir şehirdir.
    Çanağı andıran coğrafi yapısı nedeniyle ve atalardan miras savunma mantığı içerisinde, Çamlık ve Nohutlu eteklerinde bir şehir yaşamı kolay, basit ve yönetilebilir görülmüştür. Bu şehirleşme/şehirleşememe anlayışı merkez etrafında kısa paslaşmaları andıran çalışmaların şehre reva görülmesine yol açmış, şehrin ufkunu açacak çalışmalar yapılmamıştır.
    Tepeler arasına sıkışıp kalmanın getirdiği arsa sıkıntısı kendini imar düzenlemelerinde düzensizlik, mimaride çarpıklık, konut üretiminde yüksek maliyet ve pahalılık olarak kendini göstermiştir. Diğer yandan, Meydan yeri ve Lise Caddesi’nde bitmek bilmeyen çalışmalara ve yerel yönetimlerin kaynak israflarına sebebiyet vermiştir. Çapanoğlu Camii’nden terminale kadarki alanın her dönemde nasıl ve ne şekilde değiştirildiğine hep birlikte şahitlik ettik/ediyoruz, sonuçlarını birlikte yaşıyoruz. Şehirdeki “Cumhuriyet Meydanı’nın altında altın var.” inanışı dahi bizzat yerel yönetimce Cumhuriyet Meydanı kazılarak merak giderilmiştir. İmar planları her dönem “revizyon”a tabi tutulmuş, arsa dışı alanları arsaya dönüştüren 18 uygulamaları mahkemelere konu olmuştur. Şehrimizin bir kez yapılıp bir daha olağanüstü şartlar olmadıkça değiştirilmemesi gereken bir imar planı olmamış, plan bizzat revizyona tabi tutanlarca bozulmuştur/bozulmaktadır. Sonuç; kısıtlı arsa ile dikine mimari döngüsü içerisinde sıkışarak, şehir olmaktan uzak, gözü yoran, estetikten yoksun, park, bahçe oyun alanı bulunmayan ve yaşam sunmaktan ziyade betonlar içerisine mahkum eden bir anlayış ortaya çıkmıştır.

