Kategori: Köşe Yazıları

  • Ak partinin adayları twitter’e düştü!

    Ak partinin adayları twitter’e düştü!

    AK Parti, Türkiye’de seçime katılacağı birçok ilçede göstereceği Belediye Başkanı adayları isimlerini açıklama sürecini uzatması bir takım kişiler ve sektörlerce fırsata dönüştü…

    Bu arada siyasi ortam bilerek ya da bilmeyerek, çeşitli söylem ve eylemlerle farklı mecralara çekildi, ahbap çavuş ilişkileri ön plana çıktı… Her kafandan seslerin yükselmesiyle teşkilatlar meşgul edildi.

    Çok sayıda dedikodu, aday adayları hakkında çıkan asılsız konuşmalar, toplum tarafından farklı şekilde yorumlandı…

    Yaşanan bütün bu olumsuz gelişmeler diğer partiler için siyasi malzeme olurken, aynı partide mücadele insanların da aralarında soğuk rüzgârların esmesine sebep teşkil etti.

    Şimdiye kadar olup bitenleri Ak partinin yetkili organları ile konuştuğumuzda, söyleyecek fazla sözleri olmadığını bilmekle birlikte, adaylık sürecinin bilinçli şekilde uzatılarak, partinin gündemde kalmasını sağladıkları yönünde beyanları olduğunu duyuyorum.

    31 Martta yapılacak seçimlere 3 aydan az bir zaman kalırken, geçtiğimiz hafta bazı twitter hesaplarından Belediye Başkanı adayları isimleri açıklandı…

    Bu açıklama üzerine Ak parti genel merkez yetkilileri, bazı twitter hesaplarından Belediye Başkanı adayları isimlerinin açıklanmasını asılsız bir açıklama olarak nitelemezken, Yozgat teşkilatı mensupları, bu açıklamalar doğru değil, bize ulaşan bir bilgi yok demekle yetindiler.

    AK Parti genel merkezinin resmi olarak açıkladığı tek isim Yozgat merkez Belediye Başkan adayı Celal Köse olduğunu biliyoruz. Bunun dışında resmi bir açıklama henüz yapılmadı.

    Fakat burada bir hususun altını çizmekte fayda görüyorum… Bilindiği üzere sosyal paylaşım sitelerinde yapılan açıklamalar ilçelerde hem teşkilat mensuplarının hem de seçmenlerin kafasını yeteri kadar karıştırmıştır.

    Gazetede dün sabah yaptığımız sohbette bir arkadaşımız, malum twitter hesabında yayınlanan isimlerle ilgili konuşurken, bu konuda kendisine ulaşan bilgide açıklanan isimlerin doğru olduğunu duyduğunu söyledi.

    Bu bilgiyi veren kişinin Ak partinin kuruluşundan bu yana partide önemli görevlerde bulunduğunu, kendisinin de açıklanan isimler karşısında şaşkınlık yaşadığını anlattı.

    Peki, bu şaşkınlığın sebebi nedir diye sorduğumda, twitterda isimleri yayınlanan birçok kişinin şimdiye kadar ne kamuoyu yoklamasında ne temayülde ne de anketlerde isminin geçmediğini şaşkınlığının sebebinin de bu yüzden olduğunu anlattığını söyledi.

    Hülasa, Yozgat’ta Ak partinin Belediye başkanı adayları 19 Ocak Pazar günü resmen açıklanacak.

  • BİZDEN NE KALACAK?

    BİZDEN NE KALACAK?

    İnsanoğlu ne gariptir..En büyük gerçeği olan ölümü bir türlü kabul  etmek istemez..Allah’ın bizlere verdiği  en üstün yetenek farkındalık olsa da  bir türlü  yanaşmak istemiyoruz o sonsuzluğa giden limana.Özlediklerimiz oluyor , keşke dediklerimiz, iç geçirdiklerimiz..Yaşadığımız anın  güzelliği yıllar sonra çıkıyor gün yüzüne ..Ya çok  pişman oluyoruz yada derin bir ahh çekip dalıp dalıp  gidiyoruz..

    O güzel anlara dönebilmek için  bir çoğumuz her şeyini feda etmeye hazırda olsa  maalesef zaman geriye dönmüyor işte..Bize bütün bu güzellikleri ya dinlemek yada bir bardak demli çay eşliğinde buğulu gözlerle yâd etmek  kalıyor..

    İşte bu güzelliklerden bir kaç adeti bu gün  beni hem efkarlandırdı hem gülümsetti..

    Böyle soğuk bir kış gününde  köye bir dilenci gelir..Köy odasında yedirirler içirirler  ağırlarlar nede olsa tanrı misafiri..Gün evine giderken akşama doğru  artık herkes evine gitmeye başlar ama misafirin gitmeye niyeti yok! Zaten bir kırıklı soba yada şerbetlik var evde kimsede yatacak sıcak yerde yok!

    Derken iki nüktedan arkadaştan biri  erken davranır hemen lâfı açar..

    -Ömer ağa koca köyde ağayım deyip geziyorsun  , misafiri  ağırlamak sana  düşer bu gece..

    Ömer ağa tereddütsüz hemen verir cevabı,

    -Benim sülalem ağa elbette misafir benim evde ağırlanır, sizin evde pişen öyün de yenmez zaten!!!

    Ömer ağa eve haber gönderir akşama yatılı misafir var diye, hanımı biraz çıkışsa da ” tanrı misafirini geri çevirmek olmaz ..Tamam der büyürsün gelsin..O gün Ömer ağanın evinde saçağı çöreği, eşgili bazlama yapılmıştır..Akşam misafire ikram da edilir ve adam en kuytu odaya açılan  yün döşeğe yatırılır..Oldukça naif yürekli olan evin hanımı Salime hanım derki eşine,

    -herif dilencinin eşşeği üşümesin onu da tandıra bağla  yazık hayvan sabahaca donar yoksa..!

    Yatsı namazından sonra horanta da yerine yatar..

    Sabah ezanıyla birlikte Ömer ağada  uyanır eşine derki

    Salime hatın misafirin karnını doyurup yolcu edelim..

    Salime hatın

    -daha ıhırcık karanlık  derdine noldu? diye çıkışır ama bir saat sonra herkes kendini sofrada bulur..Sohbet muhabbet derken, dilenci derki bacı benim eşşeği  çıkarında ben gideyim artık..

    Salime hatın bir çırpıda aşağı tandır  evine iner Ama, ağzının dolusu kahkaha atıyor halde eşine,

    – herif eşşek gülüyor diye bağırır..

    Eşinin şakacı olduğunu bilen Ömer ağa

    -ısıcakta yattığından ezeleri yumuşamıştır , hadi çıkart hayvanı adam gidecek..

    Kadın  gülüyor ama yineliyor cümleyi ” heriiiif  eşşek gülüyor inanmazsan gel de bak..Ömer ağa ve dilenci aşağı inerler  tandır evine girerler ki, bir de ne görsünler!!!

    Eşşek arka ayaklarının üstüne ateşli tandıra düşmüş ve yanmıştır..Kaslar da geriye çekildiği için eşeğin bütün dişleri dışarı da gülüyor gibi sanki..Evdeki eşeği versek vermişler dilenciye ve böylelikle de göndermişler..Anlatılınca hâlâ gülümseten  bu anılardan  bizler yaşamıyoruz maalesef..Sanal alemde  öldürdüğümüz zaman bizlerin tabutudur aslında..Canlı canlı  diri diri mezara götüren..

  • KIBLESİZ

    KIBLESİZ

    Camiye girerken  etrafı  süzer

    Yemeği  beğenmez hanımı üzer

    Güya  oruçludur ,abdestli gezer

    Namaza dururken esner kıblesiz

     

    Sofraya oturur  besmele bilmez

    Garibin  fakirin  halini  görmez

    Kendinden  başka  kimseyi  sevmez

    Çay  görmüş at gibi kişner kıblesiz

     

    İftara beş kala   ancak  uyanır

    Senin bu  zulmüne canmı  dayanır

    Zavallı ibadet yaptım mı sanır

    Ruhunu küfürle  besler kıblesiz..

     

    Namazdan  niyazdan  muaftır kendi

    Cennete  gidecek öyle   söylendi

    Böyle bir  müslüman  olmaz efendi

    Hayali  huriyle  süsler kıblesiz..

     

    Kul  hakkını  yedin ,hatırı  kırdın

    Yetimi sevmedin sırtına vurdun

    Üç cumada  bir ön safa durdun

    Anayla  bacıyla küsler kıblesiz..

