Kategori: CEMİL MERMERTAŞ

  • Yol yapımını üstlenen firmanın müteahhidi diyor ki…

    Yol yapımını üstlenen firmanın müteahhidi diyor ki…

    Yoldaki gecikmeler bizden kaynaklanmıyor…

    Peki bir kez daha sormak istiyorum… Bu gecikmeler kimden kaynaklanıyor?

    Sabah saat 9’da iş başı yapılıyor, akşam 5’de paydos edilirken, gecikmeler bizden kaynaklanmıyor demek biraz tuhaf kaçmıyor mu?

    Bu konuda dün yerel gazetelerimizden Çamlık konuyu ele almış, firmanın müteahhidine sorular sormuş, cevaplar almış…

    Bakın neler anlatmış, birlikte okuyalım:

    Çalışmaların neden 24 saat yapılmadığını anlatan Tansel Keskin, “Burada yol hatları milimetre ve santimetre üzerinden yol hatları yapılıyor. Siz bunu gece mesaisi ile çözemezsiniz. Gece ışıklandırma ile 2 metre yerin altındaki çalışmalarda bir eğitim veriyorsunuz. Bir çukurun içerisine giriyorsunuz ve boruları bağlayarak geliyorsunuz. Bunu ışıklandırarak gece çalışmaları ile teknik olarak yapmanız mümkün değil.  İkinci neden iş sağlığı ve tekniği açısından çok sakıncalı.”

    Tamam, anladık… Bir soru ile devam edelim; Peki, bu işler en başında planlanıken, bu bahsi geçen alt yapı  yada her neyse teknik detayların bir hesabı yapılmadı mı?

    Belli ki, bunların hiç birisi yapılmamış, bu soruya verilen cevaptan bunu anlıyoruz…

    Sorunun işte cevabı;

    Karayolu üzerinden geçen hatların nereden geçtiğini bilen birisinin olmadığına dikkat çeken Tansel Keskin, “Bir kere hatlarınız uygun değil. Yozgat’ta tesis edilen hatların kimin nereden geçtiğini bilen yok. Gece çalışacağım ama Sürmeligaz, Telekom, Çedaş gibi kurumlar  hatlarının nereden geçtiğini bilmiyorlar. Bu riski alıp gece nasıl çalışacağım ben. Yüksek gerilim hatlarını ben nasıl risk alacağım. Yetkililer geliyor 1 metre altında diyor. 30 santimetre  de çıkıyor. Burada 24 saat çalışmak teknik olarak mümkün değil. Bu biz çalışmıyoruz meselesi değil. 5-6 senedir ben buradayım. Anlamıyorlar. Çünkü adam zarar ediyor canı yanıyor.

    Yozgat’ta 120 km’lik bir yol ağını yapıyoruz diyen Tansel Keskin, “Delice ayrımından başlayıp Sorgun Muslubelenden aşağıda bitiyor. Sadece onunla bitmedi bir sürü işler oldu. Atatürk yolu, ceza evi yolu yapılıyor.

    Yapılan yol çalışması nedeniyle 25 milyon alacakları olduğunu da hatırlatan Tansel Keskin şöyle konuştu; “Şuandaki çalışmalarımız 20 Eylül hedefimizi koyduk. Diğer tarafa da başlayıp bitiriyoruz. Bu işin genel kısmı. Bir taraftan da ekonomik sorunu var. Gerekli ekip ve ekipmanlarımız var. Yozgat’ta 3 ayrı noktada yol yapacak kadar ekip ve ekipmanlara sahibiz. Ama biz bugün ekonomik şartlardan dolayı sadece Yozgat’ın içinde çalışıyoruz. Para yok. Benim içeriden alacağım 25 milyon var. Kolay işler değil bu. Biz bu sene çalışmayı düşünmüyorduk. Bayram sonu çalışmayacaktık. Adliye önü de öyle kalacaktı. Bayramdan önce 3-4 milyon para verildi. Bayramda sonra da sözler verildi. Bizlerde o sözlere istinaden geldik. Bunun devamı olur mu olmaz mı bunu patronumuz bilir. Şuan Türkiye’de her an her şey olabilir. Her şeyi peşin alıyorsunuz. Geçen senenin başında 300-400 lira olan bütüm (zift) bugün 3 bin lira oldu. Buna dayanacak güç hakikaten yok. Firma olarak iyi niyetimizi koruduk. Biz elimizden geldiğince gücümüzün yettiğince işimizi sürdürmeye çalışıyoruz. Pazar günleri de çalışıyoruz. Burada geçen her süre bizim için aleyhtedir. Burada ne kadar hızlı çalışırsak ne kadar işi erken bitirirsek kar ederiz. O mantık yanlış”

  • Ailelere Okul Destek projesi uygulaması başladı

    Ailelere Okul Destek projesi uygulaması başladı

    Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile ilgili kaleme aldığım en son yazımda “Göçmen Kuşlar Projesinden” bahsetmiştim… Bu projede Yozgat’a gelen mevsimlik işçilerin çocuklarına Bilim ve Sanat dalında eğitimler verildiğini konuşmuştuk.

    Bugünde Bakanlık projesi olan Okul Destek Projesi’nden bahsedeceğim… Bu konuda yapılan haberler gazetelere gerektiği gibi yansıdı ama birde buradan konuşmak istedim…

    Geçtiğimiz hafta Yozgat’ın ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya Ankara, Aksaray, Kırıkkale, Kırşehir, Niğde, Nevşehir, Kayseri, Çorum, Sivas, Çankırı ve Uşak İlinden proje ile ilgilenen iki koordinatör katıldı.

    Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından başlatılan Okul Destek Projesi’nden, ekonomik yoksunluk yaşayan ailelerin çocukları faydalandırıldığı hatırlatıldı. Bu kapsamda, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencisi çocuklara sosyal, kültürel, sanatsal ve akademik destekler verileceği ifade edildi.

    Bakanlık bu konuda yaptığı çalışmayı 23 İl seçerek, bu İlleri pilot olarak belirledi. Yozgat’ın da bulunduğu 23 pilot ilde başlatılan projenin, 100 günlük eylem planı çerçevesinde 81 ile yaygınlaştırılacağı kaydedildi.

    Toplantıda, Bakanlık ile UNICEF Türkiye Temsilciliği işbirliğinde ülkemizde kamp dışında yaşayan Suriyeli çocukların Çocuk Hakları İl Çocuk Komiteleri aracılığıyla topluma uyumlarının sağlanması için geliştirilen Sosyal uyum programı ele alındı.

    Ekonomik imkansızlıklar nedeniyle aileleri bakmakta güçlük çektiği için maddi olarak desteklenen çocuklara, sosyal, kültürel, sanatsal ve akademik olarak da desteklemek için bakanlık tarafından başlatılan ve 23 pilot ilde uygulanan Sosyal ve Ekonomik Destek uygulamasının kapsamı konuları ele alındı.

    Diğer illere örnek teşkil etmek amaçlı yapılan çalışmaların sunumu gerçekleştirildi. Bu konuda daha kapsamlı bilgi veren Yozgat Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Abdullah Neşeli, ülkemizde 22 milyon 883 bin 288 çocuğun yaşamakta olduğunu hatırlatarak, bu çocukların her türlü ihmal ve istismardan korunarak, sağlıklı gelişimini temin etmeye yönelik ciddi adımların atılmakta olduğunu söyledi.

    İl Müdürü Neşeli, ‘’Ülke genelinde 14 bin çocuğa ev tipi kuruluşlarda bakım verilmektedir. 5 bin 992 çocuk koruyucu aile hizmetinden faydalanmaktadır.114 bin 802 çocuk kendi aileleri yanında SED hizmetinden faydalandırılmaktadır. Ülkemiz çocukları haricinde yaşamlarını sürdüren 3,9 milyon mülteci 1,7 milyon çocuğa da hizmetler götürülmektedir. Ülkemiz genelinde kamp dışında yaşamlarını sürdüren sığınmacı çocuklara Çocuk Hakları İl Çocuk Komiteleri aracılığıyla topluma uyumlarının sağlanması karşılıklı diyaloğa ve bilgi alışverişine olanak sağlayacak bir platformun oluşturulması amacıyla Sosyal Uyum Programını hayata geçirmiştir. Bu uyum programları ile çocuk ve ailede savaşın ve mülteciliğin etkileri en aza indirgenmeye çalışılmıştır’’ dedi.

  • Şehir Hastanesi “pozitif ayrımcılık” yapıyor

    Şehir Hastanesi “pozitif ayrımcılık” yapıyor

    Bundan önceki yazılarımda da ifade ettiğim üzere halen bazı noktalarda eksik ve noksanlıkların giderilmesi hususunda yaptığım hatırlatmaları dikkate alan Yozgat Şehir Hastanesi gerek sağlık hizmetlerindeki kalite, gerekse sosyal anlamda hayata geçirdiği “ilk”lerle adından söz ettirmeyi başarıyor.

    Her gittiğimde yukarıda bahsettiğim noksanlıkların giderildiğini gördüğümü öncelikle belirtmek isterim. Bir taraftan eksikler tamamlanırken, bir taraftan da yenilikleri karşımıza çıkaran Şehir Hastanesi yetkilileri, şimdide ülkemizin en ulvi değerlerinin sembollerini temsil eden şehit yakınları ve gaziler için “Destek Masası” kurdu.

    * * * *

    Bu konuda hastane kapısından içeri giren vatandaşı karşılayan hastane görevlileri ve refakatçiler,  şehit yakınları ve gazilere, hastanedeki tüm işlemleri sırasında eşlik ediyor.

    Bu konuda Hastane Başhekimi Op. Dr. Aziz Ahmet Surel, hayata geçirdikleri “Şehit Yakını, Gazi ve Harp Malülleri İrtibat ve Destek Masası”nın önemini anlatırken, “Şehit aileleri ve gazilerimiz için ne yapsak azdır” dedi.

    Şehit yakını ve gazilik unvanlarının şeref ve iftihar vesilesi olduğunu belirten Başhekim Surel, “Hastanemize başvuran tüm hastalar bizim için değerlidir ancak, şehit yakını ve gazilerimizin yeri ayrıdır. Onlara vefamız, borcumuz asla bitmez. Devletimiz şehit yakınlarına ve gazilere her alanda çok önemli imkanlar sağlarken, biz de Yozgat Şehir Hastanesi ailesi olarak onlara ayrıcalıklar sunarak vefamızı göstermek istedik” dedi.

    * * * *

    Başhekim Opr. Dr. Surel, “Şehit yakınlarımız; vatan savunmasında şehit olan kahramanlarımızın bizlere emanetidir. Şehitlerimizin yakınlarına ve gazilerimize olan borcumuzu ne yapsak ödeyemeyiz. Bu nedenle onlara hizmet etmek hem görevimiz hem de bizim için şereftir. Çünkü, biz burada hizmetlerimizi yapıyorsak, bu vatan için gözlerini kırpmadan canını fedan eden kıymetli şehitlerimiz ve vatan için yaralanıp gazi olan değerli gazilerimiz sayesindedir. Bu yüzdendir ki onların isteklerini yerine getirmek bizim borcumuz olduğunu” belirtiyor.

    * * * *

    Uygulama hakkında bilgi veren Yozgat Şehir Hastanesi Destek ve Kalite Müdürü Mehmet Gözel ise “Hem destek masamızın arkasındaki duvarda, hem de masa üzerinde yaptığımız yazılı duyuru ile şehit yakınları ve gazilerimizin hastanemize girer girmez bu masada görev yapan arkadaşlarımıza başvurmalarını sağlıyoruz. Önce hastaneye ne için geldikleri soruluyor ve ona göre yönlendirmeleri yapılıyor” dedi.

    Mehmet Gözel, Şehit yakını ve gazilerin hastaneye girişlerinden itibaren sıra bekletmeden tüm işlemlerinde kolaylık sağlandığını, poliklinik hizmeti, görüntüleme ya da laboratuvar işlemleri sırasında talep ettikleri takdirde kendilerine refakatçi de görevlendirildiğini ifade etti.

