Kategori: CEMİL MERMERTAŞ

  • Eş zamanlı olarak fidanlarımızı diktik

    Eş zamanlı olarak fidanlarımızı diktik

    Bir Türkiye projesi olan “Fidanlar, fidanlarla büyüyor” etkinliği öğrencilerin yoğun katılımı ile Bozok Üniversitesi sürekli eğitim uygulama ve araştırma merkezi alanında gerçekleştirildi…

    İlimiz yeni Valisi Kadir Çakır’ın başkanlığında düzenlenen fidan dikme etkinliğine katılan öğrenciler, karşılarında yeni bir vali gördükleri için hem şaşkın hem de mutlu olduklarını vali ile yapılan sohbetten fark ettim.

    İlimiz Valisi Sayın Çakır, kendisinin de ifade ettiği gibi, Anadolu coğrafyasının bir evladı, hem vatandaş hem de çocuklarla yaptığı sohbetlerde bu avantajını en iyi şekilde kullanmasını biliyor…

    Bu konular üzerinde zaman içinde daha çok sohbetimiz olacak ama şimdi konumuz fidan dikme etkinliği olduğu için önce bunu konuşalım…

    Bir hikâyeden hatırlıyorum… Hayatta bir insan için en önemli iki güzel şey vardır, birisi çocuk büyütmek diğeri fidan dikmektir.

    Bu anlamda ilimizde Milli Eğitim Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenlenen ‘Fidanlar Fidanlarla Büyüyor’ projesi kapsamında Bozok Üniversitesi Kampus alanına öğrenciler tarafından bin 500 dikimi gerçekleşti.
    Bozok Üniversitesi Kampus alanı içerisinde gerçekleştirilen fidan dikim programına Yozgat Valisi Kadir Çakır, Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey, Tarım ve Orman Bakanlığı Yozgat İl Müdürü Ziyaattin Özdemir, İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, kurum müdürleri ve çok sayıda öğrenci katıldı.
    Öğrencilerde ağaç ve orman sevgisini geliştirmek ve çevreye karşı duyarlılığını artırmak amacıyla düzenlenen etkinlikte toprakla buluşan fidanlara öğrenciler can suyu verdi. Program sonrası gazetecilere açıklamalarda bulunan Yozgat Valisi Kadir Çakır, il genelinde bin 500 fidanı toprakla buluşturduklarını söyleyerek “Bugün Türkiye genelinde 81 ilimizde fidan dikimi oldu. Türkiye’mizde yaklaşık ilk ve ortaokulda okuyan 10 milyon öğrencimiz var. Çok genç ve dinamik bir nüfusumuz var. Bir ülkenin en büyük zenginliği de bu olsa gerek. Bu gençlerimizi Milli Eğitim Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı birlikte bir protokol yaparak fidanlarla tanıştırmak, buluşturmak istedi. Bu kapsamanda Yozgat ilimizde 42 bin tane ilk ve ortaokulda okuyan öğrencimiz var.

    Bugün merkezimizde ve ilçemizde bin 500 öğrencimiz fidanla buluştu. Bu bin 500 ile başladı inşallah 42 bine tamamlayacağız bu sayıyı. İnşallah ağaçlarımızın hepsi tutar ve yeni yeni fidanlar oluşur. Ben bu kampanyaya yakın ilgi gösteren çalışma arkadaşlarımıza, öğrencilerimize teşekkür ediyorum” dedi.
    Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey ise “Fidanlar Fidanlarla Büyüyor projesi kapsamında üniversitemizin alanının tercih edilmiş olması ve ilimizdeki ortaöğretim öğrencilerinin bir çocuğunun buradaki ağaç dikme törenine katılması bizleri mutlu etti” dedi.

  • Yöremizde bir yerde bir şeyler üretiliyor

    Yöremizde bir yerde bir şeyler üretiliyor

    Yozgat’ta üretim yok diyenlere “Boğazlıyan ilçesinde 18 yıldır faaliyet gösteren bir firma, dekorasyon ve el sanatları ağırlıklı olmak üzere bakırdan banyo küveti, mutfak ve bahçelere süs eşyaları imal ediyor. Başta Amerika Birleşik Devletleri ve kutsal topraklar olmak üzere dünyanın birçok ülkesine ürünlerini ihraç ediyor.” Verilecek en güzel cevap bu olduğunu söylemekle başlayalım…

    Yozgat’ın doğru şekilde incelendiğinde mutlaka başka bölgelerinde de çeşitli üretimler olduğunu görmek mümkündür… Dün gazetelere haber konusu olan bu çalışmayı bir kez de buradan paylaşmak istedim… Boğazlıyan’daki fabrikalarında uzun yıllar üretilen bakır, pirinç, alüminyum ve paslanmaz metallerden el sanatlarına yönelik banyo küveti ve çeşitli bahçe eşyaları, mutfak lavabosu ve tezgahı üreten bir firma, bu ürünleri başta ABD olmak üzere kutsal topraklar ve birçok Avrupa ülkelerine satıyor. Ürünlerinin tamamını yurtdışına satarak dövizdeki yükselişe inat ülke ekonomisine döviz girdisi sağlayan şirket bakır işlemeciliğinde dünyada söz sahibi ülkelerle de rekabet ediyor. Daha önce Mekke ve Medine’de kutsal topraklarda Mescidi Nebevi alanındaki aydınlatmaların, saray kapılarını ve bahçe korkuluklarının imalatını yapan firma, şimdi de Avrupa ülkelerine banyo küveti, mutfak tezgahı ve lavabosu ile bahçe eşyaları yaparak ürünlerin tamamını ihraç ediyor.
    Uzun yıllar firmada çalıştığını söyleyen Selçuk Miçi, “Çorum’dan buraya çalışmaya geldim. Burada yıllardır çalışıyoruz, geçimimizi buradan sağlıyoruz. Bakır küvet, sulak benzeri süs eşyaları yapıyoruz. Bu ürünler Avrupa ülkelerinde kullanıldığı için mutluluk duyuyoruz. Ürünlerimiz hem hediyelik hem de kullanım amaçlıdır” dedi.
    Murat Özcan isimli çalışan ise “Yıllardır bu firmada çalışmaktayım. Geçimimizi buradan sağlıyoruz. Yurt dışı odaklı çalışıyoruz. Sevkiyatlar yapıyoruz. Yaptığımız ürünler küvet, bahçelerde kullanılan saksılar, çiçeklikler ve posta kutuları yapıyoruz.
    Firmamızda bunu üretip yurt dışına satmasından çok mutlu oluyoruz. Ürettiğimiz ürünlerin yurt dışına satılması bize mutluluk veriyor” diyor.
    Firmalarında 170 kişinin çalıştığını söyleyen Şirket Müdürü Abbas Budak, “Metal bölümümüzde el sanatları ağırlıklı ürünler imalatı yapıyoruz. Buradaki imalatını yaptığımız ürünlerin yüzde 100’ü ihracattır. İhracat yaptığımız ülkeler başta ABD olmak üzere İngiltere, Fransa, Almanya ve gelişmiş Avrupa ülkeleridir. Bazen özel projeler oluyor. Kutsal topraklar diye adlandırdığımız Mekke ve Medine’ye Mescide Nebeviye alanlarındaki aydınlatmaları, saray kapılarını, korkuluklarını ve süslemelerini Boğazlıyan ilçemizde biz firma olarak imalatını yapmıştık. Bizim için bu gurur verici bir olay” dedi.

    “Bu üretimlerimizde özellikle bakır, pirinç, paslanmaz DKP saçlardan, alüminyumdan ev ve bahçe ürünleri imalatı yapıyoruz. Şu anda bakırdan banyo küveti, saksılık, bahçelere süs eşyaları üretiyoruz. Ülke dışına ihracatımız elbette gurur verici. Ülkemizin ihracata yönelmesi konusunda biz de firma olarak katkıda bulmak için çalışıyoruz, bu bizim için onur verdiğini” ifade ediyor.

  • STK ile Üniversitenin işbirliğinden elde edilecek kazanımlar

    STK ile Üniversitenin işbirliğinden elde edilecek kazanımlar

    Üniversiteler bir şehrin olmazsa olmazıdır… Çünkü gelişmesinin ve kalkınmasının en önemli lokomotifi her zaman eğitim kurumları olmuştur.

    Bu anlamda Yozgat’ın Üniversiteye ne kadar ihtiyacı varsa Üniversitenin de Yozgat’a ihtiyacı olduğunu unutmamak lazım… Yozgat’ın üniversitesiz ne gelişmesi ne de kalkınmasını mümkün görmediğim gibi, aynı durum Üniversite içinde geçerlidir.

    Bu durumda her iki tarafından birbirinden destek alması ve ortadaki gücü doğru kullanması gerekmektedir. Başta Valilik ve Belediye olmak üzere il genelindeki bütün kurum ve kuruluşların Üniversite ile işbirliği aynı zamanda güç birliği yaparak, gelişmesini, kalkınmasını sağlaması gerekmektedir.

    Bu konuda geçtiğimiz hafta yapılan önemli bir çalışma gazetelere haber konusu oldu… Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası ile Bozok Üniversitesi arasında sektörlerin sorunlarının üniversite-iş dünyası işbirliği kapsamında çözümüne ilişkin çalışmalar yapılacak.

    Daha önceden bu anlamda belli başlı birkaç çalışma oldu ama devamı sağlanamamıştı… Bu sefer tarafların daha ciddi bir adım attığını düşünmek istiyorum…
    Yozgat’ta uzun yıllardır beklenen sanayi-üniversite işbirliğine yönelik atılan bu adımın ne kadar önemli olduğunu bir defa ifade etmekte fayda görüyorum. Dolayısıyla Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası’nın girişimleri ile Bozok Üniversitesi, sektörel gelişim ve kalkınmaya akademik destek çalışmasını önemsiyorum.

    Bu anlamda Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası arasında ile Bozok Üniversitesi arasında Üniversite-Sanayi İşbirliğini tüm alanlarda geliştirmek ve bu anlamda iki kurum arasındaki eğitim ve danışmanlıkla ilgili faaliyetleri yürütmek amacıyla toplantı düzenlendi.
    Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Çelik ve beraberindeki heyet Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey’i ziyaret etti. Samimi bir sohbet ortamında gerçekleşen ve karşılıklı fikir alışverişinde bulunulan görüşmede üniversite-sanayi işbirliği konuşuldu. Yozgat’ta uzun yıllardır beklenen üniversite-sanayi işbirliği için adımlar atılırken, TSO meslek komitelerinin sorunlarına ilişkin çalışmalar yapılacak. Bozok Üniversitesi ve TSO meslek komiteleri üyelerinin yer alacağı komisyonlar kurularak ortak projeler hazırlayacak. Oluşturulacak komisyonlar sektörel sorunlar ve çözümleri için projeler hazırlayacak ve uygulamaya koyacak.

    Toplantı sonrası bir değerlendirme yapan Oda Başkanı Sinan Çelik, “Yozgat’ta, üniversite ve özel sektör işbirliği yıllardır konuşulmuştur. Ancak, bir türlü eyleme geçirilememiş. Yozgat’ta gelişen birçok sektörün desteğe ihtiyacı olduğunu belirledik ve bu konuyu Rektör hocamızla paylaştık. Her zaman olduğu gibi bu alanda da bizlere destek vereceklerini ifade etti. Bu işbirliği çalışmamız da atacağımız adımların başlangıcı olacaktır” dedi.

    Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey, üniversitelerin artık bulundukları bölgelerin kalkınmasında ve ihtisaslaşmasında önemli roller üstlendiğini söyledi.

    Prof. Dr. Karacabey, günümüzde, etkin bir üniversitenin büyüyüp, gelişmesi için sadece devlet kaynakları ile beslenmesinin yeterli olmadığına da dikkat çekerek, üniversitelerin aynı zamanda bulunduğu şehir tarafından sahiplenilmesi, üniversite-şehir bütünleşmesinin de sağlanması gerektiğine işaret etti. Karacabey, ‘’Bu anlayışa göre, üniversitelerden, bulundukları bölgelerin, şehirlerin ve ülke kalkınmasının lokomotifi olması beklenirken, şehir halkının da üniversiteyi her açıdan benimsemesi ve sahiplenmesi istenmektedir. Yozgat Bozok Üniversitesi olarak, bulunduğumuz şehirle bütünleşmeye ayrı bir önem veriyoruz. Değerli Yozgat halkımızın, buradaki kamu kurum ve kuruluşlarımız ile sivil toplum kuruluşlarımızın da bu bilinçle hareket ettiğini düşünüyoruz” dedi.

  • Elektrik, doğalgaz ve akaryakıtta indirim teklifi

    Elektrik, doğalgaz ve akaryakıtta indirim teklifi

    Hükümetin, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından beyaz eşya, mobilya ve otomotiv sektöründeki KDV ve ÖTV ve benzeri indirimlerin yapılacağını açıklaması üzerine çeşitli sivil toplum kuruluşların temsilcilerinden de farklı teklifler gelmeye başladı.

    Bu konuda Yozgat Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Latif Altın, döviz kurundaki düşüşe paralel olarak sanayi ve ticaretin olmazsa olmazı elektrik, doğalgaz ve akaryakıt fiyatlarında mutlak surette indirime gidilmesini teklif etti.

    Altın, 10 Ağustos’ta ülkeye yönelik gerçekleştirilen ekonomik saldırılar sonucu döviz kurunda yaşanan dalgalanmalar sebebiyle esnaf ve sanatkârların üretim maliyetlerindeki bütün girdilerde büyük oranda fiyat artışı yaşandığını hatırlattı.

    Türkiye’nin ekonomisini çökertmeye çalışan güçlü ekonomilere yönelik verilen bağımsızlık savaşının, hükümetçe alınan tedbirlerle başarıya ulaştığını, esnafından tüccarına ve sanayicisine kadar sergilenen milli duruşla saldırıların püskürtüldüğünü ve akabinde döviz kurunda düşüşler yaşandığını kaydeden Yozgat Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Latif Altın, güçlü ekonomilere karşı bağımsızlık savaşı veren ülke ekonomisine bütün güçleriyle destek olduklarını belirtti.

    Altın, Ekonominin temel direği olan esnaf ve sanatkârlarımızın ülkemizin ve kentimizin her köşesinde yürüttükleri ticari faaliyetler, ülkemiz için gelir vergi ve istihdam olarak geri dönmektedir. Esnaf ve sanatkârımızın maliyetlerinin arttığı bu dönemde döviz kurunda yaşanan gerilemeye paralel olarak sanayi ve ticaretin olmazsa olmazı doğalgaz, elektrik ve akaryakıt ücretlerinde indirime gidilerek, esnaf ve sanatkârların girdi maliyetleri düşürülmelidir.

    Esnaf ve Sanatkâra getirilen her destek ülkemizin daha fazla kalkınmasına ve istihdamına katkı olarak geri dönecektir dedi.

    Bunun yanında yerli üretim özendirilmesi, yerli üreticinin üzerindeki yükün azaltılarak yabancılarla rekabet edecek hale getirilmesi gerektiğine işaret eden Altın, yerli üretimin üzerindeki maliyetler düşürülüp yabancı ürünle rekabet edebilir hale getirilmesiyle raflarımız yabancı ürün istilasından kurtulacak ve yerini yerli ürünlere bırakacağını söyledi.

    Yozgat Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Latif Altın’ın bu teklifi herkes tarafından destek bulacaktır. Çünkü hükümetin şuanda beyaz eşya, mobilya ve otomotiv sektöründeki KDV ve ÖTV ve benzeri indirimler geçici ve sunidir.

    Hem otomotiv, hem beyaz eşya hem de mobilya sektörünün önemli bir kısmı yabancı üretimdir. Bugün ülkemizde satılan otomobillere ve beyaz eşyalara baktığımızda çoğunluğu yurt dışı menşelidir.

    Ülkemizin güçlü bir ekonomiye sahip olması için geçici çalışmalar yapmanın bir faydası dokunmayacaktır. Fakat bu ülkede esnaf ve sanatkar ne kadar çok desteklenirse, ülkenin menfaatine olacaktır.

     

  • Milletvekili Keven bilgi edinme hakkını kullandı

    Milletvekili Keven bilgi edinme hakkını kullandı

    Yozgat’ın her zaman “Ali abisi” oldu… Siyasette uzun yıllar tecrübe kazanan, bu tecrübesi ile vatandaşın gönlünde kurduğu tahtla yolu daha da açılan Ali Keven, 24 Haziran seçimlerinde partisinin Milletvekili adayı oldu… Yozgatlıların gösterdiği teveccüh neticesinde Yozgat’ı bir Milletvekili olarak TBMM’de temsil etme hakkını kazandı… Seçimlerden sonra her fırsatta ilin sorunlarını Meclise taşıdı…

    Daha önce Tarım ve Hayvancılık konularında olduğu gibi, köylünün, çiftçinin, nakliyecinin sorunlarını gündeme getirerek, çözüm yolları aranmasında sorumlu bir davranış sergileyen Milletvekili Keven, şimdide Yozgat’ın eğitimdeki sorunlarını Mecliste düzenlediği toplantıda gündeme getirdi…

    Devletin her vatandaşına sunduğu imkânlardan faydalanarak, bilgi edinme hakkını kullanan Milletvekili Ali Keven, “Milli Eğitim İl Müdürlüğü’nden bilgi edinme kapsamında aldığımız bilgilere göre ilimizde 5025 kadrolu, 201 sözleşmeli, 465 ücretli öğretmen görev yapmaktadır. Yani toplam 5691 öğretmenimiz var. Örgün öğretimde toplam 74 bin öğrencimiz eğitim görürken, örgün öğretim yaşında olmasına karşın 6 bin öğrencimiz açık lisede kayıtlı. Açık lise öğrenci sayısı da çok yüksek bir sayı bunun ilimiz yetkililerince acilen irdelenmesi gerekiyor. Bu 6 bin öğrencimiz milli eğitim sistemimiz içinde eğitim-öğretim disiplininde yetişmelidir. Çünkü bu öğrencilerimiz kayıtsız, güvencesiz bir işte çalışırlarken başlarına bir iş gelebilir. Veya sokakta başlarına bir iş gelebilir. Bu durum acilen irdelenmelidir. Yozgat’ımızın eğitim alanında yaşadığı sorunları aşmasında bu kutsal mesleği icra eden öğretmenlerimize büyük görev düşüyor. Öğretmenlerimizin her türlü ekonomik sıkıntılardan kurtarılarak özlük haklarının iyileştirilmesi gerekli. 3600 ek gösterge talepleri için kanun teklifi verdim. Biran önce bu mağduriyet giderilmeli. Ücretli öğretmenlik adı altında asgari ücretle çalıştırıldıkları bu düzene bir son verilmeli ve bütün öğretmenler kadrolu olmalıdır”

    Öğretmenlerin il dışına tayin olmak istediğine dikkat çeken Keven; “Ayrıca verilen bilgilere göre 2015 yılında 148 öğretmen atanırken, 693 öğretmen il dışına tayin oldu. 2016 yılında 265 öğretmen atanırken, 480 öğretmen il dışına tayin oldu. 2017 yılında 24 öğretmen atanırken, 276 öğretmen il dışına tayin oldu. 2018 yılında 133 öğretmen atanırken, 568 öğretmen il dışına tayin oldu. Yani son 4 yılda Yozgat’a 570 öğretmen atanırken, 2017 öğretmen il dışına tayin oldu. Öğretmenlerimizi ilimizde tutamadığımız bir tablo var karşımızda. 

    Yozgat eğitimde hak ettiği bir noktada değil maalesef. İlimize gelen öğretmen, doktor, sağlık görevlisi bu ilde uzun süre yaşamayı düşünebilmelidir. Bunun içinde ilimize gelen insanların sosyal, kültürel, sanatsal ihtiyaçlarına yönelik çözümler üretmemiz lazım.

    Yozgat’tan birçok şeyi alıp koparan bu siyasi anlayış ilimizi bir cazibe merkezi yapmak öte dursun yoğun göç veren iller arasına girmesine sebep olmuştur. Eğitim konusunun detaylı bir çalışma ile ele alınmasını yeni Valimiz ‘den ve ilgili bürokratlardan rica ediyorum.

    Yozgat’ı eğitimde başarılı iller seviyesine çıkarmak için üzerimize düşen her görevi yapmaya hazırız. “Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder” diyor ulu önderimiz Atatürk. Kendisini sorumlu hisseden her kişinin bu sözü daima aklında tutması gerekli” diyerek açıklamasını bitirdi.

  • Turizme yönelik atılan adımlar umutları artırdı

    Turizme yönelik atılan adımlar umutları artırdı

    Yozgat’ın hem gelişmesini hem kalkınmasını hızlandıracak çalışmalardan birisi de hiç kuşkusuz Turizm potansiyelinin doğru bir şekilde değerlendirilmesidir…

    Yozgat, gelişmesini ve kalkınmasını sağlayacak bir diğer konu ise, tarım ve hayvancılığa dayalı sanayinin alt yapısının kurulmasıdır…

    Bugün Turizmle ilgili Yozgat’ın potansiyeline baktığımızda bu konuda evvelsi gün yapılan toplantıda Vali Vekili Salih Altun çok güzel bir sunum yaptı…

    Valilik toplantı salonunda Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı tarafından düzenlenen “KOP Bölgesi Entegre Turizm Master Planı” kapanış toplantısında konuşan Vali Vekili Salih Altun, her alanda konulan hedeflere emin adımlarla ilerlendiğini belirtti.

    Altun,”Ülkemizin makroekonomide sağladığı başarının sürdürülebilmesi, her bölgeyi ve her kesimi içine alan yapısal ve mikro dönüşümün sağlanabilmesine bağlıdır. Bu bakımdan, her bölgenin kendi şart ve imkânlarına duyarlı, yerel düzeyde yapısal dönüşüm hedeflerine odaklı ve çok yönlü bir bölgesel gelişme politikaları uygulanmaktadır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan nezdinde bir devlet politikası olarak belirlenen 2023 vizyonu çerçevesinde Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılını kutlayacağımız 2023 yılına kadar ülkemiz için milli gelirden ihracata, spordan sanata, bilim ve teknolojiden üretkenliğe, sanayiden ticarete pek çok alanda hedefler konulmuş olup bu hedeflere ulaşma yolunda emin adımlarla ilerlenmektedir” dedi.

