Kategori: CEMİL MERMERTAŞ

  • Sürmeli Festivali Şenlikleri…

    Sürmeli Festivali Şenlikleri…

    Her yörenin kendine özgü bir takım etkinlikleri yapılmaktadır. Bu etkinliklerin asıl amacı toplum arasında birlik, beraberlik ve kaynaşmayı sağlamaktır. Aynı zaman da geçmiş ile geleceği buluşturmak, örf, adet ve gelenekleri bu etkinlikler de sergilemek, yörenin tanıtımına vesile olacak ürünleri sergilemek ve tanıtmaktır.

    Mesela Malatya’da her yıl kayısı festivali düzenlenir, ulusal ve uluslar arası kapsamda yapılan bu etkinlikte kayısıdan elde edilen ürünlerin tanıtımı yapılmaktadır…

    Elması ile meşhur ilimiz Amasya’da her yıl çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Yurdun çeşitli bölgesinde yaşayan insanlar bu etkinlik vesilesiyle memleketlerini ziyaret etmektedir.

    Yine Kocaeli’de Körfez Belediyesi tarafından 45 yıldır organize edilen Altın Kiraz Festivali’nde önemli etkinlikler yapılırken, bu etkinlikler de çeşitli sanatçılar sahne alır.

    Hemen yanı başımızda komşu İl Çorum’da ise bildiğim kadarıyla uzun zamandır leblebi festivali yapılmaya devam ediyor.

    Peki, Yozgat’a baktığımız da ise, 19 yıldır Sürmeli Festivali etkinlikler yapılmaktadır. Yerköy bölgesinde Kavun ve karpuz, Aydıncık bölgesinde Soğan, patates, bağrıbütün kavun, Şefaatli bölgesinde üzüm gibi Yozgat’ın hemen her bölgesinde üretim yapılan birçok ürün olmasına karşın bu etkinlik kapsamın da ilk yıllarda bir şeyler yapılaması için adımlar atıldı ama geldiğimiz noktaya baktığımızda ise, hiçbir ürünün tanıtımı yapılamadı.

    Sürmeli Festivalinin ilk yapılmaya başladığı yılları hatırlıyorum da, o yıllarda bu etkinlik çadırlarda ilkel yollarda yapılırken, daha çok katılım, daha çok coşku olurdu.

    Şimdi 19’uncusu yapılan adı dahi Festival yerine Şenlik olarak değiştirilen ancak toplumda geçmişte olduğu gibi ciddi bir karşılığı günden güne yok olmaya yüz tutan Sürmeli Festivali belli bir kalıp içinde kaldı.

    Kötülemek ya da eleştirmek için söylemiyorum ama 19 yıldır yapılan bir etkinlik toplumda karşılık görememiş, eğlence ve sanatçı konserlerinin bir adım ötesine geçememiş ise, bu konuda oturup biraz düşünmek gerekmez mi?

    Bu hafta Cuma günü meydan konserleri ile son bulacak 19’uncu Sürmeli Şenlikleri için Belediye camiasının yoğun çaba harcadığını, emek sarf ettiğini biliyorum, emeği geçenleri ayrıca kutluyorum. Fakat bu tür etkinlikler de toplum kendinden olan bir şey görmedikçe içine girmek şöyle dursun çevresinden dahi geçmiyor.

    Neden böyle bir ifade kullandığımı hemen izah edeyim… Etkinliklerin başlangıcından bu güne kadar olan kısımları dikkatli incelendiğinde halkın fazla ilgi duymadığı görsellerden daha net anlaşılacaktır, bilmem anlatabildim mi?

  • Üniversite olabilmek!

    Üniversite olabilmek!

    Birkaç önceydi… Gelen mailleri kontrol ederken, dikkatimi çeken bir bilgi notunda aynen şöyle yazıyordu; “Kadir Has Üniversitesi proje fabrikasına dönüştü. Projelerde görev alacak öğrenciler ayda 3.750 tl gelir elde edecek.”

    Giriş bölümü bu şekilde… Yozgat’ta bir Üniversite şehri olduğuna göre, önce haberin devamına bir bakalım sonra üzerinde konuşalım;

    Kadir Has Üniversitesi ürettiği projeler ile her sektöre katkı sağlıyor. Türkiye ve dünyanın farklı noktalarındaki Ar-Ge kuruluşlarıyla etkileşimde olan Kadir Has Üniversitesi Ar-Ge Kaynakları Direktörlüğü Nisan ayından bu yana akademisyenlerin hazırladığı 160 projeyi ilgili mali fon kuruluşlarına sunmaya başladı.

    Bu yıl Nisan ayı içerisinde kurulan Kadir Has Üniversitesi Ar-Ge Kaynakları Direktörlüğü, her türlü araştırma kaynaklarını tek çatı altında toplanmasını amaçlıyor. Üniversite bünyesindeki akademisyenler tarafından hazırlanan ve lisans ve lisansüstü öğrencilerin de katılımlarıyla gerçekleştirilecek projeler, TÜBİTAK başta olmak üzere dünyanın farklı noktalarından birçok kurum ve kuruluş ile ortak bir zeminde yürütülüyor.

    TÜBİTAK’a sunulan 13 güdümlü projenin sonuçları eylül ayında açıklanacak. Bu sayı ile, bir çağrı döneminde, güdümlü proje alanında bir üniversite tarafından TÜBİTAK’a sunulan proje sayısında bir rekor kırılmış oldu. Kadir Has Üniversitesi 87 yeni projeyi daha TÜBİTAK’a göndermeye hazırlanıyor.

    9 kişiden oluşan Kadir Has Üniversitesi Ar-Ge Direktörlüğü’nün görevi akademisyenlerin proje geliştirmesine katkı sunmak, kaynaklardan haberdar etmek, projelerin fonlanmasının ardından projenin yürütülmesi sırasında akademisyenlerin üzerindeki bürokratik işleri alarak araştırmalarına odaklanmalarını sağlamak. Ekibin yılsonuna kadar 30 kişiye tamamlanması planlanıyor. Direktörlük Avrupa Birliği ülkelerinden Ortadoğu’ya kadar fonları ve projeleri güncel olarak takip ediyor.

    Fonlanan projelerde en az 2 lisansüstü ve 1 lisans öğrencisi görev alacak. Bir eğitim yılında 150 öğrencinin projelerde görev alması ve her yüksek lisans öğrencisine 2.250 TL’si TÜBİTAK ve 1.500 TL’si Kadir Has Üniversitesi tarafından olmak üzere ayda 3.750 TL, doktora öğrencisine ise benzer şekilde 4000 TL kazanç imkânı yaratılması hedefleniyor.

    Bu konuda sorulması gereken soru şu olmalı. Bozok Üniversitesi bu bağlamda ne gibi bir çalışma yapıyor? Ya da şöyle soralım daha doğrusu böyle bir çalışması var mı?

    Bozok Üniversite yönetimini şu sözlerim kızdıracaktır ama yine de söylemeden geçmeyeceğim… Resmi olarak kurulduğu günden bu yana şehirle aradaki köprüler bilerek ya da bilmeyerek yıkıldı. Bugün şehir üniversiteden, üniversite de şehirden bihaber hayata devam ediyor.

    Her alanda mutlaka bir çalışma ve bu çalışmanın ışığında Kadir Has Üniversitesinde olduğu gibi gelişme mutlaka yaşanıyor. Fakat kamuoyunun bu gelişmelerden bir bilgisi olmadığı için söylenecek tek söz “Üniversite olabilmek” geliyor aklımıza.

  • Bu ürünler özel olarak desteklenmelidir

    Bu ürünler özel olarak desteklenmelidir

    Ürün tüketiminde ilk sırada yer alan Yozgat’ta sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar üretilen bazı ürünlerin aslında özel olarak desteklenmesi toplumun bütününe verilmesi gereken bana göre en önemli mesaj olacaktır.

    “Yozgat” kelimesini toplumun büyük bir bölümü “merkez” olarak algıladığı için burada şimdi yapacağımız genel değerlendirme olacaktır.

    Dolayısıyla konumuz üretim olduğuna göre bugün Yozgat’ın Aydıncık ilçesine özgü halk arasında “yer muzu” diye adlandırılan ve Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesince, coğrafi işaretleme adına genetik özellikleri araştırılan bağrıbütün kavunu hasadı başladığına göre bu konuda konuşalım istedim.

    Geçen yıl Aydıncık Belediyesi tarafından “Aydıncık Bağrıbütün Kavunu” olarak tescillenmesi için Türk Patent Enstitüsüne müracaatı yapılan kavun türü, ekiminden hasadına kadar Bozok Üniversitesi akademisyenlerince takip ediliyor.

    Aydıncıklı çiftçi Murat Uyan’ın 5 dekar tarlasına ektiği bağrıbütün kavunun hasadı yapıldı.

    Hasat sırasında gazetecilere açıklamada bulunan Aydıncık Belediye Başkanı Ahmet Koçak, bağrıbütünün 10 dilim şeklinde yetiştiğini söyledi.

    Özellikle Kümbet Ova olarak anılan bölgede bu ürünün öne çıkması için çalıştıklarını dile getiren Koçak, “Ürünümüz kavunla muz arası bir tat. Coğrafi işaretleme olarak Aydıncık’a, Yozgat’ımıza tescili için çalışma başlattık. Tescil başvurusu sonrası Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bağrıbütün kavunumuzun özellikle Aydıncık’a bir katma değer sağlamasını, halkımızın gelir durumuna yansımasını bekliyoruz.” dedi

    Koçak, halkın daha önce tüketeceği kadar kavun ektiğini anlatarak, “Bu ürüne Yozgat, Çorum, Ankara, İstanbul’dan talep gelmeye başladı. Bu talepleri karşılamak için vatandaşlarımız Kümbet Ova’da patates, soğanın yanı sıra bağrıbütün kavununu da gelir getiren ürün olarak ekmeye başladı. Bu sene ilk turfanda ürünümüzü aldık.” diye konuştu.

    Bağrıbütün üzerine bilimsel çalışma yürüten Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Gökçen Yakupoğlu da bu kavun çeşidinin morfolojik ve genetik karakterizasyonunu yaparak, coğrafi işaret almak istediklerini aktardı.

    Bu kapsamda üreticilerle işbirliği içerisinde kavun yetiştirdiklerini vurgulayan Yakupoğlu, “İlk ürünümüzü hasat ettik ve gerekli ölçümler için numune aldık. Yöre halkı bu kavunu yer muzu olarak adlandırıyor. Biz de lezzet ve şeker içeriği açısından incelemelerimizi yapacağız. Bunun sonucunda da genetik ve besinsel özelliklerini ortaya koyup, elde ettiğimiz sonuçlarla coğrafi işaret almaya çalışacağız.” ifadelerini kullandı.

    Çiftçi Murat Uyan ise daha önce tüketecekleri kadar ektikleri kavunu talebin artması üzerine bu yıl 5 dekar alanda ürettiklerini, kilogramını 2,5 liradan sattıklarını belirtti.

     

  • Teslim edilmeyen Şeker fabrikaları ne durumda

    Teslim edilmeyen Şeker fabrikaları ne durumda

    Hükümet, geçtiğimiz aylarda kamuya ait 14 Şeker fabrikasını özelleştirme yoluyla satışını yaptı… Aradan 2 ay geçmesine karşın 6 tane şeker fabrikasının halen devir teslimi yapılmadığını Kayseri Pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay tarafından birkaç gün önce yaptığı açıklama ile öğrendim.

    Bu konuda oldukça önemli açıklamalarda bulunan Sayın Akay, özelleştirilip, teslim edilemeyen 6 tane şeker fabrikası olduğunu belirterek, bu şeker fabrikalarının tesliminin geciktirilmesinin sektörde kaosa yol açabileceğini söyledi.

