Kategori: Köşe Yazıları

  • İKİ YOZGATLI BİR ARAYA GELİRSE…

    İKİ YOZGATLI BİR ARAYA GELİRSE…

    Dedikoduyu çok seviyoruz.

    Her yerde dedikodu edecek bir ortam buluyoruz.

    İnsanın fıtratında var olsa gerek.

    Bazen bu dedi kodular yapıcı oluyor.

    En azında bizlerin, sizlerin göremediğini bir başkası çok rahat görüyor.

    O zaman bunun adına dedi kodu değil yapıcı uyarılar denebilir.

    İnsanız yanılabiliriz, yanlış kararlar verebiliriz, yanlış adımlar atabiliriz. Bu yüzden bir başkasının sözlerini de dinlemeliyiz.

    İki Yozgatlı bir araya geldiğinde laf döner dolaşır Yozgat’ın gündemine gelir.

    Bu konuşma sonunda Yozgat’ın gelişmediğine, hatta geriye gittiğine, ekonomik olarak her geçen gün il olmaktan uzaklaşarak büyük ilçe olma yönünde olduğu görüşünde hem fikir olunur.

    Bazı Büyük ilçelerle karşılaştırma yapılır, çevre İller gelişiyor büyüyor Yozgat’ın neden göç veriyor denir.

    Seçilmişlerin çalışmadığından bahsedilir, seçilmişler seçim vaatlerinden durmadıklarından söz edilir.

    Çevre İller de birçok organize bitmişken bizde bir organize dolmadı denir. İkinci, üçüncü sorgulanır.

    Komşu İllerden fabrika yatırımları her gün artarken Yozgat’ta kapanan fabrikaların durumu gözler önüne serilmeye çalışılır.

    Çevre İllere devlet yatırımları geliyor bizim İl’e selam bile vermiyor denir.

    İşsizlik, masaya yatırılır, eğer böyle giderse Yozgat ekonomik olarak, sosyal olarak iyi günlerin beklemediğine hükmedilir.

    Bu olumsuzluğun sorumluları dile getirilir, kaçırılan fırsatlar, iyi yönetemeyen yerel yöneticiler, siyasiler hedef tahtasına konularak yargılanırlar.

    Bir araya gelince eleştirenler yetkilileri, seçilmişleri görünce sanki söyleyenler kendileri değil gibi seçilmişleri gördüklerinde sus pus olmayı ihmal etmezler.

    En kötüsü ise, Yozgat’ın kötü yönetildiğini, söyleyen insanlarımız, düşüncelerini kesinlikle yerel yöneticiyle, milletvekiliyle paylaşmaya yanaşmadıkları gibi, başkalarının kendi adlarına davranmalarını isterler.

    Yozgat’ın kötüye gittiğini savunan Yozgatlı yerel yöneticiyi, milletvekilini, siyasetçileri gördüğünde hemen yüz doksan derece dönüş yaparak, Yozgat’ın çok iyiye gittiğini, bunu çok sayın yerel yöneticiye, sayın milletvekiline ve pek değerli siyasilere borçlu olduğumuzdan dem vurmaya başlar.

  • GİDECEKLER DİYE DUYMUŞTUM!

    GİDECEKLER DİYE DUYMUŞTUM!

     

    Yozgat’a yerleştirilen mülteci aileler ve çocukları, Yozgat Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu tarafından açılan Dil Kursunda Türkçe öğreniyor.

    Irak, Afganistan, Suriye ve İran’da yaşanan karışıklık nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan ev hanımından mühendise kadar çok sayıda mülteci, Yozgat Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu tarafından açılan Türkçe Dil Kursuna büyük ilgi gösterdi.

    Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan bir konuşmasında karışıklık sona ermeye başladı, sığınmacı vatandaşlarımız ülkelerine dönecekler demişti.

    Bu süreç bıçak gibi birden kesilmeyecek ama zaman içinde şuna Türkiye’de yaşamlarını sürdüren Irak, Afganistan, Suriye ve İran’lı vatandaşlar yavaş yavaş ülkelerine gidecekler.

    Fakat bir süreden beri Yozgat’ta yaşayan sığınmacı vatandaşlar için bir çalışma daha başlatıldı. Bu çalışma kapsamında isteyen her sığınmacı vatandaşlar, günlük hayatta ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilecek kadar Türkçe öğrenecek.

    Bu konuda kamuoyunun bilgisine sunulan haber şöyle verildi: Yozgat Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulunda Türkçe eğitimi veren Türkçe Öğretmeni Aslı Koçak, “Başlangıç seviyesi kursumuzda her milletten öğrenci var. Afganistan, Suriye, Irak ve İran’dan öğrencilerimiz eğitim görüyor. Toplam ders saatimiz 136 saatten oluşuyor. Haftalık on saat ders veriyoruz ve kursumuz 13 hafta sürüyor. Kursiyerlerimizin birçoğu Yozgat merkezde yaşadığı için belli başlı günlük konuşma becerilerine sahipler. Kursiyerler renkler, sayılar, haftalar aklınıza gelebilecek birçok noktada bilgi sahibi olarak birinci seviye kursunu tamamlamış olacaklar. Kurs sonunda mülteciler aldıkları eğitimle kendilerini rahat bir şekilde ifade edebilecekler” dedi.
    Irak’ın Bağdat şehrinden Yozgat’ta geldiklerini söyleyen kursiyerlerden Ashraf Zuhair Al-Raheem, Türkçe kursunun kendileri açısından faydalı olduğunu belirterek, “Türkiye’ye yaklaşık 2 yıl önce geldim. Bir ay önce kursa başladım. Türkçe okuyup, yazabiliyorum.
    Irak’ta kimya mühendisiyim. Türkçemi geliştirip Türkiye’de çalışmak istiyorum” şeklinde konuştu.
    Fatma İzadi isimli İranlı mülteci ise, “Ben bu kursta Türkçe öğreniyorum. Ben İran’da maden mühendisiydim. Türkiye’de işimi yapmak istiyorum” açıklamalarında bulundu.
    Türkiye’ye 6 yıl önce Irak’ın Kerkük şehrinden geldiğini söyleyen 18 yaşındaki Nurettin Osman isimli mülteci ise “Yozgat’a Irak Kerkük’ten geldim. Kursta Türkçe öğreniyorum. 6 sene önce Yozgat’a geldim. Türkçeyi Yozgat’ta öğrendim” dedi.

  • DEĞİŞTİR, DEĞİŞTİR BİR DAHA DEĞİŞTİR

    DEĞİŞTİR, DEĞİŞTİR BİR DAHA DEĞİŞTİR

    Konumuz eğitim sistemi ve değiştirmekle son bulmayan kurallar üzerindeki değişiklikler. Bu konuda geçenlerde dikkat çeken bir açıklama vardı. Bu açıklamada Eğitim-İş Yozgat temsilcisi Sedat Tuygun, TEOG yerine getirilen sistemi eleştirerek “Buradan açık çağrı yapıyoruz Tüm sorunlarımızın çaresi bilimdir. Eğitimde bilim için adres Eğitim-İş’dir. Tüm kadrolarımızla köklü ve en ideal sistemi ortaya koymaya hazırız” dedi.

    Bu açıklamada kamuoyunda ne kadar karşılık buldu ya da bulmadı, bunu tartışmayacağım ama dikkatimi çektiği için bir de buradan paylaşmayı istedim. Ve noktasına dahi dokunmadan olduğu gibi yayınlıyorum: “Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla herhangi bir bilimsel çalışma, altyapı hazırlığı olmadan alelacele kaldırılan TEOG’un yerine getirilen sistem, Bakanlık tarafından beceriksizliklerini ilan edercesine hala revize edilmeye çalışılıyor.
    Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın bugünkü açıklamalarına göre, liseye girişte uygulanacak yeni sistemde sadece 8. sınıftan soru sorulacak sınav süresi 135 dakika, soru sayısı ise 90 olacak.
    Eğitim-İş olarak üç yıllık eğitimin 60 soruda ölçülmesinin bilimsel olarak yanlış ve ölçme değerlendirme ilkelerine aykırı olduğunu belirtmiştik. Şimdi soru sayısı 90’a çıkarılmıştır, ancak derslere göre soru sayısının dağılımı hala sağlıklı değildir. Sınavda, haftada 2 saat olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisinden de 10 soru, haftada 4 saat olan İngilizce dersinden de 10 soru sorulacaktır. Soru sayısı, haftalık ders saati sayısına göre belirlenmelidir. Ayrıca 135 dakikalık tek oturumlu sınav süresi öğrencilere uzun gelecektir ve mutlaka sınava 10 dakikalık ara verilmelidir.
    Sınavda sadece 8. sınıf programından soru geleceğini belirten Bakan, 6 ve 7. sınıf programlarından soru sorulmasının velileri, ilave kaynakları aramaya, dershaneciliğe iteceğini belirtirken maiyetinde görev yapan onlarca eğitim uzmanının bugüne kadar bunu göremediğini de ifade etmiş oldu. O halde sormak gerekmez mi, bu kişiler gerçekten uzman mıdır? Uzmansa hangi alanda uzmandır?
    Bakanın dediğine göre “Hiçbir çocuk tercih etmediği okula yerleşmeyecek.” Ancak fen liselerinin 33 bin, sosyal bilimlerin 10 bin, Anadolu liselerinin 340 bin olmak üzere toplam kontenjan sayısı 380 bindir. Kontenjanı az olan okullar daha çok öğrenci tarafından tercih edildiğinde oluşacak yığılma nasıl aşılacaktır? Burada okul başarı puanı devreye girmesi gerekirken, Bakan başarı puanının dikkate alınmayacağını açıklamıştır. Özel okullarda notların şişirilmesine yıllardır engel olmayan Bakanlığın, şimdi devlet okullarındaki çocuklarımızın gerçek başarılarını yok sayması büyük bir haksızlıktır.
    Yine Sayın Bakan, “Açık uçlu soru olmayacak” demiş. Daha önce defalarca ilettiğimiz görüşme talebimizi kendileri kabul buyurmadıkları için bizzat Bakan Yardımcısı Orhan Erdem’e ve Bakanlığa da yazılı olarak, sınav süresi, soru sayısı, kapsamı ve yöntemi hakkında önerilerimizi sunduk. Hatta “ille de bir değişiklik yapılacaksa bu yıl değil, en erken iki yıl sonra yapılmalıdır” uyarılarımızdan sonra gelinen nokta yine yeni mağduriyetler yaratılacağıdır!
    Bakan Yılmaz’ın açıklamaları, “sınav kaldırılacak, çocuklarımız yarış atı olmaktan kurtarılacak, çocuklarımız dershanelere mahkum edilmeyecek” gibi söylemlerin temelsiz olduğunu, aksine daha çok sınav, daha çok belirsizlik, daha çok torpil ve daha çok eşitsizlikle karşı karşıya kalacağımızı göstermektedir. Başarılı olabilecek bir sistem en az 11 yıl boyunca uygulanabilir olmalıdır. Çünkü sistem gereği bu öğrenciler 11 yılın sonunda gerekli dönüt vermeye ancak başlarlar.
    Buradan açık çağrı yapıyoruz: Tüm sorunlarımızın çaresi bilimdir. Eğitimde bilim için adres Eğitim-İş’tir. Tüm kadromuzla köklü ve en ideal sistemi ortaya koymaya da, katkı sunmaya da hazırız.”

