Kategori: Köşe Yazıları

  • Kültürümüzdeki davranışların öğrencilerimize öğretilmesi gerekir

    Kültürümüzdeki davranışların öğrencilerimize öğretilmesi gerekir

    Yozgat İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, Valilik tarafından Akdağmadeni İlçesinde gerçekleştirilen muhtarlar toplantısına katılarak burada bir konuşma yaptı…
    Yazıcı, Türk milletinin zengin ve köklü bir kültüre sahip olduğunu belirterek, “Kültürümüzdeki nezaket ve hoşgörü davranışlarının öğrencilerimize iyi öğretilmesi, kök değerlerimizin benimsetilmesi gerekir.”dedi.

    Sayın Yazıcı’nın konuşmasının devamına geçmeden önce konu eğitim ve geleceğimizin teminatı çocuklarımız olunca Atatürk’ün Türk Gençliğine hitabesine bakmak gerekir…

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Ey Türk Gençliği diye başladığı hitabesinde; Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

    Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

    Buradan hareketle İl Milli Eğitim Müdürü Sayın Yazıcı, yaptığı konuşmanın devamında şöyle dedi; öğrenci davranışlarının izlenmesi, akademik başarı, öğrencilerin öğrenme stilleri, rehberlik faaliyetleri, analitik düşünme becerisi, yapılandırmacı eğitimin önemi, kitap okuma alışkanlığı kazandırma, ders işlenirken soyut kavramlarının hayattan örnekler verip somutlaştırarak anlatılması, sportif ve kültürel faaliyetlere katılımın sağlanmalıdır.
    Sizler hayatınızda fedakârlık göstererek ailenizden uzakta eğitim-öğretim hayatınızı sürdürüyorsunuz. Aynı zamanda ayaklarınızın üzerinde durmaya çalışıyorsunuz.
    Bizler de Devletimizin imkanlarıyla sizlere hizmet etmeye çalışıyor bu hizmetten de gurur duyuyoruz.
    Çünkü sizler bu ülkenin geleceği göz aydınlığımız evlatlarımızsınız. Sizlerin buradaki çabalarını takdir ediyor ve hepinize başarılı bir eğitim-öğretim hayatı diliyorum.

  • ATO’nun yatırım odaklı dikkatini çektik

    ATO’nun yatırım odaklı dikkatini çektik

    Her fırsatta söylediğim bir sözü tekrardan ifade ederek bugünkü sohbete buradan başlayalım… Malum Yozgat’ın en önemli sorunu tanıtım eksikliği olmuştur… Yozgat, bulunduğu coğrafyada toprak bütünlüğü bakımından oldukça büyük iller arasındadır. Başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan ilimizde tarıma dayalı sanayinin yeteri kadar gelişmesi ve alt yapı eksikliği ilin önemli sorunlarındandır.

    Bu konuda son yıllarda yapılan çok sayıda çalışma oldu… Bunların en başında da yurt içinde ve yurt dışında bulunan Yozgatlı yatırımcıların katılımı ile gerçekleşen “İşadamları zirvesi” toplantısı gelmektedir.

    Birkaç gün evveli ilimize gelen Ankara Ticaret ve Sanayi Odası üyeleri Valimiz Kemal Yurtnaç’ın misafiri oldular…

    Burada yapılan sohbette daha önce yapılan tanıtım çalışmalarından haberdar olan ve ilimizin yatırım fırsatlarını yerinde görmek ve incelemelerde bulunmak üzere Yozgat’a gelen yatırımcılardan sonra şimdide Ankara Ticaret Odası Ekonomi Kulübü üyeleri ilimize gelerek Vali Kemal Yurtnaç ile görüştü.

    Yedi kişilik bir heyetle ilimize gelen ATO Ekonomi Kulübü, Yozgat’ta ki yatırım fırsatlarını yerinde incelemek ve bundan sonraki yapılacak çalışmalara destek olunması açısından gerçekleştirilen ziyarette Oran Kalkına Ajansından Yozgat’ta ki yatırım fırsatları konusunda bilgi aldılar.
    ATO Ekonomi Kulübünün Türkiye genelinde hatırı sayılır sayıda iş adamı üyesi olduğunu belirten Vali Yurtnaç, “Yozgat’ın yatırım potansiyelini hem yurtiçi hem de yurtdışında ön plana çıkarmak, ilimize yatırımcı çekmek amacıyla yoğun bir tanıtım çalışması içerisine girdik. Yurtiçinde ve yurtdışında yaşayan Yozgatlı iş adamlarımızı ilimize davet ederek iş adamları zirvesi yaptık. Yine iş adamlarımızı ziyaret ederek ilimize yatırım yapmaları konusunda davette bulunduk. Turizmin devleri diye nitelendirebileceğimiz kişilerle toplantılar yaptık. Ekonomist, Para ve Türk İdare Haber Dergisi gibi ülke genelinde dağıtımı yapılan dergilerde, ulusal haber kanallarında, ulusal gazetelerde ilimizin yatırım fırsatlarını ülke gelenine ve yurt dışına tanıtma imkanı bulduk. Şimdi bu yaptığımız tanıtım çalışmaları meyvelerini vermeye başladı. Yaptığımız tanıtımlardan haberdar olan ve davetlerimiz üzerine ilimize gelen yatırımcılarla yatırıma yönelik toplantılar yaptık ve olumlu sonuçlar almaya başladık. ATO Ekonomi Kulübü de yatırım fırsatlarımızdan haberdar olarak Yozgat’ın yatırım potansiyelini yerinde görüp fikir alışverişinde bulunmak üzere ilimize geldi” dedi.

    ATO Ekonomi Kulübü Üyesi iş adamları ile toplantı gerçekleştireceklerini belirten Vali Yurtnaç, “İlimizde misafir ettiğimiz ATO Ekonomi Kulübü Yönetim Kurulu Üyelerine ilimizin tüm fırsatlarını anlattık. Onlarda bu fırsatları hem diğer yönetim kurulu üyelerine hem de üyeleri olan yurt genelinde ki iş adamlarına anlatacaklar ve Ankara’ya davet edecekler. Bizde onlarla toplantı gerçekleştirip ilimizin tüm fırsatlarını ATO Ekonomi Kulübü üyesi iş adamlarına anlatma ve ilimize yatırım yapmaları konusunda çağrıda bulunma fırsatı bulacağız. Ben inanıyorum ki Yozgat orta vadede hak ettiği yere geleceğini” ifade etti.

  • Havalar soğudu, kış hazırlıkları başladı

    Havalar soğudu, kış hazırlıkları başladı

    Yozgat’ta yaz mevsiminin ömrü bir ya da birkaç ay ancak sürmektedir… Yılın büyük bir bölümü ilkbahar ve son bahar olarak geçer. Vatandaş yaz mevsiminin kısa süreli olduğunu bildiği için ömrünün önemli bir kısmını kış mevsiminin hazırlıklarını yaparak, geçirir…

    Vatandaşın özellikle kış mevsiminde bir sıkıntı yaşamaması için kurumlar çalışmalarını ağırlıklı olarak bu konu üzerinden devam ettirirler… Bu durumda en önemli sorumluluk yerel yönetimlere düşmektedir… Yozgat Belediyesi Başkan Yardımcısı Ahmet Akgün kış için yapılan hazırlıklar ve yaz aylarında tamamlanarak halkın hizmetine sunulan projeler hakkında dün bir gazeteye açıklamalarda bulundu.

    Sayın Akgün’ün genel olarak verdiği bilgileri bir kez daha gözden geçirelim,”Yağmur suyu ızgara temizliklerini geçtiğimiz hafta olabilecek yağışlara karşı yaptık. Menfez çalışmalarımız devam ediyor. Bunların yanında yaz boyunca yaptığımız asfaltlama ve kaldırım çalışmalarımıza hız verdik. Kış gelmeden bir an önce çalışmalarımızı bitirmek istiyoruz. Geçen hafta Bahçeşehir Mahallesi’nde bir asfalt çalışması yapmak için alt yapı hazırlıklarını tamamladık. Kanalizasyon ve su işleri alt yapısı bitince asfalt çalışmalarına geçeceğiz. Makine parkımızın arka kısmında ki çalışmamızda yol kısmı bitti kaldırım çalışması devam ediyor. Spor Vadisi bölgesinde bir çalışmamız var. Gelecek hafta da orayı tamamlayacağız. Kış içerisinde de asfalt çalışmamıza devam edeceğiz. Kışın müsaade ettiği iyi günlerde çalışmalarımız devam edecek. Yama çalışmamız devam ediyor. Parklarda düzenlemelerimiz tamamladı. Park Bahçeler Müdürlüğümüz kesintisiz çalışmalarına devam ediyor. Sahadan hiç çıkmadan sene boyunca devam edeceğiz. Kışa hazırız.”

    Vatandaşların belediye binasına gelmeden ödemelerini yapabildiğine değinen Akgün,”2018 yılı içerisinde yaptığımız bir projemiz vardı. Belediye binamızda bulunan tahsilat noktalarına alternatif noktalar oluşturduk. 2 aydır bu proje üzerinde ciddi çalışmalar yaptık. Vatandaşlarda bu çalışmamıza kolay adapte oldu ve belediye binamıza gelmeden saat kaç olursa olsun bu tahsilat noktalarımızı kullandılar.

    Bu noktalarda ciddi tahsilatlarımız oluşmaya başladı. Buda bizi fazlasıyla memnun ediyor. Hem kart yüklemesi yapıyorlar, hem de borç ödemesi yapıyorlar. Koyduğumuz ödeme makinelerinde şuan için yok ama otopark borcu olan vatandaşlarımızda belediyemizin resmi sitesinden ödeme yapabiliyorlar. Plakaları ile otopark borcu sorgusu ve ödemesi yapabiliyorlar” dedi.

    YOBİS çalışmamız bu sene çok ciddi bir memnuniyet oluşturdu diyen Akgün sözlerini şöyle tamamladı; “Yaklaşık olarak 12 Bin kullanıcı sayısına ulaştık. Abone sayımız ise 2 Bin 600’ün üzerinde. Kültürel ve coğrafi durumumuzu düşündüğümüz zaman bu uygulamanın yapıldığı büyükşehirlerdeki abone sayılarına ulaşmış durumdayız.

    Bu talebin böyle yüksek olması da yapılan bu projenin doğruluğunu ortaya koyuyor. Halkımız beğendi bizde bu çalışmamızı genişleteceğiz. 3 ya da 4 terminal daha yapmayı düşünüyoruz. Bu terminalleri Bozok Üniversitesi Kampüs Alanı içerisine, Bahçeşehir Mahallesi bölgesinde, Spor Vadisi tarafında ve yeni cezaevi tarafında konumlandırmayı düşünüyoruz” dedi.

  • “Yurdum evim benim”projesi önemsenmelidir

    “Yurdum evim benim”projesi önemsenmelidir

    Türkiye’nin kalkınmasında en önemli değer ekonominin bel kemiği olan Meslek ve esnaflık müessesesidir.

    Bu konuda daha önce daha önce çok yazı kaleme alındı… Büyük kuruluşlar, kurumsallık müessesesini işleterek, “Meslek Liseleri Memleket Meselesi” sloganını kendilerine yol haritası yaparak, kendi elemanını kurduğu işletmelerle kendi yetiştirir bir duruma geldi…

    Bugün Sabancı ve Koç gibi büyük şirketlerin kendilerine özgü meslek okulları bulunmaktadır. Buralardan mezun olan gençler yine kendi şirketlerinde verimliliğin en önemli anahtarı olmaktadır. Bizim gibi Anadolu şehirlerinde henüz bu kurumsallık geçerli bir konuma gelmedi ama şimdiden yapılan çalışmalar bu işlerin Anadolu kentlerinde de zamanla oluşacağını gösteriyor.

