Kategori: Köşe Yazıları

  • Güzel bir proje faydası mutlaka olacaktır

    Güzel bir proje faydası mutlaka olacaktır

    Hafta başında uygulamaya konulacak projeyi incelerken, bütün gayret ve çabanın bana bir kez daha memleket koktuğunu düşündürdü…

    Yozgat’ın tarihi ve turistik güzellikleri, ‘Uluslararası Turfest Bulmaca Gezisi’ organizasyonu ile tanıtılacak. 2 Eylül Pazar günü yapılacak olan Bulmaca Gezisi’ne, yerli ve yabancı tanınmış sanatçıların da katılması bekleniyor.

    Bu konuda Valiliğin gayretlerini görmezden gelmek mümkün değildir. İşte bu çalışmalardan bir tanesi olan çalışmadan bahsedeceğim.
    Karen ASA Uluslararası Danışmanlık Şirketi tarafından düzenlenen, ‘Uluslararası Turfest Bulmaca Gezisi’ organizasyonu ile Yozgat’ı gündemde tutmaya devam edeceklerini belirten İlimiz Valisi Kemal Yurtnaç, “Türkiye’de bir sürü değerlerimiz var. Her ilin değerleri var. Bu değerlerin tanıtılması açısından da, planlı programlı çalışmalar yapıldığında, başarılı sonuçlara ulaşılıyor. Bu çerçevede, Yozgat’ın tanıtımıyla alakalı, çeşitli ajanslar ve kurumlarla ortak çalışmalar yapıyoruz. Amacımız, Yozgat’ın değerlerini, sadece Türkiye’ye değil, dünyaya tanıtmak. Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde, dünya mirası listesine girmiş bir değerimiz var. Sarıkaya Roma Hamamı var. Burasının tanıtımı amacıyla başlattığımız çalışmanın ilk etabı, planlama çalışmasıydı. İkinci aşaması ise UNESCO Dünya Mirası listesine dahil edilmesiydi. Onu da başardık. Bu listeye girdikten sonra da Sarıkaya Roma Hamamını, Türkiye ve dünyaya tanıtmak için bazı etkinlikler yapıyoruz. Yozgat’ın geneldeki zenginliklerini tanıtmaya gayret ediyoruz. Kamuoyunda Yozgat’ı gündeme getirmek için çalışıyoruz. Sarıkaya Roma Hamamı, Çamlık Milli Parkı gibi kaynakları kamuoyuna sunuyoruz” dedi.
    Sayın Yurtnaç, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Turizm ve Tanıtma Platformu (TUTAP) ile Bulmaca Gezisi adı altında, şehrimizin, tarihi ve turistik yerlerini, bir eğlence, kültürel bilgi havuzu içerisinde, tanıtılması amacıyla 1-2 Eylül tarihlerinde bir çalışma yapıyoruz. Bu çalışmayla, Türkiye ve dünyada bilinen ünlü simalar buraya gelecek. Yozgat’ı onlara tanıtacağız. Roma Hamamı’nı ve turistik yerlerimizi onlara anlatmış olacağız. Böylelikle de Yozgat’ı gündemde tutmaya gayret edeceğiz.”
    İskenderun, Çeşme -Alaçatı ve Eskişehir organizasyonlarından sonra, 5’inci olarak, Sarıkaya Tutap Bulmaca Gezisi adıyla 02 Eylül Pazar günü Yozgat’ta etkinlik düzenleyeceklerini belirten Turfest Türkiye İcra Kurulu Başkanı Bünyamin Altunelli ise Bulmaca Gezisi’nin bir şehrin değerlerinin tanıtılması için yeni bir uygulama olduğunu söyledi. Altunelli, “Şehrin tarihi, turistik, kültürel değerlerini, şehir dışından gelen, yurt dışından gelen, dünya çapında tanınmış, bazı özel dostlarımızın katılımıyla, Bulmaca Gezisi’ni organize edeceğiz. Yozgat’ın kendine ait değerleri, bulmaca olarak, bilgi soruları olarak sorulacak. Aileler, arkadaş grupları kendi arabalarıyla, zamana karşı olmaksızın, sadece parkuru tamamlama ve parkurlarda, istasyonlarda kendilerine verilen bulmacalı soruları çözerek ilerleyecek. Bu sorular, Yozgat kültürüne ait konuları içerecek. Burada yarış mantığı yok ve bu bir bulmaca gezisi. Aynı zamanda sosyal sorumluluk projesi. Gezi boyunca, gruplar 10 istasyon geçecek ve bu istasyonlardan birisi de huzurevi olacak. Bulmacalar çözerek, adreslere giderek, buranın tarihi ve kültürünü tanıyacağız ve tanıtacağız. Yarışma, Yozgat kent merkezinde gerçekleşecek ve ödül töreni, Sarıkaya Roma Hamamı’nda yapılacak. En sempatik ekip, en centilmen ekip, en iyi kostüm dallarında ödüller olacak. Hollywood’tan da misafirlerimiz olacak.”

  • ZAFER BAYRAMI, GENÇLİK VE GELECEK NESİLLER

    ZAFER BAYRAMI, GENÇLİK VE GELECEK NESİLLER

    Tarihimizle ve ecdadımızın yaptıkları ile ne kadar övünsek, az kalır… Bu sebeple Türk tarihi, hiçbir milletinkiyle kıyaslanamayacak ölçüde gurur duyduğumuz ve bundan sonra da duyacağımız zaferlerle doludur.

    Ağustos aynın tarihimizdeki yeri ve önemi oldukça fazladır… Çünkü zaferle sonuçlanan büyük meydan savaşları genellikle ağustos ayına denk gelmiştir. Bunlar arasındaki iki zaferimiz, diğerlerine göre daha derin anlamlar ifade etmektedir: Malazgirt Meydan Savaşı ve Başkumandan Meydan Savaşı. Birincisi olan Malazgirt Meydan Savaşı ile Türkiye Devleti’nin temeli atılarak Anadolu’nun Türklüğü onaylanmış; ikincisi olan Başkumandan Meydan Savaşı ile de devletimiz yeniden kurularak ülke bütünlüğümüz sonsuza kadar parçalanmayacak şekilde sağlanmıştır.
    Türk milleti, tarihte görülen ordu-milletlerin en üstünüdür. Ordu-millet, yüksek bir savaş yeteneği taşıyan, savaşta bütün bireyleriyle görev alan, yurt için ve büyük ülkülerin gerçekleşmesi uğruna baş koyan millet demektir. Ordu-milletimizin timsali “Mehmetçik”tir. O, savaşta er, barışta çiftçi ve işçidir. Halkımızı en iyi o temsil eder, en güzel şekilde o anlatır.
    İstiklâl Savaşı da ordu-millet olarak kazanılmıştır. Millî Mücadele bütün bir milletin eseridir. Zaferi çoluğuyla, çocuğuyla, kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla millet kazanmıştır. Kadınlar cephelere mermi taşımış, çocuklar dahi vuruşmalara katılmışlardır.
    Vatanın karanlıklara gömüldüğü bu zamanlarda Müdâfaa-i Hukuk Cemiyetleri, çeteler, gönüllüler derken, millet kudretli bir önder etrafında toplanıvermişti. Oluşturulan orduda silâh ve kıyafet birliği yoktu. Fakat kalpler birdi, iman ve ülkü aynıydı. “Ya istiklâl, ya ölüm” parolası ile dile getirilen bu inanç, kudretini “Kuva-yi Milliye Ruhu”ndan alıyordu. Kuva-yi Milliye Ruhu, bir milletin var olma ve yaşama azmi, her şeyi yoktan var etme gayretiydi. Bu ruh ile tarihin en büyük kahramanlık destanları yaratıldı.
    Üstün silâh gücüyle her şeyi yapabileceğini düşünen Avrupa yanılmıştı. Yunanlıların yaptığı tahkimat için “Türkler bunu altı ayda ele geçirebilirlerse iftihar edebilirler” diyen İngiliz Başbakanı Lloyd Corc, hücuma geçtikten altı saat sonra Türklerin burasını aldığını duyunca, oturduğu koltuktan düşmüştü.
    İstiklâl Savaşı yalnız Yunanlılara karşı değil; işgalci, istilâcı, emperyalist bütün Batı dünyasına karşı kazanılmıştır. Onun temelinde Türk’ün istiklâl aşkı, hür yaşama arzusu vardır.

    Son cümle olarak şunu ifade etmem gerekiyor… Böyle baktığımızda her sayfası zaferle dolu olan tarihimizle ilgili bir soru soracak olursak; Biz bu konuda gençlerimizi ve geleceğimizin teminatı dediğimiz gençlerimize verilen eğitimlerde bu konuda ne kadar katı sunuyoruz.?

  • Yerel Seçimlerde ittifak olursa Yozgat’ta aday kim olur?

    Yerel Seçimlerde ittifak olursa Yozgat’ta aday kim olur?

    Bu soruyu cevap vermek için erken ama düşünsenize böyle bir durumda Yozgat’ta Belediye Başkanı adayı kim olmalı ya da kimler olur?

    Yerel gazetelerimizden birisi dün bu konuyu gündeme getirerek, Ak Parti kulislerinden derlenen bilgileri paylaştı…

    Bu konu en son Kızılcahamam kapında gündeme geldi. 24 Haziran seçim sonuçlarına MHP ile yapılan ittifakın etkisi konusunda ise, katılımcılar farklı görüşler dillendirdi. Bazı SKM başkanları, AK Parti’den MHP’ye oy geçişleri yaşandığına dikkat çekerek, ittifaktan beklenen faydanın sağlanamadığı tezini savundu.
    Yerel seçim arifesinde bazı yörelerde MHP’li isimlerin kendilerini “ittifakın adayı” olarak lanse ettiği bilgisinin de paylaşıldığı toplantıda, bunun teşkilatlarda ve tabanda rahatsızlık yarattığına dikkat çekildi.

    MHP ile ittifakın Ak Parti’ye çok fayda getirmediği görüşünü savunanların yanı sıra kampta bazı katılımcılar, “MHP ile ittifakın bazı yörelerde olumlu yansıma yarattığını” vurguladı. Bu grup özellikle partinin zayıf olduğu yerlerde yerel seçimde MHP ile ittifak yapılmasını talep etti. Bunun üzerine toplantıda yerel seçimlerle ilgili bir ittifak düzenlemesinin bulunmadığı, bu yönde bir düzenleme için zaman da kalmadığı belirtilerek, “Yerel seçimde ittifak olursa gayri resmi olur. O da sınırlı olur” görüşü dile getirildi.

    Tabi bu durumda söz başı yaparak, başa döndüğümüzde Yozgat Belediye Başkanlığı kritik bir durum olmaktadır. Yozgat’ta yerel seçimler için aday adaylığını düşünen isimler de çalışmalarına hız verdi. AK Parti ve MHP’den birçok isim dikkatleri çekiyor ama adayların kendini açıkça ifade edememiş olmaları da merak konusu olmaktadır.

    AK Parti’de değişim beklentisi içerisine girenler, kamuoyunda kendilerini öne çıkararak, görüşmeleri de sıklaştırdı. Aynı şekilde MHP’de de bu süreç hızlı bir şekilde işlemeye devam ediyor. Her iki parti için en son şunu söylemek mümkün olacaktır. Eylül ayı içerisinde yapılacak üç ayrı çalışma ile ismi geçenler üzerinde değerlendirmeler yapılacak.

  • Milletvekili Ali Keven’in çalışmasından insan neden rahatsız olur ki!

    Milletvekili Ali Keven’in çalışmasından insan neden rahatsız olur ki!

    Türkiye genelinde birçok yerde 16 yıldır AK Parti iktidarında ülkenin ve vatandaşların sorunları giderilmeye çalışıldı…

    Bu dönem içinde bazı yerlerde hizmetler ikiye, üçe hatta dörde katlarken, Yozgat gibi yerlerde de bir tarafı sürekli topal yürüdü…

    Hizmetlerin ikiye, üçe ve dörde katlandığı yerler gelişti, kalkındı, vatandaşın yaşam standardı yükseldi. Bu İller yaşanabilirlik düzeylerini de artırmış oldu.