    Şehit yakını ve gaziler hastaneden ayrılıncaya kadar diledikleri tüm desteklerin sağlandığını anlatan Mehmet Gözel, şöyle devam etti, “Bu hizmetimize gelen olumlu tepkiler ne kadar doğru bir iş yaptığımızı da bize göstermiş oldu. Onların ayrıcalıklı hizmetimizden faydalanırken gözlerindeki memnuniyeti görmek bizi gururlandırıyor. Hastanemizden ayrılırken de memnuniyetlerini dile getiren şehit yakını ve gazilerimiz bu ayrıcalığı fazlasıyla hak ediyorlar. Çünkü onların varlığı, bu ülkenin birliği, bütünlüğü, bekası, bağımsızlığı için en büyük unsurdur.”

  • Şarbon hastalığında nasıl korunacağız

    Şarbon hastalığında nasıl korunacağız

    Bu konuda vatandaşın kafası oldukça karışık… Bu durumda dikkate alınması gereken en önemli husus elbette uzman görüşüdür. Fakat uzman görüşlerine geçmezden önce fazla ayrıntıya girmeden, vurgulamak isterim ki, bu hastalıktan korunmak için ne pahasına olursa olsun “et ve et ürünleri yememek gerekiyor

    Peki, et ve et ürünleri yemeden yaşanabilir mi? Elbette ama et ve et ürünleri yerken de şarbon hastalığından korunmanın mutlaka başka yolları da vardır.

    İşte bu hususta uzman görüşlerine başvurmak durumundayız… Ama önce bu konun son zamanlar üzerinde sıkça durmamızın en temel sebebi şuanda Yozgat’ta ciddi şekilde bu hastalıkla bir mücadele başlatılmış olmasından kaynaklıdır.

    Şarbon hastalığı esas olarak koyun, keçi, sığır, manda gibi ot yiyen hayvanların hastalığı olup; hasta hayvanların et, yün, derilerinden genel olarak temas yoluyla, bazı durumlarda etinin yenmesi veya solunumla insanlara bulaşabilen bir zoonotik hastalıktır (hayvanlardan insanlara bulaşan bir hastalık). İnsandan insana bulaşması pratikte görülmemektedir.

    Şarbon mikrobunun özellikle spor formu(tohumları) çevre koşullarına ve dezenfektanlara son derece dayanıklı olup doğada onyıllarca canlılığını koruyabilir. Kaynatmakla ölmez. Bu nedenle görüldüğü bölgelerde zaman zaman özellikle büyük ve küçükbaş hayvanlarda hastalık oluşturabilir. Ülkemizde de hayvancılığın yoğun olduğu bölgelerde hayvan şarbon hastalığına rastlanmakta ve kısa sürede alınan tedbirler ile bertaraf edilmektedir. Dahası, ülkemizde %95’i deri şarbonu olmak üzere yılda ortalama 300- 500 insan şarbon hastalığı ile de karşılaşılmakta olup, uygun antibiyotikler ile hastalar tedavi edilmektedir.

    Bulaşma yollarına göre sınıflandırıldığında; Endüstriyel Şarbon: Keçi kılı, yün, deri ve et kesim ve işlenmesi sonucu gelişir.

    Tarımsal Şarbon: Şarbon bakterisi, hasta hayvanların kesilmesi veya ölen hayvanların derisini değerlendirmek için yüzülmesi esnasında, daha çok vücudun açık bölgelerinde sıyrıklarından girer.

    Laboratuvar Kaynaklı Şarbon: Laboratuvarda şarbon bakterisi ile çalışan personele gerekli güvenlik önlemleri alınmadığı takdirde bulaşabilir.

    Yukarıdaki bulaş şekillerinden başka, biyolojik silah veya biyoterörizm ajanı olarak kullanıldığı durumlar vardır. Bu şeklinde özellikle solunumsal bulaşma söz konusudur. Özellikle solunum yolundan alındığında uygun tedavi verilmeyen hastalarda yüksek derecede öldürücü olabilir.

    Biyolojik silah olarak kullanılmaya çok uygundur. Kurutulduğunda toz olarak saklanabilir. Aeresol olarak ya da patlayıcılarla kullanılabilir. Ucuz ve üretimi kolay olması nedeniyle örgütlerin tercih ettiği bir silahtır. 2000 li yıllarda A.B.D de mektuplu şarbon saldırılarına rastlanmıştır. Ne yazık ki pek çok ülke şarbon u silah olarak geliştirmek için çalışmalar yapmıştır.

    Konu oldukça uzun bu konuda kitap dahi yazılmıştır, konuyu özetleyecek olursak, sorunla alakalı olarak hep birlikte mücadele etmek zorundayız.

  • Güzel işler yapılıyor ama sorunlar ne olacak?

    Güzel işler yapılıyor ama sorunlar ne olacak?

    Yozgat Şehir Hastanesinden bahsediyorum… Burası ile ilgili basında her gün olmasa da haftada üç-beş kez ciddi haberler çıkıyor.

    Bu haberler mutlak surette güzel işler yapılıyor ki, bilgi ve belgeye dayalı çıkıyor… Bunda bir şüphe ya da kaygı duymuyorum…

    Mesela en son birkaç gün evvel “Şehir Hastanesinde yine bir ilk yaşandı” başlığı altında Yozgat’ta ilk kez tıp dilinde “laparoskopik” diye tarif edilen halk arasında ise kapalı yöntemle bir ameliyat yapıldı…

    Ankara, İstanbul, Kayseri Sivas gibi büyük İllerde bu tür ameliyatlar yıllar önce yapılmış ve devam ediyor olsa da, Yozgat insan iyi ve güzel olan ne varsa bazı iyi şeyler yeni yeni görüyor ve yaşıyor.

    İşte bunlardan sadece bir tanesi hakkında yapılan açıklamada 59 yaşındaki bir hastaya Op. Dr. Emrah Demirci: Laparoskopik yöntemle yapılan operasyonlarda, karın cildine 3-4 adet 1 santimetrelik delik açılıp vücut içine karbondioksit gazı vererek karın içini şişirilir. Endoskopik kameralarla (Kapalı olarak) bu deliklerden içeriye girilerek operasyon uygulandığı anlatıldı.

    Bilindiği üzere Şehir Hastanesi Yozgat’ta hizmete açılalı 2 yıla yakın olacak. Anlatıldığı üzere böyle güzel işler yapılması son derece normaldir. Ancak halen gelen duyumlara göre kanser hastalarına port takılamaması ve takılı olan porttan gerekli iğneyi yapacak hemşirenin olmaması akıllardaki soru işaretlerini kaldırmıyor.

    Burada anlatmak istediğim yapılan güzel işler kamuoyu ile paylaşılmak üzere hassasiyetle bir çalışma nasıl ki yapılıyorsa, noksan olan her ne varsa bunların da giderilmesi için aynı hassasiyet gösterilmesi gerekir diye düşünüyorum.

    Op. Dr. Emrah Demirci, Yozgat Şehir Hastanesi’nde üroloji ekibi olarak; taş cerrahisinde kapalı yöntemler, mesane ve prostat kanser kapalı ve açık cerrahi tedavileri, radikal prostatektomi, açık prostatektomi, idrar kaçırma tedavileri, inmemiş testis, peygamber sünneti cerrahi tedavileri ve üroloji ile ilgili hemen tüm ameliyatları başarıyla uygulayabilir durumdayız.

    Şimdi eskiye oranla şimdi sağlık alanında daha iyi durumdayız. Fakat biraz önce de bahsettiğim gibi veya daha bilmediğimiz birçok noksanların da artık bundan sonra tamamlanması gerekiyor.

  • Konaklarımız kentin tarihini yaşatmayı amaçlıyor

    Konaklarımız kentin tarihini yaşatmayı amaçlıyor

    Yozgat Belediyesinin, şehrin geçmişten geleceğe tarihine ışık olacak kültürel çalışmaların en başında tarihi konakların yenilenmesi gelmektedir.

    Bu konuda ilk olarak bir dönem önce Hayri İnal konağı ile başlayan tarihi konakların yenilenmesi çalışmaları bu dönem de artarak devam etti.

    Bugün tarihi yönüyle Yozgat’ın geçmişinde önemli yer edinen birçok konak arasında 10 tanesi aslına uyun olarak yenilenerek, sosyal ve kültürel faaliyetlere ev sahipliği yapıyor.

    Dolayısıyla Yozgat’ın tarihi dokusunu ve kültürünü yansıtan konaklarda yapılan restorasyon çalışmaları kapsamında bugüne kadar 10 konak eski kent dokusuna uygun olarak onarılıp hizmete sunuldu.
    Yozgat Belediyesi aynı zamanda tarihi konakları kamulaştırdıktan sonra aslına uygun bir şekilde restore ettirerek turizme kazandırıyor. Bugüne kadar Osmanlı, Selçuklu ve Türk mimarisinin en güzel en güzel örneklerinin yer aldığı 10 adet konağı, eski kent dokusuna ve kültürüne uygun bir şekilde restore ettiren Yozgat Belediyesi, kentin tarihini gün yüzüne çıkarmayı ve yaşatmayı amaçlıyor. Tarihi konakları yeniden ayağa kaldıran Yozgat Belediyesi, bu konakları butik otel, restorasyon, kurs ve çeşitli hizmetlerde kullanıyor. Restore çalışmaları kapsamında 20 adet konak ve eski evi de kamulaştıran Yozgat Belediyesi, 3 mahallede tarihi evlerden oluşan ’Eski Yozgat Mahalleleri’ oluşturmak için de çalışmalara başlayacak.
    Yozgat’ın geçmişini geleceğe taşımak için çalıştıklarını anlatan Yozgat Belediye Başkanı Kazım Arslan, “Eğer biz 1980’lerdeki Yozgat’ı muhafaza edebilmiş olsaydık bugün Türkiye’de Safranbolu da konuşulmazdı, Beypazarı da konuşulmazdı. Gerçekten Yozgat’ın çok güzel bir tarihi kültürel mirası vardı ama 1980’li yıllarda yanlış imar uygulamalarıyla politikalarla bu Yozgat’ın güzelim konakları tamamen tahrip edildi. Şimdi bizler yıkıntılar arasından tekrar bu tarihi, kültürü canlandırmaya çalışıyoruz. Yozgat’ın geçmişini geleceğe taşımaya çalışıyoruz. Bunların tamamı harabeydi. Kötü maksatla kullanılan bir konaktı. İçerisinde gelişi güzel insanların değişik maksatlarla kullandıkları yerlerdi. Bu konakları tamamen yenileyip toplum hayata sunmuş olduk” dedi.
    Son 4 yılda 10 adet konağı restore ettirdiklerini söyleyen Başkan Arslan, şunları söyledi:
    “Bizim görev yaptığımız dönemde kültürel mirasa sahip çıkma noktasında birçok şey yapıldı. Bunlardan birisi de bu eski tarihi evlerin ve konakların gün yüzüne çıkarılması ve tekrar sosyal hayatın içerisine katılmasının sağlanmasıydı. Son 4 yıllık dönemde 10 tane konak restore ettik. Bunların tamamı şu anda sosyal faaliyetler için kullanılıyor. Bu arada bir kısmını da kurumsal olarak kullanıyoruz.

