Kategori: Sağlık

  • Tuz tüketimine dikkat çektiler

    Tuz tüketimine dikkat çektiler

    14-20 Mart Dünya Tuza Dikkat Haftası etkinlikleri kapsamında, Sarıkaya İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri esnafları dolaşılarak afiş ve broşür dağıtımı yaptılar. Tuz tüketimine dikkat çeken ekipler, tuzun zararları hakkında bilgilendirme yaptılar. Ekipler, ‘’Dünya Sağlık Örgütü günlük kişi başı tuz tüketimini 5 gramın altında önermektedir ve bu miktar bir tepeleme bir çay kaşığına silme bir tatlı kaşığına denk gelmektedir. Günlük olarak tüketilmesi önerilen bu miktar; gün içinde tüm besinlerimizle aldığımız tuzu sodyumu da kapsamaktadır. Tuz, besinlerin doğal bileşiminde bulunduğu gibi, deniz tuzu deniz suyunun buharlaştırılması ile elde edilir ve kaya tuzu halite, göl yataklarından veya toprak altından elde edilir, kurutulur olarak da elde edilir. Genel olarak tuz sodyum ve klorürden oluşur. Sodyum klorür içeriği tüm tuzlarda kaya, deniz, sofra tuzu yaklaşık olarak aynıdır. Bu nedenle sağlık etkileri de aynı olmaktadır’’ dedi. Haber Merkezi

  • Tıbbi sekreterlere eğitim

    Tıbbi sekreterlere eğitim

    Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan paylaşımda, ‘’Müdürlüğümüz koordinasyonunda Yozgat Şehir Hastanesi konferans salonunda Suat Tekin ve Ramazan Çoban tarafından Tıbbi Sekreterlerimize iki gün süren ‘Bilgi Güvenliği’,‘KVSK’,‘E-NABIZ’,‘REÇETEM’, ‘TELERADYOLOJİ’, Sağlıkta iletişim’ ‘Hasta ve yakınlarını tanıma ve anlama’ konularında eğitim verilmiştir’’ denildi. Haber Merkezi

  • Necip Taşkın; 18 Mart kutlu olsun

    Necip Taşkın; 18 Mart kutlu olsun

    Bu zaferin, milletin kaderini değiştiren önemli bir kahramanlık destanı olduğuna dikkat çeken Taşkın, Çanakkale’yi geçilmez yapan ve milletin kaderini değiştiren Çanakkale Zaferinin dünya milletlerine örnek olduğunu söyledi. Bu büyük zaferin kazanılmasında pek çok isimsiz kahramanların olduğu kadar, Yahya Çavuş, Koca Seyit, 57. Alay ve diğer Mehmetçiklerimizin kanlarıyla suladıkları toprakları düşmandan kurtardıklarına dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi.
    Taşkın açıklamasında;

    “Çanakkale, milletin inancıyla, erdemli ve vakur duruşuyla tüm dünyaya insanlık örneği sergilediği bir savaştır. Bu savaşta askerimiz, denize düşen yaralı düşman askerlerinin kurtarılması için ateşi kesmiş, düşmanını sırtında revire taşımış, vicdanlı davranışıyla büyük bir insanlık örneği göstermiştir. Avrupalıların çektiği Çanakkale Savaşı filmlerinde Türklerin gurur verici insanlık örneği gösterilir. Çanakkale Zaferi ile dünyanın hayranlığını kazanan bir milletiz.
    Çanakkale de bir kavga verilmiştir. Bu kavga mazlum bir milletin varoluş kavgasıdır. Emperyalizme karşı büyük bir direniştir. Güçsüz bir milletin, güçlü devletlerin haksızlığına karşı başkaldırısıdır. Tarihte böyle bir direniş görülmemiştir. Çanakkale Savaşı ile bir millet uyanmış, bir millet bağımsızlığını kazanmış ve gösterdiği büyük cesaretle altın harflerle tarihe adını yazdırmıştır.
    Kahraman askerlerimizin 18 Mart 1915 günü “Çanakkale Geçilmez” diye tarihe not düştüğü büyük zaferin milletimize ulus bilincini kazandırdığını unutmamak gerekiyor. Gururla kutladığımız bu zaferin onurunu bizlere yaşatan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, milli mücadelede hayatlarını gelecek neslin bağımsızlığı için feda eden aziz şehitlerimizi şükran ve minnet duyguları içinde saygıyla anıyorum.” ifadelerini kullandı. / Yusuf BAĞCI

