Kategori: CEMİL MERMERTAŞ

  • POMEM MEZUNLARI

    POMEM MEZUNLARI

    Yıllarca “Polis Okulu” bildik…

    Yozgat’ta ilk yılları dün gibi hatırlarım…

    Şehre ve ekonomiye ciddi katkısı olduğunu inkâr etmemek gerekir, bugün daha iyi durumda olduğu kabul etmeliyiz.

    Çünkü bugün ile dünü kıyas ettiğimiz de kapasite farkı ve şeklen daha verimli olduğunu unutmamalıyız.

    Polis Okulu, bugün Polis Meslek Eğitim Merkezi olarak 20’nci dönem mezuniyet töreninde, vatanına, milletine ve bayrağına saygılı bin 20 polis adayı yemin ederek emniyet teşkilatına dahil oldu.

    Bu konuda birkaç bir şeyler söylemek gerekirse, 5 buçuk ay süren eğitimlerini tamamlayan bin 20 polis adayı için düzenlenen mezuniyet töreni, polis adaylarının tören yürüyüşü ile başladı.

    Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından törenin açılış konuşmasını yapan Yozgat POMEM Müdürü Şaban Kütükoğlu Yozgat Polis Okulunun 1997 yılında kurulduğunu hatırlatarak, “Okulumuz kurulduğu yıldan bu yana Emniyet teşkilatına sayıları 10 binleri bulan, ülkesinin bölünmez bütünlüğüne inanan, gözünü kırpmadan, ülkesi, için, bayrağı için, devleti için şehit olan polis memurları yetiştirmiştir. Türkiye Cumhuriyeti var olduğu sürece de yetiştirecektir. Yozgat POMEM olarak 20’nci dönem 1020 vatan evladını mezun etmenin haklı gururunu yaşıyoruz” dedi.

    Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç ise yaptığı konuşmada, “Eğitim gördüğünüz süre zarfında polis adaylarımızın duygusal zekalarının yüksek olduğunu gördük. Duygusal zekası ileride olan insanların topluma karşı algıları da açık olur ve hissederler. Heyecan duyarlar. Sevgili gençler, hukukun üstünlüğü prensibini aklınızdan çıkarmayacaksınız. Adaleti sağlayarak bu vatana hizmet edeceğinize yürekten inanıyorum. Milletimizi sizlere emanet ediyoruz. Hizmet ettiğiniz halkın, anneniz, babanız, kardeşiniz olduğunu düşününün. Eğer böyle yaparsanız hiçbir zaman başarıdan, güzellikten uzak kalmazsınız. Vazifenizi hissederek heyecanla yaparsınız ve hayat boyu millete, devlete hizmet edersiniz” dedi.

    Konuşmaların ardından dereceye giren 10 öğrenci çeşitli hediyelerle ödüllendirildi. Öğrencilerin hep birlikte yemin etmesiyle devam eden mezuniyet töreni öğrencilerin keplerini havaya atıp birbirleriyle kucaklaşmasıyla tamamlandı. Mezuniyet sevinci yaşayan öğrenciler, aileleriyle hasret giderirken bazı aileler de gözyaşlarını tutamadı.

    Tören sorası polis adayları tarafından resim sergisinin açılışı yapılarak gezildi. Polis adaylarının yakınlarının yoğun ilgi gösterdiği tören güzel görüntülerle hafızalardaki yerini aldı.

    Kısa bir sürenin ardından Yozgat’ı tanımaya yeni öğrenciler gelecek, yine törenler yapılacak, süreç durmadan devam edecek.

     

     

  • İNSAN HAKLARI KURULU DAHA AKTİF OLMALI

    İNSAN HAKLARI KURULU DAHA AKTİF OLMALI

    İnsan Hakları günü bu yıl Yozgat’ta biraz daha aktif geçti.10 Aralık Dünya İnsan hakları gününün toplumda pek fazla karşılığı olmadığı görülse de, bu konuda yapılan önemli çalışmalar olduğunu unutmamak gerekir.

    İnsan Haklarının asıl anlamı kul hakkıdır. Dinimizde kul hakkının affı yoktur. İnsanların karşılıklı olarak haklarına ve yaşamlarına saygı duymak zorunda olduklarını unutmamak gerekir.

    Bir bireyin özgürlüğünü karşısındakinin özgürlüğünü kısıtlar bir durumda olmaması gerekir. Bu anlamda Yozgat’ta 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla Yozgat Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu tarafından düzenlenen program da anlatılanlar oldukça dikkat çekiciydi.

    İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nde düzenlenen programa Av. Murat Kurnaz konuşmacı olarak katıldı.
    Av. Murat Kurnaz, insan hakları hakkında katılımcılara konferans verdi.

    Bu konuda Vali Kemal Yurtnaç ise, konuşmasında insan haklarının önemine değindi. Vali Yurtnaç, “İnsan hakları öyle bir şey ki, hem teoriği hem de pratiği var. Av. Murat Kurnaz’da bu gün burada bizlere insan haklarının hem teoriğini hem de pratiğini çok güzel bir şekilde anlattı. İnsan hakları konusunda aklınızda belki birçok şey kalacak ama asıl aklınızda kalması gereken en önemli şey şudur, insan hakları mevzu bahis olduğunda devlet refleksi kör olur. Nerede görüyoruz bu adalet refleksini, adalet binalarının önündeki kadın heykelinden. Elinde bir terazi vardır ve gözleri bağlıdır.
    Çünkü adaleti tesis ediyorsunuz. Kadın erkek, genç yaşlı, fakir zengin bunun hiçbir önemi yoktur adaletin önünde. Dünya adalet üzere kurulmuştur. Önemli olanda adaleti gerçekleştirmektir. Bizler 600 yıl boyunca dünyaya adaletle hükmetmiş bir milletin torunlarıyız. Bundan sonra da bu böyle olacak.
    O nedenle biz Türk Milleti olarak mazlumların sesiyiz, sesi olmaya da devam edeceğiz. Sizler hayatta hiçbir zaman adaletten ayrılmayın” dedi.
    İnsan Hakları Kurulunu Yozgat’ta daha aktif ve etkin bir şekilde çalıştıracaklarını belirten Vali Yurtnaç, “İnsan hakları konusunda farkındalık oluşturacağız.
    Bir yerde insan hakları kurulunun etkin çalışması orada insan haklarının ihlalinin çok olduğu anlamına gelmez. Biz sadece okullarımızda öğrencilerimize, vatandaşlarımıza haklarının ne olduğu ile ilgili, haklarını etkin kullanmaları ile ilgili çalışmalar yapacağız” diye konuştu.
    Konuşmaların ardından 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü nedeniyle düzenlenen şiir, kompozisyon ve resim yarışmasında dereceye giren öğrenciler ödüllendirildi.

    Yozgat’ta İnsan hakları üzerine söylenecek aslında çok şey olduğu muhakkaktır. Özellikle yaşam koşullarının bir hayli ağır olduğu İlimizde bireylerin haklarına karşı ciddi düzenlemelere ihtiyaç vardır. Dolayısıyla özellikle yerel yönetimlere bu konuda daha çok görevler düşmektedir.

  • SİYASET YENİ BİR RENK KAZANDI

    SİYASET YENİ BİR RENK KAZANDI

    Siyasette bir boşluk var mı, yok mu? Bu durum ayrıca tartışılabilir ama şunu peşinen söylemek gerekirse Türk siyasetine yeni bir renk geldi…

    İYİ Parti adıyla siyasette varlığını devam ettiren Meral Akşener, bundan sonra bir partinin genel başkanı olarak halka daha çok yakın duracaktır.

    İyi partinin ülke genelinde teşkilatlandığını Yozgat’taki çalışmalardan hepimizi biliyoruz.

    2018 ya da 2019’da yapılacak olan genel ve yerel seçimlere hazırlanan İYİ Parti Yozgat’ta da kısa sürede teşkilat yapısını tamamladı.

    Yozgat’ta kurucu İl Başkanı Metin Özışık ile yola koyulan İYİ partililer bu konuda bir hayli iddialı olduklarını gazetemize yaptıkları ziyarette bir kez daha gözlemlemiş oldum.

    Başkan Özışık, Gazetemiz Sahibi Bekir Çaylak’a partisinin Yozgat’taki teşkilatlanma çalışmalarını anlatarak yaşanan süreci değerlendirdi.
    İYİ Partiye halkın yoğun ilgisi ve desteğinin olduğunu anlatan Özışık, bunun önümüzdeki yıl yada 2019’da yapılacak ilk seçimlerde sandığa yansıyacağını söyledi.
    İYİ Partinin iktidara yürüdüğünü iddia eden Özışık, “Ben inanıyorum ki ilk seçimlerde partimiz iktidar olacak. Bu kanıya nerden varıyorsunuz diye düşünecek olursak, Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’e halkımızın yoğun bir teveccühü var. AK Parti’nin raf ömrünü tamamladığını düşünüyoruz.”dedi.
    Yozgat’ta 9 ilçede başkanını belirlediklerini ve bu ayın sonuna kadar da 5 ilçe başkanını belirleyerek Yozgat’ta teşkilat yapılanmasını tamamlayacaklarını ifade eden Özışık, “Vatandaşlarımızdan büyük destek alıyoruz. Bu nedenle talep ve ilgi çok olunca ister istemez değerlendirmelerimiz de biraz zaman alıyor. Merkez ilçe başkanlığına bayan bir arkadaşımızın olmasını düşünüyoruz. Farklı bir çalışma içerisindeyiz. Bir siyasi parti çalışmalarından ziyade ekibimizle ortak çalışma içerisindeyiz. Bu kapsamda Yozgat’ımızın geleceği ile ilgili ciddi bir çalışma yürütüyoruz. İYİ Parti iktidarı döneminde yapacağımız çalışmaları planlıyoruz. Benim TSO Başkanlığı döneminde çok arzu ettiğim fakat bazı nedenlerden dolayı gerçekleştiremediğimiz hayvancılık Özel İhtisas OSB kurulması idi. Bunu inşallah partimizin iktidara gelmesi ile gerçekleştireceğiz. Bu proje Yozgat’ın ekonomik ve sosyal anlamda kalkınmasına büyük katkı sağlayacak. Biz bunu başaracağız. Çünkü Türkiye’nin en fazla göç veren iliyiz. Devletine en sadık ve en az yatırım alan iliz. İlimizi cazibe merkezi haline getirebilecek stratejik öneme sahip ve yüksek katma değeri olan yatırımlar, Jeotermal enerji kaynaklarının etkin kullanılması, organik tarım ve tıbbi aromatik bitkiler üretimi projeleri biz gerçekleştireceğiz. Şuan bunlarında çalışmasını yapıyoruz” dedi.

  • ÖRNEK KÖY PROJESİ…

    ÖRNEK KÖY PROJESİ…

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba, TBMM’deki sohbetinde, “Haydi köyümüze dönelim” projesini anlattı.