    Kayseri Şeker Fabrikasının 63 ncü genel kurulunda Şeker sektör temsilcileri adına konuşan Kayseri Pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay; Şeker sektörünün içerisinde bulunduğu kaostan kurtulması için sektör içerisinde, sorumluluk makamında olan insanların ve bu kuruluşların yöneticilerinin, sektörün sıkıntı yaşamaması için belirsizlik ortamındaki oluşan sorunları dile getirmesi gerektiğine dikkat çekti.
    Başkan Akay sözlerini şöyle sürdürdü; “Türkiye’de Şeker Pancarı çiftçisi özelleştirme sürecinden dolayı pancar ekmekten imtina etmişti. Yani pancar ekimden önemli bir kaçış var. Bu ekilen pancarlar da eğer sağlıklı bir şekilde üretilemezse yani şekere dönüştürülemezse, fabrikalarda işlenemezse ortaya çıkacak sonucun vahametini dikkatinize sunmak durumundayız. O nedenle şimdi sektörün bütün temsilcilerinin, sektörde rol alan bütün kuruluşların ve kişilerin bu işe sahip çıkmak mecburiyeti var. Yani bu kaos giderek eğer derinleşirse Bu şeker sektörü altından kalkamayacağı bir badireyle karşı karşıya kalır ve bu da şeker sektörünün yok oluşa gitmesi demektir.”
    Türkiye’deki Kamuya ait Şeker Fabrikalarından on üç tanesi satıldığını hatırlatan Başkan Akay, “ Bunlardan şuana kadar yedi tanesi teslim edildi. Altı tanesi henüz teslim edilemedi. Şuanda Devletin elinde on yedi tane fabrika var. Devlet elindeki fabrikaların çalışacağını düşünüyoruz. Özelleştirme sonrası teslim edilen fabrikaların da teslim edileceğini düşünüyoruz. Ama bu teslim edilemeyen altı Şeker Fabrikasının durumunun ne olacağı konusu, bundan sonraki süreçte şeker sektörü adına, Pancar çiftçisi adına, sektörün geleceği adına önemli bir sorudur. Bu sorunun cevabının acil bir şekilde bulunmasına ihtiyaç var. Çünkü bugüne kadar teslim edilemeyen bu fabrikalarda şuana kadar herhangi bir revizyon çalışmasına tabi tutulmadı.Biz Kayseri Şeker olarak, işi bilen bir kuruluş olarak bu konuda hem ekonomik imkanları olan bir kuruluş olarak, insan kaynağı gücü olan bir kuruluş olarak,Turhal Şeker Fabrikasındarevizyonu yapalım, Fabrikayı kampanyaya yetiştirelim diye bir buçuk aydır gece gündüz demeden bu konudaki ciddiyetimizi ve dikkatimizi kaybetmeden çalışma yapıyoruz”dedi.
    “Ama Özelleştirildiği halde daha teslim edilmemiş fabrikaların hiçbir revizyon işlemi yapılmadığı herkes tarafından bilinmektedir.” diyen Akay, “Bu fabrikalar şimdi teslim edilse bile kampanya dönemlerine revizyonu nasıl yetişecek bu fabrikalar nasıl çalışacak. Teslim edilmese Türk şeker bunları nasıl çalıştıracak. İşin doğrusu bu soruların cevabı bütün sektörü, şuanda pancar ekmiş çiftçilerin pancarlarını ve çiftçilerin durumunu ilgilendiriyor. Onun için bu konuda sessiz kalmak sorunları ifade etmemek doğru değildir. Orta Anadolu çiftçisi açısından Pancar’dan başka bir alternatif ürün yoktur. Başka bölgelerde Ege bölgesinde Trakya’da, Karadeniz’de, Akdeniz’de çiftçilerin alternatif ürünleri ve alternatif üretimleri olabilir. Ama Uşak’tan Muş’a kadar olan Orta Anadolu coğrafyasında bulunan çiftçilerin geçimini sağlayacakları en önemli ürün şekerpancarıdır. Şekerpancarı feda edilecek bir ürün değildir. Şekerpancarı yok farz edilecek bir ürün değildir. Türkiye de tarımsal ve bitkisel üretimde şeker pancarı ikinci sırada ürün” olduğunu söyledi.

  • Üretici halinden memnun değil

    Üretici halinden memnun değil

    Tarım politikalarındaki değişkenlik ve istikrarsızlıktan şimdiye kadar en başta üretici etkilenirken, tüketici payına düşeni almak durumunda kaldı…

    Günümüzde organik üretim miktarı bir hayli düşerken, GDO’lu ürün tüketimi toplumun sağlık sorunlarını da tetiklemeye devam ediyor…

    Bu konuda uzmanlar sürekli vatandaşı uyarsa da, ekonomideki gelir dağılımı dengesizliği insanların sağlık sorunlarının da artmasına sebep olmaktadır.

    Bugün seçimler öncesi fiyatlarda zirve yapan soğan ve patates üretici fiyatların dengesizliği karşısında ne yapacağını bilemez oldu.

    Bu konuda dün yaptığımız bir haberi tekrar örnek göstereceğim… Türkiye’nin önemli tarım bölgelerinden olan Yozgat’ta soğan üretimiyle ünlü ilçesi Aydıncık’ta patates ve soğan hasadı devam ediyor. İlçede, yaklaşık 5 Bin dekar soğan, 3 bin dekar alanda da patates üretimi yapıldığı belirtildi.

    Türkiye’nin önemli tarım bölgelerinden olan Yozgat’ta soğan üretimiyle ünlü ilçesi Aydıncık’ta patates ve soğan hasadı devam ediyor. İlçede, yaklaşık 5 Bin dekar soğan, 3 bin dekar alanda da patates üretimi yapıldığı belirtildi.
    Aydıncık’ta 15 yıldır patates soğan üretimi ve toptancılığı yapan Muhammed Öztürk isimli üretici, iç Anadolu bölgesinde patates ve soğan hasadına başlanmasıyla patates ve soğan fiyatlarının yarının da altına düştüğünü söyledi.
    İlçede, yaklaşık 200 dekar alanda soğan ve patates alımı yaptığını ifade eden Öztürk, “Çiftçilerimizin yıllardır ürünlerini değerinde alıyor büyük alış veriş merkezlerine satışını yapıyorum. Şuan bir çiftçimizin 200 dekar tarlasındaki patatesi toptan alımını yaptım. Sökümü, işçiliği de bize ait. Tarladan soğanın kilosunu 1 liraya 10 kuruşa, patatesi ise 1 lira 60 kuruşa alıyorum. Burada biz toptancı olarak memnun olduğumuz gibi çiftçimiz de ürününü bu fiyata satmaktan memnun kalıyor.”dedi.
    Ürün fiyatlarının tezgahlarda yüksek olmasının kendilerinden kaynaklanmadığını söyleyen Öztürk, “Bizler tarladan fiyatını uygun alıyoruz ve çiftçimizde bizde kazanıyoruz.
    Fakat tezgahlarda giderlerde hesaplanıp üzerine koyulduğunda ister istemez biraz yükseliyor. Ama bölgemizde ve diğer bölgelerde patates ve soğan hasadının yapılmasıyla bu ürünlerin fiyatları normale döndü. Kasım ayına kadar da bu şekilde devam eder.”diye konuştu.
    Soğan ve patatesi, Karadeniz bölgesi başta olmak üzere Türkiye’nin her yerine gönderdiklerini söyleyen Öztürk, “Ürünlerimizi Türkiye’nin her bölgesine gönderiyoruz. Şuan, patates ve soğanın merkezi konumundaki illerimizin başında gelen Nevşehir, Niğde, Amasya, Kayseri ve Polatlı’da da hasat devam ediyor. Birkaç ay öncesine kadar adeta dolarla yarışan bu ürünler, bölgemizde yapılan hasat sonrası ürünlerin piyasaya sunulması ile normal fiyatına ve hatta daha altına kadar düştü. Ürünler bu yılsonuna kadar aynı fiyat üzerinden satışa sunulacağını tahmin ediyoruz.”ifadelerini kullandı.
    Aydıncık Ziraat Odası Başkanı Mustafa Tekçam’da ilçelerinin soğan üretimi ile ön planda olduğunu belirterek, “İlçemizde soğan ve patates üretimi her yıl yaygın bir şekilde devam ediyor.
    Bu yıl soğan ve patates fiyatlarında yaşanan fiyat artışı, çiftçimizin bu ürünlere daha fazla yönelmesine sebep oldu. Şuan ilçemiz genelinde yaklaşık 3 bin dekar alanda patates, 5 bin dekar alanda da soğan üretimi yapılmaktadır.
    Ürünlerin piyasalara sürülmesi ile kısa süreli olan fiyat artışlarını da normale döndürdü” dedi.

  • Amatör Spor camiası ne kadar vefalı göreceğiz

    Amatör Spor camiası ne kadar vefalı göreceğiz

    YOZGAT” denilince, vefasızlık, çekemezlik, haset ve fesatlık” akla gelen ilk olumsuz ifadeler bunlar olabilir…

    Bunları ve dahasını kabul etmediğimi baştan söyleyeyim…

    Çünkü benim gözümde Yozgat bu değil… “Yozgat” denildiğinde vatanını ve bayrağını seven, vatandaşlık görevini en doğru şekilde yerine getiren, söz konusu vatan olunca gerisi teferruattır diyen insanların, devletin her türlü nimetlerinde en az faydalandığı, gelir seviyesinin düşük olduğu, sosyal ve ekonomik yönden zor şartlar altında yaşam mücadelesinin adıdır. Başka şehirlerde olduğu gibi Yozgat’ta da zaman zaman bir takım olumsuz durumlar yaşanabilir.

    Bunları pek fazla sorun etmeden yapılan güzel işlerin sayısını artırmak hepimizin vazifesidir diye düşünüyorum… Bu bağlamda Yozgat insanı, taşı taşın üstüne koyanları şimdiye kadar unutmadı, bundan sonra da unutmayacaklarını şuanda yapılan bir çalışma ile hatırlatmanın gayretini görüyorum.

    Dün gazetelere haber konusu olan güzel bir gelişmeyi buradan desteklemek adına tekrar yayınlıyorum:

    Yozgat Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı (ASKF) Hakan Bektaş, 17 takımın iştirakiyle deplasmanlı çift devreli lig usulüne göre oynanacak olan Yozgat Birinci Amatör Küme Futbol Ligi’nin 2018-2019 sezonunda Kamil Kılıçarslan Yozgat Amatör Küme Futbol Ligi olması için Türkiye Futbol Federasyonu’na (TFF) müracaatta bulunduklarını söyledi.

    Yozgat Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı (ASKF) Hakan Bektaş, 17 takımın iştirakiyle deplasmanlı çift devreli lig usulüne göre oynanacak olan Yozgat Birinci Amatör Küme Futbol Ligi’nin 2018-2019 sezonunda Kamil Kılıçarslan Yozgat Amatör Küme Futbol Ligi olması için Türkiye Futbol Federasyonu’na (TFF) müracaatta bulunduklarını söyledi.
    Yozgat spor kamuoyu tarafından sevilen ve vefatının spor camiasını derin bir üzüntüye sevk ettiği Kamil Kılıçarslan’ın isminin yaşatılması için harekete geçen Yozgat Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı Hakan Bektaş, bu yılki amatör küme lig isminin Kamil Kılıçarsan Yozgat Birinci Amatör Küme Futbol Ligi olması yönünde müracaatta bulunduklarını söyledi.
    Uzun yıllar Sarayspor kulübünde başkanlık ve antrenörlük yapan, Yozgat futboluna yüzlerce sporcu yetiştiren ve geçtiğimiz aylarda hayatını kaybeden Kamil Kılıçarslan’ın vefatının kendilerini derinden üzdüğünü söyleyen Bektaş,”Yozgat Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Yönetim Kurulu olarak aldığımız kararla TFF Amatör İşler Departmanı Müdürlüğüne yaptığımız başvuru ile birlikte Yozgat ilinde 2018-2019 futbol sezonunda yapılacak Birinci Amatör Küme Futbol Ligi isminin Kamil Kılıçarslan Yozgat Birinci Amatör Küme Futbol Ligi olarak adlandırılması ile ilgili karara vardık ve resmi yazımızı TFF’ye ulaştırdık. Böyle bir lig ismi verilmesinin aslında Kamil Amcanın yaptığı hizmetlerin yanında çok az kalmasına rağmen yine de bu şekilde yaptığı hizmetlerin bir kısmının karşılığı olarak ta Yozgat Birinci Amatör Küme Liginin bu şekilde adlandırılmasını karara bağladık. İnşallah hayırlı bir lig geçiririz” dedi.

