Kategori: Köşe Yazıları

  • Yozgat’a yapılması planlanan projeler bir kez daha görüşüldü

    Yozgat’a yapılması planlanan projeler bir kez daha görüşüldü

    Yozgat’ta Valilik ve Sivil Toplum Örgütlerinin ortaklaşa hazırladıkları projeler, Orta Anadolu Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu toplantısında bir kez daha görüşüldü.

    Kayseri Valisi ve ORAN Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Kamçı başkanlığında ORAN Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda, Yozgat, Kayseri ve Sivas’ta yapımı devam eden ve yapılması planlanan projeler bir kez daha masaya yatırıldı.

    Yozgat’ta yıllardır yer altı ve yer üstü zengin kaynakların turizme kazandırmak için ciddi çalışmalar yapıldığını biliyoruz. Bu konuda önemli sayılacak şekilde adımlar da atıldı. Bugün Sorgun ve Sarıkaya ilçelerimizdeki Oteller bunun bir göstergesidir.

    Bu konuda Yozgat Valiliğinin çalışmaları henüz tamamlanmış değil. Yeni yatırımcılarla görüşmeler halen devam ediyor. Mevcut kaynaklar daha verimli şekilde değerlendirileceğini düşünüyorum.

    Bir başka konu Yozgat’ta eksik olan tesislerdir. Bu tesislerden birisi de “hayvan Borsası ve hayvan Hastanesi”  bu konuda da başlatılan çalışmalarda belli ölçülerde ilerleme kaydedildi.

    Çünkü gerek termal kaynaklar olsun gerekse diğer projeler olsun bunların üzerinde ısrarla durulmaktadır. Bu konuları kapsayan ORAN toplantısında Kayseri Valisi ve Ajans Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Kamçı burada yaptığı açıklamada, geçen kurul toplantısında destek almaya hak kazanan başvuru sahiplerini ilan ettiklerini ifade ederek, tüm başvuru sahiplerine hayırlı olmasını temenni etti ve yatırımlarının bereketli olmasını diledi.

    Fizibilite Destek Programı ve Teknik Destek Programında başvuruların alınmaya devem ettiğini belirten Vali Kamçı, “Fizibilite programı ile kar amacı gütmeyen kurumlar(Kamu kurumları, belediyeler, STKlar, OSBler ve kooperatifler gibi) tarafından yapılacak olan başvurular ile yatırım fikirlerinin fizibilitesinin hazırlanması için 200 bin TL’ye kadar, teknik destek programı ile de yine kar amacı gütmeyen kurumların kurumsal kapasite gelişimi için ihtiyaç duydukları eğitim ve danışmanlık desteği 50 bin TL’ye kadar karşılanabilecektir.” dedi.

    Vali Süleyman Kamçı, ORAN Ajansı’nın yaptığı diğer çalışalar hakkında da şu bilgileri verdi: “Bilindiği üzere Ajansın güdümlü proje mantığı ile vermiş olduğu destekler var ve bu anlamda Kayseri’de Kayseri OSB’nin başvuru sahibi olduğu “Fuar ve Kongre Merkezi” projesine 11,5 milyon TL, Erciyes Üniversitesi’nin başvuru sahibi olduğu “ Erciyes Kordon kanı ve Doku Bankası” projesine ise 3,5 milyon TL destek vermekteyiz. Sivas’da yapılması planlanan “ Hamidiye Şehir ve Sanayi Mektebi Müzesi “ ve Yozgat’ta yapılması planlanan “ Yozgat hayvan hastanesi ve borsası” projeleri için de Bakanlığımızın onayı beklenmekte olup yakın zamanda ilerleme kaydetmeyi umuyoruz. Bugünkü toplantımız ile iki güdümlü projenin daha teklifini Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına ileteceğiz. İlki Bölgemizin 3 ilini de kapsayan ve Ticaret ve Sanayi Odalarının ortaklığı ile yürüyecek olan “ Uygulamalı Yalın İmalat” projesidir ki bu proje ile bölgedeki uygun sektörlerdeki firmaların verimliliğini artırmak ve maliyetlerini düşürmek planlanmaktadır. Bir diğer proje de “ Jeotermal kaynakların etkin kullanımı” projesidir ki bu proje ile de Sarıkaya ve Sorgun ilçelerinde termal kaynaklar için toplama ve dağıtma merkezi kurulumu planlanmaktadır..” 

  • TURİZME KATKI SUNACAK TARİHİ MEKANLAR

    TURİZME KATKI SUNACAK TARİHİ MEKANLAR

    Yozgat, konum itibariyle tarihi mekanlar bakımından oldukça zengin bir coğrafyaya sahip olduğunu hep söylemişimdir…
    Bu konuda Kamu kurumların yaptığı ciddi çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmaların yegane amacı kentin kültür ve turizmini canlandırmak, turizm potansiyelinden daha fazla faydalanmaktır.
    Yozgat bu konuda belli bir aşamayı geçti, yeni mekanların gün yüzüne çıkması amacıyla belli bölgelerde başlayan çalışmalar olduğunu görüyoruz.
    Bu çalışmalardan bir tanesi de Boğazlıyan ilçesine bağlı Özler köyünde bulunan ve milattan sonra 300’lü yıllarda erken Hristiyanlık döneminde yapıldığı tahmin edilen 8 odalı yer altı şehrinde kazı çalışmaları devam ediyor.
    Boğazlıyan ilçesine bağlı Özler köyünde bulunan ve milattan sonra 300’lü yıllarda erken Hristiyanlık döneminde yapıldığı tahmin edilen 8 odalı yer altı şehrinde kazı çalışmaları devam ediyor.
    217 metre uzunluğuna sahip Özler Yeraltı Şehri’nin turizme kazandırılması için başlatılan çalışmaları yerinde inceleyen Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, Boğazlıyan Kaymakamı Davut Sinanoğlu, İl Kültür ve Turizm Müdürü Metin Halıcı yapılan çalışmalar hakkında Arkeolog Ömer Yılmaz’dan bilgiler aldı.
    Vali Yurtnaç, inceleme sonrası yaptığı açıklamada ise Yozgat’ın bir tarih kenti olduğunu söyleyerek “Yozgat’ın 5 bin yıllık bir tarihi var. Özlere geldiğimizde bir yeraltı şehri olduğunu vatandaşlar arasında duyduk. Bu sene itibariyle de işçilerimizle teknik ekibin nezaretinde buradaki yeraltı şehrini eşmeye başladık.
    Yaptığımız kazılarda buranın 300 metreye yakın bir yer olup çıkışı olduğunu ve 8 tane odanın da varlığını tespit ettik. Temizleme çalışmalarına başladık ve odaları meydana çıkardık” dedi.
    Yozgat’ın bir turizm güzergahı üzerinde yer almasını istediklerini de belirten Vali Yurtnaç, “Kapadokya’dan çıkıp Hattuşaş’a giden yol hattı üzerinde Özler sonra 2 bin yıllık tarihi Roma Hamamı ve Yozgat’ta bir akşam konaklama ve son olarak Hattuşaş’a ulaşan bir turizm yolu olmasını istiyoruz. Burada yaptığımız çalışmalar alt yapı ve tanıtım çalışmalarıdır. İnanıyorum ki önümüzdeki süreç içerisinde Yozgat turizm konusunda daha gelişmiş bir şehir haline gelecektir.
    Burada arkeologlar çalışıyor. Dediklerine göre MS 300’lü yıllarda yapılmış bir yerleşim yeri burası. Zaten Kapadokya’da da benzer yerler var. Buraların Kapadokya’nın devamı olduğunu düşünüyorum. Zamanında insanlarımız burada yaşamışlar ama şimdi biz burayı tarihi bir varlık olarak turizme kazandıracağız” şeklinde konuştu.

  • Fuat Oktay, memleket için bir fırsattır

    Fuat Oktay, memleket için bir fırsattır

    Hafta başından bugüne yerel gazetelerimize baktığımızda Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Dr. Fuat Oktay’ın açıklamaları hem haber olarak, hem de köşe yazıları ile desteklenerek, kamuoyu ile paylaşıldı. Çünkü bilgilerin tamamına bakıldığında anlattıkları bana göre, Yozgat için o kadar kıymetli ve değerli ki, bundan sonra da paylaşılmayı hak ediyor.

    Anlatılanların Yozgat için kıymeti ve değerine binaen aynı konu üzerinden birkaç kelam da ben yazmak istedim…

    Hatırlatmak isterim ki, “Marifet İltifata tabidir” Buradan hareketle Yozgat’ta şimdiye kadar taş üstüne taş koyan kim varsa hakkı teslim edilmesi taraftarıyım. Dolayısıyla Yozgat’ta bugüne kadar yapılanları hiçbir zaman küçümsemedin, yok saymadım ve görmezden gelmedim…

    Çünkü Yozgat’a gerek devlet imkanlarıyla yapılanlar olsun gerek, işadamlarımız ve sivil toplum kuruluşlarımız gerekse, yatırımcı ve müteşebbislerimiz bu anlamda çok kıymetli ve değerliler.

    Fakat Yozgat, bilindiği üzere üretimden çok tüketime dayalı hayatını ve yaşamını sürdüren insanların yaşadığı bir ildir. Bunun doğal sebebi ise, fazlaca üretim sektörü olmadığı için burada tüketim her zaman ön planda olmuştur.

    Bu bakımdan Yozgat’ta aklımıza gelen A’dan Z’ye tüketim maddesi ne varsa, çoğunluğu çevre illerden temin edilmektedir. Dolayısıyla Yozgat çevre iller için iştah kabartan büyük bir Pazar durumunda kaldığı için ne gelişme ne de kalkınma bir türlü ilerleme sağlayamamıştır.

    Tabi burada Öz sermayenin yetersiz kalması, azda olsa mevcut sermayenin plansızlık kullanımda olması da avantaj olmaktan çıkmış, dezavantaj durumuna gelmiştir.

    Sonuç olarak Yozgat’ta yaşanan ekonomik ve sosyo-kültürel sorunları saymakla tüketmek mümkün olmayacağı için yaşanan ve yaşanabilecek daha başka olumsuzlukları artık bir tarafa bırakmak adına Şehrin kendi imkânları ile sahip olduğu değerleri ön plana çıkartmak için bir değişeme ve dönüşüme dikkat çekilmek istenmektedir.

    İşte hafta başında Ankara’da Cumhurbaşkanı Yardımcımız, kıymetli hemşerimiz Sayın Dr. Fuat Oktay Bey’in anlattıkları bu bakımdan hepimiz için önemli ve değerlidir.

    Cumhurbaşkanı Yardımcımız, kıymetli hemşerimiz Sayın Dr. Fuat Oktay Bey, memleket için çok önemli bir fırsat olduğunu özellikle bir kez daha vurgulamakta fayda görüyorum.

    Bilindiği gibi Türkiye en son yapılan seçimlerden sonra yeni bir döneme girmiştir. Bu süreçte her ne kadar piyasalar bir manipülasyon söz konusu olsa da, ülkelerin ve illerin gelişmesi ve kalkınması sürdürülecektir.

    Konuyu birkaç cümle ile toparlayacak olursak, Yozgat’ın gelişmesi ve kalkınması bütün değerleri ile birlik ve beraberlik müessesesinin tesisinden geçmektedir. Bu müessese sağlık şekilde tesis edildiğinde bütün sorunlar kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

  • Milletvekili Keven yeni soru önergeleri vereceğim dedi

    Milletvekili Keven yeni soru önergeleri vereceğim dedi

    CHP Yozgat Milletvekili Ali Keven, Yerköy’de faaliyet gösteren Kamyoncu esnafını mekânlarında ziyaret ederek, sorunlarını dinledi.

    Sayın Keven Milletvekili seçildikten sonra Yozgat’ın kıyıda, köşe kalmış sorunlarının yeniden gündeme gelmesini sağladı. Bir sohbetimizde Milletvekili seçildikten sonra geçen zaman içinde 10’dan fazla Yozgat ile ilgili Mecliste cevaplanması için soru önergesi verdiğini biliyorum.

