Kategori: Gündem

  • Şerefli: Gelir vergisinde oran  değil matrahlar artırılmalı

    Şerefli: Gelir vergisinde oran değil matrahlar artırılmalı

    Memur-Sen Yozgat Şube Başkanı Kenan Şerefli, Gelir Vergisi esaslarına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada 2017 yılı gelir vergisi tarifesindeki parametrelerin sorunlarına değinildi. Şerefli oran ve oranın uygulanacağı matrahın ücretli çalışanlar aleyhine sonuçlar doğuracağı vurgulayarak oranın değil matrahın arttırılması gerektiğini söyledi.
    Bilindiği üzere gelirini ücretle elde eden çalışanların kazançlarının vergilendirilmesinde ölçüt olarak kullanılan tarifelerin, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 103. maddesinde yer aldığını kaydeden Şerefli, maddede yer alan tarife tutarlarının ise her yıl güncellendiğini kaydetti.
    Ücret gelirinin vergilendirilmesinde iki temel parametre olduğu görüldüğüne dikkat çeken Şerefli, “Birincisi oran, ikincisi ise oranın uygulanacağı matrahtır. İçinde bulunduğumuz süreçte her iki parametre açısından ücretli çalışanlar aleyhine sonuçlar doğuracak gelişmeler söz konusudur. Bunlardan birincisi oranla ilgilidir ki; yüzde 27 oranının uygulandığı ikinci dilimde oran yüzde 30’a çıkarılmak istenmektedir. İkinci sorun geçmişten bugüne gittikçe derinleşen matrah sorunudur ve bu sorun oran artışına denk gelecek mağduriyetler üretmiştir ve eğer gereken müdahale yapılmazsa üretmeye de devam edecektir” dedi.
    Matrah sorunu ya da gelir vergisinde matrah oyunu
    Verginin hesaplanmasına esas matrahın, her yıl güncellendiğine kaydeden Şerefli, şunları ifade etti:
    “Bu güncelleme Vergi Usul Kanunu’nun 298 nci maddesine göre hesaplanan ’Yeniden Değerleme Oranı’ üzerinden yapılmaktadır. Yeniden Değerleme Oranı, ticari kazanç erbabının kazançlarının vergilendirilmesinde amortismana tabi olan kıymetlerin yıllar itibari ile kıymetlerini belirlemek için Maliye Bakanlığı’nca kullanılan bir katsayıdır.
    Yeniden Değerleme Oranı’nın, hesaplanıp belirlenmesine ilişkin ayrıntılı bir açıklamaya girmeksizin, temel parametresinin üretici fiyat endeksi olduğunu belirtmekle yetinelim. Esasen gelir vergisi matrahlarının belirlenmesine ilişkin sıkıntı ya da bizim ifademizle matrah oyunu da burada başlamaktadır. Gelir vergisi matrahlarının belirlenmesine etki eden yeniden değerleme oranında, TÜFE (bir anlamda tüketici enflasyonu) değil ÜFE (üretici kesimin enflasyonu) esas alınmakta bu yolla, gelirleri üretici fiyatlarına göre vergilendirilen fakat giderleri TÜFE’ye göre artan çalışan-ücretli kesim tablosu ortaya çıkmaktadır. Bu tablonun özeti ise gelir vergisine esas matrahlarda cari enflasyondan daha düşük artış ve buna dayalı olarak da daha yüksek vergi ödeme yükümlülüğünün oluşmasıdır. Bu anlamda, gelir vergisi noktasında yapılacak ilk değişiklik ve mağduriyeti gidermeye dönük hamle, gelir vergisi matrahlarının, ÜFE’ye göre değil TÜFE esas alınarak belirlenecek yeniden değerleme oranıyla artırılmasıdır. Özellikle, ücret kazancına dayalı olarak gelir vergisi mükellefi olan kişiler için uygulanması gereken endeks tüketici fiyat endeksi olmalıdır.”
    “Matrah oyununu ve matrahların TÜFE üzerinden güncellenmesi teklifimizi somutlaştırmak amacıyla; yıllık gelir vergisi tarifelerini güncellenme olayını belirli bir endekse tabi tutarak hesaplamak ve ortaya çıkan sonucu değerlendirmek yararlı olacaktır” diyen Yalçın, şöyle devam etti:
    “Örneğin; 2010 yılını temel baz yıl olarak alırsak; yüzde 15 oranının uygulandığı vergi diliminde matrah 2010 yılında 8.800 TL idi. O tarihten bugüne yeniden değerleme oranı esas alınsaydı 2017 yılında yüzde 15’lik vergi dilimi matrahı 14.132 TL olacaktı. Oysaki 2017 yılı yüzde 15 e tekabül eden vergi dilimi matrahı 13.000 TL dir. Aynı dönemde yeniden değerleme oranı ÜFE yerine TÜFE üzerinden belirlenseydi 2017 yılında yüzde 15’lik dilimde uygulanacak matrah 15.062 TL olacaktı. Peki, yüzde 15 lik vergi diliminin 13.000 TL yerine 14.132 olsa ne olacaktı? Gelir vergisi artan oranlı olarak uygulandığından 13.000 TL den sonraki her kazanç için alınan yüzde 20 lik oran, eğer yıllık güncelleme yeniden değerleme oranına göre yapılmış olsa 14.132 olacak ve ücretli çalışan da 1.132 TL için yüzde 5 az vergi ödemiş olacaktı. Kısaca, Devlet geliri 2017 yılı içerisinde 14.132 TLolan herkesten 56.60 TL fazla vergi almış oldu. Aynı hesaplama birde tüketici fiyat endeksine tabi olarak yapılırsa; (15.062 – 13.000=2.062 TL) vergi dilimi 2.062 TL daha az hesaplanmış ve sonucunda da Devlet ücretli çalışandan aynı hesap ile 103,10 TL fazla vergi tahsil etmiştir. Sadece alınan bu fazla vergi ya da aleyhe düzenleme, sadece memur için mi geçerlidir? Tabi ki hayır, yıllık kazancı 15.000 TL olan her bir çalışanı kapsamaktadır. Yani neredeyse asgari ücret ile çalışan herkesi kapsamaktadır. Toplamda 3 milyon memur olduğu düşünülürse meselenin ciddiyeti anlaşılır.”
    Kamu görevlisi noktasında ortak sıfata sahip olmalarına karşın farklı statülerde istihdam edilen kamu görevlilerinin varlığının, gelir vergisi uygulamasında da farklılıklara yol açtığına dikkat çeken Şerefli, “Aynı unvan altında ama farklı statülerde çalışan kamu görevlileri arasında, gelir vergisi matrahı ve dolayısıyla ödedikleri gelir vergisi tutarı yönüyle küçümsenmeyecek farklılıklar bulunmaktadır. 657 sayılı Kanuna tabi mühendis ile 399 sayılı KHK’ye tabi olarak KİT’lerde görev yapan mühendisin “eşit işe eşit ücret” anlayışıyla gelirleri eşitlenmeye çalışılırken “aynı unvana ya da eşit gelire eşit vergi” yaklaşımının ortaya konmasından ısrarla kaçınılmaktadır.
    Herhangi bir kamu iktisadi teşekkülünde 399 sayılı KHK hükümlerine tabi bir mühendisin Ocak ayı vergiye tabi matrahı; 4.246,68 TL iken 657 sayılı Kanuna tabi olarak çalışan mühendisin ise 1.282,26 TL dir. Aralık ayında ise KİT personeli olan mühendisin kümülatif vergi matrahı 46.713,48 TL, dolayısıyla yıl bazında kendi kazancından kesilen vergi tutarı 8.472,46 TL dir. Ayrıca gelir vergisi oranında yüzde 27’lik olan oranın yüzde 30 olarak uygulanması durumunda da 399 sayılı KHK kapsamında çalışan mühendis için ayrıca 501,40 TL ek vergi yükü gelmektedir(Hesaplama 2017 yılı verilerine göre yapılmıştır). Aynı hesaplama 657 sayılı Kanuna tabi olan aynı şartlarda sahip mühendis için yapılsa aylık vergiye tabi matrahı 1.282,26 yıllık matrahı ise 15.919,46 TL olacaktır. 2017 yılı içerisinde ödediği gelir vergisi ise 1.903,90 TL olacaktır.
    Aynı hesaplama büro memuru için yapılacak olsa; KİT personeli olan memurun aylık gelir vergisi matrahı, 3.116,64 ve yıllık matrahı ise 34.283,04 TL, 657 sayılı Kanuna tabi olan memurun ise aylık gelir vergisi matrahı 1.302,35 TL yıllık ise 16.168,92 TL dir. Yıl boyunca ödenen gelir vergisi ise sırasıyla, 3.991,50 ve 1.953,78 TL dir. KİT personeli olan memur vergi matrahına kazançlarının çoğunun dahil edilmesi nedeni ile ayrıca %27’lik dilimden vergilendirilmeye de başlanmıştır. Yeni düzenleme ile ayrıca 2017 yılı verileri esas alındığında 30.000 TL nin üzerindeki kazancı için ekstra %3 vergi daha ödeyecektir.
    Bu örneklerden hareketle şunu ifade etmek gerekiyor; aynı unvanla farklı statülerde kamuda görev yapan ve kamu hizmeti sunan kamu görevlileri arasında vergi kaynaklı farklılığın, bir tarafın aleyhine gelir kaybının oluşturulmasının hukuki açıdan dayanağını bulmak ve üretmek de imkansızdır. Sosyal güvenlik hakkı yönüyle aynı ölçütlere, emekli maaşı ve ikramiyesi açısından yanı oran ve tutarlara, ek ödeme noktasında birbirlerine eşitlenmeye çalışılan bu kamu görevlilerinin konu vergi olduğunda farklı matrahlara tabi tutulması kesin bir adaletsizliktir. Bu adaletsizliğin de bir an önce giderilmesi gerekmektedir. Yöntemi çok basittir. Gelir vergisi matrahına dahil edilecek gelir kalemleri boyutuyla, KİT personelinin 657 sayılı Kanuna tabi kamu görevlileriyle aynı duruma getirilmeleri gerekmektedir. Daha açık bir ifadeyle, gelir vergisi matrahında KİT personelinin matrahı, 657 sayılı Kanuna tabi personelin tabi olduğu tutara göre belirlenmelidir. Tıpkı, ek ödemede olduğu gibi, tıpkı emekli maaşı ve ikramiyesinde olduğu gibi”değerlendirmesini yaptı.
    Şerefli şöyle devam etti:
    “Bu noktada, gelir vergisine ilişkin mevcut adaletsizliklerin giderilmesi yönünde adım atılmasını beklerken, aksi yönde bir irade ile yüzde 27’lik oranın yüzde 30’a yükseltilmesi yönünde düzenleme yapılması; adaletsizliğin sona ermesine değil derinleştirilmesine çaba sarf edildiği kanaati uyandırmaktadır.
    Bu çerçeveve, gelir vergisine ilişkin düzenlemede oranların artırılması yönünde ortaya konan iradenin geri çekilmesi ve gelir vergisine esas matrahların özellikle %15’lik dilim açısından geçmiş dönem kayıplarını da telafi edecek şekilde yükseltilmesi gerekmektedir. Bu yöntemle, gelir vergisinin, kamu görevlileri başta olmak üzere emekleriyle gelir elde edenler açısından “gelir azaltıcı” vasfı önemli oranda sona erecektir.
    “Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır” sloganının yanına “vergide adalet esastır” afişinin eklenmesi için içinde bulunduğumuz süreç iyi değerlendirilmeli; yüzde 27’lik oranın 3 puan artışla yüzde 30’a çıkarılması yanlışından vazgeçilmeli ve gelir vergisinde yeniden değerleme oranın da ÜFE yerine TÜFE’nin esas alındığı sistem hayata geçirilmeli tekliflerimizi karşılayacak düzenlemeler gerçekleştirilmelidir.”