  • Tuzu azaltalım, yaşam  kalitemizi arttıralım

    Tuzu azaltalım, yaşam kalitemizi arttıralım

    Dünya Sağlık Örgütü’nün günlük kişi başı tuz tüketimini 5 gramın üstünde önermediğini ve bu miktarın tepeleme bir çay kaşığına denk geldiğini ifade eden Yıldıran, bu miktarın içerisinde besinlerin kendi içerisindeki tuz miktarının da dahil olduğunu, bu sebeple tükettiğimiz tuz miktarının vücudumuzun ihtiyacından çok fazla olduğunu dile getirdi.
    Yıldıran, beslememizdeki fazla tuzun, yüksek tansiyon, inme, kalp ve damar hastalıkları ve böbrek hastalıklarına yol açtığını, inme ve kalp hastalıklarının dünya çapında sakatlanma ve ölüme sebep olan en önemli iki neden olduğunu söyledi.
    Diyetisyen Onur Yıldıran açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Şu anda ülkemizde günlük kişi başı tuz tüketim miktarının ortalama 10 gram olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü günlük tuz tüketim miktarını 5 gramın altında önermektedir. Bu miktar ortalama bir tepeleme çay kaşığına veya ortalama bir silme tatlı kaşığına denk gelmektedir. Günlük olarak tüketilmesi gereken bu miktar ise gün içerisinde tükettiğimiz tüm besinlerden aldığımız tuz miktarını kapsamaktadır.
    Ayrıca genel olarak tuz, sodyum ve klorürden oluşmaktadır ve tüm tuzlarda sodyum klorür içeriği yaklaşık olarak aynıdır; bu nedenle deniz tuzu, kaya tuzu, pembe tuz gibi bütün tuzların toplam tüketiminin günlük 5 gramın altında kalması gerektiği bilinmelidir.
    Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında tuz tüketimini azaltmaya yönelik bugünden itibaren uygulayabileceğimiz ve alışkanlık haline getirebileceğimiz birkaç öneride bulunmak istiyorum:
    Yemekler hazırlanırken daha çok tuz yerine limon, soğan, sarımsak ve çeşitli baharatlar gibi diğer lezzet arttırıcıları tercih edebiliriz.
    Salamura ürünlerin tuz içeriğinin azaltılması için suda yıkama ve bekletme işlemleri uygulayabiliriz.
    Hazır ve paketli gıdaları satın almadan önce besin etiketini okuyarak daha az tuz içeren ambalajlı ürünleri tercih edebiliriz.
    Tuzlanmış ve kavrulmuş kuruyemişler yerine çiğ kuruyemişlere yönelebiliriz.
    Yemeğin tadına bakmadan tuz atma alışkanlığımız varsa bu alışkanlığımızdan vazgeçebiliriz.
    Sofralarımızdan tuzlukları kaldırarak isteğe bağlı tuz tüketimini önleyebiliriz. Bu kapsamda da hastanemizdeki yemekhanelerde tuzluklar yemek masalarından yakın zamanda kaldırılmıştır.
    Bütün bu önerilerin eşliğinde günlük alınan tuz miktarının 10 gramdan 5 grama düşürülmesiyle birlikte inme ve kardiyovasküler hastalıkların riski ortalama %20 azalabilmektedir.
    Son olarak Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında şunu söyleyebiliriz ki tuzu azaltalım, yaşam kalitemizi arttıralım.” Haber Merkezi

  • Başhekim Görevden Alındı

    Başhekim Görevden Alındı

    Edinilen bilgilere göre Yozgat Bozok Üniversitesinde 5 yıldır Başhekimlik görevini layıkı ile yürüten Prof. Dr. Arif Osman Tokat’ın ani olarak görevden alınması kamuoyunun dikkatini çekti.
    Daha önce de benzer durumların yaşandığı Bozok Üniversitesi Hastanesinde; Hastane Dekanı Prof. Dr. Ferit Çiçekçioğlu’nun Ankara’ya tayini çıkması ve yerine Prof. Dr. Murat Korkmaz’ın ataması yapılmış, kısa bir süre sonra Korkmaz’ın da yerine Dekan olarak Prof. Dr. Mustafa Fatih Erkoç atanmıştı.
    Gerek kamuoyu, gerekse hastane çalışanları tarafından Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Karadağ tarafından yapılan kısa sürelerle üst kademe de yapılan değişiklikler hastane kadrosunda doktor sorunlarının artarak devam ettiği dile getiriliyor. Haber Merkezi

  • Doğduğu gün emekli oldu

    Doğduğu gün emekli oldu

    Yozgat Şehir Hastanesi bünyesinde Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni olarak görev yapan 65 yaşındaki Erol Akça 1985 yılında Yozgat Devlet Hastanesi’nde başladığı mesleğine doğum gününde emekliliğe ayrılarak veda etti.
    Başhekim Mustafa Kozan ve Hastane yönetiminin teşekkür belgesi verdiği Erol Akça “Mesleğime 1985 yılında Yozgat Devlet Hastanesinde Başladım. 40 yıla yakın aralıksız çalışmaya devam ettiğim mesleğimden ayrılmanın hüznünü yaşıyorum. Çalışma hayatım boyunca bir çok mesai arkadaşlarım oldu. Bugün o arkadaşlarım doğum günümde bana sürpriz yaptılar. Emekliliğe ayrılışım doğum günüme denk gelmesiyle hiçbir zaman unutmayacağım bir gün yaşadım. Başhekimimiz Uz.Dr. Mustafa Kozan’a, kurum müdürlerimize ve mesai arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum” dedi.
    BAŞHEKİM KOZAN, TEŞEKKÜR BELGESİ VERDİ
    Yozgat Şehir Hastanesi Başhekimi Uz.Dr. Mustafa Kozan emekli olan Erol Akça’yı ziyaret ederek teşekkür belgesi verdi.
    Kozan ziyaretinde şunları söyledi: “Uzun zamandır beraber çalıştığımız Erol Akça’ya bu uzun süredir Hastanemize verdiği emeklerinden dolayı teşekkür eder, doğum gününü kutlar ve emeklilik hayatında ailesiyle birlikte sağlıklı ve huzurlu bir ömür dilerim.” Haber Merkezi

  • “Sağlıkçıların memnuniyeti de dikkate alınmalı”

    “Sağlıkçıların memnuniyeti de dikkate alınmalı”

    Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliği 4. Maddenin n fıkrasına dayanılarak hazırlanan “Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Tesislerinin Kurum Hedef Katsayısının Hesaplanmasına İlişkin Yönerge” nin 1 Nisan’dan itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdiğini belirten Necip Taşkın şunları söyledi:

    “Sağlık tesislerinin kurum hedef katsayıları Genel Müdürlük tarafından hesaplanacak. Bu katsayı, Bakanlıkça sağlık tesislerinin dağıtımına karar verilen ek ödeme miktarının tesis başına belirlenmesinde çarpan olarak kullanılacak olan Kurum Hedef Katsayısı; 4/n fıkrasında belirtildiği üzere, Bakanlıkça sağlık tesislerinde dağıtımına karar verilen ek ödeme miktarının tesis başına belirlenmesinde çarpan olarak kullanılan ve ilgili birimin sağlık hizmet sunumu, finansal sürdürülebilirlik, çalışan ve hasta memnuniyeti gibi kriterler çerçevesinde düzenlenen 1,0 ile 1,3 arasında değişen katsayıyı elde edebilmesi için sağlık tesisinin o dönemde mali açıdan bağımsız olarak hizmet sunumu yapmış olması ve hizmet verilerinin oluşması şartına bağlanmıştır.

    Yönergeye göre sağlık tesislerinin 1,0’in üzerinde bir kurum hedef katsayısı ile değerlendirilebilmesi için sağlık tesisinin sorumlu olduğu Ayaktan Sağlık Hizmetleri, Ameliyathane Hizmetleri, Görüntüleme Hizmetleri, Memnuniyet Göstergeleri bölümlerinin her birinden aldığı toplam puan, ilgili bölüm puanının en az %50’si olmalıdır.

