Sorgun Gençlik Derneği Sosyal Medya hesabından yapılan paylaşımda, ‘’Avrupa Komisyonu Eğitim, Görsel-İşitsel ve Kültür Yürütme Ajansı (EACEA) tarafından desteklenen, Sorgun Gençlik Derneği (SORGED) Koordinatörlüğünde, Fundación Universitaria San Antonio (UCAM)-İspanya, Ginásio Clube Português (GCP)-Portekiz ve Alexandru Ioan Cuza” University (UAIC) -Romanya ortaklılığında Erasmus+ Spor programı çerçevesinde yürüttüğümüz “Sports+ For Social Change” başlık projemizin kapanış toplantısı 24-25 Nisan 2023 tarihlerinde Sorgun’da gerçekleştirildi. Emeği geçen, katkı sunan herkese teşekkür ederiz’’ denildi.
Haber Merkezi
Kategori: Yaşam
-

Kapanış programı yapıldı
-

Çiftçiye yüzde 50 destek
Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, ‘’Tarımsal Sulama Amaçlı Su Kullanım Hizmet Bedelinin Desteklenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı. Kararla, sulama birlikleri ile kooperatifleri tarafından işletilen sulama sahalarında tarımsal üretim yapan çiftçilerin, bu yıl su kullanım hizmet bedellerinin desteklenerek üretim maliyetlerinin azaltılması ve rekabet güçlerinin artırılması ile bu kapsamda gıda arz güvenliğinin ve tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin sağlanmasına katkıda bulunulması amaçlanıyor. Buna göre, 2023 yılında Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı çiftçilerin tarımsal sulamadan kaynaklı su kullanım hizmet bedelinin yüzde 50’si destek olarak ödenecek. Sulama birlikleri tarafından kendi usul ve esaslarına göre belirlenen su kullanım hizmet bedelinin yüzde 50’si öncelikle su kullanıcısı üretici tarafından ilgili sulama birliğine ödenmesi şartıyla su kullanım hizmet bedelinin geriye kalan yüzde 50’si ise Tarım ve Orman Bakanlığının ilgili bütçesinden üreticiler adına sulama birliklerine yatırılacak. Yine, 1163 sayılı Kanun kapsamında kurulan sulama kooperatifleri tarafından kendi usul ve esaslarına göre belirlenen su kullanım hizmet bedelinin yüzde 50’si bakanlığın ilgili bütçesinden üreticilere ödenecek. Karar kapsamındaki destek uygulaması, 1 Ocak 2023 itibarıyla başlayacak ve 31 Aralık 2023’te sonra erecek’’ denildi. Haber Merkezi
-

Gençlere afet bilinci anlatıldı
Okul ziyaretlerinde bulunan gençlik liderleri, afet bilinci sunumu kapsamında öğrencilere olası tüm afetler, kentsel fonksiyon yer seçimi, boş kentsel alanlar hakkında bilgilendirme yaptılar. Gençlik liderleri, bir kentin dokusunu bozan sorunların giderilmesinin, bozulmaya veya hasara uğrayan kentsel alanın ekonomik, toplumsal, fiziksel ve çevresel koşulların kapsamlı bütünleşik yaklaşımlarla iyileştirilmesine yönelik strateji ve eylemlerin tümüne kentsel dönüşüm dendiğini söylediler. Hayata Değer Kat sunumunda ise gençlik liderleri, ‘’Hayata Değer Kat Projesi ‘Değerlerin kadar değerlisin’ sloganıyla öğrencilerin, sosyal kişisel gelişimini, duygusal zekâlarını geliştirmeyi hedeflemektedir. Bugün baktığımızda gençlerin toplumsal değerlere yabancılaştığını, şiddete eğilim gösterdiklerini, değer yargılarında zedelenme olduğunu, daha çok yalnızlaşıp sanallaştıklarını bilgisayar ve internet bağımlılığında artış olduğunu, iletişim kopukluğu yaşadıklarını, sosyal bağımlılık ve dayanışma ruhunun yok olduğunu görmekteyiz. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm dünyada, gençlerin kültürel, sosyal, sanatsal, bilimsel gelişimini desteklemek amacıyla her yıl binlerce gençlik projesi gerçekleştirilmektedir. Toplum olarak gençleri yüksek ideallere özendirici, millî ve manevi değerleri sevdirici ve benimsetici çalışmalara hız vermek gerekmektedir. Aksi durumda, kendine ve içinde yaşadığı kültürün değerlerine yabancılaşmış bir gençlikle karşı karşıya kalacağımız unutulmamalıdır. Projemizin amacı; öğrencilerimize unutulmaya yüz tutmuş değerlerimizi, kültürümüzü, gelenek ve göreneklerimizi hatırlatmak, öğretmek ve aşılamaktır. Bu bağlamda projemizin hedefleri Zararlı alışkanlıklar sonucu oluşan davranışlar yerine faydalı alışkanlıklar kazandırabilmek, geleneksel değerlerimize, örf ve âdetlerimize saygı göstermelerini sağlamak, farklı insanlarla etkileşime giren öğrencilerimizin yaşayacakları deneyimlerle geniş bir perspektif kazanmalarının sağlanması, yaratıcılık ve iletişim becerilerinin geliştirilmesi, öğrencilerimizde paylaşma bilincinin ve yardımlaşma duygusunun geliştirilmesi, toplumsal sorunlara karşı farkındalık oluşturulması, duyarlılık kazandırılması ve sorumluluk duygularının geliştirilmesi, öğrencilerimizin geçmiş ve gelecek arasında köprü oluşturmaları sağlanarak geleceğe sahip çıkmak konusunda teşvik edilmesi’’ dediler. Haber Merkezi
-