    Çünkü bu konakların aynı zamanda toplum hayatı içerisinde de yaşamasını istiyoruz, sürekli kullanılmasını istiyoruz. İnsanlarımız burada birçok sosyal faaliyetlerini gerçekleştirebiliyor. Söz yapıyorlar, kına yapıyorlar, günlerini yapıyorlar. Bunların hepsi bu konaklarda yapılıyor. Onun ötesinde de gezmeye gelen insanlarımıza da ikramlarımız oluyor. Dinlenmek içinde bu konaklar kullanılabiliyorlar.
    Yozgat’ın eski mahalle görünümünü andıran 3 yerde ’Yozgat Mahalleleri’ oluşturacaklarını belirten Başkan Arslan son söz olarak şunları söylüyor; ”Şu anda belediyemiz tarafından kamulaştırılan yaklaşık 20 tane konak ve eski ev var. İnşallah süreç içerisinde gerekli kaynaklar sağlandıkça onları da toplum hayatının içerisine sunmak istiyoruz. Bunun nihayetinde gayemiz şudur. Yozgat’ın tamamında bunu gerçekleştirmek mümkün değil ama 3 tane mahallede eski tarihi canlandırıp tarihi evlerden oluşan Yozgat Sokağı ve Yozgat Mahallesi oluşturmak istiyoruz.”

  • Soru önergesi vermeyi unutmuştuk

    Soru önergesi vermeyi unutmuştuk

    Türkiye Büyük Millet Meclisine Yozgat ile ilgili en son soru önergesi CHP Milletvekili Emin Koç zamanında verilmişti…

    Aradan uzun yıllar geçti. Bir daha soru önergesi verilmedi. Çünkü daha sonra Yozgat’ı temsil eden Vekiller Ak Partiden seçildiği için soru önergesi vermek kimsenin aklına gelmedi. Bugün Yozgat hakkında TBMM’ne tekrar soru önergesi vermek, yine CHP’li bir vekile kısmet oldu…

    Yozgat’ın İl olarak birçok sorunu olduğu aşikârdır. Bununla beraber çiftçinin, işçinin, memurun, işsizin, çalışanın sorunları şimdi verilen soru önergeleri ile yeniden gündeme gelmeye başladı.

    Evvelsi gün Yozgat CHP Milletvekili Ali Keven, meclise Yozgat’ın sorun ve sıkıntılarının giderilmesi için meclise 12 soru önergesi verdiğini söyledi.

    Milletvekili Ali Keven, Gazetemize bir süre aradan sonra nezaket ziyaretinde bulundu. Yaptığımız sohbet sırasında şehrin sorunları ve kendisinin yaptığı çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu.

    Keven, Meclise sunduğu 12 soru önergesinden birisinin de Bölgesel Teşvikin yerine sektörel teşvik kapsamına alınması ve şehrin öncelikli teşvikte 5’inci bölgeden alınarak, 6’ıncı teşvik bölgesine kaydırılması olduğunu ifade etti.

    Yozgat’ta bugüne kadar yapılan çalışmaların günü kurtarma adına yapıldığını söyleyen Keven, “Milletvekili seçildiğim ilk günden beri sürekli sahalarda, ilçelerde, köylerde ve beldelerde vatandaşlarımızı ziyaret ediyor ve o yörenin sorunlarını yerinde takip ediyorum. Şuan şehrimizde karayolları sorumluluğu içerisindeki asfalt yol yapım çalışması şehir merkezimizdeki gerek sürücüleri gerekse vatandaşlarımızı adeta canından bezdirmiş durumdadır. Başka şehriler de benzer bir çalışma var mı bilmiyorum ama Yozgat’a has bir durum olsa gerek. Çünkü Pazar günü trafik tek şeritten verilmiş ve araçlar ilerleyemez bir durumda iken yol yapım çalışması durmuş vaziyette olmasını şaşkınlıkla karşıladım. Bu insanlar bu kadar yol çilesi çekerken ilgili yol yapım firmasının Pazar gününü tatil etmesi çalışmayı durdurması sadece benim değil tüm Yozgatlıların da tepkisini çekiyor. Hal böyle olunca acaba karayollarında ödenek sıkıntısı mı varda bu yollar aylardır bitirilemiyor. Bu konuda bugüne kadar da sağlıklı bir bilgi de verilmemesi ise ayrı bir konu. Bu konuyla ilgili Ulaştırma Bakanlığı’na da soru önergesi verdim.”dedi.

    Köy yollarının asfaltlanmamasının olası kazalara davetiye çıkardığını kaydeden Keven, “Köylerimizi ziyaret ediyorum. Ziyaretlerde kazınan yolların hala asfaltının atılmamış olması olası kazalara davetiye çıkarıyor. Geçen gün yapılmayan o yollardan birisinde bir otomobil şarampolden uçmuş. Çok şükür ki can kaybı olmamış. Buna benzer o yollarda pek çok kazaların olduğunu duyuyoruz. Ayrıca köylerimizde su sıkıntılarına da şahit oluyoruz. Yine Çamdibi köyünde bir düğüne gittiğimizde o köylülerimiz benim yolumu kestiler ve ellerinde pet şişelerle su içtiklerini söylediler. Hayvanlarını bile getirdikleri bidonlarla oluklara dökerek sulamaları ayrı ve vahim bir durum. Yine köylerimize yapılan kaldırımlar ve parke taşlarını döşemeleri ise sadece göz boyamadan başka bir şey değil. Çünkü köylerimizde dikkatimizi çeken gerek kaldırım gerekse parke taşı döşeme işlemlerinin örneğin 100 metre olacaksa bunun sadece 30 metresi yapılmış olarak görüyoruz. Köy sakinlerine sorduğumuzda ise bilmiyoruz bu kadar yapıldı diyorlar. Yapılan hizmetin kalıcı olması için tam ve amacına uygun olarak yapılması gerekir. Yapılan çalışmalara işte bunun için göz boyama diye tabir ediyoruz. Bizler ilimizin, ilçelerimizin ve köylerimizin sorunlarını dile getirmeye devam edeceğiz. Yapılan hizmeti takdir edeceğiz, yapılması gereken hizmetleri de dile getireceğiz” dedi.

  • Yangınlar yüreklerimizi ağzımıza getiriyor

    Yangınlar yüreklerimizi ağzımıza getiriyor

    Yozgat’ta son günlerde meydana gelen yangın olayları yürek yakmaya devam ediyor, vicdanlarımız sızlıyor…

    Geçtiğimiz günlerde Akdağmadeni ormanlık alanda çıkan yangında 100 dönüm arazi kül oldu… Dikkatsizlik ve tedbirsizlik neticesinde çıkan yangınlar doğaya telafisi mümkün olmayan zararlar vermekle kalmıyor, canlı organizmayı da yok ediyor.

    Bu konuda birkaç gün evvel Çamlık bölgesinde çıkan yangında yine yüreklerimiz ağzımıza geldi.  Büyük bir alanda çıkan yangın daha fazla büyümeden söndürüldü.

    Burada asıl üzerinde durmak istediğim konu ise, evvelsi gün akşam Aşağı Nohutlu mahallesinde çıkan yangın olayıdır.

    Bu konuda çıkan haberlere baktığımızda şu bilgiler yer almaktadır… Aşağı Nohutlu Mahallesi Yüzbaşı Bahattin Çokdeğerli Caddesi’nde bulunan Neva Evleri Apartmanın çatı katında henüz belirlenemeyen bir nedenden dolayı yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler çatı katında bulunan 5 daireyi kullanılamaz hale getirdi. Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ve sağlık ekipleri geldi. Alevlere müdahale eden itfaiye ekipleri yangını söndürmekte güçlük çekti. Yangına ilk müdahale TOMA ile yapıldı. Daha sonra Yozgat Belediyesi itfaiye ekipleri yangına müdahale etti. 2 saat süren yangına Sorgun ve Yerköy Belediyesinden gelen itfaiye ekipleri de müdahale etti.
    Bazı vatandaşlar yanan apartmanı cep telefonu kamerasıyla çekerken bazı vatandaşlar ise zehirlenme tehlikesi atlattı. Çatı katında çıkan yangın büyük çapta maddi hasara neden olurken bazı apartman sakinleri de sinir krizi geçirdi. Yangın haberini alan Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç ve yetkililer olay yerine gelerek yangınla ilgili bilgi aldı.
    Yunus Emre Sarıkaya isimli vatandaş itfaiye aracının havasının bitmesi sonucu olay yerine gelemediğini söyleyerek sitem etti.
    Yangını gören bir vatandaş ise “Yangın çatının makine dairesinde çıkıyor. Oradan çatıya sıçrıyor teraslar aşağıda olduğu için hepsi yanmış. Yaralanan kimse yok can kaybı yok. 5 tane daire vardı terasta hepsi yandı” dedi.
    2 saatlik çalışma sonucu yangını söndüren itfaiye ekipleri daha sonra soğutma çalışması yaptı.
    Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    Bu konuda sosyal medyada birçok haber çıktı… Bu haberler arasında en çok dikkat çeken ise, Belediye Meclis üyesi Bülent Demirtürk tarafından paylaşıldı.

    Demirtürk şöyle yazdı: Yozgat Belediyesi itfaiye ile yine büyük bir sınav veriyor.
    Allah yardımcıları olsun, bu ekipmanlarla çok zorlanıyorlar.
    4,5 senedir ilk günden itibaren belediye meclis toplantılarında ısrarla üzerinde durduğumuz ama bir türlü alımına ikna edemediğimiz yüksek merdivenli itfaiye alınması talebimizde ne kadar haklı olduğumuzu maalesef yine acı bir olayla görmüş olduk.
    İnşallah can kaybı olmadan bu yangını da atlatırız.
    Allahım tüm itfaiye çalışanlarına ve apartman sakinlerine yardım etsin.

  • Yerel seçimlerde AK Parti ile MHP ittifak yapar mı?

    Yerel seçimlerde AK Parti ile MHP ittifak yapar mı?

    Yerel seçimler erkene alınıp, Kasım ayında yapılmazsa 31 Mart’ta kesin yapılacak… Bu konuda bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum.

    Fakat son zamanlarda AK Parti ile MHP arasında bir ittifak olur mu, olmaz mı? Seçim öncesi gündemi meşgul eden soru budur. Hemen herkes son zamanlar da birbirine bu soruyu sormakla meşgul olmaktadır.

    Tabi böyle bir durum da Yozgat’ın durumu akıllara geliyor… Bunu da konuşacağız ama böyle bir sorunun gündeme gelmesi, nereden çıktı? İsterseniz buradan devam edelim…

    Milliyetçi Hareket Partisinin Genel Başkanı Devlet Bahçeli, son dönemlerde yaptığı önemli açıklamalara geçtiğimiz günlerde bir yenisini daha ekledi… Sayın Bahçeli son açıklamasında şu görüşlere yer verdi: “Türkiye’nin beka mücadelesi verdiği dönemde MHP yine uzlaşmalı, sağduyulu duruşunu devam ettirecektir. Elde edilen kazanımların 31 Mart’ta yok olmasını arzu etmiyoruz. Denizden geçmişken derede boğulmayı çok maliyetli, Türkiye’ye büyük bir kötülük olarak görüyoruz. 7 ay sonraki seçimdeki 4 ayaklı sistemimiz şu olacak; yeni sisteme geçildi, kazasız, belasız sağlandı. İnşaa faaliyeti en temel gündemdir. Kararlılık devam etmektedir. Merkez yönetimlerle, yerel yönetimlerin çatışmasının ülkemizi krize sürükleyeceği kesindir. Yeni hükümet sisteminin başarısı için yerel yönetimlerin milletimiz tarafından görevlendirilmesi en temel görevimizdir. İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere 27 bölge zillete kendini kaptıran yönetimlerin eline geçmemelidir. Bu bir tarihi sorumluluktur. Türkiye’de PKK’nın yöneteceği belediye kesinlikle olmamalıdır. 15 Temmuz öncesine dönülmemelidir.”

    15 Temmuz FETÖ olaylarına öncesine gitmeye gerek, bu tarihten sonra Türkiye2deki özellikle siyasi gelişmelere baktığımızda MHP’nin siyasi duruşunu toplumun büyük bir kesimi takdirle karşıladı.

    Bugün dahi ekonomik konularda Türkiye’ye saldıranlar karşısında Hükümeti dün olduğu gibi bugün de yalnız bırakmayan MHP’nin bu bağlamda verdiği mesaj son derece önemlidir.