    Bu haber çok sayıda haber siteleri tarafından kapış kapış edildi…

    Bakan Fakıbaba, Yozgat ziyaretlerinde de aynı konudan uzun uzun bahsetmişti… Salonda bulunan herkes konuyu can kulağı ile dinlemiş, kimileri “olmaz” derken, kimileri de “neden olmasın” demişti.

    Bir şeyi iyi anlamak lazım Türkiye üretim ülkesi olmak istiyorsa, bunun başka çaresi yok… Tüketim hastalığını biran evvel terk etmek durumundayız.

    Bu bakımdan  “2018’de fitili ateşleyeceğiz, köyle şehir hayatı yarışacak” diyen Fakıbaba, örnek köy projesiyle 2018’den itibaren şehirlerden köylere tersine göçün yaşanacağını öne sürdü. Türkiye genelinde 250 örnek köy kurulacağını açıklayan Sayın Fakıbaba, “Her ile üç köy yapacağız. Model örnek köyler oluşturulacak” dedi.

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba, TBMM’deki sohbetinde şunları söyledi: “Kırsala, köylerimize yönelik, ‘Haydi köyümüze geri dönelim’ diyoruz, bu slogan gerçek olacak. Yeni bir proje olacak. 2018’de tersine dönüş için fitil ateşlenecek. 250 köy yapacağız. Her ile üç köy örnek köy olacak. Model köyler oluşturacağız; hayvancılıksa hayvancılık, tarımsa tarım, meyvecilikse meyvecilik. Çalışan kadınlar sigortalı olacak.”

    Yozgat’ı örnek gösterdi; “Ecevit’in Köy-Kent projesiyle de hiçbir ilgisi yok. Bunun ilk örneği Yozgat’ta yapılmaya çalışıldı. Kabalı diye bir köy var, gidin görün. Bu köyü örnek alacağız. Haydi köyümüze dönelim. Niye olmasın? Ben de varım. 1 Ocak 2018’den itibaren 50 ve altında büyükbaş hayvanı olan yerli üreticilere hayvan başına 250 lira kesim desteği ödemesi yapılacak. 2018 tarım ve hayvancılık yılı olacak.

    Meyvecilik konusunda model olacak bir yatırım projesi Yozgat’ın Kabalı köyünde başlatıldı. İlk kez Kamu-Özel Sektör-Üretici işbirliğiyle yaşama geçirilen, “Deveci Havzası Meyvecilik Entegrasyon Projesi” hayata geçirildi. 5 bin 640 dekar alanda bahçe kurulumu, çevre düzenlemesi, sulama sistemi tamamlandı, 25 yıllığına bir şirkete kiralandı. Dikilen fidanlar 3 yaşına geldi. Önümüzdeki yıldan itibaren ilk ürün alınacak.

    Yozgat’ta yapılan bu proje Türkiye’de ilk olduğuna göre ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba’nın dediği gibi, örnek alınacak bir projenin artık yenilerine ihtiyaç olduğu muhakkaktır.

  • KUDÜS’Ü SAVUNMAK…

    KUDÜS’Ü SAVUNMAK…

     

    Kudüs yüzyıllardır olduğu gibi yine dünyanın bir numaralı gündem maddesi… Üzerinde her dinin, her medeniyetin ayak izlerini taşıyan Kudüs niçin bu kadar değerli? Bunu anlamak için Kudüs tarihindeki belirgin izleri bilmek için tarihi vesikalara birlikte bakalım istiyorum…

    Yüce Allah tarafından, etrafıyla birlikte kutsal kılınan Mescid-i Aksâ’nın bulunduğu kutlu şehir. Yeryüzünün en eski ikinci ve en mukaddes üçüncü mescidinin mekânı. Semâvi dinlerin, semâlara uzanan nebîlerin, bağrında dinlenen velîlerin beldesi. Her karış toprağında, nice peygamberlerin hâtırâsını ve izlerini taşıyan kutsal belde Kudüs.

    2) Üç dinin atası Hz İbrahim, hanımı Hz Sârâ ile Kudüs yakınlarındaki Sebu’da yaşamıştı. İkinci oğlu Hz İshak burada doğdu ve 160 yaşında Kudüs yakınlarında vefât etti. Babası Hz İbrahim’in el-Halil kasabasındaki mezarının yanına defnedildi. İshak, Yakup, Yusuf peygamberlerin ve Sârâ Annemizin kabirleri de burada.

    3) Hz Lut’un gençliği, Hz İbrahim’le birlikte Kudüs’te geçmiş, daha sonra Lut Gölü yakınındaki kavme elçi olarak görevlendirilmişti.

    4) Hz Musa ve Hz Harun israiloğullarıyla Mısır’dan çıkıp Kızıldeniz’i geçince Yüce Allah, Kudüs’e gitmelerini emretti. Hz Muhammed Mekke’den Medine’ye, Hz Musa ve Hz Harun Kâhire’den Kudüs’e hicret etmişti. Hz Musa, mezarının Mescid-i Aksâ’ya yakın olması için niyazda bulunmuş ve duâsı kabul olunarak Mescid-i Aksâ yakınlarında vefât etmişti.

    5) Hz Davut, sapanıyla zâlim Câlut’u öldürdü. Muzaffer bir asker olarak şehre girdi. ( Günümüzde de Filistinliler İsrâil’e karşı sapanla mücâdele veriyorlar ) Hz Süleyman, cinlerden ve insanlardan oluşan ordusu ile kurduğu hâkimiyeti, muhteşem bir saraydan yönetiyordu. Babasından aldığı taht şehrini yeryüzünün başkenti yaptı.

    6) Hz Süleyman’ın devâsâ mâbedi, Hz. Süleyman’ın emriyle cinler tarafından inşâ edildi.

    7) Hz Süleyman’ın mâmur ettiği bu kutlu şehir, Bâbil kralı Nabukadnezar tarafından yakıldı, yıkıldı, yağmalandı, talan edildi. Yıllarca isyanlara, işgallere, ihtilâllere ve kanlı savaşlara mâruz kaldı. Halkı sürgüne gönderildi defalarca.

    8) Hz Zekeriya testerelerle doğrandı Kudüs’te, Hz Yahya’nın başı kesildi.

    9) Hz Meryem, Mescid-i Aksâ’nın doğu tarafındaki hücresinde îtîkâfa çekildi. Odasındaki mihrapta Rabbinin meleklerle gönderdiği cennet meyvelerinden rızıklandı.

    10) Hz İsa, komşu kent Beytüllahim’de bir mucize olarak babasız doğdu, daha bebekken konuştu. Evvelâ Celile’de sonra Kudüs’te insanları hak dine dâvet etti. Hem bedenlere, hem gönüllere hekim oldu. 33 yaşına gelince de tıpkı Resûlü Ekrem’in mîrâcı gibi O’da bu kutlu şehirden semâlar ötesine, Rabbinin katına yükseldi. Demek ki Rabbin makâmına yükseliş şehri Kudüs’tü.

    Bu şekilde devam eden 40 madde sayılmaktadır. Bugün ABD Kudüs için bütün gücünü ortaya koyacak ama Müslüman alemi de birlikte bu güce karşı gerekeni yapmalıdır.

     

     

     

     

  • HAYATTA YAPMAMAMIZ GEREKENLER

    HAYATTA YAPMAMAMIZ GEREKENLER

    Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte cep telefonları başta olmak üzere, tablet, diz üstü ve masa üstü bilgisayarları artık hayatımızın vazgeçilmezi oldu. Ancak elimizden adeta düşüremediğimiz bu cihazlar hatalı kullanıldıklarında baş ağrısından göz hastalıklarına kadar çeşitli sağlık problemlerine neden olabiliyorlar. Üstelik uzun dönemde boyun ve bel fıtıkları gibi çok daha önemli sorunlara da yol açabiliyorlar. Bu cihazlardan cep telefonları ve tabletler özellikle boynumuzu etkilerken, kucağa alınarak veya yüzüstü yatılarak kullanılan dizüstü bilgisayarlar da belimizi fazlaca zorluyor. İşte bu noktada hemen herkesin aklına şu soru takılıyor; teknolojik cihazları kullanırken hangi hataları yapıyoruz? Neler yapmalı, nelerden kaçınmalıyız?

    Yozgat’ta yaşadığımıza göre, bu soruların cevabını bulmak biraz zor olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla olaya uzman gözüyle bakmakta fayda olacağını düşünüyorum. Bu bağlamda yukarıdaki sorulara ve daha aklımıza takılan soruları uzmanlar nasıl cevaplandırıyor…

    Dikkat! Bel ve boyun fıtığı yapıyor

    Cep telefonu, tablet ve bilgisayarları hatalı bir pozisyonda kullanmak uzun dönemde omurgayı destekleyen kasları ve bağları fazlaca zorladığı gibi, omurlar arasındaki disklerde erken dejenerasyona neden olabiliyor. Böylece hem disk yapısı bozulabiliyor, hem de zaten bozuk olan yapıyı destekleyecek kas-bağ dokusu yetersiz kalabiliyor.

    Bunun sonucunda‘fıtık’ olarak bilinen, diskin bulunduğu yerden arkaya veya yana kayması durumu oluşabiliyor” uyarısında bulunuyor.

    Hata: Cep telefonuyla konuşurken telefonu kulakla omuz arasında sıkıştırarak uzun süreli konuşmalar yapmak

    Doğrusu: Telefonla konuşurken mümkünse kulaklık kullanın. Kulaklık kullanmıyorsanız telefon konuşmanızı mümkün olduğu kadar kısa tutun.

    Hata: Cihazın ekranına uzun süre eğilerek bakmak

    Doğrusu: Ekrana 20 dakikadan daha uzun süre eğilerek bakmayın. Bu pozisyonda çalışmak zorundaysanız boyun kaslarınızı esnetecek olan ve masa başında yapılabileceğiniz egzersizleri tekrarlayın.

    Hata: Sırt eğik ve desteksiz bir şekilde oturmak

    Doğrusu: Teknolojik cihazları kullanırken sırtınız dik pozisyonda ve bir yastıkla desteklenmiş şekilde oturun. Ayaklarınız yere tam değmeli, koltuğunuzun veya sandalyenizin yüksekliği diz ile kalçanız 90 derece duracak pozisyonu sağlayacak şekilde olmalı. Diz üstü bilgisayar kullanırken fazlaca öne eğilmeyi önlemek için masa üstünde ve altında cihazı yükselten bir destek kullanın.

    Hata: Cihazı yere veya yatağa koyup yüz üstü yatarak kullanmak

    Doğrusu: Cihazları yüz üstü yatarak değil, oturur pozisyonda kullanmanız çok önemli.

    Çünkü bu pozisyon boynu geriye doğru fazlaca zorlayarak bu bölgedeki bağ ve kapsüllerin gerilmesine neden oluyor. Bu da uzun dönemde omur biyomekaniğinin bozulmasına ve fıtıklara yol açabiliyor.