    Fakat bu süreci hızlandırmak yine bizim elimizdedir. Meslek Liseleri ve Yüksek Okullara gerekli önem ve hassasiyet gösterildiği takdirde hem ülkemizde hem de Yozgat’ta ekonomi meslek okulları mezunları tarafından yönlendirilebilir. Geçtiğimiz günlerde bu konuda Yozgat Valiliği himayesinde İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde “Mesleki Eğitim Buluşmaları ve Yurdum Evim Benim” projesi tanıtım yapıldı.

    Bu projenin son derece önemli olduğuna şahsen inanıyorum… Fakat bu faaliyetler göstermelik olmaktan çıkarılmalıdır. Bilirsiniz bir iş nasıl başlarsa öyle devam eder… Söz konusu projenin merkezinde Meslek okulları olmalıdır. Buralarda eğitim gören çocuklar projenin merkezinde yer almalıdır.

    Etkinlikler, faaliyetler, konuşmalar, toplantılar bizzat meslek okulları salonlarında yapılmalıdır. Fakat geçtiğimiz günlerde yapılan söz konusu etkinlik Erdoğan Akdağ Fen Lisesi öğrencilerinin hazırlamış olduğu tiyatro gösterimi ile başladı… Şehit Fuat Bahadır Buharalıoğlu Anadolu Lisesi öğrencilerinin işaret dili gösterisi, hazırlanan proje çerçevesinde pansiyonlarda yapılan etkinliklerin ve meslek liselerinin tanıtım sunumuyla devam etti.
    Programın açılış konuşmasını yapan İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, Mesleki ve Teknik Eğitimin ülkemiz için önemli, sunduğu fırsatlar ve avantajlarının çok fazla olduğunu belirterek, “Meslek Lisesi mezunlarının istihdamını sağladığımız gibi, öğrencilerimizi eğitim aldıkları alanda yatırım yapmaları hususunda cesaretlendirmek, toplumdaki olumsuz algının önüne geçmek, öğrencinin niteliğini arttıracak ve beraberinde akademik başarı da sağlanmış olacaktır. Hazırlanan bu proje ile bahsi geçen konulardan yola çıkılarak ilimiz genelinde bulunan 37 Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ve 9 Mesleki Eğitim Merkezi, toplamda 46 okulumuzun alan ve dalları, konumları, sosyal etkinlik ve başarılarının derlendiği bir katalog hazırlanmış, afişle desteklenmiştir. Proje kapsamında sektör, veli, öğretmen ve öğrencilere anketler düzenlenmiş, neticesinde ise eksikliklerimiz giderilmeye çalışılmıştır” dedi.
    Sektörlerin önümüzdeki 5 yıl içerisinde ihtiyaç duydukları insan kaynaklarının tespiti ve okullardaki alan ve dalların buna göre planlanması yönündeki çalışmaların devam ettiğini ifade eden Yazıcı, “Eğitim görmek amacıyla ailelerinden uzakta olan öğrencilerimizin kaldığı yurtları ev ortamına dönüştürerek daha rahat etmelerini sağlayacak ortamlar oluşturduk. Belli aralıklarla toplumda yer edinmiş, kariyer sahibi kişilerle yurtlarda sohbet ortamı oluşturarak öğrencilerimizin hedeflerini yükseltmede katkı sağladık. Halk Eğitim Merkezi ve Gençlik Merkezi aracılığıyla yurtlarımızda öğrencinin talep ettiği her türlü kursu açarak yeteneklerini geliştirmek ve sosyalleşmelerini sağlamak amaçları ile ‘Yurdum Evim Benim’ projesi hazırlandık” dedi.

  • Zihniyet değişimi ve üretim ekonomisi

    Zihniyet değişimi ve üretim ekonomisi

    Üretim ekonomisine geçmenin öncelikli kuralı toplumda alışılagelmiş zihniyet değişimini yapmakla başlar… Zihniyet değişimini gerçekleştirmeden bir ilin hem gelişmesini hem de kalkınmasını sağlamak pek mümkün değildir.

    Yozgat’ta yaşayan insanların kahır ekseriyetine baktığımızda kaderci bir toplum yapısı karşımıza çıkmaktadır…

    İnsanları kaderci olmaktan kurtarmanın da bir yoludur zihniyet değişimi, zihniyet değişimini sağlayan toplumlar hem gelişmeyi hem de kalkınmayı o zaman başarırlar.

    Yozgat’ın genel durumuna baktığımızda gelişmenin ve kalkınmanın birbirinden ayrı farklı kavramlar olmasına karşın toplumun sosyo-ekonomik gücü zayıf gibi görünse de, gerçek anlamdaki imkanların katma değere yansıtılmadan atıl şekilde durduğunu görmekteyiz.

    Burada karşımıza çıkan ve aşılmaz gibi duran dağın eteğinde yaşayan İnsanlar, geçmişten günümüze yaşanan gelecek kaygısı ve güven duygusundan duygu kaygılar sebebiyle katma değer üretmekten vazgeçip, birikimlerini ellerinin altında mevduat olarak tutmayı tercih ediyor.

    İnsanların bir taraftan zihniyet değişimini tercih etmelerini tavsiye ederken ve üretim ekonomisinin olmazsa olmaz olduğunu vurgularken, güven duygusu ve gelecek endişesine sebep olacak etkenleri de ortadan kaldırmak gerekiyor.

    Yozgat insanı yeniden güven duygusunu kazanması için zihniyet değişiminin karşılığı olarak elle tutulur, gözle görülebilecek ortaya bir şeylerin konmasına ihtiyaç vardır…

    Bu konuda en önemli sorumluluk devletin Yozgat’taki temsilcileri… Siyaset kurumu ve Sivil toplum kuruluşlarına düşmektedir.

    Ortaya somut ve geri dönüşü olan bir şeyler konmadıkça zihniyet değişiminin kolay olmayacağını ifade etmek isterim.

    Fakat zihniyet değişimi ve üretim ekonomisine geçmekten başka çaremizin kalmadığını da buradan ifade ederken, unutmamamız gereken en önemli husus toplumda nicedir kaybolmuş birlik ve beraberlik duygusunu yeniden tesis etmektir.

    Birlik ve beraberlik duygusunu kazanmanın birçok yolu vardır… Hakkaniyeti muhafaza ederek, bazı durumlarda biraz esnek davranmak, karşınızdaki insanlarda güven duygusunu artıracaktır.

    İşte o zaman toplum kendiliğinden hem zihniyet değişimine geçmiş olacak hem de üretim ekonomisini tercih edecektir.

  • Şehir hastanesinde doktor kadrosu şimdi daha güçlü

    Şehir hastanesinde doktor kadrosu şimdi daha güçlü

    Her geçen gün il dışı sevkler daha da azalıyor… Şehir Hastanesinin doktor kadrosu güçlendikçe, noksan olan doktor kadrosu sayısı azalamaya devam ettikçe il dışına hasta sevk sayısında azalmalar devam edecek.

    Şehir hastanesi doktor kadrosuna geçtiğimiz günlerde dahil olan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Özgen Ahmet Yıldırım ve Dr. Melih Şimşek Yozgat’ta kanser hastalarının umudu olacaklar…

    Yozgat Şehir Hastanesi, hizmete geçmesinin üzerinden bir yıldan fazla bir zaman geçti… İlk başta birçok eksik ya da noksan olmasına rağmen vatandaşa daha kaliteli bir hizmet sunmak gayretinde olan kadronun bugün anlattıkları gerçek olmaktadır.

    Son teknoloji cihazlar ve deneyimli bir sağlık ekibi ile hizmet veren Yozgat Şehir Hastanesi’nde, hemotolaji ve onkoloji hastaları güvenli ellerde tedavi hizmeti alıyor.
    Hasta kabulüne başlayan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Özgen Ahmet Yıldırım ve Dr. Melih Şimşek, kanser tedavisi gören hastaların artık başka illere gitmek zorunda kalmadıklarını belirttiler.
    Yozgat Şehir Hastanesi’nde kanser tedavisinin; kemoterapiler, hedefe yönelik akıllı ilaç ve moleküller, immünoterapiler ile biyolojik tedaviler başarıyla gerçekleştirildiğini belirten Dr. Yıldırım ve Dr. Şimşek, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kanser vakalarının arttığını bu nedenle erken tanı ve tedavinin hayatı önem taşıdığını belirterek, şu uyarılarda bulundular;
    “Kanserler; vücudun yapıtaşları olan hücrelerin kontrolsüz bir biçimde çoğalması sonucu oluşuyor. Her hastalıkta erken tanı önemlidir ancak, kanser vakalarında bu önem çok daha fazla hayatidir. Özellikle ailesinde kanser öyküsü bulunanların erken tanı için periyodik aralıklarla tarama yaptırmalarında büyük fayda vardır.”
    Tıbbi Hematoloji Uzmanı Dr. Fatma Aykaş ise Yozgat Şehir Hastanesinde artık anemi, kanama bozuklukları, kemik iliği yetersizlikleri, lösemi, lenf kanseri ve hemofili gibi kalıtsal geçişli kan hastalıklarının tedavilerinin yapılabildiğini ifade etti.
    Hematolojik hastalıkların tedavisinin hayati önem taşıdığına dikkati çeken Dr. Fatma Aykaş, “Bu hastalıkların teşhis ve tedavisinin deneyimli bir ekip tarafından yapılması gerekmektedir. Kadromuzun yanı sıra son teknolojik cihazlarımız sayesinde hematoloji hastalarımız artık kendilerini güvende hissedebilirler” dedi.
    Hematolojik hastalıkların teşhis ve tedavi seçeneklerinin son yıllarda büyük gelişme gösterdiğini belirten Dr. Aykaş, tedavi oranının da hızla artmasının hastalar için büyük moral kaynağı olduğunu söyledi.

    Sözümü tamamlamadan önce bir bilgi notunu hastane yönetiminin dikkatine sunmak istiyorum… Geçtiğimiz günlerde ziyaretimize gelen bir vatandaş, göğüs hastalıkları bölümüne muayene olmaya gitmiş, doktorla görüşen vatandaşa verilen cevap şudur; ben randevulu hasta dışında başka hastaya bakmıyorum… Muayene olmanız için önceden randevu almanız gerekiyor.

    Sonra bu vatandaşımız yaşadığı sağlık sorunu ağırlaştığı için vakit kaybetmeden Araştırma ve Uygulama hastanesine giderek, buradaki doktora muayene olur, doktor acil olarak, vatandaşımızı yatış yaparak, dört gün süre ile hastanede tedavi eder.

    Son bir cümle hastaneler, doktorlar kimin için vardır?

  • Yozgat’ta da baş sektör tarım ve hayvancılık olabilir

    Yozgat’ta da baş sektör tarım ve hayvancılık olabilir

    Yozgat’ta son zamanlarda üzerinde en çok durulan konu Tarım ve Hayvancılık… Yozgat’ın gelişmesi ve kalkınması için ortaya konan gayret ve çabanın son derece önemli olduğunu peşinen söyleyeyim. İlimiz Valisi Kemal Yurtnaç başta olmak üzere Bürokratlar ve yöneticilerin gayret ve çabası göz ardı edilecek gibi değildir.

