Kategori: CEMİL MERMERTAŞ

  • POLİS TEŞKİLATI VE KURULUŞ YILDÖNÜMÜ

    POLİS TEŞKİLATI VE KURULUŞ YILDÖNÜMÜ

    Türk Polis teşkilatının kuruluşunun yıl dönümü bütün yurtta olduğu gibi Yozgat’ta da çeşitli törenlerle kutlandı… Bu özel gün dolayısıyla toplumun dikkatini çekmek maksadıyla bir de farkındalık sağlandı…

    Bu konuda yapılan çalışmayı son cümle olarak paylaşacağım, önce Polis haftası etkinliklerini konuşalım…

    Yozgat Cumhuriyet Meydanında düzenlenen tören Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başladı.Yozgat POMEM Müdürü Şaban Kütükoğlu bir konuşma yaptı… Emniyet Teşkilatının, toplumun huzur ve güvenliğinin sağlanması, vatandaşların temel hak ve hürriyetlerinin korunması için uzun yıllardır çalıştığını ifade eden Kütükoğlu, “Bugün Türk Halkı’nın sevgi ve güvenini kazanmış,demokratik hukuk devletinin, Atatürk ilk ve inkılaplarının ve laik cumhuriyetin teminatı olan Türk Polis Teşkilatı’nın 173’ncü kuruluş yıl dönümünü sizlerle kutlamaktan büyük gurur ve mutluluk duyduğumu belirtmek istiyorum. Emniyet teşkilatı şanla şerefle 173’ncü kuruluş yılına girerken sadece Türkiye sınırları içerisinde değil dünyada ki saygın yerini almış olmanın haklı gururunu yaşamaktadır. Polis teşkilatı toplumda huzuru ve düzeni sağlama, vatandaşın can ve mal güvenliğini koruma, kanunun üstünlüğünü ve devlet otoritesini sağlama gibi çok önemli hayati önemli görevleri üstlenmiştir. Kurulduğu günden itibaren sürekli bir değişim ve gelişim içerisinde olan Türk Polis Teşkilatı’nın bugün geldiği nokta fazlasıyla yükseklerdedir.
    Her açıdan büyük gelişmeler sağlayan teşkilatımız, personel araç gereç ve teknoloji bakımından dünyanın en güçlü Polis teşkilatlarından birisi haline gelmiştir. Türk Polisi, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı, insan haklarına saygılı, demokratik,laik ve sosyal hukuk devletinin önemli bir kurumu olmanın gururu ve bilinci içerisinde görevini en iyi şekilde yerine getirmeye devam edecektir. Polislik güç isteyen,sabır isteyen dayanıklılık isteyen bir meslektir. “Bilgili olan güçlü olur” diye bir özdeyiş vardır. Bunun içinde bilgili olmak zorundayız. Polis, her türlü kanunsuzluğa, her türlü vicdansızlığa, her türlü teröre, ahlaksızlığa ve edepsizliğe karşı bayram seyran demeden, tatil demeden, usanmadan ve gözünü kırpmadan ölümü göze alabilen canı pahasına vatanına milletine hizmet eden bir meslek grubudur.
    Halkımız Polis’e güvenmeli ve yardımını esirgememeli. Daha güvenli ve daha güzel günler için Polis vatandaş el ele olarak hareket etmelidir. Şunu da belirtmek gerekir ki halkımızın teşkilatımıza göstermiş olduğu yakın ilgi, sevgi ve güven görevlerimizin yerine getirilmesinde bizlere moral ve güç kaynağı olmaktadır. Ayrıca vatandaşlara hizmeti kutsal bilen ve yaptığı hizmetleri vatandaşın memnuniyeti esası üzerinde temellendiren eğitimin gücü ve kalitesine inanan, kanunların verdiği yetki ve gücü zamanında kullanan kendisini toplumun bir parçası olarak gören teşkilatımızla geleceğimizin daha huzurlu ve daha güvenli olacağına inanıyorum. Bu vesile ile tüm teşkilat mensuplarımızın ve onların fedakar ailelerinin 173’ncü kuruluş yıldönümünü kutluyor aziz şehitlerimizi minnet ve şükranla anıyorum. Kahraman gazilerimiz ile hala görev başında olan tüm teşkilat mensuplarımıza ve ailelerine sağlık mutluluk ve başarılar diliyorum” dedi.

    Daha sonra polis şehitliği ziyaret edilip, Kur’an-ı Kerim okunması, dua edilmesi ve şehit kabirlerine karanfil bırakıldı. Bu programlarla birlikte;

    Yozgat İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri, Polis Teşkilatının 173.ncü Kuruluş Yıldönümü etkinlikleri kapsamında sürücülere çikolata ikramında bulunarak, gül takdim etti.

    İl Emniyet Müdürlüğünde görevli trafik ekipleri, polis haftası etkinlikleri dolayısıyla sürücülere ceza yerine çikolata ikramında bulundu.
    Trafik ekiplerinin ikramından memnun olduklarını belirten sürücüler; polisin, önce trafik ihlalinden dolayımı durdurduklarını düşündüklerini sonra çikolata ve gül takdiminin kendilerini mutlu ettiğini dile getirdiler.

     

     

  • Kurumlar sundu, Siyasetçi ve Bürokrat dinledi

    Kurumlar sundu, Siyasetçi ve Bürokrat dinledi

    Başlık şu: “İstihdam ve Kalkınma Brifingi”  Bu başlık altında Yozgat’ta her ay farklı bir kurum yaptığı yapmayı planladığı, kısa, orta ve uzun vadedeki çalışmalarını İl’in siyasetçisine yine anlattılar…

    Geçen ay, bir önceki ay, daha önceki ay da aynı şekilde kurumlar yaptığı yapmayı planladığı, kısa, orta ve uzun vadedeki çalışmalarını İl’in siyasetçisine anlatmıştı…

    Hafta sonu Bakan sayın Bozdağ ve Milletvekilleri Yozgat’ta inceleme ve ziyaretler yaptı… Bürokrasi siyasetçilerin Yozgat’a geleceğini duyunca  “İstihdam ve Kalkınma Brifingi”  yapmanın tam zamanı diyerek, dikkatleri üzerlerine çektiler…

    Bu konunun detayına geçmeden önce bir hatırlatmada bulunmak isterim, hatırladığım kadarıyla geçen yıl ve önceki yılda Kurumlar benzer “Brifingler” verdi, bunların hiç birisi icraata dönüştürülemedi.

    Gelelim hafta sonu yapılan “İstihdam ve Kalkınma Brifingi”ne, Bu brifingde Yozgat’ta 2002-2017 yılları arasında yapılan yatırımlar tekrar anlatıldı.
    Toplantı sonrası bir konuşma yapan Vali Kemal Yurtnaç, bu günkü toplantının Yozgat’ta ki esnafın, ticaret erbabının ve özellikle OSB de bulunan firmaların güçlenmesiyle alakalı yapılan ve yapılacakların masaya yatırılması ile alakalı olduğunu söyledi.
    Geçtiğimiz yıl iş adamları zirvesi yaptıklarını hatırlatan Vali Yurtnaç, “Yaptığımız bu zirve meyvesini vermeye başladı ve Yozgat’ta artı 1500 istihdam sağlayacak olan firmalar ilimize yatırım yapacaklar. Bunlar artarak devam edecek. Eğer firmalar gelip burada yatırım yapar ve işçi konusunda sıkıntı yaşarlarsa biz onlara mahcup oluruz. Buraya gelen ve gelecek olan firmalar tanınmış güvenilir firmalar. Özellikle işçi konusunda ve diğer konularda hepimizin bu firmaları desteklemesi gerekiyor. Biz burada üreten Yozgat’ı ortaya çıkarmak istiyoruz. Mevcut OSB’nin yanı sıra Bozok OSB’de ki çalışmalarımızda aralıksız olarak devam ediyor. Çalatlı köyü yakınlarına kurulacak olan küçük sanayi sitesi ile ilgi çalışmalarımızda devam ediyor. Biz buralarda il özel idaresi olarak kamulaştırma işlemlerini yapıyoruz. Bizimde orada ortaklığımız olacak” dedi.

    Son konuşmayı her zamanki gibi Bakan Bozdağ yaptı…Yozgat’a 5 yıldızlı otelin şart olduğuna vurgu yapan Bozdağ, şunları kaydetti: “Hep söyledim. Yozgat’a 5 Yıldızlı bir otel şarttır, zorunludur. Onun için bir çağrı yapıyoruz. Kim yapmak istiyorsa, biz ona her türlü desteği vermeye hazırız. Eğer kimse atmazsa biz Özel idare olarak bu adımı kendimiz atacağız. Çünkü iyi bir otel buraya yatırım yapan iş adamlarının hem kendi hem mühendislerinin hem de çalışanlarını gönderdiği zaman kalabileceği konforlu bir güvenli bir yer olması lazım. Şimdi siz bunu yapmadığını zaman üzerine bir şey koyamazsınız.”
    Yozgat’ın eğitim üssü olacağını belirten Bozdağ, “Yozgat POMEM 500 kişiydi bunu biz 1000’e çıkardık. Bin kişi eğitim alıyor. Bir de bunları eğiten hocalara baktığımızda orada da çok ciddi sayıda istihdam oluşuyor. Yozgat’ta Diyanet Eğitim merkezi bu sene faaliyete alıyoruz. İmam hatipler, müezzinler, Kuran kursu öğreticileri ve diyanet personeli meslek öncesi ve meslek içi eğitim alacaklar. Orada da adeta yeni bir üniversite kuruluyor. Kütüphanesiyle, Okuluyla, eğitim merkeziyle, misafirhanesiyle, camisiyle adeta Yozgatta bir başka üniversite. Polis Meslek Eğitim Merkezi, o da ayrı bir üniversite. Ve Adalet Bakanlığının şu anda inşaatı devam eden Adalet Eğitim Merkezi de Yozgat’a ayrı bir güzellik katacaktır. O da inşallah bittiği zaman Yozgat Üniversitesiyle, Adalet eğitim Merkezi, Polis Meslek Eğitim Merkezi ve Diyanet Eğitim Merkezi ile Türkiye’de bir eğitim üssü haline gelecek. Şu an da bu dördünün bir arada olduğu il Ankara, İstanbul gibi büyükşehirleri çıkarırsanız 81 il içerisinde çok azdır. Burada başka bir istihdam oluşturan kapı araladık.” dedi.

     

     

     

  • Köy ziyaretleri ve vatandaşla iç içe olmak…

    Köy ziyaretleri ve vatandaşla iç içe olmak…

    Yozgat Valilik görevine başlayan Sayın Kemal Yurtnaç, 2 yılı tamamlandı… Yozgatlılar olarak şunu gördük ki, Yozgat’a atanan her Valinin kendine has bir çalışma prensibi var…

    Bugün Yozgat’ta görev yapan Sayın Yurtnaç’ı tarif edecek olursam İl’in ekonomisine ve kalkınmasına önem veren bir vali olduğunu söylerim…

    Çünkü şimdiye kadar yaptığı çalışmaların hemen hepsinin başında ekonomiye ağırlık vermek geliyor…

    Zaten Yozgat’ın noksanı bu değil mi? Yozgat’ta ekonomi düzgün olsa, istihdam amaçlı dönmeye çalışan çarklar durmuş olmasaydı Yozgat bugün nüfus göçü vermedi değil mi?

    Yozgat valisi Kemal Yurtnaç, 2 yıldır gittiği her yerde Yozgat’ın gelişmesini, kalkınmasını her daim en önde tuttu… Gittiği hemen her yerde memleketin güçlü ekonomiye sahip olması gerektiğini savundu. Yaptığı İş adamları zirvesi ve bağlamdaki ziyaretlerin tek amacı kentteki ekonomiyi güçlü kılmak oldu.

    Peki bir Vali sadece ilin ekonomisini güçlendirmenin yanında başka ne yapar… Bunu da şu örnekle tamamlamış olalım: Kimi zaman hafta içi kimi zaman hafta sonlarını mutlaka şehrin bir yerinde ziyaretlerle geçiren Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, ekibi ile birlikte hafta sonu Boğazlıyan ilçesine bağlı Çakmak köyünü ziyaret etti.