    Hata: Göz hizasının altında tutmak

    Doğrusu: Cihazı göz hizasının altında tutmak da yaptığımız hatalardan biri. Tıpkı boynun fazla arkaya doğru zorlanması gibi öne doğru zorlanması da omurgayı destekleyen yumuşak dokuları zedeleyerek dizilimi bozabiliyor. Bu nedenle cihazın ekranı tam karşıda ve yüksekliği göz seviyenizde olmalı.

    Hata: Uzun süre hareketsiz bir şekilde kullanmak.

    Doğrusu: Teknolojik cihazları kullanırken mola vermeyi ihmal etmeyin. Her saat başı 5-10 dakikalık germe-esneme egzersizleri, 5 dakikalık kısa ofis içi yürüyüşü dönüşümlü olarak yapmayı alışkanlık haline getirin. Teknolojik cihazların kullanımı dışında kalan saatlerde boyun-sırt-bel omurlarınızı destekleyen, kasların esneklik ve gücünü arttıran egzersizler uygulamayı ihmal etmeyin.

     

  • BAŞKAN GİBİ BAŞKAN

    BAŞKAN GİBİ BAŞKAN

    Örnek insan olmak için bir takım sıfatları taşımak gerekir…

    Mesela;

    Doğru olmak, paylaşmak…

    Paylaşımcı olmak, akil olmak…

    İnsanları bir araya getirmek…

    Ayrıştırıcı olmamak…

    İstişareye önem vermek ve en önemlisi ben merkezi düşünce sahibi olmamak… Elbette daha eklenmesi gereken birçok kriter mutlak surette vardır.

    Fakat bu saydıklarımızı dahi üzerinde taşıyan her insan örnek insandır. Birde İdareci sıfatıyla bu davranışlara sahip bir insan toplumun örnek alacağı insandır.

    Bu konuda çalışkanlığı ve yaptığı güzel işler vesilesiyle Sarıkaya Belediye Başkanı Ömer Açıkel, çalışma azmi ve yaptığı hizmetlerle adından söz ettirse de vatandaşlarla olan samimi diyalogu ilçe halkının takdirini topluyor.

    Sayın Açıkel’i örnek göstermek yerinde bir davranış olacağını düşünüyorum. Çünkü, Sarıkaya’da başkanlık görevini devraldığı günden bu yana önemli projeleri hayata geçiren Belediye Başkanı Ömer Açıkel, sosyal belediyecilik anlayışının bir gereği olarak halkın sorunları ile de yakından ilgilenmeyi ihmal etmiyor.

    Tam bir “Şehriemin’dir” Esnaf ziyaretlerini sürdüren Başkan Açıkel, esnafların sorun ve isteklerini dinleyerek sorunların giderilmesi noktasında çözüm üretiyor.

    Esnafın önünü tıkamıyor, ilçe esnafının daha da güçlü hale gelmesi için gayretleri takdire şayandır.

    Dolayısıyla haftanın belirli günlerinde kurulan semt pazarını da ziyaret eden Başkan Açıkel’in burada ortaya koyduğu en son yaptığı bir davranış örnek vermek gerekirse, geçen hafta ilçede yaşlı, karı koca bir esnafın tezgâhına misafir olması sosyal medyada beğeni rekoru kırdı.
    Domates kasası üzerine serilen kağıt üzerinde domates, peynir türü şeylerle kahvaltıyı yapan Başkan Açıkeli, cep telefonu ile çeken bir başka pazarcı esnafı bunu sosyal paylaşım sitesinde paylaşması takipçilerinin beğenisini kazandı.
    Vatandaşlar fotoğrafın altına yaptıkları yorumlarda, “İşte başkan, halkıyla hem hal olan, Anadolu insanı örnek başkan” diye mesajlar yazarak Başkan Açıkel’e övgüler yağdırdı.

    Şimdi konuyu sonlandırmadan son cümle olarak ilave yapacak olursam; Sarıkaya Belediye başkanı Ömer bey gerek kişiliği gerekse yaptığı hizmetler bakımından örnek alınmalıdır.

    Bir Belediye başkanı yaptığı hizmetlerle birlikte vatandaşa ve esnafa karşı yaklaşımlarıyla toplumda iz bırakabilmişse, elbette örnek alınarak, hatırlanacaktır.

  • KOP EYLEM PLANI ÜZERİNE…

    KOP EYLEM PLANI ÜZERİNE…

    Tarım sektörü gündeme geldiği vakit Yozgat’ın çayır ve mera hariç tarım alanıyla Türkiye tarım alanlarının önemli bir kısmında yer aldığı bilinmektedir.

    Bu konuda şimdiye kadar bir takım çalışmalar yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Yozgat’ta nüfusun önemli bir kısmı tarım ve hayvancılık sektöründen geçimini sağladığı için Devlet destekleri başta olmak kaydıyla çeşitli Birliklerin destekleri de çiftçi kesimini teşvik ediyor.

    Yine bu konuda son zamanlarda yapılan en önemli çalışmaların başında Konya Ovası Projesi geldiğini söylemek isterim. Dolayısıyla bu konuda kısa zaman önce önemli bilgiler aktaran Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Konya Ovası Projesi’nin (KOP) tamamlanınca tarımda parlayan yıldız olacağını bildirerek, “KOP’ta, sulama yatırımları tamamlanır, nadas bitirilirse üretim patlar” demişti.

    Bayraktar, yazılı açıklamasında, KOP kapsamında Konya, Yozgat, Niğde, Kırşehir, Nevşehir, Aksaray, Karaman, Kırıkkale olmak üzere 8 İl’in 46 bin 276 kilometrekare çayır ve mera hariç tarım alanıyla Türkiye tarım alanlarının yüzde 19,5’ine sahip olduğunu hatırlattı.

    Bu illerin yüzölçümlerinin yüzde 48,7’sinin tarım alanlarından oluştuğuna işaret eden Bayraktar, KOP Eylem Planı kapsamında bu illerdeki yatırımların hızla tamamlanması gerektiğini vurguladı.

    Bayraktar, Türkiye’de sulanabilir alanların yüzde 17’si bu bölgede olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:

    “Buna karşın ülkemizin su kaynaklarının ancak yüzde 4’ü Konya kapalı havzasında bulunmaktadır. Su kaynakların kısıtlı olduğu bölgede sürdürülebilir bir tarım için su tasarrufundan azami ölçüde faydalanılması gerek. Bölgedeki tüm alanlar hızla yüzde 60’lara varan oranda su tasarrufu sağlayan basınçlı sulama sistemlerine geçirilmelidir. Eskimiş, su kaybına neden olan sulama altyapısı modernize edilmelidir.

    KOP tamamlanınca tarımda parlayan yıldız olacak. KOP’ta, susuzluktan tarım alanlarının yüzde 27,1’i nadasa ayrılıyor. Sulama yatırımları tamamlanır, nadas bitirilirse üretim patlar.”

    Bayraktar, yapılan gölet ve sulama tesislerinin, hem verimliliği artıracağını hem de yöre halkının getirisi yüksek olan ürünlere yönelmesini sağlayacağını belirterek, bu sayede bölgede tarımsal üretiminin artmasının, yöre halkının gelir düzeyinin yükselmesinin mümkün olacağını ifade etti.

  • DOLUDOLU GEÇEN ÖZEL BİR GÜN…

    DOLUDOLU GEÇEN ÖZEL BİR GÜN…

    Geçen yıl…

    Ya da bir önceki yıl neler yaşandı pek aklımda değil ama bu yıl 3 Aralık Dünya Engelliler Günü Yozgat’ta yoğun yaşandı.

    İlk program Sorgun ilçemizde yapıldı…

    Yozgat Engelliler Basketbol takımı ile Amasya Engelliler takımı arasında kıyasıya bir mücadele oldu.

    Bu maçı izlemeye gelen herkes bütün engelleri aşarak, görmezden gelen iki takımın sahadaki mücadelesini zevkle izleme fırsatı buldu.

    Bu konuda Valilik, Sorgun Belediyesi ve Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü gereken her türlü hizmeti eksik ve en küçük bir noksan olmadan yerine getirdiler.

    Bu arada Yozgat Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından görülmeye değer ciddi programlar vatandaşlarla paylaşıldı.

    Peki, bu programlarda neler vardı, biraz da bunlardan bahsedelim istiyorum… Kent Orkestrası Konseri büyük ilgi gördü.

    Sonra İç Anadolu Ortopedik Engelliler Derneği Başkanlığı ve Sorgun Engelliler Umut Derneği Başkanlığı’nın da katılımı ile Yozgat Belediyesi Büyük Sinema Kültür ve Sanat Merkezi Salonunda gerçekleştirilen etkinlikte engelli vatandaşlar ve davetliler gönüllerince eğlendi.

    Bu programda Belediye Başkan Yardımcısı Talip Karslıoğlu, yaptığı açıklamada Belediye Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen programa katılarak engelli vatandaşlarla aynı coşku ve mutluluğu paylaşmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Karslıoğlu, Yozgatlı engellilerimize muhteşem bir gece yaşatmanın mutluluğunu yaşadık. Konuk Başkanlarımız Sorgun Engelliler Umut Derneği Başkanı Süleyman Özdemir ve İç Anadolu Ortopedik Engelliler Derneği Başkanı Hamide Taşarslan Erdil’e teşekkür ediyorum. Ayrıca bu güzel etkinliğin gerçekleşmesini sağlayan Yozgat Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Fadime Solmaz’a da ayrıca teşekkür ediyorum. Bugün engelli kardeşlerimizle birlikte olmaktan ve ufakta olsa bir moral vermekten dolayı çok mutlu olduğunu söyledi.

     

  • İKİ YOZGATLI BİR ARAYA GELİRSE…

    İKİ YOZGATLI BİR ARAYA GELİRSE…

    Dedikoduyu çok seviyoruz.

    Her yerde dedikodu edecek bir ortam buluyoruz.

    İnsanın fıtratında var olsa gerek.

    Bazen bu dedi kodular yapıcı oluyor.

    En azında bizlerin, sizlerin göremediğini bir başkası çok rahat görüyor.

    O zaman bunun adına dedi kodu değil yapıcı uyarılar denebilir.

    İnsanız yanılabiliriz, yanlış kararlar verebiliriz, yanlış adımlar atabiliriz. Bu yüzden bir başkasının sözlerini de dinlemeliyiz.

    İki Yozgatlı bir araya geldiğinde laf döner dolaşır Yozgat’ın gündemine gelir.

    Bu konuşma sonunda Yozgat’ın gelişmediğine, hatta geriye gittiğine, ekonomik olarak her geçen gün il olmaktan uzaklaşarak büyük ilçe olma yönünde olduğu görüşünde hem fikir olunur.

    Bazı Büyük ilçelerle karşılaştırma yapılır, çevre İller gelişiyor büyüyor Yozgat’ın neden göç veriyor denir.

    Seçilmişlerin çalışmadığından bahsedilir, seçilmişler seçim vaatlerinden durmadıklarından söz edilir.

    Çevre İller de birçok organize bitmişken bizde bir organize dolmadı denir. İkinci, üçüncü sorgulanır.

