Yozgat Şehir Hastanesi eğitim salonunda başlayan kurs teorik ve yoğun bakımda uygulamalı olarak yapıldı.Yozgat Şehir Hastanesi Başhekimi Uz. Dr. Mustafa Kozan, 7.dönem Yoğun Bakım Hemşireliği eğitiminin başarıyla sonuçlandığını söyledi.
Başhekim Kozan, ‘‘Sertifikalı eğitimler, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun belirlediği kriterleri sağlayan hastanelere onay vererek yaptırılan eğitimlerdir. Hastanemize yedincisi olan Yoğun Bakım Hemşireliği sertifikalı eğitim programı il merkezinden ve ilçelerimizdeki hastanelerimizden 19 kursiyer tamamlamıştır. Teorik ve uygulamalı olan eğitim programı kursiyerlerin mesleki olarak geliştirmesi adına çok önemli eğitimlerdir. Bu eğitim sonrasında 19 personel sertifikalandırıldı. Yeni sertifikalı eğitim programlarını açmak için çalışmalarımız devam ediyor. Bu eğitimlerle birlikte çalışanlarımızın daha bilgili ve daha kaliteli hizmetler sunacağı kanaatindeyiz. Bu tip sertifikalı eğitimler çalışanlarımız için branşlaşmak adına önemli eğitimlerdir. Mesleki olarak daha donanımlı olmayı sağlıyor. Hastanelerimizde böyle eğitimli personellerimizin artmasıyla birlikte kaliteli hizmet verme yolunda daha da yol katetmiş olacağız.” dedi.
Eğitim programının başarıyla tamamlanmasında emeği geçenlere teşekkür eden Başhekim Uz. Dr. Mustafa Kozan, kursa katılan personele ve Yoğun Bakım Sorumlu hemşiresi Aynur Kocak ve ekibine teşekkür etti. Program sonunda Başhekim Kozan ve Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Elif Tinel kursiyerlere sertifikalarını takdim ederek başarılar diledi./Nazife EKİCİ
Kategori: Sağlık
-

7.Dönem yoğun bakım hemşireliği kursu tamamlandı
-

Psikolojinizi etkileye bilir!
Yozgat Şehir Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hekimi Uz. Dr. Tuğba Yalvaç, Mevsim değişikliklerinin insan psikolojisi üzerindeki etkileri ve etkilenmemek için konu hakkında açıklamalarda bulundu.
Doktor Yalvaç, Kişilerde enerji kaybı, halsizlik, çökkünlük, karamsarlık, sinirlilik tahammülsüzlük gibi yakınmalar görülebildiğini vurgulayan Yalvaç, Ruhsal dalgalanmalar yeme alışkanlığında da değişikliklere neden olabileceğinin altını çizdi.
Mevsim değişiklikleri kişilerde enerji düzeyi, uyku süresi, iştah ve yeme alışkanlıkları, sosyal yaşantı gibi ruhsal durumları etkilediğini yineleyen Doktor Yalvaç, faktörler üzerinde değişiklik yoluyla ruhsal hastalıklara yatkınlık yaratabildiğini belirtti.
Bipolar bozukluklarda özellikle yaz aylarına geçişlerde hipomani ve manik dönem sıklığında artış görüldüğünü belirten Yalvaç, geçiş dönemlerinde coşkun duygu durum, uyku ve yeme ihtiyacında azalma, enerjide ve konuşma miktarında artış gibi belirtiler görülebileceğini dile getirdi.
Yalvaç, Hava şartlarındaki ani değişimler sonucunda: depresyon, aşırı duygusallık, hassaslık, yorgunluk hali, eklem ve baş ağrıları, uykuya dalmada problemler veya aşırı uyuma, yeme değişimleri gibi kişiden kişiye göre farklılık gösteren durumlar ortaya çıkabildiğini söyledi.
Doktor Yalvaç mevsimsel duygu durum bozuklukları ile baş etmek için sıraladı: “Gün ışığından daha fazla yararlanma, sağlıklı beslenme, yeterli su tüketimi, düzenli uyku, fiziksel egzersiz ve sosyal ilişkilere zaman ayırmak gibi aktivitelerin mevsimsel depresyondan korunmada önemli rol oynadığını belirtti.
Açık hava yürüyüşleri ve spor yapmak gibi davranışsal açıdan aktif olmayı sağlayan aktivitelerde bulunmak ruhsal açıdan oldukça önemli olduğunu söyleyen Yalvaç, Düzenli uyku ve sağlıklı beslenme, sosyal aktivitelerde bulunmak, yeni hobiler edinmek kişilerin duygu durumları üzerinde olumlu etkiler oluşturduğunu yineledi./Mehmet EROL -

Dr. Özcan, Tuz tüketimi konusunda uyardı
Tuz tüketiminin sağlık için önemli bir faktör olduğunu söyleyen Uz. Dr. Şeyda Gül Özcan, Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlıklı bireylerde tuz tüketimini günlük 5 gr altında önerdiğine dikkat çekerek bu tüketimin hastalığa sahip olan bireylerde ise 2 gr’ın altında önerildiğini vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü 5 gram altında önerisinde bulunduğunu fakat Türkiye’de birçok insan 5 gram üzerinde tuz tükettiğini söyleyen Doktor Özcan, Aşırı tuz tüketimi yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları gibi hastalıklara yol açabildiğini hatırlattı. Tuz tüketimi sağlıklı bir birey için 5 gr altında olması gerekirken kronik hastalık taşıyanların 2 gr altında tüketilmesi gerektiğini söyleyen Özcan, Hasta bu gramajı ölçemese de bazı dikkat etmesi gereken durumlar olduğunun altını çizdi. Dr. Özcan, “Sofrada tuzluk bulundurulmazsa tüketim yüzde 15 azalıyor. Yemeğin tadına bakmadan tuz serpme alışkanlığını bırakmak gerekli. Ayrıca paketli gıdalar arasında olan salamura ürünlerden, salça, turşu ve konserve gibi gıdalardan uzak durmak gerekiyor.“ dedi.
Türkiye’nin guatr için endemik bir bölge olduğunu ve bunun için kullanılan tuzların özellikle iyotlu olması gerektiğini İyotsuz tuzun troid hastalıklarını tetiklediğini vurgulayan Dr. Özcan, günümüzde halk arasında himalaya, deniz tuzu, kaya tuzu gibi çeşitli tuzların ön plana çıkarılması konusunda ise şu ifadelere yer verdi:
“Tüm tuzlar sodyum klorür ’dür. Himalaya, kaya tuzu, deniz tuzu gibi tuzların birbirine üstünlüğü yoktur. Tuzlar arasında en önemli unsur iyotlu olmasıdır ve kullanım miktarıdır. Aşırı derecede tuz tüketiminin sağlıklı bireylere bile bazı hastalıklara yol açabileceği gibi, zaten yüksek tansiyon, kalp hastalığı veya daha önce kalp krizi geçirmiş olan kronik böbrek yetmezliği olan hastalığı olanlar için ekstra sıkıntıya hastalığın ilerlemesine sebep olur. Çok fazla tuz tüketimi vücutta çok fazla su tutuyor. Bu da ödeme sebep oluyor. Bu da ödemden dolayı yüklenme oluyor, nefes darlığı böbrek daha da bozularak, idrar atamama problemi olmaktadır. Özellikle kronik hastalığı olanların tuza dikkat etmesi gerekiyor.”
Yozgat Şehir Hastanesi poliklinik girişinde “Tuza Dikkat Haftası” dolayısıyla Eğitim Hemşirelerince hazırlanan stantta tuz konusunda hazırlanan bilgilendirme broşürleri dağıtıldı./Mehmet EROL -

