Kategori: Köşe Yazıları

  • KURAKLIK YA DA SULU TARIM

    KURAKLIK YA DA SULU TARIM

    Doğanın dengesi insan eliyle bozuldu ama bu durum henüz fark edilmediği için halen bozulmaya devam ediyor…

    Dolayısıyla doğanın bir takım sebepler yüzünden dengesinin bozulmasıyla baş gösteren bir takım doğal afetlerin zaman zaman can ve mal kaybına neden olduğu bilinmektedir.

    Fakat önemli bir nokta daha var ki, doğanın bozulan dengesinden dolayı mevsimler adeta yer değiştirme yarışına girdi…

    Bu durum da henüz fark edilmediği için mevsimlerin bilimsellik dışında ılıman geçtiğini konuşuyoruz… Daha birkaç hafta öncesine kadar Kar yağmadığını, yağışların normalin altında olduğunu birbirimize anlatıyorduk…

    Yozgat’ın eski kışları meşhurdur, şimdi eski kışları yaşıyor olsaydık, kapıya çıkma şansımız olmazdı… Kış mevsiminin alışık olduğumuz gibi yaşanmamasından dolayı mevsimlerin kuraklığı birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Başta insan sağlığı olmak üzere üretimde ciddi düşüşler yaşanırken, tüketimde ise ortaya yüksek fiyatlarla satışa sunulan ve genetiği değiştirilmiş(!) ürünler çıkmaktadır.

    Yozgat tarım alanlarının daha fazla sulak hale gelmesi için ve sulu tarıma geçmek adına ilgili kurumlar ciddi çalışmalar yapmaktadır.

    Bu konuda en önemli açıklamayı birkaç gün evvel Devlet Su İşleri Genel Müdürü Murat Acu yaptı, Yozgat’ta son 15 yılda 163 Bin Dekar araziyi suya kavuşturduklarını söyledi.

    DSİ Genel Müdürü Murat Acu, yaptığı yazılı açıklamada kurumlarının Yozgat’a yaptığı yatırımlara değindi. Acu, “Yozgat iline yaptığı yatırımlarla mümbit toprakları su ile buluşturmaya, vatandaşlarımıza içme ve kullanma suyu temin etmeye ve derelerdeki taşkın riskini azaltmaya devam ediyor. Yozgat’ta tarımın gelişmesindeki etkenlerden en önemlisi ise su yapılarıdır. Son 15 yılda Yozgat’a; 3 yerleşim yerine yıllık 17,5 milyon metreküp içme suyu sağladık. 5 baraj ve 3 gölet inşa edildi, 163.320 dekar arazi sulamaya açıldı. Çiftçilere yıllık 94 milyon TL zirai gelir artışı sağlandı. Mevcutta işletmede olan 10.640 dekar sulamada gerekli bakım ve onarımlar gerçekleştirildi ve 53 derenin ıslahı DSİ tarafından tamamlandı. Son 15 yılda tamamladığımız içme suyu tesisleri ile Yozgat şehir merkezi, Yerköy ilçe merkezi ve Yozgat Organize Sanayi Bölgesine yıllık 17,5 milyon metreküp içme suyu temin ettik.”dedi.
    Yozgat’ta 5 adet baraj yapımının tamamlandığı ve 10 adette baraj yapımının devam ettiğini vurgulayan Acui “Kadışehri Halıköy Barajı, Musabeyli Cemil Çiçek Barajı, Süreyyabey (Çekerek) Barajı’nın da aralarında bulunduğu 5 adet barajı tamamladık. 10 adet barajın yapımı ise devam ediyor. 3 adet göletin yapımı tamamladık, 4 adet göletin yapımı devam ediyor.
    Yozgat’ta tamamladığımız 21 adet sulama tesisi ile 163.320 dekar araziyi sulamaya açtık, böylece Yozgatlı çiftçilerimize yılda 94 milyon TL zirai gelir artışı sağladık. 6 adet sulama tesisinin yapımı devam ediyor. Dere ıslah çalışmaları kapsamında son 15 yılda 53 adet taşkın koruma tesisi inşa ederek toplam 45 adet meskûn mahal ve 14.800 dekar araziyi taşkınlardan koruduk. 6 adet taşkın koruma tesisinin çalışmaları da hızla sürmektedir.”diye konuştu.
    Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Sayın Veysel Eroğlu’nun talimatıyla başlatılan ve büyük sulama projeleri alanları dışında kalan kırsal kesimlerde kısa sürede sulu tarıma geçilmesi ve civardaki içme kullanma suyu ihtiyaçlarının karşılanması hedeflenen “Gölsu” projesi kapsamında Yozgat’ında nasibini aldığını belirten DSİ Genel Müdürü Acu, “KOP;Aksaray, Karaman, Kırıkkale Kırşehir, Konya Nevşehir Niğde ve Yozgat illerini kapsamaktadır.Bu proje kapsamında Yozgat’ta de hak ettiği hizmetleri alacaktır.KOP kapsamında Yozgat’ta; 2003-2019 yılları arasında yapılan ve yapılacak tesisler:3 adet içme suyu tesisi, 1 adet atık su arıtma tesisi, 20 adet baraj ve gölet, 27 adet sulama tesisi, 55 adet taşkın koruma tesisi 1 adet HES olmak üzere toplam 107 tesis açılacaktır.”dedi.
     

  • KİMİ PARASIYLA, KİMİ DUASIYLA…

    KİMİ PARASIYLA, KİMİ DUASIYLA…

    Türk Silahlı Kuvvetleri, “Zeytin Dalı” harekâtını hız kesmeden sürdürüyor… Bu harekât kendi içinde birçok özel durumu barındırmakta olduğunu sözümün hemen başında ifade etmeliyim. Ayrıca bölgede yaşayan Türkmen ve Kürt kardeşlerimizin yaşamlarını kolaylaştırmayı da amaçlamaktadır…

    Bir önemli noktaya daha dikkat çekmek gerekir ki, asırlar boyu Türk tarihi incelendiğinde Millet olarak her zaman çiyle talip olduğumuz görülecektir…

    Türk Milleti tarih boyu her daim mağdurun ve mazlumun yanında yer almıştır… Bosna başta olmak üzere geçmişte zulüm gören soydaşlarımızı unutmamak lazım, Bosna gibi yerlerde yaşarken, zulüm gören kardeşlerimize de yine Türk Milleti olarak her türlü desteği bizden başkası vermemiştir.

    Bugün Türkiye eski Türkiye olmadığını gören Devletler, ülkemizi diz çöktürmek için her türlü yola başvurmaktan geri durmuyor.

    Bir taraftan Haçlı oyunlarını sürdüren ülkeler, diz çöktürmek için verdikleri mücadelede başarısız kalırken, bugün Türkiye’nin sınırında yaşanan olaylara karşı verilen tepkiyi haklı bulduklarını da söylemekten geri durmamaktadır.

    Uluslar arası konunun ayrıntıları oldukça uzundur… Daha fazla ayrıntıya girmeden konumuzu Yozgat özelinde konuşalım…  Türk Silahlı Kuvvetleri, “Zeytin Dalı” harekâtını içinde vatan, millet ve bayrak sevdası olan herkes destekliyor. Bu konuda kimileri maaşını Mehmetçik vakfına bağışlıyor, kimileri küçük birikintilerini gözünü kırpmadan veriyor…

    Bu konuda dün haber merkezleri tarafından iki önemli haber vardı, sohbeti bu haberlerle sürdürelim…

    Yozgat’ın Yenipazar Beldesi’nde ikamet eden Ali Yıldırım Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç’ı makamında ziyaret ederek Mehmetçik Vakfı’na bağışladığı 3 bin liralık bağış dekontunu teslim etti. Alemdar köyü muhtarı Cevdet Ortak ise Afrin’de gerçekleştirilen Zeytin Dalı Harekatı tamamlanıncaya kadar maaş almayacağını belirtip dilekçe ve maaşının Mehmetçik Vakfı’na bağışlanmasını istediği belgeyi Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç’a teslim etti.
    Türk ordusunun her zaman yanında olduğunu ve Afrin’de gerçekleştirilen Zeytin Dalı Harekatı’ndan zaferle dönüleceğine inandığını belirterek, “Cebimde 3 bin lira vardı. Parayı Mehmetçik Vakfı’na bağışladım. Bağışta bulduğum için çok mutluyum. Ben de askerde olmayı çok isterim. Bu vatan ve bu devlet bizim devletimiz. Vatan için canımı da paramı da malımı da bağışlarım” dedi.

    Türk ordusunun Afrin’de gerçekleştirilen Zeytin Dalı Harekatı’nda duygulanıp dua etmekten başka elinden bir şey gelmediğini ifade eden Alemdar köyü muhtarı Cevdet Ortak, Muhtarlık maaşımı Afrin operasyonu bitene kadar bağışlıyorum. Türk milleti olarak bol bol dua ediyoruz. Bizim tek değer vereceğimiz bir şey varsa oda vatandır. Devletimizin yanında olduğunu söyledi.

    Bu arada bugünün çocukları, yarının büyükleri ve geleceğimizin teminatı olarak gördüğümüz yavrularımız ise, duygu ve düşüncelerini yazdıkları mektuplarda dile getirerek, “Zeytin Dalı” harekatını desteklediler.

     

  • Zamlar alım gücünü zayıflatıyor

    Zamlar alım gücünü zayıflatıyor

    Dünyada petrol fiyatları ve dolar kurlarında yükseliş olabilir…

    Ancak tüm dünyada petrol varil fiyatları düşüş trendi içinde iken ülkemizde yine akaryakıta periyodik olarak zamlar yansıtılmıştır.

    Ülke geneli için sözüm yok ama Yozgat’ta alım gücünün zaten minimumum düzeylerde olduğu bir ortamda özellikle akaryakıt zamları aile bütçelerini alt üst ettiğini söyleyebilirim.

    Emekliler ek iş bulmak ümidi ile kapı kapı dolaşıyor, sosyal medya başta olmak kaydıyla yayın organlarının eleman arayanlar bölümünü dikkat incelemekte ve yapabilecekleri ek bir gelir bulmak için çabalıyor.

    Bu arada Türk Silahlı Kuvvetlerimiz terör yuvalarını yıkmak için harekâtını sürdürmekteyken, iç siyasetteki hareketlilik piyasaları olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor.

    Muhalefetteki bazı siyasi partiler, TSK’nın yapmış olduğu bu harekâtı bir taraftan desteklerken, bir taraftan tutarsız açıklamalar dikkat çekiyor.

    Ancak yetkililerin harekâttan dolayı ekonominin menfi yönde etkilenmeyeceği açıklamaları piyasalardaki tansiyonu düşürmüştür. Bütçe açığı 50 milyar dolar seviyelerinde iken 450 milyar dolarlık dış borç yükünün de ekonomik kaosun habercisi olacağı düşünülmektedir. Borsanın yükselmesi endeksin 120.000 sınırını aşarak rekor kırması ekonomide işlerin düzgün gittiğinin  ve döviz fiyatlarındaki kısmi düşüşü ekonomide çarkların düzgün işlediğinin bir işareti değildir. Önemli olan istihdam darlığının giderilmesine yönelik tedbirlerin alınması ve ekonomiyi düzlüğe çıkaracak en önemli mihenk taşı olan üretim tedbirlerinin acilen alınmasıdır.