    Komşu İllerden fabrika yatırımları her gün artarken Yozgat’ta kapanan fabrikaların durumu gözler önüne serilmeye çalışılır.

    Çevre İllere devlet yatırımları geliyor bizim İl’e selam bile vermiyor denir.

    İşsizlik, masaya yatırılır, eğer böyle giderse Yozgat ekonomik olarak, sosyal olarak iyi günlerin beklemediğine hükmedilir.

    Bu olumsuzluğun sorumluları dile getirilir, kaçırılan fırsatlar, iyi yönetemeyen yerel yöneticiler, siyasiler hedef tahtasına konularak yargılanırlar.

    Bir araya gelince eleştirenler yetkilileri, seçilmişleri görünce sanki söyleyenler kendileri değil gibi seçilmişleri gördüklerinde sus pus olmayı ihmal etmezler.

    En kötüsü ise, Yozgat’ın kötü yönetildiğini, söyleyen insanlarımız, düşüncelerini kesinlikle yerel yöneticiyle, milletvekiliyle paylaşmaya yanaşmadıkları gibi, başkalarının kendi adlarına davranmalarını isterler.

    Yozgat’ın kötüye gittiğini savunan Yozgatlı yerel yöneticiyi, milletvekilini, siyasetçileri gördüğünde hemen yüz doksan derece dönüş yaparak, Yozgat’ın çok iyiye gittiğini, bunu çok sayın yerel yöneticiye, sayın milletvekiline ve pek değerli siyasilere borçlu olduğumuzdan dem vurmaya başlar.

  • GİDECEKLER DİYE DUYMUŞTUM!

    GİDECEKLER DİYE DUYMUŞTUM!

     

    Yozgat’a yerleştirilen mülteci aileler ve çocukları, Yozgat Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu tarafından açılan Dil Kursunda Türkçe öğreniyor.

    Irak, Afganistan, Suriye ve İran’da yaşanan karışıklık nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan ev hanımından mühendise kadar çok sayıda mülteci, Yozgat Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu tarafından açılan Türkçe Dil Kursuna büyük ilgi gösterdi.

    Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan bir konuşmasında karışıklık sona ermeye başladı, sığınmacı vatandaşlarımız ülkelerine dönecekler demişti.

    Bu süreç bıçak gibi birden kesilmeyecek ama zaman içinde şuna Türkiye’de yaşamlarını sürdüren Irak, Afganistan, Suriye ve İran’lı vatandaşlar yavaş yavaş ülkelerine gidecekler.

    Fakat bir süreden beri Yozgat’ta yaşayan sığınmacı vatandaşlar için bir çalışma daha başlatıldı. Bu çalışma kapsamında isteyen her sığınmacı vatandaşlar, günlük hayatta ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilecek kadar Türkçe öğrenecek.

    Bu konuda kamuoyunun bilgisine sunulan haber şöyle verildi: Yozgat Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulunda Türkçe eğitimi veren Türkçe Öğretmeni Aslı Koçak, “Başlangıç seviyesi kursumuzda her milletten öğrenci var. Afganistan, Suriye, Irak ve İran’dan öğrencilerimiz eğitim görüyor. Toplam ders saatimiz 136 saatten oluşuyor. Haftalık on saat ders veriyoruz ve kursumuz 13 hafta sürüyor. Kursiyerlerimizin birçoğu Yozgat merkezde yaşadığı için belli başlı günlük konuşma becerilerine sahipler. Kursiyerler renkler, sayılar, haftalar aklınıza gelebilecek birçok noktada bilgi sahibi olarak birinci seviye kursunu tamamlamış olacaklar. Kurs sonunda mülteciler aldıkları eğitimle kendilerini rahat bir şekilde ifade edebilecekler” dedi.
    Irak’ın Bağdat şehrinden Yozgat’ta geldiklerini söyleyen kursiyerlerden Ashraf Zuhair Al-Raheem, Türkçe kursunun kendileri açısından faydalı olduğunu belirterek, “Türkiye’ye yaklaşık 2 yıl önce geldim. Bir ay önce kursa başladım. Türkçe okuyup, yazabiliyorum.
    Irak’ta kimya mühendisiyim. Türkçemi geliştirip Türkiye’de çalışmak istiyorum” şeklinde konuştu.
    Fatma İzadi isimli İranlı mülteci ise, “Ben bu kursta Türkçe öğreniyorum. Ben İran’da maden mühendisiydim. Türkiye’de işimi yapmak istiyorum” açıklamalarında bulundu.
    Türkiye’ye 6 yıl önce Irak’ın Kerkük şehrinden geldiğini söyleyen 18 yaşındaki Nurettin Osman isimli mülteci ise “Yozgat’a Irak Kerkük’ten geldim. Kursta Türkçe öğreniyorum. 6 sene önce Yozgat’a geldim. Türkçeyi Yozgat’ta öğrendim” dedi.

  • DEĞİŞTİR, DEĞİŞTİR BİR DAHA DEĞİŞTİR

    DEĞİŞTİR, DEĞİŞTİR BİR DAHA DEĞİŞTİR

    Konumuz eğitim sistemi ve değiştirmekle son bulmayan kurallar üzerindeki değişiklikler. Bu konuda geçenlerde dikkat çeken bir açıklama vardı. Bu açıklamada Eğitim-İş Yozgat temsilcisi Sedat Tuygun, TEOG yerine getirilen sistemi eleştirerek “Buradan açık çağrı yapıyoruz Tüm sorunlarımızın çaresi bilimdir. Eğitimde bilim için adres Eğitim-İş’dir. Tüm kadrolarımızla köklü ve en ideal sistemi ortaya koymaya hazırız” dedi.

    Bu açıklamada kamuoyunda ne kadar karşılık buldu ya da bulmadı, bunu tartışmayacağım ama dikkatimi çektiği için bir de buradan paylaşmayı istedim. Ve noktasına dahi dokunmadan olduğu gibi yayınlıyorum: “Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla herhangi bir bilimsel çalışma, altyapı hazırlığı olmadan alelacele kaldırılan TEOG’un yerine getirilen sistem, Bakanlık tarafından beceriksizliklerini ilan edercesine hala revize edilmeye çalışılıyor.
    Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın bugünkü açıklamalarına göre, liseye girişte uygulanacak yeni sistemde sadece 8. sınıftan soru sorulacak sınav süresi 135 dakika, soru sayısı ise 90 olacak.
    Eğitim-İş olarak üç yıllık eğitimin 60 soruda ölçülmesinin bilimsel olarak yanlış ve ölçme değerlendirme ilkelerine aykırı olduğunu belirtmiştik. Şimdi soru sayısı 90’a çıkarılmıştır, ancak derslere göre soru sayısının dağılımı hala sağlıklı değildir. Sınavda, haftada 2 saat olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisinden de 10 soru, haftada 4 saat olan İngilizce dersinden de 10 soru sorulacaktır. Soru sayısı, haftalık ders saati sayısına göre belirlenmelidir. Ayrıca 135 dakikalık tek oturumlu sınav süresi öğrencilere uzun gelecektir ve mutlaka sınava 10 dakikalık ara verilmelidir.
    Sınavda sadece 8. sınıf programından soru geleceğini belirten Bakan, 6 ve 7. sınıf programlarından soru sorulmasının velileri, ilave kaynakları aramaya, dershaneciliğe iteceğini belirtirken maiyetinde görev yapan onlarca eğitim uzmanının bugüne kadar bunu göremediğini de ifade etmiş oldu. O halde sormak gerekmez mi, bu kişiler gerçekten uzman mıdır? Uzmansa hangi alanda uzmandır?
    Bakanın dediğine göre “Hiçbir çocuk tercih etmediği okula yerleşmeyecek.” Ancak fen liselerinin 33 bin, sosyal bilimlerin 10 bin, Anadolu liselerinin 340 bin olmak üzere toplam kontenjan sayısı 380 bindir. Kontenjanı az olan okullar daha çok öğrenci tarafından tercih edildiğinde oluşacak yığılma nasıl aşılacaktır? Burada okul başarı puanı devreye girmesi gerekirken, Bakan başarı puanının dikkate alınmayacağını açıklamıştır. Özel okullarda notların şişirilmesine yıllardır engel olmayan Bakanlığın, şimdi devlet okullarındaki çocuklarımızın gerçek başarılarını yok sayması büyük bir haksızlıktır.
    Yine Sayın Bakan, “Açık uçlu soru olmayacak” demiş. Daha önce defalarca ilettiğimiz görüşme talebimizi kendileri kabul buyurmadıkları için bizzat Bakan Yardımcısı Orhan Erdem’e ve Bakanlığa da yazılı olarak, sınav süresi, soru sayısı, kapsamı ve yöntemi hakkında önerilerimizi sunduk. Hatta “ille de bir değişiklik yapılacaksa bu yıl değil, en erken iki yıl sonra yapılmalıdır” uyarılarımızdan sonra gelinen nokta yine yeni mağduriyetler yaratılacağıdır!
    Bakan Yılmaz’ın açıklamaları, “sınav kaldırılacak, çocuklarımız yarış atı olmaktan kurtarılacak, çocuklarımız dershanelere mahkum edilmeyecek” gibi söylemlerin temelsiz olduğunu, aksine daha çok sınav, daha çok belirsizlik, daha çok torpil ve daha çok eşitsizlikle karşı karşıya kalacağımızı göstermektedir. Başarılı olabilecek bir sistem en az 11 yıl boyunca uygulanabilir olmalıdır. Çünkü sistem gereği bu öğrenciler 11 yılın sonunda gerekli dönüt vermeye ancak başlarlar.
    Buradan açık çağrı yapıyoruz: Tüm sorunlarımızın çaresi bilimdir. Eğitimde bilim için adres Eğitim-İş’tir. Tüm kadromuzla köklü ve en ideal sistemi ortaya koymaya da, katkı sunmaya da hazırız.”

  • YOL MEDENİYETTİR…

    YOL MEDENİYETTİR…

    Medeniyet olup olmadığı kullanım amacına bağlıdır…

    Atatürk’e soruluyor “doğu’ya okul mu, yol mu?”
    yol yapın, ordu girebilsin” diyor.”

    Yozgat’ta yol meselesi her zaman sorun olmuştur, bundan sonra da olmaya devam edecektir. Bunun en önemli sebebi alt yapının yetersiz olması ve kurumlar arasındaki diyalog sıkıntısıdır.

    Bu konuda her zaman hedef Belediye olmuştur ve etkili bir yönetim hiçbir dönem sağlanamamıştır. Şimdide aynı durum yaşanmaya devam ediyor. Bakın bu konuda gazetelere açıklama yapan Belediye Başkan Yardımcısı Serdar Açıkgöz, kullandığı ifadelerle tespitimi doğruluyor.

    Yapılan asfalt yolların altyapı çalışmaları nedeni ile sürekli bozulduğunu söyleyen Açıkgöz, yeni bir yönetmelik hazırladıklarını artık kazı çalışmalarının belirli bir standartta yapılacağını açıkladı.

