Bu önemli etkinlik, sağlık bilişimi ve teknolojileri alanında faaliyet gösteren birçok kurum ve kuruluşu bir araya getirdi.
Açılış konuşmasını Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun gerçekleştirdiği kongrede, sağlık teknolojilerinin geleceği, dijital sağlık çözümleri ve bilişim sistemlerinin sağlık hizmetlerine entegrasyonu gibi konular ele alındı. Etkinlik, katılımcılara sağlık bilişiminin çeşitli alanlarındaki yenilikleri ve gelişmeleri tanıma fırsatı sundu.
Yozgat Şehir Hastanesi’nin dijital sağlık alanındaki katkılarına vurgu yapan HIMSS Ekibi, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ile bir araya gelerek, hastanenin sağlık bilişimi ve teknolojileri alanındaki çalışmalarından dolayı tebrik aldı. Sağlık Bakanı Memişoğlu, Yozgat Şehir Hastanesi’nin sağlık hizmetlerinin dijitalleşmesi konusunda gösterdiği başarıdan dolayı Ekibi kutlayarak, sağlık bilişiminin önemine değindi.
Başhekim Yardımcısı Dr. İsmail Şimşek ve HIMSS Ekibi, kongrede edindikleri bilgi ve deneyimleri Yozgat Şehir Hastanesi’ne taşıyarak, hastaların daha kaliteli hizmet alması için çalışmalarına devam edeceklerini belirttiler.
/Haber Merkezi
Kategori: Sağlık
-

HIMSS Eurasia 2024’e katıldılar
-

“Engelsiz 112” kolaylık sağladı
Engelsiz 112 Projesi’nin engelli vatandaşlar için önemli bir kolaylık sağladığını ifade eden Esim, bu mobil uygulamanın konuşma engeli ve diğer engellere sahip bireylerin acil durum bildirimlerini kolayca yapabilmelerini sağladığını vurguladı. Esim, uygulamanın temel özelliklerini şöyle sıraladı:
Engelli bireyler, uygulama üzerinden görüntülü konuşma veya anlık mesajlaşma yoluyla 112 Çağrı Merkezi’ne ulaşabiliyor.
Kullanıcılar, mevcut sağlık durumlarını ve acil durumda aranacak yakınlarının bilgilerini sisteme kaydedebiliyor.
Konum bilgisi sayesinde, uygulamayı kullanan bireylere en hızlı ve etkili şekilde ulaşılabiliyor.
ENGELSİZ İLETİŞİM
Esim, Engelsiz 112 uygulamasının Türkiye genelinde acil çağrı hizmetlerini tek numara altında toplayan “Yeni Nesil 112 Acil Çağrı Merkezi Projesi” kapsamında geliştirildiğini hatırlattı. Uygulamanın, engelli bireylerin 112 ile daha erişilebilir ve hızlı bir iletişim kurmasına olanak tanıdığını belirtti.
ENGELLİ BİREYLER İÇİN ÖZEL OLARAK TASARLANDI
Uygulamanın tamamen ücretsiz olduğunu ifade eden Esim, engelli bireylerin mobil cihazlarına indirerek kolayca kullanabilecekleri bu sistemin, acil durumlarda hayat kurtarıcı bir rol oynadığını söyledi. Esim, Kamera ve ses erişimi ile kullanıcılar ve 112 personeli arasında doğrudan iletişim kurulabildiğini vurguladı.
ESİM’DEN ÇAĞRI: ENGELSİZ 112’Yİ KULLANIN
Harun Esim, Engelsiz 112 Projesi’nin yalnızca bir uygulama olmadığını, aynı zamanda engelli bireylerin ihtiyaçlarına duyarlı bir sistemin parçası olduğunu ifade etti. Dünya Engelliler Günü vesilesiyle uygulamanın önemini tekrar hatırlatan Esim, engelli vatandaşların uygulamayı indirerek aktif şekilde kullanmalarını önerdi.
/Osman Tolga YILMAZ -

Hepimiz engelli adayıyız
Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Vali Özkan, engelli bireylerin toplumsal hayatta daha etkin bir şekilde yer alabilmesi ve farkındalık oluşturulması adına bu özel günün önemine vurgu yaptı.
Vali Özkan, “3 Aralık Dünya Engelliler Günü, engelli bireylere yönelik toplumsal bilinç ve farkındalığın artırılması açısından son derece anlamlı bir tarihtir. Devletimiz, sosyal devlet ilkesinin gereği olarak engelli vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırmaya yönelik önemli düzenlemeler ve uygulamalar gerçekleştirmiştir. Bu adımlar, onların toplumsal yaşama daha etkin bir şekilde katılabilmelerini sağlamaktadır” dedi.
Engelli bireylerin toplumsal hayatta büyük başarılar elde edebileceğine dikkat çeken Vali Özkan, “Engelli vatandaşlarımızın desteklendiğinde neler başarabileceklerini görmek, onların yaşama sevinçlerini yüksek tutarak hayata sarılmalarını izlemek bizlere büyük mutluluk veriyor” diye konuştu.
Vali Özkan, engelliliğin bir seçim olmadığını hatırlatarak, “Hiçbir engel seçim değildir. Unutulmamalıdır ki her sağlıklı insan bir engelli adayıdır” ifadelerini kullandı.
Vali Özkan, engelli bireyler ve ailelerine sağlıklı, mutlu ve huzur dolu bir yaşam dileyerek, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü kutladı. -

Şehir Hastanesi’nde ‘Normal Doğum’ standı
Hastane Başhekimi Uz Dr Mustafa Kozan, Sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak, sezaryen oranlarını azaltmak ve normal doğumu teşvik etmek amacıyla anne ve anne adaylarına yönelik bilgilendirme çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

Şehir Hastanesinde kurulan stand, Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği tarafından Gebe Okulu Ebesi tarafından yönetildi. Yozgat Şehir Hastanesi Başhekimi Uz. Dr. Mustafa Kozan, yaptığı açıklamada; hastanelerinin “Anne ve Bebek Dostu” unvanına sahip olduğunu belirterek, “Normal doğumu teşvik eden projelerimizi bir bir hayata geçiriyoruz. Farklı etkinliklerle anne ve anne adaylarını bilinçlendirmeye devam edeceğiz. Gebelik takibi sürecinde tüm annelere, polikliniğimizde bulunan gebe okulundan faydalanmalarını öneriyoruz. Gebe okulunda annelere normal doğum süreci ile ilgili eğitim verilmekte, böylece anneler hem normal doğum sürecine daha uyumlu hale gelmekte, hem de korkularını daha kolay yenebilmektedirler” dedi.
Açılan standı ziyaret eden Başhekim Mustafa Kozan, Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Elif Tinel, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ferhan Sadef ve Gebe Okulu Ebesi Demet Civan, anne adaylarına normal doğum hakkında bilgilendirme yaptı.
/Haber Merkezi -