  • YOL MEDENİYETTİR…

    YOL MEDENİYETTİR…

    Medeniyet olup olmadığı kullanım amacına bağlıdır…

    Atatürk’e soruluyor “doğu’ya okul mu, yol mu?”
    yol yapın, ordu girebilsin” diyor.”

    Yozgat’ta yol meselesi her zaman sorun olmuştur, bundan sonra da olmaya devam edecektir. Bunun en önemli sebebi alt yapının yetersiz olması ve kurumlar arasındaki diyalog sıkıntısıdır.

    Bu konuda her zaman hedef Belediye olmuştur ve etkili bir yönetim hiçbir dönem sağlanamamıştır. Şimdide aynı durum yaşanmaya devam ediyor. Bakın bu konuda gazetelere açıklama yapan Belediye Başkan Yardımcısı Serdar Açıkgöz, kullandığı ifadelerle tespitimi doğruluyor.

    Yapılan asfalt yolların altyapı çalışmaları nedeni ile sürekli bozulduğunu söyleyen Açıkgöz, yeni bir yönetmelik hazırladıklarını artık kazı çalışmalarının belirli bir standartta yapılacağını açıkladı.

    Açıkgöz, kazı çalışması yapacak olan firmaların standartlara uymak zorunda olduğunu söylerken şu bilgileri veriyor:

    Belediye Başkan Yardımcısı Serdar Açıkgöz kış çalışmaları nedeni ile kullanılan tuzun asfalta zarar verdiğini bu yüzden tedbir aldıklarını söyledi. Açıkgöz, “Tuz ve sülfat betona ve asfalta oldukça zararlı. Özellikle asfaltın yumuşak karnı dediğimiz baca kenarları, daha önceden yama yapılmış yerler ve ızgara kenarları tuzu yediği zaman daha çabuk yıpranıyor. Sonrasında daha kış bitmeden yollarda sorunlar başlıyor. Yollarda çukurlar oluşuyor. Tuzunda belli bir hava sıcaklığından sonra bir etkisi olmuyor. Ancak biz tuzlama çalışmalarımıza devam edeceğiz. Gerektiği kadar gerektiği bölgelerde kullanacağız tuzu. Asfaltlarda oluşan sıkıntılar içinde yama robotu aldık. Havaların müsaade ettiği zamanlarda yama çalışmalarımız devam edecek” dedi.

    Asfalt ve yollarda sürekli altyapı çalışmaları olduğu için belirli bir düzen sağlanamadığını açıklayan Açıkgöz, “Gönül istiyor ki asfaltlarımız bozulmasın fakat bizim arzu etmediğimiz bizim dışımızda gelişen şeyler oluyor. Özellikle alt yapı çalışmaları bu sene bizi zor durumda bıraktı. 3-4 tane mobese firması bu sene aynı anda hat çekti. Ayrıca diğer kurumlarımızın alt yapı çalışmaları oluyor. Telekom’un, ÇEDAŞ’ın, Sürmeli Gaz’ın kendi alt yapı çalışmaları oluyor. Belediye olarak bizim Su İşleri Müdürlüğümüzün de çalışmaları oluyor. Aslında bizim istemediğimiz durumlar çünkü yapılan yollarımız zarar görüyor. Bu çalışmalar yapılmadığı zaman da insanımız hizmetlerden mahrum kalıyor. Bu durumları dengeli bir noktaya getirmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Yeni bir yönetmelik üzerinde çalıştıklarını dile getiren Açıkgöz, “Yeni bir yönetmelik getiriyoruz. 2018’in ilk aylarından itibaren uygulayacağız. Kazı usullerine belli kriterler getiriyoruz. Asfaltın belli bir genişlikten daha fazla eşilmesine müsaade etmeyeceğiz. 10-12 cm asfalt kesen makineler var, onlardan kullanılmasını isteyeceğiz. Kurtarmayan durumlarda yollara paralel olarak değil de dikine geçilmesini isteyeceğiz. Kaldırım kısmına yönelmesini buralarda olmasını sağlayacağız. Mümkün olduğunca da asfaltlarımızda kesim yapılmamasını sağlayacağız. Zemin bozulunca yeniden çok düzen tutmuyor. Ta ki yeniden üstüne kaplama yapılana kadar. Asfaltlama pahalı hale geldi. Şuan yönetmelik üzerinde çalışıyoruz. Meclis kararına sunacağız. Sonrasında 2018 yılı itibariyle yürürlüğe koyacağız” dedi.

  • HİZMETE ALINACAK ESERLER ÜZERİNE

    HİZMETE ALINACAK ESERLER ÜZERİNE

    Reklam panolarında görmüşsünüzdür… “Orman ve Su İşleri Bakanlığı bir gelenek haline getirdiği toplu açılış merasimlerine bu yıl da devam ediyor.”

    Böyle yazmaktadır. Bu çerçevede Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından ülke genelinde yapımı tamamlanan 7,7 milyar lira yatırım bedelli 375 eser hizmete alınacağı bildirilmektedir.

    29 Kasım Çarşamba günü yani bugün Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından toplu olarak hizmete alınacak eserlerden Yozgat da payını alacak.

    Yapılan açıklamanın devamında şu bilgiler yer almaktadır: Ülkemizin daha refah ve daha müreffeh günlere kavuşması için dev barajlar, bereketli sulama tesisleri ve geniş orman alanları tesis ettiklerini kaydeden Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu “Biz de bu gaye ile asırlık hayalleri gerçeğe dönüştürmek için çalışıyoruz. Özellikle ülkemizin her bir köşesinde vatandaşlarımızın büyük bir hasretle beklediği projeleri hayata geçiriyoruz. Bu çerçevede eserlerimizle destan yazdığımız son 15 yılda 156 milyar lira yatırım yaptık ve Cumhuriyet tarihimizin rekorlarını kırdık” diye konuştu.
    15 yıllık sürede 508 adedi baraj olmak üzere 7200 adet yeni tesisi ülkemize kazandırdıklarını belirten Prof. Dr. Veysel Eroğlu “Yine bu dönemde orman varlığımızı 1,5 milyon hektar artırarak 3 milyar 820 milyon adet fidanı toprakla buluşturduk. Yıl sonu itibarıyla ise bu rakamı 4 milyara yükseltmiş olacağız. Tabii hayatın devamına önem vererek korunan alanlarımızı arttırdık. Meteorolojide teknolojik bir dönüşüm gerçekleştirerek hava tahmin oranlarımızı yüzde 90’ın üzerine çıkardık” dedi.

    Hizmet hususunda kendileriyle yarışarak her yıl bir önceki yıldan daha fazla tesis inşa ettiklerinin altını çizen Prof. Dr. Eroğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
    “Bakanlık olarak her yıl tesisleri toplu olarak hizmete aldık. Bir gelenek haline getirdiğimiz toplu açılış merasimlerine bu yıl da devam ediyoruz. Aralarında barajlar, içme suyu, sulama, atıksu arıtma ve taşkın koruma tesisleri ile ağaçlandırma, ormancılık, milli park ve meteoroloji projelerinin yer aldığı 7,7 milyar TL’ye mal olan 375 dev tesisi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle hizmete alacağız.”
    Yozgat’ta Hizmete Alınacak Eserlerin Toplam Yatırım Bedeli 46 Milyon 759 Bin TL’yi Geçiyor
    Ülke genelinde hizmete alınacak bu tesislerden Yozgat’ın da payına düşeni aldığını vurgulayan Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu “Yozgat’ta Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü’nün tamamladığı 7 adet tesisi de bu açılış merasimi ile hizmete alacağız” değerlendirmesinde bulundu.
    Hizmete alınacak DSİ’ye ait eserlerin sulama ve taşkın koruma tesislerinden oluştuğunu belirten Prof. Dr. Veysel Eroğlu “DSİ tarafından Yozgat’ta tamamlanan tesislerle toplam 21.910 dekar zirai araziye sulama suyu sağlayacağız. 4 köyü taşkın zararlarından koruyacağız.
    Ayrıca bu açılış merasiminde Bakanlığımıza bağlı Orman, Doğa Koruma ve Milli Parklar ile Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nce yapımı tamamlanan tesis ve çalışmaları da hizmete alacağız. Bu eserler arasında ise yeni orman yolları, ağaçlandırma, orman köylüsüne destek, fidan üretimi, korunan alanların altyapılarının iyileştirilmesi gibi çalışmalar ve otomatik meteoroloji gözlem istasyonları yer alıyor. Bütün bu eser ve çalışmaların toplam yatırım bedeli 46 milyon 759 bin TL’yi geçiyor” dedi.

  • ODA SEÇİMLERİ ÜZERİNE…

    ODA SEÇİMLERİ ÜZERİNE…

    Odalar, Dernekler, Sendikalar… Bunların ortak ismi Sivil Toplum Kuruluşlarıdır. Kayıtlı Üyelerin haklarını savunmak, dertleri ile dertlenmek, ortak ya da bireysel sorunlara çözümler üretmek, sağlıklı bir yol bulmaktır…

    Peki, bugün hayatımızda bulunan bu tür kuruluşlar ne kadar sağlıklı, daha doğrusu yapısal özelliğe bağlı, sağlıklı kuruluşlar mıdır?

    Tabi bunları şimdi tek tek yazmaya ne zaman ne de bana ayrılan bu sütunlar yetmez… Fakat bu kuruluşların eskiye oranla daha iyi olması, üyelerine faydalı hizmetler sunması bakımından yeni bir takvim döneminin arifesinde olduğumuzu hatırlatmak isterim…

    Bugün seçim yapmak üzere hazırlıkları devam Meslek kuruluşlarının bağlı olduğu Odaları konuşacağız…

    Geçen haftanın son günü yayınlanan gazeteleri incelerken Birlik Başkanı Latif Altın’ın açıklamalarına gözüm takıldı…

    Esnaf Odaları Birliğine bağlı Meslek kuruluşlarının kayıtlı olduğu 30 Odanın başkanlık seçimleri için geri sayım başladığını anlatıyor.

    Bu seçimlerin 1 Ocak tarihinde başlayıp, 31 mart tarihinde tamamlanması gerekiyor. Kazananların, kaybedenlerin, yerini bir başka meslektaşına bırakanların olma ihtimali oldukça fazla gibi görünüyor.

