Kategori: Köşe Yazıları

  • DENETİMLER DAHA SIKI YAPILACAK

    DENETİMLER DAHA SIKI YAPILACAK

     

     

    Yozgat Çevre ve Şehircilik İl Müdürü İbrahim Tamer, kış mevsiminde ortaya çıkan hava kirliliğinin önüne geçilmesi amacıyla etkin denetimler yapılacağını söyledi.

    Bu konuda birkaç yazı kaleme aldığımı öncelikle hatırlatmakta fayda görüyorum…

    Her ne kadar Hava Kirliliği Yozgat’ın derdi gibi görünse de bu sorun ülkemizin, hatta dünyanın sorunu haline gelmiştir.

    Daha öncede ifade ettiğim üzere Dünya Sağlık Örgütü bu konuda ciddi çalışmalar yapmaktadır.

    Uzmanlar tarafından Dünya’da her yıl 7 milyondan fazla insanın hava kirliliği nedeniyle hayatını kaybettiği açıklanırken, hava kirliliğinin Avrupa’da da her yıl yaklaşık 400 bin kişinin erken ölümüne yol açıyor.

    Bu konuda Dünya Sağlık Örgütü verilerinde yer alan bilgilere göre, Türkiye genelinde Çankırı hava kirliliği limitinin altında değerlere sahip olduğu görülüyor.

    Hava kirliliğine sebep olan etkenlere bakıldığında ise, en fazla ulaşım, tarım, enerji santralleri, endüstri ve evlerdeki günlük kullanımların sebep olmaktadır.

    Dünya Sağlık Örgütü’nün çapı 2,5 mikron ve altında olan partikül madde hesabına dayanarak yaptığı çalışmaya göre dünyanın en kirli şehirleri Hindistan ve Çin’de yer alırken Avrupa’da hava kirliliği dendiğinde ise Türkiye’deki şehirlerin ön plana çıkması tehlikenin giderek arttığını göstermektedir.

    Avrupa’da hava kirliliğinin en çok yaşandığı ilk 10 şehirden sekizinin Türkiye’de yer almaktadır.

    Bu çerçevede Yozgat Çevre ve Şehircilik İl Müdürü İbrahim Tamer, kış mevsiminde ortaya çıkan hava kirliliğinin önüne geçmek için etkin denetimler yapılacağını hatırlattı.

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ısınmadan kaynaklanan hava kirliliğinin kontrolü için yaptırımlar uygulayacak. Sıkı denetim planlayan Bakanlık İl Müdürlüklerini uyararak, hava kirliliğine karşı kontrollerini artırmalarını istedi.
    Yozgat Çevre ve Şehircilik İl Müdürü İbrahim Tamer, ısınmadan kaynaklanan hava kirliliğinin kontrolüne yönelik düzenlemeleri hatırlatarak, “konut, toplu konut, kooperatif, site, okul, üniversite, hastane, resmi daireler, işyerleri, sosyal dinlenme tesisleri, sanayi ve benzeri yerlerde ısınma amaçlı kullanılan yakma tesislerinden kaynaklanan is, duman, toz, gaz, buhar ve aerosol halinde dış havaya atılan kirleticilerin hava kalitesi üzerindeki olumsuz etkileri azaltılacak ve etkin şekilde denetlenecek ”dedi.
    Bu amaç doğrultusunda, özellikle ısınmada kullanılan katı yakıtların özellikleri ile yakıtların üretimi, torbalanması, dağıtımı, satışı ve bu yakıtların kullanıldığı yakma tesisleri ile ilgili esaslar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından belirleniyor.
    İl Müdürü Tamer, “Kritik meteorolojik şartların oluştuğu veya hava kirliliğinin artış gösterdiği bölgelerde, il mahalli çevre kurullarınca insan ve çevresi üzerinde meydana gelecek zararlara karşı; ısınma amaçlı katı, sıvı ve gaz yakıtlı yakma tesislerinin çalışma saatlerini düzenleyebilir, daha kaliteli katı ve sıvı yakıtların kullanılması yönünde yeni düzenlemeler yapabiliyor” dedi.

  • DAVET ÜSTÜNE DAVET!

    DAVET ÜSTÜNE DAVET!

     

    Adet olduğu üzere ortada bir sorun yoksa yapılan davete her zaman icabet etmek farzdır. Örf, adet, gelenek ve göreneklerimiz bunu tavsiye eder…

    Fakat günümüz şartlarında davetler ya yerini bulmuyor ya da karşılık görmüyor ama istesek de, istemesek de hepimizin bir şekilde kapısını çalmak durumunda kaldığımız bir Kurum var ki; davet bu kurumdan yapılmaktadır…

    Medyayı takip edenler anlatmak istediğimi tahmin etmişlerdir ama yine de anlatmak bize gereğini yapmak ya da yapmamak size kalmış…

    Elektrik dağıtım kurumundan bahsediyorum kısa adı ÇEDAŞ, elektrik dağıtım hizmeti verdiği Yozgat, Sivas ve Tokat’taki abonelerine ‘Bilginizi güncelleyin, sahip olduğunuz hak ve fırsatları kaçırmayın’ çağrısında bulundu.

    Yapılan çağrıyı bir de buradan sizlerle paylaşayım istedim: ÇEDAŞ, elektrik dağıtım hizmeti verdiği Sivas, Tokat ve Yozgat’taki abonelerine ‘Bilginizi güncelleyin, sahip olduğunuz hak ve fırsatları kaçırmayın’ çağrısında bulundu
    ÇEDAŞ, elektrik dağıtım hizmeti verdiği Sivas, Tokat ve Yozgat’taki abonelerine ‘Bilginizi güncelleyin, sahip olduğunuz hak ve fırsatları kaçırmayın’ çağrısında bulundu.
    Çamlıbel Elektrik Dağıtım AŞ (ÇEDAŞ), elektrik aboneliği kendi üzerinde bulunmayan ya da bilgileri eksik ve eski olan tüketicilerine, sahip oldukları hak ve fırsatlardan yararlanabilmeleri için ‘bilgi güncelleme kampanyası’ başlattı. Sivas, Tokat ve Yozgat’ta 930 bin aboneye elektrik dağıtım hizmeti veren ÇEDAŞ, bilgi güncelleme için tüm kanalları ile tüketicilerin hizmetinde olduğunu duyurdu. Elektrik aboneliğini kendi üzerine almak ve bilgilerini güncellemek için tüketicilerin, ÇEDAŞ’ın Genel Müdürlük binasında bulunan Enerji Masası’na, ALO 186 ve 0 552 186 0 186 numaralı WhatsApp Destek Hattı’na başvurabilecekleri belirtildi.

    Konuyla ilgili olarak açıklama yapan ÇEDAŞ Genel Müdürü Ahmet Sait Akboğa, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) çıkardığı yönetmeliklerle elektrik abonelerine bir takım hak ve fırsatların sağlandığına işaret ederek, “Ancak burada en önemli şart, aboneliğin kullanıcının kendi üzerinde olması. Yine şirketimiz tarafından sunulan fırsatlar, arıza, planlı ve plansız kesintilerden haberdar olması için de abonemiz bilgilerini güncellemeli. Müşteri memnuniyeti odaklı çalışan bir şirket olarak, abonelerimizin mağduriyet yaşamaması, kendisine sunulan fırsatlardan haberdar olması için bölgemizde bir kampanya başlattık. Gelin bilginizi güncelleyin, güncel bilgilerden haberiniz olsun diyoruz” dedi.

    Tavsiyem odur ki; Böyle bir daveti aslında geri çevirmemek gerekir çünkü zaman zaman bazı şikayetler kulağımıza kadar geliyor, bu şikayetlerin asıl muhatabı şimdi bir davet yapmış, gidip her şeyi açık açık konuşmak vakti değil midir?

     

  • ÇEVRE TEMİZLİĞİ  ÜZERİNE…

    ÇEVRE TEMİZLİĞİ ÜZERİNE…

    Yozgat daha önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da kış mevsimi yaklaşamaya başlarken, çevre temizliği yine problem olacak gibi görünüyor…
    Henüz kar yağmamış, yollar kapanmamış, ortalık ne yaş, ne çamur olmamışken, Belediye Temizlik İşleri Müdürü Ömer Duyar, ilde bazı mahallelerde soba küllerinin söndürülmeden çöp konteynırlarına döküldüğünü belirterek, konteynırın içerisinde diğer atıklar olduğu için yanarak konteynıra zarar verdiğini söyledi.
    Vatandaş olarak bu konuda artık daha duyarlı davranmak gerekmez mi? Her yıl aynı sorunu yaşamak zorunda mıyız?
    Merak ediyorum toplum olarak çevremize bu kadar vurdumduymaz davranmaktan ne zaman vazgeçeceğiz… Hatırlatmak isterim yapılan yanlışların veya kirletilen çevremizin temizlenmesi için bir bedel ödenmektedir. Hiç düşündünüz mü? Bu bedelin faturasını kim ya da kimler ödüyor?
    Belediye Temizlik İşleri Müdürü Ömer Duyar, yaptığı açıklamada Yozgat’ın 26 mahallesinde zaman zaman soba atıklarının çöp konteynırının içine değil dışına döküldüğünü, sıkça rastlanan çöp konteynır dibine dökülen soba küllerinin hem hava hem de çevre kirliliğine de neden olduğunu ifade etti.
    Konteynırın en düşük maliyetinin 500 lira olduğunu vurgulayan Duyar, “Özellikle kenar mahallelerimizde oturan vatandaşlarımız evlerinde soba kullanıyor. Yozgat’ımızın iklim bakımından kışın soğuk ve sert geçiyor. Havaların soğumasıyla birlikte evlerimizde mecburen doğalgaz ya da soba kullanımı da başladı. Vatandaşımız soba külünü söndürmeden konteynıra atmamasını öneriyoruz.
    Çünkü sönmeden çöp konteynırına atılan küller içerideki plastik ya da diğer maddelerinde yanmasına neden oluyor ve konteynıra zarar veriyor ve kullanım süresi daha çabuk bitiyor. Bu da milli servete zarar vermek oluyor ve yine bizlerin cebinden çıkıyor,duyarlı davranmamız gerekir.”dedi.
    Konteynırın dışına dökülen soba küllerini ayrı yerde toplandığını kaydeden Duyar, “ Soba külleriyle diğer atıkları farklı yerlerde topluyoruz. Genelde ev hanımlarımız soba atıklarını dökmekle meşgul, biz yaptığımız tespitlerimizde hep bayanlara rastlıyoruz. Temizlik özellikle kışın daha meşakkatli oluyor.
    İşçilerimiz karla mücadelenin yanında birde söndürülmeyen soba külleriyle uğraşması zaman kaybına yol açtığını söyledi.
    Geçtiğimiz günlerde hava kirliliği konusunda bir yazı okumuştum… Bu yazıda uzmanlar tarafından Dünya’da her yıl 7 milyondan fazla insanın hava kirliliği nedeniyle hayatını kaybettiği açıklanırken, hava kirliliğinin Avrupa’da da her yıl yaklaşık 400 bin kişinin erken ölümüne yol açıyor.
    Avrupa’da hava kirliliğinin en çok yaşandığı ilk 10 şehirden sekizi Türkiye’de yer almaktadır.
    Konuyu toparlayacak olursak, hava kirliliği dünyanın sorunu haline gelirken, teknolojinin yaygınlaşmasıyla büyük şehirlerin en büyük sorunu görüldüğü gibi hava kirliliğidir.

