Kategori: Köşe Yazıları

  • Her mevsim kan bağışı yapılabiliyor

    Her mevsim kan bağışı yapılabiliyor

    Türk Kızılayı Yozgat Kan Bağışı Merkezi Müdürü Dr. Selçuk Cansız, böyle diyor… Kan bağışının mevsimi olmaz, her mevsim kan bağışı yapılabilir.

    Dr. Selçuk Cansız, Kızılay olarak kış mevsiminde kan stoklarının azaldığını bu sebepten dolayı vatandaşlarımızı kan bağışı yapmaya için başlattığımız kampanyaya davet ediyoruz dedi.

    Türk Kızılayı Yozgat Kan Bağış Merkezi Müdürü Dr. Selçuk Cansız, 2018 yılı itibariyle Yozgat genelinde yapılan kan bağış kampanyalarında 14 bin ünite kan hedefine ulaştıklarını söyledi. Yıl sonu itibariyle bu hedefi geçmek için Cumhuriyet Meydanı’nda kan bağış tırı kurduklarını hatırlatan Cansız, vatandaşları kan bağışına davet etti.

    Kış mevsimi itibariyle vatandaşların kan bağışına olan ilgilerinin bir nebze olsa da azaldığını hatırlatan Cansız, “Kış aylarında gönüllü kan bağışçılarımızın sayısında ciddi düşüş oluyor. Kış aylarında kan stoklarımızda azalmalar oluyor. Vatandaşlarımızın bu konu da daha duyarlı olmalarını istiyoruz. Hayat kurtaran kana yılın her ayında ihtiyacımız oluyor.” dedi. Cumhuriyet Meydanı’nda kurulan kan bağış tırının 10 Ocak 2019 tarihine kadar kan alımına devam edeceğini de söyleyen Cansız, 2019 yılı itibariyle yılsonu hedeflerini de 16 bin ünite kan olarak açıkladı.

    Her yıl yüzlerce insan hastalık ya da kaza sonrası kan bulunamadığı için hayatını kaybediyor. Buna karşılık, son yıllarda yapılan araştırmalar ülkemizdeki yıllık kan bağışı oranının nüfusun yüzde 1’i kadar olduğunu gösteriyor.

    Kan bağışı, kan bekleyen kişilerin hayatlarını kurtarmasının yanısıra kişinin kendi sağlığı açısından da yaşamsal önem taşıyor.

    Kan bağışında kan hücreleri yenileniyor, bu da daha sağlıklı ve daha güçlü bir vücuda sahip olunmasını sağlıyor.

    Uzmanlar, yılda en az iki defa kan vermenin vücut için saymakla tükenmeyen faydalarının olduğunu ifade ediyor.

    Uzman görüşlerinden derlediğim bilgilere göre, Kan, tek kaynağı insan olan çok değerli bir ilaçtır. Yaklaşık kırk yıldan beri kan yerine kullanılabilecek ve bu değerli yaşam iksirinin yerini alabilecek, yapay bir madde elde etmeye yönelik çalışmalar olmakla birlikte, bu konuda tatmin edici sonuçlar alınamamıştır. Elde edilen, sınırlı kullanım alanı olan bazı yedekler de kullanımlarının pratik olmaması ve çeşitli yan etkileri nedeniyle yaygın olarak kullanılamamıştır. Tek kaynağının insan olması ve ihtiyaç duyulduğunda yerine kullanılabilecek bir yedeğinin olmaması kanın ve kan bağışlamanın önemini son derecede arttırmaktadır.

    Dolayısıyla Yozgat’ta Kan Bağışı Merkezi tarafından 10 Ocak itibariyle başlatılacak kan bağışı kampanyasından vücudumuzun daha da sağlıklı kalması için vatandaş olarak hem kendimiz faydalanalım hem de vereceğimiz kanlarla ihtiyaç sahibi insanlara yardımcı olalım.

  • EY !… NEBİ

    EY !… NEBİ

    Sen yoktun ya ey nebi,şu kainat öksüzdü
    Sen yoktun ya ey nebi gökte güneş köksüzdü

    Sen idin varlığında anlama mana katan
    Onsekizbin alemi aşkı için ağlatan

    O kutlu gelişinle arşı-alem uyandı
    Gül yüzlüm senin ile gökte hilal nurlandı

    Oysa ki yetimdin sen; ey güllerin yetimi
    Alnında nurdan mühür insanlığın hatimi

    Kanat çırptı melekler gelişin müjdelendi
    Serildi putlar yere alem nura belendi

    Daha çocukluğunda bereketti nefesin
    Parlayan bir yıldızdın huzur verirdi sesin

    Henüz yirmibeşinde el emin dendi sana
    Çoktan teslim olmuştun var ve bir ALLAH’A

    Her güzellik sendeydi yaşayan efsaneydin
    Alem vurgundu sana çünkisen birtaneydin

    Önce Hatice annem gördü sendeki nuru
    Sevmek mi terddütsüz,sorulmaz hiçbir soru

    Baştan ayağa ihlas hira dağı mekanın
    Cebrail sana geldi dili sustu o dağın

    Öyle muhteşemdiki gelişi cebrailin
    Örtün beni örtün beni,tutuldu sanki dilin

    İlk vahiyin gelişi aşkın işte böylesi
    İşte onda riya yok Haticeydi ümmeti

    Ali geldi yanına daha o bir çocuktu
    Aslan yürekli ali sözleri tomurcuktu

    Ne güzel bir ahlaktı ne güzel bir edepti
    Güllerin efendisi güller içinde tekti

    Sevildikçe çoğaldı,çoğaldıkça sevildi
    Ya Muhammet Mustafa sana cennet verildi

    Ashab-ı kiram gibi sana yansa yürekler
    Semada huşu ile sevap yazsa melekler

    Düşmanlarında vardı cahiliye düşmandı
    Sana iman etmeyen halinden çok pişmandı

    Güvercin yüreğinde ağlar ördü örümcek
    Onsekizbin alemde Muhammet ölmeyecek

    İmanın ne güzeldi ibadetin ne güzel
    Ümmetiyin sevgisi işte o sana özel

    Seni yürekten seven seni bulur dediler
    Gel gör ki ey Rasulüm ağlıyor seccadeler

    Nifak tohumları var satılmış ruhaniyet
    Gösterişten öteye gidemiyor ibadet

    Kurtaracak gene sen cehennemin narından
    Bir tek ayete bile ihlasla imanımdan

    Ayırma bizi Yarab Muhammed’in yolundan
    Bir zerrecik ışık ver o yüce Kuran’ından

    Tek senin varlığında mana buldu alemler
    Yazmaya takat yetmez tükeniyor kalemler

    Şahitlik ederiz ki birdir ve tektir ALLAH
    Lailahe İllallah Muhammedün Rasulallah

    Hayırlı nurlu cumalar , bu güzel günün feyzi ve bereketi üzerinize olsun..

  • Su ürünleri ihraç ediyoruz

    Su ürünleri ihraç ediyoruz

    Bir zamanlar Esenli barajında yapılan su ürünleri üretimi şimdide Çekerek barajında devam ediyor…

    Belli ki, Esenli barajında üretim taban yapmış, bunun nedenleri ve sebepleri hiç ama hiç araştırılmadı…

    Esenli barajında su ürünleri üretimi durdu mu?

    Hâlbuki bir zamanlar Uzak Doğu ve Orta Doğu ülkelerine bol miktarda su ürünleri üretimi yapıldığını bildiren hemen her gün haberler kamuoyuna servis edilirdi.

    Şimdi ise, revaçta Çekerek barajı var… Dün gazeteler de bu konuda haberler çıktı…

    Çekerek Barajı’nda üretilen alabalıklar, Avrupa’dan sonra Uzakdoğu’ya ihraç edilmeye başlandı. Çekerek Barajı’nda üretilen balıklar kamyonların arkasına yerleştirilen özel tanklarla Karadeniz’de bulunan Somon Üretim Tesisleri’ne götürülüyor. Buruda yaklaşık 5-6 kiloya ulaşarak somon halini alan balıklar, Japonya’ya ihraç ediliyor. Belçika, Hollanda, Almanya ve İtalya gibi Avrupa ülkelerinin sofralarını süsleyen alabalıklar şimdi de Japonya mutfağındaki yerini alıyor. Bölge halkı da geçimini balıkçılıkla sağlıyor.

    2018 yılında toplam 2 bin 160 ton alabalık, gümüş, sazan balığı üretildiğini ve avlandığını söyleyen Yozgat İl Tarım ve Orman Müdürü Ziyaattin Özdemir, bu balıkların tamamına yakınının Avrupa, Orta Doğu ve Uzak Doğu ülkelerine ihraç edildiğini söyledi.

    Yozgat’ta denizin olmadığını ama balığın çok olduğunu ifade eden Özdemir, “Özellikle ihraç ettiğimiz balığımız var. 906 ton avcılıkla avlanan sazan, gümüş balığımız var. Gümüş balığını daha çok Fransa, Belçika, Almanya, Hollanda ve İtalya gibi Avrupa ülkelerine gönderiyoruz. Sazan balığını da Lübnan, Ürdün, Suriye gibi Arap ülkelerine gönderiyoruz. Bir de bunun yanı sıra burada bin 100 ton kadar alabalık üretimimiz var. Şu anda alabalıklarımızı canlı olarak Karadeniz’de Somon Üretim Tesislerine götürülüyor. Orada büyüyor ve somon oluyor. Kalitesi iyi olduğu için onlara da Japonlar talip. Bizim buradaki alabalıklar, Somon Üretim Tesisleri’nde daha iyi geliştiği için Japonlar tarafından bizim buradaki alabalıklar tutuluyor. Şu anda üretimimiz gayet iyi, yeni tesislerimiz de kurulacak. Yozgat özellikle sazan ve gümüş balığında merkez haline geldi. Arap ülkelerine gönderilen balıklar Yozgat’ta toplanıyor ve ihraç ediliyor” dedi.

    Yozgat aslında tarım ve hayvancılık alanında önemli bir potansiyele sahip, nüfusun önemli bir kısmı geçimini tarım ürünlerinden elde edilen gelirden sağlamaktadır. Tarımın yanı sıra su ürünleri üretiminin de yaygınlaşmaya başlamış olması il ekonomisine ciddi katkı sunacaktır.

  • YOZGATA BAKIN HELE

    YOZGATA BAKIN HELE

    Kısa bir  bilgi ile başlıyorum söze..Filler nasıl eğitilir bilirmisiniz?Henüz yeni doğan fil yavrusu alınır  , ayagindan bir pranga ile demir bir kapıya bağlanır ve o küçük yavru her yürümek istedikçe  pranga onu engeller ..Zamanla büyüyen fil yavrusu  her adım atmak istediğinde pranga var zanneder ayağında ve cesareti kırılır,istese o demir kapı ve bağlı olduğu  o prangayı yerinden sökecek hale güce  gelse bile bunun farkına  varmaz varamaz..Insanlarında onlardan istedigi budur zaten..