    Bu mesajdan hareketle vatandaş doğal olarak sözümüzün başında belirttiğim gibi, yaklaşmakta olan Belediye Başkanlığı seçimlerinde AK Parti ile MHP şer odakların oyununu bozmak için her yer de olmasa dahi bazı yerlerde “İTTİFAK” yapabilirler…

    Daha net bir ifade kullanmak gerekirse, bilindiği gibi önemli bir başka gündem maddesi “AF” konusudur. Bu konuda MHP’nin başından beri tavrı açık şekilde görülmektedir. AF konusunda iki parti bir uzlaşı sağladığı takdirde “İttifak ilişkileri” böyle perçinleşmiş olur, bu da devamında yerel seçimlerde yapılacak ittifak perçinleyecektir.

  • Güzel bir proje faydası mutlaka olacaktır

    Güzel bir proje faydası mutlaka olacaktır

    Hafta başında uygulamaya konulacak projeyi incelerken, bütün gayret ve çabanın bana bir kez daha memleket koktuğunu düşündürdü…

    Yozgat’ın tarihi ve turistik güzellikleri, ‘Uluslararası Turfest Bulmaca Gezisi’ organizasyonu ile tanıtılacak. 2 Eylül Pazar günü yapılacak olan Bulmaca Gezisi’ne, yerli ve yabancı tanınmış sanatçıların da katılması bekleniyor.

    Bu konuda Valiliğin gayretlerini görmezden gelmek mümkün değildir. İşte bu çalışmalardan bir tanesi olan çalışmadan bahsedeceğim.
    Karen ASA Uluslararası Danışmanlık Şirketi tarafından düzenlenen, ‘Uluslararası Turfest Bulmaca Gezisi’ organizasyonu ile Yozgat’ı gündemde tutmaya devam edeceklerini belirten İlimiz Valisi Kemal Yurtnaç, “Türkiye’de bir sürü değerlerimiz var. Her ilin değerleri var. Bu değerlerin tanıtılması açısından da, planlı programlı çalışmalar yapıldığında, başarılı sonuçlara ulaşılıyor. Bu çerçevede, Yozgat’ın tanıtımıyla alakalı, çeşitli ajanslar ve kurumlarla ortak çalışmalar yapıyoruz. Amacımız, Yozgat’ın değerlerini, sadece Türkiye’ye değil, dünyaya tanıtmak. Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde, dünya mirası listesine girmiş bir değerimiz var. Sarıkaya Roma Hamamı var. Burasının tanıtımı amacıyla başlattığımız çalışmanın ilk etabı, planlama çalışmasıydı. İkinci aşaması ise UNESCO Dünya Mirası listesine dahil edilmesiydi. Onu da başardık. Bu listeye girdikten sonra da Sarıkaya Roma Hamamını, Türkiye ve dünyaya tanıtmak için bazı etkinlikler yapıyoruz. Yozgat’ın geneldeki zenginliklerini tanıtmaya gayret ediyoruz. Kamuoyunda Yozgat’ı gündeme getirmek için çalışıyoruz. Sarıkaya Roma Hamamı, Çamlık Milli Parkı gibi kaynakları kamuoyuna sunuyoruz” dedi.
    Sayın Yurtnaç, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Turizm ve Tanıtma Platformu (TUTAP) ile Bulmaca Gezisi adı altında, şehrimizin, tarihi ve turistik yerlerini, bir eğlence, kültürel bilgi havuzu içerisinde, tanıtılması amacıyla 1-2 Eylül tarihlerinde bir çalışma yapıyoruz. Bu çalışmayla, Türkiye ve dünyada bilinen ünlü simalar buraya gelecek. Yozgat’ı onlara tanıtacağız. Roma Hamamı’nı ve turistik yerlerimizi onlara anlatmış olacağız. Böylelikle de Yozgat’ı gündemde tutmaya gayret edeceğiz.”
    İskenderun, Çeşme -Alaçatı ve Eskişehir organizasyonlarından sonra, 5’inci olarak, Sarıkaya Tutap Bulmaca Gezisi adıyla 02 Eylül Pazar günü Yozgat’ta etkinlik düzenleyeceklerini belirten Turfest Türkiye İcra Kurulu Başkanı Bünyamin Altunelli ise Bulmaca Gezisi’nin bir şehrin değerlerinin tanıtılması için yeni bir uygulama olduğunu söyledi. Altunelli, “Şehrin tarihi, turistik, kültürel değerlerini, şehir dışından gelen, yurt dışından gelen, dünya çapında tanınmış, bazı özel dostlarımızın katılımıyla, Bulmaca Gezisi’ni organize edeceğiz. Yozgat’ın kendine ait değerleri, bulmaca olarak, bilgi soruları olarak sorulacak. Aileler, arkadaş grupları kendi arabalarıyla, zamana karşı olmaksızın, sadece parkuru tamamlama ve parkurlarda, istasyonlarda kendilerine verilen bulmacalı soruları çözerek ilerleyecek. Bu sorular, Yozgat kültürüne ait konuları içerecek. Burada yarış mantığı yok ve bu bir bulmaca gezisi. Aynı zamanda sosyal sorumluluk projesi. Gezi boyunca, gruplar 10 istasyon geçecek ve bu istasyonlardan birisi de huzurevi olacak. Bulmacalar çözerek, adreslere giderek, buranın tarihi ve kültürünü tanıyacağız ve tanıtacağız. Yarışma, Yozgat kent merkezinde gerçekleşecek ve ödül töreni, Sarıkaya Roma Hamamı’nda yapılacak. En sempatik ekip, en centilmen ekip, en iyi kostüm dallarında ödüller olacak. Hollywood’tan da misafirlerimiz olacak.”

  • ZAFER BAYRAMI, GENÇLİK VE GELECEK NESİLLER

    ZAFER BAYRAMI, GENÇLİK VE GELECEK NESİLLER

    Tarihimizle ve ecdadımızın yaptıkları ile ne kadar övünsek, az kalır… Bu sebeple Türk tarihi, hiçbir milletinkiyle kıyaslanamayacak ölçüde gurur duyduğumuz ve bundan sonra da duyacağımız zaferlerle doludur.

    Ağustos aynın tarihimizdeki yeri ve önemi oldukça fazladır… Çünkü zaferle sonuçlanan büyük meydan savaşları genellikle ağustos ayına denk gelmiştir. Bunlar arasındaki iki zaferimiz, diğerlerine göre daha derin anlamlar ifade etmektedir: Malazgirt Meydan Savaşı ve Başkumandan Meydan Savaşı. Birincisi olan Malazgirt Meydan Savaşı ile Türkiye Devleti’nin temeli atılarak Anadolu’nun Türklüğü onaylanmış; ikincisi olan Başkumandan Meydan Savaşı ile de devletimiz yeniden kurularak ülke bütünlüğümüz sonsuza kadar parçalanmayacak şekilde sağlanmıştır.
    Türk milleti, tarihte görülen ordu-milletlerin en üstünüdür. Ordu-millet, yüksek bir savaş yeteneği taşıyan, savaşta bütün bireyleriyle görev alan, yurt için ve büyük ülkülerin gerçekleşmesi uğruna baş koyan millet demektir. Ordu-milletimizin timsali “Mehmetçik”tir. O, savaşta er, barışta çiftçi ve işçidir. Halkımızı en iyi o temsil eder, en güzel şekilde o anlatır.
    İstiklâl Savaşı da ordu-millet olarak kazanılmıştır. Millî Mücadele bütün bir milletin eseridir. Zaferi çoluğuyla, çocuğuyla, kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla millet kazanmıştır. Kadınlar cephelere mermi taşımış, çocuklar dahi vuruşmalara katılmışlardır.
    Vatanın karanlıklara gömüldüğü bu zamanlarda Müdâfaa-i Hukuk Cemiyetleri, çeteler, gönüllüler derken, millet kudretli bir önder etrafında toplanıvermişti. Oluşturulan orduda silâh ve kıyafet birliği yoktu. Fakat kalpler birdi, iman ve ülkü aynıydı. “Ya istiklâl, ya ölüm” parolası ile dile getirilen bu inanç, kudretini “Kuva-yi Milliye Ruhu”ndan alıyordu. Kuva-yi Milliye Ruhu, bir milletin var olma ve yaşama azmi, her şeyi yoktan var etme gayretiydi. Bu ruh ile tarihin en büyük kahramanlık destanları yaratıldı.
    Üstün silâh gücüyle her şeyi yapabileceğini düşünen Avrupa yanılmıştı. Yunanlıların yaptığı tahkimat için “Türkler bunu altı ayda ele geçirebilirlerse iftihar edebilirler” diyen İngiliz Başbakanı Lloyd Corc, hücuma geçtikten altı saat sonra Türklerin burasını aldığını duyunca, oturduğu koltuktan düşmüştü.
    İstiklâl Savaşı yalnız Yunanlılara karşı değil; işgalci, istilâcı, emperyalist bütün Batı dünyasına karşı kazanılmıştır. Onun temelinde Türk’ün istiklâl aşkı, hür yaşama arzusu vardır.

    Son cümle olarak şunu ifade etmem gerekiyor… Böyle baktığımızda her sayfası zaferle dolu olan tarihimizle ilgili bir soru soracak olursak; Biz bu konuda gençlerimizi ve geleceğimizin teminatı dediğimiz gençlerimize verilen eğitimlerde bu konuda ne kadar katı sunuyoruz.?

  • Yerel Seçimlerde ittifak olursa Yozgat’ta aday kim olur?

    Yerel Seçimlerde ittifak olursa Yozgat’ta aday kim olur?

    Bu soruyu cevap vermek için erken ama düşünsenize böyle bir durumda Yozgat’ta Belediye Başkanı adayı kim olmalı ya da kimler olur?

    Yerel gazetelerimizden birisi dün bu konuyu gündeme getirerek, Ak Parti kulislerinden derlenen bilgileri paylaştı…

    Bu konu en son Kızılcahamam kapında gündeme geldi. 24 Haziran seçim sonuçlarına MHP ile yapılan ittifakın etkisi konusunda ise, katılımcılar farklı görüşler dillendirdi. Bazı SKM başkanları, AK Parti’den MHP’ye oy geçişleri yaşandığına dikkat çekerek, ittifaktan beklenen faydanın sağlanamadığı tezini savundu.
    Yerel seçim arifesinde bazı yörelerde MHP’li isimlerin kendilerini “ittifakın adayı” olarak lanse ettiği bilgisinin de paylaşıldığı toplantıda, bunun teşkilatlarda ve tabanda rahatsızlık yarattığına dikkat çekildi.

    MHP ile ittifakın Ak Parti’ye çok fayda getirmediği görüşünü savunanların yanı sıra kampta bazı katılımcılar, “MHP ile ittifakın bazı yörelerde olumlu yansıma yarattığını” vurguladı. Bu grup özellikle partinin zayıf olduğu yerlerde yerel seçimde MHP ile ittifak yapılmasını talep etti. Bunun üzerine toplantıda yerel seçimlerle ilgili bir ittifak düzenlemesinin bulunmadığı, bu yönde bir düzenleme için zaman da kalmadığı belirtilerek, “Yerel seçimde ittifak olursa gayri resmi olur. O da sınırlı olur” görüşü dile getirildi.

    Tabi bu durumda söz başı yaparak, başa döndüğümüzde Yozgat Belediye Başkanlığı kritik bir durum olmaktadır. Yozgat’ta yerel seçimler için aday adaylığını düşünen isimler de çalışmalarına hız verdi. AK Parti ve MHP’den birçok isim dikkatleri çekiyor ama adayların kendini açıkça ifade edememiş olmaları da merak konusu olmaktadır.

    AK Parti’de değişim beklentisi içerisine girenler, kamuoyunda kendilerini öne çıkararak, görüşmeleri de sıklaştırdı. Aynı şekilde MHP’de de bu süreç hızlı bir şekilde işlemeye devam ediyor. Her iki parti için en son şunu söylemek mümkün olacaktır. Eylül ayı içerisinde yapılacak üç ayrı çalışma ile ismi geçenler üzerinde değerlendirmeler yapılacak.