Hayvan kısıtlaması yarın kalkıyor
Daha önce Tarım ve Orman Bakanlığı, şap hastalığı nedeniyle il ve ilçe canlı hayvan pazarlarının ve şehirlerarası hayvan naklinin yasaklandığını duyurmuştu, yapılan çalışmalar neticesinde ise 28 Nisan tarihinden itibaren kısıtlamalar kaldırılarak besiciler tekrar hayvanlarını pazara çıkarıp, şehirler arası nakillerini gerçekleştirebilecekler.
NAKİL İÇİN HAYVANLARDA AŞI SORGULAMASI YAPILACAK
Ülke genelinde şap hastalığının görülmesinin ardından hayvanların aşılanması için hayvan pazarları ve hayvan sevkiyatları kısıtlanmıştı. Hastalığın göründüğü günden bu güne kadar 8 bin hayvan aşılanırken, 28 Nisan tarihi itibariyle kısıtlamalarda kaldırılacak. Kaldırılacak olan kısıtlamanın ardından il içi hayvan nakillerinde hem büyükbaş hem küçükbaşta aşı sorgusu yapılmayacak. Eğer hayvanların il dışına nakli gerçekleştirilecek ise hayvanın aşısının yapılıp yapılmadığı sorgulanacak ve aşı yapılmış ise üzerinden 21 günün geçip geçmediğini sorgulanacak. Aşısı yapılıp üzerinden de 21 gün geçtiği tespit edilen hayvanların il dışı nakline izin verilecek. Ayrıca küçükbaş hayvanlar ile ilgili de il dışında nakli sırasında herhangi bir sorgulama yapmadan bu hayvanların hareketine de izin verilecek.
BAKAN KİRİŞÇİ AÇIKLADI
Tarım ve Orman Bakanlığı resmi internet sitesinde yer alan haberde Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, şap hastalığı ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, şap hastalığı kısıtlaması ile ilgili yaptığı açıklamada, ‘’Geçmiş olsun. Hayvan hareketleri, hayvanları bir yerden bir yere nakletmek isteyenler için imkanlar sağlanmış oldu. Ülkemizde geçtiğimiz şubat ayında ilk defa görülen SAT-2 serotipi şap hastalığının ülkemizde yayılımının durdurulması ve engellenmesine yönelik yürüttüğümüz çalışmalarda önemli bir aşamaya geldik. Öncelikle, SAT-2 serotipi şap hastalığının, daha ülkemizde görülmeden önce gerekli önlemleri almaya başladığımızı, 3 Şubat 2023 tarihinde ülkemizde tespit edilir edilmez de etkin bir mücadele stratejisini ivedilikle hayata geçirdiğimizi hatırlatmak isterim. SAT-2 serotipine karşı Şap Enstitüsünde 37 gün gibi kısa bir sürede aşı üretimi gerçekleştirildi. Toplam 14,5 milyon aşı üretildi. Yaklaşık 13 milyona yakını sahaya gönderildi. 8 milyona yakın hayvan aşılandı. Bu süre zarfında, hayvanların kesimi, ihracı, ithali konusunda bunlara yasak getirdik. Bu süre zarfında hayvan hareketlerine yasak getirdik. Ulusal Hastalık Kontrol Merkezinin şap hastalığı ile ilgili son durumu ve ülke genelindeki hayvan hareketleri kısıtlamasını ele aldı ve 3 önemli karar alındı. Bunlardan birincisi hem büyükbaş hem küçükbaşta eğer il sınırları içerisinde hayvan hareketi olacaksa, bu hayvan hareketinde biz herhangi bir şekilde aşılı olup olmadığını sorgulamayacağız. İkincisi, burada eğer büyükbaşın il dışına çıkarılması sırasında biz o hayvanın aşısının yapılıp yapılmadığını soracağız, aşı yapılmış ise üzerinden 21 günün geçip geçmediğini sorgulayacağız. 21 gün geçmiş ise artık bu aşılama ile ilgili etkinlik sağlanmış demektir. Üçüncü ise küçükbaş ile ilgili, il dışında nakli sırasında herhangi bir sorgulama yapmadan bu hayvanların hareketine de izin vermiş olacağız. Artık geçmiş olsun diyelim Şap tarzı hastalıklar rüzgarla bile sürüklenebiliyor. Rüzgar ile bulaşabilen bu tür hastalıklarla mücadele kolay değil. Biz bir Avrupa ülkesi değiliz. Komşularımız var, onlar bizim gösterdiğimiz özeni göstermediği için bu tür sorunlar yaşanıyor. Geçmiş olsun. Hayvan hareketleri, hayvanları bir yerden bir yere nakletmek isteyenler için imkanlar sağlanmış oldu” dedi.
Ulusal Hastalık Kontrol Merkezi’nin aldığı kararlar çerçevesinde ülke genelinde uygulanan kısıtlamalar, karantinası devam eden yerler dışında, 3 kural çerçevesinde 28 Nisan 2023’ten itibaren ülke genelinde kaldırılacak. İhsan Çelikkaya -

Erdoğan, Cumhuriyet Alanı’nda halka hitap edecek
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 26 Nisan Çarşamba günü saat 13:30’da Cumhuriyet Meydanında düzenlenecek mitingde Yozgatlılara hitap edecek. Miting havasında gerçekleşecek olan Ankara- Sivas YHT açılışıyla Ankara- Yozgat arası 50 dakikaya düşecek. AK Parti Yozgat İl Başkanı Yusuf Başer, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Çarşamba günü Yozgat’a yapacağı ziyarette program değişikliği nedeniyle Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirileceğini belirtti. Yozgat halkını Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımı ile 26 Nisan Çarşamba günü saat 14:00’da Cumhuriyet Meydanında yapılacak olan mitinge davet eden İl Başkanı Başer, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın katılacağı YHT açılışı ve miting programı 26 Nisan 2023 Çarşamba günü saat 14.00’da Yozgat Cumhuriyet Meydanı Olarak Revize edilmiştir.”diye konuştu. Haber Merkezi
-

Şerefli’den deprem bölgesine ziyaret
Eğitim Bir Sen Yozgat Şube Başkanı Kenan Şerefli ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri Eğitim-Bir-Sen Deprem Dayanışma Çalışması kapsamında Adıyaman Samsat Eğitim-Bir-Sen İlçe temsilciliğini ziyaret etti.
Şerefli, ziyarette öğretmen ve eğitim çalışanlarına geçmiş olsun dileklerini iletti.
Adıyaman Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Mehmet Demir’e ve yönetimine, Samsat Belediye Başkanı Halil Fırat, İlçe Milli Eğitim Müdürü Abdullah Akın’a, Eğitim-Bir-Sen İlçe Temsilcisi Murat Ertan’a ve yönetimine, Kadir Barış’a ilgilerinden dolayı teşekkür eden Şerefli, “Bizler Eğitim Bir Sen olarak depremin ardından bu bölgemizdeki kardeşlerimizin acısını paylaşmak ve yaralarının sarılması için seferber olduk. Yüce Mevla ülkemize böyle büyük acılar yaşatmasın. Tüm ülke vatandaşlarımız, stk’larımız ve devletimiz bütün imkan ve olanakları deprem bölgemize ulaştırmıştır. Ayrıca yolculuğumuz esnasında devletimizin bütün kurum ve kuruluşları ile alanda olduğunu müşahede etmek ise ayrı bir güzellikti. Allah devletimize, milletimize böylesi acılar yaşatmasın inşallah.”
diye konuştu. Nazife EKİCİ -