    Sözü nereye getirmek istediğim  anlaşıldı umarım..

    Yıllarca Yozgat cezalı diye insanları  aslı olmayan bir safsataya inandıranlarda da aynı yöntem değil mi?

    Gelişemeyen kendini ifade edemeyen hattâ  köy şehir diye nitelendirilen şehrin  vurgun yemiş sevdalılarıyız biz..

    Ekmeği helâldir insanı merttir , üç kişi bir araya gelse,kişilerden  ikisi ya akraba çıkar  yada tanıdık..

    Bir çokları coğrafi konumunu bahane etsede   , işin  en acı tarafı ise verilen göçün beyin göçü olmasıdır.. Okumuş insanıyla devletin beynine yerleşen Yozgat  maalesef özlemlerin şehri olmaktan öteye de gidemiyor..Bayramlarda sehrin nüfusu ikiye üçe katlanıyor ama sonrası yok..

    Daha bir ay evvelinde bir akşam vakti yirmi kişilik bir gezi grubuna denk geldim , dar akşam derler ya aynen o vakit..Kısa bir tanışma faslının ardından  “başçavuş camiine” gitmek istediklerini söylediler,  ben rehber oldum kendilerine  ve kısa bir tur yaptık kendileriyle..Hayretler içinde  kaldılar  desem yeridir gördükleri  karşısında..Çok şaşırdıklarını ifade eden cümleler havalarda uçuştu..Camileri konakları  çamlığı  gezdirdim onlara ..Daha önce burada babasının görevi nedeniyle kalan biri var idi aralarında  kadın göz yaşlarını tutamadı   , ve benim Yozgat’ın değişen yüzünü göstermeye ancak bu kadar vaktim olabildi..

    Demek ki istenirse yapılıyormuş..Ceza falanda hikâye..

    Bundan sonraki süreçte  her kim olursa olsun  bu şehrin mührünü teslim alacak olan , bilmeli ki hep ileri taşımak zorunda Yozgat’ı ..Çünki  bizim insanımız  her şeyin  en güzeline layık..

    Çünki  bizim insanımızın  dayanıklılık gibi bir gücü  var..

    Çunki bizim insanımız  yapılanı  ve yapanı asla unutmaz..

     

    Kokla toprağını yolun düşerse

    Çakıl taşları bile incitmez seni

    Neden diye aklına sual gelirse

    Taşı toprağıda başka Yozgat’ın

     

    Yolunun üstünde gelincik açmış

    Al kızıl rengini dört yana saçmış

    Zannetme bülbülün neşesi kaçmış

    Goncasıda gülüde başka Yozgat’ın

     

    Çamlıkta alırsın temiz havayı

    Bırakta ciğerin kapsın o payı

    Sanmaki gördüm ben fırtınayı

    Rüzgârı yelide başka Yozgat’ın

     

    Sürmelimden tanırsın guzellerini

    Çeken bilir surmelinin derdini

    Gözlerin dolduysa tutma kendini

    Yokuşları belide başka Yozgat’ın

     

    Songül Yurdagül EFRUZE

  • Kültür ve Turizm alanlarının desteklenmesi için teklif

    Kültür ve Turizm alanlarının desteklenmesi için teklif

    Meclis’te grubu bulunan muhalefet partilerinde görev yapan Yozgat Milletvekilleri bütçe görüşmelerinde söz alarak, hem genel konularda hem de Yozgat ile ilgili konularda gündeme dair yaptıkları açıklamalarla dikkatleri çekiyor…

    Geçtiğimiz günlerde Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Yozgat Milletvekili Ethem Sedef, Mecliste; 2019 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Bütçe üzerine yaptığı konuşmada; Yozgat’ın kültür ve turizm alanında desteklenmesi gerektiğini söyledi.

    Milletvekili Sedef, yaptığı konuşmada, Yozgat’ın jeotermal kaynakları bakımından büyük bir zenginliğe sahip olduğunu ve bunun değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
    Sedef, “Tarihi ve doğal güzellikleri ile dünyada turizm alanında önemli bir yere sahip ülkemizde son yıllarda yaşanan bazı olumsuzluklar Turizm sektörünü de etkilemiştir. Turizm gelirlerimizde düşüşler gerçekleşmiştir. 2016 yılında yaşanan olumsuzluklardan kaynaklı sektör sorunları kısmen atlatılmış gözükmektedir. Fakat ziyaretçi başına harcama tutarı her yıl giderek azalmaktadır. 2014 yılında 828 dolar olarak gerçekleşen ziyaretçi başına harcama her geçen yıl azalmıştır. Ve geçtiğimiz yıl 681 dolara kadar gerilemiştir. Elbette bu duruma neden olan bölgesel ve küresel durumlar söz konusudur.

    Turizm denildiğinde akıllara sadece deniz kum, güneş gelmemesi gerektiğini vurgulayan Sedef, “Yozgat sağlık kültür turizm alanlarında yaralanabilecek yer altı mineralli sular gazlar iklimsel unsurlar açısından ciddi kaynaklara sahiptir.” diyen Milletvekili Sedef, “Bu kaynaklar; tıp turizmi, kaplıca ve yaşlı bakımı turizmi şeklinde değerlendirilebilir.

    Yozgat’ımızda bulunan termal kaynaklar, Sarıkaya, Sorgun, Yerköy, Saraykent ve Boğazlıyan ilçelerimizde maalesef boşa akmaktadır. Sürekli göç veren ilimizin ayakta durabilmesi ve göçün engellenebilmesi için kültür bakanlığımızca kamu yatırımları ve özel sektör desteklenerek şehrimize bir katma değer sağlanabilir.

    Yine Aydıncık ilçemizde muhteşem doğal güzelliklere sahip bir kanyonumuz mevcuttur. Yine Sorgun ilçemizde Kerkenes Harabeleri gibi değerlerimizin turizme kazandırılması için adımlar atılmalıdır. Daha öncede ifade ettiğim gibi Yozgat göç vererek küçülüyor. İlimizdeki bu ekonomik daralmanın önüne kültür ve turizm alanında yapılacak yatırımlar ve özel sektöre verilecek destekle bir nebze önüne geçileceğini düşünüyorum.

    Yozgat’ta ne bir fabrikamız var ne de gençlerimize iş vereceğimiz aş vereceğimiz bir alan var. Ama spora yönlendirebilirsek, sporcu yetiştirmek için çaba sarf edersek eminim Yozgat’tan milli gururumuz olan güreşçimiz Rıza Kayaalp gibi birçok güreşçimizin çıkacağına eminim “dedi.

  • Siyah kurdela..

    Siyah kurdela..

    Bazı acıların tarifi yoktur, sebebi vardır, çaresizliği vardır, konuşanı vardır, susanı vardır ,ağlayanı vardır ve hattâ hiç tasvip etmememize rağmen güleni akıl yürüteni ve suçlayanı vardır..

    Daha geçen  hafta çok büyük bir acıyla kahroldu şehrimiz,ahlar vahlar tühler havalarda  uçuştu..Çünkü  gariban bir ailenin iki oğlundan biri olan Atakan bebek evde çıkan yangında dumandan zehirlenerek hayatını kaybetti.. Geride yarı yanmış vaziyette boş bir beşik ve naylon terlikleri kalmıştı.. Bizde herkes gibi medyadan izledik maalesef.. Henüz birinci sınıfa giden oğlunu okuldan almak için çıkmıştı anne evden.. Akşamın karanlığında küçücük bedeni  yorulan çocuğunu okuldan almasınmıydı?

    Yozgatın coğrafi konumu belli o yokuşu nasıl çıksın o yavrucak annesi çantasını taşımasınmıydı?

    Havalar çok soğuk zemheri nefesleri keserken sobasını yakıp evini ısıtmasamıydı?

    Atakan bebeğin uyku saatini hiçe sayıp elinden tutup onuda bu soğukta perişan mı etseydi?

    Hasta olsa doktora götürecek ilaç parası yok!!

    Ve bir annenin çaresizliği? Hangisinden vazgeçsin yokluğun sınırlarını nereye kadar zorlasın?

    “Anne ise bakacak! “gibi ünlemli cümlelerle ahkâm kesmek kolay!Hangi anne çocuğuna zarar verir yada verdirir ki?  Atakan’ın küçük bedeni yakışmadı musalla taşına..Aileye bir çok yardım eli uzandı lakin, geriye getirir mi Atakan’ı ?

    İşin en acı tarafı ise bu memlekette yüzlerce aday Atakan var!!Okul önlerinde bekleyen annelere hiç denk geldiniz mi?

    Acaba orada beklerken evde ne gibi bir felakatle karşılaşacak acaba hangi birinin garantisi var..

    Diyelim ki gelmesin anneler okul önlerine..

    Maalesef çocukların neye denk gelecekleride meçhul.. Sokaklarda sokak hayvanlarının  başı boş ve en büyük  tehlikelerden biri bu..

    Bozulan toplumsal yapımızda kimseye güvenilmez oldu yolda kime neye denk gelineceğide meçhul..Sapığı var hırsızı var, gerisini tahmin etmek çokta zor değil..

    İşte tamda bu yüzden anneler almaya gidiyor yavrularını..Küçük Atakan’lar bu yüzden evde uyutulupta gidiliyor okul önlerine.. Kimse anneyse bırakmasaydı demesin kısaca.. Ayrıca yeni facialara önlem alınmalı fikrimce, meselâ; durumu olmayan ögrenciler tespit edilip ki eminim yüzlerce çıkar bir okuldan okul önlerine belediye otobüs seferi koysun ücretsiz, kart sistemi getirilebilir öğrenci tespit edilir, kart çıkartılır iki bakıcı himayesinde öğrenciler evlerine güven içinde kavuşur.. Yine parklarda küçük konaklar inşa edilip “emanet çocuk kreşleri “ sistemine geçilmelidir..Parka gelen çocuğun isteğe  göre kaydı alınıp bakıcılar gözetiminde parkta oynamasına izin verilmelidir..Böyle bir durumda anne evinde işini yapabilir, işe gidebilir kendine ve topluma daha faydalı bir hale gelebilir..Bizim kendi çözümlerimize ihtiyacımız var, geleneksel yöntemler tüm şartları zorluyor, olan Atakan bebeklere oluyor..

    Üzüntümüz çözüme dönüşsün artık.. Yakamıza siyah kurdela takmak iki günlük yas tutmak değildir çözüm.

  • Eğitimde olması ya da olmaması gerekenler

    Eğitimde olması ya da olmaması gerekenler

    Türkiye Büyük Millet Meclisinde bütçe görüşmeleri devam ediyor… Partilerin sözcü Milletvekilleri, gruplar adına söz alarak, düşüncelerini paylaşırken, yapılan konuşmalara baktığımızda ülkenin gerçeklerini vatandaş olarak görme fırsatımız oluyor.

