Kategori: Sağlık

  • Sağlıklı bir nesil için spor vazgeçilmezdir

    Sağlıklı bir nesil için spor vazgeçilmezdir

    Sorgun Gençlik Derneği tarafından yapılan paylaşımda, ‘’Sorgun Gençlik Derneği olarak, eğitime verdiğimiz önemle eş değer olarak sporu da önemsiyoruz. Sporda bir eğitim niteliğindedir. Sağlıklı bir nesil için spor vazgeçilmezdir. SORGED olarak gençlerimizin spor yapması için gayret etmeye devam ediyoruz ve sportif faaliyetler düzenlemeye devam ediyoruz’’ denildi. Haber Merkezi,

  • İlçelerde saha ziyaretleri yapıyorlar

    İlçelerde saha ziyaretleri yapıyorlar

    Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, ‘’Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülmekte olan Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığına tanımlı iş akışlarının takip ve değerlendirmelerinin yapılması ve HYP (Hastalık Yönetim Platformu) izlemi için İlçelerimizde saha ziyaretleri ve denetimler yapıldı.
    Bu kapsamda; Müdürlüğümüz Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığında görev yapan Uzm. Filiz Kabayel, Uzm.Fatih Çetin, Dr.Tuğba Doğan ve Halk Sağlığı Uzmanlarımız Dr. Hanife Ece Erik, Dr. Çağla Susuz tarafından Şefaatli, Çandır, Çayıralan, Aydıncık, Çekerek, Kadışehri ilçelerimizde inceleme ve değerlendirmelerde bulunularak gerekli bilgilendirmeler yapıldı’’ denildi. Haber Merkezi

  • Sağlıklı yaşam için yürüdüler

    Sağlıklı yaşam için yürüdüler

    Yozgat Gençlik Merkezi öncülüğünde Türkiye’nin ilk Milli Parkı Yozgat Çamlık Milli Parkı’na giden gençler hem dev Türk Bayrağı eşliğinde tur attılar, spor yapıp, çevre temizliği gerçekleştirdiler. Voleybol gibi, halat çekme gibi oyunlar oynayan gençler güneşli günün de tadını çıkardılar.
    Yozgat Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından yapılan paylaşımda, ‘’Sağlıklı yaşam, temiz çevre ve doğa diyerek gençlerimizle birlikte Çamlık Milli Parkı’nda doğa yürüyüşü ve çevre temizliği yaptık. Voleybol, halat çekme oynayarak güneşli günün tadını çıkardık’’ denildi. Haber Merkezi

  • Yerköy yeni Devlet Hastanesi açılışa gün sayıyor

    Yerköy yeni Devlet Hastanesi açılışa gün sayıyor

    Türkiye’nin ilk şehir hastanelerinden birine ev sahipliği yapan Yozgat’ın  ilçelerinde de sağlık yatırımları devam ediyor. Pek çok ilçe yeni devlet hastanesine kavuşurken Yerköy İlçesinde de yeni devlet hastanesi açılışa gün sayıyor.

    100 yataklı ve tam donanımlı, sağlıkta hizmet kalitesini yükseltecek yeni hastane özellikle sağlık birimleriyle dikkat çekiyor. Hasta ve hasta yakınlarının mahremiyetini, konforunu ön planda tutan nitelikli hasta odaları, uluslararası standartlarda tam donanımlı ameliyathaneleri, yoğun bakım ünitesi ile ilçenin sağlıkta sorunlarına çözüm olacak, ihtiyaçlarını karşılayacak. Nitelikli Hasta Odaları, Özellikli Hizmet Birimleri yer alıyor.

    66 ADET NİTELİKLİ HASTA ODASI

    Bir blok halinde inşa edilen Yerköy Devlet Hastanesi’nde, 66 adet nitelikli hasta odası bulunuyor.  Bunun 35’i tek yataklı, 31’i iki yataklı olacak. Tamamlandığında 5 ameliyathane hizmet verecek, her branştan 38 poliklinikte hasta kabulü yapılacak. Yoğun bakım ünitesinde 14 yatak yer alacak. Bunun 10’u yetişkin, 4’ü yeni doğan için ayrılacak. Diyaliz ünitesi, yanık ünitesi gibi özellikli hizmet birimleri ilçenin bu alandaki ihtiyaçlarına cevap verecek. Diyaliz ünitesi 15 yatak, yanık ünitesi 2 yatakla hizmet verecek. 3 poliklinikte hasta kabulü yapacak acil serviste ise 20 müşahede yatağı yer alacak.

    TEK KİŞİLİK DOĞUM ÜNİTELERİ

    Anne-bebek dostu programının yürütülebilmesi için gerekli mimari düzenlemeler de yapılıyor. Bebek bakım ve emzirme odaları, yeni doğan yoğun bakım ünitesinin yanı sıra mahremiyete dayalı, tek kişilik SDL adı verilen doğum odaları kurulacak. Anne adayları, refakatçisi ile birlikte kendilerini ev ortamında hissederek, hareket özgürlüğü kazanacak. Doğumdan sonra yine aynı oda içinde anne ve bebek kalmaya devam edebilecek.
    Yerköy Devlet Hastanesi Başhekimi Uz. Dr Ali Demir, beraberinde  Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü Destek Hizmetleri Başkanı Dr.Zafer Akdeniz, Destek Hizmetleri Başkan Yrd.Ömer Yıldız, Hastane Başhekim Yrd.Ahmet Samet Karagöz ve İdari Mali Hizmetler Müdürü Yusuf Özgül Hastane inşaatını inceleyip yetkililerden bilgi aldı. Yerköy Devlet Hastanesinin Kurban Bayramı sonrası açılarak ilçe halkına hizmet vermeye başlayacağı belirtildi. Haber Merkezi

  • İleri yaşam desteği eğitimi

    İleri yaşam desteği eğitimi

    Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü Acil sağlık hizmetleri eğitim birimi tarafından Güncel Çocuklarda İleri Yaşam Desteği eğitimi gerçekleştirildi. Çocuklarda İleri Yaşam Desteği ve uygulamalarının anlatıldığı dört gün süren eğitim eğitmenler Çilem Hazer, Zeliha Salman, Halime Nur Erden ve Mustafa Doğan tarafından verilirken, eğitim sonrasında sınavda başarılı olan katılımcılara Çocuklarda İleri Yaşam Desteği Sertifikası verildi. Haber Merkezi

  • Obeziteye dikkat çektiler

    Obeziteye dikkat çektiler

    Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, ‘’Tüm dünyada hızla artan Obezite yaşam kalitesini düşüren çok faktörlü kronik bir hastalıktır. Bu nedenle obezite ile mücadele konusunda tüm dünyada politikalar geliştirilmekte, ulusal eylem planları hazırlanmaktadır. Günümüzde obezite ile mücadelede, bireysel mücadelenin yanı sıra kurumsal mücadele de önem kazanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından ‘Avrupa Obezite Günü’ olarak kabul edilmiş olup, söz konusu program kapsamında günün önemine ilişkin olarak fiziksel aktivitelerin planlanması ve farkındalık oluşturacak faaliyetlerde bulunulması beklenmektedir. Bu kapsamda Çamlık Milli Park içerisinde belirlenen güzergahta farkındalık amaçlı İl Sağlık Müdürlüğü Personeli ve Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Öğrencileri ile yürüyüş ve etkinlikler gerçekleştirildi’’ denildi. Haber Merkezi

     

  • Yozgat’ta iki vaka tespit edildi

    Yozgat’ta iki vaka tespit edildi

    Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Kader, KKKA belirtileri gösteren ön tanılı iki erkek hastanın hastanelerinde tedavi altına alındığını söyledi. Özellikle ilkbahar, yaz ve sonbahar aylarında kene hareketliliğinin arttığını, havaların ısındığı bu günlerde vakaların da artığına dikkat çeken Kader, şuanda servislerinde 2 adet vakanın bulunduğunu bu iki vaka da kesin tanının henüz konmadığını ifade etti. KKKA virüsünü bulaştıran kenelerin sıklıkla görüldüğü Yozgat’ta kırsal kesimde yaşayan vatandaşların dikkati olmaları gerektiğinin altını çizen Kader, tarla ve bahçe işleri ile hayvancılık yapan vatandaşların keneye karşı tedbirli olmaları gerektiğini, yaklaşan Kurban Bayramı’nda kesimi yapılacak hayvanların karkasına, et ve sıvısına çıplak elle temas edilmemesi uyarısında bulundu.