Eğitim ve Farkındalık aktiviteleri devam ediyor
Etkinlikler, hastane girişinde kurulan stantla başladı. Burada, hastalara antibiyotiklerin doğru kullanımı ile ilgili bilgi veren afişler ve broşürler dağıtıldı. Sağlık çalışanları, antibiyotiklerin yanlış kullanımının yaratabileceği olumsuz etkiler hakkında vatandaşları bilgilendirdi.
Öğleden sonra ise hastanenin konferans salonunda seminer düzenlendi. Seminerde, Yozgat Şehir Hastanesi Eczacı Sorumlusu Furkan Erciyas, akılcı antibiyotik kullanımı üzerine kapsamlı bir sunum yaptı. Katılımcılar, antibiyotik kullanımıyla ilgili merak ettikleri soruları yöneltme fırsatı buldu.
AKILCI ANTİBİYOTİK KULLANIMININ ÖNEMİ
Eczacı Sorumlusu Furkan Erciyas, seminerde yaptığı konuşmada, akılcı antibiyotik kullanımının önemini vurguladı. Erciyas, “Akılcı antibiyotik kullanımı, antibiyotiklerin yalnızca gerekli olduğunda, doğru dozajda, doğru süreyle ve doğru hastalıklar için kullanılmasını sağlar. Bu yaklaşım, antibiyotik direncinin önlenmesinde temel bir adımdır” dedi.
Antibiyotiklerin yanlış kullanımının bakterilerin direnç kazanmasına neden olduğunu ve bu durumun tedavi süreçlerini zorlaştırdığını belirten Erciyas, “Antibiyotiklerin yanlış kullanımı, bakterilerin zamanla antibiyotiklerin etkisinden korunmasını sağlayacak genetik değişiklikler geçirmesine yol açar. Bu da daha güçlü ve yan etkileri fazla olan antibiyotiklerin kullanılmasını gerektirir ve sağlık sistemi üzerinde büyük bir yük oluşturur” şeklinde konuştu.
Erciyas, akılcı antibiyotik kullanımının enfeksiyonların tedavisinde etkinliğin korunmasını, antibiyotik direncinin önlenmesini ve halk sağlığının iyileştirilmesini sağladığını belirterek, sağlık profesyonelleri ve toplumun birlikte hareket etmesinin önemini vurguladı.
/Haber Merkezi -

Dr. Bozbay: Diyabette erken teşhis önemlidir
Uzmanı Dr. Abdulkadir Bozbay, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla diyabet hastalığı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Diyabetin farklı türleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgilendirme yapan Uz. Dr. Bozbay, diyabetin etkili yönetimi için erken teşhis, uygun tedavi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çekti.
Uz. Dr. Bozbay, diyabetin başlıca 5 tipi olduğunu belirterek şöyle sıraladı:
Tip 1 Diyabet (İnsüline bağımlı diyabet)
Tip 2 Diyabet (İnsüline bağımlı olmayan diyabet)
Spesifik nedenlere bağlı diyabet
Gebelik diyabeti
Diğer diyabet türleri
Dr. Bozbay, “Diyabetli hastaların çoğunluğunu Tip 1 ve Tip 2 diyabetli hastalar oluşturuyor. Özellikle Tip 2 diyabet, önleyici tedbirlerle kontrol altına alınabilir ve erken teşhis ile etkisi büyük ölçüde azaltılabilir,” dedi.
Diyabetin sık görülen belirtilerine de değinen Uz. Dr. Bozbay, şu uyarılarda bulundu:
Aşırı susama
Ağız kuruluğu
Sık sık idrara çıkma
Aşırı yeme isteği
Kilo kaybı
Görme bulanıklığı
Aşırı kaşıntı
Mantar enfeksiyonları
Bu belirtilerin diyabetin erken evrelerinde gözlemlenebileceğini vurgulayan Dr. Bozbay, bu tür şikayetleri olan bireylerin bir sağlık kuruluşuna başvurmasının önemine dikkat çekti.
Diyabet Tedavisinde Beslenme ve Egzersizin Rolü
Tedavi yöntemleri hakkında da bilgi veren Uz. Dr. Bozbay, diyabet tedavisinin genellikle tıbbi beslenme tedavisi, ağızdan alınan ilaçlar ve/veya insülin kullanımıyla yapıldığını belirtti. Özellikle Tip 1 diyabette beslenme ve insülin tedavisinin uzmanlar tarafından kişiye özel olarak planlanması gerektiğini vurguladı.
Tip 2 diyabet içinse, doğru ve sağlıklı beslenmenin önemine değinen Dr. Bozbay, şu önerilerde bulundu:
3 ana öğün ve 2-3 ara öğün tüketilmeli.
Her öğünde sebze ve/veya salata bulunmalı.
Aşırı yağlı ve hazır besinlerden kaçınılmalı.
Sağlıklı pişirme yöntemleri (haşlama, ızgara) tercih edilmeli.
Egzersizin de diyabet yönetimindeki önemine değinen Dr. Bozbay, “Düzenli egzersiz, kan şekerini düzenler, insülin direncini azaltır, obeziteyi engeller ve kalp hastalıkları riskini düşürür. Ayrıca, stresle başa çıkmada da önemli bir rol oynar” dedi.
/Haber Merkezi -

7 Ekim’de hasta kabulüne başlıyor
Bölge halkına kaliteli sağlık hizmeti sunmayı amaçlayan hastane, son teknolojik cihazlarla donatılmış olup, 8 ana bilim dalında 17 ünitede ağız ve diş sağlığı tedavi hizmeti verecek.
AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI HİZMETLERİ
Hastane bünyesinde sunulacak olan hizmetler arasında Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi, Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi, Periodontoloji, Endodonti, Pedodonti, Ortodonti, Restoratif Diş Tedavisi ve Protetik Diş Tedavisi gibi birçok alan yer alıyor. Hastalar, randevu almak için her hafta Cuma günü saat 14:30’dan sonra bu linke tıklayarak online randevu alabilecekler.
BAŞHEKİM KUŞÇUDAN AÇIKLAMA
Bozok Üniversitesi Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Süha Kuşçu, hastanenin açılışının ardından ilk hastalarıyla buluşacağını belirterek, “Üniversitemizin sağlık alanında şehre açılan yüzü olacak olan hastanemizle vatandaşlarımıza sunulan diş sağlığı ve tedavisi hizmetlerinin kalitesini nitelik ve nicelik olarak yükseltme hedefindeyiz,” dedi. Kuşçu, hastaların online randevu sistemi ile hastaneye ulaşacağını vurgulayarak, “Tüm halkımızı bu nitelikli sağlık hizmetlerinden yararlanmaya davet ediyorum,” dedi.
REKTÖR YAŞAR: “TOPLUM İÇİN EN İYİ HİZMETİ SUNMAYI AMAÇLIYORUZ”
Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Evren Yaşar, üniversitenin sadece eğitimde değil, sağlık hizmetlerinde de toplum için en iyi hizmeti sunmayı amaçladığını ifade etti. Yeni sağlık birimini Yozgat’a kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten Yaşar, “Eğitim-öğretim, bilimsel çalışmalar ve sunulan sağlık hizmetleri açısından altyapısını ve donanımını sürekli güncelleyen bir üniversiteyiz.”diye konuştu.
Sağlık alanında yeni projelerin hayata geçirildiğini dile getiren Rektör Yaşar, “Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi”, “Tıp Eğitim ve Simülasyon Merkezi” ve “Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi” gibi önemli merkezlerin hizmete açıldığını belirtti. “Ağız ve Diş Sağlığı Hastanemiz, üniversitemizin eğitim ve sağlık hizmetleri alanında önemli bir boşluğu dolduracak. Hayırlı olsun,” diyerek sözlerini tamamladı.
/Yusuf BAĞCI -