     

    Emanete  benim diyende  sensin

    Yeter ki kazancın bol  olsun gelsin

    Haram  lokma hayır etmez bilesin

    Şimdilik yolunda  işler kıblesiz

     

    Mahşerde  hallerin ne olur bilmem

    Dahada  söyleyip  günaha girmem

    Görürüm  halini,görmezden  gelmem

    Dumanlar  üstünde puslar kıblesiz

  • POŞET SOYHASI

    POŞET SOYHASI

    Alıp da yollara kôtekliyorduh

    Dolabın bôğrüne itekliyorduh

    Ilâzım olurdu  hep saklıyorduh

    Soyhanıza galsın poşet soyhası..

     

    Eskiden  fileler  torbalar vardı

    Kesekâğardi her işe yarardı

    Hâğbe gôzu helâlinden dolardı

    Soyhanıza galsın poşet soyhası

     

    Esgiyen perdeler olurdu torba

    Süzerdik yoğurdu bulardık çorba

    Gözüme bakıyor yetkili zorba

    Soyhanıza galsın poşet soyhası

     

    Bir zaman öncesi her şeyden  ucuz

    Alınız diyerek ediyor taciz

    El arabası var değiliz aciz

    Soyhanıza galsın poşet soyhası

     

    Elimize geçeni toprağa attık

    Böylece en ağır zehiri gattık

    Milli serveti çok heba ettik

    Soyhanıza galsın poşet soyhası

     

    Efruze sen söyle bitsin bu işler

    Unutulur bir zaman sonrada fişler

    Paralı olursa kesmiyor dişler

    Soyhanıza galsın poşet soyhası…

  • Çalışan Gazeteciler ve 10 Ocak

    Çalışan Gazeteciler ve 10 Ocak

    Basın mesleğinde çalışanlarla işverenler arasındaki ilişkileri düzenleyen “5953 Sayılı Kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesine ve bu kanuna bazı maddelerin eklenmesine dair 212 sayılı kanun” Milli Birlik Komitesince 4 Ocak 1961’de kabul edildi.

    Dolayısıyla Gazetecilerin hakları 10 Ocak 1961 tarihinden itibaren resmen kabul edilmiş oldu. Günümüzde 212 Sayılı yasa olarak bilinen düzenleme, iş sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması, sözleşmelere işin türü ve ücret miktarının yazılması gibi gazetecilerin sosyal ve yasal haklarını belirleyen hükümleri içermektedir.

    10 Ocak çalışan Gazeteciler günü münasebetiyle dün ve bugün Yozgat’taki bazı kamu kurumları bugünün anısına bir takım etkinlikler yaparak, sahada çalışan biz gazetecileri onure ettiler.

    Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey, ilimizde görev yapan gazetecilerle dün sabah kahvaltısında bir araya gelerek, sohbet etti.

    Aynı gün akşam Yozgat Baro Başkanlığı yemekli toplantı düzenledi. Baro Başkanı Mehmet Şimşek ve yönetim kurulu üyeleri, gazetecilerle hoş sohbetlerde bulundular.

    Eğitim vizyonu çalıştayı yapıldı

    Yozgat’ın eğitim meselesi bir kez daha masaya yatırıldı. Eğitim sorunları, bu konuda yapılan ve yapılacak çalışmalar katılımcılar tarafından gözden geçirildi, raporlar hazırlandı.

    Yozgat İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen 2023 Eğitim Vizyonu Çalıştayı, Bozok Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof.Dr. Mustafa Böyükata, İl Milli Eğitim Müdür yardımcıları ve şube müdürleri, okul müdürleri ve farklı branşlardan öğretmenlerin katılımı ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü Bozok Toplantı Salonunda yapıldı.

    Yozgat İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı’nın başkanlık ettiği Çalıştay’da 2023 Eğitim Vizyon Belgesinde belirlenen hedefler ile ilgili Yozgat’ta yapılan ve yapılacak çalışmalar, ortak sorunlar ve çözüm önerileri görüşüldü.

    Milli Eğitim Bakanlığının 2023 Eğitim Vizyonu doğrultusunda katılımcılar, oluşturulan çalışma grupları ile veriye dayalı yönetim, ölçme ve değerlendirme, insan kaynaklarının geliştirilmesi ve yönetimi, okulların finansmanı, teftiş ve kurumsal rehberlik hizmetleri, rehberlik ve psikolojik danışmanlık, özel eğitim, özel yetenekli öğrenciler, yabancı dil eğitimi, öğrenme süreçlerinde dijital içerik ve beceri destekli dönüşüm, erken çocukluk, temel eğitim, orta öğretim ve mesleki ve teknik eğitim liseleri, hayat boyu öğrenme konularında sorun ve çözüm önerileri ele alınarak Yozgat raporu hazırladı.

    İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, toplantıda yaptığı konuşmada, “ Bundan sonraki süreçte Merkez ve ilçe teşkilatlarımızda konuyla alakalı çalıştaylarımız başlamış olup, yoğun bir çalışma içerisindeyiz. İl geneli olmak üzere eğitim camiamızla birlikte yapacağımız çalışmalar, sunulacak görüş ve öneriler ve yapılan değerlendirmeler raporlaştırılarak İl raporu olarak Bakanlığımıza ulaştırılacaktır. Eğitim-öğretim faaliyetleri sürekli değişkenlik gösteren bir süreçtir. İnsanın, toplumun ve yaşam algılarının sürekli değiştiği bir dünyada bu süreç de statik olmaktan ziyade dinamik bir şekilde devam etmektedir. Sanayinin ve teknolojinin ilerlemesiyle beraber Dünyadaki değişime dönük çalışmalar yapmak hatta değişimin öncüsü olmak durumundayız. Bizler Eğitim camiası olarak dünyadaki bu hızlı değişimi göz önünde bulundurup ülkemizin eğitim-öğretimini hareketli ve dinamik süreçlerle yönetip geleceğimizin teminatı olan gençlerimize emanet edeceğiz. Aile olarak gördüğümüz eğitim camiamızla birlikte toplam bir algı ve idrakla beraber kolektif bir anlayışla bu işin üstesinden geleceğimizden hiç şüphem yoktur” dedi.

  • Konfederasyon kuruldu, ilk genel kurul yapıldı

    Konfederasyon kuruldu, ilk genel kurul yapıldı

    Dünya Yozgatlılar Konfederasyonu 1. Olağan Genel Kurulu Başkent Ankara’da düzenlenen görkemli bir organizasyonla yapıldı.
    Ankara’da Mamak Necmettin Erbakan Kültür Merkezinde gerçekleştirilen Dünya Yozgatlılar Konfederasyonu 1. Olağan genel Kurulu geniş bir katılımla gerçekleşti.
    Ankara Yozgatlılar Federasyonu Başkanı Ahmet Koç’un genel başkan seçildiği genel kurulda dünyanın her yerinde yaşayan Yozgatlılara birlik ve beraberlik mesajları verildi.

    Dünya Yozgatlılar Konfederasyonu, 11 Federasyon, 1 Vakıf ve 350 Dernekle yurt içi ve yurt dışı temsilciliklerini bir çatı altında buluşturdu.

    Kongreye Yozgat Valisi Kadir Çakır, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer, MHP Yozgat Milletvekili Ethem Sedef, CHP Milletvekili Ali Keven, Eski bakanlardan Lütfullah Kayalar, Belediye Başkanı Kazım Arslan, Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey, Yozgat dışında yaşayan siyasi, bürokrat ve sivil toplum kuruluş temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı.

    Konfederasyon Genel başkanlığına 1 Yıllık dönem için Ankara Dernekler Federasyonu Başkanı Ahmet Koç Genel Başkanlık yapacak. Konfederasyon tüzüğüne göre her federasyon bir yıl dönem başkanlığı yapacak.

    Daha önceki yazılarımda da ifade ettiğim üzere, bu tür birliktelikleri her zaman önemsediğimi belirtmişimdir.

    Sevgili Peygamberimiz, asırlar öncesinden bugüne, bize ışık tutacak ve bize yol gösterecek sözler söylemiştir. Bu sözlere Hadis-i Şerif diyoruz. Bu sözler bizim baş tacımız ve gönül ilacımızdır. Bu sözler, Kur’an-ı Kerim’den sonra ikinci rehberimizdir.

    Bu cümleden hareketle Sevgili Peygamberimiz, “birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır” şeklindeki bu Hadis-i Şerif’i ile bize asırlar öncesinden uyarı yapıyor. Ayrılmayın, safları sıkı tutun, el ele, gönül gönüle hedefe doğru ilerleyin.

    Biz Yozgatlılar olarak dünyanın neresinde olursa olsun bireysel olarak yaptığımız her işte başarılı olmuş, önemli noktalarda görev alan hemşerimiz çok sayıda bulunmaktadır.