    Keni ile mücadelede erken tanının ve tedavinin önemli olduğuna dikkat çeken Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Kader, Türkiye’de ilk olarak 2003 yılında KKKA hastalığına bağlı vakaların görülmeye başlandığını söyledi. İlk görüldüğü dönemde Tokat’tan gelen vakaların ağırlıkta olduğunu ve hastalığın henüz bilinmediği için ‘Tokat hastalığı’ olarak adlandırıldığına dikkat çeken Kader, ‘’Fakat hastalık aslında ilk olarak Kongo’da görülmüş daha sonra birinci Dünya Savaşı’nda Kırım’da görülen vakalar nedeniyle hastalığa ‘Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ hastalığı adı verilmiş. Ülkemizde de ilk olarak 2003 yılında hastalığa neden olan virüs tespit ediliyor. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi olduğu tespit edilip ilk vaka 2003 yılından itibaren ülkemizde özellikle İç Anadolu bölgesinin kuzey kesimlerinde Orta Karadeniz’de ve doğu Anadolu’nun kuzey kesimlerinde görülmekte yani Yozgat, Sivas, Tokat, Gümüşhane sık görülen vakaların olduğu iller’’ dedi.


    VAKALARIN YÜZDE 95’İ KURTULUYOR
    Spesifik bir tedavisi olmayan bir hastalık olan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığında vakaların yüzde 95’inin kurtulduğuna, yüzde 5’inin ise tedavisi olmadığı için ölümle sonuçlandığına dikkat çeken Prof. Dr. Kader, ‘’Bu anlamda korkulacak bir hastalık fakat yüzde 95 oranında kurtulunabilen bir hastalık. Erken vakalarda ve destek tedavisi yapılan vakalarda kurtulma şansı var. Bunun için kırsal kesim dönüşlerinde kişilerin kendilerini kene tutulup tutulmamalarına karşı kontrol etmeleri çok önemli. Vücutların da herhangi bir kene tutulması fark ettikleri ilk anda öncelikle kendileri keneyi vücutlarından uzaklaştırmaları gerekiyor. Kesinlikle çıplak elle değil mümkünse bir eldivenle keneyi vücuttan uzaklaştırmaları gerekiyor. Eldiven bulunamadığı durumlarda bir bez parçası, bir kağıt, naylon parçası ile keneye temas etmeden vücuttan kısa sürede uzaklaştırmaları çok önemli, çünkü bu virüs keneler aracılığıyla insanlara bulaşıyor. Keneler vücutlarında taşıyorlar ve kan emdikleri sırada kursaklarından bu virüsü insan vücuduna, insan kanına aktarmış oluyorlar. Aynı zamanda sadece kene tutulması değil virüsü taşıyan hayvanların kanları ile ve vücut çıkartıları ile de insanlara bulaşabiliyor. Evcil hayvanlar özellikle büyükbaş hayvanlar, küçükbaş hayvanlar, köpek gibi hayvanların vücutlarında bu virüs hastalık yapmadan bulunabiliyor, kanlarında ve vücut sıvılarında. Çıplak elle bu hayvanların kanları ile temas eden veteriner hekimler olabilir ya da çiftçilikle hayvancılıkla uğraşan halkımız olabilir, karkaslara dokunan kişilerde bu virüsü vücutlarına alma olasılığı yüksek. Yine toplum içinde çok yaygın olan hayvanlardan kene temizleme ritüeli vardır, hastalarımız ifade ederler, ‘hocam biz köpeklerin üzerinden keneleri temizliyoruz çıplak elle’ diye. Kesinlikle çıplak elle kenelerin temizleyip, patlatmamaları gerekiyor. Vücutlarında bu virüs barındırdıkları için kanla beraber vücutlarında patlatılırsa o kene virüsü kişiye bulaşabiliyor. Bizim vakalarımızın ikisinde de kene temas öyküsü var. Burada önemli olan keneyi vücuttan en kısa sürede çıkardıktan sonra hemen bir sağlık kuruluşuna başvurup, gerekli tetkiklerin yapılması gerekiyor. Hastalığın belirtilerinin özellikle normal bir gribal enfeksiyon gibi halsizlik, yorgunluk, vücut kırgınlığı, ateş yüksekliği ile başlıyor, daha sonra tanı konulmadan ilerlemesi ve herhangi bir destek tedavisi olmadan ilerlemesi durumunda kanamalarla seyredip organ yetmezlikleri ile ölümle sonuçlanabiliyor. Kene temas etmiş kişilerin kendilerini 7 ila 10 gün süreyle klasik belirtiler dediğimiz hastalığın klasik belirtileri yönünden takip etmeleri çok önemli. En ufak bir halsizlik, kırgınlık, kas güçsüzlüğü, üşüme, titreme ile yükselen ateş, bulantı, kusma, ishal gibi bulguların herhangi birisi olması halinde en yakın sağlık kuruluşuna en kısa sürede başvurmaları çok önemli. Bu hastalarda destek tedavisi özellikle kanamalar başlamadan önce düşen kan değerlerini yerine koyma amacıyla destek tedavisi uyguluyoruz. Yüzde 95 oranında bu hastalar kurtuluyorlar. Geç teşhis edilip geç tanı konulan yüzde 5 gibi bir grupta bu hastalığın tedavisi maalesef yok, destek tedavisine rağmen kaydedilebiliyor. Halkımızın şu mevsim itibari ile önümüzdeki dönemde yaz ve sonbahar aylarında bilinçlenmesi önemli. Kırsal alanda ziyaret esnasında bu keneler daha çok vücuda, bacaklarımız ve ellerimiz aracılığıyla bulaştığı için yerle temas eden bacaklarımızı korumak için pantolonların üzerine çoraplarımızı çekmek ve açık renk giysiler giymek önemli. Kenelerin vücutta gezindiğini görmek açık renk giysilerde daha olası, daha muhtemel. Pantolon paçalarını çoraplarımızın içerisine sokuyoruz, uzun kollu gömlek ya da tişört giyiyoruz. Mümkünse eve döndükten sonra kırsal alandan, tarladan, bahçeden, çalışmadan evimize döndükten sonra mutlaka tüm vücudumuzun çok dikkatli bir şekilde kontrol etmeniz gerekiyor. Kasıklar, koltuk altı gibi nemli ve sıcak olan bölgelerimizi daha çok seviyor keneler ve o bölgelerde yerleşebiliyorlar. Sırtımız, ensemiz, gözümüzle göremeyeceğimiz vücudumuzun noktalarını da bir aile bireyi ile kontrol ederek mutlaka vücudumuzun her bölgesine bakmamız gerekiyor. Kene açısından kontrol etmemiz gerekiyor, kırsal alandan dönüşlerde. Önümüzdeki aylarda Kurban Bayramı var. Kurban Bayramı’nda hayvanların karkaslarına etlerine çıplak elle kesinlikle dokunmamak gerekiyor. Virüs hayvanlarda hastalık yapmadan hiçbir belirti yapmadan kanlarında bulunabiliyor. Hayvanlar bu bölgelerde riskli, hayvanlar Kırım Kongo virüsü taşıyor olabilirler. Çıplak elle kesinlikle hayvanların karkasına, etine, çıkartılarına dokunmamak çok önemli. Kene tutmasa bile hayvanların kan ve çıkartılarıyla vücut sıvılarıyla bulaşabilir, dikkatli olmak gerekiyor’’ diye konuştu. Haber Merkezi

