Kategori: Sağlık

  • Anne sütü, anne ile bebeğin  arasındaki ilk iletişimdir

    Anne sütü, anne ile bebeğin arasındaki ilk iletişimdir

    Yozgat Toplum Sağlığı Merkezi Başkanı Uzm. Dr. Muhammed Müsenna Arslanyılmaz, emzirmenin, dünyanın her yerinde çocuklar için hayata en iyi şekilde başlamanın en etkili yollarından biri olduğunu belirterek, “Anne sütü, anne ile bebeğin arasındaki ilk iletişimdir.”dedi.
    Yozgat Toplum Sağlığı Merkezi Başkanı Uzm. Dr. Muhammed Müsenna Arslanyılmaz,1-7 Ekim Dünya Emzirme Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, anne sütünün önemine değdindi.
    Dr. Arslanyılmaz, “1992 yılından beri 1-7 Ekim tarihleri Dünya ülkeleri tarafından emzirme haftası olarak kutlanmaktadır. Anne sütü, yeni doğan ve bebekler için en doğal, en taze ve en uygun besin olmakla beraber bebeklerin büyüme-gelişmesinde, ruhsal gelişiminde, bebeği yeni doğan enfeksiyonlarına karşı korumada ve çocuğun-bireyin yaşam boyu sağlıklı olmasında önemli rol oynamaktadır. Her annenin sütü kendi bebeği için en uygun bileşimdedir. Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı’nın önerisi, doğum sonrası emzirmeye ilk bir saat içinde başlanması, ilk altı ay sadece anne sütü verilmesi ve altı aydan sonra da tamamlayıcı besinlerle birlikte iki yaşına kadar emzirmenin devam etmesidir.”dedi.
    Dr. Arslanyılmaz, emzirmenin yararlarını şöyle sıraladı: “Emzirme anneyle bebek arasında yakın bir bağ oluşmasını sağlar, bebeğin sağlıklı bir kişilik kazanmasını kolaylaştırır. Anne sütü, anne ile bebeğin arasındaki ilk iletişimdir. Emzirmeyle, annenin sahip olduğu bağışıklık maddelerinin anne sütü aracılığıyla bebeğe geçerek bebeği zatürre ve ishal gibi başlıca bebek ölümlerine sebep olan hastalıklardan korur.Anne sütü, bebeğin yeterli ve dengeli beslenmesine temel destek sağlayarak, ergenlik döneminde ve sonrasında görülebilecek şişmanlık, kansızlık, şeker hastalığı görülme riskini azaltır ve zeka gelişimini olumlu yönde etkiler.Emzirmeyle, annenin bebeği beslemesi için gıda hazırlama, ısıtma, o gıdayı koruma gibi sorunları yaşamamakta, her an hazır ve yeterli gıda kaynağı sağlanmaktadır.Sık emzirildiğinde ilk altı ay bebeğin tüm sıvı ve su ihtiyacını karşılanmaktadır. Emzirmeyle, bebekler anne sütü sayesinde kabızlık, karın ağrısı gibi sindirim sorunlarını daha az yaşarlar. Tüm bunlar sıralandığında aslında anne sütünün her bebeğin en doğal hakkı olduğunu söyleyebiliriz. Emzirmenin sadece bebek için değil anne için de önemli yararları vardır.”

  • Diyabet hastalığında beslenme önemli

    Diyabet hastalığında beslenme önemli

    Uzmanlar Tip 1 Diyabet Hastalığının ( Diabetes Mellitus ) doğuştan veya zaman içerisinde gelişen, Pankreas Beta Hücre harabiyeti sonucu insülin hormonu üretiminin azalması veya sentezlenememesine bağlı İnsulin eksikliği nedenli gelişen hastalık olduğunu anlatarak, “Tedavisi, İnsülin takviyesinin dışarıdan yapılmasıdır. Tip 1 Diyabet için İnsülin tedavisi, vücuttaki eksiği tamamlama tedavisidir. Halk arasında sanıldığının aksine; İnsülin kullanımı bağımlılık yapmaz, eksik insülin dışarıdan tamamlanmaktadır. Bu Yüzden Tip 1 Diyabet hastalarının insülini düzenli kullanımı ve şeker takipleri, hastalığın seyri açısından çok önemlidir” diye konuştu.
    Güncel sağlık haberlerinin yer aldığı probiyotix.com sitesinin de yazarı olan Uzmanlar, sözlerine şöyle devam etti; “Tip 2 Diyabet; vücut hücrelerinde, mevcut olan insuline karşı gelişen direnç sonucu oluşan insülin salınım bozukluğudur. Tip 2 Diyabet ( İnsulin Direnci ) vücutta farklı bağışıklık mekanizmalarını tetikleyerek; Karaciğer yağlanması, Obezite, Hormonal Bozukluklar, Dejeneratif Hastalıklar, Kalp ve Damar Hastalıkları gibi birçok hastalığın temelini oluşturmaktadır. Genetik potansiyel tek başına sebep değilse de, sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam ile birlikte, Tip 2 Diyabet zeminini hazırlamaktadır.”
    Uzmanlar, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Tip 2 Diyabet ve Obezitenin en büyük sebebi, vücuda yüksek oranda ve sürekli alınan Glikoz; yani Şekerdir”
    Diyabette beslenme çok önemlidir. Bilinenin aksine sık sık ve az az yemek insülin direnci ve şeker hastalığını tetiklemektedir. Öğün sayımızı gün içerisinde 2 veya 3’ün üzerine çıkarmamak; bu öğünlerde içerik olarak ne yediğimiz kadar önemlidir.
    Doğru ve dengeli beslenmenin ilk adımı; endüstriyel ve işlenmiş gıdalardan ( koruyucu ve katkı maddesi içeren, pakete girmiş her türlü besinden ) uzak durmaktır.
    Ağza alınan her lokmayı iyice çiğnemek; mide bağırsak sistemine sindirim için yardımcı olduğu gibi bir çok rahatsızlığı önler; hem de doyma hissinin daha erken oluşmasını sağlar. Ağzımıza aldığımız her lokmayı en az 10 kez çiğneyerek yutalım.
    Akşam öğünü saatini; yaz ayları ve kış aylarında dengeleyip, uykudan en az 3 saat öncesinde bitirmiş olursanız, alınan gıdaların sindirimi uyku öncesi sağlanabildiği gibi, metabolizmanın yavaşlamasını ve insülin direncinin yükselmesini de engellemiş olursunuz.
    Renkli sebzeler tüketmeye özen gösterin. Özellikle kırmızı, mor, pembe renkli besinler! Kırmızı lahana, domates, patlıcan, turp, kırmızı biber, pancar gibi.. Bu sebzelerin hem glisemik indeksleri düşük, hem de vitamin, mineral açısından zengin olduklarını unutmayalım.”

