Kategori: Köşe Yazıları

  • Yozgat’ın ve Üniversitemizin renkli misafirleri

    Yozgat’ın ve Üniversitemizin renkli misafirleri

    Yozgat’ın eğitim başta olmak üzere sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmesinin, kalkınmasının umudu, şehrimizin geleceğe dair aydınlık yüzü Yozgat Bozok Üniversitesi, her geçen gün alanında büyümeye devam ediyor…

    Üniversiteler bulundukları şehirlerin bugünü ve yarını adına yaptıkları çalışmalarla umut olan kurumlardır. Bu anlamda Yozgat’ın en önemli değeri hiç kuşkusuz Bozok Üniversitesidir…

    Yozgat’ta 2006 yılında resmen kurulduktan sonra Merkez kampus olmak üzere birçok ilçemize açılan Yüksek Okullarla ilimizin eğitim alanında lokomotifi olmuştur…

    Yurt içi ve yurt dışı yaptığı akademik çalışmalar, Bozok Üniversitesini kısa süre de tanınır bir duruma getirmiştir. Bugün Yozgat Bozok Üniversitesi, 20 bin civarında öğrencisi ve binden fazla kadrosu ile Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen gençlere eğitim vermeye devam ediyor.

    Bu anlamda Türkiye’de üniversite eğitimi almak isteyen uluslararası öğrencilere kapılarını açan Yozgat Bozok Üniversitesi, 40 ülkeden 150 öğrenciye ev sahipliği yapıyor.
    Azerbaycan, Türkmenistan gibi başta Türk Cumhuriyetleri olmak üzere Filistin, Irak, Mısır, Suriye, Afganistan, Cibuti gibi ülkelerden gelen uluslararası öğrenciler yükseköğrenim hayatını Yozgat’ta sürdürüyor.

    Bu konuda geçtiğimiz gün gazetelere yansıyan bir haber vardı. Bu haberde aynen şu bilgiler yerildi:
    12 fakülte, 5 Yüksekokul, 9 Meslek Yüksekokulu, 3 Enstitü, 1 Araştırma ve Uygulama Hastanesi, 12 Araştırma merkezi, 4 Araştırma destek birimi, rektörlüğe bağlı 4 birim, yaklaşık 2 bin akademik ve idari personeli ile birlikte eğitim, öğretim ve bilimsel faaliyetlerini 20 bini aşkın öğrencisi ile sürdüren Yozgat Bozok Üniversitesi, aynı zamanda uluslararası eğitimiyle dikkat çekiyor.
    Uluslararası öğrenciler, Bozok Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde Türkçe öğrendikten sonra kazandıkları fakültelerde eğitimlerine başlıyor. Yozgat’ta öğrenim gören uluslararası öğrenciler, öğrenim süresi boyunca şehrin tarihi kültürel ve doğal güzelliklerini de tanıma fırsatı buluyor. Üniversitede düzenlenen sosyal ve kültürel etkinliklerde de rol alan öğrenciler; üniversite yönetiminin, diğer öğrenci arkadaşlarının ve halkın da yakın ilgisinden dolayı kendilerini ülkelerinde gibi hissediyor.

    Bu öğrencilerin şehrimizden ne kadar memnun ya da değiller, bilmiyoruz ama bilginin doğruluğunu Dunia Alpurah isimli Filistinli öğrenci yaptığı açıklamadan öğreniyoruz… Şöyle ki;  “Ben Filistin’den geldim burada kendimi memleketimde gibi hissediyorum. Burası çok rahat, eğitimi de çok iyi, hocalarımız alanında uzmanlar. Bozok TÖMER’de Türkçe öğrendim. Türkiye’yi seviyorum. Türkiye’de sadece eğitim değil, her şey çok iyi. En önemlisi de savaşsız yaşayabilmek. Türkiye’yi çok seviyorum” dedi. Zekeria Moumin Daubad ise, “Cibutiliyim, 23 yaşındayım Yozgat’ta yaşıyorum. Yozgat insanları samimidir, dürüsttür Yozgat halkını çok sevdim. Beş ay önce Türkiye’ye geldim ve hiç Türkçe bilmiyordum. Bozok TÖMER sayesinde Türkçe öğrendim. Yozgat Bozok Üniversitesi öğrencilerini de çok seviyorum, çok mutluyum. Türkiye’yi çok seviyorum. Türkiye’nin eğitimini seviyorum o yüzden buraya geldiğini” anlatıyor.

    Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey ise yaptığı açıklamada üniversitede 150 civarında uluslararası öğrencinin eğitim aldığını söyleyerek “Yaklaşık 40 farklı ülkeden öğrencilerimiz var. Onları şehrimizin imkânlarından yararlandırıyoruz, onlara üniversitemizde diğer öğrencilerimize sağladığımız imkânlardan bir miktar daha fazla olanak sağlama imkânımız oluyor. Bu onlar için bir avantaj oluyor tabi. Aslında son 4 yılda Türkiye’de uluslararası öğrenci sayısı eskisine göre çok fazla arttı. Yükseköğretim Kurulu’nun bu yöndeki çabaları çok önemli neticeler verdi. Bu çabalardan bizim de önümüzdeki yıllar için hedeflerimiz çok daha fazla uluslararası öğrencinin Yozgat Bozok Üniversitesi’nde eğitim almasını sağlamaktır. Buna göre çalışmalarımızı yapıyoruz. Bunun için şehirde de alt yapımız önemli ölçüde hazırlanmış durumda. Özellikle Afrika’dan, Orta Asya’dan, Türk Cumhuriyetlerinden ve Balkanlardan önümüzdeki yıllarda çok daha fazla öğrenci alabileceğimizi ümit ediyoruz ve hazırlıklarımızı bu yönde yapıyoruz. İnşallah bu noktada Yozgat Bozok Üniversitesi olarak hem ülkemize hem şehrimize hem de bilim dünyasına önemli katkılar sunacağımızı düşünüyoruz. Özellikle lisansüstü öğrenci sayısını artırmaya çalışıyoruz” dedi.

  • Zübeyde Hanım bunu hep yapıyor

    Zübeyde Hanım bunu hep yapıyor

    Yozgat’ta eğitim-öğretime başladığı günden bu yana başta eğitim olmak üzere sosyal ve kültürel faaliyetlerde farkındalık oluşturan Zübeyde Hanım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmen ve öğrencileri toplumun dikkatini çekecek çalışmalara imza atmaya devam ediyor…

    Toplumun bugün daha çok birlik ve beraberlik olmayan ihtiyaç duyduğu şu günde küçük-büyük, yaşlı-genç herkesin belli başlı konularda yardımlaşama ve dayanışmaya ihtiyacı olduğu hayatın bir gerçeğidir.

    Bu anlamda geçtiğimiz günlerde yeni bir proje ile kamuoyunun dikkatini çeken Yozgat Zübeyde Hanım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmenleri ‘İhtiyacın varsa al yoksa bırak’ sloganıyla kurdukları ‘Sosyal market’ projeleri ile hem öğrencilerinin hem de ailelerinin gıda ve kıyafet ihtiyaçlarını karşılıyor.
    Öğrencilere sosyal yardımlaşma ve paylaşma duygusunu kazandırmak amacıyla Zübeyde Hanım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmenleri tarafından hazırlanan ‘Sosyal Market Projesi’ ihtiyaç sahibi öğrenciler ve ailelerine destek oluyor.

    Okul içerisinde bir sınıfta oluşturulan Sosyal Market’te gıdadan giyeceğe kadar birçok ürün yer alıyor. İhtiyacı olan öğrenciler, hem kendileri için hem de aile bireyleri için ihtiyacı olan ürünleri sosyal marketten alıp kullanıyor. Tamamen gizliliğin esas alındığı projede sosyal marketten ürün alan öğrenciler, kimseyle karşı karşıya gelmiyor.