     

  • Üniversiteliler Çamlıkta bilimsel çalışma yapacaklar

    Üniversiteliler Çamlıkta bilimsel çalışma yapacaklar

    Şehirle iç içe doğa manzarasını Yozgat’tan başka bir yerde böyle bir güzellikte bulmak mümkün değildir… Yozgat, Çamlığın henüz bu yönünü keşfetmemiş olsa da, Doğayı yakından takip eden çevreler bunun farkında olduklarını birazdan paylaşacağım bilgilerde hep birlikte göreceğiz.

    Ama önce Çamlıkla ilgili birkaç not düşmekte fayda görüyorum… Türkiye’nin ilk Milli Parkı unvanını taşıyan Çamlığı kapısında kulübe koyarak, makbuz karşılığı para tahsil yeri olarak görmemek lazım…

    Sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen tesislerde hizmetlerin yöresel ürünler yaparak sunulmasına önem vermek lazım…

    Çamlığı ziyaret eden vatandaşların burada her türlü ihtiyaçlarını zorlanmadan, bir sıkıntı söz konusu olmadan karşılamalarını sağlamak lazım…

    Çamlığın artık bu tür sorunlarla anılmaması gerektiğini düşünüyorum… Ve mevcut sosyal tesislerin hizmet sisteminin yetersiz olduğunu buradan bir kez daha hatırlatmak fayda görüyorum…

    Bu tesislerin daha düzenli hizmet vermesini sağlamak için gerekirse Özelleştirme sisteminin devreye konulması lazım…

    Gelelim bilimsel araştırma konusuna. Önümüzdeki ay itibariyle Çamlıkta önemli bir çalışma yapılacak. Bu çalışma teknik, detay ve bilimsel yönden belki de şimdiye kadar yapılan çalışmaların en önemlisi olma özelliği taşıyacaktır.

    Çalışmayla ilgili vereceğimiz bilgilere gelince;  TÜBİTAK’ın desteğiyle Bozok Üniversitesi’nin katkılarıyla yapılacak olan “Doğalab: Doğada Sorgulama Temelli Bilim” projesi başvuruları başladı. Proje kapsamında 24 sekizinci sınıf öğrencisi ve 12 öğretmen adayı Yozgat Milli Parkı’n da 7 gün sürecek kampa alınacak. Projeye farklı üniversitelerden çok sayıda öğretim üyesi, araştırmacı ve eğitmen de katılarak destek verecek.
    Bozok Üniversitesi öğretim üyesi Gülşah Sezen Vekli’nin yürütücülüğünü yaptığı “Doğada Sorgulama Temelli Bilim” projesi, doğada sorgulama temelli bilim etkinlikleriyle öğrencilerin olay ve olguları bilimsel bir bakış açısıyla algılamaları, bilime ve bilim insanına merak ve ilgilerinin artırılması ve sorgulama becerilerinin geliştirilmesi amaçlıyor. Öğretim üyesi Gülşah Sezen Vekli yaptığı açıklamada, proje kapsamında 24 ortaöğretim 8. sınıf öğrencisi ve 12 fen bilgisi öğretmen adayının Yozgat Milli Parkı’nda kampa alınacağını, kamp süresince katılımcıların ve eğitmenlerin Galata Çamlık Otel’de konaklayacaklarını belirtti.
    TÜBİTAK 4004 Doğa Eğitimi ve Bilim Okulları proje çağrısı kapsamında desteklenen Doğalab:Doğada Sorgulama Temelli Bilim projesi hakkında bilgi veren Bozok Üniversitesi öğretim üyesi Gülşah Sezen Vekli, “Bilimsel araştırma; doğada yaşanan olayların sırrını çözmeyle ilgili sorgulama yaparak kanıtlar toplama sürecidir. İçinde yaşadığımız ve sürekli etkileşim içinde olduğumuz doğa aynı zamanda bir açık hava laboratuvarı olma özelliği taşır. Bu bağlamda “Doğa_Lab: Doğada Sorgulama Temelli Bilim” isimli proje; gizemi, doğada yaşanan olaylara uyarlayarak bilimi eğlenceli bir öğrenme/keşif etkinliğine dönüştürmeyi hedeflemektedir” dedi.

    2-8 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek proje programında; biyoçeşitlilik, iklim değişikliği, su hayattır, doğada enerji, kirleticiler temaları çerçevesinde sorgulama temelli bilim etkinliklerine; deney, gözlem, atölye çalışmaları, doğa oyunları, su ve toprak analizleri, drama, poster/slogan oluşturma gibi etkinliklere yer verilecek. Proje etkinlikleri kapsamında, öğrencilerden öncelikle doğa temelli bir problemi fark etmeleri, daha sonra problemin nedenleri hakkında sorgulama yapmaları ve son aşamada da belirlenen problemin giderilmesine yönelik çözüm yolları geliştirmeleri bekleniyor. Takım koçları tarafından yönlendirilecek bu süreçlerde öğrencilerin azami şekilde hem zihinsel hem de fiziksel olarak etkinlikler içinde aktif olmaları sağlanacak.

  • SAĞLIKTA HİZMET KALİTESİYÜKSELİYOR

    SAĞLIKTA HİZMET KALİTESİYÜKSELİYOR

    Yozgat sağlık alanında ödüle layık görüldü… İl Sağlık Müdürlüğü tarafından servis edilen haber geçtiğimiz hafta bütün gazetelerde yer buldu.
    Bu durum Yozgat için son derece önemli bir gelişme olduğunu baştan söyleyeyim… Çünkü burada yaşayan halkın büyük çoğunluğu sağlık alanın da şimdiye kadar çok sıkıntı çekti, çileli yollarda çok hayatlar kayboldu…
    Yozgat denildiğinde Doktor sıkıntısı, bina sorunu, yetişmiş sağlık elmanı sıkıntısı, araç-gereç gibi akla gelebilecek her şey problemdir.
    Bundan dolayı Yozgat’a yıllarca iyi doktor gelmedi, gelenler de biran evvel gitmenin derdinde oldular.
    Peki, bugün bir şeyler değişti mi? Yazımın girişinde verdiğim paragraf ve birazdan anlatacaklarım belki bu sorunun tatmin edici cevabı olmayacak ama yine de eskiye nazaran gelişmeler iyi yönde diyebilirim.
    Gelelim haber konusuna; Yozgat Şehir Hastanesi Anne Dostu ünvanı alan dört hastane ile il olarak ülke genelinde Türkiye 2. oldu.
    Normal doğum oranlarının artırılarak, sezaryen doğum oranlarının azaltılması hedefi ile Sağlık Bakanlığınca başlatılan, Anne Dostu Hastane uygulamasında Yozgat Şehir Hastanesi, Akdağmadeni Devlet Hastanesi, Boğazlıyan Devlet Hastanesi ve Sorgun Devlet Hastanesi ile birlikte Yozgat’ta dört hastane Anne Dostu Hastane ünvanına sahip olmuş oldu.
    Anne dostu ünvanı alan dört hastane ile il olarak Yozgat, ülke genelinde 2. sıraya yükselmiş oldu.
    Doğum öncesi, anne adaylarına doğuma hazırlık eğitimlerinin verildiği Gebe Bilgilendirme Sınıflarında; gebeliğin son aylarında anne adaylarına doğum odalarının tanıtıldığı süreç ile devam eden ve daha önce hastanelerde doğum yapan annelerle yüz yüze görüşülerek Anne Dostu Hastane kriterleri olarak değerlendirme yapılıyor.
    Ayrıca, Sağlık Bakanlığı ekipleri tarafından yapılan yerinde değerlendirme sonrası, Anne Dostu Hastane ünvanı alınabiliyor.
    Anne Dostu Hastanelerde, doğumlar tek kişilik odalarda gerçekleştiriliyor.
    Her doğum odasında hasta kişisel kullanımına yönelik lavabo, wc, duş alanları, gebe yakınları için özel ayrı bekleme ve bilgilendirme alanlarının oluşturulduğu, anne ve bebek odaklı doğum odaları ile tüm anne adayları için hizmet veriliyor.
    Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin konu ile yaptığı açıklamada şunları söyledi; ” Doğuma, uygun bir refakatçi ile hazırlanan gebeler hastanede kendilerini ev ortamında gibi rahat hissetmektedir.
    Mahremiyetlerine özen gösterilen tek kişilik Doğum Ünitelerinde doğumlarını gerçekleştirmektedir.
    Doğum sonrası annenin bebeği ile en kısa sürede ten tene teması sağlanarak, eğitimli sağlık personeli tarafından anne sütü ve emzirme konusunda desteklenmeleri sağlanmaktadır.
    Tüm bu uygulamalarla normal doğum özendirilmekte, kanıta dayalı tıp uygulamaları kapsamında müdahale oranlarının azaltılması Sağlık Bakanlığı tarafından hedeflenmektedir.
    İl Müdürlüğümüzdeki ekibimiz, hastane yöneticilerimiz ve sağlık çalışanlarımıza, hastanelerdeki gerekli tıbbi malzeme ve fiziki şartlar için yaptıkları çalışmalardan dolayı teşekkür ediyorum. Yozgat’ımızın Anne Dostu Hastane ünvanına sahip, ülkemizde 2.ci olması hepimizi gururlandırdı.