    Fakat bu kadar başarılı olmanın yanında tek başarısız olduğumuz husus birlik ve beraberlik olgundan uzak kalışımızdır.

    Bu konuda vereceğim birkaç örneğin başında siyaset gelmektedir. Aslında siyasette de çok başarılı olan hemşerilerimiz olmasına karşın, birlikte hareket etme imkânı şimdiye kadar bulunamadığı için Yozgat, daha iyi kazanımlar elde edememiştir.

    Aynı durum Sivil toplum kuruluşlarımız için de geçerlidir. Yurt içinde ve yurt dışında Yozgatlılar olarak kurduğumuz çok sayıda dernek, vakıf ve benzer kuruluşlar olmasına rağmen, bunların Yozgat’a yeteri kadar katkısı olmamıştır.

    Öz cümle olarak bütün bu noksanlarımızı 11 Federasyon, 1 Vakıf ve 350 Dernekle yurt içi ve yurt dışı temsilciliklerini bir çatı altında buluşturan Dünya Yozgatlılar Konfederasyonu aracılığı ile gidermeyi umut edelim.

  • ÇOK TEŞEKKÜRLER..

    ÇOK TEŞEKKÜRLER..

    Söz konusu insanlar olunca gerisi teferruattır bu hayatta..

    Korkuları yenmek zaman alır  ama korkunun üstüne gitmezse cesaret ister.. Her ne kadar istenmese de bazı durumlar  yüreğinde insanca duruşu olanların var olduğunu bilmek hepimize derin bir nefes aldırıyor..

    Daha önceki bahsetmiş olduğum olayda gerçekten bir birine yardım eden insanların olmasının memnuniyetini  sizlere anlatamam..  O an ki korku ve panikle kalbimiz yerinden çıktı  adeta..Beynimiz durdu , ..İmdadımıza emniyet güçleri yetişti..Maalesef hava muhalefeti nedeniyle herkes evine gitmek zorunda idi..Polisimiz gelmiş gerekeni yapmış ve zanlıyı kısa süre içinde yakalamıştır..

    Ayrıca  gecenin geç saatlerine kadar bizleri yalnız bırakmayan il emniyet mensuplarına ne kadar teşekkür etsek de azdır..Bizler sizlerin sayesinde evimizde rahat ve huzurlu bir şekilde oturabiliyoruz..Gerek ilimizde gerekse ülke genelinde her türlü  olayda yanımızda ve yaşamımızda olduğunuz  için  çok teşekkürler…

  • Temiz yaşanabilir bir şehir istiyoruz

    Temiz yaşanabilir bir şehir istiyoruz

    Mahalli İdareler seçimleri yaklaştıkça, aday adayları veya adaylar işbaşına geldiklerinde yapacak oldukları işlerle ilgili bir sürü vaatte bulunuyor…

    Seçim kazanmanın ve seçmenlerden oy almanın en kolay yolu her zaman olduğu gibi vaatte bulunmak olduğunu en iyi adaylar ve aday adayları bildiği için sınır tanınmıyor.

    Fakat adaylar, seçmenin oy verebilmesi için planlarını, projelerini yapmak için düşündüklerini ifade etmesi gerekir. Zira seçmenler de bu projeleri beğenirlerse ona göre hareket eder.

    * * * *

    Yozgat, aslında eskiden bildiğimiz kadarıyla planlı şehirlerden bir tanesi idi. Ne şehir merkezi ne caddeler ne mahalleler de bugünkü gibi çarpık yapılaşma söz konusu değildi… Şehir merkezinde yüksek katkı birkaç kamu binası dışında tarihe meydan okuyan sadece Çapanoğlu Büyük Cami bulunmaktaydı…

    Şehir merkezini ikiye bölen E-88 Devlet karayolu etrafında kümelenen kamu binaları ve mahalleler, bugün beton yığınlarına kurban edilmekle birlikte günümüz koşullarına göre düzenlenemediği için bugün hep birlikte birçok sorunu beraberinde yaşıyoruz.

    Lise caddesi başta olmak üzere Sivas ve Ankara Caddesi eskiden bu kadar sorunlu değildi. Bugün Emniyet caddesinin durumu içler acısı bir halde kaderine terk edilmiştir.

    * * * *

    Şehir merkezine yakın mahallelerde son dönemlerde yapılan konutlar şehrin görselliğini bozmakla kalmayıp, çarpık yapılaşma modelinde ise, yeni bir çığır açarken, ulaşım başta olmak üzere trafik gibi, şehrin belli sorunlarında ilk sıralarda gelmektedir.

    Mesela imara açılan yeni yerleşim bölgelerinden Bilal Şahin Mahallesi hemen yanındaki spor vadisi, Esentepe civarındaki o güzelim Şehir hastanesi binasını gölgeleyen çarpık yapılaşmaları birer kötü örnekler olarak verebilirim…

    Vatandaş, belediye yönetimlerinden her zaman temiz ve yaşanabilir bir şehir istemiştir… Otopark sorunu olmayan, trafik kargaşası bulunmayan, yeşil alanlarla donatılmış, çocukların eğitim almak için okullara giderken, sorun yaşamayacağı, akıllarda çirkin görüntülerin kalmayacağı bir Yozgat…

    * * * *

    Yozgat bu konuda maalesef ki, elindeki bütün değerleri ve güzellikleri bilinçsiz bir şekilde kaybetti… Bundan sonra şehir merkezinde yapılacak fazla bir şey kaldığını sanmıyorum. Çünkü hizmet adına şehir merkezi ile bu kadar oynanmaya karşın halen kanalizasyon, su, elektrik, doğalgaz ve telekominakasyon hizmetlerinde alt yapı noksanlığı bulunmaktadır.

    Bugün birçok mahallede bulunan beş kattan yüksek binaların üst katlarında oturan vatandaşları dinlediğimizde, su seviyesinin akışkanlığından şikâyet ettiklerini duyuyorum.

    Demem o ki; Bir Nisan sabahı Yozgat Belediye Başkanlığı makamına oturacak adayın işi hiç kolay olmayacak.

  • BÖYLE GİDERSE…

    BÖYLE GİDERSE…

    Bu hafta sonu yüreğimiz ağzımıza geldi tabiri caizse..

    Bir kadının feryadı ile yırtıldı sanki yer gök..

    İçimizden biri evinde çoluğunda çocuğunda , işinde..Gayet hanımefendi ve naif yürekli bir hanım üstelik..

    İşinden evine dönerken oturduğu apartman önünde bir şahısla karşılaşıyor ve kadınsı bir his ile ürperiyor, sanki içine doğar gibi derhal oradan uzaklaşıyor fakat genç arkasından yetişip onu sözle taciz etmeye başlıyor ve kadın canhıraş bir şekilde bağırıyor  , komşu kadınlar yetişiyor imdadına..Genç ortadan kayboluyor..Hanımefendi suç duyurusunda bulunuyor ama polis ertesi gün ancak gelebiliyor olay yerine..

    Suçlu sapık  genç yakalanıyor sorgulanıyor  akıbet ne oldu kimseler bilmiyor çünkü yaşı henüz reşit değil..

    Bütün  komşular  korku içinde  …Apartman içindeki güvenlik kamerası  her şeyi çekmiş zaten..

    Hanımefendinin yaşadığı korku ve panik bundan  sonra ne onu ne bizleri rahat uyutmayacak. Çünkü  hemen önümüzde bir ortaokul var ve oradaki çocuklar savunmasız  ..

    Anneler bile saldırı alıyorken çocuklarını nasıl korusunlar?

    Daha evvelinde değişik zamanlarda içip kavga eden  insanları  çok gördük ve şikayet  de edildi..

    Ama artık bu büyük bir güvenlik sorunu..

    Hastane caddesi civarında güvenlik önlemi artırılarak alınmalıdır..

    Şehit Abdullah Bozkurt parkında  sivil polis bulunmalıdır..

    Yoksa bu gün bir anneye saldırmaya çalışan hasta zihniyet savunmasız  gördüğü  her şahsa aynı şeyi yapmaya çalışacaktır..

    Can   ve mal güvenliği zafiyeti ortadan kaldırılmalıdır..Evimizin önündeki parka inemez olduk..

    Okul çıkışları sıkı bir şekilde denetlenmelidir…

    Temennimiz kimsenin saçının teline zarar gelmesin..

     

     

  • BABAM GELİYOR AKLIMA..

    BABAM GELİYOR AKLIMA..

    Yüce dağda duman tütse

    Babam geliyor aklıma

    Viran bağda bülbül ötse..

    BABAM geliyor aklıma..

     

    Sözleriydi huzur veren

    Hasreti bitmeyip süren

    Kırgın hallerimi gören

    Babam geliyor aklıma..

