Kategori: CEMİL MERMERTAŞ

  • Çiftçinin gözü havada bekliyor

    Çiftçinin gözü havada bekliyor

    Yozgat, Türkiye’nin önemli tarım bölgeleri arasında bulunan bir İl. Dolayısıyla hububat ekim dönemi başladı. Fakat havaların mevsim normalleri üzerinde seyretmesi ve beklenen yağışların bir türlü gelmemesi çiftçileri bugünlerde endişelendirmektedir.

    Diğer yandan geçen sezon tarlasını eken çiftçiler, emeklerinin gerçek manada karşılığını görememiştir. Bu sebeple geçim sıkıntısının yanında girdi maliyetlerinin de oldukça yüksek olması çiftçileri bir hayli etkilemiş görünüyor…

    Sohbet ettiğimiz çiftçiler, yeni ekim dönemine yine sıkıntılı başladıklarını, dertlerinin eksilmediği tam aksine artmaya devam ettiğini söylemektedirler.

    Bugün köyleri gezdiğimizde çiftçiler, hiç bir şey eskisi gibi değil, bununla birlikte yaşanan mevsimsel kuraklık yüzünden tarla hazırlama ve ekim işlemlerini ötelediklerini görüyoruz.

    Zira mazot, gübre gibi tarımsal girdilerin artması yüzünden zaten zor günler geçiren çiftçiler bir de kuraklık yüzünden sıkıntılı günler yaşadıkları dikkatleri çekiyor.

    Yozgat’ın birçok bölgesinde yağışların gelmemesiyle birlikte çiftçiler yağmurlama yaparak tarlasını ekime hazırlıyor. Taban gübresinde yaşanan yüzde 100’lük fiyat artışı ve elektriğe yapılan son zamlar çiftçileri maddi anlamda sıkıntıya soktuğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

    Girdi maliyetleri yüzünden bu yıl çok sayıda çiftçinin hububat ekimi yapmayacağı bir gerçek. Bu konuda daha önce sohbet ettiğimiz Çiftçilerin temsilcisi Yozgat Ziraat Odası Başkanı İsmail Açıkgöz, çiftçinin gözünün havada olduğunu belirterek, çiftçilerin beklenen yağışlarının gelmemesi yüzünden ekim ve tarla hazırlama işlemlerini geciktirdiğini söyledi.

    Hububat tarımının yüzde 78-80’inin kıraç arazilerde yapıldığını belirten Açıkgöz, “Yozgat’ta beklenen yağışlarının gelmemesi ekimin ve tarla hazırlamanın ötelenmesine neden oldu.

    Çiftçilerimizin gözü havada. Yağış olmayınca çiftçimiz ekim yapmadı. Çok sıcak geçen bir yaz sezonundan sonra barajlarda da su sıkıntısı yaşanmaya başladı. Yer altı su seviyeleri de alarm veriyor. Bu ortamda bazı çiftçiler yer altı sularını kullanarak tarlasını ekime hazırlamak istiyor. Çiftçilerimize tavsiyemiz çok acele etmesinler. Kasım ayı ortalarına kadar beklemekte fayda var. Nemli dönemde tohum ile toprak buluşsun.

    Ekim sonuna ve Kasım ortasına kadar ekim yapılabilir. Toprak yatağı ekim için hazır olmalı. Acele edip de kötü toprak yatağına ekim yapmasınlar. Bu verimi de olumsuz etkiliyor” dedi.

    Girdi maliyetlerinin arttığına dikkat çeken Açıkgöz, şunları anlattı; “Dövizde yaşanan artış yüzünden özellikle gübre fiyatlarında ciddi bir artış yaşandı. Çiftçilerimiz toprak analizine göre gübreleme programı oluşturmalıdır. Toprak analizine önem verilmeli. İhtiyaç kadar gübre atılmalıdır.”

     

  • Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç’ta  uyardı

    Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç’ta uyardı

    Türkiye’de son zamanlarda yolunda gitmeyen, en başta vatandaşın canını yakan fırsatçılar sorunu yaşıyoruz…
    Piyasalarda yaprak kanadı oynamaz bir durum söz konusu… Bu konuda ilk açıklama Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’dan geldi… Özetle şunları dedi; “fırsatçılara fırsat vermeyeceğiz, vatandaşımızı fırsatçılara ezdirmeyeceğiz…”
    Bu açıklamanın üzerinden bir hayli zaman geçti, piyasalarda bir şey değişmiş değil… Hükümet konunun üzerinde durmaya devam ediyor ama yediğimiz ekmekten tutunda, içtiğimiz suya kadar her şey zamanlı satılmaya devam ediyor…
    Bu sorun biran evvel çözülmeli… Çünkü tarafları dinlediğiniz de herkes dertli, esnaf mal alırken, zamanlı alıyor, zamlı da satmak durumunda kalıyor…
    Esnafın kar oranında değişen bir şey olmazken, bu durumdan en çok pay fırsatçıların olmaktadır…
    Tabi bu durumda en çok canı yanan vatandaşın cebi adeta yangın yerine dünmüş durumdadır…
    Özellikle asgari ücretle geçinen ve düşük maaş alan kesim, geçim sıkıntı yaşamaya devam ediyor…Geçtiğimiz gün Yozgat’ın önemli bir misafiri vardı… Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç ve kamu denetçileri Sadettin Kalkan ve Hüseyin Yürük, Yozgat’a bir dizi ziyaretlerde bulundu…
    Valilik başta olmak üzere çeşitli kamu kurumlarını ziyaret eden heyet adına bir açıklama yapan Malkoç, son günlerde fırsatçılık yaparak ürünlere zam yapan stokçulara yönelik uyarılarda bulundu. Bu konuda vatandaştan yoğun bir şikayet aldıklarını anlatan Malkoç,”Stokçular fırsatçılık yapmasınlar. Yarın önlerine acı fatura konur, biz uyarıyoruz” dedi. Malkoç açıklamalarına şöyle devam etti:
    “Biz yeniden medeniyetimizi, kültürümüzü, tarihimizi hatırlamaya ve hafızamızı tazelemeye çalışıyoruz. Elbette bundan rahatsız olanlar var. Bunlar da Türkiye üzerinde PKK, DEAŞ, FETÖ gibi operasyonlar yapıyorlar. Ama Türkiye bunların hepsini çok şükür aşıyor. Şimdi de bir ekonomik operasyonla karşı karşıyayız. Biz tarih boyunca önümüze çıkan her zorluğu aşarak büyüdük. Bu günde bunları aşacağız inşallah. Evet halkımızın çektiği büyük sıkıntılar ve zorluklar var. Türkiye ekonomik açıdan bu badireyi ve bu zorlukları aşacak. Ama üzüntü verici olan şey bu aziz milletin içerisinde fırsatçıların bu kadar yoğun olması. Bu gerçekten üzüntü verici. Hukukun, serbest piyasanın dışında işi fırsatçılığa, ganimete dökenler mutlaka hukukun içerisinde hesabını vereceklerdir. O açıdan özellikle fırsatçılık yapmaya çalışanları uyarıyoruz. Bu konuda Cumhurbaşkanımızın titizliği ortada, bakan arkadaşlarımızın çabası, valilerimizin ve belediye başkanlarımızın gayretleri ortada. Kimse yarın hesap veremeyeceği işlere girmesin. Günlük iki kuruşluk kar için millete haksızlık yapmasın. Bizim temennimiz bu. Yanlış yapanın yakasına ilgililer, yetkililer yapışır. Hukukun önünde onlardan hesap sorarlar. Yarın yüzleri kızarmaması için hiç kimse aç gözlülük yapmasın, ölçülü davransın. O açıdan dünyada hiç gizli bir şey yok. Stokçular fırsatçılık yapmasınlar, yarın önlerine acı fatura konur. Biz uyarıyoruz.”

  • Yardımlaşma ve dayanışma üzerine…

    Yardımlaşma ve dayanışma üzerine…

    Tecrübelerine dayanarak birçok söz söyleyen atalarımız, yardımlaşma ve dayanışma hakkında da pek çok atasözü dile getirmişlerdir. Bir elin nesi var, iki elin sesi var; Yalnız taş duvar olmaz; Ağaç yaprağıyla gürler gibi.

    Yardımlaşma ve dayanışma toplum fertlerinin sahip olması gereken en güzel özelliklerdendir. Bir arada yaşayan insanlar sürekli yardımlaşma içerisinde olursa hem daha mutlu hem de daha huzurlu olurlar.

    Birlikte yapılan işler aynı zamanda daha kısa sürede yapıldığından böylece aynı zamanda çok daha fazla iş yapabilmek de mümkündür.

    Günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte insanlar sanal bir dünyada yaşamaya başlamış, sosyal ilişkileri git gide zayıf bir hal almıştır.

    Hızına yetişemediğimiz bu teknoloji doğru şekilde kullanıldığında faydası fazlaca görmek mümkün olduğu gibi gereksiz veya yersiz kullanmakta bir o kadar zarar toplum için zararlı bir araçtır.

    Bugün sosyal ağlardan yapılan olum- olumsuz yayınların topluma farklı şekilde yansıdığını anlatamaya kelimeler yetmeyecektir.

    Fakat şunu belirtmek isterim ki yardımlaşma ve dayanışmanın Türk Milletine has bir davranış olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim…

    Bu anlamda yardımlaşama ve dayanışma adına birçok güzel örnek vermek mümkündür. Mesela geçtiğimiz günlerde Beyaz Han esnafı topluma örnek olacak bir davranış sergiledi…

    Bugün biraz bundan bahsetmek istiyorum…

    Beyaz Han pasajındaki esnaflar bir araya gelerek kendi iş yerlerinden topladıkları gıda ve ihtiyaç malzemeleri ürünlerini dar gelirli ailelere yönelik oluşturdukları sosyal markette hizmete sundu.
    Kuru gıda başta olmak üzere, ayakkabı, giysi ve çantaları Beyaz Han içerisindeki alanda sergileyen esnaf grubu, sosyal markete hayırsever ve duyarlı vatandaşlarındaki gıda ve nakdi yardımda bulunabileceğini ifade etti.
    Yenice Köylü Bulgurcu Necati Duyar, yaptığı açıklamada, dar gelirli ailelere ekonomik ve sosyal anlamda yardımcı olabilmek adına komşu esnaflarla birlikte harekete geçerek örnek sayılabilecek bir çalışma başlattıklarını söyledi.
    Duyar, “Önümüz kış ve havalar soğumaya başladı.
    Dar gelirli ailelerimizin bu aylarda hayat şartları biraz daha zor geçiyor.
    Komşu esnaf arkadaşlarımızla ihtiyaç sahibi ailelerimize yardım etmek ve bu anlamda toplumda bir farkındalık oluşturma adına böyle bir çalışma başlattık.
    Elbette devletimizin kurumları ve belediyemizin de ihtiyaç sahibi ailelerimize yönelik geniş kapsamlı yardımları devam ediyor.
    Allah devletimize zeval vermesin. Ama biz esnaflarında kendi çapında yapacağı bir şeyler muhakkak ki vardır.
    Ben baklagiller üzerine esnaflık yapıyorum ve sosyal marketimize nohut, mercimek, bulgur, fasulye gibi baklagiller getirdim. Yan komşumuz ayakkabı üzerine faaliyet yapıyor oda dükkanından ayakkabı ve çanta getirdi.
    Diğer komşumuz elektrik üzerine faaliyette bulunuyor.
    Oda elektrik aletlerinden getirdi. Kısaca pasajdaki esnaflarımız nakdi ve kendi sattığı ürünlerden getirerek bu kervanımıza katkı sağladı.
    İhtiyaç sahibi ailelerimiz buraya gelerek ihtiyaçlarına binaen olan ürünlerden ücretsiz para vermeden alabilirler.
    Şuan projemiz yeni olduğu için ürünlerimizde biraz sınırlı ama inanıyorum ki duyarlı ve hayırsever vatandaşlarımızın da katkılarıyla daha da artacaktır” dedi.