    Mesela MHP adına söz alan Milletvekili Ethem Sadef, Türkiye’nin ve Yozgat’ın kültür varlıkları üzerine yaptığı konuşmada, İlimizdeki yer altı ve yer üstü değerleri gündeme getirdi. Kültür Bakanlığına teklifte bulunarak, Yozgat’ta Jeotermal kaynakların bol miktarda olduğunu söyledi. Çamlık Milli Parkında ve Kazankaya kanyonundan bahsetti.

    Geçtiğimiz günlerde ise Milli Eğitim bütçesi görüşmelerinde söz alan Ali Keven, eğitim sorunlarını gündeme taşıdı.

    Milletvekili Keven şunları anlattı; Bir ülkenin en büyük temel hedefinin çocuklarını eğitmek, korumak ve yaşatmak olduğunu belirten Keven, zorunlu eğitim çağı için okullaşma oranının yüzde yüz olması gerektiğini vurguladı.
    “İlkokulda 91 olan okullaşma oranı ortaokul için 94 liseler için de maalesef 83 olmuştur. Bu rakamlar çağdaş gelişmiş bir ülke verileriyle örtüşmemektedir.

    Eğitimin akademik ve mesleki tercihler ile şekillendiği, bilgi çağı ile uyumlu bir programı acilen oluşturmalıyız.”
    Sorunları çözmeye yardımcı olacak bir bütçenin bulunmadığını ifade eden Keven, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin faize yenik düştüğünü söyledi.
    “2019 bütçesi 961 milyar lira, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütçesi 113.8 milyar lira. Oysa bu yıl faize ayrılan bütçe tam 117 milyar lira. Bu bütçe aşırı borçlanmanın, faizin ve rantın bütçesidir. Bakanlığı bütçesinin zaten yüzde 83’ü personel gideridir. Yani geriye eğitimin niteliğini, teknolojisini, donanımını artırmak için 20 milyar lira bile kalmıyor. MEB bütçesinin acilen milli gelire oranı en az yüzde 6’ya yani OECD ortalamasına çıkartılması gerekiyor.”

    Çocuklarımızın hızla suça sürüklendiğini belirten Keven, uyuşturucu kullanma yaşının 9-10 yaşlarına kadar düştüğünü Milli Eğitim Bakanlığı olarak mutlaka bu durumun geniş kapsamlı sorgulanması gerektiğini ve bu sorunun yalnızca polisiye önlemlerle çözülemeyeceğinin biliniyor olmasına dikkat çekti.

    Üniversite yurtları hariç tarikat yurtlarında kalan öğrenci sayısının 300 bin civarında olduğuna dikkat çeken Keven, nitelikli devlet yurtları açılmasını ve taşımalı eğitime son verilmesini istedi.
    “Çocuklarımız tarikat yurtlarına mahkûm hâle getiriliyor. Özellikle ilkokul çağında ki her çocuğun anne babasının yanında eğitimine devam etmesi gerekmektedir. Taşımalı değil yerinde eğitim alması gerekmektedir. Ayrıca Adana Aladağ’da yaşanan üzücü yangın faciasının, Konya Taşkent’te yaşanan doğalgaz patlamasının benzer örnekleri yaşanmaması için nitelikli devlet yurtları açılmalıdır. Umarım bu yaşananlardan ders çıkarılmıştır. Kimlere ait olduğu belirsiz merdiven altı yurtlar yeni facialar yaşanmadan acilen kapatılmalıdır.”

  • İÇİNİZDEN BİRİ..

    İÇİNİZDEN BİRİ..

    İçi içine sığmayan bir çocuğun heyecanıyla başlıyorum cümlelerime..Bir tarifsiz duyguyu tarif etmek , o duygu yoğunluğunu aktarabilmek ustaca kelimeleri bulup bir nakkaş edasıyla işlemek..İmkânsız gibi duruyor değil mi? Oysa birazdan dilimdeki düğüm çözülecek derin bir nefes aldıktan sonra bir bir anlatacağım ahvalimi..

    Ben köy çocuğuyum, hemde en safından, “kötülük bilinmez öğrenilir” derler ya ;bilmemek öğrenmemek için direnenlerden…Henüz çok küçük yaşlarda farkında olmadan empati yapmayı ögrenmiş ve her defasında  önce karşısındaki insanı düşünenlerden..Dahası da var elbette üstüne birde en küçük olmayı ve babasız bir evde gurbetteki yarine türküler söyleyen bir anne ve zamane gençleri ve çocukları ekleyin, umarım garibanlığım biraz daha iyi anlaşılmıştır..Annem camın önünde türkü söylerdi, ben berdi yastıkların üstüne başımı koyup ağlardım..

     

    “Çatal kapım yele karşı

    Gel oturak karşı karşı

    Hüsnü tez Almanya’dan

    Feryatlarım deler arşı..

     

    “Alnıma yazılmış kara yazılar

    Uçaklar geçerken içim sızilar

    Hüsnü’m bayram geliyo gine

    Meleşip duruyor körpe kuzular ..

     

    O zamanlarda başladı benim hayatın yok tarafıyla tanışıklığım..Her şeyi var hiç bir şeyi yok olanlardandım ..İlkokul sıralarında tescilli köylü çocuğu idik ..Bir öğretmenimiz sürekli çesmeden su getirtir okulu yıkatırdı , yaz kış demeden ..Bir kaç muhalif sese , “köylü çocuğu değil mi ? çarık yazmasını bilsinler”gibi bir çıkışla günler devam ederken bir gün müfettiş geldi okulumuza..Bir kaç soru sordu ön sıradakilere , sonra bana döndü en arka sırada yarı uyur vaziyetteyim, zaten öğretmenimde o kız surekli uyur dedi.. ” Neden sürekli uyuyorsun dedi müfettiş;ögretmenim uyumuyorum ben herkesi dinliyorum dedim..Adın nedir dedi Songül dedim..Sana bir soru soracağım dedi ; “Atatürk ölmese idi, şimdi kaç yaşında olurdu? Anında cevap verdim..Sonra bir soru bir soru daha..

    Ve döndü öğretmene , uyuyan öğrenci bu ise uyumayan öğrenciniz hangisi? Babamı sordu Almanya’da dedim ..Bir not yazmıştı bunu mutlaka babana ilet dedi..Öğretmenim mektup yazayım icine koyup babama gondereyim dedim , adam hayretler icinde tamam kızım dedi ve kendi notu ile benim mektubumu kendi elleriyle postaya vermek icin aldı.. O notta” bu kız çok zeki lütfen okutunuz” yazıyormuş..Köyden ilk defa ortaokul ve lise okuyan kız ben oldum..İlk şiirimi dördüncü sınıfta 23 nisan şiiri yazdım ve öğretmenimden dayak yedim ,ben yazdım diyemediğim için…Eşiğin arkası gurbet derler ya öyle oldu , ağabeyimle  bir yada iki odalı kömürlükten bozma evlerde okuduk biz..Köyümüzün mesafesi çok uzak olmamasına rağmen ailemizden koptuk  birbirimizin  sırdaşı arkadaşı yareni annesi babası olduk..Okul da çok güzel başarılı birer öğrenci evde ise yapayalnız bir kız çocuğu..Lise yıllarında şiire cok daha fazla yöneldim  , fakat benim bu yeteneğimi hiç bir hocam farkedemedi..Kendi halinde sessiz nazlı  zeki bir öğrenci, hâttâ duvar gazetesi çıkartmak için çok uğraştım okulda ..Edebiyat hocam “ne uğraşıyorsun gazeteci mi olacaksın dedi” alay etti benimle..Evet hocam gazeteci olacağım dedim..Lise bittiği yıl bir edebiyat fakültesini kazanmam ve bunun benden gizlenmesi babamın hastalığı ve ölümü  benim evlenmem anne olmam..Yıllar yılları kovaladı ama içimdeki şiir aşkı gittikçe alevlendi , sustukça kalemle defterle dertleşir oldum .. Yaşadığımız şehrin  sosyal kültürel yapısı ben şairim dedirtmiyordu.. En sonunda gittiğim kuran kursu adına naat yarışmasına girdim ve birinci oldum ve dört yıl üst üste birincilik aldım..Artık etrafımdakiler biliyordu şair olduğumu..Zamanla biraz daha toparlanıp  BOZOK EDEBİYAT KÜLTÜR VE SANAT DERNEĞİ ni kurdum ve hâlâ başkanıyım..Ustalarım Efruze mahlasını verip ozan ilan ettiler..

    Bundan sonraki süreçte ise sizi bizi herkesleşmeyenleri taşıyacağım yazılarıma..Sonuna kadar mücadele eden bazen hakkını arayan bazen savunan özlenen özleyen geçmiş  gelecek ve bu gün olacak  yazdıklarımız..

  • Eğitimde rehberlik hizmeti önemlidir

    Eğitimde rehberlik hizmeti önemlidir

    Eğitimde başarıyı yükseltmenin kuralları vardır… Ve olmazsa olmaz dediğim kurallar arasındaki önceliklerden birisi de rehberlik sisteminin en iyi şekilde işletilmesidir.

    Yozgat’ta eğitim camiası bu konuda üzülerek ifade etmeliyim ki, ihmal davrandı… Elbette bir takım çalışmalar yapıldı… Fakat bu çalışmalar beklentilerin bir hayli gerisinde kalmasından dolayı eğitimde istenilen başarı elde edilemedi.

    Hâlbuki Yozgat’ta bundan 5 ya da 6 yıl önce bütün öğretmenler bir salona toplanarak, eğitimde başarıyı yükseltmek için çalışılacaklarını ant içerek ilan ettiler.

    Fakat her şey öyle sıradan ve yüzeysel oldu ki, başta ant içenler dahil bir kimse alt yapısı olmayan çalışmanın başarıya da ulaşacağına inanmadı.

    * * * *

    Şimdi ise, sene başından bu yana Yozgat’ta eğitim camiasının bir çaba ve gayret içinde olduğunu görüyorum… Bütün dert eğitim kalitesinin yükseltilmesi için çalışılmaktadır.

    Geçen hafta İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, Yozgat il genelinde rehberlik hizmetlerinin devam ettiğini söyledi.

    İl Milli Eğitim Müdürü Yazıcı, yaptığı açıklamada, kendisine sunulan eğitsel ve mesleki fırsatları değerlendirebilen, sorumluluk alabilen bireylerin yetiştirilmesini ve bireylerin toplum içinde sağlıklı bir birey olarak yaşamlarını sürdürerek kendini geliştirmeleri açısından rehberlik hizmetlerinin son derece önemli olduğunu ifade etti.