    Şimdide Kamyoncu esnafının sorunlarını Yerköy’de bizzat dinleyen Keven, yaptığı ziyarette Şoförler Kooperatifi Başkanı Fikret Çetiner tarafından karşılanırken, burada kamyoncu esnafının gitgide artan ekonomik kriz karşısında yaşadığı sorunları dinledi.
    Kooperatif lokalinde kamyoncu esnafı ile bir araya gelen Keven yaptığı konuşmasında şunları kaydetti;
    “Kamyoncu esnafı mazot fiyatından tutun yağ filtre lastik giderlerine kadar artan maliyetlerden şikayetçi. Geçen yıla göre mazot yaklaşık zamlandı. Ancak kazançları bu oranda artmadı. Gece gündüz direksiyon başında olan şoför esnafımız zarar ediyor. Çünkü dolar arttı ve her şey zamlandı ancak siyasi iktidara göre her şey yolunda çünkü onlar halkın sorunlarını bilmiyorlar. Saraydan bakınca ülke güllük gülistan ama esnafın çiftçinin tarafından bakınca artan enflasyon ve düşen alım gücü görünüyor. Parayı betona gömen fabrika yerine AVM açılışı yapan bu siyasi anlayış ülkeyi bu duruma getirdi. Ancak hep birlikte dayanışmayla bu ülkeyi bu ülke insanının ekonomisini düzelteceğiz. Nasıl yapacağız üretimle eğitimle ve tarımın güçlendirilmesiyle yapacağız. Nasıl yapacağız üreten bir Türkiye oluşturarak yapacağız. Cumhuriyetin kıt kaynaklarla kurduğu ve sonra ki hükümetlerinde sayısını artırdığı şeker fabrikalarını peşkeş çekenlerden hesap soracağız” dedi.
    Pancar hasat döneminin başladığına ve Çorum Şeker Fabrikası’nın verdiği nakliye fiyatının geçen seneyle aynı olduğuna dikkat çeken Kooperatif Başkanı Fikret Çetiner’in ilettiği sorunları Meclis’e de taşıyacağını belirten Keven “Çorum Şeker Fabrikası’nı alan şirket pancarı ton başına ortalama 45 lira gibi bir fiyatla taşıtmak istiyor. Bu fiyat geçen sene ile aynı. Artan mazot fiyatına bakıyoruz 6 lira 40 kuruş olmuş. Arada ຜ zam var. Şoför esnafına bu fiyatı dayatmak zulümdür. Bu fiyatın artırılması için özelleştirmeyi yapan kurum müdahil olmalıdır” dedi.
    Daha sonra Yerköy’de pancar sökümü yapan çiftçileri ziyaret eden Milletvekili Keven, Kömüşören ve Akpınar köyünden pancar üreticilerinin sorunlarını yerinde dinledi.
    Üreticiler pancar nakliye bedelinin çok düşük olmasından dolayı Çorum’a fabrikaya gönderemediklerini ve yaklaşık 200 ton pancarın tarlada beklediğini söylediler.

    Ayrıca pancar kotasının +5 oranında verilmesi gereken küspe istihkakıyla ilgilide sorun yaşadıklarını ve normalde Eylül ayının ilk on gününde alırlarken hâlâ hiç ödeme yapılmayan çiftçiler olduğunu ya da çok az miktarını aldıklarını ifade ettiler.

    Sorunları 1 Ekim’de Meclis açılınca TBMM çatısı altına da taşıyacağını ifade eden Keven hem pancar üreticisinin hem de kamyoncu esnafının mağdur edilmemesi için bunun takipçisi olacağını belirtti.

  • MHP ve CHP’li  Milletvekillerinden önemli mesajlar

    MHP ve CHP’li Milletvekillerinden önemli mesajlar

    Yozgat’ın güçlü ve zayıf yönleri bir defa daha Milletvekilleri tarafından takibe alındı. 24 Haziran seçimlerinden hemen sonra sanki yeni bir seçim varmış gibi saha çalışmalarını sürdüren CHP Yozgat Milletvekili Ali Keven, Mecliste haftalık yaptığı basın toplantılarında Yozgat’ı gündem de tutmaya devam ediyor.
    Yozgat’ta köy yollarını gündeme getirmekle başlayan çalışmalar, çiftçinin sorunları, tarım ve hayvancılık alanındaki üreticilerin karşı karşıya kaldığı problemleri gündem de tutan Sayın Keven, en Yozgat’a bazı Kamu binalarının yıkılmasını Meclise taşıdı.
    Şimdide bir süre önce özelleştirilerek satılan Şeker Fabrikaları arasında yer alan Yozgat-Sorgun Şeker Fabrikasının son durumunu ve çalışan işçilerin durumlarını Meclise taşıyan Milletvekilimiz Ali Keven, Yozgat’ı yakın mercek altına alarak, bu çalışmaları sürdürmektedir.
    Öte yandan Yozgat’ta MHP’den Milletvekili seçilen Ethem Sadef, seçimlerden sonra birkaç kez Yozgat’ı bir bütün olarak ziyaret ederek, vatandaşların sorunlarını dinledikten sonra parti içi çalışmalara yoğunlaşınca vatandaş, Milletvekili Ethem Sadef Yozgat’ı unuttu mu? Sorusunu sormayı sıklaştırdığı bizim dahi kulaklarımıza kadar geldiği bugünlerde tekrar “ben buradayım, memleketimde hemşerilerimle birlikteyim” dercesine ziyaretlerine kaldığı yerden başlayan Milletvekili Sadef, hafta başında çeşitli ziyaretlerde bulundu.
    Gazetemizi de bu ziyaretler sırasında es geçmeyen Sayın Sadef ile uzun uzun sohbet etme fırsatı buldum…
    “Vatandaşımızın bize vermiş olduğu desteğin neticesinde Yozgat’ı Mecliste en iyi şekilde temsil ediyorum” diye söz başlayan Sadef, Bu süre içerisinde İlimizi, İlçelerimizi, Beldelerimizi ve köylerimizi ziyaret programlarımıza devam ediyorum, bundan sonra her fırsatta vatandaşımla iç içe olacağım dedi.
    Yozgat’ta doğmuş, büyümüş, memleketin iyi yönlerini de zayıf yönlerini de bildiğini anlatan Milletvekili Ethem Sadef, vatandaşlarımız bizlere önemli bir görev ve sorumluluk yükledi. Bunun bilincinde olarak ben ve parti teşkilatlarımızla birlikte çalışmalarımızı hız kesmeden devam ettireceğiz diyen Milletvekili Sadef’e Yozgat’ın özellikle ekonomik sorunları hakkında bir takım bilgiler aktardım.
    Yozgat’ın gelişmesi ve kalkınmasını hızlandıracak projelerin hayata geçmesi bakımından Ankara’nın Yozgat’a daha yakın olması gerektiğini vurguladım.
    Çünkü Yozgat’ın gelişmesi ve kalkınmasının önünde ciddi engeller olduğu siyasetçilerimiz dahil, sivil toplum kuruluşları tarafından çok iyi bilinmektedir.
    Dolayısıyla bütün siyasetçilerin ve sivil toplum kuruluşlarının el birliği ile bu sorunları çözmek için bir araya gelmeleri gerektiğini hatırlattım.

  • Tüm bu yapılanlar inşallah eğitim kalitesini artırmak içindir

    Tüm bu yapılanlar inşallah eğitim kalitesini artırmak içindir

    Eğitim konusu en önemli sorunların başında geliyor… Bu konu her ne kadar Türkiye’nin sorunu gibi görünse de, Yozgat’ta uzun zamandır en ciddi sorun eğitimdir.

    Bu konu nerde ne zaman gündeme gelse, “Biz bu konuda şimdiye kadar şunları, bunları yaptık ama eğitim kurumlarımızın fiziki yapısı eski olduğu gibi yetersiz olması bizim için her zaman dezavantaj oldu” diyerek savunmaya geçen yetkililer, bugün bazı eğitim kurumlarını yıktılar, bazılarını da tamamlayarak hizmete açtılar…

    Yeni eğitim öğretim döneminin başladığı şu günlerde özellikle ilçelerde yapımı tamamlanan binaların açılışları tören düzenlenerek yapılıyor…

    Temennim odur ki, Yozgat ve ilçelerinde eğitimin kalitesini artırmak, öğrencilerin daha modern ve daha güzel mekânlarda eğitim görmesini sağlamak amacıyla yapılmış olsun bu çalışmalar…

    Tabi burada anlatmak istediğim bütün mesele modern binalar yapmak değil, asıl olan bu binalarda kaliteli eğitimciler tarafından çocuklarımıza kaliteli eğitim vermektir.

    Bunu yapabildiğimiz zaman yapılan binaların amacına ulaştığını hep birlikte görmüş oluruz. Yoksa bugün Yozgat’ta O kadar çok kaliteli ve modern binalar var ki; ama içinde aynı kaliteye eşdeğer hizmetler yok…

    Neyse konu dağıtmadan geçtiğimiz günlerde hizmete giren Saraykent ilçesinde yapımı tamamlanan Çok Programlı Anadolu Lisesi’nin resmi açılışı düzenlenen törenle gerçekleştirildi. Biraz bundan bahsedelim istiyorum…
    Törenin açılış konuşmasını yapan Yozgat İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, 16 derslikli okulun 4 milyon 600 bin liraya mal olduğunu söyledi.
    Vali Kemal Yurtnaç ise burada yaptığı konuşmada, “2018-2019 eğitim öğretim yılının ilimize, ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Devletimiz siz değerli öğrencilerimiz ve gençlerimiz için birçok fedakârlıklara katlanıyor. İşte bunlardan bir tanesi de açılışını yapmakta olduğumuz okul binası. Eğitimde kalitenin artırılması için bir dizi çalışmalar yaptık. Üniversiteye yerleşme sayılarının açıklanmasıyla Yozgat’ta eğitimde kalitenin arttığını göreceğiz. Sizler ülkemizin geleceğisiniz. O maksatla okullarda derslerinizi iyi dinleyeceksiniz. Tekrar yapacaksınız. Çok ve sürekli çalışacaksınız. Geçmişimizi düşünerek milli olma vasfınızı kaybetmeden çalışacaksınız. Bizler sizin yetişmeniz için okullar, spor salonları, sosyal alanlar yapacağız, sizlerde bunun karşılığı olarak ülkemize faydalı vatan evlatları olacaksınız. Ben bu duygu ve düşüncelerle okulumuzun ilimize, ilçemize, öğrenci ve öğretmenlerimize hayırlı olmasını, hayırlı bireyler yetiştirmesini temenni ediyorum” dedi.
    Yozgat Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Bekir Bozdağ ise, “Umarım ki 2018-2019 eğitim öğretim yılı başarılı geçer. Saraykent Çok Programlı Anadolu Lisesi ilçemize kazandırdığımız sonuncu okul. Saraykent’e daha öncede hem ilkokul hem de lise düzeyinde başkaca okullarda kazandırdık. İlçe halkımız bilirler ki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Saraykent’in bütün okulları yenilenmiştir. Şu anda Saraykent’te ki okullarımızın fiziki durumu Ankara, İstanbul ve birçok ilin okul kalitesinden daha iyi durumdadır. Hem sınıf başına düşen öğrenci sayısı hem de öğrenci başına düşen öğretmen sayısında da çok çok iyiyiz. İnşallah daha da iyi noktalara geleceğiz. Başarı sadece maddi imkanlarla ölçülemez. Öğretmenlerimizin, velilerimizin ve daha önemlisi öğrencilerimizin gayreti daha önemlidir. Birlikte çalışırsak bu okullardan birçok başarılı öğrenci çıkartabiliriz. Yeni nesillerimizi öğretmenler yetiştirecek ve öğretmenlerimize de burada çok iş düşüyor. Bu vesile ile ilçemize kazandırılan bu güzel okulumuzun öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize ve ilçe halkına hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

  • İl Sağlık Müdürü Şahin eleştirilere cevap verdi

    İl Sağlık Müdürü Şahin eleştirilere cevap verdi

    Sağlık-Sen Yozgat Şube Başkanı Hayati Tuncal’ın hafta başında yaptığı Yozgat’taki sağlık hizmetlerinin yetersizliği ile ilgili açıklamalar üzerine evvelsi gün basın mensuplarını davet ederek, kahvaltılı basın toplantısı düzenleyen İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin, haksız bir eleştiri ile Sağlık Kurumlarımızın karşı karşıya kalmasını kabul etmiyoruz dedi.

    Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan daha sonra Şehir Hastanesinin faaliyete geçmesiyle bir süre önce yıkılan eski Devlet Hastanesinin yanındaki Göğüs hastalıkları bölümünün yerine yeni yapılan İdari binanın üst katındaki kahvaltının ardından gündemdeki konularla ilgili sohbet ettik.

    Yozgat merkez başta olmak üzere ilçelerimizde verilen sağlık hizmetlerinin her zaman daha kaliteli, hızlı bir şekilde vatandaşımıza sunmanın çalışmalarını ekip olarak sürdürmeye devam edeceklerini anlatan İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin, şehir hastanesinin hizmete girmesiyle doktor sayısının yaklaşık ikiye katlandığını ve il dışına yapılan hasta sevk sayılarının düştüğünü istatistik bilgilerle anlattı.

    İl Sağlık Müdürlüğünde basın toplantısı düzenleyen Şahin, sağlık çalışmaları hakkında bilgi verdi.

    Yozgat Şehir Hastanesinin hizmete girmesiyle sağlıkta hizmet standardının yükseldiğini anlatan Şahin, daha önce devlet hastanesinin 400 yatak kapasitesi ile 30 bin 381 metrekare kapalı alanda hizmet verdiğini şehir hastanesininse 475 yatak kapasitesiyle 141 bin 120 metrekare kapalı alanda hizmet sunduğunu belirtti.

    Şahin, şehir hastanesinde doktor sayısının da ikiye katladığını vurgulayarak, “Devlet Hastanesinde uzman hekim sayımız ortalama 67 iken, şehir hastanesinde bu sayımız ortalama 109 dur. Aynı şekilde pratisyen hekim sayımız da 7’den 17’ye çıkmıştır. Poliklinik sayımızın artmasıyla birlikte il dışına yapılan hasta sevk oranlarımız da düşmüştür. 2016’da 6,5 olan aylık hasta sevk sayımız 1,5’lara kadar düştüğünü” söyledi.

    Eksik branşlarda doktor atamalarının da yapıldığına değinen Şahin, “Çocuk kardiyoloji, onkoloji, hematoloji, pediatri ve mikrobiyoloji uzmanları ile 15 pratisyen hekim ataması yapıldı. Yakın zamanda hastanemizde göreve başlayacaklar” dedi.

    Yaklaşık 2 saat süren toplantıda İl Müdürü Şahin, Basın mensuplarının zaman zaman hastaneye gittiklerini burada karşılaştıkları sorunlar ve vatandaşlardan yansıyan şikâyetlerin bir kısmına cevap verirken, bir kısmını da not alarak, sorunların çözümünü sağlayacağını belirtti.

    Daha kaliteli hizmet vermeyi amaçladıklarını anlatan İl Müdürü Fatih Şahin, vatandaşlarımızdan zaman zaman gelen şikayetleri değerlendirdiklerini, bazen yaşanan sorunları da birlikte çözdüklerini söyledi.

  • SAĞLIK SORUNLARI, SAĞLIĞIN SORUNLARI… (II)

    SAĞLIK SORUNLARI, SAĞLIĞIN SORUNLARI… (II)

    Dün başladığımız “Sağlık” konusundaki meselelere kaldığımız yerden bugün de devam edelim ama önce bir hatırlatmada bulunmak isterim…

    Dün İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin, bir basın toplantısı düzenledi… Sayın Şahin’in açıklamaları Türk Sağlık-Sen Yozgat Şube Başkanı Hayati Tuncal’ın yaptığı açıklamalara cevap olmuş olsa da, konu yarım kalmaması bakımından bugünde  konuya kaldığımız yerden devam edelim yarın da Sayın Şahin’in basın toplantısında yaptığı açıklamaları buradan paylaşalım:

    Şimdi sevkler yüzünden hastaların ölümle yüz yüze kaldığı iddiasında bulunan Türk Sağlık-Sen Yozgat Şube Başkanı Hayati Tuncal, şunları kaydetti:
    CPR (yeniden canlandırma) müdahalesi, kafa travması dahil multıpl travmaya maruz kalmış hastalar yada yeni doğan yoğun bakım ihtiyacı için küvez içerisinde sevk edilen hastaların hepsi de maalesef nakil komplikasyonlarına maruz kalmaktadırlar. Asıl amaç hastaları 2-3 saatlik yolculuklarla sarsıntı içerisinde başka illerdeki hastanelere sevk etmek değil! Hastayı ilimizde tedavi etmek olmalıdır.
    Bu sevkler hastanın iyileşme sürecini uzattığı veya hastaların can kaybına yol açtığı gibi birde hasta yakınları açısından da maddi ve manevi sıkıntılar yaşanmasına sebep olmaktadır. Yozgat Şehir Hastanesi ve Bozok Üniversitesi Eğitim Ve Araştırma Hastaneleri’nin tüm bu sorunları ortadan kaldıracak diyerek bir başka gözle bakmış ve ümitlenmiştik. Ne yazık ki henüz proje aşamasında Şehir Hastanemizin Yozgat nüfusundan daha az bir ilimize yapılan şehir hastanesi yatak kapasitesinin Yozgat Şehir Hastanesi’nden yüzde 50 yüksek olması (üstelik kıskandığımız bu ilimiz kişi başına yatak sayısı ilimizden yüzde yüz daha fazla iken) Yozgatlılar olarak umduğumuzu bulamayacak endişelerimize sebep olmuşken aradan geçen süre, haklılığımızın yaşanarak görülmesini sağlamıştır.

    Sağlık Bakanlığı bürokratları yatak kapasitesinin belirlenmesi aşamasında karşımıza il nüfus sayısı ve hastane yatak doluluk oranları ile karşımıza çıkmaktadır. Nüfus oranları bir anlamda gerçekleri yansıtır iken, yatak doluluk oranları tam olarak doğru sonuçlar vermemektedir.
    Tüm sağlık teşkilatı çok iyi bilmektedir ki “hastalık yoktur hasta vardır” buradan hareketle bir hekim hastaya herhangi bir cerrahi müdahalede bulunacağı ve yatarak tedavi edeceği zaman, hastanesinde başka branşlarda hekimlerin konsültasyon ve gerekli donanım imkanı olup olmadığına bakarak karar verir. İlimizde ki hastanelerde bazı hastaları ameliyat veya tedavisini yapmayan hekimlerimiz gittikleri başka iller de aynı vakaları yukarda sözünü ettiğimiz imkanlar dahilinde tedavi etmektedir.
    İlimize yapılan hastane yatak kapasitelerinin düşük tutulması (475 yatak kapasitesinin, 500 yatak kapasitesinin üzerine çıkartılması bile mevcut hekim ve sağlık personeli sayısının en az yüzde 20 artmasının yanında olmayan bir takım alt yapı ve donanımlarında kurulması demektir. Hastalardan alınan bazı kan testlerinin ilimiz dışında yapılması açık bir örnektir.) çalışacak hekim, uzman hekim ve diğer sağlık personelleri sayısının da düşük olmasına sebep olurken diğer yandan mevcut hekimlerinde bilinen sebeplerden dolayı tam verimli çalışamamaları, ilimizden, başka illere yapılan hasta sevklerini katlamaktadır.”

    Sivil toplum örgütü olarak bizim maksadımız; eleştiri yapmak değildir. İlimize ve insanımıza yapılan her hizmeti takdir eder ve “Bir çivi çakandan Allah razı olsun “ deriz.
    Bizim tüm istek ve taleplerimiz Yozgatlı hemşerilerimizin daha iyi hizmetler almasından ve bu hizmetleri sunan sağlık çalışanlarımız ise sağlıklı ve huzurlu hizmet sunmasından yanadır.
    Bizler ekonomik olarak geri kalmış, nüfus olarak her gün göç vererek geriye giden Yozgat’ımıza hiç olmazsa sağlık alanında ülkemiz ölçeği standartlarında hizmetler bekliyoruz.
    NOT : Tekrar ediyorum yarın ki yazımda da İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin’in açıklamalarını buradan paylaşacağım.

  • SAĞLIK SORUNLARI, SAĞLIĞIN SORUNLARI… (I)

    SAĞLIK SORUNLARI, SAĞLIĞIN SORUNLARI… (I)

    Vatandaş olarak görmezden gelme şansımızın sıfır seviyesinde olduğu konuların en başında “Sağlık” gelmektedir…

    Sağlık” konusu ben beni bildim bileli Yozgat’ta her zaman sorun olmuştur… Bugün her ne kadar modern binalarda bu hizmet verilmeye çalışılsa da şahit olduklarımız ve anlatılanlar, sorunların ardı arkası kesilmeyeceğini gösteriyor…

    Belki geçmiş ile bugünü mukayese ettiğimizde bir nebze olsun iyileşme dikkatleri çekiyor gibi görünse de, halen sorunların devam ettiği gelen bilgilerle sabittir.

    Daha dün gazetelere açıklama yapan Türk Sağlık-Sen Yozgat Şube Başkanı Hayati Tuncal, Yozgat’ta sağlık çalışanların sorunlarına da temas ederek, üzerinde ısrarla durulması gereken iddialarda bulundu.
    Tuncal, yaptığı yazılı açıklamada, Yozgat Şehir Hastanesi’nin beklentileri karşılamadığını ileri sürdü.

    Açıklamayı en ince noktasına kadar inceledim… Konunun özetini aslında paylaşmak niyetindeydim. Fakat öyle iddialar var ki, özet yapmakla meselenin özü anlaşılacak gibi görünmediği için bir bölümünü bugün kalan bölümü de yarın paylaşmak istiyorum…

    Birinci bölümde Doktor sıkıntısı ve hafta sonu kaza yapan Ambulans konusuna değineceğim. Bakın bu hususta Türk Sağlık-Sen Yozgat Şube Başkanı Hayati Tuncal şunları anlatıyor: “Siyasilerin sözleriyle güya çevre illerden Çorum, Sivas, Tokat, Nevşehir ve Kırşehir illerimizden Yozgat Şehir Hastanemize tedavi olmaya gelecek vatandaşlar olacaktı. Aradan geçen iki yılda söylenen sözlerin hiçbiri gerçekleşmediği gibi; şehrimizde hizmet veren uzman doktor sayısı neredeyse önceki yılların yarı sayısına düştü. Şehir Hastanesi açıldıktan sonra Yozgat’tan diğer illere yapılan sevkler katlanarak arttı. Maalesef bu olumsuz gidişin acısını en çok Yozgatlılar çekerken, diğer yandan hasta naklini gerçekleştiren 112 Acil çalışanlarımız plansız düzenlemeler nedeniyle her gün büyük sıkıntılar yaşamaktadır” dedi.

    112 Acil personellerinin çalışma şartlarına da değinen Tuncal, şunları kaydetti; “Bir gün içinde 8 -10 vakaya çıkan 112 acil personellerimiz dinlenme fırsatı bulmadan, gece hasta sevklerine giderek 24 saat yorgun ve uykusuz yollarda büyük fedakarlıklarla hastaları yaşatma mücadelesi veriyorlar. Geçtiğimiz günlerde gece Kayseri’ye yapılan sevkten dönen 112 Acil çalışanlarımız maalesef bilinen sebeplerden dolayı üzücü bir kaza geçirmiştir. Tek tesellimiz ise herhangi bir can kaybının yaşanmamış olmasıdır. Kaza yapan arkadaşlarımız en başta olmak üzere tüm 112 acil çalışanları ve Yozgat 112 ekiplerimize geçmiş olsun dileklerimi ileterek, arkadaşlarımızın bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını Allah’tan niyaz ediyorum.”
    Türk Sağlık-Sen Şube Başkanı Hayati Tuncal, hastanelerde yaşanan personel sıkıntılarına da dikkat çekerek Şehir Hastanesi ve Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde ciddi personel sıkıntılarının olduğunu ileri sürdü.
    “Yozgat Şehir Hastanesi Türkiye’nin ilk Şehir Hastanesi olması hasebiyle yaşanan tüm sıkıntılar üzerine gidilmeden maalesef bir şekilde üzeri kapatılıyor” diyen Tuncal; “Bozok Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ise personel yetersizliği nedeniyle, bir üniversite hastanesinden beklenilenleri karşılamaktan uzak duruyor. Tüm bu sebeplerden ötürü en başta Yozgat’ımız ve Yozgatlı başta olmak üzere, hastanelerimizi eksiklikler ile ayakta tutmaya çalışan sağlık personellerimiz ve hasta nakillerinden başını alamayan 112 Acil ekiplerimiz büyük sıkıntılar yaşamaktadır” diye konuştu.