  • Bağırsak hastalığına dikkat

    Bağırsak hastalığına dikkat

    İl Sağlık Müdürlüğü tarafından ayıpalan açıklamad, ‘’Karın ağrısı, iştahta azalma, ishal, kilo kaybı, yorgunluk ve ateş gibi tekrar eden şikayetleriniz varsa bunlar İnflamatuvar bağırsak hastalığı belirtisi olabilir. En yaygın görülen formları crohn hastalığı, ülseratif kolittir. Ülseratif kolit: Kalın bağırsağın ve rektumun astarında iltihaplanma ve yaraları ifade eder. Crohn hastalığı: Bu tip hastalık, sindirim sisteminizin astarının iltihaplanması ile karakterizedir ve bu da genellikle sindirim sisteminin daha derin katmanlarını içerebilir. Hem crohn hastalığı hem de ülseratif kolit kilo verme, ishal, yorgunluk, rektal kanama ve karın ağrısı ile karakterizedir. İnflamatuvar bağırsak hastalıklarını nedeni tam bilinmemekle birlikte genetik faktörler, beslenme, stres, çevresel faktörler ve kişinin immün sistemi durumu tetikleyebilir. Bu sebeple kişinin yaşam biçimi ve beslenme şeklinde yapılacak ufak değişiklikler tedavi sürecinde etkili olur. Aşırı kafein tüketimi, alkol, süt ve süt ürünleri, baharatlı ve yağlı besinler durumun belirtilerini kötüleştirebilir. Bu nedenle sindirimi kolay besinleri tüketmek hastalığın seyri için büyük önem taşır. Ayrıca tedavi sürecinde kişinin aldığı ilaçların takip edilmesi, alınan ilaçların tüketilen besinlerle listelenmesi ilaç ve besinlerin etkileşimini gözlemlemek adına faydalıdır. Aşırı derecede kilo kaybı, şiddetli ishal ve karın ağrısı, ateş ve dehidrasyon gibi belirtilerde mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır’’ denildi. Haber Merkezi