    Fakat Yozgat’a baktığımızda ise, sürekli sorunlar yaşandı. Bu sorunların biri bitmeden diğeri başladı. Yozgat’ta elini attığın ne varsa koptu geldi…

    Sözün özü 16 yıldır Yozgat’ta günü kotarmak için çalışmalar yapıldığını CHP’nin Milletvekili Ali Keven, ziyaret ettiği yerlerden vatandaşın sorunlarını dinleyerek, gün yüzüne çıkarttı. Milletvekili Keven’in bu hareketi iktidar mensubu bazı seçilmişleri maalesef rahatsız etti.

    Milletvekili Keven bu durumu bakın nasıl anlattı: Yerköy’de bir İl Genel Meclisi üyesi, bir köy muhtarına ‘gidin yolunuzu Ali Keven yapsın demiş midir?’ Bu pervasızca gücü nereden alıyorlar? İl Genel Meclisi üyeleri bizim bu sorunları dile getirmemizden neden rahatsızlar? Bugüne kadar kafalarına göre hareket ederlerken bugün rahatlarını bozduğumuz için mi hazmedemiyorlar? Onları görevlerini yapmaya davet ediyorum. Görevlerini yapamayanlar muhtarları tehdit ederek başarılı olamazlar. Her fırsatta ilçelerde köylerde halkımın sorunlarını gündeme taşıyacağım rahatsız olan varsa gelip yüzümüze söylesin” ifadelerini kullandı.  Köy yollarındaki sorunların devam ettiğini, bunla ilgili kimsenin sağlıklı bilgilendirme yapmadığını kaydeden Keven, “Yozgat genelinde birçok köye yaptığımız ziyaretlerde yol ve su gibi problemleri dile getirdik. Ayrıca bu sorunlar yerel basına da yansımıştı. Biz bu sorunları dile getirmeye devam edeceğiz. Çünkü köy yollarının çilesi devam ediyor. Bayram öncesinde yaptığımız ilçe ziyaretlerinde de gördük ki sorunlar devam ediyor. Toz ve çamur sıkıntısı devam ediyor. Köy yolları kazaya davetiye çıkarıyor’’ dedi.

    Milletvekili Ali Keven, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinden sonra, Yozgat’ta şeker pancarı üreticisinin sağlıklı bilgilendirilmediğini, üreticinin tedirgin olduğunu, pancarın fabrikaya nasıl ve kim tarafından naklinin belli olmadığını söyledi. Pancar toplama merkezlerinin çalışacağının belli olmadığını hatırlatan Milletvekili Keven, “Yozgat Şeker Fabrikasının devir işlemleri tamamlandı mı? Devir işlemleri tamamlanamıyorsa ne olacak?” diye sordu. Yozgat’ta geçen yıl 1 milyon 700 bin ton şeker pancarı üretimi yapılarak, Türkiye ikincisi olduğunu belirten Milletvekili Keven, 2018 yılında açıklanan taban fiyatın ton başı 235 lira olduğunu vurguladı. Milletvekili Keven, “Yani 2002 yılında 1 litre mazot 17 kilo pancara denk gelirken, 2018 yılında 27 kilo pancara denk gelmektedir. Üreticinin girdi maliyetleri kat be kat artarken taban fiyatlar aynı oranda artmıyor” ifadesine yer verdi.

    Yozgatlı çiftçinin yoksullaşma sonucu üretimi terk ederek, büyükşehirlere göçtüğünü, oralarda ise işsiz kaldıklarını savunan Milletvekili Keven son olarak şunları söyledi: durumun hayvancılıkta da aynı olduğunu, büyük süt toplayıcılarının piyasayı belirlediğini ifade ederek “Bu anlayışa son verilmeli, çiftçi üretime teşvik edilmelidir. Sorumlu ise AKP iktidarıdır.”

     

  • Sağlık Müdürlüğünün yaptığı en akıllı iş!

    Sağlık Müdürlüğünün yaptığı en akıllı iş!

    Sağlık Kurumları, İnsan olarak sürdürdüğümüz yaşam içinde hayatımızı zorlaştıran her türlü sorunlar karşısında kendimizi emanet ettiğimiz Kurumdur.

    Dolayısıyla her zaman bizi mutlu etmeyen ama hiçbir zaman da yokluğunu istemediğimiz bu kurum acı ya da tatlı anılarla geride bıraktığımız bayram da vatandaşa hizmet etmek adına güzel bir iş yaptı…

    Marifet İltifata tabidir sözünden hareketle bugün biraz bu çalışmadan bahsedelim istedim… Yozgat’ta trafiğin yoğun olduğu günlerde ve özellikle bayramlarda yaşanılabilecek olası kazalara anında müdahale etmek amacıyla Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü tarafından uygulamaya konulan ’Mobil Ambulans Uygulaması’ zaman kaybının önüne geçiyor ve hayat kurtarıyor.
    Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü tarafından uygulamaya konulan ’Mobil Ambulans’ ile olası kazalara ilk müdahale anında yapılıyor. Trafik kazalarında olay yerine 10 dakikanın altında kısa sürede ulaşan ve yaralılara ilk müdahalede bulunan sağlık ekipleri, yaralılara umut oluyor. Mobil ambulanslar, Ankara-Sivas ve Kayseri-Yozgat karayolu güzergahı üzerinde trafiğin yoğun olduğu bölgelerde bulunuyor ve vatandaşlara hizmet veriyor. Mobil ambulanslar, 9 günlük bayram tatili boyunca meydana gelen kazalara da 10 dakikanın altında bir sürede ulaşarak zaman kaybetmeden yaralılara ulaşıp ilk müdahaleyi yaptı.
    Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin, Yozgat genelinde 54 ambulans ve 300’ü aşkın personelle 7 gün 24 saat hizmet verdiklerini hatırlatarak Mobil Ambulans Uygulaması hakkında açıklamalarda bulundu.

    Şahin,”Ülkemizde sağlıkta dönüşümün vitrini pozisyonunda olan ve son yıllarda ciddi bir gelişim gösteren acil sağlık hizmetlerimizin ilimizde de üst düzey ve hatasız sürdürülebilmesi için çaba sarf etmekteyiz. Bu bağlamda il genelinde 112 ve hasta nakli hizmetlerinde 54 ambulans ve 300’ü aşkın personelle 7/24 halkımızın hizmetindeyiz. Bayramlar gibi uzun süreli tatil günlerinde hem yol güzergahında meydana gelen trafik kazalarına hem de kaza dışı acil durumlarda vatandaşlarımıza daha hızlı ulaşabilme adına personelimizin de üstün özverisiyle ekstra tedbirler alıyoruz. Bu bağlamda Yerköy-Sekili arası mevcut ekiplerimiz belirli saatlerde, Saray mevkiinde, Yozgat-Sorgun arası Alaca kavşağında, Yozgat-Boğazlıyan yolu Osmanpaşa mevkiinde, Sorgun ilçemiz hem giriş hem çıkışında, Saraykent girişinde, Akdağmadeni ilçe girişinde mobil ambulanslarımız hazır beklemekte ve kazalara reaksiyon süremizi azaltmaktayız” dedi.
    9 günlük Kurban Bayramı boyunca Yozgat genelinde meydana gelen 155 kişinin yaralandığı 54 trafik kazasına mobil ambulans uygulamasıyla 10 dakikanın altında ulaştıklarını da söyleyen Dr. Şahin, uygulamanın sağlık personelleri için de çok büyük faydalarının olduğunu belirtti.

    Daha sonra şunları anlattı “Ambulans kazalarının birçoğu maalesef aşırı sürat ve kavşaklarda ışık ihlali sebebiyle olmaktadır. Biz bu uygulamayla bunların da önüne geçmeyi amaçlıyoruz. Hastamızı ambulansın arka kabinine alındıktan ve biz müdahale etmeye başladıktan sonra aşırı sürate zaten ihtiyacımız kalmıyor ve trafiği de tehdit etmeyecek şekilde hem hastanın hem personelimizin güvenliği ön planda tutacak şekilde hasta transferini sağlıyoruz.”

  • Kayseri Şeker, üyelerine çifte bayram yaşattı

    Kayseri Şeker, üyelerine çifte bayram yaşattı

    Son dönemlerde dövizde yaşanan dalgalanma sebebiyle ülke ekonomisinde kısmen yaşanan kırılmalara karşı birlik ve beraberlik adına güzel örneklere bir yenisi Kayseri Şeker fabrikası, üyelerine yaptığı destekle katkı sundu…

    Hükümet tarafından özelleştirme kapsamında yeni fabrikaları bünyesine katan Kayseri Şeker fabrikası yönetimi, sözleşmeli pancar ekimi yapan çiftçisine bayram öncesinde yaptığı avans ile üyeler kurban bayramı sevincini daha fazla yaşadı.

    Bu konuda yapılan açıklama şöyle: Kayseri Şeker’in sözleşmeli pancar ekimi yapan çiftçisine 16 Ağustos günü 11.5 Milyon TL Kurban Bayram avansı ödedi.
    64. kampanya döneminde 514 bin dekar arazide pancar ekimi yaptıran Kayseri Şeker’de Pancar çiftçisine 5 TL/ton olarak yaklaşık 9 Bin 146 çiftçiye 11.5 Milyon TL Kurban Bayramı avansı dağıtımı yapıldı.
    Kayseri Şeker ile Sivas, Kayseri, Yozgat ve Nevşehir illerinde sözleşmeli pancar ekimi yapan çiftçilere, pancar tohumları toprakla buluştuktan fabrikaya teslim edilinceye kadar geçen süre içerisinde; gübre avansı, Tohum Avansı, Çapa Avansı, Sulama Avansı, Ramazan Bayramı avansı, Kurban Bayramı Avansı, Söküm Avansı, Mazot avansı, Ekim ve ilaç avansı adı altında düzenli ve gününde yapılan ödemeler pancar tarımına ilgiyi artırıyor.

    Kayseri Şeker’e bağlı Boğazlıyan, Çandır, Yenifakılı, Yenipazar, Kayseri Merkez, Bünyan, Develi, Sarıoğlan, Yeşilhisar, Pınarbaşı, Gemerek, Şarkışla bölgelerindeki çiftçiler, Kurban Bayramı avansının 5 TL/ton olarak verilmesinden dolayı memnuniyetlerini dile getirdiler.

    Kayseri Pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay Kurban Bayramı avans dağıtımı ile ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Ülkemize yoğun saldırıların olduğu ortamda bu ödemelerin çok anlamlı olduğuna inanıyorum.

    Türk çiftçisi her zaman Devletinin, Hükümetin yanında gücünü ortaya koyuyor. Biz de çiftçilerimizin ekonomik sorunlar karşısında moralini en yüksek seviyede tutmak için bütün gücümüzle onlara destek sağlamaya çalışıyoruz.

    Bu moral motivasyonla üretimi en başarılı bir şekilde gerçekleştirerek Devletimize katkı sağlıyoruz. Kurban Bayramı öncesi bu ödemeleri yaparak çiftçimizin ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağladığımız gibi, Bayramın da ağız tadı ile yaşanmasına katkı sağlamaya çalışıyoruz.”

    Bu vesile ile Aziz çiftçilerimizin ve Büyük Türk Milletinin Kurban Bayramını kutluyor, aydınlık bir gelecek diliyorum.”

    Son cümle olarak tekrar bir hatırlatmada bulunacak olursak, yabancı sermayeye karşı yerli üretimin desteklenmesi bakımından bu çalışmaların mutlaka artarak devam etmesi gerekiyor.  Çünkü ülke ekonomisinin daha güçlü ve ayakları yere basan bir sistem üzerinde yürümesi ve dış sermayeye muhtaç olmamak açısından bu önemlidir.

     

  • Yerli üretim şimdi daha kıymetlendi…

    Yerli üretim şimdi daha kıymetlendi…

    Yozgat’ın hemen her yöresinde mevsime göre yapılan üretim dikkatleri çekse de Pazar payı sorun olmasına rağmen çiftçi üretimden vazgeçmiyor…

    Sebze ve meyve konusunda üretim söz konusu olduğunda akla iki ilçe gelir… Aydıncık ve Yerköy. Bu ilçelerimizde Soğan, Patates, Kavun ve Karpuz üretimde başı çeken ürünlerdir.