     

    Kuran okur halleriyle

    Baldan tatlı dilleriyle

    Şefkat dolu elleriyle

    Babam geliyor aklıma

     

    Ezanlara sesi sinmiş

    Zannetmeyin sızım dinmiş

    Acısı kalbime inmiş

    Babam geliyor aklıma

     

    Ben ki ona doyamadım

    Hasta oldu kıyamadım

    Günlerini sayamadım

    Babam geliyor aklıma

     

    Gerçek aşkın ta kendisi

    Yüreğimin efendisi

    Bu günümün mühendisi

    Babam geliyor aklıma

     

    Nefesine muhtaç oldum

    Gülüşüne hep aç oldum

    Sayesinde güleç oldum

    Babam geliyor aklıma..

     

    Yokluğunun yükü ağır

    Tüm duvarlar olmuş sağır

    Arıyorum bağır çağır

    Babam geliyor aklıma

     

    Çekilmiyor dünya kahrı

    Çaresizlik onun zehri

    İlim irfan sevgi nehri

    Babam geliyor aklıma..

     

    Uykularım bölünüyor

    Bir başına kalınıyor

    Onsuz sessiz ölünüyor

    Babam geliyor aklıma

     

    Acılarım dinmiyorken

    Giden geri dönmüyorken

    Canda hasret sönmüyorken

    Babam geliyor aklıma

     

     

    Yokluğunda yıkıldığım

    Ateşlerde yakıldığım

    Tepe üstü çakıldığım

    Babam geliyor aklıma..

     

    Acısının tarifi zor

    Bazen  duman  bazende kor

    Onu birde  gel bana sor

    Babam geliyor aklıma…

     

    Eridi gözlerin  feri

    Giden artık dönmez geri

    Doldurulmaz onun yeri

    Babam geliyor aklıma..

     

    Efruze’yi öksüz koyan

    Bu gecede halim ayan

    Var mı babasına doyan

    Babam geliyor aklıma

  • Katılırmısınız bilemiyorum!

    Katılırmısınız bilemiyorum!

    Yüksek Mimar Şeyda Beyaz İnce, “Mimari Olmadan Eğitim Olmaz, Okulları Mimari ve Pedagoji Planlamalı, Okulları Mimarlar ve Eğitimciler Planlamalı” diyor…

    Bu konuda Yozgat’taki Mimarlarımızın fikri nedir bilmemekle birlikte merak da etmiyor değilim… Konu hakkında dilerim fikir beyan eden olur da bizde bilgisinden istifade etmiş oluruz.

    Yozgat’ta eğitimin ne durumda olduğunu bilmeyen yok gibi, ayrıca okullarımızın durumu ve okullaşma oranı da bizlere belli bir veri sunmaktadır.

    Yüksek Mimar Şeyda Beyaz İnce’nin bu konudaki fikirlerini sizlerle paylaşacağım ama önce Yozgat özelinde bir hususun altını tekrar çizmekte fayda görüyorum… İl genelinde ikili eğitim sistemini terk etmedikçe beklediğimiz başarının hiçbir zaman gelmeyeceğini hatırlatmak isterim.

    Paylaşmak istediğim konumuza tekrar dönüyorum…

    Eğitimin kalitesinin artırılması ve çocuklarımıza nasıl bir eğitim verileceği üzerine hep kafa yorulmuş ve yıllarca bunun tartışmasını sürdürmüşüzdür. Ancak eğitim kurumları ile mimari arasındaki ilişkiye nedense pek fazla kafa yoran çıkmaz. İşte bu konuya dikkatleri çeken Yüksek Mimar Şeyda Beyaz İnce, “Baktığımızda mimari ve okul arasındaki ilişki çok az düşünülmüştür. Bu konudaki önerileri ve hislerini, mimarlar, okul yetkilileri, öğretmen ve çocuklar daha verimli bir mimari için ortaya koymalıdırlar. Mimarinin bu dalında uzman önerilerine ihtiyaç vardır” diyor.

    Mimar İnce’nin önerileri özetle şöyle: Mimari ve pedagoji bir okulun binasının planlanmasında birlikte düşünülmesi gereken iki disiplindir. Bir pedagojik konsept oluştururken, çocuklara mümkün olduğunca öğrenim yolunda eşlik edecek olanlar kurgulanmalıdır. Eşlik etmekten kasıt, onlara ilham vermesi ve öğrenimde heyecan yaratmasıdır. Çünkü çocuklar hissiyatın olmadığı alanları kırıp dökerler. Tabi ki öğretmenler de bu ortamlarda ders anlatırken verimli olabilmelidir. Ayrıca öğrenmenin yeri olarak adlandırılan okul, mimari olarak geçerli inşa şartlarını çocuklar ve eğitimciler için sağlamalıdır.

    Tefekkür imkanı vermeli

    Doğuda gelişen, İslam eğitim yapılarında görülen hayatla içiçe geçmiş, çok geçirgenli kapalı ve açık mekanlar, eğitimi, içinde uygulandığı yapının yönlendirmesine, sınırlamasına izin vermemiştir. Tam tersine tefekkür dünyası ile çocuğun fıtratına has yolunu bulmaya teşvik edilerek arayışını kendisinin bulmasına yön verilmiş olur. Mimari-mekânsal kavram öğrencisi tamamlar. Kendi kültürel sistemimizden gelen medrese yapılarında rıza ve ilgi ile başlayan eğitim dünyası, mekanı ile de aynı ilişkidedir.

    Bilgi değil yetenek

    Bugün bilinen hemen hemen herşeye dünyanın herhangi bir yerinden tek bir tıklamayla her an ulaşılabilir. Bu nedenle gelecekteki okulun temel terimi, bilgi değil fakat yetenek olmalıdır. Temel bilgi edinme ile aynı zamanda, bilgi ile ilgilenmek için beceriler kazanmak gerekir. Öğrenmeye farklı aktif yaklaşımlar aracılığıyla çeşitli öğrenme yollarının ve çeşitli öğrenme etkinliklerinin kullanılması önemlidir. Öğrenme, sadece kabaca bilgi tekrarı değil, öğrencinin kendi aklı ve bedeni ile başkalarıyla birlikte aktif olarak inşa edilmesi anlamına gelir.

    (DEVAM EDECEK)

  • ASLAN YATTIĞI YERDEN BELLİ OLDU

    ASLAN YATTIĞI YERDEN BELLİ OLDU

    Gün  geçmiyordu ki yeni bir müjde dayanmasın kapımıza..

    Büyük merak ve heyecanla  bekliyorduk ..Tüm olacakları  Yozgat’ın vitrini gibiydi seçim vaatleri..Büyüğü küçüğü genci yaşlısı alâkadar olanı olmayanı..

    Her gün aynı merakla uyandı neredeyse..

    Bu gün neresi yıkılacak? ..

    Alışkanlıklarından vazgeçmeyen esnafın tepkisi ve çevresinde oluşan   acı pareciler..

    İlk etapta anlaşılmasa da zamanla kendini göstermeye başladı  değişim rüzgârı..

    İşgemdeki esnaf yerinden çıkartıldı  , yerine gerçekten şahane bir park yapıldı..Lakin oradaki esnafın akıbeti merak edilmedi , herkes bir şekilde başının çaresine baktı..

    Mahalle araları  ıslah edildi ve parklar yapıldı, keşke bu parklara  anlık ihtiyaçlara  hitap edebilecek  küçük  büfeler konsa idi..Hem bir kaç aileye geçim kaynağı  hemde özelikle anneler kısa ziyaretlerde buralarda rahat ederdi..

    Konak projeleri Yozgat’ın Yozgatlının yüz akıdır, şehrin akciğeridir bence..

    Her mahalleye bir kaç adette lazım kanımca ..Çünkü sosyal projelerin gözbebeği oldu konaklar ..Görsel güzelliklerinin yanında huzur  ve rahat var..

    Çok büyük  bir konak projesiyle  faal derneklere yer kazandırılabilirdi..Bu konuda en çok mağduriyeti yaşayanlardan biriyim… Isıtmalı duraklar şahane ötesi.. Atıl durumda olan eski sanayi şimdilerde şehrin  Zühre yıldızı oldu parlıyor..

    Biraz cesaret biraz azim..Cumhuriyet meydanının etrafı  beyaz ile  bütünleştirildi..Saat kulesi adeta altın bir gerdanlık gibi süslüyor lise caddesinin başlangıcını..

    Gurbetçiler  geldiğinde bambaşka bir Yozgat buldular  …

    Yerli turistler  değişim karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediler..

    Sosyal projelerde Yozgat adeta kültürün başkenti ilan edildi..

    Bir zamanlar Yozgat’ın esemesini bilmeyenler şimdilerde  Yozgat’ın efsanesini dinliyor..