    Bu konuda Kurumlarında elle tutulur bir çalışması olduğunu görmeyi çok arzu ediyorum…

    Bunun yanında termal kaynaklarımızı da gündeme getirerek burada bir farkındalık oluşturarak ekonomik gelir elde etmek için yapılan çalışmalar olduğunu biliyoruz.

    Dolayısıyla yapılan ilave çalışmalarla 350 kişilik bir istihdam sağladıklarını ifade eden Vali Yurtnaç, “İki yıl içinde ki hedefimiz ise 3 bin kişiye artı istihdam sağlamak. Buraya gelen kurumsal firmalarla bunu başaracağımızı düşünüyorum. Bunlar uzun soluklu çalışmalardır. Yoksa oturduğunuz yerde kimse gelip size ‘Buraya yatırım yapalım’ demez. Organize sanayi bölgesine yatırımcı getirmeye çalışıyoruz ve yatırımcılarımız da geliyor. Bunu biz iş adamları zirvesi ile gerçekleştirdik. Yozgat’ta bir farkındalık oluşturduk ve iş adamları zirvesi ile beraber bu çalışmalarımız duyuldu ve yatırımcılarımız yavaş yavaş buraya gelmeye başladı” diye konuştu.
    Yozgat’ta ki hayalinin termal kaynakların faaliyete geçirilmesi olduğunu kaydeden Vali Yurtnaç, “Yozgat hızlı treni, hava alanı ile beraber, sağlık turizmini ve şehir hastanesini de yanına koyarsak ilimizin ufku genişleyecek ve buraya yatırımcı gelecek. Biz iş adamları zirvesinden sonra bir ekip oluşturduk ve bu ekibimiz iş adamlarına bir ziyarette bulundu. Daha sonsa iş adamlarımız geldi ve buraya yatırım yapmak için imzalarımızı attık” ifadelerini kullandı.
    Bir bakliyat firmasının Yozgat’tan yer istediğini belirten Vali Yurtnaç, “Geçtiğimiz günlerde firma sahibi ile telefonda görüştük. Benden 10 bin dönüm ile 35 bin dönüm arasında yer istedi. Yozgat mercimeğini piyasaya çıkarmak istiyorlar. Bilindiği üzere mercimek üretiminde Yozgat Türkiye’de birinci sırada. İlçe kaymakamlarımıza buradan söylüyorum. Köylerimizde kullanılmayan araziyi Kabalı örneğindeki gibi köylülerimiz kaymakamlığın kuracağı bir şirkete kiralayacaklar, bu şirket ise bu bakliyat şirketine yerini kiralayacak. Tıpkı Kabalı Meyve Bahçesinde olduğu gibi. Her ilçede 10 bin dönüm, merkezle birlikte 140 bin dönüm araziyi boşa çıkartırız. Bu bakliyat firması ülkemizde ihracat yapan bir firma. 140 bin dönümde mercimek üretilmesi demek ihracatta birinci sırada Yozgat Mercimeği olacak demektir. Bu fırsatları Yozgat’ı tanıtarak elde etmek istiyoruz. Firma sahipleri de mercimeğin, nohudun Yozgat’ta çok iyi olduğunu biliyorlar” dedi.

    Geçtiğimiz hafta Yatırımcıya Kırmızı Halı projesi ile Türkiye’nin 9 tane büyük turizm yatırımcısına Roma Hamamını tanıttıklarını kaydeden Vali Yurtnaç, “Roma Hamamı deyip geçmeyin, bu hamam sadece Sarıkaya’yı değil, Yozgat’ı ve Türkiye’yi taşıyacak bir yapı. Dünya’da sadece iki yerde var. Bir tanesi İngiltere’de ve orada ki hamımın etrafına konaklama yerleri yapılmış. Bizimde o yönde çalışmalarımız var. İngilizler bu hamama ziyaretten kişi başına 25 sterlin alıyorlar. Senede 1 milyon kişi ziyaret ediyor. Bu da 25 milyon sterlin demek. Biz buraya kaliteli bir tesis yapmadan buradan ekonomik bir gelir elde edemeyiz”

  • Genelde ve yerelde gündem eğitim

    Genelde ve yerelde gündem eğitim

    Yozgat İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, hedeflerinin; vatanına, milletine ve devletine bağlı öğrenciler yetiştirmek olduğunu söyledi.

    Konu eğitim olunca, kaç kez toplantı yapıldı… Hatırlamıyorum. Bu bağlamda İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Yozgat’ta eğitimin kalitesini yükseltmekte kararlı…
    İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, Boğazlıyan İlçesinde İl Değerlendirme toplantısı düzenledi. Toplantıya; Yazıcı’nın yası sıra; İlçe Milli Eğitim Müdürleri, Milli Eğitim Müdür yardımcıları ve şube müdürleri katıldı.
    Toplantıda; bir önceki toplantıda alınan kararlarla ilgili çalışmaların değerlendirilmesi, İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerince son bir ay içerisinde yapılan çalışmaların sunumlarının slayt eşliğinde anlatılması, okul öncesi, ilkokul. Ortaöğretim okullaşma oranları, mevcut durum ve hedefler, mesleki ve teknik eğitim okullaşma oranları ve yapılan çalışmalar, İHL ve İHO okullaşma oranları ve yapılan çalışmalar, pansiyonların alt yapı ve tefrişatları, yemek hizmeti eğitim ortamları ile etüt çalışmaları, okul bahçeleri ve ortamlarının iyileştirilmesi, konuları görüşülerek gerekli istişareler yapılarak kararlar alındı.
    İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, yaptığı konuşmada öğrencilerin gelişim süreçlerinin izlenmesi, eksikliklerin belirlenmesi, velilerle etkili bir iletişim, iyi bir rehberlik, iyi bir ölçme değerlendirme ve bunların neticesinde de öğrencilerin öğrenme stillerinin belirlenerek, derslerin bu değerlendirmelerin sonuçları göz önüne alınarak işlenmesini istedi.
    Yazıcı, “Değerli meslektaşlarım sizler kalplerin ve yeryüzünün mimarı öğretmenlerimizsiniz. Bizim temel hedefimiz vatanına, milletine ve Bayrağına bağlı ülkesine gururla hizmet edecek öğrenciler yetiştirmektir.”dedi.
    Öğretmenlerle bir araya gelen Yazıcı, öğretmenlere birer boş kâğıt vererek istek ve taleplerini aynı zamanda eğitim hakkındaki görüşlerini yazmalarını isteyerek, yazılanları bizzat okuyacağını ve değerlendireceğini dile getirdi.

  • Yeraltı suları üzerinde baskı azaltılacak

    Yeraltı suları üzerinde baskı azaltılacak

    Su kaynaklarımızda bir azalmanın ve yakın gelecekte su sıkıntısı çekeceğimiz en son yapılan “Tarım Değerlendirme” toplantısında eski Başbakan yardımcısı ve Adalet Komisyonu Başkanı Milletvekili Bekir Bozdağ tarafından hatırlatıldı.

    Bu konu üzerinde asılda sık sık durmak gerekiyor… Su kaynaklarının daha fazla zarar görmemesi için herkesin birbirini otokontrol ile takip ederek, gerektiği yerde uyarması son derece önemlidir diye düşünüyorum.

    Tesadüf bu ya… Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi en son toplantısında aynı konuyu gündeme taşıdı…

    Bu toplantıda Aksaray, Karaman, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde ve Yozgat’tan oluşan KOP Bölgesinde; tarımsal sulama ihtiyacının ağırlıklı olarak yer altından karşılamak zorunda kalındığını, bunun da çiftçiler için önemli bir girdi maliyeti oluşturduğuna dikkat çeken KOP İdaresi Başkanı İhsan Bostancı, KOP Bölgesi’nin her alanda ülkemizin önemli merkezlerinden olmasına için çok sektörlü çalışmalar yürüttüklerini, yaşanılan coğrafyanın potansiyelini etkin bir şekilde kullanılabilmek adına alternatifler geliştirmeyi sürdüreceklerini belirterek; “Bu çalışmalarda KOP olarak benimsediğimiz en önemli husus; kurum ve kuruluşlar arası işbirliği ve bu bölge için birlikte çalışma kültürünün geliştirilmesidir.

    Bölgede azımsanamayacak ölçüde gerçekleşen tarımsal-bitkisel faaliyetler doğal olarak sulamanın önemini ortaya çıkarmaktadır. Su fakiri olan KOP Bölgesi, Türkiye’nin kullanılabilir yer üstü su potansiyelinin yaklaşık yüzde 3.4’ ünü, yer altı su potansiyeli bakımından ise yaklaşık yüzde 31.5’ ini oluşturmaktadır.

    Yıllık ortalama yağış miktarı açısından ise Aksaray, Karaman, Konya ve Niğde’den oluşan Konya Kapalı Havzası Türkiye’nin en sıkıntılı havzası konumundadır. Havzamız Türkiye’nin kullanılabilir su varlığının yüzde 4’üne sahipken, tarım alanlarının yüzde 12’sine, sulanan tarım alanlarının ise yüzde 17’sine sahiptir. Bölgede hektar başına düşen su miktarı Türkiye ortalamasının üçte birinden, bölge yıllık yağış miktarı da Türkiye ortalamasının yarısından daha azdır.

    Bölge’nin mevcut sulanan alanlarında kullanılan suyun yüzde 60’ı yeraltı suyundan karşılanmaktadır. Bu yoğun kullanım sebebi ile Konya Kapalı Havzasında yeraltı su seviyesi her yıl ortalama olarak 2-3 metre civarında düşmektedir. Yeraltı sularındaki düşüşlerin devam etmesi halinde, belli bir derinlikten sonra su çekimi ekonomik olmaktan çıkacaktır” dedi.

    Bugünkü sohbeti şöyle tamamlayayım… Su kaynaklarının yok olmasının üstesinden gelebilmek için tarımda bir dönüşüme ihtiyaç var…

    Tarım uzmanlarının da aynı yönde görüşü olduğunu hatırlatmak isterim… Son yıllarda görüldüğü gibi iklim değişikliği nedeniyle çiftçilerin kuraklık ve sel baskınlarıyla karşı karşıya kaldıkları bir gerçektir. Bu anlamda meydana gelecek sel baskınlarının üstesinden gelmek için de biyolojik tarıma yönelinmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Biyolojik tarımda toprağın su alma kapasitesinin artacağını ve bunun ileride bitkiler için kullanılabilir olacağı ifade edilmektedir.

  • İnsan ve iyilik üzerine…

    İnsan ve iyilik üzerine…

    Biz iyilik yapmakla emrolunmuş bir ümmetin evlatlarıyız. Yalnızca kendimiz için çalışmaz ve kazandığımızı kendimiz için harcayamayız. Ailemizin, akrabalarımızın, komşularımızın, yetimlerin, yoksulların, bütün bir milletin hakkı var kazandıklarımızda. Bunu ben kazandım ve sarfiyat hakkı yalnızca bendedir diyemeyiz. Cenâb-ı Allah ilmi isteyene, zenginliği istediğime bahşederim derken, aslında bunların da birer imtihan vesilesi olduğunu vurguluyor. Demek ki kazandığın yalnızca senin çabanla olmuyor.

    Öyleyse tasarruf hakkı da yalnızca sende olmamalıdır. Müslüman birey toplumda, “Sen çalış ben yiyeyim yahut benim karnım tok olduktan sonra başkalarından bana ne. Her koyun kendi bacağından asılır.” mantığıyla hareket edemez.