Dr. Ağı: İlkyardım hayat kurtarır
Şehir Hastanesi Acil Servis Sorumlu Hekimi Uz. Dr. İsmail Ağı, 14 Eylül Dünya İlkyardım Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada ilkyardımın önemine değindi. Dr. Ağı, “Dünya ilkyardım günü her yıl eylül ayının ikinci cumartesi günü tüm Dünyada olduğu gibi ülkemizde de çeşitli etkinliklerle farkındalık oluşturmak için kutlanmaktadır” dedi.
Şehir Hastanesi’nde aralıklarla tüm personele ilkyardım eğitimi verdiklerini söyleyen Uz. Dr. İsmail Ağı, “Hastanemizde düzenli aralıklarla tüm personele ilk yardımın önemini anlattığımız, doğru ilkyardımın nasıl yapılması gerektiğini gösterdiğimi eğitimler veriyoruz. Bu eğitimler sonunda personelimiz uygulamalı olarak ilkyardım tekniklerini yapma becerilerini geliştirme fırsatı buluyor.
İnsan hayatının kutsallığının “normal” çizgisinden “son an” olarak nitelendirilen noktasına kadar her aşamasında gelişebilecek ve tıbbi yardıma ihtiyaç duyulan her türlü ani dalgalanmada en küçük dokunuşların bile hayatı normale çevirebileceği bilincinin ve bu dokunuşun öneminin toplumun her kademesinde yer alan bütün insanlara aşılanması gerekmektedir.”diye konuştu.
Travma yaralanmalarında ilk dakikaların hayati önem taşıdığını söyleyen Uz. Dr. İsmail Ağı: “İnsanlığa sağlıklı ve huzurlu bir yaşam kalitesi sunmak, başımıza gelebilecek her türlü kaza ve yaralanmalardan sağ kalımı arttırmak ve kalıcı sakatlanmaları minimum seviyeye indirebilmek için ilkyardım eğitimi herkese ulaşacak şekilde yaygınlaştırılmalı ve önemi vurgulanmalıdır. Kazanın gerçekleştiği yerde bireylere ilk beş dakika içerisinde uygulanması mümkün olan etkili bir ilkyardım müdahalesi ile ölümlerin ve kalıcı yaralanmaların çok önemli bir kısmını önlemek mümkün olacaktır. Bu durum ilkyardımın insan hayatı için ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.”ifadelerini kullandı.
/Haber Merkezi -

Boşanmanın çocuklar üzerinde etkisine dikkat!
Boşanma, aileler için bir kriz durumudur. Özellikle çocuklara bu krizin üç farklı temel etkisi olabilmektedir. Birincisi yıkıma sebep olabilir, ikincisi bu durum çocuklarda olumlu bir gelişime sebep olabilir, üçüncüsü de çocuğun durumundan faydayla çıkmasa da zarar görmemesinin sağlanmasıdır.
Boşanma, çocuklar üzerinde duygusal zorluklara neden olur. Kafa karışıklığı, keder, üzüntü, öfke, endişe ve kaygı gibi duygular yaşar. Bu duygusal zorluklar, çocukların ruh sağlığını ve genel refahını etkiler. Boşanma, çocuklarda davranış sorunlarına yol açar. Bu sorunlar arasında saldırganlık, isyan, konsantrasyon eksikliği, okul performansında düşüş ve arkadaşlık ilişkilerinde sorunlar bulunur. Çocuklar, boşanma durumunda içsel çatışmalar yaşar. Ebeveynlerini seven ve onları korumak isteyen çocuklar, aynı zamanda ebeveynleri arasındaki çatışma veya anlaşmazlıkları dengelemek zorunda kalır. Boşanma, çocukların benlik saygısında azalmaya neden olur. Çocuklar, ebeveynlerinin ayrılmasını kendilerinin bir tür kusuru olarak algılayabilirler ve bu da benlik saygısında düşüşe neden olur. Boşanma, çocukların ebeveynlerine olan bağlanma biçimlerini etkiler. Bu durumda, çocuklar güven duygularını kaybedebilir veya gelecekteki ilişkilerinde güven problemi yaşar. Boşanma, çocukların sosyal çevrelerinde değişikliklere neden olur. Bu durumda, çocuklar arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde veya sosyal etkinliklere katılımlarında azalma yaşar. Boşanmanın çocuklar üzerindeki etkilerini azaltmak için, ebeveynlerin çocuklarına destek olmaları, onları dinlemeleri, duygularını ifade etmelerine izin vermeleri ve güvenli bir ortam sağlamaları önemlidir.
Klinik Psikolog Selin Erekli,” Boşanmalar çocuklar için zorlayıcı bir süreç olsa da, ebeveynlerin çocuklarının etkilenmesini en aza indirmek için bazı adımlar atar.”dedi.
İşte boşanma sürecinde çocukların etkilenmesini azaltmaya yönelik bazı öneriler:
Ebeveynler, çocuklarına boşanma süreci hakkında dürüst ve anlayışlı bir şekilde konuşmalıdır. Çocuklar, ne olduğunu ve neler olacağını anlamalıdır. Ancak, ayrıntılara girmeden ve çocuğun yaşına uygun bir dille konuşmak önemlidir. Boşanma sürecinde, çocuklar için kararlılık ve rutin önemlidir. Ebeveynler, mümkün olduğunca çocukların yaşamında kararlılık ve rutin sağlamalıdır. Okul, arkadaşlar ve hobiler gibi rutin aktivitelere devam etmelerine destek olunmalıdır. Çocuklar boşanma sürecinde çeşitli duygular yaşar. Ebeveynler, çocukların duygularına saygı göstermeli, onların duygularını ifade etmelerine izin vermeli ve onları dinlemelidir. Çocukların hissettiklerini ifade etmeleri için güvenli bir ortam sağlanmalıdır. Ebeveynler arasında iyi iletişim, çocukların boşanma sürecini daha iyi yönetmelerine yardım eder. Ebeveynler, çocukların önünde birbirlerini eleştirmemeli veya tartışmamalıdır. Ebeveynler, çocukların çıkarlarını ön planda tutarak iş birliği yapmalıdır. Boşanma sürecinde, ebeveynlerin çocukların bakımı ve ebeveynlik görevlerini nasıl paylaşacaklarına dair net bir plan oluşturulmalıdır. Bu plan, çocukların ihtiyaçlarını karşılamak ve onların güvenliğini sağlamak için önemlidir.
Bu öneriler, boşanma sürecinin çocuklar üzerindeki etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir. Ancak, her aile ve her çocuk farklıdır. / Haber Merkezi -