    Sosyal Yardımlaşma Kulübü olarak öğretmenlerin katkılarıyla bir sosyal market oluşturduklarını anlatan okul öğretmeni Tuğba Peker yaptığı açıklamada “Amacımız öğrencilerimize paylaşım duygusu kazandırmak hem de ihtiyacı olan öğrencilerimizin ihtiyaçlarını karşılayabilmek. Bu amaçla sadece öğretmenlerimizin desteği ile oluşturduğumuz sosyal markette öğrencilerimize şimdiye kadar pek çok hizmet sağladık. Bu anlamda mutluyuz.

    Öğrencilerimizin tamamı burada yiyecek, giyecek gibi her üründen ihtiyaçlarını karşılayabilirler. Öğrencilerimiz burada kendi ihtiyaçlarını karşılarken aynı zamanda da aile üyelerinin de ihtiyaçlarını karşılayabilirler” dedi.
    Okul öğretmenlerinden Nazife Tanrıver ise şunları anlattı: “Projemizi ‘İhtiyacın varsa al ihtiyacın yoksa bırak’ sloganıyla başlattık. Projemizin adı sosyal market. Burada karşılıklı yardımlaşmayı amaçladık. Birçoğumuzun evinde sürekli yeni giysiler alındığı için küçülen veya beğenmediğimizi düşündüğümüz giysileri sosyal marketimize kazandırdık.

    Amacımız bu giysileri ya da çeşitli araç gereçleri öğrencilerimizle paylaşmak. Ailelerimizle yaptığımız bu çalışma onlar da bize destek oluyorlar. Amacımız paylaşmak, ihtiyacı olan öğrencilerle ihtiyacı olan ailelerle paylaşmak. Burada sadece yetişkin değil çocuklar içinde her türlü giysilerimiz mevcut. Bizim amacımız veren elle alan eli görmeden birbiriyle buluşturmak.”

  • ŞEHİT DİYOR Kİ..

    ŞEHİT DİYOR Kİ..

    Vatana adanmış fani canıma

    Albayrak kefeni sardım giderim

    Helâl olsun derim hür vatanıma

    Ömrümü yoluna serdim giderim..

     

    Nazına kurbanım şanlı hilâlin

    Dökülen kanlarım olsun helalin

    Varlığım sebebim rengin celalin

    Canımı  uğruna verdim giderim..

     

    Emanet edildi bana bu vatan

    Atamdır atimdir çok mânâ katan

    Peygamber duası ayakta tutan

    Aldım azığımı sardım giderim…

     

    Anadan bacıdan gardaştan yardan

    İmtihan diyoruz sorulmuş zordan

    Evlattan ıyâlden hasılı serden

    Bir avuç göz yaşı derdim giderim..

     

    Ülküsü olunca yiğide ışık

    Anadan doğuyor bayrağa aşık

    Cennetin yolları olmaz dolaşık

    Hilâle yolunu sordum giderim…

     

    Sağımda peygamber gel haydi diyor

    Arkadaşlar birer birer gidiyor

    Cennet bahçesinden selâm ediyor

    Düşmana darbeyi vurdum giderim…

     

    Al bayrak olmadan dar gelir gökler

    Hürriyet davamı ezanlar bekler

    Nazlı yar vuslatı toprağa saklar

    Yeşeren dalları kırdım giderim..

     

    Arkamdan gelecek nice yiğitler

    Yakılacak daha  onca ağıtlar

    Tapusu vatanın geçmez kağıtlar

    Sağ olsun vatanım yurdum giderim…

     

    Sütünü helâl et , helâl et ana

    Al bayrak için ben kıyarım cana

    Şehitler ölmez ki diyen Kur’ana

    O nazlı hilali sardım giderim…

     

    Efruze görmedi böylesi acı

    Şehid emanetleri başımın tacı

    Zaman derler tüm dertlerin ilâcı

    Vuslatı o a’na kurdum giderim…

  • AĞZI OLAN KONUŞMASIN..

    AĞZI OLAN KONUŞMASIN..

    Herkes bir siyasi  yazı ve düşünce içinde  her gün farklı bir konuda gözlemlerini düşüncelerini yazıyor söylüyor tartışıyor bu günlerde.. Sokaklar caddeler evler , ne kadar kaçınılsa da sonunda ucu siyasi gündeme varıyor…

    Hemen her konuda akıl yürüten hatta ” sana hakkımı” helâl etmem, benim tarafımda olmazsan eğer diyen..Bütün bunlar seviyeli ve ahlaki olduğu sürece sıkıntı da yok..Bir çoğuna gülüp geçiliyor..

    Fakat işi öyle boyutlara taşımak isteyenler var ki akla zarar Yozgat’a zarar millete zarar ..Külli zarar yâni..Şu yada bu demeden ayırt etmeden  diyorum ki tüm adaylar bizim.. Sokak ortasında iş yerlerinde caddelerde yalan iftira  yakıştırmayla sesinin tonunu yükselterek  ahlaksızlığın sınırlarını zorlayanlar..

    Bu demokratik bir süreç ..

    Gerçekler zamanla ortaya çıkar elbet.. Bu memleket için çalışmaya varım diyen hiç  kimsede sahipsiz değil …

    Dost görünüp gerçekte düşman olan menfaatleri bitince; arkasından türlü türlü iftira etmek değildir bizim insanımıza yakışan..

    Zaman, her şeyi herkese ispatlıyor, kafadan kurgularla bu kutlu yolda yürüyenlere isnat edilen o yalan yanlış  yakıştırmalara anında tepki konulmalı hatta bu tür çirkinlikler emniyete bildirilmelidir.. Aksi takdirde  gençlerimiz kandırılacak , ortalığın ana baba gününe  dönmesi içten bile değildir..Bu seçimin en renkli şehri Yozgat..Lütfen kimse renklerimizi karartmasın..Adaylığın ötesinde her biri birinin birer ailesi ve çevresi var..Aslı astarı olmayan mesnetsiz dedikoduları kimse gençlerimize gerçek gibi lanse etmeye kalkmasın..Çamurla uğraşan ilk eline bulaştırır çünki..

    Dost görünen her yüze aldanmamak

    gerçeğin  peşinde doğrunun yanında olmak  bir vebâldir..Böylesi dedikodulara dur demek bir vebâldir…İşte önemli olan en önemli mesele bu..

  • SEVGİLİLER GÜNÜYMÜŞ

    SEVGİLİLER GÜNÜYMÜŞ

    ZABAĞNAN GAHDIM HELLE BİŞİRDİM
    SUVANI YAHARKEN ECCİK DAŞIRDIM
    HERİF LOV DEYİNCİK BEKDE ŞAŞIRDIM
    MAĞARSEM SEVGİLİLER GÜNÜYMÜŞ

    BAHDIM Kİ HAVLIDA BENİ BEKLİYO
    ARADA VİRGÜL VAR BİRAZ TEKLİYO
    ZAHAR Kİ SÜPRÜZÜ VAR SAKLIYO
    MAĞARSEM SEVGİLER GÜNÜYMÜŞ

    AVRAT DEDİ CİĞELLERİM GOĞONDÜ
    DESENE GIZ HANİ ŞOO HANGİ GÜNDÜ
    VAHDI GEÇTİ ELLEHAM EPEYİM SÜNDÜ
    MAĞARSEM SEVGİLİLER GÜNÜYMÜŞ

    NE DİYON KELE DİLLERİN GOPSUN
    GARARTIN GAYBOSSUN, ADINDA BATSIN
    YAĞARNINI GULUÇ AĞRISI DUTSUN
    MAĞARİSEM SEVGİLİLER GÜNÜYMÜŞ

    GIZ DEDİ, EY DEDİM AHANDA CULUH
    KESDİM BEN ONU BAHARDI ALIH
    TAVUĞUN CÜCÜĞUN HEPİCİ ÇALIH
    MAĞARİSEM SEVGİLİLER GÜNÜYMÜŞ

    ARABAŞI ET DEDİ AĞŞAMA OSSUN
    KAYNARKEN İÇERİK HAMIRI ÇALSIN
    BU HERİF SANADA HEDİYE ASSIN
    MAĞARİSEM SEVGİLİER GÜNÜYMÜŞ

    AĞŞAM OLDU YÜREĞAM GUPPÜRDÜYO
    TOPLAŞŞIN HELE HORANTA HEP DİYO
    AHA SANA HEDİYE HAYVADAKİ PÜR DİYO
    MAĞARİSEM SEVGİLİLER GÜNÜYMÜŞ..