    Arsa yetersizliği ve maksimum kazanç anlayışı, hızla Yozgat’ı tüketmiştir. Bu tüketimden tarihimiz, kültürümüz, ortak kader anlayışımız gibi bizi biz eden ve bir arada tutan değerlerimiz de nasibini almıştır.
    Başlıkta belirttiğimiz üzere bu şehirde planlanacak her yatırım şehrin gelişmesine katkı yapmalıdır. Her bir yatırım onlarca yıllık vizyonda şehre katkısı ile değerlendirilmeli, tek başına bir yatırım olmaktan çıkarılıp; beraberinde ve devamında yapılacak diğer yatırımlarla uyumlu, entegre olmalıdır ki Yozgat şehircilik manasında kabuğunu kırabilsin.
    Bilindiği üzere belediyemiz 3 köyü mahalle olarak merkez ilçeye bağlamıştır. Yine Yozgat Belediyesi’nce bir harita çalışması yapılmaktadır. Buna ek olarak hızlı tren ve havayolunun açılışı yaklaşmıştır. Çevre yolunun yapımına dair kanaat birliği oluşmuş ve talep düzeyini aşmıştır.
    Belediyemizin çalışmalarını yürüttüğü harita çalışmaları içerisine çevre yolu ve hafif raylı sistem en azından 100 binlik planlara işlenmelidir. Bu sayede şehre resmi bir evrak üzerinde bir ufuk ve sonraki dönem yöneticilerine bir hedef konmuş olacaktır: Hafif Raylı Sistem.
    İlk defa Kemal Yurtnaç Bey’in valiliği döneminde dile getirdiğimiz kendisinin de Sayın Cumhurbaşkanımızdan 2018 yılında talep ettiği hafif raylı sistem, şehrimizin gelişmesi, şehirleşmesi adına önemli bir yatırım olacaktır. O dönemde basına yansıyan Yozgat için raylı sistem verimli ve gerçekleştirilebilir olmadığına dair çalışmalar bugünün Yozgat’ı esas alınarak yapılmıştır. Oysa bizim kastımız 10-25 yıllık bir Yozgat vizyon ve geleceğidir.
    Hafif raylı sistemi kısa vadede hayata geçirmek gerek teknik gerekse finanse edilmesi açısından mümkün değildir. Uzun zamanlı çalışmalar gerekmektedir. İmar planlarına işlenmeli, ulaşım ana planı hazırlanmalı, güzergâh üzerinde topoğrafik ve jeolojik incelemeler tamamlanmalı, yeraltı ve yerüstü kaynaklara olası etkileri ve maliyetler hesaplanmalı, finans kaynakları üzerinde çalışmalar ve görüşmeler yapılmalıdır. Bu çalışmaları yapmak dahi birkaç yılımızı alacaktır. Ancak bu çalışmalar sonrasında hükümetten, iyi hazırlanmış bir dosya ve doğru bir sunum yöntemi ile talepte bulunulmalıdır. Bir diğer önemli husus ise; hafif raylı sistemin yapımı ile ne amaçlandığıdır!
    Amacımız şehrimizin gelişmesine katkı yapmak, yeni bir şehir vizyonu sunmaktır. 2017 yılından bu tarafa önerdiğimiz hafif raylı sistem; şehir hastanesinden Divanlı’ya oradan Bozok Üniversitesi’ne, üniversiteden Atatürk yolu güzergâhı üzerinden şehir merkezine ve nihayet Esentepe veya eski sanayi sitesi bölgesi üzerinden kent park ve nihayet şehir hastanesine ulaşan yaklaşık 30 km’lik bir hattır. Köçekkömü, Recepli, Bozlar, Güdülelmahacılı, Divanlı, Azizli ve Azizli Bağları, Sarıhacılı köy ve mahallelerinin sınırları içerisinden geçecek bu hat, Çamlık etrafında bir daire çizerek şehri çanaktan çıkarıp Çamlık merkezli genişçe bir coğrafyaya taşıyacaktır.
    Önerimizin faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz;
    1-Yozgat orta uzun vadede tepeler arasında bir şehir olmaktan çıkıp Çamlık merkezli geniş bir şehirleşme coğrafyasına kavuşacaktır.
    2-Şehir merkezinde başaramadığımız yatay yapılaşmayı gerçekleştirme ve yollarından, parkına, spor tesislerinden konut alanlarına, resmi dairelerinden kültür sanat alanlarına kadar her şeyiyle gerçek bir şehir inşa etme şansını yakalamış olacağız.
    3-Arsa sıkıntısı aşılacak, inşaat ve konut maliyetleri düşecektir.
    4-Hızlı tren, havayolu ile şehre ulaşım kolaylaşırken değişken hava şartlarında şehir içerisinde ulaşım da kolaylaşacaktır.
    5-Raylı sistemin varlığı şehir içi yaşamı ve faaliyetleri hızlandıracaktır.
    6-Üniversite, hızlı tren garı, mahalleler ve şehir arasındaki ulaşım hızlı, konforlu ve kesintisiz olarak sağlanabilecektir.
    Bu katkıları çoğaltmak mümkündür.
    Ancak, bu önerinin şehrin ihtiyacı olduğu hususunda fikir birliğine varmak ve kabul görmesi en öncelikli meselemizdir. İkinci aşamada bahse konu köylerden henüz mahalle olmayanlar merkez ilçeye mahalle olarak bağlanmalıdır. Akabinde belediyemizin imar ana paftalarına raylı sistem işlenmeli ve planları hazırlanmalıdır.
    Belediye Başkanı Celal Köse ve ekibinin önünde Yozgat’a yeni bir vizyon koyma ve şehircilik alanında Yozgat’ın değişimine katkı yapma açısından bir fırsat bulunmaktadır. Hâlihazırda yürütülen harita çalışmalarında Hafif Raylı Sistemin ana ulaşım planlarına işlenmesini sağlamalıdır. Belediye, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın müdürlükleri ve Bozok Üniversitesi’nden oluşturulacak bir ekiple Hafif Raylı Sistem araştırma, planlama çalışmalarına başlanmalıdır. İyi hazırlanmış bir dosya ile hükümetten bu konuda talepte bulunulmalı ve en azından önümüzdeki 5-10 yıllık yatırım planları içerisine alınması sağlanmalıdır. Hükümet partisinden olma gücü ve Cumhurbaşkanı yardımcısı Fuat Oktay Bey’in varlığı Yozgat adına doğru projelerle talepkar olunduğunda müspet cevap almaya yeterlidir.
    Özetle; şehrimizi doğu-güney ve batı yönlerinde büyütme işi sadece TOKİ’ye, günübirlik ve popülist kararlar veren siyaset ve bürokrasiye bırakılamaz. Yerel yönetim bu konuda iradeyi ve yetkiyi elinde bulundurandır. İrade ve yetkinin gereği, şehir adına inisiyatif koyarak yapılmalıdır. Yapboza dönen imar ve şaibeli 18 uygulamalarına son verilerek, şehre vizyon koyma, orta uzun vadede yeni bir şehir inşa etme fırsatı hükümet olma gücü ve Fuat Oktay Bey’in etkinliği ile birleştirilerek gerçekleştirilmelidir. Bekir Çaylak / Savaş Uyar