  • Milletvekili Ali Keven’in çalışmasından insan neden rahatsız olur ki!

    Milletvekili Ali Keven’in çalışmasından insan neden rahatsız olur ki!

    Türkiye genelinde birçok yerde 16 yıldır AK Parti iktidarında ülkenin ve vatandaşların sorunları giderilmeye çalışıldı…

    Bu dönem içinde bazı yerlerde hizmetler ikiye, üçe hatta dörde katlarken, Yozgat gibi yerlerde de bir tarafı sürekli topal yürüdü…

    Hizmetlerin ikiye, üçe ve dörde katlandığı yerler gelişti, kalkındı, vatandaşın yaşam standardı yükseldi. Bu İller yaşanabilirlik düzeylerini de artırmış oldu.

    Fakat Yozgat’a baktığımızda ise, sürekli sorunlar yaşandı. Bu sorunların biri bitmeden diğeri başladı. Yozgat’ta elini attığın ne varsa koptu geldi…

    Sözün özü 16 yıldır Yozgat’ta günü kotarmak için çalışmalar yapıldığını CHP’nin Milletvekili Ali Keven, ziyaret ettiği yerlerden vatandaşın sorunlarını dinleyerek, gün yüzüne çıkarttı. Milletvekili Keven’in bu hareketi iktidar mensubu bazı seçilmişleri maalesef rahatsız etti.

    Milletvekili Keven bu durumu bakın nasıl anlattı: Yerköy’de bir İl Genel Meclisi üyesi, bir köy muhtarına ‘gidin yolunuzu Ali Keven yapsın demiş midir?’ Bu pervasızca gücü nereden alıyorlar? İl Genel Meclisi üyeleri bizim bu sorunları dile getirmemizden neden rahatsızlar? Bugüne kadar kafalarına göre hareket ederlerken bugün rahatlarını bozduğumuz için mi hazmedemiyorlar? Onları görevlerini yapmaya davet ediyorum. Görevlerini yapamayanlar muhtarları tehdit ederek başarılı olamazlar. Her fırsatta ilçelerde köylerde halkımın sorunlarını gündeme taşıyacağım rahatsız olan varsa gelip yüzümüze söylesin” ifadelerini kullandı.  Köy yollarındaki sorunların devam ettiğini, bunla ilgili kimsenin sağlıklı bilgilendirme yapmadığını kaydeden Keven, “Yozgat genelinde birçok köye yaptığımız ziyaretlerde yol ve su gibi problemleri dile getirdik. Ayrıca bu sorunlar yerel basına da yansımıştı. Biz bu sorunları dile getirmeye devam edeceğiz. Çünkü köy yollarının çilesi devam ediyor. Bayram öncesinde yaptığımız ilçe ziyaretlerinde de gördük ki sorunlar devam ediyor. Toz ve çamur sıkıntısı devam ediyor. Köy yolları kazaya davetiye çıkarıyor’’ dedi.

    Milletvekili Ali Keven, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinden sonra, Yozgat’ta şeker pancarı üreticisinin sağlıklı bilgilendirilmediğini, üreticinin tedirgin olduğunu, pancarın fabrikaya nasıl ve kim tarafından naklinin belli olmadığını söyledi. Pancar toplama merkezlerinin çalışacağının belli olmadığını hatırlatan Milletvekili Keven, “Yozgat Şeker Fabrikasının devir işlemleri tamamlandı mı? Devir işlemleri tamamlanamıyorsa ne olacak?” diye sordu. Yozgat’ta geçen yıl 1 milyon 700 bin ton şeker pancarı üretimi yapılarak, Türkiye ikincisi olduğunu belirten Milletvekili Keven, 2018 yılında açıklanan taban fiyatın ton başı 235 lira olduğunu vurguladı. Milletvekili Keven, “Yani 2002 yılında 1 litre mazot 17 kilo pancara denk gelirken, 2018 yılında 27 kilo pancara denk gelmektedir. Üreticinin girdi maliyetleri kat be kat artarken taban fiyatlar aynı oranda artmıyor” ifadesine yer verdi.

    Yozgatlı çiftçinin yoksullaşma sonucu üretimi terk ederek, büyükşehirlere göçtüğünü, oralarda ise işsiz kaldıklarını savunan Milletvekili Keven son olarak şunları söyledi: durumun hayvancılıkta da aynı olduğunu, büyük süt toplayıcılarının piyasayı belirlediğini ifade ederek “Bu anlayışa son verilmeli, çiftçi üretime teşvik edilmelidir. Sorumlu ise AKP iktidarıdır.”

     

  • Sağlık Müdürlüğünün yaptığı en akıllı iş!

    Sağlık Müdürlüğünün yaptığı en akıllı iş!

    Sağlık Kurumları, İnsan olarak sürdürdüğümüz yaşam içinde hayatımızı zorlaştıran her türlü sorunlar karşısında kendimizi emanet ettiğimiz Kurumdur.

    Dolayısıyla her zaman bizi mutlu etmeyen ama hiçbir zaman da yokluğunu istemediğimiz bu kurum acı ya da tatlı anılarla geride bıraktığımız bayram da vatandaşa hizmet etmek adına güzel bir iş yaptı…

    Marifet İltifata tabidir sözünden hareketle bugün biraz bu çalışmadan bahsedelim istedim… Yozgat’ta trafiğin yoğun olduğu günlerde ve özellikle bayramlarda yaşanılabilecek olası kazalara anında müdahale etmek amacıyla Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü tarafından uygulamaya konulan ’Mobil Ambulans Uygulaması’ zaman kaybının önüne geçiyor ve hayat kurtarıyor.
    Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü tarafından uygulamaya konulan ’Mobil Ambulans’ ile olası kazalara ilk müdahale anında yapılıyor. Trafik kazalarında olay yerine 10 dakikanın altında kısa sürede ulaşan ve yaralılara ilk müdahalede bulunan sağlık ekipleri, yaralılara umut oluyor. Mobil ambulanslar, Ankara-Sivas ve Kayseri-Yozgat karayolu güzergahı üzerinde trafiğin yoğun olduğu bölgelerde bulunuyor ve vatandaşlara hizmet veriyor. Mobil ambulanslar, 9 günlük bayram tatili boyunca meydana gelen kazalara da 10 dakikanın altında bir sürede ulaşarak zaman kaybetmeden yaralılara ulaşıp ilk müdahaleyi yaptı.
    Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin, Yozgat genelinde 54 ambulans ve 300’ü aşkın personelle 7 gün 24 saat hizmet verdiklerini hatırlatarak Mobil Ambulans Uygulaması hakkında açıklamalarda bulundu.

    Şahin,”Ülkemizde sağlıkta dönüşümün vitrini pozisyonunda olan ve son yıllarda ciddi bir gelişim gösteren acil sağlık hizmetlerimizin ilimizde de üst düzey ve hatasız sürdürülebilmesi için çaba sarf etmekteyiz. Bu bağlamda il genelinde 112 ve hasta nakli hizmetlerinde 54 ambulans ve 300’ü aşkın personelle 7/24 halkımızın hizmetindeyiz. Bayramlar gibi uzun süreli tatil günlerinde hem yol güzergahında meydana gelen trafik kazalarına hem de kaza dışı acil durumlarda vatandaşlarımıza daha hızlı ulaşabilme adına personelimizin de üstün özverisiyle ekstra tedbirler alıyoruz. Bu bağlamda Yerköy-Sekili arası mevcut ekiplerimiz belirli saatlerde, Saray mevkiinde, Yozgat-Sorgun arası Alaca kavşağında, Yozgat-Boğazlıyan yolu Osmanpaşa mevkiinde, Sorgun ilçemiz hem giriş hem çıkışında, Saraykent girişinde, Akdağmadeni ilçe girişinde mobil ambulanslarımız hazır beklemekte ve kazalara reaksiyon süremizi azaltmaktayız” dedi.
    9 günlük Kurban Bayramı boyunca Yozgat genelinde meydana gelen 155 kişinin yaralandığı 54 trafik kazasına mobil ambulans uygulamasıyla 10 dakikanın altında ulaştıklarını da söyleyen Dr. Şahin, uygulamanın sağlık personelleri için de çok büyük faydalarının olduğunu belirtti.

    Daha sonra şunları anlattı “Ambulans kazalarının birçoğu maalesef aşırı sürat ve kavşaklarda ışık ihlali sebebiyle olmaktadır. Biz bu uygulamayla bunların da önüne geçmeyi amaçlıyoruz. Hastamızı ambulansın arka kabinine alındıktan ve biz müdahale etmeye başladıktan sonra aşırı sürate zaten ihtiyacımız kalmıyor ve trafiği de tehdit etmeyecek şekilde hem hastanın hem personelimizin güvenliği ön planda tutacak şekilde hasta transferini sağlıyoruz.”

  • Kayseri Şeker, üyelerine çifte bayram yaşattı

    Kayseri Şeker, üyelerine çifte bayram yaşattı

    Son dönemlerde dövizde yaşanan dalgalanma sebebiyle ülke ekonomisinde kısmen yaşanan kırılmalara karşı birlik ve beraberlik adına güzel örneklere bir yenisi Kayseri Şeker fabrikası, üyelerine yaptığı destekle katkı sundu…

    Hükümet tarafından özelleştirme kapsamında yeni fabrikaları bünyesine katan Kayseri Şeker fabrikası yönetimi, sözleşmeli pancar ekimi yapan çiftçisine bayram öncesinde yaptığı avans ile üyeler kurban bayramı sevincini daha fazla yaşadı.

    Bu konuda yapılan açıklama şöyle: Kayseri Şeker’in sözleşmeli pancar ekimi yapan çiftçisine 16 Ağustos günü 11.5 Milyon TL Kurban Bayram avansı ödedi.
    64. kampanya döneminde 514 bin dekar arazide pancar ekimi yaptıran Kayseri Şeker’de Pancar çiftçisine 5 TL/ton olarak yaklaşık 9 Bin 146 çiftçiye 11.5 Milyon TL Kurban Bayramı avansı dağıtımı yapıldı.
    Kayseri Şeker ile Sivas, Kayseri, Yozgat ve Nevşehir illerinde sözleşmeli pancar ekimi yapan çiftçilere, pancar tohumları toprakla buluştuktan fabrikaya teslim edilinceye kadar geçen süre içerisinde; gübre avansı, Tohum Avansı, Çapa Avansı, Sulama Avansı, Ramazan Bayramı avansı, Kurban Bayramı Avansı, Söküm Avansı, Mazot avansı, Ekim ve ilaç avansı adı altında düzenli ve gününde yapılan ödemeler pancar tarımına ilgiyi artırıyor.

    Kayseri Şeker’e bağlı Boğazlıyan, Çandır, Yenifakılı, Yenipazar, Kayseri Merkez, Bünyan, Develi, Sarıoğlan, Yeşilhisar, Pınarbaşı, Gemerek, Şarkışla bölgelerindeki çiftçiler, Kurban Bayramı avansının 5 TL/ton olarak verilmesinden dolayı memnuniyetlerini dile getirdiler.

    Kayseri Pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay Kurban Bayramı avans dağıtımı ile ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Ülkemize yoğun saldırıların olduğu ortamda bu ödemelerin çok anlamlı olduğuna inanıyorum.

    Türk çiftçisi her zaman Devletinin, Hükümetin yanında gücünü ortaya koyuyor. Biz de çiftçilerimizin ekonomik sorunlar karşısında moralini en yüksek seviyede tutmak için bütün gücümüzle onlara destek sağlamaya çalışıyoruz.

    Bu moral motivasyonla üretimi en başarılı bir şekilde gerçekleştirerek Devletimize katkı sağlıyoruz. Kurban Bayramı öncesi bu ödemeleri yaparak çiftçimizin ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağladığımız gibi, Bayramın da ağız tadı ile yaşanmasına katkı sağlamaya çalışıyoruz.”