Bastırılmış duygular birçok soruna neden oluyor
Bastırılmış duygular, vücudumuzda bir stres tepkisi oluşturur. Bu stres tepkisi, bağışıklık sistemini zayıflatarak, birçok hastalığa zemin hazırlıyor.
Bastırılmış duygular, tıpkı birer mayın gibi sessizce içimizde bekler ve en beklenmedik anda patlayarak hayatımızı alt üst edebilir. Kaygı, depresyon, öfke kontrol problemleri ve hatta bedensel hastalıklar bile bastırılmış duyguların yol açtığı problemler arasındadır. Bastırılmış duygular, en yalın özetle bilinçli bir şekilde farkına varıp kabul etmediğimiz ve görmezden geldiğimiz duygular olarak tanımlanabilir. Bu duygular genellikle çocukluk dönemindeki travmatik deneyimler, aile içi problemler veya sosyal zorluklar gibi olumsuz bağlantılar olabilir.
Bastırılmış duyguların birçok farklı belirtisi söz konusudur ancak en yaygın belirtiler; açıklanamayan kaygı ve gerginlik, kronik öfke, depresyon, uyku problemler ve yeme bozukluklarıdır.
Sıklıkla kişiler yüzleşmekten kaçındıkları durum ve olayların üzerini örttüklerini düşünüyor olsalar da aslında bastırılmış olan duygular kişiyi bambaşka davranışlara sürükleyebiliyor. Örneğin eşi ile yaşadığı problem neticesinde duygu ve düşüncelerini rahatlıkla paylaşamayan bir hanımefendi kendisini ev temizliğine ve düzenine fazlasıyla odaklayabiliyor. Kişi, bu davranışla sorun ve problemden uzaklaştığını düşünse de aslında sadece belirli bir süre o sorundan kaçmış oluyor, zaman geçtikten sonra yaşamış olduğu problem tekrar aynı yerde onu bekliyor ancak bu sefer büyük bir farkla; artık o hanımefendi eşine karşı daha tahammülsüz ve daha öfkeli çünkü zihni yaşadıklarını kaydetti ve çözüm getirilmeden tekrar tekrar aynı problemi yaşamak kişiyi olumsuzluğa sürüklemiş oldu.
Uzman Klinik Psikolog Kaan Üçyıldız, ” Duygularımızı bastırmak yerine, onları kabul etmeyi ve sağlıklı bir şekilde ifade etmeyi öğrenmeliyiz. Bu sayede daha mutlu ve sağlıklı bir hayat yaşayabiliriz. Unutulmamalı ki bastırılmış duygular, birçok sorunun gizli tetikleyicisidir. Bu duygularla başa çıkmak için bir uzmandan yardım almak ve onları görmezden gelmek yerine yüzleşebilmek çok önemlidir.”dedi. / Haber Merkezi -

İhbarların yüzde 48’i asılsız çıktı
Yozgat Valiliği, asılsız ihbarların ciddi bir sorun teşkil ettiğini ve bu durumun ciddiyetle ele alındığını vurguladı. Gereksiz yere yapılan ihbarların, gerçek acil durumların yönetilmesini zorlaştırdığı ve kaynakların israfına neden olduğu ifade edildi. Bu nedenle, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni asılsız ihbarlarla meşgul edenler hakkında idari para cezaları uygulanacağı bildirildi.
Yozgat Valiliği tarafından yapılan açıklamada, asılsız ihbar yapan kişilere bin 980 lira idari para cezası kesileceği duyuruldu. Şimdiye kadar Yozgat genelinde 4 kişiye toplamda 7 bin 920 lira idari para cezası uygulandığı belirtildi. Ayrıca, asılsız ihbarların hem zaman hem de kaynak israfına yol açtığı ve gerçek acil durumlar için önemli bir tehdit oluşturduğu vurgulandı.
Yozgat Valiliği, vatandaşları acil durumların ciddiyetini dikkate almaya ve 112 Acil Çağrı Merkezi’ni gereksiz yere meşgul etmemeye çağırdı. Acil durum numaralarının, gerçek acil durumlar için ayrıldığını ve bu hizmetin etkin şekilde kullanılmasının önemine vurgu yapıldı. Ayrıca, asılsız ihbarların yalnızca maddi ceza ile değil, kamu düzeni ve güvenliği açısından da ciddi sonuçlar doğurabileceği belirtildi./Haber Merkezi -

Türk Kızılay’dan kan bağışına davet
Türk Kızılay Yozgat Şube Başkanı Ecz. Faruk İbiş yaptığı açıklamada, kan bağışının önemine vurgu yaparak şunları söyledi:
“Türk Kızılay Yozgat Kan Bağışı Merkezi, Yozgat Merkez ve 13 ilçemizde düzenli olarak halka açık meydanlarda kan bağışı organizasyonları düzenlemektedir. Bu etkinliklerimizle hastanelerimizin kan ihtiyaçlarını karşılamayı hedefliyoruz. Kan bağışında bulunabilecek durumda olan erkekler 3 ayda bir, bayanlar ise 4 ayda bir kan verebilirler. Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan mobil kan aracımızda 17 – 31 Temmuz tarihleri arasında hafta içi 10.00 – 17.00, hafta sonu 11.00 – 17.00 saatleri arasında kan bağışı kabul edilecektir.”
Başkan İbiş, kampanyanın önemine dikkat çekerek, “Ülkemizin kan ihtiyacı gönüllü kan bağışçılarımız tarafından karşılanmaktadır. Kan, acil değil sürekli bir ihtiyaçtır. Bu nedenle, kan bağışı yapabilecek tüm vatandaşlarımızı Cumhuriyet Meydanı’ndaki kan bağışı aracımıza bekliyoruz. Kan bağışı yaparak bir hayat kurtarabilirsiniz. Katkıda bulunacak olan herkese şimdiden teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu./Haber Merkezi -