    Bizler aslında iyilikle emrolunduk ve iyilik yapmakla mükellefiz. İyilik yalnızca parayla da olmaz elbette. Yoldaki bir taşı almaktan, ana-babaya hürmet etmekten, misafire ikram etmekten, hastayı ziyaret etmekten, birinin yüküne omuz vermekten, garibana hal-hatır sormaktan, yetime sahip çıkmaktan, asayişe yardımcı olmaktan tut da; trafik kurallarına uymaya, insanlara tebessüm etmeye, görevimizi hakkıyla yerine getirmeye, komşu hakkını gözetmeye kadar uzayan bir silsiledir bu.

    Esasen iyilik çalıştığımız yere değer katmaktır, fayda sağlamaktır, farkındalık oluşturmaktır. Cenâb-ı Hak, “Biz insanı en güzel surette yarattık; onlar niyetleriyle ve amelleriyle ya yükseklerin yükseğine çıkar ya da aşağıların aşağısına iner” buyurmaktadır.

    Burada elbette vurgulanmak istenen cüzi iradedir ve niyettir. Bir iyiliği, bir hayrı düşünmek bile bizatihi iyiliktir, hayırdır. İyiliği karşılık bekleyerek yapmak da Cemil Meriç’in ifadesiyle bir nevi tefeciliktir. Ancak iyilik hayırda olur, şerde değil. Bu nedenle de iyilik iyi insanlara yapılır, şerlilere değil. İyilik yapan, yaptığı iyiliği başa kakmayacağı gibi, iyilik görenin görevi de teşekkür etmek, vefalı olmaktır. Nankörlük etmek ve iyiliğe kötülük ile mukabele etmek de şerdir. Allah bizi böyle şerli insanlardan korusun. “İnsanlara teşekkür etmesini bilmeyen, Allah’a da teşekkür etmeyi bilmez” sözü belki de bu tür insanlar için söylenmiştir. Birinden iyilik gören kimse bu iyiliği hiç unutmamalıdır, birisine iyilik yapan ise yaptığı iyiliği hiç hatırlamamalıdır.

    Yani bizler elmayı ağaçtan bilmeyeceğiz. Elma elbette Allah’tandır. Ama ağaca da su vermezsek kurur gider. Bu durum aslında insanları iyilik yapmaya teşvik eder. Bizim kültürümüzde var olan bir atasözü şöyle der: İyiliğe iyilik her kişinin işidir; kötülüğe iyilik er kişinin işidir.

    Bir Çin atasözü der ki; duvar yapıldıktan sonra duvarcı unutulur. İnsanlar zaten unutmaya meyillidir. Bu nedenle siz iyilik yapın, denize atın. Balık bilmezse hâlık bilir. Yine bizde bir anonim söz vardır: İnsanoğlu hilebazdır, kimse bilmez fendini. Her kime iyilik edersen onsan sakla kendini” diye. Burada kastedilen şey, aman hâ sakın iyilik yapmayın değil; iyilik yaptığınız insanlarla aranıza mesafe koyundur.

  • BOZOK’TA AKADEMİK YIL AÇILIŞI BUGÜN YAPILACAK

    BOZOK’TA AKADEMİK YIL AÇILIŞI BUGÜN YAPILACAK

    2018-2019 Akademik yıl toplu açılış töreni ilk olarak 2 Ekim tarihinde Beştepe’de Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan Başkanlığında yapıldı…

    Üniversiteler, daha son belirlenen tarihlerde peyderpey açılış törenlerini yapmaya devam etti…

    Cumhurbaşkanı Erdoğan en son Erciyes Üniversitesi Akademik Yıl açılış törenine katıldı… Burada bir konuşma yapan Erdoğan, şöyle bir konuşma yaptı; “Üniversitelerin destek olmadığı, öncülük etmediği bir kalkınma hamlesinin hedefine ulaşması mümkün değildir. Halktan kopuk, şehrinden kopuk, ülkenin ve milletin dertlerinden kopuk bir üniversitenin ne kendisine ne de memlekete bir faydası olur.” dedi.

    Gerçek olan şu ki; Üniversiteler bulunduğu şehirlerin sosyal ve kültürel geleceğine yön veren Kurumlardır…

    Kaliteli ve yaşabilir şehirlerin kurulmasına, gelişmesine ve kalkınmasına her bakımdan katkı sunan bu Kurumlar, yaptığı her türlü çalışmalarla şehrin geleceğini inşa ederler…

    Ülkemizde bunların birçok örnekleri bulunmaktadır… Mesela Kayseri bir sanayi şehri olarak bilinmesine rağmen 50 binden fazla öğrenci kapasitesi şehrin kalkınmasına katkı sunmaktadır.

    Aynı şekilde bugün Eskişehir, Üniversitesi ile gelişmeyi ve kalkınmayı hedef koymuş illerden birisidir. Yozgat’ın da aynı yönde ilerlemesine öncülük edeceğine inandığım bir Kurum olan Bozok Üniversitesi 2006 yılından bugüne şehre katkı sunmaktadır.

    Bugün 2018-2019 Akademik Yıl açılış törenini yapacak olan Bozok Üniversitesi, Merkez başta olmak üzere birçok İlçemizde açılan Fakülte ve Yüksek Okullarla İlimizin kalkınmasına öncülük etmeye devam etmektedir.

    Bozok Üniversitesi, 20 bine yakın öğrenci kapasitesi ve binden fazla Akademik Kadrosu ile Yozgat’ın yarınlarına ışık tutan en önemli Kurumlarımızın başında yer almaktadır…

    Yozgat’ın sosyal ve kültürel yönden gelişmesine ve kalkınmasına katkı sunmaya devam eden Bozok Üniversitesini geleceğe daha emin adımlarla taşımayı hedeflediklerini her fırsatta söyleyen Rektör Prof. Dr. Salih Karacabey, Fakülte sayısını yeni fakülteler açarak, bu dönemde artırmayı hedeflediklerini ifade etmektedir.

    Ziraat Fakültesi ile Yozgat’ın tarım ve hayvancılığına… Turizm Fakültesi ile şehrin kültür ve turizmine Eğitim Fakültesi öncülünde Yozgat’ın eğitimine kaliteli katkı sunmayı hedefliyor.

    Bu vesile ile Bozok Üniversitesinin 2018-2019 Akademik Yıl açılış törenini şimdiden kutluyor, kaliteli eğitimler temenni ediyorum.

  • ÇİFTÇİ SIKINTI VE SORUNLARINA ÇÖZÜM İSTEDİ

    ÇİFTÇİ SIKINTI VE SORUNLARINA ÇÖZÜM İSTEDİ

    Tarım Değerlendirme toplantısını fırsat bilen Çiftçiler ve çiftçi temsilcileri, yetkililere sorun ve sıkıntılarını anlatarak, çözüm yollarının bulunmasını istedi.

    Bu konuda ilk söz alan Çayıralan Ziraat Odası Başkanı Alparslan Berk çiftçinin sıkıntıda olduğunu söyledi. Berk,”Çiftçi bin bir emekle hasat ettiği buğdayını 600 TL’ye sattı. Emeklerinin karşılığını almadı. İlk isteğimiz bunun düzeltilmesi” şeklinde konuştu.

    Yozgat Ziraat Odası Başkanı İsmail Açıkgöz,”İlimizde hayvan ve buğday pazarı yok. İlçelerimizde bu pazarlar var. 15 Milyon TL’ye yakın bir ticari pazar oluşuyor. İl büyümeden ilçe büyümez. İlin en büyük eksiği hayvan pazarı, buğday pazarı, mezbahana ve çevre yolu. Bunların bir an önce gündeme alınıp yapılması gerekiyor” dedi.

    Yozgat Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hacı Selvi,” Birlik olarak sütlerimizi firmalara satıyoruz. Ancak firmalardan paralarımızı tahsil edemiyoruz. Hal böyle olunca git gide çiftçi süt üretmekten uzak durmaya başlıyor. Süt üreticilerinin hepsi sıkıntı da” ifadeleri ile sorunlarını anlattı. Şehir yaşantısından köye dönen ve köyde çilek yetiştiriciliği ile gündeme gelen Gülhan Karaca ise bürokratik işlemlerin kendisi gibi çalışma yapacakları soğuttuğunu dile getirdi.

    MHP ve CHP Milletvekillerinin toplantıda neden olmadığını dile getiren MHP İl Genel Meclis Üyesi Ümit Şahbaz ise Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün performansının düşün olduğunu dile getirdi. Son olarak söz alan Yaşar Doğan Yerköy ve Şefaatli Çiftçileri adına mağdur olduklarını dile getirdi. Doğan,” Yerköy ve Şefaatli çiftçileri olarak Çorum Şeker Fabrikası’nın pancar ihtiyacının yüzde 50’sini karşılıyoruz. Satı gerçekleşmeden önce devlet bize 52 TL nakliye ücreti veriyordu. Akaryakıt zamları sonrası devralan firma bu fiyatı artıracağı yerde birde 37 TL’ye düşürdü. Çiftçi zaten sıkıntıda bir darbede buradan yedi” dedi.

    Çiftçi temsilcilerini dikkatle dinleyen, kapanış konuşması yapan AK Parti Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ ise sorunların hep birlikte çözüleceğini vurguladı. Bozdağ,”Sorunların çözümü konusunda hep birlikte hareket edeceğiz. Çiftçimizle birlikte daha kaliteli buğday üretmek için çaba sarf edeceğiz. Süne ile mücadelede tarım müdürlüğümüzün ekipleri çalışırken çiftçimiz de mücadelesini yapacak. Yozgat Türkiye’nin suyu en az olan illerin başında geliyor. Biz su fakiriyiz. Böyle büyük nehirlerimiz, ırmaklarımız, barajlarımız yok. Biz damlaları baraja dönüştürmeye çalışıyoruz. Eskiden 10 metreden insan bedeni gibi su çıkarken şimdi 300 metre ile 700 metre ile bulunabiliyor. Biz önüne baraj yapabilecek bütün akarsularımızın önüne baraj yaptık. Şuanda 8 barajımızın eş zamanlı inşaatı sürüyor. İnşallah bu barajlarımız da tamamlandığında çiftçimiz daha fazla verim alacaktır” dedi.

  • Milletvekilimiz Başer, Marmara’yı harekete geçirdi

    Milletvekilimiz Başer, Marmara’yı harekete geçirdi

    Mart 2019 tarihinde yapılacak yerel seçimler öncesinde partiler, kendini bir kez daha gözden geçirmenin çabasını vermeye devam ediyor…

    Daha önceki seçimlerde olduğu gibi bu seçimlerde de önemli görevler alan AK Parti Yozgat Milletvekili ve Seçim İşleri Başkan Yardımcısı Yusuf Başer, yaklaşan yerel seçimler öncesi sorumlu olduğu Marmara Bölgesindeki illeri ziyaret ederek, parti teşkilatlarının çalışmaları ve belediye başkan adaylarında aranan nitelikler hakkında partilileri bilgilendirdi.

    Milletvekili olarak teşkilatçılık ve seçim çalışmaları konusunda bir hayli tecrübe kazanan Milletvekilimiz Başer’den Ak Parti bu seçimlerde de çok şey beklediğini söylersek, yanlış olmaz.