    Soğan ve Patates üretiminde hasat döneminin son günleri Aydıncık ilçemizde yaşanırken, Yerköy’de, kavun ve karpuz hasadı başladı…

    Yurdun birçok bölgesinde kavun ve karpuz hasadı tamamlanırken, Yozgat’ta hasadın yeni başlamasıyla satıcılar Sekili bölgesine yöneldi.

    Bu konuda Yerköy Ziraat Odası Başkanı Bahri Yılmaz yaptığı açıklamada, her yıl yaklaşık 10 bin dekar alanda ekimi yapılan kavun ve karpuzun ekim alanının, bu yıl su sıkıntısından dolayı 3 bin dekara kadar düştüğünü söyledi.

    Yılmaz, “İlçemizin verimli topraklarını sulayan Gelingüllü Barajı’nda su seviyesinin düşük olması çiftçilerimizi alternatif ürünlere yönlendirdi. Genelde çiftçimiz nohut ve mercimek ekti. Şu anda çiftçilerimiz yetiştirdikleri karpuzun kilosunu 70-80 kuruştan, kavunun ise 90 kuruştan satışını yapıyor.” dedi.

    İlk hasadı tarlada satan çiftçilerden Halil Akçiftçi, bu yıl kuraklık nedeniyle sulama konusunda sorun yaşadıklarını belirtti.

    Akçiftçi, maliyetin yüksek olduğunu belirterek “Karpuzu 70-80 kuruş arasında satıyoruz. Şu anda satışlarımız iyi.” diye konuştu.

    Remzi Bacanak da kavun, karpuz yetiştirmenin çok eziyetli, emek isteyen bir iş olduğunu, 3-4 ay tarlada yattıklarını anlattı.

    Sekili kavununun tadının bal tadında olduğunu söyleyen Bacanak, “Kavun karpuzumuz bal tatlısı. Sekili kavunu çıkmadan başka bölgelerde ‘Sekili kavunu’ diye reklam yapıp satış yapıyorlar. Satışlarımız şu an iç in iyi. Kavunu 90 kuruş 1 lira arasında satıyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Sivas’tan Yozgat’a kavun ve karpuz almaya gelen Mehmet Yaraşır da Sekili kavununun ünlü bir kavun olduğunu belirterek “Bayram geliyor, bayramda tatlıya gerek yok, herkes, kavundan bir dilim yesin yeterli olur, tatlıya gerek kalmaz.” dedi.

    Ordu’dan gelen Adem Çakar da bu yıl Karadeniz sahillerinde Yozgat’ın Sekili bölgesinde yetişen bal tadındaki kavun ve karpuzun satılacağını kaydetti.

     

  • “Çare Milli paramız ve yerli ürünler”

    “Çare Milli paramız ve yerli ürünler”

    Devlet olarak el birliği ile ama her alanda “Milli ve yerli üretim”, ürünlere yönelik sonuç alınacak politikalara artık yönelmenin olmazsa olmaz olduğunu kabul etmemiz gerekiyor…

    Bu konuda yıllardır oluşturulan algılar “Milli ve yerli üretim”den uzaklaşmamızda tamamen olmasa da kısmen başarılı olduğu için bugün bir takım sorunlar yaşıyoruz. Fakat son zamanlarda yabancı para birimindeki yükselişlerle gözümüzü açtığımızı düşünüyorum…

    Bu konuda bazı kuruluşlar tarafından yapılan beyanatları da önemli bulduğumu burada ifade etmek isterim… Bu anlamda geçtiğimiz günlerde Öz Orman-İş Sendikası Genel Başkanı Settar Aslan, ABD’nin Türkiye’ye yönelik kur operasyonuna karşı bütün Türk vatandaşlarının tek vücut olarak karşı koyması gerektiğini söyledi.

    Bugün o açıklamayı tekrar paylaşarak, üzerine konuşmak istiyorum… Sayın Settar Aslan, döviz fiyatlarının TL karşısında yükselmesinin, Türkiye ve dünyanın ekonomik gerçekleriyle açıklanamayacağını ifade ederek, şunları söyledi:
    10 Ağustos’tan itibaren dövizde yaşananlar tam bir parasal operasyondur. Ekonomi çevrelerinin yorumu da bu yöndedir. Bu operasyonun amacının, ABD’nin Türkiye’yi istediği çizgiye getirme hevesi olduğu açıktır. ABD bu tarz saldırıları yalnızca bize karşı yapmıyor; Çin’den Rusya’ya, İran’dan AB’ye kadar birçok ülke bu saldırıların hedefinde bulunuyor. ABD, küresel ekonomide giderek azalan payını, bu tarz saldırılarla durdurmaya çalışsa da, bu beyhude bir gayrettir.”

    Öz Orman-İş Genel Başkanı Aslan, yürütülen bu parasal operasyon karşısında tüm Türk vatandaşlarının ortak bir bilinçle hareket etmesi ve tek vücut olması gerektiğini de belirterek, şöyle devam etti:
    Bize yapılan operasyon, psikolojik temelli bir girişimdir. Buna direnmenin yolu, millî bir duruştan geçmektedir. Ülke fertleri olarak, tasarruflarımızı dövizden TL’ye ve borsaya kaydırmalıyız. Dövizin yükselişi, ona olan talepten kaynaklıdır. Bu talebi azalttığımızda, kriz soğuyacaktır. Ülke ekonomisine darbe vurulması pahasına döviz üzerinden elde edilecek bir rant, kimseye fayda sağlamaz. Şirketler ve fertler olarak, alışverişimizi, fiyatlandırmalarımızı ve tasarruflarımızı TL ile yapalım. Ayrıca, ülkemizde yerli imkânlarla ve kendi emekçimizin emeğiyle ürettiğimiz ürünleri tercih edelim. Türkiye’de son derece kaliteli sanayi ürünleri üretilirken, yabancı marka ürünleri kullanmak zorunda değiliz. Bu ülke hepimizin. Hem ülkemize, hem de emeğimize sahip çıkmalıyız. Millî gelirimizi artırmanın yolu da budur.

    Sonuç itibariyle Türkiye’nin bundan sonraki dönemde yürüteceği politikanın en önemli kuralı “Milli ve yerli üretim”, ürünlere yönelik sonuç alınacak politikalar olması gerektiğini bir kez daha altını çizmekte fayda görüyorum.

    Türkiye’nin bu hususta 7 bölgeden oluştuğunu düşünecek olursak, her bölgenin kendine has üretim alanları bulunmaktadır. Yozgat’a baktığımızda İç Anadolu bölgesi tarım ve hayvancılık alanında gerektiği gibi desteklenerek, üretim artırılmalıdır.

    Aynı şekilde Karadeniz’in, Orta Anadolu’nun, Doğu ve Güneydoğunun ihtiyaç duyulan destekler üzerine politikalar devreye girmelidir. Çünkü geldiğimiz noktaya baktığımızda mevcutta yapılan politikalar üretimin desteklenmesine yetersiz kalmaktadır.

  • “Askıda Ekmek” projesi yoğun destek görüyor

    “Askıda Ekmek” projesi yoğun destek görüyor

    Amaç, “kimse aç kalmasın” bu konuda yurdun dört bir yanında kampanyalar yapıldı, yapılmaya da devam ediyor…

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bu konudaki çağrısı şimdiye kadar yapılan bütün kampanyaları adeta taçlandırdı…

    Üzerimize dalga dalga gelen ekonomik ve manevi saldırıların arttığı şu günlerde birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz bir zamanda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin başlattığı “Askıda Ekmek” projesine yoğun destek gördüğünü rahatlıkla söyleyebilirim.

    Yozgat’ta daha önceden de benzer isimlerle birçok kampanya başlatıldı… Bu konuda kurum ve kuruluşların birlik içerisinde kampanyaların yanında yer alması fevkalade önemlidir.

    Dolayısıyla Yozgat’ta da MHP teşkilatları, ülkü ocaklarının yanı sıra MHPli belediyelerinde bu seferberliğe katılmış olması düşman çatlattı.

    Mesela Sarıkaya Belediyesi projenin daha fazla kişiye ulaşması için 500 ekmek kapasiteli elektronik bağış makinesini hizmete açtı.

    Açılış törenine MHP Milletvekili İbrahim Ethem Sedef, Sarıkaya Belediye Başkanı Ömer Açıkel, MHP İl Başkanı Ferhat Altan ve davetliler katıldı.

    Sarıkaya Belediye Başkanı Ömer Açıkel, Genel Başkanları Devlet Bahçeli’nin çağrısı sonrasında elektronik bağış cihazının Belediye bünyesinde ürettiklerini belirtti.

    Açıkel, “Cihazın içinde bir robot var. Kart ya da para ile çalışıyor. Dijital ekrandan kaç ekmek almak istediğini girdiği zaman o kadar ekmek veriyor. Ekmeği de kağıt poşet içerisinde veriyor. Parası ile ekmek almak istendiği zaman para üstü de veriyor” dedi.

    Cihazın hilal kart ile entegre edildiğini belirten Açıkel, “İhtiyaç sahipleri insanlara kart dağıtıyoruz. Bu kartta ile cihazdan ihtiyaç sahibi vatandaşlar ekmek alabilecek. Makine daha yeni olduğu için hilal kart dağıtımını yapmadık. Ama daha önceden bizim tespit ettiğimiz ve yardım yaptığımız kişiler var. Bunlara hilal kart vereceğiz. Bir Hilal karta 5 ekmek yükleyeceğiz” şeklinde konuştu.

    Makinenin 7/24 çalışacağını vurgulayan Ömer Açıkel, “Hem normal vatandaşlar hem de ihtiyaç sahibi olanlar gece, gündüz, hafta içi, hafta sonu dilediği zaman gelip bu makineden ekmeğini alabilecek.

    Dışında güvenlik kamerası ile acil çağrı butonları da var. Makine 112, 115 ve 110’u arayabiliyor. Üzerine bir tane dijital ekran yerleştirdik yaptığımız hizmetler orada yer alacak. Vatandaşlarımızın da bunları görme şansı olacak” dedi.

    MHP Yozgat Milletvekili Ethem Sedef, Askıda ekmek uygulaması, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden beri topraklarımızda yaşatılan büyük bir toplumsal dayanışma ve yardımlaşma geleneği olduğunu söyledi.

    Sedef, “Ekonomik zorlukları, ekmeğin değerini en iyi anlatan deyimlerden biri de “Ekmek aslanın ağzında.” sözüdür.

    Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, ekmeğin aslanın ağzında olduğu günümüzün şartlarında, atalarımıza layık bir tavırla “Askıda Ekmek Projesi”ni başlatmıştır. Proje kamuoyuna yansıdıktan sonra; toplumumuzun yoksullara, ihtiyaç sahiplerine el uzatmadaki geleneksel erdemlerini aksettiren ve zamanaman çeşitli yerlerde münferit olarak sürdürülen bir millî geleneği hayırsever Türk milletinin gönülden sahiplendiği memnuniyetle görülmektedir” dedi.

    Sedef, Türk islam geleneğine göre komşusu aç olanın tok yatamayacağını kaydederek, “Askıda Ekmek projesi, binlerce yıldır Türk İslam geleneğinde var olan; ama bunun çok onurlu yapılması gerektiğini bilen insanlarız. İhtiyacı olan vatandaşlarımızın onurunu zedelemeden, Anadolu’da da hepimizin kullandığı bir tabir vardır; ’Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek’ şeklinde. Liderimiz Devlet Bahçeli Bey’in Türkiye genelinde ‘Kardeşlik Kampanyası’ adı altında başlattığı bir kampanyadır. Yozgat genelinde şu anda bu kampanya yapılıyor” dedi.

  • Vatandaşın sağlık sorunu var!

    Vatandaşın sağlık sorunu var!