İŞKUR’dan Sanal İstihdam Fuarı
Zengin içeriğiyle on-line olarak işverenlerin, iş arayanların ve öğrencilerin buluşması amacıyla organize edilen Fuar, 27-28 Nisan 2023 tarihlerinde “https://sanalistihdamfuari.iskur.gov.tr” adresi üzerinden ziyaret edilecek. Fuarda ayrıca çevrimiçi seminerler de düzenlenecek.
Konu hakkında açıklama yapan Yozgat Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Taner Yıldız, İki gün sürecek fuarda, kurumsal markaları en iyi şekilde tanıtmanın, personel ihtiyacına yönelik özgeçmiş havuzu oluşturmanın, iş başvurusunda bulunanlarla on-line görüşme yapmanın ve eleman ihtiyacını karşılarken network ağını da geliştirmenin mümkünolacağını belirtti. Yusuf BAĞCI -

Kira artışlarıyla ilgili yasal düzenleme geliyor
Hapis cezası olabilir. Adli para cezası olabilir. İdari para cezası öngörülebilir. İdari para cezası olursa kabahat olur. Onun ayrı bir kanunda düzenlenmesi gerekir ama diğerleri Türk Ceza Kanunu’nda. Şimdi bizim öngörümüz Türk Ceza Kanunu’nda bu alanda bir değişikliğin yapılması yönündedir. Bu konuda bir adım atacağımızı aziz milletimizin bilinmesinde fayda var” dedi.
Şanlıurfa’da tarihi Göbeklitepe’de NTV canlı yayınına katılan ve gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Adalet Bakanı Bozdağ, kira artışlarıyla ilgili yüzde 25 artış sınırı süresinin uzatılacağını, fahiş kira artışlarına yaptırım getirilmesine yönelik de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla çalışma yapıldığını açıkladı.
Türkiye’deki seçimlerin dünyanın en güvenilir seçimleri olduğunu vurgulayan Bakan Bozdağ, hukuk devleti vasfının önemini anlatarak, “Türkiye hukuk devletidir, yargı bağımsızdır, tarafsızdır. Hiç kimse yargı görevi yapanlara emir, talimat veremez, tavsiye ve telkinde bulunamaz ve genelge, yönerge gönderemez” dedi.
Adalet Bakanı Bozdağ’ın konuşması şu şekilde:
İSTEYEN GİDİP OYUNU
GÖNÜL RAHATLIĞIYLA
KULLANABİLECEK
Deprem bölgesinde yaşayan vatandaşlarımızın seçime katılımları, oy kullanmaları ile ilgili bizim seçim kanunumuz gerekli düzenlemeyi taşıyor. Vatandaşlarımız seçmen listelerinin askıya tarihte neredeyse orada oy kullanma hakkı var. Eğer başka yere nüfusunu aldırmışsa, herhangi bir nedenle başka bir yere nakledilmişse naklini oraya götürebilir. Askı süresinde askıya itiraz edebilir ve yerini değiştirebilir. Böylelikle herkesin oy kullanmasına imkan veren bir yasal altyapımız var. Tabii bu yönde de çalışmalar oldu. Seçmenlerin önemli, hemen hemen önemli bir kısmı zaten bulunduğu yerde adresi çıktı. Bir kısmı kaydını aldı. Bir kısmı dediğim gibi kaydını almadı, yerinde çıktı. Ama sonuçta seçime katılımda istediği zaman kaydını almadığı yerde gelip oyunu kullanabilir. Oy verme günü kullanabilir. Ya da bulunduğu yere kaydını almışsa orada kullanabilir. Bunda herhangi bir sıkıntı yok. Katılımda bir problem olmayacaktır. İsteyen gidip oyunu gönül rahatlığıyla kullanabilecektir.
TÜRKİYE’NİN SEÇİMLERİ DÜNYANIN EN GÜVENİLİR SEÇİMLERİDİR
Türkiye’de seçimler en güvenli şekilde yapılıyor. Ben hatta şunu söylüyorum. Türkiye’nin seçimleri dünyanın en güvenilir seçimleridir. Number One’dır. Sebebi şu, YSK seçimin sadece organizasyonunu yapıyor. Yani nerede sandık kurulacak, kim aday olacak? Ne onlara bakıyor. Ve herhangi bir usulsüzlük, şikayet itiraz olduğu zaman bunlara ilişkin şikayetleri kesin olarak karara bağlıyor ki sistem işlesin, esasında bizim sistemde seçimimizi partiler yapıyor, YSK’da o partilerin seçim yapacağı organizasyonu hazırlıyor, fiilen partiler yapıyor. Çünkü sandıkta bir başkan, bir başkan yardımcısı var kamu görevlisi, geri kalan 5 tane partinin temsilcisi var. Orada teşkilatı olan seçime girmiş, en çok oyu almış partilerin temsilcisi oluyor. Şimdi nüfus cüzdanını bu partilerin temsilcileri beraber kontrol ediyor. İmzayı bu partilerin temsilcileri beraber kontrol ediyor. Arkasından oy pusulasını beraber veriyor. Sandığı beraber açıyor. Sayım, döküm, tanzim tutanaklarının hepsini tasnifi beraber yapıyor, her şeyde birlikte tutanak altına alıyor.”ifadelerini kullandı. Haber Merkezi -

Avukatlarla ilgili Anayasal güvence de getiriliyor
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, katıldığı bir televizyon kanalında gündeme dair açıklamalarda bulunurken avukatlarla ilgilide değerlendirmelerde bulundu.
Bakan Bozdağ, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Bizim daha evveliyattan beri savunduğumuz esasında 2011’de yapamadık. 2016 değişikliğinde de olmadı. Fakat yeni dönemde Hakimler ve Savcılar Kurulu ayrı ayrı olacak ve Türkiye’de adli kollukla ilgili de daha ileri adımlar atılması, Türkiye’nin demokratik hukuk devleti vasfının güçlendirilmesi bakımından o dönem Türkiye ileriki aşamalarda o yana doğru da gidecek. Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun birbirinden ayrılması bu gidişe dönük de belki bir ön adım olacaktır. Çünkü hakim karar verendir, hükmü verendir. Savcı iddia edendir. Biri suçluyor birisi belki beraat verecek. Belki ceza verecek. İkisinin aynı kurul eliyle sevk ve idaresi, değerlendirilmesi gerçekten farklı anlamlar çıkarıyor, doğru da olmuyor. Biz yeni dönemde eğer uzlaşma olursa bizim Anayasa değiştirme çoğunluğumuz olsa zaten yaparız. Ama partiler arası uzlaşma olursa, bu konuda bir adım atarsak Türkiye’nin hayrına yararına olur. Ayrıca biz tabii, avukatlarla ilgili Anayasal güvence de getirmek istiyoruz. Avukatlarımızın teminatları da hakimler, savcılar gibi Anayasa da yer alsın. Savunma hakkı da Anayasa da müstakil bir başlık olarak yer alsın ve avukatlarımız da Anayasal teminat altında görev yapsın. Birisi iddia makamı, birisi hüküm makamı, birisi de savunma makamı. Bu makamlar birbirine teminat bakımından da eşit olmalıdır. Onun için yeni dönemde biz burada da önemli bir makas değişikliğine gideceğiz ve orada da önemli bir değişikliği inşallah hayata geçireceğiz.”
Haber Merkezi -