    Yazıcı açıklamanın devamında şu bilgileri verdi; “İlimizde Yozgat merkez, Sarıkaya, Sorgun ve Yerköy ilçelerimizde bulunan rehberlik ve araştırma merkezleri, çalışma bölgelerine bağlı ilçelere, rehberlik öğretmenleri ve özel eğitim öğretmenleriyle öğrencilerimize, öğretmenlere, velilere ve başvuran her bireye yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bu kapsamda; davranış bozukluğu, fobiler (Korkular), uyum problemleri, kardeş kıskançlığı, öfke kontrolü, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, bireysel, eğitsel ve mesleki rehberlik, ergenlik dönemi özellikleri, aile içi iletişim, ergenle iletişim, mahremiyet eğitimi, özel eğitim hizmetleri, üniversite ile işbirliği kapsamında yükseköğrenim öğrencilerimize yönelikte seminerler gibi hizmetler vermektedir.”

    2 Bin 957 öğrenciye rehberlik hizmeti verildiğini vurgulayan Yazıcı, yıl içinde yapılan çalışmaları da şöyle anlattı; “İlimiz genelinde hizmet veren rehberlik ve araştırma merkezleri 2018-2019 Eğitim-öğretim yılında Eylül-Aralık 2018 aylarında çalışma bölgelerine bağlı ilçe ve köylerde her eğitim kademesinde olmak üzere, verimli ders çalışma yöntemleri, etkili iletişim, motivasyon, ihmal ve istismardan korunma, bağımlılıkla mücadele, akran zorbalığı, hedef belirleme, sınav kaygısı ve stres, yükseköğretim kurumları sınavı (YKS), liselere geçiş ve lise sonrası üst öğretim kurumlarının tanıtımı konularında 2 Bin 957 öğrenciye seminer verildi. Etkili iletişim, sınıf yönetimi, özel eğitim uygulamaları, madde bağımlılığı, ihmal ve istismar ve özel eğitim bilgilendirmeleri kapsamında 610 öğretmene seminer ve farkındalık eğitimleri verildi. Aile içi etkili iletişim ve erken yaşta evlilik, ihmal istismardan korunma, madde bağımlılığı ve özel eğitim gibi konularda 647 veliye eğitimler düzenlendi. Ayrıca, Rehberlik ve Araştırma merkezlerimiz tarafından belirlenen konularda broşürler hazırlanarak okullarımıza ve velilerimize ulaştırıldı.”

  • Mera Islah çalışması önemseniyor

    Mera Islah çalışması önemseniyor

    Yozgat’ın tarım ve hayvancılık kenti olduğu artık kabul görmektedir. Bu konuda kamu kurumlarının bir takım çalışmaları öteden beri devam ediyor…

    Bu çalışmalar kurumsal olarak sürdürülürken, keşke çiftçi temsilcilerinin de bu konuda bilgisi alınsa, fikir alışverişinde bulunulsa daha faydalı olmaz mı?

    Elbette kurumlar, belli bir plan ve program üzerinde resmi olarak çalışmalarını sürdürmesine itirazımız olmaz ama dayanışma halinde malum çalışmaların yapılması sektörün daha da verimli olarak gelişmesine vesile olacaktır.

    Bunları ben söylemiyorum… Elçiye zeval olmaz Çiftçi temsilcileri ile zaman zaman yaptığımız sohbetlerden aktarıyorum.

    Ayrıca Yozgat İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından Merkez ve ilçelere bağlı 4 köyde 16 Bin 158 dekar alanda Mera Islahı ve Amenajmanı Projesi uygulama çalışmalarının devam ettiğini çıkan haberlerden öğreniyorum.

    Bu çalışmaların Yozgat için son derece önemli olduğunu da belirtmek isterim. Bu konuda İl Tarım ve Orman Müdürü Ziyaattin Özdemir, yaptığı açıklamada, Yozgat il genelinde mera ıslah çalışmalarına büyük önem verdiklerini söyledi.
    Özdemir, “Müdürlüğümüzce, bugüne kadar 11 köyde 66 Bin 152 dekar mera alanında ıslah çalışmalarımız tamamlanmış olup halen; İlimiz Merkez İlçesi Başıbüyüklü Köyü, Boğazlıyan İlçesi Ömerli Köyü, Kadışehri İlçesi Yangı Köyü ve Yerköy İlçesi Köycü köyleri olmak üzere 4 köyde toplam 16 Bin 158 dekar mera alanında ıslah çalışmalarımız devam etmektedir. Mera ıslah çalışmalarının amacı; Köyde bulunan düşük verimli meraların durumunun düzeltilmesi için gübreleme, üstten tohumlama veya suni mera tesisi yapmak; düzensiz yapılan otlatmanın sisteme kavuşturulması için otlatmaya başlama ve bitirme tarihlerine riayeti sağlamak, otlatmayı otlatma kapasitesine uygun olarak yapmak; otlatmayı kolaylaştırıcı tesisler kurmak, meraya olan aşırı baskının kaldırılması için, kaba yem üretimini artırmak üzere tarla tarımı içerisinde yem bitkileri ekim alanını ve birim alana olan verimi yükselterek hayvanların kaba yem açığını gidermek suretiyle hayvan başına olan verim düşüklüğünü gidermek ve bu işlerin nasıl yapılacağı konusunda eğitim yapmak üzere bu çalışmaları planlamaktır. Ayrıca ıslah çalışması devam eden bu 4 köyümüzde otlatma planlaması yapılarak meralar dinlendirilmiş ve yem bitkileri üretiminin geliştirilmesi amacıyla kaliteli kaba yem ihtiyacının kapatmak için Macar Fiğ tohumu ve Yonca tohumu dağıtımı gerçekleştirilmiştir.”dedi.

  • Belediye Başkanı adayı bulamıyorlar

    Belediye Başkanı adayı bulamıyorlar

    CHP’den, İYİ Parti’den ve Saadet Partisinden bahsediyorum… Deyim yerindeyse laf çok, icraat sıfır. 31 Mart 2019 yılında yapılacak Mahalli İdareler seçimlerinde sayılı günler kaldı.

    Hem AK Parti hem MHP Belediye Başkanı adayı açıkladı… Bu da yetmezmiş gibi, Belediye Meclis üyesi ve İl Genel Meclis üyesi adayları her gün sosyal medyadan boy gösteriyor…

    Bazen aklıma gelmiyor değil… Acaba diyorum İYİ Parti, CHP ve Saadet partisi Belediye Başkanı adayı ve diğer kurullar için aday göstermeyecek mi?

    Ya da adet yerini bulsun hesabından bir tavşan aday gösterip, bir formaliteyi yerine mi getirmiş olacaklar.

    Ben yine de günahlarını almayayım. Çünkü bu konuda bir takım çalışmalar yapıldığı kulağımıza kadar geliyor ama ortada bir netice olmayınca yapılan çalışmalarında bir formaliteyi tamamlamaktan öteye gitmediği ortaya çıkıyor.

    Kim bilir, biz böyle düşünüyoruz, belki bu yazı yayına girdiğinde ansızın yapılan açıklama ile CHP, benim adayım “şu” diyebilir. Ya da İYİ Parti ve Saadet Partisi böyle bir açıklama yapabilir.

    Fakat gerek İYİ Parti gerek CHP gerekse Saadet partisi ile ilgili vatandaşın da aynı şekilde düşündüğünü ifade etmek isterim. Her ne kadar “Millet İttifakı” çalışmaları parti genel merkezlerinde genel başkanlarca yürütülse de, teşkilatlar da adeta yaprak kanadını oynatmayışı vatandaşın alternatifsiz kalmasına neden olmaktadır.

    Vatandaş, bir tarafta “Cumhur İttifakı” partileri birbirlerine daha yakın görürken, karşı tarafta “Millet İttifakı” kanadını oluşturan partilerin de Belediye Başkanı adayını, İl Genel Meclisi ve Belediye Meclisi üyesi adaylarını görmeyi bekliyor.

    Lakin Aralık ayını saymazsak, seçimlere 3 ay kaldı. Bu zaman içinde parti ya da partiler adına meydana çıkacak olan Belediye Başkanı için çalışma takvimi oldukça kısıtlıdır.

    Bir Belediye Başkanı adayı ne kadar yetenekli olursa olsun… Vatandaş tarafından ne kadar çok bilinirse bilinsin, 3 ay içinde vatandaşa hem kendini hem yapacaklarını anlatacak kadar zaman bulamayacaktır.

    Demem o ki, CHP’nin, İYİ Parti’nin ve Saadet Partisinin artık laf yerine vatandaşın dikkatini cezp edecek icraat yapması gerekiyor.

    Çünkü CHP, İYİ Parti ve Saadet partisi genel merkezler bazında birçok ilde vatandaş bakımından önemli alternatif olarak görülmektedir.

  • Sosyal paylaşım ve yardımlaşma

    Sosyal paylaşım ve yardımlaşma

    Kış geldi, havalar soğudu, soğuk yüzünü yeteri kadar hissettirmeye başladı… Millet olarak özellikle bu aylarda yardımlaşmaya ve dayanışmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu fark edenler imkanlar ölçüsünde seferber olmuş durumdadır…

    Sosyal paylaşım organlarını takip edenler ne demek istediğimi daha iyi anladıklarını düşünüyorum… Birkaç gün evvel sosyal medyada gezinirken, öğrenci grupları tarafından yapılan paylaşımlara dikkat kesildim…

    Mesela bir taraf, bir şeylere ihtiyacı olduğunu anlatmaya çalışırken, karşıdan yükselen yardımsever gruplar, çağrıda bulunuyor;  sarı zemin üzerine bir yazı: “Arkadaşlar ben burada öğrenciyim. Kendi memleketimde yardım kampanyasını burada da devam ettirmek istiyorum. Malum Yozgat çok soğuk ve dışarıda kıyafeti olmayan çocuklar var. Biz üstümüzdeki montlarla bile üşüyoruz. Kendi imkanlarımla birkaç çocuğa yardım eli uzattım ama öğrenci olmamadan kaynaklı hepsine yetişemiyorum. Bu çocuklara yardım eli uzatacak hayırsever kişiler vardır diye umuyorum. Şimdiden hepinize teşekkür ederim.

    Sosyal medyada biraz dolaştığınızda bunun gibi daha çok yorumlar göreceksinizdir. Bu tür mesajları gördüğümde hep düşünmüşümdür (!) Yardımlaşma ve dayanışma seferberliğinin amacına ulaşması için güçlü ekipler kurmak ve birkaç noktadan çalışmanın daha iyi olacağını…

    Elbette Devletimiz ve kamu kurumları bu konuda yeteri kadar duyarlılar… Fakat halen bir yerlerde, bir şeylere ihtiyacı olan insanların var olduğunu unutmamak gerekiyor.