  • SENDİKALI  EĞİTİMCİLER NE DEMEK İSTEDİ

    SENDİKALI EĞİTİMCİLER NE DEMEK İSTEDİ

    Dün gazeteler de bir haber vardı… Konu TEOG, bu konuda Eğitim Bir Sen ve Memur Sen Yozgat Şube Başkanı Kenan Şerefli, Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG), Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı (YGS) ve Lisans Yerleştirme Sınavı’nın (LYS) yerine getirilecek sınav sistemlerinin istişareyle belirlenmesi gerektiğini belirterek, sistemli, planlı ve istişareye dayanmayan hiçbir projenin başarılı olmadığını söyledi.
    Cumhurbaşkanı TEOG sınavını doğru bulmuyorum dedi. Hatta Üniversitelere giriş sisteminin yanlış olduğuna işaret etmişti…
    Bu mesajı alan Başbakan ve Bakanlar oturup, düşünmeye başladı, konuyu tartıştı, yeni bir çalışma yapılması için harekete geçti…
    TEOG kalktı, sistemde değişiklikler oldu. Öğrencinin ve Velilerin kafası karıştı ama emir büyük yerden olunca vatandaşa boyun eğmek kaldı.
    Şimdi yeni bir tartışma konusu ile karşı karşıyayız. Kafaları karıştıran açıklamayı Eğitim Bir Sen Yozgat Şube Başkanı Kenan Şerefli, beraberinde yönetim kurulu üyeleri ile birlikte Sendika Binasında düzenlediği basın toplantısında yeni sistemi değerlendirerek yaptı.Sistemin eksikliklerinin ne olduğunu paylaşmadan, yerine getirilecek olanı kararlaştırıp olgunlaştırmadan, tüm bunları yaparken de paydaşlarla tartışıp istişare etmeden kurulan sınav sistemlerinin birçok sıkıntıyı da beraber getirdiğini vurgulayan Şerefli, “YKS tatminden TEOG tahminden uzak görünüyor. Eğitim, ülkelerin geleceklerinin şekillenmesinde önemli bir fonksiyona sahiptir” dedi.
    Şerefli daha sonra şunları dedi: “Bilimde, teknolojide, sanatta, edebiyatta gelişen, öncü olan ülkeler incelendiğinde, nitelikli bir eğitim sistemine sahip oldukları görülecektir. İyi bir eğitim, gelişmenin, gelişmiş ülke olmanın, medeniyet kurmanın anahtarıdır. Bunun farkında olan ülkelerin önceliği eğitim olmakta, başarılı insanların yetiştirilmesi için en büyük değer her zaman bu alana verilmektedir.Sistemsiz, plansız ve istişareye dayanmayan hiçbir proje, başarılı olmamıştır, olmaz da. Ülke olarak, yıllardır sancısını, sıkıntısını, stresini yaşadığımız nokta burasıdır.
    Yerel değerlere dayanan evrensel bir eğitim sistemini kuramayışımızın temel sebebi bundan kaynaklanmaktadır. Öğrencileri sürekli başka yönlere kanalize eden, velileri tedirgin eden ve sık sık değiştirilmek zorunda kalınan sınav sistemleri de böyle bir anlayışın ürünüdür. Geçmişte LGS, OKS, SBS, ÖSS, ÖYS, LYS gibi, nice harfleri değişen ama kaderleri değişmeyen sistemler aynı mantığın kısır tezahürüdür.

  • FABRİKALAR KURULACAK

    FABRİKALAR KURULACAK

     

    Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, özel sektör tarafından iki yıl içerisinde Yozgat’a 10’a yakın fabrikanın kurulacağını söyledi.
    İl İstihdam Kurulu Toplantısında konuşan Yurtnaç, özel sektör tarafından iki yıl içerisinde Yozgat’a 10’a yakın fabrikanın kurulacağını belirterek, fabrikaların yurt içinde ve yurt dışında faaliyet gösteren iş adamlarınca yapılacağını belirtti.

    Yozgat’a yatırım yapacak iş adamlarına bürokratik kolaylık sağlayacaklarını dile getiren Yurtnaç, “Devletin ve hükümetin işadamlarına vereceği teşvik ve fırsatları biz kendilerine anlattık. Tüm bunlar ülkedeki ve bu şehirdeki işsizliği önlemek için yönelik gayretlerdir” dedi.

    Konuşmanın son bölümünde önemli bir hatırlatma yapan Vali Kemal Yurtnaç, İlde 13 bin kayıtlı işsiz olduğunu söyledi.

    Vali Yurtnaç’ın da söylediği gibi, bu işsizlerin bir bölümü İŞKUR’un Toplum Yararına Program kapsamında kurumlarda istihdam edilmektedir.

    Fakat yeterli sayıda istihdam alanı olmadığı için işsizlerin büyük bir kısmı yaşamak durumunda olduğu kaderi ile baş başadır.

    İşsizlik meselesi aslında sadece Yozgat’ın sorunu değil, bu konu Türkiye genelinde sorun olmaya devam etmektedir.

    İşsizlikle ilgili rakamlara bakıldığında tek ve çift hane arasında dar bir makas gibi durmuş gibi görünse de aslında sıkıntı daha büyüktür.

    Yaşanan istihdam alanlarındaki sorunlardan kaynaklı olarak her geçen gün biraz daha artan işsizlik konusu Yozgat gibi İl’lerin verdiği göç nedeniyle daha büyük sorunların ortaya çıkmasına sebep teşkil etmektedir.

    Bu konuda Devlet Doğu ve Güney Doğu İl’lerindeki terör olaylarının önünü kesmek amacıyla cazibe merkezi İl’ler oluşturdu.

    Bu İl’lerde fabrikalar kurarak, bölge insanına imkân sağladı. Fabrikalardaki ürünleri de kendisi almak kaydıyla Pazar sorunu yaşanmayacağını garanti altına aldı.

    Mantıklı bir çalışma gibi görünse de, yıllardır ihmal edilmiş bir bölgede bir anda sorunların ortadan kalkacağını beklemek elbette mümkün değil.

    Peki, aynı devlet teröre karşı yapmış olduğu bu çalışmanın bir benzerini terör kadar tehlikeli olan, Yozgat gibi İl’lerin yok olmasına sebep olan GÖÇ’e karşı neden yapmıyor bir türlü anlamış değilim.

    Yozgat’ı temsil eden Milletvekillerinin, memleketin sivil toplum örgütlerinin, şehrin ileri gelenlerinin bu konuda daha duyarlı olması gerekiyor, siyasetçi, sivil toplum sorumlu davranmalı diye düşünüyorum, siz ne dersiniz?

     

  • GÜZEL OLAN HERŞEY  ÇOCUKLAR İÇİN

    GÜZEL OLAN HERŞEY ÇOCUKLAR İÇİN

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı son dönemler de yaptığı çalışmalar ve hazırladığı projelerle toplumun dikkatini çekmeye devam ediyor.
    Geleceğimizin teminatı çocuklar ve gençlerimiz için bütün imkanların sefer edildiğini bir kez daha buradan hatırlatmakta fayda görüyorum.
    Çünkü toplumun desteği, hükümetin katkısı neticesinde bütçenin önemli bir kısmı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının çalışmalarına tahsis edilmektedir.
    Sağlanan imkanlarla Yozgat’ta da Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü bünyesindeki kurumların suç mağduru, suça sürüklenen ve sokakta yaşayan çocuklara, akıl ve bilimin rehberliğinde uluslararası standartlarda ve ülkemizin gerçeklerine uygun hizmet sunuluyor.
    Bu konuda yapılan çalışmaları anlatan İl Müdürü Abdullah Neşeli; “Temel gereksinimlerini karşılamak, fiziksel, duygusal, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını belirleyerek gerekli müdahaleleri gerçekleştirmek, aile ve yakın çevrelerine dönmelerini veya diğer sosyal hizmet modellerine hazır hale gelmelerini sağlamak üzere hizmet vermeyi önemsemekteyiz” dedi.
    Yozgat’ta koruma veya bakım altındaki 148 çocuğun rehabilitasyonun nihai amaç olduğunu ifade eden Neşeli; “Kurumda kaldığı süre içerisinde çocuğun yaşamını normal bir şekilde sürdürebilecek şekilde rehabilite olması ve toplumla bütünleşmesi temel amaçlarımızdandır” dedi.
    Bu amaçların kurumda çalışan sosyal çalışma görevlisinden, bakım personeline şoföründen temizlik alım personellerinin görevlerini önemsemesi ve bilerek davranması, eğitici yaklaşması ile mümkün olacağının altını çizen Neşeli, şunları kaydetti:
    “Biz İl Müdürlüğü olarak çocuklarla birlikte bulunana personellerin eğitiminin gerekli olduğunu Bakanlığımızla istişare ettik ve eğitim düzenlenmesini istedik. Bakanlığımızda İlimizde ilk defa 16 -19 Ekim tarihleri arası İzmir, Hatay ve Urfa dan 4 eğitici ile personelin bilgi ve beceri düzeylerini artıran ANKA Çocuk Destek Programı eğitimlerini düzenledi.
    Bu eğitim programı ile kuruluşlarımızdaki çocukların bireysel farklılıkları ve ihtiyaçları dikkate alınarak hazırlanan ve çocuklarda olumlu tutum ve davranış değişikliği oluşturmayı, olumsuz yaşam deneyimlerinden kaynaklanan örselenme ve davranış bozukluklarını azaltmayı, aile ve sosyal çevreleriyle uyum sağlamalarını amaçlayan psiko-sosyal destek ve müdahale programı dört gündür personelimize anlatıldı. İnşallah bugün bu sertifika programı ile eğitim son bulacak.
    Yozgat’ımızın bilmesini isterim ki çocuk kuruluşlarında çalışan personele yönelik bu eğitimle çocuklar hakkında erken, doğru ve güvenilir risk ve ihtiyaç değerlendirmesi yapılması sağlanacak. Dolayısıyla personelin çocuklara doğru yaklaşması sağlanarak yarın komşumuz veya çalışma arkadaşlarımız olan bu çocukların bulundukları ortama güven ve mutluluk katması örnek kişiler olarak gösterilmesine olanak sağlanacaktır. Sayın Valimiz Kemal Yurtnaç’ın çocuklarımızın hayata çok daha sıkı tutunmaları, bundan sonraki hayatlarını kendi başlarına organize edebilme becerisini kazanmaları, ahlaklı ve başarılı bireyler olarak topluma kazandırılmaları yönündeki emir ve talimatları hassasiyetle yerine getirilecektir.”

  • GÜZEL OLAN HERŞEY ÇOCUKLAR İÇİN

    GÜZEL OLAN HERŞEY ÇOCUKLAR İÇİN

     

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı son dönemler de yaptığı çalışmalar ve hazırladığı projelerle toplumun dikkatini çekmeye devam ediyor.