Arslan, ‘AYM sadece görevini yapmaya çalışmaktadır’
Anayasa Mahkemesi Yüce Divan Salonu’nda gerçekleştirilen sempozyumun açılışına Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da katıldı.
Sempozyumun açılış konuşmasını yapan AYM Başkanı ve hemşehrimiz Zühtü Arslan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Her anayasanın belli bir zaman ve mekan içinde oluşan, gelişen ve yaşayan bir kimliği vardır. Bir milletin geçmişi ile bugünü arasındaki etkileşim, kırılmalar ve süreklilikler bu kimliğin şekillenmesinde etkili olmaktadır. Başka bir ifadeyle anayasal kimlik başta anayasayı yorumlamak ve uygulamakla görevli olan anayasa mahkemeleri olmak üzere hukuksal ve siyasal aktörlerin kararlarıyla şekillenmekte, toplumsal gelişmeler ve ihtiyaçlar dikkate alınmak suretiyle sürekli yenilenmektedir. Bu bağlamda Türk anayasa kimliğinin en önemli unsuru, hukuk devletidir dersek yanlış olmaz. Anayasanın başlangıç kısmı, ikinci maddesi ve 14. Maddesi birlikte okunduğunda şüphesiz diğer maddeleri de bu kapsamda değerlendirilebilir. Şöyle bir Türkiye Cumhuriyeti tanımı ve nitelikleri ortaya çıkmaktadır: Türkiye Cumhuriyeti milli egemenliğe, kuvvetler ayrılığına, adalete ve insan haklarına dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Esasen anayasanın kalan kısmı, bir anlamda bu cümlenin hatta hukuk devleti ilkesinin açıklaması mahiyetindedir.
“TÜRKİYE CUMHURİYETİ SOSYAL BİR HUKUK
DEVLETİDİR”
Anayasa’nın ikinci maddesinde cumhuriyetin temel nitelikleri olarak belirtilen vasıfların tamamı, aynı zamanda hukuk devletinin nitelikleridir. Anayasa Mahkemesi de hukuk devletini anayasanın ana ilkesi olarak yorumlamaktadır ve uygulamaktadır. Mahkememiz bir kararında hukuk devletinin, anayasanın diğer tüm maddelerinin yorumlanmasında ve uygulanmasında mutlaka dikkate alınması gereken, dikkate alınması zorunlu olan bir ilke olarak ifade etti. Bu anlamda Türkiye Cumhuriyeti, aynı zamanda sosyal bir hukuk devletidir. Asırlar önce büyük mütefekkir Farabi, erdemli ya da ideal devletin amacının insanın mutluluğunu sağlamak olduğunu belirtmiştir. İnsanın mutluluğunu, refah ve huzurunu sağlamak, anayasaların ve tüm devletlerin ortak amacıdır. Nitekim anayasamızın beşinci maddesinde devletin görevleri arasında kişilerin ve toplumun huzur ve refahını sağlamak, bu amaçla ortaya çıkabilecek birtakım engelleri, sosyal hukuk devletiyle bağdaşmayan engelleri kaldırmak sayılmaktadır.
“2010 ANAYASA
DEĞİŞİKLİĞİ BİR DÖNÜM NOKTASI OLMUŞTUR”
Anayasa Mahkemesi’ne göre de kişilerin refah ve mutluluğunu sağlamaya yönelik olarak sosyal devletin, herkes için insan haysiyetine yaraşır asgari bir hayat düzeyini gerçekleştirmesi gerekmektedir. 2010 anayasa değişikliği ile bireysel başvurunun, hukuk sistemimize girmesi, insan haklarına dayalı hukuk devletinin daha etkili şekilde hayata geçirilmesi bakımından adeta bir dönüm noktası olmuştur. Gerçekten de bireysel başvurunun 10 yılı aşan uygulaması, cumhuriyetin ilkelerinin hak eksenli bir yaklaşımla yorumlanmasına ve uygulanmasına çok önemli katkılar yapmıştır. Bu katkının en bariz örneğini, laiklik ilkesinin yorumunda görebiliriz. Anayasa Mahkemesi kararlarında laiklik ilkesinin hakim olduğu bir hukuk düzeninde dini tercihler ve bunların şekillendirdiği yaşam tarzının devletin müdahalesi dışında ancak koruması altında olduğu belirtilmektedir. Mahkememiz hak eksenli laiklik yorumuyla bir yandan avukatın baş örtülü olduğu için duruşma salonundan çıkartılmasını, diğer yandan da gayr-ı müslim bir azınlık cemaatinin dini liderinin seçimine devlet tarafından müdahale edilmesini din özgürlüğünün ihlali olarak kabul etmiştir.
“HUKUK DÜZENİNİN
DIŞINA ÇIKAMAYACAĞI AÇIKÇA İFADE EDİLMİŞTİR”
Öte yandan Anayasa Mahkemesi, sıklıkla demokratik hukuk devleti terkibini kullanarak günümüzün geçerli demokrasi anlayışı olan anayasal demokrasiye vurgu yapmaktadır. Anayasa’nın başlangıç kısmında egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu, egemenliğin kaynağının millet iradesi olduğu ancak egemenliği millet adına kullanan kişi ve kuruluşların hürriyetçi demokrasi ve onun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeninin dışına çıkamayacağı açıkça ifade edilmiştir. Bu hiç şüphesiz anayasal demokrasi tanımıdır. Kuşkusuz bu anlamda hürriyetçi demokrasinin gereklerinden biri ve belki de en önemlisi temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıdır. Anayasa Mahkemesi kararlarında vurgulandığı üzere anayasada yer verilen kuvvetler ayrılığı ilkesinin gayesi, yetki haklarının aşımının ortaya çıkmasını ve temel hakların ihlal edilmesini engellemektir.
“2 ŞARTIN
GERÇEKLEŞMESİNE BAĞLI”
Cumhuriyetin insan haklarına dayalı, adil, demokratik bir hukuk devleti olarak yoluna devam etmesi, ülkede yaşayan herkesin ortak hedefidir ve olmalıdır. Bu hedefin tam olarak gerçekleşebilmesinin biri toplumsal diğeri de hukuksal ve siyasal düzlemde iki şartın gerçekleşmesine bağlı olduğunu düşünüyorum. Öncelikle toplumsal düzeyde, bizim gibi olmayanlarla, bizden farklı düşünen ve yaşayanlarla sağlıklı bir ilişki kurmak durumundayız. Öteki olarak gördüklerimizin ontolojik varlığını kabul etmedikçe bu sağlıklı ilişkiyi kurma imkanımız yoktur. Kendimize hak gördüğümüzü ötekine de hak görerek adaleti ve özgürlüğü sadece kendimiz için değil, başkaları için de isteyerek farklılıklarımızla birlikte bir arada yaşamanın iklimini hep beraber oluşturmak zorundayız.
“138. MADDEYE HUKUK DEVLETİNİN SİGORTASI DİYEBİLİRİZ”
Diğer yandan demokratik cumhuriyetin geleceği hukuksal ve siyasal düzlemde kuvvetler ayrılığı ilkesinin ve bu kapsamda özellikle yargı bağımsızlığının tam manada hayata geçirilmesine bağlıdır. Belirtmek gerekir ki hangi hükümet sistemi benimsenmiş olursa olsun demokratik anayasalarda yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak, güvence altına alacak özel düzenlemeler yer almaktadır. Bu manada Anayasa’mızın mahkemelerin bağımsızlığı kenar başlıklı 138. Maddesi, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının esaslarını düzenlemektedir. Bu maddede hakimlerin vicdani kanaatlerine göre karar verecekleri, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere tavsiye ve telkinde bulunmak dahil hiçbir suretle müdahale edilemeyeceği ve mahkeme kararlarının geciktirilmeksizin yerine getirileceği açıkça ifade edilmektedir. Bu haliyle 138. Maddeye demokratik hukuk devletinin sigortası diyebiliriz.
“MUSTAFA KEMAL
ATATÜRK’ÜN
İFADESİYLE…”
Demokratik hukuk devleti olarak cumhuriyet bizden, yargı alanında da diğer bütün alanlarda olduğu gibi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadesiyle fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür yargı mensupları ister. Diğer yandan bireysel başvuru gibi cumhuriyetin hukuk alanındaki kazanımlarını insan haklarına dayanan devlet olma niteliğini korumak için egemenliği kullanan kurumların iş birliği içinde olması bir gerekliliğin ötesinde zorunluluktur.
“KARARLARIMIZI
ELEŞTİRMEK YERİNE…”
Anayasa Mahkemesi, Mevlana’nın adalet tanımından mülhem her şeyi yerli yerine koymanın çabası içinde sadece ve sadece görevini yapmaya çalışmaktadır. Kararlarımızı eleştirmek yerine kararlara imza atanları hedef alan, insaf ve izanla bağdaşmayan, son tahlilde kişisel ve kurumsal itibarı zedelemeye yönelik ithamların da hiçbir faydası olmamaktadır. Aksine Anayasa Mahkemesi’ne yapılan ağır saldırılar, nihayetinde toplumun yargıya güvenini sarsarak en fazla demokratik hukuk devletine ve onu korumakla görevli olan başta yargı olmak üzere tüm kurumlarımıza zarar vermektedir.”
BAHÇELİ HEDEF ALMIŞTI
Mhp Genel Başkanı Devlet Bahçeli, HDP’nin Hazine yardımı blokesini kaldıran Anayasa Mahkemesi’ni hedef almıştı. Kararın “hukuk skandalı” olduğunu söyleyen Bahçeli, “AYM’nin bölücü terör örgütünün arka bahçesi olması beka ve güvenlik sorunu olduğu kadar adalet ve hukuk katlidir” demişti.
haberler.com – 16:00 -