    Yozgat’ın her yönü ile gelişime açık, yatırım ve turizm potansiyeli yüksek bir il olduğunu ifade eden Altun, “Hızlı trenin faal hale gelmesi ve havaalanımızın açılması ile birlikte bu potansiyelden daha fazla yararlanma imkanı bulacağız. Yozgat’ımız Çamlığı ile Fatih, Oluközü, Kadıpınarı, Üçtepeler, Davulbaz tabiat parkı ile Sarıkaya, Sorgun, Merkez ve Yerköy’deki termal Kaynakları ile, UNESCO dünya mirası geçici listesine alınan Sarıkaya Roma Hamamı, Kerkenez Harabeleri ve tarihi konakları ile eşsiz bir turizm destinasyonudur. Bu çerçevede Valiliğimizce önemli turizm çalışmaları yapılmakta ve projeler hazırlanmaktadır. KOP bölgesi entegre turizm Master planı çerçevesinde yapılacak işlerin ve yatırımların da Yozgat turizmine önemli katkıların sunulacağına inanıyorum” dedi.

  • Kızılay haftası ve etkinlikler

    Kızılay haftası ve etkinlikler

    Türk Kızılay Kurumu, insanlarımızın zorda ve darda kaldığında manevi yönden kendisini yalnız hissetmelerini engelleyen önemli kuruluşların başında gelir…

    29 Ekim 4 Kasım tarihleri her yıl Ülkemizde Kızılay haftası olarak çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Bu konuda dün bir bildiri yayınladı…

    Türk Kızılayı Yozgat Şube Başkanı Ekrem İlker, Kızılay, yardımseverlerin her geçen gün artan güveni ve desteği ile ihtiyaç sahiplerinin umutlarını yeşertmeye devam ettiğini söyledi.
    Türk Kızılayı Yozgat Şubesi Başkanı Ekrem İlker, Kızılay’ın 150’inci yıl dönümünü kutladıklarını aktardı. İlker, Kızılay’ın kayıtsız şartsız ve ayrım yapmaksızın tüm insanlığın acısını dindirmek gibi kutsal bir amaçla 1868 yılında yola çıktığını belirtti.

    İlker, her yıl 29 Ekim – 4 Kasım günlerinin Kızılay Haftası olarak kutlandığını belirterek, şube başkanlığı olarak okullarda Kızılaycılık eğitimleriyle, resmi kurumlarda düzenlenen kan bağışı organizasyonları ve ziyaretlerle haftayı değerlendireceklerini dile getirdi.
    İlker, Kızılaycılık bilincinin oluşturulmasında, Kızılay’ın milletimiz açısından önemini vurgulamak ve Kızılay’ın karşılıksız sunduğu hizmetlere kamuoyu desteğini sağlamak açısından büyük önem taşımaktadır.

    Tüm okullarımızda çeşitli etkinliklerle kutlanan Kızılay Haftası, Kızılaycılık felsefesi ve temel ilkelerini tanıtmak ve benimsetmek, gerçekleştirdiği yenilikleri ve hedefleri konusunda kamuoyunu bilinçlendirme imkânı sunması açısından önemlidir.

    Türk Kızılay gönüllü olarak yürüttüğü tüm çalışmalarında vatandaşların desteğine ihtiyaç duymaktadır. Gerçekleştirilen çalışmaların doğru araçlar ile halkımıza aktarılması bu çalışmaların devamlılığına büyük katkı sağlamaktadır.
    Toplumsal dayanışmayı sağlamak, sosyal refahın gelişmesine katkıda bulunmak, yoksul ve muhtaç insanlara barınma, beslenme ve sağlık yardımı ulaştırmak gibi önemli görevler üstlenen ve birçok konuda da öncü olan Türk Kızılay, kan, ilkyardım, afet müdahale, sağlık, sosyal hizmetler, gençlik ve gönüllülük çalışmaları ile eğitim alanlarında da hizmetler sunmaktadır.

    Türk Kızılay, halk sağlığı ile yakından ilgilenen bir kurum olarak Türkiye’de kan hizmetlerinin kurulup geliştirilmesi görevini üstlenmiştir.

    Bölgesel Kan Merkezleri Projesi ile ülkemizin kan sorununu çözmeyi hedefleyen Türk Kızılay, ülkemizin kan gereksinimini karşılamaktadır.
    Sosyal hizmet alanında da birçok faaliyet yürüten Türk Kızılay, çalışma gücünü kaybetmiş, yoksul ve korunmaya muhtaç vatandaşlarımıza yiyecek, giyecek ve nakdi yardımlar yapmaktadır.
    Kızılay, hizmetlerinin kalitesini arttırmak amacıyla personeli, üyesi, gönüllüleri ve işbirliği içinde çalıştığı kurum ve kuruluşların çalışanlarına ve halkın afet bilincini arttırarak afetlerden daha az zarar görmelerini sağlamak amacıyla özellikle çocuklar olmak üzere bütün halkımıza yönelik eğitim programları düzenlemektedir.

  • Atıl durumdaki tarım arazileri

    Atıl durumdaki tarım arazileri

    Yozgat, herkesçe bilinir ki, geçimini daha çok tarım ve hayvancılık sektöründen sağlayan bir ildir. Bu konuda kaleme alınan çok sayıda yazı, tarımın ve hayvancılığın ne kadar önemli olduğundan bahseder.

    Yozgat’ın gelişmesi ve kalkınması için tarıma dayalı sanayinin de aynı zamanda kısmı alt yapınsın daha da güçlendirilmesi için atılan adımların sayısının artması gerektiği her fırsatta ifade edilmektedir. Bu konuda son yıllarda yapılan çalışmalar etkili olacak ki; Hükümet, eylem planına atıl durumdaki tarım arazilerinin üretime kazandırılması için ciddi bir çalışma başlattı.

    Bu konuda dün gazeteler yer alan haberde, Cumhurbaşkanlığının 2019 yılına ilişkin programında, sözleşmeli üretim ve arazi kiralama gibi yöntemlerle tarımsal işletmelerde ölçeklerin büyütülmesi, arazi bankacılığı dahil çeşitli modellerle atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması amaçlanıyor.

    Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığınca hazırlanan “2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı”nda tarım, hayvancılık ve ormancılık ile ticaret ve bölgesel kalkınma konularında yürütülecek çalışmalara yer verildi.

    Programda, 2019 yılı yatırım imkanları Devlet Su İşleri sulama yatırımları portföyünde proje bazında kaynak tahsisinde önceliklendirmenin titizlikle yapılmasının önemine işaret edildi.

    Programa göre, devam eden projeler kapsamındaki depolama tesis ve sulama şebeke inşaatlarından 2019’da tamamlanacak olanlara öncelik verilecek.

    Kapsamlarındaki iş programları 2020 ve sonrasına sarkan projeler yavaşlatılacak ve bu ilke doğrultusunda kapsamında sözleşmeye bağlanmış iş bulunmayan projelerden fizibilitesini yitirdiği tespit edilenler yatırım programından tasarruf edilecek.

    Ayrıca, söz konusu işler irdelenerek toplulaştırılmış projeler revize edilecek. Yeniden önceliklendirme çalışması neticesinde, kaynak kullanımında tasarruf sağlanırken hizmet seviyesinin korunması hedeflenecek.

    Gıda güvenliğini temin için ürün piyasalarında ve çiftçi gelirlerinde istikrar gözetilerek etkin stok yönetimi, üretim, pazarlama ve tüketim zincirinde kayıpların azaltılması, piyasaların düzenlenmesine ilişkin idari ve teknik kapasitenin güçlendirilmesi ve dış ticaret araçlarının etkin kullanılması sağlanacak.

    Sözleşmeli üretim ve arazi kiralama gibi yöntemlerle tarımsal işletmelerde ölçeklerin büyütülmesi, arazi edinimi uygulamalarının geliştirilmesiyle arazi bankacılığı dahil çeşitli modellerle atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması amaçlanacak.

    Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde kurulan tarım bilgi sistemlerinin, diğer kurumların hizmetlerinde ortak kullanıma sunulabilecek olanlar da dikkate alınarak geliştirilmesine devam edilecek.

  • ATATÜRK VE CUMHURİYET EĞİTİMİ

    ATATÜRK VE CUMHURİYET EĞİTİMİ

    Türkiye Cumhuriyet’i Devleti bugün yine dimdik ayakta… 95 yıllık şanlı ve şerefli geçmiş dün ülke genelinde düzenlenen törenlerle kutlandı…

    Devlet ve Millet olarak bugünlere kolay gelmediğimizi çok iyi biliyoruz… Tarihe kısa bir yolculuk yaparak, neler yaşandığını kısaca şu satırlardan hatırlamak mümkündür.

    Birinci Dünya Savaşı sonunda batılı devletler, askerî, siyasî ve ekonomik olarak bitmiş zannıyla, altı yüzyıllık Osmanlı Devletini paylaşmanın çok kolay olacağını düşünüyorlardı. Onlara göre, yeni bir kimlikle ortaya çıkmak isteyen Türk ordusu, başlatmış olduğu Kurtuluş Savaşı’ndan galip çıksa bile, tahrip olmuş hiçbir kurumunu yeniden inşa edemezdi. Ancak, batılı devletlerin görmezden geldiği bir lider vardı. O da Mustafa Kemal’di. Türk ulusu, büyük önderi sayesinde olağanüstü gayretlerle bağımsızlığını kazanmış, yeniden yapılanma yolunda inkılâpları hızla uygulamaya koymuştur.

    O Büyük Önder ki, savaş meydanlarından sonra asıl kazanılması gereken savaşların, ekonomik zaferler olduğunu, aksi takdirde çok büyük zaferlerin bile kısa bir sürede unutulacağını biliyor; bunun için de Kurtuluş Savaşı bitiminde İzmir’den Ankara’ya dönüşünde:”Küçük savaş bitti. Asıl büyük savaş yeni başlıyor. Büyük savaş cehaletle yapılacak olan savaştır. Bunun tek yolu da millî bir eğitim politikası oluşturmaktır.” diyordu. Hedef, Türk milletinin geri kalmasına sebep olan bazı kurumların yerine, toplum hayatında çağdaş gelişmeyi sağlayacak modern kurumlar oluşturmak ve kalkınmadaki temel atılımları bir an önce gerçekleştirmekti. Bunun yolu eğitimden geçmekteydi. Atatürk’e göre: “Eğitim, bir milleti ya hür müstakil, şanlı yüksek bir cemiyet hâlinde yaşatır, ya da bir milleti esaret ve sefalete terk eder.” İşte bütün bunları gerçekleştirmenin en etkili yolu eğitimde yapılacak köklü devrimler ve değişikliklerdi. Atatürk, eğitimin millî, lâik, akılcı, gerçekçi ve ihtiyaca cevap veren bir öze sahip olması için gerekli tedbirleri alarak, dil, tarih, hukuk ve yazı alanlarında yapılan köklü değişikliklerle çağdaş gelişmenin önünü açmıştı. Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin sağlam temeller üzerinde kurulması için özellikle millî eğitim işlerinde başarıya ulaşılması gerekiyordu. Bu yüzden Atatürk, gittiği her yerde ve katıldığı bütün toplantılarda, cehaletin ve yoksulluğun ancak eğitim yoluyla ortadan kaldırılacağını önemle belirterek gerçekleri açıklamıştır.

    Bu cümlelerden hareketle gediğimiz noktaya baktığımızda sağlıktan eğitime, ulaşımdan diğer konulara birçok sorunla karşı karşıyayız…

    Bu sorunları aşmanın tek yolu Eğitim ve üretimdeki tıkanıklığı biran evvel aşarak, yol almaktır. İyi bir eğitim aynı zamanda üretimin çoğalmasını sağlayacaktır.

    Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucusu Atatürk, gittiği her yerde ve katıldığı bütün toplantılarda, cehaletin ve yoksulluğun ancak eğitim yoluyla ortadan kaldırılacağını ısrarla söylemesinin temelinde de bunlar bulunmaktadır.

  • Kültürümüzdeki davranışların öğrencilerimize öğretilmesi gerekir

    Kültürümüzdeki davranışların öğrencilerimize öğretilmesi gerekir

    Yozgat İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, Valilik tarafından Akdağmadeni İlçesinde gerçekleştirilen muhtarlar toplantısına katılarak burada bir konuşma yaptı…
    Yazıcı, Türk milletinin zengin ve köklü bir kültüre sahip olduğunu belirterek, “Kültürümüzdeki nezaket ve hoşgörü davranışlarının öğrencilerimize iyi öğretilmesi, kök değerlerimizin benimsetilmesi gerekir.”dedi.

    Sayın Yazıcı’nın konuşmasının devamına geçmeden önce konu eğitim ve geleceğimizin teminatı çocuklarımız olunca Atatürk’ün Türk Gençliğine hitabesine bakmak gerekir…

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Ey Türk Gençliği diye başladığı hitabesinde; Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

    Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

    Buradan hareketle İl Milli Eğitim Müdürü Sayın Yazıcı, yaptığı konuşmanın devamında şöyle dedi; öğrenci davranışlarının izlenmesi, akademik başarı, öğrencilerin öğrenme stilleri, rehberlik faaliyetleri, analitik düşünme becerisi, yapılandırmacı eğitimin önemi, kitap okuma alışkanlığı kazandırma, ders işlenirken soyut kavramlarının hayattan örnekler verip somutlaştırarak anlatılması, sportif ve kültürel faaliyetlere katılımın sağlanmalıdır.
    Sizler hayatınızda fedakârlık göstererek ailenizden uzakta eğitim-öğretim hayatınızı sürdürüyorsunuz. Aynı zamanda ayaklarınızın üzerinde durmaya çalışıyorsunuz.
    Bizler de Devletimizin imkanlarıyla sizlere hizmet etmeye çalışıyor bu hizmetten de gurur duyuyoruz.
    Çünkü sizler bu ülkenin geleceği göz aydınlığımız evlatlarımızsınız. Sizlerin buradaki çabalarını takdir ediyor ve hepinize başarılı bir eğitim-öğretim hayatı diliyorum.

  • ATO’nun yatırım odaklı dikkatini çektik

    ATO’nun yatırım odaklı dikkatini çektik

    Her fırsatta söylediğim bir sözü tekrardan ifade ederek bugünkü sohbete buradan başlayalım… Malum Yozgat’ın en önemli sorunu tanıtım eksikliği olmuştur… Yozgat, bulunduğu coğrafyada toprak bütünlüğü bakımından oldukça büyük iller arasındadır. Başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan ilimizde tarıma dayalı sanayinin yeteri kadar gelişmesi ve alt yapı eksikliği ilin önemli sorunlarındandır.

    Bu konuda son yıllarda yapılan çok sayıda çalışma oldu… Bunların en başında da yurt içinde ve yurt dışında bulunan Yozgatlı yatırımcıların katılımı ile gerçekleşen “İşadamları zirvesi” toplantısı gelmektedir.

    Birkaç gün evveli ilimize gelen Ankara Ticaret ve Sanayi Odası üyeleri Valimiz Kemal Yurtnaç’ın misafiri oldular…

    Burada yapılan sohbette daha önce yapılan tanıtım çalışmalarından haberdar olan ve ilimizin yatırım fırsatlarını yerinde görmek ve incelemelerde bulunmak üzere Yozgat’a gelen yatırımcılardan sonra şimdide Ankara Ticaret Odası Ekonomi Kulübü üyeleri ilimize gelerek Vali Kemal Yurtnaç ile görüştü.

    Yedi kişilik bir heyetle ilimize gelen ATO Ekonomi Kulübü, Yozgat’ta ki yatırım fırsatlarını yerinde incelemek ve bundan sonraki yapılacak çalışmalara destek olunması açısından gerçekleştirilen ziyarette Oran Kalkına Ajansından Yozgat’ta ki yatırım fırsatları konusunda bilgi aldılar.
    ATO Ekonomi Kulübünün Türkiye genelinde hatırı sayılır sayıda iş adamı üyesi olduğunu belirten Vali Yurtnaç, “Yozgat’ın yatırım potansiyelini hem yurtiçi hem de yurtdışında ön plana çıkarmak, ilimize yatırımcı çekmek amacıyla yoğun bir tanıtım çalışması içerisine girdik. Yurtiçinde ve yurtdışında yaşayan Yozgatlı iş adamlarımızı ilimize davet ederek iş adamları zirvesi yaptık. Yine iş adamlarımızı ziyaret ederek ilimize yatırım yapmaları konusunda davette bulunduk. Turizmin devleri diye nitelendirebileceğimiz kişilerle toplantılar yaptık. Ekonomist, Para ve Türk İdare Haber Dergisi gibi ülke genelinde dağıtımı yapılan dergilerde, ulusal haber kanallarında, ulusal gazetelerde ilimizin yatırım fırsatlarını ülke gelenine ve yurt dışına tanıtma imkanı bulduk. Şimdi bu yaptığımız tanıtım çalışmaları meyvelerini vermeye başladı. Yaptığımız tanıtımlardan haberdar olan ve davetlerimiz üzerine ilimize gelen yatırımcılarla yatırıma yönelik toplantılar yaptık ve olumlu sonuçlar almaya başladık. ATO Ekonomi Kulübü de yatırım fırsatlarımızdan haberdar olarak Yozgat’ın yatırım potansiyelini yerinde görüp fikir alışverişinde bulunmak üzere ilimize geldi” dedi.

    ATO Ekonomi Kulübü Üyesi iş adamları ile toplantı gerçekleştireceklerini belirten Vali Yurtnaç, “İlimizde misafir ettiğimiz ATO Ekonomi Kulübü Yönetim Kurulu Üyelerine ilimizin tüm fırsatlarını anlattık. Onlarda bu fırsatları hem diğer yönetim kurulu üyelerine hem de üyeleri olan yurt genelinde ki iş adamlarına anlatacaklar ve Ankara’ya davet edecekler. Bizde onlarla toplantı gerçekleştirip ilimizin tüm fırsatlarını ATO Ekonomi Kulübü üyesi iş adamlarına anlatma ve ilimize yatırım yapmaları konusunda çağrıda bulunma fırsatı bulacağız. Ben inanıyorum ki Yozgat orta vadede hak ettiği yere geleceğini” ifade etti.

  • Havalar soğudu, kış hazırlıkları başladı

    Havalar soğudu, kış hazırlıkları başladı

    Yozgat’ta yaz mevsiminin ömrü bir ya da birkaç ay ancak sürmektedir… Yılın büyük bir bölümü ilkbahar ve son bahar olarak geçer. Vatandaş yaz mevsiminin kısa süreli olduğunu bildiği için ömrünün önemli bir kısmını kış mevsiminin hazırlıklarını yaparak, geçirir…

    Vatandaşın özellikle kış mevsiminde bir sıkıntı yaşamaması için kurumlar çalışmalarını ağırlıklı olarak bu konu üzerinden devam ettirirler… Bu durumda en önemli sorumluluk yerel yönetimlere düşmektedir… Yozgat Belediyesi Başkan Yardımcısı Ahmet Akgün kış için yapılan hazırlıklar ve yaz aylarında tamamlanarak halkın hizmetine sunulan projeler hakkında dün bir gazeteye açıklamalarda bulundu.

    Sayın Akgün’ün genel olarak verdiği bilgileri bir kez daha gözden geçirelim,”Yağmur suyu ızgara temizliklerini geçtiğimiz hafta olabilecek yağışlara karşı yaptık. Menfez çalışmalarımız devam ediyor. Bunların yanında yaz boyunca yaptığımız asfaltlama ve kaldırım çalışmalarımıza hız verdik. Kış gelmeden bir an önce çalışmalarımızı bitirmek istiyoruz. Geçen hafta Bahçeşehir Mahallesi’nde bir asfalt çalışması yapmak için alt yapı hazırlıklarını tamamladık. Kanalizasyon ve su işleri alt yapısı bitince asfalt çalışmalarına geçeceğiz. Makine parkımızın arka kısmında ki çalışmamızda yol kısmı bitti kaldırım çalışması devam ediyor. Spor Vadisi bölgesinde bir çalışmamız var. Gelecek hafta da orayı tamamlayacağız. Kış içerisinde de asfalt çalışmamıza devam edeceğiz. Kışın müsaade ettiği iyi günlerde çalışmalarımız devam edecek. Yama çalışmamız devam ediyor. Parklarda düzenlemelerimiz tamamladı. Park Bahçeler Müdürlüğümüz kesintisiz çalışmalarına devam ediyor. Sahadan hiç çıkmadan sene boyunca devam edeceğiz. Kışa hazırız.”

    Vatandaşların belediye binasına gelmeden ödemelerini yapabildiğine değinen Akgün,”2018 yılı içerisinde yaptığımız bir projemiz vardı. Belediye binamızda bulunan tahsilat noktalarına alternatif noktalar oluşturduk. 2 aydır bu proje üzerinde ciddi çalışmalar yaptık. Vatandaşlarda bu çalışmamıza kolay adapte oldu ve belediye binamıza gelmeden saat kaç olursa olsun bu tahsilat noktalarımızı kullandılar.

    Bu noktalarda ciddi tahsilatlarımız oluşmaya başladı. Buda bizi fazlasıyla memnun ediyor. Hem kart yüklemesi yapıyorlar, hem de borç ödemesi yapıyorlar. Koyduğumuz ödeme makinelerinde şuan için yok ama otopark borcu olan vatandaşlarımızda belediyemizin resmi sitesinden ödeme yapabiliyorlar. Plakaları ile otopark borcu sorgusu ve ödemesi yapabiliyorlar” dedi.

    YOBİS çalışmamız bu sene çok ciddi bir memnuniyet oluşturdu diyen Akgün sözlerini şöyle tamamladı; “Yaklaşık olarak 12 Bin kullanıcı sayısına ulaştık. Abone sayımız ise 2 Bin 600’ün üzerinde. Kültürel ve coğrafi durumumuzu düşündüğümüz zaman bu uygulamanın yapıldığı büyükşehirlerdeki abone sayılarına ulaşmış durumdayız.

    Bu talebin böyle yüksek olması da yapılan bu projenin doğruluğunu ortaya koyuyor. Halkımız beğendi bizde bu çalışmamızı genişleteceğiz. 3 ya da 4 terminal daha yapmayı düşünüyoruz. Bu terminalleri Bozok Üniversitesi Kampüs Alanı içerisine, Bahçeşehir Mahallesi bölgesinde, Spor Vadisi tarafında ve yeni cezaevi tarafında konumlandırmayı düşünüyoruz” dedi.

  • “Yurdum evim benim”projesi önemsenmelidir

    “Yurdum evim benim”projesi önemsenmelidir

    Türkiye’nin kalkınmasında en önemli değer ekonominin bel kemiği olan Meslek ve esnaflık müessesesidir.