    Sağlıkta hizmet kalitesinin yükseldiğini kabul ediyorum… Geldiğimiz noktaya baktığımız da bu durumu asla inkar edemeyiz, görmeden hiç gelemeyiz. Fakat vatandaşın yaşadığı sağlık sorunlarına bir şekilde kalıcı çözümler bulmazsak, toplum yakında tümden hasta olacak.

    Yaklaşık 2 yıl önce 16 Ocak 2017’de hizmete başlayan 475 yataklı Şehir Hastanesi, geçen yıl 881 bin 814 hastaya acil ve poliklinik hizmeti verirken, Hastaneye bu yılın ilk 7 ayında ise 664 bin 136 hastanın başvuru yaptığını gazetelere yansıyan haberlerden öğrendim.

    Bu haberde aynen şu bilgiler yer alıyor… İl Sağlık Müdürlüğü Basın ve Halkla İlişkiler Birimi tarafından yapılan açıklamaya göre; Uzman doktor sayısı 65’den 120’ye yükselen hastanede, toplam 1 milyon 545 bin 950 hastaya sağlık hizmeti verildi.

    Yozgat Şehir Hastanesi Başhekimi Dr. Ahmet Aziz Surel, şehir hastanesiyle Yozgat halkının yüksek standartlı sağlık hizmetine kavuştuğunu belirtti.

    Yozgat’ın en uzak ilçelerinden ve köylerinden hastaların artık şehir hastanesine geldiğini belirten Surel, “Devlet Hastanesi döneminde il dışına sevk oranımız günlük 6-7 hasta iken şehir hastanesinde doktor sayımızın artmasıyla bu oran 1,2’ye kadar düştü” dedi.

    Yüzde 90 doluluk oranı ile hizmet sunduklarına değinen Surel, “Geçen yıl toplam ameliyat sayımız 13 bin 653 olurken, bu oran bu yıl 7 ayda 13 bin 556 olmuştur. Geçen yıl 28 bin 255 hastaya yataklı hizmet verilirken, 7 ayda 19 bin 801 hastamız yatarak tedavi görmüştür” ifadelerini kullandı.

    Surel, doğum servisi ve anne oteli hizmetleriyle doğum yapacak annelerin Yozgat Şehir Hastanesi’ni tercih ettiğini vurgulayarak, “2017 yılında 2 bin 937 doğum gerçekleşti. Bu yılın 7 ayında ise bin 579 doğum gerçekleşmiştir” diye konuştu.

    Açık kalp cerrahisini Bozok Üniversitesi ile iş birliği yaparak başlatacaklarını aktaran Surel, uzman doktor bulunduğu anda 14 yataklı yeni doğan servisinin de hizmete sunulacağını kaydetti.

    Daha önceki yıllarda da benzer haberler yaptığımızı hatırlıyorum bu sistem böyle devam ettiği sürece gelecek yıllarda da benzer rakamlar verilecek, haberler mutlaka güncellenecektir. Fakat burada asıl yapılması gereken, hazır sistem üzerinde bir takım eklemeler yaparak, hasta takip sistemine hızla geçilmelidir.

    Böyle bir sistem hem hastanın sağlığına kavuşmasını sağlar hem de ilaç israfını önler… Gerekirse birim gerek acile gelen gerekse poliklinik hizmeti alan her hasta yakın takibe alınıp, gerekli tedavi yapılmalıdır. Hasta tamamıyla iyileşmeden tedavi sistemi sonlandırılmamalıdır.

     

  • Sürmeli etkinlikleri bahane oldu

    Sürmeli etkinlikleri bahane oldu

    Sürmeli Etkinlilerinin tamamlanmasına bir gün kala Belediye Başkanı Kazım Aslan Cumhuriyet meydanını hıncahınç dolduran Yozgatlılarla sohbet etti.

    Bugün o sohbetten akılda kaldığı kadarıyla biraz bahsetmek istiyorum…

    Kazım Bey 5 yıla yakın zamandır Yozgat’ta Belediye Başkanlığı yapıyor, yaptığı işleri beğenmeyenler gibi beğenenler de vardır.

    Bu konuda Yozgatlılara bir konuşma yapan Belediye Başkanı Kazım Arslan göreve geldikleri günden bu zamana geçen sürede yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

    5 sene önce yaşanabilir bir Yozgat için yola çıkmıştık diyen Başkan Arslan,”Söyleyecek sözümüz, yapacak çok işimiz var sloganıyla yola çıkmıştık. Bugün geldiğimiz noktada bilhassa Yozgat dışından gelen hemşerilerimiz çok daha iyi görüyor Yozgat gerçekten değişti, imrenilen bir şehir oldu. Bizde bununla gurur duyuyoruz. Yozgat büyürken, gelişirken bizlerde sıkıntı çekiyoruz.Sizlerin sabırlarınız için ve bize bu şekilde destekleriniz için hepinizden Allah razı olsun. Yozgat için ve Yozgat’ın daha yaşanabilir bir şehir olması için yapıyoruz ne yapıyorsak. Herkesi aynı anda memnun etmek mümkün değil. İnsan kendi evinde ailesini bile her zaman mutlu edemiyor. Yozgat’ta da durum böyle. Ben inanıyorum ki Yozgatlılar bizim başarımız için dua ediyor çünkü biz başarırsak Yozgat kazanıyor. Yozgat için çalışan insanlara destek vermemiz lazım ki Yozgat kazansın” dedi.

    Seçim beyannamesinde verdikleri tüm sözleri tuttuklarını belirten Arslan,”Çok şükür eksik olan bir işimiz yok. Bir tek devam eden projemiz otopark var. Onu bu yıl içerisinde Yozgatlıların hizmetine sunacağız. 5 yılda 85 ana başlık altında 200’e yakın proje gerçekleştirmişiz. Keşke kimseyi üzmesek. Ancak böyle olmuyor. Eksikler var, her zamanda bir takım noksanlar olur ancak bu eksikleri hep birlikte tamamlayacağız. En çok eleştiri trafikten geliyor. Lise Caddesi’ni genişletmek mümkün değil, insanlara araba almayın demekte mümkün değil. Yozgat’ta bu sorunlar var. Biz bu sorunları çözmek için çalışıyoruz. Sizlerden tek beklentim, karşılıklı birbirimizde hakkımız var. 200’e yakın iş yapmışız. Bu işleri konuşmayıp, bir kenara bırakıp sadece yol bölünmesi üzerinden, trafik konusu üzerinden yüklenip Yozgat’a yapılacak olan yatırımların önünü kesmek isteyenlere fırsat vermeyin. Biz üstümüze düşeni yapıyoruz. Görev süremizin sonunda ise sizlerden haklarınızı helal etmenizi istiyorum” dedi.

    Hafta sonu gittiğim birkaç düğün evinde vatandaşlar sohbet ederken, Kazım Başkanın biraz önce bahsettiğim konuşması sohbetin konusu oldu. Vatandaşlar konuşmanın son cümlelerine dikkat ederseniz bu cümleler aynı zamanda Kazım Bey Yozgatlılarla artık vedalaştığının bir göstergesidir diyor ama mevzu siyaset olunca bu hususun üzerinde fazla durmaya gerek görmüyorum.

  • Tarla gününde, Sanayici, Üniversite ve Çiftçi buluştu

    Tarla gününde, Sanayici, Üniversite ve Çiftçi buluştu

    Türkiye’de İç Anadolu ve Orta Anadolu üretimin önemli kısmını karşılayan bölgelerin başında gelmektedir. Bu coğrafya da sanayi işbirliğini sağlayan İller gelişmenin ve kalkınmanın öncülüğünü yaptı.

    Özelikle Konya ve Kayseri gibi Büyük Şehirler İç Anadolu bölgesinde lokomotif illerin en başında yer alırken, sanayiye dayalı en çok gelişme ve kalkınma bu illerde yaşandı.

    Yozgat, KOP Projesi kapsamında Konya ile bazı çalışmaları yürüyor… ORAN Kalkınma Ajansı bünyesinde de Kayseri ile sanayi, tarım ve hayvancılık alanındaki çalışmalar içerisinde yer alıyor. Yozgat bu anlamda dikkat ederseniz daha çok Kayseri ile ilişkiler de sıcak iletişim halindedir. Bunun en önemli sebebi ise, Kayseri Şeker Fabrikası ve Boğazlıyan Şeker Fabrikasının özellikle tarım çiftçisiyle ilişkisinden kaynaklanmaktadır.

    Bu konuda Kayseri Şeker Fabrikasının yapmış olduğu birçok çalışma bulunmaktadır. Bugün en son yapılan bir çalışmadan örnek vereceğim:

    Kayseri Şeker tarafından Şeker pancarı tarımını geliştirmek ve sahip çıkmak için;yenilikçi gübre, ilaç, tohum ve akıllı damla sulama sistem uygulamalarının sergilendiği “Tarla Günü” etkinliğinde üniversite, sanayici ve çiftçileri bir araya geldi.
    8- 9 Ağustos 2018 günlerinde Kayseri Şeker Fabrikası Deneme ve Demonstrasyon alanında düzenlenen organizasyona katılan firmalar uygulama alanlarında çiftçileri ürünler ve uygulamalar hakkında bilgilendirildi.

    Kayseri pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay da, Kayseri Şeker çiftçisinin Genel Kurula ve tarla günleri etkinliğine gösterdiği ilgiden, işine sahiplenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
    Başkan Akay, “Çiftçilerimizin işlerini geliştirmek adına bu tür etkinliklere katıldığı için teşekkür ediyorum. Geçen sene başlamış olan tarla günleri çerçevesinde İkinci uygulamamızı gerçekleştiriyoruz. Tarla günü uygulamaları Trakya’da Ege’de daha yaygın şekilde yapılıyor. Ama artık yavaş yavaş orta Anadolu’da uygulanmaya başladı. Uygulamaların önemi kendisini göstermeye başladı. Üniversite ve sektörde hizmet veren firmalarla beraber bu işin yapılıyor olması elbette önem arz etmektedir. Üniversite, Hizmet veren firmalar, Çiftçiler ve Kayseri şeker hepsinin bir arada olunca bir değerlendirme yapma imkanı bulunuyor. bu değerlendirmenin sonucunda da fayda elde etmek niyetindeyiz. Buradaki uygulamalarımız da bahsetmek gerekirse. Özellikle damlama sulama konusunda Kayseri Şeker’in ve Bünyan, Develi, Yeşilhisar ve mahzemin’de çiftçilerimizin tarlalarında bu uygulama gerçekleşiyor. Bu arazilerde aynı zamanda tohum ve gübre denemeleri yapılıyor. Bu denemeleri yaparken Kayseri Şeker Ziraat teşkilatımızın yanında Ar-Ge merkezimiz ve üniversiteyle de beraber işimizi daha bilimsel bir şekilde yapmaya çalışıyoruz. Bunun için Kayseri Ziraat fakültemizin Değerli hocalarına başta Dekanımız, Dekan yardımcımız olmak üzere hepsine huzurunuzda teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. Onlarda bu işe gerçekten sahipleniyorlar. Üniversiteyle iş aleminin bir araya gelmesi Türkiye’de çok fazla gerçekleşen bir husus değil. Ama şimdi görüyoruz ki üniversitede sadece işveren değil Sanayi kuruluşları ve aynı zamanda çiftçilerde bir araya geliyor bu model bunun en güzel örneklerinden bir tanesidir. “dedi.

  • Köy çocukları tiyatro da istiyor

    Köy çocukları tiyatro da istiyor

    Geçen yıl hayata geçirilen, bu yıl da sürdürülen proje kapsamında köylerde yaşayan çocukların sinemayla buluşması için gezici sinema oluşturuldu.

    Köylere giden valilik görevlileri ve gönüllü üniversite öğrencileri, film başlamadan önce çocukların yüzlerine çeşitli maskeler çizip, birlikte oyun oynayarak neşeli vakit geçirmelerini sağlıyor. Sinemaya gelen çocuklara, ücretsiz sinema bileti, mısır ve meyve suyu ikram ediliyor.

    Şehir’de ne varsa artık köylerde de yok, yok… Teknolojideki baş döndüren değişim devam ettiği sürece insan için şehir de süren yaşam köydekinden farklı olmayacak.