    Burası tarihi ve kültürel yönden özelliği olan bir köy, köyde yaşayanların çoğunluğu hatta nüfusun hepsi Balkan göçmeni kökenliler…

    Farklı bir kültür örneği hakim köyde, gelenek, görenek, örf ve adetler dikkatleri çekiyor… Dolayısıyla  her fırsatta ilçe, belde ve köy ziyaretleri yaparak vatandaşlarla iç içe olan Vali Yurtnaç, bu hafta Cuma ziyaretini Çakmak köyüne yaparak vatandaşların ve köyün sıkıntılarını dinledi.
    Sırasıyla Çakmak İlk ve Ortaokulu, Kuran Kursu ve sağlık ocağını ziyaret ederek incelemede bulunan Vali Yurtnaç, Cuma Namazı sonrası köy halkı ile bir araya geldi.
    Havaların ısınması ile birlikte yatırım, bakım ve onarım çalışmalarının başladığını belirten Vali Yurtnaç, “Çakmak köyü gerçekten bakımlı, güzel ve sevimli bir köy. Ana yola yakın, düz bir arazisi var. Havaların ısınmasıyla birlikte çalışmalara başladık. İnşallah 2019 yılı sonuna kadar tüm köylerimizin parke taş döşeme işlemi bitmiş olacak. Köylerimizin çöpleri toplanıyor artık. Baktığımız zaman köylerimiz tertemiz, sokaklarda, caddelerde çöp göremiyoruz. İnşallah köylerimizin altyapı sorunlarını da en kısa zamanda çözeceğiz” dedi.
    Köy yollarının asfaltla buluşacağını ifade eden Vali Yurtnaç, daha sonra şunları kaydetti: “Geçtiğimiz yıl İl Özel İdaresi bünyesine kurduğumuz 240 tonluk asfalt plenti faaliyete geçti. Geçen sezon kendimiz ürettiğimiz asfalt ile Doğankent-Karayakup arasında bulunan 16 kilometrelik yolumuzu sıcak asfaltla buluşturduk. Bu sene yine beldeyken köy statüsüne düşmüş, trafik yoğunluğu olan ve nüfusu fazla olan köylerimizden başlamayarak gurup yollarını sıcak asfaltla buluşturacağız. Bu sene merkez, ilçe, belde ve köylerimiz için yoğun bir çalışma temposu bizleri bekliyor. Devletimizin, hükümetimizin, Başbakan Yardımcımız Bekir Bozdağ ve milletvekillerimizin desteği, çalışma arkadaşlarımızın da gayreti ile inşallah Yozgat bütün olarak ilçe, belde ve köyleri ile beraber orta vadede daha güzel, daha yaşanabilir bir şehir olacak. Bir taraftan yapılan yatırımlarla, bir taraftan hızlı treni, havaalanı ile diğer taraftan termal zenginlikleri ve yeni kurulacak olan OSB ile Yozgat büyüyecek, gelişecek ve hem ilimiz hem de ülke ekonomisine önemli katkı sağlayacak.”
    Vali Yurtnaç ve beraberindekiler Çakmak köyü ziyaretinin ardından Boğazlıyan’a geçerek Gazipaşa Ortaokulunda incelemede bulundu.

     

  • İHRACAT YOZGAT’TA BU YILDA AZALDI

    İHRACAT YOZGAT’TA BU YILDA AZALDI

    Hafta sonu haber sitelerinde yer alan önemli bir haber vardı… Bu haberde 20 ilin ihracatının azaldığı yazıyordu. Haberin başlığına bakar bakmaz aklıma ilk gelen Yozgat’taki ekonomik durum oldu… Sizin de benden farklı düşünmediğinizi bilerek, bu haberi paylaşmak istedim.

    Ama önce kısaca konuyu özetleyecek olursak, Yozgat her zaman gelişmede ve kalkınmada hep geri kaldı, bunun sebebi malum sahipsizlik ve ilgiden yoksun olmaktır.

    Yozgat’ta hiçbir dönem ihracatı artırmak bakımından ciddi bir çalışma yapılmamıştır. Bu anlamda atılan bütün adımlar günü kurtarmak içindir.

    Dolayısıyla Yozgat bugün göç veriyorsa sebebi, istihdam yetersizliğidir. Yozgat bugün geri kalmışsa bunun da sebebi devlet yatırımlarından yeteri kadar sahiplenmemiştir. Çünkü Yozgat insanı doğduğu yerde karnını doyuramaz, geçim sıkıntı çekmeye mahkum edilmiştir.

    Gelelim başta bahsettiğim ihracat meselesine ve haberin devamına: Bu yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla, Türkiye’nin 81 ilinin 20’sinin ihracatı azaldı, 61’inin ise arttı.

    İhracatında miktar bazında en fazla düşüş yaşanan il ise Trabzon oldu. Trabzon’un ihracatı, 2018’in ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla 55 milyon 200 bin dolar düşüşle 258 milyon 491 bin dolara geriledi.

    Trabzon’un ardından ihracatında en fazla düşüş yaşanan iller 54 milyon 311 bin dolarla Elazığ, 32 milyon 83 bin dolarla Şırnak, 29 milyon 376 bin dolarla Mardin, 19 milyon 981 bin dolarla Kastamonu, 14 milyon 85 bin dolarla da Kilis şeklinde sıralandı.

    Rize, Van, Uşak, Karaman, Siirt, Gümüşhane, Ağrı, Aksaray, Yozgat, Kars, Ardahan, Kırklareli, Niğde ve Bingöl de ihracatında düşüş yaşanan iller arasında yer aldı.

    İstanbul, 2017’nin ocak-mart dönemi ile kıyaslandığında 2018’in ilk çeyreğinde miktar bazında en fazla ihracat artışını yakalayan il oldu. Söz konusu dönemde Türkiye’nin ihracatında 4 milyar 897 milyon 107 bin dolarlık artış yaşanırken, söz konusu rakamın 2 milyar 434 milyon 81 bin doları İstanbul’dan geldi.

    İhracat artışında İstanbul’u; 419 milyon 407 bin dolarla İzmir, 357 milyon 983 bin dolarla Bursa, 250 milyon 999 bin dolarla Ankara, 230 milyon 452 bin dolarla Manisa, 229 milyon 318 bin dolarla Kocaeli, 136 milyon 202 bin dolarla Denizli ve 130 milyon 563 bin dolarla Sakarya izledi.

    Yozgat’ın yeni dönemde ciddi atılımlar yapmak gibi bir zorunluluğu bulunmaktadır. Bu adımları atmadığı takdirde daha önceki istatistiklerde Yozgat’ın nüfusu 5 yıl içinde daha çok kayıp verecektir. Nüfus potansiyelini kaybeden bir İl artık şehir olma hüviyetini kaybeder. Geride Valisi ve Belediye Başkanı olan büyük kasaba kalır.

     

  • Tarımsal Projeler ve Yozgat’ın Tarımı 

    Tarımsal Projeler ve Yozgat’ın Tarımı 

    Yozgat, bir tarım kentidir.. Bu anlamda yapılan istatistiklere bakıldığında Yozgat’ta yaşayan nüfusun önemli bir bölümü tarımla uğraşmaktadır. Tarım ve hayvancılık alanında yapılan çalışmalara bağlı olarak kurumsal projeler ürün çeşitliliğini artırmak için yapılmaktadır.

    Yozgat tarımdaki teknolojik gelişmelerin her ne kadar uzağında kalsa da, bu hususta yapılan bazı çalışmalar dikkatleri çekmektedir. Bu konuda geçtiğimiz günlerde Merkez Tayip ve Fakıbeyli köylerimizde Toprak İşlemesiz Tarımda ilk defa Nohut-Mercimek demonstrasyonları ekimleri yapıldı.

    İlimizde, Toprak İşlemesiz Tarım Sistemlerini yaygınlaştırmak amacıyla 2014 yılından bu yana demonstrasyon, eğitim ve gezi çalışmaları yürütülmektedir. Bu amaçla 2018 yılında İlimizin 11 farklı yerinde demonstrasyonlar kurulmuştur. Bu alanlardan 2014 yılından beri toprak işlemesiz tarım kapsamında Buğday – Macar Fiği, Yem Bezelyesi münavebesi yapılarak başarılı sonuçlar elde edildi, bu demonstrasyon ile münavebe sistemine bölgemizde yoğun olarak ekimi yapılan nohut ve mercimeği de katarak, toprak işlemesiz tarım kapsamında yetişebilen ürün çeşitliliğini çiftçilerimize gösterilmesi amaçlanmıştır.
    2014 yılından bu yana toprak işlemesiz tarım uyguladığımız iki tarlaya hiçbir toprak işlemesi yapılmadan 2018 üretim sezonunda farklı ürünler ekildi.
    Tayip ve Fakıbeyli’deki demonstrasyon alanlarının bir kısmına 2018 üretim sezonu için 2017 yılının güz aylarında hiçbir toprak işlemesi yapmadan macar fiği ekilmişti. Tayip köyünde yapılan demonstrasyon alanında ayrılan bir parsele nohut, Fakıbeyli köyünde yapılan demonstrasyon alanında ayrılan alana nohut ve mercimek ekilmiştir. Böylelikle çiftçilerimize farklı ürünlerle toprak işlemesiz tarımda münavebenin (ekim nöbeti) farklarını görme imkânı sunulacaktır.
    Bilindiği üzere Toprak İşlemesiz Tarım; toprağı herhangi bir toprak işleme aleti ile toprak işleme yapmadan ekip biçmek ve tarımsal faaliyete devam etmektir. Girdi (özellikle mazot), zaman ve işgücünden tasarruf sağlayarak çiftçinin daha karlı üretim yapmasına imkân sağlayan toprağı ve bitkiyi koruyan, sürdürülebilir, uzun vadede toprakların iyileştirilmesine ve erozyon nedeniyle yok olmasının engellenmesine önemli katkı sağlayan bir sistemdir. Toprak işlemesiz tarım yapıldığında toprak strüktürü (yapısı) bozulmamakta ve her şey doğal ortamına bırakılmakta, böylece toprakta mikroorganizma faaliyetleri ve toprağın su tutma kabiliyeti artmaktadır.
    Bu demonstrasyonlar İl Müdürlüğümüz teknik personelleri tarafından düzenli olarak kontrolleri gerekli ilaçlama ve bakım çalışmaları yapılacak, sonuçlar çiftçilerimize ve kamuoyuna duyurulacaktır.

     

  • ESNAF KRİZ YAŞARKEN, FUAR KURMAK AKIL İŞİ Mİ?

    ESNAF KRİZ YAŞARKEN, FUAR KURMAK AKIL İŞİ Mİ?

    Yozgat ekonomik sıkıntıların yaşandığı şehirlerin en başında geliyor… Bir tarafta birbirinin benzeri türde birkaç iş yeri açılırken, diğer tarafta işsizlik sebebiyle kapanan işletme sayısı yeni krizlerin habercisi olmaya devam ediyor…

    Şehirde üretim olmadığı için haliyle sıcak para girdisi bulunmuyor… Esnaf müşterinin talebini karşılayacak ürünleri öz sermayesi olmadığı için ikinci ya da üçüncü merkezlerden daha pahalı almak durumunda kalıyor. Buradan doğal olarak ürünlere yansıyan maliyeti zorunlu kaldığı için ister istemez müşterisine cüzi karlarla yansıtmaktadır.

    * * * *

    Şehirde yaşayan nüfusun önemli kısmı özellikle hafta sonlarını şehir dışında değerlendirirken, aynı zamanda mutfak ya da konfeksiyon gibi ihtiyaçlarını oralardan karşılıyorlar… Aslında asıl konuşulması gereken en önemli nokta bana göre burasıdır. Dolayısıyla bu konuyu ayrıca bir başlık açarak, detaylı şekilde konuşmak gerekiyor… Ama bugünkü konumuz doku itibariyle aynı olsa da farklı bir durum var…

    * * * *

    Malum bahsettiğim sebeplerden kaynaklı olarak Yozgat’a sıcak para girdisi sıkıntısı yaşanırken, diğer taraftan mevcut potansiyelden de şehir esnafı faydalanamaz hale gelmiştir.

    Yozgat’ta zaten esnaflık yapmak başlı başına bir sorun olurken, esnafın mücadele etmek zorunda kaldığı yeni bir sorun daha bulunmaktadır.

    Son dönemlerde nereden ve kim tarafından icat edildi, bilmiyorum ama Yozgat esnafının sıkıntısını katmerleştiren “Yöresel Ürünler Fuarı” peydah oldu…

    Bakın bu konuda birkaç gün evvel Yozgat Bakkallar Esnaf Odası Başkanı Atilla Saygı’nın dikkatleri çeken çok çarpıcı bilgiler içeren bir açıklaması oldu…

    Bu açıklama ne kadar yetkililerin dikkatini çekti ya da çekmedi, henüz bilmiyorum ama bu açıklamayı buradan paylaşarak, yetkililerin bir daha duyarlı davranmalarını sağlayabilmek adına tekrar veriyorum:

    Oda Başkanı Saygı, eski hastane caddesinde bir binanın altına açılan Yöresel Ürün Fuarı’na tepki gösterdi. Fuar da satış yapıldığını ve bu durumun esnafının olumsuz yönde etkilediğini vurgulayan Saygı, “Havaların ısınması ile birlikte Fuar adı altında ticari amaçlı organizasyonlar yapılıyor. Birisinin bitip, diğerinin başlatıldığı bu tür organizasyonlara yöresel ürünler getirildiği belirterek, izinler veriliyor.

    Denetimlerinin kimler tarafından yapıldığı, ücretlerinin neye göre belirlendiği belli olmayan, sağlıksız koşullar altında vatandaşa ucuzluk adı altında daha fazla fiyata ürünler satılıyor” dedi.
    Bu tür organizasyonların, hareketsiz ve kısır olan Yozgat ekonomisini etkilediğine dikkat çeken Saygı, kıt kanaat geçinen esnaf ve sanatkarları zor duruma soktuğunu kaydetti.