‘Aşırı sıcaklıklara dikkat’
Yozgat Şehir Hastanesi Başhekimi Uz. Dr. Mustafa Kozan, mevsim normalleri üzerinde seyreden sıcaklıkların özellikle diyabet ve hipertansiyon hastaları için risk oluşturduğunu belirterek, bu hastalara başta sıvı kaybı olmak üzere bir dizi konuda dikkatli olmaları gerektiğini vurguladı. Özellikle güneşin dik geldiği saatlerde dışarıda olmamaları konusunda uyarıda bulunan Kozan, aşırı sıcakların kalp krizleri ve böbrek yetersizliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade etti.
Küresel ısınmanın etkisiyle her yıl yaz aylarında artan sıcaklıkların, beklenmedik hastalıkları da beraberinde getirdiğini dile getiren Kozan, özellikle diyabet ve hipertansiyon gibi sık görülen hastalıkların bu dönemde daha fazla risk altında olduğunu söyledi. Bu hastalıkların genellikle yaşlı ve orta yaş grubundaki bireylerde sessiz kalp hastalıklarına neden olduğunu belirten Başhekim, sıvı kaybının da bu grup için önemli bir sorun olduğunu vurguladı.
Beslenme alışkanlıklarının yaz aylarında daha dikkatli şekilde planlanması gerektiğine de değinen Kozan, uzun günlerin etkisiyle birlikte beslenme programlarının değiştiğini ve özellikle yüksek glisemik indeksli meyvelerin tüketiminin kan şekerini olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Kozan, terleme artışı ve yeterince sıvı alınmamasının tansiyon dengesizliklerine ve ani şeker yükselmelerine neden olabileceğini ifade etti.
Şehir Hastanesi Başhekimi Uz. Dr. Mustafa Kozan, “Özellikle saat 10.00 ile 16.00 arasındaki saatlerde hastaların mümkünse serin ve gölgeli yerlerde kalmalarını öneriyoruz. Ayrıca, fiziksel aktiviteleri sınırlamaları ve güneşin altında uzun süre kalmaktan kaçınmaları önem taşıyor. Bu saatlerde dışarı çıkacak olanların yanlarında mutlaka su bulundurmaları gerekiyor” şeklinde konuştu./Nazife EKİCİ -

Tahammülsüzlükle başa çıkmanın yolları
Günümüzde, hızla değişen ve gelişen dünyada, tahammülsüzlük giderek daha yaygın bir sorun haline gelmiştir. Teknolojik ilerlemeler, küreselleşme ve sosyal medya gibi faktörler, insanların yaşamını birçok yönden kolaylaştırsa da, aynı zamanda sabır seviyelerini de azaltmaktadır. Sürekli bilgi bombardımanı, anlık geri bildirim beklentisi ve yoğun rekabet ortamı, bireylerin daha çabuk sinirlenmesine ve tahammülsüz hale gelmesine yol açmaktadır. Bu durum, hem kişisel hem de toplumsal düzeyde ciddi etkiler yaratmaktadır.
İş hayatında artan rekabet ve baskı, bireylerin tahammül seviyelerini düşüren önemli faktörlerden biridir. İş yerinde yaşanan stres, uzun çalışma saatleri ve yüksek performans beklentileri, çalışanların sabrını zorlayabilir. Aynı şekilde, ekonomik belirsizlikler ve finansal zorluklar da bireylerin tahammülsüzlük seviyesini artırabilir. Aile içi sorumluluklar, çocuk bakımı ve ev işleri gibi günlük yaşamın getirdiği zorluklar da eklenince, bireylerin sabır gösterecek enerjisi azalabilir.
Sosyal medyanın yaygınlaşması, tahammülsüzlüğü artıran bir diğer önemli faktördür. İnsanlar, sosyal medya platformlarında sürekli olarak farklı görüşler ve eleştirilerle karşılaşmakta ve bu durum, sabır seviyelerini zorlamaktadır. Anonimlik ve fiziksel mesafenin getirdiği güvenle, insanlar çevrimiçi ortamda daha çabuk ve sert tepkiler verebilmektedir. Bu durum, tartışmaların şiddetlenmesine ve toplumdaki genel tahammülsüzlük seviyesinin artmasına neden olmaktadır.
Ayrıca, hızlı yaşam tarzı ve yüksek beklentiler, bireylerin strese karşı daha duyarlı hale gelmesine yol açmaktadır. Sürekli meşgul olma hali ve zaman baskısı, bireylerin sabır seviyelerini zorlayarak tahammülsüzlüklerine katkıda bulunmaktadır. Modern yaşamın getirdiği bu zorluklar, bireylerin hem psikolojik hem de fiziksel sağlıklarını olumsuz yönde etkileyebilmektedir.Tahammülsüzlük, bireyin içsel dünyasında derin izler bırakabilir. Kişinin kendisiyle barışık olmaması, sürekli bir memnuniyetsizlik ve tatminsizlik haliyle yaşamını sürdürüyor olması, uzun vadede psikolojik sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir. Ayrıca, tahammülsüzlük, bireyin sosyal ilişkilerinde de çatışmalara yol açabilir. İnsanlar arası iletişimde sabır ve anlayış eksikliği, ilişkilerin zedelenmesine ve sosyal izolasyona yol açabilir.
TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜN NEDENLERİ
Tahammülsüzlük, birçok farklı nedenden kaynaklanabilir. Günlük yaşamın stresi, iş yoğunluğu, ekonomik sıkıntılar ve sosyal baskılar bireylerin tahammül seviyesini düşürebilir. Dijital çağın getirdiği anlık bilgi akışı ve sürekli bağlantıda olma durumu, bireylerin sabırsız ve tahammülsüz olmasına katkıda bulunabilir. Ayrıca, hızlı yaşam tarzı ve yüksek beklentiler, bireylerin strese karşı daha duyarlı hale gelmesine yol açabilir.
BİREYİN ÜZERİNDEKİ PSİKOLOJİK ETKİLER
Tahammülsüzlük, bireyin psikolojik sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Sürekli tahammülsüz bir durumda olan bireyler, daha sık stres, kaygı ve öfke yaşayabilirler. Bu duygusal durumlar, bireyin genel yaşam kalitesini düşürebilir ve depresyon gibi ciddi ruh sağlığı sorunlarına yol açabilir. Ayrıca, tahammülsüzlük, bireyin kendine olan güvenini azaltabilir ve sosyal ilişkilerini olumsuz yönde etkileyebilir.
FİZİKSEL SAĞLIK ÜZERİNDEKİ ETKİLER
Tahammülsüzlük, sadece psikolojik değil, aynı zamanda fiziksel sağlık üzerinde de olumsuz etkilere neden olabilir. Stresin artması, vücutta kortizol gibi stres hormonlarının salgılanmasına yol açar ve bu durum, uzun vadede kalp hastalıkları, yüksek tansiyon ve diğer sağlık sorunlarına neden olabilir. Sürekli tahammülsüz bir durumda olan bireyler, uyku problemleri yaşayabilir ve bağışıklık sistemleri zayıflayabilir.
SOSYAL İLİŞKİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLER
Tahammülsüzlük, bireyin sosyal ilişkilerini de olumsuz yönde etkileyebilir. Aile, arkadaş ve iş ilişkilerinde daha çabuk sinirlenen ve sabırsız davranan bireyler, çevrelerindeki insanlarla daha fazla çatışma yaşayabilirler. Bu durum, sosyal izolasyona ve yalnızlık hissine yol açabilir. Ayrıca, tahammülsüz bireyler, empati yeteneklerini kaybedebilir ve başkalarının duygularını anlamakta zorluk çekebilirler.
TAHAMMÜLSÜZLÜKLE BAŞA ÇIKMA YOLLARI
Tahammülsüzlüğün birey üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için çeşitli stratejiler kullanılabilir. Meditasyon, yoga ve derin nefes alma teknikleri gibi rahatlama yöntemleri, bireyin stres seviyelerini düşürebilir ve tahammül gücünü artırabilir. Ayrıca, düzenli egzersiz yapmak ve sağlıklı beslenmek de genel ruh hali üzerinde olumlu etkiler yaratabilir. Sosyal destek ağlarına sahip olmak ve ihtiyaç duyulduğunda profesyonel yardım almak da tahammülsüzlükle başa çıkmada önemli rol oynar.
Psikolog Yunus Emre Yıldız,’’ Tahammülsüzlük, bireyin psikolojik ve fiziksel sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkilere neden olabilir. Bu nedenle, tahammül gücünü artırmak ve stresle başa çıkma becerilerini geliştirmek, daha sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürdürmek için önemlidir.’’dedi. / Haber Merkezi -