    Bu vesile ile Aziz çiftçilerimizin ve Büyük Türk Milletinin Kurban Bayramını kutluyor, aydınlık bir gelecek diliyorum.”

    Son cümle olarak tekrar bir hatırlatmada bulunacak olursak, yabancı sermayeye karşı yerli üretimin desteklenmesi bakımından bu çalışmaların mutlaka artarak devam etmesi gerekiyor.  Çünkü ülke ekonomisinin daha güçlü ve ayakları yere basan bir sistem üzerinde yürümesi ve dış sermayeye muhtaç olmamak açısından bu önemlidir.

     

  • Yerli üretim şimdi daha kıymetlendi…

    Yerli üretim şimdi daha kıymetlendi…

    Yozgat’ın hemen her yöresinde mevsime göre yapılan üretim dikkatleri çekse de Pazar payı sorun olmasına rağmen çiftçi üretimden vazgeçmiyor…

    Sebze ve meyve konusunda üretim söz konusu olduğunda akla iki ilçe gelir… Aydıncık ve Yerköy. Bu ilçelerimizde Soğan, Patates, Kavun ve Karpuz üretimde başı çeken ürünlerdir.

    Soğan ve Patates üretiminde hasat döneminin son günleri Aydıncık ilçemizde yaşanırken, Yerköy’de, kavun ve karpuz hasadı başladı…

    Yurdun birçok bölgesinde kavun ve karpuz hasadı tamamlanırken, Yozgat’ta hasadın yeni başlamasıyla satıcılar Sekili bölgesine yöneldi.

    Bu konuda Yerköy Ziraat Odası Başkanı Bahri Yılmaz yaptığı açıklamada, her yıl yaklaşık 10 bin dekar alanda ekimi yapılan kavun ve karpuzun ekim alanının, bu yıl su sıkıntısından dolayı 3 bin dekara kadar düştüğünü söyledi.

    Yılmaz, “İlçemizin verimli topraklarını sulayan Gelingüllü Barajı’nda su seviyesinin düşük olması çiftçilerimizi alternatif ürünlere yönlendirdi. Genelde çiftçimiz nohut ve mercimek ekti. Şu anda çiftçilerimiz yetiştirdikleri karpuzun kilosunu 70-80 kuruştan, kavunun ise 90 kuruştan satışını yapıyor.” dedi.

    İlk hasadı tarlada satan çiftçilerden Halil Akçiftçi, bu yıl kuraklık nedeniyle sulama konusunda sorun yaşadıklarını belirtti.

    Akçiftçi, maliyetin yüksek olduğunu belirterek “Karpuzu 70-80 kuruş arasında satıyoruz. Şu anda satışlarımız iyi.” diye konuştu.

    Remzi Bacanak da kavun, karpuz yetiştirmenin çok eziyetli, emek isteyen bir iş olduğunu, 3-4 ay tarlada yattıklarını anlattı.

    Sekili kavununun tadının bal tadında olduğunu söyleyen Bacanak, “Kavun karpuzumuz bal tatlısı. Sekili kavunu çıkmadan başka bölgelerde ‘Sekili kavunu’ diye reklam yapıp satış yapıyorlar. Satışlarımız şu an iç in iyi. Kavunu 90 kuruş 1 lira arasında satıyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Sivas’tan Yozgat’a kavun ve karpuz almaya gelen Mehmet Yaraşır da Sekili kavununun ünlü bir kavun olduğunu belirterek “Bayram geliyor, bayramda tatlıya gerek yok, herkes, kavundan bir dilim yesin yeterli olur, tatlıya gerek kalmaz.” dedi.

    Ordu’dan gelen Adem Çakar da bu yıl Karadeniz sahillerinde Yozgat’ın Sekili bölgesinde yetişen bal tadındaki kavun ve karpuzun satılacağını kaydetti.

     

  • “Çare Milli paramız ve yerli ürünler”

    “Çare Milli paramız ve yerli ürünler”

    Devlet olarak el birliği ile ama her alanda “Milli ve yerli üretim”, ürünlere yönelik sonuç alınacak politikalara artık yönelmenin olmazsa olmaz olduğunu kabul etmemiz gerekiyor…

    Bu konuda yıllardır oluşturulan algılar “Milli ve yerli üretim”den uzaklaşmamızda tamamen olmasa da kısmen başarılı olduğu için bugün bir takım sorunlar yaşıyoruz. Fakat son zamanlarda yabancı para birimindeki yükselişlerle gözümüzü açtığımızı düşünüyorum…

    Bu konuda bazı kuruluşlar tarafından yapılan beyanatları da önemli bulduğumu burada ifade etmek isterim… Bu anlamda geçtiğimiz günlerde Öz Orman-İş Sendikası Genel Başkanı Settar Aslan, ABD’nin Türkiye’ye yönelik kur operasyonuna karşı bütün Türk vatandaşlarının tek vücut olarak karşı koyması gerektiğini söyledi.

    Bugün o açıklamayı tekrar paylaşarak, üzerine konuşmak istiyorum… Sayın Settar Aslan, döviz fiyatlarının TL karşısında yükselmesinin, Türkiye ve dünyanın ekonomik gerçekleriyle açıklanamayacağını ifade ederek, şunları söyledi:
    10 Ağustos’tan itibaren dövizde yaşananlar tam bir parasal operasyondur. Ekonomi çevrelerinin yorumu da bu yöndedir. Bu operasyonun amacının, ABD’nin Türkiye’yi istediği çizgiye getirme hevesi olduğu açıktır. ABD bu tarz saldırıları yalnızca bize karşı yapmıyor; Çin’den Rusya’ya, İran’dan AB’ye kadar birçok ülke bu saldırıların hedefinde bulunuyor. ABD, küresel ekonomide giderek azalan payını, bu tarz saldırılarla durdurmaya çalışsa da, bu beyhude bir gayrettir.”

    Öz Orman-İş Genel Başkanı Aslan, yürütülen bu parasal operasyon karşısında tüm Türk vatandaşlarının ortak bir bilinçle hareket etmesi ve tek vücut olması gerektiğini de belirterek, şöyle devam etti:
    Bize yapılan operasyon, psikolojik temelli bir girişimdir. Buna direnmenin yolu, millî bir duruştan geçmektedir. Ülke fertleri olarak, tasarruflarımızı dövizden TL’ye ve borsaya kaydırmalıyız. Dövizin yükselişi, ona olan talepten kaynaklıdır. Bu talebi azalttığımızda, kriz soğuyacaktır. Ülke ekonomisine darbe vurulması pahasına döviz üzerinden elde edilecek bir rant, kimseye fayda sağlamaz. Şirketler ve fertler olarak, alışverişimizi, fiyatlandırmalarımızı ve tasarruflarımızı TL ile yapalım. Ayrıca, ülkemizde yerli imkânlarla ve kendi emekçimizin emeğiyle ürettiğimiz ürünleri tercih edelim. Türkiye’de son derece kaliteli sanayi ürünleri üretilirken, yabancı marka ürünleri kullanmak zorunda değiliz. Bu ülke hepimizin. Hem ülkemize, hem de emeğimize sahip çıkmalıyız. Millî gelirimizi artırmanın yolu da budur.

    Sonuç itibariyle Türkiye’nin bundan sonraki dönemde yürüteceği politikanın en önemli kuralı “Milli ve yerli üretim”, ürünlere yönelik sonuç alınacak politikalar olması gerektiğini bir kez daha altını çizmekte fayda görüyorum.

    Türkiye’nin bu hususta 7 bölgeden oluştuğunu düşünecek olursak, her bölgenin kendine has üretim alanları bulunmaktadır. Yozgat’a baktığımızda İç Anadolu bölgesi tarım ve hayvancılık alanında gerektiği gibi desteklenerek, üretim artırılmalıdır.

    Aynı şekilde Karadeniz’in, Orta Anadolu’nun, Doğu ve Güneydoğunun ihtiyaç duyulan destekler üzerine politikalar devreye girmelidir. Çünkü geldiğimiz noktaya baktığımızda mevcutta yapılan politikalar üretimin desteklenmesine yetersiz kalmaktadır.

  • “Askıda Ekmek” projesi yoğun destek görüyor

    “Askıda Ekmek” projesi yoğun destek görüyor

    Amaç, “kimse aç kalmasın” bu konuda yurdun dört bir yanında kampanyalar yapıldı, yapılmaya da devam ediyor…

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bu konudaki çağrısı şimdiye kadar yapılan bütün kampanyaları adeta taçlandırdı…

    Üzerimize dalga dalga gelen ekonomik ve manevi saldırıların arttığı şu günlerde birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz bir zamanda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin başlattığı “Askıda Ekmek” projesine yoğun destek gördüğünü rahatlıkla söyleyebilirim.

    Yozgat’ta daha önceden de benzer isimlerle birçok kampanya başlatıldı… Bu konuda kurum ve kuruluşların birlik içerisinde kampanyaların yanında yer alması fevkalade önemlidir.

    Dolayısıyla Yozgat’ta da MHP teşkilatları, ülkü ocaklarının yanı sıra MHPli belediyelerinde bu seferberliğe katılmış olması düşman çatlattı.

    Mesela Sarıkaya Belediyesi projenin daha fazla kişiye ulaşması için 500 ekmek kapasiteli elektronik bağış makinesini hizmete açtı.

    Açılış törenine MHP Milletvekili İbrahim Ethem Sedef, Sarıkaya Belediye Başkanı Ömer Açıkel, MHP İl Başkanı Ferhat Altan ve davetliler katıldı.

    Sarıkaya Belediye Başkanı Ömer Açıkel, Genel Başkanları Devlet Bahçeli’nin çağrısı sonrasında elektronik bağış cihazının Belediye bünyesinde ürettiklerini belirtti.

    Açıkel, “Cihazın içinde bir robot var. Kart ya da para ile çalışıyor. Dijital ekrandan kaç ekmek almak istediğini girdiği zaman o kadar ekmek veriyor. Ekmeği de kağıt poşet içerisinde veriyor. Parası ile ekmek almak istendiği zaman para üstü de veriyor” dedi.

    Cihazın hilal kart ile entegre edildiğini belirten Açıkel, “İhtiyaç sahipleri insanlara kart dağıtıyoruz. Bu kartta ile cihazdan ihtiyaç sahibi vatandaşlar ekmek alabilecek. Makine daha yeni olduğu için hilal kart dağıtımını yapmadık. Ama daha önceden bizim tespit ettiğimiz ve yardım yaptığımız kişiler var. Bunlara hilal kart vereceğiz. Bir Hilal karta 5 ekmek yükleyeceğiz” şeklinde konuştu.

    Makinenin 7/24 çalışacağını vurgulayan Ömer Açıkel, “Hem normal vatandaşlar hem de ihtiyaç sahibi olanlar gece, gündüz, hafta içi, hafta sonu dilediği zaman gelip bu makineden ekmeğini alabilecek.

    Dışında güvenlik kamerası ile acil çağrı butonları da var. Makine 112, 115 ve 110’u arayabiliyor. Üzerine bir tane dijital ekran yerleştirdik yaptığımız hizmetler orada yer alacak. Vatandaşlarımızın da bunları görme şansı olacak” dedi.

    MHP Yozgat Milletvekili Ethem Sedef, Askıda ekmek uygulaması, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden beri topraklarımızda yaşatılan büyük bir toplumsal dayanışma ve yardımlaşma geleneği olduğunu söyledi.

    Sedef, “Ekonomik zorlukları, ekmeğin değerini en iyi anlatan deyimlerden biri de “Ekmek aslanın ağzında.” sözüdür.

    Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, ekmeğin aslanın ağzında olduğu günümüzün şartlarında, atalarımıza layık bir tavırla “Askıda Ekmek Projesi”ni başlatmıştır. Proje kamuoyuna yansıdıktan sonra; toplumumuzun yoksullara, ihtiyaç sahiplerine el uzatmadaki geleneksel erdemlerini aksettiren ve zamanaman çeşitli yerlerde münferit olarak sürdürülen bir millî geleneği hayırsever Türk milletinin gönülden sahiplendiği memnuniyetle görülmektedir” dedi.

    Sedef, Türk islam geleneğine göre komşusu aç olanın tok yatamayacağını kaydederek, “Askıda Ekmek projesi, binlerce yıldır Türk İslam geleneğinde var olan; ama bunun çok onurlu yapılması gerektiğini bilen insanlarız. İhtiyacı olan vatandaşlarımızın onurunu zedelemeden, Anadolu’da da hepimizin kullandığı bir tabir vardır; ’Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek’ şeklinde. Liderimiz Devlet Bahçeli Bey’in Türkiye genelinde ‘Kardeşlik Kampanyası’ adı altında başlattığı bir kampanyadır. Yozgat genelinde şu anda bu kampanya yapılıyor” dedi.

  • Vatandaşın sağlık sorunu var!

    Vatandaşın sağlık sorunu var!

    Sağlıkta hizmet kalitesinin yükseldiğini kabul ediyorum… Geldiğimiz noktaya baktığımız da bu durumu asla inkar edemeyiz, görmeden hiç gelemeyiz. Fakat vatandaşın yaşadığı sağlık sorunlarına bir şekilde kalıcı çözümler bulmazsak, toplum yakında tümden hasta olacak.

    Yaklaşık 2 yıl önce 16 Ocak 2017’de hizmete başlayan 475 yataklı Şehir Hastanesi, geçen yıl 881 bin 814 hastaya acil ve poliklinik hizmeti verirken, Hastaneye bu yılın ilk 7 ayında ise 664 bin 136 hastanın başvuru yaptığını gazetelere yansıyan haberlerden öğrendim.

    Bu haberde aynen şu bilgiler yer alıyor… İl Sağlık Müdürlüğü Basın ve Halkla İlişkiler Birimi tarafından yapılan açıklamaya göre; Uzman doktor sayısı 65’den 120’ye yükselen hastanede, toplam 1 milyon 545 bin 950 hastaya sağlık hizmeti verildi.

    Yozgat Şehir Hastanesi Başhekimi Dr. Ahmet Aziz Surel, şehir hastanesiyle Yozgat halkının yüksek standartlı sağlık hizmetine kavuştuğunu belirtti.

    Yozgat’ın en uzak ilçelerinden ve köylerinden hastaların artık şehir hastanesine geldiğini belirten Surel, “Devlet Hastanesi döneminde il dışına sevk oranımız günlük 6-7 hasta iken şehir hastanesinde doktor sayımızın artmasıyla bu oran 1,2’ye kadar düştü” dedi.

    Yüzde 90 doluluk oranı ile hizmet sunduklarına değinen Surel, “Geçen yıl toplam ameliyat sayımız 13 bin 653 olurken, bu oran bu yıl 7 ayda 13 bin 556 olmuştur. Geçen yıl 28 bin 255 hastaya yataklı hizmet verilirken, 7 ayda 19 bin 801 hastamız yatarak tedavi görmüştür” ifadelerini kullandı.

    Surel, doğum servisi ve anne oteli hizmetleriyle doğum yapacak annelerin Yozgat Şehir Hastanesi’ni tercih ettiğini vurgulayarak, “2017 yılında 2 bin 937 doğum gerçekleşti. Bu yılın 7 ayında ise bin 579 doğum gerçekleşmiştir” diye konuştu.

    Açık kalp cerrahisini Bozok Üniversitesi ile iş birliği yaparak başlatacaklarını aktaran Surel, uzman doktor bulunduğu anda 14 yataklı yeni doğan servisinin de hizmete sunulacağını kaydetti.

    Daha önceki yıllarda da benzer haberler yaptığımızı hatırlıyorum bu sistem böyle devam ettiği sürece gelecek yıllarda da benzer rakamlar verilecek, haberler mutlaka güncellenecektir. Fakat burada asıl yapılması gereken, hazır sistem üzerinde bir takım eklemeler yaparak, hasta takip sistemine hızla geçilmelidir.

    Böyle bir sistem hem hastanın sağlığına kavuşmasını sağlar hem de ilaç israfını önler… Gerekirse birim gerek acile gelen gerekse poliklinik hizmeti alan her hasta yakın takibe alınıp, gerekli tedavi yapılmalıdır. Hasta tamamıyla iyileşmeden tedavi sistemi sonlandırılmamalıdır.

     

  • Sürmeli etkinlikleri bahane oldu

    Sürmeli etkinlikleri bahane oldu

    Sürmeli Etkinlilerinin tamamlanmasına bir gün kala Belediye Başkanı Kazım Aslan Cumhuriyet meydanını hıncahınç dolduran Yozgatlılarla sohbet etti.

    Bugün o sohbetten akılda kaldığı kadarıyla biraz bahsetmek istiyorum…

    Kazım Bey 5 yıla yakın zamandır Yozgat’ta Belediye Başkanlığı yapıyor, yaptığı işleri beğenmeyenler gibi beğenenler de vardır.

    Bu konuda Yozgatlılara bir konuşma yapan Belediye Başkanı Kazım Arslan göreve geldikleri günden bu zamana geçen sürede yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

    5 sene önce yaşanabilir bir Yozgat için yola çıkmıştık diyen Başkan Arslan,”Söyleyecek sözümüz, yapacak çok işimiz var sloganıyla yola çıkmıştık. Bugün geldiğimiz noktada bilhassa Yozgat dışından gelen hemşerilerimiz çok daha iyi görüyor Yozgat gerçekten değişti, imrenilen bir şehir oldu. Bizde bununla gurur duyuyoruz. Yozgat büyürken, gelişirken bizlerde sıkıntı çekiyoruz.Sizlerin sabırlarınız için ve bize bu şekilde destekleriniz için hepinizden Allah razı olsun. Yozgat için ve Yozgat’ın daha yaşanabilir bir şehir olması için yapıyoruz ne yapıyorsak. Herkesi aynı anda memnun etmek mümkün değil. İnsan kendi evinde ailesini bile her zaman mutlu edemiyor. Yozgat’ta da durum böyle. Ben inanıyorum ki Yozgatlılar bizim başarımız için dua ediyor çünkü biz başarırsak Yozgat kazanıyor. Yozgat için çalışan insanlara destek vermemiz lazım ki Yozgat kazansın” dedi.

    Seçim beyannamesinde verdikleri tüm sözleri tuttuklarını belirten Arslan,”Çok şükür eksik olan bir işimiz yok. Bir tek devam eden projemiz otopark var. Onu bu yıl içerisinde Yozgatlıların hizmetine sunacağız. 5 yılda 85 ana başlık altında 200’e yakın proje gerçekleştirmişiz. Keşke kimseyi üzmesek. Ancak böyle olmuyor. Eksikler var, her zamanda bir takım noksanlar olur ancak bu eksikleri hep birlikte tamamlayacağız. En çok eleştiri trafikten geliyor. Lise Caddesi’ni genişletmek mümkün değil, insanlara araba almayın demekte mümkün değil. Yozgat’ta bu sorunlar var. Biz bu sorunları çözmek için çalışıyoruz. Sizlerden tek beklentim, karşılıklı birbirimizde hakkımız var. 200’e yakın iş yapmışız. Bu işleri konuşmayıp, bir kenara bırakıp sadece yol bölünmesi üzerinden, trafik konusu üzerinden yüklenip Yozgat’a yapılacak olan yatırımların önünü kesmek isteyenlere fırsat vermeyin. Biz üstümüze düşeni yapıyoruz. Görev süremizin sonunda ise sizlerden haklarınızı helal etmenizi istiyorum” dedi.

    Hafta sonu gittiğim birkaç düğün evinde vatandaşlar sohbet ederken, Kazım Başkanın biraz önce bahsettiğim konuşması sohbetin konusu oldu. Vatandaşlar konuşmanın son cümlelerine dikkat ederseniz bu cümleler aynı zamanda Kazım Bey Yozgatlılarla artık vedalaştığının bir göstergesidir diyor ama mevzu siyaset olunca bu hususun üzerinde fazla durmaya gerek görmüyorum.

  • Tarla gününde, Sanayici, Üniversite ve Çiftçi buluştu

    Tarla gününde, Sanayici, Üniversite ve Çiftçi buluştu

    Türkiye’de İç Anadolu ve Orta Anadolu üretimin önemli kısmını karşılayan bölgelerin başında gelmektedir. Bu coğrafya da sanayi işbirliğini sağlayan İller gelişmenin ve kalkınmanın öncülüğünü yaptı.

    Özelikle Konya ve Kayseri gibi Büyük Şehirler İç Anadolu bölgesinde lokomotif illerin en başında yer alırken, sanayiye dayalı en çok gelişme ve kalkınma bu illerde yaşandı.

    Yozgat, KOP Projesi kapsamında Konya ile bazı çalışmaları yürüyor… ORAN Kalkınma Ajansı bünyesinde de Kayseri ile sanayi, tarım ve hayvancılık alanındaki çalışmalar içerisinde yer alıyor. Yozgat bu anlamda dikkat ederseniz daha çok Kayseri ile ilişkiler de sıcak iletişim halindedir. Bunun en önemli sebebi ise, Kayseri Şeker Fabrikası ve Boğazlıyan Şeker Fabrikasının özellikle tarım çiftçisiyle ilişkisinden kaynaklanmaktadır.

    Bu konuda Kayseri Şeker Fabrikasının yapmış olduğu birçok çalışma bulunmaktadır. Bugün en son yapılan bir çalışmadan örnek vereceğim:

    Kayseri Şeker tarafından Şeker pancarı tarımını geliştirmek ve sahip çıkmak için;yenilikçi gübre, ilaç, tohum ve akıllı damla sulama sistem uygulamalarının sergilendiği “Tarla Günü” etkinliğinde üniversite, sanayici ve çiftçileri bir araya geldi.
    8- 9 Ağustos 2018 günlerinde Kayseri Şeker Fabrikası Deneme ve Demonstrasyon alanında düzenlenen organizasyona katılan firmalar uygulama alanlarında çiftçileri ürünler ve uygulamalar hakkında bilgilendirildi.

    Kayseri pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay da, Kayseri Şeker çiftçisinin Genel Kurula ve tarla günleri etkinliğine gösterdiği ilgiden, işine sahiplenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
    Başkan Akay, “Çiftçilerimizin işlerini geliştirmek adına bu tür etkinliklere katıldığı için teşekkür ediyorum. Geçen sene başlamış olan tarla günleri çerçevesinde İkinci uygulamamızı gerçekleştiriyoruz. Tarla günü uygulamaları Trakya’da Ege’de daha yaygın şekilde yapılıyor. Ama artık yavaş yavaş orta Anadolu’da uygulanmaya başladı. Uygulamaların önemi kendisini göstermeye başladı. Üniversite ve sektörde hizmet veren firmalarla beraber bu işin yapılıyor olması elbette önem arz etmektedir. Üniversite, Hizmet veren firmalar, Çiftçiler ve Kayseri şeker hepsinin bir arada olunca bir değerlendirme yapma imkanı bulunuyor. bu değerlendirmenin sonucunda da fayda elde etmek niyetindeyiz. Buradaki uygulamalarımız da bahsetmek gerekirse. Özellikle damlama sulama konusunda Kayseri Şeker’in ve Bünyan, Develi, Yeşilhisar ve mahzemin’de çiftçilerimizin tarlalarında bu uygulama gerçekleşiyor. Bu arazilerde aynı zamanda tohum ve gübre denemeleri yapılıyor. Bu denemeleri yaparken Kayseri Şeker Ziraat teşkilatımızın yanında Ar-Ge merkezimiz ve üniversiteyle de beraber işimizi daha bilimsel bir şekilde yapmaya çalışıyoruz. Bunun için Kayseri Ziraat fakültemizin Değerli hocalarına başta Dekanımız, Dekan yardımcımız olmak üzere hepsine huzurunuzda teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. Onlarda bu işe gerçekten sahipleniyorlar. Üniversiteyle iş aleminin bir araya gelmesi Türkiye’de çok fazla gerçekleşen bir husus değil. Ama şimdi görüyoruz ki üniversitede sadece işveren değil Sanayi kuruluşları ve aynı zamanda çiftçilerde bir araya geliyor bu model bunun en güzel örneklerinden bir tanesidir. “dedi.