    * * * *
    Saygı, “İlimize gelen sıcak para akışı olmadığı gibi elimizdeki sıcak para akışını dışarı çıkmasına izin vermemeliyiz. Esnafımızın mağduriyetinin giderilmesi için yetkili kurumların bir an evvel gerekli önlemlerini almasını istiyoruz.

    İlimizde zor şartlar altında bakkallık, şarkütericilik yaparak, vergisini ödeyen, stopajını ödeyen, Bağkur primini yatıran, dükkan kirasını ödeyen, SSK primini ödeyen, damga vergisini ödeyen sabah komşusundan borç para alıp akşama ödeyemeyen kişiler bizleri anlayamaz.”

     

  • ULAŞIM SORUNU VE MECLİSTEKİ YOL TARTIŞMASI

    ULAŞIM SORUNU VE MECLİSTEKİ YOL TARTIŞMASI

    Yozgat İl Genel Meclisi üyeleri kendi aralarında yine bildik bir tartışma konusuyla gündemdeki yerini her zamanki gibi başarıyla almakta ne kadar mahir olduklarını bir kez daha göstermiş oldular…

    Malum olduğu üzere Yozgat en önemli sorunlarının başında göç gelirken, bir başka sorun da ulaşım gelmektedir.

    Bu sorunların giderilmesi bakımından geçtiğimiz günlerde bir araya gelen İl Genel Meclisi üyeleri, Nisan ayı ilk gündemde köylerde yaşayan vatandaşların yaşam kalitesinin artırılması amacıyla köy yol standartların yükseltilmesi için asfalt yol çalışması yapılmasına bütçenin yetmediği ve İller Bankası’na 25 milyon Türk Lirası borçlanma yapılıp yapılmayacağı görüşülmüş Plan ve Bütçe Komisyonu’na havale edilmişti.

    İkinci birleşiminde Plan ve Bütçe Komisyonu İller Bankası’na yapılması planlanan borçlanmayı olumlu görerek meclisten yetki isteyince Milliyetçi Hareket Partisi meclis üyelerinden Ümit Şahbaz’ın bu paranın nereye ne şekilde kullanılacağını bilmediklerini söylemesi üzerine tartışmalar başladı.

    İl Genel Meclisi Nisan ayı ilk birleşiminde köylerde yaşayan vatandaşların yaşam kalitesinin artırılması amacıyla asfalt yol çalışması yapılması için bütçenin yeterli olmadığı, çalışmanın yapılabilmesi için İller Bankası’na 25 Milyon Türk Lirası borçlanmanın yapılıp yapılamayacağı görüşülmüş Plan ve Bütçe Komisyonu’na havale edilmişti. Nisan ayı ikinci birleşiminde Plan ve Bütçe Komisyonu İller Bankası’na borçlanmanın yapılabileceği hakkında görüş bildirdi. Olumlu görüşün bildirilmesinin ardından söz alan Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) İl Genel Meclisi üyesi Ümit Şahbaz,”Bu para nasıl kullanılacak? Kullanılacağı yerler bellimi?” sorunca tartışmanın fitili ateşlendi. Konuya müdahil olan Meclis Başkanı Halil Şahbaz’ın,”Belirli bir bölge yok. Güzergahın kullanımı, bölgede ki nüfus yoğunluğu ve araç yoğunluğu incelenerek yapılacak” cevabı üzerine Şahbaz,”Vali beyle görüşmemizde encümen hazırladı deniyor. Encümen arkadaşlara sorduğumuzda biz hazırlamadık diyorlar. Kimsenin haberi yok. Bilgilendirmede bir noksanlık var ve biz zor duruma düşüyoruz” dedi.

    Ak Parti Yerköy Meclis Üyesi Osman Biçer yapılacak olan köy yollarının belirlenmesi hususunda kendilerinin bir dahili olmadığını söyledi. Sadece idare tarafından belirlenmiş olan üç yol içerisinden en öncelikli durumda olanın sorulduğunda görüş bildirdiklerini söyleyen Biçer,”Sayın bakanımızın da olduğu Muammer Yanık beyin sunumunda kendi ilçem adına Yerköy adına söyleyeyim. İdare üç tane grup yolunu belirlemiş. Üç dört gün önce Yerköy Kaymakamlığı’na gelen yazıda Akpınar,Topaç ve Sarıyaprak Köyü yolu ve Alişar’dan Delice’ye giden üç yoldan birine olmak kaydıyla bu yollardan hangisi öncelikli diye bize soruldu. Muammer beyin sunumunda bulunan bu üç yol belirlenirken bizlerin hiç bir dahili olmadı. Ancak belirlenen üç yol içerisinden hangisi olsun diye görüş soruldu bizde şurası olsun dedik” şeklinde konuştu.

    Milliyetçi Hareket Partisi Yerköy Meclis Üyesi Nuri Kahraman daha önce Osman Biçer ile görüştüklerini öncelikli olarak yapılması gereken yol üzerinde anlaştıklarını dile getirdi. Sözleşmiştik diyen Kahraman,”Bir grup yolumuz vardı. Orayı önerdik. Osman Biçer beyle gittik o yola baktık.Bu yolun sökülüp yeniden yapılması gerekiyor dedi. Burada bana söz verdi. Bundan sonra gelen paramızı oraya kullanalım dedi. Tamam dedim ve ben sustum. Önerdiğimiz yoldan günlük 15 araç taşımalı eğitim için geçiyor. Sonrasında vali beye gittim. Yol yapılsın yapılmasın gidip görmesini rica ettim. Kaymakam beyle yapılan görüşmede bizim haberimiz olmadığı için yoktuk. Osman beyde kaymakam beye burada bir köy yolumuz var. Acil bir durumu var. Gidip bir bakalım bir görüş alalım dese olmazmıydı. Üç grup yolu varsa en bozuk olanı tercih edilir. Ama yapılmadı”dedi. Kahraman’a cevap olarak Biçer ise;” Namus sözü. Yetki Bizde ise yine önerge vereyim gereği ne ise yapalım” diye ekledi.

    Son olarak konuya açıklık getirmek için konuşan İl Genel Meclisi Başkanı Halil Şahbaz,”Sıcak asfalt yapılması konusunda gelen paramız hiç bir şekilde ne vali beyin tasarrufu ne komisyonun tasarrufu nede idarenin tasarrufu. Bakanlar kurulu kararıyla bu yıl ki ayrılan KÖYDES programımız metrajına göre ihale edilip sıcak asfalt yapılacak. Bu programı sıcak asfalttan kaplama çalışmasına çevirmek istersek bakanlıktan yazı almamız gerekiyor. Burada üç tane grup yolu varsa. Belirledik ve a grubu dediysek o yol yapılacak. Bu durum oranın kullanımına göre belirlenecek” açıklamasını yaptı. Sonrasında oylamaya sunulan İller Bankası’na 25 Milyon Türk Lirası borçlanma önerisi yapılan uygulamadan memnun olmayıp itiraz eden üyeleri olmasına rağmen 7 ret oyuna karşın 23 Ak Parti’li üyenin oyuyla kabul edildi. MHP Yozgat Meclis üyesi Ümit Şahbaz’ın konu ile ilgili konuşulmasını talebi üzerine İl Genel Meclisi Başkanı Halil Şahbaz basının olmadığı bir şekilde görüşülmesini istedi.

  • ORTAK SORUNLARDA DUYARLILIK GÖSTERELİM

    ORTAK SORUNLARDA DUYARLILIK GÖSTERELİM

    Ülkemiz de olduğu gibi Yozgat’ın da kendine özgü bir takım sorunları vardır. Bu sorunların kimisi bireysel, kimisi de toplumu yakından ilgilendiren ortak sorunlardır. Genel bir kavram üzerinden konuya yaklaştığımızda yaşam içinde farklılıklar olsa da sağlık sorunları toplumun en önemli ortak sorunlarının başında gelmektedir.

    Yaşamı ve sağlık üzerine sorunların üstesinden gelebilmek için yine ortak paydalarda bir araya gelerek, birçok sorunu aşmak her zaman mümkündür. Bu konuda geçtiğimiz gün gibi her yıl kutlanan

    2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü etkinliklerine katılım ileriye dönük iyi bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

    Demem O ki; bu konuda toplum adına bir konuşma yapan Yozgat Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Abdullah Neşeli, düzenlenen yürüyüşün amacının Yozgat’ta otizmle ilgili yapılan bu etkinlikler ile halkın duyarlılığının artırılması, otistik bireylerin toplumla bütünleşmesinin hedeflendiğini söyledi.

    Neşeli, “Tüm dünyada otizm konusunda farkındalık oluşturmak ve otizm ile ilgili sorunlara çözüm bulmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü olarak ilan edilmiştir. Bu çerçevede, Yozgat Lisesi önünden başlayıp Cumhuriyet Alanında sona eren yürüyüşümüzü gerçekleştirdik. İlimizin farklı yerlerine asılan bilbord ve afişler ile konuya dikkat çekmeye çalıştık. Yine  bu kapsamda Şehir Hastanesi Konferans Salonunda Otizm konulu program ile düzenlendi. İlimizde otizmle ilgili yapılan bu etkinlikler ile halkımızın duyarlılığının artması, otistik bireylerin toplumla bütünleşmesi hedeflenmektedir.”dedi.

    Otizm’e karşı farkındalığın artırılmasını önemsediklerini vurgulayan Neşeli, “Gün geçtikçe yaygınlaşan otizme ilişkin farkındalığın artırılması bakımından bugünü önemsiyoruz. İl Müdürlüğü olarak bize düşenin sadece bu konudaki farkındalık düzeyini artırmak olmadığını biliyoruz. İl Müdürlüğümüzce hazırlanan Otizm Eylem Planı gibi nitelikli çalışmalarla  özel çocuklarımızı geleceğe hazırlamak ve onların yeteneklerinin toplumla paylaşmasının önünü açacak somut adımlar atmak istiyoruz.
    Yine Otizmli bireylerin çocukluktan itibaren önyargı ve ayrımcılığa maruz kalmadan nitelikli eğitim alabilmeleri, sağlıklı ve  mutlu bir hayat sürdürebilmeleri için Bozok Üniversitesi, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Sağlık İl Müdürlüğü ve diğer paydaşlar ile sıkı çalışacağımızın bilinmesini isterim.
    Bu düşüncelerle otizmli bireylerin sosyal yaşama katılabilmeleri için bütün  olanaklarımızla çaba sarf etmeye devam edeceğimizi bir kere daha ifade etmek isterim. 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nün de geleceğimizin en önemli parçası olan çocuklarımızın temel ihtiyaçları olan eğitim ve sağlık hizmetlerinden en uygun şekilde faydalanmasını diliyor. Otizmle mücadele eden Kamu Kurum ve Sivil Toplum Kuruluşlarına. İlgili tüm vatandaşlarımıza  teşekkür ediyorum” dedi.

  • Hizmette Fedakarlığın Böylesi de var…

    Hizmette Fedakarlığın Böylesi de var…

    Yozgat, ticari alanlar dahil, siyaset ve sportif faaliyetlerde önemli isimler yetiştiren İl’lerin başında geldiğini söylersek sanırım yanlış bir tespit yapmış olmayız.

    Dolayısıyla Yozgat insanı her zaman devletine bir katma değer üretmek için varlığını ortaya koymaktan geri durmamıştır…

    Siyasette olduğu gibi bugün sporda da zirveleri görmüş bir İl olarak bugün sporun her türlüsünde söz sahibi olmuştur.

    Geçtiğimiz günlerde haber olan ve bugünkü sohbetimizde vereceğim şu örnek fedakarlığın en güzel örneğidir:  Dünya ve Avrupa şampiyonalarında derece elde eden eski milli güreşçiler Harun Bozoğlu ve Mustafa Çetinyürek, Yozgat’ın Çekerek ilçesindeki bir lisenin bodrum katında oluşturdukları salonda, şampiyonluk adayı sporcular yetiştirmek için gönüllü olarak eğitim veriyor.

    Ata sporu güreşte dünya ve Avrupa şampiyonalarında madalyalar kazanan eski milli güreşçiler Harun Bozoğlu ve Mustafa Çetinyürek, güreşten kopmayarak şampiyonluk adayı sporcular yetiştirmek için yoğun mesai harcıyor.

    Çekerek ilçesinde beden eğitimi öğretmenliği yapan Çetinyürek ve Bozoğlu, Osman Durmaz Fen Lisesinin bodrum katında oluşturdukları salonda, Nasuh Akar, Celal Atik, Rıza Kayaalp gibi olimpiyat ve dünya şampiyonları çıkaran Yozgat’a, yeni sevinçler ve gururlar kazandırmak için öğrencilere güreş eğitimi veriyor.