    Açıkgöz, kazı çalışması yapacak olan firmaların standartlara uymak zorunda olduğunu söylerken şu bilgileri veriyor:

    Belediye Başkan Yardımcısı Serdar Açıkgöz kış çalışmaları nedeni ile kullanılan tuzun asfalta zarar verdiğini bu yüzden tedbir aldıklarını söyledi. Açıkgöz, “Tuz ve sülfat betona ve asfalta oldukça zararlı. Özellikle asfaltın yumuşak karnı dediğimiz baca kenarları, daha önceden yama yapılmış yerler ve ızgara kenarları tuzu yediği zaman daha çabuk yıpranıyor. Sonrasında daha kış bitmeden yollarda sorunlar başlıyor. Yollarda çukurlar oluşuyor. Tuzunda belli bir hava sıcaklığından sonra bir etkisi olmuyor. Ancak biz tuzlama çalışmalarımıza devam edeceğiz. Gerektiği kadar gerektiği bölgelerde kullanacağız tuzu. Asfaltlarda oluşan sıkıntılar içinde yama robotu aldık. Havaların müsaade ettiği zamanlarda yama çalışmalarımız devam edecek” dedi.

    Asfalt ve yollarda sürekli altyapı çalışmaları olduğu için belirli bir düzen sağlanamadığını açıklayan Açıkgöz, “Gönül istiyor ki asfaltlarımız bozulmasın fakat bizim arzu etmediğimiz bizim dışımızda gelişen şeyler oluyor. Özellikle alt yapı çalışmaları bu sene bizi zor durumda bıraktı. 3-4 tane mobese firması bu sene aynı anda hat çekti. Ayrıca diğer kurumlarımızın alt yapı çalışmaları oluyor. Telekom’un, ÇEDAŞ’ın, Sürmeli Gaz’ın kendi alt yapı çalışmaları oluyor. Belediye olarak bizim Su İşleri Müdürlüğümüzün de çalışmaları oluyor. Aslında bizim istemediğimiz durumlar çünkü yapılan yollarımız zarar görüyor. Bu çalışmalar yapılmadığı zaman da insanımız hizmetlerden mahrum kalıyor. Bu durumları dengeli bir noktaya getirmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Yeni bir yönetmelik üzerinde çalıştıklarını dile getiren Açıkgöz, “Yeni bir yönetmelik getiriyoruz. 2018’in ilk aylarından itibaren uygulayacağız. Kazı usullerine belli kriterler getiriyoruz. Asfaltın belli bir genişlikten daha fazla eşilmesine müsaade etmeyeceğiz. 10-12 cm asfalt kesen makineler var, onlardan kullanılmasını isteyeceğiz. Kurtarmayan durumlarda yollara paralel olarak değil de dikine geçilmesini isteyeceğiz. Kaldırım kısmına yönelmesini buralarda olmasını sağlayacağız. Mümkün olduğunca da asfaltlarımızda kesim yapılmamasını sağlayacağız. Zemin bozulunca yeniden çok düzen tutmuyor. Ta ki yeniden üstüne kaplama yapılana kadar. Asfaltlama pahalı hale geldi. Şuan yönetmelik üzerinde çalışıyoruz. Meclis kararına sunacağız. Sonrasında 2018 yılı itibariyle yürürlüğe koyacağız” dedi.

  • HİZMETE ALINACAK ESERLER ÜZERİNE

    HİZMETE ALINACAK ESERLER ÜZERİNE

    Reklam panolarında görmüşsünüzdür… “Orman ve Su İşleri Bakanlığı bir gelenek haline getirdiği toplu açılış merasimlerine bu yıl da devam ediyor.”

    Böyle yazmaktadır. Bu çerçevede Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından ülke genelinde yapımı tamamlanan 7,7 milyar lira yatırım bedelli 375 eser hizmete alınacağı bildirilmektedir.

    29 Kasım Çarşamba günü yani bugün Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından toplu olarak hizmete alınacak eserlerden Yozgat da payını alacak.

    Yapılan açıklamanın devamında şu bilgiler yer almaktadır: Ülkemizin daha refah ve daha müreffeh günlere kavuşması için dev barajlar, bereketli sulama tesisleri ve geniş orman alanları tesis ettiklerini kaydeden Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu “Biz de bu gaye ile asırlık hayalleri gerçeğe dönüştürmek için çalışıyoruz. Özellikle ülkemizin her bir köşesinde vatandaşlarımızın büyük bir hasretle beklediği projeleri hayata geçiriyoruz. Bu çerçevede eserlerimizle destan yazdığımız son 15 yılda 156 milyar lira yatırım yaptık ve Cumhuriyet tarihimizin rekorlarını kırdık” diye konuştu.
    15 yıllık sürede 508 adedi baraj olmak üzere 7200 adet yeni tesisi ülkemize kazandırdıklarını belirten Prof. Dr. Veysel Eroğlu “Yine bu dönemde orman varlığımızı 1,5 milyon hektar artırarak 3 milyar 820 milyon adet fidanı toprakla buluşturduk. Yıl sonu itibarıyla ise bu rakamı 4 milyara yükseltmiş olacağız. Tabii hayatın devamına önem vererek korunan alanlarımızı arttırdık. Meteorolojide teknolojik bir dönüşüm gerçekleştirerek hava tahmin oranlarımızı yüzde 90’ın üzerine çıkardık” dedi.

    Hizmet hususunda kendileriyle yarışarak her yıl bir önceki yıldan daha fazla tesis inşa ettiklerinin altını çizen Prof. Dr. Eroğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
    “Bakanlık olarak her yıl tesisleri toplu olarak hizmete aldık. Bir gelenek haline getirdiğimiz toplu açılış merasimlerine bu yıl da devam ediyoruz. Aralarında barajlar, içme suyu, sulama, atıksu arıtma ve taşkın koruma tesisleri ile ağaçlandırma, ormancılık, milli park ve meteoroloji projelerinin yer aldığı 7,7 milyar TL’ye mal olan 375 dev tesisi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle hizmete alacağız.”
    Yozgat’ta Hizmete Alınacak Eserlerin Toplam Yatırım Bedeli 46 Milyon 759 Bin TL’yi Geçiyor
    Ülke genelinde hizmete alınacak bu tesislerden Yozgat’ın da payına düşeni aldığını vurgulayan Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu “Yozgat’ta Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü’nün tamamladığı 7 adet tesisi de bu açılış merasimi ile hizmete alacağız” değerlendirmesinde bulundu.
    Hizmete alınacak DSİ’ye ait eserlerin sulama ve taşkın koruma tesislerinden oluştuğunu belirten Prof. Dr. Veysel Eroğlu “DSİ tarafından Yozgat’ta tamamlanan tesislerle toplam 21.910 dekar zirai araziye sulama suyu sağlayacağız. 4 köyü taşkın zararlarından koruyacağız.
    Ayrıca bu açılış merasiminde Bakanlığımıza bağlı Orman, Doğa Koruma ve Milli Parklar ile Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nce yapımı tamamlanan tesis ve çalışmaları da hizmete alacağız. Bu eserler arasında ise yeni orman yolları, ağaçlandırma, orman köylüsüne destek, fidan üretimi, korunan alanların altyapılarının iyileştirilmesi gibi çalışmalar ve otomatik meteoroloji gözlem istasyonları yer alıyor. Bütün bu eser ve çalışmaların toplam yatırım bedeli 46 milyon 759 bin TL’yi geçiyor” dedi.

  • ODA SEÇİMLERİ ÜZERİNE…

    ODA SEÇİMLERİ ÜZERİNE…

    Odalar, Dernekler, Sendikalar… Bunların ortak ismi Sivil Toplum Kuruluşlarıdır. Kayıtlı Üyelerin haklarını savunmak, dertleri ile dertlenmek, ortak ya da bireysel sorunlara çözümler üretmek, sağlıklı bir yol bulmaktır…

    Peki, bugün hayatımızda bulunan bu tür kuruluşlar ne kadar sağlıklı, daha doğrusu yapısal özelliğe bağlı, sağlıklı kuruluşlar mıdır?

    Tabi bunları şimdi tek tek yazmaya ne zaman ne de bana ayrılan bu sütunlar yetmez… Fakat bu kuruluşların eskiye oranla daha iyi olması, üyelerine faydalı hizmetler sunması bakımından yeni bir takvim döneminin arifesinde olduğumuzu hatırlatmak isterim…

    Bugün seçim yapmak üzere hazırlıkları devam Meslek kuruluşlarının bağlı olduğu Odaları konuşacağız…

    Geçen haftanın son günü yayınlanan gazeteleri incelerken Birlik Başkanı Latif Altın’ın açıklamalarına gözüm takıldı…

    Esnaf Odaları Birliğine bağlı Meslek kuruluşlarının kayıtlı olduğu 30 Odanın başkanlık seçimleri için geri sayım başladığını anlatıyor.

    Bu seçimlerin 1 Ocak tarihinde başlayıp, 31 mart tarihinde tamamlanması gerekiyor. Kazananların, kaybedenlerin, yerini bir başka meslektaşına bırakanların olma ihtimali oldukça fazla gibi görünüyor.

    Buralarda da metal yorgunluğuna yaşayanların yerine yeni isimler mutlaka gelecektir, seçimlerin yapılmasının en önemli maksadı da bu olsa gerekir.

    Son zamanlarda gidip geldiğim hemen her mekânda yapılan sohbetin en başında Oda seçimleri ile ilgili sohbet yapıldığını baştan söyleyeyim.

    Bahsi geçen bazı Oda başkanlıkları için bir değil, iki değil, üç ayrı aday çıktığı dahi kulislerde konuşulmaya başlamış durumdadır.

    Bu konuda sohbetin kalan kısmını Yozgat Esnaf Sanatkârları Odaları Birliği Başkanı Latif Altın neler anlatmış gelin birlikte dinleyelim:  Birliğe bağlı 30 Odada yapılacak genel kurulların bayram havasını geçmesini arzu ediyoruz, bunun için elimizden gelen gayreti ve çabayı göstereceğiz. Bazı odalarda birden fazla adayın çıkacağını tahmin ediyorum. Seçim yarışının demokratik bir şekilde geçeceğine inanıyorum. Esnaflarımızın bu konuda vereceği karar kesinlikle bağlayıcı olacaktır.

    Esnaf teşkilatlarının genel kurullarının heyecanlı, sevgi ve saygıya dayalı yapılması için hepimizin üzerine görevler düşmektedir.

    Benim Birlik başkanı olarak bütün arkadaşlarımızdan isteğim sevgi, saygı ve hoş görüyü hiç elden bırakmadan genel kurullarımızı düğün, bayram havasında geçirmemiz, sorunlarımıza ortak çözüm arayıp, el ele, kol kola seçimlerimizi tamamlamalıyız.

  • TARIM POLİTİKASI ÜZERİNE…

    TARIM POLİTİKASI ÜZERİNE…

    Türkiye, Tarım ve Hayvancılık üzerine yapılan ve devam eden politikanın gözden geçirilmesinde büyük fayda olacaktır…

    Neden böyle düşündüğümü veya konuya böyle bir soru ile başladığım sanırım sorgulanmaya ihtiyacı yoktur.