  • Köy çocukları tiyatro da istiyor

    Köy çocukları tiyatro da istiyor

    Geçen yıl hayata geçirilen, bu yıl da sürdürülen proje kapsamında köylerde yaşayan çocukların sinemayla buluşması için gezici sinema oluşturuldu.

    Köylere giden valilik görevlileri ve gönüllü üniversite öğrencileri, film başlamadan önce çocukların yüzlerine çeşitli maskeler çizip, birlikte oyun oynayarak neşeli vakit geçirmelerini sağlıyor. Sinemaya gelen çocuklara, ücretsiz sinema bileti, mısır ve meyve suyu ikram ediliyor.

    Şehir’de ne varsa artık köylerde de yok, yok… Teknolojideki baş döndüren değişim devam ettiği sürece insan için şehir de süren yaşam köydekinden farklı olmayacak.

    Hatta köydeki yaşam bir dönem sonra daha çok tercih edilir bir duruma gelecektir. Bugün devlet köyler için daha çok proje üretme peşinde… Çünkü şehirler tıkandı, yaşam şartları zorlaşmaya devam ediyor, vatandaşı köyde yaşamak için teşvik kapıları sonuna kadar açıldı. Köylerde şimdi sosyal yaşamı güçlendirmek ve cazip kılmak için köyde yaşayan çocuklar da projeye dahil edildi.

    Bu bağlamda proje kapsamında Sarıkaya ilçesine bağlı Karayakup Ortaokulu bahçesinde hazırlanan köy sinemasında “120” adlı filmi izleyen çocuklar, ilk kez beyaz perdeyle tanıştı.

    Vali Kemal Yurtnaç, projeyle kültür ve sanatı halka, öğrencilere ve gençlere yaymayı amaçladıklarını söyledi.
    Yaz tatilinde şehir merkezindeki gençlerin, yüzme, atletizm, güreş ve diğer spor dallarına yönlendirildiğini anlatan Vali Yurtnaç, “Köylerimizdeki gençlerimiz için de böyle bir proje hazırladık. Köy sineması için de İl Özel İdaresi kanalıyla led ekranlı bir araç yaptırdık. Geçen yıl 5 bin civarında gencimize, vatandaşımıza sinema filmi seyrettirdik. Projeye gönüllü gençlerimiz de destek veriyor. Çocukların yüzlerini boyuyorlar, onlarla oyun oynuyorlar, mısır veriyorlar, sinema bileti veriyorlar, güzel vakit geçirmelerini sağlıyorlar” dedi.
    Vali Yurtnaç, köyde yaşayan vatandaşların ve çocukların belki hayatlarında ilk kez toplu şekilde sinema filmi izlediklerini vurgulayarak, “Bu bir kültürdür, bu kültürü geliştirmek lazım. Geçen sene bunu yaptık bu sene de yaz tatilinde yine başladık. Köylerdeki vatandaşlarımıza film izleteceğiz” diye konuştu.
    Karayakup beldesinde filmi izlemeye gelen Burak Şafak (14) da daha önce sinemaya gitmediğini, ilk defa sinemada film izlediğini aktardı.
    Çocuklardan Gürkan Karagöz (13) de “Hayatımda hiç sinemaya gitmedim, köyüme sinema geldi. Yüzümüze maske yaptılar, heyecanlıyım” diye konuştu.
    Köy sakinlerinden Elif Doğan (48) da daha önce sinemaya gitmediğine işaret ederek, “Köyümüze sinema geldiği için çok mutluyum. Güzel bir şey, çocuklar için de değişiklik oldu. Çocukların sinemayı, sanatı tanıması açısından güzel bir olay. Çocukların sanata yönlendirilmesi için böyle şeylerin yapılması güzel, devamını da bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
    Filmi izleyen Filiz Coşar ise Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç’a teşekkür ederek, köylere tiyatronun da getirilmesini istedi.

  • Toprak ve çevre anız yangınlarından görüyor

    Toprak ve çevre anız yangınlarından görüyor

    Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Ziyaattin Özdemir yaptığı açıklamada,”Anız yakılıyor ama diğer taraftan nelerin yakıldığı pek bilinmiyor dedi.

    Valilik başta olmak üzere Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü bu konuda zaman zaman önemli açıklamalar yaparak, vatandaşı duyarlı olmaya davet ediyor ama halen devam eden anız yangınlarını gördüğümde bu açıklamaların fazlaca önemsenmediğini düşünüyorum…

    Dün yine bu konuda bir açıklama vardı… Bu açıklamada hasat sonrası hızlı bir şekilde tarlayı ikinci ürüne hazırlamak için kök ve sapların yakılmasıyla ortaya çıkan anız yangınları, toprağın veriminin düşmesine neden oluyor.
    Her yıl hasat döneminin ardından birçok bölgede çıkan anız yangınları gerek toprağa verdiği zarar gerekse sebep olduğu çevre kirliliği nedeniyle büyük sorun oluşturuyor. Yasağa rağmen vatandaşların tarladaki anızları yakmamaları konusunda uyarılarda bulunan Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Ziyaattin Özdemir yaptığı açıklamada,”Anız yakılıyor ama diğer taraftan nelerin yakıldığı pek bilinmiyor. Toprağımızda bulunan canlılar ve onların hayat evreleri var. Bu canlılar bizim üzerine attığımız tohumu bitkiyi beslemektedirler. Biz bunları yakıyor aynı zamanda biyolojik dengeyi bozuyoruz. Anız yangınında ilk anda 2 cm toprağımız seramik haline dönüşüyor. Bu her yıl yakıldığında toprak tamamen seramiğe dönüşmektedir. Organik madde miktarı azalıyor, toprağın su tutma kapasitesi düşüyor ve yağışların olmadığı zamanlarda bitkimiz bundan etkilenip zarar görüyor. Verimli topraklar verimsiz hale dönüşüyor” dedi.
    Anız yangınının ağır cezai müeyyidelerinin olduğunu söyleyen Özdemir, “Anız organik madde olacak çürüyecek. Biz bunu ne yapıyoruz kendi elimiz ile yakıyoruz. Bizden sonra gelecek nesillerde ve bu topraklardan beslenecek. Bizler onların haklarını korumamız lazım. Bizlere nasıl bu topraklar emanet edilmişse bizden sonrakilere de biz iyi bir emanetçi olarak devir etmemiz gerekiyor. Burada anız yakan tespit edildiğinde anız yangınının ağır cezai müeyyideleri var. Burada anızı yakan çiftçiler anız yakmasın. Hem ülkemize zarar vermesinler hem de ceza ile kendilerini mağdur duruma düşürmesinler. Bu konuda insanların hassas olmasını yakanlarında vicdanen düşünmelerini istiyorum” dedi.

    Yapılan bunca açıklamaya rağmen halen sorun devam ediyorsa bu konuda yeni bir çalışma yapmak gerekiyor… Öncelikle anız yangını sadece Yozgat’ın sorun değil, bu konuda sosyal medyaya baktığımız da yurdun her tarafında aynı sorun yaşanmakta olduğunu görüyoruz.

    Dolayısıyla bazı İller bu sorunu çözmek için kapsamlı bir çalışma yapmak üzere kolları sıvamışlar… Çoğunluğu çiftçilerden olmak üzere uzman kişilerin katılımı ile Çalıştaylar düzenleyerek, sorunu çözmek için ciddi bir adım atmışlar.

    Yozgat’ta da böyle bir çalışma yapılabilir mi? Denemek lazım, şimdiye kadar sanırım böyle bir çalışma yapılmadı.

    Yozgat Valiliği, Tarım İl Müdürlüğü, Yozgat Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Bozok Üniversitesi ile Ziraat Odası Başkanlığı’nın ortaklaşa yapacağı böyle bir Çalıştay’ın faydası olacaktır.

     

  • “AÇIK KAPI” PROJESİNDEN BAHSEDİYORUM

    “AÇIK KAPI” PROJESİNDEN BAHSEDİYORUM

    Bu proje devlet kapısında zannımca oluşan önemli bir boşluğu doldurmak maksadıyla uygulamaya konulmuş olmalı…

    Hep duyarız; Vatandaş gittim de kimseyi bulamadım… Ya da bir derdim vardı, anlatmak için gittim beni kimse dinlemedi…

    Bunun gibi birçok serzenişlerin ardı arkası kesilmemiş olacak ki, İçişleri Bakanlığı vatandaşın meramını dinlemek amacıyla böyle bir projeyi hayata geçirdi.

    Bu konuda biraz daha fazla ayrıntı verecek olursak, dün gazetelere yansıyan haberi birlikte bir kez daha gözden geçirelim…

    Türkiye’de 81 il Valiliklerinde hayata geçirilen Açık Kapı projesi kapsamında; vatandaşların kamu hizmetlerine kolay erişim sağlaması ve hızlı bir şekilde işlemlerinin yapılması için Yozgat Valiliğinde de hizmet veren Açık Kapı biriminde Vali Yurtnaç, vatandaşların sorunlarını dinledi.

    Açık Kapı birimini ziyaret eden Vali Kemal Yurtnaç, Açık Kapı çalışanları ile birlikte gelen vatandaşların sorunlarını dinledi.
    Vali Kemal Yurtnaç, “Hükümetimizin 180 günlük eylem planı doğrultusunda, İçişleri Bakanlığınca 81 il valiliğinde kamu hizmetlerine kolay erişimin sağlanması, vatandaş başvurularının hiçbir boşluğa mahal vermeden hızlı bir şekilde sonuçlandırılması, kamu hizmetlerinin sunumunda memnuniyetin arttırılması maksadıyla hayata geçirilen Açık Kapı Projesi Yozgat Valiliği’nde hizmet vermeye başlamıştır. Bu proje sayesinde, vatandaşlarımızla en üst düzeyde iletişimin kurulması, taleplerinin etkin ve hızlı bir şekilde alınarak takip edilmesi ve sonuçlandırılması amacıyla oluşturulmuştur. Elektronik olarak ya da valilik ve kaymakamlıklarda bulunan Açık Kapı birimlerine yazılı olarak talepler iletilebilir. Yapılan başvuruların süreç ve sonuç bilgileri kısa mesaj ile başvuru sahibine en kısa süre içerisinde bildiriliyor” dedi.

    Haberi tekrar okuduk… Şimdi sohbetin başındaki öngörümüzde vatandaş, devlet kapısında her zaman muhatap bulamıyor, derdini anlatacak makamlar çoğunlukla boş olmasından bu ihtiyaç doğmuştur demiştim.

    Haberin ayrıntısı incelendiğinde de benzer bir durum karşımıza çıkıyor… İlin Valisi de aynı şeyleri söylüyor…

    Bu sebeple Açık Kapı Projesi Yozgat Valiliği’nde hizmet vermeye başlamıştır. Bu proje sayesinde, vatandaşlarımızla en üst düzeyde iletişimin kurulması, taleplerinin etkin ve hızlı bir şekilde alınarak takip edilmesi ve sonuçlandırılması amacıyla oluşturulmuştur. Elektronik olarak ya da valilik ve kaymakamlıklarda bulunan Açık Kapı birimlerine yazılı olarak talepler iletilebilecek.

    Sonuç olarak bu proje sayesinde vatandaş devletin kapısına gittiğinde bir muhatap bulacak, derdini anlatacak, çözüm yolu en kısa sürede bulunacak.