    Evvelsi gün Cumhuriyet meydanında Yozgat Belediyesinin bir çalışması vardı… Ne yapmaya çalıştıklarını daha sonra öğrendim… Yozgat’ta 26 noktaya giysi kumbarası yerleştirilecek. Okul, Üniversite, Yurt, cami ve vatandaşların yoğun olarak kullandığı noktalara yerleştirilen kumbaralar aracılığı ile toplanan kıyafetler, ayakkabı ve giyecek eşyalar daha sonra geri dönüşüm yolu ile tekrar ekonomiye kazandırılacaktır. Kıyafetler temizlenip, tamir ve bakımı yapıldıktan sonra ambalajlanarak, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak. Bu proje bir taraftan doğayı koruyacak, bir taraftan da söze başlarken ifade ettiğim üzere vatandaşlar arasında yardımlaşma ve dayanışma duygusunu artıracaktır.

    Yozgat Belediyesinin bunun dışında da benzer amaçları olan çalışmalarının olduğunu biliyorum… Mesela Sosyal Market projesi ile uzun yıllardan beri yardıma muhtaç insanlarımızı rencide etmeden, insan onurunu zedeleyecek durumlardan uzak çalışmalar yürütmektedir.

    Öte yandan Yozgat’ta Yardım Severler Dernekleri benzer şekilde çalışmalarını sürdürmektedir. Bu kuruluşlar vatandaşlara ve ihtiyaç sahibi öğrencilere maddi ve manevi yönden sahip çıkmaya devam ediyor.

  • Hizmetler bir taraftan  devam ediyor

    Hizmetler bir taraftan devam ediyor

    Türkiye’de ve Yozgat’ta gündem öncelikli olarak siyaset gibi görünse de; vatandaş, oturup kalktıkça siyaset konuşmaya devam etse de, insanların günlük hayatlarını kolaylaştırmak bakımından kamu kurumlarınca devam eden bir takım hizmetler de durmadan devam ediyor…
    Yaklaşan seçimler öncesinde Yozgat İl Özel İdaresine bağlı çalışmaları planlı bir şekilde sürdürülmesini, program dâhilindeki yıllık çalışmaları tamamlamakta kararlı olan İl Genel Meclisi, köylerin alt yapısını tamamlamakta oldukça kararlı…
    Dolayısıyla Yozgat’ta kırsal alanlara yönelik yarımlar hızlandırıldı. Geçen yıl başlatılan grup yol çalışmaları bu yılda devam edecek. Köy içi yollarında ise kilit parke taş çalışması devam edecek.
    Yozgat İl Genel Meclisi Başkanı Halil Şahbaz, köyden şehre göçün önüne geçmek için yatırımların kaçınılmaz olduğunu belirterek, bu yönde çalışmalar yaptıklarını ifade etti.
    Meclis Başkanı Şahbaz, sıcak asfalt, şerit ve levhaların tamamlandığını hatırlatarak, karayolları standardında bir yolun hizmete açıldığını aktardı.
    Bu konuda yapılan değerlendirmede Yozgat’ın temel sorunlarını başında köyden şehre göçün geldiğini kaydeden Şahbaz, köylerin yol, içme suyu, kanalizasyon başta olmak üzere acil ihtiyaçların karşılandığını dile getirdi. Kırsal alanlarda grup yollara ağırlık verildiğini ifade eden Şahbaz, “Köyleri daha çağdaş ve yaşanılır hale getirmek amacıyla her köye özel hazırlanan projeler ile örnek köyler oluşturuyoruz. Belirlediğimiz köylerin ortak yaşam alanlarını baştan sona yeniliyoruz. Tüm yolları kilitli parke taşları ile kaplıyor, modern çöp tenekeleri yerleştiriyor, parklarını yeniliyor, çocuklar için oyun alanları oluşturuyoruz. Su, elektrik, yol isteyen köylümüz artık park, çevre düzenlemesi istiyor. Düzenleme yaptığımız köylerin yakınındaki çevre köylere örnek olmasını istiyor ve dönüşüm kendiliğinden sürmesini amaçladıklarını” söyledi.
    İl Genel Meclisi Başkanı Şahbaz, şimdiye kadar yaptığımız bütün çalışmaların ortak göçü tersine çevirmenin asıl hedefleri olduğunu belirtti.
    Halkın köylerde üretime yeniden başlaması ve tarımsal üretimin yeniden büyümesinin sağlanacağını ifade eden Şahbaz, “Bizim insanımız köyde de yaşasa kentte de yaşasa aynı önem ve değerdedir.
    Bu çerçevede ihtiyacı belirlenen tüm köylerimizin beklentilerini karşılayacak çalışmalar yürütülecektir. Köylerimizin ve köylülerimiz devletimizin sunduğu hizmetlerden eşit ve en iyi şekilde faydalanmaya hakkı vardır.
    Artık köylerimizde daha önce akla hayale gelmeyecek hizmetler gerçeğe dönüşmüş, bugün altyapı sorunları bir bir tamamlanmış, yol, su, kanalizasyon, arıtma tesisleri, çocuk oyun alanları vb. hizmetler neredeyse standart hale gelmiştir” dedi.

  • Dünya düzeni ve İnsan hakları

    Dünya düzeni ve İnsan hakları

    Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 10 Aralık 1948 yılında İnsan Hakları Evrensel Bildirisini kabul etmiştir. 10 Aralık ile başlayan hafta Birleşmiş Milletlere üye ülkelerde İnsan Hakları Haftası olarak kutlanır.

    Fakat dünya üzerinde bugün var olan ülkelere ve İnsanların yaşantılarına baktığımızda huzurdan, güvenden, mutluluktan ve İnsan Haklarından nasibini almamış ülkeler olduğunu görüyoruz…

    Huzur, Barış ve İnsan güvenliğinin nerdeyse yok olduğu bir dönem yaşanmaktadır. Bugün Yemen’de, Filistin’de ve daha birçok ülkede huzur ve barış yok olduğu gibi İnsan hakları da yerle bir edilmiş durumdadır.

    * * * *

    Teknolojinin en son sistemine sahip olan birçok Ülke bir karış fazla toprağa sahip olmak için gözünü bütün insanlığı yok etmeye adamıştır.

    Bugün Huzur ve Barışın yok olmakla karşı karşıya kaldığı bir dönemde kutlanmaya çalışılan 10 Aralık Dünya İnsan Hakları gününde yapılan açıklamalar, yayınlanan bildirilerin ne kadar hükmü olacak doğru merak ediyorum.

    Türkiye’de bugün yurdundan yuvasından kopmuş gelmiş 10 milyon civarında İnsan yaşamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak, bu insanlara sahip çıkarken, bütün imkanlar adeta seferber edilmiştir.

    * * * *

    Türkiye’de ve Yozgat’ta 10 Aralık Dünya İnsan Hakları haftası dün çeşitli etkinliklerle icra edildi… Bu konuda bir açıklama yapan Yozgat Baro Başkanı Av. Mehmet Şimşek, şunları kaydetti: “Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 10 Aralık 1948 tarih ve 217 A(III) sayılı Kararıyla ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi tüm dünya halkları arasında salt insan olmakla kazanılan ve değişmez devredilmez hakların dünyaca etkin olarak tanınmasını ve uygulanmasını sağlamaya çaba göstermeleri amacıyla tüm halklar ve uluslar için ortak ideal ölçüleri belirler. 10 Aralık İnsan Hakları Günü münasebetiyle beyannamede yer alan ve tüm dünya halklarını ilgilendiren, insanın var olması ile kazandığı hakları hatırlamak ve bu haklara dikkat çekmek ve gerek siyasi gerek sosyal bağlamda bu hakların öneminin altını çizmek gerekmektedir.
    Özellikle dünyada devam eden savaş, soykırım, etnik ayrımcılık gibi terörün beslendiği bu hususlarda ise ikinci maddesi ile Herkesin, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya her hangi başka bir ayrım gözetmeksizin bildirgede ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabileceğini belirtmektedir. Evrensel olduğu unutulmaması gereken beyanname yaşamın kutsallığını ve yaşam hakkının değerine “Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır.
    Hiç kimse kölelik veya kulluk altında bulundurulamaz, kölelik ve köle ticareti her türlü biçimde yasaktır. Hiç kimseye işkence yapılamaz, zalimce, insanlık dışı veya onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz ve ceza verilemez” diyerek dikkat çekmiştir. Temel hak ve hürriyetlerin madde madde sıralandığı bildirge dünya devletlerinin insan haklarına karşı göstermesi gereken saygı ve özenin adeta sınırlarını çizmiştir.

  • Diş sağlık merkezi açılış için gün sayıyor

    Diş sağlık merkezi açılış için gün sayıyor

    Türkiye’de sağlık sisteminde bir takım değişikliklerin olacağı kulağımıza kadar gelirken, diğer taraftan da yeni yapılanmalar durmadan devam ediyor…

    Yozgat’ta geçen yıl temeli atılan “Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi” kaba inşaat çalışmaları büyük ölçüde tamamlandı…

    Yetkililer, binanın ince işçiliğinin ve iç tefrişat bölümlerinde devam eden çalışmalar kısa sürede tamamlanarak, önümüzdeki yıl Ocak ayı içinde açılış yapılarak hizmet veremeye başlayacağını bildirdi.

    Bu konuda birkaç hafta önce Gazetemiz sahibi Bekir Çaylak kaleme aldığı bir yazıda “Yozgat’a Diş Hekimliği Fakültesi şart oldu” diyerek, Bozok Üniversitesi yetkililerine böyle bir teklif yapmıştı…

    Diş Hekimliği Fakültesi olarak adres gösteren Bekir Abi, Araştırma ve Uygulama Hastanesi eski binasının bu iş için son derece uygun olduğunu belirtmişti…

    Bu teklifi olumlu karşılayan Bozok Üniversitesi yönetimi, konu ile ilgili gerekli çalışmaların yapılabilmesi için Yozgat’ta Siyasetçiler, Milletvekilleri, Sivil Toplum Kuruluşları ve Bürokrasi birlikte bir çalışma yürütülmesi gerekiyor demişlerdi.

    Şimdi bir tarafta kaba inşaatı tamamlanan ve iç tefrişatı devam eden Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi 2019 yılının Ocak ayında tamamlanarak hizmete girmesiyle Yozgat’ta Diş Hekimliği Fakültesinin de aynı zaman da alt yapısı oluştuğunu düşünüyorum.

    Bu ve diğer alanlarda devam eden çalışmaları yakından takip eden Milletvekili Yusuf Başer’in bu huyunu çok beğeniyorum.

