Kategori: Köşe Yazıları

  • YEŞİLAY GÖZDOLDURDU

    YEŞİLAY GÖZDOLDURDU

    Ülkemizde toplum yararına çalışan Kurum ve kuruluş sayısı hiç kuşkusuz oldukça fazladır. Fakat bunların arasında yaptığı çalışmalar ve topluma olan yaklaşımları her zaman sıcakkanlı olmuştur.

    Halk böyle kuruluşları kendinden bilmiş, aile sıcaklığı duygusuyla yakınlık göstermiştir. Bu kuruluşlar kimi zaman vatandaşın karşısına hayat kurtaran bir varlık olarak çıkmış, kimi zaman da Hızır gibi olmuştur.

    Bugün yaptığı güzel işlerle dikkatimizi çeken Yeşilay’dan biraz bahsetmek istiyorum:

    Türkiye Yeşilay Cemiyeti Birinci Dünya Savaşı sonunda, 5 Mart 1920 tarihinde merkezi İstanbul’da olmak üzere “Hilâl-i Ahdar” adıyla kurulmuştur. Yeşilay; sigara, alkollü içkiler, uyuşturucu maddeler, kumar ve teknoloji bağımlılıklarıyla mücadele eden halkımızın ve bilhassa gençlerimizin bütün zararlı alışkanlıklardan korunması için yaptığı çalışmalarla kamuya hizmet veren, 19 Eylül 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla “Kamuya Yararlı Cemiyetler” arasında yer alan bir sivil toplum kuruluşudur.

    Yeşilay’ın Türkiye’de 67 şubesi ve 70 temsilciliği bulunmaktadır.

    Türk Yeşilay’ı Filistin, Lübnan, Bosna Hersek, Malezya, Tayland, Karadağ, Demokratik Kongo, Kenya Ülke Yeşilay’larına öncülük etmektedir.

    YEŞİLAY’IN VİZYONU
    2020 yılında, kuruluşunun ikinci yüzyılına girerken, bağımlılıklarla mücadelede Türkiye’yi örnek ve lider bir ülke yapan ve misyonunu yurtdışına taşıyan bir Yeşilay.

    YEŞİLAY’IN MİSYONU
    Yeşilay, insan onurunu ve saygınlığını temel alan, toplumu ve gençliği ayrım gözetmeden zararlı alışkanlıklardan korumak için çalışan, milli ve ahlaki değerleri gözeterek ve bilimsel metotlar kullanarak tütün, alkol, uyuşturucu madde, teknoloji, kumar vb. bağımlılıklarla mücadele eden; önleyici ve rehabilite edici halk sağlığı ve savunuculuk çalışmaları yürüten bir sivil toplum kuruluşudur.

    Yeşilay Yozgat’ta geçtiğimiz günlerde yine güzel ve akılda kalacak bir çalışmanın daha altına imzasını attı…

    Türkiye Yeşilay Cemiyeti Yozgat Şubesi tarafından başlatılan “Benim Kulübüm Yeşilay” projesi Yozgat’ta ilkokullarda hayata geçirilerek yaygınlaştırılması amaçlanıyor.

    Yeşilay Yozgat Şube Başkanı Halil İbrahim Coşkun, projenin ülke genelinde uygulandığını belirterek, “Benim Kulübüm Yeşilay Projesi önleyici ve koruyucu hizmetler kapsamında ilk ve ortaokullarda uygulanan, yapılandırılmış çeşitli etkinliklerle Yeşilay’ı tanıtan ve TBM kazanımları temelinde öğrencilerde bilinç ve farkındalık oluşturan bir projedir.”dedi.
    Şube Başkanı Coşkun, şöyle devam etti: “2018 Yılında Benim Kulübüm Yeşilay Projesi’nin ilkokul formatını ülke genelindeki 3. ve 4. Sınıf öğrencilerine yaygınlaştırmak, okullardaki Yeşilay kulüplerinin prestijlerini ve etkinliğini yükseltmek, bu çerçevede Yeşilay şubelerinin organizasyon yeteneklerini artırmak ve genç Yeşilay gönüllülerini harekete geçirmek amacıyla bir Tip Proje oluşturulmuştur. İlk defa 30 Mart 2018 tarihinde Merkez Toki Mevlana ilkokulunda uygulanan ve çok başarılı geçen projenin ikincisini 27 Nisan Cuma günü merkez Yavuz Selim İlkokulunda uygulamış bulunmaktayız. İlerleyen zamanlarda diğer okullarımızda da uygulamaya devam edeceğiz.”
    Coşkun, projenin amaçlarını şöyle sıraladı: “ Öğrenciler nezdinde Yeşilay’ın tanınırlığını ve bilinirliğini arttırmak, Yeşilaycılık mesajlarını ve gönüllülüğünü yaygınlaştırmak.
    Önleme çalışmalarında akran eğitim metodunu işlevsel bir araç haline getirmek ve öğrencilere doğru rol modeller sunmak. Öğrencilerde özgüven ve sorumluluk duygusu geliştirmek ve yeni ilgi alanları oluşturmak.

     

  • Dünya Aşı Haftası ve aşının önemi

    Dünya Aşı Haftası ve aşının önemi

    Aşı olmaktan herkes gibi küçükken ben de çok korkardım… Ama hasta olmaktan da korktuğum için aşı olmaya razı olurdum.

    Ne kadar sağlıklı beslenilirse beslenilsin, aşının önemi her zaman yerini korumaktadır. Hele günümüzde gıdaların hormon yüklü olduğunu düşündüğümüzde ise çocukların Aşı olmasının daha da önemli olduğu görülmektedir.

    Bu konuda Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü 24-30 Nisan Dünya Aşı Haftası nedeniyle Yunus Emre İlköğretim öğrencilerine etkinlik düzenledi.

    Etkinlikte anaokulu öğrencilerine verilen eğitim öncesi, Yozgat Belediyesi maskotu Bozok Can’la oyunlar oynayan çocuklar gönüllerince eğlendi.
    Eğitimde aşının önemi, neden aşı oluyoruz konulara eğitim verildi. Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Fatih Şahin yaptığı açıklamada; “İnsan ve hayvanlarda hastalık yapma yeteneğinde olan virüs, bakteri v.b. mikropların hastalık yapma karakterlerinden arındırılarak ya da bazı mikropların salgıladığı zehirlerin (toksinler) etkilerinin ortadan kaldırılarak, geliştirilen biyolojik maddelere aşı denir.
    Aşı, insanları hastalıklardan ve onun kötü sonuçlarından koruyabilmek için sağlam ve risk altındaki kişilere uygulanır.
    Vücut bu şekli ile kendisine zarar vermeyen mikrop ya da toksinleri tanır ve onlara karşı bir savunma yöntemi geliştirir. Böylece gerçek mikropla karşılaşıldığında da bu yöntemle savaşır ve kişi hastalığa yakalanmaz. Bu kişi artık o hastalığa karşı bağışıktır. Bağışıklama, aşıyla önlenebilir hastalıkların ve ölümlerin önlenmesi açısından en önemli toplum sağlığı müdahaleleri arasında yer almaktadır.
    Aşılar, belirli bir hastalığa yakalanmadan önce kişilere ulaşıp onların bağışıklanmalarını sağlamak amacıyla verilir. Vücutta savunma mekanizmasını uyararak, hastalık etkenini tanıyan ve bu etkenle karşılaşıldığında onu yakalayıp yok eden koruyucu maddelerin (antikorlar) oluşmasını sağlarlar. Bu şekilde aşılanan kişi aşılandığı hastalıklara karşı bağışık yani dirençli olur. Oluşan direnç genellikle ömür boyu vücutta kalır ve hastalık etkeni ile karşılaşınca onu etkisiz kılmak için savaşır.
    DaBT (karma aşı) difteri, boğmaca ve tetanozdan, polio aşısı çocuk felcinden, hepatit B aşısı Hepatit B’ye bağlı B tipi sarılık, siroz ve karaciğer kanserinden, hepatit A aşısı A tipi sarılıktan, suçiçeği aşısı suçiçeği hastalığından, Hib aşısı H. influenza tip b’ye bağlı menenjit, zatürre ve orta kulak iltihaplarından, BCG aşısı veremden, KKK (Kızamık-kabakulak-kızamıkçık) aşısı kızamığa bağlı zatürree, orta kulak iltihabı ve SSPE (subakutsklerozanpanensefalit) hastalığından, doğumsal kızamıkçık sendromu ve kabakulaktan, Konjuge Pnömokok aşısı ise zatürree, beyin iltihabı ve kan zehirlenmesinden korur.
    Aşılarını uygun sayıda ve uygun aralıklarla almış çocuklar yeterince korunmuş olurlar.
    Uygulanan aşılar kişilere özel olan aşı kartına kaydedilmeli, bu aşı kartı ise mutlaka saklanmalıdır.
    Aşıların zamanında ve uygun aralıklarla uygulanması çok önemlidir. Ancak aşı takviminde belirtilen aralıklara göre aşıları tamamlanamamış çocuklarda önceki aşı dozlarının tekrar yapılmasına gerek yoktur. Aradan uzun bir süre geçmiş olsa bile, aşılamaya bırakılan yerden devam edilir, eksik aşılı çocuk belirlendiğinde, yaşına uygun olarak aşıları tamamlanır.
    Aşı ile önlenebilir hastalıkların sıklığı artar. Aşılanarak bağışık hale gelmiş bireylerin oluşturduğu toplumlar, hastalıkların yayılmasına karşı direnç gösterirler. Bu yolla henüz aşılanmamış, aşılanmaya engel oluşturan bir hastalığı olanlar da korunmuş olur.
    Bütün çocuklar doğar doğmaz takvime uygun bir şekilde aşılanmaya başlanmalıdır. Aşılar sadece çocuklar için değildir. Birçok erişkin aşıyla kolaylıkla önlenebilen hastalıklar nedeniyle sakat kalmakta ya da ölmektedir. Bu nedenle erişkinler de kendileri için uygun aşılama şeması konusunda mutlaka bir hekime danışmalıdır.
    Aşı uygulamaları, aile sağlığı merkezlerinde ve hastanelerde yapılmaktadır. Aşı takviminde yer alan aşılar çocukluk yaş grubu ve risk gruplarında yer alan kişilere Sağlık Bakanlığı kurum ve kuruluşlarında ücretsiz olarak uygulanmaktadır” dedi.

     

  • ORAN TOPLANDI, KOBİLER UMUTLANDI

    ORAN TOPLANDI, KOBİLER UMUTLANDI

    Yozgat’ın kalkınma umudu olarak görüldüğü için beklentilerin bir hayli yüksek olduğu Orta Anadolu Kalkınma Ajansı Nisan ayı toplantısını Sivas’ta yaptı.

    Sivas Valiliği Vali Muammer Bey Toplantı Salonu’ndaki toplantıda konuşan ORAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç,”ORAN olarak tanıtıma önem veriyoruz. Bölgenin geleceğine inandığım konulardan bir tanesi sağlık turizmidir. Bu alanda yapılacak fuarlara katılım önemlidir. Bugün Sivas için güzel bir gündü. İŞGEM’in açılmış olması ihracata yönelik bir bakıma AR-GE yapan firmaların alt yapısının desteklendiği İŞGEM’in Sivas’a hayırlı olmasını diliyorum. Sivas’ta Abdülhamit zamanında yapılan sanayi mektebinin kent müzesi haline getirebilmesi için mimari çalışmalar devam ediyor. Bunların hepsi bittiğinde ORAN’ın desteğiyle üç vilayetimizde belli bir hareketlilik olacak. Fizibilite desteği bakanlık tarafından veriliyor. Kar amacı gütmeyen kuruluşlara 200 bin liraya kadar destek verilecek. Teknik destek programı ile kar amacı gütmeyen kuruluşlara 1.5 milyon liraya yakın destek verilecek. Bu çerçevede önümüzdeki ay içerisinde de KOBİ’lere vereceğimiz destekler açıklanacak. Bu kapsamda çalışmalarımız devam ediyor.” dedi.

    KÖYLERİN UMUDU ÇALIŞMA…

    İlçeler başta olmak kaydıyla Beldelerin ve Köylerin temel alt yapısını güçlendirmek ve noksanları tamamlamak maksadıyla devam eden çalışmalarda Köylere Hizmet Götürme Birliklerinden vatanda çok şey beklemektedir.

    Bu bağlamda Yozgat’ın en büyük coğrafik bölgesi konumunda olan Akdağmadeni bu konuda yapılan çalışmalarla dikkatleri çekmeyi başardı.

    Bu konuda yeni dönem öncesi çalışmalardan sayılacak yeni bir adım daha atıldı. Bu konuda Akdağmadeni İlçesi Köylere Hizmet Götürme Birliği toplantısı yapılarak yeni üyeler seçildi.

    Akdağmadeni Öğretmen Evi’nde düzenlenen toplantıya İlçe Kaymakamı Alp Eren Yılmaz, ilçe encümenler ve köy muhtarları katıldı. Toplantıda konuşan Kaymakam Alp Eren Yılmaz, 2017 yılında Köylere Hizmet Götürme Birliğinden köylere yapılan, çalışmalar hakkında bilgi verdi.