    Dolayısıyla bir süre önce yapılan görev dağılımında Marmara bölgesinden sorumlu olan Başer, burada çalışmalara yoğunluk kazandırdı. Bugün Sayın Başer’in yaptığı çalışmalara şöyle bir göz atalım istiyorum…

    AK Parti Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz’un teklifi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Olur”uyla yeni dönemde Türkiye’nin en büyük seçim bölgesi Marmara’ya Seçim İşleri Başkan Yardımcısı olarak atanan AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer, Marmara Bölgesinde bulunan 7 ili kapsayan ziyaretlerde bulundu.
    “Önce Millet Önce Memleket” sloganıyla Kızılcahamam’da toplantı yapan AK Parti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yerel seçimlerdeki yol haritasını çizdi. Belediye Başkan adaylarında aranan nitelikler ve teşkilat çalışmaların gözden geçirildiği toplantı sonrasında yerel seçim çalışmalarına hız verildi.
    Yerel seçim çalışmalarına kendisine bağlı Marmara Bölgesi’nden başlayan AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer, Sakarya, Kocaeli, Yalova, Balıkesir, Çanakkale, Bursa ve Bilecik’te parti teşkilatları ve yönetim kurullarıyla bir araya geldi.
    Teşkilatların seçime hazırlık durumlarının ele alındığı toplantılarda konuşan Milletvekili Başer, Türkiye’nin şahlanışını durdurmak isteyen şer odaklara rağmen kutlu yürüyüşün ilk günkü aşkla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dirayetli liderliğinde devam ettiğini söyledi.
    Yerel seçimlerin hızla yaklaşmakta olduğunu vurgulayan Başer “ AK Parti, Türkiye’nin umudu olmaya devam ediyor. 31 Mart yerel seçimlerine milletimizin takdirine mazhar olmuş, millet aşkı ve dava şuuruna sahip, hizmet sevdalısı adaylarla katılacağız.”dedi.
    Belediye başkanlığı seçimlerinde AK Parti’ye aday adaylığı müracaatında bulunanların rekor seviyede olacağına inandığını söyleyen Başer, adaylarda aradıkları kriterlerin Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu “tevazu ehli, hem işini iyi bilecek, hem çalışacak hem de dava şuuruna sahip liyakatli insanlardan” oluşacağının altını çizdi.
    Aday tespitinde bulunurken akraba, eş dost önermesinden öte ince eleyip sık dokuyacaklarını vurgulayan Milletvekili Başer, millet ve hizmet sevdalısı adaylarla seçime gireceklerini ve büyük seçim başarısına imza atacaklarına inancının tam olduğunu ifade etti.

     

  • Başarısı Bakanlık yayınlarıyla tescillenen okul

    Başarısı Bakanlık yayınlarıyla tescillenen okul

    Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye’de en yüksek döner sermaye geliri gerçekleştiren 50 okulu tespit etti… Bu 50 okul arasında Yozgat’ta turizm sektöründe öğrenci yetiştiren Fatih Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, 4 milyon 463 bin 818 lira ciro yaparak, yapılan sıralamada ilk 5’te yer aldı…

    Bu konuda dün gazetelere düşen önemli bir haber vardı… Bu haberde Yozgat’ta uygulama oteli de işleten Fatih Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, 2017 yılında 4 milyon 463 bin 818 lira ciro yaparak Türkiye’deki ‘En Yüksek Döner Sermaye Gelir’ sıralamasında 5. sırada yer aldığı ifade edildi.

    Haberin ayrıntısına baktığımızda önemli veriler dikkat çektiği için tekrar paylaşmak istedim…
    Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), 2017 yılında en fazla üretim yapan Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri ve Mesleki Eğitim Merkezleri yayımlandı.

    Yozgat’ta turizm sektöründe öğrenci yetiştiren Fatih Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, 4 milyon 463 bin 818 lira ciro yaparak Türkiye’de En Yüksek Döner Sermaye Geliri gerçekleştiren 50 okul arasında 5. sırada yer aldı.

    Okulun elde ettiği cironun 800 bin lirası devlete vergi olarak ödenirken yüzde birlik kısmı ise Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına veriliyor. Uygulama oteli olarak işletilen okullarında 150 öğrenci hem mesleklerini öğreniyor hem de eğitimlerini başarıyla sürdürüyorlar. Aldıkları uygulamalı otelcilik eğitimi ile öğrenciler okullarını bitirir bitirmez kalifiye eleman olarak iş hayatına başlıyorlar.
    Yapılan bu güzel çalışmalarla ilgili bir başka önemli detay ise, öğrencilerin fikirlerine başvurulmasıdır…

    Bakın bu konuda öğrenciler neler anlatıyor; 11. sınıf öğrencisi Mine Yıldız yaptığı açıklamada “Okulumuzu seviyorum. Hem kendimiz için hem de okulumuz için gelir sağlıyoruz. Okul bittikten sonra iş bulma olanağımız yüksek. Turizm bölümünde okuduğumuz için okulumu bitince turizm hayatında devam etmeyi düşünüyorum. Hem eğitim görüyoruz hem de burada işimizi öğreniyoruz” dedi.
    Ahmet Bahçeci isimli öğrenci ise “Okuldan gayet memnunuz. Hem kendimize hem de okula gelir sağlıyoruz. Okulumuzda kendimizi geçindiriyoruz. Turizmde okumak bir ayrıcalıktır. Antalya’ya gidip staj yapıyoruz. Servis sınıfındayım. Servisin nasıl yapıldığını öğreniyorum. Okulda ana derslerin de olması daha bir önem taşıyor. Hem turizmi öğreniyoruz hem de üniversite için hazırlık yapıyoruz” şeklinde konuştu.

    Büro yönetimi bölümü öğrencisi Abdurrahman Osman da “Oda temizliği, düzenlemesi ve misafir karşılamasıyla ilgileniyoruz. 5 yıldızlı otellerde staj yapıyoruz. Yabancı dil öğrenmemize de yardımcı oluyor. Uygulamalı otelde çalışarak hem biz kazanıyoruz hem de okulumuz gelir elde ediyor” ifadelerine yer verdi.

    Öğretmen ve öğrencilere elde ettikleri başarıdan dolayı teşekkür eden İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı ise şunları söyledi: “Okulumuz tüm donatıları ve hizmet alanlarıyla eş değer program uygulayan diğer okular arasında çok güzide bir yere sahip. Bu başarının elde edilmesinde tüm arkadaşların emeği, gayreti gurur verici düzeydedir. Bütün çalışmalarından dolayı ben onlara teşekkür ediyorum. 812 tane Türkiye genelinde döner sermayeli okulumuz var. Aynı müfredatı uygulayan ise 50 tane okulumuz var.

    Burada daha çok otelcilik ve turizm sektörüne yönelik bir müfredat programı uygulanıyor. 2017 yılı okulumuzun cirosu 4 milyon 463 bin lira olarak gerçekleşmiş. Bunun 800 bin lirası da devlete doğrudan vergi olarak ödenmiş. Bu da toplam cironun yüzde 15’ine tekabül etmektedir. Ben tekrardan emeği geçenlere teşekkür ediyorum”.

  • Sektörlerin sorunları konuşuldu…

    Sektörlerin sorunları konuşuldu…

    Şunu baştan belirtmek isterim… Yozgat gibi kendi yağı ile kavrulmak durumunda kalan küçük illerde hangi sektöre bakarsanız bakın yığınlarca sorunla karşılaşmak mümkündür.

    Sorunların detayına geçmeden evvel bu konuda Ticaret ve Sanayi Odası başlattığı sektörler toplantısının birkaç gün evvel yenisini yaptı…

    Bu toplantıda ise, konuklar Mimarlar ve Mühendislerdi… Dedim ya Yozgat’ta her sektörün kendi için gerek kendinden kaynaklı gerekse başka etkenlere dayalı sorunlar yaşadığı herkesçe malumdur.

    Burada tabiî ki sektörlerin sorunları önemli ama daha önemlisi bu sorunların çözüdür. İşte bu anlamda TSO başkanlığında bir araya gelen sektör temsilcileri, sorunları ve sorunların çözümleri için birlikte fikir alışverişi yaptılar…

    Mimarlar ve Mühendisler sektör toplantısında da kamu kurumlarının hizmet ve mal alımlarına ilişkin sorunlar gündeme getirildi.

    Mimar ve mühendisler, kamu alımlarında Yozgat müteşebbislerin tercih edilmesi gerektiğini dile getirdi.  Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası tarafından hazırlanan program kapsamında Mimarlar ve Mühendisler Sektör toplantısı yapıldı.  TSO Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Çelik, Yönetim kurulu üyeleri ile Mimarlar ve Mühendislerin katıldığı toplantı da sektör temsilcilerinin yaşadığı sorunlar ve çözüm öneri ile Odanın yapabileceği konular görüşüldü.

    Yozgat TSO Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Çelik, “Bugün biz değil sizler konuşacaksınız. Sizlerin sektör içerisinde yaşadığı sıkıntıları ve Oda olarak yapmamız gerekenleri madde madde belirleyeceğiz. Geçtiğimiz günlerde de sektör toplantıları gerçekleştirdik. Bizim amacımız üyelerimizin yaşadığı sıkıntıları ve beklentileri doğrultusunda faaliyetler gerçekleştirmek. Sizlerin ihtiyaçlarını bilirsek bizlerde o yönde hizmet etmek için elimizden geleni yaparız” ifadelerine yer verdi.

    Toplantıya katılım sağlayan sektör temsilcileri tek tek söz olarak güncel sorunlardan ve Oda yönetiminden beklentilerini ifade ettiler.  Ağırlıklı olarak kamu alımlarında Yozgat müteşebbisinin tercih edilmesi ve hizmet sektöründe olmaları sebebiyle devlet desteklerinin büyük çoğunluğundan faydalanamamaları yer aldı.  Ekonomik koşulların her geçen gün zorlaştığı bu günlerde, rekabetin fazla olması ve hizmet tarifelerinin bir standarda bağlı olmaması gibi konularda görüşüldü. Kanuni yükümlülüklerinin fazla olması ve emeklerinin karşılığı alamadıklarını, yerli müteahhitlerin desteklenmesi bunun içinde TOKİ gibi ilimize ekonomik katkısı olmayan kuruluşların önünde durulması hususunda bilgiler paylaştılar. Belirli periyotlarla toplantıların devam etmesini isteyen sektör temsilcisi Oda üyeleri başta Oda Başkanın Sinan Çelik olmak üzere tüm yönetim kurulu üyelerine teşekkür ettiler.

    Yozgat TSO Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Çelik, “Tek amacımız üyelerimize ve ilimize faydalı olmak. Dün ki Yozgat dünde kaldı. Önümüze bakıp birlik ve beraberlik için çalışıp başarılı olacağız. Başarılı olmak zorundayız. Gerek şahsım gerekse Oda yönetimim olarak elimizde geleni yapacağız” dedi.

  • Çiftçinin gözü havada bekliyor

    Çiftçinin gözü havada bekliyor

    Yozgat, Türkiye’nin önemli tarım bölgeleri arasında bulunan bir İl. Dolayısıyla hububat ekim dönemi başladı. Fakat havaların mevsim normalleri üzerinde seyretmesi ve beklenen yağışların bir türlü gelmemesi çiftçileri bugünlerde endişelendirmektedir.

    Diğer yandan geçen sezon tarlasını eken çiftçiler, emeklerinin gerçek manada karşılığını görememiştir. Bu sebeple geçim sıkıntısının yanında girdi maliyetlerinin de oldukça yüksek olması çiftçileri bir hayli etkilemiş görünüyor…

    Sohbet ettiğimiz çiftçiler, yeni ekim dönemine yine sıkıntılı başladıklarını, dertlerinin eksilmediği tam aksine artmaya devam ettiğini söylemektedirler.

    Bugün köyleri gezdiğimizde çiftçiler, hiç bir şey eskisi gibi değil, bununla birlikte yaşanan mevsimsel kuraklık yüzünden tarla hazırlama ve ekim işlemlerini ötelediklerini görüyoruz.