    Bu konuda daha önce daha önce çok yazı kaleme alındı… Büyük kuruluşlar, kurumsallık müessesesini işleterek, “Meslek Liseleri Memleket Meselesi” sloganını kendilerine yol haritası yaparak, kendi elemanını kurduğu işletmelerle kendi yetiştirir bir duruma geldi…

    Bugün Sabancı ve Koç gibi büyük şirketlerin kendilerine özgü meslek okulları bulunmaktadır. Buralardan mezun olan gençler yine kendi şirketlerinde verimliliğin en önemli anahtarı olmaktadır. Bizim gibi Anadolu şehirlerinde henüz bu kurumsallık geçerli bir konuma gelmedi ama şimdiden yapılan çalışmalar bu işlerin Anadolu kentlerinde de zamanla oluşacağını gösteriyor.

    Fakat bu süreci hızlandırmak yine bizim elimizdedir. Meslek Liseleri ve Yüksek Okullara gerekli önem ve hassasiyet gösterildiği takdirde hem ülkemizde hem de Yozgat’ta ekonomi meslek okulları mezunları tarafından yönlendirilebilir. Geçtiğimiz günlerde bu konuda Yozgat Valiliği himayesinde İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde “Mesleki Eğitim Buluşmaları ve Yurdum Evim Benim” projesi tanıtım yapıldı.

    Bu projenin son derece önemli olduğuna şahsen inanıyorum… Fakat bu faaliyetler göstermelik olmaktan çıkarılmalıdır. Bilirsiniz bir iş nasıl başlarsa öyle devam eder… Söz konusu projenin merkezinde Meslek okulları olmalıdır. Buralarda eğitim gören çocuklar projenin merkezinde yer almalıdır.

    Etkinlikler, faaliyetler, konuşmalar, toplantılar bizzat meslek okulları salonlarında yapılmalıdır. Fakat geçtiğimiz günlerde yapılan söz konusu etkinlik Erdoğan Akdağ Fen Lisesi öğrencilerinin hazırlamış olduğu tiyatro gösterimi ile başladı… Şehit Fuat Bahadır Buharalıoğlu Anadolu Lisesi öğrencilerinin işaret dili gösterisi, hazırlanan proje çerçevesinde pansiyonlarda yapılan etkinliklerin ve meslek liselerinin tanıtım sunumuyla devam etti.
    Programın açılış konuşmasını yapan İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, Mesleki ve Teknik Eğitimin ülkemiz için önemli, sunduğu fırsatlar ve avantajlarının çok fazla olduğunu belirterek, “Meslek Lisesi mezunlarının istihdamını sağladığımız gibi, öğrencilerimizi eğitim aldıkları alanda yatırım yapmaları hususunda cesaretlendirmek, toplumdaki olumsuz algının önüne geçmek, öğrencinin niteliğini arttıracak ve beraberinde akademik başarı da sağlanmış olacaktır. Hazırlanan bu proje ile bahsi geçen konulardan yola çıkılarak ilimiz genelinde bulunan 37 Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ve 9 Mesleki Eğitim Merkezi, toplamda 46 okulumuzun alan ve dalları, konumları, sosyal etkinlik ve başarılarının derlendiği bir katalog hazırlanmış, afişle desteklenmiştir. Proje kapsamında sektör, veli, öğretmen ve öğrencilere anketler düzenlenmiş, neticesinde ise eksikliklerimiz giderilmeye çalışılmıştır” dedi.
    Sektörlerin önümüzdeki 5 yıl içerisinde ihtiyaç duydukları insan kaynaklarının tespiti ve okullardaki alan ve dalların buna göre planlanması yönündeki çalışmaların devam ettiğini ifade eden Yazıcı, “Eğitim görmek amacıyla ailelerinden uzakta olan öğrencilerimizin kaldığı yurtları ev ortamına dönüştürerek daha rahat etmelerini sağlayacak ortamlar oluşturduk. Belli aralıklarla toplumda yer edinmiş, kariyer sahibi kişilerle yurtlarda sohbet ortamı oluşturarak öğrencilerimizin hedeflerini yükseltmede katkı sağladık. Halk Eğitim Merkezi ve Gençlik Merkezi aracılığıyla yurtlarımızda öğrencinin talep ettiği her türlü kursu açarak yeteneklerini geliştirmek ve sosyalleşmelerini sağlamak amaçları ile ‘Yurdum Evim Benim’ projesi hazırlandık” dedi.

  • Zihniyet değişimi ve üretim ekonomisi

    Zihniyet değişimi ve üretim ekonomisi

    Üretim ekonomisine geçmenin öncelikli kuralı toplumda alışılagelmiş zihniyet değişimini yapmakla başlar… Zihniyet değişimini gerçekleştirmeden bir ilin hem gelişmesini hem de kalkınmasını sağlamak pek mümkün değildir.

    Yozgat’ta yaşayan insanların kahır ekseriyetine baktığımızda kaderci bir toplum yapısı karşımıza çıkmaktadır…

    İnsanları kaderci olmaktan kurtarmanın da bir yoludur zihniyet değişimi, zihniyet değişimini sağlayan toplumlar hem gelişmeyi hem de kalkınmayı o zaman başarırlar.

    Yozgat’ın genel durumuna baktığımızda gelişmenin ve kalkınmanın birbirinden ayrı farklı kavramlar olmasına karşın toplumun sosyo-ekonomik gücü zayıf gibi görünse de, gerçek anlamdaki imkanların katma değere yansıtılmadan atıl şekilde durduğunu görmekteyiz.

    Burada karşımıza çıkan ve aşılmaz gibi duran dağın eteğinde yaşayan İnsanlar, geçmişten günümüze yaşanan gelecek kaygısı ve güven duygusundan duygu kaygılar sebebiyle katma değer üretmekten vazgeçip, birikimlerini ellerinin altında mevduat olarak tutmayı tercih ediyor.

    İnsanların bir taraftan zihniyet değişimini tercih etmelerini tavsiye ederken ve üretim ekonomisinin olmazsa olmaz olduğunu vurgularken, güven duygusu ve gelecek endişesine sebep olacak etkenleri de ortadan kaldırmak gerekiyor.

    Yozgat insanı yeniden güven duygusunu kazanması için zihniyet değişiminin karşılığı olarak elle tutulur, gözle görülebilecek ortaya bir şeylerin konmasına ihtiyaç vardır…

    Bu konuda en önemli sorumluluk devletin Yozgat’taki temsilcileri… Siyaset kurumu ve Sivil toplum kuruluşlarına düşmektedir.

    Ortaya somut ve geri dönüşü olan bir şeyler konmadıkça zihniyet değişiminin kolay olmayacağını ifade etmek isterim.

    Fakat zihniyet değişimi ve üretim ekonomisine geçmekten başka çaremizin kalmadığını da buradan ifade ederken, unutmamamız gereken en önemli husus toplumda nicedir kaybolmuş birlik ve beraberlik duygusunu yeniden tesis etmektir.

    Birlik ve beraberlik duygusunu kazanmanın birçok yolu vardır… Hakkaniyeti muhafaza ederek, bazı durumlarda biraz esnek davranmak, karşınızdaki insanlarda güven duygusunu artıracaktır.

    İşte o zaman toplum kendiliğinden hem zihniyet değişimine geçmiş olacak hem de üretim ekonomisini tercih edecektir.

  • Şehir hastanesinde doktor kadrosu şimdi daha güçlü

    Şehir hastanesinde doktor kadrosu şimdi daha güçlü

    Her geçen gün il dışı sevkler daha da azalıyor… Şehir Hastanesinin doktor kadrosu güçlendikçe, noksan olan doktor kadrosu sayısı azalamaya devam ettikçe il dışına hasta sevk sayısında azalmalar devam edecek.

    Şehir hastanesi doktor kadrosuna geçtiğimiz günlerde dahil olan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Özgen Ahmet Yıldırım ve Dr. Melih Şimşek Yozgat’ta kanser hastalarının umudu olacaklar…

    Yozgat Şehir Hastanesi, hizmete geçmesinin üzerinden bir yıldan fazla bir zaman geçti… İlk başta birçok eksik ya da noksan olmasına rağmen vatandaşa daha kaliteli bir hizmet sunmak gayretinde olan kadronun bugün anlattıkları gerçek olmaktadır.

    Son teknoloji cihazlar ve deneyimli bir sağlık ekibi ile hizmet veren Yozgat Şehir Hastanesi’nde, hemotolaji ve onkoloji hastaları güvenli ellerde tedavi hizmeti alıyor.
    Hasta kabulüne başlayan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Özgen Ahmet Yıldırım ve Dr. Melih Şimşek, kanser tedavisi gören hastaların artık başka illere gitmek zorunda kalmadıklarını belirttiler.
    Yozgat Şehir Hastanesi’nde kanser tedavisinin; kemoterapiler, hedefe yönelik akıllı ilaç ve moleküller, immünoterapiler ile biyolojik tedaviler başarıyla gerçekleştirildiğini belirten Dr. Yıldırım ve Dr. Şimşek, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kanser vakalarının arttığını bu nedenle erken tanı ve tedavinin hayatı önem taşıdığını belirterek, şu uyarılarda bulundular;
    “Kanserler; vücudun yapıtaşları olan hücrelerin kontrolsüz bir biçimde çoğalması sonucu oluşuyor. Her hastalıkta erken tanı önemlidir ancak, kanser vakalarında bu önem çok daha fazla hayatidir. Özellikle ailesinde kanser öyküsü bulunanların erken tanı için periyodik aralıklarla tarama yaptırmalarında büyük fayda vardır.”
    Tıbbi Hematoloji Uzmanı Dr. Fatma Aykaş ise Yozgat Şehir Hastanesinde artık anemi, kanama bozuklukları, kemik iliği yetersizlikleri, lösemi, lenf kanseri ve hemofili gibi kalıtsal geçişli kan hastalıklarının tedavilerinin yapılabildiğini ifade etti.
    Hematolojik hastalıkların tedavisinin hayati önem taşıdığına dikkati çeken Dr. Fatma Aykaş, “Bu hastalıkların teşhis ve tedavisinin deneyimli bir ekip tarafından yapılması gerekmektedir. Kadromuzun yanı sıra son teknolojik cihazlarımız sayesinde hematoloji hastalarımız artık kendilerini güvende hissedebilirler” dedi.
    Hematolojik hastalıkların teşhis ve tedavi seçeneklerinin son yıllarda büyük gelişme gösterdiğini belirten Dr. Aykaş, tedavi oranının da hızla artmasının hastalar için büyük moral kaynağı olduğunu söyledi.

    Sözümü tamamlamadan önce bir bilgi notunu hastane yönetiminin dikkatine sunmak istiyorum… Geçtiğimiz günlerde ziyaretimize gelen bir vatandaş, göğüs hastalıkları bölümüne muayene olmaya gitmiş, doktorla görüşen vatandaşa verilen cevap şudur; ben randevulu hasta dışında başka hastaya bakmıyorum… Muayene olmanız için önceden randevu almanız gerekiyor.

    Sonra bu vatandaşımız yaşadığı sağlık sorunu ağırlaştığı için vakit kaybetmeden Araştırma ve Uygulama hastanesine giderek, buradaki doktora muayene olur, doktor acil olarak, vatandaşımızı yatış yaparak, dört gün süre ile hastanede tedavi eder.

    Son bir cümle hastaneler, doktorlar kimin için vardır?