    Bundan sonraki süreçte İnşallah devamı daim olur..

    Tespit edilen eksikler birer birer hayata geçer..

    Yozgatlı artık  arkasına baktırmayacak projeler bekler..

    Yeni dönemde her kim gelirse gelsin işi çok zor ve meşakkatli..

    Yozgat’ın gelişimi  aynı hız  ve ivme ile devam etmek zorunda..

    Gönüllere girmek ise ayrı mevzu..

    Uzun lafın kısası “Arslan yatağından belli oldu “..

    Gönülleri fetih etmek için  Yozgat’ı  çok sevmeniz yeterli , bunu ispat içinse aslan gibi çalışmanız gerek ve şart…

    Kazanan Yozgat olunca kişisel kırgınlıkları bir tarafa bırakmak lazım..Yeni dönemde sesimizi ne kadar duyururuz orasını bilemem lâkin..

    Yozgat’ın değişiminin hızını kesmeyecek katlayarak devam ettirecek yeni adaylarımıza  bol şans ve başarı dilerken,Rabbim  yaptıkları güzel işleri yazılarımıza taşımayı nasip etsin diyorum…

  • Ücretli poşet uygulaması seçim gündeminin önüne geçti

    Ücretli poşet uygulaması seçim gündeminin önüne geçti

    Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun yürürlüğe girmesiyle kaynakların verimli yönetimi ve plastik poşetlerden kaynaklanan çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla plastik poşetler, 1 Ocak 2019’dan itibaren satış noktalarında kullanıcıya veya tüketiciye ücreti karşılığında satılmaya başlandı…

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yapılan bu uygulama, çevre kirliliğinin elbette az da olsa önüne geçecektir ama burada olan vatandaşa yani tüketiciye oldu…

    Vatandaş, zaten son zamlardan sonra zar/zor geçinmeye çalışırken, bir de marketten ya da alışveriş mağazalarından aldığı ürünü evine taşımak için poşete para ödemek durumunda bırakıldı…

    Her şeyden önce bir vatandaş ve tüketici olarak, bilgi edinme hakkımı kullanarak, sormak istiyorum; “Bu poşetlerin parası kime/kimlere, cebine giriyor?”

    Başka bir soru; para karşılığında poşet satışları başladığı günden bugüne, paralı poşet satışlarından elde edilen milyon, değil trilyonlarca para; poşeti para ile satanların kasasında mı kalacak?

    Bugün Türkiye genelinde 7 bin, 8 bin hatta 9 binlere ulaşan mağaza sayısı olan firmaların günde kaç tane poşet sattığını hiç hesap ettiniz mi?

    İnce hesaplara kafamın iyi çalıştığına güvenirim, yaptığım hesaplara göre ise, bir market günlük ortalama 7 ile 8 kilo arasında poşet tüketmektedir. Bir kilo içerisinde ortalama bin poşet olsa; 25 kuruştan, 250 TL yapar.

    Dolayısıyla bu rakamı ortalama 8 bin mağaza üzerinden hesap ettiğimiz de, ortaya ciddi bir rakam çıkmaktadır.

    Biz bu hesabı sadece bir firmanın sahip olduğu mağaza sayısı üzerinden yapıyoruz ve günlük ortalama 2 milyon lira gibi korkunç bir rakam çıkıyor karşımıza.

    Şimdi Türkiye genelinde farklı isimler üzerinde 100’lerce böyle marketlerin olduğunu düşündüğümüzde ise, günlük ortalama 2 milyon lira üzerinden yaptığımız hesaplar o zaman da en az iki ya da üçe katlamaktadır.

    Edindiğim bilgilere göre, paralı poşet satışlarından elde edilen gelirin belli bir kısmı devlete kalacakmış…

    Ben derim ki; poşet işini devlet üstlensin, söz konusu mağazalara kendisi satsın… Şuan para ile satılan poşetlerin üzerinden firma reklamları yer almaktadır. Poşet satış işini devlet üstlendiğinde poşetlerin üzerinde milli hassasiyetlerimizle ilgili reklam metinlerine yer verilsin…

    Ya da öz cümle olarak şunu ifade edeyim; Poşet gelirlerinden elde edilen paraların tamamı Devletimizin bünyesinde Kızılay gibi çok sayıda yardım kurumlarımız bulunmaktadır. Bu paralar, söz konusu kuruluşlara ödenmesinde hiçbir sakınca yoktur.

    Böyle bir düzenleme yapıldığında vatandaş, paralı poşeti hiç kuşku duymadan gönül rahatlığı içinde alacaktır.

    Dikkat ettiniz mi? Konu ne kadar önem arz etmektedir ki, siyaset üzerine tek cümleyi başlıkta kullandım.

  • NE OLDU SANKİ!..

    NE OLDU SANKİ!..

    Bir ömür sığarken dört mevsim kışa..

    Baharlar geldide ne oldu sanki ..

    Yazılan ne ise gelirmiş başa .

    Falcılar bildide ne oldu sanki…

     

    Sararan yapraktan özünü sordum

    Gülün goncasından  yüzünü sordum

    Ateşten dumandan közünü sordum

    Ellerim bulduda ne oldu sanki…

     

    Kalbimde bir zerre yoktu ki riya

    İçimde korkular geceden ziya

    Olmasın sabahlar bitmesin rûya

    Aynalar  sildi de ne oldu sanki..

     

    Tutuşur  sancılar gökyüzü gebe

    Kıvranır canhıraş beklemez ebe

    Bekle gör yapacak kim kime sobe

    Hışmını saldıda ne oldu sanki…

     

    Uzundur tüm yollar bahane varsa

    Açılır perdeler  saklanan sır sa

    Düzelmez böylece bu devran sürse

    İyi bir kuldu da  ne oldu sanki…

     

    Kilitler  paslanmış  tebessüm açmaz

    Sebepsiz turnalar semâda uçmaz

    Aşk için   sunulan bâdeden içmez

    Özünü bildide ne oldu sanki…

     

    Bir karakalemle yazılır  yazı

    Yaşarken ölünür kesilir hızı

    Bilinmez mezarın bayırı düzü

    Tapuyu aldıda ne oldu sanki..

     

    Oysa bir gülüşle açılır kapı

    Mayası temizse sağlamdır yapı

    Uzaktan bakınca bellidir çapı

    Kefeni boldu da ne oldu sanki..

     

    Efruze düşlerken düşlere yazdı

    Son nefes bitmeden bu işi çözdü

    Kimseyi değil de kendini üzdü..

    Ummana daldı da ne oldu sanki..

  • TABİRİ HER NEYSE…

    TABİRİ HER NEYSE…

    Aslını astarını bilmeden konuşmak , yazmak , çizmek bir konuda  sahih olmayan fetva vermek ve hatta  ” sünnettir” yada dinimizde bu yok” gibilerinden çıkışlarla gündem oluşturmak..Ne kadar kolay  değil mi? Kendi fikrimize uymayanı  haram ilan etmek!!! Arkasında  koskoca bir boşluk var ..Nasıl olsa kimse de bir şey demiyor  ! Kaynak istemiyor! ..

    Bu gün sabah çok değerli bir öğretmenimin bir yazısını okudum, gülsem mi? Ağlasam mı? Bilemedim..

    ACI TEBESSÜM

    Mekke’nin fethinin 11 Ocak olduğuna  öğrencimi inandıramadım.Tarihi,Diyaneti kaynak gösterdim yine inanmadı..

    Diye yazmış sevgili hocam.. Yılların  binlerce öğrenci mezun etmiş  elleri öpülesi hocam..

    1  ocak diye yazdılar internete  , sırf yeni yıl kutlamalarına  rakip olsun diye..Kimse açıpta bir  İslam tarihi  kitabını araştırma gereği bile duymadı. (Arama motoruna)”Mekke’nin Fethi” yazmanızda yeterli..Bir çok kaynaktan okuyabileceğiniz yığınla bilgi..

    Zor gelir degilmi? Kopyala yapıştır  en kolayı   .. Kim oturacak  ta saatlerce Mekke nasıl fethedilmiş? Neden fethedilmiş Mekke için neler feda edilmiş  okuyup  öğrenecek!!

    Biz gâvur adetlerine uymayız ama o gün Mekke fethedildi!!

    Bu kalıp beynimize yerleşecek, üstüne belki bir kaç süslü lâf kondurup servis edilecek önümüze.. Sonra ne olacak biliyor musunuz?

    Ben uymam dediğiniz takvime göre ayarlayacaksınız  hayatınızın akışını..Yeni doğan çocuğunuza o takvimin her hangi bir gününde kimlik çıkarttıracaksınız..Ölseniz o takvimdeki ay gün ve yıl yazılacak mezar taşınıza… Geçenlerde  çok kıymetli işadamı bir ağabeyimle sohbet ettik..Gelmişten geçmişten tarihten..