  • Obezite Türkiye’de her geçen daha da artmakta

    Obezite Türkiye’de her geçen daha da artmakta

    Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, ‘’Obezite, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından “sağlığı bozacak ölçüde vücutta anormal veya aşırı yağ birikmesi” olarak tanımlanmaktadır. Obezite tüm dünya ile birlikte ülkemizde de hızla artmaktadır ve 2030 yılına kadar 1 milyar insanın bu hastalıkla yaşayacağı tahmin edilmektedir. Obezite nedeni ile bireylerin hayatında yaşanan zorlukların anlaşılamaması sebebiyle bu salgın boyutuna rağmen obezite ile mücadele oldukça zordur. Fazla kilolu veya obez olmak; hipertansiyon, hiperlipidemi, kalp-damar hastalıkları, inme, Tip 2 diyabet, bazı kanser türleri, kas-eklem hastalıkları ve solunum sistemi hastalıkları gibi pek çok sağlık sorunları riskini artırır. Obezitenin altında yatan birçok farklı neden olabilir ve bunu tek bir plan ele alamaz. Her birey ülkesi, topluluğu ve kendisi için işe yarayan faydalı adımlar atmalıdır. Bununla birlikte, obezitenin nasıl algılandığı konusundaki tutarsızlıklar; bireyler arasında izolasyona, yanlış anlaşılmalara ve tutarsızlığa yol açmıştır. Bu özel günler, her birimizin yakın çevremizde obezite hakkında önemli tartışmaları başlatmak ve hedef kitlemiz arasında olumlu eylemi teşvik etmek için bir fırsattır. 2010 yılından itibaren ülkemizde Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı Yetişkin ve Çocukluk Çağı Obezitesinin Önlenmesi ve Fiziksel Aktivite Eylem Planı 2019-2023 güncellenerek uygulanmaktadır. Ayrıca Bakanlığımız; Türkiye Diyabet Programı, Tuz Azaltma Programlarını uygulamaktadır. Obeziteden korunmada sağlıklı beslenmek ve fiziksel aktivitenin arttırılması önemlidir. Günümüzde sıklıkla görülen şişmanlık ve şişmanlığa bağlı kronik hastalıklar ile vitamin ve mineral yetersizliklerinin önlenmesi hem birey hem de toplum için önem taşımaktadır. Sağlıklı yaşam biçimi; sağlıklı beslenme ile aktif bir yaşam için arttırılmış fiziksel aktivite düzeyine dayalıdır. Besin gruplarında yer alan besinlerden sağlıklı seçim yapılabilmesi için besinlerin renk çeşitliliğine, yapısal özelliklerine, bireyin sağlık ve hastalık durumuna, yaşına ve cinsiyetine, fiziksel aktivite ve fizyolojik (gebe ve emziklilik) durumunun özelliklerine dayalı, besinlerin posa, yağ, tuz ve eklenmiş şeker içerikleri dikkate alınarak seçimler yapılmalıdır. Hedef her öğünde tabakta yer alan her besin grubundan bir besinin seçilerek tüketilmesidir. Tabağın yanında yer aldığı üzere günlük beslenmede önerilen su tüketiminin sağlanması, günlük beslenmede zeytinyağının yer alması, aktif yaşamın desteklenmesi sağlıklı yaşam biçiminin tamamlayıcısı olarak önem taşımaktadır. Sağlığımız için yetişkinlikte haftanın en az 5 günü ve günde en az 30 dakika orta şiddetli, çocukluk çağında ise günde en az 60 dakika orta ve yüksek şiddetli fiziksel aktivite yapılmalıdır. Günlük beslenmede; taze sebze ve meyvelerin, tam tahıl ürünlerinin, süt ve ürünleri, balık, tavuk ve diğer yağsız etler ile kuru baklagillerin tüketimi sağlıklı seçimlerdir. İşlenmiş ve hazır besinlerden yağ ve şeker içeriği yüksek olanların tüketimi sağlıksız seçimlerdir. Yetişkinlerde beslenme ile ilişikli kronik hastalıkların gelişimini önlemek için; Küçük yaşlardan itibaren vücut ağırlığını, kan lipit profilini, kan basıncını, kan şekeri düzeyini ve kemik sağlığını olumlu yönde etkileyecek sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanılmalıdır.
    Besin çeşitliliği artırılmalı, her gün çeşitli besin gruplarında yer alan besinler gereksinim kadar her öğünde tüketilmelidir. Beden kütle indeksinin 20-24.9 kg/m2 arasında olması sağlanmalıdır. Ancak bu referans aralığın sadece yetişkin bireylere genel olarak fikir vermek için kullanıldığı, önemli olanın kişinin vücut bileşimi olduğu unutulmamalıdır. Tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalıklar gibi kronik hastalıklara neden olan karın bölgesindeki aşırı yağlanmadır. Bu nedenle belirli aralıklarla vücut bileşiminin değerlendirilmesi önemlidir. Zayıf, fazla kilolu veya şişman bireylerde; kişiye özel gereksinimlere uygun beslenme tedavisi, egzersiz programı ve davranış tedavisi ile vücut ağırlığı yönetimi sağlanmalıdır. Ağırlık kaybı esnasında kas kütlesinin korunması önemlidir. İdeal vücut ağırlığının korunması sürdürülebilir olmalı, sık kilo alıp vermeden kaçınılmalıdır. Yetişkin bireylerin sağlıklı bir ağırlığa ulaşması ve bu ağırlığın korunması için en uygun beslenme modeli, hem besin gereksinimlerinin karşılandığı hem de toplam enerji alımının toplam enerji ihtiyacını geçmediği bir beslenme düzenidir. Toplam ve doymuş yağ, kolesterol ile şeker alımı azaltılmalıdır. Günlük alınan doymuş yağ miktarı toplam enerjinin %10’unu aşmamalıdır. Doymuş yağlar tam yağlı süt ve süt ürünleri ile et ve et ürünlerinin içerisinde bulunmaktadır. Günlük diyette doymuş yağı azalmak için az yağlı süt ve ürünleri ile et ve ürünleri tercih edilmeli, yemeklere veya yiyeceklere eklenen doymuş yağ miktarı azaltılmalıdır. Günlük tüketilen basit şeker miktarı günlük alınan toplam enerjinin %10’unu geçmeyecek şekilde planlanmalıdır. Basit şeker alımını azaltmak için eklenmiş şeker içeren, hamur işi, tatlı, çikolata ve hazır paketli ürünlerin tüketimi azaltılmalıdır. Yiyeceklerde olduğu gibi şeker eklenmiş içeceklerden de sakınılmalı, meyve suyu yerine meyve tüketimi tercih edilmelidir. Hazır paketli meyve suyu kullanılacak ise %100 meyve suyu olmasına ve içerisinde eklenmiş şeker olmamasına dikkat edilmelidir. Yemeklerde, margarin, tereyağı, kuyruk yağı, iç yağı ve hindistan cevizi yağı gibi doymuş yağlar yerine bitkisel sıvı yağlar (zeytinyağı, ayçiçek yağı, mısırözü, soya, kanola yağı vb.) tercih edilmelidir. Sebze, meyve, tam tahıl, kuru baklagil ve yağlı tohum tüketimi dolayısıyla posa alımı artırılmalıdır. Glisemik indeksi (karbonhidratların kan şekeri düzeyine olan etkisi) düşük besinler tercih edilmelidir. Şeker ve şeker ilaveli besinler, pastane ürünleri kullanımı azaltılmalı, glisemik indeksi yüksek olan besinler daha düşük glisemik indeksli alternatifleri ile yer değiştirilerek tüketilmelidir. Örneğin, beyaz ekmek, pirinç pilavı, beyaz un yerine esmer ekmek, bulgur pilavı ve esmer un tercih edilmelidir. Sebze ve meyvelerin mevsiminde tüketilmesine dikkat edilmelidir ve günde en az 400 g sebze ve meyve tüketilmelidir. Bu miktara patates ve nişastası yüksek sebzeler dahil edilmemektedir. Ana yemeklerde sebzelere yer verilmelidir. Ara öğünlerde de sebze ve meyveler yer almalıdır. Sebze ve meyve tüketiminde çeşitlilik sağlanmalıdır. Kalsiyum ve D vitamininin yeterli alınması her yaş grubunda olduğu gibi yetişkin dönemde de kemik sağlığının korunması ve osteoporozun önlenmesi için oldukça önemlidir. Kemik sağlığı için her gün 2-3 su bardağı süt ve/veya yoğurt tüketilmelidir. Süt ve süt ürünlerinin az yağlı olanları tercih edilmelidir. Günlük D vitaminin yeterli miktarda alınabilmesi için güneş ışınlarından etkili şekilde yararlanılmalıdır. Aşırı protein tüketiminden kaçınılmalıdır. Yüksek proteinli beslenme idrarla kalsiyum atımını artırarak osteoporoz gelişimini tetikler. Hazır paketli ürün tüketimi sınırlandırılmalıdır. Bu ürünler içerisinde daha sağlıklı olanların seçilebilmesi için besin etiket okuma bilgisine sahip olunmalıdır. Satın alınan besinlerin ambalajı üzerinde yer alan besin etiket bilgileri değerlendirilmeli, yağ ve şeker içeriği düşük olanlar tercih edilmelidir. Uygun pişirme yöntemleri kullanılarak yemeklere eklenen yağ miktarı azaltılmalıdır. Örneğin, besinleri kızartmak yerine, fırında, haşlama, ızgara, buharda veya mikrodalga fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir. Haftada en az iki kez (300-500 g) balık tüketilmelidir. Balıklar pişirilirken ızgara, fırında, buharda pişirme yöntemleri kullanılmalı, kızartma tercih edilmemelidir.
    Pişirme yöntemlerinde yapılan yanlış uygulamalar besin ögesi kayıplarını arttırmaktadır. Suda pişirilen sebze ve makarna gibi yiyecekler az suda pişirilmeli ve haşlama suları dökülmemelidir.
    Ev dışında yemek yeme sıklığı azaltılmalı, yendiği zaman az yağlı yemekler tercih edilmelidir.
    Tuz, tuzlanmış besin ve tuz içeriği yüksek besinlerin (turşu, salamura besinler, zeytin gibi) tüketimi azaltılmalı, yemeğin tadına bakmadan tuz ilavesi yapılmamalıdır. Kullanılan tuzun iyotlu tuz olmasına dikkat edilmelidir. Sıvı tüketimi artırılmalı, günde en az 8-10 su bardağı su ve içecek olarak tüketilmelidir. Vücut ağırlığı başına 35 mL/kg veya 1 mL/ kkal sıvı tüketilmelidir. Sıcak hava, ateş, diyare ve kusma gibi durumların varlığı vücuttan su kayıplarına neden olmaktadır. Bu durumda günlük sıvı alımı arttırılmalıdır. Kafein içeren içecekler, günlük alınması gereken sıvı hesabına dahil edilmemelidir. Kafein içeren kahve türleri ve gazlı/gazsız içeceklerin ve enerji içeceklerinin tüketimi sınırlandırılmalıdır. Yetişkinler için günlük 100-300 mg kafein alımı zararlı olmamakla birlikte, bu miktarlar kafein hassasiyeti bulunan kişilerde kalp ritmi ve kan basıncında yükselmeye neden olabilir.
    Düzenli yemek yeme alışkanlığı edinilmeli ve geç saatte yemek yemekten kaçınılmalıdır. Öğün düzeninin sağlanması ağırlık denetiminde ve kronik hastalıkların önlenmesinde değiştirilebilir risk etmenlerinden biridir. Düzenli yapılan fiziksel aktivite ruh halini olumlu etkiler, stresi azaltır ve daha rahat uyumayı sağlar. Fiziksel aktivite artırılmalı, yemekten 2-3 saat sonra egzersiz yapma alışkanlığı kazanılmalıdır. Her gün en az 5.000 adım yürüyüş yapılmalı, zamanla adım sayısı 10.000 adıma çıkarılmalıdır. Haftada en az 150-300 dakika orta yoğunlukta aerobik egzersiz (tempolu yürüme, tempolu dans vb.) veya 75 dakika yüksek yoğunlukta egzersiz yapılmalıdır. Ayrıca haftada en az 2 kez kas güçlendirici (ağırlık kaldırma, şınav çekme vb.) egzersizler yapılmalıdır.
    Tütün kullanılmamalı ve alkol alımından sakınılmalıdır. Yetişkin bireyler kan şekeri, kan yağları ve kan basıncı değerlerini belirli aralıklarla kontrol ettirmelidir. Obezitenin Tedavisi nasıl yapılır, nerelere başvurulur? Obezite; tedavi edilmediği takdirde yan etkileri ile yaşam süresini kısaltan, yaşam kalitesini bozan, doku ve organları olumsuz etkileyen bir döngüye geçmektedir.
    Obezitenin Tedavisi; Tıbbi beslenme (diyet) tedavisi, Egzersiz tedavisi, Davranış değişikliği tedavisi, İlaç tedavisi, Cerrahi tedavidir. Diyet tedavisi, artmış fiziksel aktivite ve davranış terapisi «kilo» kaybı tedavisinin üç temel bileşenidir. Obez bireyin Diyetisyenler tarafından beslenme durumunun değerlendirilip bireyin yaşına, cinsiyetine, fiziksel aktivite düzeyine, fizyolojik durumuna ve beslenme alışkanlıklarına uygun olarak yeterli ve dengeli beslenmesini sağlayacak diyet planlanmasına gidilmesi tıbbi beslenme tedavisini oluşturmaktadır. Obez bireylerde vücut ağırlığını kaybetme başarılarının artırılması, hızlı ve hatalı kilo verme (çünkü hızlı verilen kilolar hızlı bir şekilde geri alınır) yöntemlerinden uzak durulması için multidisipliner yaklaşım önemlidir. Obezite tedavisinin başarılı bir şekilde yürütülmesi için; “diyet, egzersiz ve davranış değişikliği” tedavisi olmak üzere üçlü bir programın; doktor, diyetisyen, psikolog, psikiyatrist, fizyoterapist ve egzersiz uzmanı gibi meslek gruplarından oluşan bir ekip tarafından uygulanması gerekir. Fazla kilolu ve obez bireylerin beslenme ile ilgili konularda doğru bilgi edinmek ve tıbbi beslenme tedavisi almak için; Aile Hekiminiz aracılığı ile İlçe Sağlık Müdürlükleri/Toplum Sağlığı Merkezleri ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde verilen «Beslenme / Obezite Danışmanlığı» hizmetinden yararlanabilir’’ denildi.
    Haber Merkezi