  • Fabrikaların satışı yetmedi mi?

    Fabrikaların satışı yetmedi mi?

    Yerli malı ve üretim üzerine özel bir çalışma yapılırken, öte yandan üretim yapan fabrikaların satılması şimdiye kadar yapılan politikanın yol haritasının doğru olup olmadığını tartışmaya açtığını düşünüyorum…

    Malum bir süre önce Özelleştirme İdaresi tarafından yapılan çalışmalar arasında Türkiye’de 14 tane Şeker Fabrikasının satışı yapılmıştı…

    Bazıları halen yeni sahipleri tarafından hızlı bir şekilde alınıp, üretime devam ederken, Yozgat’ta Doğuş Grubu tarafından alınan Şeker Fabrikası halen akıbeti belli olmamaktadır.

    Bu süreç içerisinde şimdide bu fabrikaların bazılarına ait arazilerin satışa çıktığı dikkatleri çekti. Satılması için her şey tamam, süreç başladı.

    Bu konuda yapılan haberlere baktığımızda şu bilgilere yer verilmektedir.

    Türkiye Şeker Fabrikaları, 8 ilde toplam 55 bin metrekare büyüklüğünde 16 parçadan oluşan gayrimenkulünü özelleştirme yöntemi ile satılacağını duyurdu. Satılacak arsalar arasında Yozgat’ın Akdağmadeni, Sarıkaya ve Çekerek ilçelerindeki şeker fabrikalarına ait arsalarında bulunduğu belirtiliyor.
    Bir ulusal Gazetenin sitesinde yer alan habere göre, elindeki 13 şeker fabrikası alelacele özelleştirilip şirketlere devredilen Türkiye Şeker Fabrikaları’nın (Türkşeker) şimdi de değerli arsaları satışa çıkarıldı. Türkşeker’in 55 bin metrekare büyüklüğündeki 16 parça gayrimenkulü, şeker fabrikaları özel sektöre devredilen 8 farklı ilde bulunuyor.

    Türkşeker’in 16 parçadan oluşan gayrimenkul satış ilanı Resmi Gazete’nin önceki günkü sayısında yayımlandı. Gayrimenkuller pazarlık usulüyle satılacak, ancak yoğun talep gelmesi durumunda ihalede açık artırma yöntemine de geçilebilecek. Türkşeker, gayrimenkulleri almak isteyenlerin en geç 15 Ekim’e kadar tekliflerini genel müdürlüğe iletmelerini istedi. Satışa çıkarılan arsalar, geçtiğimiz nisan ve mayıs aylarında özelleştirme işlemleri tamamlanan fabrikaların da bulunduğu 8 ilde yer alıyor.
    İhalelerin birden fazla teklif sahibinden kapalı zarfta teklif alınıp görüşmeler yapılarak, pazarlık usülü ile gerçekleştirileceği vurgulandı. Satışa konu taşınmazların bir tanesine teklif verilebileceği gibi ayrı ayrı birden fazla taşınmaz için de teklif verilebilecek. Resmi Gazete’de yayınlanan ihale duyurusuna göre, teklif sahipleri tekliflerini Türk Lirası cinsinden verecekler ve ihale TL üzerinden peşin fiyat esasına göre değerlendirilip ihale bedeli de peşin ödenecek.

    Son cümle olarak satışına karar verilen gayrimenkuller şöyle:
    Yozgat: Akdağmadeni’nde 5 bin 271 m2, Sarıkaya’da 3 bin 881 m2, Çekerek ilçesinde 712 m2 ve 5 bin 108 m2’lik iki ayrı taşınmaz
    Kırşehir: Kaman’da 3 bin 426 m2
    Edirne: Merkez ilçede 3 bin 1 m2, Keşan ilçesinde 415 m2 ve Uzunköprü ilçesinde 6 bin 477 m2
    Çorum: Sungurlu’da 3 bin 482 m2 ve Alaca’da 7 bin 994 m2
    Adana: Tufanbeyli’de 2 bin 692 m2
    Bayburt: Merkez ilçede 548 m2
    Erzincan: Çayırlı ilçesinde 2 bin 987 m2
    Erzurum: Horasan ilçesinde 3 bin 190 m2, Pasinler Kethuda Mahallesi’nde bin 399 m2 ve 4 bin 349 m2’lik iki ayrı taşınmaz.

  • Koordinasyon kurulunda konuşulan sorunlar…

    Koordinasyon kurulunda konuşulan sorunlar…

    Yozgat’ın sosyal ve ekonomik yönden olmak üzere, kurum ve kuruluşlar arasındaki iletişim ve işlevsel çalışmalarda yaşanan sorunları fırsat buldukça yazmaya devam ediyoruz…

    Bu konular üzerinde bizler konuşuyoruz ve yazıyoruz ama aynı zaman da vali başkanlığında bir araya gelen kaymakamlar, bölge müdürleri, yatırımcı kuruluş yöneticileri, ilçe ve belde belediye başkanları da fikir alış verişi yapıyor…

    Bu toplantılardaki asıl amacın sorunları ortadan kaldırmak olduğunu her ne kadar öngörmüş olsak da, asıl sorunların merkezi yönetimler kaynaklandığını biliyoruz.

    Geçtiğimiz gün yapılan yılın son toplantısından bugün biraz bahsetmek istiyorum…

    İl Koordinasyon Kurulu 2018 yılı 4. Toplantısı Vali Kemal Yurtnaç başkanlığında yapıldı. Toplantıya, Vali Kemal Yurtnaç’ın yanı sıra Vali Yardımcısı Salih Altun, kaymakamlar, bölge müdürleri, yatırımcı kuruluş yöneticileri, ilçe ve belde belediye başkanları katıldı.
    Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç yaşanabilecek orası Bürokratik engeller karşısında kesinlikle yazışmaların ardına sığınmayacaklarını söyledi
    l Koordinasyon Kurulu 2018 yılı 4. Toplantısı Vali Kemal Yurtnaç başkanlığında yapıldı. Toplantıya, Vali Kemal Yurtnaç’ın yanı sıra Vali Yardımcısı Salih Altun, kaymakamlar, bölge müdürleri, yatırımcı kuruluş yöneticileri, ilçe ve belde belediye başkanları katıldı.
    İl Genel Meclisi Salonundaki toplantının açılışında konuşan Vali Kemal Yurtnaç, toplantıda yapılan çalışmaları değerlendireceklerini söyledi. Yurtnaç, amaçlarının kamu hizmetlerinin sonuca ve sürece odaklı olarak görülmesi olduğunu ifade etti.
    “Görevimizi yaparken asla yazışmaların ardına sığınmayacağız” diyen Yurtnaç, “İkili ilişkilerle daha pratik, sonuca çabuk varılması konusunda bu çalışmaları yürütmemiz lazım. Bu toplantıların amacı da bunlardır.

    Yozgat önümüzdeki süreç içerisinde üretmeye daha ilerlemeye elverişli bir ilimiz. 2019 yılında açılacak hızlı tren ile Yozgat Ankara’ya 50 dakikada gidilecek. Yapılan havaalanı ile uluslar arası trafiğe açılacak. Termal kaynaklarla yapılacak otellerle Kızılcahamam ve Kozaklıya alternatif hale getirilecek” ifadelerini kullandı.
    Yurtnaç, amacımız İl dışından ilimize yatırımcıyı çekmektir. Onun için yatırımcı kuruluşların sorumluları alt yapı konusunda gerekli desteği sağlaması ve hızla geliştirmesi lazım. Buraya termal otel için yatırımcı gelecek. Ama burada hızlı treni, karayolları, özel idarenin yapacağı yatırımlar ile bunları bütün hale getirebilirsek bu şehre gelen yatırımcıları özendirmiş olacağız. Aksi halde kimse Yozgat’ın yüzüne bakıp da buraya yatırım yapacağız demez. Bürokrasiyi azaltacağız. Girişimcinin, sanayicinin yanında olacağız ve olmazların arkasına sığınmayacağız” ifadelerini kullandı.
    İl Koordinasyon Kurulu 2018 yılı 3’üncü dönem Toplantısında genel ve mahalli idareler bütçeleri hakkında bilgi veren Vali Kemal Yurtnaç,  İl Koordinasyon Kurulu 2018 yılı dokuz aylık dönem sonu itibari ile Genel bütçe yatırımımız 6 milyar 908 milyon TL proje bedelli 300 tane proje mevcuttur.

    Bu projelerin 2018 yılı ödeneği 819 milyon TL olup, dokuz aylık dönemde 498.5 milyon TL harcama yapılmıştır. Nakdi gerçekleşme yüzde 61’dir. 300 projeden 48 adedi tamamlanmış, 192 projede çalışmalar devam etmektedir. 39 proje ihale aşamasında olup 21 projeye başlanılmamıştır.

    Mahalli idarelerimizde ise, 258,6 milyon TL proje bedelli 146 projemiz mevcuttur. 228 milyon TL ödeneği bulunan projeler için 121 milyon Tl harcama yapılmıştır. Nakdi gerçekleşme yüzde 53’tür. 146 projeden 29 adedi tamamlanmış, 113 projede çalışmalar devam etmektedir. 2 proje ihale aşamasında ve 2 projeye başlanılmamıştır” diye konuştu.
    Toplantıda daha sonra yatırımcı kurum ve kuruluş müdürleri, 2018 yılı 3’üncü dönem yatırımları hakkında bilgiler sundu.

  • Sağlıklı yaşam için yapılması gerekenler üzerine

    Sağlıklı yaşam için yapılması gerekenler üzerine

    Sağlıklı yaşam için spor şart bunun toplum olarak hepimiz az ya da çok bilincindeyiz ama iş icraata gelince maalesef bu kadar hassas olamıyoruz. İstiyoruz ki herkes yaşamına değer versin kendini, hayatı sevsin ve gayret göstersin…

    1991 yılından bu yana ülkemizde her yıl 3-4 Ekim tarihleri arasında “Dünya Yürüyüş Günü”  etkinlikleri düzenlenmektedir.

    Sağlıklı yaşam adına fiziksel aktiviteyi gündelik hayata entegre etmeyi amaçlayan bu günde, kaliteli yaşamın olmazsa olmazı hareketli yaşam tarzının benimsenmesi, toplumsal bir bilinç oluşturulması amaçlanmaktadır.

    Dolayısıyla kısa adı TAFISA olan Uluslar arası Herkes için Spor Birliği tarafından ilan edilen Dünya Yürüyüş Günü, 1991 yılından bu yana genellikle Ekim aynın ilk hafta sonunda kutlanır.

    Hafta nedeniyle evvelsi gün Yozgat’ta İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 3 Ekim Dünya Yürüyüş Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte sağlıklı yaşama dikkat çekmek için yürüyüş gerçekleştirildi.
    Yozgat Kent Park’ta düzenlenen yürüyüşe, Yozgat Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü de destek verirken, Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri, sağlık çalışanları ve vatandaşlar da katıldı.
    Yürüyüş sonrası katılımcılar halat çekme yarışı yaptı ve ip atladılar. Katılımcılara İl Sağlık Müdürlüğü tarafından elma, su ve sağlıklı çocuk dergisi dağıtıldı.
    Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin, yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Bugün Dünya Yürüyüş Günü nedeniyle toplandık. Kısa bir yürüyüş gerçekleştirdik. Sağlıklı yaşama dikkat çekmek amacıyla yaptığımız bu yürüyüşte özellikle öğrencilerimize genç yaşta bu bilinci aşılamaya çalışıyoruz. Sağlıksız beslenme sebebiyle günümüzde giderek artan obezite sorununun yürüyüşle aşılabileceğini değerlendiriyoruz. Sağlıklı yarınlar için her gün 10 bin adım atmalıyız diyorum. Katılımıyla bize destek veren herkese teşekkürlerimi sunuyorum”

    Bu konuda ayrıca yapılan açıklamalara bakıldığında şöyle bir değerlendirme yapmakta mümkün görünmektedir…

    Çağımızda teknolojinin de içimize çok yerleşmesi sebebiyle hareketsizlik ve buna bağlı hastalıklar arttı. Obetize, kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet gibi kronik hastalıklar…

    Fiziksel hareketsizlik dünya genelindeki ölümlerde önde gelen risk faktörleri arasında dördüncü sırada yer almasına neden oluyor. Bunları önleyebilmemizin başı hareket etmektir.