  • Göçük altında kalan  2 kişi hayatını kaybetti

    Göçük altında kalan 2 kişi hayatını kaybetti

    Edinilen bilgiye göre, akşam saatlerinde içme suyu şebekesi için kazılan kanalda köy muhtarı Ahmet Alıcı ve Ali Bektaş toprak altında kaldı. Olay yerine gelen AFAD ekipleri göçük altında kalan çalışanları çıkarmak için kurtarma çalışması başlattı. 2 saat toprak altında kalan Alıcı ve Bektaş Akdağmadeni Devlet Hastanesine götürüldü. Burada yapılan tüm müdahalelere rağmen Alıcı ve Bektaş’ın hayatını kaybetti öğrenildi.

  • Başbakan Yıldırım 81 ilin valisiyle buluştu

    Başbakan Yıldırım 81 ilin valisiyle buluştu

    Başbakan Binali Yıldırım, Çankaya Köşkü’nde 81 ilin valisi ile bir araya geldi. Son günlerde Amerika ile yaşanan vize krizinin gündemin sıcak konularından birisini olduğunu belirten Yıldırım, “Amerika, diplomatik misyonlarının güvenlik zafiyetini öne sürerek vize işlemlerini askıya aldığını duyurdu. Tabii ki biz de ülkemize yakışanı yaptık, mütekabiliyet esasına dayanarak aynı karşılığı verdik. Temennimiz iki müttefik arasındaki ilişkilerin kısa sürede normale dönmesidir. Bölgesel ve küresel gerilimlerin tırmanmakta olduğu bu süreçte Türkiye olarak sağduyuyu elden bırakmayacağız. Ülkemiz ve milletimiz, istikrarı bozmaya çalışan, e-muhtıra, Gezi olayları, 17-25 Aralık darbe girişimi, 15 Temmuz kanlı darbe girişimiyle birçok kez sindirilmeye çalışıldı. Ülkemiz, bölgede yaşanan terör olayları nedeniyle hedef ülke konumuna getiriliyor. Bütün bu gelişmeleri dikkate alarak özelikle terörle mücadelede olay sonrası operasyon yaklaşımını bırakıp kesintisiz operasyon yöntemine geçerek faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Başka bir deyişle müdafaa anlayışıyla değil, taarruz anlayışıyla terörle mücadeleye devam ediyoruz” dedi.
    Son bir yılda toplam 42 bin 650 operasyonun başarıyla gerçekleştirildiğini kaydeden Yıldırım, “298 bin polis, jandarma, asker, güvenlik korucusu aktif görev aldı. Bu son iki yıl içerisinde terörle mücadelede muazzam bir uyum mevcuttur. Asker, polis, jandarma, bütün birimler birbiriyle dayanışma halinde ve uyumlu bir şekilde bu mücadeleyi başarıyla devam etmektedir. Şehirde ve kırsalda PKK bölücü terör örgütüne karşı net bir saha hakimiyeti tesis edilmiştir. Bölücü terör örgütünün yollara mayın döşemesini engellemek amacıyla güvenli yollar projesini başlatmış bulunuyoruz. Toplamda 2 bin kilometreyi aşan yolu güvenlik yolları kapsamında inşa ettik” ifadelerini kullandı.
    Gençlerin dini duyguları istismar eden diğer terör örgütünün de DEAŞ olduğunu anlatan Yıldırım, DEAŞ’la da aynı kararlılıkla mücadelenin sürdüğüne dikkati çekti. Başbakan Yıldırım, badece bu sene başından itibaren bin DEAŞ mensubunun tutuklandığını kaydetti.
    15 Temmuz’un faili olan FETÖ terör örgütüne de göz açtırılmadığını anlatan Yıldırım, FETÖ mensuplarının bugün yargı karşısında hesap verdiğini, FETÖ operasyonları kapsamında birçok zanlının tutuklandığını ifade etti. Örgütün finans kaynaklarına gerçekleştirilen operasyonlarla para akışının önemli ölçüde azaltıldığını vurgulayan Yıldırım, örgütün gizli haberleşme ağlarının da deşifre edildiğini kaydetti. Valilere önemli bir tavsiye ve uyarıda bulunmak istediğini belirten Yıldırım, “Gerek FETÖ, gerek PKK terör örgütüyle mücadele kapsamında gerçekleştirilen faaliyetlerde dikkatli, titiz bir şekilde, kılı kırk yararak işlem yapmanız büyük önem arzediyor. Unutmayın, bizim değerlerimizde zulüm etmek yoktur. Ne tek bir terör mensubunun devlet içinde barınmasına ne de tek bir mazlumun zarar görmesine asla rıza göstermeyiz. Bunlara, sizlere ve vicdanı muhakemelerinize güveniyoruz” şeklinde konuştu.
    Türkiye’nin kimsenin toprağında gözü olmadığını anlatan Yıldırım, “Bugün Suriye üzerinde oluşturulmak istenen terör koridorunun farkındayız. Bölgede terör değil, barış kuşağı oluşturmak istiyoruz” dedi.
    Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin gayrimeşru referandumuna işaret eden Yıldırım, “Biz, bölgede yaşayan farklı etnik ve dini gruplara ait insanların hukukunu geçmişte koruduğumuz gibi bundan sonra da korumaya özen göstereceğiz” diye konuştu.
    Valilere tavsiyelerde bulundu
    Başbakan Yıldırım, valilere tavsiyelerde de bulunarak, “Hem bize hem size düşen en önemli görev, devlet ile millet arasındaki mesafeyi kapatmaktır. Mesafe koymamaktır. Sizlerin zaten bu anlayışla görev yaptığınıza yürekten inanıyorum. Çünkü hepimiz milletin derdiyle dertlenmeyi hayat tarzı haline getiren yöneticilersiniz. 81 ilimizdeki bütün vatandaşlarımızın mutluluğunu, huzurunu, sevincini yüreğinizde hissederek görev yaptığınızı biliyorum. Gün bittiğinde eminim ki her bir arkadaşım başını yastığına koyduğunda o gün şehri için ne yaptığını düşünüyor. Fakat hayatın bir gereği olan sürekli yenilenmeye ihtiyaç var. Başarılarınızla övünerek değil, daima yeni başarılar, daha iyisini nasıl yapacağız düşüncesi ile çalışmak mecburiyetindeyiz. Türkiye’de çok uzun süreler, millet devleti yüceltmek için çalıştı. Şimdi artık ‘milleti yaşat ki devlet yaşasın, milleti yücelt ki devlet yücelsin’ prensibini hayata geçirmiş bulunuyoruz” açıklamasında bulundu.