    Hatta köydeki yaşam bir dönem sonra daha çok tercih edilir bir duruma gelecektir. Bugün devlet köyler için daha çok proje üretme peşinde… Çünkü şehirler tıkandı, yaşam şartları zorlaşmaya devam ediyor, vatandaşı köyde yaşamak için teşvik kapıları sonuna kadar açıldı. Köylerde şimdi sosyal yaşamı güçlendirmek ve cazip kılmak için köyde yaşayan çocuklar da projeye dahil edildi.

    Bu bağlamda proje kapsamında Sarıkaya ilçesine bağlı Karayakup Ortaokulu bahçesinde hazırlanan köy sinemasında “120” adlı filmi izleyen çocuklar, ilk kez beyaz perdeyle tanıştı.

    Vali Kemal Yurtnaç, projeyle kültür ve sanatı halka, öğrencilere ve gençlere yaymayı amaçladıklarını söyledi.
    Yaz tatilinde şehir merkezindeki gençlerin, yüzme, atletizm, güreş ve diğer spor dallarına yönlendirildiğini anlatan Vali Yurtnaç, “Köylerimizdeki gençlerimiz için de böyle bir proje hazırladık. Köy sineması için de İl Özel İdaresi kanalıyla led ekranlı bir araç yaptırdık. Geçen yıl 5 bin civarında gencimize, vatandaşımıza sinema filmi seyrettirdik. Projeye gönüllü gençlerimiz de destek veriyor. Çocukların yüzlerini boyuyorlar, onlarla oyun oynuyorlar, mısır veriyorlar, sinema bileti veriyorlar, güzel vakit geçirmelerini sağlıyorlar” dedi.
    Vali Yurtnaç, köyde yaşayan vatandaşların ve çocukların belki hayatlarında ilk kez toplu şekilde sinema filmi izlediklerini vurgulayarak, “Bu bir kültürdür, bu kültürü geliştirmek lazım. Geçen sene bunu yaptık bu sene de yaz tatilinde yine başladık. Köylerdeki vatandaşlarımıza film izleteceğiz” diye konuştu.
    Karayakup beldesinde filmi izlemeye gelen Burak Şafak (14) da daha önce sinemaya gitmediğini, ilk defa sinemada film izlediğini aktardı.
    Çocuklardan Gürkan Karagöz (13) de “Hayatımda hiç sinemaya gitmedim, köyüme sinema geldi. Yüzümüze maske yaptılar, heyecanlıyım” diye konuştu.
    Köy sakinlerinden Elif Doğan (48) da daha önce sinemaya gitmediğine işaret ederek, “Köyümüze sinema geldiği için çok mutluyum. Güzel bir şey, çocuklar için de değişiklik oldu. Çocukların sinemayı, sanatı tanıması açısından güzel bir olay. Çocukların sanata yönlendirilmesi için böyle şeylerin yapılması güzel, devamını da bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
    Filmi izleyen Filiz Coşar ise Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç’a teşekkür ederek, köylere tiyatronun da getirilmesini istedi.

  • Toprak ve çevre anız yangınlarından görüyor

    Toprak ve çevre anız yangınlarından görüyor

    Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Ziyaattin Özdemir yaptığı açıklamada,”Anız yakılıyor ama diğer taraftan nelerin yakıldığı pek bilinmiyor dedi.

    Valilik başta olmak üzere Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü bu konuda zaman zaman önemli açıklamalar yaparak, vatandaşı duyarlı olmaya davet ediyor ama halen devam eden anız yangınlarını gördüğümde bu açıklamaların fazlaca önemsenmediğini düşünüyorum…

    Dün yine bu konuda bir açıklama vardı… Bu açıklamada hasat sonrası hızlı bir şekilde tarlayı ikinci ürüne hazırlamak için kök ve sapların yakılmasıyla ortaya çıkan anız yangınları, toprağın veriminin düşmesine neden oluyor.
    Her yıl hasat döneminin ardından birçok bölgede çıkan anız yangınları gerek toprağa verdiği zarar gerekse sebep olduğu çevre kirliliği nedeniyle büyük sorun oluşturuyor. Yasağa rağmen vatandaşların tarladaki anızları yakmamaları konusunda uyarılarda bulunan Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Ziyaattin Özdemir yaptığı açıklamada,”Anız yakılıyor ama diğer taraftan nelerin yakıldığı pek bilinmiyor. Toprağımızda bulunan canlılar ve onların hayat evreleri var. Bu canlılar bizim üzerine attığımız tohumu bitkiyi beslemektedirler. Biz bunları yakıyor aynı zamanda biyolojik dengeyi bozuyoruz. Anız yangınında ilk anda 2 cm toprağımız seramik haline dönüşüyor. Bu her yıl yakıldığında toprak tamamen seramiğe dönüşmektedir. Organik madde miktarı azalıyor, toprağın su tutma kapasitesi düşüyor ve yağışların olmadığı zamanlarda bitkimiz bundan etkilenip zarar görüyor. Verimli topraklar verimsiz hale dönüşüyor” dedi.
    Anız yangınının ağır cezai müeyyidelerinin olduğunu söyleyen Özdemir, “Anız organik madde olacak çürüyecek. Biz bunu ne yapıyoruz kendi elimiz ile yakıyoruz. Bizden sonra gelecek nesillerde ve bu topraklardan beslenecek. Bizler onların haklarını korumamız lazım. Bizlere nasıl bu topraklar emanet edilmişse bizden sonrakilere de biz iyi bir emanetçi olarak devir etmemiz gerekiyor. Burada anız yakan tespit edildiğinde anız yangınının ağır cezai müeyyideleri var. Burada anızı yakan çiftçiler anız yakmasın. Hem ülkemize zarar vermesinler hem de ceza ile kendilerini mağdur duruma düşürmesinler. Bu konuda insanların hassas olmasını yakanlarında vicdanen düşünmelerini istiyorum” dedi.

    Yapılan bunca açıklamaya rağmen halen sorun devam ediyorsa bu konuda yeni bir çalışma yapmak gerekiyor… Öncelikle anız yangını sadece Yozgat’ın sorun değil, bu konuda sosyal medyaya baktığımız da yurdun her tarafında aynı sorun yaşanmakta olduğunu görüyoruz.

    Dolayısıyla bazı İller bu sorunu çözmek için kapsamlı bir çalışma yapmak üzere kolları sıvamışlar… Çoğunluğu çiftçilerden olmak üzere uzman kişilerin katılımı ile Çalıştaylar düzenleyerek, sorunu çözmek için ciddi bir adım atmışlar.

    Yozgat’ta da böyle bir çalışma yapılabilir mi? Denemek lazım, şimdiye kadar sanırım böyle bir çalışma yapılmadı.

    Yozgat Valiliği, Tarım İl Müdürlüğü, Yozgat Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Bozok Üniversitesi ile Ziraat Odası Başkanlığı’nın ortaklaşa yapacağı böyle bir Çalıştay’ın faydası olacaktır.

     

  • “AÇIK KAPI” PROJESİNDEN BAHSEDİYORUM

    “AÇIK KAPI” PROJESİNDEN BAHSEDİYORUM

    Bu proje devlet kapısında zannımca oluşan önemli bir boşluğu doldurmak maksadıyla uygulamaya konulmuş olmalı…

    Hep duyarız; Vatandaş gittim de kimseyi bulamadım… Ya da bir derdim vardı, anlatmak için gittim beni kimse dinlemedi…

    Bunun gibi birçok serzenişlerin ardı arkası kesilmemiş olacak ki, İçişleri Bakanlığı vatandaşın meramını dinlemek amacıyla böyle bir projeyi hayata geçirdi.

    Bu konuda biraz daha fazla ayrıntı verecek olursak, dün gazetelere yansıyan haberi birlikte bir kez daha gözden geçirelim…

    Türkiye’de 81 il Valiliklerinde hayata geçirilen Açık Kapı projesi kapsamında; vatandaşların kamu hizmetlerine kolay erişim sağlaması ve hızlı bir şekilde işlemlerinin yapılması için Yozgat Valiliğinde de hizmet veren Açık Kapı biriminde Vali Yurtnaç, vatandaşların sorunlarını dinledi.

    Açık Kapı birimini ziyaret eden Vali Kemal Yurtnaç, Açık Kapı çalışanları ile birlikte gelen vatandaşların sorunlarını dinledi.
    Vali Kemal Yurtnaç, “Hükümetimizin 180 günlük eylem planı doğrultusunda, İçişleri Bakanlığınca 81 il valiliğinde kamu hizmetlerine kolay erişimin sağlanması, vatandaş başvurularının hiçbir boşluğa mahal vermeden hızlı bir şekilde sonuçlandırılması, kamu hizmetlerinin sunumunda memnuniyetin arttırılması maksadıyla hayata geçirilen Açık Kapı Projesi Yozgat Valiliği’nde hizmet vermeye başlamıştır. Bu proje sayesinde, vatandaşlarımızla en üst düzeyde iletişimin kurulması, taleplerinin etkin ve hızlı bir şekilde alınarak takip edilmesi ve sonuçlandırılması amacıyla oluşturulmuştur. Elektronik olarak ya da valilik ve kaymakamlıklarda bulunan Açık Kapı birimlerine yazılı olarak talepler iletilebilir. Yapılan başvuruların süreç ve sonuç bilgileri kısa mesaj ile başvuru sahibine en kısa süre içerisinde bildiriliyor” dedi.

    Haberi tekrar okuduk… Şimdi sohbetin başındaki öngörümüzde vatandaş, devlet kapısında her zaman muhatap bulamıyor, derdini anlatacak makamlar çoğunlukla boş olmasından bu ihtiyaç doğmuştur demiştim.

    Haberin ayrıntısı incelendiğinde de benzer bir durum karşımıza çıkıyor… İlin Valisi de aynı şeyleri söylüyor…

    Bu sebeple Açık Kapı Projesi Yozgat Valiliği’nde hizmet vermeye başlamıştır. Bu proje sayesinde, vatandaşlarımızla en üst düzeyde iletişimin kurulması, taleplerinin etkin ve hızlı bir şekilde alınarak takip edilmesi ve sonuçlandırılması amacıyla oluşturulmuştur. Elektronik olarak ya da valilik ve kaymakamlıklarda bulunan Açık Kapı birimlerine yazılı olarak talepler iletilebilecek.

    Sonuç olarak bu proje sayesinde vatandaş devletin kapısına gittiğinde bir muhatap bulacak, derdini anlatacak, çözüm yolu en kısa sürede bulunacak.

  • Sürmeli Festivali Şenlikleri…

    Sürmeli Festivali Şenlikleri…

    Her yörenin kendine özgü bir takım etkinlikleri yapılmaktadır. Bu etkinliklerin asıl amacı toplum arasında birlik, beraberlik ve kaynaşmayı sağlamaktır. Aynı zaman da geçmiş ile geleceği buluşturmak, örf, adet ve gelenekleri bu etkinlikler de sergilemek, yörenin tanıtımına vesile olacak ürünleri sergilemek ve tanıtmaktır.

    Mesela Malatya’da her yıl kayısı festivali düzenlenir, ulusal ve uluslar arası kapsamda yapılan bu etkinlikte kayısıdan elde edilen ürünlerin tanıtımı yapılmaktadır…

    Elması ile meşhur ilimiz Amasya’da her yıl çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Yurdun çeşitli bölgesinde yaşayan insanlar bu etkinlik vesilesiyle memleketlerini ziyaret etmektedir.

    Yine Kocaeli’de Körfez Belediyesi tarafından 45 yıldır organize edilen Altın Kiraz Festivali’nde önemli etkinlikler yapılırken, bu etkinlikler de çeşitli sanatçılar sahne alır.

    Hemen yanı başımızda komşu İl Çorum’da ise bildiğim kadarıyla uzun zamandır leblebi festivali yapılmaya devam ediyor.