    Buralarda da metal yorgunluğuna yaşayanların yerine yeni isimler mutlaka gelecektir, seçimlerin yapılmasının en önemli maksadı da bu olsa gerekir.

    Son zamanlarda gidip geldiğim hemen her mekânda yapılan sohbetin en başında Oda seçimleri ile ilgili sohbet yapıldığını baştan söyleyeyim.

    Bahsi geçen bazı Oda başkanlıkları için bir değil, iki değil, üç ayrı aday çıktığı dahi kulislerde konuşulmaya başlamış durumdadır.

    Bu konuda sohbetin kalan kısmını Yozgat Esnaf Sanatkârları Odaları Birliği Başkanı Latif Altın neler anlatmış gelin birlikte dinleyelim:  Birliğe bağlı 30 Odada yapılacak genel kurulların bayram havasını geçmesini arzu ediyoruz, bunun için elimizden gelen gayreti ve çabayı göstereceğiz. Bazı odalarda birden fazla adayın çıkacağını tahmin ediyorum. Seçim yarışının demokratik bir şekilde geçeceğine inanıyorum. Esnaflarımızın bu konuda vereceği karar kesinlikle bağlayıcı olacaktır.

    Esnaf teşkilatlarının genel kurullarının heyecanlı, sevgi ve saygıya dayalı yapılması için hepimizin üzerine görevler düşmektedir.

    Benim Birlik başkanı olarak bütün arkadaşlarımızdan isteğim sevgi, saygı ve hoş görüyü hiç elden bırakmadan genel kurullarımızı düğün, bayram havasında geçirmemiz, sorunlarımıza ortak çözüm arayıp, el ele, kol kola seçimlerimizi tamamlamalıyız.

  • TARIM POLİTİKASI ÜZERİNE…

    TARIM POLİTİKASI ÜZERİNE…

    Türkiye, Tarım ve Hayvancılık üzerine yapılan ve devam eden politikanın gözden geçirilmesinde büyük fayda olacaktır…

    Neden böyle düşündüğümü veya konuya böyle bir soru ile başladığım sanırım sorgulanmaya ihtiyacı yoktur.

    Çünkü günümüzde uygulanan tarım ve hayvancılık politikası beklenen sonuçları vermemiştir. Bu konuda en yeni örnek bitmek ya da tükenmek üzere olan hayvancılıkta gelinen noktadır. Artan et fiyatları yüzünden bugün Sırbistan ve Fransa gibi ülkelerden hayvan ve et ithal eder duruma geldik…

    Daha geçenlerde Mersin Limanına demir atan Gemi, Güney Amerika’dan on binden fazla büyük baş hayvan getirdiğini öğrendim.

    Tarım politikası da aslında aynı durumdadır. Zaman zaman yapılan suni teneffüslerle ayakta durmaya ne kadar daha devam edeceğiz merak ediyorum.

    Şimdi olumlu bir gelişmeden bahsetmek istiyorum, geçenlerde dikkatimi çeken bir haberi buradan vermek isterim:

    Yozgat İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü hayvancılığın gelişmesine yönelik başlatılan mera hayvancılığı projesi kapsamında il genelinde 88 üreticiye yüzde 30 hibe destekli damızlık düve desteği sağladı.
    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca düve alım desteği belirlenmiş yetiştirici bölge olarak belirlenen iller arasında yer alan Yozgat düve yetiştirici merkezi olacak.
    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca, düve yetiştirici bölgesi olarak belirlenen ve Yozgat’ın da içinde bulunduğu Ağrı, Ardahan, Artvin, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Çankırı, Çorum, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Gümüşhane, Iğdır, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Malatya, Muş, Ordu, Rize, Samsun, Sivas, Şırnak, Tokat, Trabzon, Tunceli, Van, illerinde ve mera, iklim yapısı, itibariyle meraların daha etkin ve verimli kullanılması, otlatma kapasitelerinin arttırılması ve ıslah edilmesi amaçlanıyor.

    Yozgat İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ziyaattin Özdemir,Yozgat’ın coğrafi konumu bakımından tarım ve hayvancılığa elverişli iller sıralamasında ilk sıralarda yer aldığını söyledi. Bakanlığın bu konuda ciddi çalışmaları olduğunu vurgulayan Özdemir, “Proje kapsamında gerekli altyapılarını tamamlamış, başvuruları uygun görülmüş hayvancılık işletme sahiplerinin en az 20 en fazla 200 baş arası olmak üzere damızlık gebe düve veya 8-12 aylık yaşa sahip damızlık boş dişi sığır alımlarına yüzde 30 hibe ödemesi yapılacaktır.
    2017 yılı için ilimiz genelinde yüze 30 hibe almaya hak kazanmış 88 adet yetiştiricimiz ile hibe sözleşmeleri imzalanmaya başlanmıştır.”dedi.
    Özdemir, “ Hibe almaya hak kazanan yetiştiriciler damızlık sığırları TİGEM, Tarım Kredi Kooperatifi iştirakçileri, Düve Yetiştirici Merkezleri, Hastalıktan ari işletmeler ve Damızlık yetiştirici/üretici örgütleri merkez birliklerinden temin edebileceklerdir.
    Bakanlığımızca uygulanan hastalıktan ari işletmelerin desteklenmesi projesi, hayvan sağlığının korunması yanında, kaliteli ve sağlıklı süt üretilmesi ile ülkemiz süt sektörünün Avrupa Birliğine süt ve süt mamulleri ihracatı yapabilmesi için temel teşkil etmektedir.

  • KİM ENGELLİ!

    KİM ENGELLİ!

     

    Tekerlekli sandalyede yaşamı tüketenler mi?

    Elleri ya da ayakları veya herhangi bir organını kullanamadığı için birilerinin yardımına muhtaç olarak yaşayanlar mı engelli?

    Ya da bu sınıftaki insanlara günlük yaşamı zorlaştıracak kadar akıl ve beyinlerini unutanlar mı?

    Kim engelli?

    Dün gazetemizde manşet bir haber vardı…

    Okuyanların dikkatini çekmiş olacak ki, geri dönüşler oldukça çok oldu. Herhangi bir yorum yapmadan bu haberi gelin bir kez daha okuyalım, muhataplarına dualar (!) gönderelim…

    Haber şöyle: Şehir merkezinde bir otomobilin kapattığı kaldırımın önündeki engelli geçidi kaldırımdan akülü arabasıyla geçmeye çalışan engelli vatandaşa zor anlar yaşattı. Engelli geçidi hatalı park yüzünden kapalı olunca engelli vatandaşın yardımına çevredeki vatandaşlar koştu.
    Yozgat’ta engellilerin yaşamını kolaylaştırması için kaldırımlara yapılan engelli yürüyüş alanları geçişini kapatacak şekilde park edilen otomobil vatandaşların tepkisini çekti.
    Yimpaş güzergahından Lise Caddesine akülü aracıyla gitmek isteyen Fuat Çetiner isimli engelli vatandaş, kaldırımın bitiş güzergahı engelli geçidine hatalı park yüzünden kapatılmasıyla kaldırımdan inebilmek için çeşitli yollar aradı.
    Engelli vatandaşın çaresizliğini gören çevredeki duyarlı vatandaşlar akülü aracı tutarak kucaklarında kaldırımdan indirdiler. Bebek arabasıyla gezintiye çıkan bazı vatandaşlarda hatalı park yüzünden yoldan geçemedi.
    Fuat Çetiner, yapılan davranışın son derece yanlış olduğunu vurgulayarak, “Buraya bu otomobili çeken araç sahibi hiç mi düşünmedi engellilerin geçiş yolunu kapattığını?
    Kaldırım yüksek benim bu akülü arabayla başka bir yerden geçme şansım yok. Tek geçiş yolum burası ve burayı da bilinçsizce park etmiş.
    Sürekli televizyonlarda haberlerde ve sosyal medyada bu görüntülerin olmaması için uyarılarda bulunuluyor ama buna rağmen yinede böyle bilinçsizce hatalı park yapılıyor.”diye tepkisini dile getirdi.
    Çetiner’in kaldırımdan inmesine yardım eden Fatih Kara isimli vatandaşta sürücülerin araçlarını park ederken özellikle engelli park alanı yada geçişi olup olmadığına dikkat etmesi gerektiğini söyledi.
    Kara, “Engelli kardeşimizin kalabalık olan bu cadde üzerindeki kaldırımda gitmesi bizim kendisine yardım etmemizi sağladı.
    Kimse olmasaydı peki bu kaldırımdan bu engelli kardeşimiz nasıl inecekti.
    Aracını buraya park eden kişi bunu düşünmedi mi? Sadece engelliler değil buradan bebek arabası ile geçen ailelerde zorluk yaşamışlardır. Çünkü kaldırım yüksek ve belediyemiz bunu düşündüğü için engelli geçiş yolu yapmış.
    Araç sahiplerinin bu konularda daha duyarlı olmaya davet ediyoruz.”diye konuştu.
    Diğer vatandaşlarda benzer ifadeler kullanarak hatalı park yaparak engelli geçişini kapanmasına tepki gösterdi.

     

     

     

  • ÇAMLIK YOZGAT İÇİN NE İFADE EDER

    ÇAMLIK YOZGAT İÇİN NE İFADE EDER

    Herkes tarafından bilinir…

    Çamlık, Türkiye’nin ilk milli parkıdır. Peki, Milli Parkın Yozgat’a bir faydası var mıdır?

    Ya da bu soruyu şöyle soralım; Yozgat, Çamlık Milli Parkından istifade edebilmek için bir şey yapmış mıdır?

    Bu soruları çoğaltmak mümkündür…

    Çünkü Türkiye’de bildiğim kadarıyla 41,  dünyada 6 binden fazla Milli Park bulunmaktadır. Türkiye’deki Milli parklar arasında en garibi, en sahipsizi ve sosyal donatılardan en mahrumu Çamlık Milli Parkıdır…

    Çamlık Milli Parkı için şimdiye kadar birçok plan, proje hazırlandı, hiçbirisi hayata geçirilemedi… Bugün dahi içinde birkaç piknik alanı, alakasız birkaç binadan başka bir şey yapılamadı, yapmadılar, yaptırmadılar…

    Daha bir süre öncesine kadar Çamlığa giden bir kimse, oturup bir bardak çay içecek yer bulamazdı. Şimdi ise ilgili kurum Orman ve Su işleri Bakanlığı 9. Bölge Müdürlüğü Yozgat Şube Müdürlüğü tarafından Yozgat çamlığı milli parkı ve fatih tabiat parkı ziyaretçi yönetim planı hazırlanmak üzere çalışma başlatıldı, bu konuda bilgilendirme ve değerlendirme toplantısı yapıldı.