    Puan toplamı 50’den küçük değer alan sağlık tesislerine verilecek katsayı 1.0, puan toplamı 50’ye eşit ya da büyük ve 70’den küçük değer alan sağlık tesislerine verilecek katsayı 1,1, puan toplamı 70’ e eşit ya da büyük ve 90 ‘dan küçük değer alan sağlık tesislerine verilecek katsayı 1,2, puan toplamı 90’a eşit ya da büyük değer alan sağlık tesislerine verilecek katsayı 1,3 olarak tespit edilecek ve ek ödeme bu puanlara göre yapılacak.

    Bu yönergeye göre hangi hastanenin hangi gerçekleşme puanına göre alacağı miktarı şimdiden tespit etmek mümkün değil. Nisan ayından sonra kimin ne kadar alacağı ortaya çıkacak. Anadolu Sağlık Sen olarak değerlendirmemiz şöyledir; mevcut sistemde hekimlerin hastaya ayırdığı zamanın kısıtlı ve yetersiz olduğu yönünde yoğun şikâyetler varken, sağlık tesislerinde en yüksek katsayıya ulaşabilmek için poliklinik sayısını artırmaya zorlayan bu yönerge ile hekimin hastasına ayıracağı zaman daha da kısıtlanacaktır. Öte yandan bu yönergenin alt kadrolarda çalışanlara sağlayacağı artı değeri de kestirmek zor. Bu nedenle sendika olarak önerimiz şudur; gruplandırılan sağlık tesislerinin aylık en az ve en çok dağıtacağı miktara göre çalışanların idari, mali ve hukuki sorumluluk dereceleri dikkate alınarak miktarı yönetmelikte net olarak belirlenecek oranlarda bir ek ödeme sistemi getirilmelidir. Yayımlanan yönergeyi de bu bakış açısıyla değerlendiriyoruz. Sağlık Bakanlığı sadece hasta memnuniyetini değil, çalışanların memnuniyetini de önceleyerek adil bir sistemi yürürlüğe koymalıdır.” / Yusuf BAĞCI

     

     

     

  • Tıp Bayramında sağlıkçıları yalnız bırakmadı

    Tıp Bayramında sağlıkçıları yalnız bırakmadı

    Kaymakam Recep Aydın, Boğazlıyan Devlet Hastanesi ile İlçe Sağlık Müdürlüğünü ziyaret ederek sağlık çalışanlarının Tıp Bayramını kutladı. Hastane ziyaretinde hastalar ile de bir araya gelen Kaymakam Aydın, geçmiş olsun dileklerinde bulundu.
    Kaymakam Aydın, 14 Mart Tıp Bayramı sebebiyle ‘’Hayatını insan yaşamına ve sağlığına adayan, her koşulda özveriyle çalışan hekimlerimiz başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızın Tıp Bayramını kutluyorum. Yaptıklarınız için minnettarız, iyi ki varsınız” dedi. Haber Merkezi

  • Tıp bayramını kutladı

    Tıp bayramını kutladı

    Şahin, ‘’Öncelikle depremde hayatını kaybeden sağlık çalışanlarımızı rahmetle anıyorum. Asrın felaketi olarak tarihe geçen ve ülkemizi derinden etkileyen deprem felaketinde yaralanan vatandaşlarımız başta olmak üzere tüm hastalarımızın sağlığına kavuşması için gecesini gündüzüne katarak karşılık beklemeden büyük bir fedakârlık örneği sergileyen doktor, hemşire ve tüm personellerimizin o zor koşullarda yaptıkları takdire şayandır. Tüm sağlık çalışanlarımıza ülkemiz adına teşekkür ederim. Sağlık alanında 7/24 kesintisiz olarak verdiğimiz hizmetlerimizle vatandaşlarımızın takdirini kazanan sağlık çalışanlarımızın milletimizin gönlünde her zaman ayrı bir yeri vardır. Tıp Bayramı vesileyle her zaman büyük bir fedakârlık ve sabırla görev yapan doktorundan hemşiresine, eczacısından destek personeline tüm sağlık çalışanlarımıza şükranlarımı sunuyor, 14 Mart Tıp Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum’’ dedi. Haber Merkezi

  • Hastalarını il dışına göndermiyor

    Hastalarını il dışına göndermiyor

    Glokom yani halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen ve göz hastalıkları içerisinde sessizce ilerleyebilen sinsi bir hastalık olduğunu dile getiren İçöz, bu nedenle tüm dünyada farkındalığı artırmak amaçlı 12- 18 Mart tarihlerinin glokom haftası olarak bilindiğini ifade etti. İçöz, glokom hasta takibinin Yozgat Şehir Hastanesinde yapıldığını söyleyerek şöyle konuştu: “Öncelikle farklı cihazlar ile alınan ölçümler ile hastalığın takibi yapılır. Bu ölçümlerde göz içi basıncı, görme sinirine ait kalınlıklar, görme alanındaki değişiklikler, açı bölgesinde farklılıklar değerlendirilir. Glokom tanısı tek bir muayene ile konulmamalıdır. Aynı zamanda ailede göz tansiyon varlığı diğer aile bireyleri için önemli bir risk teşkil etmektedir. Farklı zamanlarda farklı ölçümler ile tutarlı sonuçlara ulaşılınca tanı konulur.”