    Bakınız Ağız Diş Sağlığı Merkezi temeli atıldığı günden bu yana sürekli yakından takip ederek, çalışmaların tamamlanmasında en büyük pay kendisinindir. Geçtiğimiz hafta Yozgat’ta bir dizi ziyaretlerde bulunan Milletvekili Başer, Ak Parti Yozgat Belediye Başkan Adayı Celal Köse ile birlikte Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde incelemelerde bulundu. Başer’e, Eğitim Bir Sen Yozgat Şube Başkanı Kenan Şerefli, Sağlık Sen Şube Başkanı Atakan Erciyas, İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin, Şehir Hastanesi Başhekimi Dr. Aziz Ahmet Surel’de eşlik etti.
    İncelemelerin ardından açıklamalarda bulunan Başer, 2019 yılının Ocak ayında Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nin hizmete gireceğini söyledi.
    Ülke genelinde olduğu gibi Yozgat’ta da sağlık alanında önemli gelişmelerin yaşandığını vurgulayan Başer, “Şu an da hastanemiz yüzde 99 seviyesine gelmiş duruda. Tefrişatını yapmış olduğumuz andan itibaren de 2019 yılının Ocak ayında inşallah hastanemizi Yozgat insanının hizmetine sunmak istiyoruz. Burada Yozgatlı kardeşlerimiz şifa bulacaklar. Yalnız Yozgatlı kardeşlerimiz değil çevre illerden gelen vatandaşlarımız da hastanemizden yararlanacaklar. Eskiden Yozgat’ta Ankara ve Kayseri’ye sürekli hasta sevkleri olurdu. Hamdolsun modern hastanelerimizin hizmete girmesi ile hasta sevklerimiz en asgariye indirildi. İlerleyen dönemlerde il dışından hasta kabul eder hale geleceğiz” dedi.

  • Yerli ve Milli Ses Tarık Buğra

    Yerli ve Milli Ses Tarık Buğra

    Tarım ve Köy İşleri Eski Bakanı Sami Güçlü’nün bir grup üniversite öğrencisiyle başlattığı, Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği içinde yürütülen “Anadolu Mektebi Yazar Okumaları” projesi kapsamında Yozgat’ta ‘Edebiyatımızın Yerli ve Milli Sesi Tarık Buğra’ paneli düzenlendi.

    Anadolu Mektebi; Yozgat Valiliği ve Yozgat İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile müştereken “Doğumunun 100. Yılında Edebiyatımızın Yerli ve Milli Sesi Tarık Buğra” konulu program düzenledi.

    Önce Tarık Buğra kimdir? Kendisini kısaca bir tanıyalım sonra düzenlenen panel haberini paylaşalım;

    Süleyman Tarık Buğra, Roman, hikaye, oyun ve fıkra yazarı, gazetecidir. Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatının tanınmış yazarlarındadır. Çok yönlü bir yazar olan Buğra, özellikle romanlarıyla tanınır. 1991’de Devlet Sanatçısı unvanını almıştır.  2 Eylül 1918 Akşehir doğumlu olan Buğra, 26 Şubat 1994 yılında vefat etmiştir.

    Panelde anlatılan Buğra’yı bir de katılımcılardan dinleyelim. Eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Prof. Dr. Sami Güçlü, 2016’da ismini Anadolu Mektebi olarak belirlediği bu faaliyette hedeflerinin gençlerin kendilerini erken tanımaları, özgüven kazanmaları, kendilerine en uygun yüksek öğretim alanını belirlemeleri, kültürel yönden kendilerini yetiştirmeleri olduğunu belirterek, “Ayrıca çevresine ve kendilerine faydalı olmaları gibi gayelerin yanı sıra çalışkan ve doğru sözlü olmak, bir ideale sahip olmak, aile bağlarını güçlendirmek, hayatta kimseye zarar vermemek gibi temel erdemleri öğrencilerimize kazandırmaktır” dedi.

    Panel programında Türkiye Yazarlar Birliği Başkanı Musa Kâzım Arıcan da bir değerlendirme konuşması yaptı.

    “Anadolu Mektebi bünyesinde faaliyet gösteren öğrencilerin oldukça donanımlı olduklarını gördüm. Bu yaşta böyle analiz yapabilmeleri çok başarılı. Kültüre, bilime, sanata ve bunların gelişmesine mütevazı kişiliğiyle katkıda bulunan Sayın Sami Güçlü’ye teşekkür ederim.” sözleriyle faaliyetleri destekleyen Arıcan, gençlere; “Doğru bir noktadasınız. Bu yolculuğunuza devam etmelisiniz” diye mesaj verdi.

  • CHP, Merkez’de aday gösterecek mi?

    CHP, Merkez’de aday gösterecek mi?

    Yozgat’ta mahalli idareler seçim öncesinde vatandaşın en çok konuştuğu konuların başında; MHP halen ne’yi bekliyor sorusu olsa da, diğer sorulara arasında CHP Merkezde aday gösterecek mi? Bu aday kim olacak? Soruları var.

    Şu gün oldu partiler bu soruların henüz bir cevabını vermiş değiller. Fakat CHP camiasından kamuoyuna yansıyan haberlere baktığımızda Cumhuriyet Halk Partisinin İl Başkanı Abdullah Yaşar yaptıkları yerel seçim çalışmaları hakkında verdiği bilgilerden Boğazlıyan, Çayırlan ve Çandır İlçe Belediye Başkan adaylarının netleştiğini öğreniyoruz.

    Geçtiğimiz gün yerel bir gazeteye açıklamalarda bulunan İl Başkanı Yaşar, diğer ilçelerde çalışmaların devam ettiğini belirterek, İlde çalışmalarımız devam ediyor. Aday olmak isteyen arkadaşlarımız var. Değerlendirme aşamasındayız. Süreç içerisinde tüm adaylarımızı netleştireceğiz. İddialı bir şekilde kamuoyunun karşısına çıkacağız” dedi.

    Genel seçimlerle yerel seçimler arasında bir kıyaslama yapan Başkan Yaşar, yerel seçimlerin atmosferinin çok farklıdır. Genel seçimlerde insanlar partilerine oy verseler de, yerel seçimlerde aday daha ön plana çıkar. Elimizden geldiğince ciddi çalışmalar yapıyoruz. Adaylarımızı gözden geçirip, kamuoyunun karşısına nasıl bir adayla çıkarsak başarılı oluruz. Bunların çalışmasını yapıyoruz. Türkiye’de olduğu gibi Yozgat’ta da büyük sıkıntılar var. Yerel seçimler genel seçimlerden daha önemlidir. Yerel seçimlerde ki siyaset o ilin, o ilçenin kalkınmasına, gelişmesine değer veren önem veren bir yapı olması gerektiğinde bu yapı ülkenin genel siyasetine yön veren bir yapı olacağını” söyledi.

    Başkan Abdullah Yaşar açıklamasında şu görüşlere yer veriyor; Araştırmalarda en başarılı çıkan belediyelerin CHP belediyelerdir. En başarılı belediyeler olarak yapılan araştırmalarda ortaya çıkan 30 belediyenin 20 tane CHP’li belediyelerdir. CHP’li belediyelerde sosyal aktiviteler çok daha farklı. Bizim belediyecilik anlayışımızda götürüp vatandaşın kapısının önüne kömür bırakmak gibi bir tutum yok. Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek şeklinde çalışmalarımız var. Yozgat’tan örnek verecek olursak, Bahadın Belediyemiz örnek belediyedir. Alt yapısı, parkı, bahçesi birçok projesi ile birçok açıdan ilçe belediyelerinden bile iyi durumdadır.

    İnsanlara yetkiyi vermeden ne yapacağını bilemezsiniz. Ali Keven milletvekili seçildikten sonra her kesimden insan, oy veren, vermeyen herkes takdir etmeye başladı. Keşke bunu 16 yıl önce yapsaydık denildi. Ali bey devamlı sahada. Siyasetçi halkla birlikte olursa bir anlamı var. Ali Keven’in halk içine katılarak çalışmalarının çok ciddi katkısı oldu. 16 yıldır milletin sorunlarını dinlemeyen milletvekilleri halkın içine karışmaya başladı. Ali Beyin bu çalışmaları yerel seçimlerde de CHP’ye güveni sağlıyor. Buda çok ciddi bir güç katacak bize.
    Son olarak kendisinin adaylık düşüncesi olmadığını söyleyen Yaşar,”Ben şahsım adına bir adaylık düşüncesi içerisinde değilim. Bu konuda değerlendirdiğimiz arkadaşlarımız var. Birçok arkadaşımız aday olmak istiyor. İsim açıklamak için erken. Adaylarımızı yakın zamanda açıklayacağız.  Ciddi bir ekiple seçim öncesi Yozgatlıların karşısına çıkacağız.”

  • Vali Çakır’dan birlik, beraberlik mesajı

    Vali Çakır’dan birlik, beraberlik mesajı

    Yozgat’ta Valilik görevine başladığı daha ilk gün açıklamasında “Birlik ve beraberlik” mesajı veren Vali Kadir Çakır, İstanbul’da ve Hollanda’da katıldığı törenlerde de aynı mesajı verdi…

    Yozgat’ın gelişmesi ve kalkınması için ve Yozgatlıların en çok ihtiyaç duyduğu değerlerden olan ancak bir türlü sağlanamayan “Birlik ve beraberlik” her alanda aşılmaz dağlar misali şehrin ve insanların karşısında set oldu…

    Cumhurbaşkanı Yardımcımız Fuat Oktay’ında yaptığı açıklamaların temelini oluşturan “Birlik ve beraberlik” mesajından hareketle Sayın Oktay, Yozgat’ın gerçek manada bir zihniyet değişimine ihtiyacı olduğunu ifade etmişti…

    Yozgat’ın belli başlı alanlarda üterim yapmaya ihtiyacı olduğunu katma değer üreten iş insanlarımızın uzmanlaşması gerektiğini Yozgat Organize Sanayi Bölgesinde istihdam sağlayan yatırımcılarla yaptığı toplantıda ifade eden Vali Çakır, Yozgatlılar ve toplum olarak önce ihtiyacımız olan “Birlik ve beraberliği” kendi içimizde sağlamalıyız dedi.