    Geleceğimizin teminatı çocuklar ve gençlerimiz için bütün imkanların sefer edildiğini bir kez daha buradan hatırlatmakta fayda görüyorum.

    Çünkü toplumun desteği, hükümetin katkısı neticesinde bütçenin önemli bir kısmı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının çalışmalarına tahsis edilmektedir.

    Sağlanan imkanlarla Yozgat’ta da Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü bünyesindeki kurumların suç mağduru, suça sürüklenen ve sokakta yaşayan çocuklara, akıl ve bilimin rehberliğinde uluslararası standartlarda ve ülkemizin gerçeklerine uygun hizmet sunuluyor.

    Bu konuda yapılan çalışmaları anlatan İl Müdürü Abdullah Neşeli; “Temel gereksinimlerini karşılamak, fiziksel, duygusal, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını belirleyerek gerekli müdahaleleri gerçekleştirmek, aile ve yakın çevrelerine dönmelerini veya diğer sosyal hizmet modellerine hazır hale gelmelerini sağlamak üzere hizmet vermeyi önemsemekteyiz” dedi.

    Yozgat’ta koruma veya bakım altındaki 148 çocuğun rehabilitasyonun nihai amaç olduğunu ifade eden Neşeli; “Kurumda kaldığı süre içerisinde çocuğun yaşamını normal bir şekilde sürdürebilecek şekilde rehabilite olması ve toplumla bütünleşmesi temel amaçlarımızdandır” dedi.

    Bu amaçların kurumda çalışan sosyal çalışma görevlisinden, bakım personeline şoföründen temizlik alım personellerinin görevlerini önemsemesi ve bilerek davranması, eğitici yaklaşması ile mümkün olacağının altını çizen Neşeli, şunları kaydetti:

    “Biz İl Müdürlüğü olarak çocuklarla birlikte bulunana personellerin eğitiminin gerekli olduğunu Bakanlığımızla istişare ettik ve eğitim düzenlenmesini istedik. Bakanlığımızda  İlimizde ilk defa 16 -19 Ekim tarihleri arası İzmir, Hatay ve Urfa dan 4 eğitici ile personelin bilgi ve beceri düzeylerini artıran ANKA Çocuk Destek Programı eğitimlerini düzenledi.

    Bu eğitim programı ile kuruluşlarımızdaki çocukların bireysel farklılıkları ve ihtiyaçları dikkate alınarak hazırlanan ve çocuklarda olumlu tutum ve davranış değişikliği oluşturmayı, olumsuz yaşam deneyimlerinden kaynaklanan örselenme ve davranış bozukluklarını azaltmayı, aile ve sosyal çevreleriyle uyum sağlamalarını amaçlayan psiko-sosyal destek ve müdahale programı dört gündür personelimize anlatıldı. İnşallah bugün bu sertifika programı ile eğitim son bulacak.

    Yozgat’ımızın bilmesini isterim ki çocuk kuruluşlarında çalışan personele yönelik bu eğitimle çocuklar hakkında erken, doğru ve güvenilir risk ve ihtiyaç değerlendirmesi yapılması sağlanacak. Dolayısıyla personelin çocuklara doğru yaklaşması sağlanarak yarın komşumuz veya çalışma arkadaşlarımız olan bu çocukların bulundukları ortama güven ve mutluluk katması örnek kişiler olarak gösterilmesine olanak sağlanacaktır. Sayın Valimiz Kemal Yurtnaç’ın çocuklarımızın hayata çok daha sıkı tutunmaları, bundan sonraki hayatlarını kendi başlarına organize edebilme becerisini kazanmaları, ahlaklı ve başarılı bireyler olarak topluma kazandırılmaları yönündeki emir ve talimatları hassasiyetle yerine getirilecektir.”

     

  • JEOTERMAL KAYNAKLAR ÜZERİNE…

    JEOTERMAL KAYNAKLAR ÜZERİNE…

     

    Sorgun Belediye Başkanı Ahmet Şimşek’in ev sahibi olarak üstlendiği “Jeotermal Kaynaklı Belediyeler Birliğinin Ekim ayı olağan meclis toplantısı” geçen hafta yapıldı…

    Birliğin 20. kuruluş yıl dönümü olmasının da toplantıya ayrı bir önem kattığı konuşmacılar tarafından özellikle belirtildi.

    Yoğun bir katılımın olduğunu özellikle söylemeliyim. Sorgun Belediyesi, katılımcılardan birçokları Büyük Şehir Belediye Başkanı olmak üzere 113 Belediye Başkanını misafir etti. “Akdağmadeni ve Yerköy İlçe başkanlıkları da bu toplantı da Jeotermal Kaynaklı Belediyeler Birliği üyesi” oldu.

    İlçe Merkezli yapılan toplantının teknik gezi kırımlarında Yozgat Merkez ve Sarıkaya ilçeleri de yer aldı. Ev sahibi Belediye Başkanı olarak bir konuşma yapan Ahmet Şimşek, Jeotermal Kaynaklı Belediyeler Birliği olarak her yıl 4 meclis toplantısı yapıldığını ve 2017’nin 3’üncü toplantısının Sorgun’da yapılmasına karar verildiğini söyledi.
    Birliğin 20. kuruluş yıl dönümü olmasının da toplantıya ayrı bir önem kattığını vurgulayan Şimşek, “Bugün ilçemizde birliğimize üye 113 belediye başkanını konuk ediyoruz. Bu yıl birliğimize yeni üye olacak Akdağmadeni Belediyesi ile Yerköy Belediyesinin de burada üyeliğe kabul işlemleri yapılacak” dedi.
    Başkan Şimşek konuşmasında Sorgun’da bulunan jeotermal kaynak ve tesisler ile yer altı kaynakları hakkında katılımcılara bilgi verdi.
    Vali Kemal Yurtnaç da Belediye başkanlarına Yozgat’ta yapılan çalışmalarla ilgili ayrıntılı açıklamalarda bulundu.

    Yozgat’ın tarım ve hayvancılığın ileride olduğu bir şehir olduğunu kaydederek, “Tarım ve hayvancılığı desteklememiz lazım. Bunun yanı sıra her sektöre ilave bir sektör de oluşması gerekiyor.

    Yozgat’a ilk geldiğimde baktım ki burada termal kaynaklar var ve bir hedef cümle koyduk. Termal kongre ve spor turizmi için yeni bir şehir oluşturalım dedik. Yozgat’ı bu konuda destekleyelim ve tecrübe paylaşımı konusunda da sizin bu yaptığınız toplantı bizim için çok değerli. Zira Yozgat’ta 7 tane termal kaynağımız var. Biz burada 7 kaynağı artırarak 5-6 tane otel yapıp burayı kongre turizmi şehri haline getirmek istiyoruz.
    Hatta biraz mübalağa ediyoruz, Türkiye’nin Davos’u yapacağız burayı diyoruz. Termalimiz var, ormanımız var, oksijenimiz var. Biz bu fırsatları hem ilimizin hem de halkımızın yararına kullanmak istiyoruz.
    Yozgat nüfus itibari ile Türkiye’de 46. büyük il, yüzölçümü itibari ile 14. büyük ili. Yani doğu, batı, kuzey, güney istikametlerinde 8 tane şehirle komşuyuz. Burayı hareketli bir hale getiriyor bu. En önemlisi de son yıllarda hükümetimizin verdiği desteklerle orta vadenin parlayan yıldızı bir şehir olacak Yozgat. Hızlı trenle 50 dakikaya Ankara’ya gideceğiz. Yozgat’ın fırsatlarını çevreye sunacağız ve Yozgat’ı daha hareketli bir hale getireceğiz. Diğer taraftan 475 yataklı şehir hastanesi ki bunu sağlık turizmine açacağız. Yurt dışında ki sağlık sigorta şirketleri ile irtibata geçip buranın yeni fırsatlara kapı araladığını hep birlikte göreceğiz. Termaldir, tarımdır derken Yozgat orta vadenin hareketli bir şehri haline gelecek dedi.

     

     

     

     

  • Çıkarlarınıza  Partiyi Alet  Etmeyeceksiniz

    Çıkarlarınıza Partiyi Alet Etmeyeceksiniz

    Bir kurum düşünün ve o kurumun başındaki kişi bugüne kadar hep birilerini kafalayarak vurdum duymaz tavırla bağlı olduğu üst makamları takmayacak kadar cesarete ve güvene nasıl sahip olabiliyor. Bağlı olduğu müdürlüğün bilgisi olmadan kafasına göre (babasının çiftliği) etkinlikler programlar düzenleyerek hep kendini ön planda tutmaya çalışması işin özünde gerçek emekçilerin başarılarını hep gölgelemektedir.
    Kusura bakmayın ama böyle idarecinin ne çalıştığı kuruma ne hizmet ettiği kitleye ne de şehre bir katkısı asla olmaz. Geçmişten süre gelen şeyleri sanki yeni bir şey gibi göstererek öne sürmek malesef şişirilmiş bir balondan farklı değildir ve o kişi kendini yüksekte zannettiği anda büyük bir gürültü ile patlar ve yapılanların hepsinin boş olduğu da bu sayede ortaya çıkar.
    Herkes görevini en iyi şekilde hakkaniyet içerisinde yapmalıdır. Benim birileriyle aram çok iyi parti yönetiminde de yakınım var gibi bir düşünceyle hareket edenler kusura bakmayın yanlışın yanında menfaatiniz icabı duruyor gibi gözüktüğünüz hatta oy bile vermediğiniz parti durmaz ve kimse sahip çıkmaz. Kimse de yanlışı affetmez.Yapılan şişirilen, öne sürülen göstermelik şeyler maalesef zamanla kaybolup silinip gider.
    Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç’ı ilimizde göreve başladığı günlerde kendisini gazete ekibimizle ziyarete gitmiştik. Vali Beyle samimi bir şekilde geçen sohbetimizde bu gibi konuları kendisine hatırlattığımız da asla kimsenin gözünün yaşına bakmayız demişti. Herkes işini yapacak ve işini yapamayan kusura bakmasın o makamda oturamaz, bir yerlere (siyasileri kastetmişti) sırtını dayayarak iş yapmayan ya da yapıyor gibi davranan her kim olursa olsun gözünün yaşına bakmayız o makamı meşgul edemez. ( Tıpkı şu an Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yapmaya çalıştığı gibi…)Kim hak ediyorsa o makama oturur ve onla devam ederiz demişti. Ama buna rağmen bazılarının hala bir yerlere sırtını dayayarak hareket etmesi en büyük zararı önce kendisine, sonra çalıştığı kuruma ve bulunduğu şehre verir.
    O halde ilimizde bütün kurumların başındakiler hepsi bir siyasetçinin, bir sendikanın adamıyım diyerek hareket ederse kurumlarda işler nasıl yürüyecek. Kendi kişisel çıkarı için kullanacağı bir etkinliği dahi kurumunun bağlı olduğu üst makam izin vermedi diye saygısızca o makamları eleştirme hakkını nasıl kendinde bulabiliyor.
    Eğer bir makam birine layık görülmüşse bu kişinin öncelikli hedefi ona bu makamı layık görenlere hürmeten işini yapabildiğinin en iyisini yapmak sonra da bu makam sayesinde kazandığını helal ettirmeye çalışmak olmalıdır.