‘Sağlık çalışanlarına muayene önceliği verilsin’
Necip Taşkın, muayene önceliğini düzenleyen Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2010/73-80 ve 2016/22 sayılı Genelgelere dikkat çekerek, sağlık kuruluşlarında halen acil vakalar (ani gelişen hastalık, kaza, yaralanma vb. durumlar ile acil tıbbi müdahale yapılmasına gerektiğine hekim tarafından karar verilen vakalar), engelliler, hamileler, 65 yaş üstü yaşlılar, yedi yaşından küçük olan hastalar, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler ile aileleri, öncelikli olarak garnizon dışından sevkle gelenler olmak üzere, hizmetteki TSK, J. Gn. K.lığı ve S.G.K.lığı personeli ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler, emekli TSK, J. Gn.K.lığı ve S.G.K.lığı rütbeli personeli ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler, öncelikli hasta grubu içinde yer alarak öncelikli muayene olabildiklerini söyledi. Sadece bu gruptakiler değil, aynı zamanda Hakim, Savcı, Vali Kaymakam gibi kamu görevlilerinin kendileri ve birinci derecede yakınlarının da sıra beklemeden polikliniklerde öncelikli olarak muayene olabildiklerini; ancak sağlık çalışanlarının kendi kurumlarında bu öncelikten yararlanamadığına dikkat çekti.
Necip Taşkın’ın, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na “Kişiye Özel” yazdığı mektup şöyle:
“Sayın Bakanım, Öncelikle Sağlık Bakanlığı görevine getirilmeniz nedeniyle yeni görevinizde başarılar diliyor, sendikamız ve sağlık çalışanları adına hayırlı olmasını Allah’tan temenni ediyorum. Sayın Bakanım, sağlık hizmet sektöründe uzun yıllardır hizmet veren bir doktor olarak zatıalinizin de bildiği gibi hem sağlık teşkilatlarımızın hem de sağlık çalışanlarımızın pek çok sorunu çözüm beklemektedir. Bunlardan biri de sağlık çalışanlarının muayene önceliğinin bulunmamasıdır. Saha da sendikamıza bu konuda yoğun talep gelmektedir. Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünce 2010/73-80 sayılı Genelgeler yayınlanmış, bu genelgeler ile muayene önceliği düzenlenmiştir.
Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2016/22 sayılı son Genelgesi ile de toplumda öncelikli olarak korunması ve özel tedbir alınması öngörülen vatandaşların sağlık hizmetinden öncelikli olarak yararlandırılmaları konusunda bir düzenleme yapılmıştır. Ayrıca 669 sayılı olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ve Milli Savunma Üniversitesi Kurulması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin 106’ncı maddesi ile; Gülhane Askeri Tıp Akademisine bağlı eğitim hastaneleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezleri ile asker hastaneleri, dispanser ve benzeri sağlık hizmet birimleri ile Jandarma Genel Komutanlığı’na ait sağlık kuruluşlarının Sağlık Bakanlığına devredilmesiyle ve şehit yakınları ve gazilere sağlık hizmeti sunumunda öncelik tanınacağı ve askeri personel ile bakmakla yükümlü olduğu kişilere, devredilen sağlık kuruluşlarında öncelikli hizmet verileceği hüküm altına alınmıştır.
Bilindiği gibi sağlık kuruluşlarında halen acil vakalar (ani gelişen hastalık, kaza, yaralanma vb. durumlar ile acil tıbbi müdahale yapılmasına gerektiğine hekim tarafından karar verilen vakalar), engelliler, hamileler, 65 yaş üstü yaşlılar, yedi yaşından küçük olan hastalar, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler ile aileleri, öncelikli olarak garnizon dışından sevkle gelenler olmak üzere, hizmetteki TSK, J. Gn. K.lığı ve S.G.K.lığı personeli ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler, emekli TSK, J. Gn.K.lığı ve S.G.K.lığı rütbeli personeli ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler, öncelikli hasta grubu içinde yer alarak öncelikli muayene olabiliyorlar. Sadece bu gruptakiler değil, aynı zamanda Hakim, Savcı, Vali Kaymakam gibi kamu görevlilerinin kendileri ve birinci derecede yakınları da sıra beklemeden polikliniklerde öncelikli olarak muayene olabiliyor; tetkik ve tahlil yaptırması sağlanıyor. Ancak sağlık çalışanları kendi kurumlarında bu öncelikten yararlanamıyor.
Yataklı Tedavi Kurumlarında çalışanlar sadece kendi hastanelerinde değil, diğer hastanelere muayene, tetkik ve tahlil amacıyla gittiklerinde de muayene önceliklerinin olmaması nedeniyle moral ve motivasyonları bozularak iş verimi olumsuz etkileniyor. Gün içinde işleri bitmediği için hizmette aksamalar olabiliyor. Bu nedenle sağlık çalışanlarına muayenede öncelik verilmesi talep edilmektedir. Sendika olarak biz de muayene önceliği verilmesinin doğru olacağı kanaatindeyiz.
Bilgilerinizi ve gereğini takdir ve tensiplerinize arz ederiz.” / Haber Merkezi -

İş insanı Sefa Öcal’dan Şehir Hastanesi’ne anlamlı destek
Şehir Hastanesi çocuk servisi katında uzun süreli tedavi gören hasta çocuklar ve refakatçileri için planlanan kütüphane projesi, Öcal’ın da içinde yer aldığı kurum içi kampanya kapsamında hayata geçiriliyor. Hastane Başhekimi Uz. Dr. Mustafa Kozan, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, geçtiğimiz hafta başlatılan ve devam eden futbol turnuvasına destek veren Sefa Öcal’ın, bugün ise kütüphane için kitap bağışında bulunduğunu belirtti. Kozan, Öcal’a hastane için sağladığı bu katkılardan dolayı teşekkürlerini iletti.
Öcal ise yaptığı açıklamada, Yozgat Şehir Hastanesi’nin şehir için büyük bir fırsat olduğunu vurgulayarak, sosyal etkinliklere katkı sağlamak adına bu tür küçük desteklerin önemli olduğunu ifade etti. Başhekim Kozan tarafından kendisine verilen plaket ile katkılarından dolayı onurlandırılan Öcal, hastaneye yapmış olduğu desteklerden dolayı teşekkürlerini iletti.
Yozgat Şehir Hastanesi yönetimi ve iş insanı Sefa Öcal arasındaki bu işbirliği ve dayanışma örneği, hastane içindeki sosyal ve kültürel etkinliklerin geliştirilmesi adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor./Nazife EKİCİ -