    Yozgat Çamlığı Milli Parkı ve Fatih Tabiat Parkı’nın geleceği adına önemli kararlar alınırken Çamlığın koruma, kullanma, dengesinin en iyi şeklide sağlanması ve ziyaretçi etkilerinden kaynaklanan sorunlara engel olmak ve soruların etkisini azaltmak için alınacak tedbirler konuşuldu.
    Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Yozgat Valisi Şükrü Çakır, “Yozgat’ın gözbebeği herkesin çok iyi bildiği tescilli Çamlık Milli Parkımızın ve onun yanında yeniden kurulmuş olan Fatih Tabiat Parkımızın ziyaretçi planlamasının yapılması için bir çalıştay düzenledik. Bu çalıştayın bugün son netice planını görüşerek olgun hale getireceğiz.
    Çamlık Milli Parkı Yozgat için bir Reşat Altın gibidir. Klasik bir değerdir. Bu değeri iyi korumak ve sürdürülebilir, turizme katmak gerekiyor. Bugün esnaflarımız, otellerimiz turistler hemen akın akın gelsin bizlerde faydalanalım düşüncesi içerisindeler. Bu açık bir şekilde ifade edilmese de biz bunu görüyoruz. Biz çok değerli olan turizm bölgelerimizi hemen ortalığa çıkartıp harcatmak istemiyoruz. Bilimsel bir şekilde uzman arkadaşlarımızın, katkıları ile ziyaretçi yönetim planı oluşturuyoruz. Daha sonradan ben görmedim duymadım haberim yoktu denilebilecek eleştirilerin önüne geçmek istiyoruz. Bugün herkes konuşacak. Mantıklı olanı biz zaten yaparız. Bu konuda 9.Bölge Müdürlüğü’nden katılan uzmanlar var. Kendi şubemizden uzmanlarımız var. Herkesin geçmişinde hatıraları bulunan Çamlık’ın uzun ve sürdürülebilir bir şekilde turizme kazandırılması gerektiğine inanıyorum. İnşallah çalıştay sonucunda böyle bir plan elimize geçecek. Biz Çamlığı korumak istiyoruz. Kıskanmadan dışarıya açmak zorundayız. 400 yıllık çamlarımız mevcut. Demek ki daha önce ki nesillerimizin de bu çamların korunmasında bir katkısı var. Günü birlik iştahlarla harcamamalıyız. İyi planlarımızın olması gerekiyor. Hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” dedi.

    Burada son cümle olarak bir ekleme yapmam gerekiyor, bu çalışmaların sonu da bundan öncekiler gibi olmaz, atılan adımlardan bir sonuç ortaya çıkmasını bekliyorum.

  • MECLİSE TAŞINAN YOZGAT

    MECLİSE TAŞINAN YOZGAT

    Yozgat’ın sorunları bir kez daha Türkiye Büyük Millet Meclisine taşındı… Bu sefer Kayseri CHP Milletvekili Çetin Arık, Yozgat’ın önemli bir İl olduğunu belirterek, tespit ettiği sorunların çözümünü hızlandırmak için gayret gösterdi.

    Bu konu dün sosyal medya üzerinden ve yazılı basın tarafından desteklendi… Bu konuyu önemsediğim için haberin detayına bir kez daha göz atalım istedim.

    Cumhuriyet Halk Partisi Kayseri Milletvekili Çetin Arık, Yozgat’ı meclise taşıdı. Yozgat’ın hızla göç verdiğine dikkat çeken Arık, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Yozgat’ın kalkınması için neler yapılması gerektiğinin incelenmesi için araştırma komisyonu kurulması için önerge verdi.

    CHP Kayseri Milletvekili Çetin Arık, Yozgat’ın sorunlarını TBMM gündemine taşıyor. Türkiye’nin önemli tahıl merkezlerinden biri olmasına rağmen Yozgat’ın hızla göç verdiğine dikkat çekerek, Yozgat’ın geri kalmışlığının incelenmesi ve kalkınması için atılacak adımların tespiti için TBMM Başkanlığı’na Araştırma önergesi verdi. Arık, Araştırma Komisyonu kurulması için TBMM Başkanlığı’na sunduğu önergede, “Yüzölçümü bakımından Türkiye’nin 14. büyük ili olan Yozgat, önüne geçilemeyen göç nedeniyle hızla kan kaybetmektedir. 2000 yılında 682 bin 919 olan kentin nüfusu 2017 yılına gelindiğinde yaklaşık yüzde 40’lar seviyesinde bir nüfus kaybı yaşanarak 421 bin 41 kişi olmuştur. Ülkemizin önemli tarım merkezlerinden biri olan Yozgat’ın bir pilot bölge olarak seçilerek, göçün önlenmesine yönelik atılacak adınlar Türkiye’nin son yıllarda karşı karşıya kaldığı tarım ve hayvancılık konusundaki sorunlarının çözümünün önünü açacaktır. Bu amaçla Yozgat’ın göç kaybının önlenmesi ve kalkınması için atılacak adımların araştırılmasında yarar vardır” dedi.
    Önergesinde Yozgat’ın tarihi ve lojistik önemine de dikkat çeken Arık, önergesinde şu görüşlere yer verdi: “2000 yılında 682 bin 919 olan kentin nüfusu 2017 yılına gelindiğinde 421 bin 41 kişiye gerilemiştir. Bunun yanı sıra Yozgat, nüfus piramidi açısından Türkiye ortalamasından daha yaşlı bir görünüm sergilemektedir. Zira genç nüfus istihdam olanakları nedeniyle başka kentlere göç ediyor. Bu durum kentin ekonomisinde lokomotif sektör olarak dikkat çeken tarım ve hayvancılık sektörünü de olumsuz olarak etkilemektedir. Yozgat merkez gibi ilçelerde de göç ve işsizlik en büyük sorun olarak dikkat çekiyor. Buna karşılık ülkemizde tarım ve hayvancılık konusunda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Başta tarım ve hayvancılık olmak üzere Yozgat’ın kalkınması için atılacak adımların belirlenmesi Yozgat’a olduğu kadar ülkemize de önemli katkılar sunacaktır. Araştırma komisyonu ile Yozgat ilimizin sorunları ve çözüm yolları büyüteç altına alınacak, İç Anadolu’nun önemli kentlerinden biri kendi kaderine terk edilmemiş olacaktır.”

  • ÇEDAŞ MUHTARLARI BİLGİLENDİRDİ

    ÇEDAŞ MUHTARLARI BİLGİLENDİRDİ

    Bundan birkaç yıl ya da 3-5 yıl önce rüzgâr esse, sağanak şekilde yağmur yağsa saatlerce karanlığa mahkûm olurduk…

    Ya da şiddetli şekilde kar yağdığında veya fırtına olduğunda şehir merkezinde gün boyu devam eden elektrik kesintisi, kırsal bölgelerde birkaç gün devam ederdi…

    Bugün meselenin güzel tarafı ise benzer durumlar yaşanmıyor, olağan üstü durumlar dışında elektrik kesintisi pek olmuyor.

    Bazı önemli kurumlar gibi 2010 yılından sonra sistem tarafından özelleştirilen kurumlar arasında yer alan Çamlıbel Elektrik Dağıtım Kurumu, bir taraftan para kazanırken, bir taraftan da vatandaşa kaliteli hizmet vermeyi sürdürdü.

    Kapımıza gelen elektrik faturaları zaman zaman bizleri kızdırmış olsa da, elektriksiz bir hayat düşmek neredeyse mümkün olmayan bir zaman diliminde yaşıyoruz.

    Elektrik alt yapı çalışmaları konusunda en çok mahalle muhtarları muzdariptir. Vatandaştan gelen şikayetler zaman zaman kurum ile muhtarları karşı karşıya getirir.

    Bu konuda birkaç hafta önce Çadırardıç köyü muhtarı Çelebi Bey çok dertli. Yozgat’ın en uzak köyünde yaşamak kolay değil, gelişen teknolojiye bakarak vatandaş haklı olarak şehirde yaşayanlar gibi aynı hizmeti bekliyor.

    Bu konuda ÇEDAŞ Genel Müdürü Ahmet Sait Akboğa, Yozgat Muhtarlar Derneği üyeleri ile bir araya gelerek kurumun yatırım ve çalışmaları hakkında bilgiler verdi.

    ÇEDAŞ’ın 2017 yılı yatırım çalışmalarının değerlendirildiği toplantıda ayrıca 2018 yılında planlanan yatırım çalışmaları için muhtarların talepleri alındı.
    ÇEDAŞ Genel Müdürü Ahmet Sait Akboğa, Yozgat İl İşletme Müdürü Mustafa Yılmaz ve Yozgat Muhtarlar Derneği üyelerinin katılımı ile gerçekleştirilen toplantıda programın açılış konuşması Muhtarlar Derneği Başkanı Abbas Ergül tarafından yapıldı. Ergül, ÇEDAŞ’ın sorunların giderilmesi için hassasiyet gösterdiğini söyledi.
    ÇEDAŞ Genel Müdürü Ahmet Sait Akboğa daha sonra 2017 yılı yatırım çalışmaları hakkında sunum yaptı. Genel Müdür Akboğa yaptığı açıklamalarda şirket olarak muhtarları önemsediklerini söyleyerek muhtarlar için kurulan istek hatlarından sorunlarını yetkililere bildirebileceklerini hatırlattı. 2010 yılından itibaren Yozgat’a ciddi yatırımlar yaptıklarını ifade eden Akboğa, 2017 yılı içerisinde ise Yozgat’a 26 milyon 270 bin 654 lira yatırım yaptıklarını vurguladı.
    Konuşmaların ardından ÇEDAŞ Genel Müdürü Ahmet Sait Akboğa, muhtarlara plaket verdi ve muhtarların taleplerini almaya yönelik form dolduruldu.

     

  • TANITIM ÇALIŞMALARI ÜZERİNE…

    TANITIM ÇALIŞMALARI ÜZERİNE…

    Ne yaparsanız yapın, yaptığınız işin doğru şekilde pazarlamasını, tanıtımını yapamazsanız, bir sonuç elde etmeniz mümkün değildir.

    Bu durum bana göre Yozgat’ın en önemli sorunlarından birisidir. Yozgat öteden beri tanıtım sorunu yaşıyor, sahip olunan değerlerin belki alt yapısı yok ama bunları pazarlayacak, doğru şekilde tanıtımını yapacak bir çalışmadan yoksun olduğumuzu hatırlatmak isterim.

    Şehir merkezi ile iç içe bulunan Çamlık bugüne kadar doğru şekilde tanıtılamadığı için şehri bir katkısı olmadı…

    Çamlık Milli Parkından daha kötü durumda olan benzer yerler bugün turizm patlaması yaşarken, ekonomiye de büyük katkı sunmaktadır.

    Aynı şekilde Sorgun’da, Sarıkaya’da, Boğazlıyan’da, Aydıncık’ta, Saraykent’te, Kazankaya’da ve diğer ilçelerimizde bulunan doğa harikası yerler maalesef kaderi ile baş başa bir hayat yaşıyor.