    Konuşmaların ardından Muhtarlar Birliği Encümen seçimi aşamasına geçildi. Seçimde Abdurrahmanlı Köyü Muhtarı Şükrü yazan 34 oy, Akbaş Köyü Muhtarı Yakup Ayyıldız 28 oy, Başçatak Köyü Muhtarı Erdoğan Çetin 26 oy, Muşalikalesi Köyü Muhtarı Selman Göç 23 oy ve Ağaçlıpınarbaşı Köyü Muhtarı Seyfettin Arslan 14 oy aldı. Seçim sonuçlarına göre Abdurrahmanlı Köyü Muhtarı Şükrü Yazan ve Akbaş Köyü Muhtarı Yakup Ayyıldız Muhtarlar Birliği Encümeni seçildi. İl Genel Meclis üyelerinden Alper Terzi ve Ali Güran da daimi encümene seçildi.

     

  • TARİH VE KÜLTÜRE BİLİMSEL ÇALIŞMA

    TARİH VE KÜLTÜRE BİLİMSEL ÇALIŞMA

    Yozgat tarih ve kültür bakımından ilk kez bilimsel bir çalışma ile ele alınacak… Şimdiye kadar yapılanların bu kadar kapsamlı olmadığı için ilk kez yapılacak diyorum.

    Dolayısıyla bu çalışmanın kendi Üniversitemiz tarafından ilgili Fakültece yapılacak olması da daha bir önem arz etmektedir.

    Bu konuda evvelsi gün yapılan bir haber dikkatimi çekti! Bu haberde her ne kadar ayrıntı verilmemiş olsa da, Yozgat Bozok Üniversitesi, kentin tarihini ve kültürünü araştırmak, kaybolan kültürü yeniden canlandırmak amacıyla köylerdeki tarihi mekanları tespit çalışmalarına başladı.

    Rektör Prof. Dr. Salih Karacabey, Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Pınar Serdar Dinçer, Genel Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Demet Taşkan ve araştırma görevlisi Adem Sevim ile Lök köyünde bulunan yaklaşık 200 yıllık Karacabey konağı ve tarihi hamamda incelemelerde bulundu.

    İnceleme sonrası gazetecilere açıklamada bulunan Karacabey, Yozgat’ın bilinmeyen çok sayıda değerinin bulunduğunu, üniversite olarak bu değerleri ortaya çıkarmak için çalışma başlattıklarını söyledi.

    Lök köyünde tarihi bir konak ve yanında bir de tarihi hamam olduğunu aktaran Karacabey, “Konağın çok güzel tavan süslemeleri var. Ancak bakımsızlıktan dolayı yıkılmak üzere olduğunu gördük. Üniversite olarak bu tarihi konakları korumak için neler yapabiliriz diye bir araştırma ve çalışma yapıyoruz.” dedi.

    Karacabey, Yozgat’ın tarihini ve kültürünü araştırma adına üniversite bünyesinde “Yozgat Yöresi Tarihi ve Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi” kurduklarını anlatarak, şunları kaydetti:

    “Amacımız Yozgat tarihi ve kültürünü araştırmak, kaybolan kültürü yeniden canlandırmaktır. Buradaki konağı görünce gerçekten geç kaldığımızı düşündüm. Biraz da tarihe bakıp gıpta ettim. Çok güzel bir süsleme sanatı var burada. Sanat tarihçisi hocalarımızla beraber geldik. Onlar konağın tarihi ile ilgili bazı değerlendirmede bulundular. Burayı restore etmek adına neler yapabileceğimizi düşünüyor ve projelendirmeye çalışıyoruz. Başardığımızda bu köyde bu konağı muhafaza etmiş olacağız. Köyün ve Yozgat’ın tarihine ışık tutacak, onu yaşatacak bir değeri muhafaza etmiş olacağız, düşüncemiz bu. Onun için gayret içerisindeyiz.”

    Köyde kişiye özel mimari özellikleri bulunan bir hamamın yer almasının da ilgi çekici olduğunu aktaran Karacabey, hamamın Türk milletinin temizliğe verdiği önemi gösterdiğini sözlerine ekledi.

     

  • Gülhan hanımı yılın kadın çiftçisi teklif ediyorum

    Gülhan hanımı yılın kadın çiftçisi teklif ediyorum

    Neresi olduğunu tam hatırlamıyorum ama Ya Çin ya da Japonya’da ev hanımlarının büyük çoğunluğu Üniversiteyi bitirmeden evlenmezlermiş… Bu örnek bize şunu anlatıyor… Birincisi sağlam nesiller yetirmek ikinci nokta ise, eğitimli, kültürlü ve üreten bir toplumu çoğaltmaktır.

    Buradan hareketle dün haber sitelerinde yer alan ve dikkatimi çeken haberi buradan paylaşmak istiyorum, ama önce haberi vereyim sonra üzerine konuşalım… Yozgat’ta kendi işletmesinde sürdürdüğü kariyerini geride bırakıp köyüne yerleşen üniversite mezunu Gülhan Karaca, hiçbir maddi destek almadan köyünde 280 metrekare alana kurduğu çilek serasında yılda 4-5 ton çilek üretmek için kolları sıvadı.

    Yozgat’ta kendi işletmesinde iyi bir kariyeri varken geçen sene aldığı bir karar üzerine Yozgat’tan doğduğu köyüne Gökçekışla’ya yerleşen girişimci kadın Reyhan Karaca, köyünde 280 metrekare alana sera kurarak çilek üretmeye başladı. Geçen yıl ARGE çalışmasını tamamlayan Karaca, bu yıl Nisan ayı ile birlikte çilek hasadına başladı. Yaklaşık 25 bin lira harcayarak kurduğu çilek serasında 4-5 ton çilek üretmeyi düşünen Karaca, ikinci serasını da kurup topraksız tarımla çilek üretmeyi hedefliyor. İlk ürünlerini almayı başaran Karaca, talepleri karşılamakta güçlük çektiğini, çilekleri pazara götürmeden sattığını söyledi.

    Şehir hayatından köy hayatına dönerek üretime başladığı için mutlu olduğunu söyleyen girişimci Gülhan Karaca, “Ben bu köyde büyüdüm. Sonra üretim yapmaya ve bir sera kurmaya karar verdim. Serada ne üretmeyi düşünürken bilincim çilek olması yönünde beni yönlendirdi. Sonrasında çileği araştırdım nasıl bir bitkidir diye. Bu yıl ikinci senem. Geçen yıl ARGE çalışmaları biraz uzun sürdü sezona çok geç başladım. Bu sene sezona zamanında başladım. Köyümde üretimde ne yapabilirsem devam edeceğim. Yozgat’tan şehirden köye yerleştim. Artık toprakla bütün olmayı seçtim ve toprağa ne verirseniz size misliyle karşılığını verdiğini gördüm. Çok mutluyum, çok doğru bir karar vermişim. Herkese tavsiye ediyorum. Hem huzurlusunuz hem sağlıklı yaşıyorsunuz hem para kazanıyorsunuz hem de yaptığınız işten keyif alıyorsunuz” dedi.

    Şimdi günümüzde bir tarafta köyler boşalıyor, bir tarafta Üniversite mezunu hanımefendi, kendi köyünde üretim yapmak için evini köyüne taşıyor. Bu örneklerin çoğalması lazım…

    Millet olarak, kadın, erkek, şehirli, köylü ya da eğitimli veya eğitimsiz her bireyin bu ülkede üretime katkı sunması gerekmektedir. Sanırım geçen yıldı, yıllarca doğduğu topraklardan uzakta sahil kenarında yaşayan Yozgatlı bir ailenin genç bireyleri Yozgat’a dönerek, tarım ve hayvancılığın gelişmesine katkı sunuyor…

  • SİYASET BÖYLE BİR ŞEY…

    SİYASET BÖYLE BİR ŞEY…

    Köşemde siyasi içerikli yazılar yazmayı pek tercih etmiyorum… Çünkü bu konuları siyasetle uğraşmış ve siyasetin içinden gelen elini kalem tutanların yazması daha doğru geliyor.

    Hafta sonu sosyal medyada gezerken kaleme alınmış bir yazı dikkatimi çekti, beğendim için paylaşacağım: Erken seçim kararının 24 Haziran tarihine alınmasının en önemli nedeni ekonomide yaşanacak olan olası kaostur. Nitekim bir süre önce  Ekonomi Bakanı çiseden bahsetmiş ve fırtınanın başlayacağını belirttiğinde adeta azarlanmıştır. Ancak seçim gerekçesini  Cumhurbaşkanı depremden en az zararla kurtulabilmenin yolunun erken seçim olarak belirtmiştir. Yani olay kimin başkan olacağı demokrasi veya tek adam rejimi tercihi değil içinden çıkılamayacak bir ekonomik krizin sinyallerinin alınmasıdır.

    ‘Neden Temmuz veya Ağustos değil de Haziran  ayında seçim yapılıyor? ‘ sorusunun cevabı ise ekonomide özellikle yıl sonuna doğru 450 milyar dolar dış borç ve 70 milyar dolarlık faiz ödemeleri takvimidir. Kaynak yaratmak için tüm muhalif görüşlere rağmen özelleştirmelere başvurulmasının nedeni açıktır.

    Dolar bazında faizler  6,20 düzeylerindedir. Her 3 günde bir Hazine borçlanmaya gitmektedir. Bize borç verenler ABD ve AB ülkeleri olduğu da bilinmektedir. Kaynağı açıklanamayan bazı döviz girdilerinin ana aktörünün Katar olduğu tahmin edilmektedir.

    Yani ekonominin 2019 Kasımına kadar takati kalmamıştır. Yaz ayını bile tamamlamayacak olan ekonomik verilerin büyüme oranlarının büyüme rakamlarının açıklanarak yumuşatılması reel değildir. Reel olan bugün yatırım yapan işadamları havlu atarak borçlarının yeniden yapılandırılmasını talep etmeye başlamışlardır. Türkiye’nin en önemli aile holdingleri dahi borçlanmalar için alternatifler arayışına girmişler ve bankaların kapılarını aşındırmaya başlamış, bu noktada hükümet 19 firmaya özel teşvik imkanlarını sunmuştur. OHAL şartları grev gibi hak arayışları yolunu da kapatmıştır.

    Lokomotif sektör olarak kabul edilen inşaat sektörü betona çakılmıştır. İstanbul’da önemli projelere imza atan fakat bugün İnanlar İnşaat ile başlayan yaprak dökümü devam edecektir. İnşaatçılardan kaçmayı becerebilenler kaçışı sürdürmekte kaçamayanlar ise kaçış hazırlığı içindedir. Bu durumda faizlerin artması kaçınılmaz olacak satılamayan konutlar ise elde patlayacak ve iflaslar artacaktır. Nitekim son verilere göre 750 ye yakın firma kepenk kapatmıştır,

    Faizlerin artmamasının nedeni şu anda tamamen Cumhurbaşkanının tepkileridir. Faizler artmadığı sürece doların artışı durdurulamayacaktır. Borçlarımız milli gelirimizi aşmış durumdadır. Bu tablo ile bu yazın bile çıkarılması güçtür. Erken seçim kararı bu nedenlerden dolayı erkene alınmıştır. Çözüm mü dür? Kesinlikle değildir. Sektörlerdeki problemlerin çözümü üretmektir.

    Şu anda üretime yönelik tedbirlerin artırılması yerine üretilemeyen ürünlerin ithalat prosedürlerinin iyileştirilmesine yönelik ve ağustos aylarına kalması halinde ekonomik şartlar göğüslenebilecek şartlarda olmayacağı için özellikle iktidar partisinin kurduğu ittifak yara alabilirdi. Seçimlere kadar  selin önüne bir avuç kum atılacağı planlanmıştır.

     

     

  • “BAĞIMLILIK” SEMPOZYUM İLE ANLATILDI…

    “BAĞIMLILIK” SEMPOZYUM İLE ANLATILDI…

    Bu konu sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da mücadele etmek durumunda kaldığı sorunların en başında gelmektedir… Madde bağımlılığından her yıl Dünya da çok sayıda insan hayatını kaybederken, birçok insan da bu rahatsızlıktan kurtulmak için tedavi görmektedir…

    Ülkemizde bağımlılıkla mücadele kapsamında kanunlar yeniden düzenlenmekte olduğunu buradan belirtmek isterim… Bağımlılıkla mücadele kapsamında ilgili Bakanlık İl’ler bazında hazırlanan projelerle sorunun giderilmesi için çalışmaları aralıksız sürdürmektedir.

    Valilikler bünyesinde ilgili Kurum ve Kuruluşların da bu konuda çalışmaları dikkatleri çekmektedir. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Milli Eğitim Kurumu Okullarda tedbir amaçlı çalışmalar sürdürmektedir. Geçtiğimiz hafta bu konu önemli bir sempozyum ile bir kez daha ele alındı… Bozok Üniversitesinde I. Bozok Psikiyatri Sempozyumu’nda her yönüyle madde bağımlılığı, maddeden uzak durma ve madde bağımlılığı ile mücadelede yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alışverişinde bulunmak ve sorunlara çözüm bulmak amacıyla alanında uzman akademisyenler tarafından sunum yapılarak madde bağımlılığına dikkat çekildi ve çözüm önerileri masaya yatırıldı.

    Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi ve sempozyum başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özgül Karaaslan, bağımlılığın ülkemizde ve dünyada önemli bir sağlık sorunu olduğunu söyledi. Yapılan bütün ulusal ve uluslararası çalışmalara rağmen, bağımlılığın artış hızı ve olumsuz sonuçlarının engellenemediğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Özgül Karaaslan, “Biz de bu sempozyumda bağımlılığı farklı boyutlarıyla tartışmak istedik. Alkol, madde, davranış bağımlılığı, sigara ve bağımlılıkta tedavi ve benzeri konuları masaya yatıracağız. İlkini gerçekleştirdiğimiz 1. Bozok Psikiyatri Sempozyumu’nun amacına ulaşacağını düşünüyor tüm katılımcılara teşekkür ediyorum.” dedi.
    Bağımlılığının bireyi, aileyi ve tüm toplumu paramparça edebilecek sorun olduğunu belirten Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Ferit Çiçekçioğlu, “Tıp Fakültesi olarak bu önemli konunun üzerine önemle eğilerek dün olduğu gibi bugün de yarın da mücadele vermeye devam edeceğiz.” dedi.
    Bağımlılığın son yıllarda özellikle çocuklar ve gençler üzerinde büyük bir risk ve tehlike oluşturduğuna vurgu yapan Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey, “Bugün özellikle çocuklardaki elektronik eşya, internet ve madde bağımlılığının aileyi yıkacak boyutlara kadar geldiğini görüyoruz. Sağlıklı bir toplum ve sağlıklı bir nesil yetiştirmek için gayret göstermemiz gerekiyor. Bunda özellikle psikolog ve psikiyatristlerin çok önemli bir rolü vardır. Burada en önemli sorumluluk anne ve babadan başlıyor. Sonra çevre, okul ve öğretmenler olarak sıralayabiliriz.” dedi.
    Üniversite olarak toplumsal sorunlara yönelik önemli toplantılar düzenlediklerini belirten Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey, “Tıp Fakültemizin “Bağımlılık” konusunu ön plana çıkartarak düzenlediği Psikiyatri Sempozyumu’na çocuklarımızı yetiştiren öğretmenler ve din görevlilerinin konuya vakıf olmaları açısından katılmalarını isterdim. Şehrimizdeki tüm öğretmenler ve din görevlileri de böylesine önemli bir konuyu yakından takip etme imkânları olsaydı. İnşallah bundan sonraki sempozyumları öğretmenlerimiz ve din görevlilerimizin katılımı ile gerçekleştiririz. Sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.
    Yapılan konuşmaların ardından oturum başkanlıklarını Prof. Dr. Bülent Çiftçi ve Dr. Yunus Hacı Musalar’ın yaptığı sempozyumun ilk oturumunda Alkol Bağımlılığının Nörobiyolojisi, Bağımlılığın Epidemiyolojisi, Bağımlılıkta Karar Verme Süreçleri anlatıldı. Sempozyumun diğer oturumlarında ise Davranışsal Bağımlılıklar, Çocuk ve Ergenlerde Madde Bağımlılığı, Çocuklarda Bağımlılık ve Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun İlişkisi, Sigara Bağımlılığı ve Tedavi Uygulamaları, Bağımlılığın Yıkıcı Sonuçları ve Bağımlılık Konusunda Yürütülmekte Olan Ulusal Politikalar konularında sunumlar yapılarak katılımcılar bilgilendirildi

  • İLHAN ÖZBAY VE YOZGATSPOR’UN GELDİĞİ NOKTA!

    İLHAN ÖZBAY VE YOZGATSPOR’UN GELDİĞİ NOKTA!

    Her sorunun çözüm kaynağı para değilmiş, bunu bir kez daha Yozgatspor’un geldiği noktaya bakmakla görülmesi çok kolaydır…

    Para elbette önemli bir araçtır. Fakat bu araç doğru kullanılmazsa o zaman hiçbir önemi kalmamaktadır. Yozgatspor son 4 sezon mali açıdan son yılların en rahat dönemini geçirdi. Valilikle başlayıp Belediye ile devam eden dönem içinde Yozgatspor takımının ekonomik yönden en küçük bir sorun yaşamadığını gelen bilgilerden öğrenmek mümkündür.

    Fakat Yozgatspor yönetim noktasında ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kaldı… Takımı kim aldıysa söz sahibi de kendisi oldu, bir kimseyi yanında istemediği gibi tecrübesinden, fikrinden, düşüncesinden faydalanmayı da deyim yerindeyse elinin tersi ile öteledi…

    Halbuki gerek yönetim ve idareci gerekse spor teknik konularında Yozgatspor’a faydası dokunacak çok insan vardı…

    İşte bunlardan birisi dün gazete haberlerinden öğrendim kadarıyla ‘Kendimize yer bulamadık!’ başlığı altında çıkan haber aynen şöyle: Yozgatspor’un alt yapısında yetişen ve uzun yıllar bir çok farklı kulübün formasını giyen İlhan Özbay, Sivasspor’a transfer oldu. Özbay, kırmızı-beyazlı takımın alt yapı antrenörlük görevini üstlenecek.

    Yozgat’ta futbolcu ve teknik adam düzeyinde kalite antrenör ve futbolcuların bulunduğunu kaydeden İlhan Özbay, kendi memleketinde yer bulamayan her antrenör ve futbolcu gibi kendisinin de gitmek durumunda kaldığını belirtti.
    Antrenör ve futbolcu kayıplarının Yozgat futbolunun gelişimini olumsuz etkilediğini dile getiren İlhan Özbay, “Futbol yaşantımı en  son Yozgatspor’da tamamladım. Daha sonra Yemenoğlu Bozokspor’da antrenör olarak görev yaptım. Yozgat’ta futbolcu ve teknik adam düzeyinde çok kaliteli insanlar var. Ancak memlekette sektörde yer bulamadığımız için ben benim gibi hoca ve futbolcular farklı takımlara gidiyor ve sonrasında zarar gören Yozgat futbolunun gelişimi oluyor.  Kendi içimizdeki değerlere inanır bunlara memleketimizde fırsat verirsek zaman içinde Yozgat futbolu kendi üreten ve kendi pazarlamasını yapan bir oluşum haline gelir ve burada kazanan Yozgat olur. Bizlerde dışarıya gitmez bu yetenekleri de kendi memleketimizde değerlendiririz”dedi.

    İlhan Özbay ile birlikte Yemenoğlu Bozokspor’un alt yapısından yetişen üç futbolcuda Sivasspor’un alt yapısına transfer oldu.
    Yeşil-beyazlı takımın alt yapısında forma giyen Mustafa Özbay, Muhammed Sinan Kaya ve  Oğuzhan Aksoy Sivasspor’un alt yapısına transfer oldu. Genç yetenekler bundan sonra kırmızı-beyazlı takımın başarısı için ter dökecek.

    Sanırım ne demek istediğim anlaşılmıştır. Bugün Yozgatspor’un öğrendiğim kadarıyla ortada hiçbir sorun yokken, kapısına kilit vurulmak suretiyle kapatılacağı yönünde gazetelerde haberler çıktı.

    Yozgat’ta yönetici olmak, yönetime talip olmak baştan çileye talip olmaktır. Bu bakımdan yöneticiler kendilerini isteyerek ya da istemeden bir takım sorunların ya da hak etmedikleri ithamların muhatabı olabilirler, bunlar sorun edildiği müddetçe başarılı olmak mümkün olmaz, düşünmemek lazım ya da bu işlere baştan talip olmamak gerekiyor.

  • NADAS ALANLARINDA EKİM HAZIRLIĞI…

    NADAS ALANLARINDA EKİM HAZIRLIĞI…

    Yozgat’ta her koşullarda iş yapmak, kazanç elde etmek ve bu kazançla hayatı idame etmek oldukça zordur…

    Yaşam koşullarının ve şartların ağır olmasından dolayı Yozgat bölgesinde yaşayan nüfusun az bir bölümü tatil yaparken, büyük kısım hayatı çalışmakla geçirmektedir.

    Yozgat’ta köy hayatı da hiç kolay değildir. Köyde yaşamın zor şartlarına artık dayanamayan özellikle genç nüfus çareyi şehirlere göç etmekle bulduğu için köylerde artık genç nüfus bulmakta zorlaşmıştır.

    Hal böyle olunca köydeki iş hayatı zorunlu olarak yaşlı nüfusa kalmıştır… Bugün köylerin iş yükü netice itibariyle yaşlı nüfusun omuzlarındadır. Kış mevsimini geride bırakan köylüler, hububat dönemi başlamadan önceki işlerin başında gelen Nadas işlerini bitirmeye koyulmuşlardır.

    Önce kısaca nadası tarif edelim; Nedir Nadas, tarla toprağının işlenerek belirli bir süre boş bırakılmasıdır. Kuru tarımın yapıldığı bölgelerde su noksan bir faktör olup, genellikle yıllık yağışlar topraktan her yıl ürün kaldırmaya yeterli değildir. Bu nedenle iki yılda bir ürün alınır ve iki ekim yılı arasına bir “nadas yılı” koymak zorunlu olur. Bilhassa kurak ve yarı kurak bölgelerde düşen doğal yağışın her yıl üretim yapmaya izin vermeyecek kadar düşük olması nedeniyle çoğu zaman nadas zorunlu olarak uygulanır. Amaç, nadas yılında düşen yağış sularından bir kısmını toprakta biriktirmek ve ertesi yıl bitkiye yarayışlı olacak su miktarını artırmaktır. Yapılma zamanına ve şekline göre nadasın güz nadası, yarım nadas, tam nadas, kara nadas ve anızlı nadas gibi çeşitleri vardır.

    Yıllık yağış miktarı 400 mm’nin altında olan ve yağışların yoğun olarak kış ve ilkbahar aylarında düştüğü, yaygın olarak serin iklim tahılları yetiştiriciliğinin yapıldığı Orta Anadolu, Geçit Bölgeleri ve Güneydoğu Anadolu gibi kurak ve yarı kurak bölgelerde her yıl 4 milyon hektara yakın bir alan nadasa bırakılmaktadır. Bu bölgelerde üst üste tahıl üretimi çoğu zaman yağış eksikliği nedeni ile mümkün olmaz, araya bir yıl nadas sokularak nadası takip eden yılın ekim ayına kadar iyi bir çıkış için toprakta nem biriktirilmeye çalışılır. Böylece tahıl hasadının yapıldığı Haziran-Temmuz aylarından itibaren tarla 14-15 ay süreyle nadasa bırakılır, ancak takip eden yılın Eylül Ekim ayında tekrar tahıl ekimi yapılır.

    Orta ve Güneydoğu Anadolu koşullarında 120 cm toprak derinliğine sahip topraklarda 400 mm yağışa kadar nadas uygulaması ile daha fazla verim alınabilmekte, her yıl ekim yapma olanağı ise 400 mm’nin üzerinde yıllık yağış alan yörelerde başlamaktadır. Toprak derinliği 90 cm’den daha az olan topraklarda transpirasyon ve kılcal hareket sonucu oluşan evaporasyon ile su muhafazası çok güç olduğundan, bu tip alanlarda nadas yerine her yıl üst üste tahıl üretmek veya su tüketimi fazla olmayan nohut, mercimek, aspir, kimyon, yağlık keten gibi bitkileri yetiştirmek daha karlı olabilir.

    Nadas yılında kısıtlı olan suyu en azami ölçüde toprakta tutmayı, en azından ekim yatağında çimlenmeyi garanti altına alacak kadar bir nem bulundurmayı hedefleyecek şekilde toprak işleme yapılmalıdır. Özellikle toprak işleme yöntemi ve zamanı toprakta su muhafazası üzerine büyük etki eder. Bilhassa kara nadas yerine anızlı nadas veya minimum toprak işleme uygulamaları yaparak toprak ve su muhafazası daha iyi sağlanabilir.

    Bu uygulamalarda temel amaç; toprağı gereksiz yere işlememek, toprağı devirerek değil alttan yırtarak işlemek, ilk toprak işlemeyi erken ilkbaharda toprak tava gelir gelmez yapmak, toprak yüzeyini mümkünse malçlı (anız artığı gibi) bırakmaktır. Toprak kaymak bağlamamış ve yabancı otlar zarar verecek boyutta çıkmamış ise ikileme ve üçleme gibi sürümler zorunlu kalınmadıkça yapılmamalıdır.

  • TARIM VE HAYVANCILIK ÜZERİNE…

    TARIM VE HAYVANCILIK ÜZERİNE…

    Yozgat’ta bugün arpa, buğday, mercimek, nohut gibi birkaç tür tahıl ürünleri dışında daha fazla çeşitlilik olmayışının birçok sebebi vardır…

    Bir süre önce hayvancılık üzerine bir çalışma okumuştum, bu çalışmada aynen şu bilgiler yer almaktaydı:

    Yozgat, Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden birisidir ve Osmanlı döneminde büyük vilayetlerin et ve diğer hayvansal ürün ihtiyaçlarını karşılayan bir merkez olmuştur. Bu özelliğini yıllar itibariyle kaybetmiş olup son yıllarda tekrar hayvancılık sektöründe söz sahibi olabilmek için modern tarım uygulamalarına geçiş dönemindedir. Yozgat ili büyükbaş (244.350 baş), küçükbaş (407.867 baş), arıcılık (31.421 kovan) ve özellikle kanatlı (1.047.705 adet) hayvanlardan kaz yetiştiriciliği (20.240) ile Türkiye’de önemli bir üretime sahiptir. Fakat hayvancılığın gelişimini etkileyen birçok sorun mevcuttur. Hayvancılık sektörünün en önemli sorunları; geleneksel üretim yapısında ve modern tarım uygulamaları konusundaki bilgi eksikliğidir. Bu konuda yürütülecek eğitim ve uygulamalı üretim programları sektörün ilerlemesine yardımcı olacaktır.