  • Dünya Hipertansiyon Günü

    Dünya Hipertansiyon Günü

    Gerçekleştirilen etkinlikleri kapsamında; Merkez Toplum Sağlığı Merkezi personellerinden Dr. Aybüke Adikti, İnt. Dr. Birol Muhammed Kocur, İnt. Dr. Zeynep Nur Şen, İnt. Dr. Merve Mağden tarafından nüfus yoğunluğunun fazla olduğu Aile Sağlığı Merkezlerimizde vatandaşlara yönelik bilgilendirme faaliyetleri düzenlenerek broşürler dağıtıl. Ayrıca toplumun hipertansiyon konusundaki bilincini arttırmak, erken tanı ve önemini vurgulamak, hipertansif bireylerde meydana gelebilecek olumsuz sonuçların azaltılması hedeflenmektedir. Haber Merkezi

  • Yozgat’ta yılda 2 bin katarakt ameliyatı yapılıyor

    Yozgat’ta yılda 2 bin katarakt ameliyatı yapılıyor

    Şehir Hastanesi’nde son teknolojiye sahip modern Fakoemülsifikasyon Katarakt Ameliyat Cihazları ile dikişsiz bir şekilde katarakt ameliyatları yapılıyor. Göz merceğinde oluşan bulanıklık olarak adlandırılan katarakt, cihaz sayesinde daha güvenli ve kısa sürede tedavi ediliyor. Yılda 2 bin civarında katarakt ameliyatının yapıldığı Hastane’ye yeni kazandırılan cihazlarla birlikte bu sayının daha da arttırılması amaçlanıyor.
    Yozgat Şehir Hastanesi Baş Hekimi Uzman Dr. Mustafa Kozan, katarak ameliyatının hastanın uyutulmadan 2 milimetre kesik oluşturularak 10-15 dakika gibi kısa bir zamanda yapılabildiğini ve 1-2 saatte taburcu edildiğini söyledi. 5 göz hastalıkları uzmanı ile yılda 2 bine yakın son teknoloji cihazlarla başarılı bir şekilde katarakt ameliyatı yapıldığını vurgulayan Kozan, Yozgat ilçeleri başta olmak üzere çevre illerden çok sayıda hastanın katarakt ameliyatı için Yozgat Şehir Hastanesi’ni tercih ettiğini de anlattı. Kozan, Katarakt cerrahisinin başarısında hekimin, kullanılan cihazın, teknolojilerin ve mercek kalitesinin oldukça önemli olduğunun altını çizdi.
    Göz Hastalıkları Hekimi Op. Dr. Fevzi Çelik da dünyada en çok yapılan cerrahi ameliyatın katarakt olduğunun altını çizdi. Ülke genelinde ise yılda 350-400 bin arası katarakt ameliyatı yapıldığını vurgulayan Çelik, Yozgat Şehir Hastanesinde son bir yılda 2 bine yakın katarakt ameliyatı yaptıklarını belirtti. Sadece Yozgat’tan değil çevre illerden de hastalarının bulunduğuna dikkat çeken Çelik, ‘’İl dışından hastanemize ameliyat olmak için gelmektedir. Ameliyatlarda kullandığımız cihazlarımız son derece ileri teknolojiye sahip. En yeni cihazları hastanemizde kullanmak hem bizim için hem hastalarımızın güveni ve konforu için son derece öneme sahip” dedi. Haber Merkezi

  • Başhekim Kozan: Engelleri hep birlikte aşacağız

    Başhekim Kozan: Engelleri hep birlikte aşacağız

    Her yıl 10-16 Mayıs tarihleri arasında Birleşmiş Milletler üyesi olan tüm ülkelerde kutlanan “Engelliler Haftası” ve “Engeliler Günü” Yozgat Şehir Hastanesi’nde de unutulmadı.
    Hastane Toplantı salonunda yapılan etkinliğe Başhekim Uz.Dr.Mustafa Kozan, Çocuk Gelişimi Uzmanı Şüheda Kılıç, İç Anadolu Ortopedik Engelliler Derneği Başkanı Hamide Taşarslan Erdil ve dernek üyeleri, kurum müdürleri ve hastane çalışanları katıldı.
    Başhekim Kozan, ailelerin sorunlarını dinleyerek çözüm önerileri konusunda notlar aldı.
    Başhekim Kozan, “Hayatın her aşamasında toplumumuzun adeta vazgeçilmezi olan engellilerimize yaşamı kolaylaştırmak, çeşitli imkanlar oluşturmak, bireysel ihtiyaçlarını karşılama becerisi kazandırmada sürekli çaba içinde olmamız bizim asli sorumluluklarımızdandır. Bugün burada ailelerimizle konuşup sorunlarını dinledik. Çocuk gelişim uzmanımız Şuheda hanım da dernek üyelerinin yaşadığı sıkıntıları dinledi notlarını aldı. Bizler, sorumluluklarımızın gereği olarak engelli bireylerimize olan desteklerimizi sadece belirli gün ve haftalarda değil her zaman onların yanında olduğumuzun farkındayız. Gerek hastanemize başvuran engelli bireylerin, gerekse çalışma arkadaşlarımızın her zaman yanındayız. Çalışanlarımızın her zaman en uygun ortamda çalışmaları, yaşamlarını kolaylaştırmak, çeşitli imkanlar oluşturmak olmazsa olmazımızdır. Unutmamalıyız ki hepimiz birer engelli adayıyız. Bu duygu ve düşüncelerle tüm engelli bireylerin “10-16 Mayıs Engelliler Haftası” kutluyor sağlık, mutluluk ve huzurlu bir yaşam diliyorum.”diye konuştu.
    Yapılan toplantıda Çocuk Gelişimi Uzmanı Şüheda Kılıç, İç Anadolu Ortopedik Engelliler Derneği üyesi ailelerle yaşadıkları sıkıntılar konusunda karşılıklı fikir alışverişinde bulundu. Nazife EKİCİ

  • Hemşirelerimiz Sağlık Hizmetlerinin kalbidir

    Hemşirelerimiz Sağlık Hizmetlerinin kalbidir

    Başhekim Mustafa Kozan ve Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürümüz Elif Tinel ile beraber hastane servislerini, yoğun bakımlarını ve acil servislerini gezerek tüm hemşirelere karanfil vererek günlerini kutladılar.
    Başhekim Uz. Dr. Mustafa Kozan yaptığı konuşmada ‘’Hemşirelik mesleğini icra eden hemşirelerimiz sağlık sisteminin kalbini oluşturmaktadır. Hemşirelerimiz büyük bir gayret ve özveriyle diğer sağlık çalışanlarıyla birlikte iş birliği içerisinde vatandaşlarımıza en iyi sağlık bakım hizmetini vermeye çalışmaktadır. Hemşirelerimizin daha iyi şartlarda hizmet vermelerini istiyor ve bunun için azami gayretle çalışmalarımıza devam ediyoruz. Hemşirelerimizin şefkati, sorumluluğu ve bitmeyen sevgileri için minnettarlığımı ifade etmek istiyorum.” dedi. Haber Merkezi

  • Kozan Eczacıların  günün kutladı

    Kozan Eczacıların günün kutladı

    Başhekim Kozan, Baş eczacı Furkan Erciyas ve diğer eczacılar ile pasta kestikten sonra şunları söyledi:
    ‘’Yozgat Şehir Hastanesi yönetimi olarak eczacılarımızla uyumlu bir şekilde sağlıkta en iyi hizmeti verebilmek gayreti içindeyiz. Eczacılık sağlık meslekleri arasında ayrı değeri olan çok eski bir geçmişe sahip mesleklerimizdendir. Eczacılarımızın mesleklerini en iyi şekilde yapabilmeleri ve ilaçların hastalarımıza ulaştırılması sürecine kadar her safhada birçok düzenleme yaptık yapmaya da devam ediyoruz’’ dedi. Haber Merkezi

  • Başhekim Kozan, Hemşireler sağlık hizmetlerinin kalbidir

    Başhekim Kozan, Hemşireler sağlık hizmetlerinin kalbidir

    Başhekim Kozan, beraberinde Sağlık İşleri Müdürü Elif Tinel ile birlikte hastane servislerini, yoğun bakımlarını ve acil servislerini gezerek tüm hemşirelere karanfil vererek günlerini kutladı.