    Çünkü günümüzde uygulanan tarım ve hayvancılık politikası beklenen sonuçları vermemiştir. Bu konuda en yeni örnek bitmek ya da tükenmek üzere olan hayvancılıkta gelinen noktadır. Artan et fiyatları yüzünden bugün Sırbistan ve Fransa gibi ülkelerden hayvan ve et ithal eder duruma geldik…

    Daha geçenlerde Mersin Limanına demir atan Gemi, Güney Amerika’dan on binden fazla büyük baş hayvan getirdiğini öğrendim.

    Tarım politikası da aslında aynı durumdadır. Zaman zaman yapılan suni teneffüslerle ayakta durmaya ne kadar daha devam edeceğiz merak ediyorum.

    Şimdi olumlu bir gelişmeden bahsetmek istiyorum, geçenlerde dikkatimi çeken bir haberi buradan vermek isterim:

    Yozgat İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü hayvancılığın gelişmesine yönelik başlatılan mera hayvancılığı projesi kapsamında il genelinde 88 üreticiye yüzde 30 hibe destekli damızlık düve desteği sağladı.
    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca düve alım desteği belirlenmiş yetiştirici bölge olarak belirlenen iller arasında yer alan Yozgat düve yetiştirici merkezi olacak.
    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca, düve yetiştirici bölgesi olarak belirlenen ve Yozgat’ın da içinde bulunduğu Ağrı, Ardahan, Artvin, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Çankırı, Çorum, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Gümüşhane, Iğdır, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Malatya, Muş, Ordu, Rize, Samsun, Sivas, Şırnak, Tokat, Trabzon, Tunceli, Van, illerinde ve mera, iklim yapısı, itibariyle meraların daha etkin ve verimli kullanılması, otlatma kapasitelerinin arttırılması ve ıslah edilmesi amaçlanıyor.

    Yozgat İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ziyaattin Özdemir,Yozgat’ın coğrafi konumu bakımından tarım ve hayvancılığa elverişli iller sıralamasında ilk sıralarda yer aldığını söyledi. Bakanlığın bu konuda ciddi çalışmaları olduğunu vurgulayan Özdemir, “Proje kapsamında gerekli altyapılarını tamamlamış, başvuruları uygun görülmüş hayvancılık işletme sahiplerinin en az 20 en fazla 200 baş arası olmak üzere damızlık gebe düve veya 8-12 aylık yaşa sahip damızlık boş dişi sığır alımlarına yüzde 30 hibe ödemesi yapılacaktır.
    2017 yılı için ilimiz genelinde yüze 30 hibe almaya hak kazanmış 88 adet yetiştiricimiz ile hibe sözleşmeleri imzalanmaya başlanmıştır.”dedi.
    Özdemir, “ Hibe almaya hak kazanan yetiştiriciler damızlık sığırları TİGEM, Tarım Kredi Kooperatifi iştirakçileri, Düve Yetiştirici Merkezleri, Hastalıktan ari işletmeler ve Damızlık yetiştirici/üretici örgütleri merkez birliklerinden temin edebileceklerdir.
    Bakanlığımızca uygulanan hastalıktan ari işletmelerin desteklenmesi projesi, hayvan sağlığının korunması yanında, kaliteli ve sağlıklı süt üretilmesi ile ülkemiz süt sektörünün Avrupa Birliğine süt ve süt mamulleri ihracatı yapabilmesi için temel teşkil etmektedir.

  • KİM ENGELLİ!

    KİM ENGELLİ!

     

    Tekerlekli sandalyede yaşamı tüketenler mi?

    Elleri ya da ayakları veya herhangi bir organını kullanamadığı için birilerinin yardımına muhtaç olarak yaşayanlar mı engelli?

    Ya da bu sınıftaki insanlara günlük yaşamı zorlaştıracak kadar akıl ve beyinlerini unutanlar mı?

    Kim engelli?

    Dün gazetemizde manşet bir haber vardı…

    Okuyanların dikkatini çekmiş olacak ki, geri dönüşler oldukça çok oldu. Herhangi bir yorum yapmadan bu haberi gelin bir kez daha okuyalım, muhataplarına dualar (!) gönderelim…

    Haber şöyle: Şehir merkezinde bir otomobilin kapattığı kaldırımın önündeki engelli geçidi kaldırımdan akülü arabasıyla geçmeye çalışan engelli vatandaşa zor anlar yaşattı. Engelli geçidi hatalı park yüzünden kapalı olunca engelli vatandaşın yardımına çevredeki vatandaşlar koştu.
    Yozgat’ta engellilerin yaşamını kolaylaştırması için kaldırımlara yapılan engelli yürüyüş alanları geçişini kapatacak şekilde park edilen otomobil vatandaşların tepkisini çekti.
    Yimpaş güzergahından Lise Caddesine akülü aracıyla gitmek isteyen Fuat Çetiner isimli engelli vatandaş, kaldırımın bitiş güzergahı engelli geçidine hatalı park yüzünden kapatılmasıyla kaldırımdan inebilmek için çeşitli yollar aradı.
    Engelli vatandaşın çaresizliğini gören çevredeki duyarlı vatandaşlar akülü aracı tutarak kucaklarında kaldırımdan indirdiler. Bebek arabasıyla gezintiye çıkan bazı vatandaşlarda hatalı park yüzünden yoldan geçemedi.
    Fuat Çetiner, yapılan davranışın son derece yanlış olduğunu vurgulayarak, “Buraya bu otomobili çeken araç sahibi hiç mi düşünmedi engellilerin geçiş yolunu kapattığını?
    Kaldırım yüksek benim bu akülü arabayla başka bir yerden geçme şansım yok. Tek geçiş yolum burası ve burayı da bilinçsizce park etmiş.
    Sürekli televizyonlarda haberlerde ve sosyal medyada bu görüntülerin olmaması için uyarılarda bulunuluyor ama buna rağmen yinede böyle bilinçsizce hatalı park yapılıyor.”diye tepkisini dile getirdi.
    Çetiner’in kaldırımdan inmesine yardım eden Fatih Kara isimli vatandaşta sürücülerin araçlarını park ederken özellikle engelli park alanı yada geçişi olup olmadığına dikkat etmesi gerektiğini söyledi.
    Kara, “Engelli kardeşimizin kalabalık olan bu cadde üzerindeki kaldırımda gitmesi bizim kendisine yardım etmemizi sağladı.
    Kimse olmasaydı peki bu kaldırımdan bu engelli kardeşimiz nasıl inecekti.
    Aracını buraya park eden kişi bunu düşünmedi mi? Sadece engelliler değil buradan bebek arabası ile geçen ailelerde zorluk yaşamışlardır. Çünkü kaldırım yüksek ve belediyemiz bunu düşündüğü için engelli geçiş yolu yapmış.
    Araç sahiplerinin bu konularda daha duyarlı olmaya davet ediyoruz.”diye konuştu.
    Diğer vatandaşlarda benzer ifadeler kullanarak hatalı park yaparak engelli geçişini kapanmasına tepki gösterdi.

     

     

     

  • ÇAMLIK YOZGAT İÇİN NE İFADE EDER

    ÇAMLIK YOZGAT İÇİN NE İFADE EDER

    Herkes tarafından bilinir…

    Çamlık, Türkiye’nin ilk milli parkıdır. Peki, Milli Parkın Yozgat’a bir faydası var mıdır?

    Ya da bu soruyu şöyle soralım; Yozgat, Çamlık Milli Parkından istifade edebilmek için bir şey yapmış mıdır?

    Bu soruları çoğaltmak mümkündür…

    Çünkü Türkiye’de bildiğim kadarıyla 41,  dünyada 6 binden fazla Milli Park bulunmaktadır. Türkiye’deki Milli parklar arasında en garibi, en sahipsizi ve sosyal donatılardan en mahrumu Çamlık Milli Parkıdır…

    Çamlık Milli Parkı için şimdiye kadar birçok plan, proje hazırlandı, hiçbirisi hayata geçirilemedi… Bugün dahi içinde birkaç piknik alanı, alakasız birkaç binadan başka bir şey yapılamadı, yapmadılar, yaptırmadılar…

    Daha bir süre öncesine kadar Çamlığa giden bir kimse, oturup bir bardak çay içecek yer bulamazdı. Şimdi ise ilgili kurum Orman ve Su işleri Bakanlığı 9. Bölge Müdürlüğü Yozgat Şube Müdürlüğü tarafından Yozgat çamlığı milli parkı ve fatih tabiat parkı ziyaretçi yönetim planı hazırlanmak üzere çalışma başlatıldı, bu konuda bilgilendirme ve değerlendirme toplantısı yapıldı.

    Yozgat Çamlığı Milli Parkı ve Fatih Tabiat Parkı’nın geleceği adına önemli kararlar alınırken Çamlığın koruma, kullanma, dengesinin en iyi şeklide sağlanması ve ziyaretçi etkilerinden kaynaklanan sorunlara engel olmak ve soruların etkisini azaltmak için alınacak tedbirler konuşuldu.
    Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Yozgat Valisi Şükrü Çakır, “Yozgat’ın gözbebeği herkesin çok iyi bildiği tescilli Çamlık Milli Parkımızın ve onun yanında yeniden kurulmuş olan Fatih Tabiat Parkımızın ziyaretçi planlamasının yapılması için bir çalıştay düzenledik. Bu çalıştayın bugün son netice planını görüşerek olgun hale getireceğiz.
    Çamlık Milli Parkı Yozgat için bir Reşat Altın gibidir. Klasik bir değerdir. Bu değeri iyi korumak ve sürdürülebilir, turizme katmak gerekiyor. Bugün esnaflarımız, otellerimiz turistler hemen akın akın gelsin bizlerde faydalanalım düşüncesi içerisindeler. Bu açık bir şekilde ifade edilmese de biz bunu görüyoruz. Biz çok değerli olan turizm bölgelerimizi hemen ortalığa çıkartıp harcatmak istemiyoruz. Bilimsel bir şekilde uzman arkadaşlarımızın, katkıları ile ziyaretçi yönetim planı oluşturuyoruz. Daha sonradan ben görmedim duymadım haberim yoktu denilebilecek eleştirilerin önüne geçmek istiyoruz. Bugün herkes konuşacak. Mantıklı olanı biz zaten yaparız. Bu konuda 9.Bölge Müdürlüğü’nden katılan uzmanlar var. Kendi şubemizden uzmanlarımız var. Herkesin geçmişinde hatıraları bulunan Çamlık’ın uzun ve sürdürülebilir bir şekilde turizme kazandırılması gerektiğine inanıyorum. İnşallah çalıştay sonucunda böyle bir plan elimize geçecek. Biz Çamlığı korumak istiyoruz. Kıskanmadan dışarıya açmak zorundayız. 400 yıllık çamlarımız mevcut. Demek ki daha önce ki nesillerimizin de bu çamların korunmasında bir katkısı var. Günü birlik iştahlarla harcamamalıyız. İyi planlarımızın olması gerekiyor. Hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” dedi.