  • Çıkarlarınıza  Partiyi Alet  Etmeyeceksiniz

    Çıkarlarınıza Partiyi Alet Etmeyeceksiniz

    Bir kurum düşünün ve o kurumun başındaki kişi bugüne kadar hep birilerini kafalayarak vurdum duymaz tavırla bağlı olduğu üst makamları takmayacak kadar cesarete ve güvene nasıl sahip olabiliyor. Bağlı olduğu müdürlüğün bilgisi olmadan kafasına göre (babasının çiftliği) etkinlikler programlar düzenleyerek hep kendini ön planda tutmaya çalışması işin özünde gerçek emekçilerin başarılarını hep gölgelemektedir.
    Kusura bakmayın ama böyle idarecinin ne çalıştığı kuruma ne hizmet ettiği kitleye ne de şehre bir katkısı asla olmaz. Geçmişten süre gelen şeyleri sanki yeni bir şey gibi göstererek öne sürmek malesef şişirilmiş bir balondan farklı değildir ve o kişi kendini yüksekte zannettiği anda büyük bir gürültü ile patlar ve yapılanların hepsinin boş olduğu da bu sayede ortaya çıkar.
    Herkes görevini en iyi şekilde hakkaniyet içerisinde yapmalıdır. Benim birileriyle aram çok iyi parti yönetiminde de yakınım var gibi bir düşünceyle hareket edenler kusura bakmayın yanlışın yanında menfaatiniz icabı duruyor gibi gözüktüğünüz hatta oy bile vermediğiniz parti durmaz ve kimse sahip çıkmaz. Kimse de yanlışı affetmez.Yapılan şişirilen, öne sürülen göstermelik şeyler maalesef zamanla kaybolup silinip gider.
    Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç’ı ilimizde göreve başladığı günlerde kendisini gazete ekibimizle ziyarete gitmiştik. Vali Beyle samimi bir şekilde geçen sohbetimizde bu gibi konuları kendisine hatırlattığımız da asla kimsenin gözünün yaşına bakmayız demişti. Herkes işini yapacak ve işini yapamayan kusura bakmasın o makamda oturamaz, bir yerlere (siyasileri kastetmişti) sırtını dayayarak iş yapmayan ya da yapıyor gibi davranan her kim olursa olsun gözünün yaşına bakmayız o makamı meşgul edemez. ( Tıpkı şu an Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yapmaya çalıştığı gibi…)Kim hak ediyorsa o makama oturur ve onla devam ederiz demişti. Ama buna rağmen bazılarının hala bir yerlere sırtını dayayarak hareket etmesi en büyük zararı önce kendisine, sonra çalıştığı kuruma ve bulunduğu şehre verir.
    O halde ilimizde bütün kurumların başındakiler hepsi bir siyasetçinin, bir sendikanın adamıyım diyerek hareket ederse kurumlarda işler nasıl yürüyecek. Kendi kişisel çıkarı için kullanacağı bir etkinliği dahi kurumunun bağlı olduğu üst makam izin vermedi diye saygısızca o makamları eleştirme hakkını nasıl kendinde bulabiliyor.
    Eğer bir makam birine layık görülmüşse bu kişinin öncelikli hedefi ona bu makamı layık görenlere hürmeten işini yapabildiğinin en iyisini yapmak sonra da bu makam sayesinde kazandığını helal ettirmeye çalışmak olmalıdır.

  • İŞSİZLİK ERİTİYOR

    İŞSİZLİK ERİTİYOR

    Devlet baba bunun farkında…
    Böyle olmasa sık sık vurgu yapılmaz, plan, proje üzerinde durulmaz…
    Farkında değiliz ama geriye dönüp baktığımızda Yozgat’ta son zamanlarda yapılan hemen her toplantının baş konusu “İşsizlik” ve “İstihdam” meselesi üzerinde durulmuş!

    * * * *
    En son kaleme aldığım yazıda da aynı konu üzerinde durduğumu hatırlatmak isterim… AK Partinin İl Başkanı Celal Köse kardeşim görevde bulunduğu 2 aylık süreyi değerlendiren bir toplantı yaptı. Bu toplantıda da Yozgat’ın en önemli sorunu olan “İşsizlik” ve “İstihdam” meselesi üzerinde durulmuş!

    * * * *
    Hâlbuki Yozgat bir zamanlar ürettiği kaliteli ürünlerle adından çokça söz ettiren İl’lerin başında gelirdi…
    Mesela en kaliteli etin merkezi olan Yozgat, tahıl ürünlerinde de söz sahibi bir İl’di. 14 bin kilometre coğrafik yapısıyla Tarım alanları adeta tahıl ambarı durumundaydı…

    Coğrafi konum itibariyle hayvancılıkta söz sahibi bir İl olmanın gereği olarak Türkiye’nin et ihtiyacının önemli kısmı Yozgat’ta yapılan hayvancılıktan karşılanırdı.
    Ankara ve İstanbul gibi önemli şehirlerde yaşayan vatandaş Yozgat’tan karşılardı et ihtiyacını. Deyim yerindeyse Yozgat son yıllarda çok kan kaybetti…

    * * * *
    Köy Hizmetleri Müdürlüğünde çalışan bin’e yakın işçinin dağıtılması…
    Ardından Tekel İşletmelerinin özelleşmesi…
    Orman İşletme Müdürlüğünün küçültülmesi ve çalışanlarının başka yerlere gönderilmesi…
    Mesela Tekel Bira Fabrikasının kapatılması, yüzlerce işçinin işine son verilmesi…
    Yani Devlet politikası olarak hayatımıza giren “Özelleştirmeler” birçok İl’e zarar vermiş olabilir ama bu politika “Yozgat’ı tüketti.” Yozgat Cumhuriyet tarihi boyunca darbe üstüne darbe almış İl’lerin başında geldiğini söylersek yanlış bir tespitte bulunmuş olmayız.

    * * * *
    Bu saydıklarım Yozgat’ın ve bölgenin en önemli geçim ve istihdam kapılarıydı. Geriye dönüp baktığımızda bugün hayatımızda hangisi kaldı?
    İnkârda ısrarcı olmaya gerek yok bugün birçoklarının isimlerini ve hangi yıllarda kapatıldığını dahi unuttuk.
    Yozgat’ta bugün üretim adına bir şey var mı? ben bilmiyorum hodri meydan buyurun bu sorunun cevabını siz verin, ben de öğrenmiş olayım.

    * * * *
    Yozgat’ın bu sorunların üstesinden gelmesi için daha öncede ifade ettiğim gibi yapılacak iş belli… Birincisi Özel bir teşvik yasası çıkartılmalıdır. İkincisi ise Sanayiye dayalı tarım ve hayvancılığın ısrarla üzerinde durulmalıdır.
    * * * *
    Bir hususun altını çizip konuyu noktalayacağım bilindiği üzere devlet yatırımı olarak bir süreden beri yapılan bazı çalışmalara bağlı olarak Fiziksel anlamda kentin görünümündeki değişiklikler göz ardı edilemez. Gelecekte özellikle kentsel dönüşüm çerçevesinde devam eden çalışmaların üzerinde durmakta yarar görüyorum.

  • TİCARET ODASI ARTIK FARKINI ORTAYA KOYMALI

    TİCARET ODASI ARTIK FARKINI ORTAYA KOYMALI

    Ticaret Odası, deyim yerindeyse şimdiye kadar üyelerine karşı “Muhtarlık” görevi dışında hizmet vermedi…

    Muhtarlığın ne anlama geldiğini uzun uzun anlatmaya gerek görmüyorum. Bu tespiti yapmaktaki niyetim, kuruluş ile siyaset arasında ciddi bir kopukluk yaşandı. Belki herkes kendine göre haklı olabilirdi ama bu durumdan üyelerde zarar gördü. Sonuç itibariyle geçmişte her ne olduysa, en çokta iletişim de kopukluk yaşandı.

    Şimdi Ticaret ve Sanayi Odasında yönetim kademesinde bir değişim oldu. Bu bağlamda Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Metin Özışık’ın, başkanlık görevinden istifa ettiğini öğrendim.
    Bu konuda evvelsi gün Yozgat TSO’dan yapılan yazılı açıklamada, Özışık’ın dün yapılan yönetim kurulu toplantısında başkanlık görevinden ayrıldığı bildirildi.
    Açıklamanın devamında ise, bu görevi şimdi işadamı Taylan Alakoç devam ettirecek.

    Ayrıca TSO’dan yapılan açıklamada şu bilgiler yer aldı: TSO Başkanı Metin Özışık’ın 18 Ekim 2017 tarihinde yapılan Yönetim Kurulu toplantısında, 8 yıldır yürüttüğü Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden ayrıldığı ve ayrılma gerekçesi olarak, bundan sonraki süreçte Yozgat’a hizmet etmeye devam etmek amacıyla aktif siyasetin içerisinde yer alacağı, aynı anda iki görevi birden yürütmesinin etik olmayacağı dolayısıyla başkanlık görevinden ayrıldığı ifade edildi.
    Açıklamada şunlar kaydedildi: “ Yönetim Kurulu Üyelerimizin 5174 Sayılı TOBB Kanunu 18.ci ve 19.cu maddeleri gereğince yapmış olduğu seçim neticesinde, Başkanlık görevini Taylan Alakoç devralmıştır. Başkan vekili görevine Bekir Tufan ve Sayman Yönetim Kurulu üyeliğine Ekrem Hakan Alımlı geçmiştir.”
    Görevi devral TSO Başkanı Taylan Alakoç’ta Yozgat’a en iyi şekilde hizmet edeceğini belirterek, “Bundan sonra ilimize ve üyelerimize aynı şevk ve heyecan ile hizmet vermeye devam edeceğim. Bu vesile ile Metin Özışık’a bugüne kadar yapmış olduğu hizmetlerden dolayı teşekkür ediyorum.”dedi.

    Şunu özellikle ifade etmeliyim ki; aslında Yozgat’ta STK’lar çok güçlü, fakat bu gücü birlik ve beraberlik olmadığı için bir türlü İl’in lehine kullanılamadı.

    Şimdi Ticaret ve Sanayi Odasında bir değişim olduğuna göre, her zaman kan değişimleri kurumların, kuruluşların yararına olmuştur. Bu kan değişiminin de hem Ticaret ve Sanayi Odası adına hem de bundan böyle Yozgat adına daha faydalı hizmetlere vesile olacağını düşünüyorum.

    Ayrıca Taylan Alakoç, yaşının genç olmasının yanında Ticarette yaptığı işlerle de başarı grafiğini her zaman yükselterek dikkat çeken bir arkadaşım olması bu hususta herkesi gelecek adına umutlandırmıştır.

    Kendisine yeni görevinde başarılar diliyor, Yozgat için hayırlı hizmetlerini bekliyorum.