    Peki, Yozgat’a baktığımız da ise, 19 yıldır Sürmeli Festivali etkinlikler yapılmaktadır. Yerköy bölgesinde Kavun ve karpuz, Aydıncık bölgesinde Soğan, patates, bağrıbütün kavun, Şefaatli bölgesinde üzüm gibi Yozgat’ın hemen her bölgesinde üretim yapılan birçok ürün olmasına karşın bu etkinlik kapsamın da ilk yıllarda bir şeyler yapılaması için adımlar atıldı ama geldiğimiz noktaya baktığımızda ise, hiçbir ürünün tanıtımı yapılamadı.

    Sürmeli Festivalinin ilk yapılmaya başladığı yılları hatırlıyorum da, o yıllarda bu etkinlik çadırlarda ilkel yollarda yapılırken, daha çok katılım, daha çok coşku olurdu.

    Şimdi 19’uncusu yapılan adı dahi Festival yerine Şenlik olarak değiştirilen ancak toplumda geçmişte olduğu gibi ciddi bir karşılığı günden güne yok olmaya yüz tutan Sürmeli Festivali belli bir kalıp içinde kaldı.

    Kötülemek ya da eleştirmek için söylemiyorum ama 19 yıldır yapılan bir etkinlik toplumda karşılık görememiş, eğlence ve sanatçı konserlerinin bir adım ötesine geçememiş ise, bu konuda oturup biraz düşünmek gerekmez mi?

    Bu hafta Cuma günü meydan konserleri ile son bulacak 19’uncu Sürmeli Şenlikleri için Belediye camiasının yoğun çaba harcadığını, emek sarf ettiğini biliyorum, emeği geçenleri ayrıca kutluyorum. Fakat bu tür etkinlikler de toplum kendinden olan bir şey görmedikçe içine girmek şöyle dursun çevresinden dahi geçmiyor.

    Neden böyle bir ifade kullandığımı hemen izah edeyim… Etkinliklerin başlangıcından bu güne kadar olan kısımları dikkatli incelendiğinde halkın fazla ilgi duymadığı görsellerden daha net anlaşılacaktır, bilmem anlatabildim mi?

  • Üniversite olabilmek!

    Üniversite olabilmek!

    Birkaç önceydi… Gelen mailleri kontrol ederken, dikkatimi çeken bir bilgi notunda aynen şöyle yazıyordu; “Kadir Has Üniversitesi proje fabrikasına dönüştü. Projelerde görev alacak öğrenciler ayda 3.750 tl gelir elde edecek.”

    Giriş bölümü bu şekilde… Yozgat’ta bir Üniversite şehri olduğuna göre, önce haberin devamına bir bakalım sonra üzerinde konuşalım;

    Kadir Has Üniversitesi ürettiği projeler ile her sektöre katkı sağlıyor. Türkiye ve dünyanın farklı noktalarındaki Ar-Ge kuruluşlarıyla etkileşimde olan Kadir Has Üniversitesi Ar-Ge Kaynakları Direktörlüğü Nisan ayından bu yana akademisyenlerin hazırladığı 160 projeyi ilgili mali fon kuruluşlarına sunmaya başladı.

    Bu yıl Nisan ayı içerisinde kurulan Kadir Has Üniversitesi Ar-Ge Kaynakları Direktörlüğü, her türlü araştırma kaynaklarını tek çatı altında toplanmasını amaçlıyor. Üniversite bünyesindeki akademisyenler tarafından hazırlanan ve lisans ve lisansüstü öğrencilerin de katılımlarıyla gerçekleştirilecek projeler, TÜBİTAK başta olmak üzere dünyanın farklı noktalarından birçok kurum ve kuruluş ile ortak bir zeminde yürütülüyor.

    TÜBİTAK’a sunulan 13 güdümlü projenin sonuçları eylül ayında açıklanacak. Bu sayı ile, bir çağrı döneminde, güdümlü proje alanında bir üniversite tarafından TÜBİTAK’a sunulan proje sayısında bir rekor kırılmış oldu. Kadir Has Üniversitesi 87 yeni projeyi daha TÜBİTAK’a göndermeye hazırlanıyor.

    9 kişiden oluşan Kadir Has Üniversitesi Ar-Ge Direktörlüğü’nün görevi akademisyenlerin proje geliştirmesine katkı sunmak, kaynaklardan haberdar etmek, projelerin fonlanmasının ardından projenin yürütülmesi sırasında akademisyenlerin üzerindeki bürokratik işleri alarak araştırmalarına odaklanmalarını sağlamak. Ekibin yılsonuna kadar 30 kişiye tamamlanması planlanıyor. Direktörlük Avrupa Birliği ülkelerinden Ortadoğu’ya kadar fonları ve projeleri güncel olarak takip ediyor.

    Fonlanan projelerde en az 2 lisansüstü ve 1 lisans öğrencisi görev alacak. Bir eğitim yılında 150 öğrencinin projelerde görev alması ve her yüksek lisans öğrencisine 2.250 TL’si TÜBİTAK ve 1.500 TL’si Kadir Has Üniversitesi tarafından olmak üzere ayda 3.750 TL, doktora öğrencisine ise benzer şekilde 4000 TL kazanç imkânı yaratılması hedefleniyor.

    Bu konuda sorulması gereken soru şu olmalı. Bozok Üniversitesi bu bağlamda ne gibi bir çalışma yapıyor? Ya da şöyle soralım daha doğrusu böyle bir çalışması var mı?

    Bozok Üniversite yönetimini şu sözlerim kızdıracaktır ama yine de söylemeden geçmeyeceğim… Resmi olarak kurulduğu günden bu yana şehirle aradaki köprüler bilerek ya da bilmeyerek yıkıldı. Bugün şehir üniversiteden, üniversite de şehirden bihaber hayata devam ediyor.

    Her alanda mutlaka bir çalışma ve bu çalışmanın ışığında Kadir Has Üniversitesinde olduğu gibi gelişme mutlaka yaşanıyor. Fakat kamuoyunun bu gelişmelerden bir bilgisi olmadığı için söylenecek tek söz “Üniversite olabilmek” geliyor aklımıza.

  • Bu ürünler özel olarak desteklenmelidir

    Bu ürünler özel olarak desteklenmelidir

    Ürün tüketiminde ilk sırada yer alan Yozgat’ta sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar üretilen bazı ürünlerin aslında özel olarak desteklenmesi toplumun bütününe verilmesi gereken bana göre en önemli mesaj olacaktır.

    “Yozgat” kelimesini toplumun büyük bir bölümü “merkez” olarak algıladığı için burada şimdi yapacağımız genel değerlendirme olacaktır.

    Dolayısıyla konumuz üretim olduğuna göre bugün Yozgat’ın Aydıncık ilçesine özgü halk arasında “yer muzu” diye adlandırılan ve Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesince, coğrafi işaretleme adına genetik özellikleri araştırılan bağrıbütün kavunu hasadı başladığına göre bu konuda konuşalım istedim.

    Geçen yıl Aydıncık Belediyesi tarafından “Aydıncık Bağrıbütün Kavunu” olarak tescillenmesi için Türk Patent Enstitüsüne müracaatı yapılan kavun türü, ekiminden hasadına kadar Bozok Üniversitesi akademisyenlerince takip ediliyor.

    Aydıncıklı çiftçi Murat Uyan’ın 5 dekar tarlasına ektiği bağrıbütün kavunun hasadı yapıldı.

    Hasat sırasında gazetecilere açıklamada bulunan Aydıncık Belediye Başkanı Ahmet Koçak, bağrıbütünün 10 dilim şeklinde yetiştiğini söyledi.

    Özellikle Kümbet Ova olarak anılan bölgede bu ürünün öne çıkması için çalıştıklarını dile getiren Koçak, “Ürünümüz kavunla muz arası bir tat. Coğrafi işaretleme olarak Aydıncık’a, Yozgat’ımıza tescili için çalışma başlattık. Tescil başvurusu sonrası Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bağrıbütün kavunumuzun özellikle Aydıncık’a bir katma değer sağlamasını, halkımızın gelir durumuna yansımasını bekliyoruz.” dedi

    Koçak, halkın daha önce tüketeceği kadar kavun ektiğini anlatarak, “Bu ürüne Yozgat, Çorum, Ankara, İstanbul’dan talep gelmeye başladı. Bu talepleri karşılamak için vatandaşlarımız Kümbet Ova’da patates, soğanın yanı sıra bağrıbütün kavununu da gelir getiren ürün olarak ekmeye başladı. Bu sene ilk turfanda ürünümüzü aldık.” diye konuştu.

    Bağrıbütün üzerine bilimsel çalışma yürüten Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Gökçen Yakupoğlu da bu kavun çeşidinin morfolojik ve genetik karakterizasyonunu yaparak, coğrafi işaret almak istediklerini aktardı.

    Bu kapsamda üreticilerle işbirliği içerisinde kavun yetiştirdiklerini vurgulayan Yakupoğlu, “İlk ürünümüzü hasat ettik ve gerekli ölçümler için numune aldık. Yöre halkı bu kavunu yer muzu olarak adlandırıyor. Biz de lezzet ve şeker içeriği açısından incelemelerimizi yapacağız. Bunun sonucunda da genetik ve besinsel özelliklerini ortaya koyup, elde ettiğimiz sonuçlarla coğrafi işaret almaya çalışacağız.” ifadelerini kullandı.

    Çiftçi Murat Uyan ise daha önce tüketecekleri kadar ektikleri kavunu talebin artması üzerine bu yıl 5 dekar alanda ürettiklerini, kilogramını 2,5 liradan sattıklarını belirtti.

     

  • Teslim edilmeyen Şeker fabrikaları ne durumda

    Teslim edilmeyen Şeker fabrikaları ne durumda

    Hükümet, geçtiğimiz aylarda kamuya ait 14 Şeker fabrikasını özelleştirme yoluyla satışını yaptı… Aradan 2 ay geçmesine karşın 6 tane şeker fabrikasının halen devir teslimi yapılmadığını Kayseri Pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay tarafından birkaç gün önce yaptığı açıklama ile öğrendim.

    Bu konuda oldukça önemli açıklamalarda bulunan Sayın Akay, özelleştirilip, teslim edilemeyen 6 tane şeker fabrikası olduğunu belirterek, bu şeker fabrikalarının tesliminin geciktirilmesinin sektörde kaosa yol açabileceğini söyledi.