    Bu konuda olumlu yönden dikkat çeken bir örnekle sohbete devam edelim… Sarıkaya Belediyesi son zamanlarda tanıtımı profesyonelce yapmaya başladı.

    Belediye Başkanı Ömer Açıkel ile başlayan tanıtım dönemi bugün hız kesmeden devam ediyor… En son İlçenin doğa, turizm, sosyal ve kültürel değerlerini içine alan bir müzik klipi filmi çekimi yapıldı.

    Bu çalışmanın sosyal medyada izlenme rekoru kırdığını söylersem yapılan çalışmanın hem hakkını teslim etmiş hem de ortaya konan emeğe katkı sunmuş olacağımı biliyorum.

    Tanıtım klibinde Yozgat’ın yöresel türkülerinden “Burçak Tarlası” seslendirmesini 11 kişilik “Ses Ver Sus” türkü grubu seslendirdi.

    Bu türkünün her bir bölümü Sarıkaya’nın karış karış dolaşılarak seslendirilmesi, seçilen yerlerin güzelliğini ve özelliğini ortaya koymaktadır.

    Sarıkaya Belediyesi ve Belediye Başkanı Ömer Açıkel’in yapmış olduğu bu çalışma bana göre örnek alınacak bir çalışma olmuş…

    Çünkü İlçede bulunan Roma Hamamı ve tarihi yerlerin tanıtımına inanılmaz bir katkı sunmuş olmalıdır.

    Bu çalışmayı başta merkez olmak üzere İl genelindeki belediyelerin sürdürmesi Yozgat’ın bütün olarak gerçek ve kalıcı bir tanıtımını sağlayacaktır.

  • HUZUREVLERİ VE KÜLTÜRÜMÜZ

    HUZUREVLERİ VE KÜLTÜRÜMÜZ

    Kültürümüzde, örf, adet, gelenek, görenek ve toplum aile yapısında Huzurevleri var mı? Olmadığını biliyorum ama toplum olarak gelinen nokta itibariyle bu tür yapılanmalara ihtiyaç duyulduğunu düşünüyorum…

    Günümüzde büyük aileler küçüldü, küçük aileler ise deyim yerindeyse yok oldu. Eskiden bu toplum müstakil ve tek kat üzerine çok odalı evlerdeki yaşam kültürü hayat bulurdu. Şimdi ise, üst üste kimisi 10, kimisi 20, kimisi 40 kat binalarda yaşamlar devam ediyor.

    Eskiden büyük ya da küçük değişmeyen aile yapısında hemen her evde aile reisi dışında en az bir büyük bulunduğu söylenirdi…

    Bugün aynı şeyleri söylemek pek mümkün olmadığı için bu konuda hem devlet hem de vatandaş bir şeyler yapmak durumunda kalıyor.

    Konumuzla ilgili bir çalışmayı paylaşacağım; Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesine bağlı Abdilli köyünden 36 yıl önce İstanbul’a göç eden ve 2006 yılında PTT’den emekli olan 76 yaşındaki Cihan Öztürk, köyünde yalnız yaşayan yaşlıların daha rahat ortamda hayat sürmeleri amacıyla anne ve babasının ismini verdiği 6 kişilik Zahide ve Yusuf Öztürk Huzurevi’ni inşa ettirdi.
    Köyü ile bağlarını kesmeyen, okullar için 3 bin kitap toplayan, emekli olduğu Beyoğlu PTT’sinin önüne bayrak direği diktiren Öztürk, sosyal çalışmalarına huzurevini de ekledi.
    Emekli olduktan sonra Galatasaray Müzesi’nde çalışmaya başlayan Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, göç ettikten sonra köyü ile bağlarını hiç koparmadığını söyledi.
    Gençlerin göç etmesinden dolayı genelde köylerde yaşlıların kaldığını, birçoğunun da tek başına hayatlarını sürdürdüğünü ifade eden Öztürk, “Genelde evlerin fiziki şartları iyi değil. Bu sebeple ben de yaşlıların kalabilecekleri fiziki şartları iyi olan bir huzurevi yaptırdım. 6 kişinin yaşayabileceği huzurevi tamamlandı. Huzurevinin yatak, yorgan, mutfak eşyası, çamaşır makinesi, buzdolabı, fırın, televizyon gibi bütün ihtiyaçlarını tamamladım.” dedi.
    Öztürk, burada kalacak yaşlıların birbirleriyle arkadaşlık edeceklerini anlatarak, “Burada kalacak insanlar yaşlılık maaşlarıyla görevli çalıştıracak, yemekleri pişecek, çamaşırları yıkanacak, temizlikleri yapılacak, rahat bir ömür sürecekler.” ifadelerini kullandı.
    Yaptığı bu çalışmanın diğer köylere de örnek olmasını dileyen Öztürk, “Bu düşüncem diğer köylere de örnek olabilir. Her köyde yalnız yaşayan yaşlılar var. Bu şekilde huzurevi yapılırsa onlar da rahata kavuşmuş olur.” dedi.
    Köy halkından Mehmet Yılmaz, huzurevi yapılmasına memnun olduklarını belirtti. Dışarı göç verdiği için köyde yaşlıların kaldığını anlatan Yılmaz, “Yalnız yaşayan yaşlılarımız için çok iyi oldu. Belki ileride yaşlanınca bizler de kalırız. Cihan amcaya yaptığı hizmetinden dolayı teşekkür ediyoruz.” dedi.
    Mustafa Çankaya da köyde kalan yaşlıların özellikle kış aylarında çok sıkıntı çektiğini belirterek, “Yaşlılar yalnız kalıyor, mağdur oluyorlar. Böyle bir huzurevi aktif hale gelirse, yaşlı insanlarımız bu sıkıntıdan kurtulur. Devletimiz de katkı sağlarsa çok iyi olur.”

  • KARABACAK KARDEŞLER TEŞVİK EDİLMELİ

    KARABACAK KARDEŞLER TEŞVİK EDİLMELİ

    Atalar “Marifet İltifata Tabidir” derken, çalışan ve üreten insanların hakkını teslim etmeyi unutmamışlar…

    Dikkatinizi çekmiş olacağını tahmin ediyorum, geçenlerde gazetelere yansıyan bir haberde Yozgatlı üç kardeşin yapmış olduğu icat anlatıldı…

    Bu Haberde şu bilgiler yer aldı:

    Yozgat Teknoloji Noktası (YTN Bilgisayar) olarak ilde 20 yıldır bilgisayar tamiratı üzerine faaliyetini sürdüren Mustafa, Şemsettin ve Devriş Karabacak kardeşler, yaklaşık 5 yıldır üzerinde çalıştıkları bir projeyi tamamlayarak ısınmada bilgisayardan daha az elektrik sarfiyatı kullanımı ile geliştirdikleri sistemi hizmete soktu.
    Sistemin çevre dostu olması ve tesisat kurulum derdi olmaması vatandaşlar açısından daha cazip hale geliyor.
    Mustafa Karabacak, yaptığı açıklamada, tamamen kendilerinin geliştirdikleri bir sistemle ısınmada yüzde 70’e varan tasarruf sağladıklarını belirtti.
    Alüminyum ve diğer materyalleri bir araya getirerek geliştirdikleri bir sistem üzerinde 5 yıldır Ar-Ge çalışması yaptıklarını ifade eden Karabacak,”Uzun uğraşlar sonucu nihayet ısınmada oldukça tasarruf sağlayacak ısıtıcımızı tamamlayarak faydalanmaya başladık. Kendi denemelerimizi yaptık ve günün 24 saatinde çalışması halinde bir bilgisayardan daha az elektrik tükettiğini tespit ettik.
    Vatandaşımız evinde elektrikli ısıtıcı kullandığında aylık yüklü miktarda fatura öderken bizim geliştirdiğimiz sistem sayesinde bir küçük lamba gideri kadar ancak elektrik sarfiyatı olacak. Kısacası az enerji ile daha verimli ısınma sağlamış olacağız.”dedi.

    Katı yakıtlara ve doğalgaza göre daha fazla tasarruf sağladığını belirten Karabacak, “Sistem üzerinde uzun zamandır çalışmalar yaptık ve denemeler sonucunda yüzde 70’e yakın enerji tasarrufu ve ısı verimliliği sağladık. Yozgat’ta kış aylarında ısınma giderleri çok fazla olduğu, doğalgaz ve elektrik giderlerinin son yıllarda fark edilir bir yükselişte olması vatandaşlarımızı da ısınmada farklı arayışlara itiyor.
    Bizde bu kapsamda vatandaşlarımızın tasarruf sağlayarak ısınmadan verim almaları için normal bir masaüstü bilgisayardan daha az elektrik harcayan katı yakıtlara ve doğalgaza göre daha tasarruflu olan elektrikli ısıtıcımızı geliştirdik. Şuan için Patent işlemleri sürüyor. Almak isteyen ya da merak eden vatandaşlarımız firmamıza gelerek ısıtıcımızı inceleyebilir ve detaylı bilgi alabilir.”

    Sonuç olarak bu çalışmaların gerek kamu tarafından gerekse kurumsal kuruluşları tarafından takibe alınarak desteklenmesi gerekiyor.

  • GEÇİM ŞARTLARI VE PAHALILIK

    GEÇİM ŞARTLARI VE PAHALILIK

    Geçen hafta bulunduğum bir sohbet ortamında “Yozgat çok pahalı, geçinmek gerçekten çok zor” dedi arkadaşlar.

    Sonra herkes bir tespit yaptı…

    Kimisi “su bedeli” üzerinden, kimisi “araç yakıtları” üzerinden, kimisi “ev kiraları ve ev fiyatları” üzerinden, kimisi “gıdadaki” artışlara dikkat çekti…

    Bu konuda altı yaptığım haberi vereyim sonra konuşalım…

    Yozgat insanının özellikle akaryakıt, kullandığı su konusunda hem ilçelerinin hem de çevre illerin çok çok üzerinde bir ücret ödemesi artık insanları çileden çıkardı. Buna bir de simit, çay paralarının da eklenmesi ile birlikte her gün cebinden fazladan para çıkan vatandaş buna bir denetim getirilmesini yetkililerden talep etmeye başladılar.

    Anadolu’nun tam ortasında olmasına rağmen Yozgat özellikle akaryakıt satışlarının en pahalı yapıldığı illerden biri olarak dikkat çekiyor.

    Yozgat’tan Ankara’ya yola çıkan bir vatandaş ucuz benzin, mazot ya da gaz almak için eğer deposu boş değilse büyük ihtimalle Kırıkkale’yi tercih ediyor. Yozgat merkezde LPG fiyatları 2.87 ile 2.90 TL arasında değişirken bu fiyatların Sorgun’da 10 ila 20 kuruş, zaman zaman 40, Kırıkkale’de ise 50 kuruşa yakın aşağılarda seyretmesi sürücüleri farklı çareler aramaya yöneltti.