    Hayvancılık sektörü dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sürekli artan nüfusun yeterli ve dengeli beslenmesi ve birçok alanda endüstri hammaddesi olarak kullanılması açısından önemli bir yere sahiptir. Diğer sektörlerden farklı olarak, içerisinde birçok alt sektörü barındırmakta ve ülkenin toplumsal sorunlarına da çözüm getirmektedir. Hayvancılık kırsal kalkınmanın sağlanması açısından, bazı toplumsal ve ekonomik fonksiyonlara sahiptir. Kırsal alandaki işsizliğin azaltılarak köyden kente göçün önlenmesi, çarpık kentleşme ve nüfus baskısının azaltılması gibi toplumsal sorumluluklarının yanı sıra, ülkedeki kalkınmanın dengeli olarak gerçekleştirilerek refahın arttırılması, et, süt, deri, kozmetik, ilaç vb. diğer alt sektörlere hammadde temin edilmesi gibi yükümlülükleri de yerine getirmektedir.

    Hayvancılık ülke kalkınmasının sağlanmasında, birim yatırım karşılığında yüksek kazanç ve en düşük maliyetle istihdam olanağı tanıyan önemli bir sektördür. Günümüzde sanayi sektöründe bir kişiye istihdam olanağı yaratabilmek için, gereken yatırım ihtiyacının 1/5’i hayvancılık için yeterli olmaktadır Nüfusun ihtiyaç duyduğu besin maddelerinin yeterli ve hızlı bir şekilde karşılanması gelecek kuşakların sağlıklı olarak yetişmesinde hayvancılık önemli bir yer tutmaktadır. Hayvansal ürünler bu gereksinmelerin karşılanmasında yoğun olarak kullanılmaktadır. Özellikle hayvansal protein gereksinimi için kırmızı et, beyaz etle birlikte önemli bir yer oluşturmaktadır. Yozgat Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Yozgat il toprakları, Anadolu’da ilk siyasi birliği kuran ve Anadolu’da tarih devrinin başlangıcını sağlayan Hitit’lerin sınırları içerisinde en kalabalık yerleşim merkezlerinden biri olmuştur. Cumhuriyet döneminde vilayet haline getirilen Yozgat, özellikle Osmanlı İmparatorluğu yıllarında İstanbul’un et ihtiyacını karşılayan önemli bir hayvancılık merkezi olmuştur.

    Fakat bu özelliğini zamanla kaybetmiştir. Uygun ekolojik ve coğrafi şartlar tekrar hayvancılık sektöründe söz sahibi olacak yapıya sahiptir. İl ekonomisi içerisinde önemli bir yer tutmasına rağmen, hayvancılık genelde küçük aile işletmeciliği şeklinde geleneksel olarak yapılmaktadır. Çayır – mera alanları, il arazileri içinde %19,39’luk bir pay almasına rağmen, bu alanların otlatma kapasiteleri düşük ve otlatma süreleri kısadır. Hayvansal üretim iklim koşullarına bağlı olarak yan üretim şeklinde, genellikle bitkisel üretimle birlikte yapılmaktadır.

    Yozgat tarım alanlarında aslında önemli bir potansiyele sahip olmasına rağmen bu imkanı doğru şekilde kullanamamış, bu konuda ilgili kurumlar vatandaşa yol göstericilik görevinde üzerine düşen sorumluluğu yerine getirememiştir.

    Bugün arpa, buğday, mercimek, nohut gibi birkaç tür tahıl ürünleri dışında daha fazla çeşitliliği sağlayamamıştır.

  • ÇEYREK ASIR GEÇMİŞ…

    ÇEYREK ASIR GEÇMİŞ…

    Bugün gazetemiz yayın hayatında 21 yılı tamamladı. 1995 yılından bugüne yayın hayatına ara vermeden devam eden Yeniufuk, Basın ahlak kuralları çerçevesinde, ilkeli, dürüst, birilerinin ya da bir yerlerin arkasına sığınmadan ve Yozgat’ın menfaatlerini koruyarak, Yozgat adına taraf olup yayın hayatına devam edecektir…

    Dün ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın vefatının yıl dönümüydü… Sayın Özal’ın vefatının üzerinden tam tamına çeyrek asır geçmiş. Zaman çok hızlı geçiyor, bunu bir kez daha böylece fark etmiş oluyoruz…

    Bakın bu konuda hemşerimiz Cemil Çiçek, şunları söyledi:

    “İşte ben rahmetli Özal’ı tanıdıktan sonra 83’ten sonra dedim ki ‘Ben siyasette yumruk sıkmayı değil, el sıkmayı Özal’dan öğrendim.’ Siyaset surat asmak değil, birine hakaret etmek değil. Tam tersi birlikte iş yapabilmek için birbirinizin elini sıkacak kadar ilişlerimizin normal bir zeminde sürdürülmesi gerekiyor. Onun için Özal’ın ‘Dört tabanı birleştirmek’ fikri o zaman çıkıyor. Türkiye 80 öncesi öylesine bölünmüştü ki rahmetli Özal dedi ki ‘Kavga etmeniz için sebep yok, Türkiye’nin sorunları belli aklınızda ne varsa, çantanızda ne varsa bunları ortaya koyalım ve Türkiye’nin sorunlarını çözelim.’ Onun içindir ki 83’te parti kurulduğu zaman bugünün şartlarında bile anlaşılması zor, çok güzel bir kompozisyon ortaya konuldu. 80 öncesi şartları düşünürsek normalde birbiriyle konuşmaması gereken, el sıkmaması gereken insanlarla, dünya görüşleri bir birbirinden farklı olan insanlar Anavatan Partisinin programı etrafında güçlerini birleştirdiler, enerjilerini birleştirdiler ve rahmetli Özal’ın liderliğinde Türkiye önemli bir dönem yaşadı.”

    Çiçek, birçok tabuyu yıkan Özal’ın sivil bir anlayışla, üretmeyi, ihracat yapmayı, mal satmayı, turizmden para kazanmayı Türkiye’ye öğrettiğini anlattı.

    Turizmdeki yatırımlar nedeniyle özellikle muhafazakar kesimden o dönem, “5 yıldızlı otel değil, 5 boynuzlu otel yaptı” şeklinde eleştiriler aldıklarını belirten Çiçek, bir başka ön yargı ve sömürü alanı olarak görülen yabancı sermayeyi de ülkeye çektiklerini aktardı.

    “O dönem gurbetçilerin cebinde 3-5 Alman markı bulunsa döviz kaçakçılığından canı çıkardı.” diyen Çiçek, Özal döneminde ilk defa Türk parasıyla ilgili karışık mevzuatın tamamen kaldırıldığını ve Türkiye’nin ekonomik olarak önünün açıldığını ifade etti.

    “Madde madde gidecek olsak günler sürer

    Şimdi binlerce konut yapan TOKİ’nin o zamanlar kurulduğunu, ayrıca yatırımları hızlandırmak için “Kamu Ortaklığı Fonu”nun hayata geçirildiğini anlatan Cemil Çiçek, “Özal, madde madde gidecek olsak günler sürecek çok önemli değişimleri ve dönüşümleri yaptı ve sonraki gelen hükümetlere de cesaret verdi.” dedi.

    Toplumun geçmişte yaşananları çabuk unuttuğunu dile getiren Çiçek, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:

    “Dolayısıyla biz 90’lı yılları büyük ölçüde kaybettik. Arka arkaya ekonomik krizler, kitapçık fırlatmalardan tutun da günlerce hükümetin toplanamadığı bir siyasi kaosun içine girmiştik. Çok şükür bunların bir kısımını geride bıraktık ama o yaşananlardan ders çıkarmak lazım. Netice itibarıyla Özal, yakın siyasi tarihimizin en önemli aktörlerinden birisidir. Kendi hesabıma şunu söylerim, Özal’ın yaptığı çok doğru işler vardı, yanlış, eksik işler de oldu. Yaptığı yanlışlar bile kendi hesabıma bugün birçok ‘doğru yaptık.’ diyenlerin doğrusundan daha fazla bana öğretici oldu.”

     

  • ŞEHİDİMİZ VE KAZAYA KURBAN GİDEN GENÇLERİMİZ

    ŞEHİDİMİZ VE KAZAYA KURBAN GİDEN GENÇLERİMİZ

    Yozgat’ta son yıllarda üst üste ölümlü trafik kazası ve Şehit haberi yaşamamıştı… takdiri İlahi, alın yazısı yada kader gibi ifadelerle elbette kendimize bir tesellü bulup, yaşamaya bundan sonra da devam edeceğiz.

    Fakat ölüm kolay kabullenilecek bir teslimiyet olmadığı için insan bünyesine de ağır gelmektedir. Çünkü ölümü insanoğlundan başka kabul eden bir varlık olmamıştır. Bu kadar ağı bir yükü ne dağlar, ne de taşlar kabul etmediği için insanoğlu kabul etmek durumunda kalmıştır.

    Söze başlarken ifade ettiğim gibi geçtiğimiz hafta teröristlerle çıkan çatışmada Şehitlerimiz ve yaralılarımız oldu. Şehit düşen askerlerimizden Uzman Çavuş Dursun Pampal hafta sonu köyünde toprağa verildi. Aynı gün 5 tane gencimiz daha trafik kazasında hayatını kaybetti. Önce Şehit haberi ile devam edelim…

    Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde teröristlerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Dursun Pampal, Sarıkaya ilçemizde son yolculuğuna uğurlandı.

    Şehit Pampal’ın (28) cenazesi, uçakla Kayseri’ye, oradan da karayolu ile Sarıkaya ilçesine getirildi. Babaevinde helallik alınmasından sonra şehit için Barbaros İlkokulu bahçesinde tören düzenlendi.

    Tören sırasında şehidin eşi Merve, kızı Elif, babası Mehmet, annesi Satı Pampal ve yakınları tabuta sarılarak gözyaşı döktü.

    Şehidin öz geçmişinin okunmasından sonra Yozgat Müftü Vekili Süleyman Eroğlu’nun kıldırdığı cenaze namazının ardından şehidin naaşı, Küçükçalağıl Köyü mezarlığına defnedildi.

    Törene, şehidin ailesi ve yakınlarının yanı sıra Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, AK Parti Yozgat milletvekilleri Ertuğrul Soysal ve Yusuf Başer, Jandarma Genel Komutanlığı Strateji Geliştirme ve Dış İlişkiler Başkanı Tuğgeneral Nurettin Alkan, İl Jandarma Komutanı Albay Bilgihan Yeşilyurt ve vatandaşlar katıldı.

    Diğer bir olay Nevşehir’de meydana geldi…Nevşehir- Ürgüp karayolunun Uçhisar kavşağında gece saatlerinde Turgay İçöz yönetimindeki 66 AAB 610 plakalı otomobil, yol kenarında seyyar satıcıdan kokoreç almak için duran İ.B. yönetimindeki 50 BC 652 plakalı kamyonete çarptı. Kazada, üniversitesi öğrencileri Tugay İçöz, Salim Burak İçöz (19), Tarık Öztürk (24), Gamze Aktoprak (21) ve Gülbahar Pektaş (22) yaşamını yitirdi. Nevşehir Devlet Hastanesi’ndeki otopsilerinin ardından Tugay İçöz, kuzeni Salim Burak İçöz ve Tarık Öztürk’ün cenazeleri, aileleri tarafından alınarak memleketleri Yozgat’ın Sarıkaya ilçesine getirildi. Burada gençler için cenaze töreni düzenlendi. Sarıkaya Merkez Camisi’nde cenazeleri yan yana konan Tugay ve Salim Burak İçöz kuzenler ile Tarık Öztürk’ün yakınları, gözyaşı döktü, fenalık geçirdi. Öğle namazı sonrası kılınan cenaze namazının ardından 3 genç Sarıkaya Mezarlığı’nda toprağa verildi

  • GÜÇ BİRLİĞİ VE ÖRNEK PROJE ÇALIŞMA

    GÜÇ BİRLİĞİ VE ÖRNEK PROJE ÇALIŞMA

    Yozgat’ın Kadışehri ilçesine bağlı Kabalı köyünde, sınırları kaldırılan tarlaların birleştirilmesiyle hayata geçirilen uygulama, işsizlik sorununun çözüldüğü köyün göç almasını sağladı.