Sıtma hastalığına dikkat çekti
Sıtmanın, sivrisineklerin ısırıkları yoluyla insanlara ulaşan bir parazitin sebep olduğu ateşli hastalık olduğunu dile getiren Şahin, Belirtilerinin, yüksek ateş, aşırı terleme, titreme, kas ağrısı, baş ağrısı, sıtma, teşhisi kolay, tedavisi ve korunması mümkün bir hastalık olduğunu söyledi. Her sene 25 Nisan tarihinin dünya sıtma günü olarak kutlandığını hatırlatan Şahin, sıtma hastalığının tedavi edilmemesi durumunda tehlikeli olabileceğini ifade etti. Haber Merkezi
-

Görev şehidi veteriner hekim anıldı
Geçtiğimiz yıl 25 Nisan tarihinde mezbahada görev yaptığı sırada bıçaklı saldırıya uğrayan ve bıçaklanarak hayatını kaybeden veteriner hekim Volkan Lale için Yozgat Veterinerler Odası öncülüğünde Mehmetbeyli köy mezarlığındaki kabri başında anıldı. Türk Veteriner Hekimler Birliği Genel sekreteri Prof. Dr. Murat Fındık, Veteriner Hekimler Derneği Genel Sekreteri Mücteba Binici ile bir çok Veteriner Hekimler Oda Başkanları, veteriner hekimler ve Volkan Lale’nin ailesi katıldı.
Türk Veteriner Hekimler Birliği Genel sekreteri Prof. Dr. Murat Fındık, Yozgat’a sınır bütün illerdeki oda başkanları ve yönetim kurulu üyelerinin anma programına iştirak ettiğini söyledi Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konseyini temsilen Genel Sekreter olarak kendisinin de törende yer aldığını hatırlatan Fındık, ‘’Zülal amcamızın acısını, ailesinin acısını paylaşıyoruz. Meslek şehidimiz Volkan Lale bizim her yıl Nisan ayının son cumartesi günü dünya veteriner hekimleri günü olarak kutlanmaktadır. Ama biz bu yıl birinci yıl itibariyle 25 Nisan tarihini Volkan Laleli anma günü olarak ilan ettik. Her yıl burada meslek kaybımızı, şehidimizi anarak bu hafta anma programını başlatmış olacağız. Bugün bunun ilk örneğini sergiliyoruz. Veteriner hekimler kamu hizmeti sunan bir meslek grubu. Maalesef bu kamu hizmetini sunarken şiddete uğrayabiliyorlar. Bu şiddet kaçınılmaz olarak artarak devam ediyor. Biz sağlık sınıfında yer alıyoruz. Şiddetin mağduruyuz, bunu dile getiriyoruz. Başka Volkan Laleler kaybedilmesini istiyoruz’’ dedi.Veteriner Hekimler Derneği Genel Sekreteri Mücteba Binici ise ‘’Volkan Lale bugüne kadar birçok veteriner hekimimizin şehidimizin son şehrimizdir. Ona Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun. Maalesef bu sağlıkta şiddet olayları Türkiye’de son zamanlarda arttı. Sadece doktorlar, eczacılar değil maalesef veteriner hekimler de bundan mağdur olmaya başladılar. Veteriner hekimler maalesef sağlıkta şiddet kapsamı içerisinde değil, bundan sonraki süreçte mücadelemiz veterineri kimlerin sağlık, şiddet, sağlıkta şiddet kapsamı içerisinde olması. Bunu hep birlikte yöneteceğiz, çalışacağız ve ben tekrar Volka Lale’e meslektaşımıza rahmet diliyorum. Sevgili babasına sabırlar diliyorum. Mekanı cennet olsun, ruhu şad olsun. Her yıl buraya geleceğiz onu yaşatacağız’’ diye konuştu.
Görev Şehidi Veteriner Hekim Volkan Lale’nin babası Zülal Lale de, şöyle konuştu; ‘’Hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Allah razı olsun, hepinizden katillerin içeriden çıkmasını istemiyoruz. Ömür boyu müebbet almasını istiyorum. Benim tek dileğim bu. Ama çıkarsa bizim acımızı tekrar tazeler. Kalbimizi yeniden bıçaklar bunlar. Biz sadece devletimize güveniyoruz, hukukumuza güveniyoruz. Onların müebbet almasını istiyoruz.’’
Daha sonra katılımcılar görev şehidi Veteriner Hekim Volkan Lale için dua edip, mezarına su döktüler. İhsan Çelikkaya -