    Hollanda’da geçtiğimiz hafta Federasyon’un kuruluş yıl dönümü etkinliği kapsamında işadamlarımız tarafından düzenlenen yemeğe katılan Vali Çakır burada yaptığı konuşmada; “Bizim için Avrupa’da sahip olduğumuz en kıymetli değer, insan kaynağımızdır. Sizlerin buralarda birlik ve beraberlik içerisinde, kendi kültür ve değerlerinizi yaşatan örgütlü toplum olmanız, bizim için paradan puldan, maldan mülkten çok daha kıymetli ve çok daha değerlidir. Sizleri buralarda Anadolu’nun kültür ve medeniyetini yaşatan kültür elçileri olarak görüyorum. Her şeyden önce bizi biz yapan değerlerimizden taviz vermeden, işadamlarımız, sivil toplum örgütlerimiz ve Türk kökenli siyasetçilerimizle birlikte, içerisinde yaşadığınız toplumun bir üyesi olarak birlikte yaşama ve birlikte yönetme talebinizin demokratik hak ve talepleriniz kabul edilmesinden memnuniyet duyduğumu da belirtmek isterim. Ayrıca içerisinde yaşadığınız toplumların sosyal, kültürel, ekonomik hayatına sağladığınız katma değeri görmüş olmaktan da çok mutlu olduğumu ifade etmek istiyorum” dedi.
    Vali Çakır, işadamlarından tatil için Türkiye’ye geldiklerinde memleketleri Yozgat’ı ziyaret etmeleri tavsiyesinde bulundu.
    Çakır’ın gurbetteki tüm Yozgatlılara mesaj niteliği taşıyan konuşması şöyle: “Burada çok önemli gördüğüm bir hususu da dile getirmek isterim. Sılay-ı rahim etmenizi çok önemsiyorum. Tatil için Türkiye’ye geldiğinizde çoluk çocuğunuzla, torunlarınızla birlikte Yozgat’ı mutlaka ziyaret etmenizi tavsiye ediyorum.
    Birikimlerini Yozgat’ta yatırıma dönüştürmek isteyen işadamlarımıza her türlü kolaylığı ve yatırım imkanları sağlamayı vaat ediyorum. Yozgatlı olsun olmasın sermaye sahibi işadamlarımızı Yozgat’ımıza yatırım yapmaya davet ediyorum.
    Konuşmamın başında da söylediğim gibi, bizim için en değerli kaynak insan kaynağımız olduğuna tekrardan dikkat çekerek bütün hemşerilerimizi saygı, sevgi ve muhabbetlerimle selamlıyorum.”

  • Bu seçimlerin sonucunu tahmin etmek zor olacak

    Bundan önceki seçimlerinin büyük çoğunluğunu az ya da çok hatırladığımızda hemen hepsinde Ak Partinin en favori parti olduğunu için neticeyi tahmin etmek daha kolaydı…

    Yani bunun için fal baktırmaya ya da kâhin olmaya ihtiyaç yoktu. En kötü tahmin dahi birkaç puan eksik ya da fazla neticeyi tayin ediyordu.

    Bugün ise, önümüzdeki yıl yapılacak Belediye Başkanı, İl Genel Meclisi veya Belediye Meclisi seçimleri öncesinde hangi parti bu yarışı önde tamamlayacak tahmin etmek kolay değildir.

    Bu tespiti yaparken, tabiî ki genel seçimlerle yerel seçimleri aynı tutmak, aynı değerlendirmemek gerektiğini bilerek, konuşuyorum.

    Her ne kadar genel politikaların yerel seçimlere çok büyük etkisi olmasa da, etkileyeceği tarafları görmezden gelmemek gerekiyor…

    Yerel seçimlerde en önemli faktör her ne kadar adayın kendisi olsa da, genel merkez politikaların etkili olduğu kısımlar neticeyi değiştirmek kudretindedir.

    Dolayısıyla son dönemlerde gerek dış politika kaynaklı gerekse iç politikanın eseri olarak topluma yansıyan maddi ve manevi sıkıntıların faturası ilk seçimler de en çok iktidar partisine kesilecektir.

    Yani her geçen gün etkisini cebimizdeki eksilen paralardan hissettiğimiz ya da alım gücümüzün düşmeye devam ettiği piyasalardaki krizden dolayı iktidar partisi ve adayı bu durumdan en çok etkilenecek taraftır.

    Muhalefet partilerine baktığımızda henüz bir hareketlilik hissettirmesiler de özellikle Büyük şehirlerde bu durumdan iktidar tahminlerin üzerinde bir sıkıntı ile karşı karşıya kalabilir.

    Yozgat’ta yaklaşan yerel seçimler öncesi hangi vatandaşa sorsanız ekonomik sıkıntıların içinde çaresiz bir şekilde yaşam mücadelesi vermeye zorlandıklarını çekinmeden söylemektedirler. Tabi bu sorunların dünden bugüne yansıdığını söylemeyiz ama bugün yaşanan ekonomik sıkıntıların sebebi şimdiye kadar uygulanan politikaların bir karşılığı olduğunu vatandaş çok iyi biliyor.

    Dolayısıyla bu durum yaklaşmakta olan yerel seçimler öncesi iktidar partisine karşı muhalefet partilerin ortaya koyacağı politikalar neticesinde daha net bir şekilde ortaya çıkacaktır.

    Son söz olarak Yozgat’ta Ak Partinin Belediye Başkanı adayı Celal Köse olarak ilan edilmiş olmasına karşı henüz MHP’nin, Belediye Başkanı adayı belli olmadı.

    Buna karşın Yozgat’ta CHP aday çıkartacak mı?

    Ya da hangi partiyi destekleyecek?

    İYİ Parti, CHP ve Saadet Partisi yerelde ittifak yapacak mı?

    Bu soruların cevabını görmeden, neticeyi tahmin etmek şimdilik kolay değil.

  • Ak Parti adayı Köse, davamızda, derdimiz de Yozgat

    Ak Parti adayı Köse, davamızda, derdimiz de Yozgat

    Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2 yıl önce İl Başkanı olarak atanan Celal Köse, yapılan bir genel seçimden sonra önümüzdeki yıl 31 Mart’ta yapılacak mahalli idareler seçimleri öncesinde Belediye Başkanı adayı gösterildi.

    Bilindiği üzere gelinen noktanın neticesi kamuoyu ve parti içi çalışmaların değerlendirilmesi sonucu Belediye Başkanı adayı olarak atanan Celal Köse, Başkan adayı olduktan sonra Basın ile ilk yaptığı toplantıda dikkat çeken açıklamalarda bulundu…

    Dolayısıyla buradan hareketle Başkan adayı Celal Köse’nin toplantıda yaptığı açıklamadan bir bölüm aktararak, devam edelim; Seçimlerin bir değişimin ve dönüşümün de habercisi olduğunu vurgulayan Köse,”Her seçim bir değişimi ve dönüşümü de beraberinde getiriyor. Vatandaşlarımızın da beklentisi bu yöndedir.”diye konuştu. Köse, şöyle devam etti: “ Şuana kadar 60 ilimizin belediye başkan adayları açıklandı. Bu adaylarımızdan 11 tanesi mevcut başkanlarımızdan, 49 tanesi ise seçilememiş veya yenilerden hep yeni isimlerden vatandaşımızda ve tüm halkımızda tüm Türkiye’de bir değişim ve dönüşüm beklentisi var. İnşallah bu beklenti Yozgat’ımız ve ilçelerimizde de olacak gibi hissediyoruz. Çünkü vatandaşımıza rağmen, milletimize rağmen siyaset yapmanın bir mana ifade etmediğini önceki seçimlerde hep birlikte gördük.

    Vatandaşımızın değişim ve dönüşüm isteklerine kulaklarımızı tıkarsak ve görmezden gelirsek biz yanılgıya ve yenilgiye düşmüş oluruz. Bunun bilinci ile inşallah partimizi en iyi şekilde temsil edebilecek, beldesinde, ilçesinde en fazla oyu alabilecek ve en iyi hizmeti verebilecek kişilerden ilçe belediye başkanlarımızı önümüzdeki hafta açıklayarak bu süreci devam ettirmiş olacağız. Sonrasın da da belde belediye başkanlıklarımız var. Bu anlamda 22 tane beldemiz var. 22 beldenin 22’si de AK Parti belediyemizdir. Buralarda da çıtamız çok yüksektir. Orada da teşkilatımızdaki arkadaşlarımız gerekli çalışmaları yapıyorlar.

    Buralarda da en iyi sonucu alabileceğimiz şekilde hazırlığımız yaparak çalışmamızı tamamlamış olacağız. İlimiz coğrafi konumu itibariye yerleşim açısından zor bir kentimizdir. Engebeli arazisi yapısı dolayısıyla yapılan hizmetler yeterince sergilenememektedir. Bundan sonraki süreçte imar planını düzgün ayarlayarak binaların yerleşimi görüntü estetiği ön plana çıkararak yeni bir şehircilik anlayışıyla yapmayı planlıyoruz.

    Bu konuda yeni bir ekip oluşturduk. Ekibimiz içerisinde mimar, çevre mühendisi olan arkadaşlarımız var. Onlarda şimdiden çalışmaya başladılar, inşallah önümüzdeki ayın sonunda yeni projelerle kamuoyunun karşısına çıkacağız.

    Biz el birliği ile şehrimizi geliştirmenin gayreti içerisinde olacağız. Bu süreçte basınımızın da katkısına ihtiyacımız olacak. Çünkü herkesin görüşünü düşüncesini dikkate alarak çalışma içerisinde olacağız. Şehrimizi hep birlikte yöneterek kalkındıracağız.”

     

  • Asıl sorun ne Üniversite ne Öğrenciler

    Asıl sorun ne Üniversite ne Öğrenciler

    Dün yerel gazetelerde çıkan bir haber vardı… Bu haberde Yozgat Bakkallar Esnaf Odası Başkanı Atilla Saygı, üniversite öğrencilerinin kente ekonomik katkısının olmadığını belirterek, öğrencilerin adeta şehirden uzaklaştırıldığını söyledi.
    Haberin devamında ise, Yozgat’ta Kredi Yurtlar Kurumu’na bağlı öğrenci yurtlarının şehir dışına yapılması esnafı olumsuz etkiledi. Son yıllarda öğrencilerin barınma sorununun giderilmesine yönelik başlatılan çalışmalar esnafa katkı getirmediğine dikkat çekiliyor…

    Bu konu daha önce de birkaç defa yazıldı… Haberin özeti bu şekilde buradan hareketle şunu ifade edeyim…

    Bozok Üniversitesi Yozgat’ın önemli bir lokomotifidir. Bu konuda bir kimsenin en küçük bir kuşkusu yoktur.

    Burada Yozgat Bakkallar Esnaf Odası Başkanı Atilla Saygı’yı savunmak ya da Üniversiteyi eleştirmek niyetinde hiç değilim.

    Gerçek olan şu ki; Yozgat’ın geleceğe yönelik planlamasında ciddi sıkıntılar yaşanmış, yaşamaya da devam ettiği için ortaya böyle bir sorun çıkmıştır…

    Yozgat’ta Üniversite Öğrencilerinin sayısını düşündüğümüzde Yurtlarda barınma oranı yüzde 70’ler seviyesindedir. Ancak başka şehirlere baktığımızda bu oran tam tersinedir. Mesela Kayseri’de 50 bin öğrenciye karşılık Yurtlaşma oranı yüzde 30’lar seviyesindedir.

    Devlet elbette Üniversitelerde okuyan öğrencilerimizi düşünerek, yurtlaşma kapasitesini artıracaktır. Fakat Yozgat’ta yapılan yurtların genel duruma bakıldığında hepsinin şehir dışında olması ister istemez, öğrenciyi şehirden uzaklaştırmaktadır.