  • Eskiden hayat  şartları daha zordu

    Eskiden hayat şartları daha zordu

    Eskiden hayat şartları daha zor, geçim sıkıntısı daha fazlaydı. İnsanların giyimi, yemesi, içmesi, kullandığı eşyalar daha zor temin ediliyordu. Doğal olarak üretilen meyve ve sebzeler mevsiminde bulu-nur, mevsimi geçince ortadan kaybolurdu.
    En rahat geçinenler memurlardı. Memurların, memur olmayanların üzerinde geçim standardı olur, daha rahat hayat sürerdi. Bu sebeple aileler kızlarını, memur ile evlendirmeyi tercih ederlerdi.
    Halkın elinde bulunan parası ya altına takılı olur, ya da bir esnafın kasasında emanet dururdu. Bu davranış insanların karşılıklı olarak birbirlerine ne kadar güvendiklerinin bir göstergesiydi.
    * * * *
    Kasaptan et, eve misafir geleceği zaman alınır, onun dışında evdeki kavurma ile et ihtiyacı karşılanır-dı. Evlerde çekmen denilen toprak kaplarda; salatalık turşusu, pekmez, sirke bulunur, kışlık yiyecek-ler yazın ve sonbaharda hazırlanırdı. Çocuklara bayramdan bayrama pantolon gömlek diktirilir, bun-lar eskidiğinde yama yapılarak giyinilirdi.
    Bal evlerde ilaç niyetine bulundurulur, sofraya yenmek için gelmez, evde hasta olduğunda hastaya şifa niyetine yedirilirdi. Ballar şimdiki gibi glikozlu bal değil, halis çiçek balı idi.
    Kışın soğuklarda, balda kristalleşme olurdu. Pazara nadiren de kara kovan balı gelirdi. Ormanlık bölgelerde üretilen çam bal-larının, fazla yenildiğinde insanı uyuttuğu söylenirdi.
    * * * *
    Küçükken çalıştığım işyerinin bulunduğu bölge Hal dükkânlarıydı… Burası Yozgat’ın ticaretinin kalbi gibiydi… Şehirde yaşayan her kim olursa olsun, günlük işlerini bitirdikten sonra hale uğramadan eve gitmezdi.
    Bugünkü gibi çok büyük dükkân yoktu ama dükkânların hepsi iyi iş yapardı…
    Helva, lokum ve üretilen ballar bu dükkânlarda satılırdı. Hazır yoğurt bugünkü gibi satılmazdı, vatandaş doğal yoğurt tüketirdi.
    Bal, pekmez ve çalma yaz, kış vatandaşın sofrasından eksik olmazdı, bu ürünleri tüketen vatandaş kolay kolay hastalanmaz, hastane kapılarında zaman tüketmezdi.
    * * * *
    Kalfalık dönemlerimizde hemen her dükkânda ikindi vakti parmak çörek, çökelek, para çok olduğu zamanlar da tulum peyniriyle kahvaltı şekilde tüketilirdi.
    Para o zamanlar da vatandaş için bugünkü kadar birinci öncelik değildi. Alışverişler de elbette para kullanılır, fakat bu hesaplar en son safhada yapılırdı… Önemli olan vatandaşın işinin görülmesiydi.
    Günümüzde birçok imkânlara kavuştuk. Refah seviyesi yükseldi. En fakirin evinde bile kahvaltıda, zeytin, peynir, reçel eksik olmuyor.
    Herkesin evine fırın ekmeği giriyor. Çocuklarımız ihtiyaçlarını kar-şılarken marka arıyorlar. Elektriksiz, buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyonu olmayan ev kalmadı.
    Herhalde ağzımızın tadı kaçtı.
    Yediklerimizin tadını, huzuru bulamaz olduk. Komşuların halini sormaz, kimsenin elinden tutmaz olduk. Beyaz atlı yiğitler atına binip, başka diyarlara gitti artık.
    Yolda karşı-laştığımız insanlara selam vermeyi bile çok görür olduk. Kendimiz hakkı hukuku tanımazken, başkala-rını eleştirir olduk.
    Benden bir şey ister diye; kardeşin kardeşten kaçtığı günümüz insanı ile dünün komşuluk ilişkilerini düşündüğümde “Baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş” lafından başka aklıma bir şey gelmiyor.

  • KAMUDA TASARRUF YOZGAT’TA HİKAYE!

    KAMUDA TASARRUF YOZGAT’TA HİKAYE!

    Kamuda tasarruf dönemi üzerinde bu dönemde de ısrarla durulacağının mesajı verilirken, bu durum Yozgat’ta halen pek anlaşılmışa benzemiyor…
    Yozgat niye böyle birazdan anlatacağım ama önce Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Piyasalara yönelik verdiği bir dizi mesajın detaylarına bakarken, hatırda kalması bakımından şunu söylemeliyim ki, yeni dönemde özellikle en çok izlenecek bakan olarak Albayrak’ı zor bir süreç bekliyor…
    * * * *
    Ama görünen o ki, Sayın Albayrak’ın açıklamalarını incelediğimizde işin özüne odaklanmaya kararlı olduğunu görüyorum. Bu husus üzere Bakan birçok mesaj verdi… Ancak bir tanesi var ki, bana göre fazlasıyla önemli bir konu…
    Albayrak: “2018 mali yılı için kamu harcamaları ile ilgili tasarruf tedbirleri alınmaya başlanmıştır”
    Bu konuda iki gündür görsel yazılı medyadan ekonomi sayfaları önemli bilgiler sundu…
    Kamu harcamaları daha doğrusu kamu finansmanı öteden beri ciddi sorun olmaya başladı…
    Bu konuda tedbir almak zorunluluk haline geldi… Aynı konu üzerinde dönemin Başbakan’ı Binali Yıldırım’da durdu ama pek üzerine (Yozgat dahil) alınan olmamıştı.
    * * * *
    Gerçek olan şu ki, her dönem kamuda bazen öyle savurganlıklar var ki, Millet isyan noktasına geliyor… Öyle bedellere yapılan öyle işler var ki, insan olarak duyduğunuzda tepki göstermemeniz mümkün değil… Yozgat niye böyle? Bu konuda birkaç örnekle devam edelim Bilindiği gibi bir süre önce şehrin çeşitli yerlerindeki
    Kamu Müdürlükleri aynı çatı altında bir araya geldi… Valilik binası içinde bir araya gelen kurumlardan boşalan binalar atıl kaldı…
    * * * *
    Özellikle Sağlık alanında baktığımızda Kadın ve Çocuk Hastanesi binası… Çamlık girişindeki Fizik Tedavi hizmetlerinde kullanılan bina ve yıkılan Devlet Hastanesi ve yanındaki Göğüs hastalıkları bölümü binası… Şimdide yeni aldığım bir bilgiye göre eski Hükümet Konağı binası… Hepsinin durumları içler acısı.
    Devlet Hastanesi ile Göğüs hastanesi bölümünün yanına yeni bir bina yapıldı. BU binaya hangi birim taşınacak ve hangi bina boşaltılarak yıkılacak, zaman içinde göreceğiz.
    * * * *
    Tasarruf tedbirleri konusunda Yozgat niye böyle? Sorusuna bir başka açıdan bakacak olursak, Yozgat’ta en üst noktadan başlayarak incelediğimizde birçok Kamu kurumunda yapılan işlere bakıldığında bu işler “Yozgat’ta Kamu Kurumları Adeta saltanat sürüyor” sözünü akıllara getiriyor.
    Son cümle olarak Bakan Albayrak’ın yaptığı açıklamanın özeti bundan böyle ‘Yozgat’ın Kaybolan Milyonları’na odaklanacağız…
    Yozgat için, Yozgatlının adına bu konular ile ilgili bir dizi haber yayınlayacağız… Bundan sonraki süreçte Haber merkezimiz bu konuyla ilgili çok daha derinleşerek çalışmaya devam edecek…

  • Milletvekilleri geldi, olaya el koydu!

    Hep söylüyorum daha önce söyledim ve yazdım…
    Şöyle ki;
    Sayın Bekir Bozdağ,
    Siyasette başarılarla dopdolu geçen koskoca 16 yıl,
    Allah işini/gücünü rast getirsin,
    Grup Başkanvekilliği,
    Adalet Bakanlığı,
    Bakan,
    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü,
    Şimdide Adalet Komisyon Başkanı…
    Av. Yusuf Başer, başarılı bir milletvekili, böyle olmasa Parti içinde etkin görevler verilir mi?
    Seçim İşlerinden sorumlu genel başkan yardımcılığı, üst üste iki dönem, sonra komisyon üyelikleri…Şimdide Adalet Komisyonu ve Ak Parti grup disiplin kuruluğu üyeliği yapmaktadır…
    Dr. Ertuğrul Soysal ve Abdulkadir Akgül, yıllarca milletvekilliği yaptılar, önemli görevlerinde bulundular… Çeşitli komisyonlarda görev aldılar, Bakanlar, Müsteşarlar ve Genel Müdürlerle teşviki mesai yaptılar…
    Hülasa şunu demek istiyorum yukarıda bahsettiğim isimlerden herhangi birisi ya da birileri Kara Yolları Genel Müdürü ya da Bölge Müdürüne telefonu açıp, siz benim memleketimle dalga mı geçiyorsun, 15 yıldır Yozgat’ta yol çilesi yaşıyor benim vatandaşım… Bu yolları adam akıllı biran evvel yapın, yoksa sizi ve kurumunuzu her gün Meclis kürsüsünden konuşacağım, ifşa edeceğim demiş olsaydı, bugün Yozgat’ın yolları bu halde kalır mıydı?
    Şimdi bunları neden anlattım, merak ediyorsunuz değil mi? Anlatayım; Ak Parti Yozgat Milletvekili Av. Yusuf Başer ve CHP Yozgat Milletvekili Ali Keven, Yozgat’ta devam eden yol çalışmalarını hafta sonu yerinde inceledi, yetkililerden bilgi aldı, yolun ne zaman trafiğe açılacağını sordu…
    Bu muhabbet henüz tamamlanmadan, yol trafiğe açıldı, hâlbuki Yozgat halkı ramazan ayından bugüne tek şeritte sağlanan trafik akışı yüzünden sıkıntı çekti, sorun yaşadı, şunu demek istiyorum vekillerimiz ellerindeki yetkiyi ve gücü millet adına kullanmaları durumunda bu memlekette sorun diye bir şey yaşanmaz.
    Olay bu, ne demek istediğim anlaşılmıştır, sanrım… Benzer şeyleri Belediye Başkanı da yapabilirdi… Vali’de. Biz bu köşeden trafik konusunda olduğu gibi memleket ihmal ediliyor, sorunların üzerinde ısrarla durulmuyor dedikçe yanlış anlaşılmalar oldu, işine gelmeyenler, sorumluluğu üzerinden ancak böyle attılar, şimdi iste her şey ortada…

  • POMEM VAR MI YOK MU?

    POMEM VAR MI YOK MU?

    24 Temmuz tarihli Sonsöz gazetesinin ön sayfasında küçük bir köşe de yer alan haberin asıl detayını altıncı sayfada okudum…
    Haberin başlığı aynen şöyleydi; “POMEM var mı yok mu?” bu başlık aynı zaman da bir soru şekline dönüşmüş algı ağırlıklı bir görüntüsü vardı.
    Polis Meslek Yüksek Okulu olarak Yozgat’ın hayatına girdikten sonra şuan Polis Eğitim Merkezi oldu…
    Deyim yerindeyse Bozok Üniversitesi örneğinde olduğu gibi Yozgat için “Bacasız fabrika” tarifine uyan kurumların en başında gelmektedir.
    Çünkü Polis Eğitim Merkezinde şuan bin 200 öğrenci eğitim görmektedir.
    Eğitim kadrosunu da kattığımızda ciddi bir potansiyele sahip POMEM aslında Yozgat’ın ekonomisine önemli bir katkı sunması beklenen kurumların başında gelmektedir.
    Sonsöz Gazetesinin sorduğu soruya paralel olarak şöyle bir soru ile devam edelim: Peki, Polis Eğitim Merkezi Yozgat ekonomisine bir katkısı var mı? Ya da hiçbir katkısı olmadığı için mi, sürekli sorgulanır bir kurum durumundadır?
    Buna ne şüphe Yozgat ekonomisine yıl içinde belli bir katkısı mutlaka vardır… Elektrik tüketimi bakımından ÇEDAŞ’a, Su sarfiyatı bakımından Belediyeye ve buna benzer şekilde ekonomik katkı mutlaka oluyor…
    Sanırım burada asıl sorgulanması gereken husus bunlar değil. Kamuoyu şehir ekonomisine bir katkısı olup olmadığını sorguluyor. Sonsöz Gazetesinin verdiği haberin ayrıntısı da zaten bu şekilde yapılmış…
    Haberin spot kısmı aynen şöyle: “Polis Meslek Yüksek Okulunun yerine yapılan ve bin 200 öğrencinin eğitim gördüğü Polis Eğitim Merkezinde bir dönem daha sona erdi.
    Öğrencilerin büyük çoğunluğunun yakın İllerden olduğu için evlerine gönderilmesi nedeniyle şehrin ekonomik hayatına katkı yapmadığını savunan esnaf, bir dönemin daha boşa gitmesinden duydukları rahatsızlığı dile getirdiler.”
    Bu haberin son paragrafında yer alan bölümde şu bilgiler yer alıyor: Ekonomisi öğrenciye bağlı olan ve okullar tatile girdi mi işleri yüzde 70 oranında düşen esnafın umut bağladığı Polis Eğitim Merkez’inde okuyan öğrencilerin evci gönderilmesi esnafı şok etti.
    Konuya ilişkin görüşlerini aldığımız bir çok esnaf bu uygulamaya tepki gösterdi.
    İktidar temsilcilerinin Yozgat’a büyük katkı sağlayacağını ifade etmesine rağmen bunu aradan geçen 2 yıl içerisinde tam anlamıyla gösteremediklerini belirten esnaf, yeni dönemde buna bir düzenleme getirilmesini istedi.
    Son cümle olarak Yozgat’ta tabi aynı pozisyonda bulunan tek Kurum POMEM değil başka kurumlar da henüz hizmete girmeden personel ihtiyacını başka yerlerden karşılarken, Yozgat insanı yaşadığı işsizlik ve istihdam sorununu bir türlü aşamadığı için mağdur olmaya devam ediyor.