    Zira mazot, gübre gibi tarımsal girdilerin artması yüzünden zaten zor günler geçiren çiftçiler bir de kuraklık yüzünden sıkıntılı günler yaşadıkları dikkatleri çekiyor.

    Yozgat’ın birçok bölgesinde yağışların gelmemesiyle birlikte çiftçiler yağmurlama yaparak tarlasını ekime hazırlıyor. Taban gübresinde yaşanan yüzde 100’lük fiyat artışı ve elektriğe yapılan son zamlar çiftçileri maddi anlamda sıkıntıya soktuğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

    Girdi maliyetleri yüzünden bu yıl çok sayıda çiftçinin hububat ekimi yapmayacağı bir gerçek. Bu konuda daha önce sohbet ettiğimiz Çiftçilerin temsilcisi Yozgat Ziraat Odası Başkanı İsmail Açıkgöz, çiftçinin gözünün havada olduğunu belirterek, çiftçilerin beklenen yağışlarının gelmemesi yüzünden ekim ve tarla hazırlama işlemlerini geciktirdiğini söyledi.

    Hububat tarımının yüzde 78-80’inin kıraç arazilerde yapıldığını belirten Açıkgöz, “Yozgat’ta beklenen yağışlarının gelmemesi ekimin ve tarla hazırlamanın ötelenmesine neden oldu.

    Çiftçilerimizin gözü havada. Yağış olmayınca çiftçimiz ekim yapmadı. Çok sıcak geçen bir yaz sezonundan sonra barajlarda da su sıkıntısı yaşanmaya başladı. Yer altı su seviyeleri de alarm veriyor. Bu ortamda bazı çiftçiler yer altı sularını kullanarak tarlasını ekime hazırlamak istiyor. Çiftçilerimize tavsiyemiz çok acele etmesinler. Kasım ayı ortalarına kadar beklemekte fayda var. Nemli dönemde tohum ile toprak buluşsun.

    Ekim sonuna ve Kasım ortasına kadar ekim yapılabilir. Toprak yatağı ekim için hazır olmalı. Acele edip de kötü toprak yatağına ekim yapmasınlar. Bu verimi de olumsuz etkiliyor” dedi.

    Girdi maliyetlerinin arttığına dikkat çeken Açıkgöz, şunları anlattı; “Dövizde yaşanan artış yüzünden özellikle gübre fiyatlarında ciddi bir artış yaşandı. Çiftçilerimiz toprak analizine göre gübreleme programı oluşturmalıdır. Toprak analizine önem verilmeli. İhtiyaç kadar gübre atılmalıdır.”

     

  • Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç’ta  uyardı

    Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç’ta uyardı

    Türkiye’de son zamanlarda yolunda gitmeyen, en başta vatandaşın canını yakan fırsatçılar sorunu yaşıyoruz…
    Piyasalarda yaprak kanadı oynamaz bir durum söz konusu… Bu konuda ilk açıklama Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’dan geldi… Özetle şunları dedi; “fırsatçılara fırsat vermeyeceğiz, vatandaşımızı fırsatçılara ezdirmeyeceğiz…”
    Bu açıklamanın üzerinden bir hayli zaman geçti, piyasalarda bir şey değişmiş değil… Hükümet konunun üzerinde durmaya devam ediyor ama yediğimiz ekmekten tutunda, içtiğimiz suya kadar her şey zamanlı satılmaya devam ediyor…
    Bu sorun biran evvel çözülmeli… Çünkü tarafları dinlediğiniz de herkes dertli, esnaf mal alırken, zamanlı alıyor, zamlı da satmak durumunda kalıyor…
    Esnafın kar oranında değişen bir şey olmazken, bu durumdan en çok pay fırsatçıların olmaktadır…
    Tabi bu durumda en çok canı yanan vatandaşın cebi adeta yangın yerine dünmüş durumdadır…
    Özellikle asgari ücretle geçinen ve düşük maaş alan kesim, geçim sıkıntı yaşamaya devam ediyor…Geçtiğimiz gün Yozgat’ın önemli bir misafiri vardı… Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç ve kamu denetçileri Sadettin Kalkan ve Hüseyin Yürük, Yozgat’a bir dizi ziyaretlerde bulundu…
    Valilik başta olmak üzere çeşitli kamu kurumlarını ziyaret eden heyet adına bir açıklama yapan Malkoç, son günlerde fırsatçılık yaparak ürünlere zam yapan stokçulara yönelik uyarılarda bulundu. Bu konuda vatandaştan yoğun bir şikayet aldıklarını anlatan Malkoç,”Stokçular fırsatçılık yapmasınlar. Yarın önlerine acı fatura konur, biz uyarıyoruz” dedi. Malkoç açıklamalarına şöyle devam etti:
    “Biz yeniden medeniyetimizi, kültürümüzü, tarihimizi hatırlamaya ve hafızamızı tazelemeye çalışıyoruz. Elbette bundan rahatsız olanlar var. Bunlar da Türkiye üzerinde PKK, DEAŞ, FETÖ gibi operasyonlar yapıyorlar. Ama Türkiye bunların hepsini çok şükür aşıyor. Şimdi de bir ekonomik operasyonla karşı karşıyayız. Biz tarih boyunca önümüze çıkan her zorluğu aşarak büyüdük. Bu günde bunları aşacağız inşallah. Evet halkımızın çektiği büyük sıkıntılar ve zorluklar var. Türkiye ekonomik açıdan bu badireyi ve bu zorlukları aşacak. Ama üzüntü verici olan şey bu aziz milletin içerisinde fırsatçıların bu kadar yoğun olması. Bu gerçekten üzüntü verici. Hukukun, serbest piyasanın dışında işi fırsatçılığa, ganimete dökenler mutlaka hukukun içerisinde hesabını vereceklerdir. O açıdan özellikle fırsatçılık yapmaya çalışanları uyarıyoruz. Bu konuda Cumhurbaşkanımızın titizliği ortada, bakan arkadaşlarımızın çabası, valilerimizin ve belediye başkanlarımızın gayretleri ortada. Kimse yarın hesap veremeyeceği işlere girmesin. Günlük iki kuruşluk kar için millete haksızlık yapmasın. Bizim temennimiz bu. Yanlış yapanın yakasına ilgililer, yetkililer yapışır. Hukukun önünde onlardan hesap sorarlar. Yarın yüzleri kızarmaması için hiç kimse aç gözlülük yapmasın, ölçülü davransın. O açıdan dünyada hiç gizli bir şey yok. Stokçular fırsatçılık yapmasınlar, yarın önlerine acı fatura konur. Biz uyarıyoruz.”

  • Yardımlaşma ve dayanışma üzerine…

    Yardımlaşma ve dayanışma üzerine…

    Tecrübelerine dayanarak birçok söz söyleyen atalarımız, yardımlaşma ve dayanışma hakkında da pek çok atasözü dile getirmişlerdir. Bir elin nesi var, iki elin sesi var; Yalnız taş duvar olmaz; Ağaç yaprağıyla gürler gibi.

    Yardımlaşma ve dayanışma toplum fertlerinin sahip olması gereken en güzel özelliklerdendir. Bir arada yaşayan insanlar sürekli yardımlaşma içerisinde olursa hem daha mutlu hem de daha huzurlu olurlar.

    Birlikte yapılan işler aynı zamanda daha kısa sürede yapıldığından böylece aynı zamanda çok daha fazla iş yapabilmek de mümkündür.

    Günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte insanlar sanal bir dünyada yaşamaya başlamış, sosyal ilişkileri git gide zayıf bir hal almıştır.

    Hızına yetişemediğimiz bu teknoloji doğru şekilde kullanıldığında faydası fazlaca görmek mümkün olduğu gibi gereksiz veya yersiz kullanmakta bir o kadar zarar toplum için zararlı bir araçtır.

    Bugün sosyal ağlardan yapılan olum- olumsuz yayınların topluma farklı şekilde yansıdığını anlatamaya kelimeler yetmeyecektir.

    Fakat şunu belirtmek isterim ki yardımlaşma ve dayanışmanın Türk Milletine has bir davranış olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim…

    Bu anlamda yardımlaşama ve dayanışma adına birçok güzel örnek vermek mümkündür. Mesela geçtiğimiz günlerde Beyaz Han esnafı topluma örnek olacak bir davranış sergiledi…

    Bugün biraz bundan bahsetmek istiyorum…

    Beyaz Han pasajındaki esnaflar bir araya gelerek kendi iş yerlerinden topladıkları gıda ve ihtiyaç malzemeleri ürünlerini dar gelirli ailelere yönelik oluşturdukları sosyal markette hizmete sundu.
    Kuru gıda başta olmak üzere, ayakkabı, giysi ve çantaları Beyaz Han içerisindeki alanda sergileyen esnaf grubu, sosyal markete hayırsever ve duyarlı vatandaşlarındaki gıda ve nakdi yardımda bulunabileceğini ifade etti.
    Yenice Köylü Bulgurcu Necati Duyar, yaptığı açıklamada, dar gelirli ailelere ekonomik ve sosyal anlamda yardımcı olabilmek adına komşu esnaflarla birlikte harekete geçerek örnek sayılabilecek bir çalışma başlattıklarını söyledi.
    Duyar, “Önümüz kış ve havalar soğumaya başladı.
    Dar gelirli ailelerimizin bu aylarda hayat şartları biraz daha zor geçiyor.
    Komşu esnaf arkadaşlarımızla ihtiyaç sahibi ailelerimize yardım etmek ve bu anlamda toplumda bir farkındalık oluşturma adına böyle bir çalışma başlattık.
    Elbette devletimizin kurumları ve belediyemizin de ihtiyaç sahibi ailelerimize yönelik geniş kapsamlı yardımları devam ediyor.
    Allah devletimize zeval vermesin. Ama biz esnaflarında kendi çapında yapacağı bir şeyler muhakkak ki vardır.
    Ben baklagiller üzerine esnaflık yapıyorum ve sosyal marketimize nohut, mercimek, bulgur, fasulye gibi baklagiller getirdim. Yan komşumuz ayakkabı üzerine faaliyet yapıyor oda dükkanından ayakkabı ve çanta getirdi.
    Diğer komşumuz elektrik üzerine faaliyette bulunuyor.
    Oda elektrik aletlerinden getirdi. Kısaca pasajdaki esnaflarımız nakdi ve kendi sattığı ürünlerden getirerek bu kervanımıza katkı sağladı.
    İhtiyaç sahibi ailelerimiz buraya gelerek ihtiyaçlarına binaen olan ürünlerden ücretsiz para vermeden alabilirler.
    Şuan projemiz yeni olduğu için ürünlerimizde biraz sınırlı ama inanıyorum ki duyarlı ve hayırsever vatandaşlarımızın da katkılarıyla daha da artacaktır” dedi.

  • Fabrikaların satışı yetmedi mi?

    Fabrikaların satışı yetmedi mi?

    Yerli malı ve üretim üzerine özel bir çalışma yapılırken, öte yandan üretim yapan fabrikaların satılması şimdiye kadar yapılan politikanın yol haritasının doğru olup olmadığını tartışmaya açtığını düşünüyorum…

    Malum bir süre önce Özelleştirme İdaresi tarafından yapılan çalışmalar arasında Türkiye’de 14 tane Şeker Fabrikasının satışı yapılmıştı…

    Bazıları halen yeni sahipleri tarafından hızlı bir şekilde alınıp, üretime devam ederken, Yozgat’ta Doğuş Grubu tarafından alınan Şeker Fabrikası halen akıbeti belli olmamaktadır.