  • Silahlı kavgada 1 kişi yaralandı

    Olay Akdağmadeni İstiklal Caddesinde saat:9:00 sıralarında meydana geldi.İstiklal Caddesinde arabasından inen Ferhat Vuralı Hayran Köyü Muhtarı Mehmet Tuğrul tarafından 9 el tabanca ile ateş açıldı.Ferhat Vural olay yerinde karın bölgesinden yaralandı.Akdağmadeni Develet hastanesine kaldırıldı
    Olay sonrası Hayran Köyü Muhtarı Mehmet Tuğrul tabancasıyla Jandarmaya teslim oldu.
    Olasyla İlgili savcılık soruşturma başlattı.

  • Trafiğe kayıtlı araç sayısı arttı

    Trafiğe kayıtlı araç sayısı arttı

    Yozgat’ta da Ağustos ayında trafiğe kayıtlı araç sayısı 104 bin 999, bir önceki ay 104 bin 700, geçen yılın aynı ayında ise 100 bin 217 olarak gerçekleşti. Ağustos ayı sonu itibarıyla Yozgat’ta trafiğe kayıtlı toplam 104 bin 700 adet taşıtın yüzde 46,2’sini otomobil, yüzde 2,6’sını minibüs, yüzde 0,6’sını otobüs, yüzde 11,6’sını kamyonet, yüzde 5’ini kamyon, yüzde 3,1’ini motosiklet, yüzde 0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar, yüzde 30,7’sini ise traktörler oluşturdu.
    Yozgat’ta Ağustos ayında trafiğe kayıtlı araç sayısı bir önceki aya göre yüzde 0,3, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 4,8 oranında arttı.

  • Öğrencilere sağlıklı beslenme uyarısı

    Öğrencilere sağlıklı beslenme uyarısı

    Boğazlıyan Halk Sağlığı Müdürlüğü, Cumhuriyet İlk ve Ortaokulu’nda öğrencilere okul çağının, büyüme ve gelişmenin hızlı geliştiği bir dönem olduğunu belirterek dikkatli olmaları konusunda öğrencilere uyarıları da bulundu. Sağlık personelleri, sağlıklı beslenmenin, iyi bir şekilde büyüme ve gelişmelerin yanında okul başarısını da etkilediği belirterek yetersiz ve dengesiz beslenmenin, dikkat sürelerinde kısalmaya, algılarda azalmaya sebebiyet verdiğini vurguladı.Okul çağındaki çocukların temel besin gıdalarıyla düzenli bir şekilde beslenmesi gerektiğini ifade eden sağlık personelleri,”Sağlıklı beslenme için et ve ürünleri, yumurta ve kuru baklagiller ile sert kabuklu yemişler, tohumlar, sebzeler, meyveler, ekmek ve tahıllar eksik edilmemeli” dediler.
    Kahvaltının en önemli öğün olduğunu vurgulayan sağlık personelleri,”Kahvaltı yapılmadığında veya uzun süreli açlıklarda dikkat dağınıklığı, yorgunluk, baş ağrısı ve zihinsel performansta azalma olmaktadır. Bu nedenle, güne yeterli ve dengeli yapılan bir kahvaltı ile başlamak okul başarısının artmasında son derece önemlidir. Gün boyu fiziksel ve zihinsel performansın en üst düzeyde tutulabilmesi, düzenli olarak ana ve ara öğünleri tüketmeniz ile mümkündür. Bu nedenle, öğün atlanmamalıdır” ifadelerini kullandılar.

  • Genetiği bozulmamış sebze  tohumlardan ürün elde etti

    Genetiği bozulmamış sebze tohumlardan ürün elde etti

    Kültür ve Turizm Bakanlığı Geleneksel El Sanatları ve Mağazalar İşletme Müdürü Soner Yalçın, Yozgat’ın Yenifakılı ilçesine 8-10 km uzaklıkta bulunan 3 bin 500 yıllık Damlalı Vadisi’nde, genetiği bozulmamış 50 yıllık domates, biber, salatalık ve turp gibi sebze tohumlarını bularak gün yüzüne çıkardı ve bu tohumları doğal bir ortamda yetiştirerek ürün elde etti.
    Yozgat’ın Yenifakılı ilçesi sınırları içerisinde bulunan Damlalı Vadisi’nde ‘Atalık tohumları’ ismini verdiği; salatalık, domates, biber, turp gibi çok sayıda meyve ve sebze tohumuna ulaşan Yalçın, vadide ilk kez gerçekleştirdiği deneme ekiminden büyük verim elde etti.
    İlçe halkının 40-50 yıllık özlemine son vermeyi düşündüğünü söyleyen Yalçın, “Amacımız insanların doğal beslenmelerini özendirmek ve bu sayede birçok hastalığın önüne geçmek” dedi.
    Yüksek verim elde etti
    Yenifakılı ilçesindeki kanser vakaları oranının büyük şehirlerden daha yüksek olduğuna ve bunun sebeplerinin birisinin de doğal ürünler olduğunu belirten Yalçın, ilçede tandır başlarında, ören yerlerde bulduğu domates, biber, salatalık, turp gibi sebzelere ait tohumları yine doğal bir ortamda yetiştirdiğini söyledi. Genetiği bozulmamış tohumların hem lezzet, hem de aroma olarak diğerlerinden çok farklı ve kaliteli olduğuna vurgu yapan Yalçın, “Bulduğumuz tohumları ilçenin gizli bahçesi olarak bilinen Damlalı Vadisi’nde yine doğal ortamlarda yetişmesini sağladık ve hiç beklemediğimiz kadar büyük verim elde ettik” şeklinde konuştu.
    Geleneksel tohumlar korunacak
    Yalçın, “Yaklaşık 50 yıldır kullanılmayan ve hiç ilaç barındırmayan alüvyon topraktaki yetişen ürünler, Ekim ayına girilmesine rağmen çiçek açtı. Tohum istasyonu kurduk ve bu tohumları tohum takas merkezine vereceğiz. Atalık tohumlar dediğimiz geleneksel tohumlarımızı korumayı düşünüyoruz. İlanlar verdik, arkadaşlara haber saldık. Sonuçta öğrendik ki, gizli tohum meraklıları varmış halk arasında. Hepsi kendisine has bir tohum bankası oluşturmuş. Bunların evlerine misafir olup, tohumların hikayelerini öğrendik. Sonuçta bulduklarımızı bir tohum istasyonu kurarak, bu yıl bir tohum almayı düşündük. Bu tohumu alırsak profesyonel tohum takas merkezleriyle görüşüp dağıtımını onlara yaptıracağız. Ve isimlerini koyacağız” ifadelerine yer verdi.
    1970’li yılların sonunda üretimi sona eren bu vadide yeniden meyve sebze ekimini başlatmak istediklerini açıklayan Yalçın, “Bunu bir ölçüde halk kabullendi. Üç çeşit salatalık var.
    Bunları hiç bir yerde görmedik. Aroması bir kaç saat sizde kalıyor. 5 çeşit domates, bize ait olanları tasnifleyeceğiz, tohumlarını aldık. Amacımız kaybettiğimiz değerleri yeniden kazanmaktır. Tohumlarımızda ilaç kullanmadım. Bu topraklar da ilaç görmedi. Elde ettiğimiz ürünler gayet bereketli oldu” dedi.