    Burada son cümle olarak bir ekleme yapmam gerekiyor, bu çalışmaların sonu da bundan öncekiler gibi olmaz, atılan adımlardan bir sonuç ortaya çıkmasını bekliyorum.

  • MECLİSE TAŞINAN YOZGAT

    MECLİSE TAŞINAN YOZGAT

    Yozgat’ın sorunları bir kez daha Türkiye Büyük Millet Meclisine taşındı… Bu sefer Kayseri CHP Milletvekili Çetin Arık, Yozgat’ın önemli bir İl olduğunu belirterek, tespit ettiği sorunların çözümünü hızlandırmak için gayret gösterdi.

    Bu konu dün sosyal medya üzerinden ve yazılı basın tarafından desteklendi… Bu konuyu önemsediğim için haberin detayına bir kez daha göz atalım istedim.

    Cumhuriyet Halk Partisi Kayseri Milletvekili Çetin Arık, Yozgat’ı meclise taşıdı. Yozgat’ın hızla göç verdiğine dikkat çeken Arık, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Yozgat’ın kalkınması için neler yapılması gerektiğinin incelenmesi için araştırma komisyonu kurulması için önerge verdi.

    CHP Kayseri Milletvekili Çetin Arık, Yozgat’ın sorunlarını TBMM gündemine taşıyor. Türkiye’nin önemli tahıl merkezlerinden biri olmasına rağmen Yozgat’ın hızla göç verdiğine dikkat çekerek, Yozgat’ın geri kalmışlığının incelenmesi ve kalkınması için atılacak adımların tespiti için TBMM Başkanlığı’na Araştırma önergesi verdi. Arık, Araştırma Komisyonu kurulması için TBMM Başkanlığı’na sunduğu önergede, “Yüzölçümü bakımından Türkiye’nin 14. büyük ili olan Yozgat, önüne geçilemeyen göç nedeniyle hızla kan kaybetmektedir. 2000 yılında 682 bin 919 olan kentin nüfusu 2017 yılına gelindiğinde yaklaşık yüzde 40’lar seviyesinde bir nüfus kaybı yaşanarak 421 bin 41 kişi olmuştur. Ülkemizin önemli tarım merkezlerinden biri olan Yozgat’ın bir pilot bölge olarak seçilerek, göçün önlenmesine yönelik atılacak adınlar Türkiye’nin son yıllarda karşı karşıya kaldığı tarım ve hayvancılık konusundaki sorunlarının çözümünün önünü açacaktır. Bu amaçla Yozgat’ın göç kaybının önlenmesi ve kalkınması için atılacak adımların araştırılmasında yarar vardır” dedi.
    Önergesinde Yozgat’ın tarihi ve lojistik önemine de dikkat çeken Arık, önergesinde şu görüşlere yer verdi: “2000 yılında 682 bin 919 olan kentin nüfusu 2017 yılına gelindiğinde 421 bin 41 kişiye gerilemiştir. Bunun yanı sıra Yozgat, nüfus piramidi açısından Türkiye ortalamasından daha yaşlı bir görünüm sergilemektedir. Zira genç nüfus istihdam olanakları nedeniyle başka kentlere göç ediyor. Bu durum kentin ekonomisinde lokomotif sektör olarak dikkat çeken tarım ve hayvancılık sektörünü de olumsuz olarak etkilemektedir. Yozgat merkez gibi ilçelerde de göç ve işsizlik en büyük sorun olarak dikkat çekiyor. Buna karşılık ülkemizde tarım ve hayvancılık konusunda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Başta tarım ve hayvancılık olmak üzere Yozgat’ın kalkınması için atılacak adımların belirlenmesi Yozgat’a olduğu kadar ülkemize de önemli katkılar sunacaktır. Araştırma komisyonu ile Yozgat ilimizin sorunları ve çözüm yolları büyüteç altına alınacak, İç Anadolu’nun önemli kentlerinden biri kendi kaderine terk edilmemiş olacaktır.”

  • ÇEDAŞ MUHTARLARI BİLGİLENDİRDİ

    ÇEDAŞ MUHTARLARI BİLGİLENDİRDİ

    Bundan birkaç yıl ya da 3-5 yıl önce rüzgâr esse, sağanak şekilde yağmur yağsa saatlerce karanlığa mahkûm olurduk…

    Ya da şiddetli şekilde kar yağdığında veya fırtına olduğunda şehir merkezinde gün boyu devam eden elektrik kesintisi, kırsal bölgelerde birkaç gün devam ederdi…

    Bugün meselenin güzel tarafı ise benzer durumlar yaşanmıyor, olağan üstü durumlar dışında elektrik kesintisi pek olmuyor.

    Bazı önemli kurumlar gibi 2010 yılından sonra sistem tarafından özelleştirilen kurumlar arasında yer alan Çamlıbel Elektrik Dağıtım Kurumu, bir taraftan para kazanırken, bir taraftan da vatandaşa kaliteli hizmet vermeyi sürdürdü.

    Kapımıza gelen elektrik faturaları zaman zaman bizleri kızdırmış olsa da, elektriksiz bir hayat düşmek neredeyse mümkün olmayan bir zaman diliminde yaşıyoruz.

    Elektrik alt yapı çalışmaları konusunda en çok mahalle muhtarları muzdariptir. Vatandaştan gelen şikayetler zaman zaman kurum ile muhtarları karşı karşıya getirir.

    Bu konuda birkaç hafta önce Çadırardıç köyü muhtarı Çelebi Bey çok dertli. Yozgat’ın en uzak köyünde yaşamak kolay değil, gelişen teknolojiye bakarak vatandaş haklı olarak şehirde yaşayanlar gibi aynı hizmeti bekliyor.

    Bu konuda ÇEDAŞ Genel Müdürü Ahmet Sait Akboğa, Yozgat Muhtarlar Derneği üyeleri ile bir araya gelerek kurumun yatırım ve çalışmaları hakkında bilgiler verdi.

    ÇEDAŞ’ın 2017 yılı yatırım çalışmalarının değerlendirildiği toplantıda ayrıca 2018 yılında planlanan yatırım çalışmaları için muhtarların talepleri alındı.
    ÇEDAŞ Genel Müdürü Ahmet Sait Akboğa, Yozgat İl İşletme Müdürü Mustafa Yılmaz ve Yozgat Muhtarlar Derneği üyelerinin katılımı ile gerçekleştirilen toplantıda programın açılış konuşması Muhtarlar Derneği Başkanı Abbas Ergül tarafından yapıldı. Ergül, ÇEDAŞ’ın sorunların giderilmesi için hassasiyet gösterdiğini söyledi.
    ÇEDAŞ Genel Müdürü Ahmet Sait Akboğa daha sonra 2017 yılı yatırım çalışmaları hakkında sunum yaptı. Genel Müdür Akboğa yaptığı açıklamalarda şirket olarak muhtarları önemsediklerini söyleyerek muhtarlar için kurulan istek hatlarından sorunlarını yetkililere bildirebileceklerini hatırlattı. 2010 yılından itibaren Yozgat’a ciddi yatırımlar yaptıklarını ifade eden Akboğa, 2017 yılı içerisinde ise Yozgat’a 26 milyon 270 bin 654 lira yatırım yaptıklarını vurguladı.
    Konuşmaların ardından ÇEDAŞ Genel Müdürü Ahmet Sait Akboğa, muhtarlara plaket verdi ve muhtarların taleplerini almaya yönelik form dolduruldu.

     

  • TANITIM ÇALIŞMALARI ÜZERİNE…

    TANITIM ÇALIŞMALARI ÜZERİNE…

    Ne yaparsanız yapın, yaptığınız işin doğru şekilde pazarlamasını, tanıtımını yapamazsanız, bir sonuç elde etmeniz mümkün değildir.

    Bu durum bana göre Yozgat’ın en önemli sorunlarından birisidir. Yozgat öteden beri tanıtım sorunu yaşıyor, sahip olunan değerlerin belki alt yapısı yok ama bunları pazarlayacak, doğru şekilde tanıtımını yapacak bir çalışmadan yoksun olduğumuzu hatırlatmak isterim.

    Şehir merkezi ile iç içe bulunan Çamlık bugüne kadar doğru şekilde tanıtılamadığı için şehri bir katkısı olmadı…

    Çamlık Milli Parkından daha kötü durumda olan benzer yerler bugün turizm patlaması yaşarken, ekonomiye de büyük katkı sunmaktadır.

    Aynı şekilde Sorgun’da, Sarıkaya’da, Boğazlıyan’da, Aydıncık’ta, Saraykent’te, Kazankaya’da ve diğer ilçelerimizde bulunan doğa harikası yerler maalesef kaderi ile baş başa bir hayat yaşıyor.

    Bu konuda olumlu yönden dikkat çeken bir örnekle sohbete devam edelim… Sarıkaya Belediyesi son zamanlarda tanıtımı profesyonelce yapmaya başladı.

    Belediye Başkanı Ömer Açıkel ile başlayan tanıtım dönemi bugün hız kesmeden devam ediyor… En son İlçenin doğa, turizm, sosyal ve kültürel değerlerini içine alan bir müzik klipi filmi çekimi yapıldı.

    Bu çalışmanın sosyal medyada izlenme rekoru kırdığını söylersem yapılan çalışmanın hem hakkını teslim etmiş hem de ortaya konan emeğe katkı sunmuş olacağımı biliyorum.

    Tanıtım klibinde Yozgat’ın yöresel türkülerinden “Burçak Tarlası” seslendirmesini 11 kişilik “Ses Ver Sus” türkü grubu seslendirdi.

    Bu türkünün her bir bölümü Sarıkaya’nın karış karış dolaşılarak seslendirilmesi, seçilen yerlerin güzelliğini ve özelliğini ortaya koymaktadır.

    Sarıkaya Belediyesi ve Belediye Başkanı Ömer Açıkel’in yapmış olduğu bu çalışma bana göre örnek alınacak bir çalışma olmuş…

    Çünkü İlçede bulunan Roma Hamamı ve tarihi yerlerin tanıtımına inanılmaz bir katkı sunmuş olmalıdır.

    Bu çalışmayı başta merkez olmak üzere İl genelindeki belediyelerin sürdürmesi Yozgat’ın bütün olarak gerçek ve kalıcı bir tanıtımını sağlayacaktır.

  • HUZUREVLERİ VE KÜLTÜRÜMÜZ

    HUZUREVLERİ VE KÜLTÜRÜMÜZ

    Kültürümüzde, örf, adet, gelenek, görenek ve toplum aile yapısında Huzurevleri var mı? Olmadığını biliyorum ama toplum olarak gelinen nokta itibariyle bu tür yapılanmalara ihtiyaç duyulduğunu düşünüyorum…

    Günümüzde büyük aileler küçüldü, küçük aileler ise deyim yerindeyse yok oldu. Eskiden bu toplum müstakil ve tek kat üzerine çok odalı evlerdeki yaşam kültürü hayat bulurdu. Şimdi ise, üst üste kimisi 10, kimisi 20, kimisi 40 kat binalarda yaşamlar devam ediyor.