    Sektörler içinde lokomotif konumunda olan inşaat sektörü kan kaybetmekte iflas eden müteahhitlerin sayısı her geçen gün artış kaydetmektedir. Dolaysıyla akaryakıta yapılan zamların Türk ekonomisine katkı sağlamayacağı ve derinleşen ekonomik krizi tetikleyeceği unutulmamalıdır.
    Yozgat’ta ekonominin canlı tutulması için bir takım sektörlerin desteklenmesinde fayda vardır. Devlet bütçesinden Yozgat’a gönderilen paraların kamu kurumları harcamalarını yaparken, şehri tercih etmesi gerekmektedir.

     

     

  • Teşvikli yatırımlarda geriden geliyoruz

    Teşvikli yatırımlarda geriden geliyoruz

    Bölgesel yatırımlar konusunda yine umduğumuzu bulamadık… Ekonomi Bakanlığının verileri incelendiğinde karşımıza böyle bir sonuç çıkıyor. Gelişme ve kalkınmada cazibe merkezi olan İl’ler sıralamasında Yozgat, yatırım teşviklerinde ayrıcalıklı olarak gösterilmesine rağmen 5’inci Bölgenin geçen yıl bu fırsattan en az yararlanılan bölge olarak dikkat çekti.

    Geçen yılın yatırım hareketleri henüz açıklanmış değil ama 2016 yılına göre sabit yatırım tutarının yüzde 81 artış göstermesine rağmen Adıyaman,  Aksaray, Bayburt, Çankırı, Erzurum, Giresun, Gümüşhane, Kahramanmaraş, Kilis,  Niğde, Ordu, Osmaniye, Sinop, Tokat, Tunceli, Yozgat illerinin bulunduğu 5’inci bölgeden ancak 6 milyar 369 milyon liralık yatırım başvurusu bulunmaktadır. Bu bağlamda son sırada bulunan 5’inci bölge ilk sırada yer alan 3’üncü bölgeden 33 milyar lira fark yemiş oldu.
    Yozgat’ın ekonomik durumu göz önüne alınarak teşvikte zaten olmaması gereken 5’inci bölgenin öyle abartıldığı gibi cazibesinin olmadığı Ekonomi Bakanlığı’nın verileri sonucu tescillenmiş oldu.

    Bakanlık tarafından yapılan araştırma raporunda şu bilgiler yer alıyor… Yatırım teşvik belgelerinin bölgelere göre dağılımında tutar bakımından ilk sırayı 87 milyar 968 milyon lirayla 3. bölge (Balıkesir, Bilecik,  Burdur, Gaziantep, Karabük, Karaman, Manisa, Mersin, Samsun, Trabzon, Uşak,  Zonguldak) aldı. İkinci sıraya ise 39 milyar 823 milyon lirayla 1. bölge  (İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli, Muğla, Antalya, Bursa, Eskişehir) yerleşti.
    2. bölgeye (Adana, Aydın, Bolu, Çanakkale, Denizli, Edirne, Isparta,  Kayseri, Kırklareli, Konya, Sakarya, Tekirdağ, Yalova) gelen yatırım talebi  tutarı 19 milyar 98 milyon lira oldu. Bu tutar, 4. bölgede (Afyonkarahisar,  Amasya, Artvin, Bartın, Çorum, Düzce, Elazığ, Erzincan, Hatay, Kastamonu,  Kırıkkale, Kırşehir, Kütahya, Malatya, Nevşehir, Rize, Sivas) 14 milyar 439 milyon lira, 6. bölgede (Ağrı, Ardahan, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır,  Hakkari, Iğdır, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Van, Bozcaada,  Gökçeada) 8 milyar 415 milyon lira olarak öngörüldü. 5. bölge için (Adıyaman,  Aksaray, Bayburt, Çankırı, Erzurum, Giresun, Gümüşhane, Kahramanmaraş, Kilis,  Niğde, Ordu, Osmaniye, Sinop, Tokat, Tunceli, Yozgat) ise 6 milyar 369 milyon  liralık yatırım başvurusu yapıldı. 1 milyar 787 milyon liralık yatırım başvurusu  ise birden fazla ili kapsadı.

    Teşvik belgesi sayılarında ise ilk sırayı 2 bin 417 adetle 1. Bölge alırken, 2. bölge için bin 222 teşvik belgesi düzenlendi. 4. bölgede bin 126, 3.  bölgede bin 42, 6. bölgede 847, 5. bölgede ise 800 adet teşvik belgesi alındı. 24 teşvik belgesi ise birden fazla ili kapsadı. Yatırımların sektörel dağılımında ise enerji öne çıktı. 177 milyar 899 milyon liralık teşvik başvurusunun 101 milyar 522 milyon lirası enerji, 32 milyar 914 milyon lirası hizmetler, 41 milyar 302 milyon lirası imalat ve 2 milyar 161 milyon lirası madencilik sektörü için yapıldı.

    Belge türlerine göre değerlendirildiğinde, en fazla başvuru 82 milyar  303 milyon lirayla stratejik mahiyetteki yatırımlar için yapıldı. Teşvik başvurularının 57 milyar 759 milyon lirası bölgesel, 35 milyar 48 milyon lirası  genel, 2 milyar 789 milyon lirası büyük ölçekli yatırımlar için geldi. 2017 yılı için öngörülen 177 milyar 899 milyon liralık sabit yatırım tutarının 144 milyar 160 milyon lirası komple yeni yatırımlar, 24 milyar 269  milyon lirası tevsi (genişletme), 9 milyar 470 milyon lirası ise modernizasyon ve  ürün çeşitlendirme yatırımlarından oluştu.

  • AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI BELLİ OLDU

    AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI BELLİ OLDU

    Her yıl belli dönemlerde yapılan araştırmalar vardır… Bu araştırmalar arasında bazı özel durum içeren çalışmalarda toplumun hangi şart ve koşullarda olduğunu gösterir.

    Bu konuda görevini şimdiye kadar hiç aksatmadan yapan kuruluşların başında gelen Türk-İş tarafından, çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay yapılan “açlık ve yoksulluk sınırı araştırması”nın ocak ayı sonuçları açıklandı.

    Ortaya çıkan sonuçlar da Yozgat’ta ya da bir başka İl’de yaşayan aile arasında bir fark bulunmamaktadır.

    Geçen yıl olduğu gibi daha önceki yıllarda da aynı kuruluş tarafından yapılan benzer araştırmalar olmuştu… Dolayısıyla en son yapılan araştırmaya göre, ocak ayında 4 kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını ifade eden “açlık sınırı”, bin 615 lira olarak belirlendi. Gıda ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen “yoksulluk sınırı” ise 5 bin 262 lira oldu.

    Hesaplamalara göre, 4 kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı geçen aya göre 7 lira, geçen yıla göre 136 lira artış gösterdi. Yoksulluk sınırı tutarı ise son bir ayda 24 lira, geçen yılın ocak ayına göre ise 444 lira arttı.

    Bekar bir çalışanın yaşama maliyetinin bin 998 lira 88 kuruş hesaplandığı ocak ayında, Ankara’da yaşayan 4 kişilik ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarı, bir önceki aya göre yüzde 0,46 artış gösterdi.

    Gıda enflasyonunda son 12 ay itibarıyla artış oranı, baz etkisiyle, yüzde 9,22 olurken, yıllık ortalama artış yüzde 9,71 olarak hesaplandı.

    Araştırmaya göre, ocak ayında süt, yoğurt, peynir grubundaki bütün ürünlerde artış görüldü. Böylece, aylardır fazla bir değişiklik görülmeyen bu grupta tespit fiyat artışları mutfak harcamasına olumsuz yansıdı.

    Dana kıyma fiyatında “ucuzluk” kampanyası sonucu gerileme görülürken, kuşbaşı fiyatı arttı. Sakatat ürünleri (dana ciğer, yürek, böbrek) ile tavuk fiyatı bu ay yine aynı kaldı. Balık fiyatında artış görüldü. Yumurtanın tane fiyatı 7 kuruş azaldı. Bakliyat ürünlerinin fiyatları, ürün bazında bazı fiyat ayarlamaları olmasına karşın ortalamada fazla değişmedi.

    Yaş sebze-meyve fiyatları, mevsim şartlarının olumlu seyretmesi ve kış ürünlerinin ağırlıklı olarak pazarda yer almasının etkisiyle fazla artış göstermedi. Bu gelişme mutfak harcamasına olumlu yansıdı. Ortalama sebze-meyve fiyatı geçen ay 4,08 lira iken, bu ay 4,02 lira olarak hesaplandı.

    Ekmekte gramaj azaldı ama fiyat değişmedi. Pirinç fiyatı değişmezken, un, makarna ve bulgur fiyatı biraz artış gösterdi.

    Tereyağı ve margarin ile zeytinyağı ve ayçiçek yağı fiyatı yine değişmedi. Siyah ve yeşil zeytin ortalama fiyatı da aynı kaldı.

     

  • TANITIM VE KALKINMA

    TANITIM VE KALKINMA

    Yozgat, şimdiye kadar tanıtım konusunda gerekli adımları atmakta biraz geç kaldı… Yozgat, sahip olduğu değerleri ve elindeki imkanları kullanmasını bilemedi. Bu konuda atılan adımlar İl’in yerinde saymasına neden oldu.

    Yozgat elindeki değerleri bir kez daha tanıtmak maksadıyla daha önce katıldığı EMİTT fuarına tekrar katıldı…

    Yozgat’ın tarihi, turizm zenginlikleri, sosyal ve kültürel güzelliklerinin beğeniye sunulacağı, yüzlerce fuar organizatörü, yatırımcı firmalar ve seyahat acentelerinin yer alacağı fuarda Yozgat’ın özellikle jeotermal zenginliklerin tanıtımına ağırlık verilecek.
    Dünyanın en önemli 10 turizm etkinliğinden biri olarak kabul edilen fuarda bazı özel şirketlerin de stant açması bekleniyor.
    Yerli ve yabancı birçok firma, 80’in üstünde ülke, 200’e yakın belde ve il’in katılımı beklenen EMİTT’te başta termal zenginlikler olmak üzere, Çamlık Milli Parkı, Tarihi Roma Hamamı, Kazankaya Kanyonu, Yozgat Kadın Aqua Park, Aydıncık Ametist Taşı ve heykel atölyesi ile yöresel ürünlerimiz fuar katılımcılarına tanıtılacak.
    Fuarda, Yozgat Belediyesi Sürmeli Topluluğu ve “Ben yoruldum hayat” şarkısıyla tüm Türkiye’nin gönlünü fetheden Mümin Sarıkaya katılımcılara konser verecek. Ayrıca fuar süresince diğer illerin, seyahat acentelerinin, tur operatörlerinin, stantları ziyaret edilerek ilimizin tanıtım broşürleri verilecek.