    Uygulanan tetkiklerden sonra tedavi yöntemi hakkında da bilgiler veren Op.Dr. Mehmet İçöz konuşmasına şöyle devam etti:
    “Tanıdan sonra tedavi aşamasında öncelikli ilaç tedavisi ile başlanır. İlaç tedavisinin yetersiz olduğu durumlarda cerrahi tedavi uygulanır. Hastanemizde de cerrahi tedavi uygulanmaktadır. Bugüne kadar hastanemizde yaklaşık 10 hastamızın göz tansiyon ameliyatını gerçekleştirdim. Hastalarımız bu ameliyat için Ankara, Kayseri gibi daha büyük merkezlere gitmesine gerek kalmadan sorunsuz bir şekilde takip edilmektedir. Rutin göz muayenesi dışında hastalığın son evresine kadar herhangi bir semptom olmayabilir. Bu nedenle bu sinsi hastalığın tanısının konulması için rutin göz muayenesi çok önemlidir.” Haber Merkezi

  • Tıp Bayramını buruk karışladık

    Tıp Bayramını buruk karışladık

    Yozgat Şehir Hastanesi Başhekimi Uz.Dr. Mustafa Kozan ‘’Ülkemizi derinden sarsan depremlerde hayatını kaybeden sağlık çalışanlarına Allah’tan rahmet diliyorum’’ dedi.
    Başhekim Kozan açıklamasına şöyle devam etti:
    “Ülkemizin yaşadığı deprem felaketinde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilerim. Bu yıl 14 Mart Tıp Bayramını buruk karşılıyoruz. Depremin duyulmasıyla birlikte ilk andan itibaren sahada yer alan sağlık zalışanlarına şükranlarımı sunarım. Yaraları birlikte sarmaya devam edeceğiz.”


    YOZGAT ŞEHİR HASTANESİNE GÜN BOYU ZİYARETLER SÜRDÜ
    Bu yıl buruk karşılanan 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla Yozgat Şehir Hastanesi’ne ziyaretler gün boyu devam etti. Başhekim Uz.Dr. Mustafa Kozan; ‘’14 Mart Tıp Bayramı vesilesiyle bu günümüzü kutlayan Yozgat Vali Vekili Adnan Kayık, İl Emniyet Müdürü Kenan Şaban Süzgün, İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin, SPV Yöneticisi Utku Dinler, ISS Yozgat İşletme Hizmetleri Müdürü M. Övünç Zeytinci ve ISS Birim Müdürleri’nin nazik ziyaretleri için çok teşekkür ediyorum’’ dedi.
    Tıp Bayramı, her mart ayının 14’ünde, tıp doktorlarının hizmet sorunlarının tartışıldığı, bilime katkılarının ödüllendirildiği bir anma ve kutlama günü olarak kutlanıyor. Haber Merkezi

  • ‘14 Mart yeni bir başlangıç olsun’

    ‘14 Mart yeni bir başlangıç olsun’

    14 Mart Tıp Bayramının kutlandığı bu önemli günde hekimlerin performans sistemiyle adeta yarıştırılmasının doğru olmadığını belirten Taşkın, bu uygulamanın sunulan hizmetin niteliğini olumsuz etkilediğini ve bundan vatandaşlarında etkilendiğini belirterek şunları ifade etti:

    “Ülkemiz tıp alanında gelişti. Sağlık hizmeti alanında ciddi yol kat edildi. Sağlık turizmi oluştu. Sağlık alanında ihtiyaç duyulan teknoloji ile hastalıkların tanı ve tedavisinde önemli gelişmeler yaşandı. Bunlar sevindirici, ancak sağlık sektöründe çalışanların moral ve motivasyonunu; ekonomik, sosyal ve mesleki olarak gelişmesini artıracak düzenlemelerde hâlâ beklenen gelişmeler olmadı. Her ne kadar hekimlerimizin özlük ve mali haklarında bir takım düzenlemeler yapılmış olsa da Avrupa standartlarıyla karşılaştırıldığı zaman yetersiz olduğunu görebiliyoruz. Çalışma barışını bozan, adalet duygusunu derinden etkileyen, hasta sağlığı açısından risk oluşturan ve hekimlik mesleğini yozlaştırdığı konusunda tereddüt etmediğimiz performans sisteminin uygulanmasına son verilmesi gerekiyor.

    Canımızı emanet ettiğimiz hekimlerimize yönelik şiddete son verilmesi, bunun için caydırıcı ve ağır müeyyidelerin hayata geçirilmesi gerekiyor. Hekimlerin, hastalarıyla daha fazla ilgilenebilecekleri bir sistemin hayata geçirilmesi şarttır. Acil Servislerin kalabalık oluşu, yoğun ve uzun mesai, iş yükünün ağırlığı hekimleri yormaktadır. Hastaneler sağlık hizmeti sunmak için vardır; market işletir gibi yönetilmemeli, kâr öncelik olmamalıdır. Hastaneler kâr getirmesi düşünülen birer işletme değildir. Ülkemizde 100 milyon acil başvurusu, 370 milyon poliklinik hizmetinin olduğu düşünüldüğünde sistemde bir yanlışlık yapıldığı, hizmetin sunumunda verimi azalttığı açıkça ortadadır. OECD’nin 2021 yılında yayınladığı rapora göre Türkiye 1.000 kişiye 2 doktor oranıyla OECD ülkeleri arasında sonuncu sırada yer alıyor. Nitelikli tıp eğitimi ile kaliteli hizmet sunumunun gerçekleştirilebilmesi açısından dikkate değer görülen bu rapor iyi analiz edilmelidir.

    14 Mart Tıp Bayramında çalışma koşulları ve nitelikli sağlık hizmeti gibi hakların gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu vesileyle 14 Mart Tıp Bayramının hekimlerimiz başta olmak üzere tüm sağlık çalışanları açısından gelecek güzel günlere; sağlıklı, huzurlu, mutlu; ekonomik, sosyal ve mesleki sorunların çözüldüğü; kaliteli bir yaşam için yeni bir başlangıç olmasını temenni ediyorum.” / Yusuf BAĞCI

     

     

     