    Dedi ki, biliyor musun bizim  bu topraklarda Almanlar yaşamamış!! Nasıl  yani  diye hayretle yüzüne bakarken , gülümsedi bana; mezarlarını  buldum.. Küçük  kutular içinde  küller ve üzerinde isimleri künyeleri  yazıyordu.. Şaşkınlığımla birlikte düşünmeye de başladım inceden inceye!..

    Yüzyıllar sonra bizim Türk olduğumuzu  bu toprakların bize ait olduğunu  kim nerden anlayacak?  Bu gün tutunamadığımız şimdiki zaman bizi elbette yutacak!

    Kimin takvimine göre  yaşamış olacağız?

    Öyleyse  kendimize gelme vakti değil midir bu zaman..

    Miladi takvim “on iki hayvanlı Türk” takviminin muadilidir..

    Ve “on iki hayvanlı Türk takvimi” yılı 365 gün 5 saat olarak  tanır..Kusursuz bir şekilde  mevsimleri ve geçişlerini  nitelendirir hayatınızı  sizin için  kolaylaştırır..Bilimselliği kanıtlanmış olan “on iki hayvanlı Türk takviminden” kaç kişi haberdâr sorarım size?

    *On iki hayvanlı Türk takvimi..

    Çin takvimi..

    Hicri takvim..

    Milâdi takvim

    Bırakın şunu bunu kendi takvimimize dönelim..Ki bizden bir şeyler kalsın  gelecek nesillere..Milâdi  takvimle günlük hayatımız  düzenlensin..Hicri takvimle maneviyatımız zamana meydan okusun  ve lâkin..

    Bizimde dünya üzerinde sayılı  olan dört büyük  takvimden birine Türk milleti olarak sahip olduğumuz unutulmasın  unutturulmasın..Bence asıl mesele bu..

  • Kazım başkan daha ne kadar susacak!

    Kazım başkan daha ne kadar susacak!

    AK Partiden 2014 yerel seçimlerde Belediye Başkanı gösterilen, en yakın rakibine (MHP adayı) 9 bin oy fark yapan, 5 yıldır Belediye Başkanı olarak görev  yapan Kazım Aslan’ın sessizliği, suskunluğu Yozgat’ta siyasi gündemin en başında gelen konu haline geldi..

    Kısa bir süre önce gazetemizi ziyaret eden Kazım Aslan ile arkadaşlarımın hazır bulunduğu ortamda soba başında yaptığımız sohbette, “Ben görevimin başındayım, yapmakla mükellef olduğum görevimi son güne kadar yapacağım, kamuoyunda şahsıma karşı ciddi bir teveccüh olduğu aşikar, ben Ak parti mensubuyum” demişti..

    Kazım Bey’in bu cümlelerini daha sonra kendi aramızda mütalaa ederken, Ak partili bir Belediye başkanı olarak yeniden aday gösterilmediğine göre, görev süresini tamamlarken, Ak Partinin yeni Belediye Başkanı adayı Celal Köse ile birlikte; Ak partinin Yozgat’ta 31 Martta yapılacak seçimleri kazanmasına omuz verecektir diye yorumladık…

    31 Mart seçimlerine 3 ay gibi bir zaman kalırken, İYİ partinin, CHP’nin ve Saadet Partisinin Belediye Başkanı aday arayışı devam etmesi, siyasi gündem de farklı algılara sebep olurken, birkaç kulis bilgileri akıllarda soru işareti bırakıyor…

    Kazım Bey ile yaptığımız sohbet sırasında kendisine şöyle bir sorumuz olmuştu; “Siyasi kulislerde dolaşan bazı haberler var, sizinde sessiz kalmanız bu haberlerin doğru olup olmadığı konusunda farklı şekilde yorumlanmaktadır?”

    Bu soruya şöyle cevap vermişti; “Ben halen Ak partinin Belediye başkanıyım, kaldı ki, şuana kadar bana başka bir partiden gelen resmi bir adaylık teklifi olmadı, böyle bir şey olursa, beni tanıyorsunuz, kapalı kapılar arkasında konuşmam, çıkarım düşüncemi açıklarım.”

    Bu sohbetin üzerinden bir süre geçti… Kazım Aslan yakın çevresine dahi bir başka partiden aday olmayacağını söylemesi bizimde kendi aramızda yaptığımız mütalaaları doğruluyordu..

    Fakat evvelsi gün yeni bir gelişme dikkatimi çekti!… İYİ Parti İl Başkanı Metin Özışık, Yozgat Haber gazetesine verdiği röportajda; “İYİ parti olarak Kazım Aslan’a teklif götürdük, henüz bir cevap alamadık ama Kazım Başkanı çalışmalara başladığı daha ilk günden bu yana takip ediyoruz, şeffaf bir Belediyecilik hizmetinde bulundu. Biz de Yozgat’ın kazanmasını istediğimiz için bu teklifi yaptık” demesi, kafaları yeniden karıştırdı.

    İYİ Parti İl Başkanı Metin Özışık’ın bu açıklamasını dikkate aldığımızda Belediye Başkanı Kazım Aslan Bey’in artık sessizliğini, suskunluğunu bir tarafa bırakıp, düşüncesini genel olarak kamuoyuna anlatması şart oldu..

    Zira Yozgat’ta 5 yıldan bu yana Belediye Başkanı olarak görev yapan Kazım Aslan’ın Yozgat halkının akıllarında soru işareti kalmayacak bir şekilde açıklamada bulunarak, üzerindeki algıyı kaldırması gerektiğini düşünüyorum..

    Son cümle olarak 31 Mart seçimleri öncesinde siyasi gündem AK Parti Belediye Başkanı adayı Celal Köse ve MHP Belediye Başkanı adayı Mehmet Erdemir üzerinden yürümektedir. Bu durumda Yozgatlı seçmen üçüncü aday kim olacak? Bu sorunun cevabını beklemektedir.

  • Yozgatlının günlüğü

    Yozgatlının günlüğü

    Yine  Yozgatlı  gonüm şo  yannıya  savrıldı,

    Dil gırıyım dedimde  yılan gibi gıvrıldı,

    Sizlerde geçen sene bizde  derler bıldırdı,

    İki  adam  görüncük azıtma deller  bizde…

     

    Sufrada  bağdaş  gurar öyünü  sunahlarıh,

    Pendirinen turşuynan bekmezi banahlarıh,

    Loküs lamba altında gışları   gonahlarıh,

    Soğuğu  çoh  yedinmi tozutma  deller  bizde…

     

    Gozelleri  severik sürmeliyse  gözleri,

    Boya  cıla yahışmaz ,pambık  gibi yüzleri,

    Ellisine  varmadan  dutmaz  olur  dizleri,

    Son  kesene  evlatlık,gazıtma  deller  bizde…

     

    Tohat  atmayı bilmek tomsük  yiyen uğunur,

    Beyniyin  bekmeziynen alt goynağen goğonür,

    Yozgat şaplağa  yiyen bir daha der doğonür,

    Dölek  dur  çerliyeçce cozutma deller  bizde…

     

    Yola  düşersen  eğer  yınicek  ahıllıynan,

    Birde  yüreğa yanmış  dili hep gahırlıynan,

    Ömrün heçlenir  gider ,,geçmişi  mekirliynen,

    Önce ahlın  nerdeydi  büzütme  deller  bizde…

     

    Zopaynan adam olmaz biz  lafınan düverik,

    Gişi  iyi islahsa hem  üver  hem  severik,

    Her  işten  gaytaransa bizde  olur  geberik,

    Elalemin  onünde cıvzıtma  deller  bizde…

     

    Gışımız uzun  olur ekmek  gevredir  yerik,

    Arabaşı oldummu haşat olur  severik

    Bizlerde atıştırma  bir  gavırga bir  hedik,

    İlk ahşamdan yatana dımıtma deller bizde…

     

    Avratları  heç sorman aşamaca yatallar

    Horanta toplaştımı kesme aşı  katallar

    Taze   gelin  varısa arhasından  atallar

    Kele şo gure  gibi gırıtma  deller bizde

     

    Yar  olmah  golay  değil  Bozoğun gızlarına

    Sinirden köpürüncük nur  doğar yüzlerine

    Ismarıcı unutsan daş bağlar  sözlerine

    Dış  gapının iti gibi sorutma deller  bizde…

  • GARDAŞ

    GARDAŞ

    Yeni yıl bu, yeni umut getirsin,

    Her şerri kötüden bilmeyin gardaş !

    Dilerim ki savaşları bitirsin,

    Alaylı alaylı gülmeyin gardaş !