    EMİTT Fuarı’nda Yozgat’ın ana teması spor ve kongre turizmi ile jeotermal zenginlikler olacak. Yerköy, Sarıkaya, Saraykent, Sorgun ve Boğazlıyan’da bulunan jeotermal kaynakların potansiyeli, su sıcaklıkları ve yatırım konusunda sağlanan avantajların anlatılacağı fuarda yatırımcılarla iletişimler kurularak Yozgat’a davet edilecekler.
    Bu konuda Vali Kemal Yurtnaç, yaptığı açıklamada bu tür turizm fuarlarının sadece denizi, sahili ve otelleri çok olan iller için düzenlendiğini düşünmenin yanlış olduğunu söyledi.
    Fuarların, bir ilin tanıtımı için önemli olduğunu vurgulayan Vali Yurtnaç, “Bizim şehrimizin de tanıtıma ihtiyacı var. Gerek termal kaynaklarımızla, gerek Çamlık Milli parkımızla gerekse spor turizmine yapılacak olan yatırımlarla Yozgat, spor ve doğa turizminin merkezi olacak bu bölgede. Bu fuarda, termal kaynaklarımızı, çamlığımızı, Roma Hamamını, Kazankaya Kanyonunu ön plana çıkaracağız” dedi.
    Yozgat’ın tanıtımı ile ilgili yaptırdıkları kısa filmi fuarda katılımcılara izleteceklerini kaydeden Vali Yurtnaç, Bu çerçevede yaptığımız tanıtım filmini orada izleteceğiz. Her kurum kendisi ile ilgili çalışmaları yapacak. Daha önce biz alt yapısını yaptık. Fuarda ne yaparız, nasıl yaparız, neyle Yozgat’ı orada temsil edebiliriz onu masaya yatıracağız. Bu fırsatı iyi değerlendirmemiz gerektiğini söyledi.

     

  • AFRİN İÇİN TEK YÜREK OLDUK…

    AFRİN İÇİN TEK YÜREK OLDUK…

    Yozgat’ın Sorgun ilçesinde yaşları 20 ile 60 arasındaki bir grup vatandaş, Afrin’de Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından başlatılan ‘ Zeytin Dalı Harekatı’na katılmak istediklerini belirterek, askerlik şubesine dilekçe verdiler.

    “Zeytin Dalı Harekâtı”nın üzerinden bugün 5 gün geçti… 3 Şehit verdik. İnşallah devamı gelmez, cephede mücadele veren Mehmetçiklerimiz Afrin’den zaferle dönecektir…

    Cephede hainlere karşı askerlerimiz 5 günden beri savaş halindeler. Devletimiz, askerlerimizin hiçbir noksanını eksik etmezken, milletimiz ise, cephede mücadele veren askerimize destek olmanın çabası içinde zafere biran evvel kavuşmayı beklemektedir.

    Türk Milleti olarak böyle günlerde geçmişte de tek yürek olduk… Kurtuluş savaşı ve Çanakkale aynı ruh ve birliktelik ile kazanılan savaşlardı…

    Bugünde Türk Silahlı kuvvetleri ve Millet olarak tek cephede savaş vermiyoruz, bu sebeple askerimiz cephede mücadele ederken, milletimizde elinden gelen her işi yapmak için sıraya girmiş durumdadır.

    Dün sosyal medya da paylaşılan habere tekrar dönelim… Sorgun’a bağlı Yeniyer beldesi Ahmetfakılı Mahallesi’nden Sorgun Askerlik Şubesi’ne gelen gönüllüler, nöbetçi subaya ‘Zeytin Dalı Harekatı’na katılmak istediklerini ve bunun için gönüllü olduklarını belirterek, askerlik şubesine dilekçe vermeye geldiklerini söylediler.

    Kısa bir kontrolden sonra şubeye girerek dilekçelerini verip çıkan gönüllülerden Abdullah Çevik, 60 yaşında olduğunu ve söz konusu vatan olunca değil 60 yaş, 100 yaşında bile olsa Afrin’e de, Yemen’e de gitmeye hazır olduğun vurgularken, aynı mahalleden İsmail Biçer de, Afrin’de savaşmaya gitmeye hazır olduğunu ifade etti.

    Yeniyer beldesinin Karakız Mahallesi’nden gelen Süleyman Erdinç, bir Türk olarak 10 bin kilometre öteden gelerek sınırlarımızı tehdit eden düşmana karşı her zaman savaşmaya hazır olduğunu, gerekirse bunun için canını vereceğinin altını çizerek, “Nasıl ki Amerikan, İngiliz gelip bizim sınırlarımızı tehdit edebiliyorsa, biz de malımızla canımızla sınırlarımızı korur, şanlı ordumuza destek oluruz. Ordumuza destek olmak, onlarla birlikte savaşmak için bugün dilekçemizi verdik. Gerekirse bizi çağırdıkları zaman hazır asker olarak vatanımızı savunmak uğruna Afrin’e gitmeye hazırız” dedi.

    Yozgat’ta bunlar yaşanırken, sınıra sıfır noktasında Hatay’da ise, ev hanımları, yardımlaşma kuruluşları, askerimiz üşümesin, aç kalmasın diyerek, kimileri eldiven, giyecek yaparken, kimileri de yiyecek türü kumanya hazırlıyor…

     

     

  • GURBETTE YOZGALI OLMAK…

    GURBETTE YOZGALI OLMAK…

    Bir aksilik olmazsa hafta sonunu İstanbul’da geçireceğiz. İstanbul Yozgatlılar Federasyonu Yönetim Kurulu’nun davetine icabet edeceğiz. Aynı zamanda Erkek Öğrenci Yurdu ve Konferans salonunda hazırlanan programa katılacağız.

    Öncelikle bu Öğrenci Yurdu’nun hizmete girmesi gerçekten çok iyi oldu… Fevkalade hayırlı bir hizmet oldu. Yapandan, yaptırandan, emeği geçenden, baş tutandan, bir tuğla dahi olsun katkı sunandan Allah binlerce defa razı olsun…

    Uzunca bir zaman konuşuldu bu konu… İstanbul’da atıl duran arsanın alınıp, üzerine böyle bir yapının inşası için çok uğraşıldı. Yönetim değişiklikleri nedeniyle pek üstünde durulmamıştı. Sonra gel zaman, git zaman Erkek Öğrenci Yurdu için Ahmet Yılmaz başkanlığındaki İstanbul Yozgatlılar Federasyonu konunun takipçisi oldu…

    Eski, Yeni Yozgatlı Bakanlarla, Milletvekilleri ile Valilikle, İl Özel İdaresi ile görüşmeler sık aralıklarla devam etti.

    En nihayetinde iş tamamına erdi, arsanın tahsisi, kullanımı sağlandı, hayır sahibi hemşerilerimizin bonkörlükleri neticesinde İstanbul Yozgatlılar Federasyonu Erkek Öğrenci Yurdu yapımı tamamlandı.

    Şimdi içinde bizim çocuklarımız kalmaya başladı… İstanbul’da eğitim görmek durumunda kalan çocuklarımız istemeleri halinde Federasyona bağlı Erkek Öğrenci Yurdu kapıları arkasına kadar açık olduğunu herkesin bilmesini isterim.

    Bir şeyin daha altını çizmem gerekir ki; Federasyona bağlı Erkek Öğrenci Yurdu sadece öğrencilerin barındığı bir yer değil, burada aynı zamanda uzmanlar tarafından öğrencilere gerçek hayata dair de bilgiler verilmektedir.

    Mesela geçenlerde İstanbul Yozgatlılar Federasyonu, ses getiren bir organizasyonu İstanbul Yozgatlılar Federasyonu Erkek Öğrenci Yurdu ve Konferans salonunda gerçekleştirdi.

    Yozgat deyince kalpleri bir başka atan Ahmet Yılmaz ve ekibinin başarıyla gerçekleştirdiği panelde Yozgat hakkında yanlış bilinen bazı gerçeklere de mercek tutuldu.
    Cumartesi günü yapılan panelle kapılarını İstanbul’da yaşayan hemşerilerimize açan Federasyon yoğun bir katılıma ev sahipliği yaptı. “Yozgat Tarihinde Çapanoğulları’’ isimli panel İstanbul Yozgatlılar Federasyonu Genel Başkanı Ahmet Yılmaz’ın konuşmasıyla başladı. Gün geçtikçe daha profesyonel kadrolarla, daha profesyonel işler yapılacağını söyleyen Yılmaz; “Kısa sürede güzel işler yapma gayretleri içerisindeyiz. Yurdumuz olsun dedik, memleketten gelen çocuklarımı kimsenin eline bakmasın güven içerisinde burada kalsınlar dedik ve şükürler olsun bu gayemize ulaştık. Aynı şekilde Yozgatlı hemşerilerimizle rahatça ve sürekli bir araya geleceğimiz kendimize ait bir konferans salonumuz olsun istedik onu da başardık ve şuan o gururla buradayız. Bu işe başlarken de hep söyledik biz tecrübelerimizi ve bilgilerimizi yeni nesillere aktaracağız onlar ise geliştirip hayata geçirecek. Aramızda hukukçu, sağlıkçı, tarihçi, sporcu, sanatçı, iş adamı ve birçok meslek kolunda kendisini gayet yetiştirmiş ve isminden söz ettirmiş hemşerilerimiz var. Böyle imkânlar zinciri varken bunları kullanmak gerektiğini düşünerek ilkini bugün ve devamını bundan sonraki günlerde yapmaya karar verdik”  dedi.

     

     

  • İSMİNDEN VE HİZMETİNDEN ÖVGÜYLE BAHSEDİLEN İMAM

    İSMİNDEN VE HİZMETİNDEN ÖVGÜYLE BAHSEDİLEN İMAM

    İnsanlar için hem dini eğitim hem ilmi eğitim olmazsa olmazdır… Eğitimli bir toplum yetiştirmenin bir takım kuralları ve kaideleri vardır…

    Öğreti duyguları insandan insana değişkendir, her insan bilmediği şeyleri bir anda öğrenme yeteneğine sahip değildir. Bu anlamda kimi insan bir günde, kimi insan bir ayda öğrenir, bu sebeple toplumun eğitimli olması eğitimcilerin sabır ve öğreti tekniklerine bağlıdır.

    Geçenlerde duyduğum güzel bir çalışma gazetelere haber olması dikkatimi çekti, örnek bir çalışma olduğu için bu haberi bir kez de buradan paylaşmak istedim… Yozgat’ta Yeni Damat Hoca Zade Caminde vatandaşlar akşam namazını kıldıktan sonra yatsı namazına kadar camide kalarak Kur’an-ı Kerim öğreniyor.