  • Yozgat’ta da baş sektör tarım ve hayvancılık olabilir

    Yozgat’ta da baş sektör tarım ve hayvancılık olabilir

    Yozgat’ta son zamanlarda üzerinde en çok durulan konu Tarım ve Hayvancılık… Yozgat’ın gelişmesi ve kalkınması için ortaya konan gayret ve çabanın son derece önemli olduğunu peşinen söyleyeyim. İlimiz Valisi Kemal Yurtnaç başta olmak üzere Bürokratlar ve yöneticilerin gayret ve çabası göz ardı edilecek gibi değildir.

    Bu konuda Kurumlarında elle tutulur bir çalışması olduğunu görmeyi çok arzu ediyorum…

    Bunun yanında termal kaynaklarımızı da gündeme getirerek burada bir farkındalık oluşturarak ekonomik gelir elde etmek için yapılan çalışmalar olduğunu biliyoruz.

    Dolayısıyla yapılan ilave çalışmalarla 350 kişilik bir istihdam sağladıklarını ifade eden Vali Yurtnaç, “İki yıl içinde ki hedefimiz ise 3 bin kişiye artı istihdam sağlamak. Buraya gelen kurumsal firmalarla bunu başaracağımızı düşünüyorum. Bunlar uzun soluklu çalışmalardır. Yoksa oturduğunuz yerde kimse gelip size ‘Buraya yatırım yapalım’ demez. Organize sanayi bölgesine yatırımcı getirmeye çalışıyoruz ve yatırımcılarımız da geliyor. Bunu biz iş adamları zirvesi ile gerçekleştirdik. Yozgat’ta bir farkındalık oluşturduk ve iş adamları zirvesi ile beraber bu çalışmalarımız duyuldu ve yatırımcılarımız yavaş yavaş buraya gelmeye başladı” diye konuştu.
    Yozgat’ta ki hayalinin termal kaynakların faaliyete geçirilmesi olduğunu kaydeden Vali Yurtnaç, “Yozgat hızlı treni, hava alanı ile beraber, sağlık turizmini ve şehir hastanesini de yanına koyarsak ilimizin ufku genişleyecek ve buraya yatırımcı gelecek. Biz iş adamları zirvesinden sonra bir ekip oluşturduk ve bu ekibimiz iş adamlarına bir ziyarette bulundu. Daha sonsa iş adamlarımız geldi ve buraya yatırım yapmak için imzalarımızı attık” ifadelerini kullandı.
    Bir bakliyat firmasının Yozgat’tan yer istediğini belirten Vali Yurtnaç, “Geçtiğimiz günlerde firma sahibi ile telefonda görüştük. Benden 10 bin dönüm ile 35 bin dönüm arasında yer istedi. Yozgat mercimeğini piyasaya çıkarmak istiyorlar. Bilindiği üzere mercimek üretiminde Yozgat Türkiye’de birinci sırada. İlçe kaymakamlarımıza buradan söylüyorum. Köylerimizde kullanılmayan araziyi Kabalı örneğindeki gibi köylülerimiz kaymakamlığın kuracağı bir şirkete kiralayacaklar, bu şirket ise bu bakliyat şirketine yerini kiralayacak. Tıpkı Kabalı Meyve Bahçesinde olduğu gibi. Her ilçede 10 bin dönüm, merkezle birlikte 140 bin dönüm araziyi boşa çıkartırız. Bu bakliyat firması ülkemizde ihracat yapan bir firma. 140 bin dönümde mercimek üretilmesi demek ihracatta birinci sırada Yozgat Mercimeği olacak demektir. Bu fırsatları Yozgat’ı tanıtarak elde etmek istiyoruz. Firma sahipleri de mercimeğin, nohudun Yozgat’ta çok iyi olduğunu biliyorlar” dedi.

    Geçtiğimiz hafta Yatırımcıya Kırmızı Halı projesi ile Türkiye’nin 9 tane büyük turizm yatırımcısına Roma Hamamını tanıttıklarını kaydeden Vali Yurtnaç, “Roma Hamamı deyip geçmeyin, bu hamam sadece Sarıkaya’yı değil, Yozgat’ı ve Türkiye’yi taşıyacak bir yapı. Dünya’da sadece iki yerde var. Bir tanesi İngiltere’de ve orada ki hamımın etrafına konaklama yerleri yapılmış. Bizimde o yönde çalışmalarımız var. İngilizler bu hamama ziyaretten kişi başına 25 sterlin alıyorlar. Senede 1 milyon kişi ziyaret ediyor. Bu da 25 milyon sterlin demek. Biz buraya kaliteli bir tesis yapmadan buradan ekonomik bir gelir elde edemeyiz”

  • Genelde ve yerelde gündem eğitim

    Genelde ve yerelde gündem eğitim

    Yozgat İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, hedeflerinin; vatanına, milletine ve devletine bağlı öğrenciler yetiştirmek olduğunu söyledi.

    Konu eğitim olunca, kaç kez toplantı yapıldı… Hatırlamıyorum. Bu bağlamda İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Yozgat’ta eğitimin kalitesini yükseltmekte kararlı…
    İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, Boğazlıyan İlçesinde İl Değerlendirme toplantısı düzenledi. Toplantıya; Yazıcı’nın yası sıra; İlçe Milli Eğitim Müdürleri, Milli Eğitim Müdür yardımcıları ve şube müdürleri katıldı.
    Toplantıda; bir önceki toplantıda alınan kararlarla ilgili çalışmaların değerlendirilmesi, İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerince son bir ay içerisinde yapılan çalışmaların sunumlarının slayt eşliğinde anlatılması, okul öncesi, ilkokul. Ortaöğretim okullaşma oranları, mevcut durum ve hedefler, mesleki ve teknik eğitim okullaşma oranları ve yapılan çalışmalar, İHL ve İHO okullaşma oranları ve yapılan çalışmalar, pansiyonların alt yapı ve tefrişatları, yemek hizmeti eğitim ortamları ile etüt çalışmaları, okul bahçeleri ve ortamlarının iyileştirilmesi, konuları görüşülerek gerekli istişareler yapılarak kararlar alındı.
    İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, yaptığı konuşmada öğrencilerin gelişim süreçlerinin izlenmesi, eksikliklerin belirlenmesi, velilerle etkili bir iletişim, iyi bir rehberlik, iyi bir ölçme değerlendirme ve bunların neticesinde de öğrencilerin öğrenme stillerinin belirlenerek, derslerin bu değerlendirmelerin sonuçları göz önüne alınarak işlenmesini istedi.
    Yazıcı, “Değerli meslektaşlarım sizler kalplerin ve yeryüzünün mimarı öğretmenlerimizsiniz. Bizim temel hedefimiz vatanına, milletine ve Bayrağına bağlı ülkesine gururla hizmet edecek öğrenciler yetiştirmektir.”dedi.
    Öğretmenlerle bir araya gelen Yazıcı, öğretmenlere birer boş kâğıt vererek istek ve taleplerini aynı zamanda eğitim hakkındaki görüşlerini yazmalarını isteyerek, yazılanları bizzat okuyacağını ve değerlendireceğini dile getirdi.

  • Yeraltı suları üzerinde baskı azaltılacak

    Yeraltı suları üzerinde baskı azaltılacak

    Su kaynaklarımızda bir azalmanın ve yakın gelecekte su sıkıntısı çekeceğimiz en son yapılan “Tarım Değerlendirme” toplantısında eski Başbakan yardımcısı ve Adalet Komisyonu Başkanı Milletvekili Bekir Bozdağ tarafından hatırlatıldı.

    Bu konu üzerinde asılda sık sık durmak gerekiyor… Su kaynaklarının daha fazla zarar görmemesi için herkesin birbirini otokontrol ile takip ederek, gerektiği yerde uyarması son derece önemlidir diye düşünüyorum.

    Tesadüf bu ya… Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi en son toplantısında aynı konuyu gündeme taşıdı…

    Bu toplantıda Aksaray, Karaman, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde ve Yozgat’tan oluşan KOP Bölgesinde; tarımsal sulama ihtiyacının ağırlıklı olarak yer altından karşılamak zorunda kalındığını, bunun da çiftçiler için önemli bir girdi maliyeti oluşturduğuna dikkat çeken KOP İdaresi Başkanı İhsan Bostancı, KOP Bölgesi’nin her alanda ülkemizin önemli merkezlerinden olmasına için çok sektörlü çalışmalar yürüttüklerini, yaşanılan coğrafyanın potansiyelini etkin bir şekilde kullanılabilmek adına alternatifler geliştirmeyi sürdüreceklerini belirterek; “Bu çalışmalarda KOP olarak benimsediğimiz en önemli husus; kurum ve kuruluşlar arası işbirliği ve bu bölge için birlikte çalışma kültürünün geliştirilmesidir.

    Bölgede azımsanamayacak ölçüde gerçekleşen tarımsal-bitkisel faaliyetler doğal olarak sulamanın önemini ortaya çıkarmaktadır. Su fakiri olan KOP Bölgesi, Türkiye’nin kullanılabilir yer üstü su potansiyelinin yaklaşık yüzde 3.4’ ünü, yer altı su potansiyeli bakımından ise yaklaşık yüzde 31.5’ ini oluşturmaktadır.

    Yıllık ortalama yağış miktarı açısından ise Aksaray, Karaman, Konya ve Niğde’den oluşan Konya Kapalı Havzası Türkiye’nin en sıkıntılı havzası konumundadır. Havzamız Türkiye’nin kullanılabilir su varlığının yüzde 4’üne sahipken, tarım alanlarının yüzde 12’sine, sulanan tarım alanlarının ise yüzde 17’sine sahiptir. Bölgede hektar başına düşen su miktarı Türkiye ortalamasının üçte birinden, bölge yıllık yağış miktarı da Türkiye ortalamasının yarısından daha azdır.

    Bölge’nin mevcut sulanan alanlarında kullanılan suyun yüzde 60’ı yeraltı suyundan karşılanmaktadır. Bu yoğun kullanım sebebi ile Konya Kapalı Havzasında yeraltı su seviyesi her yıl ortalama olarak 2-3 metre civarında düşmektedir. Yeraltı sularındaki düşüşlerin devam etmesi halinde, belli bir derinlikten sonra su çekimi ekonomik olmaktan çıkacaktır” dedi.

    Bugünkü sohbeti şöyle tamamlayayım… Su kaynaklarının yok olmasının üstesinden gelebilmek için tarımda bir dönüşüme ihtiyaç var…

    Tarım uzmanlarının da aynı yönde görüşü olduğunu hatırlatmak isterim… Son yıllarda görüldüğü gibi iklim değişikliği nedeniyle çiftçilerin kuraklık ve sel baskınlarıyla karşı karşıya kaldıkları bir gerçektir. Bu anlamda meydana gelecek sel baskınlarının üstesinden gelmek için de biyolojik tarıma yönelinmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Biyolojik tarımda toprağın su alma kapasitesinin artacağını ve bunun ileride bitkiler için kullanılabilir olacağı ifade edilmektedir.

  • İnsan ve iyilik üzerine…

    İnsan ve iyilik üzerine…

    Biz iyilik yapmakla emrolunmuş bir ümmetin evlatlarıyız. Yalnızca kendimiz için çalışmaz ve kazandığımızı kendimiz için harcayamayız. Ailemizin, akrabalarımızın, komşularımızın, yetimlerin, yoksulların, bütün bir milletin hakkı var kazandıklarımızda. Bunu ben kazandım ve sarfiyat hakkı yalnızca bendedir diyemeyiz. Cenâb-ı Allah ilmi isteyene, zenginliği istediğime bahşederim derken, aslında bunların da birer imtihan vesilesi olduğunu vurguluyor. Demek ki kazandığın yalnızca senin çabanla olmuyor.