    Eski milli güreşçiler, mesai saatleri dışında bir araya geldikleri öğrencilerle bire bir ilgilenerek, milli takıma yükselmeleri için yoğun çaba gösteriyor.

    Şehit Hüseyin Kayacı İmam Hatip Ortaokulunun beden eğitimi öğretmeni Harun Bozoğlu, en son açıklamasında, güreşin içinden geldiğini, Avrupa şampiyonalarında 2005’te Arnavutluk’ta altın, 2006’da Macaristan’da gümüş, 2008’de İstanbul’da düzenlenen Dünya Şampiyonası’nda ise bronz madalya aldığını söyledi.

    Aktif sporu bıraktığını ve kendini çocuklara adadığını belirten Bozoğlu, “30 öğrencimiz var. Amacımız, çocuklarımızı milli takıma kazandırmak, Avrupa, dünya ve olimpiyat şampiyonları çıkarmak.” dedi.

  • FAYDASI DOKUNAN YASAKLARDA VAR

    FAYDASI DOKUNAN YASAKLARDA VAR

    Ülkemizde gelişi güzel kuralların aşırılığı sebebiyle toplum tepkisini sözüm ona yasaklara karşı her değişik şekillerde göstermiştir…

    Vatandaş kimi zaman yasak cümlesinden dahi rahatsız olur bir duruma gelmiştir. Toplumu yönetmek maksadıyla konulan kuralların bazen boyutu ulaşılmaz dahi olduğu zamanlar olmuştur.

    Özellikle siyaset söz konusu olduğu vakitler karşımıza çıkan yasaklar, bazen sokakta da aşayişi sağlamak maksadıyla çıkmaktadır…

    Toplumda kimi zaman denge unsuru olarak da ihtiyaç duyulan yasakların bazen faydası da bulunaktadır.

    Bu bağlamda doğada dengenin sağlanması için konulan yasaklara uymak, çizgiyi aşmamak faydalıdır. Dolayısıyla bu konuya en uygun bir örnekle devam edelim Geçtiğimiz günlerde Yozgat İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu gereği, İl sınırları içerisinde bulunan bütün göl, gölet, baraj ve bütün su ürünleri avcılığının 1 Nisan 30 Haziran tarihleri arasında av yasağı kapsamın olduğunu duyurdu.

    İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ziyaattin Özdemir, Yozgat sınırları dahilinde bulunan bütün göl, gölet, baraj ve bütün sucul alanlardaki su ürünlerini koruma kontrol görevinin kendi alanları kapsamında olduğunu belirterek, kanunda belirtilen koruma kontrolde görevli olan jandarma, emniyet, zabıta ve ilçe müdürlüklerinde görevli personeller ile ticari ve amatör avcılarıyla İl Müdürlüğü toplantı salonunda eğitim ve bilgilendirme çalışması yapıldığını ifade etti.
    Su ürünleri av yasağının 1 Nisan tarihi itibariyle başlayacağını vurgulayan Özdemir, “Yasağa uymayanlar hakkında 1380 Sayılı Kanunun 36 Maddesi gereği 388 TL ile 26.692 TL arasında suçun durumuna göre değişen idari para cezaları uygulanacaktır.

    Ayrıca yine suçun durumuna göre adli makamlara suç duyurusunda bulunulabilecektir. İlimizde işletmede olan 35 adet göl gölet ve baraj bulunmaktadır. Bu alanlarda 5 adet baraj su ürünleri avcılığı için kirada olup yıllık avlama kapasitesi ise Bin 300 ton yılın üzerindedir.

    Yetiştiricilik olarak ülkemizin 9. büyük barajı olan Süreyyabey Barajı işletmeye açılması ile her geçen gün yıllık alabalık proje ve üretim kapasitemiz hızla artmaktadır. 2017 Yılı alabalık üretimimiz 1000 ton yılı geçmiştir.”dedi.
    Su ürünleri av yasağına bütün vatandaşların uyması gerektiğini, aksi takdirde idari para cezası uygulanacağını vurgulayan Özdemir, “Sürdürülebilir su ürünleri avcılığı için bütün avcılarımızın gelecek nesillere korunmuş bir çevre iyi bir balıkçılık ortamı bırakmak için mutlaka av yasaklarına uymalarına gerekir.

    2018 yılında da bu kapasitemizin oldukça üzerine çıkılacağımızı düşünüyoruz. Üretim ve proje kapasitemizin artarak devam ediyor.

    Yurt dışına ihraç ürünü olan gümüş balığı avcılığı yakında avlama hakkı kiralık barajlarımızda başlayacak ve verimli bir gümüş avcılığı dönemi olacağını” vurguladı.

    Özdemir, su ürünleri avcılığı ve yetiştiriciliği yapan tüm vatandaşların mağduriyet yaşamamaları için bu yasağa riayet etmeleri gerektiğini ifade etti.

     

  • MADDE BAĞIMLILIĞI ÜZERİNE

    MADDE BAĞIMLILIĞI ÜZERİNE

    Madde Bağımlılığına karşı ülke olarak kararlı bir duruş sergilenmektedir. Bu konuda kurumlar ve kuruluşlar gerekli tedbirleri almak için ortak bir mücadele vermektedir.

    Bu konuda geçtiğimiz günler de düzenlenen etkinlik oldukça dikkatleri çekti. Buradaki amaç madde bağımlılığına karşı yapılan çalışmalara destek vermektir.

    Bu bağlamda  İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Nida Tüfekçi Güzel Sanatlar Lisesi işbirliği ile “bağımlılık” konulu sergi ve konferans düzenlendi. İl Kültür Turizm Konferans Salonu’nda gerçekleşen sergide, öğrenciler yaptıkları resimleri sergiledi. Ellerini ve yüzlerini de bağımlılıkla farkındalık için boyayan öğrenciler madde kullanımına vurgu yaptı. Serginin ardından bağımlılıkla mücadele konusunda öğrencilere konferans düzenlendi.

    Rehberlik Öğretmeni Ümit Altıkulaç, bağımlılıkla ilgili konferans düzenledi. Altıkulaç, “Türkiye’de ve dünyada hızla tütün, alkol ve uyuşturucu madde alım oranları artmakta, maddeye başlama yaşları gittikçe düşmektedir. Diğer bağımlılıklar gibi teknoloji ve kumar bağımlılığı da kişiye, aileye ve topluma psikolojik, sosyolojik ve ekonomik zararlara yol açmaktadır. Bağımlılık kişinin bedensel, ruhsal ve sosyal hayatını olumsuz etkiler. Toplumun felaketi sayılabilecek bağımlılıkları engellemek ancak iyi bir koruyucu halk sağlığı yaklaşımıyla mümkün olur. Fiziksel bağımlılık, kullanılan maddeye karşı bir adaptasyon gelişmesine bağlı olarak maddenin varlığına karşı duyulan fizyolojik bir istektir. Ruhsal bağımlılık ise kişinin duygusal ya da kişilik yapısı gereği, gereksinimlerini tatmin etme/giderme amacı ile o maddeye düşkünlüğüdür. Bağımlılık ciddi bir hastalıktır. Bağımlılığa ilişkin beyinde birçok nörokimyasal, nörofizyolojik değişimler saptanmıştır. Bağımlılık tedavisi, belirli şemaları ve ilkeleri içeren kapsamlı bir protokol ile sağlanabilir. Bağımlı kişiler bağımlılığın bir hastalık olduğunu kabul eder ve hastalıklarda uyulması gereken kurallar olduğunu bilirlerse tedaviye uyumları artmaktadır” dedi.

    Nida Tüfekçi Güzel Sanatlar Lisesi Müdürü Aytaş Şahin, yapılan etkinliğin önemine vurgu yaptı. Şahin, “Bugün burada Nida Tüfekçi Güzel Sanatlar Lisesi olarak günümüzde gençlerimizin olumsuz yönde etkilendiği teknoloji ve madde bağımlılığı ile ilgili afiş, resim ve farkındalık sergimizi gerçekleştirdik. Teknoloji bilinçli kullanıldığı zaman çok faydalı oluyor. Ama günümüz gençleri bunu bilinçsiz kullanıyor. Bağımlılık derecesine getiriyorlar. Madde bağımlılığı konusuna gelirsek il olarak Yozgat’ın geçiş güzergahı olmasından da kaynaklı istemediğimiz sayıda bağımlı gençlerimizin varlığını biliyoruz. Okul olarak, özellikle ergenlik döneminde olan ortaokulda okuyan gençlerimizin bu tarz alışkanlıklardan uzak durması için böyle bir çalışma yaptık. Hem resim sergisi ile hem de öğrencilerimizin yüzünü makyajlayarak bir görsel oluşturduklarını” anlattı.

    Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mehmet Tekin, bağımlılıkla mücadelenin devam ettiğini açıkladı. Tekini, “Günümüzde hem av var hem avcı var. Gençlerimizin bu avcıların karşısında durup ben av değilim insanım demesi gerekiyor. Çocuklarımızın özgür ve özgüvenli bir irade ortaya koyması gerekiyor. Bağımlılık ister teknoloji isterse madde bağımlılığı olsun zararlıdır. Telefon çok teknolojik bir alet. Ama biz onu kullandığımız zaman. Eğer telefon bizi kullanmaya başladıysa sıkıntı orada başlıyor. Biz bir av olmuş oluyoruz. Bağımlı olduktan itibaren biz olmaktan çıkıyoruz. Birilerinin kuklası birilerinin maşası oluyoruz. İşte tam bu sırada insanın kendini merkez olarak alması gerekiyor. Hiç bir şey bizim benliğimizden üstün olamaz” dedi.

     

  • KADIN DAYANIŞMASI ÜZERİNE…

    KADIN DAYANIŞMASI ÜZERİNE…

    Doç. Dr. E. Sare Aydın Yılmaz başkanlığında kısa bir süre önce kurularak İl’lerde dalga dalga yayılan ve kadınlar arasındaki dayanışmaya hız kazandıran “Kadın ve Demokrasi Derneği” Yozgat’ta da faaliyete başladı…

    Doç. Dr. E. Sare Aydın Yılmaz kaleme aldığı bir yazısında bu konuyu şu şekilde özetliyor:

    “Dalgalara karşı yüzmeye çalışan lider kadınlar kimi zaman başladıkları noktaya geri döndüler, kimi zaman da canları pahasına savaşmaya devam ettiler. Fakat en önemlisi diğer kadınlara yapılabileceğini gösterdiler. Bu yüzden yalnız değillerdi. Ne olursa olsun onların verdiği ilham ile kalabalıklar onlarla birlikte olmaya devam ediyor.

    Toplumsal değişim ve dönüşümler kendi doğal süreci içerisinde gerçekleşebildiği gibi bazen bu değişimler kadınlar tarafından azimle, mücadeleyle en önemlisi iktidarın cinsiyetçi ayrımcı politikalarına karşı durarak, arkalarından sürükledikleri kitlelerle toplumun, tarihin önünü açmaları sayesinde olmuştur. Bu kadınlara önden yürüyenler dediğimiz gibi kalabalıklarla yürüyenler de diyoruz.”

    Kadın dayanışmasına öteden beri tavır ve düşünceleriyle destek veren Türkiye İş Kadınları Dernek Başkanı Nilüfer Bulut kadını şöyle anlatıyor:

    – Türkiye’de kadın olmak nerede tamamlanacağını   öngöremediğin bir mücadeleyi her alanda sürdürmek zorunda kalmaktır.

    – Evde ev kadını olarak, okulda öğrenci olarak, iş dünyasında çalışan olarak, siyasette seçilmeyen olmaktır.

    – Yani hayatın her noktasında durup dinlenmeden “Ben de varım” diye haykırmak zorunda kalmaktır.

    – Çocukluğunu bir çırpıda geride bırakıp erkenden büyümeye mecbur olmaktır.

    – Babaevinde misafir sayılmak, iğreti yaşamaktır.

    – Ülkemde kadın olmak hep anlamak, ama hiç anlaşılmamaktır.

    – Hep ‘öteki’ olmak ne demekse, kadın olmak o demektir ülkemde.

    – Zordur velhasıl kadın olmak bu güzelim memlekette.

    Bu dayanışmanın bir ayağının da Yozgat’ta oluşmasında rol alan Yozgat İl Temsilcisi Fadime Solmaz gazetelere dün verdiği röportajda şunları diyor:

    Türkiye genelinde Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve eşleri hanımefendinin, Yozgat genelinde de Başbakan Yardımcımız Sayın Bekir Bozdağ’ın önderliğinde, Sayın Valimiz Kemal Yurtnaç ve eşlerinin başlatmış olduğu okuma yazma seferberliği kapsamında bizlerde KADEM olarak açmış olduğumuz dernek binamızda okuma yazma kursumuzu başlattık.