     

  • KAHVALTI EVİ HAYIRLI OLSUN

    KAHVALTI EVİ HAYIRLI OLSUN

    Yozgat Çamlık Milli Pakı’na yapılan kahvaltı evi hizmete açıldığını dün öğrendim…
    İşletmesi Yozgat Belediyesince yapılan kahvaltı evinde Başkan Kazım Bey gazetecilere sabah kahvaltısı ikram etti.

    Kahvaltı Evi ile ilgili bilgiler veren Belediye Başkanı Kazım Arslan, Çamlık Milli Parkı’nın Yozgat için çok önemli bir mekan olduğunu, çamlıksız bir Yozgat’ı düşünmenin mümkün olmadığını söyledi.
    Milli parkın uzun süredir tesis yönünden fakir bir yer olduğunu ifade eden Arslan, “İnsanların burada oturup vakit geçirebileceği mekânlar yoktu. Bugün bu kahvaltı evi ile bu mekân eksikliğini de tamamlamış olacağız. İnsanlarımız hem Yozgat’a özgü yiyecekleri burada tatmış, hem de çok ekonomik bir şekilde hizmetten istifade etmiş olacaklar” dedi.

    Açıklamanın sonunda ise, kahvaltı evinin önemli bir özelliği olduğundan bahsederek, şu bilgileri verdi: “Burada tamamen kadın çalışanlarımızın yaptığı ev yapımı ürünler sunulacak. Dışarıdan hiçbir ürün satmayacağız. Yozgat insanı ve dışarıdan gelen misafirlere şehrimize özgü yöresel tadlarımızı sunacağız.”

    Söz konusu Çamlık olunca hepimizin az ya da çok dağarcığında söyleyecek bir şeyleri vardır. Şimdi Kazım Başkanın dediği gibi gerçekten de Çamlıksız bir Yozgat düşünmek mümkün değildir. Zira Çamlığı Yozgat’tan çekip aldığınızda geri de çok bir şey kalmayacaktır.

    Dolayısıyla Çamlık Yozgat için gerçekten de önemli değerlerin en başında geldiği hepimizce bilinmektedir.

    Yani Yozgatsız Çamlık olmayacağı gibi, Çamlıksız da Yozgat’ı düşünmek mümkün değildir. Bu bağlamda Yozgat’ın gündeminden Çamlık hiç düşmedi. Daha çok Çamlığa girişlerde alınan ücretler tartışma konusu olurken, bu konuda halen net bir adım atılmış değil.

    Fakat burada önemli olduğunu düşündüğüm bir husustan bahsedip, konuya noktalayacağım. Hani hep Yozgat’ın sahipsiz olduğundan bahsederken, gerekli yatırımları almadığını söyleriz ya. Şimdi dikkat ederseniz aynı durum Çamlık içinde geçerlidir.

    Çünkü Çamlığın içi her zaman boş kaldı. Hiçbir zaman Bolu Abant gibi veya Kızılcahamam gibi bir türlü yatırımlar yapılamadı.

    Çamlıkla ilgili şimdiye kadar herkes birçok şey söyledi, vaatlerde bulundu ama şuanda yapılan biri Et Lokantası diğer Kahvaltı Evi oldu.

    Bakalım bundan sonra bir şeyler yapılacak mı? Bekleyip göreceğiz.

     

     

     

  • DAMIZLIK KAZ ÜRETİM TESİSLERİ TAMAMLANDI

    DAMIZLIK KAZ ÜRETİM TESİSLERİ TAMAMLANDI

    Yozgat için son derece önemli bir proje olduğunu düşünüyorum. Bu konuda Üniversite tarafından yapılan çalışmaları fırsat buldukça takip ediyorum.

    Evvelsi gün gazetelerde çıkan bir haber dikkatimi çekti. Haber de Ziraat Fakültesi Yerköy Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezi Damızlık Kaz Üretim Tesisleri tamamlandığı bilgisi yer alırken, Yozgat’ın kaz üretiminde ülkede merkez haline geleceği ifade edildi.

    Damızlık kaz yetiştiriciliğini geliştirmek için başlatılan proje kapsamında damızlık kümesler, kuluçkahane ve kesimhane yapımları Üniversite tarafından desteklenerek Ziraat Fakültesi öncülüğünde Yozgat’a kazandırıldığını bir kez daha hatırlatmak isterim.

    Haberin devamından bir bahsedelim istiyorum; Ziraat Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Yaşar Karadağ ve Ziraat Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Akif Boz tamamlanan işletmelerde incelemelerde bulundu. Fakülte Dekan Vekili Prof. Dr. Yaşar Karadağ, kaz yetiştiriciliği açısından Yozgat’ın oldukça iddialı bir konuma geleceğini belirterek, “Kaz yetiştiriciliği, Yozgat ve ülkemiz açısından rekabet gücü ve katma değeri yüksek bir üretim sektörüdür.
    Elde edilen ürünlerin geleneksel tüketim alışkanlığı içerisinde olması ise süreklilik ve sürdürülebilirlik açısından çok önemlidir. Bu avantajları ele alınarak yapılan çalışmaları sonucu iki adet kümes, bir adet kesimhane ve bir adet de kuluçkahanenin inşaatı tamamlanmış olup, ekipman alımına başlanan tesisin Yozgat yerelinde ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyoruz.” dedi.
    Türkiye’ye örnek olması amacıyla başlanan tesis yapımının yerelde Yozgat’ın ihtiyacını karşılayacak, ruhsatlandırma işlemlerinin ardından kapasite bakımından sadece şehre değil tüm Türkiye’ye hizmet vereceğini ifade eden Prof. Dr. Karadağ, “ Bu tesis üretici ve çiftçimizin yanında olup müteşebbislere yol gösterecek ilk entegre kamu tesisi oldu.
    Bu örnek modelden yola çıkarak özel sektörde üretime girebilir. Hali hazırda yerli ırk kazlar üzerine ıslah çalışmaları yapıldı, ruhsatlandırma işlemleri sonucunda ihtiyaç dahilinde kontrollü dış kaynaklı damızlık ithalatı projeler kapsamında çiftçilerimize ulaştırılabiliriz.”diye konuştu.
    Ziraat Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Yaşar Karadağ, Başlangıçta 1000 adet damızlık kaz kapasitesi ile üretime başlayacak olan tesisin, günlük 500 adet kaz kesimi gerçekleştirerek ve aylık 6 Bin adet yumurta kuluçka edecek. Bu bağlamda Bozok Üniversitesi sektörün gelişmesini sağlayarak, üretici, çiftçi ve müteşebbislerini devamlı olarak destekleyeceğinden bahsetti.

  • SAĞLIKLI VE GÜVENLİ BİR EĞİTİM

    SAĞLIKLI VE GÜVENLİ BİR EĞİTİM

    İl Milli Eğitim Müdürlüğünde geçen hafta önemli bir protokol imza töreni yapıldı…

    Bu protokolün tarafları Eğitim Bir Sen Yozgat Şube Başkanlığı ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü oldu. Protokol çerçevesinde lise ve dengi okullar ile tüm öğrenci pansiyonları alanında madde bağımlılığı konusunda öğrencilere seminerler verilmesi planlanıyor.

    İsterseniz önce bu konuda yapılan haberi bir kez daha okuyalım sonra üzerinde konuşalım: Seminerlerde öğrencilerin madde bağımlığına karşı bilinçlendirilmesi hedefleniyor. Öte yandan gençlerin madde bağımlılığı sonucunda karşılaşacakları tehlike ve felaketlerin farkına varmaları da amaçlanıyor. Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim Bir Sen) Yozgat Şube Başkanı Kenan Şerefli ile İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Tekin arasında imzalanan protokol ile Yozgat’ta Lise ve dengi okullar ile tüm öğrenci pansiyonlarında alanında yetkin öğretmenlerce madde bağımlılığı ve değerler eğitimi seminerleri düzenlenecek.

    Eğitim Bir-Sen İl Başkanı Kenan Şerefli, yaptığı açıklamada sendika olarak eğitimin yanı sıra sosyal projelere de büyük önem verdiklerini söyledi. Şerefli, “İl Mili Eğitim Müdürlüğümüzle yaptığımız protokol çerçevesinde her geçen yıl daha da artış gösteren madde bağımlılığı ile kapsamlı bir mücadele başlattık. Bu alanda eğitim almış ve kendisini geliştirmiş öğretmenlerimizle birlikte okullarımızda ve pansiyonlarda öncelikle lise öğrencilerimiz ile eğitimler düzenleyeceğiz.

    Bu kapsamda zararlı maddeler ve olumsuz etkileri düzenlenecek seminerlerde öğrencilerimize geniş bir şekilde anlatılacak. Bu vesile ile İl Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Mehmet Tekin Bey’e ilgilerinden dolayı ayrıca teşekkür ediyorum.”dedi.
    İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Tekin’de gençlere en büyük zarar veren madde bağımlılığı konusunda Eğitim Bir Sen’le yapılan işbirliği ile öğrencilerin daha da bilinçlendirilmesinin amaçlandığını belirterek, amaçlarının öğrencileri bu zararlı maddelerden korumak olduğunu ifade etti.

    Haberde de anlatıldığı gibi, madde bağımlılığı her geçen yıl artarak devam ediyor, bu konuda şimdiye kadar verilen mücadelede pek bir başarı sağlanmış değil, bu mücadeleyi herkesin vermesi gerekiyor.Daha fazla madde bağımlısı gençler olmasına müsaade etmemek için el ele verip, birlik ve beraberlik içinde bu konuda mücadelenin başarıya ulaşmasını sağlamalıyız. Bu konuda elbette en önemli unsur ailedir. Ailenin rolü büyüktür, aileden başlayan mücadeleyi çevre ile birlikte toplumun bütün kesimleri vermek durumundadır. Kurumların, kuruluşların ve sivil toplum kuruluşlarının da bu konuda gerekli desteği vermesi gerekmektedir.

  • TOPLUMUN GELECEĞİNE YATIRIM

    TOPLUMUN GELECEĞİNE YATIRIM

    İyi bir toplumu oluşturmanın yolu geleceğimizin teminatı çocuklarımıza yapılan yatırımdır. Bu konuda ilk vazife aileye düşüyor…

    Eğitim, öğretim, çevre, örf, adet, gelenek ve görenekler bu konuda elbette çok önemli ama kurumsal çalışmalar olmadan sağlam bir temel atmak mümkün değildir.

    Bu bağlamda Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü sorumluluk bilincinden hareketle son yıllarda attığı önemli adımlarla ülkeye ve topluma sağlam karakterli nesiller yetiştirmenin çabasını veriyor.

    Bu konuda önemli olduğunu düşündüğüm ve geçtiğimiz günlerde yapılan önemli bir toplantıdan kısaca bahsetmek istiyorum.

    Dolayısıyla Kurum tarafından okullarda görev yapan rehber ve psikolojik öğretmenlere ‘çocuklara yönelik sosyal hizmet değerlendirme’ toplantısı yapıldı.

    Bu toplantı Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne bağlı önemli görevler ifa eden Sevgi Evleri Müdürlüğünde gerçekleştirildi.