Kozan; Az su tüketimi sağlık sorunlarına neden oluyor
Başhekim Kozan, günlük olarak en az 2 ila 2,5 litre su içilmesini ve hafif, bol ve açık renkli giysiler tercih edilmesini önerdi.
İç Hastalıkları Uzmanı Başhekim Uz. Dr. Mustafa Kozan, sıcak havalarda vücudun su ihtiyacının arttığını vurgulayarak, özellikle tansiyon ve kalp rahatsızlığı bulunan kişilerin su tüketimini ihmal etmemeleri gerektiğini ifade etti. Yaz aylarında sıvı kaybının sağlık açısından risk oluşturabileceğini belirten Kozan, suyun vücutta toksik maddelerin atılmasına ve böbreklerin düzenli çalışmasına yardımcı olduğunu söyledi.
Başhekim Uz. Dr. Kozan, az su tüketiminin vücutta deri elastikiyetinin azalmasına, baş ağrısına, baş dönmesine, mide bulantısına ve düşük kan basıncına neden olabileceğini belirtti. Bu belirtiler görüldüğünde su alımının arttırılması gerektiğini vurgulayan Kozan, aksi halde ölümcül sonuçlarla karşılaşılabileceğine dikkat çekti.
Günlük su ihtiyacının karşılanmasında çay, kahve gibi içeceklerin yetersiz olduğunu ve suyun içindeki faydalı mineralleri içermediğini dile getiren Başhekim Kozan, fazla su tüketiminin de vücut için zararlı olabileceğini belirtti. Bu durumun sıvı elektrolit dengesini bozabileceğini ve özellikle kalp ve böbrek hastalarının su tüketimi konusunda doktorlarına danışmaları gerektiğini ifade etti.
Sıvı tüketiminin gün içinde dengeli şekilde dağıtılması gerektiğini ve anlık olarak fazla su içilmesinin kaçınılması gerektiğini vurgulayan Başhekim Kozani, vatandaşları sağlıklı bir yaz dönemi geçirmeleri konusunda uyardı.
/Nazife EKİCİ -

‘Bağımlılığa Hayır, Yaşama Evet’
“Bağımlılığa Hayır, Yaşama Evet” sloganıyla yapılan açıklamada, uyuşturucu kullanımının hem bugünü hem de geleceği tehdit eden, maddi ve manevi pek çok kayba sebep olan önemli bir sorun olduğuna vurgu yapıldı.
İl Müdürü Şahin, uyuşturucu kullanımının sadece bireysel sağlık zararlarıyla sınırlı olmadığını belirterek, “Uyuşturucu kullanımına bağlı zararlar, sadece kullanıcı ile sınırlı, sağlık zararlarından ibaret değildir. Sağlık zararlarının yanı sıra çoğu zaman kişinin ailesine, içinde bulunduğu çevreye ve toplumun tamamına yansıyan sosyal, hukuki ve ekonomik zararları da beraberinde getirmektedir,” dedi.
/Cemil MERMERTAŞ -

Kozan: ALS Hastalığı hakkında bilgilendirdi
Başhekim Mustafa Kozan, Dünya ALS Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada, ALS’nin beyin ve omurilikteki sinir hücrelerini etkileyen ilerleyici bir nörodejeneratif hastalık olduğunu ve genellikle kas güçsüzlüğü, konuşma, yutkunma ve hareket etme güçlüğü gibi belirtilerle ortaya çıktığını ifade etti.
ALS hastalığının kesin bir tedavisinin olmadığını ancak semptomların yönetilmesi ve hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılması için çeşitli tedavi yöntemlerinin uygulandığını belirten Uz. Dr. Kozan, şunları söyledi: “ALS hastalarında kullanılan özel ilaçlarla vücuttaki glutamat miktarı azaltılmaya çalışılır, bu da hastalığın ilerleyişini yavaşlatır ve solunum cihazına olan bağımlılığı geciktirebilir.”
Hastalığın belirtilerinin her hastada farklılık gösterebildiğini ve başlangıçta genellikle bir kol veya bacakta güçsüzlük veya incelme şeklinde ortaya çıktığını belirten Başhekim, erken teşhisin ve doğru tedavi yöntemlerinin hastaların yaşam kalitesini artırabileceğini dile getirdi. ALS’nin seyri hakkında da bilgi veren Uz. Dr. Kozan, hastalığın solunum kaslarının zayıfladığı kritik bir dönemde hızlı tıbbi müdahalenin önemini vurguladı.
ALS hastalığının yaşam süresi üzerindeki etkilerine de değinen Başhekimi, hastaların iyi bir tıbbi ve sosyal destekle 10 yıl ve üzerinde yaşayabildiklerini, hatta bazılarının 20 yılın üzerinde hayatta kalabildiğini belirtti. Ancak bu sürenin hastalığın bireyden bireye farklılık gösterdiğini ve tam olarak nedeninin bilinmediğini ifade etti./Yusuf BAĞCI -

Sağlık çalışanlarına Bayram ikramiyesi verilmelidir
Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, sağlık çalışanlarının barışta, savaşta, salgın da ve doğal afetlerde çeşitli tehlikelere rağmen görevini aksatmadan yürüttüğüne vurgu yaparak, Anayasa’nın 5’nci maddesi; “Devletin temel amaç ve görevleri, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır” hükmüne dikkat çekerek, memura Bayram ikramiyesi verilmemesi ayrımcılıktır, dedi.
Memur emeklileri ile işçi emeklilerine yılda iki defa bayram ikramiyesi verilmesini desteklediklerini belirten Taşkın, Anayasa ve Sosyal Devlet ilkesi gereğince memurların hayat seviyesini yükseltmek, çalışanları korumak, güvenli ve sağlıklı yaşama koşullarını sağlamak, hayat şartlarını iyileştirmek ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak için Devletin memurlara da Bayram ikramiyesi vermesinin elzem olduğunu söyledi.
Necip Taşkın, Anayasa’ya göre, “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.” Yine Anayasa’nın 55’nci maddesindeki, “Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır”hükümlerine atıfta bulunarakDevletin, sağlık çalışanlarının yaptığı hizmete orantılı bir ücret vermesi, çalışmayı desteklemek ve ekonomik sorunlarının hafifletilmesi için gerekli önlemleri almak noktasında emeklilere ve işçilere verildiği gibi sağlık çalışanlarına da Bayram İkramiyesi verilmesi gerektiğinin altını çizerek şunları ifade etti:
“Anayasamız, çalışanlara adil bir ücret verilmesini, adil çalışma koşulları, güvenli ve sağlıklı yaşama, ayrımcılık yasağı, korunma hakkı gibi geniş bir yelpaze içerisinde hak ve etki kullanmayı öncelikle sıralamıştır. Memur, bugünkü ekonomik koşullarda geçinemiyor; özellikle büyük şehirlerde görev yapan memur evinin kirasını ödeyemiyor. Ulaşım ciddi sorun. Elektrik, doğalgaz ve gıda temininde güçlük çekiyor. Etiketlerin her gün değiştiği bir ülkede dar ve sabit gelirli ücretli çalışanların yaşamlarını sağlıklı bir şeklide sürdürebilmeleri ve insanca yaşayabilmeleri imkansızdır. Memurun içinde bulunduğu ekonomik koşullar dikkate alındığında, Anayasa’nın amir hükümleri gereğince, memurun hayat şartını tam olarak iyileştiremese bile Anayasa ve uluslararası sözleşme hükümleri gereğince ayrımcılığı ortadan kaldırmak ve çalışanlar arasında adil bir ücretlendirme yapmak için dini Bayramlar öncesinde memurun ihtiyaçlarını karşılayabilmesi açısından Bayram ikramiyesi verilmesi gerekmektedir.” / Haber Merkezi
-