  • Çekerek Toplu Açılış  Törenine hazırlanıyor

    Çekerek Toplu Açılış Törenine hazırlanıyor

    Çekerek Belediye Başkanı Bedrettin Bozkurt, ilçede göreve geldikleri günden bu yana önemli hizmetleri ilçe halkının hizmetine sunduklarını söyledi. Başkan Bozkurt, “Bu kapsamda belediyemiz tarafından yapılan hizmetlerin toplu açılış törenini 14 Ekim Cumartesi günü yapmayı planlıyoruz. Açılışımıza Başbakan Yardımcımız Sayın Bekir Bozdağ, milletvekillerimizin yanı sıra İstanbul Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu’da katılacak. Bu vesile ile tüm halkımızı Cumhuriyet Meydanında yapılacak toplu açılış törenimize bekliyoruz.”diye konuştu.

  • Sorgun TSO’da e-belge  dönemi başladı

    Sorgun TSO’da e-belge dönemi başladı

    Sorgun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Üzeyir Arslan, e- belge dönemiyle birlikte işlerin daha hızlı ve kolay yapıldığını söyledi. Arslan, “İş dünyasına büyük kolaylık sağlayan 7×24 e-belge sistemi odamızda hayata geçti. Oda üyelerimize kesintisiz hizmet verebilmek amacıyla, Elektronik Belge Dağıtım Sistemi Projesi (EBDS) Sorgun TSO’da hayata geçirildi. EBDS ile e-belge dönemine geçilmesi üyelerimiz için son derece güzel bir projedir. Elle atılan ıslak imza gibi kullanılabildiği için, internette her türlü resmi işlemin, hem zamandan hem de kâğıttan tasarruf edilerek ve elektronik ortamda arşivlenerek yürütülmesine olanak sağlar. Bugüne kadar vermiş olduğumuz hizmetlerimizde; Üyelerimiz kurumumuza gelerek ıslak imzalı belge almakta ve bunları çeşitli kurumlara işlem amacıyla sunmaktaydı. Bu süreçler, kurumumuzun yoğun olduğu dönemlerde üyelerimiz açısından istenmeyen zaman kaybına sebebiyet vermekteydi. 7×24 e-belge projesinde; Oda Kayıt Sureti, Sicil Kayıt Sureti, Faaliyet Belgesi, Ortaklık Durum Belgesi, Ticari İkametgâh Belgelerini, üyelerimize elektronik ortamda, elektronik imzalı olarak verebilmekteyiz. Belgenin güvenliği için belgenin altındaki karekod yardımı ile belgenin doğruluğu tespit edilebilmekte olup ayrıca belge taleplerinin ödemeleri Sanal POS üzerinden kredi kartı ile yapılabilmektedir” diye konuştu.
    BİLGİLERİNİZİ GÜNCELLEYİN
    Üyelerin İnterner üzerinden bilgilerini güncelleyebileceklerini söyleyen Arslan, “TOBB ve Odamız tarafından sağlanan hizmet odaklı bu proje, odamızın üyelerinin hizmetine açılmıştır. Bu proje tüm üyelerimize hayırlı ve uğurlu olsun. Üyelerimiz, Odamız internet (www.sorguntso.tobb.org.tr) sitesinden bu uygulamaya ait linkten https://ebelge.tobb.org.tr giriş yaparak belgelerini alabilir, https://ebelge.tobb.org.tr/hizliaidatodeme.php adresinden ise aidatlarını ödeyebilirler.
    Odamızın Adını, Firmasının vergi numarasını, firmasının oda sicil kayıt numarasını ve Firma yetkili kişisinin T.C. Kimlik Numarasını girerek işleme devam etmekte ve doğrulama işlemi yapabilmektedir. Doğrulanan bu bilgilerden sonra yetkili kişinin Odamız Üyelik sisteminde tanımlı olan cep telefon numarası ve yetkili kişinin e-mail adresini de girerek sisteme kaydı tamamlamaktadır. E-belge ve online aidat ödeme işlemlerden faydalanmak isteyen üyelerimizin bilgilerini güncellemeleri rica olunur” şeklinde konuştu.

  • Elbay: Kışın beslenme alışkanlığına önem verilmeli

    Elbay: Kışın beslenme alışkanlığına önem verilmeli

    Diyetisyen ve Beslenme Uzmanı Gökhan Elbay, kışa girerken sağlıklı beslenme konusunda önerilerde bulundu. Uzun yaz tatilinde beslenme alışkanlıklarının değişmesiyle alınan kiloların, tatil sonrası şok diyetlerle verilmeye çalışıldığını anlatan Elbay, “Kışa girerken yapılan en büyük yanlışlardan biri, kilo alan bireylerin öğün atlama veya tam gün aç kalma gibi yöntemlere başvurmasıdır.
    Bu tür yanlış uygulamalar, metabolizmayı olumsuz etkiler. Vücut uzun süre aç kaldığı süre içerisinde, daha sonra aldığı besinler vücuda yağ olarak depolanır. Bu nedenle yazın alınan kilolardan kurtulmak için kışa girerken sağlıklı bir beslenme programı oluşturulmalıdır. Öncelikle öğün atlamadan 2-2.5 saatlik aralıklarla beslenmek gerekir. Ana öğünlere ek olarak ara öğünler de beslenmeye dahil edilmelidir. Aç kalmak ve öğün atlamak bir sonraki öğünde daha fazla besini daha hızlı bir şekilde tüketmeye neden olur. Tatlı tüketimini de sınırlandırmalıdır. Ancak tatlı yeme isteği bastırılamadığı zamanlarda, şerbetli tatlılar yerine daha hafif olan sütlü tatlılar tercih edilmelidir” dedi.
    “Su tüketimine önem verin”
    Sonbahar döneminde ve kışa girerken terlemenin nispeten azaldığı için direkt olarak bu durumdan sıvı alımının da etkilendiğini vurgulayan Elbay, “Bu durum uzun vadede halsizlik, yorgunluk, baş ağrısı gibi sorunlara yol açmaktadır.
    Benzer bir etki de kış aylarından ilkbahara geçişte sıvı kaybının artmasına paralel olarak, kayıpların karşılanamaması ile birlikte ortaya çıkar. Her iki durumda da ‘bahar yorgunluğu’ şeklinde yorumlanan bu sürecin, vücuttaki sıvı dengesi ile yakından ilişkisi bulunmaktadır. Bu iki mevsimsel geçiş döneminde de günde 2-2.5 litre su tüketilmesi çok önemlidir” diye konuştu.
    “Sofranızdan sebze ve meyveyi eksik etmeyin”
    Mevsimsel geçiş dönemlerinde hastalıklardan korunmak ve savunma mekanizmasını güçlendirmek için beslenmeye gerekli oranlarda, sebze, meyve ve antioksidan içeriği yüksek besinler eklenilmesi gerektiğine dikkat çeken
    Elbay, şunları kaydetti:
    “Ayrıca beslenmede kuru baklagiller, kepekli tahıllar (esmer ekmek, kepekli makarna, bulgur vb.) gibi lifli besinlere de yer vermelidir. Lifli besinlerin tüketimi kabızlık sorununa da engel olacaktır. Havaların soğumaya başlaması ile fiziksel aktivite azalmaktadır. Yaşam şekli ve günlük aktivitelerde yapılacak küçük değişiklikler ile yakılan kalori miktarı artacaktır. Hareketsizliği önlemek için koruyucu önlemler alınarak, yağmurlu havalarda da uzun mesafeli yürüyüşler yapılabilir. Asansör yerine merdiven kullanmak, arabayı işyerinden uzak bir mesafeye park edip geri kalan mesafeyi yürümek, alışveriş merkezlerinde yürüyüşler, bahçe işleriyle uğraşmak ya da ev işleri ile kalori harcamak mümkün olacaktır.”