  • Dr. Menteşe: Aşırı tuz tüketimi böbreğe zarar verir

    Dr. Menteşe: Aşırı tuz tüketimi böbreğe zarar verir

    Nefroloji Hekimi Uz.Dr.İlay Berke Menteşe, “Dünya Böbrek Günü” dolayısıyla yaptığı açıklamada böbrek hastalıkları konusuna değindi.
    Aşırı tuz tüketiminin, tüm vücuda, özellikle de böbreklere verdiği zarara dikkat çeken ve böbrekleri korumak için aşırı tuz tüketmemek gerektiğini ifade eden Nefrolog Uz. Dr. İlay Berke Menteşe, ailesinde böbrek hastalığı olanların kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini ifade etti.
    Dr. Menteşe açıklamasında şunları söyledi: “Her biri yaklaşık yumruğumuz büyüklüğünde olan böbreklerimizin temel işlevleri; idrarı oluşturmak, kanımızdaki fazla sıvı ve atık maddeleri uzaklaştırmak, vücudumuzun kimyasal dengesini sağlamak, kan basıncımızın kontrol altında tutulmasına, kemiklerimizin sağlıklı kalmasına ve kırmızı kan hücrelerinin yapımına katkı sağlamak olarak özetlenebilir.”
    DÜNYADA 10 KİŞİDEN BİRİNİ ETKİLİYOR
    Kronik Böbrek Hastalığının dünyada her 10 kişiden birini etkileyen bir hastalık olduğunu vurgulayan Menteşe, “Böbrek hastalığı her yaşta ve her ırkta görülebilmektedir. 65-74 yaş arası 5 erkekten 1’inde ve 4 kadından 1’inde kronik böbrek hastalığının mevcut olduğu bilinmektedir. Bu hastalık özellikle erken evrelerde belirti vermemekte ve maalesef çoğunlukla sinsi seyretmektedir. Bazı hastalarda böbrek fonksiyonlarının yüzde 90‘ı kayboluncaya kadar hiçbir belirti ve bulgu gözükmeyebilir. İşte bu nedenle Dünya Böbrek Günü böbrek sağlığı ile ilgili farkındalığı toplum genelinde sağlamak ve toplum bilinçlenmesini arttırmak için bir fırsattır. Her yıl Mart ayının 2. Perşembesi tüm dünyada “Dünya Böbrek Günü” olarak kutlanmaktadır.”dedi.
    AİLESİNDE BÖBREK HASTALIĞI OLANLAR DİKKAT
    Ailesinde böbrek hastalığı olanların ayrıca dikkat etmesi ve kontrollerini yaptırması gerektiğini vurgulayan Dr Menteşe, “ “Yüksek tansiyon ve diyabet hastalığı yetişkinlerde en yaygın KBH nedenleridir. Bu durumlar haricinde; ailesinde böbrek hastalığı öyküsü bulunan, aşırı kilolu olan, yaşı 50’nin üzerinde olan ve sigara kullanan kişiler böbrek hastalığı için risk altındadır. Böbrek hastalığı idrarda protein tayini ve kanda kreatinin düzeyi tetkiki gibi basit bazı testlerle saptanabilir. İlerleyen böbrek hastalığı varlığında ödemli ayak bilekleri, köpüklü idrar, iştahsızlık, halsizlik, odaklanmada güçlük gibi belirtiler görülebilir.”diye konuştu.
    Böbrek hastalıklarının sinsi ilerleyişi sebebiyle “Sessiz Katil” olarak da adlandırıldığını söyleyen Uz.Dr.İlay Berke Menteşe, “Böbrek hastalıkları ne yazık ki sessiz katil olarak adlandırılır ve yaşam kalitesini büyük oranda etkilerler. Ancak uygulanacak bazı basit yöntemler ile böbrek hastalığı gelişim riski azaltılabilir. Bu amaçla uygulanması gereken 8 altın kural şunlardır: İdeal kiloda, aktif bir yaşam sürmek, Tuz alımının kısıtlı olduğu, işlenmiş ve hazır gıdalardan uzak, sağlıklı bir diyet ile beslenmek, Kan şekerini kontrol ve takip etmek, Kan basıncını kontrol ve takip etmek, Sigara içmemek, Gereksiz yere bol miktarda ya da düzenli şekilde ağrı kesici ilaç kullanımından kaçınmak, Diyabet, Hipertansiyon ya da obezite gibi hastalıkların bir ya da daha fazlasının varlığında böbrek fonksiyon tetkiklerini yaptırmak. Daha sağlıklı böbrekler ve daha uzun yaşam için bu kuralları hep beraber uygulamaya ve yaymaya özen göstermeliyiz.”şeklinde konuştu. Ferhat ÖZER

  • Kozan, kadın sağlıkçıların gününü kutladı

    Kozan, kadın sağlıkçıların gününü kutladı

    Başhekim Mustafa Kozan ve Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Tinel, hastanede poliklinik ve servislerde görev yapan kadın sağlık çalışanlarını ziyaret ederek karanfil takdim ederek günlerini kutladı.
    Başhekim Kozan, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla hayatın her anında varlıklarıyla gücümüze güç katan ve bizi biz yapan kadın çalışanlarımıza ve hastalarımızın günlerini tebrik ediyorum. Sevginin, şefkatin ve özverinin timsali olan kadınlarımıza saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz.”diye konuştu. İhsan ÇELİKKAYA