  • Öğrenciler için sağlıklı beslenme tavsiyeleri

    Öğrenciler için sağlıklı beslenme tavsiyeleri

    2018-2019 Eğitim Öğretim dönemi başladı… Dolayısıyla uzmanların bu konuda dikkat çeken birçok açıklaması var… Özellikle anne ve babalar olmak üzere öğrencilerin sağlıklı beslenmeleri hususunda yapılan açıklamaların dikkate alınması hususunda katkı sunmanın da bir o kadar önem arz ettiğini düşünerek, sağlıklı beslenme konusunda birkaç hususu tekrar etmenin faydalı olacağını düşünüyorum.

    Bu bakımdan dün gazetelere yansıyan bir açıklama oldu. Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü Çocuk Gelişim Uzmanı Şeyma Kılınç yaptığı açıklamada şunları söyledi; “Sabah kahvaltısının, çocukların büyüme ve gelişiminde ne kadar önemli olduğu tartışma götürmez. Bunun nedeni ise akşam yemeği veya sonrasında alınan ara öğünle kahvaltı yapılan zamana kadar geçen süredir. Bu süre 8 saat ile 12-14 saat arasında seyreder. Açlık süresi uzun tutulan çocuklar algı problemleri yaşayabilir bu nedenle kahvaltı asla atlanmamalıdır.
    En az kahvaltı yapmak kadar önemli bir hususta kahvaltı tabağının çeşitli besin öğeleri tarafından zenginleştirilmesidir. Yapılan araştırmalar, güne farklı gruplardan besinlerle hazırlanmış bir kahvaltıyla başlayan çocukların okul başarısının arttığını gösteriyor. İyi bir kahvaltı çocukların öğrenme sürecini ve beyin gelişimini de olumlu yönde etkiliyor. Kahvaltı yapan çocukların daha başarılı olduğu, derste konsantrasyon sorunu yaşamadıkları için karşılaştıkları problemleri daha kolay çözebildikleri, okul performanslarının fiziki performans da dahil olmak üzere daha uzun sürdüğü, dolayısıyla daha geç yoruldukları ve kas işlevlerinin daha iyi olduğu biliniyor.
    Kahvaltı, muhakkak süt, yumurta, peynir gibi protein kaynaklarından oluşmalıdır. Bunun yanında gerekli vitamin ve mineralleri domates, salatalık, maydanoz gibi çiğ sebzelerden almalı, beynin çalışması içinse sağlıklı karbonhidratlardan tam tahıllı veya çavdar ekmeklerini tercih etmeliyiz. Kepek ekmeği çocuğunuzda var olan kansızlığı daha da arttırabilir, bu yüzden ekmek seçimlerinde de dikkatli olmak lazım.
    Sofra şekeri, yani basit karbonhidratlar, kan şekerini hızla yükseltip düşürdüğü için kan şekerinin düşmesine neden olur. Bu durum ise çocukta dikkat eksikliği, yoğunlaşma eksikliği ve uyku hali yaratır. Ders öncesi basit karbonhidrat içeren gıda (çikolata kaplı drajeler, şekerlemeler vs. ) tüketimi yanlıştır.
    Tarçının kan şekerini düzenleyici etkisi nedeniyle tarçınlı süt içilebilir. Bu, kan şekerinin düşmesini engeller ve yoğunlaşmayı artırır. Kan şekerinin hızla yükselip, düşmesine sebep olan tatlı, çikolata, hazır meyve suları yerine kan şekerini yavaş yükselten ve düşük kalori içeren meyve, yoğurt, ayran gibi gıdalar tercih edilmeli.
    Çikolata, hazır meyve suları ve tatlı gibi gıdalar çocukta gereksiz enerji yapmasına yol açar ve ders dinleme, takip etmede zorlanma problemleri karşılaşılabilir.
    Çocukların ders aralarında kantinden bir şeyler almak istemesi normaldir. Ancak anne, çocuğunun sevdiği şeylerle dolu bir beslenme çantası hazırlarsa, kantine duyulan ilgi azalacak, daha kontrol edilebilir bir hale gelecektir. Evde ton balığı, ızgara köfte veya tavuk ile hazırlanabilecek sağlıklı sandviçler, iştahın dengelemesine yardımcı olacak, çocukların abur cubura yönlenmesini azaltacaktır.
    Sade süt tüketmesini sevmeyen çocukların beslenme çantasına kısa bir süre için muzlu, kakaolu, meyveli sütlerden veya meyveli yoğurtlardan konulup sütü sevmesi sağlanabilir. Meyve sularının şeker içeriği oldukça yüksektir. Taze sıkılmış meyve suları haricindekiler tercih edilmemelidir. Meyveleri evde doğramadan beslenme çantasına koyarsanız vitaminleri kaybolmayacaktır. Kabuklu tüketilen meyvelerin iyice yıkanarak kabuğuyla birlikte yenmesi daha iyi olur. Kabuğundaki yüksek lif içeriğiyle sindirim sistemine katkı sağlar.

    Sağlıklı bir yaşam için su tüketimi tartışılmaz bir konudur. İlkokul yaşlarında su tüketimi düzenli olmayan çocuklarda halsizlik, baş ağrısı uykusuzluk gözlemlenebilir dedi.

  • EĞİTİMDEKİ SORUNLAR VE DURUM ÜZERİNE…

    EĞİTİMDEKİ SORUNLAR VE DURUM ÜZERİNE…

    2018-2019 eğitim ve öğretim yılının ilk ders zili dün çaldı. Konunun uzmanlarına göre, ülke genelinde yaklaşık 18 milyon okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise öğrencisi okula başladı. 2 aylık tatilin ardından 1 milyon öğretmen ders başı yaptı.

    Bu durumda hemen hemen her evde bir öğrencinin, 5 evden birinin de öğretmenle irtibatlı olduğunu düşündüğünüzde okulların açılması ile birlikte hayatın genel akışı değişir, trafikten ekonomiye birçok alanda hareketlilik başlar.

    Yozgat’ta dün sabah itibariyle eğitim hareketliliği başlamış oldu… Kazasız, belasız bir eğitim öğretim yılı geçirmeyi temenni ediyorum.

    Burada hepimizin aklına ilk gelen soru şu olsa gerekir; Okullarımız, öğretmenlerimiz eğitim sistemimiz yeni döneme hazır mı?

    Yaz boyu tadil edilmiş binalar, seminer döneminde hazırlanmış öğretmenler ve kafası karışık eğitim sistemimizle beklentilere cevap verebilecek miyiz?

    Yeni adrese dayalı sistemin kaosu geçmedi. 4. Yerleştirme süreci sonunda da hiçbir okula yerleşemeyen öğrenciler, istemediği okullara gitmek zorunda kalanlar, çaresiz velilerin durumu düşündürücü olmalıdır

    Bu sistem daha çok su götürür…

    Sınavsız öğrenci alan mahalle Anadolu Liselerinin kontenjanları artırılarak sorunlar çözülmeye çalışıldı ise de bu durum daha büyük sorunları ortaya çıkardı. ‘’Meslek Lisesi, Memleket Meselesi’’ diye eğitimimizin bir misyonu, iddiası vardı. Keşke bu sistem üzerinde ısrarla durulmuş olsaydı, bugün bazı sorunlar yaşanmaz olacaktı.

    İşte bu sistemin üzerinde durulmadı için bugün konuya genel baktığımızda Meslek Liseleri yeni yerleştirme sistemi ile boş kaldı. Yerleşenler de maalesef en düşük diploma notuna sahip, hedefsiz öğrenciler oldu.

    Yine genel konuşacak olursak, son yıllarda sayıları artırılan, fiziki şartları iyileştirilen İmam-Hatip Liseleri kontenjanları da boş kaldı.

    Eğitim sistemimizin önemli kazanımı derslik başına düşen öğrenci sayıları yeniden artmaya başladı.     Veli gözüyle bakıldığında ise bugünkü ekonomik şartlarda öğrencinin kıyafeti, servisi, kırtasiye  v.b eğitim giderleri düşündürücüdür.

    Eğitimin, insan kaynağının temel sorunu liyakat her dönemin problemi olmaya devam etmektedir… Çözülebilecek gibi de gözükmüyor.

    Tüm bu olumsuzluklara rağmen eğitimci umutlu olmak, elinden gelenin en iyisini yapmak zorundadır. Gönlümüzden geçeni değilse de, gücümüzün yettiğini başarmak zorundayız.  Bu vesile ile bir kez daha yeni eğitim ve öğretim yılının eğitimin tüm paydaşları için hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

  • Kamu binaları gerçekten çürük mü?

    Kamu binaları gerçekten çürük mü?

    Bugün Yozgat’ta birçok kamu binası çürük raporu gerekçe gösterilerek yıkılıyor…

    Bunları birazdan tek tek konuşacağız…

    Ama önce ecdadın asırlar önce yaptığı başta Tarihi Çapanoğlu Cami olmak üzere birçok tarihi binalar bugün dimdik ayakta dururken, 20 ya da 30 yıl önce yapılan kamu binalarının bugün çürük raporu gerekçe gösterilerek, yıkılması akıllarda birçok soru işaretine sebep olmaktadır.

    Mesela Cumhuriyetin kuruluşundan hemen sonra memleket hastanesi olarak yapılan Devlet Hastanesi…

    Yine Atatürk İlk ve Ortaokulu binası…

    Yine Ticaret ve Meslek Lisesi…

    Yine Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi binası…

    Yozgat’ta başlayıp Sorgun ilçemizde devam eden Eğitim kurumlarına ait binalar…

    Çürük raporu gerekçesiyle yıkılan ya da yıkılması planlanan binaları ne kadar konuşursak konuşalım, ortada alınmış bir karar, bu kararla birlikte verilen çürük raporları var…

    Burada asıl konuşmamız gereken ise, diğer kamu binalarının durumu… Şimdide eski Hükümet konağı binası… Burası da çürüğe çıkmış, yıkılması an meselesi.

    Bu kadar Kamu binalarının yıkılması doğru mu? Ya da ne kadar doğru… Bu binalar yapılırken, Devlet milyonlarca para harcadı, sağlamlık testleri yapıldı, bilirkişilerin raporları doğrultusunda teslim alındı…

    Hepsini bir tarafa bırakıyorum daha dün gibi hatırlıyorum…

    Yozgat Şehir Hastanesi yapımı devam ederken, Yozgat Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi binası dimdik ayakta değil miydi?

    Burası yapılalı aradan kaç yıl geçti?

    Bir Kamu binası 20 yıl ya da 30 yıl geçtikten sonra çürüğe çıktığına göre, ortada ciddi şekilde yanlış giden bir şeyler vardır.

    Şimdiye kadar gerek Yozgat merkez gerekse Sorgun ve diğer ilçelerimizde çürük olduğu gerekçesiyle yıkımı yapılan ya da yapılacak olan binalar güçlendirilerek, kullanılamaz mıydı?

    Devlet yetkilileri mutlaka bu konuda bir şeyler düşünmüştür. Belki bu binaları güçlendirip, kullanmak ekonomik değer bakımından verimli olmadığı kanaati ağır basmış olabilir…

    Ama bugün çürük diyerek yıkılanları bir tarafa bıraktık (!) Peki, diğer binalar ne durumda? Yozgat’ın birinci derecede hatta ikinci derecede deprem riski taşıyan İl olmadığı da bilinmektedir.