  • ‘Başaramazsınız’ dediler, azimleriyle  seslerini dünyaya duyurdular

    ‘Başaramazsınız’ dediler, azimleriyle seslerini dünyaya duyurdular

    Tekerlekli sandalyeye mahkum bir şekilde hayatlarını sürdüren 37 yaşındaki Kazım ve 28 yaşındaki Gülcan kardeşler, hayata küsmek yerine internet üzerinden kurdukları ‘Radyo Karabalı’ ile evlerinin bir odasında yayın yaparak yaşama olan bağlılıklarını gösteriyorlar. Engelli olan diğer vatandaşların kendilerini örnek alması gerektiğini de belirten Kasımoğulları kardeşler, ‘başaramazsınız’ diyenlere rağmen küçük bir odada büyük başarılara imza atarak azimleriyle dünyaya seslerini duyurduklarını söylediler.
    2005 yılında ilk önce ‘Karabalı’nın Radyosu’ olarak yayın yaptıklarını belirten Kazım Kasımoğulları, dinleyici kapasitelerinin artmasının ardından ‘Radyo Karabalı’ olarak isim değişikliğine giderek lisanslı bir şekilde yayın hayatlarına devam ettiklerini dile getirdi. Her gün saat 10.30’dan 19.30’a kadar gelen isteklere cevap verdiğini söyleyen Kasımoğulları, radyonun kendilerini hayata bağladığını ve dinleyicilerden övgüler aldıklarını belirtti.
    Kendisi gibi kardeşinin de engellinin bulunduğunu hatırlatan Kasımoğulları, “Ben sadece bilgisayar mouse kullanabiliyorum. Kardeşimin klavyesi çok iyidir. O da gelen isteklere hemen karşılık vererek bana çok yardımcı oluyor. Ben doğuştan engelliyim, motor neron diye kas erimesi hastalığım var. Kardeşimle hastalığımızı da fazla takmıyoruz. Kendimizi işimize veriyoruz, eğlenmeye bakıyoruz. Hastalığımızı o kadar düşünseydik zaten bu durumda olmazdık” dedi.
    “Kimsenin başaracağımıza dair inancı yoktu”
    Radyoyu kurmadan önce bazı tanıdıklarının başaracaklarına inancının olmadığını belirten Kasımoğulları, “Bu radyoyu kurmadan önce bize çoğu arkadaş ‘başaramazsınız’ dediler. Ama biz azimle çalıştık ve başardık. Çok gururluyuz. Şu anda radyomuzu herkes dinliyor. Japonya’dan Fransa’dan bizi dinleyenler var. Bu işi nasıl yaptığımızı merak edenler oluyor. Türkiye’de Avrupa’dan daha fazla dinleniyoruz. Evimizin bir odasında yayın yapıyoruz ancak daha iyi imkanlarımız olsa güzel işler yapacağımızı düşünüyor um. Tek hayalimizde Radyo Karabalı’yı yerel frekansta bir radyoya dönüştürmek” şeklinde konuştu.
    Engelli vatandaşların kendilerini örnek alarak hedefleri doğrultusunda ilerlemeleri gerektiğini ifade eden Kasımoğulları, “Tüm engelli arkadaşlarımıza biz örnek olalım. Bizi örnek alsınlar. İsterlerse her şey yapabilirler. Biz köyde olmayacak işleri başardık tek odanın içerisinde büyük işler başarıyoruz ve gururlanıyoruz. Biz şuanda radyomuz sayesinde dünyaya açılıyoruz” diye konuştu.
    Ağabeyinin radyoyu kurma fikrini ortaya koyduğunu ve elleriyle ona destek olduğunu söyleyen Gülcan Kasımoğulları ise, “Ağabeyim radyoyu kurduğunda ben de ona bir katkıda bulunmak istedim. Neler yapabilirim diye düşündüm. Ben ona göre daha biraz daha güçlü olduğum için onunda ellerinde fazla güç olmadığından yazılarında ve isteklerinde yardımcı olmaya başladım. Birlikte onun söylediği şeyleri yazıp istekler gelirse onlara cevap verip bu şekilde ağabeyime yardımcı olmaya çalışıyorum. Ayrıca bu radyoyla yaşama daha sıkı tutunuyoruz. Çünkü bir işimiz var diye her sabah uyandığımızda radyonun başına geçip oradaki istekleri yayınlıyoruz. Onlardan gelen ilgi bizi çok mutlu ediyor” dedi.
    Anne: “Çocuklarımla gurur duyuyorum”
    Çocuklarıyla gurur duyduğunu söyleyen anne Sevim Kasımoğulları da, “Gücüm yettiği kadar çocuklarımın ihtiyaçlarını gideriyorum. Radyoyla zamanlarını geçiriyorlar. Kızım daha çok ilgileniyor. Oğlumun elleri tutmadığı için günlük ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Kızım bana da çok yardımcı oluyor. Mutfağa geliyor yemek yaparken yardım ediyor. Diğer işlerimde de bana yardım ediyor, bana destek oluyor bize moral veriyor. Evimizin moral kaynağı” şeklinde konuştu.

  • Organları 4 kişiye hayat verdi

    Organları 4 kişiye hayat verdi

    Ailesi tarafından organları bağışlanan hasta, 4 kişiye hayat verdi. Yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması şikayeti ile Yozgat Şehir Hastanesine gelen bir hastanın beyin ölümü gerçekleşti. 53 yaşında ismi açıklanmayan hastanın organları ailesi tarafından bağışlandı. Bağışlanan organlar dört kişiye hayat verdi.
    Ankara’dan organ nakli için Yozgat’a gelen 8 kişilik ekip, yaklaşık 3 saat süren operasyonla beyin ölümü gerçekleşen hastanın karaciğer, sağ böbrek, dalak ve korneasını aldı.
    Başarılı geçen operasyon sonrasında bağışlanan organlar karayolu ile Ankara’ya götürüldü.
    Yozgat İl Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Mehmet Duman, Yozgat’ta üçüncü kez organ bağışının yapıldığını söyledi.
    Duman, “Yozgat Şehir Hastanesine taşındıktan sonra ilk kez beyin ölümü teşhisi konuldu. Yozgat Şehir Hastanesinde ilk, Yozgat’ta üçüncü kez beyin ölümü ile organ bağışı yapılarak, hayatlara hayat katılmış oldu. Beyin ölümü tanısı konulduktan sonra aile organ bağışında bulunmak istedi. Ailenin böyle karar alması gerçekten organ bekleyen hastalar için çok güzel bir karardı. Organ bağışının yaşı yoktur, 53 yaşında beyin ölümü gerçekleşen hastamız dört kişiye umut olmuş, hayat vermiş ve adını miras bırakmıştır. Sağlıklı olan her vatandaşın, gelecekte bir gün kendisi ya da bir yakını için organ gerekebileceğini göz önünde bulundurarak, organ bağışında bulunması ve farkındalığın artırılması önemlidir.Unutmayalım, bağışlanan her organ filizlenen bir hayattır” dedi.

  • Koçsoy, yazdığı 15 Temmuz  şiirini Karacan’a okudu

    Koçsoy, yazdığı 15 Temmuz şiirini Karacan’a okudu

    Yozgat’ta bulunan sivil toplum kuruluş temsilcileri ile bir araya gelerek sorunlarını dinleyen AK Parti Sivil Toplum ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Harun Karacan daha sonra AK Parti İl Başkanlığını ve Yozgat esnafını ziyaret etti. Yozgat esnafını ziyareti sırasında bir kahveye giren Karacan’a 83 yaşındaki İsmail Koçsoy 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası kaleme aldığı olayları anlatan şiiri okudu. Şiiri büyük bir dikkatle dinleyen Karacan, Koçsoy’a teşekkür ederek esnaf ziyaretine devam etti.

  • Antibiyotik kullanımında  dünya birincisiyiz

    Antibiyotik kullanımında dünya birincisiyiz

    Medya takibinin öncü kuruluşlarından Ajans Press, antibiyotik kullanımı ve antibiyotik kullanımına bağlı olarak gelişen dirençle ilgili medya araştırması gerçekleştirdi. Ajans Press’in KLİMİK verilerinden elde ettiği bilgilere göre, her 10 reçeteden 3’ünde antibiyotik tipi ilaçlar yazıldığı belirlendi.
    Yoğun antibiyotik tüketimine bağlı direnç oranlarının yüksek olduğu ülkemizde direnç nedeniyle antibiyotik kullanımı gerektiren hastalıklarda bile tablet şeklinde bir antibiyotik dahi verilemediği ortaya çıktı. PRNet’in bu yıl içerisinde gerçekleştirdiği medya analizine göre antibiyotik konulu 12 bin 713 haberin medyaya yansıdığı tespit edildi.
    Bakterilerin neden olduğu hastalıkları iyileştirmek için kullanılan antibiyotikler, artık küresel bir tehlike haline gelemeye başladı.
    En ufak hastalıklarda dahi antibiyotik kullanılması antibiyotik direncinin ortaya çıkmasına neden oldu. Bir bakterinin antibiyotiğe karşı dirençli hale gelmesi artık o antibiyotiği bakterilerin yol açtığı tedavilerde kullanılamayacağı anlamına geliyor. Günümüzde yılda 700 bin kişinin antibiyotik direnci nedeniyle hayatını kaybettiği dünyada, Türkiye antibiyotik kullanımında açık ara önde yer alıyor.
    Sağlık sektöründe yapılan öngörülere göre 2050 yılı itibariyle kanserden 8 milyon kişini hayatını kaybetmesi beklenirken bu rakam antibiyotik direncinde 10 milyon kişiyi bulacak, diğer bir değişle antibiyotik direncinden ölenlerin sayısı kanserden ölenlerin sayısını geçecek.