    Kabalı bölgesinde yapılan çalışmaları birkaç gez yerinde görme fırsatım oldu, hatta köylülerle sohbet ettiğimizde memnun olmayan bir kimseye rastlamadım. İnsanlar memnun bir şekilde hayatlarını sürdürüyor. Vatandaş yapılan hayırlı işi de hayırsız işi de yaşamları boyunca unutmadıklarını söylemeliyim…

    İlçede 2009 yılında göreve başlayan dönemin kaymakamı İsmail Şanlı’nın öncülüğünde köy muhtarı Hüseyin Ünal’ın girişimi sonucunda başlatılan proje kapsamında, köylüler sınırları kaldırıp arazilerini birleştirerek 10 bin 920 dekar alanı tek tarla haline getirdi. Yapılan iki etap projeyle 5 bin 540 dekar alanda oluşturulan meyve bahçesi 25 yıllığına bir şirkete kiralandı.

    Köylüler bir yandan arazilerinin kira bedelini alırken bir yandan da bahçede kadrolu işçi olarak çalışarak evlerinin geçimini sağlamaya başladı. Köyde çalışmak isteyen kadınların tamamı iş sahibi olurken, çevre köylerdeki vatandaşlara da iş imkanı sunuldu. Çalışan kadınların tamamı evlerini ve eşyalarını yenilerken bazıları da kendilerine otomobil aldı.

    Güçlerini birleştiren köylülerin hayata geçirdiği örnek uygulamayla 70 köylü, kadrolu olarak meyve üretimi yapan şirket bünyesinde istihdam edildi. İşsizlik sorununu çözdüğü gibi köyün çevreden göç almasını dahi sağlayan uygulama kapsamında, hasat mevsiminde çalışan işçi sayısı 900’e kadar yükseliyor.

    Bahçenin kurulumunda görev yapan eski köy muhtarı Hüseyin Ünal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, daha önce köylerinde kuru tarım yapıldığını, buğday ve arpa ektiklerini söyledi.

    Hububat üretimi masrafların yüksek olmasından dolayı köyde göçün fazla olduğunu anlatan Ünal, 2009 yılında dönemin kaymakamı İsmail Şanlı’nın öncülüğünde başlatılan çalışmaya köylünün destek verdiğini ve projenin hayata geçirildiğini belirtti.

    Köyde yaklaşık 850 kişinin hissesinin bulunduğu 630 parselin sınırlarının kaldırılmasıyla 10 bin 540 dönümlük bir alan elde edildiğini bildiren Ünal, “Sadece sınırlardan 600 dönüm yer elde ettik. İki etap oluşturulan projenin 5 bin 540 dönüm alanı meyve bahçesine dönüştürüldü. Bin 50 dönüme kiraz, 3 bin 500 dönümüne elma, 600 dönüme şeftali, kalan kısmına ise armut fidanı dikildi.” dedi.

    Bahçe işlerinde köy halkının çalıştığını vurgulayan Ünal, şöyle konuştu:

    “Eşler çalışıyor, çocuklar çalışıyor. Köyümüzde gelir seviyesi arttı, insanlar para kazanıyor. Kadınların kendilerine özgüveni geldi. Varlık olunca insanlar da iyi geçiniyor. Evler yenileniyor, eşyalar yenileniyor. Kızlar çeyizini yapıyor. Gençler evlenemiyordu, şimdi evleniyor. Köyümüzün nüfusu 150 kişi arttı. İl dışında çalışanlar gelip şimdi kendi köyünde, kendi arazisinde çalışıyor. Sınırları kaldırdık, gücümüzü birleştirdik. Daha önce bir teneke buğday satıyorduk ki bir kilo kiraz etsin. Gücümüzü birleştirdik, para kazanmaya başladık. İnsanlar iş, AŞ sahibi oldu.”

    Köy halkından Nihat Ünal, kendi arazilerinde iş sahibi olduklarını, hem kira geliri aldıklarını hem sosyal güvenceye kavuştuklarını, hem yılın 12 ayı maaş alarak sabit gelir sahibi olduklarını aktardı.

    Bahçede çalışan kadınlardan Şeyme Arslan da daha önce iş imkanı olmadığı için ev işleri yapıp çocuklarına baktıklarını, bahçenin kurulmasıyla birlikte kendisinin ve köydeki kadınların iş sahibi olduğunu dile getirdi.

    Bahçede eşiyle beraber çalıştığını belirten Arslan, “Evimiz iyi değildi, burada kazandığımız parayla evimizi ve eşyamızı yeniledik. Kendime otomobil aldım, ehliyet aldım. Burası bizim için güzel bir kaynak oldu, bize güzel bir iş yeri oldu. Kadınlar evde yatıyordu, eşlerimiz gurbete gidiyordu. Hiçbir iş kaynağı yoktu. Şimdi yılın 12 ayı çalışıyoruz, sigortamız yatıyor, hasat zamanında 600-700 işçi çalışıyor, şuanda budama yapıyoruz. Türkiye’nin her yerinden takip ediyorlar. Her köye bu şekilde bir bahçe yapılırsa iyi olur, en azından göç engellenir, bizim köyde göç durdu” dedi.

     

     

     

  • ŞEKER İŞÇİLERİNİN DURUMU

    ŞEKER İŞÇİLERİNİN DURUMU

    YOZGAT Şeker Fabrikası’nda çalışan yaklaşık 100 taşeron işçisi, fabrika önünde toplanarak geçtiğimiz günlerde kadro eylemi yaptı…

    Yozgat merkez başta olmak üzere Sorgun ve çevre ilçelerde İşçiler, günlerce “imza kampanyası” düzenledi…

    İşçilerin bu eylemi yapmalarının tek amacı Fabrikanın özelleşmesini ve satılmasını önlemekti… Ama olmadı. Hükümet aldığı karardan geri adım atmazken, bir süre önce yapılan ihale ile fabrikanın satışı onaylanmış oldu…

    Şimdi ne olacak bu işçilerin durumu?

    Bu soruya cevap aramak amacıyla geçtiğimiz günlerde Fabrika önünde toplanan işçiler, ‘Kadro beklerken işsiz kalacağız‘, ‘Şeker çalışanı üvey evlat mı?’, ‘Hani kimse mağdur olmayacaktı‘ sloganları attı…

    Burada işçiler adına konuşan Adnan Gözübüyük, kendilerine kadro sözü verilmesine rağmen, yayınlanan 696 sayılı KHK ile büyük şok yaşadıklarını söyledi.

    Kadro alamadıklarını belirten Gözübüyük, “Bütün bunların üzerine şeker fabrikalarının özelleştirilmesi haberleri ile bir kez daha yıkıldık. Bizler 12 ay sürekli çalışan ve KİT’lere kadro verilmemesinden dolayı mağdur edilen Yozgat Şeker Fabrikası’nda 111, diğer özelleşen 14 şeker fabrikalarında ise toplam bin 675 kişiyiz. Başbakanımız ve hükümet yetkilileri fabrikalarla ilgili açıklamalar yapıyor ancak bu açıklamaların hiçbirinde taşeron işçilerinin adı geçmiyor. ‘Çalışanlar mağdur edilmeyecek‘ denildiği halde bizleri kimse görmüyor ve duymuyor. Bizim de bakmakla yükümlü olduğumuz ailelerimiz, çocuklarımız, gelecekle ilgili hayallerimiz var ama bunların hepsi bir çırpıda silinip atılıyor. Madem, ‘Çalışanlar mağdur olmayacak‘ deniliyor, o zaman bir milyon taşerona verilen kadroya bizlerin de dahil olmasını istiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve hükümetimizin bu konudaki hassasiyetine güveniyor, yetkili kişilerden resmi bir açıklama yapılmasını ve mağduriyetimizin giderilmesini bekliyoruz” dedi.

    Hükümet yetkililerinin bu konuda yapmış oldukları açıklamaları tekrar bir daha hatırlayacak olursak Şimdi Yozgat Şeker Fabrikası özelleşme kapsamında satışı yapıldı. Bu durumda fabrikada çalışan işçiler istemeleri durumunda işlerine devam edeceklerdir. Ayrıca satış öncesi hazırlanan protokole göre fabrikanın en az 5 yıl çalışma şartı bulunmaktadır. Yani buradan anlaşılan şu ki; fabrikanın kapanması söz konusu değildir.

    Çünkü Yozgat bölgesindeki pancar üretimi dikkate alındığında bu fabrikanın daha verimli bir şekilde çalıştırılmasına ihtiyaç vardır.

     

  • Türkiye’de güvenli bir ortam var. 

    Türkiye’de güvenli bir ortam var. 

    Yozgatlı Meclisteki temsilcilerini pek ziyaret etmeyi sevmez… Meclistekiler de bu durum üzere hallerinden belli ki memnunlardır. Dolayısıyla geçenlerde bu durumu tersyüz eden bir gelişme yaşandı… Yozgat’tan giden bir heyeti makamında kabul eden Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ,

    Çankaya Köşkünde bu heyeti kabulde yaptığı konuşmada “Milletimiz, 16 yıldır siyasi istikrarı sürdürme, güçlü iktidar kurma, iktidarla ülkeyi iyi yönetme ve güven ortamını oluşturma, oluşturulan güven ortamını muhafaza konusunda büyük başarılar ortaya koymuştur. Hamdolsun ülkemiz yaşadığı onca soruna rağmen bugün dimdik ayaktadır. Son 3, 4 yıla baktığımızda Gezi olayları, 17/25 Aralık süreci, 2014’te yaşanan hem mahalli seçimler hem Cumhurbaşkanlığı seçimleri, 2015’te 7 Haziran seçimimi, ayrıca hükümet çıkmaması, koalisyon çıkma durumu ve hendek terörü, DEAŞ terörü ve terörle etkin kararlı mücadele, arkasından 1 Kasım’da yeniden seçim yapılması ve 2016’da en nihayetinde Fethullahçı Terör Örgütünün gerçekleştirmeye teşebbüs ettiği darbe teşebbüsü ve arkasından 16 Nisan halk oylaması bütün bunları yan yana koyduğumuzda gerçekten ülkemizde 2013’ten bu yana çok büyük hadiseler yaşandı” dedi.

    Bozdağ, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Ayrıca yanı başımızda Suriye’de, Irak’ta yaşanan çatışmalar, ülkemize gelen göç dalgası ve bunlara ülkemizin sunduğu imkanlar bütün bunları değerlendirdiğinizde Türk ekonomisi bütün bu sınamalardan başarı ile çıkmıştır. Bazı uluslararası örgütler, bazı çevreler Türk ekonomisini zora sokmak ve zarar vermek için özel gayret de sarf ettiler. Kredi derecelendirme kuruluşları maalesef haksız bir şekilde Türk ekonomisi zarar görsün diye notlarında Türkiye aleyhine değiştirdiler. Ama bütün bunlara rağmen Türkiye büyümesini sürdürdü ve 2017’de 7,4 oranında dünyanın en hızlı büyüyen ilk iki ülkesinden biri olmayı Türkiye başardı.”

    “Her alanda Türkiye bugün şantiye gibidir” diyen Bozdağ, “Yozgat’ta bakım öyledir. Ankara öyledir. İstanbul öyledir. Türkiye’nin dört bir yanında devasa yatırımlar devam etmektedir. Son 2018 yılı içerisinde de çok önemli adımlar atıldığını da hep beraber görüyoruz. Hatırlarsanız 9 Nisan 2018’de kamuoyunda süper teşvik olarak bilinen proje bazlı teşvik paketi açıklandı. 23 projeye 135 milyar TL teşvik verilmesi kararlaştırıldı. Bu proje kapsamında 35 bin kişiye doğrudan 134 bin kişiye dolaylı olarak istihdam sağlanması söz konusu olacaktır. Projelerin hayata geçirilmesiyle cari açık üzerinde yıllık 19 milyar dolar olumlu etki oluşturacaktır. Hani diyorlar ya ‘Türkiye’de sıkıntı var’ bu projeler, bu kadar büyük projeler 135 milyarlık bir teşvik paketi ve büyük yatırım güven olan yerde yapılır. Ekonomik geleceğe güven olan yerde yatırılır ve bunun adım atıldı. 31 Mart 2018 de ‘Nefes Kredisi’ adı altında İzmir’de Başbakanımızın katılımıyla KOBİ’lere aylık 0,99 faizle 6 ay geri ödemesiz, 18 ay vade ile kredi kullandırma imkanı var ki getirildi ve bu 7.5 milyarlık bir bütçe ayrıldı. Bu da bizim ekonomimize ayrı bir güç katacaktır” dedi.

    Bozdağ son olarak şunları söyledi: “Bunları vermemin sebebi Türkiye’de güvenli bir ortam var. Hem yerli sermaye için hem yabancı sermaye için güvenli bir ekonomik ortam vardır. Siyasi istikrar vardır. Güçlü siyasi istikrar vardır. Güçlü iktidar vardır. İyi yönetim vardır ve güven vardır. Bunca çabaya rağmen bunu kimse bozmayı başaramamıştır. Bundan sonra da bozmaları mümkün değildir. Ekonomimiz güçlenerek geleceğe devam edecektir. Türkiye üretmeye, milletini ve Devleti’ni zenginleştirmeye devam edecektir. AK Parti hükümetleri de bu konudaki adımlarını kararlı bir şekilde atacaktır. İnşallah Yozgat’ta büyüyen Türkiye ekonomisinden kendisine düşen payı azami derecede almaya bundan önce olduğu gibi bundan sonra da devam edecektir.”