    Bu durum karşısında bir de üstüne üstlük şehir ile kampus arasındaki ulaşımın her zaman olduğu gibi halen sorunlu oluşu sıkıntıları daha da katmerleştirmektedir.

    Dolayısıyla Bozok Üniversitesi Erdoğan Akdağ Kampusu çevresinde inşa edilen yurtlarda barınan öğrencilerin ulaşımda yaşadıkları sorunlar sebebiyle istedikleri, temel ihtiyaçlarını şehirden karşılamaz, istedikleri zaman şehre gelip gidemez bir durumdadırlar.

    Bakkallar Esnaf Odası Başkanı Atilla Saygı görevi gereği haklı olarak diyor ki; üniversitelerin kentin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişiminde lokomotif görevi üstlenmesi gerekirken, Yozgat’ta bunun aksi bir durumun söz konusudur.

    İşte bu durumda Yozgat’ın asıl sorunu şehir ile kampus arasındaki ulaşımdan kaynaklı sorunlardır. Yoksa öğrencilerin yurtlara en son giriş saatleri gece 22.00 veya 23.00’e kadar müsaadesi vardır.

    Her ilde olduğu gibi Yozgat’ta da eğitim gören öğrenciler gece 10 ve 11’e kadar şehirde olmak isterler. Buna Üniversite yönetimi de karşı olduğunu düşünmüyorum. Fakat ulaşımda yaşanan olumsuz durumların şehrin yöneticileri tarafından olumlu hale getirilmemesinin sıkıntısını ne Üniversite yönetimine ne de öğrenciye fatura etmek doğru değildir. Sonuç itibariyle asıl sorun Yozgat’ın yönetiminden kaynaklıdır.

  • Erdemir gelmez, gelse de olmaz

    Erdemir gelmez, gelse de olmaz

    MHP’nin 31 Mart’ta yapılacak mahalli idareler seçimleri ile ilgili başlattığı aday adaylık süreci olanca hızlı ile devam ediyor…

    Bildiğim kadarıyla şuana kadar MHP’de resmi müracaat yapan Enver Kayalı ve Türk Yerel Hizmet Sen Şube Başkanı Uğur Sağlamer, oldu.

    Ayrıca aldığım duyumlardan hareketle konuşacak olursak, uzun zamandır gündemde olan Sarıkaya Belediye Başkanı Ömer Açıkel’in Yozgat’ta MHP’nin aday adayı olacağı yönünde sesler bir hayli yüksekten gelmeye devam ediyor.

    Ömer Başkan Sarıkaya’da başarılı bir belediye başkanlığı dönemi geçirdi… Bu görevi sürdürürken, Yozgat ile bağlarını hep sıkı tuttu. Hem partisinin hem de şehrin faaliyetlerinde yer aldı.

    Ömer Başkanın birden fazla artıları olduğunu peşinen söylemek isterim… Genç ve dinamik bir kişiliğe sahip olması ve sosyal kişiliği ile avantajlarını başkanlık makamında doğru bir şekilde değerlendirdi.

    Yine bir süre önce siyasi kulislere düşen bir başka konu Yozgat eski Belediye Başkanı Mehmet Erdemir ile ilgili bir çalışmadan bahsedilmektedir.

    Mehmet Erdemir ile ilgili aldığım duyumlara baktığımızda MHP’ye bir müracaatı olmadı. Partinin üst düzey yönetimi ile bir görüşmesinin olmadığını biliyorum.

    Dolayısıyla Parti genel merkezinden Mehmet Erdemir’e bu konuda bir davet gitmedikçe Erdemir’in kendiliğinden gidip, ben aday ya da aday adayı olmak istiyorum diyeceğini pek düşünmüyorum.

    MHP’nin şuan itibariyle Belediye Başkanı aday adayı olarak en ciddi çalışan tek isim Enver Kayalı olduğunu belirtmek isterim.

    Yozgat’ta uzun zaman teşkilat yöneticiliği yapmasının avantajlarını adaylık başvurusu sırasında yapmış olduğu çıkış ile ortaya koydu.

    Parti genel merkezine yapmış olduğu adaylık başvurusunu ayrıca Yozgat teşkilatına da kalabalık bir taraftar kitlesi ile birlikte giderek yaptı.

    Enver Kayalı, adaylık başvurusunu yaparken, önemli birkaç açıklaması oldu. MHP’nin Yozgat’ta seçim kazanacak bir güce sahip olduğunu, bu gücü birlik ve beraberlik içerisinde yeniden kazanarak, birlikte seçim yarışından başarı ile çıkacaklarına inandığını söyledi.

    MHP, Yozgat’ta 24 Haziran seçimleri ile yeniden halk gözünde değer bulan bir parti konumuna geldiğini söyleyebilirim.

    Dolayısıyla önümüzdeki yıl 31 Mart’ta yapılacak olan mahalli idareler seçimlerde MHP iyi bir ekip kurduğu takdirde seçimlerin en iddialı partisi olacağını tekraren ifade etmek isterim.

  • Ulaşım sorunu ve bunların çözümü üzerine

    Ulaşım sorunu ve bunların çözümü üzerine

    Bir yerden bir başka yere gitmek için kullandığımız araçlarla yaptığımız yolculuklar da yaşadığımız en önemli sıkıntı ulaşım sorunudur…

    Günlük yaşam içinde ulaşım sorunu sadece Yozgat’ın tek başına yaşadığı bir sorun olmadığını biliyoruz. Türkiye’nin birçok vilayetinde aynı sorun yaşanmaktadır. Bu sorunları çözmenin tek yolu şehrin yönetiminde söz sahibi olan yerel yönetimlerin ileriye dönük yapacağı projelerden geçmektedir.

    Dolayısıyla bu konuda Yozgat’ta uzun yıllardan beri devam eden ulaşım sorunu yerel yönetimlerin maalesef birinci önceliği ulaşımda yaşanan sorununu çözmek olmadığı için bugün sıkıntılar devam etmektedir.

    Bilindiği üzere Yozgat’ın ulaşımda yaşadığı sorunlar tek başlık altında gibi görünse de bu sorun ikiye ayrılmaktadır…

    Birinci Şehir içi ulaşım diğeri şehir merkezinden geçmekte olan doğu illerini batı illerine bağlayan devlet karayolundaki sorunlardır.

    Devlet karayolundaki sorunların çözümü için ilk çalışma 15 yıl önce başlatılmış olmasına karşın bugün halen devam etmektedir. Yozgat İl sınırları içindeki yollarlın iyileştirilmesi bakımından yapılan çalışmalarda belli bir mesafe kat edilmiş olsa da, bugün trafiğe açılan yollarda gerekli önlemler alınmadığı için kazalar meydana gelmektedir.

    Mesela geçtiğimiz hafta Anadolu Lisesi kavşağında bir bayan hemşerimiz yolu karşıdan karşıya geçmek isterken, meydana gelen kazada hayatını kaybetmiştir.

    Burada ilginç olduğu kadar dikkat çeken en önemli nokta ise, aylar önce tamamlanması gereken çalışmalar kazadan hemen sonra yeniden başlamıştır.

    Dolayısıyla Yozgat’ta ulaşım sorununu çözmek için öncelikle hem şehir içinde hem de şehirlerarası alternatif yol çalışmalarına ihtiyaç vardır…

    Mesela yıllardır konuşulan ancak bir türlü netice alınamayan Çevre yolu ile ilgili bir çalışma söz konusu mu, değil mi, bunu dahi bilen yoktur.

    Şehir içinde ise, zaten sıkıntılı olan ara yolların önemli bir bölümünde son dönemde yapılan bölünmüş yol çalışmaları alt yapısı önceden hazırlanmadığı için hem vatandaşı hem de araç sürücülerini sıkıntıya düşürmüştür.

    Sonuç itibariyle Yozgat’ta bu sorunların çözülmesi için genel bir çalışma yaparak, öncelikle şehrin alt yapısı sorunu çözülmekle birlikte bahsettiğim yollarda yeniden bir düzenleme yapılmak zorundadır.

  • Gönül belediyeciliği ve değişim

    Gönül belediyeciliği ve değişim

    AK Parti her seçim öncesinde yeni bir slogan üreterek, seçim çalışmalarını ürettiği sloganlar üzerinden kazandı…

    AK Parti 16 yıldır iktidarda. 2004’ten bu yana belediyeleri yönetiyor. Önce “yaşanabilir şehirler” sloganı ile yola çıkmışlardı. Sonra “marka şehirler” dediler.

    Şimdi ise “gönül belediyeciliği” demeye hazırlanıyorlar. Daha çok değer temelli olan ve gönüllere girilmesinin esas alındığı bir belediyecilik döneminin başlatılması hedefleniyor.

    AK Parti’nin ilan ettiği belediye başkan adaylarıyla ilgili dikkat çeken en önemli noktalardan birisi değişim oldu.

    Açıklanan Listelere büyük ölçüde değişim ve yenileşme damgasını vurdu. Daha önceki açıklamalardan ve araştırmalardan da anlaşıldığı üzere millet değişim istiyor. Nüfusu az olan ve yönetim anlamında çok sorunu olmayan yerlerde değişimi esas alarak, genç adaylar listelerde yer aldı.

    Henüz Yozgat ile ilgili öteden beri yapılan çalışmalar şuana kadar bir netice vermemiş olsa da, kulis bilgilerine bakıldığında Yozgat adayının da bugün yarın açıklanacağı ifade edilmektedir.

    Daha önce de yazılarımda ifade ettiğim gibi Yozgat’ta bu seçim başta Ak Parti olmak üzere bütün partiler açısından oldukça çekişmeli geçecek.

    Dolayısıyla seçim önce siyasi partiler de bir taraftan aday belirleme bir taraftan seçim stratejisi üzerine çalışmalar devam ederken, vatandaş cephesine baktığımızda ise, halkın seçimlerden uzakta geçim sıkıntısı çektiği dikkatleri çekmektedir.

    Vatandaş, günlük yaşam mücadelesinden arta kalan zamanda siyasi çalışmaları göz ucuyla ancak takip edebilmektedir.

    Fakat Ak Partinin Yozgat Belediye Başkanı adayı belli olmadığı için hemen her gün yeni bir isim gündeme gelmektedir…

    Mesela son günlerde siyasi kulislerde adı en çok geçen isimlerden bir tanesi de Yozgat eski Milletvekili Dr. Ertuğrul Soysal’dır.

    Yozgat gündeminde Soysal ismi elbette durduk yere konuşulmuyor… Ak Partinin açıklanan Belediye Başkanı adaylarına baktığımızda aralarında çok sayıda eski Milletvekilleri de yer aldığı için siyasi gündem ister istemez yön değiştirebilmektedir.

    Sonuç olarak bugün Yozgat adayı açıklandığı takdirde şimdiye kadar konuşulan bütün kulis bilgileri güncellenerek, vatandaşa yenisi sunulacaktır.