  • TRAFİK KONUSU HEP  SORUN

    TRAFİK KONUSU HEP SORUN

    Bu konu Yozgat’ın gündeminde yeni değil, hepimiz bunun farkındayız… Fakat sorunu çözmek için kalıcı çözümler bir türlü bulunmuş da değil.
    Bu meseleyi her defasında yetkililere sorduğumuz da; Kamu kurumları saat kulesi çevresini terk ettiği zaman sorun kendiliğinden çözülecek deniliyordu…
    Hani ne oldu (!)
    Sorun kendiliğinden çözüldü mü?
    Hiçbir sorun müdahale edilmeden çözülmeyeceği herkes tarafından bilinen bir gerçek olmasına karşın, Yozgat’ta vatandaşı ve kamuoyunu oyalamak adetten oldu.
    Bu konuda en son yapılan bir haber dikkatimi çekti, bu haberi aynen veriyorum:
    Yozgat’ın en büyük problemlerinin başında otopark sorunu gelirken, sürücülerin hatalı park yapmaları trafikte aksamalara sebep oluyor.
    Yozgat’ın en büyük problemlerinin başında otopark sorunu gelirken, sürücülerin hatalı park yapmaları trafikte aksamalara sebep oluyor.
    Şehir içerisinden geçen Yozgat- Ankara Karayolu bağlantılı E-88 Karayolunda Dört Yol Köprülü Kavşakta devam eden asfalt çalışması nedeniyle şehir içi trafik yoğunluğu daha da arttı.
    Araç sahiplerinin dikkatsiz araç parkları özellikle minibüs türü araçların geçmesinde sürücülere zor anlar yaşatıyor.
    Trafik Polisi ekiplerinin de müdahalelerine rağmen bir türlü çözülemeyen hatalı araç parkları zaman zaman sürücüleri de karşı karşıya gelmesine neden oluyor.
    Kadir Demir, isimli vatandaş, Yozgat’ta en büyük problemin araç parkı sorunu olduğunu belirterek, “İlimizin yıllardır bir türlü çözülemeyen sorununun başında araç parkı sorunu geliyor.
    Belediye, birkaç yerde oto parkı açtı fakat buda yeterli gelmiyor. Çünkü her geçen yıl ilimizde araç sayısında da ciddi artış var.
    Nüfusa oranla belki Yozgat ilk 5 il içerisinde yer alıyor. Hal böyle olunca trafikte bir sıkışma ve yığılma oluyor.
    Hatalı park ya da daraltılan yollardan geçerken araçlara çarpmamak için nerdeyse yolumuzu göremiyoruz.” diye konuştu.
    Mustafa Şahin isimli araç sürücüsü de benzer ifadeler kullanarak, şöyle dedi: “Vatandaşlarımızı hatalı park konusunda daha duyarlı davranmaya davet ediyoruz. Özellikle kavşak kenarlarına Saat kulesi etrafı geçişlerine park yapmamalarını istiyoruz. Hatalı parklar yüzünden geçişlerde güçlük çekiyoruz.
    Belki kısa süreliğine park ediyorlar fakat şehrimizin trafik durumu belli kısa süreliğine de park etseler saat kulesi dönüşlerinde trafik adeta felç oluyor.
    Ayrıca emniyetimiz özellikle saat kulesi çevresinde trafik ekiplerini devamlı olarak görevlendirmesi gerekir.”

  • Avrupa’ya yatırımcıları davet için giden ekip döndü

    Avrupa’ya yatırımcıları davet için giden ekip döndü

    Avrupa’da yaşayan Yozgatlı işadamlarını “gelin memleketinize sahip çıkın, yaptığınız işlerin bir şubesini de Yozgat’a kurun” demek için giden heyet 2 hafta süren ziyaret ve incelemelerin ardından Yozgat’a döndü…

    Vali Yardımcısı Adem Yılmaz başkanlığındaki davet ekibinde TKDK Yozgat İl Koordinatörü Selim Türker, Yozgat OSB Bölge Müdürü Erdoğan Öztürk, Orta Anadolu Kalkınma Ajansı Yozgat Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Timur Yıldız, Proje Başvuru Kabul Birim Amiri Eray Aydın, Yerinde Kontrol Birim Amiri Emre Çoban yer aldı.

    Haber ve yazılarımızı takip eden okuyucularımız daha evvelden de Avrupa ve dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan Yozgatlı işadamlarımızı davet için gittiler, onlar buraya geldi, Yozgat’ı gezdi, yediler, içtiler, sonra da gittiler, bir netice çıkmadı diye haklı olarak düşünebilirler…

    Bu tür çalışmalarda bir takım olmazsa olmaz dediğimiz kurallar vardır, en başta ise, yatırımcı için iş yapacağı yerin kendisi için cazip olmasını ister…

    Yapılacak yatırımın geri dönüşü her şeyden önce gelir, çünkü yatırımcı için ortaya koyduğu risk her şeyden daha önemlidir… Yani bizdeki gibi sadece arsanın bedava olması bir yatırımcı için elbette önemlidir ancak tek başına yeterli bir kriter değildir.

    Dolayısıyla Vali Yardımcısı Adem Yılmaz başkanlığında en son yapılan ziyaretten biraz bahsedecek olursak, gelişmeleri yaptıkları açıklamadan dinleyelim;

    Yurt dışında gerçekleştirilen organizasyon kapsamında, Hollanda Rotterdam’da Yozgatlı İş Adamları Derneği ile toplantı gerçekleştirildi ve Hollanda Leiden şehrinde yaşayan Yozgat Sarıkayalı Behzat Eren’in Silifke, Hocaoğlu ve Natueren markaları ile üretimini gerçekleştirdiği süt işleme tesisi ziyaret edildi. Behzat Eren’e tecrübeli olduğu bu iş sektöründe TKDK hibe destekleriyle Yozgat’ta da benzer bir süt işleme tesisi kurabileceği bilgisi verildi.
    Almanya’nın Berlin şehrinde MÜSİAD Berlin ile birlikte gerçekleştirilen organizasyonla yatırım ve istihdama yönelik iş alanları oluşturmak isteyen MÜSİAD’a mensup iş adamları için bir bilgilendirme toplantısı düzenlendi.
    Fransa’da Paris ve Lyon şehirlerine ziyaretler gerçekleştirildi. Bu ziyaretlerde Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı Saadet ORUÇ’un katılımıyla MÜSİAD Paris’te düzenlenen etkinlikte Cumhurbaşkanlığı yeni sistemi hakkında bilgi alındı. MÜSİAD Paris Başkanı Hakan Kalaycı’ya teşekkür dilekleri iletildi. MÜSİAD Lyon’da potansiyel yatırımcıların katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda; yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın ülkemize gelerek gerçekleştirdiği yatırımlarından örnekler verildi ve yeni yatırımcılar Yozgat’a davet edildi.
    Son olarak Avrupa’da en çok Yozgatlının yaşadığı şehir olan Avusturya Viyana’da, Avusturya Yozgatlılar Federasyonu’nun (AYFED) organizasyonuyla Viyana Ticaret Müşaviri Ayşe Şule Özdoğan’ın da katılımıyla toplantı gerçekleştirildi.
    Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın sorularını ilgililer cevaplamak suretiyle, Yozgat’ta büyük yatırım fırsatları olduğunu ve Yozgat’ın yatırımcılar için iyi bir yatırım bölgesi haline geldiğini belirtti.
    Gerçekleştirilen bu organizasyonda birlikte toplantılar düzenlenen tüm federasyonlar, dernekler ve iş adamları böyle bir organizasyonun gerçekleşmesinden büyük memnuniyet duyduklarını ifade ederek bu ve benzeri toplantıların potansiyel yatırımcıları ülkemizde gerçekleştirecekleri yatırımlar için teşvik ettiğini belirttiler.

  • Milletvekili Keven’in komisyondan talepleri

    Milletvekili Keven’in komisyondan talepleri

    CHP’nin çiçeği burnunda Yozgat Milletvekili Ali Keven, Milli Eğitim, Kültür ile Gençlik ve Spor Komisyonunda görev yapacak.

    Her ne kadar Cumhuriyet Halk Partisi adına bu komisyonda görev almış olsa da, asıl üzerinde durmamız gereken husus, bu komisyonda Ali Keven’in Yozgat adına görev almış olmasını şahsen çok önemsediğimi belirtmem gerekiyor…

    Şöyle ki; Yozgat hem Milli Eğitim konusunda, hem Kültür konusunda, hem de Gençlik ve Spor konusunda en çok ihmal edilen İllerin en başında gelmektedir.

    Milletvekili Ali Keven Milletvekili olduktan sonra ilk yaptığı açıklama Yozgat’ın köy grup yollarının durumunu gündeme getirmek oldu. Daha sonra çiftçiler mahsulünü Toprak Mahsulleri Ofisine veremedikleri için daha uzakta ve vermek istemedikleri yere vermeye mecbur bırakılmalarını gündeme taşıdı…

    Anlaşılan şu ki, bundan sonra Yozgat siyasetinde çok seslilik olmaya alışmak lazım… Aradan uzun yıllar geçti, siyasette çok seslilik dediğimiz kurala alışmak belki biraz zor olacak ama sonuçta hoşumuza gideceği için bu durum hepimizin işine gelecektir

    Milli Eğitim, Kültür ile Gençlik ve Spor Komisyonunda bugünden sonra çalışmalara başlayan Keven, komisyonun ilk toplantısına en yaşlı üye sıfatıyla başkanlık etti. Ardından yapılan seçimle komisyon başkanlığına AK Partili Numan Kurtulmuş seçildi.

    Görevini layıkıyla yürüteceğini dile getiren Ali Keven, “Başta Yozgat’ımızın eğitim ve spor alanında eksiklerinin giderilmesi olmak üzere ülkemizin eğitim ve spor konusunda daha ileri taşınması için çalışacağım.  Eğitim ve spor politikalarının; yerel unsurları dikkate alarak, her şehrin mevcut potansiyelini dikkate alarak belirlenmesinden yanayız. Örneğin Yetkililerden ve Sayın Bakan’dan Sarıkaya’da Turizm ve Sağlık Meslek Lisesi, Kadışehri’nde Boğazlıyan’da Ziraat Meslek Lisesi, Yerköy’de Demiryolu Meslek Lisesi, Akdağ’da Mobilya ve Orman Endüstrisinde ihtisaslaşacak bir Meslek Lisesi gibi örneklerin çoğaltılacağı bir eğitim atılımına yönelik yatırım desteği istiyorum. Spor konusunda şimdiden Çamlık içinde Antrenman Merkezi oluşturmak için çabalamamız gerekiyor. Çekerek Barajı kıyısında Su Sporları Gençlik Merkezi oluşturmak için çabalamamız gerekiyor. Bunun örneği Hirfanlı Barajı kıyısında var yetkililer gidip inceleyebilirler.