Şiddet yasasına Veteriner hekimlerin de dahil edilmesini istediler
Yozgat Veteriner Hekimler Odası’nda yapılan basın açıklamasında Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi adına konuşan Genel Sekreteri Prof. Dr. Murat Fındık, Veteriner hekimliğin, bir kamusal sağlık hizmeti olduğunu söyledi. Sağlık kavramının vazgeçilmez bir parçası olan veteriner hekimlerin görev alanının sadece hayvan sağlığı ve refahına yönelik faaliyetlerle sınırlı olmadığına vurgu yapan Fındık, Veteriner hekimlerin çevrenin korunmasında, hayvanlardan insana geçen zoonotik hastalıkların önlenmesinde ve sağlıklı hayvansal gıdaya ulaşmada her aşamada sorumlu ve yetkili, halk sağlığı adına kamu hizmeti veren bir mesleğin temsilcileri olduklarını vurguladı. Veteriner hekimliğin, çalışma alanları yönüyle son derece zor, zahmetli, riskli ve stresi yüksek bir meslek olduğuna değinen Fındık,
‘’Veteriner hekimler bu zorlu fiziksel ve zihinsel şartlara rağmen özveriyle görevlerini yapmaktadırlar. Zoonotik hastalıkların insan ve toplum sağlığı üzerindeki etkileri dikkate alındığında veteriner hekimliğin önemi daha net ortaya çıkmaktadır. Zoonotik hastalıklar ve çevrenin etkileşim içinde olması ve artan küreselleşme, tüm dünyada beşeri hekimlerin veteriner hekimler ve diğer sağlık çalışanları ile birlikte çalışmasını ve ortak eylem planları oluşturmalarını bir zorunluluk haline getirmiş, “Tek Sağlık” yaklaşımı ile değerlendirilen bu durum sağlıklı insan, sağlıklı hayvan ve sağlıklı çevrenin birbirlerinden ayrılamayacak bir bütün olarak ele alınması gerekliliğini ortaya koymuştur. Veteriner hekimlerin mesleğini uygularken hayvanlarla teması kadar ve belki de daha fazla olarak insanlarla doğrudan teması kaçınılmaz bir durumdur. Veteriner hekimler hastasının bulunduğu ahır, ağıl, kümes gibi hayvan barınaklarına giderek, hijyen koşullarından uzak havasız ve soğuk ortamlarda hizmet vermektedir. Veteriner hekimler hem hayvanların muayenesi sırasında hayvan sahiplerinden hem de hayvansal gıda ürünlerinin muayenesi sırasında işletme sahipleri tarafından şiddete uğramaktadır. Sağlık hizmeti veren veteriner hekimler bu görevleri sırasında şehir merkezlerinde ve taşrada, tedavi ve aşılama çalışmalarını aksatmadan sürdürürken, özellikle et olmak üzere hayvansal gıdaların muayenesini yaparken gıda üreten işletmelerde, veteriner klinik ve polikliniklerinde, hayvan hastanelerinde, belediyelerde sağlık hizmeti verirken sık sık şiddete ve baskılara uğramaktadırlar. Bunun bir sonucu olarak insan, hayvan ve çevre sağlığı adına özveri ile sağlık hizmetini yürütmeye çalışan veteriner hekimlerimize karşı giderek artan bir şiddet tablosu maalesef karşımıza çıkmaktadır. Kamu adına hayvansal gıda denetimi yapan veteriner hekimler halk sağlığına zararlı, imhası ya da şartlı tüketimi gerektiren durumlarda şiddete maruz kalmaktadır. Bu durum aynı zamanda halk sağlığına yapılan bir saldırı olarak değerlendirilmelidir. Sağlık çalışanları için düzenlenen yıpranma payı, ek gösterge, maaş iyileştirme gibi tüm konularda ve sağlıkta şiddet yasasında veteriner hekimler unutulmuş ve adeta dışlanmıştır. Bu konuda bir an önce düzenleme yapılmasını ve bu yanlıştan bir an önce dönülmesini bir kez daha talep ediyoruz. Yozgat’ın Sorgun ilçesinde 25 Nisan 2022 tarihinde görevi başında katledilen meslek şehidimiz Veteriner Hekim Volkan Lale’nin acısını hala derinden hissediyoruz. Burada kamu hizmeti sunan veteriner hekimleri sağlık çalışanı olarak görmeyen yöneticilerimizin de sorumluluğu olduğunu bir kez daha tüm kamuoyuna duyuruyor, bu bir yıl içinde hiçbir yasal düzenleme yapılmamış olmasını ve yöneticilerimizin veteriner hekimleri görmezden gelmesini kabul etmiyoruz. İnsan, hayvan ve çevre sağlığı için aynı özveriyle görevimizi yapmaya devam edecek, veteriner hekimlere karşı sergilenen her türlü şiddete ve yok sayılmaya karşı mücadelemizi ise daha da artan bir kararlılıkla sürdüreceğiz’’ dedi.
İhsan Çelikkaya -

CHP’li vekil Karasu kaza yaptı
Edinilen bilgiye göre, Ankara’dan Sivas’a dönerken Akdağmadeni içesi yakınlarında Cengiz Kınaş idaresindeki 34 CUK 178 plakalı araç aşırı yağmur nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüje devrildi. Kazada Şoför Cengiz Kınaş ile CHP Sivas Milletvekili Ulaş Karasu yaralandı. Karasu ve Kınaş Yozgat Şehir Hastanesinde tedavi altına alınırken her iki yaralının da durumlarının iyi olduğu öğrenildi.