    BAHTIKİ YÜZÜME ŞAFTIM GAYIYO
    İÇİMDEM GEÇENİ TEK TEK SAYIYO
    SANKİ GIRGILARDA DAVAR YAYIYO
    MAĞARİSEM SEVGİLER GÜNÜYMÜŞ

    GETMİŞ AYAĞAMA MESLASDİK ALMIŞ
    BİRİSİ ÇENTENİN İÇİNDEN ÇALMIŞ
    BİZİMKİ ORTADA ŞAMŞIRTMIŞ GALMIŞ
    MAĞARİSEM SEVGİLİLER GÜNÜYMÜŞ

    NOREK DEDİM KELE CANIN SAĞOSSUN
    İSDERSEN HEDİYEN FİZANDA GASSIN
    Bİ DAHAKİNE İSKARPİN ASSIN
    MAĞARİSEM SEVGİLİLER GÜNÜYMÜŞ..

  • KÜLTÜRÜMÜZ VE GELENEĞİMİZ GELECEĞİMİZDİR…..

    KÜLTÜRÜMÜZ VE GELENEĞİMİZ GELECEĞİMİZDİR…..

    “Bozok Yarenlik Günleri” programı 9. Şubat 2019 da Yozgat da yapıldı.

    Bozok Kültür ve Edebiyat Derneğinin düzenlemiş olduğu programda, seyirlik oyunların, dostlukların pekişmesine vesile olan şakalarının, Anadolu mutfağının yöresel lezzetlerinin,Dede Korkut’tan bugüne dek devam eden Aşıklık,Ozanlık ve Halk Şairliği geleneği örneklerinin yer aldığı son derece önemli ve içeriği dolu bir çalışma oldu , ilk adım olarak ” millet kıraathanesinde “başlayan etkinlik halkın yuksek katılımıyla cok neşeli ve eğlenceli başladı..Programa sehir dışınsan gelen misafir şair ve ozanlar ile Yozgat’lı edebiyatçılar  şairler ozanlar hem şiirlerle hem türkülerle hemde anlattıkları yarennik  anılarıyla içeriği çok zengin gerçek bir kültür sanat programı olmasına vesile oldular.Programın Hayri İnal konağında devam eden akşam ayağında ise konuklarımiza Yozgatın meşhur lezzetleri madımak lahana sarmasi turşu yogurt yufka tatli ve en son arabaşı ikramı yapıldı, sohbete geçildiğınde ise türküler okundu yarennik anıları anlatıldı  konuklar  bir birlerine yarenlik ettiler , daha sonra araştırmacı Yazar Osman Karaca bir çok ortaoyun sergiledi ..”Ceviz oyunu ” ,”fındık kaçtı “, “kòrük”, fincan bunlardan sadece bir kaçı idi..Oyunları bizzat oradaki hazırun konuklarla kuran ve oynayan Osman Karaca ; sıra fincan oyununa geldigiginde bütün şairlere ve ozanlara mani okuttu ve çok güzel anların yaşanmasına vesile oldu..

    Program SOYDER dernek Başkanı Sayın Murat Erciyes’in kaliteli, seviyeli,samimi ve naif sunumu ile ayrı bir anlam ve güzellik kazandı.

    Kendisini bir kez daha tebrik ediyorum.

    Bozok Edebiyat ve Kültür Derneğinin birbirinden değerli usta kalemlerden oluşan saygı değer üyelerimizin özverili ve başarılı çalışmaları ayrıca taktire şayandır

    Her birine ayrı ayrı teşekkür ediyor saygı ve hürmetlerimi sunuyorum.

  • YARENNİK NEYDİ?

    YARENNİK NEYDİ?

    Kışın uzun ve kasvetli zamanlarında hayat şartları daha bir ağırlaştırdı eskiden..Şimdiki gibi son teknoloji ürünler yoktu en zenginin evinde bile..Bir siyah beyaz televizyon yada sadece haberlere odaklı bir radyo..Zaten bunları da çocukluğunda son gören nesil bizleriz…

    Öyle ya koskoca bir kış dört duvar arasında sıkışıp kalamazdı ki,  sabahın  erken saatlerinde içilen bir düğurcük çorbası, çanak peyniri  pekmezi ve soba üzerinde kaynayan çay..Derin bir offf çektirmekle birlikte , erkekler köy odalarının yolunu tutar kadınlar gündelik işlerini yapıp  ellerine işlerini alıp otururlardı..Erkeklerin köy odalarındaki muhabbeti tam seyirlik olup bazen abimin arkasına takılır bende giderdim  , ama içeri giremez bir tarafa saklanır dinlerdim.. ” askerlik anılarını “yatırırlardı masaya mesela..

    -la get sende nerde o cesaret…

    -Essahdan adam gibi ..

    Neresinden uyduruyosa açında bahah gibi..Akla sırra gelmeyen sözler..

    Arkasından öyle bir kahkaha tufanı ki ve sonunda Yozgat virgülü ile biten cümleler..

    Normal şartlarda bu sözleri insanlar birbirine değil söylemek itham dahi etseler kıyamet kopar…

    Hiç kimse gocunmaz , yukarı almaz dı..Hemen akabinde bir yüksük oyunu yada aşıh atılır eğlence gün boyu devam ederdi..Yenilenin evine haber salınır arabaşı istenirdi, muhabbete akşam kalındığı yerden devam edilir böyle ce günler haftaları ayları kovalar bahar gelirdi..

    Şimdiler de adını ” şaka koysalarda  “,

    ” yarennik” ettik denirdi  ve bu günün şakaları gibi insanlar bir şeylerin derdinde olmazdı..Yarennik aslında çok köklü bir bağdı insanlar arasında…

    Bazen çok ciddi bir konuda bike aniden söylenen  bir çift söz bile ” yarennik ettim ” denir ve yunuşatılırdı..Bu güzel kültürü  anlatmak ve yaşatmakta bize nasıl oldu..Her ne kadar  yarennik edecek dostumuz parmakla sayılı olacak kadar az olsada..

  • DÜNYA KANSERLİLER GÜNÜ..

    DÜNYA KANSERLİLER GÜNÜ..

    Bu gün aslında herkesin korkulu rüyası olan bir yoldaşın adının verildiği bir gün..Aman gelmesin kapıma uğramasın  uzak dursun desekte damarımızda genimizde  taşıdığımız  yoldaştır o.. Aslında insanların tiyatral tarafını açığa çıkaran hastayı daha çok hasta edenlerin sanki ona gelmeyecek  sanki onu hiç rahatsız etmeyecek edasıyla, falan ile filan  ile karşılaştırılıp  hastanın psikolojini yerle bir eden yoldaştır o..

    Tıbbi olarak bakıldığında son teknoloji ilaçlar işinin ehli doktorlar ve her zaman yeniliklere açık bir sektör  yanlış anlaşılan bir algı..” Her kanser olan  hasta ölecek..

    İyi madem  tansiyon hastası daha çok risk altında değil mi ? Yada şeker hastası? Obez olanlar da da aynı risk yokmu? Fazlasıyla var! Ama onlar karşınıza geçip “vah vah tüh tüh “şovunu gayet güzel yapıyor.. Vatandaş ölmüş   , daha mezara girmeden duyura duyura “kanserdi çok çekti!!, “Zaten çok yaşamaz dedilerdi”..