    Eskiden büyük ya da küçük değişmeyen aile yapısında hemen her evde aile reisi dışında en az bir büyük bulunduğu söylenirdi…

    Bugün aynı şeyleri söylemek pek mümkün olmadığı için bu konuda hem devlet hem de vatandaş bir şeyler yapmak durumunda kalıyor.

    Konumuzla ilgili bir çalışmayı paylaşacağım; Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesine bağlı Abdilli köyünden 36 yıl önce İstanbul’a göç eden ve 2006 yılında PTT’den emekli olan 76 yaşındaki Cihan Öztürk, köyünde yalnız yaşayan yaşlıların daha rahat ortamda hayat sürmeleri amacıyla anne ve babasının ismini verdiği 6 kişilik Zahide ve Yusuf Öztürk Huzurevi’ni inşa ettirdi.
    Köyü ile bağlarını kesmeyen, okullar için 3 bin kitap toplayan, emekli olduğu Beyoğlu PTT’sinin önüne bayrak direği diktiren Öztürk, sosyal çalışmalarına huzurevini de ekledi.
    Emekli olduktan sonra Galatasaray Müzesi’nde çalışmaya başlayan Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, göç ettikten sonra köyü ile bağlarını hiç koparmadığını söyledi.
    Gençlerin göç etmesinden dolayı genelde köylerde yaşlıların kaldığını, birçoğunun da tek başına hayatlarını sürdürdüğünü ifade eden Öztürk, “Genelde evlerin fiziki şartları iyi değil. Bu sebeple ben de yaşlıların kalabilecekleri fiziki şartları iyi olan bir huzurevi yaptırdım. 6 kişinin yaşayabileceği huzurevi tamamlandı. Huzurevinin yatak, yorgan, mutfak eşyası, çamaşır makinesi, buzdolabı, fırın, televizyon gibi bütün ihtiyaçlarını tamamladım.” dedi.
    Öztürk, burada kalacak yaşlıların birbirleriyle arkadaşlık edeceklerini anlatarak, “Burada kalacak insanlar yaşlılık maaşlarıyla görevli çalıştıracak, yemekleri pişecek, çamaşırları yıkanacak, temizlikleri yapılacak, rahat bir ömür sürecekler.” ifadelerini kullandı.
    Yaptığı bu çalışmanın diğer köylere de örnek olmasını dileyen Öztürk, “Bu düşüncem diğer köylere de örnek olabilir. Her köyde yalnız yaşayan yaşlılar var. Bu şekilde huzurevi yapılırsa onlar da rahata kavuşmuş olur.” dedi.
    Köy halkından Mehmet Yılmaz, huzurevi yapılmasına memnun olduklarını belirtti. Dışarı göç verdiği için köyde yaşlıların kaldığını anlatan Yılmaz, “Yalnız yaşayan yaşlılarımız için çok iyi oldu. Belki ileride yaşlanınca bizler de kalırız. Cihan amcaya yaptığı hizmetinden dolayı teşekkür ediyoruz.” dedi.
    Mustafa Çankaya da köyde kalan yaşlıların özellikle kış aylarında çok sıkıntı çektiğini belirterek, “Yaşlılar yalnız kalıyor, mağdur oluyorlar. Böyle bir huzurevi aktif hale gelirse, yaşlı insanlarımız bu sıkıntıdan kurtulur. Devletimiz de katkı sağlarsa çok iyi olur.”

  • KARABACAK KARDEŞLER TEŞVİK EDİLMELİ

    KARABACAK KARDEŞLER TEŞVİK EDİLMELİ

    Atalar “Marifet İltifata Tabidir” derken, çalışan ve üreten insanların hakkını teslim etmeyi unutmamışlar…

    Dikkatinizi çekmiş olacağını tahmin ediyorum, geçenlerde gazetelere yansıyan bir haberde Yozgatlı üç kardeşin yapmış olduğu icat anlatıldı…

    Bu Haberde şu bilgiler yer aldı:

    Yozgat Teknoloji Noktası (YTN Bilgisayar) olarak ilde 20 yıldır bilgisayar tamiratı üzerine faaliyetini sürdüren Mustafa, Şemsettin ve Devriş Karabacak kardeşler, yaklaşık 5 yıldır üzerinde çalıştıkları bir projeyi tamamlayarak ısınmada bilgisayardan daha az elektrik sarfiyatı kullanımı ile geliştirdikleri sistemi hizmete soktu.
    Sistemin çevre dostu olması ve tesisat kurulum derdi olmaması vatandaşlar açısından daha cazip hale geliyor.
    Mustafa Karabacak, yaptığı açıklamada, tamamen kendilerinin geliştirdikleri bir sistemle ısınmada yüzde 70’e varan tasarruf sağladıklarını belirtti.
    Alüminyum ve diğer materyalleri bir araya getirerek geliştirdikleri bir sistem üzerinde 5 yıldır Ar-Ge çalışması yaptıklarını ifade eden Karabacak,”Uzun uğraşlar sonucu nihayet ısınmada oldukça tasarruf sağlayacak ısıtıcımızı tamamlayarak faydalanmaya başladık. Kendi denemelerimizi yaptık ve günün 24 saatinde çalışması halinde bir bilgisayardan daha az elektrik tükettiğini tespit ettik.
    Vatandaşımız evinde elektrikli ısıtıcı kullandığında aylık yüklü miktarda fatura öderken bizim geliştirdiğimiz sistem sayesinde bir küçük lamba gideri kadar ancak elektrik sarfiyatı olacak. Kısacası az enerji ile daha verimli ısınma sağlamış olacağız.”dedi.

    Katı yakıtlara ve doğalgaza göre daha fazla tasarruf sağladığını belirten Karabacak, “Sistem üzerinde uzun zamandır çalışmalar yaptık ve denemeler sonucunda yüzde 70’e yakın enerji tasarrufu ve ısı verimliliği sağladık. Yozgat’ta kış aylarında ısınma giderleri çok fazla olduğu, doğalgaz ve elektrik giderlerinin son yıllarda fark edilir bir yükselişte olması vatandaşlarımızı da ısınmada farklı arayışlara itiyor.
    Bizde bu kapsamda vatandaşlarımızın tasarruf sağlayarak ısınmadan verim almaları için normal bir masaüstü bilgisayardan daha az elektrik harcayan katı yakıtlara ve doğalgaza göre daha tasarruflu olan elektrikli ısıtıcımızı geliştirdik. Şuan için Patent işlemleri sürüyor. Almak isteyen ya da merak eden vatandaşlarımız firmamıza gelerek ısıtıcımızı inceleyebilir ve detaylı bilgi alabilir.”

    Sonuç olarak bu çalışmaların gerek kamu tarafından gerekse kurumsal kuruluşları tarafından takibe alınarak desteklenmesi gerekiyor.

  • GEÇİM ŞARTLARI VE PAHALILIK

    GEÇİM ŞARTLARI VE PAHALILIK

    Geçen hafta bulunduğum bir sohbet ortamında “Yozgat çok pahalı, geçinmek gerçekten çok zor” dedi arkadaşlar.

    Sonra herkes bir tespit yaptı…

    Kimisi “su bedeli” üzerinden, kimisi “araç yakıtları” üzerinden, kimisi “ev kiraları ve ev fiyatları” üzerinden, kimisi “gıdadaki” artışlara dikkat çekti…

    Bu konuda altı yaptığım haberi vereyim sonra konuşalım…

    Yozgat insanının özellikle akaryakıt, kullandığı su konusunda hem ilçelerinin hem de çevre illerin çok çok üzerinde bir ücret ödemesi artık insanları çileden çıkardı. Buna bir de simit, çay paralarının da eklenmesi ile birlikte her gün cebinden fazladan para çıkan vatandaş buna bir denetim getirilmesini yetkililerden talep etmeye başladılar.

    Anadolu’nun tam ortasında olmasına rağmen Yozgat özellikle akaryakıt satışlarının en pahalı yapıldığı illerden biri olarak dikkat çekiyor.

    Yozgat’tan Ankara’ya yola çıkan bir vatandaş ucuz benzin, mazot ya da gaz almak için eğer deposu boş değilse büyük ihtimalle Kırıkkale’yi tercih ediyor. Yozgat merkezde LPG fiyatları 2.87 ile 2.90 TL arasında değişirken bu fiyatların Sorgun’da 10 ila 20 kuruş, zaman zaman 40, Kırıkkale’de ise 50 kuruşa yakın aşağılarda seyretmesi sürücüleri farklı çareler aramaya yöneltti.

    Yozgat merkezde LPG fiyatlarının ilçelere göre yüksek olmasına bir anlam veremeyen sürücüler, zaman zaman Sorgun ilçesine giderek deposunu doldururken, Ankara’ya gidenler büyük ölçüde tercihini Kırıkkale’deki akaryakıt istasyonlarından yana kullanıyor. Normalde rafineri uzaklığına göre Sorgun’dan daha ucuz olması gereken Yozgat’ta LPG’nin ve akaryakatın daha pahalı olmasına anlam veremeyen sürücüler, bu şanssızlığın birçok alanda yaşandığına dikkat çekti. Motorinde ve benzinde de aynı şanssızlığı yaşayan Yozgatlı sürücülerin litre başına 40 zaman zaman da 60 kuruş arasında fark ödemesi, fiyatlardaki ikilemi iyiden iyiye günyüzüne çıkardı.

    Yozgat’ta pahalılık sadece akaryakıtla bitmiyor. Çevre illere göre kullandığı suya 1 TL’ye yakın fazla para ödeyen Yozgat’ta simit ve çayın dahi yüksek fiyattan satışa sunulması, enayi yerine mi konuyoruz eleştirilerini gündeme getirdi. Meslek kuruluşlarından ya da Belediyeden bu konuda denetim yapmasını bekleyen vatandaş, serbest piyasa denilerek Yozgat insanının her gün cebinden haksız para çıkmasına artık göz yumulmamasını talep etti.

    Üç yıl önce durum böyle idi. Peki, şimdi nasıl: Akaryakıt fiyatları ile başlayalım benzin ve motorin beş lirayı geçti. LPG dört liraya dayandı. Bir ton suyun fiyatı 3 lira, ekmek bir lira oldu. Bir koli yumurta 10 liradan aşağı satılmıyor.

    İşçi, Emekli ve Memur maaşlarına yapılan zam oranı 3 ya da 5’ten yükseğe çıkmadı henüz. Asgari ücret bin 404 TL.

    Yozgat’ta ev kiraları ortalama beş yüzden aşağı değil, 4 nüfuslu bir ailenin oturabileceği bir ev kirası ise 600’den başlıyor, hesap ortada, bu şartlarda Yozgat sanıldığı gibi dar gelirli bir ailenin yaşayacağı şehir olmaktan çoktan çıkmış durumdadır.