    Yozgat merkezde LPG fiyatlarının ilçelere göre yüksek olmasına bir anlam veremeyen sürücüler, zaman zaman Sorgun ilçesine giderek deposunu doldururken, Ankara’ya gidenler büyük ölçüde tercihini Kırıkkale’deki akaryakıt istasyonlarından yana kullanıyor. Normalde rafineri uzaklığına göre Sorgun’dan daha ucuz olması gereken Yozgat’ta LPG’nin ve akaryakatın daha pahalı olmasına anlam veremeyen sürücüler, bu şanssızlığın birçok alanda yaşandığına dikkat çekti. Motorinde ve benzinde de aynı şanssızlığı yaşayan Yozgatlı sürücülerin litre başına 40 zaman zaman da 60 kuruş arasında fark ödemesi, fiyatlardaki ikilemi iyiden iyiye günyüzüne çıkardı.

    Yozgat’ta pahalılık sadece akaryakıtla bitmiyor. Çevre illere göre kullandığı suya 1 TL’ye yakın fazla para ödeyen Yozgat’ta simit ve çayın dahi yüksek fiyattan satışa sunulması, enayi yerine mi konuyoruz eleştirilerini gündeme getirdi. Meslek kuruluşlarından ya da Belediyeden bu konuda denetim yapmasını bekleyen vatandaş, serbest piyasa denilerek Yozgat insanının her gün cebinden haksız para çıkmasına artık göz yumulmamasını talep etti.

    Üç yıl önce durum böyle idi. Peki, şimdi nasıl: Akaryakıt fiyatları ile başlayalım benzin ve motorin beş lirayı geçti. LPG dört liraya dayandı. Bir ton suyun fiyatı 3 lira, ekmek bir lira oldu. Bir koli yumurta 10 liradan aşağı satılmıyor.

    İşçi, Emekli ve Memur maaşlarına yapılan zam oranı 3 ya da 5’ten yükseğe çıkmadı henüz. Asgari ücret bin 404 TL.

    Yozgat’ta ev kiraları ortalama beş yüzden aşağı değil, 4 nüfuslu bir ailenin oturabileceği bir ev kirası ise 600’den başlıyor, hesap ortada, bu şartlarda Yozgat sanıldığı gibi dar gelirli bir ailenin yaşayacağı şehir olmaktan çoktan çıkmış durumdadır.

  • ÖĞRENCİLER ARASI DAYANIŞMA

    ÖĞRENCİLER ARASI DAYANIŞMA

    Meşhur bir söz vardır…

    “Çocuk her yerde çocuktur”

    Bu cümleden hareketle etrafımıza baktığımızda çocukların dünyası büyüklere göre daha masumdur…

    Çocukların dünyasında “savaş” olmaz, dil, din, ırk, mezhep çatışması yaşanmaz.

    Bu konuda güzel bir örnek haber düştü gazete sütunlarına, sohbeti bu haberle devam ettirelim isterim…

    Yozgat’ta ortaokul öğrencileri, sosyal sorumluluk projesi kapsamında topladıkları kuru gıda, giysi, ayakkabı ve yakacakları, öğretmenleri eşliğinde Yozgat’ta yaşayan sığınmacı aileleri ziyaret ederek teslim etti. Topladıkları yardım malzemelerini okullarında biriktirerek paketler haline getiren minik öğrenciler, öğretmenleri eşliğinde ihtiyaç sahibi sığınmacı ailelere yardımları ulaştırmak üzere yola çıktılar. Sığınmacı aileleri ziyaret eden öğrenciler, topladıkları yardımları ailelere ulaştırmanın mutluluğunu yaşadılar.

    Sosyal sorumluluk projesi kapsamında Yozgat’ta yaşayan sığınmacı ailelerin ihtiyaçlarını okul yönetimi ve öğrenciler olarak karşıladıklarını söyleyen Merkez Ortaokulu Müdürü Mustafa Uyar, “Vali beyin sene başındaki müdürlerle yapmış olduğu toplantıda mültecilerle ilgili ensar muhacir ilişkileri içerisinde onlara yaklaşmamız gerektiğini belirtti. Biz de öğrencilerimizle sosyal sorumluluk projesi geliştirdik. Çocuklarımızla okul arkadaşlarının evlerine gidip onları evlerinde ziyaret ediyoruz. Onlara yardımlarda bulunmaya çalışıyoruz. Gerek kültürel gerekse maddi manevi bakımdan ve dil gelişimleri bakımından çocuklarımız onlarla hem hal oluyorlar, iyi arkadaşlık ilişkileri kuruyorlar. Dolayısıyla mülteci öğrencilerimizin problemlerini en aza indirmeye çalışıyoruz” dedi.

    Öğrenci Mustafa Arda Dişlioğlu ise, “Okulumuzda okuyan sığınmacı öğrenciler var. Onların aileleri için okulumuzda yardım topladık ve dağıtıyoruz. Yardımların içerisinde gıda, giyecek, oyuncak gibi ürünler var” şeklinde konuştu.
    Öğrenci Akın Özdöl de, “Okulda Suriyeli arkadaşlarımızın durumlarını anlayıp onlara yardımcı oluyoruz. Onlar bizim Müslüman kardeşlerimiz, onlara hepimiz yardım topladık. Oyuncak, gıda ve giyecek yardımlarını onlara getirdik” dedi.

  • KENDİ GELEN YATIRIMCI

    KENDİ GELEN YATIRIMCI

    Yozgat, dışarıdaki yerli ya da yabancı fark etmeksizin bütün yabancılara gelin Yozgat’a, memleketinize yatırım yapın çağrısında bulunarak, her türlü yolu denedi.

    Valimiz Kemal Yurtnaç’ın bu konudaki gayretlerini görüyorsunuz, yurt dışı ve yurt içi yaptığı çalışmalar ortada.

    Ne oldu?

    Davetin bilinen her türlüsünü yaptı, henüz olmadı, beklenen karşılık maalesef şimdilik görülmüş değil…

    Ama daha birçok kimsenin bilmediği memleketini düşünen, hesabı iyi yapan yatırımcılar herhangi bir davet beklemeksizin geliyor, tesis kuruyor, üretime başlıyor.

    Bu konuda size çok önemli bir örnek vereceğim; İstanbul’da ikamet eden işadamı İbrahim Kırımlı, doğum yeri olan Akdağmadeni’ne gelerek, Arap uyruklu ortaklarıyla kurduğu tavuk çiftliğinde hem ilçe ekonomisine hem de il ekonomisine katkı sağlıyor. Katkı sağlamakla da kalmayıp işadamı olan hemşerilerine  adeta  Yozgat’a dönün diye haykırıyor.

    Yozgatlı genç müteşebbislerden İbrahim Kırımlı, Akdağmadeni ilçesinde,  yirmi üç bin metrekare alanda kurduğu  iki adet gezen tavuk çiftliğinde, günlük olarak dört bin yediyüz adet yumurta üretiyor ve ürettiği yumurtaları Tokat ve Ankara’ya satıyor.

    Kurduğu,  Gezen tavuk yetiştirme çiftliğinde Ataks ve tindet ırkı tavuk yetiştiren işadamı Kırımlı,  çiftlik alanında yetişen yonca ve organik yemlerle beslenen gezen tavukların yumurtasının köy tavuğu yumurtasına yakın kalitede olduğunu söyledi.

    İşadamı Kırımlı “ Aslen Akdağmadeni’liyiz  ama İstanbul’da doğup büyüdük. Şimdi ise memlekete dönüş yaparak yumurta üretimine başladık.  Bu çiftlikte köy yumurtası kalitesinde yumurta üretiyoruz. Artaks ve tindet cinsi gezen tavuklarımız, on altı bin metre kare alana ektiğimiz yonca ve organik yemlerle besleniyor.  Arap uyruklu iki ortağımızla birlikte bu ilçeyi tercih ettik.  Şu an itibariyle kurduğumuz iki adet çiftlikte 3 kişi istihdam ediyor ve  üretilen gezen tavuk yumurtalarını Tokat ve ankara2daki firmalara toptan olarak pazarlıyoruz” diye konuştu.

    Memleketine gezen tavuk çiftliği kurarak ekonomiye katkı sağlayan işadamı İbrahim Kıırmlı, bir de aynı amaca yönelik dernek kurdu.  Sivil toplumun önemine de değinen Kırımlı, “Yozgat ve Çevresi Gezen Tavuk  Yumurta Üreticileri ve Satıcıları Derneği” adındaki STK ile de sivil alanda faaliyet gösterip, mesleki alandaki gelişmeleri takip edip, üreticiler arasında köprü kuracak.

  • SIKINTI BÜYÜK

    SIKINTI BÜYÜK

    Dikkat etmek lazım…

    Sıkıntı büyük olmasa hemen her gün bir açıklama var…

    Kamu Kurumlarından sonra şimdide gençlerin bir araya geldiği kuruluşlar açıklama yapmaya devam ediyor…

    Uyuşturucu konusundan bahsediyorum.

    Daha öncede yazdım, toplum olarak mücadeleye katılmak durumundayız. Bu konuda son açıklamayı Yurt Sendikaları Genel Başkanı Hakan Çeliksoy yaptı.

    Ülke genelinde özellikle gençler arasında hızla büyüyen bir tehlike haline gelen uyuşturucu madde bağımlılığı konusunda sosyal sorumluluk bilinci ile hareket eden Yurt Ay Sendikaları, Yozgat SHÇEK Spor-Sorgun Belediyespor karşılaşmasında “Uyuşturucu ve Madde Bağımlılığına Hayır” pankartı açtı.
    Yurt Sendikaları Genel Başkanı Hakan Çeliksoy, yaptığı açıklamada, Yurt Ay ailesi olarak insanlığın belası, dünyanın en büyük sorunlarından biri olan uyuşturucu konusunda hassasiyetlerini dile getirmek ve uyuşturucuya karşı farkındalık oluşturmak üzere pankart açtıklarını ifade etti.
    İnsanlığın karşı karşıya kaldığı bu tehlikenin gün geçtikçe daha da yaygınlaştığına ve çeşitlendiğine dikkat çeken Çeliksoy, “Yurt Sendikaları olarak sosyal sorumluluk projelerine tam destek veriyoruz. Yozgat SHÇEK Spor – Sorgun Belediyespor karşılaşmasında “Uyuşturucu ve Madde Bağımlılığına Hayır” pankartı açtık. Ayrıca yine bu konuda diğer alanlarda devam eden çalışmalarımız var. Uyuşturucu madde bağımlılığı, ülkemiz ve özellikle gençlerimiz açısından büyük bir sorun teşkil etmektedir. Her gün gözlerimizin önünde onlarca gencimiz bu lanet tehlikeye kurban gitmektedir. Uyuşturucu kullanma, madde bağımlığı yaşı ilköğretim yaşlarına kadar düşmekle birlikte, gelecek nesillerin sağlığı ve devamı açısından da düşündürücü hale gelmiştir. Uyuşturucu maddeler devletleri de milletleri de esir almıştır. Buradan bir daha tekrar etmek istiyoruz; Ey Türk Gençliği damarlarındaki asil kanı kirletme” dedi.