  • MÜSİAD Yozgat  Şubesi açılacak

    MÜSİAD Yozgat Şubesi açılacak

    Türkiye ve dünyada 11 bini aşan üyesi, 60 bine yakın işletmeyi temsil eden ve yaklaşık 1 milyon 600 bin kişiye istihdam sağlayan bir sektörün temsilcisi olan MÜSİAD, Yozgat’ta da bu misyonla teşkilatlanma yapılanmasına başladı.
    Yurtiçinde ve yurtdışında açtığı şube ve iletişim noktalarıyla Türkiye’nin en yaygın teşkilatlanan sivil toplum kuruluşu olan Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) yeni dönemde Yozgat’ta da teşkilatlanma çalışmalarına başladı. MÜSİAD Yozgat Kurucu İl Başkanlığı görevini, başarılı işadamı Onur Sentetik Yönetim Kurulu Başkanı Ferudun Daştan üstlendi.
    MÜSİAD Yozgat Şube Başkanı FerudunDaştan, Yozgat Temsilciliğinin şube olması ile ilgili MÜSİAD’ın yeni döneminde şubeleşme yolunda hızla adımlar attığını belirterek, “MÜSİAD, yurtiçi ve yurtdışında 11 bini aşan üyesi ile 50 bin işletmeyi temsil eden ve yaklaşık 1 milyon 600 bin kişiye istihdam sağlayan, yurtiçinde 86 irtibat noktası bulunan lider bir STK. Türkiye’de ve dünyada hızla yayılmaya devam ediyor. Şimdi ise, Yozgat’ta MÜSİAD’ın eksikliğini gidereceğiz. Şube olma yolunda hızlı bir şekilde çalışmalarımıza başladık.
    Oluşturacağımız yeni yönetim kurulu ile MÜSİAD’ın önceden belirlemiş olduğu ilke ve değerleri paylaşarak üye sayımızı arttırmak, üyeler arasında iletişim ve dayanışmayı geliştirmek kendi içimizde sağladığımız bu birlik ve beraberlik ruhu ile Yozgat’mızın maddi ve manevi anlamda daha da yükselmesini hedeflemekteyiz. İnsanları birbirine bağlayan, fikirler, duygular ve inançlardır.
    Bu esasın üzerine kurulmuş, gönüllülük ilkesi ile çalışan, MÜSİAD’ın bir gönüllüsü olarak, ülkemizin sosyal, kültürel, siyasal, ekonomik, bilimsel ve teknolojik yönden kazanması ve kalkınması için elimizden gelen gayreti gösterirken, bu gücü de üyelerimizden alacağız” diye konuştu.

  • Yakalanan 4 DEAŞ’lı  sınır dışı edildi

    Yakalanan 4 DEAŞ’lı sınır dışı edildi

    Yozgat İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince DEAŞ’a yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan Iraklı 5 kişi, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Zanlılardan biri çıkarıldığı mahkemece tutuklanırken, diğer zanlıların ise sınır dışı edilmesine karar verildi.

  • Karacan, STK’ların sorunlarını dinledi

    Karacan, STK’ların sorunlarını dinledi

    Karacan, sivil toplum kuruluş temsilcilerinin sorunlarını dinledi.
    Grand Ser otelde yapılan toplantıya, Belediye Başkanı Kazım Arslan, AK Parti İl Başkanı Celal Köse, AK Parti Merkez İlçe Başkanı İskender Nazlı, AK Parti Kadın Kolları Başkanı İhsaniye Altınok ve il genelindeki STK temsilcileri katıldı.
    Sivil toplum kuruluşlarını çok yakından tanıdığını belirten Harun Karacan, sivil toplum örgütlerinin demokrasinin temel taşlarından birisi olduğunu vurguladı.
    Karacan, “STK’ların temsil ettiği kişilerin haklarının savunulması için nasıl emek ve sarf ettiği ve bunların bir şekilde iktidar partisi ile beraber, omuz omuza çalıştığı müddetçe nasıl faydalı olacağını bilen bir kardeşinizim. STK’ların temsil ettiği kişilerin, temsil etmiş olduğu makamların iktidar partisi ile beraber nasıl hizmet alabileceği gibi bilen bir kardeşinizim. O zaman şehriniz gelişiyor. Bir şehirde temsil ettiğiniz kurumları işleri ve sorunları çözülüyor. Ülkeye hepimizin bildiği gibi memlekete hizmet etmek için sizlerde bir görevdesiniz. Bizim yapmamız gereken bu süreçte temsil ettiğimiz kurumlar, dernekler, sivil toplum kuruluşları ile hep birlikte çalışma yapmamız gerekiyor. Bunu yaparken birlikten rahmet doğar, ayrılıktan azap doğar düşüncesi ile hep birlikte çalışmalıyız. Bunu Yozgat’ımız için yapmalıyız. Bunu Türkiye için yapmalıyız. Bunu gelecek kuşak için yapmalıyız” dedi.
    Yozgat’a farklı bir gözle bakacaklarını dile getiren Harun Karacan, Yozgat’ın ayrışmadan sorunlarını nasıl çözebileceklerini konuşmak için geldiklerini ifade etti.
    Karacan, STK temsilcilerinden aldıkları sorun ve sıkıntıları en kısa zamanda çözüme kavuşturacakları sözlerine ekledi.
    Sorgun Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Nusret Yiğit, sivil toplum kuruluşlarına gereken önemin verilmediğini belirtti.
    Yiğit, üreticilerin sorunlarını dile getirdi.
    İl ve İlçe de bulunun kırımız et üreticilerinin sıkıntısı olduğuna dikkat çeken Nusret Yiğit, “Kırmızı et üreten üreticilerin sonu ne olacak? Kırmızı et acaba nereye gidiyor? Et ve Süt Kurumunun büyük marketlerde satış reyonu kurması ve kesim fiyatlarının ciddi miktarda üreticiyi sıkıntıya sokacağını düşünüyoruz. Şuanda üreticilerin kesimlerin ciddi bir düşüş var. Bu düşüşün önüne nasıl geçilecek” diye konuştu.

  • Soba satışları başladı

    Soba satışları başladı

    Tol Çarşı’da soba satışı yapan Kadir Sarı, kış mevsiminin yaklaşması ve son günlerde havanın soğumasıyla birlikte satışların hızlandığını söyledi.
    Vatandaşın ihtiyacına göre soba veya eksikleri olan boru, kova, ızgara gibi eksiklerini tamamladığını ifade eden Sarı, “Sobaların da çeşidine göre fiyatları var. Kuzineli sobalarımız 250 ile 450 lira arasında değişiyor. Normal yuvarlak sobaların fiyatı 50 ile 300, kovalar 10 ile 20, ızgaralar 6 ile 10, boruların ise 6-7 lira arasında fiyatları değişiyor. Soba satılarımız artık başladı ve bahar mevsimine kadar devam eder.” dedi.
    Bülent Üstündağ da, havaların soğumaya başlamasıyla birlikte sobaya talebin arttığını belirtti.
    Kış mevsimi için daha önceden kendilerini hazırladıklarını vurgulayan Üstündağ, “Vatandaşımızın taleplerini karşılıyoruz. Sobası iyi olan vatandaşlar borularını veya kovalarını yeniliyor, ızgara alıyor.
    Satışlarımız artmaya başladı, bundan sonra daha da aratacaktır.” diye konuştu.
    Üstündüğ, şehir merkezinde doğalgaz bulunmasına rağmen yine de çok sayıda vatandaşın soba kullandığını belirterek, “Yine köyde yaşayan vatandaşlarımızın tamamı ısınmak için soba kullanıyor. Bu sebeple satışlarımız iyi.” ifadelerini kullandı.
    Soba borusu alan Ahmet Taştan da geceleri havaların soğuk olduğunu belirterek, “Soba kuracağız, borular eksikti yeni boru aldım.” dedi.