    Kayseri Şeker Fabrikasının 63 ncü genel kurulunda Şeker sektör temsilcileri adına konuşan Kayseri Pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay; Şeker sektörünün içerisinde bulunduğu kaostan kurtulması için sektör içerisinde, sorumluluk makamında olan insanların ve bu kuruluşların yöneticilerinin, sektörün sıkıntı yaşamaması için belirsizlik ortamındaki oluşan sorunları dile getirmesi gerektiğine dikkat çekti.
    Başkan Akay sözlerini şöyle sürdürdü; “Türkiye’de Şeker Pancarı çiftçisi özelleştirme sürecinden dolayı pancar ekmekten imtina etmişti. Yani pancar ekimden önemli bir kaçış var. Bu ekilen pancarlar da eğer sağlıklı bir şekilde üretilemezse yani şekere dönüştürülemezse, fabrikalarda işlenemezse ortaya çıkacak sonucun vahametini dikkatinize sunmak durumundayız. O nedenle şimdi sektörün bütün temsilcilerinin, sektörde rol alan bütün kuruluşların ve kişilerin bu işe sahip çıkmak mecburiyeti var. Yani bu kaos giderek eğer derinleşirse Bu şeker sektörü altından kalkamayacağı bir badireyle karşı karşıya kalır ve bu da şeker sektörünün yok oluşa gitmesi demektir.”
    Türkiye’deki Kamuya ait Şeker Fabrikalarından on üç tanesi satıldığını hatırlatan Başkan Akay, “ Bunlardan şuana kadar yedi tanesi teslim edildi. Altı tanesi henüz teslim edilemedi. Şuanda Devletin elinde on yedi tane fabrika var. Devlet elindeki fabrikaların çalışacağını düşünüyoruz. Özelleştirme sonrası teslim edilen fabrikaların da teslim edileceğini düşünüyoruz. Ama bu teslim edilemeyen altı Şeker Fabrikasının durumunun ne olacağı konusu, bundan sonraki süreçte şeker sektörü adına, Pancar çiftçisi adına, sektörün geleceği adına önemli bir sorudur. Bu sorunun cevabının acil bir şekilde bulunmasına ihtiyaç var. Çünkü bugüne kadar teslim edilemeyen bu fabrikalarda şuana kadar herhangi bir revizyon çalışmasına tabi tutulmadı.Biz Kayseri Şeker olarak, işi bilen bir kuruluş olarak bu konuda hem ekonomik imkanları olan bir kuruluş olarak, insan kaynağı gücü olan bir kuruluş olarak,Turhal Şeker Fabrikasındarevizyonu yapalım, Fabrikayı kampanyaya yetiştirelim diye bir buçuk aydır gece gündüz demeden bu konudaki ciddiyetimizi ve dikkatimizi kaybetmeden çalışma yapıyoruz”dedi.
    “Ama Özelleştirildiği halde daha teslim edilmemiş fabrikaların hiçbir revizyon işlemi yapılmadığı herkes tarafından bilinmektedir.” diyen Akay, “Bu fabrikalar şimdi teslim edilse bile kampanya dönemlerine revizyonu nasıl yetişecek bu fabrikalar nasıl çalışacak. Teslim edilmese Türk şeker bunları nasıl çalıştıracak. İşin doğrusu bu soruların cevabı bütün sektörü, şuanda pancar ekmiş çiftçilerin pancarlarını ve çiftçilerin durumunu ilgilendiriyor. Onun için bu konuda sessiz kalmak sorunları ifade etmemek doğru değildir. Orta Anadolu çiftçisi açısından Pancar’dan başka bir alternatif ürün yoktur. Başka bölgelerde Ege bölgesinde Trakya’da, Karadeniz’de, Akdeniz’de çiftçilerin alternatif ürünleri ve alternatif üretimleri olabilir. Ama Uşak’tan Muş’a kadar olan Orta Anadolu coğrafyasında bulunan çiftçilerin geçimini sağlayacakları en önemli ürün şekerpancarıdır. Şekerpancarı feda edilecek bir ürün değildir. Şekerpancarı yok farz edilecek bir ürün değildir. Türkiye de tarımsal ve bitkisel üretimde şeker pancarı ikinci sırada ürün” olduğunu söyledi.

  • Üretici halinden memnun değil

    Üretici halinden memnun değil

    Tarım politikalarındaki değişkenlik ve istikrarsızlıktan şimdiye kadar en başta üretici etkilenirken, tüketici payına düşeni almak durumunda kaldı…

    Günümüzde organik üretim miktarı bir hayli düşerken, GDO’lu ürün tüketimi toplumun sağlık sorunlarını da tetiklemeye devam ediyor…

    Bu konuda uzmanlar sürekli vatandaşı uyarsa da, ekonomideki gelir dağılımı dengesizliği insanların sağlık sorunlarının da artmasına sebep olmaktadır.

    Bugün seçimler öncesi fiyatlarda zirve yapan soğan ve patates üretici fiyatların dengesizliği karşısında ne yapacağını bilemez oldu.

    Bu konuda dün yaptığımız bir haberi tekrar örnek göstereceğim… Türkiye’nin önemli tarım bölgelerinden olan Yozgat’ta soğan üretimiyle ünlü ilçesi Aydıncık’ta patates ve soğan hasadı devam ediyor. İlçede, yaklaşık 5 Bin dekar soğan, 3 bin dekar alanda da patates üretimi yapıldığı belirtildi.

    Türkiye’nin önemli tarım bölgelerinden olan Yozgat’ta soğan üretimiyle ünlü ilçesi Aydıncık’ta patates ve soğan hasadı devam ediyor. İlçede, yaklaşık 5 Bin dekar soğan, 3 bin dekar alanda da patates üretimi yapıldığı belirtildi.
    Aydıncık’ta 15 yıldır patates soğan üretimi ve toptancılığı yapan Muhammed Öztürk isimli üretici, iç Anadolu bölgesinde patates ve soğan hasadına başlanmasıyla patates ve soğan fiyatlarının yarının da altına düştüğünü söyledi.
    İlçede, yaklaşık 200 dekar alanda soğan ve patates alımı yaptığını ifade eden Öztürk, “Çiftçilerimizin yıllardır ürünlerini değerinde alıyor büyük alış veriş merkezlerine satışını yapıyorum. Şuan bir çiftçimizin 200 dekar tarlasındaki patatesi toptan alımını yaptım. Sökümü, işçiliği de bize ait. Tarladan soğanın kilosunu 1 liraya 10 kuruşa, patatesi ise 1 lira 60 kuruşa alıyorum. Burada biz toptancı olarak memnun olduğumuz gibi çiftçimiz de ürününü bu fiyata satmaktan memnun kalıyor.”dedi.
    Ürün fiyatlarının tezgahlarda yüksek olmasının kendilerinden kaynaklanmadığını söyleyen Öztürk, “Bizler tarladan fiyatını uygun alıyoruz ve çiftçimizde bizde kazanıyoruz.
    Fakat tezgahlarda giderlerde hesaplanıp üzerine koyulduğunda ister istemez biraz yükseliyor. Ama bölgemizde ve diğer bölgelerde patates ve soğan hasadının yapılmasıyla bu ürünlerin fiyatları normale döndü. Kasım ayına kadar da bu şekilde devam eder.”diye konuştu.
    Soğan ve patatesi, Karadeniz bölgesi başta olmak üzere Türkiye’nin her yerine gönderdiklerini söyleyen Öztürk, “Ürünlerimizi Türkiye’nin her bölgesine gönderiyoruz. Şuan, patates ve soğanın merkezi konumundaki illerimizin başında gelen Nevşehir, Niğde, Amasya, Kayseri ve Polatlı’da da hasat devam ediyor. Birkaç ay öncesine kadar adeta dolarla yarışan bu ürünler, bölgemizde yapılan hasat sonrası ürünlerin piyasaya sunulması ile normal fiyatına ve hatta daha altına kadar düştü. Ürünler bu yılsonuna kadar aynı fiyat üzerinden satışa sunulacağını tahmin ediyoruz.”ifadelerini kullandı.
    Aydıncık Ziraat Odası Başkanı Mustafa Tekçam’da ilçelerinin soğan üretimi ile ön planda olduğunu belirterek, “İlçemizde soğan ve patates üretimi her yıl yaygın bir şekilde devam ediyor.
    Bu yıl soğan ve patates fiyatlarında yaşanan fiyat artışı, çiftçimizin bu ürünlere daha fazla yönelmesine sebep oldu. Şuan ilçemiz genelinde yaklaşık 3 bin dekar alanda patates, 5 bin dekar alanda da soğan üretimi yapılmaktadır.
    Ürünlerin piyasalara sürülmesi ile kısa süreli olan fiyat artışlarını da normale döndürdü” dedi.

  • Amatör Spor camiası ne kadar vefalı göreceğiz

    Amatör Spor camiası ne kadar vefalı göreceğiz

    YOZGAT” denilince, vefasızlık, çekemezlik, haset ve fesatlık” akla gelen ilk olumsuz ifadeler bunlar olabilir…

    Bunları ve dahasını kabul etmediğimi baştan söyleyeyim…

    Çünkü benim gözümde Yozgat bu değil… “Yozgat” denildiğinde vatanını ve bayrağını seven, vatandaşlık görevini en doğru şekilde yerine getiren, söz konusu vatan olunca gerisi teferruattır diyen insanların, devletin her türlü nimetlerinde en az faydalandığı, gelir seviyesinin düşük olduğu, sosyal ve ekonomik yönden zor şartlar altında yaşam mücadelesinin adıdır. Başka şehirlerde olduğu gibi Yozgat’ta da zaman zaman bir takım olumsuz durumlar yaşanabilir.

    Bunları pek fazla sorun etmeden yapılan güzel işlerin sayısını artırmak hepimizin vazifesidir diye düşünüyorum… Bu bağlamda Yozgat insanı, taşı taşın üstüne koyanları şimdiye kadar unutmadı, bundan sonra da unutmayacaklarını şuanda yapılan bir çalışma ile hatırlatmanın gayretini görüyorum.

    Dün gazetelere haber konusu olan güzel bir gelişmeyi buradan desteklemek adına tekrar yayınlıyorum:

    Yozgat Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı (ASKF) Hakan Bektaş, 17 takımın iştirakiyle deplasmanlı çift devreli lig usulüne göre oynanacak olan Yozgat Birinci Amatör Küme Futbol Ligi’nin 2018-2019 sezonunda Kamil Kılıçarslan Yozgat Amatör Küme Futbol Ligi olması için Türkiye Futbol Federasyonu’na (TFF) müracaatta bulunduklarını söyledi.

    Yozgat Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı (ASKF) Hakan Bektaş, 17 takımın iştirakiyle deplasmanlı çift devreli lig usulüne göre oynanacak olan Yozgat Birinci Amatör Küme Futbol Ligi’nin 2018-2019 sezonunda Kamil Kılıçarslan Yozgat Amatör Küme Futbol Ligi olması için Türkiye Futbol Federasyonu’na (TFF) müracaatta bulunduklarını söyledi.
    Yozgat spor kamuoyu tarafından sevilen ve vefatının spor camiasını derin bir üzüntüye sevk ettiği Kamil Kılıçarslan’ın isminin yaşatılması için harekete geçen Yozgat Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı Hakan Bektaş, bu yılki amatör küme lig isminin Kamil Kılıçarsan Yozgat Birinci Amatör Küme Futbol Ligi olması yönünde müracaatta bulunduklarını söyledi.
    Uzun yıllar Sarayspor kulübünde başkanlık ve antrenörlük yapan, Yozgat futboluna yüzlerce sporcu yetiştiren ve geçtiğimiz aylarda hayatını kaybeden Kamil Kılıçarslan’ın vefatının kendilerini derinden üzdüğünü söyleyen Bektaş,”Yozgat Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Yönetim Kurulu olarak aldığımız kararla TFF Amatör İşler Departmanı Müdürlüğüne yaptığımız başvuru ile birlikte Yozgat ilinde 2018-2019 futbol sezonunda yapılacak Birinci Amatör Küme Futbol Ligi isminin Kamil Kılıçarslan Yozgat Birinci Amatör Küme Futbol Ligi olarak adlandırılması ile ilgili karara vardık ve resmi yazımızı TFF’ye ulaştırdık. Böyle bir lig ismi verilmesinin aslında Kamil Amcanın yaptığı hizmetlerin yanında çok az kalmasına rağmen yine de bu şekilde yaptığı hizmetlerin bir kısmının karşılığı olarak ta Yozgat Birinci Amatör Küme Liginin bu şekilde adlandırılmasını karara bağladık. İnşallah hayırlı bir lig geçiririz” dedi.

     

  • Üniversiteliler Çamlıkta bilimsel çalışma yapacaklar

    Üniversiteliler Çamlıkta bilimsel çalışma yapacaklar

    Şehirle iç içe doğa manzarasını Yozgat’tan başka bir yerde böyle bir güzellikte bulmak mümkün değildir… Yozgat, Çamlığın henüz bu yönünü keşfetmemiş olsa da, Doğayı yakından takip eden çevreler bunun farkında olduklarını birazdan paylaşacağım bilgilerde hep birlikte göreceğiz.

    Ama önce Çamlıkla ilgili birkaç not düşmekte fayda görüyorum… Türkiye’nin ilk Milli Parkı unvanını taşıyan Çamlığı kapısında kulübe koyarak, makbuz karşılığı para tahsil yeri olarak görmemek lazım…

    Sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen tesislerde hizmetlerin yöresel ürünler yaparak sunulmasına önem vermek lazım…

    Çamlığı ziyaret eden vatandaşların burada her türlü ihtiyaçlarını zorlanmadan, bir sıkıntı söz konusu olmadan karşılamalarını sağlamak lazım…

    Çamlığın artık bu tür sorunlarla anılmaması gerektiğini düşünüyorum… Ve mevcut sosyal tesislerin hizmet sisteminin yetersiz olduğunu buradan bir kez daha hatırlatmak fayda görüyorum…

    Bu tesislerin daha düzenli hizmet vermesini sağlamak için gerekirse Özelleştirme sisteminin devreye konulması lazım…

    Gelelim bilimsel araştırma konusuna. Önümüzdeki ay itibariyle Çamlıkta önemli bir çalışma yapılacak. Bu çalışma teknik, detay ve bilimsel yönden belki de şimdiye kadar yapılan çalışmaların en önemlisi olma özelliği taşıyacaktır.