    İki haftadır kursumuz devam ediyor. Tabi Yozgat’ta okuma yazma bilmeyen teyzelere ulaşmak, onları ikna etmek kolay olmadı. Halk Eğitim Merkezinden aldığımız bilgiye göre Yozgat’ta 498 tane okuma yazmayı hiç bilmeyen kayıtlı insanımızın olduğunu öğrendik. Halk Eğitim Merkezi bu insanlarımızın büyük bir kısmına ulaştı. Bizlere de sivil toplum kuruluşu olarak bir kişide bulsanız Cumhurbaşkanımızın talimatıdır biz size mutlaka hoca göndereceğiz dediler. Bizde bu anlamda kendi arabamıza binerek araçla dolaştık, özellikle dernek binamızın olduğu İstanbulluoğlu ve Köseoğlu Mahallemizde sokakta oturan, köşe başlarında işlerini yapan okuma yazma bilmeyen teyzeleri davet ettik. Okuma yazma kursu davetimize sıcak bakmayarak bana ilk söyledikleri “bu saatten sonra okuyup ta ne yapacağım, doktor mu olacağız, mühendis mi olacağım” sözleri oldu. Bende onlara evet olabilirsiniz. Doktor, mühendis avukat’ta olabilirsiniz ama ola ki olamadığınızı farzedelim hiç değilse bu yolda bulunursunuz ve bir harf öğrendim dersiniz ve hepimiz Müslüman’ız Allah-ü Talanın bile ilk emri “İkra” oku diyor sende hiç değilse o yolda bir harf öğrendim diyerek böyle bir hesap verirsin dedik. Öyle deyince teyzeler ikna oldu. Şuanda 18 teyzeye ulaştık. Bu teyzelerimizle konuşurken de Yozgat’ımızın konuşma şivesini nörüyon gibi konuşarak sıcak samimi bir diyalog kurduk.”

  • KÜTÜPHANELERİN KAPASİTESİ ARTIRILMALIDIR

    KÜTÜPHANELERİN KAPASİTESİ ARTIRILMALIDIR

    Yılın büyük bir bölümünü içinde az sayıda insanların nefes almasıyla tamamlayan Kütüphaneler için kapasite artırılmasını teklif etmek, böyle bir konuyu gündeme getirmek biraz tuhaf olacak belki ama yılda bir hafta da olsa çok sayıda insanın ziyaret ettiğini unutmamak gerekiyor…

    Her ne kadar Yozgat’ta kitap okuma alışkanlığı ve kütüphane ziyaretçi sayısı az gibi görünse de ben yine de teklifimde ısrar edeceğim.

    Konuyu birkaç örnek vererek tamamlamak isterim…

    Avrupa’ya gidip-gelenler anlatırlardı; çay, çorba, kahve, internet ve fotokopinin ücretsiz olarak hizmet verdiği kütüphaneler…

    Şimdi yıllar sonra böyle kütüphanelerin ülkemizde de hizmet vermeye başladığını gelen bilgi notlarından ve haberlerden öğreniyoruz…

    Malum bu hafta kütüphaneler haftası olduğu için ziyaretçi sayısında gözle görülür derecede artış olduğunu karamsar düşüncenin kırılması için hatırlatmakta fayda görüyorum…

    Bu konuda mailime güzel bir haber düştü bu haberle devam edelim;

    Oxford Üniversitesi’nin “Sessizlik” kuralından sonra kütüphane kültürüne farklı bir soluk getiren Zeytinburnu Belediyesi çay, çorba, kahve, internet ve fotokopinin ücretsiz olduğu Merkezefendi ve Seyyidnizam Kütüphaneleri’nde 7 gün 24 saat boyunca tüm kitapseverleri misafir ediyor.

    Okuma alışkanlığını geliştirmek, kitap sevgisini artırmak, okuyucuların kitaplardan daha çok faydalanmasını sağlamak ve kütüphane kültürünü yaygınlaştırmak amacıyla yıllardır örnek projelerini sürdüren Zeytinburnu Belediyesi, ilçede bulunan Merkezefendi Şehir Kütüphanesi ve Seyyidnizam Kütüphanesi’nde kitap okuyan ya da ders çalışan herkese çay, çorba ve kahve ikramında bulunuyor. Günün her saati sıcak ve soğuk meşrubat ikramının yapıldığı kütüphanelerde öğle ve akşam saatlerinde ise çorba ikramı yapılıyor. Sessiz, sakin ortamı ve alışagelmişin dışındaki hizmetleriyle kitapseverlerin uğrak noktaları haline gelen kütüphanelerde vatandaşlar çaylarını yudumlarken huzurlu bir ortamda kitap okumanın keyfine varıyor.

    7 gün 24 saat hizmet veren bu 2 kütüphaneye ilçede en az onlar kadar rağbet gören Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezi ve Bilgi Evleri’ndeki 8 kütüphane daha eşlik ediyor. Toplam 10 kütüphaneyi sabahın erken saatlerinde dolduran vatandaşlar çoğu zaman bütün günlerini burada geçiriyor. Kütüphanelere, üniversite sınavlarına hazırlanan öğrenciler dışında araştırma yapan ve kitap okumak için gelen okuyucular da yoğun ilgi gösteriyor.

    Kartlı üyelik sistemi ile işleyen kütüphanelerde okurlara yönelik hizmetler bununla da sınırlı kalmıyor. Okuyucular 10 sayfaya kadar ücretsiz dijital baskı ve fotokopiden yararlanabilirken kablosuz internetti de herhangi bir ücret ödemeden kullanabiliyor. Seminer ve söyleşilerin gerçekleştirildiği kütüphanelerde kitapseverler aynı zamanda birçok yazarla buluşma fırsatını da elde ediyor.Tüm bunların yanı sıra otomasyon ve akıllı kütüphane sistemi sayesinde katalog tarama, e-yayın bulma araştırmalarını yapabilen okuyucular dilediği takdirde 15 gün süreyle 2 adet ödünç kitap alabiliyor.

    Sosyal ve kültürel anlamda ev ve okuldan sonra üçüncü yaşam alanı görevini üstlenen kütüphaneler sessiz ortamı, ücretsiz hizmetleri ve 7/24 açık olmasıyla İstanbul’un en farklı kütüphaneleri arasında yerini almış durumda.

  • ÇİFTÇİYE HİBE DESTEĞİ

    ÇİFTÇİYE HİBE DESTEĞİ

    Tarım Bakanı Fakıbaba, çiftçiye pozitif ayrımcılık yapmaya devam ediyor, gün geçmiyor ki Bakanlık tarafından çiftçiyi yakından ilgilendiren bir açıklama yapılmasın…

    Türkiye’de tarım ve hayvancılığı geliştirmek, çiftçiyi yaptığı işte mutlu etmek adına atılan her adımın zamanla bu ülke faydasını görecektir.

    Yozgat, İç Anadolu Bölgesinde tarım ve hayvancılık alanında gerek toprak bütünlüğü ile gerekse pancar ve benzeri ürünlerin üretimi ile bir noktaya gelmek için gayret gösteren İllerden birisidir…

    Her ne kadar geçmiş dönemde çiftçinin dilinden anlamayan, emeğinin karşılığı verilmeyen politikalar yüzünden bugün Yozgat gibi birçok İl’de köyde çiftçi ve genç nüfus kalmadıysa, bunun sorumlusu yine siyasetçidir.

    Bugün yapılan projeler geçmişteki hataların izlerini silmek adına önemsiyorum. Bu bağlamda şimdi yeni bir projeden bahsedeceğim…

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, Resmi Gazete’nin bugünkü nüshasında yayımlanan “Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ” ile ilgili açıklama yaptı. Peki, 2018 Genç çiftçiye 30 bin hibe desteği başvuru şartları neler? Hibe desteği başvuru tarihi ne zaman?

    Bakanlar Kurulu Kararı gereği 2016-2018 yıllarını kapsayacak şekilde genç çiftçi projelerine 30’ar bin TL hibe verilmesini öngören Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programına bu yıl da devam ettiklerini ifade eden Bakan Fakıbaba, “2016 ve 2017 yıllarında yaklaşık 31 bin genç çiftçimize çeşitli projeleri karşılığı olarak 933 milyon TL’lik hibe kullandırdık.
    Bu hibenin 723 milyon TL’si büyükbaş/küçükbaş hayvancılık projeleri, 110 milyon TL’si arıcılık ve kanatlı projeleri ve 100 milyon TL’si bitkisel üretim projeleri için kullandırıldı. Hayvancılık projeleri kapsamında, 17 bin 698 genç çiftçiye toplam 104 bin 99 büyükbaş hayvan ve 6 bin 404 genç çiftçiye ise 240 bin 551 adet koyun/keçi teslim edildi” dedi.
    “16 bin 750 genç çiftçiye hibe desteği vereceğiz”
    2018 yılı programı kapsamında yaklaşık 16 bin 750 genç çiftçiye hibe desteği vereceklerini belirten Fakıbaba, “Bu sene de hayvanlar, geçen yıllarda olduğu gibi genç çiftçilere yine TİGEM tarafından temin ve teslim edilecek. Genç çiftçilerin bazı projelerde temin sorunu yaşamaması için çalışmalarımızı, TİGEM’in yanı sıra Koza Tarım Satış Kooperatifleri Birliği ve Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği ile koordineli bir şekilde yürüteceğiz. Bütçenin kalan diğer kısmını ise ana hatlarıyla arı ve arı ürünleri yetiştiriciliği, serbest sistem yumurta tavuğu yetiştiriciliği, ipek böceği yetiştiriciliği, meyve, bağ ve diğer üzümsü bitkilerden bahçe tesisi, örtü altı sebze ve süs bitkisi yetiştiriciliği, mantar (beyaz şapkalı/istiridye mantarı) üretimi, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği ve coğrafi işaretli ürün yetiştiriciliği konularında vereceğiz” dedi.
    Fakıbaba sözlerine şöyle devam etti: “Bu yıl, diğer yıldan farklı olarak ‘çok yıllık yem bitkisi üretimi’ ile ‘arı sütü ve ana arı yetiştiriciliği’ de projeler içerisinde yer alacak. Projelerle ilgili başvurular 2-30 Nisan tarihleri arasında yapılacak. Prosedür olarak başvurularda izlenmesi gereken yol ve uygulamalar geçen yıl ile aynı olacak.
    Ön başvurular, web tabanlı ‘https://gencciftci.tarim.gov.tr’ uzantılı yazılım üzerinden, kesin başvurular ise yerleşim biriminin bağlı olduğu il/ilçe müdürlüklerine şahsen yapılacak. Başvurular, illerde vali veya vali yardımcısı başkanlığında kurulan komisyonlar vasıtasıyla değerlendirilecek. Başvurularda genç çiftçilerimizden hiçbir şekilde para almayacağız. Değerlendirme sonunda belirlenen genç çiftçilerle hibe sözleşmeleri, GTHB il ve ilçe müdürlüklerince imzalanacak ve projelerin uygulanmasına başlanacak.
    Hibe desteğinden faydalanacak çiftçilerde, ilgili Tebliğin yayımlandığı tarih itibarıyla 18 yaşını doldurmuş ve 41 yaşından gün almamış, ücretli çalışan, gerçek ve basit usulde vergi mükellefi, daha önceden Bakanlığın diğer hibe programından faydalanmamış olma şartı aranacak. Projeler, uygulamanın her aşamasında Bakanlığımızın ilgili birimleri tarafından takip ve kontrol edilecek.”

     

  • Yüksek hızlı tren rayları serildi

    Yüksek hızlı tren rayları serildi

    Yozgat’ın bir hayali daha gerçek olacak, genel kanat böyle konuda Yozgat’ta hafta sonu yoğun bir program vardı… Düzenlenen etkinliklere katılım bir hayli fazla oldu.

    Yapılan haberlerden de anlaşıldığı üzere Ankara-Sivas Yüksek Hızlı Tren (YHT) Projesinin ilk ray serim töreni Yozgat Yerköy’de Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan ve Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın katılımlarıyla gerçekleştirildi.

    Törenin açılış konuşmalarını gerçekleştiren Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Türkiye’nin son 15 yılda büyük bir değişim dönüşüm yaşadığını ifade etti. Tren yollarının yenilenmesi yerine trenin hızının düşürüldüğü bir dönemde Türkiye’nin hızla gelişemeyeceğini aktaran Bozdağ, “Havada, karada ve denizde yapılan projelerle Türkiye’nin damarlarını açtık. Biz böylesi bir Türkiye ile iftihar ediyoruz. Biz bu ülkenin her yerine konulan taşla iftihar ediyoruz” dedi.

    Bakan Arslan ise, AK Parti hükümetleri döneminde hayata geçirilen projelerle Türkiye’nin deniz limanlarına erişmesi, deniz aşırı ülkelerle ticaret yapılabilmesi gibi büyük hedeflerin ortaya konulduğunu aktardı. Arslan, fabrika yapılan şehirlerden, üniversitelerin olduğu şehirlere kadar uçakla erişimi sağladıklarını, öğrencilerin o illerin üniversitelerini tercih edebilmelerinin önünü açtıklarını anımsatarak, “Havayolunu halkın yolu yapmak adına çok önemli mesafeler kat ettik. Bu ülke 2002 yılında 35 milyon yolcuya hizmet ederken, geçen sene 193 milyon yolcuya hizmet etti. Bu ülkede YHT hiç konuşulmuyorken, bin 213 kilometre YHT yaptık. Bu planı ortaya koyduktan sonra Türkiye’yi erişilebilir ulaşılabilir yaptık” şeklinde konuştu.
    Yozgat havalimanının ihlale süreçlerinin tamamlandığını ve sözleşmenin imzalandığını aktaran Arslan, “Bugünlerde inşallah başlıyoruz, kısa sürede Yozgatlı buradan ister İstanbul’a ister İzmir’e isterse de yurt dışına uçabilecek” müjdesini verdi.