Dr. Bozbay: Türkiye, Obezitede Avrupa’dan da yüksek orana sahip
Yozgat Şehir Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hekimi Uz. Dr. Abdülkadir Bozbay, yaptığı açıklamada; Obezite Dünyanın ve Ülkemizin en önemli sağlık sorunlarından biri olup sıklığı giderek arttığını vurguladı. Bozbay, Türkiye’nin, 20 milyon obezite hastası ile Avrupa’da obezite görülme oranının en yüksek olduğunu ifade etti.
OBEZİTE 20’DEN FAZLA KRONİK RAHATSIZLAĞA SEBEP OLUYOR
Obezite’nin pek çok kronik hastalığın nedeni olduğuna dikkat çeken Özbay, Obezitenin kendisinin neden olduğu yaşam kısıtlarına ilave olarak kilo fazlalığının bir sonucu olarak ortaya çıkan pek çok kronik hastalığın bulunduğunu, bu hastalıkları sıraladı.
Tip 2 diyabet, Hipertansiyon, Dislipidemi, Uyku apnesi, astım, Karaciğer yağlanması, Koroner arter hastalığı, Kanserler (özellikle meme, rahim, kolon, pankreas, prostat, böbrek), Reflü, pankreatit, safra kesesi hastalıkları, İdrar inkontinansı (idrar tutamama), fıtık, İnfertilite (kısırlık), polikistik over Sendromu, Çocuklarda erken ergenlik, İnme, migren, Alzheimer, Depresyon, Venöz yetmezlik, Eklem romatizması, gut, Taban çökmesi, topuk dikeni, Katarakt, glokom gibi.
BİLİM DIŞI YAKLAŞIMLARDAN UZAK DURULMALI
Obezite hastalarına bilimsel dayanağı olmayan mucize diyetler, mucize bitkiler, mucize ilaçlar veya mucize cerrahi yöntemler gibi önerilerek, hastaların istismar edildiğini vurgulayan Bozbay, Bilim dışı yaklaşımların basında kendilerine yer bulmaları ve rutin uygulamalar gibi sunulması hastalara zarar verdiğinin üzerinde durdu.
ÖNLEM ALINMAZSA 10 YIL SONRA NÜFUSUN YARISI OBEZİTELİ OLACAK
Bozbay, İnternet ve sosyal medya ortamındaki bilgi kirliliği obezite hastalarının doğru bilgiye ulaşmasını engellediğini ve Obezitenin çözümü önleme olduğunu söyledi.
OBEZİTEYİ ÖNLERSEK PEK ÇOK KRONİK HASTALIĞI DA ÖNLERİZ.
Obezitesi bulunan herkesi tedavi etmenin teknik açıdan mümkün olmadığına dikkat çeken Özbay, “Obezite sorununun çözümünde en önemli ve etkili adım obezitenin önlenmesidir. Bunun için öncelikle toplumun yaşam biçimi ve beslenme alışkanlıklarının doğru biçimde şekillenmesi gerekir.” diye konuştu.
/Cemil MERMERTAŞ -

Esra Uysal bilgilendirmede bulundu
Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer aldığını vurgulayan Doktor Uysal, Obezite, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından “Sağlığı bozacak ölçüde vücutta anormal veya aşırı yağ birikmesi” olarak tanımlanmaktadır .”dedi.
Doktor Uysal, yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının ortalama yüzde 15-20’sini, kadınlarda ise yüzde 25-30’unu yağ dokusu oluşturduğunu, erkeklerde bu oranın yüzde 25’in kadınlarda ise yüzde 30’un üzerine çıkması obezite olarak tanımlandığını ve tanı ve tip tayini için klinik uygulamalarda boy ve kilo ölçümü, beden kütle indeksi (BKİ), bel çevresi ölçümlerinin kullanıldığını belirtti.
Uysal, “Obezite; tedavi edilmediği takdirde yan etkileri ile yaşam süresini kısaltan, yaşam kalitesini bozan, doku ve organları olumsuz etkileyen bir döngüye girmektedir. Tıbbi beslenme (diyet) tedavisi, fiziksel aktivitenin arttırılması ve davranış değişikliği obezite tedavisinin temel bileşenleridir.” diye konuştu.
Uysal, Obeziteyi engellemek için hazır paketli gıdaların tüketimi sınırlandırılması gerektiğini, aşırı yağ, basit şeker ve protein alımından kaçınılmasını önerdi.
Günde 4-5 porsiyon sebze-meyve, 2-3 su bardağı süt-yoğurt tüketilmesini öneren Uysal, “Lif alımını arttırmak için ekmekler tam buğday/ tam tahıllı/çavdar olarak tercih edilmelidir. Günlük su tüketim miktarı ortalama 2-2.5 litre olmalı. Günlük 40-50 dk orta tempolu yürüyüşler, egzersizler yapılmalıdır.” dedi./Mehmet EROL -

Başhekim Kozan; Hipertansiyon hastaları kilo kontrolü sağlamalı
Her yıl Mayıs ayında hipertansiyona dikkat çekmek için düzenlenen etkinliklerde bu senenin teması “Hayatının değerini bil, tansiyonunu ölçtür, sağlıklı ve uzun yaşa” olarak belirlendi.
Hastane Başhekimi Uz. Dr. Mustafa Kozan, yaptığı açıklamada; Hipertansiyon tüm dünyada yaygın olarak görülen, kronik bir hastalık olduğunu ve Ülkemizde de bir çok kişinin hipertansiyon hastası olduğunu belirtti.
Başhekim Kozan, “Tansiyon, kalbin kanı vücuda pompalarken damar duvarında oluşturduğu basınçtır. Kalbin kanı pompalarken damarda oluşturduğu basıncın normal değerlerin üzerinde olması durumuna hipertansiyon denmektedir. Büyük tansiyonun 140 mmHg ve üzeri, küçük tansiyonun 90 mmHg ve üzerinde olması, yüksek tansiyon olarak kabul edilir.”dedi.
Hipertansiyonun başta kalp ve damar hastalıkları olmak üzere birçok hastalığa zemin hazırladığını ifade eden Başhekim Kozan ,“ Hipertansiyon Kalp, beyin ve böbrek gibi önemli organlarda ciddi hasarlara yol açmakta ve hatta ölüme dahi neden olabilir.” diyerek bu hastalıkla ilgili bilinçli olmanın hayati derecede önemli olduğu uyarısını yaptı.
Hipertansiyon hastalığının bilinen herhangi bir sebebi olmadığını ve genetik aktarımın büyük rol aldığının söyleyen Başhekim Kozan, ailesinde hipertansiyon öyküsü olan bireylerin de sık sık tansiyonlarını kontrol etmesi gerektiğini ifade etti.
Hipertansiyon’un en sık nedenlerinin hareketsizlik, alkol ve sigara tüketimi stres ve fazla kilo yer alırken, aşırı tuzlu ve yağlı beslenme, şeker ve kolestrol hastalığı, gebelik, bazı ilaçların uzun süreli kullanımı, damarlardaki darlıklar ve bazı tümörlerin de hipertansiyona yol açabildiğini vurgulayan Başhekim Kozan, tansiyonu etkileyen birden çok faktörün olması sebebiyle bir kere yapılan ölçümlerin doğru tanı ve teşhisi göstermediğini, hastalık teşhisini doğru bir şekilde koyabilmek için 2 haftalık süreçte, haftada birkaç kez ölçüm yapılması gerektiğini, ayrıca detaylı bir muayene, elektrokardiyogram, ekokardiyografi, 24 saatlik kan basıncı izlemi ve laboratuvar testleri yapılması gerektiğini ifade etti./Yusuf BAĞCI -