    Çalışmayla ilgili vereceğimiz bilgilere gelince;  TÜBİTAK’ın desteğiyle Bozok Üniversitesi’nin katkılarıyla yapılacak olan “Doğalab: Doğada Sorgulama Temelli Bilim” projesi başvuruları başladı. Proje kapsamında 24 sekizinci sınıf öğrencisi ve 12 öğretmen adayı Yozgat Milli Parkı’n da 7 gün sürecek kampa alınacak. Projeye farklı üniversitelerden çok sayıda öğretim üyesi, araştırmacı ve eğitmen de katılarak destek verecek.
    Bozok Üniversitesi öğretim üyesi Gülşah Sezen Vekli’nin yürütücülüğünü yaptığı “Doğada Sorgulama Temelli Bilim” projesi, doğada sorgulama temelli bilim etkinlikleriyle öğrencilerin olay ve olguları bilimsel bir bakış açısıyla algılamaları, bilime ve bilim insanına merak ve ilgilerinin artırılması ve sorgulama becerilerinin geliştirilmesi amaçlıyor. Öğretim üyesi Gülşah Sezen Vekli yaptığı açıklamada, proje kapsamında 24 ortaöğretim 8. sınıf öğrencisi ve 12 fen bilgisi öğretmen adayının Yozgat Milli Parkı’nda kampa alınacağını, kamp süresince katılımcıların ve eğitmenlerin Galata Çamlık Otel’de konaklayacaklarını belirtti.
    TÜBİTAK 4004 Doğa Eğitimi ve Bilim Okulları proje çağrısı kapsamında desteklenen Doğalab:Doğada Sorgulama Temelli Bilim projesi hakkında bilgi veren Bozok Üniversitesi öğretim üyesi Gülşah Sezen Vekli, “Bilimsel araştırma; doğada yaşanan olayların sırrını çözmeyle ilgili sorgulama yaparak kanıtlar toplama sürecidir. İçinde yaşadığımız ve sürekli etkileşim içinde olduğumuz doğa aynı zamanda bir açık hava laboratuvarı olma özelliği taşır. Bu bağlamda “Doğa_Lab: Doğada Sorgulama Temelli Bilim” isimli proje; gizemi, doğada yaşanan olaylara uyarlayarak bilimi eğlenceli bir öğrenme/keşif etkinliğine dönüştürmeyi hedeflemektedir” dedi.

    2-8 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek proje programında; biyoçeşitlilik, iklim değişikliği, su hayattır, doğada enerji, kirleticiler temaları çerçevesinde sorgulama temelli bilim etkinliklerine; deney, gözlem, atölye çalışmaları, doğa oyunları, su ve toprak analizleri, drama, poster/slogan oluşturma gibi etkinliklere yer verilecek. Proje etkinlikleri kapsamında, öğrencilerden öncelikle doğa temelli bir problemi fark etmeleri, daha sonra problemin nedenleri hakkında sorgulama yapmaları ve son aşamada da belirlenen problemin giderilmesine yönelik çözüm yolları geliştirmeleri bekleniyor. Takım koçları tarafından yönlendirilecek bu süreçlerde öğrencilerin azami şekilde hem zihinsel hem de fiziksel olarak etkinlikler içinde aktif olmaları sağlanacak.

  • SAĞLIKTA HİZMET KALİTESİYÜKSELİYOR

    SAĞLIKTA HİZMET KALİTESİYÜKSELİYOR

    Yozgat sağlık alanında ödüle layık görüldü… İl Sağlık Müdürlüğü tarafından servis edilen haber geçtiğimiz hafta bütün gazetelerde yer buldu.
    Bu durum Yozgat için son derece önemli bir gelişme olduğunu baştan söyleyeyim… Çünkü burada yaşayan halkın büyük çoğunluğu sağlık alanın da şimdiye kadar çok sıkıntı çekti, çileli yollarda çok hayatlar kayboldu…
    Yozgat denildiğinde Doktor sıkıntısı, bina sorunu, yetişmiş sağlık elmanı sıkıntısı, araç-gereç gibi akla gelebilecek her şey problemdir.
    Bundan dolayı Yozgat’a yıllarca iyi doktor gelmedi, gelenler de biran evvel gitmenin derdinde oldular.
    Peki, bugün bir şeyler değişti mi? Yazımın girişinde verdiğim paragraf ve birazdan anlatacaklarım belki bu sorunun tatmin edici cevabı olmayacak ama yine de eskiye nazaran gelişmeler iyi yönde diyebilirim.
    Gelelim haber konusuna; Yozgat Şehir Hastanesi Anne Dostu ünvanı alan dört hastane ile il olarak ülke genelinde Türkiye 2. oldu.
    Normal doğum oranlarının artırılarak, sezaryen doğum oranlarının azaltılması hedefi ile Sağlık Bakanlığınca başlatılan, Anne Dostu Hastane uygulamasında Yozgat Şehir Hastanesi, Akdağmadeni Devlet Hastanesi, Boğazlıyan Devlet Hastanesi ve Sorgun Devlet Hastanesi ile birlikte Yozgat’ta dört hastane Anne Dostu Hastane ünvanına sahip olmuş oldu.
    Anne dostu ünvanı alan dört hastane ile il olarak Yozgat, ülke genelinde 2. sıraya yükselmiş oldu.
    Doğum öncesi, anne adaylarına doğuma hazırlık eğitimlerinin verildiği Gebe Bilgilendirme Sınıflarında; gebeliğin son aylarında anne adaylarına doğum odalarının tanıtıldığı süreç ile devam eden ve daha önce hastanelerde doğum yapan annelerle yüz yüze görüşülerek Anne Dostu Hastane kriterleri olarak değerlendirme yapılıyor.
    Ayrıca, Sağlık Bakanlığı ekipleri tarafından yapılan yerinde değerlendirme sonrası, Anne Dostu Hastane ünvanı alınabiliyor.
    Anne Dostu Hastanelerde, doğumlar tek kişilik odalarda gerçekleştiriliyor.
    Her doğum odasında hasta kişisel kullanımına yönelik lavabo, wc, duş alanları, gebe yakınları için özel ayrı bekleme ve bilgilendirme alanlarının oluşturulduğu, anne ve bebek odaklı doğum odaları ile tüm anne adayları için hizmet veriliyor.
    Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin konu ile yaptığı açıklamada şunları söyledi; ” Doğuma, uygun bir refakatçi ile hazırlanan gebeler hastanede kendilerini ev ortamında gibi rahat hissetmektedir.
    Mahremiyetlerine özen gösterilen tek kişilik Doğum Ünitelerinde doğumlarını gerçekleştirmektedir.
    Doğum sonrası annenin bebeği ile en kısa sürede ten tene teması sağlanarak, eğitimli sağlık personeli tarafından anne sütü ve emzirme konusunda desteklenmeleri sağlanmaktadır.
    Tüm bu uygulamalarla normal doğum özendirilmekte, kanıta dayalı tıp uygulamaları kapsamında müdahale oranlarının azaltılması Sağlık Bakanlığı tarafından hedeflenmektedir.
    İl Müdürlüğümüzdeki ekibimiz, hastane yöneticilerimiz ve sağlık çalışanlarımıza, hastanelerdeki gerekli tıbbi malzeme ve fiziki şartlar için yaptıkları çalışmalardan dolayı teşekkür ediyorum. Yozgat’ımızın Anne Dostu Hastane ünvanına sahip, ülkemizde 2.ci olması hepimizi gururlandırdı.

  • Eskiden hayat  şartları daha zordu

    Eskiden hayat şartları daha zordu

    Eskiden hayat şartları daha zor, geçim sıkıntısı daha fazlaydı. İnsanların giyimi, yemesi, içmesi, kullandığı eşyalar daha zor temin ediliyordu. Doğal olarak üretilen meyve ve sebzeler mevsiminde bulu-nur, mevsimi geçince ortadan kaybolurdu.
    En rahat geçinenler memurlardı. Memurların, memur olmayanların üzerinde geçim standardı olur, daha rahat hayat sürerdi. Bu sebeple aileler kızlarını, memur ile evlendirmeyi tercih ederlerdi.
    Halkın elinde bulunan parası ya altına takılı olur, ya da bir esnafın kasasında emanet dururdu. Bu davranış insanların karşılıklı olarak birbirlerine ne kadar güvendiklerinin bir göstergesiydi.
    * * * *
    Kasaptan et, eve misafir geleceği zaman alınır, onun dışında evdeki kavurma ile et ihtiyacı karşılanır-dı. Evlerde çekmen denilen toprak kaplarda; salatalık turşusu, pekmez, sirke bulunur, kışlık yiyecek-ler yazın ve sonbaharda hazırlanırdı. Çocuklara bayramdan bayrama pantolon gömlek diktirilir, bun-lar eskidiğinde yama yapılarak giyinilirdi.
    Bal evlerde ilaç niyetine bulundurulur, sofraya yenmek için gelmez, evde hasta olduğunda hastaya şifa niyetine yedirilirdi. Ballar şimdiki gibi glikozlu bal değil, halis çiçek balı idi.
    Kışın soğuklarda, balda kristalleşme olurdu. Pazara nadiren de kara kovan balı gelirdi. Ormanlık bölgelerde üretilen çam bal-larının, fazla yenildiğinde insanı uyuttuğu söylenirdi.
    * * * *
    Küçükken çalıştığım işyerinin bulunduğu bölge Hal dükkânlarıydı… Burası Yozgat’ın ticaretinin kalbi gibiydi… Şehirde yaşayan her kim olursa olsun, günlük işlerini bitirdikten sonra hale uğramadan eve gitmezdi.
    Bugünkü gibi çok büyük dükkân yoktu ama dükkânların hepsi iyi iş yapardı…
    Helva, lokum ve üretilen ballar bu dükkânlarda satılırdı. Hazır yoğurt bugünkü gibi satılmazdı, vatandaş doğal yoğurt tüketirdi.
    Bal, pekmez ve çalma yaz, kış vatandaşın sofrasından eksik olmazdı, bu ürünleri tüketen vatandaş kolay kolay hastalanmaz, hastane kapılarında zaman tüketmezdi.
    * * * *
    Kalfalık dönemlerimizde hemen her dükkânda ikindi vakti parmak çörek, çökelek, para çok olduğu zamanlar da tulum peyniriyle kahvaltı şekilde tüketilirdi.
    Para o zamanlar da vatandaş için bugünkü kadar birinci öncelik değildi. Alışverişler de elbette para kullanılır, fakat bu hesaplar en son safhada yapılırdı… Önemli olan vatandaşın işinin görülmesiydi.
    Günümüzde birçok imkânlara kavuştuk. Refah seviyesi yükseldi. En fakirin evinde bile kahvaltıda, zeytin, peynir, reçel eksik olmuyor.
    Herkesin evine fırın ekmeği giriyor. Çocuklarımız ihtiyaçlarını kar-şılarken marka arıyorlar. Elektriksiz, buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyonu olmayan ev kalmadı.
    Herhalde ağzımızın tadı kaçtı.
    Yediklerimizin tadını, huzuru bulamaz olduk. Komşuların halini sormaz, kimsenin elinden tutmaz olduk. Beyaz atlı yiğitler atına binip, başka diyarlara gitti artık.
    Yolda karşı-laştığımız insanlara selam vermeyi bile çok görür olduk. Kendimiz hakkı hukuku tanımazken, başkala-rını eleştirir olduk.
    Benden bir şey ister diye; kardeşin kardeşten kaçtığı günümüz insanı ile dünün komşuluk ilişkilerini düşündüğümde “Baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş” lafından başka aklıma bir şey gelmiyor.