Bağımlılıkla mücadele devam ediyor
Merkezde görev yapan Hemşire Oya Telli, Ebe Rabia Ünlüsoy ve Psikolog Volkan Doğan, Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ni ziyaret ederek, Sağlıklı Hayat Merkezinin tanıtımını yaptı ve bağımlılıkla mücadele konusunda ortak çalışmalar yürütebilinmesi için fikir alışverişinde bulundu.
Ziyaret sırasında, bağımlılıkla mücadele ve toplum sağlığı konularında ortak projeler geliştirme adına önemli adımlar atıldı. Merkez Sağlıklı Hayat ve Gebe Bilgilendirme Sınıfı’nın çalışmaları sadece bu ziyaretle sınırlı kalmadı. Ebe Rabia Ünlüsoy, aile sağlığı merkezlerindeki gebeleri ziyaret ederek emzirme ve gebe eğitimleri vermeye devam ediyor. Bu eğitimler, anne adaylarının ve yeni annelerin sağlıklı bir süreç geçirmelerini desteklemeyi amaçlıyor./ Nazife EKİCİ -

Mobil Kanser Tarama Aracı hizmete girdi
40-69 yaş arası kadınlar için mamografi, 30-65 yaş arası kadınlar için smear ve HPV-DNA testi, 50-70 yaş arası tüm vatandaşlar için gaitada gizli kan testi yapılacak.
Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Ulusal Kanser Taramaları kapsamında, Mobil Kanser Tarama Aracı Akdağmadeni’nde hizmete başladı. Akdağmadeni İlçe Sağlık Müdürlüğü bahçesinde konumlanan araç, iki ay boyunca kanser taramaları ve mamografi çekimi hizmeti verecek.
Mobil Kanser Tarama Aracı’nda sunulan hizmetler arasında, 40-69 yaş arası kadınlar için mamografi çekimi, 30-65 yaş arası kadınlar için smear ve HPV-DNA testi, 50-70 yaş arası erkek ve kadınlar için gaitada gizli kan testi bulunuyor. Sağlık taramaları için belirlenen yaş gruplarındaki tüm vatandaşlar, bu önemli sağlık hizmetinden yararlanabilecek.
İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin, vatandaşları kanser tarama araçlarına katılmaya davet ederek, erken teşhisin hayat kurtarıcı olduğuna dikkat çekti. Kansere karşı mücadelenin en etkili yolunun düzenli taramalarla erken teşhis olduğunu belirten İl Müdürü Şahin, toplum sağlığını korumak adına bu tür hizmetlerin önemine vurgu yaptı./Yusuf BAĞCI -

Yozgat Şehir Hastanesi’nde Dünya Süt Günü etkinliği
Hastanede tedavi gören çocuklara süt ikramında bulunan Başhekim Uz. Dr. Mustafa Kozan, sütün sağlık açısından son derece değerli bir ürün olduğunu belirtti. Tüm yaş gruplarında kişi başına düşen süt tüketiminin arttırılması gerektiğine vurgu yapan Dr. Kozan, toplumsal bilinci bu konuda arttırmak gerektiğini dile getirdi.
Dr. Kozan, çocuk hastaları ziyaret ederek onların taleplerini dinlediklerini ve süt tüketimi bilincini oluşturabilmek adına süt ikramında bulunduklarını ifade etti. Bu tür etkinliklerin toplumda süt tüketimi konusunda farkındalık oluşturabileceğini belirten Başhekim Kozan, “Sağlık açısından son derece değerli bir ürün olan sütün, tüm yaş gruplarında kişi başına düşen süt tüketiminin arttırılması için, toplumsal bilinci arttırmalıyız. Bugün çocuk hastalarımızı ziyaret edip onları dinledik ve süt tüketimi bilincini oluşturabilmek için süt ikramında bulunduk. Bu bilinci sağlayabiliyorsak ne mutlu bize. Bu vesile ile Dünya Süt Günü’nü kutluyorum.” dedi./ Yusuf BAĞCI -

Başhekim Kozan’dan KKKA uyarısı
Başhekim Mustafa Kozan, yaptığı açıklamada, KKKA’nın genellikle nisan-ekim ayları arasında görüldüğünü belirten Başhekim Kozan, Yozgat’ın da kene ile bulaşan KKKA yönünden riskli bölgeler arasında olduğunu vurguladı.
Başhekim Kozan, önceki yıllarda il genelinde kene ısırmasından kaynaklanan KKKA teşhisiyle ölüm vakaları yaşandığını hatırlatarak, bu konuda halkın bilinçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Arazide bulunanlar için önemli tavsiyelerde bulunan Kozan, kenelerin genellikle yerde bulunduğunu ve bu nedenle uzun otların, çimlerin ve çalılıkların bulunduğu yerlerde dolaşırken daha dikkatli olunması gerektiğini belirtti.
Başhekim Kozan, kene ısırmasından korunmak için arazideki giyimlere dikkat edilmesi gerektiğini, ayrıca eve dönüşlerde vücutta kontrol yapılması gerektiğini vurguladı. Kenelerin vücuda yapıştığı durumlarda kesinlikle öldürülmeden, ezilmeden ve ağız kısmının koparılmadan yavaşça çekilip alınması gerektiğini söyleyen Kozan, ayrıca kene ile temas edilirken çıplak elle dokunulmaması ve elle tutulacaksa eldiven giyilmesi gerektiğini belirtti.
Özellikle çiftçiler ve araziye çıkanların tedbir almaları gerektiğini vurgulayan Başhekim Kozan, olası kene ısırığında en yakın sağlık kuruluşuna müracaat edilmesi gerektiğini önemle vurguladı. Bu tür hastalıkların erken teşhisi ve tedavisi için hastaların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmalarının önemine dikkat çeken Kozan, halkın bu konuda duyarlı olması gerektiğini ifade etti./Nazife EKİCİ






