Yozgat Eczacılar Odası Başkanı Furkan Konya; ‘Eczacı varsa hayat var’
49. Bölge Yozgat Eczacı Odası Yönetim Kurulu Başkanı Furkan Konya, “Ülkemizde modern eczacılığın temellerini oluşturan ilk eczacılık sınıfının kurulduğu ve ilk eczacılık dersinin verildiği tarih olan 14 Mayıs 1839’dan bugüne tam 185 yıl geçti. Meslekî tarihimizde özel bir yere sahip olan bugünü, Türk Eczacıları Birliği olarak bölge eczacı odalarımız, eczacı kooperatiflerimiz, eczacılık fakültelerimiz ile kamuda, sanayide ve eczanelerinde görev yapan 50 bini aşkın meslektaşımız ile birlikte kutlamanın gururunu yaşıyoruz. 185 yıldır kanıta dayalı bilimsel çalışmaların ışığında üstlendiğimiz tarihsel miras, sağlıklı yaşam hakkını savunan toplumsal misyon ve çağın gereklerini takip eden gelecek vizyonumuzla topluma şifa dağıtan bir mesleğin mensupları olmanın sorumluluğunu taşıyoruz” ifadelerini kullandı.
Başkan Konya açıklamasını devamında, “Bildiğiniz gibi Gazze’de insanlık tarihinin en ağır, en karanlık ve en acımasız katliamlarından biri yaşanıyor. Bizler insan hayatını korumayı kendisine ilke edinmiş bir mesleğin temsilcileri olarak masum sivilleri hedef alan, binlerce Filistinlinin yaşamını kaybetmesine, yaralanmasına yol açan bu saldırıları en ağır şekilde lanetliyoruz. Bir an önce uluslararası hukuka ve temel insan haklarına aykırı bu insanlık dramının sona erdirilmesi ve bölgede yeniden barış ortamının tesis edilmesi için bütün dünya ülkelerini, uluslararası kuruluşları bir kez daha, acilen göreve davet ediyoruz” diye konuştu.
185 YILDIR HALKIMIZIN SAĞLIK DANIŞMANI OLMAYA DEVAM EDİYORUZ
Eczacılık Haftasının temasını “Eczacı varsa hayat var” olarak belirlediklerini söyleyen Konya, “İlacın üretiminden hastaya ulaştırılmasına kadar geçen her aşamada, yetkinlik sahibi 50 bini aşkın meslektaşımızla, 185 yıldır aklın ve bilimin yolundan şaşmadan halkımızın en yakın sağlık danışmanı olmaya devam ediyoruz. Kamuda, akademide, ilaç sanayiinde ve eczanelerimizde güvenilir ve kolay erişilebilir ilaç hakkını savunuyoruz. Sağlığı ve sağlıklı hayat hakkını savunuyoruz. O nedenle bu yılki Eczacılık Haftamızın temasını ‘Eczacı varsa hayat var’ olarak belirledik. Meslektaşlarımızın üstlendiği kritik roller, önce pandemide ardından büyük deprem felaketinde hem ulusal hem de uluslararası platformlarda çok daha net biçimde görüldü. Çünkü eczacı varsa ilaç ve sağlığa ilişkin diğer ürünlere güvenli erişim var; çünkü eczacı varsa etkili sağlık danışmanlığı var; çünkü eczacı varsa sağlık kuruluşlarında etkin ve kaliteli hizmet var: güvence var, emek var, dayanışma var; ‘Eczacı varsa hayat var’. Yani eczacılar sağlık otoritesinin geçiştirmesiyle, görmezden gelmesiyle kaybolup gidecek, görünmez olacak bir meslek grubu değildir, eczacılar sağlık sisteminin en hayati can damarlarından birisidir” ifadelerini kullandı.
SAĞLIKTAN TASARRUF OLMAZ
Konya açıklamasının devamında, “Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’nun Sağlık Harcamaları İstatistikleri 2022 yılı verilerine göre ülkemiz toplam cari sağlık harcamalarına Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH)’da ayırdığı yüzde 3,7’lik oran ile OECD ülkelerine göre en düşük pay ayıran ülkedir. Toplam sağlık harcamalarının GSYH oranı 2021 yılında yüzde 4,6 iken 2022 yılında daha da düşerek yüzde 3.7 olmuştur. Bu durum; geri ödeme kapsamında yer alan ilaçlarda kısıtlamalara gidilmesi, gastalarımızın cebinden çıkacak ilaç fiyat farklarının daha da artması (ki 2024 yılında katılım payı haricinde vatandaşlarımızın cebinden çıkacak ilaç fiyat farkının 20 milyar lirayı bulacağını öngörüyoruz), ilaç yoklukları ve ilaca kısıtlı erişim sorunları, yeni keşif – yeni nesil ilaçların ülkemizde erişime açılamaması ve hastalarımızın yeni tedavi olanaklarından faydalanamamaları, yarım kalan tedaviler nedeni ile oluşan yeni komplikasyonların hasta güvenliğini ve sağlık bütçelerini daha fazla tehdit etmesi şeklinde özetlenebilecek pek çok istenmeyen sonucu da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle hastalarımızın tedavileri için ihtiyaç duydukları ilaçlara erişimi sağlanmalıdır. Ödemek durumunda kaldıkları ek tedavi maliyetlerinin azaltılmalıdır. Zamanında ve doğru müdahalelerle hastalıkların tedavisi ve engellemesi adına Ulusal Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içerisinde sağlığa ayrılan payın artırılması, sağlık bütçesi içerisinde ilaca uygun oranlarda pay ayrılması zaruridir. Bir süredir gündemde olan kamudaki tasarruf tedbirlerine ilişkin çalışmaları mali disiplinin sağlanması, yüksek enflasyonun dizginlenmesi açısından gerekli buluyoruz. Ancak biraz önce ifade ettiğim gibi sosyal güvenlik açıklarını kapatmak, enflasyon hedeflerini tutturmak adına toplum sağlığını olumsuz yönde etkileyecek hiçbir tasarruf tedbiri alınmamalıdır. Halk sağlığını koruma gayretindeki bir meslek grubunun temsilcileri olarak bu uyarıyı yapmayı görev biliyoruz ve diyoruz ki; sağlıktan tasarruf olmaz” şeklinde konuştu.
Eczacıların sağlık sistemi ile ilk temas noktası ve en kolay erişilebilen sağlık danışmanı olduklarını dile getiren Konya, “Ancak bundan çok daha fazlası olan sağlık hizmetlerini de sunabileceğimizi özellikle pandemi döneminde yaptığımız uygulamalarla gösterdik. Gerek eczanelerimizde gerek evde bakım sağlık hizmet ekipleri içerisinde meslektaşlarımızın sunacağı ‘ilaç kullanımı inceleme hizmeti’ ve ‘kronik hastalık takibi hizmeti’ gibi gelişmiş eczacılık hizmetleri ile hem ilaç kullanımı kaynaklı risklerin en aza indirilmesi hem de kamu kaynaklarının etkin kullanımı adına sağlık sistemimize önemli katkı sağlayabileceğimizi biliyoruz. Bahsettiğimiz bu hizmetlerin birçoğu şu anda Avrupa’da ve gelişmiş başka ülkelerde hızla yaygınlaşmaktadır. Bu uygulamalar sosyal güvenlik harcamalarını kontrol altında tutacağı gibi ilaç kullanımının eczacı eliyle akılcı bir temele yerleştirilmesi ile kamu ekonomisinin güçlenmesinde ve kaynak israfının engellenmesinde etkin rol oynayacaktır. Hastaların bakım kalitesi ve güvenliğini sağlama, halk sağlığını koruma, ilaca güvenli ve akılcı erişimi garanti etme gibi rolleri üstlenen bir eczacı işgücü modeli, sağlık sistemimizin üzerindeki yükleri hafifleteceği gibi sistemin ekonomik anlamda sürdürülebilirliğine de büyük katkı sağlayacaktır. Yerli ve milli ilaç üretimi konusu çok önem verdiğimiz konu başlıklarından birisidir. Daha önce de dile getirdik, dışa bağımlı olmayan bir ilaç sanayi hedefi, bütün ilaç sektörünün ana hedeflerinden biri olmalıdır. İlaç stratejik bir üründür ve ilaçta dışa bağımlık toplum sağlığı açısından ağır sonuçlara neden olmaktadır. Bu sonuçları zaman zaman hep birlikte yaşıyoruz. İlaç yokluklarının önüne geçebilmenin yolu, her ilaca kolayca erişebilmenin yolu kapsamlı bir yerli ilaç üretiminden geçmektedir. Ertelemeden, ötelemeden hemen bugün bu hedef için elimizden ne geliyorsa hayata geçirmek durumundayız. Türk Eczacıları Birliği olarak bu konuda üzerimize düşen her görevi yerine getireceğimizi bir kez daha duyurmak istiyorum” dedi.
EMEKLİ ECZACILARIN ÖZLÜK HAKLARI İYİLEŞTİRİLMELİ
Kamuda görev yapan eczacılar ile emekli kamu eczacılarının özlük haklarının iyileştirilmesi ve hak kayıplarının giderilmesinin önem ve öncelik verdikleri konuların başında geldiğini ifade eden Konya, “Kamuda görev yapan meslektaşlarımız ile emekli kamu eczacılarımızın özlük haklarının iyileştirilmesi ve hak kayıplarının giderilmesi özel önem ve öncelik verdiğimiz konuların başındadır. Sağlık ve tedavi hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası olan, stratejik personel olarak görev yapan kamudaki meslektaşlarımızın karşı karşıya kaldıkları ayrımcılığa artık bir son verilmelidir. Kamudan emekli meslektaşlarımızın yaşadıkları mağduriyet artık bir an önce giderilmelidir.
Bildiğiniz gibi deprem bölgesindeki meslektaşlarımız, zor koşullar altında fedakârca görev yapmaya devam ediyorlar. Geçtiğimiz hafta depremden etkilenen Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Malatya ve Adıyaman’daki meslektaşlarımızı ziyaret ettik. Meslektaşlarımız her türlü olumsuz koşula rağmen memleketlerine sahip çıkıyorlar, hala konteynerlerde ilaç eczacılık hizmeti veriyorlar. Onlar her türlü güçlüğe rağmen yaşadıkları şehri terk etmiyor, hastalarına hizmet sunmaya devam ediyorlarsa bizim de onlara sahip çıkmamız ve işlerini kolaylaştırmamız gerekiyor. Dolayısıyla deprem bölgesinde görev yapan eczacılara yönelik özel iyileştirmelerin ivedilikle hayata geçirilmesini bekliyoruz. Bu konunun ısrarlı takipçisi olacağız. Bir diğer önemli başlık, kontrolsüzce açılan eczacılık fakültelerinin ciddi bir istihdam sorunu yaratmaya devam etmesidir. Eczacılık fakültesi enflasyonu ile de mücadele edilmelidir. Çünkü uluslararası standartlarda kaliteli eczacılık eğitimi için, mesleki sürdürülebilirlik için, artık yeni bir eczacılık fakültesi daha açılmamalıdır. Bu konu artık sadece eczacıları ilgilendiren bir başlık olmaktan çıkmış, bu fakültelerden mezun binlerce genç arkadaşlarımızı, onların ailelerini dolayısıyla bütün ülkemizi ilgilendiren bir istihdam sorunu haline gelmiştir. Yeni mezunlar için, artık yeni istihdam politikaları hayata geçirilmeli, kamu kuruluşlarında, özel hastanelerde ve devlet hastanelerinde, ilaç sanayinde, dağıtım kanallarında ve ilaca ilişkin hizmetlerin yürütüldüğü her alanda eczacı sayısı artırılmalıdır. Kamuda daha fazla eczacı istihdam edilmesi hastalarımızın daha etkin ilaç eczacılık hizmeti almasına katkı sağlayacaktır. İlaç sanayinde, ilacın gerçek uzmanı olan eczacıların daha fazla görev almasını sağlayacak kapsamlı istihdam politikaları hayata geçirilmelidir. Son dönemde meslektaşlarımıza yönelik şiddet olaylarında ne yazık ki ciddi bir artış bulunmaktadır. Birinci basamak sağlık danışmanı olarak sağlık hizmeti veren eczacılarımızın sundukları bu hizmetin güvenli ortamlarda yerine getirilmesi için gereken önlemlerin acilen alınması gerektiğini bir kez daha ifade etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.
ECZACILAR İLACA ULAŞMA VE SAĞLIK İÇİN GÜVENCEDİR
Başkan Konya açıklamasını şöyle sonlandırdı; “En yakın ve en kolay ulaşılabilen sağlık danışmanı olan eczacıların özenli çalışması sayesinde milyonlarca hastamızın sağlığı korunmakta ve yaşam kalitesi artmaktadır. Eczacılar, ilaca ve sağlığa ilişkin diğer ürünlere erişimde güvenin ve güvencenin simgesidir. 185 yıldır bu bilinçle her türlü koşulda hizmet sunan eczacılar, bundan sonra da bu güvene layık olarak halkımıza hizmet sunmaya devam edecektir. Bilimsel eczacılığın 185’inci yıl dönümünde bütün meslektaşlarımızın 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü’nü kutluyor, bizimle birlikte olduğunuz için sizlere de çok teşekkür ediyorum.” / Haber Merkezi -