    Başhekim Kozan, yaptığı açıklamada hemşirelik mesleğinin önemine değindi. Kozan, “Hemşirelik mesleğini icra eden hemşirelerimiz sağlık sisteminin kalbini oluşturmaktadır. Hemşirelerimiz büyük bir gayret ve özveriyle diğer sağlık çalışanlarıyla birlikte iş birliği içerisinde en iyi sağlık bakım hizmetini vermeye çalışmaktadır. Hemşirelerimizin daha iyi şartlarda hizmet vermelerini istiyor ve bunun için azami gayretle çalışmalarımıza devam ediyoruz. Hemşirelerimizin şefkati, sorumluluğu ve bitmeyen sevgileri için minnettarlığımı ifade etmek istiyorum.” dedi. Haber Merkezi

  • Çölyak hastalığına dikkat çektiler

    Çölyak hastalığına dikkat çektiler

    Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, ‘’Çölyak hastalığı / Gluten Enteropatisi, bağırsaklardaki sindirimi sağlayan tüysü oluşum villusların yapılarının bozulmasına sebep olan, yiyeceklerdeki besinin emilmesini engelleyen, ince bağırsakta hasarlar oluşturan bir sindirim sistemi hastalığıdır. Villusların hasarına buğday, arpa, çavdar, yulaf gibi tahılların içerisinde bulunan guluten isimli protein neden olmaktadır. Bu kapsamda İl Sağlık Müdürlüğümüz Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Birim Personellerimiz tarafından Yozgat Çamlığı Milliği Parkta kurulan standımızda halkımıza broşür dağıtımı yapılarak konu ile ilgili bilgilendirmede bulunuldu’’ denildi. Haber Merkezi

  • Sağlık için hareket et yürüyüşü

    Sağlık için hareket et yürüyüşü

    Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü öncülüğünde bazı kurumları destekleri ile düzenlenen sağlık yürüyüşünde sağlık için hareket etmeye yönelik farkındalık oluşturuldu.
    Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan duyuruda, ‘’10 Mayıs, Dünya Sağlık Örgütü tarafından bulaşıcı olmayan hastalıkların önlenmesinde fiziksel aktivitenin yararları konusunda toplum bilincini oluşturmak, iyi uygulamalara dikkat çekmek ve fiziksel aktivitenin yararlarını savunmak, yaşamın her alanında ve her yerde (okul, ev, işyeri) toplum genelinde fiziksel aktiviteye katılımı arttırmak, sağlıklı davranışları ve yaşam tarzlarını teşvik etmek için “ Sağlık İçin Hareket Et Günü” olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda “10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü” temalı yürüyüş Cevdet Dündar Göleti – Rıza Kayaalp Spor Salonu güzergahında Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü Personeli, Yozgat İl Emniyet Müdürlüğü Personeli, Yozgat Polis Meslek Eğitim Merkezi Öğrencileri, Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri ve Halkın katılımı ile gerçekleştirildi’’ denildi. Haber Merkezi

  • Çölyak hastalığı hakkında bilgilendirdiler

    Çölyak hastalığı hakkında bilgilendirdiler

    Yozgat Şehir Hastanesi Polikilinik girişinde hazırlanan standa Çölyak Hastalığı hakkında bilgi verildi. Bilgilendirmeye Başhekim Uz.Dr. Mustafa Kozan, Başhekim Yardımcısı Dr.Mete Selvi, Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Elif Tinel ve Eğitim hemşireleri katıldı.
    Hastalık tipik belirtilerle başlayabileceği gibi çok hafif belirtilerle de seyredebiliyor.
    Çölyak hastalığı olan çocuklarda özellikle karın ağrısı, karında şişlik, ishal, huzursuzluk, iştahsızlık, enfeksiyonlarda artış ve gelişme geriliği, kusma, kilo alamama ve boy uzamasında yavaşlama gibi tipik belirtilerle ortaya çıkabilir. İleri yaşlarda hastalığın belirtileri daha geniş bir yelpazeye yayılıyor.
    Her yaştan bireyin bu hastalığa yakalanabileceğini ifade eden Başhekim Kozan, yetişkinlerde görülen belirtileri şu şekilde sıraladı : “Karın Bölgesinde öne doğru şişkinlik, Yaşa göre kilo azlığı,Kas zayıflığı,Kansızlık,Dışkıda anormallik, büyük tuvalet ihtiyacının artması, İshal, Kusma,Bezginlik,Nedeni bilinmeyen karaciğer hastalıkları, Büyüme geriliği, Ağız içinde oluşan aftlar, İştahsızlık, gaz şikayetleri, Eklem ve kemik ağrıları, Sinirlilik, Ciltte kaşıntılı döküntüler.”
    “Çölyak hastalığının belirtileri bir çok hastalık belirtisiyle benzerlik göstermesi sebebiyle her yaşta teşhis edilebilmesine rağmen teşhisi zor olan hastalıklardan biridir diyen Kozan, “Örneğin erken osteoporoz, kansızlık, teşhis edilmemiş laktoz alerjisi gibi hastalıklarla benzer belirtiler gösterdiğinden karıştırılabilir. Çölyak hastalığının insan sağlığı üzerinde önem taşıyan birçok değişimlere neden olmasından dolayı doğru teşhisi önemlidir. Teşhis yöntemlerinden kan testleri serolojik özel testler (AGA, EMA) ile ön tanı konmakta ancak kesin tanı ince bağırsak biyopsisi ile konmaktadır.”diye konuştu.
    Açıklamaların ardından hazırlanan stant’ta hastaneye gelen vatandaşlara bilgilendirme broşürleri dağıtıldı. Ferhat ÖZER

  • Psikologdan destek almaktan çekinilmemelidir

    Psikologdan destek almaktan çekinilmemelidir

    Şehir Hastanesi Başhekimi Uz Dr Mustafa Kozan, 10 Mayıs Dünya Psikologlar gününde hastane psikologlarını ziyaret ederek günleri kutladı.
    Psikologların hayıtın içerisinde olmazsa olmaz yerleri olduğunu söyleyen Kozan,
    “Hayatımızın bir noktasında mutlaka psikologlara ihtiyacımız olabilmektedir. Psikolojik destek almaktan çekinmemek gereklidir. Unutmayalım ki Psikologlar danışanına ayna tutar. Hastanemiz psikologlarına özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyor ve günlerini kutluyorum” dedi.


    DEĞİŞİMLERE AYAK UYDURMAKTA ZORLUK ÇEKEBİLİYORUZ
    Yozgat Şehir Hastanesi Psikoloğu Nisa Altınkeser’de toplumda etiketlenme korkusuyla psikolojik destek alınmadığını belirtti. Psikolog Altınkeser “Güven, gizlilik, empati en önemli çalışma prensibimiz, seanslarımızı danışanlarımızın durumuna göre şekillendiriyoruz. Asla yol gösterme, nasihat verme gibi kafayı karıştıran söylemlerde bulunmuyoruz. Değişimlere ayak uydurmakta zorluk çeken danışanlarımızın tüm özelliklerine göre ayrı ayrı özelliklerde seanslar düzenliyoruz.” diye konuştu.
    Danışanların öncelikle polikliniklere gelerek doktorlarla görüşmeleri ve durumlarına göre psikologların yönlendirmesiyle seans sürecinin başladığını kaydeden Altınkeser, şunları söyledi:“Psikologlar etik değerler çerçevesinde ruh-beden bütünlüğü ve sağlığı için çalışırlar. Psikoterapi çeşitleri ve teknikleri kullanılır, en önemli enstrümanları danışanla kurulan terapötik ilişkidir, ilaç değildir. Psikologlar ilaç yazmaz, yazamaz. Danışmanın gündeminde olan konuların sınırlar belli değildir çünkü yaşantı ve her deneyim kişiye özel olup, işlenmesi ve yorumlanması da bu kadar biriciktir. Dün, bugün, yarın, kaygılar, korkular, deneyimlenmiş olaylar… Okuduğunuzda sohbet yani düşüncesi zihinlerden geçebilir fakat terapi süreci sohbet düzeyine indirgenemez çünkü terapötik ilişki, profesyonel psikoterapi tekniklerini içerir. Yani arkadaşlarınızla sohbetiniz ve paylaşımlarınız terapi değildir. Psikolog nasihat vermez, yol göstermez. Psikolog, danışanına ayna tutar. Hangi durumlarda ya da ne zaman psikoloğa gidilmeli hususunda da net kurallar yoktur. Kişi hangi durumu seans odasına getirmek isterse ve psikoloğun yeterlilikleri ve eğitimleri bu konular için uygunsa iki tarafın onayıyla süreç başlayabilir. Zaman konusu danışanın inisiyatifindedir, terapiye getirmek istediği durum ve konuyu ne zaman çalışmak isterse en uygun zaman belirlenmiş olur.