  • Boyun ağrısı deyip geçmeyin

    Boyun ağrısı deyip geçmeyin

    Uzmanlar, boyun ağrılarının fıtık, duruş bozukluğu, yatak ve yastık seçimi gibi birçok sebebi olabileceğini söyledi.
    Boynun başın desteklenmesini ve dik durmasını sağladığını belirten Uzmanlar, şu uyarılarda bulundu:”Boyun ayrıca başımızdan gövdeye uzanan büyük damarları, omurilik ve kollara giden sinirleri korur.
    Omurganın en karmaşık yapılı ve en hareketli kısmı olduğundan dışarıdan gelen etkilere daha çok maruz kalır.
    Boyun ağrılarının başlıca sebebi ise, yanlış yatak ve yastık seçimi, kas ve bağ zedelenmeleri, kireçlenme, travmalar, romatizmal hastalıklar, omurga kanalının daralması, fıtık ile psikolojik olabilir. Diskler omurların birbirine sürtünmesini engeller ve adeta bir amortisör görevi görerek esner. Üzerilerine düşen yükü absorbe ederek dengeli olarak alt seviyelere iletir.
    Disk yapısının jölemsi çekirdeğinin omurlar arasından taşıp omurilik veya kollara giden sinirlere doğru taşması olan boyun fıtığı rahatsızlığında, bu taşmanın yol açtığı basının büyüklüğüne ve etkinliğine göre hastalarda boyun ve kol ağrısı, kol kaslarında kuvvet azalması, kollarda-ellerde uyuşma ve hissizlik, baş dönmesi görülebilir.
    Gerekli tetkiklerle desteklenmiş iyi bir muayenenin önemi çok büyüktür.
    Disklerin yapısını bozan fiziksel yükler kadar zihinsel yükler de önemlidir.
    Boyun fıtığında uygulanan manuel terapi ile yüzde 98 hasta ameliyatsız olarakta tedavi edilebilir.
    Haftada 2 kez yapılan ve toplamda 2-10 seans tedavi uygulanmaktadır.
    Koruyucu olarak hastalara boyun egzersizleri verilip boyun-omuz-sırt kaslarının güçlendirilmesi ve günlük yaşam aktivitelerine de dikkat etmeleri gerekmektedir”

  • Anne babalar çocuklarınızı tablet ve  bilgisayarlara mahkum etmeyin

    Anne babalar çocuklarınızı tablet ve bilgisayarlara mahkum etmeyin

    31
    Çocukların doğar doğmaz ‘ekran’ ile tanıştığını belirten Psikolojik danışmanlar,” Çocuğun 6 yaşından önce okuma-yazma bilmediği ve tüm oyunlar ‘tekrarlayan’ oyunlar olduğu için çocuğun ruhsal olarak büyümesini, ilerlemesini güçleştirdiğini belirtiyor ve 3-6 yaş arasındaki çocukların nesneleri 3 boyutlu algılayabilmesini sağlayan beyin bölgesinin gelişebilmesi için çocuğun hamur, resim, patates baskısı, ipe boncuk dizme gibi 10 parmağını kullanarak etkinlik yapması gerekiyor. Yine çocuklar oyun konsollarında belirli sayıda parmağını kullandığı için kas gelişimleri de olumsuz etkilenmekte.”
    ÇOCUĞA CEP TELEFONU VERİLMESİ ÖNEMLİ SORUNLARA DAVETİYE ÇIKARIYOR
    Çocuk Gelişimi uzmanları ise çocuğun eline cep telefonu verilmesinin önemli sorunlara davetiye çıkardığına dikkat çekerek, “ Cep telefonlarının internet bağlantılı hale gelmesinin, dizüstü bilgisayarların her yere taşınabilecek kadar hafiflemesinin, tablet bilgisayarlar ve benzeri teknolojik ürünlerin, anne babalar ile çocuklarının ilişkilerini her geçen gün farklı bir boyuta taşıyor.
    Gereksiz teknoloji kullanımı çocukların yüz yüze iletişim becerilerin gelişmesini engelleyen en önemli nedenler arasındadır.
    Yaşıtlarıyla oyun oynamak yerine teknolojik araçlarla oynayan çocukların küçük motor kas gelişimleri yeterli seviyeye ulaşmıyor. Akranlarıyla uyumlu birliktelik ve el becerilerinde en büyük sorunu yaşayanlar, 3 yaşından önce teknolojiyle tanışan çocuklar. Çocuk bir şeyi ne kadar çok yaparsa onda ustalaşıyor, otomatikleşiyor ve hızlanıyor.
    Sosyal paylaşım sitelerinde herkes arkadaş, insanlar kendilerini çok farklı bir şekilde gösterebiliyorlar.
    Çocuğun takip edilmesi zor, aynı zamanda kurban edilmesi de kolay bir ortam. Çocukların burada harcadığı zaman ders başarısını, aile ilişkisini ve sosyal gelişimini, kilosunu, vücut pozisyonunu olumsuz etkiliyor.
    ANNE BABA KİTAP OKUMUYOR
    Teknoloji bağımlılığı aslında biraz da farklı alanları çocuğa sunabilmekle azaltılabilir. Spor yaparsa çocuk, çevresi orada olacaktır, zamanını orada geçirecektir.
    Böylece çocuğun yaşantısını ele geçirmesinin önüne geçilebilir. Çocuklar için en sıkıcı şeylerden biri de kitap okumak. Anne babalar kitap okumuyor.
    Buna dikkat eksikliği öğrenme bozukluğunu eklersek çocukların kitap okuması imkansızlaşıyor.
    Çocuklar, oyunu, aksiyonu, eğlenmeyi seviyorlar. Kitapta bunlar varsa okuyabiliyor, etkinliklerde bunlar varsa katılabiliyorlar. Çocuklar ruhuna hitap edecek etkinliklere yönlendirilmeliler.”

  • Uzmanlar uyarı: Kahvaltıda balı azaltın

    Uzmanlar uyarı: Kahvaltıda balı azaltın

    Uzmanlar, kahvaltı da balın mümkün olduğunca az tüketilmesi önerisinde bulundu.
    Hem enerjik, hem sağlıklı, hem fit bir beden isteniyorsa sabah uyanıldığında mutlaka kahvaltı yapılmasını öneren uzmanlar, şu uyarılarda bulundu: “Asıl kahvaltı bir bebeğin gelişiminde çok önemli bir yer tutuyorsa, bizim bedenimizin de sağlıklı olması için çok önemlidir.
    Kahvaltıda olmaz ise olmazlar: peynir, yumurta, zeytin, yeşillikler, biraz mevsim meyvesi, avuç içi büyüklüğünde tam tahıllı ekmek “ Sakın bebeğinize vermediğiniz kepek ekmeği tüketmeyin, kepek ekmeği bebeklerde olduğu gibi sizde de kansızlığa ve dolayısı ile halsizliğe neden olabilir.
    Ekmek az yediğiniz için çiğ badem, ceviz ve fındık ta tüketebilirsiniz öğle yemeği asla atlatılmaması gerekir. Bedeninizin hasarlı dokularını onarabilmesi, ideal ölçülerini sabit tutabilmesi, kilo problemi varsa bunlardan kurtulabilmesi için gece yarısı saat 24.00-02.00 arasında hormon üretip bakımını yapması gereklidir. Bedenimiz gece bu yapılanma işlemini öğlen yediğimiz yemeklerde bulunan proteinler, yağlar, vitamin ve mineralleri kullanarak yapar. Bu nedenle öğlen yemeğinde yediğimiz gıdalar sağlık ve güzelliğiniz için hayati önem taşır.

  • Çocuklarda süt dişi çürüklerine dikkat

    Çocuklarda süt dişi çürüklerine dikkat

    Diş Hekimi uzmanları, çocuklarda süt dişi çürüklerine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Süt dişleri çıkaran çocuklarda sık görülen çürükler ve bazen iltihap oluşumuyla da sonuçlanabilen sorunların, kalıcı dişlerin gelişimini bozabildiğini anlatan uzmanlar, “Çocuklar, özellikle de süt dişlerinin çıktığı dönemde çürükleri ve renk bozukluklarını doğru algılayamadıkları ve fark etmedikleri için, çürüklerin ilerlemesi diğer yaşlara göre çok daha kolay olmaktadır. Diş çürüklerinin ağrıyla öne çıktığı dönem, çoğu zaman tedavi açısından geç kalınmasıyla sonuçlanabilmektedir.
    Bu bakımdan çocukların diş bakımına yetişkinler kadar dikkat etmemeleri, emziklerin şekerli gıdalarla verilmesi, geceleri uyku öncesinde şekerli ve boyalı içeceklerin tüketilmesi süt dişleri çürüklerinin nedenleri arasında yer almaktadır.
    Diş fırçalama, ağız ve diş bakımının en önemli parçası olduğundan, bu alışkanlığın her gün aksatılmadan tekrarlanması doğru olacaktır.
    6 yaşa kadar olan çocuklarda, ağız ve diş sağlığından büyük ölçüde anne ve babalar sorumludur.
    Anne veya babaların seçeceği, yetişkinlere oranla daha az katkı maddesi içeren diş macunları ve diş fırçası, ağız ve diş bakımı için yeterli olacaktır.