    Peki, bu kadar kamu binasını yıkmak devlete yük değil mi?  Son cümle olarak şunu söylemek isterim ki; Yozgat’ta öteden beri bir planlama söz konusu olmadığı gibi halen aynı durum şu yapılan işlerle aynen devam etmesini aklım bir türlü almıyor.

     

  • Dövizdeki artıştan etkilenmeyen kaldı mı?

    Dövizdeki artıştan etkilenmeyen kaldı mı?

    Türkiye’de bu yılın son çeyreğinde başlayan dövizdeki yükseliş halen durdurulmuş değil… Bu bağlamda deyim yerindeyse gizli bir devülasyon oldu desek yanlış konuşmuş olmayız.

    Parası olan kesim birkaç gün içinde servetine servet katarken, diğer tarafta borçlu olan taraflar ise, borçları en az ikiye katladı.

    Bugün Türkiye’ye karşı hem siyasal açıdan hem de buna ilave olarak ekonomik açıdan başta ABD olmak üzere bunun destekçileri savaş açmış durumdadır.

    Özellikle doların TL karşısında değer kazanmış olmasıyla ülkede adeta iğneden ipliği her şeyin fiyatı ikiye hatta üçe katladı…

    Bugün vatandaşın aylık geliri yerinde sayarken, ihtiyaçları karşılamakta insanlar zor durumda kaldı…

    Yine bugün yaz mevsiminin yavaş yavaş son günlerini yaşıyoruz akşam ve sabahları havaların serinlemeye başladığını fark etmişsinizdir. Sözün özü kış kendini bir süre sonra gösterecektir. Bu konuda kışlık ihtiyaçların başında odun ve kömür gelmektedir.

    Yozgat’ta kömürcülük işiyle uğraşan Ahmet Bozkurt, doların yükselmesiyle birlikte geçen yıl 900 TL’ye satılan ithal kömürün tonunun Bin 450 TL yükselttiğini söyledi.
    Yozgat’ta uzun yıllar Haşimoğlu Kömür olarak faaliyetini sürdüren Ahmet Bozkurt, sonbaharın yaklaşmasıyla birlikte kömür satışlarının başladığını belirtti.
    Kömür satışlarının başlamasının yanı sıra kömürün ton fiyatının da arttığını belirten Bozkurt, bu artışı doların yükselmesine bağladı.
    Bozkurt, “Kömürde gerçekleşen artış vatandaşı ister istemez sıkıntıya soktu. Vatandaş kömürünü peşin almak yerine taksitle alıyor. Bazı vatandaşlar devletten aldıkları kömür yardımlarına ilave olarak yarım ton kömürle kışı geçiriyorlar. Geçen yıl 900 lira olan sobalık kömürün tonu Bin 400 liraya çıktı. Bin 200 lira olan kaloriferlik kömürün tonu ise Bin 700 lira oldu. Vatandaşlar kömür alırken daha çok kalitesine bakıyor. Ayrıca kömüre nazaran odun fiyatında ise artış olmadı” dedi.
    Yıllık 1.5-2 ton kömürle kışı geçirdiklerini belirten Hüseyin Yılmaz isimli vatandaş ise kömürde yaşanan artışın bütçelerini sarstığını söyledi. Yaklaşık 1 ay önce kömürlerini alan vatandaşların kar ettiklerini belirten Yılmaz, son olarak şunları söyledi: “Kömürlerimizi mecburen taksitle alıyoruz. Yılda yaklaşık 2 ton kömür yakıyorum. Okulların açılmasıyla birlikte masraflarımızda arttı. 2 çocuk okutuyorum. Kömürde yaşanan artış bizi zora sokuyor.”

    Sonuç olarak ekonomik sorunların bir süre daha böyle devam etmesi demek, vatandaşın daha çok sıkıntı yaşayacağının bir göstergesidir. Hükümetin bu konuda ciddi şekilde tedbir alması gerekiyor. Bu tedbirlerin en başında ise, kamuda tasarruf tedbirleri olmalıdır. Bu konuda halen vatandaşın gönlünü okşayan bir tedbir söz konusu olmadığı gibi birçok kurumun savurganlığını devam etmesine bir anlam verilmemektedir.

     

     

  • Çocukları geleceğe hazırlayan projeler…

    Çocukları geleceğe hazırlayan projeler…

    Fırsat buldukça ifade etmişimdir… Bir ülkenin geleceği sağlam ve sağlıklı olmasının tek yolu geleceğimizin teminatı olan gençleri geleceğe bilinçli hazırlamaktır.

    Bu anlamda “Marifet İltifata tabidir” sözünü dikkate aldığımızda başarılı olmak için daha iyi işler yapmanın yolu toplumu her alanda yapılan çalışmalara teşvik etmektir.

    Bu konuda en büyük görev Kurum ve kuruluşlara düşmektedir. Kamu kurumlarımıza baktığımızda daha çok dikkat çeken Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüdür…

    Dolayısıyla kurumlar içindeki birimler de son derece önemlidir. Sosyal Hizmet Merkezi tarafından yürütülen Okul Destek Projesi kapsamında, yaz kurslarına düzenli katılarak sosyal, kültürel ve sportif faaliyetleri başarıyla tamamlayan çocuklar bisikletle ödüllendirildi.

    Yozgat Valiliği Fuaiye Salonu’nda düzenlenen ödül töreninde konuşan Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, öğrencilere yönelik düzenlenen sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerin çok önemli olduğunu söyledi.

    Bu tür güzel çalışmaların artırılması gerektiğini ifade eden Vali Yurtnaç, “Sadece okullar değil, tecrübeli insanlardan ve hayatın akışından da çok şey öğreneceğiz. Bu öğrendiğimiz şeylerde bizi hayata hazırlıyor. Bu maksatla okul destek projelerinin artırılarak devam etmesini diliyoruz. Bu projede emeği geçen arkadaşlarımıza da teşekkür ediyorum.” dedi.

    Gençlerin bağımlılıktan uzak durması gerektiğini kaydeden Vali Yurtnaç, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Alkol, sigara, uyuşturucu ve madde bağımlısı olmayacağız. Bunun yanında teknoloji bağımlısı da olmayacağız. Hepimizin elinde akıllı telefonu var. Biz ona bağımlı olmayacağız, onun bizi yönetmesine izin vermeyeceğiz. Biz onu yöneteceğiz. Onlar bizim hayatımızı rahatlatmak ve kolaylaştırmak için bir araç. Ama bu teknolojinin karşısında saatlerimizi geçirmeyeceğiz. Her türlü kötü alışkanlıklardan uzak durmanızı istiyorum. Ben almış olduğunuz bu bisikletleri kazasız belasız kullanmanızı diliyorum.”

    Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Abdullah Neşeli de, “Müdürlüğümüz ekonomik destek veren bir kurum olarak gözüküyordu ancak bugün sosyal manada ilimizde öncü rol alan bir kurum haline geldi. Şüphesiz ki bunda Sosyal Hizmet Merkezimizin büyük bir payı var. Bu vesile ile de Sosyal Hizmet Merkezi Müdürü Yavuz Hatipoğlu’na Kuruluş Müdür Yardımcısı Proje Koordinatörü Teoman Başal ve ekibine çok teşekkür ediyorum.”

  • Çiftçiyi üretime teşvik eden projeler

    Çiftçiyi üretime teşvik eden projeler

    Son yaşanan ekonomik krizin sebeplerine baktığımızda karşımıza çıkan en önemli unsur ülke olarak üretimden ne kadar uzak kaldığımız oldu.

    Buradan hareketle tüketim ekonomisini elden geldiği kadar terk edip, bunun yerine üretim ekonomisini koymak gerekiyor…

    Bu konuda elimizdeki en önemli araç tarım ve hayvancılık sektörü olduğunu düşünüyorum… Türkiye’nin kalkınmasını sağlayacak, üretimi artıracak kriter tarım ve hayvancılığı sanayi ve teknoloji ile birleştirerek, kalkınma hamlesini başlatmaktır.

    Dünyanın her gün değiştiği, dönüştüğü bir süreç içerisinde Türkiye’nin sadece sanayi ile tarımı ve hayvancılığı bir arada tutarak, kalkınması elbette kolay olmayacak. Bununla birlikte bilgisayar teknolojisi ve yazılım sektörlerini de göz ardı etmeden yola devam etmek durumundayız.

    Dolayısıyla Yozgat gibi tarım ve hayvancılığın ön planda olduğu yerlerde kalkınmanın en önemli anahtarı bu sektörü canlı tutan insanları üretime teşvik eden proje sayısını artırmaktır.

    Bu konuda Yozgat’ta üretimi yapılacak ürünlerin sayısı her geçen gün biraz daha arttığını görmek mümkündür.

    Yozgat Tarım ve Orman Müdürlüğü, ilde alternatif ürünlerin ekimini yaygınlaştırmak ve tanıtımını sağlamak ve kadınları üretime katkılarını sağlamak amacıyla hazırladığı “çilek üreten eller” projesi KOP tarafından kabulü sektörün doğru yolda ilerlediğinin bir göstergesidir.

    Bu konuda İl Tarım ve Orman Müdürü Ziyaettin Özdemir, yaptığı açıklamada, alternatif ürünlerin üretiminin yaygınlaştırılması ve kadınlarında üretime katkı sağlamalarına yönelik çalışma içerisinde olduklarını söyledi.
    Özdemir, “Kadın çiftçilerimizin arka planda kalan emeklerini gün yüzüne çıkarmak ve köylü kadınlarımızın üretime katkılarını artırmanın yanında tarımsal faaliyette tarla bitkileri ağırlıklı bir ürün yelpazesiyle sınırlı kalan ilimize alternatif bir ürün tanıtmak ve yaygınlaştırmak amacıyla İl Müdürlüğümüzce KOP TEYAP 2017 kapsamında kadın çiftçilerle uygulanmak üzere “Çilek Üreten Eller” proje teklif edilmiştir.
    Projemiz, KOP tarafından kabul edilerek 2018 üretim sezonunda uygulamaya konulmuştur.”dedi.
    Proje kapsamında 10 kadın çiftçinin 1’er dekar alanda çilek bahçesinde üretim yapacağını söyleyen Özdemir, “Proje ile kadın çiftçilerimize çilek yetiştiriciliği ile ilgili eğitim verilmesi ve uygulama konusunda istekli ve gönüllü 10 kadın çiftçimizle 1′ er dekarlık arazide modern çilek bahçesi kurularak üretimin yapılması planlanmıştır.
    İlimiz merkez köylerinden en çok sebze yetiştiriciliği yapılan Kuşçu ve Başıbüyüklü köylerinde uygulanan proje kapsamında öncelikle kadın çiftçilerimize çilek yetiştiriciliği konusunda eğitim verilmiştir. Eğitime katılan kadın çiftçilerimiz daha sonra Kayseri ili Develi ilçesinde modern çilek bahçeleri gezdirilerek bilginin yanında görsel olarak konuyu öğrenmeleri sağlanmıştır.
    Kuşçu ve Başıbüyüklü köylerinde uygulama konusunda istekli ve gönüllü 10 kadın çiftçimizle 1′ er dekarlık arazide modern çilek bahçesi kurularak üretimin yapılması konusunda çalışmalara başlanmıştır. Bu kapsamda seçilen 10 kadın çiftçimizin 1’er dekarlık arazilerine masuraların yapılması, damla sulama sistemi ve malçlama proje kapsamında yapılarak dikime hazır hale getirilmiştir. Haziran ayında ise fideler getirtilerek dikimleri gerçekleştirilmiştir. Fide dikiminden iki ay sonra, çiftçilerimiz ilk çileklerini dalından koparmanın mutluluğunu yaşamışlardır” dedi.

  • Yol yapımını üstlenen firmanın müteahhidi diyor ki…

    Yol yapımını üstlenen firmanın müteahhidi diyor ki…

    Yoldaki gecikmeler bizden kaynaklanmıyor…

    Peki bir kez daha sormak istiyorum… Bu gecikmeler kimden kaynaklanıyor?