    Yardım almak istediğiniz psikolog kim olursa olsun bir psikoloji lisans diploması olduğundan emin olursanız, sürecinizi en başından güvene almış olursunuz. Günümüzde sınırları pek belli olmayan ve profesyonel manipüleye açık olan alanımızı ve kendimizi korumanın en önemli yolu budur. Tüm meslektaşlarımın Psikologlar gününü kutluyorum.” Haber Merkezi

  • Zehirlenmelere karşı uyardılar

    Zehirlenmelere karşı uyardılar

    Yağışlar sonrasında çıkan mantarları toplamak için ormanlık alanlara akın vatandaşlar akın etmeye başladı. Yozgat Şehir Hastanesi Başhekimi Uzman Dr. Mustafa Kozan ise mantar toplamak isteyen vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı. Mantarın her zaman ölümcül olabileceğini düşünerek, vatandaşların ona göre hareket etmelerini isteyen Kozan, bu konuda vatandaşların hassas olması gerektiğini vurguladı. Şuursuzca tüketilen mantarın ardından şuur bulanıklığı, görme bulanıklığı, bulantı, kusma, nabız artışı veya nabız düşüklüğü gibi belirtilerin birkaçının görülmesi durumunda vatandaşların mutlaka zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları gerektiğine dikkat çeken Kozan, mantar zehirlenmelerinin bu dönemde arttığının altını çizdi. Halkımızın mantar toplarken tipine ve çeşitliliğine bakmaları gerektiğine vurgu yap Kozan, ‘’Çünkü mantar zehirlenmeleri ölümcül olabilmektedir. Mümkünse kültür mantarları haricinde mantar tüketilmemesini öneriyoruz. Doğadan toplanan mantarların çeşitliliğine ve uygunluğuna maksimum dikkat etmeleri gerekiyor ve aynı zamanda mantar yedikten iki saat sonra şuur bulanıklığı, görme bulanıklığı, bulantı, kusma, nabız artışı veya nabız düşüklüğü gibi hissiyatlar oluşabilir. Mantar yedikten sonra herhangi bir belirtide hemen acil servise başvurmaları gerekmektedir. Doğadaki mantarın her zaman ölümcül olabileceğini düşünüp ona göre hareket etmek gerekiyor. Hassas olunması gereken ve halkımızın dikkatli olması gereken bir durum” dedi.


    BİLMEDİĞİMİZ MANTARI TOPLAMIYORUZ
    Kirazlı göleti çevresinde mantar toplayan Veysel Bulut, bilmediği mantarları toplamadığına vurgu yaparak, “Ben doğada yetişen yenilebilir mor cincile mantarı topluyorum. Doğada çok çeşit mantar bulunuyor. Yenmeyen mantarları toplamıyorum. Mantarı bilmeyenlerin mantar toplamaması gerekiyor. Bu mantarlar çiğ tüketilmemeli, kronik hastalığı olanlar çiğ tükettiği zaman sağlık sorunlarına neden oluyor. Mantarlar mayıs ayında çıkıyor, toprakta beliriyor. Biz de bunları topluyoruz’’ diye konuştu.
    Hobi amaçları hafta sonları ormanlık alana giderek hem spor yapıp hem de mantar toplayan İbrahim Erayhan ise, “Yozgat mantar çeşitliliği bakımından çok zengin bir potansiyele sahip. Mantar toplarken dikkat etmemiz gerekiyor. Mantarların çok faydası var. Kansere, bağışıklık sistemine faydalı ve antibakteriyel özelliği var. Ben hobi maksatlı geliyorum topluyorum. Bu mantarları çiğ tüketmemek gerekiyor. Pişirerek ya da haşlayarak topladıktan sonra çok zaman geçirmeden tüketmek gerekiyor. Yağmur zamanı, nisan, mayıs aylarında özellikle mantar artış gösteriyor. Nemli topraklarda, ağaç diplerinde genellikle görünüyor” şeklinde konuştu. Haber Merkezi

  • KKKA Hastalığı eğitimi verildi

    KKKA Hastalığı eğitimi verildi

    Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Eğitimleri kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi bünyesinde görev yapan Uzman Dr. Damla Sebhan Bozbay, İnt. Dr. Arda Kaan Üner ve İnt. Dr. Birol Muhammed Kocur tarafından Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü’nde görev yapan sağlık çalışanlarımıza yönelik bilgilendirme etkinliği düzenlendi. İlk olarak İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin makamında ziyaret edildi ve Müdürlük birimleri tek tek gezilerek personellere Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hakkında bilgilendirme yapılarak broşürler dağıtıldı. Haber Merkezi

  • Konuşma bozukluğuna terapi

    Konuşma bozukluğuna terapi

    Dudak-damak yarığına bağlı konuşma bozuklukları, yutma, yutkunma bozuklukların terapisi, kekemelik, ses bozuklukları, özgül dil bozuklukları ve özgül öğrenme güçlüğü çeken hastalar Yozgat Şehir Hastanesi Dil ve Konuşma Terapisi polikliniğine giderek uzmanlar eşliğinde konuşma terapisi alıyorlar. Yozgat Şehir Hastanesi Dil ve Konuşma Terapisti Almila Soylu, her yaş grubunda konuşma bozukluğunun terapiyle giderilebildiğini söyledi. Erken tanının terapide çok önemli olduğunu vurgulayan Soylu, ‘’Dil ve konuşma terapis; iiletişim, dil, konuşma, ses ve yutma bozuklukları hakkında çalışan bağımsız bir meslek grubu alanıdır. vakalarımızda terapi değerlendirme ve konstrasyon yapıyoruz. Hastanemize başvuran bir hastada öncelikle vakanın terapiye uygun olup olmadığını, seanslara ihtiyacı olup olmadığını belirliyoruz. Bu vaka erken dönem vakası yani çocuk bir vaka da olabilir. Aynı zamanda yetişkin de olabilir. Seansların temel amacı vakaları olduğu düzeyden daha yüksek bir düzeye çıkarmak. Ortada bir patoloji varsa daha çok bunun semptomlarını ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Eğer vakamız erken dönem vakasıysa yani dil vakası olabilir, konuşma sesi bozuklukları olabilir, kekemelik olabilir. Bu vakalarımızda aileyle iş birliği içinde seanslar yürütüyoruz. Yetişkin vakalarımızdaysa daha bireysel olmakla beraber yine aile desteği bizim için önemli. Seanslarımız haftada bir, yarım saat olarak uygulanıyor. Bu seanslarda vaka eğer çocuksa seans içinde onunla bir etkileşimde bulunuyoruz. Sonrasında ailelere bilgilendirme yapıp bunların evde de yapılmasını sağlıyoruz. Genellikle buraya çok fazla vaka geliyor. Çok fazla hastamız oluyor. Yozgat genelinde çok fazla ihtiyaç var. Özellikle ilçelerden çok fazla gelen oluyor buraya. Vakaların şikayetlerine göre planlanan terapilerimizde terapi sonrası genellikle güzel geri dönüşler alıyoruz. Hem kişiler tarafından hem de danışanlarımızın aileleri tarafından. Örneğin ses terapisi vakalarına nodülse yüzde 95 üzeri iyileşme gözlemleniyor. Eğer dil vakasıysa çocuk, genellikle geldiği dil yaşının altı, yedi, sekiz ay hatta bazen bir yıla kadar ilerleme kaydediyor. Erken tanı çok önemli. Her bozuklukta olduğu gibi dil ve konuşma bozukluklarında da erken tanı ve müdahale çok önemli. Yani erken tanı olduğu zaman çocukta yaşanılacak problemler, ileri de yaşanacak problemleri çok çok daha azı şeklinde görülebiliyor. Yani önleyici de oluyor aynı zamanda. Bu noktada da ailelerimize de erken başvuru yapmalarını tavsiye ediyoruz’’ dedi.
    Haber Merkezi