Başhekim Kozan Migren’i tetikleyen faktörleri anlattı
Başhekim Kozan, migrenin özellikle kadınlarda daha sık görülen, zonklayıcı bir baş ağrısı türü olduğunu belirtti. Baş ağrısının yanı sıra bulantı, kusma, ışık, ses ve kokulara hassasiyet gibi belirtilerle kendini gösterebildiğini ifade etti. Ayrıca, migrenin fiziksel aktiviteleri kötüleştirebileceğini ve genetik bir yatkınlığın da olduğunu vurguladı.
MİGRENİN TETİKLEYİCİ FAKTÖRLERİ
Başhekim Kozan, migrenin tetikleyici faktörlerini de açıkladı. Sağlıksız beslenme alışkanlıkları, iklim değişiklikleri, parlak ışık, kötü kokular gibi çevresel etkenlerin yanı sıra hormonal değişikliklerin, özellikle kadınlarda görülen hormonal dengesizliklerin migreni tetikleyebileceğini belirtti. Ayrıca, stres, uykusuzluk gibi faktörlerin de migren atağını tetikleyebileceğine dikkat çekti.
MİGRENLE BAŞA ÇIKMA YÖNTEMLERİ
Başhekim Kozan, migrenle başa çıkmanın yollarını da açıkladı. Migreni tetikleyen etkenlerden kaçınmanın önemli olduğunu belirterek, bunun yanı sıra yaşam tarzında değişiklikler yapılması gerektiğini ifade etti. Günlük rutinlerin belirlenmesi, düzenli egzersiz yapılması, östrojen içeren maddelerden uzak durulması gibi önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı.
KORUYUCU TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Şiddetli ve sık migren atağı yaşayanlar için koruyucu tedavi yöntemlerinden bahseden Başhekim Kozan, bu tedaviler arasında botulinum toksin enjeksiyonları, yüksek doz magnezyum ve riboflavin (B2 vitamini) kullanımı, biyofeedback terapileri ve kognitif davranış tedavisi gibi yöntemlerin olduğunu ifade etti./Yusuf BAĞCI -