  • KAN BAĞIŞI VE ORGAN BAĞIŞI

    KAN BAĞIŞI VE ORGAN BAĞIŞI

    Hayat kurtarmak her kula kısmet olmaz…

    Çok değil bir süre öncesine kadar “organ bağışında bulunmak günah” sayılırdı…

    Vatandaş verilen fetvalardan korktuğu için organ bağışında bulunmak istemezdi… Yetkililer, organ bağışında bulunmanın günah olmadığını söyleseler de fetvalara inanan vatandaş, yıllarca söylenenleri kulak ardı etti.

    Organ Bağışı bir tarafa daha yakın zamana kadar toplum olarak kan bağışı dahi yapmaktan kaçınmadık mı?

    Neyse ki, bu tür inanışlar, düşünceler, söylemler atık gerilerde kaldı. “Organ bağışında bulunmayın, günah işliyorsunuz” diyen de artık yok…

    Bu tür yaklaşımların yerinde şimdi Yozgat Kızılay Kan Bağışı Merkezine en çok kan bağışı yapan bağışçılar ödüllendirilir oldu.

    Nerden nere geldik. Törenler yapıyoruz, vatandaşlarımızı kan bağışı yapmaları için ve organ bağışında bulunmaları için teşvik etmenin gayretindeyiz.

    Bu anlamda güzel çalışmalara kapı aralanıyor. Evvelsi gün Kızılay Yozgat Şubesi ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün ortaklaşa düzenlediği törende Kızılay’a düzenli olarak kan bağışında bulunan bağışçılara madalya ve teşekkür belgesi verildi.
    Programın açılış konuşmasını yapan Kızılay Yozgat Şube Başkanı Ekrem İlker Kızılay’ın insanı yaşat ki devlet yaşasın düsturu ile 149 yıldır mazlum ve mağdurların yanında olduğunu söyledi.
    Kızılay’ın din, dil, ırk, renk ayrımı yapmadan devletin şefkat eli olmaya devam ettiğini belirten İlker, dünyanın neresinde mazlum varsa Türk Kızılay’ının orada olduğunu kaydetti.
    Kızılay Kan Bağışı Merkezi Doktoru Selçuk Cansız ise Kızılay’ın faaliyetleri hakkında bilgi vererek, “Türk Kızılay’ı Kan Merkezi Genel Müdürlüğü 18 bölge kan merkezi ve 65 kan bağışı merkezi ile gönüllü bağışlardan aldığı kanları ihtiyaç sahiplerine hastaneler vasıtasıyla ulaştırıyor. Sağlık bakanlığı ile 2005 yılında başlatılan güvenli kan temini projesi tüm hızıyla devam etmektedir. Her geçen gün bir önceki yıla göre kan bağışı sayıları artmaktadır. 2005 yılında 400 bin civarında olan yıllık kan bağışı sayısı 2016 yılsonu itibari ile 2 milyon 200 bin olarak gerçekleşmiştir. Yozgat kan bağışı merkezimiz ise kan tedarik sistemi içerisinde 2011 yılında yerini almış ve 6 buçuk yıldır hizmet vermektedir. Kurulduğu yıldan itibaren her yıl bir önceki yıla göre kan bağışı sayılarını artırmış, 2011 yılında 3 bin ünite olan kan bağışı sayımız 2016 yılında 12 bin üniteye ulaşması 2017 ilk 10 ayında ise 11 bin 900 ünite olan bağış sayısı yılsonunda 13 bini hedeflemektedir. Günlük kan bağışı sayısında da çoğunlukta Türkiye birincisi olduk” dedi.
    Vali Kemal Yurtnaç ise burada yaptığı konuşmada, Kızılay Kan Bağışı Merkezine kan bağışında bulunan bağışçıların her türlü övgü ve saygıya layık insanlar olduğunu söyledi.

  • ÜRETİMİ VE ÜRETCİYİ BEKLEYEN TEHLİKE

    ÜRETİMİ VE ÜRETCİYİ BEKLEYEN TEHLİKE

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nejat Gamzeli, Yozgat’ı ziyaret etti. Ziraat Odası’nın düzenlediği toplantıya katılarak, burada tarımın daha fazla desteklenmesi gerektiğini söyleyerek ithalatın bir an önce önlenmesi gerektiğini vurguladı.
    Yeterli destek sağlanamadığı takdirde çiftçilerin üretimi sürdüremeyeceği uyarısını yapan Gamzeli, yapısal sorunların devam ettiğini açıkladı.
    Yozgat, bilindiği üzere tarım ve hayvancılıkta ülkenin önemli İl’lerinden birisi konumundadır. Her ne kadar bu önemli konum şimdiye kadar kendini ortaya koymamış olsa da resmi rakamlar böyle göstermektedir.

    Yozgat’ın önemli bir İl olmasından dolayı bazı önemli açıklamalarda buradan yapılmaktadır. Bu anlamda Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nejat Gamzeli, ihracat desteklenirken ithalata da dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizerek, tarımda yerli üretimin desteklenmesi, üretim açığı olan ürünlere ağırlık verilmesi ve ithalatın önlenmesi gerektiğini söyledi.

    Satılan ürün kadar ithalat yapılıyorsa döviz gelirleri açısından bir anlamı olmadığına işaret eden Gamzeli, “Tarımda yerli üretim desteklenmeli ve ithalat önlenmeli” ifadesini kullandı. Gamzeli, “2014’te 5,6 milyar dolara kadar çıkan tarım ve gıdada dış ticaret fazlası, 2016’da 5,2 milyar dolara düştü. 2016’nın Ocak-Eylül döneminde tarım ve gıdada 3,2 milyar dolar olan dış ticaret fazlası, 2017 yılının aynı döneminde 2,65 milyar dolara indi. İthalat ile ihracat arasındaki makas kapanıyor. Önlem alınmalı, rekabet koşulları sağlanmalı, ihracat desteklenmelidir” dedi. Gamzeli, çiftçilerin geçim sıkıntısı yaşadığını dile getirdi.

    Tarımın daha fazla desteklenmesi gerektiğini, yeterli destek sağlanmadığı takdirde çiftçilerin üretimi sürdüremeyeceğini söyleyen Gamzeli, şöyle devam etti: “Çünkü yapısal sorunlarımız var. Arazilerimiz çok parçalı, işletmelerimiz verimli üretim yapacak büyüklükte değil. Çok sayıda küçük parsele sulama altyapısı kurmak maliyeti inanılmaz şekilde artırıyor. Küçük parsellerde etkin şekilde tarım makine ve ekipmanı kullanılamaz. Parselleri birleştirip işletme büyüklüklerini artırmamız lazım.

    Arazi toplulaştırması bu açıdan çok önemli. Arazilerinin parçalanmasını önleyecek miras hukukunu değiştiren Arazi Kullanımı ve Toprak Koruma Kanunu hayati bir kanun.”

    Gamzeli, sulama altyapısıyla ilgili sorunlara değinirken de “Hala sulama altyapısını tamamlayamadık. Teknik ve ekonomik olarak sulanabilir alanlarımızın dörtte birini sulayamıyoruz.

    Sulama altyapısı tamamlanmış olan alanları ise yüzde 60’a varan oranda su tasarrufu sağlayan basınçlı sulama sistemlerine geçirmemiz, eskimiş altyapıyı değiştirmemiz gerekiyor” diye konuştu.

  • SİNİR BOZUCU PROJE!

    SİNİR BOZUCU PROJE!

    Tarihe baktığımızda karşımıza şöyle bir tablo çıkar! Eğitim sistemi ile hemen her yıl birden fazla uğraşılmış, yeni düzenlemelerin hiçbirisi faydalı olmamıştır.

    Anlaşılan O ki, şuan ki değişikliklerinde pek bir faydası olmayacağı için çeşitli kuruluşlardan sesler yükselmeye başladı.

    Geçenlerde Eğitim Bir Sen Genel Başkanı Ali Yalçın Yozgat’ta geldi… Yeni eğitim sistemini doğru bulmadıklarını, sakıncalı taraflarını açık açık anlattı.

    Eğitim Bir Sendikası, başından beri hükümetin tam destekçisi bir sendikadır. Yaptığı bütün icraatlara destek vermekle birlikte birçok çalışmanın da içinde yer alır.

    Fakat bir süreden beri bazı konularda ayrışmalar yaşanıyor. En son ayrışma ise Cumhurbaşkanı talimatı ile yapılan Eğitimdeki yeni düzenlemeler oldu.

    TEOG ve Öğretmenler için uygulanması kararlaştırılan performans değerlendirmesiyle ilgili yöntemin tam bir zihni sinir projesi olduğunu anlattı.

    Eğitim Bir Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın açıklaması şöyle:  Öğretmeni kum torbasına çevirip öğretmeni şamar oğlanına döndürüp öğrencinin öğretmene parmak sallamasını velinin öğretmene parmak sallamasını öğretmenin yan yana durduğu arkadaşıyla karşı karşıya gelmesini ya da okul idaresinin performans notu üzerinden öğretmene baskı yapmasını bu anlamda çok doğru bulmuyoruz. Onun için buna kesinlikle karşıyız.
    Eğitim Bir Sen olarak bu konudaki kararlarını daha önce kamuoyuna paylaştık. Pilot uygulamaya ilişkin bütün kamu görevlilerine, bütün öğretmenlere meslektaşıma notum yüzdür diyerek herkesin birbirine yüz vermesini ve böyle bir uygulamanın hakim kalmasını istedik. Ve bu konuda bakanlık bu uygulamayı derhal geri çekmeli.
    Bu tip zihni sinir projeleriyle öğretmenleri germekten de uzak durmalıdır. Öğretmene değer veren, öğretmeni merkez alan gayretlendiren ve yüreklendiren ödül eksenli çalışmaların tamamını konuşmaya tartışmaya varız. Ama öğretmenlik mesleğini hırpalayacak ayaklar altına alacak bir yaklaşıma kesinlikle taraf olmayız.
    Eğitim Bir Sen olarak biz, aksayan yönlerini 2016 Eylül ayında eğitime bakış raporuyla 16 yıllık eğitimin izlenmesi ve değerlendirmesini konu alan biri akademik bakış açısıyla kamuoyuyla paylaştık TEOG konusunda orada ifade ettiğimiz konu çok net. Biz diyoruz ki TEOG’ta, TEOG’un okul içi etkinlik boyutuyla doğru bir yöntem olduğunu, öğrenciye stres yaşatmayan sınavları zamana yayarak normal sınavları yerine koyarak bu anlamda herkesin kabul ettiği bir seviyeyi az çok yakaladığını ifade etmiştik. Ama yerleştirme kısmına ilişkin neşter vurulmazsa bir restorasyon yapılmazsa bunun ileri de TEOG’un kendisini götürebileceğini çok net olarak belirtmiştik. Öyleyse bu konu da adım atılması gerekirdi. O adım atılmadığı için bir müdahale geldi ve bunun mağdur ürettiği konusunda Cumhurbaşkanımızın devreye girmesiyle TEOG yeniden tartışılmaya başlandı.
    MEB, alternatifler geliştirdiklerini kamuoyu ile paylaştı. Ama bütün tartışmaları dikkate alarak en uygununu kamuoyu ile paylaşmalarını ve eleştirileri de dikkate aldıktan sonra son şeklini vermelerinin doğru olacağını düşünüyorum. Ama bunda da gecikmemeleri gerekiyor. Biran önce bu işin noktalanması gerekiyor. Çünkü 8. sınıflarda süreç işliyor. TEOG’tan sonra çocuklarda bir ara boşluk oluştu. Bu da çok net olarak eğitimciler olarak gözlemlediğimiz bir sorun dedi.