    Öyleyse tasarruf hakkı da yalnızca sende olmamalıdır. Müslüman birey toplumda, “Sen çalış ben yiyeyim yahut benim karnım tok olduktan sonra başkalarından bana ne. Her koyun kendi bacağından asılır.” mantığıyla hareket edemez.

    Bizler aslında iyilikle emrolunduk ve iyilik yapmakla mükellefiz. İyilik yalnızca parayla da olmaz elbette. Yoldaki bir taşı almaktan, ana-babaya hürmet etmekten, misafire ikram etmekten, hastayı ziyaret etmekten, birinin yüküne omuz vermekten, garibana hal-hatır sormaktan, yetime sahip çıkmaktan, asayişe yardımcı olmaktan tut da; trafik kurallarına uymaya, insanlara tebessüm etmeye, görevimizi hakkıyla yerine getirmeye, komşu hakkını gözetmeye kadar uzayan bir silsiledir bu.

    Esasen iyilik çalıştığımız yere değer katmaktır, fayda sağlamaktır, farkındalık oluşturmaktır. Cenâb-ı Hak, “Biz insanı en güzel surette yarattık; onlar niyetleriyle ve amelleriyle ya yükseklerin yükseğine çıkar ya da aşağıların aşağısına iner” buyurmaktadır.

    Burada elbette vurgulanmak istenen cüzi iradedir ve niyettir. Bir iyiliği, bir hayrı düşünmek bile bizatihi iyiliktir, hayırdır. İyiliği karşılık bekleyerek yapmak da Cemil Meriç’in ifadesiyle bir nevi tefeciliktir. Ancak iyilik hayırda olur, şerde değil. Bu nedenle de iyilik iyi insanlara yapılır, şerlilere değil. İyilik yapan, yaptığı iyiliği başa kakmayacağı gibi, iyilik görenin görevi de teşekkür etmek, vefalı olmaktır. Nankörlük etmek ve iyiliğe kötülük ile mukabele etmek de şerdir. Allah bizi böyle şerli insanlardan korusun. “İnsanlara teşekkür etmesini bilmeyen, Allah’a da teşekkür etmeyi bilmez” sözü belki de bu tür insanlar için söylenmiştir. Birinden iyilik gören kimse bu iyiliği hiç unutmamalıdır, birisine iyilik yapan ise yaptığı iyiliği hiç hatırlamamalıdır.

    Yani bizler elmayı ağaçtan bilmeyeceğiz. Elma elbette Allah’tandır. Ama ağaca da su vermezsek kurur gider. Bu durum aslında insanları iyilik yapmaya teşvik eder. Bizim kültürümüzde var olan bir atasözü şöyle der: İyiliğe iyilik her kişinin işidir; kötülüğe iyilik er kişinin işidir.

    Bir Çin atasözü der ki; duvar yapıldıktan sonra duvarcı unutulur. İnsanlar zaten unutmaya meyillidir. Bu nedenle siz iyilik yapın, denize atın. Balık bilmezse hâlık bilir. Yine bizde bir anonim söz vardır: İnsanoğlu hilebazdır, kimse bilmez fendini. Her kime iyilik edersen onsan sakla kendini” diye. Burada kastedilen şey, aman hâ sakın iyilik yapmayın değil; iyilik yaptığınız insanlarla aranıza mesafe koyundur.

  • BOZOK’TA AKADEMİK YIL AÇILIŞI BUGÜN YAPILACAK

    BOZOK’TA AKADEMİK YIL AÇILIŞI BUGÜN YAPILACAK

    2018-2019 Akademik yıl toplu açılış töreni ilk olarak 2 Ekim tarihinde Beştepe’de Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan Başkanlığında yapıldı…

    Üniversiteler, daha son belirlenen tarihlerde peyderpey açılış törenlerini yapmaya devam etti…

    Cumhurbaşkanı Erdoğan en son Erciyes Üniversitesi Akademik Yıl açılış törenine katıldı… Burada bir konuşma yapan Erdoğan, şöyle bir konuşma yaptı; “Üniversitelerin destek olmadığı, öncülük etmediği bir kalkınma hamlesinin hedefine ulaşması mümkün değildir. Halktan kopuk, şehrinden kopuk, ülkenin ve milletin dertlerinden kopuk bir üniversitenin ne kendisine ne de memlekete bir faydası olur.” dedi.

    Gerçek olan şu ki; Üniversiteler bulunduğu şehirlerin sosyal ve kültürel geleceğine yön veren Kurumlardır…

    Kaliteli ve yaşabilir şehirlerin kurulmasına, gelişmesine ve kalkınmasına her bakımdan katkı sunan bu Kurumlar, yaptığı her türlü çalışmalarla şehrin geleceğini inşa ederler…

    Ülkemizde bunların birçok örnekleri bulunmaktadır… Mesela Kayseri bir sanayi şehri olarak bilinmesine rağmen 50 binden fazla öğrenci kapasitesi şehrin kalkınmasına katkı sunmaktadır.

    Aynı şekilde bugün Eskişehir, Üniversitesi ile gelişmeyi ve kalkınmayı hedef koymuş illerden birisidir. Yozgat’ın da aynı yönde ilerlemesine öncülük edeceğine inandığım bir Kurum olan Bozok Üniversitesi 2006 yılından bugüne şehre katkı sunmaktadır.

    Bugün 2018-2019 Akademik Yıl açılış törenini yapacak olan Bozok Üniversitesi, Merkez başta olmak üzere birçok İlçemizde açılan Fakülte ve Yüksek Okullarla İlimizin kalkınmasına öncülük etmeye devam etmektedir.

    Bozok Üniversitesi, 20 bine yakın öğrenci kapasitesi ve binden fazla Akademik Kadrosu ile Yozgat’ın yarınlarına ışık tutan en önemli Kurumlarımızın başında yer almaktadır…

    Yozgat’ın sosyal ve kültürel yönden gelişmesine ve kalkınmasına katkı sunmaya devam eden Bozok Üniversitesini geleceğe daha emin adımlarla taşımayı hedeflediklerini her fırsatta söyleyen Rektör Prof. Dr. Salih Karacabey, Fakülte sayısını yeni fakülteler açarak, bu dönemde artırmayı hedeflediklerini ifade etmektedir.

    Ziraat Fakültesi ile Yozgat’ın tarım ve hayvancılığına… Turizm Fakültesi ile şehrin kültür ve turizmine Eğitim Fakültesi öncülünde Yozgat’ın eğitimine kaliteli katkı sunmayı hedefliyor.

    Bu vesile ile Bozok Üniversitesinin 2018-2019 Akademik Yıl açılış törenini şimdiden kutluyor, kaliteli eğitimler temenni ediyorum.

  • ÇİFTÇİ SIKINTI VE SORUNLARINA ÇÖZÜM İSTEDİ

    ÇİFTÇİ SIKINTI VE SORUNLARINA ÇÖZÜM İSTEDİ

    Tarım Değerlendirme toplantısını fırsat bilen Çiftçiler ve çiftçi temsilcileri, yetkililere sorun ve sıkıntılarını anlatarak, çözüm yollarının bulunmasını istedi.

    Bu konuda ilk söz alan Çayıralan Ziraat Odası Başkanı Alparslan Berk çiftçinin sıkıntıda olduğunu söyledi. Berk,”Çiftçi bin bir emekle hasat ettiği buğdayını 600 TL’ye sattı. Emeklerinin karşılığını almadı. İlk isteğimiz bunun düzeltilmesi” şeklinde konuştu.

    Yozgat Ziraat Odası Başkanı İsmail Açıkgöz,”İlimizde hayvan ve buğday pazarı yok. İlçelerimizde bu pazarlar var. 15 Milyon TL’ye yakın bir ticari pazar oluşuyor. İl büyümeden ilçe büyümez. İlin en büyük eksiği hayvan pazarı, buğday pazarı, mezbahana ve çevre yolu. Bunların bir an önce gündeme alınıp yapılması gerekiyor” dedi.

    Yozgat Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hacı Selvi,” Birlik olarak sütlerimizi firmalara satıyoruz. Ancak firmalardan paralarımızı tahsil edemiyoruz. Hal böyle olunca git gide çiftçi süt üretmekten uzak durmaya başlıyor. Süt üreticilerinin hepsi sıkıntı da” ifadeleri ile sorunlarını anlattı. Şehir yaşantısından köye dönen ve köyde çilek yetiştiriciliği ile gündeme gelen Gülhan Karaca ise bürokratik işlemlerin kendisi gibi çalışma yapacakları soğuttuğunu dile getirdi.

    MHP ve CHP Milletvekillerinin toplantıda neden olmadığını dile getiren MHP İl Genel Meclis Üyesi Ümit Şahbaz ise Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün performansının düşün olduğunu dile getirdi. Son olarak söz alan Yaşar Doğan Yerköy ve Şefaatli Çiftçileri adına mağdur olduklarını dile getirdi. Doğan,” Yerköy ve Şefaatli çiftçileri olarak Çorum Şeker Fabrikası’nın pancar ihtiyacının yüzde 50’sini karşılıyoruz. Satı gerçekleşmeden önce devlet bize 52 TL nakliye ücreti veriyordu. Akaryakıt zamları sonrası devralan firma bu fiyatı artıracağı yerde birde 37 TL’ye düşürdü. Çiftçi zaten sıkıntıda bir darbede buradan yedi” dedi.

    Çiftçi temsilcilerini dikkatle dinleyen, kapanış konuşması yapan AK Parti Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ ise sorunların hep birlikte çözüleceğini vurguladı. Bozdağ,”Sorunların çözümü konusunda hep birlikte hareket edeceğiz. Çiftçimizle birlikte daha kaliteli buğday üretmek için çaba sarf edeceğiz. Süne ile mücadelede tarım müdürlüğümüzün ekipleri çalışırken çiftçimiz de mücadelesini yapacak. Yozgat Türkiye’nin suyu en az olan illerin başında geliyor. Biz su fakiriyiz. Böyle büyük nehirlerimiz, ırmaklarımız, barajlarımız yok. Biz damlaları baraja dönüştürmeye çalışıyoruz. Eskiden 10 metreden insan bedeni gibi su çıkarken şimdi 300 metre ile 700 metre ile bulunabiliyor. Biz önüne baraj yapabilecek bütün akarsularımızın önüne baraj yaptık. Şuanda 8 barajımızın eş zamanlı inşaatı sürüyor. İnşallah bu barajlarımız da tamamlandığında çiftçimiz daha fazla verim alacaktır” dedi.

  • Milletvekilimiz Başer, Marmara’yı harekete geçirdi

    Milletvekilimiz Başer, Marmara’yı harekete geçirdi

    Mart 2019 tarihinde yapılacak yerel seçimler öncesinde partiler, kendini bir kez daha gözden geçirmenin çabasını vermeye devam ediyor…

    Daha önceki seçimlerde olduğu gibi bu seçimlerde de önemli görevler alan AK Parti Yozgat Milletvekili ve Seçim İşleri Başkan Yardımcısı Yusuf Başer, yaklaşan yerel seçimler öncesi sorumlu olduğu Marmara Bölgesindeki illeri ziyaret ederek, parti teşkilatlarının çalışmaları ve belediye başkan adaylarında aranan nitelikler hakkında partilileri bilgilendirdi.