    Projenin toplam uzunluğunun 405 kilometre olduğunu ifade eden Arslan, ayrıca projede 45 tünel ve 216 alt-üst geçit olduğunu kaydetti. Proje bedelinin yaklaşık 9 milyar lira olduğunu dile getiren Arslan, “Seyahat süreleri ise Ankara’dan Yozgat’a bir saat, Yozgat’tan Sivas’a bir saat yani Sivas-Yozgat-Ankara iki saat, Ankara’dan da İstanbul’a 2,5 saat olmak üzere 5,5 saatte Sivaslı, İstanbul’a gidebilecek. 4,5 saatte Yozgatlı İstanbul’a gidebilecek. Eskiden bunlar hayal edilmezdi. Yozgat’tan Ankara’ya biz 5 saatte gidiyorduk, şimdi Yozgat’tan İstanbul’a 4,5 saatte gidilecek” bilgisini verdi.
    Arslan, “Silahlı kuvvetlerimiz, güvenlik güçlerimiz bugün ülkemiz toprakları dışında şehadet şerbeti içiyorlar. Bize düşen de bu vatanı gelecek nesillere daha imar edilmiş bırakmak. 2019 seçimleri fırsat olarak önümüzde, bizler daha fazla hizmet etmek adına gecemizi gündüzümüze katacağız” dedi.
    Milli Eğitim Bakanı Yılmaz da, projenin bu aşmaya gelmesinde emeği geçenlere teşekkür edip, hayırlı olmasını temenni ederek, kervan göçmez kuş uçmaz yerlere yapılan projelerden duyduğu gururu dile getirdi. Yılmaz, “Bu ülkenin insanı dünyanın öbür ucuna gidebilsin. İmkansız denilen bir çok proje hayata geçirildi, kaynak ayırırsanız böyle projeler elbette yapılabilir. Allah nasip ederse bu projenin test sürüşünü de gelecek yıl gerçekleştirebileceğiz” dedi.

  • Tanıtım araçları iyi seçilmeli

    Tanıtım araçları iyi seçilmeli

    Konu tanıtım olunca Yozgat iki tepe arasına sıkışıp kalıyor… Bu konuda fazlaca şanlı olmadığımız konusunda hem fikirim ama hiç şansımız yok demek de yaşadığımız bu şehre haksızlık etmiş oluruz…

    Belki Kayseri, Çorum, Kırşehir ya da Nevşehir kadar tanıtım konusunda elimizde değişik alanlarda kullanacağımız son model araçlarımız olmayabilir ama bizim de tarihi yönden nostalji olarak kullanacağımız Sarıkaya ilçesinde, halk arasında “Kral Kızı” olarak bilinen, “Basilica Therma” adlı Roma hamamı bütün yönleri ile ele alındığında paha biçilmez bir değerimiz olduğunu görmezden gelmemeliyiz.

    Çünkü burası için özel ekipler tarafından başlatılan kurtarma kazıları tamamlanmasının ardından birkaç yıl içerisinde turizme açılması hedefleniyor.

    Sarıkaya Belediye Başkanı Ömer Açıkel, yaptığı açıklamada, “Kral Kızı” adıyla da bilinen Roma İmparatorluğu döneminden kalma hamamın, medeniyetin sanatsal ve tarihi özelliklerini bire bir yansıttığını söyledi.

    Kazı çalışmaları kapsamında bazı iş yerlerinin kamulaştırıldığını belirten Açıkel, “Kamulaştırmanın ardından sütunların altı ve yarı olimpik havuz ortaya çıktı. Bu havuzun içerisinde Romalılardan beri kullanılan Hıristiyanlığın ilk dönemine ait vaftiz taşı mevcut. Yine bu çalışmalarda arka tarafta iki küçük havuz daha çıktı. Şu anda kamulaştırma çalışmaları devam ediyor.” diye konuştu.

    Açıkel, Sarıkaya’da bulunan Roma hamamının dünya kültür mirası açısından çok önemli olduğunu, içerisinde sıcak jeotermal suyu bulunan dünyada iki yapıdan birisi olduğunu vurguladı.

    Roma medeniyetinin olduğu her yerde bu hamamlardan görülebileceğini ancak bunların sadece ikisinde jeotermal şifalı suyun bulunduğunu vurgulayan Açıkel, “Havuzdaki suyun sıcaklığı 48-49 derece. İçinde sıcak su olan ve ayakta kalan iki yapıdan biri ilçemizdeki Roma Hamamı, diğeri ise İngiltere’de.” dedi.

    Açıkel, Romalıların eserlerini yaparken kendi güçlerini simgeleyen bazı figürler kullandığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

    “Romalıların bütün eserlerinde boğa figürünü görürsünüz ancak Sarıkaya Roma Hamamı’nda dili dışına çıkmış yılan figürü de var. Hem Yunan hem de Roma mitolojisinde yılan figürü sağlık tanrıçasını simgeliyor. Burada yapılan kurtarma kazıları sırasında sağlık ve temizlik tanrıçalarının heykellerini bulduk. MS 140’lara ait, Roma imparatorunun bir sikkesi çıktı. Dolayısıyla insanlık tarihinin ulaşabildiği en eski termal tedavi merkezi olduğunu iddia ediyoruz. Belki bunun öncesi de vardır ama ulaşabildiğimiz tarih MS 100’lü yıllar. Biz buranın aynı zamanda dini bir merkez olduğunu da düşünüyoruz. Arka taraftaki kalıntılarda bilim adamları bir kilisenin olduğunu düşünüyor. Havuzun içerisinde de Hıristiyanlığın ilk döneminde kullanılan büyük bir vaftiz taşı var ve üzerinde haç işareti var. Bunlar da buranın aynı zamanda bir dini merkez olarak kullanıldığını gösteriyor.”

    Kazı çalışmaları sonrasında ortaya çıkan yarı olimpik havuzun içerisinde yaklaşık 48-49 derece doğal artezyen yollarla çıkan sıcak suyun olduğunu vurgulayan Açıkel, havuzda herhangi bir kanal veya sondaj çalışması yapılmadığını, havuz suyunun kendiliğinden dolduğunu ve yine yapıldığı dönemdeki tahliye kanallarıyla su seviyesinin korunduğunu aktardı.

    “Hıristiyan turistler buraya gelip ziyaret etmek istiyorlar”

    Açıkel, tarihi havuzun turizme kazandırılması konusunda ciddi manada çalışma yürüttüklerini, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Yozgat Valiliğinin hazırladığı projeler ve kalkınma ajanslarından aldıkları hibe destekleriyle tanıtım çalışmaları yaptıklarını belirtti.

    Hamamın ören yeri olarak gezilip, görülmesi gereken yerler sıralamasında Kültür ve Turizm Bakanlığının sitesinde birinci sırada yer aldığına işaret eden Açıkel, “Ancak kurtarma kazıları devam ediyor, o yüzden turist kabul edemiyoruz. Kazıların ne zaman biteceği de bilimsel olarak henüz kesinleşmiş değil. Özellikle yurt dışından kendi tarihlerini merak eden Hıristiyan turistler buraya gelip ziyaret etmek istiyorlar. Biz de bir an önce turizme kazandırılması noktasında çalışmalarımızı hızlandırıyoruz. Önümüzde ki birkaç yıl içerisinde inşallah turist kabul etmeye başlayacağız” dedi.

  • PROJE KARŞILIĞI MALİ DESTEK

    PROJE KARŞILIĞI MALİ DESTEK

    Gerçek şu ki, günümüzde bir kimse karşısındaki her kim olursa olsun durduk yere para vermediği gibi kredi dahi kullandırtmıyor…

    Bir destek ya da kredi kullanacaksanız mutlaka yapmayı planladığınız iş ya da çalışma ile ilgili ortada bir veri olmalıdır…

    Bugün ülkeler dahi üyesi bulundukları birimlerden talepte bulunurken, ortaya bir proje koymadan karşılık göremiyorlar.

    Dolayısıyla Türkiye’nin Avrupa Birliği kapsamında bulunduğunu unutmamak gerekiyor… Bu anlamda ülkemizdeki Sivil Toplum nezdinde yer alan kurumsal tabanlı kuruluşlar içerisinde ilk aklımıza gelen derneklerdir.

    Bu konuda Yozgat’ta İl Dernekler Müdürlüğü ciddi çalışmalar yapmaya devam etmektedir.

    Bu konuda İl Dernekler Müdürü Hakkı Yurtlu, İçişleri Bakanlığınca derneklere proje karşılığınca mali destek imkanı sağlayan PRODES uygulamasında başvuruların devam ettiğini söyledi.
    Yurtlu, Dernekler Dairesi Başkanlığınca belirlenen konularda hazırlanan projelerin, yine bakanlıkça oluşturulan bağımsız denetçiler tarafından değerlendirilerek kabul gören projelere mali destek sağlandığını bildirdi. Sarıkaya ilçesinde faaliyet gösteren 43 derneğin yöneticilerine PRODES ve diğer mevzuat konusunda bilgi veren Yurtlu, geçen yıl 5 derneğin proje karşılığında mali destek aldığını belirtti. Yurtlu,  Proje Destek Sistemi kapsamında yapılan mali destekler için 2018 yılı proje başvurularının devam ettiğini, derneklere proje hazırlamaları konusunda çağrısında bulundu. Yurtlu, ‘’Dernekler, tüzüklerindeki amaçları doğrultusunda, bakanlıkça belirlenen konularda proje hazırlayarak, Valiliğe PRODES üzerinden online olarak sunacak. İl Dernekler Müdürlüğü olarak, genel incelemenin ardından bakanlığa yine PRODES üzerinden sunarak, bağımsız denetçilerin değerlendirmeleri sonunda projelere uygun görülmesi halinde mali destek sağlanacaktır. Dernekler, dezavantajlı gruplar başta olmak üzere sosyal, kültürel, aile, tarih, eğitim, demokrasi, insan hakları ve karar mekanizmalarına katılım konularındaki projelerini yıl içerisinde PRODES üzerinde sunabileceklerdir’’ dedi.

     

  • BOZOKTA İKTİDARA MÜDAHALELER VE DARBELER KONUŞULDU

    BOZOKTA İKTİDARA MÜDAHALELER VE DARBELER KONUŞULDU

    Bozok Üniversitesi önemli bir sempozyuma daha ev sahipliği yaptı… Yoğun katılımcının yer almasıyla dikkat çeken sempozyumda “19. Yüzyıldan Günümüze Türkiye’de İktidara Müdahaleler ve Darbeler konunun uzmanları tarafından ayrıntılı şekilde anlatıldı.

    Sempozyumun ayrıntısına geçmeden bir tespitte bulunmak isterim hepimizce malum olduğu üzere toplumun büyük kesimi tarihe fazla merakı olmayandır. Kulaktan duyma ya da yazılanları bölük pörçük bilmekle yetindiğimizi düşünecek olursak, doğru yerden doğru bilgileri almak insan için doğru bir adımdır.

    Kaldığımız yerden devam edelim… Sempozyum, Erdoğan Akdağ Kampüsü Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki açılış konuşmaları ile başladı. İki devam edecek sempozyumda Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Beyhan, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e ne yazık ki iktidara pek çok askeri müdahalelerin olduğuna değinerek 18. yüzyılda, II. Mustafa ve III. Ahmet’in tahttan indirilmelerinin sebepleri üzerinde durulmadığını ve arka planında kimlerin olduğuna dair tarih kitaplarında yer verilmediğini belirtti.