  • Göz iltihaplanmasına dikkat

    Göz iltihaplanmasına dikkat

    Uzmanlar, “Yine göz enfeksiyonları en sık karşılaşılan kırmızı göz sebebidir. Göz ön yüzeyindeki konjonktiva tabakasının yoğun damar ağı sebebiyle göz aşırı kızarık ve ağrılı bir hal alabilir. Burada sorun çoğunlukla bakteriyel sebeplidir. Ve bakteriyel enfeksiyonlar temasla bulaşabilmektedir. İlk olarak hastanın diğer gözüne bulaşır. Sonrasında hastaya yakın temasta bulunan diğer kişilere de geçebilmektedir” dedi.
    Daha az sıklıkla görülen viral enfeksiyonların çok daha tehlikeli olduğunu anlatan Uzmanlar, “Çünkü çok kolay bir şekilde bulaşabilir. Ve salgınlara neden olabilmektedir. Göz ön yüzeyi kornea tabakasında da tutulum yapabilmektedir. Hastalıklardan korunmada ilk dikkat edilecek olan durum hijyendir. Kişinin kendi el hijyeni iyi olursa ve el-göz temasına oldukça dikkat eden bir kişide enfeksiyon oluşması ve bulaşması ihtimali çok zayıftır. Aynı ev içinde göz enfeksiyonu olan bir hastanın varlığında havlular mutlaka ayırılmalı, mümkünse kağıt havlu kullanılmalıdır. Hastanın ilaç uygulanımları öncesi ve sonrasında eller sabunla iyice yıkanmalıdır” ifadelerini kullandı.
    Genelde hastalar da görülen yanlışın ellerinde tuttukları peçete ile gözleri silmeleri ve tekrar el avuç içinde saklamaya devam etmeleri olduğunu ifade eden Uzmanlar, “Ellerimiz kirlidir.
    Enfekte olan gözümüze sürdüğümüz bez elde tutulmaya devam edildikçe daha da kirlenir, sonra aynı peçeteyi tekrar gözümüz sürdüğümüzde enfeksiyonu yaymaktan başka bir şey yapmayız ve bu durum son derece sakıncalıdır. Her türlü göz hastalığı ve enfeksiyon varlığında mutlaka göz doktoru kontrolü olunmalıdır. Muayene olmadan eczaneden ilaç alıp kullanmak bazen hastalığın daha da artmasına neden olmakta ve gözde görme kayıplarına sebep olabilmektedir” diye konuştu.

  • Bağışıklığı beslenme ile  güçlendirmenin yolları

    Bağışıklığı beslenme ile güçlendirmenin yolları

    Bağışıklığı beslenme ile güçlendirmenin formüllerini açıklayan Uzmanlar, “Antioksidandan zengin beslenin. Özellikle koyu, kırmızı-mor sebze meyvelerin antioksidan miktarı yüksektir. Sarı-turuncu sebzeler ise karotenden zengin antioksidan kaynaklarıdır. Bunların yanı sıra yeşil çay ve beyaz çaydan da antioksidan alabilirsiniz. Günde 3 fincan yeşil veya beyaz çay içebilirsiniz” dedi.
    “Günde mutlaka 2 ara öğünde meyve tüketin”
    Meyve yemenin bağışıklığa iyi geldiğini ifade eden Uzmanlar, “Ara öğünlerimiz genellikle daha atıştırma hatta belki abur cubur odaklıdır. Meyve yemek arka planda kalmaktadır. İşte olunan saatlerde yanımızda meyve taşınması fikri veya farklı yiyeceklerin daha cazip gelmesi meyve tüketimini engellemektir. Daha sağlıklı beslenmek istiyorsanız çantanızda 1 porsiyon kolay yenebilen yani elma, mandalina, muz gibi meyveler olsun. Evdeki akşam yemeği sonrasındaki ara öğününüzde de mutlaka 1 meyve bulunsun. Sebze yemeyi ihmal etmeyin. Vücudun vitamin mineral kaynaklarının başında sebze meyveler gelir. Sebze yemeyi çok sevmem diyenlerdenseniz, sebzeleri çorba olarak veya az pişirilmiş halleriyle yoğurtlu baharatlı salatalara dönüştürerek keyifle tüketebilirsiniz. Çiğ ve taze olarak tüketilmelerinin daha faydalı olduğunu unutmayın. Yemek masanızda bolca salatalara yer verin” diye konuştu.
    Bol soğan veya sarımsak tüketin
    Yemeklerde bol sarımsak ve soğan kullanımı bireyleri hastalıklardan koruyacağının altını çizen Uzmanlar, “Midede yanma problemi yoksa salatalarda taze soğanlara yer verebilirsiniz. Ayrıca yemek ve salatalarınızda baharatlara yer vererek hem yemeklerinizi lezzetlendirin hem de bağışıklık güçlendirin” şeklinde konuştu.
    “Güçlü bağışıklık için sağlıklı bağırsak”
    Uzmanlar şu bilgileri verdi: “Son zamanlarda önemine tüm uzmanların özellikle değindiği bağırsaklar için faydalı bakteri olan probiyotik tüketimine daha özen göstermemiz gerekiyor. Güçlü bir bağışıklık sistemi için ilk şart sağlıklı bağırsaktır. Bunu da probiyotik veya doğal olarak probiyotik içeren yiyeceklerle sağlarız. Probiyotik içeriği yüksek olan yiyeceklere ev yapımı yoğurt, kefir, peynir, turşu örneklerini verebiliriz. Bağışıklığı düşük olan bireyler ise mevsim geçişlerinin yaşandığı aylarda ek olarak probiyotik takviyesi alırlarsa daha iyi olacaktır.”
    Son olarak uykunun önemine değinen Uzmanlar, “Düzenli ve yeterli uyuyun. Bağışıklığı en kolay düşüren etmen yetersiz ve kalitesiz uyumaktır. Uyku düzeninizin sizin için en önemli sırada olduğuna emin olun” ifadelerini kullandı.

  • Dr. Canbay: Omurga tümölerini orta ve ileri yaş grubunda görmekteyiz

    Dr. Canbay: Omurga tümölerini orta ve ileri yaş grubunda görmekteyiz

    Doç. Dr. Suat Canbay, Yozgat’ın kendisinde ayrı bir yere sahip olduğunu belirterek, Ankara Liv Hospital’de beyin ve sinir hastalıkları polikiniğinde görev yaptığını ve rahatsızlığı olan vatandaşlara her zaman yardımcı olmaya hazır olduğunu söyledi.
    Omurga eğriliklerine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Canbay, “İki önemli omurga hastalıklarından biri omurga tümörleri diğeriskolyoz dediğimiz omurga eğrilikleri. Her iki hastalığın ortak özelliği sinsi başlangıçlı olmaları. Omurga tümörlerini daha çok orta ve ileri yaş grubunda görmekteyiz. Omurga tümörleri primer omurgaya ait olabilir ya vücudunun başka bir yerinde oluşmuş kanser buraya atlamış olabilir. En sık görülen vücudun başka bir yerinde kanser olup omurgaya atlamış olmasıdır. Nitekim vücuttaki kanserlerin %80’i omurgaya atlamaktadır. İlk belirti sırt ağrısı olur. Ağrının en önemli özelliği gece uykuda ortaya çıkan ağrıdır.
    Hasta ağrıyla uyanabilir gündüz gün boyunca ağrı şikayeti olmayabilir. Bu erken dönemde hastalığı yakalamak tedavi etmek açısından oldukça önemlidir. Bu nedenl sırt ağrılarını özellikle gece olan sırt ağrıları önemsiyoruz.”dedi.
    “Skolyoz dediğimiz bel eğrilikleri ise sıklıkla kız çocuklarında gözükür.”diyen Dr. Canbay, “Beş kız çocuğuna karşılık bir erkek çocuğun da gözükür. Farkedildiğinde genelde 12, 13 yaşlarında olurlar. Sırtındaki eğrilik genellikle anne yada baba tarafından fark edilir. Çocuk çoğu kez bunun çok daha geç fark eder. Omuz dengesi bozuk olur. Bir omuz diğerinden daha aşağıda durur. Bu durum fark edildiğinde röntgenle skolyoz tanısı rahatlıkla konulabilir. Çok değişik skolyoz hastalıkları olmakla birlikte en sık gördüğümüz biraz önce bahsettiğim 12, 13 yaşlarında ortaya çıkan ve giderek ilerleyen idiopatikskolyoz dediğimiz nedeni tam bilinmeyen skolyozdur.”ifadelerini kullandı.