  • Eczacı Çözüm Derneği’nden ilaç ve medikal yardımı

    Eczacı Çözüm Derneği’nden ilaç ve medikal yardımı

    Eczacı Çözüm Derneği Başkanı Eczacı Miraç Laçin Uluğ derneğin kuruluş nedenleri ve etkinlikleri konusunda açıklamalarda bulundu.
    Uluğ, “ Derneğimiz 2022 Aralık ayında Yozgat Merkezli olarak Eczacılık, İlaç ve Sağlık alanlarında eğitim, araştırma ve danışmanlık yapmak, mal ve hizmet üretiminde bulunmak, üyeleri ve sivil toplum kuruluşları arasında ve bu alanlarda dayanışma ile eczacı ve sağlık çalışanlarının mesleki alanında, hasta, hasta yakını, idare ve yargının sağlık hizmetleri alanında farkındalığını insan haklarına uygun gelişimi yönünden etkileyerek, kamu yararına faaliyet göstermek üzere kurulmuştur. Derneğimiz bu süreçte 6 Şubat’ta ülkemizi derinden sarsan deprem felaketinin yaşandığı ilk andan itibaren organize olmayı başarmış ve aynı günün akşamında Yozgat’ımıza kardeş ilçe olarak seçilen Hassa’ya ilk gıda yardım TIR’ını ve Adıyaman’a içerisi ilaç, çocuk maması, medikal malzeme, çocuk ve yetişkin bezi, gıda ve battaniye dolu uçağı indirmiş ve ilk yardımları bölgeye aynı gün içerisinde ulaştırmıştır. Ertesi gün Osmaniye ve Elbistan’a gıda, ilaç, çocuk maması ve çocuk/yetişkin bezi dolu tırları gene güzel Yozgat’ımızdan bölgeye gönderimini sağlamıştır. Aynı günün akşamında ise Adıyaman’a ikinci uçağı Sahra Hastanesi ve Eczanesi olmak üzere kullanılacak çadır, jeneratör ve gerekli tüm gereçler, ilaç ve tıbbı malzemelerle bölgeye ulaşmıştır. Derneğimiz ayrıca, Türkiye’de hizmet veren 42 bin eczacımızın bağışlarıyla, Türk Eczacıları Birliği ve 54 Eczacı Odamız koordinatörlüğünde deprem bölgelerimizde kurulan Sahra Eczanelerine ürün tedariği için bölgeye bahsi geçen yardımlara ek olarak 2 uçak, 1 tır ve 7 kamyon ilaç, çocuk maması, hijyen malzemeleri, diş macunu ve diş fırçaları, iç çamaşırları ve tıbbı malzeme gönderimde bulunmuştur. Bu ürünler; bölgede kurulan 26 sahra eczanesinin 22 tanesine ihtiyaca göre yönetimimiz ve dernek gönüllülerimiz tarafından bizzat teslim edilmiştir. Bu teslimatlar sırasında Sahra Eczanelerinin eksik ve fazlaları tespit edilmiş ve bölgeye gidecek Eczacı gönüllüler tarafından tedarik edilen ve sahra eczaneleri arası 24 kamyon ilaç koordinasyonu yapılmıştır.”dedi.


    BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜYÜZ
    Yapılan çalışmalarda birlikte hareket edildiğinde daha güçlü olduklarını vurgulayan Uluğ,
    “Bölgede yaşayan halkımızdan bir kişinin bile ilaçsız kalmaması için İçişleri Bakanlığımızdan 40 adet moto-kurye ve 20 adet off-road aracı derneğimize tahsis edilmesini talep edilmiş ve İç İşleri Bakanlığımız tarafından derneğimize tahsis edilen bu araçlarla Kahramanmaraş ve Hatay’da 25 ilçe 456 köy ve 20 çadır kente ve sayısız hasta vatandaşımıza özel olarak ilaç gönderimini koordine etmiştir.Tabii ki güzel Yozgat’ımıza sığınan depremzede kardeşlerimizi de bu süreçte unutmadık ve Yozgat’ımızdaki STK’larla ortak yürüttüğümüz yardımlarımızda 100’lerce depremzedemize ilaç, çocuk maması ve bezi, çeşitli kıyafet ve gıda yardımlarımızın yanında ev tedarik edilen depremzedelerimiz içinde beyaz eşya yardımlarında bulunduk.
    Türkiye’deki tüm meslektaşlarımızın muazzam desteğiyle ve ülkenin her yerinden bölgeye dönüşümlü olarak gönüllülük esası ile çalıştığı 26 Sahra Eczanemiz ile deprem bölgesinde hiçbir vatandaşımız ilaca erişimde sıkıntı yaşamamıştır. Ayrıca bu operasyonlarda bizlerin yanında olan, lojistik olarak destek veren Yozgat Valiliğimize, Yozgat Belediyemize ve Ak Parti İl Teşkilatımıza sonsuz teşekkürler.Eminiz ki, ülke olarak hep beraber bu zor günleri geride bırakacağız çünkü biliyoruz ki; Birlikte Güçlüyüz, Beraber Başaracağız.”ifadelerini kullandı. Nazife EKİCİ

  • Çocuk çağında diyabet ve obezite anlatıldı

    Çocuk çağında diyabet ve obezite anlatıldı

    TOKİ Şehit Ali Salmanlı İlkokulu’nda öğrenciler ile bir araya gelen Alkan, öğrencilere diyabet ve obezite hakkında bilgi vererek nasıl önlemler almaları gerektiğini anlattı. Çocuklukta sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmenin önemine vurgu yapan Alkan, bu çağda görülebilen Tip 1 ve Tip 2 diyabet hakkında bilgiler verdi. Eğitim de çocuklarda etiket okuma, besin içeriği gibi konularda da farkındalık yaratıldı. Haber Merkezi

  • Riskli gebelik değerlendirildi

    Riskli gebelik değerlendirildi

    Yapılan toplantıda aile hekimleri tarafından riskli gebe olarak bildirilen hastaların tek tek vaka sunumu şeklinde olgu bazlı değil hasta bazlı değerlendirmeleri yapıldı. Kadın doğum uzmanı Uzm. Dr. Gökçe Aykanat tarafından riskli gebelerin takibi ile ilgili hasta bazında değerlendirme yapılıp yönetilecek süreç için önerilerde bulunuldu. İlçe Sağlık Müdürlüğümüzce planlaması yapılıp her ayın son haftası riskli gebelik toplantısı aile hekimleri ve kadın doğum uzmanının katılımıyla İlçe Sağlık Müdürlüğü’nde sorumlusu Ebe Nazife Büyükbaş moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Haber Merkezi

  • Günlük rutine dönmemiz lazım

    Günlük rutine dönmemiz lazım

    ‘’Yemek ve uyku saatlerinizin, öz bakımlarınızın yine önceki gibi devam etmesi hem sizin hem de varsa çocuklarınızın korku, kaygı ve çaresizlik gibi duygularının yatışmasını sağlayacaktır’’ diyen Şahin, böylece günlük rutinlere dönebilmek tetikte olan bedeninizin ve zihninizin sakinleşmesine yardımcı olacağını belirtti. Şahin, ‘’Olaydan önceki yaşantınızdaki görev ve sorumluluklarınıza dönmeye başladıkça bu belirtilerin de hafiflediğini göreceksiniz. Mümkün olduğunca günlük rutinlerinize devam etmeniz hem sizin hem de ailenizin bu durumla baş etmesini kolaylaştırır. Örneğin; yemek ve uyku saatlerinizin, öz bakımlarınızın yine önceki gibi devam etmesi hem sizin hem de varsa çocuklarınızın korku, kaygı ve çaresizlik gibi duygularının yatışmasını sağlayacaktır. Böylece günlük rutinlere dönebilmek tetikte olan bedeninizin ve zihninizin sakinleşmesine yardımcı olacaktır’’ dedi. Haber Merkezi

  • 889 depremzede başvuruda bulundu

    889 depremzede başvuruda bulundu

    Yozgat Şehir Hastanesi Başhekimi Uz. Dr. Mustafa Kozan, deprem bölgesinden şuana kadar 889 hastanın başvuruda bulunduğunu söyledi. Başvuran hastaların arasında 112 ambulans ile gelenlerin de olduğunu, kendi imkanlarıyla başvuranların da bulunduğuna dikkat çeken Kozan, halen hastanelerinin servislerinde ve yoğun bakımda olmak üzere 14 depremzede hastanın tedavi almaya devam ettiğini belirtti.