‘Talasemi’ kalıtsal bir hastalıktır
Doktor Oruç, “Kalıtsal bir kan hastalığı olan talasemi, Akdeniz Bölgesi’nde yoğun olarak görülmesi sebebiyle halk arasında Akdeniz anemisi olarak anılmakta. Talaseminin ‘alfa’ ve ‘beta’ olmak üzere iki temel tipi vardır ve bunlardan beta tipi Akdeniz çevresindeki tüm ülkelerde sık görüldüğü için ‘Akdeniz anemisi’ ismini almıştır. Talasemi hastalığı bulaşıcı değildir, bir kanser türü de değildir. Talasemi tedavi gerektiren, genetik bir kan hastalığıdır. Bu yüzden hasta çocukların doğumunun önüne geçilmesi için evlilik öncesi test yaptırmak, talasemi ile doğan çocuklar içinse doğru tedavi olanağına ulaşmak önem taşımaktadır. Türkiye’de ‘’Akdeniz anemisi’’ olarak da bilinen talasemi hastalığı, dünyada en sık görülen kalıtsal kan hastalığıdır. Taşıyıcılarda çok fazla bir sağlık riski yaratmayan bu hastalık, daha ciddi tiplerinde ise şişkin karın, koyu cilt rengi, yüzde ve kafada kemik bozuklukları, dalak büyümesi gibi özelliklerle kendini belli eder. Kan testiyle teşhisi konabilmektedir. Bu hastalığı taşıyan gen çocuğa yalnızca annesinden veya yalnızca babasından geçerse çocuk ‘taşıyıcı’ (talasemi minör) olur. Taşıyıcılar hafif bir renk solukluğu ve bazen çabuk yorulma dışında tamamen sağlıklıdır.” İfadelerini kullandı.
Talaseminin taşıyıcılı genetik bir hastalık olduğunu vurgulayan Doktor Oruç, Bulaşıcı bir hastalık değildir dedi. İki taşıyıcı yetişkin evlendiğinde çocukları yüzde 25 olasılıkla hasta, yüzde 25 olasılıkla sağlıklı, yüzde 50 olasılıkla taşıyıcı olarak doğar ifadelerini kullanan Oruç, evlilik öncesi yapılan tetkiklerin önemine dikkat çekti. Tetkikler sayesinde hasta veya taşıyıcı doğabilecek bebekler önceden saptanmakta ve gereken önlemleri aileye bildirmede önemli rol oynadığını söyledi. / Haber Merkezi -

Başhekim Kozan: Astım ilaçlarının doğru kullanılması, tedavide etkin rol oynuyor
Hastane Başhekimi Uz Dr Mustafa Kozan, Dünya Astım Gününde yaptığı açıklamada; astım hastalığının önemine değindi.
Başhekim Kozan, “Astım, akciğer içi hava yollarında mikrobik olmayan bir tür iltihap nedeniyle hava yolu duvarının daralması sonucu ortaya çıkan kronik bir akciğer hastalığıdır. Astım tekrarlayan ve ataklar halinde gelen nefes darlığı, nefes alıp verirken ortaya çıkan hırıltı/hışıltı/ıslık sesi, göğüste baskı hissi ve öksürük gibi belirtilerle kendini gösteren bir hastalıktır.Doğru tanı için yakınmaların değerlendirilmesinin yanı sıra solunum fonksiyon testlerinin yapılması ve geriye dönüşümlü bu hava yolu darlığının gösterilmesi önem arz ediyor.”dedi.
Hiçbir ilacın astımı tamamen ortadan kaldırmadığını, ama doğru kullanıldığında ve astımı tetikleyici unsurlardan uzak durulduğunda astım belirtilerinin kontrol altına alındığını ifade eden Başhekim Uz. Dr. Mustafa Kozan, günlük yaşamda sigarayı bırakmanın ve obez hastaların kilo vermesinin, sağlıklı ve dengeli beslenmenin, düzenli egzersiz yapmanın, solunan ortam havasını temiz tutmanın astımın kontrolünü kolaylaştırdığı ifade etti.
Astım hastalarının konforlu bir yaşam sürebilmesi için astım ilaçlarının hekimin tavsiye ettiği şekilde kullanılması gerektiğini vurgulayan Başhekim Kozan, şöyle konuştu:“ Sağlık kurumlarında uygulanan astım tedavisinin amacı hastalığın şikayetlerinin kontrol altına alınması ve hastanın yaşamını normale en yakın şekilde devam ettirilmesidir. Uygun ilaç tedavisinin verilmesi ve astım tetikleyicilerinden uzak durulması ile astım belirtileri kontrol altına alınabilmektedir. Astım tedavisinin dünya çapında uzmanlar tarafından her yıl yenilenen rehberlerle belirlenmektedir. Bu alınan kararlarda en önemli yenilik nefes açıcı ilaçların astım tedavisinde artık tek başına kullanılması yerine mutlaka asıl tedavi edici ilaç olan inhaler kortizon ile birlikte alınması önerisidir. Tedaviyle astımlıların önemli bir kısmı iş ve okul dahil günlük yaşamlarına, hastalık nedeni ile ilgili herhangi bir kısıtlanma olmadan devam edebilirler. Astım ilaçlarının büyük bir kısmı inhalasyon yanı soluk alma yolu ile kullanılan ilaçlardır ve bu yolla daha az yan etki ile direk hava yollarında istenen tedavi edici etkiyi oluştururlar. Bu cihazların önerilen şekilde doğru kullanılması tedavinin etkin yapılabilmesi için çok önemlidir.”ifadelerini kullandı./Nazife EKİCİ -