    Milletvekili olarak teşkilatçılık ve seçim çalışmaları konusunda bir hayli tecrübe kazanan Milletvekilimiz Başer’den Ak Parti bu seçimlerde de çok şey beklediğini söylersek, yanlış olmaz.

    Dolayısıyla bir süre önce yapılan görev dağılımında Marmara bölgesinden sorumlu olan Başer, burada çalışmalara yoğunluk kazandırdı. Bugün Sayın Başer’in yaptığı çalışmalara şöyle bir göz atalım istiyorum…

    AK Parti Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz’un teklifi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Olur”uyla yeni dönemde Türkiye’nin en büyük seçim bölgesi Marmara’ya Seçim İşleri Başkan Yardımcısı olarak atanan AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer, Marmara Bölgesinde bulunan 7 ili kapsayan ziyaretlerde bulundu.
    “Önce Millet Önce Memleket” sloganıyla Kızılcahamam’da toplantı yapan AK Parti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yerel seçimlerdeki yol haritasını çizdi. Belediye Başkan adaylarında aranan nitelikler ve teşkilat çalışmaların gözden geçirildiği toplantı sonrasında yerel seçim çalışmalarına hız verildi.
    Yerel seçim çalışmalarına kendisine bağlı Marmara Bölgesi’nden başlayan AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer, Sakarya, Kocaeli, Yalova, Balıkesir, Çanakkale, Bursa ve Bilecik’te parti teşkilatları ve yönetim kurullarıyla bir araya geldi.
    Teşkilatların seçime hazırlık durumlarının ele alındığı toplantılarda konuşan Milletvekili Başer, Türkiye’nin şahlanışını durdurmak isteyen şer odaklara rağmen kutlu yürüyüşün ilk günkü aşkla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dirayetli liderliğinde devam ettiğini söyledi.
    Yerel seçimlerin hızla yaklaşmakta olduğunu vurgulayan Başer “ AK Parti, Türkiye’nin umudu olmaya devam ediyor. 31 Mart yerel seçimlerine milletimizin takdirine mazhar olmuş, millet aşkı ve dava şuuruna sahip, hizmet sevdalısı adaylarla katılacağız.”dedi.
    Belediye başkanlığı seçimlerinde AK Parti’ye aday adaylığı müracaatında bulunanların rekor seviyede olacağına inandığını söyleyen Başer, adaylarda aradıkları kriterlerin Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu “tevazu ehli, hem işini iyi bilecek, hem çalışacak hem de dava şuuruna sahip liyakatli insanlardan” oluşacağının altını çizdi.
    Aday tespitinde bulunurken akraba, eş dost önermesinden öte ince eleyip sık dokuyacaklarını vurgulayan Milletvekili Başer, millet ve hizmet sevdalısı adaylarla seçime gireceklerini ve büyük seçim başarısına imza atacaklarına inancının tam olduğunu ifade etti.

     

  • Başarısı Bakanlık yayınlarıyla tescillenen okul

    Başarısı Bakanlık yayınlarıyla tescillenen okul

    Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye’de en yüksek döner sermaye geliri gerçekleştiren 50 okulu tespit etti… Bu 50 okul arasında Yozgat’ta turizm sektöründe öğrenci yetiştiren Fatih Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, 4 milyon 463 bin 818 lira ciro yaparak, yapılan sıralamada ilk 5’te yer aldı…

    Bu konuda dün gazetelere düşen önemli bir haber vardı… Bu haberde Yozgat’ta uygulama oteli de işleten Fatih Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, 2017 yılında 4 milyon 463 bin 818 lira ciro yaparak Türkiye’deki ‘En Yüksek Döner Sermaye Gelir’ sıralamasında 5. sırada yer aldığı ifade edildi.

    Haberin ayrıntısına baktığımızda önemli veriler dikkat çektiği için tekrar paylaşmak istedim…
    Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), 2017 yılında en fazla üretim yapan Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri ve Mesleki Eğitim Merkezleri yayımlandı.

    Yozgat’ta turizm sektöründe öğrenci yetiştiren Fatih Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, 4 milyon 463 bin 818 lira ciro yaparak Türkiye’de En Yüksek Döner Sermaye Geliri gerçekleştiren 50 okul arasında 5. sırada yer aldı.

    Okulun elde ettiği cironun 800 bin lirası devlete vergi olarak ödenirken yüzde birlik kısmı ise Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına veriliyor. Uygulama oteli olarak işletilen okullarında 150 öğrenci hem mesleklerini öğreniyor hem de eğitimlerini başarıyla sürdürüyorlar. Aldıkları uygulamalı otelcilik eğitimi ile öğrenciler okullarını bitirir bitirmez kalifiye eleman olarak iş hayatına başlıyorlar.
    Yapılan bu güzel çalışmalarla ilgili bir başka önemli detay ise, öğrencilerin fikirlerine başvurulmasıdır…

    Bakın bu konuda öğrenciler neler anlatıyor; 11. sınıf öğrencisi Mine Yıldız yaptığı açıklamada “Okulumuzu seviyorum. Hem kendimiz için hem de okulumuz için gelir sağlıyoruz. Okul bittikten sonra iş bulma olanağımız yüksek. Turizm bölümünde okuduğumuz için okulumu bitince turizm hayatında devam etmeyi düşünüyorum. Hem eğitim görüyoruz hem de burada işimizi öğreniyoruz” dedi.
    Ahmet Bahçeci isimli öğrenci ise “Okuldan gayet memnunuz. Hem kendimize hem de okula gelir sağlıyoruz. Okulumuzda kendimizi geçindiriyoruz. Turizmde okumak bir ayrıcalıktır. Antalya’ya gidip staj yapıyoruz. Servis sınıfındayım. Servisin nasıl yapıldığını öğreniyorum. Okulda ana derslerin de olması daha bir önem taşıyor. Hem turizmi öğreniyoruz hem de üniversite için hazırlık yapıyoruz” şeklinde konuştu.

    Büro yönetimi bölümü öğrencisi Abdurrahman Osman da “Oda temizliği, düzenlemesi ve misafir karşılamasıyla ilgileniyoruz. 5 yıldızlı otellerde staj yapıyoruz. Yabancı dil öğrenmemize de yardımcı oluyor. Uygulamalı otelde çalışarak hem biz kazanıyoruz hem de okulumuz gelir elde ediyor” ifadelerine yer verdi.

    Öğretmen ve öğrencilere elde ettikleri başarıdan dolayı teşekkür eden İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı ise şunları söyledi: “Okulumuz tüm donatıları ve hizmet alanlarıyla eş değer program uygulayan diğer okular arasında çok güzide bir yere sahip. Bu başarının elde edilmesinde tüm arkadaşların emeği, gayreti gurur verici düzeydedir. Bütün çalışmalarından dolayı ben onlara teşekkür ediyorum. 812 tane Türkiye genelinde döner sermayeli okulumuz var. Aynı müfredatı uygulayan ise 50 tane okulumuz var.

    Burada daha çok otelcilik ve turizm sektörüne yönelik bir müfredat programı uygulanıyor. 2017 yılı okulumuzun cirosu 4 milyon 463 bin lira olarak gerçekleşmiş. Bunun 800 bin lirası da devlete doğrudan vergi olarak ödenmiş. Bu da toplam cironun yüzde 15’ine tekabül etmektedir. Ben tekrardan emeği geçenlere teşekkür ediyorum”.

  • Sektörlerin sorunları konuşuldu…

    Sektörlerin sorunları konuşuldu…

    Şunu baştan belirtmek isterim… Yozgat gibi kendi yağı ile kavrulmak durumunda kalan küçük illerde hangi sektöre bakarsanız bakın yığınlarca sorunla karşılaşmak mümkündür.

    Sorunların detayına geçmeden evvel bu konuda Ticaret ve Sanayi Odası başlattığı sektörler toplantısının birkaç gün evvel yenisini yaptı…

    Bu toplantıda ise, konuklar Mimarlar ve Mühendislerdi… Dedim ya Yozgat’ta her sektörün kendi için gerek kendinden kaynaklı gerekse başka etkenlere dayalı sorunlar yaşadığı herkesçe malumdur.

    Burada tabiî ki sektörlerin sorunları önemli ama daha önemlisi bu sorunların çözüdür. İşte bu anlamda TSO başkanlığında bir araya gelen sektör temsilcileri, sorunları ve sorunların çözümleri için birlikte fikir alışverişi yaptılar…

    Mimarlar ve Mühendisler sektör toplantısında da kamu kurumlarının hizmet ve mal alımlarına ilişkin sorunlar gündeme getirildi.

    Mimar ve mühendisler, kamu alımlarında Yozgat müteşebbislerin tercih edilmesi gerektiğini dile getirdi.  Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası tarafından hazırlanan program kapsamında Mimarlar ve Mühendisler Sektör toplantısı yapıldı.  TSO Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Çelik, Yönetim kurulu üyeleri ile Mimarlar ve Mühendislerin katıldığı toplantı da sektör temsilcilerinin yaşadığı sorunlar ve çözüm öneri ile Odanın yapabileceği konular görüşüldü.

    Yozgat TSO Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Çelik, “Bugün biz değil sizler konuşacaksınız. Sizlerin sektör içerisinde yaşadığı sıkıntıları ve Oda olarak yapmamız gerekenleri madde madde belirleyeceğiz. Geçtiğimiz günlerde de sektör toplantıları gerçekleştirdik. Bizim amacımız üyelerimizin yaşadığı sıkıntıları ve beklentileri doğrultusunda faaliyetler gerçekleştirmek. Sizlerin ihtiyaçlarını bilirsek bizlerde o yönde hizmet etmek için elimizden geleni yaparız” ifadelerine yer verdi.

    Toplantıya katılım sağlayan sektör temsilcileri tek tek söz olarak güncel sorunlardan ve Oda yönetiminden beklentilerini ifade ettiler.  Ağırlıklı olarak kamu alımlarında Yozgat müteşebbisinin tercih edilmesi ve hizmet sektöründe olmaları sebebiyle devlet desteklerinin büyük çoğunluğundan faydalanamamaları yer aldı.  Ekonomik koşulların her geçen gün zorlaştığı bu günlerde, rekabetin fazla olması ve hizmet tarifelerinin bir standarda bağlı olmaması gibi konularda görüşüldü. Kanuni yükümlülüklerinin fazla olması ve emeklerinin karşılığı alamadıklarını, yerli müteahhitlerin desteklenmesi bunun içinde TOKİ gibi ilimize ekonomik katkısı olmayan kuruluşların önünde durulması hususunda bilgiler paylaştılar. Belirli periyotlarla toplantıların devam etmesini isteyen sektör temsilcisi Oda üyeleri başta Oda Başkanın Sinan Çelik olmak üzere tüm yönetim kurulu üyelerine teşekkür ettiler.

    Yozgat TSO Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Çelik, “Tek amacımız üyelerimize ve ilimize faydalı olmak. Dün ki Yozgat dünde kaldı. Önümüze bakıp birlik ve beraberlik için çalışıp başarılı olacağız. Başarılı olmak zorundayız. Gerek şahsım gerekse Oda yönetimim olarak elimizde geleni yapacağız” dedi.