    Akşam namazı için camiye gelen vatandaşlara cami imamı Şevki Uçar tarafından yatsı namazına kadar Kur’an ve dini bilgiler konusunda ders veriliyor. Programa katılan vatandaşlar cami imamı Şevki Uçar’a teşekkür ederek, hem Kur’an-ı hem de dini bilgileri öğrendiklerini belirttiler.
    Muttalip Nazlıoğlu, isimli vatandaş, yaklaşık bir buçuk ay gibi bir sürede Kur’an-ı Kerimi öğrendiğini belirterek, “Medrese Mahallesinde oturuyorum ve namazlarımı mümkün olduğunca Damat Hoca Zade caminde kılmaya çalışıyorum. Benim gibi namazlarını sürekli camide kılan bir grup arkadaşımızla birlikte akşam namazından yatsı namazına kadar Kur’an öğreniyor ve dini bilgilerimizi gözden geçiriyoruz. Yatsı namazı sonrası da yaklaşık bir saat yine programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu vesile ile cami imamımıza bizlere böylesine güzel bir hizmet sunduğu için teşekkür ediyoruz.” diye konuştu.
    Turan Kargı’da emekli olduğunu belirterek, “Kursa başlayalı yaklaşık üç hafta oldu. Allah’a şükür bir şeyler öğrendik. İnşallah devam eder. Belli bir yaştan sonra bu zor oluyor ama yine de öğrendik. Dini konularda bilmediğimiz eksikliklerimizi hocamız sayesinde öğreniyoruz.”dedi.
    İsmail Duru’da benzer ifadeler kullanarak cami imamı Şevki Uçar’a kendilerine yönelik böyle hayırlı bir hizmet sunmasından dolayı teşekkür etti.
    Cami imamı Şevki Uçar da akşam namazı sonrası yatsı namazına kadar vatandaşlara Kur’an ve dini bilgiler konusunda ders verdiklerini belirterek yatsı namazından sonra da bir saat daha programa devam ettiklerini söyledi. Uçar, “Kış mevsimi dolayısıyla geceler uzun olduğu için bu programa vatandaşlarımız yoğun ilgi gösteriyor. Camimizde her akşam, akşam namazı sonrası yatsıya kadar ve yatsı namazı sonrası yaklaşık bir saat daha vatandaşlarımıza Kur’an-ı Kerim okumayı öğretmeye çalışıyoruz. Sadece Kur’an okutmayı öğretmiyoruz, bunun yanında dini sohbetlerimiz de oluyor. İnsanlarla kaynaşmaya, dini yönden eksikleri, sorunları varsa onları da dinliyor ve gidermeye çalışıyoruz. Mutlaka her yerde dini yönden bir eksiklik, bir sıkıntı vardır. Bunun da görevi bize düşüyor. Biz de elimizden geldiği kadarıyla bu sorunları gidermeye çalışıyoruz. Kursumuz yaz ayına kadar devam edecek.”diye konuştu.

     

  • Tarımı Teşvik Edici Tedbirler Gözden geçirilmeli

    Tarımı Teşvik Edici Tedbirler Gözden geçirilmeli

    Tarım kenti olarak bilinen Yozgat gibi illerimizde, adeta terk edilmiş kovboy kasabaları misali köylerde insanlar kahvehanelerde ya da cami duvarı diplerinde vakit öldürmektedir.  Çünkü ürünlerini ekecek topraklar verimliliğini yitirmiş, tüm fedakarlıklara rağmen ektiği ürünü hasat zamanı geldiğinde ya tarlasında çürümeye terk etmekte veya girdilerin yüksek olması  ve pazar bulamaması nedeniyle bir daha ki yıl tekrar ürün ekmeyi düşünmemektedir.

    Bu konuda yeni hataların yaşanmaması için uzmanların görüşlerini dikkate almak gerektiğini düşünüyorum… Sohbeti bu konuda yeniden yazmak yerine bir alıntı ile sürdürelim; Mazota gübreye sürekli zamlar gelirken tarım ürünlerinde ithalat vergisinin nerede ise sıfıra indirilmesi ile buğday üreten çiftçi dahi buğday ekmek yerine daha ucuza ülkeye giren buğdayı satın almayı tercih etmektedir.

    Türkiye’de tarımı teşvik edici tedbirler almak yerine tarım ürünlerine uygulanan vergi indirimleri zaten can çekişen tarım sektöründeki çöküşü tetiklemektedir. Hükümetin çiftçiyi destek anlamında birazda siyasi ranta yönelik uygulamaya çalıştığı teşvik ve tedbirler emekliye,  işçiye yapılan zamlar misali ardından girdi maliyetlerini yükselten faktörlere yer verilmekte ve dolaysıyla alınan tedbirlerin hiçbir getirisi kalmamaktadır.

    Verimli ekim alanları beton yığınları uğruna katledilmekte. Mahalle aralarındaki bostanlıklar dahi yok edilmiştir. Kamu yararına olduğu ifade edilen projeler  ile son kalan ekim alanları ve hatta ormanlarda hayvan sesleri yerine testere hızar sesleri yükselmektedir.

    Türkiye kendine yeten 7’nci ülke konumundan bugün kendine yetemeyen ülke sırlamasında tepeye yerleşmek üzeredir. Ekmeğini dahi ithal ürünler ile üretmekte. Pirincini makarnasını hatta hayvanlara yem olarak vereceği samanı dahi ithal eden bir tabloya sürüklenmiştir. Fındık sökümleri ovaları işgal ediyor bahanesi ile sökülmesi için teşvikler uygulanmıştır.

    Hükümet ise ihracat hedefini 500 milyar dolar olarak açılıyor. İyi de üretmiyoruz, ne satacağız? Ülkeyi satsak o kadar ihracat rakamını yakalamak mümkün değildir. Suriyelilere 30 milyar dolar harcamışız. Açıklaması ise Suriyeliler yaptığımız köprülerden geçiyor.

    Avrupa’dan para istiyoruz. Adamlar gönderin faturaları diyorlar. Fatura yerine ‘’ harcadık işte’’ diyerek geçiştiriliyor. Tarım önemlidir. Desteklenmeli, teşvik edilmeli ve girdi maliyetleri düşürülmelidir. Betonlaşma uğruna Türk tarımını yok etmeyelim.

    Sohbeti sonlandırırken, yerele dair birkaç ekleme yapalım… Daha öncede yazdım Yozgat’ın gelişmesi ve kalkınması için sanayiye dayalı tarım ve havyacılığın önünün açılması bu alanlar da teşvik ve desteklerin artırılması gerekmektedir.

     

     

  • ÇOCUKLARIMIZIN KARNE SEVİNCİ

    ÇOCUKLARIMIZIN KARNE SEVİNCİ

    Eğitim öğretim sisteminde yarıyıl tatili dün itibariyle resmen başladı… Yozgat’ta 76 bin, ülke genelinde ise milyonlarca öğrenci yarıyıl tatilini dinlenerek geçirecek.

    Bu konuda uzmanların ve öğretmenlerin velilere bir takım uyarıları her yıl olduğu gibi bu yıl da yapıldı… Çocukların ikinci dönem eğitime sağlıklı şekilde başlayabilmeleri için iyi bir tatil dönemi geçirmelerinde fayda olduğu bilimsel olarak anlatıldı.

    Fakat burada öğrenci sayısı ile ilgili verilen rakama dikkatini çekmek istiyorum… Arşivlerden ulaştığım bilgilere baktığımızda daha önceden Yozgat’ta 100 binden fazla öğrencinin karne aldığını görüyoruz…

    Bugün ise, 76 bin sayısı Yozgat’ta öğrenci sayısında bir hayli azalma olduğunu gösteriyor… Neyse bu konu başka bir başlık altında konuşalım, karne konusuna geri dönelim. İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, yarıyıl karnesinin, çocukların derslerindeki başarılarını, eksikliklerini görmek, çalışma alışkanlıklarını, plan ve programlarını gözden geçirmek için bir fırsat olduğunu belirterek, “Çocuklarımız bizlerin ve ülkemizin en kıymetli varlıklarıdır.” dedi.

    İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı bu konuda 2017-2018 eğitim öğretim yarıyıl karne tatili dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada öğrenci ve velilere önemli uyarılarda bulundu.
    Yozgat’ta 76 bin 875 öğrenci karnesini alarak yarıyıl tatiline başlayacağını söyleyen Yazıcı, “ 2017-2018 öğretim yılının birinci dönemini okullarımızın özverili çalışmaları ve velilerimizin destekleriyle başarılı bir şekilde tamamlamış bulunuyoruz. 19 Ocak Cuma günü ilimiz genelinde Okulöncesinde 5 Bin 620, Temel Eğitimde 48 Bin 581 ve Ortaöğretim kademesinde 22 Bin 674 öğrenim gören öğrencimiz olmak üzere toplamda 76 Bin 875 öğrencimize karnelerini dağıtmış olacağız. Öğretim yılının birinci döneminin başarıyla tamamlanmasında, ilimiz genelinde fedakârca çalışan 938 idareci, 5 Bin 190 öğretmen ve 2 Bin 327 personel olmak üzere 8 Bin 151 eğitim ordusuna emeklerini sevgilerini esirgemedikleri için teşekkür ederim.”dedi.
    Yarıyıl tatili yenilenmek, dinçleşmek motive olmak için fırsat olduğunu vurgulayan Yazıcı, şöyle devam etti: “Bir eğitim-öğretim yılının daha yarısına geldik. Yarıyıl tatilleri uzun bir maratonun mola durakları gibidir. Yenilenmek, dinçleşmek motive olmak için fırsattır.

    Çocuklarımız yarıyıl karneleriyle derslerindeki başarılarını ve eksikliklerini görme fırsatını bulacaklar, çalışmalarını çalışma alışkanlıklarını, plan ve programlarını yeniden gözden geçireceklerdir. Çocuklarımız bizlerin ve ülkemizin en kıymetli varlıklarıdır. Onların sağlıkları başta olmak üzere iyi bir eğitim almaları, ilgi ve yeteneklerine uygun iş ve meslek sahibi olmaları, millî ve manevi değerlere bağlı bireyler olarak yetişmeleri en büyük arzumuzdur. Karne sonuçları ne olursa olsun herkes gerek fiziksel gerekse zihinsel açıdan dinlenmeye ve eğlenmeye ihtiyaç duyar.
    Tatilde öncelikli olarak yapılması gereken planlama bu yönde olmalıdır. Ancak, unutulmamalıdır ki bilgi, birikimli bir süreçtir.

    Her yeni öğrenmeler eski öğrenilenlerin üzerine inşa edilir ve birey tarafından anlamlandırılarak kodlanır. Eğer alt öğrenmeler yetersiz olarak inşa edilmiş ya da eksikse yeni bilgilerin edinilmesi ve kalıcı olması da imkânsız olacaktır. Bu nedenle tatil etkinlikleri içerisinde, dinlenme ve eğlenceli vakit geçirme etkinliklerinin önüne geçmeyecek şekilde ders tekrarına da zaman ayırmak önemlidir.

     

     

     

  • BİR ANDA TÜRKİYE’DE GÜNDEM OLDU

    BİR ANDA TÜRKİYE’DE GÜNDEM OLDU

    Yozgatsporlu futbolcu Ziya’nın küçük kızından bahsediyorum…

    Maşallah tatlı mı tatlı, sevimli mi sevimli ve bir o kadar da bilgili küçük Ayşe bir Türkiye’de gündem oldu.

    Bu konuda neler yaşandı, nasıl bir süreç gelişti kısaca hatırlayalım!…

    Yozgat’ta gerçekleştirilen AK Parti İl Kongresi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşemediği için gözyaşına boğulan 4 yaşındaki Irmak Ayşe İstek’in üzüntüsüne İhlas Haber Ajansı’nın haberi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan kayıtsız kalmadı.