    Dünya Sağlık örgütü vücut kaslarının enerji harcayarak gerçekleştirdiği tüm hareketleri fiziksel aktivite olarak tanımlamaktadır. Egzersiz ile çok sık karıştırılan bu kavram, egzersizi de içine alan ve gün içinde diş fırçalamaktan, merdiven çıkmaya, bulaşık yıkamaktan, yemek yapmaya kadar dinlenme dışındaki tüm hareketleri kapsayan bir aktivitedir. Egzersiz veya spor ise süresi ve şiddeti planlanarak uygulanan fiziksel aktivite türüdür.

    Bu konuda Bakanlık bilgilerine baktığımızda da burada karşımıza önemli veriler şöyle şu şekilde çıkmaktadır.  Fiziksel aktivitenin sağlığın koruyucu ve geliştirici etkisinin görülebilmesi için günlük aktivitelerin yanı sıra yetişkin yaş grubunda haftanın 5 günü en az 30 dakika; 5-17 yaş grubu için ise günde en az 60 dakika orta şiddette fiziksel aktivite yapılması gerektiğini vurguluyor.

  • “Esnafına sahip çık” çağrısını destekliyorum

    “Esnafına sahip çık” çağrısını destekliyorum

    Ülkemizin, ekonomik koşullar başta olmak üzere birçok alanda sorunlu günler yaşadığını, günlük yaşamımızda kullandığımız ürünlere yapılan zamlardan görmek mümkündür.

    Bu konuda hükümetin elbette bir takım tedbirler aldığını biliyoruz ama vatandaş olarak bizlerinde bu tedbirlere katkı sunmak gibi bir sorumluluğumuz olduğunu unutmamalıyız.

    Üretim başta olmak üzere, yerli malı üretimlere sahip çıkarak, ilimizde ekonomik bakımdan yaşanan ağır kriz şartlarına karşı küçük ve orta ölçekteki esnaf kesimini kaderine terk etmemek bakımından sahip çıkmalıyız.

    Bu konuda Bakkallar Odası Başkanı Atilla Saygı, dikkat çeken bir açıklama yaparak, vatandaşa şöyle seslendi: “esnafına sahip çık” dedi.

    Küçük ve orta ölçekteki esnafın yok olmaması için alışverişlerimizi buralardan yapmamız gerekiyor.

    Dolayısıyla Yozgat Bakkallar Esnaf Odası vatandaşların yerel esnaftan alışveriş yapması için ‘Esnafına Sahip Çık’ kampanyası başlattı.

    Bu kampanya dahilinde küçük esnafımızı büyük şirketlere kurban etmemek bakımından son derece önemli buluyorum…

    Oda Başkanı Atilla Saygı ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri esnafları ziyaret ederek, kampanya hakkında bilgilendirdi.
    Yozgat’ın ekonomik açıdan zor bir dönem içerisinde olduğunu dile getiren Saygı, küçük esnafın ve mahalle bakkallarının ayakta kalma mücadelesi verdiğini söyledi.
    Vatandaşların alışverişlerini ulusal marketler yerine yerel esnaftan yapması için kampanya başlattıklarını belirten Saygı, kampanyanın sürekli olması için vatandaşları duyarlı olmaya davet etti.
    Yozgat halkının cebinden çıkan paranın Yozgat’ta kalması ve kentin ekonomisine katkı sağlaması için yerel esnafa sahip çıkmak gerektiğini aktaran saygı, toplumun tüm kesimlerine kampanyaya desteğe çağırdı…
    Kampanya kapsamında vatandaşlar, ulusal markalar yerine yerel markalara yönlendirileceğine değinen Saygı, “Halkımızın kazancı, katma değeri, esnafımıza kalsın. Yozgat’ın şartları, koşulları bellidir.

    Ulusal marketlerin günlük kazancı merkezlerine gönderiliyor. Yozgat’a hiçbir katkısı olmuyor. Gelip geçip gidiyor. Sadece Yozgat’ta çalıştırdığı kişileri istihdam ediyorsa o yanına kar kalıyor, onun haricinde katma değeri algısı, vergisi olduğu gibi bağlı bulunduğu şehre gidiyor.

    Ama bizim yerli esnafımızın kazandığı Yozgat’ta kalıyor. Halkımızı bu konuda çağrıda bulunuyoruz.

    Alışverişlerimizi yerli esnaftan yapalım. Biz olursak memleketimize esnafımıza sahip çıkarsak Yozgat kazanır. Mahallemizdeki bakkalımızdan alalım, en ufak bir alış verişi kendi konfeksiyoncudan yapalım, kendi manavımızdan alalım, eti kendi kasabımızdan alalım. Yozgat’ın kazanmasını istiyorsak esnafımızın sahip çıkalım” dedi.

  • Camiler ve Din  görevlileri haftası

    Camiler ve Din görevlileri haftası

    Bilindiği üzere her yıl 1-7 Ekim tarihleri arasında kutlanmaktadır “Camiler ve Din görevlileri” haftası, bu yıl da farklı etkinlikler başlamış durumdadır. Bu konuda katkı sunmak adına bugünkü sohbetimizi buradan devam ettirelim istedim…
    Unutmamak gerekir ki, Cami ve mescitleri inşa ve imar etmek, sahip çıkıp ihtiyaçlarını karşılamak dini görevlerimizdendir. Geçmişten günümüze, bu mukaddes görevi en güzel şekilde yerine getiren aziz milletimizin bu konudaki gayret ve hassasiyeti her türlü takdirin üstündedir.
    Camiler, tarih boyu üstlendikleri pek çok fonksiyonun yanı sıra, İslami kimliğin oluşmasında ve korunmasında yeri ve önemi inkar edilemeyecek kadar önemlidir. Kurtuluş savaşından sonra sınırların lehimize belirlenmesi aşamasında camiler başka bir fonksiyon ifa etmiştir. Lozan’da Yunanlılar özellikle Edirne’nin kendilerine verilmesi üzerinde ısrar ederken İngiliz heyeti Yunanlılara “Tamam, Edirne’yi size verelim ama Selimiye Camii’ni nereye koyacaksınız?” sözücamilerimizin bu ülkenin tapuları olduğu gerçeğini bir kez daha ortaya koymaktadır.
    Bu kutsal mekanların, belirtilen fonksiyonlarını etkin bir şekilde ifa etmesinde, samimiyet ve fedakarlıkla hizmet eden, cami görevlilerinin de payı büyüktür.
    En küçük yerleşim birimine kadar ülkenin her köşesinde hizmet veren cami görevlileri, yine cemaat ile doğrudan muhatap olan ve ilk elden ihtiyaçlarına cevap verenler de onlardır. Görevlerimiz namazın topluca eda edilmesinden, cemaatin dini konularda aydınlatılmasına, görev bölgelerinde kardeşliği zedeleyen olumsuzlukların giderilmesinden birlik ve beraberlik şuurunun oluşmasına, cami civarındaki insanların sosyal, kültürel ve ahlaki alada yetişmesine önderlik, rehberlik ve öğreticilik yapan kişilerdir. Din görevlilerinin sosyal hayattaki birleştirici ve olumlu katkıları yanında, ülke barışının ve güveninin sağlanmasındaki hizmet ve katkılarını unutmamak gerekir. Bu katkılar için yakın tarihe bir göz atmak yeterli olacaktır.
    Din görevlilerine emanet edilen ve peygamber mesleği olan bu vazifenin günümüzde de kendisinden beklenen işlevi etkin bir şekilde yerine getirebilmesi, nitelikli, liyakatli ve fedakar din görevlileri ile mümkün olacağını biliyoruz. Bizler, bu göreve layık olma ve topluma faydalı olma gayreti içerisindeyiz. 15 Temmuz’da yaşananlar din adına dine zarar veren yapıların ne kadar tehlikeli olduğunu gözler önüne sermiştir.
    Bu sebeple yetişmiş, güven duyulan gönül ve ilim ehli gerçek din görevlilerinin önemini ortaya koymuştur.
    Bu hafta münasebetiyle Müftülüklerimiz ve görevlilerimiz her sene olduğu gibi bu sene de bir takım etkinlikler düzenlemiştir. Bu vesileyle cami ve mescitlerimizin yapılması ve yaşatılmasında emeği geçip ahirete irtihal eden bilcümle hayır sahiplerini, din hizmeti veren hocalarımızı rahmetle anıyor, hayatta olanlara da sağlık ve afiyetler diliyorum.
    Camiler ve Din Görevlileri Haftanızı tebrik ediyorum.

  • Sektörde isim yapmış öncü firmalara  Yozgat tanıtıldı

    Sektörde isim yapmış öncü firmalara Yozgat tanıtıldı

    Yozgat Valiliğinin ve bağlı kurumların yaptığı çalışmalara göz gezdirdiğimizde en çok dikkatleri çeken konu “Yozgat’ın Tanıtımı”dır.
    Burada sorulması gereken en önemli soru şu olmalı; Yozgat, yıllardan beri “tanıtım sorunu” yaşamamış olsa idi, bugün Valilik, böyle bir çalışmanın üzerinde ısrarla ve önemle durur muydu?
    Yakın tarihe baktığımızda bugün olduğu üzere bundan önceki Valiler, Hüseyin Önal, Gökhan Sözer, Amir Çiçek, Necati Şentürk, Abdulkadir Yazıcı’nın da görev süresi içinde yaptığı çalışmalar arasında en çok dikkatleri çeken konu “Yozgat’ın tanıtım”ıdır.
    Bu tespitten hareketle bugüne geldiğimiz de, Yozgat “tanıtım sorun”unu ortadan kaldırmak maksadıyla var gücünü tüketmekten geri durmuyor.
    Valimiz Kemal Yurtnaç, geçen hafta bir toplantı sırasında yaptığı konuşma esnasında tanıtımla ilgili yeni gelişmeler oldu demişti. Bu konuda İstanbul’da önemli bir toplantıya heyet olarak katılacaklarını söylemişti…
    Dünkü yerel gazetelerimizi incelediğimde söz konusu toplantının İstanbul’da yapıldığını fark ettim. Detaylara girmeden önce bu toplantının önemli bir toplantı olduğunu en baştan belirtmiş olayım. Dolayısıyla toplantıya iştirak eden katılımcılara baktığımızda önemli kuruluşun temsilcileri olduğu görülmektedir.
    Toplantının genel hatlarını şu şekilde özetlemek mümkün; ‘Termal Kongre ve Spor Turizminin Yeni Adresi Yozgat’ sloganını realize etmek anlamında atılan somut adımlardan birisi olan toplantıda Yozgat’ın tarihi, turistik yerleri, doğal güzellikleri, termal kaynakları, Kazankaya Kanyonu, Roma Hamamı ve Türkiye’nin ilk milli parkı Çamlık Milli Parkı tanıtıldı.
    İlimiz Valisi Kemal Yurtnaç toplantı ile ilgili şu bilgiler verdi: “Sektörde isim yapmış öncü turizm firmalarının yetkilileri ile Yozgat’ı konuştuk. Yozgat’ın termalini, tarihi ve turistik yerlerini, yatırım fırsatlarını somut örneklerle anlattık.
    Samimi ve sıcak geçen toplantı oldukça verimli geçti. Turizmcilerimiz ise Yozgat ile alakalı tespitlerini ve sunabilecekleri katkıları aktardılar. Ben inanıyorum ki, kısa vadede bu toplantımız sonuç verecektir.”

  • Yozgat’a yapılması planlanan projeler bir kez daha görüşüldü

    Yozgat’a yapılması planlanan projeler bir kez daha görüşüldü

    Yozgat’ta Valilik ve Sivil Toplum Örgütlerinin ortaklaşa hazırladıkları projeler, Orta Anadolu Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu toplantısında bir kez daha görüşüldü.