    Bu süreç içerisinde şimdide bu fabrikaların bazılarına ait arazilerin satışa çıktığı dikkatleri çekti. Satılması için her şey tamam, süreç başladı.

    Bu konuda yapılan haberlere baktığımızda şu bilgilere yer verilmektedir.

    Türkiye Şeker Fabrikaları, 8 ilde toplam 55 bin metrekare büyüklüğünde 16 parçadan oluşan gayrimenkulünü özelleştirme yöntemi ile satılacağını duyurdu. Satılacak arsalar arasında Yozgat’ın Akdağmadeni, Sarıkaya ve Çekerek ilçelerindeki şeker fabrikalarına ait arsalarında bulunduğu belirtiliyor.
    Bir ulusal Gazetenin sitesinde yer alan habere göre, elindeki 13 şeker fabrikası alelacele özelleştirilip şirketlere devredilen Türkiye Şeker Fabrikaları’nın (Türkşeker) şimdi de değerli arsaları satışa çıkarıldı. Türkşeker’in 55 bin metrekare büyüklüğündeki 16 parça gayrimenkulü, şeker fabrikaları özel sektöre devredilen 8 farklı ilde bulunuyor.

    Türkşeker’in 16 parçadan oluşan gayrimenkul satış ilanı Resmi Gazete’nin önceki günkü sayısında yayımlandı. Gayrimenkuller pazarlık usulüyle satılacak, ancak yoğun talep gelmesi durumunda ihalede açık artırma yöntemine de geçilebilecek. Türkşeker, gayrimenkulleri almak isteyenlerin en geç 15 Ekim’e kadar tekliflerini genel müdürlüğe iletmelerini istedi. Satışa çıkarılan arsalar, geçtiğimiz nisan ve mayıs aylarında özelleştirme işlemleri tamamlanan fabrikaların da bulunduğu 8 ilde yer alıyor.
    İhalelerin birden fazla teklif sahibinden kapalı zarfta teklif alınıp görüşmeler yapılarak, pazarlık usülü ile gerçekleştirileceği vurgulandı. Satışa konu taşınmazların bir tanesine teklif verilebileceği gibi ayrı ayrı birden fazla taşınmaz için de teklif verilebilecek. Resmi Gazete’de yayınlanan ihale duyurusuna göre, teklif sahipleri tekliflerini Türk Lirası cinsinden verecekler ve ihale TL üzerinden peşin fiyat esasına göre değerlendirilip ihale bedeli de peşin ödenecek.

    Son cümle olarak satışına karar verilen gayrimenkuller şöyle:
    Yozgat: Akdağmadeni’nde 5 bin 271 m2, Sarıkaya’da 3 bin 881 m2, Çekerek ilçesinde 712 m2 ve 5 bin 108 m2’lik iki ayrı taşınmaz
    Kırşehir: Kaman’da 3 bin 426 m2
    Edirne: Merkez ilçede 3 bin 1 m2, Keşan ilçesinde 415 m2 ve Uzunköprü ilçesinde 6 bin 477 m2
    Çorum: Sungurlu’da 3 bin 482 m2 ve Alaca’da 7 bin 994 m2
    Adana: Tufanbeyli’de 2 bin 692 m2
    Bayburt: Merkez ilçede 548 m2
    Erzincan: Çayırlı ilçesinde 2 bin 987 m2
    Erzurum: Horasan ilçesinde 3 bin 190 m2, Pasinler Kethuda Mahallesi’nde bin 399 m2 ve 4 bin 349 m2’lik iki ayrı taşınmaz.

  • Koordinasyon kurulunda konuşulan sorunlar…

    Koordinasyon kurulunda konuşulan sorunlar…

    Yozgat’ın sosyal ve ekonomik yönden olmak üzere, kurum ve kuruluşlar arasındaki iletişim ve işlevsel çalışmalarda yaşanan sorunları fırsat buldukça yazmaya devam ediyoruz…

    Bu konular üzerinde bizler konuşuyoruz ve yazıyoruz ama aynı zaman da vali başkanlığında bir araya gelen kaymakamlar, bölge müdürleri, yatırımcı kuruluş yöneticileri, ilçe ve belde belediye başkanları da fikir alış verişi yapıyor…

    Bu toplantılardaki asıl amacın sorunları ortadan kaldırmak olduğunu her ne kadar öngörmüş olsak da, asıl sorunların merkezi yönetimler kaynaklandığını biliyoruz.

    Geçtiğimiz gün yapılan yılın son toplantısından bugün biraz bahsetmek istiyorum…

    İl Koordinasyon Kurulu 2018 yılı 4. Toplantısı Vali Kemal Yurtnaç başkanlığında yapıldı. Toplantıya, Vali Kemal Yurtnaç’ın yanı sıra Vali Yardımcısı Salih Altun, kaymakamlar, bölge müdürleri, yatırımcı kuruluş yöneticileri, ilçe ve belde belediye başkanları katıldı.
    Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç yaşanabilecek orası Bürokratik engeller karşısında kesinlikle yazışmaların ardına sığınmayacaklarını söyledi
    l Koordinasyon Kurulu 2018 yılı 4. Toplantısı Vali Kemal Yurtnaç başkanlığında yapıldı. Toplantıya, Vali Kemal Yurtnaç’ın yanı sıra Vali Yardımcısı Salih Altun, kaymakamlar, bölge müdürleri, yatırımcı kuruluş yöneticileri, ilçe ve belde belediye başkanları katıldı.
    İl Genel Meclisi Salonundaki toplantının açılışında konuşan Vali Kemal Yurtnaç, toplantıda yapılan çalışmaları değerlendireceklerini söyledi. Yurtnaç, amaçlarının kamu hizmetlerinin sonuca ve sürece odaklı olarak görülmesi olduğunu ifade etti.
    “Görevimizi yaparken asla yazışmaların ardına sığınmayacağız” diyen Yurtnaç, “İkili ilişkilerle daha pratik, sonuca çabuk varılması konusunda bu çalışmaları yürütmemiz lazım. Bu toplantıların amacı da bunlardır.

    Yozgat önümüzdeki süreç içerisinde üretmeye daha ilerlemeye elverişli bir ilimiz. 2019 yılında açılacak hızlı tren ile Yozgat Ankara’ya 50 dakikada gidilecek. Yapılan havaalanı ile uluslar arası trafiğe açılacak. Termal kaynaklarla yapılacak otellerle Kızılcahamam ve Kozaklıya alternatif hale getirilecek” ifadelerini kullandı.
    Yurtnaç, amacımız İl dışından ilimize yatırımcıyı çekmektir. Onun için yatırımcı kuruluşların sorumluları alt yapı konusunda gerekli desteği sağlaması ve hızla geliştirmesi lazım. Buraya termal otel için yatırımcı gelecek. Ama burada hızlı treni, karayolları, özel idarenin yapacağı yatırımlar ile bunları bütün hale getirebilirsek bu şehre gelen yatırımcıları özendirmiş olacağız. Aksi halde kimse Yozgat’ın yüzüne bakıp da buraya yatırım yapacağız demez. Bürokrasiyi azaltacağız. Girişimcinin, sanayicinin yanında olacağız ve olmazların arkasına sığınmayacağız” ifadelerini kullandı.
    İl Koordinasyon Kurulu 2018 yılı 3’üncü dönem Toplantısında genel ve mahalli idareler bütçeleri hakkında bilgi veren Vali Kemal Yurtnaç,  İl Koordinasyon Kurulu 2018 yılı dokuz aylık dönem sonu itibari ile Genel bütçe yatırımımız 6 milyar 908 milyon TL proje bedelli 300 tane proje mevcuttur.

    Bu projelerin 2018 yılı ödeneği 819 milyon TL olup, dokuz aylık dönemde 498.5 milyon TL harcama yapılmıştır. Nakdi gerçekleşme yüzde 61’dir. 300 projeden 48 adedi tamamlanmış, 192 projede çalışmalar devam etmektedir. 39 proje ihale aşamasında olup 21 projeye başlanılmamıştır.

    Mahalli idarelerimizde ise, 258,6 milyon TL proje bedelli 146 projemiz mevcuttur. 228 milyon TL ödeneği bulunan projeler için 121 milyon Tl harcama yapılmıştır. Nakdi gerçekleşme yüzde 53’tür. 146 projeden 29 adedi tamamlanmış, 113 projede çalışmalar devam etmektedir. 2 proje ihale aşamasında ve 2 projeye başlanılmamıştır” diye konuştu.
    Toplantıda daha sonra yatırımcı kurum ve kuruluş müdürleri, 2018 yılı 3’üncü dönem yatırımları hakkında bilgiler sundu.

  • Sağlıklı yaşam için yapılması gerekenler üzerine

    Sağlıklı yaşam için yapılması gerekenler üzerine

    Sağlıklı yaşam için spor şart bunun toplum olarak hepimiz az ya da çok bilincindeyiz ama iş icraata gelince maalesef bu kadar hassas olamıyoruz. İstiyoruz ki herkes yaşamına değer versin kendini, hayatı sevsin ve gayret göstersin…

    1991 yılından bu yana ülkemizde her yıl 3-4 Ekim tarihleri arasında “Dünya Yürüyüş Günü”  etkinlikleri düzenlenmektedir.

    Sağlıklı yaşam adına fiziksel aktiviteyi gündelik hayata entegre etmeyi amaçlayan bu günde, kaliteli yaşamın olmazsa olmazı hareketli yaşam tarzının benimsenmesi, toplumsal bir bilinç oluşturulması amaçlanmaktadır.

    Dolayısıyla kısa adı TAFISA olan Uluslar arası Herkes için Spor Birliği tarafından ilan edilen Dünya Yürüyüş Günü, 1991 yılından bu yana genellikle Ekim aynın ilk hafta sonunda kutlanır.

    Hafta nedeniyle evvelsi gün Yozgat’ta İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 3 Ekim Dünya Yürüyüş Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte sağlıklı yaşama dikkat çekmek için yürüyüş gerçekleştirildi.
    Yozgat Kent Park’ta düzenlenen yürüyüşe, Yozgat Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü de destek verirken, Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri, sağlık çalışanları ve vatandaşlar da katıldı.
    Yürüyüş sonrası katılımcılar halat çekme yarışı yaptı ve ip atladılar. Katılımcılara İl Sağlık Müdürlüğü tarafından elma, su ve sağlıklı çocuk dergisi dağıtıldı.
    Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin, yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Bugün Dünya Yürüyüş Günü nedeniyle toplandık. Kısa bir yürüyüş gerçekleştirdik. Sağlıklı yaşama dikkat çekmek amacıyla yaptığımız bu yürüyüşte özellikle öğrencilerimize genç yaşta bu bilinci aşılamaya çalışıyoruz. Sağlıksız beslenme sebebiyle günümüzde giderek artan obezite sorununun yürüyüşle aşılabileceğini değerlendiriyoruz. Sağlıklı yarınlar için her gün 10 bin adım atmalıyız diyorum. Katılımıyla bize destek veren herkese teşekkürlerimi sunuyorum”

    Bu konuda ayrıca yapılan açıklamalara bakıldığında şöyle bir değerlendirme yapmakta mümkün görünmektedir…

    Çağımızda teknolojinin de içimize çok yerleşmesi sebebiyle hareketsizlik ve buna bağlı hastalıklar arttı. Obetize, kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet gibi kronik hastalıklar…

    Fiziksel hareketsizlik dünya genelindeki ölümlerde önde gelen risk faktörleri arasında dördüncü sırada yer almasına neden oluyor. Bunları önleyebilmemizin başı hareket etmektir.