  • Tatil döneminde çocuk  psikolojisine dikkat

    Tatil döneminde çocuk psikolojisine dikkat

    Uzmanlar, tatil döneminde ebeveynlerin çocuklarının sosyal ve ruhsal gelişimlerini destekleyici bir yaz dönemi programı içerisinde geçirmesi gerektiğini belirtiyor.
    Okulların kapanmasıyla birlikte öğrencilerin büyük bir hevesle yaz tatilini beklediklerini söyleyen uzmanlar şunları kaydetti: ”Okulların kapanmasıyla birlikte öğrenciler tarafından büyük bir hevesle beklenen yaz tatili, özellikle çalışan ebeveynler için aynı hevesle karşılanmayabiliyor.
    Tüm yılın yorgunluğunu tatil, aktivite ya da oyunla geçirmek isteyen çocuklar ise ebeveynlerinin kendilerine yeterli zaman ayıramamalarından dolayı verimsiz bir süreç geçirebiliyor. Bu nedenle anne babalar çocuklarının sosyal ve ruhsal gelişimlerini destekleyici bir yaz dönemi programı hazırlamalı ve sürece kendi yoğun iş tempolarına rağmen fırsat buldukça dahil olmaya çalışmaları önemlidir”
    “ÇOCUĞUN
    KENDİ POTANSİYELİNE UYGUN ETKİNLİĞİ SEÇMESİNE İMKAN
    SAĞLANMALI”
    Yaz tatili programı planlanırken çocuğun yaşı ve ilgi alanlarının ön planda olması gerektiğini ifade eden çocuk gelişim uzmanları, “Örneğin arkadaşlarının çoğu bale kursuna gidiyor diye bu aktiviteye yönlendirilen çocuk için bu durum keyif alınmayan, mecburi bir duruma dönüşür ve olumsuz bir şekilde sonuçlanır.
    Ayrıca sosyal aktiviteler kişiyi rahatlatan ve mutlu hissettiren etkinlikler olduğu için çocuğun kendi potansiyeline uygun etkinliği seçmesine de imkan tanınması gereklidir. Yaz tatilinin daha verimli geçmesi için çocuğun yönlendirildiği aktivitenin çocuğun sosyal ve duygusal ihtiyaçlarını karşılayacak boyutta olması da önem taşır.
    Örneğin öz güven problemi yaşayan, sosyal etkileşimde çekingenliği olan ya da disipline ihtiyacı olan çocuklar için takım sporları (futbol, basketbol, voleybol vb.) ya da konsantrasyon güçlüğü çeken ve bu nedenle akademik başarısızlıklar yaşayan çocuklar için okçuluk, masa tenisi gibi odaklanmayı arttıracak sporlar oldukça uygundur.
    Ayrıca çocuğun ilgi alanına göre yönlendirilebileceği yüzme, binicilik, savunma sporları, mental aritmetik, dil kursu, resim veya müzik gibi faaliyetler çocukların hem eğlenmesine hem de zamanlarını kaliteli bir biçimde geçirmelerine yardımcı olacaktır. Bunlara ek olarak özellikle çalışan ebeveynler için çevre değişikliğine yönelik çocuğun yaşı ve ruhsal yapısı göz önünde bulundurularak, yazlığa ya da memlekete göndermek de iyi bir yaz tatili alternatifi olarak sayılabilir” şeklinde konuştu.
    “YAZ TATİLİNDE BİR SONRAKİ EĞİTİM YILINA
    HAZIRLANILMALI”
    Yaz tatili devam ederken çocukların eğlenceli zaman geçirmelerinin dışında bir sonraki öğrenim dönemine yönelik hazırlık yapmaları gerektiğine dikkat çeken Uzmanlar, “Zayıf karnesi olan çocukların hafif bir çalışma temposuyla zorlandıkları alanda desteklenmesi, bir sonraki yıla hazırlanan çocukların ise geçmiş bilgilerini tazelemesi önemlidir. Çünkü yaz tatilini sadece sosyal aktivite ile geçiren çocuklarda, okul döneminin açılmasıyla, akademik uyumsuzluk ve isteksizlik görülmektedir.
    Fakat buna ek olarak, yaz tatilini yoğun bir biçimde ders çalışmakla geçiren çocuklarda da, okul döneminde bıkkınlık ve yorgunluk gözlenmektedir.
    Bu nedenle çocuğun akademik dönemi göz önüne alınarak hazırlanacak tatil programı, dinlenmeyi, eğlenmeyi ve sosyal aktiviteyi ön planda tutarak, gerekli akademik donanımı da kapsayacak biçimde olmalıdır” ifadelerini kullandı.

  • Anne sütü almayan bebeklerde ishale dikkat

    Anne sütü almayan bebeklerde ishale dikkat

    Uzmanlar, anne sütünün içinde bulunan maddelerin anne sütü alan çocukları ishale yol açabilecek enfeksiyonlardan koruduğunu, anne sütü almayan bebeklerde ise ishale çabuk yakalanma ve daha fazla ölüm görüldüğünü söyledi.
    Uzmanlar, anne sütü ile beslenen bebeklerde ishal durumu oluşursa, anne sütüne mutlaka devam edilmesi gerektiğini ve bebeklerin daha sık emzirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Anne sütü almayan bebeklerde ise normalde aldıkları süt ya da mamalara devam edilmelidir. Kusma ve ishalle kaybedilen sıvı ve mineraller, oral replasman sıvıları, bağırsak florasını düzenleyen probiotik içeren tozlar kullanılarak giderilebilir. İshal kesici ilaçlar kesinlikle kullanılmamalıdır. Bebek mamayla besleniyorsa mama suyu mutlaka kaynatılmalı, biberon ve emzikler sterilize edilmelidir. Yiyecekler buzdolabında saklanmalıdır.
    Musluk suları ve kaynağı bilinmeyen sular tüketilmemeli, çiğ sebzelerle hazırlanmış salata ve meyvelerin tüketiminde dikkatli olunmalıdır. Kabuğu soyulabilen gıdalar soyularak, soyulamayanlar ise iyice yıkanarak yenmelidir. Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri tüketilmemelidir. Gıdaların uygun koşullarda saklandığından emin olunmalı, eller sık sık yıkanmalı, ishalli bireylerle temastan ve aynı eşyaların kullanımından kaçınılmalıdır” dedi.
    “YAZ AYLARINDA
    ÇOCUKLARDA
    İSHALE DİKKAT
    EDİLMELİ”
    Uzmanlar, yaz aylarında sıcaklığın artmasıyla birlikte besinlerin saklanma koşullarına bağlı olarak mikropların ve ürettikleri toksinlerin miktarında artış olabileceğini belirterek, “Tatildeyken, çocukların havuz ve deniz suyundan mikroplu su yutma riski artabileceğini, yaz döneminde çocukların beslenme alışkanlıklarında oluşan değişikliklerle birlikte su tüketiminin de artması, mikroplu su içme tehlikesini de çoğaltır. Sağlıklı beslenme hijyenine uymayan katı ve sıvı gıdalardan alınan virüs, bakteri, parazit veya toksinlerin kusma ve ishale yol açabildiği unutulmamalıdır” diye konuştu.Tüm dünyada yaygın olarak görülen enfeksiyon hastalıklarının başında akut ishal geldiğini ifade eden Uzmanlar, “Akut ishal çoğunlukla 0-5 yaş grubundaki çocuklarda rastlanan ve en sık ilk 2 yaş içerisinde çocuk ölümlerine sebep olabilen bir hastalıktır. İshal, özellikle virüs kaynaklı ise çoğu zaman kendi kendine düzelir. Bu durumda ateş görülüyorsa, ateş düşürücü ilaçlar kullanılabildiği gibi, gerektiğinde antibiyotik ve anti-paraziter ilaçlar da alınabilir. Tedavinin temel prensibi sıvı ve mineral kaybının yerine konmasıdır” şeklinde konuştu.