    Kayseri Valisi ve ORAN Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Kamçı başkanlığında ORAN Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda, Yozgat, Kayseri ve Sivas’ta yapımı devam eden ve yapılması planlanan projeler bir kez daha masaya yatırıldı.

    Yozgat’ta yıllardır yer altı ve yer üstü zengin kaynakların turizme kazandırmak için ciddi çalışmalar yapıldığını biliyoruz. Bu konuda önemli sayılacak şekilde adımlar da atıldı. Bugün Sorgun ve Sarıkaya ilçelerimizdeki Oteller bunun bir göstergesidir.

    Bu konuda Yozgat Valiliğinin çalışmaları henüz tamamlanmış değil. Yeni yatırımcılarla görüşmeler halen devam ediyor. Mevcut kaynaklar daha verimli şekilde değerlendirileceğini düşünüyorum.

    Bir başka konu Yozgat’ta eksik olan tesislerdir. Bu tesislerden birisi de “hayvan Borsası ve hayvan Hastanesi”  bu konuda da başlatılan çalışmalarda belli ölçülerde ilerleme kaydedildi.

    Çünkü gerek termal kaynaklar olsun gerekse diğer projeler olsun bunların üzerinde ısrarla durulmaktadır. Bu konuları kapsayan ORAN toplantısında Kayseri Valisi ve Ajans Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Kamçı burada yaptığı açıklamada, geçen kurul toplantısında destek almaya hak kazanan başvuru sahiplerini ilan ettiklerini ifade ederek, tüm başvuru sahiplerine hayırlı olmasını temenni etti ve yatırımlarının bereketli olmasını diledi.

    Fizibilite Destek Programı ve Teknik Destek Programında başvuruların alınmaya devem ettiğini belirten Vali Kamçı, “Fizibilite programı ile kar amacı gütmeyen kurumlar(Kamu kurumları, belediyeler, STKlar, OSBler ve kooperatifler gibi) tarafından yapılacak olan başvurular ile yatırım fikirlerinin fizibilitesinin hazırlanması için 200 bin TL’ye kadar, teknik destek programı ile de yine kar amacı gütmeyen kurumların kurumsal kapasite gelişimi için ihtiyaç duydukları eğitim ve danışmanlık desteği 50 bin TL’ye kadar karşılanabilecektir.” dedi.

    Vali Süleyman Kamçı, ORAN Ajansı’nın yaptığı diğer çalışalar hakkında da şu bilgileri verdi: “Bilindiği üzere Ajansın güdümlü proje mantığı ile vermiş olduğu destekler var ve bu anlamda Kayseri’de Kayseri OSB’nin başvuru sahibi olduğu “Fuar ve Kongre Merkezi” projesine 11,5 milyon TL, Erciyes Üniversitesi’nin başvuru sahibi olduğu “ Erciyes Kordon kanı ve Doku Bankası” projesine ise 3,5 milyon TL destek vermekteyiz. Sivas’da yapılması planlanan “ Hamidiye Şehir ve Sanayi Mektebi Müzesi “ ve Yozgat’ta yapılması planlanan “ Yozgat hayvan hastanesi ve borsası” projeleri için de Bakanlığımızın onayı beklenmekte olup yakın zamanda ilerleme kaydetmeyi umuyoruz. Bugünkü toplantımız ile iki güdümlü projenin daha teklifini Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına ileteceğiz. İlki Bölgemizin 3 ilini de kapsayan ve Ticaret ve Sanayi Odalarının ortaklığı ile yürüyecek olan “ Uygulamalı Yalın İmalat” projesidir ki bu proje ile bölgedeki uygun sektörlerdeki firmaların verimliliğini artırmak ve maliyetlerini düşürmek planlanmaktadır. Bir diğer proje de “ Jeotermal kaynakların etkin kullanımı” projesidir ki bu proje ile de Sarıkaya ve Sorgun ilçelerinde termal kaynaklar için toplama ve dağıtma merkezi kurulumu planlanmaktadır..” 

  • TURİZME KATKI SUNACAK TARİHİ MEKANLAR

    TURİZME KATKI SUNACAK TARİHİ MEKANLAR

    Yozgat, konum itibariyle tarihi mekanlar bakımından oldukça zengin bir coğrafyaya sahip olduğunu hep söylemişimdir…
    Bu konuda Kamu kurumların yaptığı ciddi çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmaların yegane amacı kentin kültür ve turizmini canlandırmak, turizm potansiyelinden daha fazla faydalanmaktır.
    Yozgat bu konuda belli bir aşamayı geçti, yeni mekanların gün yüzüne çıkması amacıyla belli bölgelerde başlayan çalışmalar olduğunu görüyoruz.
    Bu çalışmalardan bir tanesi de Boğazlıyan ilçesine bağlı Özler köyünde bulunan ve milattan sonra 300’lü yıllarda erken Hristiyanlık döneminde yapıldığı tahmin edilen 8 odalı yer altı şehrinde kazı çalışmaları devam ediyor.
    Boğazlıyan ilçesine bağlı Özler köyünde bulunan ve milattan sonra 300’lü yıllarda erken Hristiyanlık döneminde yapıldığı tahmin edilen 8 odalı yer altı şehrinde kazı çalışmaları devam ediyor.
    217 metre uzunluğuna sahip Özler Yeraltı Şehri’nin turizme kazandırılması için başlatılan çalışmaları yerinde inceleyen Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, Boğazlıyan Kaymakamı Davut Sinanoğlu, İl Kültür ve Turizm Müdürü Metin Halıcı yapılan çalışmalar hakkında Arkeolog Ömer Yılmaz’dan bilgiler aldı.
    Vali Yurtnaç, inceleme sonrası yaptığı açıklamada ise Yozgat’ın bir tarih kenti olduğunu söyleyerek “Yozgat’ın 5 bin yıllık bir tarihi var. Özlere geldiğimizde bir yeraltı şehri olduğunu vatandaşlar arasında duyduk. Bu sene itibariyle de işçilerimizle teknik ekibin nezaretinde buradaki yeraltı şehrini eşmeye başladık.
    Yaptığımız kazılarda buranın 300 metreye yakın bir yer olup çıkışı olduğunu ve 8 tane odanın da varlığını tespit ettik. Temizleme çalışmalarına başladık ve odaları meydana çıkardık” dedi.
    Yozgat’ın bir turizm güzergahı üzerinde yer almasını istediklerini de belirten Vali Yurtnaç, “Kapadokya’dan çıkıp Hattuşaş’a giden yol hattı üzerinde Özler sonra 2 bin yıllık tarihi Roma Hamamı ve Yozgat’ta bir akşam konaklama ve son olarak Hattuşaş’a ulaşan bir turizm yolu olmasını istiyoruz. Burada yaptığımız çalışmalar alt yapı ve tanıtım çalışmalarıdır. İnanıyorum ki önümüzdeki süreç içerisinde Yozgat turizm konusunda daha gelişmiş bir şehir haline gelecektir.
    Burada arkeologlar çalışıyor. Dediklerine göre MS 300’lü yıllarda yapılmış bir yerleşim yeri burası. Zaten Kapadokya’da da benzer yerler var. Buraların Kapadokya’nın devamı olduğunu düşünüyorum. Zamanında insanlarımız burada yaşamışlar ama şimdi biz burayı tarihi bir varlık olarak turizme kazandıracağız” şeklinde konuştu.

  • Fuat Oktay, memleket için bir fırsattır

    Fuat Oktay, memleket için bir fırsattır

    Hafta başından bugüne yerel gazetelerimize baktığımızda Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Dr. Fuat Oktay’ın açıklamaları hem haber olarak, hem de köşe yazıları ile desteklenerek, kamuoyu ile paylaşıldı. Çünkü bilgilerin tamamına bakıldığında anlattıkları bana göre, Yozgat için o kadar kıymetli ve değerli ki, bundan sonra da paylaşılmayı hak ediyor.

    Anlatılanların Yozgat için kıymeti ve değerine binaen aynı konu üzerinden birkaç kelam da ben yazmak istedim…

    Hatırlatmak isterim ki, “Marifet İltifata tabidir” Buradan hareketle Yozgat’ta şimdiye kadar taş üstüne taş koyan kim varsa hakkı teslim edilmesi taraftarıyım. Dolayısıyla Yozgat’ta bugüne kadar yapılanları hiçbir zaman küçümsemedin, yok saymadım ve görmezden gelmedim…

    Çünkü Yozgat’a gerek devlet imkanlarıyla yapılanlar olsun gerek, işadamlarımız ve sivil toplum kuruluşlarımız gerekse, yatırımcı ve müteşebbislerimiz bu anlamda çok kıymetli ve değerliler.

    Fakat Yozgat, bilindiği üzere üretimden çok tüketime dayalı hayatını ve yaşamını sürdüren insanların yaşadığı bir ildir. Bunun doğal sebebi ise, fazlaca üretim sektörü olmadığı için burada tüketim her zaman ön planda olmuştur.

    Bu bakımdan Yozgat’ta aklımıza gelen A’dan Z’ye tüketim maddesi ne varsa, çoğunluğu çevre illerden temin edilmektedir. Dolayısıyla Yozgat çevre iller için iştah kabartan büyük bir Pazar durumunda kaldığı için ne gelişme ne de kalkınma bir türlü ilerleme sağlayamamıştır.

    Tabi burada Öz sermayenin yetersiz kalması, azda olsa mevcut sermayenin plansızlık kullanımda olması da avantaj olmaktan çıkmış, dezavantaj durumuna gelmiştir.

    Sonuç olarak Yozgat’ta yaşanan ekonomik ve sosyo-kültürel sorunları saymakla tüketmek mümkün olmayacağı için yaşanan ve yaşanabilecek daha başka olumsuzlukları artık bir tarafa bırakmak adına Şehrin kendi imkânları ile sahip olduğu değerleri ön plana çıkartmak için bir değişeme ve dönüşüme dikkat çekilmek istenmektedir.

    İşte hafta başında Ankara’da Cumhurbaşkanı Yardımcımız, kıymetli hemşerimiz Sayın Dr. Fuat Oktay Bey’in anlattıkları bu bakımdan hepimiz için önemli ve değerlidir.

    Cumhurbaşkanı Yardımcımız, kıymetli hemşerimiz Sayın Dr. Fuat Oktay Bey, memleket için çok önemli bir fırsat olduğunu özellikle bir kez daha vurgulamakta fayda görüyorum.

    Bilindiği gibi Türkiye en son yapılan seçimlerden sonra yeni bir döneme girmiştir. Bu süreçte her ne kadar piyasalar bir manipülasyon söz konusu olsa da, ülkelerin ve illerin gelişmesi ve kalkınması sürdürülecektir.

    Konuyu birkaç cümle ile toparlayacak olursak, Yozgat’ın gelişmesi ve kalkınması bütün değerleri ile birlik ve beraberlik müessesesinin tesisinden geçmektedir. Bu müessese sağlık şekilde tesis edildiğinde bütün sorunlar kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

  • Milletvekili Keven yeni soru önergeleri vereceğim dedi

    Milletvekili Keven yeni soru önergeleri vereceğim dedi

    CHP Yozgat Milletvekili Ali Keven, Yerköy’de faaliyet gösteren Kamyoncu esnafını mekânlarında ziyaret ederek, sorunlarını dinledi.

    Sayın Keven Milletvekili seçildikten sonra Yozgat’ın kıyıda, köşe kalmış sorunlarının yeniden gündeme gelmesini sağladı. Bir sohbetimizde Milletvekili seçildikten sonra geçen zaman içinde 10’dan fazla Yozgat ile ilgili Mecliste cevaplanması için soru önergesi verdiğini biliyorum.