    Demem o ki önce bilinç..Kanser herkeste olabilen  şartları eşitlendiginde ortaya çıkan bir hastalıktır…Sıgara stres  kötü beslenme hareketsiz yaşam ..

    Herkes bir kendini yoklasin , ben olmam diye bir kaide de yok..

  • GELDE GÖR

    GELDE GÖR

    Hakk aşığı senin derdin ne derdim

    Hiçlik mâkamında kemâle erdim

    Vahdet aynasında kendimi gördüm

    Benki kulum benki pulum gelde gör

     

    Ufak ufak ufalandı ufkumuz

    Kan ve vahşet çekiliyor ruhumuz

    Ben sen idim sen ben idim şavkımız

    Parçalandık tuz buz olduk gelde gör

     

    İman aynasında hepimiz birdik

    Med cezir oldu kardeşi sildik

    Biz bâtıla bilki böyle yenildik

    Müslümanlar kan ağlıyor gelde gör

     

    Oysa ki Yaradan bir di ve tekti

    Bize gönderdiği gerçek nimetti

    Gönüller sultanı O Muhammed ti

    Ümmeti ümmeti yaralı gelde gör

     

    Bir zerrecik suda Rab’bi görenler

    Yaradan aşkına sırra erenler

    Hesabı var diye nefsi kıranlar

    Birer birer tükeniyor gelde gör

     

    Muhammed aşkına aşktan cayanlar

    Etrafı sarıldı hemde çiyan var

    Allah birdir diye Hakka uyanlar

    Yersiz yurtsuz kaldı gelde gör

     

    İçimizi sardı fitne ve fesat

    Düşman kuşanmış kınsız bir pusat

    Yarabbi ümmeti rahmetle kuşat

    İbrahim misâli yandık gelde gör

     

    Anaların feryadı arşı delerken

    İnsanlar vatansız yurtsuz kalırken

    Bebek cesedleri kıyılara vururken

    Hepimiz hepimiz insandık gelde gör

     

    Bir lokma ekmeği bölüp yeseydik

    Eğerki yok ise nasip deseydik

    O güzel Kur’anı biz dinleseydik

    İman zırhı kuşanırdık gelde gör

     

    Irk mezhep dil ayırmak nedir

    Bilinki gidişler aynı yönedir

    Dünyalık malın bir top kefendir

    Mizan imanı tartar gelde gör

  • SOĞUDUM

    SOĞUDUM

    Kalbimde sönerken akşam güneşi

    Değilki ilkbahar yazdan soğudum

    Şarkılar halimi bilmiyor artık

    Şiirden türküden sazdan soğudum

     

    Hasreti tüketmez takvimler artık

    Aynada yansıyan hâyâlin yırtık

    Küllerin arasında kor alev örtük

    Can özüm yürekte közden soğudum

     

    Kırıla kırıla pek keskinleştim

    Konuşmak yerine susmayı seçtim

    Dem tutmuş çayımı kendim sek içtim

    Şekerden kaşıktan sözden soğudum

     

    Bıçak gibi köreldikçe bilendim

    Yağmur gibi bulutlardan elendim

    Dilenci misâli sevgi dilendim

    Güzelden şirinden gözden soğudum

  • YOZGAT DENİNCE AKLIMA GELENLER..

    YOZGAT DENİNCE AKLIMA GELENLER..

    Yozgat, bir tür bağımlılıktır..Evet evet Yozgat ‘ta doğan belli bir yaşa kadar suyunu ekmeğini yiyen herkes Yozgat’ a bir şekilde aşıktır..

    Bir kere köklerinden vazgeçemez..Ailesi , çevresi , ebesi , dedesi ..Yani vazgeçemedikleri Yozgat ‘ta.. Hiç bir yerde emsaline denk gelmedim denen bir “çökelekli dürüm “, bir eşmeden içilen o suyun tadı, hiç bir yerde yoktur ve bulunamazda..

    Toprağı olanlarda hiç bir şekilde kopamaz toprağından..”Gelmesek te görmesek te o köy bizim köyümüzdür ” bu bir çocuk şarkısı değil Yozgat’lının  hayat felsefesidir ..Elinde bir uzun cerek ile bahçelerde gezen sevgili profesör büyüğümüzü hayranlıkla izlerdik genç kız iken..Sanki Ankara’da yokmuydu? Vardı ama Ankara meyvesinde Yozgat kokusu yoktu , çocukluk anıları  yoktu..Parasını verir en iyisini de alırdı  ama hayır, Yozgat’ta dalından yenen bir erik yada elmanın tadı yoktu satın alma o meyvelerde… Dahası var , ekmegin çöreğin böreğin  bulgurun bulamacın da tadını bulamaz..Çunki kendisine ait bir ibare yok , mecburiyetinden başka..

    Yozgat bunun neresinden kazanır derseniz!?

    Organik olan her şey Yozgatta mevcut..Bu desteklenip  Yozgat  bir ‘organik gıda’ cenneti olabilir…Bu konuda ‘marka şehir ‘ de olabilir..Reklâmsız olur hemde..İlla fabrika mı lazım? Buyurun size hilesiz hurdasız ve çok ta revaçta olan bir geçim kaynağı!!Bu fikre sahip çıkılırsa hem Yozgat kazanır hemde Yozgat’lı…

    Yerli turist konusu biraz trajikomik bana göre..Yozgat”tan  göç edip bayrama seyrana gelenler zaten akraba hısımla işini hallediyor..

    Ya sadece Yozgatı tanımak için gelenler onlara hitaben bir “Yozgat misafirhanesi” yapılmalıdır konak şeklinde..Büyük cami altındaki yıkılmış  o arsa ise biçilmiş kaftan..Tarihle iç içe bir Yozgat misafir konağı ..Modern dizaynlı ama konak vurgulu.. Yozgat lezzetleriyle çepe çevre donatılmış  bir tür yaşayan Yozgat müzesi..

    Alt tarafı otopark olacakmış olsunda zaten çok ta isabetli olur  ..Etrafındaki küçük dükkanlarda ise Yozgat yöresel ürünlerinin satıldığını düşünün..Hayali bile güzel değilmi?

    Hayata geçerse Yozgata dair akılda kalacak dua alacak projelerden biri olur.Benden demesi..

  • DERLER BİZDE

    DERLER BİZDE

    Yine  yozgatlı  gonüm şo  yannıya  savrıldı,

    Dil gırıyım dedimde  yılan gibi gıvrıldı,

    Sizlerde geçen sene bizde  derler bıldırdı,

    İki  adam  görüncük azıtma deller  bizde…

     

    Sufrada  bağdaş  gurar öyünü  sunahlarıh,

    Pendirinen turşuynan bekmezi banahlarıh,

    Loküs lamba altında gışları   gonahlarıh,

    Soğuğu  çoh  yedinmi tozutma  deller  bizde…

     

    Gozelleri  severik sürmeliyse  gözleri,

    Boya  cıla yahışmaz ,pambık  gibi yüzleri,

    Ellisine  varmadan  dutmaz  olur  dizleri,

    Son  kesene  evlatlık,gazıtma  deller  bizde…

     

    Tohat  atmayı bilmek tomsük  yiyen uğunur,

    Beyniyin  bekmeziynen alt goynağen goğonür,

    Yozgat şaplağa  yiyen bir daha der doğonür,

    Dölek  dur  çerliyeçce cozutma deller  bizde…

     

    Yola  düşersen  eğer  yınicek  ahıllıynan,

    Birde  yüreğa yanmış  dili hep gahırlıynan,

    Ömrün heçlenir  gider ,,geçmişi  mekirliynen,

    Önce ahlın  nerdeydi  büzütme  deller  bizde…

     