    Toplantıya katılan Vali Yardımcısı Adem Yılmaz, Öğretmenlerin çocukları çok yakın olduğunu belirterek, “Ne olursunuz. Yoruluyoruz, banane, önü yok, arkası yok, çaresiz bir şey yapamıyoruz, eninde sonunda bir şeyler oluyor diye düşünmeyin. Ne kadar koruyabilirsek, ne kadar kazandırabilirsek  bizim için o kadar avantajlıdır. Ne kadar yön verip geleceğini kurtarabilirsek bizim için avantajlıdır. Bunun pes etmesi, aması olmaz. Bunun bir tek şeyi var; yaşadığımız sürece mücadele etmeliyiz. Bunun için sizler çok önemlisiniz” dedi.

    Yılmaz konuşmasını şu sözlerle sürdürdü; “Benim de çocuklarım bende çocuklarımı korumaya çalışıyorum. Bir arkadaş mıyım, arkadaşım. Bir babamıyım, babayım, bir kardeş miyim, kardeşim. Bir sevgiliyim, sevgiliyim. Sevgili demem garip gelebilir. Ama onun duygusal doyum noktasını ben yakalamak zorundayım, yoksa kaçacak toparlayamazsınız. Ama kızımın sevgilisiyim ben. Neden? Bıraktığınız yerde kapan var. Boşluk bıraktığınız anında yerine dolduracak birileri var. Bizlere düşen görev, hepimizin rahatsızlık duyduğu her gün beynimizi yorduğumuz eğitimini vermeye çalıştığımız, içinde bulunduğumuz sorunları yaşamadan önce tedbirleri alabilmektir. Kolay mı değil ama imkanız da değil. Zor da olsa başarmak zorundayız. Hepimiz birer yönetici birer anne baba birer psikolojik danışman adına ne derseniz deyin bir bütün olarak kavramların hepsini uhdemizde toplayıp, karşımızdakileri problemlerden uzaklaştırmak adına ne yapabiliriz en iyi şekilde bulmak ve bunu topluma sunmak zorundayız. İşiniz kolay değil. Sizler öğretmen olarak memuriyetin insanlara ve çocuklara en yakın iki unsurundan birisiniz. Yoruluyoruz, bir şey olmuyor diye sakın düşünmeyin. Çocuklarımızı ne kadar koruyabilir ne kadar bir şeyler kazandırabilirsek bizim için o kadar avantajlıdır.

  • KOP YENİ BİR PROJEYE DESTEK VERİYOR

    KOP YENİ BİR PROJEYE DESTEK VERİYOR

    Kısa adı KOP olan Konya Ovası Projesi kuruluna Yozgat yeni katıldı. Buradan ciddi projelere destek almak zor değil, çünkü bu tür kuruluşların amacı faydalı projeleri destekleyerek, toplum yararına faydalı hale getirmektir.

    Yozgat’ın bu kuruluştan da faydalanacağını düşünüyorum. Şimdi KOP İdaresi tarafından yürütülen “Güneş Pillerinin Ülkemizde Üretilebilmesine Yönelik Etüt Çalışmaları Projesi”nde sona yaklaşıldı. Güneş Enerjisi, geleceği ve kullanımı Konya’da düzenlenecek olan ulusal ölçekli bir panelle masaya yatırılıyor.

    Bu konuda yapılan açıklamayı kısaca özetleyecek olursak, şöyle; Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının desteği ile TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezince (MAM) yürütülen, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi’nin katkı verdiği “Güneş Pillerinin Ülkemizde Üretilebilmesine Yönelik Etüt Çalışmaları Projesi”nin sonuçları Konya’da düzenlenecek bir panelle açıklanacak.
    Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda, yerli ve milli üretim ilkesine uygun olarak kullanılacak teçhizat ve teknolojilerin ülkemizde üretilebilmesi, enerji maliyetlerinin düşürülebilmesi ve dışa bağımlılığın en aza indirilmesi için yürütülen proje kapsamında, Türkiye’deki güneş panelinin üretim süreçlerini ve yapılacak yatırımlar için gerekli ihtiyaçları araştırıldı. Bu amaçla KOP İdaresi desteğiyle TÜBİTAK işbirliğinde Orta Doğu Teknik ve Niğde Ömer Halisdemir Üniversitelerinin de katkıları ile “Güneş Pillerinin Ülkemizde Üretilebilmesine Yönelik Etüt Çalışmaları Projesi” yürütüldü. Yaklaşık bir yıl süren fizibilite çalışmasının ardından elde edilen sonuçlar 12 Ekim Perşembe günü saat 10’da Dedeman Otel’de düzenlenecek panel ile kamuoyu ile paylaşılacak.
    Enerjide büyük ölçüde dışa bağımlı olan Türkiye’nin en önemli cari açığının enerji ithalatından kaynaklandığını belirten KOP İdaresi Başkanı İhsan Bostancı, son 14 yılda dünya ortalamasının üzerinde bir büyüme performansı sergileyen ülkemizin enerji talebinin de yılda ortalama yüzde 7 oranında artmasına neden olduğunu söyledi.
    Türkiye’nin 2023 yılı hedeflerine ulaşabilmek için enerji arz güvenliğini sağlamak ve enerji üretimini çeşitlendirmenin gerekliliğine değinen Başkan Bostancı proje ile ilgili şunları söyledi:
    “Proje kapsamında; KOP Bölgesi illerinde yer alan Enerji İhtisas Endüstri Bölgeleri (EİEB) ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları(YEKA)arazilerinde planlanan büyük ölçekli Güneş Enerjisi Santralleri için uluslararası geçerliliği bulunan bir takım analizler yapıldı. Farklı kurulum kapasitelerinde uygun yazılımlar kullanılarak yapılan hesaplamalarda bölge illerinde yer alan EİEB ve YEKA arazilerinin geçmiş 15 yıla ait sıcaklık, yağış, rüzgâr hızı, rüzgâr yönü basınç gibi meteorolojik verileri ışığında bu arazilerde bilgisayar ortamında farklı güneş pili teknolojilerine ait kurulumlar yapılarak gelecek yıllarda üretebilecekleri elektrik enerjisinin büyüklüğü hesaplandı.
    Bu bölgelerimize belirlenen hedeflere ulaşmak için gerekli ve uygun güneş paneli teknolojileri belirlendi. Ülkemizde güneş pillerinin verimli üretilebilmesi ve muhtemel yatırımcılara yol göstermesi için fotovoltaik değer zincirinde yer alan ingot, güneş pili, güneş paneli üretim tesislerinin farklı üretim kapasitelerinde yatırım ve işletme hesaplamaları çıkartıldı.
    Yaklaşık bir yıldır süren proje ile elde edilen sonuçları, geniş katılımlı bir panel ile kamuoyuna açıklanacak.

     

     

     

  • TARIM İL MÜDÜRÜ BU HABERİN PEŞİNE DÜŞMELİDİR

    TARIM İL MÜDÜRÜ BU HABERİN PEŞİNE DÜŞMELİDİR

    Gazeteler genetiği bozulmamış sebze üretimi yapıldığını duyurdu… Bu devirde genetiği bozulmamış bir şey kalmadığını düşünmekten yolduğumuz zamanda böyle bir haberin paylaşılmış olması büyük bir gelişmedir.

    Gazeteler bu haberi vereceği kadar verdi ama konu çok önemli, savsaklamamak gerektiğini düşünüyorum bu bakımdan ben yine de tekrar etmek isterim…

    Haberin girişi şöyle: Yozgat’ta bulunan 3 bin 500 yıllık Damlalı Vadisi’nde, genetiği bozulmamış 50 yıllık domates, biber, salatalık ve turp gibi sebze tohumları bulunarak gün yüzüne çıkartıldı. Bu tohumlardan ürün elde edildi.

    Haberin devamında ise şu bilgiler yer aldı: Kültür ve Turizm Bakanlığı Geleneksel El Sanatları ve Mağazalar İşletme Müdürü Soner Yalçın, Yozgat’ın Yenifakılı ilçesine 8-10 km uzaklıkta bulunan 3 bin 500 yıllık Damlalı Vadisi’nde, genetiği bozulmamış 50 yıllık domates, biber, salatalık ve turp gibi sebze tohumlarını bularak gün yüzüne çıkardı ve bu tohumları doğal bir ortamda yetiştirerek ürün elde etti.
    Yozgat’ın Yenifakılı ilçesi sınırları içerisinde bulunan Damlalı Vadisi’nde ‘Atalık tohumları’ ismini verdiği; salatalık, domates, biber, turp gibi çok sayıda meyve ve sebze tohumuna ulaşan Yalçın, vadide ilk kez gerçekleştirdiği deneme ekiminden büyük verim elde etti.
    İlçe halkının 40-50 yıllık özlemine son vermeyi düşündüğünü söyleyen Yalçın, “Amacımız insanların doğal beslenmelerini özendirmek ve bu sayede birçok hastalığın önüne geçmek” dedi.
    Yüksek verim elde etti
    Yenifakılı ilçesindeki kanser vakaları oranının büyük şehirlerden daha yüksek olduğuna ve bunun sebeplerinin birisinin de doğal ürünler olduğunu belirten Yalçın, ilçede tandır başlarında, ören yerlerde bulduğu domates, biber, salatalık, turp gibi sebzelere ait tohumları yine doğal bir ortamda yetiştirdiğini söyledi. Genetiği bozulmamış tohumların hem lezzet, hem de aroma olarak diğerlerinden çok farklı ve kaliteli olduğuna vurgu yapan Yalçın, “Bulduğumuz tohumları ilçenin gizli bahçesi olarak bilinen Damlalı Vadisi’nde yine doğal ortamlarda yetişmesini sağladık ve hiç beklemediğimiz kadar büyük verim elde ettik” şeklinde konuştu.
    Geleneksel tohumlar korunacak
    Yalçın, “Yaklaşık 50 yıldır kullanılmayan ve hiç ilaç barındırmayan alüvyon topraktaki yetişen ürünler, Ekim ayına girilmesine rağmen çiçek açtı. Tohum istasyonu kurduk ve bu tohumları tohum takas merkezine vereceğiz. Atalık tohumlar dediğimiz geleneksel tohumlarımızı korumayı düşünüyoruz. İlanlar verdik, arkadaşlara haber saldık. Sonuçta öğrendik ki, gizli tohum meraklıları varmış halk arasında. Hepsi kendisine has bir tohum bankası oluşturmuş. Bunların evlerine misafir olup, tohumların hikayelerini öğrendik. Sonuçta bulduklarımızı bir tohum istasyonu kurarak, bu yıl bir tohum almayı düşündük. Bu tohumu alırsak profesyonel tohum takas merkezleriyle görüşüp dağıtımını onlara yaptıracağız. Ve isimlerini koyacağız” ifadelerine yer verdi.
    1970’li yılların sonunda üretimi sona eren bu vadide yeniden meyve sebze ekimini başlatmak istediklerini açıklayan Yalçın, “Bunu bir ölçüde halk kabullendi. Üç çeşit salatalık var.
    Bunları hiç bir yerde görmedik. Aroması bir kaç saat sizde kalıyor. 5 çeşit domates, bize ait olanları tasnifleyeceğiz, tohumlarını aldık. Amacımız kaybettiğimiz değerleri yeniden kazanmaktır. Tohumlarımızda ilaç kullanmadım. Bu topraklar da ilaç görmedi. Elde ettiğimiz ürünler gayet bereketli oldu” dedi.