  • İhaleleri yapıldı, çalışmalar başlayacak

    İhaleleri yapıldı, çalışmalar başlayacak

    Boğazlıyan Belediye Başkanı Gökhan Coşar, ‘’Biz lafla peynir gemisini yürütmeye çalışmıyoruz; eserlerimizle konuşuyoruz, hizmetlerimizle konuşuyoruz, projelerimizle, yatırımlarımızla konuşuyoruz. İlçe Sağlık Müdürlüğü, Aile Sağlık Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri yeni binası ve 12 dersliğe sahip yeni ilkokul binasının yapım işi ihaleleri yapılarak, yüklenici firma ile sözleşmeleri imzalandı. En kısa sürede yapımına başlanılacak olan bu önemli yatırımları kimsenin gölgelemesine izin vermeyeceğiz. Eser ve hizmet siyasetimize en küçük bir ara vermeden, hız kesmeden devam edeceğiz. Başkaları ne hesap yaparsa yapsın, bizim gündemimiz de önceliğimiz de Boğazlıyan olacaktır! İlçemize hayırlı, uğurlu olsun’’ dedi. Haber Merkezi

  • Teknoloji bağımlılığı anlatıldı

    Teknoloji bağımlılığı anlatıldı

    TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI NEDİR?
    Teknoloji ve internetin bilinçli olmayan, kontrolsüz bir şekilde kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan davranışsal bağımlılıklar; oyun oynama bozukluğu, kumar oynama bozukluğu, sosyal medyanın ve akıllı telefonun aşırı kullanımı gibi bağımlılık yapıcı alt davranışlarla kendini gösteren bağımlılık türü teknoloji bağımlılığı olarak tanımlanır.
    TEKNOLOJİ
    BAĞIMLILIĞININ
    NEDENLERİ, ZARARLARI VE ÖNLEME YOLLARI
    Çocuğunuzu tablet veya telefonunu bir kenara bırakması için ne sıklıkla uyarıyorsunuz? Güzel haber: Yalnızca 5 dakika daha oynadıktan sonra bırakacak. Kötü haber: 5 dakikanın gerçek dünyadaki karşılığı, teknoloji bağımlıları için “günlerce” anlamına gelebiliyor.
    Gerçekle yüzleşelim: Büyük bölümümüz farkında olmadan teknoloji, internet veya oyun bağımlısıyız. Uzmanların paylaştığı verilere göre, günümüzün ortalama 4,7 saatini akıllı telefonlarımızla geçiriyoruz. Buna; çalıştığımız bilgisayarları, tabletleri ve TV kaçamaklarımızı eklediğimizde ise her gün göz bebeklerimizin 11 saatlik dev mesaisini tamamladığı gerçeğiyle karşılaşıyoruz.
    Teknoloji bağımlılığı artık elle tutabildiğimiz diğer tüm nesneler kadar gerçek. Çocuklarda teknoloji bağımlılığı grafiği ise büyük sıçrayışlarla yoluna devam ediyor.
    TEKNOLOJİ
    BAĞIMLILIĞININ
    ZARARLARI
    Teknoloji bağımlılığının zararları etkileri duygusal ve fiziksel olabilir. Teknoloji bağımlılığının duygusal zararları: Depresyon, suçluluk duygusu, anksiyete, Teknoloji/internet kullanırken öfori duyguları, öncelikleri belirleyememek veya planları sürekli ertelemek, dış dünya ve sosyal çevreden izolasyon
    zaman kavramını yitirmek, aşırı savunmacılık, işten sakınmak; mesai veya okuldaki görevlerini yerine getirmemek, sorumlulukları sürekli erteleme ve aksatma, ani ruh durum değişiklikleri, korku, yalnızlık hissi, rutin işleri yerine getirirken sıkılma,
    TEKNOLOJİ
    BAĞIMLILIĞININ FİZİKSEL ZARARLARI
    Sırt ağrıları, Karpal tünel sendromu, Baş ağrıları, Uykusuzluk (insomnia), Sağlıksız beslenme (sürekli bilgisayar başında yemek ve bilgisayardan uzaklaşmak yoksunluk duygusu yarattığı için), Kişisel bakım ve hijyeni aksatmak, Boyun ağrıları, Göz kuruluğu ve diğer görüş problemleri, Aşırı kilo kaybı veya obezite,
    ÇOCUKLARDA TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI
    NASIL ÖNLENİR?
    Teknoloji yararlı amaçlar için kullanıldığında faydalı, aşırı ve yanlış kullanıldığında ise zararlıdır. Çocuklarda teknoloji bağımlılığının erken yaşlarda önüne geçmek, ailelerin dikkati sayesinde daha kolaydır. Tek ihtiyacınız olan: Çocuklar için güvenli internet ortamı oluşturmak ve devamlılığını sağlamak. Teknoloji bağımlılığının belirtilerini gözleyin. Kendinize çocuğunuzun internet kullanımının; okul performansını, sağlığını, ailesi ve arkadaşlarıyla ilişkisini nasıl etkilediğini sorun.
    İnterneti yasaklamayın.İnternet ve oyunlar günümüz çocukları arasında epey yaygın. İnterneti, oyun oynamayı yasaklamak bir çözüm değil ancak; uzmanlara göre sınır getirmek bir çözüm! 4 ila 11. sınıf çocukları arasında yapılan bir araştırmaya göre: Zaman sınırlaması olmadan teknolojiyi kullanan çocuklar, sınırlaması olanlara oranla %95 daha fazla vakit geçiriyorlar. Alışkanlıklarınızı gözden geçirin. Çocuklar ebeveynlerinin söyledikleri yerine yaptıklarını yapmaya meyillidir. Kendi online kullanım alışkanlıklarınızı gözden geçirip, davranışlarının ona olumsuz örnek olup olmayacağını inceleyin.
    Sevdiği oyunları deneyin. Çocuğunuzun favori oyunlarında bir deneme sürüşü de siz yapın! Sevdiği oyunların zararlı ögeler içerip içermediğini, bağımlılık yaratmaya yönelik etkilere sahipliğini doğrulayın. Bunlarla sınırlı kalmayın! Mesela, fantastik oyunlar oynamayı seven bir çocuk fantastik hikaye kitaplarından da hoşlanabilir. Onu çeşitliliğe teşvik edebilirsiniz. Bilgisayarı ve teknolojik aletleri evin herkese açık bölümünde kullandırın. İnternet artık çocukların erişmemesi gereken milyarlarca içerikle dolu. Bu içeriklerin arasında çocukların kolayca bağımlı hale gelebileceği içerikler de var. Onları, bu içeriklere bir başına ve özgürce erişebileceği odalarında bırakmayın. Denetimi elinizde tutun. Online kullanım alışkanlıklarını takip edin. Çeşitli yazılımlar ve filtreler sayesinde çocuğunuzun vaktini ne şekilde geçirdiğini öğrenebilirsiniz. Böylece riskli durumlar hakkında önceden haberdar olup aksiyona geçebilirsiniz.
    Sosyal yeteneklerini sınayın. Çocuğunuz akranlarıyla iletişime geçmekte zorlanıyor mu? O halde olabildiğince aynı ilgi alanına sahip kişilerin bir arada olduğu hobi gruplarında yer almasını ve sosyal yönünü geliştirmesini sağlayın. Çocuğunuz internet bağımlılığı belirtilerini taşıyorsa profesyonel destek alın. İnternet bağımlılığının nedenleri depresyon, öfke veya kendini yetersiz görme gibi sorunlara dayanabilir. Eğer bağımlılık belirtilerini yoğun biçimde görüyorsanız, profesyonel desteğe başvurun. Haber Merkezi