Sağlık personeline, uyum ve koordinasyon eğitimi verildi
Hastane Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Yusuf Civan başkanlığında gerçekleşen eğitimde, sağlık personeline Kalite Yönetimi Direktörlüğü, Enfeksiyon Birimi, Eğitim Birimi ve Otomasyon Sistemleri Birimi tarafından Uyum ve Koordinasyon konularında bilgi verildi. Eğitimin temel hedefi, personelin hastane içi ve dışı işleyişe uyum sağlamalarını ve hasta memnuniyetini artırmak için gereken beceri ve bilgiyi edinmelerini sağlamaktı.
Eğitim programında, Kalite Yönetimi Direktörlüğü tarafından hastane içi kalite standartları ve prosedürler hakkında detaylı bilgilendirme yapıldı. Sağlık personeline, hasta güvenliği, enfeksiyon kontrolü ve kalite yönetimi konularında gerekli bilgiler aktarıldı. Ayrıca, Eğitim Birimi tarafından iletişim ve etkili ekip çalışması konularında interaktif oturumlar düzenlendi.
Enfeksiyon Birimi ise, sağlık personeline enfeksiyonların önlenmesi ve kontrolü konusunda önemli bilgiler verdi. Temizlik ve hijyen standartlarına uyum sağlamanın hastane içi enfeksiyon riskini azaltacağı vurgulandı. Otomasyon Sistemleri Birimi ise, hastane içi otomasyon sistemlerinin kullanımı ve verimliliği konusunda eğitimler düzenledi.
/Yusuf BAĞCI -

Başhekim Kozan uyardı; KKKA hafife alınmamalı
Başhekim Kozan, yaptığı açıklamada, KKKA’nın genellikle nisan-ekim ayları arasında görüldüğünü belirtti. Yozgat’ın da kene ile bulaşan KKKA yönünden riskli bölgeler arasında olduğunu vurgulayan Kozan, önceki yıllarda il genelinde kene ısırmasından kaynaklanan KKKA teşhisiyle ölüm vakaları yaşandığını hatırlattı.
Arazide bulunanlar için önemli tavsiyelerde bulunan Başhekim Kozan, “Keneler uçma ve sıçrama kabiliyeti olmadığından genellikle yerde bulunurlar. Bu nedenle vatandaşların uzun otların, çimlerin ve çalılıkların bulunduğu yerlerde dolaşırken daha dikkatli olmaları gerekir. Kene ısırmasından korunmak için arazideki giyimlere dikkat edilmeli, ayrıca araziden eve dönüşlerde vücutta kontrol yapılmalıdır. Vücuda yapışan keneler kesinlikle öldürülmeden, ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan pens veya keskin uçlu cımbızla yavaşça çekilip alınmalıdır. Isırılan yer bol sabunlu suyla yıkanıp, alkolle temizlenmelidir.” dedi.
Kozan, kene ile temas edilirken çıplak elle dokunulmaması gerektiğini vurgulayarak, “Eğer elle tutulacaksa eldiven giyilmeli veya naylon bir poşet yardımıyla keneler toplanmalıdır. Vücuttaki kenelerin üzerine herhangi bir kimyasal madde dökülmemeli, sigara veya ateş kullanarak kenelerin uzaklaştırılmak istenilmemelidir” diye ekledi.
Başhekim Kozan, özellikle çiftçiler ve araziye çıkanların tedbir almaları gerektiğini belirterek, olası kene ısırığında en yakın sağlık kuruluşuna müracaat edilmesi gerektiğini önemle vurguladı./Yusuf BAĞCI -

Vali Özkan uyardı: Gereksiz meşgul edene, 1980 TL ceza
Vali Mehmet Ali Özkan, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan gereksiz ve asılsız aramaların ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirterek, vatandaşları daha bilinçli olmaya çağırdı.
112 Acil Çağrı Merkezi’nin hayat kurtaran bir numara olduğunu belirten Vali Özkan, acil durumlar dışındaki aramaların gerçek ihtiyaç sahiplerini tehlikeye attığını ifade etti. Özellikle okullar ve alışveriş merkezleri gibi yoğun alanlarda 112’nin doğru ve bilinçli kullanımını artırmaya yönelik çalışmaların devam ettiğini belirten Vali Özkan, vatandaşları bu konuda duyarlı olmaya davet etti.
Asılsız ihbarda bulunanlar hakkında 1980 TL idari para cezası uygulanacağını vurgulayan Vali Özkan, vatandaşları daha dikkatli olmaları konusunda uyardı
Vali Özkan, “Hayat kurtarmak hepimizin sorumluluğunda. Acil servislerin gereksiz ve asılsız çağrılarla meşgul edilmesi, gerçekten yardıma muhtaç olanların beklemesine neden olabilir. Lütfen 112 Acil Çağrı Merkezi’ni sadece gerçek acil durumlar için arayarak, bu önemli hizmetin daha etkili ve verimli bir şekilde çalışmasına katkıda bulunalım” dedi./Cemil MERMERTAŞ -

Aylık değerlendirme toplantısı yapıldı
Yozgat’ın sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla düzenlenen bu toplantıya, ilçe sağlık müdürleri katıldı.
Yozgat Sağlık İl Müdürlüğü, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Mehmet Parlak’ın başkanlığını yaptığı toplantıya, başkan yardımcısı Mustafa Şahin, birim uzmanları Fatih Çetin ve Filiz Kabayel de katılarak değerli görüşlerini paylaştılar. İlçe sağlık müdürleri ve Toplum Sağlığı Merkezi (TSM) başkanlarının da hazır bulunduğu toplantı da, Yozgat’ın sağlık hizmetlerinin her yönüyle ele alındı.
Toplantıda ilçelerdeki sağlık hizmetlerinin mevcut durumu değerlendirildi. Sağlık hizmetlerinin sunumu, ihtiyaçların tespiti, mevcut sorunların çözümü ve gelecek döneme ilişkin stratejilerin belirlenmesi gibi konular üzerinde duruldu. Ayrıca katılımcılar, ilçelerindeki sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak için çeşitli öneriler ve çözüm önerileri sundu./Haber Merkezi -