    Irmak Ayşe İstek ve ailesiyle telefonda görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan, minik kızı ve ailesini Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne davet etti. Telefonla Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşen Irmak Ayşe’nin heyecanı gözlerinden okundu. Ayşe Irmak’a Ankara’ya neden gelmediğini sordu ve “Yozgat’a geldim ama o gün çok kar vardı sen üşürsün diye baban seni eve götürmüş” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pazartesi günü Irmak Ayşe ve ailesini Külliye’ye beklediğini ve heyecanlanmaya başladığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, minik kız ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdi. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan Irmak Ayşe’nin babası ile de görüştü.
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ardından bugün de Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ da Ayşe Irmak ile telefonda görüştü. Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Irmak Ayşe’ye hayatında başarı dileyerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyareti sonrası kendisini ve ailesini de davet ederek görüşmek istediğini söyledi.
    Cumhurbaşkanı ile telefonda görüştüğü için mutlu olduğunu söyleyen 4 yaşındaki Irmak Ayşe ise heyecanlı olduğunu söyleyerek Pazartesi günü Ankara’ya gideceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı çok sevdiğini dile getiren minik kız, “Cumhurbaşkanımızın yanına gidip onunla görüşeceğim” dedi. Ayşe Irmak’ın babası Ziya İstek ise yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı Bozdağ’a teşekkür ederek, “İnanın bizim beklemediğimiz bir olaydı. Kızımızın çocukluktan beri sürekli takip ettiği adını sayıklıyordu ve görmek istiyordu. Yozgat’a geldiği zamanda göremediği için de çok ağladı. Sayın Cumhurbaşkanımız sağ olsun dün akşam bizi aradı. Mutlu olduk, bizi onure etti. Kendisine teşekkür ediyorum. Kendisi bizi de davet etti, Pazartesi günü de gidip kendisini göreceğiz” şeklinde konuştu.
    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı göremediği için üzülen Irmak Ayşe İstek ve ailesi, Pazartesi günü Külliye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşecek.

     

  • Geçim Standartları ve Yaşamak

    Geçim Standartları ve Yaşamak

    Yeni yıl ile birlikte yeni asgari ücret rakamları açıklanırken, tüketim maddelerine yapılan zamlar, asgari ücretin artışını eritti…

    Asgari ücret 1.603 TL…. Bu ailede bireylerin hastalanma şansı yok. Sağlık giderine harcayacak para kalmıyor.

    Ayda bir kez de olsa sinemaya, tiyatroya gitme veya ailece dışarı da bir restorana giderek yemek yeme lüksleri yok.

    Misafir ağırlama, yakınlarının cenazeleri için seyahate gitme gibi bir uygulama içine giremezler. İşte Türkiye’deki asgari ücret ile geçinmek zorunda olan bir ailenin yaşam standartları faturası.

    Asgari ücretin açıklamasının ardından yetkililerin alay eder gibi, (Bu para ile aileler kendilerine araba alabilirler) açıklamaları. Avrupalı bir aylık maaşları ile Türkiye’de 5 yıldızlı otelde 1 hafta tatil yapmakta iken bizim ailemiz belki ömrü boyunca uçağa bırakın binmeyi sadece havada uçarken seyredebilmektedir.

    Hastalanmayacaksınız, seyahat etmeyeceksiniz, misafir kabul etmeyeceksiniz.!.. Ayda sadece 1 kg et yiyeceksiniz.

    Zeytini bütün değil iki seferde bol ekmekle yiyeceksiniz. Çorbayı yarım ekmekle bitirerek ana yemeğe yüklenmeyeceksiniz.

    Bu tablodan da sağlıklı nesiller yetiştireceksiniz. Ülke gerçeklerine sadece TBMM koltuklarından tamamen siyasi gözlüklerle izlemek ülkede yaşam standartlarını yükseltmek için yeterli değildir. İfade ettiğimiz tablo çalışan aileler için geçerlidir.

    Ülkede istihdam darlığı malumdur. İşsiz bir aileye asgari ücret dahi girmeyeceğine göre toplumda suç oranlarının artışı uyuşturucu trafiğinin artışı önlenemeyecektir. Nitekim tüm mücadeleye rağmen suç oranlarındaki artış malumdur.

    Cari açık iç veya dış borç, ithalat ihracat ülkenin iç ve dış sorunları 1603 TL asgari ücretle yaşamaya mahkum edilen ve yukarıdaki tablo ile hayatını idame eden bir aileyi ne kadar ilgilendirir? Bu nedenle ülkenin kalkınmasının temeli dışa bağımlı olmayan politikaların üretilmesine  ve bireylerin insanca yaşayabilecekleri imkanların oluşturulmasına dayalıdır.

    Bu temel sağlıklı olmadığı süresince ülkenin büyüdüğünü, dünya sıralamalarında rekorlar kırıldığını ifade etmek sadece siyasilerin sığındığı mendireği olmayan açık limanlardır.

     

  • Kuraklık kapıda aman dikkat!

    Kuraklık kapıda aman dikkat!

    Bu haberi dün bizim yerel gazetelerin birkaçı verdi… Önemli bir konu olduğu düşüncesinden yola çıkarak, tekrar etmenin çok faydalı olacağını düşünüyorum.

    İnsanın umutlarını diri tutan, yaşama nefes aldıran olayların en başında su konusu gelmektedir. Toplum olarak bu konuda hassas davranmasak da, içtiğimiz ya da kullandığımız suyun gerektiği gibi kıymetini bilmesek de, bir gün kıymeti anlaşılacaktır.

    Türkiye’nin İç Anadolu bölgesi başta olmak kaydıyla bazı bölgeleri birkaç yıldan beri kurak mevsimler yaşamaktadır…

    Bu konuda önemli bilgiler paylaşan Yozgat DSİ Bölge Müdürü Okan Bal ülke genelinde kuraklık belirtilerinin olduğunu dile getirdi.

    Yapılan açıklamanın devamı şöyle; Ülkemiz genelinde 2017 su yılında, uzun yıllar ortalamasına göre %14,5 ve 2016 su yılına göre de %15,3 oranında daha az yağış düşmesinden dolayı kurak bir yıl gerçekleşmiştir. Gerçekleşen bu yağış değerlerine bağlı olarak da depolama tesislerimizde kullanılabilir su miktarı geçen yıldan %10 daha azdır.
    Diğer taraftan, 2018 su yılının 6 aylık mevsimlik meteorolojik öngörü değerlendirmelerinde; Mart ayına kadar hemen hemen tüm aylarda Ülkemiz genelinde ortalamanın altında yağış beklenmekte, işletme programları hesaplarında zaten düşük seviyede olan baraj göllerine girecek su miktarlarının ortalamanın altında olacağı öngörülmektedir.
    Bölge Müdürlüğümüz sorumluluk alanında yer alan baraj ve gölet rezervuarlarının Ocak ayı itibarıyla doluluk oranları ve gelmesi beklenen muhtemel akımlara göre 2018 yılı için istenilen miktarda kar yağışının olmayışından dolayı, yukarı havzadan depolamalarımıza yeterli suyun gelmeyeceği tahmin edilmektedir.
    Bu nedenle, 2018 yılında kritik ve kısıntılı sulama faaliyetinde bulunulması, su kullanıcı teşkilatların görev alanları içerisinde aşağıda belirtilen tedbirleri alması gerekmektedir.
    1.Su tüketimi fazla olan bitkilerin ekim alanında sınırlama yapılacak şekilde genel sulama planlaması hazırlanmalı, fazla ekim yapılması engellenmeli,
    2. Tasarruflu su kullanma amacı ile yağmurlama ve damlama sulama yöntemleri tercih edilmeli; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca uygulanan tarımsal destek, teşvik, vb. uygulamalar da göz önüne alınmak suretiyle, basınçlı ve kapalı sistem sulama sahalarında tarla içi sulama sistemlerinin kurulması sağlanmalı,
    3. Depolama tesisinden (baraj, gölet, vs.) sulama yapılmasına ve şebeke dışı (kanal üstü, vs.) sulamalara kesinlikle izin verilmemeli,
    4. Su iletim ve uygulama kayıplarının azaltılması için gerekli bakım-onarım ve temizlik çalışmaları yapılmalı,
    5. Sulama önceliği sabit tesislere (meyve bahçesi, çok yıllık bitkiler, vs.) verilmeli,
    6. Gece sulamaları teşvik edilmeli,
    7. Su dağıtım işinin planlı su dağıtımı yapılarak adil ve verimli bir şekilde yürütülmesi için teknik personel çalıştırılmalı ve su dağıtımı takip edilmeli,
    8. Şebekeye alınan suyun ölçülmesi sağlanmalı,
    9. Sulama şebekesinin kontrolü, sulamayı yöneten Kurumlarca (Sulama Birlikleri, Belediyeler, Köy Tüzel Kişilikleri, Özel İdareler) disiplinli bir şekilde yapılmalı ve boşa akacak sulama suyu ve kaçaklar önlenmeli,
    10. 2018 yılı için ekilecek bitki deseni seçilirken, kuraklığa dayanıklı bitkiler tercih edilmeli,
    11. Şeker pancarı ekimi yapılan yerlerde, ekim kotasının dışındaki ekimlerin önlenmesi için ilgili Kurumlarca tedbir alınması gerekmektedir.
     

  • CUMHURBAŞKANINI DİNLEDİM

    CUMHURBAŞKANINI DİNLEDİM

    Yozgat’ta AK Parti 6. Olağan Kongresine katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan burada yaptığı konuşmasında, Arif Nihat Aysa’nın ‘Bayrak’ şiirini okuyarak, şehit ve kahramanlara selam gönderdi.
    Erdoğan konuşmasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 2019 seçimleri ile ilgili kararına değinerek, kendisine şahsı, partisi ve milleti adına teşekkür etti.

    Yaklaşan genel ve yerel seçimler öncesinde Parti liderlerinin konuşmaları toplum için son derece önemlidir.