  • YOL ÇALIŞMALARI UZAKDIKÇA UZADI

    YOL ÇALIŞMALARI UZAKDIKÇA UZADI

    Bu kadar uzun yol çalışmasının yapıldığını hiçbir yerde görmedim. Fakat Yozgat il sınırları içerisindeki bölünmüş yol çalışmaları biter mi ya da ne zaman bitecek?

    Bu sorunun maalesef doğru şekilde verilmiş bir cevabına henüz rastlamadım. Özellikle son yıllarda Yozgat il sınırları içerisindeki yol ağlarının kalitesinin düşük olmasından kaynaklanan kazalarda hayatını kaybeden vatandaş sayısı her geçen gün artıyor.

    Bu konuda gazetelere yansıyan en son haberde bölgede yaşayan insanların artık bu olaya karşı tepkileri yol kesmeye kadar vardı.

    Birkaç gün evvel Ankara Karayolu Sekili Köyü mevkiinde yol yapımı nedeniyle bölünmüş yolda son 3 günde meydana gelen trafik kazalarında 23 yaşındaki Ahmet Aydın adındaki bir kişinin ölümü, 2 kişinin de yaralanması sonucu köy halkı E-88 Karayolunu trafiğe kapattı.

    Konu ile ilgili yapılan haber şöyle idi; Yozgat- Ankara E-88 Karayolu, Yerköy İlçesi Sekili Köyü girişinde devam eden yol çalışması nedeniyle trafik akışı bir süredir tek şeritten sağlanıyor. Sekili Köyü’nde yaşayan vatandaşların yolun yeni akışına alışamaması nedeniyle sağdan gelen araçlara dikkat etmeden yolun karşısına ani olarak geçmeye çalışmaları sırasında ve sürücülerinde hız sınırına uymaması sonucu 3 günde bölgede meydana gelen kazalarda Ahmet Aydın hayatını kaybetti 32 yaşındaki Kadir Keskin ağır yaralanırken, adı öğrenilemeyen bir kişide yaralandı.
    Dün akşam saat 21.30’da yine aynı yolun karşısına geçmek isteyen Kadir Keskin’in bir aracın çarpması sonucu ağır yaralanması sonucu köylüler E-88 Karayolunun Sekili Köyü girişini çöp konteynırları ve taşları koyarak ulaşıma kapattı. Yaklaşık 2 saat ulaşıma kapanan karayolu, trafik ekiplerinin yoğun çabası ve köylülerle diyalogları sonrası tekrar ulaşıma açıldı.
    Sekili Köyü Muhtarı Sabit Avcı, yol çalışmasının devam ettiğini ve insanların yolun bu haline alışamadıklarını söyledi. Avcı, ‘Yol çalışmasının devam ettiği bölgede aşırı sürat yapan otomobiller nedeniyle kazalar oluyor. Son 3 günde 3 ayrı kaza oldu. Biran evvel bu çalışmanın tamamlanması gerekiyor dedi.

    Yetkililerin gerçekten bu konuda artık bir şeyler yapması gerekiyor. Çünkü hızla yaklaşma olan bir Kış mevsimi var.

    Kışın trafik kazaları yaz mevsimindeki gibi olmaz, yollar daha tehlikeli olacağı için bir de işin içine dikkatsizlik ve tedbirsizlik girdiğinde faturanın bedeli daha ağır olacaktır.

    Bu bakımdan Yozgat İl sınırları içindeki yol yapım çalışmalarının biran evvel tamamlanması gerekmektedir.

    Son bir hatırlatma yapmak isterim ki, yol yapım çalışmaları ne kadar uzatılırsa uzatılsın kalite bakımından yine beklendiği gibi değildir.

  • BU KEZ YAN YANALAR

    BU KEZ YAN YANALAR

    Televizyon ekranlarından…

    Gazete sayfalarından…

    Kısaca günlük yaşama konu olan haberlerden sık sık karşımıza çıkan ve her çıktıklarında yeni bir tartışmanın fitilini ateşleyen iki kesimden bahsedeceğim bugünkü yazımda…

    Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri ve Yozgat’ta hizmet veren okul servis şoförlerinin yan yana gelmesini konuşacağız…

    Her ne kadar daha birkaç gün önce okul servis aracında unutulan küçük yavru ile ilgili düşüncelerimi daha sonra yazacağım.

    Bugün Yozgat İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri kentte hizmet veren okul servis şoförleri ile halı sahada yaptıkları dostluk maçından bahsedelim.

    2017-2018 eğitim öğretim yılı başlamadan taşımalı eğitim kapsamında öğrenci servisi hizmeti yapan servis şoförleriyle düzenlenen seminerde bir araya gelen ve şoförlerin trafikte uymaları gereken konuları anlatan Yozgat İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri, şimdi de halı sahada, dostluk maçında servis şoförleriyle bir araya geldiler.

    Maçın başından itibaren dostluk havasında geçen karşılaşmayı emniyet ekipleri 12-8 kazandı. Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekiplerinin sosyal etkinlikler kapsamında, bu tür faaliyetleri diğer esnaflarla da ilerleyen günlerde birlik, beraberlik ve kaynaşma amacıyla devam ettirecekleri öğrenildi.

    Bu konuyu önemli olduğunu düşündüğüm için yazmak istedim. Çünkü bu tür etkinlikler öncelikle tarafların birbirlerini daha yakından tanımalarına vesile olmuştur.

    Dolayısıyla birbirlerini daha yakından tanıyan taraflar daha az hata yaparlar ve en önemlisi hata yapmamak için gayret gösterirler.

    Bu bakımdan konuya dikkat çekecek olursak, bu tür etkinliklerin toplum karşısında faydaları saymakla tükenmez.

    Hatanın ve yanlışın olmadığı her yerde doğru ve güzellikler bulunmaktadır. Bu tür etkinliklerin örnek alınmasını arzu ederim.

    Yozgat İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekiplerinin örnek davranışının bütün kamu kurumlarında da örnek alınarak devam ettirilmesi özellikle hizmet sektöründeki çalışmaların kalitesini daha da yükseltecektir.

  • ISIRALA DEVAM ETTİRİYOR

    ISIRALA DEVAM ETTİRİYOR

    ISIRALA DEVAM ETTİRİYOR

    Vatandaşı dinlemek, vatandaşın sorunlarıyla ilgilenmek, dertleriyle dertlenmek kolay bir iş değildir.

    Bu konuda birçok demeler yapıldı…

    Valiler,

    Milletvekilleri,

    Belediye Başkanları…

    Birçokları vatandaşı bir süre dinledikten sonra önce “dinlemeye ara verdiler” sonra “yoruldular”, en sonunda da “pes” ettiler…

    Fakat Sorgun Belediye Başkanı Ahmet Şimşek’in geleneksel hale getirdiği “Halk Günü” buluşmaları aralıksız halen devam ediyor…

    Her Pazartesi günü düzenlenen Halk Günü buluşmalarında vatandaşlarla bir araya gelen Başkan Şimşek, “Halkla buluşmak bizleri çok mutlu ediyor. Görevimiz vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gidermek, dertlerine derman olmak, taleplerini karşılamak” dedi.
    Göreve geldiği günden itibaren başlayan ve aralıksız devam eden Halk Günü buluşmalarında koşulsuz ve randevusuz bir şekilde vatandaşları dinleyen Sorgun Belediye Başkanı Ahmet Şimşek, oldukça yoğun katılımın olduğu Halk Günü buluşmalarında da halkın istek, sorun, görüş ve önerilerini dinleyerek çözüm bulmayı amaçladıklarını belirtti.

    Dile kolay kimileri 3 ay, kimileri 3 yıl ancak sürdüren bu toplantıları Sorgun Belediye Başkanı Ahmet Şimşek tam tamına 3 dönemdir, yani 15 yıla yakındır devam ettiriyor.

    Bu konuda Başkan Şimşek yaptığı açıklamada, “Halkla buluşmak bizleri çok mutlu ediyor. Görevimiz vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gidermek, dertlerine derman olmak, taleplerini karşılamak. Bu noktada artık Sorgun’da oturan ve bilinen bir sistem var. Her Pazartesi günü tam gün buradayım. Vatandaşlarımız randevu almaksızın burada dertlerini ve taleplerini iletebilme imkânı buluyor. Ben de birinci ağızdan halkın sıkıntı ve beklentilerini duyup, imkânlarımız el verdiğince çözüm üretmeye çalışıyorum” dedi.
    Her Halk Gününü yoğun bir katılımla gerçekleştirdiklerini belirten Başkan Şimşek, “Her zaman olduğu gibi dertlere derman olmaya gayret gösteriyoruz. Bunun dışında başka günler gelen vatandaşlarımız da eğer yerimizdeysek, şehir dışında veya toplantı gibi iş başında değilsek bizimle görüşebiliyor. Tabi Halk Günü dışında ‘Başkan yerinde mi? Görüşebilecek miyim?’ gibi soru işaretleri oluyor. Ama Halk Gününde o soru işareti yok. Buradayım ve herkesle tek tek görüştüğünü” belirtti.

    Başkan Ahmet Şimşek, halkla daima iç içe olduklarını kaydederek şöyle devam etti: “Vatandaşlarımız değişik vesilelerle bize ulaşabiliyorlar. Halk Günü noktasında ise bir günümüzü tamamen vatandaşlarımıza ayırıyoruz. İyi ki başlamışız ve devam ediyoruz. Bir kişinin dahi rahat etmesine vesile olmak bizleri mutlu ediyor, bizim asıl işimiz vatandaşa hizmettir ve bunun için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.”