“Sıtma tedavi ilaçları sağlık müdürlüklerinden temin edilebilir
Enfeksiyon Hastalıkları hekimi Uz. Dr. Edip Bayrak, 26 Nisan Dünya Sıtma Günü Dolaysıyla yaptığı açıklamada; sıtma hastalığı konusunda bilgilendirmelerde bulundu.
Dr. Bayrak, “Sıtma, parazit taşıyan dişi anofel sivrisineklerin beslenmeleri esnasında insana inoküle ettikleri Plasmodium cinsi parazitlerin eritrositleri enfekte etmesiyle gelişen bir enfeksiyon hastalığıdır.Ülkemizde sadece yurtdışı sıtma vakaları bildirilmektedir.Yurtdışı kaynaklı vakaların çoğu, paraziti sıtmanın endemik olduğu Sudan, Nijerya, Ekvator Ginesi, Uganda, Gabon gibi Afrika ülkelerinden almaktadır. Sivrisinek sokmasıyla bulaşan sıtmada minimum inkübasyon süresi altı gündür. P. falciparum sıtmasında çoğu hastada enfeksiyon bulaştan sonra ilk bir ayın içinde veya aylarda bulgu vermektedir.Baş ağrısı, halsizlik, yorgunluk, abdominal rahatsızlık, kas ve eklem ağrısı ile başlayan sıtma kliniği ateş, üşüme, titreme, terleme, iştahsızlık, kusma ve giderek artan halsizlik ile devam etmektedir.Sıtma tedavi ilaçları İl Sağlık Müdürlüklerinden temin edilebilir.Sivrisinek sokmalarına karşı kişisel korunma, hastalığın önlenmesinde ilk savunma hattı niteliğindedir. Diğer bir yöntem ise hastalığa karşı koruyucu ilaç kullanımıdır.Seyahat öncesi; en az 15 gün önce Seyahat Sağlığı Merkezlerine başvurularak gidilecek ülkedeki sıtma riski hakkında bilgi alınabilir ve koruyucu ilaç ücretsiz olarak temin edilebilir.”dedi./ Yusuf BAĞCI -

Yozgat için sarı kodlu uyarı
Yozgat Valiliği’de Meteorolojik verilere dayandırarak yaptığı açıklamada toz taşımına karşı uyarılarda bulundu.
Yozgat Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “25.04.024 Perşembe geceden itibaren Yozgat çevrelerinde Kuzey Afrika kaynaklı toz taşımının etkili olacağı tahmin ediliyor.
Cuma günü gece saatlerine kadar görülmesi beklenen toz taşımanın meydana getireceği olumsuzluklara dikkatli ve tedbirli olunmalıdır. Sağlık problemleri, görüş mesafesinde düşme, hava kalitesinde azalma, çamur şeklinde yağış ve ulaşımda aksamalar gibi oluşması muhtemel risklere karşı tedbirli ve dikkatli olunmalıdır.” Nazife EKİCİ -

Uyku apnesi hastası, ehliyet alamayacak
Trafik Yönetmeliği’nde milyonlarca sürücüyü etkileyecek önemli bir değişikliğe imza atıldı. Uyku apnesi olan vatandaşlar ehliyet alamayacak veya ehliyetlerini yenileyemeyecek
Yönetmelikte yapılan bu değişiklikle birlikte, uyku apnesi teşhisi konan sürücülerin trafikte araç kullanması engellenmiş durumda. Bu da, sürücülerin ve yolcuların güvenliğini sağlamak amacıyla atılan bir adım olarak görülüyor. Eski tip ehliyetlerin değiştirilmesi sürecinde değişiklik yaşanmış ve artık ehliyet yenileme sürecinde sağlık raporu alınması gerekiyor. Bu raporlar arasında uyku apnesi sendromunu da içeriyor.
Uyku apnesinin sürüş yeteneğini etkileyebileceği ve dolayısıyla trafik güvenliğini tehlikeye atabileceği düşünülerek alınan bu karar, sürücülerin sağlık durumlarının daha titizlikle incelenmesini sağlayacak. Trafikte uykulu sürüşlerin neden olduğu kazaların önlenmesi amacıyla yapılan bu düzenleme, sürücülerin ve diğer yol kullanıcılarının güvenliğini artırmayı hedefliyor.
UYKU APNESİ NEDİR ?
Uyku apnesi, bir kişinin uyku sırasında solunumunun geçici olarak durması veya azalması durumunu ifade eder. Bu durum, genellikle üst solunum yolunun tıkanması veya beyin tarafından solunum kaslarının uyku sırasında uygun şekilde kontrol edilememesi nedeniyle oluşur.Uyku apnesi, sürücülerin direksiyon başında uyku halinde olmalarına ve dolayısıyla trafik güvenliğini tehlikeye atmalarına yol açabilir./Haber Merkezi -

Op. Dr. Yılmaz hasta kabulüne başladı
Hastane Başhekimi Uz Dr. Mustafa Kozan, yaptığı açıklamada, yeni atanan hekimlerle hastanenin hekim kadrosunu güçlendirmeye devam ettiklerini belirtti. Başhekim Kozan, vatandaşlara en iyi sağlık hizmetini sunmayı amaçladıklarını vurgulayarak, Kadın Hastalıkları ve Doğum Hekimi Op. Dr. Gizem Yılmaz’a çalışmalarında başarılar diledi.
Op. Dr. Gizem Yılmaz’ın hasta kabulüne başlamasıyla birlikte, Yozgat Şehir Hastanesi’nin kadın sağlığı alanında uzmanlaşmış hekim kadrosu daha da güçlendi.
/ Haber Merkezi -

Yozgat Şehir Hastanesi’nde ebeler haftası kutlandı
Başhekim Uz. Dr. Mustafa Kozan, yaptığı açıklamada ebelerin sağlık alanındaki önemine değindi. Başhekim Kozan, “Bir toplumun huzur, mutluluk ve geleceğinin en önemli teminatı sağlık ve sağlıklı nesilleridir. Tarihin en eski mesleklerinden biri olan ebelik de sağlıklı bireyler, aileler ve toplumların oluşmasında çok önemli bir yere sahiptir. Bir bebeğin dünyaya gelmesine yardımcı olmaları, doğumda bir annenin acısını dindirmeleri onların mesleklerini daha da özel kılar ve insanlarla derin bağlar kurmalarını sağlar. ‘Anne – Bebek Dostu Hastane’ olarak doğum hizmetinin sunulması, ebelik hizmetlerinin güçlendirilmesi, normal doğumun desteklenmesi ve sunulan hizmetin kalitesinin daha da artırılması için elimizden gelen gayreti göstermekteyiz. Bu hafta özel hafta vesilesiyle özveriyle görev yapan tüm ebelerimizin Ebeler Haftasını bir kez daha kutluyorum.” şeklinde konuştu./Cemil MERMERTAŞ
-