     

     

  • POLİS TEŞKİLATI VE KURULUŞ YILDÖNÜMÜ

    POLİS TEŞKİLATI VE KURULUŞ YILDÖNÜMÜ

    Türk Polis teşkilatının kuruluşunun yıl dönümü bütün yurtta olduğu gibi Yozgat’ta da çeşitli törenlerle kutlandı… Bu özel gün dolayısıyla toplumun dikkatini çekmek maksadıyla bir de farkındalık sağlandı…

    Bu konuda yapılan çalışmayı son cümle olarak paylaşacağım, önce Polis haftası etkinliklerini konuşalım…

    Yozgat Cumhuriyet Meydanında düzenlenen tören Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başladı.Yozgat POMEM Müdürü Şaban Kütükoğlu bir konuşma yaptı… Emniyet Teşkilatının, toplumun huzur ve güvenliğinin sağlanması, vatandaşların temel hak ve hürriyetlerinin korunması için uzun yıllardır çalıştığını ifade eden Kütükoğlu, “Bugün Türk Halkı’nın sevgi ve güvenini kazanmış,demokratik hukuk devletinin, Atatürk ilk ve inkılaplarının ve laik cumhuriyetin teminatı olan Türk Polis Teşkilatı’nın 173’ncü kuruluş yıl dönümünü sizlerle kutlamaktan büyük gurur ve mutluluk duyduğumu belirtmek istiyorum. Emniyet teşkilatı şanla şerefle 173’ncü kuruluş yılına girerken sadece Türkiye sınırları içerisinde değil dünyada ki saygın yerini almış olmanın haklı gururunu yaşamaktadır. Polis teşkilatı toplumda huzuru ve düzeni sağlama, vatandaşın can ve mal güvenliğini koruma, kanunun üstünlüğünü ve devlet otoritesini sağlama gibi çok önemli hayati önemli görevleri üstlenmiştir. Kurulduğu günden itibaren sürekli bir değişim ve gelişim içerisinde olan Türk Polis Teşkilatı’nın bugün geldiği nokta fazlasıyla yükseklerdedir.
    Her açıdan büyük gelişmeler sağlayan teşkilatımız, personel araç gereç ve teknoloji bakımından dünyanın en güçlü Polis teşkilatlarından birisi haline gelmiştir. Türk Polisi, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı, insan haklarına saygılı, demokratik,laik ve sosyal hukuk devletinin önemli bir kurumu olmanın gururu ve bilinci içerisinde görevini en iyi şekilde yerine getirmeye devam edecektir. Polislik güç isteyen,sabır isteyen dayanıklılık isteyen bir meslektir. “Bilgili olan güçlü olur” diye bir özdeyiş vardır. Bunun içinde bilgili olmak zorundayız. Polis, her türlü kanunsuzluğa, her türlü vicdansızlığa, her türlü teröre, ahlaksızlığa ve edepsizliğe karşı bayram seyran demeden, tatil demeden, usanmadan ve gözünü kırpmadan ölümü göze alabilen canı pahasına vatanına milletine hizmet eden bir meslek grubudur.
    Halkımız Polis’e güvenmeli ve yardımını esirgememeli. Daha güvenli ve daha güzel günler için Polis vatandaş el ele olarak hareket etmelidir. Şunu da belirtmek gerekir ki halkımızın teşkilatımıza göstermiş olduğu yakın ilgi, sevgi ve güven görevlerimizin yerine getirilmesinde bizlere moral ve güç kaynağı olmaktadır. Ayrıca vatandaşlara hizmeti kutsal bilen ve yaptığı hizmetleri vatandaşın memnuniyeti esası üzerinde temellendiren eğitimin gücü ve kalitesine inanan, kanunların verdiği yetki ve gücü zamanında kullanan kendisini toplumun bir parçası olarak gören teşkilatımızla geleceğimizin daha huzurlu ve daha güvenli olacağına inanıyorum. Bu vesile ile tüm teşkilat mensuplarımızın ve onların fedakar ailelerinin 173’ncü kuruluş yıldönümünü kutluyor aziz şehitlerimizi minnet ve şükranla anıyorum. Kahraman gazilerimiz ile hala görev başında olan tüm teşkilat mensuplarımıza ve ailelerine sağlık mutluluk ve başarılar diliyorum” dedi.

    Daha sonra polis şehitliği ziyaret edilip, Kur’an-ı Kerim okunması, dua edilmesi ve şehit kabirlerine karanfil bırakıldı. Bu programlarla birlikte;

    Yozgat İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri, Polis Teşkilatının 173.ncü Kuruluş Yıldönümü etkinlikleri kapsamında sürücülere çikolata ikramında bulunarak, gül takdim etti.

    İl Emniyet Müdürlüğünde görevli trafik ekipleri, polis haftası etkinlikleri dolayısıyla sürücülere ceza yerine çikolata ikramında bulundu.
    Trafik ekiplerinin ikramından memnun olduklarını belirten sürücüler; polisin, önce trafik ihlalinden dolayımı durdurduklarını düşündüklerini sonra çikolata ve gül takdiminin kendilerini mutlu ettiğini dile getirdiler.

     

     

  • Kurumlar sundu, Siyasetçi ve Bürokrat dinledi

    Kurumlar sundu, Siyasetçi ve Bürokrat dinledi

    Başlık şu: “İstihdam ve Kalkınma Brifingi”  Bu başlık altında Yozgat’ta her ay farklı bir kurum yaptığı yapmayı planladığı, kısa, orta ve uzun vadedeki çalışmalarını İl’in siyasetçisine yine anlattılar…

    Geçen ay, bir önceki ay, daha önceki ay da aynı şekilde kurumlar yaptığı yapmayı planladığı, kısa, orta ve uzun vadedeki çalışmalarını İl’in siyasetçisine anlatmıştı…

    Hafta sonu Bakan sayın Bozdağ ve Milletvekilleri Yozgat’ta inceleme ve ziyaretler yaptı… Bürokrasi siyasetçilerin Yozgat’a geleceğini duyunca  “İstihdam ve Kalkınma Brifingi”  yapmanın tam zamanı diyerek, dikkatleri üzerlerine çektiler…

    Bu konunun detayına geçmeden önce bir hatırlatmada bulunmak isterim, hatırladığım kadarıyla geçen yıl ve önceki yılda Kurumlar benzer “Brifingler” verdi, bunların hiç birisi icraata dönüştürülemedi.

    Gelelim hafta sonu yapılan “İstihdam ve Kalkınma Brifingi”ne, Bu brifingde Yozgat’ta 2002-2017 yılları arasında yapılan yatırımlar tekrar anlatıldı.
    Toplantı sonrası bir konuşma yapan Vali Kemal Yurtnaç, bu günkü toplantının Yozgat’ta ki esnafın, ticaret erbabının ve özellikle OSB de bulunan firmaların güçlenmesiyle alakalı yapılan ve yapılacakların masaya yatırılması ile alakalı olduğunu söyledi.
    Geçtiğimiz yıl iş adamları zirvesi yaptıklarını hatırlatan Vali Yurtnaç, “Yaptığımız bu zirve meyvesini vermeye başladı ve Yozgat’ta artı 1500 istihdam sağlayacak olan firmalar ilimize yatırım yapacaklar. Bunlar artarak devam edecek. Eğer firmalar gelip burada yatırım yapar ve işçi konusunda sıkıntı yaşarlarsa biz onlara mahcup oluruz. Buraya gelen ve gelecek olan firmalar tanınmış güvenilir firmalar. Özellikle işçi konusunda ve diğer konularda hepimizin bu firmaları desteklemesi gerekiyor. Biz burada üreten Yozgat’ı ortaya çıkarmak istiyoruz. Mevcut OSB’nin yanı sıra Bozok OSB’de ki çalışmalarımızda aralıksız olarak devam ediyor. Çalatlı köyü yakınlarına kurulacak olan küçük sanayi sitesi ile ilgi çalışmalarımızda devam ediyor. Biz buralarda il özel idaresi olarak kamulaştırma işlemlerini yapıyoruz. Bizimde orada ortaklığımız olacak” dedi.

    Son konuşmayı her zamanki gibi Bakan Bozdağ yaptı…Yozgat’a 5 yıldızlı otelin şart olduğuna vurgu yapan Bozdağ, şunları kaydetti: “Hep söyledim. Yozgat’a 5 Yıldızlı bir otel şarttır, zorunludur. Onun için bir çağrı yapıyoruz. Kim yapmak istiyorsa, biz ona her türlü desteği vermeye hazırız. Eğer kimse atmazsa biz Özel idare olarak bu adımı kendimiz atacağız. Çünkü iyi bir otel buraya yatırım yapan iş adamlarının hem kendi hem mühendislerinin hem de çalışanlarını gönderdiği zaman kalabileceği konforlu bir güvenli bir yer olması lazım. Şimdi siz bunu yapmadığını zaman üzerine bir şey koyamazsınız.”
    Yozgat’ın eğitim üssü olacağını belirten Bozdağ, “Yozgat POMEM 500 kişiydi bunu biz 1000’e çıkardık. Bin kişi eğitim alıyor. Bir de bunları eğiten hocalara baktığımızda orada da çok ciddi sayıda istihdam oluşuyor. Yozgat’ta Diyanet Eğitim merkezi bu sene faaliyete alıyoruz. İmam hatipler, müezzinler, Kuran kursu öğreticileri ve diyanet personeli meslek öncesi ve meslek içi eğitim alacaklar. Orada da adeta yeni bir üniversite kuruluyor. Kütüphanesiyle, Okuluyla, eğitim merkeziyle, misafirhanesiyle, camisiyle adeta Yozgatta bir başka üniversite. Polis Meslek Eğitim Merkezi, o da ayrı bir üniversite. Ve Adalet Bakanlığının şu anda inşaatı devam eden Adalet Eğitim Merkezi de Yozgat’a ayrı bir güzellik katacaktır. O da inşallah bittiği zaman Yozgat Üniversitesiyle, Adalet eğitim Merkezi, Polis Meslek Eğitim Merkezi ve Diyanet Eğitim Merkezi ile Türkiye’de bir eğitim üssü haline gelecek. Şu an da bu dördünün bir arada olduğu il Ankara, İstanbul gibi büyükşehirleri çıkarırsanız 81 il içerisinde çok azdır. Burada başka bir istihdam oluşturan kapı araladık.” dedi.

     

     

     

  • Köy ziyaretleri ve vatandaşla iç içe olmak…

    Köy ziyaretleri ve vatandaşla iç içe olmak…

    Yozgat Valilik görevine başlayan Sayın Kemal Yurtnaç, 2 yılı tamamlandı… Yozgatlılar olarak şunu gördük ki, Yozgat’a atanan her Valinin kendine has bir çalışma prensibi var…

    Bugün Yozgat’ta görev yapan Sayın Yurtnaç’ı tarif edecek olursam İl’in ekonomisine ve kalkınmasına önem veren bir vali olduğunu söylerim…

    Çünkü şimdiye kadar yaptığı çalışmaların hemen hepsinin başında ekonomiye ağırlık vermek geliyor…

    Zaten Yozgat’ın noksanı bu değil mi? Yozgat’ta ekonomi düzgün olsa, istihdam amaçlı dönmeye çalışan çarklar durmuş olmasaydı Yozgat bugün nüfus göçü vermedi değil mi?

    Yozgat valisi Kemal Yurtnaç, 2 yıldır gittiği her yerde Yozgat’ın gelişmesini, kalkınmasını her daim en önde tuttu… Gittiği hemen her yerde memleketin güçlü ekonomiye sahip olması gerektiğini savundu. Yaptığı İş adamları zirvesi ve bağlamdaki ziyaretlerin tek amacı kentteki ekonomiyi güçlü kılmak oldu.

    Peki bir Vali sadece ilin ekonomisini güçlendirmenin yanında başka ne yapar… Bunu da şu örnekle tamamlamış olalım: Kimi zaman hafta içi kimi zaman hafta sonlarını mutlaka şehrin bir yerinde ziyaretlerle geçiren Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, ekibi ile birlikte hafta sonu Boğazlıyan ilçesine bağlı Çakmak köyünü ziyaret etti.