    Yeniçerinin iktidara müdahalede başrolü oynadığını belirten Beyhan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Nizam-ı Cedid’in başlatıcısı III. Selim, iktidara müdahaleden nasibini alacak ve katledilecektir. 19’uncu yüzyılın en kapsamlı ve hakikaten de en kanlı ihtilali Sultan Abdülaziz’e yapılan darbedir. Yeniçeri Ocağı yerine ikame edilen ordunun; Asakir-i Mansure-i Muhammediye’nin yanında ilmiye ve bürokrasinin desteğiyle Abdülaziz’in iktidarına müdahale edilmiştir. Abdülaziz 15 yıllık saltanatı süresinde üç önemli hedefe yöneldi; ilki Rus Çarı Nikola’nın Osmanlı’ya biçtiği ‘hasta adam’ imajını bertaraf etmek için güçlü modern silahlarla donatılmış bir ordu için kolları sıvadı. Tarih kitaplarında değinilmese de Amerikan iç savaşında kullanılan değişik çaptaki 1 milyon silahı satın almıştı. 93 Harbi sırasında bu silahlar kullanıldı ve eksilen mühimmatı temin etmek mümkün olmadığından Tophane-i Amire’de ‘çakma mermi’ üretildi. Bunlar hem silaha hem de kullanana zarar verecekti. Sultan Abdülaziz’in ikinci hedefi eğitimdi. Yetişmiş insan gücüne dayanan millet ileriye doğru emin adımlarla yürüyebilirdi. Sultanın üçüncü hedefi ulaşım ve iletişimdir. 76 adet merkezi, telgraf hatlarıyla İstanbul’a bağlayacaktır. Tersanede üretim olamasa da satın alımlarla Osmanlı donanmasını dünyanın üçüncü büyük donanması haline getirecektir. Mevcut demiryolu hat uzunluğunu üç katına çıkaracaktır. Henüz 46 yaşında saltanatının 15’inci yılında Sultan Abdülaziz’in iktidarına müdahale edilmişti. Bu müdahalenin arkasında İngiltere veya Çarlık Rusyası’nın olup olmadığını tarih kitapları ne yazık ki irdelemez.”

    1. Abdülhamit dönemindeki müdahalelere de değinen Beyhan, bilhassa 31 Mart Vakası’nın isyan olarak değerlendirildiğini oysaki bunun bir darbe olduğunu vurgulayarak, 31 Mart Vakası’nı önlemek için İstanbul’a gelen Hareket Ordusunun aslında II. Abdülhamid’e müdahalede bulunduğunu belirtti. Beyhan, devrin hatırat kitaplarında Hareket Ordusu komuta kademesinin gerçekten Sultan II. Abdülhamid’in direnebileceğinden endişe ettiğini ifade ederek, “Şayet direnseydi hem iktidarını koruyacaktı hem de tarihin seyri farklı olacaktı” dedi.

    Cumhuriyet devrinde yaşanan 1960 darbesinde Menderes ve ekibi için “düşükler” tabiri kullanıldığını belirten Beyhan, 1971 Mart muhtırası, 1980 darbesi, 28 Şubat süreci, 27 Nisan e-muhtırası gibi hadiselerin, yakın tarihte iktidarlara müdahale olduğunu vurguladı.

    Beyhan, Atatürk Araştırma Merkezi olarak, 15 Temmuz darbe girişiminin hala canlılığını muhafaza etmesi nedeniyle 2018 yılının ilk ilmi etkinliğinin ‘iktidara müdahaleler ve darbeler’ üzerine olduğunu belirterek, iki gün boyunca sunulacak 50 bildiri ile bilim insanlarının darbeler konusunda kendi birikimlerini akademi dünyasıyla paylaşacaklarını belirtti.

     

  • Yatırımlar etrafından toplanabilecek miyiz?

    Yatırımlar etrafından toplanabilecek miyiz?

    Projelerin tamamlanması ile Yozgat daha çabuk gelişecek diyen Milletvekili Başer, yaptığı açıklamada Hızlı Tren ve Havalimanı projelerinin tamamlanması ile yakın bir gelecekte Yozgat’ın gözle görülür gelişme kaydedeceğini söylemiş…

    Yozgat’ta bir süreden beri devam eden projeler hakkında da bilgiler veren Milletvekili Başer’in açıklamasını bir okuyalım sonra üzerine konuşalım…

    Fatih Tabiat Parkı içinde yapımına başlanan “Kafeterya” inşaatının tamamlandığını, geçici kabulünün yapıldığını ve açılışa hazır hale geldiğini ifade eden Başer, kafeteryanın iskanı alındıktan sonra kiraya verilmek suretiyle işletileceğini ve kafeteryanın Fatih Tabiat Parkı içinde önemli bir ihtiyacı gidereceğini belirtti.

    Yakın gelecekte Yozgat’ın sosyal hayatının hareketleneceğini vurgulayan Milletvekili Başer, “Yozgat kadar Yozgatlı bulunan Ankara’dan hemşerilerimiz günübirlik Yozgat’a gelecek. Yurtdışında yaşayan gurbetçilerimiz yaz döneminde Yozgat’ta olacak. Şehrin ekonomik hayatının canlanması için turistik maksatlı şehrimize gelen insanlarımızı şehir içinde tutmamız gerekiyor. İhtiyacını Yozgat’tan tedarik eder hale getirmenin fiziki şartlarını meydana oluşturmamız gerekiyor. Bu nedenle İnsanlarımızı en nezih ve doğa harikası ortamda ağırlamanın fiziki şartlarını şimdiden hazır hale getirilmesi bir elzemdir “dedi.

    Başer, Türkiye’nin ilk milli parkı, Yozgat Çamlığı’nın Yozgat’ın gözbebeği olduğunu vurgulayarak Çamlığın ve Fatih Tabiat Parkı’nın Yozgat’ın gelişimine katkı sunacağını ifade etti.

    Bu yatırımlara ne bizim ne de bir başkasının asla itirazı olmaz. Fakat benim asıl merak ettiğim husus bu yatırımlardan hangisi Yozgat’ta göçü durduracak ya da işsizliği, istihdam alanlarındaki yetersizliği…

    Yozgat’ın başka bir sorunu daha var… Yozgat İlçeleri ile barışık değil. İnsanlar gibi karşılık olarak nefis mücadelesi yapılmaktadır…

    Bu yüzden söze başlarken,“Yatırımlar etrafından toplanabilecek miyiz?” diye sormak ihtiyacı duydum…

    Elbette her bir yatırım şehrin gelişmesini, kalkınmasını hızlandırır, yatırımlar kalkınmanın ve gelişmenin en önemli anahtarıdır.

    Fakat Yozgat’ın böyle ya da benzer yatırımlar dışında henüz adı konmamış başka şeylere ihtiyacı var.

  • EN HAYIRLI HİZMET FİDAN DİKMEKTİR

    EN HAYIRLI HİZMET FİDAN DİKMEKTİR

    Son günlerde sosyal medyada bir video dolaşıyor… Çamlık bölgesinde orman içinde yeralan fidanlık bölgede önemli bir alanda kimisi 50 yıllık kimi daha fazla, kimisi de körpe misali fidanlar kesilmiş (!)

    Daha öncede Yozgat’ın bazı bölgelerinde yeni konut alanları ve kurum binaları yapmak için kesilen çok sayıda ağaç oldu…

    Bütün bunları düşündüğümüzde ilk akla gelen soru şudur: Yozgat’ta ağaç kesmek moda haline mi geldi?

    İsmini şimdi hatırlayamadım ama bir kitapta okumuştum (!) Bu kitaptan küçük bir alıntı aktaracağım:

    “Dünyanın akciğerleri olarak gösterilen ağaçlar ve ağaç toplulukları dünyamızda insan yaşamının devamı için çok büyük bir öneme sahiptir. Her gün soluduğumuz oksijen ağaçlar sayesinde üretilmekte ve bizlere ulaşmaktadır. Bir ağacın yüksek seviyede oksijen üretebilmesi için belirli bir yaşa gelmesi gerekir. Uzun seneler doğa şartlarında büyüyerek yeterli oksijeni verebilecek seviyeye gelen ağaçların kesilmesi adeta bir cinayettir. Ağaç kesmenin zararları hakkında sürekli medya organlarında yazılar yayınlansa ve çeşitli bilgilendirmeler yapılsa da bu durumun önüne geçilememiştir. Ülkemizde belirli dönemlerde ağaçlar yüksek oranda katledilmektedir. Bunun önüne geçilebilmesinin tek yolu da bireylerin bilinçlendirilmesinden geçer.”

    Bu konuda geçtiğimiz gün iki güzel haber vardı… Bu haberlerle sohbeti sonlandıralım…

    Yozgat’ta 600 dekarlık alanda gerçekleştirilen fidan dikim programına Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç ve vali yardımcıları, İl Jandarma Alay Komutanı Bilgihan Yeşilyurt, İl Emniyet Müdürü Seçkin Çengeloğlu ve İl Müftüsü Salih Sezik katıldı. Düzenlenen etkinlikte fidanlar toprakla buluştu ve fidanlara can suyu verildi.
    Yozgat’ta her sene 5 milyon fidan dikildiğini hatırlatan Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç yaptığı açıklamada “Erkoç tepesi 600 dekar bir yer. Buraya 700 fidan dikiliyor. Biz başlangıç yapalım istedik. Yozgat’tan ziyade iç Anadolu Bölgesi’nin geneli itibariyle bozkır bir görüntüsü var. Yozgat’ta her sene fidan dikimini artırmaya çalışıyoruz. Öğrencilerimizde farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz. Nasıl Yozgat’ın Çamlığı varsa ve burada büyük bir ormanlık alan varsa bu yamaçlarda da büyük ormanlık alanlar olabilir. Toprağı çok uygun. Bu konu da herkesin duyarlı olmasını istiyorum. Yakın bir zamanda da öğrencilerimizle yüklü bir miktarda fidan dikme merasimi yapacağız” dedi. Vali Yurtnaç, Yozgat’ta yeşil alanları artırmak için Orman İşletme Müdürlüğü ile de planlı bir şekilde çalıştıklarını da söyledi.

    * * * * * *

    Akdağmadeni Ziraat Odası Başkanı Eyyup Elmalı, her yıl düzenli olarak başlattıkları sertifikalı fidan ve yonca tohumu satışların başladığını belirterek, “Getirdiğimiz sertifikalı meyve fidanlarını çiftçimize maliyet fiyatına satıyoruz. Ceviz, kayısı, armut, şeftali, dut, kiraz, vişne, ayva, erik, bodur elma gibi fidanların satışı başladı” dedi.
    Her zaman çiftçinin yanında olduklarını vurgulayan Elmalı, “Biz Ziraat Odası olarak köydeki çiftçimizin en az 100 meyve fidanı, 10 ineği ve 50 tavuğu olsun istiyoruz. Bu sayede, köyden şehre göçü yavaşlatmak, çiftçimizin köyünde geçimini en iyi şekilde sağlamasını istiyoruz. Bizim bütün çalışmalarımız bölge çiftçisine yöneliktir. Bölge çiftçisi kazansın, üretsin. Bu güne kadar 70 bin meyve fidanı toprakla buluştu. Hedefimiz yüz bin meyve fidanını toprakla buluşturmaktır” dedi.

  • Konya Ovası Projesi can suyu oluyor

    Konya Ovası Projesi can suyu oluyor

    Türkiye’nin ve Yozgat gibi İl’lerin olamazsa olmazı tarım ve hayvancılıktır. Bu konuda Hükümetin son dönemlerde atmış olduğu bazı olumlu adımlar tarımın gelişmesini hızlandırırken, bazı adımlar ise, çiftçiyi karamsar olmaya yöneltiyor…

    Olumlu gelişmelerden bahsedecek olursak, bir süre Yozgat’ın katıldığı Konya Ovası Projesi tarım ve hayvancılıkta çiftçi için umut bir proje oldu…

    Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülen kısa adı KOP KÖSİP olan ‘Küçük Ölçekli Sulama İşleri Programı’ kapsamında Aksaray, Karaman, Niğde, Konya, Nevşehir, Yozgat, Kırıkkale ve Kırşehir illerinde 667 sulama projesi ile 107 bin hektar alan sulu tarıma kavuştu.

    Kalkınma Bakanlığına bağlı KOP İdaresi Başkanlığı, 2011 yılından beri bölgede uygulanan KOP KÖSİP kapsamında projeleri değerlendirmek amacıyla bir dizi toplantı düzenledi. KOP İllerinden gelen yetkililerle yapılan toplantıda 2018 yılında uygulanmak üzere teklif edilen KOP KÖSİP projelerinin ‘Usul ve Esasları’ ile proje hazırlanmasında kullanılan‘Proje Hazırlama Rehberleri’ masaya yatırıldı. İki gün süren toplantılara Aksaray, Karaman, Yozgat, Niğde, Kırıkkale, Kırşehir, Nevşehir İl Özel İdareleri Genel Sekreterleri ile Konya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ve Konya İl Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü temsilcileri katıldı.

    Toplantının açılış konuşmasını yapan KOP İdaresi Başkanı İhsan Bostancı, kısa adı KOP KÖSİP olan ‘Küçük Ölçekli Sulama İşleri Programı’ ile uygulanan sulama projelerinin özellikle kırsal-dağlık alandaki vatandaşlara can suyu olmaya devam ettiğini belirterek şunları söyledi:

    KOP Bölgesinin öncelikleri arasında yer alan tarım ve sulamaya özel bir önem veriyoruz. Bölgemiz için stratejik öneme sahip konuların başında gelen kuraklıkla mücadele, sulamada etkinliğin ve üretimde verimliliğin artırılması amacıyla mevcut sulama sistemlerinin rehabilitesi ve basınçlı sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması amacıyla 2011 yılında Kalkınma Bakanlığımızın öncülüğünde başlatılan ve Başkanlığımızca yürütülen KOP KÖSİP, KOP İlleri Valilikleri İl Özel İdareleri ile Konya Büyükşehir Belediyesi ve Konya Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğümüz işbirliğiyle başarıyla uygulanıyor.