    Dünya Sağlık örgütü vücut kaslarının enerji harcayarak gerçekleştirdiği tüm hareketleri fiziksel aktivite olarak tanımlamaktadır. Egzersiz ile çok sık karıştırılan bu kavram, egzersizi de içine alan ve gün içinde diş fırçalamaktan, merdiven çıkmaya, bulaşık yıkamaktan, yemek yapmaya kadar dinlenme dışındaki tüm hareketleri kapsayan bir aktivitedir. Egzersiz veya spor ise süresi ve şiddeti planlanarak uygulanan fiziksel aktivite türüdür.

    Bu konuda Bakanlık bilgilerine baktığımızda da burada karşımıza önemli veriler şöyle şu şekilde çıkmaktadır.  Fiziksel aktivitenin sağlığın koruyucu ve geliştirici etkisinin görülebilmesi için günlük aktivitelerin yanı sıra yetişkin yaş grubunda haftanın 5 günü en az 30 dakika; 5-17 yaş grubu için ise günde en az 60 dakika orta şiddette fiziksel aktivite yapılması gerektiğini vurguluyor.

  • “Esnafına sahip çık” çağrısını destekliyorum

    “Esnafına sahip çık” çağrısını destekliyorum

    Ülkemizin, ekonomik koşullar başta olmak üzere birçok alanda sorunlu günler yaşadığını, günlük yaşamımızda kullandığımız ürünlere yapılan zamlardan görmek mümkündür.

    Bu konuda hükümetin elbette bir takım tedbirler aldığını biliyoruz ama vatandaş olarak bizlerinde bu tedbirlere katkı sunmak gibi bir sorumluluğumuz olduğunu unutmamalıyız.

    Üretim başta olmak üzere, yerli malı üretimlere sahip çıkarak, ilimizde ekonomik bakımdan yaşanan ağır kriz şartlarına karşı küçük ve orta ölçekteki esnaf kesimini kaderine terk etmemek bakımından sahip çıkmalıyız.

    Bu konuda Bakkallar Odası Başkanı Atilla Saygı, dikkat çeken bir açıklama yaparak, vatandaşa şöyle seslendi: “esnafına sahip çık” dedi.

    Küçük ve orta ölçekteki esnafın yok olmaması için alışverişlerimizi buralardan yapmamız gerekiyor.

    Dolayısıyla Yozgat Bakkallar Esnaf Odası vatandaşların yerel esnaftan alışveriş yapması için ‘Esnafına Sahip Çık’ kampanyası başlattı.

    Bu kampanya dahilinde küçük esnafımızı büyük şirketlere kurban etmemek bakımından son derece önemli buluyorum…

    Oda Başkanı Atilla Saygı ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri esnafları ziyaret ederek, kampanya hakkında bilgilendirdi.
    Yozgat’ın ekonomik açıdan zor bir dönem içerisinde olduğunu dile getiren Saygı, küçük esnafın ve mahalle bakkallarının ayakta kalma mücadelesi verdiğini söyledi.
    Vatandaşların alışverişlerini ulusal marketler yerine yerel esnaftan yapması için kampanya başlattıklarını belirten Saygı, kampanyanın sürekli olması için vatandaşları duyarlı olmaya davet etti.
    Yozgat halkının cebinden çıkan paranın Yozgat’ta kalması ve kentin ekonomisine katkı sağlaması için yerel esnafa sahip çıkmak gerektiğini aktaran saygı, toplumun tüm kesimlerine kampanyaya desteğe çağırdı…
    Kampanya kapsamında vatandaşlar, ulusal markalar yerine yerel markalara yönlendirileceğine değinen Saygı, “Halkımızın kazancı, katma değeri, esnafımıza kalsın. Yozgat’ın şartları, koşulları bellidir.

    Ulusal marketlerin günlük kazancı merkezlerine gönderiliyor. Yozgat’a hiçbir katkısı olmuyor. Gelip geçip gidiyor. Sadece Yozgat’ta çalıştırdığı kişileri istihdam ediyorsa o yanına kar kalıyor, onun haricinde katma değeri algısı, vergisi olduğu gibi bağlı bulunduğu şehre gidiyor.

    Ama bizim yerli esnafımızın kazandığı Yozgat’ta kalıyor. Halkımızı bu konuda çağrıda bulunuyoruz.

    Alışverişlerimizi yerli esnaftan yapalım. Biz olursak memleketimize esnafımıza sahip çıkarsak Yozgat kazanır. Mahallemizdeki bakkalımızdan alalım, en ufak bir alış verişi kendi konfeksiyoncudan yapalım, kendi manavımızdan alalım, eti kendi kasabımızdan alalım. Yozgat’ın kazanmasını istiyorsak esnafımızın sahip çıkalım” dedi.

  • Camiler ve Din  görevlileri haftası

    Camiler ve Din görevlileri haftası

    Bilindiği üzere her yıl 1-7 Ekim tarihleri arasında kutlanmaktadır “Camiler ve Din görevlileri” haftası, bu yıl da farklı etkinlikler başlamış durumdadır. Bu konuda katkı sunmak adına bugünkü sohbetimizi buradan devam ettirelim istedim…
    Unutmamak gerekir ki, Cami ve mescitleri inşa ve imar etmek, sahip çıkıp ihtiyaçlarını karşılamak dini görevlerimizdendir. Geçmişten günümüze, bu mukaddes görevi en güzel şekilde yerine getiren aziz milletimizin bu konudaki gayret ve hassasiyeti her türlü takdirin üstündedir.
    Camiler, tarih boyu üstlendikleri pek çok fonksiyonun yanı sıra, İslami kimliğin oluşmasında ve korunmasında yeri ve önemi inkar edilemeyecek kadar önemlidir. Kurtuluş savaşından sonra sınırların lehimize belirlenmesi aşamasında camiler başka bir fonksiyon ifa etmiştir. Lozan’da Yunanlılar özellikle Edirne’nin kendilerine verilmesi üzerinde ısrar ederken İngiliz heyeti Yunanlılara “Tamam, Edirne’yi size verelim ama Selimiye Camii’ni nereye koyacaksınız?” sözücamilerimizin bu ülkenin tapuları olduğu gerçeğini bir kez daha ortaya koymaktadır.
    Bu kutsal mekanların, belirtilen fonksiyonlarını etkin bir şekilde ifa etmesinde, samimiyet ve fedakarlıkla hizmet eden, cami görevlilerinin de payı büyüktür.
    En küçük yerleşim birimine kadar ülkenin her köşesinde hizmet veren cami görevlileri, yine cemaat ile doğrudan muhatap olan ve ilk elden ihtiyaçlarına cevap verenler de onlardır. Görevlerimiz namazın topluca eda edilmesinden, cemaatin dini konularda aydınlatılmasına, görev bölgelerinde kardeşliği zedeleyen olumsuzlukların giderilmesinden birlik ve beraberlik şuurunun oluşmasına, cami civarındaki insanların sosyal, kültürel ve ahlaki alada yetişmesine önderlik, rehberlik ve öğreticilik yapan kişilerdir. Din görevlilerinin sosyal hayattaki birleştirici ve olumlu katkıları yanında, ülke barışının ve güveninin sağlanmasındaki hizmet ve katkılarını unutmamak gerekir. Bu katkılar için yakın tarihe bir göz atmak yeterli olacaktır.
    Din görevlilerine emanet edilen ve peygamber mesleği olan bu vazifenin günümüzde de kendisinden beklenen işlevi etkin bir şekilde yerine getirebilmesi, nitelikli, liyakatli ve fedakar din görevlileri ile mümkün olacağını biliyoruz. Bizler, bu göreve layık olma ve topluma faydalı olma gayreti içerisindeyiz. 15 Temmuz’da yaşananlar din adına dine zarar veren yapıların ne kadar tehlikeli olduğunu gözler önüne sermiştir.
    Bu sebeple yetişmiş, güven duyulan gönül ve ilim ehli gerçek din görevlilerinin önemini ortaya koymuştur.
    Bu hafta münasebetiyle Müftülüklerimiz ve görevlilerimiz her sene olduğu gibi bu sene de bir takım etkinlikler düzenlemiştir. Bu vesileyle cami ve mescitlerimizin yapılması ve yaşatılmasında emeği geçip ahirete irtihal eden bilcümle hayır sahiplerini, din hizmeti veren hocalarımızı rahmetle anıyor, hayatta olanlara da sağlık ve afiyetler diliyorum.
    Camiler ve Din Görevlileri Haftanızı tebrik ediyorum.

  • Sektörde isim yapmış öncü firmalara  Yozgat tanıtıldı

    Sektörde isim yapmış öncü firmalara Yozgat tanıtıldı

    Yozgat Valiliğinin ve bağlı kurumların yaptığı çalışmalara göz gezdirdiğimizde en çok dikkatleri çeken konu “Yozgat’ın Tanıtımı”dır.
    Burada sorulması gereken en önemli soru şu olmalı; Yozgat, yıllardan beri “tanıtım sorunu” yaşamamış olsa idi, bugün Valilik, böyle bir çalışmanın üzerinde ısrarla ve önemle durur muydu?
    Yakın tarihe baktığımızda bugün olduğu üzere bundan önceki Valiler, Hüseyin Önal, Gökhan Sözer, Amir Çiçek, Necati Şentürk, Abdulkadir Yazıcı’nın da görev süresi içinde yaptığı çalışmalar arasında en çok dikkatleri çeken konu “Yozgat’ın tanıtım”ıdır.
    Bu tespitten hareketle bugüne geldiğimiz de, Yozgat “tanıtım sorun”unu ortadan kaldırmak maksadıyla var gücünü tüketmekten geri durmuyor.
    Valimiz Kemal Yurtnaç, geçen hafta bir toplantı sırasında yaptığı konuşma esnasında tanıtımla ilgili yeni gelişmeler oldu demişti. Bu konuda İstanbul’da önemli bir toplantıya heyet olarak katılacaklarını söylemişti…
    Dünkü yerel gazetelerimizi incelediğimde söz konusu toplantının İstanbul’da yapıldığını fark ettim. Detaylara girmeden önce bu toplantının önemli bir toplantı olduğunu en baştan belirtmiş olayım. Dolayısıyla toplantıya iştirak eden katılımcılara baktığımızda önemli kuruluşun temsilcileri olduğu görülmektedir.
    Toplantının genel hatlarını şu şekilde özetlemek mümkün; ‘Termal Kongre ve Spor Turizminin Yeni Adresi Yozgat’ sloganını realize etmek anlamında atılan somut adımlardan birisi olan toplantıda Yozgat’ın tarihi, turistik yerleri, doğal güzellikleri, termal kaynakları, Kazankaya Kanyonu, Roma Hamamı ve Türkiye’nin ilk milli parkı Çamlık Milli Parkı tanıtıldı.
    İlimiz Valisi Kemal Yurtnaç toplantı ile ilgili şu bilgiler verdi: “Sektörde isim yapmış öncü turizm firmalarının yetkilileri ile Yozgat’ı konuştuk. Yozgat’ın termalini, tarihi ve turistik yerlerini, yatırım fırsatlarını somut örneklerle anlattık.
    Samimi ve sıcak geçen toplantı oldukça verimli geçti. Turizmcilerimiz ise Yozgat ile alakalı tespitlerini ve sunabilecekleri katkıları aktardılar. Ben inanıyorum ki, kısa vadede bu toplantımız sonuç verecektir.”