KEVEN REFAKAT ETTİ
Yozgat Şehir Hastanesinde tedavi altına alını Karasu’ya CHP Yozgat Milletvekili Ali KEVEN hastanede refakat etti. Yozgat Şehir Hastanesinde yapılan ilk müdahalenin ardından kaza ile ilgili gazetecilere açıklama yapmak CHP Sivas Milletvekili Karasu, ‘’Yağış vardı, o sırada şoför arkadaş direksiyon hakimiyetini kaybetti. Bir kaza geçirdik. İyiyim bir sıkıntı yok herkese teşekkür ediyorum’’ dedi. İhsan ÇELİKKAYA -

Vali Polat, personel ile bayramlaştı
Vali Polat, makamında kurum müdürleri ve personeli kabul ederek tek, tek tokalaştı, bayramlarını kutladı.
Bayramların birlik beraberlik adına kaynaşmaya vesile olduğunu söyleyen Vali Polat, kurum müdürleri ve personele sağlıklı, mutlu ve huzur dolu nice bayramlar geçirmeleri dileğinde bulundu.
Haber Merkezi -

Şahin, bu yılda 66 hafızı umreye gönderdi
Umreye gidecek vatandaşlar için Bilal Şahin Külliyesi’nde uğurlama töreni düzenlendi. Yapılan duaların ardından konuşma yapan Yozgat ve İstanbul Kraft Torba Fabrikaları Yönetim Kurulu Başkanı Bilal Şahin, genç hafızların Umre vazifesini yerine getirecek olmasının kendisini çok mutlu ettiğini söyledi.
Bugüne kadar binlerce kişiyi umreye gönderen Bilal Şahin, “Saygıdeğer Umre adaylarımız başta annelerinize babalarınıza beylerinize çok teşekkür ediyorum. Demek ki onlara güzel hizmet ettiniz. Cenab-ı Allah’ın davetine icabet ediyorsunuz. Hepinize hayırlı yolculuklar diliyorum. Güle güle gidin güle güle dönün.Hayır dualarınızı unutmayın. Allah gidemeyenlere de nasip etsin. Umre’ye beni de gönder diye çok talep var. Benim prensibim ya hafız olacak ya hafızın beyi yada hanımı olacak bu özelliklere sahip olanları Umre’ye gönderiyorum. Allah gitmeyenlere de nasip etsin. Allah hayırlı kazançlar versin bize de gitmeyenleri göndermeyi nasip etsin inşallah. Hepinizi saygı sevgiyle selamlıyorum Allah’a emanet olun” diye konuştu.
Konuşmaların ardından umre yolcuları dualar eşliğinde otobüsle Ankara’ya hareket etti. Haber Merkezi -

Hastanede 23 Nisan coşkusu
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Yozgat Şehir Hastanesi’nde tedavi gören çocuklar için kutlama etkinliği yapıldı. Başhekim Uz. Dr. Mustafa Kozan, Hastane idari Yönetim ekibi, Servis hemşireleri, hasta yakınları ve serviste tedavi gören çocuk hastaların katıldığı etkinlikte çocuklar coşkulu anlar yaşadı. Düzenlenen etkinlikte çocuk hastaların yatmakta olduğu ‘Çocuk Cerrahi Servisi’ balonlar, bayraklar ve fenerlerle süslendi.
Şehir Hastanesi Başhekimi Kozan, ‘’Yarınlarımız olan çocuklarımı onların gününde unutmadık ve hastanemizde tedavi gören çocuklarımız için 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlama programı düzenledik. Çocuklarımız için olun bu özel günde yavrularımızı ziyaret ederek onlara hediyeler verdik. Geleceğimizin umudu çocuklarımız için pasta kesip, çeşitli ikramlar sunularak bu önemli günü bir kez daha büyük bir heyecanla ve coşkuyla kutladık. Ben bu vesile ile tüm çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramlarını kutluyorum’’ dedi. Haber Merkezi -

Yılmaz personeli ile bayramlaştı
İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Nazif Yılmaz, 1 ve 2 numaralı hizmet binalarında düzenlenen bayramlaşma törenlerinde Özel İdare personelleri ile bir araya gelerek Ramazan Bayramlarını kutladı.
2 numaralı hizmet binasındaki törene Yol-İş Sendikası 2 numaralı Şube Başkanı Yaşar Durak Ayerdem’de katıldı. Haber Merkezi -

Manevi destek ekibi yola çıktı
Yozgat İl ve İlçe müftülüklerinde görev yapan Kur’an Kursu Öğreticilerinden oluşan 10 kişilik ekip İl Müftüsü Ali Gülden’in katılımıyla 25 Nisan – 4 Mayıs tarihleri arasında bölgede görev yapmak üzere Kahramanmaraş’a uğurlandı. Manevi danışmanlar yaşanan deprem nedeniyle Kahramanmaraş’ta kurulan çadır ve konteyner kentlerde hizmet veren “Diyanet Çocuk” alanlarında görev yapacak.
Kahramanmaraş merkezli asrın felaketi olarak nitelendirilen depremin ardından Kahramanmaraş’a koordinatör Müftü olarak görevlendirilen Yozgat İl Müftüsü Ali Günden ile birlikte din görevlilerinden oluşan gönüllü destek ekibi Kahramanmaraş’ta vatandaşların yaralarını sarabilmek için seferber olmuştu. Kahramanmaraş’taki görevini tamamlayan İl Müftüsü Ali Gülden, daha sonra Yozgat’a gelmesine karşılık Yozgat’tan deprem bölgesinde gönüllü din görevlileri görev yapmaya devam etti. Ekipler halinde deprem bölgesine giden din görevlileri, depremzedeleri ziyaret ederek onlara hem manevi destek oluyorlar, hem de yapılan destek çalışmaları içerisinde de yer alıyorlar. Cenaze işlerine de destek veren din görevlileri, aktif bir şekilde deprem bölgelerinde görev yapıyorlar. Haber Merkezi -

İttifaklar, aynı masada buluştu
Seçimlere 3 hafta gibi bir süre kala saha çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdüren milletvekili adayları Ramazan Bayramı dolayısıyla Valilik ev sahipliğinde düzenlenen programda bir araya geldi. Hem bayram hem de seçim çalışmaları üzerine sohbet edilen buluşmada Yozgatlılar özlenen tablo diye yorumlarda bulundu.
Yozgat Valisi Ziya Polat’ın Hatay’ın Hassa ilçesinde koordinatör Vali olarak görev yapması nedeniyle ev sahipliğini Vali Vekili Adnan Kayık yaptı. Vali Vekili Kayık, Valilik fuaye salonunda gerçekleşen bayramlaşma programında katılımcıların bayramı kutladı. Haber Merkezi