    2011-2017 yılları arasında KOP KÖSİP kapsamında Aksaray, Karaman, Niğde, Konya, Nevşehir, Yozgat, Kırıkkale ve Kırşehir illerinde toplam 667 sulama projesi hayata geçirilmiş ve toplamda 565 milyon liralık bir kaynak aktarılmıştır. Hayata geçirilen projeler sayesinde 30 bin hektarı yeni, 77 bin hektarı rehabilitasyon olmak üzere toplamda 107 bin hektarlık geniş bir alanın modern sulama sistemlerine kavuşturulmuştur. Uygulanan projelerle özellikle gelir seviyesi düşük kırsal-dağlık alanlarda çiftçilerimizin modern sulama imkânına kavuşması, katma değeri yüksek meyve ve sebze üretimine yönlendirilmesi sağlanmıştır. KÖSİP’in uygulandığı bölgelerde sulama problemi çözülerek, yöre halkının gelir seviyesi önemli ölçüde artmış, yoğun göçlerin yaşandığı köylerde göç durma noktasına gelmiş ve hatta bazı köylerde ise köylere geriye dönüşlerin yaşandığı gözlenmiştir” dedi.

  • ÇANAKKALE VE ŞEHİTLERİMİZ

    ÇANAKKALE VE ŞEHİTLERİMİZ

    Çanakkale üzerine ne söylense, ne yazılsa yaşananları anlatmak için kelimeler yetmedi, bundan sonra yetecek gibi değil…

    Çanakkale üzerine çok şeyler yazılabilir. Ama önce Çanakkale’yi görmek, toprakların kokusunu teneffüs etmek gerekiyor…

    Bu konuda yeni bir yazı yazmak yerine bir alıntı ile sohbete devam edelim… Çanakkale Savaşları, yüzyılımızın en büyük savaşlarından birisidir. Birinci Dünya Savaşı’nı galip bitirmek isteyen düşman devletler, gemileriyle Çanakkale Boğazını geçip İstanbul’u almak istiyorlardı. Osmanlı ordusu, İngiliz ve Fransız donanmalarına karşı Çanakkale Boğazı’nda aylar süren bir dizi deniz ve kara savaşı yapmıştır. 300.000 askerimizin şehit olduğu bu savaşlar sonucunda, düşman donanmaları ağır kayıplar vererek geri çekilmişlerdir. Çanakkale Savaşlarının denizle ilgili bölümü, 18 Mart 1915 tarihinde, düşman gemilerinin geri çekilmeleriyle sonuçlanmıştır. Bu nedenle, her 18 Mart gününde, Çanakkale Savaşlarını anmaktayız.

    Çanakkale Boğazını geçmek isteyen İngiliz ve Fransız gemileri, 3 Kasım 1914 de boğazın iki yakasındaki birliklerimize ateş açtılar. Birliklerimizin karşı ateşi ile geri çekilmek zorunda kaldılar. 19 Şubat 1915 de düşman donanması kesin hücuma başladı. Osmanlı Ordusunun karşı ateşi ile, tekrar geri çekildiler. 18 Mart 1915 de İngiliz ve Fransızlar 16 harp gemisi ile büyük bir hücum daha başlattı. Üç gemisi sulara gömülen düşman donanması, tekrar geri çekilmek zorunda kaldı.

    Çanakkale boğazını gemilerle geçemeyeceklerini anlayan düşmanlarımız, topraklarımıza karadan girmeyi denediler. İngiliz, Fransız, Avustralya, Yeni Zelanda ve diğer bazı sömürge ülkelere ait askerler, 25 Nisan 1915 günü karadan çıkarma yapmaya başladılar. Kara savaşları, 9 Ocak 1916 tarihinde son düşman birlikleri de geri çekilene kadar devam etmiştir. 6-7 Ağustos 1915 gecesi Anafartalar’a yapılan çıkarma harekatını, Mustafa Kemal komutasındaki birliğimiz durdurmuştur. 25 Nisan 1915 ve 9 Ocak 1916 tarihleri arasında, yaklaşık sekiz ay boyunca şiddetli kara savaşları olmuştur.

    Çanakkale Savaşları, Türk tarihinin belki de en önemli savaşıdır. Daha geniş ve ayrıntılı bilgi sahibi olmak için kaynakları mutlaka okumanızı öneriyoruz. Bugün özgür olarak yaşadığımız bu topraklara çok kolay sahip olmadığımızın bilinmesi gerekir.

    18 Mart günü, 1915 Çanakkale Deniz Zaferi’nin yıldönümüdür. Bugün, 2002 yılından itibaren, Şehitler Günü olarak kabul edilmiştir.

    Şehit Allah yolunda canını feda eden, dinini, vatanını, bayrağını savunurken ölen, haksız yere öldürülen Müslüman’dır. Şehitlik, Allah katında peygamberlikten sonra en yüksek mertebedir. Şehitler, Allah’ın sevgili kullarıdır. Cennet’te onlar için sonsuz nimetler hazırlanmıştır. Arapça, Tanık” anlamına gelen şehit, inançlarını yadsımamak uğruna, Allah’a ya da kutsal saydığı değerlere tanıklık etmek ülküsüyle can veren kişidir. Kur’an, Allah yolunda öldürülenlerin, Allah’ın bağışını ve merhametini kazandıklarını bildirir.

    Kutsal vatan topraklarını canları pahasına koruyarak şehitlik onuruna erişen aziz şehitlerimizi minnet ve şükranla anıyoruz.

  • ÇANAKKALE VE  ŞEHİTLERİMİZ

    ÇANAKKALE VE ŞEHİTLERİMİZ

    Çanakkale üzerine ne söylense, ne yazılsa yaşananları anlatmak için kelimeler yetmedi, bundan sonra yetecek gibi değil…
    Çanakkale üzerine çok şeyler yazılabilir. Ama önce Çanakkale’yi görmek, toprakların kokusunu teneffüs etmek gerekiyor…
    Bu konuda yeni bir yazı yazmak yerine bir alıntı ile sohbete devam edelim… Çanakkale Savaşları, yüzyılımızın en büyük savaşlarından birisidir. Birinci Dünya Savaşı’nı galip bitirmek isteyen düşman devletler, gemileriyle Çanakkale Boğazını geçip İstanbul’u almak istiyorlardı. Osmanlı ordusu, İngiliz ve Fransız donanmalarına karşı Çanakkale Boğazı’nda aylar süren bir dizi deniz ve kara savaşı yapmıştır. 300.000 askerimizin şehit olduğu bu savaşlar sonucunda, düşman donanmaları ağır kayıplar vererek geri çekilmişlerdir. Çanakkale Savaşlarının denizle ilgili bölümü, 18 Mart 1915 tarihinde, düşman gemilerinin geri çekilmeleriyle sonuçlanmıştır. Bu nedenle, her 18 Mart gününde, Çanakkale Savaşlarını anmaktayız.
    Çanakkale Boğazını geçmek isteyen İngiliz ve Fransız gemileri, 3 Kasım 1914 de boğazın iki yakasındaki birliklerimize ateş açtılar. Birliklerimizin karşı ateşi ile geri çekilmek zorunda kaldılar. 19 Şubat 1915 de düşman donanması kesin hücuma başladı. Osmanlı Ordusunun karşı ateşi ile, tekrar geri çekildiler. 18 Mart 1915 de İngiliz ve Fransızlar 16 harp gemisi ile büyük bir hücum daha başlattı. Üç gemisi sulara gömülen düşman donanması, tekrar geri çekilmek zorunda kaldı.
    Çanakkale boğazını gemilerle geçemeyeceklerini anlayan düşmanlarımız, topraklarımıza karadan girmeyi denediler. İngiliz, Fransız, Avustralya, Yeni Zelanda ve diğer bazı sömürge ülkelere ait askerler, 25 Nisan 1915 günü karadan çıkarma yapmaya başladılar. Kara savaşları, 9 Ocak 1916 tarihinde son düşman birlikleri de geri çekilene kadar devam etmiştir. 6-7 Ağustos 1915 gecesi Anafartalar’a yapılan çıkarma harekatını, Mustafa Kemal komutasındaki birliğimiz durdurmuştur. 25 Nisan 1915 ve 9 Ocak 1916 tarihleri arasında, yaklaşık sekiz ay boyunca şiddetli kara savaşları olmuştur.
    Çanakkale Savaşları, Türk tarihinin belki de en önemli savaşıdır. Daha geniş ve ayrıntılı bilgi sahibi olmak için kaynakları mutlaka okumanızı öneriyoruz. Bugün özgür olarak yaşadığımız bu topraklara çok kolay sahip olmadığımızın bilinmesi gerekir.
    18 Mart günü, 1915 Çanakkale Deniz Zaferi’nin yıldönümüdür. Bugün, 2002 yılından itibaren, Şehitler Günü olarak kabul edilmiştir.
    Şehit Allah yolunda canını feda eden, dinini, vatanını, bayrağını savunurken ölen, haksız yere öldürülen Müslüman’dır. Şehitlik, Allah katında peygamberlikten sonra en yüksek mertebedir. Şehitler, Allah’ın sevgili kullarıdır. Cennet’te onlar için sonsuz nimetler hazırlanmıştır. Arapça, Tanık” anlamına gelen şehit, inançlarını yadsımamak uğruna, Allah’a ya da kutsal saydığı değerlere tanıklık etmek ülküsüyle can veren kişidir. Kur’an, Allah yolunda öldürülenlerin, Allah’ın bağışını ve merhametini kazandıklarını bildirir.
    Kutsal vatan topraklarını canları pahasına koruyarak şehitlik onuruna erişen aziz şehitlerimizi minnet ve şükranla anıyoruz.

  • HEMŞERİ DERNEKLERİ VE YOZGAT

    HEMŞERİ DERNEKLERİ VE YOZGAT

    Yozgatlıların, Ankara, İstanbul, Bursa, Kayseri başta olmak üzere diğer illerde kurduğu hemşehri dernekleri, dönem dönem Yozgat’ın gündemine geliyor…

    Hafızalarımızı kontrol ettiğimizde eskiden şenliklerle gündeme gelirlerdi, kimileri bulundukları bölgede, kimileri de köylerde, beldeler de…

    Ama son dönemlerde özellikle İstanbul’daki iktidar kavgaları tabir yerindeyse sokağın diline düştü…

    Bu kavgalar akla geldiğinde İnsan ister istemez soruyor ortada bizim bilmediğimiz bunların bildiği ne var?

    Şimdilerde görünen o ki,

    Yeni bir oluşum daha yapılıyor…

    Hepimizin bildiği ve kabul etmemiz gereken gerçek şudur Sivil toplum önemli…

    Hemşehri dernekleri de çok önemli bir işlevi üstlenebilir…

    Bunun en iyi örneklerini geçmiş yıllarda yapılan çeşitli etkinliklerden hatırlıyoruz, birlik, beraberlik, dostluk ve dayanışma gibi duygular eşliğinde yapılan çalışmalarda hep birlikte yaşadık ve görürdük…

    Ama onlar da son zamanlarda birilerinin ya da bir yerlerin etkisinde kalarak siyasete bulaşınca biraz tatları tuzları kaçtı diye düşünüyorum…

    Bütün bunlara rağmen hala iyi işler yapıyorlar…

    İl dışındaki Yozgat derneklerini bu şehir yeterince kullanamıyor… Bütün bunlar ortada yaşanırken, ortada Yozgat adına olumlu ne var ya da neler yapıldı!

    Kızmıyorum, gücenmiyorum, gönül koymuyorum ama bir Yozgatlı olarak şunu da sormadan edemiyorum… Bu derneklerin ön ayak olduğu kaç yatırım geldi Yozgat’a?..

    Ya da binlerce turist mi gönderdiler?.. Bu konuda Yozgat’ta yaşayanlar olarak noksanlarımız, eksikliklerimiz var…

    Yozgat’taki yerel yönetim ve bürokrasiyle görüşmeler ve ilişkiler gelişmeli ve hemşehri derneklerini bir potada birleştirip, bu gücü bu şehre katkı verir hale getirmek zorundayız…

    Katkı vermeyen yapıların belirli tartışmalarla sık sık anılan yapıların artık bizim gündemimizden de çıkması gerekiyor…

    Kim bu işi daha iyi yapıyor, kim Yozgat’ı temsil etmeyi daha çok hak ediyor tartışmasının merkezine,

    ‘Bugüne kadar Yozgat’a ne verdiler?’ veyahut ‘Yozgat’tan ne aldılar?’ı koymak artık şart…

    Yoksa Yozgat bu haliyle ne hemşeri derneklerine bir faydası olur… Ne de Yozgatlılara. Gelişmiş, kalkınmış büyük ve zengin bir Yozgat’ın herkese daha çok faydası olacağını herkesin bilmesinde fayda vardır.