Devlet hastanesinde kızamık alarmı
Hastane bahçesine kurulan çadırlarda muayenesi yapılanlarda şüpheli görülenler aşılanacak” dedi.
Iğdır’da 150’si doktor 480 sağlık çalışanın bulunduğu Dr. Nevruz Erez Devlet Hastanesi’nde, acil serviste görevli bir doktorun testlerinde kızamık görülmesi üzerine İl Sağlık Müdürlüğü, olası bir salgına karşı harekete geçti.
Dr. Nevruz Erez Devlet Hastanesi’nin bahçesine, aşı ve triaj üniteleri kuruldu. Hastanenin içindeki iki bölümde de izolasyon alanları oluşturuldu. Hastaneye gelenler triaj ünitesinde kontrol edildikten sonra kızamık belirtisi yoksa kırmızı, yeşil ve sarı alanlara, kızamık belirtisi varsa izolasyon odalarına yönlendiriliyor.
İl Sağlık Müdürü Abaset Bağcı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Suriye ya da Afgan uyruklu kişilerden bulaştığını düşündüğümüz kızamık vakaları için hastanede tedbir amaçlı filyasyon uygulamaya karar verdik. Hastane bahçesine kurulan çadırlarda muayenesi yapılanlarda şüpheli görülenler aşılanacak” diye konuştu. / sozcu.com.tr – 12:00 -

Doğum yapan kadınlara SGK’dan maddi destek
Devlet, SGK kaydı bulunan çalışan annelere yeni doğan bebekleri için destek sağlıyor. Bu destek miktarı net 36 bin 852 TL’ye kadar ulaşabiliyor. Ücretsiz veya ücretli izin hakkı, yarı zamanlı çalışma imkanı, süt izni gibi avantajlar da, çalışan annelerin iş hayatında kalabilmesi için sunuluyor.
Doğum nedeniyle iş hayatına ara veren ve sonrasında işlerine dönen anneler için geçiş süreci kolaylaştırılıyor. Yarı zamanlı çalışma seçeneğiyle, doğum sonrası işe dönen annelere aylık 18 bin 426 TL’ye kadar destek veriliyor. Bu destek, İŞKUR tarafından sağlanıyor ve brüt asgari ücret üzerinden hesaplanıyor.
Yarı zamanlı çalışma için brüt asgari ücret üzerinden hesaplanan aylık ödeme miktarı 9 bin 925 lira 34 kuruşa kadar çıkarken, doğum izni süresince günlük net doğum ücreti 444,44 TL olarak hesaplanıyor. Bu ödeme, aylık bazda 13.333 TL’ye denk gelirken, doğum izni ücreti toplamda çalışan annelere 49.777 TL olarak ödeniyor.
Ayrıca, annelere sunulan destekler arasında süt ve emzirme parası, yarım gün çalışma desteği, kreş yardımı gibi çeşitli alanlarda sağlanan destekler bulunuyor. Tüm bu yardımların toplam değeri ise 70 bin 345 TL’yi aşıyor./Haber Merkezi -

Arzu Özkan’dan hastalara moral ziyareti
Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan’ın eşi Arzu Özkan, hastaları ziyaret ederek moral verdi. Özellikle Yozgat’ın tanınmış hayırsever iş insanlarından Bilal Şahin’in yanı sıra, diğer hastaların da moral bulmasına katkı sağladı.
Ziyaret sırasında Arzu Özkan, hastalarla yakından ilgilendi ve sağlık durumları hakkında bilgi aldı.
Hastalarla sohbet ederek moral veren Özkan, geçmiş olsun temennisinde bulunup acil şifalar diledi.
Hastane yönetimi ve sağlık personeli de Arzu Özkan’a ziyaretinden dolayı teşekkür etti ve hastaların moral bulmasına katkı sağladığını ifade etti.
Hayırsever İş İnsanı Bilal Şahin’de Arzu Özkan’a teşekkür ederek, insanların özellikle bu gibi durumlarda morale ihtiyacı olduğunu vurguladı. /Nazife EKİCİ -

Şehir Hastanesi kadrosunu güçlendiriyor
Yozgat Şehir Hastanesi, son bir ay içinde gerçekleştirdiği hekim atamalarıyla kadrosunu güçlendirerek hizmet kapasitesini artırıyor.
Hastanenin Yozgat il merkezi, ilçeleri ve köyleri ile birlikte çevre illere de sağlık hizmeti sunduğunu belirten Hastane Başhekimi Uz. Dr. Mustafa Kozan, atamaların hastanenin hizmet kalitesini daha da yükselttiğini ifade etti. Kadın Hastalıkları ve Doğum polikliniğine yapılan atamalarla ilgili olarak Başhekim Kozan, yeni hekimlerin göreve başlamasıyla birlikte riskli gebelikler ve kanser hastası gebelere daha etkin hizmet verilebileceğini vurguladı.
Kardiyoloji ve Göz Hastalıkları bölümlerine yapılan atamaların da hastane açısından önemli olduğunu belirten Başhekim Kozan, bu atamaların sıkıntıların giderilmesine katkı sağladığını dile getirdi. Kardiyoloji bölümünde mesai dışı poliklinik hizmetiyle hasta memnuniyetinin arttığını belirten Kozan, Göz Hastalıkları bölümüne yapılan atamalarla yaşanan sıkıntının azaldığını ifade etti.
Başhekim Kozan, Perinotoloji, Kalp Damar Cerrahisi, Kulak Burun Boğaz, Cerrahi Onkoloji ve Çocuk Kardiyoloji gibi önemli branşlara yapılan atamaların hastanenin hizmet kalitesini daha da yükselteceğini söyledi. Atamaların hastanenin genel performansına olumlu yönde etki edeceğini belirten Kozan, yapılan atamaların hastanenin hizmet kalitesini artırma yolundaki kararlılığını gösterdiğini vurguladı. /Nazife EKİCİ -

Yozgat Şehir Hastanesinde ‘Yoğun Bakım Hemşireliği’ programı
Yoğun Bakımlar Koordinatör Hemşiresi Aynur Koçak ve Ekibi tarafından düzenlenen programa Yozgat merkez ve ilçelerde görev yapan hemşirelere yoğun bakım ünitelerindeki çalışma sistemi anlatılacak.
Yozgat Şehir Hastanesi Başhekimi Uz. Dr. Mustafa Kozan, eğitim için gelen kursiyerlere hemşirelik mesleğinin sağlıkta en geniş çalışma alanına sahip meslek kollarından olduğunu hatırlatarak.
“Düzenlenen bu programla yoğun bakım hemşireliği konusunda profesyonelleşeceksiniz. Sizlere eğitim veren Hekim ve yoğun bakım personelleri tecrübelerini paylaşacaklar, sizlerin de yeniliklerden ve kaliteden ödün vermeden kurumlarınızda yoğun bakım alanında en iyi yapacağı kanaatindeyim.” dedi.
Başhekim Kozan, Yozgat Şehir Hastanesi’nin fiziki, teknik ve tecrübe açısından çok iyi durumda olduğunu hatırlatarak konuşmasına şöyle devam etti:“Son yıllarda hastanemizde hizmet veren yoğun bakım ve yatak sayımızı arttırdık. Emeğini hiç bir zaman esirgemeyen ve özveriyle çalışan personellerimizle halkımızın 7/24 hizmetindeyiz. Programımıza katkı ve emek veren tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyor, kursiyerlerimize başarılar diliyorum.”
19 kursiyerin 6 hafta alacağı eğitimde Yozgat Şehir Hastanesi Hekimleri, yoğun bakım personelleri teorik ve pratik eğitimi verecek. /Haber Merkezi






