     

    Bir düşünün, hayat size ne verdi,

    Dünyalık nimetler insanın derdi.

    Kime sorsan aynı şeyi söylerdii

    Bu dünya tatlıysa ölmeyin gardaş !

     

    Sözümün yekunu insan içindir,

    Sen de söyle, adamlığı geçindir !

    Bir yerde aç varsa senin suçundur,

    Kimseyi cimriden bilmeyin gardaş !

     

    Nefsinin gözleri olmuşken şaşı,

    Kim bilir nimeti helalden aşı?

    Önce kendin ile bitir savaşı,

    B/edeni cenklere salmayın gardaş !

     

    Haklı iken Hakk’a eğilse boyun,

    Ne haksızlık kalır ne de bir oyun.

    Nifak ekmeğini yerken her öğün,

    G/usulsüz abdesti almayın gardaş !

     

    Efruze’yim, mutlu yıllar dilerim,

    Haine hadsize şiir bilerim,

    Tutamam kendimi çok da gülerim,

    Tavsiyem; ben gibi d/olmayın gardaş !

  • YAKINDAN MANZARALAR..

    YAKINDAN MANZARALAR..

    Derdimiz Yozgat olunca söyleyecek te çok şeylerimiz oluyor..Buğusu üzerinde şiirlerle sesleniyorum bazen bazende  zülfüyâre dokunup iğneler ve çuvaldızlarla Yozgat için bir çıkış arıyorum..Dedim ya derdim Yozgat..

    Hani şu soğuk havası insanın ruhuna antidepresan etkisi yapan..

    Hani ilkbaharında çam çiçek kokusuyla nefesimizi yıkayan..

    Tozlu yolları merhem çamuru çimeni sevenine ilham olan Yozgat..

    Şimdilerde gelecek vaad eden ne doğu ne batı ne kuzey ne güney tamda sınırları itibariyle Türkiye’nin kalbi seveninin vazgeçilmezi Yozgat..Bu güne kadar bir çok alanda ihmâl edilmiş ama değerleriyle fark yaratan Yozgat..Canınız mı sıkkın  ellerinizi ceplerinize koyup şöyle bir  dolaştığınızda sokaklarını insanı değerlerinizi size hatırlatan bir hatırat şehridir Yozgat..Hıc tanımadığınız bir sofrada başkösenin size ait olduğunu bildiğiniz bir bardak sıcak çay ile demlendiginiz huzurun şehridir Yozgat..

    Son zamanlarda açılım sürecine girmiş üniversitesi ile onbinleri bağrına basmış şehirdir Yozgat..Kendi yağıyla kavrulurken Suriyeli ye Iraklı’ya kapılarını açmış aynen de sünneti  seniyyedeki tarif üzere yarım ekmeğini bölüşmüstür muhtaç kardeşiyle..

    Güzel şehrime ışıltılı sokak lambaları  geceleri  yanar döner  cadde ışıkları  çok yakışsada aslında en çok yakışan Yozgat’lının kaybetmediği özüdür..

    Şimdilerde diğer şehirlerden gelip te ” Yozgat’ta şunlar da eksik denilmiyor ” Çünki bu şehircilik anlayışımız değişti bir çok alanda..

    Yozgat ‘ta bir çok eksikte var fazlada..En büyük eksik eğitim alanında  benim için..

    Çok güzel çok modern okullar yapılıyor  ama

    Yozgat’ta  bir “spor lisesi” yok hemde gureşçileriyle değil ülkede dünyada gündem olmuş bir şehir olarak..

    “Sosyal bilimler” lisesi de yok..

    Ve daha bir çok eksiğimiz var bunlar ivedi olanlar..

    Dile getireceğimiz bir çok eksikten en önemlisi bunlar..Çocuklarımızı alanlarına göre  yönlendirmek mühim olanı, sosyal zekası çok iyi olupta alanın dışında  heder olmasın yavrularımız..Spor kaabiliyeti olupta çevre şehirlere gitmesin yavrularımız ..Bu konuda en büyük mağduriyeti kız çocuklarımız yaşıyor  maalesef gönderilmiyorlar ..Ailelerde kendince haklı gerekçelerle savunsa da olan yine yavrularımıza oluyor..Geleceğimizin teminatı çocuklarımıza  ve güzel şehrimize yakışanı yapmak muhatabının bunları talep etmek ise bizim görevimizdir..

  • TELEFON

    TELEFON

    Yeni elbiseyle volta vururken

    Kızılayın ortasında gitti telefon

    Gıcır gravatla selam dururken

    Bir anda yok oldu yitti telefon

     

    Duamın üstüne dua ekledim

    Baktım ki çalınmış biraz tekledim

    Çantayı, şapkayı cebi yokladım

    Gözleri uykudan etti telefon

     

    Vitrinde görünce vuruldum ona

    Eski telefona getirdim kuma

    Eskide hiç fena değildi ama

    Bağıra bağıra gitti telefon

     

    Bilseniz onunla  neler etmedim

    Aşkımdan sabahaca yatmadım

    Kuyruk takıp bir ucundan tutmadım

    Beni yarı yolda sattı telefon

     

    Efkar bastı tuttum türkü söyledim

    Kabenin önünde selfi eyledim

    Vicdansız hırsız sana neyledim

    Giderken son bir kez öttü telefon

     

    Benden önce kalkıp ezan okurdu

    Bildirim gelince eder fokurtu

    Niye üzdünüz ki bu yaşlı kurdu

    Ayakta yol üstü dürttü telefon

     

    Ebuzer hocada bir daha almaz

    Ulusta yürürken hayale dalmaz

    Hiç biri sen gibi ciğerden çalmaz

    Varımı yoğumu sattı telefon

     

    Efruzeyim şimdi düştün dilime

    Kabeyi tavafta aldın eline

    Sana da layıktır şu son kelime

    Üç  harfli gibi mi çarptı telefon

  • YOZGATLININ DİYETİ

    YOZGATLININ DİYETİ

    Her şeye zam geldi yapayım diyet

    Ne yiyeyim canan karatay bacı

    Mide küçültmeye eyledim niyet

    Ne yiyeyim canan karatay bacı

     

    Artık ğüç yetmiyor kasapta ete

    Dolar hesabından zamlı peçete

    Babayın hayrına yaz bir reçete

    Ne yiyeyim canan karatay bacı

     

    Salça pahalandı uzak duruyom

    Yağ düşecek diye hayal kuruyom

    Uzman sensin diye sana soruyom

    Ne yiyeyim canan karatay bacı

     

    Çoğalıyor derdi derde ekliyom

    her ay başı borçlanıyom tekliyom

    Beleş diye madımağı bekliyom

    Ne yiyeyim canan karatay bacı

     

    Meyvelerin bakılmıyor yüzüne

    Fiat yüksek görünüyor gözüne

    itimat ederim senin sözüne

    Ne yiyeyim canan karatay bacı

     

    Hayal oldu peynir zeytinin tadı

    Pastırmanın ancak edilir yadı

    Yirmi milyon olmuş tavuğun budu

    Ne yiyeyim canan karatay bacı

     

    Cevizin bademin burnu havada

    Yumurtalar isyan eder tavada

    Ucuz bir perhiz ver ozan murada

    Ne yiyeyim canan karatay bacı

     

    M.E

    Ozan Murat Erciyas’ın “cevap ver” şiirine cevabım :Diyet

    Sabah kahvaltıdan önce ılık su

    Bolcana içipte doyun doğrusu

    Hergün bir iki koyunun kuzusu

    Yenmelidir ozan Murat Erciyas

     

    Bahçeden toplayıp bolca yeşillik

    Ahırın yanına yapıver pinnik

    Horozlar tavuklar evlere şenlik

    Yenmelidir ozan Murat Erciyas

     

    Inek camız besle taze otunan

    Dağ bayır gezsene doru atınan

    Hafif ara öğün beyaz etinen

    Yenmelidir ozan Murat Erciyas

     

    Elma armut kiraz dalda kurudu

    Ağaçların gövdeleri çürüdü

    Kuyruk  yağı sızgıt oldu eridi

    Yenmelidir ozan Murat Erciyas

     

    Çanak pendiriynen bulgur bulamaç

    Diyette sağlıktır en büyük amaç

    Dokuz yumurtayla pekmezli omaç

    Yenmelidir ozan Murat Erciyas

     

    Bahçeyi bağları kökten söktünüz

    Sofrada taze öyüne çöktünüz

    Fazlalık yemeği  çöpe döktünüz

    Yenmelidir ozan Murat Erciyas

     

    Kışlık hazınları  kimse bilmiyor

    Tuŕşuya domates kelek dilmiyor

    Pancarı peziği kimse almıyor

    Yenmelidir ozan Murat Erciyas

     

    Efruze canana candan selamlar

    Diyetin diyetci dilinden anlar

    Kapıda yeşeren taze susamlar

    Yenmelidir ozan Murat Erciyas

  • EVLADA ÖĞÜT..