  • Akdağmadeni Devlet Hastanesinde  174 hasta yoğun bakımda tedavi gördü

    Akdağmadeni Devlet Hastanesinde 174 hasta yoğun bakımda tedavi gördü

    Yoğun Bakımda; solunum hastalıkları, kalp ve böbrek yetmezlikleri,organ yetmezliği, ilaç zehirlenmeleri gibi günlük ihtiyaçlarının yanı sıra vücut silme işlemi, pansuman( gerekli durumlarda), kateter (sonda) değişimi ve bakımı, iki saatte bir pozisyon değiştirme gibi bakımlar yapılıyor.
    Akdağmadeni Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Peyami Duman yaptığı açıklamada, hastanenin yeni hizmet binasına taşınmasıyla hizmet kalitesini daha da artırdığını söyledi. Duman, “Hastanemiz yeni binasına taşındıktan sonra hizmet çeşitliğimizi ve kalitemizi yükseltmek adına açtığımız 6 yataklı 1. basamak erişkin yoğun bakım ünitemiz halkımıza en iyi sağlık hizmetini vermeye devam etmektedir. Yoğun bakım ünitemize 2016 yılı içerisinde 174 hasta yatırılmıştır. Bu hastaların 158’i acil servisten, 15’i diğer servislerden 1 tanesi ise dış merkezden sevk olmak üzere hastanemize gelmiş ve tedavileri eksiksiz bir şekilde yapılmıştır.
    Yoğun bakım hizmetin verilmeye başlanmasından sonra diğer büyük sağlık tesislerine olan sevklerin azalması bizleri ve halkımızı çok memnun etmektedir” dedi.
    Yozgat Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Op. Dr. İsmail Kurca yaptığı açıklamada Akdağmadeni’nde yoğun bakım ünitesinin açılmasıyla sevk oranlarınınönemli ölçüde azaldığını belirtti Kurca, “Kaliteli hizmet vermek hedeflerimiz arasındadır. Hastalarımızın mağdur olmaması için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.1.Basamak Yoğun Bakım da emeği geçen sağlık ekibimi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu.

  • Yozgat Şehir Hastanesinde ilk Anjio yapıldı

    Yozgat Şehir Hastanesinde ilk Anjio yapıldı

    Kardiyoloji Uzmanları Dr. Samet Yılmaz ve Dr. Ufuk Tan Yılmaz tarafından gerçekleştirilen anjiyo Yozgatlılar için de umut oldu.
    Yozgat Şehir Hastanesi’ne göğüs ağrısı şikayeti ile kardiyoloji polikliniğine başvuran Fevzi Açıkgöz, Yozgat Şehir Hastanesi’nde gerçekleşen ilk anjiyo hastası oldu. Anjiyonun başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesi ve hastanın durumunun iyi olmasından mutluluk duyduğunu belirten Uzm. Dr. Samet Yılmaz ve Uzm. Dr. Ufuk Tan Bayram anjiyo tedavilerinin artık şehir hastanesinde yapılacağını ve kalp hastaları için ellerinden gelen bütün gayreti göstereceklerini belirttiler.
    Anjiyo sonrası kliniğe alınan hastayı ziyaret eden Hastane Yöneticisi Op. Dr. Aziz Ahmet Surel, hastaya geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Surel, “ Yozgat Şehir Hastanesinde ilk anjiyo yapılması bizim için gurur verici. Yozgat’ta anjiyo nedeniyle yapılan sevkler büyük bir oranda azalacak” dedi.
    Yozgat Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Op. Dr. İsmail Kurca yaptığı açıklamada sağlık tesislerine başvuran hastalara her türlü sağlık hizmetini vermeyi hedeflediklerini belirtti. Anjiyografi ünitesinin kurulmasıyla birlikte çevre illere anjiyo yaptırmak için yapılan sevklerin de büyük bir oranda azalacağını dile getiren Dr. Kurca “Anjiyografi ünitesinin ilimiz ve hepimiz için hayırlı olmasını dilerim. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

  • Şehir Hastanesi çalışanlarına iletişim eğitimi

    Şehir Hastanesi çalışanlarına iletişim eğitimi

    Eğitimde iletişimin günümüzdeki hasta ve çalışan memnuniyetindeki önemi, iletişim becerileri, iletişimde yapılan kazalar, kişiler arası doğru iletişim becerileri anlatıldı. Yozgat Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Op. Dr. İsmail Kurca yaptığı açıklamada hasta ve çalışan ilişkilerinin önemine değindi. Dr. Kurca, “İletişim bir yetenek değil, sonradan öğrenilebilen bir beceridir. Sağlık alanında hasta, çalışan memnuniyeti bizim ilk hedeflerimiz arasındadır.
    Hasta ve çalışan arasında iletişimin sağlıklı olması için biz sağlık çalışanlarına büyük bir pay düşmektedir.
    Çalışanlarımıza iletişim beceri eğitimlerimizi belirli periyotlarla vermemizin nedeni de var olan iletişim becerimizi daha da kuvvetlendirmektir.” dedi.

  • Yozgat Şehir Hastanesi  yöneticiliğine Surel atandı

    Yozgat Şehir Hastanesi yöneticiliğine Surel atandı

    Yozgat’ta hasta-çalışan memnuniyetinin vazgeçilmez ilkelerinden biri olduğunu söyleyen Surel, “Türkiye’de ilk açılan şehir hastaneleri arasında olan Yozgat Şehir Hastanesi’nde çalışıyor olmak gurur verici. Yozgat halkına kaliteli, verimli hizmet vererek, şehrin sağlık çehresini değiştirecek çalışmalar yapacağız. Yozgat Şehir Hastanesinin hayırlar getirmesini diliyorum” dedi. Yozgat Kamu Hastaneleri Genel Sekreteri Op. Dr. İsmail Kurca ise Yozgat Şehir Hastanesi yöneticiliği görevine başlayan Op. Dr. Aziz Ahmet Surel’e görevinde başarılar diledi.