  • MÜFTÜLERİN NİKÂH KIYMA YETKİSİ!

    MÜFTÜLERİN NİKÂH KIYMA YETKİSİ!

    Türkiye’nin bir süreden beri gündemini meşgul eden bu konu üzerindeki tartışmalar halen devam ediyor…

    Hükümet tartışmaları sonlandırmak maksadıyla her ne kadar bir sorun yok, yapmış olduğumuz düzenleme bir şeyi alıp yerine başka bir şey koymak gibi algılanmasın dese de, ana muhalefet partisi mensupları hükümetle aynı düşünmüyor.

    Hükümet yapmış olduğumuz çalışma aslında laiklik ilkelerine ters düşmemektedir derken, ana muhalefet mensupları bu çalışmanın yapılmasının nedeni laiklik ilkeleri yok sayıldığını savunmaktadırlar.

    Bu konuya tekrar döneceğim ama bir hususa dikkatleri çekmek isterim. Dünya üzerindeki güçlü ülkeler, sistemini daha güçlü sürdürmenin uğraşı içinde değiller mi?

    Bu konuda hemfikir olduğumuzu tahmin ediyorum. Peki, dünya kurulduğu günden bu yana yaşayan milyarlarca insanın sorunu bitmiş mi? Sistem kuranlar, kanun koyucular, sorunları çözmüş mü?

    Bütün bunlar bir tarafa halen insanlık suçu işlenirken, kan ve gözyaşı devam ederken, iktidar ve ana muhalefet mensuplarının tartıştıkları konulara ne demeli?

    Türkiye’de sistem onarma işi her zaman sancılı olmuştur. Hükümetlerin sistemi doğru veya yanlış her zaman ana muhalefet ya da muhalefet kesimleri tartışılmasından yana olmuşlar.

    Bugünde aynı sorun devam ediyor. Asıl konumuza tekrar dönüyorum ve bu konuda evvelsi gün ana muhalefet partisinin yapmış olduğu basın açıklamasına kısaca yer vermek istiyorum.

    Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Gülay Aydın müftülere nikah kıyma yetkisi ile hukuk devleti olma ilkesi, kanun önünde eşitlik ilkesi, devrim yasalarının değiştirilmemesi ve laikliği koruma ilkesinin ihlal edildiğini savundu. Söz konusu tasarının kabulüyle anayasa suçu işlendiğini söyleyen Aydın, “Cumhuriyet bir hukuk devrimine dayanmaktadır. Cumhuriyetin kuruluşunun harcında hukuk vardır ve kadınların özgürlüğü, eşitliği, birey olmaları cumhuriyetle teminat altına alınmıştır” dedi. Cumhuriyet kadınlarının hukuku savunarak, devrim yasaları ve Mustafa Kemal Atatürk’ü savunup yollarına devam edeceklerini vurgulayan Gülay Aydın, “Ülkemize getirilmek istenen İslam devleti olma dayatmasına karşı, kadın yurttaş kimliğimiz ile mücadelemizi asıl iş olarak önümüze koyacağız” diye konuştu.

  • SATIŞINA KARAR VERİLEN TAŞINMAZLAR…

    SATIŞINA KARAR VERİLEN TAŞINMAZLAR…

    İl Genel Meclisi, mülkiyeti İl Özel İdaresine ait bazı taşınmazların satışına onay verdi. Hangi taşınmazlar satılacak, hangileri satılmayacak bunları konuşacağız ama önce böyle bir karar neden alındı?

    Belediyeler ve İl Özel İdareleri, ellerindeki taşınmazları durduk yere satan kurumlar değildir. Mutlaka bir nedeni vardır. Aklıma gelen ilk neden yeni düzenlemeler!

    Peki, nedir bu yeni düzenlemeler. Bilindiği üzere 2019 yılında Özel İdareler Valiliklerin emrinden alınacak, belediyelere bağlanacak.

    Büyük Şehirler ve Bütün Şehirler yasası kapsamında yapılacak çalışmalar içerisinde İl Özel İdarelerin Belediyelere geçmesi demek, iki büyük kurumun süreç tamamlandıktan sonra tek çatı altında hizmet vermeye devam etmesi demektir.

    Yani bugün Yozgat’ta İl Özel İdaresinin yapmış olduğu işlerin tamamı aksi bir durum olmazsa 2019 yılından sonra Belediye tarafından yürütülecektir.

    Anlaşılan O ki şimdiden yapılan çalışmalar kapsamında toparlanma işleri hız kazandı. Meclis Başkanı

    “Toplumun veya vatandaşın yararına olan yerlerin satışa çıkarmayacağımızdan emin olabilirsiniz. Vatandaşın ortak kullanım alanı olan vatandaşı rahatsız edecek yerler için satışa çıkmayacağız” demiş olsa da, bana göre asıl sebep bu olmalı.

    Peki, Mecliste neler konuluşdu, hangi kararlar alındı birde buna bakalım. Karara göre merkezde bulunan İş hanı, lojman ile bazı arsalar satışa çıkarılacak. Belediye tarafından restorasyonu yaptırılan büyük sinema kültür ve sanat merkezi ise satılmayacak.

    Ayrıca Meclis tarafından satışına onay verilen taşınmazlar ise şöyle; “Büyük sinema iş hanı komple olarak, Paşaoğlu fidanlığındaki 9 adet arsa, Köseoğlu Mahallesinde bulunan 40 adet sobalı lojmanlar, Şefaatli ilçesinde bulunan iş hanı, Sorgun İlçesinde bulunan iş hanı, Sorgun ilçesine bağlı Bahadın Kasabasında bulunan bir adet arsa, Sorgun Karakız kasabasında bulunan bir adet arsa, Çekerek ilçesinde bulunan iş hanı, Yenifakılı İlçesinde bulunan hizmet binası, Akdağmadeni İlçesinde bulunan iki adet işyeri”

    İl Genel Meclis Başkanı Halil Şahbaz, mecliste alınan karar ile satış yetkisi verdiklerini söyledi.
    Şahbaz, “Toplumun veya vatandaşın yararına olan yerlerin satışa çıkarmayacağımızdan emin olabilirsiniz. Vatandaşın ortak kullanım alanı olan vatandaşı rahatsız edecek yerler için satışa çıkmayacağız” dedi.
    Şahbaz, “Bir kasabada bir tarla var. Bu tarlayı bir kişi ekiyor, 90 kişi o kişiye cephe alıyor. Bu gibi yerlerin satışında fayda var. Daire de ki arkadaşları biz bunun için görevlendiriyoruz. Rastgele alıp, satsınlar diye görevlendirmiyoruz. Dairede ki arkadaşlarımızda kamuya faydası olan araziyi tutsun, faydası olmayanların yatırıma dönüştürsün” diye konuştu.
    Öte yandan meclis üyeleri kasaba, belde ve köylerde kullanılmayan sağlık evi ve lojmanı ile okul gibi binaların araştırılıp tespitinin yapılması talep etti.
    Bunun özerine ilgili komisyonlar merkez, ilçelerde ve köylerde kullanılmayan binaların tespitini yapacak.
    572 köyün alt ve üst yapısında kullanılmak için 30 milyon lira borçlanma talebi için meclisten yetki istendi. Meclis, talebi plan ve bütçe komisyonuna havale etti

  • HASTANEDE DİJİTALLEŞME DÖNEMİ

    HASTANEDE DİJİTALLEŞME DÖNEMİ

    Türkiye’nin ilk şehir hastanesi olan Yozgat Şehir Hastanesi, Türkiye’nin en iyi bilgi teknolojileri (IT) uygulamaları ve inovasyona dayalı çözümlerinin akredite edildiği Sağlık Bilgi ve Yönetim Sistemleri Topluluğu Türkiye’den (HIMSS Türkiye), Seviye 6 sertifikasyonu almaya hak kazandı. Hastane, bu sertifikayı alarak dünyanın saygın dijital hastaneleri arasına girdi.

    Her ne kadar yol çalışması bitmediği için ulaşımda sorunlar devam ediyor, bu konuda  yaklaşan kış mevsimi öncesi vatandaş kara kara düşünmeye devam etse de, diğer taraftan hastane bünyesindeki güzel hizmetler vatandaşın moralini düzeltiyor.

    Artık röntgenler, raporlar, kan testleri elden ele dolaşmıyor. Doğrudan doktorların önüne geliyor. Hastanenin dijitalleşmesi yolundaki çalışmalar sonuç verdi.

    Bu konuda Turkcell açıklamasına göre, T.C. Sağlık Bakanlığı, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, Medipol Üniversitesi ve HIMSS iş birliğinde yürütülen dijital hastane değerlendirme çalışmaları kapsamında, Medipol Üniversitesi temsilcileri tarafından Yozgat Şehir Hastanesi’ne yerinde değerlendirme ziyareti yapıldı.

    Ziyaret sonucu dijital altyapısının tamamı Turkcell tarafından sağlanan, Türkiye’nin ilk şehir hastanesi Yozgat Şehir Hastanesi, EMRAM Seviye 6 kriterlerini karşılayarak, Seviye 6 hastanesi olarak tanınmaya hak kazandı. HIMSS Türkiye tarafından verilen 6 akreditasyonu sayesinde Yozgat Şehir Hastanesi’nin dünyanın saygın dijital hastaneleriyle aynı hizmeti verdiği onaylandı.

    Sağlık bilişimi alanında dijital hastane konseptine uygun mimarisi, ileri teknolojik uygulamaları, akıllı sistemler ve yeni teknolojilerin kullanıldığı Yozgat Şehir Hastanesi kağıtsız hastane olma yolundaki tüm süreçlerini de yeniden tasarladı.

    Konu ile ilgili bir açıklamada Yozgat Şehir Hastanesi Yöneticisi Op. Dr. Aziz Ahmet Surel yaptı. HIMSS 6 Dijital Hastane Akreditasyonu hakkında, “HIMSS 6 Akreditasyonu sayesinde dünyanın saygın dijital hastaneleri ile eş değer hizmet verdiğimiz tescillendi. Bu sertifika, teknolojinin sağlık hizmetlerinde daha ileri seviyede kullanılmasıyla hasta ve çalışan güvenliğini en yüksek düzeye çıkarılmasını sağlamaktadır. Yozgat Şehir Hastanesi’nde hasta güvenliği ve doğru tedavinin uygulanmasını destekleyen bu sistem, hastalarımızın ve çalışanlarımızın memnuniyetini daha üst seviyelere taşıyacaktır” dedi.

  • BEBEK VE ANNE DOSTU OLMAK

    BEBEK VE ANNE DOSTU OLMAK

    İnsana yatırım, “Sağlık” ve “Eğitim” ile yol alır. Bu konuda her gün karşımıza yeni gelişmeler çıkmaya devam ediyor. Şimdi sistem değişikliğine bir yenisi daha eklenmektedir.