    EVLADA ÖĞÜT..

    Atadan, öteden öğüdümüz var

    Meclis te fikirden kaçandan olma

    Geçmiş sözün söyleyen ne hükmü var

    Gereksiz lafları açandan olma

     

    Kıymet veren olma, haddi bilmeze

    Nefret denen kiri, kalpten silmeze

    Yoldan çıkan, doğru yola gelmeze

    İman leke tutmaz, saçandan olma

     

    Mizanı tartmaya yetmez terazi

    Sevgi ye tarla yok, olmaz arazi

    Ne şehit olursun, ne de bir gazi

    Neden cevap ver niçinden olma

     

    Mizan Hak ölçüsü, ölçmez her kişi

    Sevgiden mahrumun, yürümez işi

    Haramsa lokması, kesmezmiş dişi

    Mal için halinden geçenden olma

     

    Selam ile doğru yoldan ayrılma

    Kul hakkıyla gelme sakın kayrılma

    Hak yiyenler sofrasında doyrulma

    Sonra kanatlanıp, uçandan olma

     

    Selama baş eğer, yoldan giderim

    Kul hakkı yiyene, bühtan ederim

    Helal lokma yerim hesap öderim

    Sırtında yükünle göçenden olma

     

    Dostun ayağına değmesin taşın

    Doğruluk ateşinde pişerken aşın

    Sevgiyle kaşıkla, ağrımaz başın

    Tohum ol dane ol koçandan olma

     

    Doğruluk ateşi, yakmazmış derler

    Nur-u göz, ah ile akmazmış derler

    Ovaya yıldırım, çakmazmış derler

    Ölçmeden kumaşı biçenden olma

     

    Hakk’a ram ol, Hak’la götür işini

    Sabreyle, duayla pişir aşını

    İşine gelenin çekme fişini

    Sırrını ellere açandan olma.

     

    Dosta el veren ol, düşmanı sevme

    Zalimden el alma, nedensiz övme

    Var gönül eri ol, mazlumu dövme

    Kan haram mümine içenden olma

     

    Geçmişte yaşanan geçmişte kalır

    Açılır sayfalar ah aldım sanır

    Belki de sıkılır belki utanır

    El verme düşmana saçından olma

     

     

     

    Geçmişte kalanlar kalsın, aldırma

    Ah yükü ağırdır, boş ver kaldırma

    Cenaze evinde, cümbüş çaldırma

    Dikkat et gâvurun haçından olma

     

    Nereye bakarsan onu görürsün

    Belki de eğri yolda yürürsün

    Sağını solunu düşman bürürsün

    İnsanı insandan seçenden olma

     

    Kalp gözü bakınca görür gerçeği

    Firdevs-i dağlardan toplar çiçeği

    Mukim ol, sadık ol, açma leçeyi

    S/imana sahip ol peçenden olma

     

    Derdini söylerken toprağa taşa

    Anlatki değsin döktüğün yaşa

    Kimsenin elinde sen olma maşa

    Dosta yanlış değer biçenden olma

     

    Derdini hak bilsin söyleme boşa

    Biz maşa olmadık, olmayız haşa

    Topu at pas atma, sakın sarhoşa

    Çizgiye dikkat et, taçından olma

  • HATA KİMDE..

    HATA KİMDE..

    Şu soğuk günlerde Yozgat gündemi fokur fokur kaynasa da gündemin  içinde olan bizlere de çok hızlı  ve anlaşılır  davranışlar sergilemek düşüyor..Hafta sonunda belediye başkanımız sayın Kazım Arslan’ın yıl sonu değerlendirme toplantısına icabet ettim , halka açık bir toplantı idi ve  bir gazeteci süzgeciyle baktım anlatılanlara  , gerçekten Yozgat’a yeni bir ivme kazandırdı sayın  başkan  ve ekibi ..Geri dönüşü yok gibi görünüyor olsa da burada asıl talep elbette insanımızın..Dikkatimi çeken en önemli nokta üç köyün mahalle statüsüne geçmiş olması ve buraların imar planlarının yapılmış olduğunun açıklanmasıdır..Bence de gerekli idi batıya doğru açılmak ise  bir duruşun ifadesidir zannımca..Doğuya doğru havaalanı ve ikinci organize hayata geçecek..Yaşam alanlarıyla iş ve ulaşım sahası birbirinden ayrılacak  ve kimse rahatsız olmayacak..Buraya kadar gerçekten ayakta alkışlanacak çok güzel vizyonu geniş açılımlar  bunlar ki öylede oldu sayın başkanı ve ekibini ayakta alkışladı tüm salon..

    Diyorum ya hayat tesadüflerden nasibini her zaman fazlasıyla alıyor, yeğenimizin rahatsızlığı sebebiyle BOZOK araştırma ve uygulama hastanesine hasta ziyaretine gittim bir gün öncesi akşam..Yoğun bakım önünde feryat figan insanlar vardı..Sebebini sorunca bir kez daha çok üzüldüm..Akdağmadeni’nden gelen bir hanım kardeşimiz önce şehir hastanesine gider oradan da Bozok araştırma ve uygulama hastanesine sevk edilir..Zamanla yarışta o zaman başlar.. Yetişemeyeceğim kaygısıyla  bir ticari taksiye biner ve yola revan olur..Eski hastaneyi geçince de panikler ve kendisini hareket halindeki taksiden aşağı atar.. Başı refüje çarpmış ve ağar yaralanmış..Dün ise yaşam savaşını kaybetti bu kardeşimiz, Allah’tan rahmet dilerken , aklıma şu sorularda takılmadı değil..

    Acaba yeni hastaneye taşınıldığı ve yeni hastanenin yerinin belirtildiği  afişler yapılıp  halk bilgilendirilemez miydi?

    Şehir hastanesinin açılışı kadar görkemli bir açılışla halkın dikkati buraya çekilemez miydi?

    Her konuda yardım etsin diye şehir hastanesinde görevli  olan hostes arkadaşlarla bilgi vermek amaçlı bir ” Bozok Araştırma hastanesi ” bilgilendirme kolu oluşturulabilir ..

    Ayrıca bu olayın bir de sosyal boyutu var ..Ekmeğinin davasında olan taksici esnaf ne yapsın? Varsa bir ihmal elbet çıkar  meydana..Ama her gün televizyonlarda izlediğimiz olaylar mı bozdu sinirlerimizi orası  muamma..Tek gerçek  şifa arayan kadının  evine ölü dönmesidir..Eğer önlem alınmazsa  bu gibi olaylar kaçınılmaz görünüyor..Yinede son olması dileğimle aileye başsağlığı ve sabır diliyorum…

  • SIRACALI

    SIRACALI

    Un seklemi gibi yerinden gahmaz

    Aldırış etmez gafaya dahmaz

    Erinir gahıpda bi işe bahmaz

    namını aleme sal sıracalı

     

    Düğünde dernekte haleyi çeker

    Birin yanına bin yalan eker

    Lafınan koye gökdelen diker

    eviyin hezeni dal sıracalı

     

    Dizinin dibinde otursan gahman

    gapadın gozünü dünyaya bahman

    sen bu öpcelikden Vallaha bıhman

    Lafın pendir dağal bal sıracalı

     

    Okuzun damında okuzu yedin

    elinen bir oldun gormedim dedin

    tandırda bişmezde gartalmış etin

    cehennemin dibinde kal sıracalı

     

    Gapı gapı gezdın gün aşam oldu

    Minderde oturan yerini buldu

    sufrada has köşe hep sana galdı

    Gaşıh değil çömçeyle dal sıracalı

     

    Yediğin ekmekler gözüne dursun

    od deyi tuutuğun elinde galsın

    sana ne deyim ocağan yansın

    Garıyın lakabı dul sıracalı

     

    Gendini bağanir kimseye dahmaz

    Cürmünü görseniz it bile bahmaz

    Herkeşler gülerde kaşını yıhmaz

    Gutlu gundah sarmış döl sıracalı

     

    Bi görsen yanına tütsüynen varın

    Dünde acıdın tez olacak yarın

    Senin dağlarına yağmazmı garın

    Mayan bozuh dutmaz göl sıracalı

     

    Mar eşşeğa gibi anırır durur

    İnne yemiş itinen geçimmi olur

    Üsdüne su serpsen zahar gudurur

    Hasiyetin herkeşe pul sıracalı

     

    Öteden bahsan adam bellersin

    Gapısına çoban duruyum dersin

    İsderse çatlasın,isder gebersin

    Guyruğuna dahdım zil sıracalı