    Bu toplumda yaşayan bir birey olarak hangi lider ne diyor, dinlemek ve anlamak durumundayız. Dolayısıyla Sayın Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi 2019 yılında tam manası ile uygulamaya geçecek. Yeni sistemin önemini bizim kadar rakiplerimiz de görüyor. Aynı şekilde dış güçler de bu meselenin çok iyi farkında. Yeni sistemde yürütme ile yasama tamamen ayrıldığı için ittifaklara, ortak aday göstermeye uygun bir zemin ortaya çıktı. Şimdiden 2019’un safları ortaya çıkmaya başladı. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimi için şahsımızı destekleme kararını ilan etmiş olmasından büyük bir memnuniyet duyduk. Bu önümüzdeki dönemde karşımıza çıkacak niye oyunları, şimdiden bozan fevkalade dirayetli bir karardır. Eskiden beri pek çok kritik dönemde desteğini gördüğümüz, özellikle de 15 Temmuz’dan beri sergilediği dik duruşu ile takdir ile takip ettiğimiz Sayın Devlet Bahçeliye bu vesile ile partim, şahsım ve milletim adına bir kez daha teşekkür ediyorum. Gönül isterdi ki bu yerli ve milli duruşa ana muhalefet partisi de katılsın. Ancak ana muhalefet partisi yerli ve milli duruştan pek anlamadığı için böyle bir şeyin içerisinde yer alması mümkün değildir. Bizim bu yolculuğumuz 7 Ağustos’ta başladı. 7 Ağustos’ta başlayan bu süreç güçlenerek buraya geldi. İnşallah daha da güçlenerek yola devam edecek” dedi.
    Erdoğan’dan CHP’ye ‘Nazi’ benzetmesi.
    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yozgat konuşmasında CHP ile Naziler arasında benzerlikler bulunduğunu ifade edip, “Anayasa Mahkemesi işine gelmeyen bir karar verdiğinde, herhangi bir savcı işine gelmeyen bir iddianame hazırladığında ona, herhangi bir hakim işine gelmeyen bir karar verdiğinde hep ona saldırır. Çünkü bu zatın derdi adaleti savunmak veya herhangi hak ve hukuk müdafaası yapmak değildir. Tek derdi ağa babalarının döneminde olduğu gibi devletin tüm imkanlarının kendi partilerinin emrine verilmemiş olmasıdır. Çünkü artık devletin tüm imkanları milletin emrindedir. Geçen gün baktım Nazi dönemine atıfta bulunuyor. Bu zat, aynı dönemde tek parti CHP’sinin Nazilerden aşağı kalmayacak işler yaptığını bilmiyor mu? Kendi partisinin yayın organının faşist İtalya’ya selam çakan manşetlerini bilmiyor mu? Öz kardeşlerimizi Boraltan köprüsünde düşmana teslim edip de gözlerimizin önünde hepsinin katledilmesine yol açtıklarını bilmiyor mu? Milletimizin ibadet ettiği camileri satışa çıkarttığını bilmiyor mu? İnsanlarımızı yedikleri kuru ekmeği bile karne ile almak zorunda bıraktıklarını bilmiyor mu? Atatürkçü geçindikleri halde, o dönem paraların üzerinden Cumhuriyetimizin kurucusunun resmini kaldırıp, kendi milli şeflerinin resimlerini koyduklarını bilmiyor mu?Geçmişteki tüm siyasi ve ekonomik krizlerin müsebbibinin kendi iş bilmezlikleri ve hıyanetleri olduğunu bilmiyor mu? Elbette biliyor. Fakat dertleri başka. Buralardan bir yol bulup ülkede yeni bir gerginlik alanı oluşturmak, yeni bir fitne kazanı kaynatmaktır. Kendi kayığına binen birilerini de yanına aldığı için bu aralar sesi biraz daha gür çıkıyor. Maalesef ana muhalefet partisinin ve ardından gidenlerin bu üslupları yüzünden ülkemizde hiçbir mesele kendi mecrasında tartışılamaz hale geldi” dedi.

  • MİLLİ EĞİTİMDE GÜZEL İŞLER OLUYOR

    MİLLİ EĞİTİMDE GÜZEL İŞLER OLUYOR

    Bilindiği üzere Yozgat’ın en önemli sorunlarından birisidir eğitim meselesi… Eğitim sistemindeki değişimlerin ve dönüşümlerin İlimize yansıması zamanında yapılamadığı için eğitimdeki başarı seviyesi sürekli aşağılar çekildi.

    Şimdi ise, birkaç aydan buyana takip ettiğim kadarıyla yaşanan güzel gelişmeler bulunmaktadır, bunları kısaca şu şekilde özetleyebilirim…

    Yozgat İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, Yozgat il genelinde hemen hemen her ailede bir şehit ya da gazinin olduğu bir topluma hizmet ettiklerini belirterek, “Bu ülke için mesai mefhumu düşünmeden çalışmalıyız.”dedi.

    İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, Başkanlığında Merkez Okul Müdürleri Toplantısı Milli Eğitim Müdür yardımcıları ve şube müdürlerinin katılımıyla yapıldı.
    Toplantıda okul müdürlerinin sorunlarını dinleyen Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, eksiklikleri not alarak giderilmesi için gerekli talimatları verdi. Toplantıya katılan müdür yardımcıları ve şube müdürleri de söz alarak, birimleriyle ilgili iş ve işlemler hakkında okul müdürlerine bilgi vererek sorularını cevaplandırdı.
    İl Milli Eğitim Müdürü Yazıcı’nın talimatıyla AR-GE biriminin yaptığı istatistiki çalışmada, son 3 yılda okulların YGS-LYS-TEOG sınavlarındaki başarı grafiği, yapılan toplantıda sunum şeklinde yansıtılarak okulların fiziki ve genel durumu değerlendirildi. Yapılan sunum neticesinde Yozgat’ta okulların son 3 yıldaki başarı grafiğindeki artış ya da azalış gösteren dersler incelenerek gerekli notlar alınıp başarı varsa daha da artırılması düşüş var ise de nedenlerinin araştırılıp tespiti yapılarak olumsuzlukların ortadan kaldırılıp başarının artırılması gerektiği dile getirildi. Akademik başarının sürekli izleneceğini ve planla, uygula, kontrol, önlem alma prensibiyle çalışılacağını vurgulandı.
    Toplantıda gündem maddelerinden; DYK kursları ve karşılaşılan sorunlar, madde bağımlılığı ve uyuşturucu ile mücadelede yapılan çalışmalar, okul kantinlerinin mevzuata uygun işletilmesi ve sağlıklı beslenme konusunda dikkat edilmesi gereken hususlar, sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerin değerlendirilmesi, kariyer günleri ve öğrenci yönlendirmelerinin planlanması, öğrenci güvenliği ve alınacak tedbirler, öğrenci sorunlarının tespiti, dezavantajlı öğrencilerin tespiti, akademik başarı durumu ve başarının artırılması için yapılacak eylem planı, kurumsal iletişim, kurum kültürü ve kurum iklimi, ölçme-değerlendirme, kalite takip sistemi iş ve işlemleri konuları görüşülüp kararlar alındı.
    İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, vicdanı ölçüsü verimlilik ve çalışma ile doğru orantılı olduğunu belirterek, “İlimiz genelinde hemen hemen her ailemizde bir şehidimiz ya da gazimizin olduğu bir topluma hizmet ettiğimizi unutmamalıyız. Bu ülke için mesai mefhumu düşünmeden çalışmalıyız. Vicdanımızın ölçüsü verimliliğimiz ve çalışmamızla doğru orantılıdır. Böylesine necip bir millet için çok gayret etmeliyiz. Vatan için toprağa verdiğimiz fidanlarımıza olan minnet ve şükran borcumuzu ödememiz için üstün bir çaba göstermek gerekir ”dedi.

     

  • CUMHURBAŞKANINDAN NE İSTEYELİM?

    CUMHURBAŞKANINDAN NE İSTEYELİM?

    Yozgat’ın eksiği, noksanı o kadar çok ki, bunları düşündüğümüzde nereden, hangisinden başlayacağımızı bilemiyoruz…

    Her zaman söylemişimdir…

    Yozgat, kısa, orta ve uzun dönem planları, hedefleri ve amaçları ne olduğu belli olmayan İl’lerin başında gelmektedir.

    Bana kalırsa Cumhurbaşkanında elbette isteyeceğimiz birçok şey var… Çünkü heybenin içinde bir şey yok, bu anlamda ne koysak dolacak gibi görünmüyor.

    Ama öncelikli olarak iki şey istemenin doğru ve yerinde bir karar olduğunu düşünüyorum…

    Bir; Yozgat’a tayin ve atama dönemleri sırasında şu talimatı vermesini isteyelim: tecrübeli, deneyimi yüksek, burasını deneme yanılma noktası olarak kullanmayacak Bürokrat gönderilmesidir.

    İki; Şimdiye kadar yaptığımızdan birden fazla çalıştaydan aklımda kaldığı kadarıyla Yozgat’a en az beş yıllık gelişme ve kalkınma planları yapacak sağlam bir ekip gönderilmesidir.

    Bu iki talep amacına ulaştığı zaman Yozgat’ın kısa sürede gelişme ve kalkınma başta olmak üzere her bakımından büyüyen bir şehir olacaktır.

    Çünkü Yozgat’ın aslında kendine yetecek imkânları oldukça fazladır. Gerek yer altı olsun, gerekse yer üstü olsun zengin madenleri işletilmeyi bekliyor…

    Dolayısıyla Yozgat’ta dilimize sürmeli türküsü gibi bağladığımız sadece jeotermal kaynaklarımız dışında mermer yataklarımız gibi birçok değerlerimiz bulunmaktadır.

    Şimdi Yozgat olarak Cumhurbaşkanından ne isteyelim sorusuna tekrar dönelim… Yozgat’ı son birkaç gündür farklı bir şekilde gözlemlemeye çalışıyor, caddede, sokakta ve çeşitli mekanlarda konuşulan konuları bir tarafa bırakıyorum.

    Siyasi parti başkanlarının ve Oda başkanlarının açıklamalarına bakıyorum… Kimileri bir şeyler talep ederken, kimileri de akıl vermekle işini ve görevini yaptığını düşünüyorum.

    Bugünden söylüyorum maalesef Yozgat yine önemli bir fırsatı kaçırdı, deyim yerindeyse aç ve susuz Yozgat insanın açlığını ve susuzluğu giderecek, bundan sonra göç vermeden doğduğu topraklarda yaşamasına imkân sağlayacak bir talep yine amacına ulaşmadı.

    Dilerim Sayın Cumhurbaşkanı Yozgat’ı havadan incelerken, başta çarpık yapılaşmaların devam ettiği bu kentin birbirine çatısı dahi benzemeyen şehrin önceliklerini kendince tespit ederek, yukarıda bahsettiğim iki talebimizin yerine gelmesini sağlar.

     

  • İSTİHDAM VE YOZGAT’TA KADIN İŞSİZLER

    İSTİHDAM VE YOZGAT’TA KADIN İŞSİZLER

    Genel bilgilerden başlayarak, konumuzu yerel alandaki gelişmelerden örnekler vererek tamamlamak isterim…

    Genel durumla başlayalım… İstihdam cephesindeki kaos önlenemez iken eğitimli işsizler ordusundaki rakamlar ürkütücü boyutlara ulaşmaktadır. Toplam istihdam içinde 10 yıl öncesinde kadınların yüzde % 18’i orta ve üst düzey yöneticisi iken bugün bu oran % 14 seviyelerinin de altını inmiştir.

    Üniversitelerde 16 kadın rektör görev yapmakta iken son dönemde sadece 2 kadın, rektör olarak atanmıştır. Böylece % 9,7 oranındaki kadın rektör %  1,6 seviyelerine taşınmıştır.

    1698 mülki amirden sadece 2’si kadındır. İşveren kadınlarımızın erkek işverenlere oranı sadece % 8’dir.