    Sağlık Bakanlığı yeni düzenlemelerle yol almaya devam ederken, bağlı kurumlarda da insan odaklı çalışmalar sürdürülmektedir.

    Yozgat birçok İl gibi eğitim ve sağlık alanında çok ihmal edildi. Şimdi ise, bu boşluk yapılan çalışmalarla doldurulmak istenmektedir.

    Gelişmeler vatandaşı sevindirmektedir. Bu konuda geride kalan bir yıllık dönem içinde vatandaşın hizmetine sunulan Şehir hastanesi sağlık alanında bir milat oldu.

    Şimdi ise, Yozgat’ta devlet hastanelerinde ‘Anne Dostu Hastane’ projesi için çalışmalar başladığını öğrendik.

    hastane yönetiminden yapılan açıklamalara baktığımızda şu bilgilere ulaşıyoruz: Türkiye’de 15 hastanenin sahip olduğu ‘Anne Dostu Hastane’ unvanı için, Yozgat’ta merkez ve ilçe hastanelerinde çalışmalar başlandı. Sağlık Bakanlığı tarafından kurulan ‘Anne Dostu Hastane Eğitim Ekibi’ Yozgat Şehir Hastanesi Konferans Salonunda sağlık personeline iki gün süren eğitim verdikten sonra, katılımcılara sertifikaları verildi.

    Yozgat Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Op.Dr. İsmail Kurca Anne Dostu Hastane uygulamasıyla kaliteli doğum hizmetleri sunumunun niteliğini ve niceliğini artırarak anne adaylarının güvenli, kaliteli doğum hizmetine ulaşmalarını sağlanması amaçlandığını belirterek anne, bebek ve aile dostu modelde, mahremiyete dayalı tek kişilik doğum ünitelerinin oluşturulmasının esas alındığını ifade etti.

    Kurca,”Normal doğumu özendirmek, müdahale oranlarını azaltmak hedeflerimiz arasındadır. Yanında uygun bir refakatçi ile gebeler kendilerini rahat, ev ortamında hissedebilmeli, hareket özgürlüğü sağlanabilmelidir. Bebek Dostu Hastane çalışmalarımızın yanı sıra Anne Dostu Hastane çalışmalarımıza da başlamış bulunmaktayız. Türkiye’de sadece 15 hastanenin sahip olduğu ‘Anne Dostu Hastane’ unvanına Yozgat’ta bizim de alıyor olmamız gurur verici” dedi.

  • YOZGAT’I İHYA EDECEK HİZMETLER!

    YOZGAT’I İHYA EDECEK HİZMETLER!

    AK Parti Yozgat’a hizmet etmedi diyemeyiz. Yozgatlıda AK Partiye destek vermedi denilemez. Bu ikiliyi bir terazinin gözüne koydunuz da hangisi daha ağır basıyor, bunu bilmek lazım. Vatandaşın desteğimi daha fazla, yoksa Ak Partinin hizmetlerimi daha fazla.

    Olaya buradan bakmak lazım, böyle baktığımızda doğru neticeyi bulmuş oluruz. İlçe kongrelerini kazasız belasız atlatan AK parti, geçtiğimiz hafta sonu da merkez ilçe başkanlık kongresini yaptı. Büyük Sinema salonunda yapılan Merkez İlçe 6. Olağan Kongresinde konuşan Milletvekili Yusuf Başer, Yozgat Merkez, ilçeleri ve köylerine yapılan hizmetleri anlattı.
    Sayın Başer’in konuşmasını verelim sonra zaman kalırsa üzerinde konuşalım: Geçmişte iktidarların müstakil üniversite hayalini gerçekleştiremediğini, Yozgatlının 30 yıllık hayalini kendilerinin gerçekleştirdiğini ifade eden Başer, “Geçmişteki havaalanının yerinde hayvanlar otlatılıyordu. Yozgat’ın yıllardan beri hayali olan Bozok havaalanın temelin attık. Hayırlı uğurlu olsun. Yine aynı şekilde hep Yozgat milliyetçiliğinden bahsederler. Biz AK Parti olarak eser, hizmet milliyetçiliği yapıyoruz. Soruyorum sizlere, bizden önceki iktidarlar ‘yeni hastaneler yaptı da, Yozgatlı niye yaptınız mı?’ dedi. Ama Tayyip Erdoğan ve arkadaşları Türkiye’nin ilk Şehir Hastanesini Yozgat’ta hizmete açtılar. Yine bir iki ay içinde Tıp Fakültesi Hastanemizi Yozgatlıların hizmetine sunacağız. Adına türküler yaktığımız, Türkiye’nin merkezinde olan Yozgat’ımıza Hızlı Treni de 2019 yılında inşallah Yozgatlıların hizmetine sunacağız. Sayın Bakanımıza, milletvekili olarak değil, bir Yozgatlı olarak teşekkür etmek istiyorum. Yozgat’ımıza Diyanet Eğitim Merkezi’ni, Adalet Eğitim Merkezini, Adli Tıp Kurumunu hediye etti. İşte AK Parti hizmet anlayışı, milliyetçilik anlayışı eser ve hizmet milliyetçiliğidir” dedi.
    2019 yılında yatırımların çoğunun tamamlanacağını ve yozgat’ın çehresinin değişeceğini söyleyen Başer, “2019 yılından sonra Yozgat’ı hiç kimse tanıyamayacak. Yozgat coğrafi olarak Türkiye’nin merkezinde. Bozok Havaalanı, Bozok OSB, Hayvan Hastanesi, Çevre Yolu ile Yozgat’ı nüfusu 100 binin üzerinde olan bir şehir haline getireceğiz. Çünkü bizim Yozgatlıya vefa borcumuz var. Yozgat’ın üç tane girişi var. Ana girişinden baktığınızda, Ankara’dan geldiğinizde sizi adalet sarayı selamlıyor. Yanı başında Üniversite hastanemiz sizi selamlıyor. Eksiklerini tamamladığımız zaman Yozgat’ın ana geçişi adete cıncık gibi olacak. Eğer siz Sorgun istikametinden gelmek istiyorsanız sizi, temelini atacağımız Bozok OSB sizi selamlayacak. Kayseri üzerinden geldiğiniz de size Bozok Üniversitesi selamlayacak” diye konuştu.
    Yatırımcıların sosyal alan da istediğini belirten Yusuf Başer, bu hususta da “Spor vadisi” çalışmalarını örnek gösterdi. Spor vadisi bittiğinde Yozgat cazibe merkezi olacak. Hızlı tren tamamlandığı zaman başta Ankara ve diğer illerde yaşayanlar hafta sonunu Yozgat’ta geçirmek için adeta birbirleri ile yarışacaklar” dedi.

    Merak ettiğim bir husus var, bu hizmetlerin elbette hepsi güzel ve hoş fakat Yozgat halen neden gelişmiyor, neden kalkınmıyor, neden göç veren iller sıralamasında başı çekiyor?

  • AHİLİK HAFTASI VE AHİ SEÇİMİ ÜZERİNE…

    AHİLİK HAFTASI VE AHİ SEÇİMİ ÜZERİNE…

    Geçen hafta kutlandı “Ahilik  Haftası” önce Ahiliği kısaca anlatmak istiyorum:

    Ahilik, 13. yüzyılda Anadolu’da kurulmuş bir esnaf teşkilatıdır. Sözlük anlamı olarak “eli açık, kardeş, yiğit, delikanlı” gibi manalara gelen “ahi” kelimesi; aynı zamanda bugün, yüzlerce yıllık bir değerler sistemine karşılık gelir.

    Selçuklu Devleti döneminde; Türk kültürü ve İslâm dininin tüm pozitif değerlerini taşıyan bir sentez olarak ortaya çıkmıştır. Esnaf yaşamına belirli kaideler getirerek, insanların maddi ve manevi tüm ihtiyaçlarını gidermeyi, toplumsal düzeni sağlamayı kendine amaç edinmiş bir sistemdir. Bunu gerçekleştirmek için de sanat, ticaret, dayanışma ve yardımlaşmayı yöntem olarak kullanmıştır.

    Esnafın ticaret hayatını organize etmek üzere ortaya çıkan Ahilik; sosyal hayattaki, eğitim hayatındaki, askeri ve siyasi alandaki faaliyetleri ile günümüze kadar etkileri olan bir teşkilattır. Özellikle Osmanlının kuruluşu dönemindeki siyasi etkisi önemlidir.

    Bir not daha düşmek gerekirse; Anadolu’da Ahilik Teşkilatı’nı Ahi Evran kurmuştur. Asıl adı Mahmut bin Ahmet olan Ehi Evran; Ebu’l Hakayık unvanıyla da anılırdı. Ahi Evran 1171 yılında Azerbaycan’ın Hoy şehrinde doğdu. Anadolu’da pek çok şehirde bulunan Ahi Evran; Hacı Bektaş-ı Veli ve Mevlana Celaleddin-i Rumi ile aynı çağın bilgesidir. Kaleme aldığı ilmi eserleri, vaktiyle Sultan Alâeddin Keykubat’ın da takdirini almıştır.

    Ahi Evran, dericilik zanaatıyla meşguldü. Başta Kayseri olmak üzere Anadolu’daki diğer şehirlerde bu zanaatı geliştirdi ve bununla da kalmayıp teşkilatlandırdı. İşte “Ahi Teşkilatı” olarak bildiğimiz yapının başlangıcı da budur. Sadece dericileri değil, zamanla diğer esnaf gruplarını da içine alan sistem, vakit ilerledikçe sosyal bir güç haline geldi. Ahi Evran Selçuklu döneminde 32 meslek grubunun başkanıydı.

    Yozgat’ta “Ahilik Haftası” her yıl çeşitli etkinliklerle kutlanır. Valilik ve Esnaf Odaları Birlik Başkanlığında ilgili odaların katılımıyla yapılan kutlamalar imkanlar ölçüsünde yapılır.

    Yozgat’ta geçen yıl seçilen “Yılın Ahisi” Kimdi? Fazla ayrıntı olmadığı için pek akılda kalacak durum değil.

    Dikkat ettim de son yıllarda yapılan “Ahilik Haftası” kapsamında yapılan seçimlerde fazla detay olmamakla birlikte “Ahilik” seçimi dar bir alanda yapılıyor.

    Yozgat’ta sanki birkaç esnaf kolu varmış gibi farklı meslek mensuplarına bu unvan neden verilmez pek anlamış değilim.

    Seçilenleri kıskanmıyorum böyle düşünülmemesini dilerim ama Yozgat’ta şuana kadar yapılan seçimlere bakıldığında dar bir alan tercih edildiği şikayetleri bana kadar ulaştı. Elçiye zeval olmaz derler. Bu durumdan ilgililerin bilgi olsun isterim.

    Bu vesile ile “Ahilik Haftası” bütün esnaflarımıza bir kez daha kutlu olsun, unutmalıyım ki; “Ahilik”   sözlük anlamında tarih ettiği gibi, ‘eli açık, kardeş, yiğit, delikanlı’ gibi manaları günümüzde de taşımasını temenni ediyorum.