    Sabah saat 9’da iş başı yapılıyor, akşam 5’de paydos edilirken, gecikmeler bizden kaynaklanmıyor demek biraz tuhaf kaçmıyor mu?

    Bu konuda dün yerel gazetelerimizden Çamlık konuyu ele almış, firmanın müteahhidine sorular sormuş, cevaplar almış…

    Bakın neler anlatmış, birlikte okuyalım:

    Çalışmaların neden 24 saat yapılmadığını anlatan Tansel Keskin, “Burada yol hatları milimetre ve santimetre üzerinden yol hatları yapılıyor. Siz bunu gece mesaisi ile çözemezsiniz. Gece ışıklandırma ile 2 metre yerin altındaki çalışmalarda bir eğitim veriyorsunuz. Bir çukurun içerisine giriyorsunuz ve boruları bağlayarak geliyorsunuz. Bunu ışıklandırarak gece çalışmaları ile teknik olarak yapmanız mümkün değil.  İkinci neden iş sağlığı ve tekniği açısından çok sakıncalı.”

    Tamam, anladık… Bir soru ile devam edelim; Peki, bu işler en başında planlanıken, bu bahsi geçen alt yapı  yada her neyse teknik detayların bir hesabı yapılmadı mı?

    Belli ki, bunların hiç birisi yapılmamış, bu soruya verilen cevaptan bunu anlıyoruz…

    Sorunun işte cevabı;

    Karayolu üzerinden geçen hatların nereden geçtiğini bilen birisinin olmadığına dikkat çeken Tansel Keskin, “Bir kere hatlarınız uygun değil. Yozgat’ta tesis edilen hatların kimin nereden geçtiğini bilen yok. Gece çalışacağım ama Sürmeligaz, Telekom, Çedaş gibi kurumlar  hatlarının nereden geçtiğini bilmiyorlar. Bu riski alıp gece nasıl çalışacağım ben. Yüksek gerilim hatlarını ben nasıl risk alacağım. Yetkililer geliyor 1 metre altında diyor. 30 santimetre  de çıkıyor. Burada 24 saat çalışmak teknik olarak mümkün değil. Bu biz çalışmıyoruz meselesi değil. 5-6 senedir ben buradayım. Anlamıyorlar. Çünkü adam zarar ediyor canı yanıyor.

    Yozgat’ta 120 km’lik bir yol ağını yapıyoruz diyen Tansel Keskin, “Delice ayrımından başlayıp Sorgun Muslubelenden aşağıda bitiyor. Sadece onunla bitmedi bir sürü işler oldu. Atatürk yolu, ceza evi yolu yapılıyor.

    Yapılan yol çalışması nedeniyle 25 milyon alacakları olduğunu da hatırlatan Tansel Keskin şöyle konuştu; “Şuandaki çalışmalarımız 20 Eylül hedefimizi koyduk. Diğer tarafa da başlayıp bitiriyoruz. Bu işin genel kısmı. Bir taraftan da ekonomik sorunu var. Gerekli ekip ve ekipmanlarımız var. Yozgat’ta 3 ayrı noktada yol yapacak kadar ekip ve ekipmanlara sahibiz. Ama biz bugün ekonomik şartlardan dolayı sadece Yozgat’ın içinde çalışıyoruz. Para yok. Benim içeriden alacağım 25 milyon var. Kolay işler değil bu. Biz bu sene çalışmayı düşünmüyorduk. Bayram sonu çalışmayacaktık. Adliye önü de öyle kalacaktı. Bayramdan önce 3-4 milyon para verildi. Bayramda sonra da sözler verildi. Bizlerde o sözlere istinaden geldik. Bunun devamı olur mu olmaz mı bunu patronumuz bilir. Şuan Türkiye’de her an her şey olabilir. Her şeyi peşin alıyorsunuz. Geçen senenin başında 300-400 lira olan bütüm (zift) bugün 3 bin lira oldu. Buna dayanacak güç hakikaten yok. Firma olarak iyi niyetimizi koruduk. Biz elimizden geldiğince gücümüzün yettiğince işimizi sürdürmeye çalışıyoruz. Pazar günleri de çalışıyoruz. Burada geçen her süre bizim için aleyhtedir. Burada ne kadar hızlı çalışırsak ne kadar işi erken bitirirsek kar ederiz. O mantık yanlış”

  • Ailelere Okul Destek projesi uygulaması başladı

    Ailelere Okul Destek projesi uygulaması başladı

    Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile ilgili kaleme aldığım en son yazımda “Göçmen Kuşlar Projesinden” bahsetmiştim… Bu projede Yozgat’a gelen mevsimlik işçilerin çocuklarına Bilim ve Sanat dalında eğitimler verildiğini konuşmuştuk.

    Bugünde Bakanlık projesi olan Okul Destek Projesi’nden bahsedeceğim… Bu konuda yapılan haberler gazetelere gerektiği gibi yansıdı ama birde buradan konuşmak istedim…

    Geçtiğimiz hafta Yozgat’ın ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya Ankara, Aksaray, Kırıkkale, Kırşehir, Niğde, Nevşehir, Kayseri, Çorum, Sivas, Çankırı ve Uşak İlinden proje ile ilgilenen iki koordinatör katıldı.

    Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından başlatılan Okul Destek Projesi’nden, ekonomik yoksunluk yaşayan ailelerin çocukları faydalandırıldığı hatırlatıldı. Bu kapsamda, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencisi çocuklara sosyal, kültürel, sanatsal ve akademik destekler verileceği ifade edildi.

    Bakanlık bu konuda yaptığı çalışmayı 23 İl seçerek, bu İlleri pilot olarak belirledi. Yozgat’ın da bulunduğu 23 pilot ilde başlatılan projenin, 100 günlük eylem planı çerçevesinde 81 ile yaygınlaştırılacağı kaydedildi.

    Toplantıda, Bakanlık ile UNICEF Türkiye Temsilciliği işbirliğinde ülkemizde kamp dışında yaşayan Suriyeli çocukların Çocuk Hakları İl Çocuk Komiteleri aracılığıyla topluma uyumlarının sağlanması için geliştirilen Sosyal uyum programı ele alındı.

    Ekonomik imkansızlıklar nedeniyle aileleri bakmakta güçlük çektiği için maddi olarak desteklenen çocuklara, sosyal, kültürel, sanatsal ve akademik olarak da desteklemek için bakanlık tarafından başlatılan ve 23 pilot ilde uygulanan Sosyal ve Ekonomik Destek uygulamasının kapsamı konuları ele alındı.

    Diğer illere örnek teşkil etmek amaçlı yapılan çalışmaların sunumu gerçekleştirildi. Bu konuda daha kapsamlı bilgi veren Yozgat Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Abdullah Neşeli, ülkemizde 22 milyon 883 bin 288 çocuğun yaşamakta olduğunu hatırlatarak, bu çocukların her türlü ihmal ve istismardan korunarak, sağlıklı gelişimini temin etmeye yönelik ciddi adımların atılmakta olduğunu söyledi.

    İl Müdürü Neşeli, ‘’Ülke genelinde 14 bin çocuğa ev tipi kuruluşlarda bakım verilmektedir. 5 bin 992 çocuk koruyucu aile hizmetinden faydalanmaktadır.114 bin 802 çocuk kendi aileleri yanında SED hizmetinden faydalandırılmaktadır. Ülkemiz çocukları haricinde yaşamlarını sürdüren 3,9 milyon mülteci 1,7 milyon çocuğa da hizmetler götürülmektedir. Ülkemiz genelinde kamp dışında yaşamlarını sürdüren sığınmacı çocuklara Çocuk Hakları İl Çocuk Komiteleri aracılığıyla topluma uyumlarının sağlanması karşılıklı diyaloğa ve bilgi alışverişine olanak sağlayacak bir platformun oluşturulması amacıyla Sosyal Uyum Programını hayata geçirmiştir. Bu uyum programları ile çocuk ve ailede savaşın ve mülteciliğin etkileri en aza indirgenmeye çalışılmıştır’’ dedi.

  • Şehir Hastanesi “pozitif ayrımcılık” yapıyor

    Şehir Hastanesi “pozitif ayrımcılık” yapıyor

    Bundan önceki yazılarımda da ifade ettiğim üzere halen bazı noktalarda eksik ve noksanlıkların giderilmesi hususunda yaptığım hatırlatmaları dikkate alan Yozgat Şehir Hastanesi gerek sağlık hizmetlerindeki kalite, gerekse sosyal anlamda hayata geçirdiği “ilk”lerle adından söz ettirmeyi başarıyor.

    Her gittiğimde yukarıda bahsettiğim noksanlıkların giderildiğini gördüğümü öncelikle belirtmek isterim. Bir taraftan eksikler tamamlanırken, bir taraftan da yenilikleri karşımıza çıkaran Şehir Hastanesi yetkilileri, şimdide ülkemizin en ulvi değerlerinin sembollerini temsil eden şehit yakınları ve gaziler için “Destek Masası” kurdu.

    * * * *

    Bu konuda hastane kapısından içeri giren vatandaşı karşılayan hastane görevlileri ve refakatçiler,  şehit yakınları ve gazilere, hastanedeki tüm işlemleri sırasında eşlik ediyor.

    Bu konuda Hastane Başhekimi Op. Dr. Aziz Ahmet Surel, hayata geçirdikleri “Şehit Yakını, Gazi ve Harp Malülleri İrtibat ve Destek Masası”nın önemini anlatırken, “Şehit aileleri ve gazilerimiz için ne yapsak azdır” dedi.

    Şehit yakını ve gazilik unvanlarının şeref ve iftihar vesilesi olduğunu belirten Başhekim Surel, “Hastanemize başvuran tüm hastalar bizim için değerlidir ancak, şehit yakını ve gazilerimizin yeri ayrıdır. Onlara vefamız, borcumuz asla bitmez. Devletimiz şehit yakınlarına ve gazilere her alanda çok önemli imkanlar sağlarken, biz de Yozgat Şehir Hastanesi ailesi olarak onlara ayrıcalıklar sunarak vefamızı göstermek istedik” dedi.

    * * * *

    Başhekim Opr. Dr. Surel, “Şehit yakınlarımız; vatan savunmasında şehit olan kahramanlarımızın bizlere emanetidir. Şehitlerimizin yakınlarına ve gazilerimize olan borcumuzu ne yapsak ödeyemeyiz. Bu nedenle onlara hizmet etmek hem görevimiz hem de bizim için şereftir. Çünkü, biz burada hizmetlerimizi yapıyorsak, bu vatan için gözlerini kırpmadan canını fedan eden kıymetli şehitlerimiz ve vatan için yaralanıp gazi olan değerli gazilerimiz sayesindedir. Bu yüzdendir ki onların isteklerini yerine getirmek bizim borcumuz olduğunu” belirtiyor.

    * * * *

    Uygulama hakkında bilgi veren Yozgat Şehir Hastanesi Destek ve Kalite Müdürü Mehmet Gözel ise “Hem destek masamızın arkasındaki duvarda, hem de masa üzerinde yaptığımız yazılı duyuru ile şehit yakınları ve gazilerimizin hastanemize girer girmez bu masada görev yapan arkadaşlarımıza başvurmalarını sağlıyoruz. Önce hastaneye ne için geldikleri soruluyor ve ona göre yönlendirmeleri yapılıyor” dedi.

    Mehmet Gözel, Şehit yakını ve gazilerin hastaneye girişlerinden itibaren sıra bekletmeden tüm işlemlerinde kolaylık sağlandığını, poliklinik hizmeti, görüntüleme ya da laboratuvar işlemleri sırasında talep ettikleri takdirde kendilerine refakatçi de görevlendirildiğini ifade etti.