    YARALARI BİRLİKTE SARACAĞIZ
    Şu anda Yozgat Şehir Hastanesine başvuran depremzede hastaların gerekli bölümlerdeki tedavilerinin ardından fizik tedavi ve psikososyal tedavilerine başlandığını, buna da hazır olduklarını ifade eden Başhekim Kozan, ‘’Hem ekibimizin tecrübesi, hem yatak kapasitemiz, hem de cihaz donanımımız ile hastalarımızı bir an önce tedavi etmek amacındayız. Depremzede vatandaşlarımızın tedavileri devam ederken normal tedavisi olan vatandaşlarımızın süreçlerinde de kesinlikle bir aksamaya meydan vermiyoruz. Millet olarak yaşadığımız bu asrın felaketinde bizler de tüm enerjimizi yaraları sarmak için kullanmaya devam edeceğiz’’ dedi.
    DEPREMZEDE HASTALARIMIZA SOSYAL MARKET OLUŞTURDUK
    Yozgat Şehir Hastanesi bünyesinde depremzede hastalar için kurulan sosyal markette toplanan ürünler depremzede hastaların kullanımına sunulduğunu anlatan Başhekim Kozan konuşmasına şöyle devam etti:
    ‘’Depremin ilk gününden itibaren hastane çalışanlarımızın katılımıyla bir çok ürünü deprem bölgesine gönderdik. Bunun yanısıra hastanemize başvuran depremzede hastaların kullanımına sunmak için sosyal market oluşturduk. Başlattığımız kampanyaya çalışanlarımız hemen karşılık verdi. Bu kapsamda toparladığımız sıfır ürünleri depremden etkilenen hastalarımızın kullanımına sunduk. Oluşturduğumuz sosyal markette her yaş grubu için tüm ürünler mevcut.’’


    HASTANEMİZDEN GÖNÜLLÜ PERSONELLER DEPREM BÖLGESİNDE
    Yozgat Şehir Hastanesinde görev yapan hastane çalışanları, depremin etkilediği bölgelerde görev yapmaya devam ediyor.
    Başhekim Kozan konuyla ilgili şunları söyledi: ‘’Afetin yaşandığı ilk günden itibaren Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü ile koordineli olarak bölgedeki sağlık personeli ihtiyacına cevap verebilmek adına gönüllülük esasıyla çalışmaya gidebilecek isimleri belirledik. İlk ekibimizin bölgeye intikal ederek hemen çalışmalarına başladı. Her hafta hastanemizden gönüllü çalışanlarımız bir önceki ekibi ile yer değiştirerek çalışmaya devam etmektedirler. Bölgeye giden sağlık personelimiz; cerrahi operasyon, ilk yardım, psikososyal destek ve diğer tüm sağlık hizmetlerinde sorumluluk üstlenmektedirler.’’ Haber Merkezi

  • Yalnız değiller

    Yalnız değiller

    Kahramanmaraş merkezli meydana gelen deprem felaketlerinin ardından Yozgat’a gelen depremzedelerden şehir hastanesinde tedavi görenleri her fırsatta ziyaret eden Başhekim Kozan, hastalar ile görüşüp, isteklerini alıp geçmiş olsun dileklerinde bulunuyor. Başhekim Kozan; ‘’Bu zor zamanları birlikte atlatacağız. Birlik, beraberlik ve kardeşlikle yeni günlere umutla bakmaya devam edeceğiz. Bizlerden bir isteğiniz, arzunuz olursa her zaman destek olmaya varız. Rabbim bizlere bir daha böyle acılar ve afetler yaşatmasın’’ dedi.
    Haber Merkezi

  • Tümüklü bağımlılığa dikkat çekti

    Tümüklü bağımlılığa dikkat çekti

    Bağımlılık yapan maddelerin bedene ve zihne verdiği zararların bilinmesi gerektiğini vurgulayan Tümüklü, toplumda bağımlılığa karşı bilinç geliştirmek, bağımlılık yapan maddelerin bedene ve zihne verdiği zararlarla ilgili kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla her yıl 1-7 Mart Yeşilay Haftası olarak kutlandığını hatırlatarak şöyle konuştu; ‘’Yeşilay yüz binlerce gönüllüsü ve çalışanıyla çeşitli faaliyetlerle bağımlılığa ve etkilerine dikkat çekmektedir. Bağımlılık Nedir? Bağımlılık, kişinin kullandığı bir madde veya gerçekleştirdiği eylem üzerindeki kontrolünü yitirmesidir. Bireyin doğduğu andan itibaren dış dünyadan gelen uyaranlara karşı olumlu ya da olumsuz tepki vererek kendini koruması ve sorunlarla baş etmesi gerekir. Tercih ettiği bu başa çıkma yöntemi bağımlılığın ortaya çıkmasında kilit unsuru oluşturur. Bağımlılık konusunu ele alırken kişinin bebeklik ve çocukluk döneminden itibaren bulunduğu ortamlar, sosyokültürel yapılar da dikkate alınmalıdır. Bağımlılığın oluşma sebepleri bağımlılık, çok sayıda psikolojik ve biyolojik unsurun bir araya gelmesiyle oluşur, tek bir sebebe bağlamak pek doğru olmayabilir. Bireyin maddeyle ilk karşılaşmasında merak ve korku duygusu ile bir kereden bir şey olmaz düşüncesi baskın olur. Bağımlılık yapan maddeler, beyindeki motivasyon, dikkat, karar verme gibi bilişsel fonksiyonlardan sorumlu dopamin hormonunun salınımını etkilemektedir. Madde ne kadar sık ve ne kadar çok kullanılırsa beyine vereceği zarar da o kadar artar. Yeşilay’ın çalışma yaptığı bağımlılık alanları, Tütün Bağımlılığı, Alkol Bağımlılığı, Madde Bağımlılığı, Kumar Bağımlılığı, Teknoloji Bağımlılığı, YEDAM Nedir? Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM), bağımlılık konusunda bireylere ücretsiz psikososyal destek veren bir merkezdir. Bağımlılıkla ilgili sorun yaşayan kişilerin aileleri ve yakınlarına da destek verilerek kişinin çevresiyle olan ilişkilerinin de iyileştirilmesi sağlanmaktadır. Sosyal yaşama uyum amaçlı meslek edindirme kursları, grup çalışmaları, YEDAM atölyede gerçekleştirilen aktivitelerle maddelere değil hayata bağlı bireylerin olması hedeflenmektedir.’’ Haber Merkezi