  • Sigaradan her yıl 100 Bin kişi hayatını kaybediyor

    Sigaradan her yıl 100 Bin kişi hayatını kaybediyor

    İl Halk Sağlığı Müdürü M. Akif Karaarslan, 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, sigaranın verdiği zararlara dikkat çekti.
    Dr. Karaarslan, şunları kaydetti: “
    Dünya Sağlık Örgütü tarafından sigara ile mücadele kapsamında 1987 yılından bu yana 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü olarak anılmaktadır. Günümüzün en önemli sağlık sorunlarından olan sigara kullanımının insan sağlığı üzerinde doğrudan ve dolaylı olarak birçok olumsuz etkisi bulunmaktadır. Sigaranın sebep olduğu en önemli hastalıların başında akciğer kanseri, kalp hastalıkları ve diğer kanser türleri gelmektedir. Dünyada her yıl 4 milyon, ülkemizde ise 100 Bin insan sigaradan hayatını kaybetmektedir. Sigara içenlerde kanserden ölüm oranı içmeyenlere göre 15-25 kat daha fazladır. Hatta yapılan araştırmalarda, içilen her bir sigaranın insan ömründen 1-2 dakika çaldığı hesaplanmıştır.”
    SİGARA İÇİLEN
    ORTAMDA
    BULUNMAK PASİF
    İÇİCİLİK OLUR
    Sigara içilen ortamda bulunulmaması gerektiğini vurgulayan Karaarslan, “Sigara içilen bir ortamda bulunmak ve bu ortamdaki kirli havayı teneffüs etmek pasif sigara kullanımı olarak ifade edilir. Pasif sigara kullanımı, yani sigara içilen bir ortamda bulunmak da, aktif sigara kullanımının sebep olduğu hastalıklara hemen aynı oranlarda yol açabilmektedir. Kapalı alanlarda ve toplu yaşam alanlarında tütün ve tütün ürünlerinin içildiğinin tespit edilmesi halinde vatandaşlarımız Bakanlığımızın “184” numaralı telefonuna ihbarda bulunabilirler.”dedi.
    9 ŞUBAT TARİHİ
    SİGARADAN
    KURTULMAK İÇİN BİR BAŞLANGIÇ
    OLSUN
    “9 Şubat tarihi, sigaradan kurtulmak isteyen bireyler için önemli bir başlangıç olabilir.” Diyen Karaarslan, “Bir bağımlılık türü olan sigaradan kurtulma yönündeki en önemli adım, kişinin sigarayı bırakma konusundaki kararlılığıdır. Bu durumda en yakın Sigara Bırakma Polikliniğine müracaat edilerek veya Bakanlığımızın “Alo 171 Sigara Bırakma Hattı” aranarak destek istenmelidir. Toplumumuzun ve yarınlarımızın teminatı olan çocuklar ve gençlerimizi tütün ürünlerinin zararlarından korumak için tütün ve tütün ürünleri ile mücadele çalışmaları kararlı bir şekilde devam etmektedir. 17 Tütün Denetim Ekibimizle il merkezi ve ilçelerde tütün ve tütün ürünleri ile ilgili denetimlerimiz etkin bir şekilde sürdürülmektedir.
    Yozgat Halk Sağlığı Müdürlüğü olarak 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Gününde sizi sigarayı bırakmaya davet ediyor, sigarasız bir hayat ve sağlıklı bir yaşam diliyoruz.”ifadelerini kullandı.

  • Yozgat şehir hastanesi hasta kabulüne başladı

    Yozgat şehir hastanesi hasta kabulüne başladı

    Kamu-özel ortaklığıyla yapılan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ’14 yıllık hayalim’ dediği ‘şehir hastaneleri’ projelerinin ilki olan 475 yataklı Yozgat Şehir Hastanesi, hasta kabulüne başladı. Bugünden itibaren hasta kabulüne başladıklarını söyleyen Türkiye Kamu Hastaneleri Kurum Başkanı Prof. Dr. Alper Cihan, Yozgat Şehir Hastanesi’nin resmi açılışının ise ilerleyen tarihte yapılacağını aktardı.
    Hasta kabulüne başlayan Yozgat Şehir Hastanesi çalışanları hasta ve yakınlarını şeker ve kolonya ile karşıladı.
    Yozgat Şehir Hastanesi’nde incelemelerde bulanan Türkiye Kamu Hastaneleri Kurum Başkanı Prof. Dr. Alper Cihan, hastane hakkında bilgilendirmelerde bulundu.
    Yozgat Şehir Hastanesi’nin tam kapasiteyle hizmete girdiğini söyleyen Cihan, “Yozgat Şehir Hastanesi Cumartesi günü devlet hastanesinden hastalarını taşımaya başladı. Dün, bütün hastaların transferini bitirdik. İki gündür acil servisimiz hasta kabulüne başladı. Bugün artık tam kapasiteyle bütün poliklinikle bütün klinikleriyle hizmete girdi” dedi.
    Yozgat Şehir Hastanesi’nin farklı bir konseptle oluşturulduğunu belirten Cihan, “Şehir hastanemiz mükemmeliyete yakın bir örnek. Hem tıbbi hizmet açısından hem de hastalara sosyal hizmet ve konaklama hizmeti açısından eksiği olmayan bir konsept” şeklinde konuştu.
    Devlet hastanesinden taşınan hasta sayısında düşüş yaşanmadığına değinen Cihan, “Hastanenin büyüklüğü genişliği ve sosyal alanların rahatlığı karşısında yoğunluk fark edilmiyor. Bugün göründüğü gibi fazla bir kalabalık görünmüyor ama hasta sayımızda bir düşüş yok” dedi.
    Şehir hastanesinin personel sayısı hakkında da bilgi veren Cihan, “Hastanede bugün 17 yeni uzman doktor hizmete başladı. 35 yeni doktorumuz ve 50 yeni hemşiremiz de hizmete başlayacak” dedi.
    Yakın zamanda Yozgat Şehir Hastanesi’nin resmi açılışının gerçekleştirileceğini hatırlatan Cihan, “Yozgat halkı Cumhurbaşkanımızın ‘hayalim’ dediği böylesi güzel bir projenin hayal olmadığını canlı olarak görecek.
    Sağlık Bakanımızın da bütün personel desteği ile hastanenin mükemmel çalışması için verdiği destek için teşekkür ediyoruz. Yakın zamanda hastanemizin resmi açılış töreni de yapılacak. Biz şu anda hasta kabulüne başlayıp hastaneyi işler halde getirip açılışa kadar hazır tutacağız” diye konuştu.
    Yozgat Şehir Hastanesi’ne tedavi için gelen hastalar ise bu projenin Yozgat’a kazandırılmasında büyük katkısı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti.
    Döne Gönülal isimli hasta yakını “Cumhurbaşkanımızdan, başbakanımızdan Allah razı olsun. Hastanemiz çok mükemmel olmuş, özel oda dahil içerisinde her şey var. Çalışanlardan, doktorlardan, hemşirelerden çok memnunuz. Cumhurbaşkanımıza çok teşekkür ediyorum, önceleri hastaneye gelmeye korkuyorduk. Şu anda masrafsız çocuklarımızın tedavisine bakılıyor” dedi.
    Doğum servisinde yatan Emine Bal isimli hasta ise, “Hastanemiz çok güzel, ilgi alaka çok iyi. Hemşirelerimiz olsun doktorlarımız olsun burada çalışanların hepsi çok iyi. Çok memnunuz Allah hepsinden razı olsun. Cumhurbaşkanımızdan, Başbakanımızdan Allah razı olsun” şeklinde konuştu.
    Hizmete giren Yozgat Şehir Hastanesi hasta ve yakınlarından tam not aldı.