    Yozgat’ın sporcu yetiştirme merkezi olması gerekiyor. Celal Atik gibi Rıza Kayaalp gibi örneklerimizi çoğaltmak gerekiyor. Bunun yolu da sporcu eğitimini liyakat sahibi kişilerin eline bırakmaktan geçiyor. Gençleri özendirmekten geçiyor. Ben şahsım adıma gerek meclis çalışmalarında gerek komisyonda gerekli desteği vereceğime söz veriyorum” dedi.

    Ali Keven’i Milletvekili olmadan da tanıyan birisi olarak söylemek gerekirse verdiği sözleri takip eden ve tutan bir kişiliği olan hemşerimizdir. Dolayısıyla şuanki sıfatı ile Yozgat’ın menfaatlerine verdiği sözleri tutacağını biliyorum.

  • HAİN YAPILAR TEMİZLENMELİ…

    HAİN YAPILAR TEMİZLENMELİ…

    Aradan 2 yıl geçti… Devlet ve Millet olarak 2 yıldır hain yapılanmaya mücadeleye devam ediyoruz… Devlet ve hükümet yetkilileri, devlet içinde hain yapılanmayı temizlemekle tüketemedi… Bu durumu fırsat bilen bazı zihniyetler ise, yaşın yanında kurunun da yanmasını sağlayarak, hükümeti millet gözünde yıpratmaya çalıştı.

    “At izi  it izine karıştı” sözünü Cumhurbaşkanı bu sebeple söylemiş, fırsat düşkünlerini uyarmıştı, sonra bunların da birçokları hain darbe taraftarı oldukları anlaşıldı.

    Gelelim bugüne (!)

    FETÖ’nün arkasında hangi ülke var?

    Evet, haberlerdeki sorulardan biri bu… Benim düşüncem tek ülke yok bu hainlerin arkasında… Şu anda FETÖ’cüleri kimler himaye ediyorsa, hangi ülkelerde yerleşmişlerse, bu ülkelerin tamamı FETÖ’nün arkasında…

    Türkiye Cumhuriyeti, Çok badireler atlattı… 15 Temmuz ise Cumhuriyetimizin kurulduğundan bu yana en büyük işgal girişimiydi…

    50 yıla yakın süredir yapılanan bu ülkeyi ele geçirme ve Türk milletine pranga vurma hareketiydi… Bu nedenle bu girişimin tek ayağı olması mümkün değil… Bu ülkenin çeşitli noktalarında yapılanmış, uykuda bekleyen tüm hücreler belirlenip bertaraf edilmeli…

    Bu ülkenin içinde yapılanmış, mal ve güç biriktirmiş, adı cemaat, tarikat, dernek, vakıf ne olursa olsun, tüm yapıları devlet taramalı ve tehlikeli olmaktan çıkarmalıdır…

    Ülkemiz içindeki tüm hain oluşumlar temizlenmelidir… Bir daha böyle yapıların devlete sızmaması adına gerekli tüm tedbirler de alınmalıdır… Devlet ve millet menfaatinden daha önemli hiçbir şey yok… Ve bunları korumak adına ne yapılması gerekiyorsa yapılmalıdır…

    Yeni Türkiye’de bu tür yapıların bir daha aynı güce ulaşmaması adına önemli adımlar atılacağına inanıyorum… Ve çok yakın zamanda bu ülkede tek geçerli akçenin başarı ve liyakat olacağına dair işaretler alıyorum…

    Bu ülkenin yeniden dünyada söz sahibi olmasının tek yolu bu… Özellikle en kritik anlarda alınan kararlar bize gösterdi ki, bu ülke emin ellerde… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlılığı, ortaya koyduğu net mücadele, bu konuda daha da umutlanmamı sağlıyor…

    Muhalefet de yapıcı bir noktada hareket etmeye başlarsa, bu ülke ve insanı güzel günler görecek… Bunu milletimize borçluyuz. Aziz milletimizi bölmek, parçalamak ve kullanmak isteyenlere fırsat vermeyeceğiz… Millet olarak kendi geleceğimize sahip çıkacağız…

    Son bir cümle olarak hafta sonu 15 Temmuz etkinliklerini hatıra getirdiğimiz de Türk Milleti ve Yozgatlılar olarak 2 yıl önce aynı gün yaşananların ülkemiz ve milletimizin geleceği adına ne büyük tehlikeler içinde barındırdığı daha iyi anlaşılmıştır.

  • Toprak Mahsuller Ofisine sahip çıkacağız

    Toprak Mahsuller Ofisine sahip çıkacağız

    24 Haziran seçim sürecini saymazsak, ikinci kez kaleme aldığım yazıda da Yozgat CHP Milletvekili Ali Keven’den bahsedeceğim…

    Ali Keven ile ilgili kaleme aldığım her yazıda AK Partinin Yozgat’ta her defasında geriye düştüğünü düşünmenizi istiyorum… Çünkü Sayın Keven’in köşemize konuk olma nedeni şimdiye kadar AK Partinin yaptığı yanlışları düzeltmesi bakımından uyarı niteliği taşımaktadır.

    Dolayısıyla en son kaleme aldığım yazıda köy grup yollarının sorunlarını gündeme taşımıştı Sayın Keven. Bu defa mahsulünü Ofise satamayan, deyim yerindeyse dokuzuncu postalanan veya satmakta güçlük çeken çiftçilerin sorunlarını yaptığı basın açıklamasıyla gündeme taşıdı.

    Seçim sonrası kaleme aldığım bir yazımda şu ifadeyi kullanmıştım: “Yozgat halkı bundan sonra sesini daha rahat duyurabilecek. Vatandaşın derdiyle dertlenecek, sorunların biran evvel çözülmesi için bir değil şuan iki alternatif hakkı oldu” demiştim.

    İşte tam da bu nokta da devreye CHP’den Ali Keven, MHP’den Ethem Sadef girmektedir.  Bugün kendisine gelen bir bilgiyi paylaşan Ali Keven, ilçe merkezine yaklaşık 25kilometre uzakta bulunan sözleşmeli silo şirketine üreticinin ürününü verebilmek için gittiği yolun çamur ve çukur olduğunu, sıra bekleyen çiftçilerin yemek ve çay sorununu kendi imkanlarıyla giderdiklerini belirterek, ücretin yatacağı banka konusunda da sorun yaşandığını söyledi.

    Sorunların büyük bölümünü kamyoncuların yol ve uzun bekleme süresinin oluşturduğunu, bununla birlikte ilçe merkezindeki ofisin kapanmasıyla tekel oluşturularak, buğday alım fiyatının 87 kuruş civarında seyretmesine çiftçilerin tepki gösterdiğini anlatan Milletvekili Keven, Yerköy ilçesindeki 80 yıllık maziye sahip Toprak Mahsulleri Ofisi’nin önünü boş olduğunu, çöplükten geçilmediğine vurgu yaptı.

    Milletvekili Keven, “1938 yılında kurulan ve ülkemiz tarımının önemli kuruluşlarından Toprak Mahsulleri Ofisi hasat ettiğimiz bin bir emekle ürettiğimiz buğday ve arpa gibi ürünlerin yıllardır alımını yapmıştır. Devletimizin silolarında bu ürünlerimiz güvenle ve emniyetle saklanmıştır. Ancak bu hasat döneminde Yerköy Ofis Müdürlüğümüz alıma başladıktan bir süre sonra ne olduysa alım yapmayı durdurmuştur. Ayrıca Şefaatli ilçemizde bulunan Ofis de buğday alımını durdurmuştur. Lisanslı Depoculuk şirketi adında özel bir şirkete ait silolara çiftçimiz yönlendirilmiş ve buğdayını oraya vermek zorunda kalmıştır’’ dedi.  Devletin siloları boş tutulurken, özel şirkete ait silolara çiftçinin yönlendirilmesinin kamu maliyesine zarar olduğunun altını çizen Keven, ‘’Ofis alım yapmaya başladığında buğdayı ortalama 95 kuruşa alırken özel şirket 1.05 liraya, Borsa esnafı ise 88 kuruşa alım yapmıştır. Ofisin alımı durdurmasıyla birlikte şirket fiyatı 87 kuruş civarına, Borsa esnafı ise aynı fiyatta alıma devam etmiştir. Bu durumdan çiftçimiz zarar etmiştir. Yerköy ekonomisi zarar etmiştir. Ancak birilerinin ekonomisi karına kar eklemiştir. Zaten yüksek enflasyon ve maliyetlerin aşırı yükselmesinden dolayı zarar eden yoksullaşan alım gücü düşen çiftçilerimiz bir de bu silolardan dolayı zarar ettirilmiştir. Taban fiyatlarının makam koltuklarında belirlendiği bu sistemde çiftçi kar edemez. Devlet alımının zorlaştırılarak özel sektörün insafına terk edilen bu sistemde çiftçi nasıl kar edecek?” sorusunu yönelten Milletvekili Keven, ‘Ülkemizin bin bir emekle kurduğu Toprak Mahsulleri Ofisi adım adım işlevsiz bırakılıp, lağvedilmek mi isteniyor? Çiftçinin Kara Gün Dostu diye anılan ofisimiz de mi özelleştirme furyasından nasibini alacak? Bunca yıl çalışan bu kurumlarımız ne oldu da birkaç özel şirketin piyasaya girmesiyle devre dışı bırakıldı?’ sorusunu yöneltti. Keven son cümle olarak bugün burada 80 yıllık TMO’ya sahip çıkmak için buradayız dedi.

  • Bisiklet projesi Yozgat’ta da uygulanmaya başladı

    Bisiklet projesi Yozgat’ta da uygulanmaya başladı

    Sağlık Bakanlığının bütün İllerde uygulanmasını istediği “Bisiklet kullanım projesi” Yozgat’ta da uygulanmaya başlandı…

    Şimdiye kadar gittiğim birçok İlde bu projenin çok önceden uygulandığını gördüm… Yakın zamanda bir vesile ile gittiğim Kırşehir’de Belediye tarafından 13 bin metre bisiklet yolu yapıldığını Kırşehir’de duymuştum.

    Malum proje Yozgat’ta da uygulanmaya başlayınca bu konuda hangi İllerde nasıl bir çalışma yapıldığı konusunda yaptığım araştırmada, Sağlık bakanlığı ile protokol yapan birçok Kamu Kurum, bulundukları İllerde 10 binlerce bisiklet dağıtımı yaparak, toplumda sağlıklı yaşam koşullarını teşvik etmeyi sağladığını gördüm.

    Hatırladığım kadarıyla 2015,2016 ve 2017 yıllarında da Yozgat’ta benzer faaliyetler yapılmıştı… Şimdi ise Yozgat Belediyesinin hazırlamış olduğu ve vatandaşın kullanımına sunduğu bu proje bir nev’i yukarı da bahsettiğim çalışmanın devamı niteliği taşıyor olabilir.

    Çünkü yaptığım incelemede Konya, Afyon, Kırşehir, Fatsa, Antalya Kepez gibi Belediyelerinde aynı şekilde çalışmaları bulunmaktadır.

    Dolayısıyla bu tür projeler Şehirlerin kimliklerine olumlu yansıdığı gibi aynı zamanda aidiyette kazandırmaktadır.

    Bu konuda Yozgat Belediyesinden yapılan ön açıklamada, Kentin çeşitli yerlerinde kurulan bisiklet terminallerinden vatandaşlar kent kart sistemiyle faydalanacakları belirtilmektedir.