    Şehit yakını ve gaziler hastaneden ayrılıncaya kadar diledikleri tüm desteklerin sağlandığını anlatan Mehmet Gözel, şöyle devam etti, “Bu hizmetimize gelen olumlu tepkiler ne kadar doğru bir iş yaptığımızı da bize göstermiş oldu. Onların ayrıcalıklı hizmetimizden faydalanırken gözlerindeki memnuniyeti görmek bizi gururlandırıyor. Hastanemizden ayrılırken de memnuniyetlerini dile getiren şehit yakını ve gazilerimiz bu ayrıcalığı fazlasıyla hak ediyorlar. Çünkü onların varlığı, bu ülkenin birliği, bütünlüğü, bekası, bağımsızlığı için en büyük unsurdur.”

  • Şarbon hastalığında nasıl korunacağız

    Şarbon hastalığında nasıl korunacağız

    Bu konuda vatandaşın kafası oldukça karışık… Bu durumda dikkate alınması gereken en önemli husus elbette uzman görüşüdür. Fakat uzman görüşlerine geçmezden önce fazla ayrıntıya girmeden, vurgulamak isterim ki, bu hastalıktan korunmak için ne pahasına olursa olsun “et ve et ürünleri yememek gerekiyor

    Peki, et ve et ürünleri yemeden yaşanabilir mi? Elbette ama et ve et ürünleri yerken de şarbon hastalığından korunmanın mutlaka başka yolları da vardır.

    İşte bu hususta uzman görüşlerine başvurmak durumundayız… Ama önce bu konun son zamanlar üzerinde sıkça durmamızın en temel sebebi şuanda Yozgat’ta ciddi şekilde bu hastalıkla bir mücadele başlatılmış olmasından kaynaklıdır.

    Şarbon hastalığı esas olarak koyun, keçi, sığır, manda gibi ot yiyen hayvanların hastalığı olup; hasta hayvanların et, yün, derilerinden genel olarak temas yoluyla, bazı durumlarda etinin yenmesi veya solunumla insanlara bulaşabilen bir zoonotik hastalıktır (hayvanlardan insanlara bulaşan bir hastalık). İnsandan insana bulaşması pratikte görülmemektedir.

    Şarbon mikrobunun özellikle spor formu(tohumları) çevre koşullarına ve dezenfektanlara son derece dayanıklı olup doğada onyıllarca canlılığını koruyabilir. Kaynatmakla ölmez. Bu nedenle görüldüğü bölgelerde zaman zaman özellikle büyük ve küçükbaş hayvanlarda hastalık oluşturabilir. Ülkemizde de hayvancılığın yoğun olduğu bölgelerde hayvan şarbon hastalığına rastlanmakta ve kısa sürede alınan tedbirler ile bertaraf edilmektedir. Dahası, ülkemizde %95’i deri şarbonu olmak üzere yılda ortalama 300- 500 insan şarbon hastalığı ile de karşılaşılmakta olup, uygun antibiyotikler ile hastalar tedavi edilmektedir.

    Bulaşma yollarına göre sınıflandırıldığında; Endüstriyel Şarbon: Keçi kılı, yün, deri ve et kesim ve işlenmesi sonucu gelişir.

    Tarımsal Şarbon: Şarbon bakterisi, hasta hayvanların kesilmesi veya ölen hayvanların derisini değerlendirmek için yüzülmesi esnasında, daha çok vücudun açık bölgelerinde sıyrıklarından girer.

    Laboratuvar Kaynaklı Şarbon: Laboratuvarda şarbon bakterisi ile çalışan personele gerekli güvenlik önlemleri alınmadığı takdirde bulaşabilir.

    Yukarıdaki bulaş şekillerinden başka, biyolojik silah veya biyoterörizm ajanı olarak kullanıldığı durumlar vardır. Bu şeklinde özellikle solunumsal bulaşma söz konusudur. Özellikle solunum yolundan alındığında uygun tedavi verilmeyen hastalarda yüksek derecede öldürücü olabilir.

    Biyolojik silah olarak kullanılmaya çok uygundur. Kurutulduğunda toz olarak saklanabilir. Aeresol olarak ya da patlayıcılarla kullanılabilir. Ucuz ve üretimi kolay olması nedeniyle örgütlerin tercih ettiği bir silahtır. 2000 li yıllarda A.B.D de mektuplu şarbon saldırılarına rastlanmıştır. Ne yazık ki pek çok ülke şarbon u silah olarak geliştirmek için çalışmalar yapmıştır.

    Konu oldukça uzun bu konuda kitap dahi yazılmıştır, konuyu özetleyecek olursak, sorunla alakalı olarak hep birlikte mücadele etmek zorundayız.

  • Güzel işler yapılıyor ama sorunlar ne olacak?

    Güzel işler yapılıyor ama sorunlar ne olacak?

    Yozgat Şehir Hastanesinden bahsediyorum… Burası ile ilgili basında her gün olmasa da haftada üç-beş kez ciddi haberler çıkıyor.

    Bu haberler mutlak surette güzel işler yapılıyor ki, bilgi ve belgeye dayalı çıkıyor… Bunda bir şüphe ya da kaygı duymuyorum…

    Mesela en son birkaç gün evvel “Şehir Hastanesinde yine bir ilk yaşandı” başlığı altında Yozgat’ta ilk kez tıp dilinde “laparoskopik” diye tarif edilen halk arasında ise kapalı yöntemle bir ameliyat yapıldı…

    Ankara, İstanbul, Kayseri Sivas gibi büyük İllerde bu tür ameliyatlar yıllar önce yapılmış ve devam ediyor olsa da, Yozgat insan iyi ve güzel olan ne varsa bazı iyi şeyler yeni yeni görüyor ve yaşıyor.

    İşte bunlardan sadece bir tanesi hakkında yapılan açıklamada 59 yaşındaki bir hastaya Op. Dr. Emrah Demirci: Laparoskopik yöntemle yapılan operasyonlarda, karın cildine 3-4 adet 1 santimetrelik delik açılıp vücut içine karbondioksit gazı vererek karın içini şişirilir. Endoskopik kameralarla (Kapalı olarak) bu deliklerden içeriye girilerek operasyon uygulandığı anlatıldı.

    Bilindiği üzere Şehir Hastanesi Yozgat’ta hizmete açılalı 2 yıla yakın olacak. Anlatıldığı üzere böyle güzel işler yapılması son derece normaldir. Ancak halen gelen duyumlara göre kanser hastalarına port takılamaması ve takılı olan porttan gerekli iğneyi yapacak hemşirenin olmaması akıllardaki soru işaretlerini kaldırmıyor.

    Burada anlatmak istediğim yapılan güzel işler kamuoyu ile paylaşılmak üzere hassasiyetle bir çalışma nasıl ki yapılıyorsa, noksan olan her ne varsa bunların da giderilmesi için aynı hassasiyet gösterilmesi gerekir diye düşünüyorum.

    Op. Dr. Emrah Demirci, Yozgat Şehir Hastanesi’nde üroloji ekibi olarak; taş cerrahisinde kapalı yöntemler, mesane ve prostat kanser kapalı ve açık cerrahi tedavileri, radikal prostatektomi, açık prostatektomi, idrar kaçırma tedavileri, inmemiş testis, peygamber sünneti cerrahi tedavileri ve üroloji ile ilgili hemen tüm ameliyatları başarıyla uygulayabilir durumdayız.

    Şimdi eskiye oranla şimdi sağlık alanında daha iyi durumdayız. Fakat biraz önce de bahsettiğim gibi veya daha bilmediğimiz birçok noksanların da artık bundan sonra tamamlanması gerekiyor.

  • Konaklarımız kentin tarihini yaşatmayı amaçlıyor

    Konaklarımız kentin tarihini yaşatmayı amaçlıyor

    Yozgat Belediyesinin, şehrin geçmişten geleceğe tarihine ışık olacak kültürel çalışmaların en başında tarihi konakların yenilenmesi gelmektedir.

    Bu konuda ilk olarak bir dönem önce Hayri İnal konağı ile başlayan tarihi konakların yenilenmesi çalışmaları bu dönem de artarak devam etti.

    Bugün tarihi yönüyle Yozgat’ın geçmişinde önemli yer edinen birçok konak arasında 10 tanesi aslına uyun olarak yenilenerek, sosyal ve kültürel faaliyetlere ev sahipliği yapıyor.

    Dolayısıyla Yozgat’ın tarihi dokusunu ve kültürünü yansıtan konaklarda yapılan restorasyon çalışmaları kapsamında bugüne kadar 10 konak eski kent dokusuna uygun olarak onarılıp hizmete sunuldu.
    Yozgat Belediyesi aynı zamanda tarihi konakları kamulaştırdıktan sonra aslına uygun bir şekilde restore ettirerek turizme kazandırıyor. Bugüne kadar Osmanlı, Selçuklu ve Türk mimarisinin en güzel en güzel örneklerinin yer aldığı 10 adet konağı, eski kent dokusuna ve kültürüne uygun bir şekilde restore ettiren Yozgat Belediyesi, kentin tarihini gün yüzüne çıkarmayı ve yaşatmayı amaçlıyor. Tarihi konakları yeniden ayağa kaldıran Yozgat Belediyesi, bu konakları butik otel, restorasyon, kurs ve çeşitli hizmetlerde kullanıyor. Restore çalışmaları kapsamında 20 adet konak ve eski evi de kamulaştıran Yozgat Belediyesi, 3 mahallede tarihi evlerden oluşan ’Eski Yozgat Mahalleleri’ oluşturmak için de çalışmalara başlayacak.
    Yozgat’ın geçmişini geleceğe taşımak için çalıştıklarını anlatan Yozgat Belediye Başkanı Kazım Arslan, “Eğer biz 1980’lerdeki Yozgat’ı muhafaza edebilmiş olsaydık bugün Türkiye’de Safranbolu da konuşulmazdı, Beypazarı da konuşulmazdı. Gerçekten Yozgat’ın çok güzel bir tarihi kültürel mirası vardı ama 1980’li yıllarda yanlış imar uygulamalarıyla politikalarla bu Yozgat’ın güzelim konakları tamamen tahrip edildi. Şimdi bizler yıkıntılar arasından tekrar bu tarihi, kültürü canlandırmaya çalışıyoruz. Yozgat’ın geçmişini geleceğe taşımaya çalışıyoruz. Bunların tamamı harabeydi. Kötü maksatla kullanılan bir konaktı. İçerisinde gelişi güzel insanların değişik maksatlarla kullandıkları yerlerdi. Bu konakları tamamen yenileyip toplum hayata sunmuş olduk” dedi.
    Son 4 yılda 10 adet konağı restore ettirdiklerini söyleyen Başkan Arslan, şunları söyledi:
    “Bizim görev yaptığımız dönemde kültürel mirasa sahip çıkma noktasında birçok şey yapıldı. Bunlardan birisi de bu eski tarihi evlerin ve konakların gün yüzüne çıkarılması ve tekrar sosyal hayatın içerisine katılmasının sağlanmasıydı. Son 4 yıllık dönemde 10 tane konak restore ettik. Bunların tamamı şu anda sosyal faaliyetler için kullanılıyor. Bu arada bir kısmını da kurumsal olarak kullanıyoruz.

    Çünkü bu konakların aynı zamanda toplum hayatı içerisinde de yaşamasını istiyoruz, sürekli kullanılmasını istiyoruz. İnsanlarımız burada birçok sosyal faaliyetlerini gerçekleştirebiliyor. Söz yapıyorlar, kına yapıyorlar, günlerini yapıyorlar. Bunların hepsi bu konaklarda yapılıyor. Onun ötesinde de gezmeye gelen insanlarımıza da ikramlarımız oluyor. Dinlenmek içinde bu konaklar kullanılabiliyorlar.
    Yozgat’ın eski mahalle görünümünü andıran 3 yerde ’Yozgat Mahalleleri’ oluşturacaklarını belirten Başkan Arslan son söz olarak şunları söylüyor; ”Şu anda belediyemiz tarafından kamulaştırılan yaklaşık 20 tane konak ve eski ev var. İnşallah süreç içerisinde gerekli kaynaklar sağlandıkça onları da toplum hayatının içerisine sunmak istiyoruz. Bunun nihayetinde gayemiz şudur. Yozgat’ın tamamında bunu gerçekleştirmek mümkün değil ama 3 tane mahallede eski tarihi canlandırıp tarihi evlerden oluşan Yozgat Sokağı ve Yozgat Mahallesi oluşturmak istiyoruz.”