  • Dr. Kurca: Yeni hastanemizde  mükemmeliyeti yakalamak zorundayız

    Dr. Kurca: Yeni hastanemizde mükemmeliyeti yakalamak zorundayız

    Yozgat Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Operatör Dr. İsmail Kurca, vatandaşlara kaliteli sağlık hizmeti sunacaklarını belirterek, hastanenin bütün personeliyle birlikte mükemmeliyeti yakalamak zorunda olduklarını söyledi.
    Dr. Kurca, yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Hastanemiz 142 bin metrekare kapalı alana sahip. Yaklaşık bir yıldır bu hastane içinde yatıp kalkıyoruz. Son üç aydır da gece gündüz eve gitmeden bu hastane içinde eksik kalmaması için çalışıyoruz. Bu hepimizin hayali, Cumhurbaşkanımızın hayaliydi. Bakanlığımız tüm eksikliklerimizigiderdi. Yakında göreve başlayacak doktorumuzla toplamda 35 doktorumuz görev yapacak. Eski hastanemizde olmayan bölümler ve cihazlar yeni hastanemizde olacak. Yeni açılan bölümler var.”dedi.
    TÜRKİYE’NİN SAYILI HASTANELERİNDEN BİRİ OLACAĞIZ
    Türkiye’de sayılı hastalardan birisinin Yozgat Şehir Hastanesi olacağını kaydeden Dr. Kurca, “Artık bizim şehrimizde bypass ameliyatları yapılabilecek. Türkiye’de sayılı bypass yapabilen hastanelerden biri olacağız. Safra yollarına düşen taşlar da hastanemizde yapılabilecek. Ercp deneyimi yüksek olan personellerimiz gelecek.
    DIŞARIYA SEVK DEĞİL SEVK ALAN HASTANE HALİNE GELECEĞİZ
    Dışarıya sevk değil sevk alan hastane haline geleceğiz. Bunlar zamanla meydana gelecek işler. Bu anlamda sizlerin de desteğine ihtiyacımız var. Eksiksiz bir hastane açmak istesek bile körlük oluşuyor. En mükemmel şekle getirmek için çalışmaya devam edeceğiz. Göremediğimizi ufak tefek sıkıntıları tamamlayıp Yozgat’a kazandıracağız. 2003 yılında sağlıkta dönüşüm projesi başladı. Tüm Türkiye genelinde illerde ve ilçelerde hastaneler yenilendi. En fazla iki kişilik ve yüzde 50’si tek kişilik odalardan oluşuyor. Türkiye’de de şehir hastanesi var. Yozgat olarak şanslıyız. İlk hasta kabulünü biz kabul ettik. Devlet hastanemizde 3. Basamak yeni doğan bakım yoktu burada olacak. Bakanlık bugün itibari ile geçici görevlendirme yaptı.
    EKSİK BİR DOKTOR, FONKSİYONSUZ
    CİHAZ OLMAYACAK
    Hastanemizde eksik bir doktor boş bir fonksiyonsuz cihaz olmayacak. Amacımız il dışına sevk edilen hasta olmamasıdır. İl dışı sevklerimizin yüzde 53 emay vakalarıydı.
    Cihaz konusunda belki Türkiye’de fonksiyonu en gelişmiş cihazlar şuan için hastanemizde bulunuyor. Sekiz tane ldrp var. Hastane şartlarını görmeden doğum yapacak ve en güzel bir şekilde evine göndereceğiz. Burası diğer hastanelere göre biraz farklı.
    HASTANEMİZ
    ÖZELDEN DAHA ÖZEL BEŞ YILDIZLI OTEL KONFORUNDA
    Hastanemiz özelden daha özel beş yıldızlı otelden daha konforlu. Sağlıkta dönüşüm projesi birinci aşaması bitti. Biz ikinci ayağına geldik. Biz burada mükemmeliyeti yakalamak zorundayız ve burada herkesin isteğini yerine getirmeye çalışacağız.
    İlimize devasa bir yatırım olan bu hastanemiz tamamlandı. Hızlı tren, havaalanı, Adli Tıp, yeni cezaevi, Diyanet Eğitim Merkezi ve diğer projelerinde tamamlanmasıyla ben inanıyorum ilimiz 5 yıl sonra göç veren bir il değil göç alan bir il olarak anılacaktır. En fazla birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz bir süreç yaşıyoruz. İlimiz ve ülkemiz adına inşallah her şey daha güzel olacak.”ifadelerini kullandı.

  • Yozgat Şehir Hastanesi  hasta kabulüne başladı

    Yozgat Şehir Hastanesi hasta kabulüne başladı

    Sağlık Bakanlığı’nın şehir hastaneleri projelerinin ilki olan Yozgat Şehir Hastanesi, hasta kabulüne başlıyor. 16 Ocak Pazartesi günü hasta kabulü gerçekleştirilecek olan Yozgat Şehir Hastanesi’nin resmi açılışının ise ilerleyen bir tarihte yapılacağı duyuruldu.
    Yozgat Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Op. Dr. İsmail Kurca yaptığı açıklamada, “Yozgat Şehir Hastanesi’nin ülkemizde açılacak olan ilk şehir hastaneleri arasında olması bizleri heyecanlandırmaktadır. Yozgat Şehir Hastanemiz, 16 Ocak 2017 Pazartesi Günü hasta kabulüne başlayacak. Yozgat Şehir Hastanesi; 61 yoğun bakım yatağı, 13 özel tutuklu yatağı, 18 ameliyathanesi, 113 poliklinik muayene odası, 43 poliklinik destek odası, 2 süit odası ve tüm hasta odalarında banyo, tuvaleti içerisinde hizmet kapasitesi artırılmış bir şekilde sadece Yozgat’a değil, çevre illere de sağlık hizmeti verecek” dedi.
    Kurca ayrıca, Şehir Hastanesinde yeni açılacak olan, Koroner Anjiyografi Ünitesi, safra yollarındaki taşlarının ameliyatsız olarak alınabileceği ERCP Ünitesi, Total Parenteral Nütrisyon (TPN) Ünitesi, Koroner Yoğun Bakım Ünitesi, Kalp Damar Cerrahi Yoğun Bakım Ünitesi, Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi ile Yozgat’ta sevk oranlarını azaltarak, vatandaşlara kaliteli, verimli bir hizmet sunacaklarını da belirtti. Anne adayları için anne oteli uygulamasını da başlattıklarını dile getiren Kurca, anne adaylarına otel konforunda hizmet vereceklerini ifade etti.
    Kurca ayrıca Yozgat Devlet Hastanesi’nde sundukları Palyatif Bakım Ünitesi, Doğumhane Hizmetleri, Diyaliz, Ameliyathane, Yoğun Bakım, Radyoloji ve hasta odalarının standartlarını yeni ve ileri teknoloji cihazlarla daha üst seviyelere çıkacaklarını söyledi.

  • Kronik ve kanser hastaları kaliteli hizmete kavuşacak

    Kronik ve kanser hastaları kaliteli hizmete kavuşacak

    Önümüzdeki günlerde açılışı yapılacak olan 475 yataklı Yozgat Şehir Hastanesi, Palyatif Bakım Ünitesinde; terminal dönem kanser hastaları, terminal dönem olmasa dahi kronik ağrısı olan kanser hastaları, beslenme yetersizliği olan hastalar, nörolojik hastalıklar ( demans, post resustasyon gibi),parkinson, nöromuskuler hastalığı olan bakım hastaları, bilinci açık quadriplejik trakeostomili bakımhastaları, protein enerji alımı çeşitli nedenlerle malnutrisyonda olan hastalar, basınç yarası açılmış hastalar tedavi görecek.
    Tüm temel ihtiyaçlarının kolayca karşılanabilmesi için dizayn edilmiş, tek ve iki kişilik odalarda Tv., banyo, vc gibi her türlü ihtiyaçları düşünülerek dizayn edilmiş ve hastaların hizmetine sunulacak.
    Yozgat Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Op.Dr.İsmail Kurca, yaptığı açıklamada amaçlarının vatandaşlara kaliteli sağlık hizmeti sunmak olduğunu söyledi. Dr. Kurca,“Sizler için yapabileceğimiz hep bir şeyler var ilkesini benimseyerek yola çıktık. Hastaların yaşamına yıllar değil, yıllarına yaşam katmayı amaçladık. Emeği geçen tüm yönetici ve sağlık personellerine teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.

  • Bakan Müezzinoğlu, Yozgat şehir  hastanesi bu hafta teslim edilecek

    Bakan Müezzinoğlu, Yozgat şehir hastanesi bu hafta teslim edilecek

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, AK Parti Bursa İl Başkanlığının düzenlediği İl Danışma Meclisi Toplantısına katıldı. Burada partililerle buluşan Bakan Müezzinoğlu, “Yozgat şehir hastanesi bu hafta teslim edilecek. Mersin, Isparta’da son aşamada. Bursa şehir hastanesi de kendini göstermeye başladı. Önümüzdeki yıl bu günlerde Bursa şehir hastanesi için ‘artık ne zaman hizmete alacağız’ diye konuşmaya başlarız.
    Milletimizin kaderi adına anayasa değişikliğinin arifesindeyiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde dün itibariyle komisyondan geçti. İnşallah Cumhurunbaşkanı gerçek dönemde gerçek anlamda cumhurunbaşkanı olacak. Bu süreci inşallah milletimizin huzuruna önümüzdeki 3 ay içinde getireceğiz. Ocak ayı itibariyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletin kaderini ve gelecekteki güçlü yolculuğunu şekillendirecek olan bir dönüşümü genel kurulunda tamamlayacağız.
    Birileri bundan rahatsız, rahatsız olanlara bir bakın milletten, milletin hedeflerinden, milletin muhasır medeniyetler seviyesine gidişinden, milli iradenin kayıtsız şartsız milletin olmasından rahatsız olanlar. Rejim değişecek, cumhuriyet elden gidecek diyorlar. Cumhurun olduğu yerde cumhuriyet elden gitmez.
    Cumhurun olduğu yerde cumhur güçlüdür. Cumhurun tamamını elini vicdanına götürerek, aklıyla analiz ederek, oy kullanacağı, cumhur olarak cumhurbaşkanını seçeceği bir yapıdan korkanlar, milletten korkanlardır” dedi.