    Ayrıca konu ile ilgili bir açıklamada bulunan Belediye Başkanı Kazım Arslan, bisikletin, şehir içi ulaşımda kullanılmasında trafiği rahatlatıcı bir faktör olabileceğini söyledi.

    Yozgat’ın coğrafi yapı itibariyle bisiklet kullanmaya elverişli olmadığına değinen Başkan Arslan, “Az da olsa olsa şehir içinde kullanılabilir. Ayrıca bir bisiklet kullanmak spordur, sağlık açısında önemli görüyoruz. Bu bisikletler şehir için ayrı bir renk oluşturacak vatandaşımız keyif için binebilecektir” dedi.

    Arslan, şehir içine 5 ayrı yere bisiklet istasyonu kurduklarını ve 80 bisiklet bulunduğunu anlatarak, “Bisiklet kullanmak isteyen vatandaşlarımız nüfus cüzdanı ile belediyemize kayıt yaptırıp mevcut ellerindeki kent kart veya kredi kartlarıyla istediği yerden bisikleti alıp, kullandıktan sonra istediği istasyona bırakabileceklerini” belirtti. Unutmadan son bir not düşmekte fayda olacaktır. Bisikletin saatliği 1 lira olacak.

  • Karayollarının huyu bu hep yapıyor

    Karayollarının huyu bu hep yapıyor

    Bundan böyle Koordinasyon Kurulu toplantıları Valilik binasında yapılmaya devam edecek… sonuncusu Perşembe günü yapılan toplantı da Yozgat ile ilgili birçok konu gündeme geldi… Vali Yurtnaç, bürokratları uyardı, prosedürlere fazla takılmayın, vatandaşı yormayın, işleri kolaylaştırın, zorlaştırmayın gibi ifadeler kullandı.

    Bu konu aslında ayrı bir başlık altında konuşmak gerekiyor, bu yüzden şimdi fazla bir şey konuşmayacağım ama ilk fırsatta yazacağım…

    Gelelim üzerinde durmamız gereken asıl konumuza mesele yine Karayolları… Bu kurumun Yozgat’ın yollarını adam akıllı yapacağı yok, ben şahsen umudumu kesmeme rağmen her fırsatta konuşmamı sürdüreceğim…

    Dolayısıyla hayatımda böyle bir saçmalık ne  gördüm, ne de duydum… Yozgat’taki yolların durumu konuşulmaya başlandığı sırada Karayolları Bölge Müdürü Şenol Altıok, 08.00-17.00 mesaisi ile devam eden yol çalışmalarının bir türlü tamamlanmamış olmasını kurumların alt yapı sorununa bağladı.
    Böyle bir saçmalık olabilir mi?

    Bir soru üzerine sazı eline alan Bölge Müdürü bakın neler anlattı:
    “Şehir içi çalışmalarında hız anlamı kapsamında bütün alt yapılarımız maalesef şehir içerisinde. Su, telefon, kanalizasyon, elektrik hatları çıkıyor. En fazla elektrik hatlarından sıkıntı çıkıyor. 3-5 km lik yol hacim değil. Alt yapı çalışmalarından dolayı yavaş gidiyor. Ama maalesef elektrik hatları içinde çalışıyoruz. Can güvenliği yok. Kaldırılması ile ilgili bir takım şikayetlerimiz var. Süre olarak kısa zamanda yapılır ama alt yapı çalışmalarından dolayı sıkıntı yaşıyoruz.”
    Altıok’un konuşmasının ardından Vali Kemal Yurtnaç özellikle şehir geçişlerinin biran önce bitirilmesi gerektiğini belirterek; “Yozgat gibi yerlerde trafik sıkışıklığında çok ciddi problemler oluyor. Vatandaşlar açısından sorunlar oluyor. Dışarıdan gelenler çevre yolu olmamasından dolayı sorunlar yaşanıyor. Çevre yolu olmadığından yaptığımız bu yolun çok fazla aşınmasına neden oluyor. Kamyon, otobüs, tırlar buradan geçiyor. Çevre yolunu dışarı aldığımızda üniversite rahatlayacak. Üniversitenin içerisinde şehirlerarası yol geçiyor. Güvenlik açısından çok önemli. Yol işaretleri konusunda gerekirse ışıklı levhalar yapılacak. Yönlendirme yapalım. Buraya bilmeyen bir göz olarak göreceğiz. Gece vakti levhalardaki eksikler kazalara neden olabiliyor” dedi.

    Daha sonra söz alan Belediye Başkan Yardımcısı Talip Karslıoğlu ise, şehir içerisindeki yolun büyük sıkıntı olduğunu belirterek; “Şehir içerisinde en büyük sıkıntı bu. Bu yolu Karayolları yapsa bile vatandaşlarımız belediye yapıyor olarak biliyor” dedi.

    Karslıoğlu, 24 saat çalışma sistemine doğru geçilmesi gerektiğinin altını çizdi.
    “Yapılan çalışmalar içerisinde şehir merkezinde olmasından dolayı vatandaşın iş güvenliği düşünülmeden yapılan çalışmalar var” diyen  Karslıoğlu, şöyle konuştu:
    “Askeri Gazinonun alt tarafından şahit olduğum bir olayda kepçeler çalışırken vatandaşlar onların arasından geçiyor. Vatandaşları yönlendirecek uyarı levhalarının olmadığını görüyoruz. Yeni cami mahallesinde çıkan kısım tek şerit verilmiş vatandaşın nereye gideceği yönlendirilmemiş. Bu tür sıkıntılar hepsi belediyeye geliyor. Bizde mahalli idareler olarak onlara cevap vererek Karayolları demek bizim ayıbımız oluyor. Siz seçilmiş insanlarsınız neden bunları uyarmıyor musunuz deniyor. Bunların söylenmesine rağmen sonuç çıkıyor. Vatandaşın algısı Kayseri bölge müdürlüğü Yozgat’a üvey evlat gibi bakıyor. Ne yazık ki sizlerde Kayseri’den geldiğinizde il sınır levhasını görmeye gerek yok. Kayseri il sınırından Yozgat il sınırına girdiğiniz anda arabanın sesi değişiyor. Vatandaş Yozgat il sınırına girdik diyor. Ne yazık ki bununda neticesi burada gerekli olan denetim yapısının olmamasıdır. Her sene yol tamiri yapıyoruz. Diğer illere gidiyoruz 3 yılda bir yapılıyor. Yozgat merkezdeki 3 km’lik yolu vatandaşlar bize soruyor. Alt yapı üst yapıyı vatandaş bilmiyor. Seçim geliyor. Bizi zor durumda bırakmayın. Bunun için lütfen Yozgat merkeze önem gösterin.”

  • Çocukların dikkati dağılmasın…

    Çocukların dikkati dağılmasın…

    Yozgat Şehir Hastanesi’nde yaklaşık 2 aydır hizmet veren ve kentte tek olan ergoterapi ünitesinde otizm, down sendromu ve dikkat problemi gibi sağlık sorunları olan çocuklar eğlendirilerek tedavi ediliyor.

    Bu konuda kamuoyunun bilgisine sunulan haberin özeti şu şekilde: Yozgat Şehir Hastanesi bünyesinde hizmete giren ergoterapi ünitesinde, gelişim geriliği, dikkat eksikliği, otizm, öğrenme güçlüğü bulunan 0-12 yaş aralığındaki çocuklar, ünitedeki bir odada oluşturulan top havuzu, tırmanma duvarı, salıncak, trambolin gibi terapatik ürünler eşliğinde günde 45’er dakika ergoterapist eşliğinde tedavi ediliyor.
    Ergoterapi ünitesinde, sağlık sorunları bulunan çocukların tedavisinin yanı sıra çocukların günlük hayattaki yaşam aktivitelerinin de geliştirilmesi amaçlanıyor.
    Ergoterapi ünitesinde çocuğu tedavi gören Mühibe Türker, ergoterapinin çocuğunun gelişimi için büyük bir şans olduğunu belirterek tedaviden olumlu sonuç aldıklarını söyledi. Ergoterapi ünitesinin Sağlık Bakanlığı tarafından Şehir Hastanesine Ergoterapi Uzmanı’nın atanmasıyla hizmet vermeye başladığını anlatan Başhekim Op. Dr. Aziz Ahmet Surel, “Çocuk psikiyatrisi uzmanları ile beraber konuyu değerlendirdiğimizde otistik, kısmen felçli, toplum içinde günlük aktivitelere uyumda problem yaşayan ve bu sebeple toplumdan dışlanan evlatlarımızı günlük hayata dahil etmek için böyle bir terapi alanını açmayı uygun gördük. Hem çocuk psikiyatrist arkadaşlarımız hem de ergoterapistimizin tavsiyesiyle bu fiziki alanı oluşturduk.
    Bu hastanelerde olan bir durum değil. İlk defa Yozgat Şehir Hastanesi’nde Yozgat’ta ilk kez böyle bir hizmet vücuda geldi. Çocuklarımızın ve ailelerin ilgileri oldukça yoğun, şu anda takip ettiğimiz 19 çocuğumuz var. Her biriyle ergoterapistimiz 45’e dakika çocuklarımızla ilgileniyor. Günlük aktivitelerini konuşmalarını daha akıcı, toplum içinde reddedilmeyecek, topluma daha yoğun bir şekilde katılacakları şekilde rehabilite etmeye çalışıyoruz. Çocuklar bizim milletimizin en değerli varlıkları inşallah bu evlatlarımızı bu sıkıntılarından kurtarıp toplum hayatına kurtaracağız” dedi.
    Ergoterapist Yeşim Yıldırım ise ergoterapinin bireylerin günlük yaşamda bağımsız olmaları için çalışan temel sağlık birimi olduğunu söyleyerek “Özellikle bireylerin aktivitelerini kullanıyoruz. Gerek günlük yaşam gerek üretici aktiviteler gerekse de serbest zaman aktivitelerini kullanıyoruz. Biz bu ünitede çocuklarla çalışıyoruz. Bu çocukların temel mesleği oyun olduğu için hem oyunda hem de günlük yaşamda giyinme, yemek yeme gibi aktivitelerinde bağımsız olmalarını istiyoruz. Ailelere de çocuklarına nasıl yaklaşacaklarını anlatıyoruz. Belli seanslara alıyoruz, genelde bu seansları haftanın 2-3 gününde vermeye çalışıyoruz. Çünkü çok yoğun terapiye ihtiyaç duyuyorlar” şeklinde konuştu.
    Yıldırım, açıklamalarını şu sözlerle sürdürdü:
    “Biz burada daha çok otizmli çocuklarla çalışıyoruz. Down sendromlu, dikkat problemi olan tüm çocuklar ya da günlük yaşantılarında problem yaşayan tüm çocuklarla çalışıyoruz. Burada tam olarak duyu bütünleme eğitimini uyguluyoruz. Hastanemizde çok kapsamlı ve bütün duyu bütünleme için gerekli olan malzemeleri sağladık. Çocuklar bizim geleceğimiz bu yüzden çocukların topluma kazandırılması gerekiyor. Bu sebeple de küçük yaşta eğitime başlanması gerekiyor.”

  • Çırak bulmak dahi zorlaştı

    Çırak bulmak dahi zorlaştı

    Hayatın renkleri sayılan birçok meslek yok olmakla karşı karşıya kaldı… Bunun en önemli sebebi kalfalar ve ustalar yetişmesi için çırak bulunamamasıdır.

    Bunun da en başlıca sebebi sistemden kaynaklanmaktadır… Eskiden ilkokulu bitiren çocuk okumayı istemediği zaman babası elinden tutar bir ustanın yanına çırak olarak verirdi.