    Türkiye’de 39 milyon 771 bin 221 kadın nüfusu vardır. Cinsiyet eşitsizliği konusunda Türkiye 145 ülke arasında 139’uncu sıradadır. İş verimliliği açısından kadınların erkeklerden daha başarılı olduğu gözardı edilmemelidir. Küçük sermayelerle ihracata soyunan kadınlarımızın sayısı her geçen gün artmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde ihracata yönelik stratejilerde kadın istihdamı ön plana alınmaktadır. Ülkemizde ilk etapta vasıfsız ve niteliksiz işlerde düşük ücretler ile çalıştırılan kadınlarımız, teknolojik gelişmeler ve küreselleşmeye paralel eğitim düzeylerinin yükselmesiyle, işgücü piyasasındaki varlığının daha fazla hissettirmeye başladı. Kadınların, erkekler ile aynı düzeyde tutulmaları sağlanabildiğinde ekonomik dinamizm daha sağlıklı temellere oturacaktır.
    Yereldeki gelişmelere bakacak olursak, Yozgat’ta işsizlik ve istihdam alanlarındaki sıkıntı henüz çözüme kavuşmuş değil…

    Evvelsi gün Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürü Bilal Keskin ve İş-Kur İl Müdürü Taner Yıldız gazeteleri ziyaretlerinde yaptığımız sohbette çok çeşitli rakamlar verdiler…

    Sohbeti bu bilgilerle tamamlayalım…

    Yozgat’ta 93 Bin 149 sigortalı çalışan olduğunu belirten Keskin, 2016 yılına göre 2017 yılında sigortalı sayısında 9 bin 529 artış olduğunu ifade etti. Keskin, kurumlarının hizmet kalitesini artırarak vatandaşlara daha iyi hizmet vermenin gayreti içerisinde olduklarını kaydetti.
    İş Kur İl Müdürü Taner Yıldız’da 2017 yılında başlatılan İstihdam Seferberliğinin 2018 yılında da iki katına çıkarılmasının hedeflendiğini kaydetti. Yıldız, “Toplum Yararına Program (TYP) kapsamında 2 Bin 500 kişinin, çeşitli kurumlarda istihdamını sağladık. Meslek edindirme kurslarımız devam ediyor. OSB’deki fabrikalarda ve sanayi sitelerinde çalışacak nitelikli eleman bulunması için makine ve kaynakçı işçinin temini için kurslar düzenliyoruz. Bu konuda STK ve ilgili kurumlarla görüşmeler yapıyoruz. Bu kapsamda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”dedi.

  • BAKAN BOZDAĞ’IN VURGU YAPTIĞI KONU…

    BAKAN BOZDAĞ’IN VURGU YAPTIĞI KONU…

    Yozgat’a her geldiğinde önemli konuları buradan Türkiye’ye mesaj olarak veren Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, hafta sonu yine önemli birkaç konu da ciddi açıklamalar yaptı…

    Bu açıklamalar biliyorum ki, bütün yayın kuruluşları tarafından üzerinde önemle durularak kullanılmıştır ama aralarında çok önemli bir konu var ki; bu konuyu buradan tekrar etmek ihtiyacı olduğunu düşündüm…

    Şöyle ki; Yozgat’ta, partisinin Yerköy İlçesi Kadın kolları 5’inci olağan kongresine katıldı. Bozdağ, burada yaptığı konuşmada, kadınlara yönelik Anayasa değişiklikleri, kadın istihdamı ve ABD’de görülen Reza Zarrab davası konularına değindi. Bozdağ, kadınların desteğinin önemli olduğunu belirterek, şöyle dedi Kadınlarımıza hep inandık. Onlardan aldığımız dua ve destekle bu günlere geldik. ve yine kadınlarımıza inanıyor, onlardan alacağımız, dua ve desteklerle yolumuza güçlü bir şekilde devam edeceğimize yürekten inanıyorum. Türkiye’nin siyasetinde de kadınları en güçlü noktaya bu hareket taşımıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olduğu 94 seçimlerinde, İstanbul’da ki zaferin altında, kadınların alın teri ve mührü vardır.2001’de kurulan Ak Parti’nin 2002’de elde ettiği seçim zaferinin altında da kadınların imzası vardır. Değerli dostlarım, Türk Ceza Kanununda kadınların aleyhine onlarca düzenleme vardı. Sadece aleyhe düzenleme değil. Diğer bazı kanunlarda da, kadınlarımızı küçülten hafife alan pek çok düzenleme vardı. Kelimeler, kavramlar, nitelendirmeler v.s. bunların tamamını, kanunlarımızdan temizledik.

    Bütün illerde, kadın il müftü yardımcısının olacağını söyleyen Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Bugün Türkiye’de, Diyanet İşleri Başkanlığı’nda ilk defa kadın profesör, Prof.Dr. Huriye Martı, başkan yardımcısı olarak atandı. Bizim tarihimizde yoktu. Türkiye’nin bütün illerinde, en az 1 tane kadın il müftü yardımcısı atanma kararı alındı. Şu anda bazı büyük şehirlerde var ama biz bunu bütün illerde en az bir olmak kaydıyla yapacağız. Bazı yerler, birden daha fazla olacak. Kadınların, Diyanet İşleri Başkanlığı ve diğer alanlarda, daha fazla istihdam edilmesinin önünü açan adımları da attık. Kadın istihdamını Ak Parti iktidarları yüzde 34.5’e çıkarmıştır. Bu büyük bir rakamdır. Bizden önceki rakamlarla mukayese edildiğinde bu değişimin ne kadar önemli olduğunu herkes görecektir. Kadın istihdamını daha da artırmak bizim en önemli vazifelerimizdendir. Bunun üzerinde de dirayetle durmaya devam edeceğiz. AK Parti iktidarları kadınları toplumun en güçlü aktörleri haline getirme konusundaki kararlılığından asla vazgeçmeyecektir dedi.

     

  • ÇOCUKLARI SEVİNDİREN BÜROKRAT

    ÇOCUKLARI SEVİNDİREN BÜROKRAT

    İnsan yaşamı boyunca birçok şeye gereğinden fazla zaman ayırdığını yine zaman içinde fark eder…

    Dün gazetelerde yer alan bir haber bu anlamda dikkatimi çekti. Haberin detayında şu bilgiler yeraldı…

    Bozok Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğü’ne bağlı kız çocuk evlerinde kalan çocuklarla kahvaltılı sohbet programında bir araya geldi.

    Bozok Üniversitesi Konukevi ve Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen kahvaltı programında Rektör Prof. Dr. Salih Karacabey, Üniversite Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Dilek Pandır, Rektör Karacabey’in eşi Beyza Karacabey ve beraberindeki heyet çocuklarla farklı bir gün yaşamanın mutluluğunu ve sevincini yaşadı. Etkinlikte çocuklar müzik eşliliğinde oynayarak stres atıp gönüllerince eğlendi.
    Rektör Karacabey programda çocuklarla tek tek tanışıp sohbet ederek çeşitli hediyelerle onları sevindirdi.
    Toplumun temel taşlarının çocuklar ve gençler olduğunu belirten Üniversite Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Dilek Pandır, “Bulunmuş olduğumuz koşullar dahilinde çocuklarımıza iyi bir gelecek hazırlamamız gerekmektedir. Bu sebeple çocuk yuvaları, çocuklarımıza güzel imkânlar sağlayarak barınmaları, eğitimleri gibi birçok konuda yardımcı olan, her çocukla birebir ilişki kuran bir kurum olmuştur. Toplumumuzun ve ülkemizin geleceği evlatlarımızı kurum bünyesindeki barınma yerlerinde nezih bir ortamda sevgi ve şefkat ile yetiştirerek topluma kazandırmaya çalışan tüm kurum personeline teşekkür ediyorum. Biz de bugün çocuklarımızın farklı bir gün yaşamalarını istediğimiz için böyle bir programı düzenlediklerini belirtti.

    Çocuklarla beraber olmaktan mutluluk duyduğunu ve her fırsatta çocuklar birlikte olmayı arzu ettiğini belirten Rektör Karacabey, “Çocuklarımızı çok seviyoruz ve her zaman yanlarındayız. Çocuklarımızın iyi yetişmesi, hayata tutunması ve hayatta başarılı olmaları için biz üzerimize düşeni her zaman yapacağız. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız çocuklarımız için çok güzel çalışmalar yapıyor. Onlara teşekkür ederim. Biz de üniversite olarak şimdi sizin yanınızdayız. Büyüdüğünüz zaman da üniversitemizde öğrencilerimiz olmanızı arzu ediyoruz. Sizlerin iyi yetişmiş birer birey olarak üniversite öğrencisi, sonra üniversite mezunu, belki aranızda bir gün yaşı uygun noktaya geldiği zaman benim yerimde rektör olacak birileri olacaktır dedi.

  • EĞİTİM DEĞERLENDİRMESİ YAPTILAR

    EĞİTİM DEĞERLENDİRMESİ YAPTILAR

    Yozgat’ın sorunlarını defalarca konuştuk… Bana göre sorunların en başında gelen birinci öncelikli sorun ise “Eğitim sorunu” kaç kez yazdık  yada yazıldı, kaç kez toplantılar düzenlendi sayısını dahi unuttum…

    Bu konu henüz 2018 yılının ilk aynında bir kez daha masaya yatırıldı… Yozgat Valiliği’nce hazırlanan İl Değerlendirme Toplantıları kapsamında Eğitim ve Öğretim Değerlendirme toplantısında eğitim hizmet ve yatırımları değerlendirildi.

    Yozgat il eğitim seviyesinin yükseltilmesi, eğitim sorunları başta olmak üzere ilk, orta, lise ve dengi eğitim çalışmalarının yanı sıra yüksek öğretim çalışmaları geniş çaplı masaya yatırıldı.

    Yozgat Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen eğitim değerlendirme toplantısına Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, Milletvekilleri Abdulkadir  Akgül, Ertuğrul Soysal, Yusuf Başer, Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey, İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, il, ilçe belediye başkanları, daire müdürleri ve sivil toplum örgüt yöneticileri katıldı.

    Bakan Bozdağ’ın başkanlığında gerçekleştirilen eğitim değerlendirme toplantısında Vali Kemal Yurtnaç kısa bir konuşma yaptı. Vali Yurtnaç, kamu hizmetleri arasında sunulan en önemli hizmetin eğitim olduğunu söyledi. Daha sonra İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, Kredi Yurtlar Kurumu Müdürü Rasim Parlak ve Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey sunum yaptı.

    Yozgat 2002-2018 yılları arası İl Değerlendirme Toplantıları kapsamında Eğitim ve Öğretim Değerlendirme toplantısında İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Bozok Üniversitesi ve Kredi Yurtlar Kurumu yöneticilerinin sunumları ardından Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ve milletvekilleri brifing aldı.

    Maksat belli ortada sorun olduğu herkes tarafından bilindiği için bu kadar çalışmalar yapılmaktadır. Dolayısıyla eğitimde fiziki yapıların sorunları giderilirken, diğer sorunların giderilmesi yönünde alınan kararlar ne kadar uygulanacak bekleyip hep birlikte göreceğiz.

     

  • BU YIL ELEKTRİĞE ZAM VAR MI?

    BU YIL ELEKTRİĞE ZAM VAR MI?

    Yeni yılda vatandaşın kapısını çeşitli tüketim maddelerine yapılacak zamların çalacağı her gün biraz daha kesinleşmektedir…

    Bu konuda ilgili kurumlarca yapılacak açıklamalar böyle bir şeyle karşı karşıya kalacağımızı göstermektedir.