    Zopaynan adam olmaz biz  lafınan düverik,

    Gişi  iyi islahsa hem  üver  hem  severik,

    Her  işten  gaytaransa bizde  olur  geberik,

    Elalemin  onünde cıvzıtma  deller  bizde…

     

    Gışımız uzun  olur ekmek  gevredir  yerik,

    Arabaşı oldummu haşat olur  severik

    Bizlerde atıştırma  bir  gavırga bir  hedik,

    İlk ahşamdan yatana dımıtma deller bizde…

     

    Avratları  heç sorman aşamaca yatallar

    Horanta toplaştımı kesme aşı  katallar

    Taze   gelin  varısa arhasından  atallar

    Kele şo gure  gibi gırıtma  deller bizde

     

    Yar  olmah  golay  değil  bozoğun gızlarına

    Sinirden köpürüncük nur  doğar yüzlerine

    Ismarıcı unutsan daş bağlar  sözlerine

    Dış  gapının iti gibi sorutma deller  bizde…

  • Yozgat yöresinin en tecrübeli başkanı

    Yozgat yöresinin en tecrübeli başkanı

    Yozgat’ın gelişmeye ve kalkınmaya en verişli Beldesi olan Doğankent’in Belediye Başkanı Doğan Sungur’u bugünkü sohbetimizde biraz anlatmak istiyorum…

    Siyasette istikrarlı olmak, toplum tarafından kabul gören bir duruşa sahip olmak hiç kolay değildir. Siyaset kimileri için bir amaç olurken, kimileri içinde deyim yerindeyse araç olmaktadır. Siyaseti araç olarak kullananlar her zaman toplum hafızasında kaybolmayan yegâne bir yerde dururlar…

    Vatandaş, yıllar geçse de siyaseti araç olarak kullananları hiçbir zaman unutmazlar… Bu anlamda Doğan Sungur’da toplum hafızasında her zaman hizmetleri ile hatırlanacak isimlerin başında gelecektir.

    Dile kolay bir Belde de 5 dönem ara vermeden üst üste Belediye Başkanlığı yapmak her insana nasip olmayacak bir hizmet aracıdır.

    Doğankent’te bugün doğan insanlar, doğduğu topraklarda huzur ve güven içinde yaşama imkanı buluyorsa, vatandaş, buna vesile olanların elbette hakkı teslim en iyi şekilde teslim edecektir.

    Geçtiğimiz günlerde çıkan bir haberde Doğankent Belediye Başkanlığı görevini 5 dönemdir kesintisiz olarak sürdüren Belediye Başkanı ve AK Parti Doğankent Belediye Başkan Adayı Doğan Sungur, 31 Mart seçimlerinin ardından hizmetlerine devam edeceklerini tekrarladı.
    Yaklaşık 25 yıldır Doğankent Belediye Başkanlığı görevini sürdürdüğünü ve bu zaman kadar önemli projeleri hayata geçirdiklerini vurgulayan Başkan Doğan Sungur, “Hizmet yolunda vatandaşlarımıza yeniden hizmet etme görevini Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın olurlarıyla kutsal göreve layık görülmem beni son derece mutlu etti. Ayrıca bu göreve yeniden layık görülmemde Anayasaya Komisyonu Başkanımız Sayın Bekir Bozdağ, Milletvekilimiz ve Seçim İşleri Başkanı Yardımcısı Sayın Yusuf Başer’e, il ve ilçe başkanlarımıza kıymetli partililerimize kısaca vatandaşlarımıza sonsuz teşekkürler ediyorum.”dedi.

    Belediye hizmetlerinin aksamaması 25 yıldır canla başla çalıştıklarını vurgulayan Başkan Sungur, “Belediye demek hizmet demektir. Bu hizmetlerin gerçekleşmesi için gece gündüz mesaimizi beldemizin gelişmesi ve kalkınması için harcadık. Halka hizmet hakka hizmet anlayışıyla beldemizde yaşayan bütün insanlarımıza ayırt etmeden ötekileştirmeden yardımcı olmaya çalıştık. Bizi bu göreve layık gören vatandaşlarımızı bu zamana kadar Allah’a şükürler olsun hayal kırıklığına uğramdık, bundan sonra da uğratmayacağız. En son seçimde halkımızın yüzde 75 oranında oy alarak seçildim.

    Vatandaşlarımızdan Allah razı olsun onlara ne yapsak haklarını ödeyemeyiz. Belediye Başkanlığımda 5 dönem oldu. Ne yaptıysa vatandaşlarımızla birlikte yaptık. Demokrasilerde bu böyledir. Halkımız bizi istedi ve bizde yolumuza devam ettik. Belediye hizmetlerinin hepsini yaptık. Bir şeyi yapamadık oda benim elimde olan bir şey değil Doğankent ilçe olması gereken bir belde ilçe görünümlü her şeyi tamamlanmış ve ilçe olmayla birlikte çok büyüyecek bir yer. Aklımda olup ta gerçekleştiremediğim tek konu varsa oda Doğankent’in ilçe olamaması. İnşallah bundan sonraki süreçte 31 Mart seçimlerinde vatandaşlarımızın desteği ve teveccühü ile yeniden başkan seçildiğimiz takdirde bu amacımızı, bu hayalimizi de gerçekleştiririz.”

  • EN MEŞAKKATLİ İŞ..

    EN MEŞAKKATLİ İŞ..

    İnsanoğlu bu, fıtratı gereği diye cümleleri yumuşatmak isterken..

    Günlerce susup  empati yaparak acabalarımla boğuşurken..Hayatın  hep iyi tarafını görmeye çalışırken…

    Çok yorulduğunun farkına bile varmıyor insan..Herkese ayrı ayrı kendi ayarında muamele etmekse apayrı  bir haslet oldu zannımca..

    Kimsenin araştırmak , kendini geliştirmek gibi bir iddiası yok iken her türlü bilgi kirliliğinde nasıl temiz kalabiliyor insanlar?

    Elbette ki doğru olanı, hak edenle yürüyerek  , kendi misyonu üzerine eğilerek  , kıskançlık  hasetlik gibi duruşlardan uzak durarak..

    Bütün bunların toplamıdır başarı..

    Bencillikten  uzak , naif yüreklerin  sen ben etmekten uzak biz olduğunda  beraber birlik ve dirlik içinde aynı aura ile sarıldığında  kaçınılmaz olandır başarı..

    Ve bu kriter  her yerde geçerli olandır..Ev hayatında, iş hayatında, siyasi hayatta ve sosyal kültürel hayatta bu gerçeklik hep tazedir ve yerini korur..Zamanın birinde bir  adam , haylaz çalışıp çabalamaz ,emek vermez , etrafındakilere kırıcı  yıkıcı sözler sarf eder ve zamanla çok yalnız kalır, ve evini köyünü çoluğunu çocuğunu terk edip  İzmir’e gider.. Aylar geçer ortalarda yok eşi çocukları perişan..Duruma dayanamayan baba , tutar İzmir’in yolunu..Arar sorar ve oğlunu gecenin bir yarısı kumar masasında bulur..Oğlu tüm şaşkınlığı ile yalan üstüne yalan söyler ve babasını kumardan  çok zengin olduğuna ikna eder..Girer koluna gecenin bir vakti,onu tenha bir yere götürür!

    -baba bak bütün araziyi kumardan kazandığım parayla satın aldım! Adam sevinç içinde oğluna sarılır  ve derki – aferin oğlum tarlada sulak imiş burada iyice mercimek olur!

    Oğul,

    -baba sen git bir an önce memleketten mercimek tohumu getir!  diye kandırarak babasını aynı gece otobüse bindirir ve köyüne gönderir..