-

Yozgat’ta 23 Nisan coşkuyla kutlandı
Saygı duruşu ve istiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan programda İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, günün anlam ve önemini belirten konuşma yaptı.
Yazıcı, “Ezelden beri hür yaşamış, gelecekte de hür yaşama azim ve karalılığında olan necip milletimizin, 103 yıl önce bu kararlılığı bir defa daha sergileyerek; Milletimizin, Atatürk’ün önderliğinde tutkuya dönüşen bağımsızlık mücadelesinde verdiği en önemli kararlardan birisi olan, TBMM’nin açılış yıldönümünü bir defa daha coşkuyla kutlamanın mutluluğu içerisinde hepinizi saygıyla selamlıyorum. Milli bağımsızlık mücadelemizin başarıya ulaşmasını sağlamak için tek çözüm yolu olarak, milletin azim ve kararını, milletin egemenliğini, milletin iradesini dikkate alarak, yeni kurulan Türk Devleti’nin milli egemenlik ve milli irade temeline dayanmasının gerekliliği kaçınılmaz olmuştur. 1919 Amasya Bildirisi ile ilan olunan “Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” ilkesi, Erzurum ve Sivas Kongrelerinde de benimsenerek, 23 Nisan 1920’de açılan TBMM’nin ve yeni Türk Devleti’nin temel dayanağı olmuştur. Milli egemenlik iç görünüşü itibariyle milletin yöneticilerini seçmesiyle kendi kendini idare etmesi anlamına gelir. Bu bağlamda milli egemenlik, demokratik rejimi, yani egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu, dış görünüşü ile ise, milletin özgür ve bağımsız yaşamasını, dışa karşı millet birliğini ve bütünlüğünü ifade eder. Millet, kendisini oluşturan bireylerin toplamından farklı olarak, onların bir sentezinden oluşmuş, ortaya çıkmış, bağımsız bir kişiliği olan en gelişmiş toplum düzenidir. Egemenlik ise, milletin genel iradesidir. Bu irade üstün güç ve iktidar olarak millete aittir. Millet iradesi, milleti oluşturan bireylerin iradelerinin bir araya gelmesinden, kaynaşmasından ve sentezinden oluşmaktadır. Milli egemenlik, milletin bölünmez iradesidir.
Sevgili öğrenciler, Milletin iradesinin kurumsallaşması ve hakim kılınmasını hedefleyerek, TBMM’nin açılış gününün, Atatürk tarafından sizlere bayram olarak armağan edilmesi çok anlamlıdır. Çünkü sizler, milletimizin neşe kaynağı ve umudusunuz. Sizlerin daha mutlu ve daha umutlu yaşaması en önemli sorumluluğumuzdur. Sizlere sevinmeyi hak ettiren fedakar ve cefakar bir ecdadın torunları olduğunuzu asla unutmayın. Her gününüzün 23 Nisan gibi sevinç ve coşku dolu olması dileği ile hepinize saygılarımı sunuyorum.”diye konuştu.
Programda öğrenciler tarafından okunan şiirler ve halk oyunları ile okçuluk gösterileri katılımcıların beğenisini topladı. Gösterilerin ardından okullar arası yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödüllerin verilmesiyle program sona erdi.
Programa Yozgat Vali Vekili Adnan Kayık, Yozgat Belediye Başkanı Celal Köse, İl Jandarma Alay Komutanı Albay Halil Başer, İl Emniyet Müdürü Kenan Şaban Süzgün, kurum müdürleri, öğrenci ve veliler katıldı. Haber Merkezi

-

Vali Vekili Kayık makamını öğrencilere devretti
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nin açılışının 103. yılı ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Yozgat Vali Vekili Adnan Kayık, makamını temsili olarak Fatma Temel Turhan Ortaokulu 5/C sınıfından Abdullah Murat ve 6/C sınıfından Zeynep Sude Selvi’ye devretti. Vali Murat Selvi, ilgili kurumları arayarak İl Orman İşletme Müdürü Mustafa Çelik’i arayarak Yozgat’ta yapılması gereken çalışmaları hakkında talimatlar verdi. Haber Merkezi

-

Şehitlikte hüzünlü bayramlaşma
Yozgat’ta il yöneticileri, şehit yakınları Ramazan Bayramı arifesinde şehitliği ziyaret ederek, şehitlerin kabirleri başında dua ettiler, karanfil bırakarak, bayramlaştılar. Sabahın erken saatlerinden itibaren şehitliğe gelmeye başlayan şehit yakınları, kabirlerin başlarında Kuran-ı Kerim okudu ve dua etti, mezarlar temizlenip, su döküldü.
Hakkari’nin Çukurca İlçesi’nde yasadışı terör örgütü mensupları tarafından tuzaklanan el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu 26 Mayıs 2017 tarihinde şehit düşen Uzman Çavuş Gökhan Peker’in mezarı başında hüzünlü anlar yaşandı. Şehidin annesi Atiye Peker, torunlarıyla birlikte oğlunun mezarını ziyaretinde önce dua etti, ardından da “Allah ciğer acısını hiç kimseye vermesin. Çok zor, hiç kimseye vermesin, düşmanıma da vermesin evlat acısını” diyerek, oğlunun mezarını temizledi, fotoğrafını öpüp, kokladı, severek bayramlaştı. Diğer oğlundan torunu olan ve şehit oğlunun ismini taşıyan 6 yaşındaki Gökhan’ı da amcasıyla tanıştıran anne Atiye Peker, torunundan amcasının fotoğrafını öpmesini istedi, gözyaşlarına hakim olamadı.
Şehitlikte çocuklar kabirlere bayram şekeri bıraktı. Yozgat Valisi Ziya Polat, il yöneticileriyle birlikte kabirleri ziyaret edep, karanfil bıraktı. Vali Polat burada yaptığı açıklamada, “Tüm milletimize, ülkemize, İslam alemine hayırlı ramazanlar, hayırlı arifeler diliyorum. Şükür bugün arife yarın bayram. Huzur içerisinde bayramımızı kutlayacağız. Görevli olarak tekrar Hatay Hassa’ya bayramlaşma programını yapmak için gideceğiz. 2-3 gün Hatay’da görevlendirildik. Burada arkadaşlarımız programlarına devam edecek. Tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Gazilerimize sağlıklı ömürler diliyoruz. Milletimizin huzur içerisinde, bereket içerisinde bir ve beraber bayramlara gireceğini biliyoruz” dedi. Haber Merkezi

-

Kurum çalışanlarını ziyaret ettiler
Ramazan Bayramını ilk gününde Kaymakam Fatih Topuz ve Belediye Başkanı Uzm. Dr. Nezih Yalçın bayramı görevleri başında geçiren İlçe Emniyet Müdürlüğü, İlçe Jandarma Komutanlığı, Akdağmadeni Belediyesi İtfaiye Amirliği ve Devlet Hastanesini ziyaret ederek görevleri başında bulunan kamu personeliyle bayramlaştı.
Bayram ziyaretleri kapsamında gazi ve şehit yakınlarının ailelerini de ziyaret eden Kaymakam tohuz ve Belediye Başkanı Yalçın, ilçede misafir edilen depremzedeleri de unutmayarak evlerine bayramlaşma ziyaretinde bulundu. Haber Merkezi


