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Şahin’den TÖMER binası

    Şahin’den TÖMER binası

    Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Karadağ, üniversitenin gelişmesine yönelik büyük katkı sağlayan Hayırsevere İşadamı Bilal Şahin, tarafından yabancı öğrencilerin Türkçe eğitim almaları için Türkçe Öğretimi Araştırma ve Uygulama Merkezi (TÖMER) binası inşaatının yapımına başlandığı müjdesini verdi.
    Rektör Karadağ, düzenlediği toplantıda Rektörlük görevine başladığı iki yılık süreyi değerlendirdi. Açıklamasında, üniversiteye büyük hizmetlerde bulunan Hayırsever İşadamı Bilal Şahin’e de yer veren Rektör Karadağ, “Üniversitemizin bugünlere gelmesinde emekleri ve katkısı bulunan hayırsever işadamlarımızdan Bilal Şahin Bey ve Erdoğan Adağ’ın da büyük hizmetleri vardır. Kendilerine bir kez daha teşekkür ediyorum. Hayırsever İşadamı Bilal Şahin Bey’e desteğini hiçbir zaman esirgememiştir. Bilal Bey, şuan yine üniversitemizde yabancı öğrencilerimizin Türkçe öğrenimlerini tamamlamaları için Türkçe Öğretimi Araştırma ve Uygulama Merkezi binası içerisinde kütüphane, bilgisayar odası, amfi ve sınıfların olacağı Bozok TÖMER binası inşaatı başladı. Bu vesile ile ben Hayırsever İşadamı Bilal Şahin Bey’e bir kez daha teşekkür ediyorum.”diye konuştu. (Ferhat Özer)