  • Halk Sağlığından bebek  ölümlerini önleme çalıştayı

    Halk Sağlığından bebek ölümlerini önleme çalıştayı

    Yozgat Halk Sağlığı Salonunda düzenlenen toplantıda sezeryan doğumların azaltılması, il düzeyinde bebeklerin daha fazla sağlık kontrolünden geçirilmesi, daha fazla anne sütüyle beslenmesinin sağlanması, annelere, gebe kadınlara ve yeni doğan bebeklere hizmet sunan sağlık personelinin kapasitesinin geliştirilmesi, Gebe ve bebek takibinde Özel, Kamu 1.-2. ve 3. Basamak sağlık hizmetlerinin koordinasyonunda yaşanan sıkıntılar ve çözüm önerileri, prematüre doğum nedenlerinin tespiti ve çözüm önerileri, hareketli nüfus ile mültecilerin tespit, takip ve izleminde yaşanan sıkıntılar ve çözüm önerileri tartışıldı.
    Yozgat Halk Sağlığı Müdürü Dr. M. Akif Karaarslan, yaptığı konuşmada, bir ülkenin gelişmişlik ölçütlerinden biri olarak kabul edilen bebek ölüm oranlarının dünya tarafından olduğu gibi Sağlık Bakanlığı tarafından da dikkatle takip edildiğini belirtti.
    Dr Karaarslan, “ Bu çalışmalar sonucunda Türkiye’ de bebek ölüm hızları son on yılda hızla düşerek, binde 29’dan 2015 yılında binde 7,6’ ya inmiştir.”dedi.
    Önemli bir halk sağlığı sorunu olan bebek ölümlerinin önlenmesine yönelik Sağlık Bakanlığı tarafındançeşitli programlar yürütüldüğünü söyleyen Karaarslan, “Gebelik, doğum ve sonrasında sağlık hizmetlerine erişilebilirlik, sağlık hizmetlerinden faydalanma ve bu hizmetlerin kalitesi yanında anne ve baba adaylarının eğitimi, toplumsal cinsiyet eşitliği ve sosyal koşullar bebek ölümleri ile ilişkilidir.
    Ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunu olan bebek ölümlerinin önlenmesine yönelik Bakanlığımız tarafından konu ile ilgili çeşitli programlar yürütülmektedir. Bu çalışmalar sonucunda Türkiye de bebek ölüm hızları son on yılda hızla düşerek 2007 yılında binde 29 iken, 2015 yılında binde 7,6 ya gerilemiştir.
    İlimizde ise 2011 yılında binde 8,9 iken 2015 yılında binde 6,6’e gerilemiştir.
    Bebek ve anne ölümlerine neden olduğu bilinen faktörlere yönelik programların sürdürülmesi, ölüme neden olan durumların tespit edilmesi, çözüme yönelik yeni programların hayata geçirilmesi, bebek ölümlerinin bu seviyelerden daha aşağılara düşürülmesinde önem arz etmektedir.
    Bu kapsamda yerel düzeyde bebek ölümlerinin nedenleri ile oluş biçimlerinin ayrıntılı olarak değerlendirileceği ve bebek ölümlerinin önlenmesine yönelik yeni çalışmalar yapılacak ve faaliyetlerimiz devam edecek.”diye konuştu.

  • Karaaslan: karlı ve buzlu  zeminde elleriniz cepte yürümeyin

    Karaaslan: karlı ve buzlu zeminde elleriniz cepte yürümeyin

    Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fatih Karaaslan, “Kış mevsimi ile birlikte soğuyan hava ve bozulan zemin şartları nedeni ile birtakım ortopedik yaralanmalarla karşı karşıya kalıyoruz. Bozuk zeminde denge kaybı ile oluşan düşmeler sonucu yumuşak doku travmaları, bağ yaralanmaları, ilerleyen ciddiyette ise kırıklarla hasta ve vatandaşlarımız bize başvurmak zorunda kalabiliyor” dedi.
    Vatandaşların düşmelere karşı birtakım önleyici önlemleri alması gerektiğini söyleyen Karaaslan, “Özellikle buzlu ve yağışlı zemine uygun ayakkabı tercihinde bulunmaları, kaygan zeminde yürüme esnasında vatandaşlarımızın kaybedilen dengeyi hemen sağlayabilmeleri açısından elleri cepte yürümemelerini vurgulamak istiyorum. Biz gördüğümüz yaralanmalar arasında yumuşak doku yaralanmaları gibi acil servise başvurup tedavi olmalarını gerektiren yaralanmalarla karşılaşıyoruz. Ayrıca çok ciddi cerrahi tedaviye ihtiyaç duyulan el bileği, ayak bileği ve omurga kırıkları ile karşılaşıyoruz. Bu nedenle vatandaşlarımızı buzlanmaya karşı uyarmak istiyorum.” şeklinde konuştu.

  • Soğuk  hava kalp krizini tetikliyor

    Soğuk hava kalp krizini tetikliyor

    Ülke genelinde etkisini iyiden iyiye gösteren soğuk havanın kalp krizini tetiklediğini söyleyen Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Vahit Demir, vatandaşlara uyarılarda bulundu. Demir, “Soğuk hava ne yazık ki kalp krizini tetikler ve kalp hastalıkları artar. Tansiyon yüksekliği, ritim bozuklukları ile beraber diğer mevsimlere göre kalp krizini daha sık görüyoruz. Özellikle damarlar büzüşür vücut ısısını artırmak için kalp daha hızlı çalışmaya başlar. Tansiyon yükselir ve vücutta kan dolaşımında artma sağlanır. Nabız ve tansiyon arttığı için kalbin oksijen ihtiyacı da artar.
    Soğuğa bağlı olarak damarların büzüşmesi ile birlikte kandaki pıhtılaşma değerlerinde artma olacağı için bu durum kalp krizini artıracaktır.” dedi. Özellikle kalp hastalarının soğuk havalarda dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Demir, “Soğuk havada dışarı çıkmamamız gerekiyor. Fazla ağır olan giysiler yerine bizi soğuktan koruyacak giysiler giymemiz gerekiyor. Soğuk havada yolda yürüyeceksek rüzgarı sırtımıza almamız gerekiyor. Burun kısmını bere ile korumamız gerekiyor.
    Soğuk havada sıvı tüketimini artırmalıyız. Özellikle yaşlı hastalar tuvalete sık gittiği için daha az sıvı tüketiyor. Eğer bir kalp yetmezliği yoksa günde 2 litre su tüketmemiz gerekiyor. Eğer su ile ilgili sıkıntımız varsa C vitamini içeren meyveler tüketmeliyiz. Su oranı yüksek meyveler balık ve omega içeriği yüksek gıdalar alabiliriz. Bununla birlikte bazı bitkisel çayları da tüketebiliriz.” şeklinde konuştu. Soğukta vücut direncinin düştüğünü de hatırlatan Demir, “Kalp hastaları girip ve zatürreye normalden daha hassas oluyor ve bu hastalar daha çok etkileniyor. Bu hastaların yıllık grip aşısı ve beş yılda bir zatürree aşısı yaptırması gerekiyor.” ifadelerine yer verdi.