  • Huzurevi sakinleri bocce  turnuvası ile stres attı

    Huzurevi sakinleri bocce turnuvası ile stres attı

    Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Abdullah Neşeli, Dünya yaşlılar günü nedeniyle çeşitli etkinlikler düzenlediklerini söyledi.
    Neşeli, yaşlıların dün ile bugün arasında köprü vazifesini gördüğünü, kültürümüzü geleceğe taşıdıklarını belirtti.
    4 farklı huzurevinin katılacağı bocce turnuvası düzenlediklerini dile getiren Abdullah Neşeli, turnuvaya Sivas, Kırşehir ve Amasya illerinin katıldığını ifade etti.
    Neşeli, “Yaşlıların sadece kurumsal bakımda, beslenmeleri ve sağlıklarının takip edilmesi değil. Yaşlıların aynı zamanda bir çok etkinliklere katılabildikleri mutlu zaman geçirebilmelerine sağlamak. Burada açılışını yapmış olduğumuz bocce sahası bütün Yozgatlılara açıktır. Dileyen gelip burada bocce sporunu yapabilir.
    Bu etkinlikler ile kurumlar arası kaynaşmayı da sağlamayı hedeflediklerini kaydeden Abdullah Neşeli, ” Başka illerden gelen yaşlılar bizim ilimizi tanıyacaklar. Şehrimizin tarihi ve turistik yerlerini gezdireceğiz. Yöresel lezzetlerini tattıracağız. Güzel dostluklar kuracaklar” diye konuştu.
    Neşeli ayrıca, yaşlılara Sorgun ilçesinde bulunan kaplıcalara da götüreceklerini sözlerine ekledi.
    Alparslan Türkeş Huzurevinde kalan 80 yaşındaki Mehmet Güven, “Huzurevine gelen yaşlıların sadece yemeği verilir. Bazı ihtiyaçları temin edilir. Bir çok etkinliği bizlere sunuyorlar. Faaliyetlere ortak oluyorlar. Bizleri mutlu etmek için çırpınıyorlar. Tabi bundan da mutluluk duyuluyor. Bocce ile yeni tanışıyoruz. Yaşlıların yapabileceği bir oyun. Sevilecek bir oyun. Yaşlı kimseler başından geçenleri unutmaz. Boş kaldığı zaman kendisini üzen olayları hatırlar. Ama böyle şeyler unutturur ve hayata başlatır” dedi.
    Amasya Suluova Huzurevinde kalan Ali Osman Çökellev de, bocce sporu ile üç yıl önce tanıştığını söyledi.
    Çökellev, “Bocce oyunu bize çok şeyler kazandırdı. Bu oyun ile birlikte yeni yerler gördük, yeni dostlar kazandırdı. Ben bu oyunun benzerini çocukluğumda aşık olarak oynardık. O aklımıza geldi” diye konuştu.
    Sivas Huzurevinde kalan Halit Nazik, iki buçuk yıldır bocce oyununu oynadığını kaydetti.
    Nazik, “Bocce oyunu bizim için çok iyi bir oyun. Hareket ederek spor yapmamızı sağlıyor” şeklinde konuştu.

  • Trafik kazasında  1 kişi yaralandı

    Trafik kazasında 1 kişi yaralandı

    Kaza gece saatlerinde Atatürk yolu üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Serdar Yıkılmaz yönetimindeki 06 BH 939 plakalı araç, şehir merkezine giderken kontrolden çıkıp karşı şeride geçerek takla attı.
    Araç sürücüsü Serdar Yıkılmaz yaralanırken olay yerine gelen 112 sağlık ekipleri yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Yaralı Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne kaldırıldı. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

  • Bocce turnuvasının şampiyonu  Amasya Suluova Huzurevi oldu

    Bocce turnuvasının şampiyonu Amasya Suluova Huzurevi oldu

    Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü tarafından Yozgat’ta 6-8 Ekim 2017 tarihleri arasında düzenlenen turnuvaya Sivas, Amasya ve Kırşehir huzurevi katıldı. Huzurevinde kalan 28 bocce sporcusunun mücadelesi renkli görüntülere sahne oldu. Turnuvada diğer rakiplerini eleyerek finale adını yazdıran Kırşehir Huzurevi ve Amasya Suluova Huzurevi, finalde kıyasıya yarıştı. Dostluğun kazandığı turnuvanın şampiyonu Amasya Suluova Huzurevi oldu. Turnuvada ikinciliği Kırşehir Huzurevi sakinleri elde ederken üçüncü ise Sivas Huzurevi oldu. Yarışmanın sonunda ise dereceye giren huzurevi sakinlerine plaket ve ödüllerini Yozgat Vali Yardımcısı Adem Yılmaz verdi. Yılmaz, final müsabakasını izleyen ve dereceye giren takım sporcularını tebrik ederek başarılar diledi. Yozgat Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Abdullah Neşeli, Ali ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca huzurevlerinde aktif yaşlanma hedefine yönelik başlatılan bocce sporu için 1 Ekim Alparslan Türkeş Huzurevinde bir saha yaptıklarını söyledi. Yaşlıların yapılan bu sahada bocce sporunu aktif bir şekilde yapacaklarına inandıklarını ifade eden Neşeli, “1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü etkinlikleri kapsamında hem sahamızı hizmete açtık hem de bir turnuva düzenledik. 4 ilde bocce sporunu yapan yaşlılarımızı ilimizde misafir ediyoruz” dedi. Suluova Huzurevin’den gelen 66 yaşındaki Ali İhsan Çöpellev ise üç yıl önce bocce ile tanıştığını belirtti. Bocceyi ilk duyduğunda tedirginlik yaşadıklarını aktan Çöpellev, “Oynadıkça boccenin bize çok şeyler kazandırdığını gördüm. İlk başta yeni dostlar kazandırdı. Yeni yerler gördük, kalıcı dostluklar ediniyoruz. Bocce sporunun benzerini çocukken oynadığımı ‘aşık’ oyununa benzetiyorum. Bizim için güzel bir oyun” ifadelerini kullandı.

  • Kitaplarını ücretsiz dağıtıyor!

    Kitaplarını ücretsiz dağıtıyor!