    Şimdide Kamyoncu esnafının sorunlarını Yerköy’de bizzat dinleyen Keven, yaptığı ziyarette Şoförler Kooperatifi Başkanı Fikret Çetiner tarafından karşılanırken, burada kamyoncu esnafının gitgide artan ekonomik kriz karşısında yaşadığı sorunları dinledi.
    Kooperatif lokalinde kamyoncu esnafı ile bir araya gelen Keven yaptığı konuşmasında şunları kaydetti;
    “Kamyoncu esnafı mazot fiyatından tutun yağ filtre lastik giderlerine kadar artan maliyetlerden şikayetçi. Geçen yıla göre mazot yaklaşık zamlandı. Ancak kazançları bu oranda artmadı. Gece gündüz direksiyon başında olan şoför esnafımız zarar ediyor. Çünkü dolar arttı ve her şey zamlandı ancak siyasi iktidara göre her şey yolunda çünkü onlar halkın sorunlarını bilmiyorlar. Saraydan bakınca ülke güllük gülistan ama esnafın çiftçinin tarafından bakınca artan enflasyon ve düşen alım gücü görünüyor. Parayı betona gömen fabrika yerine AVM açılışı yapan bu siyasi anlayış ülkeyi bu duruma getirdi. Ancak hep birlikte dayanışmayla bu ülkeyi bu ülke insanının ekonomisini düzelteceğiz. Nasıl yapacağız üretimle eğitimle ve tarımın güçlendirilmesiyle yapacağız. Nasıl yapacağız üreten bir Türkiye oluşturarak yapacağız. Cumhuriyetin kıt kaynaklarla kurduğu ve sonra ki hükümetlerinde sayısını artırdığı şeker fabrikalarını peşkeş çekenlerden hesap soracağız” dedi.
    Pancar hasat döneminin başladığına ve Çorum Şeker Fabrikası’nın verdiği nakliye fiyatının geçen seneyle aynı olduğuna dikkat çeken Kooperatif Başkanı Fikret Çetiner’in ilettiği sorunları Meclis’e de taşıyacağını belirten Keven “Çorum Şeker Fabrikası’nı alan şirket pancarı ton başına ortalama 45 lira gibi bir fiyatla taşıtmak istiyor. Bu fiyat geçen sene ile aynı. Artan mazot fiyatına bakıyoruz 6 lira 40 kuruş olmuş. Arada ຜ zam var. Şoför esnafına bu fiyatı dayatmak zulümdür. Bu fiyatın artırılması için özelleştirmeyi yapan kurum müdahil olmalıdır” dedi.
    Daha sonra Yerköy’de pancar sökümü yapan çiftçileri ziyaret eden Milletvekili Keven, Kömüşören ve Akpınar köyünden pancar üreticilerinin sorunlarını yerinde dinledi.
    Üreticiler pancar nakliye bedelinin çok düşük olmasından dolayı Çorum’a fabrikaya gönderemediklerini ve yaklaşık 200 ton pancarın tarlada beklediğini söylediler.

    Ayrıca pancar kotasının +5 oranında verilmesi gereken küspe istihkakıyla ilgilide sorun yaşadıklarını ve normalde Eylül ayının ilk on gününde alırlarken hâlâ hiç ödeme yapılmayan çiftçiler olduğunu ya da çok az miktarını aldıklarını ifade ettiler.

    Sorunları 1 Ekim’de Meclis açılınca TBMM çatısı altına da taşıyacağını ifade eden Keven hem pancar üreticisinin hem de kamyoncu esnafının mağdur edilmemesi için bunun takipçisi olacağını belirtti.

  • MHP ve CHP’li  Milletvekillerinden önemli mesajlar

    MHP ve CHP’li Milletvekillerinden önemli mesajlar

    Yozgat’ın güçlü ve zayıf yönleri bir defa daha Milletvekilleri tarafından takibe alındı. 24 Haziran seçimlerinden hemen sonra sanki yeni bir seçim varmış gibi saha çalışmalarını sürdüren CHP Yozgat Milletvekili Ali Keven, Mecliste haftalık yaptığı basın toplantılarında Yozgat’ı gündem de tutmaya devam ediyor.
    Yozgat’ta köy yollarını gündeme getirmekle başlayan çalışmalar, çiftçinin sorunları, tarım ve hayvancılık alanındaki üreticilerin karşı karşıya kaldığı problemleri gündem de tutan Sayın Keven, en Yozgat’a bazı Kamu binalarının yıkılmasını Meclise taşıdı.
    Şimdide bir süre önce özelleştirilerek satılan Şeker Fabrikaları arasında yer alan Yozgat-Sorgun Şeker Fabrikasının son durumunu ve çalışan işçilerin durumlarını Meclise taşıyan Milletvekilimiz Ali Keven, Yozgat’ı yakın mercek altına alarak, bu çalışmaları sürdürmektedir.
    Öte yandan Yozgat’ta MHP’den Milletvekili seçilen Ethem Sadef, seçimlerden sonra birkaç kez Yozgat’ı bir bütün olarak ziyaret ederek, vatandaşların sorunlarını dinledikten sonra parti içi çalışmalara yoğunlaşınca vatandaş, Milletvekili Ethem Sadef Yozgat’ı unuttu mu? Sorusunu sormayı sıklaştırdığı bizim dahi kulaklarımıza kadar geldiği bugünlerde tekrar “ben buradayım, memleketimde hemşerilerimle birlikteyim” dercesine ziyaretlerine kaldığı yerden başlayan Milletvekili Sadef, hafta başında çeşitli ziyaretlerde bulundu.
    Gazetemizi de bu ziyaretler sırasında es geçmeyen Sayın Sadef ile uzun uzun sohbet etme fırsatı buldum…
    “Vatandaşımızın bize vermiş olduğu desteğin neticesinde Yozgat’ı Mecliste en iyi şekilde temsil ediyorum” diye söz başlayan Sadef, Bu süre içerisinde İlimizi, İlçelerimizi, Beldelerimizi ve köylerimizi ziyaret programlarımıza devam ediyorum, bundan sonra her fırsatta vatandaşımla iç içe olacağım dedi.
    Yozgat’ta doğmuş, büyümüş, memleketin iyi yönlerini de zayıf yönlerini de bildiğini anlatan Milletvekili Ethem Sadef, vatandaşlarımız bizlere önemli bir görev ve sorumluluk yükledi. Bunun bilincinde olarak ben ve parti teşkilatlarımızla birlikte çalışmalarımızı hız kesmeden devam ettireceğiz diyen Milletvekili Sadef’e Yozgat’ın özellikle ekonomik sorunları hakkında bir takım bilgiler aktardım.
    Yozgat’ın gelişmesi ve kalkınmasını hızlandıracak projelerin hayata geçmesi bakımından Ankara’nın Yozgat’a daha yakın olması gerektiğini vurguladım.
    Çünkü Yozgat’ın gelişmesi ve kalkınmasının önünde ciddi engeller olduğu siyasetçilerimiz dahil, sivil toplum kuruluşları tarafından çok iyi bilinmektedir.
    Dolayısıyla bütün siyasetçilerin ve sivil toplum kuruluşlarının el birliği ile bu sorunları çözmek için bir araya gelmeleri gerektiğini hatırlattım.

  • Tüm bu yapılanlar inşallah eğitim kalitesini artırmak içindir

    Tüm bu yapılanlar inşallah eğitim kalitesini artırmak içindir

    Eğitim konusu en önemli sorunların başında geliyor… Bu konu her ne kadar Türkiye’nin sorunu gibi görünse de, Yozgat’ta uzun zamandır en ciddi sorun eğitimdir.

    Bu konu nerde ne zaman gündeme gelse, “Biz bu konuda şimdiye kadar şunları, bunları yaptık ama eğitim kurumlarımızın fiziki yapısı eski olduğu gibi yetersiz olması bizim için her zaman dezavantaj oldu” diyerek savunmaya geçen yetkililer, bugün bazı eğitim kurumlarını yıktılar, bazılarını da tamamlayarak hizmete açtılar…

    Yeni eğitim öğretim döneminin başladığı şu günlerde özellikle ilçelerde yapımı tamamlanan binaların açılışları tören düzenlenerek yapılıyor…

    Temennim odur ki, Yozgat ve ilçelerinde eğitimin kalitesini artırmak, öğrencilerin daha modern ve daha güzel mekânlarda eğitim görmesini sağlamak amacıyla yapılmış olsun bu çalışmalar…

    Tabi burada anlatmak istediğim bütün mesele modern binalar yapmak değil, asıl olan bu binalarda kaliteli eğitimciler tarafından çocuklarımıza kaliteli eğitim vermektir.

    Bunu yapabildiğimiz zaman yapılan binaların amacına ulaştığını hep birlikte görmüş oluruz. Yoksa bugün Yozgat’ta O kadar çok kaliteli ve modern binalar var ki; ama içinde aynı kaliteye eşdeğer hizmetler yok…

    Neyse konu dağıtmadan geçtiğimiz günlerde hizmete giren Saraykent ilçesinde yapımı tamamlanan Çok Programlı Anadolu Lisesi’nin resmi açılışı düzenlenen törenle gerçekleştirildi. Biraz bundan bahsedelim istiyorum…
    Törenin açılış konuşmasını yapan Yozgat İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, 16 derslikli okulun 4 milyon 600 bin liraya mal olduğunu söyledi.
    Vali Kemal Yurtnaç ise burada yaptığı konuşmada, “2018-2019 eğitim öğretim yılının ilimize, ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Devletimiz siz değerli öğrencilerimiz ve gençlerimiz için birçok fedakârlıklara katlanıyor. İşte bunlardan bir tanesi de açılışını yapmakta olduğumuz okul binası. Eğitimde kalitenin artırılması için bir dizi çalışmalar yaptık. Üniversiteye yerleşme sayılarının açıklanmasıyla Yozgat’ta eğitimde kalitenin arttığını göreceğiz. Sizler ülkemizin geleceğisiniz. O maksatla okullarda derslerinizi iyi dinleyeceksiniz. Tekrar yapacaksınız. Çok ve sürekli çalışacaksınız. Geçmişimizi düşünerek milli olma vasfınızı kaybetmeden çalışacaksınız. Bizler sizin yetişmeniz için okullar, spor salonları, sosyal alanlar yapacağız, sizlerde bunun karşılığı olarak ülkemize faydalı vatan evlatları olacaksınız. Ben bu duygu ve düşüncelerle okulumuzun ilimize, ilçemize, öğrenci ve öğretmenlerimize hayırlı olmasını, hayırlı bireyler yetiştirmesini temenni ediyorum” dedi.
    Yozgat Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Bekir Bozdağ ise, “Umarım ki 2018-2019 eğitim öğretim yılı başarılı geçer. Saraykent Çok Programlı Anadolu Lisesi ilçemize kazandırdığımız sonuncu okul. Saraykent’e daha öncede hem ilkokul hem de lise düzeyinde başkaca okullarda kazandırdık. İlçe halkımız bilirler ki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Saraykent’in bütün okulları yenilenmiştir. Şu anda Saraykent’te ki okullarımızın fiziki durumu Ankara, İstanbul ve birçok ilin okul kalitesinden daha iyi durumdadır. Hem sınıf başına düşen öğrenci sayısı hem de öğrenci başına düşen öğretmen sayısında da çok çok iyiyiz. İnşallah daha da iyi noktalara geleceğiz. Başarı sadece maddi imkanlarla ölçülemez. Öğretmenlerimizin, velilerimizin ve daha önemlisi öğrencilerimizin gayreti daha önemlidir. Birlikte çalışırsak bu okullardan birçok başarılı öğrenci çıkartabiliriz. Yeni nesillerimizi öğretmenler yetiştirecek ve öğretmenlerimize de burada çok iş düşüyor. Bu vesile ile ilçemize kazandırılan bu güzel okulumuzun öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize ve ilçe halkına hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

  • İl Sağlık Müdürü Şahin eleştirilere cevap verdi

    İl Sağlık Müdürü Şahin eleştirilere cevap verdi

    Sağlık-Sen Yozgat Şube Başkanı Hayati Tuncal’ın hafta başında yaptığı Yozgat’taki sağlık hizmetlerinin yetersizliği ile ilgili açıklamalar üzerine evvelsi gün basın mensuplarını davet ederek, kahvaltılı basın toplantısı düzenleyen İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin, haksız bir eleştiri ile Sağlık Kurumlarımızın karşı karşıya kalmasını kabul etmiyoruz dedi.

    Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan daha sonra Şehir Hastanesinin faaliyete geçmesiyle bir süre önce yıkılan eski Devlet Hastanesinin yanındaki Göğüs hastalıkları bölümünün yerine yeni yapılan İdari binanın üst katındaki kahvaltının ardından gündemdeki konularla ilgili sohbet ettik.

    Yozgat merkez başta olmak üzere ilçelerimizde verilen sağlık hizmetlerinin her zaman daha kaliteli, hızlı bir şekilde vatandaşımıza sunmanın çalışmalarını ekip olarak sürdürmeye devam edeceklerini anlatan İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin, şehir hastanesinin hizmete girmesiyle doktor sayısının yaklaşık ikiye katlandığını ve il dışına yapılan hasta sevk sayılarının düştüğünü istatistik bilgilerle anlattı.

    İl Sağlık Müdürlüğünde basın toplantısı düzenleyen Şahin, sağlık çalışmaları hakkında bilgi verdi.

    Yozgat Şehir Hastanesinin hizmete girmesiyle sağlıkta hizmet standardının yükseldiğini anlatan Şahin, daha önce devlet hastanesinin 400 yatak kapasitesi ile 30 bin 381 metrekare kapalı alanda hizmet verdiğini şehir hastanesininse 475 yatak kapasitesiyle 141 bin 120 metrekare kapalı alanda hizmet sunduğunu belirtti.

    Şahin, şehir hastanesinde doktor sayısının da ikiye katladığını vurgulayarak, “Devlet Hastanesinde uzman hekim sayımız ortalama 67 iken, şehir hastanesinde bu sayımız ortalama 109 dur. Aynı şekilde pratisyen hekim sayımız da 7’den 17’ye çıkmıştır. Poliklinik sayımızın artmasıyla birlikte il dışına yapılan hasta sevk oranlarımız da düşmüştür. 2016’da 6,5 olan aylık hasta sevk sayımız 1,5’lara kadar düştüğünü” söyledi.

    Eksik branşlarda doktor atamalarının da yapıldığına değinen Şahin, “Çocuk kardiyoloji, onkoloji, hematoloji, pediatri ve mikrobiyoloji uzmanları ile 15 pratisyen hekim ataması yapıldı. Yakın zamanda hastanemizde göreve başlayacaklar” dedi.

    Yaklaşık 2 saat süren toplantıda İl Müdürü Şahin, Basın mensuplarının zaman zaman hastaneye gittiklerini burada karşılaştıkları sorunlar ve vatandaşlardan yansıyan şikâyetlerin bir kısmına cevap verirken, bir kısmını da not alarak, sorunların çözümünü sağlayacağını belirtti.

    Daha kaliteli hizmet vermeyi amaçladıklarını anlatan İl Müdürü Fatih Şahin, vatandaşlarımızdan zaman zaman gelen şikayetleri değerlendirdiklerini, bazen yaşanan sorunları da birlikte çözdüklerini söyledi.

  • SAĞLIK SORUNLARI, SAĞLIĞIN SORUNLARI… (II)

    SAĞLIK SORUNLARI, SAĞLIĞIN SORUNLARI… (II)

    Dün başladığımız “Sağlık” konusundaki meselelere kaldığımız yerden bugün de devam edelim ama önce bir hatırlatmada bulunmak isterim…

    Dün İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin, bir basın toplantısı düzenledi… Sayın Şahin’in açıklamaları Türk Sağlık-Sen Yozgat Şube Başkanı Hayati Tuncal’ın yaptığı açıklamalara cevap olmuş olsa da, konu yarım kalmaması bakımından bugünde  konuya kaldığımız yerden devam edelim yarın da Sayın Şahin’in basın toplantısında yaptığı açıklamaları buradan paylaşalım:

    Şimdi sevkler yüzünden hastaların ölümle yüz yüze kaldığı iddiasında bulunan Türk Sağlık-Sen Yozgat Şube Başkanı Hayati Tuncal, şunları kaydetti:
    CPR (yeniden canlandırma) müdahalesi, kafa travması dahil multıpl travmaya maruz kalmış hastalar yada yeni doğan yoğun bakım ihtiyacı için küvez içerisinde sevk edilen hastaların hepsi de maalesef nakil komplikasyonlarına maruz kalmaktadırlar. Asıl amaç hastaları 2-3 saatlik yolculuklarla sarsıntı içerisinde başka illerdeki hastanelere sevk etmek değil! Hastayı ilimizde tedavi etmek olmalıdır.
    Bu sevkler hastanın iyileşme sürecini uzattığı veya hastaların can kaybına yol açtığı gibi birde hasta yakınları açısından da maddi ve manevi sıkıntılar yaşanmasına sebep olmaktadır. Yozgat Şehir Hastanesi ve Bozok Üniversitesi Eğitim Ve Araştırma Hastaneleri’nin tüm bu sorunları ortadan kaldıracak diyerek bir başka gözle bakmış ve ümitlenmiştik. Ne yazık ki henüz proje aşamasında Şehir Hastanemizin Yozgat nüfusundan daha az bir ilimize yapılan şehir hastanesi yatak kapasitesinin Yozgat Şehir Hastanesi’nden yüzde 50 yüksek olması (üstelik kıskandığımız bu ilimiz kişi başına yatak sayısı ilimizden yüzde yüz daha fazla iken) Yozgatlılar olarak umduğumuzu bulamayacak endişelerimize sebep olmuşken aradan geçen süre, haklılığımızın yaşanarak görülmesini sağlamıştır.

    Sağlık Bakanlığı bürokratları yatak kapasitesinin belirlenmesi aşamasında karşımıza il nüfus sayısı ve hastane yatak doluluk oranları ile karşımıza çıkmaktadır. Nüfus oranları bir anlamda gerçekleri yansıtır iken, yatak doluluk oranları tam olarak doğru sonuçlar vermemektedir.
    Tüm sağlık teşkilatı çok iyi bilmektedir ki “hastalık yoktur hasta vardır” buradan hareketle bir hekim hastaya herhangi bir cerrahi müdahalede bulunacağı ve yatarak tedavi edeceği zaman, hastanesinde başka branşlarda hekimlerin konsültasyon ve gerekli donanım imkanı olup olmadığına bakarak karar verir. İlimizde ki hastanelerde bazı hastaları ameliyat veya tedavisini yapmayan hekimlerimiz gittikleri başka iller de aynı vakaları yukarda sözünü ettiğimiz imkanlar dahilinde tedavi etmektedir.
    İlimize yapılan hastane yatak kapasitelerinin düşük tutulması (475 yatak kapasitesinin, 500 yatak kapasitesinin üzerine çıkartılması bile mevcut hekim ve sağlık personeli sayısının en az yüzde 20 artmasının yanında olmayan bir takım alt yapı ve donanımlarında kurulması demektir. Hastalardan alınan bazı kan testlerinin ilimiz dışında yapılması açık bir örnektir.) çalışacak hekim, uzman hekim ve diğer sağlık personelleri sayısının da düşük olmasına sebep olurken diğer yandan mevcut hekimlerinde bilinen sebeplerden dolayı tam verimli çalışamamaları, ilimizden, başka illere yapılan hasta sevklerini katlamaktadır.”

    Sivil toplum örgütü olarak bizim maksadımız; eleştiri yapmak değildir. İlimize ve insanımıza yapılan her hizmeti takdir eder ve “Bir çivi çakandan Allah razı olsun “ deriz.
    Bizim tüm istek ve taleplerimiz Yozgatlı hemşerilerimizin daha iyi hizmetler almasından ve bu hizmetleri sunan sağlık çalışanlarımız ise sağlıklı ve huzurlu hizmet sunmasından yanadır.
    Bizler ekonomik olarak geri kalmış, nüfus olarak her gün göç vererek geriye giden Yozgat’ımıza hiç olmazsa sağlık alanında ülkemiz ölçeği standartlarında hizmetler bekliyoruz.
    NOT : Tekrar ediyorum yarın ki yazımda da İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin’in açıklamalarını buradan paylaşacağım.

  • SAĞLIK SORUNLARI, SAĞLIĞIN SORUNLARI… (I)

    SAĞLIK SORUNLARI, SAĞLIĞIN SORUNLARI… (I)

    Vatandaş olarak görmezden gelme şansımızın sıfır seviyesinde olduğu konuların en başında “Sağlık” gelmektedir…

    Sağlık” konusu ben beni bildim bileli Yozgat’ta her zaman sorun olmuştur… Bugün her ne kadar modern binalarda bu hizmet verilmeye çalışılsa da şahit olduklarımız ve anlatılanlar, sorunların ardı arkası kesilmeyeceğini gösteriyor…

    Belki geçmiş ile bugünü mukayese ettiğimizde bir nebze olsun iyileşme dikkatleri çekiyor gibi görünse de, halen sorunların devam ettiği gelen bilgilerle sabittir.

    Daha dün gazetelere açıklama yapan Türk Sağlık-Sen Yozgat Şube Başkanı Hayati Tuncal, Yozgat’ta sağlık çalışanların sorunlarına da temas ederek, üzerinde ısrarla durulması gereken iddialarda bulundu.
    Tuncal, yaptığı yazılı açıklamada, Yozgat Şehir Hastanesi’nin beklentileri karşılamadığını ileri sürdü.

    Açıklamayı en ince noktasına kadar inceledim… Konunun özetini aslında paylaşmak niyetindeydim. Fakat öyle iddialar var ki, özet yapmakla meselenin özü anlaşılacak gibi görünmediği için bir bölümünü bugün kalan bölümü de yarın paylaşmak istiyorum…

    Birinci bölümde Doktor sıkıntısı ve hafta sonu kaza yapan Ambulans konusuna değineceğim. Bakın bu hususta Türk Sağlık-Sen Yozgat Şube Başkanı Hayati Tuncal şunları anlatıyor: “Siyasilerin sözleriyle güya çevre illerden Çorum, Sivas, Tokat, Nevşehir ve Kırşehir illerimizden Yozgat Şehir Hastanemize tedavi olmaya gelecek vatandaşlar olacaktı. Aradan geçen iki yılda söylenen sözlerin hiçbiri gerçekleşmediği gibi; şehrimizde hizmet veren uzman doktor sayısı neredeyse önceki yılların yarı sayısına düştü. Şehir Hastanesi açıldıktan sonra Yozgat’tan diğer illere yapılan sevkler katlanarak arttı. Maalesef bu olumsuz gidişin acısını en çok Yozgatlılar çekerken, diğer yandan hasta naklini gerçekleştiren 112 Acil çalışanlarımız plansız düzenlemeler nedeniyle her gün büyük sıkıntılar yaşamaktadır” dedi.

    112 Acil personellerinin çalışma şartlarına da değinen Tuncal, şunları kaydetti; “Bir gün içinde 8 -10 vakaya çıkan 112 acil personellerimiz dinlenme fırsatı bulmadan, gece hasta sevklerine giderek 24 saat yorgun ve uykusuz yollarda büyük fedakarlıklarla hastaları yaşatma mücadelesi veriyorlar. Geçtiğimiz günlerde gece Kayseri’ye yapılan sevkten dönen 112 Acil çalışanlarımız maalesef bilinen sebeplerden dolayı üzücü bir kaza geçirmiştir. Tek tesellimiz ise herhangi bir can kaybının yaşanmamış olmasıdır. Kaza yapan arkadaşlarımız en başta olmak üzere tüm 112 acil çalışanları ve Yozgat 112 ekiplerimize geçmiş olsun dileklerimi ileterek, arkadaşlarımızın bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını Allah’tan niyaz ediyorum.”
    Türk Sağlık-Sen Şube Başkanı Hayati Tuncal, hastanelerde yaşanan personel sıkıntılarına da dikkat çekerek Şehir Hastanesi ve Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde ciddi personel sıkıntılarının olduğunu ileri sürdü.
    “Yozgat Şehir Hastanesi Türkiye’nin ilk Şehir Hastanesi olması hasebiyle yaşanan tüm sıkıntılar üzerine gidilmeden maalesef bir şekilde üzeri kapatılıyor” diyen Tuncal; “Bozok Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ise personel yetersizliği nedeniyle, bir üniversite hastanesinden beklenilenleri karşılamaktan uzak duruyor. Tüm bu sebeplerden ötürü en başta Yozgat’ımız ve Yozgatlı başta olmak üzere, hastanelerimizi eksiklikler ile ayakta tutmaya çalışan sağlık personellerimiz ve hasta nakillerinden başını alamayan 112 Acil ekiplerimiz büyük sıkıntılar yaşamaktadır” diye konuştu.