    Adam köyüne varır varmaz , köy kahvehanesine oturup  övünmeye başlar -benim oğlan İzmir’i tüm satın almış  büyük zengin olmuş, bundan sonra şapkama selâm verin  komşular..Laf idi söz  idi derken köyün  gençlerinden bazıları gülmeye başlar adamda huylanır, açıkta bir şey mi var neye gülüyorsunuz? diye de çıkışır..Gençlerden biri

    -emmi oğlun seni kandırmış  o sana gösterdiği yer deniz , ben orada askerlik ettim çünkü deyince adamla hayli bir münakaşadan sonra ,tekrar İzmir’e gider  , ortada ne oğlan var ne tarla  ve gencin söylediği gibi gösterdiği yerde deniz..Oğlunun yalanına inanmanın  büyük üzüntüsü ile köyüne geri döner.. Dünyanın en meşakkatli işidir kul hakkına girmemek..İnsanca duruş sergilemek..Emek hırsızlığı  bir gün yemek hırsızlığına dönüştüğünde  beddua doldurur kaşığı..Atalar da ne güzel demiş “intizar dediğin bir etek taş biri değmezse biri değer “…

  • BEŞİNCİ MEVSİM

    BEŞİNCİ MEVSİM

    Dört yaprak yoncadan çıktımda yola

    İlkbahar ayında solanı gördüm

    Sonbahar ayında belki son mola

    Kış ayında güneş olanı gördüm

     

    Önceden öğrendim mevsimler dörttü

    Yağmur aceleci toprağı örttü

    Kar yağdı üstüne iklimi sertti

    Kardelende hayat bulanı gördüm

     

    Kelebek uçunca olurmu ki kuş

    Bu ne zarafetti bu ne dik duruş

    Baharın sonları bir hayli yokuş

    Ömrü yaz iken solanı gördüm

     

    Koşarsın el ele nefes nefese

    Kapılsan yürekten yalan hevese

    Kargayı koymuşsan altın kafese

    Gönlünün gözünde yılanı gördüm

     

    Bir ömrün sonunda hafif yorgunluk

    Birazcık serzeniş biraz durgunluk

    Seyrine dalarken hayli solgunluk

    Beşinci mevsimde yalanı gördüm

     

    Öyleyse inanmak beşinci mevsim

    Ne bir sıfat var nede bir isim

    Ufkuna çizilmiş ressamsız resim

    Gönlümde bakidir kalanı gördüm..

  • Adayları gördük ama bir de!

    Adayları gördük ama bir de!

    İYİ Parti, Saadet Partisi ve CHP Belediye Başkan adaylarını (Merkez) henüz açıklamamış olsalar da Ak Parti ve MHP; İl, İlçe ve Belde Belediye başkanı adaylarını yapılan açıklamalarla öğrenmiş olduk. Siyasi partiler kaliteli hizmet üretebilmeleri için eğitimli ve gerekli donanıma kavuşturulmuş elemanlara ihtiyaçları vardır.

    Bu ihtiyaç tüm süreçlerde geçerlidir.

    Siyasi partilerde kaliteli hizmet, mutlak anlamda vatandaşın memnuniyetini hedefler. Son karar hizmet sunulan vatandaşındır.

    Politikada en önemli kural ve doğru olan kaliteli hizmet, kaliteli kadrolarla verilebilir…

    Ne kadar kaliteli eleman, o kadar kaliteli hizmet var demektir.

    Ayrıca üst yönetimin de değişimi istemeli ve buna istekli olması gerekir. Başka türlü toplumsal taleplerin karşılanması mümkün olmaz. Çünkü ihtiyaç, değişim demektir.

    Politikada nihai hedef şudur:

    Partideki herkesin aktif katılımı ile vatandaşların memnuniyetini sağlamak ve bunun sonucunda da seçmen pazarındaki payını arttırarak iktidarda kalmak veya iktidara yürümektir.

    Asıl anlatmak istediğimi ne kadar anlatabildiğim mi, bilemiyorum ama daha açık konuşmak gerekirse, siyaset bir ekip işidir. Burada elbette ekibin başındaki isim ne kadar önemli ise, bu isimle çalışacak kişilerde çok önemlidir.

    Demek istediğim şuana kadar partilerden yapılan açıklamalarla Belediye Başkanlarını öğrendik ama Belediye Başkanı ile birlikte çalışacak ekibi henüz öğrenmiş değiliz.

    Vatandaş, Belediye Başkanı adayları ile caddede, sokakta ya da herhangi bir mekanda karşı karşıya geldiğinde adayların seçildiğinde birlikte yanında birlikte çalışacağı ekibi de görmek istiyor…

    Dolayısıyla burada vatandaş, Belediye Başkanı adayı kadar ekibinde ne önemli olduğuna dikkatleri çekmeye çalışıyor.

    Peki, vatandaşın bahsettiği Belediye başkanı ile birlikte çalışacak ekip hangi kriterler doğrultusunda, nasıl ve ne şekilde kurulacak?

    Bu konuda yetkili organlar nasıl bir yol izleyecekler!

    Vatandaş, yetkili organlardan ekip kurulurken, en başta liyakate öncelik verilmesini bekliyor… Benim, senin adamın düşüncesiyle hareket edilmesini istemediğini açıkça ifade etmese de, arzu edilen şehrin gelişmesine projeleriyle katkı sunacak bir ekip kurulmasını istiyor.

  • KARA KAZAN KAYNARKEN..

    KARA KAZAN KAYNARKEN..

    Herkes bir şeylerin telâşında bu günlerde..

    Gündeme yetişmek zor ve çok meşakkatli..

    Her ne kadar biz işin esprili yönlerini açığa çıkarmaya çalışsak ta ciddiyet her zaman yerini ve kendini koruyor..

    Köyler , mahalleler kasabalar ve şehrin kendisi..Her zaman temkinli her zaman  gözü kara her zaman taraftar cesareti..

    Kimin rengi nedir belli olmasa da bu aralar ara geçişte alengirli renkler hakim..

    Eskiden  bir tespih alırlardı ellerine , öyle tatlı bir rekabet ki “şu sana bu bana” verir ..Sen kazanırsan tosun kes, ben kazanırsam  ziyafet vereceğim..Bu güzel muhabbetin üstüne arabaşı içilir gedik yenir güle oynaya gidilirdi seçime..Arada çok büyük husumet varsa araya girilir gerginlik önlenirdi..

    Şimdi bakıyorum da her kafadan bir ses..Yıllar yılı can cana yan yana olanlar birbirinin izine kurşun atıyor..Bin bir türlü manipülasyon.. Kazanmak hırsına neler neler ..Oysaki  her şey gelip geçici. Makam mevki hasılı dünya ..

    Kazanan köyünüz kasabanız şehrimiz olsun..Bu yarışta kalbine yenik düşen MHP Şefaatli adayı , değerli abimiz, eski emniyet müdürü Ahmet Demirel’ i kaybetmenin derin üzüntüsüyle  tüm  camiaya ve kederli ailesine başsağlığı diliyorum..Yeter ki çok kıymetli canları kaybetmeyelim, insanlığımızı unutmayalım insanlıktan çıkmayalım..

    Kara kazan değerlerimizi kaynatamasın.. Bu kutlu yarışta iyi olan kazansın diyor ve cihan padişahı Sultan Süleyman ile sonlandırıyorum..

    “Bu dünya ne sana nede bana kalmaz..

    Sultan Süleyman’a kalmadı böyle hiç bir kitap yazmaz”

  • SAYA GEZDİK..

    SAYA GEZDİK..

    Saya, bir Türkmen geleneğidir..

    Neden bu kadar keskin bir giriş yaptım, merak edenlere , hemen kısaca bir açıklama, bizim saya Avrupa’da cadılar bayramı olmuş çünkü..Onlar kendilerine ait olmayan bu kültürü eğlenceye çevirmişler hatta resmi tatil ilan ediliyor oralarda o gün..

    Biz mi? Her şey gibi onu da unutmuşuz, unutturmuşlar..

    Ama bu kültürün aşığı insanlar  çıkmış   Osman Karaca’da  o güzel insanlardan sadece biri..