  • Taşdemir: Merhum Kısakürek’i rahmetle yad ediyoruz

    Taşdemir: Merhum Kısakürek’i rahmetle yad ediyoruz

    Gençlik Kolları İl Başkanı Taşdemir, Türk edebiyatının üstadı Necip Fazıl Kısakürek’in vefatının 38. yıldönümü dolayısıyla bir mesaj yayınladı.
    Başkan Taşdemir, mesajında şu ifadeleri kullandı: “Kaldırımlar”, “Çile”, “Reis Bey” ve “Bir Adam Yaratmak”ın da aralarında bulunduğu yüze yakın esere imza atan şair, yazar ve düşünür Necip Fazıl Kısakürek’i vefatının 38. yılında yad ediliyorum. Türk edebiyat tarihinde Baki’den sonra ikinci “Sultanu’ş Şuara” unvanına sahip Ahmet Necip Fazıl Kısakürek, savcılık ve hakimlik görevlerinde bulunan hukukçu Abdülbaki Fazıl Bey ile Girit muhaciri bir ailenin kızı olan Mediha Hanım’ın çocuğu olarak 26 Mayıs 1904’te dünyaya geldi. Şairin bana hatırlattığı ve anlamlı bazı şiirlerinden kesitler; Kaldırımlar Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Canım İstanbul Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar. İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim; O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim. Sakarya türküsü İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya; Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak. Her satırında derin anlamlar olan, her satırında yurdumuz ve insanı olan milli ve manevî değerlerimizi yansıtan şairimizi rahmetle ve minnetle anıyorum.”

  • Yaz ortasında rahatlama, sonbaharda ferahlama

    Yaz ortasında rahatlama, sonbaharda ferahlama

    Nüfusun 18 milyona yakın bölümünün bağışıklık kazandığı öngörülürken, haziranda gelecek 30 milyon doz BioNTech aşısının hepsi yapılacak ve böylece hastalanan ile aşılanan sayısı 50 milyonu bulacak. Sürecin devamıyla Türkiye’de yaz ortasında rahatlama, sonbaharda ise ferahlama olacak.

    Türkiye’de, arka arkaya alınan kararlar ve 20 güne yakın tam kapanma ile salgının üçüncü dalgası kontrol altına alındı. Son 6 ayın en düşük rakamlarına ulaşıldı. Günlük testlerdeki pozitiflik oranı yüzde 4’lere geriledi. En son ocak ayında bu rakam yüzde 5 olarak hesaplanmıştı. Ağır hasta sayıları yüzde 50 düştü. Aktif hasta sayıları 120 bine, salgının yayılma hızı 0.9’a geriledi.

    AŞILAMA KAMPANYASI
    Türkiye, önümüzdeki aylarda enerjisini salgınla mücadelede bağışıklığı artırıp sonbahara rahat girilmesine harcayacak. Bunun için maske, mesafe ve tüm denetimler sıkı bir şekilde devam ederken önümüzdeki haftayla birlikte aşılama konusunda tam bir seferberlik başlatılacak. Uğur Şahin’in verdiği söze paralel olarak yarından itibaren 14.5 milyon doz BioNTech aşısının (tamamı önümüzdeki ayın ilk iki haftasında gelmiş olacak) sevkiyatı başlayacak.

    GÜNDE 1 MİLYON, AYDA 30 MİLYON
    Sağlık Bakanlığı günde en az 1 milyon doz aşının yapılabilmesi için gerekli hazırlıklara başladı. Bin 500 devlet ve özel hastanenin yanı sıra aile sağlık merkezleri de devreye sokulacak. Sabah’ın haberine göre hedef ise “Bir günde 1 milyon bir ayda 30 milyon” olacak. BioNTech aşısının saklama koşullarındaki olumlu gelişmeler bunu mümkün kılacak.

    BAĞIŞIKLIK BÖYLE SAĞLANACAK
    Şu ana kadar 28 milyon doz (11 milyon kişi iki doz oldu) aşı yapıldı. Bu da nüfusun yüzde 14, yetişkin nüfusun ise yüzde 20’lik bölümünün aşılandığı anlamına geliyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, nüfusun 5 milyon 200 bine yakını hastalığı geçirmiş durumda. Bu da dikkate alınırsa nüfusun 18 milyona yakın bölümü bağışıklık kazanmış görünüyor. Haziranda gelecek 30 milyon doz BioNTech aşısının hepsi yapılacak. Böylece hastalanan ve aşılanan sayısı 50 milyonu bulacak. Aşılama temmuz ve ağustos aylarında da sürecek ve toplumsal bağışıklık kazanılacak.