    Yılbaşı itibariyle işçiye, emekli yapılan belli oranlardaki zamların cebe girmeden tüketim maddelerine yapılan katmerli zamlarla geri alınacağı görülmektedir.

    Çamlıbel Elektrik Dağıtım yetkilileri geçen yıl yapılan faaliyetleri değerlendirdi, bu konuda yapılan açıklamalar şöyle:

    ÇEDAŞ’ın rakamlarına göre 2017 yılında bölgede en yüksek elektrik tüketimi hava sıcaklığının zirve yaptığı 8 Ağustos günü yaşandı. Klima kullanımındaki artış ve tarımsal sulama, tüketimi rekora taşıdı. En düşük tüketim ise Ramazan Bayramı’nın ilk günü olan 25 Haziran’da gözlendi.

    Sivas, Tokat ve Yozgat’ta 920 binden fazla aboneye elektrik dağıtım hizmet veren Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş. (ÇEDAŞ), elektrik tüketiminde 2017 yılının ‘en’lerini açıkladı.

    ÇEDAŞ’ın verilerine göre 2017 yılında üç ilde toplam elektrik tüketimi 2016’e göre yüzde 11 artışla 2 milyar 380 milyon kilovat saatten (kWh), 2 milyar 642 milyon kWh’ye yükseldi. 2017 yılında tüketim rekoru 9 milyon 556 bin kWh ile 8 Ağustos gününde kırılırken, bu artışta bölgede yılın en sıcak günlerinin yaşanıyor olması dolayısıyla başta kamu kurumları olmak üzere bölgede artan klima kullanımı etkili oldu. Yine tarımsal sulamanın bölgede en çok yapıldığı dönemin ağustos ayına denk gelmesi de rekor tüketimi destekledi.

    ÇEDAŞ’ın hizmet verdiği 52 bin kilometrekarelik bölgede en düşük tüketim ise 25 Haziran 2017 tarihinde yani Ramazan Bayramı’nın ilk günü yaşandı. Bayram tatilinde çok sayıda kişi şehir dışına çıkarken, sanayi ve ticarethanelerin kapalı olması tüketimi düşürdü. Ramazan Bayramı’nın ilk gününde elektrik tüketimi 6 milyon 805 bin kWh ile yılın en düşük rakamını gördü. Rekor kırılan 8 Ağustos tarihindeki tüketim ile kıyaslandığında 25 Haziran’da tüketim zirveye göre yüzde 28,7 daha düşük bir seviyede gerçekleşti.

    Aylık bazda bakıldığında ise ÇEDAŞ’ın hizmet verdiği Yozgat, Sivas ve Tokat’ta en yüksek elektrik tüketimi ağustos ayında gerçekleşti. Ağustos ayında bölgede toplam tüketim 275 milyon 439 bin kWh olurken, yılın en düşük tüketimi şubatta yaşandı. Şubat ayında ağustosa göre tüketim 99 milyon kWh daha düşük seyretti ve 176 milyon 415 bin kWh’de kaldı.
    Abonelerin tüketim alışkanlıkları dikkatle takip ettiklerini dile getiren ÇEDAŞ Genel Müdürü Ahmet Sait Akboğa, “Bu bilgiler bizim için çok değerli. Bu veriler sayesinde hangi aylarda tüketim artıyor, hangi bölgeler büyüyor takip edip iş planlarımızı ve yatırımlarımızı bunlara göre şekillendiriyoruz. 2017-2023 dönemi arasında Sivas, Tokat ve Yozgat kırsalına2023 vizyonumuz çerçevesinde 780 milyon liralık yatırım yapmayı hedefliyoruz.

    Müşteri memnuniyeti en yüksek, en az kesintinin olduğu bölge olarak bundan sonraki dönemde de öncülüğümüzü devam ettirmeyi hedefliyoruz” dedi.

     

     

  • TAŞERON DÜZENLEMESİ VE KARIŞIK KAFALAR!

    TAŞERON DÜZENLEMESİ VE KARIŞIK KAFALAR!

    Yozgat’ta sayıları binlerle ifade edilen taşeron çalışanları, evrak temin etmek için kurumlara akın ediyor…

    Nüfus, SGK gibi kurumlarda şu günlerde yaşanan yoğunluğun sebebi, taşeron düzenlemesinden kaynaklanmaktadır…

    Bu küçük ama önemli hatırlatmadan sonra devam edelim…Taşeron düzenlemesi bir milyon 20 bin taşeron çalışanı, sözleşmeli kamu işçisi haline getirecek. Başvuru süreci 12 Ocak’ta bitecek. Taşeron çalışanlar, başvuru formlarını ellerine alıp, doldurup teslim etme aşamasındalar. Ancak, kafaları biraz karışık. Ne tür metinler imzalayacaklarına, nelerden feragat edeceklerine, düzenlemenin kimleri kapsayacağına dair ciddi soruları var.

    Sosyal medya mesajlarından, karşılıklı yapılan sohbetlerden, kafa karışıklığına sebep olan asılsız bilgilerden yola çıkarak yetkililere sorulması gereken O kadar soru var ki hangisinden başlasam bilemedim.

    Ama dün ulusal gazetelerin köşe yazarlarını okurken, Deniz Zeyrek’in aynı konu üzerinde durduğunu ve Bakan Jülide hanımla görüşmeleri dikkatimi çekti…

    Yeni bir yazı kaleme almak yerine paylaşmayı uygun buldum…Cevabı net olmamakla birlikte en çok konuşulan en önemli soru ile devam edelim:

    – Çalışanlar bugüne dek şirketlerde biriken kıdem tazminatlarından vaz mı geçmek zorunda?

    Hayır, değiller. Feragat edecekler gibi algıladılar ama kıdem tazminatı kazanılmış haktır. İş yasalarında vardır. Kıdem tazminatından feragat etme zorunluluğu yoktur. Çalışanların, daha önce çalıştıkları taşeron şirketlerle herhangi bir şey imzalamayacaklar.

    – Peki biriken kıdem tazminatlarını önceden çalıştıkları şirketlerden mi alacaklar?

    Bu konuda da taraflara bildirdik. Alınan tüm araç gereci kamu alacak ya da kiralayacak. Bu konudaki çalışma şu anda yapılıyor. Sonuçta aynı araç gereçleri, kıyafetleri kamuya geçince de kullanacaklar.

    – Sınavla, güvenlik soruşturmasıyla bazı çalışanların işlerini kaybedeceği endişesi var. “Kadro beklerken işimizi kaybedeceğiz” diyorlar.

    Bu konuda birçok kez açıklama yaptık. Sınav yaptıkları işle ilgili olacak. Şunu kimse unutmasın. Kamuya işçi almak zor bir süreç. Ben bakanlığıma zorlukla kadro alabiliyorum. Lise mezunlarını KPSS ile alıyorum. Maliye bakanlığını ikna etmek ne zor bilirsiniz. Bu nedenle boşalacak kadroyu doldurmak gerçekten  zor olacak. Kamunun bu çalışanlara acil ihtiyacı var ve kadro boşalırsa, kaybedilirse yenisini almak beş altı ay  sürebilir.

     

    Ben en önemli soruları ve Bakan Sarıeroğlu’nun yanıtlarını burada özetlemeye çalıştım. Hala soru işareti olan varsa, Çalışma Bakanlığı “altisveren.com” adresinde sıkça sorulan bütün soruları yanıtlamış ve bütün mevzuatı yayınlamış.

    Gördüğüm kadarıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sarıeroğlu, çok hassas bir çalışma yapıyor ve taşeron düzenlemesinin başarıyla hayata geçirilmesini kendisine iş edinmiş. Sendikalarla, belediyelerle, taşeron çalışan kamu kuruluşlarıyla bire bir görüşüyor, ortaya çıkan sorunları aşmaya çalışıyor.

    Neticede, meselenin ucunda “kul hakkı” var ve kimsenin hakkının kimseye geçmemesi için bu hassasiyetin devam etmesi gerekiyor.

     

     

  • YETENEKLİ OLMAK GÜZELDİR

    YETENEKLİ OLMAK GÜZELDİR

    Yaşamakta olduğumuz dünyada var olan her insanın, birbirinden farklı yetenekleri vardır. Yeteneklerin kimisi doğuştan gelen yetenekler olurken, kimi zaman ise insan emek vererek, çalışarak yeni yetenekler edinebilmektedir.

    Bu sebepten dolayı yetenekli olduğumuz konularda gelişme sağlamak için en iyi yöntem çalışmaktır. Hangi konuda daha iyi olmayı istiyorsak, bu konu üzerine kademeli şekilde çalışma yapmamız gerekir.

    Bu konuda vereceğim bir örnek dün haberlere de çıktı… Bu haberde Yozgat Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde kalan bedensel engelliler, Halk Eğitim Merkezi tarafından açılan el sanatları kurslarıyla hem zamanlarını daha verimli geçiriyorlar hem de bu sayede yaşama daha sıkı tutunduklarından bahsedildi…

    Haberin devamına kısaca göz atalım isterim; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Yozgat Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğü, engellilerin zamanlarını daha iyi geçirmeleri, sosyalleşmeleri ve yaşama daha sıkı tutunabilmeleri için Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü ile çeşitli kurslar açıyor. Ahşap yakma, yağlı boya resim, halı dokuma ve kağıt rölyef kurslarına katılan engelli bireyler burada hem çalışmalarını yapıyorlar hem de eğlenerek birbirleriyle sohbet etme imkanı buluyorlar. Engelli vatandaşlar kurs sonunda yaptıkları ürünleri satarak ekonomik gelir de elde ediyorlar.
    Boş zamanlarını kurslarda değerlendirdiklerini söyleyen engelli vatandaşlar, her yıl Halk Eğitim Merkezi bünyesinde açılan kurslarda birçok el sanatını öğrendiklerini ve kurslarda sıkılmadan zaman geçirdiklerini söylüyorlar. Öğrendikleri kurslar sonucunda ürettikleri ürünlerden ekonomik gelir de elde ettiklerini belirten engelli bireyler engellilerin hayatın her alanında var olduklarını ve var olmaya da devam edeceklerini ifade ediyorlar.
    Yozgat Bakım ve Rehabilitasyon Merkezinde kalmakta olan engellilerin nitelikli bir zaman geçirmesi ve boş zamanlarını değerlendirmesi için halk eğitim müdürlüğü ile görüşmeler yaparak dönem dönem çeşitli kurslar düzenlediklerini belirten Aile ve Sosyal Politikalar Yozgat İl Müdürü Abdullah Neşeli, “Bizim kuruluşumuza yapılan ziyaretlerde de engellinin aslında üreten bir kişi olduğunu gösteren iyi bir örnek olmakta. Sadece acınan, korunan bakımı ve beslenmesi sağlığı takip edilen değil, toplumun yapmış olduğu bir çok işlemin engelliler tarafından da yapıldığının en büyük göstergesi. Bütün engellilerimize talepleri doğrultusunda çeşitli kurslar düzenlemeye devam edeceğiz. Bakım merkezinde engelli için engel yok. En büyük engel ilgisizlik ve sevgisizliktir. Biz kendilerine büyük sevgi duyuyoruz” dedi.