    Elimizde Türk sancağı  , kurt koyun kostümleri ve çoban abası ile ” saya gezdik ” inceçayır köyünde..Kapı kapı yağ bulgur topladık , maniler söyledik bereket timsali “tongurdak” çaldık..

    Neredeyse bütün köylü icabet etti gezmeye..Sonrası mı?

    Ziyafet ağızlara layık cinsten..Türküler şiirler  deyişler okundu.. Oldu mu?

    Çok güzel oldu..

    Teşekkürler inceçayır köyü, teşekkürler Osman Karaca..

  • CANAN

    CANAN

    Senmisin adını koyamadığım,

    Gönlümün bağında gül müsün canan?

    Kayıp yıllarımı sayamadığım,

    Kalb gözümde sonsuz çöl müsün canan? ..

     

    Beklerim gönlümün kapısı açık,

    Birazcık delişment, birazcık kaçık..

    Muallak olmadan söyle apaçık,

    Sende bu sevdaya kulmusun canan..

     

    Dayanmaz yüreğim firkatin ağır,

    Sensiz olan her söze olmuşum sağır,

    Kalbinden köprü kur yanına çağır,

    Yoksa sende kuru dalmısın canan

    ..

    Öyle bir gel kaleme hecelerime,

    Yıldız olda sen yağ gecelerime,

    İbreti sevdam ol sen nicelerine,

    Sen kıyıya vuran salmısın canan.

     

    Sevda istiyorsan yürek burada,

    Kuru bir selamın gönder arada,

    Yanacaksa eğer gönlüm çırada,

    Sessiz feryadıma dilmisin canan..

     

    Yüreğin ezberim söze ne gerek,

    Gel bana sende sevdim diyerek,

    Kalbinden bir dirhem mehir vererek,

    Anladım sen acı balmısın canan..

  • SAYA GEZELİM..

    SAYA GEZELİM..

    Bu kültür bizimdir değil ki yaban

    Eksik gedik varmı saya gezelim

    Kuzular tüylendi diyorsa çoban

    Haber verip dosta köye gezelim..

     

    Çanakta pendiri  kûlekte yağı

    Bulguru yarması  samırsak bağı

    İneğân camızın koyunun sağı

    Yetermi  bir bakıp suya gezelim..

     

    Koyunun postundan guru pahlaya

    Güvercin dönüyor yedi tahlaya

    Kış günü kıyamet Allah saklaya

    Düşmeden kalkmadan yaya gezelim..

     

    Pekmezin küpünü  armut çöpünü

    Yaktırır bu soğuk nacak sapını

    Önceden sağlam tut  kerpiç yapını

    Yıkılsa  başlara  niye gezelim..

     

    Koyunun yediği arpadan zağar

    Uğudüp getirin her yere sığar

    Samanı son guzde çetene yığar

    Çok şükür yetiyor diye gezelim..

     

    Atların  önüne verilir kırma

    Gelinler dokuyor işlengi sırma

    Turşu var kelekten kelemden vurma

    Yuha dürüp yiye yiye gezelim…

     

    Kapılar açılsın  gülerken yüzler

    Bulguru çok verin yetisik kızlar

    Yakında erir bak olukta buzlar

    Yok ise bir nasip niye gezelim..

     

    Bin derde devadır müjde pilavı

    Yer iken içini sarar alevi

    Demesin komşular bura dul evi

    Yün çorap giye giye gezelim…

     

    Iğ ile bükülsün yünlerin beli

    Kurulsun köşeye culfalık yeri

    Dökülsün alından emeğin teri

    Kilime desen koya koya gezelim..

     

    Damların üstünde dururdu lòlü

    Kayboldu kilimin yeşili alı

    Cehizlik namazla dokunur halı

    Motifleri ıya ıya gezelim

     

    Efruze diyorki töremiz bizim

    Cok şañsli her yönden yöremiz bizim

    Geçmişi yad etmek çaremiz bizim

    Bundan gayrı saya saya gezelim…

  • Millet İttifakında herkes kendi yoluna gidiyor

    Millet İttifakında herkes kendi yoluna gidiyor

    Yerel seçimlerin elin kulağında, seçimin iddialı partileri Ak Parti ve Milliyetçi Hareket partisi seçim çalışmalarını sürdürmekle meşgul olurken, Millet İttifakında yer alan partiler aday arayışlarını sürdürüyor…

    Yozgat’ta siyasi çevrelerin ve seçmenin cevabını merak ettiği soruların başında Belediye Başkanı Kazım Aslan’ın aday olup olmayacağı yer alırken, Arslan bu konuda henüz net bir açıklama yapmış değil.

    Siyasi kulislerde Arslan kararını Bağımsız aday olarak vereceği iddiaları üzerine “B” planı olarak yola koyulan Millet İttifakı içerisindeki partiler, İYİ Parti, CHP ve Saadet Partisi kendi adayını yarışa dahil etmek için çalışmaları hızlandırdı.

    Bu konuda siyasi kulislerden basına yansıyan haberlere baktığımızda dikkat çeken bir haberde şu bilgiler yer alıyor;

    Ak Partide Celal Köse’nin genel merkezce Yozgat Belediyesine aday seçilmesinden sonra Millet ittifakını oluşturan partiler, mevcut başkan Dr.Kazım Arslan’a yaptıkları adaylık önerisinden bugüne kadar olumlu ya da olumsuz bir yanıt alamadılar. Yozgat’ta İYİ Parti, CHP ve SP’nin millet ittifakı Belediye Başkanlığı adaylığı teklifini geri çevirmeyen ve “Düşünüp kararımı en kısa zamanda size bildireceğim” diyen Belediye Başkanı Dr.Kazım Arslan’ın aradan yaklaşık 1,5 ay geçmesine rağmen kararını henüz netleştirmemesi muhalefet partilerini sıkıntıya soktu. Şehrimizde Millet ittifakını oluşturan partilerin sorumluları bugüne değin kamuoyuna “Adayınız kim” sorularını 1,5 aydan beri “Dr.Kazım Arslan’dan cevap bekliyoruz “ demekten ve aday çıkaramamaktan dolayı rahatsızlık duymaya başladılar. Bu arada Dr.Kazım Arslana yakın çevrelerin ise Başkanın seçime muhtemelen bağımsız olarak gireceğini dile getirdikleri öğrenildi.

    Belediye Başkanı Dr.Kazım Arslan’ın Yozgat’ta Millet ittifakından veya Millet İttifakı içerisinde yer alan partilerden herhangi birinden aday olabilme konusundaki kararsızlığı muhalefet partilerini alternatif aday arayışlarına yöneltti. Dr. Arslan’ın millet ittifakının önerisine ‘hayır ‘demesi veya ‘Bağımsız’ aday olması halinde İYİ Partinin il başkanı Metin Özışık’ı, CHP’nin Diş tabibi Dr.Yakup Nurdoğdu’yu ve Saadet Partisinin de Ziya Koçak’ı aday göstereceği bildiriliyor. İYİ Parti Yozgat il başkanı Metin Özışık bu konuda dün akşam sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Genel merkezin resmi bir kararı olmamakla birlikte gerekiyorsa Belediye başkanı da olurum” diyerek merkez Belediye başkanlığı için aday olabileceği sinyalini verdi. Ancak, Özışık, adaylığı konusunda şu ana kadar henüz resmi bir açıklama yapmadı.

  • KİM DEMİŞ..

    KİM DEMİŞ..

    Karakışa boyun eğmez kardelen
    Menevişler duyamazmış kim demiş
    Öyle yıkıp viran etmez her gelen
    Kuşlar dalda uyumazmış kim demiş..

    Nefsin için yaratılmış imtihan
    Kimleri misafir etmedi bu han
    Sana bahşedilmiş olsa da cihan
    Ecel sana kıyamazmış kim demiş..