    Burası tarihi ve kültürel yönden özelliği olan bir köy, köyde yaşayanların çoğunluğu hatta nüfusun hepsi Balkan göçmeni kökenliler…

    Farklı bir kültür örneği hakim köyde, gelenek, görenek, örf ve adetler dikkatleri çekiyor… Dolayısıyla  her fırsatta ilçe, belde ve köy ziyaretleri yaparak vatandaşlarla iç içe olan Vali Yurtnaç, bu hafta Cuma ziyaretini Çakmak köyüne yaparak vatandaşların ve köyün sıkıntılarını dinledi.
    Sırasıyla Çakmak İlk ve Ortaokulu, Kuran Kursu ve sağlık ocağını ziyaret ederek incelemede bulunan Vali Yurtnaç, Cuma Namazı sonrası köy halkı ile bir araya geldi.
    Havaların ısınması ile birlikte yatırım, bakım ve onarım çalışmalarının başladığını belirten Vali Yurtnaç, “Çakmak köyü gerçekten bakımlı, güzel ve sevimli bir köy. Ana yola yakın, düz bir arazisi var. Havaların ısınmasıyla birlikte çalışmalara başladık. İnşallah 2019 yılı sonuna kadar tüm köylerimizin parke taş döşeme işlemi bitmiş olacak. Köylerimizin çöpleri toplanıyor artık. Baktığımız zaman köylerimiz tertemiz, sokaklarda, caddelerde çöp göremiyoruz. İnşallah köylerimizin altyapı sorunlarını da en kısa zamanda çözeceğiz” dedi.
    Köy yollarının asfaltla buluşacağını ifade eden Vali Yurtnaç, daha sonra şunları kaydetti: “Geçtiğimiz yıl İl Özel İdaresi bünyesine kurduğumuz 240 tonluk asfalt plenti faaliyete geçti. Geçen sezon kendimiz ürettiğimiz asfalt ile Doğankent-Karayakup arasında bulunan 16 kilometrelik yolumuzu sıcak asfaltla buluşturduk. Bu sene yine beldeyken köy statüsüne düşmüş, trafik yoğunluğu olan ve nüfusu fazla olan köylerimizden başlamayarak gurup yollarını sıcak asfaltla buluşturacağız. Bu sene merkez, ilçe, belde ve köylerimiz için yoğun bir çalışma temposu bizleri bekliyor. Devletimizin, hükümetimizin, Başbakan Yardımcımız Bekir Bozdağ ve milletvekillerimizin desteği, çalışma arkadaşlarımızın da gayreti ile inşallah Yozgat bütün olarak ilçe, belde ve köyleri ile beraber orta vadede daha güzel, daha yaşanabilir bir şehir olacak. Bir taraftan yapılan yatırımlarla, bir taraftan hızlı treni, havaalanı ile diğer taraftan termal zenginlikleri ve yeni kurulacak olan OSB ile Yozgat büyüyecek, gelişecek ve hem ilimiz hem de ülke ekonomisine önemli katkı sağlayacak.”
    Vali Yurtnaç ve beraberindekiler Çakmak köyü ziyaretinin ardından Boğazlıyan’a geçerek Gazipaşa Ortaokulunda incelemede bulundu.

     

  • İHRACAT YOZGAT’TA BU YILDA AZALDI

    İHRACAT YOZGAT’TA BU YILDA AZALDI

    Hafta sonu haber sitelerinde yer alan önemli bir haber vardı… Bu haberde 20 ilin ihracatının azaldığı yazıyordu. Haberin başlığına bakar bakmaz aklıma ilk gelen Yozgat’taki ekonomik durum oldu… Sizin de benden farklı düşünmediğinizi bilerek, bu haberi paylaşmak istedim.

    Ama önce kısaca konuyu özetleyecek olursak, Yozgat her zaman gelişmede ve kalkınmada hep geri kaldı, bunun sebebi malum sahipsizlik ve ilgiden yoksun olmaktır.

    Yozgat’ta hiçbir dönem ihracatı artırmak bakımından ciddi bir çalışma yapılmamıştır. Bu anlamda atılan bütün adımlar günü kurtarmak içindir.

    Dolayısıyla Yozgat bugün göç veriyorsa sebebi, istihdam yetersizliğidir. Yozgat bugün geri kalmışsa bunun da sebebi devlet yatırımlarından yeteri kadar sahiplenmemiştir. Çünkü Yozgat insanı doğduğu yerde karnını doyuramaz, geçim sıkıntı çekmeye mahkum edilmiştir.

    Gelelim başta bahsettiğim ihracat meselesine ve haberin devamına: Bu yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla, Türkiye’nin 81 ilinin 20’sinin ihracatı azaldı, 61’inin ise arttı.

    İhracatında miktar bazında en fazla düşüş yaşanan il ise Trabzon oldu. Trabzon’un ihracatı, 2018’in ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla 55 milyon 200 bin dolar düşüşle 258 milyon 491 bin dolara geriledi.

    Trabzon’un ardından ihracatında en fazla düşüş yaşanan iller 54 milyon 311 bin dolarla Elazığ, 32 milyon 83 bin dolarla Şırnak, 29 milyon 376 bin dolarla Mardin, 19 milyon 981 bin dolarla Kastamonu, 14 milyon 85 bin dolarla da Kilis şeklinde sıralandı.

    Rize, Van, Uşak, Karaman, Siirt, Gümüşhane, Ağrı, Aksaray, Yozgat, Kars, Ardahan, Kırklareli, Niğde ve Bingöl de ihracatında düşüş yaşanan iller arasında yer aldı.

    İstanbul, 2017’nin ocak-mart dönemi ile kıyaslandığında 2018’in ilk çeyreğinde miktar bazında en fazla ihracat artışını yakalayan il oldu. Söz konusu dönemde Türkiye’nin ihracatında 4 milyar 897 milyon 107 bin dolarlık artış yaşanırken, söz konusu rakamın 2 milyar 434 milyon 81 bin doları İstanbul’dan geldi.

    İhracat artışında İstanbul’u; 419 milyon 407 bin dolarla İzmir, 357 milyon 983 bin dolarla Bursa, 250 milyon 999 bin dolarla Ankara, 230 milyon 452 bin dolarla Manisa, 229 milyon 318 bin dolarla Kocaeli, 136 milyon 202 bin dolarla Denizli ve 130 milyon 563 bin dolarla Sakarya izledi.

    Yozgat’ın yeni dönemde ciddi atılımlar yapmak gibi bir zorunluluğu bulunmaktadır. Bu adımları atmadığı takdirde daha önceki istatistiklerde Yozgat’ın nüfusu 5 yıl içinde daha çok kayıp verecektir. Nüfus potansiyelini kaybeden bir İl artık şehir olma hüviyetini kaybeder. Geride Valisi ve Belediye Başkanı olan büyük kasaba kalır.

     

  • Tarımsal Projeler ve Yozgat’ın Tarımı 

    Tarımsal Projeler ve Yozgat’ın Tarımı 

    Yozgat, bir tarım kentidir.. Bu anlamda yapılan istatistiklere bakıldığında Yozgat’ta yaşayan nüfusun önemli bir bölümü tarımla uğraşmaktadır. Tarım ve hayvancılık alanında yapılan çalışmalara bağlı olarak kurumsal projeler ürün çeşitliliğini artırmak için yapılmaktadır.

    Yozgat tarımdaki teknolojik gelişmelerin her ne kadar uzağında kalsa da, bu hususta yapılan bazı çalışmalar dikkatleri çekmektedir. Bu konuda geçtiğimiz günlerde Merkez Tayip ve Fakıbeyli köylerimizde Toprak İşlemesiz Tarımda ilk defa Nohut-Mercimek demonstrasyonları ekimleri yapıldı.

    İlimizde, Toprak İşlemesiz Tarım Sistemlerini yaygınlaştırmak amacıyla 2014 yılından bu yana demonstrasyon, eğitim ve gezi çalışmaları yürütülmektedir. Bu amaçla 2018 yılında İlimizin 11 farklı yerinde demonstrasyonlar kurulmuştur. Bu alanlardan 2014 yılından beri toprak işlemesiz tarım kapsamında Buğday – Macar Fiği, Yem Bezelyesi münavebesi yapılarak başarılı sonuçlar elde edildi, bu demonstrasyon ile münavebe sistemine bölgemizde yoğun olarak ekimi yapılan nohut ve mercimeği de katarak, toprak işlemesiz tarım kapsamında yetişebilen ürün çeşitliliğini çiftçilerimize gösterilmesi amaçlanmıştır.
    2014 yılından bu yana toprak işlemesiz tarım uyguladığımız iki tarlaya hiçbir toprak işlemesi yapılmadan 2018 üretim sezonunda farklı ürünler ekildi.
    Tayip ve Fakıbeyli’deki demonstrasyon alanlarının bir kısmına 2018 üretim sezonu için 2017 yılının güz aylarında hiçbir toprak işlemesi yapmadan macar fiği ekilmişti. Tayip köyünde yapılan demonstrasyon alanında ayrılan bir parsele nohut, Fakıbeyli köyünde yapılan demonstrasyon alanında ayrılan alana nohut ve mercimek ekilmiştir. Böylelikle çiftçilerimize farklı ürünlerle toprak işlemesiz tarımda münavebenin (ekim nöbeti) farklarını görme imkânı sunulacaktır.
    Bilindiği üzere Toprak İşlemesiz Tarım; toprağı herhangi bir toprak işleme aleti ile toprak işleme yapmadan ekip biçmek ve tarımsal faaliyete devam etmektir. Girdi (özellikle mazot), zaman ve işgücünden tasarruf sağlayarak çiftçinin daha karlı üretim yapmasına imkân sağlayan toprağı ve bitkiyi koruyan, sürdürülebilir, uzun vadede toprakların iyileştirilmesine ve erozyon nedeniyle yok olmasının engellenmesine önemli katkı sağlayan bir sistemdir. Toprak işlemesiz tarım yapıldığında toprak strüktürü (yapısı) bozulmamakta ve her şey doğal ortamına bırakılmakta, böylece toprakta mikroorganizma faaliyetleri ve toprağın su tutma kabiliyeti artmaktadır.
    Bu demonstrasyonlar İl Müdürlüğümüz teknik personelleri tarafından düzenli olarak kontrolleri gerekli ilaçlama ve bakım çalışmaları yapılacak, sonuçlar çiftçilerimize ve kamuoyuna duyurulacaktır.

     

  • ESNAF KRİZ YAŞARKEN, FUAR KURMAK AKIL İŞİ Mİ?

    ESNAF KRİZ YAŞARKEN, FUAR KURMAK AKIL İŞİ Mİ?

    Yozgat ekonomik sıkıntıların yaşandığı şehirlerin en başında geliyor… Bir tarafta birbirinin benzeri türde birkaç iş yeri açılırken, diğer tarafta işsizlik sebebiyle kapanan işletme sayısı yeni krizlerin habercisi olmaya devam ediyor…

    Şehirde üretim olmadığı için haliyle sıcak para girdisi bulunmuyor… Esnaf müşterinin talebini karşılayacak ürünleri öz sermayesi olmadığı için ikinci ya da üçüncü merkezlerden daha pahalı almak durumunda kalıyor. Buradan doğal olarak ürünlere yansıyan maliyeti zorunlu kaldığı için ister istemez müşterisine cüzi karlarla yansıtmaktadır.

    * * * *

    Şehirde yaşayan nüfusun önemli kısmı özellikle hafta sonlarını şehir dışında değerlendirirken, aynı zamanda mutfak ya da konfeksiyon gibi ihtiyaçlarını oralardan karşılıyorlar… Aslında asıl konuşulması gereken en önemli nokta bana göre burasıdır. Dolayısıyla bu konuyu ayrıca bir başlık açarak, detaylı şekilde konuşmak gerekiyor… Ama bugünkü konumuz doku itibariyle aynı olsa da farklı bir durum var…

    * * * *

    Malum bahsettiğim sebeplerden kaynaklı olarak Yozgat’a sıcak para girdisi sıkıntısı yaşanırken, diğer taraftan mevcut potansiyelden de şehir esnafı faydalanamaz hale gelmiştir.

    Yozgat’ta zaten esnaflık yapmak başlı başına bir sorun olurken, esnafın mücadele etmek zorunda kaldığı yeni bir sorun daha bulunmaktadır.

    Son dönemlerde nereden ve kim tarafından icat edildi, bilmiyorum ama Yozgat esnafının sıkıntısını katmerleştiren “Yöresel Ürünler Fuarı” peydah oldu…

    Bakın bu konuda birkaç gün evvel Yozgat Bakkallar Esnaf Odası Başkanı Atilla Saygı’nın dikkatleri çeken çok çarpıcı bilgiler içeren bir açıklaması oldu…

    Bu açıklama ne kadar yetkililerin dikkatini çekti ya da çekmedi, henüz bilmiyorum ama bu açıklamayı buradan paylaşarak, yetkililerin bir daha duyarlı davranmalarını sağlayabilmek adına tekrar veriyorum:

    Oda Başkanı Saygı, eski hastane caddesinde bir binanın altına açılan Yöresel Ürün Fuarı’na tepki gösterdi. Fuar da satış yapıldığını ve bu durumun esnafının olumsuz yönde etkilediğini vurgulayan Saygı, “Havaların ısınması ile birlikte Fuar adı altında ticari amaçlı organizasyonlar yapılıyor. Birisinin bitip, diğerinin başlatıldığı bu tür organizasyonlara yöresel ürünler getirildiği belirterek, izinler veriliyor.

    Denetimlerinin kimler tarafından yapıldığı, ücretlerinin neye göre belirlendiği belli olmayan, sağlıksız koşullar altında vatandaşa ucuzluk adı altında daha fazla fiyata ürünler satılıyor” dedi.
    Bu tür organizasyonların, hareketsiz ve kısır olan Yozgat ekonomisini etkilediğine dikkat çeken Saygı, kıt kanaat geçinen esnaf ve sanatkarları zor duruma soktuğunu kaydetti.

    * * * *
    Saygı, “İlimize gelen sıcak para akışı olmadığı gibi elimizdeki sıcak para akışını dışarı çıkmasına izin vermemeliyiz. Esnafımızın mağduriyetinin giderilmesi için yetkili kurumların bir an evvel gerekli önlemlerini almasını istiyoruz.