  • Öğrenciler için sağlıklı beslenme tavsiyeleri

    Öğrenciler için sağlıklı beslenme tavsiyeleri

    2018-2019 Eğitim Öğretim dönemi başladı… Dolayısıyla uzmanların bu konuda dikkat çeken birçok açıklaması var… Özellikle anne ve babalar olmak üzere öğrencilerin sağlıklı beslenmeleri hususunda yapılan açıklamaların dikkate alınması hususunda katkı sunmanın da bir o kadar önem arz ettiğini düşünerek, sağlıklı beslenme konusunda birkaç hususu tekrar etmenin faydalı olacağını düşünüyorum.

    Bu bakımdan dün gazetelere yansıyan bir açıklama oldu. Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü Çocuk Gelişim Uzmanı Şeyma Kılınç yaptığı açıklamada şunları söyledi; “Sabah kahvaltısının, çocukların büyüme ve gelişiminde ne kadar önemli olduğu tartışma götürmez. Bunun nedeni ise akşam yemeği veya sonrasında alınan ara öğünle kahvaltı yapılan zamana kadar geçen süredir. Bu süre 8 saat ile 12-14 saat arasında seyreder. Açlık süresi uzun tutulan çocuklar algı problemleri yaşayabilir bu nedenle kahvaltı asla atlanmamalıdır.
    En az kahvaltı yapmak kadar önemli bir hususta kahvaltı tabağının çeşitli besin öğeleri tarafından zenginleştirilmesidir. Yapılan araştırmalar, güne farklı gruplardan besinlerle hazırlanmış bir kahvaltıyla başlayan çocukların okul başarısının arttığını gösteriyor. İyi bir kahvaltı çocukların öğrenme sürecini ve beyin gelişimini de olumlu yönde etkiliyor. Kahvaltı yapan çocukların daha başarılı olduğu, derste konsantrasyon sorunu yaşamadıkları için karşılaştıkları problemleri daha kolay çözebildikleri, okul performanslarının fiziki performans da dahil olmak üzere daha uzun sürdüğü, dolayısıyla daha geç yoruldukları ve kas işlevlerinin daha iyi olduğu biliniyor.
    Kahvaltı, muhakkak süt, yumurta, peynir gibi protein kaynaklarından oluşmalıdır. Bunun yanında gerekli vitamin ve mineralleri domates, salatalık, maydanoz gibi çiğ sebzelerden almalı, beynin çalışması içinse sağlıklı karbonhidratlardan tam tahıllı veya çavdar ekmeklerini tercih etmeliyiz. Kepek ekmeği çocuğunuzda var olan kansızlığı daha da arttırabilir, bu yüzden ekmek seçimlerinde de dikkatli olmak lazım.
    Sofra şekeri, yani basit karbonhidratlar, kan şekerini hızla yükseltip düşürdüğü için kan şekerinin düşmesine neden olur. Bu durum ise çocukta dikkat eksikliği, yoğunlaşma eksikliği ve uyku hali yaratır. Ders öncesi basit karbonhidrat içeren gıda (çikolata kaplı drajeler, şekerlemeler vs. ) tüketimi yanlıştır.
    Tarçının kan şekerini düzenleyici etkisi nedeniyle tarçınlı süt içilebilir. Bu, kan şekerinin düşmesini engeller ve yoğunlaşmayı artırır. Kan şekerinin hızla yükselip, düşmesine sebep olan tatlı, çikolata, hazır meyve suları yerine kan şekerini yavaş yükselten ve düşük kalori içeren meyve, yoğurt, ayran gibi gıdalar tercih edilmeli.
    Çikolata, hazır meyve suları ve tatlı gibi gıdalar çocukta gereksiz enerji yapmasına yol açar ve ders dinleme, takip etmede zorlanma problemleri karşılaşılabilir.
    Çocukların ders aralarında kantinden bir şeyler almak istemesi normaldir. Ancak anne, çocuğunun sevdiği şeylerle dolu bir beslenme çantası hazırlarsa, kantine duyulan ilgi azalacak, daha kontrol edilebilir bir hale gelecektir. Evde ton balığı, ızgara köfte veya tavuk ile hazırlanabilecek sağlıklı sandviçler, iştahın dengelemesine yardımcı olacak, çocukların abur cubura yönlenmesini azaltacaktır.
    Sade süt tüketmesini sevmeyen çocukların beslenme çantasına kısa bir süre için muzlu, kakaolu, meyveli sütlerden veya meyveli yoğurtlardan konulup sütü sevmesi sağlanabilir. Meyve sularının şeker içeriği oldukça yüksektir. Taze sıkılmış meyve suları haricindekiler tercih edilmemelidir. Meyveleri evde doğramadan beslenme çantasına koyarsanız vitaminleri kaybolmayacaktır. Kabuklu tüketilen meyvelerin iyice yıkanarak kabuğuyla birlikte yenmesi daha iyi olur. Kabuğundaki yüksek lif içeriğiyle sindirim sistemine katkı sağlar.

    Sağlıklı bir yaşam için su tüketimi tartışılmaz bir konudur. İlkokul yaşlarında su tüketimi düzenli olmayan çocuklarda halsizlik, baş ağrısı uykusuzluk gözlemlenebilir dedi.

  • EĞİTİMDEKİ SORUNLAR VE DURUM ÜZERİNE…

    EĞİTİMDEKİ SORUNLAR VE DURUM ÜZERİNE…

    2018-2019 eğitim ve öğretim yılının ilk ders zili dün çaldı. Konunun uzmanlarına göre, ülke genelinde yaklaşık 18 milyon okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise öğrencisi okula başladı. 2 aylık tatilin ardından 1 milyon öğretmen ders başı yaptı.

    Bu durumda hemen hemen her evde bir öğrencinin, 5 evden birinin de öğretmenle irtibatlı olduğunu düşündüğünüzde okulların açılması ile birlikte hayatın genel akışı değişir, trafikten ekonomiye birçok alanda hareketlilik başlar.

    Yozgat’ta dün sabah itibariyle eğitim hareketliliği başlamış oldu… Kazasız, belasız bir eğitim öğretim yılı geçirmeyi temenni ediyorum.

    Burada hepimizin aklına ilk gelen soru şu olsa gerekir; Okullarımız, öğretmenlerimiz eğitim sistemimiz yeni döneme hazır mı?

    Yaz boyu tadil edilmiş binalar, seminer döneminde hazırlanmış öğretmenler ve kafası karışık eğitim sistemimizle beklentilere cevap verebilecek miyiz?

    Yeni adrese dayalı sistemin kaosu geçmedi. 4. Yerleştirme süreci sonunda da hiçbir okula yerleşemeyen öğrenciler, istemediği okullara gitmek zorunda kalanlar, çaresiz velilerin durumu düşündürücü olmalıdır

    Bu sistem daha çok su götürür…

    Sınavsız öğrenci alan mahalle Anadolu Liselerinin kontenjanları artırılarak sorunlar çözülmeye çalışıldı ise de bu durum daha büyük sorunları ortaya çıkardı. ‘’Meslek Lisesi, Memleket Meselesi’’ diye eğitimimizin bir misyonu, iddiası vardı. Keşke bu sistem üzerinde ısrarla durulmuş olsaydı, bugün bazı sorunlar yaşanmaz olacaktı.

    İşte bu sistemin üzerinde durulmadı için bugün konuya genel baktığımızda Meslek Liseleri yeni yerleştirme sistemi ile boş kaldı. Yerleşenler de maalesef en düşük diploma notuna sahip, hedefsiz öğrenciler oldu.

    Yine genel konuşacak olursak, son yıllarda sayıları artırılan, fiziki şartları iyileştirilen İmam-Hatip Liseleri kontenjanları da boş kaldı.

    Eğitim sistemimizin önemli kazanımı derslik başına düşen öğrenci sayıları yeniden artmaya başladı.     Veli gözüyle bakıldığında ise bugünkü ekonomik şartlarda öğrencinin kıyafeti, servisi, kırtasiye  v.b eğitim giderleri düşündürücüdür.

    Eğitimin, insan kaynağının temel sorunu liyakat her dönemin problemi olmaya devam etmektedir… Çözülebilecek gibi de gözükmüyor.

    Tüm bu olumsuzluklara rağmen eğitimci umutlu olmak, elinden gelenin en iyisini yapmak zorundadır. Gönlümüzden geçeni değilse de, gücümüzün yettiğini başarmak zorundayız.  Bu vesile ile bir kez daha yeni eğitim ve öğretim yılının eğitimin tüm paydaşları için hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

  • Kamu binaları gerçekten çürük mü?

    Kamu binaları gerçekten çürük mü?

    Bugün Yozgat’ta birçok kamu binası çürük raporu gerekçe gösterilerek yıkılıyor…

    Bunları birazdan tek tek konuşacağız…

    Ama önce ecdadın asırlar önce yaptığı başta Tarihi Çapanoğlu Cami olmak üzere birçok tarihi binalar bugün dimdik ayakta dururken, 20 ya da 30 yıl önce yapılan kamu binalarının bugün çürük raporu gerekçe gösterilerek, yıkılması akıllarda birçok soru işaretine sebep olmaktadır.

    Mesela Cumhuriyetin kuruluşundan hemen sonra memleket hastanesi olarak yapılan Devlet Hastanesi…

    Yine Atatürk İlk ve Ortaokulu binası…

    Yine Ticaret ve Meslek Lisesi…

    Yine Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi binası…

    Yozgat’ta başlayıp Sorgun ilçemizde devam eden Eğitim kurumlarına ait binalar…

    Çürük raporu gerekçesiyle yıkılan ya da yıkılması planlanan binaları ne kadar konuşursak konuşalım, ortada alınmış bir karar, bu kararla birlikte verilen çürük raporları var…

    Burada asıl konuşmamız gereken ise, diğer kamu binalarının durumu… Şimdide eski Hükümet konağı binası… Burası da çürüğe çıkmış, yıkılması an meselesi.

    Bu kadar Kamu binalarının yıkılması doğru mu? Ya da ne kadar doğru… Bu binalar yapılırken, Devlet milyonlarca para harcadı, sağlamlık testleri yapıldı, bilirkişilerin raporları doğrultusunda teslim alındı…

    Hepsini bir tarafa bırakıyorum daha dün gibi hatırlıyorum…

    Yozgat Şehir Hastanesi yapımı devam ederken, Yozgat Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi binası dimdik ayakta değil miydi?

    Burası yapılalı aradan kaç yıl geçti?

    Bir Kamu binası 20 yıl ya da 30 yıl geçtikten sonra çürüğe çıktığına göre, ortada ciddi şekilde yanlış giden bir şeyler vardır.

    Şimdiye kadar gerek Yozgat merkez gerekse Sorgun ve diğer ilçelerimizde çürük olduğu gerekçesiyle yıkımı yapılan ya da yapılacak olan binalar güçlendirilerek, kullanılamaz mıydı?