    Şükür sofrasında doymazsan eğer
    Tamahkâr ruhuna gör neler sığar
    Gerçeğe kör olmuş feryada sağar
    Sabır taşı kayamazmış kim demiş..

    Dersini almazsan çoğalır yükün
    Kaybolur seninle yüzünde akın
    Bir daha desem de sakın ha sakın
    Şeytan gözü boyamazmış kim demiş..

    Geceden dem vurup gündüze ayan
    Kaybolur nefsinin sesine uyan
    Yalındır bu yollar yürürsün yayan
    Düşünceden cayamazmış kim demiş..

    Kar yağar dışarda hava bulanır
    Toprak beyaz olur tohum sulanır
    Yalanlar var kul boynuna dolanır
    Efruze de diyemezmiş kim demiş ..

  • NE DERSİNİZ?

    NE DERSİNİZ?

    Dillere pelesenk olmuş bir cümle vardır ya her zaman..

    ” Ahh nerde o eski bayramlar” yada “nerde o eski kışlar”.

    Hep eskiyi özler dururuz  ya , derin düşününce şöyle bir , bizde geleceğin eskisi değil miyiz?

    Nerde diye başlayan cümleler bir zaman sonra bizi de soracak..

    Ben hatırlarım meselâ, ortaokul ikinci sınıfın yarıyıl tatilinde köyümde  keyifler yerinde..Güzel bir karne getirmişim  takdir belgeli , evin içinde ki şımarıklığımız dört duvara sığmıyor ve dışarı fırlıyoruz benden yaş olarak büyük  ablam ile , kar yutuyor bizi ve köpeğimiz de bizimle birlikte koşmaya başlıyor, köy odasındaki büyükler bizi izliyorlar ama biz farkında bile  değiliz..Ablam ben ve köpeğimiz koşmaya başlıyoruz harmanlara doğru..Kar soğuk  kimin umurunda..Alabildiğine özgürce koşup kar üstünde taklalar atıp oynuyoruz köpeğimiz ile..Bir müddet sonra yorulup eve dönerken yolumuzu köyden arkadaşlar kesiyor ( onlar bizden cesaret almış olmalı) haydi hep beraber kayalım ..Gübre torbalarına saman doldurup çıkıyoruz tepenin yüzüne ..Bizi gören  geliyor ve sayımız onbeşi buluyor..Ama ne eğlence..Kimisi camdan kızına ördüğü danteli gösteriyor, kimisi işlengiyi.. Bunlar kızların çeyizi olmazsa olmazı idi o zamanlar..

    ” Ya masalı(örgü dantel masadır ) kasıt ya liseli olacak”  gelin kızlar..Yani en az lise mezunu olacak..

    Kimisi Ferdi Tayfur’dan ” başında yok ise sevda yelleri” söylüyor , kimisi , kimisi  ” bir ilkbahar sabahı “..bildiğiniz açık hava konseri alanına dönüşmüştü  emicinin tepe..Sonra ne mi oldu? Köyden bir abi geldi..

    Yaşça bizden büyük..Çok sinirli bir şekilde “kocaya varacak kızlarsınız! Utanmıyor musunuz kızak kaymaya dedi ve kız kardeşlerini aldı gitti..Bizimde tadımız kaçtı moralimiz bozuldu , o günden sonra bir daha da kaymadık..

    Gün geldi her birimiz  evlendik..Dantellerimiz ve çeyizlerimiz serilip sergilendi düğün arifesinde..Her birimiz zamanın kirli çarkına takılıp  savrulduk…Damağımızda o günün tadı  kaldı sadece..Şimdi çocuklarımız kardan korkuyor..Kar onlar için “tatil müjdecisi ” sadece..Dışarı çıkmıyorlar  sanal alemin oyunları onları avutuyor şimdilik..Onların anlatacak bir kar serüvenleri olmayacak..Çocukluklarından bir şey kalmayacak  , son bir kez daha kar bizim yaşanan gerçeğimiz deyip çocuklarımız la karda oynamaya ne dersiniz?

  • İstihdama katkı sunacak ve eleman sıkıntısı yaşayan kurumlar

    İstihdama katkı sunacak ve eleman sıkıntısı yaşayan kurumlar

    Gazetemizi hafta sonu ziyaret eden Milletvekilimiz Yusuf Başer ile yaptığımız sohbetten birkaç ayrı vererek, sohbeti sürdüreceğim…

    Gündem siyaset olduğu için girişi buradan yapalım… Gönül belediyeciliğini ve belediyecilik hizmetlerini en iyi AK Parti’nin yaptığını vurgulayan Başer, “Belediyecilik hizmetlerini AK Parti yapar. Gönül belediyeciliğini AK Parti yapar. Şehirleri birlikte yönetmek, birlikte inşa etmek ve birlikte ihya etmek ve gelecek kuşaklara da yaşanabilir bir şehir bırakmak bizim boynumuzun borcudur. AK Partinin siyaset anlayışında aldatmak yoktur, hile yoktur. Siyasetimizin temel felsefesinde ne aldanan nede aldatan olacağız, dolayısıyla belediye başkan adaylarımızın ortaya koyacağı projeler ortak akılla yürütülen ve toplumun tamamının benimsediği projeler olacaktır.”

    Gelelim asıl konumuza yazımın başlığında ifade ettiğim üzere Yozgat’ta istihdam sağlayan ve bu konuda bir takım sorunlar olduğunu gözlemlediğim kurumlarımıza… Milletvekilimiz Yusuf Başer, bu kurumlarımızın farklı yönünü şöyle anlattı…

    “Bugün 20 Bin öğrencimizin eğitim gördüğü Bozok Üniversitemizde bin tane akademik personel, 2 bin personel ve diğer çalışanlarla bu sayı 5 bin civarında olduğu belirtiliyor. Aynı zamanda KYK yurtlarımızla ülkemiz genelindeki iller sırlamasında öğrenci sayımıza göre yatak sayısı en fazla olan şehirlerin başında geliyor. Yine Diyanet Eğitim Merkezimizde yıl içerisinde diyanette görevli personeller burada eğitim görecekler ve ekstradan 300 kişi istihdam edilmiş olacak. Adalet Eğitim Merkezi’nde de en az 300 kişi istihdam edilmiş olacak. POMEM’de Bin öğrencimiz polislik mesleğine buradan mezun olarak başlayacak. Yine 4 Bin kişilik cezaevinde görev yapacak personeller ile şehrimiz ekonomimize büyük katkı sağlayacak. Havaalanı ve hızlı tren projelerimizin tamamlanması ile bunlara paralel olarak yapılacak çalışmalarla ilimizin gelişmesine büyük bir ivme kazandıracaktır.”

    Ben burada farklı bir konuya dikkat çekmek istiyorum… Mesela Bozok Üniversitesi ve Araştırma Hastanesi şu günlerde hem yetişmiş personel hem de vasıfsız eleman sıkıntısı yaşıyor… Şehir hastanesinin kısmen doktor sıkıntısı dışında ciddi bir sıkıntısı yok bulunmamakla birlikte burası da ekonomik yönden ödenek sıkıntısı yaşamaktadır.

    Birkaç hafta önce Sorgun Devlet Hastanesine gittim. Burada dikkatimi çeken en önemli sıkıntı ise doktor açığı ve ara eleman sıkıntısıdır.

    Bu sıkıntıların önemli bir kısmı aslında İŞKUR’un toplum yararına çalışma projesi kapsamında kurumlara verdiği vasıfsız elemanlarla giderilebilir.

    Bir talimatla İŞKUR, kura ile yönlendirdiği bu elemanları birçok kuruma göndermek yerine büyük çoğunluğunu başta Bozok Üniversitesi hastanesi olmak üzere ihtiyaç duyulan kurumlara yönlendirilmesi sağlanmış olsa bahsettiğim sorun kendiliğinden çözülmüş olacak.