    İlimizde zor şartlar altında bakkallık, şarkütericilik yaparak, vergisini ödeyen, stopajını ödeyen, Bağkur primini yatıran, dükkan kirasını ödeyen, SSK primini ödeyen, damga vergisini ödeyen sabah komşusundan borç para alıp akşama ödeyemeyen kişiler bizleri anlayamaz.”

     

  • ULAŞIM SORUNU VE MECLİSTEKİ YOL TARTIŞMASI

    ULAŞIM SORUNU VE MECLİSTEKİ YOL TARTIŞMASI

    Yozgat İl Genel Meclisi üyeleri kendi aralarında yine bildik bir tartışma konusuyla gündemdeki yerini her zamanki gibi başarıyla almakta ne kadar mahir olduklarını bir kez daha göstermiş oldular…

    Malum olduğu üzere Yozgat en önemli sorunlarının başında göç gelirken, bir başka sorun da ulaşım gelmektedir.

    Bu sorunların giderilmesi bakımından geçtiğimiz günlerde bir araya gelen İl Genel Meclisi üyeleri, Nisan ayı ilk gündemde köylerde yaşayan vatandaşların yaşam kalitesinin artırılması amacıyla köy yol standartların yükseltilmesi için asfalt yol çalışması yapılmasına bütçenin yetmediği ve İller Bankası’na 25 milyon Türk Lirası borçlanma yapılıp yapılmayacağı görüşülmüş Plan ve Bütçe Komisyonu’na havale edilmişti.

    İkinci birleşiminde Plan ve Bütçe Komisyonu İller Bankası’na yapılması planlanan borçlanmayı olumlu görerek meclisten yetki isteyince Milliyetçi Hareket Partisi meclis üyelerinden Ümit Şahbaz’ın bu paranın nereye ne şekilde kullanılacağını bilmediklerini söylemesi üzerine tartışmalar başladı.

    İl Genel Meclisi Nisan ayı ilk birleşiminde köylerde yaşayan vatandaşların yaşam kalitesinin artırılması amacıyla asfalt yol çalışması yapılması için bütçenin yeterli olmadığı, çalışmanın yapılabilmesi için İller Bankası’na 25 Milyon Türk Lirası borçlanmanın yapılıp yapılamayacağı görüşülmüş Plan ve Bütçe Komisyonu’na havale edilmişti. Nisan ayı ikinci birleşiminde Plan ve Bütçe Komisyonu İller Bankası’na borçlanmanın yapılabileceği hakkında görüş bildirdi. Olumlu görüşün bildirilmesinin ardından söz alan Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) İl Genel Meclisi üyesi Ümit Şahbaz,”Bu para nasıl kullanılacak? Kullanılacağı yerler bellimi?” sorunca tartışmanın fitili ateşlendi. Konuya müdahil olan Meclis Başkanı Halil Şahbaz’ın,”Belirli bir bölge yok. Güzergahın kullanımı, bölgede ki nüfus yoğunluğu ve araç yoğunluğu incelenerek yapılacak” cevabı üzerine Şahbaz,”Vali beyle görüşmemizde encümen hazırladı deniyor. Encümen arkadaşlara sorduğumuzda biz hazırlamadık diyorlar. Kimsenin haberi yok. Bilgilendirmede bir noksanlık var ve biz zor duruma düşüyoruz” dedi.

    Ak Parti Yerköy Meclis Üyesi Osman Biçer yapılacak olan köy yollarının belirlenmesi hususunda kendilerinin bir dahili olmadığını söyledi. Sadece idare tarafından belirlenmiş olan üç yol içerisinden en öncelikli durumda olanın sorulduğunda görüş bildirdiklerini söyleyen Biçer,”Sayın bakanımızın da olduğu Muammer Yanık beyin sunumunda kendi ilçem adına Yerköy adına söyleyeyim. İdare üç tane grup yolunu belirlemiş. Üç dört gün önce Yerköy Kaymakamlığı’na gelen yazıda Akpınar,Topaç ve Sarıyaprak Köyü yolu ve Alişar’dan Delice’ye giden üç yoldan birine olmak kaydıyla bu yollardan hangisi öncelikli diye bize soruldu. Muammer beyin sunumunda bulunan bu üç yol belirlenirken bizlerin hiç bir dahili olmadı. Ancak belirlenen üç yol içerisinden hangisi olsun diye görüş soruldu bizde şurası olsun dedik” şeklinde konuştu.

    Milliyetçi Hareket Partisi Yerköy Meclis Üyesi Nuri Kahraman daha önce Osman Biçer ile görüştüklerini öncelikli olarak yapılması gereken yol üzerinde anlaştıklarını dile getirdi. Sözleşmiştik diyen Kahraman,”Bir grup yolumuz vardı. Orayı önerdik. Osman Biçer beyle gittik o yola baktık.Bu yolun sökülüp yeniden yapılması gerekiyor dedi. Burada bana söz verdi. Bundan sonra gelen paramızı oraya kullanalım dedi. Tamam dedim ve ben sustum. Önerdiğimiz yoldan günlük 15 araç taşımalı eğitim için geçiyor. Sonrasında vali beye gittim. Yol yapılsın yapılmasın gidip görmesini rica ettim. Kaymakam beyle yapılan görüşmede bizim haberimiz olmadığı için yoktuk. Osman beyde kaymakam beye burada bir köy yolumuz var. Acil bir durumu var. Gidip bir bakalım bir görüş alalım dese olmazmıydı. Üç grup yolu varsa en bozuk olanı tercih edilir. Ama yapılmadı”dedi. Kahraman’a cevap olarak Biçer ise;” Namus sözü. Yetki Bizde ise yine önerge vereyim gereği ne ise yapalım” diye ekledi.

    Son olarak konuya açıklık getirmek için konuşan İl Genel Meclisi Başkanı Halil Şahbaz,”Sıcak asfalt yapılması konusunda gelen paramız hiç bir şekilde ne vali beyin tasarrufu ne komisyonun tasarrufu nede idarenin tasarrufu. Bakanlar kurulu kararıyla bu yıl ki ayrılan KÖYDES programımız metrajına göre ihale edilip sıcak asfalt yapılacak. Bu programı sıcak asfalttan kaplama çalışmasına çevirmek istersek bakanlıktan yazı almamız gerekiyor. Burada üç tane grup yolu varsa. Belirledik ve a grubu dediysek o yol yapılacak. Bu durum oranın kullanımına göre belirlenecek” açıklamasını yaptı. Sonrasında oylamaya sunulan İller Bankası’na 25 Milyon Türk Lirası borçlanma önerisi yapılan uygulamadan memnun olmayıp itiraz eden üyeleri olmasına rağmen 7 ret oyuna karşın 23 Ak Parti’li üyenin oyuyla kabul edildi. MHP Yozgat Meclis üyesi Ümit Şahbaz’ın konu ile ilgili konuşulmasını talebi üzerine İl Genel Meclisi Başkanı Halil Şahbaz basının olmadığı bir şekilde görüşülmesini istedi.

  • ORTAK SORUNLARDA DUYARLILIK GÖSTERELİM

    ORTAK SORUNLARDA DUYARLILIK GÖSTERELİM

    Ülkemiz de olduğu gibi Yozgat’ın da kendine özgü bir takım sorunları vardır. Bu sorunların kimisi bireysel, kimisi de toplumu yakından ilgilendiren ortak sorunlardır. Genel bir kavram üzerinden konuya yaklaştığımızda yaşam içinde farklılıklar olsa da sağlık sorunları toplumun en önemli ortak sorunlarının başında gelmektedir.

    Yaşamı ve sağlık üzerine sorunların üstesinden gelebilmek için yine ortak paydalarda bir araya gelerek, birçok sorunu aşmak her zaman mümkündür. Bu konuda geçtiğimiz gün gibi her yıl kutlanan

    2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü etkinliklerine katılım ileriye dönük iyi bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

    Demem O ki; bu konuda toplum adına bir konuşma yapan Yozgat Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Abdullah Neşeli, düzenlenen yürüyüşün amacının Yozgat’ta otizmle ilgili yapılan bu etkinlikler ile halkın duyarlılığının artırılması, otistik bireylerin toplumla bütünleşmesinin hedeflendiğini söyledi.

    Neşeli, “Tüm dünyada otizm konusunda farkındalık oluşturmak ve otizm ile ilgili sorunlara çözüm bulmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü olarak ilan edilmiştir. Bu çerçevede, Yozgat Lisesi önünden başlayıp Cumhuriyet Alanında sona eren yürüyüşümüzü gerçekleştirdik. İlimizin farklı yerlerine asılan bilbord ve afişler ile konuya dikkat çekmeye çalıştık. Yine  bu kapsamda Şehir Hastanesi Konferans Salonunda Otizm konulu program ile düzenlendi. İlimizde otizmle ilgili yapılan bu etkinlikler ile halkımızın duyarlılığının artması, otistik bireylerin toplumla bütünleşmesi hedeflenmektedir.”dedi.

    Otizm’e karşı farkındalığın artırılmasını önemsediklerini vurgulayan Neşeli, “Gün geçtikçe yaygınlaşan otizme ilişkin farkındalığın artırılması bakımından bugünü önemsiyoruz. İl Müdürlüğü olarak bize düşenin sadece bu konudaki farkındalık düzeyini artırmak olmadığını biliyoruz. İl Müdürlüğümüzce hazırlanan Otizm Eylem Planı gibi nitelikli çalışmalarla  özel çocuklarımızı geleceğe hazırlamak ve onların yeteneklerinin toplumla paylaşmasının önünü açacak somut adımlar atmak istiyoruz.
    Yine Otizmli bireylerin çocukluktan itibaren önyargı ve ayrımcılığa maruz kalmadan nitelikli eğitim alabilmeleri, sağlıklı ve  mutlu bir hayat sürdürebilmeleri için Bozok Üniversitesi, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Sağlık İl Müdürlüğü ve diğer paydaşlar ile sıkı çalışacağımızın bilinmesini isterim.
    Bu düşüncelerle otizmli bireylerin sosyal yaşama katılabilmeleri için bütün  olanaklarımızla çaba sarf etmeye devam edeceğimizi bir kere daha ifade etmek isterim. 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nün de geleceğimizin en önemli parçası olan çocuklarımızın temel ihtiyaçları olan eğitim ve sağlık hizmetlerinden en uygun şekilde faydalanmasını diliyor. Otizmle mücadele eden Kamu Kurum ve Sivil Toplum Kuruluşlarına. İlgili tüm vatandaşlarımıza  teşekkür ediyorum” dedi.

  • Hizmette Fedakarlığın Böylesi de var…

    Hizmette Fedakarlığın Böylesi de var…

    Yozgat, ticari alanlar dahil, siyaset ve sportif faaliyetlerde önemli isimler yetiştiren İl’lerin başında geldiğini söylersek sanırım yanlış bir tespit yapmış olmayız.

    Dolayısıyla Yozgat insanı her zaman devletine bir katma değer üretmek için varlığını ortaya koymaktan geri durmamıştır…

    Siyasette olduğu gibi bugün sporda da zirveleri görmüş bir İl olarak bugün sporun her türlüsünde söz sahibi olmuştur.

    Geçtiğimiz günlerde haber olan ve bugünkü sohbetimizde vereceğim şu örnek fedakarlığın en güzel örneğidir:  Dünya ve Avrupa şampiyonalarında derece elde eden eski milli güreşçiler Harun Bozoğlu ve Mustafa Çetinyürek, Yozgat’ın Çekerek ilçesindeki bir lisenin bodrum katında oluşturdukları salonda, şampiyonluk adayı sporcular yetiştirmek için gönüllü olarak eğitim veriyor.

    Ata sporu güreşte dünya ve Avrupa şampiyonalarında madalyalar kazanan eski milli güreşçiler Harun Bozoğlu ve Mustafa Çetinyürek, güreşten kopmayarak şampiyonluk adayı sporcular yetiştirmek için yoğun mesai harcıyor.

    Çekerek ilçesinde beden eğitimi öğretmenliği yapan Çetinyürek ve Bozoğlu, Osman Durmaz Fen Lisesinin bodrum katında oluşturdukları salonda, Nasuh Akar, Celal Atik, Rıza Kayaalp gibi olimpiyat ve dünya şampiyonları çıkaran Yozgat’a, yeni sevinçler ve gururlar kazandırmak için öğrencilere güreş eğitimi veriyor.

    Eski milli güreşçiler, mesai saatleri dışında bir araya geldikleri öğrencilerle bire bir ilgilenerek, milli takıma yükselmeleri için yoğun çaba gösteriyor.

    Şehit Hüseyin Kayacı İmam Hatip Ortaokulunun beden eğitimi öğretmeni Harun Bozoğlu, en son açıklamasında, güreşin içinden geldiğini, Avrupa şampiyonalarında 2005’te Arnavutluk’ta altın, 2006’da Macaristan’da gümüş, 2008’de İstanbul’da düzenlenen Dünya Şampiyonası’nda ise bronz madalya aldığını söyledi.

    Aktif sporu bıraktığını ve kendini çocuklara adadığını belirten Bozoğlu, “30 öğrencimiz var. Amacımız, çocuklarımızı milli takıma kazandırmak, Avrupa, dünya ve olimpiyat şampiyonları çıkarmak.” dedi.