  • Obezite oranları artıyor

    Obezite oranları artıyor

    Yozgat Şehir Hastanesi Diyetisyeni Buse Ünsal, 4 Mart Dünya Obezite Günü nedeniyle yaptığı açıklamada günün önemine dair bilgiler verdi. Diyetisyen Buse Ünsal, ‘’Obezite oranları 1975 yılından bu yana yetişkinlerde 3 kat, çocuk ve ergenlerde neredeyse 5 kat artarak hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde tüm sosyal gruplardan her yaştan insanı etkilemektedir” dedi.
    Ünsal, ‘’4 Mart dünya obezite günü insanların sağlıklı bir kiloya ulaşmasına, sağlıklı kilolarını korumasına veya obezitenin getirdiği sağlık problemlerini tersine döndürmeye yönelik teşvik edici uygulamaları kapsamaktadır. Tüm dünyada fazla kiloluluğun ve obezitenin prevalansı artmakta. 1975’den bu yana 3 kat artmıştır. Ülkemizde ise durum farklı değildir. 2017 verilerine göre fazla kiloluk oranı yüzde 34, obezite oranı ise yüzde 31,5’dur. Bu durumda biz diyetisyenlere çok iş düşmekte. Bu kapsamda özellikle diyetisyenlerin oluşturduğu besin porsiyonlarına dikkat ederek beslenilmeli. Aşırı tüketimden kaçınmalıyız. Gazlı içecekler, hazır meyve suları yerine ev yapımı limonatalar. Komposto suları veya taze sıkılmış meyve suları tüketilmelidir. Tuz tüketimi azaltılmalı ve kızartma yerine , buharda pişirme, haşlama yöntemleri tercih edilmeli. Ulusal kapsamda ise özellikle aile diyetisyenliği uygulamaları. Ülkemizde yaygınlaştırılmalı. Sağlıklı çevrenin oluşturulması, fiziksel aktivitelerinin yapılacağı alanların arttırılması yönünde girişimler uygulanmalı. Besin etiketleme ve sağlıklı ve sağlıksız besinlerin vergilendirilmesi kapsamında ise uygulamalara gidilmelidir. Sağlık bakanlığı sağlık hizmetleri kapsamında ise birinci derecede aile hekimliği işbirliğinde sağlıklı hayat merkezlerinde. İkinci ve üçüncü basamakta ise obezite merkezlerinde multidisipliner, sağlıklı beslenme tedavisi danışmanlığı verilmektedir. Bizde hastanemizde bu doğrultuda diyetisyenler fazla kilolu ve obez bireylere yetişkin ve çocuk farketmeksizin, beslenme alışkanlıklarına, yaşam tarzına, kan laboratuar bulgularını eşlik eden hastalıklarına göre tıbbi beslenme tedavisi davranış değişikliği tedavisi uygulamaktayız. Bu süreçte hekimler ve psikologlarla iş birliği içinde olmamız sürece yön vermekte ve süreci hızlandırmaktadır. Son olarak şu şekilde bitirmek istiyorum: ‘Çok yedim obezdim, hastalıktan bezdim.’ dememek için sağlıklı beslenelim, aktif olalım’’ diye konuştu. Haber Merkezi

  • Öğretmen ve velilere kanser anlatıldı

    Öğretmen ve velilere kanser anlatıldı

    Kolon Kanseri Farkındalık Ayı etkinlikleri kapsamında; Merkez Toplum Sağlığı Merkezi ve Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) personellerinden Uzman Dr. Damla Sebhan Bozbay ve Ebe Özlem Keleş tarafından, Merkez Ortaokulu öğretmen ve öğrenci velilerine yönelik kanser farkındalık çalışmaları düzenlendi. Katılımcılara sık görülen kanserler, kanserden korunma yöntemleri ve kanser taramaları hakkında bilgiler verilerek taramaları yapılmak üzere KETEM’de randevuları oluşturuldu. 50-70 yaş arası kadın ve erkeklere GGK kiti dağıtılarak soruları cevaplandırıldı. Haber Merkezi

  • Dünya Kulak ve İşitme Günü

    Dünya Kulak ve İşitme Günü

    Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin, ‘’Çocukluk döneminde geçirilen hastalıklar, kulak enfeksiyonları, kazalar ve kullanılan bazı ilaçlar nedeniyle bu oran binde 6’ya çıkmaktadır. İşitme kaybıyla doğan ya da doğum sonrası dönemde işitme kaybı olan çocukların erken dönemde tespit edilmesi, uygun tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarının yapılması amacıyla Bakanlığımız tarafından Yeni doğan İşitme Taraması Programı yürütülmektedir. İşitme kaybının saptanması bakımından en kritik dönemin “yeni doğan dönemi” olduğu düşünülerek doğumdan sonra, hastaneden taburcu olmadan önce bebeğe mutlaka işitme testi yaptırılmalıdır. Eğer doğum sağlık kuruluşunda gerçekleşmediyse doğumdan sonraki 3 gün içinde işitme taraması yaptırılmalıdır’’ dedi. Haber Merkezi