  • Soru önergesi vermeyi unutmuştuk

    Soru önergesi vermeyi unutmuştuk

    Türkiye Büyük Millet Meclisine Yozgat ile ilgili en son soru önergesi CHP Milletvekili Emin Koç zamanında verilmişti…

    Aradan uzun yıllar geçti. Bir daha soru önergesi verilmedi. Çünkü daha sonra Yozgat’ı temsil eden Vekiller Ak Partiden seçildiği için soru önergesi vermek kimsenin aklına gelmedi. Bugün Yozgat hakkında TBMM’ne tekrar soru önergesi vermek, yine CHP’li bir vekile kısmet oldu…

    Yozgat’ın İl olarak birçok sorunu olduğu aşikârdır. Bununla beraber çiftçinin, işçinin, memurun, işsizin, çalışanın sorunları şimdi verilen soru önergeleri ile yeniden gündeme gelmeye başladı.

    Evvelsi gün Yozgat CHP Milletvekili Ali Keven, meclise Yozgat’ın sorun ve sıkıntılarının giderilmesi için meclise 12 soru önergesi verdiğini söyledi.

    Milletvekili Ali Keven, Gazetemize bir süre aradan sonra nezaket ziyaretinde bulundu. Yaptığımız sohbet sırasında şehrin sorunları ve kendisinin yaptığı çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu.

    Keven, Meclise sunduğu 12 soru önergesinden birisinin de Bölgesel Teşvikin yerine sektörel teşvik kapsamına alınması ve şehrin öncelikli teşvikte 5’inci bölgeden alınarak, 6’ıncı teşvik bölgesine kaydırılması olduğunu ifade etti.

    Yozgat’ta bugüne kadar yapılan çalışmaların günü kurtarma adına yapıldığını söyleyen Keven, “Milletvekili seçildiğim ilk günden beri sürekli sahalarda, ilçelerde, köylerde ve beldelerde vatandaşlarımızı ziyaret ediyor ve o yörenin sorunlarını yerinde takip ediyorum. Şuan şehrimizde karayolları sorumluluğu içerisindeki asfalt yol yapım çalışması şehir merkezimizdeki gerek sürücüleri gerekse vatandaşlarımızı adeta canından bezdirmiş durumdadır. Başka şehriler de benzer bir çalışma var mı bilmiyorum ama Yozgat’a has bir durum olsa gerek. Çünkü Pazar günü trafik tek şeritten verilmiş ve araçlar ilerleyemez bir durumda iken yol yapım çalışması durmuş vaziyette olmasını şaşkınlıkla karşıladım. Bu insanlar bu kadar yol çilesi çekerken ilgili yol yapım firmasının Pazar gününü tatil etmesi çalışmayı durdurması sadece benim değil tüm Yozgatlıların da tepkisini çekiyor. Hal böyle olunca acaba karayollarında ödenek sıkıntısı mı varda bu yollar aylardır bitirilemiyor. Bu konuda bugüne kadar da sağlıklı bir bilgi de verilmemesi ise ayrı bir konu. Bu konuyla ilgili Ulaştırma Bakanlığı’na da soru önergesi verdim.”dedi.

    Köy yollarının asfaltlanmamasının olası kazalara davetiye çıkardığını kaydeden Keven, “Köylerimizi ziyaret ediyorum. Ziyaretlerde kazınan yolların hala asfaltının atılmamış olması olası kazalara davetiye çıkarıyor. Geçen gün yapılmayan o yollardan birisinde bir otomobil şarampolden uçmuş. Çok şükür ki can kaybı olmamış. Buna benzer o yollarda pek çok kazaların olduğunu duyuyoruz. Ayrıca köylerimizde su sıkıntılarına da şahit oluyoruz. Yine Çamdibi köyünde bir düğüne gittiğimizde o köylülerimiz benim yolumu kestiler ve ellerinde pet şişelerle su içtiklerini söylediler. Hayvanlarını bile getirdikleri bidonlarla oluklara dökerek sulamaları ayrı ve vahim bir durum. Yine köylerimize yapılan kaldırımlar ve parke taşlarını döşemeleri ise sadece göz boyamadan başka bir şey değil. Çünkü köylerimizde dikkatimizi çeken gerek kaldırım gerekse parke taşı döşeme işlemlerinin örneğin 100 metre olacaksa bunun sadece 30 metresi yapılmış olarak görüyoruz. Köy sakinlerine sorduğumuzda ise bilmiyoruz bu kadar yapıldı diyorlar. Yapılan hizmetin kalıcı olması için tam ve amacına uygun olarak yapılması gerekir. Yapılan çalışmalara işte bunun için göz boyama diye tabir ediyoruz. Bizler ilimizin, ilçelerimizin ve köylerimizin sorunlarını dile getirmeye devam edeceğiz. Yapılan hizmeti takdir edeceğiz, yapılması gereken hizmetleri de dile getireceğiz” dedi.

  • Yangınlar yüreklerimizi ağzımıza getiriyor

    Yangınlar yüreklerimizi ağzımıza getiriyor

    Yozgat’ta son günlerde meydana gelen yangın olayları yürek yakmaya devam ediyor, vicdanlarımız sızlıyor…

    Geçtiğimiz günlerde Akdağmadeni ormanlık alanda çıkan yangında 100 dönüm arazi kül oldu… Dikkatsizlik ve tedbirsizlik neticesinde çıkan yangınlar doğaya telafisi mümkün olmayan zararlar vermekle kalmıyor, canlı organizmayı da yok ediyor.

    Bu konuda birkaç gün evvel Çamlık bölgesinde çıkan yangında yine yüreklerimiz ağzımıza geldi.  Büyük bir alanda çıkan yangın daha fazla büyümeden söndürüldü.

    Burada asıl üzerinde durmak istediğim konu ise, evvelsi gün akşam Aşağı Nohutlu mahallesinde çıkan yangın olayıdır.

    Bu konuda çıkan haberlere baktığımızda şu bilgiler yer almaktadır… Aşağı Nohutlu Mahallesi Yüzbaşı Bahattin Çokdeğerli Caddesi’nde bulunan Neva Evleri Apartmanın çatı katında henüz belirlenemeyen bir nedenden dolayı yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler çatı katında bulunan 5 daireyi kullanılamaz hale getirdi. Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ve sağlık ekipleri geldi. Alevlere müdahale eden itfaiye ekipleri yangını söndürmekte güçlük çekti. Yangına ilk müdahale TOMA ile yapıldı. Daha sonra Yozgat Belediyesi itfaiye ekipleri yangına müdahale etti. 2 saat süren yangına Sorgun ve Yerköy Belediyesinden gelen itfaiye ekipleri de müdahale etti.
    Bazı vatandaşlar yanan apartmanı cep telefonu kamerasıyla çekerken bazı vatandaşlar ise zehirlenme tehlikesi atlattı. Çatı katında çıkan yangın büyük çapta maddi hasara neden olurken bazı apartman sakinleri de sinir krizi geçirdi. Yangın haberini alan Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç ve yetkililer olay yerine gelerek yangınla ilgili bilgi aldı.
    Yunus Emre Sarıkaya isimli vatandaş itfaiye aracının havasının bitmesi sonucu olay yerine gelemediğini söyleyerek sitem etti.
    Yangını gören bir vatandaş ise “Yangın çatının makine dairesinde çıkıyor. Oradan çatıya sıçrıyor teraslar aşağıda olduğu için hepsi yanmış. Yaralanan kimse yok can kaybı yok. 5 tane daire vardı terasta hepsi yandı” dedi.
    2 saatlik çalışma sonucu yangını söndüren itfaiye ekipleri daha sonra soğutma çalışması yaptı.
    Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    Bu konuda sosyal medyada birçok haber çıktı… Bu haberler arasında en çok dikkat çeken ise, Belediye Meclis üyesi Bülent Demirtürk tarafından paylaşıldı.

    Demirtürk şöyle yazdı: Yozgat Belediyesi itfaiye ile yine büyük bir sınav veriyor.
    Allah yardımcıları olsun, bu ekipmanlarla çok zorlanıyorlar.
    4,5 senedir ilk günden itibaren belediye meclis toplantılarında ısrarla üzerinde durduğumuz ama bir türlü alımına ikna edemediğimiz yüksek merdivenli itfaiye alınması talebimizde ne kadar haklı olduğumuzu maalesef yine acı bir olayla görmüş olduk.
    İnşallah can kaybı olmadan bu yangını da atlatırız.
    Allahım tüm itfaiye çalışanlarına ve apartman sakinlerine yardım etsin.

  • Yerel seçimlerde AK Parti ile MHP ittifak yapar mı?

    Yerel seçimlerde AK Parti ile MHP ittifak yapar mı?

    Yerel seçimler erkene alınıp, Kasım ayında yapılmazsa 31 Mart’ta kesin yapılacak… Bu konuda bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum.

    Fakat son zamanlarda AK Parti ile MHP arasında bir ittifak olur mu, olmaz mı? Seçim öncesi gündemi meşgul eden soru budur. Hemen herkes son zamanlar da birbirine bu soruyu sormakla meşgul olmaktadır.

    Tabi böyle bir durum da Yozgat’ın durumu akıllara geliyor… Bunu da konuşacağız ama böyle bir sorunun gündeme gelmesi, nereden çıktı? İsterseniz buradan devam edelim…

    Milliyetçi Hareket Partisinin Genel Başkanı Devlet Bahçeli, son dönemlerde yaptığı önemli açıklamalara geçtiğimiz günlerde bir yenisini daha ekledi… Sayın Bahçeli son açıklamasında şu görüşlere yer verdi: “Türkiye’nin beka mücadelesi verdiği dönemde MHP yine uzlaşmalı, sağduyulu duruşunu devam ettirecektir. Elde edilen kazanımların 31 Mart’ta yok olmasını arzu etmiyoruz. Denizden geçmişken derede boğulmayı çok maliyetli, Türkiye’ye büyük bir kötülük olarak görüyoruz. 7 ay sonraki seçimdeki 4 ayaklı sistemimiz şu olacak; yeni sisteme geçildi, kazasız, belasız sağlandı. İnşaa faaliyeti en temel gündemdir. Kararlılık devam etmektedir. Merkez yönetimlerle, yerel yönetimlerin çatışmasının ülkemizi krize sürükleyeceği kesindir. Yeni hükümet sisteminin başarısı için yerel yönetimlerin milletimiz tarafından görevlendirilmesi en temel görevimizdir. İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere 27 bölge zillete kendini kaptıran yönetimlerin eline geçmemelidir. Bu bir tarihi sorumluluktur. Türkiye’de PKK’nın yöneteceği belediye kesinlikle olmamalıdır. 15 Temmuz öncesine dönülmemelidir.”

    15 Temmuz FETÖ olaylarına öncesine gitmeye gerek, bu tarihten sonra Türkiye2deki özellikle siyasi gelişmelere baktığımızda MHP’nin siyasi duruşunu toplumun büyük bir kesimi takdirle karşıladı.

    Bugün dahi ekonomik konularda Türkiye’ye saldıranlar karşısında Hükümeti dün olduğu gibi bugün de yalnız bırakmayan MHP’nin bu bağlamda verdiği mesaj son derece önemlidir.

    Bu mesajdan hareketle vatandaş doğal olarak sözümüzün başında belirttiğim gibi, yaklaşmakta olan Belediye Başkanlığı seçimlerinde AK Parti ile MHP şer odakların oyununu bozmak için her yer de olmasa dahi bazı yerlerde “İTTİFAK” yapabilirler…

    Daha net bir ifade kullanmak gerekirse, bilindiği gibi önemli bir başka gündem maddesi “AF” konusudur. Bu konuda MHP’nin başından beri tavrı açık şekilde görülmektedir. AF konusunda iki parti bir uzlaşı sağladığı takdirde “İttifak ilişkileri” böyle perçinleşmiş olur, bu da devamında yerel seçimlerde yapılacak ittifak perçinleyecektir.