    Bu konuda dün gazetelerde güzel bir haber vardı, sohbetin kalan bölümünde bu haberi sizlerle paylaşayım:

    Yozgat Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Latif Altın, “Vatandaşlarımız ilkokul çağındaki çocuklarını yaz tatillerinde mahalledeki ve çevredeki güvenilir esnafa gönül rahatlığı ile emanet edebilir. Böylece çocuklarımız emin ellerde kısa süreli tecrübe edinip sorumluluk bilinci edinir. Ayrıca tatil dönemlerindeki kısa süreli iş tecrübeleri çocuklara girişimci olma yolunda büyük katkı sağlamaktadır” dedi.

    İlkokul çağındaki çocukların yaz tatilinde ailelerinin bildiği ve güvendiği esnafın yanında çalışarak sorumluluk kazanması gerektiğini belirten Yozgat Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Latif Altın, “İlköğretimde okuyan 10 milyonu aşkın çocuğun sorumluluk bilinci kazanarak hayata hazırlanmasındaki en etkili yöntemlerden biri onları güvenilir ve bilinir esnafın yanına teslim etmektir. Çünkü çocukların yalnızca okul dersleriyle ve bilgisayarlarla haşır neşir olması yeteneklerinin körelmesine, hayatın zorluklarıyla başa çıkamamaya ve gerçek dünyadan kopmalarına sebep oluyor. Bu yüzden yaz tatillerinde çocuklar ailelerinin bilip güvendiği berber, kahveci, pastacı ve ayakkabıcı gibi esnafın yanında kısa süreli çalışarak birey olduğunu kavramalı” ifadelerini kullandı.

    Girişimcilik bilincinin erken yaşlarda edinilmesi gerektiğini ifade eden Altın, şunları kaydetti:

    “Çocuklarımızın esnafın yanında kısa süreli tecrübe edinmesi çocuk işçiliği değil onların hayata hazırlanmasıdır. Çocuk işçiliği konusunda ESOB olarak gösterdiğimiz hassasiyet ve yürüttüğümüz çalışmalar ortadadır.

    Çocuklarımızın hayallerini ve ilgi alanlarını yanlış sektörlerde harcamamak için girişimciliği erken yaşlarda öğretmeliyiz.

    Çocuklarımız derslerden geri kalan vakitlerini sadece televizyon izleyerek ya da bilgisayarda oyun oynayarak geçirmemeli. Onların sanal dünyadan kopup gerçek dünya ile tanışmaları için bu yaz esnafa emanet etmeliyiz.

    Çocuklar iş disiplinini, iş bölümünü, para kazanmanın zorluğunu ve girişimci olmayı erken yaşta öğrenmeli. Çocukların esnaftan edindiği her tecrübe onları hayata hazırladığı gibi ileriki yaşları için de güzel bir anı olarak kalacaktır.”

     

  • Hayatın renkleri çocuklar…

    Hayatın renkleri çocuklar…

    Dünyanın neresine giderseniz gidin; çocuk her yerde çocuktur… Kimisi kumral, kimisi sarı, kimisi beyaz, yeşil, ela, kahverengi, kara gözleri vardır.

    Hayatın ve yaşamın renklerini oluşturan çocukların dünyaya gelirken, tercih hakkı olmaz…  Farkında olmadan dünyanın yükünü taşımak zorunda kalırlar…

    Dünya sistemi kurulurken, çoğu zaman kapsam dışında bıraksa da çocuklarımız yaşam devam ettiği süre içinde her zaman hayatın parçası olmaya devam edecektir.

    Bu konuda geçtiğimiz günlerde hazırlanan bir haber de çocuklar üzerine hazırlanan proje hayata geçirildiğini öğrendim…

    Haberde yer alan bilgiler aynen şöyle:Yerköy Sekili Çadır yerleşkesinde Sağlık Bakanlığının “Göçmen Kuşlar Projesi” kapsamında, Şanlıurfa’dan gelen tarım işçilerinin çocuklarına el yıkama, sağlıklı beslenme, ağız-diş sağlığı konulu eğitim verildi.

    Yerköy Sekili Çadır yerleşkesinde Sağlık Bakanlığının “Göçmen Kuşlar Projesi” kapsamında, Şanlıurfa’dan gelen tarım işçilerinin çocuklarına el yıkama, sağlıklı beslenme, ağız-diş sağlığı konulu eğitim verildi.
    Çocuklara çizgi film seyreltilerek verilen eğitimde çocuklar eğlenerek öğrenmenin mutluluğunu yaşadı. Eğitim sonunda diş fırçası ve Sağlıklı Çocuk Dergisi dağıtıldı.
    Geçici tarım işçilerinin sağlık hizmetlerinden faydalanabilmesi için yapılan Göçmen Kuşlar Projesi’ni hayata geçirdiklerini belirten Yerköy İlçe Sağlık Müdürü Dr. Yusuf Çelik yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Geçici olarak ilçemize gelen tarım işçi ve ailelerin sağlığını önemsiyoruz. Çocuklar ve yaşlılar risk grubunda olduğundan önceliklerimiz arasındadır. Sağlık ağız ve elden başlar felsefesi ile el yıkama, ağız-diş sağlığı, sağlıklı beslenme konularını, çizgi filmle renklendirerek çocuklarımıza anlattık. El yıkama bu projede önemsediğimiz noktalardan bir tanesi. Çocuklarımıza yemeklerden önce, diş fırçalamadan önce, dışarıdan oyundan geldiğinde, hayvanları sevdikten sonra, tuvaletten sonra, bebekleri sevmeden önce ellerini yıkamalarının kendilerine ve çevresine hastalıklardan korunmada önemli olduğunu anlattık. Aynı zamanda dişlerin hem yetişkin hem de çocuklar için günde en az 2 kere kahvaltıdan ve gece yatmadan önce fırçalaması gerektiğini, ağız diş sağlığı ve üst solunum yolu enfeksiyonları açısından koruyucu olduğunu da ailelerimize anlattık” dedi.

     

  • Temiz bir Yozgat hayali

    Temiz bir Yozgat hayali

    Şehirlerin temizliği sadece ve sadece belediyelerin çalışması ile mi hallolur? Bana göre, tabiki hayır! Elbette Belediyelerin asli görevlerinden biri şehri temizlemek, şehri temiz tutmak ama; bu işler sadece belediyelerin çalışması ile olmuyor.

    O şehirde veya o beldede yaşayanlara da büyük görevler düşüyor. Asıl olan temizlemek değil, kirletmemek olmalı…

    Geçenlerde dünya kupası maçlarında Japonya’yı seyrettim. Japon seyirciler milli maçlarından sonra oturdukları yerleri temizlediler.

    Bir tane bile çöp bırakmadılar…

    Bu nasıl bir bilinç, bu nasıl bir eğitim!

    Bizim maçları da görüyoruz!..

    Bırakın kendi pisliklerini toplamayı, oturdukları koltukları bile söküyorlar.

    Hazır söz spora gelmişken, Yozgat’ta geçen yıl oynanan maçlarda çıkan olayları hatırlıyorsunuzdur! Şehir stadında çok sayıda koltuklar yerinden sökülerek, sahaya atılmıştı…

    Günlük hayatımızın önemli bir parçası haline gelen motorlu araçlar her bir iki senede bir muayeneye gider ama; şehre bakıyoruz özel halk otobüsleri, minübüsler, kamyonlar, hepsi egzozundan simsiyah duman salıyor.

    Bunlar havayı zehirliyorlar, insanları, çocukları zehirliyorlar! Kimsenin umurunda değil! O araçlar bir dahaki muayeneye kadar havayı zehirlemeye devam ediyorlar.

    Bu şehir bu kadar sahipsiz mi? Seçim zamanları her türlü şeyi söylüyorsunuz, ondan sonra da Ankara’nın yolunu tutunca her şey unutuluyor. Tabiki bu iş sadece seçilmişlerin değil, başta ita amiri olmak üzere herkesin görevi…

    Buradan herkese açık çağrı yapıyorum. Şehri kirletenlere, havayı kirletenlere, suyu kirletenlere, doğayı kirletenlere karşı etkin bir mücadele yapılması gerekir.

    Bekleyip göreceğiz! İnşallah yetkililer bu sesimizi duyup gereğini yaparlar, bizler de onları alkışlarız… Temiz bir Yozgat hayali ile kalın sağlıcakla…

  • ŞİMDİ HİZMET ETME ZAMANI

    ŞİMDİ HİZMET ETME ZAMANI

    Türk halkının sandık başına gittiği 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimi’nde, AK Parti Yozgat Milletvekili seçilen Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ ile Yusuf Başer, Milliyetçi Hareket Partisinden Ethem Sadef ve Cumhuriyet Halk Partisinde Ali Keven Mecliste kayıtlarını yaptırdı.

    Mazbatalarını alan milletvekilleri TBMM Şeref Holü’nde kayıt işlemlerini yaptırmaya devam ediyor.

    MHP’den Milletvekili seçilen Ethem Sadef, kayıt yaptırma işlemi sırasında Genel Başkan Yardımcısı Ankara’dan Milletvekili seçilen Sadir Durmaz ile birlikte kaydını yaptırırken,  Bozdağ ve Başer’e kayıt sırasında AK Parti İl Başkanı Celal Köse’de eşlik etti.
    AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer, Yozgat ve Türkiye için kolları sıvadıkların söyledi.
    Başer, “Şimdi, oyunun rengi ne olursa olsun, al bayrağın gölgesinde varlık ve huzur bulan tüm vatandaşlarımızla birlikte daha güzel günlere yürüme vaktidir.
    Bozok Yaylasının milletvekili olmak, hamuru bu topraklarda yoğrulan herkes için hem büyük bir gurur, hem de büyük bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun gereklerini yerine getirirken hemşehrilerimizle birlikte yürüyeceğiz. Birlikte düşüneceğiz. Birlikte üreteceğiz. AK Parti, bütün renkleri, bütün sesleriyle bir Türkiye partisidir.
    Farklılıklar zenginliğimiz, siyasetimiz ahenk siyasetidir. Bizi biz yapan, bu toprakları vatan kılan değerlere, bu milletin her bir ferdine saygıyla ve sadakatle hizmete devam edeceğiz. Mutlu, müreffeh ve güçlü Türkiye’yi 81 milyon el ele, birlikte inşa edeceğiz” dedi.

    SADEF KAYDINI YAPTIRDI

    24 Haziran seçimlerinde Yozgat’tan Milletvekili seçilen Ethem Sadef, Meclis’e gelerek kayıt yaptırdı.
    Sedef’in Milletvekili rozetini ise MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Sadir Durmaz taktı.
    MHP Yozgat Milletvekili Ethem Sadef, “Meclis Kaydımızı yaptırarak Hemşehrilerimizin vekalet görevini teslim aldık Çok çalışacağız. Meclisin ilk günü kayıt işlemlerinde manevi desteğini esirgemeyen Genel Başkan Yardımcımız ve Ankara milletvekili Sayın Sadir Durmaz beyefendiye teşekkür ederim” dedi.

    Yozgat’ı yeni dönemde temsil edecek 4 Milletvekilimiz için şimdi hizmet dönemi başladı. Yozgat yeni dönemde noksanlarını tamamlamak için Milletvekillerinden hizmet etmelerini bekleyecek.

    Yozgat’a yapılacak hizmetler bellidir. Öncelikle yarım kalan ya da devam eden yatırımların tamamlanmasını isteyen Yozgat halkı, şehir merkezinden geçmekte olan devlet karayolundaki çalışmaların artık bitmesini bekliyor.

    Bunlarla birlikte Çevre yolu, Yüksek Hızlı tren çalışmaları, hava alanı ve en önemli sorun olan nüfus göçünün durmasıdır.

    Bu konularda Milletvekillerinin seçim öncesi vatandaşa verdikleri sözleri henüz hafızalarda durmaktadır, bu sözlerin vatandaş takipçisi olmaya devam edecektir.