    Yozgat Belediyesi Statik Proje Kontrolörü ve inşaat mühendisi Servet Ersoy, mesleki birikimleri neticesinde yazdığı Betonarme Yapıların Tasarımında, Onayında ve Uygulamasında Dikkat Edilecek Hususlar – Yapı Tasarımı’ isimli kitabını Türkiye’nin dört bir yanına ücretsiz olarak ulaştırmaya devam ediyor.
    Ersoy, ikinci baskısı yapılan kitabını, geçtiğimiz hafta içerisinde Bozok Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Öğrenci Topluluğu’nun da desteğiyle üniversite öğrencilerine ücretsiz olarak dağıttı.
    Geçtiğimiz ay içerisinde ikinci baskısı yayınlanan kitabını ücretsiz olarak yurdun her yerine ulaştırmaya çalışan ve kitabı hakkında bilgi veren inşaat mühendisi Servet Ersoy, “Yapılar tasarlanırken sadece estetiğine bakılmamalı, içinde barındırdığı canlıların can güvenliğini deprem sırasında sağlayacak şekilde performans ve dayanım göstermesine de dikkat edilmelidir. Bu kitabımla tüm mühendislere ve mühendis meslek gruplarına deprem öncesinde seslenmek istiyorum, “Sesimi duyan var mı?” dedi.
    “AMACIM CAN
    KAYIPLARINI
    ENGELLEMEK”
    “Doğrudan mesleğimizi ilgilendiren depremlerde yaşanan can kayıplarını engellemek için ve ülkemize faydalı olabilmek adına 2015 Ocak ayında yapı tasarımı eserimi kaleme aldım. Kaleme aldığım eserim bir buçuk yıl sürdü ve geçtiğimiz Eylül ayında ikinci baskısıyla tekrar raflarda yerini aldı. Eserimi İstanbul başta olmak üzere Ankara, Kayseri, Bursa, Adana, Gaziantep, Uşak, Sivas, Erzincan, Çorum gibi birçok ilimize gerek mühendislere gerek ise İnşaat mühendisliği öğrencilerine ulaştırdım. Önümüzdeki günlerde Kırıkkale ve Samsun illerindeki Üniversitelere ziyaretlerim olacak” ifadesini kullandı.
    “MÜHENDİSLERE BÜYÜK GÖREVLER DÜŞÜYOR”
    Yurdumuzun, dünyanın en etkin deprem kuşaklarından Alp-Himalaya deprem kuşağı üzerinde bulunduğunu ifade eden Ersoy, yaşanan depremler ile ilgili de bilgi verdi. Ersoy; “Eserlerimde de bahsettiğim gibi mühendis olarak bizlere çok önemli görevler düşmektedir. Doğal afetler içerisinde ise ülkemizde en çok can ve mal kaybına sebep olan afet türü depremlerdir. Deprem haritalarına göre yurdumuzun %92’si deprem bölgesinde, nüfusumuzun da %95’i deprem tehlikesi altıdadır. Son 60 yılda depremlerde ülkemizde 58 202 kişi hayatını kaybetmiş, 122 096 kişi yaralanmış ve 411 465 bina yıkılmıştır” diye konuştu.
    PEYİK DEPREMİ
    1940 tarihinde Doğankent’e bağlı Peyik’de meydana gelen deprem üzerinden Yozgat’ta olası bir depremi değerlendiren Ersoy sözlerini şöyle sürdürdü; “Depremi Yozgat’ta değerlendirecek olursak, 13 Nisan 1940 Peyik zelzelesi olarak kayıtlara geçen depremde yaklaşık 300 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Yozgat’ta 1940’lı yıllardaki depremi bugünle kıyaslarsak, o yıllardaki gerekli teknolojik kayıt yetersizliği ve yapıların tek katlı olmasıyla ortaya çıkan sayısal sonucun gerçeği tam yansıtmadığı kanısındayım. İlimizde bugün aynı şiddette olabilecek depremin daha çok tehlikeli sonuç çıkacağını düşünmekteyim”.
    “DEPREMLER
    SAVAŞLARDAN DAHA ÇOK CAN
    ALIYOR”
    “Bugün saniyeler süren bir depremin etkisi, yıllarca süren savaşlardan daha çok can ve mal kaybına neden olmaktadır” diyen inşaat mühendisi Servet Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü; “Aslında insan olarak bizler, riskin olasılığını ihmal ettiğimiz zaman sonuç olarak çok olumsuz durumlarla karşı karşıya kalıyoruz. Öncelikle bu olumsuzluklara sebep olan riski iyi bilmeliyiz. Bulunduğumuz il sınırlarına yakın illerde, çok büyük depremler olduğu bir gerçektir. Bugün için uzmanlar, 1999 tarihli bir depremin bugün tekrar etmeyeceğini de söyleyemezler.
    Depremden etkilenen çelik, betonarme, ahşap, yığma gibi tüm yapılarda en çok dikkat edilmesi gereken, yapının taşıyıcılığıdır. Yapıda hasar oluştuğu zaman içerisindeki canlı ve cansız tüm nesneler zarar görecektir. Yapıların tasarımlarında çok önem verdiğimiz dış cepheler, iç dekorasyonda kullandığımız tüm mimari objeler, mekanik ile beraber tüm eşya ve aksesuarların tamamı depremle hasara uğrayacaktır. Bütün bunların depremde güvende kalmasını sağlayan da yapıdaki taşıyıcı elamanlar olduğu unutulmamalıdır. İnşaat mühendisleri de yapıları tasarlarken kullandığı malzemenim çalışma prensibine uygun birleşimler yapması gerekmektedir. Kocaeli depreminde yüz yıllık 3 katlı yığma binalar hasar görmezken, birkaç yıllık 3 katlı betonarme yapıların yıkıldığı tespit edilmiştir. Kısaca özetlersek; yüz yıllık yığma bina yapılırken, yığmada kullanılan malzemenin ve yığma yapının çalışma prensibine göre yapıldığı için yıkılmamış, birkaç yıllık 3 katlı betonarme binalar betonarme elamanların çalışma prensibine göre tasarlanmadan yapıldığı için hasar oluşmuştur.
    Sonuç olarak deprem ile yaşamayı öğrenmemiz ve depreme dayanıklı binalar inşa etmemiz gerekmektedir. Bu sebeple gerek toplum olarak, gerek kurum içerisindeki amir ve memurların oluşturacağı imkânlar neticesinde mühendislik görevimizi tam olarak yapabileceğimiz kanısındayım.”
    “TEŞEKKÜR
    EDİYORUM”
    “Mesleki yetkinliğe ulaşabilmem adına, 5 yıllık süre boyunca bana çalışma ortamı sağlayan Arnavutköy Belediye Başkanım Sayın A. Haşim Baltacı başta olmak üzere, kurum amirim Sayın Teknik Bşk. Yrd. Osman Akkaya ve birim amirim değerli Yasin Çakır beylere saygılarımı bir borç ve bir vefa olarak sizler aracılığı ile belirtmek istiyorum. Yaklaşık iki yıl önce atama ile geldiğim memleketim Yozgatımızda yaptığım ve yapacağım mühendislik çalışmalarıyla nefesimi tüketmek, büyüdüğüm bu topraklara bir borçtur”.
    SERVET ERSOY
    KİMDİR?
    22 Şubat 1982 yılında Akdağmadeni Dolak Köyü’nde doğdu. İlkokulu Dolak Köyü’nde, ortaokulu Akdağmadeni’nde, liseyi Yozgat Lisesi’nde tamamladı. 2007 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldu.
    Erzurum’da kaldığı 6 yıllık süre içerisinde 700 araç kapasiteli yeraltı otoparkı gibi büyük yapılarda mühendislik çalışmalarında bulundu. 4 yıl boyunca Ankara genelinde yaklaşık 800 adet üst yapının proje, yapı denetimi, şantiye şefliği ve saha mühendisliği gibi alanlarında aktif olarak görev yaptı. Ardından 5 yıl boyunca İstanbul – Arnavutköy Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü personeli olarak görev yaptı. Tam olarak meslekte yetkinliğe ulaştığı bu süre içerisinde, sanayi yapıları, kamu binaları, güçlendirme yapıları, ticari yapılar, çok katlı binalar, dini tesis yapıları ve konutlar gibi toplam 3 bin 600 üst yapının çelik, prefabrik, betonarme, yığma, ahşap yapılarında statiker olarak görev yaptı. İstanbul’da mimari avamlarda, jeolojik çalışmalarda ve bu yapıların tüm projelerinin ön etütlerinde bulundu.
    Halen, yaklaşık iki yıl önce atama ile geldiği Yozgat’ta, Yozgat Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nde Statik Proje Kontrolörü olarak görev yapmaktadır.
    Bozok Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi, Makine Mühendisliği okumakta olan Servet Ersoy, evli ve 3 çocuk babasıdır.

  • Yozgat’ta Deskeleme ve  Yetiştirme Kursları başladı

    Yozgat’ta Deskeleme ve Yetiştirme Kursları başladı

    Yozgat İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Tekin, kursların öğrenciler açısından son derece önemli olduğunu söyledi. Tekin, “Bakanlığımızın eğitim kalitesinin artırılmasına yönelik hayata geçirdiği bu uygulama öğrencilerimiz açısından büyük önem arz ediyor. Öğrencilerimizin derslerinde başarısını artırmak bilgilerinini tazelemeleri derslerine daha iyi motive olmalarını sağlamalarının yanı sıra akademik ve sosyal gelişimlerine katkı sunacaktır. Ayrıca ortaokul ve lise öğrencilerimizin derslerde edindikleri kazanımları pekiştirmelerine katkı sağlayacaktır.”dedi.
    Cumhuriyet Ortaokulunda Destekleme ve Yetiştirme Kurslarına öğrencilerin ilgisi yoğun oldu. Okul Müdürü Selim Yaman’da öğrencilerin derslerdeki başarılarını artırmaları açısından kursların faydalı olacağına inandığını ifade etti.
    Öğrenci velileride kursların ücretsiz olmasının öğrencilerin başarı seviyesine katkı sağlayacağını belirtti.

  • Havalanı’nda Proje müjdesi

    Havalanı’nda Proje müjdesi

    Başer, AK Parti’nin Afyonkarahisar kapmında Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın Yozgat Havalimanı’nın proje çalışmalarının başladığını açıklağını sosyal medya hesabı üzerinden duyurdu. Başer, Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “İnşallah çok yakın zamanda Yozgatımızı havayolu ile Türkiye ve Dünya ile buluşturacağız”