    Devlet yetkilileri mutlaka bu konuda bir şeyler düşünmüştür. Belki bu binaları güçlendirip, kullanmak ekonomik değer bakımından verimli olmadığı kanaati ağır basmış olabilir…

    Ama bugün çürük diyerek yıkılanları bir tarafa bıraktık (!) Peki, diğer binalar ne durumda? Yozgat’ın birinci derecede hatta ikinci derecede deprem riski taşıyan İl olmadığı da bilinmektedir.

    Peki, bu kadar kamu binasını yıkmak devlete yük değil mi?  Son cümle olarak şunu söylemek isterim ki; Yozgat’ta öteden beri bir planlama söz konusu olmadığı gibi halen aynı durum şu yapılan işlerle aynen devam etmesini aklım bir türlü almıyor.

     

  • Dövizdeki artıştan etkilenmeyen kaldı mı?

    Dövizdeki artıştan etkilenmeyen kaldı mı?

    Türkiye’de bu yılın son çeyreğinde başlayan dövizdeki yükseliş halen durdurulmuş değil… Bu bağlamda deyim yerindeyse gizli bir devülasyon oldu desek yanlış konuşmuş olmayız.

    Parası olan kesim birkaç gün içinde servetine servet katarken, diğer tarafta borçlu olan taraflar ise, borçları en az ikiye katladı.

    Bugün Türkiye’ye karşı hem siyasal açıdan hem de buna ilave olarak ekonomik açıdan başta ABD olmak üzere bunun destekçileri savaş açmış durumdadır.

    Özellikle doların TL karşısında değer kazanmış olmasıyla ülkede adeta iğneden ipliği her şeyin fiyatı ikiye hatta üçe katladı…

    Bugün vatandaşın aylık geliri yerinde sayarken, ihtiyaçları karşılamakta insanlar zor durumda kaldı…

    Yine bugün yaz mevsiminin yavaş yavaş son günlerini yaşıyoruz akşam ve sabahları havaların serinlemeye başladığını fark etmişsinizdir. Sözün özü kış kendini bir süre sonra gösterecektir. Bu konuda kışlık ihtiyaçların başında odun ve kömür gelmektedir.

    Yozgat’ta kömürcülük işiyle uğraşan Ahmet Bozkurt, doların yükselmesiyle birlikte geçen yıl 900 TL’ye satılan ithal kömürün tonunun Bin 450 TL yükselttiğini söyledi.
    Yozgat’ta uzun yıllar Haşimoğlu Kömür olarak faaliyetini sürdüren Ahmet Bozkurt, sonbaharın yaklaşmasıyla birlikte kömür satışlarının başladığını belirtti.
    Kömür satışlarının başlamasının yanı sıra kömürün ton fiyatının da arttığını belirten Bozkurt, bu artışı doların yükselmesine bağladı.
    Bozkurt, “Kömürde gerçekleşen artış vatandaşı ister istemez sıkıntıya soktu. Vatandaş kömürünü peşin almak yerine taksitle alıyor. Bazı vatandaşlar devletten aldıkları kömür yardımlarına ilave olarak yarım ton kömürle kışı geçiriyorlar. Geçen yıl 900 lira olan sobalık kömürün tonu Bin 400 liraya çıktı. Bin 200 lira olan kaloriferlik kömürün tonu ise Bin 700 lira oldu. Vatandaşlar kömür alırken daha çok kalitesine bakıyor. Ayrıca kömüre nazaran odun fiyatında ise artış olmadı” dedi.
    Yıllık 1.5-2 ton kömürle kışı geçirdiklerini belirten Hüseyin Yılmaz isimli vatandaş ise kömürde yaşanan artışın bütçelerini sarstığını söyledi. Yaklaşık 1 ay önce kömürlerini alan vatandaşların kar ettiklerini belirten Yılmaz, son olarak şunları söyledi: “Kömürlerimizi mecburen taksitle alıyoruz. Yılda yaklaşık 2 ton kömür yakıyorum. Okulların açılmasıyla birlikte masraflarımızda arttı. 2 çocuk okutuyorum. Kömürde yaşanan artış bizi zora sokuyor.”

    Sonuç olarak ekonomik sorunların bir süre daha böyle devam etmesi demek, vatandaşın daha çok sıkıntı yaşayacağının bir göstergesidir. Hükümetin bu konuda ciddi şekilde tedbir alması gerekiyor. Bu tedbirlerin en başında ise, kamuda tasarruf tedbirleri olmalıdır. Bu konuda halen vatandaşın gönlünü okşayan bir tedbir söz konusu olmadığı gibi birçok kurumun savurganlığını devam etmesine bir anlam verilmemektedir.

     

     

  • Çocukları geleceğe hazırlayan projeler…

    Çocukları geleceğe hazırlayan projeler…

    Fırsat buldukça ifade etmişimdir… Bir ülkenin geleceği sağlam ve sağlıklı olmasının tek yolu geleceğimizin teminatı olan gençleri geleceğe bilinçli hazırlamaktır.

    Bu anlamda “Marifet İltifata tabidir” sözünü dikkate aldığımızda başarılı olmak için daha iyi işler yapmanın yolu toplumu her alanda yapılan çalışmalara teşvik etmektir.

    Bu konuda en büyük görev Kurum ve kuruluşlara düşmektedir. Kamu kurumlarımıza baktığımızda daha çok dikkat çeken Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüdür…

    Dolayısıyla kurumlar içindeki birimler de son derece önemlidir. Sosyal Hizmet Merkezi tarafından yürütülen Okul Destek Projesi kapsamında, yaz kurslarına düzenli katılarak sosyal, kültürel ve sportif faaliyetleri başarıyla tamamlayan çocuklar bisikletle ödüllendirildi.

    Yozgat Valiliği Fuaiye Salonu’nda düzenlenen ödül töreninde konuşan Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, öğrencilere yönelik düzenlenen sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerin çok önemli olduğunu söyledi.

    Bu tür güzel çalışmaların artırılması gerektiğini ifade eden Vali Yurtnaç, “Sadece okullar değil, tecrübeli insanlardan ve hayatın akışından da çok şey öğreneceğiz. Bu öğrendiğimiz şeylerde bizi hayata hazırlıyor. Bu maksatla okul destek projelerinin artırılarak devam etmesini diliyoruz. Bu projede emeği geçen arkadaşlarımıza da teşekkür ediyorum.” dedi.

    Gençlerin bağımlılıktan uzak durması gerektiğini kaydeden Vali Yurtnaç, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Alkol, sigara, uyuşturucu ve madde bağımlısı olmayacağız. Bunun yanında teknoloji bağımlısı da olmayacağız. Hepimizin elinde akıllı telefonu var. Biz ona bağımlı olmayacağız, onun bizi yönetmesine izin vermeyeceğiz. Biz onu yöneteceğiz. Onlar bizim hayatımızı rahatlatmak ve kolaylaştırmak için bir araç. Ama bu teknolojinin karşısında saatlerimizi geçirmeyeceğiz. Her türlü kötü alışkanlıklardan uzak durmanızı istiyorum. Ben almış olduğunuz bu bisikletleri kazasız belasız kullanmanızı diliyorum.”

    Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Abdullah Neşeli de, “Müdürlüğümüz ekonomik destek veren bir kurum olarak gözüküyordu ancak bugün sosyal manada ilimizde öncü rol alan bir kurum haline geldi. Şüphesiz ki bunda Sosyal Hizmet Merkezimizin büyük bir payı var. Bu vesile ile de Sosyal Hizmet Merkezi Müdürü Yavuz Hatipoğlu’na Kuruluş Müdür Yardımcısı Proje Koordinatörü Teoman Başal ve ekibine çok teşekkür ediyorum.”

  • Çiftçiyi üretime teşvik eden projeler

    Çiftçiyi üretime teşvik eden projeler

    Son yaşanan ekonomik krizin sebeplerine baktığımızda karşımıza çıkan en önemli unsur ülke olarak üretimden ne kadar uzak kaldığımız oldu.

    Buradan hareketle tüketim ekonomisini elden geldiği kadar terk edip, bunun yerine üretim ekonomisini koymak gerekiyor…

    Bu konuda elimizdeki en önemli araç tarım ve hayvancılık sektörü olduğunu düşünüyorum… Türkiye’nin kalkınmasını sağlayacak, üretimi artıracak kriter tarım ve hayvancılığı sanayi ve teknoloji ile birleştirerek, kalkınma hamlesini başlatmaktır.

    Dünyanın her gün değiştiği, dönüştüğü bir süreç içerisinde Türkiye’nin sadece sanayi ile tarımı ve hayvancılığı bir arada tutarak, kalkınması elbette kolay olmayacak. Bununla birlikte bilgisayar teknolojisi ve yazılım sektörlerini de göz ardı etmeden yola devam etmek durumundayız.

    Dolayısıyla Yozgat gibi tarım ve hayvancılığın ön planda olduğu yerlerde kalkınmanın en önemli anahtarı bu sektörü canlı tutan insanları üretime teşvik eden proje sayısını artırmaktır.

    Bu konuda Yozgat’ta üretimi yapılacak ürünlerin sayısı her geçen gün biraz daha arttığını görmek mümkündür.

    Yozgat Tarım ve Orman Müdürlüğü, ilde alternatif ürünlerin ekimini yaygınlaştırmak ve tanıtımını sağlamak ve kadınları üretime katkılarını sağlamak amacıyla hazırladığı “çilek üreten eller” projesi KOP tarafından kabulü sektörün doğru yolda ilerlediğinin bir göstergesidir.

    Bu konuda İl Tarım ve Orman Müdürü Ziyaettin Özdemir, yaptığı açıklamada, alternatif ürünlerin üretiminin yaygınlaştırılması ve kadınlarında üretime katkı sağlamalarına yönelik çalışma içerisinde olduklarını söyledi.
    Özdemir, “Kadın çiftçilerimizin arka planda kalan emeklerini gün yüzüne çıkarmak ve köylü kadınlarımızın üretime katkılarını artırmanın yanında tarımsal faaliyette tarla bitkileri ağırlıklı bir ürün yelpazesiyle sınırlı kalan ilimize alternatif bir ürün tanıtmak ve yaygınlaştırmak amacıyla İl Müdürlüğümüzce KOP TEYAP 2017 kapsamında kadın çiftçilerle uygulanmak üzere “Çilek Üreten Eller” proje teklif edilmiştir.
    Projemiz, KOP tarafından kabul edilerek 2018 üretim sezonunda uygulamaya konulmuştur.”dedi.
    Proje kapsamında 10 kadın çiftçinin 1’er dekar alanda çilek bahçesinde üretim yapacağını söyleyen Özdemir, “Proje ile kadın çiftçilerimize çilek yetiştiriciliği ile ilgili eğitim verilmesi ve uygulama konusunda istekli ve gönüllü 10 kadın çiftçimizle 1′ er dekarlık arazide modern çilek bahçesi kurularak üretimin yapılması planlanmıştır.
    İlimiz merkez köylerinden en çok sebze yetiştiriciliği yapılan Kuşçu ve Başıbüyüklü köylerinde uygulanan proje kapsamında öncelikle kadın çiftçilerimize çilek yetiştiriciliği konusunda eğitim verilmiştir. Eğitime katılan kadın çiftçilerimiz daha sonra Kayseri ili Develi ilçesinde modern çilek bahçeleri gezdirilerek bilginin yanında görsel olarak konuyu öğrenmeleri sağlanmıştır.
    Kuşçu ve Başıbüyüklü köylerinde uygulama konusunda istekli ve gönüllü 10 kadın çiftçimizle 1′ er dekarlık arazide modern çilek bahçesi kurularak üretimin yapılması konusunda çalışmalara başlanmıştır. Bu kapsamda seçilen 10 kadın çiftçimizin 1’er dekarlık arazilerine masuraların yapılması, damla sulama sistemi ve malçlama proje kapsamında yapılarak dikime hazır hale getirilmiştir. Haziran ayında ise fideler getirtilerek dikimleri gerçekleştirilmiştir. Fide dikiminden iki ay sonra, çiftçilerimiz ilk çileklerini dalından koparmanın mutluluğunu yaşamışlardır” dedi.