    YAZ ORTASINDA RAHATLAMA, SONBAHARDA FERAHLAMA
    BioNTech’in birinci dozunun vurulmasından iki hafta sonra bile yüzde 70-80’lik bir koruma oluştuğu için 30 milyon kişiye ilk doz aşı yapıldığında toplum bağışıklığı yüzde 55-56’ya ulaşacak. İsrail ve İngiltere örnekleri dikkate alındığında Türkiye’de de bu kapsamda yaz ortasında rahatlama, sonbaharda ise ferahlama olacak.

    AŞIYA POZİTİF AYRIMCILIK
    Türkiye’nin rahatlaması için toplumsal bağışıklık aşılama oranının yüzde 70’i bulması gerekiyor. 65 yaş üstünde bu oran yüzde 85’e ulaştı. Ancak araştırmalar yaş grupları düştükçe aşıya ilginin de azaldığını gösteriyor.Yapılacak kampanyalar ile gençlerin aşıya olan ilgisinin artması sağlanacak. Bunun için 65 yaş üstüne yapıldığı gibi aşıya teşvik için bazı “pozitif ayrımcılıklar” gündeme gelecek. Örneğin konser, sinema ve tiyatro gibi etkinliklere aşı yaptıranlar alınırken, maske zorunluluğu da esnetilebilecek.

  • Başkan Yılmaz, çalışmaları yerinde inceledi

    Başkan Yılmaz, çalışmaları yerinde inceledi

    Başkan Yılmaz, yüklenici firma yetkilileri tarafından yapımına başlanan çalışmaları yerinde inceleyerek yetkililerinden bilgi aldı.

    Çarşı merkezindeki ara cadde ve sokakların tamamının üç boyutlu parke taşları ile döşeneceğini ifade eden Başkan Yılmaz, şu açıklamalarda bulundu:  “Haşim Kılıç mahallesinde bulunan cadde ve sokakların, 12 bin metre kare alanın tamamı, üç boyutlu baklava dilimli üç boyutlu parke taş yapımı çalışmaları başlamış bulunmaktadır. Çalışmalarda cadde ve sokaklarda bulunan ufak ara sokaklar dahil yapılmaktadır. Çalışmalar sırasında cadde ve sokaklarda bulunan kanalizasyon lagarları temizlendi, çalışmalar bittikten sonra lagar kapakları değiştirilecektir. İnşallah, çalışmalar bittikten sonra cadde ve sokaklarımız modern bir görünüme kavuşacaktır. Şimdiden ilçe halkımıza hayırlı uğurlu olsun.”

     

  • Yozgat’ta uyuşturucu operasyonu

    Yozgat’ta uyuşturucu operasyonu

    Olayla ilgili gözaltına alınan şüphelilerden F.Ö.A isimli şahıs ifade işlemlerinin ardından serbest bırakılırken, O.D. isimli şüphelinin emniyetteki işlemleri devam ediyor.
    İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Şüphelilerin ikametlerinde yapılan aramada; 1 Adet ruhsatsız av tüfeği, toplamda 5 adet kutu halinde sıvı kenevir gübresi, 1 Adet 7.65 çapında Ruhsatsız tabanca, 1 Adet Kurusıkı tabanca, 1 Adet Ruhsatsız Av Tüfeği, 5 Adet 7.65 çapında fişek, 1 Adet kenevir yetiştiriciliğinde kullanılan içi alüminyum kaplı özel dolap ve dolap içerisinde 4 Adet saksı içerisinde kenevir bitkisi, yine dolap içerisinde 2 adet pet şişe içerisinde kenevir bitkisi, 1,14 gram esrar maddesi, 1,12 gram kenevir tohumu ve bir 1 adet hassas terazi ele geçirilmiştir. F.Ö.A isimli şahıs ifade işlemlerinin ardından alınan talimatlar doğrultusunda serbest bırakılmış, O.D. isimli şahıs gözaltına alındı. O.D., gerekli iş ve işlemlerin yapılabilmesi için Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne intikal ettirilmiştir.”